Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ صۤ مَكِّيَّةٌ آيَاتُهَا ٨٨

Sâd Sûresi Açıklamalı Meali

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça
Sûre hakkındaAdı · Nüzul zamanı · Tarihsel arka-plan · Konu

Adı : Açılış harfi (sad), surenin adı olmuştur.

Nüzul zamanı : İleride de açıklanacağı gibi Hz. Peygamber (s.a) Mekke’de İslâm’ı açıkça anlatmaya başladığı zaman, daveti Kureyş’in ileri gelenleri arasında bomba etkisi yapmıştı.

Bu bakımdan surenin, risaletin 4. yılında nazil olduğunu söyleyebiliriz. Nitekim bazı rivayetlere göre bu sure, Hz. Ömer İslâm’a girdikten sonra nazil olmuştur. Hz. Ömer’in ise, Habeşistan hicretinden sonra müslüman olduğu bilinmektedir. Fakat surenin Ebu Talib’in hastalığı zamanında nazil olduğunu bildiren rivayetlere itibar edilirse, o zaman bu surenin risaletin 10. veya 11. yılında indiğini kabul etmek gerekir.

Tarihsel arka-plan: İmam Ahmed, Nesei, Tirmizî, İbn Cerir, İbn Şeybe, İbn Ebi Hatim ve İbn İshak’dan alınan nakillerin özeti aşağıda verilmiştir:

Ebu Talib hastalandığında, Kureyş’in ileri gelenleri biraraya gelerek aralarında istişare etmişler ve Ebu Talib’in, yeğeni Muhammed’le aralarını düzeltmesi için, kendisine arabuluculuk teklifinde bulunmayı kararlaştırmışlardır. Çünkü, Ebu Talib öldükten sonra Hz. Muhammed’e (s.a) dokunacak olurlarsa, tüm Arap kabilelerinin, kendileri için, “Amcası hayatta iken, ona dokunmaya cesaret edemediler. Ama Ebu Talib öldükten sonra Muhammed’e saldırdılar” diye ta’n edeceklerini düşünmüşlerdir.

İşte bu karar üzerine, Kureyş’in ileri gelenlerinden 25 kişilik bir heyet Ebu Talib’in yanına girmiştir. Heyetin içinde, Ebu Cehil, Ebu Süfyan, Umeyye b. Halef, As b. Vail, Esved b.

Muttalib, Ukbe b. Muayt, Utbe ve Şeybe gibi ileri gelen kafirler vardı. Bu heyet doğruca Ebu Talib’in yanına giderek, her zaman yaptıkları gibi, Hz. Peygamber’i amcasına şikayet ettiler ve ona şöyle dediler: “Muhammed kendi dini üzerinde kalsın, biz de kendi dinimiz üzerinde kalalım. O bizim dinimize karışmazsa biz de onu kendi dininde serbest bırakır ve kime ibadet ederse etsin ona dokunmayız. Ama o da bizim tanrılarımızı kötülmesin ve halk arasında dinini yaymaya çalışmasın.” dediler (müfessirler yukarıdaki tespiti hangi kaynaklara dayandırarak yaptıklarını belirtmemişlerdir. ancak, lay doğruysa bu, kabul edilebilir, makul bir görüştür.) Kureyş müşrikleri İslâm yayılmaya başladığı için oldukça perişandılar. İslâm’ın davetçisi, şerefli, lekesiz bir geçmişe sahip, akıl ve ciddiyet bakımından tüm Kureyş’in en seçkin kimselerindendi. Onun sağ kolu Hz. Ebu Bekir ise, değil sadece Mekke’nin, çevredeki kabilelerin de şerefli, dürüst ve zeki bir insan olarak tanıdıkları bir şahsiyetti. Şimdi de Hz. Ömer gibi cesur ve azimetli kişiliğe sahip birinin de onlarla birleştiğini görünce, tehlikenin boyutlarının büyüdüğünü hissetmişlerdir.

Konu: Yukarıda zikredilen olaylara ve anlatılanlara surenin girişinde değinilmiştir.

Kafirlerle Hz. Peygamber (s.a.) arasındaki konuşma hakkında, kafirlerin İslâm’ı, kendisinde bir eksiklik, yanlışlık gördükleri için değil, kin, haset ve körü körüne atalarını taklit ettiklerinden dolayı reddettikleri söylenmiştir. Çünkü onlar kendi içlerinden bir peygambere tabi olmayı hazmedemiyorlardı. Bunun üzerine Ebu Talib, Hz. Peygamber’i (s.a) yanına çağırarak ona “Ey yeğenim! Kavmimizin ileri gelenleri bana geldiler. Onlar, aranızda âdilane bir anlaşmanın olup, bu çekişmezliğin sona ermesini istiyorlar” dedi ve sonra yeğenine Kureyşlilerin teklifini iletti. Hz. Peygamber (s.a.) ise amcasına şöyle bir cevap verdi: “Ey amcacığım! Ben onlara öyle bir kelimeyi kabul ettirmeye çalışıyorum ki, bu kelimeyi kabul ettikleri takdirde, onlara sadece Araplar değil, tüm dünya tabi olur.”

Kureyş heyetine Hz. Peygamber’in (s.a.) bu cevabı iletilince fena halde bozularak, cevap veremediler. Böylesine makul bir teklifi reddedebilecek kelimeleri hemen bulamamışlardı.

Fakat kendilerine geldikten sonra, “Biz bir kelime değil, bin kelime bile söylemeye razıyız.

Ama o kelime nedir?” dediler. Hz. Rasulüllah (s.a) “O kelime, la ilahe illallah’tır.” diye cevap verdi. Bu cevabı duyar duymaz, Kureyş heyeti aniden hiddetlenerek ayağa kalktı ve söylenerek (ki ne söylediklerini surenin başında Allah Teâlâ beyan ediyor) çıkıp gittiler.

İbn Sa’d “Tabakat” adlı eserinde, bu olayın tümünü sadece “Bu, Ebu Talib’in son hastalığı değildi” şeklindeki farklılıkla, yukarıdaki gibi zikretmiştir. Ona göre bu olay, “filan şahıs müslüman olmuş, filan şahıs İslâm’a girmiş” şeklindeki haberlerin kulaktan kulağa yayıldığı ilk dönemde vuku bulmuştur.

Öyle ki, bu haberler halk arasında yaygınlaşınca, Kureyş’in ileri gelenleri, Ebu Talib’e, Hz. Peygamber’i (s.a.) İslâm’ı anlatmaktan vazgeçirmesi için peşisıra heyetler gönderdiler.

İşte bu heyetlerden birisi de yukarıda zikredilen heyettir.

Zemahşerî, Razî, Nisaburî ve bazı müfessirlere göre, bu heyet, Hz. Ömer İslâm’ı kabullendiği zaman Ebu Talib’e gitmiştir. Çünkü Hz.Ömer’in müslüman olması onları oldukça sarsmıştı. Fakat bu iddiayı doğrulayacak nitelikte hiçbir işaret yoktur. Çünkü onlar, sırf cehaletlerinden dolayı, içlerinden sadece bir kimsenin hakikati görmüş olmasının imkansız olduğunu öne sürerek, hakikatı tereddütle karşılıyorlardı. Üstelik bu hakikati, yani Tevhid ve Ahiret düşüncesini sadece inkâr etmekle kalmayıp, alay konusu da yapıyorlardı.

Bundan sonra Allah, “Alay ettiğiniz ve önderliğini kabul etmeye yanaşmadığınız bu şahıs, sizlerin üzerinde galip gelecek ve yine bu şehirde (Mekke’de) onun ayakları altında kalacaksınız.” diye kafirleri uyarmıştır.

Ardından arka arkaya 9 peygamber zikredilmiştir. Ancak Hz. Davud ve Hz. Süleyman’ın kıssası, diğerlerinden daha ayrıntılı bir biçimde beyan edilmiştir.

Böylelikle Allah, Kur’an’ı okuyan kimselerin zihinlerine şu hususları yerleştirmek istiyor:

“Adalet kesinlikle tarafsızdır. Allah katında ancak dürüst olan, yanlışta ısrar etmeyen, yanlışlık yapsa bile, hemen arkasından tevbe edip, dünyada ahiret hesabını dikkate alarak yaşayan kimseler makbuldur.”

Daha sonra, isyan eden ve müslüman kimselerin ahiretteki hayatlarının bir tablosu çizilmiştir. Bu bölümde kafirlerin dikkati iki noktaya çekilmektedir. Birincisi, “Hiç düşünmeden körü körüne önderlerinizin peşinden koşuyor ve dalâlet yolunu takip ediyorsunuz. Fakat yarın onlar takipçilerinden önce kendilerini cehennemde bulacaklar ve birbirlerini suçlayacaklardır.”

İkincisi, “Bugün mü’minleri zelil ve hakir görüyorsunuz ama yarın kendiniz azab içindeyken, cehennemde onlardan kimsenin bulunmadığını hayretle göreceksiniz.”

Surenin sonunda Adem ile İblis kıssası yer almaktadır. Bu kıssanın beyan edilmesinin amacı, Kureyş’in kafirlerine, Hz. Peygamber’i (s.a.) kabul etmelerine kibirlerinin mani olduğunun hatırlatılmasıdır. Çünkü aynı kibir, İblis’i Adem’e secdeden alıkoymuştu.

“Allah’ın Adem’e verdiği mevki ve rütbeye rağmen, İblis sırf hasedinden ötürü Allah’a karşı gelmiş ve lanete müstehak olmuştu. Şimdi de Allah, Hz. Muhammed’e (s.a) bir mevki ve rütbe vermişken sizler sırf hasedinizden dolayı ona karşı çıkıyorsunuz. Allah onu bir peygamber olarak görevlendirmiş olmasına rağmen, Hz. Muhammed’i (s.a) reddediyorsunuz.

Bu yüzden sizlerin sonu İblis’in sonu gibi olacaktır.

Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Ayet 1–2

2 ayet

Sâd 1

Sâd 2

صٓ وَالْقُرْاٰنِ ذِي الذِّكْرِۜ ۝١ بَلِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا ف۪ي عِزَّةٍ وَشِقَاقٍ ۝٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Ṣâd. velḳurʾâni ẕi-ẕẕikr.

Okunuş

2Beli-lleẕîne keferû fî ʿizzetiv veşiḳâḳ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

1Sâd. Öğüt ve şeref kaynağı olan Kuran’a yemin olsun ki,

Türkçe Meal

2Ama nerde! Gerçekleri örtbas eden kâfirler yersiz bir gurur ve açık bir düşmanlık içindedirler.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

1Sad. Dinle, ey insan! Rabbin, bu harflerle hiçbir zaman benzeri yapılamayacak mükemmel eşsiz bir kitap gönderdi. Size apaçık öğütler ve uyarılarla gelmekte olan, bu şerefli ibret ve hikmet dolu öğüt veren ve varlık gayesini öğreten Kur’an şahittir ki. İnsanlığı dünyada ve ahirette mutluluğa, kurtuluşa ulaştıracak tek yol, İslâm yoludur.

Açıklamalı meal

2Peki, Mekke’nin müşrikleri bu öğütlere kulak veriyor mu? Hayır. O inkâr edenler hem zenginlikten hem de ilk Müslümanları küçük görmekten kaynaklanan bir büyüklenme ve vahyin hakikatleri karşısında âciz kaldıkları için ne yapacakları konusunda tam bir ayrılık içindedirler. Hakikat karşısında daveti inatla reddedenler, anlamsız bir gurur ve nefretle karşı çıkmaktalar. Rablerine karşı düşmanca ve isyankârca tavır takınıyorlar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

1Yunus 57Enbiyâ 10

Ayet 3

1 ayet

Sâd 3

كَمْ اَهْلَكْنَا مِنْ قَبْلِهِمْ مِنْ قَرْنٍ فَنَادَوْا وَلَاتَ ح۪ينَ مَنَاصٍ ۝٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

3Kem ehleknâ min ḳablihim min ḳarnin fenâdev velâte ḥîne menâṣ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

3Hâlbuki biz onlardan önce nice nesilleri helak ettik. Tam bu sırada feryat ediyorlardı ama nafile vakit kurtuluş zamanı değildi, iş işten geçmişti.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

3Bu konuda tarihten ders almaları gerekir. Oysa bilmiyorlar mı ve duymadılar mı? Yaşadıkları yerleri görmüyorlar mı? Onlardan önce büyüklenen nice nesilleri, saplantıları ve yaptıkları yüzünden helâk ettik. Kendi sonlarını merak edenler, onların sonlarına baksınlar. Başlarına gelen azap karşısında pişmanlık duyup çaresizce yalvararak feryat ettiler. Ama artık kurtuluş vakti değildi. Çünkü kurtulabilmenin vakti çoktan geçmişti. Emrimiz gelince feryat etmeleri hiçbir işe yaramadı.

İlgili ayetler

Ayet 4–5

2 ayet

Sâd 4

Sâd 5

وَعَجِبُٓوا اَنْ جَٓاءَهُمْ مُنْذِرٌ مِنْهُمْۘ وَقَالَ الْكَافِرُونَ هٰذَا سَاحِرٌ كَذَّابٌۚ ۝٤ اَجَعَلَ الْاٰلِهَةَ اِلٰهًا وَاحِدًاۚ اِنَّ هٰذَا لَشَيْءٌ عُجَابٌ ۝٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

4Veʿacibû en câehüm münẕirum minhüm. veḳâle-lkâfirûne hâẕâ sâḥirun keẕẕâb.

Okunuş

5Eceʿale-lʾâlihete ilâhev vâḥidâ. inne hâẕâ leşeyʾün ʿucâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

4Onlar, içlerinden bir uyarıcının gelmesini hayretle karşıladılar ve o kâfirler; “Bu bir sihirbaz ve tam bir yalancı!”

Türkçe Meal

5– Bütün ilahları tek bir ilaha mı indirgemiş? Ne tuhaf! Olacak şey mi bu? Diyorlardı.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

4İnkârcılara gelince: Onlar gökten inecek ve olağanüstü özelliklere sahip olacak bir melek beklerken, içlerinden hesap ve cezayı hatırlatan ve aynen kendileri gibi insan olan bir uyarıcının gelmesine hayret ettiler. Öğüt ve uyarılarla hakikate davet etmesini içlerine sindiremediler. İnkâr edenler: Kur’an’ın insanlar tarafından benimsenmesini engellemek için, okuduğu o büyüleyici sözlerle vicdanları sarsıp derinden etkileyen bu adam yalancı bir büyücüdür dediler.

Açıklamalı meal

5Bugüne kadar hayatımıza yön veren, nizam ve ahlakımızın belirleyicisi olan ilâhlarımızı tek bir ilâh mı yaptı? Yani bundan sonra Allah’a yaklaşmada aracılarımız olmayacak mı? Bunun aklından zoru mu var?” Peki o zaman, bizim ibadetlerimizi, yakarışlarımızı Allah’a kim ulaştıracak? Düşünebiliyor musunuz; bütün yetkileri kendi elinde toplayan, yaptığımız her şeyi kontrol eden, hayatımıza ahlâkî sınırlar çizen ve bu kurallara uymadığımız takdirde bizi cezalandıracak olan bir tek ilâh öyle mi? Doğrusu bu şaşılacak bir şeydir diyorlar." Onlara sizi yaratan Rabbinizin yasalarına göre hayatınızı yaşayın demiştik. Ancak kendi ilahları adına yasalar uydurdular. Yasalarımızı inkâr ederek uydurdukları yasalara göre yaşadılar. Kendi yasalarına uymayanları zorladılar. Baskıyla zulümle insanlara egemenlik kurdular.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

4Hûd 27Enbiyâ 3

İlgili ayetler

5Bakara 163Nahl 51

Ayet 6

1 ayet

Sâd 6

وَانْطَلَقَ الْمَلَاُ مِنْهُمْ اَنِ امْشُوا وَاصْبِرُوا عَلٰٓى اٰلِهَتِكُمْۚ اِنَّ هٰذَا لَشَيْءٌ يُرَادُۚ ۝٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

6Venṭaleḳa-lmeleü minhüm eni-mşû vaṣbirû ʿalâ âlihetiküm. inne hâẕâ leşeyʾüy yürâd.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

6Onların ileri gelenleri hemen harekete geçip yandaşlarına şöyle dedi:
– Bildiğiniz yolda yürümeye devam edin ve ilahlarınıza sahip çıkın yapılması gereken tek şey bu!

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

6Onlardan ileri gelen bir grup olan önderleri ve yöneticileri, halkı sömürerek kurdukları kölelik sisteminin yıkılacağı ve alışageldikleri lüks ve refah dolu yaşantının sona ereceği endişesiyle ortaya atılıp dediler ki: " Atalarımızdan beri devam eden hayat tarzımıza sahip çıkmalıyız, düzenimizi korumalı, değiştirilmesine izin vermemeliyiz Gidin ve ilâhlarınıza ve din adamlarınıza sahip çıkın. İlahlarınıza sımsıkı sarılmaya devam ederek bağlılıkta direnin. Bugün sizden istenen budur. Zaman; kendi liderlerimize, kendi ilahlarınıza sahip çıkma zamanıdır. Biz kendi liderlerimizden, kendi ilahlarımızdan, kendi yasalarımızdan vazgeçmeyelim! Bir yalancının peşine düşmeyelim! Bizim yasalarımız Allah’ın yasalarından üstündür, biz kendi yasalarımıza uyalım. Biz bugüne kadar yalnızca Allah’ı ilah kabul ederek, diğer ilahların terk edilmesi gerektiğini atalarımızdan da duymadık dediler.

İlgili ayetler

Ayet 7–8

2 ayet

Sâd 7

Sâd 8

مَا سَمِعْنَا بِهٰذَا فِي الْمِلَّةِ الْاٰخِرَةِۚ اِنْ هٰذَٓا اِلَّا اخْتِلَاقٌۚ ۝٧ ءَاُنْزِلَ عَلَيْهِ الذِّكْرُ مِنْ بَيْنِنَاۜ بَلْ هُمْ ف۪ي شَكٍّ مِنْ ذِكْر۪يۚ بَلْ لَمَّا يَذُوقُوا عَذَابِۜ ۝٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

7Mâ semiʿnâ bihâẕâ fi-lmilleti-lʾâḫirah. in hâẕâ ille-ḫtilâḳ.

Okunuş

8Eünzile ʿaleyhi-ẕẕikru mim beyninâ. bel hüm fî şekkim min ẕikrî. bel lemmâ yeẕûḳû ʿaẕâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

7– Biz son inanç sisteminde böyle bir şey duymadık. Bu düpedüz bir uydurmadır!

Türkçe Meal

8– Hem bu Kuran, içimizden başka kimse yokmuş gibi ona mı indirilmiş? Aslında onlar benim zikrimden şüphe etmektedirler. İşin doğrusu onlar benim azabımı henüz tatmamışlar.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

7“Biz Kur’an’ın ortaya koyduğu tek ilah inancını reddediyoruz. Çünkü atalarımızdan bize gelen son dinde ve kendi gelenek göreneklerimiz içinde, böyle bir şey duymadık. Demek ki bu yeni din, içi boş bir uydurmadan başka bir şey değildir. Bunu düpedüz kendisi uyduruyor” dediler.

Açıklamalı meal

8Haydi Allah bir kitap gönderdi diyelim; Ne yani burada bizim gibi zengin ve soylu insanlar varken bu Kitap, aramızdan özellikle ona mı indirildi. İçimizde peygamberlik verilecek başka biri yok muydu da ona verildi? İçimizde elçiliğe ondan daha layık olanlar var. Allah madem emirlerine uymamızı istiyor, neden hepimize ayrı ayrı melek göndermiyor?" dediler. Hayır müşrikler benim uyarılarım ve Kur’an hakkında şüphe içindedirler. Onların asıl amaçları yalnızca Allah’ın ilah kabul edildiği bir hayat nizamını reddetmektir. Onlar kendilerinden öncekilerin başlarına gelen azabı düşünmeden, bir bilgiye ve delile de dayanmadan konuşup duruyorlar. Daha doğrusu onlar henüz azabımı tatmadılar. Bu yüzden küstahça başkaldırıyorlar. Yaptıklarından dönmezlerse azabımızı hak edecekler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

7Bakara 23Hûd 13Hûd 14

İlgili ayetler

8Zuhruf 31

Ayet 9

1 ayet

Sâd 9

اَمْ عِنْدَهُمْ خَزَٓائِنُ رَحْمَةِ رَبِّكَ الْعَز۪يزِ الْوَهَّابِۚ ۝٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

9Em ʿindehüm ḫazâinü raḥmeti rabbike-lʿazîzi-lvehhâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

9Yoksa senin sonsuz kudret ve lütuf sahibi Rabbinin rahmet hazineleri onların elinde de ondan dolaya mı seni elçiliğe layık görmüyorlar?

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

9Bu cesareti nereden alıyorlar, neye güvenerek böyle konuşuyorlar? Yoksa güçlü mutlak kudret ve lütuf sahibi Rabbinin rahmet hazineleri o inkârcıların yanlarında mıdır? Kime neyin verileceğini, kimin neye layık olduğunu ve kimin peygamber olacağını onlar mı belirleyecek? Rabbin kime peygamberlik vereceğini onlara soracak değildir. Yoksa onlara elçi tayin etme yetkisi mi verdik ki diledikleri kişileri Peygamber yapma yetkisini kendilerinde görüyorlar? Böyle bir yetki verdik de biz mi hatırlamıyoruz? Eğer öyleyse delillerini getirsinler ve verdiğimiz yetkiyi yüzümüze çarpsınlar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

9Nisâ 53İsrâ 100

Ayet 10

1 ayet

Sâd 10

اَمْ لَهُمْ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا۠ فَلْيَرْتَقُوا فِي الْاَسْبَابِ ۝١٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

10Em lehüm mülkü-ssemâvâti velʾarḍi vemâ beynehümâ. felyerteḳû fi-lʾesbâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

10Yoksa göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin hükümranlığı onlara mı ait? Öyleyse bir yolunu bulup göklerin tahtına kurulup otursunlar bakalım.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

10Yoksa göklerin, yerin ve bu ikisinin arasındakilerin sahibi, hükümranlığı, mülkü ve yönetimi onlara mı aittir ki, hükmümüzü kabul etmiyorlar? Gökyüzünden nelerin kendilerine gönderileceğine onlar mı karar veriyor? Madem fakirlerin, garibanların arasında yaşayan bir “yetime” Peygamberliği yakıştıramıyorlar? Öyle bir güçleri varsa her türlü vasıtayı kullanarak gökyüzüne yükselsinler de ilahlık makamına oturup yönetmeyi denesinler. Ve oradan âlemi yönetip, kimin peygamber olup olamayacağına karar versinler. Andolsun ki yeryüzü ve gökyüzü onların isteklerine göre hareket etmez. Göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların mülkü, onları yoktan var eden, Allah’a aittir. Yoksa inkârcılar, sahip oldukları sosyal, siyasal ve ekonomik güce mi güveniyorlar?

İlgili ayetler

İlgili ayetler

10Bakara 255Mâide 17

Ayet 11–16

6 ayet

Sâd 11

Sâd 12

Sâd 13

Sâd 14

Sâd 15

Sâd 16

جُنْدٌ مَا هُنَالِكَ مَهْزُومٌ مِنَ الْاَحْزَابِ ۝١١ كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَعَادٌ وَفِرْعَوْنُ ذُو الْاَوْتَادِۙ ۝١٢ وَثَمُودُ وَقَوْمُ لُوطٍ وَاَصْحَابُ لْـَٔيْكَةِۜ اُو۬لٰٓئِكَ الْاَحْزَابُ ۝١٣ اِنْ كُلٌّ اِلَّا كَذَّبَ الرُّسُلَ فَحَقَّ عِقَابِ۟ ۝١٤ وَمَا يَنْظُرُ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً مَا لَهَا مِنْ فَوَاقٍ ۝١٥ وَقَالُوا رَبَّنَا عَجِّلْ لَنَا قِطَّنَا قَبْلَ يَوْمِ الْحِسَابِ ۝١٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

11Cündüm mâ hünâlike mehzûmüm mine-lʾaḥzâb.

Okunuş

12Keẕẕebet ḳablehüm ḳavmü nûḥiv veʿâdüv vefirʿavnü ẕü-lʾevtâd.

Okunuş

13Veŝemûdü veḳavmü lûṭiv veaṣḥâbü-lʾeykeh. ülâike-lʾaḥzâb.

Okunuş

14İn küllün illâ keẕẕebe-rrusüle feḥaḳḳa ʿiḳâb.

Okunuş

15Vemâ yenżuru hâülâi illâ ṣayḥatev vâḥidetem mâ lehâ min fevâḳ.

Okunuş

16Veḳâlû rabbenâ ʿaccil lenâ ḳiṭṭanâ ḳable yevmi-lḥisâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

11Haddizatında onlar, derme çatma gruplardan oluşmuş, şimdiden bozguna uğramaya mahkûm başıbozuklar ordusu.

Türkçe Meal

12Nitekim onlardan önce Nuh’un, Ad’ın ve piramitler sahibi Firavun kavmi de elçilerini yalancılıkla suçlamışlardı.

Türkçe Meal

13Semud ve Lut’un kavimleri ile Eyke halkı da, işte onlar da hezimete uğramış gruplar idi!

Türkçe Meal

14Bu toplumların hepsi de elçileri yalancılıkla suçlamışlar bu yüzden azabımı hak etmiştiler.

Türkçe Meal

15İşte bunlar da ansızın başlarına gelecek ve tek bir nefes bile aldırmayacak korkunç sesten başka bir şey beklemiyorlar.

Türkçe Meal

16Ve alay ederek diyorlar ki:
– Rabbimiz, bizim payımıza düşen şu cezayı hesap gününden önce hemen ver!

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

11Şunu iyi bilsinler ki: Onlar parti ve ülke gibi çeşitli gruplardan oluşan, Allah’ın karşısında hakikati kabule yanaşmayan ve daima bozguna uğrayacak derme çatma bir ordudur. Bu kendini bilmez ve Allah’ı yeterince tanımayan azgın, başıbozukların bir araya gelmesinin hiçbir önemi yoktur. Onların gücü ancak birbirlerine yeter. Onlar Allah’ın azabına uğramaya ve mağlup olup yok olmaya mahkûmdurlar.

Açıklamalı meal

12Onlardan önce Nuh kavmi, Ad kavmi, piramitler ve saltanat sahibi olan zalim Firavun da benzer küstahlıkları yapıp peygamberleri yalanlamıştı. Allah’ın ilahlığının üstünü örtmeye çalışıp davetine ve davetçilerine savaş açmışlardı. (Ayette, Firavun için «kazıklar sahibi» denmesi, onun saray ve saltanat sahibi olmasını belirtmesinin yanı sıra, gazap ettiği kimselerin ellerini, ayaklarını dört kazığa bağlayarak işkence ettiğini de ifade etmektedir.)

Açıklamalı meal

13Semud kavmi, Lut kavmi ve Eyke halkı da onlar gibi yalanlamışlardı. İşte onlar da Rablerine ve peygamberlerine karşı güç toplayıp birleşen ve akıbetleri benzer olan perişan olmuş kâfir gruplardı. İşte onlar, kötülük amacıyla örgütlenmiş birer şer çetesiydi.

Açıklamalı meal

14Onların hepsi de peygamberleri yalanladılar ve Hakk’tan ayrıldılar, böylece cezam azabım hak oldu. Bunlardan ibret almayan çağdaş zalimlere gelince:

Açıklamalı meal

15Bugünkü zalimler ve işbirlikçileri de vakti geldiğinde geri dönüşü olmayan bir tek çığlıktan bir beladan başka ne bekliyorlar? Bunlar da tıpkı geçmiştekiler gibi uyarılarımızı ciddiye almıyorlar. Allah’ın azabını üzerlerine çekmeye çalışıyorlar. İyi bilin ki vakti geldiğinde Allah’ın azabı asla ertelenmez. İllaki kendilerini cezalandıracağımız korkunç bir ses mi bekliyorlar? Hiç düşünmüyorlar mı? Cezamız başlarına gelince geri dönüşü yoktur.

Açıklamalı meal

16Öyle bir gaflet bataklığına gömülmüşler ki; bu gerçeği yeterince kavrayamadıkları için alaylı bir şekilde: "Rabbimiz! Eğer yeniden dirilme ve yargılanma iddiası gerçekse, gücün yetiyorsa ve vaad ettiğin azap doğruysa Hesap gününden önce bizim payımıza düşeni çabucak ver de görelim neymiş o " derler. Böylece onlar başlarına geleceklerini hesap etmeden atıp tutarlar. (Mekke kâfirleri, «Amel defterleri sağ yanından verilenlere gelince...» ayeti indirildiği zaman, ayette belirtilen alaylı ifadeyi sarfetmişlerdi.)

İlgili ayetler

İlgili ayetler

11Kaf 12Kaf 14

İlgili ayetler

12İbrahim 9İbrahim 10

İlgili ayetler

13Necm 50Necm 54

İlgili ayetler

14Zümer 71

İlgili ayetler

15A’raf 70Yâsîn 49

İlgili ayetler

16Şuarâ 135Şuarâ 139

Ayet 17

1 ayet

Sâd 17

اِصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَاذْكُرْ عَبْدَنَا دَاوُ۫دَ ذَا الْاَيْدِۚ اِنَّهُٓ اَوَّابٌ ۝١٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

17İṣbir ʿalâ mâ yeḳûlûne veẕkür ʿabdenâ dâvûde ẕe-lʾeyd. innehû evvâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

17Sen onların söylediklerine karşı sabret ve güçlü ol ve bize yönelmiş güçlü bir kişiliğe sahip olan kulumuz Davut’u hatırla!

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

17Gündem oluşturmaya tek yetkili olan Kur’an ise konuyu belirliyor: Ey Muhammed Ey Müslüman! Bu kafirlerin gündemine takılı kalma. Onların söylediklerine karşı azimli ol. Üzülme, kararlı dur. Sen onların cahilliklerinden dolayı söyledikleri çirkin ve incitici sözlerine de aldırma. Hakaretlerine şimdilik sabret. Senin büyük hedeflerin var. Sen bugünden yarınları inşa edeceksin. İşte bu yüzden, sen her şeye rağmen vahyin gündemini takip et. Vazifene devam et ve bize itaat konusunda çok güçlü bir iradeye sahip olan kulumuz Davud’u hatırla ve onu kendine örnek al. Çünkü o servete, makama, güce esir olmayan, sahibi olduğu her şeyi emanet bilen ve her tutumunda sabırla ve tam bir teslimiyetle Allah’a yönelen biriydi. Şimdi sana gelen âyetlerden yola çıkarak, Dâvûd’u farklı yönleriyle tanı ve tanıt.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

17Ahkaf 35

Ayet 18–19

2 ayet

Sâd 18

Sâd 19

اِنَّا سَخَّرْنَا الْجِبَالَ مَعَهُ يُسَبِّحْنَ بِالْعَشِيِّ وَالْاِشْرَاقِۙ ۝١٨ وَالطَّيْرَ مَحْشُورَةًۜ كُلٌّ لَهُٓ اَوَّابٌ ۝١٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

18İnnâ seḫḫarne-lcibâle meʿahû yüsebbiḥne bilʿaşiyyi velʾişrâḳ.

Okunuş

19Veṭṭayra maḥşûrah. küllül lehû evvâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

18Emrimize boyun eğdirdiğimiz dağlar Davut ile beraber sabah ve akşam bizim yüceliğimizi dile getirirlerdi.

Türkçe Meal

19Kuşlar da topluca bu tespihe eşlik ederlerdi. Zira hepsi de Allah’a yönelmişlerdi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

18Davud, ruhları okşayan o tatlı sesiyle Zebur’dan ayetler okurken, Biz bu içli nağmelerle yankılanıp çınlayan dağları ve o dağlardan çıkan demir ve benzeri madenleri onun buyruğuna verdik. Akşam ve sabah onunla birlikte hepsi Allah’ı tesbih ederlerdi. Davud, Allah’a teslimiyet konusunda yaratılışındaki sebebe, dağlar gibi teslim olur, sapasağlam dururdu.

Açıklamalı meal

19Ve seher vakitlerinde Allah’ı anarken, Davud’un etrafında toplanan kuşlar da ahenkli cıvıltılarıyla ona eşlik ettirerek ona zikir yoldaşı yapmıştık. Davud ve ona eşlik eden kuşlar da yaratılışının sebebine uygun hareket eder, Her biri dua ve yakarışlarla Rablerine yönelirdi. Sabah akşam Allah’ın sınırsız kudretini, kâinattaki nizamını, hükümranlığının mükemmelliğini düşünüp O’na yürekten itaat ederdi. Sen de insanlardan bunaldığında Davut gibi yap. Onu örnek al. İnsanlardan bir müddet uzaklaşarak doğayla kendini bütünleştir. O zaman bütün sorunlardan kurtularak, görevine dönersin.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

18Nahl 48İsrâ 44

İlgili ayetler

19Nahl 48İsrâ 44

Ayet 20

1 ayet

Sâd 20

وَشَدَدْنَا مُلْكَهُ وَاٰتَيْنَاهُ الْحِكْمَةَ وَفَصْلَ الْخِطَابِ ۝٢٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

20Veşedednâ mülkehû veâteynâhü-lḥikmete vefaṣle-lḫiṭâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

20Ve biz onun iktidarını güçlendirmiş ve ona doğru karar verme ve etkili bir konuşma kabiliyeti vermiştik.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

20Biz de Davud’un bu teslimiyetine karşılık onun hükümranlığını saltanat ve devlet otoritesini güçlendirmiştik. Ona ilim, sorunları adil ve kesin çözümlere kavuşturmaya dair kesin hüküm verme anlayışı, hikmet ve güzel bir konuşma kabiliyeti vermiştik. Böylece bilgisiyle adaleti sağladı. Toplum arasında hak hukuk tanıyan adil biri olarak ün yaptı. Toplumun sevgisini saygısını kazandı. Toplum onunla hak ve adalet içinde yükseldi.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

20Nisâ 163

Ayet 21–22

2 ayet

Sâd 21

Sâd 22

وَهَلْ اَتٰيكَ نَبَؤُ۬ا الْخَصْمِۢ اِذْ تَسَوَّرُوا الْمِحْرَابَۙ ۝٢١ اِذْ دَخَلُوا عَلٰى دَاوُ۫دَ فَفَزِعَ مِنْهُمْ قَالُوا لَا تَخَفْۚ خَصْمَانِ بَغٰى بَعْضُنَا عَلٰى بَعْضٍ فَاحْكُمْ بَيْنَنَا بِالْحَقِّ وَلَا تُشْطِطْ وَاهْدِنَٓا اِلٰى سَوَٓاءِ الصِّرَاطِ ۝٢٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

21Vehel etâke nebeü-lḫaṣm. iẕ tesevveru-lmiḥrâb.

Okunuş

22İẕ deḫalû ʿalâ dâvûde fefeziʿa minhüm ḳâlû lâ teḫaf. ḫaṣmâni begâ baʿḍunâ ʿalâ baʿḍin faḥküm beynenâ bilḥaḳḳi velâ tüşṭiṭ vehdinâ ilâ sevâi-ṣṣirâṭ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

21Sana birbiriyle davalı o iki kişi ile ilgili kıssanın haberi geldi mi? Hani o iki kişi mabedin duvarına tırmanıp.

Türkçe Meal

22Davut’un huzuruna aniden girince Davut onlardan korkmuştu. Onlar da:
– Korkma, dediler. Biz birbiriyle davalı iki kişiyiz, birimizin diğerine haksızlık ettiğini düşünüyoruz. Sen aramızda hakkaniyetle karar ver haksızlık etme bizi adaletli bir sonuca ulaştır/orta ve makul bir yol göster.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

21Ey Resulüm güzel bir örnek olarak sana Dâvûd’un huzuruna izinsiz giren ve birbirinden davacı olanların kıssası sana anlatıldı mı? Bu haber bütün zamanlarda, bir hukuk devletinin nasıl olacağını gösterme adına çok önemli bir örnektir. Bir gece vakti, Dâvûd bir devlet adamı olarak yapacağı işleri yapmış ve evinde dinlenmeye çekilmişti. O esnada Dâvûd’un bulunduğu eve, dünyada nasıl imtihan olacaklarını haşa Allah yerine kendileri karar veren ve aralarında anlaşmazlık olan iki davacı geldi. Davud (a.s.), mescitte ibadet ettiği için, muhafızlar gelenlerin girmesine izin vermiyorlardı. Hani onlar kapıdan içeri giremeyince yüksek duvardan tırmanarak mihraba yani Davud’un makamına girmişlerdi. Sözü edilen iki davacı, Hz. Davud’a suikastta bulunmak isteyen iki düşmandı. Çevrelerinde Hz. Davud’un muhafızlarını görüp, maksatlarına erişemeyeceklerini anlayınca bu yapmacık dâvayı uydurmuşlardı.

Açıklamalı meal

22Onlar İslâm’dan sapmanın eşiğinde, ekonomik ve sosyal düzeni alt-üst edecek, toplumsal kıyameti koparacak düşüncelerle Davud’un yanına girdiklerinde Dâvûd ibadetle meşguldü. Onları gördüğünde suikast ihtimalini düşünerek onlardan yani birbirlerinden davacı olan o iki kişiden korktu ve heyecanlandı. Dâvûd’a dediler ki: " Bizden korkma. Biz iki davacıyız. Birimiz ötekine haksızlık etti. Biz kapıdaki nöbetçiye, içinde bulunduğumuz durumu anlattık. O bizi içeri almadı. Biz de yaşadığımız problemi yarına bırakırsak, daha da büyüyeceğini bildiğimiz için bu şekilde girdik. Kusurumuza bakma. Adil bir yönetici olarak bizi dinle ve sen aramızda adaletle hükmet diye sana geldik. Doğrudan ayrılma ve haksızlık etmeden aramızda adaleti sağlayarak bize doğru yolu göster dediler. Dâvûd, bilge bir yöneticiydi. Devletin imanının adalet olduğu, geciken adaletin de adalet olmayacağı, adaletin olmadığı yerde, yüksek duvarların arkasında yaşansa bile güvende olunmayacağı gerçeğini biliyordu. Bu yüzden onlara kızmadı.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

21Sâd 26

İlgili ayetler

22Nisâ 135

Ayet 23

1 ayet

Sâd 23

اِنَّ هٰذَٓا اَخ۪ي لَهُ تِسْعٌ وَتِسْعُونَ نَعْجَةً وَلِيَ نَعْجَةٌ وَاحِدَةٌ فَقَالَ اَكْفِلْن۪يهَا وَعَزَّن۪ي فِي الْخِطَابِ ۝٢٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

23İnne hâẕâ eḫî lehû tisʿuv vetisʿûne naʿcetev veliye naʿcetüv vâḥidetün feḳâle ekfilnîhâ veʿazzenî fi-lḫiṭâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

23– İşte bu benim kardeşim, O’nun doksan dokuz koyunu, benim ise sadece bir koyunum var. Öyle iken “Onu da bana ver” dedi ve tartışmada bana baskın çıktı.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

23Davud, “Buyurun derdinizi anlatın davanız nedir!” deyince, O iki kişiden biri müsaade isteyerek söz aldı ve şöyle dedi: Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var, benimse sadece bir tek koyunum var. Buna rağmen: gözünü hırs bürümüş olmalı ki, kardeşim elindekilerle yetinmeyerek, ona göz dikti. Onu da bana ver böylece ortak oluruz gelişir, ilerleriz dedi ve tartıştığımız konuşmada bana üstün geldi. Şimdi gücünü kullanarak bir şekilde onu da elimden almak istiyor. Söyle, nedir bu adamın yaptığı?

İlgili ayetler

İlgili ayetler

23Sâd 26

Ayet 24–25

2 ayet

Sâd 24

Sâd 25

قَالَ لَقَدْ ظَلَمَكَ بِسُؤَالِ نَعْجَتِكَ اِلٰى نِعَاجِه۪ۜ وَاِنَّ كَث۪يرًا مِنَ الْخُلَطَٓاءِ لَيَبْغ۪ي بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ اِلَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَقَل۪يلٌ مَا هُمْۜ وَظَنَّ دَاوُ۫دُ اَنَّمَا فَتَنَّاهُ فَاسْتَغْفَرَ رَبَّهُ وَخَرَّ رَاكِعًا وَاَنَابَ ۝٢٤ فَغَفَرْنَا لَهُ ذٰلِكَۜ وَاِنَّ لَهُ عِنْدَنَا لَزُلْفٰى وَحُسْنَ مَاٰبٍ ۝٢٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

24Ḳâle leḳad żalemeke bisüâli naʿcetike ilâ niʿâcih. veinne keŝîram mine-lḫuleṭâi leyebgî baʿḍuhüm ʿalâ baʿḍin ille-lleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti veḳalîlüm mâ hüm. veżanne dâvûdü ennemâ fetennâhü festagfera rabbehû veḫarra râkiʿav veenâb.

Okunuş

25Fegafernâ lehû ẕâlik. veinne lehû ʿindenâ lezülfâ veḥusne meâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

24Davut:
– Kardeşin senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle gerçekten sana haksızlık etmiş. Zaten ortakların çoğu, birbirlerine haksızlık ederler. Ancak inanıp iyi ve güzel işler yapanlar hariç. Fakat böyleleri de maalesef çok azdır. Bu arada Davut, kendisini sınadığımızı anladı ve hemen Rabbinden bağışlanma dileyerek eğilip secdeye kapandı ve Rabbine yöneldi.

Türkçe Meal

25Biz de onun bu hatasını bağışladık. Zira onun bizim katımızda özel bir yeri ve güzel bir geleceği vardı.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

24İki tarafın da konuşmasını dikkatle dinleyen Davud, ilk konuşmacıya, Dedi ki: "Andolsun, o senin koyununu senin rızan olmadığı halde kendi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlık etmiştir. Güçlünün zayıfı ezdiği, zayıfın haklarının gözetilmediği bir ortaklık, doğru bir ortaklık değildir. Zaten bu şekilde ortaklık yapıp, mallarını birbirine karıştıran ortakların çoğu birbirlerine maalesef haksızlık ve zulüm ederler. Sadece gerçek anlamda iman edip de iyi işler yapanlar, bu imana yaraşan güzel davranış gösterenler, işini yaparken de Allah’ın huzurunda olma şuuruyla yapanlar müstesna diyerek onları uzlaştırıp yatıştırdı. Ancak Allah merkezli düşünüp yaşayan mü’minler, böylesi zulüm ve haksızlıktan uzak durur, doğru ve güzel olanı yaparlar. Ama onların sayısı da ne kadar azdır! ki" Davud bir hükümdar olarak tüm ekonomik ve toplumsal düzenden sorumlu idi. Ama o öncelikle bir Peygamberdi. Hayatın her bölümünde Allah’ın huzurunda imtihanda olduğunun bilincindeydi. Davud bu davayı halledince kendi konumunu yeniden düşündü. Allah’ın izni ile hükümdar olarak böyle bir görevdeydi. Aslında bu, onun bir kulluk göreviydi. Her zaman olduğu gibi şu anda da duvardan tırmanan kimselerle kendisini uyarıp imtihan ettiğimizi anladı da Rabbinden bağışlanma diledi. Rükû ederek başını yere eğdi yere kapandı ve gönülden Rabbine yöneldi. İnsanlar çoğunluğun kararlarına uyarak azınlıkların haklarını yer. Bir toplumda çoğunluk ne derse desin gerçekler değişmez. Çoğunluğun bir şeye karar vermesi orada hakkın olduğuna delil değildir. Davut’un huzuruna gelenler dolaylı olarak Davut’u sorgulamışlardır. Yani Davut’a şunu demek istediler. Sen etrafındaki çoğunluğa uyarsan, doksan dokuz koyunu olduğu halde benim bir koyunuma sahip çıkan kişiye benzersin! Sen bize doğruyu hükmettin. Ancak kendi hayatına bak! Kendi hayatında sanki çoğunluğa uyuyorsun! Onun için kendini düzelt! Çoğunluğa değil gerçeklere uy. Doğru neyse ona hüküm ver. Eğer çoğunluğa uyarak hüküm verirsen zalimlerden olursun. Haksızlık ne kadar çok olursa olsun haksızlıktır. Hak ne kadar az olursa olsun haktır. İnsanlardan bazıları vardır ki, ellerindeki iktidar gücünü haktan adaletten ayrılma nedeni yapar. Gerçeklere göre hüküm vereceklerine, yalanlara göre hüküm verirler. Hakkı adaleti arayacaklarına çoğunluğun isteklerine göre hareket ederler. Çoğunluklar adına azınlıkların haklarını yerler. Unutmayın ki ne olursa olsun adaletli hüküm Rabbinizin hükmüdür. Kendi aranızda çoğunluk esasına göre Allah’ın yasalarına aykırı yasalar yaparsanız adalet doğmaz. Oluşturduğunuz yasama meclislerinde Rabbinizin yasalarına aykırı yasalar yapıyorsanız, Rabbinize isyan etmiş, Rabbinizin yasalarına karşı çıkarak suç işlemişsinizdir. Davut meclisini toplayıp meclisinin çoğunluğuna göre hareket etseydi, doksan dokuz koyuna bir koyunu katardı. Ancak Davut hak ile hüküm verdi. Hükmü verdikten sonra anladı ki; çoğunluğa uyarsa zalimlerden olacaktır.

Açıklamalı meal

25Hatasının farkına vardığı ve hatada ısrar etmediği için Biz de bu samimiyetinden dolayı onun bu hatasını bağışladık. Şüphesiz Davud’un bizim yanımızda bir değeri bir yakınlığı, yüksek bir makamı ve güzel bir geleceği vardır. Âhirette onu güzel bir akıbet beklemektedir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

24Enbiyâ 35

İlgili ayetler

25Tâhâ 82Zümer 53

Ayet 26

1 ayet

Sâd 26

يَا دَاوُ۫دُ اِنَّا جَعَلْنَاكَ خَل۪يفَةً فِي الْاَرْضِ فَاحْكُمْ بَيْنَ النَّاسِ بِالْحَقِّ وَلَا تَتَّبِعِ الْهَوٰى فَيُضِلَّكَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِۜ اِنَّ الَّذ۪ينَ يَضِلُّونَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ لَهُمْ عَذَابٌ شَد۪يدٌ بِمَا نَسُوا يَوْمَ الْحِسَابِ۟ ۝٢٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

26Yâ dâvûdü innâ ceʿalnâke ḫalîfeten fi-lʾarḍi faḥküm beyne-nnâsi bilḥaḳḳi velâ tettebiʿi-lhevâ feyüḍilleke ʿan sebîli-llâh. inne-lleẕîne yeḍillûne ʿan sebîli-llâhi lehüm ʿaẕâbün şedîdüm bimâ nesû yevme-lḥisâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

26– Ey Davud! Biz seni bu ülkeye halife/yönetici yaptık. İnsanları adalet ve hakkaniyetle yönet, sakın heva ve hevesine uyma, yoksa Allah’ın yolundan saparsın iyi bil ki Allah’ın yolundan sapanlara hesap gününü unutmalarından dolayı, şiddetli bir azap vardır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

26Allah Davud’a şöyle buyurmuştu: "Ey Davud! şunu da unutma ki, Biz seni bütün insanlar gibi yeryüzüne halife, gayretin ve liyakatin sebebiyle de kavmine hükümdar, adâleti gerçekleştirmekle yükümlü bir yönetici ve ümmetinin peygamberi olmak üzere yarattık. Ve sana, bu göreve uygun güç, yetki ve yetenekler bahşettik. O halde insanlar arasında adaletle hükmet ve hukukun, delilleri toplamak, tarafları dinlemek, onlara savunma hakkı vermek gibi objektif ve evrensel normları varken sakın keyfine, kendi heva ve hevesine, başka insanların heva ve heveslerine de uyma. Eğer uyarsan seni Allah’ın yolundan, Allah’ın nizamı ile ahlakının gerektirdiği adaletten saptırırlar. Şüphesiz Allah’ın yolundan umursamayıp sapanlar için hesap gününü unutmalarından dolayı âhirette şiddetli bir azap vardır. Sen insanlar arasında hak ile hüküm ver. Çoğunluğun arzularına çoğunluğun heveslerine de uyma. Çoğunluğa uyarsan seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Allah’ın yolundan sapanlar için hesap günü şiddetli bir azap vardır." Ey resulüm! Sen de bunlardan kendine ders çıkar. Unutma Hakkın karşısında zulüm ne kadar çok olsa da hak olanı değiştiremez. Davut’u kendine örnek al. Onun gibi seni şaşırtmak için gelenlerden ders çıkar! Zulmedenlerden olmamak için Rabbine yönel.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

26Bakara 120Nisâ 115

Ayet 27

1 ayet

Sâd 27

وَمَا خَلَقْنَا السَّمَٓاءَ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا بَاطِلًاۜ ذٰلِكَ ظَنُّ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۚ فَوَيْلٌ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنَ النَّارِۜ ۝٢٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

27Vemâ ḫalaḳne-ssemâe velʾarḍa vemâ beynehümâ bâṭilâ. ẕâlike żannü-lleẕîne keferû. feveylül lilleẕîne keferû mine-nnâr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

27Biz göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş ve anlamsız yaratmadık. Bu, iddia kâfirlerin zannıdır. Cehennemi boylayacak olan o kâfirlerin vay haline.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

27Biz insanları başıboş yaratmadığımız gibi gökleri, yeri ve bu ikisinin arasındakileri de amaçsız ve boş yere yaratmadık. Bunlar bir tesadüf eseri de değildir, Bazıları der ki; “Bu dünya boş. Biz boşu boşuna bir hayat yaşıyoruz. Ölünce toprak olup gideceğiz.” Bu iddia, inkâr edenlerin kendilerinin ve yaratılan şeylerin amaçsız olduğunu düşünmeleri sadece kendi kuruntularıdır. Hayır! Hiçbir yaratılış boşuna değildir. Her yaratılışın bir nedeni vardır. Her şey ve herkes bir hikmet ve hizmet için vardır. Allah’a karşı sorumluluklarının olduğunu düşünmek, bilmek ve yerine getirmek istemeyenler, peygamberlerini yalancılıkla suçluyorlar. Oysa, evrenin tesadüfen yaratıldığı ve insanın başıboş bırakıldığı inancı, kaçınılmaz olarak bütün ahlâkî ve insani değerlerin yozlaşması sonucunu doğurur. Öyleyse, gayesiz yaşadıkları için hak ettiği cehennemi boylayacak olan o kâfirlerin vay hallerine!

İlgili ayetler

İlgili ayetler

27Âl-i İmran 191

Ayet 28

1 ayet

Sâd 28

اَمْ نَجْعَلُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ كَالْمُفْسِد۪ينَ فِي الْاَرْضِۘ اَمْ نَجْعَلُ الْمُتَّق۪ينَ كَالْفُجَّارِ ۝٢٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

28Em necʿalü-lleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti kelmüfsidîne fi-lʾarḍ. em necʿalü-lmütteḳîne kelfüccâr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

28Yoksa biz inanıp iyi ve güzel işler yapanları, memlekette bozgunculuk yapanlarla bir tutar mıyız? Yoksa sakınanlar ile günaha batmış olanları bir tutar mıyız?

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

28Yoksa biz Allah’ın davetine iman edip sorumluluklarını yerine getirenleri ve salih ameller işleyenleri yeryüzünde bozgunculuk edenlerle bir mi tutacağız? Ya da günahtan sakınan takva sahiplerini günaha girip yoldan çıkanlar gibi değersiz mi tutacağız? Elbette ki hayır. Rabbine karşı gelmekten sakınarak yasalarımıza uyanlarla, inkâr eden, yasamıza uymayan, kendi uydurdukları yasalara göre yaşayanları bir tutmayız. Böyle bir haksızlık Bizim adaletimize yakışmaz. İşte bu yüzden size, doğruyu yanlıştan ayırt etmenizi sağlayacak Kuranı gönderdik:

İlgili ayetler

İlgili ayetler

28Câsiye 21

Ayet 29

1 ayet

Sâd 29

كِتَابٌ اَنْزَلْنَاهُ اِلَيْكَ مُبَارَكٌ لِيَدَّبَّرُٓوا اٰيَاتِه۪ وَلِيَتَذَكَّرَ اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ ۝٢٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

29Kitâbün enzelnâhü ileyke mübârakül liyeddebberû âyâtihî veliyeteẕekkera ülü-lʾelbâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

29İşte bu, ayetleri üzerinde derinlemesine düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz bereket kaynağı bir kitaptır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

29Ey Peygamber! Bu mübarek Kur’an ayetlerini hakikat arayışında olan insanlar kendi düşüncelerini din yapmasınlar, yaratılış sebeplerini ve kendilerine neler kazandırabileceğini iyice düşünsünler, yasalarımıza uyarak yaşasınlar ve akıl sahipleri onu okuyup doğruya ulaşmak için öğüt alsınlar diye sana indirdik.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

29Ra’d 19

Ayet 30

1 ayet

Sâd 30

وَوَهَبْنَا لِدَاوُ۫دَ سُلَيْمٰنَۜ نِعْمَ الْعَبْدُۜ اِنَّهُٓ اَوَّابٌۜ ۝٣٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

30Vevehebnâ lidâvûde süleymân. niʿme-lʿabd. innehû evvâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

30Biz Davud’a Süleyman’ı bahşettik. Süleyman, ne güzel bir kuldu. O, her daim Allah’a yönelen biriydi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

30İşte, ibret verici bir kıssa, örnek bir Peygamber daha: Biz, iman edip sorumluluklarını yerine getiren Davud’a mükâfat olarak hayırlı bir evlat olarak Süleyman’ı bahşettik. O da sürekli Bize yönelen ne güzel bir kuldu! Her tutumunda Allah’a sığınan ve yasalarına yönelen biriydi. Yolunu ve yönünü hiç değiştirmedi.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

30İsrâ 55

Ayet 31–33

3 ayet

Sâd 31

Sâd 32

Sâd 33

اِذْ عُرِضَ عَلَيْهِ بِالْعَشِيِّ الصَّافِنَاتُ الْجِيَادُۙ ۝٣١ فَقَالَ اِنّ۪ٓي اَحْبَبْتُ حُبَّ الْخَيْرِ عَنْ ذِكْرِ رَبّ۪يۚ حَتّٰى تَوَارَتْ بِالْحِجَابِ۠ ۝٣٢ رُدُّوهَا عَلَيَّۜ فَطَفِقَ مَسْحًا بِالسُّوقِ وَالْاَعْنَاقِ ۝٣٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

31İẕ ʿuriḍa ʿaleyhi bilʿaşiyyi-ṣṣâfinâtü-lciyâd.

Okunuş

32Feḳâle innî aḥbebtü ḥubbe-lḫayri ʿan ẕikri rabbî. ḥattâ tevârat bilḥicâb.

Okunuş

33Ruddûhâ ʿaleyy. feṭafiḳa mesḥam bissûḳi velʾaʿnâḳ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

31Hani, gün batımına doğru ona safkan koşu atları sunulmuştu.

Türkçe Meal

32Güneş batımına kadar onları seyretmiş ve şöyle demişti:
– Şimdi ben atları sevmeyi Rabbimi zikretmeye tercih etmiş oldum.

Türkçe Meal

33Ardından getirin onları bana diyerek başladı boyunlarını ve bacaklarını sıvazlamaya.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

31Hani Süleyman’a bir akşam üstü savaş için hazırlanan ordusunun gücünü, kuvvetini ve ihtişamını sembolize eden, bir ayağını tırnağı üstüne dikip toprağı kazıyan, öbür üç ayağıyla da yerin üzerinde çalımlı duran safkan, yağız ve soylu koşu atları gösterilmişti.

Açıklamalı meal

32Bunun üzerine Süleyman, “Muhakkak ki dünya malı atlar ve hayırlı güzel olan her şey bana Rabbimi hatırlamamı ve anmamı, verdiği her nimeti O’nun yolunda vermemi sağlar. O’na ibadet ve hizmetime vesile olmasından dolayı ben de onları severim. Bu atları da yalnızca Rabb’imin rızası için seviyorum. Onlar bana Allah yolunda cihat etme, zalimlere korku salma, mazlumlara ümit olma, yeryüzünde hak, hukuk ve adaleti tesis etme gibi gayelerime giden yolda vasıta oluyorlar” dedi. Hatta Süleyman Rabbinin yüceliğini, atlar koşmaya başlayıp gözden kayboluncaya kadar atları hayranlıkla seyrederek tekrarladı.

Açıklamalı meal

33Hz. Süleyman; “Atları tutup bana geri getirin” dedi. Atlar, yanına getirilince hemen ayaklarını ve boyunlarını okşamaya yelelerini taramaya başladı.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

31Neml 15Neml 17

Ayet 34

1 ayet

Sâd 34

وَلَقَدْ فَتَنَّا سُلَيْمٰنَ وَاَلْقَيْنَا عَلٰى كُرْسِيِّه۪ جَسَدًا ثُمَّ اَنَابَ ۝٣٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

34Veleḳad fetennâ süleymâne veelḳaynâ ʿalâ kürsiyyihî ceseden ŝümme enâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

34And olsun ki biz Süleyman’ı hükümdarlık gücünü zayıflatarak sınamıştık sonra toparlanıp eski gücüne kavuşmuştu.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

34Andolsun biz Süleyman’ı, dünyadaki saltanatın, servetin, güzelliklerin gelip geçici birer imtihan vesilesi olduğunu ve ölümü unutmaması gerektiği konusunda hastalıkla imtihan ettik. Hükümranlığını zayıf düşürdük ve onu tahtının üzerine yaşayan ölüye benzeyen bir ceset gibi bıraktık. Süleyman hükümdardı. Tahtını öyle başıboş bırakamazdı. Çünkü onun görevi hakkı adaleti gerçekleştirmekti. Tahtını boş bırakırsa, tahtına hâkim olamazsa, hak adalet kaybolur, zulüm doğardı. Bir hükümdarın görevi her ne olursa olsun, mal sevgisini öne çıkarmak değil, tahtında oturup adaleti gerçekleştirmekti. Bilin ki tahtında mal sevgisiyle oturan hükümdarlar tıpkı birer ceset gibidirler. Süleyman ulaştığı bu hükümden dehşete düştü. Nitekim Allah’ın yasası da buydu. Kimine vererek kiminden de alarak imtihan ederdi. Fakat bu benzersiz saltanatı onu şımartmadı. Sonra kendine dönüp toparlandı ve Rabbine sığınıp yöneldi. Zaten hep O’na yalvarıyordu. Süleyman (a.s.), şiddetli bir hastalığa yakalanmak suretiyle imtihan edilmiş, hastalığı sırasında, «cansız ceset» denecek kadar zayıflamış, sonra tekrar sağlığına kavuşmuştu.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

34Sâd 26

Ayet 35

1 ayet

Sâd 35

قَالَ رَبِّ اغْفِرْ ل۪ي وَهَبْ ل۪ي مُلْكًا لَا يَنْبَغ۪ي لِاَحَدٍ مِنْ بَعْد۪يۚ اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ ۝٣٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

35Ḳâle rabbi-gfir lî veheb lî mülkel lâ yembegî lieḥadim mim baʿdî. inneke ente-lvehhâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

35Ardından şöyle yalvardı:
– Rabbim, beni bağışla ve bana, benden sonra hiç kimseye nasip olmayacak bir hükümranlık lütfet, zira sen sonsuz bir lütuf ve ihsan sahibisin!

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

35Hz. Süleyman: Dua makamında ellerini açtı ve dedi ki: " Sana kulluğumun bilincindeyim. Zulme ve küfre karşı gücüm yettiği kadar çalıştım. Yine de Sana layık bir şekilde hakkıyla kul olamadım. Eksik ve noksanlarım, kusur ve kabahatlerim var. Affınla, lütfunla, rahmet ve merhametinle mağfiretini isterim. Rabbim ne olur Beni bağışla davet ettiğin hayatı yaşamayı nasip eyle. Ve benden sonra kimseye nasip olmayacak bir mülk ve hükümranlığı senin yolunda hizmet etmek için, yeryüzünde hakkı, hukuku, adaleti tesis etmek için bana lütfet. Ki, sürekli fitne ve kargaşa çıkaran bu şer odakları karşısında dimdik ayakta durabileyim. Şüphesiz, sen tövbeleri kabul eden çok ihsan sahibisin, lütuf sahibi ve cömert olansın karşılıksız bol bol verensin" diyerek yalvarmıştı.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

35Bakara 201

Ayet 36

1 ayet

Sâd 36

فَسَخَّرْنَا لَهُ الرّ۪يحَ تَجْر۪ي بِاَمْرِه۪ رُخَٓاءً حَيْثُ اَصَابَۙ ۝٣٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

36Feseḫḫarnâ lehü-rrîḥa tecrî biemrih ruḫâen ḥayŝü eṣâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

36Bunun üzerine rüzgârı onun istifadesine sunduk böylece rüzgârlar emriyle onun istediği yere kolayca esip giderdi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

36Böylece biz de onun duasını kabul edip, çok büyük hükümranlık verdik. Rüzgârları ve rüzgârı arkasına alan yelkenli gemileri, kısa zamanda hedefine ulaştırmak üzere onun emrine verdik. Allah’ın emriyle gemileri dilediği yöne yumuşak bir şekilde akıp yüzdürebiliyordu. Devleti büyüdükçe büyüdü. Rüzgârların başladığı bittiği yerler Süleyman’ın hâkimiyeti altındaydı. Ona rüzgârlardan yararlanmayı öğrettik. Değirmenler, yelkenler, gemiler, çok değişik araçlar, binalarının, evlerinin soğuması, ısınması, Süleyman’ın rüzgârları kullanma bilgisiyle mükemmel bir seviyeye ulaştı.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

36Sebe’ 12

Ayet 37–38

2 ayet

Sâd 37

Sâd 38

وَالشَّيَاط۪ينَ كُلَّ بَنَّٓاءٍ وَغَوَّاصٍۙ ۝٣٧ وَاٰخَر۪ينَ مُقَرَّن۪ينَ فِي الْاَصْفَادِ ۝٣٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

37Veşşeyâṭîne külle bennâiv vegavvâṣ.

Okunuş

38Veâḫarîne müḳarranîne fi-lʾaṣfâd.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

37Becerikli bina ustalarını ve dalgıçları da onun emrine verdik.

Türkçe Meal

38Zincire vurulmuş diğerlerini de.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

37Ayrıca, hizmetinde kullanmak üzere şeytan gibi kibirli, dik başlı inşaat ustaları ve denizcilikte mahir çok zeki, her şeyin altından kalkan cin gibi dalgıçları da onun emrine verdik.

Açıklamalı meal

38Ve kötülük yapmamaları için, esir edip zincirlerle bağlanmış halde daha başkalarını da ülkesine getirerek ona hizmetkâr yaptık. Sanki hepsi zincirle bağlanmış görevliler gibi Süleyman’ın emrindeydiler. Hâlbuki görünürde hiçbir zincir yoktu. Süleyman’ın adil davranışları, hakkı adaleti sağlayışı onları gönülden bağlamıştı. Süleyman’a tutkuları, bağlılıkları, zincirlerle bağlanmış kölelerden daha üstündü. Bütün hükümdarlar onları gördükçe kıskanırdı.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

37Enbiyâ 81Enbiyâ 82

İlgili ayetler

38Sebe’ 13Sebe’ 14

Ayet 39–40

2 ayet

Sâd 39

Sâd 40

هٰذَا عَطَٓاؤُ۬نَا فَامْنُنْ اَوْ اَمْسِكْ بِغَيْرِ حِسَابٍ ۝٣٩ وَاِنَّ لَهُ عِنْدَنَا لَزُلْفٰى وَحُسْنَ مَاٰبٍ۟ ۝٤٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

39Hâẕâ ʿaṭâünâ femnün ev emsik bigayri ḥisâb.

Okunuş

40Veinne lehû ʿindenâ lezülfâ veḥusne meâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

39Ey Süleyman işte bütün bunlar bizim sana sınırsız bir lütfumuzdur. İster onları serbest bırak istersen elinde tut.

Türkçe Meal

40Çünkü onun, bizim katımızda özel bir yeri ve güzel bir geleceği vardı.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

39Sonra da Süleyman’a şöyle vahyettik: Bu insanların emrinde olması, sana nasip ettiğimiz iktidar ve güç sayesindedir, bizim ihsanımızdır. Artık dilediğini serbest bırak veya bir kısmını elinde tut, bu da senin bileceğin iştir. Bunun bir hesabı yoktur.

Açıklamalı meal

40Şüphesiz geçmişten bugüne servetle sınanan birçokları, servete kul, köle olurken, Süleyman serveti verenin kulu olmayı başardı. İşte bu yüzden Süleyman’ın bizim katımızda, büyük bir değeri ve âhirette de dönüp geleceği güzel bir yer vardır. Verdiğimiz her yetkiyi, her nimeti, her zenginliği bize güzel işler yaparak döndürürdü. O’nun tövbesi, Rabbine yakınlığı böyleydi. Sen de O’ndan ders al. Sana verdiğimiz yetkileri, nimetleri, zenginlikleri güzel bir şekilde bize döndür.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

39Sebe’ 12Sebe’ 14

İlgili ayetler

40Ankebut 69Sebe’ 37

Ayet 41–42

2 ayet

Sâd 41

Sâd 42

وَاذْكُرْ عَبْدَنَٓا اَيُّوبَۢ اِذْ نَادٰى رَبَّهُٓ اَنّ۪ي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍۜ ۝٤١ اُرْكُضْ بِرِجْلِكَۚ هٰذَا مُغْتَسَلٌ بَارِدٌ وَشَرَابٌ ۝٤٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

41Veẕkür ʿabdenâ eyyûb. iẕ nâdâ rabbehû ennî messeniye-şşeyṭânü binuṣbiv veʿaẕâb.

Okunuş

42Ürkuḍ biriclik. hâẕâ mugteselüm bâridüv veşerâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

41Kulumuz Eyyub’u da an! Hani O, Rabbine: “Rabbim "Şeytan bana bir yorgunluk ve azap verdi." diye seslenmişti.

Türkçe Meal

42Biz de ona: “Ayağınla yere vur. İşte orada yıkanıp içerek şifa bulacağın soğuk su var” demiştik.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

41Ey hak yolunun yolcusu! Mücadelende sana yol gösterecek bir örnek olarak kulumuz Eyyub’u da hatırla. O da vaktiyle Allah adına yaptığı davete kavminin karşı çıkıp direnmesinden yaptıkları eziyetlerden kendini yorgun, bezgin, hasta hissetmeye başlamıştı Hani malını, ailesini ve sağlığını kaybederek büyük bir imtihandan geçen Eyyub, Rabbine şöyle dua etmişti: "Doğrusu Eyyûb gerçekten peygamber olsaydı, Allah onu hasta etmezdi diyerek, insanlara vesvese veren şeytan, bana tarifsiz bir yorgunluk, terk edilmişlik duygusu ve azap dokundurdu, Âdeta mecali tükenmiş bir hastayım, aciz ve çaresiz kaldım. Allah’ım Sen bana yardım et.” demişti. İşte Eyyüb, yıllar süren dayanılmaz acılara sabırla katlanmış; bir kez olsun Rabb’ine isyan etmemişti.

Açıklamalı meal

42Biz de çektiği dert ve sıkıntılara sabırla göğüs geren bu kulumuza, “Ey Eyyub!” diye müjdeyi verdik, “Artık sıkıntılarından kurtulmanın zamanı geldi. Ayağını yere vur katımızdan bir mûcize olarak yerden bir pınar fışkırsın. İşte hem yıkanmada kullanılacak hem de şifa verici, içilecek soğuk bir su çıkacak, onunla sağlığına ve huzura kavuşacaksın. Ya da Kendini toparla, hareket et, ayağa kalkıp yola koyul. Önüne çıkan soğuk suda hem yıkan hem de içip kendine gel.” diye vahyettik. İşaretimizle doğada verdiğimiz şifaları keşfetti. Kendisine azap veren hastalıklardan kurtuldu. Böylece hem kendine hem gelecek nesillere örnek oldu. Andolsun ki; yarattığımız dünyada insana şifa verecek çok şey vardır. Sulardan, bitkilerden, sebzelerden, rüzgârlardan, dağlardan, ovalardan, ormanlardan, nehirlerden, pınarlardan, güneşten, geceden, gündüzden, ders alıp düşünenler için bütün bunlar da şifalar vardır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

41Enbiyâ 83Enbiyâ 84

İlgili ayetler

42Şuarâ 80

Ayet 43

1 ayet

Sâd 43

وَوَهَبْنَا لَهُٓ اَهْلَهُ وَمِثْلَهُمْ مَعَهُمْ رَحْمَةً مِنَّا وَذِكْرٰى لِاُو۬لِي الْاَلْبَابِ ۝٤٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

43Vevehebnâ lehû ehlehû vemiŝlehüm meʿahüm raḥmetem minnâ veẕikrâ liüli-lʾelbâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

43Böylece katımızdan bir rahmet ve akıl sahipleri için bir ibret ve öğüt olarak onu ailesine bağışladık malına mal nesline nesil kattık.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

43Böylece o da kendini toparlayıp eskisinden daha güçlü ve sabırla kavmini Allah adına, yaratılışının sebebi olan hayata davete başladı. Hastalığından dolayı, mal ve evladı azalan Eyyub’a eski zenginliğini, sağlığını, katımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere uzun zamandır ona sırtını dönmüş olan ailesini, malını mülkünü ve onlarla birlikte bir o kadarını daha bahşettik. Eyyubun davetine icabet edip, etrafında toparlanarak kenetlendiler ve böylece Allah’ın lütfu ile sayıları da giderek arttı. Böylece Hz. Eyyub’u sağlık, huzur ve rahata ulaştırdık.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

43Enbiyâ 83Enbiyâ 84

Ayet 44

1 ayet

Sâd 44

وَخُذْ بِيَدِكَ ضِغْثًا فَاضْرِبْ بِه۪ وَلَا تَحْنَثْۜ اِنَّا وَجَدْنَاهُ صَابِرًاۜ نِعْمَ الْعَبْدُۜ اِنَّهُٓ اَوَّابٌ ۝٤٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

44Veḫuẕ biyedike ḍigŝen faḍrib bihî velâ taḥneŝ. innâ vecednâhü ṣâbirâ. niʿme-lʿabd. innehû evvâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

44Eline şu otlardan bir demet al ve onu bir ilaç olarak uygula ve sakın sözünden dönme. Gerçek şu ki biz Eyyub’u çok sabırlı bulduk. O, ne güzel bir kuldu zira o, hep Allah’a sığınır ve O’na yönelirdi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

44Bundan önce Eyyub, Allah adına yaptığı daveti kabullenmeyen ailesini cezalandırmak için hanımına yüz değnek vuracağına dair düşünmeden yemin etmişti. Ardından vereceği cezanın fazla olduğunu anladı. Pişmanlık içindeydi. Yaptığı haksızlığın farkına varmış tövbeyle bize yaklaşmıştı. Tarafımızdan sağlığına kavuşturulduktan sonra, hanımı hakkında ettiği yemin ile ilgili olarak ona şöyle bir çözüm yolu bildirmiştik. "100 buğday sapını bağla, Eline bir demet ekin sapı al da onunla hanımına b ir kere hafifçe vur. Böylece hem vefakâr eşini incitmemiş hem de yeminini bozmadan yerine getirmiş olursun dedik." Gerçekten biz onu zorluklara, sıkıntılara karşı çok sabırlı bulduk. Ne iyi bir kuldu. O her şeye rağmen Allah’a yönelen, O’na teslim olmuş güzel bir kuldu. Unutma ki; kim yaptığı hatalardan kurtulmak için kolaylaştırıcı bir yol arıyorsa Rabbine yönelsin. Rabbin hiçbir insana zorluk çıkarmaz. Rabbin gönülden, samimiyetle, kendisine yaklaşanlara mutlaka yol gösterir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

44Bakara 155Zümer 10

Ayet 45–47

3 ayet

Sâd 45

Sâd 46

Sâd 47

وَاذْكُرْ عِبَادَنَٓا اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ اُو۬لِي الْاَيْد۪ي وَالْاَبْصَارِ ۝٤٥ اِنَّٓا اَخْلَصْنَاهُمْ بِخَالِصَةٍ ذِكْرَى الدَّارِۚ ۝٤٦ وَاِنَّهُمْ عِنْدَنَا لَمِنَ الْمُصْطَفَيْنَ الْاَخْيَارِ ۝٤٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

45Veẕkür ʿibâdenâ ibrâhîme veisḥâḳa veyaʿḳûbe üli-lʾeydî velʾebṣâr.

Okunuş

46İnnâ aḫlaṣnâhüm biḫâliṣatin ẕikra-ddâr.

Okunuş

47Veinnehüm ʿindenâ lemine-lmuṣṭafeyne-lʾaḫyâr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

45İbadette güçlü, irade ve basiret sahibi kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub’u da an!

Türkçe Meal

46Onlar bizim özellikle ahiret yurdunu düşünüp önemseyen, ihlâslı kullarımız.

Türkçe Meal

47Çünkü onlar, bizim katımızda seçilmiş ve hayırlı kimselerden idiler.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

45Ey Müslüman! Mücadelende sana yol gösterecek birer örnek olarak, hepsi de güçlü bir iradeye ve basiretli bir kavrayış yeteneğine sahip kullarımız İbrahim’i, oğlu İshak’ı ve torunu Yakub’u da ibret ve hikmetle hatırla.

Açıklamalı meal

46Biz elbette Allah’ın davetine teslim olmuş Müslümanları, sabırla, tavizsiz bir gayretle âhireti düşünen ihlaslı ve samimi kimseler kıldık.

Açıklamalı meal

47Şüphesiz onlar bizim katımızda erdemli, faziletli seçkin ve hayırlı kimselerdendir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

45Bakara 140

İlgili ayetler

46Mümtehine 4

İlgili ayetler

47Bakara 130

Ayet 48

1 ayet

Sâd 48

وَاذْكُرْ اِسْمٰع۪يلَ وَالْيَسَعَ وَذَا الْكِفْلِۜ وَكُلٌّ مِنَ الْاَخْيَارِۜ ۝٤٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

48Veẕkür ismâʿîle velyeseʿa veẕe-lkifl. veküllüm mine-lʾaḫyâr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

48İsmail’i, Elyasa’yı ve Zülkifl’i de an! Bunların hepsi de hayırlı kimselerden idiler.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

48Ey Müslüman! Yine sana örnek olarak İsmail’i, Elyasa’ı ve Zülkif’i de unutma. Onların hepsi de insanları yaratılış sebepleri olan nizam ve ahlak ile yaşamaya davet eden, zorluklar karşısında yılmadan görevlerini yerine getiren, çevresine ve ümmetine karşı en hayırlı kullarımızdandı.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

48En’am 83En’am 88

Ayet 49

1 ayet

Sâd 49

هٰذَا ذِكْرٌۜ وَاِنَّ لِلْمُتَّق۪ينَ لَحُسْنَ مَاٰبٍۙ ۝٤٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

49Hâẕâ ẕikr. veinne lilmütteḳîne leḥusne meâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

49Bütün bunlar güzel bir hatırlatma ve öğüttür. Bilin ki Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için kesinlikle güzel bir gelecek vardır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

49Ey insanlar! Bu Kur’an ve anlatılanlar Allah tarafından sizlere bir uyarı öğüt ve hatırlatmadır. Allah’a karşı sorumluluklarının bilincinde olan ve bu uyarıları dikkate alıp Allah’ın razı olmadığı şeylerden sakınan takva sahiplerini elbette güzel bir gelecek beklemektedir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

49Bakara 177

Ayet 50–54

5 ayet

Sâd 50

Sâd 51

Sâd 52

Sâd 53

Sâd 54

جَنَّاتِ عَدْنٍ مُفَتَّحَةً لَهُمُ الْاَبْوَابُۚ ۝٥٠ مُتَّكِـ۪ٔينَ ف۪يهَا يَدْعُونَ ف۪يهَا بِفَاكِهَةٍ كَث۪يرَةٍ وَشَرَابٍ ۝٥١ وَعِنْدَهُمْ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ اَتْرَابٌ ۝٥٢ هٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِيَوْمِ الْحِسَابِ ۝٥٣ اِنَّ هٰذَا لَرِزْقُنَا مَا لَهُ مِنْ نَفَادٍۚ ۝٥٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

50Cennâti ʿadnim müfetteḥatel lehümü-lʾebvâb.

Okunuş

51Müttekiîne fîhâ yedʿûne fîhâ bifâkihetin keŝîrativ veşerâb.

Okunuş

52Veʿindehüm ḳâṣirâtu-ṭṭarfi etrâb.

Okunuş

53Hâẕâ mâ tûʿadûne liyevmi-lḥisâb.

Okunuş

54İnne hâẕâ lerizḳunâ mâ lehû min nefâd.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

50Kapıları kendilerine açılmış Adn cennetleri onları beklemektedir.

Türkçe Meal

51Onlar orada tahtlara kurulacaklar, canlarının çektiği her türlü meyve ve içeceği hazır bulacaklar.

Türkçe Meal

52Yanlarında da kendilerine denk gözü başkasına bakmayan güzel eşler olacak.

Türkçe Meal

53İşte bu, hesap günü size vaat edilen nimetlerdir.

Türkçe Meal

54İşte bu bizim size sunduğumuz tükenmeyen nimetlerimizdir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

50Allah’a karşı sorumluluk bilinci taşıyan ve gereklerini yerine getirmek için canları ve malları ile gayret edenler için, kapıları ardına kadar kendilerine açılmış daimî güzelliklerin, mutlulukların yurdu olan, iman, itaat ve cihad ehli için hazırlanmış her türlü güzelliğin kaynağı Adn cennetleri vardır.

Açıklamalı meal

51Orada koltuklara yaslanmış olarak huzurla uzanıp dinlenerek, canlarının çektiği pek çok meyvelerle, içeceklerle nimetlenirler.

Açıklamalı meal

52Yanlarında bakışlarını yalnız eşine çevirmiş kendileri ile yaşıt yumuşak başlı eşler bulacaklar.

Açıklamalı meal

53Ve Rableri onlara şöyle seslenir: İşte hesap günü için, Allah’a karşı sorumluluklarını bilinçle yerine getirmek için ellerinden geleni yapan sizlere vaat edilen Allah’ın verdiği söz budur.

Açıklamalı meal

54Bunlar bizim sonsuza kadar bitip tükenmeyecek olan nimetlerimizdir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

50Zümer 73

İlgili ayetler

51Zuhruf 67Zuhruf 73

İlgili ayetler

52Bakara 25

İlgili ayetler

53Âl-i İmran 194

İlgili ayetler

54Secde 17Muhammed 15

Ayet 55–61

7 ayet

Sâd 55

Sâd 56

Sâd 57

Sâd 58

Sâd 59

Sâd 60

Sâd 61

هٰذَاۜ وَاِنَّ لِلطَّاغ۪ينَ لَشَرَّ مَاٰبٍۙ ۝٥٥ جَهَنَّمَۚ يَصْلَوْنَهَاۚ فَبِئْسَ الْمِهَادُ ۝٥٦ هٰذَاۙ فَلْيَذُوقُوهُ حَم۪يمٌ وَغَسَّاقٌۙ ۝٥٧ وَاٰخَرُ مِنْ شَكْلِه۪ٓ اَزْوَاجٌۜ ۝٥٨ هٰذَا فَوْجٌ مُقْتَحِمٌ مَعَكُمْۚ لَا مَرْحَبًا بِهِمْۜ اِنَّهُمْ صَالُوا النَّارِ ۝٥٩ قَالُوا بَلْ اَنْتُمْ۠ لَا مَرْحَبًا بِكُمْۜ اَنْتُمْ قَدَّمْتُمُوهُ لَنَاۚ فَبِئْسَ الْقَرَارُ ۝٦٠ قَالُوا رَبَّنَا مَنْ قَدَّمَ لَنَا هٰذَا فَزِدْهُ عَذَابًا ضِعْفًا فِي النَّارِ ۝٦١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

55Hâẕâ. veinne liṭṭâgîne leşerra meâb.

Okunuş

56Cehennem. yaṣlevnehâ. febiʾse-lmihâd.

Okunuş

57Hâẕâ felyeẕûḳûhü ḥamîmüv vegassâḳ.

Okunuş

58Veâḫaru min şeklihî ezvâc.

Okunuş

59Hâẕâ fevcüm muḳteḥimüm meʿaküm. lâ merḥabem bihim. innehüm ṣâlü-nnâr.

Okunuş

60Ḳâlû bel entüm. lâ merḥabem biküm. entüm ḳaddemtümûhü lenâ. febiʾse-lḳarâr.

Okunuş

61Ḳâlû rabbenâ men ḳaddeme lenâ hâẕâ fezidhü ʿaẕâben ḍiʿfen fi-nnâr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

55İşte sakınanların durumu! Fakat azgınları çok kötü bir gelecek beklemektedir.

Türkçe Meal

56Cehennem! Oraya atılacaklar. Orası ne kötü kalma yeridir!

Türkçe Meal

57İşte bu onların cezası kaynar su ve irin! Tatsınlar bakalım onu!

Türkçe Meal

58Buna benzer çeşit çeşit daha nice azaplar!

Türkçe Meal

59(Küfrün önderlerine) -İşte şunlar körü körüne sizin peşinize takılan grup, denilecek bunun üzerine önderler: “Rahat yüzü görmesinler! Onlar zaten cehennemliktiler" diyecekler.

Türkçe Meal

60Körü körüne izleyenler ise: “Asıl siz rahat yüzü görmeyin, bizi bu hale düşüren sizlersiniz. Ne kötü bir yermiş burası.

Türkçe Meal

61Ardından şöyle beddua edecekler; “Rabbimiz, bizi bu hale kim düşürdüyse cehennemde onun azabını kat be kat artır.”

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

55İşte güzel davranan müminlerin ödülü böyledir. Ve bunlar aynen yaşanacaktır. Rablerine başkaldıran, yasalarımıza uymayan azgınlar ve haddini aşanlar için ise kötü bir gelecek vardır.

Açıklamalı meal

56O doğruluk ve dürüstlük sınırlarını aşanlar tepetaklak cehenneme girecekler. Orası ne kötü bir zindan ve orada onları bekleyen yatak; altında ateş olan üzerindekini de yakan ne kötü bir yataktır

Açıklamalı meal

57İşte onların cezası susadıkça içecekleri, içtikçe de midelerini delecek olan kaynar su ve kendi yaralarından akan pis kokulu irindir. Hadi bakalım onu tatsınlar.

Açıklamalı meal

58Durun daha bu ne! Burada ona benzer daha başka daha beter çeşit çeşit azaplar da vardır.

Açıklamalı meal

59Müşrik olan zalim güçlere ve küfrün elebaşlarına şöyle denir: "İşte bunlar da sizinle birlikte sizi takip ettikleri için küfürde körü körüne direnenlerdir ve şimdi cehenneme girenlerdir. Dünyada birbirlerini kandıranlar. Birbirlerini pohpohlayanlar. Birbirlerine alkış tutanlar. Biz Allah’ın yasalarına karşıyız diyerek birbirine arka çıkanlar. Ordularını mahkemelerini Allah’ın yasalarıyla yaşamak isteyenlerin üzerine gönderenler. Cehennemi boyladıklarında birbirlerini suçlarlar. Şirke ve küfre önderlik yapmış elebaşları, vaktiyle kendilerini destekleyerek şımarıp azgınlaşmalarına sebep olan insanlara beddua eder ve kendilerini suçlayan takipçilerine şöyle derler: Onlar rahatlık görmesinler. Elbette bizim davetimize körü körüne koşup gelmeniz sebebi ile bu cezayı bizim gibi hak ettiler. Çünkü onlar da hakikati araştırmadan, bizi körü körüne takip ettikleri için ateşe gireceklerdir derler "

Açıklamalı meal

60Bu defa önderlerinin arkasından gidenler dönüp onlara öfke ve hışımla derler ki: Buraya gelmemizin asıl sorumluları sizlersiniz, şirk nizamlarını sizler kurdunuz ve bizlere dayattınız. Bizi kandırdınız. Bizi Allah’a inanmaktan, Allah’ın yasalarına göre yaşamaktan alıkoydunuz. " Hayır, asıl size bir merhaba yok. Aksine siz rahatlık görmeyin. Buraya gelmemizin asıl sorumluları sizlersiniz, dünyada bizi aldatıp peşinizden siz sürüklediniz, sizi adım adım izledik fakat bizi getirdiğiniz yere bakın. Bu azabı bizim başımıza siz getirdiniz. Sizin yüzünüzden buraya girdik. Burası ne kötü bir yerdir derler.

Açıklamalı meal

61Manzaranın dehşeti, dünyada her türlü kötülükte yandaş olanları, ahirette birbirine düşürür ve en sonunda, her biri diğerine lânetler yağdırarak derler ki: "Ey Rabbimiz! Bu küfür ve kötülük yolunu bizim başımıza kim getirdiyse, cehenneme girmemize kim sebep olduysa onun ateşteki azabını kat kat arttır." Hâlbuki onlar yeryüzünde yaşarken birbirine destek olmuşlar. Birbirlerine alkış tutmuşlar. Çoğunluklarıyla, iktidarlarıyla, ordularıyla, yasalarıyla Allah’a karşı çıkmışlardı.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

55İnfitâr 13İnfitâr 14

İlgili ayetler

56Mülk 6Mülk 12

İlgili ayetler

57İbrahim 16İbrahim 17

İlgili ayetler

58En’am 70

İlgili ayetler

59Mü’min 47Mü’min 50

İlgili ayetler

60Fussilet 29

İlgili ayetler

61İbrahim 21İbrahim 22

Ayet 62–64

3 ayet

Sâd 62

Sâd 63

Sâd 64

وَقَالُوا مَا لَنَا لَا نَرٰى رِجَالًا كُنَّا نَعُدُّهُمْ مِنَ الْاَشْرَارِۜ ۝٦٢ اَتَّخَذْنَاهُمْ سِخْرِيًّا اَمْ زَاغَتْ عَنْهُمُ الْاَبْصَارُ ۝٦٣ اِنَّ ذٰلِكَ لَحَقٌّ تَخَاصُمُ اَهْلِ النَّارِ۟ ۝٦٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

62Veḳâlû mâ lenâ lâ nerâ ricâlen künnâ neʿuddühüm mine-lʾeşrâr.

Okunuş

63Etteḫaẕnâhüm siḫriyyen em zâgat ʿanhümü-lʾebṣâr.

Okunuş

64İnne ẕâlike leḥaḳḳun teḫâṣumü ehli-nnâr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

62Bir de şöyle diyecekler: Ne oluyor da dünyada iken kendilerini kötülerden saydığımız kimseleri burada göremiyoruz?

Türkçe Meal

63Yoksa biz onlarla boşuna mı alay etmişiz? Ya da onlar burada da bizim gözlerimiz mi görmüyor?

Türkçe Meal

64İşte cehennem halkının tartışmaları aynen bu şekilde vuku bulacaktır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

62Cehennemdeki kâfirler ve münafıklar da birbirlerine dönüp, şöyle derler: "Ne oluyor da putlara tapmadıkları için kendilerini kötü ve değersiz saydığımız, horladığımız alay ettiğimiz mü’min ve mücahit adamları cehennemde göremiyoruz?

Açıklamalı meal

63Biz onları dünyadayken küçük görüp, aşağılayıp alaya almıştık. Onlar bizi Allah’ın yasalarına uymaya çağırdıkça onlarla dalga geçiyorduk. Onların hayatını cehenneme çeviriyorduk. Onları yasalarımızla cezalandırıyor, zindanlarımıza atıyorduk. Yoksa onlar burada da biz gözden mi kaçırdık? Sahi nerede bunlar dikkatlerimizden mi kaçtı?

Açıklamalı meal

64Ey bu dünyada, yalanlarıyla birilerini arkalarına takanlar ve dünyada birilerinin yalanlarına kolayca kananlar. Dinleyin, ey insanlar! Elbette cehennem halkının birbiriyle olan bu tartışması aynen Kur’an’ın haber verdiği gibi gerçekleşecektir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

62Bakara 165Bakara 167

İlgili ayetler

63Sebe’ 31Sebe’ 33

İlgili ayetler

64Kaf 20Kaf 30

Ayet 65–66

2 ayet

Sâd 65

Sâd 66

قُلْ اِنَّمَٓا اَنَا۬ مُنْذِرٌۗ وَمَا مِنْ اِلٰهٍ اِلَّا اللّٰهُ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُۚ ۝٦٥ رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا الْعَز۪يزُ الْغَفَّارُ ۝٦٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

65Ḳul innemâ ene münẕir. vemâ min ilâhin ille-llâhü-lvâḥidü-lḳahhâr.

Okunuş

66Rabbü-ssemâvâti velʾarḍi vemâ beynehüme-lʿazîzü-lgaffâr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

65De ki: -Ben sadece bir uyarıcıyım. Mutlak otorite olan tek Allah’tan başka bir ilah yoktur.

Türkçe Meal

66O, göklerin, yerin ve bu ikisi arasındaki her şeyin Rabbi, sınırsız güç ve sonsuz bağış sahibidir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

65Ey Peygamber! Ahirette bu kötü sonu yaşayacak olanlara de ki: "Ben ancak sizi seven, size gelecek zarardan endişe eden bir uyarıcıyım. İnanıp inanmamak size kalmış bir şeydir. O hâlde, uyarıyorum: İyi bilin ki: Kâinatın tek ve mutlak üstünlük sahibi dilediğini, dilediği zaman yerle bir edecek gücün sahibi olan Allah’tan başka emrine kayıtsız şartsız boyun eğeceğiniz hiçbir otorite ve ilâh yoktur. Yarattıklarını yönetme hakkı yalnızca tek ve gerçek ilah olan Allah’a aittir." Sizi O’na kulluğa çağırmaktayım. Kim haksızlık yaparak hükümranlık taslarsa cehenneme atarız.”

Açıklamalı meal

66Çünkü O düzeninin hâkimi göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. Gökyüzünü Allah yönetsin, yeryüzünün yönetimi bize ait demeniz sadece şımarıklıktır. Allah’a isyandır. Rabbiniz çok güçlüdür, sonsuz kudret sahibidir, çok ama çok bağışlayandır ve kimi bağışlayacağını da yalnız O bilir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

65Zâriyât 51

İlgili ayetler

66Mü’minûn 86

Ayet 67–68

2 ayet

Sâd 67

Sâd 68

قُلْ هُوَ نَبَؤٌ۬ا عَظ۪يمٌۙ ۝٦٧ اَنْتُمْ عَنْهُ مُعْرِضُونَ ۝٦٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

67Ḳul hüve nebeün ʿażîm.

Okunuş

68Entüm ʿanhü müʿriḍûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

67De ki: -Bu Kuran muazzam bir haber kaynağıdır.

Türkçe Meal

68Siz ise bundan yüz çeviriyorsunuz.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

67Ey peygamber De ki: " Kur’an’ın bildirdiği bu gerçekler, yeryüzünde bütün zamanların en önemli, en büyük haberini insanlığa taşıyan muazzam bir mesajdır.

Açıklamalı meal

68Siz ise onu size getirenin olağanüstü güçlere sahip bir melek olmadığı ve benim gibi içinizde doğan, büyüyen biri olduğu için hâlâ Kur’an’a gereken ilgiyi göstermemekle, ondan yüz çeviriyorsunuz. Kur’an size kesin olan gerçeği bildirmesine rağmen ondan yüz çevirmekle de birbirinizi ilah edinip, kula kulluk ediyorsunuz. Neden inkâr edip yüz çeviriyorsunuz? Niçin Rabbinizin yasalarına uymayıp insanların uydurduğu yasalarla hayatınızı yaşıyorsunuz? Bakın işte doğru dürüst adaleti sağlayamıyorsunuz. İki de bir yasaları değiştiriyorsunuz. Yazboz yasalarla hayatınızı mahvediyorsunuz. Siz Rabbinizin yasalarında bir değişiklik bulamazsınız.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

67Nebe’ 1Nebe’ 4

İlgili ayetler

68Mü’minûn 66

Ayet 69–73

5 ayet

Sâd 69

Sâd 70

Sâd 71

Sâd 72

Sâd 73

مَا كَانَ لِيَ مِنْ عِلْمٍ بِالْمَلَاِ الْاَعْلٰٓى اِذْ يَخْتَصِمُونَ ۝٦٩ اِنْ يُوحٰٓى اِلَيَّ اِلَّٓا اَنَّمَٓا اَنَا۬ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌ ۝٧٠ اِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلٰٓئِكَةِ اِنّ۪ي خَالِقٌ بَشَرًا مِنْ ط۪ينٍ ۝٧١ فَاِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ ف۪يهِ مِنْ رُوح۪ي فَقَعُوا لَهُ سَاجِد۪ينَ ۝٧٢ فَسَجَدَ الْمَلٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ اَجْمَعُونَۙ ۝٧٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

69Mâ kâne liye min ʿilmim bilmelei-lʾaʿlâ iẕ yaḫteṣimûn.

Okunuş

70İy yûḥâ ileyye illâ ennemâ ene neẕîrum mübîn.

Okunuş

71İẕ ḳâle rabbüke lilmelâiketi innî ḫâliḳum beşeram min ṭîn.

Okunuş

72Feiẕâ sevveytühû venefaḫtü fîhi mir rûḥî feḳaʿû lehû sâcidîn.

Okunuş

73Fesecede-lmelâiketü küllühüm ecmeʿûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

69Yüce mecliste neler konuşulduğu hakkında bir bilgi sahibi değilim.

Türkçe Meal

70Bu bilgiler bana sadece apaçık bir uyarıcı olduğum için vahyediliyor.

Türkçe Meal

71Hani Rabbin meleklere şöyle buyurmuştu:
– Ben, balçıktan bir beşer yaratacağım.

Türkçe Meal

72Ben onu (akıl ve iradeyle) belli bir düzeye getirip vahyimden bir pay verince onun emrine amade olun.

Türkçe Meal

73Meleklerin hepsi de emre amade olmuşlardı.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

69Ey Peygamber! De ki: Şunu iyi bilin: Ben de sizin gibi bir insanım. Aralarında tartışan yüce bir topluluktan söz ediyorsunuz. Allah’ın insanı yaratmaya karar verdiği ve meleklerle birlikte İblis’in de bulunduğu o yerde, aralarında konuştuklarından, peygamber olmama rağmen bana bildirilenlerin dışında bir bilgim yoktur ve olamazdı da. Bunları nereden uyduruyorsunuz?

Açıklamalı meal

70Rabbim bana sen sadece bir uyarıcısın diyor. Ben bunun ötesinde bir şey bilmem. Bana ancak benim apaçık bir uyarıcı olmamdan dolayı bu Yüce Toplulukta olup bitenleri anlatan bu âyetler vahyediliyor." Ben sadece Rabbimin bana bildirdikleriyle sizi uyarırım.

Açıklamalı meal

71Onlar bilmedikleri konularda ileri geri konuşuyorlar. Onlara aldırış etme. Hani Rabbin o yüce mecliste, aralarında İblis adındaki cinin de bulunduğu meleklere demişti ki: "Ben çamurdan, bir insan olan Adem’i yaratacağım demişti

Açıklamalı meal

72Ben ona insan şeklini ve doğru ile yanlışı birbirinden ayırt etme kabiliyetleri verdim. Ve kendisini yeryüzünün halifesi konumuna yüceltmek için ruhumdan üflediğim zaman siz onun hizmetinde olduğunuzu göstermek için hemen secdeye varın, O’nu yüceltin. Çünkü O Rabbinizin yarattığı varlıktır. " dedim.

Açıklamalı meal

73Bunun üzerine İblis dışındaki meleklerin tümü hürmet kastı ile Âdem’e topluca secde ettiler. Allah’ın emrine boyun eğdiler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

69Büruc 21Büruc 22

İlgili ayetler

70En’am 50En’am 51

İlgili ayetler

71Rum 30Rum 39

İlgili ayetler

72A’raf 11A’raf 23

İlgili ayetler

73Hicr 28Hicr 44

Ayet 74–76

3 ayet

Sâd 74

Sâd 75

Sâd 76

اِلَّٓا اِبْل۪يسَۜ اِسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ الْكَافِر۪ينَ ۝٧٤ قَالَ يَٓا اِبْل۪يسُ مَا مَنَعَكَ اَنْ تَسْجُدَ لِمَا خَلَقْتُ بِيَدَيَّۜ اَسْتَكْبَرْتَ اَمْ كُنْتَ مِنَ الْعَال۪ينَ ۝٧٥ قَالَ اَنَا۬ خَيْرٌ مِنْهُۜ خَلَقْتَن۪ي مِنْ نَارٍ وَخَلَقْتَهُ مِنْ ط۪ينٍ ۝٧٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

74İllâ iblîs. istekbera vekâne mine-lkâfirîn.

Okunuş

75Ḳâle yâ iblîsü mâ meneʿake en tescüde limâ ḫalaḳtü biyedeyy. estekberte em künte mine-lʿâlîn.

Okunuş

76Ḳâle ene ḫayrum minh. ḫalaḳtenî min nâriv veḫalaḳtehû min ṭîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

74İblis hariç. O, böbürlendi ve Allah’a karşı nankörlük etti ve kâfirlerden oldu.

Türkçe Meal

75Allah: Ey İblis, kudretimin bir eseri olarak yarattığım bu varlığın üstünlüğünü kabul etmekten seni alıkoyan nedir? Ademe karşı büyüklük mü taslıyorsun, böyle yapmakla sen Rabbine karşı büyüklük taslamış oldun.

Türkçe Meal

76İblis: -Ben, ondan daha üstünüm. Çünkü beni ateşten yarattın onu ise çamurdan yarattın.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

74Yalnız aslen cinlerden olan İblis hariç. O kıyâmete kadar ona düşmanlık yapacağını ilan ederek büyüklük tasladı. Kibirlenerek Allah’ın bu emrine itaat etmeyip secde etmedi. Âdem’in üstünlüğünü kabullenmedi. Çünkü bunu gururuna yediremedi ve emrimize karşı çıkarak itaat etmeyip inkâr edenlerden oldu.

Açıklamalı meal

75Allah bunun sebebini çok iyi bilmesine rağmen şeytanı azarlamak için dedi ki: " Söyle bakalım, kendini bir şey zanneden Ey İblis! Seni kudretimle yarattığıma secde etmekten alıkoyan ne oldu, verdiğim emre niçin uymak istemiyorsun? Başka bir yaratık önünde boyun eğmeyecek kadar kibirli misin? Söyle; kendini bir şey zannederek büyüklük mü tasladın yoksa kendini üstün görüp hiç kimsenin önünde boyun eğmeyecek kadar yüce bir varlık mı oldun?

Açıklamalı meal

76Şeytan küstahlaşıp dedi ki: " Sen bile emretmiş olsan, insanın önünde asla eğilemem. Çünkü ben o insandan daha üstünüm. Çünkü beni daha üstün olan ateşten onu ise değersiz bir çamurdan yarattın." Hürmet ve itaat bana layıktı.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

74İsrâ 61İsrâ 65

İlgili ayetler

75Tâhâ 115Tâhâ 123

İlgili ayetler

76A’raf 11A’raf 23

Ayet 77–78

2 ayet

Sâd 77

Sâd 78

قَالَ فَاخْرُجْ مِنْهَا فَاِنَّكَ رَج۪يمٌۚ ۝٧٧ وَاِنَّ عَلَيْكَ لَعْنَت۪ٓي اِلٰى يَوْمِ الدّ۪ينِ ۝٧٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

77Ḳâle faḫruc minhâ feinneke racîm.

Okunuş

78Veinne ʿaleyke laʿnetî ilâ yevmi-ddîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

77Allah: -O halde defol çık oradan artık sen kovulmuş birisin.

Türkçe Meal

78– Kıyamet gününe kadar lânetim senin üzerinde olacak.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

77Yaratılanlar arasında üstünlük hastalığı ve ırkçılığın ilk öncüsü olan İblis’in bu küstah tavrı karşısında Allah dedi ki: " Sen böyle bir makamda bulunmaya layık değilsin. Melekler arasında yaşamaya hakkın yok senin. Öyleyse çık o cennetten, sen artık gözden düşmüş, gazabımı hak etmiş ve rahmetimden kovulmuş birisin.

Açıklamalı meal

78Ceza yani Kıyamet gününe kadar lanetim senin ve sana benzeyenlerin üzerinedir. Kıyametten sonra, lânet ile birlikte en şiddetli azaplar ile karşılaşacaksın.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

77İsrâ 61İsrâ 65

İlgili ayetler

78Hicr 28Hicr 44

Ayet 79

1 ayet

Sâd 79

قَالَ رَبِّ فَاَنْظِرْن۪ٓي اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ ۝٧٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

79Ḳâle rabbi feenżirnî ilâ yevmi yübʿaŝûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

79İblis: -Rabbim öyleyse yeniden diriliş gününe kadar bana mühlet ver!

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

79İblis de tevbe etmek yerine hatasında ısrar ederek: "Ey Rabbim! Öyleyse insanların tekrar diriltilecekleri güne kadar, onları saptırıp azdırmam için bana süre ver de önünde eğilmemi istediğin şu varlığın ne kadar değersiz ve önemsiz olduğunu göstereyim dedi.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

79Hicr 28Hicr 44

Ayet 80–85

6 ayet

Sâd 80

Sâd 81

Sâd 82

Sâd 83

Sâd 84

Sâd 85

قَالَ فَاِنَّكَ مِنَ الْمُنْظَر۪ينَۙ ۝٨٠ اِلٰى يَوْمِ الْوَقْتِ الْمَعْلُومِ ۝٨١ قَالَ فَبِعِزَّتِكَ لَاُغْوِيَنَّهُمْ اَجْمَع۪ينَۙ ۝٨٢ اِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ الْمُخْلَص۪ينَ ۝٨٣ قَالَ فَالْحَقُّۘ وَالْحَقَّ اَقُولُۚ ۝٨٤ لَاَمْلَـَٔنَّ جَهَنَّمَ مِنْكَ وَمِمَّنْ تَبِعَكَ مِنْهُمْ اَجْمَع۪ينَ ۝٨٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

80Ḳâle feinneke mine-lmünżarîn.

Okunuş

81İlâ yevmi-lvaḳti-lmaʿlûm.

Okunuş

82Ḳâle febiʿizzetike leugviyennehüm ecmeʿîn.

Okunuş

83İllâ ʿibâdeke minhümü-lmuḫleṣîn.

Okunuş

84Ḳâle felḥaḳḳ. velḥaḳḳa eḳûl.

Okunuş

85Leemleenne cehenneme minke vemimmen tebiʿake minhüm ecmeʿîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

80Allah: -Peki sen mühlet verilenlerdensin.

Türkçe Meal

81Hem de vakti Allah tarafından bilinen bir güne kadar.

Türkçe Meal

82İblis: -Senin şanına andolsun ki hepsini yoldan çıkaracağım!

Türkçe Meal

83Ancak dini Allah’a has kılan kulların hariç.

Türkçe Meal

84Allah: -Evet, doğrudur, ama benim şu sözüm de gerçeğin ta kendisidir.

Türkçe Meal

85– Cehennemin tamamını seninle ve sana uyanlarla dolduracağım.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

80Allah ona dedi ki: "O halde şu imtihan dünyasında sen Benim belirleyip bildiğim bir vakte kadar süre tanınanlardansın.

Açıklamalı meal

81Ancak Benim tarafımdan Bilinen zamanın dolacağı güne yani Kıyamete kadar sana fırsat tanınmıştır. Allah dileseydi İblisi oracıkta yok edip işini bitirebilirdi. Fakat sonsuz ilim ve hikmeti gereğince, İblis’e istediği süreyi verdi.

Açıklamalı meal

82Bunun üzerine İblis dedi ki: "Senin yüceliğine kudretine yemin olsun ki, muhakkak Senin davetini umursamayanları ve onların tümünü, Sana başkaldırmalarını sağlayıp azdıracağım. Bil ki sana inanmakta şüpheye düşmüş, aklına, nefsine uyarak kendi ilkelerine, kendi yasalarına göre yaşayan, senin yasalarına karşı çıkanların hepsini azdıracağım. Onlar her fırsatta sana isyan edecekler. Azgınlıklarının doruk noktasına ulaşacaklar. Ordularıyla, mahkemeleriyle, yasalarıyla, adamlarıyla birlik olup, yoluna karşı çıkacaklar. Kendi ilkelerini, kendi yasalarını toplumlara dayatarak zorla hâkim kılacaklar. İnsanların haklarını çalıp zulmedecekler.

Açıklamalı meal

83Ancak onlardan sana yürekten bağlanan yalnızca Seni Rab ve ilah edinen ve davetine iman eden, dininde ve davasında sadık olan ihlasa erdirilmiş kulların hariç. Onların üzerinde benim bir etkim ve yaptırım gücüm olamaz. Onlar benim tuzaklarıma düşmezler, onları yoldan çıkaramam.

Açıklamalı meal

84Allah da İblis’e dedi ki: "İşte bu gerçektir ve ben gerçeği söylerim. Bir başka doğruyu daha söyleyeyim:

Açıklamalı meal

85Ey İblis! Andolsun ki, ben cehennemi seninle ve onlardan sana uyanlarla dolduracağım. Sizler yarattığım varlıklara değer vermediniz. Yasalarımı çiğneyerek zulmettiniz. Şımarıklığınız, azgınlığınız, toplumlara zulüm, kan, gözyaşı oldu. Elbette bunun cezası büyük olacaktır. Topunuzu cehenneme atacağım! Ateşte yanacaksınız!” dedi. O halde Ey insan tarafını seç. Şu imtihan dünyasında iki yol vardır. Âdem ve diğer bütün peygamberlerle sembolize edilen yol; Allah’ın razı olduğu ve sonu cennete çıkan yoldur. İblis ve onun etkisinde kalan Firavun ve nemrutlarla temsil edilen yol, Allah’ın razı olmadığı ve sonu cehenneme çıkan yoldur.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

81Hicr 28Hicr 44

İlgili ayetler

83İsrâ 61İsrâ 65

İlgili ayetler

84Hicr 28Hicr 44

İlgili ayetler

85Yâsîn 60Yâsîn 66

Ayet 86

1 ayet

Sâd 86

قُلْ مَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍ وَمَٓا اَنَا۬ مِنَ الْمُتَكَلِّف۪ينَ ۝٨٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

86Ḳul mâ esʾelüküm ʿaleyhi min ecriv vemâ ene mine-lmütekellifîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

86De ki: -Ben sizden, yaptığım bu tebliğe karşılık her hangi bir ücret istemiyorum. Ben bu yükümlülükleri kendiliğimden uydurmuyorum.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

86Ey Peygamber! Bütün uyarılara rağmen hakikatten yüz çeviren zalimlere ve senin hâlâ maddî bir beklenti içinde olmadığını anlayamayanlara gelince onlara De ki: "Ben bana vahyedilen bu gerçekleri size iletmemden dolayı, sizden bir ücret, hiçbir karşılık istemiyorum. Ayrıca kendiliğimden peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkarak, bana vahiy gelmediği halde, geldi diyerek, liderlik hırsıyla sahte iddialar peşinde koşan ve sizleri zorla yükümlülük altına sokan sahtekâr birisi de değilim. Olduğumdan başka türlü de görünmüyorum. Görevim sadece tebliğ etmektir. Aranızda geçirdiğim bir ömür ve size tebliğ ettiğim bu eşsiz kitap, bunun en açık delilidir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

86Furkan 57Sebe’ 47

Ayet 87–88

2 ayet

Sâd 87

Sâd 88

اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَم۪ينَ ۝٨٧ وَلَتَعْلَمُنَّ نَبَاَهُ بَعْدَ ح۪ينٍ ۝٨٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

87İn hüve illâ ẕikrul lilʿâlemîn.

Okunuş

88Veletaʿlemünne nebeehû baʿde ḥîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

87Bilin ki bu Kuran bütün insanlık için bir öğüt ve şeref kaynağıdır.

Türkçe Meal

88Onun bildirdiği haberlerin doğru olduğunu bir gün anlayacaksınız.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

87Benimle gönderilmekte olan Bu Kur’an bütün insanları yaratılışlarının sebebi olan Allah merkezli bir hayatı yaşamaya davet eden bir kitap ve kıyâmete kadar bütün insanlık için bir öğüt bir hatırlatma ve temel anayasadır. Eğer bu uyarıya kulak vermeyecek olursanız, o zaman şunu iyi bilin:

Açıklamalı meal

88Onun haberlerinin doğruluğunu onun davetinin ne kadar önemli olduğunu bugün olmasa bile yarın kimini dünyada, kimini âhirette ama bir süre sonra muhakkak öğrenip bileceksiniz. Ama iş işten geçmiş olacaktır. Sizler istediğiniz kadar yalanlayın. Anlatılanlar başınıza geldiği gün eyvahlarınız hiçbir işe yaramayacaktır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

87Yunus 57Enbiyâ 10

İlgili ayetler

88En’am 67Mülk 29

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Kamer, sonra A’raf indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla