Sûre hakkındaAdı · Nüzul Zamanı · Tarihsel Arka-Plan
Adı: Sure, Rum adını, içinde “ğulibet’ir-Rum” ifadesi geçen ikinci ayetten alır.
Nüzul Zamanı: Bu surenin nüzul zamanı, surenin başlangıcında değinilen tarihsel olaylar gözönünde bulundurularak tespit edilebilir. Surede “Rumlar en yakın bir yerde yenildiler” denilmektedir. O günlerde Arabistan’a yakın Bizans yönetimindeki ülkeler Ürdün, Suriye ve Filistin’di ve bu ülkelerde MS. 615’de Bizanslılar İranlılar’a yenilmişlerdi. O halde büyük bir kesinlikle bu surenin o yıl nazil olduğu söylenebilir ki, bu Habeşistan’a hicret edildiği yıldı.
Tarihsel Arka-Plan: Bu surenin ilk ayetlerinde verilen gaybi bilgiler, Kur’an’ın Allah kelamı ve Hz. Muhammed’in (s.a) Allah’ın Rasûlü olduğunun apaçık delilleridir. Şimdi bu ayetlerle ilgili tarihsel arka-plana bir göz atalım.
Hz. Muhammed’in (s.a) peygamber olarak ortaya çıkışından sekiz yıl önce Phokas, Bizans İmparator’u Maurice’i tahtından indirip onun yerine kendisini İmparator ilan etti. Phokas, ilk önce İmparatorun beş oğlunu onun gözleri önünde öldürttü, daha sonra İmparatoru da öldürttü ve başlarını Konstantinopol (İstanbul) caddelerinde dolaştırdı. Bundan birkaç gün sonra da İmparatoriçe ve üç kızını öldürttü.
Bu olay, İran’ın Sasani Kralı Hüsrev Perviz’e, Bizans’a saldırması için iyi bir fırsat vermiş oldu. Çünkü İmparator Maurice, Hüsrev’in dostuydu, Hüsrev onun yardım ve desteğiyle tahta geçmişti. Bu nedenle Kral Hüsrev, tahtı gaspeden Phokas’tan manevî babasının ve onun çocuklarının intikamını alacağını ilan etti. Bunun üzerine MS. 603’de Bizans’a karşı savaş açtı. Ve birkaç yıl içinde Phokas’ın ordularını peşpeşe yenilgiye uğratarak bir taraftan Anadolu’da Edessa’ya (bugünkü Urfa), diğer taraftan Suriye’de Halep ve Antakya’ya kadar ilerledi. Bizanslı yöneticiler Phokas’ın ülkeyi kurtaramayacağını görünce, Afrika valisinden yardım istediler. O da oğlu Herakliyus’u kuvvetli bir ordu ile Konstantinopol’a gönderdi. Phokas hemen tahttan indirildi ve Herakliyus imparator ilan edildi. Herakliyus, Phokas’a aynen onun eski İmparator Maurice’e davrandığı gibi davrandı. Bu olay, Hz. Muhammed’e (s.a) peygamberliğin geldiği MS. 610 yılında vuku buldu.
Hüsrev Perviz’in savaş açma sebebi, Phokas tahttan indirilip öldürüldükten sonra artık geçerli değildi. Eğer bu savaşın asıl sebebi dostunu öldürdüğü için Phokas’tan intikam almak olsaydı, Hüsrev, Phokas’ın ölümünden sonra yeni İmparatorla anlaşma yapardı. Fakat o savaşa devam etti ve savaşa Mecusilik (ateşperestlik) ve Hıristiyanlık arasındaki bir anlaşmazlık niteliği kazandırdı. Yıllardan beri resmi kilise yetkilileri tarafından afaroz edilen ve zulmedilen (Nasturî ve Yakubî gibi) Hıristiyan mezhepleri de Mecusileri desteklediler. Yahudiler de onlarla birlik oldu. Hatta Hüsrev’in ordusundaki Yahudilerin sayısı 26.000’e ulaşıyordu.
Herakliyus bu güçlü saldırıyı durduramadı. Tahta geçtikten sonra doğudan aldığı ilk haber, Antakya’nın İranlılar tarafından işgal edildiği oldu. Bundan sonra MS. 613’de Şam düştü. MS. 614’de Kudüs’e giren İranlılar Hıristiyan dünyasını da yerle bir ettiler. Doksanbin Hıristiyan öldürülmüş ve Mescid-i Aksa tahrip edilmişti. Hıristiyan inancına göre Hz. İsa’nın (a.s) üzerinde öldürüldüğü kutsal haç yerinden sökülmüş ve Medyen’e taşınmıştı. Baş rahip Zekeriya esir alınmış, şehrin bütün önemli kiliseleri yerle bir edilmişti. Hüsrev Perviz’in bu zafer nedeniyle nasıl böbürlendiği, Kudüs’ten Herakliyus’a yazdığı bir mektuptan anlaşılabilir: “Bütün tanrıların en büyüğü ve tüm dünyanın hakimi Hüsrev’den onun zavallı ve aptal kuluna: “Sen rabbine güvenip, dayandığını söylüyorsun. O halde rabbin neden Kudüs’ü benden kurtarmadı?”
Bu başarıdan sonra bir yıl içinde İran orduları, Ürdün, Filistin ve tüm Sina Yarımadası’nı geçip Mısır sınırlarına ulaştılar. O günlerde Mekke’de daha büyük tarihî sonuçlara yol açacak başka bir çatışma devam ediyordu.
Bir tek Allah’a inananlar, Hz. Muhammed’in (a.s) önderliğinde, Kureyş’in ileri gelenlerinin yönetimindeki müşriklere karşı varolma savaşı veriyorlardı. MS. 615 yılında bu savaş öyle bir dereceye ulaşmıştı ki, müslümanlardan oldukça büyük bir grup, yurtlarını terkedip o günlerde Bizans’ın müttefiki olan Hıristiyan Habeş Krallığına sığınmak zorunda kalmıştı. O günlerde Sasanilerin Bizanslılara karşı zafer kazanması, Mekke’de çok konuşulan bir konu idi. Müşrikler bu olaya çok seviniyor ve müminlerle şöyle alay ediyorlardı: “Bakın, İran’ın ateşperestleri zafer kazanıyor ve vahye, peygamberliğe inanan Hıristiyanların kökü kurutuluyor. Aynı şekilde biz de Arabistan putperestleri olarak sizi ve dininizi kökten yok edeceğiz.”
Bu sure nazil olduğunda şartlar böyleydi ve surede şöyle bir gaybî haber veriliyordu: “Rumlar en yakın bir yerde yenildiler, fakat bu yenilgiden kısa bir süre sonra zafere ulaşacaklardır. İşte o gün müminler Allah’ın lütfettiği zafere sevineceklerdir.” Burada bir değil iki gaybî haber verilmektedir. Birincisi Rumlar zafer kazanacaklar, ikincisi aynı zamanda müslümanlar da bir zafer kazanacaklardır. Görünür şartlar dahilinde bu iki müjdenin de gerçekleşmesi imkansız gibiydi. Bir taraftan Mekke’de ezilen, işkence gören bir avuç müslüman vardı ve bu müjdeden sonra sekiz yıl boyunca bile müminlerin zafer kazanma şansları yokmuş gibi görünüyordu. Diğer taraftan Rumlar her geçen gün toprak kaybediyorlardı. MS. 619’da Mısır’ın tamamı Sasanilerin eline geçmiş ve Mecusi orduları Trablusgarb’a kadar ulaşmışlardı. Anadolu’da Rumları Boğaziçi’ne dek sürmüşler ve MS. 617’de Konstantinopol’un tam karşısındaki bölgeyi (bugünkü Kadıköy) ele geçirmişlerdi. İmparator bunun üzerine Hüsrev’e bütün şartları kabul etmek üzere bir barış yapmaya hazır olduğunu bildiren bir elçi gönderdi. Fakat Hüsrev şu cevabı verdi: “İmparator, zincirlenmiş halde önüme getirilmedikçe ve çarmıha gerilmiş tanrısından vazgeçip ateş tanrısına tapmadıkça ona eman vermeyeceğim.” Bu yenilgiden çok üzüntü duyan imparator en sonunda Konstantinopol’den Kartaca’ya (bugünkü Tunus) gitmeye karar verdi. Kısacası, İngiliz tarihçi Gibbon’un da dediği gibi, Kur’an’ın bu müjdeyi vermesinden sekiz yıl sonra bile hiç kimse, Bizans imparatorluğu’nun tekrar İran’ı yenilgiye uğratacağını hayal bile edemezdi. Hatta değil İran’ı yenmek, hiç kimse bu şartlar altında İmparatorluğun hayatını idame ettirebileceğine ihtimal vermiyordu.
Bu ayetler nazil olduğunda, Mekkeli müşrikler bunlarla çok alay ettiler ve Ubeyy bin Halef, Hz. Ebu Bekir’le (r.a) Romalılar üç sene içinde zafer kazanması şartıyla on deve üzerinde bahse tutuştu.
Hz. Peygamber (s.a) bu bahsi duyunca şöyle dedi: “Kur’an, Bid’i Sinin- ifadesini kullanıyor. Arapça “Bid” kelimesi, ona kadar olan sayıları kapsar. O halde bahsi on seneye, develerin miktarını da yüze çıkarın.” Bunun üzerine Hz. Ebu Bekir (r.a), Ubeyy’le tekrar konuştu ve bahis on yıl ve yüz deve üzerinden yapıldı.
MS. 622’de Hz. Peygamber (s.a) Medine’ye Hicret ettiğinde, İmparator Herakliyus gizlice Konstantinopol’dan ayrılıp Trabzon’a, oradan da Karadeniz’e gitti ve İran’a arkadan saldırma hazırlıklarına girişti. Bunun için Kilise’den para yardımı istedi. Papa Sergius ona Hıristiyanlığı, Ateşperestliğe karşı koruması için Kilise hazinesinden faizle borç para verdi. Heraklius karşı saldırısına M.S 623’de başladı. Ertesi yıl MS. 624’de Azerbeycan’a girdi ve Zerdüşt’ün doğum yeri olan Cloromia’yı yerle bir edip İran’ın en önemli ateş tapınağını yıktı. Allah’ın kudreti ne kadar da büyük! Aynı yıl müslümanlar da Bedir’de müşriklere karşı ilk defa zafer kazandılar. Böylece Rum Suresi’nde verilen iki gaybî haber de on yıl içinde gerçekleşmiş oldu.
Bizans kuvvetleri İranlıları püskürtmeye devam ettiler ve Ninova’daki çarpışmada (MS. 627) onlara en büyük darbeyi vurdular. “Dastagerd”i ele geçirip, o günlerde İran’ın başkenti olan “Ctesiphon” taraflarına kadar ulaştı. MS. 628’de bir iç ihtilâlde Hüsrev Perviz hapsedildi, on sekiz oğlu gözleri önünde öldürüldü ve birkaç gün sonra da kendisi hapishanede öldü. Bu, Kur’an’ın “büyük zafer” diye ifade ettiği Hudeybiye Anlaşmasının imzalandığı yıldı. Aynı yıl Hüsrev’in oğlu II. Kubâd, işgal edilen Rum topraklarından çekildi. Hakiki çarmıh’ı (Hıristiyanlara göre Hz. İsa’nın (a.s) üzerinde öldürüldüğü çarmıh) restore edip monte etmek üzere Kudüs’e gitti ve aynı yıl Hz. Muhammed (s.a), Hicret’ten sonra ilk defa “Umret’ül-kaza” yapmak için, Mekke’ye girdi.
Bundan sonra artık Kur’an’ın önceden bildirdiği gaybî haberlerden kimse şüphe edemezdi. Bu olay birçok Arap putperestin İslâm’ı kabul etmesine neden oldu. Ubeyy bin Halef’in varisleri bahsi kaybetmişlerdi ve Hz. Ebu Bekir’e yüz deve vermek zorundaydılar. Hz. Ebu Bekir, bahisten kazandığı develeri Hz. Peygamber’e getirdi. Hz. Peygamber (s.a), bahsin henüz kumar ve şans oyunlarının yasaklanmadığı bir dönemde yapıldığını, fakat şimdi bunlar yasaklandığı için develerin sadaka olarak verilmesi gerektiğini söyledi. Bu nedenle cedelci kafirlerle girilmiş olan bahisten elde edilen malın alınması kabul edilmiştir, fakat elde edilenin kişisel harcamalarda kullanılmayıp sadaka olarak harcanması konusunda da talimat verilmiştir.
Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıylaAyet 1
1 ayetRum 1
الٓمٓ۠ ١
Mushaf
Okunuş
1Elif-lâm-mîm.
Türkçe Meal
1Elif Lâm Mîm.
İlgili ayetler
Ayet 2–6
5 ayetRum 2
Rum 3
Rum 4
Rum 5
Rum 6
غُلِبَتِ الرُّومُۙ ٢ ف۪ٓي اَدْنَى الْاَرْضِ وَهُمْ مِنْ بَعْدِ غَلَبِهِمْ سَيَغْلِبُونَۙ ٣ ف۪ي بِضْعِ سِن۪ينَۜ لِلّٰهِ الْاَمْرُ مِنْ قَبْلُ وَمِنْ بَعْدُۜ وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَۙ ٤ بِنَصْرِ اللّٰهِۜ يَنْصُرُ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الرَّح۪يمُ ٥ وَعْدَ اللّٰهِۜ لَا يُخْلِفُ اللّٰهُ وَعْدَهُ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ ٦
Mushaf
Okunuş
2Gulibeti-rrûm.
3Fî edne-lʾarḍi vehüm mim baʿdi galebihim seyaglibûn.
4Fî biḍʿi sinîn. lillâhi-lʾemru min ḳablü vemim baʿd. veyevmeiẕiy yefraḥu-lmüʾminûn.
5Binaṣri-llâh. yenṣuru mey yeşâʾ. vehüve-lʿazîzü-rraḥîm.
6Vaʿde-llâh. lâ yuḫlifü-llâhü vaʿdehû velâkinne ekŝera-nnâsi lâ yaʿlemûn.
Türkçe Meal
2Rumlar yenilgiye uğradılar.
3Size yakın bir bölgede. Ama bu yenilginin ardından çok yakında galip gelecekler.
4Beş on yıl içinde. Çünkü önünde sonunda emir Allah’ındır. İşte o gün, müminler de sevinecekler.
5Allah’ın lütfu olan zaferle. Unutmayın ki Allah, hak edene yardım eder. Zira O, dilediğini galip getirmeye gücü yetendir ve sonsuz bir merhamet sahibidir.
6Bu Allah’ın bir vaadidir. Zira Allah, vaadinden asla dönmez. Fakat insanların çoğu bu gerçeği bilmezler.
İlgili ayetler
Ayet 7–8
2 ayetRum 7
Rum 8
يَعْلَمُونَ ظَاهِرًا مِنَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۚ وَهُمْ عَنِ الْاٰخِرَةِ هُمْ غَافِلُونَ ٧ اَوَلَمْ يَتَفَكَّرُوا ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ۠ مَا خَلَقَ اللّٰهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَٓا اِلَّا بِالْحَقِّ وَاَجَلٍ مُسَمًّىۜ وَاِنَّ كَث۪يرًا مِنَ النَّاسِ بِلِقَٓائِ۬ رَبِّهِمْ لَكَافِرُونَ ٨
Mushaf
Okunuş
7Yaʿlemûne żâhiram mine-lḥayâti-ddünyâ. vehüm ʿani-lʾâḫirati hüm gâfilûn.
8Evelem yetefekkerû fî enfüsihim. mâ ḫaleḳa-llâhü-ssemâvâti velʾarḍa vemâ beynehümâ illâ bilḥaḳḳi veecelim müsemmâ. veinne keŝîram mine-nnâsi biliḳâi rabbihim lekâfirûn.
Türkçe Meal
7Onlar, dünya hayatının sadece görünen dış yüzünü bilirler ve onlar, ahiretteki hayattan büsbütün gafillerdir.
8Peki onlar kendi iç dünyalarında, Allah’ın gökleri, yeri ve ikisinin arasındaki her şeyi sadece gerçek bir amaç ve belirli bir süreliğine yarattığını hiç düşünmüyorlar mı? Ne var ki insanların çoğu, hesap vermek için Rablerinin huzuruna çıkacaklarına inanmıyorlar.
Ayet 9–10
2 ayetRum 9
Rum 10
اَوَلَمْ يَس۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَيَنْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ كَانُٓوا اَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَاَثَارُوا الْاَرْضَ وَعَمَرُوهَٓا اَكْثَرَ مِمَّا عَمَرُوهَا وَجَٓاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِۜ فَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلٰكِنْ كَانُٓوا اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَۜ ٩ ثُمَّ كَانَ عَاقِبَةَ الَّذ۪ينَ اَسَٓاؤُا السُّٓوآٰى اَنْ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَكَانُوا بِهَا يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟ ١٠
Mushaf
Okunuş
9Evelem yesîrû fi-lʾarḍi feyenżurû keyfe kâne ʿâḳibetü-lleẕîne min ḳablihim. kânû eşedde minhüm ḳuvvetev veeŝârü-lʾarḍa veʿamerûhâ ekŝera mimmâ ʿamerûhâ vecâethüm rusülühüm bilbeyyinât. femâ kâne-llâhü liyażlimehüm velâkin kânû enfüsehüm yażlimûn.
10Ŝümme kâne ʿâḳibete-lleẕîne esâü-ssûâ en keẕẕebû biâyâti-llâhi vekânû bihâ yestehziûn.
Türkçe Meal
9Ayrıca onlar bu topraklarda hiç gezip dolaşarak kendilerinden önceki kimselerin sonlarının ne olduğuna bakıp ibret almıyorlar mı? Oysa onlar, kendilerinden daha güçlü idiler, onlardan daha derin izler bırakmışlar ve o memleketleri berikilerden daha fazla mamur ve müreffeh bir hale getirmişlerdi, üstelik elçileri onlara hakikatin apaçık belgeleriyle gelmişlerdi. Neticede onlara haksızlık yapan Allah değildi ama onlar kendi kendilerine zulmedip yazık ediyorlardı.
10Sonuçta, Allah’ın ayetleri karşısında yalana sarılan ve onları hafife alıp alay konusu yaparak kötülük edenlerin akıbeti beterin de beteri oldu.
İlgili ayetler
Ayet 11
1 ayetRum 11
اَللّٰهُ يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُع۪يدُهُ ثُمَّ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ١١
Mushaf
Okunuş
11Allâhü yebdeü-lḫalḳa ŝümme yüʿîdühû ŝümme ileyhi türceʿûn.
Türkçe Meal
11Allah, insan neslini ilk yaratmaya başladığı gibi sonra bunu tekrarlayacak ve en sonunda da O’na döndürüleceksiniz.
İlgili ayetler
Ayet 12–18
7 ayetRum 12
Rum 13
Rum 14
Rum 15
Rum 16
Rum 17
Rum 18
وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ يُبْلِسُ الْمُجْرِمُونَ ١٢ وَلَمْ يَكُنْ لَهُمْ مِنْ شُرَكَٓائِهِمْ شُفَعٰٓؤُ۬ا وَكَانُوا بِشُرَكَٓائِهِمْ كَافِر۪ينَ ١٣ وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ يَوْمَئِذٍ يَتَفَرَّقُونَ ١٤ فَاَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَهُمْ ف۪ي رَوْضَةٍ يُحْبَرُونَ ١٥ وَاَمَّا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَلِقَٓائِ الْاٰخِرَةِ فَاُو۬لٰٓئِكَ فِي الْعَذَابِ مُحْضَرُونَ ١٦ فَسُبْحَانَ اللّٰهِ ح۪ينَ تُمْسُونَ وَح۪ينَ تُصْبِحُونَ ١٧ وَلَهُ الْحَمْدُ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَعَشِيًّا وَح۪ينَ تُظْهِرُونَ ١٨
Mushaf
Okunuş
12Veyevme teḳûmü-ssâʿatü yüblisü-lmücrimûn.
13Velem yekül lehüm min şürakâihim şüfʿâü vekânû bişürakâihim kâfirîn.
14Veyevme teḳûmü-ssâʿatü yevmeiẕiy yeteferraḳûn.
15Feemme-lleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti fehüm fî ravḍatey yuḥberûn.
16Veemme-lleẕîne keferû vekeẕẕebû biâyâtinâ veliḳâi-lʾâḫirati feülâike fi-lʿaẕâbi muḥḍarûn.
17Fesübḥâne-llâhi ḥîne tümsûne veḥîne tuṣbiḥûn.
18Velehü-lḥamdü fi-ssemâvâti velʾarḍi veʿaşiyyev veḥîne tużhirûn.
Türkçe Meal
12O saatin bu dünyanın sonunun geldiği gün, suçlular susup kalacaklar ve umutlarını büsbütün yitirecekler.
13Zira Allah’a ortak koştukları onlara şefaatçi aracı olamayacak. Hâlbuki onlar ortak koştukları için kâfir olmuşlardı.
14O saatin geldiği gün günahkârlar grup grup ayrılırlar.
15İman edip imanına yaraşır güzellikte işler yapanlar, cennet bahçelerinde mutlu ve neşe içinde olacaklar.
16Ama gerçeği örtbas ederek ayetlerimiz karşısında yalana sarılan ve ahiret buluşmasını hesaba katmayan kâfirler; işte onlar da azabın içinde, yaptıklarıyla yüzleşirler.
17Akşama ulaştığınızda ve sabaha eriştiğinizde Allah’ı tespih edip yüceltin!
18Göklerde ve yerde tüm övgüler O’na mahsustur o halde öğleyin ve ikindi vakitlerinde de O’nu tespih edip yüceltin.
İlgili ayetler
Ayet 19–20
2 ayetRum 19
Rum 20
يُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ وَيُحْيِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَاۜ وَكَذٰلِكَ تُخْرَجُونَ۟ ١٩ وَمِنْ اٰيَاتِه۪ٓ اَنْ خَلَقَكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ اِذَٓا اَنْتُمْ بَشَرٌ تَنْتَشِرُونَ ٢٠
Mushaf
Okunuş
19Yuḫricü-lḥayye mine-lmeyyiti veyuḫricü-lmeyyite mine-lḥayyi veyuḥyi-lʾarḍa baʿde mevtihâ. vekeẕâlike tuḫracûn.
20Vemin âyâtihî en ḫaleḳaküm min türâbin ŝümme iẕâ entüm beşerun tenteşirûn.
Türkçe Meal
19O, ölüden diriyi meydana getirir, diriden de ölüyü meydana getirir. Ölü toprağa da hayat verir. İşte siz de bu şekilde diriltileceksiniz.
20Sizi topraktan yaratmış olması O’nun kudret delillerindendir. Sonra siz, bir beşer olarak gelişip yayılıyorsunuz.
Ayet 21
1 ayetRum 21
وَمِنْ اٰيَاتِه۪ٓ اَنْ خَلَقَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجًا لِتَسْكُنُٓوا اِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُمْ مَوَدَّةً وَرَحْمَةًۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ ٢١
Mushaf
Okunuş
21Vemin âyâtihî en ḫaleḳa leküm min enfüsiküm ezvâcel liteskünû ileyhâ veceʿale beyneküm meveddetev veraḥmeh. inne fî ẕâlike leâyâtil liḳavmiy yetefekkerûn.
Türkçe Meal
21Yine O’nun ayetlerinden/delillerinden biri de kendileriyle huzur bulasınız diye size kendi türünüzden eşler yaratıp aranıza sevgi ve şefkati yerleştirmiş olmasıdır. İşte bütün bunlarda derinlemesine düşünebilen bir toplum için nice ayetler/ibretler vardır.
Ayet 22
1 ayetRum 22
وَمِنْ اٰيَاتِه۪ خَلْقُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاخْتِلَافُ اَلْسِنَتِكُمْ وَاَلْوَانِكُمْۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِلْعَالِم۪ينَ ٢٢
Mushaf
Okunuş
22Vemin âyâtihî ḫalḳu-ssemâvâti velʾarḍi vaḫtilâfü elsinetiküm veelvâniküm. inne fî ẕâlike leâyâtil lilʾʿâlimîn.
Türkçe Meal
22Yine göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklılığı da O’nun ayetlerinden/ delillerinden biridir. İşte bunda hak ve hakikati idrak edenler için nice ayetler/ibretler vardır.
İlgili ayetler
Ayet 23
1 ayetRum 23
وَمِنْ اٰيَاتِه۪ مَنَامُكُمْ بِالَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَابْتِغَٓاؤُ۬كُمْ مِنْ فَضْلِه۪ۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَسْمَعُونَ ٢٣
Mushaf
Okunuş
23Vemin âyâtihî menâmüküm billeyli vennehâri vebtigâüküm min faḍlih. inne fî ẕâlike leâyâtil liḳavmiy yesmeʿûn.
Türkçe Meal
23Yine geceleyin uyuyabilmeniz ve gündüzün onun lütfundan payınızı arayabilmeniz de O’nun ayetlerinden/delillerindendir. İşte bunda hakikate kulak veren bir toplum için nice ayetler/ibretler vardır.
Ayet 24
1 ayetRum 24
وَمِنْ اٰيَاتِه۪ يُر۪يكُمُ الْبَرْقَ خَوْفًا وَطَمَعًا وَيُنَزِّلُ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَيُحْي۪ بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَاۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ ٢٤
Mushaf
Okunuş
24Vemin âyâtihî yürîkümü-lberḳa ḫavfev veṭameʿav veyünezzilü mine-ssemâi mâen feyuḥyî bihi-lʾarḍa baʿde mevtihâ. inne fî ẕâlike leâyâtil liḳavmiy yaʿḳilûn.
Türkçe Meal
24Size korku ve ümidi bir arada yaşatmak için çakan şimşeği göstermesi, gökten su indirerek, onunla ölü/kurak toprağı canlandırması da O’nun ayetlerinden/delillerindendir. İşte bunda da aklını kullanabilen bir toplum için nice ayetler/ibretler vardır.
Ayet 25
1 ayetRum 25
وَمِنْ اٰيَاتِه۪ٓ اَنْ تَقُومَ السَّمَٓاءُ وَالْاَرْضُ بِاَمْرِه۪ۜ ثُمَّ اِذَا دَعَاكُمْ دَعْوَةً مِنَ الْاَرْضِ اِذَٓا اَنْتُمْ تَخْرُجُونَ ٢٥
Mushaf
Okunuş
25Vemin âyâtihî en teḳûme-ssemâü velʾarḍu biemrih. ŝümme iẕâ deʿâküm daʿvetem mine-lʾarḍi iẕâ entüm tuḫracûn.
Türkçe Meal
25Ve koyduğu yasalar sayesinde göğün ve yerin bir düzen içinde konumlarını devam ettirmeleri de O’nun ayetlerinden/delillerindendir. En sonunda sizi yerden kalkmanız için bir kez davet edecek siz de hemen ortaya çıkacaksınız.
Ayet 26
1 ayetRum 26
وَلَهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ كُلٌّ لَهُ قَانِتُونَ ٢٦
Mushaf
Ayet 27
1 ayetRum 27
وَهُوَ الَّذ۪ي يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُع۪يدُهُ وَهُوَ اَهْوَنُ عَلَيْهِۜ وَلَهُ الْمَثَلُ الْاَعْلٰى فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ۟ ٢٧
Mushaf
Okunuş
27Vehüve-lleẕî yebdeü-lḫalḳa ŝümme yüʿîdühû vehüve ehvenü ʿaleyh. velehü-lmeŝelü-lʾaʿlâ fi-ssemâvâti velʾarḍ. vehüve-lʿazîzü-lḥakîm.
Türkçe Meal
27O’dur yaratmayı ilk başlatan ve sonra onu yeniden tekrarlayacak olan. Bu O’na çok kolaydır. Zira göklerde ve yerde en yüce sıfatlar O’nundur. O, mutlak üstün ve yüce olan ve her hükmü doğru olandır.
İlgili ayetler
Ayet 28–29
2 ayetRum 28
Rum 29
ضَرَبَ لَكُمْ مَثَلًا مِنْ اَنْفُسِكُمْۜ هَلْ لَكُمْ مِنْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ مِنْ شُرَكَٓاءَ ف۪ي مَا رَزَقْنَاكُمْ فَاَنْتُمْ ف۪يهِ سَوَٓاءٌ تَخَافُونَهُمْ كَخ۪يفَتِكُمْ اَنْفُسَكُمْۜ كَذٰلِكَ نُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ ٢٨ بَلِ اتَّبَعَ الَّذ۪ينَ ظَلَمُٓوا اَهْوَٓاءَهُمْ بِغَيْرِ عِلْمٍۚ فَمَنْ يَهْد۪ي مَنْ اَضَلَّ اللّٰهُۜ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِر۪ينَ ٢٩
Mushaf
Okunuş
28Ḍarabe leküm meŝelem min enfüsiküm. hel leküm mim mâ meleket eymânüküm min şürakâe fî mâ razaḳnâküm feentüm fîhi sevâün teḫâfûnehüm keḫîfetiküm enfüseküm. keẕâlike nüfeṣṣilü-lʾâyâti liḳavmiy yaʿḳilûn.
29Beli-ttebeʿa-lleẕîne żalemû ehvâehüm bigayri ʿilmin. femey yehdî men eḍalle-llâh. vemâ lehüm min nâṣirîn.
Türkçe Meal
28Allah, size kendi hayatınızdan bir misal veriyor. Emriniz altında bulunanlara, size verdiğimiz servete ortaklar olarak görüp o serveti onlarla eşit olarak paylaşıp sizinle denk bir statüde olmasına razı olur musunuz? Kendiniz için duyduğunuz endişeyi onlar için de duyar mısınız? İşte biz, aklını kullanan bir toplum için ayetleri böyle açıklıyoruz.
29Buna rağmen yanlışta ısrar eden zalimler körü körüne arzu ve tutkularına uymaktadırlar oysa Allah’ın sapıklığını onayladığı kimseyi kim doğru yola iletebilir? Böylelerine yardım edecek kimse de yoktur.
İlgili ayetler
Ayet 30–32
3 ayetRum 30
Rum 31
Rum 32
فَاَقِمْ وَجْهَكَ لِلدّ۪ينِ حَن۪يفًاۜ فِطْرَةَ اللّٰهِ الَّت۪ي فَطَرَ النَّاسَ عَلَيْهَاۜ لَا تَبْد۪يلَ لِخَلْقِ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ الدّ۪ينُ الْقَيِّمُۗ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَۗ ٣٠ مُن۪يب۪ينَ اِلَيْهِ وَاتَّقُوهُ وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَلَا تَكُونُوا مِنَ الْمُشْرِك۪ينَۙ ٣١ مِنَ الَّذ۪ينَ فَرَّقُوا د۪ينَهُمْ وَكَانُوا شِيَعًاۜ كُلُّ حِزْبٍ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ ٣٢
Mushaf
Okunuş
30Feeḳim vecheke lildîni ḥanîfâ. fiṭrate-llâhi-lletî feṭara-nnâse ʿaleyhâ. lâ tebdîle liḫalḳi-llâh. ẕâlike-ddînü-lḳayyim. velâkinne ekŝera-nnâsi lâ yaʿlemûn.
31Münîbîne ileyhi vetteḳûhü veeḳîmu-ṣṣalâte velâ tekûnû mine-lmüşrikîn.
32Mine-lleẕîne ferraḳû dînehüm vekânû şiyeʿâ. küllü ḥizbim bimâ ledeyhim feriḥûn.
Türkçe Meal
30Öyleyse sen tüm benliğini Hanif/şirkten arınmış olarak Allah’ın insanlığın özüne nakşetmiş olduğu o dosdoğru dine çevir. Zira Allah’ın yarattığı saf yapıda hiçbir değişiklik olmayacaktır. İşte doğru ve sağlam din budur, fakat insanların çoğu bu gerçeği bilmezler.
31Batılın her türlüsünden yüz çevirerek Allah’a yönelin, O’na karşı gelmekten sakının. Namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden olmayın.
32O müşrikler ki dinlerini paramparça ederek çeşitli gruplara bölündüler. O grupların her biri kendi inancı ve görüşü ile övünür.
İlgili ayetler
Ayet 33–36
4 ayetRum 33
Rum 34
Rum 35
Rum 36
وَاِذَا مَسَّ النَّاسَ ضُرٌّ دَعَوْا رَبَّهُمْ مُن۪يب۪ينَ اِلَيْهِ ثُمَّ اِذَٓا اَذَاقَهُمْ مِنْهُ رَحْمَةً اِذَا فَر۪يقٌ مِنْهُمْ بِرَبِّهِمْ يُشْرِكُونَۙ ٣٣ لِيَكْفُرُوا بِمَٓا اٰتَيْنَاهُمْۜ فَتَمَتَّعُوا۠ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ ٣٤ اَمْ اَنْزَلْنَا عَلَيْهِمْ سُلْطَانًا فَهُوَ يَتَكَلَّمُ بِمَا كَانُوا بِه۪ يُشْرِكُونَ ٣٥ وَاِذَٓا اَذَقْنَا النَّاسَ رَحْمَةً فَرِحُوا بِهَاۜ وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يهِمْ اِذَا هُمْ يَقْنَطُونَ ٣٦
Mushaf
Okunuş
33Veiẕâ messe-nnâse ḍurrun deʿav rabbehüm münîbîne ileyhi ŝümme iẕâ eẕâḳahüm minhü raḥmeten iẕâ ferîḳum minhüm birabbihim yüşrikûn.
34Liyekfürû bimâ âteynâhüm. fetemetteʿû. fesevfe taʿlemûn.
35Em enzelnâ ʿaleyhim sülṭânen fehüve yetekellemü bimâ kânû bihî yüşrikûn.
36Veiẕâ eẕaḳne-nnâse raḥmeten feriḥû bihâ. vein tüṣibhüm seyyietüm bimâ ḳaddemet eydîhim iẕâ hüm yaḳneṭûn.
Türkçe Meal
33İnsanların başına ne zaman bir sıkıntı gelse, hemen Rabblerine dönerek yalvarıp yakarırlar, sonra Allah onlara rahmetinden bir nebze tattırınca da, onlardan bir kısmı hemen başlarlar Rabblerine ortak koşmaya.
34Onlar bizim kendilerine verdiğimiz nimetlere karşı nankörlük etmeye devam etsinler bakalım. Haydi, biraz daha hayat sürün nasıl olsa yakında gerçeği öğreneceksiniz!
35Yoksa biz onlara Allah’a ortak koşmalarını tembihleyen bir ferman mı indirdik de bu yüzden şirk koşuyorlar?
36Biz insanlara ne zaman bir nimet tattırsak onunla sevinip şımarırlar ve eğer kendi yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelecek olsa bir de bakmışsın ki ümitsizliğe düşüvermişler.
Ayet 37–38
2 ayetRum 37
Rum 38
اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّ اللّٰهَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَقْدِرُۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ ٣٧ فَاٰتِ ذَا الْقُرْبٰى حَقَّهُ وَالْمِسْك۪ينَ وَابْنَ السَّب۪يلِۜ ذٰلِكَ خَيْرٌ لِلَّذ۪ينَ يُر۪يدُونَ وَجْهَ اللّٰهِۘ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ ٣٨
Mushaf
Okunuş
37Evelem yerav enne-llâhe yebsüṭu-rrizḳa limey yeşâü veyaḳdir. inne fî ẕâlike leâyâtil liḳavmiy yüʾminûn.
38Feâti ẕe-lḳurbâ ḥaḳḳahû velmiskîne vebne-ssebîl. ẕâlike ḫayrul lilleẕîne yürîdûne veche-llâh. veülâike hümü-lmüfliḥûn.
Türkçe Meal
37Şimdi onlar, Allah’ın hak edene rızkı yayıp onu bir ölçüye göre verdiğini görmüyorlar mı? İşte bunda inanıp güvenenler için alınacak nice dersler vardır.
38Öyleyse siz akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını vermeye bakın. Bilin ki, Allah’ın rızasını kazanmayı dileyenler için en hayırlı yol budur. İşte bunlar kurtuluşa erecek olanların ta kendileridir.
İlgili ayetler
Ayet 39
1 ayetRum 39
وَمَٓا اٰتَيْتُمْ مِنْ رِبًا لِيَرْبُوَ۬ا ف۪ٓي اَمْوَالِ النَّاسِ فَلَا يَرْبُوا عِنْدَ اللّٰهِۚ وَمَٓا اٰتَيْتُمْ مِنْ زَكٰوةٍ تُر۪يدُونَ وَجْهَ اللّٰهِ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُضْعِفُونَ ٣٩
Mushaf
Okunuş
39Vemâ âteytüm mir ribel liyerbüve fî emvâli-nnâsi felâ yerbû ʿinde-llâh. vemâ âteytüm min zekâtin türîdûne veche-llâhi feülâike hümü-lmuḍʿifûn.
Türkçe Meal
39Bilin ki Riba/faiz ismi altında insanların mallarından daha fazlasını alırım diye mallarınızı veriyor ve haksız kazanç elde ediyorsunuz ama Allah katında asla artmaz ancak Allah’ın rızasını kazanmak için zekât verenler var ya işte onlar Allah katında ödüllerini kat be kat artıranlardır.
İlgili ayetler
Ayet 40
1 ayetRum 40
اَللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَكُمْ ثُمَّ رَزَقَكُمْ ثُمَّ يُم۪يتُكُمْ ثُمَّ يُحْي۪يكُمْۜ هَلْ مِنْ شُرَكَٓائِكُمْ مَنْ يَفْعَلُ مِنْ ذٰلِكُمْ مِنْ شَيْءٍۜ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ۟ ٤٠
Mushaf
Okunuş
40Allâhü-lleẕî ḫaleḳaküm ŝümme razeḳaküm ŝümme yümîtüküm ŝümme yuḥyîküm. hel min şürakâiküm mey yefʿalü min ẕâliküm min şeyʾ. sübḥânehû veteʿâlâ ʿammâ yüşrikûn.
Türkçe Meal
40Allah’tır, sizi yaratan, sonra geçiminiz için imkânlar bahşeden vakti gelince de sizi öldürüp tekrar diriltecek olan. Söyleyin bakalım ortak koştuklarınızdan, bunlardan herhangi birini yapabilecek kimse var mı? Allah onların ortak koştukları tüm şirk unsurlarından münezzehtir ve yücedir.
Ayet 41
1 ayetRum 41
ظَهَرَ الْفَسَادُ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ بِمَا كَسَبَتْ اَيْدِي النَّاسِ لِيُذ۪يقَهُمْ بَعْضَ الَّذ۪ي عَمِلُوا لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ ٤١
Mushaf
Okunuş
41Żahera-lfesâdü fi-lberri velbaḥri bimâ kesebet eydi-nnâsi liyüẕîḳahüm baʿḍa-lleẕî ʿamilû leʿallehüm yerciʿûn.
Türkçe Meal
41İnsanların kendi elleriyle yaptıkları yüzünden karada ve denizde bozulma meydana geldi. Allah onlara, yaptıkları kötülüklerin sonuçlarından bir kısmının tattırıyor ki, belki akıllanıp dönerler.
Ayet 42
1 ayetRum 42
قُلْ س۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلُۜ كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُشْرِك۪ينَ ٤٢
Mushaf
Okunuş
42Ḳul sîrû fi-lʾarḍi fenżurû keyfe kâne ʿâḳibetü-lleẕîne min ḳabl. kâne ekŝeruhüm müşrikîn.
Türkçe Meal
42De ki:
– Gezip dolaşın yeryüzünü de sizden öncekilerin akıbeti nasıl olmuş bir bakın! Onların çoğu Allah’a ortak koşan müşrikler idi.
Ayet 43–45
3 ayetRum 43
Rum 44
Rum 45
فَاَقِمْ وَجْهَكَ لِلدّ۪ينِ الْقَيِّمِ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَاْتِيَ يَوْمٌ لَا مَرَدَّ لَهُ مِنَ اللّٰهِ يَوْمَئِذٍ يَصَّدَّعُونَ ٤٣ مَنْ كَفَرَ فَعَلَيْهِ كُفْرُهُۚ وَمَنْ عَمِلَ صَالِحًا فَلِاَنْفُسِهِمْ يَمْهَدُونَۙ ٤٤ لِيَجْزِيَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْ فَضْلِه۪ۜ اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْكَافِر۪ينَ ٤٥
Mushaf
Okunuş
43Feeḳim vecheke lildîni-lḳayyimi min ḳabli ey yeʾtiye yevmül lâ meradde lehû mine-llâhi yevmeiẕiy yeṣṣaddeʿûn.
44Men kefera feʿaleyhi küfruh. vemen ʿamile ṣâliḥan felienfüsihim yemhedûn.
45Liyecziye-lleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti min faḍlih. innehû lâ yüḥibbü-lkâfirîn.
Türkçe Meal
43O halde sen, gerçekleşmesini Allah’tan başka kimsenin engelleyemeyeceği o dehşetli gün gelmezden önce tüm varlığınla bu sapasağlam dine yönel. İşte o gün insanlar bölük bölük ayrılacaklar.
44Kim gerçekleri örtbas ederse bu küfrünün cezasını çekecektir ama kim de iyi ve güzel işler ortaya koyarsa işte onlar kendileri için çok güzel bir gelecek hazırlamış olurlar.
45Zira Allah iman edip, iyi ve güzel işler ortaya koyanları lütuf ve keremiyle ödüllendirecektir. Şu da bir gerçek ki Allah kâfirleri hiç sevmez.
Ayet 46
1 ayetRum 46
وَمِنْ اٰيَاتِه۪ٓ اَنْ يُرْسِلَ الرِّيَاحَ مُبَشِّرَاتٍ وَلِيُذ۪يقَكُمْ مِنْ رَحْمَتِه۪ وَلِتَجْرِيَ الْفُلْكُ بِاَمْرِه۪ وَلِتَبْتَغُوا مِنْ فَضْلِه۪ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ٤٦
Mushaf
Okunuş
46Vemin âyâtihî ey yürsile-rriyâḥa mübeşşirâtiv veliyüẕîḳaküm mir raḥmetihî velitecriye-lfülkü biemrihî velitebtegû min faḍlihî veleʿalleküm teşkürûn.
Türkçe Meal
46Yağmurun müjdecisi olarak rüzgârları göndermesi böylece size rahmetinden tattırması, koyduğu yasa ile gemileri yüzdürmesi bu sayede ticaret yaparak onun lütfundan payınızı aramanız O’nun delillerindendir. Umulur ki bütün bu nimetlerin hakkını verir de şükredersiniz.
Ayet 47
1 ayetRum 47
وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ رُسُلًا اِلٰى قَوْمِهِمْ فَجَٓاؤُ۫هُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَانْتَقَمْنَا مِنَ الَّذ۪ينَ اَجْرَمُواۜ وَكَانَ حَقًّا عَلَيْنَا نَصْرُ الْمُؤْمِن۪ينَ ٤٧
Mushaf
Okunuş
47Veleḳad erselnâ min ḳablike rusülen ilâ ḳavmihim fecâûhüm bilbeyyinâti fenteḳamnâ mine-lleẕîne ecramû. vekâne ḥaḳḳan ʿaleynâ naṣru-lmüʾminîn.
Türkçe Meal
47Andolsun ki biz senden önce de nice elçileri kendi toplumlarına göndermiştik ve onlara hakikatin apaçık belgeleri olan hakkı getirmişlerdi. Sonunda da suç ve günahta direnenlere yaptıklarının acısını tattırdık. Zira müminlere yardım etmek bize bir borçtur.
İlgili ayetler
Ayet 48–49
2 ayetRum 48
Rum 49
اَللّٰهُ الَّذ۪ي يُرْسِلُ الرِّيَاحَ فَتُث۪يرُ سَحَابًا فَيَبْسُطُهُ فِي السَّمَٓاءِ كَيْفَ يَشَٓاءُ وَيَجْعَلُهُ كِسَفًا فَتَرَى الْوَدْقَ يَخْرُجُ مِنْ خِلَالِه۪ۚ فَاِذَٓا اَصَابَ بِه۪ مَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِه۪ٓ اِذَا هُمْ يَسْتَبْشِرُونَ ٤٨ وَاِنْ كَانُوا مِنْ قَبْلِ اَنْ يُنَزَّلَ عَلَيْهِمْ مِنْ قَبْلِه۪ لَمُبْلِس۪ينَ ٤٩
Mushaf
Okunuş
48Allâhü-lleẕî yürsilü-rriyâḥa fetüŝîru seḥâben feyebsüṭuhû fi-ssemâi keyfe yeşâü veyecʿalühû kisefen fetere-lvedḳa yaḫrucü min ḫilâlih. feiẕâ eṣâbe bihî mey yeşâü min ʿibâdihî iẕâ hüm yestebşirûn.
49Vein kânû min ḳabli ey yünezzele ʿaleyhim min ḳablihî lemüblisîn.
Türkçe Meal
48Allah O’dur ki rüzgârları bir elçi gibi göndererek bulutları harekete geçirir, sonra o bulutları gökte istediği gibi yayar ve parça parça eder, derken sen bu bulutların aralarından yağmurun boşaldığını görürsün; Allah kullarından dilediğinin topraklarına bu yağmuru indirdiği zaman onlar nasıl da sevinirler!
49Hâlbuki onlar yağmur yağmadan önce tam bir çaresizlik ve ümitsizlik içinde idiler.
Ayet 50
1 ayetRum 50
فَانْظُرْ اِلٰٓى اٰثَارِ رَحْمَتِ اللّٰهِ كَيْفَ يُحْيِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَاۜ اِنَّ ذٰلِكَ لَمُحْيِ الْمَوْتٰىۚ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ٥٠
Mushaf
Okunuş
50Fenżur ilâ âŝeri raḥmeti-llâhi keyfe yuḥyi-lʾarḍa baʿde mevtihâ. inne ẕâlike lemuḥyi-lmevtâ. vehüve ʿalâ külli şeyʾin ḳadîr.
Türkçe Meal
50Öyleyse Allah’ın yağdırdığı yağmurun yaptığı işlere bir bak. O, ölü toprağı nasıl da canlandırıyor? Hiç şüphesiz Allah ölüleri de böyle diriltecektir. Zira Allah her şeye ölçü koyandır.
Ayet 51
1 ayetRum 51
وَلَئِنْ اَرْسَلْنَا ر۪يحًا فَرَاَوْهُ مُصْفَرًّا لَظَلُّوا مِنْ بَعْدِه۪ يَكْفُرُونَ ٥١
Mushaf
Okunuş
51Velein erselnâ rîḥan feraevhü muṣferral leżallû mim baʿdihî yekfürûn.
Türkçe Meal
51Ama eğer biz kavurucu bir rüzgâr göndersek de onlarda ekinlerinin sararıp solduğunu görseler onun ardından hemen nankörlük etmeye koyulurlar.
İlgili ayetler
Ayet 52–53
2 ayetRum 52
Rum 53
فَاِنَّكَ لَا تُسْمِعُ الْمَوْتٰى وَلَا تُسْمِعُ الصُّمَّ الدُّعَٓاءَ اِذَا وَلَّوْا مُدْبِر۪ينَ ٥٢ وَمَٓا اَنْتَ بِهَادِ الْعُمْيِ عَنْ ضَلَالَتِهِمْۜ اِنْ تُسْمِعُ اِلَّا مَنْ يُؤْمِنُ بِاٰيَاتِنَا فَهُمْ مُسْلِمُونَ۟ ٥٣
Mushaf
Okunuş
52Feinneke lâ tüsmiʿu-lmevtâ velâ tüsmiʿu-ṣṣumme-ddüʿâe iẕâ vellev müdbirîn.
53Vemâ ente bihâdi-lʿumyi ʿan ḍalâletihim. in tüsmiʿu illâ mey yüʾminü biâyâtinâ fehüm müslimûn.
Türkçe Meal
52– Şu bir gerçek ki; sen bu mesajı ölülere duyuramazsın, bir de arkasını dönüp giden sağırlara da çağrını işittiremezsin.
53Bir de sen hakikate karşı körleşmiş olanları sapıklıktan kurtarıp doğru yola yöneltemezsin. Sen ancak bizim ayetlerimize inanıp güvenen müminlere davetini duyurabilirsin işte Müslüman olanlar bunlardır.
Ayet 54
1 ayetRum 54
اَللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَكُمْ مِنْ ضَعْفٍ ثُمَّ جَعَلَ مِنْ بَعْدِ ضَعْفٍ قُوَّةً ثُمَّ جَعَلَ مِنْ بَعْدِ قُوَّةٍ ضَعْفًا وَشَيْبَةًۜ يَخْلُقُ مَا يَشَٓاءُۚ وَهُوَ الْعَل۪يمُ الْقَد۪يرُ ٥٤
Mushaf
Okunuş
54Allâhü-lleẕî ḫaleḳaküm min ḍaʿfin ŝümme ceʿale mim baʿdi ḍaʿfin ḳuvveten ŝümme ceʿale mim baʿdi ḳuvvetin ḍaʿfev veşeybeh. yaḫlüḳu mâ yeşâʾ. vehüve-lʿalîmü-lḳadîr.
Türkçe Meal
54Sizi ilkin zayıf ve güçsüz bir varlık olarak yaratan, sonra bu güçsüzlüğün ve zayıflığın ardından size gençlikte güç ve kuvvet veren, bu güçlü ve kuvvetli dönemin ardından sizi tekrar acizliğe ve ihtiyarlığa duçar eden Allah’tır. Zira O, yarattığını dilediği düzene uygun olarak yaratır. O her türlü yaratmayı bilendir ve belirli bir ölçüde yaratandır.
İlgili ayetler
Ayet 55–57
3 ayetRum 55
Rum 56
Rum 57
وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ يُقْسِمُ الْمُجْرِمُونَۙ مَا لَبِثُوا غَيْرَ سَاعَةٍۜ كَذٰلِكَ كَانُوا يُؤْفَكُونَ ٥٥ وَقَالَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ وَالْا۪يمَانَ لَقَدْ لَبِثْتُمْ ف۪ي كِتَابِ اللّٰهِ اِلٰى يَوْمِ الْبَعْثِۘ فَهٰذَا يَوْمُ الْبَعْثِ وَلٰكِنَّكُمْ كُنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ ٥٦ فَيَوْمَئِذٍ لَا يَنْفَعُ الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا مَعْذِرَتُهُمْ وَلَا هُمْ يُسْتَعْتَبُونَ ٥٧
Mushaf
Okunuş
55Veyevme teḳûmü-ssâʿatü yuḳsimü-lmücrimûne mâ lebiŝû gayra sâʿah. keẕâlike kânû yüʾfekûn.
56Veḳâle-lleẕîne ûtü-lʿilme velʾîmâne leḳad lebiŝtüm fî kitâbi-llâhi ilâ yevmi-lbaʿŝ. fehâẕâ yevmü-lbaʿŝi velâkinneküm küntüm lâ taʿlemûn.
57Feyevmeiẕil lâ yenfeʿu-lleẕîne żalemû maʿẕiratühüm velâ hüm yüstaʿtebûn.
Türkçe Meal
55Ve son saatin gelip çattığı o gün suça batmış olanlar dünyada bir saatten fazla kalmadıklarına dair yemin ederler. İşte onlar dünyadayken de hakikati böyle çarpıtırlardı.
56Dünyadayken hakikatin bilgisi ve iman ile donanmış olanlar:
– Şu bir gerçek ki siz, dünyada yeniden diriliş gününe kadar Allah’ın yasası uyarınca bir süre yaşadınız, işte bu gün de yeniden diriliş günüdür, fakat siz bu hakikati hep bilmezden geldiniz, derler.
57İşte o gün, kendilerine zulmedip yazık edenlere ne sunacakları mazeret fayda verir ne de Allah’ı hoşnut etmek için yeni bir imkân isteklerine cevap verilir.
Ayet 58–59
2 ayetRum 58
Rum 59
وَلَقَدْ ضَرَبْنَا لِلنَّاسِ ف۪ي هٰذَا الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ مَثَلٍۜ وَلَئِنْ جِئْتَهُمْ بِاٰيَةٍ لَيَقُولَنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا مُبْطِلُونَ ٥٨ كَذٰلِكَ يَطْبَعُ اللّٰهُ عَلٰى قُلُوبِ الَّذ۪ينَ لَا يَعْلَمُونَ ٥٩
Mushaf
Okunuş
58Veleḳad ḍarabnâ linnâsi fî hâẕe-lḳurʾâni min külli meŝel. velein ciʾtehüm biâyetil leyeḳûlenne-lleẕîne keferû in entüm illâ mübṭilûn.
59Keẕâlike yaṭbeʿu-llâhü ʿalâ ḳulûbi-lleẕîne lâ yaʿlemûn.
Türkçe Meal
58Andolsun ki biz bu Kuran’da insanlara her türlü örneği vererek uyardık. Artık sen onlara bir ayet getirsen bile, gerçeği örtbas eden kâfirler:
– Siz hep boş ve asılsız şeylerle uğraşıyorsunuz derler.
59İşte Allah’ın, hakikatini anlamamakta ısrar edenler kalplerini mühürlemişlerdir.
Ayet 60
1 ayetRum 60
فَاصْبِرْ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ وَلَا يَسْتَخِفَّنَّكَ الَّذ۪ينَ لَا يُوقِنُونَ ٦٠
Mushaf
Okunuş
60Faṣbir inne vaʿde-llâhi ḥaḳḳuv velâ yesteḫiffenneke-lleẕîne lâ yûḳinûn.
Türkçe Meal
60Öyleyse sen, davanda sabret, kuşkusuz Allah’ın verdiği yardım ve zafer sözü mutlaka gerçekleşecektir. Yürekten inanmayanlar sakın seni fevri/kötü düşünce ve davranışa sürüklemesinler.
İlgili ayetler
Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır.
Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.
Nüzul sırasına göre bu sûreden önce İnşikâk, sonra Ankebut indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla