Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıylaAyet 154–157
4 ayetA’raf 157
اَلَّذ۪ينَ يَتَّبِعُونَ الرَّسُولَ النَّبِيَّ الْاُمِّيَّ الَّذ۪ي يَجِدُونَهُ مَكْتُوبًا عِنْدَهُمْ فِي التَّوْرٰيةِ وَالْاِنْج۪يلِۘ يَاْمُرُهُمْ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهٰيهُمْ عَنِ الْمُنْكَرِ وَيُحِلُّ لَهُمُ الطَّيِّبَاتِ وَيُحَرِّمُ عَلَيْهِمُ الْخَبَٓائِثَ وَيَضَعُ عَنْهُمْ اِصْرَهُمْ وَالْاَغْلَالَ الَّت۪ي كَانَتْ عَلَيْهِمْۜ فَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِه۪ وَعَزَّرُوهُ وَنَصَرُوهُ وَاتَّبَعُوا النُّورَ الَّذ۪ٓي اُنْزِلَ مَعَهُٓۙ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ۟ ١٥٧
Mushaf
Okunuş
157Elleẕîne yettebiʿûne-rrasûle-nnebiyye-lʾümmiyye-lleẕî yecidûnehû mektûben ʿindehüm fi-ttevrâti velʾincîl. yeʾmüruhüm bilmaʿrûfi veyenhâhüm ʿani-lmünkeri veyüḥillü lehümu-ṭṭayyibâti veyüḥarrimü ʿaleyhimü-lḫabâiŝe veyeḍaʿu ʿanhüm iṣrahüm velʾaglâle-lletî kânet ʿaleyhim. felleẕîne âmenû bihî veʿazzerûhü veneṣarûhü vettebeʿü-nnûra-lleẕî ünzile meʿahû ülâike hümü-lmüfliḥûn.
Türkçe Meal
157Onlar ki, ellerindeki Tevrat ve İncil’de tanıtılmış bulacakları ümmi nebi olan elçiye tabi olan kimselerdir. O (elçi) onlara iyi ve güzel, kötü ve çirkin olanı bildirir ve onlara temiz ve yararlı şeyleri helal; pis ve zararlı olanları da haram kılan Allah’ın emirlerini haber verir, onları zorlayan ve ağır gelen hükümleri ve yükümlülükleri kaldırır, kendilerine yasaklananların kaldırıldığını görürler. Ona inanıp güvenen, ona saygı gösteren, ona yardım eden ve ona indirilen o nura/Kuran’a uyanlar işte bunlar kurtuluşa erenlerdir.
Açıklamalı meal
157Onlar, kendi yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de geleceği ismini ve özelliklerini yazılı buldukları okuma yazma bilmeyen, kendilerine iyiliği emredip kötülükten sakındıran, temiz şeyleri onlara helal kılıp pis şeyleri haram eden, ağır yüklerini ve daha önce üzerlerinde bulunan Sözde din adamlarının, insanlığın sırtına acımasızca yüklediği o anlamsız ve ağır sorumluluk yükleri ve bağları sırtlarından indiren o nebi peygambere yani Hz. Muhammed’e iman ederler. Ona iman eden, saygı gösteren, yardımda bulunan ve onunla birlikte indirilmiş olan nura Kur’an’a uyan kimseler işte onlar dünyada ve âhirette kurtuluşa erenlerdir. Ey insanlar! Bilin ki insanların kendi kendilerine koydukları yasalar onlar için bir ağırlıktır. İnsanlar; kendi yasalarıyla kendilerini zincirleyerek kendi yasalarına kölelik yaparlar. Rabbin gönderdiği yasalarla onları ağırlıklarından bağılı oldukları zincirlerden kurtarır. Böylece Rabbinin yasalarına uyanlar kulların yasalarına karşı özgürleşirler. Nebi’ye inanıp saygı gösteren, Nebi’ye yardım eden, gönderdiğimiz ayetlere uyarak aydınlığa kavuşanlar var ya; işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Onlar cehaletin karanlıklarından gönderdiğimiz ayetlerin ışığıyla kurtulmuşlardır. Ayetlerimiz onların hayatlarının ışığı olarak daima parlayacaktır. İnananların yollarını sürekli aydınlatacaktır. Ve nihâyet, Son Elçi geldi ve işte çağrısını yapıyor: (Hz. Mûsâ (a.s.) rahmeti kendisi ve halkı için istedi. Allah Teâlâ da bunun, ancak bütün insanlığa gönderilecek “Rahmet Peygamberi” olan âhir zaman elçisine uymaya bağlı olduğunu buyurmak sûretiyle bu müjdeyi, tüm insanlığa vaad buyurdu. İşte Mûsâ kıssasının sonuçta vardığı nokta, bu rahmet şeriatının ve ahir zaman Peygamberinin ileride geleceği meselesidir. Burada Hz. Peygamber hakkında ümmî sıfatının kullanılması çok dikkate değer. Bu kelimenin “öğrenim görmemiş, okuma yazma bilmeyen” mânasından başka, bir de Yahudiler arasında “Kitap sahibi olmayan, yani Yahudi olmayan (gentil)” anlamı vardır. Burada her ikisi de kastedilmiştir. Yahudiler ümmîlere değer vermezlerdi (3,75). Allah onların yersiz kavmî gurur ve küstahlıklarını kırmak istemiştir. Hz. Peygamber (a.s.)’ın Tevrat ve İncîl’de müjdelenmesi hk. bkz. 6,20.)
İlgili ayetler
A’raf Sûresi’nin tamamını okuyun
Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.
Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.