Sûre hakkındaAdı · Nüzul Zamanı · Ana ve Yan Konular
Adı: Sure “Furkan” adını birinci ayetten alır. Daha pek çok surenin adları gibi, bu ad da sembolik olmakla birlikte, ana konuyla yakından ilişki içindedir.
Nüzul Zamanı: Üslup ve konusundan, bu surenin de Müminun Suresi gibi, Mekke’nin ortasında indiği anlaşılmaktadır. İbn Cerir ve İmam Razi, Dahhak İbn Müzahim’den bu surenin Nisa Suresi’nden sekiz yıl önce indiği rivayetinde bulunurlar. Bu da, sure ile ilgili nüzul zamanı konusundaki görüşümüzü doğrulamaktadır. (İbni Cerir, XIX: 28-30; Tefsiru’l Kebir, VI: 358).
Ana ve Yan Konular: Sure, Mekke kâfirlerinin Kur’an, Hz. Muhammed’in (s.a) peygamberliği ve getirdiği öğretilere karşı yükselttikleri şüphe ve itirazları ele almaktadır. Her itiraza uygun cevap verilmekte ve halk gerçeği reddetmenin sonuçları hakkında uyarılmaktadır. Surenin sonunda, Müminun Suresi’nin başında olduğu gibi, müminlerin ahlâkî-manevî üstünlükleri tasvir edilerek sanki şöyle denmektedir: “Gerçekle sahteyi ayırmanın ölçüsü buradadır. Bunlar Rasûlullah’a inanan ve öğretilerini izleyen insanların soylu nitelikleridir ve bu insanlar, Rasûlullah’ın yetiştirmeye çalıştığı tiplerdir. O halde, bu insanların Mesaj’ı henüz kabul etmemiş ve “cahiliye” de kalıp gerçeği yenmek için ellerinden geleni yapan insanlarla karşılaştırabilir ve değerlendirebilirsiniz. Sonra da, kendi adınıza hangi tarafı seçeceğinize karar verebilirsiniz.” Bu sorun, bu kadar çok sözle ifade edilmiyorsa da, hissedilir şekilde Arap’ın önüne konmaktadır. Bir kaç yıl sonra bu soruya verilen pratik cevabın, çok az istisna dışında, İslâm’ı kabul şeklinde olduğunu belirtmeliyiz.
Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıylaAyet 1
1 ayetFurkan 1
تَبَارَكَ الَّذ۪ي نَزَّلَ الْفُرْقَانَ عَلٰى عَبْدِه۪ لِيَكُونَ لِلْعَالَم۪ينَ نَذ۪يرًاۙ ١
Mushaf
Okunuş
1Tebârake-lleẕî nezzele-lfürḳâne ʿalâ ʿabdihî liyekûne lilʿâlemîne neẕîrâ.
Türkçe Meal
1Bütün toplumlara uyarı olsun diye kuluna, hak ile batılı ayıran Furkan olan Kuran’ı indiren Allah ne yücedir, ne cömerttir.
Açıklamalı meal
1Kıyâmete kadar bütün alemlere ve insanlara uyarıcı ve rahmet olması için Muhammed kuluna, doğru ile yanlışı, Hakk ile bâtılı açıkça birbirinden ayırsın ve şirkten vazgeçmeyenler için uyarı olsun diye bir adı da Furkan olan Kur’an’ı bölüm bölüm indiren ve yaşamınızın yasasını bildiren Allah’ın şanı ne yücedir. Ey insanlar! Bilin ki gönderilen ayetlerin her biri sizin için temel ölçülerdir. Size yaratılışı hayatı öğretir ve en güzel yola ulaştırır. Size yaşamınızın yasasını bildiren Allah çok yüce ve kutludur.
İlgili ayetler
Ayet 2
1 ayetFurkan 2
اَلَّذ۪ي لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَلَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَمْ يَكُنْ لَهُ شَر۪يكٌ فِي الْمُلْكِ وَخَلَقَ كُلَّ شَيْءٍ فَقَدَّرَهُ تَقْد۪يرًا ٢
Mushaf
Okunuş
2Elleẕî lehû mülkü-ssemâvâti velʾarḍi velem yetteḫiẕ veledev velem yekül lehû şerîkün fi-lmülki veḫaleḳa külle şeyʾin feḳadderahû taḳdîrâ.
Türkçe Meal
2Zira göklerin ve yerin egemenliği sadece O’na aittir. O, ne bir çocuk edinmiştir, ne de egemenliğinde herhangi bir ortağı vardır, her şeyi O yaratmış ve her şeyin kaderini/ölçüsünü bir yasaya O bağlamıştır.
Açıklamalı meal
2Göklerin de yerin de mülkü hakimiyeti ve egemenliği, sadece O’na aittir. Onların iddialarının aksine Allah asla çocuk edinmemiştir ve melekler O’nun kızları değildir. Yönetiminde mülkünde ve hükümranlığında katiyen ortağı yoktur ve olması da mümkün değildir. Her şeyi mükemmel bir düzen içerisinde O yaratmış, evrene yerleştirdiği yasalar çerçevesinde belli bir plan ve kader tayin edip, ona ince bir ölçü ve nizam tayin etmiştir. Yarattığı varlıkları değişmez bir yasaya göre yaratmıştır. Yaratılış yasasını kimsenin değiştirmeye gücü yoktur. Allah’ın yasalarında hiçbir tutarsızlık, hiçbir haksızlık göremezsiniz. Allah’ın yasaları insanların yasaları gibi yazboz yasaları değildir. İnsanların çıkarlarına göre değiştirilemez. Şu hâlde insanların yapmaları gereken şey bütün bu nimet ve rahmete şükretmek, sadece Allah’a kulluk etmek, O’nun elçilerine inanıp emirlerine itaat etmektir.
İlgili ayetler
Ayet 3
1 ayetFurkan 3
وَاتَّخَذُوا مِنْ دُونِه۪ٓ اٰلِهَةً لَا يَخْلُقُونَ شَيْـًٔا وَهُمْ يُخْلَقُونَ وَلَا يَمْلِكُونَ لِاَنْفُسِهِمْ ضَرًّا وَلَا نَفْعًا وَلَا يَمْلِكُونَ مَوْتًا وَلَا حَيٰوةً وَلَا نُشُورًا ٣
Mushaf
Okunuş
3Vetteḫaẕû min dûnihî âlihetel lâ yaḫlüḳûne şeyʾev vehüm yuḫleḳûne velâ yemlikûne lienfüsihim ḍarrav velâ nefʿav velâ yemlikûne mevtev velâ ḥayâtev velâ nüşûrâ.
Türkçe Meal
3Hal böyleyken onlar Allah’tan başka kendileri yaratılmış olan ve hiçbir şey yaratamayan ve kendilerine bile yararı ve zararı olmayan, öldürmeye ve hayat vermeye ve de yeniden diriltmeye güçleri yetmeyenleri ilahlaştırıyorlar.
Açıklamalı meal
3Gerçek bu iken insanların çoğu Allah’a inanmakla beraber, tek başına Allah’ı yeterli görmeyip, hiçbir şey yaratamayan, yaratmak bir yana aksine kendileri de yaratılmış olan bir kısım âciz insanlara bağlılık gösteriler. Allah ile aralarında sahte ilahlar edinip onların peşine düşüyorlar. Böylece kendilerine şefaatçi olacaklarını umdukları bazı varlıkları O’na ortak koşmaktadırlar. Hâlbuki Allah’la birlikte ilah edinip O’na ortak koştukları kimseler, hiçbir şey yaratamazlar, aksine kendileri de yaratılmıştır. Hayatı kısaltmaya, uzatmaya ve ölüleri yeniden diriltmeye de güçleri yoktur. Kendilerine dahi hiçbir zarar ya da faydaları da dokunmaz, bir kötülüğü önlemeye de güçleri yetmez. Hal böyleyken inkâr edenler kendilerine Allah’tan başka yasa koyucular edindiler. İnsanların yasalarına uymak suretiyle, onları ilah edinerek onlara taptılar. Onlar kendilerinde; yasa yapma, yaptıkları yasalarıyla da insanları yönetme hakkı olduğunu zannediyorlar. Onların yaptığı şey Allah’ın verdiği nimetleri haksız şekilde paylaşmak, insanların bir kısmını yoksul bırakmaktır.
Ayet 4–5
2 ayetFurkan 4
Furkan 5
وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِنْ هٰذَٓا اِلَّٓا اِفْكٌۨ افْتَرٰيهُ وَاَعَانَهُ عَلَيْهِ قَوْمٌ اٰخَرُونَۚۛ فَقَدْ جَٓاؤُ۫ ظُلْمًا وَزُورًاۚۛ ٤ وَقَالُٓوا اَسَاط۪يرُ الْاَوَّل۪ينَ اكْتَتَبَهَا فَهِيَ تُمْلٰى عَلَيْهِ بُكْرَةً وَاَص۪يلًا ٥
Mushaf
Okunuş
4Veḳâle-lleẕîne keferû in hâẕâ illâ ifkün-fterâhü veeʿânehû ʿaleyhi ḳavmün âḫarûn. feḳad câû żulmev vezûrâ.
5Veḳâlû esâṭîru-lʾevvelîne-ktetebehâ fehiye tümlâ ʿaleyhi bükratev veeṣîlâ.
Türkçe Meal
4Gerçeği örtbas eden kâfirler: “Bu Kuran onun uydurduğu ve Allah’a isnat ettiği sözlerden başka bir şey değildir. Üstelik başka bir topluluk da ona yardım ediyor” dediler böylece iftira çarpıtma ve yalana başvurdular.
5– Yine onlar: “Bu Kuran, ezberlemesi için sabah akşam kendisine okunan öncekilerin efsanelerinden başka bir şey değildir” dediler. 16/24, 23/83, 27/68, 83/13
Açıklamalı meal
4İşte bu yüzdendir ki, hakikati inkâr edenler bir de kalkmış, kendilerine tevhidi anlatmak üzere gönderdiğimiz elçimizin peygamberliğine inanmıyor ve ona vahyedilen Kur’ an hakkında şöyle diyorlar: “Bu Kur’an olsa olsa Muhammed’in birilerinden yardım alarak ya da kendi kafasından uydurduğu yalan ve iftiradan başka bir şey değildir. Onu çocukluğundan beri tanıyoruz. Okuma yazma bilmediğini de biliyoruz. Vahiy dediği bu sözlerin ona ait olması mümkün değil. Üstelik bunları uydururken, Yahudi ve Hristiyanlardan bazıları da kendisine mutlaka yardım etmiştir” dediler. Çünkü söyledikleri öyle tek başına birinin kendi kafasından söyleyeceği sözlere benzemiyor diyerek gerçeği yalanlamaya çalıştılar. Aslında bu sözleriyle, Kur’an’ın insanüstü bir kaynaktan geldiğini itiraf ediyor, ama kibir ve inatçılıkları yüzünden hakikati kabullenmek istemiyorlar. Böylece onlar gerçeği çarpıtarak bile bile haksızlığa ve iftiraya başvurdular. Hem de hesabı zor bir iftira.
5Ardından yeni bir iftira daha attılar. Dediler ki: Bu ayetler, eskilerin masallarıdır. Muhammed, kendisi okuma yazma bilmediği için ücret karşılığı onları başkasına yazdırıyor. Bu hikâyeler sabah akşam kendisine okunup duruyor. Bu yüzden hepsini ezberden okuyabiliyor diyerek gerçeği yalanlamaya çalışıyorlar. Böylece onlar bu çirkin yakıştırma ve karalamayla ilahi kelama haksızlık etmektedirler.
İlgili ayetler
Ayet 6
1 ayetFurkan 6
قُلْ اَنْزَلَهُ الَّذ۪ي يَعْلَمُ السِّرَّ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ اِنَّهُ كَانَ غَفُورًا رَح۪يمًا ٦
Mushaf
Okunuş
6Ḳul enzelehü-lleẕî yaʿlemü-ssirra fi-ssemâvâti velʾarḍ. innehû kâne gafûrar raḥîmâ.
Türkçe Meal
6De ki onlara:
– “Bu Kuran’ı göklerin ve yerin bütün sırlarını bilen Allah indirmiştir. Çünkü O, eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz bir rahmetin sahibidir.
Açıklamalı meal
6Ey Peygamber! Sana bu tür iftiralar atan müşriklere de ki: “Aklınızı biraz kullanıp, samimi bir yaklaşımla Kur’an’ı incelerseniz, Muhammed veya bir başkasının Kur’an’ı uydurmuş olmadığını açıkça göreceksiniz. Tam tersine, göklerdeki ve yerdeki bütün gizli açık tüm yaptıklarınızı da sırları da bilen, her şeyden haberdar olan ve onları yaratan Allah’ın indirdiği vahiydir. Öyleyse, kibir ve inadı bırakın da gelin Rabbinizin merhametine sığının. Tövbe etmek için hâlâ geç kalmış sayılmazsınız. Allah bu nankör ve cahil tutumunuza rağmen size doğru olanı anlayıp ona yönelmeniz için zaman tanımaktadır. Yaptığınız iftiralardan, söylediğiniz yalanlardan vazgeçin. Allah kullarının hak ettikleri cezayı vermek için acele etmez. Unutmayın ki O, tevbe eden kullarına karşı çok bağışlayıcı olan Gafûr ve çok merhametli olan Rahim’dir. Eğer tövbe eder ve peygambere iman ederseniz, sonsuz merhametiyle sizleri affedecektir.
Ayet 7–8
2 ayetFurkan 7
Furkan 8
وَقَالُوا مَا لِهٰذَا الرَّسُولِ يَاْكُلُ الطَّعَامَ وَيَمْش۪ي فِي الْاَسْوَاقِۜ لَوْلَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مَلَكٌ فَيَكُونَ مَعَهُ نَذ۪يرًاۙ ٧ اَوْ يُلْقٰٓى اِلَيْهِ كَنْزٌ اَوْ تَكُونُ لَهُ جَنَّةٌ يَاْكُلُ مِنْهَاۜ وَقَالَ الظَّالِمُونَ اِنْ تَتَّبِعُونَ اِلَّا رَجُلًا مَسْحُورًا ٨
Mushaf
Okunuş
7Veḳâlû mâ lihâẕe-rrasûli yeʾkülu-ṭṭaʿâme veyemşî fi-lʾesvâḳ. levlâ ünzile ileyhi melekün feyekûne meʿahû neẕîrâ.
8Ev yülḳâ ileyhi kenzün ev tekûnü lehû cennetüy yeʾkülü minhâ. veḳâle-żżâlimûne in tettebiʿûne illâ racülem mesḥûrâ.
Türkçe Meal
7Bir de:
– Bu nasıl bir elçi? Yiyor, içiyor, çarşı pazar dolaşıyor. Mademki o bir elçi hiç olmazsa ona bir melek verilmeli ve onunla beraber uyarmalıydı! Diyorlar.
8– Ya da kendisine bir hazine verilmeli veya kendine ait emeksiz ürünlerinden yediği bir bahçesi olmalı. Bir de kalkıp o zalimler inananlara “Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz” diyorlar.
Açıklamalı meal
7Senin bütün çabana rağmen ilâhî daveti inkâr edenler, bu tür iftiralarla bir yere varamayacaklarını anlayınca, Muhammed’in sade ve doğal bir insan olmasına da şaşırarak şöyle dediler: “Bu elçilik davasını güden kimseye ne oluyor, nasıl bir peygamber ki bizim gibi yemek yiyor, su içiyor, acıkıyor, uyuyor basit insanlar gibi ihtiyacını sağlamak için çarşılarda pazarlarda geziyor? Hâlbuki gerçekten Peygamber olsaydı bizlerden üstün olurdu. Onun durumu bize benzememeliydi. Üstelik istediğimiz mucizelerin hiçbirini de gösteremiyor. Yanında O’na şahit olup kendisini doğrulayacak bir melek de yok. Ona Allah tarafından gözlerimizle görebileceğimiz, uyarıcı bir melek gönderilmesi ve bizi uyarıp davetini onunla birlikte yapması gerekmez mi?”
8Yahut gökten kendisine Allah tarafından verilen bir hazine olmalı ki geçimini sağlamaya ihtiyacı kalmasın. Yahut kendisinin meyvelerinden yiyeceği, bizlerin de daha önce hiç görmediğimiz güzellikte bir bahçesi buralarda olması gerekmez mi? Ve Allah’ın nurunu söndürmek için ne yapacaklarını şaşıran bu zalimler birbirlerine ve Kur’an’dan etkilenen i insanlara: Siz Muhammed’in davetine uyarsanız, olsa olsa, ilahlarımıza dil uzattığı için onların lanetine uğrayan büyülenmiş bir adama uymuş olursunuz” dediler. İnatlarına inat kattılar ve Resul’e inananların akıllarını çelmeye çalıştılar.
Ayet 9
1 ayetFurkan 9
اُنْظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوا لَكَ الْاَمْثَالَ فَضَلُّوا فَلَا يَسْتَط۪يعُونَ سَب۪يلًا۟ ٩
Mushaf
Okunuş
9Ünżur keyfe ḍarabû leke-lʾemŝâle feḍallû felâ yesteṭîʿûne sebîlâ.
Türkçe Meal
9Hele bir bak şunlara sana neler yakıştırıyorlar ve öyle bir sapıtıyorlar ki artık doğru yolu bulmalarına imkân yok.
Açıklamalı meal
9Ey Peygamber! Sen onların bu yalan ve iftiralarına aldırma. Gerçeği çarpıtmak için sana yakıştırdıkları kötü sıfatlara bir bak. Sana gelen vahye inanmamalarına gerekçe bulmak için ne kadar da şaşkın ve kararsız bir şekilde yalan yanlış iddialara umut bağlıyorlar. Senin için kimi zaman büyücü, kimi zaman büyülenmiş, bazen deli, bazen de şâir diyerek nasıl saçma ve anlamsız bahaneler üretip hadsiz benzetmeler yaptılar da çıkmaza girip doğru yoldan iyice saptılar. İnkârlarını sana ve sana uyanlara kabul ettirmek için nasıl muhakemeler kuruyorlar. Bu gidişle artık bir daha doğru yolu bulamazlar.
Ayet 10
1 ayetFurkan 10
تَبَارَكَ الَّذ۪ٓي اِنْ شَٓاءَ جَعَلَ لَكَ خَيْرًا مِنْ ذٰلِكَ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۙ وَيَجْعَلْ لَكَ قُصُورًا ١٠
Mushaf
Okunuş
10Tebârake-lleẕî in şâe ceʿale leke ḫayram min ẕâlike cennâtin tecrî min taḥtihe-lʾenhâru veyecʿal leke ḳuṣûrâ.
Türkçe Meal
10O, öyle cömert ve öyle yücedir ki dilerse sana ondan daha iyisini; tabanından ırmakların çağladığı cennetler verir ve sana köşkler ve saraylar bahşeder.
Açıklamalı meal
10O Allah tek yücedir ve cömert olandır ki istese o müşrik ve kâfirlerin, sana yakıştırdıklarından çok daha fazlasını ve iyisini verir. Hatta bu dünyada da ahiret hayatında da içlerinden ırmaklar akan bağlar, bahçeler verir ve senin için muhteşem saraylar ihsan eder. Fakat bunları âhirete bıraktı ki o ahiret, daha hayırlı ve bâkidir. O’nun sana olan nimet ve ikramı sonsuzdur. Şunu bil ki onların bu istekleri, inanmamak için ürettikleri bahanelerden ibarettir.
İlgili ayetler
Ayet 11–14
4 ayetFurkan 11
Furkan 12
Furkan 13
Furkan 14
بَلْ كَذَّبُوا بِالسَّاعَةِ وَاَعْتَدْنَا لِمَنْ كَذَّبَ بِالسَّاعَةِ سَع۪يرًاۚ ١١ اِذَا رَاَتْهُمْ مِنْ مَكَانٍ بَع۪يدٍ سَمِعُوا لَهَا تَغَيُّظًا وَزَف۪يرًا ١٢ وَاِذَٓا اُلْقُوا مِنْهَا مَكَانًا ضَيِّقًا مُقَرَّن۪ينَ دَعَوْا هُنَالِكَ ثُبُورًاۜ ١٣ لَا تَدْعُوا الْيَوْمَ ثُبُورًا وَاحِدًا وَادْعُوا ثُبُورًا كَث۪يرًا ١٤
Mushaf
Okunuş
11Bel keẕẕebû bissâʿati veaʿtednâ limen keẕẕebe bissâʿati seʿîrâ.
12İẕâ raethüm mim mekânim beʿîdin semiʿû lehâ tegayyüżav vezefîrâ.
13Veiẕâ ülḳû minhâ mekânen ḍayyiḳam müḳarranîne deʿav hünâlike ŝübûrâ.
14Lâ tedʿü-lyevme ŝübûrav vâḥidev vedʿû ŝübûran keŝîrâ.
Türkçe Meal
11Aslında onlar o saat bu dünyanın sonunun geleceği gerçeğini yalanlıyorlar oysa biz o saat gerçeğini hesaba katmayanlar için alevler püskürten korkunç bir ateş hazırladık.
12Bu ateş onları uzak bir yerden gördüğünde, onun öfkeli kükremesini ve uğultusunu işitecekler.
13Elleri boyunlarına bağlı olarak oranın dar bir yerine atıldıkları zaman, orada ölüp yok olmak için yalvaracaklar.
14Bu gün ölüp yok olmak için bir defa değil defalarca yalvarın!
Açıklamalı meal
11Kâfirlerin bunca itirazlarının arkasında yatan gerçek sebep şudur. Onlar senin peygamberliğine inanmamanın ve Allah’a şirk koşmanın sonucunda cezalandırılacaklarına inanmıyorlar. Aslında onlar senin hakkında o yakışıksız sözleri söylemekle kalmadılar. Bilakis bunları söylemekle, dünya hayatını tercih etmiş oldular. Ayrıca çok mala sahip olanları gözlerinin önüne getirerek, ölümden sonraki hayatı ve kıyamet saatini de yalanladılar. Biz kıyamet gerçeğini alaya alan ve ölümden sonraki hayatı yalanlayanlar için içine girecekleri alevler püskürten cehennemi hazırlamışızdır.
12Kâfirler cehennem ateşini, uzak bir mesafeden gördüklerinde; cehennemin sanki hesap sormak için sabırsızlıkla bekleyen bir insan edasıyla öfkeden kükreyip, kaynamasını ve harıl harıl yanarken çıkardığı korkunç uğultusunu işitirler. Böylece korku, pişmanlık ve dehşet içerisinde, hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlarlar.
13Elleri boyunlarında zincirlere vurulup, cehennemin daracık ve bunaltıcı bir yerine atıldıkları zaman, yaşadıkları acı sebebiyle “Yetiş ey ölüm neredesin, keşke yok olup gitseydik de bugünü görmeseydik” diye hayıflanırlar ve tek çare olarak oracıkta ölüp yok olmak için yalvarırlar.
14O gün azap melekleri tarafından onlara denilecek ki: Bugün bu azap geçici değil, o yüzden bir defa ölmek için yalvarmayın, defalarca ölmek için yalvarsanız da nafile”. Çünkü bu azap hiçbir zaman bitmeyecek, yanıp kavrulan vücudunuz her defasında yeniden yaratılacak ve artık ölmek isteseniz de ölemeyeceksiniz, feryadınız boşunadır, siz bu cezayı hak ettiniz denilecek,
Ayet 15–16
2 ayetFurkan 15
Furkan 16
قُلْ اَذٰلِكَ خَيْرٌ اَمْ جَنَّةُ الْخُلْدِ الَّت۪ي وُعِدَ الْمُتَّقُونَۜ كَانَتْ لَهُمْ جَزَٓاءً وَمَص۪يرًا ١٥ لَهُمْ ف۪يهَا مَا يَشَٓاؤُ۫نَ خَالِد۪ينَۜ كَانَ عَلٰى رَبِّكَ وَعْدًا مَسْؤُ۫لًا ١٦
Mushaf
Okunuş
15Ḳul eẕâlike ḫayrun em cennetü-lḫuldi-lletî vuʿide-lmütteḳûn. kânet lehüm cezâev vemeṣîrâ.
16Lehüm fîhâ mâ yeşâûne ḫâlidîn. kâne ʿalâ rabbike vaʿdem mesʾûlâ.
Türkçe Meal
15De ki:
– E şimdi bu mu hayırlı, yoksa günahlardan sakınıp korunanlara vaat edilen ve onlar için bir ödül ve nihai vatan olan kalıcı cennet mi?
16Orada onlar için diledikleri her şey vardır ve orada kalıcıdırlar. İşte bu inananlara vaat ettiği Rabbinin yerine getirmeyi üstlendiği vaattir.
Açıklamalı meal
15O hâlde, Ey Peygamber ve ey Müslüman! Bu felâket adım adım yaklaşmaktayken, küfürde inatla direnerek kıyamet ve hesaba çekilme uyarılanı alaya alan müşriklere de ki: Hâlâ hayattayken şu soru üzerinde düşünün ve söyleyin bakalım. Allah adına yapılan daveti reddetmeniz sonucunda cehennem azabına çarptırılarak, acıdan defalarca ölmeyi isteyeceğiniz bu korkunç son mu iyi, yoksa sınırlarını Allah’ın belirlediği bir hayatı yaşamak için elinden geleni yapıp Allah’a karşı gelmekten sakınan takva sahiplerine, vaadedilen ve içerisinde diledikleri her şeyi bulabilecekleri ebedi cennet mi iyidir? Orası muttakiler için bir mükafat ve varılacak son yerdir. Ebedi cennet Allah’ın yasalarına uyarak inanıp iyi işler yapanların hakkıdır. Allah’ın gönderdiği bilgilere karşılık hainlik yapmayan, gerçekleri saptırmayanların hakkıdır.
16Cennette her istedikleri onlara ikram edilir ve ebedi olarak kalırlar. İşte bu, öyle bir vaattir ki müminler için yerine getirmeyi bizzat Rabbinin üstlendiği bir sözdür. Rabbin asla verdiği sözden dönmez.
İlgili ayetler
16Nahl 31Enbiyâ 102Secde 17Yâsîn 55Yâsîn 58Fussilet 30Fussilet 32
Ayet 17–18
2 ayetFurkan 17
Furkan 18
وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ فَيَقُولُ ءَاَنْتُمْ اَضْلَلْتُمْ عِبَاد۪ي هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اَمْ هُمْ ضَلُّوا السَّب۪يلَۜ ١٧ قَالُوا سُبْحَانَكَ مَا كَانَ يَنْبَغ۪ي لَنَٓا اَنْ نَتَّخِذَ مِنْ دُونِكَ مِنْ اَوْلِيَٓاءَ وَلٰكِنْ مَتَّعْتَهُمْ وَاٰبَٓاءَهُمْ حَتّٰى نَسُوا الذِّكْرَۚ وَكَانُوا قَوْمًا بُورًا ١٨
Mushaf
Okunuş
17Veyevme yaḥşüruhüm vemâ yaʿbüdûne min dûni-llâhi feyeḳûlü eentüm aḍleltüm ʿibâdî hâülâi em hüm ḍallü-ssebîl.
18Ḳâlû sübḥâneke mâ kâne yembegî lenâ en netteḫiẕe min dûnike min evliyâe velâkim mettaʿtehüm veâbâehüm ḥattâ nesü-ẕẕikr. vekânû ḳavmem bûrâ.
Türkçe Meal
17O gün Allah hem onları hem de Allah ile aralarına koyup kulluk ettiklerini bir araya toplayacak ve onlara “Şu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendileri mi saptılar?” diyecek.
18Onlar da:
– Hâşâ Rabbim! Seni tenzih ederiz sen noksan sıfatlardan uzaksın, senden başkasını evliya ve otorite edinmek bize yakışmaz. Fakat sen onlara ve atalarına dünyevi hazları o kadar çok tattırdın ki şımarıp zikri/Kuran’ı unuttular ve sonunda helak olmayı hak eden bir toplum oldular.
Açıklamalı meal
17Rabbin, müşrikleri ve onların Allah’ın yanı sıra, Allah ile aralarına aracı koyarak kendisinden başka medet umulanları ve Allah’ın yasalarını bırakıp peşlerinden gittikleri insanların yasalarına uyarak putlaştırdığı kimseleri yüzleştirmek için hesap gününde hepsini bir araya toplar. Ve “savunmanızı yapın” der. Müşrikler: Evet, suçumuz sapmak ama biz sapmadık, bizi ilah diye taptıklarımız saptırdı” derler. Bunun üzerine Allah ilah edindikleri şirkin önderlerine şöyle sorar: “Bu kullarımı Benim davetime yönelmelerine engel olmak için şirk inancına sürükleyen ve yoldan çıkarıp saptıran siz misiniz? Yoksa kendileri mi nasihatten yüz çevirip şirke saptılar? Yasalarımıza uyarak bize tapın diye insanlara siz mi dediniz yoksa onlar kendileri isteyerek mi taptılar?
18Müşriklerin ilâh edindikleri kimseler ise: Ey Rabbimiz Hâşâ! Bizim böyle bir şey yapmak ne haddimize! Senin şanın yücedir, sen her türlü eksiklik ve noksanlıktan uzaksın. Senden başka ilah ve dostlar edinmek bize yaraşmaz. Dolayısıyla, insanlardan bize kulluk etmelerini istememiz de asla mümkün değildir. Biz onları kesinlikle saptırmadık. Fakat sen insanları özgür bıraktın. Onlara ve atalarına o kadar sayısız nimet verdin ki bolluk içinde dünya zevklerine daldılar. Sana itaat edeceklerine, azgınlaştılar ve nankörleşerek Senin davetinden yüz çevirdiler. Bu nimetlere şükredip sana kulluk edecekleri yerde, elçilerinin uyarılarına kulak asmadılar. Seni anmayı ve uyarılarını dile getiren Kitabı unuttular. Ve şımarıp helaki hak eden hayırsız bir topluluk oldular. Bu kadir kıymet bilmez nankörler, Senin yasalarına uymadılar. Hep insanların çıkardığı yasalara uyarak yasa çıkaranlara taptılar. Yaptıklarının kötü bir şey olduğu hatırlatılsa bile azgınlıklarından dolayı inkâr ettiler. Böylece azabı hak eden insanlardan oldular diyecekler. İşte kâfirlerin ilahlaştırdığı kimseler, Kıyâmet Gününde onları böyle reddedecek.
Ayet 19
1 ayetFurkan 19
فَقَدْ كَذَّبُوكُمْ بِمَا تَقُولُونَۙ فَمَا تَسْتَط۪يعُونَ صَرْفًا وَلَا نَصْرًاۚ وَمَنْ يَظْلِمْ مِنْكُمْ نُذِقْهُ عَذَابًا كَب۪يرًا ١٩
Mushaf
Okunuş
19Feḳad keẕẕebûküm bimâ teḳûlûne femâ testeṭîʿûne ṣarfev velâ naṣrâ. vemey yażlim minküm nüẕiḳhü ʿaẕâben kebîrâ.
Türkçe Meal
19İşte bak söylediklerinizin tümünde sizi yalancı çıkardılar. Artık ne azabı başınızdan savabilirsiniz ne de herhangi bir yardım alabilirsiniz. İçinizden kim zulme batarsa biz ona büyük azabı tattıracağız.
Açıklamalı meal
19Bunun üzerine, Allah medet umup ortak koştuklarının peşinden giden müşriklere şöyle diyecek: Bakın işte dünya hayatında kendilerinden medet umup kendilerine uymaya mecbur zannettiğiniz kimseler bile sizin davranışınızı doğru bulmuyor. Böylece ilah edindikleriniz, onların sizi saptırdıkları şeklindeki iddianızı da yalanlıyor. Onların, sizi Allah’a yakınlaştıracağını iddia ediyordunuz. Fakat bugün bizzat onlar bu iddianızı reddediyorlar. Artık ne hak ettiğiniz azabı geri çevirmeğe gücünüz yeter, ne de kendinize bir destekçi bulabilirsiniz. Bu yargılamanın sonunda Allah adına yapılan davetten yüz çevirip O’na sırt dönenlere ve şirk koşmakla nefsine zulmedenlere büyük bir azap tattırırız. Artık hak ettiğiniz azaptan kurtuluşunuz kalmamıştır. Ey Peygamber’e iman edenler! İşte şirk böylesine çirkin ve tehlikelidir. İyi bilin ki içinizden kim şirk koşarsa, ona müthiş bir azap tattırırız.
İlgili ayetler
Ayet 20
1 ayetFurkan 20
وَمَٓا اَرْسَلْنَا قَبْلَكَ مِنَ الْمُرْسَل۪ينَ اِلَّٓا اِنَّهُمْ لَيَاْكُلُونَ الطَّعَامَ وَيَمْشُونَ فِي الْاَسْوَاقِۜ وَجَعَلْنَا بَعْضَكُمْ لِبَعْضٍ فِتْنَةًۜ اَتَصْبِرُونَۚ وَكَانَ رَبُّكَ بَص۪يرًا۟ ٢٠
Mushaf
Okunuş
20Vemâ erselnâ ḳableke mine-lmürselîne illâ innehüm leyeʾkülûne-ṭṭaʿâme veyemşûne fi-lʾesvâḳ. veceʿalnâ baʿḍaküm libaʿḍin fitneh. etaṣbirûn. vekâne rabbüke beṣîrâ.
Türkçe Meal
20Oysa senden önce gönderdiğimiz elçilerin hepsi de yiyip içer, çarşı pazar dolaşırlardı. Zira biz sizleri birbinizle imtihan ediyoruz, bakalım sabrediyor musunuz? Senin Rabbin, zaten her şeyi görmektedir.
Açıklamalı meal
20Ey Muhammed! İnkârcıların yalan yanlış verdiği örnekler, kurdukları yanlış muhakemeler seni üzmesin. Esasen onlar gayet iyi biliyorlar ki, senden önce gönderdiğimiz bütün elçiler de her insan gibi yemek yiyip içen, çarşılarda pazarlarda gezen normal kimselerdi. Dolayısıyla senden olağanüstü şeyler beklemeleri tamamen bahanedir. İnanmayanlar her zaman bir gerekçe bulacaklardır. Sen cahillerin küstahlıklarına aldırma. Gerçi isteseydik, melekleri de elçi olarak gönderebilirdik. Sizin bir kısmınızı, imanda sebat derecesini tespit etmek için diğer bir kısmınızla deneyip iyilerle kötüleri karşı karşıya getirerek, neye layık olduğunuz, ortaya çıksın diye bir sınav yaptık. Çünkü öteden beri bizim toplumlar üzerinde geçerli olan yasamız böyledir. Bakalım bu incitici sözler karşısında Allah’ın takdirine razı olup sabrediyor musunuz? Her peygamber, toplumu tarafından reddedilmiş, baskı ve muhalefet görmüştür. Bu, ne ölçüde dayanıklı olduğunuzun, tevhide ne kadar samimiyetle bağlı olduğunuzun ortaya çıkması için bir imtihandır. O hâlde, ey hak yolunun yolcusu. Bu dünyada karşılaştığın zorluklar seni yıldırmasın. Bıkıp usanmadan Allah yolunda mücadeleye devam et! Unutma Rabbin olup biten her şeyi görendir. Dolayısıyla, O’nun yolunda gösterdiğin samimiyet ve bağlılığın mükâfatını, sana tam olarak verecek, zalimleri de er geç hak ettikleri cezaya çarptıracaktır.
Ayet 21
1 ayetFurkan 21
وَقَالَ الَّذ۪ينَ لَا يَرْجُونَ لِقَٓاءَنَا لَوْلَٓا اُنْزِلَ عَلَيْنَا الْمَلٰٓئِكَةُ اَوْ نَرٰى رَبَّنَاۜ لَقَدِ اسْتَكْبَرُوا ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ وَعَتَوْ عُتُوًّا كَب۪يرًا ٢١
Mushaf
Okunuş
21Veḳâle-lleẕîne lâ yercûne liḳâenâ levlâ ünzile ʿaleyne-lmelâiketü ev nerâ rabbenâ. leḳadi-stekberû fî enfüsihim veʿatev ʿutüvven kebîrâ.
Türkçe Meal
21Bizim huzurumuza çıkıp hesap vermeyi hesaba katmayanlar: Bize melekler indirilmesi veya Rabbimizi açıkça görmemiz gerekmez miydi? Dediler. Andolsun ki onlar kibir ve küstahlıkta azgınlaşmışlardır.
Açıklamalı meal
21Kıyamet günü Bizimle karşılaşmayı ve huzurumuza çıkıp hesap vereceklerini düşünmeyen müşrikler; inkârlarını gölgelemek ve kendilerini haklı çıkarmak için bahane üretmeye devam ettiler ve dediler ki; “Bize peygamber olarak bir insan değil de melekler indirilmeliydi. Yahut Rabbimizi gözlerimizle görebilmeliydik. Muhammed’i doğrulamak için melekler ya da Rabbimiz, bize bir şeyler söylemeliydi dediler. Müşrikler, Allah’ın açıkça kendilerine görünmesini isteyerek, iyiden iyiye yoldan çıkmış bulunmaktadırlar. Andolsun ki onlar sıradan bir kul olmayı kendi içlerinde sindiremeyerek kibirlendiler ve “bize melek gelmeli” diyerek büyük bir azgınlık ve küstahlıkla haddi aştılar.
Ayet 22
1 ayetFurkan 22
يَوْمَ يَرَوْنَ الْمَلٰٓئِكَةَ لَا بُشْرٰى يَوْمَئِذٍ لِلْمُجْرِم۪ينَ وَيَقُولُونَ حِجْرًا مَحْجُورًا ٢٢
Mushaf
Okunuş
22Yevme yeravne-lmelâikete lâ büşrâ yevmeiẕil lilmücrimîne veyeḳûlûne ḥicram maḥcûrâ.
Türkçe Meal
22Evet bir gün melekleri görecekler ama o gün günahkârlara hiç de iyi haberler verilmeyecek ve onlar, “Eyvah her taraftan sarıldık” diyecekler.
Açıklamalı meal
22Gerçi melekleri görmeyecek değiller, onların ahirette gerçek olduklarını görecekleri gün, elbette gelecektir. Fakat bu görüşme hiç de bekledikleri gibi olmayacaktır. İşte ölüm anında ve mahşerde melekleri gördüklerinde, cehennem azabına çarptırılacaklarını anlayacaklar. O gün çoktan iş işten geçmiştir. Kibrine yenik düşen suçlulara her türlü mahrumiyetin başladığı o gün sevindirici bir haber yoktur ve melekler onlara şöyle diyecekler: “Boşuna beklemeyin size sevinmek, bize ise hoşunuza gidecek güzel sözler söylemek ve sevinçli bir Cennet haberi vermek yasaktır, haramdır. Dünya hayatında niçin aklınızı kullanmadınız, artık dönüşü olmayan bir biçimde Allah’ın rahmetinden kovuldunuz.”
Ayet 23
1 ayetFurkan 23
وَقَدِمْنَٓا اِلٰى مَا عَمِلُوا مِنْ عَمَلٍ فَجَعَلْنَاهُ هَبَٓاءً مَنْثُورًا ٢٣
Mushaf
Okunuş
23Veḳadimnâ ilâ mâ ʿamilû min ʿamelin feceʿalnâhü hebâem menŝûrâ.
Türkçe Meal
23O gün biz onların yaptıklarının hepsini toz duman edip boşa çıkaracağız.
Açıklamalı meal
23O gün Peygambere ısrarla karşı çıkmak ve şirk koşmak gibi affedilmez yanlışların yanı sıra Allah ‘ı görme talebinde bulunmak gibi bir küstahlığı da yapan kâfirlerin, dünyada iyilik ve doğruluk adına özenle yaptıkları bütün amelleri boşa çıkarırız. O amellerin ne kadar boş ve anlamsız şeyler olduklarını gösterip tamamını geçersiz kılarak etrafa saçılmış toz zerreleri haline getiririz. Dünya yaşamlarında kazandıkları servetlerin hiçbir faydası olmayacaktır. Artık yaptıklarının içinde güzel şeyler varsa da kendilerine bir yarar sağlamaz. İman olmaksızın yapılan hiçbir iyi amelin Allah nezdinde bir değeri yoktur. Çünkü iyi amellerin kabul edilmesi imana bağlıdır.
İlgili ayetler
Ayet 24
1 ayetFurkan 24
اَصْحَابُ الْجَنَّةِ يَوْمَئِذٍ خَيْرٌ مُسْتَقَرًّا وَاَحْسَنُ مَق۪يلًا ٢٤
Mushaf
Okunuş
24Aṣḥâbü-lcenneti yevmeiẕin ḫayrum müsteḳarrav veaḥsenü meḳîlâ.
Türkçe Meal
24O gün cennet ehline, kalınacak yerlerin en iyisi ve dinlenilecek yerlerin en güzeli verilecek.
Açıklamalı meal
24Diğer taraftan ilâhî nizam ve yasalarımıza göre yaşamış olmanın gereklerini yerine getiren ve Allah rızasını gaye yapan cennetlikler ise O gün, yaşayıp kalınacak yerlerin en iyisinde ve dinlenme yerlerinin de en güzeliyle ödüllendirileceklerdir.
Ayet 25
1 ayetFurkan 25
وَيَوْمَ تَشَقَّقُ السَّمَٓاءُ بِالْغَمَامِ وَنُزِّلَ الْمَلٰٓئِكَةُ تَنْز۪يلًا ٢٥
Mushaf
Okunuş
25Veyevme teşeḳḳaḳu-ssemâü bilgamâmi venüzzile-lmelâiketü tenzîlâ.
Türkçe Meal
25O gün gökyüzü parçalanıp bulutsu bir şekle dönüşecek ve melekler bulutların arasından bölük bölük indirilecek.
Açıklamalı meal
25Ve son saatin geldiği o gün, gök yarılıp beyaz bulutlarla param parça örtülecek ve melekler de bulutların arasından akın akın amel defterleri ile inecekler. Kıyamet günü, aşırı sıcaktan her şey buharlaşıp bulut haline gelecek. Dünyanın göğü sayılan atmosfer tabakası da bulut şeklinde buharlaşıp gidecektir.
İlgili ayetler
Ayet 26–29
4 ayetFurkan 26
Furkan 27
Furkan 28
Furkan 29
اَلْمُلْكُ يَوْمَئِذٍۨ الْحَقُّ لِلرَّحْمٰنِۜ وَكَانَ يَوْمًا عَلَى الْكَافِر۪ينَ عَس۪يرًا ٢٦ وَيَوْمَ يَعَضُّ الظَّالِمُ عَلٰى يَدَيْهِ يَقُولُ يَا لَيْتَن۪ي اتَّخَذْتُ مَعَ الرَّسُولِ سَب۪يلًا ٢٧ يَا وَيْلَتٰى لَيْتَن۪ي لَمْ اَتَّخِذْ فُلَانًا خَل۪يلًا ٢٨ لَقَدْ اَضَلَّن۪ي عَنِ الذِّكْرِ بَعْدَ اِذْ جَٓاءَن۪يۜ وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِلْاِنْسَانِ خَذُولًا ٢٩
Mushaf
Okunuş
26Elmülkü yevmeiẕin-lḥaḳḳu lirraḥmân. vekâne yevmen ʿale-lkâfirîne ʿasîrâ.
27Veyevme yeʿaḍḍu-żżâlimü ʿalâ yedeyhi yeḳûlü yâ leyteni-tteḫaẕtü meʿa-rrasûli sebîlâ.
28Yâ veyletâ leytenî lem etteḫiẕ fülânen ḫalîlâ.
29Leḳad eḍallenî ʿani-ẕẕikri baʿde iẕ câenî. vekâne-şşeyṭânü lilʾinsâni ḫaẕûlâ.
Türkçe Meal
26İşte o gün, gerçek hükümranlığın yalnız Rahman’a ait olduğu açıkça görülecek ve kâfirler için çok çetin bir gün olacak.
27Ve o gün vahye sırtını dönen kişi pişmanlıktan parmaklarını ısıracak ve diyecek ki:
– Ah keşke ben de Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçi ile beraber aynı yolu tutmuş olsaydım!
28Ah ne olaydı da ben falancayı Halil/dost edinmeseydim.
29And olsun ki o, bana gelen Kuran’dan beni uzaklaştırdı. Demek ki şeytan, insanı böyle yüzüstü bırakıp, rezil ediyor.
Açıklamalı meal
26Dünyadayken Allah’ın hükümlerini inkâr eden kafirler, O kıyamet gününde dünyada da âhirette de gerçek hükümranlığın, mülk ve egemenliğin yalnızca Rahman olan Allah’a ait olduğunu, bütün açıklığıyla göreceklerdir. O gün her türlü mülkiyet sona ermiş, her şey asıl sahibi olan Allah’a kalmış olacaktır. O gün dünyaya hâkim olduğunu ve dünyayı yönettiğini zannedenlerin dünyası başlarına yıkılır. Bugün otorite sahibiymiş gibi görünenlerin, gerçekte ne kadar zayıf ve âciz oldukları anlaşılacak ve hâkimiyetin, yalnızca Allah’a ait olduğu apaçık ortaya çıkacaktır. İşte bunun içindir ki O gün, mü’minlere kolay bir gün olurken, Allah ‘a ortak koşmak ve Allah’tan gelen gerçekleri örtbas etmek suretiyle kendisine yazık edenler için zor bir gündür.
27O gün gerçeği inkâr etmiş zalim insan, pişmanlıkla dizlerini döver ve şöyle der: “Keşke, bize bugünlerin geleceğini bildiren resuller ile birlikte yalnızca Allah’ı ilah edinip aynı yolun yolcusu olsaydım da bugün cehenneme atılmasaydım.
28Ah keşke, ben Allah’tan başkasının davetinden yüz çevirmeseydim. Keşke beni tevhitten yüz çevirmeye sevk edip Allah yolunun tersinde giden falancayı filancayı dost edinmeseydim de beni yanlış yola yönlendirene uymasaydım.
29Demek ki peygamberden onca ilahi öğüt dinlemiş olmama rağmen, o şeytan ve yandaşları beni, Allah’ın zikri olan Kur’an’dan ve Allah’ı layıkıyla anlamaktan uzaklaştırıp saptırdı. Zaten şeytan ve onun arkasından gidenler, dünyada insanı aldatır. Ahirette ise onu en zor anında yapayalnız, ve çaresiz bırakır.” Beni Allah’ın gönderdiği ayetlerden saptırdılar. Allah’ın ayetlerini okumadım, anlamadım. Ayetlere göre yolumu çizmedim. Beni yoldan çıkaran dostlarımın süslü sözleri hep ayetlerin önüne geçti. Bana şeytanca yaklaşıp yalanlarıyla beni uçuruma sürüklediler. Şimdi ise beni yapayalnız ve yardımcısız bıraktılar” diyecekler.
Ayet 30
1 ayetFurkan 30
وَقَالَ الرَّسُولُ يَا رَبِّ اِنَّ قَوْمِي اتَّخَذُوا هٰذَا الْقُرْاٰنَ مَهْجُورًا ٣٠
Mushaf
Okunuş
30Veḳâle-rrasûlü yâ rabbi inne ḳavmi-tteḫaẕû hâẕe-lḳurʾâne mehcûrâ.
Türkçe Meal
30İşte o gün Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçi şöyle şikâyet edecek: “Ya Rabbi, benim şu kavmim bu Kuran’a hep sırt çevirdi.
Açıklamalı meal
30O gün Peygamber, ümmetinin başında şahit olarak bulunacağı mahşerde, Kur’ an’ a muhatap olduğu için Müslüman diye bilinen bu müşriklerin durumunu görünce derin bir üzüntü ile şöyle der: “Ya Rabbi, kavmimden Müslüman olduğunu iddia eden bazı kimseler bazen okumayarak, bazen okuduğunu anlamayarak, bazen de anladığını yaşamayarak ve çoğu zaman da yüklediği sorumlulukları yerine getirmeyerek bu Kur’an’ın önemini ve değerini anlamaya yanaşmadılar. Kuran’ı tozlu raflar içine hapsederek terk edilmiş bir kitap haline getirdiler.” Kimileri Kuranı anlama ve uygulama niyeti taşımadan sadece lafzını okuyup durdu. Fakat okudukları zaman anlayarak okumadılar. Manasını ve vermek istediği mesajı anlayıp uygulamaya yanaşmadılar. Anlamayıp makamı ve nağmesi ile oyalanıp durdular. Bir kez olsun Allah bize ne diyor diye merak etmediler. Kimileri Onun bu çağda geçerliliğini yitirmiş bir kitap olduğunu ileri sürerek hayatın dışına itti. Kuran’ı devri geçmiş, uygulanamaz bir nizamın davetçisi sayıp sırtlarını döndüler. Onu temel başvuru kaynağı yapmadılar. Sadece ölülerin ruhlarına üflediler. Ayetlerine göre yaşamadılar, yüklediği sorumlulukları yerine getirmediler, yasalarına da uymadılar. Bunların yaptıklarından şikâyetçiyim ya Rab! diyecektir. Peki kıyamette Peygamberin şikayetçi, yargılayanın da Allah olduğu bir mahkemede o sanık sandalyesine oturmayı kim isteyebilir ki?
Ayet 31
1 ayetFurkan 31
وَكَذٰلِكَ جَعَلْنَا لِكُلِّ نَبِيٍّ عَدُوًّا مِنَ الْمُجْرِم۪ينَۜ وَكَفٰى بِرَبِّكَ هَادِيًا وَنَص۪يرًا ٣١
Mushaf
Okunuş
31Vekeẕâlike ceʿalnâ likülli nebiyyin ʿadüvvem mine-lmücrimîn. vekefâ birabbike hâdiyev veneṣîrâ.
Türkçe Meal
31İşte, bu suçlular nebilerden her birine düşman oldular. Olsun yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.
Açıklamalı meal
31Ey Resulüm! Halkından bazılarının Kur’an’a bu şekilde tavır alması seni üzmesin. Bilesin ki daha önce gönderdiğimiz peygamberler de aynı şeyleri yaşamışlardır. Biz senin kavmini sana muhalefet kıldığımız gibi senden önceki her elçiye de o kavmin ilâhî buyruklara karşı gelen suçlulardan bir muhalefet çıkardık, ki bu imtihanın gereğidir. İnkâra kendilerini şartlandırmış olanlar, Allah adına yapılan davete sırtlarını dönmekle birlikte, müminlere de düşmanlık etmekten geri durmamışlardır. Sen sakın bunlara aldırış etme ve zalimlere karşı mücadeleye devam et. Korkma onların düşmanlıkları sizi yıldırmasın. Unutma ki her karar ve davranışında yol gösterici ve düşmanlarına karşı yardımcı olarak Rabbin sana ve inananlara yeter. Onların düşmanlıkları da iman etmemek için buldukları bahaneler de hiç bitmeyecektir.
Ayet 32
1 ayetFurkan 32
وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَوْلَا نُزِّلَ عَلَيْهِ الْقُرْاٰنُ جُمْلَةً وَاحِدَةًۚ كَذٰلِكَ لِنُثَبِّتَ بِه۪ فُؤَادَكَ وَرَتَّلْنَاهُ تَرْت۪يلًا ٣٢
Mushaf
Okunuş
32Veḳâle-lleẕîne keferû levlâ nüzzile ʿaleyhi-lḳurʾânü cümletev vâḥideh. keẕâlike linüŝebbite bihî füâdeke verattelnâhü tertîlâ.
Türkçe Meal
32Gerçekleri örtbas eden kâfirler: - Kuran ona bir defada toptan indirilseydi ya! Dediler. Oysa biz bu Kuran’ı senin yüreğini güçlendirmek ve onu yerleştirmek için işte böyle kısım kısım indiriyor ve tane tane okuyoruz.
Açıklamalı meal
32Ey Muhammed! İnkâr edenler yine bir bahane olarak: “Kur’an, sana yirmi üç yıllık uzun bir süre içinde, bölümler hâlinde değil de bir defada bütün olarak indirilmesi gerekmez miydi?” dediler. Onların bu yerli yersiz sorularına aldırma. Biz onunla senin ve sana tâbi olanların imanını sürekli canlı ve taze tutarak kalbine iyice yerleştirmek ve bilinç oluşturmak için Kur’an’ı bir bütünün parçaları halinde ayet ayet indirdik. Zamanı ve yeri geldikçe onu Cebrail vasıtasıyla ağır ağır bir düzen içinde vahyediyoruz ki kararlılığın pekişsin.
Ayet 33
1 ayetFurkan 33
وَلَا يَاْتُونَكَ بِمَثَلٍ اِلَّا جِئْنَاكَ بِالْحَقِّ وَاَحْسَنَ تَفْس۪يرًاۜ ٣٣
Mushaf
Okunuş
33Velâ yeʾtûneke bimeŝelin illâ ciʾnâke bilḥaḳḳi veaḥsene tefsîrâ.
Türkçe Meal
33Şimdi onlar seni zora sokmak için hangi örneği getirirse getirsin, biz o konuda sana hem hakkı/gerçeği hem de en güzel tefsiri getiririz.
Açıklamalı meal
33Ey Resûlüm, müşrikler ne söylerlerse söylesinler ne yaparlarsa yapsınlar hangi soruyla karşına çıkarlarsa çıksınlar şunu aklından çıkarma. Onların seni ve mü’minleri şüpheye düşürmek, aklınızı karıştırmak için sana getirdiği her örneğe ve her batıl soruya karşı, biz sana mutlaka, o meselenin içyüzünü ifade ederek bütün safsataları çürütecek gerçeği en güzel ve açık bir şekilde ortaya koyuyoruz. Bu nedenle gönlünü ferah tutman lazımdır ve Sana da bu yaraşır. O hâlde, başka yerlerde hikmet arayışlarına gitmemeli, her konuda olduğu gibi, tebliğ konusunda da kendine Kur’an’ı esas almalısın.
İlgili ayetler
Ayet 34
1 ayetFurkan 34
اَلَّذ۪ينَ يُحْشَرُونَ عَلٰى وُجُوهِهِمْ اِلٰى جَهَنَّمَۙ اُو۬لٰٓئِكَ شَرٌّ مَكَانًا وَاَضَلُّ سَب۪يلًا۟ ٣٤
Mushaf
Okunuş
34Elleẕîne yuḥşerûne ʿalâ vucûhihim ilâ cehenneme ülâike şerrum mekânev veeḍallü sebîlâ.
Türkçe Meal
34Yüz üstü sürünerek cehenneme tıkılacak olanlar var ya, işte onlar en kötü konumda ve en berbat bir durumda olacaklar.
Açıklamalı meal
34Allah’la birlikte başka Rab ve ilahlar edinmelerinden dolayı toplanıp yüzleri üstü cehenneme sürüklenecek ve azabın en ağırını orada tadacak olanlar yok mu? Onlar inanç ve ahlâk bakımından ahirette en kötü yerde, dünyadaki bu tercihleriyle de doğru yoldan en çok sapan kimselerdir. Onun için davet edildikleri gerçeği, inatla reddetmeye devam edenlerin dediklerine aldırış etme. Oysa insanlık tarihini ibret nazarıyla inceleseler, vahiyden uzaklaşan toplumların akıbetinin ne olduğunu göreceklerdir. Yine sana karşı bu tür bahaneleri ileri sürenler, bir an için ellerini vicdanlarına koyup düşünseler, tuttukları yolun yanlış olduğunu ve bu yolun onları yüzüstü cehenneme sürükleyeceğini anlayacaklardır.
Ayet 35–36
2 ayetFurkan 35
Furkan 36
وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَجَعَلْنَا مَعَهُٓ اَخَاهُ هٰرُونَ وَز۪يرًاۚ ٣٥ فَقُلْنَا اذْهَبَٓا اِلَى الْقَوْمِ الَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَاۜ فَدَمَّرْنَاهُمْ تَدْم۪يرًاۜ ٣٦
Mushaf
Okunuş
35Veleḳad âteynâ mûse-lkitâbe veceʿalnâ meʿahû eḫâhü hârûne vezîrâ.
36Feḳulne-ẕhebâ ile-lḳavmi-lleẕîne keẕẕebû biâyâtinâ. fedemmernâhüm tedmîrâ.
Türkçe Meal
35Andolsun ki biz Musa’ya kitap vermiş ve kardeşi Harun’u da ona yardımcı olarak görevlendirmiştik.
36Ve onlara: “Ayetlerimiz karşısında yalana sarılan o malum topluma gidin, demiş,” sonra da o toplumu yerle bir etmiştik.
Açıklamalı meal
35Ey Mekke müşrikleri! Allah’ın elçisini yalanladığınız ve ona karşı asılsız ithamlarda bulunmaya devam ettiğiniz takdirde, geçmişte sizin gibi davranan toplumların acı akıbetini yaşayacağınızı bilin, Nitekim biz tıpkı Muhammed’e verdiğimiz gibi geçmişte de Musa’ya Tevrat adındaki ilahi bir kitap verdik ve kendisi gibi Peygamber yaptığımız kardeşi Harun’u kendisinin yanında yardımcı olarak görevlendirdik.
36Siz ikiniz, Allah’ın Rabliği ve ilahlığını reddedip ayetlerimizi yalanlayan, Firavuna ve onun başında bulunduğu topluluğa uyarıcı olarak gidin dedik. Onlara gittiler ellerinden geleni yaptılar. Fakat onlar, tıpkı sizin gibi davrandı ve elçilerimize inanmadı. İnkâr ve isyanlarında ısrar ederek kendilerine gelen bu elçilerimizi kabul etmeyince, biz de onları azabımızla cezalandırarak yıkıp yok ettik.
Ayet 37
1 ayetFurkan 37
وَقَوْمَ نُوحٍ لَمَّا كَذَّبُوا الرُّسُلَ اَغْرَقْنَاهُمْ وَجَعَلْنَاهُمْ لِلنَّاسِ اٰيَةًۜ وَاَعْتَدْنَا لِلظَّالِم۪ينَ عَذَابًا اَل۪يمًاۚ ٣٧
Mushaf
Okunuş
37Veḳavme nûḥil lemmâ keẕẕebü-rrusüle agraḳnâhüm veceʿalnâhüm linnâsi âyeh. veaʿtednâ liżżâlimîne ʿaẕâben elîmâ.
Türkçe Meal
37Elçileri yalanlayan Nuh kavmini de suda boğduk ve insanlık için bu olayı bir ibret yaptık zira biz haddi aşan her zalim toplum için can yakıcı bir azap hazırlamışızdır.
Açıklamalı meal
37Yine Nuh kavmi de peygamberlerini yalanladıkları vakit onları da tufan sularında batırıp boğduk. Ve onların kalıntılarını, arkadan gelen bütün nesillere tarihte ibret alınacak bir örnek yaptık. Dünyada başlarına gelenlerin dışında, Âhirette de yaratılış gayesi dışında hareket eden bu nankör, küstah ve zalimlere ahirette acı bir azap hazırladık.
Ayet 38–39
2 ayetFurkan 38
Furkan 39
وَعَادًا وَثَمُودَا۬ وَاَصْحَابَ الرَّسِّ وَقُرُونًا بَيْنَ ذٰلِكَ كَث۪يرًا ٣٨ وَكُلًّا ضَرَبْنَا لَهُ الْاَمْثَالَۘ وَكُلًّا تَبَّرْنَا تَتْب۪يرًا ٣٩
Mushaf
Okunuş
38Veʿâdev veŝemûde veaṣḥâbe-rrassi veḳurûnem beyne ẕâlike keŝîrâ.
39Veküllen ḍarabnâ lehü-lʾemŝâl. veküllen tebbernâ tetbîrâ.
Türkçe Meal
38Öte yandan Ad kavmini, Semud kavmini ve Ress halkını ve bunlar arasında gelip geçen daha nice nesilleri de helak ettik.
39Biz onlardan her birine öğütler verip ikazlarda bulunmuş fayda vermeyince de hepsini kırıp geçirmiştik.
Açıklamalı meal
38Onların ardından gelen Ad Semud, Res halkı ve bu arada daha gelmiş geçmiş nice müşrik ve kâfir nesiller de uyanıldıkları halde elçilerimize karşı inatla düşmanlık ettiler. Sonuçta inkârdaki ve zulümdeki ısrarları nedeniyle ibretlik bir şekilde helak olup gittiler.
39Her birine yaratılış sebepleri olan hayatı yaşamaya davet eden peygamberler göndermiştik ve kendilerinden önceki kavimlerin helâkine dair uyarıcı misallerle ibretlik öğütler vermiştik. Fakat azgınlıklarında direnip söz dinlemedikleri ve küfürde ısrar ettikleri için, hepsini yerle bir ettik.
Ayet 40
1 ayetFurkan 40
وَلَقَدْ اَتَوْا عَلَى الْقَرْيَةِ الَّت۪ٓي اُمْطِرَتْ مَطَرَ السَّوْءِۜ اَفَلَمْ يَكُونُوا يَرَوْنَهَاۚ بَلْ كَانُوا لَا يَرْجُونَ نُشُورًا ٤٠
Mushaf
Okunuş
40Veleḳad etev ʿale-lḳaryeti-lletî ümṭirat meṭara-ssevʾ. efelem yekûnû yeravnehâ. bel kânû lâ yercûne nüşûrâ.
Türkçe Meal
40Onlar bela yağmuruna tutulmuş o şehre uğramış olmalılar. Şimdi onların başına geleni düşünmüyorlar öyle mi? Hayır, onlar aslında yeniden dirilip hesap vermekten hoşlanmıyorlar!
Açıklamalı meal
40Aslında Kur’an’ın ilk muhatabı olan müşrikler, onların yaşadıkları acı sonu bilmektedirler. Ticaret için kervanlarla Şam’a giderken, Lût kavminin yaşadığı ve taş yağdırılmak suretiyle felâket yağmurunun helâk ettiği o harabe ülkeden, defalarca geçtiler. Peki, onların yaşadıklarından ve hak ettikleri azabın izlerinden, ibret almak için hiç ders almazlar mı? Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı? Bize karşı gelip, ayetlerimize inanmadıkları ve yasalarımıza göre yaşamadıkları için yok ettiğimiz toplulukların kalıntılarını da görmüyorlar mı? Doğrusu onlar, dünyada yaptıklarının yanlarına kalacağını sanıyorlar. Akıllarını kullanıp gerçeği kabullenmiyor ve öldükten sonra da diriltilip hesaba çekilmeyi yalanlıyorlar. İnkârlarından dolayı tüm gerçeklere karşı gözlerini kapatıp kulaklarını tıkıyorlar.
Ayet 41–42
2 ayetFurkan 41
Furkan 42
وَاِذَا رَاَوْكَ اِنْ يَتَّخِذُونَكَ اِلَّا هُزُوًاۜ اَهٰذَا الَّذ۪ي بَعَثَ اللّٰهُ رَسُولًا ٤١ اِنْ كَادَ لَيُضِلُّنَا عَنْ اٰلِهَتِنَا لَوْلَٓا اَنْ صَبَرْنَا عَلَيْهَاۜ وَسَوْفَ يَعْلَمُونَ ح۪ينَ يَرَوْنَ الْعَذَابَ مَنْ اَضَلُّ سَب۪يلًا ٤٢
Mushaf
Okunuş
41Veiẕâ raevke iy yetteḫiẕûneke illâ hüzüvâ. ehâẕe-lleẕî beʿaŝe-llâhü rasûâ.
42İn kâde leyüḍillünâ ʿan âlihetinâ levlâ en ṣabernâ ʿaleyhâ. vesevfe yaʿlemûne ḥîne yeravne-lʿaẕâbe men eḍallü sebîlâ.
Türkçe Meal
41Bir de ne zaman seni görseler sırf seninle alay etmek için: Allah elçi göndermek için bula bula seni mi bulmuş?
42“Eğer biz inancımızda direnip sabretmeseydik az kalsın bu bizi doğru yoldan saptıracak ve ilahlarımızdan vazgeçirecekti” diyorlar. Fakat onlar azabı gördüklerinde gerçekte yoldan sapanın kim olduğunu öğrenecekler.
Açıklamalı meal
41Ey Peygamber! İşte bu sebeple müşrikler seni gördükleri ya da senden bahsettikleri zaman: “Allah bunu mu elçi göndermiş diyerek kendi akıllarınca seni ve ayetlerimizi alaya alıyorlar. Unutma ki senden önceki elçiler de ders almayan müşrikler tarafından alaya alınmışlardı.
42İnkârcılar ve münafıklar utanmadan senin için: Eğer biz, ilahlarımızı ve hayat tarzımızı savunup direnmiş olmasaydık, Muhammed az kalsın bizi ilahlarımızdan ve dinimizden saptıracaktı” diyorlar. Böylece kendilerinin doğru yolda olduklarını zannediyorlar. Ama sen onların bu çirkin tavırlarına üzülme. Onlar yakında Allah’ın azabını gördüklerinde, asıl kimin doğru yolda olduğunu kimin de yoldan sapmış olduğunu gayet iyi anlayacaklardır.
Ayet 43–44
2 ayetFurkan 43
Furkan 44
اَرَاَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ اِلٰهَهُ هَوٰيهُۜ اَفَاَنْتَ تَكُونُ عَلَيْهِ وَك۪يلًاۙ ٤٣ اَمْ تَحْسَبُ اَنَّ اَكْثَرَهُمْ يَسْمَعُونَ اَوْ يَعْقِلُونَۜ اِنْ هُمْ اِلَّا كَالْاَنْعَامِ بَلْ هُمْ اَضَلُّ سَب۪يلًا۟ ٤٤
Mushaf
Okunuş
43Eraʾeyte meni-tteḫaẕe ilâhehû hevâh. efeente tekûnü ʿaleyhi vekîlâ.
44Em taḥsebü enne ekŝerahüm yesmeʿûne ev yaʿḳilûn. in hüm illâ kelʾenʿâmi bel hüm eḍallü sebîlâ.
Türkçe Meal
43Arzu ve heveslerini ilah edinen şu kimseyi görüyorsun değil mi? Şimdi sen böyle birine vekil olabilir misin?
44Yoksa sen onların çoğunun hakikate kulak verdiğini veya onu kavradığını mı sanıyorsun? Hayır, onlar ancak hayvanlar gibidirler, hatta yoldan sapma konusunda daha beter durumdalar.
Açıklamalı meal
43Ey Peygamber, doğru yoldan saparak nefsini ve arzularını adeta ilah edinen kimseyi görüyorsun değil mi? Zevklerini, çıkarlarını, ihtiraslarını hayatın biricik ölçüsü hâline getirip, kendisine vazgeçilmez yaparak bunları ilah edinen kimsenin ne kadar zavallı ne kadar aşağılık hale geldiğini gördün mü? O hidayet istemiyorsa, sen onun savunmasını yapıp Allah’ın azabından koruyabilir misin? Şimdi sen onların bu inatlarından vazgeçmeleri için kendini mi heba edeceksin? İman etmiyorlar, diye üzülme. Çünkü sen böylelerinin yaptıklarından sorumlu değilsin. Senin vazifen, sadece hakkı tebliğ etmektir.
44Yoksa, onların çoğunun anlama niyetiyle senin öğüt ve uyarılarını dikkatlice dinleyeceğini ve ilettiğin Kur’an mesajını dikkatlice değerlendireceklerini mi zannediyorsun? Hayır, aksine onlar insanı hayvandan ayıran en büyük özellik olan aklı devre dışı bıraktıkları için, arzularının peşinden gitmekteler. Böylece de adeta doğru yola yönelmeyen koyun sürüsü gibidirler. Hayvanlardan daha başı boş, daha kötü bir hayat tarzı yaşamaktadırlar. Çünkü sürüler insanlar gibi akıl ve vahiy nimetiyle desteklenmemişlerdir. Hatta izledikleri yol bakımından sürülerden daha duyarsız ve şaşkındırlar. Onların hesabımızdan kurtulmak için çırpınışları boşunadır. Onlar sadece kendilerini, kendilerine inananları kandırmışlardır.
Ayet 45–46
2 ayetFurkan 45
Furkan 46
اَلَمْ تَرَ اِلٰى رَبِّكَ كَيْفَ مَدَّ الظِّلَّۚ وَلَوْ شَٓاءَ لَجَعَلَهُ سَاكِنًاۚ ثُمَّ جَعَلْنَا الشَّمْسَ عَلَيْهِ دَل۪يلًاۙ ٤٥ ثُمَّ قَبَضْنَاهُ اِلَيْنَا قَبْضًا يَس۪يرًا ٤٦
Mushaf
Okunuş
45Elem tera ilâ rabbike keyfe medde-żżill. velev şâe leceʿalehû sâkinâ. ŝümme ceʿalne-şşemse ʿaleyhi delîlâ.
46Ŝümme ḳabaḍnâhü ileynâ ḳabḍay yesîrâ.
Türkçe Meal
45Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmüyor musun? Ama o dileseydi onu hareketsiz yapardı zira biz güneşi gölgeye kılavuz yapmışızdır.
46Sonra da biz gölgeyi tabiattaki yasamız uyarınca yavaş yavaş kısaltırız.
Açıklamalı meal
45Ey Allah’tan başka varlıklardan medet uman insanoğlu! Düşünün bir kere! Allah, kâinatı insanların en güzel şekilde yararlanabileceği bir düzende yaratmıştır. Senin gölgene varıncaya kadar her şey Allah’ın kâinatta kurduğu nizamın sınırları içinde hareket ediyor. Görmez misin Rabbin güneşi her haliyle insanlara faydalı olacak şekilde yaratmıştır. İşte yaratmış olduğu bu kusursuz düzen ve ölçü sayesinde gölgeyi nasıl belli saatlerde kısaltıp, belli saatlerde uzatıyor? Eğer isteseydi, dünyayı durağan bir hâlde yaratarak onu olduğu gibi yerinde sabit bırakırdı. Böylece yeryüzünün bir tarafı sürekli gece ve soğuk, diğer tarafı ise sürekli gündüz ve sıcak olurdu ki, bu da orada hayatı imkânsız hale getirirdi. Sonra güneşi gölgeye yol gösterici ve rehber kıldığımız gibi Kur’an’ı da sizlere rehber kılmışızdır. Yani Biz, güneşi gölgenin varlığına bir delil yaptık. Dileseydi ona hiç hareket etmeden, değişmeden olduğu yerde duracağı bir kural, bir yasa koyardı. O zaman gölgenin nimetinden yararlanamazdınız. Güneşin gölgeyle irtibatını nasıl planladığımıza bakmıyor musun?
46Sonra da sabah uzun görünen o gölgeyi, dünyanın dönmesine bağlı olarak öğleye doğru yavaş yavaş çekip güneşin doğuşuyla ve batışıyla kısaltıp uzatmaktayız. Gölgeyi uzatıp kısaltmasına, sonra da yavaş yavaş çekip almasına kadar her şeyi Allah o nizamın yasalarına bağlamış ve bir sebebe dayalı yaratmıştır. Dileseydik güneşi tepede tutardık da serinleyecek bir gölge bulamazlardı.
Ayet 47–49
3 ayetFurkan 47
Furkan 48
Furkan 49
وَهُوَ الَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمُ الَّيْلَ لِبَاسًا وَالنَّوْمَ سُبَاتًا وَجَعَلَ النَّهَارَ نُشُورًا ٤٧ وَهُوَ الَّذ۪ٓي اَرْسَلَ الرِّيَاحَ بُشْرًا بَيْنَ يَدَيْ رَحْمَتِه۪ۚ وَاَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً طَهُورًاۙ ٤٨ لِنُحْيِيَ بِه۪ بَلْدَةً مَيْتًا وَنُسْقِيَهُ مِمَّا خَلَقْنَٓا اَنْعَامًا وَاَنَاسِيَّ كَث۪يرًا ٤٩
Mushaf
Okunuş
47Vehüve-lleẕî ceʿale lekümü-lleyle libâsev vennevme sübâtev veceʿale-nnehâra nüşûrâ.
48Vehüve-lleẕî ersele-rriyâḥa büşram beyne yedey raḥmetih. veenzelnâ mine-ssemâi mâen ṭahûrâ.
49Linuḥyiye bihî beldetem meytev venüsḳiyehû mimmâ ḫalaḳnâ enʿâmev veenâsiyye keŝîrâ.
Türkçe Meal
47Geceyi sizin için bir örtü, uykuyu dinlenmeniz için bir imkân ve gündüzü de kalkıp yeniden hayata başlama zamanı yapan O’dur.
48O’dur, rahmetinin önünde rüzgârları müjdeci olarak gönderen! Ve biz gökten o yağmurla tertemiz bir su indiririz.
49Böylece onunla ölü toprağa can veririz ve onunla yarattığımız nice hayvanın ve insanın su ihtiyacını karşılarız.
Açıklamalı meal
47Gece sizin için bir elbisedir. O, sizin için geceyi uyuyup dinlenmeniz için bir örtü, gündüzü de Allah’ın rızasını kazanacak işlerde rızık arama ve çalışma vakti için aydınlık yapan Allah’tır. Güneşin batışıyla üzerinizi adeta bir örtü gibi kaplayan gece, sizler için uyku ve dinlenme vaktidir. Güneşin doğuşuyla da uykunuzdan uyanıp dinç bir şekilde yaşamınıza dönme zamanı olan gündüz başlamaktadır.
48İlahi rahmetin bir sembolü olan yağmurları düşün. Rahmetinin önünden aşılayıcı olsunlar diye yağmurun müjdecisi olarak rüzgarları gönderen ve böylece bulutlar vasıtasıyla yağmuru gökten tertemiz bir su olarak indiren de O dur.
49Yağmuru yağdırmaktaki amacımız onunla çorak toprağı yeşertip canlandıralım ve yine onunla hayvan olsun, insan olsun yaratıp yaşattığımız nice canlıyı suya kavuşturalım.
Ayet 50
1 ayetFurkan 50
وَلَقَدْ صَرَّفْنَاهُ بَيْنَهُمْ لِيَذَّكَّرُواۘ فَاَبٰٓى اَكْثَرُ النَّاسِ اِلَّا كُفُورًا ٥٠
Mushaf
Okunuş
50Veleḳad ṣarrafnâhü beynehüm liyeẕẕekkerû. feebâ ekŝeru-nnâsi illâ küfûrâ.
Türkçe Meal
50Biz, bu konuları düşünüp öğüt alsınlar diye onlara tekrar tekrar anlatıyoruz ama gel gör ki insanların çoğu nankörlükten başka bir şey yapmıyorlar.
Açıklamalı meal
50Eğer Allah bu düzeni kurmasaydı yaşayabilir miydiniz? Andolsun tabiattaki yağmura benzer örnekleri, aralarında düşünüp ibret alsınlar ve Allah’ın kudretini düşünerek ders çıkarsınlar diye çeşitli biçimlerde tekrar tekrar açıkladık. Ne var ki insanların çoğu nankörlükte direnip buyruklarımızdan yüz çeviriyorlar. Yarattığımız varlıklara doğal yasalar koymasaydık ve insana yardım edecek varlıkları hazırlamasaydık, güneşsiz, gölgesiz, gecesiz, gündüzsüz, uykusuz, yağmursuz, bitkisiz, hayvansız bir dünyada insanlar nasıl yaşardı? Ne yazık ki, insanların çoğu bu örneklerden ibret alacağı ve düşünerek doğruyu bulacağı yerde, Allah’tan başka varlıklardan medet umuyor ve küfre sapmaya devam ediyor.
İlgili ayetler
Ayet 51–52
2 ayetFurkan 51
Furkan 52
وَلَوْ شِئْنَا لَبَعَثْنَا ف۪ي كُلِّ قَرْيَةٍ نَذ۪يرًاۘ ٥١ فَلَا تُطِعِ الْكَافِر۪ينَ وَجَاهِدْهُمْ بِه۪ جِهَادًا كَب۪يرًا ٥٢
Mushaf
Okunuş
51Velev şiʾnâ lebeʿaŝnâ fî külli ḳaryetin neẕîrâ.
52Felâ tüṭiʿi-lkâfirîne vecâhidhüm bihî cihâden kebîrâ.
Türkçe Meal
51Eğer biz dileseydik her beldeye ayrı bir uyarıcı gönderirdik.
52Öyleyse bu sorumluluğun farkında ol ve sakın gerçeği örtbas eden kâfirlere uyayım deme ve onlara karşı Kuran’la büyük bir gayretle mücadele et!
Açıklamalı meal
51Ey Muhammed! Mekkeli müşriklerin seni küçümsemek için, “Madem bizi şirk ile suçluyor ve Allah’ın seni bizleri uyarmak için gönderdiğini iddia ediyorsun, o halde söyle bakalım, şirk koşan diğer şehir halklarına niçin peygamber gönderilmiyor? ” diye sorduklarını biliyoruz. Eğer dileseydik seninle birlikte sana yardımcı olmaları için çevrendeki her topluma ayrı bir uyarıcı Peygamber gönderir ve senin yükünü hafifletirdik. Ama yine de sen dinleyip sana uymazlardı. Onlar kendilerine uyarıcı gelmesine mi şaşıyorlar? Uyarıcı geldi diye huzurları mı kaçtı? Onun için mi sürekli inkâr ederek karşı çıkıyor, seni yalanlıyorlar? Bizim ne yapacağımıza onlar karar vermiyor. Rabbin kimi hangi ülkeye, hangi şehre uyarıcı göndereceğini onlara soracak değildir.
52O halde peygamberliğini tartışmaya açan inkarcılara hiçbir şekilde boyun eğme. Bil ki, senin en büyük silahın Kur’an’dır. Rabbinin emirlerine sımsıkı sarıl onların eziyetlerine sabrederek, tebliğine devam et ve onlara karşı Kur’an’la mücadele ederek büyük bir gayretle cihat et. Kur’an’ı ve ondaki hakikatleri insanlara duyurmak için yılmadan çaba göster. Amacın ayetlerdeki gerçekleri açıklamak olsun. Onların inanıp inanmamaları seni ilgilendirmez. Elbette ki Allah’ın yardımıyla zafer senin ve sana inananların olacaktır.
Ayet 53
1 ayetFurkan 53
وَهُوَ الَّذ۪ي مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ هٰذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ وَهٰذَا مِلْحٌ اُجَاجٌۚ وَجَعَلَ بَيْنَهُمَا بَرْزَخًا وَحِجْرًا مَحْجُورًا ٥٣
Mushaf
Okunuş
53Vehüve-lleẕî merace-lbaḥrayni hâẕâ ʿaẕbün fürâtüv vehâẕâ milḥun ücâc. veceʿale beynehümâ berzeḫav veḥicram maḥcûrâ.
Türkçe Meal
53Biri içilecek kadar tatlı diğeri tuzlu ve acı olan iki denizi iç içe salıveren ve karışmaması için aralarına görünmez bir perde ve aşılmaz bir engel/yasa koyan O’dur.
Açıklamalı meal
53Hatırla ve onlara da hatırlat. İki denizi birbirine salmıştık. Birinin suyu içilecek kadar tatlı ve serinletici, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi buluşturan, aralarına da “yüzey gerilimi” adı verilen ilahî bir yasa ile karışmalarını önleyip gözle görülmeyen bir perde koyan, Allah’tır. Ki bilim adamları asırlar sonra yoğunluk farkından dolayı suların birbirine karışmadığını anlamışlardır. Denizlerin tuzlu sularıyla yağmurların ve nehirlerin tatlı olan içme sularını birbirine karışmayacak özellikte yaratması da onun kudret ve ilminin enginliğini gösterir. Eğer böyle yapmamış olsaydı yeryüzünde içilebilir su bulamazdınız. Bu örnekte olduğu gibi Allah, doğru ile yanlışın da arasına birbirine karışmalarını engelleyen perdeler koymuştur. Bütün bunlar bizim koyduğumuz yasaya göredir. Hiç düşünmezler mi? Biz aynı toplum içindeki inananları da inanmayanları da birbirine karıştırmayız. İki toplumu aynı kefeye koymayız. İnkâr edenler çoğunlukta olsa bile inananlar onlara katılamazlar. İnananlardan her kim inkâr edenlerin çoğunluğuna bakarak onlara katılırsa yasamıza aykırı hareket etmiş olur.
Ayet 54–55
2 ayetFurkan 54
Furkan 55
وَهُوَ الَّذ۪ي خَلَقَ مِنَ الْمَٓاءِ بَشَرًا فَجَعَلَهُ نَسَبًا وَصِهْرًاۜ وَكَانَ رَبُّكَ قَد۪يرًا ٥٤ وَيَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا يَنْفَعُهُمْ وَلَا يَضُرُّهُمْۜ وَكَانَ الْكَافِرُ عَلٰى رَبِّه۪ ظَه۪يرًا ٥٥
Mushaf
Okunuş
54Vehüve-lleẕî ḫaleḳa mine-lmâi beşeran feceʿalehû nesebev vesiḥrâ. vekâne rabbüke ḳadîrâ.
55Veyaʿbüdûne min dûni-llâhi mâ lâ yenfeʿuhüm velâ yeḍurruhüm. vekâne-lkâfiru ʿalâ rabbihî żahîrâ.
Türkçe Meal
54Yine sudan beşeri var eden ve ona kan ve evlilik yoluyla akrabalık bağları bahşeden O’dur, zaten senin Rabbin kudreti sonsuzdur/ölçü koyandır.
55Yine de onlar Allah’tan başka kendilerine yararı da zararı da dokunmayanlara kulluk ediyorlar. Zaten bu kâfir tip, Rabbine hep sırt dönen kişidir.
Açıklamalı meal
54İnsanı bir damla sudan dişi ve erkek olarak iki cinste yaratan ve eşler arası evlilik yoluyla onu bir soy ve hısımlık sahibi kılıp, akrabalık bağları oluşturan Allah’tır. Unutma ki sana bu Kur’an’ı vahyeden Rabbin sonsuz güç sahibi olarak her şeye güç yetirendir.
55Bunca hakikate rağmen, müşrik insanlar, Allah’ın yanı sıra Allah’la birlikte başka ilahları aralarına koyup, kendilerine ne yarar ne de zarar vermeye gücü olmayan kimselere kulluk ediyorlar. Bazıları da Rabbine karşı gelerek arzularını heveslerini ilah edinenlere tapıyorlar. Böylece peşinden gittikleri insanları Allah’a ortak ediyor, onları ilah edinerek, onlara kulluk ediyorlar. Sonuçta, o varlıklar aracılığıyla Allah’a yaklaştıklarını sanıyorlar. Zaten Allah’la beraber başka ilahlar edinerek yahut birtakım varlıkları mutlak itaat makamına yücelterek kâfir olan kimse, Rabbine sırtını dönüp şeytana arka çıkan bir yardımcıdır. Şu iyice bilinsin ki, gerçek kafir, Rabbinin buyruklarını inkâr edip başkasını ilah edinendir. Onlar sadece şeytanın dostu ve yardımcılarıdır.
Ayet 56–57
2 ayetFurkan 56
Furkan 57
وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا مُبَشِّرًا وَنَذ۪يرًا ٥٦ قُلْ مَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍ اِلَّا مَنْ شَٓاءَ اَنْ يَتَّخِذَ اِلٰى رَبِّه۪ سَب۪يلًا ٥٧
Mushaf
Okunuş
56Vemâ erselnâke illâ mübeşşirav veneẕîrâ.
57Ḳul mâ esʾelüküm ʿaleyhi min ecrin illâ men şâe ey yetteḫiẕe ilâ rabbihî sebîlâ.
Türkçe Meal
56Biz, seni sadece bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
57De ki:
– Ben, bu görevime karşılık, dileyenin Rabbine varan bir yol tutması dışında sizden herhangi bir ücret istemiyorum.
Açıklamalı meal
56Ey Peygamber! Biz seni sadece insanları şirkten vazgeçme gibi gerçeklerle uyarıp yol gösteresin ve iman edenleri de müjdeleyesin diye gönderdik. Sen onlara zorlayıcı değilsin. İnkâr edip sapanları cehennemle uyar. İnanıp iyi işler yapanları da mükâfatla müjdele. Dolayısıyla müşriklerin inatla sana iman etmemelerine de üzülme!
57Resulüm de ki: “Ben Kur’an’ı sizlere açıkça tebliğ ediyorum. Bu yaptığım davet ve tebliğ karşılığında sizden hiçbir makam ya da ücret istemiyorum. Tek istediğim Allah’ın mesajını kabul etmeniz ve O’nun emirlerine uyarak hoşnut olacağı bir yol tutmanızdır. Benim görevimle ilgili hizmetim sadece Allah’ın rızası içindir. Ben dileyen kimseyi, sâlih ameller işleyerek Rabbimizin doğru yoluna yönelmeye davet ediyorum.
Ayet 58
1 ayetFurkan 58
وَتَوَكَّلْ عَلَى الْحَيِّ الَّذ۪ي لَا يَمُوتُ وَسَبِّحْ بِحَمْدِه۪ۜ وَكَفٰى بِه۪ بِذُنُوبِ عِبَادِه۪ خَب۪يرًاۚۛ ٥٨
Mushaf
Okunuş
58Vetevekkel ʿale-lḥayyi-lleẕî lâ yemûtü vesebbiḥ biḥamdih. vekefâ bihî biẕünûbi ʿibâdihî ḫabîrâ.
Türkçe Meal
58Ve sen de hiç ölmeyecek ve daima diri olan Allah’a güvenip bağlan ve O’nu överek yüceliğini dillendir. Zira senin Rabbin, kullarının her günahından haberdar olması için yeter.
Açıklamalı meal
58Ey insan! Öyleyse ölümsüz ve mutlak bir şekilde daima diri olan Allah’a güvenip O’na dayan. Verdiği sayısız nimetler için O’nun sınırsız yüceliğini şükrederek övgülerle an. Her zaman her konuda Allah’ı üstün tut! O’nun gösterdiği yolda yürümeye devam et. Asla Allah’ın sözünün üstüne söz, hükmünün üstüne hüküm, yasasının üstüne yasa koyma. Kullarının gizli açık günahlarını O’nun bilmesi yeter. Çünkü Allah kullarından çoğunun nankörlük ederek inatla direndiklerini bilmektedir ve herkese hak ettiği karşılığı verecektir.
Ayet 59
1 ayetFurkan 59
اَلَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِۚۛ اَلرَّحْمٰنُ فَسْـَٔلْ بِه۪ خَب۪يرًا ٥٩
Mushaf
Okunuş
59Elleẕî ḫaleḳa-ssemâvâti velʾarḍa vemâ beynehümâ fî sitteti eyyâmin ŝümme-stevâ ʿale-lʿarş. erraḥmânü fesʾel bihî ḫabîrâ.
Türkçe Meal
59Çünkü gökleri yeri ve bunların arasındakileri altı aşamada yaratan, sonra da onları egemenliği altına alan O’dur. O halde sen her ne isteyeceksen her şeyden haberdar Allah’tan iste!
Açıklamalı meal
59Oysa rahmeti sınırsız olan Allah, yaşamınız için, gökleri, yeri ve bu ikisinin arasındaki dağlan, ırmakları bitkileri altı günde yani altı evrede yaratmıştır. Nizamlarını kurup, yasalarına bağlayan, sonra kâinatın mutlak hâkimi olarak Arş’a hükümran olan O’dur. O her şeyin varlığını ve rızkını veren, yarattığı bütün varlıkları rahmetiyle kuşatan Rahman’dır. O halde her ne isteyeceksen, her şeyden haberdar olan Allah’tan iste ve hakikati en doğru kaynaktan, en doğru şekilde öğrenmek istiyorsan O’na sor. Rahman ve rahmeti sınırsız olan Allah’ın sana ilettiği bilgilerin hakikat olduğundan kuşkun olmasın.
İlgili ayetler
Ayet 60
1 ayetFurkan 60
وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمُ اسْجُدُوا لِلرَّحْمٰنِ قَالُوا وَمَا الرَّحْمٰنُۗ اَنَسْجُدُ لِمَا تَاْمُرُنَا وَزَادَهُمْ نُفُورًا۟ ٦٠
Mushaf
Okunuş
60Veiẕâ ḳîle lehümü-scüdû lirraḥmâni ḳâlû veme-rraḥmân. enescüdü limâ teʾmürunâ vezâdehüm nüfûrâ.
Türkçe Meal
60Onlara:
– Rahman’a secde edin, denildiğinde, onlar da “Rahman da neymiş” derler. “Sen neyi emredersen biz ona mı secde edeceğiz?” Derler. Bu onların sadece nefretini artırıyor.
Açıklamalı meal
60Elçimiz tarafından, Rabbinin davetini inkâr edenlere: “Gelin sınırsız merhamet ve nimet sahibi Rahman’a teslim olmuş bir şekilde secde edip, sadece Allah’ın davetine ve yasalarına uyun” denildiğinde; Mekkeli müşrikler bu tevhit çağrısına karşı çıkmış ve sanki bilmezlermiş gibi: “Rahman da neymiş? Sırf sen istiyorsun diye bize emrettiğin her şeye secde mi edeceğiz, neyi emredersen onu yapacağımızı mı zannediyorsun?” Bizim Allah’tan ve Allah’ın yasalarından üstün gördüğümüz yasalarımız var. Senin sözünle atalarımızın inancını terk edecek değiliz derler. Senin hidayete ersinler diye Allah’ın yasalarına uymaya çağırdığın bu davet, onların imandan uzaklaşıp küstahlaşmalarını ve nefretlerini daha da artırır.
Ayet 61–64
4 ayetFurkan 61
Furkan 62
Furkan 63
Furkan 64
تَبَارَكَ الَّذ۪ي جَعَلَ فِي السَّمَٓاءِ بُرُوجًا وَجَعَلَ ف۪يهَا سِرَاجًا وَقَمَرًا مُن۪يرًا ٦١ وَهُوَ الَّذ۪ي جَعَلَ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ خِلْفَةً لِمَنْ اَرَادَ اَنْ يَذَّكَّرَ اَوْ اَرَادَ شُكُورًا ٦٢ وَعِبَادُ الرَّحْمٰنِ الَّذ۪ينَ يَمْشُونَ عَلَى الْاَرْضِ هَوْنًا وَاِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَلَامًا ٦٣ وَالَّذ۪ينَ يَب۪يتُونَ لِرَبِّهِمْ سُجَّدًا وَقِيَامًا ٦٤
Mushaf
Okunuş
61Tebârake-lleẕî ceʿale fi-ssemâi bürûcev veceʿale fîhâ sirâcev veḳameram münîrâ.
62Vehüve-lleẕî ceʿale-lleyle vennehâra ḫilfetel limen erâde ey yeẕẕekkera ev erâde şükûrâ.
63Veʿibâdü-rraḥmâni-lleẕîne yemşûne ʿale-lʾarḍi hevnev veiẕâ ḫâṭabehümü-lcâhilûne ḳâlû selâmâ.
64Velleẕîne yebîtûne lirabbihim süccedev veḳiyâmâ.
Türkçe Meal
61Gökte burçlar yıldız kümeleri var eden ve oraya parlak güneşi ve ışıltılı ayı yerleştiren Rahman ne yüce bir bereket kaynağıdır.
62İbret nazarıyla bakmak veya nimetlerin hakkını vermek isteyenler için gece ile gündüzü birbiri ardınca getiren yine O’dur.
63Rahman’ın iyi kulları, yeryüzünde alçak gönüllü ve vakarlı olarak yürürler. Kendini bilmezlerin sataşmalarına muhatap olduklarında “Selametle” deyip geçerler.
64Yine onlar, geceleri kâh secde ederek kâh kıyama durarak Rabblerine ibadetle geçirirler.
Açıklamalı meal
61Oysa “rahman”, Allah’ın sınırsız merhametini ifade eder. Nitekim O’nun insanlara olan nimet ve merhametinin büyüklüğünü anlamak için, sizleri nasıl yarattığına bir bakınız. Gökyüzüne takım yıldızları var edip yerleştiren, orada ışık ve ısı kaynağı olarak bir kandil gibi güneşi ve ayna gibi parlayan ayı var eden Allah ne cömerttir ne yücedir.
62Aklını kullanarak öğüt almak isteyenler, ya da ibret alıp Rahmân’ın sayısız nimetlerine şükretmek isteyenler için, gece ile gündüzü birbiri ardınca getiren ve insanların yaşaması için mükemmel bir ortamı sağlayan Allah’tır.
63Rahman’ın mü’min kulları davetine icabet edip O’na şirk koşmayarak yeryüzünde mütevazi ve alçak gönüllülükle yürürler. Onlar insanlar arasında kendini beğenmişlik etmez, insanlara tepeden bakmaz ve zorbalık yapmazlar. Nankör ve cahil bilgisiz kimseler, kendilerine incitici sözler ile laf attıklarında onların sataşmalarına aldırmazlar, imanlarından taviz vermezler ve olumlu sözlerle sağlık ve selâmet dileyerek “selam sizlere! Biz sizlerle bir olmayız” der ve yollarına devam ederler. Yersiz tartışma ve kapışmalara girişmezler.
64Onlar gecenin bir kısmını uykularından feragat edip Rablerine secde ederek ve kıyama durarak geçirirler. Herkesin gaflet uykusunda olduğu gecelerde onlar ihlasla ibadet halindedirler.
İlgili ayetler
64Âl-i İmran 191Âl-i İmran 195Secde 15Secde 16Zümer 9İnsân 26
Ayet 65–66
2 ayetFurkan 65
Furkan 66
وَالَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا اصْرِفْ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَۗ اِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَامًاۗ ٦٥ اِنَّهَا سَٓاءَتْ مُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا ٦٦
Mushaf
Okunuş
65Velleẕîne yeḳûlûne rabbene-ṣrif ʿannâ ʿaẕâbe cehennem. inne ʿaẕâbehâ kâne garâmâ.
66İnnehâ sâet müsteḳarrav vemüḳâmâ.
Türkçe Meal
65Ve şöyle dua ederler: “Rabbimiz, cehennem azabını bizden uzak tut, çünkü onun azabı çok şiddetli”
66Orası ne kötü bir ikametgâh ve ne kötü bir barınaktır!
Açıklamalı meal
65Ve onlar Rablerine şöyle dua ederler: “Ey Rabbimiz! Bize ateşten uzak durduğumuz gibi, ateşe götürecek her günahtan da uzak durmayı nasip eyle. Ne olur Cehennem azabını bizden uzak tut. Şüphesiz cehennem azabı çok çetin, çok korkunç ve gelip geçici değil devamlıdır ve sürekli bir yok oluştur.
66Gerçekten de o cehennem günahlarına tevbe etmeden gelenler için ne berbat bir yer ve ne kötü bir duraktır diye yalvarıp dua ederler.
İlgili ayetler
65Bakara 23Hicr 43Hicr 44Enbiyâ 101Enbiyâ 103Nebe’ 21Nebe’ 25
Ayet 67–69
3 ayetFurkan 67
Furkan 68
Furkan 69
وَالَّذ۪ينَ اِذَٓا اَنْفَقُوا لَمْ يُسْرِفُوا وَلَمْ يَقْتُرُوا وَكَانَ بَيْنَ ذٰلِكَ قَوَامًا ٦٧ وَالَّذ۪ينَ لَا يَدْعُونَ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَ وَلَا يَقْتُلُونَ النَّفْسَ الَّت۪ي حَرَّمَ اللّٰهُ اِلَّا بِالْحَقِّ وَلَا يَزْنُونَۚ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ يَلْقَ اَثَامًاۙ ٦٨ يُضَاعَفْ لَهُ الْعَذَابُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَيَخْلُدْ ف۪يه۪ مُهَانًاۗ ٦٩
Mushaf
Okunuş
67Velleẕîne iẕâ enfeḳû lem yüsrifû velem yaḳtürû vekâne beyne ẕâlike ḳavâmâ.
68Velleẕîne lâ yedʿûne meʿa-llâhi ilâhen âḫara velâ yaḳtülûne-nnefse-lletî ḥarrame-llâhü illâ bilḥaḳḳi velâ yeznûn. vemey yefʿal ẕâlike yelḳa eŝâmâ.
69Yüḍâʿaf lehü-lʿaẕâbü yevme-lḳiyâmeti veyaḫlüd fîhî mühânâ.
Türkçe Meal
67Ve onlar, harcama yaptıklarında ne israf ederler ne de cimrilik. Zaten ikisinin ortası dengeli ve ölçülü bir yol tutarlar.
68Ve Rahmanın kulları, Allah ile beraber başka bir ilaha dua ile yalvarıp yakarmazlar. Allah’ın dokunulmaz kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa ağır bir cezaya uğrar.
69Kıyamet günü, onun azabı kat be kat katlanır, hor ve hakir bir biçimde cehennemde kalır.
Açıklamalı meal
67Onlar mallarını Allah yolunda karşılık beklemeden, hep doğru ve hayırlı işler için bilinçle harcarlar. Harcadıklarında ise kendilerini ve ailelerini muhtaç duruma düşürecek şekilde savurganca ya da müşrikler gibi kötü yolda harcamazlar. Başkalarına gösteriş yapmaz ve asla mala mülke aşırı bir tutkuyla bağlanıp cimrilik de yapmazlar. Bu ikisi arasında orta bir yol tutarlar. . Onlar Allah’ın kendilerine helal yoldan verdiği nimetleri haram yollarda harcayarak da israf etmezler. Şunu bilin ki helal yoldan kazanılanları haram yollarda harcamak, helal olan şeylerden yasamıza göre insanların hakkını vermemek kötülüktür.
68Ve onlar ki, Allah’a şirk koşmaz, Allah’la beraber birtakım düzmece ilahlara hiçbir makama ve güç odağına asla yalvarıp yakarmazlar. Allah’tan başkasından da yardım istemezler. Bütün beklentileri sadece Allah’tandır. Cahil insanların yaptıkları gibi kendilerine Allah dışında birtakım dostlar ve yardımcılar edinmezler. Ve kısas, savaş, meşru müdafaa gibi haklı bir sebep olmadıkça, Allah’ın mukaddes saydığı hiçbir cana kıymazlar. Evlilik dışı ilişkilerden de uzak durup zina etmezler. Zira çok iyi bilirler ki, her kim bunları yaparsa, elbette cehenneme girer ve cezasını bulur.
69Kıyamet günü terk edilmişlik acısı ile birlikte ona azap kat kat artırılır ve cehennemde aşağılanmış olarak sonsuza kadar kalır.
Ayet 70–71
2 ayetFurkan 70
Furkan 71
اِلَّا مَنْ تَابَ وَاٰمَنَ وَعَمِلَ عَمَلًا صَالِحًا فَاُو۬لٰٓئِكَ يُبَدِّلُ اللّٰهُ سَيِّـَٔاتِهِمْ حَسَنَاتٍۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا ٧٠ وَمَنْ تَابَ وَعَمِلَ صَالِحًا فَاِنَّهُ يَتُوبُ اِلَى اللّٰهِ مَتَابًا ٧١
Mushaf
Okunuş
70İllâ men tâbe veâmene veʿamile ʿamelen ṣâliḥan feülâike yübeddilü-llâhü seyyiâtihim ḥasenât. vekâne-llâhü gafûrar raḥîmâ.
71Vemen tâbe veʿamile ṣâliḥan feinnehû yetûbü ile-llâhi metâbâ.
Türkçe Meal
70Ancak tövbe ile dönüş yapan, iman edip doğru ve güzel işler yapanlar, işte bunlar Allah’ın kötülüklerini iyiliklere çevireceği kimselerdir. Zira Allah, eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet kaynağıdır.
71Evet kim günahlardan dönüş yapıp doğru ve güzel işler yaparsa, işte o, tövbesi kabul edilmiş olarak Allah’a yönelmiş olur.
Açıklamalı meal
70Ancak şirkten ve diğer kötülüklerden pişman olup günahlarından tövbe edip Allah’ın âyetleri ile hayatı yaşamaya yönelenler ve iman edip salih amel işleyenler müstesnadır. İşte Allah böyle kimselere tertemiz bir hayat nasip eder ve onların geçmişte yaptığı kötülükler, bir lütuf olarak affedilip iyiliklere çevirir. Bu kimseleri hayırlı ameller işlemeye muvaffak kılar. Allah çok bağışlayandır çok merhametlidir.
71Sakın Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Bir kere daha iyi bilin ki kim pişman olup, içtenlikle tövbe eder ve ardından yararlı işler yaparsa bilsin ki onun tövbesi kabul edilmiş olarak şüphesiz Allah’a döner. Onlar Allah’ın rahmetine yönelmiş olurlar ve o rahmetten nasiplerini alırlar. O insan Allah katında makbul bir kimsedir.
İlgili ayetler
Ayet 72–73
2 ayetFurkan 72
Furkan 73
وَالَّذ۪ينَ لَا يَشْهَدُونَ الزُّورَۙ وَاِذَا مَرُّوا بِاللَّغْوِ مَرُّوا كِرَامًا ٧٢ وَالَّذ۪ينَ اِذَا ذُكِّرُوا بِاٰيَاتِ رَبِّهِمْ لَمْ يَخِرُّوا عَلَيْهَا صُمًّا وَعُمْيَانًا ٧٣
Mushaf
Okunuş
72Velleẕîne lâ yeşhedûne-zzûra veiẕâ merrû billagvi merrû kirâmâ.
73Velleẕîne iẕâ ẕükkirû biâyâti rabbihim lem yeḫirrû ʿaleyhâ ṣummev veʿumyânâ.
Türkçe Meal
72Ve Rahman’ın iyi kulları yalan yere şahitlik etmezler. Çirkin söz ve davranışlara muhatap olduklarında olgunluk ve vakarla oradan geçip giderler.
73Ve kendilerine Rabblerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, bu ayetlere karşı kör ve sağır davranmazlar.
Açıklamalı meal
72Rahmanın hayırlı kulları olan bu güzel ahlaklı mü’minler, yakın dost ve akrabalarının cezalandırılması söz konusu olsa bile yalan ve asılsız yere asla yalancı şahitlik etmezler, bildiklerini de gizlemezler. Boş ve yararsız işlerle uğraşan kimselere rastladıklarında ise onları yararlı işlere yönlendirmeye çalışırlar. Bunu yapamadıkları takdirde selam verip edepli ve onurlu bir tavırla oradan uzaklaşırlar.
73Fakat o mü’minler kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığında ise onlara karşı duymamış ve görmemiş gibi duyarsızlık etmezler. O’nun ayetlerini duydukları zaman kör ve sağır da kesilmezler, aksine can kulağıyla dinleyip uyarlar. Ayetlerimizi anlayarak hayatlarına ölçü yaparlar. Yasalarımızı öğrenir yasalarımıza göre yaşarlar. Bâtıl önyargıları, anlamsız gurur ve kibri bir tarafa bırakır ve Kur’an’ı doğru değerlendirmeye çalışırlar. Allah’ın ayetlerini okurken veya bir başkasından dinlerken onu anlamaya çalışır, üzerinde düşünüp öğüt ve ibret alırlar.
Ayet 74–76
3 ayetFurkan 74
Furkan 75
Furkan 76
وَالَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ اَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ اَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّق۪ينَ اِمَامًا ٧٤ اُو۬لٰٓئِكَ يُجْزَوْنَ الْغُرْفَةَ بِمَا صَبَرُوا وَيُلَقَّوْنَ ف۪يهَا تَحِيَّةً وَسَلَامًاۙ ٧٥ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ حَسُنَتْ مُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا ٧٦
Mushaf
Okunuş
74Velleẕîne yeḳûlûne rabbenâ heb lenâ min ezvâcinâ veẕürriyyâtinâ ḳurrate aʿyüniv vecʿalnâ lilmütteḳîne imâmâ.
75Ülâike yüczevne-lgurfete bimâ ṣaberû veyüleḳḳavne fîhâ teḥiyyetev veselâmâ.
76Ḫâlidîne fîhâ. ḥasünet müsteḳarrav vemüḳâmâ.
Türkçe Meal
74Ve onlar şöyle dua ederler: Rabbimiz! Bizlere, göz aydınlığı olacak eşler ve çocuklar lütfeyle ve bizi duyarlı kimselere önder/imam eyle.
75İşte bunlar Allah yolunda gösterdikleri direnç ve sebattan dolayı cennetlerde köşklerle ödüllendirilecekler ve orada mutluluk, esenlik ve selam dilekleriyle karşılanacaklar.
76Onlar orada kalıcıdırlar. Orası ne güzel bir konut ve ne güzel makam!
Açıklamalı meal
74Onlar Rablerine şöyle dua ederler: “Ey Rabbimiz! Bize göz aydınlığı ve mutluluk kaynağı olacak eşler ve yüzümüzü güldürecek nesiller nasip et. Bizi, dürüst ve erdemlice yaşayıp, çirkin davranışlardan sakınan ve Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşamak isteyen takva sahiplerine, örnek ve önder kıl. Ki böylece, şuurlu, onurlu ve huzurlu yaşanacak bir düzen için gelecek nesillere rehberlik yapalım” derler.
75İşte onlar şirke ve küfre karşı verdikleri mücadelelerinde zorluklar karşısında direnmeleri ve yürekten Rablerine yönelip teslim olarak sabretmelerine karşılık, cennetin en yüksek derecesindeki odalarla mükafatlandırılacaklardır. Ve orada melekler tarafından buyur edilerek rahman olan Allah’ın esenlik dileği ve mutluluk fermanı olan selamla karşılanacaklardır.
76Orada sonsuza kadar kalıcıdırlar. Orası ne güzel makam ne güzel mükâfat ve ne güzel kalış yeridir.
Ayet 77
1 ayetFurkan 77
قُلْ مَا يَعْبَؤُ۬ا بِكُمْ رَبّ۪ي لَوْلَا دُعَٓاؤُ۬كُمْۚ فَقَدْ كَذَّبْتُمْ فَسَوْفَ يَكُونُ لِزَامًا ٧٧
Mushaf
Okunuş
77Ḳul mâ yaʿbeü biküm rabbî levlâ düʿâüküm. feḳad keẕẕebtüm fesevfe yekûnü lizâmâ.
Türkçe Meal
77De ki:
– Sizin dua ve kulluğunuz olmasa Rabbim size niye değer versin ki? Siz ki gerçeklere karşı yalana sarıldınız, iyi bilin ki bunun vebali yakanızı hiç bırakmayacak.
Açıklamalı meal
77Ey Peygamber bu mesajları inananlara ilet ve de ki: Şirke ve küfre karşı duruşunuz, mücadeleniz ve dualarınız, olmasaydı, Rabbim size değer verip ödüllendirir miydi? Allah’tan başkasına şirk koşmaz ve sadece O’na kulluk edecek olsanız, Rabbim size ne diye azap etsin ki. Sizler bu uğurda gösterdiğiniz gayret sayesinde mükâfata layık görüldünüz. Ve inkârcılara da de ki: Gerçek şu ki siz, başka varlıkları O’na ortak koşmak suretiyle Allah’ın mesajını yalan saydınız. Allah’ın daveti olan hayat nizamına karşı umursamaz davranıp ilahi rahmetten nasibinizi ısrarla geri çevirdiniz. Allah’ın yasalarına uygun bir hayatınız yoksa Allah sizi ne yapsın? Artık bu yüzden âhirette azap size müstahak olup yakanızı bırakmayacaktır ve bedeli size kat kat ödettirilecektir. Eğer sizler Allah’ı ve O’nun ayetlerini inkâr ederseniz, Allah’ın yasalarını bırakıp insanların çıkarları için uydurdukları, sonra yine çıkarlarına göre sürekli değiştirdikleri yasalara uyarsanız. Dünyada yapmış olduklarınız, kendinizce ne kadar güzel ne kadar iyi olursa olsun, Allah katın da hiçbir değer bulmayacaktır. İnkârınızdan dolayı mutlaka cezalandırılırsınız.
Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.
Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.
Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Yâsîn, sonra Fâtır indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla