Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ الْمُؤْمِنِ مَكِّيَّةٌ آيَاتُهَا ٨٥

Mü’min Sûresi Açıklamalı Meali

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça
Sûre hakkındaAdı · Nüzul zamanı · Tarihsel arkaplan · Konu

Adı: Surenin adı, içinde mü’min bir kimseden bahsedilen 28. ayetten alınmıştır.

Nüzul zamanı: İbn Abbas ve Cabir b. Ziyad’a göre, bu sure Zümer Suresi’nden hemen sonra nazil olmuştur. Bu surenin Kur’an’daki tertibi, nüzul sırasıyla mutabakat halindedir.

Tarihsel arkaplan: Bu surenin ihtiva ettiği konulardan, surenin nazil olduğu zamanda, müslümanların ne gibi zorluklarla karşı karşıya bulundukları ve o dönemin şartları oldukça açık bir şekilde anlaşılıyor. Müşrikler Mekke’de, Rasûlullah’ın (s.a) davetine iki tür yöntemle karşı koyuyorlardı. Birincisi, çeşitli tartışma ortamları açmak ve yalan, iftira yoluyla Rasûlullah’ı (s.a) ve müslümanları yıpratmak. Böylece hâlâ İslâm’ı kabul etmemiş olan kimselerin kafalarında istifhamlar oluşturarak, onları tereddüde düşürmek istiyorlardı. İkincisi Hz. Peygamber’in (s.a) öldürülmesini sağlamak için şiddetli bir muhalefet havası estirerek planlar yapıyorlardı. Böylece o öldürülse bile, hiç kimse aldırmayacaktı. Hatta bir defasında Hz. peygamber’i (s.a) öldürme denemesine dahi kalkıştılar. Buhari, Abdullah bin Ömer bin As’tan şöyle bir rivayet nakleder: “Bir gün Rasûlullah (s.a) Harem-i Şerif’te namaz kılmakta idi. Aniden Ukbe bin Ebi Muayt, Rasûlullah’ın (s.a) boynuna bir bez parçası sardı ve sıkmak sureti ile onu öldürmeye kalkıştı. Tam o sırada Hz. Ebubekir (r.a) yetişerek, Ukbe’yi itti ve Rasûlullah’ı (s.a) onun elinden kurtardı.”

Hz. Abdullah, Hz. Ebubekir’in (r.a) Ukbe ile mücadele ederken “Siz sadece “Benim Rabbim Allah’tır.” dediği için mi bir kimseyi öldürüyorsunuz?” dediğini söyler. Aynı hadisi farklı bir şekilde İbn Hişam ve ayrıca Neseî ve İbn Ebi Hatim de nakletmişlerdir.

Konu: Surenin başında bu iki husus açıkça anlatıldıktan sonra, aynı konular çerçevesi içinde, gayet etkili ve ders verici yorumlar yapılmıştır. Kafirlerin, Hz. Peygamber’i (s.a.) öldürme planları hakkında Al-i Firavun’un kıssası (23. ayetten 55. ayete kadar) zikredilerek şu üç gruba da ayrı ayrı dersler verilmiştir.

1) Kafirlere, “Sizler Firavun’un Hz. Musa’ya (a.s) yapmak istediği aynı şeyleri Hz. Muhammed’e de yapmak istiyorsunuz” denmektedir. Sizler kendi akibetinizin, Firavun’un akibeti gibi olmasını mı istiyorsunuz?”

2) Hz. Peygamber (s.a) ve ashabına Allah, “Bu zalim ve kafirler ne kadar kuvvetli ve size karşı ne kadar üstün görünüyorlarsa da, yaymaya çalıştığınız dinin sahibi olan Allah’ın herkesten kuvvetli ve herşeye kadir olduğuna yürekten inanmalısınız.” diye buyurmaktadır. Binaenaleyh, bunların tehdit ve zulümlerine karşı Allah’a sığının ve hiç korkmadan İslâm dinini yaymak için çalışmaya devam edin. Allah’a iman edenlerin her türlü tehdide karşı verdikleri cevap, Hz. Musa’nın (a.s) Firavun’a verdiği cevap gibidir: “Ben, hesap gününe inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığınıyorum.” Şayet sizler önünüzdeki tehlikelerden hiç korkmadan, İslâm’ı tebliğ etmeye devam ederseniz, şüphesiz o takdirde zafer sizlerin olacaktır. Günümüzün Firavun’ları da, Mısır Firavunu’nun gördüğü gibi zaferin iman edenlerin olduğunu göreceklerdir. Zafer gelinceye değin, üzerinize adeta bir tufan gibi arka arkaya gelen her türlü zulüm ve eleştiriye, sabırla karşı koymalısınız.

3) Bu iki grubun dışında, Rasûlullah’ın (s.a) davetinin hak olduğunu anlayan ve Kureyş kafirlerinin Hz. Peygamber’e (s.a.) haksız yere ve açıkça zulmettiğini gören üçüncü bir grup daha vardır. Fakat bu kimseler buna rağmen Hak-Batıl arasında devam eden savaşa seyirci kalıyorlar. Bu yüzden Allah, “Yazıklar olsun! Hakka tecavüz edilirken sizler hâlâ seyretmektesiniz” diye buyurdu. Böyle bir durumda vicdanı tamamen kararmamış olan kimseler her türlü bahaneyi bir kenara iterek, Hakkı savunmalıdırlar. Tıpkı Firavun’un Hz. Musa’yı (a.s) öldürmek istediğinde, o ana kadar imanını gizleyen bir mü’minin “Ben işimi Allah’a bırakıyorum” diyerek, Hakkı müdafaa için ortaya çıkışı gibi. Hepinizin bildiği gibi, Firavun o mü’mine dokunmaya cesaret edememiş ve ona bir zarar da verememiştir.

Kafirlerin, Mekke’de süren, Hakkı yenilgiye uğratma mücadelesine karşılık, Allah Teâlâ, tevhid ve ahiret düşüncesi ile ilgili delilleri serdetmiştir. Zaten kafirler ile Hz. Peygamber (s.a) arasındaki ihtilafın merkez noktası burasıydı. Bu delillerle, kafirlerin Hz. Peygamber’e (s.a) karşı ortaya koydukları tavrın ilmî ve mantıkî hiçbir delile dayanmadığı isbat edilmiştir. Ayrıca Allah, Kureyş’in ileri gelenlerinin asıl itirazlarının Hz. Peygamber’in (s.a) mesajına olmayıp, bunun bir bahane olarak öne sürüldüğünü belirtmiştir. Onların asıl korkusu, iktidarın ellerinden çıkma ihtimaliydi. Bu yüzden, o kadar şiddetle Rasûlullah’a (s.a) karşı çıkıyorlardı. Dolayısıyla 58. ayette açıkça şöyle denilmiştir: “Sizlerin Peygambere karşı çıkmanızın nedeni tekebbürden başka bir şey değildir. Hz. Peygamber’in (s.a.) davetini kabul ettiğiniz takdirde büyüklüğünüzün ortadan kalkacağını bildiğinizden dolayı, Rasûlullah’ın (a.s) davetini engellemek için elinizden gelen her hileye başvuruyorsunuz.”

Bu surede aynı konular işlenerek, kafirlere tekrar tekrar “Şayet bu mücadeleden vazgeçmezseniz, akibetiniz sizden önceki toplumlar gibi olacak ve ahirette de onlardan daha beter cezalara uğrayacaksınız. İşte o vakit pişman olursunuz ama pişmanlığınızın sizlere bir yararı dokunmaz” denilmiştir.

Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Ayet 1

1 ayet

Mü’min 1

حٰمٓۜ ۝١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Ḥâ-mîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

1Hâ, mîm.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

1Hâ. Mîm Dinle, ey insanoğlu! Ha, Mîm gibi senin pek iyi tanıdığın ve sürekli kullandığın harflerden oluşan fakat hem lafzı, hem de manasıyla eşsiz bir mucize olan bu mesaja kulak ver

İlgili ayetler

Ayet 2

1 ayet

Mü’min 2

تَنْز۪يلُ الْكِتَابِ مِنَ اللّٰهِ الْعَز۪يزِ الْعَل۪يمِۙ ۝٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

2Tenzîlü-lkitâbi mine-llâhi-lʿazîzi-lʿalîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

2Bu Kuran, gücü sonsuz ve bilgisi sınırsız olan Allah katından indirilmiştir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

2Kuşkusuz bu ilahi Kitap mutlak güç sahibi ve alim olup ilmi ve kudretiyle her şeyi yaratan, her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan ve olmuş olacak her şeyi en mükemmel şekilde bilen ve lütfu bol olan Allah tarafından bölüm bölüm indirilmiştir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

2Neml 6Câsiye 2

Ayet 3

1 ayet

Mü’min 3

غَافِرِ الذَّنْبِ وَقَابِلِ التَّوْبِ شَد۪يدِ الْعِقَابِ ذِي الطَّوْلِۜ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ اِلَيْهِ الْمَص۪يرُ ۝٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

3Gâfiri-ẕẕembi veḳâbili-ttevbi şedîdi-lʿiḳâbi ẕi-ṭṭavl. lâ ilâhe illâ hû. ileyhi-lmeṣîr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

3O, günahları bağışlayan, tövbeleri kabul eden, cezalandırması çetin fakat lütuf ve ihsanı da bol olandır. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur, zira dönüş yalnızca Allah’adır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

3Allah, yaratılış sebebini düşünüp de ona uygun yaşamak isteyen mü’minleri doğru yola yönlendirip günahları bağışlayan, tevbeleri kabul edendir. Bununla birlikte küfür ve isyanda ısrar edip, insanlara kendi yasalarıyla hükmeden müşriklere karşı da cezası şiddetli olandır. Aynı zamanda lütuf ve ihsanı da pek sınırsız olandır. O’ndan başka ibadeti hak eden hiçbir gerçek ilâh yoktur. Yeryüzünde ve gökyüzünde Allah’tan başka hükümran yoktur. Sadece Allah’ın yasaları geçerlidir. Çünkü insanlar da yasalar yaparak ilahlık iddiasında bulunurlar; Rabbin bunu asla kabul etmez. Ve sonunda dönüş Onun manevi huzurunadır.

İlgili ayetler

Ayet 4–6

3 ayet

Mü’min 4

Mü’min 5

Mü’min 6

مَا يُجَادِلُ ف۪ٓي اٰيَاتِ اللّٰهِ اِلَّا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَلَا يَغْرُرْكَ تَقَلُّبُهُمْ فِي الْبِلَادِ ۝٤ كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَالْاَحْزَابُ مِنْ بَعْدِهِمْۖ وَهَمَّتْ كُلُّ اُمَّةٍ بِرَسُولِهِمْ لِيَاْخُذُوهُ وَجَادَلُوا بِالْبَاطِلِ لِيُدْحِضُوا بِهِ الْحَقَّ فَاَخَذْتُهُمْ۠ فَكَيْفَ كَانَ عِقَابِ ۝٥ وَكَذٰلِكَ حَقَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ عَلَى الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَنَّهُمْ اَصْحَابُ النَّارِۢ ۝٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

4Mâ yücâdilü fî âyâti-llâhi ille-lleẕîne keferû felâ yagrurke teḳallübühüm fi-lbilâd.

Okunuş

5Keẕẕebet ḳablehüm ḳavmü nûḥiv velʾaḥzâbü mim baʿdihim. vehemmet küllü ümmetim birasûlihim liyeʾḫuẕûhü vecâdelû bilbâṭili liyüdḥiḍû bihi-lḥaḳḳa feeḫaẕtühüm. fekeyfe kâne ʿiḳâb.

Okunuş

6Vekeẕâlike ḥaḳḳat kelimetü rabbike ʿale-lleẕîne keferû ennehüm aṣḥâbü-nnâr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

4Allah’ın ayetlerini tartışan ve geçersiz kılmaya çalışanlar yalnızca hakkı örtbas eden kâfirlerdir. Onların bu dünyada memleket memleket gezip dolaşıyor olması sakın seni aldatmasın.

Türkçe Meal

5Nitekim onlardan önce Nuh Kavmi ve onların peşinden gelen topluluklar da elçilerini yalancılıkla suçlamış, hatta her topluluk elçilerini yakalayıp ortadan kaldırmanın planlarını yapmış, hakkı etkisiz kılmak için batıl yollara başvurarak canla başla mücadele etmişti. Fakat sonuçta ben de onları kıskıvrak yakalamıştım. Benim cezalandırmam nasılmış görsünler!

Türkçe Meal

6Evet Rabbinin, kâfirler aleyhindeki “Onlar ateş ehlidir” hükmü işte böyle gerçekleşmiş oldu.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

4Allah’ın ayetleri hakkında hakkı bilenler mücadele etmez. Ancak inkâr edip yüz çeviren müşrik ve kâfirler ileri-geri konuşup tartışmaya girer. Sakın şimdilik onların böbürlenerek keyif sürüp şehirlerde rahat rahat dolaşmaları ve ticaret yolculuklarında gidiş gelişleri ilâhî adâlet konusunda seni aldatmasın. Sanma ki Allah onlardan razıdır ve yaptıkları kötülükleri cezasız bırakacaktır. İmtihan hikmeti gereğince Allah, kâfirleri ve zalimleri hemen helak etmez, tövbe edip hakka dönmeleri için onlara mühlet verir. Zamanı gelince bunun hesabını verecek, cezasını çekeceklerdir.

Açıklamalı meal

5Onlardan çok önce gelen Nuh kavmi ve onlardan sonra gelen Âd, Semûd gibi kavimler de kendilerini hidayete davet eden peygamberlerini yalanlamışlardı. Hatta Hakkı inkâr eden her azgın ve sapkın kavim, daha da ileri giderek peygamberlerini veya dâvetçileri yakalayıp cezalandırmak ve öldürmek için ellerinden geleni yapmışlar ve tuzaklar kurmuşlardı. Hakikati ortadan kaldırmak için batıla sarılarak elçilerin getirdikleri mesaja geçersiz ve yanıltıcı delillerle karşı koyup mücadele ettiler. Sonunda ben de onları kıskıvrak yakalayıp hak ettikleri korkunç bir azap ile cezalandırdım. Bak yalanlamaları esnasında Benim onları cezalandırmam nasıl olurmuş gördüler?

Açıklamalı meal

6Böylece Rabbinin şirk ve küfürde direnip hakikati bile bile inkâr edenler için: “Onlar elbette cehennemliktir ” şeklindeki azap sözü böylece gerçekleşmiş oldu. O hâlde, ey müminler! İnkârcıların baskı ve eziyetleri karşısındaki çaresizliğinizden dolayı üzülmeyin. Onların sizi alaya alıp aşağılamasına aldırmayın.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

5En’am 34Hûd 120

Ayet 7–9

3 ayet

Mü’min 7

Mü’min 8

Mü’min 9

اَلَّذ۪ينَ يَحْمِلُونَ الْعَرْشَ وَمَنْ حَوْلَهُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيُؤْمِنُونَ بِه۪ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُواۚ رَبَّنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَيْءٍ رَحْمَةً وَعِلْمًا فَاغْفِرْ لِلَّذ۪ينَ تَابُوا وَاتَّبَعُوا سَب۪يلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ الْجَح۪يمِ ۝٧ رَبَّنَا وَاَدْخِلْهُمْ جَنَّاتِ عَدْنٍۨ الَّت۪ي وَعَدْتَهُمْ وَمَنْ صَلَحَ مِنْ اٰبَٓائِهِمْ وَاَزْوَاجِهِمْ وَذُرِّيَّاتِهِمْۜ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُۚ ۝٨ وَقِهِمُ السَّيِّـَٔاتِۜ وَمَنْ تَقِ السَّيِّـَٔاتِ يَوْمَئِذٍ فَقَدْ رَحِمْتَهُۜ وَذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ۟ ۝٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

7Elleẕîne yaḥmilûne-lʿarşe vemen ḥavlehû yüsebbiḥûne biḥamdi rabbihim veyüʾminûne bihî veyestagfirûne lilleẕîne âmenû. rabbenâ vesiʿte külle şeyʾir raḥmetev veʿilmen fagfir lilleẕîne tâbû vettebeʿû sebîleke veḳihim ʿaẕâbe-lceḥîm.

Okunuş

8Rabbenâ veedḫilhüm cennâti ʿadnini-lletî veʿattehüm vemen ṣaleḥa min âbâihim veezvâcihim veẕürriyyâtihim. inneke ente-lʿazîzü-lḥakîm.

Okunuş

9Veḳihimü-sseyyiât. vemen teḳi-sseyyiâti yevmeiẕin feḳad raḥimteh. veẕâlike hüve-lfevzü-lʿażîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

7Allah’ın hükümranlık tahtını taşıyanlar ve O’nun çevresinde bulunanlar her daim Rabblerini överek yüceltirler. O’na iman edip güvenirler ve müminlerin de bağışlanmaları için şöyle derler:
– Rabbimiz, sen rahmetin ve ilmin ile her şeyi kuşatmaktasın. Öyleyse tövbeyle sana yönelenleri ve senin yolundan gidenleri bağışla ve onları cehennemin yakıcı azabından koru!

Türkçe Meal

8– Rabbimiz, onları ve onların atalarından, eşlerinden ve çocuklarından iyi olanları kendilerine vaatte bulunduğun Adn cennetlerine koy. Şüphesiz sen, üstün kudret sahibisin ve doğru karar verensin!

Türkçe Meal

9– Onları kötülüklerden koru, zira sen kimi kötülüklerden korumuşsan, ona merhamet etmişsindir. Bu ise en büyük kurtuluştur.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

7Allah’ın kâinatta kurduğu nizamını, yine O’nun koyduğu yasalara bağlı olarak yürütüp Arş’ı taşıyan ve onun çevresinde bulunan melekler Rablerini hamd ile tesbih ederler. Hükümranlığın yalnız Allah’a ait olduğunun bilincinde olan mü’minler Rablerinin ilmini, kudretini yüceliğini övgüyle anıp O’na iman ederler ve yeryüzündeki mü’minlerin bağışlanması için şöyle dua ederler: “Rabbimiz! Sen Rahmet şefkat ve ilim yönünden her şeyi kuşatansın. Bu nedenle, günahlarından samimiyetle tevbe edip senin yoluna uyan mücahit insanları rahmetinle bağışla ve onları yakıcı cehennem azabından koru.

Açıklamalı meal

8Rabbimiz! Onları ve babalarından, eşlerinden ve soylarından salih olanları kendilerine vaadettiğin Adn cennetlerinde buluştur. Şüphesiz sen güçlüsün, her şeye gücün yeter ve her hükmünde hikmetleri olan hakimsin.9. Ey Rabbimiz! O gün onları karşılaşabilecekleri her türlü kötülüklerden ve razı olmadığın fiilleri işlemekten koru. O gün, kimi layık görüp kötülüklerden korursan elbette kendisine şefkatinle rahmet etmişsindir. İşte en büyük kazanç ve gerçek kurtuluş da budur.”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

8İbrahim 41

Ayet 10–12

3 ayet

Mü’min 10

Mü’min 11

Mü’min 12

اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا يُنَادَوْنَ لَمَقْتُ اللّٰهِ اَكْبَرُ مِنْ مَقْتِكُمْ اَنْفُسَكُمْ اِذْ تُدْعَوْنَ اِلَى الْا۪يمَانِ فَتَكْفُرُونَ ۝١٠ قَالُوا رَبَّنَٓا اَمَتَّنَا اثْنَتَيْنِ وَاَحْيَيْتَنَا اثْنَتَيْنِ فَاعْتَرَفْنَا بِذُنُوبِنَا فَهَلْ اِلٰى خُرُوجٍ مِنْ سَب۪يلٍ ۝١١ ذٰلِكُمْ بِاَنَّهُٓ اِذَا دُعِيَ اللّٰهُ وَحْدَهُ كَفَرْتُمْۚ وَاِنْ يُشْرَكْ بِه۪ تُؤْمِنُواۜ فَالْحُكْمُ لِلّٰهِ الْعَلِيِّ الْكَب۪يرِ ۝١٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

10İnne-lleẕîne keferû yünâdevne lemaḳtü-llâhi ekberu mim maḳtiküm enfüseküm iẕ tüdʿavne ile-lʾîmâni fetekfürûn.

Okunuş

11Ḳâlû rabbenâ emettene-ŝneteyni veaḥyeytene-ŝneteyni faʿterafnâ biẕünûbinâ fehel ilâ ḫurûcim min sebîl.

Okunuş

12Ẕâliküm biennehû iẕâ düʿiye-llâhü vaḥdehû kefertüm. veiy yüşrak bihî tüʾminû. felḥukmü lillâhi-lʿaliyyi-lkebîr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

10– O gün gerçekleri örtbas eden kâfirlere şöyle seslenilir; Allah’ın size olan kızgınlığı, bugün sizin kendinize duyduğunuz kızgınlıktan çok daha büyüktür. Zira imana çağrılıyordunuz ama siz inanmıyordunuz.

Türkçe Meal

11Onlar; “Ey Rabbimiz, sen bizi iki kere öldürdün ve iki kere dirilttin. İşte günahlarımızı itiraf ediyoruz. Artık bizim için bir çıkış yolu yok mudur?”

Türkçe Meal

12Ve onlara şöyle karşılık verilir; “Bu hale düşmenizin sebebi şudur; dünyada iken tek bir Allah’a çağrıldığınızda bunu reddettiniz, O’na ortak koşulduğunda ise hemen bunu kabullendiniz. Artık hüküm yüceler yücesi ve büyükler büyüğü Allah’ındır.”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

10A’raf 59A’raf 70

İlgili ayetler

11Zümer 42

İlgili ayetler

12Sâd 1Sâd 10

Ayet 13

1 ayet

Mü’min 13

هُوَ الَّذ۪ي يُر۪يكُمْ اٰيَاتِه۪ وَيُنَزِّلُ لَكُمْ مِنَ السَّمَٓاءِ رِزْقًاۜ وَمَا يَتَذَكَّرُ اِلَّا مَنْ يُن۪يبُ ۝١٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

13Hüve-lleẕî yürîküm âyâtihî veyünezzilü leküm mine-ssemâi rizḳâ. vemâ yeteẕekkeru illâ mey yünîb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

13Zira O’dur size gökten rızık indirerek delillerini gösteren. Ama Allah’a yönelenden başkası bunu kavrayamaz.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

13O Allah ki, kâinatın her zerresinde size kudret, adalet ve merhametinin apaçık delil ve işaretlerini göstermektedir. Sizin için gökten bulutlar vasıtasıyla rızık sebebi olan yağmur indiriyor ve sayamayacağınız birçok nimetlerle donatıyor. Tüm bunlar Rabbinizin ve ilahınızın yalnızca Allah olduğunun delili olarak yetmez mi? Ama gel gör ki ancak gerçeği arayıp içtenlikle Allah’a yönelen temiz akıl sahipleri düşünür ve bundan ibretlik dersler alır.

İlgili ayetler

Ayet 14–15

2 ayet

Mü’min 14

Mü’min 15

فَادْعُوا اللّٰهَ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ ۝١٤ رَف۪يعُ الدَّرَجَاتِ ذُو الْعَرْشِۚ يُلْقِي الرُّوحَ مِنْ اَمْرِه۪ عَلٰى مَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِه۪ لِيُنْذِرَ يَوْمَ التَّلَاقِۙ ۝١٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

14Fedʿü-llâhe muḫliṣîne lehü-ddîne velev kerihe-lkâfirûn.

Okunuş

15Rafîʿu-dderacâti ẕü-lʿarş. yülḳi-rrûḥa min emrihî ʿalâ mey yeşâü min ʿibâdihî liyünẕira yevme-ttelâḳ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

14Öyleyse siz, kâfirler hoşlanmasalar bile dini yaşamınızı Allah’a has kılarak Allah’a dua ile yalvarıp yakarın!

Türkçe Meal

15Çünkü O, erişilmez yüceliklerin ve mutlak hükümranlık makamının sahibi ve insanları buluşma günü ile uyarmak için kendi emriyle kullarından dileyene bu vahyi ulaştırandır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

14Ey mü’minler! Doğruları inkâr eden Kâfirler hoşlanmasalar da siz şirkten ve küfürden arınmış bir inançladini yalnız O’na halis kılarak ve tevhid üzere yalnız O’nun rızasını düşünerek Allah’a yönelip dua ve edin. Sadece yasalarımıza uyarak Allah’a ibadet edin. İnkârcıların incitici sözleri, baskı ve eziyetleri sizi bir tek Allah’a kulluk etmekten, O’nun emir ve yasaklarına uymaktan alıkoymasın.

Açıklamalı meal

15O tercihlerine göre layık olan dürüst ve erdemli kullarının mertebeleri yükseltendir. Çünkü O, egemenlik tahtı ve hâkimiyetinin sembolü olan Arş’ın yegâne sahibidir. Kullarından uygun gördüğüne emrindeki vahiy meleği Cebrail ile vahyi gönderir. Kâinatı yaratan, nizamını kuran, koyduğu yasalarla da yöneten yüce Allah, gönderdiği peygamberler ve kitaplarla insanlara öğüt verip o büyük Hesap Günü ile uyarmaktadır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

14Zümer 3

İlgili ayetler

15Nahl 2Mülk 6Mülk 12

Ayet 16–20

5 ayet

Mü’min 16

Mü’min 17

Mü’min 18

Mü’min 19

Mü’min 20

يَوْمَ هُمْ بَارِزُونَۚ لَا يَخْفٰى عَلَى اللّٰهِ مِنْهُمْ شَيْءٌۜ لِمَنِ الْمُلْكُ الْيَوْمَۜ لِلّٰهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ ۝١٦ اَلْيَوْمَ تُجْزٰى كُلُّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْۜ لَا ظُلْمَ الْيَوْمَۜ اِنَّ اللّٰهَ سَر۪يعُ الْحِسَابِ ۝١٧ وَاَنْذِرْهُمْ يَوْمَ الْاٰزِفَةِ اِذِ الْقُلُوبُ لَدَى الْحَنَاجِرِ كَاظِم۪ينَۜ مَا لِلظَّالِم۪ينَ مِنْ حَم۪يمٍ وَلَا شَف۪يعٍ يُطَاعُۜ ۝١٨ يَعْلَمُ خَٓائِنَةَ الْاَعْيُنِ وَمَا تُخْفِي الصُّدُورُ ۝١٩ وَاللّٰهُ يَقْض۪ي بِالْحَقِّۜ وَالَّذ۪ينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِه۪ لَا يَقْضُونَ بِشَيْءٍۜ اِنَّ اللّٰهَ هُوَ السَّم۪يعُ الْبَص۪يرُ۟ ۝٢٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

16Yevme hüm bârizûn. lâ yaḫfâ ʿale-llâhi minhüm şeyʾün. limeni-lmülkü-lyevm. lillâhi-lvâḥidi-lḳahhâr.

Okunuş

17Elyevme tüczâ küllü nefsim bimâ kesebet. lâ żulme-lyevm. inne-llâhe serîʿu-lḥisâb.

Okunuş

18Veenẕirhüm yevme-lʾâzifeti iẕi-lḳulûbü lede-lḥanâciri kâżimîn. mâ liżżâlimîne min ḥamîmiv velâ şefîʿiy yüṭâ.

Okunuş

19Yaʿlemü ḫâinete-lʾaʿyüni vemâ tuḫfi-ṣṣudûr.

Okunuş

20Vellâhü yaḳḍî bilḥaḳḳ. velleẕîne yedʿûne min dûnihî lâ yaḳḍûne bişeyʾ. inne-llâhe hüve-ssemîʿu-lbeṣîr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

16O gün onlar ortaya çıkacak ve hiçbir şeyleri Allah’a gizli kalmayacak. Peki, böyle bir günde mutlak hükümranlık kimindir? Elbette bir olan ve karşı konulamaz bir güce sahip olan Allah’ındır!

Türkçe Meal

17O gün herkes yaptığının karşılığını görecek, evet o gün hiç kimseye zulüm haksızlık edilmeyecek. Çünkü Allah, çok hızlı hesap görendir.

Türkçe Meal

18İnsanları, korkudan yüreklerin gırtlağa dayanacağı ve yutkunup duracakları iyice yaklaşan o dehşetli gün ile uyar! O gün yanlışta ısrar eden zalimlerin ne samimi bir dostu ne de sözü geçen bir şefaatçisi olacak.

Türkçe Meal

19Zira Allah, bakışlardaki ihaneti ve sinelerin sakladığı tüm sırları bilir.

Türkçe Meal

20Allah, hak ve adalet ile hükmeder. Ama onların Allah ile aralarına koyup dua ile yalvardıkları ise hiçbir şey hakkında hüküm veremezler. Hiç şüphe yok ki her şeyi işiten ve her şeyi gören Allah’tır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

16O diriliş günü insanlar yeniden yaratılarak kabirlerinden fırlayıp dışarı çıkarlar. Her hallerinin bütün çıplaklığıyla ortaya çıkacağı gündür O gün. Onlardan günah, sevap, gizli açık hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz, dünya hayatlarında gizli ya da açık yapıp ettikleri her şey ortaya konar. Huzuruna getirildiklerinde sesler kesilecek, başlar öne eğilecek ve şu ilâhî ferman duyulacak: Ey zorba diktatörler, söyleyin bakalım: Bugün bütün yetki ve mutlak hükümranlık kimindir biliyor musun? Diye Allah bütün insanlara soracak ve hüküm yetkisinin, yalnız Allah’a ait olduğu bir kez daha gösterilecektir. Onlar da şöyle cevap verir: Bütün varlıklar üzerinde mutlak üstünlüğün ve karşı konulmaz bir gücün sahibi olup kendisinden başka ilah olmayan tek bir Allah’ındır. Hüküm ve egemenlik sadece O’nun hakkıdır. Sen o gün yeryüzünde kurtarıcılık, kahramanlık, başkanlık, padişahlık, taslayanları bir görsen! Hepsi Rabbinin yasasına boyun eğmiş hesap için sıralarını beklemektedir.

Açıklamalı meal

17Ve O Gün kıyamet günüdür. Ahiretteki yargı sürecinde herkes iyi veya kötü yaptıklarının karşılığını görür ve kazandığının karşılığı ile cezalandırılır.Çünkü bugün asla hiç kimseye zerre kadar haksızlık yoktur. Şüphesiz Allah hesabı en adil ve en çabuk görendir. Allah’ın mahkemesi yıllarca uzatılmaz. Hüküm çabucak verilir.

Açıklamalı meal

18Ey Resûlüm! Onları yaklaşan müthiş güne karşı Kur’an ile uyar. O gün yürekler korkudan boğulurcasına âdeta gırtlaklara dayanır ve dehşetten yutkunup dururlar. Cezalandırılacakları ateşi görünce konuşacak dermanları kalmaz. O gün müşrik ve kâfir olarak dünya hayatlarını tamamlamış zalimlerin ne kendisine faydası dokunacak bir dostu olur. Ne de sözü dinlenecek ve onları azaptan kurtaracak şefaatçileri olur. Yeryüzünde yaşarken şefaatçi zannedip, eteğine yapışıp medet bekledikleri dahi kendi hesaplarının derdine düşmüş; haklarında verilecek hükmü telaşla bekler. Yeryüzünde yasalarımıza uymayanlara ne Resuller ne evliyalar ne şeyhler ne gavslar, şefaat edemezler.

Açıklamalı meal

19Allah gözlerin gizlediği haince bakışları da kalplerde gizlenen ihaneti, düşünceleri ve gizlilikleri de bilir. Çünkü gizli açık bütün suçlar ortaya dökülmüş ve kimsenin kimseye diyecek sözü de kalmamıştır.

Açıklamalı meal

20Allah sınırsız ilim ve hikmetiyle hakîkate uygun olarak hükmeder. O Gün Allah’ın adaleti bir kez daha tecelli edecektir. Allah’la birlikte dua ile yardıma çağırarak kulluk edip yalvardıkları ve aralarına koydukları o sözde ilâhların ve dinî siyasi önderlerin ise şefaat gibi hiçbir yetkileri yoktur. Hiçbir konuda da hüküm veremezler. Sadece dünyada zulmederler. Şüphesiz Allah her şeyi duyandır, kalplerde gizlenenleri de bilen ve her ihtiyacı görendir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

17Enbiyâ 47

İlgili ayetler

19Bakara 284Âdiyât 10

Ayet 21–22

2 ayet

Mü’min 21

Mü’min 22

اَوَلَمْ يَس۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَيَنْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذ۪ينَ كَانُوا مِنْ قَبْلِهِمْۜ كَانُوا هُمْ اَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَاٰثَارًا فِي الْاَرْضِ فَاَخَذَهُمُ اللّٰهُ بِذُنُوبِهِمْ وَمَا كَانَ لَهُمْ مِنَ اللّٰهِ مِنْ وَاقٍ ۝٢١ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ كَانَتْ تَاْت۪يهِمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَكَفَرُوا فَاَخَذَهُمُ اللّٰهُۜ اِنَّهُ قَوِيٌّ شَد۪يدُ الْعِقَابِ ۝٢٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

21Evelem yesîrû fi-lʾarḍi feyenżurû keyfe kâne ʿâḳibetü-lleẕîne kânû min ḳablihim. kânû hüm eşedde minhüm ḳuvvetev veâŝâran fi-lʾarḍi feeḫaẕehümü-llâhü biẕünûbihim vemâ kâne lehüm mine-llâhi miv vâḳ.

Okunuş

22Ẕâlike biennehüm kânet teʾtîhim rusülühüm bilbeyyinâti fekeferû feeḫaẕehümü-llâh. innehû ḳaviyyün şedîdü-lʿiḳâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

21Şimdi onlar yeryüzünde gezip dolaşarak kendilerinden önceki toplumların sonlarının nasıl olduğuna bakıp ibret almıyorlar mı? Oysa onlar, kendilerinden çok daha güçlü idiler ve memleketlerinde daha çok eser bırakmışlardı. Ama Allah onları işledikleri günahları yüzünden kıskıvrak yakalayıp cezalandırdı ve kendilerini Allah’ın azabına karşı koruyacak kimse de olmadı.

Türkçe Meal

22İşte böyle. Zira elçileri onlara apaçık belgeler getirmesine rağmen, inanmadılar. Allah da onları kıskıvrak yakalayıp cezalandırdı. Çünkü Allah güçlüdür ve çok şiddetli cezalandırandır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

21Hiç yeryüzünde gezip dolaşıp da kendilerinden önceki peygamberlerini yalanlayan kâfirlerin sonlarının nasıl olduğuna dönüp bakmazlar mı? Onlar askeri ve ekonomik kuvvet bakımından kendilerinden çok daha güçlü ve üstündüler. Hem de yeryüzünde ve yaşadıkları topraklardayaptıkları eserler bakımından daha derin izler bırakmışlardı Ama Allah onları şirk ve günahlarından dolayı kıskıvrak yakalayıverdi. Onları Allah’ın azabından koruyacak hiç kimseleri de yoktu.22. Bunun nedeni şuydu: Çünkü onlar öyle kimselerdi ki Peygamberlerionlara kitaplarla apaçık mucizeler ve deliller getiriyordu. Ama onlar elçileri küçük görüyor ve yapılan daveti yalan sayıp ısrarla inkâr ediyorlardı. Bu yüzden Allah da onları kıskıvrak yakaladı ve hak ettikleri korkunç bir azapla cezalandırdı. Şüphesiz Allah, güçlüdür, azabı da çok çetin olandır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

21Yunus 13Nûr 34

İlgili ayetler

22Yunus 13Fâtır 37

Ayet 23–24

2 ayet

Mü’min 23

Mü’min 24

وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا مُوسٰى بِاٰيَاتِنَا وَسُلْطَانٍ مُب۪ينٍۙ ۝٢٣ اِلٰى فِرْعَوْنَ وَهَامَانَ وَقَارُونَ فَقَالُوا سَاحِرٌ كَذَّابٌ ۝٢٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

23Veleḳad erselnâ mûsâ biâyâtinâ vesülṭânim mübîn.

Okunuş

24İlâ firʿavne vehâmâne veḳârûne feḳâlû sâḥirun keẕẕâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

23(23-24) Biz Musa’yı apaçık deliller olan ayetlerimizle Firavun’a, Karun’a ve Haman’a göndermiştik. O yalancı bir sihirbazdır dediler.

Türkçe Meal

24(23-24) Biz Musa’yı apaçık deliller olan ayetlerimizle Firavun’a, Karun’a ve Haman’a göndermiştik. O yalancı bir sihirbazdır dediler.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

23İşte, size O’nun çetin azabını hak edenlere dair bir örnek: Firavun kıssası; Andolsun ki, Musa’yı peygamberliğinin delili olan ayetlerimizle ve yılana dönüşen âsâ gibi mucizelerle destekleyip apaçık bir yetkiyle elçi olarak gönderdik.24. Kime mi? Mısır diktatörü Firavun’a, onun ordu komutanı Haman’a ve onun ekonomik destekçisi olan Karun’a gönderdik. Ama onlar yandaşlarını Musa’ya karşı kışkırtarak ve Musa’nın ilettiklerini inkâr ederek: “Bu tam bir yalancı ve usta bir sihirbazdır ” dediler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

23A’raf 104A’raf 110

İlgili ayetler

24A’raf 104A’raf 110

Ayet 25

1 ayet

Mü’min 25

فَلَمَّا جَٓاءَهُمْ بِالْحَقِّ مِنْ عِنْدِنَا قَالُوا اقْتُلُٓوا اَبْنَٓاءَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مَعَهُ وَاسْتَحْيُوا نِسَٓاءَهُمْۜ وَمَا كَيْدُ الْكَافِر۪ينَ اِلَّا ف۪ي ضَلَالٍ ۝٢٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

25Felemmâ câehüm bilḥaḳḳi min ʿindinâ ḳâlu-ḳtülû ebnâe-lleẕîne âmenû meʿahû vestaḥyû nisâehüm. vemâ keydü-lkâfirîne illâ fî ḍalâl.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

25Musa onlara katımızdan vahyedilmiş ayetleri iletince Firavun ve adamları şöyle dediler:
– Musa ile birlikte olup ona iman etmiş olanların erkek çocuklarını katledip kızlarını sağ bırakın. Ne var ki bu kâfirlerin tuzakları boşa çıkmaya mahkûmdu.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

25Böylece Musa, tarafımızdan âyetlerimizle hakikate uygun yaşamaya davet edip gerçeği kendilerine iletince Firavun ve adamlarının işine gelmedi. Firavun, Musa’nın davetini kabul etmediği gibi: “İman edip, Musa ile birlikte olanların erkeklerini çoluk çocuk demeden öldürün ve kadınlarını sağ bırakıp hor ve hakir edin. Kıptilerle evlendirerek, iman edenlerin nüfusunun çoğalmasını engelleyin. Böylece nesilleri kurutulup tehlike olmaktan çıksınlar” dedi. İşte zâlimler, böyle plânlar kuruyorlardı. Aynı plânı Mûsâ doğduğunda da uygulamaya çalışmışlardı. Oysa ilâhî kanunlara göre kâfirlerin bütün tuzakları bütün komploları elbette, boşa çıkmaya mahkûmdur. Bu büyük zulmü yaptılar ama olacaklara engel olamadılar. Musa, Firavunun sarayında büyüdü. İnananları kurtardı. Firavun ve askerleri sulara gömülüp öldüler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

25Kasas 4

Ayet 26

1 ayet

Mü’min 26

وَقَالَ فِرْعَوْنُ ذَرُون۪ٓي اَقْتُلْ مُوسٰى وَلْيَدْعُ رَبَّهُۚ اِنّ۪ٓي اَخَافُ اَنْ يُبَدِّلَ د۪ينَكُمْ اَوْ اَنْ يُظْهِرَ فِي الْاَرْضِ الْفَسَادَ ۝٢٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

26Veḳâle firʿavnü ẕerûnî aḳtül mûsâ velyedʿu rabbeh. innî eḫâfü ey yübeddile dîneküm ev ey yużhira fi-lʾarḍi-lfesâd.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

26Firavun:
– Bırakın beni, Musa’yı öldüreyim. O, Rabbine yalvaradursun. Ben, onun, sizin dininizi değiştirmesinden aynı zamanda ülkede düzeni bozarak kargaşa/fesat çıkarmasından endişe ediyorum, dedi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

26Firavun, danışma meclisini toplayarak Mûsâ’nın durumunu görüştü. İçlerinden bazıları, halkın tepkisini çekmemek için “bu bir sihirbazdır; onu öldürmen, bizim aleyhimize olur” diyerek ona yumuşak davranmak gerektiğini söylediler. Bunun üzerine her kurduğu tuzak boşa çıkan Firavun etrafındakilere öfkeyle şöyle demişti: Elçi olduğunu iddia eden Musa’yı bana bırakın onu ben kendi ellerimle öldüreyim dedi ve alay ederek sözlerine şöyle devam etti: Bizim elimizden kurtulmak için o çok güvendiği Rabbine yalvarsın bakalım benim elimden onu kurtarabilecek mi? İnançlarımızı değiştirmeye kalkmasının ne demek olduğunu herkes görüp anlasın. Çünkü ben bu adamın kültürel ve siyâsî bir devrim yaparak sizin dininizi değiştireceğinden yahut bu topraklarda kurulu düzenimizi bozup fesat çıkaracağından yani ona inananların artmasıyla benim iktidarımı ortadan kaldırmaya çalışacağından korkuyorum. Günümüzün Kur’an’ı referans almayan bütün düzen ve sistemleri de birer cahiliye dinidir. İşte hangi isimle olursa olsun Allah’ın otoritesini paylaşan, buna inanan, seyirci kalan, karşı çıkmayan Firavunun sünnetini ihya ediyor demektir

İlgili ayetler

İlgili ayetler

26Tâhâ 47Tâhâ 58

Ayet 27

1 ayet

Mü’min 27

وَقَالَ مُوسٰٓى اِنّ۪ي عُذْتُ بِرَبّ۪ي وَرَبِّكُمْ مِنْ كُلِّ مُتَكَبِّرٍ لَا يُؤْمِنُ بِيَوْمِ الْحِسَابِ۟ ۝٢٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

27Veḳâle mûsâ innî ʿuẕtü birabbî verabbiküm min külli mütekebbiril lâ yüʾminü biyevmi-lḥisâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

27Musa da:
– Ben, büyüklük taslayarak hesap gününe inanmayan, her zorbadan, sizin de benim de Rabbim/sahibim olan Allah’a sığınırım. Dedi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

27Bunları işiten ise Musa diktatörün o tehdidine karşılık, duruşunu değiştirmeden şöyle dedi: “ Dinleyin, ey insanlar! Ben, Allah’ı hesaba katmadan aklına geldiği gibi kibirlenip böbürlenerek konuşan küstah zorbalardan, konuşurken de Hesap Gününü düşünmeyen ve inanmayanlardan, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığınırım. O hâlde hangi tehdit beni sindirebilir, hangi güç beni O’nun yolundan çevirebilir!

İlgili ayetler

İlgili ayetler

27Şûrâ 15

Ayet 28–35

8 ayet

Mü’min 28

Mü’min 29

Mü’min 30

Mü’min 31

Mü’min 32

Mü’min 33

Mü’min 34

Mü’min 35

وَقَالَ رَجُلٌ مُؤْمِنٌۗ مِنْ اٰلِ فِرْعَوْنَ يَكْتُمُ ا۪يمَانَهُٓ اَتَقْتُلُونَ رَجُلًا اَنْ يَقُولَ رَبِّيَ اللّٰهُ وَقَدْ جَٓاءَكُمْ بِالْبَيِّنَاتِ مِنْ رَبِّكُمْۜ وَاِنْ يَكُ كَاذِبًا فَعَلَيْهِ كَذِبُهُۚ وَاِنْ يَكُ صَادِقًا يُصِبْكُمْ بَعْضُ الَّذ۪ي يَعِدُكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْد۪ي مَنْ هُوَ مُسْرِفٌ كَذَّابٌ ۝٢٨ يَا قَوْمِ لَكُمُ الْمُلْكُ الْيَوْمَ ظَاهِر۪ينَ فِي الْاَرْضِۘ فَمَنْ يَنْصُرُنَا مِنْ بَاْسِ اللّٰهِ اِنْ جَٓاءَنَاۜ قَالَ فِرْعَوْنُ مَٓا اُر۪يكُمْ اِلَّا مَٓا اَرٰى وَمَٓا اَهْد۪يكُمْ اِلَّا سَب۪يلَ الرَّشَادِ ۝٢٩ وَقَالَ الَّذ۪ٓي اٰمَنَ يَا قَوْمِ اِنّ۪ٓي اَخَافُ عَلَيْكُمْ مِثْلَ يَوْمِ الْاَحْزَابِۙ ۝٣٠ مِثْلَ دَاْبِ قَوْمِ نُوحٍ وَعَادٍ وَثَمُودَ وَالَّذ۪ينَ مِنْ بَعْدِهِمْۜ وَمَا اللّٰهُ يُر۪يدُ ظُلْمًا لِلْعِبَادِ ۝٣١ وَيَا قَوْمِ اِنّ۪ٓي اَخَافُ عَلَيْكُمْ يَوْمَ التَّنَادِۙ ۝٣٢ يَوْمَ تُوَلُّونَ مُدْبِر۪ينَۚ مَا لَكُمْ مِنَ اللّٰهِ مِنْ عَاصِمٍۚ وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ هَادٍ ۝٣٣ وَلَقَدْ جَٓاءَكُمْ يُوسُفُ مِنْ قَبْلُ بِالْبَيِّنَاتِ فَمَا زِلْتُمْ ف۪ي شَكٍّ مِمَّا جَٓاءَكُمْ بِه۪ۜ حَتّٰٓى اِذَا هَلَكَ قُلْتُمْ لَنْ يَبْعَثَ اللّٰهُ مِنْ بَعْدِه۪ رَسُولًاۜ كَذٰلِكَ يُضِلُّ اللّٰهُ مَنْ هُوَ مُسْرِفٌ مُرْتَابٌۚ ۝٣٤ اَلَّذ۪ينَ يُجَادِلُونَ ف۪ٓي اٰيَاتِ اللّٰهِ بِغَيْرِ سُلْطَانٍ اَتٰيهُمْۜ كَبُرَ مَقْتًا عِنْدَ اللّٰهِ وَعِنْدَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُواۜ كَذٰلِكَ يَطْبَعُ اللّٰهُ عَلٰى كُلِّ قَلْبِ مُتَكَبِّرٍ جَبَّارٍ ۝٣٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

28Veḳâle racülüm müʾmin. min âli firʿavne yektümü îmânehû etaḳtülûne racülen ey yeḳûle rabbiye-llâhü veḳad câeküm bilbeyyinâti mir rabbiküm. veiy yekü kâẕiben feʿaleyhi keẕibüh. veiy yekü ṣâdiḳay yüṣibküm baʿḍu-lleẕî yeʿidüküm. inne-llâhe lâ yehdî men hüve müsrifün keẕẕâb.

Okunuş

29Yâ ḳavmi lekümü-lmülkü-lyevme żâhirîne fi-lʾarḍ. femey yenṣurunâ mim beʾsi-llâhi in câenâ. ḳâle firʿavnü mâ ürîküm illâ mâ erâ vemâ ehdîküm illâ sebîle-rraşâd.

Okunuş

30Veḳâle-lleẕî âmene yâ ḳavmi innî eḫâfü ʿaleyküm miŝle yevmi-lʾaḥzâb.

Okunuş

31Miŝle deʾbi ḳavmi nûḥiv veʿâdiv veŝemûde velleẕîne mim baʿdihim. veme-llâhü yürîdü żulmel lilʿibâd.

Okunuş

32Veyâ ḳavmi innî eḫâfü ʿaleyküm yevme-ttenâd.

Okunuş

33Yevme tüvellûne müdbirîn. mâ leküm mine-llâhi min ʿâṣim. vemey yuḍlili-llâhü femâ lehû min hâd.

Okunuş

34Veleḳad câeküm yûsüfü min ḳablü bilbeyyinâti femâ ziltüm fî şekkim mimmâ câeküm bih. ḥattâ iẕâ heleke ḳultüm ley yebʿaŝe-llâhü mim baʿdihî rasûlâ. keẕâlike yüḍillü-llâhü men hüve müsrifüm mürtâb.

Okunuş

35Elleẕîne yücâdilûne fî âyâti-llâhi bigayri sülṭânin etâhüm. kebüra maḳten ʿinde-llâhi veʿinde-lleẕîne âmenû. keẕâlike yaṭbeʿu-llâhü ʿalâ külli ḳalbi mütekebbirin cebbâr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

28Firavun hanedanından olan ve o güne kadar inancını gizleyen bir adam şöyle dedi:
– Siz bir adamı “Rabbim Allah’tır” dediği için mi öldüreceksiniz? Hâlbuki o size Rabbinizden apaçık deliller getirmiş bulunuyor. Şayet yalan söylüyorsa yalanının cezasını çeker. Yok, eğer doğru söylüyorsa sizi uyardığı azap başınıza gelip çatar. Bilin ki Allah haddi aşanları ve yalancıları asla emellerine ulaştırmaz.

Türkçe Meal

29Ey halkım, bugün ülkede iktidar sizin elinizde ve güçlü olan sizsiniz şayet azap bir gün başımıza gelirse Allah’ın azabına karşı bize kim yardım edecek? Firavun:
– Ben size sadece kendi görüşümü söylüyorum ve ben sizi doğru yoldan başka bir yola da sevk etmem, dedi.

Türkçe Meal

30(30-31) İman eden kimse şöyle dedi: Ey halkım! Ben, daha önce gelip-geçen, Nuh, Ad, Semûd kavimlerinin ve ondan sonraki nice halkların başına gelen bir azabın bir gün sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum. Oysa Allah, kullarına zulmedip haksızlık etmeyi asla istemez.

Türkçe Meal

31(30-31) İman eden kimse şöyle dedi: Ey halkım! Ben, daha önce gelip-geçen, Nuh, Ad, Semûd kavimlerinin ve ondan sonraki nice halkların başına gelen bir azabın bir gün sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum. Oysa Allah, kullarına zulmedip haksızlık etmeyi asla istemez.

Türkçe Meal

32Ey halkım, ben herkesin feryat edeceği bir gün sizin de başınıza geleceklerden endişe ediyorum.

Türkçe Meal

33O gün arkanızı dönüp kaçmaya çalışacaksınız. Fakat sizi Allah’ın azabından hiç kimse kurtaramayacak, zira Allah’ın sapkınlığını onayladığı kişiye doğru yolu gösterecek kimse olmayacaktır.

Türkçe Meal

34Bundan önce Yusuf da size apaçık belgelerle gelmişti. Fakat siz, onun getirdiği deliller konusunda sürekli şüphe içinde oldunuz. Sonunda o öldüğü zaman: Allah ondan sonra artık asla bir elçi göndermeyecektir demiştiniz. Allah, taşkınlık eden ve hep şüphe içinde olanları işte böyle sapkınlıkları içinde bırakır.

Türkçe Meal

35Bu kimseler, ellerinde hiçbir delil bulunmadığı halde Allah’ın ayetleri hakkında ileri geri tartışıp konuşur dururlar. Bu, hem Allah nezdinde hem de inananlar nezdinde büyük bir öfkeye sebep olur. Onlar Allah’ın ayetlerine kalplerini mühürleyerek büyüklenmişlerdir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

28Firavun ailesinden olan ve Musa’nın Allah adına yaptığı davete iman ettiği halde o güne kadar imanını gizleyen ama artık inananlara yapılan zulme daha fazla seyirci kalamayan mü’min bir adam, en kritik noktada ortaya atıldı ve Firavun’un bu kararına karşı çıkarak dedi ki: “ Herkesin inanma ve inandığını ifade etme gibi bir hakkı varken size ne oluyor. ‘ Siz bu adamı sırf Rabbim Allah’tır’ dediğinden dolayı haksız yere öldürecek misiniz? Halbuki o sözlerinin doğruluğunu ispatlamak üzere size Rabbinizden hidayetinize vesile olmak için apaçık deliller ve mucizeler getirmiştir. Şayet peygamberlik iddiasıylayalan söylüyorsa, yalanı kendi aleyhinedir ve cezasını çeker. Ama davasında doğru söylüyorsa o zaman sizi uyardığı azabın bir kısmı başınıza gelip çatsa sonunda pişman olursunuz. Şunu da iyi bilin ki eğer Musa yalan söylüyorsa zaten Allah haddi aşarak kendisi hakkında yalan söyleyen hiç kimseyi asla amacına ulaştırmaz ve doğru yola eriştirmez.

Açıklamalı meal

29Ey kavmim! Bugün bu ülkede güç, iktidar ve saltanat sizin elinizdedir. Yeryüzüne hâkim olan makam sahipleri sizsiniz. Fakat yarın Mûsâ’nın vaat ettiği musibetler başımıza gelirse, Allah’ın geri çevrilmesi mümkün olmayan şiddetli azabından bizi kim kurtaracak ki diyerek düşüncelerini ve endişelerini belirtmişti. Bu sözleri dinleyenlerin vicdanını etkilediğini gören ve panikleyen Firavun, savunmaya geçti ve kavmine dedi ki: “Ben size emretmiyorum yalnızca doğru olduğuna inandığım kendi görüşümü söylüyorum ki, o da Musâ’yı öldürmektir. Ve sizi bana göre doğru olan yola iletiyorum diye karşılık vermişti.”

Açıklamalı meal

30Firavun’un sözünün üzerine söz söylemek zordu, ama bu sözlerinin ardından hanedandan iman eden cesur ve vicdanlı kişi sözlerine şöyle devam etti: “Ey kavmim! Doğrusu ben endişe ediyorum. Sizin hakkınızda geçmişte Allah’a başkaldırıp helâk edilen o sapıtmış toplumların uğradığı türden bir felaket sizin de başınıza gelebilir ve bu nedenle sizi uyarmaktayım dedi.

Açıklamalı meal

31Sizin sonunuz Peygamberlerini yalanlama âdetleri bulunan Nuh kavmi, Ad, Semud kavmi ve onlardan sonrakilerin sonu gibi Allah’tan gelen elçileri yalanlayanların başlarına gelen azabın, sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum. Şayet onlar azâbı hak etmeselerdi, Allah onları hiç cezalandırır mıydı? Unutmayın ki kul kendine zulmetmedikten sonra, Allah durup dururken kullarına zulmetmek istemez ve suçsuza ceza vermez. Ama kullar tercihleri ile onu hak eder.

Açıklamalı meal

32Ey kavmim! Ben sizin için herkesin birbirinden boşuna imdat dileyerek yeri göğü inletecekleri o bağrışıp çağrışma ve feryat gününde azaba mahkûm edileceğinizden sizin adınıza endişe ediyorum. Felaket tepenize binince çığlıklar atacaksınız, ama iş işten geçmiş olacak. İyisi mi şimdiden aklınızı başınıza toplayın, peygamberleri dinleyin.

Açıklamalı meal

33O sıradan bir gün değil. Kıyamet gününün dehşetinden arkanızı dönüp ateşten kaçmaya çalışacaksınız. O Gün kaçıp kurtulabileceğiniz ve sizi Allah’ın azabından engelleyip koruyacak ve yardım edecek hiç kimse de yoktur, hiçbir yer de bulamazsınız. Öyleyse kardeşlerim; gelin zulüm ve haksızlıklara bir son verelim ki, dosdoğru yola iletilmeyi hak edelim! Evet, bu uyarıları dikkate almadıkları için ve bile bile inkâr ve itiraz ettiğinden dolayı, Allah’ın sapık saydığını da doğru yola iletecek hiç kimse yoktur. Allah, ısrarla hakkı inkâr ettiğinden ve hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf etmediğinden dolayı, haddi aşanları, sapıklık ve azgınlıkları ile baş başa bırakır.

Açıklamalı meal

34Ey kavmim! Yemin olsun ki Musa’dan daha önce de size peygamberler gelmişti. Onlardan biri olan Yusuf da size apaçık deliller getirmişti. Ama buna rağmen onun bir Peygamber olarak Rabbinizden getirdiği apaçık âyetlerden ve davet ettiği hayat nizamından kuşkulanıp durmuştunuz. Sonunda Yusuf ölünce: “Artık ondan sonra Allah bize hiçbir peygamber göndermeyecek” dediniz. Yani Onun peygamberliğinden şüphede bulunmakla birlikte, gelecek peygamberleri de yalanladınız. Şimdi bu yüzden mi Musa’ya inanmak istemiyorsunuz? Çünkü size adâleti, doğruluğu emreden bir dine inanmak işinize gelmiyordu. Unutmayın ki, Allah onları nasıl sapık saydıysa, hak hukuk tanımayarak sınırı aşıp vahyettiklerine karşı şüphe duyan ve taşkınlık yapan kimseyi de şaşırtıp kendi sapkınlıkları içerisinde böyle dalalette bırakır.

Açıklamalı meal

35Şüphe tohumu eken bu kişiler, kendilerine gelmiş iknâ edici herhangi bir açık delil ve bilgi olmaksızın Allah’ın ayetleri hakkında ileri geri konuşup tartışırlar. Bu çirkin davranış Allah katında ve mü’minler arasında büyük bir öfke sebebidir. İşte Allah’a küstahça kibirlenen zalimlerin ve büyüklük taslayan cahillerin kalbi gerçeğe karşı manen böyle mühürlenir.”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

28Yunus 90Yunus 91

İlgili ayetler

29Kasas 38Kasas 41

İlgili ayetler

30Yunus 44Yunus 45

İlgili ayetler

31Yunus 44Yunus 45

İlgili ayetler

32Kehf 47

İlgili ayetler

33Kehf 53

İlgili ayetler

34Yunus 94Hadîd 14

İlgili ayetler

35Muhammed 14

Ayet 36–37

2 ayet

Mü’min 36

Mü’min 37

وَقَالَ فِرْعَوْنُ يَا هَامَانُ ابْنِ ل۪ي صَرْحًا لَعَلّ۪ٓي اَبْلُغُ الْاَسْبَابَۙ ۝٣٦ اَسْبَابَ السَّمٰوَاتِ فَاَطَّلِعَ اِلٰٓى اِلٰهِ مُوسٰى وَاِنّ۪ي لَاَظُنُّهُ كَاذِبًاۜ وَكَذٰلِكَ زُيِّنَ لِفِرْعَوْنَ سُٓوءُ عَمَلِه۪ وَصُدَّ عَنِ السَّب۪يلِۜ وَمَا كَيْدُ فِرْعَوْنَ اِلَّا ف۪ي تَبَابٍ۟ ۝٣٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

36Veḳâle firʿavnü yâ hâmânü-bni lî ṣarḥal leʿallî eblügu-lʾesbâb.

Okunuş

37Esbâbe-ssemâvâti feeṭṭaliʿa ilâ ilâhi mûsâ veinnî leeżunnühû kâẕibâ. vekeẕâlike züyyine lifirʿavne sûü ʿamelihî veṣudde ʿani-ssebîl. vemâ keydü firʿavne illâ fî tebâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

36O esnada Firavun da dedi ki: Ey Hâman, benim için yüksek bir kule yap ki bazı yollar bulayım.

Türkçe Meal

37Göklere ulaşmanın yollarını. Gerçi ben onun kesinlikle bir yalancı olduğunu biliyorum ama belli mi olur belki de Musa’nın İlah’ına erişirim. İşte böylece yaptığı kötü işler Firavun’a cazip görünmüş ve onu doğru yoldan alıkoymuştu. Neticede Firavun’un kurmuş olduğu tuzak boşa çıkmış oldu.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

36Firavun mü’min kimsenin bu söylediklerinden sonra Mûsâ ile alay edercesine Haman’a dönerek dedi ki: “Ey Hâmân! Madem ki Mûsâ, tüm varlıkların Efendisi olan bir ilahtan söz ediyor, o hâldebenim için öyle yüksek bir kule yap ki; belki o azap bana ulaşmadan Musa’nın Rabbine varan yollara ulaşırım.

Açıklamalı meal

37O kule sayesinde Göklere çıkma imkânı bulurum. Ben aslında Mûsâ’nın peygamberlik davasında kesinkes yalancı olduğunu biliyorum. Ama kim bilir belki yukarılarda Musa’nın ilâhına rastlayabilirim diyerek alay etti. İşte bu şekilde Firavun’un azgınlığı ve kötü davranışı kendisine şeytan ve nefsi tarafından böylesine hoş gösterildi. Bu tavrı daonu doğru yola ulaşmakdan alıkoydu. Sonunda da Firavun’un inatla hakkı inkâr edişi ve Musa için kurduğu tuzak tamamen boşa çıktı ve alaylı sözleri onun helak edilmesine sebep oldu. Doğrusu, Firavun’un planı kendisini ve halkını de felâkete sürüklemekten başka hiçbir işe yaramadı.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

36Mü’min 37

İlgili ayetler

37Muhammed 14

Ayet 38–44

7 ayet

Mü’min 38

Mü’min 39

Mü’min 40

Mü’min 41

Mü’min 42

Mü’min 43

Mü’min 44

وَقَالَ الَّذ۪ٓي اٰمَنَ يَا قَوْمِ اتَّبِعُونِ اَهْدِكُمْ سَب۪يلَ الرَّشَادِۚ ۝٣٨ يَا قَوْمِ اِنَّمَا هٰذِهِ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا مَتَاعٌۘ وَاِنَّ الْاٰخِرَةَ هِيَ دَارُ الْقَرَارِ ۝٣٩ مَنْ عَمِلَ سَيِّئَةً فَلَا يُجْزٰٓى اِلَّا مِثْلَهَاۚ وَمَنْ عَمِلَ صَالِحًا مِنْ ذَكَرٍ اَوْ اُنْثٰى وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَاُو۬لٰٓئِكَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ يُرْزَقُونَ ف۪يهَا بِغَيْرِ حِسَابٍ ۝٤٠ وَيَا قَوْمِ مَا ل۪ٓي اَدْعُوكُمْ اِلَى النَّجٰوةِ وَتَدْعُونَن۪ٓي اِلَى النَّارِۜ ۝٤١ تَدْعُونَن۪ي لِاَكْفُرَ بِاللّٰهِ وَاُشْرِكَ بِه۪ مَا لَيْسَ ل۪ي بِه۪ عِلْمٌۘ وَاَنَا۬ اَدْعُوكُمْ اِلَى الْعَز۪يزِ الْغَفَّارِ ۝٤٢ لَا جَرَمَ اَنَّمَا تَدْعُونَن۪ٓي اِلَيْهِ لَيْسَ لَهُ دَعْوَةٌ فِي الدُّنْيَا وَلَا فِي الْاٰخِرَةِ وَاَنَّ مَرَدَّنَٓا اِلَى اللّٰهِ وَاَنَّ الْمُسْرِف۪ينَ هُمْ اَصْحَابُ النَّارِ ۝٤٣ فَسَتَذْكُرُونَ مَٓا اَقُولُ لَكُمْۜ وَاُفَوِّضُ اَمْر۪ٓي اِلَى اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ بَص۪يرٌ بِالْعِبَادِ ۝٤٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

38Veḳâle-lleẕî âmene yâ ḳavmi-ttebiʿûni ehdiküm sebîle-rraşâd.

Okunuş

39Yâ ḳavmi innemâ hâẕihi-lḥayâtü-ddünyâ metâʿ. veinne-lʾâḫirate hiye dâru-lḳarâr.

Okunuş

40Men ʿamile seyyieten felâ yüczâ illâ miŝlehâ. vemen ʿamile ṣâliḥam min ẕekerin ev ünŝâ vehüve müʾminün feülâike yedḫulûne-lcennete yürzeḳûne fîhâ bigayri ḥisâb.

Okunuş

41Veyâ ḳavmi mâ lî edʿûküm ile-nnecâti vetedʿûnenî ile-nnâr.

Okunuş

42Tedʿûnenî liekfüra billâhi veüşrike bihî mâ leyse lî bihî ʿilm. veenâ edʿûküm ile-lʿazîzi-lgaffâr.

Okunuş

43Lâ cerame ennemâ tedʿûnenî ileyhi leyse lehû daʿvetün fi-ddünyâ velâ fi-lʾâḫirati veenne meraddenâ ile-llâhi veenne-lmüsrifîne hüm aṣḥâbü-nnâr.

Okunuş

44Feseteẕkürûne mâ eḳûlü leküm. veüfevviḍu emrî ile-llâh. inne-llâhe beṣîrum bilʿibâd.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

38İnanan o kişi şöyle dedi: Ey halkım, bana uyun ki, ben de size doğru yolu göstereyim.

Türkçe Meal

39Ey halkım, unutmayın bu dünya hayatı kısa vadeli bir geçimden ibarettir. Ahiret ise, yerleşip kalınacak olan asıl yurt orasıdır.

Türkçe Meal

40– Kim kötülük yaparsa cezası sadece yaptığı kötülük kadardır. Ama ister erkek olsun, ister kadın olsun kim de mümin olarak iyi ve güzel işler yaparsa, işte bunlar da cennete girecekler orada haddi hesabı olmayan nimetlere kavuşacaklar.

Türkçe Meal

41Ey halkım, nasıl oluyor da ben sizi kurtuluşa çağırırken, siz beni ateşe çağırıyorsunuz.

Türkçe Meal

42– Siz beni, hakkında hiçbir bilgim olmadığı halde Allah’a karşı nankörlüğü ve O’na ortak şirk koşmaya davet ediyorsunuz. Oysa ben sizi sonsuz kudret sahibi ve mağfireti sınırsız olan Allah’a davet ediyorum.

Türkçe Meal

43– Gerçek şu ki siz beni, dünyada da ahirette de duaya cevap veremeyecek olana çağırıyorsunuz. Hâlbuki bizim dönüp dolaşıp varacağımız yer Allah’ın huzurudur. Taşkınlık edenler ise kesinlikle ateş halkıdır.

Türkçe Meal

44– Yakında size söylediğim bu sözlerin ne kadar gerçek olduğunu anlayacaksınız. Ben işimi Allah’a havale ediyorum. Şüphesiz Allah, kullarını daima görüp gözetir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

38Firavun’un bu alaycı tutumundan sonra iman eden kişi ise şöyle dedi: “Ey kavmim! Gelin sizler de bana uyun. Beni takip ederek yaratılış sebebimiz olan hayat nizamına yönelin ki size doğruluk ve dürüstlük yolunu göstereyim.

Açıklamalı meal

39Ey kavmim! Firavunun baskıları sizi korkutmasın. Unutmayın ki bugün varız, yarın yokuz. Dünya hayatı o kadar uzun değil ancak gelip geçici bir eğlence ve yararlanmadır. Ama ahiret yani cennet ise daimî kalınacak asıl yerdir.

Açıklamalı meal

40Kim bir şirk içinde bir kötülük işlerse Allah adaleti ile muamele eder ve sadece yaptığına denk cezası tam verilir. Ama erkek olsun, kadın olsun kim de Allah’a ve âhiret gününe inanan mü’min olarak bir salih amel işlerse işte onlar cennete girerler. Orada yaptıkları amellerle kıyaslanmayacak şekilde hesapsızca rızıklar verilecektir ve tarifsiz güzellikte nimetlere kavuşacaktır.

Açıklamalı meal

41Ey kavmim! Nasıl olur da ben Mûsâ peygamberle birlikte sizi tevhide ve kurtuluşa davet ederken siz neden beni Firavun’u Rab ve ilah edinmeye böylece de şirk koşup cehennem ateşine çağırıyorsunuz anlaşılır gibi değil?

Açıklamalı meal

42Hiçbir deliliniz olmadığı halde Firavun’u hayatımız üzerinde hükümler koymaya yetkili birisi olarak kabul ederek ısrarla beni, Allah’ı inkâr etmeye davet ediyorsunuz. Ve ilah oldukları konusunda hiçbir bilgi sahibi olmadığım şeyleri de Allah’ın hükümranlığına ve egemenliğine ortak etmeye çağırıyorsunuz. Bense sizi ilim ve kudreti sonsuz güçlü olan, tevbe edip doğruya yönelenlere karşı da çok merhametli çok bağışlayıcı olan Allah’ın hayat nizamına uymaya davet ediyorum. Yaptığınız hatalardan dolayı ölmeden önce tövbe eder, Allah’ın yasalarına uyarsanız bağışlanırsınız.

Açıklamalı meal

43Oysa siz, beni Firavun’u ilah edinip cehennemi hak edenlerden olmaya çağırıyorsunuz. Gerçek şu ki, sizin beni davet ettiğiniz şeyin ne dünyada ne de ahirette davet edilmeye lâyık değildir ve şefaatçi-yardımcı olma yetkisi yoktur, çağrıya cevap verecek güçleri de yoktur. İyi bilin ki hepimizin varacağı yer Allah’ın huzurudur ve dönüşümüz de Allah’adır. O’na sırt dönüp küfürde ısrar ederek aşırı gidenler ve ilâhî hükümleri reddedip Allah’ın yasalarına uymayanlar ise, işte onlar kesinlikle cehennem halkıdırlar.

Açıklamalı meal

44Ey insanlar! İşte şimdi kulak vermiyorsunuz ama O Gün geldiğinde Benim size söylediklerim ilahi gerçeklerin ne kadar gerçek ve değerli olduğunu yakında görüp anlayacaksınız ve bana hak vereceksiniz. Ben bunları söylerken, zalimlerin şimşeklerini üzerime çektiğimin farkındayım. Fakat ne olursa olsun, gerçekleri haykırmaktan asla geri durmayacağım! Çünkü ben elimden geleni yaptım. Artık kendimi Allah’ın razı olacağı bir hayatı yaşamaya adıyorum ve herişimi Allah’a havale ediyor yalnızca O’na güveniyorum. Şüphesiz Allah kendisine iman eden ya da iman etmeyen kullarının yaptığı her şeyi görüp gözetmektedir.”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

39İsrâ 18İsrâ 19

İlgili ayetler

40Nisâ 124Nahl 97

İlgili ayetler

41Yusuf 108Fussilet 33

İlgili ayetler

42Şûrâ 15

İlgili ayetler

43Ahkaf 4Ahkaf 6

İlgili ayetler

44Hadîd 4

Ayet 45–46

2 ayet

Mü’min 45

Mü’min 46

فَوَقٰيهُ اللّٰهُ سَيِّـَٔاتِ مَا مَكَرُوا وَحَاقَ بِاٰلِ فِرْعَوْنَ سُٓوءُ الْعَذَابِۚ ۝٤٥ اَلنَّارُ يُعْرَضُونَ عَلَيْهَا غُدُوًّا وَعَشِيًّاۚ وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ۠ اَدْخِلُٓوا اٰلَ فِرْعَوْنَ اَشَدَّ الْعَذَابِ ۝٤٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

45Feveḳâhü-llâhü seyyiâti mâ mekerû veḥâḳa biâli firʿavne sûü-lʿaẕâb.

Okunuş

46Ennâru yüʿraḍûne ʿaleyhâ gudüvvev veʿaşiyyâ. veyevme teḳûmü-ssâʿah. edḫilû âle firʿavne eşedde-lʿaẕâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

45Allah, onu, onların kurdukları tuzakların şerrinden korudu. Firavun ve ailesini de kötü bir azap kuşatıverdi.

Türkçe Meal

46O azap onların sabah akşam sürekli maruz kaldığı ızdıraptır. O saatin gerçekleştiği gün ise Firavun ailesini azabın en şiddetlisine atın! Denilecek.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

45İman eden adam, bu sözleri söyledikten sonra müminlerin safına katılıp mücâdelesine devam etti. Sonunda Allah o mü’min kulunu, müşrik, kâfir ve zalim kavminin kurduğu tüm tuzakların şerrinden ve zulmündenkurtarıp korudu. Firavun ailesi de yaptıkları nedeniyle hak ettikleri korkunç bir azaba mahkûm edildiler.

Açıklamalı meal

46Azabın en kötüsü sabah akşam kendisine sunulan ateştir. İşte öyle bir Ateş ki! Aslında bilseler; onlar sabahtan akşama kadar ruhları manevî ateşe sokularak bir hayat yaşarlar. Başlarına geleceklerin korkusuyla rahat değillerdir. İktidarlarının kaybolacağına dair endişe, onlara kızgın ateş olur. Onların ateşi dünyada kalmaz Hâlbuki onlara şirk ve küfürde direnmeleri sebebi ile cehennem ateşine atılacakları sabah-akşam tebliğ edilmişti. Buna rağmen yine de şirkten ve küfürden vazgeçmediler. Kıyametin koptuğu gün de meleklere: “Firavun ve beraberindekileri ailesini azabın en şiddetlisi olan ateşin içine sokun!” denilecektir.

İlgili ayetler

Ayet 47–50

4 ayet

Mü’min 47

Mü’min 48

Mü’min 49

Mü’min 50

وَاِذْ يَتَحَٓاجُّونَ فِي النَّارِ فَيَقُولُ الضُّعَفٰٓؤُ۬ا لِلَّذ۪ينَ اسْتَكْبَرُٓوا اِنَّا كُنَّا لَكُمْ تَبَعًا فَهَلْ اَنْتُمْ مُغْنُونَ عَنَّا نَص۪يبًا مِنَ النَّارِ ۝٤٧ قَالَ الَّذ۪ينَ اسْتَكْبَرُٓوا اِنَّا كُلٌّ ف۪يهَٓا اِنَّ اللّٰهَ قَدْ حَكَمَ بَيْنَ الْعِبَادِ ۝٤٨ وَقَالَ الَّذ۪ينَ فِي النَّارِ لِخَزَنَةِ جَهَنَّمَ ادْعُوا رَبَّكُمْ يُخَفِّفْ عَنَّا يَوْمًا مِنَ الْعَذَابِ ۝٤٩ قَالُٓوا اَوَلَمْ تَكُ تَاْت۪يكُمْ رُسُلُكُمْ بِالْبَيِّنَاتِۜ قَالُوا بَلٰىۜ قَالُوا فَادْعُواۚ وَمَا دُعٰٓؤُا الْكَافِر۪ينَ اِلَّا ف۪ي ضَلَالٍ۟ ۝٥٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

47Veiẕ yeteḥâccûne fi-nnâri feyeḳûlu-ḍḍuʿafâü lilleẕîne-stekberû innâ künnâ leküm tebeʿan fehel entüm mugnûne ʿannâ neṣîbem mine-nnâr.

Okunuş

48Ḳâle-lleẕîne-stekberû innâ küllün fîhâ inne-llâhe ḳad ḥakeme beyne-lʿibâd.

Okunuş

49Veḳâle-lleẕîne fi-nnâri liḫazeneti cehenneme-dʿû rabbeküm yüḫaffif ʿannâ yevmem mine-lʿaẕâb.

Okunuş

50Ḳâlû evelem tekü teʾtîküm rusülüküm bilbeyyinât. ḳâlû belâ. ḳâlû fedʿû. vemâ düʿâü-lkâfirîne illâ fî ḍalâl.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

47Onlar ateşte birbirleriyle tartışacaklar. Zayıf halk kitleleri kibirli ve azgın liderlerine diyecekler ki;
– Dünyadayken biz size uymuştuk şimdi siz azıcık olsun şu ateşi bizden uzaklaştıramaz mısınız?

Türkçe Meal

48Kibirli ve azgın liderler de:
– Çaresiz hepimiz ateşin içindeyiz. Allah, kulları arasında hükmünü çoktan vermiştir.

Türkçe Meal

49Ateşte yananlar, cehennem görevlilerine:
– Ne olur Rabbinize dua edip yalvarın da çektiğimiz şu azabı kısa bir süreliğine de olsa hafifletsin, diye yalvarırlar.

Türkçe Meal

50Görevliler de:
– Elçileriniz size, hakikatin apaçık belgeleri ile gelmedi mi? derler.
– Onlar;
– Evet, geldi. Derler. Bekçiler de:
– O halde kendiniz yalvarıp yakarın. Fakat bugün gerçekleri örtbas eden kâfirlerin dua ile yalvarıp yakarması boşunadır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

47Hele o kendilerine yapılan öğüt ve uyarıları reddeden kâfirler, ateşin içinde birbirleriyle çekişip dururken, dünyada zayıf olanlar da büyüklük taslayan yöneticilerine sitem ederek şöyle derler: “Doğrusu biz dünya hayatımızda zor zamanlarda bize yardım edersiniz diye size körü körüne uyanlardık. Hayatımız boyunca sizin izinizden hiç ayrılmamıştık.Sorunlarımızı çözme ve bize yardım etme sözleri vermiştiniz. Haydi şimdi, ateşi biraz olsun hafifletip azabı bizden uzaklaştırır mısınız?”

Açıklamalı meal

48Kibirlenip büyüklük taslayanlar da çaresizlik içinde onlara: “Biz hepimiz aynı ateşin içindeyiz elimizden ne gelir ki? Şüphesiz Allah cennetlik ve cehennemlik olan kulları arasında kesin olarak böyle hüküm vermiştir ve herkes, neyi hak ettiyse onu çekiyor. Eğer sizden azabı giderecek gücümüz olsaydı, ateşi önce kendimizden savardık. Değil sizi, kendimizi kurtarmaya dahi gücümüz yok. Boşuna çekişmeyelim iş işten çoktan geçmiştir yapacak bir şey yok derler.

Açıklamalı meal

49Sonra da ateşte olanlar hep birlikte cehennemin bekçilerine derler ki: “ Ne olur size bu görevi veren Rabbinize yalvarıp dua edin de bizden bir gün olsun azabı birazcık hafifletsin diyecekler.

Açıklamalı meal

50Cehennem görevlileri de onlara: “Elçileriniz dünyadayken hakikati ortaya koyan apaçık âyetler ve deliller getirmediler mi ve uyarmadılar mı? derler. ” O ateştekiler de evet getirmişlerdi fakat biz onları inkâr etmiştik ” derler. Bunun üzerine bekçiler ise: “ Size aracılık edip sizin için dua etmeye izin ve yetkimiz yoktur. O halde siz kendiniz yalvarıp yakarın. Fakat biz biliyoruz ki bugün kafirlerin yalvarıp yakarması boşunadır diyecekler. Dünyadayken hatalarından vazgeçerek tövbe için Allah’a yalvarmaları gerekiyordu, yapmadılar. İnkârlarında devam ettiler. Bilmiyorlar mı? Allah hükmünü verdikten sonra verilen hüküm asla değişmez.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

47İbrahim 21İbrahim 22

İlgili ayetler

48Sebe’ 31Sebe’ 33

İlgili ayetler

49Mülk 6Mülk 12

İlgili ayetler

50Âl-i İmran 131

Ayet 51

1 ayet

Mü’min 51

اِنَّا لَنَنْصُرُ رُسُلَنَا وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَيَوْمَ يَقُومُ الْاَشْهَادُۙ ۝٥١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

51İnnâ lenenṣuru rusülenâ velleẕîne âmenû fi-lḥayâti-ddünyâ veyevme yeḳûmü-lʾeşhâd.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

51Hiç şüpheniz olmasın ki biz, elçilerimize ve onlara inananlara hem bu dünya da hem de şahitlerin tanıklık edeceği günde mutlaka yardım edeceğiz.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

51Şüphesiz biz peygamberlerimize ve onların getirdiği mesajlara iman edenlere düşmanlarına karşı mutlaka meleklerle yardım edeceğiz. Bu yardım hem dünya hayatında hem de şahitlerin hazır bulunup peygamberlerin dini tebliğ ettiklerine, kafirlerin de onları yalanladıklarına dair gerçeği söyleyeceği Âhiret günündedir.

İlgili ayetler

Ayet 52

1 ayet

Mü’min 52

يَوْمَ لَا يَنْفَعُ الظَّالِم۪ينَ مَعْذِرَتُهُمْ وَلَهُمُ اللَّعْنَةُ وَلَهُمْ سُٓوءُ الدَّارِ ۝٥٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

52Yevme lâ yenfeʿu-żżâlimîne maʿẕiratühüm velehümü-llaʿnetü velehüm sûü-ddâr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

52O gün bizim elçilerimize ve ayetlerimize inanmayan zalimlere mazeret beyanları hiçbir işe yaramayacak. Onların hakkı lanetlenip dışlanmak ve en kötü bir yerde azaba mahkûm olmaktır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

52O hesap günü kendilerine yazık eden müşrik ve zalimlerin ileri sürecekleri mazeretlere izin verilmez. Pişman olup tevbe ederek özür dilemeleri de kendilerine hiçbir fayda sağlamaz. Artık rahmetimizden mahrum bırakılma ve lanet onlaradır. Kalınacak yerlerin en kötüsü olan cehennem de onlara içindir ve azabın en korkunç olanına mahkûm edileceklerdir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

52Câsiye 34Câsiye 35

Ayet 53–54

2 ayet

Mü’min 53

Mü’min 54

وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْهُدٰى وَاَوْرَثْنَا بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ الْكِتَابَۙ ۝٥٣ هُدًى وَذِكْرٰى لِاُو۬لِي الْاَلْبَابِ ۝٥٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

53Veleḳad âteynâ mûse-lhüdâ veevraŝnâ benî isrâîle-lkitâb.

Okunuş

54Hüdev veẕikrâ liüli-lʾelbâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

53Biz Musa’ya doğru yol kılavuzu olan bir kitap vermiş, İsrailoğullarını da o kitaba mirasçı kılmıştık.

Türkçe Meal

54Sağduyu sahipleri için bir doğru yol kılavuzu ve öğüt kaynağı olan kitabı.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

53Gerçek şu ki Biz Musa’ya insanları yaratılış sebeplerine uygun yaşamaya davet eden hidayet rehberi kitabı verdik. İsrail oğullarına da Tevrat adıyla anılan bu Kitab’ı mirasçı kılmıştık.

Açıklamalı meal

54O kitap, ön yargılarından arınıp düşünen, temiz akıl sahipleri için gerçeği hatırlatan bir öğüt kaynağı ve doğruluk rehberidir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

53İbrahim 5

İlgili ayetler

54Yusuf 111

Ayet 55

1 ayet

Mü’min 55

فَاصْبِرْ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ وَاسْتَغْفِرْ لِذَنْبِكَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ بِالْعَشِيِّ وَالْاِبْكَارِ ۝٥٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

55Faṣbir inne vaʿde-llâhi ḥaḳḳuv vestagfir liẕembike vesebbiḥ biḥamdi rabbike bilʿaşiyyi velʾibkâr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

55O halde sen de sabret. Unutma ki Allah’ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir. Günahın için Allah’tan bağışlanma dile, sabah akşam Rabbini överek onun yüceliğini dillendir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

55Ey Peygamber ve ey Müslüman O halde müşriklerin eziyetlerine sen de Musa gibi sabret ve Allah yolunda başına gelen sıkıntılara göğüs ger. Unutma ki Allah’ın mü’minlere yardım ve zafer vaadi mutlaka gerçekleşecektir. Rabbine giden yolda şeytanın tuzaklarından birine takılıp tökezlesen bile sakın ümitsizliğe kapılma. Hata yaptığında günahlarının bağışlanması için derhal Rabbinden af dile. Sabah akşam, Rabbinin şanını yüceliğini aklından çıkarma ve övgüyle yücelterek tesbih et. Hani her namazda sabah akşam söz veriyordun! Rabbim senin yasalarına göre yaşayacağım. Sadece sana sığınacağım. Sadece senden yardım isteyeceğim. Sadece senin yolunda yürüyeceğim diyordun. Verdiğin bu sözlere uy.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

55Muhammed 19

Ayet 56

1 ayet

Mü’min 56

اِنَّ الَّذ۪ينَ يُجَادِلُونَ ف۪ٓي اٰيَاتِ اللّٰهِ بِغَيْرِ سُلْطَانٍ اَتٰيهُمْۙ اِنْ ف۪ي صُدُورِهِمْ اِلَّا كِبْرٌ مَا هُمْ بِبَالِغ۪يهِۚ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِۜ اِنَّهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْبَص۪يرُ ۝٥٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

56İnne-lleẕîne yücâdilûne fî âyâti-llâhi bigayri sülṭânin etâhüm in fî ṣudûrihim illâ kibrum mâ hüm bibâligîh. festeʿiẕ billâh. innehû hüve-ssemîʿu-lbeṣîr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

56Kendilerine ulaşan hiçbir bilgi ve belge olmadığı halde Allah’ın ayetleri hakkında ileri geri konuşanlar var ya işte onların içlerinde hiçbir zaman ulaşıp tatmin olamayacakları bir kibir ve üstünlük tutkusu vardır. Artık sen sadece Allah’a sığın. Çünkü O, her şeyi işiten ve her şeyi görendir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

56Kendilerine Allah’tan ulaşmış hiçbir bir bilgi ve delil olmadan, yine de Allah’ın ayetleri ve hükümlerini değiştirip yalanlaması konusunda ileri-geri konuşup körü körüne münakaşa eden kafirler var ya. Hiç şüphe yok ki onların gönüllerinde hiçbir zaman ulaşamayacakları bir büyüklenme kendini beğenmişlik ve üstünlük duygusu vardır. Onlar hiçbir şekilde Rabbimizden gelen ayetleri işittik kabul ettik demezler. İşte bütün itirazlarının altında yatan gerçek sebep budur. Ey Müslüman! Öyleyse sen ayetlerimizi tartışanların şerrinden, onların her türlü hile ve tuzaklarından ve onlar gibi olmaktan yalnızca Allah’a sığın. Şüphesiz Allah, her şeyi işiten, her şeyi gözetip görendir. Büyüklük de hükümranlık da yalnızca Allah’a aittir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

56Kehf 27Mü’min 75

Ayet 57–60

4 ayet

Mü’min 57

Mü’min 58

Mü’min 59

Mü’min 60

لَخَلْقُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ اَكْبَرُ مِنْ خَلْقِ النَّاسِ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ ۝٥٧ وَمَا يَسْتَوِي الْاَعْمٰى وَالْبَص۪يرُ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَلَا الْمُس۪ٓيءُۜ قَل۪يلًا مَا تَتَذَكَّرُونَ ۝٥٨ اِنَّ السَّاعَةَ لَاٰتِيَةٌ لَا رَيْبَ ف۪يهَا وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يُؤْمِنُونَ ۝٥٩ وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُون۪ٓي اَسْتَجِبْ لَكُمْۜ اِنَّ الَّذ۪ينَ يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَت۪ي سَيَدْخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِر۪ينَ۟ ۝٦٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

57Leḫalḳu-ssemâvâti velʾarḍi ekberu min ḫalḳi-nnâsi velâkinne ekŝera-nnâsi lâ yaʿlemûn.

Okunuş

58Vemâ yestevi-lʾaʿmâ velbeṣîru velleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti vele-lmüsîʾ. ḳalîlem mâ teteẕekkerûn.

Okunuş

59İnne-ssâʿate leâtiyetül lâ raybe fîhâ velâkinne ekŝera-nnâsi lâ yüʾminûn.

Okunuş

60Veḳâle rabbükümü-dʿûnî estecib leküm. inne-lleẕîne yestekbirûne ʿan ʿibâdetî seyedḫulûne cehenneme dâḫirîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

57And olsun ki gökleri ve yeri yaratmak, insanı yeniden yaratmaktan daha büyük daha zor bir iştir. Fakat insanların çoğu bu gerçeği bilmiyorlar.

Türkçe Meal

58Kör ile gören bir olmadığı gibi, iman edip, iyi ve güzel işler yapanlarla kötü işler yapanlar da bir değildir. Siz ne kadar da az düşünüyorsunuz.

Türkçe Meal

59O saat bu dünyanın sonu mutlaka gelip çatacaktır bunda hiçbir şüphe yoktur. Fakat insanların çoğu bu gerçeğe inanmıyor.

Türkçe Meal

60Rabbiniz şöyle dedi:
– Bana dua edin ki, sizin duanıza cevap vereyim. Bana ibadet etmeyi gururlarına yediremeyenler aşağılanmış bir halde cehennemi boylayacaklar.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

57Öldükten sonra tekrar diriltileceklerine inanmayanlara de ki: Elbette Allah için hiçbir zorluk yoktur ama insan açısından bakıldığında göklerin ve yeri yoktan yaratmak, ölmüş olan insanları yeniden yaratmaktan daha büyük ve çok daha zor bir olaydır. Ancak insanların çoğu gafletlerinden dolayı akıl yürütüp bu hakikatleri düşünmez. Ve Allah’ın ilminin ve kudretinin her şeye yettiği gerçeğini anlamak ve bilmek istemez.

Açıklamalı meal

58Elbette ki kör ile gerçekleri görenin bir olmadığı gibi Allah’ın gücünü idrak eden mü’minle, aklını kullanmayan kâfir, Allah katında elbette bir olmaz. Allah’ın davetine iman ederek doğru yola girip salih ameller işleyenlerle, hakkı inkâr edip müşrik olmayı seçen ve kötülüklere batmış olanlar da bir değildir. Ey insanlar! Bilginizi ve aklınızı ne kadar azkullanıp ne kadar da az düşünüyorsunuz ve ders çıkarmıyorsunuz.

Açıklamalı meal

59Vaad edilen diriliş ve kıyamet saati muhakkak gelecektir, bunda şüphe yoktur. Ancak insanların çoğu Kıyâmetin gerçekleşmesine hâlâ inanmazlar.

Açıklamalı meal

60Rabbiniz dedi ki: “ Tevbe ederek günahlardan vazgeçip davetime yönelin. Bir şey isteyeceğiniz zaman başkasına değil, sadece Bana dua edip isteyin ki dünyada veya ahirette size karşılık verip duanızı kabule deyim. Bana dua ederek ibadet etmekten ve hükümlerimi yerine getirmeyi gurur-kibir meselesi yaparak büyüklenenlere gelince. Onlar, aşağılanmış ve onurları kırılmış olarak cehenneme gireceklerdir. Oysa içinde yaşadıkları evreni dikkatli bir gözle incelemiş olsalardı, Rablerinin sonsuz kudret ve merhameti karşısında ister istemez secdeye kapanacaklardı:

İlgili ayetler

İlgili ayetler

58En’am 50Sâd 28

İlgili ayetler

59Neml 66Sebe’ 8

Ayet 61–63

3 ayet

Mü’min 61

Mü’min 62

Mü’min 63

اَللّٰهُ الَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمُ الَّيْلَ لِتَسْكُنُوا ف۪يهِ وَالنَّهَارَ مُبْصِرًاۜ اِنَّ اللّٰهَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى النَّاسِ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَشْكُرُونَ ۝٦١ ذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبُّكُمْ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍۢ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۘ فَاَنّٰى تُؤْفَكُونَ ۝٦٢ كَذٰلِكَ يُؤْفَكُ الَّذ۪ينَ كَانُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ يَجْحَدُونَ ۝٦٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

61Allâhü-lleẕî ceʿale lekümü-lleyle liteskünû fîhi vennehâra mübṣirâ. inne-llâhe leẕû faḍlin ʿale-nnâsi velâkinne ekŝera-nnâsi lâ yeşkürûn.

Okunuş

62Ẕâlikümü-llâhü rabbüküm ḫâliḳu külli şeyʾ. lâ ilâhe illâ hû. feennâ tüʾfekûn.

Okunuş

63Keẕâlike yüʾfekü-lleẕîne kânû biâyâti-llâhi yecḥadûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

61O, Allah ki uyuyup dinlenesiniz diye geceyi, işlerinizi göresiniz diye de gündüzü yaratandır. Hiç şüphe yok ki Allah, insanlara karşı sınırsız bir lütuf/ikram sahibidir. Fakat insanların çoğu bu nimetlerin hakkını verip şükretmemektedirler.

Türkçe Meal

62İşte her şeyin yaratıcısı, kendisinden başka ilah olmayan O Allah’tır sizin Rabbiniz. O halde nasıl oluyor da aldanıyorsunuz?

Türkçe Meal

63Vaktiyle Allah’ın ayetlerine bile bile inanmak istemeyenler de işte böyle aldanmışlardı.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

61Allah geceyi dinlenmeniz için sessiz ve karanlık, gündüzü de çalışıp işlerinizi görebilmeniz için aydınlık olarak var etmiş, Güneş Sistemi’ni ve gezegenleri de buna göre yaratmıştır. Şüphesiz Allah, bu ve benzeri nimetleri ile insanlara karşı sınırsız lütuf sahibidir. Ancak insanların çoğu Allah’ın lütfettiği nimetlerden yararlanmasına rağmen O’na nankörlük edip şükretmezler ve lütfun kıymetini bilip davetine yönelmezler.

Açıklamalı meal

62İşte her şeyi sizin için yaratıp, nizamlarını kuran ve hizmetinize sunan gerçek sahibiniz Rabbiniz olan sizi yaşatan, koruyan ve rızkınızı veren Allah budur. O’ndan başka ibadeti hak eden, yasalarıyla hükmeden hiçbir ilâh ve otorite yoktur. Yasa koyma, yasalarıyla insanları yönetme hakkı sadece Allah’a aittir. O halde bütün bunları görmekteyken nasıl olur da Allah’a ortak koşup O’nun yarattığı kulların davetine yani tevhitten şirke yönelip bu gerçeği kabul etmekten yüz çeviriyor ve başka ilâhlar ediniyorsunuz? Nasıl oluyor da insanların yalan sözlerine inanarak onlara yasama yönetme hakkı veriyorsunuz? Yasama hakkı verdiklerinizi ilahlaştırdığınızın farkında değil misiniz? Allah böyle yaptığınız için sizi cezalandırmayacağını mı sanıyorsunuz?

Açıklamalı meal

63İşte Allah’ın ayetlerini eğip bükerek inatla inkâr eden müşrik ve kâfirler kibir ve bencillikleri yüzünden doğru yoldan böyle uzaklaşırlar ve hakîkatten batıla sürüklenirler. Önyargılarıyla ayetlerimizle anlatılan gerçekleri anlayamazlar. Ayetlerimiz üzerinde tartışma yaparak ilim yarışına girenlerin kalbi körelmiştir. İstedikleri kadar ilimde derya olduklarını zannetsinler. Onların işi gücü boşu boşuna tartışma yapmaktır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

61Furkan 47

İlgili ayetler

62En’am 102

İlgili ayetler

63A’raf 51

Ayet 64–65

2 ayet

Mü’min 64

Mü’min 65

اَللّٰهُ الَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ قَرَارًا وَالسَّمَٓاءَ بِنَٓاءً وَصَوَّرَكُمْ فَاَحْسَنَ صُوَرَكُمْ وَرَزَقَكُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِۜ ذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبُّكُمْۚ فَتَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَم۪ينَ ۝٦٤ هُوَ الْحَيُّ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ فَادْعُوهُ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَۜ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ۝٦٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

64Allâhü-lleẕî ceʿale lekümü-lʾarḍa ḳarârav vessemâe binâev veṣavveraküm feaḥsene ṣuveraküm verazeḳaküm mine-ṭṭayyibât. ẕâlikümü-llâhü rabbüküm. fetebârake-llâhü rabbü-lʿâlemîn.

Okunuş

65Hüve-lḥayyü lâ ilâhe illâ hüve fedʿûhü muḫliṣîne lehü-ddîn. elḥamdü lillâhi rabbi-lʿâlemîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

64Yeryüzünü yaşamanız için elverişli kılan, gökyüzünü üstünüze bir kubbe gibi tavan yapan, size şekil veren hem de en güzel şekli veren ve yine size temiz ve güzel rızıklar bahşeden Allah’tır. İşte bu Allah’tır sizin Rabbiniz! Alemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir, ne büyük bir bereket kaynağıdır!

Türkçe Meal

65O, her daim diridir. O’ndan başka ilah yoktur. Öyleyse (şirkten) arınmış bir şekilde dini O’na has kılarak Allah’a dua ile yalvarın. Bütün övgüler âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

64Allah sizin yaşamanız için yeryüzünü elverişli bir yerleşim yeri hale getiren, göğü de onun üzerinde bir kubbe gibi bina edendir. Her varlığa şekil verdiği gibi sizi yaratıp en güzel şekilde şekillendirmiş lezzetli ve tertemiz nimetlerle sizi rızıklandırmıştır. Yaratılan her şey şahittir ki Alemlerin Rabbi olan Allah pek yücedir.65. Ey insanlar! O Her şeyi yaratan, şeklini veren, mükemmel nizamlarını kuran her canlıya hayat veren ve daima diri olandır. O’ndan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O halde yaşantınızda sadece Allah’ın yasalarına uyarak yaşayın ve inancınızda samimi bir şekilde yalnız O’na bağlanarak ibadet ve dua edin. Dualarınızda başkalarını araya sokmayın. Hamd her şeyi mükemmel yapan alemlerin Rabbi Allah’adır. Övgüye şükredilmeye tek layık olan ve tüm varlıkların sahibi O’dur.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

64Ra’d 2

Ayet 66

1 ayet

Mü’min 66

قُلْ اِنّ۪ي نُه۪يتُ اَنْ اَعْبُدَ الَّذ۪ينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ لَمَّا جَٓاءَنِيَ الْبَيِّنَاتُ مِنْ رَبّ۪ي وَاُمِرْتُ اَنْ اُسْلِمَ لِرَبِّ الْعَالَم۪ينَ ۝٦٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

66Ḳul innî nühîtü en aʿbüde-lleẕîne tedʿûne min dûni-llâhi lemmâ câeniye-lbeyyinâtü mir rabbî veümirtü en üslime lirabbi-lʿâlemîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

66De ki:
– Bana Rabbimden hakikatin apaçık belgeleri/Kuran geldiği günden beri, ben sizin Allah’tan başka kulluk ettiklerinize kulluk etmekten kesinlikle men edildim. Ve âlemlerin Rabbine kayıtsız şartsız teslim olmakla emrolundum.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

66Resûlüm, müşriklere de ki: “Sizin Allah ile aranıza koyarak dua edip çağırdıklarınıza ve Allah’ın dışında her ne varsa yalvarıp yakardıklarınıza ibadet edip kulluk etmem, yasalarına uyarak taptığınız insanların yasalarına uymam yasaklanmıştır. Çünkü yasalarına uyarsam onlara tapmış olurum. Zira bana, Rabbimden gerçeği bütünüyle ortaya koyan apaçık ayetler gelmiş ve nasıl yaşamam gerektiği bildirilmiştir, Hâlbuki ben ibâdet ve itaati yalnız O’na yapmak suretiyle, O’ndan başka ilah edinmeyip yalnızca alemlerin Rabbine teslim olmakla emrolundum.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

66Zümer 11Zümer 15

Ayet 67–68

2 ayet

Mü’min 67

Mü’min 68

هُوَ الَّذ۪ي خَلَقَكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ يُخْرِجُكُمْ طِفْلًا ثُمَّ لِتَبْلُغُٓوا اَشُدَّكُمْ ثُمَّ لِتَكُونُوا شُيُوخًاۚ وَمِنْكُمْ مَنْ يُتَوَفّٰى مِنْ قَبْلُ وَلِتَبْلُغُٓوا اَجَلًا مُسَمًّى وَلَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ ۝٦٧ هُوَ الَّذ۪ي يُحْي۪ وَيُم۪يتُۚ فَاِذَا قَضٰٓى اَمْرًا فَاِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ۟ ۝٦٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

67Hüve-lleẕî ḫaleḳaküm min türâbin ŝümme min nuṭfetin ŝümme min ʿaleḳatin ŝümme yuḫricüküm ṭiflen ŝümme liteblügû eşüddeküm ŝümme litekûnû şüyûḫâ. veminküm mey yüteveffâ min ḳablü veliteblügû ecelem müsemmev veleʿalleküm taʿḳilûn.

Okunuş

68Hüve-lleẕî yuḥyî veyümît. feiẕâ ḳaḍâ emran feinnemâ yeḳûlü lehû kün feyekûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

67Sizi, önce topraktan, sonra spermden, sonra embriyodan yaratan, sonra da sizi güçlenmeniz, daha sonra da yaşlanmanız için çocuk olarak çıkaran O’dur. İçinizden daha önce vefat edenler de vardır. Bu, aklınızı kullanasınız diye adı konmuş bir süreye erişmeniz içindir.

Türkçe Meal

68Zira yaşatan da Allah’tır öldüren de O. Çünkü O, bir işe hükmedince ona sadece “Ol” der ve hemen olmaya başlar.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

67Ey insanlar! Sizi önce topraktan, sonra bir damla hayat suyu olan meniden, sonra da döllenmiş yumurta hücresi olan embriyodan yaratan O’dur. Sonra sizi annelerinizin karnından sağlıklı bir bebek olarak dünyaya getirir. Nihayet erginlik çağınıza ulaşırsınız, sonra da sizleri anne-baba yapan, sizlere çocuklar veren ve sizleri yaşlanıp ihtiyarlık çağına kadar belli bir ömür takdir edip yaşatandır. İçinizden kimi de nimetlerden bazılarını görmeden daha önce ölür. Bir kısmınız da Allah’ın yasalarla belli bir süreye kadar uzatılır ve O’nun bahşettiği nimetlerle dünya hayatınızı tamamlarsınız. Bütün bunlar yaratılış yasamıza göre olur. Sizler bu yasayı değiştiremezsiniz. Allah bütün bunları nimetleri üzerinde düşünüp Allah’ın gücü ve kudreti karşısında O’na teslim olup akıl erdirmeniz için böyle yapıyor. Umulur ki bu gerçek üzerinde iyice düşünürsünüz.

Açıklamalı meal

68Yasasını koyup yaratan, yaşatan dirilten ve ecelleri geldiğinde de öldüren O’dur. Hiç kimse bu yasayı değiştiremez. Bir şeye hükmettiği zaman ona ‘ol’ der, o da oluverir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

67Hac 5Hac 6

İlgili ayetler

68Mü’minûn 80Yâsîn 82

Ayet 69

1 ayet

Mü’min 69

اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ يُجَادِلُونَ ف۪ٓي اٰيَاتِ اللّٰهِۜ اَنّٰى يُصْرَفُونَۚۛ ۝٦٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

69Elem tera ile-lleẕîne yücâdilûne fî âyâti-llâh. ennâ yuṣrafûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

69Allah’ın ayetleri hakkında ileri geri konuşup tartışan kimselerin halini görmez misin? Nasıl da haktan/Kuran’dan uzaklaşıyorlar!

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

69Hiçbir bilgiye sahip olmadan Allah’ın ayetleri hakkında aralarında ileri geri tartışanları görmüyor musun? Kur’an’ı yalanlayan şu cahil kimselerin hallerine bir baksana! Bunca gerçeğe rağmen Allah’ı nasıl bırakıp da kendileri gibi yaratılmışların peşinden gidiyorlar. Allah adına yalan söyleyerek hakikati görmezden geliyorlar ve yanlış yollara saparak aldatılıp yüz çeviriyorlar? Ayetlerimi bir şekilde tartışmaktan vazgeçip de yasalarımı hayatlarına dâhil ederek, Müslümanca bir yaşam süremiyorlar. Onlar yakında gerçeği anlayacaklardır!

İlgili ayetler

İlgili ayetler

69Mü’min 35Fussilet 40

Ayet 70–76

7 ayet

Mü’min 70

Mü’min 71

Mü’min 72

Mü’min 73

Mü’min 74

Mü’min 75

Mü’min 76

اَلَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِالْكِتَابِ وَبِمَٓا اَرْسَلْنَا بِه۪ رُسُلَنَا۠ۛ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَۙ ۝٧٠ اِذِ الْاَغْلَالُ ف۪ٓي اَعْنَاقِهِمْ وَالسَّلَاسِلُۜ يُسْحَبُونَۙ ۝٧١ فِي الْحَم۪يمِ ثُمَّ فِي النَّارِ يُسْجَرُونَۚ ۝٧٢ ثُمَّ ق۪يلَ لَهُمْ اَيْنَ مَا كُنْتُمْ تُشْرِكُونَۙ ۝٧٣ مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ قَالُوا ضَلُّوا عَنَّا بَلْ لَمْ نَكُنْ نَدْعُوا مِنْ قَبْلُ شَيْـًٔاۜ كَذٰلِكَ يُضِلُّ اللّٰهُ الْكَافِر۪ينَ ۝٧٤ ذٰلِكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَفْرَحُونَ فِي الْاَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَبِمَا كُنْتُمْ تَمْرَحُونَۚ ۝٧٥ اُدْخُلُٓوا اَبْوَابَ جَهَنَّمَ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۚ فَبِئْسَ مَثْوَى الْمُتَكَبِّر۪ينَ ۝٧٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

70Elleẕîne keẕẕebû bilkitâbi vebimâ erselnâ bihî rusülenâ. fesevfe yaʿlemûn.

Okunuş

71İẕi-lʾaglâlü fî aʿnâḳihim vesselâsil. yüsḥabûn.

Okunuş

72Fi-lḥamîmi ŝümme fi-nnâri yüscerûn.

Okunuş

73Ŝümme ḳîle lehüm eyne mâ küntüm tüşrikûn.

Okunuş

74Min dûni-llâh. ḳâlû ḍallû ʿannâ bel lem nekün nedʿû min ḳablü şeyʾâ. keẕâlike yüḍillü-llâhü-lkâfirîn.

Okunuş

75Ẕâliküm bimâ küntüm tefraḥûne fi-lʾarḍi bigayri-lḥaḳḳi vebimâ küntüm temraḥûn.

Okunuş

76Üdḫulû ebvâbe cehenneme ḫâlidîne fîhâ. febiʾse meŝve-lmütekebbirîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

70Bu kitaba/Kuran’a ve daha önceki elçilerimizle gönderdiğimiz vahiyler karşısında yalana sarılanlar yakında gerçeği öğrenecekler.

Türkçe Meal

71(71-72) İşte o zaman, boyunlarında demir halkalar ve zincirler takılı olduğu halde kaynar suya sürüklenecekler ve ateşte yanacaklar.

Türkçe Meal

72(71-72) İşte o zaman, boyunlarında demir halkalar ve zincirler takılı olduğu halde kaynar suya sürüklenecekler ve ateşte yanacaklar.

Türkçe Meal

73(73-74) Sonra kendilerine denilecek ki:
– Allah ile aranıza koyup dua ile yalvarıp yakardığınız ortak ederek şirk koştuklarınız şimdi neredeler? Onlar da:
– Bizi yüzüstü bırakıp gittiler, demek ki bizim dünyadayken yalvarıp yakardığımız bu kimseler bir hiçmiş. Allah, gerçekleri örtbas eden kâfirleri işte böyle şaşkın ve çaresiz bırakır, derler.

Türkçe Meal

74(73-74) Sonra kendilerine denilecek ki:
– Allah ile aranıza koyup dua ile yalvarıp yakardığınız ortak ederek şirk koştuklarınız şimdi neredeler? Onlar da:
– Bizi yüzüstü bırakıp gittiler, demek ki bizim dünyadayken yalvarıp yakardığımız bu kimseler bir hiçmiş. Allah, gerçekleri örtbas eden kâfirleri işte böyle şaşkın ve çaresiz bırakır, derler.

Türkçe Meal

75İşte bu, sizin dünyadayken hak hukuk tanımadan kibirlenip şımararak azgınlık yapmış olmanızdandır.

Türkçe Meal

76Haydi girin içinde kalmak üzere cehennemin kapılarından. Küstahça böbürlenenler için ne berbat bir yerdir orası!

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

70Ki onlar, sana gönderilen bu Kur’an’ı ve daha önceki peygamberlerle gönderdiğimiz kitaplarla yaptığımız daveti yalanladılar. Zamanı gelince ne kadar kör ve sağır oldukları gerçeğini öğrenecekler. Ne büyük bir yanılgı içinde olduklarını ve bu yalanlamaların sonuçlarını da Kıyâmet gününde anlayacaklar. Ölüm gelince, yargılama başlayınca, cehennem önlerine çıkınca gerçekleri görecek, bilecekler. Anladıklarında ise iş işten geçmiş olacak. Ne zaman mı?

Açıklamalı meal

71Onlar Hesap Günü boyunlarında demir tasmalar takılıp ellerinde ve ayaklarında zincirler olduğu halde cehenneme doğru sürüklendikleri zaman,

Açıklamalı meal

72Ardından iç organları paramparça eden kaynar suya yüz üstü atılacaklar. Sonra da cehennemde ateşinin içinde cayır cayır yanacaklar.

Açıklamalı meal

73. Sonra onlara şöyle sorulacak : Şimdi söyleyin bakalım Bizi Allah’a yaklaştıracak deyip, yardımlarını umarak ilah edindikleriniz ve Allah’ın yetkilerine ortak koştuklarınız o sahte ilâhlarınız, yasalarına uyduğunuz liderleriniz, hani nerede, kendilerine ibadet ettikleriniz niye yardımınıza gelmiyorlar?

Açıklamalı meal

74Hadi söyleyin bakalım. Dünya hayatında iken Allah ile kendi aranıza koyduklarınız nerede niye sizi terk ettiler?” Müşrikler de derler ki: O sahte şefaatçiler dünyada yanımızdaydılar ama şimdi bizi ortada bırakıp gözümüzün önünden yok olup gittiler. Bizim yerimize kendi nefisleriyle meşguldürler. Sonra da bunu inkâr edecek ve şöyle diyeceklerdir: Meğer onların hiçbir hükmü yokmuş. Biz bugüne kadar Allah’tan başkasına boşuna dua edip yalvarıyormuşuz. Yalvardıklarımızın “bir hiç” olduğunu şimdi anladık. Demek ki biz dünyada iken kendilerine uymakla çok yanlış yapmışız. İşte Allah inkârda ısrar eden sizin gibi zâlimleri böyle sapıklık içinde bırakıp şaşırtır ayrıca da pişmanlık ve çaresizlik içinde bırakır.

Açıklamalı meal

75“ İşte, içine düştüğünüz bu cezanın sebebi, güç ve saltanata dayanarak yeryüzünde Allah’ın hayat nizamına karşı kibirlenmenizden, yüz çevirip haksız yere şımarmanızdan ve şirkte böbürlenip haram–helâl, hak-hukuk demeden ölçüsüzce azmanızdan dolayıdır.

Açıklamalı meal

76Haydi, ey müşrikler! Şimdi cehennemin kapılarından içinde sonsuza kadar kalmak üzere girin bakalım. Kibirlenip büyüklenenler ve kendilerinde bir güç gören zorba, diktatörler için bir görün bakalım cehennem ne kötü bir son durakmış.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

70Ankebut 66Mülk 29

İlgili ayetler

71İbrahim 49

İlgili ayetler

72İbrahim 49

İlgili ayetler

73Kasas 62Kasas 66

İlgili ayetler

74Kasas 62Kasas 66

İlgili ayetler

75Zümer 60

İlgili ayetler

76A’raf 40

Ayet 77

1 ayet

Mü’min 77

فَاصْبِرْ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّۚ فَاِمَّا نُرِيَنَّكَ بَعْضَ الَّذ۪ي نَعِدُهُمْ اَوْ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَاِلَيْنَا يُرْجَعُونَ ۝٧٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

77Faṣbir inne vaʿde-llâhi ḥaḳḳun. feimmâ nüriyenneke baʿḍa-lleẕî neʿidühüm ev neteveffeyenneke feileynâ yürceʿûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

77O halde sen sabret, zira Allah’ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir. Biz onlara vaat ettiğimiz azabın başlarına geldiğini sana göstersek veya göstermeden önce seni vefat ettirsek ne fark eder. Nasıl olsa onlar bizim huzurumuza getirilip mutlaka hesap verecekler.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

77Ey Resûlüm! Şu hâlde sen inkârcıların eziyetlerine, Allah yolunda karşılaştığın her türlü sıkıntıya ve inandığın değerler uğrunda yaşadıklarına sabret ve duruşunu bozma. Hiç şüphesiz Allah’ın müşrikler için verdiği azap sözü mutlaka gerçekleşecektir. Onlara inkârda direndiklerinden dolayı vaad ettiğimiz azâbın bir kısmının başlarına geldiğini sana bu dünyada göstersek de ya da göstermeden önce senin canını alsak da sonuç değişmez. Zâlimler azaptan kurtulamayacaktır. Onlara yapılan azabı görsen de göremesen de fark etmez. Nasıl olsa dönüp dolaşıp kıyamette bizim huzurumuza getirilecek ve hesap vereceklerdir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

77Rum 60Ahkaf 35

Ayet 78

1 ayet

Mü’min 78

وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا رُسُلًا مِنْ قَبْلِكَ مِنْهُمْ مَنْ قَصَصْنَا عَلَيْكَ وَمِنْهُمْ مَنْ لَمْ نَقْصُصْ عَلَيْكَۜ وَمَا كَانَ لِرَسُولٍ اَنْ يَاْتِيَ بِاٰيَةٍ اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِۚ فَاِذَا جَٓاءَ اَمْرُ اللّٰهِ قُضِيَ بِالْحَقِّ وَخَسِرَ هُنَالِكَ الْمُبْطِلُونَ۟ ۝٧٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

78Veleḳad erselnâ rusülem min ḳablike minhüm men ḳaṣaṣnâ ʿaleyke veminhüm mel lem naḳṣuṣ ʿaleyk. vemâ kâne lirasûlin ey yeʾtiye biâyetin illâ biiẕni-llâh. feiẕâ câe emru-llâhi ḳuḍiye bilḥaḳḳi veḫasira hünâlike-lmübṭilûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

78And olsun ki biz senden önce de birçok elçiler gönderdik. Onlardan bazılarının kıssalarını sana anlattık bazılarını ise anlatmadık. Şu bir gerçek ki hiçbir elçi Allah’ın izni/yasası dışında herhangi bir ayet getiremez. Allah’ın cezalandırma emri geldiğinde hak yerini bulmuş olur ve o zamanda batılı hâkim kılmak isteyenlerin de sonu helak ve hüsran olur.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

78Ey Peygamber! Biliyorsun, sen ilk değilsin. Gerçek şu ki Biz senden önce de birçok peygamber gönderdik. Onlardan bazılarının kıssalarını sana tanıyasın ve bilesin diye anlattık, bazılarını ise hiç anlatmadık. Şüphesiz Allah’ın izni olmadan hiçbir peygamberin kendiliğinden herhangi bir mucize göstermesi ya da âyet getirmesi mümkün olmaz. Allah’ın emri geldiğinde mucize gerçekleşir. Ama ondan sonra geçmişte gelen musibetler gibi, neyi hak ediyorlarsa, adaletle hükmedilir ve hak edenler için Allah’ın azabı kesinleştiği takdirde hiç kimse O’na engel olamaz. İşte o zaman adalet, yerini bulur. Allah’ın âyetlerini boşa çıkarmaya uğraşarak boş fikirlerle uğraşıp Allah’a şirk koşma gibi bâtılı yolları savunanlar ise ebedî hüsrana uğrayıp korkunç bir azapla helak olurlar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

78Âl-i İmran 144Nisâ 164

Ayet 79–80

2 ayet

Mü’min 79

Mü’min 80

اَللّٰهُ الَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمُ الْاَنْعَامَ لِتَرْكَبُوا مِنْهَا وَمِنْهَا تَاْكُلُونَۘ ۝٧٩ وَلَكُمْ ف۪يهَا مَنَافِعُ وَلِتَبْلُغُوا عَلَيْهَا حَاجَةً ف۪ي صُدُورِكُمْ وَعَلَيْهَا وَعَلَى الْفُلْكِ تُحْمَلُونَۜ ۝٨٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

79Allâhü-lleẕî ceʿale lekümü-lʾenʿâme literkebû minhâ veminhâ teʾkülûn.

Okunuş

80Veleküm fîhâ menâfiʿu veliteblügû ʿaleyhâ ḥâceten fî ṣudûriküm veʿaleyhâ veʿale-lfülki tuḥmelûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

79Bazısına binmeniz bazısının da etinden yararlanmanız için evcil hayvanları yaratıp sizin istifadenize sunan Allah’tır.

Türkçe Meal

80O hayvanlarda sizin için daha nice yararlar vardır. Nitekim gönlünüzün istediği yere onlarla ulaşırsınız. Karada onlara denizde de gemilere binerek yolculuk yaparsınız.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

79Allah O’dur ki, kimine binmeniz kiminin de etinden yiyesiniz diye sizin için koyun, keçi, sığır ve deve gibi hayvanları yaratıp istifadenize sunandır

Açıklamalı meal

80O hayvanlardan süt yumurta, deri gibi daha birçok faydalar sağlarsınız. Bir yere gitmek, bir sevdiğinizin yanında olmak gibi birçok önemli ihtiyacınızı karşılayabilir, gönlünüzün istediği ve özlemini çektiğiniz bir yere onlara binerek ulaşırsınız. Karada o binek hayvanlarının sırtında, denizlerde de gemilerin üzerinde yüklerinizi taşıyıp gideceğiniz yerlere yolculuğa çıkarsınız.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

79Yâsîn 71Yâsîn 73

İlgili ayetler

80Zuhruf 12Zuhruf 15

Ayet 81

1 ayet

Mü’min 81

وَيُر۪يكُمْ اٰيَاتِه۪ۗ فَاَيَّ اٰيَاتِ اللّٰهِ تُنْكِرُونَ ۝٨١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

81Veyürîküm âyâtih. feeyye âyâti-llâhi tünkirûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

81İşte O, kudretinin delillerini sizin gözlerinizin önüne seriyor. Söyleyin Allah’ın bu delillerinden hangisini inkâr edebilirsiniz.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

81Ey insanlar! Allah, size birçok misalle ayetlerindeki tek ve gerçek ilah olduğu gerçeğini gösterip bildiriyor. Artık Allah’ın ilim ve kudretine işaret eden güneş ay gibi sayısız ayet ve delillerinden hangisini inkâr ediyorsunuz? Allah’ın yarattığı harikalara gözlerinizi kapatıp, tabiattaki bu muhteşem delilleri yok saymanız mümkün mü?

İlgili ayetler

İlgili ayetler

81Rahman 1Rahman 13

Ayet 82–85

4 ayet

Mü’min 82

Mü’min 83

Mü’min 84

Mü’min 85

اَفَلَمْ يَس۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَيَنْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ كَانُٓوا اَكْثَرَ مِنْهُمْ وَاَشَدَّ قُوَّةً وَاٰثَارًا فِي الْاَرْضِ فَمَٓا اَغْنٰى عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ ۝٨٢ فَلَمَّا جَٓاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَرِحُوا بِمَا عِنْدَهُمْ مِنَ الْعِلْمِ وَحَاقَ بِهِمْ مَا كَانُوا بِه۪ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ ۝٨٣ فَلَمَّا رَاَوْا بَاْسَنَا قَالُٓوا اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَحْدَهُ وَكَفَرْنَا بِمَا كُنَّا بِه۪ مُشْرِك۪ينَ ۝٨٤ فَلَمْ يَكُ يَنْفَعُهُمْ ا۪يمَانُهُمْ لَمَّا رَاَوْا بَاْسَنَاۜ سُنَّتَ اللّٰهِ الَّت۪ي قَدْ خَلَتْ ف۪ي عِبَادِه۪ۚ وَخَسِرَ هُنَالِكَ الْكَافِرُونَ ۝٨٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

82Efelem yesîrû fi-lʾarḍi feyenżurû keyfe kâne ʿâḳibetü-lleẕîne min ḳablihim. kânû ekŝera minhüm veeşedde ḳuvvetev veâŝâran fi-lʾarḍi femâ agnâ ʿanhüm mâ kânû yeksibûn.

Okunuş

83Felemmâ câethüm rusülühüm bilbeyyinâti feriḥû bimâ ʿindehüm mine-lʿilmi veḥâḳa bihim mâ kânû bihî yestehziûn.

Okunuş

84Felemmâ raev beʾsenâ ḳâlû âmennâ billâhi vaḥdehû vekefernâ bimâ künnâ bihî müşrikîn.

Okunuş

85Felem yekü yenfeʿuhüm îmânühüm lemmâ raev beʾsenâ. sünnete-llâhi-lletî ḳad ḫalet fî ʿibâdih. veḫasira hünâlike-lkâfirûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

82Peki onlar diyar diyar dolaşıp kendilerinden önce gelen toplumların akıbetlerinin nasıl olduğuna hiç ibret nazarıyla bakmıyorlar mı? Oysa onlar kendilerinden daha güçlü idiler ve o memleketlerde onlardan da fazla eser bırakmışlardı. Ne var ki sahip oldukları güç ve servet kendilerine hiç bir fayda sağlamadı.

Türkçe Meal

83Çünkü elçileri onlara hakikatin apaçık belgeleri ile geldiğinde sahip oldukları bilgiye güvenip şımardılar, sonunda küçümseyip alay ettikleri azap onları çepeçevre kuşatıverdi.

Türkçe Meal

84Fakat azabımızı görünce de:
– Biz yalnızca bir tek olan Allah’a iman ediyor ve artık O’na şirk koştuğumuz ortakları da reddediyoruz dediler.

Türkçe Meal

85Fakat azabımızı görünce iman etmeleri kendilerine hiçbir fayda sağlamadı. Zira Allah’ın kulları hakkında öteden beri uyguladığı sünneti/yasası budur. İşte orada ve o anda gerçekleri örtbas eden kâfirler hepten kaybettiler.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

82Bu müşrikler güçlerine güvenmesinler. Yeryüzünde gezip dolaşırken kendilerinden önce yaşamış olan inkârcıların acı ve alçaltıcı sonu nasıl olmuş diye bakmazlar mı? Küfre batmış milletlerin âkıbetlerinin nasıl olduğunu ibret nazarıyla bir düşünüp, incelesinler. Üstelik geçmişte yaşamış bu toplumlar kendilerinden sayıca daha fazla, daha kuvvetliydiler. Yeryüzündeki bıraktıkları eserler bakımından da daha üstündüler ve daha da derin izler bırakmışlardı. Fakat azabımız geldiğinde onların elde ettikleri servet güç ve makamlar Allah’ın azabına karşı kendilerine hiçbir yarar sağlamadı ve onları yok olmaktan kurtaramadı.

Açıklamalı meal

83Yaratılış sebepleri olan hayat nizamı ile yaşamayı reddedenler, Peygamberleri onlara açık delillerle geldiklerinde, tevhid üzere îmân etmeleri gerekirdi. Fakat ellerindeki güç ve atalarından din diye bildikleri bilgilerine güvenerek küstahça böbürlendiler. Ve “Ne zaman gerçekleşecek bize bahsettiğin şu azap” diyerek ayetlerimde anlatılan ilâhî ceza tehditleriyle alay ettiler. Sonunda alaya aldıkları korkunç azap, onları dört bir yandan kuşatıverdi.

Açıklamalı meal

84Onlar ansızın gelen kahredici azabımızı görünce akılları başlarına geldi ve şöyle dediler: Biz sadece Allah’ı ilah edinip O’na iman ediyor, hayatımıza hükmetme yetkisi vererek yasalarına uyduğumuz ilahları ve O’na ortak koştuklarımızı artık reddediyoruz demeye başlarlar. Çünkü onlar Allah’tan başkalarını yüceltip Allah yerine onlara bağlanıyorlar, hayat tarzlarını Allah’ın gönderdiği kurallara göre değil, sevip bağlandıklarının kurallarına ve bilgilerine göre tertip ve tanzim ediyorlardı.

Açıklamalı meal

85Ancak zorlu azabımızı gördükten sonra imana gelip son pişmanlıkla böyle söylemeleri onlara hiçbir yarar sağlamayacak. Bu Allah’ın inkârda ısrar eden kulları üzerinde, geçmişten bugüne uyguladığı değişmez azap yasasıdır. İşte o zaman, yaratılış sebeplerine davet edildikleri halde inkâr edip kendi yasalarını yasalarımızdan üstün görenler, insanların çıkardığı yasalarla hayatlarını yaşayanlar; oracıkta helâk ve hüsrana uğrayacaklar. Ancak yeryüzünde yaşarken, cezamızı görmeden iman edenler ve yasalarımıza uyanlar kurtulur.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

82Rum 9

İlgili ayetler

83Câsiye 23

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Zümer, sonra Fussilet indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla