Sûre hakkındaAdı · Nüzul zamanı · Konu
Adı: Bu surenin adı 71 ve 73. ayetlerde geçen “Zümer” kelimesinden alınmıştır.
Nüzul zamanı: Bu surenin 10. ayetinde “Allah’ın arzı geniştir” şeklinde bir ifade geçmektedir. Bu ifade, surenin müslümanların Habeşistan’a hicret etmelerinden önce nazil olduğuna bir karine teşkil etmektedir. Nitekim bazı rivayetlerde (Ruhu’l-Meani, c: 23, sh: 226) Hz. Cafer bin Ebi Talib ve arkadaşlarının Habeşistan’a hicret etme niyetleri üzerine nazil olduğu bildirilmektedir.
Konu: Surenin tümü çok güzel bir hitabet örneğidir. Bu sure, Mekke’de müşriklerin müslümanlara karşı aşırı zulüm, şiddet ve düşmanlık havası estirdikleri bir dönemde nazil olmuştur. Genelde Mekke’deki müşriklere, yani Kureyşlilere hitap eden surede yer yer mü’minlere de seslenilmiştir. Hz. Peygamber’in (s.a) yaptığı çağrının esasları açıklanırken, insanın halisane sadece Allah’a kulluk etmesi ve başkalarına kulluk etmemek suretiyle de şirkten kaçınılması öğütlenmiştir. Bu husus sure boyunca tekrarlanarak, değişik uslûplarla aktarılmış, tevhidin hakikatı, onu kabul etmenin yararları, şirkin bâtıllığı ve kötü sonuçları birer birer vurgulanmıştır. Ayrıca insanlara şirkten vazgeçmeleri ve Allah’ın rahmetine sığınmaları için, çağrıda bulunulurken, mü’minlere de, “Bir beldede mü’min olarak yaşamanız mümkün değilse hicret edin ve imanınızı korumak için Allah’ın geniş olan arzına yayılın. Sabrettiğiniz için Allah sizleri mükafatlandıracaktır” denilerek kendilerine yol gösterilmektedir. Ayrıca, kâfirlerin kendisinden herhangi bir taviz beklememesi için, Hz. Peygamber’e (s.a), onlar ne yaparlarsa yapsınlar, yine de, yoluna devam edeceğini bildiren tavrını, açıkça ortaya koyması emrediliyor.
Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıylaAyet 1–2
2 ayetZümer 1
Zümer 2
تَنْز۪يلُ الْكِتَابِ مِنَ اللّٰهِ الْعَز۪يزِ الْحَك۪يمِ ١ اِنَّٓا اَنْزَلْنَٓا اِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ فَاعْبُدِ اللّٰهَ مُخْلِصًا لَهُ الدّ۪ينَۜ ٢
Mushaf
Okunuş
1Tenzîlü-lkitâbi mine-llâhi-lʿazîzi-lḥakîm.
2İnnâ enzelnâ ileyke-lkitâbe bilḥaḳḳi faʿbüdi-llâhe muḫliṣal lehü-ddîn.
Türkçe Meal
1Bu kitap, her şeye gücü yeten ve her hükmü doğru olan Allah katından indirilmiştir.
2Biz, bu kitabı Kuran’ı sana hak/gerçek bir amaç için indirdik. Öyleyse, dini yaşamını O’na has kılarak Allah’a kulluk et!
Açıklamalı meal
1Bu Kitap her hükmü mutlak doğru mutlak güçlü ve her işinde birçok hikmetler gözetmesiyle sınırsız ilim ve kudret sahibi hâkim olan Allah tarafından için indirilmiştir. Allah gerçeğe hükmeder. Allah’ın hükmünün önüne geçecek yoktur.
2Şüphesiz bu Kitab’ı yaratılışınızın amacını bildirmek ve o amaca uygun hayat nizamını yaşamaya davet etmek, tevhid inancını yerleştirmek, insanlara doğru yolu göstermek gibi belli amaçlar için değişmez bir gerçek olarak sana indiren Biziz. O halde şirkten arınmak suretiyle tertemiz ve samimi bir inançla dine bir şey katmadan yalnız Allah’a bağlanarak yaşayın. Her konuda mutlaka Kur’an’a uyarak ve yalnızca Rabbinin rızasını umup kayıtsız şartsız O’nun otoritesine boyun eğerek O’na kulluk edin, Allah’ın yasalarına ve davetine uyun.
Ayet 3
1 ayetZümer 3
اَلَا لِلّٰهِ الدّ۪ينُ الْخَالِصُۜ وَالَّذ۪ينَ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِه۪ٓ اَوْلِيَٓاءَۢ مَا نَعْبُدُهُمْ اِلَّا لِيُقَرِّبُونَٓا اِلَى اللّٰهِ زُلْفٰىۜ اِنَّ اللّٰهَ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ ف۪ي مَا هُمْ ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْد۪ي مَنْ هُوَ كَاذِبٌ كَفَّارٌ ٣
Mushaf
Okunuş
3Elâ lillâhi-ddînü-lḫâliṣ. velleẕîne-tteḫaẕû min dûnihî evliyâʾ. mâ naʿbüdühüm illâ liyüḳarribûnâ ile-llâhi zülfâ. inne-llâhe yaḥkümü beynehüm fî mâ hüm fîhi yaḫtelifûn. inne-llâhe lâ yehdî men hüve kâẕibün keffâr.
Türkçe Meal
3İyi bilin ki saf ve katışıksız din Allah’a aittir. O’ndan başka birtakım evliya/otoriteler edinenler:
– Biz onlara, başka bir maksatla değil sadece bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz derler. Allah, onların aralarında tartıştıkları konularda hükmünü verecektir. Zira Allah, hiç bir yalancı nankör kâfiri yoluna kabul etmez.
Açıklamalı meal
3İyi bil ki her türlü şirkten arınmış halis din temelinde tevhid olan ve sınırlarını yalnızca Allah’ın belirlediği hayat nizamıdır. Allah’a bizden daha yakın olanlar aracılığıyla ulaşmak istiyoruz diye bir kısım yaşayan ya da ölmüş insanlara kutsallık yakıştırıp, Allah ile aralarına evliya dost ve ilahlar koyanlar mazeret olarak: ” Allah’ı ilâh edinmekle birlikte, bizi şefaatleriyle sırf Allah’ın rızasına ve yüce bir mertebeye daha çok yaklaştırmaları için biz bunlara yönelip bağlanıyoruz, itaat ve ibadet ediyoruz. Biz âciz kullar doğrudan Allah’a yalvarmak yerine, O’na bizden daha yakın olanlar aracılığıyla kulluk ediyoruz! Onun için onların hükümlerine itaat ediyor, onların yasalarına uyuyoruz derler. Oysa Allah’a yakınlık, yalnızca O’nu ilah edinip davetine uygun yaşamakla gerçekleşir. ” Doğrusu mü’minlerle, müşriklerin aralarında ayrılığa düştükleri konularda mü’minleri cennete, kâfirleri de cehenneme sevk etmekle Allah kıyamet günü hükmünü verecektir. Böylece de iddialarının doğru olmadığı ortaya çıkacaktır. Şüphesiz ki Allah, putlarımız bize şefaat eder diye kendi kendine yalan söyleyen ve içten içe sevdiklerini gündemde tutarak nankör olan hiç kimseyi, hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf etmediği müddetçe, zorla doğru yoluna ulaştırmaz.
İlgili ayetler
Ayet 4
1 ayetZümer 4
لَوْ اَرَادَ اللّٰهُ اَنْ يَتَّخِذَ وَلَدًا لَاصْطَفٰى مِمَّا يَخْلُقُ مَا يَشَٓاءُۙ سُبْحَانَهُۜ هُوَ اللّٰهُ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ ٤
Mushaf
Okunuş
4Lev erâde-llâhü ey yetteḫiẕe veledel laṣṭafâ mimmâ yaḫlüḳu mâ yeşâü sübḥâneh. hüve-llâhü-lvâḥidü-lḳahhâr.
Türkçe Meal
4Eğer Allah, kendine çocuk edinmek isteseydi bunu yarattıklarından dilediğini seçerek yapardı. Hâşâ! O bundan münezzehtir. Zira O, Allah tektir ve yegâne otorite sahibidir.
Açıklamalı meal
4Lât, Menât, Uzzâ gibi putlara Allah’ın kızları deyip tapıyorlar. Şayet kâfirlerin iddia ettiği gibi Allah hâşâ kendisine bir yardımcı, hatırı sayılır bir dost veya çocuk edinmek isteseydi elbette bu konuda kimseye yetki vermez ve yarattıklarından kendisi dilediğini seçerdi. Fakat Allah’ın yaratmak ve yarattıklarına hükmetmek konusunda hiç kimseye ihtiyacı olmadığı gibi, evlat edinmesi de söz konusu değildir. O kesinlikle bu tür yakıştırmalardan ve tüm eksikliklerden münezzehtir. O, yaratıcı olduğundan, yarattığı hiç kimseye gereksinimi yoktur. O’nun kudret ve ihtişamı sonsuzdur. Allah böylesi iftira atanları azabı ile kahredecektir. O yarattıkları üzerinde hüküm koyup hükmeden, mutlak ezici güç sahibi olan ve dilediğine dilediğini yaptıracak güç ve otorite sahibi olanbir tek Allah’tır. Zatında, sıfatlarında, fiillerinde ve hükümlerinde asla, dengi ve ortağı yoktur.
Ayet 5
1 ayetZümer 5
خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بِالْحَقِّۚ يُكَوِّرُ الَّيْلَ عَلَى النَّهَارِ وَيُكَوِّرُ النَّهَارَ عَلَى الَّيْلِ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَۜ كُلٌّ يَجْر۪ي لِاَجَلٍ مُسَمًّىۜ اَلَا هُوَ الْعَز۪يزُ الْغَفَّارُ ٥
Mushaf
Okunuş
5Ḫaleḳa-ssemâvâti velʾarḍa bilḥaḳḳ. yükevviru-lleyle ʿale-nnehâri veyükevviru-nnehâra ʿale-lleyli veseḫḫara-şşemse velḳamer. küllüy yecrî liecelim müsemmâ. elâ hüve-lʿazîzü-lgaffâr.
Türkçe Meal
5Çünkü O, gökleri ve yeri belli bir amaç için yaratmıştır. Geceyi gündüzün üstüne gündüzü de gecenin üstüne bürüyüp örten O’dur. Her biri kendi yörüngesinde yüzüp giden güneşi ve ayı sizin istifadenize sunan da O’dur. İyi bilin ki O’dur mutlak üstün ve yüce olan, çokça ve sürekli bağışlayan.
Açıklamalı meal
5Allahgökleri ve yeri şaşmaz bir düzen ve gerçeğe dayalı değişmez bir sabit bir sistem üzerinde yarattı. Her gün sürekli olarak geceyi gündüzün üzerine örtüyor ki gece süresinden gündüze katıp gündüzün süresini uzatıyor. Gündüzü de gecenin üzerine geçirip örtüyor ki gecenin süresini uzatıyor. Böylece düzenli ve sürekli şekilde, gece ve gündüz uzayıp kısalarak birbirini takip ediyor. Görmüyor musun; güneşi ve ayı da kurduğu nizamın yasalarına bağlı olarak ısınma, aydınlanma gibi işlerde istifadenize sunmak için buyruk altına almıştır. Her biri tarafımızdan belirlenen bir süreye kadar uzay boşluğundaki yörüngelerinde hareket eder. İyi bilin ki Allah, dilediğini yapmaya üstün ve güçlü olandır. Mü’minlere karşı çok şefkatli ve merhametli, tevbe edip de doğruya yönelenlere karşı da bağışlayıcı olan da O’dur.
Ayet 6
1 ayetZümer 6
خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ ثُمَّ جَعَلَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَاَنْزَلَ لَكُمْ مِنَ الْاَنْعَامِ ثَمَانِيَةَ اَزْوَاجٍۜ يَخْلُقُكُمْ ف۪ي بُطُونِ اُمَّهَاتِكُمْ خَلْقًا مِنْ بَعْدِ خَلْقٍ ف۪ي ظُلُمَاتٍ ثَلٰثٍۜ ذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبُّكُمْ لَهُ الْمُلْكُۜ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ فَاَنّٰى تُصْرَفُونَ ٦
Mushaf
Okunuş
6Ḫaleḳaküm min nefsiv vâḥidetin ŝümme ceʿale minhâ zevcehâ veenzele leküm mine-lʾenʿâmi ŝemâniyete ezvâc. yaḫlüḳuküm fî büṭûni ümmehâtiküm ḫalḳam mim baʿdi ḫalḳin fî żulümâtin ŝelâŝ. ẕâlikümü-llâhü rabbüküm lehü-lmülk. lâ ilâhe illâ hû. feennâ tuṣrafûn.
Türkçe Meal
6O, sizi tek bir özden yaratmıştır. Sonra da aynı özden eşini meydana getirmiştir ve size dört türden çiftler olmak üzere sekiz hayvan lütfetmiştir. Sizi de analarınızın karnında, üç karanlık içinde aşama aşama geliştirerek yaratmaktadır. İşte, sizin Rabbiniz/sahibiniz böyle bir Allah’tır. Mutlak hükümranlık O’nundur zira O’ndan başka ilah yoktur öyleyse nasıl haktan Kuran’dan uzaklaşıyorsunuz?
Açıklamalı meal
6Allah kadın ve erkeği ile sizi başlangıçta bir tek nefisten ve aynı özden yarattı, daha sonra onunla aynı unsurdan Havvâ adındakieşini var etti. Ayrıca sizin etinden sütünden, derisinden faydalanmanız için dişili erkekli dört çift olmak üzere deve, sığır, keçi koyun gibi sağmal hayvanlardan sekiz cins yarattı. Sizi annelerinizin karnında iç içe üç karanlık bölümde aşama aşama yaratılış safhalarından geçirerek yaratmaktadır. Bütün bu nimetler şahittir ki; Rabbiniz olan Allah işte budur. Göklerde ve yerde bütün mülk ve idare yalnız O’nundur ve yarattıklarının nizamlarını kurmak, yasalarını yapmak ve hükmetmek hakkı yalnız O’na aittir. O’ndan başka hüküm veren, yasa koyan, yarattığı varlıkları yöneten ve ibadeti hak eden, hiçbir gerçek ilah yoktur. Öyleyse nasıl oluyor da farklı inançlara yönlendirilebiliyorsunuz? Buna rağmen hâlâ bu gerçeği görmezden gelip hidayetten dalalete dönüyorsunuz ve Allah’tan uzaklaşıyorsunuz? Nasıl oluyor da ayetlerdeki gerçekleri inkâr ederek yaratılan varlıkları ilahlaştırıyorsunuz?
Ayet 7
1 ayetZümer 7
اِنْ تَكْفُرُوا فَاِنَّ اللّٰهَ غَنِيٌّ عَنْكُمْ وَلَا يَرْضٰى لِعِبَادِهِ الْكُفْرَۚ وَاِنْ تَشْكُرُوا يَرْضَهُ۬ لَكُمْۜ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰىۜ ثُمَّ اِلٰى رَبِّكُمْ مَرْجِعُكُمْ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَۜ اِنَّهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ٧
Mushaf
Okunuş
7İn tekfürû feinne-llâhe ganiyyün ʿanküm velâ yerḍâ liʿibâdihi-lküfr. vein teşkürû yerḍahü leküm. velâ teziru vâziratüv vizra uḫrâ. ŝümme ilâ rabbiküm merciʿuküm feyünebbiüküm bimâ küntüm taʿmelûn. innehû ʿalîmüm biẕâti-ṣṣudûr.
Türkçe Meal
7Eğer nankörlük ederseniz, bilin ki Allah’ın size ihtiyacı yoktur. Ama O, kullarının nankörlüğünden razı olmaz. Eğer şükrederseniz, Allah sizin adınıza hoşnut olur. Zira hiçbir günahkâr bir başkasının günahını yüklenmez. Sonunda hepinizin varacağı yer Rabbinizin huzurudur. İşte o zaman size yapıp ettiklerinizi bir bir haber verecektir. Çünkü O, kalplerdeki sırları bile bilendir.
Açıklamalı meal
7Ey insanlar! Eğer Rabbinize nankörlük ederek, O’nunla birlikte başka ilahlar edinip inkâr ederseniz bu sizin tercihiniz. Bunun zararını yalnızca kendiniz çekersiniz. Yoksa iyi bilin ki, Allah’ın sizin iman etmenize, ibâdetlerinize ve kulluğunuza ihtiyacı yoktur. Bununla birlikte O şefkati ve merhameti gereği yine de kullarının müşrik olmasını, küfre ve kötülüğe düşmesini istemez ve kullarının bu umursamazlıklarından da asla hoşnut olmaz. Allah yalnızca inkârdan vazgeçip davetine icabet eden ve verdiği nimetlere şükredenlerden razı olur. Unutmayın ki, Hesap Gününde hiçbir günâhkâr bir başkasının günahını yüklenip taşıyamaz ve başkasının günahıyla yargılanmaz. Herkes kendi günahından sorguya çekilecektir. Sonunda her şeyin hesabını vermek üzere dönüşünüz ancak Rabbinizedir. Ne kadar yaşarsanız yaşayın eninde sonunda öleceksiniz ve hepinizin varacağı yer Rabbinizin huzuru olacaktır. Böylece dünya hayatınızda yaptıklarınızı size bildirecek, layık olduğunuz karşılıklar verilecektir. Çünkü O, kalplerinizde açığa vurduklarınızı da gizli olan niyet ve düşünceleri da tam olarak hakkıyla bilmektedir.
İlgili ayetler
Ayet 8
1 ayetZümer 8
وَاِذَا مَسَّ الْاِنْسَانَ ضُرٌّ دَعَا رَبَّهُ مُن۪يبًا اِلَيْهِ ثُمَّ اِذَا خَوَّلَهُ نِعْمَةً مِنْهُ نَسِيَ مَا كَانَ يَدْعُٓوا اِلَيْهِ مِنْ قَبْلُ وَجَعَلَ لِلّٰهِ اَنْدَادًا لِيُضِلَّ عَنْ سَب۪يلِه۪ۜ قُلْ تَمَتَّعْ بِكُفْرِكَ قَل۪يلًاۗ اِنَّكَ مِنْ اَصْحَابِ النَّارِ ٨
Mushaf
Okunuş
8Veiẕâ messe-lʾinsâne ḍurrun deʿâ rabbehû münîben ileyhi ŝümme iẕâ ḫavvelehû niʿmetem minhü nesiye mâ kâne yedʿû ileyhi min ḳablü veceʿale lillâhi endâdel liyüḍille ʿan sebîlih. ḳul temettaʿ biküfrike ḳalîlen. inneke min aṣḥâbi-nnâr.
Türkçe Meal
8Nankör insanın başına bir sıkıntı geldiğinde, Rabbine yönelerek dua eder. Sonra da Rabbi kendi lütfundan onun başındaki sıkıntıyı giderince daha önce ona yalvarıp yakardığını unutur da Allah’a denk ortaklar edinir, üstelik başkalarını da Allah’ın yolundan saptırır. De ki:
– Kâfirliğinle biraz daha safa sür bakalım, hiç şüphen olmasın ki sen cehennemi boylayacaksın!
Açıklamalı meal
8İşte böyle. İnsanın başına bir musibet gelince belayı kendisinden gidermesi için gönülden boyun eğerek Rabbine yönelir ve içtenlikle O’na dua eder. Sonra Rabbi duasını kabul eder. Onu sıkıntısından kurtarıp ona rahmetiyle kendi katından bir nimet verince önceden O’na nasıl yalvarıp dua ettiğini ve o nimetin kimden geldiğini unutuverir. Üstelik Allah’la birlikte başka ilahlar edinip başka güçleri Allah’a rakip çıkarır Böylece kutsallaştırılmış yüce şahsiyetleri mutlak itaat makâmına yücelterek Allah’a ortaklar koşar. Bununla da kalmaz kendi saptığı gibi başkalarını da buna teşvik edip O’nun yolundan saptırır. Ve Allah’ın yasalarını terk ederek başkalarının yasalarına uyar. Ey Müslüman! Bugünün modern müşriklerine de ki: “ Allah’ın rahmetini ve yardımını birilerine bağlamak ve “bizi falancalar kurtardı” deyip bu yolla birilerini kutsayıp aracı durumuna getirmek şirkin ta kendisidir. Yalan üzerine kurduğunuz düzende, inkarınızla ve nankörce yaşayışınızla bir müddet daha eğlenip oyalanın bakalım. Muhakkak ki cehennemi hak edenlerden olacaksınız. Sonunda hak ettiğiniz ateşe gireceksiniz.“
Ayet 9
1 ayetZümer 9
اَمَّنْ هُوَ قَانِتٌ اٰنَٓاءَ الَّيْلِ سَاجِدًا وَقَٓائِمًا يَحْذَرُ الْاٰخِرَةَ وَيَرْجُوا رَحْمَةَ رَبِّه۪ۜ قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الَّذ۪ينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذ۪ينَ لَا يَعْلَمُونَۜ اِنَّمَا يَتَذَكَّرُ اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ۟ ٩
Mushaf
Okunuş
9Emmen hüve ḳânitün ânâe-lleyli sâcidev veḳâimey yaḥẕeru-lʾâḫirate veyercû raḥmete rabbih. ḳul hel yestevi-lleẕîne yaʿlemûne velleẕîne lâ yaʿlemûn. innemâ yeteẕekkeru ülü-lʾelbâb.
Türkçe Meal
9Yoksa böyle biri ile geceleri kâh secdeye kapanarak kâh kıyamda durarak ibadetle meşgul olan, ahiret endişesi taşıyan ve Rabbinin rahmetini ümit eden kimse bir olur mu? Hiç bu bilince sahip olanlarla olmayanlar bir olur mu? Ne var ki bunu ancak temiz akıl sahipleri düşünebilirler.
Açıklamalı meal
9O’na sırt dönen nankörler mi yoksa; gece saatlerinde Rabbinin huzurunda secde ederek ve kıyama durarak Rabbine itaat ve ibadet eden, hesap endişesi ile ahiretten korkarak Rabbinin şefkat ve rahmetini umanlar mı Allah katında daha değerlidir? Hayır! Biz inananlarla inkâr edenleri asla aynı yere koymayız. O câhillere de ki: “Hiç bu hakîkati bilenlerle bilmeyenler, Allah yolunda koşanla tembellik edenler nankörlük edenlerle şükredenler, gece ibadete kalkanla yatanlar, Allah katında bir olur mu? Elbette olmaz. İşte bu yüzden ancak aklını doğru kullanıp derin düşünebilen sağduyu sahipleri, bu gerçeği kavrayıp tavsiyelerden öğüt alırlar.”
Ayet 10
1 ayetZümer 10
قُلْ يَا عِبَادِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا رَبَّكُمْۜ لِلَّذ۪ينَ اَحْسَنُوا ف۪ي هٰذِهِ الدُّنْيَا حَسَنَةٌۜ وَاَرْضُ اللّٰهِ وَاسِعَةٌۜ اِنَّمَا يُوَفَّى الصَّابِرُونَ اَجْرَهُمْ بِغَيْرِ حِسَابٍ ١٠
Mushaf
Okunuş
10Ḳul yâ ʿibâdi-lleẕîne âmenü-tteḳû rabbeküm. lilleẕîne aḥsenû fî hâẕihi-ddünyâ ḥaseneh. vearḍu-llâhi vâsiʿah. innemâ yüveffe-ṣṣâbirûne ecrahüm bigayri ḥisâb.
Türkçe Meal
10De ki: Ey inanıp güvenen kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının! Bu dünyada iyi ve güzel davrananlara güzel bir gelecek vardır. Allah’ın yeryüzü geniştir. Unutmayın ki zorluk ve sıkıntılara sabredenlere mükâfatları hadsiz hesapsız bir şekilde verilecektir.
Açıklamalı meal
10Ey Peygamber! Mü’minlere de ki Rabbim şöyle buyuruyor: “Ey iman eden kullarım! Yolunuzu yordamınızı Allah’ın kitabıyla bulmaya çalışın. Sorumluluklarınızın bilincinde olup, emir ve yasaklarına titizlikle uyarak Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik edenlere âhirette de en güzel mükâfatlar vardır. Allah’ın daveti olan hayat nizamını yaşamak uğrunda çaba sarf ederken, zulme uğrayıp yurdundan hicret etmek mecburiyetinde kalanlar da bilsinler ki, Allah’ın arzı geniştir. Öyleyse küfür diyarından iman yurduna göç edin. Ancak Allah yolunda zorluklara bedel ödeyerek göğüs gerip sabredenlere ahirette ecirleri hesapsızca bol bol ödenecektir.”
Ayet 11–14
4 ayetZümer 11
Zümer 12
Zümer 13
Zümer 14
قُلْ اِنّ۪ٓي اُمِرْتُ اَنْ اَعْبُدَ اللّٰهَ مُخْلِصًا لَهُ الدّ۪ينَۙ ١١ وَاُمِرْتُ لِاَنْ اَكُونَ اَوَّلَ الْمُسْلِم۪ينَ ١٢ قُلْ اِنّ۪ٓي اَخَافُ اِنْ عَصَيْتُ رَبّ۪ي عَذَابَ يَوْمٍ عَظ۪يمٍ ١٣ قُلِ اللّٰهَ اَعْبُدُ مُخْلِصًا لَهُ د۪ين۪يۙ ١٤
Mushaf
Okunuş
11Ḳul innî ümirtü en aʿbüde-llâhe muḫliṣal lehü-ddîn.
12Veümirtü lien ekûne evvele-lmüslimîn.
13Ḳul innî eḫâfü in ʿaṣaytü rabbî ʿaẕâbe yevmin ʿażîm.
14Ḳuli-llâhe aʿbüdü muḫliṣal lehû dînî.
Türkçe Meal
11De ki:
– Ben, dini yaşamımı O’na has kılarak yalnızca Allah’a kulluk etmekle emrolundum.
12Ve ben Müslümanların öncüsü olmakla emrolundum.
13De ki; -Eğer ben Rabbime isyan edersem o dehşetli günün azabına çarptırılmaktan korkarım.
14– Onun için ben dinimi yaşamımı O’na has kılarak Allah’a kulluk ederim! De.
Açıklamalı meal
11Ey Resûlüm de ki: “Ben şirkten ve küfürden arınmış samimi bir inançla dini yalnız O’na halis kılarak Allah’a ibadet etmekle ve O’nun otoritesine boyun eğerek sadece Allah’ın yasalarına göre yaşamakla emrolundum.
12Ve Ben bulunduğum yer ve zamanda size ulaştırmam emrolunan Allah’ın dinine her bakımdan teslim olup, onu hakkıyla yaşayan Müslümanların ilki olmakla ve Allah’ın davetine iman edenlere önderlik yapmakla emrolundum.” Bu yüzden ben, yeryüzünde bir tek mümin kalmamış bile olsa, asla ümitsizliğe, yılgınlığa kapılmayacak, gerekirse tek başıma mücâdeleye devam edeceğim
13De ki: ” Eğer ben, nankörlük ve isyan ederek dininize dönüp de Rabbime karşı gelirsem her şeyin hesabını vereceğim korkunç bir günün azabından korkarım. Çünkü dokunulmazlığım yoktur Hesap Günü azap beni de yakalar,.“
14De ki: “ Her Müslüman gibi ben de şirk ve küfre sırtımı dönüp dinimi yalnızca Allah’a has kılıyorum ve tertemiz bir inançla aracısız olarak sadece Allah’a ibadet ve itaat ediyorum.
Ayet 15–16
2 ayetZümer 15
Zümer 16
فَاعْبُدُوا مَا شِئْتُمْ مِنْ دُونِه۪ۜ قُلْ اِنَّ الْخَاسِر۪ينَ الَّذ۪ينَ خَسِرُٓوا اَنْفُسَهُمْ وَاَهْل۪يهِمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ اَلَا ذٰلِكَ هُوَ الْخُسْرَانُ الْمُب۪ينُ ١٥ لَهُمْ مِنْ فَوْقِهِمْ ظُلَلٌ مِنَ النَّارِ وَمِنْ تَحْتِهِمْ ظُلَلٌۜ ذٰلِكَ يُخَوِّفُ اللّٰهُ بِه۪ عِبَادَهُۜ يَا عِبَادِ فَاتَّقُونِ ١٦
Mushaf
Okunuş
15Faʿbüdû mâ şiʾtüm min dûnih. ḳul inne-lḫâsirîne-lleẕîne ḫasirû enfüsehüm veehlîhim yevme-lḳiyâmeh. elâ ẕâlike hüve-lḫusrânü-lmübîn.
16Lehüm min fevḳihim żulelüm mine-nnâri vemin taḥtihim żulelün. ẕâlike yüḫavvifü-llâhü bihî ʿibâdeh. yâ ʿibâdi fetteḳûn.
Türkçe Meal
15Siz de, bu halinizle Allah’tan başka istediğinize kulluk edin! De ki:
– Gerçekten hüsrana uğrayacaklar, kıyamet günü hem kendilerini hem de ailelerini hüsrana sürükleyecek olanlardır. İşte göz göre göre hüsrana uğramak budur!
16Böyle kimseler hem üstlerinden hem altlarından kat kat ateş tabakaları ile azap olunacaklar. Allah, kullarını işte böyle bir azapla korkutmaktadır. Öyleyse ey kullarım bana karşı gelmekten sakının!
Açıklamalı meal
15Ey müşrikler! Allah’la birlikte kimleri ilah olarak tercih ediyorsanız artık bu umursamaz ve aymaz tavrınızla tercihinizi isabetli kullandığınızı zannederek ona bağlanıp kulluk edin. İsterseniz de Allah’ın yasalarından başka yasa koyuculara itaat ederek onlara ibadet edin Ancak, bunun acı sonuçlarına katlanmak zorundasınız. ” De ki: “ Gerçekte ziyana uğrayanlar, dünyadaki inkârları yüzünden kıyamet günü hem kendilerini hem de destekçilerini ve ailelerini hüsrana uğratıp, azaba sürükleyecek olanlardır. İyi bilin ki, göz göre göre ve apaçık ziyana uğramak budur.”
16Cehennemde böylelerinin üstlerinde ve altlarında kapkara bulutlar gibi ateşten kızgın tabakalar vardır. Dünyada yaptıklarından dolayı ateşin ortasına atılmışlardır. İşte Allah yanlış yolda giden kullarını böyle bir azap ile karşılaşmamaları için korkutup uyarmaktadır ki şirkten sakınsınlar. Ey kullarım! Allah’tan başka varlıklardan korkmayın! Çizdiğim haram helâl sınırlarını çiğneyip Bana karşı gelmekten ve ateşten sakının. Allah’a teslim olarak O’nun koruması altına girin.
Ayet 17–18
2 ayetZümer 17
Zümer 18
وَالَّذ۪ينَ اجْتَنَبُوا الطَّاغُوتَ اَنْ يَعْبُدُوهَا وَاَنَابُٓوا اِلَى اللّٰهِ لَهُمُ الْبُشْرٰىۚ فَبَشِّرْ عِبَادِۙ ١٧ اَلَّذ۪ينَ يَسْتَمِعُونَ الْقَوْلَ فَيَتَّبِعُونَ اَحْسَنَهُۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ هَدٰيهُمُ اللّٰهُ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمْ اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ ١٨
Mushaf
Okunuş
17Velleẕîne-ctenebu-ṭṭâgûte ey yaʿbüdûhâ veenâbû ile-llâhi lehümü-lbüşrâ. febeşşir ʿibâd.
18Elleẕîne yestemiʿûne-lḳavle feyettebiʿûne aḥseneh. ülâike-lleẕîne hedâhümü-llâhü veülâike hüm ülü-lʾelbâb.
Türkçe Meal
17Müjdeler olsun şer odaklarına kulluk etmekten uzak duran ve sadece Allah’a yönelenlere! Bu kullarımı müjdele ki.
18Bunlar, her türlü sözü dinleyip sonra en güzeline uyarlar. İşte Allah’ın gösterdiği doğru yola uyan kimseler bunlardır. İşte gerçek ve temiz akıl sahipleri bunlardır.
Açıklamalı meal
17Allah’ın hükümlerini hiçe sayıp O’nun yasalarına karşı çıkan tağutlara ve zalim diktatörlere kulluk etmekten kaçınanlara ve samimi olarak gayret edip Allah’ın davetine yönelerek yalnızca O’na kul köle olan müminlere gelince. Onlar Allah’ın ikramıyla müjdelenmeyi hak ederler. Ey Resûlüm! Başka sistemler icat eden tağuti otoritelere değil de yasalarıma uyan salih kullarımı cennetle müjdele!
18Onlar ki, ön yargılı değildirler. Kendilerine yönelik söylenen bir sözü önce dinler sonra anlarlar, daha olmadı bir de ehline sorarlar. Sonra da sözün en güzeline en doğrusuna uyarlar. Sözlerin en güzeli olan Kuran’ı işittikleri zaman, inat ve önyargı ile onu inkâr etmezler. İşte Allah’ın doğru yola eriştirdiği ve erdemli olan gerçek akıl sahipleri bunlardır.
Ayet 19
1 ayetZümer 19
اَفَمَنْ حَقَّ عَلَيْهِ كَلِمَةُ الْعَذَابِۜ اَفَاَنْتَ تُنْقِذُ مَنْ فِي النَّارِۚ ١٩
Mushaf
Okunuş
19Efemen ḥaḳḳa ʿaleyhi kelimetü-lʿaẕâb. efeente tünḳiẕü men fi-nnâr.
Türkçe Meal
19Şimdi bununla hakkında azap hükmü kesinleşmiş kimse bir olur mu? Bu durumda cehennemin ortasına düşmüş birini sen mi kurtaracaksın?
Açıklamalı meal
19Uyarıldığı halde öğüt ve uyarılara kulak tıkaması sebebiyle hakkında azap hükmü kesinleşmiş olan kimse doğruya, gerçeğe ulaşabilir mi? Artık cehennemdeki o kimseyi ateşten sen mi kurtaracaksın? Rabbin hüküm verdikten sonra sen hiçbir şey yapamazsın. Doğru yoldan inatla yüz çeviren böyle biri, hiç aklını kullanıp da Allah’a yönelen ve Cennetle müjdelenen kimseyle bir olur mu?
İlgili ayetler
Ayet 20
1 ayetZümer 20
لٰكِنِ الَّذ۪ينَ اتَّقَوْا رَبَّهُمْ لَهُمْ غُرَفٌ مِنْ فَوْقِهَا غُرَفٌ مَبْنِيَّةٌۙ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ وَعْدَ اللّٰهِۜ لَا يُخْلِفُ اللّٰهُ الْم۪يعَادَ ٢٠
Mushaf
Okunuş
20Lâkini-lleẕîne-tteḳav rabbehüm lehüm gurafüm min fevḳihâ gurafüm mebniyyetün tecrî min taḥtihe-lʾenhâr. vaʿde-llâh. lâ yuḫlifü-llâhü-lmîʿâd.
Türkçe Meal
20Oysa Rablerine karşı gelmekten sakınanlara tabanından ırmakların çağladığı üst üste bina edilmiş cennet köşkleri vardır. Bu, Allah’ın bir vaadidir. Allah ise vaadinden asla dönmez.
Açıklamalı meal
20Ancak sorumluluklarını bilinçle yerine getirerek Rabbine karşı gelmekten ve azabından korkup sakınanlar ve emirlerine uygun yaşayanlar var ya. Kâfirlerin üst ve altlarındaki ateşe karşılık onlar için de cennette önlerinde ırmaklar akan üst üste yapılmış köşkler vardır. Bu her şeye Kâdir olan Allah’ın sözüdür. Allah belirlenmiş hesap gününü gerçekleştirme sözünden asla dönmez.
İlgili ayetler
Ayet 21
1 ayetZümer 21
اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ اَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَسَلَكَهُ يَنَاب۪يعَ فِي الْاَرْضِ ثُمَّ يُخْرِجُ بِه۪ زَرْعًا مُخْتَلِفًا اَلْوَانُهُ ثُمَّ يَه۪يجُ فَتَرٰيهُ مُصْفَرًّا ثُمَّ يَجْعَلُهُ حُطَامًاۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَذِكْرٰى لِاُو۬لِي الْاَلْبَابِ۟ ٢١
Mushaf
Okunuş
21Elem tera enne-llâhe enzele mine-ssemâi mâen feselekehû yenâbîʿa fi-lʾarḍi ŝümme yuḫricü bihî zerʿam muḫtelifen elvânühû ŝümme yehîcü feterâhü muṣferran ŝümme yecʿalühû ḥuṭâmâ. inne fî ẕâlike leẕikrâ liüli-lʾelbâb.
Türkçe Meal
21Allah’ın gökten su indirip, onu yeraltındaki su kaynaklarına sızdırdığını, sonra da onunla rengârenk ekinler bitkiler bitirdiğini görmüyor musun? Sonra da bu bitkiler kurur ve sen onların sapsarı bir hale geldiğini görürsün. Sonunda Allah onları çerçöp haline getirir. İşte bunda temiz akıl sahipleri için alınacak bir ibret mutlaka vardır.
Açıklamalı meal
21Allah’ın gökten yağmur ve karla su indirir böylece, göl, deniz gibi yeryüzünde su kaynakları oluşturup yer altındaki tabii su depolarına ulaştırır. Sonra onunla yerden rengârenk bitkiler meyveler ekinler yetiştirir görmez misin? Sonra bir de görürsün ki bu güzelim bitkiler kuruyup sararır ve sonunda onlar çer çöp haline gelir hiç düşünmez misin? İşte, bu göz alıcı dünya nîmetleri de bir gün böyle yok olup gidecektir. Şüphesiz bunda yaratılış yasalarımız gereği, öldükten sonra dirilmenin delillerini görüp sağlıklı düşünen gerçek akıl sahipleri için, dünya nîmetlerinin gelip geçici olduğunu anlatan öğütler vealacakları dersler vardır.
Ayet 22
1 ayetZümer 22
اَفَمَنْ شَرَحَ اللّٰهُ صَدْرَهُ لِلْاِسْلَامِ فَهُوَ عَلٰى نُورٍ مِنْ رَبِّه۪ۜ فَوَيْلٌ لِلْقَاسِيَةِ قُلُوبُهُمْ مِنْ ذِكْرِ اللّٰهِۜ اُو۬لٰٓئِكَ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ ٢٢
Mushaf
Okunuş
22Efemen şeraḥa-llâhü ṣadrahû lilʾislâmi fehüve ʿalâ nûrum mir rabbih. feveylül lilḳâsiyeti ḳulûbühüm min ẕikri-llâh. ülâike fî ḍalâlim mübîn.
Türkçe Meal
22Şimdi Rabbinden gelen bir nur Kuran üzere olan böylece kalbini Allah’ın dini İslam’a açan kimse ile kalbi Allah’ın zikri Kuran’a karşı kaskatı olan kimse bir olur mu? Yazıklar olsun kalpleri katılaşmış olanlara ki onlar apaçık bir sapkınlık içindeler.
Açıklamalı meal
22Yaratılış sebebini düşünüp de doğru yolu aradığı için Allah’ın kalbini İslâm’a açtığı kimse, Rabbinden gelen Kur’an’la nurlandırılmış dosdoğru bir yolda değil midir? Böyle bir kimse, gönlü İslam’a kapalı olan ve şirk bataklığında yaşamakta inatla direnen inatçı bir kâfirle aynı olabilir mi? Olamayacağına göre, artık Allah’ın zikri olan bu Kur’an ayetlerinden yüz çevirdikleri için O’nu anmaya karşı kalpleri katılaşıp dünyalıklara ve nefsine tapmış olanların vay hallerine! İşte onlar apaçık bir sapkınlık ve küfür içindedirler.
Ayet 23
1 ayetZümer 23
اَللّٰهُ نَزَّلَ اَحْسَنَ الْحَد۪يثِ كِتَابًا مُتَشَابِهًا مَثَانِيَۗ تَقْشَعِرُّ مِنْهُ جُلُودُ الَّذ۪ينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْۚ ثُمَّ تَل۪ينُ جُلُودُهُمْ وَقُلُوبُهُمْ اِلٰى ذِكْرِ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ هُدَى اللّٰهِ يَهْد۪ي بِه۪ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ هَادٍ ٢٣
Mushaf
Okunuş
23Allâhü nezzele aḥsene-lḥadîŝi kitâbem müteşâbihem meŝânî. taḳşeʿirru minhü cülûdü-lleẕîne yaḫşevne rabbehüm. ŝümme telînü cülûdühüm veḳulûbühüm ilâ ẕikri-llâh. ẕâlike hüde-llâhi yehdî bihî mey yeşâʾ. vemey yuḍlili-llâhü femâ lehû min hâd.
Türkçe Meal
23Allah, hadislerin en güzelini, kendi içinde tutarlı birbirine benzeyen ikişerli sistemde bir kitap/Kuran olarak indirmiştir. Rabblerine derin bir saygı duyanların ayetleri karşısında tenleri ürperir, ardından Allah’ın sonsuz rahmetini anınca da kalpleri ve tenleri yatışıp huzur bulur. İşte bu, Allah’ın hidayeti/rehberidir ki dileyen kimse bu hadis ile doğru yola ulaşır. Allah, kimin de sapkınlığını onaylamışsa artık ona doğru yolu gösterecek kimse yoktur.
Açıklamalı meal
23Allah sözlerin en güzelini en doğru olanını, Cennet-Cehennem, iyiler-kötüler gibi âhenkli ve ikili bir sisteme dayalı bir Kitap halinde indirdi. Bir kısmı bir kısmına benzeyip kendi içinde tutarlı olarak biri diğerini te’yit eder. Gerçekleri çeşitli biçimlerle çelişkisiz ve bıktırıp usandırmadan tekrarlarla anlatan ifadelerle doludur. Rablerinden korkanların ve sorumluluk bilinci taşıyıp onun gereklerini, severek yerine getirmek isteyenler azap âyetlerini okuyunca ondan tüyleri ürperip kalpleri titrer. Ama sonunda o kimseler vücutları ve kalpleri Allah’ın rahmet âyetlerini okuyup şefkat ve merhametini düşündükçe zikrine karşı yumuşayıp huzura kavuşur. İşte bu Kur’an, yaratılış sebebini bilmek ve ona uygun bir hayatı yaşamak isteyenler için Allah’ın doğruluk rehberidir. Doğruya yönelmek isteyip gereğini yapan kullarını bununla hidayete eriştirir. Allah Kur’an’ın rehberliğine sırtlarını dönerek yaşamakta ısrar edip kötü niyetinden dolayı sapıklık içinde kalmayı isteyenleri de dalalette ve sapıklıkta bırakır. Her kim de kalbini Allah’a kapatarak İslam’dan uzaklaşırsa; Allah onu engellemez. Artık ona doğru yolu gösterecek hiçbir kimse yoktur.
İlgili ayetler
Ayet 24–28
5 ayetZümer 24
Zümer 25
Zümer 26
Zümer 27
Zümer 28
اَفَمَنْ يَتَّق۪ي بِوَجْهِه۪ سُٓوءَ الْعَذَابِ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ وَق۪يلَ لِلظَّالِم۪ينَ ذُوقُوا مَا كُنْتُمْ تَكْسِبُونَ ٢٤ كَذَّبَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَاَتٰيهُمُ الْعَذَابُ مِنْ حَيْثُ لَا يَشْعُرُونَ ٢٥ فَاَذَاقَهُمُ اللّٰهُ الْخِزْيَ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۚ وَلَعَذَابُ الْاٰخِرَةِ اَكْبَرُۢ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ ٢٦ وَلَقَدْ ضَرَبْنَا لِلنَّاسِ ف۪ي هٰذَا الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ مَثَلٍ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَۚ ٢٧ قُرْاٰنًا عَرَبِيًّا غَيْرَ ذ۪ي عِوَجٍ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ ٢٨
Mushaf
Okunuş
24Efemey yetteḳî bivechihî sûe-lʿaẕâbi yevme-lḳiyâmeh. veḳîle liżżâlimîne ẕûḳû mâ küntüm teksibûn.
25Keẕẕebe-lleẕîne min ḳablihim feetâhümü-lʿaẕâbü min ḥayŝü lâ yeşʿurûn.
26Feeẕâḳahümü-llâhü-lḫizye fi-lḥayâti-ddünyâ. veleʿaẕâbü-lʾâḫirati ekber. lev kânû yaʿlemûn.
27Veleḳad ḍarabnâ linnâsi fî hâẕe-lḳurʾâni min külli meŝelil leʿallehüm yeteẕekkerûn.
28Ḳurʾânen ʿarabiyyen gayra ẕî ʿivecil leʿallehüm yetteḳûn.
Türkçe Meal
24Kıyamet günü, yüzünü kötü azaptan koruyan kimse mi; “Kazanmış olduklarınızın azabını tadın!” denilen yanlışta ısrar eden zalimler mi?
25Zaten onlardan öncekiler de yalanlamışlardı ama hiç akıllarına gelmeyen, beklemedikleri bir yerden azap onlara gelivermişti.
26Böylece Allah, onlara dünya hayatında rezilliği tattırmış, ahiretteki azapları ise şüphesiz çok daha büyük olacaktır. Keşke bu gerçeği bilselerdi.
27Andolsun ki biz, düşünüp öğüt alsınlar diye bu Kuran’da insanlar için, her türlü misali verdik.
28Üstelik bunu, Allah’a karşı gelmekten korunsunlar diye Arapça okunup iletilen, çelişkili ve dolambaçlı ifadeler içermeyen bir kitap olarak indirdik.
Açıklamalı meal
24O Gün yaratılış gayesi dışında yaşayarak Kur’an ile yapılan davete başkaldırdığı için elleri ayakları zincirlenmiş zalimlere, “ Dünyadayken hak edip de kazandığınız günahların cezasını çekin ve azabı tadın bakalım!” denildiğinde, kıyamet günü elleri bağlı olduğu için o kötü azaptan yüzünü kim koruyabilir? Korkudan eli ayağı kaskatı kesilip de çaresizlik içinde kıvranan ve azaptan kendisini koruyabilecek durumda olmayan kimse ile Rabbinin ödüllendireceği kimse bir olur mu?
25Onlardan öncekiler de peygamberlerin Allah adına yaptıkları daveti reddedip Allah’tan gelen gerçekleri yalanladılar. Bu yüzden kendilerine hiç beklemedikleri bir anda ve ummadıkları bir yerden azap gelivermişti.
26Böylece Allah onlara dünya hayatında aşağılığı rezilliği ve perişanlığı tattırmıştı. Ama günahkarların Ahiret azabı ise dünyadakinden daha korkunçtur. Kur’an’a davet edilenler keşke iş işten geçmeden bunu anlayabilseler.
27Andolsun biz, belki düşünüp öğüt alırlar ve doğru olana yönelirler diye bu Kur’an’da insanlara hayatta karşılarına çıkacak problemleri çözmede yardımcı her tür örneği çarpıcı açıklamalarıyla verdik.
28Kur’an’ın ilk muhatapları olan Araplara, sorumluluklarını idrak edip, şirkten ve Allah’ın razı olmadığı bütün fenalıklardan sakınsınlar ve anlamakta zorluk çekmesinler diye konuları örneklerken her türlü çelişkiden uzak, pürüzsüz ve anlaşılır Arapça bir kitap verdik.
Ayet 29
1 ayetZümer 29
ضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلًا رَجُلًا ف۪يهِ شُرَكَٓاءُ مُتَشَاكِسُونَ وَرَجُلًا سَلَمًا لِرَجُلٍۜ هَلْ يَسْتَوِيَانِ مَثَلًاۜ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِۚ بَلْ اَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ٢٩
Mushaf
Okunuş
29Ḍarabe-llâhü meŝeler racülen fîhi şürakâü müteşâkisûne veracülen selemel liracül. hel yesteviyâni meŝelâ. elḥamdü lillâh. bel ekŝeruhüm lâ yaʿlemûn.
Türkçe Meal
29Şimdi Allah size, birbiriyle geçinemeyen birçok ortağa bağlı olan bir adam ile yalnız Allah’a teslim olmuş bir adamı örnek olarak veriyor. Şimdi bu ikisinin durumu aynı mıdır? Allah’a övgüler olsun ki hayır, fakat onların çoğu bu gerçeği bilmezler.
Açıklamalı meal
29Allah tevhid ile şirkin arasındaki fark iyice anlaşılsın diye, kendisine ortak koşan insanlara şu misali vermektedir: Bunlardan birincisi, kimin emrini dinleyeceği konusunda birbirleriyle anlaşamayan ortakların emrinde çalışan müşrik ve köle bir adam. Ortağın biri bir şeyi emrediyor, diğer ortak o şeyi yasaklıyor. Bu çeşitli ilahlara ibadet eden kâfirin misali gibidir. Diğeri ise yalnız bir kişinin emrinde olan mü’min ve köle bir adam. Bu da sadece Rabbine ibadet eden mü ‘minin misalidir. Bu ikisinin durumu bir olur mu? Elbette olmaz. Allah sizi sadece kendi yasalarına uymaya çağırır. Eğer siz hem Allah’ın yasalarına, hem de insanların yasasına uymaya kalkarsanız, elbet doğru yolu bulamazsınız. Gerçek şu ki, insana yakışan yalnız Allah’ı Rab ve ilah edinip yalnız O’na itaat etmektir. Tüm şükür, övgüler ve Hamd Allah’a mahsustur ve sadece Ona kulluk ve ibâdet edilmelidir. Fakat müşriklerin çoğu bir olan Allah’a ibadetin, pek çok ilâha ibadet etmekten hayırlı olduğu gerçeğini bilmek ve anlamak istemiyorlar.
İlgili ayetler
29Nahl 76
Ayet 30–31
2 ayetZümer 30
Zümer 31
اِنَّكَ مَيِّتٌ وَاِنَّهُمْ مَيِّتُونَۘ ٣٠ ثُمَّ اِنَّكُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ عِنْدَ رَبِّكُمْ تَخْتَصِمُونَ۟ ٣١
Mushaf
Okunuş
30İnneke meyyitüv veinnehüm meyyitûn.
31Ŝümme inneküm yevme-lḳiyâmeti ʿinde rabbiküm taḫteṣimûn.
Türkçe Meal
30Sen de öleceksin, onlar da ölecekler.
31Sonra siz kıyamet günü Rabbinizin huzurunda davalaşacaksınız.
Açıklamalı meal
30Ey Peygamber! Bu dünyadaki herkes ölümlüdür. Öyleyse, inkârcıların baskılarına, alay ve işkencelerine aldırmadan Rabb’inin yolunda mücâdeleye devam et! Hakkı söylemen hoşlarına gitmediği için, bir an evvel ölmeni bekleyen o kâfirler bilsinler ki elbet bir gün sen de öleceksin, onlar da ölecekler.
31Ardından kıyamet günü Rabbinizin huzurunda toplanıp birbirinizden davacı olacaksınız ve ‘O yüce mahkemede şüphesiz yargılanacaksınız. Amel defterleriniz açılacak. Tanıklar dinlenecek. Adalete uygun biçimde hükümler verilecek. Kiminiz cennete gideceksiniz, kiminiz cehenneme. Bu İlahi adaletin gereğidir.
İlgili ayetler
Ayet 32
1 ayetZümer 32
فَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنْ كَذَبَ عَلَى اللّٰهِ وَكَذَّبَ بِالصِّدْقِ اِذْ جَٓاءَهُۜ اَلَيْسَ ف۪ي جَهَنَّمَ مَثْوًى لِلْكَافِر۪ينَ ٣٢
Mushaf
Okunuş
32Femen ażlemü mimmen keẕebe ʿale-llâhi vekeẕẕebe biṣṣidḳi iẕ câeh. eleyse fî cehenneme meŝvel lilkâfirîn.
Türkçe Meal
32Allah hakkında yalan söyleyen ve kendisine gelen Kuran karşısında yalana sarılandan daha kâfir biri olabilir mi? Bu kâfirler için cehennemde yer mi yok?
Açıklamalı meal
32Söyle bakalım. Allah’a karşı yalan uydurandan ve Kur’an’ın rehberliğine inanmayıp kendisine gelen gerçeği bile bile yalan sayanlardan daha cahil ve zalim kim olabilir? “Cehennem bu kadar zalimi alır mı?” diye meraklananlar endişe etmesinler. Bu nankörler için, ancak şu söylenir: Kur’an’ı yalanlayan kâfirler için cehennemde barınacak yer mi yok? Onlar; gerçekleri inkâr ederek yalan uydururken neye güveniyorlar? İnkârcı nankörlerin zindanı ve azap diyarı cehennem değil midir? Bunların hak ettikleri yer cehennem ateşidir.
Ayet 33–35
3 ayetZümer 33
Zümer 34
Zümer 35
وَالَّذ۪ي جَٓاءَ بِالصِّدْقِ وَصَدَّقَ بِه۪ٓ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ ٣٣ لَهُمْ مَا يَشَٓاؤُ۫نَ عِنْدَ رَبِّهِمْۜ ذٰلِكَ جَزٰٓؤُا الْمُحْسِن۪ينَۚ ٣٤ لِيُكَفِّرَ اللّٰهُ عَنْهُمْ اَسْوَاَ الَّذ۪ي عَمِلُوا وَيَجْزِيَهُمْ اَجْرَهُمْ بِاَحْسَنِ الَّذ۪ي كَانُوا يَعْمَلُونَ ٣٥
Mushaf
Okunuş
33Velleẕî câe biṣṣidḳi veṣaddeḳa bihî ülâike hümü-lmütteḳûn.
34Lehüm mâ yeşâûne ʿinde rabbihim. ẕâlike cezâü-lmuḥsinîn.
35Liyükeffira-llâhü ʿanhüm esvee-lleẕî ʿamilû veyecziyehüm ecrahüm biaḥseni-lleẕî kânû yaʿmelûn.
Türkçe Meal
33Bu Kuran’ı ve onu getireni tasdik edenlere gelince işte bunlar Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır.
34Bunlar için Rabbleri katında istedikleri her şey vardır. Bu, iyi davrananların ödülüdür.
35Şöyle ki Allah, onların yaptıklarının en kötülerini örtüp bağışlayacak ve onları yaptıklarının en iyisine göre mükâfatlandıracaktır.
Açıklamalı meal
33Ama, gerçeği getirip insanları Allah’a yönelten peygamber ve Allah adına yaptığı davete iman ederek onu tasdik eden müminler var ya. İşte onlar Allah’a karşı gelmekten sakınıp Rablerine sığınan ve Allah’ın emirlerine uygun yaşayan takva sahipleridir. Ve cehennemden korunup gerçek mutluluğa ulaşanlar da yalnızca onlardır.
34Bu fedâkâr insanlara, Rablerinin katındaki cennette istedikleri her şeyin en güzeli vardır. İşte bu nimetler Rablerinin rızası doğrultusunda iyilik edenlerin mükâfatıdır.
35Çünkü samimi olarak tevbe ettikleri için, Allah onların Kur’an’la tanışmadan önceki işledikleri en kötü günahlarını bile bağışlayıp silecek ve ahirette de gayretlerinin karşılığına göre ödüllerini en güzel şekilde ve kat kat fazlasıyla verecektir.
Ayet 36–38
3 ayetZümer 36
Zümer 37
Zümer 38
اَلَيْسَ اللّٰهُ بِكَافٍ عَبْدَهُۜ وَيُخَوِّفُونَكَ بِالَّذ۪ينَ مِنْ دُونِه۪ۜ وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ هَادٍۚ ٣٦ وَمَنْ يَهْدِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ مُضِلٍّۜ اَلَيْسَ اللّٰهُ بِعَز۪يزٍ ذِي انْتِقَامٍ ٣٧ وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ مَنْ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ لَيَقُولُنَّ اللّٰهُۜ قُلْ اَفَرَاَيْتُمْ مَا تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اِنْ اَرَادَنِيَ اللّٰهُ بِضُرٍّ هَلْ هُنَّ كَاشِفَاتُ ضُرِّه۪ٓ اَوْ اَرَادَن۪ي بِرَحْمَةٍ هَلْ هُنَّ مُمْسِكَاتُ رَحْمَتِه۪ۜ قُلْ حَسْبِيَ اللّٰهُۜ عَلَيْهِ يَتَوَكَّلُ الْمُتَوَكِّلُونَ ٣٨
Mushaf
Okunuş
36Eleyse-llâhü bikâfin ʿabdeh. veyüḫavvifûneke billeẕîne min dûnih. vemey yuḍlili-llâhü femâ lehû min hâd.
37Vemey yehdi-llâhü femâ lehû mim müḍill. eleyse-llâhü biʿazîzin ẕi-ntiḳâm.
38Velein seeltehüm men ḫaleḳa-ssemâvâti velʾarḍa leyeḳûlünne-llâh. ḳul eferaeytüm mâ tedʿûne min dûni-llâhi in erâdeniye-llâhü biḍurrin hel hünne kâşifâtü ḍurrihî ev erâdenî biraḥmetin hel hünne mümsikâtü raḥmetih. ḳul ḥasbiye-llâh. ʿaleyhi yetevekkelü-lmütevekkilûn.
Türkçe Meal
36Allah kuluna yetmez mi ki, onlar seni Allah’tan başka bir takım kişilerle korkutmaya çalışıyorlar. Allah kimin sapkınlığını onaylarsa artık onu doğru yola iletecek yoktur.
37Ama kim de Allah’ın rehberine uymuşsa onu da saptıracak bir güç yoktur. Allah gücüne karşı konulamayan ve hak edene de gerekli cezayı veren değil midir?
38Onlara:
– Gökleri ve yeri yaratan kimdir? Diye soracak olsan;
– Hiç tereddütsüz “Allah’tır” diye cevap verecekler, de ki:
– Peki, söyler misiniz Allah bana bir sıkıntı vermek istese sizin Allah ile aranıza koyup dua ile yalvarıp yakardıklarınız o sıkıntıyı giderebilirler mi? Yahut Allah bana bir lütuf/ikramda bulunacak olsa onlar buna engel olabilirler mi? De ki:
– Allah bana yeter. Birine dayanıp güvenmek isteyenler yalnızca Allah’a bağlanıp güvensinler.
Açıklamalı meal
36Her şeye gücü yeten Allah dost ve yardımcı olarak kuluna yeterli değil midir? Elbette yeter O hâlde, kulluk makamına yükselen ve bu şerefli makamın hakkını veren mümini kim korkutabilir? Azîz olarak Allah size yeter, izzeti ve şeref sadece O’na kulluktadır, başka hiçbir yerde izzet ve şeref yoktur. Fakat bunun bilincinde olmayan müşrikler “ilahlarımızı ayıplama. Aksi takdirde çarpar” diyerek Allah ile aralarına koyup kulluk yaptıkları sahte ilahlarıyla seni korkutup tehdit savurmaya çalışıyorlar. Güya onları kızdırırsan, gazaplarından kurtulamazmışsın! Seni korkutmaya çalışmaları ne büyük bir gaflet ve ne derin bir sapkınlıktır! Onlar Allah’tan başkalarına itaat etmenizi, başkalarının yasalarını uygulamanızı ve onlardan korkmanız gerektiğini söylüyorlar. Bu, Allah’ın kudretini idrak edemediklerindendir. Onlar şunu iyi bilsinler ki; Israrla hakkı inkâr ettiği ve hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf etmediğinden dolayı Allah kimi dalalet ve sapıklık içinde bırakırsa artık onu doğruya ulaştıracak hiç kimse ve hiçbir yol gösterici yoktur.
37Kim de iyilikleri sayesinde Allah’ın gösterdiği doğru yola girerse onu da saptırabilecek hiç kimse yoktur. Koruyucusu Allah, rehberi Allah olan bir mümini yolundan kim saptırabilir? Allah iman eden kulunu dünyada ve âhirette başarıya, kurtuluşa iletmez mi? Zulüm ve haksızlık edenleri zillet ve azaba mahkûm etmez mi? Öyle ya, Allah mülkünde ve saltanatında sonsuz güç sahibi olup her zaman üstün gelen değil midir? Ve hak ettikleri cezayı vermek için iman etmeyenlerden intikam almaya muktedir değil midir? Elbette öyledir! Aslında bunu inkâr edenler de pekâlâ bilirler. Şüphesiz Allah’ın hükmüne kimse karşı koyamaz, gerçeği inkâr edenler hak ettikleri azap ile mutlaka karşılaşacaktır.
38Ey Resûlüm! Sen Allah’tan başka güçleri O’na ortak koşup ilahlaştıranlara: “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan muhakkak: “ Her şeyi Allah yarattı ” diyeceklerdir. Ey Müslüman! Öyleyse sen de onlara de ki: ” Şimdi bana söyler misiniz? Allah bana bir sıkıntı ve zarar vermek istese, Allah’ın yanı sıra yalvarıp dua ettikleriniz ve yardımını umarak ilah edindikleriniz, O’nun vereceği felâketi ve zararı benden uzaklaştırabilir mi? Yahut Rabb’im bana rahmetinden bir lütufta bulunsa, onlar O’nun nimetine ve rahmetine engel olabilirler mi? Hayır asla olamazlar. Bu gerçek kesinleştikten sonra hangi korku Allah’a çağıran davetçinin yolundan onu alıkoyabilir? Bütün bunlara rağmen, yine de inkârda diretirlerse de ki: “ Siz ne yaparsanız yapın Allah bana yeter. Birine yaslanıp güvenmek isteyenler yalnız O’na sırtını yaslayıp yalnız O’na güvensinler. O hâlde, dünyada güçlü olmak isteyen Allah’a tevekkül etsin, zengin olmak isteyen elindekilere değil, Allah’ın yanında olanlara güvensin, izzet ve şeref sahibi olmak isteyen de Allah’tan korksun. Allah’tan başkasına güvenerek şirke düşmesin.
İlgili ayetler
Ayet 39–40
2 ayetZümer 39
Zümer 40
قُلْ يَا قَوْمِ اعْمَلُوا عَلٰى مَكَانَتِكُمْ اِنّ۪ي عَامِلٌۚ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَۙ ٣٩ مَنْ يَاْت۪يهِ عَذَابٌ يُخْز۪يهِ وَيَحِلُّ عَلَيْهِ عَذَابٌ مُق۪يمٌ ٤٠
Mushaf
Okunuş
39Ḳul yâ ḳavmi-ʿmelû ʿalâ mekânetiküm innî ʿâmil. fesevfe taʿlemûn.
40Mey yeʾtîhi ʿaẕâbüy yuḫzîhi veyeḥillü ʿaleyhi ʿaẕâbüm müḳîm.
Türkçe Meal
39De ki:
– Siz kendinize yakışanı yapın, ben de kendime yakışanı yapacağım, Yakında anlayacaksınız.
40Dünyada alçaltıcı bir azabın, ahirette de kalıcı bir azabın kimin başına çökeceğini.
Açıklamalı meal
39Ey Peygamber ve onun izinden yürüyen İslâm dâvetçisi! Baskı ve işkencelerle gözünü korkutup seni yıldırmaya çalışan kavmine de ki: “Ey öğüt ve uyarılardan ders almayan kavmim! Ben sırtımı O yüce kudrete dayadım. Bu yüzden, sizden asla korkmuyorum? Madem batıl inancınızda ısrarlısınız. Öyleyse bütün imkânlarınızla elinizden gelen her şeyi ardınıza koymayın ve kendinize yakışanı yapın. Fakat şunu da iyi bilin ki, Kur’an’ı insanlara duyurmak için ben de Allah yolunda insanları doğru olana çağırmaya devam edip elimden geleni yapacağım. Zaten zamanı gelince kimin doğru olanı yaptığını bileceksiniz.
40Bu dünyada alçaltıcı ve kendisini helak edici azap kime geliyor? Ahirette de bitmeyecek olan sonsuz ve kahredici azap kimin üzerine iniyor, kim cennetle mükâfatlanıyor pek yakında görüp anlayacaksınız.
Ayet 41
1 ayetZümer 41
اِنَّٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ لِلنَّاسِ بِالْحَقِّۚ فَمَنِ اهْتَدٰى فَلِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ ضَلَّ فَاِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَاۚ وَمَٓا اَنْتَ عَلَيْهِمْ بِوَك۪يلٍ۟ ٤١
Mushaf
Okunuş
41İnnâ enzelnâ ʿaleyke-lkitâbe linnâsi bilḥaḳḳ. femeni-htedâ felinefsih. vemen ḍalle feinnemâ yeḍillü ʿaleyhâ. vemâ ente ʿaleyhim bivekîl.
Türkçe Meal
41Hiç şüphe yok ki insanlara hak ve hakikati göstermek amacıyla bu kitabı sana biz indirdik. Bundan böyle kim bu Kuran’ı rehber edinirse bu kendi lehinedir. Kim de O’nun yolundan saparsa bu da ancak kendi aleyhinedir. Zira sen onların vekili/savunucusu değilsin.
Açıklamalı meal
41Ey Peygamber! Gerçek şu ki biz sana bu Kitab’ı insanlara yaratmaktaki amacımızı bildirip doğru yolu göstermek ve insanlığın kurtuluşu için ona uygun olan hayat nizamı ile yaşamaya davet için indirdik. Artık kim hür iradesiyle Kur’an ile davet edilene iman eder ve bu kitabın rehberliğinde yaşayıp doğru yola ulaşmayı seçerse bilsin ki bu kendi lehinedir. Kim de Kur’an’ın davetinden yüz çevirir ve Allahtan uzaklaşıp doğru yoldan saparsa ancak kendi aleyhine bir seçim yapmış olup sapıtır. Zira Allah, bütün insanlara hakîkati görme yeteneği bahşetmiştir. Dolayısıyla, herkes kendi tercih ve eylemlerinden sorumludur. Sen sana düşeni yaptıktan sonra onların yaptıklarından ve tercihlerinin sonuçlarından sorumlu olan bir vekil değilsin. Onları kendi seçimine zorlama hakkına sahip de değilsin. Senin görevin, yalnızca hakikati güzelce duyurmaktan ibarettir.
İlgili ayetler
Ayet 42
1 ayetZümer 42
اَللّٰهُ يَتَوَفَّى الْاَنْفُسَ ح۪ينَ مَوْتِهَا وَالَّت۪ي لَمْ تَمُتْ ف۪ي مَنَامِهَاۚ فَيُمْسِكُ الَّت۪ي قَضٰى عَلَيْهَا الْمَوْتَ وَيُرْسِلُ الْاُخْرٰٓى اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّىۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ ٤٢
Mushaf
Okunuş
42Allâhü yeteveffe-lʾenfüse ḥîne mevtihâ velletî lem temüt fî menâmihâ. feyümsikü-lletî ḳaḍâ ʿaleyhe-lmevte veyürsilü-lʾuḫrâ ilâ ecelim müsemmâ. inne fî ẕâlike leâyâtil liḳavmiy yetefekkerûn.
Türkçe Meal
42Allah, kişiyi ölümü anında vefat ettirir bilincini alır henüz ölmemiş olanları da uykusunda vefat ettirir. Ölümüne karar verilmiş olanların bilincini alıkoyar diğerlerini ise ölümü gelinceye kadar salıverir. İşte bunda, derinlemesine düşünebilen bir toplum için alınacak nice ibretler vardır.
Açıklamalı meal
42Allah, koyduğu yasaları gereği, zamanı gelince, eceli gelen insanlar bedenen öldüklerinde canlarını alır. Ölüm vakti gelmeyenlerin ise ruhlarını gece uykularında kısmen bedenlerinden ayırarak ölü gibi uyutup emanetine alır. İnsan uyku süresince geçici bilinç kaybı yaşar ama canı alınmadığı için canlılığı devam eder. Böylece hakkında ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını kıyâmete kadar tutar. Diğerlerine ise onlar için takdir edilen süre doluncaya kadar gündüz vakti yaşamalarına izin verir. Yarattıklarının yaşama ve ölmesine karar veren yalnızca Allah’tır. Demek ki, uykusundan uyanan insanlar, her defasında yeniden hayata gözlerini açmış, Rablerinin rızasını kazanmak için yeni bir fırsat daha yakalamış olurlar. Şüphesiz bu anlatılanlarda inceden inceye düşünen bir topluluk için Allah’ın kudret ve azametini gözler önüne seren nice ibretlik dersler vardır.
Ayet 43–44
2 ayetZümer 43
Zümer 44
اَمِ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ شُفَعَٓاءَۜ قُلْ اَوَلَوْ كَانُوا لَا يَمْلِكُونَ شَيْـًٔا وَلَا يَعْقِلُونَ ٤٣ قُلْ لِلّٰهِ الشَّفَاعَةُ جَم۪يعًاۜ لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ ثُمَّ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ٤٤
Mushaf
Okunuş
43Emi-tteḫaẕû min dûni-llâhi şüfeʿâʾ. ḳul evelev kânû lâ yemlikûne şeyʾev velâ yaʿḳilûn.
44Ḳul lillâhi-şşefâʿatü cemîʿâ. lehû mülkü-ssemâvâti velʾarḍ. ŝümme ileyhi türceʿûn.
Türkçe Meal
43Yoksa onlar Allah ile aralarına birilerini koyup birtakım şefaatçiler mi ediniyorlar? De ki:
– Peki, onlar hiç bir şeye sahip değiller ve akılları hiç bir şeye ermiyor ise?
44De ki:
– İyi bilin ki şefaat tamamıyla ve sadece Allah’a aittir, zira göklerin ve yerin hükümranlığı O’na aittir. Sonunda hepiniz hesap vermek üzere O’na döndürüleceksiniz.
Açıklamalı meal
43Yoksa onlar hesap günü yaptıklarından dolayı vereceğimiz cezadan kurtulmak için Allah’tan başka kâinatın işleyişinde müdahale güç ve yetkileri bulunduğuna inandıkları torpilci ve hayalî şefaatçiler mi edindiler? Dünyada ve âhirette tek şefaat edecek olan, öldükten sonra diriltip hesap soracak olan Allah’tır. Ey Müslüman! Onlara de ki: “ Ey müşrikler! Şefaatiyle kurtulacağınızı sandığınız bu kimseler, hiçbir şeyi yaratma gücüne sahip olmayan, hiçbir şeye güç yetiremeyen ve akılları düşünüp hakikati kavrayamayan fânî varlıklar olsalar da mı onların şefaatine sığınacaksınız? Allah’a ortak ve aracı ilahlar edinip bunlardan mı şefaat bekleyeceksiniz? Kendileri de yaratılmış olanlara sığınıp nasıl şefaat umabilirsiniz? Sizin torpilcileriniz Allah’a güç yetiremez. Hiç akıl etmiyor musunuz? Af edecek sadece Allah’tır. Allah insan ile arasına kimseyi sokmaz!
44Bu konuda kesin hükmü bildirmek üzere de ki: “Şefaat hakkı ve ahirette birine yardım etme yetkisinin tamamen ve yalnızca Allah’a aittir. Çünkü göklerin ve yeryüzünün mutlak hükümranlığı O’nundur. Yardım, destek ve kayırma gücüne sahip olan da yalnız Allah’tır. Sonunda hesap vermek üzere huzurunda toplanıp O’na döneceksiniz.
Ayet 45
1 ayetZümer 45
وَاِذَا ذُكِرَ اللّٰهُ وَحْدَهُ اشْمَاَزَّتْ قُلُوبُ الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِۚ وَاِذَا ذُكِرَ الَّذ۪ينَ مِنْ دُونِه۪ٓ اِذَا هُمْ يَسْتَبْشِرُونَ ٤٥
Mushaf
Okunuş
45Veiẕâ ẕükira-llâhü vaḥdehü-şmeezzet ḳulûbü-lleẕîne lâ yüʾminûne bilʾâḫirati. veiẕâ ẕükira-lleẕîne min dûnihî iẕâ hüm yestebşirûn.
Türkçe Meal
45Ne zaman Allah tek başına anılsa ahirete inanmayanların kalpleri tiksinti ve nefretle çarpar. Allah’tan başkalarının adı geçince hemen neşelenirler.
Açıklamalı meal
45Müşriklerin yanında ne zaman Allah tek ve gerçek ilah olarak anılsa yani, kendilerine “Lâ ilâhe illallah” deyiniz denilse, ahiretteki hesaba inanmayanların, kalpleri derin bir sıkıntı, endişe ve nefretle çarpar. Ama Allah’la birlikte Allah’a ortak koşulan kendi ilahları anılırsa ve Allah’tan başka kendi sevdiklerinin hükümlerinden söz edilirse bu defa da hemen yüzleri güler ve sevince kapılırlar. Kim Allah’ın sözüne karşı insanların sözünü, Allah’ın hükmüne karşı insanların hükmünü öne çıkarıyorsa; onlar ahireti inkâr edenlerdir!
Ayet 46
1 ayetZümer 46
قُلِ اللّٰهُمَّ فَاطِرَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ عَالِمَ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ اَنْتَ تَحْكُمُ بَيْنَ عِبَادِكَ ف۪يمَا كَانُوا ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَ ٤٦
Mushaf
Okunuş
46Ḳuli-llâhümme fâṭira-ssemâvâti velʾarḍi ʿâlime-lgaybi veşşehâdeti ente taḥkümü beyne ʿibâdike fîmâ kânû fîhi yaḫtelifûn.
Türkçe Meal
46De ki: Ey göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısı, gizli ve aşikâr her şeyi bilen Allah’ım, ayrılığa düştükleri konularda kullarının arasında hüküm verecek olan sadece sensin!
Açıklamalı meal
46Ey Müslüman! Bunlara karşılık, sen Rabb’ine yalvararak de ki: “Ey gökleri ve yeri yoktan yaratıp yasalarını koyan, gizli ya da açıkça görünen ne varsa hepsini en mükemmel biçimde bilen Allah’ım! Senin Rabliğini ve ilahlığını tartışıp durdukları konularda, kullarının arasında Kıyâmet günü hüküm verecek ve hak ettikleri ile karşılaştıracak olan yalnız Sensin.
Ayet 47–48
2 ayetZümer 47
Zümer 48
وَلَوْ اَنَّ لِلَّذ۪ينَ ظَلَمُوا مَا فِي الْاَرْضِ جَم۪يعًا وَمِثْلَهُ مَعَهُ لَافْتَدَوْا بِه۪ مِنْ سُٓوءِ الْعَذَابِ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ وَبَدَا لَهُمْ مِنَ اللّٰهِ مَا لَمْ يَكُونُوا يَحْتَسِبُونَ ٤٧ وَبَدَا لَهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُوا وَحَاقَ بِهِمْ مَا كَانُوا بِه۪ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ ٤٨
Mushaf
Okunuş
47Velev enne lilleẕîne żalemû mâ fi-lʾarḍi cemîʿav vemiŝlehû meʿahû leftedev bihî min sûi-lʿaẕâbi yevme-lḳiyâmeh. vebedâ lehüm mine-llâhi mâ lem yekûnû yaḥtesibûn.
48Vebedâ lehüm seyyietü mâ kesebû veḥâḳa bihim mâ kânû bihî yestehziûn.
Türkçe Meal
47Allah tek anıldığında tiksinenler, yeryüzünün tüm hazinelerine, hatta bunun bir misline daha sahip olsalardı kıyamet gününde o korkunç azaptan kurtulmak için fidye olarak verirlerdi. Çünkü onların hiç hesaba katmadıkları şeyler Allah tarafından karşılarına çıkarılacak.
48Onların dünyadayken kazandıkları kötülükler gözlerinin önüne serilecek vaktiyle hafife aldıkları azap kendilerini çepeçevre kuşatacaktır.
Açıklamalı meal
47Eğer o zalim müşrik ve kâfirler yeryüzünün bütün hazinelerine ve hatta iki katına sahip olsalardı, kıyamet günü, başlarına gelecek olan o korkunç azaptan kurtulmak için gözlerini kırpmadan hepsini fidye olarak feda ederlerdi. Çünkü o gün hiç hesap etmedikleri ve düşünmek bile istemedikleri şeyler Allah’tan, tarafından önlerine konacak ve azap karşılarına çıkarılacaktır.
48Bunların dünyada iken Allah’ın Rabliğinin, ilahlığının üstünü örterek yaptıkları kötülükler kendileri aleyhine karşılarına çıkacak ve alay ettikleri her şey Âhiret Günü’nde cehennem azabı olarak kendilerini çepeçevre kuşatacaktır. Oysa dünyadayken, sahip oldukları güç ve zenginlikle ne kadar da şımarıp azgınlaşıyor, küstahça başkaldırıyorlardı. Güçlü olmalarının, doğru yolda olduklarının kanıtı olduğunu iddia ediyorlardı.
Ayet 49–52
4 ayetZümer 49
Zümer 50
Zümer 51
Zümer 52
فَاِذَا مَسَّ الْاِنْسَانَ ضُرٌّ دَعَانَاۘ ثُمَّ اِذَا خَوَّلْنَاهُ نِعْمَةً مِنَّاۙ قَالَ اِنَّمَٓا اُو۫ت۪يتُهُ عَلٰى عِلْمٍۜ بَلْ هِيَ فِتْنَةٌ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ٤٩ قَدْ قَالَهَا الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَمَٓا اَغْنٰى عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ ٥٠ فَاَصَابَهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُواۜ وَالَّذ۪ينَ ظَلَمُوا مِنْ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ سَيُص۪يبُهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُواۙ وَمَا هُمْ بِمُعْجِز۪ينَ ٥١ اَوَلَمْ يَعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَقْدِرُۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ۟ ٥٢
Mushaf
Okunuş
49Feiẕâ messe-lʾinsâne ḍurrun deʿânâ. ŝümme iẕâ ḫavvelnâhü niʿmetem minnâ ḳâle innemâ ûtîtühû ʿalâ ʿilm. bel hiye fitnetüv velâkinne ekŝerahüm lâ yaʿlemûn.
50Ḳad ḳâlehe-lleẕîne min ḳablihim femâ agnâ ʿanhüm mâ kânû yeksibûn.
51Feeṣâbehüm seyyietü mâ kesebû. velleẕîne żalemû min hâülâi seyüṣîbühüm seyyietü mâ kesebû vemâ hüm bimüʿcizîn.
52Evelem yaʿlemû enne-llâhe yebsüṭu-rrizḳa limey yeşâü veyaḳdir. inne fî ẕâlike leâyâtil liḳavmiy yüʾminûn.
Türkçe Meal
49Ne zaman insanın başına bir sıkıntı gelse hemen bize dua eder. Sonra ona katımızdan bir nimet bahşedince, bu bana kendi bilgim ve yeteneğim sayesinde verildi der. Hâlbuki bu bir imtihandır. Fakat onların çoğu bu gerçeği bilmez.
50Doğrusu onlardan öncekiler de aynen böyle söylemişlerdi. Fakat kazandıkları mal ve servetler onlara hiçbir fayda sağlamamıştı.
51Sonunda işlemiş oldukları günahların cezası başlarına gelmişti. Aynı şekilde şunlardan yanlışta ısrar eden zalimlerinde işledikleri kötülüklerinin cezası başlarına gelecektir ve onlar bizim cezalandırmamızdan asla kaçıp kurtulamayacaklardır.
52Şimdi onlar Allah’ın dileyip çalışana rızkı yayıp ve bir ölçüye göre verdiğini bilmiyorlar mı? İşte bunda inanan bir toplum için alınacak nice dersler vardır.
Açıklamalı meal
49İşte böyle, insanın başına ne zaman bir musibet bir sıkıntı gelse hemen yardım için içtenlikle bize yönelip yalvarır ve dua eder. Sonra ona kendi katımızdan yardım ulaştırarak sıkıntısından kurtarıp bir nimet verdiğimizde: “ Ben bunları ancak kendi ticarî bilgim ve becerim sayesinde elde ettim O hâlde, mal benim, mülk benim; dilediğim gibi harcarım ” demeye başlar. Hâlbuki bu nimetlerin verilmesi Allah’ın bir imtihanıdır. Fakat insanların çoğu bu gerçeği anlayıp bilmek istemez.
50Bu sözleri ilk defa Mekke müşrikleri söylemiyor. Onlardan önce yaşamış olanların çoğu da gaflet ve nankörlükle böyle söylemişlerdi. Ama hesap günü geldiğinde kazandıkları dünyalık geçici şeyler azaba karşı kendilerine hiçbir bir yarar sağlamadı. Ve onları azaptan kurtaramadı.
51Çünkü işledikleri kötülükler ve nankörlükleri sebebi ile vaad edilen günde hak ettikleri ceza başlarına gelmişti. Aynı şekilde bunlardan zulmedenlerin de kazandıkları kötülüklerinin cezası azaba dönüşüp eninde sonunda aynı şey başlarına gelecektir ve zulüm düzenleri başlarına çökecektir. Böylelerini Bizim elimizden hiç kimse kurtaramaz, Onlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar Allah’ın koyduğu yasaların işleyişine engel olamazlar ve asla Allah’ı aciz bırakamazlar.
52Peki bu zâlimler, sahip oldukları servet ve zenginlikten dolayı kibirlenme hakkını nereden buluyorlar? Onlar hâlâ akledip anlamıyorlar mı ki Allah dileyip hak edene ve gayret gösterenlere rızkı lâyık görüp genişletir ve kimine de bir ölçüye göre dileyip daraltır? Allah’ın rızık vermesinin de rızkı kısmasının da bir imtihan konusu olduğunu, bol rızık verilenlerin şükredip muhtaçlara yardım etmek suretiyle, az rızık verilenlerin de sabretmek suretiyle bu imtihanı kazanabileceğini düşünmüyorlar mı? Şüphesiz bunda iman edenler için alınacak ibretlik dersler vardır.
Ayet 53–59
7 ayetZümer 53
Zümer 54
Zümer 55
Zümer 56
Zümer 57
Zümer 58
Zümer 59
قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذ۪ينَ اَسْرَفُوا عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَم۪يعًاۜ اِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّح۪يمُ ٥٣ وَاَن۪يبُٓوا اِلٰى رَبِّكُمْ وَاَسْلِمُوا لَهُ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَاْتِيَكُمُ الْعَذَابُ ثُمَّ لَا تُنْصَرُونَ ٥٤ وَاتَّبِعُٓوا اَحْسَنَ مَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكُمْ مِنْ رَبِّكُمْ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَاْتِيَكُمُ الْعَذَابُ بَغْتَةً وَاَنْتُمْ لَا تَشْعُرُونَۙ ٥٥ اَنْ تَقُولَ نَفْسٌ يَا حَسْرَتٰى عَلٰى مَا فَرَّطْتُ ف۪ي جَنْبِ اللّٰهِ وَاِنْ كُنْتُ لَمِنَ السَّاخِر۪ينَۙ ٥٦ اَوْ تَقُولَ لَوْ اَنَّ اللّٰهَ هَدٰين۪ي لَكُنْتُ مِنَ الْمُتَّق۪ينَۙ ٥٧ اَوْ تَقُولَ ح۪ينَ تَرَى الْعَذَابَ لَوْ اَنَّ ل۪ي كَرَّةً فَاَكُونَ مِنَ الْمُحْسِن۪ينَ ٥٨ بَلٰى قَدْ جَٓاءَتْكَ اٰيَات۪ي فَكَذَّبْتَ بِهَا وَاسْتَكْبَرْتَ وَكُنْتَ مِنَ الْكَافِر۪ينَ ٥٩
Mushaf
Okunuş
53Ḳul yâ ʿibâdîye-lleẕîne esrafû ʿalâ enfüsihim lâ taḳneṭû mir raḥmeti-llâh. inne-llâhe yagfiru-ẕẕünûbe cemîʿâ. innehû hüve-lgafûru-rraḥîm.
54Veenîbû ilâ rabbiküm veeslimû lehû min ḳabli ey yeʾtiyekümü-lʿaẕâbü ŝümme lâ tünṣarûn.
55Vettebiʿû aḥsene mâ ünzile ileyküm mir rabbiküm min ḳabli ey yeʾtiyekümü-lʿaẕâbü bagtetev veentüm lâ teşʿurûn.
56En teḳûle nefsüy yâ ḥasratâ ʿalâ mâ ferraṭtü fî cembi-llâhi vein küntü lemine-ssâḫirîn.
57Ev teḳûle lev enne-llâhe hedânî leküntü mine-lmütteḳîn.
58Ev teḳûle ḥîne tera-lʿaẕâbe lev enne lî kerraten feekûne mine-lmuḥsinîn.
59Belâ ḳad câetke âyâtî fekeẕẕebte bihâ vestekberte vekünte mine-lkâfirîn.
Türkçe Meal
53De ki: Ey kötülük işleyerek kendilerini harcayıp yazık eden kullarım, sakın Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Zira O, eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet kaynağıdır.
54Şimdi azap ölüm gelip sizi bulmadan önce Rabbinize yönelin ve O’na yürekten teslim olun aksi halde hiç kimseden yardım göremezsiniz.
55Evet bu azap hiç farkında olmadığınız bir anda ansızın başınıza gelmeden önce Rabbinizden size indirilenin en güzeli olan Kuran’a uyun.
56Ki sonunda şunu demek zorunda kalmayasınız:
– Eyvah Allah’a karşı işlediğim kusurlardan ve gerçeklerle alay edenlerden olduğum için yazıklar olsun bana.
57Yahut “Keşke Allah zorla da olsa beni doğru yola iletseydi de bende ona karşı gelmekten sakınanlardan olsaydım”.
58Ve yahut azabı görünce “Keşke bana bir kere daha dünyaya dönme fırsatı verilse de ben de iyi ve güzel işler yapanlardan olsam.
59– Hayır, tam aksine, vaktiyle ayetlerim sana gelmişti de sen onlar karşısında yalana sarılmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştun.
Açıklamalı meal
53Ey Peygamber! Bilerek bilmeyerek, gırtlağına kadar günaha batmış kullarıma Allah adına şöyle söyle: “Ey kendilerine kötülük edip bu uyarılardan ders almayan ve yasalarıma karşı çıkarak çokça günah işleyip sınırlarımı aşan günahkâr kullarım! Sakın ha Allah’ın merhametinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah tevbe edip kendisine yönelerek davetine icabet edenlerin bütün günahlarını bağışlar. Çünkü Allah, tevbe eden kullarına karşı çok bağışlayıcı, çok merhamet sahibidir.
54O halde iman etmenin fayda vermeyeceği gün azap size gelip çatmadan önce tevbe ederek Rabbinizin daveti olan hayat nizamına gönülden yönelin ve O’na teslim olun. Allah’ın yasalarına karşı çıkarak insanların yasalarına uymayın Aksi halde o azabı geri çevirmek için size yardım eden de bulunmaz.
55Diğer bir deyişle: Siz dünya işleriyle meşgul olup hiç farkında olmadığınız bir anda aniden azap, tepenize çökmeden önce gelin Rabbiniz tarafından gönderilen en son ve en mükemmel mesaj olan Kur’an’a uyun.”
56Gelin geç kalmadan bu mesajın gereğini yerine getirin. Sonra Kıyamet Günü hiç kimse: Rabbimin davetine uymayıp dünya hayatımı zayi ettiğim ve O’na karşı işlediğim günahlardan dolayı yazıklar olsun bana. Doğrusu ben ilahi gerçekleri küçümseyerek Kur’ân ve müminlerle alay ediyormuşum ve beni Allah’tan uzaklaştıran aracılar edinmişim de haberim yokmuş” demek zorunda kalmasın. Hesap günü böyle söylemenizin bir yararı olmaz
57Yahut: “ Ne olurdu Allah beni doğru yola iletseydi mutlaka O’na karşı gelmeyen takva sahiplerinden olurdum” diye hâşâ Allah’ı suçlamaya kalkıp geçersiz bir mazeret söylemesin.
58Yahut azapla karşılaşınca: “Keşke benim için dünyaya tekrar geri dönüş fırsatı olsaydı da Rabbimin rızasını kazanmak uğrunda canla başla gayret edip iyilik yapanlardan olsaydım” diye pişmanlık duyanlardan olmayasınız diye bu Kur’an’ı gönderdik.
59O zaman da Allah böylelerine: “Hayır artık iş işten çoktan geçti. Sen hayattayken ve ayetlerim sana ulaşmışken sen anlamsız bir gurura kapılarak imandan yüz çevirdin ve onları yalanladın, sırt dönüp büyüklük tasladın ve inkâr edenlerden oldun diyecek.
Ayet 60
1 ayetZümer 60
وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِ تَرَى الَّذ۪ينَ كَذَبُوا عَلَى اللّٰهِ وُجُوهُهُمْ مُسْوَدَّةٌۜ اَلَيْسَ ف۪ي جَهَنَّمَ مَثْوًى لِلْمُتَكَبِّر۪ينَ ٦٠
Mushaf
Okunuş
60Veyevme-lḳiyâmeti tera-lleẕîne keẕebû ʿale-llâhi vucûhühüm müsveddeh. eleyse fî cehenneme meŝvel lilmütekebbirîn.
Türkçe Meal
60Kıyamet günü, Allah hakkında yalan söyleyenlerin suratlarının kapkara kesildiğini görürsün. Böbürlenip büyüklenenler için cehennemde yer mi yok?
Açıklamalı meal
60Kıyamet günü, Allah’ın âyetlerinden yüz çeviren ve Allah’a karşı bol bol mazeret üretip yalan söyleyenlerin yüzlerini, üzüntü ve korkudan kapkara kesilmiş halde görürsün. Bu âyetleri duyunca “Sayımız çok, cehennem bizi alır mı?” diyerek alay edenler, merak etmesinler. Bu müşriklerin varacakları yer elbette ki cehennem olacaktır. Allah’a nankörlük ederek büyüklenenler ve iman etmeyi kibrine yediremeyenler için cehennemde yer mi yok? Yoksa onlar, işledikleri kötülüklerin cezasını çekmeyeceklerini mi sanıyorlar?
Ayet 61–63
3 ayetZümer 61
Zümer 62
Zümer 63
وَيُنَجِّي اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اتَّقَوْا بِمَفَازَتِهِمْۘ لَا يَمَسُّهُمُ السُّٓوءُ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ ٦١ اَللّٰهُ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍۘ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ وَك۪يلٌ ٦٢ لَهُ مَقَال۪يدُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ۟ ٦٣
Mushaf
Okunuş
61Veyünecci-llâhü-lleẕîne-tteḳav bimefâzetihim. lâ yemessühümü-ssûü velâ hüm yaḥzenûn.
62Allâhü ḫâliḳu külli şeyʾ. vehüve ʿalâ külli şeyʾiv vekîl.
63Lehû meḳâlîdü-ssemâvâti velʾarḍ. velleẕîne keferû biâyâti-llâhi ülâike hümü-lḫâsirûn.
Türkçe Meal
61Allah, günahlardan sakınanları başarıları sebebiyle kurtaracaktır. Onlara kesinlikle azap dokunmayacak ve onlar üzüntü de çekmeyecekler.
62Allah, her şeyin yaratıcısıdır her şeyin vekili ve tek otoritedir.
63Göklerin ve yerin kontrolü O’na aittir. Allah’ın ayetlerine inanmayanlar var ya işte tümden kaybedecek onlardır.
Açıklamalı meal
61Allah sorumluluklarını bilinçle yerine getirmek için canla başla gayret eden ve zor zamanlarda, razı olmadığı her şeyden sakınıp emrine uygun yaşayan takva sahiplerini, üstün gayretleri ve Allah yolundaki başarıları sebebiyle koruyup kollayıp kurtarır ve layık oldukları mutluluğa kavuşturur. Onlara hiçbir kötülük dokunmaz ve onlar hiçbir şeye deüzülmezler.
62Allah her şeyin yaratıcısıdır ve O, her konuda en yakın dost, en güzel vekil olup herkese hak ettiği karşılığı veren, hükmünde mutlak isabetli olan tek otorite sahibidir. Kainatın idaresi O’nun elindedir, her şeyi görüp gözeten ve gerçek anlamda güvenilmeye lâyık olan, yalnızca O’dur.
63Göklerin ve yerin tasarrufu, idaresi, hazinelerinin anahtarları ve sırları O’ndadır. Mutlak hükümranlık da O’nundur. Bu gerçeğe rağmen Allah’ın davetini ısrarla reddedip ayetlerini inkâr edenler var ya, işte dünyada ve ahirette kaybedip hüsrana uğrayanlar onlardır. Zarar edenler, kaybedenler, yitirdiklerinin arkasından özlem ateşiyle yananlardır.
Ayet 64–66
3 ayetZümer 64
Zümer 65
Zümer 66
قُلْ اَفَغَيْرَ اللّٰهِ تَاْمُرُٓونّ۪ٓي اَعْبُدُ اَيُّهَا الْجَاهِلُونَ ٦٤ وَلَقَدْ اُو۫حِيَ اِلَيْكَ وَاِلَى الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكَۚ لَئِنْ اَشْرَكْتَ لَيَحْبَطَنَّ عَمَلُكَ وَلَتَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ ٦٥ بَلِ اللّٰهَ فَاعْبُدْ وَكُنْ مِنَ الشَّاكِر۪ينَ ٦٦
Mushaf
Okunuş
64Ḳul efegayra-llâhi teʾmürûnnî aʿbüdü eyyühe-lcâhilûn.
65Veleḳad ûḥiye ileyke veile-lleẕîne min ḳablik. lein eşrakte leyaḥbeṭanne ʿamelüke veletekûnenne mine-lḫâsirîn.
66Beli-llâhe faʿbüd veküm mine-şşâkirîn.
Türkçe Meal
64De ki: Ey cahiller topluluğu siz benim Allah’tan başkasına kulluk etmemi mi emrediyorsunuz?
65Oysa sana ve senden öncekilere şöyle vahyedilmişti:
– Eğer Allah’a ortak edinip şirk koşacak olursan iyi bil ki yaptığın bütün ameller boşa gider ve kesinlikle kaybedenlerden olursun.
66Öyleyse, sen sadece Allah’a kulluk et ve daima ona şükredenlerden ol!
Açıklamalı meal
64Ey Muhammed müşriklerin “Babalarının dinine dön” dediklerinden dolayı de ki: “ Ey hakikatin üstünü örtmeye kendilerini şartlandırıp doğru ile eğriden habersiz olan cahiller! Siz bana doğru yoldan vazgeçmemi ve beni yoktan var eden Allah’tan başkasına yalvarıp yasalarına uyarak onlara ibadet ve kulluk etmemi mi emrediyorsunuz?” Ne cüretle kalkıp bana böyle çirkin bir teklifte bulunabiliyorsunuz? Yaratıcıya kulluk edilmeyecek de kime edilecek? Kulluk yaratıcının hakkı değilse başka kimin hakkı olabilir?
65Andolsun sana da, senden önceki kavimlere gelen peygamberlere de etrafındaki insanlara duyurmaları için şöyle vahyedildi. Ey insan! Sakın Allah’la birlikte başka ilahlar edinerek Allah’a ortak koşanlardan olma. Eğer Allah’tan başkalarına ilahlık yakıştırarak, onların yasalarına uyup da hükümde onları Allah’a ortak koşarsan, O’nun varlığına inanmakla birlikte, O’ndan başka varlıkların hüküm ve otoritesine boyun eğersen kesinlikle iyilik ve hayır adına yaptığın her amelin boşa gider. Üstelik dünyada ve âhirette mutlaka ziyana uğrayanlardan olursun.
66O halde sen asla müşrikleri dinleme. Yalnızca Allah’a yönelip kulluk et ve yalnız Allah’ın yasalarına uy. Sana bunca nîmetler bahşeden Rabb’ine, sözlerinle, davranışlarınla şükredenlerden ol.
Ayet 67
1 ayetZümer 67
وَمَا قَدَرُوا اللّٰهَ حَقَّ قَدْرِه۪ۗ وَالْاَرْضُ جَم۪يعًا قَبْضَتُهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَالسَّمٰوَاتُ مَطْوِيَّاتٌ بِيَم۪ينِه۪ۜ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ ٦٧
Mushaf
Okunuş
67Vemâ ḳaderü-llâhe ḥaḳḳa ḳadrih. velʾarḍu cemîʿan ḳabḍatühû yevme-lḳiyâmeti vessemâvâtü maṭviyyâtüm biyemînih. sübḥânehû veteʿâlâ ʿammâ yüşrikûn.
Türkçe Meal
67Onlar Allah’ın kudret ve yüceliğini hakkıyla tanıyıp kavrayamadılar. Oysa kıyamet gününde bütün yeryüzü onun kudret elinde olacak ve bütün kâinat onun kudret eliyle bir rulo gibi dürülmüş olacaktır. Allah onların ortak edinip şirk koştuklarından münezzeh ve yücedir.
Açıklamalı meal
67Müşrikler, putları Allah’a ortak koşmak suretiyle Allah’ın ilmini, kudretini, azametini ve yaratılış sırrını gereği gibi anlayıp kavrayamadılar ve şanına yakışır şekilde saygı göstermediler. Allah hakkında doğru bir anlayışa da sahip değiller. Ona inanmanın, onu tanımanın, onu sevmenin, ona kul olmanın önemini kavrayamadılar. O, insana kendini tanımak imkânını lütfetti, ama insan bunu gereği gibi değerlendiremedi Oysa her daim olduğu gibi kıyamet de günü yeryüzü tamamen O’nun tasarrufu altındadır ve bütün yeryüzü Allah’ın hükmüne boyun eğer. Gökler ise onun kudret eliyle birbirine girip kâğıt parçası gibi toplanıp dürülmüş olacaktır. O, müşriklerin ilâhlık pâyesi vererek Allah’a ortak koştuklarından münezzeh ve yücedir. Böyleleri Kıyamet Günü, Allah’ın yeryüzünü ne hale getirdiğini, gökyüzünü nasıl dürüp büktüğünü görüp de gerçekle yüzleşince, O’na ortaklar koşmanın pişmanlığı ile inleyip, O’nun gücünün her şeye yettiğini ve hükmetme yetkisinin yalnızca Allah’a ait olduğunu çok geç anlamış olacaklar.
İlgili ayetler
Ayet 68–70
3 ayetZümer 68
Zümer 69
Zümer 70
وَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَصَعِقَ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ اِلَّا مَنْ شَٓاءَ اللّٰهُۚ ثُمَّ نُفِخَ ف۪يهِ اُخْرٰى فَاِذَا هُمْ قِيَامٌ يَنْظُرُونَ ٦٨ وَاَشْرَقَتِ الْاَرْضُ بِنُورِ رَبِّهَا وَوُضِعَ الْكِتَابُ وَج۪ٓيءَ بِالنَّبِيّ۪نَ وَالشُّهَدَٓاءِ وَقُضِيَ بَيْنَهُمْ بِالْحَقِّ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ ٦٩ وَوُفِّيَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَا عَمِلَتْ وَهُوَ اَعْلَمُ بِمَا يَفْعَلُونَ۟ ٧٠
Mushaf
Okunuş
68Venüfiḫa fi-ṣṣûri feṣaʿiḳa men fi-ssemâvâti vemen fi-lʾarḍi illâ men şâe-llâh. ŝümme nüfiḫa fîhi uḫrâ feiẕâ hüm ḳiyâmüy yenżurûn.
69Veeşraḳati-lʾarḍu binûri rabbihâ vevuḍiʿa-lkitâbü vecîe binnebiyyîne veşşühedâi veḳuḍiye beynehüm bilḥaḳḳi vehüm lâ yużlemûn.
70Vevuffiyet küllü nefsim mâ ʿamilet vehüve aʿlemü bimâ yefʿalûn.
Türkçe Meal
68O gün Sur’a üflenmiş, Allah’ın diledikleri dışında yerde ve göklerde kim varsa hepsi düşüp ölmüştür. Sonra ikinci sura üflendiğinde bir de bakmışsın ki hepsi ayağa kalkmış yargılanmayı bekliyorlar.
69İşte o gün yer Rabbinin nuru ile aydınlanmış ve herkesin amel defteri önüne konmuş olacak. Nebiler ve şahitler huzura getirilecek herkes hakkında adaletle hükmedilecek ve hiç kimse haksızlığa uğratılmayacak.
70Zira herkese, tüm yaptıklarının karşılığı eksiksiz verilecek. Çünkü Allah, onların neler yapıp ettiğini çok iyi bilmektedir.
Açıklamalı meal
68Kıyâmet günü Son Saat’in işareti verilip Sur’a üflendiğinde, Allah’ın dilediklerinden başka göklerde ve yerde kim ve ne varsa hepsi dehşetten çarpılmışçasına düşüp ölür. Sonra yeniden dirilişin işareti olarak İsrâfil tarafından Sur’a bir daha üflenir. Ölenlerin hepsi diriltilip kabirlerinden ayağa kalkarak ne olacak diye şaşkınlıkla etrafına bakınırlar ve herkes endişe içinde hesabını vermek için sırasını beklemeye başlar.
69İşte o gün mahşer yeri Rabbinin hak ve adalet nuruyla ışıl ışıl aydınlanır. Herkesin dünya hayatında yaptıkları bütün amellerin kaydedildiği Kitap önlerine konur. Peygamberler ve diğer şahitler de huzura getirilir. Aralarında hakkaniyetle ile hüküm verilir ve onların iyiliklerinden eksiltilmez ve kötülüklerine bir artırıma gidilmez. Hiçbiri zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar.
70Herkese iyi-kötü, ne yaptıysa, karşılığı eksiksiz verilir. Zaten Allah, onların dünya hayatında tercihlerini kime ve neye göre yaptıklarını en iyi bilendir.
Ayet 71–72
2 ayetZümer 71
Zümer 72
وَس۪يقَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِلٰى جَهَنَّمَ زُمَرًاۜ حَتّٰٓى اِذَا جَٓاؤُ۫هَا فُتِحَتْ اَبْوَابُهَا وَقَالَ لَهُمْ خَزَنَتُهَٓا اَلَمْ يَاْتِكُمْ رُسُلٌ مِنْكُمْ يَتْلُونَ عَلَيْكُمْ اٰيَاتِ رَبِّكُمْ وَيُنْذِرُونَكُمْ لِقَٓاءَ يَوْمِكُمْ هٰذَاۜ قَالُوا بَلٰى وَلٰكِنْ حَقَّتْ كَلِمَةُ الْعَذَابِ عَلَى الْكَافِر۪ينَ ٧١ ق۪يلَ ادْخُلُٓوا اَبْوَابَ جَهَنَّمَ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۚ فَبِئْسَ مَثْوَى الْمُتَكَبِّر۪ينَ ٧٢
Mushaf
Okunuş
71Vesîḳa-lleẕîne keferû ilâ cehenneme zümerâ. ḥattâ iẕâ câûhâ fütiḥat ebvâbühâ veḳâle lehüm ḫazenetühâ elem yeʾtiküm rusülüm minküm yetlûne ʿaleyküm âyâti rabbiküm veyünẕirûneküm liḳâe yevmiküm hâẕâ. ḳâlû belâ velâkin ḥaḳḳat kelimetü-lʿaẕâbi ʿale-lkâfirîn.
72Ḳîle-dḫulû ebvâbe cehenneme ḫâlidîne fîhâ. febiʾse meŝve-lmütekebbirîn.
Türkçe Meal
71O gün gerçekleri örtbas eden kâfirler gruplar halinde cehenneme sevk edilirler. Nihayet oraya varınca cehennemin kapıları açılır ve oranın görevlileri onlara:
– Size aranızdan Rabbinizin ayetlerini okuyup ileten ve sizi bu dehşetli günle karşılaşacağınıza dair uyaran elçiler gelmedi mi? diye soracaklar, onlar da:
– Evet, geldi, diyecekler. Fakat artık bu kâfirler için azap hükmü çoktan kesinleşmiş olacak.
72Onlara denilir ki:
– Haydi, içinde kalmak üzere girin cehennem kapılarından! Küstahça böbürlenenler için ne berbat bir yerdir orası!
Açıklamalı meal
71Gerçeğe daveti yalan sayıp inkâr edenler kendi liderinin arkasında olmak üzere Kıyamet Günü bölük bölük cehenneme sürülürler. Sonunda Cehenneme vardıklarında oranın kapıları açılır ve cehennemin bekçileri olan görevli melekler onlara hayretle sorarlar: Size içinizden, Rabbinizin ayetlerini okuyup, mesajlarını ileten ve bu dehşetli gününüzle karşılaşacağınıza dair sizi uyaran Peygamberler veya İslâm tebliğcileri gelmemiş miydi? derler. Buna karşılık zâlimler de:” Evet, geldiler ve bizi uyardılar diyecekler. Fakat onlar dinlemediler aksine alay edip elçileri yalanladılar. İşte bu yüzden Allah’ın davetini reddederek, gerçeği yalan sayan kâfirler için hüküm çoktan verilmiştir. Artık azap sözü kesinleşmiştir.
72Sonra da Onlara: “ Haydi artık hak ettiğiniz cehennemin kapılarından sonsuza kadar kalmak üzere girin içeri denir. İman etmeyi kibrine yediremeyip Allah’ın delillerini küçük kendilerini de büyük gören ve böylece de Allah’ın âyetleri ile yapılan davete ve Rablerine karşı küstahça kibirlenenler için cehennem dehşetli bir azap yeridir. O yerne kadar da korkunçtur!”
Ayet 73–74
2 ayetZümer 73
Zümer 74
وَس۪يقَ الَّذ۪ينَ اتَّقَوْا رَبَّهُمْ اِلَى الْجَنَّةِ زُمَرًاۜ حَتّٰٓى اِذَا جَٓاؤُ۫هَا وَفُتِحَتْ اَبْوَابُهَا وَقَالَ لَهُمْ خَزَنَتُهَا سَلَامٌ عَلَيْكُمْ طِبْتُمْ فَادْخُلُوهَا خَالِد۪ينَ ٧٣ وَقَالُوا الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي صَدَقَنَا وَعْدَهُ وَاَوْرَثَنَا الْاَرْضَ نَتَبَوَّاُ مِنَ الْجَنَّةِ حَيْثُ نَشَٓاءُۚ فَنِعْمَ اَجْرُ الْعَامِل۪ينَ ٧٤
Mushaf
Okunuş
73Vesîḳa-lleẕîne-tteḳav rabbehüm ile-lcenneti zümerâ. ḥattâ iẕâ câûhâ vefütiḥat ebvâbühâ veḳâle lehüm ḫazenetühâ selâmün ʿaleyküm ṭibtüm fedḫulûhâ ḫâlidîn.
74Veḳâlü-lḥamdü lillâhi-lleẕî ṣadeḳanâ vaʿdehû veevraŝene-lʾarḍa netebevveü mine-lcenneti ḥayŝü neşâʾ. feniʿme ecru-lʿâmilîn.
Türkçe Meal
73Rablerine karşı gelmekten korunanlar da grup grup cennete sevk edilirler. Nihayet kapıları zaten açık olan cennete vardıklarında oranın görevlileri onlara;
– Selamün Aleyküm ne mutlu size, haydi şimdi sonsuza dek kalmak üzere buyurun cennete! Denilecek.
74Onlar da şöyle karşılık verecekler:
– Tüm övgüler, bize verdiği vaadi yerine getiren ve dilediğimiz yere yerleşebileceğimiz bu cenneti bize bahşeden Allah’a aittir! Ne güzeldir çalışıp çabalayanların ödülü!
Açıklamalı meal
73Allah’ın rızasını kazanabilmek için ellerinden gelen gayreti gösteren ve Rablerine gönülden saygı besleyip, emir ve yasaklarına karşı gelmekten sakınanlarsa bölük bölük cennete sevk edilir. Sonunda oraya varıp kapılar açıldığında, cennetin bekçileri onlara: ” Selâm olsun sizlere. Hoş safa geldiniz ve her türlü maddî-manevî kirden arınıp tertemiz geldiniz. Haydi artık sonsuza kadar kalmak üzere buyurun cennete girin!” derler.
74Meleklerin bu çok hoş karşılamalarının ardından cennetlikler de şöyle derler: “Bize Peygamberler aracılığıyla verdiği sözünü yerine getiren ve bize, istediğimiz gibi yerleşip yaşayabileceğimiz bu cennet yurdunu lütfeden Allah’a hamd olsun. Allah’ın davetine uyan ve bu uğurda çile çekip çaba sarf edenlerin amellerinin mükâfatı olan Cennet ne güzelmiş!” diyecekler
İlgili ayetler
Ayet 75
1 ayetZümer 75
وَتَرَى الْمَلٰٓئِكَةَ حَٓافّ۪ينَ مِنْ حَوْلِ الْعَرْشِ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْۚ وَقُضِيَ بَيْنَهُمْ بِالْحَقِّ وَق۪يلَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ٧٥
Mushaf
Okunuş
75Vetera-lmelâikete ḥâffîne min ḥavli-lʿarşi yüsebbiḥûne biḥamdi rabbihim. veḳuḍiye beynehüm bilḥaḳḳi veḳîle-lḥamdü lillâhi rabbi-lʿâlemîn.
Türkçe Meal
75O gün sen meleklerin arşın etrafını çevrelemiş bir halde övgü ile Rabblerinin sonsuz yüceliğini dillendirdiğini görürsün. Ki o gün insanlar arasında adaletle hükmedilir ve meleklerin şu nidaları yankılanır:
– Tüm övgüler, âlemlerin Rabbi/sahibi olan Allah’a mahsustur!
Açıklamalı meal
75İşte O Gün, Meleklerin Allah’ın hükümranlık makamı ve cennetlerin de üstünde olan Arş’ın çevresinde toplanıp Rablerini yüceliğini şükür ve hamd ile tesbih ettiklerini görürsün. Yine O Gün Mü’min ve kâfir tüm insanlar arasında gerçek adaletle ile hüküm verilecektir. Ve sonunda ebedi cennet nimetiyle ödüllendirilen mü’minler ve melekler tarafından: “Hamd alemlerin Rabb’i olan Allah’a mahsustur diye Allah’a övgülerle şükürler olsun denilecektir.
Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.
Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.
Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Sebe’, sonra Mü’min indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla