Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ الْمُطَفِّف۪ينَ مَكِّيَّةٌ آيَاتُهَا ٣٦

Mutaffifîn Sûresi Meali

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça
Sûre hakkındaAdı · Nüzul zamanı · Konu

Adı: Sure adını birinci ayette geçen ‘mutaffifin’ kelimesinden almıştır.

Nüzul zamanı: Muhtevasından da anlaşılacağı gibi, bu sure Mekke’nin ilk dönemlerinde nâzil olmuştur. O dönemlerde Mekkeliler’in zihinlerine ahiret düşüncesinin yerleştirilebilmesi için, peyderpey bu gibi sureler nâzil oluyordu. Bu surenin nâzil olduğu o dönemlerde, Mekkeliler çarşılarda, yollarda, meclislerde ve Müslümanları nerede görürlerse, onlara sataşıyor ve onlarla alay ediyorlardı. O zaman fiilî saldırı ve zulüm devri henüz başlamamıştı. Bazı müfessirler bu surenin medenî olduğunu iddia etmişlerdir. Bu yanlış anlamaya İbn Abbas’tan gelen bir rivayet neden olmuştur. Şöyleki, “Rasulullah (s.a) Medine’ye geldiğinde, orada ölçü-tartıda hile yapma adeti çok yaygın idi. Fakat Mutaffifin Suresi nâzil olduktan sonra, Medineliler bu adetten vazgeçtiler. Tartıda dürüst davranmaya ve tam tartmaya başladılar.” (Neseî, İbn Mace, İbn Merdûye, İbn Cerir, Beyhâkî) İnsan Suresi’nin girişinde de açıklandığı gibi, sahabe ve tabiin, bazen bir konu ile ilgili bir sureyi beyan ederlerken ‘bu sureden sonra, halk ona uydu’ şeklinde konuşurlardı. Yani Rasulullah (s.a) Medine’ye geldikten sonra, bu sureyi Medinelilere tebliğ etmiş ve onlar da ölçü-tartıda ve alışverişte hile yapmaktan vazgeçerek, dürüst davranmaya başlamışlardır. Bu surenin Medine’de nâzil olduğu anlamına gelmez.

Konu: Bu surenin konusu ahiret ile ilgilidir. Ancak ilk 6 ayette, toplum içerisinde, alışverişte haksızlık ve sahtekârlık çok yaygın olduğu için, özellikle bu konu üzerinde durulmuştur. Vay haline o kimselerin ki alırlarken tam alırlar, verirlerken eksik verirler. Toplum içinde sayısız kötülükler olmasına rağmen kimse bu işi (ölçü-tartıda hile yapmayı) hoş karşılamazdı. Buna dayanarak Cenab-ı Allah, bu kötülüğün öbür dünyaya inanmamanın ve ahiretten gafletin bir sonucu olduğunu beyan ediyor. Bir toplum, en küçüğünden en büyüğüne kadar ahiret gününde hesaba çekileceğine inanmıyorsa eğer, kötülüğün giderilmesi ve dürüst olunması mümkün değildir. Bir kimse ne kadar dürüst olmaya çalışırsa çalışsın ticaretini yaptığı şeyin meblağı büyüdüğünde, pekâla bu dürüstlükten vazgeçebilir. Çünkü dürüstlük onun için müstakil bir değer değil sadece bir prensiptir. Ancak bir kimse, Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsa işte o zaman o kimse dürüstlüğü müstakil bir değer olarak kabul ettiği gibi, doğruluğu da üstüne bir görev olarak telakki eder. Bu kimse dürüst davrandığı zaman çıkarını ve zararını düşünmez. Zira onun dürüstlük anlayışı daha üst değerlere, yani Allah’a ve ahiret günü inancına dayanır.

Ahiret ile ahlâk arasında yakın bir ilişki olduğu hususu açıklandıktan sonra, 7. ayetten 17. ayete kadar kötü işler yapanlar için amel defterlerinin hazırlandığı ve öbür dünyada onların şedid bir azabla karşılaşacakları, 18. ayetten 28. ayete kadar ise, iyi işler yapanları bir refah hayatının beklediği ve onların hesap defterlerinin şerefli meleklerin ellerinde olduğu anlatılmaktadır.

Surenin sonunda, müslümanlara müjde verilirken, aynı zamanda da kafirler uyarılmaktadırlar. Bugün mü’minleri hor görüyorsunuz ama kıyamet günü mü’minleri hor gören bu mücrimler zulümlerinin kendilerine feci bir son hazırladığını da göreceklerdir. Mü’minler de onların bu feci sonlarını görerek sevinçle onları seyredeceklerdir.

Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Ayet 1–17

17 ayet

Mutaffifîn 1

Mutaffifîn 2

Mutaffifîn 3

Mutaffifîn 4

Mutaffifîn 5

Mutaffifîn 6

Mutaffifîn 7

Mutaffifîn 8

Mutaffifîn 9

Mutaffifîn 10

Mutaffifîn 11

Mutaffifîn 12

Mutaffifîn 13

Mutaffifîn 14

Mutaffifîn 15

Mutaffifîn 16

Mutaffifîn 17

وَيْلٌ لِلْمُطَفِّف۪ينَۙ ۝١ اَلَّذ۪ينَ اِذَا اكْتَالُوا عَلَى النَّاسِ يَسْتَوْفُونَۘ ۝٢ وَاِذَا كَالُوهُمْ اَوْ وَزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَۜ ۝٣ اَلَا يَظُنُّ اُو۬لٰٓئِكَ اَنَّهُمْ مَبْعُوثُونَۙ ۝٤ لِيَوْمٍ عَظ۪يمٍۙ ۝٥ يَوْمَ يَقُومُ النَّاسُ لِرَبِّ الْعَالَم۪ينَۜ ۝٦ كَلَّٓا اِنَّ كِتَابَ الْفُجَّارِ لَف۪ي سِجّ۪ينٍۜ ۝٧ وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا سِجّ۪ينٌۜ ۝٨ كِتَابٌ مَرْقُومٌۜ ۝٩ وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَۙ ۝١٠ اَلَّذ۪ينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوْمِ الدّ۪ينِۜ ۝١١ وَمَا يُكَذِّبُ بِه۪ٓ اِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ اَث۪يمٍۙ ۝١٢ اِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِ اٰيَاتُنَا قَالَ اَسَاط۪يرُ الْاَوَّل۪ينَۜ ۝١٣ كَلَّا بَلْ۔ رَانَ عَلٰى قُلُوبِهِمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ ۝١٤ كَلَّٓا اِنَّهُمْ عَنْ رَبِّهِمْ يَوْمَئِذٍ لَمَحْجُوبُونَۜ ۝١٥ ثُمَّ اِنَّهُمْ لَصَالُوا الْجَح۪يمِۜ ۝١٦ ثُمَّ يُقَالُ هٰذَا الَّذ۪ي كُنْتُمْ بِه۪ تُكَذِّبُونَۜ ۝١٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Veylül lilmüṭaffifîn.

Okunuş

2Elleẕîne iẕe-ktâlû ʿale-nnâsi yestevfûn.

Okunuş

3Veiẕâ kâlûhüm ev vezenûhüm yuḫsirûn.

Okunuş

4Elâ yeżunnü ülâike ennehüm mebʿûŝûn.

Okunuş

5Liyevmin ʿażîm.

Okunuş

6Yevme yeḳûmü-nnâsü lirabbi-lʿâlemîn.

Okunuş

7Kellâ inne kitâbe-lfüccâri lefî siccîn.

Okunuş

8Vemâ edrâke mâ siccîn.

Okunuş

9Kitâbüm merḳûm.

Okunuş

10Veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

Okunuş

11Elleẕîne yükeẕẕibûne biyevmi-ddîn.

Okunuş

12Vemâ yükeẕẕibü bihî illâ küllü müʿtedin eŝîm.

Okunuş

13İẕâ tütlâ ʿaleyhi âyâtünâ ḳâle esâṭîru-lʾevvelîn.

Okunuş

14Kellâ bel râne ʿalâ ḳulûbihim mâ kânû yeksibûn.

Okunuş

15Kellâ innehüm ʿar rabbihim yevmeiẕil lemaḥcûbûn.

Okunuş

16Ŝümme innehüm leṣâlü-lceḥîm.

Okunuş

17Ŝümme yüḳâlü hâẕe-lleẕî küntüm bihî tükeẕẕibûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

1Yazıklar olsun ölçü ve tartıda hile yapanlara!

Türkçe Meal

2Onlar insanlardan bir şey alırken tam ölçüp tartarlar.

Türkçe Meal

3Fakat kendileri onlara ölçüp tartarken eksik verirler.

Türkçe Meal

4Şimdi bunlar, yeniden diriltileceklerini düşünmüyorlar mı?

Türkçe Meal

5Büyük bir günde.

Türkçe Meal

6O gün bütün insanlar hesap vermek üzere âlemlerin Rabbinin huzurunda ayakta olacaklar.

Türkçe Meal

7Hayır öyle değil! Şüphesiz günahkârların amel defterleri siccindedir.

Türkçe Meal

8Siccin nedir sen bilir misin?

Türkçe Meal

9Her şeyin sayılıp dökümünün yapıldığı bir sicildir.

Türkçe Meal

10Bu gerçek karşısında yalana sarılanların o gün vay haline!

Türkçe Meal

11Onlar hesap gününü yalanlayanlardır.

Türkçe Meal

12Zira hesap gününü haddi aşan günahkârdan başkası yalanlamaz.

Türkçe Meal

13Ona ayetlerimiz okunduğu zaman “Bunlar eskilerin masallarıdır” derler.

Türkçe Meal

14Gerçek şu ki yaptıkları kötülükler kalplerini paslandırmış, vicdanlarını karartmıştır.

Türkçe Meal

15Hayır! O gün onlar Rabblerinin rahmetinden büsbütün mahrum kalacaklar.

Türkçe Meal

16Sonra da cehennemi boylayacaklar.

Türkçe Meal

17Sonra da kendilerine "Yalana sarılıp inanmadığınız cehennem işte budur" denilecek.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

1A’raf 85

İlgili ayetler

3En’am 152

İlgili ayetler

4En’am 31Furkan 11

İlgili ayetler

7Kehf 48Sâd 55Sâd 58

İlgili ayetler

8Kehf 49

İlgili ayetler

10A’raf 53Yunus 27

İlgili ayetler

11Hûd 7Ra’d 5

Ayet 18–28

11 ayet

Mutaffifîn 18

Mutaffifîn 19

Mutaffifîn 20

Mutaffifîn 21

Mutaffifîn 22

Mutaffifîn 23

Mutaffifîn 24

Mutaffifîn 25

Mutaffifîn 26

Mutaffifîn 27

Mutaffifîn 28

كَلَّٓا اِنَّ كِتَابَ الْاَبْرَارِ لَف۪ي عِلِّيّ۪ينَۜ ۝١٨ وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا عِلِّيُّونَۜ ۝١٩ كِتَابٌ مَرْقُومٌۙ ۝٢٠ يَشْهَدُهُ الْمُقَرَّبُونَۜ ۝٢١ اِنَّ الْاَبْرَارَ لَف۪ي نَع۪يمٍۙ ۝٢٢ عَلَى الْاَرَٓائِكِ يَنْظُرُونَۙ ۝٢٣ تَعْرِفُ ف۪ي وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ النَّع۪يمِۚ ۝٢٤ يُسْقَوْنَ مِنْ رَح۪يقٍ مَخْتُومٍۙ ۝٢٥ خِتَامُهُ مِسْكٌۜ وَف۪ي ذٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ الْمُتَنَافِسُونَۜ ۝٢٦ وَمِزَاجُهُ مِنْ تَسْن۪يمٍۙ ۝٢٧ عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا الْمُقَرَّبُونَۜ ۝٢٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

18Kellâ inne kitâbe-lʾebrâri lefî ʿilliyyîn.

Okunuş

19Vemâ edrâke mâ ʿilliyyûn.

Okunuş

20Kitâbüm merḳûm.

Okunuş

21Yeşhedühü-lmüḳarrabûn.

Okunuş

22İnne-lʾebrâra lefî neʿîm.

Okunuş

23Ale-lʾerâiki yenżurûn.

Okunuş

24Taʿrifü fî vucûhihim naḍrate-nneʿîm.

Okunuş

25Yüsḳavne mir raḥîḳim maḫtûm.

Okunuş

26Ḫitâmühû misk. vefî ẕâlike felyetenâfesi-lmütenâfisûn.

Okunuş

27Vemizâcühû min tesnîm.

Okunuş

28Ayney yeşrabü bihe-lmüḳarrabûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

18Hayır hepsi böyle değil, iyilerin amellerinin kaydı da illiyyundadır.

Türkçe Meal

19İlliyyun’un ne olduğunu sen bilir misin?

Türkçe Meal

20Her şeyin sayılıp dökümünün yapıldığı bir sicildir.

Türkçe Meal

21İlliyyun Allah’a yakın olan meleklerin gözetimindedir.

Türkçe Meal

22O gün iyiler nimetler içinde olacaklar.

Türkçe Meal

23Tahtlara kurulmuş vaziyette güzellikleri seyre dalacaklar.

Türkçe Meal

24Onlara bakınca yüzlerinde sonsuz mutluluğun parıltısını görürsün.

Türkçe Meal

25Onlara, ağızları mühürlü kaplarla halis içecekler sunulacak.

Türkçe Meal

26İçildikten sonra ağızda misk kokusu bırakan içecekler. İmrenenler işte buna imrensinler!

Türkçe Meal

27O nefis içeceğin karışımında tesnim vardır.

Türkçe Meal

28Tesnim, Allah’a yakın olanların içeceği bir pınardır.

Ayet 29–36

8 ayet

Mutaffifîn 29

Mutaffifîn 30

Mutaffifîn 31

Mutaffifîn 32

Mutaffifîn 33

Mutaffifîn 34

Mutaffifîn 35

Mutaffifîn 36

اِنَّ الَّذ۪ينَ اَجْرَمُوا كَانُوا مِنَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا يَضْحَكُونَۘ ۝٢٩ وَاِذَا مَرُّوا بِهِمْ يَتَغَامَزُونَۘ ۝٣٠ وَاِذَا انْقَلَبُٓوا اِلٰٓى اَهْلِهِمُ انْقَلَبُوا فَكِه۪ينَۘ ۝٣١ وَاِذَا رَاَوْهُمْ قَالُٓوا اِنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ لَضَٓالُّونَۙ ۝٣٢ وَمَٓا اُرْسِلُوا عَلَيْهِمْ حَافِظ۪ينَۜ ۝٣٣ فَالْيَوْمَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مِنَ الْكُفَّارِ يَضْحَكُونَۙ ۝٣٤ عَلَى الْاَرَٓائِكِ يَنْظُرُونَۜ ۝٣٥ هَلْ ثُوِّبَ الْكُفَّارُ مَا كَانُوا يَفْعَلُونَ ۝٣٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

29İnne-lleẕîne ecramû kânû mine-lleẕîne âmenû yaḍḥakûn.

Okunuş

30Veiẕâ merrû bihim yetegâmezûn.

Okunuş

31Veiẕe-nḳalebû ilâ ehlihimü-nḳalebû fekihîn.

Okunuş

32Veiẕâ raevhüm ḳâlû inne hâülâi leḍâllûn.

Okunuş

33Vemâ ürsilû ʿaleyhim ḥâfiżîn.

Okunuş

34Felyevme-lleẕîne âmenû mine-lküffâri yaḍḥakûn.

Okunuş

35Ale-lʾerâiki yenżurûn.

Okunuş

36Hel ŝüvvibe-lküffâru mâ kânû yefʿalûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

29Evet günah bataklığına batmış olanlar bir zamanlar iman edenlere gülüyorlardı.

Türkçe Meal

30Onların yanlarından geçerken birbirlerine kaş göz ediyorlardı.

Türkçe Meal

31Yandaşlarının yanına vardıkları zaman da onlara yaptıklarını zevkle anlatıp alay ediyorlardı.

Türkçe Meal

32Müminleri her gördüklerinde de: -İşte bunlar sapık ve şaşırmış, diyorlardı.

Türkçe Meal

33Hâlbuki onlar müminler hakkında karar verme makamına atanmış değillerdi.

Türkçe Meal

34İşte bugün de iman edenler kâfir olanlara gülüyorlar.

Türkçe Meal

35Tahtlarına kurulmuş onların perişan halini seyrediyorlar.

Türkçe Meal

36Nasıl! Kâfirler yaptıklarının mükâfatını tam olarak almışlar değil mi?

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Ankebut, sonra Bakara indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla