Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ الصَّاۤفَّاتِ مَكِّيَّةٌ آيَاتُهَا ١٨٢

Sâffât Sûresi Açıklamalı Meali

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça
Sûre hakkındaAdı · Nüzul Zamanı · Konu

Adı : Sure adını ilk kelimesi olan “saffat”tan almıştır.

Nüzul Zamanı : Muhtevasından surenin Mekke dönemi ortalarında veya sonlarına doğru nazil olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim surenin üslûbundan Hz. Peygamber’in (s.a.) ve ashabının şiddetli bir muhalefet ile karşı karşıya bulundukları belli olmaktadır.

Konu: Mekkeli müşrikler, “Sizler Rasûlullah’ın (s.a) tebliğ ettiği tevhid ve ahiret akidesini, alayla karşılıyor ve onun peygamberliğini inkâr ediyorsunuz. Ancak reddettiğiniz bu peygamber kısa bir süre içinde sizleri hüsrana uğratacak ve kendinizi Allah’ın askerlerinin ayakları altında bulacaksınız” şeklinde ikaz edilmektedir. (171,179). Bu ültimatom, Rasûlullah’ın (s.a.) zafere ulaşacağı ile ilgili hiçbir belirti dahi bulunmadığı ve Allah’ın “ordu” biçiminde vasıflandırdığı müslümanların, günlerini baskı ve zulüm altında geçirdiği bir dönemde verilmişti. O dönemlerde müslümanların dörtte üçü, ülkelerini terk ederek hicret etmek zorunda kalmışlardı. Rasûlullah (s.a) ile birlikte Mekke’de kalan 40-50 müslüman ise, her bakımdan çaresizlik içinde oldukları halde, her türlü zulüm ve işkenceye de hâlâ dayanmaktaydılar. Böyle bir ortamda, Rasûlullah’ın (s.a) ve bir avuç çaresiz müslümanın zafere ulaşacaklarını hiç kimse tahmin dahi edemezdi. Hatta çoğu insan bu hareketin Mekke dağları arasında yok olup gideceğini sanıyordu. Fakat daha 15-16 yıl bile geçmeden Mekke fethedildi ve oradaki müşrikler Allah’ın önceden bildirdiği gibi kendilerini Allah’ın askerlerinin ayakları altında buldular.

Bu bölümde, sadece ikaz ve tehdit ile yetinilmemiş, kafirlerin idrak edebilmeleri için nasihat yoluyla tevhid ve ahiret hakkında da deliller öne sürülmüştür. Ayrıca onlar bâtıl düşüncelerden ötürü eleştirilerek bunun kötü sonuçlarından haberdar edilirken, müminlere de salih amellerinin güzel sonuçları hakkında müjde verilmiştir. Bunların yanısıra geçmiş kavimlerin, kıssaları aktarılmak suretiyle, Allah’ın peygamberlerine nasıl yardım ettiği, peygamberlerini yalanlayanları nasıl helâk ettiği ve kendisine itaat eden kullarını nasıl mükâfatlandırdığı beyan edilmiştir.

Burada beyan edilen kıssalardan en dikkati çekeni Hz. İbrahim’in (a.s) kıssasıdır. Hz. İbrahim’in (a.s) bir işaret aldıktan hemen sonra Allah’ın emrini yerine getirmek üzere, biricik oğlunu kurban etmeyi göze alışının zikredilmesi, sadece kendilerini Hz. İbrahim’e (a.s) nisbet etmek suretiyle övünen kafirlere yönelik bir uyarı değildir. Ayrıca müslümanlara, mümin bir kimsenin Allah’ın rızası için herşeyi nasıl göze aldığı örneği verilerek, İslâm’ın gerçek ruhu öğretilmek istenmiştir.

Surenin son ayetlerinde yalnız kafirlere uyarıda bulunulmakla kalınmıyor, ayrıca Rasûlullah (s.a) ile birlikte güç bir dönem geçirmekte olan müminlere de müjde veriliyor. Onlara şöyle denilmektedir. “Yolun başında çektiğiniz meşakkatlerden ye’se kapılmayın, sonunda mutlaka sizler galip geleceksiniz. Şimdi bu kafirler belki galip durumda gözükmekdedirler ama aynı kimseler çok geçmeden sizlere mağlup olacaklardır.” Gerçektende bir kaç yıl sonra, Allah’ın bildirdiklerinin bir teselliden ibaret olmadığı ve O’nun iman edenlerin kalplerini sağlamlaştırmak için verdiği haberlerin kesin birer gerçek olduğu ortaya çıkmıştır.

Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Ayet 1–4

4 ayet

Sâffât 1

Sâffât 2

Sâffât 3

Sâffât 4

وَالصَّٓافَّاتِ صَفًّاۙ ۝١ فَالزَّاجِرَاتِ زَجْرًاۙ ۝٢ فَالتَّالِيَاتِ ذِكْرًاۙ ۝٣ اِنَّ اِلٰهَكُمْ لَوَاحِدٌۜ ۝٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Veṣṣâffâti ṣaffâ.

Okunuş

2Fezzâcirâti zecrâ.

Okunuş

3Fettâliyâti ẕikrâ.

Okunuş

4İnne ilâheküm levâḥid.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

1Allah’ın emrine amade olarak saf saf duranlara...

Türkçe Meal

2Şeytanların vahye müdahalesine engel olanlara...

Türkçe Meal

3Uyarıcı ayetleri iletenlere and olsun ki.

Türkçe Meal

4Sizin İlahınız, kesinlikle tek bir İlahtır!

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

1Meleklerden ve mü’minlerden kulluk şuuruyla saflar halinde dizilenlere, cephede sıra sıra dizilip Allah’a yolunda cihat edenlere, namazda saf tutan müminlere andolsun

Açıklamalı meal

2Gerçekleri Haykırıp şeytanların vahye müdahalesine engel olanlara ve halkı kötülükten menedenlere, yeryüzünde fitne kalmayıncaya kadar zâlimlere karşı mücâdele için savaşmaya ant içmiş mücahitlere, bulutları sürükleyip götüren meleklere, iyiliği emredip, kötülüğü yasaklayanlara andolsun.

Açıklamalı meal

3İnsanlara yaratılışlarının sebebini ve buna uygun nasıl yaşanacağını bildirmek üzere birbiri ardınca indirilen âyetlere ve zikir olarak Kur’an okuyup anlamaya çalışanlara ve âyetlerin gereklerini yerine getirmek için öğüt ve uyarıda bulunanlara, hakîkati tüm insanlığa duyurmak ve muhtaç gönüllere taşımak için seferber olan İslâm dâvetçilerine ve doğru bilginin peşinde olanlara andolsun ki;

Açıklamalı meal

4Evet, bütün bunlara yemin olsun ki, ey insanlar! Hiç şüphesiz ki sizin ilâhınız tek bir İlah olan Allah’tır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

1Sâffât 164Sâffât 166

İlgili ayetler

2Cin 26Cin 28

İlgili ayetler

3Fâtır 31Fâtır 32

İlgili ayetler

4Bakara 163Nahl 51

Ayet 5

1 ayet

Sâffât 5

رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ الْمَشَارِقِۜ ۝٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

5Rabbü-ssemâvâti velʾarḍi vemâ beynehümâ verabbü-lmeşâriḳ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

5O, göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbi ve bütün doğuların da Rabbidir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

5Allah göklerin, yerin ve bu ikisinin arasındakilerin Rabbidir. Güneşin ve doğup battığı her yönün, bütün gündoğumu noktalarının, doğu ve batı arasındaki bütün diyarların tek ve gerçek Rabbi de Kâinatın tek sahibi de O’dur. Bu gündoğumu ve günbatımlarıyla aydınlığı karanlığa, karanlıkları aydınlığa çeviren Allah, gönderdiği Kur’an sayesinde zulüm ve cehâlet karanlıklarını paramparça edecek ve ışığa susamış gönülleri iman ve İslâm nuruyla aydınlatacaktır. Rabbin bildiğiniz bilmediğiniz, gördüğünüz görmediğiniz bütün varlıkların sahibidir. Çünkü O, bütün zamanların ve mekânların Hâkimidir.

İlgili ayetler

Ayet 6–10

5 ayet

Sâffât 6

Sâffât 7

Sâffât 8

Sâffât 9

Sâffât 10

اِنَّا زَيَّنَّا السَّمَٓاءَ الدُّنْيَا بِز۪ينَةٍۨ الْكَوَاكِبِۙ ۝٦ وَحِفْظًا مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ مَارِدٍۚ ۝٧ لَا يَسَّمَّعُونَ اِلَى الْمَلَاِ الْاَعْلٰى وَيُقْذَفُونَ مِنْ كُلِّ جَانِبٍۗ ۝٨ دُحُورًا وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌۙ ۝٩ اِلَّا مَنْ خَطِفَ الْخَطْفَةَ فَاَتْبَعَهُ شِهَابٌ ثَاقِبٌ ۝١٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

6İnnâ zeyyenne-ssemâe-ddünyâ bizînetini-lkevâkib.

Okunuş

7Veḥifżam min külli şeyṭânim mârid.

Okunuş

8Lâ yessemmeʿûne ile-lmelei-lʾaʿlâ veyuḳẕefûne min külli cânib.

Okunuş

9Düḥûrav velehüm ʿaẕâbüv vâṣib.

Okunuş

10İllâ men ḫaṭife-lḫaṭfete feetbeʿahû şihâbün ŝâḳib.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

6Şüphesiz biz, en yakın göğü yıldızlarla süsledik.

Türkçe Meal

7Ve orayı azgın ve isyankâr her şeytandan koruduk.

Türkçe Meal

8Onlar, meleklerin yüce meclisine kulak verip dinleyemezler ve yaklaşmak istediklerinde her yandan kovulurlar.

Türkçe Meal

9Oradan uzaklaştırılırlar ve onlar için sürekli bir azap vardır.

Türkçe Meal

10Ancak, onlardan biri oradan bir bilgi kırıntısı kapacak olursa yakıcı bir alev topu yetişip onu hemen yok eder.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

6Şüphesiz biz dünyaya en yakın gökyüzünü insanların yön bulmalarında yardımcı olan yıldızlarla bezeyip süsledik. Gökyüzü bir kısım müşriklerin inandığı gibi cin şeytanlarının yeryüzünde olacakları ve insanların başlarına gelecekleri, meleklerin konuşmalarından duyup da insanlardan bazılarına ulaştırdığı bir yer değildir.

Açıklamalı meal

7Ve biz o göğü itaat dışına çıkıp, vahyin kaynağını bulandırmak için dinleme yapacak her türlü azgın ve isyankâr şeytani güçlerden ve asılsız inançlarından koruruz. Levhi Mahfuzdan gönderilen ayetlerimiz; Resulümüz Muhammed aracılığıyla size ulaşıncaya kadar korumamız altındadır. Şeytanların veya bilmediğiniz varlıkların hiç biri ayetlerimize dokunmaya cesaret edemez.

Açıklamalı meal

8O şeytanlar mele-i a’la adı verilen yüce melekler meclisini asla dinleyemezler ve ne zaman yaklaşıp o alemi dinlemeye teşebbüs etseler her yandan bombardımana tutulup atılırlar. Böylesi hurafeler, âyetlerimiz ve onlara iman edenler tarafından kovulurlar.

Açıklamalı meal

9Bu gerçeklere rağmen, göklerden bir haber aldık diyen ve onun kırıntısına bile inananlar rahmetten uzaklaştırılırlar. Onlar için ahirette yakalarını bırakmayan kesintisiz bir azap vardır.

Açıklamalı meal

10Ancak her şeye rağmen o yüce topluluktan, herhangi bir söz kırıntısı çalıp kapan olursa, onu da alıcılara ulaştırmadan önce parlak bir yakıcı ve delici bir ateş topu peşlerine düşüp yok eder. Şu hâlde: Geleceği bildiğini iddia eden kahinler, medyumlar, falcılar kesinlikle yalan söylüyorlar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

6Hicr 16Mülk 5

İlgili ayetler

7Hicr 17Hicr 18

İlgili ayetler

8Enbiyâ 32

İlgili ayetler

9Nûh 1Nûh 10

İlgili ayetler

10Şuarâ 210Şuarâ 212

Ayet 11–13

3 ayet

Sâffât 11

Sâffât 12

Sâffât 13

فَاسْتَفْتِهِمْ اَهُمْ اَشَدُّ خَلْقًا اَمْ مَنْ خَلَقْنَاۜ اِنَّا خَلَقْنَاهُمْ مِنْ ط۪ينٍ لَازِبٍ ۝١١ بَلْ عَجِبْتَ وَيَسْخَرُونَۖ ۝١٢ وَاِذَا ذُكِّرُوا لَا يَذْكُرُونَۖ ۝١٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

11Festeftihim ehüm eşeddü ḫalḳan em men ḫalaḳnâ. innâ ḫalaḳnâhüm min ṭînil lâzib.

Okunuş

12Bel ʿacibte veyesḫarûn.

Okunuş

13Veiẕâ ẕükkirû lâ yeẕkürûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

11Şimdi sor onlara: -Yaratılış bakımından onlar mı daha zor; yoksa bizim yarattığımız insanlar mı? Biz insanları yapışkan basit bir çamurdan yarattık.

Türkçe Meal

12Sen onların haline şaşırırken onlar seninle alay ediyorlar.

Türkçe Meal

13Kendilerine öğüt verildiğinde de o bilgiyle ilgilenmiyorlar.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

11Ey Peygamber! Müşrikler öldükten sonra dirilmeyi akıldan uzak görüyorlar. O Allah’a eş koşanlara bu ayetleri oku ve sor bakalım: Kendilerini tekrar yaratmak mı daha zor yoksa yarattığımız göklerle, yer ve arasında olan diğer varlıkları yaratmak mı?” Onların yarattıkları mı daha güçlüdür yoksa bizim yarattığımız mı? Doğrusu Allah için hiçbir zorluk yoktur ama düşündüğünüzde gökleri ve yeri yaratan için, insanı yaratmanın hiç de zor olmadığını anlarsınız. Hâlbuki Biz insanı ilk önce basit görünümlü yapışkan ve dayanıklı bir çamurdan yarattık. Âhirette diriltmek ise bundan daha kolaydır. Bu gerçeği görüp Allah’ın ilmine şahitlik etmelerine rağmen, yeniden diriltileceklerine nasıl olup da inanmamakta direniyorlar?

Açıklamalı meal

12Bak ey inanan insan, sen Allah’ın yarattıklarına hayran kalırken; onların ahirete inanmayışlarına, Allah’ın kudretini inkâr etmelerine ve ilgisizliğine de şaşırıyorsun. Fakat onlarsa yaratılıştaki bu güzellikleri görmezden gelip hâlâ seninle ve Allah’ın âyetleriyle alay ediyorlar. Madem basit görüyorlar. Öyleyse yoktan bir şey yaratsınlar da görelim?

Açıklamalı meal

13Alay edenler o kadar şartlanmışlar ki dönüp de kendi yaratılışlarına bir bakmıyor. Ve akıllarını kullanmayanlar, kendilerine Kur’an ile öğüt verildiği halde düşünüp öğüt almıyorlar. Hâlbuki onlar için en büyük yaratılış gerçeği kendileri değil mi?

İlgili ayetler

İlgili ayetler

11Mü’min 57Zâriyât 27

İlgili ayetler

12Necm 56Necm 62

Ayet 14–21

8 ayet

Sâffât 14

Sâffât 15

Sâffât 16

Sâffât 17

Sâffât 18

Sâffât 19

Sâffât 20

Sâffât 21

وَاِذَا رَاَوْا اٰيَةً يَسْتَسْخِرُونَۖ ۝١٤ وَقَالُٓوا اِنْ هٰذَٓا اِلَّا سِحْرٌ مُب۪ينٌۚ ۝١٥ ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَۙ ۝١٦ اَوَاٰبَٓاؤُ۬نَا الْاَوَّلُونَۜ ۝١٧ قُلْ نَعَمْ وَاَنْتُمْ دَاخِرُونَۚ ۝١٨ فَاِنَّمَا هِيَ زَجْرَةٌ وَاحِدَةٌ فَاِذَا هُمْ يَنْظُرُونَ ۝١٩ وَقَالُوا يَا وَيْلَنَا هٰذَا يَوْمُ الدّ۪ينِ ۝٢٠ هٰذَا يَوْمُ الْفَصْلِ الَّذ۪ي كُنْتُمْ بِه۪ تُكَذِّبُونَ۟ ۝٢١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

14Veiẕâ raev âyetey yestesḫirûn.

Okunuş

15Veḳâlû in hâẕâ illâ siḥrum mübîn.

Okunuş

16Eiẕâ mitnâ vekünnâ türâbev veʿiżâmen einnâ lemebʿûŝûn.

Okunuş

17Eveâbâüne-lʾevvelûn.

Okunuş

18Ḳul neʿam veentüm dâḫirûn.

Okunuş

19Feinnemâ hiye zecratüv vâḥidetün feiẕâ hüm yenżurûn.

Okunuş

20Veḳâlû yâ veylenâ hâẕâ yevmü-ddîn.

Okunuş

21Hâẕâ yevmü-lfaṣli-lleẕî küntüm bihî tükeẕẕibûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

14Gerçeği söyleyen bir ayet gördüklerinde onu hafife alıyorlar.

Türkçe Meal

15Ve “Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değil!” diyorlar.

Türkçe Meal

16Biz ölüp, toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra yeniden mi diriltileceğiz?”

Türkçe Meal

17Ölmüş gitmiş atalarımız da mı? Diyorlar.

Türkçe Meal

18Onlara de ki: -Evet, hem de rezil rüsva bir halde!

Türkçe Meal

19Onun için çok şiddetli bir ses yeter! O da ne! İşte gerçeklerle yüz yüzeler!

Türkçe Meal

20– Yazıklar olsun bize, işte bu hesap gününün ta kendisi! Diyecekler.

Türkçe Meal

21Onlara, “Daha önce yalanlayıp hesaba katmadığınız ayırım günü işte bu!” diye seslenilecek.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

14Müşrikler, gerçeği gösterenbir mucize ya da ayet gördüklerinde ve doğru olan hayat tarzını yaşamaya davet edildiklerinde ya görmezden gelirler ya da alaya alırlar.

Açıklamalı meal

15Bununla da kalmazlar “Bu gördüğümüz Kur’an bizleri büyülemek için söylenmekte olan apaçık bir sihirli sözlerdir ” derler.

Açıklamalı meal

16Ne yani, şimdi biz “ öldükten, toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra gerçekten mi kabirlerimizden çıkarılıp tekrar diriltileceğiz?

Açıklamalı meal

17Ve bizden önceki ölmüş olan atalarımız da mı diriltilecekler?“ Mümkün değil, inanmayız derler.

Açıklamalı meal

18Ey Resûlüm! Sen onlara de ki: “Evet hem de hepiniz müşrik ve kâfir olarak ölmeniz sebebi ile küçük düşürülmüş olarak perişan bir vaziyette diriltileceksiniz.”

Açıklamalı meal

19O Kıyâmet ve ölümden sonraki diriliş günü ancak korkunç bir ses ve bir tek çığlıktan ibarettir. Ki Sur’a üflendiğinde onların hepsi kabirlerinden dirilerek gerçeklerle yüz yüze gelirler ve gözleri fal taşı gibi açılarak, neler oluyor diye dehşet içinde etraflarına bakar dururlar.

Açıklamalı meal

20Olanları fark ettiklerinde “Eyvah vay bizim halimize! İşte bu, inkâr ettiğimiz ve amellerimizin karşılığını göreceğimiz hesap gününün ta kendisiymiş ve gerçekmiş ” diyecekler.

Açıklamalı meal

21Melekler de kâfirlere şöyle seslenecek: “ Evet İşte yalanlayıp durduğunuz gerçeklerin ortaya çıkacağı, iyiyi kötüden ayırma ve nihaî hükmün verilme günüdür bugün. Allah’ın davetine uyan mü’minlerle, uymayan kâfirlerin birbirlerinden ayırt edileceği gün bu gündür.“

Ayet 22–35

14 ayet

Sâffât 22

Sâffât 23

Sâffât 24

Sâffât 25

Sâffât 26

Sâffât 27

Sâffât 28

Sâffât 29

Sâffât 30

Sâffât 31

Sâffât 32

Sâffât 33

Sâffât 34

Sâffât 35

اُحْشُرُوا الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا وَاَزْوَاجَهُمْ وَمَا كَانُوا يَعْبُدُونَۙ ۝٢٢ مِنْ دُونِ اللّٰهِ فَاهْدُوهُمْ اِلٰى صِرَاطِ الْجَح۪يمِۙ ۝٢٣ وَقِفُوهُمْ اِنَّهُمْ مَسْؤُ۫لُونَۙ ۝٢٤ مَا لَكُمْ لَا تَنَاصَرُونَ ۝٢٥ بَلْ هُمُ الْيَوْمَ مُسْتَسْلِمُونَ ۝٢٦ وَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ يَتَسَٓاءَلُونَ ۝٢٧ قَالُٓوا اِنَّكُمْ كُنْتُمْ تَاْتُونَنَا عَنِ الْيَم۪ينِ ۝٢٨ قَالُوا بَلْ لَمْ تَكُونُوا مُؤْمِن۪ينَۚ ۝٢٩ وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيْكُمْ مِنْ سُلْطَانٍۚ بَلْ كُنْتُمْ قَوْمًا طَاغ۪ينَ ۝٣٠ فَحَقَّ عَلَيْنَا قَوْلُ رَبِّنَاۗ اِنَّا لَذَٓائِقُونَ ۝٣١ فَاَغْوَيْنَاكُمْ اِنَّا كُنَّا غَاو۪ينَ ۝٣٢ فَاِنَّهُمْ يَوْمَئِذٍ فِي الْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ ۝٣٣ اِنَّا كَذٰلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِم۪ينَ ۝٣٤ اِنَّهُمْ كَانُٓوا اِذَا ق۪يلَ لَهُمْ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ يَسْتَكْبِرُونَۙ ۝٣٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

22Uḥşürü-lleẕîne żalemû veezvâcehüm vemâ kânû yaʿbüdûn.

Okunuş

23Min dûni-llâhi fehdûhüm ilâ ṣirâṭi-lceḥîm.

Okunuş

24Veḳifûhüm innehüm mesʾûlûn.

Okunuş

25Mâ leküm lâ tenâṣarûn.

Okunuş

26Bel hümü-lyevme müsteslimûn.

Okunuş

27Veaḳbele baʿḍuhüm ʿalâ baʿḍiy yetesâelûn.

Okunuş

28Ḳâlû inneküm küntüm teʾtûnenâ ʿani-lyemîn.

Okunuş

29Ḳâlû bel lem tekûnû müʾminîn.

Okunuş

30Vemâ kâne lenâ ʿaleyküm min sülṭân. bel küntüm ḳavmen ṭâgîn.

Okunuş

31Feḥaḳḳa ʿaleynâ ḳavlü rabbinâ. innâ leẕâiḳûn.

Okunuş

32Feagveynâküm innâ künnâ gâvîn.

Okunuş

33Feinnehüm yevmeiẕin fi-lʿaẕâbi müşterikûn.

Okunuş

34İnnâ keẕâlike nefʿalü bilmücrimîn.

Okunuş

35İnnehüm kânû iẕâ ḳîle lehüm lâ ilâhe ille-llâhü yestekbirûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

22(22-23) Ve meleklere şöyle seslenilecek:
– Toplayın, şu ortak koşanları, onların yoldaşlarını ve Allah ile aralarına koyup kulluk ettiklerini ve hepsine cehennemin yolunu gösterin!

Türkçe Meal

23(22-23) Ve meleklere şöyle seslenilecek:
– Toplayın, şu ortak koşanları, onların yoldaşlarını ve Allah ile aralarına koyup kulluk ettiklerini ve hepsine cehennemin yolunu gösterin!

Türkçe Meal

24Ama şimdilik durdurun onları, çünkü onlar önce sorgulanacaklar.

Türkçe Meal

25– Ne oldu size, neden birbirinize yardım edemiyorsunuz?

Türkçe Meal

26Ama hayır, artık onlar, bugün tam manasıyla teslim olmuşlardır.

Türkçe Meal

27Bu arada dönüp birbirlerini suçlayacaklar ve önderlerine:

Türkçe Meal

28– Siz bize hep sureti haktan görünerek yaklaşırdınız, diyecekler.

Türkçe Meal

29Diğerleri de;
– Hayır, asıl siz bile bile inanmadınız...

Türkçe Meal

30– Ayrıca bizim sizin üzerinizde hiç bir yaptırım gücümüz yoktu. Bilakis siz ta baştan azgın ve isyankâr bir toplum idiniz.

Türkçe Meal

31– Artık Rabbimizin hakkımızdaki azap sözü gerçekleşti. Çaresi yok hep birlikte bu azabı çekeceğiz.

Türkçe Meal

32– Evet sizi azgınlığa teşvik ettik, çünkü biz de azgın kimseler idik.

Türkçe Meal

33Öyleyse bugün hepsi o azapta ortaktırlar.

Türkçe Meal

34İşte biz suçluları böyle cezalandıracağız.

Türkçe Meal

35Çünkü onlar, kendilerine:
– Allah’tan başka ilah yoktur, denildiği zaman büyüklenirlerdi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

22Allah O Gün görevli meleklere şöyle buyuracak: Allah’a şirk koşarak en büyük zulmü işlemiş bulunan müşrikleri ve onlar tarafından ilah kabul edilen bütün inkârcı Zalimleri, onların zulümlerine destek veren taraftarlarını ve Allah’ın dışında putlaştırıp ibadet ettiklerini, Allah’tan başka yasalarına uyarak taptıklarını gruplar hâlinde bir araya toplayın.

Açıklamalı meal

23Allah ile aralarına koyduklarını ve Allah’ın yanı sıra ilah kabul edip kulluk ettikleri o ilâhlık taslayan liderlerini cehennemin yoluna yöneltin. Hepsine cehennemin nerede olduğunu gösterin!

Açıklamalı meal

24Cehennemin kapısına geldiklerinde durdurup bekletin orada onları. Çünkü onlar dünyada iken yaptıkları zulüm ve haksızlıklardan dolayı sorguya çekilecekler.

Açıklamalı meal

25Hani, dünyada ilahlaştırıp ardından gittikleriniz sizi kurtaracaktı. Şimdi söyleyin bakalım. Size ne oldu ki azaptan kurtulmak için niçin dünyada olduğu gibi burada da birbirinize yardım etmiyorsunuz? Hâlbuki dünyada iken birbirinize arka çıkardınız. Birbirinizin yalanına şahitlik ederdiniz. Elbirliğiyle gerçeklerimizi inkâr ederdiniz denildiğinde söyleyecek söz bulamazlar.

Açıklamalı meal

26Hayır, kimse kimseye yardım edemez! Onlar bugün en küçük bir kibir ve direniş ortaya koyamadan mecburen Allah’ın hükmüne boyun eğip tamamen teslim olmuşlardır. Artık gerçek karşısında başlarını eğip teslim olmaktan başka yapacakları hiçbir şey de kalmamıştır.

Açıklamalı meal

27Ancak buraya gelmemize, sizler sebep oldunuz diye kendi aralarında çekişip birbirlerini ve bir zamanlar arkalarından gidip kulluk ettikleri liderlerini düşmanca suçlamaya başlarlar.

Açıklamalı meal

28Kötülükte kendilerine uyanlar, peşlerinden gittikleri önderlerine şöyle derler: “Doğrusu siz bize hep Allah’ın adını kullanıp, güya doğrudan yana ve iyilik yanlısı olduğunuzu söyleyerek en sağlam taraf olan sağdan geliyordunuz ve doğru din budur, diyerek yanıltıyordunuz.” Sanki iyiliğimizi istiyormuşçasına bize yaklaşır ve bâtılı hak göstererek, bizi ona çağırırdınız.”

Açıklamalı meal

29Buna karşılık önderleri de onlara “Hayır aslında siz peygamber ve kitaplarla, Allah adına yapılan davete inanmak istemediniz ve zaten Allah’ın âyetlerine samimiyetle inanmıyordunuz. O nedenle bizim söylediklerimiz hoşunuza gitti. Siz sadece inkârınızı bizimle güçlendirmek istediniz derler.

Açıklamalı meal

30Üstelik bizim sizin üzerinizde zorla sapıklığa götürmek gibi bir gücümüz de yoktu. Aksine siz zaten azgın nankör, kibre kapılmış ve kendi isteğinizle, gerçeği inkâr eden ve Rabbinizin emrine asi olmuş sapık bir topluluktunuz.

Açıklamalı meal

31Önderlerle uyanlar, hep birlikte: Artık ne desek boş, şimdi birbirimizi suçlamamızın kimseye bir faydası yok, Rabbimizin hepimizi ihtar ettiği azap hükmü sizin için de, bizim için de kesinleşip üzerimize hak oldu. Çaresi yok hep birlikte bu azabı mutlaka çekeceğiz. Bunu tatmak zorundayız.

Açıklamalı meal

32Ama şöyle veya böyle biz sizi de yoldan çıkarıp dünyada isyana, azgınlığa teşvik ettik ve azdırdık. Çünkü biz zaten yoldan çıkan azgın kimselerdik diyecekler.”

Açıklamalı meal

33Karşılıklı suçlamalar bir şeyi değiştirmeyecek. Artık o gün onların hepsi dünyada inkârda ortak oldukları için azapta da ortak olacaklar.

Açıklamalı meal

34İşte biz davet edildikleri Allah merkezli hayat nizamından yüz çevirip, müşrik ve kâfir olmayı tercih eden ve tevbe etmeden gelen suçlulara ahirette böyle davranırız.

Açıklamalı meal

35Neden böyle davranmayalım ki! Çünkü onlar, kendilerine: “La ilahe illallah” yani tevhide dâvet edilip “Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur” gelin Allah’ın davetine uyun dendiğinde iman etmek yerine bu tebliği yapanlara karşı çıkıp kibirlenir ve büyüklük taslarlardı. Kendilerine bile faydası zararı olmayan aciz insanların çıkardıkları yasalara uyarak; onlara taparlardı. Süslü hayat, mevki, makam ve gösteriş peşinde koşarlardı. Onlara sadece Allah’ın yasalarına uyun denildiğinde öfkelerinden çılgına dönerler, alaylı bir şekilde; “Biz gökten indirildiği sanılan kitaplara uymayız!” derler; aciz akıllarını, yalanlar üzerine kurulu bilimsel teorilerini kendilerine yol edinir, zulmü, haksızlığı topluma dayatırlardı.

Ayet 36–37

2 ayet

Sâffât 36

Sâffât 37

وَيَقُولُونَ اَئِنَّا لَتَارِكُٓوا اٰلِهَتِنَا لِشَاعِرٍ مَجْنُونٍۜ ۝٣٦ بَلْ جَٓاءَ بِالْحَقِّ وَصَدَّقَ الْمُرْسَل۪ينَ ۝٣٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

36Veyeḳûlûne einnâ letârikû âlihetinâ lişâʿirim mecnûn.

Okunuş

37Bel câe bilḥaḳḳi veṣaddeḳa-lmürselîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

36Ve deli bir şairin sözüne bakarak “İlahlarımızı terk mi edeceğiz?” derlerdi.

Türkçe Meal

37Oysa O, sadece hakkı/Kuran’ı getirmiş ve önceki elçileri de doğrulamıştı.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

36Hatta peygambere karşı hakarete varan sözlerle şöyle derlerdi: Ne yani biz cinlerin etkisindeki delirmiş mecnun bir şairin söylediklerine inanıp da bunun için atalarımızın taptığı ilâhlarımızı terk mi edelim diye, üste çıkmaya çalışırlardı.

Açıklamalı meal

37Allah, onların bu sözlerini ret için buyurdu ki: Hayır asla! Gerçek onların dediği gibi değil. Peygamber deli değildir. Onlara yaratılış sebeplerini ve ona uygun nasıl yaşamaları gerektiğini bildiren hak kitap Kur’ân ile gelmiştir. O Kur’an kendinden önce gönderilmiş olan ilahi kitaplardan kalmış olan gerçekleri ve elçilerin tebliğ ettiği evrensel inanç sistemini doğrulamıştı.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

36Yâsîn 69Yâsîn 70

İlgili ayetler

37Mâide 48Yusuf 111

Ayet 38–39

2 ayet

Sâffât 38

Sâffât 39

اِنَّكُمْ لَذَٓائِقُوا الْعَذَابِ الْاَل۪يمِۚ ۝٣٨ وَمَا تُجْزَوْنَ اِلَّا مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَۙ ۝٣٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

38İnneküm leẕâiḳu-lʿaẕâbi-lʾelîm.

Okunuş

39Vemâ tüczevne illâ mâ küntüm taʿmelûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

38Şimdi siz bu acı veren azabı çekeceksiniz.

Türkçe Meal

39Bilin ki bu azap ancak yaptıklarınızın karşılığıdır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

38Ey müşrikler! Şüphesiz siz yaptığınız bu hakaretler, ayetlerimi yalanlamanız ve isyanınız sebebiyle müstahak olduğunuz acıklı azabı tadacaksınız.

Açıklamalı meal

39Ve sadece yaptığınız kötülüklerin cezasını çekeceksiniz. Allah adaleti mutlaktır. Her ne yapıyor iseniz, ancak onun karşılığını görürsünüz. Bizim katımızda haksızlık yoktur. Kim ne yaptıysa onun karşılığıyla cezalandırılır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

38A’raf 53Fâtır 37

İlgili ayetler

39Kehf 49Neml 90

Ayet 40–49

10 ayet

Sâffât 40

Sâffât 41

Sâffât 42

Sâffât 43

Sâffât 44

Sâffât 45

Sâffât 46

Sâffât 47

Sâffât 48

Sâffât 49

اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ ۝٤٠ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ رِزْقٌ مَعْلُومٌۙ ۝٤١ فَوَاكِهُۚ وَهُمْ مُكْرَمُونَۙ ۝٤٢ ف۪ي جَنَّاتِ النَّع۪يمِۙ ۝٤٣ عَلٰى سُرُرٍ مُتَقَابِل۪ينَ ۝٤٤ يُطَافُ عَلَيْهِمْ بِكَاْسٍ مِنْ مَع۪ينٍۙ ۝٤٥ بَيْضَٓاءَ لَذَّةٍ لِلشَّارِب۪ينَۚ ۝٤٦ لَا ف۪يهَا غَوْلٌ وَلَا هُمْ عَنْهَا يُنْزَفُونَ ۝٤٧ وَعِنْدَهُمْ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ ع۪ينٌۙ ۝٤٨ كَاَنَّهُنَّ بَيْضٌ مَكْنُونٌ ۝٤٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

40İllâ ʿibâde-llâhi-lmuḫleṣîn.

Okunuş

41Ülâike lehüm rizḳum maʿlûm.

Okunuş

42Fevâkih. vehüm mükramûn.

Okunuş

43Fî cennâti-nneʿîm.

Okunuş

44Alâ sürurim müteḳâbilîn.

Okunuş

45Yüṭâfü ʿaleyhim bikeʾsim mim meʿîn.

Okunuş

46Beyḍâe leẕẕetil lişşâribîn.

Okunuş

47Lâ fîhâ gavlüv velâ hüm ʿanhâ yünzefûn.

Okunuş

48Veʿindehüm ḳâṣirâtu-ṭṭarfi ʿîn.

Okunuş

49Keennehünne beyḍum meknûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

40Ancak dini Allah’a has kılan kullar hariç.

Türkçe Meal

41İşte bunlar için belirlenmiş rızıklar vardır.

Türkçe Meal

42Kendilerine çeşit çeşit meyveler ikram olunacaktır.

Türkçe Meal

43Nimetlerle dolu cennetlerde.

Türkçe Meal

44Tahtların üzerine karşılıklı oturacaklar.

Türkçe Meal

45Etraflarında berrak bir kaynaktan doldurulmuş kâseler dolaştırılacak.

Türkçe Meal

46Bembeyaz ve içenlere zevk veren içeceklerle dolu kâseler.

Türkçe Meal

47O içecekler ne baş ağrıtır ne de sarhoş eder.

Türkçe Meal

48Yanlarında başkasına bakmayan olacak.

Türkçe Meal

49Sanki gün yüzü görmemiş deve kuşu yumurtası gibi bembeyaz.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

40Ancak Allah’ın davetine iman edip, ona uygun yaşamak için ellerinden gelen çabayı gösteren ihlaslı ve samimi kulları müstesna olup bu cezanın dışındadır ve yaptıklarının karşılığını kat kat fazlasıyla alacaktır. Onlar Allah’a inanmış, ayetleri kabul etmiş, Allah’ın yasalarına göre hayatını yaşamış, kötülüklerden uzak durmuş, hakkı, adaleti savunmuş, sevgiyi, saygıyı, paylaşımı toplumda esas almışlardır.

Açıklamalı meal

41İşte onlar için cennette özel hazırlanmış tadı ve özellikleri bizce bilinen sayısız nimetler vardır.

Açıklamalı meal

42Çeşit çeşit meyveler eşliğinde onlar orada en güzel şekilde ağırlanırlar.

Açıklamalı meal

43Bu ağırlama nimetleri bol cennetlerde yapılır.

Açıklamalı meal

44Onlar mutluluk tahtları üzerinde ikramlara mazhar olurlar ve birbirlerine karşı sevgi ve saygı ile bakışıp sohbet ederek otururlar.

Açıklamalı meal

45Hizmetçileri tarafından cennet pınarlarından doldurulmuş lezzetli, tertemiz içecekler, billur kadehlerle ikram edilip çevrelerinde dolaştırılır.

Açıklamalı meal

46O içecekler bembeyaz ve berraktır, içenlere tarifsiz bir lezzet verir.

Açıklamalı meal

47Onda ne bir sersemletme vardır ne de onunla başları ağrıyıp sarhoş olurlar.

Açıklamalı meal

48Yanlarında gözlerini ve bakışlarını yalnız kendilerine dikmiş iri gözlü yumuşak huylu ve ceylan bakışlı eşler vardır.

Açıklamalı meal

49Onlar adeta kumda gizlenmiş, gün yüzü görmemiş devekuşunun sarılmış yumurtası ve saklanmış inciler gibidirler. Her türlü lekeden uzak bembeyazdırlar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

40Hicr 40Sâd 83

İlgili ayetler

41Zümer 73Zümer 74

İlgili ayetler

42Zuhruf 67Zuhruf 73

İlgili ayetler

43Muhammed 15

İlgili ayetler

44Yâsîn 55Yâsîn 59

İlgili ayetler

45Hicr 45

İlgili ayetler

48Bakara 25Nisâ 57

İlgili ayetler

49Rahman 46Rahman 76

Ayet 50–61

12 ayet

Sâffât 50

Sâffât 51

Sâffât 52

Sâffât 53

Sâffât 54

Sâffât 55

Sâffât 56

Sâffât 57

Sâffât 58

Sâffât 59

Sâffât 60

Sâffât 61

فَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ يَتَسَٓاءَلُونَ ۝٥٠ قَالَ قَٓائِلٌ مِنْهُمْ اِنّ۪ي كَانَ ل۪ي قَر۪ينٌۙ ۝٥١ يَقُولُ اَئِنَّكَ لَمِنَ الْمُصَدِّق۪ينَ ۝٥٢ ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا ءَاِنَّا لَمَد۪ينُونَ ۝٥٣ قَالَ هَلْ اَنْتُمْ مُطَّلِعُونَ ۝٥٤ فَاطَّلَعَ فَرَاٰهُ ف۪ي سَوَٓاءِ الْجَح۪يمِ ۝٥٥ قَالَ تَاللّٰهِ اِنْ كِدْتَ لَتُرْد۪ينِۙ ۝٥٦ وَلَوْلَا نِعْمَةُ رَبّ۪ي لَكُنْتُ مِنَ الْمُحْضَر۪ينَ ۝٥٧ اَفَمَا نَحْنُ بِمَيِّت۪ينَۙ ۝٥٨ اِلَّا مَوْتَتَنَا الْاُو۫لٰى وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّب۪ينَ ۝٥٩ اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ ۝٦٠ لِمِثْلِ هٰذَا فَلْيَعْمَلِ الْعَامِلُونَ ۝٦١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

50Feaḳbele baʿḍuhüm ʿalâ baʿḍiy yetesâelûn.

Okunuş

51Ḳâle ḳâilüm minhüm innî kâne lî ḳarîn.

Okunuş

52Yeḳûlü einneke lemine-lmüṣaddiḳîn.

Okunuş

53Eiẕâ mitnâ vekünnâ türâbev veʿiżâmen einnâ lemedînûn.

Okunuş

54Ḳâle hel entüm müṭṭaliʿûn.

Okunuş

55Feṭṭaleʿa feraâhü fî sevâi-lceḥîm.

Okunuş

56Ḳâle tellâhi in kitte letürdîn.

Okunuş

57Velevlâ niʿmetü rabbî leküntü mine-lmuḥḍarîn.

Okunuş

58Efemâ naḥnü bimeyyitîn.

Okunuş

59İllâ mevtetene-lʾûlâ vemâ naḥnü bimüʿaẕẕebîn.

Okunuş

60İnne hâẕâ lehüve-lfevzü-lʿażîm.

Okunuş

61Limiŝli hâẕâ felyaʿmeli-lʿâmilûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

50Öte yandan bunlar cennette karşılıklı oturup sohbet ederken.

Türkçe Meal

51İçlerinden biri:
– Bir zamanlar benim bir yakın arkadaşım vardı, der.

Türkçe Meal

52Bana derdi ki:
– Sen gerçekten yeniden dirilişi tasdik mi ediyorsun?

Türkçe Meal

53Şimdi biz ölüp, toprağa karışıp kemik yığına haline geldikten sonra tekrar diriltilip hesaba çekileceğiz öyle mi?

Türkçe Meal

54Öteki:
– Şimdi onun ne durumda olduğunu bilmek ister misin? Der.

Türkçe Meal

55Cehenneme şöyle bir bakar ki onun ateşin tam ortasında olduğunu görür.

Türkçe Meal

56– Aman Allah’ım! Az kalsın sen, neredeyse beni de mahvedecektin! Der.

Türkçe Meal

57– Eğer Rabbimin hidayeti olan, Kuran nimeti olmasaydı, az kalsın ben de cehenneme atılanlardan olacaktım.

Türkçe Meal

58Artık biz bir daha ölmeyeceğiz değil mi?

Türkçe Meal

59– Önceki ölümümüzden başka. Artık biz azap da görmeyeceğiz değil mi?

Türkçe Meal

60İşte budur muhteşem zafer!

Türkçe Meal

61Çalışacaklar, böyle bir zafer için çalışıp didinsinler.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

50Cennet ehli dünyadaki eski günleri yâd etmek için sohbet ederken, sohbet döner dolaşır ve dünyada yaşananlara gelir. Birbirlerine dönüp dünyadaki maceralarını sorarlar.

Açıklamalı meal

51Sohbet sırasında içlerinden söz alan bir mümin şöyle diyecek: “ Bir zamanlar benim dünyada öldükten sonra dirilmeyi inkâr eden bir müşrik yakın arkadaşım vardı.

Açıklamalı meal

52O dostum bana dünyada iken hep alay ederek derdi ki: ” Sen âhiret hayatına ve burada yaptıklarının karşılığını öldükten sonra alacağına, gerçekten inanıyor musun?

Açıklamalı meal

53Yani, senin inancına göre; biz ölüp kemik, sonra da toprak haline geldikten sonra tekrar diriltilip hesaba mı çekileceğiz? “ Bu masala sen demi inanıyorsun diyerek âhireti inkâr ederdi.

Açıklamalı meal

54Bu konuşmayı aktaran mü’min böyle diyenin durumunu görmek için yanındaki cennet arkadaşlarına dönüp diyecek ki: “Siz bahsettiğim arkadaşımın başına ne geldiğini ve bu zâlimin şimdi cehennemin neresindedir görmek ister misiniz?”

Açıklamalı meal

55Derken O da bahsettiği arkadaşını görmek için diğerleriyle beraber cehenneme baktı ve onu dehşetli cehennem alevlerinin tam ortasında cezasını çekerken gördü. Dünyada alay ederek inkâr eden kişi cehennemin ortasındaydı. Cennettekiler cehennemdekileri görüyor, onları tanıyorlardı.

Açıklamalı meal

56Mümin olan, ateşteki arkadaşına seslenip şöyle der: “Allah’a yemin olsun, eğer senin aklına uysaydım az kalsın beni de mahvedip helâke götürecektin.

Açıklamalı meal

57Eğer Rabbimin gerçekleri anlatan ayetleri ve hidayet edici nimeti olmasaydı da, Allah’ın davetine iman edip yönelmeseydim ben de senin gibi feryat edip cehennemde eli–kolu bağlı hazır edilenlerden olurdum.

Açıklamalı meal

58Bu sözlerin ardından cennetteki arkadaşlarına dönüp konuşmasına şöyle devam eder: Ne mutlu bize. Artık bir daha bize ölüm yok burada ebedi kalacağız değil mi?

Açıklamalı meal

59Dünyadan ayrılırken tattığımız o ilk ölümümüzden başka ölüm yüzü görmeyecek ve azap da görmeyeceğiz öyle mi?

Açıklamalı meal

60Meleklerde cennetliklere diyecek ki: Allah’a hamd olsun. Dünyada Allah’a inanıp hayırlı davranışlarda bulunanlar, cehennemden uzakta cennettedirler. Muhakkak ki bu, gerçek zafer ve büyük kurtuluştur.

Açıklamalı meal

61Hiç kuşkusuz budur o çok büyük kazanç, o çok büyük başarı. Öyleyse çalışıp çabalamak isteyenler asıl böylesi bir mükâfat için çalışsınlar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

50Yâsîn 55Yâsîn 60

İlgili ayetler

51Kehf 32Kehf 45

İlgili ayetler

52Nûr 51Kıyamet 31

İlgili ayetler

54A’raf 50A’raf 54

İlgili ayetler

55Hadîd 12Hadîd 15

İlgili ayetler

56Furkan 11Furkan 30

İlgili ayetler

58Mü’min 10Mü’min 20

İlgili ayetler

59Teğabun 8Teğabun 9

İlgili ayetler

60Tâhâ 75Tâhâ 76

Ayet 62–70

9 ayet

Sâffât 62

Sâffât 63

Sâffât 64

Sâffât 65

Sâffât 66

Sâffât 67

Sâffât 68

Sâffât 69

Sâffât 70

اَذٰلِكَ خَيْرٌ نُزُلًا اَمْ شَجَرَةُ الزَّقُّومِ ۝٦٢ اِنَّا جَعَلْنَاهَا فِتْنَةً لِلظَّالِم۪ينَ ۝٦٣ اِنَّهَا شَجَرَةٌ تَخْرُجُ ف۪ٓي اَصْلِ الْجَح۪يمِۙ ۝٦٤ طَلْعُهَا كَاَنَّهُ رُؤُ۫سُ الشَّيَاط۪ينِ ۝٦٥ فَاِنَّهُمْ لَاٰكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِؤُ۫نَ مِنْهَا الْبُطُونَۜ ۝٦٦ ثُمَّ اِنَّ لَهُمْ عَلَيْهَا لَشَوْبًا مِنْ حَم۪يمٍۚ ۝٦٧ ثُمَّ اِنَّ مَرْجِعَهُمْ لَاِلَى الْجَح۪يمِ ۝٦٨ اِنَّهُمْ اَلْفَوْا اٰبَٓاءَهُمْ ضَٓالّ۪ينَۙ ۝٦٩ فَهُمْ عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ يُهْرَعُونَ ۝٧٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

62Eẕâlike ḫayrun nüzülen em şeceratü-zzeḳḳûm.

Okunuş

63İnnâ ceʿalnâhâ fitnetel liżżâlimîn.

Okunuş

64İnnehâ şeceratün taḫrucü fî aṣli-lceḥîm.

Okunuş

65Ṭalʿuhâ keennehû ruûsü-şşeyâṭîn.

Okunuş

66Feinnehüm leâkilûne minhâ femâliûne minhe-lbüṭûn.

Okunuş

67Ŝümme inne lehüm ʿaleyhâ leşevbem min ḥamîm.

Okunuş

68Ŝümme inne merciʿahüm leile-lceḥîm.

Okunuş

69İnnehüm elfev âbâehüm ḍâllîn.

Okunuş

70Fehüm ʿalâ âŝârihim yühraʿûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

62Söyleyin bakalım böyle bir nimetle ağırlanmak mı iyidir yoksa zakkum ağacı mı?

Türkçe Meal

63Biz, zakkumu yanlışta ısrar eden zalimler için sınama vesilesi yaptık.

Türkçe Meal

64O ağaç, cehennemin dibinden çıkar.

Türkçe Meal

65Tomurcukları şeytanların başları gibi çirkindir.

Türkçe Meal

66İşte onlar, bu zakkumdan yiyecek ve karınlarını onunla dolduracaklar.

Türkçe Meal

67Bunun üzerine bağırsakları yakan kaynar su içecekler.

Türkçe Meal

68Onların dönüp dolaşıp gelecekleri yer işte böyle bir cehennemdir.

Türkçe Meal

69Çünkü onlar, sapkın atalarının başlarına sardığı geleneğe uydular.

Türkçe Meal

70Ve onların izinden akılsızca gidiyorlardı.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

62Ey cennet ve cehenneme ait bu manzaraları izleyen insanlar! Şimdi siz karar verip gerçekçi olarak düşünün. Allah’ın yasalarına göre yaşadığınız hayatın karşılığı ziyafet ve ikram olarak bu cennet nimetleriyle ödüllendirilmek ve bahtiyar yaşamak mı daha hayırlıdır. Yoksa inkârınızdan dolayı Allah’ın yasalarına karşı çıkıp, kulların uyduruk yasalarına göre yaşadığınız hayatın karşılığı olan cehennemdeki zakkum ağacının zehirli olan meyvesini yemek ve ateşe mahkûm olmak mı? Aklınız varsa kıyasını yapın!

Açıklamalı meal

63Bu soru üzerine müşrikler; “Cehennemde alevlerin arasında ağaçlar da mı yetişiyormuş?” diyerek seninle alay edecekler. Farkında değiller ama Biz o ağacı Allah’ın âyetleriyle alay etmek için sürekli bahane arayan zalimleri azaptan uyarmak için bir fitne ve sınama vesilesi kıldık. Onlar Rabbinin gücünü, kudretini anlamazlar.

Açıklamalı meal

64Muhakkak ki o cehennemin dibinde çıkan acı, dili damağa yapıştıran, kötü kokulu ve dünyadaki ağaçlara benzemeyen bir ağaçtır.

Açıklamalı meal

65Onun meyvesi olan tomurcukları sanki onları aldatan şeytanların başları gibi çok çirkin ve tiksindiricidir.

Açıklamalı meal

66Muhakkak ki müşrik ve kâfirler, karınları tıka basa doluncaya kadar ondan zorla yiyeceklerdir.

Açıklamalı meal

67Bu zakkumu yemeğini yedikten sonra, üzerine bağırsakları parça parça eden kaynar su ile karıştırılmış kusmuk ve irin türünden içecekler vardır. Onlar korkunç bir ümitsizlik cezasına çarpılacaklardır!

Açıklamalı meal

68Davet edildikleri hayat nizamına sırt dönüp, Rablerine nankörlük edenlerin sonunda dönüp dolaşıp varacakları yer elbette cehennemedir ve yaşayacakları hayat azap olacaktır. Peki, onları bu acı sona götüren süreç nasıl başlamıştı?

Açıklamalı meal

69Çünkü onlar dünyada atalarını yanlış yolda ve sapıtmış halde bulmalarına rağmen, kendilerine ayetlerimizle gönderdiğimiz gerçekleri, babalarının sapık yollarına uyarak terk ettiler.

Açıklamalı meal

70Ne var ki kendileri de atalarının şirk düzeni ve ahlakı ile yaşamayı tercih edip, körü körüne onların peşinden gitmek için akılsızca koşturanlardır ve onların Allah’la birlikte ilah edindiklerini ilah edinenlerdir. Babaları suçlarının cezalarını nasıl çekiyorlar, onlarda suçlarının cezalarını çekeceklerdir.

Ayet 71–74

4 ayet

Sâffât 71

Sâffât 72

Sâffât 73

Sâffât 74

وَلَقَدْ ضَلَّ قَبْلَهُمْ اَكْثَرُ الْاَوَّل۪ينَۙ ۝٧١ وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا ف۪يهِمْ مُنْذِر۪ينَ ۝٧٢ فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُنْذَر۪ينَۙ ۝٧٣ اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ۟ ۝٧٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

71Veleḳad ḍalle ḳablehüm ekŝeru-lʾevvelîn.

Okunuş

72Veleḳad erselnâ fîhim münẕirîn.

Okunuş

73Fenżur keyfe kâne ʿâḳibetü-lmünẕerîn.

Okunuş

74İllâ ʿibâde-llâhi-lmuḫleṣîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

71And olsun ki onlardan öncekilerin çoğu da doğru yoldan sapmıştı.

Türkçe Meal

72Biz de onlara uyarıcılar göndermiştik.

Türkçe Meal

73Uyarılan fakat uyarılara kulak vermeyenlerin sonu nasıl oldu bir bak!

Türkçe Meal

74Kurtulanlar yalnızca dini Allah’a has kılan kullar oldu.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

71Hiç şüphesiz onlardan önce, gelip geçen milletlerin çoğu da Allah adına yapılan daveti reddederek sapıtıp doğru yoldan çıkmıştı.

Açıklamalı meal

72Yemin ·olsun ki biz kendilerini uyarmak için onların içlerinden, kitaplarla birlikte kendileriyle aynı dili konuşan uyarıcı peygamberler göndermiştik. Onlara başlarına gelebilecek her şeyi açıklayan ayetlerimizi gönderdik. Resullerimiz onları yeterince uyardı.

Açıklamalı meal

73Geriye dönüp de uyarılanların ve uyarıldığı halde atalarının izinde gidip kula kulluk edenlerin sonlarının nasıl olduğuna şöyle bir bak ve felakete uğramış akıbetlerini bir düşün!

Açıklamalı meal

74Ancak uyarılara kulak veren Allah’ın ihlâslı ve samimi kulları bu sondan müstesnadır. Allah adına kendilerine yapılan davete iman edip, onun gerektirdiği hayat nizamına sarılanlar, dünyada ve âhirette kazananlardan oldular. Onlar Allah’a inanarak, Allah’ın yasalarına göne yaşayarak hayatlarını sürdürdüler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

71Yunus 13

İlgili ayetler

72Nahl 36Fâtır 24

İlgili ayetler

73Zümer 71Mülk 6Mülk 12

İlgili ayetler

74Zümer 11Zümer 15

Ayet 75–79

5 ayet

Sâffât 75

Sâffât 76

Sâffât 77

Sâffât 78

Sâffât 79

وَلَقَدْ نَادٰينَا نُوحٌ فَلَنِعْمَ الْمُج۪يبُونَۚ ۝٧٥ وَنَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُ مِنَ الْكَرْبِ الْعَظ۪يمِۘ ۝٧٦ وَجَعَلْنَا ذُرِّيَّتَهُ هُمُ الْبَاق۪ينَۘ ۝٧٧ وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْاٰخِر۪ينَۘ ۝٧٨ سَلَامٌ عَلٰى نُوحٍ فِي الْعَالَم۪ينَ ۝٧٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

75Veleḳad nâdânâ nûḥun feleniʿme-lmücîbûn.

Okunuş

76Venecceynâhü veehlehû mine-lkerbi-lʿażîm.

Okunuş

77Veceʿalnâ ẕürriyyetehû hümü-lbâḳîn.

Okunuş

78Veteraknâ ʿaleyhi fi-lʾâḫirîn.

Okunuş

79Selâmün ʿalâ nûḥin fi-lʿâlemîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

75And olsun ki vaktiyle Nuh, bizden imdat dilemiş biz de ona ne güzel karşılık vermiştik.

Türkçe Meal

76Onu ailesini ve ona uyanları da, o büyük felaketten kurtarmıştık.

Türkçe Meal

77Böylece onun soyunu da devam ettirdik.

Türkçe Meal

78(78-79) Biz onun gelecekte bütün toplumlar içinde “Selam olsun Nuh’a!” diye anılmasını sağladık.

Türkçe Meal

79(78-79) Biz onun gelecekte bütün toplumlar içinde “Selam olsun Nuh’a!” diye anılmasını sağladık.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

75Andolsun, Nuh ihlaslı kullarımıza en güzel örneklerden biridir. Hani, Bize gece gündüz kavminin hidayeti için yalvarıp yakarmıştı Onlar yola gelmeyince de bu sefer de şirk ve küfürden vazgeçmeyen kavminin helaki için dua etmişti. Biz de onun duasınane güzel cevap vermiştik!

Açıklamalı meal

76Hanımı ve oğlu hariç, kendisini ve davetine icabet eden mümin ailesini tufan gibi o büyük felâketten kurtardık, gerisini de helak ettik.

Açıklamalı meal

77O tufandan sonra yeryüzündesadece Nûh’un soyunu yeryüzünde kalan ve O’ndan türeyip çoğalan bir toplum olarak kıyamete kadar kalıcı kıldık. İnkâr edenlere gelince onların yıkıntılarından başka hiçbir şeyleri kalmadı.

Açıklamalı meal

78Sonra gelenler arasında örnek duruşundan dolayı, Nûh’un övgüyle anılmasını, adının geçtiği yerde sevgi ve saygı ile hatırasından bahsedilmesini sağlayıp ona iyi bir nam ve isim bıraktık.

Açıklamalı meal

79Alemler içinde Nuh’a selâm olsun. İnsanlığın soyunun devamına vesile olduğu için Cümle âlem onu “Nûh’a selam olsun” diye övgü ve sevgi ile anar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

76Hûd 21Hûd 28

İlgili ayetler

77A’raf 59A’raf 64

İlgili ayetler

78Neml 59Sâffât 181

İlgili ayetler

79Neml 59Sâffât 181

Ayet 80–82

3 ayet

Sâffât 80

Sâffât 81

Sâffât 82

اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ ۝٨٠ اِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِن۪ينَ ۝٨١ ثُمَّ اَغْرَقْنَا الْاٰخَر۪ينَ ۝٨٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

80İnnâ keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.

Okunuş

81İnnehû min ʿibâdine-lmüʾminîn.

Okunuş

82Ŝümme agraḳne-lʾâḫarîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

80İşte biz iyi ve güzel davrananları böyle ödüllendiririz.

Türkçe Meal

81Çünkü O, bizim yürekten inanıp güvenen mümin kulumuzdu.

Türkçe Meal

82Diğerlerini ise suda boğmuştuk.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

80İşte biz kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışıp Allah’ı görürcesine iyilik edenleri ahirette cennetle mükâfatlandırmadan önce, dünyada da böyle güzel bir şekilde mükâfatlandırırız.

Açıklamalı meal

81Çünkü o Nüh en zor zamanlarda duruşunu değiştirmeyen, Rabbine yürekten bağlı, imanında samimi ve teslim olan mü’min kullarımızdandı.

Açıklamalı meal

82İyileri ödüllendirirken O’nun gemisine binmeyip inkâr ve isyan eden diğerlerini yaptıkları yüzünden tufanda suda boğup helak ettik.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

80Ankebut 7Nahl 97

İlgili ayetler

81Yunus 71Yunus 73

İlgili ayetler

82Enbiyâ 76Enbiyâ 77

Ayet 83–84

2 ayet

Sâffât 83

Sâffât 84

وَاِنَّ مِنْ ش۪يعَتِه۪ لَاِبْرٰه۪يمَۢ ۝٨٣ اِذْ جَٓاءَ رَبَّهُ بِقَلْبٍ سَل۪يمٍ ۝٨٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

83Veinne min şîʿatihî leibrâhîm.

Okunuş

84İẕ câe rabbehû biḳalbin selîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

83Şüphesiz İbrahim de Nuh’un yolunu izleyen biriydi.

Türkçe Meal

84Nitekim O, Rabbine tertemiz bir kalp ile yönelmişti.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

83Doğrusu İbrahim de Nûh’un dini ve milletinden gelen ve tevhidde Nûh’un yolunu izleyen biriydi.

Açıklamalı meal

84Çünkü o da her türlü günahın kirinden arınmış olarak tertemiz bir kalple Rabbine yönelmişti. Rabbinin huzuruna sağlam bir yürekle çıkmıştı ve O’nun davetini ömrünün sonuna kadar devam ettirmişti. Ey Mekke müşrikleri! Neden putlar karşısında “atamız” diye övündüğünüz İbrâhim’in duruşunu sergilemiyorsunuz?

İlgili ayetler

İlgili ayetler

83Meryem 58Şûrâ 13

İlgili ayetler

84Şuarâ 69Şuarâ 89

Ayet 85–87

3 ayet

Sâffât 85

Sâffât 86

Sâffât 87

اِذْ قَالَ لِاَب۪يهِ وَقَوْمِه۪ مَاذَا تَعْبُدُونَۚ ۝٨٥ اَئِفْكًا اٰلِهَةً دُونَ اللّٰهِ تُر۪يدُونَۜ ۝٨٦ فَمَا ظَنُّكُمْ بِرَبِّ الْعَالَم۪ينَ ۝٨٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

85İẕ ḳâle liebîhi veḳavmihî mâẕâ taʿbüdûn.

Okunuş

86Eifken âliheten dûne-llâhi türîdûn.

Okunuş

87Femâ żannüküm birabbi-lʿâlemîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

85Bir gün babasına ve kavmine şöyle demişti:
– Siz, nelere kulluk ediyorsunuz böyle?

Türkçe Meal

86Allah ile aranıza koyup uydurma ilahlara kulluk mu etmek istiyorsunuz?

Türkçe Meal

87Peki âlemlerin Rabbi hakkındaki düşünceniz nedir?

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

85Hani İbrahim babasına ve kavmine bir gün şöyle seslenmişti: “Siz nelere kulluk ve ibadet ediyorsunuz?

Açıklamalı meal

86Sizleri ve bunca nimetleri yaratan Allah’ı ilah edinmek yerine, katıksız yalan ve iftira ile Allah’la aranızda düzmece ilâhlar olmasını mı istiyorsunuz? Uydurma ilahları Allah’a mı tercih ediyorsunuz? Birtakım yalanlar uydurarak Allah’ın peşi sıra atalarınızın uydurduğu sizin gibi yaratılmış kimseleri ya da nesneleri ilah edindiğinizin farkında mısınız?

Açıklamalı meal

87Peki o zaman Allah’ın üzerinizdeki hakkı ne olacak? Öyle ise bütün varlıkların ve alemlerin Rabbi hakkındaki kanaatiniz nedir?” Madem ki evreni yoktan var eden, yöneten, yönlendiren ve tüm canlıları besleyen bir Yaratıcının varlığına inanıyorsunuz, o hâlde neden yalnızca O’na kulluk etmiyorsunuz? Sizi yaratmasının sebebini hiç düşünmez misiniz?” Bu yaptığınızı cezasız bırakacağını mı düşünüyorsunuz? İbrâhim’in kavmi, bu sorulara cevap veremedikleri gibi rahatsız da oluyorlardı. İbrâhim onları daldıkları bu çok derin gaflet uykusundan uyandırmak için sıra dışı bir yöntemi izlemeye karar verdi. İbrâhim’in kavmi bir bayram günü şehir dışında yapacakları kutlamalara İbrâhim’i de çağırmışlardı.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

85En’am 74En’am 84

İlgili ayetler

86Enbiyâ 52Enbiyâ 68

İlgili ayetler

87A’raf 191A’raf 195

Ayet 88–96

9 ayet

Sâffât 88

Sâffât 89

Sâffât 90

Sâffât 91

Sâffât 92

Sâffât 93

Sâffât 94

Sâffât 95

Sâffât 96

فَنَظَرَ نَظْرَةً فِي النُّجُومِۙ ۝٨٨ فَقَالَ اِنّ۪ي سَق۪يمٌ ۝٨٩ فَتَوَلَّوْا عَنْهُ مُدْبِر۪ينَ ۝٩٠ فَرَاغَ اِلٰٓى اٰلِهَتِهِمْ فَقَالَ اَلَا تَاْكُلُونَۚ ۝٩١ مَا لَكُمْ لَا تَنْطِقُونَ ۝٩٢ فَرَاغَ عَلَيْهِمْ ضَرْبًا بِالْيَم۪ينِ ۝٩٣ فَاَقْبَلُٓوا اِلَيْهِ يَزِفُّونَ ۝٩٤ قَالَ اَتَعْبُدُونَ مَا تَنْحِتُونَۙ ۝٩٥ وَاللّٰهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ ۝٩٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

88Feneżara nażraten fi-nnücûm.

Okunuş

89Feḳâle innî seḳîm.

Okunuş

90Fetevellev ʿanhü müdbirîn.

Okunuş

91Ferâga ilâ âlihetihim feḳâle elâ teʾkülûn.

Okunuş

92Mâ leküm lâ tenṭiḳûn.

Okunuş

93Ferâga ʿaleyhim ḍarbem bilyemîn.

Okunuş

94Feaḳbelû ileyhi yeziffûn.

Okunuş

95Ḳâle etaʿbüdûne mâ tenḥitûn.

Okunuş

96Vellâhü ḫaleḳaküm vemâ taʿmelûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

88Nihayet İbrahim kafasında bir şey tasarladı.

Türkçe Meal

89Ve “Ben hastayım” dedi.

Türkçe Meal

90Bunun üzerine onu orada bırakıp gittiler.

Türkçe Meal

91Ve İbrahim, onların putlaştırdığı ilahlarıyla baş başa kaldı onlara:
-Buyursanıza niçin yemiyorsunuz? Dedi.

Türkçe Meal

92– Ne oldu size niye konuşmuyorsunuz?

Türkçe Meal

93Sonra, hiddetle üzerlerine sağ eliyle bir darbe indirdi.

Türkçe Meal

94Bunu duyan halk telaş ve hışımla koşarak ona geldiler.

Türkçe Meal

95İbrahim, onlara:
– Elinizle yonttuğunuz bu şeylere niye kulluk ediyorsunuz? Dedi.

Türkçe Meal

96Oysa sizi de yonttuklarınızı da yaratan Allah’tır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

88Müşrikler, bayram günü evlerinden yiyecekler getirir ve onları, —o yılki mahsullerin bereketlenmesi için— putların önüne bırakarak kırlara çıkıp eğlenirlerdi. Yıldızlara bakarak manalar çıkaran bir toplumda yaşayan İbrahim bir bayram günü kavmin dinî törenlerine katılmaya çağrılınca başını gökyüzüne doğru kaldırıp her biri birer tevhid delili olan yıldızlara kehânet yapıyormuş gibi şöyle bir baktı.

Açıklamalı meal

89Bir de bu delillere rağmen gaflette olan kavminin haline baktı ve yanında bulunanlara “ Siz bu asılsız, düzmece putlarla Allah’ın yarattığı yıldızları, ayı, güneşi de hurafelerinize alet ediyorsunuz. Ben sizin bu tutumunuzdan rahatsızım ” dedi ((Bende tâün hastalığı gibi bir şey görünüyor. Bunun için muhakkak ben hastayım” dedi)

Açıklamalı meal

90Kavminden ayrı bir yerde dinlenmeye çekildi. Bunun üzerine yanında bulunanlar da İbrahim’e arkalarını dönüp şehir dışına eğlenmeye gittiler.

Açıklamalı meal

91Karanlık iyice çökmüş, putların olduğu alan tamamen boşalmıştı. Yalnız kalan İbrahim kavminin putperestliğini, onlara başka bir yol ile de göstermeyi düşündü ve kalkıp gizlice putların yanına gitti. Putperest halkın onların önüne koydukları yemekleri de görünce alaycı bir tavırla putlara: “ Haydi buyursanız ya önünüze kutsallaştırılmak üzere konulmuş olan şu leziz yemekleri niçin yemiyorsunuz?” dedi.

Açıklamalı meal

92“Size ne oluyor ki niçin bana konuşmuyorsunuz yoksa beni duymuyor musunuz?” dedi. Hâliyle, putlardan bir cevap çıkmadı.

Açıklamalı meal

93Sonunda gizlice üzerlerine yürüyüp sağ elindeki baltayı bütün gücüyle vurarak putlara bir darbe indirdi. En büyüğü hariç, hepsini parçaladı. Baltayı da en büyük putun boynuna astı.

Açıklamalı meal

94Bunun üzerine kavminden birçok insan sabahleyin telâşla ve süratle koşarak İbrâhim’e geldiler ve etrafını sarıp onu sorgulamaya başladılar. Ona bu işi yapıp yapmadığını sordular, o da onları düşündürmek için kırmadığı tek putu göstererek “belki o yapmıştır” dedi.

Açıklamalı meal

95İbrahim de onlara dönüp can alıcı şu soruyu yöneltip dedi ki: “Kendi ellerinizle yonttuğunuz meydanlara heykellerini diktiğiniz, kendilerini benden korumaktan da aciz, size de hiçbir yararı dokunmayan şu cansız, ruhsuz şeylerden sorunlarınızın çözümünü bekleyip onlara mı ibadet edip tapıyorsunuz?

. Oysa sizi de ellerinizle yaptığınız ve ilah diye putlaştırıp taptıklarınızı da, yasalarına uyarak taptığınız insanları da Allah yaratmıştır. Hiç yaratılan, yaratılana tapar mı?” dedi. İbrâhim’in fikirlerine yenik düşen kavmi, onun bedenini ortadan kaldırmak için uyduruk bir mahkeme kurdular.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

88Enbiyâ 52Enbiyâ 68

İlgili ayetler

89En’am 74En’am 84

İlgili ayetler

90Enbiyâ 52Enbiyâ 68

İlgili ayetler

91Enbiyâ 52Enbiyâ 68

İlgili ayetler

92Enbiyâ 52Enbiyâ 68

İlgili ayetler

93Enbiyâ 52Enbiyâ 68

İlgili ayetler

94Enbiyâ 52Enbiyâ 68

İlgili ayetler

95Enbiyâ 52Enbiyâ 68

İlgili ayetler

96Enbiyâ 52Enbiyâ 68

Ayet 97–98

2 ayet

Sâffât 97

Sâffât 98

قَالُوا ابْنُوا لَهُ بُنْيَانًا فَاَلْقُوهُ فِي الْجَح۪يمِ ۝٩٧ فَاَرَادُوا بِه۪ كَيْدًا فَجَعَلْنَاهُمُ الْاَسْفَل۪ينَ ۝٩٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

97Ḳâlü-bnû lehû bünyânen feelḳûhü fi-lceḥîm.

Okunuş

98Feerâdû bihî keyden feceʿalnâhümü-lʾesfelîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

97Bunun üzerine:
– İbrahim’i yakmak için bir bina yapın ve onu ateşin içine atın! Dediler.

Türkçe Meal

98Onlar İbrahim’e tuzak kurmak istediler ama biz de tuzaklarını bozup onları perişan ettik.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

97İbrahim bunları söyleyince orada toplananlar İbrahim’i nasıl cezalandırılacaklarını aralarında görüştüler ve dediler ki: “ İlahlarımıza dil uzatan bu adamın derhal öldürülmesi gerekir! Ona yakmak için fırın gibi büyük bir bina yapın ve odun toplayın da kendisini yakıp putlarımıza yaptığı bu saygısızlığının cezasını vermek için oradan alevli ateşe atın dediler.“

Açıklamalı meal

98Böylelikle ona bir tuzak kurup zarar vermek istediler. Ama biz İbrahim’i kurtarıp onların bu heveslerini kursaklarında bıraktık ve planlarını boşa çıkarıp, hayal kırıklığına uğratarak rezil ettik. İnandığı davada İbrâhim’in önüne ateş çıkmıştı. Ya dönecek zelil olarak yaşayıp ölecek ya da ateşe girecek izzetle ölecekti. O davasından dönmedi. Bunun üzerine Allah, şartları İbrâhim’in lehine değiştirdi ve ateşi yakmaz hale getirdi

İlgili ayetler

İlgili ayetler

97Enbiyâ 52Enbiyâ 68

İlgili ayetler

98Enbiyâ 52Enbiyâ 68

Ayet 99–100

2 ayet

Sâffât 99

Sâffât 100

وَقَالَ اِنّ۪ي ذَاهِبٌ اِلٰى رَبّ۪ي سَيَهْد۪ينِ ۝٩٩ رَبِّ هَبْ ل۪ي مِنَ الصَّالِح۪ينَ ۝١٠٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

99Veḳâle innî ẕâhibün ilâ rabbî seyehdîn.

Okunuş

100Rabbi heb lî mine-ṣṣâliḥîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

99Sonunda İbrahim:
– Ben, Rabbime kulluk edebileceğim bir yere gideceğim. O bana mutlaka bir yol gösterecektir, dedi.

Türkçe Meal

100Ve “Rabbim, bana iyilerden bir evlat bağışla.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

99Biz İbrahim’i o zalimlerin elinden kurtarınca, İbrahim de dedi ki: “Ben küfrün egemen olduğu bu toprakları terk edeceğim ve Rabbim beni ne tarafa yönlendirirse, oraya gideceğim. Şüphesiz ki O beni yaratılış sebebim olan hayat nizamı ile yaşayabileceğim doğru yola iletecektir.

Açıklamalı meal

100İbrahim inkâr edenlerin arasından ayrılıp Filistin’e yerleşen İbrâhim’in yaşı bir hayli ilerleyince: Rabbim bana seni hakkıyla tanıyacak ve seni tanıtıp sevdirmeyi en büyük dert ve dava edinecek hayırlısından güzel ahlaklı bir evlat nasip et.” diye dua etti.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

99Zuhruf 26Zuhruf 28

İlgili ayetler

100Hûd 69Hûd 72

Ayet 101–108

8 ayet

Sâffât 101

Sâffât 102

Sâffât 103

Sâffât 104

Sâffât 105

Sâffât 106

Sâffât 107

Sâffât 108

فَبَشَّرْنَاهُ بِغُلَامٍ حَل۪يمٍ ۝١٠١ فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْيَ قَالَ يَا بُنَيَّ اِنّ۪ٓي اَرٰى فِي الْمَنَامِ اَنّ۪ٓي اَذْبَحُكَ فَانْظُرْ مَاذَا تَرٰىۜ قَالَ يَٓا اَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُۘ سَتَجِدُن۪ٓي اِنْ شَٓاءَ اللّٰهُ مِنَ الصَّابِر۪ينَ ۝١٠٢ فَلَمَّٓا اَسْلَمَا وَتَلَّهُ لِلْجَب۪ينِۚ ۝١٠٣ وَنَادَيْنَاهُ اَنْ يَٓا اِبْرٰه۪يمُۙ ۝١٠٤ قَدْ صَدَّقْتَ الرُّءْيَاۚ اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ ۝١٠٥ اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْبَلٰٓؤُ۬ا الْمُب۪ينُ ۝١٠٦ وَفَدَيْنَاهُ بِذِبْحٍ عَظ۪يمٍ ۝١٠٧ وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْاٰخِر۪ينَ ۝١٠٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

101Febeşşernâhü bigulâmin ḥalîm.

Okunuş

102Felemmâ belega meʿahü-ssaʿye ḳâle yâ büneyye innî erâ fi-lmenâmi ennî eẕbeḥuke fenżur mâẕâ terâ. ḳâle yâ ebeti-fʿal mâ tüʾmer. setecidünî in şâe-llâhü mine-ṣṣâbirîn.

Okunuş

103Felemmâ eslemâ vetellehû lilcebîn.

Okunuş

104Venâdeynâhü ey yâ ibrâhîm.

Okunuş

105Ḳad ṣaddaḳte-rruʾyâ. innâ keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.

Okunuş

106İnne hâẕâ lehüve-lbelâü-lmübîn.

Okunuş

107Vefedeynâhü biẕibḥin ʿażîm.

Okunuş

108Veteraknâ ʿaleyhi fi-lʾâḫirîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

101Biz de ona yumuşak huylu, ağır başlı bir oğul vereceğimizi müjdeledik.

Türkçe Meal

102Çocuk, onun çaba ve tasasına ortak olacak yaşa gelince, ona dedi ki;
– Yavrucuğum, rüyamda seni kurban ettiğimi görüyorum, bir düşün ne dersin bu işe? Çocuk;
– Babacığım, sen sana emrolunanı yap! Dedi. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın!

Türkçe Meal

103Sonunda her ikisi de teslimiyet gösterip, İbrahim oğlunu alnı üzerine yatırınca.

Türkçe Meal

104Biz: Ey İbrahim! Diye seslendik.

Türkçe Meal

105– Sen rüyanın gereğini yerine getirdin. İşte biz teslimiyet gösterenleri böyle ödüllendiririz.

Türkçe Meal

106Gerçekten bu, apaçık ve zor bir sınavdı.

Türkçe Meal

107Biz ona çocuğun yerine fidye olarak büyük bir kurban kesmesini emrettik.

Türkçe Meal

108(108-109) Biz onun, sonraki nesiller arasında “Selam olsun İbrahim’e!” diye anılmasını sağladık.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

101İbrahim’in duasından sonra Biz de ona İsmâil adında güzel huylu halim selim ve ağır başlı bir erkek evlat müjdeledik. İlahî müjde gerçekleşti ve İbrâhim’in ikinci hanımı Hacer’den İsmâil adı verilen çocuk dünyaya geldi.

Açıklamalı meal

102Çocuk büyüyüp babasıyla beraber iş yapacak çağa yani doğru ile yanlışı birbirinden ayırabileceği ergenlik çağına erişince İbrâhim bir baba olarak, hayatının en zor konuşmasını yaptı: “ Yavrucuğum! Ben üst üste rüyamda seni boğazlayıp kurban ederken görüyorum. Bir düşün bakalım, bu işe ne dersin?” diye sordu. İsmail de babasından aldığı terbiyenin bir sonucu olarak hiç tereddüt etmeden dedi ki: “Ey babacığım! Sen rüyanda görüp te emrolunduğun şeyi yap. Benim için endişelenme. İnşallah beni buna itiraz etmeyip tüm sıkıntılara sabredenlerden olarak bulacaksın.”

Açıklamalı meal

103Böylece her ikisi de içtenlikle Allah’ın emrine teslim olunca, İbrahim onu kesmek için şakağı üzerine yatırdı ve yüzüstü bırakıp mağdur etti.

Açıklamalı meal

104Tam kesecekti ki son Biz de anda ona: “Ey İbrahim! diye seslendik.

Açıklamalı meal

105Sen gerçekten sadakat gösterip rüyanda gördüğünü gerçekleştirmeye kalkıştın. Rüyadan beklenen sonuç gerçekleşti, siz sınavı kazandınız. İşte biz teslimiyet gösteren ve emrimize itaat edip iyilik yapan kullarımızı yanlışlar yapmaktan koruyup böyle mükâfatlandırırız.” diye vahyettik

Açıklamalı meal

106Doğrusu bu herkesin dayanamayacağı pek büyük bir imtihandı. Bu, İbrahim’in kendi kendini imtihan ettiği, yanlış ve çok zor bir sınama idi. Sözünü yerine getirmek için harekete geçtiğinde imtihanı kazanmıştı.

Açıklamalı meal

107Biz rahmet hazinelerimizin kapısını sonuna kadar açtık ve çocuğunu kurban etmek yerine İbrahim’e Kurtuluş bedeli yani, fidye olarak manâ itibariyle çok büyük bir kurbanlık verdik ve onu kesmesini emredip, yanlışından kurtardık. İşte o günden beri müminler, Allah yolunda her şeylerini seve seve fedâ etmeye hazır olduklarını göstermek üzere, Kurban Bayramı’nda kurban keser, böylece ataları İbrahim’in izinden gittiklerini gösterirler.

Açıklamalı meal

108Sonra verdiği söz oğlunu kesmek bile olsa; verdiği sözü yerine getirmeye azmettiği için, Kıyamet’e kadar arkasından gelecek nesiller arasında hayırla yâd edilmesi için, İbrahim’in adını yüceltip ona iyi bir saygı ve ün bıraktık. Gelecek nesiller arasında İbrahim, bu yanlışının Allah tarafından düzeltilmesi ile de anılacaktır. İbrahim’in ismiyle birlikte kurban ibadeti de devam etti.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

101Meryem 46Meryem 49

İlgili ayetler

102Bakara 112Bakara 136

İlgili ayetler

103Enbiyâ 35

İlgili ayetler

104Bakara 124

İlgili ayetler

105Bakara 177

İlgili ayetler

106Ankebut 2

İlgili ayetler

107Hac 26Hac 30

İlgili ayetler

108Neml 59Sâffât 181

Ayet 109–111

3 ayet

Sâffât 109

Sâffât 110

Sâffât 111

سَلَامٌ عَلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ ۝١٠٩ كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ ۝١١٠ اِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِن۪ينَ ۝١١١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

109Selâmün ʿalâ ibrâhîm.

Okunuş

110Keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.

Okunuş

111İnnehû min ʿibâdine-lmüʾminîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

109(108-109) Biz onun, sonraki nesiller arasında “Selam olsun İbrahim’e!” diye anılmasını sağladık.

Türkçe Meal

110İşte biz, görevini samimiyetle yerine getirenleri böyle ödüllendiririz.

Türkçe Meal

111Çünkü o, inanıp güvenen mümin kullarımızdan biri idi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

109İbrahim’e ve ailesine selâm olsun. Dileğimiz İbrahim’in esenliğidir.

Açıklamalı meal

110Biz Allah’ı görürcesine layıkıyla iyilik yapanları ve Rabbine yürekten bağlı olup kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışanları, O’nun davetinin yaşanması ve yaşatılması uğrunda bütün gücüyle çaba harcayanların zor zamanlarında imdadına yetişir, onları sıkıntısından kurtarır ve böyle mükâfatlandırırız.

Açıklamalı meal

111Çünkü İbrahim’de, bize tüm kalbiyle inanıp güvenen mü’min kullarımızdandı. Onun bize yönelişleri hep içtendi.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

109Neml 59Sâffât 181

İlgili ayetler

110Ankebut 7Nahl 97

İlgili ayetler

111En’am 74En’am 84

Ayet 112–113

2 ayet

Sâffât 112

Sâffât 113

وَبَشَّرْنَاهُ بِاِسْحٰقَ نَبِيًّا مِنَ الصَّالِح۪ينَ ۝١١٢ وَبَارَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اِسْحٰقَۜ وَمِنْ ذُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌ وَظَالِمٌ لِنَفْسِه۪ مُب۪ينٌ۟ ۝١١٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

112Vebeşşernâhü biisḥâḳa nebiyyem mine-ṣṣâliḥîn.

Okunuş

113Vebâraknâ ʿaleyhi veʿalâ isḥâḳ. vemin ẕürriyyetihimâ muḥsinüv veżâlimül linefsihî mübîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

112Ardından ona salihlerden bir nebi olacak olan İshak’ı müjdeledik.

Türkçe Meal

113Onu da İshak’ı da soyunu da bereketlendirdik. Ama her ikisinin soyundan iyi insanlar çıktığı gibi onların mirasına ihanet edenler de çıkmıştır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

112Biz ayrıca Ona İsmâil’den sonra zamanı gelince Sâlihlerden bir peygamber olacak olan İshak’ı evlat olarak müjdeledik.

. Ona ve oğlu İsmâil İshak’a bereketler ihsan ettik ve onları onurlandırıp mübarek kıldık. Fakat böyle mübarek bir Peygamberin soyundan gelmek, kişiye Allah katında özel bir statü, bir ayrıcalık kazandırmaz. Her ikisinin neslinden Allah’a gönülden teslim olup davetine koşarak iyilik yapanlar da oldu, Allah adına yapılan davete ihanet edip inkâr ve isyanla kendilerine açıkçayazık eden nankör, müşrik, kâfir ve zalimler de oldu.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

112Hûd 69Hûd 72

İlgili ayetler

113Fâtır 32

Ayet 114–119

6 ayet

Sâffât 114

Sâffât 115

Sâffât 116

Sâffât 117

Sâffât 118

Sâffât 119

وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلٰى مُوسٰى وَهٰرُونَۚ ۝١١٤ وَنَجَّيْنَاهُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ الْكَرْبِ الْعَظ۪يمِۚ ۝١١٥ وَنَصَرْنَاهُمْ فَكَانُوا هُمُ الْغَالِب۪ينَۚ ۝١١٦ وَاٰتَيْنَاهُمَا الْكِتَابَ الْمُسْتَب۪ينَۚ ۝١١٧ وَهَدَيْنَاهُمَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَق۪يمَۚ ۝١١٨ وَتَرَكْنَا عَلَيْهِمَا فِي الْاٰخِر۪ينَ ۝١١٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

114Veleḳad menennâ ʿalâ mûsâ vehârûn.

Okunuş

115Venecceynâhümâ veḳavmehümâ mine-lkerbi-lʿażîm.

Okunuş

116Veneṣarnâhüm fekânû hümü-lgâlibîn.

Okunuş

117Veâteynâhüme-lkitâbe-lmüstebîn.

Okunuş

118Vehedeynâhüme-ṣṣirâṭa-lmüsteḳîm.

Okunuş

119Veteraknâ ʿaleyhimâ fi-lʾâḫirîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

114Biz Musa ve Harun’a da nübüvvet vererek ikramda bulunmuştuk.

Türkçe Meal

115Onları ve kavimlerini büyük bir felaketten kurtarmıştık.

Türkçe Meal

116Onlara öyle bir yardım etmiştik ki sonunda galip gelen onlar oldu.

Türkçe Meal

117Biz onlara hakikati apaçık ortaya koyan o kitabı vermiştik.

Türkçe Meal

118Böylece onlara dosdoğru yolu göstermiştik.

Türkçe Meal

119(119-120) Biz onların ikisini de sonraki nesiller arasında “Selam olsun Musa ve Harun’a” diye anılmasını sağladık.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

114Andolsun ki, biz Musa’ya ve Harun’a da İbrâhim’in neslinden gelen iyi kimseler olmanın yanında peygamberlik vererek lütufta bulunduk.

Açıklamalı meal

115Onları da kavimlerini de Firavun ve adamlarına köle olmak ve işkence gibi büyük sıkıntılardan kurtardık.

Açıklamalı meal

116Üstelik zorda kaldıklarında ve doğru yolda oldukları sürece yardımımızla desteklemiştik. Böylece zâlimlere karşı üstün gelenler onlar oldu.

Açıklamalı meal

117Onlara da açıklayıcı delillerle doğru ile yanlışı apaçık ortaya koyan ve hükümlerimizi açıklayan Tevrat adındaki ilahi kitabı verdik. Ona sımsıkı sarılıp başarıya kavuşmuşlardı.

Açıklamalı meal

118Böylece onları vahyin rehberliğinde her konuda dosdoğru yola iletmiştik.

Açıklamalı meal

119Kıyamet’e kadar gelecek sonraki nesiller arasında kıyâmete kadar hayırla yâd edilmeleri ve övgüyle anılmaları için onlara da iyi bir saygı ve ün bıraktık.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

114En’am 84En’am 90

İlgili ayetler

115Yunus 88Yunus 92

İlgili ayetler

116Yunus 88Yunus 92

İlgili ayetler

117İbrahim 5

İlgili ayetler

118Bakara 120Nahl 9

İlgili ayetler

119Neml 59Sâffât 181

Ayet 120–122

3 ayet

Sâffât 120

Sâffât 121

Sâffât 122

سَلَامٌ عَلٰى مُوسٰى وَهٰرُونَ ۝١٢٠ اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ ۝١٢١ اِنَّهُمَا مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِن۪ينَ ۝١٢٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

120Selâmün ʿalâ mûsâ vehârûn.

Okunuş

121İnnâ keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.

Okunuş

122İnnehümâ min ʿibâdine-lmüʾminîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

120(119-120) Biz onların ikisini de sonraki nesiller arasında “Selam olsun Musa ve Harun’a” diye anılmasını sağladık.

Türkçe Meal

121İşte biz görevini samimiyetle yerine getirenleri böyle ödüllendiririz.

Türkçe Meal

122Çünkü ikisi de inanıp güvenen mümin kullarımızdan idi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

120İbrâhim’e olduğu gibi onun tevhid çizgisini takip eden Musa’ya ve Harun’a da selâm olsun. Dileğimiz. Mûsa ve Harun’un esenliğidir.

Açıklamalı meal

121İşte biz Rablerine karşı sorumluluklarını bilinçle ve gayretle yerine getirmek için çaba harcayıp iyilik edenleri ve kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışanları her türlü sıkıntıdan kurtarıp böyle mükâfatlandırırız.

Açıklamalı meal

122Şüphesiz Musa ile Harun da bize içten yönelmişti. Onlar insanları Allah adına yaratılış sebeplerine bütün güçleriyle davet edip gönülden inanan ve bu inanç doğrultusunda hayat programlarını çizen kullarımızdandı.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

120Neml 59Sâffât 181

İlgili ayetler

121Ankebut 7Nahl 97

İlgili ayetler

122Bakara 177

Ayet 123–126

4 ayet

Sâffât 123

Sâffât 124

Sâffât 125

Sâffât 126

وَاِنَّ اِلْيَاسَ لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَۜ ۝١٢٣ اِذْ قَالَ لِقَوْمِه۪ٓ اَلَا تَتَّقُونَ ۝١٢٤ اَتَدْعُونَ بَعْلًا وَتَذَرُونَ اَحْسَنَ الْخَالِق۪ينَۙ ۝١٢٥ اَللّٰهَ رَبَّكُمْ وَرَبَّ اٰبَٓائِكُمُ الْاَوَّل۪ينَ ۝١٢٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

123Veinne ilyâse lemine-lmürselîn.

Okunuş

124İẕ ḳâle liḳavmihî elâ tetteḳûn.

Okunuş

125Etedʿûne baʿlev veteẕerûne aḥsene-lḫâliḳîn.

Okunuş

126Allâhe rabbeküm verabbe âbâikümü-lʾevvelîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

123Hiç kuşku yok ki İlyas da elçilerden biri idi.

Türkçe Meal

124O, halkına şöyle demişti:
– Hiç Allah’tan kokmuyor musunuz?

Türkçe Meal

125(125-126) Yaratıcıların en mükemmeli olan, sizin de Rabbiniz önceki atalarınızın da Rabbi olan Allah’ı bırakıp Ba’lin putlarına mı yalvarıyorsunuz.

Türkçe Meal

126(125-126) Yaratıcıların en mükemmeli olan, sizin de Rabbiniz önceki atalarınızın da Rabbi olan Allah’ı bırakıp Ba’lin putlarına mı yalvarıyorsunuz.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

123Şüphesiz Mûsâ ve Hârûn’dan uzun bir zaman sonra gelen İlyas da, Allah’ın dinini tebliğ için İsrâiloğulları’na gönderilmiş peygamberlerdendi.

Açıklamalı meal

124Hani o kavmine ayrılığa düşmekten sakının diye şöyle demişti: “Sizleri yaratıp bunca nimetlerle donatan Allah’ın azabından korkup O’na karşı gelmekten sakınmaz mısınız ve Allah’a karşı sorumluluklarınızın olduğunu hiç düşünmez misiniz?

Açıklamalı meal

125Kâinatı ve içinde ne varsa her şeyi en mükemmel şekilde yaratan, nizamlarını kurup yaşatan Allah’a aracısız olarak yalvarmayı bırakıp da atalarınız Fenikelilerin bereket ve yağmur tanrısı ve sizin gibi yaratılmış bir varlık olan Baal denilen puta mı dua edip yalvarıyorsunuz? Siz, yaratıcınızı hayalinizde şöyle ya da böyle kurgulamış olabilirsiniz. Sizin hayaliniz sınırlıdır. O, sizin hayalinizdekinden sonsuz derecede daha güzeldir.

Açıklamalı meal

126Oysa Sizin de sizden önceki atalarınızın da Baal dediğiniz putlarınızın da gerçek Rabbi ve ilahı Allah’tır

İlgili ayetler

İlgili ayetler

123En’am 84En’am 90

İlgili ayetler

124Rum 31Ahzab 39

İlgili ayetler

125Bakara 255

İlgili ayetler

126Bakara 255

Ayet 127–132

6 ayet

Sâffât 127

Sâffât 128

Sâffât 129

Sâffât 130

Sâffât 131

Sâffât 132

فَكَذَّبُوهُ فَاِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَۙ ۝١٢٧ اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ ۝١٢٨ وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْاٰخِر۪ينَ ۝١٢٩ سَلَامٌ عَلٰٓى اِلْ‌يَاس۪ينَ ۝١٣٠ اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ ۝١٣١ اِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِن۪ينَ ۝١٣٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

127Fekeẕẕebûhü feinnehüm lemuḥḍarûn.

Okunuş

128İllâ ʿibâde-llâhi-lmuḫleṣîn.

Okunuş

129Veteraknâ ʿaleyhi fi-lʾâḫirîn.

Okunuş

130Selâmün ʿalâ ilyâsîn.

Okunuş

131İnnâ keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.

Okunuş

132İnnehû min ʿibâdine-lmüʾminîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

127Sonunda onu yalanladılar, bu yüzden onlar, elbette huzurda yargılanıp azaba çarptırılacaklar.

Türkçe Meal

128Yalnız dini Allah’a has kılanlar bunun dışında olacak.

Türkçe Meal

129(129-130) Biz de onun, sonraki nesiller arasında “Selam olsun İlyas’a!” diye anılmasını sağladık.

Türkçe Meal

130(129-130) Biz de onun, sonraki nesiller arasında “Selam olsun İlyas’a!” diye anılmasını sağladık.

Türkçe Meal

131Biz görevini güzel bir şekilde yerine getirenleri işte böyle ödüllendiririz.

Türkçe Meal

132Çünkü o, inanıp güvenen mümin kullarımızdan biri idi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

127Ancak onlar bütün uyarılarına rağmen ne yazık ki İlyas’ı da yalanladılar ve onun Allah adına yaptığı daveti reddettiler. Bundan dolayı elbette onlar da hak ettikleri azap için hesap vermek üzere yakalanacak veAllah’ın huzuruna çıkarılıp, aşağılanmış olarak Cehennemce getirileceklerdir.

Açıklamalı meal

128Ancak davet edildikleri yaratılış sebeplerine iman edip onu yaşamak için ellerinden geleni yapıp Allah’ın rızasını arayan samimî ve ihlâslı kullarının yeri bir başkadır. İhlaslı kullar, hakkı kabul ettiler, uyarıları dinlediler, asıl hayat için hazırlık yaptılar, sonunda cenneti kazandılar. Onlar bu azabın dışında kalıp ödüllendireceklerdir.

Açıklamalı meal

129Kıyamet’e kadar gelecek sonraki nesiller arasında İlyas için övgüyle söz edilen güzel bir nam bıraktık.

Açıklamalı meal

130Selâm olsun İlyas’a ve onun yolundan gitmeye çalışanlara.

Açıklamalı meal

131İşte biz kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışıp iyilik edenleri ve Allah’ı görüyor ve huzurunda imtihan veriyor gibi yaşayan kimseleri böyle mükâfatlandırırız.

Açıklamalı meal

132Şüphesiz ki İlyas tüm kalbiyle ve layıkıyla inanan kullarımızdandı.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

127Rum 12Rum 16Zümer 71

İlgili ayetler

128En’am 162

İlgili ayetler

129Neml 59Sâffât 181

İlgili ayetler

130Neml 59Sâffât 181

İlgili ayetler

131Âl-i İmran 195

Ayet 133–136

4 ayet

Sâffât 133

Sâffât 134

Sâffât 135

Sâffât 136

وَاِنَّ لُوطًا لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَۜ ۝١٣٣ اِذْ نَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اَجْمَع۪ينَۙ ۝١٣٤ اِلَّا عَجُوزًا فِي الْغَابِر۪ينَ ۝١٣٥ ثُمَّ دَمَّرْنَا الْاٰخَر۪ينَ ۝١٣٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

133Veinne lûṭal lemine-lmürselîn.

Okunuş

134İẕ necceynâhü veehlehû ecmeʿîn.

Okunuş

135İllâ ʿacûzen fi-lgâbirîn.

Okunuş

136Ŝümme demmerne-lʾâḫarîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

133Kuşkusuz ki Lut da gönderilmiş elçilerdendi.

Türkçe Meal

134Vaktiyle biz onu ve ailesini kurtarmıştık.

Türkçe Meal

135Ancak ihtiyar hanımı geride kalıp helak olanlardan oldu.

Türkçe Meal

136Ardından da diğerlerini yerle bir etmiştik.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

133Muhakkak ki İbrâhim’in yeğeni olan Lût da Allah’ın dinini tebliğ için Sedüm halkına tarafımızdan gönderilmiş elçilerimizden birisiydi.

Açıklamalı meal

134Vaktiyle Biz onu ve ailesinden iman edenlerin hepsini o suçlular memleketinden çıkarıp helak olmaktan kurtarmıştık.

Açıklamalı meal

135Ancak geri kalanların içindeki azgınlarla iş birliği yapan ve bedeninin kalıntısı kalacak olan yaşlı karısı da müşrik kavmi ile birlikte kalıp helak oldu. Lut’un hanımı olan bu kadın, müminlerle birlikte şehri terk etmek yerine, inkârcılarla kalmayı tercih etmişti.

Açıklamalı meal

136Sonra gökten yağmur gibi yağan taşlarla diğerlerini yerle bir ettik. Azgın ve zalim olan o kavmin de kökünü kazıdık.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

133A’raf 80A’raf 84

İlgili ayetler

134Hûd 77Hûd 83

İlgili ayetler

135A’raf 83Hicr 60

İlgili ayetler

136Zâriyât 31Zâriyât 37

Ayet 137–138

2 ayet

Sâffât 137

Sâffât 138

وَاِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِمْ مُصْبِح۪ينَۙ ۝١٣٧ وَبِالَّيْلِۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ۟ ۝١٣٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

137Veinneküm letemürrûne ʿaleyhim muṣbiḥîn.

Okunuş

138Vebilleyl. efelâ taʿḳilûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

137(137-138) Siz de sabah akşam onların yaşadıkları yerden gelip geçmektesiniz. Hiç mi düşünüp ibret almıyorsunuz?

Türkçe Meal

138(137-138) Siz de sabah akşam onların yaşadıkları yerden gelip geçmektesiniz. Hiç mi düşünüp ibret almıyorsunuz?

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

137Muhakkak ki siz yolculuklarınız sırasında onların yaşadıkları helak edilen yıkıntıların yakınlarından sabahleyin geçip gidiyorsunuz;

Açıklamalı meal

138Ve geceleyin de yolunuz üzerindeki kalıntılarını görüp durmaktasınız. Yalanlayanların başlarına gelenlerden dersler almanız gerekmez mi? Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? Onları bu sona götüren sebepler hakkında hiç düşünmüyor musunuz?

İlgili ayetler

İlgili ayetler

137Hicr 57Hicr 77

İlgili ayetler

138Hicr 57Hicr 77

Ayet 139–144

6 ayet

Sâffât 139

Sâffât 140

Sâffât 141

Sâffât 142

Sâffât 143

Sâffât 144

وَاِنَّ يُونُسَ لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَۜ ۝١٣٩ اِذْ اَبَقَ اِلَى الْفُلْكِ الْمَشْحُونِۙ ۝١٤٠ فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ الْمُدْحَض۪ينَۚ ۝١٤١ فَالْتَقَمَهُ الْحُوتُ وَهُوَ مُل۪يمٌ ۝١٤٢ فَلَوْلَٓا اَنَّهُ كَانَ مِنَ الْمُسَبِّح۪ينَۙ ۝١٤٣ لَلَبِثَ ف۪ي بَطْنِه۪ٓ اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ ۝١٤٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

139Veinne yûnüse lemine-lmürselîn.

Okunuş

140İẕ ebeḳa ile-lfülki-lmeşḥûn.

Okunuş

141Fesâheme fekâne mine-lmüdḥaḍîn.

Okunuş

142Felteḳamehü-lḥûtü vehüve mülîm.

Okunuş

143Felevlâ ennehû kâne mine-lmüsebbiḥîn.

Okunuş

144Lelebiŝe fî baṭnih ilâ yevmi yübʿaŝûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

139Şüphesiz Yunus da gönderilmiş elçilerdendi.

Türkçe Meal

140Vaktiyle kaçak bir köle gibi dolu gemiye binmişti.

Türkçe Meal

141Derken yolcular arasında kura çekilmiş ve Yunus kaybedenlerden olmuştu.

Türkçe Meal

142O kendisini kınayıp dururken bir balık onu yutuverdi.

Türkçe Meal

143Eğer o, Allah’ı tespih edip tövbe edenlerden olmasaydı.

Türkçe Meal

144Yeniden diriliş gününe kadar balığın karnında kalacaktı.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

139Şüphesiz Yunus da Allah’ın dinini tebliğ için kavmine gönderilmiş peygamberlerdendi.

Açıklamalı meal

140Hani o davetinden yüz çeviren kavminden umudunu kesip vaadettiği azap hemen gelmeyince, otuz küsur yıl tebliğ yaptığı kavminin bulunduğu yerden Rabbinden izinsiz ayrılmış ve kaçak bir köle gibi halkını terk edip yolcularla dolu bir gemiye binmişti.

Açıklamalı meal

141Gemi fırtınaya yakalandı ve batma tehlikesi geçiriyordu. O zamanın inancına göre buna sebep, gemide bir kaçak köle ve günahkâr bir kişinin bulunması idi. Gemide uğursuz birinin olduğuna inananlar, gemi ağırlığından batmasın diye denize atılmak üzere yolcular arasında kura çekmişti. Kura üçüncü defa da Yunus’a çıkmış ve kaybedenlerden olmuştu.

Açıklamalı meal

142Bunun üzerine Allah’ın emrini beklemeden izinsiz kaçan benim diye kusurunu itiraf ederek kendi kendini suçlarken onu denize attılar. Yunus, Allah’ın verdiği görevi bırakıp kaçmanın pişmanlığı içinde Dev dalgalarla boğuşurken, balina cinsi büyük bir balık onu hemen yutmuştu.

Açıklamalı meal

143Eğer o Allah’a yürekten bağlı boyun eğenlerden ve O’nun yüceliğini aklından çıkarmayıp tövbe ederek tesbih edenlerden olmasaydı;

Açıklamalı meal

144Balığın karnı ona mezar olacak ve insanların diriltilecekleri Kıyamet ’gününe kadar mutlaka onun karnında yahut zindanda bunalımın içinde kalacaktı.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

139Enbiyâ 87Enbiyâ 88

İlgili ayetler

140Kamer 48Kamer 50

İlgili ayetler

141Yunus 98

Ayet 145–148

4 ayet

Sâffât 145

Sâffât 146

Sâffât 147

Sâffât 148

فَنَبَذْنَاهُ بِالْعَرَٓاءِ وَهُوَ سَق۪يمٌۚ ۝١٤٥ وَاَنْبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةً مِنْ يَقْط۪ينٍۚ ۝١٤٦ وَاَرْسَلْنَاهُ اِلٰى مِائَةِ اَلْفٍ اَوْ يَز۪يدُونَۚ ۝١٤٧ فَاٰمَنُوا فَمَتَّعْنَاهُمْ اِلٰى ح۪ينٍۜ ۝١٤٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

145Fenebeẕnâhü bilʿarâi vehüve seḳîm.

Okunuş

146Veembetnâ ʿaleyhi şeceratem miy yaḳṭîn.

Okunuş

147Veerselnâhü ilâ mieti elfin ev yezîdûn.

Okunuş

148Feâmenû femettaʿnâhüm ilâ ḥîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

145Derken biz onu baygın ve bitkin bir halde ıssız bir sahile attık.

Türkçe Meal

146Ve üzerine de gölge etmesi için kabak türü geniş yapraklı bir ağaç bitirdik.

Türkçe Meal

147Nihayet onu nüfusu yüz bin kişiden fazla bir topluma elçi olarak yeniden görevlendirdik.

Türkçe Meal

148Bu sefer Yunus’a iman ettiler, biz de onları belirli bir süreye kadar dünya nimetlerinden faydalandırdık.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

145Yûnus derin bir pişmanlık yaşadı. Nefsine zulmettiğini itiraf etti. ‘Yalvardı, bizi andı, biz de tevbesini kabul ettik ve onu, bitkin bir halde ağaçsız çıplak ıssız bir sahile bıraktık.

Açıklamalı meal

146Güneşten korunup gölge yapması ve üzerine örtünmesi için asmaya sarılmış bal kabağı türündengeniş yapraklı korunaklı bir ağaç yetiştirdik. Böylece, iman etmeyecek zannedilen çorak gönüllere nasıl hayat verebileceğimizi göstererek, asla umutsuzluğa, yılgınlığa düşmemesi gerektiğini ona öğrettik.

Açıklamalı meal

147Ve kendini toparlayınca sayısı yüz bin kişiye hatta daha fazlasına ulaşan Musul’daki Nineva şehrine onu bir kez daha peygamber olarak gönderdik.

Açıklamalı meal

148O da kavmini tekrar yaratılış sebepleri olan hakikate çağırmaya devam etti. Bu sefer tehdit olundukları azabın geleceğini anlayınca Yunus’un çağrısına uyup iman ettiler. Biz de azabı geri çevirdik ve onları yaşayacakları bir süreye daha dünya nimetlerinden bol bol yararlandırıp huzurlu bir hayat yaşattık.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

148Yunus 98

Ayet 149–150

2 ayet

Sâffât 149

Sâffât 150

فَاسْتَفْتِهِمْ اَلِرَبِّكَ الْبَنَاتُ وَلَهُمُ الْبَنُونَۙ ۝١٤٩ اَمْ خَلَقْنَا الْمَلٰٓئِكَةَ اِنَاثًا وَهُمْ شَاهِدُونَ ۝١٥٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

149Festeftihim elirabbike-lbenâtü velehümü-lbenûn.

Okunuş

150Em ḫalaḳne-lmelâikete inâŝev vehüm şâhidûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

149Şimdi sor onlara, kızlar Rabbinin de, oğlanlar onlarınmış öyle mi?

Türkçe Meal

150Yoksa biz melekleri kızlar olarak yaratmışız da onlar buna şahit mi olmuşlar?

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

149Ey Peygamber! Şimdi sen meleklerin Allah’ın kızları olduğuna inananlara ve yeniden diriltilip hesap vereceklerine inanmayıp hâlâ şirklerine devam eden ve kendilerine lâyık görmedikleri sıfatları Allah’a yakıştırmaya kalkışan putperest Mekkelilere sor bakalım: Değersiz görüp, utanç duydukları kız çocukları senin Rabbinin de babaları olmakla övündükleri erkek çocuklar onların öyle mi? Bunu neye dayanarak söylüyorlar? Hâlbuki biz onlara kızları da oğlanları da birer evlat olarak verdik. Kızları oğlanlardan ayırmadık. Onlar hangi hakla kızların haklarını çalıp oğlanlara veriyor?

Açıklamalı meal

150Bu ayrımı neye göre yapıyorlar? Yoksa biz onlar gibi dişileri hor ve hakir gördüğümüz için melekleri dişi olarak yarattık da Biz yaratırken onlar da buna şahit mi olmuşlar? Meleklerin yaratılışıyla ilgili olarak hiçbir şey bilmedikleri halde; melekler dişidir diyorlar!

İlgili ayetler

İlgili ayetler

149Nahl 57Nahl 60

İlgili ayetler

150Zuhruf 18Zuhruf 19

Ayet 151–157

7 ayet

Sâffât 151

Sâffât 152

Sâffât 153

Sâffât 154

Sâffât 155

Sâffât 156

Sâffât 157

اَلَٓا اِنَّهُمْ مِنْ اِفْكِهِمْ لَيَقُولُونَۙ ۝١٥١ وَلَدَ اللّٰهُۙ وَاِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ ۝١٥٢ اَصْطَفَى الْبَنَاتِ عَلَى الْبَن۪ينَۜ ۝١٥٣ مَا لَكُمْ۠ كَيْفَ تَحْكُمُونَ ۝١٥٤ اَفَلَا تَذَكَّرُونَۚ ۝١٥٥ اَمْ لَكُمْ سُلْطَانٌ مُب۪ينٌۙ ۝١٥٦ فَاْتُوا بِكِتَابِكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ ۝١٥٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

151Elâ innehüm min ifkihim leyeḳûlûn.

Okunuş

152Velede-llâhü veinnehüm lekâẕibûn.

Okunuş

153Aṣṭafe-lbenâti ʿale-lbenîn.

Okunuş

154Mâ leküm. keyfe taḥkümûn.

Okunuş

155Efelâ teẕekkerûn.

Okunuş

156Em leküm sülṭânüm mübîn.

Okunuş

157Feʾtû bikitâbiküm in küntüm ṣâdiḳîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

151(151-152) İyi bilin ki, “Allah çocuk sahibi oldu” demeleri onların uydurduğu iftiralardan biridir. Onlar düpedüz yalan söylemektedirler.

Türkçe Meal

152(151-152) İyi bilin ki, “Allah çocuk sahibi oldu” demeleri onların uydurduğu iftiralardan biridir. Onlar düpedüz yalan söylemektedirler.

Türkçe Meal

153Allah, kızları oğlanlara tercih etmiş öyle mi?

Türkçe Meal

154Ne oluyor size? Nasıl böyle hükümler veriyorsunuz?

Türkçe Meal

155Bunun ne büyük bir iftira olduğunu hiç düşünmüyor musunuz?

Türkçe Meal

156Yoksa elinizde bunu ispatlayacak apaçık belge mi var?

Türkçe Meal

157Eğer doğru söylüyorsanız, haydi kitabınızı getirin de görelim.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

151İyi bilin ki onlar düpedüz Allah’a iftira atarak diyorlar ki:

Açıklamalı meal

152“Allah erkek çocuk sahibi oldu. O’nun da çocukları vardır“ diyorlar. Hâşâ! Onlar var ya kesinlikle yalan söylemektedirler. Bu onların kendi boş, anlamsız ve asılsız hayallerinin ürünü uydurduklarıdır. Üstelik, kızları erkeklerden değersiz gören bu zâlimler, utanç ve alçaklık sebebi saydıkları bir durumu Allah’a yakıştırarak, ne büyük bir cehâlet içinde olduklarını gösteriyorlar.

Açıklamalı meal

153Üstelik bir de Allah, cinsiyet ayırımı yapmış da kızları oğullara tercih mi etmiş, öyle mi? Ne kızlar ne de oğlanlar Rabbinizin evladı değildir. Rabbin kız erkek bütün insanları yaratmıştır. Allah sizin bu iftiralarınızdan münezzehtir.

Açıklamalı meal

154Ey müşrikler! Size ne oluyor, nasıl ve neye dayanarak böyle saçma sapan hüküm veriyorsunuz! Nasıl oluyor, neye dayanarak, hangi cüretle Allah’a böyle iftiralar atabiliyorsunuz?

Açıklamalı meal

155Size bildirilen Allah’ın âyetleri üzerinde düşünüp öğüt almaz mısınız? Siz Allah’ı layıkıyla tanımıyor, tanımak da istemiyorsunuz.

Açıklamalı meal

156Yoksa meleklerin, Allah’ın kızları oldukları hakkında sizin iddialarınızı ispatlayacak apaçık bir deliliniz mi var?

Açıklamalı meal

157Eğer doğru söylüyorsanız Allah’tan gelmiş olması gereken kitabınızdan iddianızı ispat edecek yazılı kanıtlar varsa ortaya koyun da görelim.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

151Meryem 88Meryem 93

İlgili ayetler

152Meryem 88Meryem 93

İlgili ayetler

154Yunus 35

İlgili ayetler

155Yunus 17Hûd 18Hûd 19

İlgili ayetler

156Enbiyâ 24Muhammed 14

İlgili ayetler

157Kasas 49Kasas 50

Ayet 158–160

3 ayet

Sâffât 158

Sâffât 159

Sâffât 160

وَجَعَلُوا بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْجِنَّةِ نَسَبًاۜ وَلَقَدْ عَلِمَتِ الْجِنَّةُ اِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَۙ ۝١٥٨ سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يَصِفُونَۙ ۝١٥٩ اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ ۝١٦٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

158Veceʿalû beynehû vebeyne-lcinneti nesebâ. veleḳad ʿalimeti-lcinnetü innehüm lemuḥḍarûn.

Okunuş

159Sübḥâne-llâhi ʿammâ yeṣifûn.

Okunuş

160İllâ ʿibâde-llâhi-lmuḫleṣîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

158Tutmuşlar bir de Allah ile görünmeyen varlıklar arasında bir soy bağı olduğunu ileri sürüyorlar. Oysa böyle bir iddiada bulunanların cezalandırılacağını o görünmeyen varlıklar da çok iyi biliyorlar.

Türkçe Meal

159Allah, onların attıkları bütün iftiralardan uzaktır ve yücedir.

Türkçe Meal

160Yalnız dini Allah’a has kılan kullar cezalandırılmayacak.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

158Bazıları da cinlerde esrarengiz ilâhî güçler olduğunu iddia ederek iftirada sınır tanımıyorlar. Allah ile cin ve melekler gibi görünmeyen varlıklar arasında melekler Allah’ın kızlarıdır” diyerek bir soy bağı uydurup onları Allah’ın aile fertleri gibi göstermeye çalışıyorlar. Oysa andolsun ki, cinler de bu asılsız iddia sahiplerinin Cehennemlik olduğunu ve kendilerinin de insanlar gibi Allah’ın kulu olduklarını ve hesap yerine yakalanıp getirileceklerini çok iyi bilirler.

Açıklamalı meal

159Hâşâ! Allah onların hayal ürünü olan uydurduklarından uzak ve uluhiyete yakışmayan her türlü noksanlık ifâde eden tanım ve tasavvurlarının üstünde, tek yücedir.

Açıklamalı meal

160Ancak Allah’ın âyetlerine ve peygamberlerine gönülden iman eden ihlaslı kulları bunların dışındadır. Allah’ın içtenlikli kullan yakalanarak getirilmezler. Onlar, müşrikler gibi inanmaz ve o tür iddialarda bulunmazlar. Allah’ı en güzel isimleri ile anarlar ve yalnızca O’na kulluk ederler. Onlar her türlü küfür ve kötülükten sakınmaktadır ve bu yüzden azaba ve haksızlığa uğratılmayacaklardır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

158En’am 130Zâriyât 56

İlgili ayetler

159Haşr 22Haşr 24

İlgili ayetler

160Enbiyâ 101Enbiyâ 103

Ayet 161–163

3 ayet

Sâffât 161

Sâffât 162

Sâffât 163

فَاِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَۙ ۝١٦١ مَٓا اَنْتُمْ عَلَيْهِ بِفَاتِن۪ينَۙ ۝١٦٢ اِلَّا مَنْ هُوَ صَالِ الْجَح۪يمِ ۝١٦٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

161Feinneküm vemâ taʿbüdûn.

Okunuş

162Mâ entüm ʿaleyhi bifâtinîn.

Okunuş

163İllâ men hüve ṣâli-lceḥîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

161Siz ve kulluk ettikleriniz.

Türkçe Meal

162(162-163) Kendi ayaklarıyla cehenneme koşanların dışında hiç kimseyi yoldan çıkaramazsınız.

Türkçe Meal

163(162-163) Kendi ayaklarıyla cehenneme koşanların dışında hiç kimseyi yoldan çıkaramazsınız.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

161Size gelince ey müşrikler! Artık ne Allah’a iftirada bulunan sizler ne de ilahlaştırıp ibadet ederek kulluk ettikleriniz.

Açıklamalı meal

162Hiçbiriniz, hiç kimseyi kandırıp Allah yolundan saptıramazsınız ve Allah’ın seçkin ve samîmî kullarından bir tekini bile zorla peşinizden sürükleyip ortak koşmaya bulaştıramazsınız.

Açıklamalı meal

163Ancak şirkte ısrar edip kendi ayakları ile cehenneme koşanları azdırabilirsiniz. Aklı başında olan size uymaz. Fakat sizin arkanızdan ateşe girmeye hevesli olup sapmak isteyenler koşup gelirler.

İlgili ayetler

Ayet 164–166

3 ayet

Sâffât 164

Sâffât 165

Sâffât 166

وَمَا مِنَّٓا اِلَّا لَهُ مَقَامٌ مَعْلُومٌ ۝١٦٤ وَاِنَّا لَنَحْنُ الصَّٓافُّونَۚ ۝١٦٥ وَاِنَّا لَنَحْنُ الْمُسَبِّحُونَ ۝١٦٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

164Vemâ minnâ illâ lehû meḳâmüm maʿlûm.

Okunuş

165Veinnâ lenaḥnu-ṣṣâffûn.

Okunuş

166Veinnâ lenaḥnü-lmüsebbiḥûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

164(Oysa o melekler şöyle der) - Bizim her birimizin Allah katında belli bir makamı ve yeri vardır.

Türkçe Meal

165Evet biz saf saf durup O’ndan ferman bekleyenleriz.

Türkçe Meal

166Ve biz Allah’ın emrinden çıkmayan kimseleriz.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

164Müşrikler tarafından haklarında “Allah’ın kızları iftirası atılan melekler ve Allah’ın davetine iman edip, ilâhî nizam ile ahlakı yaşamak uğrunda canla başla gayret edenler derler ki: “Bizim her birimizin Rabbimizin katında bilinen belli bir makamı ve güzel bir yeri vardır. Biz müminler, bir ailenin bireyleri gibi, düzenli bir şekilde birbirimize kenetlenmişizdir. Herkes hizmet ve görev sınırının farkındadır.

Açıklamalı meal

165Şüphesiz, Rabbimizin emirlerini yerine getirmek için omuz omuza verip sıra sıra saflar halinde dizilenler biziz. Biz melekler hem kendimiz onun huzurunda diziliriz hem de varlıkları düzene sokarız.

Açıklamalı meal

166Ve biz şüphesiz Allah’ın yüceliğini idrak edip O’na teslim olanlar ve sürekli tesbih edenleriz.” Rabbimizin yasalarına uyanlar bizleriz!” derler. Onlar Rabbine isyan etmez, ilahlık taslamazlar ve yaratılmış olduklarının bilincindedirler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

164Ra’d 11Ahzab 43

İlgili ayetler

165Sâffât 1

İlgili ayetler

166Enbiyâ 26Enbiyâ 29

Ayet 167–170

4 ayet

Sâffât 167

Sâffât 168

Sâffât 169

Sâffât 170

وَاِنْ كَانُوا لَيَقُولُونَۙ ۝١٦٧ لَوْ اَنَّ عِنْدَنَا ذِكْرًا مِنَ الْاَوَّل۪ينَۙ ۝١٦٨ لَكُنَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ ۝١٦٩ فَكَفَرُوا بِه۪ۚ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ ۝١٧٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

167Vein kânû leyeḳûlûn.

Okunuş

168Lev enne ʿindenâ ẕikram mine-lʾevvelîn.

Okunuş

169Lekünnâ ʿibâde-llâhi-lmuḫleṣîn.

Okunuş

170Fekeferû bih. fesevfe yaʿlemûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

167Hâlbuki onlar, şöyle diyorlardı:

Türkçe Meal

168– Eğer bizim elimizde öncekilere verilen vahiyler olsaydı.

Türkçe Meal

169Kesinlikle dini Allah’a has kılan kullar olurduk.

Türkçe Meal

170Şimdi ise kendilerine gelen bu vahye Kuran’a inanmadılar. Ama yakında gerçeği öğrenecekler.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

167Doğrusu Allah ve meleklere attıkları iftiraların cevabını alan Kureyş müşrikleri Kur’an gönderilmeden önce hakikati inkâr ederek ısrarla şunu söylerlerdi:

Açıklamalı meal

168“Eğer bizim elimizde de önceki kavimlere gönderilen Tevrat ve İncil gibi Allah’ın mesajlarının ulaştığı ilahi bir kitap olsaydı, ya da atalarımızdan bize böyle öğüt verici bir kitap miras kalmış olsaydı,

Açıklamalı meal

169Muhakkak biz de Allah’ın emirlerine uyan, yasaklarından sakınan kalbi temiz ihlâslı kullarından olurduk.”

Açıklamalı meal

170Hep böyle derler. Fakat şimdi ise gerçek yüzleri ortaya çıktı. Kendilerini gerçeğe davet eden ilahi kitap gelince hem Kitabı hem de onu tebliğ eden peygamberi kabule yanaşmayıp inkâr ettiler. Yakında bu tutumlarının yanlış olduğunu hak ettikleri ceza ile karşılaştıklarında sonlarının ne olacağını anlayacaklar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

167En’am 157En’am 158

İlgili ayetler

168Tâhâ 133Tâhâ 134

İlgili ayetler

169Mâide 19

İlgili ayetler

170Fâtır 42

Ayet 171–173

3 ayet

Sâffât 171

Sâffât 172

Sâffât 173

وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا الْمُرْسَل۪ينَۚ ۝١٧١ اِنَّهُمْ لَهُمُ الْمَنْصُورُونَۖ ۝١٧٢ وَاِنَّ جُنْدَنَا لَهُمُ الْغَالِبُونَ ۝١٧٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

171Veleḳad sebeḳat kelimetünâ liʿibâdine-lmürselîn.

Okunuş

172İnnehüm lehümü-lmenṣûrûn.

Okunuş

173Veinne cündenâ lehümü-lgâlibûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

171And olsun ki bizim elçi olarak gönderdiğimiz kullarımıza şu kelime yazılmıştır.

Türkçe Meal

172Onlara mutlaka yardım edilecek.

Türkçe Meal

173Bizim ordumuz mutlaka galip gelecektir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

171Andolsun ki, geçmişten bugüne peygamber olarak gönderdiğimiz kullarımıza ve onlarla birlikte iman edip imanlarının gerektirdiği hayatı yaşamak uğrunda gayret eden davetçilere geçmişte verilmiş şu sözümüz vardır:

Açıklamalı meal

172Onlar Allah’ın kitabına bağlı kaldıkları sürece Mutlaka zafere ulaşmak için kendilerine ilâhî yardım yapılacak ve mutlaka zafer kazanacaklardır.

Açıklamalı meal

173Ve bizim mücadele eden ordularımız ve askerlerimiz olma liyakatini kazanan mü’minler, hiç şüphesiz vakti saati geldiğinde galip gelecektir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

171Âl-i İmran 81

İlgili ayetler

172Rum 47

İlgili ayetler

173Yunus 103

Ayet 174–178

5 ayet

Sâffât 174

Sâffât 175

Sâffât 176

Sâffât 177

Sâffât 178

فَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتّٰى ح۪ينٍۙ ۝١٧٤ وَاَبْصِرْهُمْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ ۝١٧٥ اَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ ۝١٧٦ فَاِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَٓاءَ صَبَاحُ الْمُنْذَر۪ينَ ۝١٧٧ وَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتّٰى ح۪ينٍۙ ۝١٧٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

174Fetevelle ʿanhüm ḥattâ ḥîn.

Okunuş

175Veebṣirhüm fesevfe yübṣirûn.

Okunuş

176Efebiʿaẕâbinâ yestaʿcilûn.

Okunuş

177Feiẕâ nezele bisâḥatihim fesâe ṣabâḥu-lmünẕerîn.

Okunuş

178Vetevelle ʿanhüm ḥattâ ḥîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

174Öyleyse sen bir süre onlardan yüz çevir!

Türkçe Meal

175Bekle gör onların hallerini, onlar da görecekler kendi hallerini.

Türkçe Meal

176Şimdi onlar bizim azabımızın acele gelmesini mi istiyorlar?

Türkçe Meal

177Şunu iyi bilsinler ki bir sabah azap onların yurtlarına çökünce, uyarıldıkları halde yola gelmeyenlerin sabahları çok korkunç olacak.

Türkçe Meal

178Evet sen bir süreliğine onlardan uzaklaş.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

174Ey Peygamber ve ey Müslüman! Sen şimdilik onların çirkin sözlerine, baskı ve eziyetlerine şimdilik sabret, söylediklerine de kulak asma. Sana zafer vaad olunan Bedir Günü veya Mekke’nin fethi gibi bir vakte kadar o müşriklerden yüz çevir. Bu çağrıya kulak verecek tertemiz gönüllere ulaşıncaya dek, bıkıp usanmadan tebliğine devam et.

Açıklamalı meal

175Başlarına gelecekleri bekle. Gözün, üstlerinde olsun. Nitekim onlar da davete karşı gelmelerinin cezasını anlayacaklar yakında mü’minlerin üstün geldiğini göreceklerdir. Onlar için hiçbir şey; inkâr ederken şişindikleri, kibirlendikleri, birbirlerine arka çıktıkları gibi olmayacak.

Açıklamalı meal

176Yoksa onlar azabın bir an önce başlarına gelmesini mi istiyorlar?

Açıklamalı meal

177Fakat bilmiyorlar ki azap onların kapılarına dayanıp da ansızın başlarına geldiğinde, şunu çok iyi bilsinler ki uyarılan fakat uyarılara kulak asmayanların sabahı ne kötü olur o zaman anlarlar. Artık uyarılarımızın kendilerine hiçbir yararı olmaz ve pişmanlıkları da bir fayda vermez.

Açıklamalı meal

178Sen müşriklerin baskı ve eziyetlerine biraz daha sabret. Şirk ve küfür nizamlarından uzak durmaya devam et ve sakın duruşundan taviz verip isteklerine uyma. Şimdilik bu sebeple onları kendi hallerine bırak ve bir süre onlardan yüz çevir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

174Necm 29

İlgili ayetler

175En’am 158

İlgili ayetler

176En’am 58

İlgili ayetler

177Yunus 13Hûd 81

İlgili ayetler

178Zümer 39Zümer 40

Ayet 179

1 ayet

Sâffât 179

وَاَبْصِرْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ ۝١٧٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

179Veebṣir fesevfe yübṣirûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

179Bekle gör onların hallerini, onlar da görecekler kendi hallerini.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

179Nitekim hezimetleri yakındır onlar da kendilerini bekleyen acı akıbeti yakında görecekler. Başlarına geleceği bekleyip gözetle ve gör hallerini. Sen de buna şahit olacaksın

İlgili ayetler

İlgili ayetler

179En’am 158Mülk 29

Ayet 180

1 ayet

Sâffât 180

سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَۚ ۝١٨٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

180Sübḥâne rabbike rabbi-lʿizzeti ʿammâ yeṣifûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

180Hiç kuşkun olmasın ki izzet ve kudret sahibi olan senin Rabbin onların tüm iftiralarından münezzehtir ve yüceler yücesidir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

180Müşrikler Allah’ın kudretini, izzetini, azametini ve yüceliğini layıkıyla kavramak, O’nun insanların gerçek ve tek ilahı olduğunu anlamak istemiyorlar. Senin izzet güç, şeref ve kudret sahibi yüceler yücesi Rabbin, onların hayal ürünü uydurmalarından ve her türlü asılsız yakıştırmalarından son derece uzaktır. Allah, âlemlerin Rabbidir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

180Haşr 22Haşr 24

Ayet 181

1 ayet

Sâffât 181

وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَل۪ينَۚ ۝١٨١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

181Veselâmün ʿale-lmürselîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

181Gönderilen bütün elçilere selam olsun!

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

181O hâlde, hep birlikte deyin ki: Allah’ın selamı tüm peygamberlere ve onları adım adım izleyen fedakâr müminlerin üzerine olsun.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

181Neml 59

Ayet 182

1 ayet

Sâffât 182

وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ۝١٨٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

182Velḥamdü lillâhi rabbi-lʿâlemîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

182Ve âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd/övgüler olsun.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

182Hamd ve şükür, yalnızca alemlerin Rabb’i ve ilahı olan yolunda mücadele eden kullarını da yardımsız bırakmayan her şeyi yerli yerince yaratan Allah’adır. Bütün övgüler, şükürler varlık türlerini koruyup gözeterek terbiye eden Allah içindir.

İlgili ayetler

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce En’am, sonra Lokman indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla