Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ النَّمْلِ مَكِّيَّةٌ آيَاتُهَا ٩٣

Neml Sûresi Açıklamalı Meali

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça
Sûre hakkındaAdı · Nüzul zamanı · Anafikir ve konular

Adı: Sure adını, bu surenin karınca kıssasının anlatıldığı bir sure olduğunu ima eden 18. ayetteki “vadi’in-neml” ibaresinden alır.

Nüzul zamanı: Surenin konu ve üslubu Mekke döneminin ortalarında inen surelere çok benzer. Bu benzerlik bazı rivayetlerle de desteklenmektedir. İbn Abbas ve Cabir bin Zeyd’e göre “Sözkonusu surelerden önce Şuara, sonra Neml, ondan sonra da Kasas Suresi indirildi.”

Anafikir ve konular: Bu sure iki bölümden meydana gelir. Birinci bölüm baştan 58. ayetin sonuna kadar devam eder. İkinci bölüm ise 59. ayetle başlayarak son ayetle son bulur.

Birinci bölümün ana fikri şudur: Yalnız Kur’an’ın getirdiği gerçekleri kainat konusunda temel hakikatler olarak kabul eden ve hayatını bu gerçeklere itaat ve teslimiyet içerisinde sürdüren kimseler bu Kitap’ın hidayetinden faydalanabilir ve dolayısıyla vaat edilen mükafatlara layık olabilir. Ne var ki, böyle bir hayatı sürdürmenin en büyük engeli ahireti inkar etmektir. Çünkü bu inançsızlık kişiyi sorumsuz, bencil ve dünya hayatına aşırı derecede bağlı duruma getirir. Böyle bir kimsenin Allah’a teslim olabilmesi, hırs ve arzularını sınırlama yoluna gidebilmesi mümkün değildir.

Bu girişten sonra ortaya üç insan tipi konulur. Birinci tipin özellikleri Firavun, Semud kavminin ileri gelenleri ve Lut kavminin soyluları ile karakterize edilmektedir. Sayılanların tümü ahiret sorumluluğuna aldırmayan ve bunun sonucu olarak da dünyaya kul olmuş kişilerdir.

Bu insanlar mucizeleri gördükten sonra inanmamakta direnmişlerdi. Dahası iyiliğe ve salih olmaya çağıranların aleyhlerine dönmüş ve onlara düşman kesilmişlerdi. Aklı başında her insanın nefretle karşıladığı çirkin davranışlarını ısrarla sürdürmüşler, kendilerini helak eden Allah’ın azabı gelip kapıya dayandığında bile uyarılara kulak vermemişlerdi.

İkinci tip Hz. Süleyman’ın (a.s) kişiliğinde sergilenir. Allah Hz. Süleyman’a (a.s) Mekkeli kafirlerin ileri gelenlerinin hayal bile edemeyeceği bir derecede zenginlik, mülk ve ihtişam bağışlamıştı. Ne var ki, Allah önündeki sorumluluk bilincinden ve sahip olduğu herşeyin yalnızca Allah’ın bir lütfu olduğu duygusunu taşıdığından tam bir teslimiyet içinde olmuş ve kendini beğenmişlik onun kişiliğini lekelememişti.

Üçüncüsü ise Sebe melikesinin karakterize ettiği tiptir. Sebe melikesi Arabistan tarihinin en zengin ve ünlü insanlarını yönetmiştir. Bir insanı kibir ve gurura sevkedecek her türlü imkana sahipti. Kureyş’in sahip olduğu mal-mülkten çok daha fazla bir zenginliğe sahipti. Gene de “şirk” içinde olduğunu kabul ve itiraf etti. “Şirk”, onun sadece atalarının hayat tarzı olmakla kalmıyor, ayrıca bir idareci olarak durumunu sürdürebilmek için takip etmek zorunda olduğu bir hayat biçimiydi de. Bundan dolayı “şirk”i terketmesi ve “tevhid” yolunu benimsemesi sıradan bir müşrikin kabulünden daha güçtü. Buna rağmen gerçek apaçık ortaya çıkınca, hiçbir şey onu kabulden alıkoymadı. Aslında onun sapıklığı tutku ve arzularına kul olmaktan değil, müşrik bir çevrede doğup yetişmesinden ileri geliyordu. Yine de vicdanı Allah önünde sorumluluk duygusundan yoksun değildi.

İkinci bölümün hemen başlarında evrenin çok açık, gözle görülebilen bazı gerçeklerine dikkat çekilmiş ve Mekke kafirlerine ardı ardına şu anlamda sorular yöneltilmiştir: “Bu gerçekler, halen sizin takip etmekte olduğunuz “şirk” inancını mı, yoksa Kur’an’ın sizi davet ettiği “tevhid” gerçeğini mi doğruluyor?” Bundan sonra kafirlerin asıl şu gerçek hastalığına işaret edilerek şöyle denilmektedir: “Gözleri kör eden ve her türlü apaçık gerçeğe karşı onları taş gibi duygusuz hale getiren ahireti inkar etmeleridir. bu inkarları onlara hayatın her konu ve meselesini önemsiz ve gayri ciddi kılmaktadır. Onlara göre herşey bütünüyle yok olacağına, hayattaki tüm çabalar sonuçsuz kalacağına, bütün gayeler, hedefler anlamsız olacağına göre, hak ve bâtıl eşittir ve birbirine benzer şeylerdir. Hayat mücadelesi tümüyle gayesiz ve varacağı bir hedef yoktur. Böyle olunca, kişinin hayat sistemini hak veya bâtıl temeller üzerine dayandırma meselesi tümüyle önemini yitiriyor.

Yukarıda ana hatlarıyla belirttiğimiz bu bölüm Hz. Peygamber (s.a) ve müslümanları, asi ve imansız kimseleri “tevhid”e davet etmekten caydırma amacı gütmüyor. İşin doğrusu bu bölümde güdülen amaç onları uyuşukluk ve uykudan uyandırmaktır. Bu nedenle 67-93. ayetleri arasında insanlarda ahiret duygusunu oluşturmak, onları inançsızlığın sonuçları konusunda uyarmak ve onları ahireti gözleriyle görüyormuşçasına inandırmak için belli şeyler tekrar tekrar vurgulanmıştır.

Sonuç olarak Kur’an’ın gerçek daveti, yani yalnız tek bir ilâha kul olma çağrısı kısa fakat mucizevi bir şekilde sunulmaktadır. Bunu kabul etmenin kendi yararlarına, reddetmenin de kendi zararlarına olacağı hususunda insanlar uyarılmıştır. Kabul ve teslimiyetten başka bir seçenek bırakmayan Allah’ın ayetlerini görünceye kadar imanlarını ertelemeleri durumunda -ki o zaman kıyamet gelip çatmış demektir- artık inanmalarının bir yararı olmayacağı unutulmamalıdır.

Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Ayet 1–3

3 ayet

Neml 1

Neml 2

Neml 3

طٰسٓ۠ تِلْكَ اٰيَاتُ الْقُرْاٰنِ وَكِتَابٍ مُب۪ينٍۙ ۝١ هُدًى وَبُشْرٰى لِلْمُؤْمِن۪ينَۙ ۝٢ اَلَّذ۪ينَ يُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَهُمْ بِالْاٰخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ ۝٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Ṭâ-sîn. tilke âyâtü-lḳurʾâni vekitâbim mübîn.

Okunuş

2Hüdev vebüşrâ lilmüʾminîn.

Okunuş

3Elleẕîne yüḳîmûne-ṣṣalâte veyüʾtûne-zzekâte vehüm bilʾâḫirati hüm yûḳinûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

1Tâ Sîn. İşte bunlar, Kuran’ın yani hak ve hakikati açıklayan kitabın ayetleridir.

Türkçe Meal

2İnanmak isteyenler için hem bir rehber hem de bir müjdedir.

Türkçe Meal

3Onlar ki, namazı hakkıyla kılarlar, zekâtı verirler ve ahirete de şeksiz şüphesiz inanırlar.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

1Ta. Sin. Dinle bak ey insan! Rabb’ inden sana bir mesaj geldi. Bunlar gerçekleri açıklamakta olan Kur’an’ın ve insanlığa mutluluk ve kurtuluş yollarını gösteren apaçık bir Kitab’ın ayetleridir.

Açıklamalı meal

2Bu âyetler iman eden mü’minler için bütün zamanlarda yol gösteren Allah tarafından gönderilmiş dupduru bir hidayet kaynağı ve ilâhî nîmetleri haber veren büyük bir müjdedir. Bu kitabın ayetleri, tevhidi ve ilahi mesajları insanlara açık bir şekilde anlatmaktadır. Senin peygamberliğine iman eden ve tevhit inancına göre Allah’a kulluk edenleri müjdeleyen bir rehberdir.

Açıklamalı meal

3Böylesi bir imana sahip olan o müminler ki namazı dosdoğru bir bilinçle devamlı ve aksatmadan özenerek kılarlar. Kalplerini Allah’ın davetine ısındırmak ve arınmak için ihtiyaç sahiplerine cömertçe yardımlarda bulunup mallarındaki fakirin hakkı olan sadakayı ve zekâtı seve seve verirler. Onlar ilâhî mahkemenin kurulacağı ahirete de yürekten ve kesin olarak inanırlar. İşte onlar cennetle müjdelenen müminlerdir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

1Hicr 1Nûr 34Zuhruf 2

Ayet 4–5

2 ayet

Neml 4

Neml 5

اِنَّ الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ زَيَّنَّا لَهُمْ اَعْمَالَهُمْ فَهُمْ يَعْمَهُونَۜ ۝٤ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ لَهُمْ سُٓوءُ الْعَذَابِ وَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ هُمُ الْاَخْسَرُونَ ۝٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

4İnne-lleẕîne lâ yüʾminûne bilʾâḫirati zeyyennâ lehüm aʿmâlehüm fehüm yaʿmehûn.

Okunuş

5Ülâike-lleẕîne lehüm sûü-lʿaẕâbi vehüm fi-lʾâḫirati hümü-lʾaḫserûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

4Ahireti hesaba katmayanlara gelince; onlar yaptıklarını güzel gösterme gayreti içindeler bu yüzden şaşkınlık içinde bocalayıp duruyorlar.

Türkçe Meal

5İşte onlar çok kötü bir azaba uğrayacak kimselerdir. Ve onlar ahirette de en büyük kaybı yaşayacak olanlardır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

4Allah’a ve ahirete inanmayanlara gelince. Şüphesiz onların yaptıkları çirkin işler ve işledikleri günahlar, kötü olduğunu bile bile nefisleri tarafından kendilerine süslü ve güzel gösterildi. Bu yüzden onlar kalpleri körelmiş olarak şirk bataklığında ve endişe içinde körü körüne debelenip dururlar.

Açıklamalı meal

5İşte hayatlarından ahireti çıkardıkları için azabın en kötüsüne hak etmiş olanlar da onlardır. Zira onlar yaptıkları şeyin doğru olduğunu sanmakta ve kendilerini doğru yolda görmektedirler. Oysa gerçek tam tersidir Yani ahirette en fazla kaybedecek de onlardır.

Ayet 6

1 ayet

Neml 6

وَاِنَّكَ لَتُلَقَّى الْقُرْاٰنَ مِنْ لَدُنْ حَك۪يمٍ عَل۪يمٍ ۝٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

6Veinneke letüleḳḳe-lḳurʾâne mil ledün ḥakîmin ʿalîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

6Hiç şüphe yok ki bu Kuran sana, her hükmü doğru olan ve her şeyi bilenin katından ulaştırılmaktadır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

6Resûlüm! Şüphesiz bu Kur’an, sana her şeyin tek doğrusunu ayrıntılarıyla bilmesi ve bildirmesiyle Alîm olan ve her hükmünde pek çok hikmetler bulunmasıyla da Hakîm olan Allah tarafından iletilmektedir.

İlgili ayetler

Ayet 7–12

6 ayet

Neml 7

Neml 8

Neml 9

Neml 10

Neml 11

Neml 12

اِذْ قَالَ مُوسٰى لِاَهْلِه۪ٓ اِنّ۪ٓي اٰنَسْتُ نَارًاۜ سَاٰت۪يكُمْ مِنْهَا بِخَبَرٍ اَوْ اٰت۪يكُمْ بِشِهَابٍ قَبَسٍ لَعَلَّكُمْ تَصْطَلُونَ ۝٧ فَلَمَّا جَٓاءَهَا نُودِيَ اَنْ بُورِكَ مَنْ فِي النَّارِ وَمَنْ حَوْلَهَاۜ وَسُبْحَانَ اللّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ۝٨ يَا مُوسٰٓى اِنَّهُٓ اَنَا۬ اللّٰهُ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُۙ ۝٩ وَاَلْقِ عَصَاكَۜ فَلَمَّا رَاٰهَا تَهْتَزُّ كَاَنَّهَا جَٓانٌّ وَلّٰى مُدْبِرًا وَلَمْ يُعَقِّبْۜ يَا مُوسٰى لَا تَخَفْ اِنّ۪ي لَا يَخَافُ لَدَيَّ الْمُرْسَلُونَۗ ۝١٠ اِلَّا مَنْ ظَلَمَ ثُمَّ بَدَّلَ حُسْنًا بَعْدَ سُٓوءٍ فَاِنّ۪ي غَفُورٌ رَح۪يمٌ ۝١١ وَاَدْخِلْ يَدَكَ ف۪ي جَيْبِكَ تَخْرُجْ بَيْضَٓاءَ مِنْ غَيْرِ سُٓوءٍ ف۪ي تِسْعِ اٰيَاتٍ اِلٰى فِرْعَوْنَ وَقَوْمِه۪ۜ اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمًا فَاسِق۪ينَ ۝١٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

7İẕ ḳâle mûsâ liehlihî innî ânestü nârâ. seâtîküm minhâ biḫaberin ev âtîküm bişihâbin ḳabesil leʿalleküm taṣṭalûn.

Okunuş

8Felemmâ câehâ nûdiye em bûrike men fi-nnâri vemen ḥavlehâ. vesübḥâne-llâhi rabbi-lʿâlemîn.

Okunuş

9Yâ mûsâ innehû ene-llâhü-lʿazîzü-lḥakîm.

Okunuş

10Veelḳi ʿaṣâk. felemmâ raâhâ tehtezzü keennehâ cânnüv vellâ müdbirav velem yüʿaḳḳib. yâ mûsâ lâ teḫaf innî lâ yeḫâfü ledeyye-lmürselûn.

Okunuş

11İllâ men żaleme ŝümme beddele ḥusnem baʿde sûin feinnî gafûrur raḥîm.

Okunuş

12Veedḫil yedeke fî ceybike taḫruc beyḍâe min gayri sûin fî tisʿi âyâtin ilâ firʿavne veḳavmih. innehüm kânû ḳavmen fâsiḳîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

7Hani Musa, ailesine demişti ki: Ben orada bir ateş gördüm, oradan size ya bir haber getiririm veya ısınabileceğimiz bir kor parçası getiririm.

Türkçe Meal

8Musa oraya varınca kendisine şöyle seslenildi: “Bu ateş mahallinde ve çevresinde bulunanlar mübarek kılınmıştır. Alemlerin Rabbi olan Allah eksiklikten münezzeh ve yücedir.

Türkçe Meal

9– Ey Musa, Benim, ben çok güçlü ve her hükmü doğru olan Allah’ım!

Türkçe Meal

10Şimdi asanı yere bırak! Musa asasının bir yılan gibi hareket ettiğini görünce, ardına bakmadan kaçmaya başladı. Allah: “Ey Musa, korkma! Çünkü benim huzurumda elçiler korkuya kapılmazlar.”

Türkçe Meal

11Ayrıca ben kendisine zalimlik ederek yazık eden ve sonra yaptığı kötülükten tövbe edip dönen kimseye karşı da eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet kaynağıyım.

Türkçe Meal

12Şimdi de elini koynuna sok, göreceksin ki kusursuz bir şekilde bembeyaz çıkacaktır. Dokuz mucizeyle Firavun ve toplumuna git, zira onlar yoldan çıkmış fasık bir toplumdur.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

7Ey Muhammed! Müşriklerin senin peygamberliğine inanmamaları, sana ve yanındaki müminlere baskı yapmaları seni ümitsizliğe düşürmesin! Eğer sabır ve kararlılıkla inancınızı sürdürürseniz Allah sizlere yardım edecek, onlara karşı üstün gelmenizi sağlayacaktır. Nitekim senden önceki peygamberler de tıpkı senin gibi zorluklar yaşamışlar, fakat sabır ve kararlılık gösterdikleri için kazançlı çıkmışlardır. İşte bu peygamberlerden biri de Musa’dır. Hani Musa ailesi ile birlikte Medyen ’den Mısır’a giderken, soğuk ve karanlık bir gecede gideceği yolu şaşırmıştı. Hanımını da doğum sancısı tutmuştu. Musa o sırada yolda bir ateş görmüş ve ailesine: “ Hele durun ben uzakta bir ateş gördüm. Siz bekleyin de ben gidip nedir ne değildir bir bakayım. Belki şu soğuk havada ısınmak için oradan size bir parça ateş koru getiririm. Ya da gideceğimiz yön hakkında bize yol tarif edecek birilerini bulabilirim.” demişti.

Açıklamalı meal

8Mûsâ oraya vardığında, kendisine Allah tarafından ona şöyle seslenildi: “ İnsanlığa hidâyeti göstermek için yakılan ateşin bulunduğu ve ilahi vahiy nurunun tecelli ettiği bu yer ve çevresindeki herkes mübarek ve bereketli kılınmıştır. Alemlerin Rabbi ve her türlü eksikliklerden uzak olan Allah Rahmandır, Rahimdir ve pek yücedir.

Açıklamalı meal

9Ey Musa! Şüphesiz ben güçlü ve her şeyi yerli yerince yapan ve hikmet sahibi olan Allah’ım. Kâinatı yaratan, sahibi olan, hüküm koyan ve hükmetme yetkisi olan Allah benim. O hâlde çıkar ayakkabılarını. Çünkü şu an Sînâ dağının eteklerindeki kutsal Tuva vadisinde, yüce bir makamın huzurunda bulunuyorsun.

Açıklamalı meal

10Rabbin seni peygamber olarak seçmiştir. Buradan sana iletilecek olan vahiy, halkın için ilahi rahmet olacaktır. Şimdi o elindeki asanı yere bırak.” Musa kendisine denileni yapıp asasını yere bıraktı. Onun çevik bir yılan gibi hareket ettiğini görünce arkasına bakmadan dönüp kaçmaya başladı. Bunun üzerine Allah: “Ey Musa! Korkma sakin ol. Çünkü sen artık bir peygambersin. Benim huzurumda ve korumam altında bulunan peygamberlerin korkması için hiçbir sebep yoktur.

Açıklamalı meal

11Mûsâ, bu mucizenin şaşkınlığını yaşarken “Geçmişte kazayla adam öldüren benden peygamber olur mu?” diye de içinden geçirdi. Bunun üzerine ey Mûsâ: Ancak her kim zulmeder ve zulümde diretirse, işte o Benden korksun. Çünkü zulüm, kesinlikle cezasız kalmayacaktır. Şu gerçeği de unutma. Kim kendisine ve başkalarına zulüm, haksızlık ve kötülük yapar, sonra da işlediği kötülük yerine, tövbe edip doğruya yönelerek iyilik yaparsa onların korkmaları gerekmez. Bilmeliler ki ben içtenlikle tevbe edenlere karşı çok bağışlayanım, kullanma karşı merhameti de pek bol olanım.

Açıklamalı meal

12Haydi, endişelerini bir kenara bırak ve o adama vurduğun sağ elini koynuna sok da onu geri çıkardığında pırıl pırıl bir ışık kaynağı şeklinde, kusursuz ve her türlü lekeden arınmış olarak bembeyaz çıksın. Bu asa ve sağ elin, Allah’ın izniyle Firavun ve kavmine göstereceğin dokuz mucize içerisindedir. Sen bu mucizelerle, Firavun ve kavmini yaratılış sebepleri olan nizam ve ahlak ile yaşamaya ve Allah’ın emirlerine itaate davet et. Çünkü Firavun ve kavmi insanların haklarını yiyen, ilahî yasaları çiğneyip taşkınlık yapan, yoldan çıkmış bir toplum haline geldi.”

Ayet 13–14

2 ayet

Neml 13

Neml 14

فَلَمَّا جَٓاءَتْهُمْ اٰيَاتُنَا مُبْصِرَةً قَالُوا هٰذَا سِحْرٌ مُب۪ينٌۚ ۝١٣ وَجَحَدُوا بِهَا وَاسْتَيْقَنَتْهَٓا اَنْفُسُهُمْ ظُلْمًا وَعُلُوًّاۜ فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُفْسِد۪ينَ۟ ۝١٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

13Felemmâ câethüm âyâtünâ mübṣiraten ḳâlû hâẕâ siḥrum mübîn.

Okunuş

14Veceḥadû bihâ vesteyḳanethâ enfüsühüm żulmev veʿulüvvâ. fenżur keyfe kâne ʿâḳibetü-lmüfsidîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

13Nitekim mucizelerimiz açık seçik onların gözlerinin önüne serilince kalkıp; “Bu apaçık bir sihirdir” dediler.

Türkçe Meal

14Aslında onlar kesin kanaat getirdikleri halde sırf zulüm ve büyüklenmelerinden dolayı bile bile inanmadılar. Bozguncuların sonu nasıl olurmuş bir bak!

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

13Böylece Mûsâ, Firavunun karşısına çıkıp ona ilâhî buyrukları tebliğ etti. Firavun ile iman eden sihirbazlar dışındaki mucizeye şahit olanların büyük bir bölümü de inkârda direttiler. Öyle ki doğru yola davet eden mucizelerimiz gerçeği gösteren deliller olarak onlara ulaşınca yine de kendisine inanmadılar ve dediler ki: “ Belli ki sen bir sihirbazsın ve bu olağanüstü olaylar da apaçık bir büyüdür”

Açıklamalı meal

14Aslında vicdanları, gördükleri mucizelerin sihir olmadığından emindi ve onların Allah’tan olduğunu gayet iyi anlamışlardı. Onun bir sihirbaz değil, Allah tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu gayet iyi biliyorlardı. Fakat inkârda ve yanlışta ısrar etmeleri ve büyüklenmeleri yüzünden, gerçeği çarpıtarak bile bile mucizeleri inkâr ettiler. Bu sebepten dolayı insanlık tarihini bir gözden geçir ve yeryüzünde fesat çıkaran Firavun gibi bozguncuların sonlarının nasıl olduğuna bir bak bakalım. Onlar yok olup gittiler.

İlgili ayetler

Ayet 15

1 ayet

Neml 15

وَلَقَدْ اٰتَيْنَا دَاوُ۫دَ وَسُلَيْمٰنَ عِلْمًاۚ وَقَالَا الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي فَضَّلَنَا عَلٰى كَث۪يرٍ مِنْ عِبَادِهِ الْمُؤْمِن۪ينَ ۝١٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

15Veleḳad âteynâ dâvûde vesüleymâne ʿilmâ. veḳâle-lḥamdü lillâhi-lleẕî feḍḍalenâ ʿalâ keŝîrim min ʿibâdihi-lmüʾminîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

15Davud’a ve Süleyman’a da ilim/vahiy vermiştik. Onlar da:
– Bütün övgüler, bizi mümin kullarından çoğuna üstün kılan Allah’a olsun, diye şükretmişlerdi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

15Andolsun biz Firavunun asırlarca zulmettiği İsrailoğulları’nı o zulümlerden kurtardık ve her bakımdan zirveye taşıdık. Mûsâ’nın soyundan gelen Davud’a ve Süleyman’a da derin bir kavrayış, kuşlarla konuşma gibi hususî bir ilim, üstün bir yetenek ve hükümranlık vermiştik. Onla ilim, iman ve ahlak temelleri üzerinde yükselen muhteşem bir devlet kurdular. Devletin zengin olması onları şımartmadı. Bu yüzden onlar da bu ilme karşılık: “Bizi bu bilgilerle mü’min kullarından pek çoğunun üzerinde farklı meziyetler verip üstün kılan Allah’a hamdolsun” diye şükrederlerdi.

İlgili ayetler

Ayet 16

1 ayet

Neml 16

وَوَرِثَ سُلَيْمٰنُ دَاوُ۫دَ وَقَالَ يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ عُلِّمْنَا مَنْطِقَ الطَّيْرِ وَاُو۫ت۪ينَا مِنْ كُلِّ شَيْءٍۜ اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْفَضْلُ الْمُب۪ينُ ۝١٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

16Veveriŝe süleymânü dâvûde veḳâle yâ eyyühe-nnâsü ʿullimnâ menṭiḳa-ṭṭayri veûtînâ min külli şeyʾ. inne hâẕâ lehüve-lfaḍlü-lmübîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

16Süleyman da Davud’un yerine geçti. Dedi ki; “Ey insanlar! Bize kuşların mantığı öğretildi ve her konuda bilgi verildi. İşte bu, Allah’ın büyük bir lütfudur.”

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

16Süleyman babasının ölümünün ardından ilim ve hâkimiyet konularında onun yolunu izledi ve Davud’un varisi olarak tahta geçti. Sonra insanlar arasında hak ve adaletle hükmetmek üzere hükümdarlık makamına geçip Allah’ın lütuflarını insanlara şöyle anlattı: “Ey kavmim! Bize bir mucize olarak kuşların konuşma dili olmak üzere, karınca gibi bazı hayvanların dilleri, onlarla anlaşabilme yeteneği ve bununla birlikte insanların yaratılış sebepleri öğretildi ve bize ihtiyacımız olan her şeyden gerektiği kadar bir nasip verildi. Şüphesiz Allah’ın bize bahşettiği bu nimetler çok büyük bir ilahı lütuftur diyerek minnettarlığını belirtti. “

İlgili ayetler

İlgili ayetler

16Sâd 18Sâd 39

Ayet 17–19

3 ayet

Neml 17

Neml 18

Neml 19

وَحُشِرَ لِسُلَيْمٰنَ جُنُودُهُ مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ وَالطَّيْرِ فَهُمْ يُوزَعُونَ ۝١٧ حَتّٰٓى اِذَٓا اَتَوْا عَلٰى وَادِ النَّمْلِۙ قَالَتْ نَمْلَةٌ يَٓا اَيُّهَا النَّمْلُ ادْخُلُوا مَسَاكِنَكُمْۚ لَا يَحْطِمَنَّكُمْ سُلَيْمٰنُ وَجُنُودُهُۙ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ ۝١٨ فَتَبَسَّمَ ضَاحِكًا مِنْ قَوْلِهَا وَقَالَ رَبِّ اَوْزِعْن۪ٓي اَنْ اَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّت۪ٓي اَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلٰى وَالِدَيَّ وَاَنْ اَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضٰيهُ وَاَدْخِلْن۪ي بِرَحْمَتِكَ ف۪ي عِبَادِكَ الصَّالِح۪ينَ ۝١٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

17Veḥuşira lisüleymâne cünûdühû mine-lcinni velʾinsi veṭṭayri fehüm yûzaʿûn.

Okunuş

18Ḥattâ iẕâ etev ʿalâ vâdi-nnemli ḳâlet nemletüy yâ eyyühe-nnemlü-dḫulû mesâkineküm. lâ yaḥṭimenneküm süleymânü vecünûdühû vehüm lâ yeşʿurûn.

Okunuş

19Fetebesseme ḍâḥikem min ḳavlihâ veḳâle rabbi evziʿnî en eşküra niʿmeteke-lletî enʿamte ʿaleyye veʿalâ vâlideyye veen aʿmele ṣâliḥan terḍâhü veedḫilnî biraḥmetike fî ʿibâdike-ṣṣâliḥîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

17Bir gün Süleyman’ın cinlerden, insanlardan ve kuşlardan oluşan ordusu toplandı ve düzenli bir ordu olarak yola koyuldu.

Türkçe Meal

18Ordu karınca vadisi denilen bir yere geldiğinde, bir dişi karınca şöyle seslendi:
– Ey karıncalar, hemen yuvalarınıza girin, Süleyman ve askerleri farkına varmadan sizi ezip geçmesinler.

Türkçe Meal

19Süleyman, karıncanın bu sözüne gülümseyerek tebessüm edip şöyle dua etti:
– Rabbim! Bana ve anama babama verdiğin nimetlerin hakkını vererek şükretmemi ve hep senin hoşnut olacağın işleri yapmaya beni muvaffak kıl ve beni rahmetinle iyi kulların arasına dâhil eyle!

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

17Süleyman cinlerden insanlardan ve kuşlardan oluşan ordusunu topladı. Cinler ve kuşlar ordunun her türlü lojistik hizmetlerinde istihdam edilirken, insanlar bizzat savaşan gruptaydı. Hepsi birlikte Allah yolunda cihat etmek üzere düzenli şekilde ve tam bir itaat içinde Yemen’e doğru ilerliyorlardı.

Açıklamalı meal

18Nihayet karınca vadisine geldiklerinde vadideki karınca yuvasının yöneticisi olan dişi bir karınca dedi ki: “Ey karıncalar! Hemen yuvalarınıza girin ki Süleyman ve orduları, farkında olmadan sizi ezmesinler.”

Açıklamalı meal

19Allah’ın lütuflarını kudret ve merhametini gözler önüne seren bu manzara karşısında Gücün zirvesinde dahi en zayıfın hukukunu gözeten Süleyman, onun bu sözüne hayranlıkla gülümsedi ve ardından da: “Ey Rabbim! Bana ve anne babama verdiğin sayısız nimete şükretmemi, her zaman senin razı olacağın salih amel işlemeyi ve ne kadar güçlü olursam olayım, en zayıfın hakkını gözetmeyi bana nasip eyle. Şefkat ve rahmetinle beni razı olduğun hayırlı, erdemli salih kullarının arasına dahil et diye dua etmişti.”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

17Sâd 18Sâd 39

İlgili ayetler

18Sâd 18Sâd 39

İlgili ayetler

19A’raf 10Mülk 23

Ayet 20–26

7 ayet

Neml 20

Neml 21

Neml 22

Neml 23

Neml 24

Neml 25

Neml 26

وَتَفَقَّدَ الطَّيْرَ فَقَالَ مَا لِيَ لَٓا اَرَى الْهُدْهُدَۘ اَمْ كَانَ مِنَ الْغَٓائِب۪ينَ ۝٢٠ لَاُعَذِّبَنَّهُ عَذَابًا شَد۪يدًا اَوْ لَا۬اَذْبَحَنَّهُٓ اَوْ لَيَاْتِيَنّ۪ي بِسُلْطَانٍ مُب۪ينٍ ۝٢١ فَمَكَثَ غَيْرَ بَع۪يدٍ فَقَالَ اَحَطْتُ بِمَا لَمْ تُحِطْ بِه۪ وَجِئْتُكَ مِنْ سَبَاٍ بِنَبَاٍ يَق۪ينٍ ۝٢٢ اِنّ۪ي وَجَدْتُ امْرَاَةً تَمْلِكُهُمْ وَاُو۫تِيَتْ مِنْ كُلِّ شَيْءٍ وَلَهَا عَرْشٌ عَظ۪يمٌ ۝٢٣ وَجَدْتُهَا وَقَوْمَهَا يَسْجُدُونَ لِلشَّمْسِ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَزَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ اَعْمَالَهُمْ فَصَدَّهُمْ عَنِ السَّب۪يلِ فَهُمْ لَا يَهْتَدُونَۙ ۝٢٤ اَلَّا يَسْجُدُوا لِلّٰهِ الَّذ۪ي يُخْرِجُ الْخَبْءَ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَيَعْلَمُ مَا تُخْفُونَ وَمَا تُعْلِنُونَ ۝٢٥ اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ ۝٢٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

20Vetefeḳḳade-ṭṭayra feḳâle mâ liye lâ era-lhüdhüd. em kâne mine-lgâibîn.

Okunuş

21Leüʿaẕẕibennehû ʿaẕâben şedîden ev leeẕbeḥannehû ev leyeʾtiyennî bisülṭânim mübîn.

Okunuş

22Femekeŝe gayra beʿîdin feḳâle eḥattü bimâ lem tüḥiṭ bihî veciʾtüke min sebeim binebeiy yeḳîn.

Okunuş

23İnnî vecettü-mraeten temlikühüm veûtiyet min külli şeyʾiv velehâ ʿarşün ʿażîm.

Okunuş

24Vecettühâ veḳavmehâ yescüdûne lişşemsi min dûni-llâhi vezeyyene lehümü-şşeyṭânü aʿmâlehüm feṣaddehüm ʿani-ssebîli fehüm lâ yehtedûn.

Okunuş

25Ellâ yescüdû lillâhi-lleẕî yuḫricü-lḫabʾe fi-ssemâvâti velʾarḍi veyaʿlemü mâ tuḫfûne vemâ tüʿlinûn.

Okunuş

26Allâhü lâ ilâhe illâ hüve rabbü-lʿarşi-lʿażîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

20Yine bir gün Süleyman kuşları denetlerken:
– Hüthüt’ü neden göremiyorum? Dedi. Yoksa yine kayıplara mı karıştı?

Türkçe Meal

21Ya karşıma geçerli ve ikna edici bir mazeretle çıkar ya da onu şiddetli bir şekilde cezalandırır ve keserim.

Türkçe Meal

22Çok geçmeden hüthüt çıkageldi ve:
– Ben senin bilmediğin bir şeyler öğrendim ve sana Sebe halkıyla ilgili sağlam haberler getirdim.

Türkçe Meal

23– Ben, orada onlara bir kadının hükümdarlık yaptığını gördüm. Ona, bir hükümdar için gerekli olan her şey verilmişti bir de muhteşem bir tahtı vardı.

Türkçe Meal

24Yalnız ben onun ve halkının Allah’ı bırakıp güneşe taptıklarını gördüm. Şeytan onlara yaptıklarını güzel göstermiş ve onlar da yoldan sapmış ve bir daha doğru yolu bulamamışlar.

Türkçe Meal

25Oysa onlar, ne diye göklerde ve yerde gizli olan her şeyi ortaya çıkaran, gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz her şeyi bilen Allah’a secde etmiyorlar?

Türkçe Meal

26O Allah ki, kendisinden başka ilah olmayan ve mutlak hükümranlık makamının tek sahibidir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

20Bir gün Süleyman ordularını teftiş esnasında emrindeki kuşları gözden geçirdi. Özel yeteneklerle donatılmış Hüdhüd adlı kuşu göremeyince diğerlerine dedi ki: “Neden çavuşkuşu denen Hüdhüd ‘ü göremiyorum? Neden vazifesinin başında değil? Yoksa görevini terk edip kayıplara mı karıştı ki çağırdığım halde gelmemiştir? Hüdhüd, kuşlar ordusu içinde başına buyruk, akıllı, zeki bir askerdi.

Açıklamalı meal

21O’nun başına buyruk hareketleri diğerlerine yansır endişesiyle: Bu sefer bana geçerli bir mazeret bildirmezse ona itaatsizliğinden dolayı ya ağır bir ceza vereceğim ya da görevi ihmal suçundan onun kellesini uçuracağım dedi.

Açıklamalı meal

22Derken çok geçmeden kuşlar içinde özel bir yeri olan Hüdhüd çıkıp geldi ve kendisine nerede kaldığını soran Süleyman’a dedi ki: ” Ey Süleyman! Ben senin bile gitmediğin uzak diyarlara gittim. Araştırmalarım sonucunda henüz senin bile bilmediğin bir şeyi öğrendim ve Sebe halkından sana çok mühim ve doğruluğu kesin olan bir haber getirdim diye cevap vermişti.

Açıklamalı meal

23Süleyman, Sebe ülkesi hakkındaki bu çok önemli bilginin ne olduğunu sorunca Hüdhüd şöyle demişti: Ben, Sebe’yi Belkıs adında bir kadın kraliçenin yönettiğini gördüm. Ona bir hükümdarın sahip olması gereken her türlü yetki bilgi, beceri ve imkânın verilmiş olduğunu gördüm. Ayrıca muhteşem ve çok görkemli bir tahta, güçlü bir yönetime sahip.

Açıklamalı meal

24Ama maalesef kraliçe ve kavminin Allah’la birlikte güneşi ilah edinip taptıklarını gördüm. Demek ki şeytan, yaptıkları bu çirkin işleri kendilerine güzel göstererek, onları yoldan çıkarmış. Dolayısıyla bulunmaları gereken doğru yol üzerinde değiller.

Açıklamalı meal

25Hâlbuki göklerde ve yerde gizli bulunan ne varsa her şeyi açığa çıkaran, gizleyip kendinize sakladıklarınızı da açığa vurduklarınızı da bilen yüce Allah’a ibadet edip secde etmeleri ve arşın Rabbine inanarak yaşamaları gerekmez mi? Ancak mülkün ve egemenliğin yegâne sahibi olan Allah’a kulluk etmek dururken şeytana uyup O’na şirk koşmakta ve basiretleri körelmişçesine davranmakta, bir türlü tevhide dönmemektedirler.

Açıklamalı meal

26Büyük Arş’ın Rabbi olan Allah O’dur ki, kendinden başka hükümlerine boyun eğilecek ilâh yoktur.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

24Nahl 63

Ayet 27

1 ayet

Neml 27

قَالَ سَنَنْظُرُ اَصَدَقْتَ اَمْ كُنْتَ مِنَ الْكَاذِب۪ينَ ۝٢٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

27Ḳâle senenżuru eṣadaḳte em künte mine-lkâẕibîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

27Süleyman:
– Göreceğiz bakalım doğru mu söylüyorsun, yoksa yalan mı?

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

27Bunun üzerine Süleyman hem haberin doğruluğundan emin olmak hem de Sebe kraliçesini tevhide davet etmek üzere bir mektup yazdı ve Hüdhüd’e: “ Göreceğiz bakalım, doğru mu söyledin yoksa Sebe halkı hakkında yalan mı söylüyorsun dedi.

İlgili ayetler

Ayet 28

1 ayet

Neml 28

اِذْهَبْ بِكِتَاب۪ي هٰذَا فَاَلْقِهْ اِلَيْهِمْ ثُمَّ تَوَلَّ عَنْهُمْ فَانْظُرْ مَاذَا يَرْجِعُونَ ۝٢٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

28İẕheb bikitâbî hâẕâ feelḳih ileyhim ŝümme tevelle ʿanhüm fenżur mâẕâ yerciʿûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

28Bu mektubumu al götür ve onlara ilet, sonra onlardan biraz uzaklaş ne cevap verecekler bir bak!

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

28Bir süre sonra Süleyman yazdırdığı mektubu vermek için Hüdhüd’ü çağırdı ve: Bunu anlamamız için şu mektubu onlara götür, sonra yanlarından biraz uzaklaş. Bak bakalım mektubuma tepkileri ne olacak?” Sonra da dönüp bana gördüklerini anlat” dedi.

İlgili ayetler

Ayet 29–31

3 ayet

Neml 29

Neml 30

Neml 31

قَالَتْ يَٓا اَيُّهَا الْمَلَؤُ۬ا اِنّ۪ٓي اُلْقِيَ اِلَيَّ كِتَابٌ كَر۪يمٌ ۝٢٩ اِنَّهُ مِنْ سُلَيْمٰنَ وَاِنَّهُ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِۙ ۝٣٠ اَلَّا تَعْلُوا عَلَيَّ وَاْتُون۪ي مُسْلِم۪ينَ۟ ۝٣١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

29Ḳâlet yâ eyyühe-lmeleü innî ülḳiye ileyye kitâbün kerîm.

Okunuş

30İnnehû min süleymâne veinnehû bismi-llâhi-rraḥmâni-rraḥîm.

Okunuş

31Ellâ taʿlû ʿaleyye veʾtûnî müslimîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

29Kadın hükümdar: “Ey ileri gelenler, bana çok önemli bir mektup gönderildi.”

Türkçe Meal

30Bu mektup Süleyman’dan, çok merhametli, çok şefkatli Allah’ın adıyla başlıyor ve

Türkçe Meal

31Sakın bana karşı büyüklük taslamayın ve bana Müslüman olmuş olarak gelin” diye yazıyor.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

29Sebe’nin kadın hükümdarı Belkıs, Süleyman’dan gelen mektubu okuduktan sonra etrafındakileri toplayıp onlara dedi ki: “Ey ileri gelenler! Bana gerçekten çok önemli bir mektup geldi.

Açıklamalı meal

30Bu mektup peygamber Süleyman’dan geliyor ve Rahman ve Rahim olan Allah’ın adına “Bismillahirrahmanirrahim”’ diyerek başlıyor.

Açıklamalı meal

31Mektubun özü de şu:“ Sakın Allah adına yaptığım davetin önemini küçümseyerek bana karşı büyüklük taslamayın ve Allah’ın davetine ve O’nun hayat nizamına teslim olarak bana gelin” diye yazmaktadır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

30Fatiha 1Hûd 41

Ayet 32–35

4 ayet

Neml 32

Neml 33

Neml 34

Neml 35

قَالَتْ يَٓا اَيُّهَا الْمَلَؤُ۬ا اَفْتُون۪ي ف۪ٓي اَمْر۪يۚ مَا كُنْتُ قَاطِعَةً اَمْرًا حَتّٰى تَشْهَدُونِ ۝٣٢ قَالُوا نَحْنُ اُو۬لُوا قُوَّةٍ وَاُو۬لُوا بَاْسٍ شَد۪يدٍ وَالْاَمْرُ اِلَيْكِ فَانْظُر۪ي مَاذَا تَاْمُر۪ينَ ۝٣٣ قَالَتْ اِنَّ الْمُلُوكَ اِذَا دَخَلُوا قَرْيَةً اَفْسَدُوهَا وَجَعَلُٓوا اَعِزَّةَ اَهْلِهَٓا اَذِلَّةًۚ وَكَذٰلِكَ يَفْعَلُونَ ۝٣٤ وَاِنّ۪ي مُرْسِلَةٌ اِلَيْهِمْ بِهَدِيَّةٍ فَنَاظِرَةٌ بِمَ يَرْجِعُ الْمُرْسَلُونَ ۝٣٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

32Ḳâlet yâ eyyühe-lmeleü eftûnî fî emrî. mâ küntü ḳâṭiʿaten emran ḥattâ teşhedûn.

Okunuş

33Ḳâlû naḥnü ülû ḳuvvetiv veülû beʾsin şedîdiv velʾemru ileyki fenżurî mâẕâ teʾmürîn.

Okunuş

34Ḳâlet inne-lmülûke iẕâ deḫalû ḳaryeten efsedûhâ veceʿalû eʿizzete ehlihâ eẕilleh. vekeẕâlike yefʿalûn.

Okunuş

35Veinnî mürsiletün ileyhim bihediyyetin fenâżiratüm bime yerciʿu-lmürselûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

32Kadın hükümdar: “Ey ileri gelenler, şimdi ne yapmam gerektiği hususunda bana görüşlerinizi bildirin, Ben sizin görüşünüzü almadan kesin karar vermem” dedi.

Türkçe Meal

33Seçkinler: “Biz güçlü kuvvetli ve savaşçı bir milletiz, bununla birlikte ferman sizindir, düşünüp tartın neye karar verirseniz onu emredin.” Dediler.

Türkçe Meal

34Kadın hükümdar: “Şu bir gerçek ki krallar bir ülkeye zorla girdiklerinde, oranın altını üstüne getirirler ve o ülkenin seçkinlerini hor ve hakir bir duruma düşürürler. Süleyman ve ordusunun yapacağı da budur.”

Türkçe Meal

35“Ben ise onlara bir hediye göndereceğim, bakalım elçiler nasıl bir haberle dönecekler.”

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

32Sebe kraliçesi Belkıs mektubu okuduktan sonra onlara dedi ki: “Ey ileri gelenler! Bu mesele hakkında ne yapmamız gerektiği hakkında bana bir fikir verin, görüşleriniz nedir? Çünkü bilirsiniz ki ben size danışmadan hiçbir konuda kesin karar vermem.”

Açıklamalı meal

33Bunun üzerine kurmayları ona şöyle dediler: “ Kraliçemiz! Bildiğiniz gibi biz son derece güçlü ve savaşçı bir milletiz. Savaşmak konusunda bize güvenebilirsin. İstersen Süleyman’ın ordusunun karşısına çıkar, savaşırız. Düşün taşın yine de karar senindir. Artık bir değerlendirmede bulunup neyi emredeceğine sen karar ver.”

Açıklamalı meal

34Bunları dinleyen Belkıs dedi ki: “Doğrusu zorba hükümdarlar bir beldeye girdiklerinde oranın düzenini altüst ederler ve bozguna uğratırlar. Ve halkın ileri gelenlerini de öldürerek, esir ederek veya sürgüne göndererek aşağılık ve perişan bir duruma düşürürler. Bu her zaman böyle olmuştur. Herhalde mağlup olursak onlar da maalesef bize böyle yaparlar.

Açıklamalı meal

35Belkıs, zeki bir yöneticiydi. Savaş yerine diplomasiyi tercih etti. Bu sebeple ben onlara bir gümüş ve değerli mücevherlerle dolu büyük bir hediye göndereyim de elçilerin geriye getireceği cevap ve haberleri bekleyeyim. Bakalım, Süleyman mal mülk ile savuşturulabilecek bir kimse miymiş?

İlgili ayetler

İlgili ayetler

32Âl-i İmran 159

İlgili ayetler

33Bakara 246Bakara 252

Ayet 36–37

2 ayet

Neml 36

Neml 37

فَلَمَّا جَٓاءَ سُلَيْمٰنَ قَالَ اَتُمِدُّونَنِ بِمَالٍۘ فَمَٓا اٰتٰينِ‌يَ اللّٰهُ خَيْرٌ مِمَّٓا اٰتٰيكُمْۚ بَلْ اَنْتُمْ بِهَدِيَّتِكُمْ تَفْرَحُونَ ۝٣٦ اِرْجِعْ اِلَيْهِمْ فَلَنَاْتِيَنَّهُمْ بِجُنُودٍ لَا قِبَلَ لَهُمْ بِهَا وَلَنُخْرِجَنَّهُمْ مِنْهَٓا اَذِلَّةً وَهُمْ صَاغِرُونَ ۝٣٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

36Felemmâ câe süleymâne ḳâle etümiddûnenî bimâl. femâ etâniye-llâhü ḫayrum mimmâ âtâküm. bel entüm bihediyyetiküm tefraḥûn.

Okunuş

37İrciʿ ileyhim feleneʾtiyennehüm bicünûdil lâ ḳibele lehüm bihâ velenuḫricennehüm minhâ eẕilletev vehüm ṣâgirûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

36Süleyman’a hediyelerle varınca, Süleyman ona dedi ki: (1)
– Siz bana mali bir yardımda mı bulunuyorsunuz? Allah’ın bana lütfettiği sizin getirdiklerinizden üstündür, getirdiğiniz hediyelerle seviniyorsunuz.

Türkçe Meal

37– Şimdi kavmine geri dön ve onlara, karşı koyamayacakları bir ordu ile üzerlerine gelmekte olduğumuzu ve aşağılanmış hor ve hakir bir şekilde onları yurtlarından sürüp çıkaracağımızı haber ver.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

36Belkıs’ın elçileri hediyeleri ile Süleyman’a geldiğinde, Süleyman onlara şöyle dedi: “Beni bu hediyelerle kararımdan caydırmak için kandırabileceğinizi ve bana lütufta bulunduğunuzu mu sanıyorsunuz? Siz beni hediyelere kanacak, ya da servetine servet katmak isteyen biri mi zannettiniz? Allah’ın bana verdiği peygamberlik ve ilâhî nimetler, size gelip geçici verdiği zenginlikler gibi her şeyden çok daha hayırlıdır. İşte bu tür hediyeleriniz ancak sizin gibi manevi değerlerin kıymetini bilmeyen, yalnızca maddî zenginliklere değer veren ve dünya hayatından başka hayat kabul etmeyen insanları sevindirir. Sizin bana vermek istediğiniz hediyelerin Allah’ın bana bahşettiği, tevhit inancı ve ilim gibi nimetler karşısında sözü bile edilmez.

Açıklamalı meal

37Şimdi, bu hediyelerle seni gönderenlerin yanına dönün ve kraliçenize şu mesajımı iletin: Andolsun yaratılışlarının sebebi olan sınırlarını Allah’ın belirlediği hayat nizamına yönelip iman etmezlerse ve ilâhî hükümlere boyun eğmemekte ısrar ederlerse, biz onlara asla karşı koyamayacakları ordularla geliriz. Sonra onları aşağılanmış ve küçük düşürülmüş bir halde o ülkeden sürüp çıkarırız.” Süleyman’ın sahip olduğu baş döndürücü kudret ve zenginliği gören elçiler, ülkelerine dönüp durumu kraliçeye bildirdiler ve böylesine kudretli bir orduyla asla baş edemeyeceklerini anlattılar. Bunun üzerine Belkıs, Süleyman’ın isteklerini görüşmek ve kendilerini dâvet ettiği dini öğrenmek üzere, Kudüs’e geleceğini bildirdi.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

36Neml 37Sâd 30Sâd 40

İlgili ayetler

37Neml 35

Ayet 38–40

3 ayet

Neml 38

Neml 39

Neml 40

قَالَ يَٓا اَيُّهَا الْمَلَؤُ۬ا اَيُّكُمْ يَاْت۪ين۪ي بِعَرْشِهَا قَبْلَ اَنْ يَاْتُون۪ي مُسْلِم۪ينَ ۝٣٨ قَالَ عِفْر۪يتٌ مِنَ الْجِنِّ اَنَا۬ اٰت۪يكَ بِه۪ قَبْلَ اَنْ تَقُومَ مِنْ مَقَامِكَۚ وَاِنّ۪ي عَلَيْهِ لَقَوِيٌّ اَم۪ينٌ ۝٣٩ قَالَ الَّذ۪ي عِنْدَهُ عِلْمٌ مِنَ الْكِتَابِ اَنَا۬ اٰت۪يكَ بِه۪ قَبْلَ اَنْ يَرْتَدَّ اِلَيْكَ طَرْفُكَۜ فَلَمَّا رَاٰهُ مُسْتَقِرًّا عِنْدَهُ قَالَ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبّ۪ي۠ لِيَبْلُوَن۪ٓي ءَاَشْكُرُ اَمْ اَكْفُرُۜ وَمَنْ شَكَرَ فَاِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ رَبّ۪ي غَنِيٌّ كَر۪يمٌ ۝٤٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

38Ḳâle yâ eyyühe-lmeleü eyyüküm yeʾtînî biʿarşihâ ḳable ey yeʾtûnî müslimîn.

Okunuş

39Ḳâle ʿifrîtüm mine-lcinni ene âtîke bihî ḳable en teḳûme mim meḳâmik. veinnî ʿaleyhi leḳaviyyün emîn.

Okunuş

40Ḳâle-lleẕî ʿindehû ʿilmüm mine-lkitâbi ene âtîke bihî ḳable ey yertedde ileyke ṭarfük. felemmâ raâhü müsteḳirran ʿindehû ḳâle hâẕâ min faḍli rabbî. liyeblüvenî eeşküru em ekfür. vemen şekera feinnemâ yeşküru linefsih. vemen kefera feinne rabbî ganiyyün kerîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

38Süleyman: “Ey ileri gelenler, onlar gelip bize teslim olmadan önce, o kadın hükümdarın tahtını hanginiz alıp bana getirebilir” dedi.

Türkçe Meal

39Cinlerden son derece becerikli biri: “Ben, onun tahtını, sen yerinden kalkmadan sana getiririm çünkü ben onu getirecek güce sahip, güvenilir biriyim” dedi.

Türkçe Meal

40Bu arada kitaptan ilim sahibi olan kimse kalkıp: “Ben onu sana göz açıp kapayıncaya kadar getiririm” Dedi. Süleyman tahtın huzuruna gelmiş olduğunu görünce: “İşte bu bana Rabbimin lütfu ve ihsanıdır. Şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınıyor. Gerçek şu ki kim şükrederse, ancak kendisi için şükreder, ama kim de nankörlük ederse, iyi bilsin ki Rabbim onun şükrüne muhtaç değildir. O çok cömerttir”

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

38Bu haber üzerine danışmanlarını toplayan Süleyman: “Ey ileri gelenler ey becerikli sanatkârlarım! Onlar gönülden Allah’ın hükmüne teslimiyet gösterip bana gelmeden önce hanginiz Belkıs’ın sarayındaki tahtının aynısını yapıp bana getirebilir?” dedi.

Açıklamalı meal

39Bunun üzerine Süleyman’ın hizmetindeki cin gibi becerikli ve güçlü kuvvetli bir zanaatkâr: “Sen oturduğun makamından kalkmadan önce ben onun tahtını sana yapar getiririm. Gerçekten ben bunu yapmaya yetecek güçte ve kabiliyette bilgili biriyim. Söylediğimi yaparım bu konuda bana güvenebilirsiniz ” dedi.

Açıklamalı meal

40Orada bulunan biri ya da kendinde kitaptan özel bir ilime sahip olan Süleyman: “Ben göz açıp kapayıncaya kadar o tahtı yapar getiririm” dedi. Ve bir süre sonra da taht Süleyman’ın önüne gelince. Süleyman dedi ki: “Bu mucizeyi görüp yaşamak, tıpkı diğer mucizelerde olduğu gibi bana Rabbimin bir lütfudur. Rabbim beni verdiği güç ve nimetlerle kendisine şükredecek miyim yoksa öyle bir lütfu kendimden bilip nankörlük mü edeceğim diye imtihan ediyor. Bu durum hepinize ders olsun. Kim Allah’a teslim olarak yaşayıp şükrederse, kendi iyiliği için şükretmiş olur. O, insanlardan istediği her şeyi, yine insanların yaran için istemektedir. Kim de O’ndan yüz çevirip nankörlük ederse şüphesiz kendisine kötülük yapmış olur. Rabbim hiç kimsenin şükrüne, hiçbir kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayan, lütuf ve ikramı pek bol olan kerem sahibidir. O, dünya hayatında herkese karşı çok cömerttir. Mü’minlere karşı da şefkatli ve merhametlidir.

İlgili ayetler

Ayet 41

1 ayet

Neml 41

قَالَ نَكِّرُوا لَهَا عَرْشَهَا نَنْظُرْ اَتَهْتَد۪ٓي اَمْ تَكُونُ مِنَ الَّذ۪ينَ لَا يَهْتَدُونَ ۝٤١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

41Ḳâle nekkirû lehâ ʿarşehâ nenżur etehtedî em tekûnü mine-lleẕîne lâ yehtedûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

41Süleyman: “Onun tahtını kendisinin tanıyamayacağı bir hale getirin, görelim bakalım, onu tanıyabilecek mi, yoksa tanıyamayacak mı?”

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

41Süleyman, saltanat ve zenginliğin gelip geçici olduğunu, bunların ancak imtihan amacıyla insana verildiğini, bu gibi dünya nimetlerine aldanıp da ahireti unutmamak gerektiğini, hiç bitmeyecek gerçek saltanatın, zenginliğin Allah katında olduğunu Belkıs’a etkileyici bir üslûpla anlatmak istiyordu. Bunun için, adamlarına dedi ki: “Onun tahtında birtakım değişiklikler yapıp dışarıdan bakıldığında eski ve değersiz bir şeymiş görüntüsü verin. Bakalım arasındaki farklılıkları görüp anlayabilecek mi, yoksa anlamayacak mı.” Bakalım dünyevi zenginliklerin gelip geçici olduğunu anlayıp doğru yolu bulabilecek mi ve gerçeği görüp hidayete erecek mi? Yoksa tahtı uğrunda imanı reddederek doğru yolu bulamayan hidayete eremeyen kimselerden mi olacak?

İlgili ayetler

Ayet 42–43

2 ayet

Neml 42

Neml 43

فَلَمَّا جَٓاءَتْ ق۪يلَ اَهٰكَذَا عَرْشُكِۜ قَالَتْ كَاَنَّهُ هُوَۚ وَاُو۫ت۪ينَا الْعِلْمَ مِنْ قَبْلِهَا وَكُنَّا مُسْلِم۪ينَ ۝٤٢ وَصَدَّهَا مَا كَانَتْ تَعْبُدُ مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ اِنَّهَا كَانَتْ مِنْ قَوْمٍ كَافِر۪ينَ ۝٤٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

42Felemmâ câet ḳîle ehâkeẕâ ʿarşük. ḳâlet keennehû hû. veûtîne-lʿilme min ḳablihâ vekünnâ müslimîn.

Okunuş

43Veṣaddehâ mâ kânet taʿbüdü min dûni-llâh. innehâ kânet min ḳavmin kâfirîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

42Melike huzura geldiği zaman ona: “Senin tahtın böyle miydi?” diye soruldu. O da: “Sanki bu o! Daha önce bize bilgi ulaşmıştı ve Müslüman olmaya karar verdik” Dedi.

Türkçe Meal

43Ama daha önce Allah’tan başka taptığı şey onu saptırmıştı. Çünkü o, küfür içinde yaşayan bir toplumun üyesiydi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

42Sebe hükümdarı Belkıs, Süleyman’ın huzuruna gelince: “Senin tahtın da böyle miydi?” denildi. “ Dikkatli bir şekilde tahtı inceledi ve şaşkınlık içinde: Evet sanki bu benim tahtım dedi. Belkıs, ilahî bir güç olmadan tahtın buraya gelmesinin imkânsız olduğunu anlamıştı. Sözlerine şöyle devam etti: Daha önce senin gerçek bir peygamber olduğuna dair yaptığımız araştırmalar ve Hüdhüd’ün mektup getirmesi gibi hadiselerden dolayı bize bilgi ulaşmıştı ve biz senin çağrına boyun eğmeye ve Müslüman olmaya karar vermiştik ” dedi. Süleyman, Allah’ın verdiği nimetler üzerinden Belkıs’a dolaylı olarak şu mesajı verdi: “Gördüğün gibi ben senden daha zenginim ama bu zenginliği kendimden bilmiyor, onu Allah’a ait bir emanet olarak görüyorum. Belkıs bu dolaylı tebliğden etkilenmişti.

Açıklamalı meal

43Belkıs’ın o güne kadar neden iman etmediğine gelince: Çok zeki bir kadın olmasına rağmen onu gerçeği bulmaktan alıkoyan, inadı ve kibri değil, başta güneş olmak üzere Allah’la birlikte ilah edinip taptığı şeyler, kendisini Müslüman olmaktan ve Allah’a ibadetten alıkoymuştu. Çünkü o putperest bir ortamda dünyaya gelmiş, müşrik olarak yaşamaya yatkın inkârcı bir kavimdendi. Ve içinde yetiştiği toplumun kültüründen, inancından ister istemez etkilenmişti. Ancak o özünde iyi bir insandı.

İlgili ayetler

Ayet 44

1 ayet

Neml 44

ق۪يلَ لَهَا ادْخُلِي الصَّرْحَۚ فَلَمَّا رَاَتْهُ حَسِبَتْهُ لُجَّةً وَكَشَفَتْ عَنْ سَاقَيْهَاۜ قَالَ اِنَّهُ صَرْحٌ مُمَرَّدٌ مِنْ قَوَار۪يرَۜ قَالَتْ رَبِّ اِنّ۪ي ظَلَمْتُ نَفْس۪ي وَاَسْلَمْتُ مَعَ سُلَيْمٰنَ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ۟ ۝٤٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

44Ḳîle lehe-dḫuli-ṣṣarḥ. felemmâ raethü ḥasibethü lüccetev vekeşefet ʿan sâḳayhâ. ḳâle innehû ṣarḥum mümerradüm min ḳavârîr. ḳâlet rabbi innî żalemtü nefsî veeslemtü meʿa süleymâne lillâhi rabbi-lʿâlemîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

44Ona: “Buyurun köşkün salonuna girin!” denildi. Billur zemini görünce derin bir su zannetti ve eteklerini yukarı çekti. Süleyman: “Bu köşkün zemini billurdan yapılmıştır” dedi. Kadın da:
– Rabbim, ben güneşe tapmakla gerçekten kendime zulmederek yazık etmişim. Şimdi artık ben Süleyman’la birlikte bütün âlemlerin Rabbi olan Allah’a kayıtsız ve şartsız teslim oldum, dedi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

44Sebe melikesi, sarayın salonuna davet edildi ve kraliçeye: ” Sarayın salonuna davet edildi ve buyurun saraya girin ” denildi. Kapıdan girince üzeri şeffaf billur camla kaplı bir zemin vardı. Belkıs onu görünce derin bir su sandı ve sanki bir havuza girdiğini zannedip ıslanmasın diye eteklerini topladı. Bunu gören Süleyman şöyle dedi: “ Korkma o, su izlenimi veren billur camdan yapılmış dümdüz bir zemindir. Ama sen, onu ilk bakışta derin bir havuz zannettin. İşte, önyargılara kapılarak hakikati göremeyen insanın durumu da böyledir. Hak din, ona ilk bakışta sıkıntılı, meşakkatli bir yol gibi görünebilir. Ancak, insan ve şeytanların telkinleri sonucu zihninde oluşan batıl önyargıları aşarak hakka yöneldiği takdirde, ondaki güzelliği ve parlaklığı açıkça görecektir.” Süleyman’ın böyle büyük bir zenginlik ve kudrete sahip olmasına rağmen, asla kibre kapılmadığını, aksine derin bir tevazu ile Rabbine yönelip O’na şükrettiğini gören ve böyle bir mülke herhangi bir hükümdarın değil, ancak bir peygamberin sahip olabileceği neticesine varan kraliçe Belkıs: “ Ey Rabbim! Gerçekten ben bunca yıl güneşi ilah kabul etmekle kendime yazık etmişim. Artık Süleyman’la beraber alemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum” dedi. Ama insanlık tarihinde bütün saltanat sahipleri Belkıs gibi teslim olmadılar.

Ayet 45–46

2 ayet

Neml 45

Neml 46

وَلَقَدْ اَرْسَلْنَٓا اِلٰى ثَمُودَ اَخَاهُمْ صَالِحًا اَنِ اعْبُدُوا اللّٰهَ فَاِذَا هُمْ فَر۪يقَانِ يَخْتَصِمُونَ ۝٤٥ قَالَ يَا قَوْمِ لِمَ تَسْتَعْجِلُونَ بِالسَّيِّئَةِ قَبْلَ الْحَسَنَةِۚ لَوْلَا تَسْتَغْفِرُونَ اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ ۝٤٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

45Veleḳad erselnâ ilâ ŝemûde eḫâhüm ṣâliḥan eni-ʿbüdü-llâhe feiẕâ hüm ferîḳâni yaḫteṣimûn.

Okunuş

46Ḳâle yâ ḳavmi lime testaʿcilûne bisseyyieti ḳable-lḥaseneh. levlâ testagfirûne-llâhe leʿalleküm türḥamûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

45Semud kavmine, yalnızca Allah’a kulluk edin diye kardeşleri Salih’i elçi olarak göndermiştik. Fakat onlar hemen birbiriyle çekişen iki grup oluverdiler.

Türkçe Meal

46Salih:
– Ey halkım, iyilik ve mutluluk içinde yaşamak varken siz neden adeta azap başımıza çabucak gelsin dercesine azgınlık ediyorsunuz. O’nun şefkat ve merhametine nail olmak için Allah’tan bağışlanma dileseniz olmaz mıydı? Dedi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

45Andolsun biz Semud kavmine de “ Yalnızca Allah’a kulluk edin ve O’nun belirlediği yasalar doğrultusunda hayatınızı düzenleyin” diye kardeşleri gibi yakından tanıdıkları Salih’i resul olarak gönderdik. Salih onları Allah’ın davetine uymaya çağırmış ve O’ndan başka varlıklardan medet ummamalarını istemişti. Fakat onlara bu tebliğ ulaşınca, Allah’a kulluk edecekleri yerde hemen birbirine hasım ve düşmanlık eden iki gruba ayrıldılar. Halkının bir kısmı Salih’e inanırken, diğer bir kısmı onun peygamberliğini inkâr etmişti. Salih kendisine inanmayanları Allah’ın azabı ile uyarınca, onlar da Salih’e meydan okumuşlar ve tıpkı Mekke müşriklerinin elçimiz Muhammed’ e dedikleri gibi “Madem peygamber olduğunu iddia ediyorsun, o halde bizi tehdit edip durduğun şu azabı getir de görelim” demişlerdi.

Açıklamalı meal

46Bu durum karşısında Salih şaşırmış ve onlara: “Ey kavmim! Niçin iyilik ve güzellik dururken hâlâ kötülüğe ve azaba doğru koşuyorsunuz? Niçin yaratılışınızın sebebi olan Allah merkezli bir hayat nizamına iman edip, dünyada ve âhirette mutlu olmayı seçmiyorsunuz? Görüyorsunuz ki Allah sizlere rahmetine erişme imkânı sunmaktadır. İlâhî Rahmet ve merhametine layık olmak için doğruya yönelmeniz ve günahlarınızdan dolayı Allah’tan bağışlanma dilemeniz gerekmez mi? Gelin, bu inatçı tutumunuzdan vazgeçip bana inanın ki Allah bu yaptıklarınızı affetsin demişti.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

45Ra’d 7Nahl 36Fâtır 24

İlgili ayetler

46İsrâ 11Enbiyâ 37

Ayet 47

1 ayet

Neml 47

قَالُوا اطَّيَّرْنَا بِكَ وَبِمَنْ مَعَكَۜ قَالَ طَٓائِرُكُمْ عِنْدَ اللّٰهِ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ تُفْتَنُونَ ۝٤٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

47Ḳâlu-ṭṭayyernâ bike vebimem meʿak. ḳâle ṭâiruküm ʿinde-llâhi bel entüm ḳavmün tüftenûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

47Onlar: “Sen ve seninle beraber olan kimseler yüzünden başımıza uğursuzluk geldi” dediler.
– Salih: “Sizin uğursuzluk dediğiniz şey Allah katından bir yasadır. Aslında siz imtihan ediliyorsunuz.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

47Kavmi ise Salih’in bu öğütlerine kulak vermek yerine, aralarındaki çekişmelere atıfta bulunarak Salih’e şöyle cevap verdiler: “Sen ve sana inananlar yüzünden bereketimiz kaçtı. Bize kıtlık-kuraklık gibi uğursuzluk getirdiniz ” Salih de onlara şöyle karşılık verdi: “ Bizim size bir uğursuzluğumuz yok. Sizin başınıza gelen ve uğursuzluk olarak saydığınız bu şeyler, şirk ve küfürde inatla direnmeniz sebebiyle, Allah tarafından gelen bir uyarı ve cezadır. Başınıza gelen kötü şeyler kendi yaptıklarınızın sonucudur. Doğrusu siz, hayırlınız şerlinizden ayrılsın diye başınıza gelen iyi ya da kötü tüm uyarılarla imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz. Bana inandığınız takdirde Allah’ın sizleri ödüllendireceğini, aksi takdirde cezalandıracağını bildiriyorum” dedi.

İlgili ayetler

Ayet 48–49

2 ayet

Neml 48

Neml 49

وَكَانَ فِي الْمَد۪ينَةِ تِسْعَةُ رَهْطٍ يُفْسِدُونَ فِي الْاَرْضِ وَلَا يُصْلِحُونَ ۝٤٨ قَالُوا تَقَاسَمُوا بِاللّٰهِ لَنُبَيِّتَنَّهُ وَاَهْلَهُ ثُمَّ لَنَقُولَنَّ لِوَلِيِّه۪ مَا شَهِدْنَا مَهْلِكَ اَهْلِه۪ وَاِنَّا لَصَادِقُونَ ۝٤٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

48Vekâne fi-lmedîneti tisʿatü rahṭiy yüfsidûne fi-lʾarḍi velâ yuṣliḥûn.

Okunuş

49Ḳâlû teḳâsemû billâhi lenübeyyitennehû veehlehû ŝümme leneḳûlenne liveliyyihî mâ şehidnâ mehlike ehlihî veinnâ leṣâdiḳûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

48O şehirde dokuz kişilik bir çete vardı bunlar ülkede sürekli bozgunculuk yapıyor, dirlik ve düzenlik bırakmıyorlardı.

Türkçe Meal

49Bunlar Allah adına yemin ederek kendi aralarında şöyle konuşuyorlardı:
– Bir gece vakti Salih’e ve ailesine ani baskın düzenleyip öldürelim sonra da onun hakkını arayacak olan velisine/yakınına “Biz senin akrabalarının öldürülmesi olayına asla tanık olmadık biz gerçekten doğru söylüyoruz diyelim” dediler.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

48Salih’in kavminin yaşadığı şehirde Salih ‘in peygamberliğine inanmayan ve müşriklerin elebaşları olan dokuz kişilik servet ve iktidar sahibi bir çete vardı. Bunlar ülkelerinde Allah’a kulluk ve teslimiyeti egemen kılmak yerine sürekli bozgunculuk çıkarıyor, hakikatlere iyiliğe ve hiçbir şeyi ıslaha yanaşmıyorlardı. Üstelik kendi çıkarlarını, halkın çıkarlarından üstün görürlerdi. Böylece ellerine geçirdikleri her fırsatta zayıfların mallarını türlü hilelerle gasp ederler. Hiç kimsenin hakkına riayet etmezlerdi.

Açıklamalı meal

49Salih’in davetinden rahatsız olan bu çete, gizlice bir araya geldi ve aralarında Allah’a ant içerek şöyle anlaştılar:” Bir gece ona ve ailesine gizlice bir baskın düzenleyelim ve hepsini ortadan kaldıralım. Sonra da onun intikamını almak isteyip hakkını arayacak yakınlarına: “Biz Sâlih ve ailesinin öldürüldüğü sırada orada değildik ve böyle bir şeye şahit olmadık. O yüzden onu öldürmediğimiz gibi, bu işi kimin yaptığını da bilmiyoruz. Gerçekten biz doğru söylüyoruz deriz ve işin içinden sıyrılırız. Böylece bütün kabilelerle savaşmayı göze alamayıp, kan diyetine razı olurlar ” dediler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

49Hadîd 4Mücadele 7

Ayet 50

1 ayet

Neml 50

وَمَكَرُوا مَكْرًا وَمَكَرْنَا مَكْرًا وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ ۝٥٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

50Vemekerû mekrav vemekernâ mekrav vehüm lâ yeşʿurûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

50Evet onlar bir tuzak kuruyorlardı ama onlar farkında değilken biz de onların tuzaklarını bozuyorduk.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

50Onlar kendi cehalet karanlıklarında kalarak, akılları sıra Allah’ın nurunu söndürmek için böyle bir tuzak kurdular. Oysa farkında olmadıkları bir şey vardı: Allah onların bu tuzaklarını biliyordu ve bu tuzağı onların başına geçirecekti. Biz de haklarındaki irademizi uygulamaya koyduk ve onların bütün tuzaklarını altüst ettik. Üstelik bunun farkına bile varmadılar. Kurduğumuz tuzakla birbirlerine düştüler ve birbirlerini yok ettiler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

50Enfal 30Nahl 127

Ayet 51–53

3 ayet

Neml 51

Neml 52

Neml 53

فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ مَكْرِهِمْۙ اَنَّا دَمَّرْنَاهُمْ وَقَوْمَهُمْ اَجْمَع۪ينَ ۝٥١ فَتِلْكَ بُيُوتُهُمْ خَاوِيَةً بِمَا ظَلَمُواۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ ۝٥٢ وَاَنْجَيْنَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَكَانُوا يَتَّقُونَ ۝٥٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

51Fenżur keyfe kâne ʿâḳibetü mekrihim ennâ demmernâhüm veḳavmehüm ecmeʿîn.

Okunuş

52Fetilke büyûtühüm ḫâviyetem bimâ żalemû. inne fî ẕâlike leâyetel liḳavmiy yaʿlemûn.

Okunuş

53Veenceyne-lleẕîne âmenû vekânû yetteḳûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

51Bak bakalım onların tuzaklarının akıbeti nasıl olmuş! Biz de onları ve toplumlarını toptan yerin dibine geçirdik.

Türkçe Meal

52İşte bunlar kendilerine zulmederek yazık etmiş kimselerin harap olmuş evleri. Şüphesiz Salih kıssasında bilinçli bir toplum için alınacak ders vardır.

Türkçe Meal

53Sonunda iman edenleri kurtardık. Çünkü onlar isyandan korunuyorlardı.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

51Bir bak bakalım. Cehaletin karanlığında kalan zalimlerin kurduğu tuzakların akıbeti ne oldu? Biz onları ve kendilerine uyan yandaşlarını geriye tek kişi kalmadan tamamen yerle bir ettik.

Açıklamalı meal

52Ey Mekkeli müşrikler! İşte, Allah’ın peygamberine tuzak kuran Semud halkının hazin sonunun ne olduğunu görüyorsunuz. Yaptıkları zulüm ve inkârda direnmeleri yüzünden, harabeye dönüp bomboş ve ıssız kalmış evlerin yıkıntılarına baksınlar. Ticaret için Şam’a gidip gelirken, yol üzerindeki yerlerin yerinde yeller esiyor. Şüphesiz bu Salih’in kıssasında düşünüp öğüt almayı bilen ve hakikatleri öğrenme peşinde olan bir toplum için ibret alınacak dersler vardır.

Açıklamalı meal

53Sâlih’in kavminden kalpleri Allah’a karşı saygıyla dopdolu olarak iman eden ve Allah’a karşı gelmekten sakınanları ise Allah’ın azabından kurtardık. Salih’ten İbrâhim’e asırlar geçti, zaman değişti, isimler ve mekânlar değişti ama hak ve batılın mücadelesi hiç değişmedi.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

51Nisâ 81Yunus 13

İlgili ayetler

53Yunus 103Rum 47

Ayet 54–56

3 ayet

Neml 54

Neml 55

Neml 56

وَلُوطًا اِذْ قَالَ لِقَوْمِه۪ٓ اَتَاْتُونَ الْفَاحِشَةَ وَاَنْتُمْ تُبْصِرُونَ ۝٥٤ اَئِنَّكُمْ لَتَاْتُونَ الرِّجَالَ شَهْوَةً مِنْ دُونِ النِّسَٓاءِۜ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ تَجْهَلُونَ ۝٥٥ فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِه۪ٓ اِلَّٓا اَنْ قَالُٓوا اَخْرِجُٓوا اٰلَ لُوطٍ مِنْ قَرْيَتِكُمْۚ اِنَّهُمْ اُنَاسٌ يَتَطَهَّرُونَ ۝٥٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

54Velûṭan iẕ ḳâle liḳavmihî eteʾtûne-lfâḥişete veentüm tübṣirûn.

Okunuş

55Einneküm leteʾtûne-rricâle şehvetem min dûni-nnisâi. bel entüm ḳavmün techelûn.

Okunuş

56Femâ kâne cevâbe ḳavmihî illâ en ḳâlû aḫricû âle lûṭim min ḳaryetiküm. innehüm ünâsüy yeteṭahherûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

54Lût’u da elçi olarak göndermiştik, onlara:
– Siz nasıl oluyor da iğrenç olduğunu bile bile bu ahlaksızlığı yapabiliyorsunuz, diyordu.

Türkçe Meal

55Ve siz nasıl oluyor da kadınları bırakıp, erkeklerle ilişkiye girebiliyorsunuz? Gerçekten siz cahil, rezil bir topluluksunuz.

Türkçe Meal

56Kavminin cevabı ise:
– Lut’un ailesini memleketinizden sürüp çıkarın belli ki onlar tertemiz pek namuslu insanlarmış, demekten başka bir şey olmadı.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

54Ey elçimiz Muhammed! Mekkeli müşriklere, tıpkı kendileri gibi peygamberleri yalanlayan Lut kavminin kıssasını da anlat. Biz vaktiyle Lut’u da kavmine peygamber olarak göndermiştik. Hani o erkek erkeğe sapık ilişkilere giren Sodom halkına şöyle demişti: “Siz nasıl oluyor da göz göre göre bu iğrenç sapıklığı ve insan yaratılışına aykırı olan bu hayasızlığı yapıyor ve haddinizi aşıyorsunuz?

Açıklamalı meal

55Siz uyarılarıma rağmen kadınları bırakıp da şehvetle erkeklere mi yanaşıyorsunuz? Aman Allah’ım yazıklar olsun size. Doğrusu siz cahillikte ısrar edip ne yaptığını bilmeyen ve yapmış olduğunuz bu hayasızlığın akıbetini düşünmeyen ahlaksız rezil bir topluluksunuz.”

Açıklamalı meal

56Lut’un bu öğütlerine rağmen onlar bildiklerini okumaya devam ettiler. Kavminin alaycı bir dille verdiği cevap: “ Lût ve onunla beraber olanları memleketimizden çıkaralım. Onlar güya sütten çıkmış ak kaşık gibi tertemiz ve namusuna düşkün ahlâklı insanlarmış. Yanımızda kalıp da kirlenmesinler ” demek oldu.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

54A’raf 80A’raf 84

İlgili ayetler

55Şuarâ 160Şuarâ 166

İlgili ayetler

56Hûd 77Hûd 83

Ayet 57–58

2 ayet

Neml 57

Neml 58

فَاَنْجَيْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اِلَّا امْرَاَتَهُۘ قَدَّرْنَاهَا مِنَ الْغَابِر۪ينَ ۝٥٧ وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ مَطَرًاۚ فَسَٓاءَ مَطَرُ الْمُنْذَر۪ينَ۟ ۝٥٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

57Feenceynâhü veehlehû ille-mraeteh. ḳaddernâhâ mine-lgâbirîn.

Okunuş

58Veemṭarnâ ʿaleyhim meṭarâ. fesâe meṭaru-lmünẕerîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

57Biz de Lut’u ve ailesini kurtardık, yalnız hanımı hariç zira onun geride kalıp helak olanlar içinde bıraktık.

Türkçe Meal

58Onların üzerine yağmur gibi taş yağdırdık. Ne korkunçtur uyarılara kulak asmayanların yağmuru.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

57Lût’un bütün gayretlerine rağmen, Sodom halkı azdıkça azdı ve azaba müstehak oldular. Bunun üzerine Lût’u ve kâfirlerin zulmünü destekleyen karısı dışındaki bütün ailesini ve kendisine inananları, bu müşrik ve sapık kavmin içindeki şehirden çıkarıp kurtardık. Karısının da azabı hak edip geride kalmasını ve helâk olmasını takdir ettik.

Açıklamalı meal

58Onların üzerlerine yağmur gibi öyle bir taş yağdırdık ki. Yağan taşlar onların mezar taşları oldu. Başlarına gelecek olan azap hususunda uyarılanların ve davet edildikleri ahlak ile yaşamaktan yüz çevirenlerin ve bu uyarıya kulak asmayıp ders almayanların üzerlerine yağan bu taş yağmuru gerçekten ne korkunçtu.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

57Zâriyât 31Zâriyât 37

İlgili ayetler

58Hicr 59Hicr 75

Ayet 59–62

4 ayet

Neml 59

Neml 60

Neml 61

Neml 62

قُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ وَسَلَامٌ عَلٰى عِبَادِهِ الَّذ۪ينَ اصْطَفٰىۜ آٰللّٰهُ خَيْرٌ اَمَّا يُشْرِكُونَۜ ۝٥٩ اَمَّنْ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَاَنْزَلَ لَكُمْ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءًۚ فَاَنْبَتْنَا بِه۪ حَدَٓائِقَ ذَاتَ بَهْجَةٍۚ مَا كَانَ لَكُمْ اَنْ تُنْبِتُوا شَجَرَهَاۜ ءَاِلٰهٌ مَعَ اللّٰهِۜ بَلْ هُمْ قَوْمٌ يَعْدِلُونَۜ ۝٦٠ اَمَّنْ جَعَلَ الْاَرْضَ قَرَارًا وَجَعَلَ خِلَالَهَٓا اَنْهَارًا وَجَعَلَ لَهَا رَوَاسِيَ وَجَعَلَ بَيْنَ الْبَحْرَيْنِ حَاجِزًاۜ ءَاِلٰهٌ مَعَ اللّٰهِۜ بَلْ اَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَۜ ۝٦١ اَمَّنْ يُج۪يبُ الْمُضْطَرَّ اِذَا دَعَاهُ وَيَكْشِفُ السُّٓوءَ وَيَجْعَلُكُمْ خُلَفَٓاءَ الْاَرْضِۜ ءَاِلٰهٌ مَعَ اللّٰهِۜ قَل۪يلًا مَا تَذَكَّرُونَۜ ۝٦٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

59Ḳuli-lḥamdü lillâhi veselâmün ʿalâ ʿibâdihi-lleẕîne-ṣṭafâ. ellâhü ḫayrun emmâ yüşrikûn.

Okunuş

60Emmen ḫaleḳa-ssemâvâti velʾarḍa veenzele leküm mine-ssemâi mââ. feembetnâ bihî ḥadâiḳa ẕâte behceh. mâ kâne leküm en tümbitû şecerahâ. eilâhüm meʿa-llâh. bel hüm ḳavmüy yaʿdilûn.

Okunuş

61Emmen ceʿale-lʾarḍa ḳarârav veceʿale ḫilâlehâ enhârav veceʿale lehâ ravâsiye veceʿale beyne-lbaḥrayni ḥâcizâ. eilâhüm meʿa-llâh. bel ekŝeruhüm lâ yaʿlemûn.

Okunuş

62Emmey yücîbü-lmuḍṭarra iẕâ deʿâhü veyekşifü-ssûe veyecʿalüküm ḫulefâe-lʾarḍ. eilâhüm meʿa-llâh. ḳalîlem mâ teẕekkerûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

59De ki:
– Tüm övgüler Allah’a, selam da onun seçtiği kullarına olsun, Allah mı üstün yoksa onların şirk koştukları mı?

Türkçe Meal

60Kimdir, gökleri ve yeri yaratan, dahası sizin için gökten su indiren ve onunla tek bir ağacını dahi bitiremeyeceğiniz muhteşem güzellikte bahçeler var eden? Allah ile birlikte başka bir ilah ha? Hayır, aslında onlar yoldan sapmış bir toplumdur.

Türkçe Meal

61Yine kimdir, yeryüzünü yaşama elverişli hale getiren bunun için vadiler arasında nehirler akıtan, üzerine sarsılmaz dağlar yerleştiren, iki büyük su kütlesi arasına karışmaması için engel koyan? Allah ile birlikte bir başka ilah ha? Hayır, onların çoğu bu gerçeği bilmiyorlar.

Türkçe Meal

62Ve yine kimdir, kendisine dua ettiğinde darda kalanın duasına cevap verip sıkıntısını giderecek olan ve sizi yeryüzünün mirasçıları kılacak olan? Allah ile birlikte bir başka ilah ha? Ne kadar da az düşünüyorsunuz?

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

59Ey Resûlüm! Bütün bu kıssalardan sonra de ki: “ Övülüp, şükredilmeye layık olan yalnızca Allah’tır. Mazlumları kurtaran, zalimlere hak ettiği cezayı veren Allah’a hamdolsun ve Peygamber olarak seçtiği seçkin ve salih kullarına selâm olsun. Şimdi söyleyin bakalım. Sonsuz kudret ve merhametiyle gerçek ve tek ilah olan Allah mı daha üstündür? Yoksa müşriklerin uydurup Allah’a ortak koştukları sözde ilahlar mı?” Her şeyi yaratan Allah’ın yasalarına uymak mı, yoksa yaratılmışların yasalarına uymak mı daha hayırlıdır? Onlara ölüm gelse durdurabilirler mi? Allah’ın yasalarına uymadıkları için hesaba çekilmekten kaçabilirler mi?” Oysa sonsuz nimetler ihsan eden Allah, elbette kulluk edilmeye layık yegâne kudrettir

Açıklamalı meal

60Ey Allah’ın davetine kulaklarını tıkayıp, gözlerini kapayanlar. Bir düşünün bakalım taptığınız putlar mı kulluk edilmeye daha layıktır? Yoksa gökleri ve yeri yaratan, gökten sizin için “tertemiz su indiren ve sonrada o su ile sizin bir tek ağacını ve yaprağını bile yaratamayacağınız görkemli bağları bahçeleri yetiştiren mi üstün? Bu sorulara cevabınız Allah olduğu halde, hala O’nunla beraber bir başka ilâh edinmek hiç olacak iş mi yakışık alır mı? Hayır bunu iddia edenler inkâr ve isyanda ısrar ettiklerinden dolayı, hakikatlere sırtlarını dönmüş ve yoldan sapmış bir topluluktur.

Açıklamalı meal

61Bir daha düşünün! O âciz varlıklar mı kulluk edilmeye daha layık? Ya da yeryüzünü yaşamanıza uygun hale getirip, vadilerin aralarından ırmaklar akıtan, yeryüzü üzerine yerleştirilmiş kazıklar misali sabit ve sarsılmaz dağlar yaratan ve tatlı suyla, tuzlu suyun karışmaması için iki deniz arasına engel koyan Allah mı üstündür? Gerçek ilah O mu yoksa Allah ile beraber bir başka ilâh edinip de Allah’a ortak koştuklarınız mı? Bunları görüp düşünenler için Allah’tan başka ilah edinmek mümkün mü? Hayır onların çoğu ne söylediklerini bilmiyorlar ve gerçeği görmemezlikten geliyorlar.

Açıklamalı meal

62Bir daha düşünün! O âciz varlıklar mı kulluk edilmeye daha layıktır. Yoksa darda kalanın kendisine yalvarıp dua ettiği zaman, çaresizin duasına cevap vererek yardımına yetişen ve onun sıkıntısını gideren, sizden öncekilere de size de rızkı veren ve sizi yasaları doğrultusunda yaşayın diye yeryüzünde yönetici halifeler yapan Allah mı üstün? Darda kalanın feryadını, hiçbir aracıya ve şefaatçiye gerek olmaksızın duyan ve imdadına yetişen, günahları bağışlayan sadece Allah’tır. Durum böyleyken, sizlere bu kadar nimeti veren Allah’a kulluk etmek yerine O’na ortak koşuyorsunuz öyle mi? Bütün bu nimetlere rağmen, hâlâ Allah ile beraber bir başka ilâhlar edinip, O’na şirk koşmak da ne demek? Bu akılsızlık ve nankörlük değil de nedir? Ne kadar da az düşünüyorsunuz ve gerçeklere gözünüzü gönlünüzü kapatarak bunlardan gerekli dersi niçin çıkarmıyorsunuz?

Ayet 63

1 ayet

Neml 63

اَمَّنْ يَهْد۪يكُمْ ف۪ي ظُلُمَاتِ الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَمَنْ يُرْسِلُ الرِّيَاحَ بُشْرًا بَيْنَ يَدَيْ رَحْمَتِه۪ۜ ءَاِلٰهٌ مَعَ اللّٰهِۜ تَعَالَى اللّٰهُ عَمَّا يُشْرِكُونَۜ ۝٦٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

63Emmey yehdîküm fî żulümâti-lberri velbaḥri vemey yürsilü-rriyâḥa büşram beyne yedey raḥmetih. eilâhüm meʿa-llâh. teʿâle-llâhü ʿammâ yüşrikûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

63Yine kimdir, karanın ve denizin zifiri karanlıklarında size yol gösteren, rüzgârı rahmetinin önünde müjdeci olarak gönderen? Allah ile birlikte bir başka ilah ha? Allah, onların koştukları her şeyden yücedir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

63Yine düşünün; o âciz varlıklar mı kulluk edilmeye daha lâyıktır, yoksa karanın ve denizin zifiri karanlıklarında yıldızlar ile size yol gösteren ve yağmur rahmetinin öncesinde rüzgârları müjdeleyici olarak gönderen Allah mı üstün? O halde Rabbiniz Allah ile beraber bir başka ilâh edinip de hayatınızın nizamını ona kurdurarak Allah’a mı ortak koşacaksınız? Hâşâ! Allah müşriklerin ilahlık yetkisi vererek ortak koştuklarından çok uzak ve çok yücedir. Bilin ki; Allah’ın hiçbir ortaklığa ihtiyacı yoktur.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

63En’am 97Nahl 15Nahl 16

Ayet 64–65

2 ayet

Neml 64

Neml 65

اَمَّنْ يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُع۪يدُهُ وَمَنْ يَرْزُقُكُمْ مِنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِۜ ءَاِلٰهٌ مَعَ اللّٰهِۜ قُلْ هَاتُوا بُرْهَانَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ ۝٦٤ قُلْ لَا يَعْلَمُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ الْغَيْبَ اِلَّا اللّٰهُۜ وَمَا يَشْعُرُونَ اَيَّانَ يُبْعَثُونَ ۝٦٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

64Emmey yebdeü-lḫalḳa ŝümme yüʿîdühû vemey yerzüḳuküm mine-ssemâi velʾarḍ. eilâhüm meʿa-llâh. ḳul hâtû bürhâneküm in küntüm ṣâdiḳîn.

Okunuş

65Ḳul lâ yaʿlemü men fi-ssemâvâti velʾarḍi-lgaybe ille-llâh. vemâ yeşʿurûne eyyâne yübʿaŝûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

64Ve yine kimdir, yaratmayı ilk defa başlatan, sonra onu sürekli yenileyen ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran? Allah ile beraber başka bir ilah ha?
– Deki onlara:
– Eğer iddianızda doğruysanız haydi belgenizi getirin.

Türkçe Meal

65Yine de ki:
– Göklerde ve yerdeki gaybı bilgileri Allah’tan başka hiç kimse bilemez. Dahası onlar ne zaman diriltileceklerinin bile farkında değiller.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

64Yahut sizi ilkin yoktan yaratan öldükten sonra da yeniden diriltecek olan ve sizi hem gökten güneş, hava ve yağmurla hem de yerden çıkardığı bitki ve madenler gibi sayısız nîmetlerle rızıklandıran Allah’a rağmen, Allah ile beraber aciz bir ilâh mı edineceksiniz? Sen böylelerine de ki: “Eğer Allah’a ortak koşmakta ısrarla direnip “Ondan başka ilah var” diyorsanız ve bu iddianızda samimiyseniz, söylediklerinizin arkasındaysanız o halde getirin kesin delilinizi de görelim.” Yasalarına uyarak taptığınız ilahlar hakkında deliliniz varsa getirin! Size yasalar koyarak yönetenler neyi yaratmışlar? Rabbin onlara bir felaket gönderse engel olabilirler mi? Doğrusu siz müşrikler, atalarınızın izinden gitme sevdasıyla, bile bile bu kadar açık tevhit gerçeğini reddediyorsunuz.

Açıklamalı meal

65Ey Muhammed! Bir de senin peygamberliğine inanmayan müşriklere de ki: “Göklerde ve yerde gaybı Allah’tan başka hiç kimse bilmez. Dolayısıyla onlar ve Allah’tan başka ilâh diye taptıkları yaratılmış olan varlıklar, kıyâmetin ne zaman kopacağını ve insanların ne zaman diriltileceklerini de bilemezler. Bunları yalnızca Allah bilir.

İlgili ayetler

Ayet 66

1 ayet

Neml 66

بَلِ ادَّارَكَ عِلْمُهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ۠ بَلْ هُمْ ف۪ي شَكٍّ مِنْهَا۠ بَلْ هُمْ مِنْهَا عَمُونَ۟ ۝٦٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

66Beli-ddârake ʿilmühüm fi-lʾâḫirah. bel hüm fî şekkim minhâ. bel hüm minhâ ʿamûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

66Oysa ahiret hakkındaki bütün bilgi onların idrakine sunulmuştur. Gel gör ki onlar bundan da kuşku duyuyorlar. Hayır, aslında onlar ahirete karşı kör kesiliyorlar.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

66Güya ahiret hakkında engin bilgileri varmış gibi konuşuyorlar. Hayır asla. Fakat onlara ve kâfirlikte direnenlere kıyâmet günü ve ahiretle ilgili bilgiler ve ikna edici deliller peygamberler vasıtasıyla sürekli gelmiştir. Ama onlar hep dünya hayatı peşinde koştuklarından kıyametin gerçekleşeceği konusunda yine de şüphe duymaktalar. Dahası onlar ahiretle ilgili bunca delile karşı, körlüğü tercih etmişler ve uyarılara karşı kulaklarını tıkamışlardır. Bir türlü gerçeği göremezler. Öyleyken bilmedikleri hayat hakkında ileri geri konuşurlar.

İlgili ayetler

Ayet 67–70

4 ayet

Neml 67

Neml 68

Neml 69

Neml 70

وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا ءَاِذَا كُنَّا تُرَابًا وَاٰبَٓاؤُ۬نَٓا اَئِنَّا لَمُخْرَجُونَ ۝٦٧ لَقَدْ وُعِدْنَا هٰذَا نَحْنُ وَاٰبَٓاؤُ۬نَا مِنْ قَبْلُۙ اِنْ هٰذَٓا اِلَّٓا اَسَاط۪يرُ الْاَوَّل۪ينَ ۝٦٨ قُلْ س۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُجْرِم۪ينَ ۝٦٩ وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَلَا تَكُنْ ف۪ي ضَيْقٍ مِمَّا يَمْكُرُونَ ۝٧٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

67Veḳâle-lleẕîne keferû eiẕâ künnâ türâbev veâbâünâ einnâ lemuḫracûn.

Okunuş

68Leḳad vuʿidnâ hâẕâ naḥnü veâbâünâ min ḳablü in hâẕâ illâ esâṭîru-lʾevvelîn.

Okunuş

69Ḳul sîrû fi-lʾarḍi fenżurû keyfe kâne ʿâḳibetü-lmücrimîn.

Okunuş

70Velâ taḥzen ʿaleyhim velâ tekün fî ḍayḳim mimmâ yemkürûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

67O yüzden o gerçeği örtbas eden kâfirler şöyle diyorlar:
– Biz ve atalarımız, ölüp toprak haline geldikten sonra yeniden mi diriltileceğiz?

Türkçe Meal

68Bize yapılan bu tehditler bizden önceki atalarımıza da yapılmıştı. Bunlar eskilerin masallarından başka bir şey değildir.

Türkçe Meal

69Onlara de ki:
– Yeryüzünde dolaşın da günahı tabiat haline getirmiş olanların sonu ne olmuş bir görün.

Türkçe Meal

70Sen yine de onlar için üzülme ve onların kurdukları tuzaklardan dolayı da endişeye kapılma!

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

67Sen onlara ahirette hesaba çekileceklerini söylediğin zaman, inkâr eden müşrikler de şöyle derler: “Biz ve atalarımız ölüp toprak olduktan sonra yeniden diriltilip kabirlerimizden çıkarılacağız, öyle mi?

Açıklamalı meal

68Andolsun ki, bu vaad bize anlatıldığı gibi daha önce atalarımıza da anlatılmıştı. Şimdiye kadar gerçekleşmediğine göre bu öncekilerin uydurduğu masallardan başka bir şey değildir.

Açıklamalı meal

69Buna karşılık sen de onlara de ki: “Yeryüzünde gezip dolaşın da Allah’a ortak koşup, âhireti inkâr eden ve sizin gibi bu gerçekleri yalanlayan günahkârların sonları nasıl olmuş araştırıp bir görün ve düşünün!”

Açıklamalı meal

70Ey Peygamber ve onun izinden giden Müslüman! Sen tebliğ ettiğin gerçeklere karşı takındıkları tavır sebebiyle Allah’ı layıkıyla tanımamış olanların söylediklerine ve çirkin davranışlarına üzülme. Onların sana karşı düşmanlıkları seni karamsarlığa sevk etmesin. İnsanları Allah’ın yolundan alıkoymak için kurdukları tuzaktan dolayı da sakın daralıp canını sıkma. Geçmiş Peygamber kıssalarında gördüğün gibi Allah onların bütün tuzaklarını yine boşa çıkaracaktır. Sen elinden geleni yap, gerisini Allah’a bırak. Bilesin ki Allah sana yardım edecek ve onlara karşı zafere ulaşmanı nasip edecektir.

Ayet 71–75

5 ayet

Neml 71

Neml 72

Neml 73

Neml 74

Neml 75

وَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْوَعْدُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ ۝٧١ قُلْ عَسٰٓى اَنْ يَكُونَ رَدِفَ لَكُمْ بَعْضُ الَّذ۪ي تَسْتَعْجِلُونَ ۝٧٢ وَاِنَّ رَبَّكَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى النَّاسِ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَشْكُرُونَ ۝٧٣ وَاِنَّ رَبَّكَ لَيَعْلَمُ مَا تُكِنُّ صُدُورُهُمْ وَمَا يُعْلِنُونَ ۝٧٤ وَمَا مِنْ غَٓائِبَةٍ فِي السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ اِلَّا ف۪ي كِتَابٍ مُب۪ينٍ ۝٧٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

71Veyeḳûlûne metâ hâẕe-lvaʿdü in küntüm ṣâdiḳîn.

Okunuş

72Ḳul ʿasâ ey yekûne radife leküm baʿḍu-lleẕî testaʿcilûn.

Okunuş

73Veinne rabbeke leẕû faḍlin ʿale-nnâsi velâkinne ekŝerahüm lâ yeşkürûn.

Okunuş

74Veinne rabbeke leyaʿlemü mâ tükinnü ṣudûruhüm vemâ yüʿlinûn.

Okunuş

75Vemâ min gâibetin fi-ssemâi velʾarḍi illâ fî kitâbim mübîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

71Bir de kalkıp diyorlar ki:
– Eğer, doğru söylüyorsanız, bu tehdit edip durduğunuz azap ne zaman?

Türkçe Meal

72Onlara de ki:
– Çabuk gelmesini istediğiniz o azabın bir kısmı belki de tepenize binmek üzere!

Türkçe Meal

73Şüphesiz ki senin Rabbin, yine de insanlara karşı pek lütufkârdır, fakat insanların çoğu bu nimetin kıymetini bilip şükretmiyorlar.

Türkçe Meal

74Oysa senin Rabbin, onların içlerinde gizlediklerini de, açığa vurduklarını da çok iyi bilmektedir.

Türkçe Meal

75Zira gökte ve yerde gizli ve gizemli hiçbir şey yoktur ki apaçık bir kitapta/yasada mevcut olmasın.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

71Bir de kâfirler sıkıştıkça alaylı bir üslupla derler ki: Söyle bakalım nerede kaldı bu senin zafere ulaşacağın günler. Eğer iddianda doğruysan bu vaad ettiğin ölümden sonraki yeniden diriliş ve azap ne zaman gerçekleşecek? Bunlar boş tehditlerdir” diyorlar.

Açıklamalı meal

72Sen de onlara de ki: “O acele gelmesini istediğiniz azabın bir kısmı, belki de dünya hezimeti olarak başınıza gelmek üzeredir. Siz yaşama dalıp azaptan habersiz yaşarken azap sizi yakalayıverir.

Açıklamalı meal

73Böyleleri şunu iyi bilsinler ki, eğer, hâlâ onlara vaad edilen azap başlarına gelmemişse bunun bir tek sebebi var. Şüphesiz senin Rabbin hak ettikleri cezayı hemen vermeyip, onlara süre tanıyıp fırsat vermekle, insanlara karşı lütufkar davranmaktadır. Rabbin düşünüp yanlışlarından vazgeçmeleri için onlara süre verir. Ne var ki onların çoğu Allah’ın bu merhametini anlamaz ve şükretmezler. Azap üzerlerine gelmedikçe şımarırlar. Düşünüp öğüt almaları gerekmez miydi?

Açıklamalı meal

74Zannetmesinler ki Rabbin onların yaptıklarından gafildir ve yaptıklarını gizleyince her şey bitmektedir. Hayır şüphesiz ki onların kalplerinde neleri gizlediklerini de neleri açığa vurduklarını da kesin olarak çok iyi bilmektedir.

Açıklamalı meal

75Bilir, çünkü sizin için gizli gibi olan gökte ve yerdeki her şey O’nun bilgisi dahilinde ve adı Levh-i Mahfuz olan apaçık bir kitapta kayıt altındadır. Herkesin sakladıkları ve açıkladıkları, yazıcılarımız tarafından kitapta yazılmıştır.

Ayet 76–77

2 ayet

Neml 76

Neml 77

اِنَّ هٰذَا الْقُرْاٰنَ يَقُصُّ عَلٰى بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ اَكْثَرَ الَّذ۪ي هُمْ ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَ ۝٧٦ وَاِنَّهُ لَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِن۪ينَ ۝٧٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

76İnne hâẕe-lḳurʾâne yeḳuṣṣu ʿalâ benî isrâîle ekŝera-lleẕî hüm fîhi yaḫtelifûn.

Okunuş

77Veinnehû lehüdev veraḥmetül lilmüʾminîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

76Şüphesiz ki bu Kuran, İsrailoğullarına, ayrılığa düştükleri birçok konuyu en doğru bir biçimde anlatıp açıklamaktadır.

Türkçe Meal

77Çünkü bu Kuran, mutlak doğruyu gösteren bir rehber ve inanıp güvenen müminler için de bir rahmettir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

76Dikkat ederseniz, göreceksiniz. Şüphesiz bu Kur’an İsrailoğullarının ve Hristiyanların din hakkında bugün bile tartışıp ihtilâfa düştükleri âhiret, Peygamberlik, tevhid gibi birçok konuyu da açıklayıp gerçeği anlatmaktadır.

Açıklamalı meal

77Çünkü bu Kur’an, mü’minler için yaratılış amaçlarını düşünüp nasıl yaşamaları gerektiğini açıklayarak doğru yolu gösteren bir hidayet ve hem dünyada hem ahirette kurtuluşa ileten ilâhî rahmet kaynağıdır.

İlgili ayetler

Ayet 78–79

2 ayet

Neml 78

Neml 79

اِنَّ رَبَّكَ يَقْض۪ي بَيْنَهُمْ بِحُكْمِه۪ۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْعَل۪يمُۚ ۝٧٨ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِۜ اِنَّكَ عَلَى الْحَقِّ الْمُب۪ينِ ۝٧٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

78İnne rabbeke yaḳḍî beynehüm biḥukmih. vehüve-lʿazîzü-lʿalîm.

Okunuş

79Fetevekkel ʿale-llâh. inneke ʿale-lḥaḳḳi-lmübîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

78Hiç kuşkun olmasın ki senin Rabbin, onlara verdiği hükmü uygulayacaktır. Zira O, üstün kudret sahibi ve her şeyi bilendir.

Türkçe Meal

79Öyleyse sen sadece Allah’a dayanıp güven! Çünkü sen, doğruluğu apaçık ve kesin bir hakikat/Kuran üzeresin.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

78Gerçek şu ki, senin Rabbin yeri ve zamanı geldiğinde onların arasında hak ettikleri ile hükmünü verecektir. Çünkü O her işte üstün olan mutlak güç ve otorite sahibidir ve her şeyi hakkıyla bilendir.

Açıklamalı meal

79Ey Resûlüm sen yalnızca Rabbin olan Allah’a güven ve kararlılıkla yoluna devam et. Çünkü sen apaçık hakikati ortaya koyan ve hakkında en küçük bir şüphe bulunmayan bu Kur’an sayesinde dosdoğru yoldasın. Rabbinin davet ettiği hayat nizamı da doğru olanın ta kendisidir. Bu gerçeği ancak diri olan kalpler benimseyebilir.

İlgili ayetler

Ayet 80–81

2 ayet

Neml 80

Neml 81

اِنَّكَ لَا تُسْمِعُ الْمَوْتٰى وَلَا تُسْمِعُ الصُّمَّ الدُّعَٓاءَ اِذَا وَلَّوْا مُدْبِر۪ينَ ۝٨٠ وَمَٓا اَنْتَ بِهَادِي الْعُمْيِ عَنْ ضَلَالَتِهِمْۜ اِنْ تُسْمِعُ اِلَّا مَنْ يُؤْمِنُ بِاٰيَاتِنَا فَهُمْ مُسْلِمُونَ ۝٨١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

80İnneke lâ tüsmiʿu-lmevtâ velâ tüsmiʿu-ṣṣumme-ddüʿâe iẕâ vellev müdbirîn.

Okunuş

81Vemâ ente bihâdi-lʿumyi ʿan ḍalâletihim. in tüsmiʿu illâ mey yüʾminü biâyâtinâ fehüm müslimûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

80Şu da bir gerçek ki sen, ölülere duyuramazsın, bir de bu davete sırtını dönen sağırlara da işittiremezsin.

Türkçe Meal

81Yine sen, gerçeklere gözlerini kapatıp körleşenleri saptıkları yoldan çevirip doğru yola getiremezsin. Sen ancak bizim ayetlerimize inanıp güvenen müminlere bu daveti işittirebilirsin işte Müslüman olan bunlardır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

80Ey Peygamber! Onların hidayetleri için ne kadar arzulu olduğunu biliyoruz. Fakat ayetlerimizi inkâr edenler yaşayan ölüler gibidir. Müşriklerin seni ısrarla yalanlamalarına üzülme. Şunu bil ki sen kalpleri ölü olanlara bu daveti işittiremezsin. Gerçek kendilerine anlatıldığında, arkalarını dönüp kaçarak uzaklaşan basiretleri bağlanmış manevî sağırlara, ne kadar çırpınsan da davetini duyuramazsın. Onlar ayetlerimize kulaklarını tıkayarak sağırlaşmışlardır.

Açıklamalı meal

81Bil ki sen gerçeğe karşı kör gibi davranan o manevî körleri de sapıklıklarından çevirip gerçeği gösteremez ve doğru yola yöneltemezsin. Sen yolumuzdan sapanları zorla yola getirecek değilsin. Zaten buna gücün yetmez Unutma! Sen ancak önyargılarından sıyrılarak ayetlerimize inananlara ve yaratılış sebeplerini öğrenip ona göre yaşamak isteyenlere bu mesajı duyurabilirsin. Zaten senin mesajına kulak verecek olan ve hakîkati gördükleri anda gerçeklere teslim olup derhal Rablerine boyun eğen Müslümanlar asıl onlardır.

Ayet 82–85

4 ayet

Neml 82

Neml 83

Neml 84

Neml 85

وَاِذَا وَقَعَ الْقَوْلُ عَلَيْهِمْ اَخْرَجْنَا لَهُمْ دَٓابَّةً مِنَ الْاَرْضِ تُكَلِّمُهُمْۙ اَنَّ النَّاسَ كَانُوا بِاٰيَاتِنَا لَا يُوقِنُونَ۟ ۝٨٢ وَيَوْمَ نَحْشُرُ مِنْ كُلِّ اُمَّةٍ فَوْجًا مِمَّنْ يُكَذِّبُ بِاٰيَاتِنَا فَهُمْ يُوزَعُونَ ۝٨٣ حَتّٰٓى اِذَا جَٓاؤُ۫ قَالَ اَكَذَّبْتُمْ بِاٰيَات۪ي وَلَمْ تُح۪يطُوا بِهَا عِلْمًا اَمَّاذَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ ۝٨٤ وَوَقَعَ الْقَوْلُ عَلَيْهِمْ بِمَا ظَلَمُوا فَهُمْ لَا يَنْطِقُونَ ۝٨٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

82Veiẕâ veḳaʿa-lḳavlü ʿaleyhim aḫracnâ lehüm dâbbetem mine-lʾarḍi tükellimühüm enne-nnâse kânû biâyâtinâ lâ yûḳinûn.

Okunuş

83Veyevme naḥşüru min külli ümmetin fevcem mimmey yükeẕẕibü biâyâtinâ fehüm yûzaʿûn.

Okunuş

84Ḥattâ iẕâ câû ḳâle ekeẕẕebtüm biâyâtî velem tüḥîṭû bihâ ʿilmen emmâẕâ küntüm taʿmelûn.

Okunuş

85Veveḳaʿa-lḳavlü ʿaleyhim bimâ żalemû fehüm lâ yenṭiḳûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

82Onların aleyhine verilen söz gerçekleştiğinde, yerden bir canlı çıkartırız, onlara konuşarak, insanların bizim ayetlerimize gönülden inanmadıklarını bildirecek.

Türkçe Meal

83Ve işte o mahşer günü, her ümmetten, ayetlerimiz karşısında yalana sarılanları birer grup halinde toplayıp, bir araya getiririz. Ve hesap yerine sevk edilirler.

Türkçe Meal

84Hepsi de huzura geldiklerinde Allah onlara:
– Ayetlerimi bilgiyle düşünüp kavramadan onlar karşısında yalana mı sarıldınız? Değilse o zaman yaptığınız neydi? Der.

Türkçe Meal

85Ayetlerimiz karşısında yalana sarılmalarından dolayı haklarındaki azap sözü yerine gelir, nutukları tutulur da tek kelime dahi edemezler.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

82Allah’ın ölü sağır ve körler hakkında vaat ettiği Kıyamet’le birlikte, Azap Günü geldiği zaman onları sorgulamak için yerden bir dabbe adı verilen canlı bir yaratık çıkarırız. Ki Dâbbet’ül-Arz denilen o canlı, insanların çoğunun ayetlerimize ve davetimize gönülden inanmadıklarını ve bu yüzden azâbı hak ettiklerini onlara duyuracaktır. O zaman tövbe edip bağışlanmak için yalvaracaklar, ancak tövbeleri kabul edilmeyecektir. İnsanlar iyilikte yapsa kötülükte yapsa bunları yeryüzünde yapmaktadır. İnkâr edenler için yeryüzünün şahitliği korkunçtur.

Açıklamalı meal

83Biz büyük duruşmanın gerçekleşeceği hesap yerinde o gün her ümmetten, Allah adına yapılan davetten yüz çevirip ayetlerimizi yalan sayanları gruplar halinde toplarız. Artık onlar insan seli halinde sürüklenip topluca azap yerine sevk edilirler.

Açıklamalı meal

84Nihayet hesap yerine geldiklerinde ağızlarına mühür vurulur ve yerden çıkan dâbbe, yaptıkları her şeye şahitlik eder. Bu şahitliklerin ardından Allah şöyle buyurur: “ Biz, size doğru olan hayat nizamını anlama yeteneği bahşetmiş, peygamberler ve kitaplarla da davet etmiştik. Bütün bunlara rağmen demek siz benim ayetlerimi düşünmeden, dinlemeden ve ne olduğunu anlamadan yalanladınız öyle mi? Hayır yalanlamadık, diyorsanız o halde yaptığınız neydi? Bugün için hiç hazırlık yapmadınız mı? İşte bugün bunun cezasını çekeceksiniz.

Açıklamalı meal

85Böylece başta Allah’a şirk koşma olmak üzere yaptıkları haksızlık ve zulüm yüzünden hak ettikleri o azapla ilgili söz gerçekleşmiş olacaktır. Bu yüzden artık onlar suçlarını hafifletecek en ufak mazeret dahi bulamaz ve konuşamazlar. Dünyada Allah’a şirk koşmalarının ve peygamberleri yalanlamalarının karşılığında haklarında verilen hüküm karşısında söyleyecek söz de bulamazlar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

83En’am 35Kasas 56

İlgili ayetler

84Yunus 39Ahkaf 11

Ayet 86

1 ayet

Neml 86

اَلَمْ يَرَوْا اَنَّا جَعَلْنَا الَّيْلَ لِيَسْكُنُوا ف۪يهِ وَالنَّهَارَ مُبْصِرًاۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ ۝٨٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

86Elem yerav ennâ ceʿalne-lleyle liyeskünû fîhi vennehâra mübṣirâ. inne fî ẕâlike leâyâtil liḳavmiy yüʾminûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

86Hem onlar görmediler mi ki, geceyi dinlensinler diye karanlık; gündüzü de çalışıp kazansınlar diye aydınlık kıldık. İşte bunda inanacak bir toplum için alınacak nice ayetler vardır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

86Gerçeği inkâra kendilerini şartlandırmış olanlar, Bizim geceyi şükredip huzur ve güven içinde dinlenmeniz için karanlık, gündüzü de çalışıp kazanmanız için aydınlık olarak yarattığımızı düşünmezler mi? Gece vaktinden, gündüz vaktine kadar, tevhit hakikatini gösteren onca delilden sonra nasıl söyleyecek söz bulabilirler? Evrende böyle mükemmel bir düzen kurarak sınırsız kudretini, ilmini, adaletini, hikmetini ortaya koyan Allah’ın, insanı başıboş bırakmayacağını, yapılan her iyiliğin ve kötülüğün karşılığını mutlaka vereceğini hiç düşünmüyorlar mı? Halbuki bunlarda Allah’a ve ahirete iman edip imanında derinleşecek bir topluluk için, Allah’ın kudretine dair hakikati gösterecek nice deliller ve dersler vardır. Oysa yarattığımız o mükemmel kâinat, hakikati görüp iman etmek isteyenler için bizim sınırsız gücümüze delalet ederken, onlar aciz varlıkları bize denk tutuyorlar.

İlgili ayetler

Ayet 87

1 ayet

Neml 87

وَيَوْمَ يُنْفَخُ فِي الصُّورِ فَفَزِعَ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ اِلَّا مَنْ شَٓاءَ اللّٰهُۜ وَكُلٌّ اَتَوْهُ دَاخِر۪ينَ ۝٨٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

87Veyevme yünfeḫu fi-ṣṣûri fefeziʿa men fi-ssemâvâti vemen fi-lʾarḍi illâ men şâe-llâh. veküllün etevhü dâḫirîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

87O gün Sur’a üflenecek Allah’ın diledikleri dışında göklerde ve yerde kim varsa dehşetten korkuya kapılacak ve hepsi, o gün başı önde eğik bir şekilde huzura gelecekler.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

87Gerçekleşeceği kesin olan, o Kıyamet Günü gelip de diriliş için emrimiz üzere, İsrafil tarafından Sur’a üflendiği gün, Allah’ın dilediği kendilerinden korkuyu aldığı mü’min kimseler dışında göklerde ve yerde kim varsa herkes dehşet içinde tarifi imkânsız bir korkuya kapılır. Sonra Sura ikinci defa üflenip diriliş gerçekleştiğinde ise hepsi boyunları bükülmüş ve başları öne eğik olarak hesap vermek için mahşer meydanında Allah’ın huzuruna çıkarılacaktır.

İlgili ayetler

Ayet 88

1 ayet

Neml 88

وَتَرَى الْجِبَالَ تَحْسَبُهَا جَامِدَةً وَهِيَ تَمُرُّ مَرَّ السَّحَابِۜ صُنْعَ اللّٰهِ الَّذ۪ٓي اَتْقَنَ كُلَّ شَيْءٍۜ اِنَّهُ خَب۪يرٌ بِمَا تَفْعَلُونَ ۝٨٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

88Vetera-lcibâle taḥsebühâ câmidetev vehiye temürru merra-sseḥâb. ṣunʿa-llâhi-lleẕî etḳane külle şeyʾ. innehû ḫabîrum bimâ tefʿalûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

88Şu gördüğün ve yerinden hiç oynamaz zannettiğin dağlar var ya o gün bulutların akıp gittiği gibi akacak. İşte bu, her şeyi mükemmel bir nizama bağlayan Allah’ın sanatıdır. Zira O, yaptığınız her şeyden haberdardır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

88Ey Peygamber! Senin sabit bir şekilde şu gördüğün ve yerinden hiç yerinden oynatılmaz zannettiğin dağlar var ya. İşte o dağlar dünya ile beraber dönerek bulutların gökyüzünde yürümesi gibi akıp giderler. Ve Kıyamet Günü parçalanıp toz duman haline geleceklerdir. Bu, her şeyi şaşmaz bir yasaya bağlayıp, her şeyi sağlam ve yerli yerinde yapan Allah’ın ilminin ve kudretinin eseri ve muhteşem bir sanatıdır. Şüphesiz O, insanların yaptıklarından ve yapmaları gerekip de yapmadıkları her şeyden haberdardır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

88Tâhâ 105Zümer 67

Ayet 89

1 ayet

Neml 89

مَنْ جَٓاءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ خَيْرٌ مِنْهَاۚ وَهُمْ مِنْ فَزَعٍ يَوْمَئِذٍ اٰمِنُونَ ۝٨٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

89Men câe bilḥaseneti felehû ḫayrum minhâ. vehüm min fezaʿiy yevmeiẕin âminûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

89Kim ilahi huzura iyilikle gelirse, orada onun hak ettiğinden daha fazlası vardır ve onlar o günün dehşet ve korkusundan güvende olacaklar.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

89Her kim Rabbinin huzuruna imanlı olarak güzel amelle iyilikle ve şirk koşmadan günahlardan arınmış olarak gelirse ona yaptığı iyiliklerden ve hak ettiklerinden daha hayırlı bir karşılık vardır. Onlar o gün, kıyametin dehşetinden ve korkusundan güven içinde korunmuş olacaklardır. Ancak şirk koşmamış ve peygamberlere inanıp emir ve yasaklarına uygun yaşayanlar kıyametin o dehşetinden etkilenmezler.

İlgili ayetler

Ayet 90

1 ayet

Neml 90

وَمَنْ جَٓاءَ بِالسَّيِّئَةِ فَكُبَّتْ وُجُوهُهُمْ فِي النَّارِۜ هَلْ تُجْزَوْنَ اِلَّا مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ ۝٩٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

90Vemen câe bisseyyieti fekübbet vucûhühüm fi-nnâr. hel tüczevne illâ mâ küntüm taʿmelûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

90Kim de ilahi huzura kötülüklerle gelirse, onlar da yüzükoyun ateşe atılacaklar ve “Siz yapıp ettiklerinizden başka bir karşılık mı bekliyordunuz,” denilecektir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

90Kim de Allah’ın huzuruna bu gerçeklerden yüz çevirmiş ve şirk koşmuş olarak kötülük getirirse onlar da yüzüstü cehenneme atılırlar. Ve onlar şu acı sözleri duyacaklardır: “ Dünya hayatında yaptıklarınızın karşılığı budur. Siz burada yaptıklarınızdan başka bir şey mi bulacaktınız? Sizler ancak işlediğiniz kötülüklerin karşılığını çekiyorsunuz. Müstehak olduğunuz şey işte budur denilir.

İlgili ayetler

Ayet 91–93

3 ayet

Neml 91

Neml 92

Neml 93

اِنَّمَٓا اُمِرْتُ اَنْ اَعْبُدَ رَبَّ هٰذِهِ الْبَلْدَةِ الَّذ۪ي حَرَّمَهَا وَلَهُ كُلُّ شَيْءٍۘ وَاُمِرْتُ اَنْ اَكُونَ مِنَ الْمُسْلِم۪ينَۙ ۝٩١ وَاَنْ اَتْلُوَ۬ا الْقُرْاٰنَۚ فَمَنِ اهْتَدٰى فَاِنَّمَا يَهْتَد۪ي لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ ضَلَّ فَقُلْ اِنَّمَٓا اَنَا۬ مِنَ الْمُنْذِر۪ينَ ۝٩٢ وَقُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ سَيُر۪يكُمْ اٰيَاتِه۪ فَتَعْرِفُونَهَاۜ وَمَا رَبُّكَ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ ۝٩٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

91İnnemâ ümirtü en aʿbüde rabbe hâẕihi-lbeldeti-lleẕî ḥarramehâ velehû küllü şeyʾ. veümirtü en ekûne mine-lmüslimîn.

Okunuş

92Veen etlüve-lḳurʾân. femeni-htedâ feinnemâ yehtedî linefsih. vemen ḍalle feḳul innemâ ene mine-lmünẕirîn.

Okunuş

93Veḳuli-lḥamdü lillâhi seyürîküm âyâtihî fetaʿrifûnehâ. vemâ rabbüke bigâfilin ʿammâ taʿmelûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

91De ki:
– Ben yalnızca, dokunulmaz kıldığı şu beldenin Rabbi olan Allah’a kulluk etmekle emrolundum, zira her şey O’na aittir ve ben O’na kayıtsız şartsız Müslüman olanlardan olmakla emrolundum.

Türkçe Meal

92Ve de Kuran’ı okuyup duyurmakla. Artık kim Kuran’a kulak verip doğru yola yönelirse, ancak kendisi için yönelmiş olur. Kim de bu yoldan saparsa ona de ki:
– Ben sadece bir uyarıcıyım.

Türkçe Meal

93Ve de ki:
– Övgülerin tümü Allah’a aittir. Gün gelecek O, size ayetlerini/işaretlerini gösterecek siz de onları hemen tanıyacaksınız. Ve Rabbin yaptıklarınıza karşı asla duyarsız değildir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

91Ey Peygamber! Sen içinde yaşadığın Mekke halkından başlamak üzere şu tevhit mesajını haykır. Şirk ve küfründe inatla direnenleri ve tüm insanları hak dine çağırarak de ki: “ Bakın, diğer bölgelerde kan gövdeyi götürürken, Allah sizin yaşadığınız Mekke şehrini güvenli kılıp, size huzur içerisinde yaşama imkânı sağlamıştır. Bilin ki ben sadece bizlere bütün bu nimetleri ihsan eden Allah’a kulluk eder ve O’ndan başkasından asla medet ummam. Ben Allah’tan başka taptığınız bütün ilâhları reddederek, Allah’ın mübarek kıldığı bu beldenin ve her şeyin Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Eğer bu çorak beldede Kâbe olmasaydı, ne Arap yarımadasındaki bugünkü saygınlığınız olurdu ne de servetiniz. Zira Arabistan’ın dört bir yanında kargaşa ve anarşi hüküm sürerken, O Allah bu şehri haram belde ve saygıdeğer kılmıştır ve her şeyin gerçek sahibi ancak O’dur. O’nun daveti olan hayat nizamına uymaktan daha doğru ne olabilir? Ve bana gelince, ben Allah’a gönülden bağlı olan Müslümanlardan olmakla emrolundum.

Açıklamalı meal

92Ben de O’nun emrini yerine getirip Kur’an’ı okumak anlamak, yaşamak ve insanlara ulaştırmakla ve başınıza gelecekler hakkında sizleri uyarmakla emrolundum. Kendiliğimden hiçbir şey söyleyemem. Bu mesaja inanan ve Allah’ın emirlerine göre yaşayan kazançlı çıkar. Artık kim Kur’an ile davet edildiği hayatı yaşamaya yönelip hidayete ererse kendi hayrına doğru yolu bulmuş olur. Kim de sırtını dönüp reddeder ve şeytanın yoluna saparsa kendine en büyük kötülüğü yapmış olur. Ey Resûlüm! Bu yüzden ona ve onun gibilere de ki: “ Tercih ve eylemlerinizden yalnızca siz sorumlusunuz. İnanmayan ise hüsrana uğrar. Sizin iman ya da inkarınızın bana ya da Allah’ a herhangi bir yaran yahut zararı olmaz. Ben sadece uyarıcıyım.”

Açıklamalı meal

93Son olarak onlara ve kıyâmete kadar gelecek tüm insanlığa seslenerek şunu da söyle: “Allah’a hamdolsun. Bütün bu nimetlerinden dolayı kulluk edilmeye ve övülüp şükredilmeye layık yegâne kudret, bizleri yaratan Allah’tır. O size vaat ettiği tüm delillerini zamanı gelince size gösterecek ve Tevhit inancı, er geç muzaffer olacaktır. Ancak sizler bunu iş işten geçtikten sonra görüp anlayacaksınız” de. Ey Resûlüm! İçinizden hiç kimse “inandığımız değerlere davet için elimizden geleni yapıyoruz ama kabul etmiyorlar” demesin! Bugün Mekke’de istenen seviyede olmasa bile yarın Medine’de güzel sonuçlar göreceksiniz. Onlara davet yolunda yaptığınız hiçbir şey boşa gitmeyecek. Çünkü Rabbin yaptıklarınızdan asla habersiz değildir. Sizler Rabbimden hiçbir şeyi gizleyemezsiniz. Her şeyi görür, bilir ve kaydeder ve hiçbir davranışınızı karşılıksız bırakmayacaktır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

91İbrahim 2Necm 31

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Şuarâ, sonra Kasas indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla