Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ الْاَعْرَافِ مَكِّيَّةٌ آيَاتُهَا ٢٠٦

A’raf Sûresi 57. Ayet

Okunan yer · Ayet 57

Ayette göster
Dinle
Arapça

Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

Ayet 57

1 ayet

A’raf 57

وَهُوَ الَّذ۪ي يُرْسِلُ الرِّيَاحَ بُشْرًا بَيْنَ يَدَيْ رَحْمَتِه۪ۜ حَتّٰٓى اِذَٓا اَقَلَّتْ سَحَابًا ثِقَالًا سُقْنَاهُ لِبَلَدٍ مَيِّتٍ فَاَنْزَلْنَا بِهِ الْمَٓاءَ فَاَخْرَجْنَا بِه۪ مِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِۜ كَذٰلِكَ نُخْرِجُ الْمَوْتٰى لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ ۝٥٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

57Vehüve-lleẕî yürsilü-rriyâḥa büşram beyne yedey raḥmetih. ḥattâ iẕâ eḳallet seḥâben ŝiḳâlen suḳnâhü libeledim meyyitin feenzelnâ bihi-lmâe feaḫracnâ bihî min külli-ŝŝemerât. keẕâlike nuḫricü-lmevtâ leʿalleküm teẕekkerûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

57Rahmetinin önünde rüzgârları müjdeci olarak gönderen Allah’tır. Rüzgâr, ağır ağır yağmur yüklü bulutları bir araya topladığında biz, onu ölü bir toprağa yönlendirir bu yolla su indiririz ve onunla her türlü ürünün yeşerip boy vermesini sağlarız. İşte ölüleri de böyle dirilteceğiz. Belki düşünüp, ibret alırsınız.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

57Yeryüzündeki yaşama iyice bakın! Doğa her an Allah’ın koyduğu yasaya göre hareket ediyor. Unutmayın! Rüzgarları Yağmur rahmeti öncesinde yağmurla gelecek nîmet ve bereketleri müjdeci olarak gönderen O’dur. Nitekim bunlar bu rüzgarlar, su taneciklerinden oluşan ve kendisinden çok daha ağır olan yağmur yüklü bulutları tonlarca su buharı taşıdıklarında, onları kuraklıktan ölmüş susuzluktan toprağı çatlamış, bitki örtüsü kurumuş ölü bir beldeye iletiriz. Yağmur yüklü bulutları bir araya toplayıp onları çorak bölgeye sürükler ve yağmuru yağdırırız, Onlardan o çorak topraklara hayat veren yağmurlar yağdırır, su indirir toprağı canlandırır, ve onunla her tür ürün çıkarırız, çeşit çeşit ürünün yeşerip boy vermesini sağlarız. İşte Biz su ile genetik şifrelerini harekete geçirerek bitkilere hayat verdiğimiz gibi, İnananları, yasalarımıza göre yaşayanları mükâfatlandırmak, inkâr eden, yasalarımıza aykırı davrananları cezalandırmak için öldükten sonra ölüleri de Kıyâmet Günü böyle diriltip çıkarırız ve mahşere toplarız. Böyle canlı ve anlaşılır misâllerle hakkı ortaya koyuyoruz. İsteriz ki hiçbir haksızlık olmasın! Keyfine göre yiyip içen, keyfine göre yaşayan ile yasalarımıza göre yiyip içen, yasalarımıza göre yaşayanların farkı olsun! Allah için fedakârlık yapıp yasalarına uyanlarla, çıkarlarına göre hayatı yaşayıp yasamızı tanımayanlar ayrılsın! Hiç kimse biz yaptık oldubitti demesin. Hiç kimse dünya hayatı bitince her şey bitecek diye sorumsuzca davranmasın! İşte biz gerçekleri böyle açıklarız. Umulur ki düşünüp öğüt alırsınız diye bunları anlatmaktayız. Âyetlerimiz, düşünüp ders almak isteyenler için rahmetimizin önündeki müjdecileridir.( Burada: “Peygamberlerin,” Allah’ın rahmetinin müjdecisi olarak rüzgârlara, “getirdikleri emir ve yasakların” tertemiz sularla dolu ağır bulutlara, “Allah’ın dininden uzaklaşan toplumların” ise çorak ve susuzluktan ölmüş memlekete benzetilmesi düşünülebilir. Gönlünü hakikate açık tutanları verimli toprağa, onu inkara kalkışanları da çorak toprağa benzetirken aynı meselin uzantısı durumundadır. Yağmur suyu aynı su olduğu halde, topraktaki tanelerden çıkan bitkilerin kimi şifalı olur, kimisi de zehirli. Tanelerin ne vereceği ise ancak, topraktan çıktıktan sonra belli olur.. ekinin tanesi ekmek olur, sofralara konulur, samanı ise ocaklarda yakılır… Bunun gibi, Rablerinin ayetlerini Peygamberlerinin hak davetini, o belde halkının tümü işitir ama, kimi imana gelir, kimi ise daha fazla azar, şirk ve küfürde direnir. Kulların dünyadayken yaptığı iyi- kötü ameller tarla sahibinin ekini ekmesine benzer – ekinin sonu hasat zamanı belli olacağı gibi- işlenen amellerin mükafat ve cezası da, ancak kıyamet gününde belli olur! Kimi cennete gider sofralara kurulur, ağırlanır, kimi ise cehennemin odunu olur. Havanın, sırf hareketten aldığı kuvvetle su taneciklerinin toplanmasından ibaret olan o ağır bulut kütlelerini kaldırıp yüklenmesi, bir harikadır. Zira tabiata göre hafif, çok ağır yükü kaldırıp taşıyamaz. Fakat, Rabbimiz bu harika özellikleri tabiata kanun olarak yerleştirmek suretiyle muazzam kudret ve rahmetini tanıttırmak istemiştir. Hareketin, hafiflik ve ağırlık hükmünü tersine çevirdiğine işaret eden bu mânayı öğrenme neticesinde uçaklar yapılmıştır. “Ağır bulut kütlelerini yüklenip kaldıran hava” cümlesi, Kur’ân’ın fennî mûcizelerinden birini ihtiva etmektedir. Bu işaretle Kur’ân, cisimlerin havada uçacaklarına ima ve teşvik etmektedir. İşte Kur’an ayetleri de, tıpkı rahmet yağmurları gibi ölü kalplere hayat verir. Fakat gönlünü hakîkate kapamış, kibir ve bencilliğin kölesi olmuş insanlar, bu rahmet hazinesinden bir şey alamazlar. Nitekim:

A’raf Sûresi’nin tamamını okuyun

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.