Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıylaAyet 94–95
2 ayetA’raf 95
ثُمَّ بَدَّلْنَا مَكَانَ السَّيِّئَةِ الْحَسَنَةَ حَتّٰى عَفَوْا وَقَالُوا قَدْ مَسَّ اٰبَٓاءَنَا الضَّرَّٓاءُ وَالسَّرَّٓاءُ فَاَخَذْنَاهُمْ بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ ٩٥
Mushaf
Okunuş
95Ŝümme beddelnâ mekâne-sseyyieti-lḥasenete ḥattâ ʿafev veḳâlû ḳad messe âbâene-ḍḍarrâü vesserrâü feeḫaẕnâhüm bagtetev vehüm lâ yeşʿurûn.
Türkçe Meal
95Daha sonra bu yokluk ve kıtlığı bolluk ve bereketliliğe dönüştürmüşüzdür. Onlar da bu nimetlere şükretmek yerine, "Atalarımız da bizim gibi yokluk ve bolluk günleri görmüşler" diyerek şımardılar. Biz de onları hiç beklemedikleri bir anda yakalayıp cezalandırdık.
Açıklamalı meal
95Sonra da o sıkıntı ve kötülüğün yerine iyilik, bolluk ve refah verdik. Derken hayli çoğaldılar, varlıkları arttı ve: Allah’ın her iki durumu da yaşatmasına rağmen birçoğu Allah’a yönelip şükretmek yerine, Nihâyet, refah seviyeleri iyice yükselince yavaş yavaş azgınlaşmaya başlayarak, “Babalarımıza da böyle bazen darlık ve bazen de rahatlık dokunmuştu” Atalarımız da tıpkı bizim gibi, bazen yokluk, sıkıntı çekmiş, bazen de bolluk ve refah içinde yaşamışlardı, Demek ki, bu olaylar ilâhî bir uyarı, imtihân veya ceza filan değil, tamamen tesadüflere bağlı olarak öteden beri süregelen basit tabîat hâdiseleri ve sosyal olaylarmış dediler ve haksızlıke, ahlâksızlık, nankörlük ve azgınlıklarına devam ettiler Bunun üzerine onları hiç beklemedikleri bir zamanda farkında olmadıkları bir sırada ansızın yakaladık. Ve hak ettikleri azapla cezalandırdık. Doğal yasalarımız gereği bazen kuraklıklar, bazen verimli zamanlar yaşanır. Salgın hastalıklar toplumları yakalar, sonra iyileşirler. Başlarına depremler, doğal felaketler gelir. Bunlar hep doğal yasalarımızdan kaynaklanır. Dünyada yaşayanlar bunları bilir. Yasalarımız gereği başları sıkıştığında ne yapıyorlar bakarız. Onların çoğu: “Atalarımız da böyle sıkıntı ve sevinç yaşamışlardı” diyerek başlarına gelenlerle denendiklerini anlamazlar. Hâlbuki onlara yaşadıkları dünyanın sağlam bir yer olmadığını gösteririz. İsteriz ki dünyaya dalıp gitmesinler, yasalarımıza uyarak yaşasınlar. Ama onların çoğu başlarına gelenlerden ibret almazlar. Tam tersine yasalarımıza uymaz, dünyaya daldıkça dalarlar. Aralarında haksızlık yapar, insanları sınıflara ayırırlar. Biz de onları ansızın yakalarız. Ölümleri başlarına gelince neye uğradıklarını şaşırırlar. Çünkü onlar hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyorlardı. (Önceki nesillerdeki kâfirlerin peygamberlerine yönelik olarak birbirine benzer tepkiler vermeleri nedeniyle Kur’an’da onların bu durumu aynı anda yaşanmış gibi sunulmakta, küfrün tek millet olduğuna dikkat çekilmektedir.)
A’raf Sûresi’nin tamamını okuyun
Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.
Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.