Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ الْقَصَصِ مَكِّيَّةٌ آيَاتُهَا ٨٨

Kasas Sûresi Açıklamalı Meali

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça
Sûre hakkındaAdı · Nüzul Zamanı · Konu

Adı: Bu sure, adını, 25. ayetinde geçen “el-Kasas” kelimesinden alır. “Kasas”, lugatte, olayları uygunluk sırasına göre zikretmektir. Dolayısıyla bu anlamla oluşan bakış açısına göre de, “Kasas” kelimesi sure’ye uygun düşen bir ad olabilmektedir; zira surenin içinde Hz. Musa’nın (a.s) kıssası ayrıntılarıyla anlatılmaktadır.

Nüzul Zamanı: Daha önce Neml Suresi’nin girişinde de zikredildiği gibi, İbn Abbas ve Cabir b. Zeyd’in rivayetine göre; Şuara, Neml ve Kasas sureleri birbiri ardınca nazil olmuştur. Dil, uslûb ve konuları da bu üç surenin vahiy dönemlerinin hemen hemen aynı olduğunu göstermektedir. Aralarındaki benzer özelliklerin diğer bir sebebi, Hz. Musa’ya (a.s) ait kıssanın, bu surelerde hikayenin bütününü oluşturan muhtelif yerlerinde zikredilmiş olmasıdır. O, Şuara Suresi’nde risalet görevini kabul etmemesi hakkında şöyle bir mazeret ileri sürüyordu: “Firavun’un kavmi bana bir suç isnadında bulunuyor, bu yüzden beni öldürmelerinden korkuyorum.” Daha sonra Firavun’un huzuruna çıktığında Firavun şöyle diyecekti: “Biz seni bir çocukken evimizde alıp büyütmedik mi? Hayatının bir çok yılını aramızda geçirdin, sonunda yapacağını yaptın.” Bu surede başka hiç bir şey zikredilmemiştir, oysa Kasas Suresi’nde kıssaya ait diğer ayrıntılar da mevcuttur. Aynı şekilde Neml Suresi’nde de kıssa apansız biçimde Hz. Musa’nın (a.s) ailesiyle birlikte seyahate çıktığı ve birden biraz ötede bir ateş gördüğü zamandan başlayıverir.

Bu surede de seyahatin mahiyeti yahut nereden geldikleri veyahut da nereye vardıkları başlarına neler geldiği konusunda hiçbir şey zikredilmez, oysa Kasas Suresi tüm gerekli ayrıntıları ihtiva etmekedir. Şu halde bu üç sure birlikte okunduğunda Hz. Musa’nın (a.s) kıssası tamamlanmış olmaktadır.

Konu: Anafikir, Hz. Muhammed’in (s.a) peygamberliği karşısında çoğalan şüphe ve itirazları bertaraf etmek ve kendisine iman etmemek için ileri sürülen mazeretleri geçersiz kılmaktadır.

Bu amaçla ilkin, Musa’nın (a.s) kıssasının vahyediliş dönemi, telmih ve temsilen anlatılmakta, böylece dinleyenlerin zihninde şu noktalar kendiliğinden uyandırılmış olmaktadır.

a) Allah irade buyurduğu her vasıta ve saiki, idrak edilemeyen yollarla devreye sokar. Allah aynı şekilde nesne ve olayları öyle ayarlamıştır ki, Firavun’u iktidarından uzaklaştıran çocuk, bizzat Firavun’un evinde beslenip, büyümüş ve Firavun, kimi beslediğini bilememiştir. Şu halde kim Allah ile savaşabilir ve O’nun planlarıyla başedebilir?

b) Peygamberlik bir kimseye gökler ve yerlerden yayınlanan bir bildiriyle, şenlikler içinde kutlanarak bahşedilmez. Sizler Hz. Muhammed’in (s.a) nasıl olup da beklenmedik bir şekilde peygamberlikle müjdelendiğine akıl erdiremiyorsunuz, oysa bizzat kendinizin bir peygamber olarak kabul ettiğiniz (48. ayet) Hz. Musa (a.s) da umulmadık bir zamanda peygamber olmuştur; bir seyahatte Sina Dağı’nın ıpıssız eteğinde hiç kimsenin ne olacağını bilmediği zamanda… Hatta bizzat Hz. Musa (a.s) bile peygamberlikle müjdelendiği anın bir öncesine kadar durumu bilmiyordu. Aslında bir parça ateş getirmeye gitmiş ve fakat, peygamberlik bağışıyla dönmüştü.

c) Allah’ın, bir görevi yerine getirmesini istediği kimse, ordusuz, zırhsız, görünürde bir destek yahut arkasında bir kuvvet olmadan, çok güçlü ve çok donanımlı muhaliflerini yenilgiye uğratır. Hz. Musa’nın (a.s) kuvvetleri ile Firavun arasındaki güç farkı, Hz. Muhammed (s.a) ile Kureyş arasındakinden çok daha belirgindi ve şimdi ise bütün dünya, sonunda kimin galip geldiğini, kimin yenildiğini bilmektedir.

d) Siz Hz. Musa’dan (a.s) tekrar bahisle, “Niçin Musa’ya verilen asa, parlayan el… vs. gibi mucizelerin aynısı Muhammed’e verilmedi?” diyorsunuz. Hz. Musa’nın Firavun’a gösterdiği türden mucizeler size de gösterildiğinde hemencecik inanıvercekmişsiniz gibi (!)… Peki, kendilerine mucize gösterilenler buna mukabil nasıl karşılık verdiler, biliyor musunuz? Onlar mucizeleri gördükten sonra bile inanmamış ve yalnızca şöyle demişlerdi: “Bu sihirdir”; zira hakikate karşı düşmanlık beslemekte ve ayak diretmekteydiler.

Aynı hastalık bugün sizi de yakalamış. Siz de sadece aynı türden mucizeler gösterildiğinde mi inanacaksınız? Öyleyse mucizeleri gördükten sonra inanmayanların akibetini biliyor musunuz? Onlar Allah tarafından helâk edilmişlerdi. Şimdi inatla mucize isteyerek aynı felaketle karşılaşmayı mı istiyorsunuz?

Bütün bunlar, bu kıssayı dinleyen Mekke’nin putperest çevresine mensup herkesin zihninde kendiliğinden vurgulanmış oluyordu. Zira bir zamanlar Hz. Musa (a.s) ile Firavun arasında vuku bulan çatışmanın benzeri şimdi Mekke müşrikleri ile Rasûlullah (s.a) arasında cereyan ediyordu. Musa’ya (a.s) ait kısssanın anlatılmasının sebeb-i hikmeti buydu ve böylece Mekke’de hüküm süren şartlarla Hz. Musa (a.s) döneminde mevcut olan şartlar arasındaki benzerlik, ayrıntılara varıncaya kadar kendiliğinden belirtilmiş oluyordu. 43. ayetten itibaren ise surenin içeriği asıl anafikre yönelmeye başlamaktadır.

Hemen girişte Rasûlulah’dan (s.a) iki bin sene önceki tarihî olayların, bu denli sarih biçimde anlatılmasının nedeni Rasûlullah’ın (s.a.) risaletine delil teşkil etmesi içindir. Zira o bir ummiydi. Gerek hemşehrileri, gerekse kabilesi bunun pek iyi farkındalardı ki, Hz. Muhammed’in (s.a) böyle ikibin yıllık bilgileri alabileceği bir kaynak, bildikleri kadarıyla bulunmuyordu.

Dahası, onun bir peygamber olarak tayin edilmesi, Allah’ın kendilerine bir lutfu olarak değerlendirilmelidir. Zira onlar gafildiler ve Allah bu icraatı onlar hidayet bulsun diye yapmaktaydı. Böylece onların sık sık tekrarladıkları “Niye bu peygamber Musa’nın getirdiği mucizeleri getirmiyor?” itirazları da cevaplanmış oluyordu. Şöyle ki: “Sanki siz -bizzat tasdik ettiğiniz gibi- Alllah’dan mucizeler getiren Musa’ya (a.s) inanmış mıydınız da, bu Rasûl’den mucize istemekte haklı olasınız? Şehvet ve heveslerinize tapmadığınız sürece hâlâ hakikatı görme şansınız var. Fakat bu hastalıktan kurtulamadığınız takdirde, size ne tür mucize gösterilirse gösterilsin hakikati asla göremezsiniz.

Sonra Mekke müşrikleri uyarılmakta ve o günlerde vuku bulan bir hadisenin hatırlatılmasıya utandırılmaktadırlar. Olay şudur: Bir grub Hıristiyan Mekke’ye gelmiş ve Rasûlullah’dan (s.a.) Kur’an’ı işitince müslüman olmuştu. Mekkeliler bundan bir ders almak yerine öylesine feveran ettiler ki, Ebu Cehil’in öncülüğünde hepsine fena muamelede bulundular.

Surenin son bölümü müşriklerin Rasûlullah’a (s.a.) neden inanmadıkları yolundaki mazeretlerini ele almaktadır. Korktukları şey şuydu: “Eğer biz Arapların çok tanrılı itikadından vazgeçip de, onun yerine tevhid inancını benimsersek, bu bizim dinî, siyasî ve ekonomik alandaki üstülüğümüzün sonu olur; çünkü aksi durumda Arabistan içinde en etkili kabile olma statümüzü kaybederiz; üstelik ülkede gidebileceğimiz hiçbir yer kalmaz.” Kureyş ileri gelenlerini, hakikate düşman olmaya iten temel neden buydu; bunun dışındaki şüphe ve itirazları yalnızca halkı aldattıkları birer bahaneden ibaretti. Allah (c.c) surenin sonunu tamamen bunlara ayırarak her birinin gerçek yüzünü, hikmetli bir şekilde sergilemiş ve Hak ile batıl’ı ayırmada yalnızca dünyevî çıkarları ölçü alanların bu temel hastalığına çözüm teklif etmiştir.

Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Ayet 1–2

2 ayet

Kasas 1

Kasas 2

طٰسٓمٓۜ ۝١ تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِ الْمُب۪ينِ ۝٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Ṭâ-sîn-mîm.

Okunuş

2Tilke âyâtü-lkitâbi-lmübîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

1Ta Sin Mim.

Türkçe Meal

2Bunlar, hak ve hakikati açıklayan kitabın ayetleridir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

1Ta. Sin. Mim Dinle bak, ey insan! Rabb’ inden sana bir mesaj geldi

Açıklamalı meal

2Bunlar müşriklerin iddia ettikleri gibi senin uydurduğun sözler değildir. Bunlar gerçekleri açıklamak üzere Allah’tan geldiği apaçık ortada olup, dünyada ve ahirette insanlığa huzur ve kurtuluş yollarını gösteren Kitab’ın ayetleridir. Doğru ile yanlışı ayrıntıları ile açıklayan bu kitapta, dinleyen ya da okuyanın anlayacağı harflerden oluşan kelimelerle ilâhi gerçekler size apaçık bildirilmektedir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

2Yunus 1Ra’d 1

Ayet 3

1 ayet

Kasas 3

نَتْلُوا عَلَيْكَ مِنْ نَبَاِ مُوسٰى وَفِرْعَوْنَ بِالْحَقِّ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ ۝٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

3Netlû ʿaleyke min nebei mûsâ vefirʿavne bilḥaḳḳi liḳavmiy yüʾminûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

3Biz sana, Musa ve Firavun’un arasındaki bazı önemli olayları mümin bir toplum için gerçek bir amaca yönelik olarak anlatacağız.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

3Ey Peygamber! Şimdi, iman eden ve imanda derinleşerek yaratılış sebebini düşünüp de ona uygun yaşamak isteyen bir topluluk için Musa’nın ve Firavun’un haberlerinden bir kısmını öğüt ve ibret olsun diye, dosdoğru olarak sana anlatacağız. Zira bu kıssayı okuduklarında Mekkeli müşriklerin sonunun, tıpkı Müsa’ya ve ona inananlara eziyet eden Firavun gibi olacağını, anlayacaklardır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

3Bakara 49Tâhâ 39

Ayet 4

1 ayet

Kasas 4

اِنَّ فِرْعَوْنَ عَلَا فِي الْاَرْضِ وَجَعَلَ اَهْلَهَا شِيَعًا يَسْتَضْعِفُ طَٓائِفَةً مِنْهُمْ يُذَبِّحُ اَبْنَٓاءَهُمْ وَيَسْتَحْي۪ نِسَٓاءَهُمْۜ اِنَّهُ كَانَ مِنَ الْمُفْسِد۪ينَ ۝٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

4İnne firʿavne ʿalâ fi-lʾarḍi veceʿale ehlehâ şiyeʿay yestaḍʿifü ṭâifetem minhüm yüẕebbiḥu ebnâehüm veyestaḥyî nisâehüm. innehû kâne mine-lmüfsidîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

4Vaktiyle Firavun, ülkede büyüklük taslayıp iyice azgınlaşmış ve ülke halkını sınıflara ayırıyor, onlardan bir kısmının erkek çocuklarını kesiyor kadınlarını da sağ bırakıyor ve böylece onları zayıf düşürerek ezmek istiyordu. Gerçekten Firavun bozgunculardandı.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

4Vaktiyle Firavun, Mısır’da saltanatı ile böbürlenip, ilâhlık iddiasında bulunarak zorba bir yönetim kurmuştu. Firavun, şımarıp büyüklük ve kibirlilik taslamıştı. Saltanatını sürdürebilmek için, ülke halkını etnik kökenlerine göre çeşitli sınıflara ayırıyordu. Onlardan bir kısmını el üstünde tutarken, adı İsrâiloğulları olan bir topluluğu aşağılayıp köle gibi ezerek zayıf ve güçsüz düşürmüştü, Öyle ki onların nüfuslarındaki artışı önlemek için, erkek çocuklarını hunharca öldürüp, kadınlarını da utanç verici işlerde kullanmak ve yerli halkla evlendirmek için sağ bırakıyordu. Çünkü o yeryüzünü fesada verip iktidarını korumak için çıkarları peşinde koşan ve yaptığı soykırımla bozgunculuk çıkaran zalim birisiydi.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

4Bakara 11A’raf 86

Ayet 5–8

4 ayet

Kasas 5

Kasas 6

Kasas 7

Kasas 8

وَنُر۪يدُ اَنْ نَمُنَّ عَلَى الَّذ۪ينَ اسْتُضْعِفُوا فِي الْاَرْضِ وَنَجْعَلَهُمْ اَئِمَّةً وَنَجْعَلَهُمُ الْوَارِث۪ينَۙ ۝٥ وَنُمَكِّنَ لَهُمْ فِي الْاَرْضِ وَنُرِيَ فِرْعَوْنَ وَهَامَانَ وَجُنُودَهُمَا مِنْهُمْ مَا كَانُوا يَحْذَرُونَ ۝٦ وَاَوْحَيْنَٓا اِلٰٓى اُمِّ مُوسٰٓى اَنْ اَرْضِع۪يهِۚ فَاِذَا خِفْتِ عَلَيْهِ فَاَلْق۪يهِ فِي الْيَمِّ وَلَا تَخَاف۪ي وَلَا تَحْزَن۪يۚ اِنَّا رَٓادُّوهُ اِلَيْكِ وَجَاعِلُوهُ مِنَ الْمُرْسَل۪ينَ ۝٧ فَالْتَقَطَهُٓ اٰلُ فِرْعَوْنَ لِيَكُونَ لَهُمْ عَدُوًّا وَحَزَنًاۜ اِنَّ فِرْعَوْنَ وَهَامَانَ وَجُنُودَهُمَا كَانُوا خَاطِـ۪ٔينَ ۝٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

5Venürîdü en nemünne ʿale-lleẕîne-stuḍʿifû fi-lʾarḍi venecʿalehüm eimmetev venecʿalehümü-lvâriŝîn.

Okunuş

6Venümekkine lehüm fi-lʾarḍi venüriye firʿavne vehâmâne vecünûdehümâ minhüm mâ kânû yaḥẕerûn.

Okunuş

7Veevḥaynâ ilâ ümmi mûsâ en arḍiʿîh. feiẕâ ḫifti ʿaleyhi feelḳîhi fi-lyemmi velâ teḫâfî velâ taḥzenî. innâ râddûhü ileyki vecâʿilûhü mine-lmürselîn.

Okunuş

8Felteḳaṭahû âlü firʿavne liyekûne lehüm ʿadüvvev veḥazenâ. inne firʿavne vehâmâne vecünûdehümâ kânû ḫâṭiîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

5Biz ise, ülkede ezilen bu insanlara iyilikte bulunmak onları önderler yapmak ve onları ülkenin topraklarının varisleri yapmak istiyorduk.

Türkçe Meal

6Ayrıca biz onları bu ülkede güçlendirmek suretiyle Firavun, Haman ve onların ordularının korktukları şeyi başlarına getirmek istiyorduk.

Türkçe Meal

7Bu maksatla Musa’nın annesine:
– Onu emzir, şayet hayatından endişe edersen onu nehre bırak. Sakın endişelenip üzülme! Çünkü biz onu sana geri döndüreceğiz ve onu elçilerden biri yapacağız, diye vahyettik.

Türkçe Meal

8Firavun’un ailesinden biri, ileride kendileri için bir düşman ve başlarına dert olacak o bebeği bulup aldı. Çünkü Firavun, Haman ve orduları bu konuda büyük bir hata yapmaktaydılar.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

5Firavun, onların köklerini kurutmak isterken Biz ise istedik ki, yeryüzünde her devirde baskı, zulüm ve soykırımla ezilip zayıf düşürülenlere lütufta bulunalım ve rahmetimizle zulümden kurtaralım. Onları hayır adâlet, dürüstlük konusunda kendilerine uyulan önder bir millet yapalım. Onları bereketlerle donattığımız Firavun’un ülkesinin nimet ve zenginliklerini devralan onurlu mirasçılar kılmak istiyorduk.

Açıklamalı meal

6Ayrıca onları o ülkeye yerleştirip kendilerine geniş imkânlar vererek, yeryüzünde hâkim kıldık. Onlar vasıtasıyla hem Firavun’a ve onun baş danışmanı olan Haman’a, hem de ordularına, iktidarlarını servetlerini kaybetme gibi korktukları şeyleri gösterip, zalim hükümdarların saltanatlarını başlarına geçirelim istedik. Ezdikleri ve hıyanet ettikleri mücahitlerin zafere erdiklerini, kendi devlet ve düzenlerini ele geçirdiklerini görüp kahrolsunlar ki, böylece intikamımızı alalım dedik.

Açıklamalı meal

7İşte bunu gerçekleştirmek için de Musa’nın annesine ilham yoluyla şöyle vahyettik: “ Biz onu koruyacağız. Sen yavrunu doğurunca bir süre emzir. Şayet Firavun ve askerleri tarafından başına bir şey gelmesinden korkacak olursan, onu bir sandığın içine koy ve Allah’a emanet ederek Nil nehrine bırak. Sakın suda boğulur diye korkma ve ondan ayrı kalacağına da üzülme. Çünkü biz yakında onu tekrar sana kavuşturacağız ve peygamberlerden biri yapacağız”

Açıklamalı meal

8Mûsâ’nın içinde bulunduğu sandık, ilâhî kudretin koruması altında akıntıyla birlikte suda süzülmeye başladı. Nihayet sandık nehirde akıp giderken, Firavun’un adamları nehirdeki bebeği sahipsiz bulup aldılar. Sonra Firavunun son derece dürüst ve iyi kalpli olan hanımına verdiler. Bilmiyorlardı ki ilâhî plâna göre, bu çocuk ileride kendileri için iktidarlarını temelden sarsıp başkaldıran bir düşman ve zalimlerin başına da bir dert ve üzüntü sebebi olacaktı. Doğrusu, Firavun Haman ve askerlerinin bunu bilmesi mümkün değildi ve Mûsâ’yı saraya almakla büyük yanılgıya düşmüşlerdi. Böylece hiç farkında olmadan kendi sonlarını getirecek bir süreci başlatıyorlardı. Çünkü Biz böyle olmasını dilemiştik.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

5İbrahim 14

İlgili ayetler

6Zuhruf 46Zuhruf 52

İlgili ayetler

7Kasas 13

Ayet 9–10

2 ayet

Kasas 9

Kasas 10

وَقَالَتِ امْرَاَتُ فِرْعَوْنَ قُرَّتُ عَيْنٍ ل۪ي وَلَكَۜ لَا تَقْتُلُوهُۗ عَسٰٓى اَنْ يَنْفَعَنَٓا اَوْ نَتَّخِذَهُ وَلَدًا وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ ۝٩ وَاَصْبَحَ فُؤَادُ اُمِّ مُوسٰى فَارِغًاۜ اِنْ كَادَتْ لَتُبْد۪ي بِه۪ لَوْلَٓا اَنْ رَبَطْنَا عَلٰى قَلْبِهَا لِتَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ ۝١٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

9Veḳâleti-mraetü firʿavne ḳurratü ʿaynil lî velek. lâ taḳtülûh. ʿasâ ey yenfeʿanâ ev netteḫiẕehû veledev vehüm lâ yeşʿurûn.

Okunuş

10Veaṣbeḥa füâdü ümmi mûsâ fârigâ. in kâdet letübdî bihî levlâ er rabaṭnâ ʿalâ ḳalbihâ litekûne mine-lmüʾminîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

9Firavun’un hanımı:
– Bu çocuk hem benim hem de senin için bir sevinç kaynağı. Ne olur onu öldürmeyin belki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz, dedi. Oysa onlar işin nereye varacağının farkında değillerdi.

Türkçe Meal

10Musa’nın annesinin aklı başından gitti. Eğer biz, vaadimize güvenen birisi olması için onun kalbini güçlendirip pekiştirmeseydik az kalsın çocuğun kendisine ait olduğunu söyleyecekti.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

9Firavun’un karısı Asiye, sepetin içinden erkek çocuk çıkınca kocasına dedi ki: “ Bu çocuk bizim için bir mutluluk ve neşe kaynağı olabilir. Sakın onu öldürmeyin. Olur ki ileride bize bir yararı olur veya bakarsın onu evlat ediniriz.” Firavun, hanımının ricasını kıramadı ve Mûsâ’yı saraya aldı. Oysa onlar böyle yapmakla işin sonunun nereye varacağının farkında değildi.

Açıklamalı meal

10Günler geçtikçe Musa’nın annesinin yüreği iyiden iyiye yanmaya başlamış, yavrusundan başka bir şey düşünemez olmuştu. Çocuğunu nehre bıraktığı için, gönlünde bir boşluk hissediyordu ve gittikçe içinde büyüyen acıyla o gece sabahı zor etti. Eğer verdiğimiz söze güvenmesi için, kalbini sabırla pekiştirip dayanma gücü vermeseydik, az kalsın saraya gidip onun kendi çocuğu olduğunu söyleyerek tuzağımızı açıklayacaktı. Neyse ki bizim ilhamımız sayesinde çocuğuna kavuşacağına yönelik ilahi vaade tam olarak güvendi ve içi rahatladı.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

9Şuarâ 18

İlgili ayetler

10Kasas 13

Ayet 11

1 ayet

Kasas 11

وَقَالَتْ لِاُخْتِه۪ قُصّ۪يهِۘ فَبَصُرَتْ بِه۪ عَنْ جُنُبٍ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَۙ ۝١١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

11Veḳâlet liuḫtihî ḳuṣṣîh. febeṣurat bihî ʿan cünübiv vehüm lâ yeşʿurûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

11Annesi, daha önce Musa’nın kız kardeşine “Onu takip et” demiş, o da kimseye hissettirmeden onu uzaktan izlemişti.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

11Annesi, Musa’nın kız kardeşine suya bıraktığı bebeğini takip etmesini için: “ Gizlice bak bakalım, yavrum ne durumda. Git onu nehir boyunca takip et” diye tembihledi. O da kimseye fark ettirmeden suya bırakılan kardeşini uzaktan izledi. Bunun üzerine ablası kimseye sezdirmeden, kardeşinin durumu hakkında bilgi edinip annesine iletmeye başladı.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

11Tâhâ 40

Ayet 12

1 ayet

Kasas 12

وَحَرَّمْنَا عَلَيْهِ الْمَرَاضِعَ مِنْ قَبْلُ فَقَالَتْ هَلْ اَدُلُّكُمْ عَلٰٓى اَهْلِ بَيْتٍ يَكْفُلُونَهُ لَكُمْ وَهُمْ لَهُ نَاصِحُونَ ۝١٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

12Veḥarramnâ ʿaleyhi-lmerâḍiʿa min ḳablü feḳâlet hel edüllüküm ʿalâ ehli beytiy yekfülûnehû leküm vehüm lehû nâṣiḥûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

12Biz daha ilk günden Musa’nın herhangi bir sütanneyi emmesine engel olduk. Bu sırada Musa’nın ablası:
– Bu çocuğun bakımını sizin için üstlenecek, onu sevgiyle emzirip eğitecek bir aileyi size tavsiye edeyim mi? Demişti.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

12Biz doğumu sırasında Musa’nın yapısına özel bir his yerleştirmiştik. Musa’nın annesi gelmeden daha önce Musa’ya getirilen Mısırlı süt annelerin sütünü emmesine engel olduk. Bebek hiçbir kadından süt emmiyordu. Firavun ailesi günlerce hiçbir şey yemeyen bebek için, saray dışından dahi olsa başka sütanneler aramaya başladılar. Bunun üzerine kardeşine kavuşmak için bunu bir fırsat gören, Mûsâ’nın kız kardeşi, Firavun ailesine gelerek: “Sizin için bu çocuğu emzirecek ve ona şefkat gösterip güzelce bakabilecek bir aileyi size önerebilirim demişti. Önerisi kabul edilince de annesini saraya getirtti.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

12Mü’min 28

Ayet 13

1 ayet

Kasas 13

فَرَدَدْنَاهُ اِلٰٓى اُمِّه۪ كَيْ تَقَرَّ عَيْنُهَا وَلَا تَحْزَنَ وَلِتَعْلَمَ اَنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ۟ ۝١٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

13Feradednâhü ilâ ümmihî key teḳarra ʿaynühâ velâ taḥzene velitaʿleme enne vaʿde-llâhi ḥaḳḳuv velâkinne ekŝerahüm lâ yaʿlemûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

13İşte böylece onu annesine kavuşturduk ki gözü aydın olsun, gönlü ferah olsun daha fazla üzülmesin ve Allah’ın vaadinin gerçek olduğunu anlasın. Gel gör ki insanların çoğu bunu bilmez.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

13Böylece annesinin gözü gönlü aydın olsun, üzülmesin ve Allah’ın vaadinin gerçek olduğunu bizzat yaşayarak görsün diye, Musa’yı yeniden annesine kavuşturduk. Böylece Musa’­nın annesine vaat ettiğimiz şey gerçekleşmiş, gözü yaşlı annenin evlat hasreti dinmiş oldu. Artık Allah’ın kendisine vaat ettiği şeyin gerçek olduğundan iyice emin olmuştu. Ancak onların çoğu bu hikmetleri ve Allah’ın sözünün mutlaka yerine geleceğini bilmez ve inanmaz.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

13Kasas 7

Ayet 14

1 ayet

Kasas 14

وَلَمَّا بَلَغَ اَشُدَّهُ وَاسْتَوٰٓى اٰتَيْنَاهُ حُكْمًا وَعِلْمًاۜ وَكَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ ۝١٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

14Velemmâ belega eşüddehû vestevâ âteynâhü ḥukmev veʿilmâ. vekeẕâlike neczi-lmuḥsinîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

14Nihayet Musa ergenlik çağına ulaşıp, olgunlaşınca, ona güçlü bir muhakeme yeteneği ve ilim verdik. İşte biz, erdemli ve iyi kişileri böyle ödüllendiririz.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

14Musa Firavun ailesinin yanında büyümeye başlamıştı. Yetişirken insanlara karşı saygılı, sevgi dolu, iyilik yapan biriydi. Kimseye kötülüğü dokunmazdı. Bu nedenle etrafında çok sevilirdi. Derken Musa ergenlik çağına erip bedenen ve zihnen olgunlaşınca, biz ona doğru karar verebilme yeteneği olan hikmet ve şirkten uzak kalmasını sağlayacak ilim verdik. İşte biz Allah’ın kendilerini sürekli gördüğü şuuru içinde davranan ve Allah’a itaat etmeye arzulu olup iyilikte bulunan idarecileri ve Müslümanları böyle mükafatlandırırız.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

14Nisâ 6

Ayet 15–16

2 ayet

Kasas 15

Kasas 16

وَدَخَلَ الْمَد۪ينَةَ عَلٰى ح۪ينِ غَفْلَةٍ مِنْ اَهْلِهَا فَوَجَدَ ف۪يهَا رَجُلَيْنِ يَقْتَتِلَانِۘ هٰذَا مِنْ ش۪يعَتِه۪ وَهٰذَا مِنْ عَدُوِّه۪ۚ فَاسْتَغَاثَهُ الَّذ۪ي مِنْ ش۪يعَتِه۪ عَلَى الَّذ۪ي مِنْ عَدُوِّه۪ۙ فَوَكَزَهُ مُوسٰى فَقَضٰى عَلَيْهِۘ قَالَ هٰذَا مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِۜ اِنَّهُ عَدُوٌّ مُضِلٌّ مُب۪ينٌ ۝١٥ قَالَ رَبِّ اِنّ۪ي ظَلَمْتُ نَفْس۪ي فَاغْفِرْ ل۪ي فَغَفَرَ لَهُۜ اِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّح۪يمُ ۝١٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

15Vedeḫale-lmedînete ʿalâ ḥîni gafletim min ehlihâ fevecede fîhâ racüleyni yaḳtetilân. hâẕâ min şîʿatihî vehâẕâ min ʿadüvvih. festegâŝehü-lleẕî min şîʿatihî ʿale-lleẕî min ʿadüvvihî fevekezehû mûsâ feḳaḍâ ʿaleyh. ḳâle hâẕâ min ʿameli-şşeyṭân. innehû ʿadüvvüm müḍillüm mübîn.

Okunuş

16Ḳâle rabbi innî żalemtü nefsî fagfir lî fegafera leh. innehû hüve-lgafûru-rraḥîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

15Musa, halkın olan bitenden habersiz olduğu bir vakitte şehre girdi ve orada kavga eden iki adama rastladı. Bunlardan biri kendi halkına, diğeri de düşman tarafına mensuptu. O sırada kendi halkından olan kişi düşman taraftan olan kişiye karşı yardım istedi. Bunun üzerine Musa o adamı öldürdü. Musa: “İşte bu düpedüz şeytanın işidir, gerçekten şeytan insanı yoldan çıkaran apaçık bir düşmandır,” dedi.

Türkçe Meal

16Musa: “Rabbim, ben gerçekten kendime zulmedip yazık ettim, beni bağışla” dedi. Allah da onu bağışladı. Çünkü O, eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet kaynağıdır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

15Musa, Firavun ve erkanının, şirk inançlarını eleştirdiği için gözden düşmüş ve saray erkanı tarafından çeşitli uyan ve tehditlere maruz kalmıştı. Bu yüzden kaçıp saklanmıştı ve şehre ancak insanların öğle uykusuna daldığı saatlerde girebiliyordu. Yine halkın çoğunun habersiz ve istirahatte, sokakların da tenha olduğu bir vakitte şehre girdi. Orada birbirleriyle kavga eden iki adam gördü. Biri kendi halkından diğeri de Mısırlı düşmanlarındandı. Kendi halkından olan kişi, düşmanına karşı kendisini ondan kurtarması için Musa’dan yardım istedi. Mûsâ, İsrâiloğullarından birisini tartaklamakta olan Kıptî’ye, kavgayı sonlandırmak maksadı ile onu bırakmasını söyledi, ancak Kıptî söz dinlemedi. Bunun üzerine Musa Mısırlı kıptiyi engellemek için iterek bir yumruk attı ve onu istemeden de olsa kazayla öldürdü. Sonra da kendini toparlar toparlamaz, “Eyvah ben ne yaptım? Neden kimin haklı olduğuna bakmadan tarafımı seçtim. Çok geçmeden büyük bir pişmanlıkla “Bu kavga şeytanın tuzağıdır. Şeytana uyup kavgaya karıştım ve istemeden de olsa adamı öldürdüm. Şüphesiz şeytan insanı yoldan çıkaran apaçık bir düşmandır” diye yakındı.

Açıklamalı meal

16Musa, hemen Allah’a yönelip: Rabbim! Ben hiç şüphesiz yargısız infaz yaparak kazayla bile olmuş olsa, birinin ölümüne sebep olmakla büyük hata yaptım ve kendime zulmedip yazık ettim. Fakat biliyorum ki, senin rahmetinden ümit kesilmez. Ne olur beni bağışla!” diye dua etti. Allah da onun bu günahı kasten işlemediğini bildiği için ve içtenlikle yaptığı bu tövbeden dolayı, onu bağışladı. Şüphesiz Allah samimiyetle tevbe edip, doğruya yönelenlere karşı çok bağışlayıcı ve merhametlidir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

15Yâsîn 60Yâsîn 61

İlgili ayetler

16A’raf 23

Ayet 17

1 ayet

Kasas 17

قَالَ رَبِّ بِمَٓا اَنْعَمْتَ عَلَيَّ فَلَنْ اَكُونَ ظَه۪يرًا لِلْمُجْرِم۪ينَ ۝١٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

17Ḳâle rabbi bimâ enʿamte ʿaleyye felen ekûne żahîral lilmücrimîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

17– Rabbim, bana verdiğin nimet için, bundan böyle asla suçlulara destek olmayacağım” dedi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

17Bu olayın ardından ders alan Musa dedi ki: “ Ey Rabbim! Araştırmayarak, haksızdan yana taraf olarak ve bir adam öldürerek üç yanlış yaptım. Sana şükürler olsun, üç hatayı arka arkaya yapmama rağmen beni bağışladın. Bana verdiğin nimetlerin hakkı için, artık kim olursa olsun bir daha asla suçlulara destek olup arka çıkmayacağım.” diye söz verdi.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

17Nisâ 85Nisâ 135

Ayet 18–19

2 ayet

Kasas 18

Kasas 19

فَاَصْبَحَ فِي الْمَد۪ينَةِ خَٓائِفًا يَتَرَقَّبُ فَاِذَا الَّذِي اسْتَنْصَرَهُ بِالْاَمْسِ يَسْتَصْرِخُهُۜ قَالَ لَهُ مُوسٰٓى اِنَّكَ لَغَوِيٌّ مُب۪ينٌ ۝١٨ فَلَمَّٓا اَنْ اَرَادَ اَنْ يَبْطِشَ بِالَّذ۪ي هُوَ عَدُوٌّ لَهُمَاۙ قَالَ يَا مُوسٰٓى اَتُر۪يدُ اَنْ تَقْتُلَن۪ي كَمَا قَتَلْتَ نَفْسًا بِالْاَمْسِۗ اِنْ تُر۪يدُ اِلَّٓا اَنْ تَكُونَ جَبَّارًا فِي الْاَرْضِ وَمَا تُر۪يدُ اَنْ تَكُونَ مِنَ الْمُصْلِح۪ينَ ۝١٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

18Feaṣbeḥa fi-lmedîneti ḫâifey yeteraḳḳabü feiẕe-lleẕi-stenṣarahû bilʾemsi yestaṣriḫuh. ḳâle lehû mûsâ inneke legaviyyüm mübîn.

Okunuş

19Felemmâ en erâde ey yebṭişe billeẕî hüve ʿadüvvül lehümâ ḳâle yâ mûsâ etürîdü en taḳtülenî kemâ ḳatelte nefsem bilʾems. in türîdü illâ en tekûne cebbâran fi-lʾarḍi vemâ türîdü en tekûne mine-lmuṣliḥîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

18Musa o şehirde korku içinde, etrafı gözetleyerek sabahladı. Bir de ne görsün dün kendisinden yardım isteyen o adam yine birisiyle kavga ediyor ve feryat ederek, yardım istiyor. Musa ona:
– Sen, ne azgın bir adammışsın.

Türkçe Meal

19Musa, düşmana karşı halkından olana yardım etmek isteyince o adam: Ey Musa, dün birisini öldürdüğün gibi, şimdi de beni mi öldürmek istiyorsun? Belli ki sen bu ülkede huzur ve sükûnu sağlamak istemiyor aksine sen sadece bir zorba olmak istiyorsun.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

18Musa bunun üzerine, şehirde olayın duyulup duyulmadığını araştırmaya başladı ve korkuyla etrafı gözetleyerek sabahladı. Ne yapacağını düşünürken bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen ve başına o belayı getiren kişi, bugün de başka bir Mısırlı Kipti ile kavgaya tutuşmuş. Feryat ederek yine ondan yardım istiyor. Hatasından ders alan Musa, yardım isteyene dönüp kızdı ve: “Senin işin gücün huzursuzluk çıkarmak. Anlaşılan sen apaçık ona buna sataşan azgın birisin, benden uzak dur” dedi.

Açıklamalı meal

19Sonuçta Mûsâ her şeye rağmen etrafında olup bitenlere seyirci kalmayan bir insandı. Bu sefer de kavgayı bitirmek ve haklı ile haksızın tespitini yapmak amacıyla ikisine de düşman olan Kıptîlerden bir kişiyi ayırmak isterken o adam dünkü olaydan ötürü, Mûsâ’nın kendisine kızgın olduğunu ve bu yüzden kendisini yakalayarak zarar vereceğini zannederek dedi ki: “Ey Musa! Daha dün öldürdüğün adam gibi beni de öldürmek mi istiyorsun? Ey Musa doğrusu sen ülkenin başına zalimce kan döküp zorba olmak istiyorsun. Asla ara bulup kavgayı ayırmak ve ıslah edicilerden olmak istemiyorsun” diye yaygara kopardı. Böylece Musa’nın bir adamı öldürdüğü herkes tarafından duyulmuş oldu.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

19Nisâ 92

Ayet 20–21

2 ayet

Kasas 20

Kasas 21

وَجَٓاءَ رَجُلٌ مِنْ اَقْصَا الْمَد۪ينَةِ يَسْعٰىۘ قَالَ يَا مُوسٰٓى اِنَّ الْمَلَاَ يَاْتَمِرُونَ بِكَ لِيَقْتُلُوكَ فَاخْرُجْ اِنّ۪ي لَكَ مِنَ النَّاصِح۪ينَ ۝٢٠ فَخَرَجَ مِنْهَا خَٓائِفًا يَتَرَقَّبُۘ قَالَ رَبِّ نَجِّن۪ي مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِم۪ينَ۟ ۝٢١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

20Vecâe racülüm min aḳṣe-lmedîneti yesʿâ. ḳâle yâ mûsâ inne-lmelee yeʾtemirûne bike liyaḳtülûke faḫruc innî leke mine-nnâṣiḥîn.

Okunuş

21Feḫarace minhâ ḫâifey yeteraḳḳab. ḳâle rabbi neccinî mine-lḳavmi-żżâlimîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

20O esnada şehrin öte yakasından bir adam koşarak geldi:
– Ey Musa! Ülkenin ileri gelenleri bir araya gelmiş seni öldürmek için görüşme yapıyorlar, en iyisi sen burayı terk et! Emin ol ki ben senin iyiliğini istiyorum, dedi.

Türkçe Meal

21Bunun üzerine Musa korku ve endişe içinde etrafı kontrol ederek şehirden ayrıldı ve Rabbim beni bu zalimlerin eline düşmekten kurtar.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

20Tam da o sırada şehrin öbür ucundan Mûsâ’nın iyiliğini isteyen ve sarayda mevki sahibi bir adam koşarak geldi ve Musa’ya dedi ki: “Ey Musa! İleri gelenler toplanıp bir mahkeme kurmuş ve dünkü cinayet hadisesinin sorumlusu olarak savunmanı almadan seni öldürmek için aralarında görüşüyorlar. Sözümü dinle ve onlar seni yakalamadan bir an önce bu şehri terk et. Gerçekten ben senin iyiliğini isteyen ve sana öğüt verenlerdenim.” Bu adam, Firavun hanedanından olduğu hâlde, onun zulmünü onaylamayan birisi idi.

Açıklamalı meal

21Bunun üzerine Musa korku içinde etrafı gözetleyerek şehirden ayrıldı. Bir yandan da “Rabbim! Beni baskı, zulüm ve işkenceyle insanları köleleştiren bu zalimler topluluğundan kurtar” diye dua ediyordu. Sonra Mısır’dan çıktı.Nereye gideceğini bilmiyordu.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

20Mü’min 28

İlgili ayetler

21Âl-i İmran 160

Ayet 22–23

2 ayet

Kasas 22

Kasas 23

وَلَمَّا تَوَجَّهَ تِلْقَٓاءَ مَدْيَنَ قَالَ عَسٰى رَبّ۪ٓي اَنْ يَهْدِيَن۪ي سَوَٓاءَ السَّب۪يلِ ۝٢٢ وَلَمَّا وَرَدَ مَٓاءَ مَدْيَنَ وَجَدَ عَلَيْهِ اُمَّةً مِنَ النَّاسِ يَسْقُونَۘ وَوَجَدَ مِنْ دُونِهِمُ امْرَاَتَيْنِ تَذُودَانِۚ قَالَ مَا خَطْبُكُمَاۜ قَالَتَا لَا نَسْق۪ي حَتّٰى يُصْدِرَ الرِّعَٓاءُ وَاَبُونَا شَيْخٌ كَب۪يرٌ ۝٢٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

22Velemmâ teveccehe tilḳâe medyene ḳâle ʿasâ rabbî ey yehdiyenî sevâe-ssebîl.

Okunuş

23Velemmâ verade mâe medyene vecede ʿaleyhi ümmetem mine-nnâsi yesḳûn. vevecede min dûnihimü-mraeteyni teẕûdân. ḳâle mâ ḫaṭbükümâ. ḳâletâ lâ nesḳî ḥattâ yuṣdira-rriʿâü veebûnâ şeyḫun kebîr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

22Medyen tarafına doğru yöneldiğinde: “Umarım ki Rabbim beni doğru yola yönlendirir” Diyordu.

Türkçe Meal

23Nihayet Musa Medyen’in su kuyularına vardığında orada hayvanlarını sulayan bir grup çobanla karşılaştı. Onlardan biraz ötede hayvanlarını kuyularından uzak tutmaya çalışan iki kadın gördü ve onlara “Siz niçin bekliyorsunuz?” dedi. Onlar; “Bu çobanlar hayvanlarını sulayıp çekilmeden biz sulayamıyoruz babamız da çok yaşlı biri” dediler.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

22Musa bu duygularla Mısır’dan ayrılıp Mısır’ın sınır komşusu olan ve Firavunun hâkimiyet alanı dışında kalan, Tur Dağı çevresindeki Medyen tarafına yöneldi ve şehre girerken dua edip kendi kendine: “ İnşallah yolu bulup sağ salim Medyen’e ulaşırım ve Rabbim beni iyilerle karşılaştırıp doğru yola iletir” diyordu.

Açıklamalı meal

23Mûsâ nihayet uzun ve sıkıntılı bir yolculuktan sonra Medyen’in meşhur su kuyularına varınca, orada hayvanlarını sulayan kalabalık bir grup çobanla karşılaştı. Onların gerisinde de sulama sırasının kendilerine gelmesi için hayvanlarını kuyulardan uzak tutup bekleten iki kız gördü. Bu kızlar Şuayb Peygamberin kızlarıydı. Musa onların yanına gidip “ Sizi su kuyusuna yanaşmaktan alıkoyan nedir ve niçin geri duruyorsunuz? Size nasıl yardımcı olabilirim? ” dedi. Onlar da: “Çobanlar hayvanlarını sulayıp dağılmadan, biz erkeklerin arasına karışıp hayvanlarımızı sulayamayız. Zaten kadın olduğumuz için onlarla başa çıkacak gücümüz de yok. Ailemizin tek erkeği olan babamız, hayvanları sulamak isterdi ama o da bu işi yapamayacak kadar çok yaşlıdır bizimle gelemiyor“ diye cevap verdiler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

22Mü’min 60

İlgili ayetler

23Mü’minûn 61

Ayet 24–28

5 ayet

Kasas 24

Kasas 25

Kasas 26

Kasas 27

Kasas 28

فَسَقٰى لَهُمَا ثُمَّ تَوَلّٰٓى اِلَى الظِّلِّ فَقَالَ رَبِّ اِنّ۪ي لِمَٓا اَنْزَلْتَ اِلَيَّ مِنْ خَيْرٍ فَق۪يرٌ ۝٢٤ فَجَٓاءَتْهُ اِحْدٰيهُمَا تَمْش۪ي عَلَى اسْتِحْيَٓاءٍۘ قَالَتْ اِنَّ اَب۪ي يَدْعُوكَ لِيَجْزِيَكَ اَجْرَ مَا سَقَيْتَ لَنَاۜ فَلَمَّا جَٓاءَهُ وَقَصَّ عَلَيْهِ الْقَصَصَۙ قَالَ لَا تَخَفْ۠ نَجَوْتَ مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِم۪ينَ ۝٢٥ قَالَتْ اِحْدٰيهُمَا يَٓا اَبَتِ اسْتَاْجِرْهُۘ اِنَّ خَيْرَ مَنِ اسْتَاْجَرْتَ الْقَوِيُّ الْاَم۪ينُ ۝٢٦ قَالَ اِنّ۪ٓي اُر۪يدُ اَنْ اُنْكِحَكَ اِحْدَى ابْنَتَيَّ هَاتَيْنِ عَلٰٓى اَنْ تَاْجُرَن۪ي ثَمَانِيَ حِجَجٍۚ فَاِنْ اَتْمَمْتَ عَشْرًا فَمِنْ عِنْدِكَۚ وَمَٓا اُر۪يدُ اَنْ اَشُقَّ عَلَيْكَۜ سَتَجِدُن۪ٓي اِنْ شَٓاءَ اللّٰهُ مِنَ الصَّالِح۪ينَ ۝٢٧ قَالَ ذٰلِكَ بَيْن۪ي وَبَيْنَكَۜ اَيَّمَا الْاَجَلَيْنِ قَضَيْتُ فَلَا عُدْوَانَ عَلَيَّۜ وَاللّٰهُ عَلٰى مَا نَقُولُ وَك۪يلٌ۟ ۝٢٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

24Feseḳâ lehümâ ŝümme tevellâ ile-żżilli feḳâle rabbi innî limâ enzelte ileyye min ḫayrin feḳîr.

Okunuş

25Fecâethü iḥdâhümâ temşî ʿale-stiḥyâʾ. ḳâlet inne ebî yedʿûke liyecziyeke ecra mâ seḳayte lenâ. felemmâ câehû veḳaṣṣa ʿaleyhi-lḳaṣaṣa ḳâle lâ teḫaf. necevte mine-lḳavmi-żżâlimîn.

Okunuş

26Ḳâlet iḥdâhümâ yâ ebeti-steʾcirh. inne ḫayra meni-steʾcerte-lḳaviyyü-lʾemîn.

Okunuş

27Ḳâle innî ürîdü en ünkiḥake iḥde-bneteyye hâteyni ʿalâ en teʾcüranî ŝemâniye ḥicec. fein etmemte ʿaşran femin ʿindik. vemâ ürîdü en eşüḳḳa ʿaleyk. setecidünî in şâe-llâhü mine-ṣṣâliḥîn.

Okunuş

28Ḳâle ẕâlike beynî vebeynek. eyyeme-lʾeceleyni ḳaḍaytü felâ ʿudvâne ʿaleyy. vellâhü ʿalâ mâ neḳûlü vekîl.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

24Bunun üzerine Musa, onların hayvanlarını sulayıp, bir gölgeye çekilerek:
– Rabbim, şu anda ben, bana vereceğin her türlü hayra muhtacım.

Türkçe Meal

25Az sonra, iki kızdan birisi utana sıkıla Musa’nın yanına geldi ve:
– Babam, hayvanlarımızı sulamanın karşılığını vermek için seni çağırıyor. Musa, gelip onun yanına varınca başından geçen olayları anlattı. O da:
– Korkma, zalim toplumun elinden kurtulmuş oldun. Dedi.

Türkçe Meal

26Kızlardan birisi:
– Babacığım, bu adamı ücretli bir işçi/çoban olarak tut, zira ücretle çalıştırabileceğin adamların en iyisi, en güçlüsü ve en güvenilir olanı bu adamdır, dedi.

Türkçe Meal

27Kızların babası:
– Benim yanımda sekiz yıl çalışman karşılığında seni şu kızlarımdan birisi ile evlendirmek istiyorum, eğer bunu on yıla tamamlarsan bu senin bize yapacağın bir ikramın olur, yoksa ben seni zora koşmak istemem, inşallah sen, benim verdiği sözde duran salihlerden iyi bir adam olduğumu göreceksin.

Türkçe Meal

28Musa da:
– Tamam, bu aramızda anlaşma olsun. Yalnız ben bu iki süreden hangisini tamamlarsam tamamlayayım bana karşı bir husumet ve haksızlık yapmak yok, bak bu anlaşmamıza Allah vekildir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

24Bu davranışları kızların ne kadar iffetli ve edepli olduklarını gösteriyordu. Musa kadınların hâline acıyıp, hemen onların yerine sürülerini suladı. Onlar ayrıldıktan sonra gölgeye çekilip dinlenmeye ve düşünmeye başladı. Barınacak yeri yoktu, yiyecek yemeği yoktu, cebinde parası yoktu. Bu haldeyken ellerini bir kere daha açtı ve: “Rabbim! Doğrusu şu anda bana lütfedeceğin her türlü hayra ve nimete öyle muhtacım ki ” diyerek dua etti. Zira günlerce durup dinlenmeden yol yürümüş, iyice acıkmış ve bitkin düşmüştü. Ayrıca yabancı bir ülkede barınacak bir yere, güvenilir dostlara ihtiyacı vardı.

Açıklamalı meal

25Derken hiç ummadığı bir yerden hayır kapısı açıldı ve hayvanlarının sulanmasına yardım ettiği o iki kadından biri, utana sıkıla çıkıp yanına geldi ve Musa’ya dedi ki: “ Bize yaptığın iyiliği babama anlattım. Babam bizim için sürümüzü sulamanın karşılığı olarak, sana ikramda bulunmak üzere seni çağırıyor” dedi. Musa bunun üzerine onun davetini kabul etti ve yanına giderek olup bitenleri kızların babasına anlattı. Şuayb Peygamber de “Korkma! Artık Firavun· ve o zalim kavimden kurtuldun sayılır ” dedi.

Açıklamalı meal

26Derken o kızlardan biri babasına: “Babacığım! Sen artık yaşlandın. Bizim bir erkek kardeşimiz de yok. Şu kadın hâlimizle, erkeklerin yapması gereken işleri yapmak zorunda kalıyoruz. Mûsâ’nın üstün ahlâkını sen de gördün. Bana sorarsan, işlerimizde bize yardımcı olması için, onu ücretli olarak yanında çalıştırabilirsin. Çünkü gördüğümüz kadarı ile maharetli ve güvenilir birine benziyor. Bu civarda ücretle tutabileceğin en iyisi, bunun gibi güçlü ve güvenilir birisi olmalıdır ” dedi. Kızının bu teklifini kabul eden Şuayb, kısa zaman içinde Mûsâ’nın davranışlarını yakından gözlemleme fırsatı buldu. Ayrıca genç kızların olduğu bir evde yabancı bir erkeğin kalması yanlış anlaşılmalara sebep olabilirdi. Bu yüzden Mûsâ’ya şöyle bir teklifte bulundu.

Açıklamalı meal

27Kızların babası bir süre düşündükten sonra kararını verdi ve Musa’ya dönerek dedi ki: “ Ey Mûsâ bir insan olarak senin ahlakını çok beğendim. Benim işlerimde bana yardım edip yanımda sekiz yıl çalışmayı kabul edersen, şu iki kızımdan birini sana nikahlamak isterim. Eğer çalışmanı on yıla tamamlarsan senin insafına kalmış. Artık o da senden bize bir ikram olur. Bu teklifime “hayır” dersen sana gönül koymam. Zira ben bu konuda on yıl diye ısrar edip seni zora sokmak istemem. Ama bu teklifi kabul edersen, inşallah sen de benim, sözünü tutan dürüst ve erdemli davranan, iyi bir insan olduğumu göreceksin.” Mûsâ, günler önce yaptığı duasında Rabbine “İndireceğin her hayra muhtacım” demişti. Duanın ardından bu teklif geldi. Dün sarayda prens olan adama şimdi çobanlık teklif ediliyordu.

Açıklamalı meal

28Musa da ona: “Bu teklifini kabul ediyorum. Bu benimle senin aranda bir anlaşmadır. Eğer uygun görürsen, anlaşmaya şunu da ilave edelim. Bu iki süreden hangisini tamamlarsam tamamlayım anlaşmayı yerine getirmiş olacağım. Ama sekiz yıl mı, on yıl mı çalışacağıma ben karar vereceğim. Bu durumda benden başka türlü bir istek, bana karşı bir kırgınlık ve düşmanlık da olmasın. O hâlde, yaptığımız bu anlaşmayla Allah söylediklerimize şahittir” diyerek işe başladı.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

24İhlâs 1İhlâs 4

İlgili ayetler

25Rahman 60

İlgili ayetler

26Nahl 71

İlgili ayetler

28İsrâ 34

Ayet 29–32

4 ayet

Kasas 29

Kasas 30

Kasas 31

Kasas 32

فَلَمَّا قَضٰى مُوسَى الْاَجَلَ وَسَارَ بِاَهْلِه۪ٓ اٰنَسَ مِنْ جَانِبِ الطُّورِ نَارًاۚ قَالَ لِاَهْلِهِ امْكُثُٓوا اِنّ۪ٓي اٰنَسْتُ نَارًا لَعَلّ۪ٓي اٰت۪يكُمْ مِنْهَا بِخَبَرٍ اَوْ جَذْوَةٍ مِنَ النَّارِ لَعَلَّكُمْ تَصْطَلُونَ ۝٢٩ فَلَمَّٓا اَتٰيهَا نُودِيَ مِنْ شَاطِئِ الْوَادِ الْاَيْمَنِ فِي الْبُقْعَةِ الْمُبَارَكَةِ مِنَ الشَّجَرَةِ اَنْ يَا مُوسٰٓى اِنّ۪ٓي اَنَا۬ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَم۪ينَۙ ۝٣٠ وَاَنْ اَلْقِ عَصَاكَۜ فَلَمَّا رَاٰهَا تَهْتَزُّ كَاَنَّهَا جَٓانٌّ وَلّٰى مُدْبِرًا وَلَمْ يُعَقِّبْۜ يَا مُوسٰٓى اَقْبِلْ وَلَا تَخَفْ۠ اِنَّكَ مِنَ الْاٰمِن۪ينَ ۝٣١ اُسْلُكْ يَدَكَ ف۪ي جَيْبِكَ تَخْرُجْ بَيْضَٓاءَ مِنْ غَيْرِ سُٓوءٍۘ وَاضْمُمْ اِلَيْكَ جَنَاحَكَ مِنَ الرَّهْبِ فَذَانِكَ بُرْهَانَانِ مِنْ رَبِّكَ اِلٰى فِرْعَوْنَ وَمَلَا۬ئِه۪ۜ اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمًا فَاسِق۪ينَ ۝٣٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

29Felemmâ ḳaḍâ mûse-lʾecele vesâra biehlihî ânese min cânibi-ṭṭûri nârâ. ḳâle liehlihi-mküŝû innî ânestü nâral leʿallî âtîküm minhâ biḫaberin ev ceẕvetim mine-nnâri leʿalleküm taṣṭalûn.

Okunuş

30Felemmâ etâhâ nûdiye min şâṭii-lvâdi-lʾeymeni fi-lbuḳʿati-lmübâraketi mine-şşecerati ey yâ mûsâ innî ene-llâhü rabbü-lʿâlemîn.

Okunuş

31Veen elḳi ʿaṣâk. felemmâ raâhâ tehtezzü keennehâ cânnüv vellâ müdbirav velem yüʿaḳḳib. yâ mûsâ aḳbil velâ teḫaf. inneke mine-lʾâminîn.

Okunuş

32Üslük yedeke fî ceybike taḫruc beyḍâe min gayri sûʾ. vaḍmüm ileyke cenâḥake mine-rrahbi feẕânike bürhânâni mir rabbike ilâ firʿavne vemeleih. innehüm kânû ḳavmen fâsiḳîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

29Nihayet Musa belirlenen süreyi tamamlayıp ailesi ile birlikte yola koyulunca, Sina dağının sağ yamacında bir ateş gördü ve ailesine:
– Siz burada durun ben bir ateş gördüm belki oradan izleyeceğimiz yol güzergâhını öğrenir veya yakıp ısınmanız için oradan size bir ateş koru getiririm.

Türkçe Meal

30Musa ateşin olduğu yere varınca o mübarek vadinin sağ yanındaki ağaç yönünden kendisine:
– Ey Musa! Benim Ben, âlemlerin Rabbi olan Allah. 27/9

Türkçe Meal

31– Şimdi asanı yere bırak! Musa asasının bir yılan gibi hareket ettiğini görünce arkasına bakmadan dönüp kaçmaya başladı. Allah:
– Ey Musa, geri dön korkma! Çünkü sen gerçekten güvendesin.

Türkçe Meal

32– Şimdi de elini koynuna sok, kusursuz bir şekilde bembeyaz olarak çıkacaktır. Haydi, şimdi bütün korkulardan uzaklaşarak kendini topla ve sakin ol. İşte bu iki kanıt/mucize Firavun ve kurmaylarına karşı Rabbin tarafından sana verilmiş açık belgelerdir. Çünkü onlar yoldan sapmış/fasık bir toplum olup çıktılar.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

29Musa Şuayb’ın kızıyla evlenip orada uzun bir zaman kaldı. Şuayb peygamberin yanında, farkında olmadan “peygamberliğe hazırlık” eğitimi için belirlenen süreyi çölde tamamladıktan sonra soğuk bir kış gecesi Medyen’den ayrılıp ailesiyle beraber Mısır’a doğru yola çıkıtı. Yol üzerinde Sina- Tur Dağı’nın yakınına geldiklerinde dağın yamacında bir ateşin aydınlığını gördü. Tur dağının yanından geçerlerken, dağın yamacında bir ateş gördü ve ailesine dedi ki: “Siz burada bekleyin. Ben uzakta ağaçların arasında bir ateş gördüm. Belki oradan size ya gideceğimiz yönle ilgili bir haber veya ısınmanız için bir ateş koru getiririm diyerek, ateşi gördüğü yere yöneldi.”

Açıklamalı meal

30Mûsâ oraya gelince kutlu bereketli ve mübarek bölgedeki vadinin sağ yanındaki bir ağaç istikametinden Allah ona şöyle seslenildi: “Ey Musa! Bu duyduğun ses alemlerin rabbi olan Allah’ın sesidir. Bil ki Ben alemlerin Rabbi olan Allah’ım.

Açıklamalı meal

31Ben seni Peygamber olarak seçtim. Sana birtakım mucizeler vereceğim. Gelecekteki vazifene hazırlanma adına, onlardan birkaçını sana göstereyim. Bu ilk hitabının ardından, Allah ona asanı yere bırak diye seslendi.” Musa da asasını yere bıraktı. Fakat, asanın çevik bir yılan gibi hareket ettiğini görünce, arkasına bakmadan dönüp korkudan koşarak kaçtı. Bunun üzerine Allah “Ey Musa! Geri dön ve korkma. Yaklaş, şüphesiz sen burada bir peygamber olarak güvendesin diye seslendi.”

Açıklamalı meal

32Bu eğitim amaçlı tatbikatın ikinci bölümünde kendisine şöyle seslenildi. Ey Mûsâ! Şimdi de elini koynuna sok. Dün bir adamın ölümüne sebep olan elin, bugün tevbe ve pişmanlıkla aklanmanın bir sembolü olarak, koynundan kusursuz ve bembeyaz parlayan bir ışık kaynağı olarak çıksın. İlk kez gördüğün bu olağanüstü hadiseler karşısında korktuğunu biliyoruz. Önce, korkudan sağa sola açılan kollarını kendine çek, sakin olmaya çalış. Artık korkularını yenip kendini toparla, kaygılarından uzaklaş ve cesur ol. Gördüğün gibi sana iki mucize verildi. Bu ikisi yani yılana dönüşen asâ ve parlayan el, Rabbinden Firavun’a ve adamlarına karşı peygamber olarak gönderildiğini göstereceğin iki kesin delildir. Sana verdiğim görev gereği onlara gitmen gerekiyor. Şüphesiz onlar müşrik ve kâfir oldukları için birçok zulüm yapan yoldan çıkmış günahkâr ve zalim bir kavim haline geldiler.”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

29Neml 7

İlgili ayetler

30Neml 9

İlgili ayetler

31Neml 10

İlgili ayetler

32İsrâ 101

Ayet 33–35

3 ayet

Kasas 33

Kasas 34

Kasas 35

قَالَ رَبِّ اِنّ۪ي قَتَلْتُ مِنْهُمْ نَفْسًا فَاَخَافُ اَنْ يَقْتُلُونِ ۝٣٣ وَاَخ۪ي هٰرُونُ هُوَ اَفْصَحُ مِنّ۪ي لِسَانًا فَاَرْسِلْهُ مَعِيَ رِدْءًا يُصَدِّقُن۪يۘ اِنّ۪ٓي اَخَافُ اَنْ يُكَذِّبُونِ ۝٣٤ قَالَ سَنَشُدُّ عَضُدَكَ بِاَخ۪يكَ وَنَجْعَلُ لَكُمَا سُلْطَانًا فَلَا يَصِلُونَ اِلَيْكُمَا بِاٰيَاتِنَاۚ اَنْتُمَا وَمَنِ اتَّبَعَكُمَا الْغَالِبُونَ ۝٣٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

33Ḳâle rabbi innî ḳateltü minhüm nefsen feeḫâfü ey yaḳtülûn.

Okunuş

34Veeḫî hârûnü hüve efṣaḥu minnî lisânen feersilhü meʿiye ridʾey yüṣaddiḳunî. innî eḫâfü ey yükeẕẕibûn.

Okunuş

35Ḳâle seneşüddü ʿaḍudeke bieḫîke venecʿalü lekümâ sülṭânen felâ yeṣilûne ileykümâ biâyâtinâ. entümâ vemeni-ttebeʿaküme-lgâlibûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

33Musa:
– Rabbim, ben vaktiyle onlardan birini öldürdüm. Bu yüzden onların da beni öldürmesinden korkuyorum, dedi.

Türkçe Meal

34– Kardeşim Harun’un konuşması benden daha açık ve etkili. Onu da benimle beraber elçi olarak görevlendir ki beni tasdik ederek bana destek olsun. Çünkü ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum.

Türkçe Meal

35Allah:
– Seni kardeşinle güçlendireceğiz ve her ikinize de ayetlerimizle öyle bir güç vereceğiz ki onlar asla size ilişemeyecekler, siz ve size uyanlar kesinlikle galip geleceksiniz.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

33Bunun üzerine Musa dedi ki: “ Ey Rabbim! Sen biliyorsun ben yıllar önce onlardan birini istemeden de olsa öldürdüm. Bu yüzden Firavunun sarayına gidersem onların da beni öldürmelerinden ve buna bağlı olarak verdiğin peygamberlik görevini gerçekleştirememekten korkuyorum.

Açıklamalı meal

34Ben Firavun ailesinin içinde büyüdüm. Onların kültürüyle, onların iyilikleriyle yoğunlaşan bir hayatım oldu. Bu nedenle rahat konuşamam. Üstelik, çok güzel ve etkili konuşma yeteneğine sahip değilim. Onların karşısında dilim düğümlenir. Kardeşim Harun’un ise dili ve konuşma üslubu, benimkinden daha akıcı, daha etkili ve düzgündür. Onu benimle beraber yardımcı olarak görevlendir de bana destek olsun. Çünkü ben onların inanmayıp beni yalanlamalarından korkuyorum. Onun yanımda olması bu endişelerimi azaltır diye ümit ediyorum demişti.

Açıklamalı meal

35Allah da dedi ki: Harun’a da peygamberlik vererek, senin gücünü kardeşinle destekleyeceğiz ve size öyle bir yetki ve üstünlük vereceğiz ki. Göstereceğiniz kanıtlar ve mucizeler sayesinde onlar asla size zarar veremeyecekler ve el uzatamayacaklar. Haydi! Ayetlerimizle Firavun’a gidin. Siz ve size uyanlar eninde sonunda mutlaka zalimlere karşı üstün geleceksiniz.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

33Şuarâ 14

İlgili ayetler

34Tâhâ 29

İlgili ayetler

35Şuarâ 13

Ayet 36

1 ayet

Kasas 36

فَلَمَّا جَٓاءَهُمْ مُوسٰى بِاٰيَاتِنَا بَيِّنَاتٍ قَالُوا مَا هٰذَٓا اِلَّا سِحْرٌ مُفْتَرًى وَمَا سَمِعْنَا بِهٰذَا ف۪ٓي اٰبَٓائِنَا الْاَوَّل۪ينَ ۝٣٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

36Felemmâ câehüm mûsâ biâyâtinâ beyyinâtin ḳâlû mâ hâẕâ illâ siḥrum müfterav vemâ semiʿnâ bihâẕâ fî âbâine-lʾevvelîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

36Musa onlara hak ve hakikatin apaçık belgeleri olan ayetlerimizle geldiğinde;
– Bu, düzmece bir sihirden başka bir şey değildir. Biz, önceki atalarımızdan böyle bir şey işitmedik, dediler.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

36Musa bu manevî hazırlığın ardından korku ve endişelerinden bir nebze kurtuldu. Mısır’a girdi, kardeşi Hârûn’u buldu. Musa Harun’a olanları anlattı ve ardından Firavun ve adamlarının karşısına çıkıp, onlara yaratılışlarının sebebi olan, Allah’ın belirlediği bir hayat nizamına davet eden apaçık ayetlerimizi ve kendisine verilen peygamberliğinin delili olan mucizeleri gösterince Firavun ve yöneticileri ise onları hafife alarak dediler ki: “Bu söylediklerin olsa olsa önceden planlanmış ve düzmece büyücü sözlerinden başka bir şey değildir. Hem konu sihirse biz daha iyisini yaparız. Zaten dediklerin doğru olsaydı bunu bizim de bilmemiz gerekirdi fakat biz önceki atalarımızdan, Musa’nın söylediklerini doğrulayacak böylesi şeyler hiç duymadık”.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

36Şuarâ 34

Ayet 37

1 ayet

Kasas 37

وَقَالَ مُوسٰى رَبّ۪ٓي اَعْلَمُ بِمَنْ جَٓاءَ بِالْهُدٰى مِنْ عِنْدِه۪ وَمَنْ تَكُونُ لَهُ عَاقِبَةُ الدَّارِۜ اِنَّهُ لَا يُفْلِحُ الظَّالِمُونَ ۝٣٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

37Veḳâle mûsâ rabbî aʿlemü bimen câe bilhüdâ min ʿindihî vemen tekûnü lehû ʿâḳibetü-ddâr. innehû lâ yüfliḥu-żżâlimûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

37Musa:
– Benim Rabbim, kendi katından doğru yol kılavuzu ile gelenin kim olduğunu ve mutlu sona ulaşacak olanın da kim olacağını en iyi bilendir. Şüphesiz halklarına haksızlık yapanlar asla iflah olmazlar, dedi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

37Bunun üzerine Musa onlara şöyle dedi: “ Doğruyu ve yanlışı belirlemede atalarınızı ölçü yapmayın. Kâinatta olan her şeyin sahibi Allah’tır. Ben Rabbimin katından doğru yolu bildirmek ve o yola rehberlik etmek için gönderilmiş bir elçiyim. Rabbim kimin kendi katından doğru yol olan hidâyet bilgisiyle geldiğini ve hem dünyada hem de ahirette hayırlı akıbetin ve nihaî mutluluğun kime nasip olacağını ve kime neyin kalacağını en iyi bilendir. Sizin atalarınız hakkında şöyle veya böyle demeniz mühim değil. Mühim olan atalarınızın Rabbimin katındaki değeridir. Herkes Rabbimin katında yaptıklarının karşılığını alacaktır. Doğrusu zalimler, asla hedefe ulaşıp kurtuluşa eremezler ve Allah’ın cezasından asla kurtulamazlar.” Firavun, Mûsâ’nın konuşmalarını ciddiye almadı. Ona meydan okudu. Halkın kalabalık olduğu bir bayram sabahı en yetenekli sihirbazlarını topladı. Sihirbazlar bütün sihirlerini ortaya attıklarında, Mûsâ’nın asası sihirbazların bütün sihirlerini yutmuştu. Bunun üzerine sihirbazlar halkın gözü önünde iman etmişti.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

37Yunus 90

Ayet 38

1 ayet

Kasas 38

وَقَالَ فِرْعَوْنُ يَٓا اَيُّهَا الْمَلَاُ مَا عَلِمْتُ لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْر۪يۚ فَاَوْقِدْ ل۪ي يَا هَامَانُ عَلَى الطّ۪ينِ فَاجْعَلْ ل۪ي صَرْحًا لَعَلّ۪ٓي اَطَّلِعُ اِلٰٓى اِلٰهِ مُوسٰىۙ وَاِنّ۪ي لَاَظُنُّهُ مِنَ الْكَاذِب۪ينَ ۝٣٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

38Veḳâle firʿavnü yâ eyyühe-lmeleü mâ ʿalimtü leküm min ilâhin gayrî. feevḳid lî yâ hâmânü ʿale-ṭṭîni fecʿal lî ṣarḥal leʿallî eṭṭaliʿu ilâ ilâhi mûsâ veinnî leeżunnühû mine-lkâẕibîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

38Firavun da:
– Ey ileri gelenler, ben sizin için benden başka bir ilah tanımıyorum. Ey Hâman! Sen de benim için tuğla ocağını tutuştur ve benim için yüksek bir kule inşa et ki bu sayede belki Musa’nın ilahına ulaşabilirim. Çünkü ben onun yalancı olduğuna eminim, dedi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

38Firavun Musa’nın söylediklerine karşı yerle bir olan itibarını düzeltmek için kendi adamlarına dönerek: “Ey ileri gelenler! Sizin için benden başka bir ilah tanımıyorum. Söyleyin bana, bütün Mısır’ın sahibi ve efendisi ben değil miyim? Ben sizin en yüce rabbinizim. Fakat bu adam, sadece bu ülkenin değil, tüm varlıkların efendisi olan bir ilahtan söz ediyor. O hâlde ey Haman. Haydi benim için şu tuğla yaptığın ocağı tutuştur çamuru pişir ve imal ettiğin tuğlalardan bana öyle yüksek bir kule yap ki. Belki kulenin tepesine çıkarım ve gökleri tarayıp Musa’nın ilahını gözlerimle göreyim diyerek alay etti. Bununla birlikte ben Musa’nın söylediklerine inanmıyorum ve onun şan şöhret peşinde koşup yalan söyleyen biri olduğuna eminim dedi.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

38Mü’min 47

Ayet 39–40

2 ayet

Kasas 39

Kasas 40

وَاسْتَكْبَرَ هُوَ وَجُنُودُهُ فِي الْاَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَظَنُّٓوا اَنَّهُمْ اِلَيْنَا لَا يُرْجَعُونَ ۝٣٩ فَاَخَذْنَاهُ وَجُنُودَهُ فَنَبَذْنَاهُمْ فِي الْيَمِّۚ فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الظَّالِم۪ينَ ۝٤٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

39Vestekbera hüve vecünûdühû fi-lʾarḍi bigayri-lḥaḳḳi veżannû ennehüm ileynâ lâ yürceʿûn.

Okunuş

40Feeḫaẕnâhü vecünûdehû fenebeẕnâhüm fi-lyemm. fenżur keyfe kâne ʿâḳibetu-żżâlimîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

39O ve orduları, hak hukuk tanımayarak ülkede büyüklük tasladılar ve bize gelip hesap vermeyeceklerini sandılar.

Türkçe Meal

40Bu sebeple biz de onu ve askerlerini kıskıvrak yakaladık ve onları denize gömdük. Bak gör işte haksız yere büyüklenenlerin akıbeti nasılmış.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

39Böylece Firavun ve askerleri alaycı tavırlarla böbürlenip bildikleri gibi hareket ettiler. Yeryüzünde hak hukuk tanımadan büyüklük tasladılar ve sanki dünya kendilerine kalacakmış gibi zulmetmeye devam ettiler. Bir gün hesap vermek üzere huzurumuza getirileceklerini ve düşünmüyorlardı.

Açıklamalı meal

40İşte bu yüzden Biz de onu ve askerlerini Mûsâ’nın ardından geldikleri Kızıldeniz’de kıskıvrak yakalayıp denize gömüverdik. İşte bu ibretlik hadiseye ve ilahlık taslayan ve yaratılış gayesi dışında yaşayan zalimlerin sonlarının nasıl olduğuna bak bakalım.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

39Zuhruf 46Zuhruf 52

İlgili ayetler

40Yunus 90Yunus 91

Ayet 41–42

2 ayet

Kasas 41

Kasas 42

وَجَعَلْنَاهُمْ اَئِمَّةً يَدْعُونَ اِلَى النَّارِۚ وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِ لَا يُنْصَرُونَ ۝٤١ وَاَتْبَعْنَاهُمْ ف۪ي هٰذِهِ الدُّنْيَا لَعْنَةًۚ وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِ هُمْ مِنَ الْمَقْبُوح۪ينَ۟ ۝٤٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

41Veceʿalnâhüm eimmetey yedʿûne ile-nnâr. veyevme-lḳiyâmeti lâ yünṣarûn.

Okunuş

42Veetbaʿnâhüm fî hâẕihi-ddünyâ laʿneten. veyevme-lḳiyâmeti hüm mine-lmaḳbûḥîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

41Onlar cehenneme çağıran önderler. Kıyamet günü ise onlar hiç kimseden yardım alamayacaklar.

Türkçe Meal

42Onlar bu dünyada hep lanetle anılacaklar. Kıyamet gününde de onlar rezil rüsva olmuş kişilerden olacaklar.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

41Yeryüzü Firavun gibi zalim diktatörleri çok gördü. Onları ve Firavun gibi benzerlerini ateşe çağıran önderler ve kötülüğün bütün zamanlardaki rehberleri kıldık. Dünyada iken halkı hizmetlerinde kullansalar da kıyamet günü mahşer meydanında kendilerine asla yardım edilmeyecektir.

Açıklamalı meal

42Öyle kötü izler bıraktılar ki, bu dünyada onları, arkalarından sürekli lanetle anılan kimseler yaptık. Kıyamet gününde de onun gibiler insanlar suratları simsiyah bir hâle getirilerek çirkinleştirilen ve en çok nefret edilen aşağılık, iğrenç ve küçük düşürülmüş kimselerden olacaklar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

41Mü’min 45Mü’min 46

İlgili ayetler

42Nisâ 46

Ayet 43

1 ayet

Kasas 43

وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ مِنْ بَعْدِ مَٓا اَهْلَكْنَا الْقُرُونَ الْاُو۫لٰى بَصَٓائِرَ لِلنَّاسِ وَهُدًى وَرَحْمَةً لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ ۝٤٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

43Veleḳad âteynâ mûse-lkitâbe mim baʿdi mâ ehlekne-lḳurûne-lʾûlâ beṣâira linnâsi vehüdev veraḥmetel leʿallehüm yeteẕekkerûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

43Biz, daha önceki nesilleri helak ettikten sonra, belki bu insanlar ayetlerimizi düşünüp ibret alırlar diye Musa’ya bir bilinç kaynağı, doğru yol rehberi ve bir rahmet olan kitabı vermiştik.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

43Andolsun ki, biz müşrik ve kâfirlikte direnen Nûh, Hûd, Sâlih, Lût kavmi gibi önceki nesilleri bu tutumları sebebi ile helak ettikten hayli zaman sonra, belki düşünürler diye insanları doğru yola yönelten bir kılavuz, bir aydınlanma kaynağı ve ilahi bir rahmet olmak üzere Musa’ya Tevrat isimli kitap verdik. Kitapta insanlara yol gösterecek, onları kötülüklerden uzaklaştıracak yasalarımız vardı. Ki böylece insanlar akıllarını kullanıp sorumluluklarını yerine getirsin ve okuyup düşünerek gerekli dersleri çıkarmak için öğüt alsınlar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

43Yunus 13Yunus 14

Ayet 44–47

4 ayet

Kasas 44

Kasas 45

Kasas 46

Kasas 47

وَمَا كُنْتَ بِجَانِبِ الْغَرْبِيِّ اِذْ قَضَيْنَٓا اِلٰى مُوسَى الْاَمْرَ وَمَا كُنْتَ مِنَ الشَّاهِد۪ينَۙ ۝٤٤ وَلٰكِنَّٓا اَنْشَاْنَا قُرُونًا فَتَطَاوَلَ عَلَيْهِمُ الْعُمُرُۚ وَمَا كُنْتَ ثَاوِيًا ف۪ٓي اَهْلِ مَدْيَنَ تَتْلُوا عَلَيْهِمْ اٰيَاتِنَاۙ وَلٰكِنَّا كُنَّا مُرْسِل۪ينَ ۝٤٥ وَمَا كُنْتَ بِجَانِبِ الطُّورِ اِذْ نَادَيْنَا وَلٰكِنْ رَحْمَةً مِنْ رَبِّكَ لِتُنْذِرَ قَوْمًا مَٓا اَتٰيهُمْ مِنْ نَذ۪يرٍ مِنْ قَبْلِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ ۝٤٦ وَلَوْلَٓا اَنْ تُص۪يبَهُمْ مُص۪يبَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يهِمْ فَيَقُولُوا رَبَّنَا لَوْلَٓا اَرْسَلْتَ اِلَيْنَا رَسُولًا فَنَتَّبِعَ اٰيَاتِكَ وَنَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ ۝٤٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

44Vemâ künte bicânibi-lgarbiyyi iẕ ḳaḍaynâ ilâ mûse-lʾemra vemâ künte mine-şşâhidîn.

Okunuş

45Velâkinnâ enşeʾnâ ḳurûnen feteṭâvele ʿaleyhimü-lʿumür. vemâ künte ŝâviyen fî ehli medyene tetlû ʿaleyhim âyâtinâ velâkinnâ künnâ mürsilîn.

Okunuş

46Vemâ künte bicânibi-ṭṭûri iẕ nâdeynâ velâkir raḥmetem mir rabbike litünẕira ḳavmem mâ etâhüm min neẕîrim min ḳablike leʿallehüm yeteẕekkerûn.

Okunuş

47Velevlâ en tüṣîbehüm müṣîbetüm bimâ ḳaddemet eydîhim feyeḳûlû rabbenâ levlâ erselte ileynâ rasûlen fenettebiʿa âyâtike venekûne mine-lmüʾminîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

44Biz Musa’ya vahyettiğimizde sen Sina Dağının batı yakasında değildin. Yine sen orada olup bitene şahit de değildin.

Türkçe Meal

45Kaldı ki biz o günden bu güne nice kuşaklar var ettik ve bu nesillerin üzerinden uzun zaman geçti. Yine sen, Medyen halkının arasında bulunmuş bu bilgileri onlardan öğrenmiş de değilsin. Lakin onlara elçileri gönderen hep bizdik.

Türkçe Meal

46Evet biz Musa’ya seslendiğimiz zaman sen Tur dağının yamacında da değildin. Fakat bu kitap/Kuran, öncekilerin uyarıldıkları gibi toplumunu uyarman için Rabbinden bir rahmet olarak verilmiştir.

Türkçe Meal

47Şimdi bunlar, yapıp ettiklerinden dolayı başlarına bir musibet gelmiş olsa “Rabbimiz, bize bir elçi gönderseydin de, senin ayetlerine tâbi olup mümin kimselerden olsaydık olmaz mıydı?” demesinler diye.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

44Ey Muhammed! Bu âyetleri senin uydurduğunu söyleyen Mekkeli müşrikler iyi bilsin ki, Biz Musa’ya Tevrat’ın âyetlerini vahyettiğimizde, sen Tuva vadisinin yakınında yani Sina Dağı’nın batı tarafında değildin. Dolayısıyla sen o kavmin yaşadıklarına da şahit olanlardan da değildin ve onlardan habersizdin.

Açıklamalı meal

45Ancak biz onlarla senin aranda birçok nesiller yarattık. Onların üzerlerinden uzun zamanlar geçti. Sen eline Tevrat’ı ve İncil’i almadığın halde, o zaman diliminde yaşanan olayları tüm ayrıntıları ile dosdoğru bir şekilde haber veriyorsun. Bu haberleri verirken, Medyen halkı arasında Şuayb’la birlikte yaşamadın ki. Dolayısıyla olup bitenlerin şahidi olarak ayetlerimizi onlardan okumuş duymuş ve bunları görüp öğrenmiş biri de değilsin. Bu yüzden, orada olup bitenleri bilmene imkân yok. Kısacası, tek başına bu tarihi gerçek bile gösteriyor ki, seni peygamber olarak seçip sana bu âyetleri gönderen ancak biziz.

Açıklamalı meal

46Yine Musa’ya seslendiğimiz zaman sen Tur’un yani Sina Dağı’nın yamacında Mûsâ ile beraber değildin. O günü, o günden önce ve sonra olanları bilmen mümkün değildi. Ancak Rabbinden bir rahmet olarak, kendilerine senden uzun bir süre önce bir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi hakikate davet edip uyarasın diye gönderildin. Umulur ki Allah adına yaptığın daveti ve ayetlerini okuyup düşünürler de doğru olana uyarlar.

Açıklamalı meal

47Ayrıca bu şirk ve küfür bataklığında yaşayanlar, kendi elleriyle yaptıkları çirkin işlerden ve günahlarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde: “ Ey Rabbimiz! Bize de doğru yolu gösteren bir peygamber gönderseydin, biz de senin ayetlerine uyardık. O zaman başımıza bu musibetler gelmezdi ve müminlerden olurduk” demesinler diye mazeret beyan etmemeleri için seni peygamber olarak gönderdik.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

44Hûd 120

İlgili ayetler

45Şûrâ 13

İlgili ayetler

46Kasas 86

İlgili ayetler

47Zuhruf 46Zuhruf 47

Ayet 48

1 ayet

Kasas 48

فَلَمَّا جَٓاءَهُمُ الْحَقُّ مِنْ عِنْدِنَا قَالُوا لَوْلَٓا اُو۫تِيَ مِثْلَ مَٓا اُو۫تِيَ مُوسٰىۜ اَوَلَمْ يَكْفُرُوا بِمَٓا اُو۫تِيَ مُوسٰى مِنْ قَبْلُۚ قَالُوا سِحْرَانِ تَظَاهَرَا۠ وَقَالُٓوا اِنَّا بِكُلٍّ كَافِرُونَ ۝٤٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

48Felemmâ câehümü-lḥaḳḳu min ʿindinâ ḳâlû levlâ ûtiye miŝle mâ ûtiye mûsâ. evelem yekfürû bimâ ûtiye mûsâ min ḳabl. ḳâlû siḥrâni teżâherâ. veḳâlû innâ biküllin kâfirûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

48Ama kendilerine, tarafımızdan hakkı getiren elçi geldiğinde bu sefer de:
– Musa’ya verilenin bir benzeri sana da verilseydi ya? Dediler. Oysa bunlar, daha önce Musa’ya verilene de inanmamışlardı? Ve onlar için:
– Bunlar birbirine destek veren iki sihirbaz ve biz bunların getirdiğine inanmıyoruz, demediler mi?

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

48Fakat onlara bizim katımızdan kendilerini ilâhî nizam ve ahlaka davet eden hak peygamber gelince: “ Madem Muhammed de Peygamber olduğunu iddia ediyor, o zaman Musa’ya verilen mucizelerin benzerleri niçin ona da verilmedi? dediler. Peki, vaktiyle Musa’ya mucize verildi de ne oldu? Müşrikler elçimiz Muhammed’e verileni inkâr ettikleri gibi daha önce Musa’ya verilen mucizeleri görmelerine rağmen Tevrat’ı da inkâr etmemişler miydi? Geçmiştekilerin inkâr ettiğine, günümüz kâfirlerinin iman edeceğini mi sanıyorsunuz? Onlar, Musa ve Harun için: Bunlar göz boyayıcı sihirbazlardır. Hatta Kur’ân ve Tevrat, birbirine destek olan iki sihirli söz ve insanı uyuşturan masallardır deyip te davete sırtlarını dönmediler mi? Böylece onların peygamberliklerini ve tebliğ ettikleri ayetleri reddetmediler mi? Şimdi de bu kafirler kararlı bir dille: “Biz Musa’ya verilen kitaba da sana verilene de kısaca kitap adına ve din adına ne varsa hiçbirine inanmıyoruz ” diyorlar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

48İsrâ 59

Ayet 49

1 ayet

Kasas 49

قُلْ فَاْتُوا بِكِتَابٍ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ هُوَ اَهْدٰى مِنْهُمَٓا اَتَّبِعْهُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ ۝٤٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

49Ḳul feʾtû bikitâbim min ʿindi-llâhi hüve ehdâ minhümâ ettebiʿhü in küntüm ṣâdiḳîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

49De ki onlara:
– Eğer iddianızda doğru ve samimi iseniz, Allah katından gelmiş Tevrat ve Kuran’dan daha doğru yolu gösteren başka bir kitap getirin de, ben de ona tabi olayım.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

49Ey Peygamber! Onlara de ki: “Eğer Kur’an ve Tevrat’a sihir demekle doğru söylüyorsanız haydi Allah katından gönderilmiş olan bu ikisinden daha doğru yolu gösteren hayat nizamı ve ahiret mutluluğu sağlayan başka bir kitap varsa getirin, ben de ona uyayım.”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

49Fussilet 43

Ayet 50

1 ayet

Kasas 50

فَاِنْ لَمْ يَسْتَج۪يبُوا لَكَ فَاعْلَمْ اَنَّمَا يَتَّبِعُونَ اَهْوَٓاءَهُمْۜ وَمَنْ اَضَلُّ مِمَّنِ اتَّبَعَ هَوٰيهُ بِغَيْرِ هُدًى مِنَ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِم۪ينَ ۝٥٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

50Feil lem yestecîbû leke faʿlem ennemâ yettebiʿûne ehvâehüm. vemen eḍallü mimmeni-ttebeʿa hevâhü bigayri hüdem mine-llâh. inne-llâhe lâ yehdi-lḳavme-żżâlimîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

50Eğer sana cevap veremiyorlarsa, bil ki onlar, ancak arzu ve hevalarının peşinden gidiyorlar. Allah’ın gösterdiği doğru yolu bırakıp da arzu ve hevalarının peşinden giden kimseden daha zalim kim vardır? Şüphesiz ki Allah, arzu ve hevalarının peşinden gidenleri asla hedeflerine ulaştırmaz.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

50Eğer bu meydan okuma karşısında müşrikler senin bu davetini kabul etmeyip sana makul ve mantıklı bir cevap veremezlerse ki asla veremeyecekler, bil ki onlar hiçbir delil olmadan yalnızca boş arzu ve hayallerinin peşinden gitmektedirler. Allah’tan kitap ve peygamberlerle gelen bir belge veya yol gösterici olmaksızın, doğru yolu bırakıp da sadece kendi bencil arzularına uyandan daha sapık kim olabilir? Şüphesiz Allah böylesi müşrik ve yanlışa dalmış, yaratılış gayesi dışına çıkan zalim bir toplumu, zorla doğru yola iletmez ve umduklarına kavuşturmaz.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

50Furkan 43

Ayet 51–53

3 ayet

Kasas 51

Kasas 52

Kasas 53

وَلَقَدْ وَصَّلْنَا لَهُمُ الْقَوْلَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَۜ۟ ۝٥١ اَلَّذ۪ينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِه۪ هُمْ بِه۪ يُؤْمِنُونَ ۝٥٢ وَاِذَا يُتْلٰى عَلَيْهِمْ قَالُٓوا اٰمَنَّا بِه۪ٓ اِنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّنَٓا اِنَّا كُنَّا مِنْ قَبْلِه۪ مُسْلِم۪ينَ ۝٥٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

51Veleḳad veṣṣalnâ lehümü-lḳavle leʿallehüm yeteẕekkerûn.

Okunuş

52Elleẕîne âteynâhümü-lkitâbe min ḳablihî hüm bihî yüʾminûn.

Okunuş

53Veiẕâ yütlâ ʿaleyhim ḳâlû âmennâ bihî innehü-lḥaḳḳu mir rabbinâ innâ künnâ min ḳablihî müslimîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

51Andolsun ki biz belki düşünüp öğüt alırlar diye, onlara ilahi sözü peş peşe ulaştırdık.

Türkçe Meal

52Nitekim daha önce kendilerine vahiy verdiğimiz kimseler bu vahye de inanırlar.

Türkçe Meal

53Onlara bu vahiy okununca derler ki:
– Biz buna iman ettik, çünkü bu Rabbimizden gelen hakkın ta kendisidir, zira biz daha önceden de Müslüman’dık.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

51Andolsun biz, olur ki iyice anlayıp düşünürler diye onlara ayetlerimizi birbiri ardınca bölüm, bölüm indirdik. Ama ayaklarına kadar gelen fırsatı değerlendirip iman etmediler.

Açıklamalı meal

52Bundan daha önce kendilerine kitap verdiklerimizden samimi ve iyi niyetli bazı kimseler yine de doğruları tasdik eden bu Kur’an’a inanırlar.

Açıklamalı meal

53Nitekim öyle de oldu. Onlara Kur’an okunduğunda onlar da: “ Evet, bunlar Allah’ın ayetleridir. Muhammed de Allah’ın peygamberidir. Biz ona ve bu kitapla yapılan davete hemen inandık ve uyduk. Şüphesiz daha önceden inandığımız ilahi kitaplar ne ise Kur’an da odur. Hepsi de Rabbimizden gelen bir gerçektir. Biz zaten bundan önce de sizin gibi Allah’ın emirlerine itaat eden Rabbimize boyun eğen Müslümanlar idik” Dolayısıyla, inancımızdan vazgeçip yeni bir dine girmiş değiliz. Aksine, önceki Peygamberlere iman ettiğimiz gibi, onların müjdelemiş olduğu Son Elçiye de iman ediyoruz.” derler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

51Enbiyâ 10

İlgili ayetler

52Ra’d 36

İlgili ayetler

53Fussilet 43

Ayet 54–55

2 ayet

Kasas 54

Kasas 55

اُو۬لٰٓئِكَ يُؤْتَوْنَ اَجْرَهُمْ مَرَّتَيْنِ بِمَا صَبَرُوا وَيَدْرَؤُ۫نَ بِالْحَسَنَةِ السَّيِّئَةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ ۝٥٤ وَاِذَا سَمِعُوا اللَّغْوَ اَعْرَضُوا عَنْهُ وَقَالُوا لَنَٓا اَعْمَالُنَا وَلَكُمْ اَعْمَالُكُمْۘ سَلَامٌ عَلَيْكُمْۘ لَا نَبْتَغِي الْجَاهِل۪ينَ ۝٥٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

54Ülâike yüʾtevne ecrahüm merrateyni bimâ ṣaberû veyedraûne bilḥaseneti-sseyyiete vemimmâ razaḳnâhüm yünfiḳûn.

Okunuş

55Veiẕâ semiʿü-llagve aʿraḍû ʿanhü veḳâlû lenâ aʿmâlünâ veleküm aʿmâlüküm. selâmün ʿaleyküm. lâ nebtegi-lcâhilîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

54Maruz kaldıkları sıkıntı ve zorluklara sabretmeleri, kötülüğü iyilikle savmaları ve verdiğimiz rızıklardan infak etmelerinden dolayı işte bunlara ödülleri iki kat verilecektir.

Türkçe Meal

55Yine bunlar kötü ve çirkin sözler işittiklerinde, ondan yüz çevirirler ve: “Bizim yaptıklarımızın sorumluluğu bize, sizin yaptıklarınızın sorumluluğu da size aittir. Selamün Aleyküm size uğurlar olsun gidin yolunuza bizim böyle cahillerle işimiz olmaz” derler.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

54İşte Allah’ın davetine yürekten iman eden bu insanlara, hem Kur’an’a hem de Kur’an’dan önceki kitaplara iman ettikleri için, hem de şirk koşmadan iman ettikten sonra bu tür baskılara sabretmeleri sebebiyle Hesap Gününde mükâfatları artırılıp iki katı verilecektir. Onlar da Mekke’deki Müslümanlar gibi Kur’an ahlakıyla ahlaklanıp mecbur kalmadıkça şiddete başvurmaz, kötülüğü iyilikle cevap verirler ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizin bir miktarını ihtiyaç sahipleri için hayır ve Allah yolunda harcarlar.

Açıklamalı meal

55Onlar gereksiz ve boş söz işittiklerinde aynıyla cevap vermekten uzak durup onlardan yüz çevirirler ve o boş sözleri sarf edenlere: “Bizim yaptıklarımızın sorumluluğu bize sizin yaptıklarınızın sorumluluğu da sizedir. Allah her birimizi görüyor. Size selam olsun ve bizden uzak durun. Sizin sataşmalarınıza cevap vererek sizin seviyenize inmeyiz. Allah’tan uzak nankörlerle ve doğru ile yanlışı ayırt edemeyen cahillerle bizim işimiz yok. Onlardan hayır beklemeyiz ve onların yanlışına düşmek istemeyiz” diye olgunlukla cevap verirler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

55Mü’minûn 3

Ayet 56

1 ayet

Kasas 56

اِنَّكَ لَا تَهْد۪ي مَنْ اَحْبَبْتَ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ يَهْد۪ي مَنْ يَشَٓاءُۚ وَهُوَ اَعْلَمُ بِالْمُهْتَد۪ينَ ۝٥٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

56İnneke lâ tehdî men aḥbebte velâkinne-llâhe yehdî mey yeşâʾ. vehüve aʿlemü bilmühtedîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

56Şüphesiz ki sen, sevdiğin herkesi doğru yola yöneltemezsin. Fakat Allah, isteyeni doğru yola iletir. Çünkü O, kimin doğru yola girmek istediğini en iyi bilendir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

56Ey elçimiz Muhammed! Mekke müşriklerinden bazılarının, özellikle de senin akraban olan bazı kimselerin sana inanmamalarının seni çok üzdüğünü biliyoruz. Fakat bilesin ki sen ne kadar istesen de sevdiğini ve kendince Müslümanlığa lâyık görüp istediğin kimseleri yaratılış sebepleri olan doğru yola iletemezsin. Sen istiyorsun diye insanlar iman etmezler! Senin elinde böyle bir güç yok. Ancak Allah iyi niyet ve gayretine göre buna talip olup tercih edeni ve samimi bir kalple gerçeğe ulaşmak isteyeni doğru yola iletir. Kimin gönülden bunu istediğini ve hidayete layık olduğunu ve doğru yola ereceğini de en iyi O bilir. Allah kimin samimi iman etmeye yakın olduğunu bilir ve sana ancak böyle kimseler iman eder. Yasamızda kimseye zorla inandırmak yoktur. Kalbi hidayete kapalı olanlara hidayet etmeyiz. Eğer kalbi hidayete kapalı olanlara zorla hidayet nasip edersek; gerçekten inanmak isteyenlere haksızlık etmiş oluruz. Sana düşen görev ayetlerimizi onlara güzelce açıklamandır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

56Yunus 99

Ayet 57

1 ayet

Kasas 57

وَقَالُٓوا اِنْ نَتَّبِعِ الْهُدٰى مَعَكَ نُتَخَطَّفْ مِنْ اَرْضِنَاۜ اَوَلَمْ نُمَكِّنْ لَهُمْ حَرَمًا اٰمِنًا يُجْبٰٓى اِلَيْهِ ثَمَرَاتُ كُلِّ شَيْءٍ رِزْقًا مِنْ لَدُنَّا وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ۝٥٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

57Veḳâlû in nettebiʿi-lhüdâ meʿake nüteḫattef min arḍinâ. evelem nümekkil lehüm ḥaramen âminey yücbâ ileyhi ŝemerâtü külli şeyʾir rizḳam mil ledünnâ velâkinne ekŝerahüm lâ yaʿlemûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

57Bir de; “Eğer biz seninle birlikte doğru yolu tutarsak, yerimizden yurdumuzdan oluruz” diyorlar. Peki, biz onları, her türlü ürünün tarafımızdan rızık olarak toplandığı güvenli ve dokunulmaz bir memlekete yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bu nimeti bilmiyorlar.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

57Bir kısım müşrikler buna gerekçe olarak Peygamber’e: “ Ey Muhammed! Aslında güzel şeyler söylüyorsun. Fakat biz senin davetini kabul edip seninle birlikte doğru yola girersek, atalarımızın nizamını yıkmaya çalışmakla suçlanıp diğer kabileler tarafından yurdumuzdan atılırız. Şefaatçi diye kabul ettiğimiz ilahlarımızı terk edersek, onları karşımıza almış oluruz. derler. “ Ayrıca putlara tapmalarının çevre kabileleri ticaret için Mekke’ye çektiğini ve putların kendilerini onların saldırılarından koruduğunu sanırlar. Onların bu sözleri bile ayetlerimizle açıkladığımız gerçekleri görmediklerini, ayetlerimizle akıl etmediklerini, hala cehaletin peşinden gittiklerini gösteriyor. Niçin endişe edip peşlerinden gidiyorlar ki? Halbuki Biz onları katımızdan bir rızık olarak, her çeşit ürünün getirilip toplandığı ve Kâbe’den dolayı da dokunulmaz saygın ve güvenlikli bir yer olan Mekke’ye yerleştirmedik mi? Allah kendilerine bu kadar güvenli ve bol kazançlı bir belde nasip ettiği halde, nasıl olur da O’nun elçisine iman etmenin kendilerini sıkıntıya sokacağını ileri sürebilirler? Rızık konusunda çıplak kayalardan oluşan bu kurak yeri, bu hale getiren Rablerine güvenmeleri gerekmez mi? Fakat onların çoğu ufak tefek dünyalık hesaplara takıldıkları için, yaratılış gayelerini, kendilerini koruyan ve rızıklandıranın Biz olduğunu ve daha fazlasını yapabileceğimizi, dolayısıyla da üstünlük ve başarıya ancak O’na kulluk etmekle ulaşılabileceğini bilmiyorlar. Oysa tam aksine, onları sıkıntıya sokacak ve sahip olduğu nimetlerden mahrum bırakacak olan davranış, elçimizi yalanlamak ve Allah ‘a şirk koşmaktır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

57Meryem 75

Ayet 58

1 ayet

Kasas 58

وَكَمْ اَهْلَكْنَا مِنْ قَرْيَةٍ بَطِرَتْ مَع۪يشَتَهَاۚ فَتِلْكَ مَسَاكِنُهُمْ لَمْ تُسْكَنْ مِنْ بَعْدِهِمْ اِلَّا قَل۪يلًاۜ وَكُنَّا نَحْنُ الْوَارِث۪ينَ ۝٥٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

58Vekem ehleknâ min ḳaryetim beṭirat meʿîşetehâ. fetilke mesâkinühüm lem tüskem mim baʿdihim illâ ḳalîlâ. vekünnâ naḥnü-lvâriŝîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

58Oysa biz, daha önce zenginlik ve konforun azgınlaştırdığı nice memleketleri helak ettik. İşte onların yaşadıkları yurtlar! Kendilerinden sonra pek azı dışında oraları yurt edinen olmadı. Zira her şeyin önünde sonunda varisi biziz.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

58Biz, geçmişte refahtan, lüksten azgınlaşıp şımarmış nice kavimleri azabımızla helak ettik. Bakın işte onların harap olmuş yurtlarını ve evlerinin durumunu kendi gözlerinizle görün. Bir zamanlar cıvıl cıvıl insanlarla dolup taşan bu şehirler, şimdi nasıl virane ve perişan bir hâle gelmiş! Kendilerinden sonra arkalarından gelen pek az insan oralarda yerleşip oturulabilmiştir. Oralara da bizim içlerinden kurtardığımız mü’minler varis oldu. Çünkü herkes göçüp gittikten sonra, ebediyen kalacak olan yalnızca biziz. Zaten her yerin ve her şeyin gerçek sahibi de Allah’tır. O hâlde, bugünkü zalimlerin başına gelecek olanlar da bundan farklı olmayacaktır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

58Mü’minûn 64

Ayet 59

1 ayet

Kasas 59

وَمَا كَانَ رَبُّكَ مُهْلِكَ الْقُرٰى حَتّٰى يَبْعَثَ ف۪ٓي اُمِّهَا رَسُولًا يَتْلُوا عَلَيْهِمْ اٰيَاتِنَاۚ وَمَا كُنَّا مُهْلِكِي الْقُرٰٓى اِلَّا وَاَهْلُهَا ظَالِمُونَ ۝٥٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

59Vemâ kâne rabbüke mühlike-lḳurâ ḥattâ yebʿaŝe fî ümmihâ rasûley yetlû ʿaleyhim âyâtinâ. vemâ künnâ mühliki-lḳurâ illâ veehlühâ żâlimûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

59Çünkü senin Rabbin, bir memleketin ana şehrine ayetlerimizi kendilerine okuyup ileten bir elçi göndermedikçe o memleketi helak edecek değildir. Zira biz, ayetlerimize karşı gelen toplumlardan başkasını helak edecek değiliz.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

59Elçimize iman etmemek için böyle bahaneler ileri sürenler bilsinler ki, helâk yasasında işleyiş şöyledir: Senin Rabbin, bir şehrin merkezî yerlerine, kendilerine ayetlerimizi tebliğ edip okuyup anlatan bir elçi veya davetçi görevlendirmedikçe o toplumu asla helak etmez. Zaten Biz halkı ve yöneticileri şirk küfür, haksızlık peşinde koşan zalimler olmadıkça o memleketleri helak etmeyiz. Biz ancak şirk ve küfür nizamlarını inatla devam ettirmek isteyerek, gönderilen elçimize ve ayetlerimize karşı çıkan toplumları azabımızla helak ederiz. Öyleyse düşünün; Kur’an’a göre bir hayat yaşadığınız zaman mı üstünlük ve başarıyı elde edeceksiniz, yoksa onu rafa kaldırıp arzularınızın peşine düştüğünüz zaman mı? O korkup çekindiğiniz felâketler, iman ettiğiniz takdirde mi başınıza gelecek, yoksa inkâra yöneldiğiniz zaman mı?

İlgili ayetler

İlgili ayetler

59En’am 130En’am 131

Ayet 60

1 ayet

Kasas 60

وَمَٓا اُو۫ت۪يتُمْ مِنْ شَيْءٍ فَمَتَاعُ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَز۪ينَتُهَاۚ وَمَا عِنْدَ اللّٰهِ خَيْرٌ وَاَبْقٰىۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ۟ ۝٦٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

60Vemâ ûtîtüm min şeyʾin femetâʿu-lḥayâti-ddünyâ vezînetühâ. vemâ ʿinde-llâhi ḫayruv veebḳâ. efelâ taʿḳilûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

60Size verilen her şey dünya hayatının geçimliği ve süsüdür. Allah katında olanlar ise daha iyi ve daha kalıcıdır. Hiç bunları düşünmüyor musunuz?

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

60Ey insanlar! Size bu dünya hayatında verilen mal mülk, zenginlik gibi her şey yaşamınız için gelip geçici bir imkân ve yine bu dünyada kalan bir güzellikten ibarettir. Zamanla hepsi yok olur gider. Oysa Allah katında mükâfata layık olanlara âhirette verilecek nimetler, daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Hâlâ bu gerçeği düşünüp aklınızı ve vicdanınızı hiç kullanmayacak mısınız?

İlgili ayetler

İlgili ayetler

60Yunus 7

Ayet 61–62

2 ayet

Kasas 61

Kasas 62

اَفَمَنْ وَعَدْنَاهُ وَعْدًا حَسَنًا فَهُوَ لَاق۪يهِ كَمَنْ مَتَّعْنَاهُ مَتَاعَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا ثُمَّ هُوَ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ مِنَ الْمُحْضَر۪ينَ ۝٦١ وَيَوْمَ يُنَاد۪يهِمْ فَيَقُولُ اَيْنَ شُرَكَٓاءِيَ الَّذ۪ينَ كُنْتُمْ تَزْعُمُونَ ۝٦٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

61Efemev veʿadnâhü vaʿden ḥasenen fehüve lâḳîhi kemem mettaʿnâhü metâʿa-lḥayâti-ddünyâ ŝümme hüve yevme-lḳiyâmeti mine-lmuḥḍarîn.

Okunuş

62Veyevme yünâdîhim feyeḳûlü eyne şürakâiye-lleẕîne küntüm tezʿumûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

61Şimdi kendisine, güzel bir mükâfat vaadinde bulunduğumuz ve buna kavuşan kimse ile dünya hayatının geçici nimetlerinden faydalanan, sonra da azap için huzurumuza getirilen kimse hiç bir olur mu?

Türkçe Meal

62İşte o gün, Allah onlara seslenir ve der ki:
– Söyleyin! Şirk koşarak Ortaklarım olduğunu iddia ettikleriniz nerede?

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

61Haydi, aklınızı kullanıp bir kıyas yapın. Bu dünyada dürüst ve erdemlice bir hayat yaşayan ve sonunda kendisine tarifsiz güzellikte bir cennet vaat ettiğimiz ve dolayısıyla zamanı gelince de ona kavuşacak kimseyi düşün. Bu kişinin durumu ile kendisini dünya hayatının nimetlerinden kısa bir süre yararlandırdığımız sonra da müşrik ve kâfir olarak yaşadığı için kıyamet günü cezalandırmak üzere huzurumuza getirileceklerin durumu hiç aynı olur mu? Ayetlerimize inanıp yasalarımıza uyanlara vereceğimiz mükâfat ile dünyanın geçici zevklerine dalıp ayetlerimizi inkâr eden, yasalarımıza karşı gelenlere vereceğimiz ceza bir midir? Onlar nasıl hüküm veriyorlar?

Açıklamalı meal

62Her şeyin hesabının görüleceği o Kıyamet günü, Allah şirk koşanları huzurunda toplayacak ve şöyle seslenecek: “Allah’tan başka ilahlar edinerek bana ortak olduğunu sandığınız varlıklar ve her emrine kayıtsız şartsız boyun eğerek size şefaat edeceğini iddia ettiğiniz sahte önderler, yok olup gitmeyeceğini sandığınız saraylarınız, servetiniz, şöhretiniz, hani şimdi nerede? Yeryüzünde yaşarken yasalarımıza karşı gelen çıkarlarına göre uydurdukları yasalarla toplumları yöneten ilahlarınız ve beşerî otoriteleriniz nerede? ” diyecektir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

61Furkan 15

İlgili ayetler

62Nahl 27

Ayet 63–67

5 ayet

Kasas 63

Kasas 64

Kasas 65

Kasas 66

Kasas 67

قَالَ الَّذ۪ينَ حَقَّ عَلَيْهِمُ الْقَوْلُ رَبَّنَا هٰٓؤُ۬لَٓاءِ الَّذ۪ينَ اَغْوَيْنَاۚ اَغْوَيْنَاهُمْ كَمَا غَوَيْنَاۚ تَبَرَّاْنَٓا اِلَيْكَۘ مَا كَانُٓوا اِيَّانَا يَعْبُدُونَ ۝٦٣ وَق۪يلَ ادْعُوا شُرَكَٓاءَكُمْ فَدَعَوْهُمْ فَلَمْ يَسْتَج۪يبُوا لَهُمْ وَرَاَوُا الْعَذَابَۚ لَوْ اَنَّهُمْ كَانُوا يَهْتَدُونَ ۝٦٤ وَيَوْمَ يُنَاد۪يهِمْ فَيَقُولُ مَاذَٓا اَجَبْتُمُ الْمُرْسَل۪ينَ ۝٦٥ فَعَمِيَتْ عَلَيْهِمُ الْاَنْبَٓاءُ يَوْمَئِذٍ فَهُمْ لَا يَتَسَٓاءَلُونَ ۝٦٦ فَاَمَّا مَنْ تَابَ وَاٰمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًا فَعَسٰٓى اَنْ يَكُونَ مِنَ الْمُفْلِح۪ينَ ۝٦٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

63Ḳâle-lleẕîne ḥaḳḳa ʿaleyhimü-lḳavlü rabbenâ hâülâi-lleẕîne agveynâ. agveynâhüm kemâ gaveynâ. teberraʾnâ ileyk. mâ kânû iyyânâ yaʿbüdûn.

Okunuş

64Veḳîle-dʿû şürakâeküm fedeʿavhüm felem yestecîbû lehüm veraevü-lʿaẕâb. lev ennehüm kânû yehtedûn.

Okunuş

65Veyevme yünâdîhim feyeḳûlü mâẕâ ecebtümü-lmürselîn.

Okunuş

66Feʿamiyet ʿaleyhimü-lʾembâü yevmeiẕin fehüm lâ yetesâelûn.

Okunuş

67Feemmâ men tâbe veâmene veʿamile ṣâliḥan feʿasâ ey yekûne mine-lmüfliḥîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

63Haklarında azap hükmü gerçekleşmiş olanlar derler ki:
– Rabbimiz, azdırıp yoldan çıkardıklarımız işte şunlardır. Biz nasıl azdıysak onları da öyle azdırdık. Şimdi onlardan ilişiğimizi kesip sana sığınıyoruz. Zaten onlar gerçekte bize kulluk etmiyorlardı, derler.

Türkçe Meal

64Ve kendilerine, “Çağırın ortak koştuklarınızı!” denir. Onları çağıracaklar fakat onların çağrısına cevap veremeyecekler ve azapla yüz yüze gelecekler, keşke dünyadayken doğru yolu tutmuş olsalardı.

Türkçe Meal

65O gün Allah, onlara seslenecek ve soracak:
– Elçilerin iletilerine ne cevap verdiniz?

Türkçe Meal

66İşte o an dünyaları kararacak, mazeret kapıları kapanacak ve birbirlerine bir şey soracak halleri de kalmayacak.

Türkçe Meal

67Yalnız tövbe edip iman ederek iyi ve güzel işler yapanlara gelince, işte onlar kesinlikle kurtuluşa erenlerden olacaklar.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

63O Gün sözde ilah oldukları için Allah’a şirk koşma ve isyan etmede başı çekerek haklarında azap hükmü gerçekleşen müşrik önderler, yaptıkları yanlışı itiraf etmek zorunda kalıp derler ki: “Rabbimiz! Tamam, doğru yoldan sapmaya yatkın olanları şirk koşmaya inandırdığımızı itiraf ediyoruz. Onlar bizim yoldan çıkarıp senin davetinden uzaklaşmalarına sebep olduğumuz ve azdırdığımız kimseler. Kendimiz davet edilmemize rağmen nankörlük ederek azdığımız gibi onları da azdırdık. Bunu kabul ediyoruz. Fakat kendilerini hiç zorlamadık. Sonuçta kendi istekleriyle bize uyarak arkamızdan geldiler. Bizi Sana ortak diye tanımış olmalarını ve onların bize tapındıkları iddiasını şimdi burada reddediyoruz. Şimdi biz aradan çekildik, ‘hüküm vermen için’ onları sana bıraktık. Onlardan uzaklaşarak yaptıklarımızın hesabını vermek üzere sana sığınıyoruz. Aslında onlar yasalarımıza uyarak gerçekte bize kulluk etmiyorlardı. Sadece yasalarımız kendi heves ve çıkarlarına uyduğu için bizim peşimize düşmüşlerdi. Aslında onlar kendi arzularına heveslerine tapan insanlardı.

Açıklamalı meal

64Bu defa, onları Allah’a ortaklar olarak tanıyıp onlara uyanlara: “ Allah’tan başka ilah edinip de şefaatçi kabul edip medet umduğunuz ve peşinden gittiğiniz ortaklarınızı çağırın bakalım, şefaat edebilecekler mi? Yalvarın da kurtarsınlar bakalım sizi kurtarabilecekler mi? ” diye soracaktır. Onlar da medet umup ilah edinmiş olduklarını yardıma çağırırlar. Ama yalvarıp çağırdıkları da kendi dertlerine düştüğü için kendilerine cevap veremezler ve cevap olarak inkâr ettikleri ve böylece hak ettikleri azabı görürler. Keşke uyarılara kulak verseydik ve önceden gerçeği görüp Allah’a karşı sorumluluklarımızı yerine getirseydik. Keşke âhirete iman ederek doğru yolu izlemiş olsaydık diye yanıp yakılacaklar. Oysa yaşarken akıl edip yasalarımıza uysalardı, bu azapla karşılaşmazlardı.

Açıklamalı meal

65Allah o gün müşrik ve inkârcılara yine seslenir ve: “ Kendilerine gönderilen Peygamberlere ve tebliğ ettikleri mesajları size ileten davetçilere karşı ne cevap verdiniz? İnkâr edip düşman kesilmiştiniz değil mi? ” diye seslenecektir.

Açıklamalı meal

66İşte o an korku, pişmanlık ve dehşetten dilleri tutulup dünyaları kararıverir. Mazeret olarak öne sürebilecekleri bir kelimelik olsun cevap bulamazlar. O gün onların bütün bahane kapıları da kapanmış olacak ve ileri sürecekleri hiçbir mazeret kalmayacaktır. Üstelik birbirlerine de herhangi bir şey soramazlar. Zaten artık o mesajlara uyma fırsatları da çoktan kaçmış olacaktır.

Açıklamalı meal

67Ancak dünyada iken şirk ve küfürlerinden dönerek samimiyetle tevbe eden ve Allah’ın davetine dönüp, iman eden ve imanlarına yaraşır güzellikte salih amel işleyenlere gelince. İşte, bu hal üzere ölenler, ahirette kurtulanlardan olmayı elbette umabilirler. Yeter ki, Allah’ı iyi tanısınlar. Rabbin tövbe edenlere karşı merhametlidir, bağışlayandır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

63Ahkaf 4Ahkaf 6

İlgili ayetler

64Bakara 165Bakara 167

İlgili ayetler

65En’am 36Mülk 6Mülk 12

İlgili ayetler

66Câsiye 34Câsiye 35

İlgili ayetler

67Tâhâ 82

Ayet 68

1 ayet

Kasas 68

وَرَبُّكَ يَخْلُقُ مَا يَشَٓاءُ وَيَخْتَارُۜ مَا كَانَ لَهُمُ الْخِيَرَةُۜ سُبْحَانَ اللّٰهِ وَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ ۝٦٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

68Verabbüke yaḫlüḳu mâ yeşâü veyaḫtâr. mâ kâne lehümü-lḫiyerah. sübḥâne-llâhi veteʿâlâ ʿammâ yüşrikûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

68Dilediğini yaratan ve dilediğini seçen sadece senin Rabbindir. Bu konuda ortak koşanların seçme hakkı yoktur. Allah, onların yakıştırdıklarından münezzeh ve yücedir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

68Gerçek şu ki, senin Rabbin dilediğini istediği şekilde yaratır ve neyin iyi, neyin kötü olduğuna yalnızca O karar verir. Dilediğini de elçisi olarak seçer. Allah’ın seçip hüküm buyurduğu yerde yaratılmışların herhangi bir konuda bir tercih karar verme ve seçme hakkı yoktur. O hâlde, inkârcılar nereden yetki almışlar da yarattığımız varlıklar arasından akıllarına eseni kurtarıcı, belâları defedici ve şifa verici olarak ilan etmişler? Hangi güç ve yetkiye dayanarak haramı helâl, helali haram yapmışlar? “Eğer Allah bir Resul göndermek isteseydi falancayı veya filancayı gönderirdi!” diyorlar. Seni resul seçmemizi beğenmiyorlar. Resul olmayı sana yakıştıramıyorlar. Kim oluyorlar ki işimize karışmaya cüret ediyorlar? Sınırsız kudret ve yüceliğiyle Allah, müşriklerin ilâhlık mertebesine yücelterek O’na ortak koştukları her şeyin üzerinde ve ötesindedir, şanı çok yücedir. O sınırsız ilim ve kudret sahibi, tek yüce olandır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

68Şûrâ 13

Ayet 69–70

2 ayet

Kasas 69

Kasas 70

وَرَبُّكَ يَعْلَمُ مَا تُكِنُّ صُدُورُهُمْ وَمَا يُعْلِنُونَ ۝٦٩ وَهُوَ اللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ لَهُ الْحَمْدُ فِي الْاُو۫لٰى وَالْاٰخِرَةِۘ وَلَهُ الْحُكْمُ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ۝٧٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

69Verabbüke yaʿlemü mâ tükinnü ṣudûruhüm vemâ yüʿlinûn.

Okunuş

70Vehüve-llâhü lâ ilâhe illâ hû. lehü-lḥamdü fi-lʾûlâ velʾâḫirah. velehü-lḥukmü veileyhi türceʿûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

69Çünkü senin Rabbin, onların içlerinde gizlediklerini de, açığa vurduklarını da çok iyi bilir.

Türkçe Meal

70Zira O kendisinden başka ilah olmayan Allah’tır. Bu dünyada da ahirette de tüm övgüler ona aittir. Son hüküm onundur ve siz hesap vermek üzere onun huzuruna çıkarılacaksınız.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

69Ey Peygamber! Senin Rabbin yaratılanlara benzemez. Onların içlerinde sakladıklarını da açığa vurduklarını da hangi gizli düşünce ve niyetleri taşıdıklarını da çok iyi bilmektedir. Kalplerine rağmen söyledikleri yalanları da bilir.

Açıklamalı meal

70Çünkü O her türlü beşerî zaaftan münezzeh olup onları yaratandır ve kendinden başka ilah olmayan Allah’tır. Dünyada da ahirette de övülmeye ve şükredilmeye layık olan da yalnızca Allah’tır. Bütün övgüler O’na mahsustur. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nun elinde olduğu gibi, Hesap Gününde son sözü söyleyecek olan da O’dur; Hüküm verme ve hükmedip kanun koyma yetkisi de yalnızca O’nundur. Unutmayın ki eninde sonunda bütün bir hayatın hesabını vermek üzere O’nun huzuruna çıkarılacaksınız.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

69Nahl 19

İlgili ayetler

70Kaf 19Kaf 30

Ayet 71

1 ayet

Kasas 71

قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ جَعَلَ اللّٰهُ عَلَيْكُمُ الَّيْلَ سَرْمَدًا اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ مَنْ اِلٰهٌ غَيْرُ اللّٰهِ يَاْت۪يكُمْ بِضِيَٓاءٍۜ اَفَلَا تَسْمَعُونَ ۝٧١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

71Ḳul eraʾeytüm in ceʿale-llâhü ʿaleykümü-lleyle sermeden ilâ yevmi-lḳiyâmeti men ilâhün gayru-llâhi yeʾtîküm biḍiyâʾ. efelâ tesmeʿûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

71De ki: Hiç düşündünüz mü Allah, geceyi kıyamet gününe kadar uzatacak olsa sizi aydınlığa kavuşturacak Allah’tan başka bir ilah mı var? Hala, gerçeklere kulak vermeyecek misiniz?

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

71De ki: “ Hiç düşündünüz mü, eğer Allah geceyi kıyamete kadar üzerinizde sürekli soğuk ve karanlık olarak aralıksız devam ettirse, Allah’tan başka sizi aydınlığa kavuşturacak başka bir ilah ve Allah’tan başka size bu nimetleri sağlayabilecek bir kudret var mı? Elbette yok. Gerçek bu kadar açık ve deliller ortada iken hâlâ gerçekleri görmüyorsunuz? O’nun adına yapılan davete kulak vermeyecek misiniz?

İlgili ayetler

İlgili ayetler

71Furkan 47

Ayet 72

1 ayet

Kasas 72

قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ جَعَلَ اللّٰهُ عَلَيْكُمُ النَّهَارَ سَرْمَدًا اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ مَنْ اِلٰهٌ غَيْرُ اللّٰهِ يَاْت۪يكُمْ بِلَيْلٍ تَسْكُنُونَ ف۪يهِۜ اَفَلَا تُبْصِرُونَ ۝٧٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

72Ḳul eraʾeytüm in ceʿale-llâhü ʿaleykümü-nnehâra sermeden ilâ yevmi-lḳiyâmeti men ilâhün gayru-llâhi yeʾtîküm bileylin teskünûne fîh. efelâ tübṣirûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

72Yine de ki:
– Hiç düşündünüz mü Allah, gündüzü kıyamet gününe kadar uzatacak olsa sizi uyuyup dinleneceğiniz geceye kavuşturacak Allah’tan başka bir ilah mı var? Hala, gerçekleri görmeyecek misiniz?

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

72Yine de ki: “ Bir de şunu düşünün. Eğer Allah üzerinize gündüzü kıyamete kadar sürekli sıcak ve aydınlık kılsa, Allah’tan başka size huzur içinde uyuyarak dinleneceğiniz geceyi geri getirecek başka bir ilah var mı? Elbette yok. Bunca delillere rağmen hâlâ bu mükemmel nizamı sizin için kuran Allah’ın davetine uymayacak mısınız ve gözünüzü açıp gerçekleri görmeyecek misiniz? Allah’ın koyduğu bu yasayı değiştirecek kimdir? Yeryüzünde altı ay gece altı ay gündüz olan yerler var. Haydi! Yapabiliyorsanız değiştirin yasamızı. Yapamazsınız değil mi? Unutmayın! Ancak yasalarımıza uyarak yaşarsanız mükâfatlandırılırsınız. Ama sizi denemek için verdiğimiz gücü kullanarak yasalarımıza karşı çıkar, kendi kafanıza göre uydurduğunuz yasalara göre yaşarsanız, andolsun ki sizi cezalandırırız. Bu sözün daha neyini anlamıyorsunuz? Niçin üzerinde durup düşünmüyorsunuz?

İlgili ayetler

İlgili ayetler

72Furkan 47

Ayet 73

1 ayet

Kasas 73

وَمِنْ رَحْمَتِه۪ جَعَلَ لَكُمُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ لِتَسْكُنُوا ف۪يهِ وَلِتَبْتَغُوا مِنْ فَضْلِه۪ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ۝٧٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

73Vemir raḥmetihî ceʿale lekümü-lleyle vennehâra liteskünû fîhi velitebtegû min faḍlihî veleʿalleküm teşkürûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

73O, dinlenip sakinleşesiniz ve onun lütfundan payınızı arayasınız diye rahmetinin bir eseri olarak geceyi ve gündüzü var edendir. Hala bu nimetlerin hakkını verip şükretmeyecek misiniz?

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

73Sizin için, geceyi dinlenmeniz ve gündüzü de hayatta kalabilmeniz için O’nun lütfettiği nimetlerden rızık aramanız için şaşmaz kanunlara bağlı mükemmel bir sistem çerçevesinde ve belli bir düzen içinde yaratması Allah’ın size olan şefkati ve rahmetindendir. Belki böylece nimetlerine şükredesiniz. Sizden istenen dünya hayatını Rabbinizin daveti olan nizam ile yaşamanızdır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

73Ahkaf 3

Ayet 74–75

2 ayet

Kasas 74

Kasas 75

وَيَوْمَ يُنَاد۪يهِمْ فَيَقُولُ اَيْنَ شُرَكَٓاءِيَ الَّذ۪ينَ كُنْتُمْ تَزْعُمُونَ ۝٧٤ وَنَزَعْنَا مِنْ كُلِّ اُمَّةٍ شَه۪يدًا فَقُلْنَا هَاتُوا بُرْهَانَكُمْ فَعَلِمُٓوا اَنَّ الْحَقَّ لِلّٰهِ وَضَلَّ عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَفْتَرُونَ۟ ۝٧٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

74Veyevme yünâdîhim feyeḳûlü eyne şürakâiye-lleẕîne küntüm tezʿumûn.

Okunuş

75Venezaʿnâ min külli ümmetin şehîden feḳulnâ hâtû bürhâneküm feʿalimû enne-lḥaḳḳa lillâhi veḍalle ʿanhüm mâ kânû yefterûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

74O gün, Allah onlara şöyle seslenir:
– Söyleyin şirk koşarak ortaklarım olduğunu iddia ettikleriniz nerede?

Türkçe Meal

75Ve biz her toplumdan bir şahit çıkarırız da: “Haydi kulluk ettiklerinizin ilah olduğuna dair delillerinizi getirin!” deriz. İşte o zaman ibadete layık gerçek ve tek varlığın Allah olduğunu anlarlar ve uydurmuş oldukları onları yüzüstü bırakıp kaybolup giderler.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

74Aradaki aracılar ile Allah’a ortak koşanlara gelince. Bütün insanların dirilip bir araya geleceği o büyük gün, Allah müşrik olmayı seçenlere seslenerek: “Hani her emrine kayıtsız şartsız boyun eğerek ortaklarım olduklarını öne sürdüğünüz önderleriniz ve şefaatlerini umduğunuz sahte ilâhlarınız nerede?” diye soracak. Yeryüzünde onlara makamlar, şanlar, şöhretler veriyordunuz. Yeryüzünde onlara hâkimiyet ve otorite veriyordunuz. Dediklerine harfiyen uyuyordunuz. Onlar yasalarımıza karşı çıkarken alkışlarla onları tasdik ederek tapıyordunuz. Onlar sizi her türlü şeyden kurtaracaklarını böbürlenerek söylüyorlardı. Haydi! Çağırın onları gelsinler bakalım. Sizi cehennem ateşinden kurtarabilecekler mi görelim. O gün asıl gerçeği siz göreceksiniz! Sizi ve kurtarıcı sandığınız kişileri sizinle birlikte nasıl cehenneme atacağız

Açıklamalı meal

75Biz o gün her ümmetten kendilerine gönderilen peygamberi, şahit olarak karşılarına çıkaracağız ve onlara: “ Ey kâfirler! Peygamberler, sizi yaratılış sebebiniz olan nizam ile yaşamaya davet etmelerine rağmen bunu kabul etmeme nedenini ve geçmişte öne sürdüğünüz bâtıl iddialarınıza dayanak yaptığınız delillerinizi ortaya koyun bakalım ” diyeceğiz. Fakat o gün müşrikler, utanç içerisinde başlarını öne eğmekten başka bir şey yapamayacaklar. Böylece onlar da gerçek Rab ve ilahın Allah olduğunu, ibadete lâyık ilâhlık hakkının sadece Allah’a ait olduğunu anlayacaklar. Ve onların Allah’a ortak koşup şefaatçi diye bel bağladıkları ve din adına uydurdukları bütün sahte ilahlar da onları yüzüstü bırakıp ortadan kaybolacak. Hal böyleyken, onlar hâlâ Rablerine kulluk etmekten kaçınıyorlar ve makam, şöhret, servet ve benzeri değerleri hayatın biricik ölçüsü hâline getirerek, bunları Allah’a ortak koşuyorlar?

İlgili ayetler

İlgili ayetler

74Şuarâ 92Şuarâ 93

İlgili ayetler

75Mü’min 47Mü’min 50

Ayet 76–78

3 ayet

Kasas 76

Kasas 77

Kasas 78

اِنَّ قَارُونَ كَانَ مِنْ قَوْمِ مُوسٰى فَبَغٰى عَلَيْهِمْۖ وَاٰتَيْنَاهُ مِنَ الْكُنُوزِ مَٓا اِنَّ مَفَاتِحَهُ لَتَنُٓواُ بِالْعُصْبَةِ اُ۬ولِي الْقُوَّةِۗ اِذْ قَالَ لَهُ قَوْمُهُ لَا تَفْرَحْ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْفَرِح۪ينَ ۝٧٦ وَابْتَغِ ف۪يمَٓا اٰتٰيكَ اللّٰهُ الدَّارَ الْاٰخِرَةَ وَلَا تَنْسَ نَص۪يبَكَ مِنَ الدُّنْيَا وَاَحْسِنْ كَمَٓا اَحْسَنَ اللّٰهُ اِلَيْكَ وَلَا تَبْغِ الْفَسَادَ فِي الْاَرْضِۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْمُفْسِد۪ينَ ۝٧٧ قَالَ اِنَّمَٓا اُو۫ت۪يتُهُ عَلٰى عِلْمٍ عِنْد۪يۜ اَوَلَمْ يَعْلَمْ اَنَّ اللّٰهَ قَدْ اَهْلَكَ مِنْ قَبْلِه۪ مِنَ الْقُرُونِ مَنْ هُوَ اَشَدُّ مِنْهُ قُوَّةً وَاَكْثَرُ جَمْعًاۜ وَلَا يُسْـَٔلُ عَنْ ذُنُوبِهِمُ الْمُجْرِمُونَ ۝٧٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

76İnne ḳârûne kâne min ḳavmi mûsâ febegâ ʿaleyhim. veâteynâhü mine-lkünûzi mâ inne mefâtiḥahû letenûü bilʿuṣbeti üli-lḳuvveh. iẕ ḳâle lehû ḳavmühû lâ tefraḥ inne-llâhe lâ yüḥibbü-lferiḥîn.

Okunuş

77Vebtegi fîmâ âtâke-llâhü-ddâra-lʾâḫirate velâ tense neṣîbeke mine-ddünyâ veaḥsin kemâ aḥsene-llâhü ileyke velâ tebgi-lfesâde fi-lʾarḍ. inne-llâhe lâ yüḥibbü-lmüfsidîn.

Okunuş

78Ḳâle innemâ ûtîtühû ʿalâ ʿilmin ʿindî. evelem yaʿlem enne-llâhe ḳad ehleke min ḳablihî mine-lḳurûni men hüve eşeddü minhü ḳuvvetev veekŝeru cemʿâ. velâ yüsʾelü ʿan ẕünûbihimü-lmücrimûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

76Şurası muhakkak ki Karun, Musa’nın kavminden biriydi; Ona öyle hazineler vermiştik ki sadece anahtarlarını bile ancak güçlü bir topluluk zar zor taşıyabiliyordu, o, bu gücüyle kavmine karşı büyüklenip onlara zulmetti. Kavmi de ona:
– Şımarma! Çünkü Allah şımaranları sevmez, demişti.

Türkçe Meal

77Ve Allah’ın sana verdiği bunca mal mülk ile ahiret yurdunu kazanmanın yollarını ara ama dünyadaki nasibini de unutma! Allah’ın sana bolca ihsanda bulunduğu gibi sen de insanlara iyilikte bulun ve sakın memlekette zorbalık ve bozgunculuk peşinde koşma zira Allah, bozguncuları sevmez!

Türkçe Meal

78Karun:
– Ben bunca malı mülkü ancak bilgim ve becerim sayesinde elde ettim, dedi. Oysa o bilmiyor mu ki Allah, kendisinden önceki kuşaklar içerisinde ondan daha güçlü ve daha zengin nicelerini helak etmiştir. Suçu tabiat haline getirmiş olanlara günahları için sorgu sual gerekmez.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

76Unutmayın ki sizler gibi servetine güvenen Karun’un yaşadıklarında sizler için önemli dersler vardır Firavunun en büyük işbirlikçisi olan Karun da Musa’nın kavmindendi. Fakat çıkarı gereği servetini, Firavunun hizmetinde kullanarak halkına ihanet etti. Onlara karşı saldırganca ve zalimce davrandı. Oysa Biz ona öyle hazineler dolusu bir servet vermiştik ki, halkın sırtından kazandığı hazinesinin anahtarlarını taşımak bile güçlü kuvvetli bir grup insana zor gelirdi. O da bu servetinin gücü ile şımarıp böbürleniyordu. Hani Karun’un gittikçe yoldan çıktığını gören kavmi, kendisine Allah’ın bir imtihan aracı olarak nasip ettiği gücü ve serveti, dünyada O’nun bildirdiği gibi kullanması ve âhireti de unutmaması gerektiğini nasihat ederek: “ Ey Karun! Haddini aşarak servetinle gururlanıp sakın şımarma. Çünkü Allah servetine güvenip şımaranları kibirlenenleri sevmez diye uyarmıştı.

Açıklamalı meal

77Allah’ın sana verdiğinden, O’nun rızasına uygun şekilde fakir fukaraya harcayarak ahirette iyi bir yer tutmanın yolunu ara, yani cenneti kazanmaya çalış. Fakat dünyadan nasibine düşeni Allah’ın senden istediği gibi bir hayatı bu dünyada yaşayacağını; bunun için, Allah’ın sana verdiği tüm imkân ve fırsatları, O’na ibadet ve itaat ederek, O’na kul köle olarak sadece O’nun yolunda kullanman gerektiğini; kısaca bu dünyada yaptığın, yapacağın kulluk ile, ahireti, ancak bu dünyada kazanacağını da sakın unutma. Allah sana nasıl böylesine büyük bir ihsanda bulunup iyilik etmişse sen de insanlara fakirlere, muhtaçlara iyilik et. Yeryüzünde nankörlük edip bozgunculuk çıkarma. Çünkü Allah fesat çıkaran bozguncuları sevmez.”

Açıklamalı meal

78Karun uyarılara kulak tıkayıp bunu söyleyenlere: “Herkes iyi bilsin ki, bu sahip olduğum serveti, Allah’ın lütfuyla değil, kendi bilgim ve becerilerim sayesinde elde ettim. O yüzden de mal benim, mülk benim, nasıl harcayacağıma da ben karar veririm diye cevap verdi. Oysa o sahip olduğu bilgiyi, beceriyi kendisine bahşeden Allah’ın, kendinden önceki nesillerden onun gibi düşünüp yaşayan ve ondan daha güçlü ve daha çok servet biriktirmiş nice kimseleri kibir ve Allah’a başkaldırmaları sebebi ile azaba uğratıp helak ettiğini bilmiyor muydu? O yüzden Karun gibi suçu sabitleşmiş günahkârlardan, azap sırasında günahları ve yaptıkları ile ilgili sual bile sorulmaz. Onların suçunu itiraf etmeleri de gerekmez. Onlara ancak hesap sorulur. Çünkü onlar, bu tür davranışların suç olduğunu gayet iyi bildikleri hâlde, hiçbir zaman suçlarını kabullenmez, yaptıkları işin iyi olduğunu iddia ederler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

76Hûd 116

İlgili ayetler

77Bakara 204Bakara 205

İlgili ayetler

78Mü’min 83

Ayet 79–80

2 ayet

Kasas 79

Kasas 80

فَخَرَجَ عَلٰى قَوْمِه۪ ف۪ي ز۪ينَتِه۪ۜ قَالَ الَّذ۪ينَ يُر۪يدُونَ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَا يَا لَيْتَ لَنَا مِثْلَ مَٓا اُو۫تِيَ قَارُونُۙ اِنَّهُ لَذُو حَظٍّ عَظ۪يمٍ ۝٧٩ وَقَالَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ وَيْلَكُمْ ثَوَابُ اللّٰهِ خَيْرٌ لِمَنْ اٰمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًاۚ وَلَا يُلَقّٰيهَٓا اِلَّا الصَّابِرُونَ ۝٨٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

79Feḫarace ʿalâ ḳavmihî fî zînetih. ḳâle-lleẕîne yürîdûne-lḥayâte-ddünyâ yâ leyte lenâ miŝle mâ ûtiye ḳârûnü innehû leẕû ḥażżin ʿażîm.

Okunuş

80Veḳâle-lleẕîne ûtü-lʿilme veyleküm ŝevâbü-llâhi ḫayrul limen âmene veʿamile ṣâliḥâ. velâ yüleḳḳâhâ ille-ṣṣâbirûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

79Karun bir gün bütün görkem ve gösterişi ile halkının karşısına çıkmıştı. Dünya hayatına düşkün olanlar:
– Keşke biz de Karun gibi zengin olsaydık ne olurdu sanki. Gerçekten o ne kadar şanslı bir adammış, diye söylendiler.

Türkçe Meal

80Dünya ve ahiret hakkında gerçek bilgiye sahip olanlar ise:
– Yazıklar olsun size, iman edip iyi ve yararlı işler yapanlar için Allah’ın vereceği mükâfat şu üç günlük dünyanın tüm hazinelerinden daha değerlidir ne var ki ona ancak imanı uğrunda her türlü zorluğa göğüs gerip sabredenler ulaşabilir, demişlerdi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

79Karun kendisine yöneltilen öğütlere kulak vermedi. Bütün şatafatıyla süslenip görkem ve gösteriş içinde böbürlenerek kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatında zenginlik gösteriş ve gücün peşinde koşarak mala, mülke düşkün olanlar, onu bu şekilde görünce heveslendiler ve: “Keşke Karun’a verilen servet bize de verilseydi, biz de Karun gibi zengin olabilirdik. O gerçekten çok şanslı bir insan ” diye söylendiler.

Açıklamalı meal

80Dünya hayatının geçici olduğunu anlayıp kendilerine derin bir ilim verilenler ve yaratılışlarının sebebini kavrayıp onun için gayret edenler ise, Karun’a imrenenlere şöyle dediler: “ Yazıklar olsun size. Heves ettiğiniz şey sadece zengin olmak mı? Halbuki, Allah’ın emirlerine uygun bir hayat yaşayıp, O’nun vereceği dünya ve ahiret ödülünü kazanmak daha iyi değil midir? İman edip imanlarına yaraşır şekilde Allah’ın razı olacağı salih amel işleyenler için Allah’ın nasip edeceği mükâfatlara kavuşmak daha hayırlı değil midir?”. Bu mükafata ise, ancak Allah yolunda gayret edip zorluklara karşı sabredenler kavuşturulurlar.”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

79İbrahim 2İbrahim 3

İlgili ayetler

80Rum 56

Ayet 81

1 ayet

Kasas 81

فَخَسَفْنَا بِه۪ وَبِدَارِهِ الْاَرْضَ فَمَا كَانَ لَهُ مِنْ فِئَةٍ يَنْصُرُونَهُ مِنْ دُونِ اللّٰهِۗ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُنْتَصِر۪ينَ ۝٨١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

81Feḫasefnâ bihî vebidârihi-lʾarḍa femâ kâne lehû min fietiy yenṣurûnehû min dûni-llâh. vemâ kâne mine-lmünteṣirîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

81Sonunda biz de onu, köşk ve saraylarıyla birlikte yerin dibine geçirdik. Artık Allah’tan başka kimse ona yardım edemezdi, edemedi de, kurtulmak için de elinden hiçbir şey gelmiyordu.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

81Derken gün geldi, lüks ve refah içinde hayat süren o azgın, kibirli ve zalim Karun’u da herkesin imrendiği görkemli sarayını da hazineleri ile birlikte helâk edip yerin dibine geçirdik. Artık Allah’a karşı ne kendisine yardım edebilecek bir kimse bulabildi ne de kendisine kendisini bu ibretlik sondan kurtarabilecek bir yardımı dokunabildi. Allah’a karşı o güçlü kuvvetli orduları ve adamları dahil hiç kimse ona yardım edemedi ve edemezdi de. İnsanın dünyadaki zenginliği ne olursa olsun, orduları ne kadar güçlü olursa olsun, yok etmek istediğimiz zaman anında yok ederiz. Buna karşı çıkacak hiçbir güç yoktur. Onlar kendilerine verdiğimiz süreyi iyi değerlendirsin. Biz onlar şımarsınlar diye değil, düşünüp öğüt alsınlar diye süre verdik.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

81Hac 45Duhân 25

Ayet 82

1 ayet

Kasas 82

وَاَصْبَحَ الَّذ۪ينَ تَمَنَّوْا مَكَانَهُ بِالْاَمْسِ يَقُولُونَ وَيْكَاَنَّ اللّٰهَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِه۪ وَيَقْدِرُۚ لَوْلَٓا اَنْ مَنَّ اللّٰهُ عَلَيْنَا لَخَسَفَ بِنَاۜ وَيْكَاَنَّهُ لَا يُفْلِحُ الْكَافِرُونَ۟ ۝٨٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

82Veaṣbeḥa-lleẕîne temennev mekânehû bilʾemsi yeḳûlûne veykeenne-llâhe yebsüṭu-rrizḳa limey yeşâü min ʿibâdihî veyaḳdir. levlâ em menne-llâhü ʿaleynâ leḫasefe binâ. veykeennehû lâ yüfliḥu-lkâfirûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

82Daha dün, onun yerinde olmak isteyenler bu defa şöyle dediler:
– Vay be demek ki, Allah, kullarından dilediğine/hak edene rızkı bolca veriyor ve dilediği kimse için ise bir ölçüye göre veriyormuş. Eğer Allah, bize lütfetmemiş olsaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Vay be, demek ki nankör kâfirler asla iflah olmazlarmış.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

82Daha dün bunu görüp şahit olup da onun haline imrenip yerinde olmayı arzulayanlar, bu defa da: “ Vay canına! insan dünyadaki servetine çok fazla güvenmemeliymiş. Veren de alan da Allah imiş! Demek ki Allah imtihan etmek için inkârcı bile olsa kullarından istediğine rızkı bollaştırırmış ya da sınırlı ve ölçülü tutup daraltırmış. Dünya servetinin gerçek başarı olduğunu sanmakla ne büyük bir aptallık etmişiz. İyi ki, bizi zamanında uyaran ilim sahibi kardeşlerimize kulak vermişiz. Karun’a imrenmekle büyük hata yapmışız. Eğer Allah bize yaptığı uyarılarla ve merhametiyle lütufta bulunmasaydı, muhakkak söylediklerimizden dolayı bizi de onun gibi çoktan yerin dibine geçirmişti. Vay bize! Demek ki inkarcılar nankörler, kibirlenenler ve zalimler ne yaparlarsa yapsınlar ne kadar zengin olurlarsa olsunlar asla iflah olmazlar, kurtuluşa ve muratlarına eremezlermiş!” demeye başladılar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

82Şûrâ 27Şûrâ 28

Ayet 83–84

2 ayet

Kasas 83

Kasas 84

تِلْكَ الدَّارُ الْاٰخِرَةُ نَجْعَلُهَا لِلَّذ۪ينَ لَا يُر۪يدُونَ عُلُوًّا فِي الْاَرْضِ وَلَا فَسَادًاۜ وَالْعَاقِبَةُ لِلْمُتَّق۪ينَ ۝٨٣ مَنْ جَٓاءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ خَيْرٌ مِنْهَاۚ وَمَنْ جَٓاءَ بِالسَّيِّئَةِ فَلَا يُجْزَى الَّذ۪ينَ عَمِلُوا السَّيِّـَٔاتِ اِلَّا مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ ۝٨٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

83Tilke-ddâru-lʾâḫiratü necʿalühâ lilleẕîne lâ yürîdûne ʿulüvven fi-lʾarḍi velâ fesâdâ. velʿâḳibetü lilmütteḳîn.

Okunuş

84Men câe bilḥaseneti felehû ḫayrum minhâ. vemen câe bisseyyieti felâ yücze-lleẕîne ʿamilü-sseyyiâti illâ mâ kânû yaʿmelûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

83İşte ahiret yurdu! Biz onu, yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk yapmayan kimseler için hazırladık. Mutlu son azgınlık ve fesattan sakınanlarındır.

Türkçe Meal

84Artık kim ilahi huzura iyilik ile gelirse, ona hak ettiğinden daha fazlası vardır. Kim de ilahi huzura kötülük ile gelirse onlar, ancak yaptıkları kötülüklerin karşılığını göreceklerdir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

83İşte sonsuz ve sınırsız nimetlerle donattığımız ve dünyadan daha değerli ahiret yurdu olan cennet! Biz onu yeryüzünde büyüklenmeyen, bozgunculuk fesatçılık peşinde olmayanlara ve Allah’ın hayat nizamını yaşamak uğrunda, ellerinden gelen çabayı gösterenlere armağan olarak hazırladık. İyi bilin ki, en güzel, en mutlu sonuç, Karun gibi nankörler için değil Allah’ın sevgisini kaybetme korkusu ile Allah’ın azabından sakınan, Allah’a karşı saygılı ve itaatkâr davranan, Allah’ın kitabıyla yolunu bulan ve yasalarımıza uyarak yaşayan takva sahiplerinindir. Allah’a karşı sorumluluklarının bilincinde olanların varacağı yer, daimî mutluluk yurdu olan cennet olacaktır.

Açıklamalı meal

84Allah, iyiliğe rahmetiyle, kötülüğe adaletiyle muamele edendir. Her kim ahirete iman itaat ve salih bir amelle gelirse ona yaptığından çok daha güzel, çok daha hayırlı bir mükâfat vardır. Her kim de yaratılış sebebi olan hakikate sırt döner ve nankörlük etmiş olarak Allah’ın huzuruna şirk gibi bir kötülükle gelirse, o kötülük işleyenler şunu iyi bilsin ki yalnızca işledikleri günahların karşılığı kadar azapla cezalandırılırlar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

83Sâd 28

İlgili ayetler

84Neml 89

Ayet 85

1 ayet

Kasas 85

اِنَّ الَّذ۪ي فَرَضَ عَلَيْكَ الْقُرْاٰنَ لَرَٓادُّكَ اِلٰى مَعَادٍۜ قُلْ رَبّ۪ٓي اَعْلَمُ مَنْ جَٓاءَ بِالْهُدٰى وَمَنْ هُوَ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ ۝٨٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

85İnne-lleẕî feraḍa ʿaleyke-lḳurʾâne lerâddüke ilâ meʿâd. ḳur rabbî aʿlemü men câe bilhüdâ vemen hüve fî ḍalâlim mübîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

85Sana bu Kuran’ı okumayı farz kılan Allah hiç şüphen olmasın ki seni döneceğin yere mutlaka döndürecektir. Sen de ki:
– Kimin doğru yolda olduğunu ve kimin apaçık bir sapıklık içinde bulunduğunu en iyi bilen benim rabbimdir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

85Ey Peygamber! Şüphesiz sana Kur’an’ı indirip insanlığa tebliğ etme ve hayatına uygulama görevini veren, onunla amel etmeyi ona uymayı farz kılan Allah, bu hükümlerin yaşanacağı günleri de sana gösterecektir. Allah seni ve Kur’an ile farz kılıp davet ettiği hayat nizamına uyanları da öz yurdundan çıkaran zalimlerin hile ve tuzaklarından koruyarak ulaşman gereken yere ulaştıracak ve şimdi gözyaşlarıyla terk etmek zorunda kaldığın bu şehre, kısa bir zaman sonra muzaffer bir komutan olarak geri dönmeni sağlayacaktır. Ve görevlerini lâyıkıyla yaptıkları takdirde, tüm müminleri hem bu dünyada hem de âhirette onlara vaadedilen şerefli, onurlu ve mutlu bir hayata kavuşturacaktır. Ey Peygamber! de ki: “ Siz ne derseniz deyin kimin bu davete icabet ederek hidayet ve rahmeti tercih ettiğini ve kimin de zulmü ve nankörlüğü hayat tarzı kabul ederek apaçık bir sapıklık içinde olduğunu Rabbim elbette daha iyi bilir ve her birine hak ettiği karşılığı muhakkak verecektir.”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

85Neml 92

Ayet 86

1 ayet

Kasas 86

وَمَا كُنْتَ تَرْجُٓوا اَنْ يُلْقٰٓى اِلَيْكَ الْكِتَابُ اِلَّا رَحْمَةً مِنْ رَبِّكَ فَلَا تَكُونَنَّ ظَه۪يرًا لِلْكَافِر۪ينَۘ ۝٨٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

86Vemâ künte tercû ey yülḳâ ileyke-lkitâbü illâ raḥmetem mir rabbike felâ tekûnenne żahîral lilkâfirîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

86Nitekim sen, bu ilahi vahyin sana indirileceğini bilmiyordun, bu sadece Rabbinin rahmeti sayesinde oldu öyleyse kâfirlere arka çıkma!

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

86Ey Muhammed! Senin Peygamberliğini inkâr edenler, şunu bir düşünsünler. Sen günün birinde bir Peygamber olacağını ve bu ilâhî Kitab’ın sana vahiy yoluyla indirileceğini beklemiyordun. Böyle bir şey aklına bile gelmezdi. Ancak Rabbinin rahmeti sayesinde sana Kitap ve Peygamberlik gönderildi ve Rabbin bu kitapla doğruya ulaştırdı. Ey Müslüman ey şanlı elçi. O hâlde Rabb’inin sana verdiği bu görevi lâyıkıyla yerine getirmeye çalış. Her ne sebepten olursa olsun, sakın inkârcıların propagandalarına aldanıp da İslam davasına zarar vermek isteyen müşrik ve kâfirlere yardım etme ve arka çıkma. Ayetlerime karşı çıkan, yasalarıma uymayanlar katımda suçludur. Sen benim suçlu gördüklerime arka çıkamazsın. Sakın iyi niyetlerle onlardan yana olma.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

86Şûrâ 52

Ayet 87–88

2 ayet

Kasas 87

Kasas 88

وَلَا يَصُدُّنَّكَ عَنْ اٰيَاتِ اللّٰهِ بَعْدَ اِذْ اُنْزِلَتْ اِلَيْكَ وَادْعُ اِلٰى رَبِّكَ وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَۚ ۝٨٧ وَلَا تَدْعُ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَۢ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ۠ كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ اِلَّا وَجْهَهُۜ لَهُ الْحُكْمُ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ۝٨٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

87Velâ yeṣuddünneke ʿan âyâti-llâhi baʿde iẕ ünzilet ileyke vedʿu ilâ rabbike velâ tekûnenne mine-lmüşrikîn.

Okunuş

88Velâ tedʿu meʿa-llâhi ilâhen âḫar. lâ ilâhe illâ hû. küllü şeyʾin hâlikün illâ vecheh. lehü-lḥukmü veileyhi türceʿûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

87Bir de sana indirilmiş olan bu vahiyden/Kurandan sonra sakın Allah’ın ayetlerinden seni alıkoymalarına izin verme, sen sadece Rabbine davet et ve başka yollara çağıran müşriklerden olayım deme!

Türkçe Meal

88Ve Allah ile birlikte başka bir ilaha dua ile yalvarıp yakarayım deme! Çünkü ondan başka ilah yoktur, her şey yok olacak sadece O’nun zatı baki kalacaktır. Son hüküm ve karar O’nundur, siz de hesap vermek üzere Allah’a döndürüleceksiniz.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

87Ayetlerimiz sana indirildikten sonra, gerçeği inkâr eden hiç kimse ve hiçbir güç sakın seni tevhide bağlılıktan ve Allah’ın ayetlerine uymaktan, onları insanlara duyurmaktan ve bu âyetlerin hükümlerini yerine getirmekten alıkoymasın. Tam tersine sen her hâlükârda İslam’ı güzel yaşayarak bıkıp usanmadan, ulaşabildiğin bütün insanları, Rabbinin dinine ve yoluna çağırmaya devam et. Ve sakın Allah’tan başka otoritelerin egemenliğine boyun eğerek ve onların yasalarına uyarak müşriklerden yana olma. Aksi takdirde şirk size de bulaşır.

Açıklamalı meal

88Ey Resûlüm Allah’tan başka hiçbir varlığın şefaat yetkisine sahip olmadığını, kulluk edilmeye layık olamayacağını unutma ve müşriklerin ağır baskılarını omuzlarında hisseden her Müslüman’a şunları tek tek hatırlat. Ne olursa olsun Allah ile birlikte başka hiçbir ilaha iman edilsin diye davet etme, Allah’la beraber başka bir ilaha yalvarıp tapma diye söyle. Çünkü Allah’tan başka gerçek ilah yoktur ve olamaz. O’nun zatından başka her şey günü gelince yok olacaktır. Yarattıkları üzerinde hüküm koyma yetkisi O’nundur ve hepiniz hesap vermek üzere O’nun huzurunda toplanacaksınız.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

87Mâide 49Hac 51

İlgili ayetler

88Hac 73İnfitâr 19

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Neml, sonra İsrâ indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla