Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ الْاِسْرَاۤءِ مَكِّيَّةٌ آيَاتُهَا ١١١

İsrâ Sûresi Açıklamalı Meali

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça
Sûre hakkındaAdı · Nuzül zamanı · Surenin Arka-planı · Ana Fikir Ve Konular

Adı: Bu sure adını 1. ayetten alır.

Nuzül zamanı: Surenin ilk ayeti, bu surenin Miraç (Göğe yükseliş) olayı sırasında indirildiğini göstermektedir. Hadislere ve Hz. Peygamber’in (s.a) hayatını anlatan eserlere göre bu olay Hicret’ten bir yıl önce meydana gelmiştir. O halde bu sure Mekke döneminde indirilen son surelerden biridir.

Surenin Arka-planı

Hz. Peygamber (s.a) on iki yıldan beri tevhidi tebliğ ediyor ve düşmanları da bu tebliği başarısızlığa uğratmak için ellerinden geleni yapıyorlardı. Fakat onların tüm çabalarına rağmen, İslâm Arabistan’ın her köşesine yayılmıştı ve onun davetinden etkilenmeyen bir kabile neredeyse yoktu. Mekke’de de gerçek müminler küçük bir toplum oluşturmuşlar ve İslâm’ı zafere ulaştırmak için her türlü tehlikeye karşı durmaya hazır bir hale gelmişlerdi. Onların yanısıra Evs ve Hazreç’in (Medine’de iki büyük ve etkili kabile) büyük bir çoğunluğu da müslüman olmuştu. Bu nedenle Hz. Peygamber’in (s.a) Mekke’den Medine’ye hicret edip orada bütün Müslümanları toplama ve İslâm ilkelerine dayalı bir devlet kurma zamanı gelmişti.

Mirac geldiğinde durum buydu ve dönüşünde Hz. Peygamber (s.a) bu surede yer alan mesajı getirdi.

Ana Fikir Ve Konular

Bu sure, uyarı, öğüt ve buyruğun mükemmel bir bileşimidir; surede bu üç unsur da dengeli bir şekilde yer almıştır.

Mekkeli müşrikler, İsrailoğulları’nın ve diğer toplulukların kötü sonlarından ders almaları ve Allah tarafından kendilerine verilen ve bitmek üzere olan süre içinde kendilerini düzeltmeleri konusunda uyarılmaktadırlar. O halde onlar Hz. Muhammed (s.a) tarafından iletilen daveti ve Kur’an’ı kabul etmelidirler; aksi takdirde onlar helâk edilecek ve yerlerine başka bir topluluk getirilecektir. Yakın gelecekte Medine’de İslam’ın doğrudan kendilerine tebliğ edileceği İsrailoğulları da, kendilerini felakete sürükleyen deneyimlerden ders almaları konusunda uyarılmaktadırlar. “Hz. Muhammed’in (s.a) peygamberliğinden yararlanın, çünkü bu size verilen son fırsattır. Eğer şimdi de eskiden davrandığınız gibi davranmaya devam ederseniz, acıklı bir azapla karşılaşacaksınız.”

İnsanlığın eğitilmesine gelince, insanın başarı veya başarısızlığının, kazanç veya kaybının, tevhidi, öldükten sonra dirilmeyi ve peygamberliği iyi anlayıp anlamamasına bağlı olduğu belirtilmektedir. Buna uygun olarak Kur’an’ın Allah kitabı olduğunu ispatlayan ikna edici fikirler öne sürülmekte, kafirlerin bu gerçekler hakkındaki şüpheleri ortadan kaldırılmakta ve uygun yerlerde kafirler cahillikleri nedeniyle azarlanmakta ve uyarılmaktadırlar.

Bu bağlamda İslâmî hayat tarzının dayandırılması amaçlanan temel ahlâk ve medeniyet ilkeleri ortaya konulmaktadır. O halde bu, fiili kuruluşunun bir yıl öncesinde haber verilen İslâm Devletinin bir manifestosu niteliğindedir. Burada, bunun Hz. Muhammed’in (s.a) kendi memleketinde ve dışarıda kurmayı amaçladığı hayat tarzı oldukça açık bir biçimde ifade edilmektedir.

Bunların yanısıra Hz. Peygamber’e (s.a), çektiği sıkıntı ve zorluklara aldırmaksızın görevinde sebat etmesi ve hiçbir şekilde kafirlere taviz vermeyi aklından geçirmemesi emredilmektedir. İşkence, alay ve acılarla karşılaştıklarında bazen sabırsızlık ve dayanıksızlık belirtileri gösteren müslümanlara da bu kötü şartlara sabır ve dayanıklılıkla karşı koymaları, duygu ve arzularını kontrol etmeleri emredilmektedir. Bundan başka “Salat” (namaz) nefislerini temizlemeleri ve yüceltmeleri için bir araç olarak sunulmaktadır: “Bu, sizde, Hak yolunda savaşmaya niyet eden herkeste bulunması gereken niteliklerin oluşmasını sağlayacaktır.” Hadislerden, belirli zamanlarda kılınan beş vakit namazın ilk olarak Mi’rac’da farz kılındığını öğreniyoruz.

Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Ayet 1

1 ayet

İsrâ 1

سُبْحَانَ الَّذ۪ٓي اَسْرٰى بِعَبْدِه۪ لَيْلًا مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اِلَى الْمَسْجِدِ الْاَقْصَا الَّذ۪ي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ اٰيَاتِنَاۜ اِنَّهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْبَص۪يرُ ۝١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Sübḥâne-lleẕî esrâ biʿabdihî leylem mine-lmescidi-lḥarâmi ile-lmescidi-lʾaḳṣe-lleẕî bâraknâ ḥavlehû linüriyehû min âyâtinâ. innehû hüve-ssemîʿu-lbeṣîr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

1Ayetlerimizden bir kısmını ona göstermek/iletmek için bir gece Mescidi Haram’dan, çevresini bereketli kıldığımız en uzak mescide/(Ciraneye) kulunu yürüten Allah, bütün noksanlıklardan uzaktır. Şüphesiz O’dur, her şeyi işiten ve her şeyi gören.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

1İlmi ve gücü sınırsız olan yüce Allah, gecenin bir vaktinde, bazı büyük mucizelerinden bir kısmını göstermek için, Muhammed kulunu Mekke’deki Mescid-i Harâm’dan, çevresini bereketlendirip mübarek kıldığı Mescid-i Aksâ’ya ulaştırdı. Böylece, bugüne kadar elden ele taşınan tevhid sancağını devralan son elçi, yeryüzünde kendisini bekleyen çetin mücadeleye hazırlanmak üzere, Rabb’inin huzurunda muhteşem mucizelere şahit oldu. Ve tüm insanlığı aydınlatacak mesajlarla yeniden aranıza döndü. Şüphesiz Allah her türlü acizlikten ve noksan sıfatlardan uzaktır. Allah, kalplerden geçen her şeyi her an hakkıyla işiten ve görendir. Dilediği her şeyi de yapmaya güç yetirendir.

İlgili ayetler

Ayet 2–3

2 ayet

İsrâ 2

İsrâ 3

وَاٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَجَعَلْنَاهُ هُدًى لِبَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ اَلَّا تَتَّخِذُوا مِنْ دُون۪ي وَك۪يلًاۜ ۝٢ ذُرِّيَّةَ مَنْ حَمَلْنَا مَعَ نُوحٍۜ اِنَّهُ كَانَ عَبْدًا شَكُورًا ۝٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

2Veâteynâ mûse-lkitâbe veceʿalnâhü hüdel libenî isrâîle ellâ tetteḫiẕû min dûnî vekîlâ.

Okunuş

3Ẕürriyyete men ḥamelnâ meʿa nûḥ. innehû kâne ʿabden şekûrâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

2Biz vaktiyle Musa’ya kitap verdik: “Ey İsrailoğulları benden başkasını vekil edinmeyin!” diye o kitabı, bir doğru yol kılavuzu kıldık.

Türkçe Meal

3Ve siz, ey Nuh’la birlikte gemide taşıdıklarımızın soyundan gelenler! Doğrusu Nuh, Rabbine çokça şükreden bir kuldu.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

2Biz, gecenin bir vaktinde Musa’ya vahiyle Tevrat adındaki Kitab’ı verdik ve: «Allah’tan başkasını hayatınıza yön verecek bir rab ve koruyucu olarak vekil edinmeyin. Allah’tan başkasının himayesine girip yasalarına uyarak onları ilah edinmeyin diyerek bu Kitab’ı İsrailoğulları için doğru yolu gösteren bir hidayet rehberi kıldık. Kitabımız onlara bütün gerçekleri anlatıyor, onlara doğru yolu gösteriyordu.

Açıklamalı meal

3Ey Nuh ile birlikte gemiye bindirip taşıdığımız kimselerin soyundan gelenler ve ona ikinci atamız diyenler. Siz de zulüm ve haksızlıklardan kurtulup dünya ve âhiret saadetine ulaşmak istiyorsanız, kendinize atanız Nûh’u örnek almalısınız. Unutmayın Nuh da doğrulara çağıran ve Rabbine çok şükreden bir kul idi. Onun sabrını ve sadakatini örnek almalısınız.

Ayet 4

1 ayet

İsrâ 4

وَقَضَيْنَٓا اِلٰى بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ فِي الْكِتَابِ لَتُفْسِدُنَّ فِي الْاَرْضِ مَرَّتَيْنِ وَلَتَعْلُنَّ عُلُوًّا كَب۪يرًا ۝٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

4Veḳaḍaynâ ilâ benî isrâîle fi-lkitâbi letüfsidünne fi-lʾarḍi merrateyni veletaʿlünne ʿulüvven kebîrâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

4O kitapta İsrailoğullarına: hükmümüzü bildirmemize rağmen “İki defa bozgunculuk çıkarttılar ve küstahça böbürlenip büyük bir zorbalık yaptılar.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

4Biz, Mûsâ’ya verdiğimiz Kitap’ta İsrailoğullarına uyarı amacıyla, ileride meydana gelecek şu olayları da anlattık: Büyük bir yükselişle ekonomik, askeri ve siyasi gücü ele geçirecek ve bölgeye hükümran olacaksınız. Ne var ki bununla şımaracak; haksızlığa ve ahlâksızlığa başlayacaksınız. Egemenlik kurduklarınıza haksızlık yaparak zulüm edeceksiniz. Fakat yaptığınız her bozgunculuğun ardından sizler, uyarılarımıza aldırış etmeyip davet edildiğiniz hayat nizamına sırt dönerek yeryüzünde iki defa fesat ve bozgunculuk çıkaracaksınız. Ve sahip olduğunuz güç ve servetle kibirlenip büyüklendikçe azgınlık yapacaksınız diye bildirdik.

İlgili ayetler

Ayet 5–7

3 ayet

İsrâ 5

İsrâ 6

İsrâ 7

فَاِذَا جَٓاءَ وَعْدُ اُو۫لٰيهُمَا بَعَثْنَا عَلَيْكُمْ عِبَادًا لَنَٓا اُو۬ل۪ي بَاْسٍ شَد۪يدٍ فَجَاسُوا خِلَالَ الدِّيَارِۜ وَكَانَ وَعْدًا مَفْعُولًا ۝٥ ثُمَّ رَدَدْنَا لَكُمُ الْكَرَّةَ عَلَيْهِمْ وَاَمْدَدْنَاكُمْ بِاَمْوَالٍ وَبَن۪ينَ وَجَعَلْنَاكُمْ اَكْثَرَ نَف۪يرًا ۝٦ اِنْ اَحْسَنْتُمْ اَحْسَنْتُمْ لِاَنْفُسِكُمْ وَاِنْ اَسَاْتُمْ فَلَهَاۜ فَاِذَا جَٓاءَ وَعْدُ الْاٰخِرَةِ لِيَسُٓؤُ۫ا وُجُوهَكُمْ وَلِيَدْخُلُوا الْمَسْجِدَ كَمَا دَخَلُوهُ اَوَّلَ مَرَّةٍ وَلِيُتَبِّرُوا مَا عَلَوْا تَتْب۪يرًا ۝٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

5Feiẕâ câe vaʿdü ûlâhümâ beʿaŝnâ ʿaleyküm ʿibâdel lenâ ülî beʾsin şedîdin fecâsû ḫilâle-ddiyâr. vekâne vaʿdem mefʿûlâ.

Okunuş

6Ŝümme radednâ lekümü-lkerrate ʿaleyhim veemdednâküm biemvâliv vebenîne veceʿalnâküm ekŝera nefîrâ.

Okunuş

7İn aḥsentüm aḥsentüm lienfüsiküm vein eseʾtüm felehâ. feiẕâ câe vaʿdü-lʾâḫirati liyesûû vucûheküm veliyedḫulü-lmescide kemâ deḫalûhü evvele merrativ veliyütebbirû mâ ʿalev tetbîrâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

5Bunlardan ilkinin cezalandırma vakti geldiğinde, çok güçlü ve saldırgan kullarımızı üzerinize musallat ettik. Onlar sizi yok etmek için ülkeyi köşe bucak taradılar ve böylece vaat edilen ceza gerçekleşmiş oldu.

Türkçe Meal

6Daha sonra, size mal ve evlatlar vererek. Güç ve nüfus olarak güçlendirdik böylece sizi yeniden onlara galip getirdik.

Türkçe Meal

7Ve şunu dedik “Eğer iyi davranırsanız bunun güzel sonucunu görürsünüz, yok eğer kötü davranırsanız bunun kötü sonucuna katlanırsınız.” Nihayet son cezalandırma zamanı geldiğinde ilkinde olduğu gibi o mescide girip yakıp yıksınlar. Şeref ve itibarınızı ayaklar altına alsınlar ve ülkeyi baştan sona talan edip yerle bir etsinler.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

5Azgınlaşıp başkaldırmanız sebebiyle bu çıkaracağınız fesat ve bozgunlardan ilkinin cezalandırma zamanı gelince, azap için üzerinize Babil kralı olan Buhtunnasr komutasında, çok güçlü kuvvetli ve savaşçı kullarımızı gönderdik. Onlar da Kudüs’te evlerinizin aralarına kadar girip sizi yok etmek için kapı kapı aradılar, köşe bucak talan edip, yakıp yıktılar. Bu, uyarılara kulak asmayanlar için Allah’ın koyduğu yasa ve iki fesattan ilki olarak yerine getirilmesi gereken bir vaat idi. Elbette biz zalim toplulukları onlardan daha zalimleriyle yok ederiz.

Açıklamalı meal

6Bu musibetten sonra aradan zaman geçti ve aklınız başınıza geldi. Tövbe edip yeniden Allah’ın kitabına sarıldınız. Kendinizi düzeltmeniz için gereken dersleri alınca da düşmanlarınıza üstün gelmenizi sağladık. Onlara karşı size tekrar galibiyet ve zafer verdik. Servet ve oğullar verip ekonomik, toplumsal, siyasi ve askerî bakımından gücünüzü arttırdık. Genç ve dinamik bir nüfusla sayınızı daha da çoğalttık ve eskisinden daha güçlü kıldık.

Açıklamalı meal

7Ayrıca şu temel kuralı bir kez daha hatırlattık. Eğer başınıza gelen bunca musibetten sonra, Allah adına yapılmakta olan davete uyar ve O’nun ahlakı ile ahlaklanıp iyilik ederseniz, aslında kendinize iyilik etmiş olursunuz. Yani Allah’ın emirlerine uygun hareket ederseniz, bunun güzel sonuçlarını görürsünüz. Yok eğer biz bildiğimizi yapıp kendi nizam ve ahlakımızı kendimiz oluşturacağız diyerek, Rabbinize isyan edip başkaldırır ve kötülük ederseniz ikinci uyarının da vaktini çabuk getirip yine kendinize kötülük etmiş olursunuz. Yani O’nun emirlerine karşı gelirseniz, bu isyankarlığın da bedelini ödersiniz. Kötülüğü, iyiliğe tercih etmeniz, Allah’ın ikinci vaadine davetiye çıkarır. Nitekim siz bu uyarıyı da dikkate almadığınız için, ikinci vaadin gerçekleşme zamanı gelince, acınız yüzlerinize yansısın da yüzünüz kararsın diye, şeref ve itibarınız, düşmanlarınız tarafından ayaklar altına alındı. Daha önce Babil kralı Buhtunnasr zamanında Süleyman Mâbedi’ne yani Mescid-i Aksa’ya girdikleri gibi yine girsinler ve tüm kutsal değerlerinizi çiğneyerek ellerine geçirdikleri her şeyi büsbütün tahrip etsinler diye, başınıza Romalı Titus ve orduları gibi güçlü ve acımasız düşmanları musallat kıldık.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

5En’am 65

Ayet 8

1 ayet

İsrâ 8

عَسٰى رَبُّكُمْ اَنْ يَرْحَمَكُمْۚ وَاِنْ عُدْتُمْ عُدْنَاۢ وَجَعَلْنَا جَهَنَّمَ لِلْكَافِر۪ينَ حَص۪يرًا ۝٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

8Asâ rabbüküm ey yerḥameküm. vein ʿuttüm ʿudnâ. veceʿalnâ cehenneme lilkâfirîne ḥaṣîrâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

8Umulur ki Rabbiniz size merhamet eder; ama siz tekrar kötülüğe dönerseniz, biz de sizi cezalandırmaya döneriz. Zira biz cehennemi böyle nankör kâfirler için çepeçevre kuşatan bir zindan yaptık.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

8Ey Yahudiler! Geçmişte olanlar geçmişte kaldı. Fakat her şeye rağmen, yine de tövbe edip kurtulmak için geç kalmış sayılmazsınız. Tarihte yaşananlardan gereken dersleri çıkarıp, tevbe ederek küfür ve zulmü terk eder ve Rabbinizin davetine yönelirseniz, umulur ki Rabbiniz size merhamet eder ve rahmetiyle muamele eder. Fakat siz yine bildiğinizi yapmaya kalkıp, fesatçılığa zulüm ve bozgunculuğa dönerseniz, biz de merhamet vaadimizden vazgeçip, azap etmeye geri döneriz ve yine cezalandırırız. Şunu unutmayın ki Biz, cehennemi Allah’tan gelen gerçekleri örtbas eden kâfirler için, olan ebedi bir zindan kılmışızdır. Kaldı ki ilahi emirlere uymayan ve peygamberleri inkâr edenlerin sonunda varacakları yer cehennemdir. Fakat bu zindandan kurtuluş yolunu da size göstermekteyiz.

İlgili ayetler

Ayet 9–11

3 ayet

İsrâ 9

İsrâ 10

İsrâ 11

اِنَّ هٰذَا الْقُرْاٰنَ يَهْد۪ي لِلَّت۪ي هِيَ اَقْوَمُ وَيُبَشِّرُ الْمُؤْمِن۪ينَ الَّذ۪ينَ يَعْمَلُونَ الصَّالِحَاتِ اَنَّ لَهُمْ اَجْرًا كَب۪يرًاۙ ۝٩ وَاَنَّ الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ اَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابًا اَل۪يمًا۟ ۝١٠ وَيَدْعُ الْاِنْسَانُ بِالشَّرِّ دُعَٓاءَهُ بِالْخَيْرِۜ وَكَانَ الْاِنْسَانُ عَجُولًا ۝١١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

9İnne hâẕe-lḳurʾâne yehdî lilletî hiye aḳvemü veyübeşşiru-lmüʾminîne-lleẕîne yaʿmelûne-ṣṣâliḥâti enne lehüm ecran kebîrâ.

Okunuş

10Veenne-lleẕîne lâ yüʾminûne bilʾâḫirati aʿtednâ lehüm ʿaẕâben elîmâ.

Okunuş

11Veyedʿu-lʾinsânü bişşerri düʿâehû bilḫayr. vekâne-lʾinsânü ʿacûlâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

9Hiç şüphe yok ki bu Kuran, en sağlam en doğru yola yöneltir.(1) Güzel ve yararlı işler yapan müminlere de muhteşem bir ödül olduğunu müjdeler.(2)

Türkçe Meal

10Ve ahirete inanmayanlara da acıklı bir azap hazırladığımızı.

Türkçe Meal

11İnsan, iyilik için dua ettiğini sanarak kötülüğü için de dua eder. Çünkü insan çok acelecidir!

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

9Hiç şüphesiz ki gönderilmekte olan bu Kur’an, dileyeni ve onunla amel edenleri her konuda en güzel ve en isabetli olan dosdoğru yola iletir. Ve Kuranın gösterdiği yolda yürüyerek imanlarına yaraşır güzellikte iyi ve dürüst davranışlarda bulunup, salih ameller işleyen müminlere hem dünyada hem de ahirette büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler. Kur’an’a inanır, yasalarımıza uyarak yaşarsanız mükâfatla müjdelenirsiniz.

Açıklamalı meal

10Bu müjdelere kulak tıkayan ve dünya hayatında yaptıklarının karşılığını, ahirette göreceklerine inanmayanlara gelince. Onlar için de çok dehşetli bir azap hazırladığımızı haber verir ve onları uyarırız.

Açıklamalı meal

11Hal böyle iken insan bazen dua ederken hayrı istediği gibi kendisi için iyi mi olur, kötü mü olur bilmeden dünyasına ve ahiretine zarar verecek kötülüğü de ister. Çünkü kafir insan pek acelecidir, çabucak karar verir. Haberi verilen azabı, “Şimdiden getir de görelim.” Diyerek, iyi bir şey ister gibi kötülükleri de ister. Bu yüzden o acıklı azâbı hiç hesaba katmadan, felâketle sonuçlanacak dileklerde bulunur. Kötülükle karşılaşacağını bildiği hâlde, kendisine hâkim olamayıp Rabb’ine isyan eder. İşte bu yüzden dünyayı ahirete tercih eder ve cenneti dünyada yaşamak ister.

Ayet 12

1 ayet

İsrâ 12

وَجَعَلْنَا الَّيْلَ وَالنَّهَارَ اٰيَتَيْنِ فَمَحَوْنَٓا اٰيَةَ الَّيْلِ وَجَعَلْنَٓا اٰيَةَ النَّهَارِ مُبْصِرَةً لِتَبْتَغُوا فَضْلًا مِنْ رَبِّكُمْ وَلِتَعْلَمُوا عَدَدَ السِّن۪ينَ وَالْحِسَابَۜ وَكُلَّ شَيْءٍ فَصَّلْنَاهُ تَفْص۪يلًا ۝١٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

12Veceʿalne-lleyle vennehâra âyeteyni femeḥavnâ âyete-lleyli veceʿalnâ âyete-nnehâri mübṣiratel litebtegû faḍlem mir rabbiküm velitaʿlemû ʿadede-ssinîne velḥisâb. vekülle şeyʾin feṣṣalnâhü tefṣîlâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

12Çünkü biz, gece ile gündüzü kudretimizi gösteren iki ayet/işaret kıldık. Nitekim biz gece ayetini giderir, onun yerine aydınlatıcı olan gündüz ayetini getiririz ki; çalışıp çabalayarak Rabbinizin lütfundan payınıza düşeni arayasınız ve yılların sayısını ve geçen günlerin hesabını yapabilesiniz. İşte biz, her şeyi en detaylı bir şekilde açıklıyoruz.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

12Allah’a ortak koşan müşrikler, Allah’ın kendilerine verdiği nimetleri bilmezler mi? Baksanıza, Biz, geceyi ve gündüzü birbirinden farklı yarattık. Onları kudretimizi gözler önüne seren apaçık birer alamet ve ibretli delil kıldık. Ayı, karanlığı ve yıldızları gecenin işareti, Güneş ve aydınlığı ise gündüzün işareti yaptık. Kurduğumuz nizam ve ona uygun yasa gereği her yeni günün başlangıcında, gecenin alâmeti olan karanlığı kaldırıp ayı görünmez kılıyoruz. Yerine ise gündüzün işareti olan güneşi meydana çıkartıp gündüzü aydınlık yapıyoruz. Böylece, Rabbinizin nimetlerinden payınıza düşeni arayıp çalışarak geçiminizi sağlayabilirsiniz. Ayrıca geçip giden yılların sayısını, vakitleri ve takvim hesabını bilebilirsiniz. Nasıl ki gündüzün ardından gece gelmekte ise dünya hayatının ardından âhiret hayatı onu takip etmektedir. İşte biz, bu gerçekleri anlamanız için, insanı hakikate ulaştıracak her şeyi açık açık misallerle anlattık.

İlgili ayetler

Ayet 13–14

2 ayet

İsrâ 13

İsrâ 14

وَكُلَّ اِنْسَانٍ اَلْزَمْنَاهُ طَٓائِرَهُ ف۪ي عُنُقِه۪ۜ وَنُخْرِجُ لَهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ كِتَابًا يَلْقٰيهُ مَنْشُورًا ۝١٣ اِقْرَاْ كِتَابَكَۜ كَفٰى بِنَفْسِكَ الْيَوْمَ عَلَيْكَ حَس۪يبًاۜ ۝١٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

13Vekülle insânin elzemnâhü ṭâirahû fî ʿunüḳih. venuḫricü lehû yevme-lḳiyâmeti kitâbey yelḳâhü menşûrâ.

Okunuş

14İḳraʾ kitâbek. kefâ binefsike-lyevme ʿaleyke ḥasîbâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

13Zira biz her insanın yaptıklarını yazıyoruz. Kıyamet günü kitap olarak ortaya koyacağız.

Türkçe Meal

14Ve diyeceğiz ki: “Oku kitabını! Bugün hesabını görmek için sen kendine yetersin.”

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

13Her insanın cennet veya cehennemle noktalanan kaderini, kendi çabasına, özgür seçimine ve kararına bıraktık. Dolayısıyla her insanın sorumluluğunu kendi omuzlarına yükledik. İnsanın yaptığı her amel, kendi nefsine aittir ve yaptıklarından dolayı da hesabını bizzat kendisi verir. Kıyamet günü, insanın karşısına dünyadayken yapmış olduğu her şeyin en ince ayrıntılarına kadar bir bir kaydedildiği sicilini, boynuna asarız ve apaçık yazılmış bir kitap olarak önüne koyarız. Herkes ne yapmışsa, hepsini o kitapta yazılmış bulacaktır.

Açıklamalı meal

14O Gün size, İşte amel defteriniz! Artık başka şahide gerek yok. Tercih ve eylemlerinle yazmış olduğun amel kitabını ve sicilini oku, yaşadıklarını da seyret bakalım. Çünkü bugün kendi hesabını kendin görecek durumdasın. O gün kendi hesabı sormaya kendi nefsin yeter diyeceğiz. Huzurumuzda hayat kitabınıza karşı tek şey söyleyemez, şaşkınlıktan donup kalırsınız. Çünkü dünyada yaşadığınız hayatın her anı kitabınıza yazılmıştır.

İlgili ayetler

Ayet 15

1 ayet

İsrâ 15

مَنِ اهْتَدٰى فَاِنَّمَا يَهْتَد۪ي لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ ضَلَّ فَاِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَاۜ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰىۜ وَمَا كُنَّا مُعَذِّب۪ينَ حَتّٰى نَبْعَثَ رَسُولًا ۝١٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

15Meni-htedâ feinnemâ yehtedî linefsih. vemen ḍalle feinnemâ yeḍillü ʿaleyhâ. velâ teziru vâziratüv vizra uḫrâ. vemâ künnâ müʿaẕẕibîne ḥattâ nebʿaŝe rasûlâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

15Doğru yolu tercih eden kişi, ancak kendisi için doğru yola girmiştir. Sapan kimse de kendi aleyhine sapmış olur.(1) Zira hiç bir sorumlu bir başkasının sorumluluğunu taşımaz.(2) Çünkü biz elçi göndererek uyarmadıkça hiç bir toplumu cezalandırmayız.(3)

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

15Her kim Allah’ın daveti olan hayat nizamını yaşamak uğrunda elinden gelen çabayı gösterip vahyin rehberliğinde hidayet iman ve itaat yolunu seçerse ve yasalarımıza uyarak yaşarsa, bunu ancak kendi iyiliği için yapmış olur. Kim de kötülüğü, inkârı tercih ederek bu tercihi sonucu, Allah’ın davetinden yüz çevirip doğruluktan saparsa, yasalarımıza meydan okuyarak insanların çıkardıkları yasalara göre yaşarsa, kendi zararına sapmış ve kendisine en büyük kötülüğü yapmış olur. Dolayısıyla hiçbir kimse, başkasının suçunu ve günah yükünü üslenmez ve başkasının cezasını da ortadan kaldıramaz. Evlat babanın, torun dedenin günahından sorumlu tutulamaz. Biz uyarıcı olarak insanlara varlık gayelerini hatırlatan bir peygamber veya onun mesajını taşıyan bir davetçi göndermeden, günahları sebebiyle bir topluma ya da bir kimseye azap etmeyiz. Ayetlerimizle nelerin suç olduğunu, nelerin suç olmadığını açıklar ona göre sorumlu tutarız.

Ayet 16–17

2 ayet

İsrâ 16

İsrâ 17

وَاِذَٓا اَرَدْنَٓا اَنْ نُهْلِكَ قَرْيَةً اَمَرْنَا مُتْرَف۪يهَا فَفَسَقُوا ف۪يهَا فَحَقَّ عَلَيْهَا الْقَوْلُ فَدَمَّرْنَاهَا تَدْم۪يرًا ۝١٦ وَكَمْ اَهْلَكْنَا مِنَ الْقُرُونِ مِنْ بَعْدِ نُوحٍۜ وَكَفٰى بِرَبِّكَ بِذُنُوبِ عِبَادِه۪ خَب۪يرًا بَص۪يرًا ۝١٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

16Veiẕâ eradnâ en nühlike ḳaryeten emernâ mütrafîhâ fefeseḳû fîhâ feḥaḳḳa ʿaleyhe-lḳavlü fedemmernâhâ tedmîrâ.

Okunuş

17Vekem ehleknâ mine-lḳurûni mim baʿdi nûḥ. vekefâ birabbike biẕünûbi ʿibâdihî ḫabîram beṣîrâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

16Biz bir ülkeye emrimizi bildiririz emrimizi uygulamayan oranın şımarık zenginleri ülkede isyan ve azgınlığa devam ederler ve böylece helakı hak etmiş olurlar. Biz de orayı yerle bir ederiz de, onlar hakkındaki yasamız yerine gelmiş olur.

Türkçe Meal

17Nitekim biz Nuh’tan sonra kaç tane uygarlığı böyle helak ettik.(1) Zira günahkâr kullarıyla başa çıkmak için her şeyden haberdar olan ve her şeyi gören Rabbin yeter.(2)

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

16Allah’ın âyetleri ile uyarılmalarına rağmen, bundan yüz çevirerek yaşamakta ısrar eden ve uyarılardan ders almayan bir ülkeyi, helâk etmek istediğimizde süreç şöyle işler. Helak etmeden önce o ülkenin zenginlik sebebiyle şımarmış elebaşlarını, elçilerimiz vasıtasıyla uyarırız ve doğru yolda yaşamaya davet edip iyiliği emrederiz. Buna rağmen onlar orada azgınlıklarına devam edip kötülük işlemeye ve günahkarca yaşamaya devam ederlerse ve halk da onları desteklerse, azap o ülkeye müstahak olur. Biz de orayı zayıf bırakılan halklarını bilinçlendirerek, vakti saati geldiğinde darmadağın ederiz. Yoksul bırakılan ve hakları elinden alınan insanlar; suç işleyen zenginlerin düzenlerini başlarına geçirir.

Açıklamalı meal

17Bu konuda açın tarih kitaplarını bakın. Nuh’tan sonraki nesillerden Âd, Semûd ve Lût gibi nicelerini bu sebepten helâk ettik. Tüm kullarının yaşadıklarından ve günahlarından haberdar olan ve her yaptığını gören Rabbin gibisi yoktur ve yeterlidir.

Ayet 18

1 ayet

İsrâ 18

مَنْ كَانَ يُر۪يدُ الْعَاجِلَةَ عَجَّلْنَا لَهُ ف۪يهَا مَا نَشَٓاءُ لِمَنْ نُر۪يدُ ثُمَّ جَعَلْنَا لَهُ جَهَنَّمَۚ يَصْلٰيهَا مَذْمُومًا مَدْحُورًا ۝١٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

18Men kâne yürîdü-lʿâcilete ʿaccelnâ lehû fîhâ mâ neşâü limen nürîdü ŝümme ceʿalnâ lehû cehennem. yaṣlâhâ meẕmûmem medḥûrâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

18Kim ahireti bırakıp hemen acil olanı dünyayı tercih ederse, biz istediğimiz kimse için burada dilediğimiz kadarını çabucak veririz. Sonra da cehennemi ona mekân yaparız, oraya kınanmış ve rahmetten dışlanmış olarak atılır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

18Her kim tarihte yaşananlardan ders almayarak âhireti gözden çıkarıp ta dünya hayatının mutluluğunu ve şan şöhret peşinde koşarak, sadece geçici olan nimetleri isterse, bunlardan istediğimiz kimseye gerek gördüğümüz kadarını dünyada hemen veririz. Fakat sonra da onu, dünyalık nimetlerle şımarıp dünyayı ahirete tercih ettiği için, kınanmış ve Allah’ın rahmetinden mahrum bırakılmış biri olarak gireceği cehenneme sokarız. Verdiğimiz zenginlikleri; insanların aleyhine kullanıyor, insanların haklarını çalıyor ve haksızlıkla zulüm yapıyorsanız cehennemle cezalandırırız. Çünkü yasamız gereği verdiğimiz zenginlikte insanların hakları vardır.

İlgili ayetler

Ayet 19

1 ayet

İsrâ 19

وَمَنْ اَرَادَ الْاٰخِرَةَ وَسَعٰى لَهَا سَعْيَهَا وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَاُو۬لٰٓئِكَ كَانَ سَعْيُهُمْ مَشْكُورًا ۝١٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

19Vemen erâde-lʾâḫirate veseʿâ lehâ saʿyehâ vehüve müʾminün feülâike kâne saʿyühüm meşkûrâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

19Kim de ahireti tercih eder ve tüm çabasıyla orası için çalışırsa, o mümindir işte bunların gayret ve çabası en güzel şekilde karşılık bulacaktır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

19Kim de ahireti ve cennet hayatının güzelliklerini ister ve bir mümin olarak onu kazanmak için, Allah merkezli bir hayatı yaşamak uğrunda yasalarımıza göre gereği gibi çalışıp çaba gösterirse işte bunların gayretlerinin karşılığı tam olarak verilir. Böylesi seçkin kişiler Allah katında en güzel ödüle kavuşacaktır. Dünya için çalışanlara dünyalıkları verilirken, âhiret için çalışanlar da dünya nimetlerinden mahrum kalacak zannedilmesin.

İlgili ayetler

Ayet 20

1 ayet

İsrâ 20

كُلًّا نُمِدُّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ وَهٰٓؤُ۬لَٓاءِ مِنْ عَطَٓاءِ رَبِّكَۜ وَمَا كَانَ عَطَٓاءُ رَبِّكَ مَحْظُورًا ۝٢٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

20Küllen nümiddü hâülâi vehâülâi min ʿaṭâi rabbik. vemâ kâne ʿaṭâü rabbike maḥżûrâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

20Hâlbuki biz hepsine, hem onlara hem bunlara bu dünyada Rabbinin nimetlerinden zaten bahşetmekteyiz. Zira Rabbinin bağışı herhangi bir zümreyle sınırlandırılamaz.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

20Biz imtihan dünyasının bir gereği olarak bu dünyayı isteyenlere de âhiret hayatına talip olanlara da ayırım yapmayız. Herkese Rabbinin nimetlerinden ve ihsanından veririz. Çünkü Rabbinin lütfu ve nimetleri asla kullarından kısıtlanmış değildir, hepinize yeter. Fakat ahirete gelince kâfirler cennetten mahrum edilir.

İlgili ayetler

Ayet 21–24

4 ayet

İsrâ 21

İsrâ 22

İsrâ 23

İsrâ 24

اُنْظُرْ كَيْفَ فَضَّلْنَا بَعْضَهُمْ عَلٰى بَعْضٍۜ وَلَلْاٰخِرَةُ اَكْبَرُ دَرَجَاتٍ وَاَكْبَرُ تَفْض۪يلًا ۝٢١ لَا تَجْعَلْ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَ فَتَقْعُدَ مَذْمُومًا مَخْذُولًا۟ ۝٢٢ وَقَضٰى رَبُّكَ اَلَّا تَعْبُدُٓوا اِلَّٓا اِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًاۜ اِمَّا يَبْلُغَنَّ عِنْدَكَ الْكِبَرَ اَحَدُهُمَٓا اَوْ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُلْ لَهُمَٓا اُفٍّ وَلَا تَنْهَرْهُمَا وَقُلْ لَهُمَا قَوْلًا كَر۪يمًا ۝٢٣ وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُلْ رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَان۪ي صَغ۪يرًاۜ ۝٢٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

21Ünżur keyfe feḍḍalnâ baʿḍahüm ʿalâ baʿḍ. velelʾâḫiratü ekberu deracâtiv veekberu tefḍîlâ.

Okunuş

22Lâ tecʿal meʿa-llâhi ilâhen âḫara fetaḳʿude meẕmûmem maḫẕûlâ.

Okunuş

23Veḳaḍâ rabbüke ellâ taʿbüdû illâ iyyâhü vebilvâlideyni iḥsânâ. immâ yeblüganne ʿindeke-lkibera eḥadühümâ ev kilâhümâ felâ teḳul lehümâ üffiv velâ tenherhümâ veḳul lehümâ ḳavlen kerîmâ.

Okunuş

24Vaḫfiḍ lehümâ cenâḥa-ẕẕülli mine-rraḥmeti veḳur rabbi-rḥamhümâ kemâ rabbeyânî ṣagîrâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

21Onları dünya nimetlerinden faydalanmada birbirlerine nasıl farklı ve üstün kıldığımıza bir bak! Ama ahiretteki üstünlük hem nitelik hem de nicelik olarak çok daha büyüktür.

Türkçe Meal

22Sakın Allah ile birlikte başka bir ilah edinme! Yoksa kınanmış ve terk edilmiş olarak yapayalnız kalırsın.

Türkçe Meal

23Rabbin, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi ve ana babaya iyi davranmanıza hükmetmiştir. Eğer, onlardan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlayacak olurlarsa, onlara “Öf” bile deme! Onları azarlama. Onlara gönül alıcı güzel söz söyle.

Türkçe Meal

24Dahası onlara şefkatle tevazu kanadını ger ve şöyle dua et: “Rabbim, onlar küçükken nasıl beni merhametle besleyip büyüttülerse şimdi de sen onları merhametinle kolla!

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

21Ey Peygamber! Bak ve üzerinde düşün. Biz dünyada insanların bir kısmını mal, mülk güç, zekâ ve kabiliyetleri bakımından, diğer bir kısmına göre daha çok verip nasıl da üstün kıldık. Fakat bu gelip geçici nîmetleri elde etme uğruna âhireti terk etmeyin. Unutmayın ki bu bir imtihandır ve üstünlük vesilesi olan şeylerin hiçbiri asıl gaye değildir. Ahiret ise bu imtihanı kazananlar için zenginlik ve sahip olunacak makam bakımından, dünyada ne varsa hepsinden çok daha yüce ve fazilet bakımından da çok daha üstündür. Ve kalıcı olup asıl değerli olan da budur.

Açıklamalı meal

22Ey insanoğlu! Sakın kısacık dünya hayatının geçici metalarına aldanıp da malı, mülkü, şanı, şöhreti için Allah ile birlikte başkalarını da ilâhlar edinme. Sakın bazı varlıkları şefaatçi kabul edip onları Allah’a ortak koşma. İslam’a aykırı olarak; kendisine sığınılan, hükmü uygulanan ve rızası aranan kimselerin ve sistemlerin peşine düşme. Sakın bize karşı gelip insanları yönetmek için yasa yapanların yasalarına uyma! Eğer insanların yasalarına uyarsan onları ilahlaştırırsın. Allah’tan başka hiç kimsenin insanları yönetmek için yasa yapma hakkı yoktur. Böyle yapanlardan uzak dur. Aksi takdirde mahşer gününde kınanmış ve yüzüne bakılmaz bir halde perişan olur ve ilahi cezaya maruz kalırsın. Sonra da kendi başına yapayalnız ve yardımcısız olarak cehennemin köşesine atılıp, terkedilmiş olarak kalırsın. Zira senin Rabbin, sizleri hidayet üzere yaşamanız için yaratmıştır.

Açıklamalı meal

23Çünkü Rabbin, şunları kesin bir şekilde emretti. Sadece Allah’a itaat edip kulluk edin. Ana-babanıza da iyi davranın. Onlardan biri veya her ikisi sana sığınır da senin yanında yaşlanırsa, onlara karşı son derece saygılı davran, hizmet ve hürmette kusur etmeyin. Değil kötü bir söz söylemek onlara «öf!» bile demeyin. Hele onları sakın azarlamayın. Tam tersine ikisine de daima gönül okşayıcı tatlı ve güzel sözler söyleyin.

Açıklamalı meal

24Yine onlara alçak gönüllü olun, ikisine de şefkat ve merhametle kol kanat gerin ve deyin ki: «Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl sevgiyle besleyip yetiştirmişlerse, sen de onlara öyle merhamet ve şefkatinle muamele et diyerek onlar için dua edin.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

24Meryem 14

Ayet 25

1 ayet

İsrâ 25

رَبُّكُمْ اَعْلَمُ بِمَا ف۪ي نُفُوسِكُمْۜ اِنْ تَكُونُوا صَالِح۪ينَ فَاِنَّهُ كَانَ لِلْاَوَّاب۪ينَ غَفُورًا ۝٢٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

25Rabbüküm aʿlemü bimâ fî nüfûsiküm. in tekûnû ṣâliḥîne feinnehû kâne lilʾevvâbîne gafûrâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

25Rabbiniz, ana babanıza hangi niyetle davrandığınızı çok iyi bilir. Eğer Salih kimseler olup iyi davranırsanız, şüphesiz O; kendisine yönelenler için tarifsiz bir bağışlayıcıdır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

25Ey insanlar, bu öğütlere içtenlikle uyun. Unutmayın ki Rabbiniz sizin anne-babalarınız hakkında olsun, başka meselelerde olsun kalplerinizdekini, içinizden geçenleri, neler düşünüp neler tasarladığınızı ve neler hissettiğinizi sizden çok iyi bilmektedir. Geçmişte, belki anne-babanıza karşı içinizden kötü şeyler geçirmiş olabilirsiniz, hatta onları üzen ve kıran şeyler de yapmış olabilirsiniz. Geçmiş hayatınız günahlarla dolu olsa bile, eğer siz salih ameller işleyerek dürüst ve iyi kişilerden olursanız, şunu iyi bilin ki Allah, kötülükten şirkten ve küfürden yüz çevirerek yaptığı yanlışları bir daha tekrarlamayacağına samimiyetle tövbe edip, yürekten Allah’ın davetine yönelenleri, son derece bağışlayıcıdır.

İlgili ayetler

Ayet 26–27

2 ayet

İsrâ 26

İsrâ 27

وَاٰتِ ذَا الْقُرْبٰى حَقَّهُ وَالْمِسْك۪ينَ وَابْنَ السَّب۪يلِ وَلَا تُبَذِّرْ تَبْذ۪يرًا ۝٢٦ اِنَّ الْمُبَذِّر۪ينَ كَانُٓوا اِخْوَانَ الشَّيَاط۪ينِۜ وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِرَبِّه۪ كَفُورًا ۝٢٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

26Veâti ẕe-lḳurbâ ḥaḳḳahû velmiskîne vebne-ssebîli velâ tübeẕẕir tebẕîrâ.

Okunuş

27İnne-lmübeẕẕirîne kânû iḫvâne-şşeyâṭîn. vekâne-şşeyṭânü lirabbihî kefûrâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

26Akrabaya, düşküne ve yolda kalmışa hakkını ver fakat gereksiz yere saçıp savurma!

Türkçe Meal

27Çünkü saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleri olup çıkarlar. Unutma ki şeytan, Rabbine karşı pek nankördür.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

26Bir de akrabandan olanların, haklarını gözetin. Yolda kalmışlara, yoksula gerek para gerekse mal olarak haklarını verip yardımınızı esirgemeyin. Ayrıca müşrikler gibi, elindeki imkânları gereksiz ve Allah’ın yasakladığı gayr-i meşru yerlere harcama yapmayın. Kendiniz ve ailenizi başkalarına muhtaç bırakacak şekilde lüks ve gösteriş için malınızı dağıtarak, saçıp savurmayın.

Açıklamalı meal

27Zira Allah israf edenleri sevmez. İşte böylesine malını boş yere saçıp savuranlar, şeytanın kardeşleri ve dostlarıdırlar. Bilin ki şeytan Rabbine karşı pek nankördür. Allah’ın verdiği serveti ve imkânları haram yollarda harcayanlar da Rablerine karşı nankörlük etmiş olurlar.

Ayet 28–29

2 ayet

İsrâ 28

İsrâ 29

وَاِمَّا تُعْرِضَنَّ عَنْهُمُ ابْتِغَٓاءَ رَحْمَةٍ مِنْ رَبِّكَ تَرْجُوهَا فَقُلْ لَهُمْ قَوْلًا مَيْسُورًا ۝٢٨ وَلَا تَجْعَلْ يَدَكَ مَغْلُولَةً اِلٰى عُنُقِكَ وَلَا تَبْسُطْهَا كُلَّ الْبَسْطِ فَتَقْعُدَ مَلُومًا مَحْسُورًا ۝٢٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

28Veimmâ tüʿriḍanne ʿanhümü-btigâe raḥmetim mir rabbike tercûhâ feḳul lehüm ḳavlem meysûrâ.

Okunuş

29Velâ tecʿal yedeke maglûleten ilâ ʿunüḳike velâ tebsuṭhâ külle-lbesṭi fetaḳʿude melûmem maḥsûrâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

28Eğer sen Rabbinden gelecek bir rahmeti beklerken onlara bir şey veremeyeceksen, hiç olmazsa onlara gönül alıcı güzel sözler söyle!

Türkçe Meal

29Ne eli sıkı bir cimri ol ne de saçıp savuran biri. Aksi halde kınanır, pişman olursun. Bu durumda hem dile düşersin ve hem de açıkta kalırsın.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

28Eğer senin de elinin darda ve zorda olmasından dolayı, rızasını gözeterek Rabbinden gelecek bir rahmet bir yardım bekliyorsan ve şimdilik muhtaç olanlara el uzatıp yardım edemiyorsan, dolayısıyla da onlarla ilgilenemeyip yüzlerine bakamıyorsan, hiç olmazsa onlara gönül alıcı güzel sözler söyle,

Açıklamalı meal

29Harcamalarında ve başkalarına yardım hususunda ne eli sıkı bir cimri ol ne de malını saçıp savur. Gereksiz yere har vurup harman savurarak ölçüsüzce harcamaktan da uzak dur. Şayet böyle yapmaz, bu sınırlara uymazsan, sonra savurganlığın ve kaybettiklerin nedeniyle pişman olup üzülürsün. Cimriliğin nedeniyle de kıvranır ve kınanıp durursun.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

29Mâide 64Furkan 67

Ayet 30

1 ayet

İsrâ 30

اِنَّ رَبَّكَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَقْدِرُۜ اِنَّهُ كَانَ بِعِبَادِه۪ خَب۪يرًا بَص۪يرًا۟ ۝٣٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

30İnne rabbeke yebsüṭu-rrizḳa limey yeşâü veyaḳdir. innehû kâne biʿibâdihî ḫabîram beṣîrâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

30Zira senin Rabbin hak eden kişi için rızkı yayar ve daraltır/bir ölçüye göre verir. Şüphesiz O, kulların her halinden haberdardır. Onları her durumda görmektedir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

30Unutmayın ki herkese en uygun şekilde rızık veren Allah ‘tır. Rabbin imtihan dünyasının bir gereği olarak rızkı tercih ettiği kişi için bol verir, tercih ettiği kişi için de ölçülü vererek kısar. Dolayısıyla, sahip olduğu nimetlerden dolayı hiç kimsenin bir başkasına üstünlük taslamaya hakkı yoktur. Şüphesiz ki O, kullarından haberdardır, bunları nasıl kullandıklarını kime ne için ne kadar vereceğini ve bundaki hikmeti çok iyi bilip görendir. O hâlde, rızık kazanma kaygısıyla başkalarının hakkına göz dikmeyin.

İlgili ayetler

Ayet 31

1 ayet

İsrâ 31

وَلَا تَقْتُلُٓوا اَوْلَادَكُمْ خَشْيَةَ اِمْلَاقٍۜ نَحْنُ نَرْزُقُهُمْ وَاِيَّاكُمْۜ اِنَّ قَتْلَهُمْ كَانَ خِطْـًٔا كَب۪يرًا ۝٣١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

31Velâ taḳtülû evlâdeküm ḫaşyete imlâḳ. naḥnü nerzüḳuhüm veiyyâküm. inne ḳatlehüm kâne ḫiṭʾen kebîrâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

31Yoksulluk korkusu ile sakın çocuklarınızı öldürmeyin. Zira biz onların rızkını da sizin rızkınızı da veririz. Onları öldürmek büyük bir günahtır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

31Yoksulluk ve geçim endişesi ile anne karnından itibaren sakın çocuklarınızı öldürmeyin. Ne kız çocuklarını diri diri toprağa gömen eski Arap putperestleri gibi, ne de başka yollarla çocuklarınıza kıymayın! Bu çocuklar sizin rızkınıza ortak olacaklar diye korkmayın; Çünkü onların da sizin de rızkınızı veren Biziz. Sizler iyi niyetle, doğru yollardan rızk temin etmek için çalıştıkça, Rabbiniz size rızklarınızı verecektir. Bilin ki onları hem dünyaya geldikten sonra hem de ana rahminde öldürmek, gerçekten çok büyük bir suçtur ve cezası cehennemdir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

31En’am 151Hûd 6

Ayet 32

1 ayet

İsrâ 32

وَلَا تَقْرَبُوا الزِّنٰٓى اِنَّهُ كَانَ فَاحِشَةًۜ وَسَٓاءَ سَب۪يلًا ۝٣٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

32Velâ taḳrabü-zzinâ innehû kâne fâḥişeten. vesâe sebîlâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

32Ve sakın zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, çok çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

32Çocukları ana rahminde öldürmeye götüren sebeplerden biri de zinadır. İster evli ister bekar olun, evlilik dışı gayri meşrû cinsel ilişkilerden uzak durun Sakın zinaya da yaklaşmayın ve zinaya sebep olacak şeylerden de uzak durun. Evliliği kolaylaştırarak gençleri buna özendirin. Böylece, zinaya götüren bütün yoları kapayın. Zira o, aile kurumuna büyük zarar veren çok çirkin ve yüz kızartıcı bir hayasızlıktır ve sizi uçuruma sürükleyen çok kötü bir yoldur. Aynı zamanda büyük bir ahlâksızlıktır.

İlgili ayetler

Ayet 33

1 ayet

İsrâ 33

وَلَا تَقْتُلُوا النَّفْسَ الَّت۪ي حَرَّمَ اللّٰهُ اِلَّا بِالْحَقِّۜ وَمَنْ قُتِلَ مَظْلُومًا فَقَدْ جَعَلْنَا لِوَلِيِّه۪ سُلْطَانًا فَلَا يُسْرِفْ فِي الْقَتْلِۜ اِنَّهُ كَانَ مَنْصُورًا ۝٣٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

33Velâ taḳtülü-nnefse-lletî ḥarrame-llâhü illâ bilḥaḳḳ. vemen ḳutile mażlûmen feḳad ceʿalnâ liveliyyihî sülṭânen felâ yüsrif fi-lḳatl. innehû kâne menṣûrâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

33Ve Allah’ın dokunulmaz kıldığı cana, haklı bir sebep olmadıkça asla kıymayın! Bununla birlikte kim haksız yere öldürülürse, onun velisine (kısas ve tazminat isteme konusunda) bir yetki verdik. Fakat o da ceza konusunda aşırıya gitmesin zaten. O, yetki verilerek yardıma mazhar olmuştur.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

33Nefsi müdafaa, kısas ve savaş hali gibi haklı bir sebep olmadıkça, Allah’ın dokunulmaz ve kutsal kıldığı cana kıymayın. Bir kimse haksız yere öldürülürse, onun meşrû mirasçısına veya velisine, hakkını alması için kısas konusunda yetki verdik. Katilin kısas edilerek öldürülmesini isteme veya kendilerine kan diyetinin ödenmesi konusunda hukuki bir yetki tanımışızdır; Ancak bu veli de kısasta hukukun kendisine verdiği haddi aşıp işi kan davasına dökerek ileri gitmesin ve belirtilen cezanın dışına çıkmasın. Hak arıyoruz derken haksızlığa düşmesin. Zaten kendisine bu yasal yetki verilmekle, o gereken yardımı ve alacağını almıştır.

Ayet 34

1 ayet

İsrâ 34

وَلَا تَقْرَبُوا مَالَ الْيَت۪يمِ اِلَّا بِالَّت۪ي هِيَ اَحْسَنُ حَتّٰى يَبْلُغَ اَشُدَّهُۖ وَاَوْفُوا بِالْعَهْدِۚ اِنَّ الْعَهْدَ كَانَ مَسْؤُ۫لًا ۝٣٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

34Velâ taḳrabû mâle-lyetîmi illâ billetî hiye aḥsenü ḥattâ yeblüga eşüddeh. veevfû bilʿahd. inne-lʿahde kâne mesʾûlâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

34İyilik ve değerlendirme amacı dışında, reşit oluncaya kadar yetimin malına yaklaşmayın.(1) Verdiğiniz ahde/söze sadık kalın. Çünkü verilen ahit/söz sorumluluk gerektirir.(2)

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

34Yetimlerinizin mallarını haksızlıkla yemeyin. Himâyeniz altında bulunan yetimin malına, yetişkinlik çağına gelip rüştüne yani akli ve bedeni olgunluğa erinceye kadar, ancak o malı koruyup bereketlendirip arttırma, artan malı gelecekte yetime geri verme gibi onun adına değerlendirmek için en âdil ve en güzel şekilde yaklaşın. Onlara ait malı, yatırıma dönüştürüp, onlar adına değerlendirebilirsiniz. Fakat gerekli yaş ve olgunluğa ulaştıklarında, onlara mallarını geri vermek zorundasınız. Verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü verilen söz, sözün sahibine arkasında durmak gibi bir sorumluluk yükler. Verdiğiniz her sözden, hesap gününde mutlaka sorguya çekileceksiniz.

Ayet 35

1 ayet

İsrâ 35

وَاَوْفُوا الْكَيْلَ اِذَا كِلْتُمْ وَزِنُوا بِالْقِسْطَاسِ الْمُسْتَق۪يمِۜ ذٰلِكَ خَيْرٌ وَاَحْسَنُ تَاْو۪يلًا ۝٣٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

35Veevfü-lkeyle iẕâ kiltüm vezinû bilḳisṭâsi-lmüsteḳîm. ẕâlike ḫayruv veaḥsenü teʾvîlâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

35Bir şeyi ölçtüğünüzde tam ölçün, tarttığınız zaman da doğru bir terazi ile tam tartın. Böylesi çok daha yararlı ve sonuç alma açısından en güzelidir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

35Sosyal hayatta insanları değerlendirirken, ticaret, hukuk ahlâk gibi konularda veya yaptığınız alışverişlerinizde bir şey ölçtüğünüz zaman ölçüyü tam yapın ve tarttıklarınızı doğru terazi ile tartın. Alışverişlerinizde dürüstlükten ayrılmayın ve ticaretinize hile karıştırmayın. Yiyecek ve içeceklere haram şeyler katmayın, Hayatınızın her alanında, doğruluk ve adâleti kendinize temel ilke edinin. Bu, hem toplumdaki karşılıklı güven ortamının devamı için daha iyidir hem de ticaretinizin neticesi bakımından daha güzeldir. Böyle yaparak biraz daha az kazanacak olsanız bile, biliniz ki kazançlı olan davranış budur. Çünkü adalet ve dürüstlüğün egemen olduğu bir toplum, dünyada güven ve huzuru, âhirette de cennet nimetlerini elde eder.

Ayet 36

1 ayet

İsrâ 36

وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌۜ اِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ اُو۬لٰٓئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُ۫لًا ۝٣٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

36Velâ taḳfü mâ leyse leke bihî ʿilm. inne-ssemʿa velbeṣara velfüâde küllü ülâike kâne ʿanhü mesʾûlâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

36Ve hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyin peşine düşme! Zira kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

36Hakkında yeterli ve kesin bilgi sahibi olmadığın ve doğruluğunu tam olarak araştırmadığın bir şeyin ardına düşüp körü körüne karar verme. Ne olursa olsun, sağlam ve inandırıcı delillere dayanmadan, zandan yola çıkarak hiçbir konuda ve hiç kimse hakkında kesin yargıda bulunma, hiç kimseyi asılsız söylentilere dayanarak suçlama. Çünkü kulak, göz gönül gibi bilgiyi toplayan, işleyen ve karara bağlayan azaların hepsi de verdiğin karardan sorumludur ve kıyamette yaptıklarından hesaba çekilecektir.

İlgili ayetler

Ayet 37–39

3 ayet

İsrâ 37

İsrâ 38

İsrâ 39

وَلَا تَمْشِ فِي الْاَرْضِ مَرَحًاۚ اِنَّكَ لَنْ تَخْرِقَ الْاَرْضَ وَلَنْ تَبْلُغَ الْجِبَالَ طُولًا ۝٣٧ كُلُّ ذٰلِكَ كَانَ سَيِّئُهُ عِنْدَ رَبِّكَ مَكْرُوهًا ۝٣٨ ذٰلِكَ مِمَّٓا اَوْحٰٓى اِلَيْكَ رَبُّكَ مِنَ الْحِكْمَةِۜ وَلَا تَجْعَلْ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَ فَتُلْقٰى ف۪ي جَهَنَّمَ مَلُومًا مَدْحُورًا ۝٣٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

37Velâ temşi fi-lʾarḍi meraḥâ. inneke len taḫriḳa-lʾarḍa velen teblüga-lcibâle ṭûlâ.

Okunuş

38Küllü ẕâlike kâne seyyiühû ʿinde rabbike mekrûhâ.

Okunuş

39Ẕâlike mimmâ evḥâ ileyke rabbüke mine-lḥikmeh. velâ tecʿal meʿa-llâhi ilâhen âḫara fetülḳâ fî cehenneme melûmem medḥûrâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

37Ve sakın yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Zira sen, ne yeri yarabilirsin ne de boyca dağlara erişebilirsin.

Türkçe Meal

38İşte bunların hepsi de, Rabbinin katında hoş olmayan çirkin şeylerdir.

Türkçe Meal

39İşte bunlar Rabbinin sana vahyettiği hikmetlerdir. Sakın Allah ile birlikte bir başka ilah edinme! Aksi halde kınanmış ve kovulmuş olarak cehenneme atılırsın.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

37Allah’ın sana bahşettiği güç, servet, makam zenginlik gibi nimetlere güvenip de kibirle böbürlenerek yeryüzünde dolaşma. Çünkü sen aslında o kadar âciz bir varlıksın ki böyle yaparak ne yeri yarabilirsin ne de dağlarla ululuk yarışına girip de boyun dağlara ulaşabilir. Kendini ne kadar büyük görürsen gör gücün bilgin, kabiliyetlerin sınırlıdır.

Açıklamalı meal

38Ey insan! Yirmi ikinci âyetten itibaren bütün bu yasaklanan davranışların hepsi, Rabbinin nezdinde çirkin ve hoş karşılanmayan şeylerdir.

Açıklamalı meal

39İşte bunlar, vahyin rehberliğinde doğru bir hayat yaşaman için Rabbinin sana vahyettiği hikmetler ve uyulması gereken emirlerdir. Bir defa daha hatırlatmak gerekirse, sakın Allah ile birlikte başka ilâhlar edinme ve bazı varlıkları şefaatçi kabul etme. Şunu da bil ki Rabbinden başka insanları yönetmek için yasa koyanlar; hakları olmadan ilahlık iddia etmişlerdir. Eğer onlara uyarak Allah’a şirk koşarsan aksi takdirde kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak yüzüne bakılmaz bir halde cehenneme atılırsın.

Ayet 40–43

4 ayet

İsrâ 40

İsrâ 41

İsrâ 42

İsrâ 43

اَفَاَصْفٰيكُمْ رَبُّكُمْ بِالْبَن۪ينَ وَاتَّخَذَ مِنَ الْمَلٰٓئِكَةِ اِنَاثًاۜ اِنَّكُمْ لَتَقُولُونَ قَوْلًا عَظ۪يمًا۟ ۝٤٠ وَلَقَدْ صَرَّفْنَا ف۪ي هٰذَا الْقُرْاٰنِ لِيَذَّكَّرُواۜ وَمَا يَز۪يدُهُمْ اِلَّا نُفُورًا ۝٤١ قُلْ لَوْ كَانَ مَعَهُٓ اٰلِهَةٌ كَمَا يَقُولُونَ اِذًا لَابْتَغَوْا اِلٰى ذِي الْعَرْشِ سَب۪يلًا ۝٤٢ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يَقُولُونَ عُلُوًّا كَب۪يرًا ۝٤٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

40Efeaṣfâküm rabbüküm bilbenîne vetteḫaẕe mine-lmelâiketi inâŝâ. inneküm leteḳûlûne ḳavlen ʿażîmâ.

Okunuş

41Veleḳad ṣarrafnâ fî hâẕe-lḳurʾâni liyeẕẕekkerû. vemâ yezîdühüm illâ nüfûrâ.

Okunuş

42Ḳul lev kâne meʿahû âlihetün kemâ yeḳûlûne iẕel lebtegav ilâ ẕi-lʿarşi sebîlâ.

Okunuş

43Sübḥânehû veteʿâlâ ʿammâ yeḳûlûne ʿulüvven kebîrâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

40“Rabbiniz; sizin için oğulları seçti de, meleklerden kendisine kızlar edindi” öylemi? Siz gerçekten vebali çok büyük bir söz söylüyorsunuz.

Türkçe Meal

41Oysa biz bu Kuran’da öğüt alsınlar diye, hakikati farklı şekillerde tekrar tekrar dile getirdik. Ama gel gör ki bu açıklamalar onların sadece nefretini artırıyor.

Türkçe Meal

42De ki: “Eğer iddia ettikleri gibi, Allah’la beraber başka ilahlar olsaydı; hükümranlık makamının sahibine ulaşıp üstün gelmek için yol ararlardı.”

Türkçe Meal

43Zira O, onların bütün bu yakıştırmalarından münezzehtir ve yücedir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

40Ey müşrikler! Sizler kız çocuklarına sahip olmaktan utanç duyuyorsunuz, ama meleklerin Allah’ın kızları olduğunu iddia ediyorsunuz. Demek Rabbiniz, erkek çocukları size layık gördü ve yüceltti kendisi de meleklerden kız çocuklar edindi öyle mi? Ne söylediğinizin farkında mısınız? Nasıl olur da Allah’ın sizlere erkek çocuklar bahşedip kendisinin, erkek çocuğundan aşağı gördüğünüz kız çocuklar edindiğini düşünürsünüz? Gerçekten, utanmadan ve hiçbir bilgi ya da delile dayanmadan Melekler Allah’ın kızlarıdır diyorsunuz ya. Bunun sonuçları çok ağır olacak. Siz büyük ve dehşet verici bir söz söylüyorsunuz.

Açıklamalı meal

41Biz, onların akıllarını başlarına toplamaları ve düşünüp ders almaları için, tevhide dair bütün delilleri bu Kur’an’da türlü şekillerde tekrar ettik. Fakat bu öğütler, onların nefretini, isyanlarını daha da artırmaktan ve onları doğru yoldan iyice uzaklaştırmaktan başka bir sonuç sağlamadı. Erkeği de kadını da yaratanın Allah olduğunu, O’nun her tür eksiklikten münezzeh olduğunu ve asla çocuk edinmediğini apaçık bildirmişken, erkek çocukları kendilerinin, melekleri de Allah’ın kızları kabul etmeleri, müşriklerin Allah’ı layıkıyla tanımadıklarından ve tanımak istemediklerinden başka bir şey değildir.

Açıklamalı meal

42Ey Peygamber! de ki: Eğer söyledikleri gibi Allah ile birlikte başka ilâhlar da bulunsaydı, o takdirde bu ilâhlar, Arş’ın sahibi Allah’a ulaşmak, O’na galip gelebilmek ve kâinat üzerinde hakimiyet kurmak için çareler arayacaklardı. Ve her biri kendine göre yasalar koymaya kalkıp kargaşa çıkarırlardı. Nitekim Haman böyle yapmadı mı? Kule yaptırıp Allah ile savaşmak istemedi mi? Allah’ın O’na ne yaptığını görmediniz mi? Allah O’nu şımarıklığından, yaptığı haksızlıklardan dolayı yok etti.

Açıklamalı meal

43Halbuki yönetimin ve egemenliğin tek sahibi olan Allah, onların düşündükleri söyledikleri iddialardan, şirkin her şeklinden ve her türünden uzaktır; çok yücedir ve son derece büyük olandır.

Ayet 44

1 ayet

İsrâ 44

تُسَبِّحُ لَهُ السَّمٰوَاتُ السَّبْعُ وَالْاَرْضُ وَمَنْ ف۪يهِنَّۜ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪ وَلٰكِنْ لَا تَفْقَهُونَ تَسْب۪يحَهُمْۜ اِنَّهُ كَانَ حَل۪يمًا غَفُورًا ۝٤٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

44Tüsebbiḥu lehü-ssemâvâtü-ssebʿu velʾarḍu vemen fîhinn. veim min şeyʾin illâ yüsebbiḥu biḥamdihî velâkil lâ tefḳahûne tesbîḥahüm. innehû kâne ḥalîmen gafûrâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

44Yedi gök ve yeryüzü, buralarda bulunan bütün akıllı varlıklar O’nu tespih ederler/ O’nun koyduğu yasaya göre hareket ederler. Zira O’nu övgü ile tespih etmeyen/ O’nun yasalarınca hareket etmeyen hiçbir varlık yoktur. Fakat siz onların bu tespihini/yasaya boyun eğmelerini anlayamazsınız. Buna rağmen O çok müsamahakâr ve çok bağışlayıcıdır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

44Yedi kat gök, yer ve bunların içinde bulunanlar, Allah’ın sınırsız ilminin, kudretinin ve yüceliğinin delillerindendir. Hepsi de yaratılış sebeplerine uygun, varlıklarını devam ettirdiklerini apaçık gösterir ve her türlü eksikten tenzih ederek O’nu tesbih eder. Bütün mahlukat O’nun hükümranlığında olup O’na kulluk eder. Evrende O’nu hamd ve övgü ile tesbih etmeyen ve yüceliğine işaret etmeyen hiçbir şey yoktur. O’nun verdiği vazifeyi icra eder. Ne var ki siz, onların Allah’ı anışlarını ve ne yaptıklarını anlayamazsınız. Gel gör ki; ağaçlar, taşlar, kuşlar Rabb’ini tesbih ederken, insanoğlu O’na başkaldırıyor! Eğer bu isyankârlar, hâlâ Allah’ın nimetlerinden yararlanıyor ve derhal cezaya çarptırılmıyorlarsa, bunun bir tek sebebi var. Çünkü O, kullarına karşı onları hemen cezalandırmayıp, mühlet veren, kusurlarına karşı çok müsamahalı olan halimdir. Merhametli ve yanlışından doğruya döneni de bağışlayıcıdır.

İlgili ayetler

Ayet 45–46

2 ayet

İsrâ 45

İsrâ 46

وَاِذَا قَرَاْتَ الْقُرْاٰنَ جَعَلْنَا بَيْنَكَ وَبَيْنَ الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ حِجَابًا مَسْتُورًاۙ ۝٤٥ وَجَعَلْنَا عَلٰى قُلُوبِهِمْ اَكِنَّةً اَنْ يَفْقَهُوهُ وَف۪ٓي اٰذَانِهِمْ وَقْرًاۜ وَاِذَا ذَكَرْتَ رَبَّكَ فِي الْقُرْاٰنِ وَحْدَهُ وَلَّوْا عَلٰٓى اَدْبَارِهِمْ نُفُورًا ۝٤٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

45Veiẕâ ḳaraʾte-lḳurʾâne ceʿalnâ beyneke vebeyne-lleẕîne lâ yüʾminûne bilʾâḫirati ḥicâbem mestûrâ.

Okunuş

46Veceʿalnâ ʿalâ ḳulûbihim ekinneten ey yefḳahûhü vefî âẕânihim vaḳrâ. veiẕâ ẕekerte rabbeke fi-lḳurʾâni vaḥdehû vellev ʿalâ edbârihim nüfûrâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

45Sen Kuran okuduğun zaman, ahirete inanmayanlar seninle aralarına perde çekerler.

Türkçe Meal

46Kuran’ı anlamak istemeyenler kalplerinin üzerine perde gererler. Kulakları ile dinlemek istemezler. Sen Kuran’da Rabbinin tekliğini dillendirdiğinde, nefretle arkalarına dönüp kaçarlar.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

45Ey Resulüm. Biz, Kur’an okuduğun zaman, inatla direnen ve seninle ahirete inanmayan müşrik ve kâfirlerin arasına gizli ve sanki gözle görünmeyen manevi bir perde çekeriz. O perde hakkı anlamaya niyetli olmadıkları ve inkârda ısrar ettikleri için, Kur’an’ı anlamalarına âdeta engel olur.

Açıklamalı meal

46Ayrıca, Kur’an’ı anlamamaları için kalplerine bir perde geçirir ve kulaklarına da işitmelerine engel olacak sanki manevi ağırlıklar koyarız. Sen ne zaman onları Allah’ın yoluna davet etsen, ne zaman Kur’an okuduğunda Rabbinden bir tek ilah olarak söz etsen, çok rahatsız olurlar. Müşriklerin ileri gelenleri, tevhitten bahsettiğinde halkın ilahlarını terk edeceğini ve buna bağlı olarak da şeytani düzenlerinin yıkılacağını bildiklerinden canları sıkılmış bir vaziyette, arkalarını dönüp giderler.

Ayet 47–49

3 ayet

İsrâ 47

İsrâ 48

İsrâ 49

نَحْنُ اَعْلَمُ بِمَا يَسْتَمِعُونَ بِه۪ٓ اِذْ يَسْتَمِعُونَ اِلَيْكَ وَاِذْ هُمْ نَجْوٰٓى اِذْ يَقُولُ الظَّالِمُونَ اِنْ تَتَّبِعُونَ اِلَّا رَجُلًا مَسْحُورًا ۝٤٧ اُنْظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوا لَكَ الْاَمْثَالَ فَضَلُّوا فَلَا يَسْتَط۪يعُونَ سَب۪يلًا ۝٤٨ وَقَالُٓوا ءَاِذَا كُنَّا عِظَامًا وَرُفَاتًا ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَ خَلْقًا جَد۪يدًا ۝٤٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

47Naḥnü aʿlemü bimâ yestemiʿûne bihî iẕ yestemiʿûne ileyke veiẕ hüm necvâ iẕ yeḳûlu-żżâlimûne in tettebiʿûne illâ racülem mesḥûrâ.

Okunuş

48Ünżur keyfe ḍarabû leke-lʾemŝâle feḍallû felâ yesteṭîʿûne sebîlâ.

Okunuş

49Veḳâlû eiẕâ künnâ ʿiżâmev verufâten einnâ lemebʿûŝûne ḫalḳan cedîdâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

47Çünkü biz, onların sen Kuran okurken seni ne maksatla dinlediklerini de, aralarında fısıldaşırken o zalimlerin “Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediklerini de çok iyi biliyoruz.

Türkçe Meal

48Şunlara bak, sana neler yakıştırıyorlar öyle! Ve öyle bir sapıyorlar ki, artık doğru yolu bulmalarına imkân yok.

Türkçe Meal

49Ve bir de “Biz kemik yığınına dönüşmüş ve ufalanıp toprağa karıştıktan sonra yeni bir yaratılışla tekrar diriltileceğiz öyle mi?” diyorlar.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

47Biz, onların seni dinler gibi gözüktüklerini ve dinlerken de ne maksatla dinlediklerini çok iyi biliriz. Güya açığını yakalayıp sana karşı koz olarak kullanmak için, seni Kur’an okurken gizli gizli dinlerler. Aslında sana karşı gizli bir hayranlık besleyen o zalimler, kendi aralarında fısıldaşırlarken Kur’an’dan etkilenen insanlara: «Siz, eğer onun söylediklerine uyarsanız, sözleriyle insanları etkileyen büyülenmiş bir adama uymuş olursunuz» dediklerine de şahidiz. Sana “büyülenmiş” diyorlardı; çünkü okuduğun Kur’an’dan etkileniyor, vicdanları sarsıp derinden etkileyen bu sözlerin beşer kaynaklı olamayacağını hissediyorlardı.

Açıklamalı meal

48Resulüm şu zalimlerin sana yakıştırdıkları kötü sıfatlara bir baksana. Halkı senden uzaklaştırmak için senin hakkında bazen bir sihirbaz ya da bazen bir şair ve mecnun gibi ne tuhaf ve anlamsız benzetmeler yaptılar. Bu yüzden, öyle bir saptılar ki, artık gerçeklerden kopuk ve bu çirkin yakıştırmalarından dolayı kendilerini hidayete ulaştıracak doğru yolu asla bulamazlar.

Açıklamalı meal

49Ayrıca bu benzetmelerinin yanında bir de onlar ahireti inkârlarına güya gerekçe olarak dediler ki: Sahi biz, bir kemik yığını ve toz toprak hâline geldikten sonra, ete kemiğe bürünüp yeniden mi diriltileceğiz, bu olacak şey mi diye alay ediyorlar.

Ayet 50–52

3 ayet

İsrâ 50

İsrâ 51

İsrâ 52

قُلْ كُونُوا حِجَارَةً اَوْ حَد۪يدًاۙ ۝٥٠ اَوْ خَلْقًا مِمَّا يَكْبُرُ ف۪ي صُدُورِكُمْۚ فَسَيَقُولُونَ مَنْ يُع۪يدُنَاۜ قُلِ الَّذ۪ي فَطَرَكُمْ اَوَّلَ مَرَّةٍۚ فَسَيُنْغِضُونَ اِلَيْكَ رُؤُ۫سَهُمْ وَيَقُولُونَ مَتٰى هُوَۜ قُلْ عَسٰٓى اَنْ يَكُونَ قَر۪يبًا ۝٥١ يَوْمَ يَدْعُوكُمْ فَتَسْتَج۪يبُونَ بِحَمْدِه۪ وَتَظُنُّونَ اِنْ لَبِثْتُمْ اِلَّا قَل۪يلًا۟ ۝٥٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

50Ḳul kûnû ḥicâraten ev ḥadîdâ.

Okunuş

51Ev ḫalḳam mimmâ yekbüru fî ṣudûriküm. feseyeḳûlûne mey yüʿîdünâ. ḳuli-lleẕî feṭaraküm evvele merrah. feseyüngiḍûne ileyke ruûsehüm veyeḳûlûne metâ hû. ḳul ʿasâ ey yekûne ḳarîbâ.

Okunuş

52Yevme yedʿûküm fetestecîbûne biḥamdihî veteżunnûne il lebiŝtüm illâ ḳalîlâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

50Sen de onlara de ki: "İster taş olun, ister demir!"

Türkçe Meal

51“Ya da dirilmesini hayal dahi etmediğiniz bir varlığa dönüşün!” Onlar da “Bizi tekrar kim diriltecek?” diyecekler. De ki: “Sizi ilk defa kim yarattıysa O!” Bunun üzerine sana alaycı bir şekilde başlarını sallayarak: “Peki o, ne zaman olacak?” De ki: “Belki de çok yakında!”

Türkçe Meal

52O gün sizi çağırdığında, derhal çağrısına O’nu överek uyacaksınız. Ve dünyada az bir zaman kaldığınızı zannedeceksiniz.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

50Sen de onlara de ki: “ Değil bir kemik yığını ya da ufalanmış toprak. Öldükten sonra ister çürüyüp gidin ister taş veya demir gibi en sert şey ne ise ona dönüşmüş olun.

Açıklamalı meal

51Ya da diriltilmesi imkânsız gibi görünen aklınıza getirebildiğiniz ne varsa ona dönüşen bir varlık olun. Mutlaka tekrar diriltilecek ve hesaba çekileceksiniz. Bu durumda onlar sana: “Bizi kim yeniden diriltip eski halimize döndürebilir?” diye soracaklardır. Onlara de ki: “ Sizi ilk defa yaratan kimse, O’nun tarafından tekrar diriltileceksiniz ” diye cevap ver.” Bu kez müşrikler yine inanmayacak ve sana alaycı bir tavırla başlarını sallayıp: “Bu diriliş ne zaman gerçekleşecek?” diyecekler. Sen de onların bu alaycı tavırlarına aldırma ve de ki: “ Kim bilir, ilahi azaba uğrayacağınız gün belki de çok yakındır.”

Açıklamalı meal

52Rabbiniz olan Allah sizi yargılanmak üzere huzuruna çağıracağı gün, siz de bu gerçek karşısında dünya hayatınızı boş, anlamsız, şeylerle oyalanarak geçirdiğinizi anlayıp hiç itiraz etmeden, O’na hamd ederek çağrısına uyacaksınız ve kabirlerinizde de pek az bir süre kaldığınızı, dünya hayatının ne kadar kısa ve geçici olduğunu anlayacaksınız.

Ayet 53

1 ayet

İsrâ 53

وَقُلْ لِعِبَاد۪ي يَقُولُوا الَّت۪ي هِيَ اَحْسَنُۜ اِنَّ الشَّيْطَانَ يَنْزَغُ بَيْنَهُمْۜ اِنَّ الشَّيْطَانَ كَانَ لِلْاِنْسَانِ عَدُوًّا مُب۪ينًا ۝٥٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

53Veḳul liʿibâdî yeḳûlü-lletî hiye aḥsen. inne-şşeyṭâne yenzegu beynehüm. inne-şşeyṭâne kâne lilʾinsâni ʿadüvvem mübînâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

53Kullarıma söyle; sözün en güzelini söylesinler, zira şeytan onların aralarını bozmaya çalışır. Hiç şüphesiz şeytan, insan için apaçık bir düşmandır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

53Ey Peygamber! İman etmeyenleri, doğru yola davet eden mü’min kullarıma söyle: “ Doğru olanı yaşamaya çağırmak için inancı ne olursa olsun insanlarla konuşurken gönül incitmeden, kaba ve kırıcı olmadan imana davet etsinler. Daima en güzel en etkileyici bir şekilde konuşup tartışsınlar ve doğruluğu kanıtlanmış bilgiyi söylesinler. Şeytana fırsat vermesinler. Çünkü şeytan müminlerle müşrikleri birbirlerine karşı kışkırtarak en ufak şeylerden bile aralarını bozmak ister. Aralarından adaleti kaldırıp haksızlık yaptırır. Siz bu fırsatı ona vermeyin. Gerçekten şeytan, insan için apaçık ve çok yaman bir düşmandır.

İlgili ayetler

Ayet 54

1 ayet

İsrâ 54

رَبُّكُمْ اَعْلَمُ بِكُمْۜ اِنْ يَشَاْ يَرْحَمْكُمْ اَوْ اِنْ يَشَاْ يُعَذِّبْكُمْۜ وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ وَك۪يلًا ۝٥٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

54Rabbüküm aʿlemü biküm. iy yeşeʾ yerḥamküm ev iy yeşeʾ yüʿaẕẕibküm. vemâ erselnâke ʿaleyhim vekîlâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

54Rabbiniz, sizin neye layık olduğunuzu çok iyi bilmektedir. O rahmetine uygun görürse size rahmet eder, azabını hak etmiş görürse de sizi azaba uğratır. Zira biz, seni onların vekili olarak göndermedik.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

54O iman etmeyenlere söyleyeceğiniz en güzel söz şudur: Rabbiniz niyetlerinizle, söylediklerinizle, yaptıklarınızla sizin Allah katındaki derecenizi ve kimin neye layık olduğunu elbette en iyi bilendir. Allah ikramına ve rahmetine layık görürse, tövbeniz sebebiyle günahlarınızı bağışlayıp size merhamet eder ki bu, O’nun lütfudur. Ve dilerse ısrarla hakkı inkâr ettiğiniz için günahlarınız sebebiyle ve adaletinin gereği olarak da hak edeni cezalandırır. O hâlde size düşen, kimin cennetlik, kimin cehennemlik olduğunu belirlemek değil, hakîkati olanca açıklığıyla tebliğ etmektir. Ey Muhammed, Biz seni onların üzerine ‘sığınılacak bir koruyucu, insanların akıbeti konusunda hüküm verici ya da daveti zorla kabul ettirici bir vekil olarak göndermedik. Onun için seni kurtarıcı gibi görenlere; “Benim elimde bir şey yok. Cezalandıracak olan da af edecek olan da sadece Rabbimdir” de.

İlgili ayetler

Ayet 55

1 ayet

İsrâ 55

وَرَبُّكَ اَعْلَمُ بِمَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَلَقَدْ فَضَّلْنَا بَعْضَ النَّبِيّ۪نَ عَلٰى بَعْضٍ وَاٰتَيْنَا دَاوُ۫دَ زَبُورًا ۝٥٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

55Verabbüke aʿlemü bimen fi-ssemâvâti velʾarḍ. veleḳad feḍḍalnâ baʿḍa-nnebiyyîne ʿalâ baʿḍiv veâteynâ dâvûde zebûrâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

55Çünkü senin Rabbin, göklerde ve yerde her kim varsa hepsini en iyi bilendir. Biz bazı nebileri farklı özelliklerle her birini diğerine göre faziletli kılmışızdır. Bu çerçevede Davud’a Zebur’u verdik.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

55Ey Peygamber! Rabbin göklerde ve yerde kim ve ne varsa, hepsini her yönüyle en iyi tanıyıp bilendir. Yarattıklarından kimin neye layık olduğunu da en doğru olarak O bilir. Andolsun biz peygamberlerden her birine, diğerinden farklı özellikte kabiliyet ve üstünlük verdik. Kimilerini görsel mucizelerle, kimilerini de hikmet dolu kitaplarla destekleyip yücelttik. Tıpkı Davud’a da rahmetimizin bir belirtisi olarak, hükümdarlıkla birlikte hikmet yüklü Zebur’u verdiğimiz gibi. Kimi iktidar sahibi olup hükümdar oldu. Kimi de öldürüldü. Her Nebi’nin hastalık sürgün gibi başına gelenlere karşı sabrı, mücadelesi, azmi başkaydı. Her Nebi’nin samimiyetle yaptıkları katımızda değer kazanmıştır. Nebilerin hangi açıdan üstün olduklarını sadece Rabbin bilir.

İlgili ayetler

Ayet 56–57

2 ayet

İsrâ 56

İsrâ 57

قُلِ ادْعُوا الَّذ۪ينَ زَعَمْتُمْ مِنْ دُونِه۪ فَلَا يَمْلِكُونَ كَشْفَ الضُّرِّ عَنْكُمْ وَلَا تَحْو۪يلًا ۝٥٦ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ يَدْعُونَ يَبْتَغُونَ اِلٰى رَبِّهِمُ الْوَس۪يلَةَ اَيُّهُمْ اَقْرَبُ وَيَرْجُونَ رَحْمَتَهُ وَيَخَافُونَ عَذَابَهُۜ اِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ كَانَ مَحْذُورًا ۝٥٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

56Ḳuli-dʿü-lleẕîne zaʿamtüm min dûnihî felâ yemlikûne keşfe-ḍḍurri ʿanküm velâ taḥvîlâ.

Okunuş

57Ülâike-lleẕîne yedʿûne yebtegûne ilâ rabbihimü-lvesîlete eyyühüm aḳrabü veyercûne raḥmetehû veyeḫâfûne ʿaẕâbeh. inne ʿaẕâbe rabbike kâne maḥẕûrâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

56De ki: “Allah’a yakın saydıklarınızı, sıkıntıya düştüğünüzde çağırın bakalım. Ne sizden sıkıntıyı gidermeye ne de onu iyiliğe çevirmeye güçleri yeter!”

Türkçe Meal

57Oysa onların dua ile yalvarıp yakardıkları kimseler var ya; Allah’a en yakın olduğunu sandıkları hangisi ise onlar da Rablerine daha yakın olmak için yol ararlar. Ve O’nun rahmetini ümit ederler, azabından ise korkarlar. Zira Rabbinin azabı çok korkunçtur.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

56Ey Resûlüm! Kur’an ile yapılan davetten yüz çevirenlere ve Allah’tan başka bir makama el açıp yücelterek Allah’a ortak koşanlara de ki: “ Allah’ı ilâh edinmekle birlikte Allah’la aranızda şefaatçi olacaklarını zannedip Allah ile aranıza girdiğini iddia ettiklerinizi, sıkıntıya düştüğünüz zaman yakın sayıp da Allah yerine onlardan yardım dilendiklerinizi, yardıma çağırın ve yalvarın yalvarabildiğiniz kadar. Çağırın da duanıza cevap verebilecekler miymiş görün. Göreceksiniz ki onlar sizden ne bir sıkıntıyı ne de sorunlarınızı giderebilirler ne de yararınıza olacak şekilde değiştirebilirler.” Kendilerine ilahlık yakıştırdıklarınızın başınıza gelecek bir zararı önlemeye güçlerinin yetmediğini görmüyor ve düşünemiyor musunuz?

Açıklamalı meal

57Aslında onların yalvarıp yakardıkları ve aşırı yüceltip Allah’a şirk koştukları ilahlar da “Ne yapsam da O’na daha yakın olabilsem!” diye Rablerine yaklaşmak için, sürekli salih ameller üzerinden arayış içindedirler. Ve başları sıkışıp, dara düştüklerinde de Rableri olan Allah’a yalvarıp, dua ederek O’ndan yardım isterler. O’nun rahmetini umar ve azabından korkarlar. Gerçekten Rabbinin azabı, özellikle imanını şirkle kirletenler için çok korkunçtur. Ve bu azap, geçmişte olduğu gibi, gelecekte de zâlimleri hedef almaya devam edecektir.

Ayet 58

1 ayet

İsrâ 58

وَاِنْ مِنْ قَرْيَةٍ اِلَّا نَحْنُ مُهْلِكُوهَا قَبْلَ يَوْمِ الْقِيٰمَةِ اَوْ مُعَذِّبُوهَا عَذَابًا شَد۪يدًاۜ كَانَ ذٰلِكَ فِي الْكِتَابِ مَسْطُورًا ۝٥٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

58Veim min ḳaryetin illâ naḥnü mühlikûhâ ḳable yevmi-lḳiyâmeti ev müʿaẕẕibûhâ ʿaẕâben şedîdâ. kâne ẕâlike fi-lkitâbi mesṭûrâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

58Hiçbir toplum yoktur ki; kıyamet gününden önce onu ya helak etmişiz, ya da onu şiddetli bir şekilde cezalandırmışızdır. İşte bu kitapta/yeryüzünde kalıntılar şeklinde yazılmıştır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

58Kıyâmet gelmeden önce gerçeği inkârda inatla direnen bir toplumu zulüm haksızlık ve ahlâksızlıkları sebebiyle ya helâk ederiz ya da deprem kıtlık, salgın hastalık ve sel gibi afetlerle veya savaşlarla şiddetli bir şekilde cezalandırırız. Şüphesiz Allah’ın bu değişmez hükmü, adı Levh-i Mahfuz olan Kitap’ta böyle yazılıdır.

Ayet 59

1 ayet

İsrâ 59

وَمَا مَنَعَنَٓا اَنْ نُرْسِلَ بِالْاٰيَاتِ اِلَّٓا اَنْ كَذَّبَ بِهَا الْاَوَّلُونَۜ وَاٰتَيْنَا ثَمُودَ النَّاقَةَ مُبْصِرَةً فَظَلَمُوا بِهَاۜ وَمَا نُرْسِلُ بِالْاٰيَاتِ اِلَّا تَخْو۪يفًا ۝٥٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

59Vemâ meneʿanâ en nürsile bilʾâyâti illâ en keẕẕebe bihe-lʾevvelûn. veâteynâ ŝemûde-nnâḳate mübṣiraten feżalemû bihâ. vemâ nürsilü bilʾâyâti illâ taḫvîfâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

59Öncekilerin yalanlamış olması bizi ayetler göndermemizi engellemedi. Semûd’a, apaçık bir mucize olarak o dişi deveyi vermiştik ama onu hunharca keserek emrimize karşı gelip kendilerine zulmettiler. Zira biz ayetleri korkutarak uyarmak için göndeririz.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

59Müşriklerin senden peygamberliğine delil olarak mucize istemelerine karşı, bizim mucize göndermeyişimizin sebebi, öncekilerin mucizelerimizi görmelerine rağmen yalanlamış ve daveti kabul etmemiş olmasıdır. Nitekim Semud’a Salih’in peygamberliğinin delili ve apaçık bir mucize olarak dişi deveyi vermiştik. Deveye zarar verecek olurlarsa Allah’ın azabına çarptırılmakla uyarıldıkları halde, onu hunharca öldürerek hem iman etmeyip zalim oldular hem de helâk oldular ve kendilerine yazık ettiler. O hâlde, inkârcılar ne kadar isteseler de artık onlar istedi diye böyle mucizeler göndermeyeceğiz. Oysa biz mucizeleri insanları zorla imana getirmek veya toplumları helâk etmek için değil, yanlış yolda giden insanları yalnızca âhiret azabından korkutmak, inkârcıları uyarmak ve onların hidayetlerine vesile olması için göndeririz.

Ayet 60

1 ayet

İsrâ 60

وَاِذْ قُلْنَا لَكَ اِنَّ رَبَّكَ اَحَاطَ بِالنَّاسِۜ وَمَا جَعَلْنَا الرُّءْيَا الَّت۪ٓي اَرَيْنَاكَ اِلَّا فِتْنَةً لِلنَّاسِ وَالشَّجَرَةَ الْمَلْعُونَةَ فِي الْقُرْاٰنِۜ وَنُخَوِّفُهُمْۙ فَمَا يَز۪يدُهُمْ اِلَّا طُغْيَانًا كَب۪يرًا۟ ۝٦٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

60Veiẕ ḳulnâ leke inne rabbeke eḥâṭa binnâs. vemâ ceʿalne-rruʾye-lletî eraynâke illâ fitnetel linnâsi veşşecerate-lmelʿûnete fi-lḳurʾân. venüḫavvifühüm femâ yezîdühüm illâ ṭugyânen kebîrâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

60Hani sana “Senin Rabbinin, tüm insanları ilmiyle çepeçevre kuşattığını” söylemiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı ve Kuran’da lanetlenmiş olan o ağacı da insanlar için bir imtihan vesilesi kıldık. Biz onları korkutarak uyarıyoruz, ancak bu onların daha büyük taşkınlık yapmalarından başka bir şeyini arttırmıyor.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

60Ey Peygamber! Hani sana peygamberliğin ilk yıllarında: “ Müşriklerin gereksiz istekleri sebebiyle üzülme. Muhakkak Rabbin kudreti, adaleti, ve sınırsız ilmiyle tüm insanları çepeçevre kuşatmıştır. Onların ne yaptıklarını hakkıyla bilmektedir ve onlara yetecek güçtedir. Kimsenin sana zarar vermesine müsaade etmeyecektir ” demiştik. Fakat kâfirler, bunu alay konusu yapmışlardı. Sana Miraç gecesi gösterdiğimiz muhteşem manzarayı ve Kur’an’da lanetlenen cehennemdeki zakkum ağacını da insanlar için ders alırlar mı diye bir imtihan ve uyarı vesilesi kıldık. Biz haddini aşıp inkâr ve alay edenleri uyarıyor ve onları yanlış yoldan dönmeleri için o azap ağacı ile korkutuyoruz. Fakat öylesine gaflete dalmışlar ki bu korkutma onlarda büyük bir azgınlıktan başka bir işe yaramıyor. Kur’an’da anlatılanlara da inanmamakta direnip, azdıkça azıyorlar. Nitekim müşrikler, Miraç olayını duyar duymaz inkâr etmişlerdi. Oysa Biz, gerçeğin bilgisini senin gibi doğru ve güvenilir bir insandan öğrenmeleri ve ondan ders alıp doğru yolu bulmaları için sana miraçta böyle mucizeler göstermiştik. Fakat onlar seninle alay ettiler.

İlgili ayetler

Ayet 61–65

5 ayet

İsrâ 61

İsrâ 62

İsrâ 63

İsrâ 64

İsrâ 65

وَاِذْ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَ فَسَجَدُٓوا اِلَّٓا اِبْل۪يسَۜ قَالَ ءَاَسْجُدُ لِمَنْ خَلَقْتَ ط۪ينًاۚ ۝٦١ قَالَ اَرَاَيْتَكَ هٰذَا الَّذ۪ي كَرَّمْتَ عَلَيَّۘ لَئِنْ اَخَّرْتَنِ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ لَاَحْتَنِكَنَّ ذُرِّيَّتَهُٓ اِلَّا قَل۪يلًا ۝٦٢ قَالَ اذْهَبْ فَمَنْ تَبِعَكَ مِنْهُمْ فَاِنَّ جَهَنَّمَ جَزَٓاؤُ۬كُمْ جَزَٓاءً مَوْفُورًا ۝٦٣ وَاسْتَفْزِزْ مَنِ اسْتَطَعْتَ مِنْهُمْ بِصَوْتِكَ وَاَجْلِبْ عَلَيْهِمْ بِخَيْلِكَ وَرَجِلِكَ وَشَارِكْهُمْ فِي الْاَمْوَالِ وَالْاَوْلَادِ وَعِدْهُمْۜ وَمَا يَعِدُهُمُ الشَّيْطَانُ اِلَّا غُرُورًا ۝٦٤ اِنَّ عِبَاد۪ي لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَانٌۜ وَكَفٰى بِرَبِّكَ وَك۪يلًا ۝٦٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

61Veiẕ ḳulnâ lilmelâiketi-scüdû liâdeme fesecedû illâ iblîs. ḳâle eescüdü limen ḫalaḳte ṭînâ.

Okunuş

62Ḳâle eraʾeyteke hâẕe-lleẕî kerramte ʿaleyy. lein eḫḫarteni ilâ yevmi-lḳiyâmeti leaḥtenikenne ẕürriyyetehû illâ ḳalîlâ.

Okunuş

63Ḳâle-ẕheb femen tebiʿake minhüm feinne cehenneme cezâüküm cezâem mevfûrâ.

Okunuş

64Vestefziz meni-steṭaʿte minhüm biṣavtike veeclib ʿaleyhim biḫaylike veraclike veşârikhüm fi-lʾemvâli velʾevlâdi veʿidhüm. vemâ yeʿidühümü-şşeyṭânü illâ gurûrâ.

Okunuş

65İnne ʿibâdî leyse leke ʿaleyhim sülṭân. vekefâ birabbike vekîlâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

61Hani biz meleklere: “Adem için secde edin/onun emrine girin!” dediğimizde, İblis dışında hepsi secde etti. İblis: “Çamurdan yarattığın kimseye ben secde mi ederim?” dedi.

Türkçe Meal

62“Benden üstün tutacak bunu mu buldun? Eğer, beni kıyamet gününe kadar ertelersen; çok azı dışında onun soyunun hepsini azdırıp emir ve kumandam altına alacağım!” dedi.

Türkçe Meal

63Allah: “Çık git huzurumdan, onlardan kim sana uyarsa hepinizin cezası cehennemdir. Tam ve eksiksiz bir ceza!”

Türkçe Meal

64Haydi şimdi onlardan gücünün yettiğini vesvesenle ayart, onların üzerine süvarilerinle ve piyadelerinle saldır. Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol ve onlara çeşitli vaatlerde bulun! Unutmayın ki şeytanın vaatleri aldatmacadan başka bir şey değildir.

Türkçe Meal

65“Şunu iyi bil ki, benim has kullarımın üzerinde senin hiçbir etkin gücün olmayacaktır. Zira Rabbin vekil olarak yeter.”

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

61Ey müşrikler! Sizin, elçimiz karşısında sergilediğiniz bu inat ve kibir, tıpkı şeytanın Âdem karşısında sergilediği kibir gibidir. Hani Biz vaktiyle meleklere: “Adem’e hizmete hazır olup saygı gösterin ve üstünlüğünü kabul edin ” demiştik. Kibrine yenik düşen İblis dışında, meleklerin hepsi hürmet kastı ile secde etmişti. İblis bunu kabule yanaşmayıp kibirlendi, emre uymadı ve güya mazeret olarak Allah’a: “Ben bir çamur olarak yarattığına mı hizmet edip, saygı göstereceğim demişti ve Rabbine karşı isyan etmişti.

Açıklamalı meal

62İblis devamla demişti ki: “Şu benden üstün tuttuğun insana bir baksana! Andolsun, eğer bana kıyamet gününe kadar süre tanırsan gör bak insanların sana karşı nasıl nankörlük yapacağını ispat edeceğim. İhlaslı olan çok azı dışında onların neslini peşime takıp azdırarak kendime bağlayacağım.” Allah dileseydi, İblis’i oracıkta yok ederek işini bitirebilirdi. Fakat sonsuz ilim ve hikmeti gereğince, insanoğlunun çetin bir sınavdan geçirerek, İblis’e istediği süreyi vermişti.

Açıklamalı meal

63Bunun üzerine Allah da İblis’e dedi ki: “ Defol git huzurumdan. Sana kıyamete kadar süre verdim Onlardan kim peşine takılıp sana uyarsa, şüphesiz hepinizin cezası cehennem olacaktır. Böylece eksiksiz bir ceza olarak Allah’a nankörlük edip başkaldırmanızın ve işlediğiniz günahların karşılığını göreceksiniz.

Açıklamalı meal

64Haydi bakalım. Eğer yapabiliyorsan onlardan gücünün yettiğini ayartabildiğini sesinle, vesvesenle ayart da görelim. Gerek atlı gerek yaya olarak bütün adamlarını seferber et. Yani gerek yazılı gerekse görsel bütün kitle iletişim araçlarını, hile ve tuzaklarını kullanarak bütün gücünle onların üzerine yürü. Mal benim, istediğim gibi harcarım” demelerini sağlayarak onların mallarına ve çocuklarına ortak ol. Sonra da Allah’a şirk koşmaya, günaha çağırıp onlara asılsız aldatıcı ve boş vaatlerde bulun.” Unutmayın şeytan bu! Onların akıllarını çelip aldatmaktan başka bir şey vaad etmez.

Açıklamalı meal

65“ Ey İblis! Fakat şunu unutma ki, ne yaparsan yap benim yürekten iman edip, davetime sarılan, erdemli ve ihlâslı kullarımın üzerinde senin bir gücün ve vesveselerinin, yalan vaatlerinin hiçbir etkisi olamaz.” Gerçek anlamda sığındıklarında, onlara koruyucu ve tüm işlerine vekil olarak Rabbin yeter. Sana Rablerinin davetine icabet etmek istemeyenler uyarlar, sen ancak onları peşine takabilirsin. Öyleyse, ey insan! Ezelî düşmanını tanımalı ve onun sinsi tuzaklarına karşı uyanık olmalısın.

Ayet 66

1 ayet

İsrâ 66

رَبُّكُمُ الَّذ۪ي يُزْج۪ي لَكُمُ الْفُلْكَ فِي الْبَحْرِ لِتَبْتَغُوا مِنْ فَضْلِه۪ۜ اِنَّهُ كَانَ بِكُمْ رَح۪يمًا ۝٦٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

66Rabbükümü-lleẕî yüzcî lekümü-lfülke fi-lbaḥri litebtegû min faḍlih. innehû kâne biküm raḥîmâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

66O Rabbiniz ki, lütuf ve kereminden payınıza düşeni arayasınız diye sizin için denizlerde gemileri yüzdürendir. Çünkü O, size karşı çok merhametlidir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

66Ey insanlar! O halde size düşen, şeytana uymak değil, Rabbinize yönelmektir. Rabbiniz, göklerde ve yerde olduğu gibi, denizlerde de size nimetler lütfeder. Ve lütfundan rızık ve nasip arayasınız diye sizin için koyduğu yasalarla suya kaldırma kuvveti vererek gemileri denizde yüzdürür. Şüphesiz o size karşı çok şefkatli ve merhametlidir.

İlgili ayetler

Ayet 67–69

3 ayet

İsrâ 67

İsrâ 68

İsrâ 69

وَاِذَا مَسَّكُمُ الضُّرُّ فِي الْبَحْرِ ضَلَّ مَنْ تَدْعُونَ اِلَّٓا اِيَّاهُۚ فَلَمَّا نَجّٰيكُمْ اِلَى الْبَرِّ اَعْرَضْتُمْۜ وَكَانَ الْاِنْسَانُ كَفُورًا ۝٦٧ اَفَاَمِنْتُمْ اَنْ يَخْسِفَ بِكُمْ جَانِبَ الْبَرِّ اَوْ يُرْسِلَ عَلَيْكُمْ حَاصِبًا ثُمَّ لَا تَجِدُوا لَكُمْ وَك۪يلًاۙ ۝٦٨ اَمْ اَمِنْتُمْ اَنْ يُع۪يدَكُمْ ف۪يهِ تَارَةً اُخْرٰى فَيُرْسِلَ عَلَيْكُمْ قَاصِفًا مِنَ الرّ۪يحِ فَيُغْرِقَكُمْ بِمَا كَفَرْتُمْۙ ثُمَّ لَا تَجِدُوا لَكُمْ عَلَيْنَا بِه۪ تَب۪يعًا ۝٦٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

67Veiẕâ messekümu-ḍḍurru fi-lbaḥri ḍalle men tedʿûne illâ iyyâh. felemmâ neccâküm ile-lberri aʿraḍtüm. vekâne-lʾinsânü kefûrâ.

Okunuş

68Efeemintüm ey yaḫsife biküm cânibe-lberri ev yürsile ʿaleyküm ḥâṣiben ŝümme lâ tecidû leküm vekîlâ.

Okunuş

69Em emintüm ey yüʿîdeküm fîhi târaten uḫrâ feyürsile ʿaleyküm ḳâṣifem mine-rrîḥi feyugriḳaküm bimâ kefertüm ŝümme lâ tecidû leküm ʿaleynâ bihî tebîʿâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

67Denizde bir tehlikeyle karşı karşıya kaldığınızda, Allah ile aranıza koyup dua ile yalvarıp yakardıklarınız sizi yüz üstü bırakıp kaybolur; sadece O kalır. Ama sizi kurtarıp karaya çıkardığında da O’ndan yüz çevirirsiniz. Zira insanoğlu çok nankördür.

Türkçe Meal

68Peki Allah’ın sizi karada yerin dibine batırmayacağından veya üzerinize taşlar yağdıran bir kasırga göndermeyeceğinden yana bir garantiniz mi var? Sonra da O’ndan başka dayanıp güvenecek bir koruyucu bulamazsınız.

Türkçe Meal

69Yahut onun sizi; başka bir sefer için denize döndürmeyeceğinden, denize döndürdüğünde de nankörlüğünüzden dolayı üzerinize şiddetli kasırgalar göndererek sizi sulara gömmeyeceğinden yana bir garantiniz mi var? Sonra da bize karşı size arka çıkacak kimse bulamazsınız.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

67Bir düşünsenize! Siz denizde veya havada yolculuk esnasında bir tehlikeyle karşılaştığınızda sadece Allah’la baş başa kalırsınız. O’ndan başka medet umup yardıma çağırdıklarınızın hiçbiri yanınızda olmaz. Yalvarıp yakardığınız ne varsa aklınızdan kaybolup gider. Sizi sadece Allah’ın kurtarabileceğine inanırsınız. Allah’tan başka ilah edinip de yardım umduklarınızı hemen bir kenara atıp, unutursunuz ve sizi o tehlikeden kurtarması için sadece Allah’a dua ederek yalvarmaya başlarsınız. Ama Allah sizi sağ salim karaya çıkarıp kurtardığında, yaptığınız duaları ve tevhid üzere iman etmek için verdiğiniz sözleri unutup Allah’a şirk koşarsınız. Tekrar eski halinize dönüp Allah’a göre yaşanması gereken hayat nizamından yüz çevirirsiniz. Kendi ürettiğiniz ilahların yalan yanlış yasalarıyla hayatınıza devam edersiniz. Kendi ürettiğiniz ilahlara sımsıkı sarılır, ilahlarınızın hatırına Rabbinize karşı çıkar, yasalarını çiğnersiniz. Çünkü insanların pek çoğu nankördür ve çabuk küfre sapıcıdır. Gerçeklere karşı kör, sağır, dilsiz kesilirler.

Açıklamalı meal

68Peki karaya çıkınca her şey bitiyor mu? O’nun sizi kendinizi güvende hissettiğiniz karada da bir depremle yerin dibine geçirmeyeceğinden veya üzerinize taş yağdırıp, ortalığı kasıp kavuran bir kasırga göndermeyeceğinden ve nankörlüğünüze karşılık sizi helak etmeyeceğinden emin misiniz? Sakın emîn olmayın. Allah, şirk koşmak suretiyle müstehak olduğunuz bu cezayı verecek olsa sizi O’ndan kim koruyabilir? Bilin ki Allah, böyle bir hüküm veya bir bela verirse, bunun karşısında hiç kimse duramaz ve sonra kendinize felaketten başka bir kurtarıcı ve koruyucu da bulamazsınız.

Açıklamalı meal

69Yoksa O’nun sizi bir şekilde tekrar denize döndürmeyeceğinden ve üzerinize kırıp geçiren bir rüzgâr fırtınası gönderip nankörlüğünüz ve inkâr etmenize karşılık, sizi sulara gömüp boğmayacağından çok mu eminsiniz? Var mı bu konuda bir garantiniz? Sonra Bize karşı size arka çıkacak ve buna engel olabilecek bir kuvvet ve yardımcı da bulamazsınız. Öyleyse başınız rahata erince niçin Rabbinizden yüz çeviriyorsunuz?

Ayet 70

1 ayet

İsrâ 70

وَلَقَدْ كَرَّمْنَا بَن۪ٓي اٰدَمَ وَحَمَلْنَاهُمْ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَرَزَقْنَاهُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِ وَفَضَّلْنَاهُمْ عَلٰى كَث۪يرٍ مِمَّنْ خَلَقْنَا تَفْض۪يلًا۟ ۝٧٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

70Veleḳad kerramnâ benî âdeme veḥamelnâhüm fi-lberri velbaḥri verazaḳnâhüm mine-ṭṭayyibâti vefeḍḍalnâhüm ʿalâ keŝîrim mimmen ḫalaḳnâ tefḍîlâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

70And olsun ki biz Ademoğullarına değer vererek ikramda bulunduk. Karada ve denizde onlara ulaşım imkânları sağladık, temiz ve güzel rızıklarla rızıklandırdık. Böylece onları yarattığımız varlıkların çoğuna üstün kıldık.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

70Andolsun biz, insanoğlunu akıl ve irade vererek, diğer varlıklardan daha şerefli ve saygıya lâyık kılıp değerli ve hünerli bir varlık kıldık. Onlara yaratılış yasalarımızı keşfetme yetisi vererek, karada havada ve denizde ulaşımı kolaylaştıran vasıtalarla yolculuk yapma imkânı sağladık Temiz ve güzel şeylerle rızıklandırdık. Farklı özellikler bahşederek onları yarattıklarımızın çoğundan üstün kıldık. Buna rağmen inkâr edenler ayetlerimizi okuyup anlayarak öğüt aldılar mı? Elbette hayır! O hâlde, bütün bunlara rağmen, insanın Allah’tan başkalarına kulluk etmesi, nankörlük ve cehaletin doruk noktası değil midir? Ve böyle bir nankörlüğün cezası, Hesap Gününde hüsrana uğramaktan başka ne olabilir?

Ayet 71

1 ayet

İsrâ 71

يَوْمَ نَدْعُوا كُلَّ اُنَاسٍ بِاِمَامِهِمْۚ فَمَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ بِيَم۪ينِه۪ فَاُو۬لٰٓئِكَ يَقْرَؤُ۫نَ كِتَابَهُمْ وَلَا يُظْلَمُونَ فَت۪يلًا ۝٧١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

71Yevme nedʿû külle ünâsim biimâmihim. femen ûtiye kitâbehû biyemînihî feülâike yaḳraûne kitâbehüm velâ yużlemûne fetîlâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

71O gün, biz bütün insanları önderleriyle birlikte çağıracağız. Kitabı sağından verilenler, işte onlar kitaplarını okuyacaklar ve en küçük bir haksızlığa uğramayacaklar.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

71Ama gün gelir bütün insanları, amel defterleri ve örnek alıp arkasından gittiği önderleriyle birlikte, yargılamak için huzurumuza çağırırız. Dünyada yaptıklarına bakılıp bu dünyada hakikate götüren bir önderin arkasından gidip te amel defteri sağ yanından verilen kimseler, kendilerine cenneti müjdeleyen bu defterlerini büyük bir sevinçle okur ve o büyük mahkemede hiç kimse en küçük bir haksızlığa uğratılmaz. Çünkü her insan, ancak ne yapmışsa onu görür.

Ayet 72–73

2 ayet

İsrâ 72

İsrâ 73

وَمَنْ كَانَ ف۪ي هٰذِه۪ٓ اَعْمٰى فَهُوَ فِي الْاٰخِرَةِ اَعْمٰى وَاَضَلُّ سَب۪يلًا ۝٧٢ وَاِنْ كَادُوا لَيَفْتِنُونَكَ عَنِ الَّذ۪ٓي اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ لِتَفْتَرِيَ عَلَيْنَا غَيْرَهُۗ وَاِذًا لَاتَّخَذُوكَ خَل۪يلًا ۝٧٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

72Vemen kâne fî hâẕihî aʿmâ fehüve fi-lʾâḫirati aʿmâ veeḍallü sebîlâ.

Okunuş

73Vein kâdû leyeftinûneke ʿani-lleẕî evḥaynâ ileyke litefteriye ʿaleynâ gayrah. veiẕel letteḫaẕûke ḫalîlâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

72Her kim bu dünyada ayetlerimize karşı kör davranırsa, o ahirette de kör olacak hatta daha beter bir durumda olacak.

Türkçe Meal

73Az kalsın seni ayartıp, sana vahyettiğimiz Kuran dışında; bizim adımıza birtakım şeyler uydurtarak, böylece bize iftira etmeni sağlayacaklardı ve o takdirde seni Halil/dost edineceklerdi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

72Ancak bu dünya hayatında Allah’ın âyetlerinden yüz çevirip tevhid gerçeğini görmezden gelenler, ahirette de oranın güzelliklerini görmede kör olacak ve doğru yolu bulmada dünyadaki körlerden daha şaşkın olarak huzura çıkarılacaklardır.

Açıklamalı meal

73Ey Peygamber! Mekkeli müşriklerin senin tevhit çağrına inatla karşı koyuyor olduklarını ve bu durumun seni ümitsizleştirdiğini, bu sebeple zaman zaman bazı isteklerini kabul ederek onları kendine yakınlaştırmayı düşündüğünü biliyoruz. Doğrusu, biz seni hak üzere sabit kılıp kararlılığını arttırmasaydık, onlar az kalsın, sana vahyettiğimiz âyetler dışında başka birtakım sözleri Kur’an’ın ayetleriymiş gibi uydurup, Allah adına insanlara okuman ve böylece de bize karşı iftira etmen için seni fitneye düşüreceklerdi. Şayet onların tevhid inancıyla bağdaşmayan tekliflerine olumlu cevap verip tuzaklarına düşseydin, o zaman seni kendilerine en yakın dost edineceklerdi.

İlgili ayetler

Ayet 74–77

4 ayet

İsrâ 74

İsrâ 75

İsrâ 76

İsrâ 77

وَلَوْلَٓا اَنْ ثَبَّتْنَاكَ لَقَدْ كِدْتَ تَرْكَنُ اِلَيْهِمْ شَيْـًٔا قَل۪يلًاۗ ۝٧٤ اِذًا لَاَذَقْنَاكَ ضِعْفَ الْحَيٰوةِ وَضِعْفَ الْمَمَاتِ ثُمَّ لَا تَجِدُ لَكَ عَلَيْنَا نَص۪يرًا ۝٧٥ وَاِنْ كَادُوا لَيَسْتَفِزُّونَكَ مِنَ الْاَرْضِ لِيُخْرِجُوكَ مِنْهَا وَاِذًا لَا يَلْبَثُونَ خِلَافَكَ اِلَّا قَل۪يلًا ۝٧٦ سُنَّةَ مَنْ قَدْ اَرْسَلْنَا قَبْلَكَ مِنْ رُسُلِنَا وَلَا تَجِدُ لِسُنَّتِنَا تَحْو۪يلًا۟ ۝٧٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

74Velevlâ en ŝebbetnâke leḳad kitte terkenü ileyhim şeyʾen ḳalîlâ.

Okunuş

75İẕel leeẕaḳnâke ḍiʿfe-lḥayâti veḍiʿfe-lmemâti ŝümme lâ tecidü leke ʿaleynâ neṣîrâ.

Okunuş

76Vein kâdû leyestefizzûneke mine-lʾarḍi liyuḫricûke minhâ veiẕel lâ yelbeŝûne ḫilâfeke illâ ḳalîlâ.

Okunuş

77Sünnete men ḳad erselnâ ḳableke mir rusülinâ velâ tecidü lisünnetinâ taḥvîlâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

74Eğer biz seni sağlam tutmamış olsaydık, sen de onlara az da olsa meyledecektin.

Türkçe Meal

75O takdirde biz de sana hayatın da, ölümün de acısını kat kat tattırırdık. Sonra da bize karşı sana yardım edecek kimse bulamazdın.

Türkçe Meal

76Bunu başaramayanlar, seni yurdundan sürüp çıkarmak için az kalsın dünyayı başına yıkacaklardı. Bu durumda onlar da senin ardından orada ancak az bir zaman kalabilirlerdi.

Türkçe Meal

77Zira senden önce gönderdiğimiz elçilere uygulanan yasa budur. Bizim sünnetimiz/yasamızın uygulamasında bir değişiklik bulamazsın.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

74Andolsun, eğer bu konuda seni uyarmamış ve imanını güçlendirip, desteklememiş olsaydık, belki birazcık da olsa onlara meyil gösterebilirdin. Onların süslü ve yumuşak sözlerine kanabilirdin. Bil ki onlar seni kendi düzenlerine çağırır. Sözlerinin Allah katında makbul olduğunu iddia ederler. Lâkin biz seni onların hilesinden koruyarak, onlara meyletmeye yaklaşmaktan bile muhafaza ettik.

Açıklamalı meal

75Böyle bir tuzağa düşüp iyi niyetle olsa bile yanlış yapsaydın, o durumda kimse seni bu ilahi azaptan kurtaramazdı. Mutlaka sana dünya ve âhiret hayatın da çok ağır bir ceza verirdik. İşte o zaman bize karşı sana yardım edecek kimse de bulamazdın. Ama Allah’ın hidayet ve himayesiyle onlara zerre kadar taviz vermedin.

Açıklamalı meal

76Seni tuzaklarına düşüremeyeceklerini anlayan müşrik ve kâfirler, bu defa da seni doğup büyüdüğün yurdundan çıkarmak için, her türlü eziyete başvuracak ve sürekli seni tedirgin edip dünyayı başına dar edeceklerdi. Fakat bilmiyorlar ki, sen Medîne’ye hicret ettikten sonra kendileri de Mekke’de fazla kalamayacaklar. Nitekim Peygamberi yurdundan çıkaranlar, hicretten iki yıl sonra Bedir savaşında yenilgiye uğradılar ve birçokları o savaşta öldürüldü. Sekiz yıl sonra da Mekke tamamen Müslümanların eline geçti.

Açıklamalı meal

77Ey Resûlüm. Bu çile, sıkıntı ve hicret senden önce gönderdiğimiz peygamberler ve onları yurtlarından çıkaranlar için de uyguladığımız bir ilâhî kanundur. Nitekim, onları yurtlarından sürmek isteyenler ya helâk edilerek ya düşman istilasına uğrayarak ya da Peygamberin takipçileri tarafından yenilgiye uğratılarak cezalandırılmışlardı. İşte bu yüzden Bizim kanunumuzda, kıyâmete kadar zaman ve zemine göre bir değişiklik bulamazsın.

Ayet 78

1 ayet

İsrâ 78

اَقِمِ الصَّلٰوةَ لِدُلُوكِ الشَّمْسِ اِلٰى غَسَقِ الَّيْلِ وَقُرْاٰنَ الْفَجْرِۜ اِنَّ قُرْاٰنَ الْفَجْرِ كَانَ مَشْهُودًا ۝٧٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

78Eḳimi-ṣṣalâte lidülûki-şşemsi ilâ gaseḳi-lleyli veḳurʾâne-lfecr. inne ḳurʾâne-lfecri kâne meşhûdâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

78Güneşin batı tarafına yönelmesinden, gecenin karanlığının bastırmasına kadar namazını kıl. Özellikle sabah okumasına dikkat et, şüphe yok ki sabah okuması algının açık olduğu andır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

78Güneşin zirveyi aşıp da doğudan batıya doğru yönelmesinden, gecenin kararmasına kadar öğle, ikindi, akşam ve yatsı gibi belli vakitlerde namaz kıl. Bir de doğu ufku boyunca dağılmış ışıkların bir araya toplandığı tan vaktinde sabah namazını ve şafak vakti Kur’an okumayı da sakın ihmal etme., Geceleyin yaptığın ibadet sabır ve kararlılığını arttıracak, sabah vakitlerinde yapacağın ibadet ise gönlünü ferahlatacak, sana dinginlik verecektir. Şüphesiz sabah namazı okunan Kur’an’a melekler de katılırlar. Fecirdeki yoğunlaşma gözle görülür ve kıyamet günü, o namazı kılan müminlere şahitlik ederler. Çünkü sabah namazı insanın algılamasının yüksek, manevi duygularının yoğun olduğu vaktin namazıdır.

İlgili ayetler

Ayet 79

1 ayet

İsrâ 79

وَمِنَ الَّيْلِ فَتَهَجَّدْ بِه۪ نَافِلَةً لَكَۗ عَسٰٓى اَنْ يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَحْمُودًا ۝٧٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

79Vemine-lleyli fetehecced bihî nâfiletel lek. ʿasâ ey yebʿaŝeke rabbüke meḳâmem maḥmûdâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

79Ve geceleyin uykuna ara vererek, senin için nafile olan namazı kıl/okumayı yap! Umulur ki Rabbin, seni baş tacı olacağın bir konuma/Medine’ye ulaştırır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

79Ey Peygamber! Mü’minlerin önderi olarak gecenin bir kısmında da uykundan uyanıp sana mahsus olmak üzere Kur’ân oku ve teheccüd namazı kıl. Sana özgün olarak sırf kendin için Rabbine yaklaş! Rabbinin huzurunda kendinle yüzleşerek, Rabbinden bağışlanma dile. Umulur ki Rabbin seni dünyada ve ahirette övgüye değer çok yüksek bir makama pek yakında eriştirecektir.

Ayet 80

1 ayet

İsrâ 80

وَقُلْ رَبِّ اَدْخِلْن۪ي مُدْخَلَ صِدْقٍ وَاَخْرِجْن۪ي مُخْرَجَ صِدْقٍ وَاجْعَلْ ل۪ي مِنْ لَدُنْكَ سُلْطَانًا نَص۪يرًا ۝٨٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

80Veḳur rabbi edḫilnî müdḫale ṣidḳiv veaḫricnî muḫrace ṣidḳiv vecʿal lî mil ledünke sülṭânen neṣîrâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

80De ki: “Rabbim, beni varacağım yere hoşnutlukla eriştir. Çıkacağım yerden de hoşnutlukla çıkar ve katından beni destekleyecek bir güç ve kuvvet ver.”

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

80Ve dualarında Allah’a şöyle yakar: “Rabbim! Mademki beni Mekke’den çıkaracaklar; öyleyse beni Medine gibi erişeceğim her yere ve her işime doğrulukla hayırlısıyla erişmemi sağla. Çıkacağım Mekke’den ve diğer her yerden de senin rızana uygun bir doğrulukla ve hayırlısıyla çıkmamı nasip eyle. Bir ömür dürüst kalmanın, dürüst olmaktan daha zor olduğunu biliyorum. Ne olur, bana kendi katından zulme karşı mücadelede müminleri desteklemek için sağlam bir güç ve kuvvet ver, mücadelemde başarılı kıl.”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

80Fecr 27Fecr 30

Ayet 81

1 ayet

İsrâ 81

وَقُلْ جَٓاءَ الْحَقُّ وَزَهَقَ الْبَاطِلُۜ اِنَّ الْبَاطِلَ كَانَ زَهُوقًا ۝٨١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

81Veḳul câe-lḥaḳḳu vezeheḳa-lbâṭil. inne-lbâṭile kâne zehûḳâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

81Ve de ki, “Hak geldi, batıl yok olup gitti. Zaten batıl yok olmaya mahkûmdur.”

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

81Ve yine Kur’an’ın meydana getireceği devrimi şimdiden müjdeleyerek de ki: “ Ey müşrikler! Çabalarınız boşunadır, çok yakında tevhit inancı size galip gelecek, şirki silip süpürecektir. Artık Kur’an ve İslam ile mutlak ve değişmez gerçek olan hak geldi. Temelinde hakikat olmayan tüm batıl düşünceler ise yıkılıp gitti. Zaten türlü yalanlar üzere kurulmuş gerçek dışı bâtıl inançlar yok olup gitmeye ve er geç yıkılmaya mahkûmdur.” Hakkın karşısında hiçbir nizam doğruluk iddiasında bulunamaz ve karşısında tutunamaz. Hakk gelince bâtıl batacak, güneş doğunca karanlık kaybolacaktır. Çünkü beşerin icadı olan her sistem de beşer gibi çürüyüp gidecektir.

Ayet 82

1 ayet

İsrâ 82

وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفَٓاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِن۪ينَۙ وَلَا يَز۪يدُ الظَّالِم۪ينَ اِلَّا خَسَارًا ۝٨٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

82Venünezzilü mine-lḳurʾâni mâ hüve şifâüv veraḥmetül lilmüʾminîne velâ yezîdu-żżâlimîne illâ ḫasârâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

82Biz Kuran’dan müminler için şifa ve rahmeti indiriyoruz.(1) Ama bu Kuran a inanmayanların sadece zararını artırıyor.(2)

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

82Biz bu Kuran’ı Allah’ın davetine iman edip, O’na karşı sorumluluklarını yerine getiren mü’minler için şifa ve rahmet kaynağı olarak indirdik. Böylece şirk, sapkınlık ve cehalet hastalıklarından şifa bulmanızı sağlarız. Diğer taraftan bu Kur’an, inatları yüzünden Allah’ın davetinden yüz çevirip kulaklarını tıkayan, varoluş gayesi dışında hareket eden nankör ve zalimlerin ise sadece zarar ve ziyanını artırır. Çünkü onlar buna iman etmemek ve içerisindeki emirleri yerine getirmemek suretiyle ilahi cezaya daha fazla müstehak olmaktadırlar.

Ayet 83

1 ayet

İsrâ 83

وَاِذَٓا اَنْعَمْنَا عَلَى الْاِنْسَانِ اَعْرَضَ وَنَاٰ بِجَانِبِه۪ۚ وَاِذَا مَسَّهُ الشَّرُّ كَانَ يَؤُ۫سًا ۝٨٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

83Veiẕâ enʿamnâ ʿale-lʾinsâni aʿraḍa veneâ bicânibih. veiẕâ messehü-şşerru kâne yeûsâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

83Biz insana ne zaman bir nimet tattırmışsak yüz çevirdi ve yan çizdi. Kendisine bir kötülük dokununca da ümitsizliğe düşer.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

83Bilhassa o zalim insana bolca güç servet ve nimet verdiğimizde çoğu şükretmez, bunları kendisine kimin verdiğini unutur ve şımarıp azgınlaşır. Nankörlük ederek ayetlerimizden ve Allah’ı anmaktan yüz çevirip yan çizer. Fakat o müşrik insana bir sıkıntı, bir darlık geldiğinde ise bunun bir imtihân olduğunu düşünmez. Sabır ve tevekkül göstermek yerine tamamen ümitsizliğe ve karamsarlığa kapılır.

İlgili ayetler

Ayet 84

1 ayet

İsrâ 84

قُلْ كُلٌّ يَعْمَلُ عَلٰى شَاكِلَتِه۪ۜ فَرَبُّكُمْ اَعْلَمُ بِمَنْ هُوَ اَهْدٰى سَب۪يلًا۟ ۝٨٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

84Ḳul küllüy yaʿmelü ʿalâ şâkiletih. ferabbüküm aʿlemü bimen hüve ehdâ sebîlâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

84De ki: “Herkes seçimlerine uygun hareket eder. Şüphe yok ki Rabbiniz hanginizin daha doğru yolda olduğunu en iyi bilendir.”

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

84Ey Peygamber! İnsanların ısrarlı inkarları karısında üzülme ve farklı farklı tutumları karşısında de ki: Herkes tercih ettiği yol ve içinde yetiştiği yaşantıya ve kendi anlayışına göre hareket etsin bakalım. Kime ve neye göre, nasıl yaşamak istiyorsa bunu seçsin ve buna göre de yaşasın. Fakat herkes kendi mizacına uygun gelen yolu tutmakla, insanlığı kurtuluşa iletecek doğru yolu tutmuş sayılamaz. Hiç şüphe yok ki Rabbiniz, kimin haklı ve en doğru yolda olduğunu, hangi yolun izlenmesi gerektiğini, kimin de yanlışı seçtiğini gayet iyi bilir.” Rabbim doğru, şaşmaz yolun ne olduğunu, ayetleriyle size bildirmiştir.

İlgili ayetler

Ayet 85

1 ayet

İsrâ 85

وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الرُّوحِۜ قُلِ الرُّوحُ مِنْ اَمْرِ رَبّ۪ي وَمَٓا اُو۫ت۪يتُمْ مِنَ الْعِلْمِ اِلَّا قَل۪يلًا ۝٨٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

85Veyesʾelûneke ʿani-rrûḥ. ḳuli-rrûḥu min emri rabbî vemâ ûtîtüm mine-lʿilmi illâ ḳalîlâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

85Sana ruhtan/vahiyden soruyorlar deki: “Ruh/vahiy Rabbimin emrindedir. O sonsuz bilgi kaynağından size çok az bir şey verilmiştir.”

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

85Ey Peygamber! Sana Kur’an’ın kaynağı olan ruhun, yani Cebrail’in vahyi nasıl ulaştırdığı hakkında soru soruyorlar. Sen onlara de ki: “Ruh doğrudan doğruya Rabbimin emrindendir ve ancak O’nun izniyle gelir. Tam olarak mahiyetini de sadece O bilir. Ben sadece bana ulaştırılanları biliyorum ve ancak bu kadar bildirebilirim. Ruhla ilgili bana da size de çok sınırlı bir bilgi verilmiştir.” Rabbim size okumam için hangi emri ilettiyse ben size onları okurum.

İlgili ayetler

Ayet 86–87

2 ayet

İsrâ 86

İsrâ 87

وَلَئِنْ شِئْنَا لَنَذْهَبَنَّ بِالَّذ۪ٓي اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ ثُمَّ لَا تَجِدُ لَكَ بِه۪ عَلَيْنَا وَك۪يلًاۙ ۝٨٦ اِلَّا رَحْمَةً مِنْ رَبِّكَۜ اِنَّ فَضْلَهُ كَانَ عَلَيْكَ كَب۪يرًا ۝٨٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

86Velein şiʾnâ leneẕhebenne billeẕî evḥaynâ ileyke ŝümme lâ tecidü leke bihî ʿaleynâ vekîlâ.

Okunuş

87İllâ raḥmetem mir rabbik. inne faḍlehû kâne ʿaleyke kebîrâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

86Eğer dileseydik, sana vahyettiğimizin tamamını elbette giderirdik. Sonra bize karşı, onu sana geri getirecek bir yardımcı da bulamazdın.

Türkçe Meal

87Ancak, böyle olmaması Rabbinin sana olan rahmetindendir. Çünkü O’nun sana olan lütfu ve keremi çok büyüktür.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

86Ey Muhammed! Andolsun, ilâhî daveti inatla reddetmeleri sebebiyle eğer istesek vahyettiklerimizi unutturup hayatlarından çıkardığımız kimselere yaptığımız gibi sana da vahyettiklerimizi tamamen unuttururduk. Buna hiç kimse mâni olamaz. İşte o zaman tamamen çaresiz bir şekilde kalakalırdın. Sonra onu hatırlamak için ne kadar uğraşsan da bize karşı kendine bir yardımcı bulamazdın.

Açıklamalı meal

87Oysa Kuranı unutturmadan ve karıştırmadan kalbinde koruyabilmen Rabbinin rahmeti sayesindedir. Şüphesiz Allah’ın vahyettiklerini unutturmaması sana olan büyük bir lütfudur.

Ayet 88

1 ayet

İsrâ 88

قُلْ لَئِنِ اجْتَمَعَتِ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلٰٓى اَنْ يَاْتُوا بِمِثْلِ هٰذَا الْقُرْاٰنِ لَا يَاْتُونَ بِمِثْلِه۪ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَه۪يرًا ۝٨٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

88Ḳul leini-ctemeʿati-lʾinsü velcinnü ʿalâ ey yeʾtû bimiŝli hâẕe-lḳurʾâni lâ yeʾtûne bimiŝlihî velev kâne baʿḍuhüm libaʿḍin żahîrâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

88De ki: “Andolsun ki görünür ve görünmez bütün varlıklar, bu Kuran’ın bir benzerini meydana getirebilmek için bir araya gelip toplansalar; hatta sırt sırta verip birbirlerine destek olsalar, yine de bunun benzerini ortaya asla koyamazlar.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

88Ey Resûlüm! Ey Müslüman! Kur’an’ın bir insan tarafından uydurulduğunu iddia eden inkârcılara meydan okuyarak de ki: Bu kitap, Allah kelamıdır: “Andolsun, insanlar ve cinler şu Kur’an’ın bir benzerini meydana getirmek için bütün imkânlarını ortaya koyup bir araya toplansalar en meşhur edebiyatçılarını, şairlerini, bir araya getirseler ve birbirlerine yardımcı olsalar bile onun gibi bir kitap ortaya koyamazlar.” Kendilerinden medet umduğunuz varlıkların da yardımını isteyerek bu Kur’an’ın benzeri bir vahiy getirmeye çalışsanız, bu uğurda bütün gücünüzü sarfetseniz, yine de başaramazsınız.

İlgili ayetler

Ayet 89–93

5 ayet

İsrâ 89

İsrâ 90

İsrâ 91

İsrâ 92

İsrâ 93

وَلَقَدْ صَرَّفْنَا لِلنَّاسِ ف۪ي هٰذَا الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ مَثَلٍۘ فَاَبٰٓى اَكْثَرُ النَّاسِ اِلَّا كُفُورًا ۝٨٩ وَقَالُوا لَنْ نُؤْمِنَ لَكَ حَتّٰى تَفْجُرَ لَنَا مِنَ الْاَرْضِ يَنْبُوعًاۙ ۝٩٠ اَوْ تَكُونَ لَكَ جَنَّةٌ مِنْ نَخ۪يلٍ وَعِنَبٍ فَتُفَجِّرَ الْاَنْهَارَ خِلَالَهَا تَفْج۪يرًاۙ ۝٩١ اَوْ تُسْقِطَ السَّمَٓاءَ كَمَا زَعَمْتَ عَلَيْنَا كِسَفًا اَوْ تَاْتِيَ بِاللّٰهِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ قَب۪يلًاۙ ۝٩٢ اَوْ يَكُونَ لَكَ بَيْتٌ مِنْ زُخْرُفٍ اَوْ تَرْقٰى فِي السَّمَٓاءِۜ وَلَنْ نُؤْمِنَ لِرُقِيِّكَ حَتّٰى تُنَزِّلَ عَلَيْنَا كِتَابًا نَقْرَؤُ۬هُۜ قُلْ سُبْحَانَ رَبّ۪ي هَلْ كُنْتُ اِلَّا بَشَرًا رَسُولًا۟ ۝٩٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

89Veleḳad ṣarrafnâ linnâsi fî hâẕe-lḳurʾâni min külli meŝel. feebâ ekŝeru-nnâsi illâ küfûrâ.

Okunuş

90Veḳâlû len nüʾmine leke ḥattâ tefcüra lenâ mine-lʾarḍi yembûʿâ.

Okunuş

91Ev tekûne leke cennetüm min neḫîliv veʿinebin fetüfeccira-lʾenhâra ḫilâlehâ tefcîrâ.

Okunuş

92Ev tüsḳiṭa-ssemâe kemâ zaʿamte ʿaleynâ kisefen ev teʾtiye billâhi velmelâiketi ḳabîlâ.

Okunuş

93Ev yekûne leke beytüm min zuḫrufin ev terḳâ fi-ssemâʾ. velen nüʾmine liruḳiyyike ḥattâ tünezzile ʿaleynâ kitâben naḳraüh. ḳul sübḥâne rabbî hel küntü illâ beşerar rasûlâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

89Andolsun ki biz, bu Kuran’da insanlara gerçeği çeşitli şekillerde tekrar tekrar anlattık. Buna rağmen insanların çoğunun bu gerçeklerden yüz çevirmesi nankörlükten başka bir şey değildir.

Türkçe Meal

90Kalkıp bir de şöyle diyorlar: “Bize yerden pınarlar fışkırtmadıkça asla sana inanmayacağız.”

Türkçe Meal

91“Veya sana ait hurma ve üzüm bahçelerin olmalı ve aralarından çağlayan ırmaklar akıtmalısın!”

Türkçe Meal

92“Yahut iddia ettiğin gibi gökyüzünü parça parça edip başımıza yıkmalısın, ya da Allah’ı ve melekleri karşımıza getirip dikmelisin.”

Türkçe Meal

93“Veya altından bir köşkün olmalı ya da göğe çıkmalısın. Fakat oradan bize okuyacağımız somut bir kitap getirmedikçe göğe çıktığına asla inanmayacağız.” De ki: “Hâşâ, kudreti sonsuz olan sadece Rabbimdir. Ben ise gücü sınırlı bir beşer elçiden başka neyim ki?”

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

89Yemin olsun ki, Biz bu Kur’an’da insanlar için tek doğru olan hayat nizamı ile ilgili yol gösterecek, ibret verici gerçekleri her türlü örneklerle ve ayrıntılarıyla tekrar tekrar açıkladık. Hal böyleyken insanların çoğu anlamak ve araştırmaktan yüz çevirip, nankörlük ve inkarda ayak diretiyorlar.

Açıklamalı meal

90Bu nankör inkârcılar öyle akıl almaz isteklerde bulunup dediler ki: “ Bir mucize olarak kupkuru, çorak bir yerden Hz. Mûsâ gibi bir kaynak fışkırtmadığın sürece sana asla inanmayacağız.

Açıklamalı meal

91Yahut yine kurak bir zeminde senin hurmalardan ve üzümlerden mûcizevî bir bahçen olmalı ve aralarından gürül gürül ırmaklar akıtmalısın.

Açıklamalı meal

92Yahut Kıyamet Günü’nden önce olacağını iddia ettiğin gibi, bizim helâkimiz için göğü üzerimize paramparça edip başımıza yıkmalısın veya eşi ve benzeri yok” dediğin Allah’ı ve bana vahiy getiriyor dediğin melekleri de şahit olarak karşımıza getirmelisin.

Açıklamalı meal

93Ayrıca senin ilahın her şeye kâdirse, o zaman senin altından yapılmış bir köşkün olmalı veya bir kuş gibi gökyüzüne yükselmelisin. Ha, bu arada şunu da belirtelim. Diyelim ki gökyüzüne çıktın. Gökyüzünden bize senin dediklerini görüp yazılı olarak okuyacağımız bir kitap getirmediğin sürece, göğe çıktığına da asla inanmayacağız. Bu saydıklarımızı görmedikçe senin Peygamber olduğuna asla inanmayız ve davetini de kabul etmeyiz diyorlar.” Ey Resûlüm! Hadlerini aşarak, isteklerde bulunan o kâfirlere de ki: “ Bu söylediklerinizi yapma gücüne sahip olan sadece Rabbimdir. Rabbimi tenzih ederim! Ben sizin düşündüğünüz gibi olağanüstü güçlere sahip olan bir peygamber değilim. Ben sadece O’nun âyetlerini tebliğ etmekle görevli bir elçi ve gücü sizler gibi sınırlı olan bir insanım. Kendi isteğimle mucize gösteremem, benden insanüstü şeyler beklemeyin.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

90Furkan 7Furkan 8

İlgili ayetler

91İbrahim 11

İlgili ayetler

92Şuarâ 4Sebe’ 9

Ayet 94–95

2 ayet

İsrâ 94

İsrâ 95

وَمَا مَنَعَ النَّاسَ اَنْ يُؤْمِنُٓوا اِذْ جَٓاءَهُمُ الْهُدٰٓى اِلَّٓا اَنْ قَالُٓوا اَبَعَثَ اللّٰهُ بَشَرًا رَسُولًا ۝٩٤ قُلْ لَوْ كَانَ فِي الْاَرْضِ مَلٰٓئِكَةٌ يَمْشُونَ مُطْمَئِنّ۪ينَ لَنَزَّلْنَا عَلَيْهِمْ مِنَ السَّمَٓاءِ مَلَكًا رَسُولًا ۝٩٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

94Vemâ meneʿa-nnâse ey yüʾminû iẕ câehümü-lhüdâ illâ en ḳâlû ebeʿaŝe-llâhü beşerar rasûlâ.

Okunuş

95Ḳul lev kâne fi-lʾarḍi melâiketüy yemşûne muṭmeinnîne lenezzelnâ ʿaleyhim mine-ssemâi meleker rasûlâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

94Zaten kendilerine doğru yol kılavuzu geldiğinde, İnsanların ona/Kuran’a inanmasını engelleyen tek şey “Allah bir beşeri mi elçi olarak gönderdi?” şeklindeki itirazları olmuştur.

Türkçe Meal

95De ki: “Eğer yeryüzünde salına salına dolaşan melekler olsaydı, biz de onlara gökten melek elçi indirirdik.”

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

94Kendilerine Allah’ın âyetleri ulaştırılıp hidayet geldiğinde, insanları bu apaçık hakîkate iman etmekten alıkoyan bir başka bahane de: “ Ne yani o kadar melek varken Allah peygamber olarak bula bula bizim gibi ölümlü bir insanı mı gönderdi? Bu olacak şey değil” diye itiraz etmeleridir.

Açıklamalı meal

95Ey Peygamber! Sen de onlara Allah’ın şöyle buyurduğunu söyle: “Eğer yeryüzünün sakinleri insanlar değil de melekler olsaydı, hiç şüphesiz Biz onlara peygamber olarak gökten bir melek gönderirdik.”

İlgili ayetler

Ayet 96

1 ayet

İsrâ 96

قُلْ كَفٰى بِاللّٰهِ شَه۪يدًا بَيْن۪ي وَبَيْنَكُمْۜ اِنَّهُ كَانَ بِعِبَادِه۪ خَب۪يرًا بَص۪يرًا ۝٩٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

96Ḳul kefâ billâhi şehîdem beynî vebeyneküm. innehû kâne biʿibâdihî ḫabîram beṣîrâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

96De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Zira O, kullarının her halinden haberdardır ve görmektedir.”

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

96Bütün bu delillere rağmen yine de inanmamakta ısrar ediyorlarsa, onlara de ki: “ Biliniz ki artık ben görevimi yapmış bulunuyorum. Benimle sizin aranızda olanlara karşı şahit olarak Allah yeter. O benim sizleri tevhide davet ettiğimi de sizin ısrarlı inkarlarınızı da görüyor. Şüphesiz O kullarının her halinden hakkıyla haberdar olan, onların yaptıkları her şeyi hakkıyla bilip görendir.” Hesap günü geldiğinde herkese layık olduğu karşılığı mutlaka verecektir. O hâlde, kimin doğru yolda olduğu konusunda hüküm vermek için Allah’ın şâhitliğini esas almalı, doğrunun-eğrinin ölçüsünü yalnızca Allah’ın kitabından öğrenmelisiniz.

İlgili ayetler

Ayet 97–98

2 ayet

İsrâ 97

İsrâ 98

وَمَنْ يَهْدِ اللّٰهُ فَهُوَ الْمُهْتَدِۚ وَمَنْ يُضْلِلْ فَلَنْ تَجِدَ لَهُمْ اَوْلِيَٓاءَ مِنْ دُونِه۪ۜ وَنَحْشُرُهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ عَلٰى وُجُوهِهِمْ عُمْيًا وَبُكْمًا وَصُمًّاۜ مَاْوٰيهُمْ جَهَنَّمُۜ كُلَّمَا خَبَتْ زِدْنَاهُمْ سَع۪يرًا ۝٩٧ ذٰلِكَ جَزَٓاؤُ۬هُمْ بِاَنَّهُمْ كَفَرُوا بِاٰيَاتِنَا وَقَالُٓوا ءَاِذَا كُنَّا عِظَامًا وَرُفَاتًا ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَ خَلْقًا جَد۪يدًا ۝٩٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

97Vemey yehdi-llâhü fehüve-lmühted. vemey yuḍlil felen tecide lehüm evliyâe min dûnih. venaḥşüruhüm yevme-lḳiyâmeti ʿalâ vucûhihim ʿumyev vebükmev veṣummâ. meʾvâhüm cehennem. küllemâ ḫabet zidnâhüm seʿîrâ.

Okunuş

98Ẕâlike cezâühüm biennehüm keferû biâyâtinâ veḳâlû eiẕâ künnâ ʿiżâmev verufâten einnâ lemebʿûŝûne ḫalḳan cedîdâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

97Kim Allah’ın rehberi Kuran’a uymuşsa, o doğru yolu bulmuştur. Kim de sapıklığı tercih etmişse, artık onları Allah’a karşı savunacak evliya/dostlar bulamazsın. Biz de onları kıyamet gününde kör, dilsiz ve sağır olarak yüzüstü sürünür vaziyette mahşer yerine getireceğiz. Onların yurdu cehennemdir, ne zaman ateşleri zayıflamaya yüz tutsa onun alevler püskürten ateşini kışkırtacağız.

Türkçe Meal

98Bu onların, bizim ayetlerimize inanmamaları ve “Biz kemik yığını haline gelip toza toprağa karıştıktan sonra, yeni bir yaratılışla tekrar mı diriltileceğiz” demelerinin cezasıdır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

97Hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf ettiğinden dolayı, Allah lütfuyla kimin doğru yolda olduğunu onaylayıp hidayete kabul etmişse, işte o doğru yolu bulmuştur. Yani, Allah’ın davetine iman edip, imanının gerektirdiği hayatı yaşamak uğrunda ellerinden gelen çabayı gösterenler, doğru yolu bulmuşlardır. Kimini de ısrarla hakkı inkâr ettiği için yoldan çıktığını onaylayıp sapık saymışsa böylelerine Allah’tan başka yardım edecek dost bulamazsın. Bundan sonra başka bir yolu ısrarla ve inatla hayat tarzı olarak seçenleri de Allah tercih ettikleri bataklıklarında kendi hallerine bırakır ve onlara yardım da etmez. Onları kıyamet günü yüzüstü yere kapanmış, körler dilsizler ve sağırlar olarak huzurumuzda toplayıp getiririz. Hesabın ardından onların varacakları son durak cehennemdir. Cehennemin ateşi zayıflamaya başlarsa, ateşin alevini tekrar tutuşturup artırırız. Allah’ın dostluğuna yardımına ancak inananlar kavuşur. Allah zulüm edici değildir. İnanmak istemeyeni inandırmak için zorlamaz. Zorla da inandırmaz. Allah’ın adaleti budur.

Açıklamalı meal

98Bu, ayetlerimizi dillerine dolayıp inkâr etmelerine gerekçe olarak: “ Biz ölüp toprağa karışarak kemik ve toz yığını haline geldikten sonra, yeniden mi diriltilecekmişiz?” demeleri ve âhiretle alay etmeleri sebebiyle onların hak ettikleri cezadır.

Ayet 99

1 ayet

İsrâ 99

اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّ اللّٰهَ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ قَادِرٌ عَلٰٓى اَنْ يَخْلُقَ مِثْلَهُمْ وَجَعَلَ لَهُمْ اَجَلًا لَا رَيْبَ ف۪يهِۜ فَاَبَى الظَّالِمُونَ اِلَّا كُفُورًا ۝٩٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

99Evelem yerav enne-llâhe-lleẕî ḫaleḳa-ssemâvâti velʾarḍa ḳâdirun ʿalâ ey yaḫlüḳa miŝlehüm veceʿale lehüm ecelel lâ raybe fîh. feebe-żżâlimûne illâ küfûrâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

99Şimdi onlar gökleri ve yeri yaratan Allah’ın, onların bir benzerini de yaratmaya gücünün yettiğini ve onlara, bir gün sona ereceğinden hiç şüphe olmayan bir ecel takdir ettiğini hiç düşünmüyorlar mı? Buna rağmen bu zalimlerin gerçeklerden yüz çevirmeleri kâfirlikten başka bir şey değildir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

99Peki, onlar gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah’ın, kendilerini de öldükten sonra tekrar yaratmaya güç yetirebildiğini hiç düşünmüyorlar mı? Allah onlar için ölüm sonrasında diriltilmeyle ilgili şüphe olmayan ve geleceği kesin olan bir vakit belirlemiştir. Hiç şüpheniz olmasın ki, o süre dolup ta yeniden diriltileceğiniz gün geldiğinde, mutlaka Allah’ın huzurunda toplanacaksınız. Ancak zalimler bütün uyarılara rağmen, kibir inat nankörlük ve küstahlıklarından dolayı bu gerçekten yüz çevirip küfürde ayak direttiler.

İlgili ayetler

Ayet 100

1 ayet

İsrâ 100

قُلْ لَوْ اَنْتُمْ تَمْلِكُونَ خَزَٓائِنَ رَحْمَةِ رَبّ۪ٓي اِذًا لَاَمْسَكْتُمْ خَشْيَةَ الْاِنْفَاقِۜ وَكَانَ الْاِنْسَانُ قَتُورًا۟ ۝١٠٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

100Ḳul lev entüm temlikûne ḫazâine raḥmeti rabbî iẕel leemsektüm ḫaşyete-lʾinfâḳ. vekâne-lʾinsânü ḳatûrâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

100De ki: “Eğer siz Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız, tükenir korkusuyla kimseyle paylaşmazdınız. Zira insan oldum olası pek cimridir.”

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

100De ki: Ey insanlar! “Rabbimin sonsuz rahmet nimet ve rızık hazinelerine siz sahip olsaydınız, harcarsak azalır ve tükenir korkusuyla sımsıkı sarılıp tutardınız ve kimseye de bir şey vermezdiniz. Doğrusu cahil insan gerçekten açgözlü ve pek cimridir.” Halbuki Allah rızkını insanlara bolca ihsan etmektedir. Buna karşılık onların yapmaları gereken şey, O’nun nimetine şükretmek ve sadece O’na kulluk etmektir.

İlgili ayetler

Ayet 101–103

3 ayet

İsrâ 101

İsrâ 102

İsrâ 103

وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسٰى تِسْعَ اٰيَاتٍ بَيِّنَاتٍ فَسْـَٔلْ بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ اِذْ جَٓاءَهُمْ فَقَالَ لَهُ فِرْعَوْنُ اِنّ۪ي لَاَظُنُّكَ يَا مُوسٰى مَسْحُورًا ۝١٠١ قَالَ لَقَدْ عَلِمْتَ مَٓا اَنْزَلَ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اِلَّا رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ بَصَٓائِرَۚ وَاِنّ۪ي لَاَظُنُّكَ يَا فِرْعَوْنُ مَثْبُورًا ۝١٠٢ فَاَرَادَ اَنْ يَسْتَفِزَّهُمْ مِنَ الْاَرْضِ فَاَغْرَقْنَاهُ وَمَنْ مَعَهُ جَم۪يعًاۙ ۝١٠٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

101Veleḳad âteynâ mûsâ tisʿa âyâtim beyyinâtin fesʾel benî isrâîle iẕ câehüm feḳâle lehû firʿavnü innî leeżunnüke yâ mûsâ mesḥûrâ.

Okunuş

102Ḳâle leḳad ʿalimte mâ enzele hâülâi illâ rabbü-ssemâvâti velʾarḍi beṣâir. veinnî leeżunnüke yâ firʿavnü meŝbûrâ.

Okunuş

103Feerâde ey yestefizzehüm mine-lʾarḍi feagraḳnâhü vemem meʿahû cemîʿâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

101Andolsun ki Musa’ya apaçık dokuz ayet vermiştik. İsrailoğullarına sor! Musa onlara bu belgeler/mucizelerle geldiğinde Firavun ona: “Ey Musa, ben senin kesinlikle büyülenmiş biri olduğunu düşünüyorum!” demişti.

Türkçe Meal

102Musa da ona: “Bütün bunları bilinç kaynağı belgeler olarak, göklerin ve yerin Rabbinden başkasının indirmediğini sen de pekâlâ biliyorsun. Ey Firavun, ben de senin bitip tükendiğini düşünüyorum!” dedi.

Türkçe Meal

103Nihayet Firavun, onların tamamının kökünü kazımaya karar verdi. Biz de onu ve onunla birlikte olanların hepsini denizde boğduk.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

101Ey Muhammed’in peygamber olduğuna inanmak için türlü mucizeler isteyen müşrikler! Andolsun biz âyetlerimizle birlikte Musa’ya peygamberliğinin delili olmak üzere apaçık dokuz mucize vermiştik. Firavun ve halkı bu mucizelere inanmadığı gibi senin karşındaki Mekkeli müşrikler de bu âyetlere inanmadı. Senin peygamberliğine inanmayan herhangi bir Mekkeli müşrike de ki: İnanmıyorsan git İsrailoğullarına işte bunu sor, onlar da doğrulayacaktır. Musa bu mucizeler ve âyetlerle birlikte Firavun’a geldiğinde, neler yaşandığını sana anlatacaklardır. Hani Musa onlara geldiğinde, müşriklerin sana dediği gibi Firavun da ona: “Doğrusu ey Musa, bence sen büyülenmiş usta bir sihirbazsın” demişti.

Açıklamalı meal

102Musa da ona dönüp demişti ki: “ Ey Firavun bu mucizeleri apaçık birer delil olarak gönderenin, göklerin ve yerin Rabbinden başkasının olmadığını sen de pekâlâ biliyorsun. Ama dünya hırsıyla ve makam hatırına inat ve inkâr etmektesin. Ey Firavun! Ben de seni bu anlamsız inadı sürdürüp daveti kabul etmemen sebebiyle, kesinlikle helâk olmuş bir kişi olarak görüyorum.”

Açıklamalı meal

103Sonunda Mûsâ’nın göstermiş olduğu mucizeler karşısında sihirbazları perişan olan Firavun, onları o yerden sürüp çıkarmak istedi. Bunu haber alan Mûsâ, bir gece vakti İsrailoğulları ile birlikte Mısır’dan ayrıldı. Firavun, Kızıldeniz’e kadar onları peşlerinden takip etti. Son mucize olarak gözünün önünde denizin yarılmasını görmesine rağmen iman etmedi. Biz de Firavun ve adamlarını Kızıldeniz’e batırıp suda boğduk. Firavun tam boğulurken “iman ettim” dedi ama o iman makbul bir iman değildi.

Ayet 104

1 ayet

İsrâ 104

وَقُلْنَا مِنْ بَعْدِه۪ لِبَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ اسْكُنُوا الْاَرْضَ فَاِذَا جَٓاءَ وَعْدُ الْاٰخِرَةِ جِئْنَا بِكُمْ لَف۪يفًاۜ ۝١٠٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

104Veḳulnâ mim baʿdihî libenî isrâîle-skünü-lʾarḍa feiẕâ câe vaʿdü-lʾâḫirati ciʾnâ biküm lefîfâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

104Ardından da İsrailoğullarına: “Ülkeye güvenlik içinde yerleşin fakat ahiret vaadi gerçekleştiğinde, hepinizi huzurumuzda bir araya getireceğiz.” dedik.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

104Bu olayın ardından İsrailoğullarına dedik ki: “ Artık gidin, güvenlik içinde ve Firavun korkusu olmadan bu topraklara yerleşin. Fakat bir gün kıyâmet kopup da ahiret vaadi geldiğinde grup grup hepinizi bir araya toplayacağız. Davetimize karşı tutumunuzdan sorgulayacağımızı da sakın aklınızdan çıkarmayın.” diye bildirdik.

Ayet 105–106

2 ayet

İsrâ 105

İsrâ 106

وَبِالْحَقِّ اَنْزَلْنَاهُ وَبِالْحَقِّ نَزَلَۜ وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا مُبَشِّرًا وَنَذ۪يرًاۢ ۝١٠٥ وَقُرْاٰنًا فَرَقْنَاهُ لِتَقْرَاَهُ۫ عَلَى النَّاسِ عَلٰى مُكْثٍ وَنَزَّلْنَاهُ تَنْز۪يلًا ۝١٠٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

105Vebilḥaḳḳi enzelnâhü vebilḥaḳḳi nezel. vemâ erselnâke illâ mübeşşirav veneẕîrâ.

Okunuş

106Veḳurʾânen feraḳnâhü litaḳraehû ʿale-nnâsi ʿalâ mükŝiv venezzelnâhü tenzîlâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

105Biz bu Kuran’ı hak olarak indirdik. O da hak olarak indi.(1) Sana gelince; biz seni ancak bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.(2)

Türkçe Meal

106Ayrıca biz bu Kuran’ı, insanlara uzun süreye yayarak okuman için onu kısım kısım indirdik. Bunun için de sana bu vahyi yavaş yavaş indirdik.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

105Ey Peygamber! Biz bu Kur’an’ı insanlara yaratılış sebeplerini açıklayıp duyurmak ve ona uygun yaşamaya davet gibi hak bir gaye için indirdik ve o da yüce bir maksada uygun olarak hakkın ve gerçeğin ta kendisi olarak indi. Bütün hakikatleri ihtiva ederek ihtiyaçlara cevap verecek şekilde muhatabına ulaştı. İçinde hiçbir yanlış şey yoktur. Sana gelince, Biz seni ancak davete uyup iman ederek salih işler yapanlara bir müjdeleyici ve davete uymak istemeyenlere de korkutucu ve uyarıcı olarak gönderdik.

Açıklamalı meal

106Ayrıca Biz Kur’an’ı, insanların zihinlerine ve kalplerine sindire sindire ve üzerinde durarak yavaş yavaş okuman, okuduğunu da uygulayıp tebliğ etmen için surelere ve ayetlere ayırdık. Ve onu bir defada toplu olarak değil, yirmi üç yıl boyunca zamana yayarak ihtiyaca göre peyderpey indirdik.

Ayet 107–109

3 ayet

İsrâ 107

İsrâ 108

İsrâ 109

قُلْ اٰمِنُوا بِه۪ٓ اَوْ لَا تُؤْمِنُواۜ اِنَّ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ مِنْ قَبْلِه۪ٓ اِذَا يُتْلٰى عَلَيْهِمْ يَخِرُّونَ لِلْاَذْقَانِ سُجَّدًاۙ ۝١٠٧ وَيَقُولُونَ سُبْحَانَ رَبِّنَٓا اِنْ كَانَ وَعْدُ رَبِّنَا لَمَفْعُولًا ۝١٠٨ وَيَخِرُّونَ لِلْاَذْقَانِ يَبْكُونَ وَيَز۪يدُهُمْ خُشُوعًا ۝١٠٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

107Ḳul âminû bihî ev lâ tüʾminû. inne-lleẕîne ûtü-lʿilme min ḳablihî iẕâ yütlâ ʿaleyhim yeḫirrûne lilʾeẕḳâni süccedâ.

Okunuş

108Veyeḳûlûne sübḥâne rabbinâ in kâne vaʿdü rabbinâ lemefʿûlâ.

Okunuş

109Veyeḫirrûne lilʾeẕḳâni yebkûne veyezîdühüm ḫuşûʿâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

107De ki: “Bu vahye Kuran’a ister inanın ister inanmayın! Şu bir gerçek ki, bundan önce kendilerine ilahi bilgi verilmiş olanlar, kendilerine ayetlerimiz okunduğunda hemen yüzüstü kapanarak secde ederler.”

Türkçe Meal

108Ve derler ki; “Rabbimizin şanı ne yücedir, O’na boyun eğeriz! İşte Rabbimizin son mesaj ile ilgili vaadi gerçekleşmiş oldu.”

Türkçe Meal

109Ağlayarak tekrar yüzüstü secdeye kapanırlar ve okunan ayetler, onların saygı ve bağlılıklarını artırır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

107Ey Peygamber! Senin peygamberliğine ve Kur’an’ın Rabbiniz tarafından indirilmekte olduğuna inanmak istemeyen müşriklere de ki: “ Siz ona ister inanın ister inanmayın. O Kur’an, daha önce kendilerine Tevrat ve İncil’deki geçmiş vahiylerden az da olsa ilim verilmiş olanlara ve Allah’ın davetine uygun yaşamak isteyenlere okunduğunda yüzüstü kapanarak secde ederler.

Açıklamalı meal

108Ve derler ki: “Rabbimizi her türlü noksanlıktan tenzih ederiz. Rabbimizin ilmi ve kudreti sınırsızdır ve vaadi kesinlikle yerine gelmiştir. Bu duyduklarımız geçmiş kitaplarda müjdelenen, son peygamberin gelmiş olmasının habercisidir ” derler.

Açıklamalı meal

109Böylece kitap ehlinden bir kısım kimseler Allah’ın ayetlerini dinledikçe, duydukları gerçeklere teslim olup bir kere daha yüzüstü kapanıp ağlarlar. Kur’an’ı dinlemek onların gönüllerindeki Allah’a olan derin saygıyı ve huşuyu artırır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

107Bakara 256Kehf 29

Ayet 110

1 ayet

İsrâ 110

قُلِ ادْعُوا اللّٰهَ اَوِ ادْعُوا الرَّحْمٰنَۜ اَيًّا مَا تَدْعُوا فَلَهُ الْاَسْمَٓاءُ الْحُسْنٰىۚ وَلَا تَجْهَرْ بِصَلَاتِكَ وَلَا تُخَافِتْ بِهَا وَابْتَغِ بَيْنَ ذٰلِكَ سَب۪يلًا ۝١١٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

110Ḳuli-dʿü-llâhe evi-dʿü-rraḥmân. eyyem mâ tedʿû felehü-lʾesmâü-lḥusnâ. velâ techer biṣalâtike velâ tüḫâfit bihâ vebtegi beyne ẕâlike sebîlâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

110De ki: “İster Allah diyerek dua edin, ister Rahman diyerek dua edin.(1) O’na, bu isimlerden hangisiyle yalvarırsanız yalvarın bütün güzel isimler Allah’a aittir.(2) Ama duada/namazda ne sesini yükselt ne de tamamen kıs. Bunun ikisi arasında bir yol tut.(3)

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

110Ey Peygamber! Allah’ı farklı isimlerle anmandan dolayı Muhammed iki ayrı ilaha tapıyor diye ileri geri konuşan o müşriklere de ki: “ Allah sonsuz merhamet sahibidir, bütün yüce vasıflar onundur. İster Allah diye çağırın ister Rahman Rahîm, Kerîm, Hakîm diye dua edin fark etmez. Allah’ı isimlerinden hangisiyle çağırsanız, sonuçta bilesiniz ki O tek bir ilâhtır ve en güzel isimler O’nundur.” O halde rahman olan Allah’tan başkasına kulluk etmeyin. O’ndan başka varlıkları şefaatçi kabul etmeyin ve sadece O’na kulluk edin. Yeter ki dualarınıza birilerini karıştırmayın ve özellikle de namaz kılarken gösteriş veya saygısızlık ifade edebilecek tavır ve davranışlardan uzak durun. Ey Muhammed! Müşriklerin sana ve inananlara her türlü baskıyı yaptıkları Mekke ortamında, dua ederken ve namaz kıldığınız sırada sesinizi çok yükseltip onların tepkisini çekmeyin. Bunu bahane ederek size eziyet etmelerine fırsat vermeyin. Ancak kendiniz duyamayacak kadar da çok da kısmayın. Bu ikisinin arasında orta bir yol izleyin.

Ayet 111

1 ayet

İsrâ 111

وَقُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي لَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَمْ يَكُنْ لَهُ شَر۪يكٌ فِي الْمُلْكِ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ وَلِيٌّ مِنَ الذُّلِّ وَكَبِّرْهُ تَكْب۪يرًا ۝١١١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

111Veḳuli-lḥamdü lillâhi-lleẕî lem yetteḫiẕ veledev velem yekül lehû şerîkün fi-lmülki velem yekül lehû veliyyüm mine-ẕẕülli vekebbirhü tekbîrâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

111“Bütün övgüler, hiçbir çocuk edinmeyen ve hükümranlığında hiçbir ortağı bulunmayan; acze düşmediği için herhangi bir veliye dosta ve yardımcıya ihtiyacı olmayan Allah’a mahsustur de.(1) Layık olduğu şekliyle O’nun büyüklüğünü tekbir getirerek yücelt!(2)

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

111Ve yine “Çocuk edinmeyen, hâkimiyette mülkte ve otoritede eşi ve ortağı olmayan, acizlikten dolayı bir sebeple sığınılacak bir yardımcıya ihtiyacı bulunmayan, nizamlarını kurup, yasalarını oluşturan ve hükmünde ortağı olmayan Allah’a hamdolsun” diyerek şükredip, övülmeye layık olan Allah’ı yücelttikçe yücelt. Böyle yapman senin için daha doğru daha hayırlıdır.

İlgili ayetler

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Kasas, sonra Yunus indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla