Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ الْعَنْكَبُوتِ مَكِّيَّةٌ آيَاتُهَا ٦٩

Ankebut Sûresi Meali

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça
Sûre hakkındaAdı · Nüzul Zamanı · Ana Fikir ve Konular

Adı: Bu sure adını, “Ankebut” (örümcek) kelimesinin geçtiği 41. ayetten alır.

Nüzul Zamanı: 56’dan 60’a kadar olan ayetler, bu surenin Habeşistan’a hicretten çok kısa bir süre önce nazil olduğunu göstermektedir: Bu görüşü ele alınan konunun özelliği de desteklemektedir. Bazı müfessirler, surede münafıklardan bahsedildiği ve münafık sorunu Medine’de ortaya çıktığı için ilk on ayetin Medine’de geri kalanlarının ise Mekke’de nazil olduğu görüşündedirler. Oysa burada münafıklığından bahsedilen kişiler, kafirlerin müslümanlara uyguladığı baskı ve işkencelerden korktukları için ikiyüzlü bir tutum benimseyen kimselerdi. Bu nedenle bu tür bir iki yüzlülük Medine’de değil ancak Mekke’de meydana gelmiş olabilir. Aynı şekilde bazı müfessirler de, bu surede müslümanların hicrete teşvik edildiğini görerek bu surenin Mekke’de nazil olan son sure olduğunu kabul etmişlerdir. Bu görüşler hiçbir rivayete dayanmamakta, fakat surenin ele aldığı ana konulardan kaynaklanmaktadır. Surenin değindiği ana konular tüm olarak gözönünde bulundurulduğunda, bunların Mekke’deki son döneme değil, Habeşistan’a hicretten hemen önceki şartlara işaret ettiği anlaşılır.

Ana Fikir ve Konular

Sure ayrıntılı bir incelemeye tabi tutulduğunda, nüzul zamanının müslümanların Mekke’de en şiddetli işkenceye maruz kaldıkları dönem olduğu görülür. Kafirler, İslâm’a tamamen karşı çıkıyor ve yeni dine girenler en şiddetli baskılara maruz bırakılıyorlardı. Allah, samimi müslümanları cesaretlendirmek, güçlendirmek ve iman zayıflığı gösterenleri utandırmak için bu sureyi indirdiğinde şartlar böyleydi. Bunun yanısıra Mekkeli müşrikler, her çağdaki Hak düşmanlarının uğradığı akibeti kendi kendilerine davet etmemeleri için uyarılmaktadırlar.

Bu bağlamda, o dönemde birkaç gencin karşılaştığı sorunlara da cevap verilmektedir. Mesela bu gençlerin aileleri onlara Hz. Muhammed’i (s.a) bırakıp, atalarının dinine dönmeye zorlayarak şöyle diyorlardı: “Sizin iman ettiğiniz Kur’an, ana-baba haklarını en üst seviyede tutuyor. O halde bizim söylediklerimizi dinleyin. Aksi taktirde dininizin emirlerine karşı gelmiş olursunuz.” Buna, surenin 8. ayetinde cevap verilmektedir.

Aynı şekilde bazı kabile üyeleri de İslâm’a yeni girenlere şöyle diyorlardı: “Azab ve sevap gibi şeyler bizim olsun. Bizi dinleyin ve bu adamı bırakın. Eğer Allah sizi ahirette hesaba çekerse biz ortaya çıkıp şöyle diyeceğiz: “Rabbimiz, bu insanlar masumdur, onları imandan dönmeye biz zorladık. bu nedenle bizi cezalandır.” Bu konu da 12-13. ayetlerde ele alınmıştır.

Bu surede değinilen kıssalar da çoğunlukla şu aynı noktayı vurgulamaktadır. “Onlar büyük zorluklar çektiler ve uzun yıllar boyunca eziyete uğradılar. En sonunda Allah’ın yardımına mazhar oldular. Bu nedenle cesur ol: Allah’ın yardımı mutlaka gelecektir. Fakat bir deneme ve sıkıntı dönemi yaşanmalıdır.” Müslümanlara öğretilen bu dersin yanısıra kafirler de şöyle uyarılmaktadır: “Eğer şimdi Allah tarafından hemen cezalandırılmıyorsanız, hiçbir zaman cezalandırılmayacağınız gibi bir zehaba kapılmamalısınız. Helak olmuş eski ümmetlerin izleri gözlerinizin önündedir. Bakın onlar nasıl bir akibete uğramışlar ve Allah peygamberlerine nasıl yardım etmiş.”

Daha sonra müslümanlara şöyle bir talimat verilmektedir: “Eğer işkenceler dayanamacağınız hale geldiyse, imanınızı terketmek yerine memleketinizi terkedin. Allah’ın arzı geniştir; rahatça Allah’a ibadet edebileceğiniz yeni bir yer bulun.”

Bütün bunların yanısıra kafirler de İslâm’ı anlamaya teşvik edilmektedirler. Tevhid ve ahiret ile ilgili güçlü deliller öne sürülmekte, şirk reddedilmekte ve onların dikkatleri evrendeki çeşitli ayetlere çekilerek, tüm bu ayetlerin peygamberin onlara sunduğu öğretiyi teyit ettiği söylenmektedir.

Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Ayet 1–2

2 ayet

Ankebut 1

Ankebut 2

الٓمٓ۠ ۝١ اَحَسِبَ النَّاسُ اَنْ يُتْرَكُٓوا اَنْ يَقُولُٓوا اٰمَنَّا وَهُمْ لَا يُفْتَنُونَ ۝٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Elif-lâm-mîm.

Okunuş

2Eḥasibe-nnâsü ey yütrakû ey yeḳûlû âmennâ vehüm lâ yüftenûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

1Elif Lâm Mîm.

Türkçe Meal

2Şimdi bu insanlar hiç bir sıkıntı ve zorlukla sınanmadan yalnızca “İman ettik” demekle, kendi hallerine bırakılacaklarını mı sanıyorlar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

2Bakara 214Mâide 41

Ayet 3–4

2 ayet

Ankebut 3

Ankebut 4

وَلَقَدْ فَتَنَّا الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَلَيَعْلَمَنَّ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ صَدَقُوا وَلَيَعْلَمَنَّ الْكَاذِب۪ينَ ۝٣ اَمْ حَسِبَ الَّذ۪ينَ يَعْمَلُونَ السَّيِّـَٔاتِ اَنْ يَسْبِقُونَاۜ سَٓاءَ مَا يَحْكُمُونَ ۝٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

3Veleḳad fetenne-lleẕîne min ḳablihim feleyaʿlemenne-llâhü-lleẕîne ṣadeḳû veleyaʿlemenne-lkâẕibîn.

Okunuş

4Em ḥasibe-lleẕîne yaʿmelûne-sseyyiâti ey yesbiḳûnâ. sâe mâ yaḥkümûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

3Andolsun ki biz, onlardan öncekileri de çeşitli sıkıntılarla sınamıştık, böylece Allah, “İman ettik” sözünde kimin sadık/samimi, kimin de yalancı olduğunu ortaya çıkaracaktır.

Türkçe Meal

4Yoksa kötülük yapmayı sürdürenler bizi atlatabileceklerini mi sanıyorlar? Ne berbat bir karar veriyorlar öyle!

İlgili ayetler

İlgili ayetler

3Bakara 155Hac 11Mülk 2

İlgili ayetler

4Yunus 35Kalem 36

Ayet 5

1 ayet

Ankebut 5

مَنْ كَانَ يَرْجُوا لِقَٓاءَ اللّٰهِ فَاِنَّ اَجَلَ اللّٰهِ لَاٰتٍۜ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ ۝٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

5Men kâne yercû liḳâe-llâhi feinne ecele-llâhi leâtin. vehüve-ssemîʿu-lʿalîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

5Her kim Allah’a kavuşmayı umuyorsa, şüphesiz ki Allah’ın tayin ettiği ecel ve kavuşma günü mutlaka gelecektir. Zira O, her şeyi işiten ve her şeyi bilendir.

İlgili ayetler

Ayet 6–7

2 ayet

Ankebut 6

Ankebut 7

وَمَنْ جَاهَدَ فَاِنَّمَا يُجَاهِدُ لِنَفْسِه۪ۜ اِنَّ اللّٰهَ لَغَنِيٌّ عَنِ الْعَالَم۪ينَ ۝٦ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَنُكَفِّرَنَّ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْ وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ اَحْسَنَ الَّذ۪ي كَانُوا يَعْمَلُونَ ۝٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

6Vemen câhede feinnemâ yücâhidü linefsih. inne-llâhe leganiyyün ʿani-lʿâlemîn.

Okunuş

7Velleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti lenükeffiranne ʿanhüm seyyiâtihim velenecziyennehüm aḥsene-lleẕî kânû yaʿmelûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

6Kim, Allah yolunda çalışıp didinirse bunu ancak kendisi için yapmış olur, çünkü Allah’ın toplumlardan hiç kimseye ihtiyacı yoktur.

Türkçe Meal

7İman edip, imanın gereği güzel işleri yapanlara gelince, kesinlikle biz onların yaptıkları kötülükleri örteceğiz ve onları yaptıklarının en güzeli ile ödüllendireceğiz.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

6İsrâ 111Zümer 7

Ayet 8

1 ayet

Ankebut 8

وَوَصَّيْنَا الْاِنْسَانَ بِوَالِدَيْهِ حُسْنًاۜ وَاِنْ جَاهَدَاكَ لِتُشْرِكَ ب۪ي مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَاۜ اِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَاُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ ۝٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

8Veveṣṣayne-lʾinsâne bivâlideyhi ḥusnâ. vein câhedâke litüşrike bî mâ leyse leke bihî ʿilmün felâ tüṭiʿhümâ. ileyye merciʿuküm feünebbiüküm bimâ küntüm taʿmelûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

8İnsana, anne ve babasına iyi davranmasını tavsiye etmiştik. Eğer onlar, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için seni zorlarlarsa, sakın onlara itaat etme! Unutma ki dönüşünüz banadır. İşte o gün ben de size yapmış olduğunuz her şeyi bir bir haber vereceğim.

İlgili ayetler

Ayet 9

1 ayet

Ankebut 9

وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَنُدْخِلَنَّهُمْ فِي الصَّالِح۪ينَ ۝٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

9Velleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti lenüdḫilennehüm fi-ṣṣâliḥîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

9İman edip imanın gereği güzel işler yapanları kesinlikle iyi ve erdemli kimselerin arasına katacağız.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

9Nisâ 69

Ayet 10–11

2 ayet

Ankebut 10

Ankebut 11

وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَقُولُ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ فَاِذَٓا اُو۫ذِيَ فِي اللّٰهِ جَعَلَ فِتْنَةَ النَّاسِ كَعَذَابِ اللّٰهِۜ وَلَئِنْ جَٓاءَ نَصْرٌ مِنْ رَبِّكَ لَيَقُولُنَّ اِنَّا كُنَّا مَعَكُمْۜ اَوَلَيْسَ اللّٰهُ بِاَعْلَمَ بِمَا ف۪ي صُدُورِ الْعَالَم۪ينَ ۝١٠ وَلَيَعْلَمَنَّ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَلَيَعْلَمَنَّ الْمُنَافِق۪ينَ ۝١١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

10Vemine-nnâsi mey yeḳûlü âmennâ billâhi feiẕâ ûẕiye fi-llâhi ceʿale fitnete-nnâsi keʿaẕâbi-llâh. velein câe naṣrum mir rabbike leyeḳûlünne innâ künnâ meʿaküm. eveleyse-llâhü biaʿleme bimâ fî ṣudûri-lʿâlemîn.

Okunuş

11Veleyaʿlemenne-llâhü-lleẕîne âmenû veleyaʿlemenne-lmünâfiḳîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

10İnsanlardan kimi de vardır ki “Allah’a inanıp güvendik” derler sonra Allah yolunda herhangi bir eziyete uğrayınca da bunu Allah’ın bir azabıymış gibi görürüler. Ama Rabbinden sana bir zafer geldiğinde de “Kesinlikle biz sizinle beraberdik” derler, Peki Allah bütün toplumların içinden geçenleri en iyi bilen değil midir?

Türkçe Meal

11Hiç şüphesiz Allah, gerçekten iman edenleri bilir ve inanmadıkları halde inanmış gibi görünen ikiyüzlü münafıkları da.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

10Bakara 77Mülk 13Hûd 5

Ayet 12–13

2 ayet

Ankebut 12

Ankebut 13

وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّبِعُوا سَب۪يلَنَا وَلْنَحْمِلْ خَطَايَاكُمْۜ وَمَا هُمْ بِحَامِل۪ينَ مِنْ خَطَايَاهُمْ مِنْ شَيْءٍۜ اِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ ۝١٢ وَلَيَحْمِلُنَّ اَثْقَالَهُمْ وَاَثْقَالًا مَعَ اَثْقَالِهِمْۘ وَلَيُسْـَٔلُنَّ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ عَمَّا كَانُوا يَفْتَرُونَ۟ ۝١٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

12Veḳâle-lleẕîne keferû lilleẕîne âmenü-ttebiʿû sebîlenâ velnaḥmil ḫaṭâyâküm. vemâ hüm biḥâmilîne min ḫaṭâyâhüm min şeyʾ. innehüm lekâẕibûn.

Okunuş

13Veleyaḥmilünne eŝḳâlehüm eŝḳâlem meʿa eŝḳâleküm. veleyüsʾelünne yevme-lḳiyâmeti ʿammâ kânû yefterûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

12Gerçekleri örtbas eden kâfirler inananlara: “Bizim yolumuza uyun, sizin günahınız bizim boynumuza olsun” derler. Oysa onlar inananların en küçük bir günahını dahi üstlenmeyecekler, onlar katıksız bir yalancıdırlar.

Türkçe Meal

13Elbet onlar, kendi günahlarını zaten yüklenecekler, onun yanında yoldan çıkardıkları kimselerin günahlarını da yüklenecekler ve din adına uydurdukları her şeyden kıyamet günü sorguya çekilecekler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

12Nahl 25Fâtır 18Nahl 104

İlgili ayetler

13Nisâ 85Ahzab 70

Ayet 14–15

2 ayet

Ankebut 14

Ankebut 15

وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا نُوحًا اِلٰى قَوْمِه۪ فَلَبِثَ ف۪يهِمْ اَلْفَ سَنَةٍ اِلَّا خَمْس۪ينَ عَامًاۜ فَاَخَذَهُمُ الطُّوفَانُ وَهُمْ ظَالِمُونَ ۝١٤ فَاَنْجَيْنَاهُ وَاَصْحَابَ السَّف۪ينَةِ وَجَعَلْنَاهَٓا اٰيَةً لِلْعَالَم۪ينَ ۝١٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

14Veleḳad erselnâ nûḥan ilâ ḳavmihî felebiŝe fîhim elfe senetin illâ ḫamsîne ʿâmâ. feeḫaẕehümu-ṭṭûfânü vehüm żâlimûn.

Okunuş

15Feenceynâhü veaṣḥâbe-ssefîneti veceʿalnâhâ âyetel lilʿâlemîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

14Biz Nuh’u kavmine elçi olarak göndermiştik. Nuh onların arasında elli yıl eksiği ile bin sene kaldı. Sonunda, kendilerine zalimlik ederek yazık etmiş bir durumda iken tufan onları yakalayıverdi.

Türkçe Meal

15Biz de Nuh’u ve gemide bulunanların tümünü kurtardık ve bunu insanlığa bir ibret vesilesi kıldık.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

14Nûh 1Nûh 28

İlgili ayetler

15Hûd 25Hûd 49

Ayet 16–17

2 ayet

Ankebut 16

Ankebut 17

وَاِبْرٰه۪يمَ اِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ اعْبُدُوا اللّٰهَ وَاتَّقُوهُۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ ۝١٦ اِنَّمَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَوْثَانًا وَتَخْلُقُونَ اِفْكًاۜ اِنَّ الَّذ۪ينَ تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ لَا يَمْلِكُونَ لَكُمْ رِزْقًا فَابْتَغُوا عِنْدَ اللّٰهِ الرِّزْقَ وَاعْبُدُوهُ وَاشْكُرُوا لَهُۜ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ۝١٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

16Veibrâhime iẕ ḳâle liḳavmihi-ʿbüdü-llâhe vetteḳûh. ẕâliküm ḫayrul leküm in küntüm taʿlemûn.

Okunuş

17İnnemâ taʿbüdûne min dûni-llâhi evŝânev vetaḫluḳûne ifkâ. inne-lleẕîne taʿbüdûne min dûni-llâhi lâ yemlikûne leküm rizḳan febtegû ʿinde-llâhi-rrizḳa vaʿbüdûhü veşkürû leh. ileyhi türceʿûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

16İbrahim de kavmine şöyle demişti:
– Allah’ı gerektiği gibi tanıyıp O’na kulluk edin ve O’na karşı gelmekten sakının! Eğer bilirseniz bu sizin için çok daha hayırlıdır.

Türkçe Meal

17– Siz ancak, Allah ile arazına koyup putlaştırdıklarınıza kulluk ediyor ve onlara asılsız nitelikler yakıştırıyorsunuz. Ama şunu iyi bilin ki Allah ile aranıza koyup kulluk ettikleriniz, size bir rızık/lokma bile veremezler. O halde siz tüm rızkınızı Allah katında arayın ve yalnız O’na kulluk edin ve O’nun verdiği nimetlere şükredin zira sonunda O’na döndürüleceksiniz.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

16Mümtehine 4Mümtehine 6

İlgili ayetler

17Fâtır 3

Ayet 18

1 ayet

Ankebut 18

وَاِنْ تُكَذِّبُوا فَقَدْ كَذَّبَ اُمَمٌ مِنْ قَبْلِكُمْۜ وَمَا عَلَى الرَّسُولِ اِلَّا الْبَلَاغُ الْمُب۪ينُ ۝١٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

18Vein tükeẕẕibû feḳad keẕẕebe ümemüm min ḳabliküm. vemâ ʿale-rrasûli ille-lbelâgu-lmübîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

18– Şayet beni yalancılıkla suçlarsanız, unutmayın ki sizden önceki toplumlar da elçilerini yalancılıkla suçlamışlardı. Bir elçinin görevi ilahi mesajı apaçık tebliğ etmekten başka bir şey değildir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

18En’am 34Nûr 54

Ayet 19–20

2 ayet

Ankebut 19

Ankebut 20

اَوَلَمْ يَرَوْا كَيْفَ يُبْدِئُ اللّٰهُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُع۪يدُهُۜ اِنَّ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرٌ ۝١٩ قُلْ س۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ بَدَاَ الْخَلْقَ ثُمَّ اللّٰهُ يُنْشِئُ النَّشْاَةَ الْاٰخِرَةَۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌۚ ۝٢٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

19Evelem yerav keyfe yübdiü-llâhü-lḫalḳa ŝümme yüʿîdüh. inne ẕâlike ʿale-llâhi yesîr.

Okunuş

20Ḳul sîrû fi-lʾarḍi fenżurû keyfe bedee-lḫalḳa ŝümme-llâhü yünşiü-nneşʾete-lʾâḫirah. inne-llâhe ʿalâ külli şeyʾin ḳadîr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

19Şimdi onlar, Allah’ın ilk yaratmayı nasıl başlattığını ve sonra onu, tekrar tekrar yaratmaya nasıl devam ettiğini görmüyorlar mı? Şüphesiz ki bunu yapmak Allah için kolaydır.

Türkçe Meal

20De ki: Yeryüzünü gezip dolaşın da Allah’ın ilk yaratmayı nasıl başlattığını bir araştırın. Daha sonra Allah, yeni bir yaratışla öteki hayatı da işte böyle yeniden yaratacaktır. Kuşkusuz, Allah her şey için bir ölçü koyandır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

19Rum 27

İlgili ayetler

20Rum 9Kamer 49

Ayet 21–22

2 ayet

Ankebut 21

Ankebut 22

يُعَذِّبُ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَرْحَمُ مَنْ يَشَٓاءُۚ وَاِلَيْهِ تُقْلَبُونَ ۝٢١ وَمَٓا اَنْتُمْ بِمُعْجِز۪ينَ فِي الْاَرْضِ وَلَا فِي السَّمَٓاءِۘ وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَص۪يرٍ۟ ۝٢٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

21Yüʿaẕẕibü mey yeşâü veyerḥamü mey yeşâʾ. veileyhi tuḳlebûn.

Okunuş

22Vemâ entüm bimüʿcizîne fi-lʾarḍi velâ fi-ssemâʾ. vemâ leküm min dûni-llâhi miv veliyyiv velâ neṣîr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

21Zira O, hak edene azap eder ve hak edene de rahmet eder. Ve siz her durumda O’na döndürüleceksiniz.

Türkçe Meal

22Siz, ne yeryüzünde ne de gökyüzünde Allah’ın elinden kaçıp kurtulamazsınız, İyi bilin ki sizin Allah’tan başka veliniz de yardımcınız da yoktur.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

21Nisâ 147Sebe’ 17

İlgili ayetler

22Bakara 107Secde 4

Ayet 23

1 ayet

Ankebut 23

وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَلِقَٓائِه۪ٓ اُو۬لٰٓئِكَ يَئِسُوا مِنْ رَحْمَت۪ي وَاُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ ۝٢٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

23Velleẕîne keferû biâyâti-llâhi veliḳâihî ülâike yeisû mir raḥmetî veülâike lehüm ʿaẕâbün elîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

23Allah’ın ayetlerine inanmak istemeyen kâfirler ve O’nun huzuruna çıkıp hesap verme gerçeğini hesaba katmayanlar var ya işte onlar rahmetimden ümitlerini kesmiş olanlardır. İşte onlar için çok acı bir azap vardır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

23Câsiye 34Câsiye 35

Ayet 24–27

4 ayet

Ankebut 24

Ankebut 25

Ankebut 26

Ankebut 27

فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِه۪ٓ اِلَّٓا اَنْ قَالُوا اقْتُلُوهُ اَوْ حَرِّقُوهُ فَاَنْجٰيهُ اللّٰهُ مِنَ النَّارِۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ ۝٢٤ وَقَالَ اِنَّمَا اتَّخَذْتُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَوْثَانًاۙ مَوَدَّةَ بَيْنِكُمْ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۚ ثُمَّ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ يَكْفُرُ بَعْضُكُمْ بِبَعْضٍ وَيَلْعَنُ بَعْضُكُمْ بَعْضًاۘ وَمَاْوٰيكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُمْ مِنْ نَاصِر۪ينَۗ ۝٢٥ فَاٰمَنَ لَهُ لُوطٌۢ وَقَالَ اِنّ۪ي مُهَاجِرٌ اِلٰى رَبّ۪يۜ اِنَّهُ هُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ۝٢٦ وَوَهَبْنَا لَهُٓ اِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَجَعَلْنَا ف۪ي ذُرِّيَّتِهِ النُّبُوَّةَ وَالْكِتَابَ وَاٰتَيْنَاهُ اَجْرَهُ فِي الدُّنْيَاۚ وَاِنَّهُ فِي الْاٰخِرَةِ لَمِنَ الصَّالِح۪ينَ ۝٢٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

24Femâ kâne cevâbe ḳavmihî illâ en ḳâlu-ḳtülûhü ev ḥarriḳûhü feencâhü-llâhü mine-nnâr. inne fî ẕâlike leâyâtil liḳavmiy yüʾminûn.

Okunuş

25Veḳâle inneme-tteḫaẕtüm min dûni-llâhi evŝânem meveddete beyniküm fi-lḥayâti-ddünyâ. ŝümme yevme-lḳiyâmeti yekfüru baʿḍuküm bibaʿḍiv veyelʿanü baʿḍuküm baʿḍâ. vemeʾvâküm-nnâru vemâ leküm min nâṣirîn.

Okunuş

26Feâmene lehû lûṭ. veḳâle innî mühâcirun ilâ rabbî. innehû hüve-lʿazîzü-lḥakîm.

Okunuş

27Vevehebnâ lehû isḥâḳa veyaʿḳûbe veceʿalnâ fî ẕürriyyetehü-nnübüvvete velkitâbe veâteynâhü ecrahû fi-ddünyâ. veinnehû fi-lʾâḫirati lemine-ṣṣâliḥîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

24İbrahim’in kavminin cevabı:
– Onu öldürün veya onu ateşte yakın! Demekten ibaret oldu. Ancak Allah onu ateşten kurtardı. İşte bunda inanacak bir toplum için alınacak nice ibretler vardır.

Türkçe Meal

25İbrahim onlara dedi ki:
– Sizin Allah ile aranıza koyup putlaştırdıklarınız bu dünya hayatında birbirinizle kaynaşmanıza vesile olduğu içindir. Ama daha sonra kıyamet gününde birbirinizi tanımayacak ve birbirinize lanet edeceksiniz ve varacağınız yer cehennem olacak. Ve sizin hiçbir yardımcınız da olmayacak.

Türkçe Meal

26Ona ilk Lut iman etmişti. İbrahim dedi ki:
– Ben, Rabbimin bana emrettiği yere hicret ediyorum. Çünkü O çok güçlüdür ve benim hakkımda doğru karar verendir, demişti.

Türkçe Meal

27Biz de İbrahim’e, İshak ve Yakup’u bahşettik, onun soyundan gelenlere nebilik ve kitap verdik. Böylece onu dünyadayken mükâfatlandırdık, ahirette ise o, salih kullar arasında yer alacaktır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

24Sâffât 97

İlgili ayetler

25A’raf 35A’raf 40

İlgili ayetler

26Zâriyât 24Zâriyât 37

Ayet 28–30

3 ayet

Ankebut 28

Ankebut 29

Ankebut 30

وَلُوطًا اِذْ قَالَ لِقَوْمِه۪ٓ اِنَّكُمْ لَتَاْتُونَ الْفَاحِشَةَۘ مَا سَبَقَكُمْ بِهَا مِنْ اَحَدٍ مِنَ الْعَالَم۪ينَ ۝٢٨ اَئِنَّكُمْ لَتَاْتُونَ الرِّجَالَ وَتَقْطَعُونَ السَّب۪يلَ وَتَاْتُونَ ف۪ي نَاد۪يكُمُ الْمُنْكَرَۜ فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِه۪ٓ اِلَّٓا اَنْ قَالُوا ائْتِنَا بِعَذَابِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ ۝٢٩ قَالَ رَبِّ انْصُرْن۪ي عَلَى الْقَوْمِ الْمُفْسِد۪ينَ۟ ۝٣٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

28Velûṭan iẕ ḳâle liḳavmihî inneküm leteʾtûne-lfâḥişeh. mâ sebeḳaküm bihâ min eḥadim mine-lʿâlemîn.

Okunuş

29Einneküm leteʾtûne-rricâle vetaḳṭaʿûne-ssebîle veteʾtûne fî nâdîkümü-lmünker. femâ kâne cevâbe ḳavmihî illâ en ḳâlü-ʾtinâ biʿaẕâbi-llâhi in künte mine-ṣṣâdiḳîn.

Okunuş

30Ḳâle rabbi-nṣurnî ʿale-lḳavmi-lmüfsidîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

28Lut’u da elçi olarak görevlendirmiştik o da kavmine şöyle demişti:
– Şu kesin ki siz, daha önce milletlerden hiç kimsenin yapmadığı iğrenç bir işi yapıyorsunuz.

Türkçe Meal

29– Siz, nasıl oluyor da erkeklerle ilişkiye giriyor, meşru ilişki yolunu kapatıyor ve bir araya gelince de her türlü edepsizliği yapabiliyorsunuz? Halkının Lut’a cevabı ise:
– Eğer doğru söylüyorsan haydi durma bize Allah’ın şu azabını getir demekten başka bir şey olmadı.

Türkçe Meal

30Lut da dedi ki:
– Rabbim! Bu bozguncu ve sapık topluma karşı bana yardım et.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

28A’raf 80A’raf 84

İlgili ayetler

30Hûd 77Hûd 83

Ayet 31–35

5 ayet

Ankebut 31

Ankebut 32

Ankebut 33

Ankebut 34

Ankebut 35

وَلَمَّا جَٓاءَتْ رُسُلُنَٓا اِبْرٰه۪يمَ بِالْبُشْرٰىۙ قَالُٓوا اِنَّا مُهْلِكُٓوا اَهْلِ هٰذِهِ الْقَرْيَةِۚ اِنَّ اَهْلَهَا كَانُوا ظَالِم۪ينَۚ ۝٣١ قَالَ اِنَّ ف۪يهَا لُوطًاۜ قَالُوا نَحْنُ اَعْلَمُ بِمَنْ ف۪يهَاۘ لَنُنَجِّيَنَّهُ وَاَهْلَهُٓ اِلَّا امْرَاَتَهُۘ كَانَتْ مِنَ الْغَابِر۪ينَ ۝٣٢ وَلَمَّٓا اَنْ جَٓاءَتْ رُسُلُنَا لُوطًا س۪ٓيءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًا وَقَالُوا لَا تَخَفْ وَلَا تَحْزَنْ۠ اِنَّا مُنَجُّوكَ وَاَهْلَكَ اِلَّا امْرَاَتَكَ كَانَتْ مِنَ الْغَابِر۪ينَ ۝٣٣ اِنَّا مُنْزِلُونَ عَلٰٓى اَهْلِ هٰذِهِ الْقَرْيَةِ رِجْزًا مِنَ السَّمَٓاءِ بِمَا كَانُوا يَفْسُقُونَ ۝٣٤ وَلَقَدْ تَرَكْنَا مِنْهَٓا اٰيَةً بَيِّنَةً لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ ۝٣٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

31Velemmâ câet rusülünâ ibrâhîme bilbüşrâ ḳâlû innâ mühlikû ehli hâẕihi-lḳaryeh. inne ehlehâ kânû żâlimîn.

Okunuş

32Ḳâle inne fîhâ lûṭâ. ḳâlû naḥnü aʿlemü bimen fîhâ. lenünecciyennehû veehlehû ille-mraeteh. kânet mine-lgâbirîn.

Okunuş

33Velemmâ en câet rusülünâ lûṭan sîe bihim veḍâḳa bihim ẕerʿav veḳâlû lâ teḫaf velâ taḥzen. innâ müneccûke veehleke ille-mraeteke kânet mine-lgâbirîn.

Okunuş

34İnnâ münzilûne ʿalâ ehli hâẕihi-lḳaryeti riczem mine-ssemâi bimâ kânû yefsüḳûn.

Okunuş

35Veleḳat teraknâ minhâ âyetem beyyinetel liḳavmiy yaʿḳilûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

31Elçilerimiz İbrahim’e evlat müjdesi ile geldiklerinde:
– Haberin olsun biz, şu belde halkını helak etmekle görevliyiz, zira orada yaşayan halk iyice azmış ve ahlaksızlığa batmış durumda, dediler.

Türkçe Meal

32İbrahim:
– Fakat orada Lut var, dedi.
– Biz, orada kimin olduğunu çok iyi biliyoruz. O’nu ve ailesini kurtaracağız, fakat hanımı hariç. O geride kalıp helak olanlar arasında yer alacak, dediler.

Türkçe Meal

33Elçilerimiz, Lut’a geldiklerinde, kavminin, gelen elçilere bir kötülük yapacağından korkarak yüreği daraldı ve çaresizlik içinde ne yapacağını şaşırdı. Elçiler ona:
– Korkma ve bizim için tasalanma! Biz, seni ve aileni kurtaracağız, ancak hanımın hariç o geride kalıp helak olanların arasında yer alacak.

Türkçe Meal

34Biz, yaptıkları ahlaksızlıktan dolayı bu şehrin halkına gökten taş yağdıracağız.

Türkçe Meal

35Ve biz orada aklını kullanabilen bir toplum için apaçık belge olan işaretler bıraktık.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

31Zâriyât 24Zâriyât 37

İlgili ayetler

32Hicr 57Hicr 77

İlgili ayetler

33Şuarâ 160Şuarâ 174

İlgili ayetler

34Neml 54Neml 58

İlgili ayetler

35Sâffât 133Sâffât 138

Ayet 36–37

2 ayet

Ankebut 36

Ankebut 37

وَاِلٰى مَدْيَنَ اَخَاهُمْ شُعَيْبًاۙ فَقَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ وَارْجُوا الْيَوْمَ الْاٰخِرَ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْاَرْضِ مُفْسِد۪ينَ ۝٣٦ فَكَذَّبُوهُ فَاَخَذَتْهُمُ الرَّجْفَةُ فَاَصْبَحُوا ف۪ي دَارِهِمْ جَاثِم۪ينَۘ ۝٣٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

36Veilâ medyene eḫâhüm şuʿayben feḳâle yâ ḳavmi-ʿbüdü-llâhe veercü-lyevme-lʾâhira velâ taʿŝev fi-lʾarḍi müfsidîn.

Okunuş

37Fekeẕẕebûhü feeḫaẕethümü-rracfetü feaṣbeḥû fî dârihim câŝimîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

36Medyen şehrine de soydaşları olan Şuayb’i elçi olarak gönderdik. O da onlara şöyle dedi:
– Ey kavmim, Yalnız Allah’a kulluk edin ki ahiret gününü umutla bekleyebilesiniz, bu memlekette azgınlık ederek fesat çıkarmayın!

Türkçe Meal

37Ama onu yalanladılar, bunun üzerine onları ansızın korkunç bir sarsıntı/deprem yakaladı ki yurtlarında dizüstü çöküp kaldılar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

36A’raf 85A’raf 93

İlgili ayetler

37Hûd 84Hûd 95

Ayet 38

1 ayet

Ankebut 38

وَعَادًا وَثَمُودَا۬ وَقَدْ تَبَيَّنَ لَكُمْ مِنْ مَسَاكِنِهِمْ۠ وَزَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ اَعْمَالَهُمْ فَصَدَّهُمْ عَنِ السَّب۪يلِ وَكَانُوا مُسْتَبْصِر۪ينَۙ ۝٣٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

38Veʿâdev veŝemûde veḳat tebeyyene leküm mim mesâkinihim. vezeyyene lehümü-şşeyṭânü aʿmâlehüm feṣaddehüm ʿani-ssebîli vekânû müstebṣirîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

38Biz Ad ve Semud kavimlerini de helak ettik. Evlerinin kalıntıları size bunu açıkça göstermektedir. Şeytan, onlara yaptıkları kötülükleri güzel göstermiş böylece onları yoldan çıkarmıştı. Oysa onların gerçeği görebilecek kabiliyetleri vardı.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

38Tevbe 70Nahl 63

Ayet 39

1 ayet

Ankebut 39

وَقَارُونَ وَفِرْعَوْنَ وَهَامَانَ وَلَقَدْ جَٓاءَهُمْ مُوسٰى بِالْبَيِّنَاتِ فَاسْتَكْبَرُوا فِي الْاَرْضِ وَمَا كَانُوا سَابِق۪ينَۚ ۝٣٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

39Veḳârûne vefirʿavne vehâmâne veleḳad câehüm mûsâ bilbeyyinâti festekberû fi-lʾarḍi vemâ kânû sâbiḳîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

39Karun, Firavun ve Haman da benzer bir akıbete uğradı Hâlbuki Musa, onlara hakikatin apaçık belgeleri ile gelmişti. Fakat onlar kibirlenip ülkede bozgunculuğa devam ettiler ama bizim azabımızdan kurtulamadılar.

İlgili ayetler

Ayet 40

1 ayet

Ankebut 40

فَكُلًّا اَخَذْنَا بِذَنْبِه۪ۚ فَمِنْهُمْ مَنْ اَرْسَلْنَا عَلَيْهِ حَاصِبًاۚ وَمِنْهُمْ مَنْ اَخَذَتْهُ الصَّيْحَةُۚ وَمِنْهُمْ مَنْ خَسَفْنَا بِهِ الْاَرْضَۚ وَمِنْهُمْ مَنْ اَغْرَقْنَاۚ وَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلٰكِنْ كَانُٓوا اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ ۝٤٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

40Feküllen eḫaẕnâ biẕembih. feminhüm men erselnâ ʿaleyhi ḥâṣibâ. veminhüm men eḫaẕethu-ṣṣayḥah. veminhüm men ḫasefnâ bihi-lʾarḍ. veminhüm men agraḳnâ. vemâ kâne-llâhü liyażlimehüm velâkin kânû enfüsehüm yażlimûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

40Sonuçta hepsini günahlarından dolayı cezalandırdık. Onlardan kiminin üzerine taş savuran kasırga gönderdik. Kimini bir çığlık yok etti. Kimini de yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Oysa Allah, onların hiç birine haksızlık yapmıyordu, fakat onlar kendi kendilerine zulmedip yazık ediyorlardı.

İlgili ayetler

Ayet 41

1 ayet

Ankebut 41

مَثَلُ الَّذ۪ينَ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَوْلِيَٓاءَ كَمَثَلِ الْعَنْكَبُوتِۚ اِتَّخَذَتْ بَيْتًاۜ وَاِنَّ اَوْهَنَ الْبُيُوتِ لَبَيْتُ الْعَنْكَبُوتِۢ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ ۝٤١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

41Meŝelü-lleẕîne-tteḫaẕû min dûni-llâhi evliyâe kemeŝeli-lʿnkebût. itteḫaẕet beytâ. veinne evhene-lbüyûti lebeytü-lʿnkebût. lev kânû yaʿlemûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

41Allah ile aralarına koyup sığınacak birtakım veliler/otoriteler edinenlerin durumu; kendine yuva yapan dişi örümceğin durumuna benzer ki, yuvaların en zayıfı örümceğin yuvasıdır. Keşke bu hakikati kavrayabilselerdi.

İlgili ayetler

Ayet 42–43

2 ayet

Ankebut 42

Ankebut 43

اِنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُ مَا يَدْعُونَ مِنْ دُونِه۪ مِنْ شَيْءٍۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ۝٤٢ وَتِلْكَ الْاَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِۚ وَمَا يَعْقِلُهَٓا اِلَّا الْعَالِمُونَ ۝٤٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

42İnne-llâhe yaʿlemü mâ yedʿûne min dûnihî min şeyʾ. vehüve-lʿazîzü-lḥakîm.

Okunuş

43Vetilke-lʾemŝâlü naḍribühâ linnâs. vemâ yaʿḳilühâ ille-lʿâlimûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

42Kuşkusuz ki Allah onların, Allah ile aralarına koyup nelere dua ile yalvardıklarını çok iyi biliyor. Zira çok yüce olan Allah’tır, her hükmü doğru olan da O’dur.

Türkçe Meal

43İşte, biz insanlara böyle misaller veriyoruz, ancak bunları gerçek ilim sahiplerinden başkası kavrayamaz.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

42En’am 56Ahkaf 4Ahkaf 6

İlgili ayetler

43Kehf 54Rum 58Zümer 27

Ayet 44–45

2 ayet

Ankebut 44

Ankebut 45

خَلَقَ اللّٰهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بِالْحَقِّۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لِلْمُؤْمِن۪ينَ۟ ۝٤٤ اُتْلُ مَٓا اُو۫حِيَ اِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَاَقِمِ الصَّلٰوةَۜ اِنَّ الصَّلٰوةَ تَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَٓاءِ وَالْمُنْكَرِۜ وَلَذِكْرُ اللّٰهِ اَكْبَرُۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ ۝٤٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

44Ḫaleḳa-llâhü-ssemâvâti velʾarḍa bilḥaḳḳ. inne fî ẕâlike leâyetel lilmüʾminîn.

Okunuş

45Ütlü mâ ûḥiye ileyke mine-lkitâbi veeḳimi-ṣṣalâh. inne-ṣṣalâte tenhâ ʿani-lfaḥşâi velmünker. veleẕikru-llâhi ekber. vellâhü yaʿlemü mâ taṣneʿûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

44İyi bilin ki Allah, gökleri ve yeri gerçek bir amaç için yarattı. Şüphesiz bunda müminlerin alacağı bir ders mutlaka vardır.

Türkçe Meal

45Sana vahyolunan bu kitabı/Kuran’ı oku ve ilet! Namazı da hakkını vererek kıl! Çünkü namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Elbette Allah’ın zikri/kitabı en büyüktür. Unutmayın ki Allah, yaptığınız her şeyi bilir.

İlgili ayetler

Ayet 46

1 ayet

Ankebut 46

وَلَا تُجَادِلُٓوا اَهْلَ الْكِتَابِ اِلَّا بِالَّت۪ي هِيَ اَحْسَنُۗ اِلَّا الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا مِنْهُمْ وَقُولُٓوا اٰمَنَّا بِالَّذ۪ٓي اُنْزِلَ اِلَيْنَا وَاُنْزِلَ اِلَيْكُمْ وَاِلٰهُنَا وَاِلٰهُكُمْ وَاحِدٌ وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ ۝٤٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

46Velâ tücâdilû ehle-lkitâbi illâ billetî hiye aḥsen. ille-lleẕîne żalemû minhüm veḳûlû âmennâ billeẕî ünzile ileynâ veünzile ileyküm veileyhâ veilâhüküm vâḥidüv venaḥnü lehû müslimûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

46Size saldırganca davrananlar hariç kitap ehli ile en güzel şekilde mücadele edin ve onlara şöyle deyin:
– Biz, bize indirilene de, size indirilene de iman ettik. Bizim ilahımız da sizin ilahınız da birdir. Biz Müslüman olmuş kimseleriz.

İlgili ayetler

Ayet 47

1 ayet

Ankebut 47

وَكَذٰلِكَ اَنْزَلْنَٓا اِلَيْكَ الْكِتَابَۜ فَالَّذ۪ينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يُؤْمِنُونَ بِه۪ۚ وَمِنْ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ مَنْ يُؤْمِنُ بِه۪ۜ وَمَا يَجْحَدُ بِاٰيَاتِنَٓا اِلَّا الْكَافِرُونَ ۝٤٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

47Vekeẕâlike enzelnâ ileyke-lkitâb. felleẕîne âteynâhümü-lkitâbe yüʾminûne bih. vemin hâülâi mey yüʾminü bih. vemâ yecḥadü biâyâtinâ ille-lkâfirûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

47Biz bu kitabı sana diğer kitapları da kapsayan bir mesaj olarak indirdik. Onun için daha önceden kendilerine kitap verdiklerimiz buna inanırlar. İşte şu etrafındakilerden de buna inanacak olanlar da vardır. Aslında bizim ayetlerimize bile bile inanmak istemeyenler kâfirlerdir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

47Yusuf 111Mâide 48

Ayet 48–50

3 ayet

Ankebut 48

Ankebut 49

Ankebut 50

وَمَا كُنْتَ تَتْلُوا مِنْ قَبْلِه۪ مِنْ كِتَابٍ وَلَا تَخُطُّهُ بِيَم۪ينِكَ اِذًا لَارْتَابَ الْمُبْطِلُونَ ۝٤٨ بَلْ هُوَ اٰيَاتٌ بَيِّنَاتٌ ف۪ي صُدُورِ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَۜ وَمَا يَجْحَدُ بِاٰيَاتِنَٓا اِلَّا الظَّالِمُونَ ۝٤٩ وَقَالُوا لَوْلَٓا اُنْزِلَ عَلَيْهِ اٰيَاتٌ مِنْ رَبِّه۪ۜ قُلْ اِنَّمَا الْاٰيَاتُ عِنْدَ اللّٰهِۜ وَاِنَّمَٓا اَنَا۬ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌ ۝٥٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

48Vemâ künte tetlû min ḳablihî min kitâbiv velâ teḫuṭṭuhû biyemînike iẕel lertâbe-lmübṭilûn.

Okunuş

49Bel hüve âyâtüm beyyinâtün fî ṣudûri-lleẕîne ûtü-lʿilm. vemâ yecḥadü biâyâtinâ ille-żżâlimûn.

Okunuş

50Veḳâlû levlâ ünzile ʿaleyhi âyâtüm mir rabbih. ḳul inneme-lʾâyâtü ʿinde-llâh. veinnemâ ene neẕîrum mübîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

48Oysa sen daha önce herhangi bir kitap okumuş değildin ve bunu kendin yazabilecek durumda da değildin. Eğer öyle olsaydı batılı hâkim kılmak isteyenler insanları şüpheye düşürürlerdi.

Türkçe Meal

49Gerçekte bu Kuran, kendilerine ilahi kelam ile insan sözünü ayırt edebilecek bir kabiliyet verilmiş olanların gönüllerinde yer etmiş bir mesajdır, zira bilinci alt üst olmuşlardan başkası bizim ayetlerimiz karşısında bile bile yanlışta ısrar ederek zalimlik etmezler.

Türkçe Meal

50Bir de kalkıp; “Rabbinden sana mucizeler indirilmeli değil miydi” diyorlar, deki:
– Mucizeler indirmek sadece Allah’ın elindedir, ben ise apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

48Şûrâ 52Ra’d 17

Ayet 51

1 ayet

Ankebut 51

اَوَلَمْ يَكْفِهِمْ اَنَّٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ يُتْلٰى عَلَيْهِمْۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَرَحْمَةً وَذِكْرٰى لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ۟ ۝٥١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

51Evelem yekfihim ennâ enzelnâ ʿaleyke-lkitâbe yütlâ ʿaleyhim. inne fî ẕâlike leraḥmetev veẕikrâ liḳavmiy yüʾminûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

51Hem kendilerine okunan bu kitabı/Kuran’ı sana indirmiş olmamız, onlara mucize olarak yetmiyor mu? Oysa bunda inanacak bir toplum için tarifsiz bir rahmet ve ilahi bir öğüt vardır.

İlgili ayetler

Ayet 52

1 ayet

Ankebut 52

قُلْ كَفٰى بِاللّٰهِ بَيْن۪ي وَبَيْنَكُمْ شَه۪يدًاۚ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِالْبَاطِلِ وَكَفَرُوا بِاللّٰهِۙ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ ۝٥٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

52Ḳul kefâ billâhi beynî vebeyneküm şehîdâ. yaʿlemü mâ fi-ssemâvâti velʾarḍ. velleẕîne âmenû bilbâṭili vekeferû billâhi ülâike hümü-lḫâsirûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

52De ki:
– Sizinle benim aramda şahit olarak Allah yeter. Çünkü O, göklerde ve yerde olan her şeyi bilir. Asılsız şeylere inanarak Allah’a inanmayanlar var ya işte onlar hepten kaybedenlerdir.

İlgili ayetler

Ayet 53–55

3 ayet

Ankebut 53

Ankebut 54

Ankebut 55

وَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِالْعَذَابِۜ وَلَوْلَٓا اَجَلٌ مُسَمًّى لَجَٓاءَهُمُ الْعَذَابُۜ وَلَيَاْتِيَنَّهُمْ بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ ۝٥٣ يَسْتَعْجِلُونَكَ بِالْعَذَابِۜ وَاِنَّ جَهَنَّمَ لَمُح۪يطَةٌ بِالْكَافِر۪ينَۙ ۝٥٤ يَوْمَ يَغْشٰيهُمُ الْعَذَابُ مِنْ فَوْقِهِمْ وَمِنْ تَحْتِ اَرْجُلِهِمْ وَيَقُولُ ذُوقُوا مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ ۝٥٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

53Veyestaʿcilûneke bilʿaẕâb. velevlâ ecelüm müsemmel lecâehüm-lʿaẕâb. veleyeʾtiyennehüm bagtetev vehüm lâ yeşʿurûn.

Okunuş

54Yestaʿcilûneke bilʿaẕâb. veinne cehenneme lemüḥîṭatüm bilkâfirîn.

Okunuş

55Yevme yagşâhümü-lʿaẕâbü min fevḳihim vemin taḥti ercülihim veyeḳûlü ẕûḳû mâ küntüm taʿmelûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

53Senden azabı çabuklaştırmanı istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir süre olmasaydı elbette onlara azap hemen gelirdi. Ama azap onlara farkında olmadıkları bir anda ansızın gelecektir.

Türkçe Meal

54Evet senden azabı çabuklaştırmanı istiyorlar. Oysa cehennem bu kâfirleri çepeçevre kuşatacaktır.

Türkçe Meal

55Azap onları tepeden tırnağa saracağı o gün Allah onlara:
– İşlediğiniz günahların cezasını tadın bakalım, diyecek.

Ayet 56

1 ayet

Ankebut 56

يَا عِبَادِيَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنَّ اَرْض۪ي وَاسِعَةٌ فَاِيَّايَ فَاعْبُدُونِ ۝٥٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

56Yâ ʿibâdîye-lleẕîne âmenû inne arḍî vâsiʿaten feiyyâye faʿbüdûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

56– Ey inanan ve güvenen kullarım! Benim yeryüzüm çok geniştir. O halde bana, yalnız bana kulluk edin.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

56Nisâ 97Nahl 41

Ayet 57

1 ayet

Ankebut 57

كُلُّ نَفْسٍ ذَٓائِقَةُ الْمَوْتِ ثُمَّ اِلَيْنَا تُرْجَعُونَ ۝٥٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

57Küllü nefsin ẕâiḳatü-lmevti ŝümme ileynâ türceʿûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

57Zira her can ölümü tadacaktır. Sonunda da hesap vermek üzere bize döndürüleceksiniz.

İlgili ayetler

Ayet 58–59

2 ayet

Ankebut 58

Ankebut 59

وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَنُبَوِّئَنَّهُمْ مِنَ الْجَنَّةِ غُرَفًا تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ نِعْمَ اَجْرُ الْعَامِل۪ينَۗ ۝٥٨ اَلَّذ۪ينَ صَبَرُوا وَعَلٰى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ ۝٥٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

58Velleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti lenübevviennehüm mine-lcenneti gurafen tecrî min taḥtihe-lʾenhâru ḫâlidîne fîhâ. niʿme ecru-lʿâmilîn.

Okunuş

59Elleẕîne ṣaberû veʿalâ rabbihim yetevekkelûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

58İnanıp imanına yaraşır güzel işler yapanlar var ya biz onları içinde kalacakları ve tabanından ırmakların çağladığı cennetlerdeki köşklere yerleştireceğiz. Ne güzeldir çalışıp çabalayanların ödülü!

Türkçe Meal

59Ki onlar sıkıntılara sabrettiler ve sadece Rablerine dayanıp güvendiler.

Ayet 60–63

4 ayet

Ankebut 60

Ankebut 61

Ankebut 62

Ankebut 63

وَكَاَيِّنْ مِنْ دَٓابَّةٍ لَا تَحْمِلُ رِزْقَهَاۗ اَللّٰهُ يَرْزُقُهَا وَاِيَّاكُمْۘ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ ۝٦٠ وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ مَنْ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ لَيَقُولُنَّ اللّٰهُۚ فَاَنّٰى يُؤْفَكُونَ ۝٦١ اَللّٰهُ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِه۪ وَيَقْدِرُ لَهُۜ اِنَّ اللّٰهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ ۝٦٢ وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ مَنْ نَزَّلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَحْيَا بِهِ الْاَرْضَ مِنْ بَعْدِ مَوْتِهَا لَيَقُولُنَّ اللّٰهُۜ قُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِۜ بَلْ اَكْثَرُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ۟ ۝٦٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

60Vekeeyyim min dâbbetil lâ taḥmilü rizḳahâ. allâhü yerzüḳuhâ veiyyâküm. vehüve-ssemîʿu-lʿalîm.

Okunuş

61Velein seeltehüm men ḫaleḳa-ssemâvâti velʾarḍa veseḫḫara-şşemse velḳamera leyeḳûlünne-llâh. feennâ yüʾfekûn.

Okunuş

62Allâhü yebsüṭu-rrizḳa limey yeşâü min ʿibâdihî veyaḳdiru leh. inne-llâhe bikülli şeyʾin ʿalîm.

Okunuş

63Velein seeltehüm men nezzele mine-ssemâi mâen feaḥyâ bihi-lʾarḍa mim baʿdi mevtihâ leyeḳûlünne-llâh. ḳuli-lḥamdü lillâh. bel ekŝeruhüm lâ yaʿḳilûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

60Nice canlılar vardır ki, rızkını sırtında taşıyamaz, onların da sizin de rızkınızı verecek olan Allah’tır. Zira O’dur yarattıklarının isteklerini duyan ve onların her halini bilen.

Türkçe Meal

61Eğer onlara:
– Gökleri ve yeri yaratan güneşi ve ayı sizin istifadenize sunan kimdir? Diye soracak olsan, kesinlikle:
– Allah’tır derler. De ki:
– O halde nasıl böyle aldatılıyorsunuz?

Türkçe Meal

62Şu bir gerçek ki Allah rızkı, kullarından hak edene ve ona gerekli çabayı harcayana ölçü ile verir. Zira Allah kullarının her şeyini bilir.

Türkçe Meal

63Yine onlara:
– Gökten suyu indiren, onunla ölü toprağa hayat veren kimdir? Diye soracak olsan, onlar kesinlikle; “Allah’tır” derler. De ki:
– Elhamdülillah. Ne ki onların çoğu yine de akıllarını kullanmıyorlar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

60Hûd 6Sebe’ 39

İlgili ayetler

62Câsiye 22Necm 39

Ayet 64

1 ayet

Ankebut 64

وَمَا هٰذِهِ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَٓا اِلَّا لَهْوٌ وَلَعِبٌۜ وَاِنَّ الدَّارَ الْاٰخِرَةَ لَهِيَ الْحَيَوَانُۢ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ ۝٦٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

64Vemâ hâẕihi-lḥayâtü-ddünyâ illâ lehvüv veleʿib. veinne-ddâra-lʾâḫirate lehiye-lḥayevân. lev kânû yaʿlemûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

64Zaten şu dünya hayatı, bir oyun ve oyalanmadan başka bir şey değildir. Asıl hayat ise ahiret yurdudur. Zamanında keşke bunu bilmiş olsalardı...

İlgili ayetler

Ayet 65–66

2 ayet

Ankebut 65

Ankebut 66

فَاِذَا رَكِبُوا فِي الْفُلْكِ دَعَوُا اللّٰهَ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَۚ فَلَمَّا نَجّٰيهُمْ اِلَى الْبَرِّ اِذَا هُمْ يُشْرِكُونَۙ ۝٦٥ لِيَكْفُرُوا بِمَٓا اٰتَيْنَاهُمْۙ وَلِيَتَمَتَّعُوا۠ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ ۝٦٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

65Feiẕâ rakibû fi-lfülki deʿavu-llâhe muḫliṣîne lehü-ddîn. felemmâ neccâhüm ile-lberri iẕâ hüm yüşrikûn.

Okunuş

66Liyekfürû bimâ âteynâhüm veliyetemetteʿû. fesevfe yaʿlemûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

65Fakat gemiye binip boğulacaklarını zannettikleri zaman, inançlarını her türlü şirkten arındırarak bütün içtenlikleriyle yalnız Allah’a yalvarırlar. Ama Allah onları kurtarıp, karaya sağ salim çıkardığı zaman da başlarlar yeniden ortak koşmaya.

Türkçe Meal

66Bizim onlara verdiğimiz nimetlere nankörlük etmeye ve zevki sefa içinde hayat sürmeye devam etsinler bakalım. Nasılsa yakında gerçeği öğrenecekler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

65Yunus 22İsrâ 67

Ayet 67

1 ayet

Ankebut 67

اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّا جَعَلْنَا حَرَمًا اٰمِنًا وَيُتَخَطَّفُ النَّاسُ مِنْ حَوْلِهِمْۜ اَفَبِالْبَاطِلِ يُؤْمِنُونَ وَبِنِعْمَةِ اللّٰهِ يَكْفُرُونَ ۝٦٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

67Evelem yerav ennâ ceʿalnâ ḥaramen âminev veyüteḫaṭṭafü-nnâsü min ḥavlehüm. efebilbâṭili yüʾminûne vebiniʿmeti-llâhi yekfürûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

67Hâlbuki çevrelerindeki insanlar her türlü saldırıya açık olmanın korkusunu yaşarken bizim onlara güvenli bir dokunulmazlık sağladığımızı görmüyorlar mı? Onlar hala, asılsız şeylere inanmaya ve Allah’ın nimetlerine nankörlük etmeye devam mı edecekler?

İlgili ayetler

Ayet 68

1 ayet

Ankebut 68

وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِبًا اَوْ كَذَّبَ بِالْحَقِّ لَمَّا جَٓاءَهُۜ اَلَيْسَ ف۪ي جَهَنَّمَ مَثْوًى لِلْكَافِر۪ينَ ۝٦٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

68Vemen ażlemü mimmeni-fterâ ʿale-llâhi keẕiben ev keẕẕebe bilḥaḳḳi lemmâ câeh. eleyse fî cehenneme meŝvel lilkâfirîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

68Kendi uydurduğu yalanları Allah’a yakıştıran yahut ayağına kadar gelmiş olan hakka/Kuran’a karşı yalana sarılandan daha büyük kâfir kim vardır? Bu kâfirler için cehennemde yer mi yok?

İlgili ayetler

Ayet 69

1 ayet

Ankebut 69

وَالَّذ۪ينَ جَاهَدُوا ف۪ينَا لَنَهْدِيَنَّهُمْ سُبُلَنَاۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَمَعَ الْمُحْسِن۪ينَ ۝٦٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

69Velleẕîne câhedû fînâ lenehdiyennehüm sübülenâ. veinne-llâhe lemeʿa-lmuḥsinîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

69Bizim davamız uğrunda çalışıp didinenler var ya biz onlara başarının yollarını açarız. Şüphesiz Allah, davasında samimi olan kimselerle beraberdir.

İlgili ayetler

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Rum, sonra Mutaffifîn indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla