Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ الرُّومِ مَكِّيَّةٌ آيَاتُهَا ٦٠

Rum Sûresi Meali

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça
Sûre hakkındaAdı · Nüzul Zamanı · Tarihsel Arka-Plan

Adı: Sure, Rum adını, içinde “ğulibet’ir-Rum” ifadesi geçen ikinci ayetten alır.

Nüzul Zamanı: Bu surenin nüzul zamanı, surenin başlangıcında değinilen tarihsel olaylar gözönünde bulundurularak tespit edilebilir. Surede “Rumlar en yakın bir yerde yenildiler” denilmektedir. O günlerde Arabistan’a yakın Bizans yönetimindeki ülkeler Ürdün, Suriye ve Filistin’di ve bu ülkelerde MS. 615’de Bizanslılar İranlılar’a yenilmişlerdi. O halde büyük bir kesinlikle bu surenin o yıl nazil olduğu söylenebilir ki, bu Habeşistan’a hicret edildiği yıldı.

Tarihsel Arka-Plan: Bu surenin ilk ayetlerinde verilen gaybi bilgiler, Kur’an’ın Allah kelamı ve Hz. Muhammed’in (s.a) Allah’ın Rasûlü olduğunun apaçık delilleridir. Şimdi bu ayetlerle ilgili tarihsel arka-plana bir göz atalım.

Hz. Muhammed’in (s.a) peygamber olarak ortaya çıkışından sekiz yıl önce Phokas, Bizans İmparator’u Maurice’i tahtından indirip onun yerine kendisini İmparator ilan etti. Phokas, ilk önce İmparatorun beş oğlunu onun gözleri önünde öldürttü, daha sonra İmparatoru da öldürttü ve başlarını Konstantinopol (İstanbul) caddelerinde dolaştırdı. Bundan birkaç gün sonra da İmparatoriçe ve üç kızını öldürttü.

Bu olay, İran’ın Sasani Kralı Hüsrev Perviz’e, Bizans’a saldırması için iyi bir fırsat vermiş oldu. Çünkü İmparator Maurice, Hüsrev’in dostuydu, Hüsrev onun yardım ve desteğiyle tahta geçmişti. Bu nedenle Kral Hüsrev, tahtı gaspeden Phokas’tan manevî babasının ve onun çocuklarının intikamını alacağını ilan etti. Bunun üzerine MS. 603’de Bizans’a karşı savaş açtı. Ve birkaç yıl içinde Phokas’ın ordularını peşpeşe yenilgiye uğratarak bir taraftan Anadolu’da Edessa’ya (bugünkü Urfa), diğer taraftan Suriye’de Halep ve Antakya’ya kadar ilerledi. Bizanslı yöneticiler Phokas’ın ülkeyi kurtaramayacağını görünce, Afrika valisinden yardım istediler. O da oğlu Herakliyus’u kuvvetli bir ordu ile Konstantinopol’a gönderdi. Phokas hemen tahttan indirildi ve Herakliyus imparator ilan edildi. Herakliyus, Phokas’a aynen onun eski İmparator Maurice’e davrandığı gibi davrandı. Bu olay, Hz. Muhammed’e (s.a) peygamberliğin geldiği MS. 610 yılında vuku buldu.

Hüsrev Perviz’in savaş açma sebebi, Phokas tahttan indirilip öldürüldükten sonra artık geçerli değildi. Eğer bu savaşın asıl sebebi dostunu öldürdüğü için Phokas’tan intikam almak olsaydı, Hüsrev, Phokas’ın ölümünden sonra yeni İmparatorla anlaşma yapardı. Fakat o savaşa devam etti ve savaşa Mecusilik (ateşperestlik) ve Hıristiyanlık arasındaki bir anlaşmazlık niteliği kazandırdı. Yıllardan beri resmi kilise yetkilileri tarafından afaroz edilen ve zulmedilen (Nasturî ve Yakubî gibi) Hıristiyan mezhepleri de Mecusileri desteklediler. Yahudiler de onlarla birlik oldu. Hatta Hüsrev’in ordusundaki Yahudilerin sayısı 26.000’e ulaşıyordu.

Herakliyus bu güçlü saldırıyı durduramadı. Tahta geçtikten sonra doğudan aldığı ilk haber, Antakya’nın İranlılar tarafından işgal edildiği oldu. Bundan sonra MS. 613’de Şam düştü. MS. 614’de Kudüs’e giren İranlılar Hıristiyan dünyasını da yerle bir ettiler. Doksanbin Hıristiyan öldürülmüş ve Mescid-i Aksa tahrip edilmişti. Hıristiyan inancına göre Hz. İsa’nın (a.s) üzerinde öldürüldüğü kutsal haç yerinden sökülmüş ve Medyen’e taşınmıştı. Baş rahip Zekeriya esir alınmış, şehrin bütün önemli kiliseleri yerle bir edilmişti. Hüsrev Perviz’in bu zafer nedeniyle nasıl böbürlendiği, Kudüs’ten Herakliyus’a yazdığı bir mektuptan anlaşılabilir: “Bütün tanrıların en büyüğü ve tüm dünyanın hakimi Hüsrev’den onun zavallı ve aptal kuluna: “Sen rabbine güvenip, dayandığını söylüyorsun. O halde rabbin neden Kudüs’ü benden kurtarmadı?”

Bu başarıdan sonra bir yıl içinde İran orduları, Ürdün, Filistin ve tüm Sina Yarımadası’nı geçip Mısır sınırlarına ulaştılar. O günlerde Mekke’de daha büyük tarihî sonuçlara yol açacak başka bir çatışma devam ediyordu.

Bir tek Allah’a inananlar, Hz. Muhammed’in (a.s) önderliğinde, Kureyş’in ileri gelenlerinin yönetimindeki müşriklere karşı varolma savaşı veriyorlardı. MS. 615 yılında bu savaş öyle bir dereceye ulaşmıştı ki, müslümanlardan oldukça büyük bir grup, yurtlarını terkedip o günlerde Bizans’ın müttefiki olan Hıristiyan Habeş Krallığına sığınmak zorunda kalmıştı. O günlerde Sasanilerin Bizanslılara karşı zafer kazanması, Mekke’de çok konuşulan bir konu idi. Müşrikler bu olaya çok seviniyor ve müminlerle şöyle alay ediyorlardı: “Bakın, İran’ın ateşperestleri zafer kazanıyor ve vahye, peygamberliğe inanan Hıristiyanların kökü kurutuluyor. Aynı şekilde biz de Arabistan putperestleri olarak sizi ve dininizi kökten yok edeceğiz.”

Bu sure nazil olduğunda şartlar böyleydi ve surede şöyle bir gaybî haber veriliyordu: “Rumlar en yakın bir yerde yenildiler, fakat bu yenilgiden kısa bir süre sonra zafere ulaşacaklardır. İşte o gün müminler Allah’ın lütfettiği zafere sevineceklerdir.” Burada bir değil iki gaybî haber verilmektedir. Birincisi Rumlar zafer kazanacaklar, ikincisi aynı zamanda müslümanlar da bir zafer kazanacaklardır. Görünür şartlar dahilinde bu iki müjdenin de gerçekleşmesi imkansız gibiydi. Bir taraftan Mekke’de ezilen, işkence gören bir avuç müslüman vardı ve bu müjdeden sonra sekiz yıl boyunca bile müminlerin zafer kazanma şansları yokmuş gibi görünüyordu. Diğer taraftan Rumlar her geçen gün toprak kaybediyorlardı. MS. 619’da Mısır’ın tamamı Sasanilerin eline geçmiş ve Mecusi orduları Trablusgarb’a kadar ulaşmışlardı. Anadolu’da Rumları Boğaziçi’ne dek sürmüşler ve MS. 617’de Konstantinopol’un tam karşısındaki bölgeyi (bugünkü Kadıköy) ele geçirmişlerdi. İmparator bunun üzerine Hüsrev’e bütün şartları kabul etmek üzere bir barış yapmaya hazır olduğunu bildiren bir elçi gönderdi. Fakat Hüsrev şu cevabı verdi: “İmparator, zincirlenmiş halde önüme getirilmedikçe ve çarmıha gerilmiş tanrısından vazgeçip ateş tanrısına tapmadıkça ona eman vermeyeceğim.” Bu yenilgiden çok üzüntü duyan imparator en sonunda Konstantinopol’den Kartaca’ya (bugünkü Tunus) gitmeye karar verdi. Kısacası, İngiliz tarihçi Gibbon’un da dediği gibi, Kur’an’ın bu müjdeyi vermesinden sekiz yıl sonra bile hiç kimse, Bizans imparatorluğu’nun tekrar İran’ı yenilgiye uğratacağını hayal bile edemezdi. Hatta değil İran’ı yenmek, hiç kimse bu şartlar altında İmparatorluğun hayatını idame ettirebileceğine ihtimal vermiyordu.

Bu ayetler nazil olduğunda, Mekkeli müşrikler bunlarla çok alay ettiler ve Ubeyy bin Halef, Hz. Ebu Bekir’le (r.a) Romalılar üç sene içinde zafer kazanması şartıyla on deve üzerinde bahse tutuştu.

Hz. Peygamber (s.a) bu bahsi duyunca şöyle dedi: “Kur’an, Bid’i Sinin- ifadesini kullanıyor. Arapça “Bid” kelimesi, ona kadar olan sayıları kapsar. O halde bahsi on seneye, develerin miktarını da yüze çıkarın.” Bunun üzerine Hz. Ebu Bekir (r.a), Ubeyy’le tekrar konuştu ve bahis on yıl ve yüz deve üzerinden yapıldı.

MS. 622’de Hz. Peygamber (s.a) Medine’ye Hicret ettiğinde, İmparator Herakliyus gizlice Konstantinopol’dan ayrılıp Trabzon’a, oradan da Karadeniz’e gitti ve İran’a arkadan saldırma hazırlıklarına girişti. Bunun için Kilise’den para yardımı istedi. Papa Sergius ona Hıristiyanlığı, Ateşperestliğe karşı koruması için Kilise hazinesinden faizle borç para verdi. Heraklius karşı saldırısına M.S 623’de başladı. Ertesi yıl MS. 624’de Azerbeycan’a girdi ve Zerdüşt’ün doğum yeri olan Cloromia’yı yerle bir edip İran’ın en önemli ateş tapınağını yıktı. Allah’ın kudreti ne kadar da büyük! Aynı yıl müslümanlar da Bedir’de müşriklere karşı ilk defa zafer kazandılar. Böylece Rum Suresi’nde verilen iki gaybî haber de on yıl içinde gerçekleşmiş oldu.

Bizans kuvvetleri İranlıları püskürtmeye devam ettiler ve Ninova’daki çarpışmada (MS. 627) onlara en büyük darbeyi vurdular. “Dastagerd”i ele geçirip, o günlerde İran’ın başkenti olan “Ctesiphon” taraflarına kadar ulaştı. MS. 628’de bir iç ihtilâlde Hüsrev Perviz hapsedildi, on sekiz oğlu gözleri önünde öldürüldü ve birkaç gün sonra da kendisi hapishanede öldü. Bu, Kur’an’ın “büyük zafer” diye ifade ettiği Hudeybiye Anlaşmasının imzalandığı yıldı. Aynı yıl Hüsrev’in oğlu II. Kubâd, işgal edilen Rum topraklarından çekildi. Hakiki çarmıh’ı (Hıristiyanlara göre Hz. İsa’nın (a.s) üzerinde öldürüldüğü çarmıh) restore edip monte etmek üzere Kudüs’e gitti ve aynı yıl Hz. Muhammed (s.a), Hicret’ten sonra ilk defa “Umret’ül-kaza” yapmak için, Mekke’ye girdi.

Bundan sonra artık Kur’an’ın önceden bildirdiği gaybî haberlerden kimse şüphe edemezdi. Bu olay birçok Arap putperestin İslâm’ı kabul etmesine neden oldu. Ubeyy bin Halef’in varisleri bahsi kaybetmişlerdi ve Hz. Ebu Bekir’e yüz deve vermek zorundaydılar. Hz. Ebu Bekir, bahisten kazandığı develeri Hz. Peygamber’e getirdi. Hz. Peygamber (s.a), bahsin henüz kumar ve şans oyunlarının yasaklanmadığı bir dönemde yapıldığını, fakat şimdi bunlar yasaklandığı için develerin sadaka olarak verilmesi gerektiğini söyledi. Bu nedenle cedelci kafirlerle girilmiş olan bahisten elde edilen malın alınması kabul edilmiştir, fakat elde edilenin kişisel harcamalarda kullanılmayıp sadaka olarak harcanması konusunda da talimat verilmiştir.

Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Ayet 1

1 ayet

Rum 1

الٓمٓ۠ ۝١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Elif-lâm-mîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

1Elif Lâm Mîm.

İlgili ayetler

Ayet 2–6

5 ayet

Rum 2

Rum 3

Rum 4

Rum 5

Rum 6

غُلِبَتِ الرُّومُۙ ۝٢ ف۪ٓي اَدْنَى الْاَرْضِ وَهُمْ مِنْ بَعْدِ غَلَبِهِمْ سَيَغْلِبُونَۙ ۝٣ ف۪ي بِضْعِ سِن۪ينَۜ لِلّٰهِ الْاَمْرُ مِنْ قَبْلُ وَمِنْ بَعْدُۜ وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَۙ ۝٤ بِنَصْرِ اللّٰهِۜ يَنْصُرُ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الرَّح۪يمُ ۝٥ وَعْدَ اللّٰهِۜ لَا يُخْلِفُ اللّٰهُ وَعْدَهُ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ ۝٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

2Gulibeti-rrûm.

Okunuş

3Fî edne-lʾarḍi vehüm mim baʿdi galebihim seyaglibûn.

Okunuş

4Fî biḍʿi sinîn. lillâhi-lʾemru min ḳablü vemim baʿd. veyevmeiẕiy yefraḥu-lmüʾminûn.

Okunuş

5Binaṣri-llâh. yenṣuru mey yeşâʾ. vehüve-lʿazîzü-rraḥîm.

Okunuş

6Vaʿde-llâh. lâ yuḫlifü-llâhü vaʿdehû velâkinne ekŝera-nnâsi lâ yaʿlemûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

2Rumlar yenilgiye uğradılar.

Türkçe Meal

3Size yakın bir bölgede. Ama bu yenilginin ardından çok yakında galip gelecekler.

Türkçe Meal

4Beş on yıl içinde. Çünkü önünde sonunda emir Allah’ındır. İşte o gün, müminler de sevinecekler.

Türkçe Meal

5Allah’ın lütfu olan zaferle. Unutmayın ki Allah, hak edene yardım eder. Zira O, dilediğini galip getirmeye gücü yetendir ve sonsuz bir merhamet sahibidir.

Türkçe Meal

6Bu Allah’ın bir vaadidir. Zira Allah, vaadinden asla dönmez. Fakat insanların çoğu bu gerçeği bilmezler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

2Âl-i İmran 12

İlgili ayetler

3Tâhâ 113

İlgili ayetler

4En’am 67Sâd 88

Ayet 7–8

2 ayet

Rum 7

Rum 8

يَعْلَمُونَ ظَاهِرًا مِنَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۚ وَهُمْ عَنِ الْاٰخِرَةِ هُمْ غَافِلُونَ ۝٧ اَوَلَمْ يَتَفَكَّرُوا ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ۠ مَا خَلَقَ اللّٰهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَٓا اِلَّا بِالْحَقِّ وَاَجَلٍ مُسَمًّىۜ وَاِنَّ كَث۪يرًا مِنَ النَّاسِ بِلِقَٓائِ۬ رَبِّهِمْ لَكَافِرُونَ ۝٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

7Yaʿlemûne żâhiram mine-lḥayâti-ddünyâ. vehüm ʿani-lʾâḫirati hüm gâfilûn.

Okunuş

8Evelem yetefekkerû fî enfüsihim. mâ ḫaleḳa-llâhü-ssemâvâti velʾarḍa vemâ beynehümâ illâ bilḥaḳḳi veecelim müsemmâ. veinne keŝîram mine-nnâsi biliḳâi rabbihim lekâfirûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

7Onlar, dünya hayatının sadece görünen dış yüzünü bilirler ve onlar, ahiretteki hayattan büsbütün gafillerdir.

Türkçe Meal

8Peki onlar kendi iç dünyalarında, Allah’ın gökleri, yeri ve ikisinin arasındaki her şeyi sadece gerçek bir amaç ve belirli bir süreliğine yarattığını hiç düşünmüyorlar mı? Ne var ki insanların çoğu, hesap vermek için Rablerinin huzuruna çıkacaklarına inanmıyorlar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

7Kaf 22Hadîd 20

İlgili ayetler

8İbrahim 19Ahkaf 3

Ayet 9–10

2 ayet

Rum 9

Rum 10

اَوَلَمْ يَس۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَيَنْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ كَانُٓوا اَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَاَثَارُوا الْاَرْضَ وَعَمَرُوهَٓا اَكْثَرَ مِمَّا عَمَرُوهَا وَجَٓاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِۜ فَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلٰكِنْ كَانُٓوا اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَۜ ۝٩ ثُمَّ كَانَ عَاقِبَةَ الَّذ۪ينَ اَسَٓاؤُا السُّٓوآٰى اَنْ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَكَانُوا بِهَا يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟ ۝١٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

9Evelem yesîrû fi-lʾarḍi feyenżurû keyfe kâne ʿâḳibetü-lleẕîne min ḳablihim. kânû eşedde minhüm ḳuvvetev veeŝârü-lʾarḍa veʿamerûhâ ekŝera mimmâ ʿamerûhâ vecâethüm rusülühüm bilbeyyinât. femâ kâne-llâhü liyażlimehüm velâkin kânû enfüsehüm yażlimûn.

Okunuş

10Ŝümme kâne ʿâḳibete-lleẕîne esâü-ssûâ en keẕẕebû biâyâti-llâhi vekânû bihâ yestehziûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

9Ayrıca onlar bu topraklarda hiç gezip dolaşarak kendilerinden önceki kimselerin sonlarının ne olduğuna bakıp ibret almıyorlar mı? Oysa onlar, kendilerinden daha güçlü idiler, onlardan daha derin izler bırakmışlar ve o memleketleri berikilerden daha fazla mamur ve müreffeh bir hale getirmişlerdi, üstelik elçileri onlara hakikatin apaçık belgeleriyle gelmişlerdi. Neticede onlara haksızlık yapan Allah değildi ama onlar kendi kendilerine zulmedip yazık ediyorlardı.

Türkçe Meal

10Sonuçta, Allah’ın ayetleri karşısında yalana sarılan ve onları hafife alıp alay konusu yaparak kötülük edenlerin akıbeti beterin de beteri oldu.

İlgili ayetler

Ayet 11

1 ayet

Rum 11

اَللّٰهُ يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُع۪يدُهُ ثُمَّ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ۝١١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

11Allâhü yebdeü-lḫalḳa ŝümme yüʿîdühû ŝümme ileyhi türceʿûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

11Allah, insan neslini ilk yaratmaya başladığı gibi sonra bunu tekrarlayacak ve en sonunda da O’na döndürüleceksiniz.

İlgili ayetler

Ayet 12–18

7 ayet

Rum 12

Rum 13

Rum 14

Rum 15

Rum 16

Rum 17

Rum 18

وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ يُبْلِسُ الْمُجْرِمُونَ ۝١٢ وَلَمْ يَكُنْ لَهُمْ مِنْ شُرَكَٓائِهِمْ شُفَعٰٓؤُ۬ا وَكَانُوا بِشُرَكَٓائِهِمْ كَافِر۪ينَ ۝١٣ وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ يَوْمَئِذٍ يَتَفَرَّقُونَ ۝١٤ فَاَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَهُمْ ف۪ي رَوْضَةٍ يُحْبَرُونَ ۝١٥ وَاَمَّا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَلِقَٓائِ الْاٰخِرَةِ فَاُو۬لٰٓئِكَ فِي الْعَذَابِ مُحْضَرُونَ ۝١٦ فَسُبْحَانَ اللّٰهِ ح۪ينَ تُمْسُونَ وَح۪ينَ تُصْبِحُونَ ۝١٧ وَلَهُ الْحَمْدُ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَعَشِيًّا وَح۪ينَ تُظْهِرُونَ ۝١٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

12Veyevme teḳûmü-ssâʿatü yüblisü-lmücrimûn.

Okunuş

13Velem yekül lehüm min şürakâihim şüfʿâü vekânû bişürakâihim kâfirîn.

Okunuş

14Veyevme teḳûmü-ssâʿatü yevmeiẕiy yeteferraḳûn.

Okunuş

15Feemme-lleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti fehüm fî ravḍatey yuḥberûn.

Okunuş

16Veemme-lleẕîne keferû vekeẕẕebû biâyâtinâ veliḳâi-lʾâḫirati feülâike fi-lʿaẕâbi muḥḍarûn.

Okunuş

17Fesübḥâne-llâhi ḥîne tümsûne veḥîne tuṣbiḥûn.

Okunuş

18Velehü-lḥamdü fi-ssemâvâti velʾarḍi veʿaşiyyev veḥîne tużhirûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

12O saatin bu dünyanın sonunun geldiği gün, suçlular susup kalacaklar ve umutlarını büsbütün yitirecekler.

Türkçe Meal

13Zira Allah’a ortak koştukları onlara şefaatçi aracı olamayacak. Hâlbuki onlar ortak koştukları için kâfir olmuşlardı.

Türkçe Meal

14O saatin geldiği gün günahkârlar grup grup ayrılırlar.

Türkçe Meal

15İman edip imanına yaraşır güzellikte işler yapanlar, cennet bahçelerinde mutlu ve neşe içinde olacaklar.

Türkçe Meal

16Ama gerçeği örtbas ederek ayetlerimiz karşısında yalana sarılan ve ahiret buluşmasını hesaba katmayan kâfirler; işte onlar da azabın içinde, yaptıklarıyla yüzleşirler.

Türkçe Meal

17Akşama ulaştığınızda ve sabaha eriştiğinizde Allah’ı tespih edip yüceltin!

Türkçe Meal

18Göklerde ve yerde tüm övgüler O’na mahsustur o halde öğleyin ve ikindi vakitlerinde de O’nu tespih edip yüceltin.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

15Bakara 82Ahkaf 13Ahkaf 14

İlgili ayetler

17Hûd 114İsrâ 78

İlgili ayetler

18Tâhâ 130Kaf 39Kaf 40

Ayet 19–20

2 ayet

Rum 19

Rum 20

يُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ وَيُحْيِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَاۜ وَكَذٰلِكَ تُخْرَجُونَ۟ ۝١٩ وَمِنْ اٰيَاتِه۪ٓ اَنْ خَلَقَكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ اِذَٓا اَنْتُمْ بَشَرٌ تَنْتَشِرُونَ ۝٢٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

19Yuḫricü-lḥayye mine-lmeyyiti veyuḫricü-lmeyyite mine-lḥayyi veyuḥyi-lʾarḍa baʿde mevtihâ. vekeẕâlike tuḫracûn.

Okunuş

20Vemin âyâtihî en ḫaleḳaküm min türâbin ŝümme iẕâ entüm beşerun tenteşirûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

19O, ölüden diriyi meydana getirir, diriden de ölüyü meydana getirir. Ölü toprağa da hayat verir. İşte siz de bu şekilde diriltileceksiniz.

Türkçe Meal

20Sizi topraktan yaratmış olması O’nun kudret delillerindendir. Sonra siz, bir beşer olarak gelişip yayılıyorsunuz.

İlgili ayetler

Ayet 21

1 ayet

Rum 21

وَمِنْ اٰيَاتِه۪ٓ اَنْ خَلَقَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجًا لِتَسْكُنُٓوا اِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُمْ مَوَدَّةً وَرَحْمَةًۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ ۝٢١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

21Vemin âyâtihî en ḫaleḳa leküm min enfüsiküm ezvâcel liteskünû ileyhâ veceʿale beyneküm meveddetev veraḥmeh. inne fî ẕâlike leâyâtil liḳavmiy yetefekkerûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

21Yine O’nun ayetlerinden/delillerinden biri de kendileriyle huzur bulasınız diye size kendi türünüzden eşler yaratıp aranıza sevgi ve şefkati yerleştirmiş olmasıdır. İşte bütün bunlarda derinlemesine düşünebilen bir toplum için nice ayetler/ibretler vardır.

İlgili ayetler

Ayet 22

1 ayet

Rum 22

وَمِنْ اٰيَاتِه۪ خَلْقُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاخْتِلَافُ اَلْسِنَتِكُمْ وَاَلْوَانِكُمْۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِلْعَالِم۪ينَ ۝٢٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

22Vemin âyâtihî ḫalḳu-ssemâvâti velʾarḍi vaḫtilâfü elsinetiküm veelvâniküm. inne fî ẕâlike leâyâtil lilʾʿâlimîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

22Yine göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklılığı da O’nun ayetlerinden/ delillerinden biridir. İşte bunda hak ve hakikati idrak edenler için nice ayetler/ibretler vardır.

İlgili ayetler

Ayet 23

1 ayet

Rum 23

وَمِنْ اٰيَاتِه۪ مَنَامُكُمْ بِالَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَابْتِغَٓاؤُ۬كُمْ مِنْ فَضْلِه۪ۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَسْمَعُونَ ۝٢٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

23Vemin âyâtihî menâmüküm billeyli vennehâri vebtigâüküm min faḍlih. inne fî ẕâlike leâyâtil liḳavmiy yesmeʿûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

23Yine geceleyin uyuyabilmeniz ve gündüzün onun lütfundan payınızı arayabilmeniz de O’nun ayetlerinden/delillerindendir. İşte bunda hakikate kulak veren bir toplum için nice ayetler/ibretler vardır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

23Yunus 67Necm 39

Ayet 24

1 ayet

Rum 24

وَمِنْ اٰيَاتِه۪ يُر۪يكُمُ الْبَرْقَ خَوْفًا وَطَمَعًا وَيُنَزِّلُ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَيُحْي۪ بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَاۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ ۝٢٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

24Vemin âyâtihî yürîkümü-lberḳa ḫavfev veṭameʿav veyünezzilü mine-ssemâi mâen feyuḥyî bihi-lʾarḍa baʿde mevtihâ. inne fî ẕâlike leâyâtil liḳavmiy yaʿḳilûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

24Size korku ve ümidi bir arada yaşatmak için çakan şimşeği göstermesi, gökten su indirerek, onunla ölü/kurak toprağı canlandırması da O’nun ayetlerinden/delillerindendir. İşte bunda da aklını kullanabilen bir toplum için nice ayetler/ibretler vardır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

24Ra’d 13Rum 48Rum 50

Ayet 25

1 ayet

Rum 25

وَمِنْ اٰيَاتِه۪ٓ اَنْ تَقُومَ السَّمَٓاءُ وَالْاَرْضُ بِاَمْرِه۪ۜ ثُمَّ اِذَا دَعَاكُمْ دَعْوَةً مِنَ الْاَرْضِ اِذَٓا اَنْتُمْ تَخْرُجُونَ ۝٢٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

25Vemin âyâtihî en teḳûme-ssemâü velʾarḍu biemrih. ŝümme iẕâ deʿâküm daʿvetem mine-lʾarḍi iẕâ entüm tuḫracûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

25Ve koyduğu yasalar sayesinde göğün ve yerin bir düzen içinde konumlarını devam ettirmeleri de O’nun ayetlerinden/delillerindendir. En sonunda sizi yerden kalkmanız için bir kez davet edecek siz de hemen ortaya çıkacaksınız.

İlgili ayetler

Ayet 26

1 ayet

Rum 26

وَلَهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ كُلٌّ لَهُ قَانِتُونَ ۝٢٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

26Velehû men fi-ssemâvâti velʾarḍ. küllül lehû ḳânitûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

26Göklerde ve yerde bulunan her varlık Allah’a aittir. Zaten hepsi de O’nun hükümranlığı altındadır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

26İbrahim 2Necm 31Necm 32

Ayet 27

1 ayet

Rum 27

وَهُوَ الَّذ۪ي يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُع۪يدُهُ وَهُوَ اَهْوَنُ عَلَيْهِۜ وَلَهُ الْمَثَلُ الْاَعْلٰى فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ۟ ۝٢٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

27Vehüve-lleẕî yebdeü-lḫalḳa ŝümme yüʿîdühû vehüve ehvenü ʿaleyh. velehü-lmeŝelü-lʾaʿlâ fi-ssemâvâti velʾarḍ. vehüve-lʿazîzü-lḥakîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

27O’dur yaratmayı ilk başlatan ve sonra onu yeniden tekrarlayacak olan. Bu O’na çok kolaydır. Zira göklerde ve yerde en yüce sıfatlar O’nundur. O, mutlak üstün ve yüce olan ve her hükmü doğru olandır.

Ayet 28–29

2 ayet

Rum 28

Rum 29

ضَرَبَ لَكُمْ مَثَلًا مِنْ اَنْفُسِكُمْۜ هَلْ لَكُمْ مِنْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ مِنْ شُرَكَٓاءَ ف۪ي مَا رَزَقْنَاكُمْ فَاَنْتُمْ ف۪يهِ سَوَٓاءٌ تَخَافُونَهُمْ كَخ۪يفَتِكُمْ اَنْفُسَكُمْۜ كَذٰلِكَ نُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ ۝٢٨ بَلِ اتَّبَعَ الَّذ۪ينَ ظَلَمُٓوا اَهْوَٓاءَهُمْ بِغَيْرِ عِلْمٍۚ فَمَنْ يَهْد۪ي مَنْ اَضَلَّ اللّٰهُۜ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِر۪ينَ ۝٢٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

28Ḍarabe leküm meŝelem min enfüsiküm. hel leküm mim mâ meleket eymânüküm min şürakâe fî mâ razaḳnâküm feentüm fîhi sevâün teḫâfûnehüm keḫîfetiküm enfüseküm. keẕâlike nüfeṣṣilü-lʾâyâti liḳavmiy yaʿḳilûn.

Okunuş

29Beli-ttebeʿa-lleẕîne żalemû ehvâehüm bigayri ʿilmin. femey yehdî men eḍalle-llâh. vemâ lehüm min nâṣirîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

28Allah, size kendi hayatınızdan bir misal veriyor. Emriniz altında bulunanlara, size verdiğimiz servete ortaklar olarak görüp o serveti onlarla eşit olarak paylaşıp sizinle denk bir statüde olmasına razı olur musunuz? Kendiniz için duyduğunuz endişeyi onlar için de duyar mısınız? İşte biz, aklını kullanan bir toplum için ayetleri böyle açıklıyoruz.

Türkçe Meal

29Buna rağmen yanlışta ısrar eden zalimler körü körüne arzu ve tutkularına uymaktadırlar oysa Allah’ın sapıklığını onayladığı kimseyi kim doğru yola iletebilir? Böylelerine yardım edecek kimse de yoktur.

Ayet 30–32

3 ayet

Rum 30

Rum 31

Rum 32

فَاَقِمْ وَجْهَكَ لِلدّ۪ينِ حَن۪يفًاۜ فِطْرَةَ اللّٰهِ الَّت۪ي فَطَرَ النَّاسَ عَلَيْهَاۜ لَا تَبْد۪يلَ لِخَلْقِ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ الدّ۪ينُ الْقَيِّمُۗ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَۗ ۝٣٠ مُن۪يب۪ينَ اِلَيْهِ وَاتَّقُوهُ وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَلَا تَكُونُوا مِنَ الْمُشْرِك۪ينَۙ ۝٣١ مِنَ الَّذ۪ينَ فَرَّقُوا د۪ينَهُمْ وَكَانُوا شِيَعًاۜ كُلُّ حِزْبٍ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ ۝٣٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

30Feeḳim vecheke lildîni ḥanîfâ. fiṭrate-llâhi-lletî feṭara-nnâse ʿaleyhâ. lâ tebdîle liḫalḳi-llâh. ẕâlike-ddînü-lḳayyim. velâkinne ekŝera-nnâsi lâ yaʿlemûn.

Okunuş

31Münîbîne ileyhi vetteḳûhü veeḳîmu-ṣṣalâte velâ tekûnû mine-lmüşrikîn.

Okunuş

32Mine-lleẕîne ferraḳû dînehüm vekânû şiyeʿâ. küllü ḥizbim bimâ ledeyhim feriḥûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

30Öyleyse sen tüm benliğini Hanif/şirkten arınmış olarak Allah’ın insanlığın özüne nakşetmiş olduğu o dosdoğru dine çevir. Zira Allah’ın yarattığı saf yapıda hiçbir değişiklik olmayacaktır. İşte doğru ve sağlam din budur, fakat insanların çoğu bu gerçeği bilmezler.

Türkçe Meal

31Batılın her türlüsünden yüz çevirerek Allah’a yönelin, O’na karşı gelmekten sakının. Namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden olmayın.

Türkçe Meal

32O müşrikler ki dinlerini paramparça ederek çeşitli gruplara bölündüler. O grupların her biri kendi inancı ve görüşü ile övünür.

Ayet 33–36

4 ayet

Rum 33

Rum 34

Rum 35

Rum 36

وَاِذَا مَسَّ النَّاسَ ضُرٌّ دَعَوْا رَبَّهُمْ مُن۪يب۪ينَ اِلَيْهِ ثُمَّ اِذَٓا اَذَاقَهُمْ مِنْهُ رَحْمَةً اِذَا فَر۪يقٌ مِنْهُمْ بِرَبِّهِمْ يُشْرِكُونَۙ ۝٣٣ لِيَكْفُرُوا بِمَٓا اٰتَيْنَاهُمْۜ فَتَمَتَّعُوا۠ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ ۝٣٤ اَمْ اَنْزَلْنَا عَلَيْهِمْ سُلْطَانًا فَهُوَ يَتَكَلَّمُ بِمَا كَانُوا بِه۪ يُشْرِكُونَ ۝٣٥ وَاِذَٓا اَذَقْنَا النَّاسَ رَحْمَةً فَرِحُوا بِهَاۜ وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يهِمْ اِذَا هُمْ يَقْنَطُونَ ۝٣٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

33Veiẕâ messe-nnâse ḍurrun deʿav rabbehüm münîbîne ileyhi ŝümme iẕâ eẕâḳahüm minhü raḥmeten iẕâ ferîḳum minhüm birabbihim yüşrikûn.

Okunuş

34Liyekfürû bimâ âteynâhüm. fetemetteʿû. fesevfe taʿlemûn.

Okunuş

35Em enzelnâ ʿaleyhim sülṭânen fehüve yetekellemü bimâ kânû bihî yüşrikûn.

Okunuş

36Veiẕâ eẕaḳne-nnâse raḥmeten feriḥû bihâ. vein tüṣibhüm seyyietüm bimâ ḳaddemet eydîhim iẕâ hüm yaḳneṭûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

33İnsanların başına ne zaman bir sıkıntı gelse, hemen Rabblerine dönerek yalvarıp yakarırlar, sonra Allah onlara rahmetinden bir nebze tattırınca da, onlardan bir kısmı hemen başlarlar Rabblerine ortak koşmaya.

Türkçe Meal

34Onlar bizim kendilerine verdiğimiz nimetlere karşı nankörlük etmeye devam etsinler bakalım. Haydi, biraz daha hayat sürün nasıl olsa yakında gerçeği öğreneceksiniz!

Türkçe Meal

35Yoksa biz onlara Allah’a ortak koşmalarını tembihleyen bir ferman mı indirdik de bu yüzden şirk koşuyorlar?

Türkçe Meal

36Biz insanlara ne zaman bir nimet tattırsak onunla sevinip şımarırlar ve eğer kendi yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelecek olsa bir de bakmışsın ki ümitsizliğe düşüvermişler.

Ayet 37–38

2 ayet

Rum 37

Rum 38

اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّ اللّٰهَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَقْدِرُۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ ۝٣٧ فَاٰتِ ذَا الْقُرْبٰى حَقَّهُ وَالْمِسْك۪ينَ وَابْنَ السَّب۪يلِۜ ذٰلِكَ خَيْرٌ لِلَّذ۪ينَ يُر۪يدُونَ وَجْهَ اللّٰهِۘ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ ۝٣٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

37Evelem yerav enne-llâhe yebsüṭu-rrizḳa limey yeşâü veyaḳdir. inne fî ẕâlike leâyâtil liḳavmiy yüʾminûn.

Okunuş

38Feâti ẕe-lḳurbâ ḥaḳḳahû velmiskîne vebne-ssebîl. ẕâlike ḫayrul lilleẕîne yürîdûne veche-llâh. veülâike hümü-lmüfliḥûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

37Şimdi onlar, Allah’ın hak edene rızkı yayıp onu bir ölçüye göre verdiğini görmüyorlar mı? İşte bunda inanıp güvenenler için alınacak nice dersler vardır.

Türkçe Meal

38Öyleyse siz akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını vermeye bakın. Bilin ki, Allah’ın rızasını kazanmayı dileyenler için en hayırlı yol budur. İşte bunlar kurtuluşa erecek olanların ta kendileridir.

Ayet 39

1 ayet

Rum 39

وَمَٓا اٰتَيْتُمْ مِنْ رِبًا لِيَرْبُوَ۬ا ف۪ٓي اَمْوَالِ النَّاسِ فَلَا يَرْبُوا عِنْدَ اللّٰهِۚ وَمَٓا اٰتَيْتُمْ مِنْ زَكٰوةٍ تُر۪يدُونَ وَجْهَ اللّٰهِ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُضْعِفُونَ ۝٣٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

39Vemâ âteytüm mir ribel liyerbüve fî emvâli-nnâsi felâ yerbû ʿinde-llâh. vemâ âteytüm min zekâtin türîdûne veche-llâhi feülâike hümü-lmuḍʿifûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

39Bilin ki Riba/faiz ismi altında insanların mallarından daha fazlasını alırım diye mallarınızı veriyor ve haksız kazanç elde ediyorsunuz ama Allah katında asla artmaz ancak Allah’ın rızasını kazanmak için zekât verenler var ya işte onlar Allah katında ödüllerini kat be kat artıranlardır.

İlgili ayetler

Ayet 40

1 ayet

Rum 40

اَللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَكُمْ ثُمَّ رَزَقَكُمْ ثُمَّ يُم۪يتُكُمْ ثُمَّ يُحْي۪يكُمْۜ هَلْ مِنْ شُرَكَٓائِكُمْ مَنْ يَفْعَلُ مِنْ ذٰلِكُمْ مِنْ شَيْءٍۜ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ۟ ۝٤٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

40Allâhü-lleẕî ḫaleḳaküm ŝümme razeḳaküm ŝümme yümîtüküm ŝümme yuḥyîküm. hel min şürakâiküm mey yefʿalü min ẕâliküm min şeyʾ. sübḥânehû veteʿâlâ ʿammâ yüşrikûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

40Allah’tır, sizi yaratan, sonra geçiminiz için imkânlar bahşeden vakti gelince de sizi öldürüp tekrar diriltecek olan. Söyleyin bakalım ortak koştuklarınızdan, bunlardan herhangi birini yapabilecek kimse var mı? Allah onların ortak koştukları tüm şirk unsurlarından münezzehtir ve yücedir.

İlgili ayetler

Ayet 41

1 ayet

Rum 41

ظَهَرَ الْفَسَادُ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ بِمَا كَسَبَتْ اَيْدِي النَّاسِ لِيُذ۪يقَهُمْ بَعْضَ الَّذ۪ي عَمِلُوا لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ ۝٤١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

41Żahera-lfesâdü fi-lberri velbaḥri bimâ kesebet eydi-nnâsi liyüẕîḳahüm baʿḍa-lleẕî ʿamilû leʿallehüm yerciʿûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

41İnsanların kendi elleriyle yaptıkları yüzünden karada ve denizde bozulma meydana geldi. Allah onlara, yaptıkları kötülüklerin sonuçlarından bir kısmının tattırıyor ki, belki akıllanıp dönerler.

İlgili ayetler

Ayet 42

1 ayet

Rum 42

قُلْ س۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلُۜ كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُشْرِك۪ينَ ۝٤٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

42Ḳul sîrû fi-lʾarḍi fenżurû keyfe kâne ʿâḳibetü-lleẕîne min ḳabl. kâne ekŝeruhüm müşrikîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

42De ki:
– Gezip dolaşın yeryüzünü de sizden öncekilerin akıbeti nasıl olmuş bir bakın! Onların çoğu Allah’a ortak koşan müşrikler idi.

İlgili ayetler

Ayet 43–45

3 ayet

Rum 43

Rum 44

Rum 45

فَاَقِمْ وَجْهَكَ لِلدّ۪ينِ الْقَيِّمِ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَاْتِيَ يَوْمٌ لَا مَرَدَّ لَهُ مِنَ اللّٰهِ يَوْمَئِذٍ يَصَّدَّعُونَ ۝٤٣ مَنْ كَفَرَ فَعَلَيْهِ كُفْرُهُۚ وَمَنْ عَمِلَ صَالِحًا فَلِاَنْفُسِهِمْ يَمْهَدُونَۙ ۝٤٤ لِيَجْزِيَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْ فَضْلِه۪ۜ اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْكَافِر۪ينَ ۝٤٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

43Feeḳim vecheke lildîni-lḳayyimi min ḳabli ey yeʾtiye yevmül lâ meradde lehû mine-llâhi yevmeiẕiy yeṣṣaddeʿûn.

Okunuş

44Men kefera feʿaleyhi küfruh. vemen ʿamile ṣâliḥan felienfüsihim yemhedûn.

Okunuş

45Liyecziye-lleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti min faḍlih. innehû lâ yüḥibbü-lkâfirîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

43O halde sen, gerçekleşmesini Allah’tan başka kimsenin engelleyemeyeceği o dehşetli gün gelmezden önce tüm varlığınla bu sapasağlam dine yönel. İşte o gün insanlar bölük bölük ayrılacaklar.

Türkçe Meal

44Kim gerçekleri örtbas ederse bu küfrünün cezasını çekecektir ama kim de iyi ve güzel işler ortaya koyarsa işte onlar kendileri için çok güzel bir gelecek hazırlamış olurlar.

Türkçe Meal

45Zira Allah iman edip, iyi ve güzel işler ortaya koyanları lütuf ve keremiyle ödüllendirecektir. Şu da bir gerçek ki Allah kâfirleri hiç sevmez.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

45Nisâ 173Hac 23Rum 15

Ayet 46

1 ayet

Rum 46

وَمِنْ اٰيَاتِه۪ٓ اَنْ يُرْسِلَ الرِّيَاحَ مُبَشِّرَاتٍ وَلِيُذ۪يقَكُمْ مِنْ رَحْمَتِه۪ وَلِتَجْرِيَ الْفُلْكُ بِاَمْرِه۪ وَلِتَبْتَغُوا مِنْ فَضْلِه۪ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ۝٤٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

46Vemin âyâtihî ey yürsile-rriyâḥa mübeşşirâtiv veliyüẕîḳaküm mir raḥmetihî velitecriye-lfülkü biemrihî velitebtegû min faḍlihî veleʿalleküm teşkürûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

46Yağmurun müjdecisi olarak rüzgârları göndermesi böylece size rahmetinden tattırması, koyduğu yasa ile gemileri yüzdürmesi bu sayede ticaret yaparak onun lütfundan payınızı aramanız O’nun delillerindendir. Umulur ki bütün bu nimetlerin hakkını verir de şükredersiniz.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

46Nûr 43Neml 63Fâtır 9

Ayet 47

1 ayet

Rum 47

وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ رُسُلًا اِلٰى قَوْمِهِمْ فَجَٓاؤُ۫هُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَانْتَقَمْنَا مِنَ الَّذ۪ينَ اَجْرَمُواۜ وَكَانَ حَقًّا عَلَيْنَا نَصْرُ الْمُؤْمِن۪ينَ ۝٤٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

47Veleḳad erselnâ min ḳablike rusülen ilâ ḳavmihim fecâûhüm bilbeyyinâti fenteḳamnâ mine-lleẕîne ecramû. vekâne ḥaḳḳan ʿaleynâ naṣru-lmüʾminîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

47Andolsun ki biz senden önce de nice elçileri kendi toplumlarına göndermiştik ve onlara hakikatin apaçık belgeleri olan hakkı getirmişlerdi. Sonunda da suç ve günahta direnenlere yaptıklarının acısını tattırdık. Zira müminlere yardım etmek bize bir borçtur.

Ayet 48–49

2 ayet

Rum 48

Rum 49

اَللّٰهُ الَّذ۪ي يُرْسِلُ الرِّيَاحَ فَتُث۪يرُ سَحَابًا فَيَبْسُطُهُ فِي السَّمَٓاءِ كَيْفَ يَشَٓاءُ وَيَجْعَلُهُ كِسَفًا فَتَرَى الْوَدْقَ يَخْرُجُ مِنْ خِلَالِه۪ۚ فَاِذَٓا اَصَابَ بِه۪ مَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِه۪ٓ اِذَا هُمْ يَسْتَبْشِرُونَ ۝٤٨ وَاِنْ كَانُوا مِنْ قَبْلِ اَنْ يُنَزَّلَ عَلَيْهِمْ مِنْ قَبْلِه۪ لَمُبْلِس۪ينَ ۝٤٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

48Allâhü-lleẕî yürsilü-rriyâḥa fetüŝîru seḥâben feyebsüṭuhû fi-ssemâi keyfe yeşâü veyecʿalühû kisefen fetere-lvedḳa yaḫrucü min ḫilâlih. feiẕâ eṣâbe bihî mey yeşâü min ʿibâdihî iẕâ hüm yestebşirûn.

Okunuş

49Vein kânû min ḳabli ey yünezzele ʿaleyhim min ḳablihî lemüblisîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

48Allah O’dur ki rüzgârları bir elçi gibi göndererek bulutları harekete geçirir, sonra o bulutları gökte istediği gibi yayar ve parça parça eder, derken sen bu bulutların aralarından yağmurun boşaldığını görürsün; Allah kullarından dilediğinin topraklarına bu yağmuru indirdiği zaman onlar nasıl da sevinirler!

Türkçe Meal

49Hâlbuki onlar yağmur yağmadan önce tam bir çaresizlik ve ümitsizlik içinde idiler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

48Nûr 43Neml 63Fâtır 9

İlgili ayetler

49Nûr 43Neml 63Fâtır 9

Ayet 50

1 ayet

Rum 50

فَانْظُرْ اِلٰٓى اٰثَارِ رَحْمَتِ اللّٰهِ كَيْفَ يُحْيِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَاۜ اِنَّ ذٰلِكَ لَمُحْيِ الْمَوْتٰىۚ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ۝٥٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

50Fenżur ilâ âŝeri raḥmeti-llâhi keyfe yuḥyi-lʾarḍa baʿde mevtihâ. inne ẕâlike lemuḥyi-lmevtâ. vehüve ʿalâ külli şeyʾin ḳadîr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

50Öyleyse Allah’ın yağdırdığı yağmurun yaptığı işlere bir bak. O, ölü toprağı nasıl da canlandırıyor? Hiç şüphesiz Allah ölüleri de böyle diriltecektir. Zira Allah her şeye ölçü koyandır.

İlgili ayetler

Ayet 51

1 ayet

Rum 51

وَلَئِنْ اَرْسَلْنَا ر۪يحًا فَرَاَوْهُ مُصْفَرًّا لَظَلُّوا مِنْ بَعْدِه۪ يَكْفُرُونَ ۝٥١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

51Velein erselnâ rîḥan feraevhü muṣferral leżallû mim baʿdihî yekfürûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

51Ama eğer biz kavurucu bir rüzgâr göndersek de onlarda ekinlerinin sararıp solduğunu görseler onun ardından hemen nankörlük etmeye koyulurlar.

Ayet 52–53

2 ayet

Rum 52

Rum 53

فَاِنَّكَ لَا تُسْمِعُ الْمَوْتٰى وَلَا تُسْمِعُ الصُّمَّ الدُّعَٓاءَ اِذَا وَلَّوْا مُدْبِر۪ينَ ۝٥٢ وَمَٓا اَنْتَ بِهَادِ الْعُمْيِ عَنْ ضَلَالَتِهِمْۜ اِنْ تُسْمِعُ اِلَّا مَنْ يُؤْمِنُ بِاٰيَاتِنَا فَهُمْ مُسْلِمُونَ۟ ۝٥٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

52Feinneke lâ tüsmiʿu-lmevtâ velâ tüsmiʿu-ṣṣumme-ddüʿâe iẕâ vellev müdbirîn.

Okunuş

53Vemâ ente bihâdi-lʿumyi ʿan ḍalâletihim. in tüsmiʿu illâ mey yüʾminü biâyâtinâ fehüm müslimûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

52– Şu bir gerçek ki; sen bu mesajı ölülere duyuramazsın, bir de arkasını dönüp giden sağırlara da çağrını işittiremezsin.

Türkçe Meal

53Bir de sen hakikate karşı körleşmiş olanları sapıklıktan kurtarıp doğru yola yöneltemezsin. Sen ancak bizim ayetlerimize inanıp güvenen müminlere davetini duyurabilirsin işte Müslüman olanlar bunlardır.

Ayet 54

1 ayet

Rum 54

اَللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَكُمْ مِنْ ضَعْفٍ ثُمَّ جَعَلَ مِنْ بَعْدِ ضَعْفٍ قُوَّةً ثُمَّ جَعَلَ مِنْ بَعْدِ قُوَّةٍ ضَعْفًا وَشَيْبَةًۜ يَخْلُقُ مَا يَشَٓاءُۚ وَهُوَ الْعَل۪يمُ الْقَد۪يرُ ۝٥٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

54Allâhü-lleẕî ḫaleḳaküm min ḍaʿfin ŝümme ceʿale mim baʿdi ḍaʿfin ḳuvveten ŝümme ceʿale mim baʿdi ḳuvvetin ḍaʿfev veşeybeh. yaḫlüḳu mâ yeşâʾ. vehüve-lʿalîmü-lḳadîr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

54Sizi ilkin zayıf ve güçsüz bir varlık olarak yaratan, sonra bu güçsüzlüğün ve zayıflığın ardından size gençlikte güç ve kuvvet veren, bu güçlü ve kuvvetli dönemin ardından sizi tekrar acizliğe ve ihtiyarlığa duçar eden Allah’tır. Zira O, yarattığını dilediği düzene uygun olarak yaratır. O her türlü yaratmayı bilendir ve belirli bir ölçüde yaratandır.

İlgili ayetler

Ayet 55–57

3 ayet

Rum 55

Rum 56

Rum 57

وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ يُقْسِمُ الْمُجْرِمُونَۙ مَا لَبِثُوا غَيْرَ سَاعَةٍۜ كَذٰلِكَ كَانُوا يُؤْفَكُونَ ۝٥٥ وَقَالَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ وَالْا۪يمَانَ لَقَدْ لَبِثْتُمْ ف۪ي كِتَابِ اللّٰهِ اِلٰى يَوْمِ الْبَعْثِۘ فَهٰذَا يَوْمُ الْبَعْثِ وَلٰكِنَّكُمْ كُنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ ۝٥٦ فَيَوْمَئِذٍ لَا يَنْفَعُ الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا مَعْذِرَتُهُمْ وَلَا هُمْ يُسْتَعْتَبُونَ ۝٥٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

55Veyevme teḳûmü-ssâʿatü yuḳsimü-lmücrimûne mâ lebiŝû gayra sâʿah. keẕâlike kânû yüʾfekûn.

Okunuş

56Veḳâle-lleẕîne ûtü-lʿilme velʾîmâne leḳad lebiŝtüm fî kitâbi-llâhi ilâ yevmi-lbaʿŝ. fehâẕâ yevmü-lbaʿŝi velâkinneküm küntüm lâ taʿlemûn.

Okunuş

57Feyevmeiẕil lâ yenfeʿu-lleẕîne żalemû maʿẕiratühüm velâ hüm yüstaʿtebûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

55Ve son saatin gelip çattığı o gün suça batmış olanlar dünyada bir saatten fazla kalmadıklarına dair yemin ederler. İşte onlar dünyadayken de hakikati böyle çarpıtırlardı.

Türkçe Meal

56Dünyadayken hakikatin bilgisi ve iman ile donanmış olanlar:
– Şu bir gerçek ki siz, dünyada yeniden diriliş gününe kadar Allah’ın yasası uyarınca bir süre yaşadınız, işte bu gün de yeniden diriliş günüdür, fakat siz bu hakikati hep bilmezden geldiniz, derler.

Türkçe Meal

57İşte o gün, kendilerine zulmedip yazık edenlere ne sunacakları mazeret fayda verir ne de Allah’ı hoşnut etmek için yeni bir imkân isteklerine cevap verilir.

Ayet 58–59

2 ayet

Rum 58

Rum 59

وَلَقَدْ ضَرَبْنَا لِلنَّاسِ ف۪ي هٰذَا الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ مَثَلٍۜ وَلَئِنْ جِئْتَهُمْ بِاٰيَةٍ لَيَقُولَنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا مُبْطِلُونَ ۝٥٨ كَذٰلِكَ يَطْبَعُ اللّٰهُ عَلٰى قُلُوبِ الَّذ۪ينَ لَا يَعْلَمُونَ ۝٥٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

58Veleḳad ḍarabnâ linnâsi fî hâẕe-lḳurʾâni min külli meŝel. velein ciʾtehüm biâyetil leyeḳûlenne-lleẕîne keferû in entüm illâ mübṭilûn.

Okunuş

59Keẕâlike yaṭbeʿu-llâhü ʿalâ ḳulûbi-lleẕîne lâ yaʿlemûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

58Andolsun ki biz bu Kuran’da insanlara her türlü örneği vererek uyardık. Artık sen onlara bir ayet getirsen bile, gerçeği örtbas eden kâfirler:
– Siz hep boş ve asılsız şeylerle uğraşıyorsunuz derler.

Türkçe Meal

59İşte Allah’ın, hakikatini anlamamakta ısrar edenler kalplerini mühürlemişlerdir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

58İsrâ 89Kehf 54Zümer 27

Ayet 60

1 ayet

Rum 60

فَاصْبِرْ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ وَلَا يَسْتَخِفَّنَّكَ الَّذ۪ينَ لَا يُوقِنُونَ ۝٦٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

60Faṣbir inne vaʿde-llâhi ḥaḳḳuv velâ yesteḫiffenneke-lleẕîne lâ yûḳinûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

60Öyleyse sen, davanda sabret, kuşkusuz Allah’ın verdiği yardım ve zafer sözü mutlaka gerçekleşecektir. Yürekten inanmayanlar sakın seni fevri/kötü düşünce ve davranışa sürüklemesinler.

İlgili ayetler

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce İnşikâk, sonra Ankebut indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla