Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıylaAyet 14–17
4 ayetA’raf 17
ثُمَّ لَاٰتِيَنَّهُمْ مِنْ بَيْنِ اَيْد۪يهِمْ وَمِنْ خَلْفِهِمْ وَعَنْ اَيْمَانِهِمْ وَعَنْ شَمَٓائِلِهِمْۜ وَلَا تَجِدُ اَكْثَرَهُمْ شَاكِر۪ينَ ١٧
Mushaf
Okunuş
17Ŝümme leâtiyennehüm mim beyni eydîhim vemin ḫalfihim veʿan eymânihim veʿan şemâilihim. velâ tecidü ekŝerahüm şâkirîn.
Türkçe Meal
17Sonra onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından yaklaşacağım. Sen de onların çoğunu şükreder bulamayacaksın, dedi.
Açıklamalı meal
17Sonra (da onları aldatmak için dört farklı yönden geleceğim:
1) Ahirete ait şüpheler vermekle) önlerinden
2) Dünyayı ebedi zannetmelerini sağlamakla) arkalarından
3) Suret-i haktan görünmekle, yaptıkları hayırlara gurur, kibir, riya karıştırmakla) sağlarından
4) Günahın her türünü en güzel ambalajlar içinde servis yapmakla) sollarından onlara yaklaşacağım. (Kısaca onları aldatmak için her türlü yol ve yöntemi kullanarak dört bir yandan üzerlerine saldıracağım) Ve (bu saldırılar sonucunda) pek çoklarının nankör kimseler olduğunu göreceksin.
14. (İblis): “Onların yeniden diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver” dedi.
15. (Allah): “Haydi, sen kendilerine mühlet verilenlerdensin” dedi.
16. (İblis de) şöyle dedi: “Beni azgınlığa düşürmene karşılık onlara karşı senin doğru yolunun üstünde oturacağım.
17. Sonra onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Böylece sen onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın.”
14-17 Bunun üzerine İblis, “O halde bana insanların yeniden diriltecekleri Kıyamet Günü’ne kadar süre ver.” dedi. Allah da ona, “Sen o güne kadar süre verilenlerden oldun.” dedi. İblis kibri yüzünden Allah’ın emrine itaat etmemekle birlikte dönüp bir de şöyle demeye başladı: “Mademki Sen benim yoldan çıkıp sapmama izin verdin. Ben de yeryüzünde Allah merkezli bir hayat yaşaması için yaratıp, onunla imtihan edeceğin insana tuzaklar kuracağım. Onlara açıktan açığa, gizliden gizliye sokulup altlarından girip, üstlerinden çıkarak, haktan, hukuktan yana gözükerek, zaaflarını kullanıp akıllarını karıştırıp doğru yoldan uzaklaştıracağım. Sen de onların çoğunu nankörler ve emrine başkaldıranlar olarak bulacaksın.
14. Bunun üzerine tevbe etmek yerine hatasında ısrar eden İblis: “Onların öldükten sonra yeniden diriltilecekleri Kıyâmet Gününe kadar bana mühlet ver” dedi. İblis; bu ifadeyle ölmeden ahirete ulaşma hesabı yaptı. İblisin küfrü, Allah’ı ve Âhireti inkâr değil, Allah’a itaatsizlik ve Allah ile tartışmaya kalkışmaktır. İblis, Allah’ı ve âhireti bilen, fakat inanmayan kâfirlerin sembolüdür.
15. Allah bu isteğini kabul etmiş ve: “Haydi, sen kendilerine kıyamet gününe kadar yeryüzünde süre verilenlerdensin” dedi. Allah dileseydi, İblis’i oracıkta yok edip işini bitirebilirdi. Fakat sonsuz ilim ve hikmeti gereğince, İblis’e istediği süreyi verdi.
16. İblis de Allah’a iftira ederek kendisine verilen bu uzun ömre şükredeceği yerde, sanki Allah onu kötü olmaya zorlamış gibi kibri yüzünden Allah’ın emrine itaat etmeyip şöyle dedi: Madem ki benim yoldan çıkıp sapmama izin verdin. Hz. Adem’e secde etmek gibi nefsime ağır gelen bir imtihana tâbi tuttun. Beni azgınlığa düşürmene karşılık Ademoğullarını saptırmak için onlara karşı senin doğru yolunun üstünde pusu kurup oturacağım. Allah merkezli bir hayat yaşaması için yaratıp, onunla imtihan edeceğin insana tuzaklar kuracağım. İblis, kibir göstererek ve küfrü tercih ederek yüz çevirdiği ilâhî emrin faturasını Yüce Allah’a havale etmekte, aslında kendi sapmasını gizleyerek onu Allah’ın saptırdığını söylemekteydi. Bu apaçık bir yalan ve iftiraydı. İblis, yaptığı eylemin sorumluluğunun Allah’a ait olduğunu iddia etmektedir. Diğer bir ifadeyle “Sen, bu işin buraya varacağını biliyordun” demiştir. Günümüz kadercilik anlayışının temelinde de benzeri bir düşünce yapısı mevcuttur.
17. Sonra onları aldatmak için dört farklı yönden geleceğim. Onlara bazen açıktan ahiretle ilgili şüpheler vererek önlerinden, bazen sinsice pusu kurup Dünyayı ebedi zannetmelerini sağlamayarak arkalarından, bazen Müslüman kimliğine bürünüp yaptıkları hayırlara gurur, kibir, riya karıştırarak sağlarından ve bazen de şehvet ve ihtirâslarını azdırarak günahın her türüyle sollarından, mümkün olan her vesileyle, her vasıtayla sokulacağım. Onlara açıktan açığa, gizliden gizliye sokulup altlarından girip, üstlerinden çıkarak, haktan, hukuktan yana gözükerek, zaaflarını kullanıp akıllarını karıştırıp doğru yoldan uzaklaştıracağım. Onları aldatmak için her türlü yol ve yöntemi kullanarak dört bir yandan üzerlerine saldıracağım Böylece sen onların çoğunu artık dinin ve nimetlerin sayesinde eriştikleri faziletlere şükretmeyen nankör kimseler olduğunu göreceksin. Çünkü onlara nankörlük ve hıyanet yaptıracağım. İblisin sen çoğunu şükredenlerden, bulamayacaksın demesi, sadece bu şeytanlaşmaya müsait olanlar içindir. Yani; gerçek Müslümanların dışındakiler, tamamen iblise uydular veya onlar da şeytanlaştılar. Böylece de iblis bu saptırma işini kendi gücüyle yaptığını zannetti.
A’raf Sûresi’nin tamamını okuyun
Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.
Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.