Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ يٰسۤ مَكِّيَّةٌ آيَاتُهَا ٨٣

Yâsîn Sûresi Açıklamalı Meali

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça
Sûre hakkındaAdı · Nüzul Zamanı · Konu

Adı: Birinci ayette geçen “Yasin” kelimesi surenin adı olmuştur.

Nüzul Zamanı: Bu surenin muhtevasından, Mekke döneminin ortalarında veya sonlarına doğru nazil olduğu anlaşılmaktadır.

Konu: Kısaca bu surede, Hz. Muhammed’in (s.a) peygamberliğini inkar etmenin, alay ve zulüm ile karşı koymanın korkunç sonuçlarıyla Kureyşli müşrikler korkutulmaktadır. Her ne kadar deliller öne sürülerek açıklamalar yapılıyorsa da bu surede “İnzar” esastır ve ağır basmaktadır.

Üç hususta deliller öne sürülmüştür.

1) Tevhid hakkında delil olarak, kâinatta cerayan eden hadiselere işaret edilerek, insanın aklına hitab edilmiştir.

2) Ahiret hakkında ise, kâinat, insan yapısı ve her akıl sahibinin düşünebileceği hususlar delil olarak ileri sürülmüştür.

3) Risalet hakkında şunlar delil olarak verilmiştir: Hz. Peygamber (s.a) İslam’ın tebliği dolayısıyla çektiği meşakkatlerden ötürü, sizlerden hiçbir surette ücret istemez. Çünkü, o bunları karşılıksız yapmaktadır. Ayrıca Rasûlullah’ın (s.a) tebliğ ettiği mesaj akla uygundur ve bu mesajı kabul etmek sizlerin yararınadır.

Burada, kalplerdeki kilitlerin kırılması ve kalbinde az çok duygu bulunan hiçbir kimsenin etkilenmekten hali kalmaması için, kuvvetli bir üslûbla tehdit ve tenbih gayet şiddetli bir şekilde tekrarlanmıştır.

İmam Ahmed, Ebu Davud, Nesaî, İbn Mace ve Taberani, Hz. Muakkıl b. Yesar’dan, Rasûlullah’ın (s.a) şöyle bir hadisini rivayet etmişlerdir: “Yasin Suresi Kur’an’ın kalbidiir.” Fatiha Suresi hakkında, adeta Kur’an’ın bir özeti olduğundan nasıl “Kitab’ın anası” denmişse, Yasin suresi için de “Kur’an’ın çarpan kalbi” denmiştir. Sureye böyle denilmesinin nedeni, onun etkileyici bir üslûbta ruhları harekete geçirmesi ve onları durgunluktan kurtarmasıdır.

Yine Hz. Muakkıl b. Yesar’dan İmam Ahmed, Ebu Davut ve İbn Mace, Rasûlullah’dan şöyle bir hadis rivayet ederler: “Ölmekte olanlara Yasin Suresi’ni okuyun.” Hadisin maksadı, ölüm yaklaştığında, İslam’ı toplu bir şekilde hatırlatmak ve İslam akidesinin zihinlerde tazelenmesini sağlamaktır. Böylece sözkonusu kişinin gözü önünde ahiret manzarası canlanacağı için, öbür dünyada ne gibi sahnelerle karşılaşacağını bilir ve kendisini buna hazırlar. Bunun bir faydası olabilmesi için kişi Arapçayı bilmiyorsa da, zikrin amacına ulaşabilmesi bakımından mealini okuması gerekir.

Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Ayet 1–4

4 ayet

Yâsîn 1

Yâsîn 2

Yâsîn 3

Yâsîn 4

يٰسٓۜ ۝١ وَالْقُرْاٰنِ الْحَك۪يمِۙ ۝٢ اِنَّكَ لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَۙ ۝٣ عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍۜ ۝٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Yâ-sîn.

Okunuş

2Velḳurʾâni-lḥakîm.

Okunuş

3İnneke lemine-lmürselîn.

Okunuş

4Alâ ṣirâṭim müsteḳîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

1Yâ sîn!

Türkçe Meal

2Doğru hükümlerle dolu olan bu Kuran’a andolsun ki...

Türkçe Meal

3Sen kesinlikle gönderilmiş elçilerden birisisin.

Türkçe Meal

4Sen bu Kuran sayesinde dosdoğru bir yol üzeresin.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

1Yasin dinle ey insanoğlu. Bak bunu sana Allah söylüyor. Sen bunları Allah sözü olarak dinle, başkalarının sözüne benzetme! Nasıl yaratılan ayetleri yaratmada tüm insanlık âciz kalmışsa, indirilen âyetleri içinde toplayan Kur’an’ın benzerini ortaya koymada da tüm insanlık âciz kalmıştır. İşte Rabb’in, bu harfleri yan yana dizerek, hiçbir beşer tarafından bir benzeri yapılamayacak eşsiz bir kitap gönderdi:

Açıklamalı meal

2Ey şanlı Elçi. En güzel öğütleri, en doğru hükümleri içinde barındıran ve senin Peygamberliğinin delili ve yaratılış sebebini apaçık bildirmekte olan bu hikmetli Kur’an hakikatlere şahittir.

Açıklamalı meal

3Kuşkusuz sen Allah tarafından seçilip gönderilmiş ve tevhid sancağını elden ele taşıyarak insanlığı vahiy nuruyla aydınlatan ve bütün insanlara örnek olmak için gönderilmiş peygamberlerdensin.

Açıklamalı meal

4Hem de hiç eğriliği olmayan, insanı hem dünyada hem ahirette kurtuluşa ileten, putperestliğin temeli olan şirkten arınmış dosdoğru bir yola davet üzerindesin. Bu yol, Âdem ile başlayan ve cennette biten İslâm yoludur. İnsanlık tarihi boyunca, bu yoldan cehenneme ayrılan her yol sapağında elçiler görevlendirilmiştir. Sen insanlara karşı özgürlüğünü ilan ederek, sadece Rabbine itaat eden, Rabbinin yasalarına göre hayatını yaşayansın.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

3Bakara 252Ra’d 43

İlgili ayetler

4Şûrâ 52Zuhruf 64

Ayet 5–6

2 ayet

Yâsîn 5

Yâsîn 6

تَنْز۪يلَ الْعَز۪يزِ الرَّح۪يمِۙ ۝٥ لِتُنْذِرَ قَوْمًا مَٓا اُنْذِرَ اٰبَٓاؤُ۬هُمْ فَهُمْ غَافِلُونَ ۝٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

5Tenzîle-lʿazîzi-rraḥîm.

Okunuş

6Litünẕira ḳavmem mâ ünẕira âbâühüm fehüm gâfilûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

5Bu Kuran’ın indirilişi çok güçlü ve rahmeti bol Allah katındandır.

Türkçe Meal

6Ataları uyarıldığı halde uyanmamış bu yüzden de gaflet içinde olan bir toplumu uyarman için indirilmiştir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

5Doğru yolun rehberi olan bu Kur’ân, kâinatın yaratıcısı güçlü ve merhamet sahibi Rahmân ve Rahîm olan Allah tarafından indirilmiştir. Emrimiz gereği onlara açıklamaktasın.

Açıklamalı meal

6Uzun bir süredir ataları uyarılmamış, ya da uyarıldığı halde uyanmamış, gerçeklerden habersizmiş gibi davranan bu yüzden de kendileri küfrün ve zulmün karanlıklarına gömülerek gaflet içinde kalmış bir toplumu onları bekleyen tehlikelere ve cehenneme karşı uyarmak için seni ve bu kitabı gönderdik.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

6Ra’d 7Fâtır 24

Ayet 7–10

4 ayet

Yâsîn 7

Yâsîn 8

Yâsîn 9

Yâsîn 10

لَقَدْ حَقَّ الْقَوْلُ عَلٰٓى اَكْثَرِهِمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ ۝٧ اِنَّا جَعَلْنَا ف۪ٓي اَعْنَاقِهِمْ اَغْلَالًا فَهِيَ اِلَى الْاَذْقَانِ فَهُمْ مُقْمَحُونَ ۝٨ وَجَعَلْنَا مِنْ بَيْنِ اَيْد۪يهِمْ سَدًّا وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَدًّا فَاَغْشَيْنَاهُمْ فَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ ۝٩ وَسَوَٓاءٌ عَلَيْهِمْ ءَاَنْذَرْتَهُمْ اَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ ۝١٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

7Leḳad ḥaḳḳa-lḳavlü ʿalâ ekŝerihim fehüm lâ yüʾminûn.

Okunuş

8İnnâ ceʿalnâ fî aʿnâḳihim aglâlen fehiye ile-lʾeẕḳâni fehüm muḳmeḥûn.

Okunuş

9Veceʿalnâ mim beyni eydîhim seddev vemin ḫalfihim sedden feagşeynâhüm fehüm lâ yübṣirûn.

Okunuş

10Vesevâün ʿaleyhim eenẕertehüm em lem tünẕirhüm lâ yüʾminûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

7And olsun ki onların çoğu hakkında iman etmemelerinden dolayı verilmiş olan azap sözü gerçekleşmiştir.

Türkçe Meal

8Sanki biz onların boyunlarına, çenelerine kadar uzanan demir halkalar geçirmişiz de bir türlü başlarını eğemiyorlar.

Türkçe Meal

9Böylece biz onların adeta önlerine ve arkalarına hakikate ulaşmalarını engelleyen bir set çekmişiz ve gözlerini perdelemişiz de bu yüzden gerçeği göremiyorlar.

Türkçe Meal

10Artık onları uyarsan da uyarmasan da fark etmez çünkü iman etmezler.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

7Andolsun ki, Sen, sana muhatap olan müşriklere karşı uyarı görevini yapıyorsun ama onların çoğu hakkında, Allah adına, Peygamber’in Kur’an ile yapmakta olduğu davete inatla karşı çıkıp inkârda ve müşrik kalmakta diretmeleri ve isyana devam etmeleri yüzünden, ahirette vaat edilen ilahi o azap sözü mutlaka gerçekleşecektir. Artık onlar hakikati bildikleri hâlde, uyarsan da uyarmasan da iman etmezler.

Açıklamalı meal

8Biz kibir ve inat sebebiyle ısrarla hakkı inkâr etmeleri ve Allah’ın davetine boyun eğmediklerinden dolayı böylelerinin boyunlarına kadar dayanan manevi demir tasmalar geçirdik. Çenelere kadar dayanan o tasmalar onları öyle sıkar ki yere bakamazlar burunları havada ve kafaları yukarı kalkıktır. Küstahça böbürlenmeleri yüzünden Hakka boyun eğmezler. Gözlerini kör eden kibir ve inatları, hemen önlerindeki hakikati görmelerine ve Allah’ın hükmüne boyun eğmelerine mâni olmaktadır.

Açıklamalı meal

9Geçmişlerine ve geleceklerine perde çektik de mal hırsı, dünya sevgisi ile onların gönül ekranlarını karartıp görüş alanını kapattık. Artık imani ve Kur’ani gerçekleri göremezler. Bu tasvire göre, karşında kibrin sembolü olarak, boynu yukarıda, burnu havada ve gerçeği göremeyen insanlar var. Bu durumdaki insanlar daha hayattayken bedenlerini ruhlarına tabut yapmış manevî ölülerdir. Onlar geçmiş olaylardan ders alıp da günahlardan vazgeçmez, gelecekte kendilerini bekleyen tehlikelerden sakınmazlar. Onlar şımarıkça hareketleriyle kendilerini üstün gören, kendilerinden başkasını dinlemeyenlerdir. Adam yerine koymadıkları insanları dinlemezler. Toplumu sınıflara ayırarak zulmederler.

Açıklamalı meal

10Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, onlar durumlarını değiştirmez ve inanmazlar. Aslında senin onlara okuduğun ayetlerde gerçekleri görüyorlar ama vazgeçmiyorlar. O hâlde, onlardan dolayı üzülme, ümidini ve heyecanını yitirme. Bu çağrıya kulak verecek tertemiz gönüllere ulaşıncaya dek, bıkıp usanmadan tebliğe devam et.

Ayet 11

1 ayet

Yâsîn 11

اِنَّمَا تُنْذِرُ مَنِ اتَّبَعَ الذِّكْرَ وَخَشِيَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِۚ فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍ وَاَجْرٍ كَر۪يمٍ ۝١١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

11İnnemâ tünẕiru meni-ttebeʿa-ẕẕikra veḫaşiye-rraḥmâne bilgayb. febeşşirhü bimagfirativ veecrin kerîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

11Sen ancak, bu Kuran’a uyan ve Rahman’a içten derin bir saygı duyan kimseyi uyarabilirsin. Sen bu kimseyi Allah katından bağışlanma ve tarifsiz güzellikte bir ödülle müjdele!

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

11Ey Peygamber! Unutma ki: Sen ancak niçin yaratılmış olduklarını ve nasıl yaşamaları gerektiğini düşünen ve samimiyetle bu maksatla Allah’a yönelen, adı Kur’an olan zikre uyan ve görmediği halde ayetlerine iman edip Rahman’dan korkan, Allah’a yürekten saygı duyan kimseyi uyarabilirsin. Senin uyarıların, ancak iyiliğe, güzelliğe böyle açık olan kimselerde etkisini gösterir. Onlar, Allah’ın, duyu organlarıyla kavranamayacak yüce bir varlık olduğunu bilir, bu yüzden, O’nun bir tek rab ve ilâh oluşu gerçeğinin üzerinde düşünerek, Rablerine iman eder, derin bir saygı ve şükranla O’nun hükümlerine boyun eğerler. İşte böyle kişileri, Rablerine karşı sorumluluklarını yerine getirmeleri halinde bir mağfiret ve güzel bir mükafatla müjdele. Onlar dünyada izzet ve devlete, ahirette ise cennete ulaşacaklardır. Onun için inkâr edenlere ayetlerimi okuduktan sonra fazla üsteleme. Onları kendi hallerine bırak. Belki düşünüp öğüt alırlar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

11Fâtır 18Mülk 12

Ayet 12

1 ayet

Yâsîn 12

اِنَّا نَحْنُ نُحْيِ الْمَوْتٰى وَنَكْتُبُ مَا قَدَّمُوا وَاٰثَارَهُمْۜ وَكُلَّ شَيْءٍ اَحْصَيْنَاهُ ف۪ٓي اِمَامٍ مُب۪ينٍ۟ ۝١٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

12İnnâ naḥnü nuḥyi-lmevtâ venektübü mâ ḳaddemû veâŝârahüm. vekülle şeyʾin aḥṣaynâhü fî imâmim mübîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

12Hiç şüpheniz olmasın ki ölüyü biz dirilteceğiz ve onların önden yolladıkları amellerini ve arkada bıraktıkları eserlerini yazmaktayız. Zira biz her şeyi apaçık bir kitapta kayıt altına almaktayız.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

12Şüphesiz maddî-manevî bütün ölüleri hesap vermeleri için yalnız biz diriltiriz ve hayattayken onların sevap ve günah olarak önceden yaptıklarını da arkada bıraktıkları iyi-kötü bütün eserleri de biz yazarız. Zaten biz insanın yapıp ettiği her şeyi Levh-i Mahfuz olarak bilinen apaçık bir kitaba ayrıntılı olarak kaydetmişizdir. Onun için kendilerine çok güvenmesinler. Onların yaptığı hiçbir şey unutulmayacak. Yaptıklarının hesabını vermek üzere huzurumuza gelecekler.

İlgili ayetler

Ayet 13–15

3 ayet

Yâsîn 13

Yâsîn 14

Yâsîn 15

وَاضْرِبْ لَهُمْ مَثَلًا اَصْحَابَ الْقَرْيَةِۢ اِذْ جَٓاءَهَا الْمُرْسَلُونَۚ ۝١٣ اِذْ اَرْسَلْنَٓا اِلَيْهِمُ اثْنَيْنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزْنَا بِثَالِثٍ فَقَالُٓوا اِنَّٓا اِلَيْكُمْ مُرْسَلُونَ ۝١٤ قَالُوا مَٓا اَنْتُمْ اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَاۙ وَمَٓا اَنْزَلَ الرَّحْمٰنُ مِنْ شَيْءٍۙ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا تَكْذِبُونَ ۝١٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

13Vaḍrib lehüm meŝelen aṣḥâbe-lḳaryeh. iẕ câehe-lmürselûn.

Okunuş

14İẕ erselnâ ileyhimü-ŝneyni fekeẕẕebûhümâ feʿazzeznâ biŝâliŝin feḳâlû innâ ileyküm mürselûn.

Okunuş

15Ḳâlû mâ entüm illâ beşerum miŝlünâ vemâ enzele-rraḥmânü min şeyʾin in entüm illâ tekẕibûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

13Kendilerine elçiler gönderdiğimiz şu şehir halkının durumunu ibret verici bir misal olarak anlat onlara.

Türkçe Meal

14Hani biz onlara iki elçi göndermiştik, fakat onların her ikisini de yalancılıkla suçladılar. Biz de üçüncüsü ile onları desteklemiştik, onlar da halka:
– Biz, size Allah tarafından gönderilmiş elçileriz, demişlerdi.

Türkçe Meal

15Şehir halkı:
– Siz de bizim gibi sadece birer beşersiniz, Rahman, hiçbir şey indirmiş olamaz. Siz sadece yalan söylüyorsunuz, demişlerdi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

13Ey Muhammed; Sen Onlara geride, iyi-kötü iz bırakmak nedir anlasınlar diye İsa’nın gönderdiği elçilerin gönderildiği şu şehir halkının halini ibret verici örnek olarak anlat. Bu olayın nerede, ne zaman yaşandığı ve kahramanlarının hangi isimleri taşıdığı hiç önemli değil. Önemli olan, içinde barındırdığı ve tüm insanlığa ışık tutacak ibret dolu mesajlardır. Bu örnek toplumda üç sınıf insan var: 1-Elçiler, 2-Onlara karşı gelenler, 3-Elçilere destek olmak için bütün varlıklarını ortaya koyan fedakâr insanlar. Bu kıssa size şunu anlatıyor: “Eğer içinde yaşadığınız toplumda sizden önce Allah’ın mesajı duyulmadı ise, hemen işe başlayın, artık Peygamberin göreviyle görevli bir elçisiniz. Birileri size engel olmaya çalışacak fakat korkmayın, Allah mutlaka yardımını gönderecektir. Yok eğer toplumda sizden önce Peygamberin görevini kendilerine görev bilenler varsa, size düşen onların yardımına koşmaktır. Dikkat edin, eğer karşı safta yer alır veya hak ile bâtılın mücadelesinde tarafsız kalırsanız, o zaman sonunuz kesinlikle hüsran ve helâk olacaktır.” İnsanlık tarihinin her devrinde tekrar tekrar yaşanacak olan kıssa şöyle başlıyor:

Açıklamalı meal

14Biz onlara iki elçi davetçi gönderdik. Yaratılışlarının sebebi olan nizam ve ahlak ile yaşamaya davet ettik. Onlar her iki elçiyi de yalanladılar, biz de benzer hakikatleri farklı bir dil ve sima anlatsın diye üçüncü bir elçi daha gönderdik. Üçü de dediler ki: “Ey insanlar Biz size gönderilen elçileriz.” Bizi dinleyiniz ve Allah’a iman ediniz. O’nun size yönelik emir ve talimatları var, onları size bildirmek için geldik.

Açıklamalı meal

15Bunun üzerine şehirliler elçilere dediler ki: “Siz de bizim gibi yiyip içen sıradan birer insansınız. Allah, melekler dururken elçi olarak sizi mi gönderdi? Rahman olan Allah size bir şey bir kitap bir vahiy indirmemiştir. Her şeyi yoktan var eden, sahip olduğumuz bütün nimetleri bize bahşeden yüce bir yaratıcının varlığını kabul ederiz fakat o kitap ve elçi gönderip de hayatımıza kurallar koymaz, bizim yeme içmemizle, basit hayatımızla uğraşmaz. O bizleri tamamen serbest bırakmıştır, dilediğimizi yapar, dilediğimiz gibi yaşarız. Siz sadece yalan söylüyorsunuz.” dediler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

14Hac 42Hac 44Kaf 12Kaf 14

Ayet 16–17

2 ayet

Yâsîn 16

Yâsîn 17

قَالُوا رَبُّنَا يَعْلَمُ اِنَّٓا اِلَيْكُمْ لَمُرْسَلُونَ ۝١٦ وَمَا عَلَيْنَٓا اِلَّا الْبَلَاغُ الْمُب۪ينُ ۝١٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

16Ḳâlû rabbünâ yaʿlemü innâ ileyküm lemürselûn.

Okunuş

17Vemâ ʿaleynâ ille-lbelâgu-lmübîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

16Elçiler ise:
– Rabbimiz biliyor ki biz gerçekten size gönderilen elçileriz, diye karşılık verdiler.

Türkçe Meal

17Bizim görevimiz ilahi mesajı apaçık tebliğ/duyurmaktan başka bir şey değildir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

16Elçiler yakışan bir dille dediler ki: “Siz ne söylerseniz söyleyin sizin bu itirazlarınız, bizi asla yılgınlığa, ümitsizliğe düşüremeyecektir. Çünkü bütün insanlık inkâr etse de Rabbimiz bilir ki biz gerçekten size hakkı tebliğ etmek için gönderilmiş elçileriz.

Açıklamalı meal

17Bizim üzerimize düşen, açık ve net bir şekilde duyurmaktır, Allah’ın ayetleriyle yaratılış sebebiniz olan hayat nizamını size açıkça tebliğden ibarettir. İnkârınızdan dolayı başınıza geleceklerden, sadece kendiniz sorumlusunuz dediler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

16Kasas 59Zümer 71

İlgili ayetler

17Ra’d 40Nahl 82Nûr 54

Ayet 18–19

2 ayet

Yâsîn 18

Yâsîn 19

قَالُٓوا اِنَّا تَطَيَّرْنَا بِكُمْۚ لَئِنْ لَمْ تَنْتَهُوا لَنَرْجُمَنَّكُمْ وَلَيَمَسَّنَّكُمْ مِنَّا عَذَابٌ اَل۪يمٌ ۝١٨ قَالُوا طَٓائِرُكُمْ مَعَكُمْۜ اَئِنْ ذُكِّرْتُمْۜ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ مُسْرِفُونَ ۝١٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

18Ḳâlû innâ teṭayyernâ biküm. leil lem tentehû lenercümenneküm veleyemessenneküm minnâ ʿaẕâbün elîm.

Okunuş

19Ḳâlû ṭâiruküm meʿaküm. ein ẕükkirtüm. bel entüm ḳavmüm müsrifûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

18Şehir halkı:
– Siz bize uğursuzluk getirdiniz. Eğer bu işe bir son vermezseniz, sizi öldüresiye taşlarız böylece sizi çok kötü bir şekilde cezalandırırız.

Türkçe Meal

19Elçiler:
– Uğursuzluğunuz size bağlıdır. Size öğüt verilmesini uğursuzluk mu sayıyorsunuz? Gerçekte siz haddi aşmış müsrif bir toplumsunuz, dediler.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

18Gerçekten de o zalimler, isyanlarından dolayı birtakım belalara, felâketlere maruz kaldılar. Bunun üzerine şehirli halk da iyice küstahlaşarak şöyle karşılık verdi “Yeter artık doğrusu siz bize uğursuzluk getirdiniz. Ortaya attığınız iddialarla, insanları birbirine düşürüp fitne çıkardınız. Yoksulları, köleleri, zayıfları, efendilerine karşı kışkırtarak kargaşa çıkardınız. Ayrıca, ilahlarımız aleyhinde ileri geri konuştuğunuz için başımıza musibetler, felâketler yağmaya başladı. Yağmur yağmaz oldu, kıtlığa maruz kaldık. Eğer bu işten ve bizim hayat tarzımızı değiştirmeye çağırmaktan vazgeçmezseniz, her işimizde Allah’ın hayata karışıp durduğunu hatırlatmaya devam ederseniz, gözünüzün yaşına bakmadan mutlaka sizi öldüresiye taşlarız hakaretler ederiz ve bizden size acı bir azap dokunur. Hem sizi hem de size inanacak olan herkesi en korkunç işkencelere mahkûm ederiz. Ya bizimle birlikte bizim gibi aynı hayatı yaşarsınız, ya da çeker gider, ülkemizi terk edersiniz dediler.

Açıklamalı meal

19Elçiler de dönüp onlara dediler ki: “Sizin uğursuzluğunuz seçmiş olduğunuz hayat tarzınızdan kaynaklanıyor. Huysuzluğunuz ve huzursuzluğunuz kendi küfrünüz ve kötülükleriniz sebebiyledir, uğursuzluk sizin kendinizdedir. Size açıklanan gerçekler mi yoksa doğru yola çağrılmanız mı uğursuzluk? Size öğüt verildiği ve doğru olana davet edip uyardığımız için mi uğursuzluğa uğradığınızı söyleyerek bizi suçluyorsunuz? Hayır siz ilâhî buyrukları reddeden, hak hukuk tanımayan, Allah’ın yasalarını çiğneyen, insanların haklarını çalan, helal haram tanımayarak aşırı giden azgınlaşmış ve nankör bir kavimsiniz.”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

18A’raf 131Neml 47

İlgili ayetler

19Mâide 2A’raf 55

Ayet 20–25

6 ayet

Yâsîn 20

Yâsîn 21

Yâsîn 22

Yâsîn 23

Yâsîn 24

Yâsîn 25

وَجَٓاءَ مِنْ اَقْصَا الْمَد۪ينَةِ رَجُلٌ يَسْعٰى قَالَ يَا قَوْمِ اتَّبِعُوا الْمُرْسَل۪ينَۙ ۝٢٠ اِتَّبِعُوا مَنْ لَا يَسْـَٔلُكُمْ اَجْرًا وَهُمْ مُهْتَدُونَ ۝٢١ وَمَا لِيَ لَٓا اَعْبُدُ الَّذ۪ي فَطَرَن۪ي وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ۝٢٢ ءَاَتَّخِذُ مِنْ دُونِه۪ٓ اٰلِهَةً اِنْ يُرِدْنِ الرَّحْمٰنُ بِضُرٍّ لَا تُغْنِ عَنّ۪ي شَفَاعَتُهُمْ شَيْـًٔا وَلَا يُنْقِذُونِۚ ۝٢٣ اِنّ۪ٓي اِذًا لَف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ ۝٢٤ اِنّ۪ٓي اٰمَنْتُ بِرَبِّكُمْ فَاسْمَعُونِۜ ۝٢٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

20Vecâe min aḳṣe-lmedîneti racülüy yesʿâ ḳâle yâ ḳavmi-ttebiʿü-lmürselîn.

Okunuş

21İttebiʿû mel lâ yesʾelüküm ecrav vehüm mühtedûn.

Okunuş

22Vemâ liye lâ aʿbüdü-lleẕî feṭaranî veileyhi türceʿûn.

Okunuş

23Eetteḫiẕü min dûnihî âliheten iy yüridni-rraḥmânü biḍurril lâ tugni ʿannî şefâʿatühüm şeyʾev velâ yünḳiẕûn.

Okunuş

24İnnî iẕel lefî ḍalâlim mübîn.

Okunuş

25İnnî âmentü birabbiküm fesmeʿûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

20Derken şehrin öteki ucundan bir adam koşarak geldi ve: Ey halkım gelin bu elçilere uyun, dedi.

Türkçe Meal

21– Evet sizden hiçbir ücret istemeyen bu kimselere uyun. Zira bunlar, doğru yoldalar.

Türkçe Meal

22– Hem bana ne oluyor ki ben, beni yaratana kulluk etmiyorum? Oysa siz de O’na döndürüleceksiniz.

Türkçe Meal

23– Şimdi ben Allah’tan başka bir takım ilahlar edineyim öyle mi? Şayet Rahman bana bir zarar vermeyi dilese, onların şefaatinin bana hiç bir yararı olmaz ve beni de kurtaramazlar.

Türkçe Meal

24– Bu durumda ben apaçık bir sapkınlık içinde olurum.

Türkçe Meal

25– Şimdi dinleyin beni! İşte ben sizin de Rabbiniz olan Allah’a iman ettim.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

20Elçilerle topluluk arasında bunlar konuşulurken tartışmanın dozu sürekli artıyordu. İnkârcılar tam şiddete baş vuracakken şehrin en uzak yerinden elçilerin geldiğini ve kavminin onları inkâr ettiğini haber alan yiğit ve vicdanlı bir adam koşarak geldi ve kavmine: “Ey kavmim, elçilere uyun.” Bakın ben onları dinledim. Eğer bu elçiler, herhangi bir menfaat için bu işi yapsalardı, şimdiye kadar çoktan bu işten vazgeçerlerdi. Uğrunda ölmeyi dahi göze aldıkları bir sözün arkasında durmaları onların samimiyetine en büyük delildir dedi.

Açıklamalı meal

21Gelin artık karşılığında sizden bir ücret istemeyenlere, dünyalık bir beklenti gözetmeyenlere ve Allah adına yaptıkları çağrıya uyun ki dünyada ve âhirette kurtuluşa erin. Belli ki; onlar sizi doğru olana çağırıyorlar ve kendileri de doğru yoldadırlar. Demek ki, Allah’ın dinini tebliğ edenler bu elçilerin sahip olduğu özellikleri taşımalıdırlar. Davetçinin sözleri ve davranışları ilâhî ölçülere uygun olmalı, hem de bu iş karşılığında herhangi bir dünyalık beklememelidir. Tarih boyunca, bu özellikleri taşımayan hiçbir davetçi başarıya ulaşamamıştır.

Açıklamalı meal

22Elçileri desteklemek üzere canını dişine takıp koşarak gelen adam, sözüne devamla dedi ki:

Dinleyin ey halkım hidayet denen nimet, bu elçilerle ayağıma kadar gelmişken ben niçin beni de sizi de nimetlerle donatıp, hiç yoktan yaratana kulluk etmeyeyim? O’na kulluktan kaçınmaya ne hakkım var benim? Bundan daha büyük bir ahlaksızlık, daha büyük bir nankörlük olabilir mi? Unutmayın ki, kimse bu dünyada kalıcı değil. Hepimiz dünya hayatındaki yaşayış biçiminizden hesap vermek üzere diriltilip sonunda O’na döneceğiz. Elçilerin menfaatlerine istediği bir şey yok. Onlar sadece Yaratıcının yasalarına uymamızı istiyorlar. Bir gün yaşamımızdan hesaba çekileceğiz. Hesap günü başımıza kötülük gelmesin istiyorlar. Hepimiz Yaratan’a dönmeyecek miyiz? Andolsun ki; öldükten sonra Rabbimizin huzuruna çağırılacak, dünya yaşamımızdan hesaba çekileceğiz. Bugünden hazırlıklı olmamız gerekmez mi?

Açıklamalı meal

23Ey kavmim bu gerçek ortada dururken, ben Rabbimi bırakıp O’ndan başka ilahlar edinir miyim, onların nizamlarına ve yasalarına hiç uyar mıyım? Sizler; insanlardan bazılarına ilahlık yetkisi vererek Allah’ın yasalarına uyuyorsunuz. Eğer O Rahman olan çok esirgeyen Allah, bana bir zarar vermek istese, O’nun dışındaki Rab ve ilah edindiklerinizin sözde şefaati bana hiçbir yarar sağlamaz ve onlar beni Allah’ın elinden kurtaramazlar.” Unutmayın ki Allah bana ceza verecek olsa, Allah’tan başka beni kurtaracak yoktur. Hesap günü şefaatiyle bana yardım edeceğine, cezadan beni kurtaracağına inandığım kimseler yoktur. Onlar beni asla kurtaramaz. Zaten onların da başı kendi hesaplarıyla derttedir. Yeryüzünde kendi ilkelerini, kendi yasalarını uygulayarak, Allah’a karşı gelenler, insanların yasalarına uyanlar elbette cezalandırılacaklar.

Açıklamalı meal

24Peki, diyelim ki Allah’tan başka ilâhlar edindim, o zaman beni O’nun gazabından kim kurtaracak? Ben de o putlara taparsam, asıl işte o zaman ben göz göre göre kendimi ateşe atarak apaçık bir sapıklık içinde olurum.

Açıklamalı meal

25Beni şimdi duyan ve kıyâmete kadar duyacak olanlar; Bir kere daha ilan ediyorum: Ben, hepimizin Rabbi olan Allah’ın davetine iman ettim ve yalnız O’nu ilah edindim, Allah’ın ilkelerine, Allah’ın yasalarına uymaktayım. Allah’ı bırakıp insanların yasalarına uyarak ilahlar edinmeyin. Rabbimizin elçileri bize doğru yolu gösteriyor. Gelin siz de bunun şahitleri olup beni dinleyin ve siz de iman edin. Şu sözde ilahları bırakın. Allah’ın tek ilah olduğunu kabul edin. En sevdiğiniz şeyler dahi olsa, O’nun razı olmadığı her şeyi terk edin. Böylece dünyada ve ahirette ebedi saadete erin. Siz de hayatınıza karışmaya ve program yapmaya tam yetkili, kulu kölesi olacağınız Allah’a inanın ve bu imanın güvencesi altında, dünya ve âhirette huzur ve esenliğe ulaşın.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

20Ra’d 7Fâtır 24

İlgili ayetler

25Bakara 285A’raf 158

Ayet 26–27

2 ayet

Yâsîn 26

Yâsîn 27

ق۪يلَ ادْخُلِ الْجَنَّةَۜ قَالَ يَا لَيْتَ قَوْم۪ي يَعْلَمُونَۙ ۝٢٦ بِمَا غَفَرَ ل۪ي رَبّ۪ي وَجَعَلَن۪ي مِنَ الْمُكْرَم۪ينَ ۝٢٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

26Ḳîle-dḫuli-lcenneh. ḳâle yâ leyte ḳavmî yaʿlemûn.

Okunuş

27Bimâ gafera lî rabbî veceʿalenî mine-lmükramîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

26O zaman kendisine gir cennete, denildi. O da: -Ah keşke halkım bilseydi.

Türkçe Meal

27– Rabbimin beni bağışladığını ve bana büyük ikramlarda bulunduğunu.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

26Bu sözleri duyunca çılgına dönen zalimler, Onun nasihatlerine rağmen, onu öldürmeye karar verdi ve bu yiğit ve kahraman insanı hemen oracıkta öldürüp şehit ettiler, Rabbi de Ona: “Şehitler için hazırlanmış olan şu cennetime gir” diyerek cennet müjdesini verdi. O ise hâlâ, halkının içler acısı durumunu düşünerek “Keşke, dedi, Beni kanlara bulayarak işi bitireceğini zanneden kavmim şimdi ne durumda olduğumu anlayıp bilseydi.

Açıklamalı meal

27Rabbimin beni geçmişteki günahlarımı bağışladığını ve beni ödüllendirerek cennette ağırlananlardan kıldığını keşke görselerdi de inadı bırakıp elçilere iman etselerdi. Hayatımdan ibret almadılar, bari ölümümden ibret alsalardı dedi.

İlgili ayetler

Ayet 28–29

2 ayet

Yâsîn 28

Yâsîn 29

وَمَٓا اَنْزَلْنَا عَلٰى قَوْمِه۪ مِنْ بَعْدِه۪ مِنْ جُنْدٍ مِنَ السَّمَٓاءِ وَمَا كُنَّا مُنْزِل۪ينَ ۝٢٨ اِنْ كَانَتْ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً فَاِذَا هُمْ خَامِدُونَ ۝٢٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

28Vemâ enzelnâ ʿalâ ḳavmihî mim baʿdihî min cündim mine-ssemâi vemâ künnâ münzilîn.

Okunuş

29İn kânet illâ ṣayḥatev vâḥideten feiẕâ hüm ḫâmidûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

28Biz onun ardından kavminin üzerine gökten ordular indirmedik. Zaten bizim yasamızda gökten ordular indirmek de yoktur.

Türkçe Meal

29Sadece korkunç bir çığlık. Bir de bakmışın hepsi helak olup gitmişler.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

28Peki, onu katleden zalimlerin sonu ne oldu dersiniz? O müminin şehit edilmesinden sonra biz, kavminin üzerine onları helak etmek için, gökteki meleklerden oluşan bir ordu indirmedik, zaten tenezzül ederek indirmeyiz de. O kadar acizlerdi ki, onları helak etmek için ordulara gerek yoktu.

Açıklamalı meal

29Sadece şehrin altını üstüne getiren korkunç bir gürültü oldu ve yetti. Hemen çığlık çığlığa helak olup birer saman alevi gibi sönüverdiler. Şeytana uyarak hırsları yüzünden birbirine girdiler. Çıkar peşinde koşarken birçok düşman edindiler. Aralarında çıkan kavgalar, açlıklar, yokluklar, ölümler, dökülen kanlar sonlarını hazırladı. Felaketleri yaşadıkça çığlıkları dünyayı kapladı.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

28Kehf 56Kehf 58Fâtır 45

Ayet 30–32

3 ayet

Yâsîn 30

Yâsîn 31

Yâsîn 32

يَا حَسْرَةً عَلَى الْعِبَادِۚ مَا يَاْت۪يهِمْ مِنْ رَسُولٍ اِلَّا كَانُوا بِه۪ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ ۝٣٠ اَلَمْ يَرَوْا كَمْ اَهْلَكْنَا قَبْلَهُمْ مِنَ الْقُرُونِ اَنَّهُمْ اِلَيْهِمْ لَا يَرْجِعُونَ ۝٣١ وَاِنْ كُلٌّ لَمَّا جَم۪يعٌ لَدَيْنَا مُحْضَرُونَ۟ ۝٣٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

30Yâ ḥasraten ʿale-lʿibâd. mâ yeʾtîhim mir rasûlin illâ kânû bihî yestehziûn.

Okunuş

31Elem yerav kem ehleknâ ḳablehüm mine-lḳurûni ennehüm ileyhim lâ yerciʿûn.

Okunuş

32Vein küllül lemmâ cemîʿul ledeynâ muḥḍarûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

30Yazıklar olsun şu kullara! Ne zaman kendilerine bir elçi geldiyse yaptıkları tek şey onu alaya almak olmuştur.

Türkçe Meal

31Oysa onlar kendilerinden önce nice nesilleri helak ettiğimizi ve onların artık geri gelemediklerini hiç düşünmüyorlar mı?

Türkçe Meal

32Ve onların hepsi toplanıp hesap vermek üzere huzurumuza getirilecekler.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

30Yazıklar olsun vahyin mesajına sırt çeviren şu insanlara. Kendilerine gelen ve yaratılış sebeplerine uygun bir hayatı yaşamaya davet eden her elçiyi mutlaka yalanlayarak alay ederlerdi. Bir insan düşünün ki, Allah’ın mesajıyla karşı karşıya gelecek ve alaycı sözleri, umursamaz tavrıyla ondan yüz çevirecek. Yazık ona! Hâlbuki gönderilen her elçi gerçeklerden haber veriyordu. İnkâr edenler gerçeklere karşı gözlerini kapattılar, kulaklarını tıkadılar. Akıllarını boş şeylere harcadılar. Keşke dünyada insana verilen ömrün, ahiretteki ömrün yanında bir hiç olduğunu bilselerdi.

Açıklamalı meal

31Böyle davranmakla alay edip ısrarla direnen müşrikler, görmediler mi kendilerinden önce benzer tavrı sergileyen nice nesilleri yok ettik; hiç düşünüp de ibret almazlar mı? Onlar bir daha asla kendilerine dönüp gelemezler yerlerinde yeller eser. İnsanlık tarihini inceleyip de nice toplumların yıkılıp gittiğini, bu dünyanın kendilerine de kalmayacağını anlamıyorlar mı? Geçmişte Allah’ın yasalarına karşı çıkanları ve onları destekleyenleri nasıl yok ettik? Tarihe hiç bakmıyorlar mı? Onların hangisi yaşayarak bugünlere geldi?

Açıklamalı meal

32Onlar ve onlardan önceki ve sonrakilerin hepsi de inkâr edip, alaya aldıkları kıyâmet günü yaptıkları her şeyin hesabını vermek üzere huzurumuza toplanıp getirileceklerdir. Bunun için delil mi istiyorlar? Öyleyse gözlerini açıp etraflarına dikkatlice bir baksınlar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

30En’am 34Hûd 8Hicr 95

İlgili ayetler

32Kehf 49Kaf 19Kaf 35

Ayet 33–35

3 ayet

Yâsîn 33

Yâsîn 34

Yâsîn 35

وَاٰيَةٌ لَهُمُ الْاَرْضُ الْمَيْتَةُۚ اَحْيَيْنَاهَا وَاَخْرَجْنَا مِنْهَا حَبًّا فَمِنْهُ يَاْكُلُونَ ۝٣٣ وَجَعَلْنَا ف۪يهَا جَنَّاتٍ مِنْ نَخ۪يلٍ وَاَعْنَابٍ وَفَجَّرْنَا ف۪يهَا مِنَ الْعُيُونِۙ ۝٣٤ لِيَاْكُلُوا مِنْ ثَمَرِه۪ۙ وَمَا عَمِلَتْهُ اَيْد۪يهِمْۜ اَفَلَا يَشْكُرُونَ ۝٣٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

33Veâyetül lehümü-lʾarḍu-lmeyteh. aḥyeynâhâ veaḫracnâ minhâ ḥabben feminhü yeʾkülûn.

Okunuş

34Veceʿalnâ fîhâ cennâtim min neḫîliv veaʿnâbiv vefeccernâ fîhâ mine-lʿuyûn.

Okunuş

35Liyeʾkülû min ŝemerihî vemâ ʿamilethü eydîhim. efelâ yeşkürûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

33Şu ölü toprakta onlar için bir delildir. Biz, ona yağmur suyuyla hayat verdik ve ondan ekinler bitirdik nitekim ondan yiyip duruyorlar.

Türkçe Meal

34Yine orada, hurma ve üzüm bahçelerini biz yetiştirdik ve oralarda pınarları da biz akıttık.

Türkçe Meal

35Bunları kendileri yetiştirmedikleri halde o ürünlerden yesinler diye. Hâlâ bu nimetlerin hakkını verip şükretmeyecekler mi?

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

33Oysa her kış ayında tamamen kuruyan ve ölü hale gelen toprak, onlar için Allah’ın sonsuz ilmi, kudret ve merhametini gösteren bir mucize ve yeniden dirilişi ispatlayan muhteşem delildir. Hiç düşünmüyorlar mı? Biz ölü gönüllere vahiy yağmuru ile hayat verdiğimiz gibi toprağı her baharda yağmurla diriltir ve ondan çeşit çeşit taneler ekinler çıkarırız da onlardan afiyetle yerler. Düşünen insanlara bunlar birer örnektir. Onlar kendileri ölüp toprağa karışınca, yok olup gideceklerini mi sandılar?

Açıklamalı meal

34Biz her kışın ardından gelen baharla yeryüzünde nice hurma ve üzüm bahçeleri yarattık; orada çeşmeler pınarlar dereler, çaylar, akıttık ki bunların hepsi Bizim nimetlerimizdir.

Açıklamalı meal

35Dünya’yı yarattık ve çeşitli imkânlarla donattık ki, insanlar Onların meyvelerinden ve kendi ellerinizle yaratmadığınız ve hiç kimsenin veremeyeceği bu nimetlerden afiyetle yesinler. Hâlâ şükretmeyecekler mi? Çünkü insanların kendi alın teri ve emeği ile kazanıp helâl lokma yemeleri de kutlu bir bereket ve ibadettir. Hâlâ düşünüp öğüt almayacaklar mı?

İlgili ayetler

İlgili ayetler

34Neml 60Abese 25Abese 31

İlgili ayetler

35Bakara 267İbrahim 34

Ayet 36

1 ayet

Yâsîn 36

سُبْحَانَ الَّذ۪ي خَلَقَ الْاَزْوَاجَ كُلَّهَا مِمَّا تُنْبِتُ الْاَرْضُ وَمِنْ اَنْفُسِهِمْ وَمِمَّا لَا يَعْلَمُونَ ۝٣٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

36Sübḥâne-lleẕî ḫaleḳa-lʾezvâce küllehâ mimmâ tümbitü-lʾarḍu vemin enfüsihim vemimmâ lâ yaʿlemûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

36Yeryüzünde ki bütün bitkileri, insanın kendisini ve bilmedikleri daha nice varlıkları çiftler halinde yaratan Allah’ın şanı ne yücedir. Ve bütün noksanlıklardan münezzehtir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

36Bitkileri, insanları ve insanların henüz hiçbir bilgiye sahip olmadıkları nice yeni öğrendikleri ve gelecekte bilecekleri birçok şeyi erkekli dişili çiftler halinde yaratan Allah ne yücedir. Her türlü noksanlık, yanlışlık ve haksızlıktan münezzehtir. Hâlbuki insanlar için yeryüzünü bir yasaya bağladık. Yasamız gereği insanların ihtiyacı olan şeyleri yeryüzüne yerleştirdik. Yeryüzüne hâkim kıldığımız yasanın aslını esasını insanlar bilmez. Her şeyi bolca çiftler halinde yarattık. Bütün bunlardan insanların ders çıkarmaları ve yaratılış gerçeğini düşünmeleri gerekmez mi?

İlgili ayetler

Ayet 37

1 ayet

Yâsîn 37

وَاٰيَةٌ لَهُمُ الَّيْلُۚ نَسْلَخُ مِنْهُ النَّهَارَ فَاِذَا هُمْ مُظْلِمُونَۙ ۝٣٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

37Veâyetül lehümü-lleyl. nesleḫu minhü-nnehâra feiẕâ hüm mużlimûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

37Gece de onlar için bir delildir. Gündüzün ışığını ondan çekip alırız da karanlıkta kalıverirler.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

37Allah’ın kâinattaki nizamının mükemmel işleyişinde bir delil olan ve istirahatleri için yaratılan gece de onlar için ilim, irade ve kudretimizi gösteren bir mucize ve delildir. Bu mucizelerden alınacak dersler vardır. Güneşin batışı ile gündüzün ışığını ondan çekip alırız da her şey karanlıkta kalıverir. Düşünmüyorlar mı? Elçilerle gerçekleri bildirmeseydik; insanlar yalanlarıyla karanlıkta kalmazlar mıydı? Hâlbuki biz gerekli dersleri alsınlar diye onlara yol gösteriyoruz.

İlgili ayetler

Ayet 38–40

3 ayet

Yâsîn 38

Yâsîn 39

Yâsîn 40

وَالشَّمْسُ تَجْر۪ي لِمُسْتَقَرٍّ لَهَاۜ ذٰلِكَ تَقْد۪يرُ الْعَز۪يزِ الْعَل۪يمِۜ ۝٣٨ وَالْقَمَرَ قَدَّرْنَاهُ مَنَازِلَ حَتّٰى عَادَ كَالْعُرْجُونِ الْقَد۪يمِ ۝٣٩ لَا الشَّمْسُ يَنْبَغ۪ي لَهَٓا اَنْ تُدْرِكَ الْقَمَرَ وَلَا الَّيْلُ سَابِقُ النَّهَارِۜ وَكُلٌّ ف۪ي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ ۝٤٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

38Veşşemsü tecrî limüsteḳarril lehâ. ẕâlike taḳdîru-lʿazîzi-lʿalîm.

Okunuş

39Velḳamera ḳaddernâhü menâzile ḥattâ ʿâde kelʿurcûni-lḳadîm.

Okunuş

40Le-şşemsü yembegî lehâ en tüdrike-lḳamera vele-lleylü sâbiḳu-nnehâr. veküllün fî felekiy yesbeḥûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

38Güneş de onlar için bir delildir. O, kendisi için belirlenen yörüngede akıp gider. Bu, gücü ve ilmi sınırsız olan Allah’ın koyduğu bir yasadır.

Türkçe Meal

39Ay da onlar için bir delildir. Biz ona belli uğraklar belirledik ki en son konakta ince kuru bir hurma dalı haline gelir.

Türkçe Meal

40Ne güneş aya erişebilir ne de gece gündüzün önüne geçebilir. Zira bunların hepsi kendi yörüngelerinde akıp gitmekteler.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

38Hiç güneşe bakmıyorlar mı? Güneşte ve etrafındaki gezegenlerde onlar için bir alamet ve işaret vardır. O da kendine ait bir yasa dâhilinde, sürekli ve sistemli şekilde belirlenmiş yörüngede dönerek akıp gider. Bu muazzam ve muhteşem sistem, kudret sahibi ve her şeyi bilen ilmiyle her şeyi kuşatan Allah’ın iradesinin bir sonucudur. Güneş belirlenen yasayla hareket eder. Mevsimlere göre yer değiştirir. Güneşe koyduğumuz yasayı değiştirebilirler mi? Güneşin hareketlerini bir yasaya bağlamasaydık; onlar ne gündüzü ne geceyi ne de mevsimleri bilebilirlerdi.

Açıklamalı meal

39Ve ayda da insanlığa kudret ve merhametimizi gösteren apaçık bir işaret ve alamet vardır ki, biz onu hilal şeklinde kuru ve eğik bir hurma dalını andırır hale gelinceye kadar, hilal, dolunay, yarımay gibi çeşitli safhalardan geçirdik. Güneş ve Ay’ın Allah’ın koyduğu yasalarının sınırları içinde tayin edilmiş olan yörüngelerinde akıp gitmeleri, düşünen kimselere Allah’ın nizamının mükemmelliğini gösterir. Ayın doğudan batarak, batıdan doğarak geçirdiği evrelerde düşünenler için hikmetler vardır. Keşke düşünüp akıl edebilseler.

Açıklamalı meal

40Evrendeki sistem öyle mükemmel bir ölçüyle ayarlanmıştır ki, Ne güneşin, aya yetişip çarpması mümkündür, ne de gece gündüzün önüne geçer. Bütün yıldızların ve gezegenlerin her biri bağlı oldukları yasaların sınırları içinde kendileri için takdir edilmiş bir yörüngede, dönmeye devam eder. İşte, hayat programınızı çizen Allah böylesine güçlü, böylesine bilgilidir. Yasamız ortadan kalkarsa hepsi birbirine girer. Hiç düşünmüyorlar mı? Yasamıza uymadıklarında neler olduğunu görmüyorlar mı? Yeryüzü kan gölüne dönüyor. İnsanların evlerini barklarını başlarına geçiriyorlar. İnsanların yaşadıkları ülkelere saldırıyorlar. Haksız yere canlara kıyıyorlar. Aralarında kini, nefreti, intikamı yükseltiyorlar. Böylece yok olup gidiyorlar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

38Fetih 23

İlgili ayetler

39Bakara 189Yunus 5

İlgili ayetler

40Ra’d 2Lokman 29

Ayet 41–44

4 ayet

Yâsîn 41

Yâsîn 42

Yâsîn 43

Yâsîn 44

وَاٰيَةٌ لَهُمْ اَنَّا حَمَلْنَا ذُرِّيَّتَهُمْ فِي الْفُلْكِ الْمَشْحُونِۙ ۝٤١ وَخَلَقْنَا لَهُمْ مِنْ مِثْلِه۪ مَا يَرْكَبُونَ ۝٤٢ وَاِنْ نَشَاْ نُغْرِقْهُمْ فَلَا صَر۪يخَ لَهُمْ وَلَا هُمْ يُنْقَذُونَۙ ۝٤٣ اِلَّا رَحْمَةً مِنَّا وَمَتَاعًا اِلٰى ح۪ينٍ ۝٤٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

41Veâyetül lehüm ennâ ḥamelnâ ẕürriyyetehüm fi-lfülki-lmeşḥûn.

Okunuş

42Veḫalaḳnâ lehüm mim miŝlihî mâ yerkebûn.

Okunuş

43Vein neşeʾ nugriḳhüm felâ ṣarîḫa lehüm velâ hüm yünḳaẕûn.

Okunuş

44İllâ raḥmetem minnâ vemetâʿan ilâ ḥîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

41Onların atalarını dolu bir gemide taşımamız da onlar için bir delildir.

Türkçe Meal

42Biz onların binecekleri geminin benzeri daha nice vasıtalar yaratmamız da onlar için bir delildir.

Türkçe Meal

43Eğer biz istersek onları suda boğarız. Hiç kimse onların imdadına yetişemez ve kendi kendilerini de kurtaramazlar.

Türkçe Meal

44Yapmıyorsak bu ancak bizim şefkat ve merhametimizden ve onlara, dünya nimetlerinden yararlanmaları için belli bir süreye kadar mühlet vermemizdendir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

41Nuh tufanı ve benzerlerinde olduğu gibi denizlerde kurduğumuz nizam sayesinde onların soylarını kendilerine nice fayda verecek yüklerle dolu gemilerde taşımamız da kendileri için Allah’ın varlığına ve rahmetine bir delildir. Onlar suya koyduğumuz yasayla bunu yapabiliyorlar. Bundan hiç ibret almıyorlar mı? Nereye baksalar yasamızı görürler. Yasamız olmasaydı onların hali nice olurdu?

Açıklamalı meal

42Biz onlar için, gemiye benzer otomobil tren uçak gibi daha nice binekler nakil vasıtaları yarattık.

Açıklamalı meal

43Dilesek kibir ve nankörlükleri sebebiyle suyun kaldırma kuvvetini kaldırarak onları derin sularda batırıp boğarız veya havadan yere çakarız. Kimse de yardımlarına gelemez ne onların imdatlarına feryadına yetişen olur, ne de kendileri boğulmaktan kurtulabilirler.

Açıklamalı meal

44Ancak onları hâlâ helâk etmediysek, bizden bir rahmet ve bir süreye kadar imtihan için verilen mühletten yararlanarak kalıyorlar. İşte, hayat programınızı çizen Allah böylesine lütufkâr, böylesine merhametlidir. Her insan için bir ömür tayin ettik. Ömürleri bitinceye kadar yeryüzündeki nimetlerimizden yararlanırlar. İnançları ne olursa olsun ecelleri gelinceye kadar yeryüzünden yararlanmalarına izin veririz. Belki düşünüp öğüt alırlar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

41Hûd 24Hûd 58

İlgili ayetler

44Nahl 61Kehf 58Fâtır 45

Ayet 45–46

2 ayet

Yâsîn 45

Yâsîn 46

وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمُ اتَّقُوا مَا بَيْنَ اَيْد۪يكُمْ وَمَا خَلْفَكُمْ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ ۝٤٥ وَمَا تَاْت۪يهِمْ مِنْ اٰيَةٍ مِنْ اٰيَاتِ رَبِّهِمْ اِلَّا كَانُوا عَنْهَا مُعْرِض۪ينَ ۝٤٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

45Veiẕâ ḳîle lehümü-tteḳû mâ beyne eydîküm vemâ ḫalfeküm leʿalleküm türḥamûn.

Okunuş

46Vemâ teʾtîhim min âyetim min âyâti rabbihim illâ kânû ʿanhâ müʿriḍîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

45Onlara:
– Dünyada ve ahirette sizi azaba götürecek şeylerden sakının ki ilahi merhamete nail olasınız, denildiğinde.

Türkçe Meal

46Ve onlara Rablerinin bunu hatırlatan ayetlerinden bir ayet geldiğinde tek yaptıkları yüz çevirmek olmuştur.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

45Onlara, yani Allah’ın daveti olan nizam ile yaşamayı inatla reddedenlere “Önünüzde sizi bekleyen hesap gününden dünyada Allah’a karşı gelmekten ve arkanızda bırakmış olduğunuz tövbesi yapılmamış geçmiş günahlarınızdan, korkup sakının. Sizden öncekilerin başına gelenlerden ibret alın da ileride başınıza gelebilecek felâketlerden kendinizi koruyun. Rabbinizden de af dileyin. Belki esirgenirsiniz” denildiğinde bunları boş bir tehdit sayıp alay ederler ve dinlemeyip aldırmazlar ve küfre saparlar.

Açıklamalı meal

46Zaten, ne zaman onlara Allah adına yapılmakta olan davete uyun diye Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelse, ders almak yerine, sırtlarını dönüp yüz çevirirler ve atalarının uydurduğu yolları izlerler. Niçin yüz çeviriyorlar? Belki kendilerine gönderilen ayet onların hayrına olacak. Belki onlara lazım olan bir gerçeği hatırlatıyor.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

46Zümer 71Mülk 6Mülk 12

Ayet 47

1 ayet

Yâsîn 47

وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمْ اَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّٰهُۙ قَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَنُطْعِمُ مَنْ لَوْ يَشَٓاءُ اللّٰهُ اَطْعَمَهُۗ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ ۝٤٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

47Veiẕâ ḳîle lehüm enfiḳû mimmâ razeḳakümü-llâhü ḳâle-lleẕîne keferû lilleẕîne âmenû enuṭʿimü mel lev yeşâü-llâhü aṭʿameh. in entüm illâ fî ḍalâlim mübîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

47Yine onlara:
– Allah’ın size verdiği nimetlerden açları ve muhtaçları doyurun denildiğinde, bu nankör kâfirler iman edenlere derler ki:
– Dilediği takdirde Allah’ın doyurabileceği kimseleri biz mi doyuracağız? Öyleyse siz, açıkça saçmalıyorsunuz.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

47Onlara: “Allah’ın size verdiği rızıktan bir miktarını Allah’ın daveti yolunda ve Allah için, muhtaçlara da verin!” dendiği zaman, nankörler, dünya hayatının bir imtihandan ibaret olduğunu görmezlikten gelerek çok bilmiş bir dille mü’minlere şöyle derler: “Ne yani, Sizin inancınıza göre dilediği takdirde Allah’ın doyuracağı mal mülk sahibi yapacağı kimseyi biz mi doyuracağız? Allah fakir edecek, biz besleyeceğiz, öyle mi? Biz Allah’tan ne daha zenginiz ne de daha merhametli. Ey Müslümanlar, doğrusu siz şaşırmışsınız bu kafayla apaçık bir sapıklık içindesiniz.” derler.

İlgili ayetler

Ayet 48–52

5 ayet

Yâsîn 48

Yâsîn 49

Yâsîn 50

Yâsîn 51

Yâsîn 52

وَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْوَعْدُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ ۝٤٨ مَا يَنْظُرُونَ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً تَاْخُذُهُمْ وَهُمْ يَخِصِّمُونَ ۝٤٩ فَلَا يَسْتَط۪يعُونَ تَوْصِيَةً وَلَٓا اِلٰٓى اَهْلِهِمْ يَرْجِعُونَ۟ ۝٥٠ وَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَاِذَا هُمْ مِنَ الْاَجْدَاثِ اِلٰى رَبِّهِمْ يَنْسِلُونَ ۝٥١ قَالُوا يَا وَيْلَنَا مَنْ بَعَثَنَا مِنْ مَرْقَدِنَاۢ ۔هٰذَا مَا وَعَدَ الرَّحْمٰنُ وَصَدَقَ الْمُرْسَلُونَ ۝٥٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

48Veyeḳûlûne metâ hâẕe-lvaʿdü in küntüm ṣâdiḳîn.

Okunuş

49Mâ yenżurûne illâ ṣayḥatev vâḥideten teʾḫuẕühüm vehüm yeḫiṣṣimûn.

Okunuş

50Felâ yesteṭîʿûne tevṣiyetev velâ ilâ ehlihim yerciʿûn.

Okunuş

51Venüfiḫa fi-ṣṣûri feiẕâ hüm mine-lʾecdâŝi ilâ rabbihim yensilûn.

Okunuş

52Ḳâlû yâ veylenâ mem beʿaŝenâ mim merḳadinâ. hâẕâ mâ veʿade-rraḥmânü veṣadeḳa-lmürselûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

48Bir de; “Eğer doğru söylüyorsanız, bizi tehdit edip durduğunuz şu azap ne zaman gelecek?” derler.

Türkçe Meal

49Onların beklediği tek şey, birbirleriyle çekişip dururken kendilerini yakalayıverecek sadece korkunç bir çığlık.

Türkçe Meal

50İşte o zaman onlar birbirlerine ne bir vasiyette bulunabilecekler ne de ailelerine geri dönebilecekler.

Türkçe Meal

51İkinci sur’a üflenince, bir de bakarlar ki kalkıp, Rablerinin huzuruna doğru koşmaktalar.

Türkçe Meal

52– İşte o zaman “Eyvahlar olsun bize, kim kaldırdı bizi kabirlerimizden?” Onlara şöyle karşılık verilecek “İşte bu Rahman’ın vaat ettiği şeydir!” Zaten elçiler hep doğruyu söylemişlerdi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

48Onlar biraz daha ileri giderek mü’minlere şımarıkça derler ki: “Yok biz ölümden sonra diriltilecekmişiz, yok hesap-kitap varmış, ne saçmalık. Eğer doğru söylüyorsanız bu tehdit ettiğiniz yeniden diriliş, hesap ve vaat edilen azap ne zaman gelecek?” diyorlar.

Açıklamalı meal

49Onlar, birbirleriyle çekişip dururlarken Rabbinin belirlediği vakit gelip de o belalı günde, dehşet verici bir gürültüyle patlayıp kendilerini ansızın yakalayacak korkunç bir çığlık ve ses bekliyorlar fakat farkında değiller. Onların işi sadece Azrail’in hayat fişini çekmesine veya İsrafil’in sûra üflemesiyle duyulacak korkunç bir sese bakar.

Açıklamalı meal

50Bekledikleri azap başlarına gelse onlar hiçbir şey yapamazlar. O çığlık duyulduğunda Artık ne bir vasiyette ve tavsiyede bulunabilirler, ne de geriye evlerine ailelerine dönebilirler. O saatle aniden karşılaşacaklar. Hâlbuki düşünseler; Rabbin onlara, aranızdaki fakirleri, yoksulları, yetimleri, yolda kalmışları doyurun derken onların ahiretteki konumlarını yükseltmek istiyor. Onlara mükâfatlar vermek istiyor. Onlar ise dünyaya dalıp gittiler. Bencillikleri yüzünden kayboldular.

Açıklamalı meal

51Ve İsrâfîl tarafından ikinci patlama olarak Sur’a üflenir. İşte onlar kabirlerden yeniden diriltilip hesap vermek üzere Rablerine doğru akın akın koşarlar.

Açıklamalı meal

52Hepsi birden kabirlerinden çıkarak korku ve şaşkınlıkla şöyle derler: Vay başımıza gelene! bizi yattığımız yerden kim niçin kaldırdı? diyecek ve sorduklarına da kendileri cevap vererek: Eyvah nimetlerine şükretmeyip saygısızlık ettiğimiz Rahman olan Allah’ın mutlaka olacak diye hesap için vadettiği gün işte bu olsa gerek. Demek ki peygamberlerin söyledikleri doğruymuş!” diyecekler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

49A’raf 187Zuhruf 66

İlgili ayetler

50Mü’minûn 99Zümer 58

İlgili ayetler

52Hûd 7Sebe’ 7Sebe’ 8

Ayet 53–54

2 ayet

Yâsîn 53

Yâsîn 54

اِنْ كَانَتْ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً فَاِذَا هُمْ جَم۪يعٌ لَدَيْنَا مُحْضَرُونَ ۝٥٣ فَالْيَوْمَ لَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْـًٔا وَلَا تُجْزَوْنَ اِلَّا مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ ۝٥٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

53İn kânet illâ ṣayḥatev vâḥideten feiẕâ hüm cemîʿul ledeynâ muḥḍarûn.

Okunuş

54Felyevme lâ tużlemü nefsün şeyʾev velâ tüczevne illâ mâ küntüm taʿmelûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

53İşte bütün bunlar yalnızca korkunç bir çığlıktan ibaret. Bir de bakmışsın hepsi huzurumuzda toplanıvermişler.

Türkçe Meal

54Ve o gün, hiç kimse hiçbir şekilde haksızlığa uğramayacak ve siz sadece yaptıklarınızın karşılığını göreceksiniz.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

53Ve ardından, sura son kez üflenecek İşte O Gün sadece bir tek çığlık ve gürültü olur, hemen onların hepsi o sesle diriltilip, hesap vermek üzere huzurumuza getirilirler. O zaman sesler kesilecek, başlar öne eğilecek ve ilâhî ferman duyulacak.

Açıklamalı meal

54O gün dünyada yaptıkları her şey en hassas terazilerde tartılır hiç kimseye zerre kadar bir haksızlık yapılmaz. Ey insanlar siz ancak yaptıklarınızın ve yapmanız gerekirken de yapmadıklarınızın karşılığını bulursunuz. Amelleriniz iyi ise mükâfata, kötü ise cezaya hak kazanırsınız.

Ayet 55–64

10 ayet

Yâsîn 55

Yâsîn 56

Yâsîn 57

Yâsîn 58

Yâsîn 59

Yâsîn 60

Yâsîn 61

Yâsîn 62

Yâsîn 63

Yâsîn 64

اِنَّ اَصْحَابَ الْجَنَّةِ الْيَوْمَ ف۪ي شُغُلٍ فَاكِهُونَۚ ۝٥٥ هُمْ وَاَزْوَاجُهُمْ ف۪ي ظِلَالٍ عَلَى الْاَرَٓائِكِ مُتَّكِؤُ۫نَ ۝٥٦ لَهُمْ ف۪يهَا فَاكِهَةٌ وَلَهُمْ مَا يَدَّعُونَۚ ۝٥٧ سَلَامٌ قَوْلًا مِنْ رَبٍّ رَح۪يمٍ ۝٥٨ وَامْتَازُوا الْيَوْمَ اَيُّهَا الْمُجْرِمُونَ ۝٥٩ اَلَمْ اَعْهَدْ اِلَيْكُمْ يَا بَن۪ٓي اٰدَمَ اَنْ لَا تَعْبُدُوا الشَّيْطَانَۚ اِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُب۪ينٌۙ ۝٦٠ وَاَنِ اعْبُدُون۪يۜ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَق۪يمٌ ۝٦١ وَلَقَدْ اَضَلَّ مِنْكُمْ جِبِلًّا كَث۪يرًاۜ اَفَلَمْ تَكُونُوا تَعْقِلُونَ ۝٦٢ هٰذِه۪ جَهَنَّمُ الَّت۪ي كُنْتُمْ تُوعَدُونَ ۝٦٣ اِصْلَوْهَا الْيَوْمَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ ۝٦٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

55İnne aṣḥâbe-lcennehi-lyevme fî şügulin fâkihûn.

Okunuş

56Hüm veezvâcühüm fî żilâlin ʿale-lʾerâiki müttekiûn.

Okunuş

57Lehüm fîhâ fâkihetüv velehüm mâ yeddeʿûn.

Okunuş

58Selâmün ḳavlem mir rabbir raḥîm.

Okunuş

59Vemtâzü-lyevme eyyühe-lmücrimûn.

Okunuş

60Elem aʿhed ileyküm yâ benî âdeme el lâ taʿbüdü-şşeyṭân. innehû leküm ʿadüvvüm mübîn.

Okunuş

61Veeni-ʿbüdûnî. hâẕâ ṣirâṭum müsteḳîm.

Okunuş

62Veleḳad eḍalle minküm cibillen keŝîrâ. efelem tekûnû taʿḳilûn.

Okunuş

63Hâẕihî cehennemü-lletî küntüm tûʿadûn.

Okunuş

64İṣlevhe-lyevme bimâ küntüm tekfürûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

55Cennet halkı o gün zevki safa içinde olacaklar.

Türkçe Meal

56Kendileri de eşleri de gölgelikler altında tahtlara kurulmuş olacaklar.

Türkçe Meal

57Orada, onlar için meyvenin her çeşidi olacak. Hâsılı canlarının istediği her şeyi bulacaklar.

Türkçe Meal

58Merhameti sınırsız Rablerin ‘den esenlik ve selam sözü vardır.

Türkçe Meal

59Ve siz ey suçlular siz şöyle bir ayrılın bakalım!

Türkçe Meal

60(60-61) Evet siz ey Ademoğulları! Size, şeytana kulluk etmeyin, çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır. Sadece bana kulluk edin, işte dosdoğru yol budur, diye uyarmamış mıydım?

Türkçe Meal

61(60-61) Evet siz ey Ademoğulları! Size, şeytana kulluk etmeyin, çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır. Sadece bana kulluk edin, işte dosdoğru yol budur, diye uyarmamış mıydım?

Türkçe Meal

62Şeytan sizden nesiller boyu birçoğunu saptırmıştı bunu bilip aklınızı başınıza almanız gerekmiyor muydu?

Türkçe Meal

63İşte bu size vaat edilen cehennem karşınızda!

Türkçe Meal

64Gerçeklere karşı körlük etmenizin bir sonucu olarak şimdi girin oraya!

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

55Şüphesiz cennetlikler o gün sevinçli bir telaş içinde en güzel nimetlerle meşguldürler, keyif ve mutluluk içinde zevk sürerler. Dünyadaki amellerinin mükâfatlarına karşılık huzurlu hayatlarına başlarlar.

Açıklamalı meal

56Kendileri ve vaat edilen eşleri vaat edilen cennetteki serin gölgelerde koltuklara kurulup yaslanmışlardır.

Açıklamalı meal

57Orada onlar için canlarının istediği, çeşit çeşit meyveler ve ne isterlerse istesinler istedikleri her şey vardır.

Açıklamalı meal

58Onlara, koruyup gözeten esirgeyen Rabbinin selâmı vardır. Bundan sonra sizin için acı, keder yok, ebedi mutluluk ve saadet var sözü ile hitap edilecektir. Bu onlara rahmeti sonsuz Rablerinin bir ödülüdür. Rablerinin bu iltifatıyla öylesine büyük bir mutluluk duyacaklar ki, diğer bütün nimetler geride kalacaktır.

Açıklamalı meal

59Ama Allah’ın ayetlerini inkâr edip davetinden yüz çevirenlere “Hayat benimdir, dilediğim gibi yaşarım” diyenlere gelince, o Gün onlara denilecek ki: “Ey günahkâr suçlular, bugün artık müminlerden şöyle ayrılın bakalım” başka bir alana toplanın denir.

Açıklamalı meal

60Ey Âdem oğulları, vaktiyle gönderdiğim mesajlar ve elçiler aracılığıyla, ben size şu sözleşmede bulunmamış mıydım: Şeytan sizin düşmanınızdır. Sakın şeytana uyup kulluk ve itaat etmeyin; vesveselerini dinlemeyin! “Lâ ilâhe” deyin. Yani Emirlerine kayıtsız şartsız itaat edilmeye lâyık hiçbir güç, hiçbir otorite yoktur deyin. Çünkü o sizin mahvolmanız için elinden geleni yapmaya ant içmiş apaçık düşmanınızdır. Yoksa cehennemi hak edersiniz demedim mi?

Açıklamalı meal

61Söz verdiğiniz gibi yalnızca bana kulluk edin, sadece benim emirlerimi yerine getirin. İllallah deyin Yani, Kulluk edilecek, hükmüne boyun eğilecek olan yalnızca Allah’tır! deyin. Ayetlerimle bildirdiğim ilkelere, yasalara göre yaşayın. Rabbinizin davetine uyun ki nankörlerden, zalimlerden, müşriklerden olmayasınız, İşte sizi dünyada ve âhirette kurtuluşa iletecek dosdoğru yol budur diye emretmemiş miydim?

Açıklamalı meal

62Ama işin doğrusu Şeytan sizden önceki pek çok milleti kandırıp saptırdı. Bunu gördüğünüz halde Niçin şeytanın peşine düşenlerin başlarına gelenlerden ibret alıp dersler çıkarmadınız? Halâ akıl erdiremiyor musunuz? Aklınızı başınıza almanız gerekmez miydi?

Açıklamalı meal

63O gün, bütün bu uyarılara kulak tıkamış, şeytana tâbi olarak yaşamış olanlara şöyle denir: Ey kâfirler İşte şimdi onunla karşılaştınız İşte size söylenen elçilerim tarafından tekrar tekrar uyarıldığınız halde hak ettiğiniz cehennem budur. Oysa Rabbinizin davetine uyun ki nankörlerden, zalimlerden, müşriklerden olmayasınız diye de peygamberler ve kitaplar gönderip uyarmıştık

Açıklamalı meal

64Orayı fazlasıyla hak ettiniz. İnkarınızdan dolayı bugün oraya girin bakalım. Size vaat edilen de zaten burası idi.

Ayet 65

1 ayet

Yâsîn 65

اَلْيَوْمَ نَخْتِمُ عَلٰٓى اَفْوَاهِهِمْ وَتُكَلِّمُنَٓا اَيْد۪يهِمْ وَتَشْهَدُ اَرْجُلُهُمْ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ ۝٦٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

65Elyevme naḫtimü ʿalâ efvâhihim vetükellimünâ eydîhim veteşhedü ercülühüm bimâ kânû yeksibûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

65O gün, onların ağızlarını mühürleyeceğiz, bizimle elleri konuşacak. Ayakları da yaptıklarına şahitlik edecek.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

65O gün cehennemliklerin mazeretler uydurup sızlanıp yakınmalarının hiçbir önemi yoktur. O zalimlerin ağızlarını mühürleriz. Ardından şahitlerin dinlenmesine geçilir. Önce elleri dile gelip bize konuşur ve yaptığı kötülüklerini, işlediği günahlarını söyler. Ayakları da yaptıklarına ve gittiği her yer hakkında şahitlik eder.

İlgili ayetler

Ayet 66–67

2 ayet

Yâsîn 66

Yâsîn 67

وَلَوْ نَشَٓاءُ لَطَمَسْنَا عَلٰٓى اَعْيُنِهِمْ فَاسْتَبَقُوا الصِّرَاطَ فَاَنّٰى يُبْصِرُونَ ۝٦٦ وَلَوْ نَشَٓاءُ لَمَسَخْنَاهُمْ عَلٰى مَكَانَتِهِمْ فَمَا اسْتَطَاعُوا مُضِيًّا وَلَا يَرْجِعُونَ۟ ۝٦٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

66Velev neşâü leṭamesnâ ʿalâ aʿyünihim festebeḳu-ṣṣirâṭa feennâ yübṣirûn.

Okunuş

67Velev neşâü lemesaḫnâhüm ʿalâ mekânetihim feme-steṭâʿû müḍiyyev velâ yerciʿûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

66Eğer biz dileseydik, gözlerini büsbütün kör ederdik de yol bulmak için şaşkın şaşkın koşuştururlardı.

Türkçe Meal

67Eğer biz dileseydik, onları oldukları durumdan tersyüz eder taşa döndürürdük de ne ileri gitmeye ne de geri dönmeye güçleri yeterdi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

66Ahirette kimsenin haklı bir mazereti olmayacak. Şayet insanların gerçeği kavrayıp davetimize yönelmemelerini dileseydik dünyada iken onların gözlerini maddî-manevî büsbütün kör ederdik. Ve gördüklerini duyduklarını anlama yetenekleri ile yaratmazdık. O zaman şaşırıp kalırlar doğru yolu bulmak için sağa sola koşuşurlar, ama onlar bir düşünsünler bakalım bu durumda gerçeği nasıl göreceklerdi?

Açıklamalı meal

67Yine doğru ile yanlış arasında seçim yapma özgürlüğünden yoksun olmalarını dileseydik onları farklı bir amaç için farklı bir tabiatla yaratarak şekillerini konum ve durumlarını değiştirirdik. Ve onları oldukları yerde sabitleştirip zamanlarını dondururduk, arzularını gerçekleştirmek için ne ileri gidebilir ne de önceki hallerine geri dönebilirlerdi. Geçmiş ve gelecek düşünceleri ve hareket yetenekleri köreltilirdi. Öyleyse, kendilerine görme, işitme, hareket etme ve benzeri yetenekleri bahşeden Allah’a kulluk etsinler. Ayrıca, bu nimetlerin ebedî olmadığını, bir gün mutlaka ellerinden alınacağını da unutmasınlar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

67En’am 110Câsiye 23

Ayet 68

1 ayet

Yâsîn 68

وَمَنْ نُعَمِّرْهُ نُنَكِّسْهُ فِي الْخَلْقِۜ اَفَلَا يَعْقِلُونَ ۝٦٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

68Vemen nüʿammirhü nünekkishü fi-lḫalḳ. efelâ yaʿḳilûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

68Biz kime uzun ömür verirsek onun güç ve kuvvetini alarak yaratılışını tersine döndürürüz. Hala akıllarını kullanmayacaklar mı?

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

68Ey insan! Bu gerçekler ışığında hayatını programla. Gençlikte yapman gerekenleri, ihtiyarlığa öteleme. Bil ki; Biz kime uzun ömür verirsek, onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz, yaşlandıkça güç ve yeteneklerini azaltırız. Hiç düşünmüyorlar mı? İnsan bakıma muhtaç bir bebek olarak doğuyor, büyüyor! Sonra bakıma muhtaç ihtiyar olarak ölüyor. Yaşlandığında bir bebek kadar zayıf olur ama bir bebek kadar sevimli olmaz. Onlar şöyle mi zannediyor? Biz ilelebet güçlü kuvvetli kalacağız. Kimse bize güç yetiremeyecek. Hayır gençlik denen nimetin hakkını vermeyenler bu gerçeklere rağmen, hâlâ akıllarını kullanmayacaklar mı? Güç ve kudretin yalnızca Allah’a ait olduğunu idrak edip O’na kul olmayacaklar mı? O halde elden ayaktan düşmeden, Allah adına yapılan davete icabet ederek kurtulanlardan, ödüle layık olanlardan olmaya gayret edin.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

68Nahl 70Hac 5Enbiyâ 10

Ayet 69

1 ayet

Yâsîn 69

وَمَا عَلَّمْنَاهُ الشِّعْرَ وَمَا يَنْبَغ۪ي لَهُۜ اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ وَقُرْاٰنٌ مُب۪ينٌۙ ۝٦٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

69Vemâ ʿallemnâhü-şşiʿra vemâ yembegî leh. in hüve illâ ẕikruv veḳurʾânüm mübîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

69Biz sana şiir öğretmedik, şairlik senin yapacağın iş değildir. Sana gelen vahiy sadece bir öğüt ve şeref kaynağı ve gerçekleri açıklayan Kuran’dır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

69Yoksa bu kitabı bir şâirin bir kâhinin sözü diye ciddiye almıyorlar mı? Varsa böyle düşünen bilsin ki; Muhammed bir şâir değildi. Biz Peygamber’e şiir öğretmedik, O, Kur’an ile öğüt verip uyaran bir elçidir, şiir ona yakışmaz da. Muhammed’e vahyettiğimiz ayetler, insan ruhunu okşayan, yürekleri sarsıp derinden etkileyen muhteşem güzelliğine rağmen, asla şiir değildir! O, sizi bir şairin sözüne değil, Rabbinizin kitabı ile yaratılışınızın amacı olan hayat nizamı ile yaşamaya davet ediyor. Ona âlemlerin Rabb’i tarafından vahyedilen tüm insanlığa sadece bir öğüt ve insanın bulunduğu her yerde okunsun, anlaşılsın ve hayata hükmetsin diye gönderilen, gerçekten okunmaya değer ve daima okunması gereken apaçık bir Kur’an’dır.

İlgili ayetler

Ayet 70

1 ayet

Yâsîn 70

لِيُنْذِرَ مَنْ كَانَ حَيًّا وَيَحِقَّ الْقَوْلُ عَلَى الْكَافِر۪ينَ ۝٧٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

70Liyünẕira men kâne ḥayyev veyeḥiḳḳa-lḳavlü ʿale-lkâfirîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

70Bu Kuran ile diri olanlar uyarılsın ve gerçekleri örtbas eden kâfirlere de azabın hak olduğu bildirilsin.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

70Bu kitabı okuyanlar iyi bilsinler ki, bu kitap kabirlerde uyarılmalarına gerek kalmayan ölülere okunsun diye inmemiştir. Peygamber ve İslam davetçilerinin Kur’an ile yaptığı tebliğ, kalpleri diri olanları, aklını kullanıp düşünenleri, uyarıp korkutmak ve gerçeği yalanlayan kâfirlerin de hak ettikleri azap sözünün gerçekleşmesi ve hiçbir bahanelerinin kalmaması için indirilmiştir. Peygamber’in Kur’an ile yaptığı uyarılardan diri olanlar, aklını kullanıp düşünenler yararlanırlar. Kur’an bunun için indirilmiştir. Yoksa sen ayetlerimizi ölülere mi okuyorsun? Ayetleri ölülere okuduğun için mi işitmiyorlar? Ölülere okuduğun için mi ders çıkarmıyorlar? Andolsun ki ayetlerimize karşı gözlerini körleştiren, kulaklarını sağırlaştıran, kalbini soğutanlar var ya; onlar kabirlerdeki ölüler gibidir. Onlara ayetlerimi okusan işitmezler. Sanki onlar mezarların başına gidip ayetlerimi arkalarından okuduğunuz ölülere benzer. Onun için onlara gerçekleri göstersen görmezler. Hani hiç düşünmüyorlar. Sor onlara. Mezarların başına gidip ayetlerimi okumanızın ölülere faydası ne? Andolsun ki böyle yapanların mezardaki ölülerden farkı yoktur. Bilin ki Kitap diriler için gönderildi. İşte Kur’an’ın varlık sebebi ve temel görevi budur.

İlgili ayetler

Ayet 71–75

5 ayet

Yâsîn 71

Yâsîn 72

Yâsîn 73

Yâsîn 74

Yâsîn 75

اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّا خَلَقْنَا لَهُمْ مِمَّا عَمِلَتْ اَيْد۪ينَٓا اَنْعَامًا فَهُمْ لَهَا مَالِكُونَ ۝٧١ وَذَلَّلْنَاهَا لَهُمْ فَمِنْهَا رَكُوبُهُمْ وَمِنْهَا يَاْكُلُونَ ۝٧٢ وَلَهُمْ ف۪يهَا مَنَافِعُ وَمَشَارِبُۜ اَفَلَا يَشْكُرُونَ ۝٧٣ وَاتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ اٰلِهَةً لَعَلَّهُمْ يُنْصَرُونَۜ ۝٧٤ لَا يَسْتَط۪يعُونَ نَصْرَهُمْۙ وَهُمْ لَهُمْ جُنْدٌ مُحْضَرُونَ ۝٧٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

71Evelem yerav ennâ ḫalaḳnâ lehüm mimmâ ʿamilet eydînâ enʿâmen fehüm lehâ mâlikûn.

Okunuş

72Veẕellelnâhâ lehüm feminhâ rakûbühüm veminhâ yeʾkülûn.

Okunuş

73Velehüm fîhâ menâfiʿu vemeşârib. efelâ yeşkürûn.

Okunuş

74Vetteḫaẕû min dûni-llâhi âlihetel leʿallehüm yünṣarûn.

Okunuş

75Lâ yesteṭîʿûne naṣrahüm vehüm lehüm cündüm muḥḍarûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

71Şimdi onlar sahip oldukları hayvanları kudretimizin bir eseri olarak kendileri için yarattığımızı görmüyorlar mı?

Türkçe Meal

72Biz o hayvanları onlar için evcilleştirdik. Bir kısmına biniyorlar bir kısmının da etinden yiyorlar.

Türkçe Meal

73Bu hayvanlarda, onlar için daha birçok faydalar var, özellikle süt ürünlerinden yararlanıyorlar. Hala bu nimetlerin hakkını vermeyecekler mi?

Türkçe Meal

74Buna rağmen onlar, Allah’tan başka kendilerinden yardım umdukları bir takım ilahlar edindiler.

Türkçe Meal

75Oysa onların bunlara yardım etmeye asla güçleri yetmez tam aksine kendileri, onları korumak için hazır kıta asker olurlar.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

71Nimetlerimizden istifade edip de Allah’a kulluktan kaçınan o gâfiller, görmediler mi kudretimizin ve rahmetimizin bir eseri olarak nice hayvanlar yarattık da kendileri etinden, sütünden ve gücünden faydalanmaları için onlara sahip olmaktadırlar? Rabbiniz sizden başka hiçbir canlı yaratmayabilirdi. Sadece otlarla, bitkilerle, meyvelerle, sebzelerle beslenmek zorunda kalırdınız.

Açıklamalı meal

72Bu hayvanları onların, emrine verdik. Onların bazısını binek olarak kullanırlar, bazılarını da kesip etlerini yerler.

Açıklamalı meal

73Kendileri için onlarda süt-yumurta deri ve yün gibi daha birçok yararlı şeyler ve içecekler var. Bütün bunlardan istifade edip de hala şükretmiyorlar mı?

Açıklamalı meal

74Bütün bunlara rağmen insanlardan bir kısmı, Allah’a şükür yerine kendilerine yardım edecekleri ümidiyle, Allah’tan başkasına dinî ve siyasi önderlere taparcasına bir bağlılıkla yönelir ve onların hizmetine girerek zalim tağutları ve işbirlikçi iktidarları kendilerine ilahlar edinirler. Edindikleri ilahların ilkelerine yasalarına uyarak onlara taptılar. Allah’ın yasalarına uymadılar. Onlar yasalarımıza uyarak hem dünyada hem ahirette kazanacaklardı. Bunu anlayamadılar. Yeryüzünde insanlardan edindikleri ilahlara uyarak; uydurdukları ilahların yardımlarını umdular.

Açıklamalı meal

75Ne var ki o sahte İlâhların gerçek anlamda onlara yardım edecek güçleri yoktur. Aksine insanların yardım bekledikleri yalancı ilahlar; hep insanlardan yardım bekler. Tam Aksine kendileri, AB, ABD ve NATO gibi hain ilâhlara yardıma hazır, görevli askerler durumunadırlar. Bu halleri ile hepsi birbirine muhtaç, hepsi birbirinin yardımını bekleyen güçsüz ve âciz varlıklardır.

Ayet 76

1 ayet

Yâsîn 76

فَلَا يَحْزُنْكَ قَوْلُهُمْۢ اِنَّا نَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ ۝٧٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

76Felâ yaḥzünke ḳavlühüm. innâ naʿlemü mâ yüsirrûne vemâ yüʿlinûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

76Sakın onların ileri geri konuşmaları seni üzmesin. Zira biz onların gizli saklı tuttuklarını da açığa vurduklarını da çok iyi biliyoruz.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

76Ey peygamber, ey Müslüman sen duruşunla doğru yoldasın. Artık Onların, o nankör, azgın ve küstahların, inkâr ve hakaret dolu sözleri seni üzmesin. Hiç endişelenme, Biz onların niyetlerini ve kalplerinde gizlediklerini de dilleriyle açığa vurduklarını da biliyoruz. Hangi niyetle sana karşı çıktıklarını, hangi nedenle ayetlerimizi inkâr ettiklerini ve onların elindeki imkânı da biliriz. Sen her şeye rağmen tevhid delillerini anlatmaya insanları diriliş gerçeği üzerinde düşündürmeye devam et Onların Allah’tan başka kaçacakları yer yoktur! İşte o zaman gerçeği anlayacaklar.

İlgili ayetler

Ayet 77–79

3 ayet

Yâsîn 77

Yâsîn 78

Yâsîn 79

اَوَلَمْ يَرَ الْاِنْسَانُ اَنَّا خَلَقْنَاهُ مِنْ نُطْفَةٍ فَاِذَا هُوَ خَص۪يمٌ مُب۪ينٌ ۝٧٧ وَضَرَبَ لَنَا مَثَلًا وَنَسِيَ خَلْقَهُۜ قَالَ مَنْ يُحْيِ الْعِظَامَ وَهِيَ رَم۪يمٌ ۝٧٨ قُلْ يُحْي۪يهَا الَّذ۪ٓي اَنْشَاَهَٓا اَوَّلَ مَرَّةٍۜ وَهُوَ بِكُلِّ خَلْقٍ عَل۪يمٌۙ ۝٧٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

77Evelem yera-lʾinsânü ennâ ḫalaḳnâhü min nuṭfetin feiẕâ hüve ḫaṣîmüm mübîn.

Okunuş

78Veḍarabe lenâ meŝelev venesiye ḫalḳah. ḳâle mey yuḥyi-lʿiżâme vehiye ramîm.

Okunuş

79Ḳul yuḥyîhe-lleẕî enşeehâ evvele merrah. vehüve bikülli ḫalḳin ʿalîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

77Peki bu insan kendisini bir damla sudan/spermden yarattığımızı hiç düşünmez mi ki kalkmış şimdi bize apaçık bir düşman kesiliyor.

Türkçe Meal

78Evet kendisinin nasıl yaratıldığını unutmuş, tutmuş bize bir de misal veriyor ve:
– Bu un ufak olmuş kemikleri kim diriltecek? Diyor.

Türkçe Meal

79De ki:
– Onları ilk defa kim yarattıysa o diriltecek. Zira O, her türlü yaratmayı bilendir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

77O edepsiz insan, kendisini basit görünümlü bir damla meniden yarattığımızı ve şekil verip bunca nimetlerle donattığımızı görmüyor mu? Şimdi o, bize ve elçilerimize karşı, aklınca deliller ileri sürerek apaçık bir düşman kesilmiştir. Yaratılışlarını unutup haddi aşıyorlar. Kendilerini yaratana düşman kesiliyorlar. Onlar kendilerini ne zannediyor? Bize nankörlük edip başkaldırarak isyan etmeye kalkmasını yanına bırakır mıyız?

Açıklamalı meal

78Kendi yaratılışını unutuyor ve nasıl yaşaması gerektiğini düşünmeden, bize örnek getirmeye kalkışıyor ve “Her şeye kadir olan Yaratıcıyı, yaratılanlarla bir tutup hiç utanmadan, Şu toprağa karışmış çürümüş kemiklere kim yeniden diriltip can verecekmiş?” diyor.

Açıklamalı meal

79Ey Resûlüm! O müşrik ve kâfire De ki: “Onları ortada hiçbir şey yokken ilk defa yaratan günü gelince tekrar diriltecek. Allah’ın ilmi ve gücü dilediği her şeyi en mükemmel şekilde yaratmaya yeter. O’nun ilminin sınırı yoktur.

Ayet 80

1 ayet

Yâsîn 80

اَلَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمْ مِنَ الشَّجَرِ الْاَخْضَرِ نَارًا فَاِذَٓا اَنْتُمْ مِنْهُ تُوقِدُونَ ۝٨٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

80Elleẕî ceʿale leküm mine-şşeceri-lʾaḫḍari nâran feiẕâ entüm minhü tûḳidûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

80Öyle ki O, sizin için yaş ağaçtan ateş çıkartmıştır. Nitekim siz onunla ateş yakıyorsunuz.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

80O size çöldeki yeşil ağaçtan kuru ateş yarattı da siz, toprak altında binlerce yıl kalarak kömüre ve petrole dönüşen maddeleri hayatın birçok alanında yakıp kullanıyorsunuz. Fotosentez yoluyla da yeşil bitkilerden çıkan oksijenle ateşi tutuşturup yakmaktasınız. Hâlâ düşünmez misiniz?

İlgili ayetler

Ayet 81

1 ayet

Yâsîn 81

اَوَلَيْسَ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بِقَادِرٍ عَلٰٓى اَنْ يَخْلُقَ مِثْلَهُمْۜ بَلٰى وَهُوَ الْخَلَّاقُ الْعَل۪يمُ ۝٨١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

81Eveleyse-lleẕî ḫaleḳa-ssemâvâti velʾarḍa biḳâdirin ʿalâ ey yaḫlüḳa miŝlehüm. belâ vehüve-lḫallâḳu-lʿalîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

81Peki gökleri ve yeri yaratanın, onların benzerlerini yaratmaya gücü yetmez mi? Elbette yeter! Çünkü Allah, her şeyi bilen mükemmel bir yaratıcıdır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

81Gökleri ve yeri yaratan Allah, sonsuz ilim ve kudretiyle onları aynı şekilde yeniden yaratamaz mı? Elbette yaratır. Çünkü O her şeyi kusursuzca Yaratan ve her şeyin gerçeğini bilendir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

81İbrahim 48İsrâ 99

Ayet 82

1 ayet

Yâsîn 82

اِنَّمَٓا اَمْرُهُٓ اِذَٓا اَرَادَ شَيْـًٔا اَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ ۝٨٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

82İnnemâ emruhû iẕâ erâde şeyʾen ey yeḳûle lehû kün feyekûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

82Zira O, bir şeyin olmasını istediği zaman, O’nun tek yaptığı: “Ol!” Demekten ibarettir. O da hemen oluş sürecine girer.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

82Allah, eşsiz yaratma ilmi ve gücü ile bir şeyi yaratmak istediğinde O’nun emri sadece ona: “Ol” demesidir. O da hemen oluverir. Düşünüp öğüt alsınlar. Dünya hayatı için doğduk, yaşadık, öldük, mesele bitti demesinler.

İlgili ayetler

Ayet 83

1 ayet

Yâsîn 83

فَسُبْحَانَ الَّذ۪ي بِيَدِه۪ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ۝٨٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

83Fesübḥâne-lleẕî biyedihî melekûtü külli şeyʾiv veileyhi türceʿûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

83Kâinattaki her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah yücedir/benzersizdir. Hepiniz bir gün hesap vermek üzere O’na döndürüleceksiniz.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

83Ne yaparsanız yapın her şeyin mülkü, yönetimi mutlak hüküm ve hükümranlığı, kendisinde olan yüceler yücesi Allah’ın şanı ne kadar da yücedir. Ve hepiniz bir gün ölecek, dirilecek ve kesinlikle bütün bir hayatın hesabını vermek için eninde sonunda O’na döndürüleceksiniz. İster emirlerimize uyar, yasalarımıza göre yaşar, yüzünüzün akıyla hesaba gelirsiniz. İster ayetlerimi inkâr eder, aklınızdan uydurduğunuz yasalara göre yaşar, yüzünüzün karasıyla hesaba gelirsiniz. Hala öğüt alıp kendinizi düzeltmeyecek misiniz?

İlgili ayetler

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Cin, sonra Furkan indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla