Birlikte anlatılan ayetler gruplar hâlinde: her grubun Arapçası, okunuşu ve meali bir arada. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıylaBakara 1–5
5 ayetالٓمٓۚ ١ ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَۚۛ ف۪يهِۚۛ هُدًى لِلْمُتَّق۪ينَۙ ٢ اَلَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۙ ٣ وَالَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَۚ وَبِالْاٰخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَۜ ٤ اُو۬لٰٓئِكَ عَلٰى هُدًى مِنْ رَبِّهِمْ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ ٥
Mushaf
Okunuş
1Elif-lâm-mîm.
2Ẕâlike-lkitâbü lâ raybe fîh. hüdel lilmütteḳîn.
3Elleẕîne yüʾminûne bilgaybi veyüḳîmûne-ṣṣalâte vemimmâ razaḳnâhüm yünfiḳûn.
4Velleẕîne yüʾminûne bimâ ünzile ileyke vemâ ünzile min ḳablik. vebilʾâḫirati hüm yûḳinûn.
5Ülâike ʿalâ hüdem mir rabbihim veülâike hümü-lmüfliḥûn.
Ayet 1–5
Elif. Lam. Mim. Allah’ın, yarattığı seslerin harflerinden oluşan sözlerle gönderdiği Kur’an’ın, ilahi bir davet kitabı olduğundan şüpheniz olmasın. Bu Kur’an Allah’ı layıkıyla tanımak, yaratılışının gayesini bilmek, hayatını o gayeye uygun yaşamak ve böylece gerçeğe ulaşmak isteyen muttakiler için hidayet (doğru yol) rehberidir.
Muttakiler gayba inanır, öldükten sonra diriltilip Allah’ın huzurunda toplanacaklarına ve âhiret hayatına iman ederler, namazlarını titizlikle ve bilinçle kılar, Allah’ın kendilerine lütfettiği nimetlerden O’nun davetine hizmet yolunda harcarlar. Ey Peygamber! Onlar sana ve senden önceki peygamberler ile indirilen kitaplara da iman ederler. İşte böyleleri, Rablerinin rehberliğine teslim olarak mutluluğa kavuşurlar.
İlgili ayetler
Bakara 6–7
2 ayetاِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا سَوَٓاءٌ عَلَيْهِمْ ءَاَنْذَرْتَهُمْ اَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ ٦ خَتَمَ اللّٰهُ عَلٰى قُلُوبِهِمْ وَعَلٰى سَمْعِهِمْۜ وَعَلٰٓى اَبْصَارِهِمْ غِشَاوَةٌۘ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظ۪يمٌ۟ ٧
Mushaf
Okunuş
6İnne-lleẕîne keferû sevâün ʿaleyhim eenẕertehüm em lem tünẕirhüm lâ yüʾminûn.
7Ḫateme-llâhü ʿalâ ḳulûbihim veʿalâ semʿihim. veʿalâ ebṣârihim gişâveh. velehüm ʿaẕâbün ʿażîm.
Ayet 6–7
Allah’ın kâinatı ve insanları yaratmasındaki maksadını düşünmeyip, önemsemeyen kimseleri uyarıp gerçeğe davet etsen de etmesen de onlar için fark etmez, çünkü onlar gerçeğe gözlerini kapayıp, kulaklarını tıkamış ve kalplerini kilitlemişlerdir. Bu yüzden Allah onları çetin bir azap ile cezalandıracaktır.
Bakara 8–16
9 ayetوَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَقُولُ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَبِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَمَا هُمْ بِمُؤْمِن۪ينَۢ ٨ يُخَادِعُونَ اللّٰهَ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُواۚ وَمَا يَخْدَعُونَ اِلَّٓا اَنْفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَۜ ٩ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌۙ فَزَادَهُمُ اللّٰهُ مَرَضًاۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌۙ بِمَا كَانُوا يَكْذِبُونَ ١٠ وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمْ لَا تُفْسِدُوا فِي الْاَرْضِۙ قَالُٓوا اِنَّمَا نَحْنُ مُصْلِحُونَ ١١ اَلَٓا اِنَّهُمْ هُمُ الْمُفْسِدُونَ وَلٰكِنْ لَا يَشْعُرُونَ ١٢ وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمْ اٰمِنُوا كَمَٓا اٰمَنَ النَّاسُ قَالُٓوا اَنُؤْمِنُ كَمَٓا اٰمَنَ السُّفَهَٓاءُۜ اَلَٓا اِنَّهُمْ هُمُ السُّفَهَٓاءُ وَلٰكِنْ لَا يَعْلَمُونَ ١٣ وَاِذَا لَقُوا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا قَالُٓوا اٰمَنَّاۚ وَاِذَا خَلَوْا اِلٰى شَيَاط۪ينِهِمْۙ قَالُٓوا اِنَّا مَعَكُمْۙ اِنَّمَا نَحْنُ مُسْتَهْزِؤُ۫نَ ١٤ اَللّٰهُ يَسْتَهْزِئُ بِهِمْ وَيَمُدُّهُمْ ف۪ي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ ١٥ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ اشْتَرَوُا الضَّلَالَةَ بِالْهُدٰىۖ فَمَا رَبِحَتْ تِجَارَتُهُمْ وَمَا كَانُوا مُهْتَد۪ينَ ١٦
Mushaf
Okunuş
8Vemine-nnâsi mey yeḳûlü âmennâ billâhi vebilyevmi-lʾâḫiri vemâ hüm bimüʾminîn.
9Yüḫâdiʿûne-llâhe velleẕîne âmenû. vemâ yaḫdeʿûne illâ enfüsehüm vemâ yeşʿurûn.
10Fî ḳulûbihim meraḍun fezâdehümü-llâhü meraḍâ. velehüm ʿaẕâbün elîmüm bimâ kânû yekẕibûn.
11Veiẕâ ḳîle lehüm lâ tüfsidû fi-lʾarḍi ḳâlû innemâ naḥnü muṣliḥûn.
12Elâ innehüm hümü-lmüfsidûne velâkil lâ yeşʿurûn.
13Veiẕâ ḳîle lehüm âminû kemâ âmene-nnâsü ḳâlû enüʾminü kemâ âmene-ssüfehâʾ. elâ innehüm hümü-ssüfehâü velâkil lâ yaʿlemûn.
14Veiẕâ leḳu-lleẕîne âmenû ḳâlû âmennâ. veiẕâ ḫalev ilâ şeyâṭînihim ḳâlû innâ meʿaküm innemâ naḥnü müstehziûn.
15Allâhü yestehziü bihim veyemüddühüm fî ṭugyânihim yaʿmehûn.
16Ülâike-lleẕîne-şteravu-ḍḍalâlete bilhüdâ. femâ rabiḥat ticâratühüm vemâ kânû mühtedîn.
Ayet 8–16
Öyle kimseler de vardır ki, gerçekten inanmadıkları halde Allah’a, Rab ve ilah olarak inanıp Âhiret Günü’ne de iman ettiklerini söylerler. Böylece hem Allah’ı hem de mü’minleri aldattıklarını zannederler. Oysa onlar sadece kendilerini aldatırlar fakat bunun farkında değiller.
Onların ikiyüzlülükleri sebebi ile kalplerine fitne ve nifak hastalığı yerleşmiştir. Yürekten inanıp teslim olmadıkları için Allah da onların o hastalıklarını artırmıştır. Cehennem azabı onları beklemektedir. Böyle kimselere “Yeryüzünde yozlaşmaya, çürümeye, bozgunculuğa sebep olacak işler yapmayın” denildiğinde, “Biz bozguncu, yozlaştırıcı değil yapıcı, iyileştirici, ıslah edici kimseleriz.” derler.
Hâlbuki onlar kesinlikle fesat çıkarmanın, insanları Allah’ın daveti olan hayat nizamını yaşamaktan uzaklaştırmanın peşindeler fakat yaptıklarının da doğru olduğuna inanırlar.
Onlara: “Gelin siz de yürekten iman eden mü’minler gibi dosdoğru kimselerden olun, ikiyüzlü tavırlarınızdan vazgeçin.” denildiğinde ise: “Ne yani, biz de şu beyinsizlerin inandığı gibi mi inanalım?” derler. Fakat gerçek şu ki asıl ahmak ve beyinsiz olan kendileridir ama bunun farkında değiller.
Bunlar dünyevi çıkarlarının söz konusu olduğu yerlerde, mü’minlerle karşı karşıya geldiklerinde, “Biz de sizin gibi inanıyoruz.” demekten de geri durmazlar. Fakat işleri bitip de kendileri gibi olan şeytanın dostlarıyla bir araya gelince de, “Aslında bizim sizden olduğumuzu biliyorsunuz, biz onlarla alay etmek, işimizi gördürmek için bir araya geliyoruz.” derler.
Allah şimdilik onların ikiyüzlü tavırları ve azgınlıkları içinde bir süre daha bataklıklarında debelenmelerine izin vermekte. Günü gelince de hak ettikleri azap ile cezalandıracaktır.
İşte bunlar Allah’ın daveti olan hidayete karşı, dalaleti satın alanlardır ve bu ticaretin onlara hiçbir kârı olmamıştır. Zira bunlar fıtratlarına tek uygun olan hayat nizamının değerini kavramaya yanaşmadılar.
İlgili ayetler
Bakara 17–20
4 ayetمَثَلُهُمْ كَمَثَلِ الَّذِي اسْتَوْقَدَ نَارًاۚ فَلَمَّٓا اَضَٓاءَتْ مَا حَوْلَهُ ذَهَبَ اللّٰهُ بِنُورِهِمْ وَتَرَكَهُمْ ف۪ي ظُلُمَاتٍ لَا يُبْصِرُونَ ١٧ صُمٌّ بُكْمٌ عُمْيٌ فَهُمْ لَا يَرْجِعُونَۙ ١٨ اَوْ كَصَيِّبٍ مِنَ السَّمَٓاءِ ف۪يهِ ظُلُمَاتٌ وَرَعْدٌ وَبَرْقٌۚ يَجْعَلُونَ اَصَابِعَهُمْ ف۪ٓي اٰذَانِهِمْ مِنَ الصَّوَاعِقِ حَذَرَ الْمَوْتِۜ وَاللّٰهُ مُح۪يطٌ بِالْكَافِر۪ينَ ١٩ يَكَادُ الْبَرْقُ يَخْطَفُ اَبْصَارَهُمْۜ كُلَّمَٓا اَضَٓاءَ لَهُمْ مَشَوْا ف۪يهِۙ وَاِذَٓا اَظْلَمَ عَلَيْهِمْ قَامُواۜ وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَذَهَبَ بِسَمْعِهِمْ وَاَبْصَارِهِمْۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ۟ ٢٠
Mushaf
Okunuş
17Meŝelühüm kemeŝeli-lleẕi-stevḳade nârâ. felemmâ eḍâet mâ ḥavlehû ẕehebe-llâhü binûrihim veterakehüm fî żulümâtil lâ yübṣirûn.
18Ṣummüm bükmün ʿumyün fehüm lâ yerciʿûn.
19Ev keṣayyibim mine-ssemâi fîhi żulümâtüv veraʿdüv veberḳ. yecʿalûne eṣâbiʿahüm fî âẕânihim mine-ṣṣavâʿiḳi ḥaẕera-lmevt. vellâhü müḥîṭum bilkâfirîn.
20Yekâdü-lberḳu yaḫṭafü ebṣârahüm. küllemâ eḍâe lehüm meşev fîhi veiẕâ ażleme ʿaleyhim ḳâmû. velev şâe-llâhü leẕehebe bisemʿihim veebṣârihim. inne-llâhe ʿalâ külli şeyʾin ḳadîr.
Ayet 17–20
Bu münafıkların durumu, sözde etrafı aydınlatmak için ateş yakan fakat asıl amacı yangın çıkarıp etrafı ateşe vermeye çalışan kimselerin durumuna benzer. O ateşi yakmalarıyla birlikte, Allah da yaktıkları ateşi söndürüp onları zifiri karanlığa mahkûm eder.
Onlar gerçeğe karşı kör, sağır ve dilsizdirler, o yüzden de Allah’ın davetine yönelmezler. Bu münafıkların durumu aynı zamanda zifiri karanlık bir gecede, gök gürültüsü ile birlikte şimşekler çakıp yıldırımlar düşmekte, bardaktan boşanırcasına yağmur yağmakta iken ölüm korkusuyla kulaklarını tıkayan, şimşeğin bir anlık göz alıcı ışığında birkaç adım attıktan sonra, tekrar zifiri karanlıkta çakılıp kalan çaresiz zavallının durumuna benzer.
Şayet Allah dileseydi böylelerinin gözlerini tamamen kör, kulaklarını da sağır ederdi. Elbette ki Allah’ın gücü her şeye yeter.
Bakara 21–22
2 ayetيَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اعْبُدُوا رَبَّكُمُ الَّذ۪ي خَلَقَكُمْ وَالَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَۙ ٢١ اَلَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ فِرَاشًا وَالسَّمَٓاءَ بِنَٓاءًۖ وَاَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَخْرَجَ بِه۪ مِنَ الثَّمَرَاتِ رِزْقًا لَكُمْۚ فَلَا تَجْعَلُوا لِلّٰهِ اَنْدَادًا وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ ٢٢
Mushaf
Okunuş
21Yâ eyyühe-nnâsu-ʿbüdû rabbekümü-lleẕî ḫaleḳaküm velleẕîne min ḳabliküm leʿalleküm tetteḳûn.
22Elleẕî ceʿale lekümü-lʾarḍa firâşev vessemâe binaâ. veenzele mine-ssemâi mâen feaḫrace bihî mine-ŝŝemerâti rizḳal leküm. felâ tecʿalû lillâhi endâdev veentüm taʿlemûn.
Ayet 21–22
Ey insanlar! Sizi ve sizden önce yaşamış olanları da yaratan Allah’ın yaratma sebebini düşünün ve davet olunduğunuz doğru yola yönelerek yalnız O’na kulluk edin ki, kurtuluşa erebilesiniz.
Allah, size yeryüzünü geçici bir süre için konaklama yeri olarak yaratıp, oradan rızıklandırmakta, gökyüzünü de üzerinize bir tavan gibi inşa ederek, yağdırdığı yağmurla çeşit çeşit bitkiler yetiştirip lütuflarda bulunmaktadır. O halde Allah’a nankörlük etmeyin, O’na şükredin ve sakın O’ndan başka ilah edinmeyin.
Bakara 23–24
2 ayetوَاِنْ كُنْتُمْ ف۪ي رَيْبٍ مِمَّا نَزَّلْنَا عَلٰى عَبْدِنَا فَاْتُوا بِسُورَةٍ مِنْ مِثْلِه۪ۖ وَادْعُوا شُهَدَٓاءَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ ٢٣ فَاِنْ لَمْ تَفْعَلُوا وَلَنْ تَفْعَلُوا فَاتَّقُوا النَّارَ الَّت۪ي وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُۚ اُعِدَّتْ لِلْكَافِر۪ينَ ٢٤
Mushaf
Okunuş
23Vein küntüm fî raybim mimmâ nezzelnâ ʿalâ ʿabdinâ feʾtû bisûratim mim miŝlih. vedʿû şühedâeküm min dûni-llâhi in küntüm ṣâdiḳîn.
24Feil lem tefʿalû velen tefʿalû fetteḳu-nnâra-lletî veḳûdühe-nnâsü velḥicârah. üʿiddet lilkâfirîn.
Ayet 23–24
Şayet kulumuz ve elçimiz Muhammed’e indirdiğimiz kitabın ilahi bir kitap olduğundan şüphe ediyorsanız, haydi onun sûrelerine benzer bir sûre de sizler getirin. Bunu yapabilmek için de, Allah’tan başka kimden yardım alabilecekseniz o yardımları da alın. Bunu yapabilmeniz mümkün değildir. O halde şirkinizden, küfrünüzden vazgeçip, yalnız Allah’ı ilah edinerek sizi dalaletten, çürümüşlükten kurtarıp, mutluluğa kavuşturacak olan sınırlarını Allah’ın belirlediği bir hayatı yaşamaya yönelin ve böylece yakıtı insanlarla taşlar olan cehennem ateşinden korunun.
Bakara 25
1 ayetوَبَشِّرِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ اَنَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ كُلَّمَا رُزِقُوا مِنْهَا مِنْ ثَمَرَةٍ رِزْقًاۙ قَالُوا هٰذَا الَّذ۪ي رُزِقْنَا مِنْ قَبْلُ وَاُتُوا بِه۪ مُتَشَابِهًاۜ وَلَهُمْ ف۪يهَٓا اَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌ وَهُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ ٢٥
Mushaf
Okunuş
25Vebeşşiri-lleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti enne lehüm cennâtin tecrî min taḥtihe-lʾenhâr. küllemâ ruziḳû minhâ min ŝemeratir rizḳan ḳâlû hâẕe-lleẕî ruziḳnâ min ḳablü veütû bihî müteşâbihâ. velehüm fîhâ ezvâcüm müṭahherâtüv vehüm fîhâ ḫâlidûn.
Ayet 25
Ey Peygamber! Allah’ın davetine iman edip sorumluluklarını yerine getirmek için canla başla gayret edenleri müjdele! Onlar içlerinden ırmaklar akan cennetlerde, en güzel nimetlerle ödüllendirilecekler. Onlara orada her nimetin ikram edilişinde, “Bu nimetler dünya hayatımızda Rabbimizin yarattıklarına benziyor fakat asıl lezzetli olanlar bunlarmış.” diyecekler. Cennette onlara tertemiz eşler de bahşedilecek ve orada daimi mutluluk içinde yaşayacaklar.
İlgili ayetler
Bakara 26–27
2 ayetاِنَّ اللّٰهَ لَا يَسْتَحْي۪ٓ اَنْ يَضْرِبَ مَثَلًا مَا بَعُوضَةً فَمَا فَوْقَهَاۜ فَاَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا فَيَعْلَمُونَ اَنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّهِمْۚ وَاَمَّا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَيَقُولُونَ مَاذَٓا اَرَادَ اللّٰهُ بِهٰذَا مَثَلًاۢ يُضِلُّ بِه۪ كَث۪يرًا وَيَهْد۪ي بِه۪ كَث۪يرًاۜ وَمَا يُضِلُّ بِه۪ٓ اِلَّا الْفَاسِق۪ينَۙ ٢٦ اَلَّذ۪ينَ يَنْقُضُونَ عَهْدَ اللّٰهِ مِنْ بَعْدِ م۪يثَاقِه۪ۖ وَيَقْطَعُونَ مَٓا اَمَرَ اللّٰهُ بِه۪ٓ اَنْ يُوصَلَ وَيُفْسِدُونَ فِي الْاَرْضِۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ ٢٧
Mushaf
Okunuş
26İnne-llâhe lâ yestaḥyî ey yaḍribe meŝelem mâ beʿûḍaten femâ fevḳahâ. feemme-lleẕîne âmenû feyaʿlemûne ennehü-lḥaḳḳu mir rabbihim. veemme-lleẕîne keferû feyeḳûlûne mâẕâ erâde-llâhü bihâẕâ meŝelâ. yüḍillü bihî keŝîrav veyehdî bihî keŝîrâ. vemâ yüḍillü bihî ille-lfâsiḳîn.
27Elleẕîne yenḳuḍûne ʿahde-llâhi mim baʿdi mîŝâḳih. veyaḳṭaʿûne mâ emera-llâhü bihî ey yûṣale veyüfsidûne fi-lʾarḍ. ülâike hümü-lḫâsirûn.
Ayet 26–27
Allah gerçeği kavramaları için insanlara bir sivrisineği, hatta ondan daha küçük ya da büyük olan birçok şeyi misal olarak vermekten çekinmez. Allah’ın âyetlerine iman edenler bilirler ki, Rableri verdiği misalle bir gerçeğin çok daha iyi anlaşılmasını istemektedir.
Müşrik ve kâfirler ise, “Allah’ın böylesine misaller vermesinin bir anlamı yok ki, niçin böyle misaller versin?” derler. Allah, akıllarını kullanıp düşünüp anlamaya çalışmadan davetinden yüz çevirmenin bahanesi peşinde koşan bu kimselere hidayet nasip etmez, ancak Allah’a karşı sorumluluklarını yerine getirmek için gayret edenleri hidayete ulaştırır. Gerçek şu ki Allah fasıkları sapıklıklarında bırakır.
Böyleleri Allah’a verdikleri tevhid (Allah, rab ve ilah bütünlüğü) sözünü bozarlar, O’nun birleştirilmesini emrettiği bu bütünü birbirinden ayırarak yeryüzünde bozgunculuğa sebep olurlar. İşte bunlar, hüsrana uğrayanların ta kendileridir.
Bakara 28–34
7 ayetكَيْفَ تَكْفُرُونَ بِاللّٰهِ وَكُنْتُمْ اَمْوَاتًا فَاَحْيَاكُمْۚ ثُمَّ يُم۪يتُكُمْ ثُمَّ يُحْي۪يكُمْ ثُمَّ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ٢٨ هُوَ الَّذ۪ي خَلَقَ لَكُمْ مَا فِي الْاَرْضِ جَم۪يعًا ثُمَّ اسْتَوٰٓى اِلَى السَّمَٓاءِ فَسَوّٰيهُنَّ سَبْعَ سَمٰوَاتٍۜ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ۟ ٢٩ وَاِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلٰٓئِكَةِ اِنّ۪ي جَاعِلٌ فِي الْاَرْضِ خَل۪يفَةًۜ قَالُٓوا اَتَجْعَلُ ف۪يهَا مَنْ يُفْسِدُ ف۪يهَا وَيَسْفِكُ الدِّمَٓاءَۚ وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَۜ قَالَ اِنّ۪ٓي اَعْلَمُ مَا لَا تَعْلَمُونَ ٣٠ وَعَلَّمَ اٰدَمَ الْاَسْمَٓاءَ كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى الْمَلٰٓئِكَةِ فَقَالَ اَنْبِؤُ۫ن۪ي بِاَسْمَٓاءِ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ ٣١ قَالُوا سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَاۜ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَل۪يمُ الْحَك۪يمُ ٣٢ قَالَ يَٓا اٰدَمُ اَنْبِئْهُمْ بِاَسْمَٓائِهِمْۚ فَلَمَّٓا اَنْبَاَهُمْ بِاَسْمَٓائِهِمْۙ قَالَ اَلَمْ اَقُلْ لَكُمْ اِنّ۪ٓي اَعْلَمُ غَيْبَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا كُنْتُمْ تَكْتُمُونَ ٣٣ وَاِذْ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَ فَسَجَدُٓوا اِلَّٓا اِبْل۪يسَۜ اَبٰى وَاسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ الْكَافِر۪ينَ ٣٤
Mushaf
Okunuş
28Keyfe tekfürûne billâhi veküntüm emvâten feaḥyâküm. ŝümme yümîtüküm ŝümme yuḥyîküm ŝümme ileyhi türceʿûn.
29Hüve-lleẕî ḫaleḳa leküm mâ fi-lʾarḍi cemîʿan ŝümme-stevâ ile-ssemâi fesevvâhünne sebʿa semâvât. vehüve bikülli şeyʾin ʿalîm.
30Veiẕ ḳâle rabbüke lilmelâiketi innî câʿilün fi-lʾarḍi ḫalîfeh. ḳâlû etecʿalü fîhâ mey yüfsidü fîhâ veyesfikü-ddimâʾ. venaḥnü nüsebbiḥu biḥamdike venüḳaddisü lek. ḳâle innî aʿlemü mâ lâ taʿlemûn.
31Veʿalleme âdeme-lʾesmâe küllehâ ŝümme ʿaraḍahüm ʿale-lmelâiketi feḳâle embiûnî biesmâi hâülâi in küntüm ṣâdiḳîn.
32Ḳâlû sübḥâneke lâ ʿilme lenâ illâ mâ ʿallemtenâ. inneke ente-lʿalîmü-lḥakîm.
33Ḳâle yâ âdemü embiʾhüm biesmâihim. felemmâ embeehüm biesmâihim ḳâle elem eḳul leküm innî aʿlemü gaybe-ssemâvâti velʾarḍi veaʿlemü mâ tübdûne vemâ küntüm tektümûn.
34Veiẕ ḳulnâ lilmelâiketi-scüdû liâdeme fesecedû illâ iblîs. ebâ vestekbera vekâne mine-lkâfirîn.
Ayet 28–34
Ey insanlar! Sizi yaratıp, bunca nimetle donatan, öldükten sonra da tekrar diriltip huzurunda toplayacak olan Allah’a karşı nasıl oluyor da nankörlük edip davetine sırt dönüyorsunuz?
Hâlbuki yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yaratan, sonra da göğe yönelip onu da yedi kat olarak düzenleyip, istifadenize sunan Allah’tır. Allah bahşettiği bunca nimetlere rağmen nankörlük etmekte olanları en iyi bilendir.
Yerde ve göklerde olanları yaratıp, nizamlarını kuran ve yarattığı her şeyi yasalara bağlayan Allah, sonra da meleklere, “Ben yeryüzünde birbirlerine halife (yönetici) olacak insanlar görevlendireceğim.” demişti. Bunun üzerine melekler de Allah’a, “Bizler Senin her emrini gönülden yerine getiriyor, lütfettiğin nimetlere şükredip yüceliğin ve kudretin karşısında Seni hamd ile tesbih ediyorken; yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak, yozlaşmaya sebep olacak ve birbirinin kanını dökecek kimseleri mi halife kılacaksın?” dediler.
Allah da onlara, “Benim bildiklerimi ve maksadımın ne olduğunu sizler bilemezsiniz.” dedi. Ardından da halifelere selef olarak yaratıp, isimleri ve manalarını öğrettiği Âdem’i karşılarına çıkarıp meleklere, “Haydi her şeyi biliyorsanız söyleyin bakalım Âdem’e öğrettiğim isimleri?” dedi.
Bunun üzerine melekler, “Rabbimiz! Biz Senin öğrettiklerinden başka şey bilmeyiz. Neyin niçin yaratıldığını tek bilen ve hikmet sahibi olan Sensin” dediler.
Böylece Allah, kendisinin yaptıklarının sorgulanamayacağını meleklere hatırlatıp, sonra da Âdem’e seslenerek “Ey Âdem! Sana öğrettiğim isimleri ve ne olduklarını onlara bildir.” dedi. Âdem’in o isimleri ve anlamlarını söylemesi üzerine de Allah meleklere, “Göklerde ve yerde görünen görünmeyen ne varsa hepsini Ben yarattım ve niçin yarattığımı da Ben bildirmeden siz bilemezsiniz. Oysa Ben, sizin gizlediklerinizi de açığa vurduklarınızı da bilirim.” dedi.
Daha sonra meleklere şöyle buyurdu: “Şimdi Âdem’le ilgili size vereceğim görevleri yapmak ve sadakatinizi göstermek üzere Bana secde edip söz verin.”
Bunun üzerine İblis dışında hepsi Allah’a secde ederek, saygı ve sadakatle emre uyacaklarını beyan ettiler. İblis ise Âdem’i küçümseyip kibirlenerek ona hizmet etmek için görevlendirilmeyi kabul etmeyip Rabbi olan Allah’ın emrine itiraz ederek isyan etti, nankörleşip kâfirleşti.
Bakara 35
1 ayetوَقُلْنَا يَٓا اٰدَمُ اسْكُنْ اَنْتَ وَزَوْجُكَ الْجَنَّةَ وَكُلَا مِنْهَا رَغَدًا حَيْثُ شِئْتُمَاۖ وَلَا تَقْرَبَا هٰذِهِ الشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ الظَّالِم۪ينَ ٣٥
Mushaf
Okunuş
35Veḳulnâ yâ âdemü-skün ente vezevcüke-lcennete vekülâ minhâ ragaden ḥayŝü şiʾtümâ. velâ taḳrabâ hâẕihi-şşecerate fetekûnâ mine-żżâlimîn.
Ayet 35
Allah Âdem’e şöyle buyurdu: “Ey Âdem! Sen ve eşin şu bahçeye (cennete) yerleşin ve orada dilediğinizi yiyin için, fakat sakın şu ağaca yaklaşmayın yoksa yasağı çiğneyip, kendine zarar veren zalimlerden olursunuz.”
Bakara 36–38
3 ayetفَاَزَلَّهُمَا الشَّيْطَانُ عَنْهَا فَاَخْرَجَهُمَا مِمَّا كَانَا ف۪يهِۖ وَقُلْنَا اهْبِطُوا بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّۚ وَلَكُمْ فِي الْاَرْضِ مُسْتَقَرٌّ وَمَتَاعٌ اِلٰى ح۪ينٍ ٣٦ فَتَلَقّٰٓى اٰدَمُ مِنْ رَبِّه۪ كَلِمَاتٍ فَتَابَ عَلَيْهِۜ اِنَّهُ هُوَ التَّوَّابُ الرَّح۪يمُ ٣٧ قُلْنَا اهْبِطُوا مِنْهَا جَم۪يعًاۚ فَاِمَّا يَاْتِيَنَّكُمْ مِنّ۪ي هُدًى فَمَنْ تَبِعَ هُدَايَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ ٣٨
Mushaf
Okunuş
36Feezellehüme-şşeyṭânü ʿanhâ feaḫracehümâ mimmâ kânâ fîh. veḳulne-hbiṭû baʿḍuküm libaʿḍin ʿadüvv. veleküm fi-lʾarḍi müsteḳarruv vemetâʿun ilâ ḥîn.
37Feteleḳḳâ âdemü mir rabbihî kelimâtin fetâbe ʿaleyh. innehû hüve-ttevvâbü-rraḥîm.
38Ḳulne-hbiṭû minhâ cemîʿâ. feimmâ yeʾtiyenneküm minnî hüden femen tebiʿa hüdâye felâ ḫavfün ʿaleyhim velâ hüm yaḥzenûn.
Ayet 36–38
Bir süre sonra her ikisi de şeytanın verdiği vesveseye kanıp o yasağı çiğnediler. Bu yüzden Allah da onları cennetten çıkardı. Çıkarırken de onlara, “Şeytan ve siz birbirinize düşman olarak buradan çıkıp gidin, yeryüzünü bir süreliğine mesken edinin, sonra da size nasıl yaşamanız gerektiğini bildiren doğru yol rehberi göndereceğim. Kim onunla davet olunduğu nizam ile ahlaka uygun yaşarsa, dünyada ve âhirette mahzun olmayacak. Onlar için korku yoktur.” dedi.
Âdem şeytanın tuzağına düşerek Allah’ın koyduğu yasağı çiğnemiş olmanın pişmanlığı ile kıvranıp dururken, bir yandan da af dilemeye çalışıyor ve nasıl bağışlanabileceğini bilemiyordu. Onun yürekten pişmanlığını gören Allah, kendisine hangi kelimelerle yönelip tevbe ederek af dilemesi gerektiğini öğretti. Derken Âdem Rabbinden öğrendiği kelimelerle O’na yönelip, bağışlanma diledi. Böylece Allah onun tevbesini kabul etti, çünkü O çok şefkatli, merhametli ve tevbe edip, yürekten Rablerine yönelenleri bağışlayıcıdır.
Bakara 39
1 ayetوَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَٓا اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ۟ ٣٩
Mushaf
Bakara 40–46
7 ayetيَا بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ اذْكُرُوا نِعْمَتِيَ الَّت۪ٓي اَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ وَاَوْفُوا بِعَهْد۪ٓي اُو۫فِ بِعَهْدِكُمْ وَاِيَّايَ فَارْهَبُونِ ٤٠ وَاٰمِنُوا بِمَٓا اَنْزَلْتُ مُصَدِّقًا لِمَا مَعَكُمْ وَلَا تَكُونُٓوا اَوَّلَ كَافِرٍ بِه۪ۖ وَلَا تَشْتَرُوا بِاٰيَات۪ي ثَمَنًا قَل۪يلًاۘ وَاِيَّايَ فَاتَّقُونِ ٤١ وَلَا تَلْبِسُوا الْحَقَّ بِالْبَاطِلِ وَتَكْتُمُوا الْحَقَّ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ ٤٢ وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَارْكَعُوا مَعَ الرَّاكِع۪ينَ ٤٣ اَتَاْمُرُونَ النَّاسَ بِالْبِرِّ وَتَنْسَوْنَ اَنْفُسَكُمْ وَاَنْتُمْ تَتْلُونَ الْكِتَابَۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ ٤٤ وَاسْتَع۪ينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلٰوةِۜ وَاِنَّهَا لَكَب۪يرَةٌ اِلَّا عَلَى الْخَاشِع۪ينَۙ ٤٥ اَلَّذ۪ينَ يَظُنُّونَ اَنَّهُمْ مُلَاقُوا رَبِّهِمْ وَاَنَّهُمْ اِلَيْهِ رَاجِعُونَ۟ ٤٦
Mushaf
Okunuş
40Yâ benî isrâîle-ẕkürû niʿmetiye-lletî enʿamtü ʿaleyküm veevfû biʿahdî ûfi biʿahdiküm veiyyâye ferhebûn.
41Veâminû bimâ enzeltü müṣaddiḳal limâ meʿaküm velâ tekûnû evvele kâfirim bih. velâ teşterû biâyâtî ŝemenen ḳalîlâ. veiyyâye fetteḳûn.
42Velâ telbisü-lḥaḳḳa bilbâṭili vetektümü-lḥaḳḳa veentüm taʿlemûn.
43Veeḳîmu-ṣṣalâte veâtü-zzekâte verkeʿû meʿa-rrâkiʿîn.
44Eteʾmürûne-nnâse bilbirri vetensevne enfüseküm veentüm tetlûne-lkitâb. efelâ taʿḳilûn.
45Vesteʿînû biṣṣabri veṣṣalâh. veinnehâ lekebîratün illâ ʿale-lḫâşiʿîn.
46Elleẕîne yeżunnûne ennehüm mülâḳû rabbihim veennehüm ileyhi râciʿûn.
Ayet 40–46
Ey İsrailoğulları! Sizi esaretten, zulümden kurtarıp nimetler bahşettiğimi unutmayın. Allah’tan başka Rab ve ilah kabul etmeyeceğinize dair verdiğiniz sözünüzü tutun, elinizdeki kitapta kalan doğruları tasdik eden Kur’an’a iman edin, âyetlerimi menfaatiniz karşılığında satmaya kalkmayın, onu ilk inkâr edenler de siz olmayın ki Ben de verdiğim sözü tutup size dünyada ve âhirette yardım edeyim.
Elinizdeki kitabı doğrulayan Kur’an’a iman edin. Davetime icabet ederek yalnız Bana itaat edenlerden olun. Hakkı bâtılla karıştırmayın, bildiğiniz halde gerçeği örtbas ederek inkâr etmeyin. Namazınızı titizlikle kılın, zekâtı da verin ve bilinçle rükû edenlerle birlikte rükû edin.
Ey İsrailoğulları! Size gönderilen kitaptaki gerçeklerden bir kısmı hâlâ elinizde olmasına ve onu okuyor fakat umursamayıp uymuyor olmanıza rağmen, başkalarının ona uyup faziletli, erdemli, iyi kimseler olmasını bekliyorsunuz. Sizin hiç aklınızı doğru kullanmaya niyetiniz yok mu?
Gelin bu olumsuz tutumunuzdan vazgeçin, davet olunduğunuz ilâhî nizam ile ahlaka yönelin, size engel olmaya çalışan, şeytanın ve şeytanın yoldaşı olmuş kimselerin baskılarına sabırla direnin, Allah’a sığınıp O’ndan yardım dileyin. Şüphesiz bunlar, Rablerine yürekten iman edenlerden başkasına zor gelir. Rablerine yürekten iman eden mü’minler ise sonunda kesinlikle O’na döneceklerini ve Hesap Günü ile karşılaşacaklarını bilirler.
İlgili ayetler
Bakara 47–48
2 ayetيَا بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ اذْكُرُوا نِعْمَتِيَ الَّت۪ٓي اَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ وَاَنّ۪ي فَضَّلْتُكُمْ عَلَى الْعَالَم۪ينَ ٤٧ وَاتَّقُوا يَوْمًا لَا تَجْز۪ي نَفْسٌ عَنْ نَفْسٍ شَيْـًٔا وَلَا يُقْبَلُ مِنْهَا شَفَاعَةٌ وَلَا يُؤْخَذُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَ ٤٨
Mushaf
Okunuş
47Yâ benî isrâîle-ẕkürû niʿmetiye-lletî enʿamtü ʿaleyküm veennî feḍḍaltüküm ʿale-lʿâlemîn.
48Vetteḳû yevmel lâ teczî nefsün ʿan nefsin şeyʾev velâ yuḳbelü minhâ şefâʿatüv velâ yüʾḫaẕü minhâ ʿadlüv velâ hüm yünṣarûn.
Ayet 47–48
Ey İsrailoğulları! Geçmişte atalarınızı davetimize uyduklarında müşrik ve kâfir kavimlere nasıl üstün getirdiğimizi unutmayın ve hiç kimsenin bir başkasına yardımının dokunmayacağı, hiç kimsenin kimseye şefaatinin (yardımının) kabul edilmeyeceği, kimseden fidye alınmayacağı o Kıyamet ve Hesap Günü’nün gelip çatacağını bilerek yaşayın.
İlgili ayetler
Bakara 49–54
6 ayetوَاِذْ نَجَّيْنَاكُمْ مِنْ اٰلِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُٓوءَ الْعَذَابِ يُذَبِّحُونَ اَبْنَٓاءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَٓاءَكُمْۜ وَف۪ي ذٰلِكُمْ بَلَٓاءٌ مِنْ رَبِّكُمْ عَظ۪يمٌ ٤٩ وَاِذْ فَرَقْنَا بِكُمُ الْبَحْرَ فَاَنْجَيْنَاكُمْ وَاَغْرَقْنَٓا اٰلَ فِرْعَوْنَ وَاَنْتُمْ تَنْظُرُونَ ٥٠ وَاِذْ وٰعَدْنَا مُوسٰٓى اَرْبَع۪ينَ لَيْلَةً ثُمَّ اتَّخَذْتُمُ الْعِجْلَ مِنْ بَعْدِه۪ وَاَنْتُمْ ظَالِمُونَ ٥١ ثُمَّ عَفَوْنَا عَنْكُمْ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ٥٢ وَاِذْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَالْفُرْقَانَ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ ٥٣ وَاِذْ قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِه۪ يَا قَوْمِ اِنَّكُمْ ظَلَمْتُمْ اَنْفُسَكُمْ بِاتِّخَاذِكُمُ الْعِجْلَ فَتُوبُٓوا اِلٰى بَارِئِكُمْ فَاقْتُلُٓوا اَنْفُسَكُمْۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ عِنْدَ بَارِئِكُمْۜ فَتَابَ عَلَيْكُمْۜ اِنَّهُ هُوَ التَّوَّابُ الرَّح۪يمُ ٥٤
Mushaf
Okunuş
49Veiẕ necceynâküm min âli firʿavne yesûmûneküm sûe-lʿaẕâbi yüẕebbiḥûne ebnâeküm veyestaḥyûne nisâeküm. vefî ẕâliküm belâüm mir rabbiküm ʿażîm.
50Veiẕ feraḳnâ bikümü-lbaḥra feenceynâküm veagraḳnâ âle firʿavne veentüm tenżurûn.
51Veiẕ vâʿadnâ mûsâ erbeʿîne leyleten ŝümme-tteḫaẕtümü-lʿicle mim baʿdihî veentüm żâlimûn.
52Ŝümme ʿafevnâ ʿanküm mim baʿdi ẕâlike leʿalleküm teşkürûn.
53Veiẕ âteynâ mûse-lkitâbe velfürḳâne leʿalleküm tehtedûn.
54Veiẕ ḳâle mûsâ liḳavmihî yâ ḳavmi inneküm żalemtüm enfüseküm bittiḫâẕikümü-lʿicle fetûbû ilâ bâriiküm faḳtülû enfüseküm. ẕâliküm ḫayrul leküm ʿinde bâriiküm. fetâbe ʿaleyküm. innehû hüve-ttevvâbü-rraḥîm.
Ayet 49–54
Ey İsrailoğulları! Firavun ile adamları size en ağır işkenceleri uygulamakta iken sizi onun zulmünden nasıl kurtardığımızı aklınızdan çıkarmayın. Onlar bir taraftan oğullarınızı boğazlarken, bir taraftan da kızlarınızı ve kadınlarınızı sağ bırakıp iğrenç amaçlarına alet ediyorlardı. Rabbinizin sizin için denizi yarıp, gözlerinizin önünde Firavun ve adamlarını suda boğduğunu da unutmayın.
Hani Biz Musa’yı, yaratılış sebebiniz olan hayat nizamını öğretmek üzere kırk günlüğüne çağırmıştık. Kavmi de onun ayrılmasından hemen sonra içlerinden birinin yaptığı ve Firavun’un halkının da kutsal saydığı buzağı heykelinin yardımına sığınarak, eski şirk inançlarına dönüp, kendine zulmeden zalimlerden olmuşlardı. Biz de tevbelerinden sonra akıllarını başlarına alır, Allah’tan başkasına sığınılamayacağı gerçeğine dönerler diye de affetmiştik.
Musa’ya da doğru olanla yanlış olanı birbirinden ayırt eden kitabı vermiştik. Musa kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Şunu iyi bilin ki siz, buzağı heykeline sığınıp ondan size yardım etmesini beklemekle kendinize çok büyük bir kötülük yaptınız. Böylece Allah’a şirk koşan müşrikler oldunuz. Derhal tevbe edip sizi yaratan, bunca nimetle donatan, sizi en ağır zulümlerden kurtaran Rabbiniz olan Allah’a yönelin, içinizdeki buzağıdan medet umma inancını öldürüp yok edin. Zira sizin için hayırlı olan budur.” Bunun üzerine kavmi de onun söylediklerine uyup, tevbe ederek doğruya yönelince Allah da onları bağışladı. Allah, yanlışından tevbe ederek doğruya yönelip gereklerini yerine getirenlere karşı çok merhametli ve bağışlayıcıdır.
İlgili ayetler
Bakara 55–57
3 ayetوَاِذْ قُلْتُمْ يَا مُوسٰى لَنْ نُؤْمِنَ لَكَ حَتّٰى نَرَى اللّٰهَ جَهْرَةً فَاَخَذَتْكُمُ الصَّاعِقَةُ وَاَنْتُمْ تَنْظُرُونَ ٥٥ ثُمَّ بَعَثْنَاكُمْ مِنْ بَعْدِ مَوْتِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ٥٦ وَظَلَّلْنَا عَلَيْكُمُ الْغَمَامَ وَاَنْزَلْنَا عَلَيْكُمُ الْمَنَّ وَالسَّلْوٰىۜ كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْۜ وَمَا ظَلَمُونَا وَلٰكِنْ كَانُٓوا اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ ٥٧
Mushaf
Okunuş
55Veiẕ ḳultüm yâ mûsâ len nüʾmine leke ḥattâ nera-llâhe cehraten feeḫaẕetkümu-ṣṣâʿiḳatü veentüm tenżurûn.
56Ŝümme beʿaŝnâküm mim baʿdi mevtiküm leʿalleküm teşkürûn.
57Veżallelnâ ʿaleykümü-lgamâme veenzelnâ ʿaleykümü-lmenne vesselvâ. külû min ṭayyibâti mâ razaḳnâküm. vemâ żalemûnâ velâkin kânû enfüsehüm yażlimûn.
Ayet 55–57
Ey İsrailoğulları! Bir vakitte, Musa’ya şöyle demiştiniz: “Ey Musa! Biz Allah’ın seni peygamber olarak gönderdiğine, bizzat Allah’ı görüp O’ndan duymadıkça inanmayacağız ve bizi davet ettiğin nizam ile ahlaka da uymayacağız.”
Bunu söylerken, büyük bir gürültü duyup etrafınızda ne oluyor diye bakınırken, sizi yıldırım çarpmıştı ve yerlere serilip bayılmıştınız. Sonra da ayıltıp bu yaşadıklarınızı düşünüp doğruya yönelesiniz diye hayata döndürmüştük.
Bütün bunlar yetmezmiş gibi çölde kendinize yurt ararken güneşin sıcağından sizi koruması için bulutları üzerinize gölge yapıp, rızık olarak da bıldırcın ve kudret helvası göndererek, “Bu güzel rızıklardan da yiyin.” dedik. Bunca nimete karşılık onlar yine de nankörlük edip kendilerine kötülük ettiler.
Bakara 58–59
2 ayetوَاِذْ قُلْنَا ادْخُلُوا هٰذِهِ الْقَرْيَةَ فَكُلُوا مِنْهَا حَيْثُ شِئْتُمْ رَغَدًا وَادْخُلُوا الْبَابَ سُجَّدًا وَقُولُوا حِطَّةٌ نَغْفِرْ لَكُمْ خَطَايَاكُمْۜ وَسَنَز۪يدُ الْمُحْسِن۪ينَ ٥٨ فَبَدَّلَ الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا قَوْلًا غَيْرَ الَّذ۪ي ق۪يلَ لَهُمْ فَاَنْزَلْنَا عَلَى الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا رِجْزًا مِنَ السَّمَٓاءِ بِمَا كَانُوا يَفْسُقُونَ۟ ٥٩
Mushaf
Okunuş
58Veiẕ ḳulne-dḫulû hâẕihi-lḳaryete fekülû minhâ ḥayŝü şiʾtüm ragadev vedḫulü-lbâbe süccedev veḳûlû ḥiṭṭatün nagfir leküm ḫaṭâyâküm. vesenezîdü-lmuḥsinîn.
59Febeddele-lleẕîne żalemû ḳavlen gayra-lleẕî ḳîle lehüm feenzelnâ ʿale-lleẕîne żalemû riczem mine-ssemâi bimâ kânû yefsüḳûn.
Ayet 58–59
İsrailoğullarına bu nankörlüklerinden sonra şöyle buyurduk: “Bulunduğunuz yerin yakınındaki şu şehre, halkına tevazu ile saygı göstererek girin, oradaki nimetlerden siz de yararlanın. Bir yandan da affedilmeyi dileyerek: “Rabbimiz tevbemizi kabul et, bizleri bağışla.” diyerek doğru olana yönelin. Unutmayın ki Allah sözüne sadık olanları sever, bağışlar ve onlara ihsan ettiği nimetlerini de artırır.” Fakat o nankör ve zalimler kendilerine söylenen bu sözün anlamını değiştirip tam tersi işler yaptılar.
Bakara 60
1 ayetوَاِذِ اسْتَسْقٰى مُوسٰى لِقَوْمِه۪ فَقُلْنَا اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَۜ فَانْفَجَرَتْ مِنْهُ اثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًاۜ قَدْ عَلِمَ كُلُّ اُنَاسٍ مَشْرَبَهُمْۜ كُلُوا وَاشْرَبُوا مِنْ رِزْقِ اللّٰهِ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْاَرْضِ مُفْسِد۪ينَ ٦٠
Mushaf
Okunuş
60Veiẕi-stesḳâ mûsâ liḳavmihî feḳulne-ḍrib biʿaṣâke-lḥacer. fenfecerat minhü-ŝnetâ ʿaşrate ʿaynâ. ḳad ʿalime küllü ünâsim meşrabehüm. külû veşrabû mir rizḳi-llâhi velâ taʿŝev fi-lʾarḍi müfsidîn.
Ayet 60
Ey İsrailoğulları! Hani vaktiyle Musa, çölde susuzluktan kırılmak üzere olan kavminin su ihtiyacı için Bize dua edip yakardığında, ona: “Elindeki asanı kayaya vur.” demiştik. Musa da kayaya vurunca içinizdeki kabilelerin adedince kayadan on iki pınar fışkırttık ve böylece her bir kabile, pınardan su ihtiyacını gidermişti. Bunun üzerine Musa onlara: “Ey kavmim! Allah’ın nasip ettiği nimetlerden yiyip içmektesiniz, o halde O’na şükredip davetine icabet edin, sınırlarını Allah’ın belirlediği bir hayatı yaşayın ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarıp yozlaşmaya sebep olmayın.” dedi.
Bakara 61
1 ayetوَاِذْ قُلْتُمْ يَا مُوسٰى لَنْ نَصْبِرَ عَلٰى طَعَامٍ وَاحِدٍ فَادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُخْرِجْ لَنَا مِمَّا تُنْبِتُ الْاَرْضُ مِنْ بَقْلِهَا وَقِثَّٓائِهَا وَفُومِهَا وَعَدَسِهَا وَبَصَلِهَاۜ قَالَ اَتَسْتَبْدِلُونَ الَّذ۪ي هُوَ اَدْنٰى بِالَّذ۪ي هُوَ خَيْرٌۜ اِهْبِطُوا مِصْرًا فَاِنَّ لَكُمْ مَا سَاَلْتُمْۜ وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الذِّلَّةُ وَالْمَسْكَنَةُ وَبَٓاؤُ۫ بِغَضَبٍ مِنَ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ كَانُوا يَكْفُرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَيَقْتُلُونَ النَّبِيّ۪نَ بِغَيْرِ الْحَقِّۜ ذٰلِكَ بِمَا عَصَوْا وَكَانُوا يَعْتَدُونَ۟ ٦١
Mushaf
Okunuş
61Veiẕ ḳultüm yâ mûsâ len naṣbira ʿalâ ṭaʿâmiv vâḥidin fedʿu lenâ rabbeke yuḫric lenâ mimmâ tümbitü-lʾarḍu mim baḳlihâ veḳiŝŝâihâ vefûmihâ veʿadesihâ vebeṣalihâ. ḳâle etestebdilûne-lleẕî hüve ednâ billeẕî hüve ḫayr. ihbiṭû miṣran feinne leküm mâ seeltüm. veḍuribet ʿaleyhimü-ẕẕilletü velmeskenetü vebâû bigaḍabim mine-llâh. ẕâlike biennehüm kânû yekfürûne biâyâti-llâhi veyaḳtülûne-nnebiyyîne bigayri-lḥaḳḳ. ẕâlike bimâ ʿaṣav vekânû yaʿtedûn.
Ayet 61
Ey İsrailoğulları! Atalarınız bir yandan, Allah’ın bunca nimetine mazhar olmuşken, bir süre sonra Musa’ya şöyle demeye başladılar: “Ey Musa! Biz tek çeşit yemeğe daha fazla katlanamayacağız. Rabbine dua et de bizim için yerden biten soğan, sarımsak, salatalık, mercimek gibi şeyler de versin.” Bunun üzerine çok öfkelenen Musa onlara şöyle dedi: “Şayet Rabbinizin sizi zulümden kurtarıp, özgürleştirip bunca nimete kavuşturması yetmiyorsa, bunun değerini bilmeyip şükretmeyecekseniz, dönün o zaman köle olarak yaşayıp zulme uğradığınız Firavun’un ülkesine; orada bu istediklerinizin hepsi var.”
Ey İsrailoğulları! Atalarınız işte bu nankörlükleri, isyan ve azgınlıkları sebebi ile zillete mahkûm edilip, azaba uğratılmışlardı. Allah’ın âyetleri ile davet edildikleri hayat nizamına karşı çıkmış, koyduğu sınırları tanımayıp peygamberlerinden bazılarını da öldürmüşlerdi.
Bakara 62
1 ayetاِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَالَّذ۪ينَ هَادُوا وَالنَّصَارٰى وَالصَّابِـ۪ٔينَ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَعَمِلَ صَالِحًا فَلَهُمْ اَجْرُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْۖ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ ٦٢
Mushaf
Okunuş
62İnne-lleẕîne âmenû velleẕîne hâdû venneṣârâ veṣṣâbiʾîne men âmene billâhi velyevmi-lʾâḫiri veʿamile ṣâliḥan felehüm ecruhüm ʿinde rabbihim. velâ ḫavfün ʿaleyhim velâ hüm yaḥzenûn.
Ayet 62
Yahudi, Hıristiyan ve Sabilerden de her kim Allah’ın Kitabı Kur’an’a, Peygamberine ve Âhiret Günü’ne iman ederek davet olundukları hayat nizamı ile yaşamak için elinden gelen gayreti gösterirse, Allah’ın mükâfatına nail olacak, geçmişinden dolayı korkup üzülmeyecek, gelecekte de mutlu olacaktır.
İlgili ayetler
Bakara 63–66
4 ayetوَاِذْ اَخَذْنَا م۪يثَاقَكُمْ وَرَفَعْنَا فَوْقَكُمُ الطُّورَۜ خُذُوا مَٓا اٰتَيْنَاكُمْ بِقُوَّةٍ وَاذْكُرُوا مَا ف۪يهِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ ٦٣ ثُمَّ تَوَلَّيْتُمْ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَۚ فَلَوْلَا فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ لَكُنْتُمْ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ ٦٤ وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ الَّذ۪ينَ اعْتَدَوْا مِنْكُمْ فِي السَّبْتِ فَقُلْنَا لَهُمْ كُونُوا قِرَدَةً خَاسِـ۪ٔينَۚ ٦٥ فَجَعَلْنَاهَا نَكَالًا لِمَا بَيْنَ يَدَيْهَا وَمَا خَلْفَهَا وَمَوْعِظَةً لِلْمُتَّق۪ينَ ٦٦
Mushaf
Okunuş
63Veiẕ eḫaẕnâ mîŝâḳaküm verafaʿnâ fevḳakümu-ṭṭûr. ḫuẕû mâ âteynâküm biḳuvvetiv veẕkürû mâ fîhi leʿalleküm tetteḳûn.
64Ŝümme tevelleytüm mim baʿdi ẕâlik. felevlâ faḍlü-llâhi ʿaleyküm veraḥmetühû leküntüm mine-lḫâsirîn.
65Veleḳad ʿalimtümü-lleẕîne-ʿtedev minküm fi-ssebti feḳulnâ lehüm kûnû ḳiradeten ḫâsiîn.
66Feceʿalnâhâ nekâlel limâ beyne yedeyhâ vemâ ḫalfehâ vemevʿiżatel lilmütteḳîn.
Ayet 63–66
Ey İsrailoğulları! Sizin atalarınızın üzerine Sina Dağı’nı şahit tutarak onlardan yalnız Allah’ı Rab ve ilah edinip de davetine iman edeceklerine dair söz almıştık. Bunun üzerine Biz de: “Söz verdiğiniz hayat nizamına sımsıkı sarılın, gereklerini bilinçle yerine getirin, kitabınızın içindekileri aklınızdan çıkarmayın.” demiştik. Fakat bir süre sonra bu sözlerinden de döndüler. Şayet Allah merhamet ve rahmetiyle muamele edip tevbe etmeleri için süre tanımasaydı, muhakkak helak edilip hüsrana uğrayacaklardı.
Nitekim Sebt (Cumartesi) gününün yasaklarını ihlal edip, isyan ederek azgınlaşanların başlarına geleni de biliyorsunuz. Bu sebeple Biz onlara “Aşağılık maymunlar gibi olun, onlardan bir farkınız kalmadı.” diyerek onları hem kendi zamanları hem de gelecek nesiller için ibretlik bir ceza ve uyarı vesilesi kıldık.
Bakara 67–73
7 ayetوَاِذْ قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِه۪ٓ اِنَّ اللّٰهَ يَاْمُرُكُمْ اَنْ تَذْبَحُوا بَقَرَةًۜ قَالُٓوا اَتَتَّخِذُنَا هُزُوًاۜ قَالَ اَعُوذُ بِاللّٰهِ اَنْ اَكُونَ مِنَ الْجَاهِل۪ينَ ٦٧ قَالُوا ادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّنْ لَنَا مَا هِيَۜ قَالَ اِنَّهُ يَقُولُ اِنَّهَا بَقَرَةٌ لَا فَارِضٌ وَلَا بِكْرٌۜ عَوَانٌ بَيْنَ ذٰلِكَۜ فَافْعَلُوا مَا تُؤْمَرُونَ ٦٨ قَالُوا ادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّنْ لَنَا مَا لَوْنُهَاۜ قَالَ اِنَّهُ يَقُولُ اِنَّهَا بَقَرَةٌ صَفْرَٓاءُۙ فَاقِعٌ لَوْنُهَا تَسُرُّ النَّاظِر۪ينَ ٦٩ قَالُوا ادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّنْ لَنَا مَا هِيَۙ اِنَّ الْبَقَرَ تَشَابَهَ عَلَيْنَاۜ وَاِنَّٓا اِنْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَمُهْتَدُونَ ٧٠ قَالَ اِنَّهُ يَقُولُ اِنَّهَا بَقَرَةٌ لَا ذَلُولٌ تُث۪يرُ الْاَرْضَ وَلَا تَسْقِي الْحَرْثَۚ مُسَلَّمَةٌ لَا شِيَةَ ف۪يهَاۜ قَالُوا الْـٰٔنَ جِئْتَ بِالْحَقِّۜ فَذَبَحُوهَا وَمَا كَادُوا يَفْعَلُونَ۟ ٧١ وَاِذْ قَتَلْتُمْ نَفْسًا فَادّٰرَءْتُمْ ف۪يهَاۜ وَاللّٰهُ مُخْرِجٌ مَا كُنْتُمْ تَكْتُمُونَۚ ٧٢ فَقُلْنَا اضْرِبُوهُ بِبَعْضِهَاۜ كَذٰلِكَ يُحْيِ اللّٰهُ الْمَوْتٰى وَيُر۪يكُمْ اٰيَاتِه۪ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ ٧٣
Mushaf
Okunuş
67Veiẕ ḳâle mûsâ liḳavmihî inne-llâhe yeʾmüruküm en teẕbeḥû beḳarah. ḳâlû etetteḫiẕünâ hüzüvâ. ḳâle eʿûẕü billâhi en ekûne mine-lcâhilîn.
68Ḳâlü-dʿu lenâ rabbeke yübeyyil lenâ mâ hî. ḳâle innehû yeḳûlü innehâ beḳaratül lâ fâriḍuv velâ bikr. ʿavânüm beyne ẕâlik. fefʿalû mâ tüʾmerûn.
69Ḳâlü-dʿu lenâ rabbeke yübeyyil lenâ mâ levnühâ. ḳâle innehû yeḳûlü innehâ beḳaratün ṣafrâü fâḳiʿul levnühâ tesürru-nnâżirîn.
70Ḳâlü-dʿu lenâ rabbeke yübeyyil lenâ mâ hiye inne-lbeḳara teşâbehe ʿaleynâ. veinnâ in şâe-llâhü lemühtedûn.
71Ḳâle innehû yeḳûlü innehâ beḳaratül lâ ẕelûlün tüŝîru-lʾarḍa velâ tesḳi-lḥarŝ. müsellemetül lâ şiyete fîhâ. ḳâlü-lʾâne ciʾte bilḥaḳḳ. feẕebeḥûhâ vemâ kâdû yefʿalûn.
72Veiẕ ḳateltüm nefsen feddâraʾtüm fîhâ. vellâhü muḫricüm mâ küntüm tektümûn.
73Feḳulne-ḍribûhü bibaʿḍihâ. keẕâlike yuḥyi-llâhü-lmevtâ veyürîküm âyâtihî leʿalleküm taʿḳilûn.
Ayet 67–73
Hani bir gün Musa kavmine, “Allah sizden bir sığır kurban etmenizi istiyor.” deyince, kavmi de ona: “Sen bizimle alay mı ediyorsun?” demişlerdi. Musa da dönüp onlara: “Hayır, böyle bir cahillik yapıp Allah adına kendiliğimden bir şey istemekten Allah’a sığınırım.” demişti.
Bunun üzerine kavmi Musa’ya, “O halde Rabbine bizim adımıza dua et de, onun nasıl bir sığır olacağını bildirsin.” dediler.
Musa da onlara, “Allah buyuruyor ki: ‘O ne yaşlı ne de körpe, ikisinin arasında orta yaşlı olsun! Artık size emredileni yerine getirin.’” dedi.
Kavmi bu defa da, “Ey Musa! Rabbine dua et de bize bu sığır hakkında onun rengini de bildirip, daha fazla ayrıntı versin de tam anlayalım, çünkü bütün sığırlar birbirine benziyor. İnşallah böylece kesmemiz gereken sığırı tam olarak buluruz.” dediler.
Musa bu defa da onlara: “Allah buyuruyor ki o sığır bakanların hoşuna giden, parlak sarı renkte olsun ve çift sürmek, tarla sulamak için boyunduruğa bağlanmamış, kusursuz, alacasız bir sığır olsun.” dedi. İsrailoğulları tamam şimdi oldu deyip, o özellikteki sığırı bulup, kurban ettiler. Fakat bunu yapmamak için de birçok bahane uydurmuşlar ve neredeyse bu emre de uymayacaklardı.
Böylece Allah, İsrailoğullarına buzağının (sığırın Samiri’nin dediği gibi) tapınılmak için değil, etinin yenilmesi ve kurban edilmek üzere yaratıldığını göstermiştir.
Yine o günlerde aralarında bir de adam öldürülmüştü, suçu birbirlerinin üstüne atıyor fakat katili ortaya çıkarmıyorlardı. Hâlbuki Allah hem gizlemiş olduklarını açığa çıkaracak ve hem de öldükten sonra diriltilip hesap sorulacağını onlara gösterecekti. Onun için onlara “Kurban ettiğiniz sığırın bir parçası ile öldürülmüş olana vurun” diye buyurdu. Böyle yapılınca ölüyü bir an için diriltip ona katilinin kim olduğunu söyletti.
Şüphesiz Allah, günü gelince ölüleri diriltecek ve gizlediklerinizi de ortaya çıkaracaktır. Allah âyetleri ile size bunları açıklıyor ki aklınızı kullanıp da Allah’tan hiçbir şeyin gizlenemeyeceğini ve öldükten sonra her şeyin açığa çıkarılacağını ve yapıp ettiklerinizin karşılığını göreceğinizi bilip de ona göre yaşayasınız.
Bakara 74
1 ayetثُمَّ قَسَتْ قُلُوبُكُمْ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ فَهِيَ كَالْحِجَارَةِ اَوْ اَشَدُّ قَسْوَةًۜ وَاِنَّ مِنَ الْحِجَارَةِ لَمَا يَتَفَجَّرُ مِنْهُ الْاَنْهَارُۜ وَاِنَّ مِنْهَا لَمَا يَشَّقَّقُ فَيَخْرُجُ مِنْهُ الْمَٓاءُۜ وَاِنَّ مِنْهَا لَمَا يَهْبِطُ مِنْ خَشْيَةِ اللّٰهِۜ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ ٧٤
Mushaf
Okunuş
74Ŝümme ḳaset ḳulûbüküm mim baʿdi ẕâlike fehiye kelḥicârati ev eşeddü ḳasveh. veinne mine-lḥicârati lemâ yetefecceru minhü-lʾenhâr. veinne minhâ lemâ yeşşeḳḳaḳu feyaḫrucü minhü-lmâʾ. veinne minhâ lemâ yehbiṭu min ḫaşyeti-llâh. veme-llâhü bigâfilin ʿammâ taʿmelûn.
Ayet 74
Ey İsrailoğulları! Bütün bunlara şahit olan atalarınız ve bunları okuyup, duyup öğrenenler de bir müddet sonra kalplerini bu gerçeklere karşı köreltip, taşlaştırıp duyarsızlaştırdılar. Hâlbuki öyle taşlar, kayalar vardır ki Allah’ın nizamının yasalarına ve emirlerine uyar da içlerinde ırmaklara kaynaklık ederler. Öyle taşlar da vardır ki yarıklarından pınarlar fışkırır, öylesi de vardır ki Rabbinin yasası gereği parçalanıp gitmesi gereken yere yuvarlanırlar.
Fakat kalbini taşlaştırmış insan, Rabbinin daveti nizam ve ahlakın yasalarına karşı çıkar. Böylece ne kendisine ne de başkalarına bir yararı dokunur.
Bakara 75–78
4 ayetاَفَتَطْمَعُونَ اَنْ يُؤْمِنُوا لَكُمْ وَقَدْ كَانَ فَر۪يقٌ مِنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلَامَ اللّٰهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُ مِنْ بَعْدِ مَا عَقَلُوهُ وَهُمْ يَعْلَمُونَ ٧٥ وَاِذَا لَقُوا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا قَالُٓوا اٰمَنَّاۚ وَاِذَا خَلَا بَعْضُهُمْ اِلٰى بَعْضٍ قَالُٓوا اَتُحَدِّثُونَهُمْ بِمَا فَتَحَ اللّٰهُ عَلَيْكُمْ لِيُحَٓاجُّوكُمْ بِه۪ عِنْدَ رَبِّكُمْۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ ٧٦ اَوَلَا يَعْلَمُونَ اَنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ ٧٧ وَمِنْهُمْ اُمِّيُّونَ لَا يَعْلَمُونَ الْكِتَابَ اِلَّٓا اَمَانِيَّ وَاِنْ هُمْ اِلَّا يَظُنُّونَ ٧٨
Mushaf
Okunuş
75Efetaṭmeʿûne ey yüʾminû leküm veḳad kâne ferîḳum minhüm yesmeʿûne kelâme-llâhi ŝümme yüḥarrifûnehû mim baʿdi mâ ʿaḳalûhü vehüm yaʿlemûn.
76Veiẕâ leḳu-lleẕîne âmenû ḳâlû âmennâ. veiẕâ ḫalâ baʿḍuhüm ilâ baʿḍin ḳâlû etüḥaddiŝûnehüm bimâ feteḥa-llâhü ʿaleyküm liyüḥâccûküm bihî ʿinde rabbiküm. efelâ taʿḳilûn.
77Evelâ yaʿlemûne enne-llâhe yaʿlemü mâ yüsirrûne vemâ yüʿlinûn.
78Veminhüm ümmiyyûne lâ yaʿlemûne-lkitâbe illâ emâniyye vein hüm illâ yeżunnûn.
Ayet 75–78
Ey Peygamber! Sen, o kitap ehli olduklarını söyleyenlerin, davet edildikleri tevhid inancına iman edeceklerini mi bekliyorsun?
Onlardan birçoğu Allah kelamı olan âyetleri dinleyip kavramalarına, gerçek olduğunu bilmelerine rağmen anlamını değiştirerek çarpıtıyorlar.
Öte yandan bunların içlerindeki ikiyüzlü münafıklar da, mü’minlerle karşılaştıklarında söz konusu çıkarları olunca: “Biz de sizin gibi inandık, iman ettik.” diyorlar fakat kendileri gibi olanlarla bir araya geldiklerinde ise birbirlerine şöyle derler: “Allah’ın bize kitabımızda, son Peygamber’le ilgili bildirdiklerini Müslümanlara sakın anlatmayın, yoksa Rabbimizden bildirilen bu gerçeğe niçin uymadığımızı bize karşı kullanır, delil olarak önümüze koyarlar. O yüzden de onlardan uzak durun, bunun doğuracağı sonuçları hiç düşünmüyor musunuz?”
Hâlbuki Allah onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir!
Onların içlerinde ellerinde bulunan kitapta kalmış olan gerçekleri bilmeyen ve kitapla hiç ilgisi olmayan, sadece söylenenlere ve zanna uyan ümmiler de vardır.
İlgili ayetler
Bakara 79–81
3 ayetفَوَيْلٌ لِلَّذ۪ينَ يَكْتُبُونَ الْكِتَابَ بِاَيْد۪يهِمْ ثُمَّ يَقُولُونَ هٰذَا مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ لِيَشْتَرُوا بِه۪ ثَمَنًا قَل۪يلًاۜ فَوَيْلٌ لَهُمْ مِمَّا كَتَبَتْ اَيْد۪يهِمْ وَوَيْلٌ لَهُمْ مِمَّا يَكْسِبُونَ ٧٩ وَقَالُوا لَنْ تَمَسَّنَا النَّارُ اِلَّٓا اَيَّامًا مَعْدُودَةًۜ قُلْ اَتَّخَذْتُمْ عِنْدَ اللّٰهِ عَهْدًا فَلَنْ يُخْلِفَ اللّٰهُ عَهْدَهُٓ اَمْ تَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ ٨٠ بَلٰى مَنْ كَسَبَ سَيِّئَةً وَاَحَاطَتْ بِه۪ خَط۪ٓيـَٔتُهُ فَاُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ ٨١
Mushaf
Okunuş
79Feveylül lilleẕîne yektübûne-lkitâbe bieydîhim ŝümme yeḳûlûne hâẕâ min ʿindi-llâhi liyeşterû bihî ŝemenen ḳalîlâ. feveylül lehüm mimmâ ketebet eydîhim veveylül lehüm mimmâ yeksibûn.
80Veḳâlû len temessene-nnâru illâ eyyâmem maʿdûdeh. ḳul etteḫaẕtüm ʿinde-llâhi ʿahden feley yuḫlife-llâhü ʿahdehû em teḳûlûne ʿale-llâhi mâ lâ taʿlemûn.
81Belâ men kesebe seyyietev veeḥâṭat bihî ḫaṭîetühû feülâike aṣḥâbü-nnâr. hüm fîhâ ḫâlidûn.
Ayet 79–81
Yine bunların içlerinde, Allah’ın kitabını dünyevi çıkarları için değiştirip de, kendi yazdıklarını Allah’ın kitabındanmış gibi göstermeye çalışanlar da var. Yazıklar olsun bunu çıkarlarına alet edenlere ve kazanç kapısı haline getirenlere.
Bunlar bir de kalkmış, “Sayılı birkaç gün dışında, ateş bize dokunmayacak.” diyorlar. Ey Peygamber! Onlara de ki: “Allah’tan böyle bir söz mü aldınız? Hayır, Allah kendi adına yalan uyduranların ve dünya hayatlarını böylece tamamlayanların içinde kalmak üzere cehenneme atılacaklarını vaat etmiştir ve O asla sözünden dönmez.”
Sizin aslı esası olmayan, uydurup da Allah’a isnat ettiğiniz sözlerin O’nun yanında hiçbir değeri yoktur.
Gerçek hiç de onların uydurdukları gibi değil, suçları kendilerini çepeçevre saran müşrik ve kâfirler cehennemin halkıdırlar ve ebedî olarak da orada kalacaklar.
İlgili ayetler
Bakara 82
1 ayetوَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْجَنَّةِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ۟ ٨٢
Mushaf
Bakara 83–86
4 ayetوَاِذْ اَخَذْنَا م۪يثَاقَ بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ لَا تَعْبُدُونَ اِلَّا اللّٰهَ وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًا وَذِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينِ وَقُولُوا لِلنَّاسِ حُسْنًا وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَۜ ثُمَّ تَوَلَّيْتُمْ اِلَّا قَل۪يلًا مِنْكُمْ وَاَنْتُمْ مُعْرِضُونَ ٨٣ وَاِذْ اَخَذْنَا م۪يثَاقَكُمْ لَا تَسْفِكُونَ دِمَٓاءَكُمْ وَلَا تُخْرِجُونَ اَنْفُسَكُمْ مِنْ دِيَارِكُمْ ثُمَّ اَقْرَرْتُمْ وَاَنْتُمْ تَشْهَدُونَ ٨٤ ثُمَّ اَنْتُمْ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ تَقْتُلُونَ اَنْفُسَكُمْ وَتُخْرِجُونَ فَر۪يقًا مِنْكُمْ مِنْ دِيَارِهِمْۘ تَظَاهَرُونَ عَلَيْهِمْ بِالْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِۜ وَاِنْ يَاْتُوكُمْ اُسَارٰى تُفَادُوهُمْ وَهُوَ مُحَرَّمٌ عَلَيْكُمْ اِخْرَاجُهُمْۜ اَفَتُؤْمِنُونَ بِبَعْضِ الْكِتَابِ وَتَكْفُرُونَ بِبَعْضٍۚ فَمَا جَزَٓاءُ مَنْ يَفْعَلُ ذٰلِكَ مِنْكُمْ اِلَّا خِزْيٌ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۚ وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِ يُرَدُّونَ اِلٰٓى اَشَدِّ الْعَذَابِۜ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ ٨٥ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ اشْتَرَوُا الْحَيٰوةَ الدُّنْيَا بِالْاٰخِرَةِۘ فَلَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ الْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَ۟ ٨٦
Mushaf
Okunuş
83Veiẕ eḫaẕnâ mîŝâḳa benî isrâîle lâ taʿbüdûne ille-llâhe vebilvâlideyni iḥsânev veẕi-lḳurbâ velyetâmâ velmesâkîni veḳûlû linnâsi ḥusnev veeḳîmu-ṣṣalâte veâtü-zzekâh. ŝümme tevelleytüm illâ ḳalîlem minküm veentüm müʿriḍûn.
84Veiẕ eḫaẕnâ mîŝâḳaküm lâ tesfikûne dimâeküm velâ tuḫricûne enfüseküm min diyâriküm ŝümme aḳrartüm veentüm teşhedûn.
85Ŝümme entüm hâülâi taḳtülûne enfüseküm vetuḫricûne ferîḳam minküm min diyârihim. teżâherûne ʿaleyhim bilʾiŝmi velʿudvân. veiy yeʾtûküm üsârâ tüfâdûhüm vehüve müḥarramün ʿaleyküm iḫrâcühüm. efetüʾminûne bibaʿḍi-lkitâbi vetekfürûne bibaʿḍ. femâ cezâü mey yefʿalü ẕâlike minküm illâ ḫizyün fi-lḥayâti-ddünyâ. veyevme-lḳiyâmeti yüraddûne ilâ eşeddi-lʿaẕâb. veme-llâhü bigâfilin ʿammâ taʿmelûn.
86Ülâike-lleẕîne-şteravu-lḥayâte-ddünyâ bilʾâḫirati. felâ yüḫaffefü ʿanhümü-lʿaẕâbü velâ hüm yünṣarûn.
Ayet 83–86
Ey İsrailoğulları! Geçmişte sizin atalarınıza da “Yalnız Allah’ı ilah edinin, O’nun daveti olan doğru yolda yaşayın. Ana-babaya, akrabaya, yetime, yoksula yardım edip iyi davranın, namazı kılıp, zekâtı verin ve insanlara güzel sözlerle Allah’ın davetini ulaştırın.” diye emretmiş, buna uyacaklarına dair kendilerinden söz almıştık. Fakat çok azı hariç verdikleri sözlerinden döndüler, hiç olmazsa sizler onların peşinden gidip de, Allah’ın emirlerinden yüz çevirmeyin.
Ayrıca sizin atalarınızdan birbirlerinin kanını dökmeyeceklerine ve birbirlerini yurtlarından çıkarmayacaklarına dair de söz almıştık. Buna şimdi elinizde gerçeklerden içinde pek azı kalmış kitabınız da şahitlik etmektedir.
Verdikleri sözlere rağmen o günlerde atalarınız, bugün de sizler birbirinizi öldürüyor, bir kısmınız bir kısmınızı yurtlarından sürüp çıkarıyor, zulüm ve düşmanlıkta birbirinizle yardımlaşıyor, elinize esir olarak düştüklerinde de ancak fidye alarak serbest bırakıyorsunuz. Hâlbuki birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmak da size haram kılınmıştı.
Sizler kitabın hükümlerinden bir kısmına uyup bir kısmını da kendinize göre değiştiriyorsunuz. Böyle yapanların cezası, dünya hayatlarında rezillik ve zillete düşmek, âhirette ise azabın en şiddetlisine uğratılmak olacaktır. Allah yapıp ettiklerinizden habersiz değildir.
İşte bunlar, âhiretteki cennet hayatına karşılık, geçici olan dünya hayatını ve ebedî kalacakları cehennemi tercih edenlerdir. Orada azapları hiç hafifletilmez, kendilerine yardım da edilmez.
Bakara 87–91
5 ayetوَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَقَفَّيْنَا مِنْ بَعْدِه۪ بِالرُّسُلِ وَاٰتَيْنَا ع۪يسَى ابْنَ مَرْيَمَ الْبَيِّنَاتِ وَاَيَّدْنَاهُ بِرُوحِ الْقُدُسِۜ اَفَكُلَّمَا جَٓاءَكُمْ رَسُولٌ بِمَا لَا تَهْوٰٓى اَنْفُسُكُمُ اسْتَكْبَرْتُمْۚ فَفَر۪يقًا كَذَّبْتُمْ وَفَر۪يقًا تَقْتُلُونَ ٨٧ وَقَالُوا قُلُوبُنَا غُلْفٌۜ بَلْ لَعَنَهُمُ اللّٰهُ بِكُفْرِهِمْ فَقَل۪يلًا مَا يُؤْمِنُونَ ٨٨ وَلَمَّا جَٓاءَهُمْ كِتَابٌ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ مُصَدِّقٌ لِمَا مَعَهُمْۙ وَكَانُوا مِنْ قَبْلُ يَسْتَفْتِحُونَ عَلَى الَّذ۪ينَ كَفَرُواۚ فَلَمَّا جَٓاءَهُمْ مَا عَرَفُوا كَفَرُوا بِه۪ۘ فَلَعْنَةُ اللّٰهِ عَلَى الْكَافِر۪ينَ ٨٩ بِئْسَمَا اشْتَرَوْا بِه۪ٓ اَنْفُسَهُمْ اَنْ يَكْفُرُوا بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ بَغْيًا اَنْ يُنَزِّلَ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ عَلٰى مَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِه۪ۚ فَبَٓاؤُ۫ بِغَضَبٍ عَلٰى غَضَبٍۜ وَلِلْكَافِر۪ينَ عَذَابٌ مُه۪ينٌ ٩٠ وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمْ اٰمِنُوا بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ قَالُوا نُؤْمِنُ بِمَٓا اُنْزِلَ عَلَيْنَا وَيَكْفُرُونَ بِمَا وَرَٓاءَهُ وَهُوَ الْحَقُّ مُصَدِّقًا لِمَا مَعَهُمْۜ قُلْ فَلِمَ تَقْتُلُونَ اَنْبِيَٓاءَ اللّٰهِ مِنْ قَبْلُ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ ٩١
Mushaf
Okunuş
87Veleḳad âteynâ mûse-lkitâbe veḳaffeynâ mim baʿdihî birrusüli veâteynâ ʿîse-bne meryeme-lbeyyinâti veeyyednâhü birûḥi-lḳudüs. efeküllemâ câeküm rasûlüm bimâ lâ tehvâ enfüsükümü-stekbertüm. feferîḳan keẕẕebtüm veferîḳan taḳtülûn.
88Veḳâlû ḳulûbünâ gulf. bel leʿanehümü-llâhü biküfrihim feḳalîlem mâ yüʾminûn.
89Velemmâ câehüm kitâbüm min ʿindi-llâhi müṣaddiḳul limâ meʿahüm vekânû min ḳablü yesteftiḥûne ʿale-lleẕîne keferû. felemmâ câehüm mâ ʿarafû keferû bih. felaʿnetü-llâhi ʿale-lkâfirîn.
90Biʾseme-şterav bihî enfüsehüm ey yekfürû bimâ enzele-llâhü bagyen ey yünezzile-llâhü min faḍlihî ʿalâ mey yeşâü min ʿibâdih. febâû bigaḍabin ʿalâ gaḍab. velilkâfirîne ʿaẕâbüm mühîn.
91Veiẕâ ḳîle lehüm âminû bimâ enzele-llâhü ḳâlû nüʾminü bimâ ünzile ʿaleynâ veyekfürûne bimâ verâehû vehüve-lḥaḳḳu müṣaddiḳal limâ meʿahüm. ḳul felime taḳtülûne embiyâe-llâhi min ḳablü in küntüm müʾminîn.
Ayet 87–91
Ey İsrailoğulları! Biz Musa’ya da kitap verdik ve ondan sonra da birbiri ardına peygamberler gönderdik. Meryemoğlu İsa’yı da Ruhu’l-Kudüs (apaçık âyetler) ve gerçeğin delili mucizelerle destekleyerek gönderdik. Fakat ne zaman peygamberler hoşunuza gitmeyecek hükümlerle geldilerse, onları küstahça reddedip yalancılıkla suçladınız, bir kısmını da alçakça öldürdünüz.
Şimdi siz de kalkmış, elinizde bulunan kitapta kalmış olan ilahi mesajları doğrulayan peygamberin, Kur’an ile davet ettiklerine karşı, “Bizim kalplerimiz, kafalarımız bize yetecek bilgilerle dolu, senin söylediklerine karşı kalplerimiz kapalı ve ihtiyacımız da yok.” diyorsunuz.
Allah böylelerini bu tutumları yüzünden lanetlemiştir. Hâlbuki onlar kendilerinden olmayan müşrik ve kâfirlere üstünlük kurmak için, “Rabbimiz! Bize rehberlik edip, yol gösterecek bir peygamber gönder.” diye yalvarmaktaydılar. Fakat Allah’ın gönderdiği peygamber kendi kavimlerinden olmayınca, peygamber olduğunu çok iyi bilmelerine rağmen, onun ilettiği daveti reddettiler. Allah’ın laneti böylesi kâfirlerin üzerine olsun.
Bunlar, Allah’ın dilediğine peygamberliği lütfetmesini kıskanmakla birlikte, onunla gönderilmiş olan Kur’an’ı da yalan saydılar ve Allah’ın azabını hak ettiler. Böylece kendilerine çok büyük kötülük ederek cehennem ateşine müstahak oldular.
Onlara: “Gelin, Allah’ın indirdiği Kur’an’ın davetine yönelin.” denildiğinde, “Biz yalnızca atalarımıza indirilene iman edip, ona uyarız.” diyerek, atalarının ve kendilerinin arzularına göre yazdıkları muharref kitaplarına uyar, Kur’an ile bildirilen gerçeği reddederler. De ki: “Şayet atalarınız Musa ile gönderilene iman eden mü’minler olsaydı, Allah’ın davetini getiren peygamberlerden bir kısmını öldürmezlerdi.”
Bakara 92–93
2 ayetوَلَقَدْ جَٓاءَكُمْ مُوسٰى بِالْبَيِّنَاتِ ثُمَّ اتَّخَذْتُمُ الْعِجْلَ مِنْ بَعْدِه۪ وَاَنْتُمْ ظَالِمُونَ ٩٢ وَاِذْ اَخَذْنَا م۪يثَاقَكُمْ وَرَفَعْنَا فَوْقَكُمُ الطُّورَۜ خُذُوا مَٓا اٰتَيْنَاكُمْ بِقُوَّةٍ وَاسْمَعُواۜ قَالُوا سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَاُشْرِبُوا ف۪ي قُلُوبِهِمُ الْعِجْلَ بِكُفْرِهِمْۜ قُلْ بِئْسَمَا يَاْمُرُكُمْ بِه۪ٓ ا۪يمَانُكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ ٩٣
Mushaf
Okunuş
92Veleḳad câeküm mûsâ bilbeyyinâti ŝümme-tteḫaẕtümü-lʿicle mim baʿdihî veentüm żâlimûn.
93Veiẕ eḫaẕnâ mîŝâḳaküm verafaʿnâ fevḳakümu-ṭṭûr. ḫuẕû mâ âteynâküm biḳuvvetiv vesmeʿû. ḳâlû semiʿnâ veʿaṣaynâ veüşribû fî ḳulûbihimü-lʿicle biküfrihim. ḳul biʾsemâ yeʾmüruküm bihî îmânüküm in küntüm müʾminîn.
Ayet 92–93
Şüphesiz Musa da sizin atalarınızı Allah’ın apaçık âyetleri ve peygamberliğinin delili mucizelerle doğru yolda yaşamaya davet etmişti. Fakat kısa süreliğine yanlarından ayrılmasından hemen sonra da, içlerinden birinin yaptığı (altın) buzağı heykeline yönelip, önünde saygıyla eğilerek, ona sığınıp yardımını talep etmişlerdi.
Sonra da tevbe edip bu yanlışlarından dönünce, Biz de Sina Dağı’nı üzerlerine şahit kılıp, gönderdiğimiz kitaba sımsıkı sarılacaklarına dair söz almıştık. Fakat ne yazık ki bir süre sonra, “Kitap ile davet olunduğumuzu, dinledik, anladık ama kabul etmeyeceğiz.” dediler. Çünkü kendilerini gerçeği inkâra şartlandırmış oldukları için, buzağı sevgisi yüreklerinde taht kurmuştu.
Ey Peygamber! Sen onlara de ki: “Zaten samimiyetle ve bilinçle, Musa’nın davetine iman etmiş olsaydınız, buzağı heykeline tapınmak gibi hurafelere inananların takipçileri olmazdınız. Bâtıl ve hurafeden ibaret olan inancınız sizlere çok kötü şeyler yaptırıyor.”
Bakara 94–96
3 ayetقُلْ اِنْ كَانَتْ لَكُمُ الدَّارُ الْاٰخِرَةُ عِنْدَ اللّٰهِ خَالِصَةً مِنْ دُونِ النَّاسِ فَتَمَنَّوُا الْمَوْتَ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ ٩٤ وَلَنْ يَتَمَنَّوْهُ اَبَدًا بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يهِمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِالظَّالِم۪ينَ ٩٥ وَلَتَجِدَنَّهُمْ اَحْرَصَ النَّاسِ عَلٰى حَيٰوةٍۚ وَمِنَ الَّذ۪ينَ اَشْرَكُوا يَوَدُّ اَحَدُهُمْ لَوْ يُعَمَّرُ اَلْفَ سَنَةٍۚ وَمَا هُوَ بِمُزَحْزِحِه۪ مِنَ الْعَذَابِ اَنْ يُعَمَّرَۜ وَاللّٰهُ بَص۪يرٌ بِمَا يَعْمَلُونَ۟ ٩٦
Mushaf
Okunuş
94Ḳul in kânet lekümü-ddâru-lʾâḫiratü ʿinde-llâhi ḫâliṣatem min dûni-nnâsi fetemennevu-lmevte in küntüm ṣâdiḳîn.
95Veley yetemennevhü ebedem bimâ ḳaddemet eydîhim. vellâhü ʿalîmüm biżżâlimîn.
96Veletecidennehüm aḥraṣa-nnâsi ʿalâ ḥayâh. vemine-lleẕîne eşrakû yeveddü eḥadühüm lev yüʿammeru elfe seneh. vemâ hüve bimüzaḥziḥihî mine-lʿaẕâbi ey yüʿammer. vellâhü beṣîrum bimâ yaʿmelûn.
Ayet 94–96
Bunca şirk, küfür, isyan ve azgınlıklarına rağmen, cennete yalnız kendilerinin gireceğini söyleyen Yahudilere de ki: “Şayet buna yürekten inanıp, iman ediyorsanız, o halde hemen ölümü isteyip cennete kavuşmayı neden istemiyorsunuz?” Onlar şirkleri, küfürleri ve onca günahları ortada dururken elbette ölümü istemeyeceklerdir. Allah bu zalimlerin yaptıklarını ve ne düşündüklerini en iyi bilendir.
Sen insanlar arasında dünya hayatına en fazla düşkün olanların onlar olduğunu görürsün, Yahudilerin dünya hayatına bu düşkünlükleri diğer müşrik ve kâfirlerden kat kat daha da fazladır. Her biri kendilerine bin yıl ömür verilmesini ister, hâlbuki bin yıl da yaşatılsalar Allah’ın azabından kurtulamazlar.
Allah onların dünya hayatlarını hangi amaç uğrunda, kime ve neye göre yaşadıklarını çok iyi bilmektedir.
Bakara 97–98
2 ayetقُلْ مَنْ كَانَ عَدُوًّا لِجِبْر۪يلَ فَاِنَّهُ نَزَّلَهُ عَلٰى قَلْبِكَ بِاِذْنِ اللّٰهِ مُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَهُدًى وَبُشْرٰى لِلْمُؤْمِن۪ينَ ٩٧ مَنْ كَانَ عَدُوًّا لِلّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِه۪ وَرُسُلِه۪ وَجِبْر۪يلَ وَم۪يكَالَ فَاِنَّ اللّٰهَ عَدُوٌّ لِلْكَافِر۪ينَ ٩٨
Mushaf
Okunuş
97Ḳul men kâne ʿadüvvel licibrîle feinnehû nezzelehû ʿalâ ḳalbike biiẕni-llâhi müṣaddiḳal limâ beyne yedeyhi vehüdev vebüşrâ lilmüʾminîn.
98Men kâne ʿadüvvel lillâhi vemelâiketihî verusülihî vecibrîle vemîkâle feinne-llâhe ʿadüvvül lilkâfirîn.
Ayet 97–98
Ey Peygamber! Onlara şunu da söyle: “Cebrail, Allah’ın izniyle önceki kitaplarda gerçeklerden geriye kalanları tasdik eden Kur’an’ı senin kalbine müjdeci olarak indirendir. Her kim Allah’a, Cebrail’e, Mikail’e, diğer meleklere ve peygamberlere düşmanlık ederse Allah da böylesi kâfirlerin düşmanıdır.”
İlgili ayetler
Bakara 99–103
5 ayetوَلَقَدْ اَنْزَلْنَٓا اِلَيْكَ اٰيَاتٍ بَيِّنَاتٍۚ وَمَا يَكْفُرُ بِهَٓا اِلَّا الْفَاسِقُونَ ٩٩ اَوَكُلَّمَا عَاهَدُوا عَهْدًا نَبَذَهُ فَر۪يقٌ مِنْهُمْۜ بَلْ اَكْثَرُهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ ١٠٠ وَلَمَّا جَٓاءَهُمْ رَسُولٌ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ مُصَدِّقٌ لِمَا مَعَهُمْ نَبَذَ فَر۪يقٌ مِنَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَۗ كِتَابَ اللّٰهِ وَرَٓاءَ ظُهُورِهِمْ كَاَنَّهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ١٠١ وَاتَّبَعُوا مَا تَتْلُوا الشَّيَاط۪ينُ عَلٰى مُلْكِ سُلَيْمٰنَۚ وَمَا كَفَرَ سُلَيْمٰنُ وَلٰكِنَّ الشَّيَاط۪ينَ كَفَرُوا يُعَلِّمُونَ النَّاسَ السِّحْرَۗ وَمَٓا اُنْزِلَ عَلَى الْمَلَكَيْنِ بِبَابِلَ هَارُوتَ وَمَارُوتَۜ وَمَا يُعَلِّمَانِ مِنْ اَحَدٍ حَتّٰى يَقُولَٓا اِنَّمَا نَحْنُ فِتْنَةٌ فَلَا تَكْفُرْۜ فَيَتَعَلَّمُونَ مِنْهُمَا مَا يُفَرِّقُونَ بِه۪ بَيْنَ الْمَرْءِ وَزَوْجِه۪ۜ وَمَا هُمْ بِضَٓارّ۪ينَ بِه۪ مِنْ اَحَدٍ اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَيَتَعَلَّمُونَ مَا يَضُرُّهُمْ وَلَا يَنْفَعُهُمْۜ وَلَقَدْ عَلِمُوا لَمَنِ اشْتَرٰيهُ مَا لَهُ فِي الْاٰخِرَةِ مِنْ خَلَاقٍ۠ وَلَبِئْسَ مَا شَرَوْا بِه۪ٓ اَنْفُسَهُمْۜ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ ١٠٢ وَلَوْ اَنَّهُمْ اٰمَنُوا وَاتَّقَوْا لَمَثُوبَةٌ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ خَيْرٌۜ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ۟ ١٠٣
Mushaf
Okunuş
99Veleḳad enzelnâ ileyke âyâtim beyyinât. vemâ yekfüru bihâ ille-lfâsiḳûn.
100Eveküllemâ ʿâhedû ʿahden nebeẕehû ferîḳum minhüm. bel ekŝeruhüm lâ yüʾminûn.
101Velemmâ câehüm rasûlüm min ʿindi-llâhi müṣaddiḳul limâ meʿahüm nebeẕe ferîḳum mine-lleẕîne ûtü-lkitâb. kitâbe-llâhi verâe żuhûrihim keennehüm lâ yaʿlemûn.
102Vettebeʿû mâ tetlü-şşeyâṭînü ʿalâ mülki süleymân. vemâ kefera süleymânü velâkinne-şşeyâṭîne keferû yüʿallimûne-nnâse-ssiḥr. vemâ ünzile ʿale-lmelekeyni bibâbile hârûte vemârût. vemâ yüʿallimâni min eḥadin ḥattâ yeḳûlâ innemâ naḥnü fitnetün felâ tekfür. feyeteʿallemûne minhümâ mâ yüferriḳûne bihî beyne-lmerʾi vezevcih. vemâ hüm biḍârrîne bihî min eḥadin illâ biiẕni-llâh. veyeteʿallemûne mâ yeḍurruhüm velâ yenfeʿuhüm. veleḳad ʿalimû lemeni-şterâhü mâ lehû fi-lʾâḫirati min ḫalâḳ. velebiʾse mâ şerav bihî enfüsehüm. lev kânû yaʿlemûn.
103Velev ennehüm âmenû vetteḳav lemeŝûbetüm min ʿindi-llâhi ḫayr. lev kânû yaʿlemûn.
Ayet 99–103
Ey Peygamber! Biz sana, insanları yaratılışlarının sebebi olan hayat nizamı ile yaşamaya davet eden âyetler indirdik, bunları müşrik ve kâfir olarak yaşamaya kendini şartlandırmış olanlardan başkası inkâr etmez.
Geçmişte olduğu gibi, Yahudilerden birçoğu Allah’ın davetine uyacaklarına dair söz vermelerine rağmen sözlerinden dönerler. Aslında onlar inanıp iman etmek istemeyenlerdir.
Bu Yahudilere ellerinde bulunan kitapta kalmış olan, Allah’ın âyetlerini onaylayan Peygamber ve Kur’an gelip de, elleriyle bozmuş olduklarının yerine buna uymaları söylenince, sanki Kur’an’ın Allah kelamı olduğunun farkında değillermiş gibi içlerinden çoğu davetten yüz çevirirler ve tıpkı Süleyman’ın hükümdarlığı döneminde şeytanın fısıltılarının, kışkırtmalarının peşine takılan, şeytan tabiatlı kimselerin Süleyman’a iftira atıp sihirbaz dedikleri gibi, şimdi aynı yalan ve iftirayı senin için de söylüyorlar. Hâlbuki Süleyman Rabbine asla nankörlük etmedi ve bâtıla sapıp sihirbazlık da yapmadı. Fakat şeytana yoldaş olan bir kısım Yahudiler, Rablerine nankörlük edip sihire yöneldiler. Gerçeği, asıl bağlamından kopararak tersyüz edip sihirbazlık yapmaya kalkıştılar.
Şimdi bu Yahudiler de vaktiyle Babil’deki soydaşları olan ve sihirbazların meliki (kralı) diye anılan iki kişiye (Harut ve Marut’a) indirilene uyduklarını söylüyorlar. Oysa onlara herhangi bir bilgi de indirilmemişti. Zaten Harut ile Marut da insanlara sihirbazlığın bir göz boyama sanatı, bir imtihan aracı olduğunu ve bunun kötüye kullanılması halinde insanı şirke ve küfre götüreceğini söylemeden hiç kimseye bir şey de öğretmiyorlardı. Fakat müşrik ve kâfirliğe kendilerini şartlandırmış, şeytan tabiatlı olmayı kişilik haline getirmiş kimseler, Harut ve Marut’tan, kadın ile kocasının arasını açıp bundan da çıkar elde etmeye, toplumun yapısını yozlaştırmaya yönelik tuzaklar/planlar öğrenmenin peşine düşmüşlerdi.
Gerçek olan şu ki, Allah’ın izni olmadan hiç kimse bir başkasına zarar veremez. Bu gibi yolları iş edinenlerin ve onlara uyanların, âhiretin güzelliklerinden nasibi yoktur. Bunlar kendi elleriyle cehennemi satın almaktalar; keşke bunu anlayabilselerdi.
Oysa Allah’ın peygamberleri ve kitapları ile daveti olan ilâhî nizamın ahlakı ile yaşamaya çalışsalardı, Allah katında kazanacakları mükâfat elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.
İlgili ayetler
Bakara 104
1 ayetيَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَقُولُوا رَاعِنَا وَقُولُوا انْظُرْنَا وَاسْمَعُواۜ وَلِلْكَافِر۪ينَ عَذَابٌ اَل۪يمٌ ١٠٤
Mushaf
Okunuş
104Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ teḳûlû râʿinâ veḳûlü-nẕürnâ vesmeʿû. velilkâfirîne ʿaẕâbün elîm.
Ayet 104
Ey Allah’ın davetine iman edenler! “Rainâ demeyip unzurnâ deyin.” (Yani sizler Peygamber’e, “Bizi düşünmeyen, sorgulamayan çobanın güttüğü sürüler gibi güt!” demeyin, “Sen bizim yaptıklarımızın, yapmakta olduklarımızın Allah’ın davetine uyup uymadığını kontrol et, eksiklerimizi, yanlışlarımızı bize göster!” deyin.) Ey mü’minler! Peygamberinizin söylediklerini can kulağıyla dinleyin, onun söylediklerine ancak müşrik ve kâfirler dinleyip anlamadan karşı çıkarlar. Onlar için acıklı bir azap vardır.
İlgili ayetler
Bakara 105–106
2 ayetمَا يَوَدُّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ وَلَا الْمُشْرِك۪ينَ اَنْ يُنَزَّلَ عَلَيْكُمْ مِنْ خَيْرٍ مِنْ رَبِّكُمْۜ وَاللّٰهُ يَخْتَصُّ بِرَحْمَتِه۪ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ ذُو الْفَضْلِ الْعَظ۪يمِ ١٠٥ مَا نَنْسَخْ مِنْ اٰيَةٍ اَوْ نُنْسِهَا نَاْتِ بِخَيْرٍ مِنْهَٓا اَوْ مِثْلِهَاۜ اَلَمْ تَعْلَمْ اَنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ١٠٦
Mushaf
Okunuş
105Mâ yeveddü-lleẕîne keferû min ehli-lkitâbi vele-lmüşrikîne ey yünezzele ʿaleyküm min ḫayrim mir rabbiküm. vellâhü yaḫteṣṣu biraḥmetihî mey yeşâʾ. vellâhü ẕü-lfaḍli-lʿażîm.
106Mâ nensaḫ min âyetin ev nünsihâ neʾti biḫayrim minhâ ev miŝlihâ. elem taʿlem enne-llâhe ʿalâ külli şeyʾin ḳadîr.
Ayet 105–106
Kitap ehlinden olduklarını iddia edenler ve müşrikler sana Rabbin tarafından peygamberlik verilip kitap gönderilmiş olmasından hoşlanmazlar. Oysa Allah, rahmetiyle dileyip, layık gördüğünü peygamber olarak seçer ve ona kitap göndererek ilahi vahyi insanlara ulaştırır.
Biz içleri boşaltılıp anlamları değiştirilen, unutturulup hükümleri ortadan kaldırılan âyetlerimizin yerine, aslına uygun mükemmel olanını yeniden inzal ederiz. Şüphesiz ki Allah her şeye kâdirdir.
İlgili ayetler
Bakara 107
1 ayetاَلَمْ تَعْلَمْ اَنَّ اللّٰهَ لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَص۪يرٍ ١٠٧
Mushaf
Okunuş
107Elem taʿlem enne-llâhe lehû mülkü-ssemâvâti velʾarḍ. vemâ leküm min dûni-llâhi miv veliyyiv velâ neṣîr.
Ayet 107
Göklerin ve yerin yaratıcısı, sahibi olan Allah’tır. Mülkü üzerinde hüküm koyma yetkisi de yalnızca O’na aittir. Sizin Allah’tan başka veliniz (dostunuz ve yardımcınız) yoktur.
Bakara 108
1 ayetاَمْ تُر۪يدُونَ اَنْ تَسْـَٔلُوا رَسُولَكُمْ كَمَا سُئِلَ مُوسٰى مِنْ قَبْلُۜ وَمَنْ يَتَبَدَّلِ الْكُفْرَ بِالْا۪يمَانِ فَقَدْ ضَلَّ سَوَٓاءَ السَّب۪يلِ ١٠٨
Mushaf
Okunuş
108Em türîdûne en tesʾelû rasûleküm kemâ süile mûsâ min ḳabl. vemey yetebeddeli-lküfra bilʾîmâni feḳad ḍalle sevâe-ssebîl.
Ayet 108
Ey mü’minler! Yoksa siz de, İsrailoğullarının Musa’dan her akıllarına gelen olur olmaz şeyler ve mucizeler istedikleri gibi, peygamberinizden olmayacak isteklerde mi bulunuyorsunuz? Kim imanının gereklerini yerine getirmesi gerekirken böylesi şeylerin peşine düşerse küfre yönelmiş olur.
Bakara 109–110
2 ayetوَدَّ كَث۪يرٌ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ لَوْ يَرُدُّونَكُمْ مِنْ بَعْدِ ا۪يمَانِكُمْ كُفَّارًاۚ حَسَدًا مِنْ عِنْدِ اَنْفُسِهِمْ مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ الْحَقُّۚ فَاعْفُوا وَاصْفَحُوا حَتّٰى يَاْتِيَ اللّٰهُ بِاَمْرِه۪ۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ١٠٩ وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَۜ وَمَا تُقَدِّمُوا لِاَنْفُسِكُمْ مِنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِنْدَ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ ١١٠
Mushaf
Okunuş
109Vedde keŝîrum min ehli-lkitâbi lev yeruddûneküm mim baʿdi îmâniküm küffârâ. ḥasedem min ʿindi enfüsihim mim baʿdi mâ tebeyyene lehümü-lḥaḳḳ. faʿfû vaṣfeḥû ḥattâ yeʾtiye-llâhü biemrih. inne-llâhe ʿalâ külli şeyʾin ḳadîr.
110Veeḳîmu-ṣṣalâte veâtü-zzekâh. vemâ tüḳaddimû lienfüsiküm min ḫayrin tecidûhü ʿinde-llâh. inne-llâhe bimâ taʿmelûne beṣîr.
Ayet 109–110
Kitap ehlinden birçoğu da, Peygamber ve Kur’an ile yapılan davetin gerçek olduğunu bilip anlamasına rağmen, içlerindeki kıskançlıklarından dolayı mü’minleri imanlarından vazgeçirmeye çalışırlar.
Allah’ın onlarla ilgili emri size gelinceye kadar onlara ilişmeyip, kendi hallerine bırakın. Unutmayın ki her şeyin tek doğrusunu yalnızca Allah bilir ve O her şeye kâdirdir.
Ey mü’minler! Müşrik ve kâfirlerin yaptıkları saldırılar ve iftiralar karşısında gevşemeyip yılmadan, taviz vermeden direnin ve Allah’a sığının. Namazınızı bilinçle, devamlı kılın, zekâtı verin. İyi bilin ki bu davranışlarınızın Allah katında mükâfatını bulacaksınız. Allah bütün yaptıklarınızı görüp, bilmektedir.
Bakara 111–112
2 ayetوَقَالُوا لَنْ يَدْخُلَ الْجَنَّةَ اِلَّا مَنْ كَانَ هُودًا اَوْ نَصَارٰىۜ تِلْكَ اَمَانِيُّهُمْۜ قُلْ هَاتُوا بُرْهَانَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ ١١١ بَلٰى مَنْ اَسْلَمَ وَجْهَهُ لِلّٰهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ فَلَهُٓ اَجْرُهُ عِنْدَ رَبِّه۪ۖ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ۟ ١١٢
Mushaf
Okunuş
111Veḳâlû ley yedḫule-lcennete illâ men kâne hûden ev neṣârâ. tilke emâniyyühüm. ḳul hâtû bürhâneküm in küntüm ṣâdiḳîn.
112Belâ men esleme vechehû lillâhi vehüve muḥsinün felehû ecruhû ʿinde rabbih. velâ ḫavfün ʿaleyhim velâ hüm yaḥzenûn.
Ayet 111–112
Yahudi ve Hıristiyanlar kendilerinden başka hiç kimsenin cennete giremeyeceğini söylüyorlar. Onların bu iddiaları boş ve anlamsızdır. Onlara de ki: “Bu iddialarınızın doğruluğu ile ilgili, elinizde bir deliliniz varsa ve eğer dürüst kimselerseniz delillerinizi koyun ortaya.” Hayır durum hiç de onların dediği gibi değil. Gerçek şu ki, yalnız Allah’ı Rab ve ilah edinip, sınırlarını Allah’ın belirlediği bir hayatı yaşamak ve yaşatmak uğrunda canla başla gayret edenler cennete girebileceklerdir. Böyleleri akıbetlerinden korkmasınlar, onlar mahzun da olmayacaklar.
Bakara 113
1 ayetوَقَالَتِ الْيَهُودُ لَيْسَتِ النَّصَارٰى عَلٰى شَيْءٍۖ وَقَالَتِ النَّصَارٰى لَيْسَتِ الْيَهُودُ عَلٰى شَيْءٍۙ وَهُمْ يَتْلُونَ الْكِتَابَۜ كَذٰلِكَ قَالَ الَّذ۪ينَ لَا يَعْلَمُونَ مِثْلَ قَوْلِهِمْۚ فَاللّٰهُ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ ف۪يمَا كَانُوا ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَ ١١٣
Mushaf
Okunuş
113Veḳâleti-lyehûdü leyseti-nneṣârâ ʿalâ şeyʾ. veḳâleti-nneṣârâ leyseti-lyehûdü ʿalâ şeyʾiv vehüm yetlûne-lkitâb. keẕâlike ḳâle-lleẕîne lâ yaʿlemûne miŝle ḳavlihim. fellâhü yaḥkümü beynehüm yevme-lḳiyâmeti fîmâ kânû fîhi yaḫtelifûn.
Ayet 113
Yahudiler, Hıristiyanlar için, “Bunların inançları sağlam bir temele dayanmaz ve tutarsızdır.” diyorlar. Hıristiyanlar da Yahudiler için, “Bu Yahudilerin inançlarının temeli çürüktür, hiçbir gerçekliği yoktur.” derler. Her iki taraf da bu iddialarını, ellerindeki aslından koparıp tahrif ettikleri kitaba dayandırıyorlar. Sizin içinizde bulunan müşrik ve kâfirler de, gerçekle ilgili hiçbir bilgiye sahip olmadıkları halde Yahudi ve Hıristiyanların birbirlerine söylediklerini Allah’ın davetine iman etmiş mü’minler için söyleyip duruyorlar.
Bakara 114
1 ayetوَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنْ مَنَعَ مَسَاجِدَ اللّٰهِ اَنْ يُذْكَرَ ف۪يهَا اسْمُهُ وَسَعٰى ف۪ي خَرَابِهَاۜ اُو۬لٰٓئِكَ مَا كَانَ لَهُمْ اَنْ يَدْخُلُوهَٓا اِلَّا خَٓائِف۪ينَۜ لَهُمْ فِي الدُّنْيَا خِزْيٌ وَلَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ عَذَابٌ عَظ۪يمٌ ١١٤
Mushaf
Okunuş
114Vemen ażlemü mimmem meneʿa mesâcide-llâhi ey yüẕkera fîhe-smühû veseʿâ fî ḫarâbihâ. ülâike mâ kâne lehüm ey yedḫulûhâ illâ ḫâifîn. lehüm fi-ddünyâ ḫizyüv velehüm fi-lʾâḫirati ʿaẕâbün ʿażîm.
Ayet 114
Allah’ın davetinin öğretilmesi için yapılan mescitlerde, gerçeklerin üstünü örterek aslından koparan ve bu ibadeti tahrif etmeye çalışanlardan daha zalim kim olabilir? Böyle kimselerin, mü’minlerin gücünden ve tepkisinden çekinip, korkarak oralara girememeleri gerekirdi.
Bu zalimler için dünyada zillet ve rezillik, âhirette ise korkunç bir azap vardır.
Bakara 115
1 ayetوَلِلّٰهِ الْمَشْرِقُ وَالْمَغْرِبُ فَاَيْنَمَا تُوَلُّوا فَثَمَّ وَجْهُ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ وَاسِعٌ عَل۪يمٌ ١١٥
Mushaf
Okunuş
115Velillâhi-lmeşriḳu velmagribü feeynemâ tüvellû feŝemme vechü-llâh. inne-llâhe vâsiʿun ʿalîm.
Ayet 115
Allah doğunun, batının, her yönün ve oralarda olanların yaratıcısı ve Rabbidir (Sahibidir). Yüzünüz nereye dönük olursa olsun, Allah neye ve kime yönelik yaşadığınızı bilir. Allah’ın davetine iman edip icabet edenler, yönlerini Rableri olan Allah’a çevirmişlerdir. Allah’ın ilmi her şeyi kuşatmıştır ve kendine yönelenleri en iyi O bilir.
İlgili ayetler
Bakara 116–117
2 ayetوَقَالُوا اتَّخَذَ اللّٰهُ وَلَدًاۙ سُبْحَانَهُۜ بَلْ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ كُلٌّ لَهُ قَانِتُونَ ١١٦ بَد۪يعُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَاِذَا قَضٰٓى اَمْرًا فَاِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ ١١٧
Mushaf
Okunuş
116Veḳâlü-tteḫaẕe-llâhü veleden sübḥâneh. bel lehû mâ fi-ssemâvâti velʾarḍ. küllül lehû ḳânitûn.
117Bedîʿu-ssemâvâti velʾarḍ. veiẕâ ḳaḍâ emran feinnemâ yeḳûlü lehû kün feyekûn.
Ayet 116–117
Kitap ehlinden olan müşriklerin bir kısmı, bir de kalkmış “Allah kendisine bir oğul edindi.” diyerek Allah’a iftira ediyorlar. Hâşâ Allah onların bu yakıştırmalarından münezzehtir (uzaktır), göklerde ve yerde ne varsa hepsini yaratan O’dur ve hepsi O’nun iradesine boyun eğer.
Allah, eşsiz güzellikteki gökleri ve yeryüzünü yaratıp, kurduğu nizam ve yasalarla yönetendir.
Allah herhangi bir şeyin olmasını dilerse onun oluş sürecini başlatır ve o da hemen olur.
Bakara 118
1 ayetوَقَالَ الَّذ۪ينَ لَا يَعْلَمُونَ لَوْلَا يُكَلِّمُنَا اللّٰهُ اَوْ تَاْت۪ينَٓا اٰيَةٌۜ كَذٰلِكَ قَالَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ مِثْلَ قَوْلِهِمْۜ تَشَابَهَتْ قُلُوبُهُمْۜ قَدْ بَيَّنَّا الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ ١١٨
Mushaf
Okunuş
118Veḳâle-lleẕîne lâ yaʿlemûne levlâ yükellimüne-llâhü ev teʾtînâ âyeh. keẕâlike ḳâle-lleẕîne min ḳablihim miŝle ḳavlihim. teşâbehet ḳulûbühüm. ḳad beyyenne-lʾâyâti liḳavmiy yûḳinûn.
Ayet 118
Hiçbir ilahi bilgiye sahip olmayan ve gerçekleri görüp anlamak, bilmek istemeyenler, “Allah bizimle konuşsa yahut bize bir mucize gösterse ya!” derler. Onlardan önceki müşrikler de benzer şeyler söylemişlerdi. Bunların kalpleri hep birbirine benziyor.
Biz gerçek bilgiye ulaşmak isteyenler için âyetlerimizi apaçık ve anlaşılır biçimde ortaya koyuyoruz. Ancak böyle kimseler doğruyu kavrarlar.
İlgili ayetler
Bakara 119
1 ayetاِنَّٓا اَرْسَلْنَاكَ بِالْحَقِّ بَش۪يرًا وَنَذ۪يرًاۙ وَلَا تُسْـَٔلُ عَنْ اَصْحَابِ الْجَح۪يمِ ١١٩
Mushaf
Okunuş
119İnnâ erselnâke bilḥaḳḳi beşîrav veneẕîrav velâ tüsʾelü ʿan aṣḥâbi-lceḥîm.
Ayet 119
Ey Peygamber! Biz seni, insanları yaratılış sebepleri olan hayat nizamını yaşamaya davet etmekle görevlendirdik. Sen, öğüt ve uyarılara rağmen bu daveti kabul etmeyip yüz çevirenlerden sorumlu değilsin.
Bakara 120
1 ayetوَلَنْ تَرْضٰى عَنْكَ الْيَهُودُ وَلَا النَّصَارٰى حَتّٰى تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْۜ قُلْ اِنَّ هُدَى اللّٰهِ هُوَ الْهُدٰىۜ وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ اَهْوَٓاءَهُمْ بَعْدَ الَّذ۪ي جَٓاءَكَ مِنَ الْعِلْمِۙ مَا لَكَ مِنَ اللّٰهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَص۪يرٍ ١٢٠
Mushaf
Okunuş
120Velen terḍâ ʿanke-lyehûdü vele-nneṣârâ ḥattâ tettebiʿa milletehüm. ḳul inne hüde-llâhi hüve-lhüdâ. veleini-ttebaʿte ehvâehüm baʿde-lleẕî câeke mine-lʿilmi mâ leke mine-llâhi miv veliyyiv velâ neṣîr.
Ayet 120
Sen Yahudi ve Hıristiyanların şirk ve küfre dayalı nizamlardan oluşan dinlerine uymadıkça onlar asla senden hoşnut olmazlar. Onlara de ki: “Doğru olan din, Allah’ın Peygamber ve Kur’an ile rehberlik ettiği dindir (nizamdır).”
Sana Kur’an geldikten sonra Yahudi ve Hıristiyanların hiçbir gerçek bilgiye ve delile dayalı olmayan nizamlarına uyacak olursan seni Allah’ın azabından kimse kurtaramaz. O’na karşı kendine hiçbir dost ve yardımcı da bulamazsın.
İlgili ayetler
Bakara 121
1 ayetاَلَّذ۪ينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَتْلُونَهُ حَقَّ تِلَاوَتِه۪ۜ اُو۬لٰٓئِكَ يُؤْمِنُونَ بِه۪ۜ وَمَنْ يَكْفُرْ بِه۪ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ۟ ١٢١
Mushaf
Okunuş
121Elleẕîne âteynâhümü-lkitâbe yetlûnehû ḥaḳḳa tilâvetih. ülâike yüʾminûne bih. vemey yekfür bihî feülâike hümü-lḫâsirûn.
Ayet 121
Kendilerine gönderdiğimiz ilahi kitabı hakkıyla okuyup da davetine uyanlar var ya, işte onlar gerçekten iman etmiş kimselerdir. Kim de iman etmez ise hüsrana uğrayanlardan olacaktır.
İlgili ayetler
Bakara 122–123
2 ayetيَا بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ اذْكُرُوا نِعْمَتِيَ الَّت۪ٓي اَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ وَاَنّ۪ي فَضَّلْتُكُمْ عَلَى الْعَالَم۪ينَ ١٢٢ وَاتَّقُوا يَوْمًا لَا تَجْز۪ي نَفْسٌ عَنْ نَفْسٍ شَيْـًٔا وَلَا يُقْبَلُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلَا تَنْفَعُهَا شَفَاعَةٌ وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَ ١٢٣
Mushaf
Okunuş
122Yâ benî isrâîle-ẕkürû niʿmetiye-lletî enʿamtü ʿaleyküm veennî feḍḍaltüküm ʿale-lʿâlemîn.
123Vetteḳû yevmel lâ teczî nefsün ʿan nefsin şeyʾev velâ yuḳbelü minhâ ʿadlüv velâ tenfeʿuhâ şefâʿatüv velâ hüm yünṣarûn.
Ayet 122–123
Ey İsrailoğulları! Geçmişte size ihsan ve ikram ettiğim nimetlerimi, zor günlerinizden kurtardığımı ve davetime uyup yaşadığınızda da diğer milletlere üstün kıldığımı hatırlayın. Hiç kimsenin kimseye yardımının dokunamayacağı, kimseden hiçbir fidyenin kabul edilmeyeceği, hiç kimsenin şefaatinin fayda vermeyeceği Kıyamet ve Hesap Günü’nün gelip çatacağını aklınızdan çıkarmayın.
Bakara 124
1 ayetوَاِذِ ابْتَلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ رَبُّهُ بِكَلِمَاتٍ فَاَتَمَّهُنَّۜ قَالَ اِنّ۪ي جَاعِلُكَ لِلنَّاسِ اِمَامًاۜ قَالَ وَمِنْ ذُرِّيَّت۪يۜ قَالَ لَا يَنَالُ عَهْدِي الظَّالِم۪ينَ ١٢٤
Mushaf
Okunuş
124Veiẕi-btelâ ibrâhîme rabbühû bikelimâtin feetemmehünn. ḳâle innî câʿilüke linnâsi imâmâ. ḳâle vemin ẕürriyyetî. ḳâle lâ yenâlü ʿahdi-żżâlimîn.
Ayet 124
Geçmişte İbrahim’in de imanını sınamak için Rabbi onu bir kısım kelimelerle imtihanlara tabi tutmuştu. İbrahim de bütün samimiyeti ve gayretini ortaya koyup, imanına olan sadakatini göstermişti. Bunun üzerine Allah, İbrahim’e: “Seni insanlara önder yapacağım.” deyince İbrahim de: “Rabbim! Soyumdan da önderler çıkar.” diye dua etmişti. Allah da İbrahim’e: “Benim vaadim, senin soyundan gelip de müşrik ve kâfir olarak yaşamayı seçen zalimleri kapsamaz.” diye buyurmuştu.
Bakara 125–126
2 ayetوَاِذْ جَعَلْنَا الْبَيْتَ مَثَابَةً لِلنَّاسِ وَاَمْنًاۜ وَاتَّخِذُوا مِنْ مَقَامِ اِبْرٰه۪يمَ مُصَلًّىۜ وَعَهِدْنَٓا اِلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْمٰع۪يلَ اَنْ طَهِّرَا بَيْتِيَ لِلطَّٓائِف۪ينَ وَالْعَاكِف۪ينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ ١٢٥ وَاِذْ قَالَ اِبْرٰه۪يمُ رَبِّ اجْعَلْ هٰذَا بَلَدًا اٰمِنًا وَارْزُقْ اَهْلَهُ مِنَ الثَّمَرَاتِ مَنْ اٰمَنَ مِنْهُمْ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ قَالَ وَمَنْ كَفَرَ فَاُمَتِّعُهُ قَل۪يلًا ثُمَّ اَضْطَرُّهُٓ اِلٰى عَذَابِ النَّارِۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ ١٢٦
Mushaf
Okunuş
125Veiẕ ceʿalne-lbeyte meŝâbetel linnâsi veemnâ. vetteḫiẕû mim meḳâmi ibrâhîme müṣallâ. veʿahidnâ ilâ ibrâhîme veismâʿîle en ṭahhirâ beytiye liṭṭâifîne velʿâkifîne verrukkeʿi-ssücûd.
126Veiẕ ḳâle ibrâhîmü rabbi-cʿal hâẕâ beleden âminev verzuḳ ehlehû mine-ŝŝemerâti men âmene minhüm billâhi velyevmi-lʾâḫir. ḳâle vemen kefera feümettiʿuhû ḳalîlen ŝümme aḍṭarruhû ilâ ʿaẕâbi-nnâr. vebiʾse-lmeṣîr.
Ayet 125–126
Biz Kâbe’yi, insanlara Allah’tan başka gerçek Rab ve ilahın olmadığının öğretildiği ve kurallarını Allah’ın belirlediği bir hayatı yaşamaya davet edilen güvenli bir merkez, bir okul ve mabet kıldık. Ey insanlar! Siz de bu maksada hizmet makamı olarak İbrahim’e yaptırdığımız Kâbe’yi maksadına uygun bir mescide dönüştürün.
İbrahim ve İsmail’e de “Kâbe’ye, ibadet için gelenleri şirkten, küfürden, ahlaki çürümüşlükten temizleyin ve orada Allah’a rükû ve secde edenler için mabedimi tertemiz tutun.” diye emrettik.
İbrahim de Rabbine şöyle dua etti: “Rabbim! İlahi davetin merkezi yaptığın bu toprakları emin bir belde kıl! Senin rızanı kazanmak üzere yaşayıp da âhirete iman edenlere bereketli rızıklar nasip et.”
Rabbi de ona şöyle buyurmuştu: “Ben dünya hayatlarını müşrik ve kâfir olarak devam ettirmekte inatla direnenlere de rızık ve zaman veririm. Buna rağmen davetime icabet etmeyenleri sonunda hak ettikleri azabı çekmek üzere cehenneme sürerim, varılacak ne kötü yerdir orası!”
İlgili ayetler
Bakara 127–129
3 ayetوَاِذْ يَرْفَعُ اِبْرٰه۪يمُ الْقَوَاعِدَ مِنَ الْبَيْتِ وَاِسْمٰع۪يلُۜ رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّاۜ اِنَّكَ اَنْتَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ ١٢٧ رَبَّنَا وَاجْعَلْنَا مُسْلِمَيْنِ لَكَ وَمِنْ ذُرِّيَّتِنَٓا اُمَّةً مُسْلِمَةً لَكَۖ وَاَرِنَا مَنَاسِكَنَا وَتُبْ عَلَيْنَاۚ اِنَّكَ اَنْتَ التَّوَّابُ الرَّح۪يمُ ١٢٨ رَبَّنَا وَابْعَثْ ف۪يهِمْ رَسُولًا مِنْهُمْ يَتْلُوا عَلَيْهِمْ اٰيَاتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُزَكّ۪يهِمْۜ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ۟ ١٢٩
Mushaf
Okunuş
127Veiẕ yerfeʿu ibrâhîmü-lḳavâʿide mine-lbeyti veismâʿîl. rabbenâ teḳabbel minnâ. inneke ente-ssemîʿu-lʿalîm.
128Rabbenâ vecʿalnâ müslimeyni leke vemin ẕürriyyetinâ ümmetem müslimetel lek. veerinâ menâsikenâ vetüb ʿaleynâ. inneke ente-ttevvâbü-rraḥîm.
129Rabbenâ vebʿaŝ fîhim rasûlem minhüm yetlû ʿaleyhim âyâtike veyüʿallimühümü-lkitâbe velḥikmete veyüzekkîhim. inneke ente-lʿazîzü-lḥakîm.
Ayet 127–129
İbrahim, oğlu İsmail’le birlikte bir taraftan Kâbe’nin duvarlarını yükseltirken bir yandan da şöyle dua ediyorlardı:
“Rabbimiz! Bu yaptığımızı kabul et ve bizlere Senin rızana uygun yaşamayı nasip et, şüphesiz Sen her şeyi duyan ve her şeyi bilensin.
Rabbimiz! Yaratılış sebebimiz olan ilâhî hayat nizamına teslim olarak yaşayabilmemiz için bize yardım et! Soyumuzdan da kitabı ve hikmeti öğrenip öğretecek, Sana teslim olacak bir nesil çıkar. Bize davetine uygun yaşayabilme yollarını göster! Tevbelerimizi, dualarımızı ve ibadetlerimizi kabul eyle. Sen çok merhametli ve bağışlayıcısın.
Senin her şeye gücün yeter, her hükmü mükemmel olan yalnız Sensin.”
İlgili ayetler
Bakara 130
1 ayetوَمَنْ يَرْغَبُ عَنْ مِلَّةِ اِبْرٰه۪يمَ اِلَّا مَنْ سَفِهَ نَفْسَهُۜ وَلَقَدِ اصْطَفَيْنَاهُ فِي الدُّنْيَاۚ وَاِنَّهُ فِي الْاٰخِرَةِ لَمِنَ الصَّالِح۪ينَ ١٣٠
Mushaf
Okunuş
130Vemey yergabü ʿam milleti ibrâhîme illâ men sefihe nefseh. veleḳadi-ṣṭafeynâhü fi-ddünyâ. veinnehû fi-lʾâḫirati lemine-ṣṣâliḥîn.
Ayet 130
Aklını doğru kullanmayan, kendini bilmezden başka kim İbrahim’in Allah adına yaptığı davetten yüz çevirir? Andolsun ki Biz İbrahim’i bu dünyada seçkin kıldık. Şüphesiz o âhirette de dürüst ve erdemliler arasında yer alacak.
Bakara 131–132
2 ayetاِذْ قَالَ لَهُ رَبُّهُٓ اَسْلِمْۙ قَالَ اَسْلَمْتُ لِرَبِّ الْعَالَم۪ينَ ١٣١ وَوَصّٰى بِهَٓا اِبْرٰه۪يمُ بَن۪يهِ وَيَعْقُوبُۜ يَا بَنِيَّ اِنَّ اللّٰهَ اصْطَفٰى لَكُمُ الدّ۪ينَ فَلَا تَمُوتُنَّ اِلَّا وَاَنْتُمْ مُسْلِمُونَۜ ١٣٢
Mushaf
Okunuş
131İẕ ḳâle lehû rabbühû eslim ḳâle eslemtü lirabbi-lʿâlemîn.
132Veveṣṣâ bihâ ibrâhîmü benîhi veyaʿḳûb. yâ benîye inne-llâhe-ṣṭafâ lekümü-ddîne felâ temûtünne illâ veentüm müslimûn.
Ayet 131–132
Rabbi İbrahim’e: “Benim davetime yürekten teslim (müslüman) ol.” dediğinde İbrahim de: “Âlemlerin Rabbine yürekten teslim oldum.” demişti.
Sonra İbrahim, evlatlarına Allah’ın bu emrini vasiyet etti, onun arkasından Yakub da evlatlarına: “Evlatlarım! Allah sizin için din olarak İslâm nizam ve ahlakını seçti, ona teslim olup da Müslüman olmadan ölümün sizi alıp götürmesine izin vermeyin.” diyerek İbrahim’in vasiyetini tasdik edip tekrarladı.
Bakara 133–134
2 ayetاَمْ كُنْتُمْ شُهَدَٓاءَ اِذْ حَضَرَ يَعْقُوبَ الْمَوْتُۙ اِذْ قَالَ لِبَن۪يهِ مَا تَعْبُدُونَ مِنْ بَعْد۪يۜ قَالُوا نَعْبُدُ اِلٰهَكَ وَاِلٰهَ اٰبَٓائِكَ اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْمٰع۪يلَ وَاِسْحٰقَ اِلٰهًا وَاحِدًاۚ وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ ١٣٣ تِلْكَ اُمَّةٌ قَدْ خَلَتْۚ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَلَكُمْ مَا كَسَبْتُمْۚ وَلَا تُسْـَٔلُونَ عَمَّا كَانُوا يَعْمَلُونَ ١٣٤
Mushaf
Okunuş
133Em küntüm şühedâe iẕ ḥaḍara yaʿḳûbe-lmevtü iẕ ḳâle libenîhi mâ taʿbüdûne mim baʿdî. ḳâlû naʿbüdü ilâheke veilâhe âbâike ibrâhîme veismâʿîle veisḥâḳa ilâhev vâḥidâ. venaḥnü lehû müslimûn.
134Tilke ümmetün ḳad ḫalet. lehâ mâ kesebet veleküm mâ kesebtüm. velâ tüsʾelûne ʿammâ kânû yaʿmelûn.
Ayet 133–134
Ey İsrailoğulları! Yakub’un ölüm döşeğinde iken çocuklarını çağırıp onlara “Benden sonra kime itaat edeceksiniz?” diye sorduğunda, onların da: “Senin ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın da tek ilahı olan Allah’a itaat edeceğiz. O’nun daveti olan hayat nizamına teslim olarak yaşayacağız.” demiş olduklarının bilgisi size de ulaşmıştı. Onlar sizin atalarınız olan bir ümmetti ve gelip geçtiler, seçimlerinden dolayı kazandıkları kendilerine aittir. Sizin kazandıklarınız da kendinize aittir. Onların yaptıklarından size, sizin yaptıklarınızdan da onlara bir sorumluluk yoktur.
Bakara 135–137
3 ayetوَقَالُوا كُونُوا هُودًا اَوْ نَصَارٰى تَهْتَدُواۜ قُلْ بَلْ مِلَّةَ اِبْرٰه۪يمَ حَن۪يفًاۜ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ ١٣٥ قُولُٓوا اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْنَا وَمَٓا اُنْزِلَ اِلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْمٰع۪يلَ وَاِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَالْاَسْبَاطِ وَمَٓا اُو۫تِيَ مُوسٰى وَع۪يسٰى وَمَٓا اُو۫تِيَ النَّبِيُّونَ مِنْ رَبِّهِمْۚ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ اَحَدٍ مِنْهُمْۘ وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ ١٣٦ فَاِنْ اٰمَنُوا بِمِثْلِ مَٓا اٰمَنْتُمْ بِه۪ فَقَدِ اهْتَدَوْاۚ وَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّمَا هُمْ ف۪ي شِقَاقٍۚ فَسَيَكْف۪يكَهُمُ اللّٰهُۚ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُۜ ١٣٧
Mushaf
Okunuş
135Veḳâlû kûnû hûden ev neṣârâ tehtedû. ḳul bel millete ibrâhîme ḥanîfâ. vemâ kâne mine-lmüşrikîn.
136Ḳûlû âmennâ billâhi vemâ ünzile ileynâ vemâ ünzile ilâ ibrâhîme veismâʿîle veisḥâḳa veyaʿḳûbe velʾesbâṭi vemâ ûtiye mûsâ veʿîsâ vemâ ûtiye-nnebiyyûne mir rabbihim. lâ nüferriḳu beyne eḥadim minhüm. venaḥnü lehû müslimûn.
137Fein âmenû bimiŝli mâ âmentüm bihî feḳadi-htedev. vein tevellev feinnemâ hüm fî şiḳâḳ. feseyekfîkehümü-llâh. vehüve-ssemîʿu-lʿalîm.
Ayet 135–137
Yahudiler bir yandan insanlara, “Yahudi olun ki doğru yola girmiş olasınız.” derken öte yandan da Hıristiyanlar insanlara, “Hıristiyan olun ki doğru yola girmiş olasınız.” diyorlar. Sen de onlara de ki: “Hayır! Biz ancak, hanif olan İbrahim’in şirkten ve küfürden uzak dosdoğru yol olan dinine uyarız.”
Ey mü’minler! Deyin ki: “Biz Allah’tan bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve onların torunlarından peygamber olarak gönderilenlere ve indirilen kitaplara, Musa’ya, İsa’ya ve tüm peygamberlere iman ederiz. Peygamberler arasında hiçbir ayırım yapmayız. Biz böylece Allah’a teslim olan Müslümanlarız. İşte bu inançtan ve onun gerektirdiği sorumluluklardan yüz çevirenler derin bir çıkmaza sürüklenir, hayatın anlamını yitirir, mü’minlere karşı da saldırganlaşırlar. Allah onların düşmanca tutumlarından mü’minleri koruyacaktır. O her şeyi bilen, her şeye güç yetirendir. Allah kuluna yeter!”
İlgili ayetler
Bakara 138
1 ayetصِبْغَةَ اللّٰهِۚ وَمَنْ اَحْسَنُ مِنَ اللّٰهِ صِبْغَةًۘ وَنَحْنُ لَهُ عَابِدُونَ ١٣٨
Mushaf
Okunuş
138Ṣibgate-llâh. vemen aḥsenü mine-llâhi ṣibgah. venaḥnü lehû ʿâbidûn.
Ayet 138
Ey mü’minler! Deyiniz ki, biz Allah’ın boyasıyla boyanıp tevhid inancı ile donanmışız. Allah’ın boyasından daha güzel boya mı var?
İlgili ayetler
Bakara 139
1 ayetقُلْ اَتُحَٓاجُّونَنَا فِي اللّٰهِ وَهُوَ رَبُّنَا وَرَبُّكُمْۚ وَلَنَٓا اَعْمَالُنَا وَلَكُمْ اَعْمَالُكُمْۚ وَنَحْنُ لَهُ مُخْلِصُونَۙ ١٣٩
Mushaf
Okunuş
139Ḳul etüḥâccûnenâ fi-llâhi vehüve rabbünâ verabbüküm. velenâ aʿmâlünâ veleküm aʿmâlüküm. venaḥnü lehû muḫliṣûn.
Ayet 139
Kitap ehlinden olduğunu söyleyen Yahudi ve Hıristiyanlara de ki: “Allah hakkında bizimle niçin tartışıyorsunuz, hâlbuki Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim yapıp ettiklerimizin karşılığını biz, sizin de yapıp ettiklerinizin karşılığını siz göreceksiniz. Biz Rabbimizin daveti olan hayat tarzını yaşamaya gönülden teslim olanlarız.”
İlgili ayetler
Bakara 140
1 ayetاَمْ تَقُولُونَ اِنَّ اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْمٰع۪يلَ وَاِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَالْاَسْبَاطَ كَانُوا هُودًا اَوْ نَصَارٰىۜ قُلْ ءَاَنْتُمْ اَعْلَمُ اَمِ اللّٰهُۜ وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنْ كَتَمَ شَهَادَةً عِنْدَهُ مِنَ اللّٰهِۜ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ ١٤٠
Mushaf
Okunuş
140Em teḳûlûne inne ibrâhîme veismâʿîle veisḥâḳa veyaʿḳûbe velʾesbâṭa kânû hûden ev neṣârâ. ḳul eentüm aʿlemü emi-llâh. vemen ażlemü mimmen keteme şehâdeten ʿindehû mine-llâh. veme-llâhü bigâfilin ʿammâ taʿmelûn.
Ayet 140
Ey Kitap Ehli! Siz İbrahim’in, İsmail’in, İshak’ın, Yakub’un ve onların soyundan gelenlerin Yahudi ve Hıristiyan olduğunu iddia ediyorsunuz. Onların Yahudi ve Hıristiyan olmadıklarını Allah’tan daha mı iyi biliyorsunuz? Allah onlara böyle isimler vermemişken gerçeği örtbas edip yalan söyleyenlerden daha zalim kim olabilir? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.
İlgili ayetler
Bakara 141
1 ayetتِلْكَ اُمَّةٌ قَدْ خَلَتْۚ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَلَكُمْ مَا كَسَبْتُمْۚ وَلَا تُسْـَٔلُونَ عَمَّا كَانُوا يَعْمَلُونَ۟ ١٤١
Mushaf
Okunuş
141Tilke ümmetün ḳad ḫalet. lehâ mâ kesebet veleküm mâ kesebtüm. velâ tüsʾelûne ʿammâ kânû yaʿmelûn.
Ayet 141
İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve onların torunları bir ümmetti, gelip geçtiler. Onların kazandıkları sevap ve günahları onlara, sizin kazandıklarınız da sizedir. Ne siz onların, ne de onlar sizin yaptıklarınızdan sorumlu tutulacaksınız.
Bakara 142
1 ayetسَيَقُولُ السُّفَهَٓاءُ مِنَ النَّاسِ مَا وَلّٰيهُمْ عَنْ قِبْلَتِهِمُ الَّت۪ي كَانُوا عَلَيْهَاۜ قُلْ لِلّٰهِ الْمَشْرِقُ وَالْمَغْرِبُۜ يَهْد۪ي مَنْ يَشَٓاءُ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ ١٤٢
Mushaf
Okunuş
142Seyeḳûlü-ssüfehâü mine-nnâsi mâ vellâhüm ʿan ḳibletihimü-lletî kânû ʿaleyhâ. ḳul lillâhi-lmeşriḳu velmagrib. yehdî mey yeşâü ilâ ṣirâṭim müsteḳîm.
Ayet 142
Kitap ehlinden bir kısmı, “Bu Müslümanlara ne oluyor da, Mescid-i Aksa yönüne değil de Kâbe’ye yönelerek orayı kıble edinip namaz kılmaya başladılar?” diyorlar. Sen onlara de ki: “Doğu da, batı da Allah’ındır ve Allah davetine iman edenleri doğru olana yönlendirir.”
İlgili ayetler
Bakara 143
1 ayetوَكَذٰلِكَ جَعَلْنَاكُمْ اُمَّةً وَسَطًا لِتَكُونُوا شُهَدَٓاءَ عَلَى النَّاسِ وَيَكُونَ الرَّسُولُ عَلَيْكُمْ شَه۪يدًاۜ وَمَا جَعَلْنَا الْقِبْلَةَ الَّت۪ي كُنْتَ عَلَيْهَٓا اِلَّا لِنَعْلَمَ مَنْ يَتَّبِعُ الرَّسُولَ مِمَّنْ يَنْقَلِبُ عَلٰى عَقِبَيْهِۜ وَاِنْ كَانَتْ لَكَب۪يرَةً اِلَّا عَلَى الَّذ۪ينَ هَدَى اللّٰهُۜ وَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيُض۪يعَ ا۪يمَانَكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ بِالنَّاسِ لَرَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ ١٤٣
Mushaf
Okunuş
143Vekeẕâlike ceʿalnâküm ümmetev veseṭal litekûnû şühedâe ʿale-nnâsi veyekûne-rrasûlü ʿaleyküm şehîdâ. vemâ ceʿalne-lḳiblete-lletî künte ʿaleyhâ illâ linaʿleme mey yettebiʿu-rrasûle mimmey yenḳalibü ʿalâ ʿaḳibeyh. vein kânet lekebîraten illâ ʿale-lleẕîne hede-llâh. vemâ kâne-llâhü liyüḍîʿa îmâneküm. inne-llâhe binnâsi leraûfür raḥîm.
Ayet 143
Ey mü’minler! Biz ölçülü, dengeli, adil ve vasat bir ümmet olmanız için, Peygamber’i size, sizi de diğer insanlara örnek kıldık. Kıble değişikliğine uyup uymayacak olanları açığa çıkarmak için de Peygamber’in yönelmek istediği Kâbe’yi size kıble yaptık.
Bu değişikliği kabullenmek, gönülden iman edip Allah’ın davetine teslim olanlara zor gelmez. Hiç şüphesiz Allah, iman edenlerin ibadetlerini zayi etmez. Çünkü Allah mü’minlere karşı çok şefkatli, merhametli ve bağışlayıcıdır.
İlgili ayetler
Bakara 144–145
2 ayetقَدْ نَرٰى تَقَلُّبَ وَجْهِكَ فِي السَّمَٓاءِۚ فَلَنُوَلِّيَنَّكَ قِبْلَةً تَرْضٰيهَاۖ فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِۜ وَحَيْثُ مَا كُنْتُمْ فَوَلُّوا وُجُوهَكُمْ شَطْرَهُۜ وَاِنَّ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ لَيَعْلَمُونَ اَنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّهِمْۜ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا يَعْمَلُونَ ١٤٤ وَلَئِنْ اَتَيْتَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ بِكُلِّ اٰيَةٍ مَا تَبِعُوا قِبْلَتَكَۚ وَمَٓا اَنْتَ بِتَابِعٍ قِبْلَتَهُمْۚ وَمَا بَعْضُهُمْ بِتَابِعٍ قِبْلَةَ بَعْضٍۜ وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ اَهْوَٓاءَهُمْ مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَكَ مِنَ الْعِلْمِۙ اِنَّكَ اِذًا لَمِنَ الظَّالِم۪ينَۢ ١٤٥
Mushaf
Okunuş
144Ḳad nerâ teḳallübe vechike fi-ssemâʾ. felenüvelliyenneke ḳibleten terḍâhâ. fevelli vecheke şaṭra-lmescidi-lḥarâm. veḥayŝü mâ küntüm fevellû vucûheküm şaṭrah. veinne-lleẕîne ûtü-lkitâbe leyaʿlemûne ennehü-lḥaḳḳu mir rabbihim. veme-llâhü bigâfilin ʿammâ yaʿmelûn.
145Velein eteyte-lleẕîne ûtü-lkitâbe bikülli âyetim mâ tebiʿû ḳibletek. vemâ ente bitâbiʿin ḳibletehüm. vemâ baʿḍuhüm bitâbiʿin ḳiblete baʿḍ. veleini-ttebaʿte ehvâehüm mim baʿdi mâ câeke mine-lʿilmi inneke iẕel lemine-żżâlimîn.
Ayet 144–145
Ey Peygamber! Biz senin yüzünü göğe çevirerek, kıble konusunda Bizden yardım beklediğini biliyoruz. Bunun için de seni memnun olacağın bir kıbleye döndürüyoruz, artık namaz kılarken yüzünü Kâbe’ye çevir. Bundan sonra nerede olursanız olun yönünüzü Kâbe’ye çevirin. Kitap ehlinden olanlar da bunun Rablerinden gelen bir emir olduğunu bilirler fakat diğer gerçekler gibi kıskançlıklarından ve hasetlerinden doğru olanı söylemezler.
Kitap ehlinden olanların çoğuna İslâm davetinin gerçekliğini hangi delillerle anlatırsan anlat yine de doğru yola girmez, senin yöneldiğin kıbleye de yönelmezler. Zaten sen de onların yoluna uyacak, kıblelerine yönelecek değilsin.
Yahudi ve Hıristiyanlar da birbirlerinin kıblelerine yönelmezler.
Sana bu ilahi bilgiler ulaştıktan sonra onların arzu ve heveslerine uyacak olursan sen de kendine zulmeden zalimlerden olursun.
İlgili ayetler
Bakara 146–147
2 ayetاَلَّذ۪ينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَعْرِفُونَهُ كَمَا يَعْرِفُونَ اَبْنَٓاءَهُمْۜ وَاِنَّ فَر۪يقًا مِنْهُمْ لَيَكْتُمُونَ الْحَقَّ وَهُمْ يَعْلَمُونَ ١٤٦ اَلْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُمْتَر۪ينَ۟ ١٤٧
Mushaf
Okunuş
146Elleẕîne âteynâhümü-lkitâbe yaʿrifûnehû kemâ yaʿrifûne ebnâehüm. veinne ferîḳam minhüm leyektümûne-lḥaḳḳa vehüm yaʿlemûn.
147Elḥaḳḳu mir rabbike felâ tekûnenne mine-lmümterîn.
Ayet 146–147
Ey Peygamber! Kitap Ehli müşrik ve kâfirler, Kâbe’nin aslında İbrahim’in kıblesi olduğunu, senin peygamber, Kur’an’ın da Allah’ın vahyi olduğunu kendi öz evlatlarını bildikleri gibi bilirler. Fakat çoğu, bu gerçeği örtbas edip yalan sayarlar. Rabbinden sana gelenler gerçeğin ta kendisidir. Sen sakın şüphe edenlerden olma.
Bakara 148–150
3 ayetوَلِكُلٍّ وِجْهَةٌ هُوَ مُوَلّ۪يهَا فَاسْتَبِقُوا الْخَيْرَاتِۜ اَيْنَ مَا تَكُونُوا يَاْتِ بِكُمُ اللّٰهُ جَم۪يعًاۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ١٤٨ وَمِنْ حَيْثُ خَرَجْتَ فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِۜ وَاِنَّهُ لَلْحَقُّ مِنْ رَبِّكَۜ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ ١٤٩ وَمِنْ حَيْثُ خَرَجْتَ فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِۜ وَحَيْثُ مَا كُنْتُمْ فَوَلُّوا وُجُوهَكُمْ شَطْرَهُۙ لِئَلَّا يَكُونَ لِلنَّاسِ عَلَيْكُمْ حُجَّةٌۗ اِلَّا الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا مِنْهُمْ فَلَا تَخْشَوْهُمْ وَاخْشَوْن۪ي وَلِاُتِمَّ نِعْمَت۪ي عَلَيْكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَۙ ١٥٠
Mushaf
Okunuş
148Velikülliv vichetün hüve müvellîhâ festebiḳu-lḫayrât. eyne mâ tekûnû yeʾti bikümü-llâhü cemîʿâ. inne-llâhe ʿalâ külli şeyʾin ḳadîr.
149Vemin ḥayŝü ḫaracte fevelli vecheke şaṭra-lmescidi-lḥarâm. veinnehû lelḥaḳḳu mir rabbik. veme-llâhü bigâfilin ʿammâ taʿmelûn.
150Vemin ḥayŝü ḫaracte fevelli vecheke şaṭra-lmescidi-lḥarâm. veḥayŝü mâ küntüm fevellû vucûheküm şaṭrahû liellâ yekûne linnâsi ʿaleyküm ḥucceh. ille-lleẕîne żalemû minhüm felâ taḫşevhüm vaḫşevnî veliütimme niʿmetî ʿaleyküm veleʿalleküm tehtedûn.
Ayet 148–150
Her toplumun yüzünü çevirip yöneldiği bir kıblesi ve hayat nizamı vardır. Ey mü’minler! Sizler yalnız Allah’ı Rab ve ilah edinmiş kimseler olarak, sınırlarını Allah’ın belirlediği hayatı yaşamaya gayret edin. Allah nerede olurlarsa olsunlar, hayırda yarışanları bir araya getirecektir. O’nun gücü her şeye yeter ve nerede olursanız olun, Kâbe’nin yapılışının amacını aklınızdan çıkarmadan, ona yönelerek bilinçle namazınızı kılın. Kâbe’nin, Allah’ın insanları yaratmasının amacı olan nizam ile onun ahlakının öğretilmesinin merkezi olmak üzere yapıldığını ve bu inancın sembolü olduğunu unutmayın.
İmanınızın gereklerini bilinçle yerine getirin ki, müşrik ve kâfirlerin size karşı söyleyecekleri sözleri olmasın ve sakın onlardan çekinmeyin, çekinilmesi gereken yalnızca Allah’tır. Allah’a böylece yönelin ki O da sizi doğru yolu olan İslam nimetine kavuştursun.
İlgili ayetler
Bakara 151–152
2 ayetكَمَٓا اَرْسَلْنَا ف۪يكُمْ رَسُولًا مِنْكُمْ يَتْلُوا عَلَيْكُمْ اٰيَاتِنَا وَيُزَكّ۪يكُمْ وَيُعَلِّمُكُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُعَلِّمُكُمْ مَا لَمْ تَكُونُوا تَعْلَمُونَۜ ١٥١ فَاذْكُرُون۪ٓي اَذْكُرْكُمْ وَاشْكُرُوا ل۪ي وَلَا تَكْفُرُونِ۟ ١٥٢
Mushaf
Okunuş
151Kemâ erselnâ fîküm rasûlem minküm yetlû ʿaleyküm âyâtinâ veyüzekkîküm veyüʿallimükümü-lkitâbe velḥikmete veyüʿallimüküm mâ lem tekûnû taʿlemûn.
152Feẕkürûnî eẕkürküm veşkürû lî velâ tekfürûn.
Ayet 151–152
Size kendi içinizden bir peygamberle, yaratılış sebebinizi ve ona uygun yaşamanız gereken hayat nizamını bildiren ilahi bir kitap gönderdik. Peygamber size Allah’ın âyetlerini okuyup arınmanın ve O’nun davetine ulaşmanın yolunu gösterir. O halde siz de Rabbinizin bu lütfuna, nimetine sarılıp şükredin ve O’nu hiç aklınızdan çıkarmayın.
Bakara 153
1 ayetيَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اسْتَع۪ينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلٰوةِۜ اِنَّ اللّٰهَ مَعَ الصَّابِر۪ينَ ١٥٣
Mushaf
Okunuş
153Yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-steʿînû biṣṣabri veṣṣalâh. inne-llâhe meʿa-ṣṣâbirîn.
Ayet 153
Ey Allah’ın davetine iman edenler! Size düşmanlık edip saldıranlara karşı imanınızdan taviz vermeyin, sabırla ve sarsılmaz bir duruşla direnin, namazlarınızı bilinçle kılarak Allah’tan yardım dileyin. Allah, bu uğurda cihat eden ve zorluklara göğüs gerenlerle beraberdir.
Bakara 154
1 ayetوَلَا تَقُولُوا لِمَنْ يُقْتَلُ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ اَمْوَاتٌۜ بَلْ اَحْيَٓاءٌ وَلٰكِنْ لَا تَشْعُرُونَ ١٥٤
Mushaf
Okunuş
154Velâ teḳûlû limey yuḳtelü fî sebîli-llâhi emvâh. bel aḥyâüv velâkil lâ teşʿurûn.
Ayet 154
Allah yolunda mücadele ederken, öldürülenlere sakın ölü demeyin. Onlar canlarını imanlarına şahit kılmış şehitlerdir. Allah, onları yaşatmaktadır fakat siz bunun farkında olamazsınız.
İlgili ayetler
Bakara 155–157
3 ayetوَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْءٍ مِنَ الْخَوْفِ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِنَ الْاَمْوَالِ وَالْاَنْفُسِ وَالثَّمَرَاتِۜ وَبَشِّرِ الصَّابِر۪ينَۙ ١٥٥ اَلَّذ۪ينَ اِذَٓا اَصَابَتْهُمْ مُص۪يبَةٌۙ قَالُٓوا اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّٓا اِلَيْهِ رَاجِعُونَۜ ١٥٦ اُو۬لٰٓئِكَ عَلَيْهِمْ صَلَوَاتٌ مِنْ رَبِّهِمْ وَرَحْمَةٌ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُهْتَدُونَ ١٥٧
Mushaf
Okunuş
155Veleneblüvenneküm bişeyʾim mine-lḫavfi velcûʿi venaḳṣim mine-lʾemvâli velʾenfüsi veŝŝemerât. vebeşşiri-ṣṣâbirîn.
156Elleẕîne iẕâ eṣâbethüm müṣîbetün ḳâlû innâ lillâhi veinnâ ileyhi râciʿûn.
157Ülâike ʿaleyhim ṣalevâtüm mir rabbihim veraḥmetüv veülâike hümü-lmühtedûn.
Ayet 155–157
Biz, sizin Allah’ın davetine olan samimiyetinizi ve teslimiyetinizi biraz korku, biraz açlık, mallarınız, canlarınız ve ürünlerinizden eksilterek sınayacağız. Sen bu sıkıntılar karşısında gevşemeyen, inancından geri adım atmayan mü’minleri, Allah’ın mükâfatları ile müjdele.
Onlar başlarına bir musibet geldiğinde şöyle derler: “Allah bizi yeryüzünde, İslâmî hayat nizamını hâkim kılıp, ona göre de yaşayalım diye yarattı ve bunca nimetlerle donattı. Sonunda O’na döndürüleceğiz ve layık olduğumuz karşılığı göreceğiz. Biz zaten Allah’a aidiz, sonunda da O’na kavuşacağız.” İşte hayatın amacını kavramış, ona uygun davranışlar ortaya koyan bu mü’minlere Allah gerekli desteği verecek, şefkat ve merhameti ile muamele ederek âhirette de cennetine koyacaktır.
Bakara 158
1 ayetاِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَٓائِرِ اللّٰهِۚ فَمَنْ حَجَّ الْبَيْتَ اَوِ اعْتَمَرَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِ اَنْ يَطَّوَّفَ بِهِمَاۜ وَمَنْ تَطَوَّعَ خَيْرًاۙ فَاِنَّ اللّٰهَ شَاكِرٌ عَل۪يمٌ ١٥٨
Mushaf
Okunuş
158İnne-ṣṣafâ velmervete min şeʿâiri-llâh. femen ḥacce-lbeyte evi-ʿtemera felâ cünâḥa ʿaleyhi ey yeṭṭavvefe bihimâ. vemen teṭavveʿa ḫayran feinne-llâhe şâkirun ʿalîm.
Ayet 158
Hac ve umre için Kâbe’ye gelenlerin Allah’a teslimiyetin sembollerinden olan Safa ve Merve arasında gidip gelerek (Hacer ile İsmail’i) orada yaşananları hatırlayıp düşünmelerinde hayır vardır. Allah yürekten kendisine yönelen kimselerin yardımcısıdır. Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. O, her şeyi bilen ve her şeye güç yetirendir.
İlgili ayetler
Bakara 159–160
2 ayetاِنَّ الَّذ۪ينَ يَكْتُمُونَ مَٓا اَنْزَلْنَا مِنَ الْبَيِّنَاتِ وَالْهُدٰى مِنْ بَعْدِ مَا بَيَّنَّاهُ لِلنَّاسِ فِي الْكِتَابِۙ اُو۬لٰٓئِكَ يَلْعَنُهُمُ اللّٰهُ وَيَلْعَنُهُمُ اللَّاعِنُونَۙ ١٥٩ اِلَّا الَّذ۪ينَ تَابُوا وَاَصْلَحُوا وَبَيَّنُوا فَاُو۬لٰٓئِكَ اَتُوبُ عَلَيْهِمْۚ وَاَنَا التَّوَّابُ الرَّح۪يمُ ١٦٠
Mushaf
Okunuş
159İnne-lleẕîne yektümûne mâ enzelnâ mine-lbeyyinâti velhüdâ mim baʿdi mâ beyyennâhü linnâsi fi-lkitâbi ülâike yelʿanühümü-llâhü veyelʿanühümü-llâʿinûn.
160İlle-lleẕîne tâbû veaṣleḥû vebeyyenû feülâike etûbü ʿaleyhim. veene-ttevvâbü-rraḥîm.
Ayet 159–160
Allah, Kur’an ile apaçık bildirdiği gerçekleri örtbas ederek asıl amacından koparmaya çalışanlara lanet eder ve lanet edebilecek herkes de lanet eder.
Allah aklını kullanarak düşünüp de yanlışından tevbe ederek doğruya yönelenlerin tevbelerini kabul eder. Çünkü Allah böylesi kullarına karşı çok merhametli, şefkatli ve bağışlayıcıdır.
Bakara 161–162
2 ayetاِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَمَاتُوا وَهُمْ كُفَّارٌ اُو۬لٰٓئِكَ عَلَيْهِمْ لَعْنَةُ اللّٰهِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالنَّاسِ اَجْمَع۪ينَۙ ١٦١ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۚ لَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ الْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَ ١٦٢
Mushaf
Okunuş
161İnne-lleẕîne keferû vemâtû vehüm küffârun ülâike ʿaleyhim laʿnetü-llâhi velmelâiketi vennâsi ecmeʿîn.
162Ḫâlidîne fîhâ. lâ yüḫaffefü ʿanhümü-lʿaẕâbü velâ hüm yünżarûn.
Ayet 161–162
Bunca öğüt ve uyarıya rağmen Allah’ın davetinden inatla yüz çevirmiş olarak dünya hayatlarını tamamlayanlar; Allah’ın, meleklerin ve bütün mü’minlerin lanetini üzerlerine çekmiş olarak cehenneme girecek, azapları hiç hafifletilmeden devamlı orada kalacaklar.
Bakara 163
1 ayetوَاِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌۚ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الرَّحْمٰنُ الرَّح۪يمُ۟ ١٦٣
Mushaf
Bakara 164–165
2 ayetاِنَّ ف۪ي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاخْتِلَافِ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَالْفُلْكِ الَّت۪ي تَجْر۪ي فِي الْبَحْرِ بِمَا يَنْفَعُ النَّاسَ وَمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنَ السَّمَٓاءِ مِنْ مَٓاءٍ فَاَحْيَا بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ ف۪يهَا مِنْ كُلِّ دَٓابَّةٍۖ وَتَصْر۪يفِ الرِّيَاحِ وَالسَّحَابِ الْمُسَخَّرِ بَيْنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ ١٦٤ وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَتَّخِذُ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَنْدَادًا يُحِبُّونَهُمْ كَحُبِّ اللّٰهِۜ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَشَدُّ حُبًّا لِلّٰهِۜ وَلَوْ يَرَى الَّذ۪ينَ ظَلَمُٓوا اِذْ يَرَوْنَ الْعَذَابَۙ اَنَّ الْقُوَّةَ لِلّٰهِ جَم۪يعًاۙ وَاَنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعَذَابِ ١٦٥
Mushaf
Okunuş
164İnne fî ḫalḳi-ssemâvâti velʾarḍi vaḫtilâfi-lleyli vennehâri velfülki-lletî tecrî fi-lbaḥri bimâ yenfeʿu-nnâse vemâ enzele-llâhü mine-ssemâi mim mâin feaḥyâ bihi-lʾarḍa baʿde mevtihâ vebeŝŝe fîhâ min külli dâbbeh. vetaṣrîfi-rriyâḥi vesseḥâbi-lmüseḫḫari beyne-ssemâi velʾarḍi leâyâtil liḳavmiy yaʿḳilûn.
165Vemine-nnâsi mey yetteḫiẕü min dûni-llâhi endâdey yüḥibbûnehüm keḥubbi-llâh. velleẕîne âmenû eşeddü ḥubbel lillâh. velev yera-lleẕîne żalemû iẕ yeravne-lʿaẕâbe enne-lḳuvvete lillâhi cemîʿav veenne-llâhe şedîdü-lʿaẕâb.
Ayet 164–165
Göklerin, yerin ve arasında olanların yaratılmasında, gece ve gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, gemileri denizin üstünde tutması için koyduğu yasalarında, gökten indirdiği yağmurla toprağı canlandırıp her türlü nimeti yetiştirip canlıları yeryüzünde yaymasında, rüzgârlarla bulutları yönlendirip emrine amade kılmasında Allah’ın ilminin, kudretinin ve kurduğu nizam ile koyduğu yasalarının mükemmelliğini gösteren apaçık deliller vardır. Ancak Allah’ı layıkıyla tanımak isteyenler bu gerçeği görüp anlayabilirler.
Buna rağmen insanların çoğu Allah’a ortaklar koşarak ilah edindikleri kimseleri/nizamları Allah’ı sever gibi severler. İman edenlerin ise Allah sevgisi daha kuvvetli ve sağlamdır.
Allah’a ortak koşanlar cehennem azabı ile karşılaştıklarında, yarattıklarını yönetme hakkının yalnızca Allah’a ait olduğunu anlayacaklar fakat artık çok geç olacak. Hâlbuki dünya hayatlarında bu gerçeğe apaçık delillerle davet edilip uyarılmışlardı.
İlgili ayetler
Bakara 166–167
2 ayetاِذْ تَبَرَّاَ الَّذ۪ينَ اتُّبِعُوا مِنَ الَّذ۪ينَ اتَّبَعُوا وَرَاَوُا الْعَذَابَ وَتَقَطَّعَتْ بِهِمُ الْاَسْبَابُ ١٦٦ وَقَالَ الَّذ۪ينَ اتَّبَعُوا لَوْ اَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَتَبَرَّاَ مِنْهُمْ كَمَا تَبَرَّؤُ۫ا مِنَّاۜ كَذٰلِكَ يُر۪يهِمُ اللّٰهُ اَعْمَالَهُمْ حَسَرَاتٍ عَلَيْهِمْۜ وَمَا هُمْ بِخَارِج۪ينَ مِنَ النَّارِ۟ ١٦٧
Mushaf
Okunuş
166İẕ teberrae-lleẕîne-ttübiʿû mine-lleẕîne-ttebeʿû veraevü-lʿaẕâbe veteḳaṭṭaʿat bihimü-lʾesbâb.
167Veḳâle-lleẕîne-ttebeʿû lev enne lenâ kerraten feneteberrae minhüm kemâ teberraû minnâ. keẕâlike yürîhimü-llâhü aʿmâlehüm ḥaserâtin ʿaleyhim. vemâ hüm biḫâricîne mine-nnâr.
Ayet 166–167
Allah’la birlikte ilah kabul edilenler, Hesap Günü kendilerine uyanları tanımazlıktan gelip onlardan uzaklaşacak, aralarındaki bütün ilişkiler ve sevgi bağları kopacak, her biri kendi derdine düşecek. Onlara uyanlar da O Gün şöyle diyecekler: “Ah keşke bize tekrar dünyaya dönme fırsatı verilse de, bugün onların bize sırtlarını dönüp, tanımazdan gelip de kaçtıkları gibi biz de onlardan kaçabilsek.”
Böylece Allah onlara yaptıklarının çok derin pişmanlığını yaşatacak, hiç çıkamayacakları cehennem azabına mahkûm edecek.
Bakara 168–170
3 ayetيَٓا اَيُّهَا النَّاسُ كُلُوا مِمَّا فِي الْاَرْضِ حَلَالًا طَيِّبًاۘ وَلَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِۜ اِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُب۪ينٌ ١٦٨ اِنَّمَا يَاْمُرُكُمْ بِالسُّٓوءِ وَالْفَحْشَٓاءِ وَاَنْ تَقُولُوا عَلَى اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ ١٦٩ وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمُ اتَّبِعُوا مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ قَالُوا بَلْ نَتَّبِعُ مَٓا اَلْفَيْنَا عَلَيْهِ اٰبَٓاءَنَاۜ اَوَلَوْ كَانَ اٰبَٓاؤُ۬هُمْ لَا يَعْقِلُونَ شَيْـًٔا وَلَا يَهْتَدُونَ ١٧٠
Mushaf
Okunuş
168Yâ eyyühe-nnâsü külû mimmâ fi-lʾarḍi ḥalâlen ṭayyibâ. velâ tettebiʿû ḫuṭuvâti-şşeyṭân. innehû leküm ʿadüvvüm mübîn.
169İnnemâ yeʾmüruküm bissûi velfaḥşâi veen teḳûlû ʿale-llâhi mâ lâ taʿlemûn.
170Veiẕâ ḳîle lehümü-ttebiʿû mâ enzele-llâhü ḳâlû bel nettebiʿu mâ elfeynâ ʿaleyhi âbâenâ. evelev kâne âbâühüm lâ yaʿḳilûne şeyʾev velâ yehtedûn.
Ayet 168–170
Ey insanlar! Yeryüzünde sizin için yarattıklarımızın helal ve temiz olanlarından yiyin-için, sakın şeytanın ve onun yandaşı insanların tuzağına düşüp, haram olanlara yönelmeyin. Unutmayın ki şeytan ve onun izinden gidenler sizin için apaçık bir düşmandır.
Onlar sizi Allah’a ortaklar koşmaya, Allah’ın davetinden yüz çevirmeye, yozlaşmaya, gerçeklerin üstünü örtmeye, nankörlük ve isyana çağırırlar.
Müşrik ve kâfirlere “Gelin Allah’ın kitabı ile davet ettiği yaratılış sebebiniz olan hayat nizamına uyun, ona uymak için yaratılıp bunca nimetlerle de donatıldınız.” denilince onlar hemen, “Hayır, biz atalarımızdan bize miras kalan hayat tarzımıza uyarız.” derler. Peki atalarınızın uymuş olduklarının şirk, küfür ve zulüm nizamı olduğu size bildirilmişken hâlâ ona uymakta direnecek misiniz?
Bakara 171
1 ayetوَمَثَلُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا كَمَثَلِ الَّذ۪ي يَنْعِقُ بِمَا لَا يَسْمَعُ اِلَّا دُعَٓاءً وَنِدَٓاءًۜ صُمٌّ بُكْمٌ عُمْيٌ فَهُمْ لَا يَعْقِلُونَ ١٧١
Mushaf
Okunuş
171Vemeŝelü-lleẕîne keferû kemeŝeli-lleẕî yenʿiḳu bimâ lâ yesmeʿu illâ düʿâev venidââ. ṣummüm bükmün ʿumyün fehüm lâ yaʿḳilûn.
Ayet 171
Şirkinde ve küfründe inatla direnenlerin durumu, çobanın seslendiği sürünün durumu gibidir. Sürü çobanın çağrısını duyar ama ne dediğini anlamaz. İşte onlar da davar sürüsü gibi hatta daha da kötüsü sağır, dilsiz ve kördürler, çünkü akıllarını kullanmazlar.
Bakara 172–173
2 ayetيَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ وَاشْكُرُوا لِلّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ اِيَّاهُ تَعْبُدُونَ ١٧٢ اِنَّمَا حَرَّمَ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةَ وَالدَّمَ وَلَحْمَ الْخِنْز۪يرِ وَمَٓا اُهِلَّ بِه۪ لِغَيْرِ اللّٰهِۚ فَمَنِ اضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍ وَلَا عَادٍ فَلَٓا اِثْمَ عَلَيْهِۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ١٧٣
Mushaf
Okunuş
172Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû külû min ṭayyibâti mâ razaḳnâküm veşkürû lillâhi in küntüm iyyâhü taʿbüdûn.
173İnnemâ ḥarrame ʿaleykümü-lmeytete veddeme velaḥme-lḫinzîri vemâ ühille bihî ligayri-llâh. femeni-ḍṭurra gayra bâgiv velâ ʿâdin felâ iŝme ʿaleyh. inne-llâhe gafûrur raḥîm.
Ayet 172–173
Ey mü’minler! Rabbinizin yarattığı rızıklardan yiyip için ve O’na şükredip itaat ve ibadet edin.
Allah size murdar olarak ölmüş olan hayvanın etini (leşi), domuz etini, üzerine Allah’tan başkasının adı anılarak kesilen hayvanın etini ve akan kanı yemeyi haram kılmıştır. Kim de açlıktan ölmekle karşı karşıya kalır ve başka bir şey de bulamaz ise haddi aşmadan, severek ve isteyerek yememek kaydıyla, hayatta kalabileceği kadar bunlardan yemesinde mahzur yoktur. Allah çaresizlik içinde kalan kullarına karşı çok merhametli ve bağışlayıcıdır.
Bakara 174–176
3 ayetاِنَّ الَّذ۪ينَ يَكْتُمُونَ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنَ الْكِتَابِ وَيَشْتَرُونَ بِه۪ ثَمَنًا قَل۪يلًاۙ اُو۬لٰٓئِكَ مَا يَاْكُلُونَ ف۪ي بُطُونِهِمْ اِلَّا النَّارَ وَلَا يُكَلِّمُهُمُ اللّٰهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَلَا يُزَكّ۪يهِمْۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ ١٧٤ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ اشْتَرَوُا الضَّلَالَةَ بِالْهُدٰى وَالْعَذَابَ بِالْمَغْفِرَةِۚ فَمَٓا اَصْبَرَهُمْ عَلَى النَّارِ ١٧٥ ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ نَزَّلَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّۜ وَاِنَّ الَّذ۪ينَ اخْتَلَفُوا فِي الْكِتَابِ لَف۪ي شِقَاقٍ بَع۪يدٍ۟ ١٧٦
Mushaf
Okunuş
174İnne-lleẕîne yektümûne mâ enzele-llâhü mine-lkitâbi veyeşterûne bihî ŝemenen ḳalîlen ülâike mâ yeʾkülûne fî büṭûnihim ille-nnâra velâ yükellimühümü-llâhü yevme-lḳiyâmeti velâ yüzekkîhim. velehüm ʿaẕâbün elîm.
175Ülâike-lleẕîne-şteravu-ḍḍalâlete bilhüdâ velʿaẕâbe bilmagfirah. femâ aṣberahüm ʿale-nnâr.
176Ẕâlike bienne-llâhe nezzele-lkitâbe bilḥaḳḳ. veinne-lleẕîne-ḫtelefû fi-lkitâbi lefî şiḳâḳum beʿîd.
Ayet 174–176
Allah’ın indirdiği Kitaptan bir kısmının üstünü örtüp gizleyen ve bunun karşılığında geçici dünya hayatında bir miktar kazanç elde edenler, karınlarına ateş doldurmaktalar. Kıyamet ve Hesap Günü’nde Allah onların yüzlerine bakmayacak, onlara rahmet ve merhamet etmeyecek, hak ettikleri acıklı azaba sokacak. İşte bunlar hidayete (doğru olana) karşılık dalaleti (yanlış olanı) satın almışlardır. Onlar ateşin azabına dayanacaklarını mı sanıyorlar?
Bunlar, Allah’ın insanları yaratma sebebini açıklayıp, gönderdiği kitabın içindeki gerçekleri insanlardan saklayıp, kendi uydurduklarını kitaptanmış gibi gösteren hak ve hakikati inkâr eden zalimlerdir.
İlgili ayetler
Bakara 177
1 ayetلَيْسَ الْبِرَّ اَنْ تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلٰكِنَّ الْبِرَّ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيّ۪نَۚ وَاٰتَى الْمَالَ عَلٰى حُبِّه۪ ذَوِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينَ وَابْنَ السَّب۪يلِ وَالسَّٓائِل۪ينَ وَفِي الرِّقَابِۚ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَۚ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ اِذَا عَاهَدُواۚ وَالصَّابِر۪ينَ فِي الْبَاْسَٓاءِ وَالضَّرَّٓاءِ وَح۪ينَ الْبَاْسِۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ صَدَقُواۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ ١٧٧
Mushaf
Okunuş
177Leyse-lbirra en tüvellû vucûheküm ḳibele-lmeşriḳi velmagribi velâkinne-lbirra men âmene billâhi velyevmi-lʾâḫiri velmelâiketi velkitâbi vennebiyyîn. veâte-lmâle ʿalâ ḥubbihî ẕevi-lḳurbâ velyetâmâ velmesâkîne vebne-ssebîli vessâilîne vefi-rriḳâb. veeḳâme-ṣṣalâte veâte-zzekâh. velmûfûne biʿahdihim iẕâ ʿâhedû. veṣṣâbirîne fi-lbeʾsâi veḍḍarrâi veḥîne-lbeʾs. ülâike-lleẕîne ṣadeḳû. veülâike hümü-lmütteḳûn.
Ayet 177
Yüzünüzü doğuya ya da batıya çevirerek ibadet ediyor olmanız, yaratılışınızın gerçek amacını kavradığınız ve ona uygun yaşadığınız anlamına gelmez.
Allah’a gerçekten iman etmek, yalnız O’nu Rab ve ilah edinerek, davetine uygun yaşamak için canla başla gayret etmeyi, Âhiret Günü’ne, meleklere, Kitaba yürekten inanmayı ve peygamberlerin takipçisi olup izlerinden gitmeyi gerektirir. Bu kimseler çok sevip kıymet verdikleri mallarından ihtiyaç sahibi akrabaya, yoksullara, yolda kalmışlara verirler, hürriyetinden mahrum kalmış kimseleri özgürlüklerine kavuşturmak için malları ve canları ile çaba sarf eder, söz verdiklerinde sözlerinde dururlar, namazlarını bilinçle ve devamlı kılar, zekâtlarını verirler ve zorluklar karşısında gevşemez, inançlarından taviz vermezler. İşte bunlardır, Allah’ın davetine yürekten iman edip, gerçekten ibadet ederek yaşayanlar.
İlgili ayetler
Bakara 178–179
2 ayetيَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِصَاصُ فِي الْقَتْلٰىۜ اَلْحُرُّ بِالْحُرِّ وَالْعَبْدُ بِالْعَبْدِ وَالْاُنْثٰى بِالْاُنْثٰىۜ فَمَنْ عُفِيَ لَهُ مِنْ اَخ۪يهِ شَيْءٌ فَاتِّبَاعٌ بِالْمَعْرُوفِ وَاَدَٓاءٌ اِلَيْهِ بِاِحْسَانٍۜ ذٰلِكَ تَخْف۪يفٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَرَحْمَةٌۜ فَمَنِ اعْتَدٰى بَعْدَ ذٰلِكَ فَلَهُ عَذَابٌ اَل۪يمٌ ١٧٨ وَلَكُمْ فِي الْقِصَاصِ حَيٰوةٌ يَٓا اُو۬لِي الْاَلْبَابِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ ١٧٩
Mushaf
Okunuş
178Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû kütibe ʿaleykümü-lḳiṣâṣu fi-lḳatlâ. elḥurru bilḥurri velʿabdü bilʿabdi velʾünŝâ bilʾünŝâ. femen ʿufiye lehû min eḫîhi şeyʾün fettibâʿum bilmaʿrûfi veedâün ileyhi biiḥsân. ẕâlike taḫfîfüm mir rabbiküm veraḥmetün. femeni-ʿtedâ baʿde ẕâlike felehû ʿaẕâbün elîm.
179Veleküm fi-lḳiṣâṣi ḥayâtüy yâ ûli-lʾelbâbi leʿalleküm tetteḳûn.
Ayet 178–179
Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında adil karşılık olmak üzere kısas (cana karşılık can) size farz kılındı. Hür birine karşılık öldüren hür, köleye karşılık öldüren köle, kadına karşılık öldüren kadın kısas edilir. Şayet öldürülenin kardeşi, kardeşi yoksa en yakını öldüreni bağışlarsa, bu durumda öldürülenin yakınına, örfe uygun olarak güzellikle ve gururunu incitmeden bir diyet ödenmelidir. Bu, Rabbinizin size tanıdığı bir kolaylık ve rahmettir. Her kim bu sınırların dışına çıkıp haddi aşarsa, onun için acıklı bir azap vardır.
Ey akıl sahipleri! Allah’ın kısas yasasında sizin için hayat vardır, böylece caydırıcılığı sebebi ile hayatınız koruma altına alınmış olur ve Allah’a karşı sorumluluklarınızdan birini yerine getirmiş olursunuz.
Bakara 180–181
2 ayetكُتِبَ عَلَيْكُمْ اِذَا حَضَرَ اَحَدَكُمُ الْمَوْتُ اِنْ تَرَكَ خَيْرًاۚ اَلْوَصِيَّةُ لِلْوَالِدَيْنِ وَالْاَقْرَب۪ينَ بِالْمَعْرُوفِۚ حَقًّا عَلَى الْمُتَّق۪ينَۜ ١٨٠ فَمَنْ بَدَّلَهُ بَعْدَ مَا سَمِعَهُ فَاِنَّمَٓا اِثْمُهُ عَلَى الَّذ۪ينَ يُبَدِّلُونَهُۜ اِنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌۜ ١٨١
Mushaf
Okunuş
180Kütibe ʿaleyküm iẕâ ḥaḍara eḥadekümü-lmevtü in terake ḫayran. elveṣiyyetü lilvâlideyni velʾaḳrabîne bilmaʿrûf. ḥaḳḳan ʿale-lmütteḳîn.
181Femem beddelehû baʿde mâ semiʿahû feinnemâ iŝmühû ʿale-lleẕîne yübeddilûneh. inne-llâhe semîʿun ʿalîm.
Ayet 180–181
Ey mü’minler! Sizden biriniz ölüm döşeğine düşerse ve geride bıraktığı bir malı da varsa, ana babasına ve akrabalarına, örfe uygun vasiyette bulunması ona farz kılınmıştır. Bu, Allah’a itaatsizlikten kaçınanlar ve hak-hukuk gözetenler için bir yükümlülüktür.
Her kim de bu vasiyeti öğrendikten sonra değiştirirse, günahı değiştiren kimsenin üzerinedir. Şüphesiz Allah söylenen her sözü işitir, her şeyin tek doğru olanını bilir.
Bakara 182
1 ayetفَمَنْ خَافَ مِنْ مُوصٍ جَنَفًا اَوْ اِثْمًا فَاَصْلَحَ بَيْنَهُمْ فَلَٓا اِثْمَ عَلَيْهِۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ۟ ١٨٢
Mushaf
Okunuş
182Femen ḫâfe mim mûṣin cenefen ev iŝmen feaṣleḥa beynehüm felâ iŝme ʿaleyh. inne-llâhe gafûrur raḥîm.
Ayet 182
Vasiyet edenin, bilerek ya da bilmeyerek vârisler arasında haksızlık yapmasından endişe edilmesi halinde, mirasçılar arasında adil bir düzeltme ve uzlaşma sağlanmasında bir sakınca yoktur, bunu yapan kimse de günaha girmiş olmaz.
Bakara 183–184
2 ayetيَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَۙ ١٨٣ اَيَّامًا مَعْدُودَاتٍۜ فَمَنْ كَانَ مِنْكُمْ مَر۪يضًا اَوْ عَلٰى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ اَيَّامٍ اُخَرَۜ وَعَلَى الَّذ۪ينَ يُط۪يقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْك۪ينٍۜ فَمَنْ تَطَوَّعَ خَيْرًا فَهُوَ خَيْرٌ لَهُۜ وَاَنْ تَصُومُوا خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ ١٨٤
Mushaf
Okunuş
183Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû kütibe ʿaleykümu-ṣṣiyâmü kemâ kütibe ʿale-lleẕîne min ḳabliküm leʿalleküm tetteḳûn.
184Eyyâmem maʿdûdât. femen kâne minküm merîḍan ev ʿalâ seferin feʿiddetüm min eyyâmin üḫar. veʿale-lleẕîne yüṭîḳûnehû fidyetün ṭaʿâmü miskîn. femen teṭavveʿa ḫayran fehüve ḫayrul leh. veen teṣûmû ḫayrul leküm in küntüm taʿlemûn.
Ayet 183–184
Ey Allah’ın daveti olan hayat nizamına iman edenler! Oruç, Rabbinize karşı sorumluluğunuzun gereği olarak sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. Umulur ki şirkten, küfürden ve benzeri yanlış davranışlardan sakınırsınız.
Sayısı belirlenmiş günler için farz kılınan orucu her kim hasta ya da yolcu olarak tutamaz ise daha sonra tutamadığı günlerin sayısı kadar oruç tutsun, oruç tutmaya güç yetiremeyenler ise tutamadıkları her gün için bir yoksulu doyuracak kadar fidye versin. Her kim de vermesi gerekeni, gönülden artırarak fazlasıyla verirse, onun için daha hayırlı olur fakat tutabilirseniz farz orucunuzu tutmanız sizin için daha hayırlıdır.
Bakara 185
1 ayetشَهْرُ رَمَضَانَ الَّذ۪ٓي اُنْزِلَ ف۪يهِ الْقُرْاٰنُ هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدٰى وَالْفُرْقَانِۚ فَمَنْ شَهِدَ مِنْكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُۜ وَمَنْ كَانَ مَر۪يضًا اَوْ عَلٰى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ اَيَّامٍ اُخَرَۜ يُر۪يدُ اللّٰهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلَا يُر۪يدُ بِكُمُ الْعُسْرَۘ وَلِتُكْمِلُوا الْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُوا اللّٰهَ عَلٰى مَا هَدٰيكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ١٨٥
Mushaf
Okunuş
185Şehru rameḍane-lleẕî ünzile fîhi-lḳurʾânü hüdel linnâsi vebeyyinâtim mine-lhüdâ velfürḳân. femen şehide minkümü-şşehra felyeṣumh. vemen kâne merîḍan ev ʿalâ seferin feʿiddetüm min eyyâmin üḫar. yürîdü-llâhü bikümü-lyüsra velâ yürîdü bikümü-lʿusr. velitükmilü-lʿiddete velitükebbirü-llâhe ʿalâ mâ hedâküm veleʿalleküm teşkürûn.
Ayet 185
Oruç için sayılı günler Ramazan ayının günleridir. Ramazan ayı insanlar için doğru yol rehberi, hak ile bâtılı birbirinden ayıran ve insanların yaratılışlarının sebebini bildiren Kur’an’ın indirilmeye başlandığı aydır. İçinizden bu aya erişenler Ramazan ayı boyunca oruçlarını tutsunlar, hasta ve yolcu olanlar tutamadıkları günlerin sayısı kadar kaza etmeyi ihmal etmesinler. Allah sizin için kolaylık diler; zorluk dilemez. Bu kolaylıklardan istifade ederek sorumluluklarınızı bilinçle yerine getirin, size yaratılışınızın amacına uygun yaşamanızın yolunu gösteren Rabbinize şükredin.
İlgili ayetler
Bakara 186
1 ayetوَاِذَا سَاَلَكَ عِبَاد۪ي عَنّ۪ي فَاِنّ۪ي قَر۪يبٌۜ اُج۪يبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ اِذَا دَعَانِۙ فَلْيَسْتَج۪يبُوا ل۪ي وَلْيُؤْمِنُوا ب۪ي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ ١٨٦
Mushaf
Okunuş
186Veiẕâ seeleke ʿibâdî ʿannî feinnî ḳarîb. ücîbü daʿvete-ddâʿi iẕâ deʿâni felyestecîbû lî velyüʾminû bî leʿallehüm yerşüdûn.
Ayet 186
Ey Rasûlüm! “Kullarımdan sana Beni soranlar bilsinler ki, Ben onlara çok yakınım, Bana dua ettiklerinde dualarına karşılık veririm. O halde onlar da Bana karşı sorumluluklarını yerine getirsinler ki, doğru yola girmiş olsunlar.”
İlgili ayetler
Bakara 187
1 ayetاُحِلَّ لَكُمْ لَيْلَةَ الصِّيَامِ الرَّفَثُ اِلٰى نِسَٓائِكُمْۜ هُنَّ لِبَاسٌ لَكُمْ وَاَنْتُمْ لِبَاسٌ لَهُنَّۜ عَلِمَ اللّٰهُ اَنَّكُمْ كُنْتُمْ تَخْتَانُونَ اَنْفُسَكُمْ فَتَابَ عَلَيْكُمْ وَعَفَا عَنْكُمْۚ فَالْـٰٔنَ بَاشِرُوهُنَّ وَابْتَغُوا مَا كَتَبَ اللّٰهُ لَكُمْۖ وَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتّٰى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الْاَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الْاَسْوَدِ مِنَ الْفَجْرِۖ ثُمَّ اَتِمُّوا الصِّيَامَ اِلَى الَّيْلِۚ وَلَا تُبَاشِرُوهُنَّ وَاَنْتُمْ عَاكِفُونَۙ فِي الْمَسَاجِدِۜ تِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِ فَلَا تَقْرَبُوهَاۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ اٰيَاتِه۪ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ ١٨٧
Mushaf
Okunuş
187Üḥille leküm leylete-ṣṣiyâmi-rrafeŝü ilâ nisâiküm. hünne libâsül leküm veentüm libâsül lehünn. ʿalime-llâhü enneküm küntüm taḫtânûne enfüseküm fetâbe ʿaleyküm veʿafâ ʿanküm. felʾâne bâşirûhünne vebtegû mâ ketebe-llâhü leküm. vekülû veşrabû ḥattâ yetebeyyene lekümü-lḫayṭu-lʾebyeḍu mine-lḫayṭi-lʾesvedi mine-lfecr. ŝümme etimmu-ṣṣiyâme ile-lleyl. velâ tübâşirûhünne veentüm ʿâkifûne fi-lmesâcid. tilke ḥudûdü-llâhi felâ taḳrabûhâ. keẕâlike yübeyyinü-llâhü âyâtihî linnâsi leʿallehüm yetteḳûn.
Ayet 187
Ey mü’minler! Oruçlu olduğunuz günlerin gecelerinde eşlerinize yaklaşmanız size helal kılındı. Kadınlarınız sizin için, siz de onlar için birer elbise gibisiniz. Allah bu konuda sıkıntıya gireceğinizi bildiği için, mağfireti ile bu zorluğu üzerinizden kaldırdı. Allah’ın bu izninden yararlanabilir ve tan yerinin aydınlığı, gecenin karanlığından iyice fark edilinceye kadar yiyip içmenize devam edebilirsiniz. Ardından da o günün akşamına kadar orucunuzu tutun fakat mescitlerde itikafa girdiğinizde eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır, bu sınırları ihlal etmeyin. Allah kendisine karşı sorumluluk duyanlara âyetlerini böylece açıklıyor ki sakınabilsinler.
İlgili ayetler
Bakara 188
1 ayetوَلَا تَاْكُلُٓوا اَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ وَتُدْلُوا بِهَٓا اِلَى الْحُكَّامِ لِتَاْكُلُوا فَر۪يقًا مِنْ اَمْوَالِ النَّاسِ بِالْاِثْمِ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ۟ ١٨٨
Mushaf
Okunuş
188Velâ teʾkülû emvâleküm beyneküm bilbâṭili vetüdlû bihâ ile-lḥukkâmi liteʾkülû ferîḳam min emvâli-nnâsi bilʾiŝmi veentüm taʿlemûn.
Ayet 188
Birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. Başkalarına ait olan mallara, hakkınız olmadığı halde hâkimleri ve yetki sahibi olanları kullanarak el koymaya kalkmayın.
İlgili ayetler
Bakara 189
1 ayetيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الْاَهِلَّةِۜ قُلْ هِيَ مَوَاق۪يتُ لِلنَّاسِ وَالْحَجِّۜ وَلَيْسَ الْبِرُّ بِاَنْ تَاْتُوا الْبُيُوتَ مِنْ ظُهُورِهَا وَلٰكِنَّ الْبِرَّ مَنِ اتَّقٰىۚ وَاْتُوا الْبُيُوتَ مِنْ اَبْوَابِهَاۖ وَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ ١٨٩
Mushaf
Okunuş
189Yesʾelûneke ʿani-lʾehilleh. ḳul hiye mevâḳîtü linnâsi velḥacc. veleyse-lbirru bien teʾtü-lbüyûte min żuhûrihâ velâkinne-lbirra meni-tteḳâ. veʾtü-lbüyûte min ebvâbihâ. vetteḳu-llâhe leʿalleküm tüfliḥûn.
Ayet 189
Ey Peygamber! Sana ayın aldığı şekillerin neyi ifade ettiğini soruyorlar. Onlara de ki: “Ayın değişik şekilleri insanlar için vakit ölçüleridir. Haccın vakti de onunla anlaşılır.” Bununla birlikte yaratılış sebeplerini ve ona uygun nasıl yaşamaları gerektiğini, sorumluluklarının neler olduğunu sormaları daha hayırlıdır. Onların ayın şekilleri ile ilgili soruları tıpkı kapıları önlerinde açık dururken evlerin arkasına dolanıp pencerelerinden girmeye çalışmak gibidir. Siz Allah adına davet edildiğiniz hayatı yaşamaya yönelip sorumluluklarınızı yerine getirin ki mutluluğa erebilesiniz. Doğru olan budur.
İlgili ayetler
Bakara 190–192
3 ayetوَقَاتِلُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ الَّذ۪ينَ يُقَاتِلُونَكُمْ وَلَا تَعْتَدُواۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَد۪ينَ ١٩٠ وَاقْتُلُوهُمْ حَيْثُ ثَقِفْتُمُوهُمْ وَاَخْرِجُوهُمْ مِنْ حَيْثُ اَخْرَجُوكُمْ وَالْفِتْنَةُ اَشَدُّ مِنَ الْقَتْلِۚ وَلَا تُقَاتِلُوهُمْ عِنْدَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ حَتّٰى يُقَاتِلُوكُمْ ف۪يهِۚ فَاِنْ قَاتَلُوكُمْ فَاقْتُلُوهُمْۜ كَذٰلِكَ جَزَٓاءُ الْكَافِر۪ينَ ١٩١ فَاِنِ انْتَهَوْا فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ١٩٢
Mushaf
Okunuş
190Veḳâtilû fî sebîli-llâhi-lleẕîne yüḳâtilûneküm velâ taʿtedû. inne-llâhe lâ yüḥibbü-lmüʿtedîn.
191Vaḳtülûhüm ḥayŝü ŝeḳiftümûhüm veaḫricûhüm min ḥayŝü aḫracûküm velfitnetü eşeddü mine-lḳatl. velâ tüḳâtilûhüm ʿinde-lmescidi-lḥarâmi ḥattâ yüḳâtilûküm fîh. fein ḳâtelûküm faḳtülûhüm. keẕâlike cezâü-lkâfirîn.
192Feini-ntehev feinne-llâhe gafûrur raḥîm.
Ayet 190–192
Ey mü’minler! Allah’ın daveti hayat nizamına karşı savaş açanlarla siz de savaşın, fakat aşırı gidip saldırganlaşmayın, çocuklara, kadınlara, yaşlılara ilişmeyin, ekinlere ve bitkilere zarar vermeyin. Sizinle savaşanları, savaş sırasında yakaladığınız yerde öldürün ve onların sizi yurdunuzdan çıkardıkları gibi siz de onları yurtlarından çıkarın, imanınızdan dolayı size uyguladıkları fitne (baskı ve zulüm) insanı öldürmekten daha beterdir.
Mescid-i Haram (Kâbe) yakınlarında onlar sizinle savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın fakat savaşacak olurlarsa siz de geri durmayıp savaşın, karşılaştıklarınızı öldürün, bu onların yaptıklarının karşılığıdır. Şayet müşrik ve kâfir olanlardan sizinle savaşmaktan vazgeçip, davet olundukları hayat nizamını yaşamaya yönelenler olursa, siz de onlarla savaşmaktan vazgeçin. Şüphesiz Allah tevbe edenlere karşı çok merhametli ve bağışlayıcıdır.
İlgili ayetler
Bakara 193–194
2 ayetوَقَاتِلُوهُمْ حَتّٰى لَا تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ الدّ۪ينُ لِلّٰهِۜ فَاِنِ انْتَهَوْا فَلَا عُدْوَانَ اِلَّا عَلَى الظَّالِم۪ينَ ١٩٣ اَلشَّهْرُ الْحَرَامُ بِالشَّهْرِ الْحَرَامِ وَالْحُرُمَاتُ قِصَاصٌۜ فَمَنِ اعْتَدٰى عَلَيْكُمْ فَاعْتَدُوا عَلَيْهِ بِمِثْلِ مَا اعْتَدٰى عَلَيْكُمْۖ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ مَعَ الْمُتَّق۪ينَ ١٩٤
Mushaf
Okunuş
193Veḳâtilûhüm ḥattâ lâ tekûne fitnetüv veyekûne-ddînü lillâh. feini-ntehev felâ ʿudvâne illâ ʿale-żżâlimîn.
194Eşşehru-lḥarâmü bişşehri-lḥarâmi velḥurumâtü ḳiṣâṣ. femeni-ʿtedâ ʿaleyküm faʿtedû ʿaleyhi bimiŝli me-ʿtedâ ʿaleyküm. vetteḳu-llâhe vaʿlemû enne-llâhe meʿa-lmütteḳîn.
Ayet 193–194
Baskı ve zulüm (fitne) ortadan kalkıncaya ve din (nizam) yalnız Allah’ın belirlediği kurallarla yaşanıncaya kadar size saldıranlarla savaşın. Şayet onlar vazgeçerlerse, siz de savaştan vazgeçin, çünkü düşmanlık ve savaş sadece baskı ve zulüm uygulayanlara karşıdır.
Haram aylarda onlar size saldırmadıkça savaşmayın, fakat bu yasağa uymaz da savaşırlarsa, onlarla savaşın ve Allah’ın savaşla ilgili uyulması gereken emirlerine uyun, aşırı gitmeyin. Allah, emir ve yasaklarına karşı duyarlı davranıp sorumluluklarını yerine getirenlerle beraberdir.
İlgili ayetler
Bakara 195
1 ayetوَاَنْفِقُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَلَا تُلْقُوا بِاَيْد۪يكُمْ اِلَى التَّهْلُكَةِۚۛ وَاَحْسِنُواۚۛ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُحْسِن۪ينَ ١٩٥
Mushaf
Okunuş
195Veenfiḳû fî sebîli-llâhi velâ tülḳû bieydîküm ile-ttehlükeh. veaḥsinû. inne-llâhe yüḥibbü-lmuḥsinîn.
Ayet 195
Ey mü’minler! Mallarınızı yaratılışınızın sebebi olan hayat nizamını yaşamak ve yaşatmak uğrunda harcayın, eksileceği korkusuyla fedakârlıktan çekinip, kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Allah’ın emirlerini severek ve samimiyetle yerine getirin, unutmayın ki Allah kendisine karşı sorumluluklarını yerine getirenleri sever.
Bakara 196
1 ayetوَاَتِمُّوا الْحَجَّ وَالْعُمْرَةَ لِلّٰهِۜ فَاِنْ اُحْصِرْتُمْ فَمَا اسْتَيْسَرَ مِنَ الْهَدْيِۚ وَلَا تَحْلِقُوا رُؤُ۫سَكُمْ حَتّٰى يَبْلُغَ الْهَدْيُ مَحِلَّهُۜ فَمَنْ كَانَ مِنْكُمْ مَر۪يضًا اَوْ بِه۪ٓ اَذًى مِنْ رَاْسِه۪ فَفِدْيَةٌ مِنْ صِيَامٍ اَوْ صَدَقَةٍ اَوْ نُسُكٍۚ فَاِذَٓا اَمِنْتُمْ۠ فَمَنْ تَمَتَّعَ بِالْعُمْرَةِ اِلَى الْحَجِّ فَمَا اسْتَيْسَرَ مِنَ الْهَدْيِۚ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلٰثَةِ اَيَّامٍ فِي الْحَجِّ وَسَبْعَةٍ اِذَا رَجَعْتُمْۜ تِلْكَ عَشَرَةٌ كَامِلَةٌۜ ذٰلِكَ لِمَنْ لَمْ يَكُنْ اَهْلُهُ حَاضِرِي الْمَسْجِدِ الْحَرَامِۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ۟ ١٩٦
Mushaf
Okunuş
196Veetimmü-lḥacce velʿumrate lillâh. fein uḥṣirtüm feme-steysera mine-lhedy. velâ taḥliḳû ruûseküm ḥattâ yeblüga-lhedyü meḥilleh. femen kâne minküm merîḍan ev bihî eẕem mir raʾsihî fefidyetüm min ṣiyâmin ev ṣadeḳatin ev nüsük. feiẕâ emintüm. femen temetteʿa bilʿumrati ile-lḥacci feme-steysera mine-lhedy. femel lem yecid feṣiyâmü ŝelâŝeti eyyâmin fi-lḥacci vesebʿatin iẕâ racaʿtüm. tilke ʿaşeratün kâmileh. ẕâlike limel lem yekün ehlühû ḥâḍiri-lmescidi-lḥarâm. vetteḳu-llâhe vaʿlemû enne-llâhe şedîdü-lʿiḳâb.
Ayet 196
Hac ve umre ibadetlerinizi Allah’ın sizleri yaratma sebebini düşünerek bilinçle yerine getirin.
Şayet bu ibadetinizi yapmak üzere yola çıktığınızda, yolunuzdan alıkonursanız, o zaman da İslâm gibi bir nimeti lütfettiği için Allah adına bir kurban kesin, kurban ihtiyaç sahiplerine ulaşıncaya kadar da titizlikle takip edip başınızı tıraş etmeyin. Başındaki bir rahatsızlığı sebebi ile bu sırada tıraş olmak zorunda olan kimse ise, tıraşından sonra fidye olarak üç gün oruç tutsun veya sadaka versin yahut bir kurban daha kessin. Böylece niyetlenip yola çıkan, hac ve umre ibadetinin rükünlerini yerine getirip ecrine nail olan gibidir.
Hac için güvenli, uygun bir ortam ve zaman buluncaya kadar umre yapma imkânı bulan da umre sırasında güç yetirebilirse bir kurban kessin. Eğer buna o sırada güç yetiremezse hac sırasında üç gün, memleketine döndükten sonra da yedi gün olmak üzere toplam on gün oruç tutsun. Bu kural, ailesi Mescid-i Haram’da oturmayanlar içindir.
Ey iman edenler! Allah’ın size bildirdiklerine karşı duyarlı olup, emirlerini yerine getirin ve Allah’a itaatsizlikten sakının, unutmayın ki O’na itaatsizliğin cezası çok büyüktür.
İlgili ayetler
Bakara 197
1 ayetاَلْحَجُّ اَشْهُرٌ مَعْلُومَاتٌۚ فَمَنْ فَرَضَ ف۪يهِنَّ الْحَجَّ فَلَا رَفَثَ وَلَا فُسُوقَ وَلَا جِدَالَ فِي الْحَجِّۜ وَمَا تَفْعَلُوا مِنْ خَيْرٍ يَعْلَمْهُ اللّٰهُۜ وَتَزَوَّدُوا فَاِنَّ خَيْرَ الزَّادِ التَّقْوٰىۘ وَاتَّقُونِ يَٓا اُو۬لِي الْاَلْبَابِ ١٩٧
Mushaf
Okunuş
197Elḥaccü eşhürum maʿlûmâh. femen feraḍa fîhinne-lḥacce felâ rafeŝe velâ füsûḳa velâ cidâle fi-lḥacc. vemâ tefʿalû min ḫayriy yaʿlemhü-llâh. vetezevvedû feinne ḫayra-zzâdi-ttaḳvâ. vetteḳûni yâ ûli-lʾelbâb.
Ayet 197
Hac, her yılın zamanı belirlenmiş olan aylarında (Şevval, Zilkade ve Zilhicce) yapılır. Bu aylarda hac yapmakta olan kimse cinsel ilişkiden, kötü söz söylemekten, çirkin davranışlardan, kavga etmekten kaçınmalı ve uzak durmalıdır. Allah yapılan, yapılmakta olan her güzel davranışı bilir ve karşılığını verir.
Hacca giderken orada kalacağınız süre boyunca azığınızı karşılayacak şekilde hazırlık yapın. Oraya davet edilme sebebinizin de bilincinizi güçlendirmek ve Allah’ın davetine sıkıca sarılıp imanınızı davranış haline dönüştürmek olduğunu unutmayın ve şunu da iyi bilin ki azığın en hayırlısı Allah’a karşı duyulan sorumluluğun bilincinde olmaktır.
İlgili ayetler
Bakara 198–199
2 ayetلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَنْ تَبْتَغُوا فَضْلًا مِنْ رَبِّكُمْۜ فَاِذَٓا اَفَضْتُمْ مِنْ عَرَفَاتٍ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ عِنْدَ الْمَشْعَرِ الْحَرَامِۖ وَاذْكُرُوهُ كَمَا هَدٰيكُمْۚ وَاِنْ كُنْتُمْ مِنْ قَبْلِه۪ لَمِنَ الضَّٓالّ۪ينَ ١٩٨ ثُمَّ اَف۪يضُوا مِنْ حَيْثُ اَفَاضَ النَّاسُ وَاسْتَغْفِرُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ١٩٩
Mushaf
Okunuş
198Leyse ʿaleyküm cünâḥun en tebtegû faḍlem mir rabbiküm. feiẕâ efaḍtüm min ʿarafâtin feẕkürü-llâhe ʿinde-lmeşʿari-lḥarâm. veẕkürûhü kemâ hedâküm. vein küntüm min ḳablihî lemine-ḍḍâllîn.
199Ŝümme efîḍû min ḥayŝü efâḍa-nnâsü vestagfirü-llâh. inne-llâhe gafûrur raḥîm.
Ayet 198–199
Hac sırasında birbirinizle bilgi alışverişi ve ticaret yaparak Rabbinizin nimetlerinden yararlanabilirsiniz. Arafat’tan dalgalar halinde Meş’ar-ı Haram bölgesine indiğinizde, size İslam nizam ve ahlakını lütfettiği ve hac ibadetini yapmayı nasip ettiği için, öğrettiği biçimde Allah’a şükredin ve yardımını dileyin. Sakın O’nunla birlikte başka Rab ve ilah edinmeyin. O, yol göstermeden önce siz sapkınlardan idiniz. Allah’ın merhamet, şefkat ve affına sığının, birbirinize karşı kibirlenip üstünlük taslamayın. Allah mü’min kullarına karşı çok merhametli, şefkatli ve bağışlayıcıdır.
Bakara 200
1 ayetفَاِذَا قَضَيْتُمْ مَنَاسِكَكُمْ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ كَذِكْرِكُمْ اٰبَٓاءَكُمْ اَوْ اَشَدَّ ذِكْرًاۜ فَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَقُولُ رَبَّنَٓا اٰتِنَا فِي الدُّنْيَا وَمَا لَهُ فِي الْاٰخِرَةِ مِنْ خَلَاقٍ ٢٠٠
Mushaf
Okunuş
200Feiẕâ ḳaḍaytüm menâsikeküm feẕkürü-llâhe keẕikriküm âbâeküm ev eşedde ẕikrâ. femine-nnâsi mey yeḳûlü rabbenâ âtinâ fi-ddünyâ vemâ lehû fi-lʾâḫirati min ḫalâḳ.
Ayet 200
Hac ibadetinizi yerine getirdikten sonra, daha bilinçlenmiş ve güçlenmiş mü’minler olarak bulunduğunuz her yerde, artık atalarınızı şevkle, zevkle, överek anlattığınızdan daha çok sizi yaratıp bunca nimetlerle donatanın Allah olduğunu anlatıp, insanları yaratılış sebepleri olan hayat tarzı ile yaşamaya çağırın. Sakın “Rabbimiz! Bize sadece bu dünyada ver” diyenlerden olmayın, böyle diyenlerin âhiretteki cennet nimetlerinden hiçbir nasipleri yoktur.
Bakara 201–202
2 ayetوَمِنْهُمْ مَنْ يَقُولُ رَبَّنَٓا اٰتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْاٰخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ ٢٠١ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ نَص۪يبٌ مِمَّا كَسَبُواۜ وَاللّٰهُ سَر۪يعُ الْحِسَابِ ٢٠٢
Mushaf
Okunuş
201Veminhüm mey yeḳûlü rabbenâ âtinâ fi-ddünyâ ḥasenetev vefi-lʾâḫirati ḥasenetev veḳinâ ʿaẕâbe-nnâr.
202Ülâike lehüm neṣîbüm mimmâ kesebû. vellâhü serîʿu-lḥisâb.
Ayet 201–202
Bir kısım kimseler de, “Ey Rabbimiz! Bize bu dünyada da, âhirette de iyilikler ve güzellikler nasip et, bizleri cehennem azabından koru.” diye dua ederler. İşte bunlar, yaptıkları haccın da bilincinde olanlardır. Bu kimselerin kazandıklarına karşılık, âhirette cennet nimetlerinden nasipleri vardır. Allah herkesin yapıp ettiklerini bilir. O adildir ve hesabı çabuk görendir.
Bakara 203
1 ayetوَاذْكُرُوا اللّٰهَ ف۪ٓي اَيَّامٍ مَعْدُودَاتٍۜ فَمَنْ تَعَجَّلَ ف۪ي يَوْمَيْنِ فَلَٓا اِثْمَ عَلَيْهِۚ وَمَنْ تَاَخَّرَ فَلَٓا اِثْمَ عَلَيْهِۙ لِمَنِ اتَّقٰىۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاعْلَمُٓوا اَنَّكُمْ اِلَيْهِ تُحْشَرُونَ ٢٠٣
Mushaf
Okunuş
203Veẕkürü-llâhe fî eyyâmim maʿdûdât. femen teʿaccele fî yevmeyni felâ iŝme ʿaleyh. vemen teeḫḫara felâ iŝme ʿaleyhi limeni-tteḳâ. vetteḳu-llâhe vaʿlemû enneküm ileyhi tuḥşerûn.
Ayet 203
Ey iman edenler! Hac sırasında, Allah’ın sayılı günlerle sınırladığı Kurban Bayramı’nda Mina’ya vardığınızda, Rabbinizin insanları yaratma sebebini, bahşettiği nimetlerini ve O’ndan başka gerçek ilah olmadığını, O’na döndürülüp dünya hayatını yaşayış biçiminizden hesaba çekileceğinizi düşünüp hayatınızı gözden geçirin. İkinci günün sonunda oradan (Mina’dan) ayrılmanızda bir sakınca yoktur, her kim de iki günden fazla kalırsa onun için de bir sakınca yoktur.
Allah’ın koyduğu sınırlara uyun, sorumluluğunuzun bilincinde olarak yeryüzünde Allah merkezli bir nizam kurup, dünya hayatınızı buna göre yaşayın ve iyi bilin ki hepiniz günü gelince Rabbinizin huzurunda toplanacaksınız.
Bakara 204–206
3 ayetوَمِنَ النَّاسِ مَنْ يُعْجِبُكَ قَوْلُهُ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَيُشْهِدُ اللّٰهَ عَلٰى مَا ف۪ي قَلْبِه۪ۙ وَهُوَ اَلَدُّ الْخِصَامِ ٢٠٤ وَاِذَا تَوَلّٰى سَعٰى فِي الْاَرْضِ لِيُفْسِدَ ف۪يهَا وَيُهْلِكَ الْحَرْثَ وَالنَّسْلَۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الْفَسَادَ ٢٠٥ وَاِذَا ق۪يلَ لَهُ اتَّقِ اللّٰهَ اَخَذَتْهُ الْعِزَّةُ بِالْاِثْمِ فَحَسْبُهُ جَهَنَّمُۜ وَلَبِئْسَ الْمِهَادُ ٢٠٦
Mushaf
Okunuş
204Vemine-nnâsi mey yüʿcibüke ḳavlühû fi-lḥayâti-ddünyâ veyüşhidü-llâhe ʿalâ mâ fî ḳalbihî vehüve eleddü-lḫiṣâm.
205Veiẕâ tevellâ seʿâ fi-lʾarḍi liyüfside fîhâ veyühlike-lḥarŝe vennesl. vellâhü lâ yüḥibbü-lfesâd.
206Veiẕâ ḳîle lehü-tteḳi-llâhe eḫaẕethü-lʿizzetü bilʾiŝmi feḥasbühû cehennem. velebiʾse-lmihâd.
Ayet 204–206
İnsanların içinde öylesi vardır ki, dünya hayatı ile ilgili söylediği sözler senin hoşuna gidebilir, hatta söylediklerinin doğruluğuna, samimiyetine inandırmak için Allah’ın adını kullanarak yeminler edip durur, oysa kalbinde taşıdıkları böyle değildir. Bunlar yalanı ustalıkla söyleyen azılı birer düşmandırlar. Ellerine fırsat geçirip de iş başına geçerlerse, yeryüzünde fesat çıkarmaya, nesli ve ekini bozmaya çalışırlar. Allah böylelerini sevmez, bunlara ne zaman “Allah’a karşı nankörlük etme, O’ndan kork, kendine gel.” denilse büyüklük taslayıp, kibirlenerek daha da azgınlaşırlar. Cehennem onların hakkından gelecektir, orası çok kötü bir konaklama yeridir.
Bakara 207
1 ayetوَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَشْر۪ي نَفْسَهُ ابْتِغَٓاءَ مَرْضَاتِ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ رَؤُ۫فٌ بِالْعِبَادِ ٢٠٧
Mushaf
Okunuş
207Vemine-nnâsi mey yeşrî nefsehü-btigâe merḍâti-llâh. vellâhü raûfüm bilʿibâd.
Ayet 207
Öyle kimseler de vardır ki, onlar da Allah’ın rızasını kazanmak yolunda mallarını ve canlarını vermekten hiç çekinmezler. Allah bu kullarına karşı çok şefkatli ve merhametlidir.
İlgili ayetler
Bakara 208
1 ayetيَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا ادْخُلُوا فِي السِّلْمِ كَٓافَّةًۖ وَلَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِۜ اِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُب۪ينٌ ٢٠٨
Mushaf
Okunuş
208Yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-dḫulû fi-ssilmi kâffeten. velâ tettebiʿû ḫuṭuvâti-şşeyṭân. innehû leküm ʿadüvvüm mübîn.
Ayet 208
Ey Allah’ın davetine iman edenler! Hepiniz birden İslam’a girip Müslümanlar olarak yaşayın. Sakın şeytan ve yandaşlarının birlikte oluşturdukları zulüm nizamlarına uymayın, çünkü onlar sizin için apaçık düşmandır.
Bakara 209–210
2 ayetفَاِنْ زَلَلْتُمْ مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَتْكُمُ الْبَيِّنَاتُ فَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ ٢٠٩ هَلْ يَنْظُرُونَ اِلَّٓا اَنْ يَاْتِيَهُمُ اللّٰهُ ف۪ي ظُلَلٍ مِنَ الْغَمَامِ وَالْمَلٰٓئِكَةُ وَقُضِيَ الْاَمْرُۜ وَاِلَى اللّٰهِ تُرْجَعُ الْاُمُورُ۟ ٢١٠
Mushaf
Okunuş
209Fein zeleltüm mim baʿdi mâ câetkümü-lbeyyinâtü faʿlemû enne-llâhe ʿazîzün ḥakîm.
210Hel yenżurûne illâ ey yeʾtiyehümü-llâhü fî żulelim mine-lgamâmi velmelâiketü veḳuḍiye-lʾemr. veile-llâhi türceʿu-lʾümûr.
Ayet 209–210
Sizler dünya ve âhiret hayatınızı mamur edecek olan İslam’la şereflendikten sonra saparsanız, iyi bilin ki böylelerini Allah’ın cezalandırmasının önüne kimse geçemez. Tek doğru olanı bilen ve yapan yalnızca Allah’tır.
Geçmişteki kavimlerin istedikleri gibi siz de “Allah’ın meleklerle birlikte bulutların içinden çıkıp gelmesi” gibi mucizevi şeyler beklemeyin. Mucizelerle karşılaşmalarına rağmen iman etmeyenler, dünyada Allah’ın azap hükmü ile helak edildiler. Şüphesiz hepiniz sonunda Allah’ın huzuruna çıkarılacaksınız.
Bakara 211
1 ayetسَلْ بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ كَمْ اٰتَيْنَاهُمْ مِنْ اٰيَةٍ بَيِّنَةٍۜ وَمَنْ يُبَدِّلْ نِعْمَةَ اللّٰهِ مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَتْهُ فَاِنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ ٢١١
Mushaf
Okunuş
211Sel benî isrâîle kem âteynâhüm min âyetim beyyineh. vemey yübeddil niʿmete-llâhi mim baʿdi mâ câethü feinne-llâhe şedîdü-lʿiḳâb.
Ayet 211
İsrailoğullarına bir sor bakalım. Biz geçmişte onların atalarına nice mucizeler gösterip apaçık delilleri önlerine koyduk da ne oldu? Yine de birçoğu görüp şahit oldukları ve yaşadıkları halde Allah’ın davetine icabet etmediler. Bilakis Allah’ın kitabının âyetlerini değiştirerek kendi yaşantılarına uydurmaya çalıştılar.
Her kim Allah’ın Peygamberi ile gönderdiği kitabın bilgisi kendisine ulaştıktan sonra, onu değiştirir ya da onunla davet olunduğu hayat nizamından başkasını kabul ederse, iyi bilsin ki Allah’ın gazabı onun üzerindedir.
Bakara 212
1 ayetزُيِّنَ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا وَيَسْخَرُونَ مِنَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُواۢ وَالَّذ۪ينَ اتَّقَوْا فَوْقَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ وَاللّٰهُ يَرْزُقُ مَنْ يَشَٓاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ ٢١٢
Mushaf
Okunuş
212Züyyine lilleẕîne keferü-lḥayâtü-ddünyâ veyesḫarûne mine-lleẕîne âmenû. velleẕîne-tteḳav fevḳahüm yevme-lḳiyâmeh. vellâhü yerzüḳu mey yeşâü bigayri ḥisâb.
Ayet 212
Dünya hayatı, Allah’ın davetini inkâra şartlanmış olanlara çekici ve güzel görünür. Bunlar hayatlarının merkezine Allah’ı koyan, O’nun emir ve yasaklarına uyan mü’minlerle alay ederler. Hâlbuki Allah’a karşı sorumluluk bilinci ile yaşayanlar, hem dünyada hem de âhirette üstün, şerefli, güçlü ve mutludurlar. Allah mü’minleri cennetinde en güzel nimetlerle mükâfatlandıracaktır. Allah dilediğine hesapsız lütuflarda bulunur.
İlgili ayetler
Bakara 213
1 ayetكَانَ النَّاسُ اُمَّةً وَاحِدَةً فَبَعَثَ اللّٰهُ النَّبِيّ۪نَ مُبَشِّر۪ينَ وَمُنْذِر۪ينَۖ وَاَنْزَلَ مَعَهُمُ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ لِيَحْكُمَ بَيْنَ النَّاسِ ف۪يمَا اخْتَلَفُوا ف۪يهِۜ وَمَا اخْتَلَفَ ف۪يهِ اِلَّا الَّذ۪ينَ اُو۫تُوهُ مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَتْهُمُ الْبَيِّنَاتُ بَغْيًا بَيْنَهُمْۚ فَهَدَى اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لِمَا اخْتَلَفُوا ف۪يهِ مِنَ الْحَقِّ بِاِذْنِه۪ۜ وَاللّٰهُ يَهْد۪ي مَنْ يَشَٓاءُ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ ٢١٣
Mushaf
Okunuş
213Kâne-nnâsü ümmetev vâḥideten febeʿaŝe-llâhü-nnebiyyîne mübeşşirîne vemünẕirîn. veenzele meʿahümü-lkitâbe bilḥaḳḳi liyaḥküme beyne-nnâsi fîme-ḫtelefû fîh. veme-ḫtelefe fîhi ille-lleẕîne ûtûhü mim baʿdi mâ câethümü-lbeyyinâtü bagyem beynehüm. fehede-llâhü-lleẕîne âmenû lime-ḫtelefû fîhi mine-lḥaḳḳi biiẕnih. vellâhü yehdî mey yeşâü ilâ ṣirâṭim müsteḳîm.
Ayet 213
İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların ihtilafa düştükleri şeyler konusunda, aralarında hüküm vermek üzere kitaplar indirdi. Kendilerine apaçık âyetler geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık yüzünden ihtilafa düşen kitap ehlinden başkası değildi. Allah, iman edenleri üzerinde ihtilafa düşülen konularda hakikate yöneltti. Allah, dileyeni hak ve hakikate ulaştırır.
Bakara 214
1 ayetاَمْ حَسِبْتُمْ اَنْ تَدْخُلُوا الْجَنَّةَ وَلَمَّا يَاْتِكُمْ مَثَلُ الَّذ۪ينَ خَلَوْا مِنْ قَبْلِكُمْۜ مَسَّتْهُمُ الْبَاْسَٓاءُ وَالضَّرَّٓاءُ وَزُلْزِلُوا حَتّٰى يَقُولَ الرَّسُولُ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مَعَهُ مَتٰى نَصْرُ اللّٰهِۜ اَلَٓا اِنَّ نَصْرَ اللّٰهِ قَر۪يبٌ ٢١٤
Mushaf
Okunuş
214Em ḥasibtüm en tedḫulü-lcennete velemmâ yeʾtiküm meŝelü-lleẕîne ḫalev min ḳabliküm. messethümü-lbeʾsâü veḍḍarrâü vezülzilû ḥattâ yeḳûle-rrasûlü velleẕîne âmenû meʿahû metâ naṣru-llâh. elâ inne naṣra-llâhi ḳarîb.
Ayet 214
Ey mü’minler! Sizden önce imanları sebebi ile karşılaştıkları sıkıntılara direnip cihat edenlerin başlarına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi sanmayın. Onlar öyle sıkıntı ve zorluklarla karşılaşıp, öyle sarsılmışlardı ki, Peygamber’le birlikte olanlar, “Allah bizim imdadımıza ne zaman yetişecek?” demeye başlamışlardı. İşte o zaman Allah: “Ey iman edenler! Siz üstünüze düşeni yaptınız ve şimdi Allah’ın yardımını hak ettiniz, hak ettiğiniz yardım artık size yakındır.” diye vahyetmişti.
İlgili ayetler
Bakara 215
1 ayetيَسْـَٔلُونَكَ مَاذَا يُنْفِقُونَۜ قُلْ مَٓا اَنْفَقْتُمْ مِنْ خَيْرٍ فَلِلْوَالِدَيْنِ وَالْاَقْرَب۪ينَ وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينِ وَابْنِ السَّب۪يلِۜ وَمَا تَفْعَلُوا مِنْ خَيْرٍ فَاِنَّ اللّٰهَ بِه۪ عَل۪يمٌ ٢١٥
Mushaf
Okunuş
215Yesʾelûneke mâẕâ yünfiḳûn. ḳul mâ enfaḳtüm min ḫayrin felilvâlideyni velʾaḳrabîne velyetâmâ velmesâkîni vebni-ssebîl. vemâ tefʿalû min ḫayrin feinne-llâhe bihî ʿalîm.
Ayet 215
Sana, sahibi olduklarını Allah yolunda nasıl kullanacaklarını soruyorlar. Sen onlara de ki: “Sahibi olduklarınızdan, öncelikle ihtiyacı olan ana-babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara infak edin ve unutmayın ki Allah kendi yolunda, hayır amaçlı yaptığınız her şeyi bilir ve karşılığını verir.”
İlgili ayetler
Bakara 216
1 ayetكُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِتَالُ وَهُوَ كُرْهٌ لَكُمْۚ وَعَسٰٓى اَنْ تَكْرَهُوا شَيْـًٔا وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْۚ وَعَسٰٓى اَنْ تُحِبُّوا شَيْـًٔا وَهُوَ شَرٌّ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ وَاَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ۟ ٢١٦
Mushaf
Okunuş
216Kütibe ʿaleykümü-lḳitâlü vehüve kürhül leküm. veʿasâ en tekrahû şeyʾev vehüve ḫayrul leküm. veʿasâ en tüḥibbû şeyʾev vehüve şerrul leküm. vellâhü yaʿlemü veentüm lâ taʿlemûn.
Ayet 216
Ey mü’minler! Hoşunuza gitmese de size saldıran müşrik ve kâfirlerle savaş size farz kılındı. Fakat iyi bilin ki, hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayır olabilir, çokça sevip hoşlandığınız bir şey de şer olabilir. Siz bilemezsiniz. Her şeyin doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.
İlgili ayetler
Bakara 217
1 ayetيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الشَّهْرِ الْحَرَامِ قِتَالٍ ف۪يهِۜ قُلْ قِتَالٌ ف۪يهِ كَب۪يرٌۜ وَصَدٌّ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ وَكُفْرٌ بِه۪ وَالْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَاِخْرَاجُ اَهْلِه۪ مِنْهُ اَكْبَرُ عِنْدَ اللّٰهِۚ وَالْفِتْنَةُ اَكْبَرُ مِنَ الْقَتْلِۜ وَلَا يَزَالُونَ يُقَاتِلُونَكُمْ حَتّٰى يَرُدُّوكُمْ عَنْ د۪ينِكُمْ اِنِ اسْتَطَاعُواۜ وَمَنْ يَرْتَدِدْ مِنْكُمْ عَنْ د۪ينِه۪ فَيَمُتْ وَهُوَ كَافِرٌ فَاُو۬لٰٓئِكَ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۚ وَاُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ ٢١٧
Mushaf
Okunuş
217Yesʾelûneke ʿani-şşehri-lḥarâmi ḳitâlin fîh. ḳul ḳitâlün fîhi kebîr. veṣaddün ʿan sebîli-llâhi veküfrum bihî velmescidi-lḥarâmi veiḫrâcü ehlihî minhü ekberu ʿinde-llâh. velfitnetü ekberu mine-lḳatl. velâ yezâlûne yüḳâtilûneküm ḥattâ yeruddûküm ʿan dîniküm ini-steṭâʿû. vemey yertedid minküm ʿan dînihî feyemüt vehüve kâfirun feülâike ḥabiṭat aʿmâlühüm fi-ddünyâ velʾâḫirah. veülâike aṣḥâbü-nnâr. hüm fîhâ ḫâlidûn.
Ayet 217
Ey Peygamber! Sana saldırmazlık örfünün geçerli olduğu haram aylarda savaşmanın hükmünü soruyorlar. Sen onlara de ki: “Haram aylarda savaşmak büyük bir suçtur, fakat insanları Allah yolunda yaşamaktan alıkoymaya çalışmak, mü’minlerin Mescid-i Haram’ı ziyaretlerine engel olmak ve onları yurtlarından çıkarmak Allah katında daha büyük suçtur.”
Fitne (zulüm, baskı ve kargaşa çıkarmak) insanı öldürmekten daha büyük bir suçtur.
Düşmanlarınız ellerinden gelse, sizi dininizden (nizam ve ahlakınızdan) döndürünceye kadar savaşırlar, sizden kim de düşmandan korkup, yılgınlık göstererek imanından döner, dünya hayatını böylece tamamlayıp ölürse, işte böylelerinin hayır ve iyilik namına yapıp ettikleri dünyada da âhirette de boşa gider ve cehennemde devamlı kalacaklar arasına katılırlar.
İlgili ayetler
Bakara 218
1 ayetاِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَالَّذ۪ينَ هَاجَرُوا وَجَاهَدُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۙ اُو۬لٰٓئِكَ يَرْجُونَ رَحْمَةَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ٢١٨
Mushaf
Okunuş
218İnne-lleẕîne âmenû velleẕîne hâcerû vecâhedû fî sebîli-llâhi ülâike yercûne raḥmete-llâh. vellâhü gafûrur raḥîm.
Ayet 218
Allah’ın davetine iman etmeleri sebebiyle zulme ve baskıya maruz kalarak hicret edenler ile yaratılış sebepleri olan hayatı yaşamak ve yaşatmak uğrunda malları ve canları ile cihat edenler Allah’ın merhameti ve bağışlamasını umabilirler.
Bakara 219–220
2 ayetيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِۜ قُلْ ف۪يهِمَٓا اِثْمٌ كَب۪يرٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِۘ وَاِثْمُهُمَٓا اَكْبَرُ مِنْ نَفْعِهِمَاۜ وَيَسْـَٔلُونَكَ مَاذَا يُنْفِقُونَۜ قُلِ الْعَفْوَۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَۙ ٢١٩ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۜ وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الْيَتَامٰىۜ قُلْ اِصْلَاحٌ لَهُمْ خَيْرٌۜ وَاِنْ تُخَالِطُوهُمْ فَاِخْوَانُكُمْۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ الْمُفْسِدَ مِنَ الْمُصْلِحِۜ وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَاَعْنَتَكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ ٢٢٠
Mushaf
Okunuş
219Yesʾelûneke ʿani-lḫamri velmeysir. ḳul fîhimâ iŝmün kebîruv vemenâfiʿu linnâs. veiŝmühümâ ekberu min nefʿihimâ. veyesʾelûneke mâẕâ yünfiḳûn. ḳuli-lʿafv. keẕâlike yübeyyinü-llâhü lekümü-lʾâyâti leʿalleküm tetefekkerûn.
220Fi-ddünyâ velʾâḫirah. veyesʾelûneke ʿani-lyetâmâ. ḳul iṣlâḥul lehüm ḫayr. vein tüḫâliṭûhüm feiḫvânüküm. vellâhü yaʿlemü-lmüfside mine-lmuṣliḥ. velev şâe-llâhü leaʿneteküm. inne-llâhe ʿazîzün ḥakîm.
Ayet 219–220
Sana sarhoşluk veren şeylerle, kumar ve şans oyunları hakkında soruyorlar. Onlara de ki: “Onlarda insanlar için büyük zararlar vardır. Bununla birlikte aldatıcı bazı faydalar da vardır fakat zararları faydalarından çoktur.”
Ayrıca sana Allah yolunda neyin ne kadar harcanması gerektiğini soruyorlar. Onlara de ki: “Zaruri ihtiyaçlarınızdan fazla olan her şeyinizi!” İyiden iyiye düşünüp de öğüt alasınız diye Allah âyetlerini böylece açıklıyor ki, dünya ve âhiret hayatınıza dair faydanıza olanla zararınıza olanı bilerek yaşayasınız.
Bir de yetim çocuklara nasıl davranılacağını soruyorlar. De ki: “Onlara sahip çıkın, ihtiyaçlarını karşılayın, öğüt verip, doğru olana davet edin. Onlarla birlikte yaşarsanız bilin ki onlar sizin kardeşlerinizdir, Allah onlara iyi davrananlarla kötü davrananları bilir. Şayet Allah dileseydi size bu konuda daha ağır sorumluluklar yüklerdi.” En mükemmel hükümleri koyan yalnızca Allah’tır. O, üstün kudret, merhamet ve şefkat sahibidir.
Bakara 221
1 ayetوَلَا تَنْكِحُوا الْمُشْرِكَاتِ حَتّٰى يُؤْمِنَّۜ وَلَاَمَةٌ مُؤْمِنَةٌ خَيْرٌ مِنْ مُشْرِكَةٍ وَلَوْ اَعْجَبَتْكُمْۚ وَلَا تُنْكِحُوا الْمُشْرِك۪ينَ حَتّٰى يُؤْمِنُواۜ وَلَعَبْدٌ مُؤْمِنٌ خَيْرٌ مِنْ مُشْرِكٍ وَلَوْ اَعْجَبَكُمْۜ اُو۬لٰٓئِكَ يَدْعُونَ اِلَى النَّارِۚ وَاللّٰهُ يَدْعُٓوا اِلَى الْجَنَّةِ وَالْمَغْفِرَةِ بِاِذْنِه۪ۚ وَيُبَيِّنُ اٰيَاتِه۪ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ۟ ٢٢١
Mushaf
Okunuş
221Velâ tenkiḥü-lmüşrikâti ḥattâ yüʾminn. veleemetüm müʾminetün ḫayrum mim müşriketiv velev aʿcebetküm. velâ tünkiḥü-lmüşrikîne ḥattâ yüʾminû. veleʿabdüm müʾminün ḫayrum mim müşrikiv velev aʿcebeküm. ülâike yedʿûne ile-nnâr. vellâhü yedʿû ile-lcenneti velmagfirati biiẕnih. veyübeyyinü âyâtihî linnâsi leʿallehüm yeteẕekkerûn.
Ayet 221
Ey mü’minler! Allah’la birlikte başka ilah edinen müşrik kadınlar hoşunuza gitse de, yalnız Allah’ı ilah edinerek iman edinceye kadar onlarla evlenmeyin. Mü’min bir cariyeyle evlenmek, hoşunuza giden hür ama müşrik bir kadınla evlenmekten daha hayırlıdır.
İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan erkeklerle mü’min kadınları evlendirmeyin. Zira mü’min bir kadın için mü’min köle bir erkek, müşrik hür bir erkekten daha hayırlıdır. Şunu iyi bilin ki, müşrikler sizi ateşe çağırır. Hâlbuki Allah, davetine uyanları rahmeti ve şefkati ile cennete çağırır. Düşünüp öğüt alasınız diye Allah âyetlerini böylece açıklıyor.
İlgili ayetler
Bakara 222
1 ayetوَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الْمَح۪يضِۜ قُلْ هُوَ اَذًىۙ فَاعْتَزِلُوا النِّسَٓاءَ فِي الْمَح۪يضِۙ وَلَا تَقْرَبُوهُنَّ حَتّٰى يَطْهُرْنَۚ فَاِذَا تَطَهَّرْنَ فَاْتُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ اَمَرَكُمُ اللّٰهُۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ التَّوَّاب۪ينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّر۪ينَ ٢٢٢
Mushaf
Okunuş
222Veyesʾelûneke ʿani-lmeḥîḍ. ḳul hüve eẕen faʿtezilü-nnisâe fi-lmeḥîḍi velâ taḳrabûhünne ḥattâ yaṭhürn. feiẕâ teṭahherne feʾtûhünne min ḥayŝü emerakümü-llâh. inne-llâhe yüḥibbü-ttevvâbîne veyüḥibbü-lmüteṭahhirîn.
Ayet 222
Sana kadınların ay hali hakkında soruyorlar. De ki: “O, sıkıntılı, eza çekilen zor bir haldir, bu yüzden ay halleri sırasında onları rahat bırakıp, ilişkiden uzak durun. Bu halleri sona erip de temizlendikten sonra Allah’ın emrettiği meşru yoldan yaklaşın. Allah bu hususta daha önceki yanlışlarından tevbe ederek hükümlerine tabi olanları bağışlar ve temizlenenleri sever.”
İlgili ayetler
Bakara 223
1 ayetنِسَٓاؤُ۬كُمْ حَرْثٌ لَكُمْۖ فَاْتُوا حَرْثَكُمْ اَنّٰى شِئْتُمْۘ وَقَدِّمُوا لِاَنْفُسِكُمْۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاعْلَمُٓوا اَنَّكُمْ مُلَاقُوهُۜ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِن۪ينَ ٢٢٣
Mushaf
Okunuş
223Nisâüküm ḥarŝül leküm. feʾtû ḥarŝeküm ennâ şiʾtüm. veḳaddimû lienfüsiküm. vetteḳu-llâhe vaʿlemû enneküm mülâḳûh. vebeşşiri-lmüʾminîn.
Ayet 223
Kadınlarınız sizin için ürün veren tarla gibidir. Tarlanıza meşru zamanlarda, meşru yollarla yaklaşın ve hayırlı evlatlar dileyin. Allah’ın emir ve yasakları konusunda sorumluluklarınızın bilincinde olun, böylece âhiretiniz için hazırlık yapın, sonunda O’na döndürüleceksiniz.
İlgili ayetler
Bakara 224
1 ayetوَلَا تَجْعَلُوا اللّٰهَ عُرْضَةً لِاَيْمَانِكُمْ اَنْ تَبَرُّوا وَتَتَّقُوا وَتُصْلِحُوا بَيْنَ النَّاسِۜ وَاللّٰهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ ٢٢٤
Mushaf
Okunuş
224Velâ tecʿalü-llâhe ʿurḍatel lieymâniküm en teberrû vetetteḳû vetuṣliḥû beyne-nnâs. vellâhü semîʿun ʿalîm.
Ayet 224
Ey mü’minler! Allah’ın adını kullanarak yaptığınız yeminleri, insanların arasını bulmanıza, iyilik etmenize ve Allah’a karşı sorumluluklarınızı yerine getirmenize engel kılmayın. Allah her şeyi işiten ve neyi niçin yaptığınızı en iyi bilendir.
İlgili ayetler
Bakara 225
1 ayetلَا يُؤَاخِذُكُمُ اللّٰهُ بِاللَّغْوِ ف۪ٓي اَيْمَانِكُمْ وَلٰكِنْ يُؤَاخِذُكُمْ بِمَا كَسَبَتْ قُلُوبُكُمْۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ حَل۪يمٌ ٢٢٥
Mushaf
Okunuş
225Lâ yüâḫiẕükümü-llâhü billagvi fî eymâniküm velâkiy yüâḫiẕüküm bimâ kesebet ḳulûbüküm. vellâhü gafûrun ḥalîm.
Ayet 225
Allah dil alışkanlığı sebebi ile düşünmeden, rastgele yapmış olduğunuz yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutmaz, fakat kalplerinizle yalan olduğunu bile bile yaptığınız yeminlerden sorumlu tutar. Allah günahlarınızdan dolayı tevbe edip doğruya sarılmanız için size zaman verip fırsat tanır, çünkü Allah doğruya yönelenleri affedicidir.
İlgili ayetler
Bakara 226–227
2 ayetلِلَّذ۪ينَ يُؤْلُونَ مِنْ نِسَٓائِهِمْ تَرَبُّصُ اَرْبَعَةِ اَشْهُرٍۚ فَاِنْ فَٓاؤُ۫ فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ٢٢٦ وَاِنْ عَزَمُوا الطَّلَاقَ فَاِنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ ٢٢٧
Mushaf
Okunuş
226Lilleẕîne yüʾlûne min nisâihim terabbüṣu erbeʿati eşhür. fein fâû feinne-llâhe gafûrur raḥîm.
227Vein ʿazemu-ṭṭalâḳa feinne-llâhe semîʿun ʿalîm.
Ayet 226–227
Eşlerine yaklaşmamaya yemin edenler dört ay beklemek zorundalar, şayet bu süre dolmadan vazgeçer de eşlerine dönerlerse, yeminlerini bozmalarında bir sakınca yoktur. Allah mü’minlere karşı çok merhametli, şefkatli ve bağışlayıcıdır.
Eşlerinden boşanmaya karar verenlerin de, dört ay bekleme süresinin sonunda boşanmalarında bir sakınca yoktur. Allah hükümlerine karşı takındığınız tavrı en iyi bilendir.
İlgili ayetler
Bakara 228
1 ayetوَالْمُطَلَّقَاتُ يَتَرَبَّصْنَ بِاَنْفُسِهِنَّ ثَلٰثَةَ قُرُٓوءٍۜ وَلَا يَحِلُّ لَهُنَّ اَنْ يَكْتُمْنَ مَا خَلَقَ اللّٰهُ ف۪ٓي اَرْحَامِهِنَّ اِنْ كُنَّ يُؤْمِنَّ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ وَبُعُولَتُهُنَّ اَحَقُّ بِرَدِّهِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ اِنْ اَرَادُٓوا اِصْلَاحًاۜ وَلَهُنَّ مِثْلُ الَّذ۪ي عَلَيْهِنَّ بِالْمَعْرُوفِۖ وَلِلرِّجَالِ عَلَيْهِنَّ دَرَجَةٌۜ وَاللّٰهُ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ۟ ٢٢٨
Mushaf
Okunuş
228Velmüṭalleḳâtü yeterabbaṣne bienfüsihinne ŝelâŝete ḳurûʾ. velâ yeḥillü lehünne ey yektümne mâ ḫaleḳa-llâhü fî erḥâmihinne in künne yüʾminne billâhi velyevmi-lʾâḫir. vebüʿûletühünne eḥaḳḳu biraddihinne fî ẕâlike in erâdû iṣlâḥâ. velehünne miŝlü-lleẕî ʿaleyhinne bilmaʿrûf. velirricâli ʿaleyhinne deraceh. vellâhü ʿazîzün ḥakîm.
Ayet 228
Boşanmış kadınlar, evlenmeden önce hamile olup olmadıklarının anlaşılması, şayet hamile ise çocuğun babasının ayrıldıkları eşe ait olduğunun bilinmesi için üç âdet dönemi beklesinler. Bu kadınlar, Allah’a ve Âhiret Günü’ne iman ediyorlarsa, Allah’ın rahimlerinde yarattığını gizlemezler. Bu onlara helal olmaz. Bekleme süresi içinde kocası barışmak ister de kadın da buna razı olursa, bu kadınla evlenme hakkı öncelikle boşandığı kocaya aittir. Çocuklar varsa onlar da bu önceliğin sebebidir. Kocaların kadınları üzerinde hakları olduğu gibi kadınların da kocaları üzerinde hakları vardır. Haklar bakımından eşit olmakla birlikte taşıdıkları sorumluluklar ve yaratılışlarından gelen özellikleri ile erkekler kadınlardan öndedirler. Allah’ın her hükmü mutlak mükemmeldir. O, üstün kudret ve hikmet sahibidir.
İlgili ayetler
Bakara 229
1 ayetاَلطَّلَاقُ مَرَّتَانِۖ فَاِمْسَاكٌ بِمَعْرُوفٍ اَوْ تَسْر۪يحٌ بِاِحْسَانٍۜ وَلَا يَحِلُّ لَكُمْ اَنْ تَاْخُذُوا مِمَّٓا اٰتَيْتُمُوهُنَّ شَيْـًٔا اِلَّٓا اَنْ يَخَافَٓا اَلَّا يُق۪يمَا حُدُودَ اللّٰهِۜ فَاِنْ خِفْتُمْ اَلَّا يُق۪يمَا حُدُودَ اللّٰهِۙ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَا ف۪يمَا افْتَدَتْ بِه۪ۜ تِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِ فَلَا تَعْتَدُوهَاۚ وَمَنْ يَتَعَدَّ حُدُودَ اللّٰهِ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ ٢٢٩
Mushaf
Okunuş
229Eṭṭalâḳu merratân. feimsâküm bimaʿrûfin ev tesrîḥum biiḥsân. velâ yeḥillü leküm en teʾḫuẕû mimmâ âteytümûhünne şeyʾen illâ ey yeḫâfâ ellâ yüḳîmâ ḥudûde-llâh. fein ḫiftüm ellâ yüḳîmâ ḥudûde-llâhi felâ cünâḥa ʿaleyhimâ fîme-ftedet bih. tilke ḥudûdü-llâhi felâ taʿtedûhâ. vemey yeteʿadde ḥudûde-llâhi feülâike hümu-żżâlimûn.
Ayet 229
Erkeğin dönüşü mümkün olan boşama hakkı iki defadır. Bir ya da iki defa boşanma sonrası, barışmak suretiyle evliliği devam ettirebilir, buna rağmen yürümeyen evliliklerde koca, karısını güzellikle boşayıp serbest bırakır, ona verdiği mehri geri alması ise helal olmaz. Her ikisi de artık Allah’ın evlilikle ilgili koyduğu sınırları koruyamayacakları konusunda endişe ederek ayrılmaya karar verirlerse, kadın dilerse kocasının kendisine verdiği mehrin bir kısmını ona geri verebilir, bunun bir günahı yoktur. Bunlar Allah’ın koyduğu hükümlerin sınırlarıdır. Allah’ın koyduğu yasaları ihlal edip sınırları çiğneyenler, kendilerine zulmeden zalimlerdir.
İlgili ayetler
Bakara 230
1 ayetفَاِنْ طَلَّقَهَا فَلَا تَحِلُّ لَهُ مِنْ بَعْدُ حَتّٰى تَنْكِحَ زَوْجًا غَيْرَهُۜ فَاِنْ طَلَّقَهَا فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَٓا اَنْ يَتَرَاجَعَٓا اِنْ ظَنَّٓا اَنْ يُق۪يمَا حُدُودَ اللّٰهِۜ وَتِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِ يُبَيِّنُهَا لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ ٢٣٠
Mushaf
Okunuş
230Fein ṭalleḳahâ felâ teḥillü lehû mim baʿdü ḥattâ tenkiḥa zevcen gayrah. fein ṭalleḳahâ felâ cünâḥa ʿaleyhimâ ey yeterâceʿâ in żannâ ey yüḳîmâ ḥudûde-llâh. vetilke ḥudûdü-llâhi yübeyyinühâ liḳavmiy yaʿlemûn.
Ayet 230
Karısını üçüncü kez boşayan kocanın, artık bu kadınla evlenmesi helal olmaz. Ancak boşanan kadın, başka bir erkekle evlenip de o erkek de onu boşar ya da ölürse, evlilikle ilgili iddet süresi de dolduktan sonra Allah’ın sınırlarını koruyacaklarına inanarak kendilerine güveniyorlarsa, kadının önceki ayrıldığı kocasıyla evlenmesinde bir sakınca yoktur. Bunlar evliliğin oyun-eğlence olmadığını anlamanız, önemini ve ciddiyetini kavramanız ve ona göre davranmanız için Allah’ın açıkladığı sınırlardır.
İlgili ayetler
Bakara 231
1 ayetوَاِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَٓاءَ فَبَلَغْنَ اَجَلَهُنَّ فَاَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ اَوْ سَرِّحُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍۖ وَلَا تُمْسِكُوهُنَّ ضِرَارًا لِتَعْتَدُواۚ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُۜ وَلَا تَتَّخِذُٓوا اٰيَاتِ اللّٰهِ هُزُوًاۘ وَاذْكُرُوا نِعْمَتَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ وَمَٓا اَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنَ الْكِتَابِ وَالْحِكْمَةِ يَعِظُكُمْ بِه۪ۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ۟ ٢٣١
Mushaf
Okunuş
231Veiẕâ ṭallaḳtümü-nnisâe febelagne ecelehünne feemsikûhünne bimaʿrûfin ev serriḥûhünne bimaʿrûf. velâ tümsikûhünne ḍirâral litaʿtedû. vemey yefʿal ẕâlike feḳad żaleme nefseh. velâ tetteḫiẕû âyâti-llâhi hüzüvâ. veẕkürû niʿmete-llâhi ʿaleyküm vemâ enzele ʿaleyküm mine-lkitâbi velḥikmeti yeʿiżuküm bih. vetteḳu-llâhe vaʿlemû enne-llâhe bikülli şeyʾin ʿalîm.
Ayet 231
Boşandığınız kadınların bekleme süreleri dolunca, isterlerse ve ihtiyaçları da varsa diledikleri kadar güzellikle yanınızda tutun ya da iyilikle salıverin, haklarını ihlal etmeyin. Eziyet etmek amacı ile sakın zorla yanınızda tutmayın. Böyle yapan kimse kadına olduğu kadar kendine de zulmetmiş olur.
Allah’ın âyetlerini hafife almayın, size lütfettiği nimetlerini hatırlayın, O’na sırt dönerek nankörlük etmeyin, öğüt ve uyarı olsun diye indirdiği Kitaptaki hükümlerine karşı duyarlı ve sorumlu davranın.
İlgili ayetler
Bakara 232
1 ayetوَاِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَٓاءَ فَبَلَغْنَ اَجَلَهُنَّ فَلَا تَعْضُلُوهُنَّ اَنْ يَنْكِحْنَ اَزْوَاجَهُنَّ اِذَا تَرَاضَوْا بَيْنَهُمْ بِالْمَعْرُوفِۜ ذٰلِكَ يُوعَظُ بِه۪ مَنْ كَانَ مِنْكُمْ يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ ذٰلِكُمْ اَزْكٰى لَكُمْ وَاَطْهَرُۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ وَاَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ ٢٣٢
Mushaf
Okunuş
232Veiẕâ ṭallaḳtümü-nnisâe febelagne ecelehünne felâ taʿḍulûhünne ey yenkiḥne ezvâcehünne iẕâ terâḍav beynehüm bilmaʿrûf. ẕâlike yûʿażu bihî men kâne minküm yüʾminü billâhi velyevmi-lʾâḫir. ẕâliküm ezkâ leküm veaṭher. vellâhü yaʿlemü veentüm lâ taʿlemûn.
Ayet 232
Boşanan kadınların bekleme süreleri dolunca da sizden ve yanınızdan tamamen ayrılmalarından sonra, meşru şekilde anlaştıkları bir erkekle evlenmelerine engel olmayın.
Allah, kendisine ve Âhiret Günü’ne iman edenlere âyetleriyle öğüt vermektedir. Mü’minler için temiz ve doğru olan Allah’ın davetine teslim olmaktır. Her şeyin mutlak doğrusunu yalnızca Allah bilir.
İlgili ayetler
Bakara 233
1 ayetوَالْوَالِدَاتُ يُرْضِعْنَ اَوْلَادَهُنَّ حَوْلَيْنِ كَامِلَيْنِ لِمَنْ اَرَادَ اَنْ يُتِمَّ الرَّضَاعَةَۜ وَعَلَى الْمَوْلُودِ لَهُ رِزْقُهُنَّ وَكِسْوَتُهُنَّ بِالْمَعْرُوفِۜ لَا تُكَلَّفُ نَفْسٌ اِلَّا وُسْعَهَاۚ لَا تُضَٓارَّ وَالِدَةٌ بِوَلَدِهَا وَلَا مَوْلُودٌ لَهُ بِوَلَدِه۪ وَعَلَى الْوَارِثِ مِثْلُ ذٰلِكَۚ فَاِنْ اَرَادَا فِصَالًا عَنْ تَرَاضٍ مِنْهُمَا وَتَشَاوُرٍ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَاۜ وَاِنْ اَرَدْتُمْ اَنْ تَسْتَرْضِعُٓوا اَوْلَادَكُمْ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ اِذَا سَلَّمْتُمْ مَٓا اٰتَيْتُمْ بِالْمَعْرُوفِۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ ٢٣٣
Mushaf
Okunuş
233Velvâlidâtü yürḍiʿne evlâdehünne ḥavleyni kâmileyni limen erâde ey yütimme-rraḍâʿah. veʿale-lmevlûdi lehû rizḳuhünne vekisvetühünne bilmaʿrûf. lâ tükellefü nefsün illâ vusʿahâ. lâ tüḍârra vâlidetüm biveledihâ velâ mevlûdül lehû biveledihî veʿale-lvâriŝi miŝlü ẕâlik. fein erâdâ fiṣâlen ʿan terâḍim minhümâ veteşâvurin felâ cünâḥa ʿaleyhimâ. vein erattüm en testerḍiʿû evlâdeküm felâ cünâḥa ʿaleyküm iẕâ sellemtüm mâ âteytüm bilmaʿrûf. vetteḳu-llâhe vaʿlemû enne-llâhe bimâ taʿmelûne beṣîr.
Ayet 233
Boşanan kadının süt emmekte olan çocuğu varsa ve baba ile anne çocuğun emzirilme süresi olan iki yıl konusunda anlaşırlarsa, anne çocuğunu iki yıl emzirir. Bu süre içinde annenin yiyeceği-içeceği, giyeceği ve masrafları maruf olan örfe göre, babaya aittir. Allah hiç kimseye gücünün üstünde bir yük, bir sorumluluk yüklemez.
Baba dünyaya gelmesine sebep oldukları çocukları sebebi ile nafakadan kaçınıp anneyi sıkıntıya sokmamalı, anne de çocuğunu emzirmekten kaçınıp babayı sıkıntıya sokmamalıdır. Şayet çocuğun emzirilme süresi içinde baba ölürse annenin ve çocuğun nafakasının temini babanın mirasçılarına düşer.
Anne ve baba çocuğun emzirilmesi süresini kısaltma konusunda anlaşabilirse, iki yıldan önce sütten kesilmesinde bir sakınca yoktur.
Çocuklarını sütannelerine vermek isteyenler örfe uygun ücretlerini ödeyerek verebilirler, bunun bir vebali yoktur.
Ey mü’minler! Allah’a karşı sorumluluklarınızı bilinçle ve titizlikle yerine getirin ve unutmayın ki, Allah yapıp ettiklerinizi, yapmanız gerekirken de yapmadıklarınızı görür ve bilir.
Bakara 234–235
2 ayetوَالَّذ۪ينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنْكُمْ وَيَذَرُونَ اَزْوَاجًا يَتَرَبَّصْنَ بِاَنْفُسِهِنَّ اَرْبَعَةَ اَشْهُرٍ وَعَشْرًاۚ فَاِذَا بَلَغْنَ اَجَلَهُنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ ف۪يمَا فَعَلْنَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِنَّ بِالْمَعْرُوفِۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرٌ ٢٣٤ وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ ف۪يمَا عَرَّضْتُمْ بِه۪ مِنْ خِطْبَةِ النِّسَٓاءِ اَوْ اَكْنَنْتُمْ ف۪ٓي اَنْفُسِكُمْۜ عَلِمَ اللّٰهُ اَنَّكُمْ سَتَذْكُرُونَهُنَّ وَلٰكِنْ لَا تُوَاعِدُوهُنَّ سِرًّا اِلَّٓا اَنْ تَقُولُوا قَوْلًا مَعْرُوفًاۜ وَلَا تَعْزِمُوا عُقْدَةَ النِّكَاحِ حَتّٰى يَبْلُغَ الْكِتَابُ اَجَلَهُۜ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُ مَا ف۪ٓي اَنْفُسِكُمْ فَاحْذَرُوهُۚ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ حَل۪يمٌ۟ ٢٣٥
Mushaf
Okunuş
234Velleẕîne yüteveffevne minküm veyeẕerûne ezvâcey yeterabbaṣne bienfüsihinne erbeʿate eşhüriv veʿaşrâ. feiẕâ belagne ecelehünne felâ cünâḥa ʿaleyküm fîmâ feʿalne fî enfüsihinne bilmaʿrûf. vellâhü bimâ taʿmelûne ḫabîr.
235Velâ cünâḥa ʿaleyküm fîmâ ʿarraḍtüm bihî min ḫiṭbeti-nnisâi ev eknentüm fî enfüsiküm. ʿalime-llâhü enneküm seteẕkürûnehünne velâkil lâ tüvâʿidûhünne sirran illâ en teḳûlû ḳavlem maʿrûfâ. velâ taʿzimû ʿuḳdete-nnikâḥi ḥattâ yeblüga-lkitâbü eceleh. vaʿlemû enne-llâhe yaʿlemü mâ fî enfüsiküm faḥẕerûh. vaʿlemû enne-llâhe gafûrun ḥalîm.
Ayet 234–235
Ey mü’minler! İçinizden ölen erkeklerin ardında kalan eşleri olursa, onlar iddet süresi olan dört ay on gün beklesinler, bu zamanın dolması ile Allah’ın belirlediği sınırlar içinde kadınların kendi hayatları ile ilgili kararları verip uygulamalarında başkalarına bir sorumluluk yoktur. Şüphesiz Allah her şeyden haberdardır.
Bu durumda olan kadınlarla evlenmek isterseniz, iddet süresi içinde ya da sonrasında bunu onlara ima yoluyla söylemenizde yahut evlenmek istediğinizi içinizden geçirmenizde bir günah yoktur. Allah sizin gönlünüzden geçirdiklerinizi en iyi bilendir. O halde onlarla gizli buluşmaya kalkmayın, evlenmek isteğinizi iddet süresi dolunca meşru bir biçimde açıkça bildirin, kabul olunması halinde evlenin.
Allah koyduğu sınırlara karşı duyarlı olanlara merhamet, şefkat ve mağfiretiyle muamele eder.
Bakara 236–237
2 ayetلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ اِنْ طَلَّقْتُمُ النِّسَٓاءَ مَا لَمْ تَمَسُّوهُنَّ اَوْ تَفْرِضُوا لَهُنَّ فَر۪يضَةًۚ وَمَتِّعُوهُنَّۚ عَلَى الْمُوسِعِ قَدَرُهُ وَعَلَى الْمُقْتِرِ قَدَرُهُۚ مَتَاعًا بِالْمَعْرُوفِۚ حَقًّا عَلَى الْمُحْسِن۪ينَ ٢٣٦ وَاِنْ طَلَّقْتُمُوهُنَّ مِنْ قَبْلِ اَنْ تَمَسُّوهُنَّ وَقَدْ فَرَضْتُمْ لَهُنَّ فَر۪يضَةً فَنِصْفُ مَا فَرَضْتُمْ اِلَّٓا اَنْ يَعْفُونَ اَوْ يَعْفُوَا الَّذ۪ي بِيَدِه۪ عُقْدَةُ النِّكَاحِۜ وَاَنْ تَعْفُٓوا اَقْرَبُ لِلتَّقْوٰىۜ وَلَا تَنْسَوُا الْفَضْلَ بَيْنَكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ ٢٣٧
Mushaf
Okunuş
236Lâ cünâḥa ʿaleyküm in ṭallaḳtümü-nnisâe mâ lem temessûhünne ev tefriḍû lehünne ferîḍah. vemettiʿûhünn. ʿale-lmûsiʿi ḳaderuhû veʿale-lmuḳtiri ḳaderuhü. metâʿam bilmaʿrûf. ḥaḳḳan ʿale-lmuḥsinîn.
237Vein ṭallaḳtümûhünne min ḳabli en temessûhünne veḳad feraḍtüm lehünne ferîḍaten feniṣfü mâ feraḍtüm illâ ey yaʿfûne ev yaʿfüve-lleẕî biyedihî ʿuḳdetü-nnikâḥ. veen taʿfû aḳrabü littaḳvâ. velâ tensevu-lfaḍle beyneküm. inne-llâhe bimâ taʿmelûne beṣîr.
Ayet 236–237
Ey mü’min erkekler! Kendilerine dokunmadığınız ve mehirlerini belirleyip, kayıt altına almadığınız kadınlarla evlenmeye karar verir, sonra da meşru bir sebeple vazgeçerseniz size bir sorumluluk yoktur. Bununla birlikte onları imkânlarınızdan yararlandırın, zengin kendi durumuna, fakir olan da kendi durumuna göre yararlandırsın. Bu, Allah’a samimiyetle yönelenler üzerine bir borçtur.
Mehirlerini kararlaştırdıktan sonra onlara dokunmamışsanız, o zaman da kararlaştırdığınız mehrin yarısını verin. Bu durumda kadın dilerse mehrinden vazgeçme hakkına sahiptir yahut erkek dilerse kararlaştırılan mehrin tamamını kadına verebilir, bu ise takvaya daha uygundur. Allah yaptığınız her şeyi ne niyetle ve nasıl yaptığınızı görüp bilmektedir.
Bakara 238–239
2 ayetحَافِظُوا عَلَى الصَّلَوَاتِ وَالصَّلٰوةِ الْوُسْطٰى وَقُومُوا لِلّٰهِ قَانِت۪ينَ ٢٣٨ فَاِنْ خِفْتُمْ فَرِجَالًا اَوْ رُكْبَانًاۚ فَاِذَٓا اَمِنْتُمْ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ كَمَا عَلَّمَكُمْ مَا لَمْ تَكُونُوا تَعْلَمُونَ ٢٣٩
Mushaf
Okunuş
238Ḥâfiżû ʿale-ṣṣalâvâti veṣṣalâti-lvusṭâ veḳûmû lillâhi ḳânitîn.
239Fein ḫiftüm fericâlen ev rukbânâ. feiẕâ emintüm feẕkürü-llâhe kemâ ʿallemeküm mâ lem tekûnû taʿlemûn.
Ayet 238–239
Ey mü’minler! Allah’a karşı sorumluluklarınızı samimiyetle, bilinçle, zamanında kılacağınız namazlarınızla birlikte yerine getirin. Orta namazı ihmal etmeyin. Önemli bir riskle karşı karşıya kaldığınızda, namazı yürürken ya da binek üzerinde de kılabilirsiniz. Allah sizi güvenli bir ortama kavuşturduğunda, namazı O’nun öğrettiği biçimde kılıp dua ederek O’na şükredin.
İlgili ayetler
239Nisâ 103
Bakara 240
1 ayetوَالَّذ۪ينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنْكُمْ وَيَذَرُونَ اَزْوَاجًاۚ وَصِيَّةً لِاَزْوَاجِهِمْ مَتَاعًا اِلَى الْحَوْلِ غَيْرَ اِخْرَاجٍۚ فَاِنْ خَرَجْنَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ ف۪ي مَا فَعَلْنَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِنَّ مِنْ مَعْرُوفٍۜ وَاللّٰهُ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ ٢٤٠
Mushaf
Okunuş
240Velleẕîne yüteveffevne minküm veyeẕerûne ezvâcâ. veṣiyyetel liezvâcihim metâʿan ile-lḥavli gayra iḫrâc. fein ḫaracne felâ cünâḥa ʿaleyküm fî mâ feʿalne fî enfüsihinne mim maʿrûf. vellâhü ʿazîzün ḥakîm.
Ayet 240
Kocalar ölüm gelip çatmadan önce, eşlerinin kapı dışarı edilmemesi için, bir yıl evlerinde oturmalarını ve nafakalarını vasiyet etsinler fakat dul kalan eşler kendi istekleriyle evlerinden ayrılıp evlenmek isterlerse, o zaman meşru olarak kuracakları hayatları üzerinde, ölenlerin yakınlarına bir sorumluluk yoktur.
Allah her şeyin tek doğrusunu bilen, her şeyi yerli yerine koyan, üstün ilim ve güç sahibidir, koyduğu hükümlerle bozulmayı önleyen tek hâkimdir.
İlgili ayetler
240Bakara 234
Bakara 241–242
2 ayetوَلِلْمُطَلَّقَاتِ مَتَاعٌ بِالْمَعْرُوفِۜ حَقًّا عَلَى الْمُتَّق۪ينَ ٢٤١ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اٰيَاتِه۪ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ۟ ٢٤٢
Mushaf
Okunuş
241Velilmüṭalleḳâti metâʿum bilmaʿrûf. ḥaḳḳan ʿale-lmütteḳîn.
242Keẕâlike yübeyyinü-llâhü leküm âyâtihî leʿalleküm taʿḳilûn.
Ayet 241–242
Boşanan kadınların da maruf olan örfe uygun olmak üzere evleninceye kadar nafaka hakları vardır, bu da Allah’ın emir ve yasakları konusunda duyarlı olanlar üzerine bir borçtur. Allah hükümlerini böylece açıklıyor ki, aklınızı kullanıp hikmetlerini düşünerek gereğini yerine getiresiniz.
İlgili ayetler
Bakara 243–244
2 ayetاَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ خَرَجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ وَهُمْ اُلُوفٌ حَذَرَ الْمَوْتِۖ فَقَالَ لَهُمُ اللّٰهُ مُوتُوا ثُمَّ اَحْيَاهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى النَّاسِ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَشْكُرُونَ ٢٤٣ وَقَاتِلُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ ٢٤٤
Mushaf
Okunuş
243Elem tera ile-lleẕîne ḫaracû min diyârihim vehüm ülûfün ḥaẕera-lmevt. feḳâle lehümü-llâhü mûtû ŝümme aḥyâhüm. inne-llâhe leẕû faḍlin ʿale-nnâsi velâkinne ekŝera-nnâsi lâ yeşkürûn.
244Veḳâtilû fî sebîli-llâhi vaʿlemû enne-llâhe semîʿun ʿalîm.
Ayet 243–244
Vaktiyle binlerce kişi olmalarına rağmen düşman karşısında ölüm korkusuyla yurtlarını terk etmeye kalkanlara Allah, “Böyle korku ve zillet içinde yaşamak ölümden daha beter. Hiç olmazsa yurdunuzu, yuvanızı düşmandan koruyup kurtarmak için savaşarak ölün” diye buyurdu. Bunun üzerine onlar da silkinip ölüm korkusunu yenerek düşmana karşı koyunca, Allah da onlara yardım etti ve âdeta dirilip onurlu bir hayata kavuştular. Yaratılışlarının sebebi olan hayat nizamını, Allah’tan başkasından korkmadan yaşamak ve yaşatmak için savaşanların yardımcısı Allah’tır, fakat insanların çoğu bu gerçeği görüp anlamak istemezler.
Ey mü’minler! Allah’ın daveti olan hayat nizamını yaşamanıza engel olmak için sizinle savaşanlarla savaşın ve Allah’ın her şeyin doğrusunu bilen, her şeye güç yetiren olduğunu aklınızdan çıkarmayın.
İlgili ayetler
Bakara 245
1 ayetمَنْ ذَا الَّذ۪ي يُقْرِضُ اللّٰهَ قَرْضًا حَسَنًا فَيُضَاعِفَهُ لَهُٓ اَضْعَافًا كَث۪يرَةًۜ وَاللّٰهُ يَقْبِضُ وَيَبْصُۣطُۖ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ٢٤٥
Mushaf
Okunuş
245Men ẕe-lleẕî yuḳriḍu-llâhe ḳarḍan ḥasenen feyüḍâʿifehû lehû aḍʿâfen keŝîrah. vellâhü yaḳbiḍu veyebsüṭ. veileyhi türceʿûn.
Ayet 245
Her kim İslâm nizamı ile yaşamak ve onu yaşatmak uğrunda malı ve canı ile cihat ederek Allah’a güzel bir borç verirse, Allah onun mükâfatını fazlasıyla verir. Sonunda hepimiz yaptıklarımızın karşılığını görmek üzere O’nun huzuruna çıkarılacağız.
Bakara 246–248
3 ayetاَلَمْ تَرَ اِلَى الْمَلَاِ مِنْ بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ مِنْ بَعْدِ مُوسٰىۢ اِذْ قَالُوا لِنَبِيٍّ لَهُمُ ابْعَثْ لَنَا مَلِكًا نُقَاتِلْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۜ قَالَ هَلْ عَسَيْتُمْ اِنْ كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِتَالُ اَلَّا تُقَاتِلُواۜ قَالُوا وَمَا لَنَٓا اَلَّا نُقَاتِلَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَقَدْ اُخْرِجْنَا مِنْ دِيَارِنَا وَاَبْنَٓائِنَاۜ فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقِتَالُ تَوَلَّوْا اِلَّا قَل۪يلًا مِنْهُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِالظَّالِم۪ينَ ٢٤٦ وَقَالَ لَهُمْ نَبِيُّهُمْ اِنَّ اللّٰهَ قَدْ بَعَثَ لَكُمْ طَالُوتَ مَلِكًاۜ قَالُٓوا اَنّٰى يَكُونُ لَهُ الْمُلْكُ عَلَيْنَا وَنَحْنُ اَحَقُّ بِالْمُلْكِ مِنْهُ وَلَمْ يُؤْتَ سَعَةً مِنَ الْمَالِۜ قَالَ اِنَّ اللّٰهَ اصْطَفٰيهُ عَلَيْكُمْ وَزَادَهُ بَسْطَةً فِي الْعِلْمِ وَالْجِسْمِۜ وَاللّٰهُ يُؤْت۪ي مُلْكَهُ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَل۪يمٌ ٢٤٧ وَقَالَ لَهُمْ نَبِيُّهُمْ اِنَّ اٰيَةَ مُلْكِه۪ٓ اَنْ يَاْتِيَكُمُ التَّابُوتُ ف۪يهِ سَك۪ينَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَبَقِيَّةٌ مِمَّا تَرَكَ اٰلُ مُوسٰى وَاٰلُ هٰرُونَ تَحْمِلُهُ الْمَلٰٓئِكَةُۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ۟ ٢٤٨
Mushaf
Okunuş
246Elem tera ile-lmelei mim benî isrâîle mim baʿdi mûsâ. iẕ ḳâlû linebiyyil lehümü-bʿaŝ lenâ meliken nüḳâtil fî sebîli-llâh. ḳâle hel ʿaseytüm in kütibe ʿaleykümü-lḳitâlü ellâ tüḳâtilû. ḳâlû vemâ lenâ ellâ nüḳâtile fî sebîli-llâhi veḳad uḫricnâ min diyârinâ veebnâinâ. felemmâ kütibe ʿaleyhimü-lḳitâlü tevellev illâ ḳalîlem minhüm. vellâhü ʿalîmüm biżżâlimîn.
247Veḳâle lehüm nebiyyühüm inne-llâhe ḳad beʿaŝe leküm ṭâlûte melikâ. ḳâlû ennâ yekûnü lehü-lmülkü ʿaleynâ venaḥnü eḥaḳḳu bilmülki minhü velem yüʾte seʿatem mine-lmâl. ḳâle inne-llâhe-ṣṭafâhü ʿaleyküm vezâdehû besṭaten fi-lʿilmi velcism. vellâhü yüʾtî mülkehû mey yeşâʾ. vellâhü vâsiʿun ʿalîm.
248Veḳâle lehüm nebiyyühüm inne âyete mülkihî ey yeʾtiyekümü-ttâbûtü fîhi sekînetüm mir rabbiküm vebeḳiyyetüm mimmâ terake âlü mûsâ veâlü hârûne taḥmilühü-lmelâikeh. inne fî ẕâlike leâyetel leküm in küntüm müʾminîn.
Ayet 246–248
Musa’dan sonraki bir dönemde İsrailoğullarının ileri gelenleri kendilerine gelen peygambere dediler ki: “Allah yolunda savaşabilmemiz için başımıza bir hükümdar kumandan tayin et.” Peygamber de onlara: “Peki ya savaş size farz kılınır da, siz de savaşmaktan kaçınırsanız ne olacak?” deyince onlar da: “Yaratılışımızın sebebi olan hayatı yaşamak uğrunda niçin savaşmayalım? Ayrıca biz yurdumuzdan da sürülüp çıkarıldık, çoluk çocuğumuzdan koparıldık.” dediler. Savaş onlara farz kılınınca da pek azı hariç savaşa yanaşmadılar. Allah sözünde durmayan böylesi zalimleri çok iyi bilir.
Peygamberleri onlara: “Allah size Talut’u hükümdar komutan olarak tayin etti.” deyince, İsrailoğullarının ileri gelenleri hemen itiraz ederek, “Talut’un başımıza hükümdar komutan olarak geçmesi olacak iş değil, bizler mal-mülk ve makam bakımından hükümdar olmaya daha layığız.” dediler. Peygamber de onlara şöyle cevap verdi: “Allah Talut’a derin bir kavrayış yeteneği, kapsamlı bir bilgi, güçlü bir beden bahşedip, hükümdarlığa onu seçmiştir. Allah layık görüp dilediğine dilediğini verir, kime ne vereceğini ve ne ile görevlendireceğini yalnız O bilir.”
Peygamber bunun ardından da şunları söyledi: “Allah’ın Talut’u başınıza seçmesinin delili ise, sizin iç huzurunuzun ve gücünüzün sebebi ve sembolü kabul ettiğiniz, içinde Musa ve Harun’dan kalan emanetlerin bulunduğu, kaybetmiş olduğunuz ve meleklerin koruması altında tutuluyor olduğuna inandığınız sandığın Talut tarafından yeniden elinize geçmesidir. Şayet gerçekten inanmak istiyorsanız; bu, Talut’un Allah tarafından başınıza hükümdar olarak seçilmiş olmasının apaçık delilidir.”
İlgili ayetler
Bakara 249–250
2 ayetفَلَمَّا فَصَلَ طَالُوتُ بِالْجُنُودِۙ قَالَ اِنَّ اللّٰهَ مُبْتَل۪يكُمْ بِنَهَرٍۚ فَمَنْ شَرِبَ مِنْهُ فَلَيْسَ مِنّ۪يۚ وَمَنْ لَمْ يَطْعَمْهُ فَاِنَّهُ مِنّ۪ٓي اِلَّا مَنِ اغْتَرَفَ غُرْفَةً بِيَدِه۪ۚ فَشَرِبُوا مِنْهُ اِلَّا قَل۪يلًا مِنْهُمْۜ فَلَمَّا جَاوَزَهُ هُوَ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مَعَهُۙ قَالُوا لَا طَاقَةَ لَنَا الْيَوْمَ بِجَالُوتَ وَجُنُودِه۪ۜ قَالَ الَّذ۪ينَ يَظُنُّونَ اَنَّهُمْ مُلَاقُوا اللّٰهِۙ كَمْ مِنْ فِئَةٍ قَل۪يلَةٍ غَلَبَتْ فِئَةً كَث۪يرَةً بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ مَعَ الصَّابِر۪ينَ ٢٤٩ وَلَمَّا بَرَزُوا لِجَالُوتَ وَجُنُودِه۪ قَالُوا رَبَّنَٓا اَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ اَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِر۪ينَۜ ٢٥٠
Mushaf
Okunuş
249Felemmâ feṣale ṭâlûtü bilcünûdi ḳâle inne-llâhe mübtelîküm bineher. femen şeribe minhü feleyse minnî. vemel lem yaṭʿamhü feinnehû minnî illâ meni-gterafe gurfetem biyedih. feşeribû minhü illâ ḳalîlem minhüm. felemmâ câvezehû hüve velleẕîne âmenû meʿahû ḳâlû lâ ṭâḳate lene-lyevme bicâlûte vecünûdih. ḳâle-lleẕîne yeżunnûne ennehüm mülâḳu-llâhi kem min fietin ḳalîletin galebet fieten keŝîratem biiẕni-llâh. vellâhü meʿa-ṣṣâbirîn.
250Velemmâ berazû licâlûte vecünûdihî ḳâlû rabbenâ efrig ʿaleynâ ṣabrav veŝebbit aḳdâmenâ venṣurnâ ʿale-lḳavmi-lkâfirîn.
Ayet 249–250
Nihayet Talut oluşturduğu ordu ile savaşmak üzere yola çıkarken şöyle seslendi: “Allah sizi düşmanla karşılaştırmadan önce bir ırmak kenarında sınayacak, kimler o sudan kana kana içerse onların bana yürekten bağlı olmadıkları belli olacak, kimler sözümü dinleyip içmezlerse bana gönülden bağlılıklarını gösterip, benimle birlikte olacaklar, kimler de bir avuçtan fazla içmezse onlar da bana bağlı sayılacaklar.” İçlerinden çoğu bu uyarılara rağmen ırmağın suyundan kana kana içtiler, sonunda Talut emrine itaat eden az bir ordu ile ırmağın karşı tarafına geçti. Geride kalanlar ise, “Zaten bugün bizim Calut’un ordusuna karşı koyacak gücümüz de yoktu.” dediler.
Talut ile birlikte düşman üzerine yürüyenler, Allah’a güvenmenin ve öldükten sonra O’na kavuşacak olmanın mutluluğu ile şöyle dediler: “Geçmişte sayıca çok az olmalarına rağmen nice ordular, sayıca fazla olan ordulara karşı Allah’ın izni ve yardımıyla zaferler kazanmışlardır. Allah daveti uğrunda savaşan, düşman karşısında sabırla direnenlerle beraberdir.”
Bu mü’minler düşmanla karşı karşıya gelince de şöyle dua ettiler: “Rabbimiz düşman karşısında bize direnme gücü ve sebat ver, kâfirler topluluğuna karşı yardımını esirgeme ve bize zafer nasip et.”
İlgili ayetler
Bakara 251–252
2 ayetفَهَزَمُوهُمْ بِاِذْنِ اللّٰهِۙ وَقَتَلَ دَاوُ۫دُ جَالُوتَ وَاٰتٰيهُ اللّٰهُ الْمُلْكَ وَالْحِكْمَةَ وَعَلَّمَهُ مِمَّا يَشَٓاءُۜ وَلَوْلَا دَفْعُ اللّٰهِ النَّاسَ بَعْضَهُمْ بِبَعْضٍ لَفَسَدَتِ الْاَرْضُ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ ذُو فَضْلٍ عَلَى الْعَالَم۪ينَ ٢٥١ تِلْكَ اٰيَاتُ اللّٰهِ نَتْلُوهَا عَلَيْكَ بِالْحَقِّۜ وَاِنَّكَ لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَ ٢٥٢
Mushaf
Okunuş
251Fehezemûhüm biiẕni-llâhi veḳatele dâvûdü câlûte veâtâhü-llâhü-lmülke velḥikmete veʿallemehû mimmâ yeşâʾ. velevlâ defʿu-llâhi-nnâse baʿḍahüm bibaʿḍil lefesedeti-lʾarḍu velâkinne-llâhe ẕû faḍlin ʿale-lʿâlemîn.
252Tilke âyâtü-llâhi netlûhâ ʿaleyke bilḥaḳḳ. veinneke lemine-lmürselîn.
Ayet 251–252
Talut ve beraberindeki mü’minler, kendilerinden sayıca çok fazla olan düşman ordusunu bozguna uğrattılar. Bu savaşta Davud da düşmanın başındaki Calut’u öldürdü, ardından da Allah Davud’a hükümdarlık ve peygamberlik nasip edip, ona bilmesi gerekenleri öğretti.
Allah bir kısım insanların şerrini bir kısım insanlarla savmasaydı, yeryüzünde fesatla baş edilemezdi; şirk, küfür ve zulüm her yeri kuşatırdı. Allah mü’minlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir.
İşte bunlar öğüt alıp dersler çıkarılması için Allah’ın gerçekleri ortaya koyan âyetleridir. Ey Peygamber! Sen de bu âyetlerle insanları yaratılış sebepleri olan hayat nizamı ile yaşamaya davet etmekle görevli elçilerdensin.
Bakara 253
1 ayetتِلْكَ الرُّسُلُ فَضَّلْنَا بَعْضَهُمْ عَلٰى بَعْضٍۢ مِنْهُمْ مَنْ كَلَّمَ اللّٰهُ وَرَفَعَ بَعْضَهُمْ دَرَجَاتٍۜ وَاٰتَيْنَا ع۪يسَى ابْنَ مَرْيَمَ الْبَيِّنَاتِ وَاَيَّدْنَاهُ بِرُوحِ الْقُدُسِۜ وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ مَا اقْتَتَلَ الَّذ۪ينَ مِنْ بَعْدِهِمْ مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَتْهُمُ الْبَيِّنَاتُ وَلٰكِنِ اخْتَلَفُوا فَمِنْهُمْ مَنْ اٰمَنَ وَمِنْهُمْ مَنْ كَفَرَۜ وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ مَا اقْتَتَلُوا وَلٰكِنَّ اللّٰهَ يَفْعَلُ مَا يُر۪يدُ۟ ٢٥٣
Mushaf
Okunuş
253Tilke-rrusülü feḍḍalnâ baʿḍahüm ʿalâ baʿḍ. minhüm men kelleme-llâhü verafeʿa baʿḍahüm deracât. veâteynâ ʿîse-bne meryeme-lbeyyinâti veeyyednâhü birûḥi-lḳudüs. velev şâe-llâhü me-ḳtetele-lleẕîne mim baʿdihim mim baʿdi mâ câethümü-lbeyyinâtü velâkini-ḫtelefû feminhüm men âmene veminhüm men kefer. velev şâe-llâhü me-ḳtetelû velâkinne-llâhe yefʿalü mâ yürîd.
Ayet 253
Biz peygamberlerden her birini farklı özellikler ve meziyetlerle donatarak mesajlarımızı ulaştırdık, bazısı ile bir eşyadan seslenerek konuşurken, kimine de Allah’ın yanında yüksek mertebesi olan Cebrail ile mesajlarımızı ilettik. Meryemoğlu İsa’yı da mucizeler içeren delillerle ve Ruhu’l-Kudüs ile destekledik.
Şayet peygamberlerin içlerinde yaşadıkları ümmetler ve onlardan sonra gelenler layık olsalardı, Allah’ın gönderdiği onca âyete rağmen bölünüp parçalanıp birbirleriyle savaşmazlardı. Onlardan bir kısmı iman etti, bir kısmı da inkâr etti.
Kim neyi tercih eder ve neyi hak ederse, Allah da onu layık olduğuna kavuşturur. O’nun her şeye gücü yeter.
Bakara 254
1 ayetيَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاكُمْ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَاْتِيَ يَوْمٌ لَا بَيْعٌ ف۪يهِ وَلَا خُلَّةٌ وَلَا شَفَاعَةٌۜ وَالْكَافِرُونَ هُمُ الظَّالِمُونَ ٢٥٤
Mushaf
Okunuş
254Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû enfiḳû mimmâ razaḳnâküm min ḳabli ey yeʾtiye yevmül lâ beyʿun fîhi velâ ḫulletüv velâ şefâʿah. velkâfirûne hümu-żżâlimûn.
Ayet 254
Ey iman edenler! Hiçbir alışverişin, pazarlığın, yakınlığın, dostluğun ve hiç kimsenin kimseye şefaatinin olmayacağı Hesap Günü gelmeden önce, size verdiğimiz maldan, mülkten, güçten, bilgiden Allah yolunda harcayın, harcamaktan kaçınıp da Allah’ın bahşettiği nimetlere karşı nankörlük etmeyin. Nankörler zalimlerin ta kendileridir.
Bakara 255
1 ayetاَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْحَيُّ الْقَيُّومُۚ لَا تَاْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌۜ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ مَنْ ذَا الَّذ۪ي يَشْفَعُ عِنْدَهُٓ اِلَّا بِاِذْنِه۪ۜ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۚ وَلَا يُح۪يطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِه۪ٓ اِلَّا بِمَا شَٓاءَۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَۚ وَلَا يَؤُ۫دُهُ حِفْظُهُمَاۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظ۪يمُ ٢٥٥
Mushaf
Okunuş
255Allâhü lâ ilâhe illâ hû. elḥayyü-lḳayyûm. lâ teʾḫuẕühû sinetüv velâ nevm. lehû mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-lʾarḍ. men ẕe-lleẕî yeşfeʿu ʿindehû illâ biiẕnih. yaʿlemü mâ beyne eydîhim vemâ ḫalfehüm. velâ yüḥîṭûne bişeyʾim min ʿilmihî illâ bimâ şâʾ. vesiʿa kürsiyyühü-ssemâvâti velʾarḍ. velâ yeûdühû ḥifżuhümâ. vehüve-lʿaliyyü-lʿażîm.
Ayet 255
Allah’tan başka gerçek ilah yoktur. O hep diri olandır, her şeyin yaratıcısı ve yaşatıcısıdır. O’nun varlığı başka bir varlığa muhtaç değildir. O’nu uyku ve uyuklama hali tutmaz. Göklerle yer arasında olanların gerçek ve tek sahibi Allah’tır. O, Hesap Günü hiç kimsenin kimseye şefaat etmesine de izin vermemiştir, gerçek bu iken kim kime nasıl şefaat edebilir ki?
Allah insanların gözlerinin gördüklerini, görmediklerini, yaptıklarını ve yapacaklarını da bilir. İnsanlar Allah’ın ilminden, ancak O’nun dilediği kadarını kavrayabilirler. Allah’ın ilmi sınırsızdır, kudreti ve egemenliği gökleri ve yeri kaplar. Kâinatta kurduğu nizam ile yarattıklarını korumak Allah’a hiç de zor gelmez, gerçek ve tek yüce olan yalnızca Allah’tır.
Bakara 256
1 ayetلَٓا اِكْرَاهَ فِي الدّ۪ينِ قَدْ تَبَيَّنَ الرُّشْدُ مِنَ الْغَيِّۚ فَمَنْ يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِنْ بِاللّٰهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقٰىۗ لَا انْفِصَامَ لَهَاۜ وَاللّٰهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ ٢٥٦
Mushaf
Okunuş
256Lâ ikrâhe fi-ddîni ḳat tebeyyene-rruşdü mine-lgayy. femey yekfür biṭṭâgûti veyüʾmim billâhi feḳadi-stemseke bilʿurveti-lvuŝḳâ. le-nfiṣâme lehâ. vellâhü semîʿun ʿalîm.
Ayet 256
İnsanların hayat nizamını oluşturan dinlerinin seçiminde zorlama yoktur. Artık hak ile bâtıl birbirinden ayrılmıştır. Tağutu reddedip Allah’ın daveti olan İslam nizamına sarılanlar, kopması mümkün olmayan sağlam bir kulpa tutunmuş olurlar.
Allah kimin hangi hayat nizamını din edinerek yaşadığını en iyi bilendir.
İlgili ayetler
Bakara 257
1 ayetاَللّٰهُ وَلِيُّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُواۙ يُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِۜ وَالَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَوْلِيَٓاؤُ۬هُمُ الطَّاغُوتُۙ يُخْرِجُونَهُمْ مِنَ النُّورِ اِلَى الظُّلُمَاتِۜ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ۟ ٢٥٧
Mushaf
Okunuş
257Allâhü veliyyü-lleẕîne âmenû yuḫricühüm mine-żżulümâti ile-nnûr. velleẕîne keferû evliyâühümu-ṭṭâgûtü yuḫricûnehüm mine-nnûri ile-żżulümât. ülâike aṣḥâbü-nnâr. hüm fîhâ ḫâlidûn.
Ayet 257
Allah, iman edip gereklerini yerine getirenlerin velisidir. Onları yardımıyla karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İman etmeyenlerin dostları da tağuttur. O da onları karanlığa, sonunda da devamlı kalacakları cehenneme sürükler.
İlgili ayetler
Bakara 258
1 ayetاَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ي حَٓاجَّ اِبْرٰه۪يمَ ف۪ي رَبِّه۪ٓ اَنْ اٰتٰيهُ اللّٰهُ الْمُلْكَۢ اِذْ قَالَ اِبْرٰه۪يمُ رَبِّيَ الَّذ۪ي يُحْي۪ وَيُم۪يتُۙ قَالَ اَنَا۬ اُحْي۪ وَاُمِيتُۜ قَالَ اِبْرٰه۪يمُ فَاِنَّ اللّٰهَ يَاْت۪ي بِالشَّمْسِ مِنَ الْمَشْرِقِ فَاْتِ بِهَا مِنَ الْمَغْرِبِ فَبُهِتَ الَّذ۪ي كَفَرَۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِم۪ينَۚ ٢٥٨
Mushaf
Okunuş
258Elem tera ile-lleẕî ḥâcce ibrâhîme fî rabbihî en âtâhü-llâhü-lmülk. iẕ ḳâle ibrâhîmü rabbiye-lleẕî yuḥyî veyümîtü ḳâle ene uḥyî veümît. ḳâle ibrâhîmü feinne-llâhe yeʾtî bişşemsi mine-lmeşriḳi feʾti bihâ mine-lmagribi febühite-lleẕî kefer. vellâhü lâ yehdi-lḳavme-żżâlimîn.
Ayet 258
Allah’ın kendisine nasip ettiği iktidar gücüne güvenip küstahlaşarak, Rabbi hakkında İbrahim’le tartışan o müşrik ve kâfiri görmedin mi? Hani İbrahim “Benim Rabbim hayat veren ve öldürendir.” demişti. Bunun üzerine o da İbrahim’e: “Ben de hayat verir ve öldürürüm.” dedi. İbrahim de ona: “Allah güneşi doğudan doğduruyor, haydi sen de batıdan doğdur.” deyince o müşrik şaşırıp kaldı. Allah şirke, küfre, zulme gömülmüş kimseleri ve toplulukları emellerine ulaştırmaz, hidayete erdirmez.
Bakara 259
1 ayetاَوْ كَالَّذ۪ي مَرَّ عَلٰى قَرْيَةٍ وَهِيَ خَاوِيَةٌ عَلٰى عُرُوشِهَاۚ قَالَ اَنّٰى يُحْي۪ هٰذِهِ اللّٰهُ بَعْدَ مَوْتِهَاۚ فَاَمَاتَهُ اللّٰهُ مِائَةَ عَامٍ ثُمَّ بَعَثَهُۜ قَالَ كَمْ لَبِثْتَۜ قَالَ لَبِثْتُ يَوْمًا اَوْ بَعْضَ يَوْمٍۜ قَالَ بَلْ لَبِثْتَ مِائَةَ عَامٍ فَانْظُرْ اِلٰى طَعَامِكَ وَشَرَابِكَ لَمْ يَتَسَنَّهْۚ وَانْظُرْ اِلٰى حِمَارِكَ وَلِنَجْعَلَكَ اٰيَةً لِلنَّاسِ وَانْظُرْ اِلَى الْعِظَامِ كَيْفَ نُنْشِزُهَا ثُمَّ نَكْسُوهَا لَحْمًاۜ فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُۙ قَالَ اَعْلَمُ اَنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ٢٥٩
Mushaf
Okunuş
259Ev kelleẕî merra ʿalâ ḳaryetiv vehiye ḫâviyetün ʿalâ ʿurûşihâ. ḳâle ennâ yuḥyî hâẕihi-llâhü baʿde mevtihâ. feemâtehü-llâhü miete ʿâmin ŝümme beʿaŝeh. ḳâle kem lebiŝt. ḳâle lebiŝtü yevmen ev baʿḍa yevm. ḳâle bel lebiŝte miete ʿâmin fenżur ilâ ṭaʿâmike veşerâbike lem yetesenneh. venżur ilâ ḥimârike velinecʿaleke âyetel linnâsi venżur ile-lʿiżâmi keyfe nünşizühâ ŝümme neksûhâ laḥmâ. felemmâ tebeyyene lehû ḳâle aʿlemü enne-llâhe ʿalâ külli şeyʾin ḳadîr.
Ayet 259
Ey insanoğlu! Yoksa sen de harap olmuş, yıkılıp çökmüş bir beldeye yolu düşen kimse gibi “Allah burada ölüp gitmiş olanları nasıl diriltecek?” diye mi düşünüyorsun? İşte Allah kendi kendine böyle düşünen kimseyi orada öldürüp yüz yıl süre ile ölü olarak bırakmış ve sonra da diriltip “Ölü olarak ne kadar kaldın?” diye sormuştu. O kimse de, “Bir gün ya da bir günden daha az bir süre kaldım.” diye cevap verince de Allah “Hayır yüz yıl kaldın, yiyeceğine, içeceğine dönüp de bir bak, daha hiç bozulmamışlar bile. Bir de eşeğine bak, sadece kemikleri kalmış. Biz insanlara ibret olasın diye seni ölümünden sonra dirilttik, şimdi eşeğinin kemiklerini bir araya getirip nasıl et giydirdiğimize bir bak.” dedi. Bunları görüp yaşayan kimse hemen şöyle dedi: “Allah’ın gücü her şeye yeter.”
Bakara 260
1 ayetوَاِذْ قَالَ اِبْرٰه۪يمُ رَبِّ اَرِن۪ي كَيْفَ تُحْيِ الْمَوْتٰىۜ قَالَ اَوَلَمْ تُؤْمِنْۜ قَالَ بَلٰى وَلٰكِنْ لِيَطْمَئِنَّ قَلْب۪يۜ قَالَ فَخُذْ اَرْبَعَةً مِنَ الطَّيْرِ فَصُرْهُنَّ اِلَيْكَ ثُمَّ اجْعَلْ عَلٰى كُلِّ جَبَلٍ مِنْهُنَّ جُزْءًا ثُمَّ ادْعُهُنَّ يَاْت۪ينَكَ سَعْيًاۜ وَاعْلَمْ اَنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ۟ ٢٦٠
Mushaf
Okunuş
260Veiẕ ḳâle ibrâhîmü rabbi erinî keyfe tuḥyi-lmevtâ. ḳâle evelem tüʾmin. ḳâle belâ velâkil liyaṭmeinne ḳalbî. ḳâle feḫuẕ erbeʿatem mine-ṭṭayri feṣurhünne ileyke ŝümme-cʿal ʿalâ külli cebelim minhünne cüzʾen ŝümme-dʿuhünne yeʾtîneke saʿyâ. vaʿlem enne-llâhe ʿazîzün ḥakîm.
Ayet 260
Hani İbrahim de bir zamanlar, “Rabbim ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster.” demişti. Bunun üzerine Allah da ona “Yoksa sen buna inanmıyor musun?” deyince İbrahim: “Elbette inanıyorum fakat kalbim mutmain olsun istiyorum.” demişti. Allah da İbrahim’e şöyle buyurdu: “Öyleyse dört kuş yakala ve kendine alıştır, onlar öldükten sonra da her birini bir tepeye bırak, daha sonra onları kendine çağır, sana uçarak geleceklerini göreceksin. İyi bil ki Allah’ın ilmi ve gücü her şeyi yapmaya yeter.”
İlgili ayetler
Bakara 261–263
3 ayetمَثَلُ الَّذ۪ينَ يُنْفِقُونَ اَمْوَالَهُمْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ كَمَثَلِ حَبَّةٍ اَنْبَتَتْ سَبْعَ سَنَابِلَ ف۪ي كُلِّ سُنْبُلَةٍ مِائَةُ حَبَّةٍۜ وَاللّٰهُ يُضَاعِفُ لِمَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَل۪يمٌ ٢٦١ اَلَّذ۪ينَ يُنْفِقُونَ اَمْوَالَهُمْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ ثُمَّ لَا يُتْبِعُونَ مَٓا اَنْفَقُوا مَنًّا وَلَٓا اَذًۙى لَهُمْ اَجْرُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْۚ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ ٢٦٢ قَوْلٌ مَعْرُوفٌ وَمَغْفِرَةٌ خَيْرٌ مِنْ صَدَقَةٍ يَتْبَعُهَٓا اَذًىۜ وَاللّٰهُ غَنِيٌّ حَل۪يمٌ ٢٦٣
Mushaf
Okunuş
261Meŝelü-lleẕîne yünfiḳûne emvâlehüm fî sebîli-llâhi kemeŝeli ḥabbetin embetet sebʿa senâbile fî külli sümbületim mietü ḥabbeh. vellâhü yüḍâʿifü limey yeşâʾ. vellâhü vâsiʿun ʿalîm.
262Elleẕîne yünfiḳûne emvâlehüm fî sebîli-llâhi ŝümme lâ yütbiʿûne mâ enfeḳû mennev velâ eẕel lehüm ecruhüm ʿinde rabbihim. velâ ḫavfün ʿaleyhim velâ hüm yaḥzenûn.
263Ḳavlüm maʿrûfüv vemagfiratün ḫayrum min ṣadeḳatiy yetbeʿuhâ eẕâ. vellâhü ganiyyün ḥalîm.
Ayet 261–263
Mallarını Allah’ın rızasını kazanmak ve O’nun daveti olan hayat nizamını yaşamak ve yaşatmak uğrunda harcayan kimsenin durumu, tek tohumdan yedi başak çıkaran ve her başakta yüz danesi bulunan bitki gibidir. İşte böyledir, Allah bu uğurda infak edenlerin karşılığını kat kat fazlasıyla verir.
Allah’ın lütfu çok geniştir, kimin neyi niçin yaptığını en iyi bilendir.
Allah yolunda infak ettiklerini sonradan başa kakmayıp, gönül incitmeyen kimseleri Rableri âhirette cennetle ödüllendirecek, onlar Kıyamet ve Hesap Günü endişelenmeyip korkudan ve üzüntüden uzak olacaklar. Gerçeğe davet eden bir sözü, gönle hoş gelen güzel bir biçimde söylemek, bir kusuru bağışlamak, arkasından başa kakılıp incitmenin yapılacağı bir yardımdan daha iyidir.
İlgili ayetler
Bakara 264
1 ayetيَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تُبْطِلُوا صَدَقَاتِكُمْ بِالْمَنِّ وَالْاَذٰىۙ كَالَّذ۪ي يُنْفِقُ مَالَهُ رِئَٓاءَ النَّاسِ وَلَا يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ فَمَثَلُهُ كَمَثَلِ صَفْوَانٍ عَلَيْهِ تُرَابٌ فَاَصَابَهُ وَابِلٌ فَتَرَكَهُ صَلْدًاۜ لَا يَقْدِرُونَ عَلٰى شَيْءٍ مِمَّا كَسَبُواۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِر۪ينَ ٢٦٤
Mushaf
Okunuş
264Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tübṭilû ṣadeḳâtiküm bilmenni velʾeẕâ kelleẕî yünfiḳu mâlehû riâe-nnâsi velâ yüʾminü billâhi velyevmi-lʾâḫir. femeŝelühû kemeŝeli ṣafvânin ʿaleyhi türâbün feeṣâbehû vâbilün feterakehû ṣaldâ. lâ yaḳdirûne ʿalâ şeyʾim mimmâ kesebû. vellâhü lâ yehdi-lḳavme-lkâfirîn.
Ayet 264
Ey iman edenler! Siz Rablerinin davetine iman etmedikleri ve Hesap Günü’ne inanmadıkları halde sırf insanlara gösteriş yapmak için mallarını Allah yolunda harcayan, verdiklerini başa kakıp gönül inciten kimselerin yaptıkları gibi yaparak hayırlı işlerinizi Allah katında değersiz ve geçersiz hale getirmeyin. Böyle kimselerin hali, üzerinde çok az toprak bulunan kayanın durumuna benzer, üzerine yağan sağanak yağmur kaya üzerindeki toprağı alır götürür ve geriye sadece çıplak bir kaya kalır. İşte bunun gibi onların da yaptıkları boşuna akıp yok olup gider, yapana hiçbir kazanç sağlamaz.
Allah münafık, müşrik ve kâfirleri asla umduklarına kavuşturmaz, doğru yolun nimetleri ile buluşturmaz.
Bakara 265
1 ayetوَمَثَلُ الَّذ۪ينَ يُنْفِقُونَ اَمْوَالَهُمُ ابْتِغَٓاءَ مَرْضَاتِ اللّٰهِ وَتَثْب۪يتًا مِنْ اَنْفُسِهِمْ كَمَثَلِ جَنَّةٍ بِرَبْوَةٍ اَصَابَهَا وَابِلٌ فَاٰتَتْ اُكُلَهَا ضِعْفَيْنِۚ فَاِنْ لَمْ يُصِبْهَا وَابِلٌ فَطَلٌّۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ ٢٦٥
Mushaf
Okunuş
265Vemeŝelü-lleẕîne yünfiḳûne emvâlehümü-btigâe merḍâti-llâhi veteŝbîtem min enfüsihim kemeŝeli cennetim birabvetin eṣâbehâ vâbilün feâtet ükülehâ ḍiʿfeyn. feil lem yüṣibhâ vâbilün feṭall. vellâhü bimâ taʿmelûne beṣîr.
Ayet 265
Allah’ın rızasını kazanmak arzusuyla ve kalben mutmain olarak mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yüksekçe bir yerde bulunan ve toprağı çok verimli olan bahçeye benzer. Bu bahçeye bolca yağmur yağınca iki kat ürün verir, yağmur birazcık çiselese bile yine ürün vermeye devam eder. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı hakkıyla gören, kimin neyi, ne niyetle verdiğini en iyi bilendir.
İlgili ayetler
Bakara 266
1 ayetاَيَوَدُّ اَحَدُكُمْ اَنْ تَكُونَ لَهُ جَنَّةٌ مِنْ نَخ۪يلٍ وَاَعْنَابٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۙ لَهُ ف۪يهَا مِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِۙ وَاَصَابَهُ الْكِبَرُ وَلَهُ ذُرِّيَّةٌ ضُعَفَٓاءُۖ فَاَصَابَهَٓا اِعْصَارٌ ف۪يهِ نَارٌ فَاحْتَرَقَتْۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَ۟ ٢٦٦
Mushaf
Okunuş
266Eyeveddü eḥadüküm en tekûne lehû cennetüm min neḫîliv veaʿnâbin tecrî min taḥtihe-lʾenhâru lehû fîhâ min külli-ŝŝemerâti veeṣâbehü-lkiberu velehû ẕürriyyetün ḍuʿafâʾ. feeṣâbehâ iʿṣârun fîhi nârun faḥteraḳat. keẕâlike yübeyyinü-llâhü lekümü-lʾâyâti leʿalleküm tetefekkerûn.
Ayet 266
İçinden ırmaklar akan, çeşit çeşit de meyve ve sebzelerin yetiştiği bir bahçenizin olduğunu düşünün. Sonra da ihtiyarlık çağına eriştiğiniz ve çocuklarınızın da bakıma muhtaç oldukları sırada, şiddetli bir kasırga bahçenizi yok etse, yaşlılığınızdan dolayı bahçeyi eski durumuna getirmenizin de mümkün olmadığı bir hali hiç yaşamak ister misiniz?
İşte geriye dönüşünüzün de mümkün olmayacağı Âhiret Günü’nü derinliğine iyiden iyiye düşünüp de aklınızdan çıkarmayıp, ibret alasınız diye Allah âyetlerini misallerle açıklıyor.
Bakara 267
1 ayetيَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَنْفِقُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا كَسَبْتُمْ وَمِمَّٓا اَخْرَجْنَا لَكُمْ مِنَ الْاَرْضِۖ وَلَا تَيَمَّمُوا الْخَب۪يثَ مِنْهُ تُنْفِقُونَ وَلَسْتُمْ بِاٰخِذ۪يهِ اِلَّٓا اَنْ تُغْمِضُوا ف۪يهِۜ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ غَنِيٌّ حَم۪يدٌ ٢٦٧
Mushaf
Okunuş
267Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû enfiḳû min ṭayyibâti mâ kesebtüm vemimmâ aḫracnâ leküm mine-lʾarḍ. velâ teyemmemü-lḫabîŝe minhü tünfiḳûne velestüm biâḫiẕîhi illâ en tugmiḍû fîh. vaʿlemû enne-llâhe ganiyyün ḥamîd.
Ayet 267
Ey Allah’ın davetine iman edenler! Kazancınızdan ve sizin için yerden bitirdiklerimizden sınırlarını Allah’ın belirlediği hayatı yaşamak ve yaşatmak yolunda harcayıp hayırda kullanın, size verildiğinde küçümseyerek mecburen kabul edeceğiniz, değersiz şeyleri vererek hayır yapmaya kalkmayın, böyle yaparak hayır işlemiş olmazsınız. Hayır yapmaya ihtiyacı olan sizsiniz.
Bakara 268–269
2 ayetاَلشَّيْطَانُ يَعِدُكُمُ الْفَقْرَ وَيَاْمُرُكُمْ بِالْفَحْشَٓاءِۚ وَاللّٰهُ يَعِدُكُمْ مَغْفِرَةً مِنْهُ وَفَضْلًاۜ وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَل۪يمٌۚ ٢٦٨ يُؤْتِي الْحِكْمَةَ مَنْ يَشَٓاءُۚ وَمَنْ يُؤْتَ الْحِكْمَةَ فَقَدْ اُو۫تِيَ خَيْرًا كَث۪يرًاۜ وَمَا يَذَّكَّرُ اِلَّٓا اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ ٢٦٩
Mushaf
Okunuş
268Eşşeyṭânü yeʿidükümü-lfaḳra veyeʾmüruküm bilfaḥşâʾ. vellâhü yeʿidüküm magfiratem minhü vefaḍlâ. vellâhü vâsiʿun ʿalîm.
269Yüʾti-lḥikmete mey yeşâʾ. vemey yüʾte-lḥikmete feḳad ûtiye ḫayran keŝîâ. vemâ yeẕẕekkeru illâ ülü-lʾelbâb.
Ayet 268–269
Şeytan sizi fakirleşeceğiniz korkusu ile Allah yolunda harcama yapmaktan uzak tutmak ister ve bu konuda kalbinize devamlı vesvese verip cimriliği emreder.
Allah ise hayırda yapacağınız harcamalar karşılığında rızkınızı artırmayı, dünyada ve âhirette sizi mükâfatlandırmayı vaat eder. O, mü’minlere karşı sınırsız lütufkâr, merhamet ve şefkat sahibidir. Her şeyi hakkıyla bilen, her şeye güç yetirendir.
Allah, hayatını İslam’ın sınırları içinde yaşamak isteyip de gayret edenlerin doğru ile yanlışı birbirinden ayırt etme ve isabetli karar verme kabiliyetlerini artırıp güçlendirir.
Allah kime hikmetli işler yapmayı nasip ederse ona çok büyük bir nimet bahşetmiş demektir. Allah’ı layıkıyla kavramaya çalışan, temiz akıl sahiplerinden başkaları bunun değerini düşünüp anlayamaz.
İlgili ayetler
Bakara 270
1 ayetوَمَٓا اَنْفَقْتُمْ مِنْ نَفَقَةٍ اَوْ نَذَرْتُمْ مِنْ نَذْرٍ فَاِنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُهُۜ وَمَا لِلظَّالِم۪ينَ مِنْ اَنْصَارٍ ٢٧٠
Mushaf
Okunuş
270Vemâ enfaḳtüm min nefeḳatin ev neẕertüm min neẕrin feinne-llâhe yaʿlemüh. vemâ liżżâlimîne min enṣâr.
Ayet 270
Allah’ın daveti yaratılış sebebiniz olan ilâhî nizam ile yaşamak ve yaşatmak uğrunda ne harcarsanız ve ihtiyaç sahiplerine neyi, nasıl, ne kadar verirseniz Allah yaptıklarınızı mutlaka bilir.
Allah’ın verdiklerini O’nun yolunda ve rızası istikametinde harcamayan nankör ve zalimleri, cehennem azabından koruyacak kimse de yoktur.
İlgili ayetler
270İnsân 7
Bakara 271
1 ayetاِنْ تُبْدُوا الصَّدَقَاتِ فَنِعِمَّا هِيَۚ وَاِنْ تُخْفُوهَا وَتُؤْتُوهَا الْفُقَرَٓاءَ فَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْۜ وَيُكَفِّرُ عَنْكُمْ مِنْ سَيِّـَٔاتِكُمْۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرٌ ٢٧١
Mushaf
Okunuş
271İn tübdu-ṣṣadeḳâti feniʿimmâ hî. vein tuḫfûhâ vetüʾtûhe-lfüḳarâe fehüve ḫayrul leküm. veyükeffiru ʿanküm min seyyiâtiküm. vellâhü bimâ taʿmelûne ḫabîr.
Ayet 271
Ey iman edenler! Allah yolunda yaptığınız infakları gösterişten, riyadan uzak bir biçimde açıktan verebilirsiniz fakat gizlice, incitmeden verirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Allah’ın rızasını kazanmak için yaptığınız harcamalar, günahlarınızın bir kısmına da kefaret olur.
Bakara 272
1 ayetلَيْسَ عَلَيْكَ هُدٰيهُمْ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ يَهْد۪ي مَنْ يَشَٓاءُۜ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ خَيْرٍ فَلِاَنْفُسِكُمْۜ وَمَا تُنْفِقُونَ اِلَّا ابْتِغَٓاءَ وَجْهِ اللّٰهِۜ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ خَيْرٍ يُوَفَّ اِلَيْكُمْ وَاَنْتُمْ لَا تُظْلَمُونَ ٢٧٢
Mushaf
Okunuş
272Leyse ʿaleyke hüdâhüm velâkinne-llâhe yehdî mey yeşâʾ. vemâ tünfiḳû min ḫayrin felienfüsiküm. vemâ tünfiḳûne ille-btigâe vechi-llâh. vemâ tünfiḳû min ḫayriy yüveffe ileyküm veentüm lâ tużlemûn.
Ayet 272
Ey Peygamber! Sen insanları yaratılış sebepleri olan hayat nizamı ile yaşamaya davet ederken, muhtaçlara yardım edip mü’minleri de buna teşvik et. İnsanların hidayet üzere yaşamayı tercih edip etmemeleri senin elinde değildir. Allah ancak dileyeni hidayete (doğruya) kavuşturur.
Allah’ın rızasını kazanmak için yaptıklarınızın karşılığı size fazlasıyla mükâfat olarak geri döner.
Bakara 273
1 ayetلِلْفُقَرَٓاءِ الَّذ۪ينَ اُحْصِرُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ لَا يَسْتَط۪يعُونَ ضَرْبًا فِي الْاَرْضِۘ يَحْسَبُهُمُ الْجَاهِلُ اَغْنِيَٓاءَ مِنَ التَّعَفُّفِۚ تَعْرِفُهُمْ بِس۪يمٰيهُمْۚ لَا يَسْـَٔلُونَ النَّاسَ اِلْحَافًاۜ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ خَيْرٍ فَاِنَّ اللّٰهَ بِه۪ عَل۪يمٌ۟ ٢٧٣
Mushaf
Okunuş
273Lilfüḳarâi-lleẕîne uḥṣirû fî sebîli-llâhi lâ yesteṭîʿûne ḍarben fi-lʾarḍ. yaḥsebühümü-lcâhilü agniyâe mine-tteʿaffüf. taʿrifühüm bisîmâhüm. lâ yesʾelûne-nnâse ilḥâfâ. vemâ tünfiḳû min ḫayrin feinne-llâhe bihî ʿalîm.
Ayet 273
Ey mü’minler! Yardımlarınızı öncelikle, Allah’ın daveti hayat nizamını yaşamak ve yaşatmak uğrunda çaba gösteren, bunu iş edinmiş, bu sebepten de rızık peşinden koşamayan kimselere verin. Kimseden bir şey istemedikleri için de gerçek durumlarını bilmeyen onları zengin zanneder ama sen yüzlerindeki izlerinden tanırsın, onlar kimseye el açmazlar.
Şüphesiz Allah, hayır için ne harcarsanız onu bilir ve mükâfatını verir.
İlgili ayetler
Bakara 274
1 ayetاَلَّذ۪ينَ يُنْفِقُونَ اَمْوَالَهُمْ بِالَّيْلِ وَالنَّهَارِ سِرًّا وَعَلَانِيَةً فَلَهُمْ اَجْرُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْۚ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ ٢٧٤
Mushaf
Okunuş
274Elleẕîne yünfiḳûne emvâlehüm billeyli vennehâri sirrav veʿalâniyeten felehüm ecruhüm ʿinde rabbihim. velâ ḫavfün ʿaleyhim velâ hüm yaḥzenûn.
Ayet 274
Sahip olduklarını gece gündüz, gizli açık Allah’ın daveti uğrunda harcayanlar, Rableri katında bu yaptıklarının karşılığını bulacaklar, onlar için ne âhirette azap korkusu ne de üzüntü olacaktır.
Bakara 275–276
2 ayetاَلَّذ۪ينَ يَاْكُلُونَ الرِّبٰوا لَا يَقُومُونَ اِلَّا كَمَا يَقُومُ الَّذ۪ي يَتَخَبَّطُهُ الشَّيْطَانُ مِنَ الْمَسِّۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَالُٓوا اِنَّمَا الْبَيْعُ مِثْلُ الرِّبٰواۢ وَاَحَلَّ اللّٰهُ الْبَيْعَ وَحَرَّمَ الرِّبٰواۜ فَمَنْ جَٓاءَهُ مَوْعِظَةٌ مِنْ رَبِّه۪ فَانْتَهٰى فَلَهُ مَا سَلَفَۜ وَاَمْرُهُٓ اِلَى اللّٰهِۜ وَمَنْ عَادَ فَاُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ ٢٧٥ يَمْحَقُ اللّٰهُ الرِّبٰوا وَيُرْبِي الصَّدَقَاتِۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ كَفَّارٍ اَث۪يمٍ ٢٧٦
Mushaf
Okunuş
275Elleẕîne yeʾkülûne-rribâ lâ yeḳûmûne illâ kemâ yeḳûmü-lleẕî yeteḫabbeṭuhü-şşeyṭânü mine-lmess. ẕâlike biennehüm ḳâlû inneme-lbeyʿu miŝlü-rribâ. veeḥalle-llâhü-lbeyʿa veḥarrame-rribâ. femen câehû mevʿiżatüm mir rabbihî fentehâ felehû mâ selef. veemruhû ile-llâh. vemen ʿâde feülâike aṣḥâbü-nnâr. hüm fîhâ ḫâlidûn.
276Yemḥaḳu-llâhü-rribâ veyürbi-ṣṣadeḳâti. vellâhü lâ yüḥibbü külle keffârin eŝîm.
Ayet 275–276
Servetlerini kendilerine bahşeden Allah’ın razı olacağı biçimde harcamayıp da, tefecilik yapıp riba ile servetine servet katanlar şeytana teslim olmuş, şeytanın da akıllarını çelip dengesini bozduğu kimseler gibi davranırlar. Böyleleri, “Alışveriş de riba (tefecilik) gibidir.” derler. Hâlbuki Allah alışverişi helal, ribayı haram kılmıştır. Bu yüzden artık kim Rabbinin öğüdünü dinler de, bu âyetlerin ulaşmasından sonra ribadan (tefecilikten) vazgeçerse, geçmişi kendisinde kalır, sonrası için hakkında karar verecek olan da Allah’tır. Fakat Allah’ın âyetleri kendisine ulaşmasına rağmen bundan vazgeçmeyenler, ateşin azabını hak edip orada devamlı kalacaklar.
Allah tefecilik yoluyla ribadan elde edilen kazancı bereketten mahrum eder ama Allah’ın rızası istikametinde elde edilen helal kazanç ile Allah yolunda yapılan harcamaları bereketlendirir ve böyle davrananları âhirette devamlı kalacakları cennette nimetleriyle ödüllendirir.
İlgili ayetler
Bakara 277
1 ayetاِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتَوُا الزَّكٰوةَ لَهُمْ اَجْرُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْۚ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ ٢٧٧
Mushaf
Okunuş
277İnne-lleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti veeḳâmu-ṣṣalâte veâtevu-zzekâte lehüm ecruhüm ʿinde rabbihim. velâ ḫavfün ʿaleyhim velâ hüm yaḥzenûn.
Ayet 277
Allah’ın emir ve yasaklarına teslim olup namazlarını kılıp, zekâtlarını verenler, Rableri katında çok büyük mükâfatlarla ödüllendirilecekler. Onlar âhirette azap korkusu çekmeyecek, üzülecekleri hiçbir şeyle de karşılaşmayacaklar.
İlgili ayetler
Bakara 278–279
2 ayetيَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَذَرُوا مَا بَقِيَ مِنَ الرِّبٰٓوا اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ ٢٧٨ فَاِنْ لَمْ تَفْعَلُوا فَاْذَنُوا بِحَرْبٍ مِنَ اللّٰهِ وَرَسُولِه۪ۚ وَاِنْ تُبْتُمْ فَلَكُمْ رُؤُ۫سُ اَمْوَالِكُمْۚ لَا تَظْلِمُونَ وَلَا تُظْلَمُونَ ٢٧٩
Mushaf
Okunuş
278Yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-tteḳu-llâhe veẕerû mâ beḳiye mine-rribâ in küntüm müʾminîn.
279Feil lem tefʿalû feʾẕenû biḥarbim mine-llâhi verasûlih. vein tübtüm feleküm ruûsü emvâliküm. lâ tażlimûne velâ tużlemûn.
Ayet 278–279
Ey iman edenler! Allah’a karşı sorumluluklarınızın bilincinde olun ve ribadan kaynaklanan alacaklardan vazgeçin. Şayet bundan vazgeçmezseniz Allah’a ve Rasûlüne karşı savaş açmış sayılırsınız ama geçmişte bulaştığınız bu pislikten tevbe eder, bundan vazgeçer ve doğru olana yönelirseniz anaparanız sizindir. Böylece ne başkasına haksızlık etmiş ne de bir haksızlığa uğramış olursunuz.
Bakara 280–281
2 ayetوَاِنْ كَانَ ذُو عُسْرَةٍ فَنَظِرَةٌ اِلٰى مَيْسَرَةٍۜ وَاَنْ تَصَدَّقُوا خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ ٢٨٠ وَاتَّقُوا يَوْمًا تُرْجَعُونَ ف۪يهِ اِلَى اللّٰهِ ثُمَّ تُوَفّٰى كُلُّ نَفْسٍ مَا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ۟ ٢٨١
Mushaf
Okunuş
280Vein kâne ẕû ʿusratin feneżiratün ilâ meyserah. veen teṣaddeḳû ḫayrul leküm in küntüm taʿlemûn.
281Vetteḳû yevmen türceʿûne fîhi ile-llâhi ŝümme tüveffâ küllü nefsim mâ kesebet vehüm lâ yużlemûn.
Ayet 280–281
Borç verdiğiniz kimsenin eli darda ve size borcunu ödeyemeyecek durumda ise eli genişleyip durumu düzelinceye kadar ona süre tanıyın. Şayet buna rağmen ödeyemiyor ise borcunu ona bağışlayın, bilin ki bu davranış sizin için daha hayırlıdır. Vakti geldiğinde Allah’ın huzuruna çıkarılıp, dünya hayatınızı yaşayış biçiminizden hesaba çekilip en küçük bir haksızlığa uğratılmadan, layık olduğunuz karşılığı göreceğinizi aklınızdan çıkarmayın.
Bakara 282
1 ayetيَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا تَدَايَنْتُمْ بِدَيْنٍ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى فَاكْتُبُوهُۜ وَلْيَكْتُبْ بَيْنَكُمْ كَاتِبٌ بِالْعَدْلِۖ وَلَا يَاْبَ كَاتِبٌ اَنْ يَكْتُبَ كَمَا عَلَّمَهُ اللّٰهُ فَلْيَكْتُبْۚ وَلْيُمْلِلِ الَّذ۪ي عَلَيْهِ الْحَقُّ وَلْيَتَّقِ اللّٰهَ رَبَّهُ وَلَا يَبْخَسْ مِنْهُ شَيْـًٔاۜ فَاِنْ كَانَ الَّذ۪ي عَلَيْهِ الْحَقُّ سَف۪يهًا اَوْ ضَع۪يفًا اَوْ لَا يَسْتَط۪يعُ اَنْ يُمِلَّ هُوَ فَلْيُمْلِلْ وَلِيُّهُ بِالْعَدْلِۜ وَاسْتَشْهِدُوا شَه۪يدَيْنِ مِنْ رِجَالِكُمْۚ فَاِنْ لَمْ يَكُونَا رَجُلَيْنِ فَرَجُلٌ وَامْرَاَتَانِ مِمَّنْ تَرْضَوْنَ مِنَ الشُّهَدَٓاءِ اَنْ تَضِلَّ اِحْدٰيهُمَا فَتُذَكِّرَ اِحْدٰيهُمَا الْاُخْرٰىۜ وَلَا يَاْبَ الشُّهَدَٓاءُ اِذَا مَا دُعُواۜ وَلَا تَسْـَٔمُٓوا اَنْ تَكْتُبُوهُ صَغ۪يرًا اَوْ كَب۪يرًا اِلٰٓى اَجَلِه۪ۜ ذٰلِكُمْ اَقْسَطُ عِنْدَ اللّٰهِ وَاَقْوَمُ لِلشَّهَادَةِ وَاَدْنٰٓى اَلَّا تَرْتَابُٓوا اِلَّٓا اَنْ تَكُونَ تِجَارَةً حَاضِرَةً تُد۪يرُونَهَا بَيْنَكُمْ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَلَّا تَكْتُبُوهَاۜ وَاَشْهِدُٓوا اِذَا تَبَايَعْتُمْۖ وَلَا يُضَٓارَّ كَاتِبٌ وَلَا شَه۪يدٌۜ وَاِنْ تَفْعَلُوا فَاِنَّهُ فُسُوقٌ بِكُمْۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ وَيُعَلِّمُكُمُ اللّٰهُۜ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ ٢٨٢
Mushaf
Okunuş
282Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû iẕâ tedâyentüm bideynin ilâ ecelim müsemmen fektübûh. velyektüb beyneküm kâtibüm bilʿadl. velâ yeʾbe kâtibün ey yektübe kemâ ʿallemehü-llâhü felyektüb. velyümlili-lleẕî ʿaleyhi-lḥaḳḳu velyetteḳi-llâhe rabbehû velâ yebḫas minhü şeyʾâ. fein kâne-lleẕî ʿaleyhi-lḥaḳḳu sefîhen ev ḍaʿîfen ev lâ yesteṭîʿu ey yümille hüve felyümlil veliyyühû bilʿadl. vesteşhidû şehîdeyni mir ricâliküm. feil lem yekûnâ racüleyni feracülüv vemraetâni mimmen terḍavne mine-şşühedâi en teḍille iḥdâhümâ fetüẕekkira iḥdâhüme-lʾuḫrâ. velâ yeʾbe-şşühedâü iẕâ mâ düʿû. velâ tesʾemû en tektübûhü ṣagîran ev kebîran ilâ ecelih. ẕâliküm aḳseṭu ʿinde-llâhi veaḳvemü lişşehâdeti veednâ ellâ tertâbû illâ en tekûne ticâraten ḥâḍiraten tüdîrûnehâ beyneküm feleyse ʿaleyküm cünâḥun ellâ tektübûhâ. veeşhidû iẕâ tebâyaʿtüm. velâ yüḍârra kâtibüv velâ şehîd. vein tefʿalû feinnehû füsûḳum biküm. vetteḳu-llâh. veyüʿallimükümü-llâh. vellâhü bikülli şeyʾin ʿalîm.
Ayet 282
Ey iman edenler! Vadeli olarak alışveriş yapar ya da borç alıp verirseniz, borcunuzu yazı ile kayda geçirip belgeleyin. İçinizden adil olduğuna inandığınız birisi de bunu yazsın, yazmaktan kaçınmasın. Borçlu olan da borcundan hiçbir şey eksiltmeden yazdırsın ve Rabbi olan Allah’a karşı sorumluluk bilinci ile davransın. Eğer borçlunun sağlığı yazdırmaya müsait değilse bu defa onun velisi durumunda olan borcunu adil olarak yazdırsın. Bu yazıya iki erkek mü’min şahitlik etsin (imzalasın). İki erkek şahidin bulunmaması durumunda, adil kimseler olduklarına emin olduğunuz bir erkekle iki kadın şahitlik etsin ki kadınlardan biri unutursa diğeri ona hatırlatsın. Şahit olarak belirlenen kimseler de çağrıldıklarında şahitliği reddetmesinler.
Yapılan alışveriş ya da borç, büyük ya da küçük olsun ayrıntılı bir biçimde yazılı hale getirmekten kaçınmayın. Zira Allah nezdinde doğru ve adil olan budur. Aranızdaki güvenin sağlamlaşması ve şüpheye düşmemeniz bakımından izlenmesi gereken yol budur. Ancak aranızdaki alışverişleri peşin olarak yaparsanız yazmamanızda bir mahzur yoktur.
Yine de birbirinizle yapacağınız her türlü alışverişlerinizde mutlaka şahit bulundurmayı ve yazıya geçirmeyi ihmal etmeyin. Sözleşmeyi yazan da, duruma şahit olan da, borçlunun ve alacaklının haklarına zarar vermekten kaçınsınlar. Borçlu ya da alacaklı da onlara baskı uygulayıp yanlış yapmalarına sebep olmasın, şayet onlara yanlış yaptırırlarsa, Allah’ın hükmünü yok saymış olmakla birlikte kendilerine de zarar vermiş zulmetmiş olurlar.
Allah sizlere bunları bildiriyor ki sorumluluğunuzu bilerek insanlarla ilişkilerinizi bu sınırlar içinde düzene koyasınız. Her şeyin mutlak doğrusunu bilen yalnızca Allah’tır.
Bakara 283–284
2 ayetوَاِنْ كُنْتُمْ عَلٰى سَفَرٍ وَلَمْ تَجِدُوا كَاتِبًا فَرِهَانٌ مَقْبُوضَةٌۜ فَاِنْ اَمِنَ بَعْضُكُمْ بَعْضًا فَلْيُؤَدِّ الَّذِي اؤْتُمِنَ اَمَانَتَهُ وَلْيَتَّقِ اللّٰهَ رَبَّهُۜ وَلَا تَكْتُمُوا الشَّهَادَةَۜ وَمَنْ يَكْتُمْهَا فَاِنَّهُٓ اٰثِمٌ قَلْبُهُۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ عَل۪يمٌ۟ ٢٨٣ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَاِنْ تُبْدُوا مَا ف۪ٓي اَنْفُسِكُمْ اَوْ تُخْفُوهُ يُحَاسِبْكُمْ بِهِ اللّٰهُۜ فَيَغْفِرُ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيُعَذِّبُ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ٢٨٤
Mushaf
Okunuş
283Vein küntüm ʿalâ seferiv velem tecidû kâtiben ferihânüm maḳbûḍah. fein emine baʿḍuküm baʿḍan felyüeddi-lleẕi-ʾtümine emânetehû velyetteḳi-llâhe rabbeh. velâ tektümü-şşehâdet. vemey yektümhâ feinnehû âŝimün ḳalbüh. vellâhü bimâ taʿmelûne ʿalîm.
284Lillâhi mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-lʾarḍ. vein tübdû mâ fî enfüsiküm ev tuḫfûhü yüḥâsibküm bihi-llâh. feyagfiru limey yeşâü veyüʿaẕẕibü mey yeşâʾ. vellâhü ʿalâ külli şeyʾin ḳadîr.
Ayet 283–284
Ey mü’minler! Yolculuk sırasında bir alışveriş yapacak ya da borç alıp verecek olur da bunu yazacak kimseyi ve şahitlik yapacak birini de bulamazsanız, bu takdirde borçludan alacağınıza karşılık rehin olarak ona ait bir şeyi alın. Birbirinize güveniyorsanız, kendisine güvenilip borç verilen kişi bu güvene layık bir biçimde borcunu eksiksiz olarak ödesin. Gerek alacaklı gerekse borçlu olan, Allah’ın hükümlerine karşı duyarlı ve bilinçli davransın.
Ey mü’minler! Borçlu ve alacaklılar arasında olduğu gibi her hususta şahitlik ederken bildiğiniz gerçekleri sakın gizlemeyin. Her kim bildiği gerçekleri gizlerse, Allah’a karşı sorumsuzca davranıp, büyük bir günah işlemiş olur. Allah bütün yapıp ettiklerinizi ve yapmanız gerekirken de yapmadıklarınızı bilir.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. İçinizdekileri gizleseniz de açığa vursanız da Allah sizden onların hesabını soracaktır, layık olanı bağışlayıp azabı hak edeni de cezalandıracaktır. Allah’ın gücü her şeye yeter.
İlgili ayetler
Bakara 285
1 ayetاٰمَنَ الرَّسُولُ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مِنْ رَبِّه۪ وَالْمُؤْمِنُونَۜ كُلٌّ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِه۪ وَكُتُبِه۪ وَرُسُلِه۪ۜ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ اَحَدٍ مِنْ رُسُلِه۪۠ وَقَالُوا سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَاِلَيْكَ الْمَص۪يرُ ٢٨٥
Mushaf
Okunuş
285Âmene-rrasûlü bimâ ünzile ileyhi mir rabbihî velmüʾminûn. küllün âmene billâhi vemelâiketihî vekütübihî verusülih. lâ nüferriḳu beyne eḥadim mir rusülih. veḳâlû semiʿnâ veeṭaʿnâ gufrâneke rabbenâ veileyke-lmeṣîr.
Ayet 285
Peygamber Rabbinden kendisine indirilenlere iman etti, sonra da mü’minler iman edip, imanlarının gerektirdiği hayatı yaşamak ve yaşatmak uğrunda bütün güçleri ile cehd ettiler.
Mü’minler Allah’a, meleklere, gönderilen kitaplara ve peygamberlere iman etmekle birlikte “Ey Rabbimiz! Biz gönderdiğin peygamberler arasında hiç ayrım yapmayız, onların Allah adına yaptıkları davetlerini işittik ve itaat ettik, bizler şefkatini ve bağışlamanı dileriz. Ey Rabbimiz! Sonunda huzuruna getirileceğimizi biliyor ve Sana sığınıyoruz.” diyerek dua ederler.
İlgili ayetler
Bakara 286
1 ayetلَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْسًا اِلَّا وُسْعَهَاۜ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْۜ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَٓا اِنْ نَس۪ينَٓا اَوْ اَخْطَاْنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَٓا اِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِه۪ۚ وَاعْفُ عَنَّا۠ وَاغْفِرْ لَنَا۠ وَارْحَمْنَا۠ اَنْتَ مَوْلٰينَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِر۪ينَ ٢٨٦
Mushaf
Okunuş
286Lâ yükellifü-llâhü nefsen illâ vusʿahâ. lehâ mâ kesebet veʿaleyhâ me-ktesebet. rabbenâ lâ tüâḫiẕnâ in nesînâ ev aḫṭaʾnâ. rabbenâ velâ taḥmil ʿaleynâ iṣran kemâ ḥameltehû ʿale-lleẕîne min ḳablinâ. rabbenâ velâ tüḥammilnâ mâ lâ ṭâḳate lenâ bih. vaʿfü ʿannâ. vagfir lenâ. verḥamnâ. ente mevlânâ fenṣurnâ ʿale-lḳavmi-lkâfirîn.
Ayet 286
Allah hiç kimseye taşıyamayacağı yükü yüklemez. Bir kimsenin Allah’ın davetine uyması kendi yararınadır. Ondan yüz çevirip sırt dönmesi ise kendi zararınadır.
Rabbimiz! Günah olduğunu unutarak ya da yanılarak yaptığımız yanlışlardan dolayı bizi sorumlu tutma. Rabbimiz! Bizi, bizden önceki mü’minlerin taşıdıkları yükleri taşımaktan muhafaza et. Rabbimiz! Karşılaştığımız, karşılaşacağımız sıkıntılara, zorluklara karşı bizlere yardım et, günahlarımızı bağışla, şefkatine, merhametine ve rahmetine sığınırız. Bizim Mevlamız yalnız Sensin, müşrik ve kâfirler topluluğuna karşı gücümüzü artır.
İlgili ayetler
Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır.
Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.
Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Mutaffifîn, sonra Enfal indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla