Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ اٰلِ عِمْرٰنَ مَدَنِيَّةٌ آيَاتُهَا ٢٠٠

Âl-i İmran Sûresi Meali

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça

Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Ayet 1–2

2 ayet

Âl-i İmran 1

Âl-i İmran 2

الٓمٓۚ ۝١ اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۙ الْحَيُّ الْقَيُّومُۙ ۝٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Elif-lâm-mîm.

Okunuş

2Allâhü lâ ilâhe illâ hüve-lḥayyü-lḳayyûm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

1Elif, Lâm, Mîm.

Türkçe Meal

2Allah, kendisinden başka ilah olmayandır! O, hayatın kaynağı ve dayanağıdır. Varlığı gözeten ve denetleyendir.

İlgili ayetler

Ayet 3–4

2 ayet

Âl-i İmran 3

Âl-i İmran 4

نَزَّلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ مُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَاَنْزَلَ التَّوْرٰيةَ وَالْاِنْج۪يلَۙ ۝٣ مِنْ قَبْلُ هُدًى لِلنَّاسِ وَاَنْزَلَ الْفُرْقَانَۜ اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ لَهُمْ عَذَابٌ شَد۪يدٌۜ وَاللّٰهُ عَز۪يزٌ ذُو انْتِقَامٍ ۝٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

3Nezzele ʿaleyke-lkitâbe bilḥaḳḳi müṣaddiḳal limâ beyne yedeyhi veenzele-ttevrâte velʾincîl.

Okunuş

4Min ḳablü hüdel linnâsi veenzele-lfürḳân. inne-lleẕîne keferû biâyâti-llâhi lehüm ʿaẕâbün şedîd. vellâhü ʿazîzün ẕü-ntiḳâm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

3Kendinden öncekileri tasdik eden hak olan bu kitabı Kuran’ı sana O indirmiştir. Tevrat’ı ve İncil’i de O indirmiştir.

Türkçe Meal

4Daha önce de, insanlar için yol gösterici ve hakkı batıldan ayıran Furkan’ı O indirmişti. Allah’ın ayetlerini örtbas eden kâfirlere şiddetli bir azap vardır. Allah mutlak üstün, yüce olan ve kişiye yaptığının acısını tattırandır.

İlgili ayetler

Ayet 5–6

2 ayet

Âl-i İmran 5

Âl-i İmran 6

اِنَّ اللّٰهَ لَا يَخْفٰى عَلَيْهِ شَيْءٌ فِي الْاَرْضِ وَلَا فِي السَّمَٓاءِۜ ۝٥ هُوَ الَّذ۪ي يُصَوِّرُكُمْ فِي الْاَرْحَامِ كَيْفَ يَشَٓاءُۜ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ۝٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

5İnne-llâhe lâ yaḫfâ ʿaleyhi şeyʾün fi-lʾarḍi velâ fi-ssemâ.

Okunuş

6Hüve-lleẕî yüṣavviruküm fi-lʾerḥâmi keyfe yeşâʾ. lâ ilâhe illâ hüve-lʿazîzü-lḥakîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

5Allah ki; O’na yerde ve gökte olanlardan hiçbir şey gizli kalmaz.

Türkçe Meal

6Ana rahimlerinde size dilediği gibi şekil veren O’dur. Allahtan başka ilah yoktur. O mutlak üstün olan ve verdiği her hükmünde doğru karar verendir.

Ayet 7

1 ayet

Âl-i İmran 7

هُوَ الَّذ۪ٓي اَنْزَلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ مِنْهُ اٰيَاتٌ مُحْكَمَاتٌ هُنَّ اُمُّ الْكِتَابِ وَاُخَرُ مُتَشَابِهَاتٌۜ فَاَمَّا الَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ زَيْغٌ فَيَتَّبِعُونَ مَا تَشَابَهَ مِنْهُ ابْتِغَٓاءَ الْفِتْنَةِ وَابْتِغَٓاءَ تَاْو۪يلِه۪ۚ وَمَا يَعْلَمُ تَاْو۪يلَهُٓ اِلَّا اللّٰهُۢ وَالرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ يَقُولُونَ اٰمَنَّا بِه۪ۙ كُلٌّ مِنْ عِنْدِ رَبِّنَاۚ وَمَا يَذَّكَّرُ اِلَّٓا اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ ۝٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

7Hüve-lleẕî enzele ʿaleyke-lkitâbe minhü âyâtüm muḥkemâtün hünne ümmü-lkitâbi veüḫaru müteşâbihâh. feemme-lleẕîne fî ḳulûbihim zeygun feyettebiʿûne mâ teşâbehe minhü-btigâe-lfitneti vebtigâe teʾvîlih. vemâ yaʿlemü teʾvîlehû ille-llâh. verrâsiḫûne fi-lʿilmi yeḳûlûne âmennâ bihî küllüm min ʿindi rabbinâ. vemâ yeẕẕekkeru illâ ülü-lʾelbâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

7Bu kitabı Kuran’ı sana indiren O’dur. Bir kısmı muhkem/hüküm içeren ayetlerdir -ki bunlar kitabın özüdür- diğeri de müteşabih/benzeşen ayetlerdir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve bunun tevilini yapmak için bunun müteşabihinin peşine düşerler. Oysa bunun tevilini/ayetler arası bağlantıyı, Allah bilir. Bir de ilimde yüksek derece sahipleri, “Biz buna iman ettik, bunun hepsi Rabbimizin katındandır.” derler. Bunu ancak derin kavrayış sahipleri anlar.

Ayet 8–9

2 ayet

Âl-i İmran 8

Âl-i İmran 9

رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ اِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةًۚ اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ ۝٨ رَبَّنَٓا اِنَّكَ جَامِعُ النَّاسِ لِيَوْمٍ لَا رَيْبَ ف۪يهِۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُخْلِفُ الْم۪يعَادَ۟ ۝٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

8Rabbenâ lâ tüzig ḳulûbenâ baʿde iẕ hedeytenâ veheb lenâ mil ledünke raḥmeh. inneke ente-lvehhâb.

Okunuş

9Rabbenâ inneke câmiʿu-nnâsi liyevmil lâ raybe fîh. inne-llâhe lâ yuḫlifü-lmîʿâd.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

8Rabbimiz, bizi doğru yola ilettikten sonra, kalplerimizi kaydırma. Bize katından rahmet bahşet, şüphesiz sen bol bol verensin.

Türkçe Meal

9“Rabbimiz, hakkında şüphe olmayan o günde bütün insanları toplayacak olan şüphesiz sensin. Allah, vaadinden dönmez.”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

8Bakara 120Saf 5

Ayet 10–11

2 ayet

Âl-i İmran 10

Âl-i İmran 11

اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَنْ تُغْنِيَ عَنْهُمْ اَمْوَالُهُمْ وَلَٓا اَوْلَادُهُمْ مِنَ اللّٰهِ شَيْـًٔاۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمْ وَقُودُ النَّارِۙ ۝١٠ كَدَاْبِ اٰلِ فِرْعَوْنَۙ وَالَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَاۚ فَاَخَذَهُمُ اللّٰهُ بِذُنُوبِهِمْۜ وَاللّٰهُ شَد۪يدُ الْعِقَابِ ۝١١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

10İnne-lleẕîne keferû len tugniye ʿanhüm emvâlühüm velâ evlâdühüm mine-llâhi şeyʾâ. veülâike hüm veḳûdü-nnâr.

Okunuş

11Kedeʾbi âli firʿavne velleẕîne min ḳablihim. keẕẕebû biâyâtinâ. feeḫaẕehümü-llâhü biẕünûbihim. vellâhü şedîdü-lʿiḳâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

10Şüphesiz gerçeği örtbas eden kâfirlerin malları da çocukları da Allah’a karşı kendilerine zerre kadar fayda sağlamayacaktır. İşte bunlar, ateşin yakıtı olanlar.

Türkçe Meal

11Onların durumu tıpkı Firavun hanedanı ve onlardan öncekilerin gidişatı gibidir. Onlar ayetlerimiz karşısında yalana sarıldılar, Allah da onları günahları sebebiyle cezalandırdı. Allah’ın cezalandırması çok şiddetlidir.

İlgili ayetler

Ayet 12

1 ayet

Âl-i İmran 12

قُلْ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا سَتُغْلَبُونَ وَتُحْشَرُونَ اِلٰى جَهَنَّمَۜ وَبِئْسَ الْمِهَادُ ۝١٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

12Ḳul lilleẕîne keferû setuglebûne vetuḥşerûne ilâ cehennem. vebiʾse-lmihâd.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

12O kâfirlere de ki, “Yakında yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme sürüleceksiniz. Orası ne kötü yerleşme yeridir.”

İlgili ayetler

Ayet 13

1 ayet

Âl-i İmran 13

قَدْ كَانَ لَكُمْ اٰيَةٌ ف۪ي فِئَتَيْنِ الْتَقَتَاۜ فِئَةٌ تُقَاتِلُ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَاُخْرٰى كَافِرَةٌ يَرَوْنَهُمْ مِثْلَيْهِمْ رَاْيَ الْعَيْنِۜ وَاللّٰهُ يُؤَيِّدُ بِنَصْرِه۪ مَنْ يَشَٓاءُۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَعِبْرَةً لِاُو۬لِي الْاَبْصَارِ ۝١٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

13Ḳad kâne leküm âyetün fî fieteyni-lteḳatâ. fietün tüḳâtilü fî sebîli-llâhi veuḫrâ kâfiratüy yeravnehüm miŝleyhim raʾye-lʿayn. vellâhü yüʾeyyidü binaṣrihî mey yeşâʾ. inne fî ẕâlike leʿibratel liüli-lʾebṣâr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

13Karşı karşıya gelen iki toplulukta, sizin için bir ibret vardır. Bunlardan biri Allah yolunda savaşıyordu, diğeri ise kâfir idi. Gözleriyle onların kendilerinin iki misli olduklarını görüyorlardı. Allah, hak edeni yardımıyla güçlendirir. Bunda, basiret sahibi olanlar için gerçekten ibret vardır.

İlgili ayetler

Ayet 14–15

2 ayet

Âl-i İmran 14

Âl-i İmran 15

زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ الشَّهَوَاتِ مِنَ النِّسَٓاءِ وَالْبَن۪ينَ وَالْقَنَاط۪يرِ الْمُقَنْطَرَةِ مِنَ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ وَالْخَيْلِ الْمُسَوَّمَةِ وَالْاَنْعَامِ وَالْحَرْثِۜ ذٰلِكَ مَتَاعُ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۚ وَاللّٰهُ عِنْدَهُ حُسْنُ الْمَاٰبِ ۝١٤ قُلْ اَؤُ۬نَبِّئُكُمْ بِخَيْرٍ مِنْ ذٰلِكُمْۜ لِلَّذ۪ينَ اتَّقَوْا عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتٌ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَا وَاَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌ وَرِضْوَانٌ مِنَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ بَص۪يرٌ بِالْعِبَادِۚ ۝١٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

14Züyyine linnâsi ḥubbü-şşehevâti mine-nnisâi velbenîne velḳanâṭîri-lmüḳanṭarati mine-ẕẕehebi velfiḍḍati velḫayli-lmüsevvemeti velʾenʿâmi velḥarŝ. ẕâlike metâʿu-lḥayâti-ddünyâ. vellâhü ʿindehû ḥusnü-lmeâb.

Okunuş

15Ḳul eünebbiüküm biḫayrim min ẕâliküm. lilleẕîne-tteḳav ʿinde rabbihim cennâtün tecrî min taḥtihe-lʾenhâru ḫâlidîne fîhâ veezvâcüm müṭahherâtüv veriḍvânüm mine-llâh. vellâhü beṣîrum bilʿibâd.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

14Kadınlara, evlatlara, öbek öbek yığılmış altın ve gümüşe, besili cins atlara, davarlara ve ekinlere karşı aşırı sevgi ve tutkuyla bağlanmak insanlara cazip göründü. Oysa bütün bunlar, dünya hayatının geçici hazlarıdır. En güzel barınak Allah katında olandır.

Türkçe Meal

15De ki: “Size bundan daha hayırlı olanı haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için; tertemiz eşlerin, Allah’ın rızasının olduğu ve içinde kalacakları, tabanından ırmakların çağladığı cennetler vardır. Allah, kullarını hakkıyla görendir.”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

15Bakara 25Nisâ 57

Ayet 16–17

2 ayet

Âl-i İmran 16

Âl-i İmran 17

اَلَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اِنَّنَٓا اٰمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِۚ ۝١٦ اَلصَّابِر۪ينَ وَالصَّادِق۪ينَ وَالْقَانِت۪ينَ وَالْمُنْفِق۪ينَ وَالْمُسْتَغْفِر۪ينَ بِالْاَسْحَارِ ۝١٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

16Elleẕîne yeḳûlûne rabbenâ innenâ âmennâ fagfir lenâ ẕünûbenâ veḳinâ ʿaẕâbe-nnâr.

Okunuş

17Eṣṣâbirîne veṣṣâdiḳîne velḳânitîne velmünfiḳîne velmüstagfirîne bilʾesḥâr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

16Onlar ki şöyle derler, “Rabbimiz, biz kesin olarak iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru.”

Türkçe Meal

17Onlar; zorluklara sabredenler, imanlarında sadık olanlar, gönülden boyun eğenler, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde bağışlanma dileyenlerdir.

İlgili ayetler

Ayet 18

1 ayet

Âl-i İmran 18

شَهِدَ اللّٰهُ اَنَّهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۙ وَالْمَلٰٓئِكَةُ وَاُو۬لُوا الْعِلْمِ قَٓائِمًا بِالْقِسْطِۜ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُۜ ۝١٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

18Şehide-llâhü ennehû lâ ilâhe illâ hüve velmelâiketü veülü-lʿilmi ḳâimem bilḳisṭ. lâ ilâhe illâ hüve-lʿazîzü-lḥakîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

18Allah şahittir ki, ondan başka ilah yoktur. Melekler ve adaleti ayakta tutan ilim sahipleri de şahittir ki, O’ndan başka ilah yoktur. O, mutlak üstün ve yüce olan, her hükmünde doğru karar verendir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

18Bakara 255Nisâ 166

Ayet 19

1 ayet

Âl-i İmran 19

اِنَّ الدّ۪ينَ عِنْدَ اللّٰهِ الْاِسْلَامُ۠ وَمَا اخْتَلَفَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ اِلَّا مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَهُمُ الْعِلْمُ بَغْيًا بَيْنَهُمْۜ وَمَنْ يَكْفُرْ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ فَاِنَّ اللّٰهَ سَر۪يعُ الْحِسَابِ ۝١٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

19İnne-ddîne ʿinde-llâhi-lʾislâm. veme-ḫtelefe-lleẕîne ûtü-lkitâbe illâ mim baʿdi mâ câehümü-lʿilmü bagyem beynehüm. vemey yekfür biâyâti-llâhi feinne-llâhe serîʿu-lḥisâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

19Allah katında geçerli tek din İslam’dır. Kendilerine kitap verilenler, Kuran bilgisi kendilerine geldikten sonra sadece aralarındaki kıskançlık yüzünden ihtilafa düştüler. Kim Allah’ın ayetlerine inanmayarak kâfir olursa, iyi bilsin ki Allah, hesabı çok seri bir şekilde görendir.

Ayet 20

1 ayet

Âl-i İmran 20

فَاِنْ حَٓاجُّوكَ فَقُلْ اَسْلَمْتُ وَجْهِيَ لِلّٰهِ وَمَنِ اتَّبَعَنِۜ وَقُلْ لِلَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ وَالْاُمِّيّ۪نَ ءَاَسْلَمْتُمْۜ فَاِنْ اَسْلَمُوا فَقَدِ اهْتَدَوْاۚ وَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّمَا عَلَيْكَ الْبَلَاغُۜ وَاللّٰهُ بَص۪يرٌ بِالْعِبَادِ۟ ۝٢٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

20Fein ḥâccûke feḳul eslemtü vechiye lillâhi vemeni-ttebeʿan. veḳul lilleẕîne ûtü-lkitâbe velʾümmiyyîne eeslemtüm. fein eslemû feḳadi-htedev. vein tevellev feinnemâ ʿaleyke-lbelâg. vellâhü beṣîrum bilʿibâd.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

20Eğer seninle tartışırlarsa de ki: “Ben ve bana tabi olanlarla birlikte, varlığımı Allah’a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlere ve ümmilere de de ki, “Siz de teslim oldunuz mu?”. Eğer teslim oldularsa doğru yolu bulmuşlar demektir. Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen yalnızca tebliğdir. Allah kullarını zaten görmektedir.

İlgili ayetler

Ayet 21–22

2 ayet

Âl-i İmran 21

Âl-i İmran 22

اِنَّ الَّذ۪ينَ يَكْفُرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَيَقْتُلُونَ النَّبِيّ۪نَ بِغَيْرِ حَقٍّۙ وَيَقْتُلُونَ الَّذ۪ينَ يَاْمُرُونَ بِالْقِسْطِ مِنَ النَّاسِۙ فَبَشِّرْهُمْ بِعَذَابٍ اَل۪يمٍ ۝٢١ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۘ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِر۪ينَ ۝٢٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

21İnne-lleẕîne yekfürûne biâyâti-llâhi veyaḳtülûne-nnebiyyîne bigayri ḥaḳḳiv veyaḳtülûne-lleẕîne yeʾmürûne bilḳisṭi mine-nnâsi febeşşirhüm biʿaẕâbin elîm.

Okunuş

22Ülâike-lleẕîne ḥabiṭat aʿmâlühüm fi-ddünyâ velʾâḫirah. vemâ lehüm min nâṣirîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

21Allah’ın ayetlerine inanmak istemeyerek kâfir olanlar, nebileri haksız yere öldürenler, insanlardan adaleti emredenleri öldürenler, işte onlara acıklı bir azabı haber ver.

Türkçe Meal

22İşte bunlar, dünyada yaptıkları amelleri ahirette boşa çıkanlardır. Onların yardımcısı da olmayacaktır.

Ayet 23–25

3 ayet

Âl-i İmran 23

Âl-i İmran 24

Âl-i İmran 25

اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا نَص۪يبًا مِنَ الْكِتَابِ يُدْعَوْنَ اِلٰى كِتَابِ اللّٰهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ يَتَوَلّٰى فَر۪يقٌ مِنْهُمْ وَهُمْ مُعْرِضُونَ ۝٢٣ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَالُوا لَنْ تَمَسَّنَا النَّارُ اِلَّٓا اَيَّامًا مَعْدُودَاتٍۖ وَغَرَّهُمْ ف۪ي د۪ينِهِمْ مَا كَانُوا يَفْتَرُونَ ۝٢٤ فَكَيْفَ اِذَا جَمَعْنَاهُمْ لِيَوْمٍ لَا رَيْبَ ف۪يهِ وَوُفِّيَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ ۝٢٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

23Elem tera ile-lleẕîne ûtû neṣîbem mine-lkitâbi yüdʿavne ilâ kitâbi-llâhi liyaḥküme beynehüm ŝümme yetevellâ ferîḳum minhüm vehüm müʿriḍûn.

Okunuş

24Ẕâlike biennehüm ḳâlû len temessene-nnâru illâ eyyâmem maʿdûdât. vegarrahüm fî dînihim mâ kânû yefterûn.

Okunuş

25Fekeyfe iẕâ cemaʿnâhüm liyevmil lâ raybe fîhi vevuffiyet küllü nefsim mâ kesebet vehüm lâ yużlemûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

23Kendilerine kitaptan pay verilenleri görmedin mi? Aralarında hüküm versin diye Allah’ın kitabı Kuran’a çağırılıyorlar da, sonra onlardan bir kısmı arkalarına dönüp yüz çevirip gidiyorlar.

Türkçe Meal

24Bu, onların: “Ateş, bize sayılı günlerin dışında asla dokunmayacaktır." demeleri yüzündendir. Uydura geldikleri yalanlar, dinlerinde onları aldanışa sürükledi.

Türkçe Meal

25Geleceğinde şüphe olmayan ve herkese kazandığının karşılığı hiçbir haksızlık yapılmadan ödeneceği o günde onları bir araya topladığımızda halleri nice olacak?

İlgili ayetler

İlgili ayetler

23Nisâ 105Nûr 47Nûr 48

İlgili ayetler

24Bakara 80Hûd 106Hûd 107

Ayet 26–27

2 ayet

Âl-i İmran 26

Âl-i İmran 27

قُلِ اللّٰهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَنْ تَشَٓاءُ وَتَنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشَٓاءُۘ وَتُعِزُّ مَنْ تَشَٓاءُ وَتُذِلُّ مَنْ تَشَٓاءُۜ بِيَدِكَ الْخَيْرُۜ اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ۝٢٦ تُولِجُ الَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي الَّيْلِۘ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّۘ وَتَرْزُقُ مَنْ تَشَٓاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ ۝٢٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

26Ḳuli-llâhümme mâlike-lmülki tüʾti-lmülke men teşâü vetenziʿu-lmülke mimmen teşâʾ. vetüʿizzü men teşâü vetüẕillü men teşâʾ. biyedike-lḫayr. inneke ʿalâ külli şeyʾin ḳadîr.

Okunuş

27Tûlicü-lleyle fi-nnehâri vetûlicü-nnehâra fi-lleyl. vetuḫricü-lḥayye mine-lmeyyiti vetuḫricü-lmeyyite mine-lḥayy. veterzüḳu men teşâü bigayri ḥisâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

26De ki: “Ey hükümranlığın gerçek sahibi Allah’ım, mülkü çalışıp hak edene verirsin, yanlış yapandan da mülkü çekip alırsın. Hak edeni yüceltir aziz edersin, yanlış yapanı da alçaltır zelil edersin. Bütün hayır senin elindedir, şüphesiz sen her şey için bir ölçü koyan ve her şeye gücü yetensin.

Türkçe Meal

27“Geceyi gündüze geçirir, (Gündüzü uzatırsın) gündüzü de geceye geçirirsin. (Geceyi uzatırsın) Ölüden diri çıkarır, diriden de ölü çıkarırsın. Gerekli çabayı gösterene de hesapsız rızık verirsin.”

İlgili ayetler

Ayet 28–29

2 ayet

Âl-i İmran 28

Âl-i İmran 29

لَا يَتَّخِذِ الْمُؤْمِنُونَ الْكَافِر۪ينَ اَوْلِيَٓاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِن۪ينَۚ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ فَلَيْسَ مِنَ اللّٰهِ ف۪ي شَيْءٍ اِلَّٓا اَنْ تَتَّقُوا مِنْهُمْ تُقٰيةًۜ وَيُحَذِّرُكُمُ اللّٰهُ نَفْسَهُۜ وَاِلَى اللّٰهِ الْمَص۪يرُ ۝٢٨ قُلْ اِنْ تُخْفُوا مَا ف۪ي صُدُورِكُمْ اَوْ تُبْدُوهُ يَعْلَمْهُ اللّٰهُۜ وَيَعْلَمُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ۝٢٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

28Lâ yetteḫiẕi-lmüʾminûne-lkâfirîne evliyâe min dûni-lmüʾminîn. vemey yefʿal ẕâlike feleyse mine-llâhi fî şeyʾin illâ en tetteḳû minhüm tüḳâh. veyüḥaẕẕirukümü-llâhü nefseh. veile-llâhi-lmeṣîr.

Okunuş

29Ḳul in tuḫfû mâ fî ṣudûriküm ev tübdûhü yaʿlemhü-llâh. veyaʿlemü mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-lʾarḍ. vellâhü ʿalâ külli şeyʾin ḳadîr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

28Müminler, inananları bırakıp kâfirleri evliya ve müttefik edinmesinler. Kim bunu yaparsa, Allah’tan hiçbir bağlantısı kalmamıştır. Ancak, onlardan korunmak için geliştirdiğiniz bir taktik olması hariçtir. Allah, sizi kendisine karşı dikkatli olmanız için uyarıyor. Son varış Allah’adır.

Türkçe Meal

29“Gönlünüzdekini gizleseniz de, açıklasanız da Allah onu bilir. O, göklerde ve yerde olan her şeyi bilir. Allah her şeye bir ölçü koyan ve her şeye gücü yetendir.”

İlgili ayetler

Ayet 30

1 ayet

Âl-i İmran 30

يَوْمَ تَجِدُ كُلُّ نَفْسٍ مَا عَمِلَتْ مِنْ خَيْرٍ مُحْضَرًاۚۛ وَمَا عَمِلَتْ مِنْ سُٓوءٍۚۛ تَوَدُّ لَوْ اَنَّ بَيْنَهَا وَبَيْنَهُٓ اَمَدًا بَع۪يدًاۜ وَيُحَذِّرُكُمُ اللّٰهُ نَفْسَهُۜ وَاللّٰهُ رَؤُ۫فٌ بِالْعِبَادِ۟ ۝٣٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

30Yevme tecidü küllü nefsim mâ ʿamilet min ḫayrim muḥḍarâ. vemâ ʿamilet min sûʾ. teveddü lev enne beynehâ vebeynehû emedem beʿîdâ. veyüḥaẕẕirukümü-llâhü nefseh. vellâhü raûfüm bilʿibâd.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

30Herkesin, yaptığı bütün iyilikleri de kötülükleri de karşısında hazır bulacağı o gün; kişi arzu edecek ki, işledikleri kötülükleri ile kendisi arasında uzun bir mesafe bulunsun. Allah, sizi kendisine karşı saygılı ve dikkatli olmanız için uyarır. Allah kullarına karşı da çok şefkatlidir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

30Kehf 49Zuhruf 38

Ayet 31–32

2 ayet

Âl-i İmran 31

Âl-i İmran 32

قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُون۪ي يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ۝٣١ قُلْ اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَالرَّسُولَۚ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْكَافِر۪ينَ ۝٣٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

31Ḳul in küntüm tüḥibbûne-llâhe fettebiʿûnî yuḥbibkümü-llâhü veyagfir leküm ẕünûbeküm. vellâhü gafûrur raḥîm.

Okunuş

32Ḳul eṭîʿü-llâhe verrasûl. fein tevellev feinne-llâhe lâ yüḥibbü-lkâfirîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

31De ki: “Eğer siz Allah’ı seviyorsanız bana tabi olun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.

Türkçe Meal

32De ki: “Allah’a ve Allah’ın ayetlerini tebliğ eden elçisine itaat edin!” Eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah kâfirleri sevmez.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

32Mâide 67Hac 38

Ayet 33–34

2 ayet

Âl-i İmran 33

Âl-i İmran 34

اِنَّ اللّٰهَ اصْطَفٰٓى اٰدَمَ وَنُوحًا وَاٰلَ اِبْرٰه۪يمَ وَاٰلَ عِمْرٰنَ عَلَى الْعَالَم۪ينَۙ ۝٣٣ ذُرِّيَّةً بَعْضُهَا مِنْ بَعْضٍۜ وَاللّٰهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌۚ ۝٣٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

33İnne-llâhe-ṣṭafâ âdeme venûḥav veâle ibrâhîme veâle ʿimrâne ʿale-lʿâlemîn.

Okunuş

34Ẕürriyyetem baʿḍuhâ mim baʿḍ. vellâhü semîʿun ʿalîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

33Allah; Adem’i, Nuh’u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini toplumlar arasından seçti.

Türkçe Meal

34Birbirinin soyundan gelen nesiller olarak, Allah hakkıyla işiten ve hakkıyla bilendir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

33Hac 78Âl-i İmran 110

Ayet 35–41

7 ayet

Âl-i İmran 35

Âl-i İmran 36

Âl-i İmran 37

Âl-i İmran 38

Âl-i İmran 39

Âl-i İmran 40

Âl-i İmran 41

اِذْ قَالَتِ امْرَاَتُ عِمْرٰنَ رَبِّ اِنّ۪ي نَذَرْتُ لَكَ مَا ف۪ي بَطْن۪ي مُحَرَّرًا فَتَقَبَّلْ مِنّ۪يۚ اِنَّكَ اَنْتَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ ۝٣٥ فَلَمَّا وَضَعَتْهَا قَالَتْ رَبِّ اِنّ۪ي وَضَعْتُهَٓا اُنْثٰىۜ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا وَضَعَتْۜ وَلَيْسَ الذَّكَرُ كَالْاُنْثٰىۚ وَاِنّ۪ي سَمَّيْتُهَا مَرْيَمَ وَاِنّ۪ٓي اُع۪يذُهَا بِكَ وَذُرِّيَّتَهَا مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ ۝٣٦ فَتَقَبَّلَهَا رَبُّهَا بِقَبُولٍ حَسَنٍ وَاَنْبَتَهَا نَبَاتًا حَسَنًاۙ وَكَفَّلَهَا زَكَرِيَّاۜ كُلَّمَا دَخَلَ عَلَيْهَا زَكَرِيَّا الْمِحْرَابَۙ وَجَدَ عِنْدَهَا رِزْقًاۚ قَالَ يَا مَرْيَمُ اَنّٰى لَكِ هٰذَاۜ قَالَتْ هُوَ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ يَرْزُقُ مَنْ يَشَٓاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ ۝٣٧ هُنَالِكَ دَعَا زَكَرِيَّا رَبَّهُۚ قَالَ رَبِّ هَبْ ل۪ي مِنْ لَدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةًۚ اِنَّكَ سَم۪يعُ الدُّعَٓاءِ ۝٣٨ فَنَادَتْهُ الْمَلٰٓئِكَةُ وَهُوَ قَٓائِمٌ يُصَلّ۪ي فِي الْمِحْرَابِۙ اَنَّ اللّٰهَ يُبَشِّرُكَ بِيَحْيٰى مُصَدِّقًا بِكَلِمَةٍ مِنَ اللّٰهِ وَسَيِّدًا وَحَصُورًا وَنَبِيًّا مِنَ الصَّالِح۪ينَ ۝٣٩ قَالَ رَبِّ اَنّٰى يَكُونُ ل۪ي غُلَامٌ وَقَدْ بَلَغَنِيَ الْكِبَرُ وَامْرَاَت۪ي عَاقِرٌۜ قَالَ كَذٰلِكَ اللّٰهُ يَفْعَلُ مَا يَشَٓاءُ ۝٤٠ قَالَ رَبِّ اجْعَلْ ل۪ٓي اٰيَةًۜ قَالَ اٰيَتُكَ اَلَّا تُكَلِّمَ النَّاسَ ثَلٰثَةَ اَيَّامٍ اِلَّا رَمْزًاۜ وَاذْكُرْ رَبَّكَ كَث۪يرًا وَسَبِّحْ بِالْعَشِيِّ وَالْاِبْكَارِ۟ ۝٤١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

35İẕ ḳâleti-mraetü ʿimrâne rabbi innî neẕertü leke mâ fî baṭnî müḥarraran feteḳabbel minnî. inneke ente-ssemîʿu-lʿalîm.

Okunuş

36Felemmâ veḍaʿathâ ḳâlet rabbi innî veḍaʿtühâ ünŝâ. vellâhü aʿlemü bimâ veḍaʿat. veleyse-ẕẕekeru kelʾünŝâ. veinnî semmeytühâ meryeme veinnî üʿîẕühâ bike veẕürriyyetehâ mine-şşeyṭâni-rracîm.

Okunuş

37Feteḳabbelehâ rabbühâ biḳabûlin ḥaseniv veembetehâ nebâten ḥasenev vekeffelehâ zekeriyyâ. küllemâ deḫale ʿaleyhâ zekeriyye-lmiḥrâbe vecede ʿindehâ rizḳan. ḳâle yâ meryemü ennâ leki hâẕâ. ḳâlet hüve min ʿindi-llâh. inne-llâhe yerzüḳu mey yeşâü bigayri ḥisâb.

Okunuş

38Hünâlike deʿâ zekeriyyâ rabbeh. ḳâle rabbi heb lî mil ledünke ẕürriyyeten ṭayyibeh. inneke semîʿu-ddüʿâ.

Okunuş

39Fenâdethü-lmelâiketü vehüve ḳâimüy yüṣallî fi-lmiḥrâbi enne-llâhe yübeşşiruke biyaḥyâ müṣaddiḳam bikelimetim mine-llâhi veseyyidev veḥaṣûrav venebiyyem mine-ṣṣâliḥîn.

Okunuş

40Ḳâle rabbi ennâ yekûnü lî gulâmüv veḳad beleganiye-lkiberu vemraetî ʿâḳir. ḳâle keẕâlike-llâhü yefʿalü mâ yeşâ.

Okunuş

41Ḳâle rabbi-cʿal lî âyeh. ḳâle âyetüke ellâ tükellime-nnâse ŝelâŝete eyyâmin illâ ramzâ. veẕkür rabbeke keŝîrav vesebbiḥ bilʿaşiyyi velʾibkâr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

35Hani İmran’ın hanımı demişti ki, “Rabbim karnımdakini özgür olarak sana adadım, benden kabul buyur. Şüphesiz sen, hakkıyla işiten ve hakkıyla bilensin.

Türkçe Meal

36Onu doğurunca; “Rabbim, ben kız doğurdum.” dedi. Allah, onun ne doğurduğunu ve erkeğin kız gibi olmadığını elbette en iyi bilendir. “Adını Meryem koydum. Onu ve onun soyunu kovulmuş şeytandan senin korumana havale ediyorum” dedi.

Türkçe Meal

37Rabbi onu, büyük bir memnuniyetle kabul etti ve onu nadide bir çiçek gibi yetiştirdi. Onun bakımını da Zekeriya yüklendi. Zekeriya, ne zaman onun bulunduğu ibadet mahalline girse onun yanında farklı bir yiyecek bulurdu: “Bu sana nereden geldi?” dediğinde, Meryem şöyle cevap verirdi: “Bu, Allah katındandır.” Doğrusu Allah, hak eden kimseye hesapsız rızık bağışlar.

Türkçe Meal

38Zekeriya o anda ve orada Rabbine şöyle yalvardı: “Rabbim, bana katından tertemiz bir nesil ver! Kuşkusuz sen, duayı işitensin.”

Türkçe Meal

39Mihrapta namaz kılmakta iken, melekler ona seslendiler: “Allah sana, Allah’tan gelen bir kelimeyi tasdik eden, efendi, nefsine hâkim ve iyilerden bir nebi olarak Yahya’yı müjdeliyor!"

Türkçe Meal

40“Rabbim, yaşlılık benim yakama yapışmışken ve hanımım da kısır iken nasıl benim bir oğlum olacak?” dedi. Allah: “İşte Allah böyledir, O dilediğini yapar!” buyurdu.

Türkçe Meal

41“Rabbim, bana bir delil ver.” dedi. Allah da: “Senin delilin üç gün, insanlarla işaretle anlaşmak dışında konuşamamandır. Rabbini çokça zikret ve sabah akşam tespih et.” buyurdu.

Ayet 42–43

2 ayet

Âl-i İmran 42

Âl-i İmran 43

وَاِذْ قَالَتِ الْمَلٰٓئِكَةُ يَا مَرْيَمُ اِنَّ اللّٰهَ اصْطَفٰيكِ وَطَهَّرَكِ وَاصْطَفٰيكِ عَلٰى نِسَٓاءِ الْعَالَم۪ينَ ۝٤٢ يَا مَرْيَمُ اقْنُت۪ي لِرَبِّكِ وَاسْجُد۪ي وَارْكَع۪ي مَعَ الرَّاكِع۪ينَ ۝٤٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

42Veiẕ ḳâleti-lmelâiketü yâ meryemü inne-llâhe-ṣṭafâki veṭahheraki vaṣṭafâki ʿalâ nisâi-lʿâlemîn.

Okunuş

43Yâ meryemu-ḳnütî lirabbiki vescüdî verkeʿî meʿa-rrâkiʿîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

42Hani bir zamanlar da melekler şöyle demişlerdi: “Ey Meryem, Allah seni seçti. Seni tertemiz etti ve bütün toplumların kadınlarına, seni seçip üstün yaptı.

Türkçe Meal

43“Ey Meryem, Rabbine gönülden boyun eğ, secde et; rükû edenlerle birlikte rükû et!

İlgili ayetler

Ayet 44

1 ayet

Âl-i İmran 44

ذٰلِكَ مِنْ اَنْبَٓاءِ الْغَيْبِ نُوح۪يهِ اِلَيْكَۜ وَمَا كُنْتَ لَدَيْهِمْ اِذْ يُلْقُونَ اَقْلَامَهُمْ اَيُّهُمْ يَكْفُلُ مَرْيَمَۖ وَمَا كُنْتَ لَدَيْهِمْ اِذْ يَخْتَصِمُونَ ۝٤٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

44Ẕâlike min embâi-lgaybi nûḥîhi ileyk. vemâ künte ledeyhim iẕ yülḳûne aḳlâmehüm eyyühüm yekfülü meryem. vemâ künte ledeyhim iẕ yaḫteṣimûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

44Bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem’e hangisi kefil olacak diye (Kur’a için) kalemlerini suya atarken sen onların yanında değildin, konuyu tartışırlarken de yanlarında değildin.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

44Hûd 120Yusuf 111

Ayet 45–51

7 ayet

Âl-i İmran 45

Âl-i İmran 46

Âl-i İmran 47

Âl-i İmran 48

Âl-i İmran 49

Âl-i İmran 50

Âl-i İmran 51

اِذْ قَالَتِ الْمَلٰٓئِكَةُ يَا مَرْيَمُ اِنَّ اللّٰهَ يُبَشِّرُكِ بِكَلِمَةٍ مِنْهُۗ اِسْمُهُ الْمَس۪يحُ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَ وَج۪يهًا فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ وَمِنَ الْمُقَرَّب۪ينَۙ ۝٤٥ وَيُكَلِّمُ النَّاسَ فِي الْمَهْدِ وَكَهْلًا وَمِنَ الصَّالِح۪ينَ ۝٤٦ قَالَتْ رَبِّ اَنّٰى يَكُونُ ل۪ي وَلَدٌ وَلَمْ يَمْسَسْن۪ي بَشَرٌۜ قَالَ كَذٰلِكِ اللّٰهُ يَخْلُقُ مَا يَشَٓاءُۜ اِذَا قَضٰٓى اَمْرًا فَاِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ ۝٤٧ وَيُعَلِّمُهُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَالتَّوْرٰيةَ وَالْاِنْج۪يلَۚ ۝٤٨ وَرَسُولًا اِلٰى بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ اَنّ۪ي قَدْ جِئْتُكُمْ بِاٰيَةٍ مِنْ رَبِّكُمْۙ اَنّ۪ٓي اَخْلُقُ لَكُمْ مِنَ الطّ۪ينِ كَهَيْـَٔةِ الطَّيْرِ فَاَنْفُخُ ف۪يهِ فَيَكُونُ طَيْرًا بِاِذْنِ اللّٰهِۚ وَاُبْرِئُ الْاَكْمَهَ وَالْاَبْرَصَ وَاُحْيِ الْمَوْتٰى بِاِذْنِ اللّٰهِۚ وَاُنَبِّئُكُمْ بِمَا تَاْكُلُونَ وَمَا تَدَّخِرُونَۙ ف۪ي بُيُوتِكُمْۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَۚ ۝٤٩ وَمُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيَّ مِنَ التَّوْرٰيةِ وَلِاُحِلَّ لَكُمْ بَعْضَ الَّذ۪ي حُرِّمَ عَلَيْكُمْ وَجِئْتُكُمْ بِاٰيَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِ ۝٥٠ اِنَّ اللّٰهَ رَبّ۪ي وَرَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُۜ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَق۪يمٌ ۝٥١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

45İẕ ḳâleti-lmelâiketü yâ meryemü inne-llâhe yübeşşiruki bikelimetim minh. ismühü-lmesîḥu ʿîse-bnü meryeme vecîhen fi-ddünyâ velʾâḫirati vemine-lmüḳarrabîn.

Okunuş

46Veyükellimü-nnâse fi-lmehdi vekehlev vemine-ṣṣâliḥîn.

Okunuş

47Ḳâlet rabbi ennâ yekûnü lî veledüv velem yemsesnî beşer. ḳâle keẕâliki-llâhü yaḫlüḳu mâ yeşâʾ. iẕâ ḳaḍâ emran feinnemâ yeḳûlü lehû kün feyekûn.

Okunuş

48Veyüʿallimühü-lkitâbe velḥikmete vettevrâte velʾincîl.

Okunuş

49Verasûlen ilâ benî isrâîle ennî ḳad ciʾtüküm biâyetim mir rabbiküm ennî aḫlüḳu leküm mine-ṭṭîni keheyʾeti-ṭṭayri feenfüḫu fîhi feyekûnü ṭayram biiẕni-llâh. veübriü-lʾekmehe velʾebraṣa veuḥyi-lmevtâ biiẕni-llâh. veünebbiüküm bimâ teʾkülûne vemâ teddeḫirûne fî büyûtiküm. inne fî ẕâlike leâyetel leküm in küntüm müʾminîn.

Okunuş

50Vemüṣaddiḳal limâ beyne yedeyye mine-ttevrâti veliüḥille leküm baʿḍa-lleẕî ḥurrime ʿaleyküm veciʾtüküm biâyetim mir rabbiküm fetteḳu-llâhe veeṭîʿûn.

Okunuş

51İnne-llâhe rabbî verabbüküm faʿbüdûh. hâẕâ ṣirâṭum müsteḳîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

45Melekler demişti ki: “Ey Meryem! Allah seni katından bir kelime ile müjdeliyor; Mesih Meryem oğlu İsa olacak. Dünya’da ve ahirette itibarlı, seçkin ve Allah’a yakınlardan olacak.

Türkçe Meal

46“O, insanlarla beşikte iken de yetişkin biri iken de konuşacak ve o, iyilerden biri olacak.”

Türkçe Meal

47Meryem, şöyle dedi: “Rabbim, bana hiçbir beşer eli dokunmamışken nasıl çocuğum olabilir?” Melek: “İşte böyle, Allah neyi dilerse yaratır. Bir işin olmasını dilediği zaman ona “Ol” der ve oluş başlar.”

Türkçe Meal

48Ona kitabı, hikmeti, Tevrat ve İncil’i öğretecektir.

Türkçe Meal

49Ve Onu, İsrailoğullarına elçi olarak gönderecektir. “Ben size Rabbinizden bir ayet/mucize ile geldim. Ben size çamurdan kuş gibi bir şey yaparım, ona üflerim. Allah’ın izniyle, hemen uçan bir kuş olur. Anadan doğma körleri, alacalıları iyi ederim; Allah’ın izniyle, ölüleri diriltirim. Yediklerinizi ve evlerinizde sakladıklarınızı da size haber veririm. Eğer mümin olmuş kimseler iseniz bunda sizin için bir delil vardır.

Türkçe Meal

50“Benden önce gelen Tevrat’ı tasdik etmekle beraber size haram edilen şeylerin bir kısmını helal kılmak üzere, Rabbinizden bir ayetle geldim. Allah’a karşı sorumlu olun ve bana itaat edin!”

Türkçe Meal

51“Şüphesiz ki Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir/sahibinizdir. O’na kulluk edin. İşte dosdoğru yol budur.”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

45Âl-i İmran 59Nisâ 171

İlgili ayetler

46Bakara 253Mâide 110

İlgili ayetler

48Mâide 110Nahl 78

İlgili ayetler

49Mâide 110İsrâ 59

İlgili ayetler

51Âl-i İmran 64Zuhruf 64

Ayet 52–53

2 ayet

Âl-i İmran 52

Âl-i İmran 53

فَلَمَّٓا اَحَسَّ ع۪يسٰى مِنْهُمُ الْكُفْرَ قَالَ مَنْ اَنْصَار۪ٓي اِلَى اللّٰهِۜ قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ اَنْصَارُ اللّٰهِۚ اٰمَنَّا بِاللّٰهِۚ وَاشْهَدْ بِاَنَّا مُسْلِمُونَ ۝٥٢ رَبَّنَٓا اٰمَنَّا بِمَٓا اَنْزَلْتَ وَاتَّبَعْنَا الرَّسُولَ فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِد۪ينَ ۝٥٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

52Felemmâ eḥasse ʿîsâ minhümü-lküfra ḳâle men enṣârî ile-llâh. ḳâle-lḥavâriyyûne naḥnü enṣâru-llâh. âmennâ billâh. veşhed biennâ müslimûn.

Okunuş

53Rabbenâ âmennâ bimâ enzelte vettebaʿne-rrasûle fektübnâ meʿa-şşâhidîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

52İsa, onlardaki inançsızlığı hissedince dedi ki: “Allah yolunda kim bana yardımcı olacak?” Havariler de şöyle cevap verdiler: “Biz Allah’ın (dininin) yardımcılarıyız. Allah’a iman ettik, bizim Müslüman olduğumuza da şahit ol!”

Türkçe Meal

53“Rabbimiz, indirdiğine inandık, Elçi’ye uyduk. Bizi şahit olanlarla beraber yaz.”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

52Hac 78Saf 14

İlgili ayetler

53A’raf 156Enbiyâ 94

Ayet 54

1 ayet

Âl-i İmran 54

وَمَكَرُوا وَمَكَرَ اللّٰهُۜ وَاللّٰهُ خَيْرُ الْمَاكِر۪ينَ۟ ۝٥٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

54Vemekerû vemekera-llâh. vellâhü ḫayru-lmâkirîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

54Onlar tuzak kurdular, Allah da onların tuzaklarını başlarına geçirdi. Zira Allah, tuzakları bozanların en iyisidir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

54Enfal 30İbrahim 46

Ayet 55

1 ayet

Âl-i İmran 55

اِذْ قَالَ اللّٰهُ يَا ع۪يسٰٓى اِنّ۪ي مُتَوَفّ۪يكَ وَرَافِعُكَ اِلَيَّ وَمُطَهِّرُكَ مِنَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَجَاعِلُ الَّذ۪ينَ اتَّبَعُوكَ فَوْقَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِۚ ثُمَّ اِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَاَحْكُمُ بَيْنَكُمْ ف۪يمَا كُنْتُمْ ف۪يهِ تَخْتَلِفُونَ ۝٥٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

55İẕ ḳâle-llâhü yâ ʿîsâ innî müteveffîke verâfiʿuke ileyye vemüṭahhiruke mine-lleẕîne keferû vecâʿilü-lleẕîne-ttebeʿûke fevḳa-lleẕîne keferû ilâ yevmi-lḳiyâmeh. ŝümme ileyye merciʿuküm feaḥkümü beyneküm fîmâ küntüm fîhi taḫtelifûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

55Allah, İsa’ya dedi ki; “Ey İsa, seni vefat ettireceğim ve seni katıma öyle yücelteceğim. İnanmayanlardan seni arındıracağım. Sana tabi olanları, kıyamet gününe kadar inanmayanlara üstün tutacağım. Sonra bana döneceksiniz. Aranızda hakkında ihtilaf ettiğiniz konularda ben hüküm vereceğim.”

İlgili ayetler

Ayet 56

1 ayet

Âl-i İmran 56

فَاَمَّا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَاُعَذِّبُهُمْ عَذَابًا شَد۪يدًا فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۘ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِر۪ينَ ۝٥٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

56Feemme-lleẕîne keferû feüʿaẕẕibühüm ʿaẕâben şedîden fi-ddünyâ velʾâḫirah. vemâ lehüm min nâṣirîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

56O gerçeği örtbas eden kâfirleri, dünya ve ahirette şiddetli bir şekilde cezalandıracağım. Onların yardımcıları da olmayacaktır.

İlgili ayetler

Ayet 57–58

2 ayet

Âl-i İmran 57

Âl-i İmran 58

وَاَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَيُوَفّ۪يهِمْ اُجُورَهُمْۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الظَّالِم۪ينَ ۝٥٧ ذٰلِكَ نَتْلُوهُ عَلَيْكَ مِنَ الْاٰيَاتِ وَالذِّكْرِ الْحَك۪يمِ ۝٥٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

57Veemme-lleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti feyüveffîhim ücûrahüm. vellâhü lâ yüḥibbu-żżâlimîn.

Okunuş

58Ẕâlike netlûhü ʿaleyke mine-lʾâyâti veẕẕikri-lḥakîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

57Allah; iman edenlere, iyi ve güzel işler yapanlara ise eksiksiz mükâfatlarını verecektir. Allah, yanlışta ısrar eden zalimleri sevmez.

Türkçe Meal

58İşte bunlar, hükümleri doğru Kuran’dan sana ilettiğimiz ayetlerdendir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

58Hicr 9Tâhâ 99

Ayet 59–63

5 ayet

Âl-i İmran 59

Âl-i İmran 60

Âl-i İmran 61

Âl-i İmran 62

Âl-i İmran 63

اِنَّ مَثَلَ ع۪يسٰى عِنْدَ اللّٰهِ كَمَثَلِ اٰدَمَۜ خَلَقَهُ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ قَالَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ ۝٥٩ اَلْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ فَلَا تَكُنْ مِنَ الْمُمْتَر۪ينَ ۝٦٠ فَمَنْ حَٓاجَّكَ ف۪يهِ مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَكَ مِنَ الْعِلْمِ فَقُلْ تَعَالَوْا نَدْعُ اَبْنَٓاءَنَا وَاَبْنَٓاءَكُمْ وَنِسَٓاءَنَا وَنِسَٓاءَكُمْ وَاَنْفُسَنَا وَاَنْفُسَكُمْ ثُمَّ نَبْتَهِلْ فَنَجْعَلْ لَعْنَتَ اللّٰهِ عَلَى الْكَاذِب۪ينَ ۝٦١ اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْقَصَصُ الْحَقُّۚ وَمَا مِنْ اِلٰهٍ اِلَّا اللّٰهُۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ۝٦٢ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ بِالْمُفْسِد۪ينَ۟ ۝٦٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

59İnne meŝele ʿîsâ ʿinde-llâhi kemeŝeli âdem. ḫaleḳahû min türâbin ŝümme ḳâle lehû kün feyekûn.

Okunuş

60Elḥaḳḳu mir rabbike felâ teküm mine-lmümterîn.

Okunuş

61Femen ḥâccâke fîhi mim baʿdi mâ câeke mine-lʿilmi feḳul teʿâlev nedʿu ebnâenâ veebnâeküm venisâenâ venisâeküm veenfüsenâ veenfüseküm ŝümme nebtehil fenecʿal laʿnete-llâhi ʿale-lkâẕibîn.

Okunuş

62İnne hâẕâ lehüve-lḳaṣaṣu-lḥaḳḳ. vemâ min ilâhin ille-llâh. veinne-llâhe lehüve-lʿazîzü-lḥakîm.

Okunuş

63Fein tevellev feinne-llâhe ʿalîmüm bilmüfsidîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

59Allah katında İsa’nın durumu, Adem’in durumu gibidir. Onu topraktan yarattı. Sonra ona, “Ol!" dedi ve hemen oluş sürecine girdi.

Türkçe Meal

60Hak, Rabbinden gelen Kuran’dır. Sakın şüphe edenlerden olma!

Türkçe Meal

61Sana vahyin bilgisi geldikten sonra, bu hususta seninle kim tartışacak olursa de ki: “Gelin oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendilerimizi ve kendilerinizi çağırarak toplanalım. Sonra gönülden yalvaralım da Allah’ın lanetinin, yalancıların üzerine olmasını dileyelim.”

Türkçe Meal

62İşte İsa olayının gerçek hikâyesi budur. Asla Allah’tan başka ilah yoktur. Allah, mutlak üstün. Her hükmü doğru olandır.

Türkçe Meal

63Ama yine de yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah bozguncuları hakkıyla bilendir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

62Bakara 255Âl-i İmran 2

İlgili ayetler

63Zümer 59Zuhruf 63

Ayet 64–65

2 ayet

Âl-i İmran 64

Âl-i İmran 65

قُلْ يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ تَعَالَوْا اِلٰى كَلِمَةٍ سَوَٓاءٍ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ اَلَّا نَعْبُدَ اِلَّا اللّٰهَ وَلَا نُشْرِكَ بِه۪ شَيْـًٔا وَلَا يَتَّخِذَ بَعْضُنَا بَعْضًا اَرْبَابًا مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُولُوا اشْهَدُوا بِاَنَّا مُسْلِمُونَ ۝٦٤ يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تُحَٓاجُّونَ ف۪ٓي اِبْرٰه۪يمَ وَمَٓا اُنْزِلَتِ التَّوْرٰيةُ وَالْاِنْج۪يلُ اِلَّا مِنْ بَعْدِه۪ۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ ۝٦٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

64Ḳul yâ ehle-lkitâbi teʿâlev ilâ kelimetin sevâim beynenâ vebeyneküm ellâ naʿbüde ille-llâhe velâ nüşrike bihî şeyʾev velâ yetteḫiẕe baʿḍunâ baʿḍan erbâbem min dûni-llâh. fein tevellev feḳûlü-şhedû biennâ müslimûn.

Okunuş

65Yâ ehle-lkitâbi lime tüḥâccûne fî ibrâhîme vemâ ünzileti-ttevrâtü velʾincîlü illâ mim baʿdih. efelâ taʿḳilûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

64De ki: “Ey kitap ehli, gelin sizinle bizim aramızda ortak bir kelimede anlaşalım. Allah’tan başkasına kulluk etmeyeceğimize, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayacağımıza ve birbirimizi Allah ile aramıza koyup Rabler edinmeyeceğimize dair (söz verelim).” Eğer yüz çevirirlerse deyin ki: “Şahit olun ki biz, tüm varlığımızla Allah’a teslim olmuş Müslümanlarız.”

Türkçe Meal

65Ey kitap ehli, İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz? Hâlbuki Tevrat da İncil de ondan sonra indirilmiştir. Aklınızı kullanmıyor musunuz?

İlgili ayetler

İlgili ayetler

64Fussilet 33Zuhruf 64

İlgili ayetler

65Âl-i İmran 66

Ayet 66–68

3 ayet

Âl-i İmran 66

Âl-i İmran 67

Âl-i İmran 68

هَٓا اَنْتُمْ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ حَاجَجْتُمْ ف۪يمَا لَكُمْ بِه۪ عِلْمٌ فَلِمَ تُحَٓاجُّونَ ف۪يمَا لَيْسَ لَكُمْ بِه۪ عِلْمٌۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ وَاَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ ۝٦٦ مَا كَانَ اِبْرٰه۪يمُ يَهُودِيًّا وَلَا نَصْرَانِيًّا وَلٰكِنْ كَانَ حَن۪يفًا مُسْلِمًاۜ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ ۝٦٧ اِنَّ اَوْلَى النَّاسِ بِاِبْرٰه۪يمَ لَلَّذ۪ينَ اتَّبَعُوهُ وَهٰذَا النَّبِيُّ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُواۜ وَاللّٰهُ وَلِيُّ الْمُؤْمِن۪ينَ ۝٦٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

66Hâentüm hâülâi ḥâcectüm fîmâ leküm bihî ʿilmün felime tüḥâccûne fîmâ leyse leküm bihî ʿilm. vellâhü yaʿlemü veentüm lâ taʿlemûn.

Okunuş

67Mâ kâne ibrâhîmü yehûdiyyev velâ naṣrâniyyev velâkin kâne ḥanîfem müslimâ. vemâ kâne mine-lmüşrikîn.

Okunuş

68İnne evle-nnâsi biibrâhîme lelleẕîne-ttebeʿûhü vehâẕe-nnebiyyü velleẕîne âmenû. vellâhü veliyyü-lmüʾminîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

66İşte siz böylesiniz; hakkında bilgi sahibi olduğunuz konuda haydi tartıştınız, ama bilginiz olmayan bir şey hakkında ne diye tartışıyorsunuz? Oysa Allah bilir, siz bilmezsiniz!

Türkçe Meal

67İbrahim ne Yahudi’ydi ne de Hıristiyan. Fakat o hanif bir Müslüman’dı. Zira O, Allah’tan başkasına ilahlık yakıştıran müşriklerden değildi.

Türkçe Meal

68Doğrusu İbrahim’e en yakın olanlar, ona uyanlarla, şu nebi ve ona iman edenlerdir. Zira Allah, müminlerin velisidir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

66Âl-i İmran 20Zuhruf 58

İlgili ayetler

67Bakara 135Hac 78

Ayet 69

1 ayet

Âl-i İmran 69

وَدَّتْ طَٓائِفَةٌ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ لَوْ يُضِلُّونَكُمْۜ وَمَا يُضِلُّونَ اِلَّٓا اَنْفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَ ۝٦٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

69Veddeṭ ṭâifetüm min ehli-lkitâbi lev yüḍillûneküm. vemâ yüḍillûne illâ enfüsehüm vemâ yeşʿurûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

69Kitap ehlinden bir kısmı sizi saptırmak isterler, fakat yalnızca kendilerini saptırırlar da bunun farkına bile varmazlar.

İlgili ayetler

Ayet 70–71

2 ayet

Âl-i İmran 70

Âl-i İmran 71

يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَكْفُرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَاَنْتُمْ تَشْهَدُونَ ۝٧٠ يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَلْبِسُونَ الْحَقَّ بِالْبَاطِلِ وَتَكْتُمُونَ الْحَقَّ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ۟ ۝٧١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

70Yâ ehle-lkitâbi lime tekfürûne biâyâti-llâhi veentüm teşhedûn.

Okunuş

71Yâ ehle-lkitâbi lime telbisûne-lḥaḳḳa bilbâṭili vetektümûne-lḥaḳḳa veentüm taʿlemûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

70Ey kitap ehli, bizzat kendiniz şahit iken göz göre göre niçin Allah’ın ayetlerine inanmıyorsunuz?

Türkçe Meal

71Ey kitap ehli, niçin hakla batılı karıştırıyor ve bile bile hakkı gizliyorsunuz?

İlgili ayetler

İlgili ayetler

71Bakara 42A’raf 157

Ayet 72–74

3 ayet

Âl-i İmran 72

Âl-i İmran 73

Âl-i İmran 74

وَقَالَتْ طَٓائِفَةٌ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ اٰمِنُوا بِالَّذ۪ٓي اُنْزِلَ عَلَى الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَجْهَ النَّهَارِ وَاكْفُرُٓوا اٰخِرَهُ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَۚ ۝٧٢ وَلَا تُؤْمِنُٓوا اِلَّا لِمَنْ تَبِعَ د۪ينَكُمْۜ قُلْ اِنَّ الْهُدٰى هُدَى اللّٰهِۙ اَنْ يُؤْتٰٓى اَحَدٌ مِثْلَ مَٓا اُو۫ت۪يتُمْ اَوْ يُحَٓاجُّوكُمْ عِنْدَ رَبِّكُمْۜ قُلْ اِنَّ الْفَضْلَ بِيَدِ اللّٰهِۚ يُؤْت۪يهِ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَل۪يمٌۚ ۝٧٣ يَخْتَصُّ بِرَحْمَتِه۪ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ ذُو الْفَضْلِ الْعَظ۪يمِ ۝٧٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

72Veḳâleṭ ṭâifetüm min ehli-lkitâbi âminû billeẕî ünzile ʿale-lleẕîne âmenû veche-nnehâri vekfürû âḫirahû leʿallehüm yerciʿûn.

Okunuş

73Velâ tüʾminû illâ limen tebiʿa dîneküm. ḳul inne-lhüdâ hüde-llâhi ey yüʾtâ eḥadüm miŝle mâ ûtîtüm ev yüḥâccûküm ʿinde rabbiküm. ḳul inne-lfaḍle biyedi-llâh. yüʾtîhi mey yeşâʾ. vellâhü vâsiʿun ʿalîm.

Okunuş

74Yaḫteṣṣu biraḥmetihî mey yeşâʾ. vellâhü ẕü-lfaḍli-lʿażîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

72Kitap ehlinden bir kısmı derler ki; “İman edenlere indirilen Kuran’a günün başında inanın; sonunda inkâr edin, belki onlar da dönerler.”

Türkçe Meal

73“Sizin dininize uyanlardan başkasına inanmayın.” De ki: “Doğru yol, sadece Allah’ın gösterdiği yoldur. Size verilenin bir benzerinin, bir başkasına da verilmesi veya Rabbiniz katında size delil getirecekler diye mi? ” De ki: “Lütuf ve iyilik Allah’ın elindedir, onu hak edene verir. Zira Allah, rahmeti bol olan ve her şeyi bilendir.”

Türkçe Meal

74Rahmetini hak edene tahsis eder. Zira Allah, büyük lütuf/ikram sahibidir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

72Bakara 14Âl-i İmran 119

İlgili ayetler

73Bakara 91Şûrâ 13

Ayet 75–76

2 ayet

Âl-i İmran 75

Âl-i İmran 76

وَمِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ مَنْ اِنْ تَاْمَنْهُ بِقِنْطَارٍ يُؤَدِّه۪ٓ اِلَيْكَۚ وَمِنْهُمْ مَنْ اِنْ تَاْمَنْهُ بِد۪ينَارٍ لَا يُؤَدِّه۪ٓ اِلَيْكَ اِلَّا مَا دُمْتَ عَلَيْهِ قَٓائِمًاۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَالُوا لَيْسَ عَلَيْنَا فِي الْاُمِّيّ۪نَ سَب۪يلٌۚ وَيَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ وَهُمْ يَعْلَمُونَ ۝٧٥ بَلٰى مَنْ اَوْفٰى بِعَهْدِه۪ وَاتَّقٰى فَاِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُتَّق۪ينَ ۝٧٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

75Vemin ehli-lkitâbi men in teʾmenhü biḳinṭâriy yüʾeddihî ileyk. veminhüm men in teʾmenhü bidînâril lâ yüʾeddihî ileyke illâ mâ dümte ʿaleyhi ḳâimâ. ẕâlike biennehüm ḳâlû leyse ʿaleynâ fi-lʾümmiyyîne sebîl. veyeḳûlûne ʿale-llâhi-lkeẕibe vehüm yaʿlemûn.

Okunuş

76Belâ men evfâ biʿahdihî vetteḳâ feinne-llâhe yüḥibbü-lmütteḳîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

75Kitap ehlinden kimi de vardır, kendisine bir kantar altın emanet etsen, onu sana olduğu gibi geri verecektir. Kimi de vardır ki, ona bir dinar versen, tepesine dikilmedikçe onu sana geri vermez. Bu onların; “Ümmilere karşı üzerimize bir sorumluluk yoktur.” demelerindendir. Onlar, bile bile Allah hakkında yalan söylerler.

Türkçe Meal

76Evet, kim ahdini yerine getirir ve emanete riayet ederse, şüphe yok ki, Allah emanete riayet eden muttakileri sever.

Ayet 77

1 ayet

Âl-i İmran 77

اِنَّ الَّذ۪ينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللّٰهِ وَاَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَل۪يلًا اُو۬لٰٓئِكَ لَا خَلَاقَ لَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ وَلَا يُكَلِّمُهُمُ اللّٰهُ وَلَا يَنْظُرُ اِلَيْهِمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَلَا يُزَكّ۪يهِمْۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ ۝٧٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

77İnne-lleẕîne yeşterûne biʿahdi-llâhi veeymânihim ŝemenen ḳalîlen ülâike lâ ḫalâḳa lehüm fi-lʾâḫirati velâ yükellimühümü-llâhü velâ yenżuru ileyhim yevme-lḳiyâmeti velâ yüzekkîhim. velehüm ʿaẕâbün elîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

77Allah’a verdikleri ahdi ve yeminleri basit dünya menfaati için değiştirenlere gelince, onların ahirette bir nasibi olmayacaktır. Allah, kıyamet gününde onlarla konuşmayacak, onların yüzüne bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için acıklı bir azap vardır.

Ayet 78

1 ayet

Âl-i İmran 78

وَاِنَّ مِنْهُمْ لَفَر۪يقًا يَلْوُ۫نَ اَلْسِنَتَهُمْ بِالْكِتَابِ لِتَحْسَبُوهُ مِنَ الْكِتَابِ وَمَا هُوَ مِنَ الْكِتَابِۚ وَيَقُولُونَ هُوَ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ وَمَا هُوَ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۚ وَيَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ وَهُمْ يَعْلَمُونَ ۝٧٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

78Veinne minhüm leferîḳay yelvûne elsinetehüm bilkitâbi litaḥsebûhü mine-lkitâbi vemâ hüve mine-lkitâb. veyeḳûlûne hüve min ʿindi-llâhi vemâ hüve min ʿindi-llâh. veyeḳûlûne ʿale-llâhi-lkeẕibe vehüm yaʿlemûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

78Onların bir kısmı, kitaptan olmadığı halde sizin kitaptan zannetmeniz için dillerini eğip bükerler. Allah’ın kitabından okuyormuş gibi yaparlar, o Allah katından olmadığı halde “Allah katındandır” derler. Bile bile Allah hakkında yalan söylerler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

78Bakara 79En’am 93

Ayet 79–80

2 ayet

Âl-i İmran 79

Âl-i İmran 80

مَا كَانَ لِبَشَرٍ اَنْ يُؤْتِيَهُ اللّٰهُ الْكِتَابَ وَالْحُكْمَ وَالنُّبُوَّةَ ثُمَّ يَقُولَ لِلنَّاسِ كُونُوا عِبَادًا ل۪ي مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلٰكِنْ كُونُوا رَبَّانِيّ۪نَ بِمَا كُنْتُمْ تُعَلِّمُونَ الْكِتَابَ وَبِمَا كُنْتُمْ تَدْرُسُونَۙ ۝٧٩ وَلَا يَاْمُرَكُمْ اَنْ تَتَّخِذُوا الْمَلٰٓئِكَةَ وَالنَّبِيّ۪نَ اَرْبَابًاۜ اَيَاْمُرُكُمْ بِالْكُفْرِ بَعْدَ اِذْ اَنْتُمْ مُسْلِمُونَ۟ ۝٨٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

79Mâ kâne libeşerin ey yüʾtiyehü-llâhü-lkitâbe velḥukme vennübüvvete ŝümme yeḳûle linnâsi kûnû ʿibâdel lî min dûni-llâhi velâkin kûnû rabbâniyyîne bimâ küntüm tüʿallimûne-lkitâbe vebimâ küntüm tedrusûn.

Okunuş

80Velâ yeʾmüraküm en tetteḫiẕü-lmelâikete vennebiyyîne erbâbâ. eyeʾmüruküm bilküfri baʿde iẕ entüm müslimûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

79Allah’ın kendisine kitap hikmet ve nebilik verdiği hiçbir beşerin, bütün bunlardan sonra kalkıp da insanlara: “Allah’ın yansıra bana da kulluk edin” demesi söz konusu değildir. Fakat:
-Kitabı okuyup, incelediğinize göre Rabbe kul olunuz, der.

Türkçe Meal

80Ve yine o, size melekleri ve nebileri dinde kural koyucu Rabler edinmenizi de emretmez. Zira o, size Müslüman olduktan sonra, hiç kâfir olmayı emreder mi?

İlgili ayetler

Ayet 81–82

2 ayet

Âl-i İmran 81

Âl-i İmran 82

وَاِذْ اَخَذَ اللّٰهُ م۪يثَاقَ النَّبِيّ۪نَ لَمَٓا اٰتَيْتُكُمْ مِنْ كِتَابٍ وَحِكْمَةٍ ثُمَّ جَٓاءَكُمْ رَسُولٌ مُصَدِّقٌ لِمَا مَعَكُمْ لَتُؤْمِنُنَّ بِه۪ وَلَتَنْصُرُنَّهُۜ قَالَ ءَاَقْرَرْتُمْ وَاَخَذْتُمْ عَلٰى ذٰلِكُمْ اِصْر۪يۜ قَالُٓوا اَقْرَرْنَاۜ قَالَ فَاشْهَدُوا وَاَنَا۬ مَعَكُمْ مِنَ الشَّاهِد۪ينَ ۝٨١ فَمَنْ تَوَلّٰى بَعْدَ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ ۝٨٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

81Veiẕ eḫaẕe-llâhü mîŝâḳa-nnebiyyîne lemâ âteytüküm min kitâbiv veḥikmetin ŝümme câeküm rasûlüm müṣaddiḳul limâ meʿaküm letüʾminünne bihî veletenṣurunneh. ḳâle eaḳrartüm veeḫaẕtüm ʿalâ ẕâliküm iṣrî. ḳâlû aḳrarnâ. ḳâle feşhedû veenâ meʿaküm mine-şşâhidîn.

Okunuş

82Femen tevellâ baʿde ẕâlike feülâike hümü-lfâsiḳûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

81Allah, nebilerden şu misakı/sözü almıştı; “Size, kitap ve hikmet verdikten sonra, sizin ilettiğiniz mesajı doğrulayan bir elçi gelecek olursa, ona kesinlikle iman edecek ve ona yardım edeceksiniz değil mi?” dedikten sonra; “Karar verdiniz ve size yüklediğim bu ağır yükü kabul ettiniz mi?” demişti. Onlar da, “Evet, kabul ettik” deyince Allah; “Öyleyse, buna şahit olun, ben de sizinle birlikte buna şahidim.” buyurmuştu.

Türkçe Meal

82Bundan sonra verilen sözden dönenler yok mu, işte onlar, yoldan çıkan fasıkların ta kendileridir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

81Müzzemmil 5Yusuf 111

Ayet 83

1 ayet

Âl-i İmran 83

اَفَغَيْرَ د۪ينِ اللّٰهِ يَبْغُونَ وَلَهُٓ اَسْلَمَ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ طَوْعًا وَكَرْهًا وَاِلَيْهِ يُرْجَعُونَ ۝٨٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

83Efegayra dîni-llâhi yebgûne velehû esleme men fi-ssemâvâti velʾarḍi ṭavʿav vekerhev veileyhi yürceʿûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

83Göklerde ve yerde ister istemez bütün akıllı varlıklar, ona teslim olmuşken ve herkes hesap için ona döndürülecek iken onlar, Allah’ın dininden başka bir hayat sistemi mi arıyorlar?

İlgili ayetler

İlgili ayetler

83Âl-i İmran 85Hac 18

Ayet 84

1 ayet

Âl-i İmran 84

قُلْ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَمَٓا اُنْزِلَ عَلَيْنَا وَمَٓا اُنْزِلَ عَلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْمٰع۪يلَ وَاِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَالْاَسْبَاطِ وَمَٓا اُو۫تِيَ مُوسٰى وَع۪يسٰى وَالنَّبِيُّونَ مِنْ رَبِّهِمْۖ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ اَحَدٍ مِنْهُمْۘ وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ ۝٨٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

84Ḳul âmennâ billâhi vemâ ünzile ʿaleynâ vemâ ünzile ʿalâ ibrâhîme veismâʿîle veisḥâḳa veyaʿḳûbe velʾesbâṭi vemâ ûtiye mûsâ veʿîsâ vennebiyyûne mir rabbihim. lâ nüferriḳu beyne eḥadim minhüm. venaḥnü lehû müslimûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

84De ki: “Biz Allah’a, bize indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve torunlarına indirilene, Rablerinden Musa ve İsa’ya ve diğer nebilere verilenlere iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerine tercih edip ayırım yapmayız. Çünkü biz, Allah’a teslim olup Müslüman olanlarız.”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

84Bakara 285Nisâ 152

Ayet 85

1 ayet

Âl-i İmran 85

وَمَنْ يَبْتَغِ غَيْرَ الْاِسْلَامِ د۪ينًا فَلَنْ يُقْبَلَ مِنْهُۚ وَهُوَ فِي الْاٰخِرَةِ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ ۝٨٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

85Vemey yebtegi gayra-lʾislâmi dînen feley yuḳbele minh. vehüve fi-lʾâḫirati mine-lḫâsirîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

85Kim İslam’dan başka bir din ararsa, bu ondan asla kabul edilmeyecektir. O, ahirette de kesin kaybedenlerden olacaktır.

İlgili ayetler

Ayet 86–89

4 ayet

Âl-i İmran 86

Âl-i İmran 87

Âl-i İmran 88

Âl-i İmran 89

كَيْفَ يَهْدِي اللّٰهُ قَوْمًا كَفَرُوا بَعْدَ ا۪يمَانِهِمْ وَشَهِدُٓوا اَنَّ الرَّسُولَ حَقٌّ وَجَٓاءَهُمُ الْبَيِّنَاتُۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِم۪ينَ ۝٨٦ اُو۬لٰٓئِكَ جَزَٓاؤُ۬هُمْ اَنَّ عَلَيْهِمْ لَعْنَةَ اللّٰهِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالنَّاسِ اَجْمَع۪ينَۙ ۝٨٧ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۚ لَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ الْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَۙ ۝٨٨ اِلَّا الَّذ۪ينَ تَابُوا مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ وَاَصْلَحُوا فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ۝٨٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

86Keyfe yehdi-llâhü ḳavmen keferû baʿde îmânihim veşehidû enne-rrasûle ḥaḳḳuv vecâehümü-lbeyyinât. vellâhü lâ yehdi-lḳavme-żżâlimîn.

Okunuş

87Ülâike cezâühüm enne ʿaleyhim laʿnete-llâhi velmelâiketi vennâsi ecmeʿîn.

Okunuş

88Ḫâlidîne fîhâ. lâ yüḫaffefü ʿanhümü-lʿaẕâbü velâ hüm yünżarûn.

Okunuş

89İlle-lleẕîne tâbû mim baʿdi ẕâlike veaṣleḥû feinne-llâhe gafûrur raḥîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

86İman etmelerinden ve o elçinin hak olduğuna şahit olduktan sonra, gerçeğe inanmayan kâfirleri nasıl olur da Allah doğru yola iletir? Hâlbuki kendilerine apaçık belgeler gelmişti. Zira Allah, yanlışta ısrar eden zalimleri amaçlarına ulaştırmaz.

Türkçe Meal

87İşte onların cezaları; Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lanetine uğramalarıdır.

Türkçe Meal

88Onlar, o lanette süreklidirler. Azap, onlardan asla hafifletilmez ve onların yüzüne de bakılmaz.

Türkçe Meal

89Ancak, bu hatalarından sonra tövbe ile dönüş yapan ve hallerini düzeltenler müstesnadır. Allah, eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz merhamet sahibidir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

86Âl-i İmran 106Mâide 54

İlgili ayetler

89Tâhâ 82Zümer 53

Ayet 90

1 ayet

Âl-i İmran 90

اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بَعْدَ ا۪يمَانِهِمْ ثُمَّ ازْدَادُوا كُفْرًا لَنْ تُقْبَلَ تَوْبَتُهُمْۚ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الضَّٓالُّونَ ۝٩٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

90İnne-lleẕîne keferû baʿde îmânihim ŝümme-zdâdû küfral len tuḳbele tevbetühüm. veülâike hümu-ḍḍâllûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

90İmanlarından sonra kâfir olan ve kâfirliklerini artıranlar tövbe ile dönüş yapmazlarsa, işte onlar delalette olan sapkınların ta kendileridir.

Ayet 91

1 ayet

Âl-i İmran 91

اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَمَاتُوا وَهُمْ كُفَّارٌ فَلَنْ يُقْبَلَ مِنْ اَحَدِهِمْ مِلْءُ الْاَرْضِ ذَهَبًا وَلَوِ افْتَدٰى بِه۪ۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِر۪ينَ۟ ۝٩١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

91İnne-lleẕîne keferû vemâtû vehüm küffârun feley yuḳbele min eḥadihim milʾü-lʾarḍi ẕehebev velevi-ftedâ bihî. ülâike lehüm ʿaẕâbün elîmüv vemâ lehüm min nâṣirîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

91Evet, gerçeği örtbas ederek kâfir olarak ölenler, onların hiçbirinden yeryüzünü dolduracak kadar altın fidye verse dahi, asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar için acıklı bir azap vardır. Onların hiçbir yardımcısı da yoktur.

İlgili ayetler

Ayet 92

1 ayet

Âl-i İmran 92

لَنْ تَنَالُوا الْبِرَّ حَتّٰى تُنْفِقُوا مِمَّا تُحِبُّونَۜ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ شَيْءٍ فَاِنَّ اللّٰهَ بِه۪ عَل۪يمٌ ۝٩٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

92Len tenâlü-lbirra ḥattâ tünfiḳû mimmâ tüḥibbûn. vemâ tünfiḳû min şeyʾin feinne-llâhe bihî ʿalîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

92Sevdiğiniz şeylerden harcamadıkça, iyiliğe ve gerçek dindarlığa erişemezsiniz. Her ne harcarsanız şüphesiz Allah onu bilir.

İlgili ayetler

Ayet 93–95

3 ayet

Âl-i İmran 93

Âl-i İmran 94

Âl-i İmran 95

كُلُّ الطَّعَامِ كَانَ حِلًّا لِبَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ اِلَّا مَا حَرَّمَ اِسْرَٓاء۪يلُ عَلٰى نَفْسِه۪ مِنْ قَبْلِ اَنْ تُنَزَّلَ التَّوْرٰيةُۜ قُلْ فَاْتُوا بِالتَّوْرٰيةِ فَاتْلُوهَٓا اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ ۝٩٣ فَمَنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ ۝٩٤ قُلْ صَدَقَ اللّٰهُ فَاتَّبِعُوا مِلَّةَ اِبْرٰه۪يمَ حَن۪يفًاۜ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ ۝٩٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

93Küllu-ṭṭaʿâmi kâne ḥillel libenî isrâîle illâ mâ ḥarrame isrâîlü ʿalâ nefsihî min ḳabli en tünezzele-ttevrâh. ḳul feʾtû bittevrâti fetlûhâ in küntüm ṣâdiḳîn.

Okunuş

94Femeni-fterâ ʿale-llâhi-lkeẕibe mim baʿdi ẕâlike feülâike hümu-żżâlimûn.

Okunuş

95Ḳul ṣadeḳa-llâhü fettebiʿû millete ibrâhîme ḥanîfâ. vemâ kâne mine-lmüşrikîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

93Tevrat indirilmeden önce, İsrail’in kendine haram kıldıklarının dışında, İsrailoğullarına bütün yiyecekler helal idi. De ki: “Eğer iddianızda doğruysanız, Tevrat’ı getirip okuyun!”

Türkçe Meal

94Bundan sonra kim asılsız hükümler uydurup Allah’a isnat ederse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

Türkçe Meal

95De ki: “Allah doğru söylemiştir. Öyleyse, batılın her türünden yüz çevirerek İbrahim’in inanç sistemine uyun! O, Allaha ait nitelikleri başkalarına yakıştıran müşriklerden değildi.”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

93En’am 146Nahl 116

İlgili ayetler

94Yunus 17Hûd 18Hûd 19

İlgili ayetler

95Nahl 123Hac 78

Ayet 96–97

2 ayet

Âl-i İmran 96

Âl-i İmran 97

اِنَّ اَوَّلَ بَيْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذ۪ي بِبَكَّةَ مُبَارَكًا وَهُدًى لِلْعَالَم۪ينَۚ ۝٩٦ ف۪يهِ اٰيَاتٌ بَيِّنَاتٌ مَقَامُ اِبْرٰه۪يمَۚ وَمَنْ دَخَلَهُ كَانَ اٰمِنًاۜ وَلِلّٰهِ عَلَى النَّاسِ حِجُّ الْبَيْتِ مَنِ اسْتَطَاعَ اِلَيْهِ سَب۪يلًاۜ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ اللّٰهَ غَنِيٌّ عَنِ الْعَالَم۪ينَ ۝٩٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

96İnne evvele beytiv vuḍiʿa linnâsi lelleẕî bibekkete mübârakev vehüdel lilʿâlemîn.

Okunuş

97Fîhi âyâtüm beyyinâtüm meḳâmü ibrâhîm. vemen deḫalehû kâne âminâ. velillâhi ʿale-nnâsi ḥiccü-lbeyti meni-steṭâʿa ileyhi sebîlâ. vemen kefera feinne-llâhe ganiyyün ʿani-lʿâlemîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

96Yeryüzünde insanlık için inşa edilen ilk mabet, şüphesiz Mekke’deki mübarek ve toplumlar için rehber olan (Kâbe’) dir.

Türkçe Meal

97Buna delalet eden işaretler orada duruyor, mesela İbrahim’in makamı hala oradadır. Oraya giren, güvendedir. İmkân bulabilenlerin beyti/Kâbe’yi haccetmesi, insanların üzerine Allah’ın hakkıdır. Kim nankörlük eder bundan kaçınırsa, Allah’ın toplumlardan hiçbirinin ibadetine ihtiyacı yoktur.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

96Bakara 127Hac 26

İlgili ayetler

97Bakara 196Hac 25Hac 37

Ayet 98–99

2 ayet

Âl-i İmran 98

Âl-i İmran 99

قُلْ يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَكْفُرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِۗ وَاللّٰهُ شَه۪يدٌ عَلٰى مَا تَعْمَلُونَ ۝٩٨ قُلْ يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَصُدُّونَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ مَنْ اٰمَنَ تَبْغُونَهَا عِوَجًا وَاَنْتُمْ شُهَدَٓاءُۜ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ ۝٩٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

98Ḳul yâ ehle-lkitâbi lime tekfürûne biâyâti-llâh. vellâhü şehîdün ʿalâ mâ taʿmelûn.

Okunuş

99Ḳul yâ ehle-lkitâbi lime teṣuddûne ʿan sebîli-llâhi men âmene tebgûnehâ ʿivecev veentüm şühedâʾ. veme-llâhü bigâfilin ʿammâ taʿmelûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

98De ki: “Ey kitap ehli, Allah yaptıklarınıza şahitlik edip dururken, Allah’ın ayetlerine niye inanmıyorsunuz?”

Türkçe Meal

99De ki: “Ey kitap ehli, niçin bu vahyin doğruluğuna bizzat şahit olduğunuz halde, bunu eğri büğrü göstererek bu vahye inananları Allah’ın yolundan saptırmaya çalışıyorsunuz? Allah, yaptıklarınıza karşı asla duyarsız değildir.”

İlgili ayetler

Ayet 100–101

2 ayet

Âl-i İmran 100

Âl-i İmran 101

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنْ تُط۪يعُوا فَر۪يقًا مِنَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ يَرُدُّوكُمْ بَعْدَ ا۪يمَانِكُمْ كَافِر۪ينَ ۝١٠٠ وَكَيْفَ تَكْفُرُونَ وَاَنْتُمْ تُتْلٰى عَلَيْكُمْ اٰيَاتُ اللّٰهِ وَف۪يكُمْ رَسُولُهُۜ وَمَنْ يَعْتَصِمْ بِاللّٰهِ فَقَدْ هُدِيَ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ۟ ۝١٠١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

100Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû in tüṭîʿû ferîḳam mine-lleẕîne ûtü-lkitâbe yeruddûküm baʿde îmâniküm kâfirîn.

Okunuş

101Vekeyfe tekfürûne veentüm tütlâ ʿaleyküm âyâtü-llâhi vefîküm rasûlüh. vemey yaʿteṣim billâhi feḳad hüdiye ilâ ṣirâṭim müsteḳîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

100Ey iman edenler, eğer kendilerine kitap verilenlerden bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi küfre döndürürler.

Türkçe Meal

101Allah’ın ayetleri size okunur ve üstelik onun elçisi/Kuran da aranızda bulunurken, nasıl olur da ayetlere inanmazsınız? Artık kim Allah’a sımsıkı bağlanırsa, şüphesiz O, doğru yoluna yöneltir.

İlgili ayetler

Ayet 102–103

2 ayet

Âl-i İmran 102

Âl-i İmran 103

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ حَقَّ تُقَاتِه۪ وَلَا تَمُوتُنَّ اِلَّا وَاَنْتُمْ مُسْلِمُونَ ۝١٠٢ وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللّٰهِ جَم۪يعًا وَلَا تَفَرَّقُواۖ وَاذْكُرُوا نِعْمَتَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ اِذْ كُنْتُمْ اَعْدَٓاءً فَاَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَاَصْبَحْتُمْ بِنِعْمَتِه۪ٓ اِخْوَانًاۚ وَكُنْتُمْ عَلٰى شَفَا حُفْرَةٍ مِنَ النَّارِ فَاَنْقَذَكُمْ مِنْهَاۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اٰيَاتِه۪ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ ۝١٠٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

102Yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-tteḳu-llâhe ḥaḳḳa tüḳâtihî velâ temûtünne illâ veentüm müslimûn.

Okunuş

103Vaʿteṣimû biḥabli-llâhi cemîʿav velâ teferraḳû. veẕkürû niʿmete-llâhi ʿaleyküm iẕ küntüm aʿdâen feellefe beyne ḳulûbiküm feaṣbaḥtüm biniʿmetihî iḫvânâ. veküntüm ʿalâ şefâ ḥufratim mine-nnâri feenḳaẕeküm minhâ. keẕâlike yübeyyinü-llâhü leküm âyâtihî leʿalleküm tehtedûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

102Ey iman edenler, Allah’a karşı gelmekten hakkıyla nasıl sakınılması gerekiyorsa öyle sakının ve Müslüman olmadan sakın öleyim demeyin.

Türkçe Meal

103Ve topluca Allah’ın ipi Kuran’a sımsıkı bağlanın ve bölünüp parçalanmayın! Allah’ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın! Hani siz, bir zamanlar birbirinize düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırdı. O’nun bu Kuran nimeti sayesinde kardeşler oldunuz. Siz, bir ateş çukurunun kenarında idiniz de O, sizi oradan kurtardı. Doğru yolu bulasınız diye Allah, size ayetlerini işte böyle açıklıyor.

Ayet 104

1 ayet

Âl-i İmran 104

وَلْتَكُنْ مِنْكُمْ اُمَّةٌ يَدْعُونَ اِلَى الْخَيْرِ وَيَاْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ ۝١٠٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

104Velteküm minküm ümmetüy yedʿûne ile-lḫayri veyeʾmürûne bilmaʿrûfi veyenhevne ʿani-lmünker. veülâike hümü-lmüfliḥûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

104Sizden, iyi ve güzele çağıran, kötü ve çirkin olanı da engelleyen bir toplum oluşsun. İşte kurtuluşa erecekler bunlardır.

İlgili ayetler

Ayet 105

1 ayet

Âl-i İmran 105

وَلَا تَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ تَفَرَّقُوا وَاخْتَلَفُوا مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَهُمُ الْبَيِّنَاتُۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ عَظ۪يمٌۙ ۝١٠٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

105Velâ tekûnû kelleẕîne teferraḳû vaḫtelefû mim baʿdi mâ câehümü-lbeyyinât. veülâike lehüm ʿaẕâbün ʿażîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

105Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra ihtilafa düşüp, bölünüp parçalananlar gibi olmayın. İşte onlar için korkunç bir azap vardır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

105En’am 59Şûrâ 13

Ayet 106–108

3 ayet

Âl-i İmran 106

Âl-i İmran 107

Âl-i İmran 108

يَوْمَ تَبْيَضُّ وُجُوهٌ وَتَسْوَدُّ وُجُوهٌۚ فَاَمَّا الَّذ۪ينَ اسْوَدَّتْ وُجُوهُهُمْ۠ اَكَفَرْتُمْ بَعْدَ ا۪يمَانِكُمْ فَذُوقُوا الْعَذَابَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ ۝١٠٦ وَاَمَّا الَّذ۪ينَ ابْيَضَّتْ وُجُوهُهُمْ فَف۪ي رَحْمَةِ اللّٰهِۜ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ ۝١٠٧ تِلْكَ اٰيَاتُ اللّٰهِ نَتْلُوهَا عَلَيْكَ بِالْحَقِّۜ وَمَا اللّٰهُ يُر۪يدُ ظُلْمًا لِلْعَالَم۪ينَ ۝١٠٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

106Yevme tebyeḍḍu vucûhüv vetesveddü vucûhün. feemme-lleẕîne-sveddet vucûhühüm. ekefertüm baʿde îmâniküm feẕûḳu-lʿaẕâbe bimâ küntüm tekfürûn.

Okunuş

107Veemme-lleẕîne-byeḍḍat vucûhühüm fefî raḥmeti-llâh. hüm fîhâ ḫâlidûn.

Okunuş

108Tilke âyâtü-llâhi netlûhâ ʿaleyke bilḥaḳḳ. veme-llâhü yürîdü żulmel lilʿâlemîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

106Birtakım yüzlerin ağardığı ve birtakım yüzlerin de karardığı o günde, yüzleri kararanlara: “İmanınızdan sonra kâfir mi oldunuz? Öyleyse, küfrünüzden dolayı azabı tadın.” denilir.

Türkçe Meal

107Yüzleri ağaranlar, Allah’ın rahmetindedirler ve bunlar orada kalıcıdırlar.

Türkçe Meal

108İşte bu, sana gerçek bir amaç için okuduğumuz Allah’ın ayetleridir. Allah, toplumlardan hiçbirine zulmedip haksızlık yapmaz.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

107Yunus 26Abese 38Abese 39

İlgili ayetler

108Enbiyâ 47Câsiye 6

Ayet 109

1 ayet

Âl-i İmran 109

وَلِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَاِلَى اللّٰهِ تُرْجَعُ الْاُمُورُ۟ ۝١٠٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

109Velillâhi mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-lʾarḍ. veile-llâhi türceʿu-lʾümûr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

109Göklerde ne varsa, yerde ne varsa Allah’a aittir. Bütün iş ve oluş, önünde sonunda Allah’a döndürülür.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

109Âl-i İmran 129Hadîd 4

Ayet 110–115

6 ayet

Âl-i İmran 110

Âl-i İmran 111

Âl-i İmran 112

Âl-i İmran 113

Âl-i İmran 114

Âl-i İmran 115

كُنْتُمْ خَيْرَ اُمَّةٍ اُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَاْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِۜ وَلَوْ اٰمَنَ اَهْلُ الْكِتَابِ لَكَانَ خَيْرًا لَهُمْۜ مِنْهُمُ الْمُؤْمِنُونَ وَاَكْثَرُهُمُ الْفَاسِقُونَ ۝١١٠ لَنْ يَضُرُّوكُمْ اِلَّٓا اَذًىۜ وَاِنْ يُقَاتِلُوكُمْ يُوَلُّوكُمُ الْاَدْبَارَ۠ ثُمَّ لَا يُنْصَرُونَ ۝١١١ ضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الذِّلَّةُ اَيْنَ مَا ثُقِفُٓوا اِلَّا بِحَبْلٍ مِنَ اللّٰهِ وَحَبْلٍ مِنَ النَّاسِ وَبَٓاؤُ۫ بِغَضَبٍ مِنَ اللّٰهِ وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الْمَسْكَنَةُۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ كَانُوا يَكْفُرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَيَقْتُلُونَ الْاَنْبِيَٓاءَ بِغَيْرِ حَقٍّۜ ذٰلِكَ بِمَا عَصَوْا وَكَانُوا يَعْتَدُونَ۠ ۝١١٢ لَيْسُوا سَوَٓاءًۜ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ اُمَّةٌ قَٓائِمَةٌ يَتْلُونَ اٰيَاتِ اللّٰهِ اٰنَٓاءَ الَّيْلِ وَهُمْ يَسْجُدُونَ۠ ۝١١٣ يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَيَاْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَيُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ مِنَ الصَّالِح۪ينَ ۝١١٤ وَمَا يَفْعَلُوا مِنْ خَيْرٍ فَلَنْ يُكْفَرُوهُۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِالْمُتَّق۪ينَ ۝١١٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

110Küntüm ḫayra ümmetin uḫricet linnâsi teʾmürûne bilmaʿrûfi vetenhevne ʿani-lmünkeri vetüʾminûne billâh. velev âmene ehlü-lkitâbi lekâne ḫayral lehüm. minhümü-lmüʾminûne veekŝeruhümü-lfâsiḳûn.

Okunuş

111Ley yeḍurrûküm illâ eẕâ. veiy yüḳâtilûküm yüvellûkümü-lʾedbâr. ŝümme lâ yünṣarûn.

Okunuş

112Ḍuribet ʿaleyhimü-ẕẕilletü eyne mâ ŝüḳifû illâ biḥablim mine-llâhi veḥablim mine-nnâsi vebâû bigaḍabim mine-llâhi veḍuribet ʿaleyhimü-lmeskeneh. ẕâlike biennehüm kânû yekfürûne biâyâti-llâhi veyaḳtülûne-lʾembiyâe bigayri ḥaḳḳ. ẕâlike bimâ ʿaṣav vekânû yaʿtedûn.

Okunuş

113Leysû sevââ. min ehli-lkitâbi ümmetün ḳâimetüy yetlûne âyâti-llâhi ânâe-lleyli vehüm yescüdûn.

Okunuş

114Yüʾminûne billâhi velyevmi-lʾâḫiri veyeʾmürûne bilmaʿrûfi veyenhevne ʿani-lmünkeri veyüsâriʿûne fi-lḫayrât. veülâike mine-ṣṣâliḥîn.

Okunuş

115Vemâ yefʿalû min ḫayrin feley yükferûh. vellâhü ʿalîmüm bilmütteḳîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

110Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmet/toplumsunuz. İyi ve güzel olanı önerir, kötü ve çirkin olanı da engellersiniz. Allah’a inanır ve güvenirsiniz. Şayet kitap ehli de inanıp güvenseydi, elbette kendileri için iyi olurdu. İçlerinden mümin olanlar vardır. Fakat çoğunluğu yoldan çıkmış fasıktır.

Türkçe Meal

111Onlar, size dille eziyetin dışında asla zarar veremeyeceklerdir. Eğer sizinle savaşırlarsa, arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra onlara yardım da ulaşmaz.

Türkçe Meal

112Onlar, Allah’a ve insanlara karşı taahhütlerine bağlanmadıkları sürece, nerede olurlarsa olsunlar aşağılanmaya ve zillet içinde yaşamaya mahkûmdurlar. Zira onlar, geçmişte Allah’ın gazabına uğradılar. Esaret, sürgün ve miskinliğe mahkûm edildiler. Bu onların, Allah’ın ayetlerine inanmamaları, nebilerini haksız yere öldürmeleri sebebiyle idi. Bütün bunlar, isyan etmeleri ve haddi aşmaları yüzünden idi.

Türkçe Meal

113Onların hepsi bir değildir. Kitap ehlinden gecenin derinliklerinde kalkıp, Allah’ın ayetlerini okuyan ve secdeye kapanarak ibadet eden bir topluluk da vardır.

Türkçe Meal

114Bunlar, Allah’a ve ahiret gününe inanır. İyiliği emrederler, kötülüğü de yasaklarlar ve hayır işlerine koşarlar. İşte bunlar, faziletli kimselerdir.

Türkçe Meal

115Bunların hayır yolunda yaptıkları işler, asla karşılıksız bırakılmayacaktır. Zira Allah, hayır işlerinde duyarlı olanları çok iyi bilmektedir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

110Âl-i İmran 104Tevbe 112

İlgili ayetler

111Âl-i İmran 118Teğabun 11

İlgili ayetler

112Fatiha 6Tâhâ 86

İlgili ayetler

114Mâide 82Mâide 85Tevbe 112

İlgili ayetler

115Âl-i İmran 199En’am 160

Ayet 116–117

2 ayet

Âl-i İmran 116

Âl-i İmran 117

اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَنْ تُغْنِيَ عَنْهُمْ اَمْوَالُهُمْ وَلَٓا اَوْلَادُهُمْ مِنَ اللّٰهِ شَيْـًٔاۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ ۝١١٦ مَثَلُ مَا يُنْفِقُونَ ف۪ي هٰذِهِ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا كَمَثَلِ ر۪يحٍ ف۪يهَا صِرٌّ اَصَابَتْ حَرْثَ قَوْمٍ ظَلَمُٓوا اَنْفُسَهُمْ فَاَهْلَكَتْهُۜ وَمَا ظَلَمَهُمُ اللّٰهُ وَلٰكِنْ اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ ۝١١٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

116İnne-lleẕîne keferû len tugniye ʿanhüm emvâlühüm velâ evlâdühüm mine-llâhi şeyʾâ. veülâike aṣḥâbü-nnâr. hüm fîhâ ḫâlidûn.

Okunuş

117Meŝelü mâ yünfiḳûne fî hâẕihi-lḥayâti-ddünyâ kemeŝeli rîḥin fîhâ ṣirrun eṣâbet ḥarŝe ḳavmin żalemû enfüsehüm feehleketh. vemâ żalemehümü-llâhü velâkin enfüsehüm yażlimûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

116Gerçekleri örtbas eden kâfirlere gelince, onların ne malları ne de evlatları, Allah’ın huzurunda hiçbir fayda vermeyecektir. Onlar, ateşi boylayacaklar ve orada kalıcıdırlar.

Türkçe Meal

117Onların bu dünya hayatında iyilik namına harcadıkları şeyin örneği, kendi kendilerine yazık etmiş bir toplumun ekinine isabet edip de, onu helak eden kavurucu soğuk bir rüzgâra benzer. Oysa Allah, onlara haksızlık edip zulmetmemişti, fakat onlar kendi kendilerine yazık edip zulmediyorlardı.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

116Âl-i İmran 10Lokman 33

İlgili ayetler

117Kehf 103Kehf 107Furkan 23

Ayet 118–119

2 ayet

Âl-i İmran 118

Âl-i İmran 119

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا بِطَانَةً مِنْ دُونِكُمْ لَا يَاْلُونَكُمْ خَبَالًاۜ وَدُّوا مَا عَنِتُّمْۚ قَدْ بَدَتِ الْبَغْضَٓاءُ مِنْ اَفْوَاهِهِمْۚ وَمَا تُخْف۪ي صُدُورُهُمْ اَكْبَرُۜ قَدْ بَيَّنَّا لَكُمُ الْاٰيَاتِ اِنْ كُنْتُمْ تَعْقِلُونَ ۝١١٨ هَٓا اَنْتُمْ اُو۬لَٓاءِ تُحِبُّونَهُمْ وَلَا يُحِبُّونَكُمْ وَتُؤْمِنُونَ بِالْكِتَابِ كُلِّه۪ۚ وَاِذَا لَقُوكُمْ قَالُٓوا اٰمَنَّاۗ وَاِذَا خَلَوْا عَضُّوا عَلَيْكُمُ الْاَنَامِلَ مِنَ الْغَيْظِۜ قُلْ مُوتُوا بِغَيْظِكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ۝١١٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

118Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tetteḫiẕû biṭânetem min dûniküm lâ yeʾlûneküm ḫabâlâ. veddû mâ ʿanittüm. ḳad bedeti-lbagḍâü min efvâhihim. vemâ tuḫfî ṣudûruhüm ekber. ḳad beyyennâ lekümü-lʾâyâti in küntüm taʿḳilûn.

Okunuş

119Hâentüm ülâi tüḥibbûnehüm velâ yüḥibbûneküm vetüʾminûne bilkitâbi küllih. veiẕâ leḳûküm ḳâlû âmennâ. veiẕâ ḫalev ʿaḍḍû ʿaleykümü-lʾenâmile mine-lgayż. ḳul mûtû bigayżiküm. inne-llâhe ʿalîmüm biẕâti-ṣṣudûr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

118Ey iman edenler, sizinle dindaş olmayanı dost ve sırdaş edinmeyin. Zira onlar, size ellerinden gelen her türlü kötülüğü yaparlar. Sizin sıkıntıya düşmenizi arzu ederler. Kinleri ve öfkeleri ağızlarından taşmaktadır. İçlerinde gizledikleri kin ve nefret ise daha da büyüktür. Eğer aklınızı kullanıyorsanız, işte size ayetleri açıkladık.

Türkçe Meal

119Siz öyle kimselersiniz ki, onlar sizi sevmediği halde siz onları seviyorsunuz ve siz bütün vahiylere inanıyorsunuz. Sizinle bir araya geldiklerinde “İman ettik” derler; kendi başlarına kaldıklarında da size olan kin ve nefretlerinden parmaklarını ısırırlar. De ki: “Öfkenizden kahrolup geberin! Şüphesiz Allah, sinelerin özünde saklanan duyguları hakkıyla bilendir.”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

118Âl-i İmran 111Teğabun 11

Ayet 120

1 ayet

Âl-i İmran 120

اِنْ تَمْسَسْكُمْ حَسَنَةٌ تَسُؤْهُمْۘ وَاِنْ تُصِبْكُمْ سَيِّئَةٌ يَفْرَحُوا بِهَاۜ وَاِنْ تَصْبِرُوا وَتَتَّقُوا لَا يَضُرُّكُمْ كَيْدُهُمْ شَيْـًٔاۜ اِنَّ اللّٰهَ بِمَا يَعْمَلُونَ مُح۪يطٌ۟ ۝١٢٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

120İn temsesküm ḥasenetün tesüʾhüm. vein tüṣibküm seyyietüy yefraḥû bihâ. vein taṣbirû vetetteḳû lâ yeḍurruküm keydühüm şeyʾâ. inne-llâhe bimâ yaʿmelûne müḥîṭ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

120Siz bir iyilik ve nimete kavuşacak olsanız, bu onları derinden üzer; sizin kötü bir durumla karşılaşmanız halinde ise sevince boğulurlar. Eğer sabreder ve sorumlu davranırsanız, onların plan ve tuzakları size hiçbir zarar veremez. Allah, onların yaptıkları işleri çepeçevre kuşatmıştır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

120Âl-i İmran 186Teğabun 11

Ayet 121–124

4 ayet

Âl-i İmran 121

Âl-i İmran 122

Âl-i İmran 123

Âl-i İmran 124

وَاِذْ غَدَوْتَ مِنْ اَهْلِكَ تُبَوِّئُ الْمُؤْمِن۪ينَ مَقَاعِدَ لِلْقِتَالِۜ وَاللّٰهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌۙ ۝١٢١ اِذْ هَمَّتْ طَٓائِفَتَانِ مِنْكُمْ اَنْ تَفْشَلَاۙ وَاللّٰهُ وَلِيُّهُمَاۜ وَعَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ ۝١٢٢ وَلَقَدْ نَصَرَكُمُ اللّٰهُ بِبَدْرٍ وَاَنْتُمْ اَذِلَّةٌۚ فَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ۝١٢٣ اِذْ تَقُولُ لِلْمُؤْمِن۪ينَ اَلَنْ يَكْفِيَكُمْ اَنْ يُمِدَّكُمْ رَبُّكُمْ بِثَلٰثَةِ اٰلَافٍ مِنَ الْمَلٰٓئِكَةِ مُنْزَل۪ينَۜ ۝١٢٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

121Veiẕ gadevte min ehlike tübevviü-lmüʾminîne meḳâʿide lilḳitâl. vellâhü semîʿun ʿalîm.

Okunuş

122İẕ hemmeṭ ṭâifetâni minküm en tefşelâ vellâhü veliyyühümâ. veʿale-llâhi felyetevekkeli-lmüʾminûn.

Okunuş

123Veleḳad neṣarakümü-llâhü bibedriv veentüm eẕilleh. fetteḳu-llâhe leʿalleküm teşkürûn.

Okunuş

124İẕ teḳûlü lilmüʾminîne eley yekfiyeküm ey yümiddeküm rabbüküm biŝelâŝeti âlâfim mine-lmelâiketi münzelîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

121Hani sen, müminleri savaş mevzilerine yerleştirmek üzere sabah evinden ayrılmıştın. Olup biten her şeyi Allah işitiyor ve biliyordu.

Türkçe Meal

122İçinizden iki grup, paniğe kapılmış ve dağılmanın eşiğine gelmişti. Oysa onların yar ve yardımcısı Allah idi, müminler sadece Allah’a güvenmeliydiler.

Türkçe Meal

123Hani siz daha zayıf olduğunuz halde Bedir’de, Allah size yardım etmişti. O halde Allah’a karşı sorumlu olun ki, O’na minnettarlığınızı göstermiş olursunuz.

Türkçe Meal

124Hani sen Bedir savaşında müminlere şöyle diyordun: “Rabbinizin, size indirilmiş üç bin melekle yardım etmesi yetmez mi?”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

121Bakara 190Enfal 4

İlgili ayetler

123Mâide 11Enfal 62Enfal 66

İlgili ayetler

124Âl-i İmran 160Enfal 65

Ayet 125–127

3 ayet

Âl-i İmran 125

Âl-i İmran 126

Âl-i İmran 127

بَلٰٓىۙ اِنْ تَصْبِرُوا وَتَتَّقُوا وَيَاْتُوكُمْ مِنْ فَوْرِهِمْ هٰذَا يُمْدِدْكُمْ رَبُّكُمْ بِخَمْسَةِ اٰلَافٍ مِنَ الْمَلٰٓئِكَةِ مُسَوِّم۪ينَ ۝١٢٥ وَمَا جَعَلَهُ اللّٰهُ اِلَّا بُشْرٰى لَكُمْ وَلِتَطْمَئِنَّ قُلُوبُكُمْ بِه۪ۜ وَمَا النَّصْرُ اِلَّا مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ الْعَز۪يزِ الْحَك۪يمِۙ ۝١٢٦ لِيَقْطَعَ طَرَفًا مِنَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَوْ يَكْبِتَهُمْ فَيَنْقَلِبُوا خَٓائِب۪ينَ ۝١٢٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

125Belâ in taṣbirû vetetteḳû veyeʾtûküm min fevrihim hâẕâ yümdidküm rabbüküm biḫamseti âlâfim mine-lmelâiketi müsevvimîn.

Okunuş

126Vemâ ceʿalehü-llâhü illâ büşrâ leküm velitaṭmeinne ḳulûbüküm bih. veme-nnaṣru illâ min ʿindi-llâhi-lʿazîzi-lḥakîm.

Okunuş

127Liyaḳṭaʿa ṭarafem mine-lleẕîne keferû ev yekbitehüm feyenḳalibû ḫâibîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

125Hatta siz sabreder, sebat eder ve sorumlu davranırsanız düşman size aniden saldırsa bile, Rabbiniz size işaretli beş bin melekle yardım edecektir.

Türkçe Meal

126Allah, size bu yardımı sırf zafer müjdesi olsun ve kalpleriniz bununla huzur bulup yatışsın diye yaptı. Zira gerçek zafer ve yardım o üstün kudret sahibi ve işinde mükemmel olan Allah katındandır.

Türkçe Meal

127Bu yardımı, kâfirlerden bir kısmını ortadan kaldırmak yahut onları hezimete uğratıp kaybetmiş olarak çekip gitsinler diye yaptı.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

126Tevbe 124Haşr 2

İlgili ayetler

127Enfal 67Nûh 26Nûh 28

Ayet 128

1 ayet

Âl-i İmran 128

لَيْسَ لَكَ مِنَ الْاَمْرِ شَيْءٌ اَوْ يَتُوبَ عَلَيْهِمْ اَوْ يُعَذِّبَهُمْ فَاِنَّهُمْ ظَالِمُونَ ۝١٢٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

128Leyse leke mine-lʾemri şeyʾün ev yetûbe ʿaleyhim ev yüʿaẕẕibehüm feinnehüm żâlimûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

128Sen, onların akıbeti hakkında hüküm verme yetkisinde değilsin! Allah ya onları affeder veya onları cezalandırır. Zira onlar zalim olmayı tercih etmişlerdir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

128Âl-i İmran 20Tevbe 102

Ayet 129

1 ayet

Âl-i İmran 129

وَلِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ يَغْفِرُ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيُعَذِّبُ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ۟ ۝١٢٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

129Velillâhi mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-lʾarḍ. yagfiru limey yeşâü veyüʿaẕẕibü mey yeşâʾ. vellâhü gafûrur raḥîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

129Göklerde ne varsa, yerde ne varsa hepsi Allah’ındır! O, hak edeni bağışlar, hak edeni de cezalandırır. Allah, eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz merhamet sahibidir.

İlgili ayetler

Ayet 130–132

3 ayet

Âl-i İmran 130

Âl-i İmran 131

Âl-i İmran 132

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَاْكُلُوا الرِّبٰٓوا اَضْعَافًا مُضَاعَفَةًۖ وَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَۚ ۝١٣٠ وَاتَّقُوا النَّارَ الَّت۪ٓي اُعِدَّتْ لِلْكَافِر۪ينَۚ ۝١٣١ وَاَط۪يعُوا اللّٰهَ وَالرَّسُولَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَۚ ۝١٣٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

130Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ teʾkülü-rribâ aḍʿâfem müḍâʿafeh. vetteḳu-llâhe leʿalleküm tüfliḥûn.

Okunuş

131Vetteḳu-nnâra-lletî üʿiddet lilkâfirîn.

Okunuş

132Veeṭîʿü-llâhe verrasûle leʿalleküm türḥamûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

130Ey iman edenler, kat kat artırarak, faize/haksız kazanca bulaşıp yemeyin. Allah’ın bu yasağına uyun ki, kurtuluşa eresiniz.

Türkçe Meal

131Böylece, kâfirler için hazırlanmış olan ateşten kendinizi koruyun.

Türkçe Meal

132Allah ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçisine itaat edin ki, merhamete nail olasınız.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

130Bakara 275Bakara 280Rum 39

İlgili ayetler

131Bakara 24En’am 66

Ayet 133–136

4 ayet

Âl-i İmran 133

Âl-i İmran 134

Âl-i İmran 135

Âl-i İmran 136

وَسَارِعُٓوا اِلٰى مَغْفِرَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا السَّمٰوَاتُ وَالْاَرْضُۙ اُعِدَّتْ لِلْمُتَّق۪ينَۙ ۝١٣٣ اَلَّذ۪ينَ يُنْفِقُونَ فِي السَّرَّٓاءِ وَالضَّرَّٓاءِ وَالْكَاظِم۪ينَ الْغَيْظَ وَالْعَاف۪ينَ عَنِ النَّاسِۜ وَاللّٰهُ يُحِبُّ الْمُحْسِن۪ينَۚ ۝١٣٤ وَالَّذ۪ينَ اِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً اَوْ ظَلَمُٓوا اَنْفُسَهُمْ ذَكَرُوا اللّٰهَ فَاسْتَغْفَرُوا لِذُنُوبِهِمْۚ وَمَنْ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ اِلَّا اللّٰهُۖ وَلَمْ يُصِرُّوا عَلٰى مَا فَعَلُوا وَهُمْ يَعْلَمُونَ ۝١٣٥ اُو۬لٰٓئِكَ جَزَٓاؤُ۬هُمْ مَغْفِرَةٌ مِنْ رَبِّهِمْ وَجَنَّاتٌ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ وَنِعْمَ اَجْرُ الْعَامِل۪ينَۜ ۝١٣٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

133Vesâriʿû ilâ magfiratim mir rabbiküm vecennetin ʿarḍuhe-ssemâvâtü velʾarḍu üʿiddet lilmütteḳîn.

Okunuş

134Elleẕîne yünfiḳûne fi-sserrâi veḍḍarrâi velkâżimîne-lgayża velʿâfîne ʿani-nnâs. vellâhü yüḥibbü-lmuḥsinîn.

Okunuş

135Velleẕîne iẕâ feʿalû fâḥişeten ev żalemû enfüsehüm ẕekerü-llâhe festagferû liẕünûbihim. vemey yagfiru-ẕẕünûbe ille-llâh. velem yüṣirrû ʿalâ mâ feʿalû vehüm yaʿlemûn.

Okunuş

136Ülâike cezâühüm magfiratüm mir rabbihim vecennâtün tecrî min taḥtihe-lʾenhâru ḫâlidîne fîhâ. veniʿme ecru-lʿâmilîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

133Rabbiniz tarafından bağışlanmaya, genişliği gökler ile yer kadar olan ve sorumlu davrananlar için hazırlanmış cennete koşun.

Türkçe Meal

134Bunlar ki, bollukta da darlıkta da mallarını Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenen ve insanların kusurlarını bağışlayanlardır. Allah, böyle iyileri sever.

Türkçe Meal

135Yine bunlar, utanç verici bir iş yaptıklarında veya kendilerine kötülük ettiklerinde, hemen Allah’ı hatırlayıp günahları için af dilerler. Zaten Allah’tan başka günahları kim bağışlayabilir ki? Ve bunlar, bile isteye günah işlemekte ısrar etmezler.

Türkçe Meal

136İşte bunların ödülleri; Rablerinden bir bağışlanma ve tabanından ırmakların çağladığı cennetlerde kalmaktır. Böyle çalışıp çabalayanların ödülü ne güzeldir!

İlgili ayetler

İlgili ayetler

133Zümer 73Zümer 74Hadîd 21

İlgili ayetler

135Mü’min 3Tahrim 8

Ayet 137–138

2 ayet

Âl-i İmran 137

Âl-i İmran 138

قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِكُمْ سُنَنٌۙ فَس۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُكَذِّب۪ينَ ۝١٣٧ هٰذَا بَيَانٌ لِلنَّاسِ وَهُدًى وَمَوْعِظَةٌ لِلْمُتَّق۪ينَ ۝١٣٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

137Ḳad ḫalet min ḳabliküm sünenün fesîrû fi-lʾarḍi fenżurû keyfe kâne ʿâḳibetü-lmükeẕẕibîn.

Okunuş

138Hâẕâ beyânül linnâsi vehüdev vemevʿiżatül lilmütteḳîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

137Sizden önce nice hayat tarzları gelip geçmiştir. Yeryüzünde dolaşın da yalana sarılanların sonunun nasıl olduğunu görün!

Türkçe Meal

138Bu Kuran, insanlar için hakikati ifade eden bir bildiridir ve sorumlu davrananlar için doğru yol rehberi ve nasihattir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

137Yusuf 111Rum 9

İlgili ayetler

138Lokman 2Lokman 3İsrâ 41

Ayet 139

1 ayet

Âl-i İmran 139

وَلَا تَهِنُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَاَنْتُمُ الْاَعْلَوْنَ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ ۝١٣٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

139Velâ tehinû velâ taḥzenû veentümü-lʾaʿlevne in küntüm müʾminîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

139Üzülmeyin, yılgınlığa kapılıp gevşemeyin, eğer gerçekten inanıyorsanız siz üstünsünüz.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

139Tevbe 50Tevbe 52Nûr 55

Ayet 140–141

2 ayet

Âl-i İmran 140

Âl-i İmran 141

اِنْ يَمْسَسْكُمْ قَرْحٌ فَقَدْ مَسَّ الْقَوْمَ قَرْحٌ مِثْلُهُۜ وَتِلْكَ الْاَيَّامُ نُدَاوِلُهَا بَيْنَ النَّاسِۚ وَلِيَعْلَمَ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَيَتَّخِذَ مِنْكُمْ شُهَدَٓاءَۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الظَّالِم۪ينَۙ ۝١٤٠ وَلِيُمَحِّصَ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَيَمْحَقَ الْكَافِر۪ينَ ۝١٤١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

140İy yemsesküm ḳarḥun feḳad messe-lḳavme ḳarḥum miŝlüh. vetilke-lʾeyyâmü nüdâvilühâ beyne-nnâs. veliyaʿleme-llâhü-lleẕîne âmenû veyetteḫiẕe minküm şühedâʾ. vellâhü lâ yüḥibbu-żżâlimîn.

Okunuş

141Veliyümeḥḥiṣa-llâhü-lleẕîne âmenû veyemḥaḳa-lkâfirîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

140Eğer (Uhud’ta) sizin canınız yandıysa, (Bedir’de de) onların da canı yanmıştı. Biz zafer ve yenilgileri insanlar arasında döndürür dururuz ki, Allah iman edenleri ortaya çıkarsın ve içinizden şahitler ve modeller oluştursun. Zira Allah, davasına ihanet edenleri sevmez.

Türkçe Meal

141Bu, Allah’ın inananları arındırıp, kâfirleri mahvu perişan etmesi içindir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

140Nisâ 104Muhammed 4

İlgili ayetler

141Tevbe 16Muhammed 31

Ayet 142–143

2 ayet

Âl-i İmran 142

Âl-i İmran 143

اَمْ حَسِبْتُمْ اَنْ تَدْخُلُوا الْجَنَّةَ وَلَمَّا يَعْلَمِ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ جَاهَدُوا مِنْكُمْ وَيَعْلَمَ الصَّابِر۪ينَ ۝١٤٢ وَلَقَدْ كُنْتُمْ تَمَنَّوْنَ الْمَوْتَ مِنْ قَبْلِ اَنْ تَلْقَوْهُۖ فَقَدْ رَاَيْتُمُوهُ وَاَنْتُمْ تَنْظُرُونَ۟ ۝١٤٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

142Em ḥasibtüm en tedḫulü-lcennete velemmâ yaʿlemi-llâhü-lleẕîne câhedû minküm veyaʿleme-ṣṣâbirîn.

Okunuş

143Veleḳad küntüm temennevne-lmevte min ḳabli en telḳavh. feḳad raeytümûhü veentüm tenżurûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

142Yoksa siz, Allah içinizden kendi yolunda cihat edenleri ve sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete girebileceğinizi mi sanıyorsunuz?

Türkçe Meal

143Oysa siz, ölümle yüz yüze gelmeden önce ölümü arzuluyordunuz. İşte şimdi onu gördüğünüz halde öylece bakıp duruyorsunuz.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

142Bakara 214Âl-i İmran 166

İlgili ayetler

143Bakara 146Bakara 253Hac 58

Ayet 144

1 ayet

Âl-i İmran 144

وَمَا مُحَمَّدٌ اِلَّا رَسُولٌۚ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهِ الرُّسُلُۜ اَفَا۬ئِنْ مَاتَ اَوْ قُتِلَ انْقَلَبْتُمْ عَلٰٓى اَعْقَابِكُمْۜ وَمَنْ يَنْقَلِبْ عَلٰى عَقِبَيْهِ فَلَنْ يَضُرَّ اللّٰهَ شَيْـًٔاۜ وَسَيَجْزِي اللّٰهُ الشَّاكِر۪ينَ ۝١٤٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

144Vemâ müḥammedün illâ rasûl. ḳad ḫalet min ḳablihi-rrusül. efeim mâte ev ḳutile-nḳalebtüm ʿalâ aʿḳâbiküm. vemey yenḳalib ʿalâ ʿaḳibeyhi feley yeḍurra-llâhe şeyʾâ. veseyeczi-llâhü-şşâkirîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

144Muhammed, yalnızca bir elçidir. Ondan önce de elçiler gelip geçmiştir. Eğer O, ölür veya öldürülürse topuklarınızın üstünde gerisin geriye dönecek misiniz? Kim topukları üzerinde geriye dönerse, Allah’a hiçbir şekilde zarar veremez. Allah, nimetlerin hakkını verenleri zamanı geldiğinde mutlaka ödüllendirecektir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

144Mâide 75Rum 47

Ayet 145

1 ayet

Âl-i İmran 145

وَمَا كَانَ لِنَفْسٍ اَنْ تَمُوتَ اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِ كِتَابًا مُؤَجَّلًاۜ وَمَنْ يُرِدْ ثَوَابَ الدُّنْيَا نُؤْتِه۪ مِنْهَاۚ وَمَنْ يُرِدْ ثَوَابَ الْاٰخِرَةِ نُؤْتِه۪ مِنْهَاۜ وَسَنَجْزِي الشَّاكِر۪ينَ ۝١٤٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

145Vemâ kâne linefsin en temûte illâ biiẕni-llâhi kitâbem müeccelâ. vemey yürid ŝevâbe-ddünyâ nüʾtihî minhâ. vemey yürid ŝevâbe-lʾâḫirati nüʾtihî minhâ. veseneczi-şşâkirîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

145Hiç kimse, Allah’ın izniyle yasalaşmış bir süre olmadan ölmez! Kim, şu dünyanın ödülünü isterse ona ondan veririz. Kim de ahiretin ödülünü isterse, ona da ondan veririz. Biz, şükredip nimetlerin hakkını verenleri mutlaka ödüllendiririz.

İlgili ayetler

Ayet 146–148

3 ayet

Âl-i İmran 146

Âl-i İmran 147

Âl-i İmran 148

وَكَاَيِّنْ مِنْ نَبِيٍّ قَاتَلَۙ مَعَهُ رِبِّيُّونَ كَث۪يرٌۚ فَمَا وَهَنُوا لِمَٓا اَصَابَهُمْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَمَا ضَعُفُوا وَمَا اسْتَكَانُواۜ وَاللّٰهُ يُحِبُّ الصَّابِر۪ينَ ۝١٤٦ وَمَا كَانَ قَوْلَهُمْ اِلَّٓا اَنْ قَالُوا رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَاِسْرَافَنَا ف۪ٓي اَمْرِنَا وَثَبِّتْ اَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِر۪ينَ ۝١٤٧ فَاٰتٰيهُمُ اللّٰهُ ثَوَابَ الدُّنْيَا وَحُسْنَ ثَوَابِ الْاٰخِرَةِۜ وَاللّٰهُ يُحِبُّ الْمُحْسِن۪ينَ۟ ۝١٤٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

146Vekeeyyim min nebiyyin ḳâtele meʿahû ribbiyyûne keŝîr. femâ vehenû limâ eṣâbehüm fî sebîli-llâhi vemâ ḍaʿufû veme-stekânû. vellâhü yüḥibbu-ṣṣâbirîn.

Okunuş

147Vemâ kâne ḳavlehüm illâ en ḳâlû rabbene-gfir lenâ ẕünûbenâ veisrâfenâ fî emrinâ veŝebbit aḳdâmenâ venṣurnâ ʿale-lḳavmi-lkâfirîn.

Okunuş

148Feâtâhümü-llâhü ŝevâbe-ddünyâ veḥusne ŝevâbi-lʾâḫirah. vellâhü yüḥibbü-lmuḥsinîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

146Nice nebiler vardır ki, Rabbe adanmış kişilerle beraber savaşmışlardır. Onlar, Allah yolunda başlarına gelen musibetler sebebiyle yılgınlığa kapılmadılar gevşemediler, acziyet göstermediler ve boyun eğmediler. Allah, davasında direnip sabredenleri sever.

Türkçe Meal

147Onların sözü sadece şuydu; “Rabbimiz, günahlarımızı ve haddi aşan tavırlarımızı bağışla ayaklarımızı sabit kıl, kâfirler toplumuna karşı bize yardım et!”

Türkçe Meal

148Bunun ardından Allah da onlara hem bu dünya nimetinin hem de ahiret nimetinin en güzelini verdi. Allah, böyle iyilik edenleri sever.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

147Bakara 286Âl-i İmran 173

İlgili ayetler

148Bakara 249Bakara 250

Ayet 149–150

2 ayet

Âl-i İmran 149

Âl-i İmran 150

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنْ تُط۪يعُوا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا يَرُدُّوكُمْ عَلٰٓى اَعْقَابِكُمْ فَتَنْقَلِبُوا خَاسِر۪ينَ ۝١٤٩ بَلِ اللّٰهُ مَوْلٰيكُمْۚ وَهُوَ خَيْرُ النَّاصِر۪ينَ ۝١٥٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

149Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû in tüṭîʿü-lleẕîne keferû yeruddûküm ʿalâ aʿḳâbiküm fetenḳalibû ḫâsirîn.

Okunuş

150Beli-llâhü mevlâküm. vehüve ḫayru-nnâṣirîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

149Ey İman edenler! Eğer Allah’tan gelen gerçekleri örtbas eden kâfirlere uyarsanız; onlar sizi ökçelerinizin üzerine gerisin geri döndürürler de işte o zaman temelli kaybedenlerden olursunuz.

Türkçe Meal

150Hayır sizin gerçek mevlanız sadece Allah’tır. O, yardım edenlerin en iyisidir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

149Mâide 51Nahl 25

İlgili ayetler

150Enfal 40Hac 78

Ayet 151

1 ayet

Âl-i İmran 151

سَنُلْق۪ي ف۪ي قُلُوبِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا الرُّعْبَ بِمَٓا اَشْرَكُوا بِاللّٰهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِه۪ سُلْطَانًاۚ وَمَاْوٰيهُمُ النَّارُۜ وَبِئْسَ مَثْوَى الظَّالِم۪ينَ ۝١٥١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

151Senülḳî fî ḳulûbi-lleẕîne keferü-rruʿbe bimâ eşrakû billâhi mâ lem yünezzil bihî sülṭânâ. vemeʾvâhümü-nnâr. vebiʾse meŝve-żżâlimîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

151Hakkında hiçbir delil ve belge indirmediği şeyi, Allah’a ortak koştukları için kâfirlerin kalbine korku salacağız. Onların varacağı yer ateştir, ne berbattır şirk koşan zalimlerin barınağı.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

151A’raf 33Yusuf 40

Ayet 152–154

3 ayet

Âl-i İmran 152

Âl-i İmran 153

Âl-i İmran 154

وَلَقَدْ صَدَقَكُمُ اللّٰهُ وَعْدَهُٓ اِذْ تَحُسُّونَهُمْ بِاِذْنِه۪ۚ حَتّٰٓى اِذَا فَشِلْتُمْ وَتَنَازَعْتُمْ فِي الْاَمْرِ وَعَصَيْتُمْ مِنْ بَعْدِ مَٓا اَرٰيكُمْ مَا تُحِبُّونَۜ مِنْكُمْ مَنْ يُر۪يدُ الدُّنْيَا وَمِنْكُمْ مَنْ يُر۪يدُ الْاٰخِرَةَۚ ثُمَّ صَرَفَكُمْ عَنْهُمْ لِيَبْتَلِيَكُمْۚ وَلَقَدْ عَفَا عَنْكُمْۜ وَاللّٰهُ ذُو فَضْلٍ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ ۝١٥٢ اِذْ تُصْعِدُونَ وَلَا تَلْوُ۫نَ عَلٰٓى اَحَدٍ وَالرَّسُولُ يَدْعُوكُمْ ف۪ٓي اُخْرٰيكُمْ فَاَثَابَكُمْ غَمًّا بِغَمٍّ لِكَيْلَا تَحْزَنُوا عَلٰى مَا فَاتَكُمْ وَلَا مَٓا اَصَابَكُمْۜ وَاللّٰهُ خَب۪يرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ ۝١٥٣ ثُمَّ اَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ بَعْدِ الْغَمِّ اَمَنَةً نُعَاسًا يَغْشٰى طَٓائِفَةً مِنْكُمْۙ وَطَٓائِفَةٌ قَدْ اَهَمَّتْهُمْ اَنْفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللّٰهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِۜ يَقُولُونَ هَلْ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ مِنْ شَيْءٍۜ قُلْ اِنَّ الْاَمْرَ كُلَّهُ لِلّٰهِۜ يُخْفُونَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ مَا لَا يُبْدُونَ لَكَۜ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ شَيْءٌ مَا قُتِلْنَا هٰهُنَاۜ قُلْ لَوْ كُنْتُمْ ف۪ي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذ۪ينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ اِلٰى مَضَاجِعِهِمْۚ وَلِيَبْتَلِيَ اللّٰهُ مَا ف۪ي صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا ف۪ي قُلُوبِكُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ۝١٥٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

152Veleḳad ṣadeḳakümü-llâhü vaʿdehû iẕ teḥussûnehüm biiẕnih. ḥattâ iẕâ feşiltüm vetenâzaʿtüm fi-lʾemri veʿaṣaytüm mim baʿdi mâ erâküm mâ tüḥibbûn. minküm mey yürîdü-ddünyâ veminküm mey yürîdü-lʾâḫirah. ŝümme ṣarafeküm ʿanhüm liyebteliyeküm. veleḳad ʿafâ ʿanküm. vellâhü ẕû faḍlin ʿale-lmüʾminîn.

Okunuş

153İẕ tuṣʿidûne velâ telvûne ʿalâ eḥadiv verrasûlü yedʿûküm fî uḫrâküm feeŝâbeküm gammem bigammil likeylâ taḥzenû ʿalâ mâ fâteküm velâ mâ eṣâbeküm. vellâhü ḫabîrum bimâ taʿmelûn.

Okunuş

154Ŝümme enzele ʿaleyküm mim baʿdi-lgammi emeneten nüʿâsey yagşâ ṭâifetem minküm veṭâifetün ḳad ehemmethüm enfüsühüm yeżunnûne billâhi gayra-lḥaḳḳi żanne-lcâhiliyyeh. yeḳûlûne hel lenâ min-lʾemri min şeyʾ. ḳul inne-lʾemra küllehû lillâh. yuḫfûne fî enfüsihim mâ lâ yübdûne lek. yeḳûlûne lev kâne lenâ mine-lʾemri şeyʾüm mâ ḳutilnâ hâhünâ. ḳul lev küntüm fî büyûtiküm leberaze-lleẕîne kütibe ʿaleyhimü-lḳatlü ilâ meḍâciʿihim. veliyebteliye-llâhü mâ fî ṣudûriküm veliyümeḥḥiṣa mâ fî ḳulûbiküm. vellâhü ʿalîmüm biẕâti-ṣṣudûr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

152Doğrusu Allah, size verdiği zafer vaadini tuttu. Zira O’nun izniyle onların kökünü kazıyordunuz, arzuladığınız zaferi size tam göstermişti ki gevşeyip O’nun, emri konusunda tartıştınız ve itaatsizlik ettiniz. Sizden kiminiz ganimet peşinde koşuyor, kiminiz de ahireti isteyerek çarpışıyordu; sonra size ders olsun diye onların karşısında bozgunu yaşattı, buna rağmen Allah itaatsizlik suçunuzu da affetmiştir. Çünkü Allah, müminlere karşı yardım ve af konusunda çok cömerttir.

Türkçe Meal

153O zaman da siz, can havliyle arkanıza dahi bakmadan tepelere doğru kaçışıyor, elçi de arkanızdan sizi çağırdığı halde kimseye dönüp bakamıyordunuz. Allah, size öyle bir keder ve üzüntü yaşattı ki ne elde ettiğinize sevinebildiniz ne de kaybettiğinize üzülebildiniz. Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

Türkçe Meal

154Sonra, o derin üzüntünün ardından size bir güven duygusu verdi ve içinizden bir kısmınıza uyku gibi saran bir sükûnet bahşetti. Canlarının derdine düşmüş bir grup da, cahiliye devri düşüncesine benzer bir düşünce ile Allah hakkında gerçek dışı düşüncelere dalmışlar ve diyorlardı ki; “Bu savaş kararında bizim bir yetkimiz var mı ki?” Onlara de ki: “Bütün yetki ve karar yalnızca Allah’a aittir.” Sana açıklamadıkları gerçek duygularını içlerinde gizliyor ve şöyle diyorlardı: “Savaş kararında bir yetkimiz olsaydı, bugün burada boş yere can vermezdik.” De ki: “Siz evlerinizde bile olsanız, ölümü takdir edilmiş olanlar yıkılacakları yere kadar giderlerdi. Bu, olup biten her şey Allah’ın yüreklerinizdeki imanı sınaması ve kalplerinizde olan kuşkuları arındırması için bir vesileydi. Zira Allah, gönüllerin özünü hakkıyla bilendir.”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

152Rum 4Haşr 7

İlgili ayetler

153Tevbe 120Tevbe 123Nûr 64

İlgili ayetler

154Âl-i İmran 168Lokman 34

Ayet 155

1 ayet

Âl-i İmran 155

اِنَّ الَّذ۪ينَ تَوَلَّوْا مِنْكُمْ يَوْمَ الْتَقَى الْجَمْعَانِۙ اِنَّمَا اسْتَزَلَّهُمُ الشَّيْطَانُ بِبَعْضِ مَا كَسَبُواۚ وَلَقَدْ عَفَا اللّٰهُ عَنْهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ حَل۪يمٌ۟ ۝١٥٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

155İnne-lleẕîne tevellev minküm yevme-lteḳe-lcemʿâni inneme-stezellehümü-şşeyṭânü bibaʿḍi mâ kesebû. veleḳad ʿafe-llâhü ʿanhüm. inne-llâhe gafûrun ḥalîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

155İki topluluğun karşılaştığı o gün, içinizden kaçanlar var ya, şeytan sırf kendi yanlışları yüzünden onların ayağını kaydırdı. Yine de Allah, onları bağışladı. Zira Allah, çok bağışlayandır ve hemen cezalandırmayandır.

Ayet 156

1 ayet

Âl-i İmran 156

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَقَالُوا لِاِخْوَانِهِمْ اِذَا ضَرَبُوا فِي الْاَرْضِ اَوْ كَانُوا غُزًّى لَوْ كَانُوا عِنْدَنَا مَا مَاتُوا وَمَا قُتِلُواۚ لِيَجْعَلَ اللّٰهُ ذٰلِكَ حَسْرَةً ف۪ي قُلُوبِهِمْۜ وَاللّٰهُ يُحْي۪ وَيُم۪يتُۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ ۝١٥٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

156Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tekûnû kelleẕîne keferû veḳâlû liiḫvânihim iẕâ ḍarabû fi-lʾarḍi ev kânû guzzel lev kânû ʿindenâ mâ mâtû vemâ ḳutilû. liyecʿale-llâhü ẕâlike ḥasraten fî ḳulûbihim. vellâhü yuḥyî veyümît. vellâhü bimâ taʿmelûne beṣîr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

156Ey iman edenler! Sakın ha sefere çıkan veya savaşa katılan akrabaları için “Yanımızda kalsalardı ne ölür ne de öldürülürlerdi” diyen kâfirler gibi olmayın. Allah, bunu onların yüreklerinde derin bir sızı ve yakıp kavuran bir hasrete dönüştürmüştür. Canı veren de Allah’tır alan da. Allah, yaptığınız her şeyi görendir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

156Nisâ 78Yunus 31

Ayet 157–158

2 ayet

Âl-i İmran 157

Âl-i İmran 158

وَلَئِنْ قُتِلْتُمْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ اَوْ مُتُّمْ لَمَغْفِرَةٌ مِنَ اللّٰهِ وَرَحْمَةٌ خَيْرٌ مِمَّا يَجْمَعُونَ ۝١٥٧ وَلَئِنْ مُتُّمْ اَوْ قُتِلْتُمْ لَاِلَى اللّٰهِ تُحْشَرُونَ ۝١٥٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

157Velein ḳutiltüm fî sebîli-llâhi ev müttüm lemagfiratüm mine-llâhi veraḥmetün ḫayrum mimmâ yecmeʿûn.

Okunuş

158Veleim müttüm ev ḳutiltüm leile-llâhi tuḥşerûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

157Eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah’tan gelecek bir bağışlama ve rahmet onların topladıkları dünyalıklardan daha hayırlıdır.

Türkçe Meal

158Ölseniz de öldürülseniz de nihayetinde, Allah’ın huzurunda toplanacaksınız.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

157Bakara 154Âl-i İmran 169

İlgili ayetler

158Bakara 154Hac 58

Ayet 159

1 ayet

Âl-i İmran 159

فَبِمَا رَحْمَةٍ مِنَ اللّٰهِ لِنْتَ لَهُمْۚ وَلَوْ كُنْتَ فَظًّا غَل۪يظَ الْقَلْبِ لَانْفَضُّوا مِنْ حَوْلِكَۖ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاسْتَغْفِرْ لَهُمْ وَشَاوِرْهُمْ فِي الْاَمْرِۚ فَاِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّل۪ينَ ۝١٥٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

159Febimâ raḥmetim mine-llâhi linte lehüm. velev künte feżżan galîża-lḳalbi lenfeḍḍû min ḥavlik. faʿfü ʿanhüm vestagfir lehüm veşâvirhüm fi-lʾemr. feiẕâ ʿazemte fetevekkel ʿale-llâh. inne-llâhe yüḥibbü-lmütevekkilîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

159Sen, Allah’ın sana lütfettiği şefkat ve merhamet sayesinde onlara yumuşak davrandın. Eğer sert ve kırıcı davranmış olsaydın, elbette etrafından dağılıp giderlerdi. Onları affet ve onlar için Allah’tan bağışlanma dile. Ve yönetim işinde onlarla istişare et, karar verdiğinde de yalnızca Allah’a güven. Allah, kendisine güvenenleri sever.

İlgili ayetler

Ayet 160

1 ayet

Âl-i İmran 160

اِنْ يَنْصُرْكُمُ اللّٰهُ فَلَا غَالِبَ لَكُمْۚ وَاِنْ يَخْذُلْكُمْ فَمَنْ ذَا الَّذ۪ي يَنْصُرُكُمْ مِنْ بَعْدِه۪ۜ وَعَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ ۝١٦٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

160İy yenṣurkümü-llâhü felâ gâlibe leküm. veiy yaḫẕülküm femen ẕe-lleẕî yenṣuruküm mim baʿdih. veʿale-llâhi felyetevekkeli-lmüʾminûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

160Allah yardım ederse size, galip gelemez hiç kimse size. Eğer sizi yardımından mahrum ederse, bundan sonra kim yardım edecek size? Öyleyse müminler, yalnız Allah’a güvenip dayansınlar.

İlgili ayetler

Ayet 161–163

3 ayet

Âl-i İmran 161

Âl-i İmran 162

Âl-i İmran 163

وَمَا كَانَ لِنَبِيٍّ اَنْ يَغُلَّۜ وَمَنْ يَغْلُلْ يَاْتِ بِمَا غَلَّ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۚ ثُمَّ تُوَفّٰى كُلُّ نَفْسٍ مَا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ ۝١٦١ اَفَمَنِ اتَّبَعَ رِضْوَانَ اللّٰهِ كَمَنْ بَٓاءَ بِسَخَطٍ مِنَ اللّٰهِ وَمَاْوٰيهُ جَهَنَّمُۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ ۝١٦٢ هُمْ دَرَجَاتٌ عِنْدَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ بَص۪يرٌ بِمَا يَعْمَلُونَ۟ ۝١٦٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

161Vemâ kâne linebiyyin ey yegull. vemey yaglül yeʾti bimâ galle yevme-lḳiyâmeh. ŝümme tüveffâ küllü nefsim mâ kesebet vehüm lâ yużlemûn.

Okunuş

162Efemeni-ttebeʿa riḍvâne-llâhi kemem bâe biseḫaṭim mine-llâhi vemeʾvâhü cehennem. vebiʾse-lmeṣîr.

Okunuş

163Hüm deracâtün ʿinde-llâh. vellâhü beṣîrum bimâ yaʿmelûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

161Bir nebinin, ganimet malına hıyanet etmesi söz konusu değildir. Kaldı ki, kim hıyanet ederse, kıyamet günü hıyanet ettiği mal ile beraber gelir. Sonra herkes yaptığının karşılığını tastamam alacak ve onlar haksızlığa uğratılmayacaktır.

Türkçe Meal

162Hiç Allah’ın rızasını kazanan kimse ile Allah’ın gazabına uğrayan kişi bir olur mu? Onun yeri cehennemdir. Orası ne kötü bir son duraktır.

Türkçe Meal

163Bunların dereceleri, Allah katında elbette farklıdır. Allah, onların yapıp ettiklerini görmektedir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

161Enfal 1Fetih 15Haşr 7

İlgili ayetler

162Tâhâ 81Sâd 28

Ayet 164

1 ayet

Âl-i İmran 164

لَقَدْ مَنَّ اللّٰهُ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ اِذْ بَعَثَ ف۪يهِمْ رَسُولًا مِنْ اَنْفُسِهِمْ يَتْلُوا عَلَيْهِمْ اٰيَاتِه۪ وَيُزَكّ۪يهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَۚ وَاِنْ كَانُوا مِنْ قَبْلُ لَف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ ۝١٦٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

164Leḳad menne-llâhü ʿale-lmüʾminîne iẕ beʿaŝe fîhim rasûlem min enfüsihim yetlû ʿaleyhim âyâtihî veyüzekkîhim veyüʿallimühümü-lkitâbe velḥikmeh. vein kânû min ḳablü lefî ḍalâlim mübîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

164Allah, müminlere kendi içlerinden, onlara Allah’ın ayetlerini okuyan, şirk ve küfür pisliklerinden arındıran kitabı ve hikmeti öğreten bir elçi göndermekle büyük iyilikte bulunmuştur, oysa onlar bundan önce apaçık bir sapkınlık içindeydiler.

İlgili ayetler

Ayet 165–166

2 ayet

Âl-i İmran 165

Âl-i İmran 166

اَوَلَمَّٓا اَصَابَتْكُمْ مُص۪يبَةٌ قَدْ اَصَبْتُمْ مِثْلَيْهَاۙ قُلْتُمْ اَنّٰى هٰذَاۜ قُلْ هُوَ مِنْ عِنْدِ اَنْفُسِكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ۝١٦٥ وَمَٓا اَصَابَكُمْ يَوْمَ الْتَقَى الْجَمْعَانِ فَبِاِذْنِ اللّٰهِ وَلِيَعْلَمَ الْمُؤْمِن۪ينَۙ ۝١٦٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

165Evelemmâ eṣâbetküm müṣîbetün ḳad eṣabtüm miŝleyhâ ḳultüm ennâ hâẕâ. ḳul hüve min ʿindi enfüsiküm. inne-llâhe ʿalâ külli şeyʾin ḳadîr.

Okunuş

166Vemâ eṣâbeküm yevme-lteḳe-lcemʿâni febiiẕni-llâhi veliyaʿleme-lmüʾminîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

165(Bedir’de) Düşmanlarınıza acının iki katını tattırdığınız halde, (Uhud’da) mağlubiyetin acısını tattığınızda bu başımıza nereden geldi mi diyorsunuz? De ki: “Bu yenilgi sizin yaptıklarınızdan dolayıdır, Zira Allah her şey için bir ölçü koyandır.”

Türkçe Meal

166İki ordunun çarpıştığı o gün başınıza gelen mağlubiyet müminleri belirlemek için Allah’ın izni ile gerçekleşmiştir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

165Nisâ 79Şûrâ 30

İlgili ayetler

166Bakara 214Âl-i İmran 142

Ayet 167–168

2 ayet

Âl-i İmran 167

Âl-i İmran 168

وَلِيَعْلَمَ الَّذ۪ينَ نَافَقُواۚ وَق۪يلَ لَهُمْ تَعَالَوْا قَاتِلُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ اَوِ ادْفَعُواۜ قَالُوا لَوْ نَعْلَمُ قِتَالًا لَاتَّبَعْنَاكُمْۜ هُمْ لِلْكُفْرِ يَوْمَئِذٍ اَقْرَبُ مِنْهُمْ لِلْا۪يمَانِۚ يَقُولُونَ بِاَفْوَاهِهِمْ مَا لَيْسَ ف۪ي قُلُوبِهِمْۜ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا يَكْتُمُونَۚ ۝١٦٧ اَلَّذ۪ينَ قَالُوا لِاِخْوَانِهِمْ وَقَعَدُوا لَوْ اَطَاعُونَا مَا قُتِلُواۜ قُلْ فَادْرَؤُ۫ا عَنْ اَنْفُسِكُمُ الْمَوْتَ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ ۝١٦٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

167Veliyaʿleme-lleẕîne nâfeḳû. veḳîle lehüm teʿâlev ḳâtilû fî sebîli-llâhi evi-dfeʿû. ḳâlû lev naʿlemü ḳitâlel lettebaʿnâküm. hüm lilküfri yevmeiẕin aḳrabü minhüm lilʾîmân. yeḳûlûne biefvâhihim mâ leyse fî ḳulûbihim. vellâhü aʿlemü bimâ yektümûn.

Okunuş

168Elleẕîne ḳâlû liiḫvânihim veḳaʿadû lev eṭâʿûnâ mâ ḳutilû. ḳul fedraû ʿan enfüsikümü-lmevte in küntüm ṣâdiḳîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

167Ve kendilerine, gelin Allah yolunda savaşın veya savunma hattında yer alın denildiğinde, “Eğer savaşmasını bilseydik elbette size katılırdık’’ diyen ikiyüzlü münafıkları belirlemek içindir. Onlar bugün, imandan daha çok küfre yakındılar, kalplerinde olmayan şeyleri ağızlarıyla söylüyorlar, Allah ise onların gizlediklerini çok iyi bilmektedir.”

Türkçe Meal

168“Savaşa katılmayıp evlerinde oturanlar, savaşa katılan kardeşlerine, bizi dinleselerdi şimdi öldürülmüş olmayacaklardı.” Dediler. De ki; “Haydi sözünüzde doğruysanız başınıza geldiğinde ölümü kendinizden savın.”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

168Bakara 96Cum’a 6Cum’a 8

Ayet 169–171

3 ayet

Âl-i İmran 169

Âl-i İmran 170

Âl-i İmran 171

وَلَا تَحْسَبَنَّ الَّذ۪ينَ قُتِلُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ اَمْوَاتًاۜ بَلْ اَحْيَٓاءٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَۙ ۝١٦٩ فَرِح۪ينَ بِمَٓا اٰتٰيهُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ۙ وَيَسْتَبْشِرُونَ بِالَّذ۪ينَ لَمْ يَلْحَقُوا بِهِمْ مِنْ خَلْفِهِمْۙ اَلَّا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَۢ ۝١٧٠ يَسْتَبْشِرُونَ بِنِعْمَةٍ مِنَ اللّٰهِ وَفَضْلٍۙ وَاَنَّ اللّٰهَ لَا يُض۪يعُ اَجْرَ الْمُؤْمِن۪ينَۚۛ۟ ۝١٧١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

169Velâ taḥsebenne-lleẕîne ḳutilû fî sebîli-llâhi emvâtâ. bel aḥyâün ʿinde rabbihim yürzeḳûn.

Okunuş

170Feriḥîne bimâ âtâhümü-llâhü min faḍlihî veyestebşirûne billeẕîne lem yelḥaḳû bihim min ḫalfihim ellâ ḫavfün ʿaleyhim velâ hüm yaḥzenûn.

Okunuş

171Yestebşirûne biniʿmetim mine-llâhi vefaḍliv veenne-llâhe lâ yüḍîʿu ecra-lmüʾminîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

169Ve Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanmayın aksine onlar, Rablerinin katında diridirler ve rızıklandırılmaktadırlar.

Türkçe Meal

170Ve onlar, Allah’ın lütfu ile kendilerine verdiği mükâfatın sevincini yaşamaktadırlar, arkalarından kendilerine henüz yetişmemiş kardeşlerine, onlar için herhangi bir korkunun olmadığını ve hiçbir şekilde üzülmeyeceklerini de müjdelemek isterler.

Türkçe Meal

171Ve bunlar, Allah’ın nimeti ve lütfu ile Allah’ın inananların ödülünü zayi etmeyeceğini de müjdelemek isterler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

169Bakara 154Âl-i İmran 157

İlgili ayetler

170Yâsîn 26Yâsîn 27

İlgili ayetler

171Hûd 115Kehf 30

Ayet 172–174

3 ayet

Âl-i İmran 172

Âl-i İmran 173

Âl-i İmran 174

اَلَّذ۪ينَ اسْتَجَابُوا لِلّٰهِ وَالرَّسُولِ مِنْ بَعْدِ مَٓا اَصَابَهُمُ الْقَرْحُۜۛ لِلَّذ۪ينَ اَحْسَنُوا مِنْهُمْ وَاتَّقَوْا اَجْرٌ عَظ۪يمٌۚ ۝١٧٢ اَلَّذ۪ينَ قَالَ لَهُمُ النَّاسُ اِنَّ النَّاسَ قَدْ جَمَعُوا لَكُمْ فَاخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ ا۪يمَانًاۗ وَقَالُوا حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَك۪يلُ ۝١٧٣ فَانْقَلَبُوا بِنِعْمَةٍ مِنَ اللّٰهِ وَفَضْلٍ لَمْ يَمْسَسْهُمْ سُٓوءٌۙ وَاتَّبَعُوا رِضْوَانَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ ذُو فَضْلٍ عَظ۪يمٍ ۝١٧٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

172Elleẕîne-stecâbû lillâhi verrasûli mim baʿdi mâ eṣâbehümü-lḳarḥ. lilleẕîne aḥsenû minhüm vetteḳav ecrun ʿażîm.

Okunuş

173Elleẕîne ḳâle lehümü-nnâsü inne-nnâse ḳad cemeʿû leküm faḫşevhüm fezâdehüm îmânâ. veḳâlû ḥasbüne-llâhü veniʿme-lvekîl.

Okunuş

174Fenḳalebû biniʿmetim mine-llâhi vefaḍlil lem yemseshüm sûüv vettebeʿû riḍvâne-llâh. vellâhü ẕû faḍlin ʿażîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

172Onlar kendilerine isabet eden büyük acı ve yaradan sonra Allah’ın ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçisinin çağrısına icabet edenlerdir. Onlardan iyilik eden ve sorumlu davrananlar için büyük bir ödül vardır.

Türkçe Meal

173Ve yine onlar ki, bazı kimseler onlara: “Bilin ki düşmanlarınız size saldırmak için ordu hazırladılar onlardan korkun!” Dediklerinde, işte bu onların imanlarını artırmış ve şöyle demişlerdi: “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir.”

Türkçe Meal

174O müminler Allah’ın esirgemesi ve nimeti ile hiçbir zarar görmeden yurtlarına döndüler. Ve Allah’ın rızasını kazandılar. Allah muhteşem bir ikram sahibidir.

Ayet 175

1 ayet

Âl-i İmran 175

اِنَّمَا ذٰلِكُمُ الشَّيْطَانُ يُخَوِّفُ اَوْلِيَٓاءَهُۖ فَلَا تَخَافُوهُمْ وَخَافُونِ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ ۝١٧٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

175İnnemâ ẕâlikümü-şşeyṭânü yüḫavvifü evliyâeh. felâ teḫâfûhüm veḫâfûni in küntüm müʾminîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

175İşte bu şeytan sizi yandaşlarıyla korkutmaya çalışır, o halde onlardan korkmayın, eğer gerçekten inanıyor ve güveniyorsanız sadece benden korkun.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

175Enfal 48Haşr 16

Ayet 176–178

3 ayet

Âl-i İmran 176

Âl-i İmran 177

Âl-i İmran 178

وَلَا يَحْزُنْكَ الَّذ۪ينَ يُسَارِعُونَ فِي الْكُفْرِۚ اِنَّهُمْ لَنْ يَضُرُّوا اللّٰهَ شَيْـًٔاۜ يُر۪يدُ اللّٰهُ اَلَّا يَجْعَلَ لَهُمْ حَظًّا فِي الْاٰخِرَةِۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظ۪يمٌ ۝١٧٦ اِنَّ الَّذ۪ينَ اشْتَرَوُا الْكُفْرَ بِالْا۪يمَانِ لَنْ يَضُرُّوا اللّٰهَ شَيْـًٔاۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ ۝١٧٧ وَلَا يَحْسَبَنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَنَّمَا نُمْل۪ي لَهُمْ خَيْرٌ لِاَنْفُسِهِمْۜ اِنَّمَا نُمْل۪ي لَهُمْ لِيَزْدَادُٓوا اِثْمًاۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ مُه۪ينٌ ۝١٧٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

176Velâ yaḥzünke-lleẕîne yüsâriʿûne fi-lküfr. innehüm ley yeḍurrü-llâhe şeyʾâ. yürîdü-llâhü ellâ yecʿale lehüm ḥażżan fi-lʾâḫirah. velehüm ʿaẕâbün ʿażîm.

Okunuş

177İnne-lleẕîne-şteravu-lküfra bilʾîmâni ley yeḍurrü-llâhe şeyʾen. velehüm ʿaẕâbün elîm.

Okunuş

178Velâ yaḥsebenne-lleẕîne keferû ennemâ nümlî lehüm ḫayrul lienfüsihim. innemâ nümlî lehüm liyezdâdû iŝmâ. velehüm ʿaẕâbüm mühîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

176Küfürde birbirleriyle yarışanlar seni üzmesin. Onlar Allah’a hiçbir zarar veremezler. Onlar ahirette Allah’ın nimetlerden nasipsiz kalacaklar. Ve onlar için korkunç bir azap vardır.

Türkçe Meal

177İmana karşılık küfrü tercih edenler Allah’a hiçbir zarar veremezler. Onlara acıklı bir azap vardır.

Türkçe Meal

178Gerçekleri örtbas eden kâfirlere yanlıştan dönmeleri için verdiğimiz mühleti hayır sanmasınlar. Bizim onlara verdiğimiz bu mühleti günahlarının artması için kullanırlarsa ahirette onlar için rezil edici azap vardır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

176Mücadele 10Teğabun 11

İlgili ayetler

177Bakara 175Ahzab 48

Ayet 179

1 ayet

Âl-i İmran 179

مَا كَانَ اللّٰهُ لِيَذَرَ الْمُؤْمِن۪ينَ عَلٰى مَٓا اَنْتُمْ عَلَيْهِ حَتّٰى يَم۪يزَ الْخَب۪يثَ مِنَ الطَّيِّبِۜ وَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيُطْلِعَكُمْ عَلَى الْغَيْبِ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ يَجْتَب۪ي مِنْ رُسُلِه۪ مَنْ يَشَٓاءُ فَاٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرُسُلِه۪ۚ وَاِنْ تُؤْمِنُوا وَتَتَّقُوا فَلَكُمْ اَجْرٌ عَظ۪يمٌ ۝١٧٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

179Mâ kâne-llâhü liyeẕera-lmüʾminîne ʿalâ mâ entüm ʿaleyhi ḥattâ yemîze-lḫabîŝe mine-ṭṭayyib. vemâ kâne-llâhü liyuṭliʿaküm ʿale-lgaybi velâkinne-llâhe yectebî mir rusülihî mey yeşâü feâminû billâhi verusülih. vein tüʾminû vetetteḳû feleküm ecrun ʿażîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

179Allah müminleri sizin bulunduğunuz belirsizlik hali üzerine bırakacak değildir. Sınav yoluyla iyiyi kötüden ayırt edecektir. Bununla birlikte Allah size gaybı bildirecek de değildir. Fakat gaybı bildirmek için Allah, elçilerinden dilediğini seçer. Öyleyse Allah’a ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçilerine iman edin. Eğer inanır mümin olur ve sorumlu davranırsanız size muazzam bir mükâfat vardır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

179Neml 65Cin 26Cin 27

Ayet 180

1 ayet

Âl-i İmran 180

وَلَا يَحْسَبَنَّ الَّذ۪ينَ يَبْخَلُونَ بِمَٓا اٰتٰيهُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ هُوَ خَيْرًا لَهُمْۜ بَلْ هُوَ شَرٌّ لَهُمْۜ سَيُطَوَّقُونَ مَا بَخِلُوا بِه۪ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ وَلِلّٰهِ م۪يرَاثُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرٌ۟ ۝١٨٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

180Velâ yaḥsebenne-lleẕîne yebḫalûne bimâ âtâhümü-llâhü min faḍlihî hüve ḫayral lehüm. bel hüve şerrul lehüm. seyüṭavveḳûne mâ beḫilû bihî yevme-lḳiyâmeh. velillâhi mîrâŝü-ssemâvâti velʾarḍ. vellâhü bimâ taʿmelûne ḫabîr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

180Allah’ın lütfundan kendilerine verdiği şeylerden cimrilik edenler, bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar, aksine bu onlar için şerdir. Kıyamet günü cimrilik ettikleri şeyler boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

180Bakara 268Tevbe 34Furkan 67

Ayet 181–182

2 ayet

Âl-i İmran 181

Âl-i İmran 182

لَقَدْ سَمِعَ اللّٰهُ قَوْلَ الَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ فَق۪يرٌ وَنَحْنُ اَغْنِيَٓاءُۢ سَنَكْتُبُ مَا قَالُوا وَقَتْلَهُمُ الْاَنْبِيَٓاءَ بِغَيْرِ حَقٍّۙ وَنَقُولُ ذُوقُوا عَذَابَ الْحَر۪يقِ ۝١٨١ ذٰلِكَ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يكُمْ وَاَنَّ اللّٰهَ لَيْسَ بِظَلَّامٍ لِلْعَب۪يدِۚ ۝١٨٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

181Leḳad semiʿa-llâhü ḳavle-lleẕîne ḳâlû inne-llâhe feḳîruv venaḥnü agniyâʾ. senektübü mâ ḳâlû veḳatlehümü-lʾembiyâe bigayri ḥaḳḳiv veneḳûlü ẕûḳû ʿaẕâbe-lḥarîḳ.

Okunuş

182Ẕâlike bimâ ḳaddemet eydîküm veenne-llâhe leyse biżallâmil lilʿabîd.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

181“Allah fakirdir, biz zenginiz” diyen kimselerin sözünü Allah işitmiştir. Onların hem bu sözlerini hem de haksız yere nebileri öldürmelerini yazacağız ve kendilerine “Yakıp kavuran cehennem azabını tadın bakalım’’ diyeceğiz.

Türkçe Meal

182Bu, kendi ellerinizle yaptıklarınızın karşılığıdır, zira Allah kullarına asla haksızlık yapacak değildir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

181A’raf 156Nahl 51Nahl 55

İlgili ayetler

182Nisâ 79Kasas 47Şûrâ 30

Ayet 183–184

2 ayet

Âl-i İmran 183

Âl-i İmran 184

اَلَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ عَهِدَ اِلَيْنَٓا اَلَّا نُؤْمِنَ لِرَسُولٍ حَتّٰى يَاْتِيَنَا بِقُرْبَانٍ تَاْكُلُهُ النَّارُۜ قُلْ قَدْ جَٓاءَكُمْ رُسُلٌ مِنْ قَبْل۪ي بِالْبَيِّنَاتِ وَبِالَّذ۪ي قُلْتُمْ فَلِمَ قَتَلْتُمُوهُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ ۝١٨٣ فَاِنْ كَذَّبُوكَ فَقَدْ كُذِّبَ رُسُلٌ مِنْ قَبْلِكَ جَٓاؤُ۫ بِالْبَيِّنَاتِ وَالزُّبُرِ وَالْكِتَابِ الْمُن۪يرِ ۝١٨٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

183Elleẕîne ḳâlû inne-llâhe ʿahide ileynâ ellâ nüʾmine lirasûlin ḥattâ yeʾtiyenâ biḳurbânin teʾkülühü-nnâr. ḳul ḳad câeküm rusülüm min ḳablî bilbeyyinâti vebilleẕî ḳultüm felime ḳateltümûhüm in küntüm ṣâdiḳîn.

Okunuş

184Fein keẕẕebûke feḳad küẕẕibe rusülüm min ḳablike câû bilbeyyinâti vezzübüri velkitâbi-lmünîr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

183Allah, yakılarak sunulan bir kurban getirmedikçe hiçbir elçiye inanmamamız için bizden ahit/söz aldı, diyenlere de ki: “Benden önce size nice elçiler apaçık belgelerle ve sözünü ettiğiniz o şeyler ile gelmişti. Eğer doğru sözlü iseniz peki onları niçin öldürdünüz?”

Türkçe Meal

184Eğer seni yalancılıkla suçluyorlarsa, bil ki senden önce apaçık delilleri, hikmet yüklü sahifeleri ve aydınlatıcı vahyi getiren nice elçiler de yalancılıkla suçlanmıştı.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

184En’am 34Fussilet 43

Ayet 185

1 ayet

Âl-i İmran 185

كُلُّ نَفْسٍ ذَٓائِقَةُ الْمَوْتِۜ وَاِنَّمَا تُوَفَّوْنَ اُجُورَكُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ فَمَنْ زُحْزِحَ عَنِ النَّارِ وَاُدْخِلَ الْجَنَّةَ فَقَدْ فَازَۜ وَمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَٓا اِلَّا مَتَاعُ الْغُرُورِ ۝١٨٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

185Küllü nefsin ẕâiḳatü-lmevt. veinnemâ tüveffevne ücûraküm yevme-lḳiyâmeh. femen zuḥziḥa ʿani-nnâri veüdḫile-lcennete feḳad fâz. veme-lḥayâtü-ddünyâ illâ metâʿu-lgurûr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

185Her can ölümü tadacaktır. Kıyamet günü de ancak yaptıklarınızın karşılığı size ödenecektir. Kim ateşten uzak tutulur ve cennete sokulursa, o kurtulmuştur. Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

185Enbiyâ 34Ankebut 57

Ayet 186

1 ayet

Âl-i İmran 186

لَتُبْلَوُنَّ ف۪ٓي اَمْوَالِكُمْ وَاَنْفُسِكُمْ وَلَتَسْمَعُنَّ مِنَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ وَمِنَ الَّذ۪ينَ اَشْرَكُٓوا اَذًى كَث۪يرًاۜ وَاِنْ تَصْبِرُوا وَتَتَّقُوا فَاِنَّ ذٰلِكَ مِنْ عَزْمِ الْاُمُورِ ۝١٨٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

186Letüblevunne fî emvâliküm veenfüsiküm veletesmeʿunne mine-lleẕîne ûtü-lkitâbe min ḳabliküm vemine-lleẕîne eşrakû eẕen keŝîrâ. vein taṣbirû vetetteḳû feinne ẕâlike min ʿazmi-lʾümûr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

186Mallarınız ve canlarınız hususunda mutlaka sınanacaksınız, hem sizden önce kendilerine vahiy gönderilenlerden, hem de Allah’a ait nitelikleri başkalarına yakıştıran müşriklerden incitici birçok söz işiteceksiniz. Ama eğer sabreder ve sorumlu davranırsanız, işte bu kararlılık ve azim gereken işlerdendir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

186Bakara 155Âl-i İmran 120

Ayet 187–189

3 ayet

Âl-i İmran 187

Âl-i İmran 188

Âl-i İmran 189

وَاِذْ اَخَذَ اللّٰهُ م۪يثَاقَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ لَتُبَيِّنُنَّهُ لِلنَّاسِ وَلَا تَكْتُمُونَهُۘ فَنَبَذُوهُ وَرَٓاءَ ظُهُورِهِمْ وَاشْتَرَوْا بِه۪ ثَمَنًا قَل۪يلًاۜ فَبِئْسَ مَا يَشْتَرُونَ ۝١٨٧ لَا تَحْسَبَنَّ الَّذ۪ينَ يَفْرَحُونَ بِمَٓا اَتَوْا وَيُحِبُّونَ اَنْ يُحْمَدُوا بِمَا لَمْ يَفْعَلُوا فَلَا تَحْسَبَنَّهُمْ بِمَفَازَةٍ مِنَ الْعَذَابِۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ ۝١٨٨ وَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ۟ ۝١٨٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

187Veiẕ eḫaẕe-llâhü mîŝâḳa-lleẕîne ûtü-lkitâbe letübeyyinünnehû linnâsi velâ tektümûneh. fenebeẕûhü verâe żuhûrihim veşterav bihî ŝemenen ḳalîlâ. febiʾse mâ yeşterûn.

Okunuş

188Lâ taḥsebenne-lleẕîne yefraḥûne bimâ etev veyüḥibbûne ey yuḥmedû bimâ lem yefʿalû felâ taḥsebennehüm bimefâzetim mine-lʿaẕâb. velehüm ʿaẕâbün elîm.

Okunuş

189Velillâhi mülkü-ssemâvâti velʾarḍ. vellâhü ʿalâ külli şeyʾin ḳadîr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

187Allah, kendilerine kitap verilenlerden “Kitabı insanlara muhakkak beyan edeceksiniz, onu asla gizlemeyeceksiniz” diye misak/söz almıştı da onlar, bu ahdi kulak ardı ettiler, bunu basit dünya menfaatlerine pazarladılar, ne kötü bir alışveriştir bu.

Türkçe Meal

188Sakın, yaptıkları kötülüklerle sevinen ve sahip olmadıkları özelliklerle anılmaktan hoşlanan kimselerin azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlara acıklı bir azap vardır.

Türkçe Meal

189Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Allah her şeye gücü yetendir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

187Bakara 159Âl-i İmran 104

İlgili ayetler

188Bakara 44İbrahim 42

Ayet 190–194

5 ayet

Âl-i İmran 190

Âl-i İmran 191

Âl-i İmran 192

Âl-i İmran 193

Âl-i İmran 194

اِنَّ ف۪ي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاخْتِلَافِ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ لَاٰيَاتٍ لِاُو۬لِي الْاَلْبَابِۚ ۝١٩٠ اَلَّذ۪ينَ يَذْكُرُونَ اللّٰهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلٰى جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ ف۪ي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هٰذَا بَاطِلًاۚ سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ ۝١٩١ رَبَّنَٓا اِنَّكَ مَنْ تُدْخِلِ النَّارَ فَقَدْ اَخْزَيْتَهُۜ وَمَا لِلظَّالِم۪ينَ مِنْ اَنْصَارٍ ۝١٩٢ رَبَّنَٓا اِنَّنَا سَمِعْنَا مُنَادِيًا يُنَاد۪ي لِلْا۪يمَانِ اَنْ اٰمِنُوا بِرَبِّكُمْ فَاٰمَنَّاۗ رَبَّنَا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّـَٔاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ الْاَبْرَارِۚ ۝١٩٣ رَبَّنَا وَاٰتِنَا مَا وَعَدْتَنَا عَلٰى رُسُلِكَ وَلَا تُخْزِنَا يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ اِنَّكَ لَا تُخْلِفُ الْم۪يعَادَ ۝١٩٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

190İnne fî ḫalḳi-ssemâvâti velʾarḍi vaḫtilâfi-lleyli vennehâri leâyâtil liüli-lʾelbâb.

Okunuş

191Elleẕîne yeẕkürûne-llâhe ḳiyâmev veḳuʿûdev veʿalâ cünûbihim veyetefekkerûne fî ḫalḳi-ssemâvâti velʾarḍ. rabbenâ mâ ḫalaḳte hâẕâ bâṭilâ. sübḥâneke feḳinâ ʿaẕâbe-nnâr.

Okunuş

192Rabbenâ inneke men tüdḫili-nnâra feḳad aḫzeyteh. vemâ liżżâlimîne min enṣâr.

Okunuş

193Rabbenâ innenâ semiʿnâ münâdiyey yünâdî lilʾîmâni en âminû birabbiküm feâmennâ. rabbenâ fagfir lenâ ẕünûbenâ vekeffir ʿannâ seyyiâtinâ veteveffenâ meʿa-lʾebrâr.

Okunuş

194Rabbenâ veâtinâ mâ veʿattenâ ʿalâ rusülike velâ tuḫzinâ yevme-lḳiyâmeh. inneke lâ tuḫlifü-lmîʿâd.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

190Hiç şüphesiz ki göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, derin kavrayış sahipleri için alınacak nice ibretler vardır.

Türkçe Meal

191Onlar ki, ayakta, otururken ve yanları üzere yatmış durumdayken Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünerek şöyle dua ederler: “Rabbimiz, bunların hiçbirini anlamsız ve amaçsız yaratmadın. Sen yüceler yücesisin. Bizi ateşin azabından koru!”

Türkçe Meal

192Rabbimiz şüphesiz sen kimi ateşe atarsan, onu perişan edersin, yanlışta ısrar eden zalimlerin yardımcıları da yoktur.

Türkçe Meal

193Rabbimiz, biz, “Rabbinize iman edin” diye, imana çağıran bir davetçiyi işittik ve hemen iman ettik. Rabbimiz bizim günahlarımızı bağışla, suçlarımızı ört ve bizi iyilerle birlikte vefat ettir!

Türkçe Meal

194Rabbimiz, bize elçilerin aracılığıyla vaat ettiklerini ver ve bizi kıyamet günü rezili rüsva etme, zira sen vaadinden asla dönmezsin.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

190İsrâ 12Câsiye 5

İlgili ayetler

191Bakara 186Yunus 12

İlgili ayetler

192Yunus 27Fâtır 37

İlgili ayetler

194Nisâ 87Rum 6

Ayet 195

1 ayet

Âl-i İmran 195

فَاسْتَجَابَ لَهُمْ رَبُّهُمْ اَنّ۪ي لَٓا اُض۪يعُ عَمَلَ عَامِلٍ مِنْكُمْ مِنْ ذَكَرٍ اَوْ اُنْثٰىۚ بَعْضُكُمْ مِنْ بَعْضٍۚ فَالَّذ۪ينَ هَاجَرُوا وَاُخْرِجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ وَاُو۫ذُوا ف۪ي سَب۪يل۪ي وَقَاتَلُوا وَقُتِلُوا لَاُكَفِّرَنَّ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْ وَلَاُدْخِلَنَّهُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۚ ثَوَابًا مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ عِنْدَهُ حُسْنُ الثَّوَابِ ۝١٩٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

195Festecâbe lehüm rabbühüm ennî lâ üḍîʿu ʿamele ʿâmilim minküm min ẕekerin ev ünŝâ. baʿḍuküm mim baʿḍ. felleẕîne hâcerû veuḫricû min diyârihim veûẕû fî sebîlî veḳâtelû veḳutilû leükeffiranne ʿanhüm seyyiâtihim veleüdḫilennehüm cennâtin tecrî min taḥtihe-lʾenhâr. ŝevâbem min ʿindi-llâh. vellâhü ʿindehû ḥusnü-ŝŝevâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

195Allah da onların duasına şöyle karşılık verdi: “Ben, sizden erkek olsun kadın olsun hiçbir çalışanın çalışmasını zayi etmeyeceğim. Benim yolumda eziyet edilenler, yurtlarından çıkarılanlar, hicret edenler, savaşanlar ve öldürülenlerin, kesinlikle kusurlarını yok sayıp affedeceğim ve onları tabanından ırmakların çağladığı cennetlere koyacağım. Allah katından bir ödül olarak... Zira ödüllerin en güzeli Allah katındandır.”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

195Bakara 186Mü’min 60

Ayet 196–197

2 ayet

Âl-i İmran 196

Âl-i İmran 197

لَا يَغُرَّنَّكَ تَقَلُّبُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فِي الْبِلَادِۜ ۝١٩٦ مَتَاعٌ قَل۪يلٌ ثُمَّ مَاْوٰيهُمْ جَهَنَّمُۜ وَبِئْسَ الْمِهَادُ ۝١٩٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

196Lâ yegurranneke teḳallübü-lleẕîne keferû fi-lbilâd.

Okunuş

197Metâʿun ḳalîlün ŝümme meʾvâhüm cehennem. vebiʾse-lmihâd.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

196Kâfirlerin konfor içinde diyar diyar dolaşmaları seni aldatmasın.

Türkçe Meal

197Kısa süreli bir geçimlik ve geçici bir yararlanmadır o, sonunda varacakları yer cehennemdir. Orası ne kötü bir meskendir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

196Tevbe 55Mü’min 4

İlgili ayetler

197En’am 70Yunus 7

Ayet 198

1 ayet

Âl-i İmran 198

لٰكِنِ الَّذ۪ينَ اتَّقَوْا رَبَّهُمْ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَا نُزُلًا مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۜ وَمَا عِنْدَ اللّٰهِ خَيْرٌ لِلْاَبْرَارِ ۝١٩٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

198Lâkini-lleẕîne-tteḳav rabbehüm lehüm cennâtün tecrî min taḥtihe-lʾenhâru ḫâlidîne fîhâ nüzülem min ʿindi-llâh. vemâ ʿinde-llâhi ḫayrul lilʾebrâr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

198Fakat Rablerine karşı gelmekten sakınanlara, Allah katından bir ikram olarak tabanından ırmakların çağladığı ve içinde kalacakları cennetler vardır. Zira Allah katında olanlar erdemliler için en iyisidir.

İlgili ayetler

Ayet 199

1 ayet

Âl-i İmran 199

وَاِنَّ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ لَمَنْ يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكُمْ وَمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِمْ خَاشِع۪ينَ لِلّٰهِۙ لَا يَشْتَرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ ثَمَنًا قَل۪يلًاۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ اَجْرُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْۜ اِنَّ اللّٰهَ سَر۪يعُ الْحِسَابِ ۝١٩٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

199Veinne min ehli-lkitâbi lemey yüʾminü billâhi vemâ ünzile ileyküm vemâ ünzile ileyhim ḫâşiʿîne lillâhi lâ yeşterûne biâyâti-llâhi ŝemenen ḳalîlâ. ülâike lehüm ecruhüm ʿinde rabbihim. inne-llâhe serîʿu-lḥisâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

199Şüphesiz kitap ehlinden, Allah’a ve size indirilenlere ve kendilerine indirilenlere gerçekten inanan, Allah’a karşı içten saygı duyanlar ve Allah’ın ayetlerini az bir dünyalığa satmayanlara, işte bunlara Rableri katında ödülleri vardır. Allah, hesabı çok hızlı görendir.

İlgili ayetler

Ayet 200

1 ayet

Âl-i İmran 200

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اصْبِرُوا وَصَابِرُوا وَرَابِطُوا وَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ ۝٢٠٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

200Yâ eyyühe-lleẕîne âmenu-ṣbirû veṣâbirû verâbiṭû vetteḳu-llâhe leʿalleküm tüfliḥûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

200Ey iman edenler, Allah yolunda zorluklara karşı direnip sabredin, bu dirençte birbirinizle dayanışma içinde olun ve düşmana karşı kenetlenin, Allah’a karşı sorumluluğunuzu yerine getirin ki kurtuluşa eresiniz.

İlgili ayetler

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Enfal, sonra Ahzab indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla