Sûre hakkındaAdı · Nuzül zamanı · Surenin Arka-planı · Ana Fikir Ve Konular
Adı: Bu sure adını 1. ayetten alır.
Nuzül zamanı: Surenin ilk ayeti, bu surenin Miraç (Göğe yükseliş) olayı sırasında indirildiğini göstermektedir. Hadislere ve Hz. Peygamber’in (s.a) hayatını anlatan eserlere göre bu olay Hicret’ten bir yıl önce meydana gelmiştir. O halde bu sure Mekke döneminde indirilen son surelerden biridir.
Surenin Arka-planı
Hz. Peygamber (s.a) on iki yıldan beri tevhidi tebliğ ediyor ve düşmanları da bu tebliği başarısızlığa uğratmak için ellerinden geleni yapıyorlardı. Fakat onların tüm çabalarına rağmen, İslâm Arabistan’ın her köşesine yayılmıştı ve onun davetinden etkilenmeyen bir kabile neredeyse yoktu. Mekke’de de gerçek müminler küçük bir toplum oluşturmuşlar ve İslâm’ı zafere ulaştırmak için her türlü tehlikeye karşı durmaya hazır bir hale gelmişlerdi. Onların yanısıra Evs ve Hazreç’in (Medine’de iki büyük ve etkili kabile) büyük bir çoğunluğu da müslüman olmuştu. Bu nedenle Hz. Peygamber’in (s.a) Mekke’den Medine’ye hicret edip orada bütün Müslümanları toplama ve İslâm ilkelerine dayalı bir devlet kurma zamanı gelmişti.
Mirac geldiğinde durum buydu ve dönüşünde Hz. Peygamber (s.a) bu surede yer alan mesajı getirdi.
Ana Fikir Ve Konular
Bu sure, uyarı, öğüt ve buyruğun mükemmel bir bileşimidir; surede bu üç unsur da dengeli bir şekilde yer almıştır.
Mekkeli müşrikler, İsrailoğulları’nın ve diğer toplulukların kötü sonlarından ders almaları ve Allah tarafından kendilerine verilen ve bitmek üzere olan süre içinde kendilerini düzeltmeleri konusunda uyarılmaktadırlar. O halde onlar Hz. Muhammed (s.a) tarafından iletilen daveti ve Kur’an’ı kabul etmelidirler; aksi takdirde onlar helâk edilecek ve yerlerine başka bir topluluk getirilecektir. Yakın gelecekte Medine’de İslam’ın doğrudan kendilerine tebliğ edileceği İsrailoğulları da, kendilerini felakete sürükleyen deneyimlerden ders almaları konusunda uyarılmaktadırlar. “Hz. Muhammed’in (s.a) peygamberliğinden yararlanın, çünkü bu size verilen son fırsattır. Eğer şimdi de eskiden davrandığınız gibi davranmaya devam ederseniz, acıklı bir azapla karşılaşacaksınız.”
İnsanlığın eğitilmesine gelince, insanın başarı veya başarısızlığının, kazanç veya kaybının, tevhidi, öldükten sonra dirilmeyi ve peygamberliği iyi anlayıp anlamamasına bağlı olduğu belirtilmektedir. Buna uygun olarak Kur’an’ın Allah kitabı olduğunu ispatlayan ikna edici fikirler öne sürülmekte, kafirlerin bu gerçekler hakkındaki şüpheleri ortadan kaldırılmakta ve uygun yerlerde kafirler cahillikleri nedeniyle azarlanmakta ve uyarılmaktadırlar.
Bu bağlamda İslâmî hayat tarzının dayandırılması amaçlanan temel ahlâk ve medeniyet ilkeleri ortaya konulmaktadır. O halde bu, fiili kuruluşunun bir yıl öncesinde haber verilen İslâm Devletinin bir manifestosu niteliğindedir. Burada, bunun Hz. Muhammed’in (s.a) kendi memleketinde ve dışarıda kurmayı amaçladığı hayat tarzı oldukça açık bir biçimde ifade edilmektedir.
Bunların yanısıra Hz. Peygamber’e (s.a), çektiği sıkıntı ve zorluklara aldırmaksızın görevinde sebat etmesi ve hiçbir şekilde kafirlere taviz vermeyi aklından geçirmemesi emredilmektedir. İşkence, alay ve acılarla karşılaştıklarında bazen sabırsızlık ve dayanıksızlık belirtileri gösteren müslümanlara da bu kötü şartlara sabır ve dayanıklılıkla karşı koymaları, duygu ve arzularını kontrol etmeleri emredilmektedir. Bundan başka “Salat” (namaz) nefislerini temizlemeleri ve yüceltmeleri için bir araç olarak sunulmaktadır: “Bu, sizde, Hak yolunda savaşmaya niyet eden herkeste bulunması gereken niteliklerin oluşmasını sağlayacaktır.” Hadislerden, belirli zamanlarda kılınan beş vakit namazın ilk olarak Mi’rac’da farz kılındığını öğreniyoruz.
Birlikte anlatılan ayetler gruplar hâlinde: her grubun Arapçası, okunuşu ve meali bir arada. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıylaİsrâ 1
1 ayetسُبْحَانَ الَّذ۪ٓي اَسْرٰى بِعَبْدِه۪ لَيْلًا مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اِلَى الْمَسْجِدِ الْاَقْصَا الَّذ۪ي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ اٰيَاتِنَاۜ اِنَّهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْبَص۪يرُ ١
Mushaf
Okunuş
1Sübḥâne-lleẕî esrâ biʿabdihî leylem mine-lmescidi-lḥarâmi ile-lmescidi-lʾaḳṣe-lleẕî bâraknâ ḥavlehû linüriyehû min âyâtinâ. innehû hüve-ssemîʿu-lbeṣîr.
Ayet 1
İlmi ve gücü sınırsız olan yüce Allah, âyetlerinden bir kısmını göstermek için kulunu gecenin bir vaktinde, Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığı Mescid-i Aksa’ya yürüttü. Şüphesiz Allah her şeyi gören, işiten ve dilediği her şeyi yapmaya güç yetirendir.
İlgili ayetler
İsrâ 2–3
2 ayetوَاٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَجَعَلْنَاهُ هُدًى لِبَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ اَلَّا تَتَّخِذُوا مِنْ دُون۪ي وَك۪يلًاۜ ٢ ذُرِّيَّةَ مَنْ حَمَلْنَا مَعَ نُوحٍۜ اِنَّهُ كَانَ عَبْدًا شَكُورًا ٣
Mushaf
Okunuş
2Veâteynâ mûse-lkitâbe veceʿalnâhü hüdel libenî isrâîle ellâ tetteḫiẕû min dûnî vekîlâ.
3Ẕürriyyete men ḥamelnâ meʿa nûḥ. innehû kâne ʿabden şekûrâ.
Ayet 2–3
Biz Musa’yı da (gecenin bir vaktinde yürütüp) vahye muhatap kıldık. Ona Kitab’ı verdik ve Allah’tan başkasının vekil edinilmeyeceğini bildirip İsrailoğulları için bir hidayet rehberi kıldık.
Sizler, ey Nûh’la birlikte gemide taşıdıklarımızın soyundan gelenler! Unutmayın ki atanız Nûh da, insanları bu doğrulara çağıran ve Rabbine çok şükreden bir kuldu.
İsrâ 4
1 ayetوَقَضَيْنَٓا اِلٰى بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ فِي الْكِتَابِ لَتُفْسِدُنَّ فِي الْاَرْضِ مَرَّتَيْنِ وَلَتَعْلُنَّ عُلُوًّا كَب۪يرًا ٤
Mushaf
Okunuş
4Veḳaḍaynâ ilâ benî isrâîle fi-lkitâbi letüfsidünne fi-lʾarḍi merrateyni veletaʿlünne ʿulüvven kebîrâ.
Ayet 4
Kitapta İsrailoğullarına şunu da bildirdik; siz uyarılarımıza aldırış etmeyip davet edildiğiniz hayat nizamına sırt dönüp kibirlenip azgınlaşarak yeryüzünde iki defa bozgunculuk çıkardınız.
İlgili ayetler
İsrâ 5–7
3 ayetفَاِذَا جَٓاءَ وَعْدُ اُو۫لٰيهُمَا بَعَثْنَا عَلَيْكُمْ عِبَادًا لَنَٓا اُو۬ل۪ي بَاْسٍ شَد۪يدٍ فَجَاسُوا خِلَالَ الدِّيَارِۜ وَكَانَ وَعْدًا مَفْعُولًا ٥ ثُمَّ رَدَدْنَا لَكُمُ الْكَرَّةَ عَلَيْهِمْ وَاَمْدَدْنَاكُمْ بِاَمْوَالٍ وَبَن۪ينَ وَجَعَلْنَاكُمْ اَكْثَرَ نَف۪يرًا ٦ اِنْ اَحْسَنْتُمْ اَحْسَنْتُمْ لِاَنْفُسِكُمْ وَاِنْ اَسَاْتُمْ فَلَهَاۜ فَاِذَا جَٓاءَ وَعْدُ الْاٰخِرَةِ لِيَسُٓؤُ۫ا وُجُوهَكُمْ وَلِيَدْخُلُوا الْمَسْجِدَ كَمَا دَخَلُوهُ اَوَّلَ مَرَّةٍ وَلِيُتَبِّرُوا مَا عَلَوْا تَتْب۪يرًا ٧
Mushaf
Okunuş
5Feiẕâ câe vaʿdü ûlâhümâ beʿaŝnâ ʿaleyküm ʿibâdel lenâ ülî beʾsin şedîdin fecâsû ḫilâle-ddiyâr. vekâne vaʿdem mefʿûlâ.
6Ŝümme radednâ lekümü-lkerrate ʿaleyhim veemdednâküm biemvâliv vebenîne veceʿalnâküm ekŝera nefîrâ.
7İn aḥsentüm aḥsentüm lienfüsiküm vein eseʾtüm felehâ. feiẕâ câe vaʿdü-lʾâḫirati liyesûû vucûheküm veliyedḫulü-lmescide kemâ deḫalûhü evvele merrativ veliyütebbirû mâ ʿalev tetbîrâ.
Ayet 5–7
Biz de azgınlaşıp başkaldırmanız sebebiyle birinci uyarının vakti geldiğinde, çok güçlü ve saldırgan kullarımızı üzerinize gönderdik, onlar da sizi yok etmek üzere ülkenize girip ev ev dolaşıp, köşe bucak talan edip, yakıp yıktılar. İşte bu yapılan uyarılara kulak asmayanlar için Allah’ın koyduğu yasasıdır.
Bundan gereken dersleri çıkarmanız ve kendinizi düzeltmeniz için bir süre sonra da düşmanlarınıza üstün gelmenizi sağladık ve size evlatlar, mallar ihsan ederek sayınızı artırdık, ayrıca şu temel kuralı bir kez daha hatırlattık: “Şayet Allah adına yapılmakta olan davete uyar da, O’nun ahlakı ile ahlaklanırsanız bunun yararını görür, kendinize iyilik etmiş olursunuz, yok eğer biz bildiğimizi yapıp kendi nizam ve ahlakımızı kendimiz oluşturacağız der, Rabbinize isyan eder, başkaldırırsanız kendinize kötülük yapar, ikinci uyarının da vaktini getirirsiniz.” Nitekim siz bu uyarıyı da dikkate almayınca ikinci defa şeref ve itibarınız, düşmanlarınız tarafından ayaklar altına alındı, öncekinde olduğu gibi mabedinize girip ele geçirdikleri her şeyi paramparça ettiler.
İlgili ayetler
İsrâ 8
1 ayetعَسٰى رَبُّكُمْ اَنْ يَرْحَمَكُمْۚ وَاِنْ عُدْتُمْ عُدْنَاۢ وَجَعَلْنَا جَهَنَّمَ لِلْكَافِر۪ينَ حَص۪يرًا ٨
Mushaf
Okunuş
8Asâ rabbüküm ey yerḥameküm. vein ʿuttüm ʿudnâ. veceʿalnâ cehenneme lilkâfirîne ḥaṣîrâ.
Ayet 8
Ey İsrailoğulları! Bunlardan gereken dersleri çıkarır, Rabbinizin davetine yönelirseniz, Rabbiniz size merhamet ve rahmetiyle muamele eder. Fakat yine bildiğinizi yapmaya kalkıp zulüm ve bozgunculuğa dönerseniz Biz de azap etmeye geri döneriz. Unutmayın ki böyleleri için cehennemde de çok çetin bir azap vardır.
İsrâ 9–11
3 ayetاِنَّ هٰذَا الْقُرْاٰنَ يَهْد۪ي لِلَّت۪ي هِيَ اَقْوَمُ وَيُبَشِّرُ الْمُؤْمِن۪ينَ الَّذ۪ينَ يَعْمَلُونَ الصَّالِحَاتِ اَنَّ لَهُمْ اَجْرًا كَب۪يرًاۙ ٩ وَاَنَّ الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ اَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابًا اَل۪يمًا۟ ١٠ وَيَدْعُ الْاِنْسَانُ بِالشَّرِّ دُعَٓاءَهُ بِالْخَيْرِۜ وَكَانَ الْاِنْسَانُ عَجُولًا ١١
Mushaf
Okunuş
9İnne hâẕe-lḳurʾâne yehdî lilletî hiye aḳvemü veyübeşşiru-lmüʾminîne-lleẕîne yaʿmelûne-ṣṣâliḥâti enne lehüm ecran kebîrâ.
10Veenne-lleẕîne lâ yüʾminûne bilʾâḫirati aʿtednâ lehüm ʿaẕâben elîmâ.
11Veyedʿu-lʾinsânü bişşerri düʿâehû bilḫayr. vekâne-lʾinsânü ʿacûlâ.
Ayet 9–11
Gerçek şu ki, gönderilmekte olan bu Kur’an, dileyeni tek doğru yola iletir ve onu yaşama gayreti içinde olan mü’minlere ödüllerinin çok büyük olacağını müjdeler.
Dünya hayatlarında yaptıklarının karşılığını âhirette göreceklerine inanmayanlara ise dehşetli bir azabın onları beklediğini haber verir. İnsan çok acelecidir, haberi verilen azabı, “Şimdiden getir de görelim.” diyerek iyi bir şey ister gibi kötülükleri de ister.
İsrâ 12
1 ayetوَجَعَلْنَا الَّيْلَ وَالنَّهَارَ اٰيَتَيْنِ فَمَحَوْنَٓا اٰيَةَ الَّيْلِ وَجَعَلْنَٓا اٰيَةَ النَّهَارِ مُبْصِرَةً لِتَبْتَغُوا فَضْلًا مِنْ رَبِّكُمْ وَلِتَعْلَمُوا عَدَدَ السِّن۪ينَ وَالْحِسَابَۜ وَكُلَّ شَيْءٍ فَصَّلْنَاهُ تَفْص۪يلًا ١٢
Mushaf
Okunuş
12Veceʿalne-lleyle vennehâra âyeteyni femeḥavnâ âyete-lleyli veceʿalnâ âyete-nnehâri mübṣiratel litebtegû faḍlem mir rabbiküm velitaʿlemû ʿadede-ssinîne velḥisâb. vekülle şeyʾin feṣṣalnâhü tefṣîlâ.
Ayet 12
Biz geceyi ve gündüzü de iki âyet kıldık. Kurduğumuz nizam ve ona uygun yasa gereği, gece âyetinin ardından gündüz âyetini getiriyoruz ki, Rabbinizin lütfettiği nimetlerden payınıza düşeni arayasınız, ayrıca geçip giden yılların sayısını bilip, sonunda Hesap Gününün gelip çatacağını kavrayabilesiniz. Nasıl ki gündüzün ardından gece gelmekte ise dünya hayatının ardından âhiret hayatı onu takip etmektedir. İşte bu gerçekleri kavramanız için her şeyi açık açık ve misallerle anlatmaktayız.
İsrâ 13–14
2 ayetوَكُلَّ اِنْسَانٍ اَلْزَمْنَاهُ طَٓائِرَهُ ف۪ي عُنُقِه۪ۜ وَنُخْرِجُ لَهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ كِتَابًا يَلْقٰيهُ مَنْشُورًا ١٣ اِقْرَاْ كِتَابَكَۜ كَفٰى بِنَفْسِكَ الْيَوْمَ عَلَيْكَ حَس۪يبًاۜ ١٤
Mushaf
Okunuş
13Vekülle insânin elzemnâhü ṭâirahû fî ʿunüḳih. venuḫricü lehû yevme-lḳiyâmeti kitâbey yelḳâhü menşûrâ.
14İḳraʾ kitâbek. kefâ binefsike-lyevme ʿaleyke ḥasîbâ.
Ayet 13–14
Biz her insanın kaderini kendi çabasına bağladık. Hesap Günü her davranışının en ince ayrıntılarına kadar kaydedilmiş sicilini boynuna asıp önüne koyacağız ve O Gün ona, “Oku bakalım sicilini, artık bugün kendi hesabını görmek için nefsin sana yeter.” diyeceğiz.
İlgili ayetler
İsrâ 15
1 ayetمَنِ اهْتَدٰى فَاِنَّمَا يَهْتَد۪ي لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ ضَلَّ فَاِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَاۜ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰىۜ وَمَا كُنَّا مُعَذِّب۪ينَ حَتّٰى نَبْعَثَ رَسُولًا ١٥
Mushaf
Okunuş
15Meni-htedâ feinnemâ yehtedî linefsih. vemen ḍalle feinnemâ yeḍillü ʿaleyhâ. velâ teziru vâziratüv vizra uḫrâ. vemâ künnâ müʿaẕẕibîne ḥattâ nebʿaŝe rasûlâ.
Ayet 15
Her kim Allah’ın daveti olan hayat nizamını seçer de, onu yaşamak uğrunda elinden gelen çabayı gösterirse, bunu kendi iyiliği için yapmış olur. Kim de Allah’ın davetinden yüz çevirirse kendisine en büyük kötülüğü yapmış olur. Hiç kimse bir başkasının günah yükünü çekecek, cezasını ortadan kaldıracak değildir.
Allah, peygamber göndermedikçe de bir topluma azap etmez.
İsrâ 16–17
2 ayetوَاِذَٓا اَرَدْنَٓا اَنْ نُهْلِكَ قَرْيَةً اَمَرْنَا مُتْرَف۪يهَا فَفَسَقُوا ف۪يهَا فَحَقَّ عَلَيْهَا الْقَوْلُ فَدَمَّرْنَاهَا تَدْم۪يرًا ١٦ وَكَمْ اَهْلَكْنَا مِنَ الْقُرُونِ مِنْ بَعْدِ نُوحٍۜ وَكَفٰى بِرَبِّكَ بِذُنُوبِ عِبَادِه۪ خَب۪يرًا بَص۪يرًا ١٧
Mushaf
Okunuş
16Veiẕâ eradnâ en nühlike ḳaryeten emernâ mütrafîhâ fefeseḳû fîhâ feḥaḳḳa ʿaleyhe-lḳavlü fedemmernâhâ tedmîrâ.
17Vekem ehleknâ mine-lḳurûni mim baʿdi nûḥ. vekefâ birabbike biẕünûbi ʿibâdihî ḫabîram beṣîrâ.
Ayet 16–17
Bir toplum Allah’ın âyetleri ile uyarılmalarına rağmen, bundan yüz çevirerek yaşamakta ısrar eder de azaba müstahak olursa, Biz de o toplumu helak etmeden önce onların refah içinde şımarmış önderleri durumundaki seçkinlerini son uyarılarımızla doğru yolda yaşamaya davet ederiz. Buna rağmen azgınlıklarına devam ederlerse işte o toplum için azapla helak edilmek kaçınılmaz olur.
Nitekim Nûh’tan sonra da nice toplumları bu sebepten helak ettik, çünkü Allah kullarının kime ve neye göre yaşadıklarından haberdardır.
İsrâ 18
1 ayetمَنْ كَانَ يُر۪يدُ الْعَاجِلَةَ عَجَّلْنَا لَهُ ف۪يهَا مَا نَشَٓاءُ لِمَنْ نُر۪يدُ ثُمَّ جَعَلْنَا لَهُ جَهَنَّمَۚ يَصْلٰيهَا مَذْمُومًا مَدْحُورًا ١٨
Mushaf
Okunuş
18Men kâne yürîdü-lʿâcilete ʿaccelnâ lehû fîhâ mâ neşâü limen nürîdü ŝümme ceʿalnâ lehû cehennem. yaṣlâhâ meẕmûmem medḥûrâ.
Ayet 18
Kim ki dünya hayatının hazları, zevkleri, serveti, şanı, şöhreti peşinde koşarak sadece geçici olan nimetlere talip olup da âhireti gözden çıkarırsa Biz de bunlardan dilediğimiz kimselere dilediğimiz kadar dünyadan pay veririz, fakat sonunda kovulmuş ve kınanmış olarak cehenneme atarız.
İlgili ayetler
İsrâ 19
1 ayetوَمَنْ اَرَادَ الْاٰخِرَةَ وَسَعٰى لَهَا سَعْيَهَا وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَاُو۬لٰٓئِكَ كَانَ سَعْيُهُمْ مَشْكُورًا ١٩
Mushaf
Okunuş
19Vemen erâde-lʾâḫirate veseʿâ lehâ saʿyehâ vehüve müʾminün feülâike kâne saʿyühüm meşkûrâ.
Ayet 19
Kim de daimi olarak kalınacak âhiretteki cennet hayatının güzelliklerini isteyerek Allah merkezli bir hayatı yaşamak uğrunda çaba gösterirse, Allah katında en güzel ödüle kavuşacaktır.
İsrâ 20
1 ayetكُلًّا نُمِدُّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ وَهٰٓؤُ۬لَٓاءِ مِنْ عَطَٓاءِ رَبِّكَۜ وَمَا كَانَ عَطَٓاءُ رَبِّكَ مَحْظُورًا ٢٠
Mushaf
Okunuş
20Küllen nümiddü hâülâi vehâülâi min ʿaṭâi rabbik. vemâ kâne ʿaṭâü rabbike maḥżûrâ.
Ayet 20
Biz hem bu dünya hem de âhiret hayatına talip olanlara ayırım yapmadan dünya nimetlerinden tattırırız, zira Rabbinizin nimetleri hepiniz için, hepinize yetecek kadardır.
İlgili ayetler
İsrâ 21–24
4 ayetاُنْظُرْ كَيْفَ فَضَّلْنَا بَعْضَهُمْ عَلٰى بَعْضٍۜ وَلَلْاٰخِرَةُ اَكْبَرُ دَرَجَاتٍ وَاَكْبَرُ تَفْض۪يلًا ٢١ لَا تَجْعَلْ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَ فَتَقْعُدَ مَذْمُومًا مَخْذُولًا۟ ٢٢ وَقَضٰى رَبُّكَ اَلَّا تَعْبُدُٓوا اِلَّٓا اِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًاۜ اِمَّا يَبْلُغَنَّ عِنْدَكَ الْكِبَرَ اَحَدُهُمَٓا اَوْ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُلْ لَهُمَٓا اُفٍّ وَلَا تَنْهَرْهُمَا وَقُلْ لَهُمَا قَوْلًا كَر۪يمًا ٢٣ وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُلْ رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَان۪ي صَغ۪يرًاۜ ٢٤
Mushaf
Okunuş
21Ünżur keyfe feḍḍalnâ baʿḍahüm ʿalâ baʿḍ. velelʾâḫiratü ekberu deracâtiv veekberu tefḍîlâ.
22Lâ tecʿal meʿa-llâhi ilâhen âḫara fetaḳʿude meẕmûmem maḫẕûlâ.
23Veḳaḍâ rabbüke ellâ taʿbüdû illâ iyyâhü vebilvâlideyni iḥsânâ. immâ yeblüganne ʿindeke-lkibera eḥadühümâ ev kilâhümâ felâ teḳul lehümâ üffiv velâ tenherhümâ veḳul lehümâ ḳavlen kerîmâ.
24Vaḫfiḍ lehümâ cenâḥa-ẕẕülli mine-rraḥmeti veḳur rabbi-rḥamhümâ kemâ rabbeyânî ṣagîrâ.
Ayet 21–24
İnsanların bir kısmını mal, mülk ve kabiliyetleri bakımından diğer bir kısmına üstün kıldık, ama unutmayın ki bu bir imtihandır. Asıl üstünlük ve zenginlik âhiretteki kalıcı olandır, asıl değerli olan da budur.
Ey insanoğlu! Sakın kısacık dünya hayatının geçici metalarına aldanıp da, Allah’tan başkalarını malı, mülkü, şanı, şöhreti için ilahlar edinme, sonra kınanmış, kendi başına bırakılmış olarak cehennemin köşesine atılmaya mahkûm olursun. Zira senin Rabbin sizleri hidayet üzere yaşamanız için yaratmıştır. Bu yüzden de yalnız O’na itaat edin.
Ana ve babanıza da iyilikle muamele edin, onlardan biri ya da her ikisi birden senin yanında yaşlanır ise, sakın onlara öf bile deme ve azarlama, gönül okşayıcı sözler söyle ve her ikisine de alçak gönüllü davran, merhametle kol kanat ger ve de ki: “Rabbim! Onlar beni küçüklüğümde nasıl sevgi ve şefkatle besleyip büyüttülerse, Sen de onlara merhamet ve şefkatinle muamele et.”
İsrâ 25
1 ayetرَبُّكُمْ اَعْلَمُ بِمَا ف۪ي نُفُوسِكُمْۜ اِنْ تَكُونُوا صَالِح۪ينَ فَاِنَّهُ كَانَ لِلْاَوَّاب۪ينَ غَفُورًا ٢٥
Mushaf
Okunuş
25Rabbüküm aʿlemü bimâ fî nüfûsiküm. in tekûnû ṣâliḥîne feinnehû kâne lilʾevvâbîne gafûrâ.
Ayet 25
Ey insanlar! Rabbiniz içinizde olanları en iyi bilendir. Siz şirkinizden ve küfrünüzden tevbe edip de, O’nun davetine yürekten yönelerek salih ameller işlerseniz, O da sizi bağışlayacaktır.
İlgili ayetler
İsrâ 26–27
2 ayetوَاٰتِ ذَا الْقُرْبٰى حَقَّهُ وَالْمِسْك۪ينَ وَابْنَ السَّب۪يلِ وَلَا تُبَذِّرْ تَبْذ۪يرًا ٢٦ اِنَّ الْمُبَذِّر۪ينَ كَانُٓوا اِخْوَانَ الشَّيَاط۪ينِۜ وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِرَبِّه۪ كَفُورًا ٢٧
Mushaf
Okunuş
26Veâti ẕe-lḳurbâ ḥaḳḳahû velmiskîne vebne-ssebîli velâ tübeẕẕir tebẕîrâ.
27İnne-lmübeẕẕirîne kânû iḫvâne-şşeyâṭîn. vekâne-şşeyṭânü lirabbihî kefûrâ.
Ayet 26–27
Akrabandan olanlara haklarını ver, düşküne, yolda kalmışa da haklarını verip yardımını esirgeme, ayrıca da saçıp savurma! Allah israf edenleri sevmez, saçıp savurarak israf edenler şeytanın kardeşleri, yoldaşları olup çıkarlar, şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.
İlgili ayetler
İsrâ 28–29
2 ayetوَاِمَّا تُعْرِضَنَّ عَنْهُمُ ابْتِغَٓاءَ رَحْمَةٍ مِنْ رَبِّكَ تَرْجُوهَا فَقُلْ لَهُمْ قَوْلًا مَيْسُورًا ٢٨ وَلَا تَجْعَلْ يَدَكَ مَغْلُولَةً اِلٰى عُنُقِكَ وَلَا تَبْسُطْهَا كُلَّ الْبَسْطِ فَتَقْعُدَ مَلُومًا مَحْسُورًا ٢٩
Mushaf
Okunuş
28Veimmâ tüʿriḍanne ʿanhümü-btigâe raḥmetim mir rabbike tercûhâ feḳul lehüm ḳavlem meysûrâ.
29Velâ tecʿal yedeke maglûleten ilâ ʿunüḳike velâ tebsuṭhâ külle-lbesṭi fetaḳʿude melûmem maḥsûrâ.
Ayet 28–29
Şayet sen darda, zorda olduğun için, Rabbinden gelecek yardımı bekler vaziyette isen ve bu sebepten muhtaç olana el uzatamıyorsan, hiç olmazsa onlara gönül alıcı sözler söyle, eli sıkı cimri olmaktan, gereksiz yere har vurup harman savurarak ölçüsüzce harcamaktan da uzak dur! Şayet böyle yapmaz, bu sınırlara uymazsan sonunda kınanmış olarak bir köşeye atılır, kıvranır durursun.
İsrâ 30
1 ayetاِنَّ رَبَّكَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَقْدِرُۜ اِنَّهُ كَانَ بِعِبَادِه۪ خَب۪يرًا بَص۪يرًا۟ ٣٠
Mushaf
Okunuş
30İnne rabbeke yebsüṭu-rrizḳa limey yeşâü veyaḳdir. innehû kâne biʿibâdihî ḫabîram beṣîrâ.
Ayet 30
Şüphesiz senin Rabbin dilediğine rızkı bol, dilediğine de idareli vererek imtihan eder. O, kullarının bunları nasıl kullandıklarını en iyi görüp bilendir.
İlgili ayetler
İsrâ 31
1 ayetوَلَا تَقْتُلُٓوا اَوْلَادَكُمْ خَشْيَةَ اِمْلَاقٍۜ نَحْنُ نَرْزُقُهُمْ وَاِيَّاكُمْۜ اِنَّ قَتْلَهُمْ كَانَ خِطْـًٔا كَب۪يرًا ٣١
Mushaf
Okunuş
31Velâ taḳtülû evlâdeküm ḫaşyete imlâḳ. naḥnü nerzüḳuhüm veiyyâküm. inne ḳatlehüm kâne ḫiṭʾen kebîrâ.
Ayet 31
Rızıklarını temin edemeyeceğinizden endişe edip, korkarak sakın çocuklarınızı da öldürmeyin, çünkü onların da sizin de rızkınızı verecek olan Biziz, onların öldürülmesi çok büyük bir suçtur.
İsrâ 32
1 ayetİsrâ 33
1 ayetوَلَا تَقْتُلُوا النَّفْسَ الَّت۪ي حَرَّمَ اللّٰهُ اِلَّا بِالْحَقِّۜ وَمَنْ قُتِلَ مَظْلُومًا فَقَدْ جَعَلْنَا لِوَلِيِّه۪ سُلْطَانًا فَلَا يُسْرِفْ فِي الْقَتْلِۜ اِنَّهُ كَانَ مَنْصُورًا ٣٣
Mushaf
Okunuş
33Velâ taḳtülü-nnefse-lletî ḥarrame-llâhü illâ bilḥaḳḳ. vemen ḳutile mażlûmen feḳad ceʿalnâ liveliyyihî sülṭânen felâ yüsrif fi-lḳatl. innehû kâne menṣûrâ.
Ayet 33
Haklı bir sebep olmaksızın, Allah’ın dokunulmaz kıldığı cana kıymayın, kim haksız yere öldürülürse, öldürülen kimsenin velisine kısas konusunda yetki vermişizdir, fakat o da bu konuda haddi aşmasın, belirtilen cezanın dışına çıkmasın, zaten bu kimseye yetki verilerek kendisine gerekli yardım yapılmıştır.
İsrâ 34
1 ayetوَلَا تَقْرَبُوا مَالَ الْيَت۪يمِ اِلَّا بِالَّت۪ي هِيَ اَحْسَنُ حَتّٰى يَبْلُغَ اَشُدَّهُۖ وَاَوْفُوا بِالْعَهْدِۚ اِنَّ الْعَهْدَ كَانَ مَسْؤُ۫لًا ٣٤
Mushaf
Okunuş
34Velâ taḳrabû mâle-lyetîmi illâ billetî hiye aḥsenü ḥattâ yeblüga eşüddeh. veevfû bilʿahd. inne-lʿahde kâne mesʾûlâ.
Ayet 34
Yetimin malına kendisi yetişkinlik çağına gelinceye kadar, onun adına değerlendirmek amacı dışında dokunmayın. Verdiğiniz sözleri yerine getirin, çünkü verilen sözler, sözün sahibine sorumluluk yükler.
İlgili ayetler
İsrâ 35
1 ayetوَاَوْفُوا الْكَيْلَ اِذَا كِلْتُمْ وَزِنُوا بِالْقِسْطَاسِ الْمُسْتَق۪يمِۜ ذٰلِكَ خَيْرٌ وَاَحْسَنُ تَاْو۪يلًا ٣٥
Mushaf
Okunuş
35Veevfü-lkeyle iẕâ kiltüm vezinû bilḳisṭâsi-lmüsteḳîm. ẕâlike ḫayruv veaḥsenü teʾvîlâ.
Ayet 35
Yaptığınız alışverişlerinizde ölçüyü ve tartıyı doğru tutun, ticaretinize hile ve şaibe karıştırmayın!
İlgili ayetler
İsrâ 36
1 ayetوَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌۜ اِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ اُو۬لٰٓئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُ۫لًا ٣٦
Mushaf
Okunuş
36Velâ taḳfü mâ leyse leke bihî ʿilm. inne-ssemʿa velbeṣara velfüâde küllü ülâike kâne ʿanhü mesʾûlâ.
Ayet 36
Bilgisine sahip olmadığınız şeylerin ardına düşmeyin, çünkü göz, kulak, kalp ve bütün azalar bundan dolayı hesaba çekilecektir.
İsrâ 37–39
3 ayetوَلَا تَمْشِ فِي الْاَرْضِ مَرَحًاۚ اِنَّكَ لَنْ تَخْرِقَ الْاَرْضَ وَلَنْ تَبْلُغَ الْجِبَالَ طُولًا ٣٧ كُلُّ ذٰلِكَ كَانَ سَيِّئُهُ عِنْدَ رَبِّكَ مَكْرُوهًا ٣٨ ذٰلِكَ مِمَّٓا اَوْحٰٓى اِلَيْكَ رَبُّكَ مِنَ الْحِكْمَةِۜ وَلَا تَجْعَلْ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَ فَتُلْقٰى ف۪ي جَهَنَّمَ مَلُومًا مَدْحُورًا ٣٩
Mushaf
Okunuş
37Velâ temşi fi-lʾarḍi meraḥâ. inneke len taḫriḳa-lʾarḍa velen teblüga-lcibâle ṭûlâ.
38Küllü ẕâlike kâne seyyiühû ʿinde rabbike mekrûhâ.
39Ẕâlike mimmâ evḥâ ileyke rabbüke mine-lḥikmeh. velâ tecʿal meʿa-llâhi ilâhen âḫara fetülḳâ fî cehenneme melûmem medḥûrâ.
Ayet 37–39
Yeryüzünde kibirlenerek, böbürlenerek de yürümeyin, çünkü böyle yaparak ne yeri yarabilir, ne de boyca dağlara ulaşabilirsiniz.
İşte bütün bu olumsuz davranışlar Rabbinin katında hoş karşılanmayan şeylerdir. Bu uyarılar Rabbinin daveti olan hayat nizamına iman eden, onu yaşamak ve yaşatmak uğrunda gayret eden mü’minler için Rabbinin uyulması gereken emirlerindendir.
Sakın Allah’la birlikte başka ilahlar edinme, sonra kovulmuş olarak cehenneme girenlerden olursun.
İsrâ 40–43
4 ayetاَفَاَصْفٰيكُمْ رَبُّكُمْ بِالْبَن۪ينَ وَاتَّخَذَ مِنَ الْمَلٰٓئِكَةِ اِنَاثًاۜ اِنَّكُمْ لَتَقُولُونَ قَوْلًا عَظ۪يمًا۟ ٤٠ وَلَقَدْ صَرَّفْنَا ف۪ي هٰذَا الْقُرْاٰنِ لِيَذَّكَّرُواۜ وَمَا يَز۪يدُهُمْ اِلَّا نُفُورًا ٤١ قُلْ لَوْ كَانَ مَعَهُٓ اٰلِهَةٌ كَمَا يَقُولُونَ اِذًا لَابْتَغَوْا اِلٰى ذِي الْعَرْشِ سَب۪يلًا ٤٢ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يَقُولُونَ عُلُوًّا كَب۪يرًا ٤٣
Mushaf
Okunuş
40Efeaṣfâküm rabbüküm bilbenîne vetteḫaẕe mine-lmelâiketi inâŝâ. inneküm leteḳûlûne ḳavlen ʿażîmâ.
41Veleḳad ṣarrafnâ fî hâẕe-lḳurʾâni liyeẕẕekkerû. vemâ yezîdühüm illâ nüfûrâ.
42Ḳul lev kâne meʿahû âlihetün kemâ yeḳûlûne iẕel lebtegav ilâ ẕi-lʿarşi sebîlâ.
43Sübḥânehû veteʿâlâ ʿammâ yeḳûlûne ʿulüvven kebîrâ.
Ayet 40–43
Müşrikler utanmadan ve hiçbir bilgi ya da delile dayanmadan bir de kalkmış, “Melekler Allah’ın kızlarıdır.” diyerek, çok büyük ve dehşet verici bir yakıştırmada bulunuyorlar.
Biz Kur’an’da erkeği de kadını da yaratanın Allah olduğunu, O’nun her tür eksiklikten münezzeh olduğunu ve asla çocuk edinmediğini apaçık bildirmişken, erkek çocukları kendilerinin, melekleri de Allah’ın kızları kabul etmeleri, müşriklerin Allah’ı layıkıyla tanımadıklarından ve tanımak istemediklerinden başka bir şey değildir.
Ey Peygamber! De ki: “Şayet Allah’la birlikte başka ilahlar da olsaydı, Allah’ın yaratıp nizamını kurduğu kâinatta, bu mükemmel düzen olmaz, her biri kendine göre yasalar koymaya kalkıp kargaşa çıkarırlardı.”
Allah, onların söylediklerinin ötesinde ve üstünde, tek yüce olandır.
İsrâ 44
1 ayetتُسَبِّحُ لَهُ السَّمٰوَاتُ السَّبْعُ وَالْاَرْضُ وَمَنْ ف۪يهِنَّۜ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪ وَلٰكِنْ لَا تَفْقَهُونَ تَسْب۪يحَهُمْۜ اِنَّهُ كَانَ حَل۪يمًا غَفُورًا ٤٤
Mushaf
Okunuş
44Tüsebbiḥu lehü-ssemâvâtü-ssebʿu velʾarḍu vemen fîhinn. veim min şeyʾin illâ yüsebbiḥu biḥamdihî velâkil lâ tefḳahûne tesbîḥahüm. innehû kâne ḥalîmen gafûrâ.
Ayet 44
Yedi gök, yer ve oralarda olan ne varsa hepsi Allah’ın sınırsız ilminin, kudretinin ve yüceliğinin delillerindendir. Hepsi de yaratılış sebeplerine uygun, varlıklarını devam ettirdiklerini apaçık göstermekte ve tesbih etmekteler, Allah’ın yüceliğine işaret etmektedirler, fakat çoğunuz bunu görüp anlamamakta ısrar etmektesiniz. Buna rağmen Allah sizi cezalandırmakta acele etmez ve gerçeği kavramanıza yetecek kadar süre tanır, çünkü O çok merhametli ve yanlışından doğruya döneni de bağışlayıcıdır.
İlgili ayetler
İsrâ 45–46
2 ayetوَاِذَا قَرَاْتَ الْقُرْاٰنَ جَعَلْنَا بَيْنَكَ وَبَيْنَ الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ حِجَابًا مَسْتُورًاۙ ٤٥ وَجَعَلْنَا عَلٰى قُلُوبِهِمْ اَكِنَّةً اَنْ يَفْقَهُوهُ وَف۪ٓي اٰذَانِهِمْ وَقْرًاۜ وَاِذَا ذَكَرْتَ رَبَّكَ فِي الْقُرْاٰنِ وَحْدَهُ وَلَّوْا عَلٰٓى اَدْبَارِهِمْ نُفُورًا ٤٦
Mushaf
Okunuş
45Veiẕâ ḳaraʾte-lḳurʾâne ceʿalnâ beyneke vebeyne-lleẕîne lâ yüʾminûne bilʾâḫirati ḥicâbem mestûrâ.
46Veceʿalnâ ʿalâ ḳulûbihim ekinneten ey yefḳahûhü vefî âẕânihim vaḳrâ. veiẕâ ẕekerte rabbeke fi-lḳurʾâni vaḥdehû vellev ʿalâ edbârihim nüfûrâ.
Ayet 45–46
Âhirete inanmamakta da inatla direnen müşrik ve kâfirlerin kalplerinde âdeta Kur’an’ı anlamalarına engel olan perdeler, kulaklarında tıkaçlar vardır. Ne zaman onları Allah’ın yoluna davet etsen ve Allah’tan başka gerçek ilah yoktur desen, onlar arkalarını dönüp senden uzaklaşırlar.
İsrâ 47–49
3 ayetنَحْنُ اَعْلَمُ بِمَا يَسْتَمِعُونَ بِه۪ٓ اِذْ يَسْتَمِعُونَ اِلَيْكَ وَاِذْ هُمْ نَجْوٰٓى اِذْ يَقُولُ الظَّالِمُونَ اِنْ تَتَّبِعُونَ اِلَّا رَجُلًا مَسْحُورًا ٤٧ اُنْظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوا لَكَ الْاَمْثَالَ فَضَلُّوا فَلَا يَسْتَط۪يعُونَ سَب۪يلًا ٤٨ وَقَالُٓوا ءَاِذَا كُنَّا عِظَامًا وَرُفَاتًا ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَ خَلْقًا جَد۪يدًا ٤٩
Mushaf
Okunuş
47Naḥnü aʿlemü bimâ yestemiʿûne bihî iẕ yestemiʿûne ileyke veiẕ hüm necvâ iẕ yeḳûlu-żżâlimûne in tettebiʿûne illâ racülem mesḥûrâ.
48Ünżur keyfe ḍarabû leke-lʾemŝâle feḍallû felâ yesteṭîʿûne sebîlâ.
49Veḳâlû eiẕâ künnâ ʿiżâmev verufâten einnâ lemebʿûŝûne ḫalḳan cedîdâ.
Ayet 47–49
Hakikati inkâr edenlerden bir kısmının da seni dinler gibi gözükmekte olduklarını çok iyi bilmekteyiz. Bunların kendi aralarında görüştüklerinde ise “Şayet onun söylediklerine uyarsanız, büyülenmiş bir adama uymuş olursunuz.” dediklerinin de şahidiyiz.
Onların sapıklıkları, azgınlıkları, zaten seni bir sihirbaza ya da kâhine benzetmelerinden belli değil mi? Onlar gerçeklerden kopuk ve çirkin yakıştırmalarından dolayı da doğru yolu bulamazlar.
Ayrıca bu benzetmelerinin yanında, “Ne yani, biz kemik yığını haline gelip toprağa karıştıktan sonra, ete kemiğe bürünüp yeniden mi diriltileceğiz, bu olacak şey mi?” diyorlar.
İlgili ayetler
İsrâ 50–52
3 ayetقُلْ كُونُوا حِجَارَةً اَوْ حَد۪يدًاۙ ٥٠ اَوْ خَلْقًا مِمَّا يَكْبُرُ ف۪ي صُدُورِكُمْۚ فَسَيَقُولُونَ مَنْ يُع۪يدُنَاۜ قُلِ الَّذ۪ي فَطَرَكُمْ اَوَّلَ مَرَّةٍۚ فَسَيُنْغِضُونَ اِلَيْكَ رُؤُ۫سَهُمْ وَيَقُولُونَ مَتٰى هُوَۜ قُلْ عَسٰٓى اَنْ يَكُونَ قَر۪يبًا ٥١ يَوْمَ يَدْعُوكُمْ فَتَسْتَج۪يبُونَ بِحَمْدِه۪ وَتَظُنُّونَ اِنْ لَبِثْتُمْ اِلَّا قَل۪يلًا۟ ٥٢
Mushaf
Okunuş
50Ḳul kûnû ḥicâraten ev ḥadîdâ.
51Ev ḫalḳam mimmâ yekbüru fî ṣudûriküm. feseyeḳûlûne mey yüʿîdünâ. ḳuli-lleẕî feṭaraküm evvele merrah. feseyüngiḍûne ileyke ruûsehüm veyeḳûlûne metâ hû. ḳul ʿasâ ey yekûne ḳarîbâ.
52Yevme yedʿûküm fetestecîbûne biḥamdihî veteżunnûne il lebiŝtüm illâ ḳalîlâ.
Ayet 50–52
Sen de onlara de ki: “İster taşa dönüşün, ister demire ya da aklınıza getirebildiğiniz, imkânsız dediğiniz ne varsa ona dönüşün, ama iyi bilin ki mutlaka tekrar diriltileceksiniz.” Bundan sonra yine de, “Kimmiş bizi yeniden diriltecek olan?” diye sorarlarsa, onlara de ki: “Sizi ilk defa yaratan kim ise tekrar diriltecek olan da O’dur.”
Bunun üzerine müşrikler alaycı bir tavırla başlarını sallayarak, “Peki bu diriliş ne zaman gerçekleşecek?” diyecekler. Sen de onlara, “Onun zamanını ben bilemem, kim bilir, belki de çok yakında gerçekleşecektir.” de.
O Gün geldiğinde Rabbiniz olan Allah sizi huzuruna çağıracak, siz de bu gerçek karşısında O’nu överek, çağrıya uyacak ve dünya hayatınızı boş, anlamsız, değersiz şeylerle oyalanarak geçirdiğiniz gerçeğini kavrayacaksınız.
İsrâ 53
1 ayetوَقُلْ لِعِبَاد۪ي يَقُولُوا الَّت۪ي هِيَ اَحْسَنُۜ اِنَّ الشَّيْطَانَ يَنْزَغُ بَيْنَهُمْۜ اِنَّ الشَّيْطَانَ كَانَ لِلْاِنْسَانِ عَدُوًّا مُب۪ينًا ٥٣
Mushaf
Okunuş
53Veḳul liʿibâdî yeḳûlü-lletî hiye aḥsen. inne-şşeyṭâne yenzegu beynehüm. inne-şşeyṭâne kâne lilʾinsâni ʿadüvvem mübînâ.
Ayet 53
Ey Peygamber! Mü’min kullarıma söyle, insanları sözün en güzeli ile doğru olanı yaşamaya çağırsınlar, çünkü şeytan mü’minlerle müşrikleri birbirlerine karşı kışkırtarak tahrik eder, siz bu fırsatı ona vermeyin, şüphesiz şeytan insanın apaçık ve çok yaman bir düşmanıdır.
İlgili ayetler
İsrâ 54
1 ayetرَبُّكُمْ اَعْلَمُ بِكُمْۜ اِنْ يَشَاْ يَرْحَمْكُمْ اَوْ اِنْ يَشَاْ يُعَذِّبْكُمْۜ وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ وَك۪يلًا ٥٤
Mushaf
Okunuş
54Rabbüküm aʿlemü biküm. iy yeşeʾ yerḥamküm ev iy yeşeʾ yüʿaẕẕibküm. vemâ erselnâke ʿaleyhim vekîlâ.
Ayet 54
Kimin neye layık olduğunu en iyi bilen Rabbinizdir, O layık olana acıyıp merhamet eder, hak edeni de cezalandırır.
Biz, seni insanlara daveti zorla kabul ettirici olarak göndermedik.
İsrâ 55
1 ayetوَرَبُّكَ اَعْلَمُ بِمَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَلَقَدْ فَضَّلْنَا بَعْضَ النَّبِيّ۪نَ عَلٰى بَعْضٍ وَاٰتَيْنَا دَاوُ۫دَ زَبُورًا ٥٥
Mushaf
Okunuş
55Verabbüke aʿlemü bimen fi-ssemâvâti velʾarḍ. veleḳad feḍḍalnâ baʿḍa-nnebiyyîne ʿalâ baʿḍiv veâteynâ dâvûde zebûrâ.
Ayet 55
Göklerde ve yerde ne varsa hepsini yaratan Allah, yarattıklarını en iyi tanıyıp bilendir ve kimin neye layık olduğunu ancak ve en doğru O bilir.
Rabbin, peygamberlerden her birine farklı özellikler ve nimetler bahşetmişti. Davud’a hükümdarlıkla birlikte, hikmet yüklü Zebur’u vermişti.
İlgili ayetler
İsrâ 56–57
2 ayetقُلِ ادْعُوا الَّذ۪ينَ زَعَمْتُمْ مِنْ دُونِه۪ فَلَا يَمْلِكُونَ كَشْفَ الضُّرِّ عَنْكُمْ وَلَا تَحْو۪يلًا ٥٦ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ يَدْعُونَ يَبْتَغُونَ اِلٰى رَبِّهِمُ الْوَس۪يلَةَ اَيُّهُمْ اَقْرَبُ وَيَرْجُونَ رَحْمَتَهُ وَيَخَافُونَ عَذَابَهُۜ اِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ كَانَ مَحْذُورًا ٥٧
Mushaf
Okunuş
56Ḳuli-dʿü-lleẕîne zaʿamtüm min dûnihî felâ yemlikûne keşfe-ḍḍurri ʿanküm velâ taḥvîlâ.
57Ülâike-lleẕîne yedʿûne yebtegûne ilâ rabbihimü-lvesîlete eyyühüm aḳrabü veyercûne raḥmetehû veyeḫâfûne ʿaẕâbeh. inne ʿaẕâbe rabbike kâne maḥẕûrâ.
Ayet 56–57
Kur’an ile yapılan davetten yüz çevirenlere de ki: “Rabbinizin dışında, kendilerine ilahlık yakıştırdıklarınızın sorunlarınızı çözmeye ya da sizi darlıktan kurtarmaya veya başınıza gelecek bir zararı önlemeye güçlerinin yetmediğini görmüyor ve düşünemiyor musunuz?”
Aslında onların ilah edindikleri kimseler de başları sıkışıp, dara düştüklerinde Rableri olan Allah’a yalvarıp, dua ederek O’ndan yardım istemekte ve azabından korkmaktadırlar, çünkü Rabbinizin azabı çok şiddetlidir.
İlgili ayetler
İsrâ 58
1 ayetوَاِنْ مِنْ قَرْيَةٍ اِلَّا نَحْنُ مُهْلِكُوهَا قَبْلَ يَوْمِ الْقِيٰمَةِ اَوْ مُعَذِّبُوهَا عَذَابًا شَد۪يدًاۜ كَانَ ذٰلِكَ فِي الْكِتَابِ مَسْطُورًا ٥٨
Mushaf
Okunuş
58Veim min ḳaryetin illâ naḥnü mühlikûhâ ḳable yevmi-lḳiyâmeti ev müʿaẕẕibûhâ ʿaẕâben şedîdâ. kâne ẕâlike fi-lkitâbi mesṭûrâ.
Ayet 58
Gerçeği inkârda inatla direnen bir toplumu, Kıyamet Günü’nden önce ya helak ederiz, ya da şiddetli bir şekilde cezalandırırız. Bu, Allah’ın değişmez yasasıdır.
İlgili ayetler
İsrâ 59
1 ayetوَمَا مَنَعَنَٓا اَنْ نُرْسِلَ بِالْاٰيَاتِ اِلَّٓا اَنْ كَذَّبَ بِهَا الْاَوَّلُونَۜ وَاٰتَيْنَا ثَمُودَ النَّاقَةَ مُبْصِرَةً فَظَلَمُوا بِهَاۜ وَمَا نُرْسِلُ بِالْاٰيَاتِ اِلَّا تَخْو۪يفًا ٥٩
Mushaf
Okunuş
59Vemâ meneʿanâ en nürsile bilʾâyâti illâ en keẕẕebe bihe-lʾevvelûn. veâteynâ ŝemûde-nnâḳate mübṣiraten feżalemû bihâ. vemâ nürsilü bilʾâyâti illâ taḫvîfâ.
Ayet 59
Müşriklerin senden mucize istemelerine karşı, Bizim mucize göndermeyişimizin sebebi, önceki toplumların mucizeleri görmelerine rağmen daveti kabul etmemeleridir. Nitekim Salih’in peygamberliğinin delili olarak kavmine mucize bir deve bahşetmiştik. Ve deveye zarar verecek olurlarsa Allah’ın azabına çarptırılmakla, uyarıldıkları halde hunharca onu öldürerek kendilerine zulmedip azapla helak oldular. Oysa Biz onları mucizelerle uyarmış ve azabımızdan sakınmalarını bildirmiştik.
İlgili ayetler
İsrâ 60
1 ayetوَاِذْ قُلْنَا لَكَ اِنَّ رَبَّكَ اَحَاطَ بِالنَّاسِۜ وَمَا جَعَلْنَا الرُّءْيَا الَّت۪ٓي اَرَيْنَاكَ اِلَّا فِتْنَةً لِلنَّاسِ وَالشَّجَرَةَ الْمَلْعُونَةَ فِي الْقُرْاٰنِۜ وَنُخَوِّفُهُمْۙ فَمَا يَز۪يدُهُمْ اِلَّا طُغْيَانًا كَب۪يرًا۟ ٦٠
Mushaf
Okunuş
60Veiẕ ḳulnâ leke inne rabbeke eḥâṭa binnâs. vemâ ceʿalne-rruʾye-lletî eraynâke illâ fitnetel linnâsi veşşecerate-lmelʿûnete fi-lḳurʾân. venüḫavvifühüm femâ yezîdühüm illâ ṭugyânen kebîrâ.
Ayet 60
Ey Peygamber! Sen müşriklerin gereksiz istekleri sebebiyle üzülme! Senin Rabbin ilmi ve kudretiyle tüm insanları kuşatmıştır. Gece yürüyüşünün sonunda sana gösterdiğimizi ve Kur’an’da lanetlenen cehennemdeki zakkum ağacını da insanlar için bir imtihan ve uyarı vesilesi kıldık. Fakat çoğu küstahça böbürlenip sana da, Kur’an’da anlatılanlara da inanmamakta direniyor, azdıkça azıyorlar.
İsrâ 61–65
5 ayetوَاِذْ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَ فَسَجَدُٓوا اِلَّٓا اِبْل۪يسَۜ قَالَ ءَاَسْجُدُ لِمَنْ خَلَقْتَ ط۪ينًاۚ ٦١ قَالَ اَرَاَيْتَكَ هٰذَا الَّذ۪ي كَرَّمْتَ عَلَيَّۘ لَئِنْ اَخَّرْتَنِ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ لَاَحْتَنِكَنَّ ذُرِّيَّتَهُٓ اِلَّا قَل۪يلًا ٦٢ قَالَ اذْهَبْ فَمَنْ تَبِعَكَ مِنْهُمْ فَاِنَّ جَهَنَّمَ جَزَٓاؤُ۬كُمْ جَزَٓاءً مَوْفُورًا ٦٣ وَاسْتَفْزِزْ مَنِ اسْتَطَعْتَ مِنْهُمْ بِصَوْتِكَ وَاَجْلِبْ عَلَيْهِمْ بِخَيْلِكَ وَرَجِلِكَ وَشَارِكْهُمْ فِي الْاَمْوَالِ وَالْاَوْلَادِ وَعِدْهُمْۜ وَمَا يَعِدُهُمُ الشَّيْطَانُ اِلَّا غُرُورًا ٦٤ اِنَّ عِبَاد۪ي لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَانٌۜ وَكَفٰى بِرَبِّكَ وَك۪يلًا ٦٥
Mushaf
Okunuş
61Veiẕ ḳulnâ lilmelâiketi-scüdû liâdeme fesecedû illâ iblîs. ḳâle eescüdü limen ḫalaḳte ṭînâ.
62Ḳâle eraʾeyteke hâẕe-lleẕî kerramte ʿaleyy. lein eḫḫarteni ilâ yevmi-lḳiyâmeti leaḥtenikenne ẕürriyyetehû illâ ḳalîlâ.
63Ḳâle-ẕheb femen tebiʿake minhüm feinne cehenneme cezâüküm cezâem mevfûrâ.
64Vestefziz meni-steṭaʿte minhüm biṣavtike veeclib ʿaleyhim biḫaylike veraclike veşârikhüm fi-lʾemvâli velʾevlâdi veʿidhüm. vemâ yeʿidühümü-şşeyṭânü illâ gurûrâ.
65İnne ʿibâdî leyse leke ʿaleyhim sülṭân. vekefâ birabbike vekîlâ.
Ayet 61–65
Allah meleklere, “Âdem’e hizmete hazır olun.” deyince İblis dışında tüm melekler Allah’a secde ederek emre uyacaklarını göstermiş, fakat İblis, Allah’ın emrine karşı gelerek secde etmeyip, “Ben, balçıktan yarattığın bu mahlûkuna hizmet edip, ona saygı da göstermem.” diyerek Rabbine karşı isyan etmişti. Ayrıca Allah’a, “Şu benden üstün tuttuğun insan var ya onun ne olduğunu, Sana karşı nasıl nankörlük yapacağını, bana Kıyamet Günü’ne kadar mühlet verirsen ispat edeceğim, onların çoğunu peşime takıp sürükleyeceğim.” dedi.
Bunun üzerine Allah İblis’e şöyle seslendi: “Defol git huzurumdan, onlardan her kim sana uyar da peşine takılırsa, onlarla birlikte hepinizi cehenneme sokacağım. Böylece Allah’a nankörlük edip başkaldırmanızın karşılığını göreceksiniz, haydi bakalım ayartabildiğini vesveselerinle ayart da görelim, atlarınla, arabalarınla, bütün gücünle onların üzerine çullan, malları ve evlatları ile Allah’a şirk koşmaya, günaha çağır, asılsız aldatıcı vaatlerde bulun, senin vaatlerin aldatma ve akıl çelmeden başka bir şey değildir.
Ey İblis! İyi bilesin ki, vesveselerinin, yalan vaatlerinin Bana yürekten iman edip, davetime sarılan kullarım üzerinde hiçbir etkisi olmayacaktır. Onları alt edemez, peşine takamazsın çünkü onlar Rablerinin koruması altında olacaklar. Sana Rablerinin davetine icabet etmek istemeyenler uyarlar, sen ancak onları peşine takabilirsin.”
İsrâ 66
1 ayetرَبُّكُمُ الَّذ۪ي يُزْج۪ي لَكُمُ الْفُلْكَ فِي الْبَحْرِ لِتَبْتَغُوا مِنْ فَضْلِه۪ۜ اِنَّهُ كَانَ بِكُمْ رَح۪يمًا ٦٦
Mushaf
Okunuş
66Rabbükümü-lleẕî yüzcî lekümü-lfülke fi-lbaḥri litebtegû min faḍlih. innehû kâne biküm raḥîmâ.
Ayet 66
Ey insanlar! Rabbiniz göklerde ve yerde olduğu gibi, denizlerde de size nimetler lütfetmekte, O’nun koyduğu yasalarla gemileri denizlerde yüzdürür, başka birçok fayda da elde edersiniz. Rabbiniz çok merhametli, çok lütufkârdır.
İlgili ayetler
İsrâ 67–69
3 ayetوَاِذَا مَسَّكُمُ الضُّرُّ فِي الْبَحْرِ ضَلَّ مَنْ تَدْعُونَ اِلَّٓا اِيَّاهُۚ فَلَمَّا نَجّٰيكُمْ اِلَى الْبَرِّ اَعْرَضْتُمْۜ وَكَانَ الْاِنْسَانُ كَفُورًا ٦٧ اَفَاَمِنْتُمْ اَنْ يَخْسِفَ بِكُمْ جَانِبَ الْبَرِّ اَوْ يُرْسِلَ عَلَيْكُمْ حَاصِبًا ثُمَّ لَا تَجِدُوا لَكُمْ وَك۪يلًاۙ ٦٨ اَمْ اَمِنْتُمْ اَنْ يُع۪يدَكُمْ ف۪يهِ تَارَةً اُخْرٰى فَيُرْسِلَ عَلَيْكُمْ قَاصِفًا مِنَ الرّ۪يحِ فَيُغْرِقَكُمْ بِمَا كَفَرْتُمْۙ ثُمَّ لَا تَجِدُوا لَكُمْ عَلَيْنَا بِه۪ تَب۪يعًا ٦٩
Mushaf
Okunuş
67Veiẕâ messekümu-ḍḍurru fi-lbaḥri ḍalle men tedʿûne illâ iyyâh. felemmâ neccâküm ile-lberri aʿraḍtüm. vekâne-lʾinsânü kefûrâ.
68Efeemintüm ey yaḫsife biküm cânibe-lberri ev yürsile ʿaleyküm ḥâṣiben ŝümme lâ tecidû leküm vekîlâ.
69Em emintüm ey yüʿîdeküm fîhi târaten uḫrâ feyürsile ʿaleyküm ḳâṣifem mine-rrîḥi feyugriḳaküm bimâ kefertüm ŝümme lâ tecidû leküm ʿaleynâ bihî tebîʿâ.
Ayet 67–69
Denizde bir tehlikeyle karşılaştığınızda, Allah’tan başka ilah edinip de yardım umduklarınızı hemen bir kenara atıp, unutup, sizi o tehlikeden kurtarması için Allah’a dua ederek yalvarmaya başlarsınız fakat Allah sizi kurtarıp karaya çıkardığında tekrar eski halinize döner, Allah’a göre yaşanması gereken hayat nizam ve ahlakından yüz çevirirsiniz, çünkü insanların çoğu nankördür.
Peki karada da Allah’ın sizi yerin dibine batırmayacağından ya da üzerinize ortalığı kasıp, kavuran bir fırtına gönderip, nankörlüğünüze karşılık sizi helak etmeyeceğine dair bir güvenceniz var mı? Allah böyle bir hüküm verirse bunun karşısında hiç kimse duramaz.
Yahut sizi tekrar denize döndürüp, üzerinize bir fırtına koparıp sizi orada boğmayacağından çok mu eminsiniz, buna engel olabilecek kimse olabilir mi?
İsrâ 70
1 ayetوَلَقَدْ كَرَّمْنَا بَن۪ٓي اٰدَمَ وَحَمَلْنَاهُمْ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَرَزَقْنَاهُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِ وَفَضَّلْنَاهُمْ عَلٰى كَث۪يرٍ مِمَّنْ خَلَقْنَا تَفْض۪يلًا۟ ٧٠
Mushaf
Okunuş
70Veleḳad kerramnâ benî âdeme veḥamelnâhüm fi-lberri velbaḥri verazaḳnâhüm mine-ṭṭayyibâti vefeḍḍalnâhüm ʿalâ keŝîrim mimmen ḫalaḳnâ tefḍîlâ.
Ayet 70
Biz âdemoğluna birçok nimet ihsan etmekle birlikte, diğer yarattıklarımızdan üstün özellikler bahşederek daha değerli ve üstün kıldık. Karada ve denizde ulaşım imkânları, kolaylıkları sağladık, temiz ve güzel şeylerden rızıklandırdık.
İlgili ayetler
İsrâ 71
1 ayetيَوْمَ نَدْعُوا كُلَّ اُنَاسٍ بِاِمَامِهِمْۚ فَمَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ بِيَم۪ينِه۪ فَاُو۬لٰٓئِكَ يَقْرَؤُ۫نَ كِتَابَهُمْ وَلَا يُظْلَمُونَ فَت۪يلًا ٧١
Mushaf
Okunuş
71Yevme nedʿû külle ünâsim biimâmihim. femen ûtiye kitâbehû biyemînihî feülâike yaḳraûne kitâbehüm velâ yużlemûne fetîlâ.
Ayet 71
Günü gelince de bütün insanları, ardından gittikleri önderleriyle birlikte, davet ettiğimiz hayat nizamına karşı takındıkları tavırlarına göre yargılamak üzere huzurumuza toplayacağız. Amel defterleri sağ taraflarından verilenler onu sevinç içinde okuyacaklar ve zerre kadar haksızlığa uğratılmayacaklar.
İsrâ 72–73
2 ayetوَمَنْ كَانَ ف۪ي هٰذِه۪ٓ اَعْمٰى فَهُوَ فِي الْاٰخِرَةِ اَعْمٰى وَاَضَلُّ سَب۪يلًا ٧٢ وَاِنْ كَادُوا لَيَفْتِنُونَكَ عَنِ الَّذ۪ٓي اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ لِتَفْتَرِيَ عَلَيْنَا غَيْرَهُۗ وَاِذًا لَاتَّخَذُوكَ خَل۪يلًا ٧٣
Mushaf
Okunuş
72Vemen kâne fî hâẕihî aʿmâ fehüve fi-lʾâḫirati aʿmâ veeḍallü sebîlâ.
73Vein kâdû leyeftinûneke ʿani-lleẕî evḥaynâ ileyke litefteriye ʿaleynâ gayrah. veiẕel letteḫaẕûke ḫalîlâ.
Ayet 72–73
Dünya hayatlarında Allah’ın âyetlerinden yüz çevirip görmezden gelenler ve nimetlerine karşı nankörlük edenler, âhirette kör ve şaşkın olarak diriltilerek huzura çıkarılacaklar.
Ey Peygamber! Bu nankör, müşrik ve kâfirler sana vahyettiğimiz âyetleri, onların istediği gibi değiştiresin, Allah adına yalan uydurup, gerçekleri çarpıtasın diye uğraşıyorlar, seni ancak bu tuzaklarına düşersen dost edinecekler.
İsrâ 74–77
4 ayetوَلَوْلَٓا اَنْ ثَبَّتْنَاكَ لَقَدْ كِدْتَ تَرْكَنُ اِلَيْهِمْ شَيْـًٔا قَل۪يلًاۗ ٧٤ اِذًا لَاَذَقْنَاكَ ضِعْفَ الْحَيٰوةِ وَضِعْفَ الْمَمَاتِ ثُمَّ لَا تَجِدُ لَكَ عَلَيْنَا نَص۪يرًا ٧٥ وَاِنْ كَادُوا لَيَسْتَفِزُّونَكَ مِنَ الْاَرْضِ لِيُخْرِجُوكَ مِنْهَا وَاِذًا لَا يَلْبَثُونَ خِلَافَكَ اِلَّا قَل۪يلًا ٧٦ سُنَّةَ مَنْ قَدْ اَرْسَلْنَا قَبْلَكَ مِنْ رُسُلِنَا وَلَا تَجِدُ لِسُنَّتِنَا تَحْو۪يلًا۟ ٧٧
Mushaf
Okunuş
74Velevlâ en ŝebbetnâke leḳad kitte terkenü ileyhim şeyʾen ḳalîlâ.
75İẕel leeẕaḳnâke ḍiʿfe-lḥayâti veḍiʿfe-lmemâti ŝümme lâ tecidü leke ʿaleynâ neṣîrâ.
76Vein kâdû leyestefizzûneke mine-lʾarḍi liyuḫricûke minhâ veiẕel lâ yelbeŝûne ḫilâfeke illâ ḳalîlâ.
77Sünnete men ḳad erselnâ ḳableke mir rusülinâ velâ tecidü lisünnetinâ taḥvîlâ.
Ayet 74–77
Ey Peygamber! Şayet Biz bu konuda seni uyarmamış ve imanını güçlendirip, duruşunu sağlamlaştırmasaydık, belki az da olsa onlara meyledebilirdin. Böyle bir tuzağa düşüp yanlış yapsaydın sana dünyada da âhirette de çok çetin bir azap yaşatırdık ve seni elimizden kimse de kurtaramazdı.
Seni tuzaklarına düşüremeyeceklerini anlayan müşrik ve kâfirler bu defa da yurdundan, yuvandan kovabilmek için her türlü eziyete başvurmaya başladılar, şurası da bir gerçek ki seni çıkardıktan sonra onlar da orada fazla kalamayacaklar. Senden önce gönderdiğimiz peygamberler için de uyguladığımız kanunumuz budur. Bizim kanunumuzda bir değişiklik bulamazsın.
İsrâ 78
1 ayetاَقِمِ الصَّلٰوةَ لِدُلُوكِ الشَّمْسِ اِلٰى غَسَقِ الَّيْلِ وَقُرْاٰنَ الْفَجْرِۜ اِنَّ قُرْاٰنَ الْفَجْرِ كَانَ مَشْهُودًا ٧٨
Mushaf
Okunuş
78Eḳimi-ṣṣalâte lidülûki-şşemsi ilâ gaseḳi-lleyli veḳurʾâne-lfecr. inne ḳurʾâne-lfecri kâne meşhûdâ.
Ayet 78
Güneşin zirveyi aşıp da gecenin çöküşüne kadar olan sürede hakkını vererek bilinçle namazını kıl, sabah namazını da sakın ihmal etme, çünkü sabah namazı insanın algılamasının yüksek, manevi duygularının yoğun olduğu vaktin namazıdır.
İsrâ 79
1 ayetوَمِنَ الَّيْلِ فَتَهَجَّدْ بِه۪ نَافِلَةً لَكَۗ عَسٰٓى اَنْ يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَحْمُودًا ٧٩
Mushaf
Okunuş
79Vemine-lleyli fetehecced bihî nâfiletel lek. ʿasâ ey yebʿaŝeke rabbüke meḳâmem maḥmûdâ.
Ayet 79
Ey Peygamber! Ayrıca sana mahsus olmak üzere gecenin bir vaktinde, uykuna ara vererek namaz kıl, Rabbin seni böylece övgüye mazhar olacağın bir makama yükseltir.
İlgili ayetler
79Furkan 64Secde 16Zümer 9Müzzemmil 2Müzzemmil 6Müzzemmil 20
İsrâ 80
1 ayetوَقُلْ رَبِّ اَدْخِلْن۪ي مُدْخَلَ صِدْقٍ وَاَخْرِجْن۪ي مُخْرَجَ صِدْقٍ وَاجْعَلْ ل۪ي مِنْ لَدُنْكَ سُلْطَانًا نَص۪يرًا ٨٠
Mushaf
Okunuş
80Veḳur rabbi edḫilnî müdḫale ṣidḳiv veaḫricnî muḫrace ṣidḳiv vecʿal lî mil ledünke sülṭânen neṣîrâ.
Ayet 80
De ki: “Rabbim, bana giriştiğim her işime Senin rızana uygun olarak dürüstçe girmeyi, çıkacağım her yerden de Senin rızana uygun dürüstçe çıkmayı nasip eyle, bana kendi katından güç ve destek ver, mücadelemde başarılı kıl.”
İsrâ 81
1 ayetوَقُلْ جَٓاءَ الْحَقُّ وَزَهَقَ الْبَاطِلُۜ اِنَّ الْبَاطِلَ كَانَ زَهُوقًا ٨١
Mushaf
Okunuş
81Veḳul câe-lḥaḳḳu vezeheḳa-lbâṭil. inne-lbâṭile kâne zehûḳâ.
Ayet 81
Ve yine de ki: “Artık Kur’an ile hak geldi, onun karşısında hiçbir nizam doğruluk iddiasında bulunamaz ve karşısında tutunamaz. Zaten bâtıl ve sahte olan yok olup gitmeye mahkûmdur. Çünkü beşerin icadı olan her sistem de beşer gibi çürüyüp gidecektir.”
İlgili ayetler
İsrâ 82
1 ayetوَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفَٓاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِن۪ينَۙ وَلَا يَز۪يدُ الظَّالِم۪ينَ اِلَّا خَسَارًا ٨٢
Mushaf
Okunuş
82Venünezzilü mine-lḳurʾâni mâ hüve şifâüv veraḥmetül lilmüʾminîne velâ yezîdu-żżâlimîne illâ ḫasârâ.
Ayet 82
Biz bu Kur’an’ı, Allah’ın davetine iman edip O’na karşı sorumluluklarını yerine getirenler için şifa ve rahmet kaynağı olarak indirdik. Kur’an, Allah’ın davetinden yüz çeviren nankör ve zalimlerin de zarar, ziyan, hüsran ve yıkımını artırır.
İsrâ 83
1 ayetوَاِذَٓا اَنْعَمْنَا عَلَى الْاِنْسَانِ اَعْرَضَ وَنَاٰ بِجَانِبِه۪ۚ وَاِذَا مَسَّهُ الشَّرُّ كَانَ يَؤُ۫سًا ٨٣
Mushaf
Okunuş
83Veiẕâ enʿamnâ ʿale-lʾinsâni aʿraḍa veneâ bicânibih. veiẕâ messehü-şşerru kâne yeûsâ.
Ayet 83
Bizim bolca nimetler bahşettiğimiz insanlardan çoğu şükretmez, şımarıp azgınlaşır. Nankörlük edip davetimizden yüz çevirip yan çizer, başına bir sıkıntı, bir darlık geldiğinde ise bu defa da hemen umutsuzluğa kapılır.
İsrâ 84
1 ayetقُلْ كُلٌّ يَعْمَلُ عَلٰى شَاكِلَتِه۪ۜ فَرَبُّكُمْ اَعْلَمُ بِمَنْ هُوَ اَهْدٰى سَب۪يلًا۟ ٨٤
Mushaf
Okunuş
84Ḳul küllüy yaʿmelü ʿalâ şâkiletih. ferabbüküm aʿlemü bimen hüve ehdâ sebîlâ.
Ayet 84
Ey Peygamber! De ki: “Her insan kime ve neye göre, nasıl yaşamak istiyorsa bunu seçer ve buna göre de yaşar. Rabbiniz kimin doğru olanı, kimin de yanlışı seçtiğini çok iyi bilmektedir.”
İsrâ 85
1 ayetوَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الرُّوحِۜ قُلِ الرُّوحُ مِنْ اَمْرِ رَبّ۪ي وَمَٓا اُو۫ت۪يتُمْ مِنَ الْعِلْمِ اِلَّا قَل۪يلًا ٨٥
Mushaf
Okunuş
85Veyesʾelûneke ʿani-rrûḥ. ḳuli-rrûḥu min emri rabbî vemâ ûtîtüm mine-lʿilmi illâ ḳalîlâ.
Ayet 85
Ey Peygamber! Bir de sana bildirmekte olduğumuz ruhun (vahyin) nasıl ulaştırıldığını soruyorlar, sen onlara de ki: “O bana Rabbimin emri ile ulaştırılmaktadır, ben sadece bana ulaştıranı ve ulaştırılanları biliyorum. Bu konuda size ancak bu kadar bildirebilirim.”
İsrâ 86–87
2 ayetوَلَئِنْ شِئْنَا لَنَذْهَبَنَّ بِالَّذ۪ٓي اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ ثُمَّ لَا تَجِدُ لَكَ بِه۪ عَلَيْنَا وَك۪يلًاۙ ٨٦ اِلَّا رَحْمَةً مِنْ رَبِّكَۜ اِنَّ فَضْلَهُ كَانَ عَلَيْكَ كَب۪يرًا ٨٧
Mushaf
Okunuş
86Velein şiʾnâ leneẕhebenne billeẕî evḥaynâ ileyke ŝümme lâ tecidü leke bihî ʿaleynâ vekîlâ.
87İllâ raḥmetem mir rabbik. inne faḍlehû kâne ʿaleyke kebîrâ.
Ayet 86–87
İlâhî daveti inatla reddetmeleri sebebiyle vahyettiklerimizi unutturup hayatlarından çıkardığımız kimselere yaptığımız gibi dilersek sana da vahyettiklerimizi unutturup yok ederiz. Buna hiç kimse mani olamaz. Allah’ın vahyettiklerini unutturmaması sizin için büyük bir lütuftur.
İlgili ayetler
İsrâ 88
1 ayetقُلْ لَئِنِ اجْتَمَعَتِ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلٰٓى اَنْ يَاْتُوا بِمِثْلِ هٰذَا الْقُرْاٰنِ لَا يَاْتُونَ بِمِثْلِه۪ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَه۪يرًا ٨٨
Mushaf
Okunuş
88Ḳul leini-ctemeʿati-lʾinsü velcinnü ʿalâ ey yeʾtû bimiŝli hâẕe-lḳurʾâni lâ yeʾtûne bimiŝlihî velev kâne baʿḍuhüm libaʿḍin żahîrâ.
Ayet 88
Bütün insanlar ve cinler bir araya gelseler ve bütün güçlerini, imkânlarını ortaya koysalar, bu konuda birbirlerine destek olsalar, yine de Kur’an’ın bir benzerini ortaya koyamazlar.
İsrâ 89–93
5 ayetوَلَقَدْ صَرَّفْنَا لِلنَّاسِ ف۪ي هٰذَا الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ مَثَلٍۘ فَاَبٰٓى اَكْثَرُ النَّاسِ اِلَّا كُفُورًا ٨٩ وَقَالُوا لَنْ نُؤْمِنَ لَكَ حَتّٰى تَفْجُرَ لَنَا مِنَ الْاَرْضِ يَنْبُوعًاۙ ٩٠ اَوْ تَكُونَ لَكَ جَنَّةٌ مِنْ نَخ۪يلٍ وَعِنَبٍ فَتُفَجِّرَ الْاَنْهَارَ خِلَالَهَا تَفْج۪يرًاۙ ٩١ اَوْ تُسْقِطَ السَّمَٓاءَ كَمَا زَعَمْتَ عَلَيْنَا كِسَفًا اَوْ تَاْتِيَ بِاللّٰهِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ قَب۪يلًاۙ ٩٢ اَوْ يَكُونَ لَكَ بَيْتٌ مِنْ زُخْرُفٍ اَوْ تَرْقٰى فِي السَّمَٓاءِۜ وَلَنْ نُؤْمِنَ لِرُقِيِّكَ حَتّٰى تُنَزِّلَ عَلَيْنَا كِتَابًا نَقْرَؤُ۬هُۜ قُلْ سُبْحَانَ رَبّ۪ي هَلْ كُنْتُ اِلَّا بَشَرًا رَسُولًا۟ ٩٣
Mushaf
Okunuş
89Veleḳad ṣarrafnâ linnâsi fî hâẕe-lḳurʾâni min külli meŝel. feebâ ekŝeru-nnâsi illâ küfûrâ.
90Veḳâlû len nüʾmine leke ḥattâ tefcüra lenâ mine-lʾarḍi yembûʿâ.
91Ev tekûne leke cennetüm min neḫîliv veʿinebin fetüfeccira-lʾenhâra ḫilâlehâ tefcîrâ.
92Ev tüsḳiṭa-ssemâe kemâ zaʿamte ʿaleynâ kisefen ev teʾtiye billâhi velmelâiketi ḳabîlâ.
93Ev yekûne leke beytüm min zuḫrufin ev terḳâ fi-ssemâʾ. velen nüʾmine liruḳiyyike ḥattâ tünezzile ʿaleynâ kitâben naḳraüh. ḳul sübḥâne rabbî hel küntü illâ beşerar rasûlâ.
Ayet 89–93
Biz bu Kur’an’da insanlar için tek doğru olan hayat nizamı ile ahlakını tüm açıklığı, ayrıntıları ve misalleri ile tekrar tekrar anlattık, buna rağmen insanların çoğunun bundan yüz çevirmesi nankörlük ve küstahlıktan başka bir şey değildir.
Bu nankör inkârcılar bir de kalkmış sana, “Söylediklerine inanmamız için bize yerden pınarlar fışkırtmalısın, hurma ağaçları ve asmalardan oluşan mucize bir bahçen olmalı, o bahçe içinden ırmaklar akıtmalısın ya da Kıyamet Günü’nden önce olacağını iddia ettiğin gibi, göğü paramparça başımıza indirmelisin ve Allah ile melekleri de karşımıza çıkarmalısın. Ayrıca senin altından bir köşkün de olmalı, göğe yükselmeli, oradan bize bir de kitap getirmelisin, biz de onu okuyup senin dediklerini orada da görmeliyiz.
Bu saydıklarımızı görmedikçe senin peygamber olduğuna asla inanmayız ve davetini de kabul etmeyiz.” diyorlar. Sen de onlara de ki: “Bu söylediklerinizi yapma gücüne sahip olan sadece Rabbimdir, ben ise sizlere O’nun âyetlerini tebliğ etmekle görevlendirilmiş ve gücü sizler gibi sınırlı olan bir insanım.”
İsrâ 94–95
2 ayetوَمَا مَنَعَ النَّاسَ اَنْ يُؤْمِنُٓوا اِذْ جَٓاءَهُمُ الْهُدٰٓى اِلَّٓا اَنْ قَالُٓوا اَبَعَثَ اللّٰهُ بَشَرًا رَسُولًا ٩٤ قُلْ لَوْ كَانَ فِي الْاَرْضِ مَلٰٓئِكَةٌ يَمْشُونَ مُطْمَئِنّ۪ينَ لَنَزَّلْنَا عَلَيْهِمْ مِنَ السَّمَٓاءِ مَلَكًا رَسُولًا ٩٥
Mushaf
Okunuş
94Vemâ meneʿa-nnâse ey yüʾminû iẕ câehümü-lhüdâ illâ en ḳâlû ebeʿaŝe-llâhü beşerar rasûlâ.
95Ḳul lev kâne fi-lʾarḍi melâiketüy yemşûne muṭmeinnîne lenezzelnâ ʿaleyhim mine-ssemâi meleker rasûlâ.
Ayet 94–95
Kendilerine Allah’ın âyetleri ulaştırıldığında, müşrik ve kâfirleri buna uymaktan alıkoyan bir başka bahaneleri de, “Ne yani, Allah bizim gibi ölümlü bir insanı mı peygamber olarak gönderdi? Bu olacak şey değil.” demeleridir.
Ey Peygamber! Sen de onlara de ki: Allah buyurdu ki: “Şayet yeryüzünde yaşayanlar melekler olsaydı, elbette Biz onlara peygamber olarak gökten bir melek indirip gönderirdik.”
İsrâ 96
1 ayetقُلْ كَفٰى بِاللّٰهِ شَه۪يدًا بَيْن۪ي وَبَيْنَكُمْۜ اِنَّهُ كَانَ بِعِبَادِه۪ خَب۪يرًا بَص۪يرًا ٩٦
Mushaf
Okunuş
96Ḳul kefâ billâhi şehîdem beynî vebeyneküm. innehû kâne biʿibâdihî ḫabîram beṣîrâ.
Ayet 96
De ki: “Benimle sizin aranızda olanlara karşı şahit olarak Allah yeter. O her şeyi görüp bilmekte, her şeyden haberdar olmaktadır.”
İlgili ayetler
İsrâ 97–98
2 ayetوَمَنْ يَهْدِ اللّٰهُ فَهُوَ الْمُهْتَدِۚ وَمَنْ يُضْلِلْ فَلَنْ تَجِدَ لَهُمْ اَوْلِيَٓاءَ مِنْ دُونِه۪ۜ وَنَحْشُرُهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ عَلٰى وُجُوهِهِمْ عُمْيًا وَبُكْمًا وَصُمًّاۜ مَاْوٰيهُمْ جَهَنَّمُۜ كُلَّمَا خَبَتْ زِدْنَاهُمْ سَع۪يرًا ٩٧ ذٰلِكَ جَزَٓاؤُ۬هُمْ بِاَنَّهُمْ كَفَرُوا بِاٰيَاتِنَا وَقَالُٓوا ءَاِذَا كُنَّا عِظَامًا وَرُفَاتًا ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَ خَلْقًا جَد۪يدًا ٩٨
Mushaf
Okunuş
97Vemey yehdi-llâhü fehüve-lmühted. vemey yuḍlil felen tecide lehüm evliyâe min dûnih. venaḥşüruhüm yevme-lḳiyâmeti ʿalâ vucûhihim ʿumyev vebükmev veṣummâ. meʾvâhüm cehennem. küllemâ ḫabet zidnâhüm seʿîrâ.
98Ẕâlike cezâühüm biennehüm keferû biâyâtinâ veḳâlû eiẕâ künnâ ʿiżâmev verufâten einnâ lemebʿûŝûne ḫalḳan cedîdâ.
Ayet 97–98
Ancak, Allah’ın davetine iman edip, imanının gerektirdiği hayatı yaşamak uğrunda ellerinden gelen çabayı gösterenler, doğru yolu bulmuşlardır. Bundan sonra başka bir yolu ısrarla ve inatla hayat tarzı olarak seçenleri de, Allah tercih ettikleri bataklıklarında kendi hallerine bırakır ve onlara yardım da etmez. Kıyamet Gününde onları körler, sağırlar ve dilsizler olarak toplayıp yüzükoyun süründürerek cehenneme sürükler, cehennemin ateşi de ne zaman zayıflamaya başlarsa tekrar harlı alevler halinde tutuşturulup güçlendirilir.
Bu ceza, onların Kur’an ile bildirilenleri kabul etmemeleri ve “Demek biz ölüp toprağa karıştıktan sonra yeniden mi diriltilecekmişiz?” diyerek âhiretle alay etmeleri sebebi ile hak ettikleri cezalarıdır.
İsrâ 99
1 ayetاَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّ اللّٰهَ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ قَادِرٌ عَلٰٓى اَنْ يَخْلُقَ مِثْلَهُمْ وَجَعَلَ لَهُمْ اَجَلًا لَا رَيْبَ ف۪يهِۜ فَاَبَى الظَّالِمُونَ اِلَّا كُفُورًا ٩٩
Mushaf
Okunuş
99Evelem yerav enne-llâhe-lleẕî ḫaleḳa-ssemâvâti velʾarḍa ḳâdirun ʿalâ ey yaḫlüḳa miŝlehüm veceʿale lehüm ecelel lâ raybe fîh. feebe-żżâlimûne illâ küfûrâ.
Ayet 99
Bu insanlar gökleri, yeri ve aralarında olanları yoktan yaratan Allah’ın, kendilerini öldükten sonra tekrar yaratabileceğini hiç mi düşünmüyorlar? Hiç şüpheniz olmasın ki, yeniden diriltileceğiniz gün geldiğinde, mutlaka Allah’ın huzurunda toplanacaksınız. Onların bu gerçekten yüz çevirmeleri, nankörlük ve küstahlıktan başka bir şey değildir.
İlgili ayetler
İsrâ 100
1 ayetقُلْ لَوْ اَنْتُمْ تَمْلِكُونَ خَزَٓائِنَ رَحْمَةِ رَبّ۪ٓي اِذًا لَاَمْسَكْتُمْ خَشْيَةَ الْاِنْفَاقِۜ وَكَانَ الْاِنْسَانُ قَتُورًا۟ ١٠٠
Mushaf
Okunuş
100Ḳul lev entüm temlikûne ḫazâine raḥmeti rabbî iẕel leemsektüm ḫaşyete-lʾinfâḳ. vekâne-lʾinsânü ḳatûrâ.
Ayet 100
De ki: “Ey insanlar! Rabbimizin rahmet, nimet ve rızık hazinelerine siz sahip olsaydınız, verirsek tükenir korkusuyla sımsıkı sarılır ve kimseye bir şey vermezdiniz, çünkü cahil insan çok tamahkâr, çok da cimridir.”
İlgili ayetler
İsrâ 101–103
3 ayetوَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسٰى تِسْعَ اٰيَاتٍ بَيِّنَاتٍ فَسْـَٔلْ بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ اِذْ جَٓاءَهُمْ فَقَالَ لَهُ فِرْعَوْنُ اِنّ۪ي لَاَظُنُّكَ يَا مُوسٰى مَسْحُورًا ١٠١ قَالَ لَقَدْ عَلِمْتَ مَٓا اَنْزَلَ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اِلَّا رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ بَصَٓائِرَۚ وَاِنّ۪ي لَاَظُنُّكَ يَا فِرْعَوْنُ مَثْبُورًا ١٠٢ فَاَرَادَ اَنْ يَسْتَفِزَّهُمْ مِنَ الْاَرْضِ فَاَغْرَقْنَاهُ وَمَنْ مَعَهُ جَم۪يعًاۙ ١٠٣
Mushaf
Okunuş
101Veleḳad âteynâ mûsâ tisʿa âyâtim beyyinâtin fesʾel benî isrâîle iẕ câehüm feḳâle lehû firʿavnü innî leeżunnüke yâ mûsâ mesḥûrâ.
102Ḳâle leḳad ʿalimte mâ enzele hâülâi illâ rabbü-ssemâvâti velʾarḍi beṣâir. veinnî leeżunnüke yâ firʿavnü meŝbûrâ.
103Feerâde ey yestefizzehüm mine-lʾarḍi feagraḳnâhü vemem meʿahû cemîʿâ.
Ayet 101–103
Biz Musa’ya âyetlerimizle birlikte, peygamberliğinin delili olmak üzere dokuz da mucize bahşetmiştik, İsrailoğullarına bunu sor. Musa bu mucizeler ve âyetlerle birlikte Firavun’a geldiğinde, neler yaşandığını sana anlatacaklardır.
Musa, Firavun’u Allah’ın daveti hayat nizamı ile yaşamaya davet ettiğinde Firavun ona: “Ey Musa! Bence sen sihirbazsın.” demişti.
Musa da dönüp ona, “Sen de pekâlâ biliyorsun ki göklerin ve yerin Rabbi olan Allah’tan başka, hiç kimsenin gücü bu mucizeleri göstermeye yetmez. Ey Firavun! Ben de senin apaçık olan bunca gerçeğe rağmen, daveti kabul etmemen sebebiyle azabı hak ettiğini görmekteyim.” dedi.
Bunun üzerine Firavun, Musa ve beraberindekilerin kökünü kazıyıp yok etmeye karar verdi. Biz de Musa ile birlikte olanları onun zulmünden kurtarıp Firavun ve adamlarını suda boğduk.
İsrâ 104
1 ayetوَقُلْنَا مِنْ بَعْدِه۪ لِبَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ اسْكُنُوا الْاَرْضَ فَاِذَا جَٓاءَ وَعْدُ الْاٰخِرَةِ جِئْنَا بِكُمْ لَف۪يفًاۜ ١٠٤
Mushaf
Okunuş
104Veḳulnâ mim baʿdihî libenî isrâîle-skünü-lʾarḍa feiẕâ câe vaʿdü-lʾâḫirati ciʾnâ biküm lefîfâ.
Ayet 104
Bu olayın ardından da İsrailoğullarına, “Şimdi artık yeryüzüne, güvenlik içinde Firavun korkusu olmadan yerleşin ve Hesap Günü hepinizi bir araya toplayıp, davetimize karşı tutumunuzdan sorgulayacağımızı da sakın aklınızdan çıkarmayın.” diye bildirdik.
İsrâ 105–106
2 ayetوَبِالْحَقِّ اَنْزَلْنَاهُ وَبِالْحَقِّ نَزَلَۜ وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا مُبَشِّرًا وَنَذ۪يرًاۢ ١٠٥ وَقُرْاٰنًا فَرَقْنَاهُ لِتَقْرَاَهُ۫ عَلَى النَّاسِ عَلٰى مُكْثٍ وَنَزَّلْنَاهُ تَنْز۪يلًا ١٠٦
Mushaf
Okunuş
105Vebilḥaḳḳi enzelnâhü vebilḥaḳḳi nezel. vemâ erselnâke illâ mübeşşirav veneẕîrâ.
106Veḳurʾânen feraḳnâhü litaḳraehû ʿale-nnâsi ʿalâ mükŝiv venezzelnâhü tenzîlâ.
Ayet 105–106
Biz bu Kur’an’ı, insanlara yaratılış sebeplerini açıklayıp duyurmak ve ona uygun yaşamaya davet için indirdik. Ey Peygamber! Seni de davete uyanları müjdelemek, uymak istemeyenleri de uyarmakla görevlendirdik.
Kur’an’ı, üzerinde dura dura, yavaş yavaş, okuyup uygulayasın diye bölüm bölüm ve zamana yayarak indirdik.
İsrâ 107–109
3 ayetقُلْ اٰمِنُوا بِه۪ٓ اَوْ لَا تُؤْمِنُواۜ اِنَّ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ مِنْ قَبْلِه۪ٓ اِذَا يُتْلٰى عَلَيْهِمْ يَخِرُّونَ لِلْاَذْقَانِ سُجَّدًاۙ ١٠٧ وَيَقُولُونَ سُبْحَانَ رَبِّنَٓا اِنْ كَانَ وَعْدُ رَبِّنَا لَمَفْعُولًا ١٠٨ وَيَخِرُّونَ لِلْاَذْقَانِ يَبْكُونَ وَيَز۪يدُهُمْ خُشُوعًا ١٠٩
Mushaf
Okunuş
107Ḳul âminû bihî ev lâ tüʾminû. inne-lleẕîne ûtü-lʿilme min ḳablihî iẕâ yütlâ ʿaleyhim yeḫirrûne lilʾeẕḳâni süccedâ.
108Veyeḳûlûne sübḥâne rabbinâ in kâne vaʿdü rabbinâ lemefʿûlâ.
109Veyeḫirrûne lilʾeẕḳâni yebkûne veyezîdühüm ḫuşûʿâ.
Ayet 107–109
Ey Peygamber! Senin peygamberliğine ve Kur’an’ın Rabbiniz tarafından indirilmekte olduğuna inanmak istemeyenlere de ki: “Sizler ister inanın, isterseniz inanmayın. Hiç şüphesiz geçmiş vahiylerden az da olsa bilgisi olan ve Allah’ın davetine uygun yaşamak isteyenler, Kur’an okununca hemen secdeye kapanır ve derler ki: ‘Rabbimizin ilmi ve kudreti sınırsızdır. O, tek yüce olandır ve bu duyduklarımız O’nun vaadinin gerçekleşmesi, son peygamberin gelmiş olmasının habercisidir.’” Böylece kitap ehlinden bir kısım kimseler duydukları gerçeklere teslim olmanın gayreti içinde, yaşlı gözlerle saygı ve huşu içinde Kur’an’ı dinlerler.
İlgili ayetler
İsrâ 110
1 ayetقُلِ ادْعُوا اللّٰهَ اَوِ ادْعُوا الرَّحْمٰنَۜ اَيًّا مَا تَدْعُوا فَلَهُ الْاَسْمَٓاءُ الْحُسْنٰىۚ وَلَا تَجْهَرْ بِصَلَاتِكَ وَلَا تُخَافِتْ بِهَا وَابْتَغِ بَيْنَ ذٰلِكَ سَب۪يلًا ١١٠
Mushaf
Okunuş
110Ḳuli-dʿü-llâhe evi-dʿü-rraḥmân. eyyem mâ tedʿû felehü-lʾesmâü-lḥusnâ. velâ techer biṣalâtike velâ tüḫâfit bihâ vebtegi beyne ẕâlike sebîlâ.
Ayet 110
De ki: “İster Allah diyerek, ister Rahman diyerek dua edin, Allah’ın isimlerinden hangisi ile dua ederseniz edin, bilesiniz ki en güzel isimler Allah’ındır. O’na dua ederken ve namaz kılarken sesinizi ne çok yükseltin, ne de çok kısın, ikisi arasında bir yol tutun.”
İlgili ayetler
İsrâ 111
1 ayetوَقُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي لَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَمْ يَكُنْ لَهُ شَر۪يكٌ فِي الْمُلْكِ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ وَلِيٌّ مِنَ الذُّلِّ وَكَبِّرْهُ تَكْب۪يرًا ١١١
Mushaf
Okunuş
111Veḳuli-lḥamdü lillâhi-lleẕî lem yetteḫiẕ veledev velem yekül lehû şerîkün fi-lmülki velem yekül lehû veliyyüm mine-ẕẕülli vekebbirhü tekbîrâ.
Ayet 111
Ve yine de ki: “Şükredip, övülmeye layık olan yalnızca Allah’tır. Kâinatta olan her şeyi yaratan, yarattıklarının sahibi olan, nizamlarını kurup, yasalarını oluşturan ve hükmünde ortağı olmayan, evlat edinmemiş, yardıma ihtiyacı olmayan sadece Allah’tır.”
Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.
Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.
Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Kasas, sonra Yunus indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla