Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıylaAyet 1
1 ayetNisâ 1
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذ۪ي خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالًا كَث۪يرًا وَنِسَٓاءًۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّذ۪ي تَسَٓاءَلُونَ بِه۪ وَالْاَرْحَامَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَق۪يبًا ١
Mushaf
Okunuş
1Yâ eyyühe-nnâsü-tteḳû rabbekümü-lleẕî ḫaleḳaküm min nefsiv vâḥidetiv veḫaleḳa minhâ zevcehâ vebeŝŝe minhümâ ricâlen keŝîrav venisââ. vetteḳu-llâhe-lleẕî tesâelûne bihî velʾerḥâm. inne-llâhe kâne ʿaleyküm raḳîbâ.
Türkçe Meal
1Ey insanlar! Sizi tek bir özden/candan yaratan, ondan da eşini yaratan, bu ikisinden de birçok erkek ve kadın meydana getiren Rabbinizden/sahibinizden çekinin. O Allah’tan korkun ki O’nun adına birbirinizden talepte bulunur ve akraba olursunuz. Allah, sizi gözetendir.
Ayet 2
1 ayetNisâ 2
وَاٰتُوا الْيَتَامٰٓى اَمْوَالَهُمْ وَلَا تَتَبَدَّلُوا الْخَب۪يثَ بِالطَّيِّبِۖ وَلَا تَاْكُلُٓوا اَمْوَالَهُمْ اِلٰٓى اَمْوَالِكُمْۜ اِنَّهُ كَانَ حُوبًا كَب۪يرًا ٢
Mushaf
Okunuş
2Veâtü-lyetâmâ emvâlehüm velâ tetebeddelü-lḫabîŝe biṭṭayyib. velâ teʾkülû emvâlehüm ilâ emvâliküm. innehû kâne ḥûben kebîrâ.
Türkçe Meal
2Öyleyse himayenizde bulunan yetimlere mallarını verin ve değersiz mallarınızı, onların değerli mallarıyla değiştirerek ve onların mallarını, kendi mallarınıza katarak yemeyin. Çünkü bu, büyük bir vebaldir.
Ayet 3
1 ayetNisâ 3
وَاِنْ خِفْتُمْ اَلَّا تُقْسِطُوا فِي الْيَتَامٰى فَانْكِحُوا مَا طَابَ لَكُمْ مِنَ النِّسَٓاءِ مَثْنٰى وَثُلٰثَ وَرُبَاعَۚ فَاِنْ خِفْتُمْ اَلَّا تَعْدِلُوا فَوَاحِدَةً اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْۜ ذٰلِكَ اَدْنٰٓى اَلَّا تَعُولُواۜ ٣
Mushaf
Okunuş
3Vein ḫiftüm ellâ tuḳsiṭû fi-lyetâmâ fenkiḥû mâ ṭâbe leküm mine-nnisâi meŝnâ veŝülâŝe verubâʿ. fein ḫiftüm ellâ taʿdilû fevâḥideten ev mâ meleket eymânüküm. ẕâlike ednâ ellâ teʿûlû.
Türkçe Meal
3Eğer yetimlere adil davranamamaktan korkarsanız, hoşunuza giden kadınlardan ikişer üçer ve dörder hanımla nikâhlanın. Nikâhlanmış olduğunuz hanımlar arasında adaletli olamayacağınızdan endişe ederseniz, bir tane ile veya meşru olarak sahip olduklarınızla yetinin. Bu, haksızlık etmemeniz için daha elverişlidir.
Ayet 4
1 ayetNisâ 4
وَاٰتُوا النِّسَٓاءَ صَدُقَاتِهِنَّ نِحْلَةًۜ فَاِنْ طِبْنَ لَكُمْ عَنْ شَيْءٍ مِنْهُ نَفْسًا فَكُلُوهُ هَن۪ٓيـًٔا مَر۪ٓيـًٔا ٤
Mushaf
Okunuş
4Veâtü-nnisâe ṣadüḳâtihinne niḥleh. fein ṭibne leküm ʿan şeyʾim minhü nefsen fekülûhü henîem merîâ.
Türkçe Meal
4Kadınlara mehirlerini/evlenme bedellerini gönül rızasıyla verin. Eğer, kendi istekleriyle mehrin bir kısmından vazgeçerler de size bağışlarlarsa onu da afiyetle yiyin.
İlgili ayetler
Ayet 5
1 ayetNisâ 5
وَلَا تُؤْتُوا السُّفَهَٓاءَ اَمْوَالَكُمُ الَّت۪ي جَعَلَ اللّٰهُ لَكُمْ قِيَامًا وَارْزُقُوهُمْ ف۪يهَا وَاكْسُوهُمْ وَقُولُوا لَهُمْ قَوْلًا مَعْرُوفًا ٥
Mushaf
Okunuş
5Velâ tüʾtü-ssüfehâe emvâlekümü-lletî ceʿale-llâhü leküm ḳiyâmev verzüḳûhüm fîhâ veksûhüm veḳûlû lehüm ḳavlem maʿrûfâ.
Türkçe Meal
5Allah’ın, ayakta kalmanıza vesile kıldığı mallarınızı kâr ve zararı bilemeyecek kadar aklı zayıf olanlara vermeyin. Fakat o maldan onları yedirin, giydirin ve onlara güzel, iyi sözler söyleyin.
Ayet 6
1 ayetNisâ 6
وَابْتَلُوا الْيَتَامٰى حَتّٰٓى اِذَا بَلَغُوا النِّكَاحَۚ فَاِنْ اٰنَسْتُمْ مِنْهُمْ رُشْدًا فَادْفَعُٓوا اِلَيْهِمْ اَمْوَالَهُمْۚ وَلَا تَاْكُلُوهَٓا اِسْرَافًا وَبِدَارًا اَنْ يَكْبَرُواۜ وَمَنْ كَانَ غَنِيًّا فَلْيَسْتَعْفِفْۚ وَمَنْ كَانَ فَق۪يرًا فَلْيَاْكُلْ بِالْمَعْرُوفِۜ فَاِذَا دَفَعْتُمْ اِلَيْهِمْ اَمْوَالَهُمْ فَاَشْهِدُوا عَلَيْهِمْۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ حَس۪يبًا ٦
Mushaf
Okunuş
6Vebtelü-lyetâmâ ḥattâ iẕâ belegü-nnikâḥ. fein ânestüm minhüm ruşden fedfeʿû ileyhim emvâlehüm. velâ teʾkülûhâ isrâfev vebidâran ey yekberû. vemen kâne ganiyyen felyestaʿfif. vemen kâne feḳîran felyeʾkül bilmaʿrûf. feiẕâ defaʿtüm ileyhim emvâlehüm feeşhidû ʿaleyhim. vekefâ billâhi ḥasîbâ.
Türkçe Meal
6Yetimleri, evlenme çağına gelinceye kadar deneyin. Eğer onlarda olgunlaşma/yeterlilik görürseniz, mallarını kendilerine iade edin. Onların mallarını büyüyüp de alacaklar korkusu ile tez elden harcamaya kalkmayın. İhtiyaç sahibi olmayan kimse tenezzül etmesin, eğer fakir ise makul ölçüde istifade etsin. Mallarını iade ettiğiniz zaman, onları şahitler huzurunda verin. Hesap sorucu olarak Allah yeter.
Ayet 7
1 ayetNisâ 7
لِلرِّجَالِ نَص۪يبٌ مِمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالْاَقْرَبُونَۖ وَلِلنِّسَٓاءِ نَص۪يبٌ مِمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالْاَقْرَبُونَ مِمَّا قَلَّ مِنْهُ اَوْ كَثُرَۜ نَص۪يبًا مَفْرُوضًا ٧
Mushaf
Okunuş
7Lirricâli neṣîbüm mimmâ terake-lvâlidâni velʾaḳrabûn. velinnisâi neṣîbüm mimmâ terake-lvâlidâni velʾaḳrabûne mimmâ ḳalle minhü ev keŝür. neṣîbem mefrûḍâ.
Türkçe Meal
7Ana babanın ve yakın akrabanın miras olarak bıraktıklarından erkekler için bir pay vardır, kadınlar için de ana babanın ve akrabanın mirasından ister az olsun ister çok olsun farz kılınmış bir hisse vardır.
Ayet 8
1 ayetNisâ 8
وَاِذَا حَضَرَ الْقِسْمَةَ اُو۬لُوا الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينُ فَارْزُقُوهُمْ مِنْهُ وَقُولُوا لَهُمْ قَوْلًا مَعْرُوفًا ٨
Mushaf
Okunuş
8Veiẕâ ḥaḍara-lḳismete ülü-lḳurbâ velyetâmâ velmesâkînü ferzüḳûhüm minhü veḳûlû lehüm ḳavlem maʿrûfâ.
Türkçe Meal
8Diğer akrabalar, yetimler ve yoksullar, miras taksimi sırasında yanınızda bulunurlarsa; onlara da ondan az çok bir şeyler verin ve onların gönüllerini hoş eden güzel söz söyleyin.
Ayet 9
1 ayetNisâ 9
وَلْيَخْشَ الَّذ۪ينَ لَوْ تَرَكُوا مِنْ خَلْفِهِمْ ذُرِّيَّةً ضِعَافًا خَافُوا عَلَيْهِمْۖ فَلْيَتَّقُوا اللّٰهَ وَلْيَقُولُوا قَوْلًا سَد۪يدًا ٩
Mushaf
Okunuş
9Velyaḫşe-lleẕîne lev terakû min ḫalfihim ẕürriyyeten ḍiʿâfen ḫâfû ʿaleyhim. felyetteḳu-llâhe velyeḳûlû ḳavlen sedîdâ.
Türkçe Meal
9Arkalarında muhtaç ve zayıf çocuklar bırakmaktan korkanlar, diğer yetimler için de aynı endişeyi duysunlar ve Allah’tan sakınsınlar da doğru söz söylesinler.
İlgili ayetler
Ayet 10
1 ayetNisâ 10
اِنَّ الَّذ۪ينَ يَاْكُلُونَ اَمْوَالَ الْيَتَامٰى ظُلْمًا اِنَّمَا يَاْكُلُونَ ف۪ي بُطُونِهِمْ نَارًاۜ وَسَيَصْلَوْنَ سَع۪يرًا۟ ١٠
Mushaf
Ayet 11
1 ayetNisâ 11
يُوص۪يكُمُ اللّٰهُ ف۪ٓي اَوْلَادِكُمْ لِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ الْاُنْثَيَيْنِۚ فَاِنْ كُنَّ نِسَٓاءً فَوْقَ اثْنَتَيْنِ فَلَهُنَّ ثُلُثَا مَا تَرَكَۚ وَاِنْ كَانَتْ وَاحِدَةً فَلَهَا النِّصْفُۜ وَلِاَبَوَيْهِ لِكُلِّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا السُّدُسُ مِمَّا تَرَكَ اِنْ كَانَ لَهُ وَلَدٌۚ فَاِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُ وَلَدٌ وَوَرِثَهُٓ اَبَوَاهُ فَلِاُمِّهِ الثُّلُثُۚ فَاِنْ كَانَ لَهُٓ اِخْوَةٌ فَلِاُمِّهِ السُّدُسُ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوص۪ي بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۜ اٰبَٓاؤُ۬كُمْ وَاَبْنَٓاؤُ۬كُمْۚ لَا تَدْرُونَ اَيُّهُمْ اَقْرَبُ لَكُمْ نَفْعًاۚ فَر۪يضَةً مِنَ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَل۪يمًا حَك۪يمًا ١١
Mushaf
Okunuş
11Yûṣîkümü-llâhü fî evlâdiküm liẕẕekeri miŝlü ḥażżi-lʾünŝeyeyn. fein künne nisâen fevḳa-ŝneteyni felehünne ŝülüŝâ mâ terak. vein kânet vâḥideten felehe-nniṣf. veliebeveyhi likülli vâḥidim minhüme-ssüdüsü mimmâ terake in kâne lehû veled. feil lem yekül lehû veledüv veveriŝehû ebevâhü feliümmihi-ŝŝülüŝ. fein kâne lehû iḫvetün feliümmihi-ssüdüsü mim baʿdi veṣiyyetiy yûṣî bihâ ev deyn. âbâüküm veebnâüküm. lâ tedrûne eyyühüm aḳrabü leküm nefʿâ. ferîḍatem mine-llâh. inne-llâhe kâne ʿalîmen ḥakîmâ.
Türkçe Meal
11Allah, miras konusunda çocuklarınızın paylarıyla ilgili şunu tavsiye eder; erkeğin payı iki kızın payı kadardır. Eğer mirasçılar sadece kızlar ise ve ikiden fazlaysa, onlar mirasın üçte ikisini alırlar. Şayet bir tek kız ise, o zaman yarısı onundur. Ana babaya gelince; ölenin çocuğu varsa her birine altıda bir düşer, ölenin çocuğu yok da mirasçısı sadece anne ve babası ise üçte biri annesinindir. Kardeşleri de varsa, altıda biri anasınındır. Bütün bu paylaşım, ölenin vasiyeti yerine getirildikten ve varsa borcunun ödenmesinden sonradır. Babalarınızın ve oğullarınızın hangisinin fayda bakımından size daha yakın olduğunu bilmezsiniz. Bunlar Allah tarafından belirlenen paylardır. Şüphesiz Allah her şeyi bilen, koyduğu hükümlerde doğru karar verendir.
Ayet 12–14
3 ayetNisâ 12
Nisâ 13
Nisâ 14
وَلَكُمْ نِصْفُ مَا تَرَكَ اَزْوَاجُكُمْ اِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُنَّ وَلَدٌۚ فَاِنْ كَانَ لَهُنَّ وَلَدٌ فَلَكُمُ الرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْنَ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوص۪ينَ بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۜ وَلَهُنَّ الرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْتُمْ اِنْ لَمْ يَكُنْ لَكُمْ وَلَدٌۚ فَاِنْ كَانَ لَكُمْ وَلَدٌ فَلَهُنَّ الثُّمُنُ مِمَّا تَرَكْتُمْ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ تُوصُونَ بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۜ وَاِنْ كَانَ رَجُلٌ يُورَثُ كَلَالَةً اَوِ امْرَاَةٌ وَلَهُٓ اَخٌ اَوْ اُخْتٌ فَلِكُلِّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا السُّدُسُۚ فَاِنْ كَانُٓوا اَكْثَرَ مِنْ ذٰلِكَ فَهُمْ شُرَكَٓاءُ فِي الثُّلُثِ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصٰى بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۙ غَيْرَ مُضَٓارٍّۚ وَصِيَّةً مِنَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَل۪يمٌۜ ١٢ تِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِۜ وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ وَذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ ١٣ وَمَنْ يَعْصِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَيَتَعَدَّ حُدُودَهُ يُدْخِلْهُ نَارًا خَالِدًا ف۪يهَاۖ وَلَهُ عَذَابٌ مُه۪ينٌ۟ ١٤
Mushaf
Okunuş
12Veleküm niṣfü mâ terake ezvâcüküm il lem yekül lehünne veled. fein kâne lehünne veledün felekümü-rrubüʿu mimmâ terakne mim baʿdi veṣiyyetiy yûṣîne bihâ ev deyn. velehünne-rrubüʿu mimmâ teraktüm il lem yekül leküm veled. fein kâne leküm veledün felehünne-ŝŝümünü mimmâ teraktüm mim baʿdi veṣiyyetin tûṣûne bihâ ev deyn. vein kâne racülüy yûraŝü kelâleten evi-mraetüv velehû eḫun ev uḫtün felikülli vâḥidim minhüme-ssüdüs. fein kânû ekŝera min ẕâlike fehüm şürakâü fi-ŝŝülüŝi mim baʿdi veṣiyyetiy yûṣâ bihâ ev deynin gayra müḍârr. veṣiyyetem mine-llâh. vellâhü ʿalîmün ḥalîm.
13Tilke ḥudûdü-llâh. vemey yüṭiʿi-llâhe verasûlehû yüdḫilhü cennâtin tecrî min taḥtihe-lʾenhâru ḫâlidîne fîhâ. veẕâlike-lfevzü-lʿażîm.
14Vemey yaʿṣi-llâhe verasûlehû veyeteʿaddâ ḥudûdehû yüdḫilhü nâran ḫâliden fîhâ. velehû ʿaẕâbüm mühîn.
Türkçe Meal
12Eğer çocukları yoksa hanımlarınızın bıraktığı mirasın yarısı sizindir. Eğer çocukları varsa, miraslarının dörtte biri size aittir. Bu da yaptıkları vasiyetlerinin yerine getirilmesinden ve borçları ödendikten sonradır. Sizin miras olarak bıraktıklarınızda, çocuğunuz yoksa dörtte biri hanımlarınızındır. Eğer, çocuklarınız varsa sekizde biri onlarındır. Bunlar da yaptığınız vasiyetinizin yerine getirilmesinden ve borcunuzun ödenmesinden sonradır. Eğer miras bırakan bir erkek veya bir kadının birinci derece mirasçısı olan ana babası ve çocuğu yok da bir erkek veya bir kız kardeşi varsa, her birine altıda bir düşer. Eğer kardeşleri daha fazla ise; ölenin vasiyetinden ve borçlarının ödenmesinden sonra, üçte bir hisseye ortaktırlar. Mirasın üçte birinden fazlası, vasiyet yoluyla dağıtılarak mirasçılar mağdur edilmemelidir. Allah tarafından bir emirdir. Allah, hakkıyla bilendir. Müsamahakârdır.
13Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Kim Allah’a ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçisine itaat ederse, onu içinde kalacağı tabanından ırmakların çağladığı cennetlere koyar. İşte bu en büyük kurtuluştur.
14Kim de Allah’a ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden Elçisi’ne isyan eder ve onun sınırlarını çiğnerse, onu içinde kalacağı ateşe atar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.
Ayet 15
1 ayetNisâ 15
وَالّٰت۪ي يَاْت۪ينَ الْفَاحِشَةَ مِنْ نِسَٓائِكُمْ فَاسْتَشْهِدُوا عَلَيْهِنَّ اَرْبَعَةً مِنْكُمْۚ فَاِنْ شَهِدُوا فَاَمْسِكُوهُنَّ فِي الْبُيُوتِ حَتّٰى يَتَوَفّٰيهُنَّ الْمَوْتُ اَوْ يَجْعَلَ اللّٰهُ لَهُنَّ سَب۪يلًا ١٥
Mushaf
Okunuş
15Vellâtî yeʾtîne-lfâḥişete min nisâiküm festeşhidû ʿaleyhinne erbeʿatem minküm. fein şehidû feemsikûhünne fi-lbüyûti ḥattâ yeteveffâhünne-lmevtü ev yecʿale-llâhü lehünne sebîlâ.
Türkçe Meal
15Kadınlarınızdan, kendi aralarında fuhuş/lezbiyenlik yapanlara buna karşı dört şahitle delillendirin. Eğer o dört şahit, şahitlik ederlerse; ölüm onları alıp götürünceye yahut Allah, onlar için bir yol gösterinceye kadar ev hapsinde tutun.
Ayet 16–17
2 ayetNisâ 16
Nisâ 17
وَالَّذَانِ يَاْتِيَانِهَا مِنْكُمْ فَاٰذُوهُمَاۚ فَاِنْ تَابَا وَاَصْلَحَا فَاَعْرِضُوا عَنْهُمَاۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ تَوَّابًا رَح۪يمًا ١٦ اِنَّمَا التَّوْبَةُ عَلَى اللّٰهِ لِلَّذ۪ينَ يَعْمَلُونَ السُّٓوءَ بِجَهَالَةٍ ثُمَّ يَتُوبُونَ مِنْ قَر۪يبٍ فَاُو۬لٰٓئِكَ يَتُوبُ اللّٰهُ عَلَيْهِمْۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَل۪يمًا حَك۪يمًا ١٧
Mushaf
Okunuş
16Velleẕâni yeʾtiyânihâ minküm feâẕûhümâ. fein tâbâ veaṣleḥâ feaʿriḍû ʿanhümâ. inne-llâhe kâne tevvâber raḥîmâ.
17İnneme-ttevbetü ʿale-llâhi lilleẕîne yaʿmelûne-ssûe bicehâletin ŝümme yetûbûne min ḳarîbin feülâike yetûbü-llâhü ʿaleyhim. vekâne-llâhü ʿalîmen ḥakîmâ.
Türkçe Meal
16İçinizden, eşcinsellik yapan erkekleri kınamak ve azarlamak yoluyla cezalandırın. Eğer tövbe ile dönüş yapıp kendilerini düzeltirlerse, cezalandırmaktan vazgeçin. Çünkü Allah, tövbeleri kabul edendir, merhamet edendir.
17Allah’ın kabul ettiği tövbe yalnızca; kendine hâkim olamayarak günah işleyen ve hemen ardından pişmanlık duyup vazgeçenlerin yaptığı tövbedir. Allah, samimi tövbeleri bilen ve hükmünde doğru karar verendir.
İlgili ayetler
Ayet 18
1 ayetNisâ 18
وَلَيْسَتِ التَّوْبَةُ لِلَّذ۪ينَ يَعْمَلُونَ السَّيِّـَٔاتِۚ حَتّٰٓى اِذَا حَضَرَ اَحَدَهُمُ الْمَوْتُ قَالَ اِنّ۪ي تُبْتُ الْـٰٔنَ وَلَا الَّذ۪ينَ يَمُوتُونَ وَهُمْ كُفَّارٌۜ اُو۬لٰٓئِكَ اَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابًا اَل۪يمًا ١٨
Mushaf
Okunuş
18Veleyseti-ttevbetü lilleẕîne yaʿmelûne-sseyyiât. ḥattâ iẕâ ḥaḍara eḥadehümü-lmevtü ḳâle innî tübtü-lʾâne vele-lleẕîne yemûtûne vehüm küffâr. ülâike aʿtednâ lehüm ʿaẕâben elîmâ.
Türkçe Meal
18Hayat boyu günah işleyip de son nefesinde; “Ben şimdi tövbe ediyorum.” diyenlerin tövbesi ne de kâfir olarak yaşayıp o halde ölenlerin tövbesi kabul edilir. Ve biz, onların hepsine acıklı bir azap hazırladık.
Ayet 19
1 ayetNisâ 19
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا يَحِلُّ لَكُمْ اَنْ تَرِثُوا النِّسَٓاءَ كَرْهًاۜ وَلَا تَعْضُلُوهُنَّ لِتَذْهَبُوا بِبَعْضِ مَٓا اٰتَيْتُمُوهُنَّ اِلَّٓا اَنْ يَاْت۪ينَ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍۚ وَعَاشِرُوهُنَّ بِالْمَعْرُوفِۚ فَاِنْ كَرِهْتُمُوهُنَّ فَعَسٰٓى اَنْ تَكْرَهُوا شَيْـًٔا وَيَجْعَلَ اللّٰهُ ف۪يهِ خَيْرًا كَث۪يرًا ١٩
Mushaf
Okunuş
19Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ yeḥillü leküm en teriŝü-nnisâe kerhâ. velâ taʿḍulûhünne liteẕhebû bibaʿḍi mâ âteytümûhünne illâ ey yeʾtîne bifâḥişetim mübeyyineh. veʿâşirûhünne bilmaʿrûf. fein kerihtümûhünne feʿasâ en tekrahû şeyʾev veyecʿale-llâhü fîhi ḫayran keŝîrâ.
Türkçe Meal
19Ey iman edenler! Hanımlara, zorla mirasçı olmaya kalkmanız size helal değildir. Apaçık bir fuhuş işlemedikçe verdiklerinizin bir kısmını elde etmek için onları sıkıştırmayın. Onlarla güzel güzel geçinin; onlardan hoşlanmasanız bile, umulur ki sizin hoşunuza gitmeyen bir şeyde Allah birçok hayır takdir eder.
Ayet 20–21
2 ayetNisâ 20
Nisâ 21
وَاِنْ اَرَدْتُمُ اسْتِبْدَالَ زَوْجٍ مَكَانَ زَوْجٍۙ وَاٰتَيْتُمْ اِحْدٰيهُنَّ قِنْطَارًا فَلَا تَاْخُذُوا مِنْهُ شَيْـًٔاۜ اَتَاْخُذُونَهُ بُهْتَانًا وَاِثْمًا مُب۪ينًا ٢٠ وَكَيْفَ تَاْخُذُونَهُ وَقَدْ اَفْضٰى بَعْضُكُمْ اِلٰى بَعْضٍ وَاَخَذْنَ مِنْكُمْ م۪يثَاقًا غَل۪يظًا ٢١
Mushaf
Okunuş
20Vein erattümü-stibdâle zevcim mekâne zevciv veâteytüm iḥdâhünne ḳinṭâran felâ teʾḫuẕû minhü şeyʾâ. eteʾḫuẕûnehû bühtânev veiŝmem mübînâ.
21Vekeyfe teʾḫuẕûnehû veḳad efḍâ baʿḍuküm ilâ baʿḍiv veeḫaẕne minküm mîŝâḳan galîżâ.
Türkçe Meal
20Eğer eşinizi boşayıp başka bir eş almak isterseniz, öncekine bir yük dolusu altın mehir vermiş olsanız bile ondan hiçbir şeyi geri almayın. Şimdi siz, ona iftira ederek ve büyük bir günaha girerek onu geri mi alacaksınız?
21Nasıl alabilirsiniz ki, oysa siz birbirinizle kaynaşmış üstelikte eşleriniz sizden misak/söz almıştı şimdi verdiğiniz mehri geri mi alacaksınız?
Ayet 22
1 ayetNisâ 22
وَلَا تَنْكِحُوا مَا نَكَحَ اٰبَٓاؤُ۬كُمْ مِنَ النِّسَٓاءِ اِلَّا مَا قَدْ سَلَفَۜ اِنَّهُ كَانَ فَاحِشَةً وَمَقْتًاۜ وَسَٓاءَ سَب۪يلًا۟ ٢٢
Mushaf
Okunuş
22Velâ tenkiḥû mâ nekeḥa âbâüküm mine-nnisâi illâ mâ ḳad selef. innehû kâne fâḥişetev vemaḳtâ. vesâe sebîlâ.
Türkçe Meal
22Geçmişte olanlar, geçmişte kalmıştır. Bundan böyle, babalarınızın vaktiyle evlilik yaptığı hanımlarla evlenmeyin. Bu, açık bir hayâsızlık, iğrenç bir şey ve kötü bir adettir.
İlgili ayetler
Ayet 23–24
2 ayetNisâ 23
Nisâ 24
حُرِّمَتْ عَلَيْكُمْ اُمَّهَاتُكُمْ وَبَنَاتُكُمْ وَاَخَوَاتُكُمْ وَعَمَّاتُكُمْ وَخَالَاتُكُمْ وَبَنَاتُ الْاَخِ وَبَنَاتُ الْاُخْتِ وَاُمَّهَاتُكُمُ الّٰت۪ٓي اَرْضَعْنَكُمْ وَاَخَوَاتُكُمْ مِنَ الرَّضَاعَةِ وَاُمَّهَاتُ نِسَٓائِكُمْ وَرَبَٓائِبُكُمُ الّٰت۪ي ف۪ي حُجُورِكُمْ مِنْ نِسَٓائِكُمُ الّٰت۪ي دَخَلْتُمْ بِهِنَّۘ فَاِنْ لَمْ تَكُونُوا دَخَلْتُمْ بِهِنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْۘ وَحَلَٓائِلُ اَبْنَٓائِكُمُ الَّذ۪ينَ مِنْ اَصْلَابِكُمْۙ وَاَنْ تَجْمَعُوا بَيْنَ الْاُخْتَيْنِ اِلَّا مَا قَدْ سَلَفَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ غَفُورًا رَح۪يمًاۙ ٢٣ وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ النِّسَٓاءِ اِلَّا مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْۚ كِتَابَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْۘ وَاُحِلَّ لَكُمْ مَا وَرَٓاءَ ذٰلِكُمْ اَنْ تَبْتَغُوا بِاَمْوَالِكُمْ مُحْصِن۪ينَ غَيْرَ مُسَافِح۪ينَۜ فَمَا اسْتَمْتَعْتُمْ بِه۪ مِنْهُنَّ فَاٰتُوهُنَّ اُجُورَهُنَّ فَر۪يضَةًۜ وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ ف۪يمَا تَرَاضَيْتُمْ بِه۪ مِنْ بَعْدِ الْفَر۪يضَةِۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَل۪يمًا حَك۪يمًا ٢٤
Mushaf
Okunuş
23Ḥurrimet ʿaleyküm ümmehâtüküm vebenâtüküm veeḫavâtüküm veʿammâtüküm veḫâlâtüküm vebenâtü-lʾeḫi vebenâtü-lʾuḫti veümmehâtükümü-llâtî erḍaʿneküm veeḫavâtüküm mine-rraḍâʿati veümmehâtü nisâiküm verabâibükümü-llâtî fî ḥucûriküm min nisâikümü-llâtî deḫaltüm bihinn. feil lem tekûnû deḫaltüm bihinne felâ cünâḥa ʿaleyküm. veḥalâilü ebnâikümü-lleẕîne min aṣlâbiküm veen tecmeʿû beyne-lʾuḫteyni illâ mâ ḳad selef. inne-llâhe kâne gafûrar raḥîmâ.
24Velmuḥṣanâtü mine-nnisâi illâ mâ meleket eymânüküm. kitâbe-llâhi ʿaleyküm. veüḥille leküm mâ verâe ẕâliküm en tebtegû biemvâliküm muḥṣinîne gayra müsâfiḥîn. feme-stemtaʿtüm bihî minhünne feâtûhünne ücûrahünne ferîḍah. velâ cünâḥa ʿaleyküm fîmâ terâḍaytüm bihî mim baʿdi-lferîḍah. inne-llâhe kâne ʿalîmen ḥakîmâ.
Türkçe Meal
23Anneleriniz, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeşlerinizin kızları, kız kardeşlerinizin kızları, sizi emziren sütanneleriniz, bu emzirmeden olan kız kardeşleriniz, eşlerinizin anneleri, kendileriyle gerdeğe girdiğiniz eşlerinizden doğmuş ve aynı çatı altında bulunduğunuz üvey kızlarınız, -eğer anneleriyle gerdeğe girmemiş iseniz bir sakınca yoktur- öz oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi bir nikâh altında bulundurmanız size haram kılınmıştır. Ancak geçmişte olanlar geçmişte kalmıştır. Allah çokça bağışlayan ve merhameti bol olandır.
24Meşru şekilde sahip olduklarınızın dışında, evli kadınlarla evlenmeniz de haramdır. Bu, Allah’ın size bildirdiği hükmüdür. Bunların dışında kalan kadınlarla, evlilik dışı bir ilişkiye girmeksizin iffet ve namus ölçülerine bağlı kalarak, mallarınızdan mehirlerini vermek şartıyla evlenmek istemeniz size helaldir. Kendilerinden faydalandığınız kadınlara bir farz olan mehirlerini tastamam veriniz. Mehrin tespitinden sonra, karşılıklı rızaya dayalı, başka bir mehir üzerinde anlaşmanızda size bir günah yoktur. Şüphesiz Allah, her şeyi bilen ve hükmünde doğru karar verendir.
Ayet 25
1 ayetNisâ 25
وَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ مِنْكُمْ طَوْلًا اَنْ يَنْكِحَ الْمُحْصَنَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ فَمِنْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ مِنْ فَتَيَاتِكُمُ الْمُؤْمِنَاتِۜ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِا۪يمَانِكُمْۜ بَعْضُكُمْ مِنْ بَعْضٍۚ فَانْكِحُوهُنَّ بِاِذْنِ اَهْلِهِنَّ وَاٰتُوهُنَّ اُجُورَهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ مُحْصَنَاتٍ غَيْرَ مُسَافِحَاتٍ وَلَا مُتَّخِذَاتِ اَخْدَانٍۚ فَاِذَٓا اُحْصِنَّ فَاِنْ اَتَيْنَ بِفَاحِشَةٍ فَعَلَيْهِنَّ نِصْفُ مَا عَلَى الْمُحْصَنَاتِ مِنَ الْعَذَابِۜ ذٰلِكَ لِمَنْ خَشِيَ الْعَنَتَ مِنْكُمْۜ وَاَنْ تَصْبِرُوا خَيْرٌ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ۟ ٢٥
Mushaf
Okunuş
25Vemel lem yesteṭiʿ minküm ṭavlen ey yenkiḥa-lmuḥsenâti-lmüʾminâti femim mâ meleket eymânüküm min feteyâtikümü-lmüʾminât. vellâhü aʿlemü biîmâniküm. baʿḍuküm mim baʿḍ. fenkiḥûhünne biiẕni ehlihinne veâtûhünne ücûrahünne bilmaʿrûfi muḥṣanâtin gayra mesâfiḥâtiv velâ mütteḫiẕâti aḫdân. feiẕâ uḥṣinne fein eteyne bifâḥişetin feʿaleyhinne niṣfü mâ ʿale-lmuḥsenâti mine-lʿaẕâb. ẕâlike limen ḫaşiye-lʿanete minküm. veen taṣbirû ḫayrul leküm. vellâhü gafûrur raḥîm.
Türkçe Meal
25İçinizden özgür mümin hanımlarla evlenmeye gücü yetmeyenler, elinizin altındaki malik olduğunuz mümin hanım ile evlensin. Allah sizin değerinizi, imanınızı en iyi bilendir. Siz, hepiniz mümin olarak birsiniz. O halde iffetlerini korumaları, zina etmemeleri ve gizli dost tutmamaları şartıyla ve velilerinin izniyle onları nikâhlayın ve mehirlerini uygun bir şekilde verin. Evlendikten sonra zina yaparlarsa, onlara hür kadınlara verilen cezanın yarısını uygulayın. Bu, sizden zinaya düşme korkusu yaşayanlar içindir. Eğer sabrederseniz, sizin için daha hayırlıdır. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
İlgili ayetler
Ayet 26
1 ayetNisâ 26
يُر۪يدُ اللّٰهُ لِيُبَيِّنَ لَكُمْ وَيَهْدِيَكُمْ سُنَنَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكُمْ وَيَتُوبَ عَلَيْكُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ ٢٦
Mushaf
Okunuş
26Yürîdü-llâhü liyübeyyine leküm veyehdiyeküm sünene-lleẕîne min ḳabliküm veyetûbe ʿaleyküm. vellâhü ʿalîmün ḥakîm.
Türkçe Meal
26Allah, bütün bunları size beyan etmek sizi, sizden öncekilerin hayat tarzlarına yöneltmek ve günahlarınızı affetmek istiyor. Allah, her şeyi bilen ve doğru karar verendir.
Ayet 27–28
2 ayetNisâ 27
Nisâ 28
وَاللّٰهُ يُر۪يدُ اَنْ يَتُوبَ عَلَيْكُمْ وَيُر۪يدُ الَّذ۪ينَ يَتَّبِعُونَ الشَّهَوَاتِ اَنْ تَم۪يلُوا مَيْلًا عَظ۪يمًا ٢٧ يُر۪يدُ اللّٰهُ اَنْ يُخَفِّفَ عَنْكُمْۚ وَخُلِقَ الْاِنْسَانُ ضَع۪يفًا ٢٨
Mushaf
Okunuş
27Vellâhü yürîdü ey yetûbe ʿaleyküm veyürîdü-lleẕîne yettebiʿûne-şşehevâti en temîlû meylen ʿażîmâ.
28Yürîdü-llâhü ey yüḫaffife ʿanküm. veḫuliḳa-lʾinsânü ḍaʿîfâ.
Türkçe Meal
27Evet Allah, sizi bağışlamak ister; şehvetlerine uyanlar da sizin doğru yoldan sapmanızı isterler.
28Allah yükümlülüklerinizi hafifletmek ister, çünkü insan, zayıf bir varlık olarak yaratılmıştır.
Ayet 29–30
2 ayetNisâ 29
Nisâ 30
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَاْكُلُٓوا اَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ اِلَّٓا اَنْ تَكُونَ تِجَارَةً عَنْ تَرَاضٍ مِنْكُمْ وَلَا تَقْتُلُٓوا اَنْفُسَكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِكُمْ رَح۪يمًا ٢٩ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ عُدْوَانًا وَظُلْمًا فَسَوْفَ نُصْل۪يهِ نَارًاۜ وَكَانَ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرًا ٣٠
Mushaf
Okunuş
29Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ teʾkülû emvâleküm beyneküm bilbâṭili illâ en tekûne ticâraten ʿan terâḍim minküm velâ taḳtülû enfüseküm. inne-llâhe kâne biküm raḥîmâ.
30Vemey yefʿal ẕâlike ʿudvânev veżulmen fesevfe nuṣlîhi nârâ. vekâne ẕâlike ʿale-llâhi yesîrâ.
Türkçe Meal
29Ey iman edenler! Aranızda karşılıklı anlaşma, bir ticaret olmadan haksız ve gayrı meşru yollarla birbirinizin mallarını yemeyin. Böylece kendinizi ekonomik olarak mahvetmeyin. Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir.
30Kim, düşmanca ve hukuku çiğneyerek bunu yaparsa, biz onu ateşe atarız. Bu ise Allah’a göre çok kolaydır.
Ayet 31
1 ayetNisâ 31
اِنْ تَجْتَنِبُوا كَبَٓائِرَ مَا تُنْهَوْنَ عَنْهُ نُكَفِّرْ عَنْكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَنُدْخِلْكُمْ مُدْخَلًا كَر۪يمًا ٣١
Mushaf
Okunuş
31İn tectenibû kebâira mâ tünhevne ʿanhü nükeffir ʿanküm seyyiâtiküm venüdḫilküm müdḫalen kerîmâ.
Türkçe Meal
31Size yasaklanan günahların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin diğer kusurlarınızı örteriz ve sizi onurlu ve üstün bir makama yerleştiririz.
Ayet 32
1 ayetNisâ 32
وَلَا تَتَمَنَّوْا مَا فَضَّلَ اللّٰهُ بِه۪ بَعْضَكُمْ عَلٰى بَعْضٍۜ لِلرِّجَالِ نَص۪يبٌ مِمَّا اكْتَسَبُوا وَلِلنِّسَٓاءِ نَص۪يبٌ مِمَّا اكْتَسَبْنَۜ وَسْـَٔلُوا اللّٰهَ مِنْ فَضْلِه۪ۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمًا ٣٢
Mushaf
Okunuş
32Velâ tetemennev mâ feḍḍale-llâhü bihî baʿḍaküm ʿalâ baʿḍ. lirricâli neṣîbüm mimme-ktesebû velinnisâi neṣîbüm mimme-ktesebn. vesʾelü-llâhe min faḍlih. inne-llâhe kâne bikülli şeyʾin ʿalîmâ.
Türkçe Meal
32Allah’ın verdiği, bir kısmınızı bir kısmınıza farklı kıldığı değerleri temenni etmeyin. Erkekler için kazandıklarından bir nasip olduğu gibi, kadınlar için de kazandıklarından bir nasip vardır. Allah’ın hazinesinden isteyin. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir.
İlgili ayetler
Ayet 33
1 ayetNisâ 33
وَلِكُلٍّ جَعَلْنَا مَوَالِيَ مِمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالْاَقْرَبُونَۜ وَالَّذ۪ينَ عَقَدَتْ اَيْمَانُكُمْ فَاٰتُوهُمْ نَص۪يبَهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَه۪يدًا۟ ٣٣
Mushaf
Okunuş
33Veliküllin ceʿalnâ mevâliye mimmâ terake-lvâlidâni velʾaḳrabûn. velleẕîne ʿaḳadet eymânüküm feâtûhüm neṣîbehüm. inne-llâhe kâne ʿalâ külli şeyʾin şehîdâ.
Türkçe Meal
33Gerek ana babanın gerekse akrabaların her birine geride bıraktıkları mallar için mirasçılar belirledik. Bir de yeminlerinizle kendinize mirasçı kıldığınız kimselere de paylarını verin. Elbette Allah, her şeye şahittir.
Ayet 34
1 ayetNisâ 34
اَلرِّجَالُ قَوَّامُونَ عَلَى النِّسَٓاءِ بِمَا فَضَّلَ اللّٰهُ بَعْضَهُمْ عَلٰى بَعْضٍ وَبِمَٓا اَنْفَقُوا مِنْ اَمْوَالِهِمْۜ فَالصَّالِحَاتُ قَانِتَاتٌ حَافِظَاتٌ لِلْغَيْبِ بِمَا حَفِظَ اللّٰهُۜ وَالّٰت۪ي تَخَافُونَ نُشُوزَهُنَّ فَعِظُوهُنَّ وَاهْجُرُوهُنَّ فِي الْمَضَاجِعِ وَاضْرِبُوهُنَّۚ فَاِنْ اَطَعْنَكُمْ فَلَا تَبْغُوا عَلَيْهِنَّ سَب۪يلًاۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلِيًّا كَب۪يرًا ٣٤
Mushaf
Okunuş
34Erricâlü ḳavvâmûne ʿale-nnisâi bimâ feḍḍale-llâhü baʿḍahüm ʿalâ baʿḍiv vebimâ enfeḳû min emvâlihim. feṣṣâliḥâtü ḳânitâtün ḥâfiżâtül lilgaybi bimâ ḥafiża-llâh. vellâtî teḫâfûne nüşûzehünne feʿiżûhünne vehcürûhünne fi-lmeḍâciʿi vaḍribûhünn. fein eṭaʿneküm felâ tebgû ʿaleyhinne sebîlâ. inne-llâhe kâne ʿaliyyen kebîrâ.
Türkçe Meal
34Allah’ın, kadınlara göre farklı alanlarda hak ve yetki vermesinden ve evinin geçimini sağlamasından dolayı; erkekler, kadınlar üzerinde yönetici ve koruyucudurlar. Namuslu kadınlar, itaatkârdırlar ve kocalarının yokluğunda Allah’ın korunmasını emrettiği iffet ve namuslarını korurlar. Hayâsızlık yapmalarından endişe duyduğunuz hanımlarınıza, önce öğüt verin sonra yataklarını ayırın, sonra da serbest bırakın. İtaat ederlerse, onları cezalandırmak için bahane aramayın. Elbette Allah, pek yücedir ve pek büyüktür.
İlgili ayetler
Ayet 35
1 ayetNisâ 35
وَاِنْ خِفْتُمْ شِقَاقَ بَيْنِهِمَا فَابْعَثُوا حَكَمًا مِنْ اَهْلِه۪ وَحَكَمًا مِنْ اَهْلِهَاۚ اِنْ يُر۪يدَٓا اِصْلَاحًا يُوَفِّقِ اللّٰهُ بَيْنَهُمَاۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَل۪يمًا خَب۪يرًا ٣٥
Mushaf
Okunuş
35Vein ḫiftüm şiḳâḳa beynihimâ febʿaŝû ḥakemem min ehlihî veḥakemem min ehlihâ. iy yürîdâ iṣlâḥay yüveffiḳi-llâhü beynehümâ. inne-llâhe kâne ʿalîmen ḫabîrâ.
Türkçe Meal
35Eşler arasındaki anlaşmazlığın, boşanma noktasına gelmesinden korkarsanız; o zaman, kocanın ailesinden bir hakem, kadının ailesinden de bir hakem gönderiniz. Eğer aralarını düzeltmek isterlerse, Allah da onların arasını uzlaştırır. Muhakkak Allah, bilen ve haberdar olandır.
İlgili ayetler
Ayet 36
1 ayetNisâ 36
وَاعْبُدُوا اللّٰهَ وَلَا تُشْرِكُوا بِه۪ شَيْـًٔا وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًا وَبِذِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينِ وَالْجَارِ ذِي الْقُرْبٰى وَالْجَارِ الْجُنُبِ وَالصَّاحِبِ بِالْجَنْبِ وَابْنِ السَّب۪يلِۙ وَمَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ مَنْ كَانَ مُخْتَالًا فَخُورًاۙ ٣٦
Mushaf
Okunuş
36Vaʿbüdü-llâhe velâ tüşrikû bihî şeyʾev vebilvâlideyni iḥsânev vebiẕi-lḳurbâ velyetâmâ velmesâkîni velcâri ẕi-lḳurbâ velcâri-lcünübi veṣṣâḥibi bilcembi vebni-ssebîli vemâ meleket eymânüküm. inne-llâhe lâ yüḥibbü men kâne muḫtâlen feḫûrâ.
Türkçe Meal
36Yalnız Allah’a kulluk edin ve O’na hiçbir şeyi şirk ortak koşmayın. Anaya, babaya, akrabalara, yetimlere, fakirlere, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmışa ve elinizin altında bulunanlara iyilik edin. Şüphesiz Allah, büyüklük taslayıp, böbürlenen hiç kimseyi sevmez.
İlgili ayetler
Ayet 37
1 ayetNisâ 37
اَلَّذ۪ينَ يَبْخَلُونَ وَيَاْمُرُونَ النَّاسَ بِالْبُخْلِ وَيَكْتُمُونَ مَٓا اٰتٰيهُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ۜ وَاَعْتَدْنَا لِلْكَافِر۪ينَ عَذَابًا مُه۪ينًاۚ ٣٧
Mushaf
Okunuş
37Elleẕîne yebḫalûne veyeʾmürûne-nnâse bilbuḫli veyektümûne mâ âtâhümü-llâhü min faḍlih. veaʿtednâ lilkâfirîne ʿaẕâbem mühînâ.
Türkçe Meal
37Onlar, kendileri cimrilik yapan, insanlara da cimriliği emreden ve Allah’ın verdiği nimetleri başkalarından saklayanlardır. İşte bu nankör kâfirler için rezil edici bir azap hazırladık.
İlgili ayetler
37Bakara 268Âl-i İmran 175İsrâ 100Furkan 67Muhammed 37Hadîd 24
Ayet 38–40
3 ayetNisâ 38
Nisâ 39
Nisâ 40
وَالَّذ۪ينَ يُنْفِقُونَ اَمْوَالَهُمْ رِئَٓاءَ النَّاسِ وَلَا يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَلَا بِالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ وَمَنْ يَكُنِ الشَّيْطَانُ لَهُ قَر۪ينًا فَسَٓاءَ قَر۪ينًا ٣٨ وَمَاذَا عَلَيْهِمْ لَوْ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَاَنْفَقُوا مِمَّا رَزَقَهُمُ اللّٰهُۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِهِمْ عَل۪يمًا ٣٩ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَظْلِمُ مِثْقَالَ ذَرَّةٍۚ وَاِنْ تَكُ حَسَنَةً يُضَاعِفْهَا وَيُؤْتِ مِنْ لَدُنْهُ اَجْرًا عَظ۪يمًا ٤٠
Mushaf
Okunuş
38Velleẕîne yünfiḳûne emvâlehüm riâe-nnâsi velâ yüʾminûne billâhi velâ bilyevmi-lʾâḫir. vemey yeküni-şşeyṭânü lehû ḳarînen fesâe ḳarînâ.
39Vemâẕâ ʿaleyhim lev âmenû billâhi velyevmi-lʾâḫiri veenfeḳû mimmâ razeḳahümü-llâh. vekâne-llâhü bihim ʿalîmâ.
40İnne-llâhe lâ yażlimü miŝḳâle ẕerrah. vein tekü ḥasenetey yüḍâʿifhâ veyüʾti mil ledünhü ecran ʿażîmâ.
Türkçe Meal
38Yine bunlar, Allah’a ve ahiret gününe inanıp güvenmediği halde mallarını sırf insanlara gösteriş olsun diye harcayanlardır. Can yoldaşı şeytan olan bu kimse, ne kötü bir yoldaşa sahip olmuştur!
39Hâlbuki bunlar, Allah’a ve ahiret gününe inanıp güvenselerdi ve Allah’ın kendilerine bağışladığı rızıktan gösteriş yapmadan bağışta bulunsalardı ne kaybederlerdi sanki? Ama Allah, onların hakkında her şeyi bilendir.
40Zira Allah, hiç kimseye zerre kadar zulmedip haksızlık yapmaz. Bir iyilik olsa, onu kat be kat artırır. Ve katından da büyük bir mükâfat verir.
İlgili ayetler
Ayet 41–42
2 ayetNisâ 41
Nisâ 42
فَكَيْفَ اِذَا جِئْنَا مِنْ كُلِّ اُمَّةٍ بِشَه۪يدٍ وَجِئْنَا بِكَ عَلٰى هٰٓؤُ۬لَٓاءِ شَه۪يدًاۜ ٤١ يَوْمَئِذٍ يَوَدُّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَعَصَوُا الرَّسُولَ لَوْ تُسَوّٰى بِهِمُ الْاَرْضُۜ وَلَا يَكْتُمُونَ اللّٰهَ حَد۪يثًا۟ ٤٢
Mushaf
Okunuş
41Fekeyfe iẕâ ciʾnâ min külli ümmetim bişehîdiv veciʾnâ bike ʿalâ hâülâi şehîdâ.
42Yevmeiẕiy yeveddü-lleẕîne keferû veʿaṣavu-rrasûle lev tüsevvâ bihimü-lʾarḍ. velâ yektümûne-llâhe ḥadîŝâ.
Türkçe Meal
41Her toplumdan bir şahit getireceğimiz ve seni de onların aleyhine şahit tutacağımız o gün, onların hali ne olacak?
42O gün, inanmayarak kâfir olan ve elçiye isyan edenler, yerin dibine girmek isteyecekler. Fakat Allah’tan hiçbir hadisi/sözü gizleyemeyecekler.
Ayet 43
1 ayetNisâ 43
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَقْرَبُوا الصَّلٰوةَ وَاَنْتُمْ سُكَارٰى حَتّٰى تَعْلَمُوا مَا تَقُولُونَ وَلَا جُنُبًا اِلَّا عَابِر۪ي سَب۪يلٍ حَتّٰى تَغْتَسِلُواۜ وَاِنْ كُنْتُمْ مَرْضٰٓى اَوْ عَلٰى سَفَرٍ اَوْ جَٓاءَ اَحَدٌ مِنْكُمْ مِنَ الْغَٓائِطِ اَوْ لٰمَسْتُمُ النِّسَٓاءَ فَلَمْ تَجِدُوا مَٓاءً فَتَيَمَّمُوا صَع۪يدًا طَيِّبًا فَامْسَحُوا بِوُجُوهِكُمْ وَاَيْد۪يكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَفُوًّا غَفُورًا ٤٣
Mushaf
Okunuş
43Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ taḳrabu-ṣṣalâte veentüm sükârâ ḥattâ taʿlemû mâ teḳûlûne velâ cünüben illâ ʿâbirî sebîlin ḥattâ tagtesilû. vein küntüm merḍâ ev ʿalâ seferin ev câe eḥadüm minküm mine-lgâiṭi ev lemestümü-nnisâe felem tecidû mâen feteyemmemû ṣaʿîden ṭayyiben femseḥû bivucûhiküm veeydîküm. inne-llâhe kâne ʿafüvven gafûrâ.
Türkçe Meal
43Ey iman edenler, sarhoş iken ne dediğinizi bilinceye kadar; cünüp iken de yolculuk durumu hariç, yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz veya tuvaletten gelmişseniz yahut eşlerinizle münasebette bulunmuş da su bulamamışsanız, temiz bir yer/yüzey ile teyemmüm edin. Yüzlerinizi ve ellerinizi onunla mesh edin. Şüphesiz Allah, affeden ve bağışlayandır.
Ayet 44–45
2 ayetNisâ 44
Nisâ 45
اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا نَص۪يبًا مِنَ الْكِتَابِ يَشْتَرُونَ الضَّلَالَةَ وَيُر۪يدُونَ اَنْ تَضِلُّوا السَّب۪يلَۜ ٤٤ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِاَعْدَٓائِكُمْۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَلِيًّاۗ وَكَفٰى بِاللّٰهِ نَص۪يرًا ٤٥
Mushaf
Okunuş
44Elem tera ile-lleẕîne ûtû neṣîbem mine-lkitâbi yeşterûne-ḍḍalâlete veyürîdûne en teḍillü-ssebîl.
45Vellâhü aʿlemü biaʿdâiküm. vekefâ billâhi veliyyâ. vekefâ billâhi neṣîrâ.
Türkçe Meal
44Sapkınlığı satın alıp, sizin de doğru yoldan sapmanızı arzulayan şu kendilerine kitaptan pay verilenleri görmüyor musunuz?
45Allah, sizin düşmanlarınızın kimler olduğunu çok iyi bilir. Gerek veli ve koruyucu olarak ve gerekse yardımcı olarak Allah yeter.
İlgili ayetler
Ayet 46
1 ayetNisâ 46
مِنَ الَّذ۪ينَ هَادُوا يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَنْ مَوَاضِعِه۪ وَيَقُولُونَ سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَاسْمَعْ غَيْرَ مُسْمَعٍ وَرَاعِنَا لَيًّا بِاَلْسِنَتِهِمْ وَطَعْنًا فِي الدّ۪ينِۜ وَلَوْ اَنَّهُمْ قَالُوا سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا وَاسْمَعْ وَانْظُرْنَا لَكَانَ خَيْرًا لَهُمْ وَاَقْوَمَۙ وَلٰكِنْ لَعَنَهُمُ اللّٰهُ بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ اِلَّا قَل۪يلًا ٤٦
Mushaf
Okunuş
46Mine-lleẕîne hâdû yüḥarrifûne-lkelime ʿam mevâḍiʿihî veyeḳûlûne semiʿnâ veʿaṣaynâ vesmaʿ gayra müsmeʿiv verâʿinâ leyyem bielsinetihim veṭaʿnen fi-ddîn. velev ennehüm ḳâlû semiʿnâ veeṭaʿnâ vesmaʿ venżurnâ lekâne ḫayral lehüm veaḳveme velâkil leʿanehümü-llâhü biküfrihim felâ yüʾminûne illâ ḳalîlâ.
Türkçe Meal
46Yahudileşenlerden kimileri de dine hakaret maksadıyla kelimeleri asıl anlamlarından saptırarak ve dillerini eğip bükerek: “İşittik tutunduk/isyan ettik.”, “İşitmez olasıca dinle” ve “Raina”, “Bizi güt” diyenler eğer, “İşittik ve itaat ettik, bizi dinle bizimle ilgilen” deselerdi elbette bu kendileri için daha hayırlı ve daha dürüstçe olurdu. Fakat Allah, onları bu kâfirlikleri yüzünden lanetlemiştir. Artık onların, çok azı dışında mümin olmazlar .
Ayet 47
1 ayetNisâ 47
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ اٰمِنُوا بِمَا نَزَّلْنَا مُصَدِّقًا لِمَا مَعَكُمْ مِنْ قَبْلِ اَنْ نَطْمِسَ وُجُوهًا فَنَرُدَّهَا عَلٰٓى اَدْبَارِهَٓا اَوْ نَلْعَنَهُمْ كَمَا لَعَنَّٓا اَصْحَابَ السَّبْتِۜ وَكَانَ اَمْرُ اللّٰهِ مَفْعُولًا ٤٧
Mushaf
Okunuş
47Yâ eyyühe-lleẕîne ûtü-lkitâbe âminû bimâ nezzelnâ müṣaddiḳal limâ meʿaküm min ḳabli en naṭmise vucûhen feneruddehâ ʿalâ edbârihâ ev nelʿanehüm kemâ leʿannâ aṣḥâbe-ssebt. vekâne emru-llâhi mefʿûlâ.
Türkçe Meal
47Ey kendilerine kitap verilenler! Sizi hor, hakir ve gözünüz arkada kalmış bir şekilde bu topraklardan çıkarmadan veya Cumartesi yasağını çiğneyenleri lanetlediğimiz gibi lanetlemeden, elinizdeki gerçekleri doğrulayıcı olarak indirdiğimiz bu vahye/Kuran’a iman edin! Allah’ın emri mutlaka gerçekleşir.
Ayet 48
1 ayetNisâ 48
اِنَّ اللّٰهَ لَا يَغْفِرُ اَنْ يُشْرَكَ بِه۪ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذٰلِكَ لِمَنْ يَشَٓاءُۚ وَمَنْ يُشْرِكْ بِاللّٰهِ فَقَدِ افْتَرٰٓى اِثْمًا عَظ۪يمًا ٤٨
Mushaf
Okunuş
48İnne-llâhe lâ yagfiru ey yüşrake bihî veyagfiru mâ dûne ẕâlike limey yeşâʾ. vemey yüşrik billâhi feḳadi-fterâ iŝmen ʿażîmâ.
Türkçe Meal
48Allah, sadece kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun altındaki günahları hak eden kişi için isterse bağışlar. Kim Allah’a şirk koşarsa, büyük bir günahla ona iftira etmiş olur.
İlgili ayetler
Ayet 49–50
2 ayetNisâ 49
Nisâ 50
اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ يُزَكُّونَ اَنْفُسَهُمْۜ بَلِ اللّٰهُ يُزَكّ۪ي مَنْ يَشَٓاءُ وَلَا يُظْلَمُونَ فَت۪يلًا ٤٩ اُنْظُرْ كَيْفَ يَفْتَرُونَ عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَۜ وَكَفٰى بِه۪ٓ اِثْمًا مُب۪ينًا۟ ٥٠
Mushaf
Okunuş
49Elem tera ile-lleẕîne yüzekkûne enfüsehüm. beli-llâhü yüzekkî mey yeşâü velâ yużlemûne fetîlâ.
50Ünżur keyfe yefterûne ʿale-llâhi-lkeẕib. vekefâ bihî iŝmem mübînâ.
Türkçe Meal
49Şu kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? Oysa Allah, hak eden kişileri temize çıkarır ve hiçbir şekilde haksızlığa uğratılmazlar.
50Bak işte kendi yalanlarını nasıl Allah’a mal ediyorlar! Bu apaçık bir günah olarak onlara yeter.
İlgili ayetler
Ayet 51–55
5 ayetNisâ 51
Nisâ 52
Nisâ 53
Nisâ 54
Nisâ 55
اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا نَص۪يبًا مِنَ الْكِتَابِ يُؤْمِنُونَ بِالْجِبْتِ وَالطَّاغُوتِ وَيَقُولُونَ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اَهْدٰى مِنَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا سَب۪يلًا ٥١ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ لَعَنَهُمُ اللّٰهُۜ وَمَنْ يَلْعَنِ اللّٰهُ فَلَنْ تَجِدَ لَهُ نَص۪يرًاۜ ٥٢ اَمْ لَهُمْ نَص۪يبٌ مِنَ الْمُلْكِ فَاِذًا لَا يُؤْتُونَ النَّاسَ نَق۪يرًاۙ ٥٣ اَمْ يَحْسُدُونَ النَّاسَ عَلٰى مَٓا اٰتٰيهُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ۚ فَقَدْ اٰتَيْنَٓا اٰلَ اِبْرٰه۪يمَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَاٰتَيْنَاهُمْ مُلْكًا عَظ۪يمًا ٥٤ فَمِنْهُمْ مَنْ اٰمَنَ بِه۪ وَمِنْهُمْ مَنْ صَدَّ عَنْهُۜ وَكَفٰى بِجَهَنَّمَ سَع۪يرًا ٥٥
Mushaf
Okunuş
51Elem tera ile-lleẕîne ûtû neṣîbem mine-lkitâbi yüʾminûne bilcibti veṭṭâgûti veyeḳûlûne lilleẕîne keferû hâülâi ehdâ mine-lleẕîne âmenû sebîlâ.
52Ülâike-lleẕîne leʿanehümü-llâh. vemey yelʿani-llâhü felen tecide lehû neṣîrâ.
53Em lehüm neṣîbüm mine-lmülki feiẕel lâ yüʾtûne-nnâse neḳîrâ.
54Em yaḥsüdûne-nnâse ʿalâ mâ âtâhümü-llâhü min faḍlih. feḳad âteynâ âle ibrâhîme-lkitâbe velḥikmete veâteynâhüm mülken ʿażîmâ.
55Feminhüm men âmene bihî veminhüm men ṣadde ʿanh. vekefâ bicehenneme seʿîrâ.
Türkçe Meal
51Şu kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmüyor musun? Uğur/uğursuzluğa ve şer odaklarına inanıyorlar. Bir de kâfirler için: “Onlar, iman edenlerden daha doğru yoldadır.” diye iddia ediyorlar.
52İşte onları Allah lanetlemiştir. Allah, kime lanet ederse, ona yardım edecek kimse bulamazsın.
53Yoksa onların, hükümranlıkta/mülk ve yönetimde bir payları mı var? Eğer öyle olsaydı, insanlara kırıntı bile vermezlerdi.
54Yoksa onlar, Allah’ın lütfundan insanlara verdiği vahyi mi kıskanıyorlar? Şüphesiz ki biz, İbrahim’in ailesine kitabı ve hikmeti vermiş, ona ve onun soyuna büyük bir saltanat bahşetmiştik.
55Onlardan bir kısmı buna iman etti, bir kısmı da bundan yüz çevirdi. O kâfirlerin hakkından, alev püskürten cehennem gelir.
İlgili ayetler
Ayet 56
1 ayetNisâ 56
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِنَا سَوْفَ نُصْل۪يهِمْ نَارًاۜ كُلَّمَا نَضِجَتْ جُلُودُهُمْ بَدَّلْنَاهُمْ جُلُودًا غَيْرَهَا لِيَذُوقُوا الْعَذَابَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَز۪يزًا حَك۪يمًا ٥٦
Mushaf
Okunuş
56İnne-lleẕîne keferû biâyâtinâ sevfe nuṣlîhim nârâ. küllemâ neḍicet cülûdühüm beddelnâhüm cülûden gayrahâ liyeẕûḳu-lʿaẕâb. inne-llâhe kâne ʿazîzen ḥakîmâ.
Türkçe Meal
56Şüphesiz ki, ayetlerimizi tanımayanları yakında ateşe sokacağız. Derileri kavrulup döküldükçe, azabı tatmaları için derilerini yenisiyle değiştireceğiz. Allah, üstün kudret sahibi ve verdiği hükümde doğru karar verendir.
İlgili ayetler
Ayet 57
1 ayetNisâ 57
وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَنُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَدًاۜ لَهُمْ ف۪يهَٓا اَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌۘ وَنُدْخِلُهُمْ ظِلًّا ظَل۪يلًا ٥٧
Mushaf
Okunuş
57Velleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti senüdḫilühüm cennâtin tecrî min taḥtihe-lʾenhâru ḫâlidîne fîhâ ebedâ. lehüm fîhâ ezvâcüm müṭahherah. venüdḫilühüm żillen żalîlâ.
Türkçe Meal
57İman edip imana yaraşan güzel işler yapanları, tabanından ırmakların çağladığı, içinde ebedi kalacakları cennetlere koyacağız. Orada, tertemiz eşler vardır. Onları, orada büyük bir konfor içinde yaşatacağız.
Ayet 58
1 ayetNisâ 58
اِنَّ اللّٰهَ يَاْمُرُكُمْ اَنْ تُؤَدُّوا الْاَمَانَاتِ اِلٰٓى اَهْلِهَاۙ وَاِذَا حَكَمْتُمْ بَيْنَ النَّاسِ اَنْ تَحْكُمُوا بِالْعَدْلِۜ اِنَّ اللّٰهَ نِعِمَّا يَعِظُكُمْ بِه۪ۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ سَم۪يعًا بَصِيرًا ٥٨
Mushaf
Okunuş
58İnne-llâhe yeʾmüruküm en tüʾeddü-lʾemenâti ilâ ehlihâ veiẕâ ḥakemtüm beyne-nnâsi en taḥkümû bilʿadl. inne-llâhe niʿimmâ yeʿiżuküm bih. inne-llâhe kâne semîʿam beṣîrâ.
Türkçe Meal
58Allah, size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hüküm verdiğiniz zaman da adalet ve hakkaniyetle hüküm vermenizi emrediyor. Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor. Doğrusu Allah, her şeyi işiten ve görendir.
Ayet 59
1 ayetNisâ 59
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَ وَاُو۬لِي الْاَمْرِ مِنْكُمْۚ فَاِنْ تَنَازَعْتُمْ ف۪ي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ اِلَى اللّٰهِ وَالرَّسُولِ اِنْ كُنْتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ ذٰلِكَ خَيْرٌ وَاَحْسَنُ تَاْو۪يلًا۟ ٥٩
Mushaf
Okunuş
59Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû eṭîʿü-llâhe veeṭîʿü-rrasûle veüli-lʾemri minküm. fein tenâzaʿtüm fî şeyʾin feruddûhü ile-llâhi verrasûli in küntüm tüʾminûne billâhi velyevmi-lʾâḫir. ẕâlike ḫayruv veaḥsenü teʾvîlâ.
Türkçe Meal
59Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Allah’ın mesajını tebliğ eden elçisine itaat edin ve sizden olan yetki ve otorite sahiplerine de. Eğer, herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz ve gerçekten de Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, çözüm için Allah’a ve elçisine (Allah’ın elçisi ile tebliğ ettiği Kuran’a) başvurun. Böylesi hem çok hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir.
İlgili ayetler
Ayet 60–63
4 ayetNisâ 60
Nisâ 61
Nisâ 62
Nisâ 63
اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ يَزْعُمُونَ اَنَّهُمْ اٰمَنُوا بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ يُر۪يدُونَ اَنْ يَتَحَاكَمُٓوا اِلَى الطَّاغُوتِ وَقَدْ اُمِرُٓوا اَنْ يَكْفُرُوا بِه۪ۜ وَيُر۪يدُ الشَّيْطَانُ اَنْ يُضِلَّهُمْ ضَلَالًا بَع۪يدًا ٦٠ وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمْ تَعَالَوْا اِلٰى مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ وَاِلَى الرَّسُولِ رَاَيْتَ الْمُنَافِق۪ينَ يَصُدُّونَ عَنْكَ صُدُودًاۚ ٦١ فَكَيْفَ اِذَٓا اَصَابَتْهُمْ مُص۪يبَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يهِمْ ثُمَّ جَٓاؤُ۫كَ يَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ اِنْ اَرَدْنَٓا اِلَّٓا اِحْسَانًا وَتَوْف۪يقًا ٦٢ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ يَعْلَمُ اللّٰهُ مَا ف۪ي قُلُوبِهِمْ فَاَعْرِضْ عَنْهُمْ وَعِظْهُمْ وَقُلْ لَهُمْ ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ قَوْلًا بَل۪يغًا ٦٣
Mushaf
Okunuş
60Elem tera ile-lleẕîne yezʿumûne ennehüm âmenû bimâ ünzile ileyke vemâ ünzile min ḳablike yürîdûne ey yeteḥâkemû ile-ṭṭâgûti veḳad ümirû ey yekfürû bih. veyürîdü-şşeyṭânü ey yüḍillehüm ḍalâlem beʿîdâ.
61Veiẕâ ḳîle lehüm teʿâlev ilâ mâ enzele-llâhü veile-rrasûli raeyte-lmünâfiḳîne yeṣuddûne ʿanke ṣudûdâ.
62Fekeyfe iẕâ eṣâbethüm müṣîbetüm bimâ ḳaddemet eydîhim ŝümme câûke yaḥlifûne billâhi in eradnâ illâ iḥsânev vetevfîḳâ.
63Ülâike-lleẕîne yaʿlemü-llâhü mâ fî ḳulûbihim feaʿriḍ ʿanhüm veʿiżhüm veḳul lehüm fî enfüsihim ḳavlem belîgâ.
Türkçe Meal
60Hem sana indirilen Kuran’a ve hem de senden önce indirilen vahiylere, iman ettiklerini iddia edenleri görmedin mi? Bunlar (Tağut), Allah’a isyanı sistemleştirenin hakemliğine başvurmak istiyorlar. Oysa onu reddetmekle emrolunmuşlardı. Kaldı ki bu şeytan, onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor.
61Onlara: “Allah’ın indirdiği elçinin tebliğ ettiği Kuran’ın hükmüne gelin!” denildiğinde, o ikiyüzlü münafıkların senden olabildiğince uzaklaştıklarını görürsün.
62Peki onlar, kendi elleriyle işlediklerine karşılık, bir musibete uğrayınca onların hali ne olacak? Sonra da sana gelip Allah’a yemin ederek “Biz iyilikten ve uzlaşı sağlamaktan başka bir şey istemiyorduk!” diyecekler.
63Allah, onların kalplerindeki gerçek niyet ve maksadı çok iyi bilir. Öyleyse, onlara itibar etme ama yine de onlara öğüt ver ve onlara vicdanlarını sızlatacak açık ve etkileyici söz söyle.
Ayet 64–65
2 ayetNisâ 64
Nisâ 65
وَمَٓا اَرْسَلْنَا مِنْ رَسُولٍ اِلَّا لِيُطَاعَ بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَلَوْ اَنَّهُمْ اِذْ ظَلَمُٓوا اَنْفُسَهُمْ جَٓاؤُ۫كَ فَاسْتَغْفَرُوا اللّٰهَ وَاسْتَغْفَرَ لَهُمُ الرَّسُولُ لَوَجَدُوا اللّٰهَ تَوَّابًا رَح۪يمًا ٦٤ فَلَا وَرَبِّكَ لَا يُؤْمِنُونَ حَتّٰى يُحَكِّمُوكَ ف۪يمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْۙ ثُمَّ لَا يَجِدُوا ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ حَرَجًا مِمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُوا تَسْل۪يمًا ٦٥
Mushaf
Okunuş
64Vemâ erselnâ mir rasûlin illâ liyüṭâʿa biiẕni-llâh. velev ennehüm iż żalemû enfüsehüm câûke festagferü-llâhe vestagfera lehümü-rrasûlü levecedü-llâhe tevvâber raḥîmâ.
65Felâ verabbike lâ yüʾminûne ḥattâ yüḥakkimûke fîmâ şecera beynehüm ŝümme lâ yecidû fî enfüsihim ḥaracem mimmâ ḳaḍayte veyüsellimû teslîmâ.
Türkçe Meal
64Biz, her elçiyi ancak Allah’ın izni ile kendilerine itaat olunması için gönderdik. Eğer onlar, kendilerine yazık ettiklerinde sana gelerek Allah’tan bağışlama dileselerdi ve sen de onlar için af dileseydin, elbette Allah’ı tövbeleri çokça kabul eden ve merhametli olarak bulurlardı.
65Hayır, Rabbine andolsun ki, aralarında anlaşmazlığa düştükleri konularda, çözüm hususunda senin hakemliğine başvurmadıkça ve senin verdiğin hükme içlerinde hiçbir sıkıntı duymadan tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça mümin olmazlar.
Ayet 66–68
3 ayetNisâ 66
Nisâ 67
Nisâ 68
وَلَوْ اَنَّا كَتَبْنَا عَلَيْهِمْ اَنِ اقْتُلُٓوا اَنْفُسَكُمْ اَوِ اخْرُجُوا مِنْ دِيَارِكُمْ مَا فَعَلُوهُ اِلَّا قَل۪يلٌ مِنْهُمْۜ وَلَوْ اَنَّهُمْ فَعَلُوا مَا يُوعَظُونَ بِه۪ لَكَانَ خَيْرًا لَهُمْ وَاَشَدَّ تَثْب۪يتًاۙ ٦٦ وَاِذًا لَاٰتَيْنَاهُمْ مِنْ لَدُنَّٓا اَجْرًا عَظ۪يمًاۙ ٦٧ وَلَهَدَيْنَاهُمْ صِرَاطًا مُسْتَق۪يمًا ٦٨
Mushaf
Okunuş
66Velev ennâ ketebnâ ʿaleyhim eni-ḳtülû enfüseküm evi-ḫrucû min diyâriküm mâ feʿalûhü illâ ḳalîlüm minhüm. velev ennehüm feʿalû mâ yûʿażûne bihî lekâne ḫayral lehüm veeşedde teŝbîtâ.
67Veiẕel leâteynâhüm mil ledünnâ ecran ʿażîmâ.
68Velehedeynâhüm ṣirâṭam müsteḳîmâ.
Türkçe Meal
66Eğer gerçekten biz, onlara “Kendinizi feda edin veya yurtlarınızı terk edin!" diye emretmiş olsaydık, onlardan çok azı hariç bunu yapmazlardı. Ama yine de onlar kendilerine verilen öğüdü yerine getirselerdi, bu onlar için daha hayırlı ve iman açısından daha sağlam olurdu.
67Biz de o zaman, katımızdan büyük bir ödül verirdik.
68Ve onları, elbette dosdoğru bir yola yöneltirdik.
İlgili ayetler
Ayet 69–70
2 ayetNisâ 69
Nisâ 70
وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَالرَّسُولَ فَاُو۬لٰٓئِكَ مَعَ الَّذ۪ينَ اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ مِنَ النَّبِيّ۪نَ وَالصِّدّ۪يق۪ينَ وَالشُّهَدَٓاءِ وَالصَّالِح۪ينَۚ وَحَسُنَ اُو۬لٰٓئِكَ رَف۪يقًاۜ ٦٩ ذٰلِكَ الْفَضْلُ مِنَ اللّٰهِۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ عَل۪يمًا۟ ٧٠
Mushaf
Okunuş
69Vemey yüṭiʿi-llâhe verrasûle feülâike meʿa-lleẕîne enʿame-llâhü ʿaleyhim mine-nnebiyyîne veṣṣiddîḳîne veşşühedâi veṣṣâliḥîn. veḥasüne ülâike rafîḳâ.
70Ẕâlike-lfaḍlü mine-llâh. vekefâ billâhi ʿalîmâ.
Türkçe Meal
69Kim Allah’a ve Allah’ın mesajını tebliğ eden Elçisine itaat ederse işte bunlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği, nebiler, doğrular, şehitler/İslam’ı yaşamada model olanlar ve iyilerle beraberdirler. Ne de güzel arkadaştır bunlar!
70Bu bahtiyarlık Allah’tandır. Bilen olarak Allah yeter.
Ayet 71–73
3 ayetNisâ 71
Nisâ 72
Nisâ 73
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا خُذُوا حِذْرَكُمْ فَانْفِرُوا ثُبَاتٍ اَوِ انْفِرُوا جَم۪يعًا ٧١ وَاِنَّ مِنْكُمْ لَمَنْ لَيُبَطِّئَنَّۚ فَاِنْ اَصَابَتْكُمْ مُص۪يبَةٌ قَالَ قَدْ اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيَّ اِذْ لَمْ اَكُنْ مَعَهُمْ شَه۪يدًا ٧٢ وَلَئِنْ اَصَابَكُمْ فَضْلٌ مِنَ اللّٰهِ لَيَقُولَنَّ كَاَنْ لَمْ تَكُنْ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُ مَوَدَّةٌ يَا لَيْتَن۪ي كُنْتُ مَعَهُمْ فَاَفُوزَ فَوْزًا عَظ۪يمًا ٧٣
Mushaf
Okunuş
71Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû ḫuẕû ḥiẕraküm fenfirû ŝübâtin evi-nfirû cemîʿâ.
72Veinne minküm lemel leyübeṭṭienn. fein eṣâbetküm müṣîbetün ḳâle ḳad enʿame-llâhü ʿaleyye iẕ lem eküm meʿahüm şehîdâ.
73Velein eṣâbeküm faḍlüm mine-llâhi leyeḳûlenne keel lem teküm beyneküm vebeynehû meveddetüy yâ leytenî küntü meʿahüm feefûze fevzen ʿażîmâ.
Türkçe Meal
71Ey iman edenler! Savaşta tedbirinizi alın ya küçük birlikler halinde ya da topyekûn seferber olun.
72Elbette içinizden, işi ağırdan alıp ayak sürüyenler olacaktır. Savaşta yenilmeniz durumunda, “Onlarla birlikte olmamakla Allah beni korumuş" der.
73Eğer size Allah’tan bir zafer gelirse, o zaman da sanki onunla sizin aranızda hiçbir yakınlık yokmuş gibi şöyle der: “Keşke, onlarla birlikte olsaydım da bu büyük bir başarıya ereydim.”
İlgili ayetler
Ayet 74
1 ayetNisâ 74
فَلْيُقَاتِلْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ الَّذ۪ينَ يَشْرُونَ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَا بِالْاٰخِرَةِۜ وَمَنْ يُقَاتِلْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ فَيُقْتَلْ اَوْ يَغْلِبْ فَسَوْفَ نُؤْت۪يهِ اَجْرًا عَظ۪يمًا ٧٤
Mushaf
Okunuş
74Felyüḳâtil fî sebîli-llâhi-lleẕîne yeşrûne-lḥayâte-ddünyâ bilʾâḫirah. vemey yüḳâtil fî sebîli-llâhi feyuḳtel ev yaglib fesevfe nüʾtîhi ecran ʿażîmâ.
Türkçe Meal
74Geçici dünya hayatına ahireti tercih edenler, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşırken öldürülür veya zafere ulaşırsa, biz ona büyük bir mükâfat vereceğiz.
İlgili ayetler
Ayet 75
1 ayetNisâ 75
وَمَا لَكُمْ لَا تُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالْمُسْتَضْعَف۪ينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَٓاءِ وَالْوِلْدَانِ الَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اَخْرِجْنَا مِنْ هٰذِهِ الْقَرْيَةِ الظَّالِمِ اَهْلُهَاۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ وَلِيًّاۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ نَص۪يرًاۜ ٧٥
Mushaf
Okunuş
75Vemâ leküm lâ tüḳâtilûne fî sebîli-llâhi velmüstaḍʿafîne mine-rricâli vennisâi velvildâni-lleẕîne yeḳûlûne rabbenâ aḫricnâ min hâẕihi-lḳaryeti-żżâlimi ehlühâ. vecʿal lenâ mil ledünke veliyyâ. vecʿal lenâ mil ledünke neṣîrâ.
Türkçe Meal
75Hem size ne oluyor ki “Rabbimiz, bizi idarecileri zalim olan bu ülkeden kurtar, bize katından bir koruyucu ve bize sahip çıkacak bir yardımcı yolla” diyen çaresiz adamlar, kadınlar ve çocuklar için Allah yolunda savaşmıyorsunuz?
İlgili ayetler
Ayet 76
1 ayetNisâ 76
اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا يُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۚ وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا يُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ الطَّاغُوتِ فَقَاتِلُٓوا اَوْلِيَٓاءَ الشَّيْطَانِۚ اِنَّ كَيْدَ الشَّيْطَانِ كَانَ ضَع۪يفًا۟ ٧٦
Mushaf
Okunuş
76Elleẕîne âmenû yüḳâtilûne fî sebîli-llâh. velleẕîne keferû yüḳâtilûne fî sebîli-ṭṭâgûti feḳâtilû evliyâe-şşeyṭân. inne keyde-şşeyṭâni kâne ḍaʿîfâ.
Türkçe Meal
76İman edenler, Allah yolunda savaşırlar. Kâfirler de şer odaklarının yolunda savaşırlar. O halde şeytanın evliyaları/dostları ile savaşın. Zira şeytanın hile ve tuzağı zayıftır.
İlgili ayetler
Ayet 77
1 ayetNisâ 77
اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ ق۪يلَ لَهُمْ كُفُّٓوا اَيْدِيَكُمْ وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَۚ فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقِتَالُ اِذَا فَر۪يقٌ مِنْهُمْ يَخْشَوْنَ النَّاسَ كَخَشْيَةِ اللّٰهِ اَوْ اَشَدَّ خَشْيَةًۚ وَقَالُوا رَبَّنَا لِمَ كَتَبْتَ عَلَيْنَا الْقِتَالَۚ لَوْلَٓا اَخَّرْتَنَٓا اِلٰٓى اَجَلٍ قَر۪يبٍۜ قُلْ مَتَاعُ الدُّنْيَا قَل۪يلٌۚ وَالْاٰخِرَةُ خَيْرٌ لِمَنِ اتَّقٰى وَلَا تُظْلَمُونَ فَت۪يلًا ٧٧
Mushaf
Okunuş
77Elem tera ile-lleẕîne ḳîle lehüm küffû eydiyeküm veeḳîmu-ṣṣalâte veâtü-zzekâh. felemmâ kütibe ʿaleyhimü-lḳitâlü iẕâ ferîḳum minhüm yaḫşevne-nnâse keḫaşyeti-llâhi ev eşedde ḫaşyeh. veḳâlû rabbenâ lime ketebte ʿaleyne-lḳitâl. levlâ eḫḫartenâ ilâ ecelin ḳarîb. ḳul metâʿu-ddünyâ ḳalîl. velʾâḫiratü ḫayrul limeni-tteḳâ velâ tużlemûne fetîlâ.
Türkçe Meal
77Kendilerine “Elinizi savaştan çekin, namazı kılın, zekâtı verin" denilenleri görmedin mi? Oysa onlara savaşmaları emredildiğinde, onlardan bir grup, Allah’tan korkarcasına hatta daha da büyük bir korkuyla düşmanlardan korkuyor ve “Rabbimiz niye bize savaşı emrettin, bu savaşma emrini biraz daha ertelesen olmaz mı?" dediler. De ki: “Dünyanın hazzı geçici ve çok azdır. Ahiret ise sorumlu davrananlar için daha hayırlıdır. Zira en ufak bir haksızlığa dahi uğratılmayacaksınız.”
İlgili ayetler
Ayet 78
1 ayetNisâ 78
اَيْنَ مَا تَكُونُوا يُدْرِكْكُمُ الْمَوْتُ وَلَوْ كُنْتُمْ ف۪ي بُرُوجٍ مُشَيَّدَةٍۜ وَاِنْ تُصِبْهُمْ حَسَنَةٌ يَقُولُوا هٰذِه۪ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۚ وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَقُولُوا هٰذِه۪ مِنْ عِنْدِكَۜ قُلْ كُلٌّ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۜ فَمَا لِهٰٓؤُ۬لَٓاءِ الْقَوْمِ لَا يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ حَد۪يثًا ٧٨
Mushaf
Okunuş
78Eyne mâ tekûnû yüdrikkümü-lmevtü velev küntüm fî bürûcim müşeyyedeh. vein tüṣibhüm ḥasenetüy yeḳûlû hâẕihî min ʿindi-llâh. vein tüṣibhüm seyyietüy yeḳûlû hâẕihî min ʿindik. ḳul küllüm min ʿindi-llâh. femâ lihâülâi-lḳavmi lâ yekâdûne yefḳahûne ḥadîŝâ.
Türkçe Meal
78Her nerede olsanız ölüm sizi yakalayacaktır, sapasağlam kalelerin burçlarında olsanız bile. İşleri iyi gittiğinde: “Bu, Allah’tandır.” derler. Başlarına bir sıkıntı gelse, “Bu, senin yüzünden” derler. De ki: “Başınıza gelen her şey Allah’ın bilgisi dâhilindedir. Şunlara ne oluyor ki neredeyse Allah’ın hadisini anlamak istemiyorlar.
İlgili ayetler
Ayet 79
1 ayetNisâ 79
مَٓا اَصَابَكَ مِنْ حَسَنَةٍ فَمِنَ اللّٰهِۘ وَمَٓا اَصَابَكَ مِنْ سَيِّئَةٍ فَمِنْ نَفْسِكَۜ وَاَرْسَلْنَاكَ لِلنَّاسِ رَسُولًاۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ شَه۪يدًا ٧٩
Mushaf
Okunuş
79Mâ eṣâbeke min ḥasenetin femine-llâh. vemâ eṣâbeke min seyyietin femin nefsik. veerselnâke linnâsi rasûlâ. vekefâ billâhi şehîdâ.
Türkçe Meal
79Sana iyilik olarak ne gelirse Allah’tandır. Kötülük olarak gelen de kendi yaptığın yanlışlardandır. (1). Biz, seni insanlara elçi olarak gönderdik. Şahit olarak Allah yeter.(2).
İlgili ayetler
Ayet 80
1 ayetNisâ 80
مَنْ يُطِعِ الرَّسُولَ فَقَدْ اَطَاعَ اللّٰهَۚ وَمَنْ تَوَلّٰى فَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَف۪يظًاۜ ٨٠
Mushaf
Okunuş
80Mey yüṭiʿi-rrasûle feḳad eṭâʿa-llâh. vemen tevellâ femâ erselnâke ʿaleyhim ḥafîżâ.
Türkçe Meal
80Kim Allah’ın mesajını tebliğ eden elçisine itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur. (1). Kim de yüz çevirirse, bilsin ki biz seni onlara bekçi olarak göndermedik.(2).
Ayet 81–82
2 ayetNisâ 81
Nisâ 82
وَيَقُولُونَ طَاعَةٌۘ فَاِذَا بَرَزُوا مِنْ عِنْدِكَ بَيَّتَ طَٓائِفَةٌ مِنْهُمْ غَيْرَ الَّذ۪ي تَقُولُۜ وَاللّٰهُ يَكْتُبُ مَا يُبَيِّتُونَۚ فَاَعْرِضْ عَنْهُمْ وَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَك۪يلًا ٨١ اَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْاٰنَۜ وَلَوْ كَانَ مِنْ عِنْدِ غَيْرِ اللّٰهِ لَوَجَدُوا ف۪يهِ اخْتِلَافًا كَث۪يرًا ٨٢
Mushaf
Okunuş
81Veyeḳûlûne ṭâʿah. feiẕâ berazû min ʿindike beyyete ṭâifetüm minhüm gayra-lleẕî teḳûl. vellâhü yektübü mâ yübeyyitûn. feaʿriḍ ʿanhüm vetevekkel ʿale-llâh. vekefâ billâhi vekîlâ.
82Efelâ yetedebberûne-lḳurʾân. velev kâne min ʿindi gayri-llâhi levecedû fîhi-ḫtilâfen keŝîrâ.
Türkçe Meal
81Onlar “Baş üstüne!” derler ama yanından ayrılınca da onlardan bir bölümü, gece boyunca söylediklerinin tam tersini yaparlar. Allah, onların gece boyunca yaptıkları planları kaydediyor. Sen de onlardan yüz çevir ve Allah’a dayan. Vekil olarak Allah yeter.
82Onlar Kuran’ı hiç derinlemesine düşünmüyorlar mı?(1)? Eğer bu Kuran Allah’tan başka bir kaynaktan gelmiş olsaydı, içinde birçok çelişki ve tutarsızlık bulurlardı.(2).
İlgili ayetler
Ayet 83
1 ayetNisâ 83
وَاِذَا جَٓاءَهُمْ اَمْرٌ مِنَ الْاَمْنِ اَوِ الْخَوْفِ اَذَاعُوا بِه۪ۜ وَلَوْ رَدُّوهُ اِلَى الرَّسُولِ وَاِلٰٓى اُو۬لِي الْاَمْرِ مِنْهُمْ لَعَلِمَهُ الَّذ۪ينَ يَسْتَنْبِطُونَهُ مِنْهُمْۜ وَلَوْلَا فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ لَاتَّبَعْتُمُ الشَّيْطَانَ اِلَّا قَل۪يلًا ٨٣
Mushaf
Okunuş
83Veiẕâ câehüm emrum mine-lʾemni evi-lḫavfi eẕâʿû bih. velev raddûhü ile-rrasûli veilâ üli-lʾemri minhüm leʿalimehü-lleẕîne yestembiṭûnehû minhüm. velevlâ faḍlü-llâhi ʿaleyküm veraḥmetühû lettebaʿtümü-şşeyṭâne illâ ḳalîlâ.
Türkçe Meal
83Onlara zafer veya yenilgiyle ilgili bir haber geldiğinde onu araştırmadan hemen yayarlar. Oysa onu elçiye ve müminlerden olan yetki sahiplerine götürselerdi, onlardan işin aslını araştırıp gerçeği bulacak olanlar onu bilir. Eğer Allah’ın size lütfu (Resul) ve rahmeti (Vahiy) olmamış olsaydı, çok azınız hariç şeytana uymuştunuz.
Ayet 84
1 ayetNisâ 84
فَقَاتِلْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۚ لَا تُكَلَّفُ اِلَّا نَفْسَكَ وَحَرِّضِ الْمُؤْمِن۪ينَۚ عَسَى اللّٰهُ اَنْ يَكُفَّ بَاْسَ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۜ وَاللّٰهُ اَشَدُّ بَاْسًا وَاَشَدُّ تَنْك۪يلًا ٨٤
Mushaf
Okunuş
84Feḳâtil fî sebîli-llâh. lâ tükellefü illâ nefseke veḥarriḍi-lmüʾminîn. ʿasa-llâhü ey yeküffe beʾse-lleẕîne keferû. vellâhü eşeddü beʾsev veeşeddü tenkîlâ.
Türkçe Meal
84Öyleyse, sen Allah yolunda savaş. Zira sen yalnızca kendinden sorumlusun. Ancak müminleri de savaşa teşvik et. Umulur ki Allah, inanmayanların güç ve kuvvetlerini kırar. Allah, karşı konulmaz bir güce sahiptir ve cezalandırması da pek şiddetlidir.
Ayet 85
1 ayetNisâ 85
مَنْ يَشْفَعْ شَفَاعَةً حَسَنَةً يَكُنْ لَهُ نَص۪يبٌ مِنْهَاۚ وَمَنْ يَشْفَعْ شَفَاعَةً سَيِّئَةً يَكُنْ لَهُ كِفْلٌ مِنْهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ مُق۪يتًا ٨٥
Mushaf
Okunuş
85Mey yeşfaʿ şefâʿaten ḥasenetey yekül lehû neṣîbüm minhâ. vemey yeşfaʿ şefâʿaten seyyietey yekül lehû kiflüm minhâ. vekâne-llâhü ʿalâ külli şeyʾim müḳîtâ.
Türkçe Meal
85Her kim hak davada, bir işe şefaat/destek çıkarsa onun getirisinden ona bir pay vardır. Kim de kötü bir işe şefaat/destek olursa ona da onun günahından bir pay vardır. Allah, herkese yaptığının karşılığını verendir.
Ayet 86
1 ayetNisâ 86
وَاِذَا حُيّ۪يتُمْ بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّوا بِاَحْسَنَ مِنْهَٓا اَوْ رُدُّوهَاۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ حَس۪يبًا ٨٦
Mushaf
Okunuş
86Veiẕâ ḥuyyîtüm biteḥiyyetin feḥayyû biaḥsene minhâ ev ruddûhâ. inne-llâhe kâne ʿalâ külli şeyʾin ḥasîbâ.
Türkçe Meal
86Size bir iyilik temennisinde bulunulduğunda siz de ona daha güzeli ile ya da aynısı ile karşılık verin. Allah, her şeyin hesabını tutmaktadır.
Ayet 87
1 ayetNisâ 87
اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ لَيَجْمَعَنَّكُمْ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ لَا رَيْبَ ف۪يهِۜ وَمَنْ اَصْدَقُ مِنَ اللّٰهِ حَد۪يثًا۟ ٨٧
Mushaf
Okunuş
87Allâhü lâ ilâhe illâ hû. leyecmeʿanneküm ilâ yevmi-lḳiyâmeti lâ raybe fîh. vemen aṣdeḳu mine-llâhi ḥadîŝâ.
Türkçe Meal
87Allah’tan başka ilah yoktur (1). O, sizi kıyamet gününde kesinlikle bir araya getirecektir. Bunda hiç şüphe yok, zira Allah’tan daha doğru hadisli kim var? (2)
İlgili ayetler
Ayet 88
1 ayetNisâ 88
فَمَا لَكُمْ فِي الْمُنَافِق۪ينَ فِئَتَيْنِ وَاللّٰهُ اَرْكَسَهُمْ بِمَا كَسَبُواۜ اَتُر۪يدُونَ اَنْ تَهْدُوا مَنْ اَضَلَّ اللّٰهُۜ وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَلَنْ تَجِدَ لَهُ سَب۪يلًا ٨٨
Mushaf
Okunuş
88Femâ leküm fi-lmünâfiḳîne fieteyni vellâhü erkesehüm bimâ kesebû. etürîdûne en tehdû men eḍalle-llâh. vemey yuḍlili-llâhü felen tecide lehû sebîlâ.
Türkçe Meal
88Size ne oluyor ki, işledikleri yüzünden Allah onları ters yüz etmişken; ikiyüzlü münafıklar hakkında iki grup oluyorsunuz? Allah’ın, sapıklık mührü vurduğunu siz mi doğru yola getireceksiniz? Allah, kimin sapıklığını onayladıysa ona asla bir çıkış yolu bulamazsın.
İlgili ayetler
Ayet 89–90
2 ayetNisâ 89
Nisâ 90
وَدُّوا لَوْ تَكْفُرُونَ كَمَا كَفَرُوا فَتَكُونُونَ سَوَٓاءً فَلَا تَتَّخِذُوا مِنْهُمْ اَوْلِيَٓاءَ حَتّٰى يُهَاجِرُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۜ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَخُذُوهُمْ وَاقْتُلُوهُمْ حَيْثُ وَجَدْتُمُوهُمْۖ وَلَا تَتَّخِذُوا مِنْهُمْ وَلِيًّا وَلَا نَص۪يرًاۙ ٨٩ اِلَّا الَّذ۪ينَ يَصِلُونَ اِلٰى قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ م۪يثَاقٌ اَوْ جَٓاؤُ۫كُمْ حَصِرَتْ صُدُورُهُمْ اَنْ يُقَاتِلُوكُمْ اَوْ يُقَاتِلُوا قَوْمَهُمْۜ وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَسَلَّطَهُمْ عَلَيْكُمْ فَلَقَاتَلُوكُمْۚ فَاِنِ اعْتَزَلُوكُمْ فَلَمْ يُقَاتِلُوكُمْ وَاَلْقَوْا اِلَيْكُمُ السَّلَمَۙ فَمَا جَعَلَ اللّٰهُ لَكُمْ عَلَيْهِمْ سَب۪يلًا ٩٠
Mushaf
Okunuş
89Veddû lev tekfürûne kemâ keferû fetekûnûne sevâen felâ tetteḫiẕû minhüm evliyâe ḥattâ yühâcirû fî sebîli-llâh. fein tevellev feḫuẕûhüm vaḳtülûhüm ḥayŝü vecettümûhüm. velâ tetteḫiẕû minhüm veliyyev velâ neṣîrâ.
90İlle-lleẕîne yeṣilûne ilâ ḳavmim beyneküm vebeynehüm mîŝâḳun ev câûküm ḥaṣirat ṣudûruhüm ey yüḳâtilûküm ev yüḳâtilû ḳavmehüm. velev şâe-llâhü leselleṭahüm ʿaleyküm feleḳâtelûküm. feini-ʿtezelûküm felem yüḳâtilûküm veelḳav ileykümü-sseleme femâ ceʿale-llâhü leküm ʿaleyhim sebîlâ.
Türkçe Meal
89Kendileri küfre saptıkları gibi, sizin de küfre sapmanızı istiyorlar ki böylece kendileri ile eşit seviyeye düşesiniz. Bu sebeple onlar iman edip Allah yolunda hicret etmedikçe, onları evliya/dost ve sırdaş edinmeyin. Eğer, size karşı düşmanlığa yönelirlerse onları tutun ve bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan veli/dost ve yardımcı edinmeyin.
90Ancak, sizinle aralarında antlaşma bulunan bir topluma sığınanlara, sizinle veya kendi toplumları ile savaşmak istemeyip içleri daralıp size gelenlere dokunmayın. Eğer Allah, dileseydi onları sizin üzerinize musallat ederdi. Onlar da sizinle savaşırlardı. Eğer size ilişmez, sizinle savaşmaz ve size barış teklif ederlerse; artık Allah, onların aleyhine size yetki vermemiştir.
İlgili ayetler
Ayet 91
1 ayetNisâ 91
سَتَجِدُونَ اٰخَر۪ينَ يُر۪يدُونَ اَنْ يَاْمَنُوكُمْ وَيَاْمَنُوا قَوْمَهُمْۜ كُلَّمَا رُدُّٓوا اِلَى الْفِتْنَةِ اُرْكِسُوا ف۪يهَاۚ فَاِنْ لَمْ يَعْتَزِلُوكُمْ وَيُلْقُٓوا اِلَيْكُمُ السَّلَمَ وَيَكُفُّٓوا اَيْدِيَهُمْ فَخُذُوهُمْ وَاقْتُلُوهُمْ حَيْثُ ثَقِفْتُمُوهُمْۜ وَاُو۬لٰٓئِكُمْ جَعَلْنَا لَكُمْ عَلَيْهِمْ سُلْطَانًا مُب۪ينًا۟ ٩١
Mushaf
Okunuş
91Setecidûne âḫarîne yürîdûne ey yeʾmenûküm veyeʾmenû ḳavmehüm. küllemâ ruddû ile-lfitneti ürkisû fîhâ. feil lem yaʿtezilûküm veyülḳû ileykümü-sseleme veyeküffû eydiyehüm feḫuẕûhüm vaḳtülûhüm ḥayŝü ŝeḳiftümûhüm. veülâiküm ceʿalnâ leküm ʿaleyhim sülṭânem mübînâ.
Türkçe Meal
91Bir de hem sizden hem de kendi toplumlarından, kendilerini sağlama almak ve güvende olmayı arzu eden bir grup bulabilirsin ama size karşı bir savaşa çağrıldıklarında hemen koşarlar. Şayet sizi tacizden geri durmaz, barışa yanaşmaz ve saldırıdan ellerini çekmezlerse, onları takip edin ve yakaladığınız yerde tutup öldürün. İşte size, aleyhlerine açık bir yetki verdiklerimiz bunlardır.
İlgili ayetler
Ayet 92
1 ayetNisâ 92
وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ اَنْ يَقْتُلَ مُؤْمِنًا اِلَّا خَطَـًٔاۚ وَمَنْ قَتَلَ مُؤْمِنًا خَطَـًٔا فَتَحْر۪يرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍ وَدِيَةٌ مُسَلَّمَةٌ اِلٰٓى اَهْلِه۪ٓ اِلَّٓا اَنْ يَصَّدَّقُواۜ فَاِنْ كَانَ مِنْ قَوْمٍ عَدُوٍّ لَكُمْ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَتَحْر۪يرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍۜ وَاِنْ كَانَ مِنْ قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ م۪يثَاقٌ فَدِيَةٌ مُسَلَّمَةٌ اِلٰٓى اَهْلِه۪ وَتَحْر۪يرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍۚ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِۘ تَوْبَةً مِنَ اللّٰهِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَل۪يمًا حَك۪يمًا ٩٢
Mushaf
Okunuş
92Vemâ kâne limüʾminin ey yaḳtüle müʾminen illâ ḫaṭaâ. vemen ḳatele müʾminen ḫaṭaen fetaḥrîru raḳabetim müʾminetiv vediyetüm müsellemetün ilâ ehlihî illâ ey yeṣṣaddeḳû. fein kâne min ḳavmin ʿadüvvil leküm vehüve müʾminün fetaḥrîru raḳabetim müʾmineh. vein kâne min ḳavmim beyneküm vebeynehüm mîŝâḳun fediyetüm müsellemetün ilâ ehlihî vetaḥrîru raḳabetim müʾmineh. femel lem yecid feṣiyâmü şehrayni mütetâbiʿayn. tevbetem mine-llâh. vekâne-llâhü ʿalîmen ḥakîmâ.
Türkçe Meal
92Bir müminin, diğer bir mümini öldürmeye asla hakkı yoktur. Meğer ki yanlışlıkla ola; eğer bir kimse bir mümini yanlışlıkla öldürürse, onun cezası mümin bir köle azat etmek ve öldürülenin ailesine teslim edilen bir diyettir/kan parasıdır. Eğer diyet almaktan vazgeçerlerse öldüren ödemeden kurtulur. Eğer ölen, mümin olduğu halde size düşman bir toplumdan ise, bu takdirde ceza, bir mümin köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktan ibarettir. Eğer sizinle aranızda anlaşma bulunan bir toplumdan ise, öldürülenin ailesine teslim olunan bir diyet ve mümin bir köleyi özgürleştirmektir. Fakat kim buna imkân bulamazsa, Allah tarafından tövbesinin kabul edilmesi için iki ay peş peşe oruç tutmaktır. Zira Allah, her şeyi bilen ve doğru karar verendir.
İlgili ayetler
Ayet 93
1 ayetNisâ 93
وَمَنْ يَقْتُلْ مُؤْمِنًا مُتَعَمِّدًا فَجَزَٓاؤُ۬هُ جَهَنَّمُ خَالِدًا ف۪يهَا وَغَضِبَ اللّٰهُ عَلَيْهِ وَلَعَنَهُ وَاَعَدَّ لَهُ عَذَابًا عَظ۪يمًا ٩٣
Mushaf
Okunuş
93Vemey yaḳtül müʾminem müteʿammiden fecezâühû cehennemü ḫâliden fîhâ vegaḍibe-llâhü ʿaleyhi veleʿanehû veeʿadde lehû ʿaẕâben ʿażîmâ.
Türkçe Meal
93Kim bir mümini kasten öldürürse cezası, içinde kalacağı cehennemdir. Allah, ona gazap etmiş, onu lanetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.
Ayet 94
1 ayetNisâ 94
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا ضَرَبْتُمْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ فَتَبَيَّنُوا وَلَا تَقُولُوا لِمَنْ اَلْقٰٓى اِلَيْكُمُ السَّلَامَ لَسْتَ مُؤْمِنًاۚ تَبْتَغُونَ عَرَضَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۘ فَعِنْدَ اللّٰهِ مَغَانِمُ كَث۪يرَةٌۜ كَذٰلِكَ كُنْتُمْ مِنْ قَبْلُ فَمَنَّ اللّٰهُ عَلَيْكُمْ فَتَبَيَّنُواۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرًا ٩٤
Mushaf
Okunuş
94Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû iẕâ ḍarabtüm fî sebîli-llâhi fetebeyyenû velâ teḳûlû limen elḳâ ileykümü-sselâme leste müʾminâ. tebtegûne ʿaraḍa-lḥayâti-ddünyâ. feʿinde-llâhi megânimü keŝîrah. keẕâlike küntüm min ḳablü femenne-llâhü ʿaleyküm fetebeyyenû. inne-llâhe kâne bimâ taʿmelûne ḫabîrâ.
Türkçe Meal
94Ey iman edenler, Allah yolunda savaş için sefere çıktığınız zaman, karşınıza çıkan yabancı kimselerin durumunu iyi araştırın. Size selam veren/barış teklif eden kimseye, geçici dünya hayatının ganimetini arzulayarak “Sen mümin değilsin!” demeyin. Zira Allah katında pek çok ganimetler vardır. Önceden siz de öyleydiniz de Allah, size iyilikte bulundu. Öyleyse iyice araştırıp anlayın. Şüphesiz ki Allah, onlara karşı davranışlarınızdan haberdardır.
Ayet 95–96
2 ayetNisâ 95
Nisâ 96
لَا يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ غَيْرُ اُو۬لِي الضَّرَرِ وَالْمُجَاهِدُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْۜ فَضَّلَ اللّٰهُ الْمُجَاهِد۪ينَ بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ عَلَى الْقَاعِد۪ينَ دَرَجَةًۜ وَكُلًّا وَعَدَ اللّٰهُ الْحُسْنٰىۜ وَفَضَّلَ اللّٰهُ الْمُجَاهِد۪ينَ عَلَى الْقَاعِد۪ينَ اَجْرًا عَظ۪يمًاۙ ٩٥ دَرَجَاتٍ مِنْهُ وَمَغْفِرَةً وَرَحْمَةًۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا۟ ٩٦
Mushaf
Okunuş
95Lâ yestevi-lḳâʿidûne mine-lmüʾminîne gayru üli-ḍḍarari velmücâhidûne fî sebîli-llâhi biemvâlihim veenfüsihim. feḍḍale-llâhü-lmücâhidîne biemvâlihim veenfüsihim ʿale-lḳâʿidîne deraceh. veküllev veʿade-llâhü-lḥusnâ. vefeḍḍale-llâhü-lmücâhidîne ʿale-lḳâʿidîne ecran ʿażîmâ.
96Deracâtim minhü vemagfiratev veraḥmeh. vekâne-llâhü gafûrar raḥîmâ.
Türkçe Meal
95Geçerli mazeretleri olmaksızın, savaşa katılmayıp evlerinde oturmayı tercih edenler; mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda savaşan müminlerle asla bir olmazlar. Allah, mallarıyla ve canlarıyla savaşanları, mücadeleden kaçanlardan daha üstün bir mertebeye yükseltmiştir. Gerçi Allah, bütün müminlere cenneti vaat etmiştir. Fakat Allah savaşanlara, oturanlardan çok daha büyük bir mükâfat vermiştir.
96Dahası Allah, onlara yüksek dereceler verecek günahlarını bağışlayacak ve katından bir rahmete mazhar kılacaktır. Zira Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Ayet 97–99
3 ayetNisâ 97
Nisâ 98
Nisâ 99
اِنَّ الَّذ۪ينَ تَوَفّٰيهُمُ الْمَلٰٓئِكَةُ ظَالِم۪ٓي اَنْفُسِهِمْ قَالُوا ف۪يمَ كُنْتُمْۜ قَالُوا كُنَّا مُسْتَضْعَف۪ينَ فِي الْاَرْضِۜ قَالُٓوا اَلَمْ تَكُنْ اَرْضُ اللّٰهِ وَاسِعَةً فَتُهَاجِرُوا ف۪يهَاۜ فَاُو۬لٰٓئِكَ مَاْوٰيهُمْ جَهَنَّمُۜ وَسَٓاءَتْ مَص۪يرًاۙ ٩٧ اِلَّا الْمُسْتَضْعَف۪ينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَٓاءِ وَالْوِلْدَانِ لَا يَسْتَط۪يعُونَ ح۪يلَةً وَلَا يَهْتَدُونَ سَب۪يلًا ٩٨ فَاُو۬لٰٓئِكَ عَسَى اللّٰهُ اَنْ يَعْفُوَ عَنْهُمْۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَفُوًّا غَفُورًا ٩٩
Mushaf
Okunuş
97İnne-lleẕîne teveffâhümü-lmelâiketü żâlimî enfüsihim ḳâlû fîme küntüm. ḳâlû künnâ müstaḍʿafîne fi-lʾarḍ. ḳâlû elem tekün arḍu-llâhi vâsiʿaten fetühâcirû fîhâ. feülâike meʾvâhüm cehennem. vesâet meṣîrâ.
98İlle-lmüstaḍʿafîne mine-rricâli vennisâi velvildâni lâ yesteṭîʿûne ḥîletev velâ yehtedûne sebîlâ.
99Feülâike ʿasa-llâhü ey yaʿfüve ʿanhüm. vekâne-llâhü ʿafüvven gafûrâ.
Türkçe Meal
97Kendilerine zulmedip yazık edenlere gelince, Melekler onların canlarını alırken: “İmanınız uğruna ne yaptınız?” Onlar da derler ki: “Biz yeryüzünde güçsüz bırakılmış kimseler idik.” Melekler: “Allah’ın yeryüzü geniş değil miydi? Siz de Allah yolunda hicret etseydiniz ya!” derler. Onların yeri cehennemdir. O, ne kötü bir dönüş yeridir.
98Yalnız, ezilen ve güçsüz olduğu için hicret etmeye imkân bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar bu hükmün dışındadır.
99İşte bunları, Allah’ın affetmesi umulan kişilerdir. Allah, affedendir, bağışlayandır.
İlgili ayetler
Ayet 100
1 ayetNisâ 100
وَمَنْ يُهَاجِرْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ يَجِدْ فِي الْاَرْضِ مُرَاغَمًا كَث۪يرًا وَسَعَةًۜ وَمَنْ يَخْرُجْ مِنْ بَيْتِه۪ مُهَاجِرًا اِلَى اللّٰهِ وَرَسُولِه۪ ثُمَّ يُدْرِكْهُ الْمَوْتُ فَقَدْ وَقَعَ اَجْرُهُ عَلَى اللّٰهِۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا۟ ١٠٠
Mushaf
Okunuş
100Vemey yühâcir fî sebîli-llâhi yecid fi-lʾarḍi mürâgamen keŝîrav veseʿah. vemey yaḫruc mim beytihî mühâciran ile-llâhi verasûlihî ŝümme yüdrikhü-lmevtü feḳad veḳaʿa ecruhû ʿale-llâh. vekâne-llâhü gafûrar raḥîmâ.
Türkçe Meal
100Kim, Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde imanını yaşayacak birçok geniş yer ve imkân bulur. Kim, evinden Allah ve elçisinin yolunda hicret için ayrılır da hicret esnasında ölürse, onun mükâfatı Allah’a aittir. Allah, çok bağışlayıcı ve merhametlidir.
İlgili ayetler
Ayet 101
1 ayetNisâ 101
وَاِذَا ضَرَبْتُمْ فِي الْاَرْضِ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَنْ تَقْصُرُوا مِنَ الصَّلٰوةِۗ اِنْ خِفْتُمْ اَنْ يَفْتِنَكُمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۜ اِنَّ الْكَافِر۪ينَ كَانُوا لَكُمْ عَدُوًّا مُب۪ينًا ١٠١
Mushaf
Okunuş
101Veiẕâ ḍarabtüm fi-lʾarḍi feleyse ʿaleyküm cünâḥun en taḳṣurû mine-ṣṣalâh. in ḫiftüm ey yeftinekümü-lleẕîne keferû. inne-lkâfirîne kânû leküm ʿadüvvem mübînâ.
Türkçe Meal
101Savaş için yeryüzünde sefere çıktığınızda, kâfirlerin ani bir baskınla size zarar vermesinden korkarsanız, namazları kısaltarak kılmanızda size bir günah yoktur. Zira kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.
İlgili ayetler
Ayet 102
1 ayetNisâ 102
وَاِذَا كُنْتَ ف۪يهِمْ فَاَقَمْتَ لَهُمُ الصَّلٰوةَ فَلْتَقُمْ طَٓائِفَةٌ مِنْهُمْ مَعَكَ وَلْيَاْخُذُٓوا اَسْلِحَتَهُمْ۠ فَاِذَا سَجَدُوا فَلْيَكُونُوا مِنْ وَرَٓائِكُمْۖ وَلْتَاْتِ طَٓائِفَةٌ اُخْرٰى لَمْ يُصَلُّوا فَلْيُصَلُّوا مَعَكَ وَلْيَاْخُذُوا حِذْرَهُمْ وَاَسْلِحَتَهُمْۚ وَدَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَوْ تَغْفُلُونَ عَنْ اَسْلِحَتِكُمْ وَاَمْتِعَتِكُمْ فَيَم۪يلُونَ عَلَيْكُمْ مَيْلَةً وَاحِدَةًۜ وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ اِنْ كَانَ بِكُمْ اَذًى مِنْ مَطَرٍ اَوْ كُنْتُمْ مَرْضٰٓى اَنْ تَضَعُٓوا اَسْلِحَتَكُمْۚ وَخُذُوا حِذْرَكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ اَعَدَّ لِلْكَافِر۪ينَ عَذَابًا مُه۪ينًا ١٠٢
Mushaf
Okunuş
102Veiẕâ künte fîhim feeḳamte lehümu-ṣṣalâte felteḳum ṭâifetüm minhüm meʿake velyeʾḫuẕû esliḥatehüm. feiẕâ secedû felyekûnû miv verâiküm. velteʾti ṭâifetün uḫrâ lem yüṣallû felyüṣallû meʿake velyeʾḫuẕû ḥiẕrahüm veesliḥatehüm. vedde-lleẕîne keferû lev tagfülûne ʿan esliḥatiküm veemtiʿatiküm feyemîlûne ʿaleyküm meyletev vâḥideten. velâ cünâḥa ʿaleyküm in kâne biküm eẕem mim meṭarin ev küntüm merḍâ en teḍaʿû esliḥateküm. veḫuẕû ḥiẕraküm. inne-llâhe eʿadde lilkâfirîne ʿaẕâbem mühînâ.
Türkçe Meal
102Bu esnada sen de onların arasındayken onlara namaz kıldıracak olursan, bir grup silahlarını kuşanmış olarak seninle namaza dursun. Diğer grup nöbet tutsun. Seninle namaz kılanlar, secde ettikten sonra geri çekilsinler ve namaz kılmamış diğer grup gelsin ve seninle namaz kılsınlar. Tabii ki onlar da tedbirli olup silahlarını yanlarına alsınlar. Kâfirler, silahlarınızı ve teçhizatınızı namaz dolayısıyla unutup bırakmanızı, gafil bulunmanızı ve size ansızın baskın yapmayı arzu ederler. Eğer yağmur dolayısıyla size bir zorluk olursa veya hasta olursanız, silahlarınızı yere bırakarak namaz kılmanızda bir sakınca yoktur. Yine de tedbirli olun. Allah, kâfirlere aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır.
İlgili ayetler
Ayet 103
1 ayetNisâ 103
فَاِذَا قَضَيْتُمُ الصَّلٰوةَ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلٰى جُنُوبِكُمْۚ فَاِذَا اطْمَاْنَنْتُمْ فَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَۚ اِنَّ الصَّلٰوةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ كِتَابًا مَوْقُوتًا ١٠٣
Mushaf
Okunuş
103Feiẕâ ḳaḍaytümu-ṣṣalâte feẕkürü-llâhe ḳiyâmev veḳuʿûdev veʿalâ cünûbiküm. feiẕe-ṭmeʾnentüm feeḳîmu-ṣṣalâh. inne-ṣṣalâte kânet ʿale-lmüʾminîne kitâbem mevḳûtâ.
Türkçe Meal
103Namazı tamamladıktan sonra; ayakta, otururken ve yanlarınız üzereyken her halde Allah’ı zikredin. Düşman tehlikesi ortadan kalkıp güvene kavuştuğunuzda, namazı tüm şartlarına uygun bir biçimde kılın. Çünkü namaz, müminlere vakitlerle sınırlı olarak yazılmış bir görevdir.
İlgili ayetler
Ayet 104
1 ayetNisâ 104
وَلَا تَهِنُوا فِي ابْتِغَٓاءِ الْقَوْمِۜ اِنْ تَكُونُوا تَاْلَمُونَ فَاِنَّهُمْ يَاْلَمُونَ كَمَا تَاْلَمُونَۚ وَتَرْجُونَ مِنَ اللّٰهِ مَا لَا يَرْجُونَۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَل۪يمًا حَك۪يمًا۟ ١٠٤
Mushaf
Okunuş
104Velâ tehinû fi-btigâi-lḳavm. in tekûnû teʾlemûne feinnehüm yeʾlemûne kemâ teʾlemûn. vetercûne mine-llâhi mâ lâ yercûn. vekâne-llâhü ʿalîmen ḥakîmâ.
Türkçe Meal
104Düşman birliklerini, takip etmekte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz sıkıntı çekiyorsanız, onlar da sizin sıkıntı çektiğiniz gibi sıkıntı çekiyorlar. Oysa siz, Allah’tan onların ummadıklarını umuyor ve bekliyorsunuz. Allah, her şeyi bilen ve verdiği hükümde doğru karar verendir.
İlgili ayetler
Ayet 105–106
2 ayetNisâ 105
Nisâ 106
اِنَّٓا اَنْزَلْنَٓا اِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ لِتَحْكُمَ بَيْنَ النَّاسِ بِمَٓا اَرٰيكَ اللّٰهُۜ وَلَا تَكُنْ لِلْخَٓائِن۪ينَ خَص۪يمًاۙ ١٠٥ وَاسْتَغْفِرِ اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ غَفُورًا رَح۪يمًاۚ ١٠٦
Mushaf
Okunuş
105İnnâ enzelnâ ileyke-lkitâbe bilḥaḳḳi litaḥküme beyne-nnâsi bimâ erâke-llâh. velâ tekül lilḫâinîne ḫaṣîmâ.
106Vestagfiri-llâh. inne-llâhe kâne gafûrar raḥîmâ.
Türkçe Meal
105Şüphesiz biz, bu kitabı/Kuran’ı sana insanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği gibi hüküm veresin diye hak olarak indirdik, sakın hainlerin savunucusu olma!
106Allah’tan bağışlama dile, şüphesiz Allah, eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet sahibidir.
Ayet 107–109
3 ayetNisâ 107
Nisâ 108
Nisâ 109
وَلَا تُجَادِلْ عَنِ الَّذ۪ينَ يَخْتَانُونَ اَنْفُسَهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ مَنْ كَانَ خَوَّانًا اَث۪يمًاۚ ١٠٧ يَسْتَخْفُونَ مِنَ النَّاسِ وَلَا يَسْتَخْفُونَ مِنَ اللّٰهِ وَهُوَ مَعَهُمْ اِذْ يُبَيِّتُونَ مَا لَا يَرْضٰى مِنَ الْقَوْلِۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِمَا يَعْمَلُونَ مُح۪يطًا ١٠٨ هَٓا اَنْتُمْ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ جَادَلْتُمْ عَنْهُمْ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا فَمَنْ يُجَادِلُ اللّٰهَ عَنْهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اَمْ مَنْ يَكُونُ عَلَيْهِمْ وَك۪يلًا ١٠٩
Mushaf
Okunuş
107Velâ tücâdil ʿani-lleẕîne yaḫtânûne enfüsehüm. inne-llâhe lâ yüḥibbü men kâne ḫavvânen eŝîmâ.
108Yestaḫfûne mine-nnâsi velâ yestaḫfûne mine-llâhi vehüve meʿahüm iẕ yübeyyitûne mâ lâ yerḍâ mine-lḳavl. vekâne-llâhü bimâ yaʿmelûne müḥîṭâ.
109Hâentüm hâülâi câdeltüm ʿanhüm fi-lḥayâti-ddünyâ femey yücâdilü-llâhe ʿanhüm yevme-lḳiyâmeti em mey yekûnü ʿaleyhim vekîlâ.
Türkçe Meal
107Sakın, kendilerine ihanet edenleri savunayım deme! Çünkü Allah, ihaneti meslek edinen günahkârı sevmez.
108Onlar, işledikleri suçu insanlardan gizleyebilirler de Allah’tan gizleyemezler. Oysa Allah’ın razı olmadığı sözü, geceleyin planlarken Allah onlarla beraberdir. Zira Allah, onların bütün yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.
109Diyelim ki, dünya hayatında siz onları savundunuz. Peki, kıyamet gününde Allah’a karşı onları kim savunur veya kim onlara vekil olur?
Ayet 110–112
3 ayetNisâ 110
Nisâ 111
Nisâ 112
وَمَنْ يَعْمَلْ سُٓوءًا اَوْ يَظْلِمْ نَفْسَهُ ثُمَّ يَسْتَغْفِرِ اللّٰهَ يَجِدِ اللّٰهَ غَفُورًا رَح۪يمًا ١١٠ وَمَنْ يَكْسِبْ اِثْمًا فَاِنَّمَا يَكْسِبُهُ عَلٰى نَفْسِه۪ۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَل۪يمًا حَك۪يمًا ١١١ وَمَنْ يَكْسِبْ خَط۪ٓيـَٔةً اَوْ اِثْمًا ثُمَّ يَرْمِ بِه۪ بَر۪ٓيـًٔا فَقَدِ احْتَمَلَ بُهْتَانًا وَاِثْمًا مُب۪ينًا۟ ١١٢
Mushaf
Okunuş
110Vemey yaʿmel sûen ev yażlim nefsehû ŝümme yestagfiri-llâhe yecidi-llâhe gafûrar raḥîmâ.
111Vemey yeksib iŝmen feinnemâ yeksibühû ʿalâ nefsih. vekâne-llâhü ʿalîmen ḥakîmâ.
112Vemey yeksib ḫaṭîeten ev iŝmen ŝümme yermi bihî berîen feḳadi-ḥtemele bühtânev veiŝmem mübînâ.
Türkçe Meal
110Kim, başkalarına zarar veren bir kötülük işler veya kendine yazık eder de sonra Allah’tan bağışlanma dilerse; Allah’ı çok bağışlayıcı ve çok merhametli olarak bulur.
111Kim de kendini ilgilendiren bir günah işlerse, bunun vebali kendine yönelik olur. Allah, her şeyi bilen doğru karar verendir.
112Kim de bir hata yapar veya günah işler de ardından onu suçsuz kimsenin üzerine atarsa; işte o zaman korkunç bir iftira etmiş ve apaçık bir günahı yüklenmiş olur.
Ayet 113–114
2 ayetNisâ 113
Nisâ 114
وَلَوْلَا فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكَ وَرَحْمَتُهُ لَهَمَّتْ طَٓائِفَةٌ مِنْهُمْ اَنْ يُضِلُّوكَۜ وَمَا يُضِلُّونَ اِلَّٓا اَنْفُسَهُمْ وَمَا يَضُرُّونَكَ مِنْ شَيْءٍۜ وَاَنْزَلَ اللّٰهُ عَلَيْكَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَعَلَّمَكَ مَا لَمْ تَكُنْ تَعْلَمُۜ وَكَانَ فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكَ عَظ۪يمًا ١١٣ لَا خَيْرَ ف۪ي كَث۪يرٍ مِنْ نَجْوٰيهُمْ اِلَّا مَنْ اَمَرَ بِصَدَقَةٍ اَوْ مَعْرُوفٍ اَوْ اِصْلَاحٍ بَيْنَ النَّاسِۜ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ ابْتِغَٓاءَ مَرْضَاتِ اللّٰهِ فَسَوْفَ نُؤْت۪يهِ اَجْرًا عَظ۪يمًا ١١٤
Mushaf
Okunuş
113Velevlâ faḍlü-llâhi ʿaleyke veraḥmetühû lehemmeṭ ṭâifetüm minhüm ey yüḍillûk. vemâ yüḍillûne illâ enfüsehüm vemâ yeḍurrûneke min şeyʾ. veenzele-llâhü ʿaleyke-lkitâbe velḥikmete veʿallemeke mâ lem tekün taʿlem. vekâne faḍlü-llâhi ʿaleyke ʿażîmâ.
114Lâ ḫayra fî keŝîrim min necvâhüm illâ men emera biṣadeḳatin ev maʿrûfin ev iṣlâḥim beyne-nnâs. vemey yefʿal ẕâlike-btigâe merḍâti-llâhi fesevfe nüʾtîhi ecran ʿażîmâ.
Türkçe Meal
113Eğer Allah’ın sana lütfu ve rahmeti olmasaydı, o günahkârlardan bir grup seni saptırmaya çalışacaklardı. Gerçi onlar, kendilerinden başkasını saptıramazlar ve sana hiçbir zarar veremezler. Zira Allah, sana kitabı/Kuran’ı ve hikmeti indirmiş ve bununla sana bilmediklerini öğretmiştir. Bil ki Allah’ın sana karşı lütfu/ikramı çok büyüktür.
114Onların, gizli toplantı ve konuşmalarının çoğunda hayır yoktur. Yalnız, muhtaçlara yardım etmeyi veya güzel bir iş yapmayı ya da insanlar arasını düzeltmeyi amaçlayanların ki hariçtir. Kim bu güzel işleri Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için yaparsa, ona büyük bir mükâfat vereceğiz.
İlgili ayetler
Ayet 115
1 ayetNisâ 115
وَمَنْ يُشَاقِقِ الرَّسُولَ مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُ الْهُدٰى وَيَتَّبِعْ غَيْرَ سَب۪يلِ الْمُؤْمِن۪ينَ نُوَلِّه۪ مَا تَوَلّٰى وَنُصْلِه۪ جَهَنَّمَۜ وَسَٓاءَتْ مَص۪يرًا۟ ١١٥
Mushaf
Okunuş
115Vemey yüşâḳiḳi-rrasûle mim baʿdi mâ tebeyyene lehü-lhüdâ veyettebiʿ gayra sebîli-lmüʾminîne nüvellihî mâ tevellâ venuṣlihî cehennem. vesâet meṣîrâ.
Türkçe Meal
115Fakat kim de kendisine hak ve hakikat apaçık belli olduktan sonra elçiye karşı gelir ve müminlerin yolundan başka bir yola uyarsa; onu döndüğü sapıklıkta bırakır ve cehenneme atarız. Orası ne kötü bir yerdir!
İlgili ayetler
Ayet 116
1 ayetNisâ 116
اِنَّ اللّٰهَ لَا يَغْفِرُ اَنْ يُشْرَكَ بِه۪ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذٰلِكَ لِمَنْ يَشَٓاءُۜ وَمَنْ يُشْرِكْ بِاللّٰهِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالًا بَع۪يدًا ١١٦
Mushaf
Okunuş
116İnne-llâhe lâ yagfiru ey yüşrake bihî veyagfiru mâ dûne ẕâlike limey yeşâʾ. vemey yüşrik billâhi feḳad ḍalle ḍalâlem beʿîdâ.
Türkçe Meal
116Hiç şüphesiz Allah, kendisine şirk koşulmasını asla bağışlamaz ama bunun altında olan günahları hak eden kimse için bağışlar. Çünkü kim Allah’a şirk koşarsa, o derin bir sapıklığa düşmüştür.
Ayet 117–121
5 ayetNisâ 117
Nisâ 118
Nisâ 119
Nisâ 120
Nisâ 121
اِنْ يَدْعُونَ مِنْ دُونِه۪ٓ اِلَّٓا اِنَاثًاۚ وَاِنْ يَدْعُونَ اِلَّا شَيْطَانًا مَر۪يدًاۙ ١١٧ لَعَنَهُ اللّٰهُۢ وَقَالَ لَاَتَّخِذَنَّ مِنْ عِبَادِكَ نَص۪يبًا مَفْرُوضًاۙ ١١٨ وَلَاُضِلَّنَّهُمْ وَلَاُمَنِّيَنَّهُمْ وَلَاٰمُرَنَّهُمْ فَلَيُبَتِّكُنَّ اٰذَانَ الْاَنْعَامِ وَلَاٰمُرَنَّهُمْ فَلَيُغَيِّرُنَّ خَلْقَ اللّٰهِۜ وَمَنْ يَتَّخِذِ الشَّيْطَانَ وَلِيًّا مِنْ دُونِ اللّٰهِ فَقَدْ خَسِرَ خُسْرَانًا مُب۪ينًاۜ ١١٩ يَعِدُهُمْ وَيُمَنّ۪يهِمْۜ وَمَا يَعِدُهُمُ الشَّيْطَانُ اِلَّا غُرُورًا ١٢٠ اُو۬لٰٓئِكَ مَاْوٰيهُمْ جَهَنَّمُ وَلَا يَجِدُونَ عَنْهَا مَح۪يصًا ١٢١
Mushaf
Okunuş
117İy yedʿûne min dûnihî illâ inâŝâ. veiy yedʿûne illâ şeyṭânem merîdâ.
118Leʿanehü-llâh. veḳâle leetteḫiẕenne min ʿibâdike neṣîbem mefrûḍâ.
119Veleüḍillennehüm veleümenniyennehüm veleâmürannehüm feleyübettikünne âẕâne-lʾenʿâmi veleâmürannehüm feleyügayyirunne ḫalḳa-llâh. vemey yetteḫiẕi-şşeyṭâne veliyyem min dûni-llâhi feḳad ḫasira ḫusrânem mübînâ.
120Yeʿidühüm veyümennîhim. vemâ yeʿidühümü-şşeyṭânü illâ gurûrâ.
121Ülâike meʾvâhüm cehennemü velâ yecidûne ʿanhâ meḥîṣâ.
Türkçe Meal
117Onlar, Allah ile aralarına bir takım dişi varlıkları koyup onlara yalvarıyorlar. Oysa onlar, azgın şeytandan başkasına dua etmiyorlar.
118O şeytan ki, Allah onu lanetledi. O da şöyle dedi: “Elbette kullarından bir kısmını yandaşım yapacağım.”
119“Ve onları saptıracağım, onları hep kuruntuların peşinden koşturacağım. Zira onlara emredeceğim hayvanların kulaklarını yaracaklar, yine ben onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığı saf yapıyı değiştirecekler.” Kim Allah ile beraber şeytanı da veli edinirse, apaçık bir kayba ve ziyana uğramış olur.
120Şeytan, onlara hep boş vaatler de bulunur ve onları boş kuruntularla oyalar. Zira şeytanın vaat ettiği şey onları sadece aldatmadır.
121İşte, barınakları cehennem olanlar bunlardır ve ondan kurtulmak için hiçbir yol ve çıkış bulamayacaklar.
Ayet 122
1 ayetNisâ 122
وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَنُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَدًاۜ وَعْدَ اللّٰهِ حَقًّاۜ وَمَنْ اَصْدَقُ مِنَ اللّٰهِ ق۪يلًا ١٢٢
Mushaf
Okunuş
122Velleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti senüdḫilühüm cennâtin tecrî min taḥtihe-lʾenhâru ḫâlidîne fîhâ ebedâ. vaʿde-llâhi ḥaḳḳâ. vemen aṣdeḳu mine-llâhi ḳîlâ.
Türkçe Meal
122İman edip imanına yaraşır güzel işler yapanlara gelince, onları tabanından ırmakların çağladığı ve içinde ebedi kalacakları cennetlere koyacağız. Bu Allah’ın, gerçekleşecek olan vaadidir. Zira Allah’tan daha doğru sözlü kim vardır?
İlgili ayetler
Ayet 123
1 ayetNisâ 123
لَيْسَ بِاَمَانِيِّكُمْ وَلَٓا اَمَانِيِّ اَهْلِ الْكِتَابِۜ مَنْ يَعْمَلْ سُٓوءًا يُجْزَ بِه۪ۙ وَلَا يَجِدْ لَهُ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلِيًّا وَلَا نَص۪يرًا ١٢٣
Mushaf
Okunuş
123Leyse biemâniyyiküm velâ emâniyyi ehli-lkitâb. mey yaʿmel sûey yücze bihî velâ yecid lehû min dûni-llâhi veliyyev velâ neṣîrâ.
Türkçe Meal
123Ey müminler ne sizin kuruntularınız ne de ehli kitabın kuruntuları (Cennet ve Cehenneme girme konusunda) belirleyici değildir. Çünkü kim bir kötülük işlerse, onun karşılığını mutlaka görür. O, kendisi için Allah’tan başka bir veli/koruyucu ve yardımcı bulamaz.
Ayet 124
1 ayetNisâ 124
وَمَنْ يَعْمَلْ مِنَ الصَّالِحَاتِ مِنْ ذَكَرٍ اَوْ اُنْثٰى وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَاُو۬لٰٓئِكَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ وَلَا يُظْلَمُونَ نَق۪يرًا ١٢٤
Mushaf
Okunuş
124Vemey yaʿmel mine-ṣṣâliḥâti min ẕekerin ev ünŝâ vehüve müʾminün feülâike yedḫulûne-lcennete velâ yużlemûne neḳîrâ.
Türkçe Meal
124Kim de ister erkek ister kadın olsun, mümin olarak doğru ve güzel bir iş yaparsa; işte bunlar cennete girecekler ve en küçük bir haksızlığa uğramayacaklar.
İlgili ayetler
Ayet 125
1 ayetNisâ 125
وَمَنْ اَحْسَنُ د۪ينًا مِمَّنْ اَسْلَمَ وَجْهَهُ لِلّٰهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ وَاتَّبَعَ مِلَّةَ اِبْرٰه۪يمَ حَن۪يفًاۜ وَاتَّخَذَ اللّٰهُ اِبْرٰه۪يمَ خَل۪يلًا ١٢٥
Mushaf
Okunuş
125Vemen aḥsenü dînem mimmen esleme vechehû lillâhi vehüve muḥsinüv vettebeʿa millete ibrâhîme ḥanîfâ. vetteḫaẕe-llâhü ibrâhîme ḫalîlâ.
Türkçe Meal
125Bütün varlığı ile Allah’a teslim olan ve sürekli iyilik yapan ve İbrahim’in şirksiz tertemiz tevhid inancına uyan, kimseden daha güzel din sahibi kim vardır. Allah, bu yüzden İbrahim’i Halil/dost edinmiştir.
İlgili ayetler
Ayet 126
1 ayetNisâ 126
وَلِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ مُح۪يطًا۟ ١٢٦
Mushaf
Ayet 127
1 ayetNisâ 127
وَيَسْتَفْتُونَكَ فِي النِّسَٓاءِۜ قُلِ اللّٰهُ يُفْت۪يكُمْ ف۪يهِنَّۙ وَمَا يُتْلٰى عَلَيْكُمْ فِي الْكِتَابِ ف۪ي يَتَامَى النِّسَٓاءِ الّٰت۪ي لَا تُؤْتُونَهُنَّ مَا كُتِبَ لَهُنَّ وَتَرْغَبُونَ اَنْ تَنْكِحُوهُنَّ وَالْمُسْتَضْعَف۪ينَ مِنَ الْوِلْدَانِۙ وَاَنْ تَقُومُوا لِلْيَتَامٰى بِالْقِسْطِۜ وَمَا تَفْعَلُوا مِنْ خَيْرٍ فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِه۪ عَل۪يمًا ١٢٧
Mushaf
Okunuş
127Veyesteftûneke fi-nnisâʾ. ḳuli-llâhü yüftîküm fîhinne vemâ yütlâ ʿaleyküm fi-lkitâbi fî yetâme-nnisâi-llâtî lâ tüʾtûnehünne mâ kütibe lehünne vetergabûne en tenkiḥûhünne velmüstaḍʿafîne mine-lvildâni veen teḳûmû lilyetâmâ bilḳisṭ. vemâ tefʿalû min ḫayrin feinne-llâhe kâne bihî ʿalîmâ.
Türkçe Meal
127Onlar, kadınlar hakkında senden açıklama istiyorlar. De ki, “Onlar hakkında açıklamayı size Allah yapmıştır, kaldı ki kendileriyle nikâhlama arzusuyla lehlerine bu kitapta yazılmış olan hakları vermediğiniz yetim kızlara, kimsesiz çocuklara ve bütün yetimlere hakka uygun davranmanızla ilgili ayetler zaten bu kitapta okunup durmaktadır. Onlara yapacağınız her türlü iyiliği, Allah zaten bilmektedir.”
İlgili ayetler
Ayet 128
1 ayetNisâ 128
وَاِنِ امْرَاَةٌ خَافَتْ مِنْ بَعْلِهَا نُشُوزًا اَوْ اِعْرَاضًا فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَٓا اَنْ يُصْلِحَا بَيْنَهُمَا صُلْحًاۜ وَالصُّلْحُ خَيْرٌۜ وَاُحْضِرَتِ الْاَنْفُسُ الشُّحَّۜ وَاِنْ تُحْسِنُوا وَتَتَّقُوا فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرًا ١٢٨
Mushaf
Okunuş
128Veini-mraetün ḫâfet mim baʿlihâ nüşûzen ev iʿrâḍan felâ cünâḥa ʿaleyhimâ ey yuṣliḥâ beynehümâ ṣulḥâ. veṣṣulḥu ḫayr. veuḥḍirati-lʾenfüsü-şşüḥḥ. vein tuḥsinû vetetteḳû feinne-llâhe kâne bimâ taʿmelûne ḫabîrâ.
Türkçe Meal
128Eğer bir kadın, kocasının geçimsizliğinden veya kendisinden uzaklaşmasından dolayı yuvasının yıkılmasından korkarsa, bir anlaşma ile aralarındaki problemi çözmelerinde ve aralarını düzeltmelerinde bir sakınca yoktur. Böyle bir anlaşma daha iyidir. Zira kıskançlık, insan fıtratında sürekli bulunur. Eğer iyilik eder ve sorumlu davranırsanız, şüphesiz Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.
İlgili ayetler
128Nisâ 35
Ayet 129
1 ayetNisâ 129
وَلَنْ تَسْتَط۪يعُٓوا اَنْ تَعْدِلُوا بَيْنَ النِّسَٓاءِ وَلَوْ حَرَصْتُمْ فَلَا تَم۪يلُوا كُلَّ الْمَيْلِ فَتَذَرُوهَا كَالْمُعَلَّقَةِۜ وَاِنْ تُصْلِحُوا وَتَتَّقُوا فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ غَفُورًا رَح۪يمًا ١٢٩
Mushaf
Okunuş
129Velen testeṭîʿû en taʿdilû beyne-nnisâi velev ḥaraṣtüm felâ temîlû külle-lmeyli feteẕerûhâ kelmüʿalleḳah. vein tuṣliḥû vetetteḳû feinne-llâhe kâne gafûrar raḥîmâ.
Türkçe Meal
129Hanımlarınız arasında, sevgi ve ilgide eşit davranmaya ne kadar uğraşsanız da buna asla gücünüz yetmez. O halde büsbütün birine meyledip de diğerlerini boşlukta kalmış gibi bırakmayın. Eğer kendinizi düzeltir ve haksızlık yapmaktan korunursanız gerçekten Allah, çok bağışlayan ve merhamet edendir.
Ayet 130
1 ayetNisâ 130
وَاِنْ يَتَفَرَّقَا يُغْنِ اللّٰهُ كُلًّا مِنْ سَعَتِه۪ۜ وَكَانَ اللّٰهُ وَاسِعًا حَك۪يمًا ١٣٠
Mushaf
Okunuş
130Veiy yeteferraḳâ yugni-llâhü küllem min seʿatih. vekâne-llâhü vâsiʿan ḥakîmâ.
Türkçe Meal
130Eğer eşler birbirinden ayrılırlarsa Allah, her birini kendi kudreti ile birbirlerine muhtaç olmaktan kurtarır. Zira Allah, sınırsız lütuf/ikram sahibidir, hükmünde de doğru karar verendir.
Ayet 131–132
2 ayetNisâ 131
Nisâ 132
وَلِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَلَقَدْ وَصَّيْنَا الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ وَاِيَّاكُمْ اَنِ اتَّقُوا اللّٰهَۜ وَاِنْ تَكْفُرُوا فَاِنَّ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَنِيًّا حَم۪يدًا ١٣١ وَلِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَك۪يلًا ١٣٢
Mushaf
Okunuş
131Velillâhi mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-lʾarḍ. veleḳad veṣṣayne-lleẕîne ûtü-lkitâbe min ḳabliküm veiyyâküm eni-tteḳu-llâh. vein tekfürû feinne lillâhi mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-lʾarḍ. vekâne-llâhü ganiyyen ḥamîdâ.
132Velillâhi mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-lʾarḍ. vekefâ billâhi vekîlâ.
Türkçe Meal
131Çünkü göklerde ne varsa yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Sizden önce kendilerine kitap verilenlere de size de Allah’a karşı sorumlu davranmanızı tavsiye ettik. Eğer nankörlük ederseniz, bilin ki göklerde ve yerde olanlar Allah’ındır. Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir. Övgüye tek layık olandır.
132Evet, göklerde ve yerde olanlar Allah’ındır. Her şeye vekil olarak da Allah yeter.
Ayet 133
1 ayetNisâ 133
اِنْ يَشَاْ يُذْهِبْكُمْ اَيُّهَا النَّاسُ وَيَاْتِ بِاٰخَر۪ينَۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٰى ذٰلِكَ قَد۪يرًا ١٣٣
Mushaf
Okunuş
133İy yeşeʾ yüẕhibküm eyyühe-nnâsü veyeʾti biâḫarîn. vekâne-llâhü ʿalâ ẕâlike ḳadîrâ.
Türkçe Meal
133Ey insanlar, eğer O dilerse sizi yok eder ve yerinize başkalarını getirir. Allah’ın, bunu yapmaya elbette gücü yeter.
İlgili ayetler
Ayet 134
1 ayetNisâ 134
مَنْ كَانَ يُر۪يدُ ثَوَابَ الدُّنْيَا فَعِنْدَ اللّٰهِ ثَوَابُ الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۜ وَكَانَ اللّٰهُ سَم۪يعًا بَص۪يرًا۟ ١٣٤
Mushaf
Okunuş
134Men kâne yürîdü ŝevâbe-ddünyâ feʿinde-llâhi ŝevâbü-ddünyâ velʾâḫirah. vekâne-llâhü semîʿam beṣîrâ.
Türkçe Meal
134Kim dünyanın nimet ve ödülünü isterse, bilsin ki dünyanın da ahiretin de mükâfatı Allah katındadır. Allah, her şeyi işiten ve görendir.
Ayet 135
1 ayetNisâ 135
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُونُوا قَوَّام۪ينَ بِالْقِسْطِ شُهَدَٓاءَ لِلّٰهِ وَلَوْ عَلٰٓى اَنْفُسِكُمْ اَوِ الْوَالِدَيْنِ وَالْاَقْرَب۪ينَۚ اِنْ يَكُنْ غَنِيًّا اَوْ فَق۪يرًا فَاللّٰهُ اَوْلٰى بِهِمَا فَلَا تَتَّبِعُوا الْهَوٰٓى اَنْ تَعْدِلُواۚ وَاِنْ تَلْوُٓ۫ا اَوْ تُعْرِضُوا فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرًا ١٣٥
Mushaf
Okunuş
135Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû kûnû ḳavvâmîne bilḳisṭi şühedâe lillâhi velev ʿalâ enfüsiküm evi-lvâlideyni velʾaḳrabîn. iy yekün ganiyyen ev feḳîran fellâhü evlâ bihimâ felâ tettebiʿü-lhevâ en taʿdilû. vein telvû ev tüʿriḍû feinne-llâhe kâne bimâ taʿmelûne ḫabîrâ.
Türkçe Meal
135Ey iman edenler! Kendinizin, ana babanızın veya akrabanızın aleyhine dahi olsa, Allah için doğru şahitlik yaparak bütün gücünüzle hak ve adaleti ayakta tutmaya gayret edin! İster zengin olsun ister fakir olsun Allah’ın hakkı hepsinden önde gelir. Arzu ve heveslerinize uyarak adaletten sapmayın. Eğer dillerinizi eğip bükerek gerçeği çarpıtırsanız, bilin ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Ayet 136
1 ayetNisâ 136
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَالْكِتَابِ الَّذ۪ي نَزَّلَ عَلٰى رَسُولِه۪ وَالْكِتَابِ الَّذ۪ٓي اَنْزَلَ مِنْ قَبْلُۜ وَمَنْ يَكْفُرْ بِاللّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِه۪ وَكُتُبِه۪ وَرُسُلِه۪ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالًا بَع۪يدًا ١٣٦
Mushaf
Okunuş
136Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû âminû billâhi verasûlihî velkitâbi-lleẕî nezzele ʿalâ rasûlihî velkitâbi-lleẕî enzele min ḳabl. vemey yekfür billâhi vemelâiketihî vekütübihî verusülihî velyevmi-lʾâḫiri feḳad ḍalle ḍalâlem beʿîdâ.
Türkçe Meal
136Ey iman edenler! Allah’a, O’nun elçisine ve o elçisine indirdiği kitaba/Kuran’a ve daha önce indirdiği vahiylere imanınızda sebat ediniz. Kim, Allah’a, meleklerine, kitaplarına, elçilerine ve ahiret gününe inanmazsa, muhakkak derin bir sapıklığa düşmüştür.
İlgili ayetler
Ayet 137–139
3 ayetNisâ 137
Nisâ 138
Nisâ 139
اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا ثُمَّ كَفَرُوا ثُمَّ اٰمَنُوا ثُمَّ كَفَرُوا ثُمَّ ازْدَادُوا كُفْرًا لَمْ يَكُنِ اللّٰهُ لِيَغْفِرَ لَهُمْ وَلَا لِيَهْدِيَهُمْ سَب۪يلًاۜ ١٣٧ بَشِّرِ الْمُنَافِق۪ينَ بِاَنَّ لَهُمْ عَذَابًا اَل۪يمًاۙ ١٣٨ اَلَّذ۪ينَ يَتَّخِذُونَ الْكَافِر۪ينَ اَوْلِيَٓاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِن۪ينَۜ اَيَبْتَغُونَ عِنْدَهُمُ الْعِزَّةَ فَاِنَّ الْعِزَّةَ لِلّٰهِ جَم۪يعًاۜ ١٣٩
Mushaf
Okunuş
137İnne-lleẕîne âmenû ŝümme keferû ŝümme âmenû ŝümme keferû ŝümme-zdâdû küfral lem yeküni-llâhü liyagfira lehüm velâ liyehdiyehüm sebîlâ.
138Beşşiri-lmünâfiḳîne bienne lehüm ʿaẕâben elîmâ.
139Elleẕîne yetteḫiẕûne-lkâfirîne evliyâe min dûni-lmüʾminîn. eyebtegûne ʿindehümü-lʿizzete feinne-lʿizzete lillâhi cemîʿâ.
Türkçe Meal
137İman edip sonra vazgeçip kâfir olan, sonra tekrar inanan ve sonra yine kâfirliğe yönelip sonra da küfürde zirve yapanlar var ya; Allah, böylelerini ne bağışlayacak ne de yola getirecektir.
138İşte böyle inanmadığı halde inanmış gibi görünen ikiyüzlü münafıklara, kendilerini bekleyen acıklı bir azap olduğunu haber ver.
139Onlar, müminleri bırakıp kâfirleri dost ve müttefik edinirler. Onların yanında şeref ve itibar mı arıyorlar? Şeref ve itibar bütünüyle Allah’a aittir.
İlgili ayetler
Ayet 140
1 ayetNisâ 140
وَقَدْ نَزَّلَ عَلَيْكُمْ فِي الْكِتَابِ اَنْ اِذَا سَمِعْتُمْ اٰيَاتِ اللّٰهِ يُكْفَرُ بِهَا وَيُسْتَهْزَاُ بِهَا فَلَا تَقْعُدُوا مَعَهُمْ حَتّٰى يَخُوضُوا ف۪ي حَد۪يثٍ غَيْرِه۪ۘ اِنَّكُمْ اِذًا مِثْلُهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ جَامِعُ الْمُنَافِق۪ينَ وَالْكَافِر۪ينَ ف۪ي جَهَنَّمَ جَم۪يعًاۙ ١٤٠
Mushaf
Okunuş
140Veḳad nezzele ʿaleyküm fi-lkitâbi en iẕâ semiʿtüm âyâti-llâhi yükferu bihâ veyüstehzeü bihâ felâ taḳʿudû meʿahüm ḥattâ yeḫûḍû fî ḥadîŝin gayrihi. inneküm iẕem miŝlühüm. inne-llâhe câmiʿu-lmünâfiḳîne velkâfirîne fî cehenneme cemîʿâ.
Türkçe Meal
140Hâlbuki Allah, bu kitapta size şu hükmü yazıp bildirmiştir: “Allah’ın ayetlerine inanılmadığı ve hafife alındığını işittiğiniz zaman, onlarla beraber oturmayın. Onlar Allah’ın hadisi Kuran’a inanıp dönünceye kadar böyle yapın; yoksa siz de onlar gibi olursunuz!” Şüphesiz ki Allah, inanmadığı halde inanmış gibi görünen bütün ikiyüzlü münafıkları ve kâfirleri cehennemde bir araya toplayacaktır.
Ayet 141
1 ayetNisâ 141
اَلَّذ۪ينَ يَتَرَبَّصُونَ بِكُمْۚ فَاِنْ كَانَ لَكُمْ فَتْحٌ مِنَ اللّٰهِ قَالُٓوا اَلَمْ نَكُنْ مَعَكُمْۘ وَاِنْ كَانَ لِلْكَافِر۪ينَ نَص۪يبٌۙ قَالُٓوا اَلَمْ نَسْتَحْوِذْ عَلَيْكُمْ وَنَمْنَعْكُمْ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَۜ فَاللّٰهُ يَحْكُمُ بَيْنَكُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ وَلَنْ يَجْعَلَ اللّٰهُ لِلْكَافِر۪ينَ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ سَب۪يلًا۟ ١٤١
Mushaf
Okunuş
141Elleẕîne yeterabbeṣûne biküm. fein kâne leküm fetḥum mine-llâhi ḳâlû elem neküm meʿaküm. vein kâne lilkâfirîne neṣîbün ḳâlû elem nestaḥviẕ ʿaleyküm venemnaʿküm mine-lmüʾminîn. fellâhü yaḥkümü beyneküm yevme-lḳiyâmeh. veley yecʿale-llâhü lilkâfirîne ʿale-lmüʾminîne sebîlâ.
Türkçe Meal
141Onlar, sizin başınıza gelecekleri gözler dururlar. Allah, size bir zafer nasip ettiğinde: “Sizinle beraber değil miydik?” derler. Yok, eğer kâfirler bir başarı kazanırlarsa: “Biz, inananlara destek vermemekle size yardım etmedik mi? Böylece sizin mağlup olmanızı engellemedik mi?” derler. Allah, kıyamet günü aranızda hüküm verecektir. Allah, kâfirlere müminlerin aleyhine bir yol vermeyecektir.
Ayet 142–143
2 ayetNisâ 142
Nisâ 143
اِنَّ الْمُنَافِق۪ينَ يُخَادِعُونَ اللّٰهَ وَهُوَ خَادِعُهُمْۚ وَاِذَا قَامُٓوا اِلَى الصَّلٰوةِ قَامُوا كُسَالٰىۙ يُرَٓاؤُ۫نَ النَّاسَ وَلَا يَذْكُرُونَ اللّٰهَ اِلَّا قَل۪يلًاۘ ١٤٢ مُذَبْذَب۪ينَ بَيْنَ ذٰلِكَۗ لَٓا اِلٰى هٰٓؤُ۬لَٓاءِ وَلَٓا اِلٰى هٰٓؤُ۬لَٓاءِۜ وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَلَنْ تَجِدَ لَهُ سَب۪يلًا ١٤٣
Mushaf
Okunuş
142İnne-lmünâfiḳîne yüḫâdiʿûne-llâhe vehüve ḫâdiʿuhüm. veiẕâ ḳâmû ile-ṣṣalâti ḳâmû küsâlâ yürâûne-nnâse velâ yeẕkürûne-llâhe illâ ḳalîlâ.
143Müẕebẕebîne beyne ẕâlik. lâ ilâ hâülâi velâ ilâ hâülâʾ. vemey yuḍlili-llâhü felen tecide lehû sebîlâ.
Türkçe Meal
142Şüphesiz ki inanmadığı halde inanmış gibi görünen ikiyüzlü münafıklar, böyle yapmakla Allah’ı aldatmaya kalkışırlar. Aslında onlar Allah’ı değil kendilerini aldatıyorlar. Namaza kalktıkları zaman, istemeye istemeye kalkarlar ve namazı insanlara gösterişe dönüştürürler, Allah’ı çok az düşünür ve anarlar.
143(İman ile küfür) arasında bocalayıp dururlar; onlar ne müminler tarafındadırlar ne de kâfirler tarafında. Allah, kimin sapıklığını onaylarsa artık onun için bir çıkış yolu bulamazsın.
Ayet 144–146
3 ayetNisâ 144
Nisâ 145
Nisâ 146
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْكَافِر۪ينَ اَوْلِيَٓاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِن۪ينَۜ اَتُر۪يدُونَ اَنْ تَجْعَلُوا لِلّٰهِ عَلَيْكُمْ سُلْطَانًا مُب۪ينًا ١٤٤ اِنَّ الْمُنَافِق۪ينَ فِي الدَّرْكِ الْاَسْفَلِ مِنَ النَّارِۚ وَلَنْ تَجِدَ لَهُمْ نَص۪يرًاۙ ١٤٥ اِلَّا الَّذ۪ينَ تَابُوا وَاَصْلَحُوا وَاعْتَصَمُوا بِاللّٰهِ وَاَخْلَصُوا د۪ينَهُمْ لِلّٰهِ فَاُو۬لٰٓئِكَ مَعَ الْمُؤْمِن۪ينَۜ وَسَوْفَ يُؤْتِ اللّٰهُ الْمُؤْمِن۪ينَ اَجْرًا عَظ۪يمًا ١٤٦
Mushaf
Okunuş
144Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tetteḫiẕü-lkâfirîne evliyâe min dûni-lmüʾminîn. etürîdûne en tecʿalû lillâhi ʿaleyküm sülṭânem mübînâ.
145İnne-lmünâfiḳîne fi-dderki-lʾesfeli mine-nnâr. velen tecide lehüm neṣîrâ.
146İlle-lleẕîne tâbû veaṣleḥû vaʿteṣamû billâhi veaḫleṣû dînehüm lillâhi feülâike meʿa-lmüʾminîn. vesevfe yüʾti-llâhü-lmüʾminîne ecran ʿażîmâ.
Türkçe Meal
144Ey iman edenler! Müminleri bırakıp, kâfirleri evliya/dost ve müttefik edinmeyin. Allah’a kendi aleyhinizde apaçık delil mi vermek istiyorsunuz?
145Şüphesiz ki, inanmadığı halde inanmış gibi görünen ikiyüzlü münafıklar ateşin en dibini boylayacaklardır. Onlar için asla bir yardımcı bulamazsın.
146Ancak, tövbe ile dönüş yapanlar, durumlarını düzeltip, Allah’a sımsıkı bağlananlar ve dinlerini Allah’a has kılarak yaşayanlar, işte onlar müminlerle beraberdir. Vakti geldiğinde Allah, müminlere büyük bir mükâfat verecektir.
İlgili ayetler
Ayet 147
1 ayetNisâ 147
مَا يَفْعَلُ اللّٰهُ بِعَذَابِكُمْ اِنْ شَكَرْتُمْ وَاٰمَنْتُمْۜ وَكَانَ اللّٰهُ شَاكِرًا عَل۪يمًا ١٤٧
Mushaf
Okunuş
147Mâ yefʿalü-llâhü biʿaẕâbiküm in şekertüm veâmentüm. vekâne-llâhü şâkiran ʿalîmâ.
Türkçe Meal
147Eğer siz, şükreder, inanır ve güvenirseniz; Allah sizi niye cezalandırsın ki? Allah, şükrün karşılığını veren ve şükredenleri bilendir.
Ayet 148
1 ayetNisâ 148
لَا يُحِبُّ اللّٰهُ الْجَهْرَ بِالسُّٓوءِ مِنَ الْقَوْلِ اِلَّا مَنْ ظُلِمَۜ وَكَانَ اللّٰهُ سَم۪يعًا عَل۪يمًا ١٤٨
Mushaf
Okunuş
148Lâ yüḥibbü-llâhü-lcehra bissûi mine-lḳavli illâ men żulim. vekâne-llâhü semîʿan ʿalîmâ.
Türkçe Meal
148Allah, kötü sözü, ondan zarar gören ve haksızlığa uğrayan hariç açıktan söylenmesini sevmez. Allah, her şeyi işiten ve bilendir.
Ayet 149
1 ayetNisâ 149
اِنْ تُبْدُوا خَيْرًا اَوْ تُخْفُوهُ اَوْ تَعْفُوا عَنْ سُٓوءٍ فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَفُوًّا قَد۪يرًا ١٤٩
Mushaf
Okunuş
149İn tübdû ḫayran ev tuḫfûhü ev taʿfû ʿan sûin feinne-llâhe kâne ʿafüvven ḳadîrâ.
Türkçe Meal
149Yaptığınız bir iyiliği açıklasanız veya gizleseniz yahut da bir kötülüğü affetseniz, onu da bilir. Şüphesiz Allah, çok affedicidir ve güçlüdür.
İlgili ayetler
Ayet 150–151
2 ayetNisâ 150
Nisâ 151
اِنَّ الَّذ۪ينَ يَكْفُرُونَ بِاللّٰهِ وَرُسُلِه۪ وَيُر۪يدُونَ اَنْ يُفَرِّقُوا بَيْنَ اللّٰهِ وَرُسُلِه۪ وَيَقُولُونَ نُؤْمِنُ بِبَعْضٍ وَنَكْفُرُ بِبَعْضٍۙ وَيُر۪يدُونَ اَنْ يَتَّخِذُوا بَيْنَ ذٰلِكَ سَب۪يلًاۙ ١٥٠ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْكَافِرُونَ حَقًّاۚ وَاَعْتَدْنَا لِلْكَافِر۪ينَ عَذَابًا مُه۪ينًا ١٥١
Mushaf
Okunuş
150İnne-lleẕîne yekfürûne billâhi verusülihî veyürîdûne ey yüferriḳû beyne-llâhi verusülihî veyeḳûlûne nüʾminü bibaʿḍiv venekfüru bibaʿḍiv veyürîdûne ey yetteḫiẕû beyne ẕâlike sebîlâ.
151Ülâike hümü-lkâfirûne ḥaḳḳâ. veaʿtednâ lilkâfirîne ʿaẕâbem mühînâ.
Türkçe Meal
150Allah’a ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçilerine inanmak istemeyenler, Allah ile elçilerinin arasını ayırmak amacıyla; “Elçilerin bazısına inanırız, bazısına da inanmayız” diyerek, küfür ile iman arasında bir yol tutmak isterler.
151İşte, gerçekten kâfir olanlar bunlardır. Biz, bu kâfirler için rezil edici bir azap hazırladık.
Ayet 152
1 ayetNisâ 152
وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَرُسُلِه۪ وَلَمْ يُفَرِّقُوا بَيْنَ اَحَدٍ مِنْهُمْ اُو۬لٰٓئِكَ سَوْفَ يُؤْت۪يهِمْ اُجُورَهُمْۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا۟ ١٥٢
Mushaf
Okunuş
152Velleẕîne âmenû billâhi verusülihî velem yüferriḳû beyne eḥadim minhüm ülâike sevfe yüʾtîhim ücûrahüm. vekâne-llâhü gafûrar raḥîmâ.
Türkçe Meal
152Allah’a ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçilerine iman edip, elçilerinden hiçbirinin arasında ayırım yapmayanlara, zamanı geldiğinde onlara mükâfatlarını vereceğiz. Allah, eşsiz bir bağışlayan ve sınırsız merhamet edendir.
İlgili ayetler
Ayet 153–159
7 ayetNisâ 153
Nisâ 154
Nisâ 155
Nisâ 156
Nisâ 157
Nisâ 158
Nisâ 159
يَسْـَٔلُكَ اَهْلُ الْكِتَابِ اَنْ تُنَزِّلَ عَلَيْهِمْ كِتَابًا مِنَ السَّمَٓاءِ فَقَدْ سَاَلُوا مُوسٰٓى اَكْبَرَ مِنْ ذٰلِكَ فَقَالُٓوا اَرِنَا اللّٰهَ جَهْرَةً فَاَخَذَتْهُمُ الصَّاعِقَةُ بِظُلْمِهِمْۚ ثُمَّ اتَّخَذُوا الْعِجْلَ مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَتْهُمُ الْبَيِّنَاتُ فَعَفَوْنَا عَنْ ذٰلِكَۚ وَاٰتَيْنَا مُوسٰى سُلْطَانًا مُب۪ينًا ١٥٣ وَرَفَعْنَا فَوْقَهُمُ الطُّورَ بِم۪يثَاقِهِمْ وَقُلْنَا لَهُمُ ادْخُلُوا الْبَابَ سُجَّدًا وَقُلْنَا لَهُمْ لَا تَعْدُوا فِي السَّبْتِ وَاَخَذْنَا مِنْهُمْ م۪يثَاقًا غَل۪يظًا ١٥٤ فَبِمَا نَقْضِهِمْ م۪يثَاقَهُمْ وَكُفْرِهِمْ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَقَتْلِهِمُ الْاَنْبِيَٓاءَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَقَوْلِهِمْ قُلُوبُنَا غُلْفٌۜ بَلْ طَبَعَ اللّٰهُ عَلَيْهَا بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ اِلَّا قَل۪يلًاۖ ١٥٥ وَبِكُفْرِهِمْ وَقَوْلِهِمْ عَلٰى مَرْيَمَ بُهْتَانًا عَظ۪يمًاۙ ١٥٦ وَقَوْلِهِمْ اِنَّا قَتَلْنَا الْمَس۪يحَ ع۪يسَى ابْنَ مَرْيَمَ رَسُولَ اللّٰهِۚ وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ وَلٰكِنْ شُبِّهَ لَهُمْۜ وَاِنَّ الَّذ۪ينَ اخْتَلَفُوا ف۪يهِ لَف۪ي شَكٍّ مِنْهُۜ مَا لَهُمْ بِه۪ مِنْ عِلْمٍ اِلَّا اتِّبَاعَ الظَّنِّۚ وَمَا قَتَلُوهُ يَق۪ينًاۙ ١٥٧ بَلْ رَفَعَهُ اللّٰهُ اِلَيْهِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَز۪يزًا حَك۪يمًا ١٥٨ وَاِنْ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ اِلَّا لَيُؤْمِنَنَّ بِه۪ قَبْلَ مَوْتِه۪ۚ وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِ يَكُونُ عَلَيْهِمْ شَه۪يدًاۚ ١٥٩
Mushaf
Okunuş
153Yesʾelüke ehlü-lkitâbi en tünezzile ʿaleyhim kitâbem mine-ssemâi feḳad seelû mûsâ ekbera min ẕâlike feḳâlû erine-llâhe cehraten feeḫaẕethümu-ṣṣâʿiḳatü biżulmihim. ŝümme-tteḫaẕü-lʿicle mim baʿdi mâ câethümü-lbeyyinâtü feʿafevnâ ʿan ẕâlik. veâteynâ mûsâ sülṭânem mübînâ.
154Verafaʿnâ fevḳahümu-ṭṭûra bimîŝâḳihim veḳulnâ lehümü-dḫulü-lbâbe süccedev veḳulnâ lehüm lâ taʿdû fi-ssebti veeḫaẕnâ minhüm mîŝâḳan galîżâ.
155Febimâ naḳḍihim mîŝâḳahüm veküfrihim biâyâti-llâhi veḳatlihimü-lʾembiyâe bigayri ḥaḳḳiv veḳavlihim ḳulûbünâ gulf. bel ṭabeʿa-llâhü ʿaleyhâ biküfrihim felâ yüʾminûne illâ ḳalîlâ.
156Vebiküfrihim veḳavlihim ʿalâ meryeme bühtânen ʿażîmâ.
157Veḳavlihim innâ ḳatelne-lmesîḥa ʿîse-bne meryeme rasûle-llâh. vemâ ḳatelûhü vemâ ṣalebûhü velâkin şübbihe lehüm. veinne-lleẕîne-ḫtelefû fîhi lefî şekkim minh. mâ lehüm bihî min ʿilmin ille-ttibâʿa-żżann. vemâ ḳatelûhü yeḳînâ.
158Ber rafeʿahü-llâhü ileyh. vekâne-llâhü ʿazîzen ḥakîmâ.
159Veim min ehli-lkitâbi illâ leyüʾminenne bihî ḳable mevtih. veyevme-lḳiyâmeti yekûnü ʿaleyhim şehîdâ.
Türkçe Meal
153Kitap ehli, senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Oysa Musa’dan bundan daha büyüğünü istemişler ve “Bize Allah’ı apaçık göster” demişlerdi. Bu zalimlikleri yüzünden onları yıldırım çarpmıştı. Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra buzağı heykeline tapmışlar. Ardından, onları yine de bağışladık ve Musa’ya apaçık bir delil ve güç verdik.
154Biz vaktiyle verdikleri misakı/sözü yerine getirmeleri için dağı onların tepesine yükseltmiştik ve onlara: “Şehrin kapısından, secde ederek ve alçak gönüllü olarak girin” dedik. Onlara “Cumartesi günü yasağını çiğnemeyin” diyerek onlardan kesin bir misak/söz almıştık.
155Verdikleri misakı/sözü bozmaları, Allah’ın ayetlerine inanmamaları, nebileri haksız yere öldürmeleri, “Kalplerimiz bilgiye kapalıdır” demeleri sebebi ile onları lanetlemiştik. Aslında onlar Allah’ın ayetlerine kalplerini kapatmışlardır; artık çok azı dışında onlar iman etmezler.
156Bir de, küfürde ısrarları ve Meryem’e büyük bir iftira atmaları sebebiyle onları lanetlemiştik.
157Ve de “Allah’ın elçisi Meryem oğlu İsa Mesih’i biz öldürdük” demeleri sebebiyle... Oysa onu ne öldürebildiler ne de çarmıha gerebildiler. Fakat onlar öyle sandılar. İsa hakkında ihtilaf edenler, bu konuda derin bir şüphe içindedirler. Onların bu konuda kesin bir bilgileri yoktur, sadece zanna uymaktadırlar. Kesinlikle onu öldüremediler.
158Aksine Allah, onu (Eceli gelince vefat ettirdi) kendi katına yüceltti. Allah, güçlü ve yüce olan ve her hükmünde doğru karar verendir.
159Kitap ehlinden hiç kimse yoktur ki ölümünden önce bu gerçeği kabul etmiş olmasın. İsa da kıyamet günü onların aleyhine şahitlik edecektir.
Ayet 160–162
3 ayetNisâ 160
Nisâ 161
Nisâ 162
فَبِظُلْمٍ مِنَ الَّذ۪ينَ هَادُوا حَرَّمْنَا عَلَيْهِمْ طَيِّبَاتٍ اُحِلَّتْ لَهُمْ وَبِصَدِّهِمْ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ كَث۪يرًاۙ ١٦٠ وَاَخْذِهِمُ الرِّبٰوا وَقَدْ نُهُوا عَنْهُ وَاَكْلِهِمْ اَمْوَالَ النَّاسِ بِالْبَاطِلِۜ وَاَعْتَدْنَا لِلْكَافِر۪ينَ مِنْهُمْ عَذَابًا اَل۪يمًا ١٦١ لٰكِنِ الرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ مِنْهُمْ وَالْمُؤْمِنُونَ يُؤْمِنُونَ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ وَالْمُق۪يم۪ينَ الصَّلٰوةَ وَالْمُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَالْمُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ اُو۬لٰٓئِكَ سَنُؤْت۪يهِمْ اَجْرًا عَظ۪يمًا۟ ١٦٢
Mushaf
Okunuş
160Febiżulmim mine-lleẕîne hâdû ḥarramnâ ʿaleyhim ṭayyibâtin üḥillet lehüm vebiṣaddihim ʿan sebîli-llâhi keŝîrâ.
161Veaḫẕihimü-rribâ veḳad nühû ʿanhü veeklihim emvâle-nnâsi bilbâṭil. veaʿtednâ lilkâfirîne minhüm ʿaẕâben elîmâ.
162Lâkini-rrâsiḫûne fi-lʿilmi minhüm velmüʾminûne yüʾminûne bimâ ünzile ileyke vemâ ünzile min ḳablike velmüḳîmîne-ṣṣalâte velmüʾtûne-zzekâte velmüʾminûne billâhi velyevmi-lʾâḫir. ülâike senüʾtîhim ecran ʿażîmâ.
Türkçe Meal
160Yahudileşenler, isyankâr davrandılar ve insanları Allah’ın yolundan saptırdılar, daha önce kendilerine helal kılınmış olan temiz yiyecekleri haram kıldılar.
161Ve bir de kendilerine yasaklanmış olmasına rağmen faiz/haksız kazanç elde etmeleri ve bu yolla insanların mallarını batıl yolla yemelerinden dolayı, işte biz bu kâfirler için acıklı bir azap hazırladık.
162Fakat içlerinde gerçek bilgi ve iman sahibi olanlar, sana ve senden önceki indirilen vahiylere ayırım yapmadan inananlar, namazı dosdoğru kılanlar, zekâtı verenler, Allah’a ve ahiret gününe tam inanıp güvenenler var ya işte bunlara, çok büyük bir mükâfat vereceğiz.
İlgili ayetler
Ayet 163–164
2 ayetNisâ 163
Nisâ 164
اِنَّٓا اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ كَمَٓا اَوْحَيْنَٓا اِلٰى نُوحٍ وَالنَّبِيّ۪نَ مِنْ بَعْدِه۪ۚ وَاَوْحَيْنَٓا اِلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْمٰع۪يلَ وَاِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَالْاَسْبَاطِ وَع۪يسٰى وَاَيُّوبَ وَيُونُسَ وَهٰرُونَ وَسُلَيْمٰنَۚ وَاٰتَيْنَا دَاوُ۫دَ زَبُورًاۚ ١٦٣ وَرُسُلًا قَدْ قَصَصْنَاهُمْ عَلَيْكَ مِنْ قَبْلُ وَرُسُلًا لَمْ نَقْصُصْهُمْ عَلَيْكَۜ وَكَلَّمَ اللّٰهُ مُوسٰى تَكْل۪يمًاۚ ١٦٤
Mushaf
Okunuş
163İnnâ evḥaynâ ileyke kemâ evḥaynâ ilâ nûḥiv vennebiyyîne mim baʿdih. veevḥaynâ ilâ ibrâhîme veismâʿîle veisḥâḳa veyaʿḳûbe velʾesbâṭi veʿîsâ veeyyûbe veyûnüse vehârûne vesüleymân. veâteynâ dâvûde zebûrâ.
164Verusülen ḳad ḳaṣaṣnâhüm ʿaleyke min ḳablü verusülel lem naḳṣuṣhüm ʿaleyk. vekelleme-llâhü mûsâ teklîmâ.
Türkçe Meal
163Nuh’a ve ondan sonra gelen nebilere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, torunlarına, İsa’ya, Eyyub’a, Yunus’a, Harun’a ve Süleyman’a da vahyettik. Davud’a da Zebur’u verdik.
164O elçilerden bir kısmını, sana daha önce anlattık; bir kısmını da anlatmadık. Allah, Musa ile doğrudan doğruya konuşmuştu.
İlgili ayetler
Ayet 165
1 ayetNisâ 165
رُسُلًا مُبَشِّر۪ينَ وَمُنْذِر۪ينَ لِئَلَّا يَكُونَ لِلنَّاسِ عَلَى اللّٰهِ حُجَّةٌ بَعْدَ الرُّسُلِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَز۪يزًا حَك۪يمًا ١٦٥
Mushaf
Okunuş
165Rusülem mübeşşirîne vemünẕirîne liellâ yekûne linnâsi ʿale-llâhi ḥuccetüm baʿde-rrusül. vekâne-llâhü ʿazîzen ḥakîmâ.
Türkçe Meal
165O elçileri, biz uyarıcılar ve müjdeciler olarak gönderdik ki, onların ardından insanların Allah’a karşı bir bahaneleri kalmasın diye. Allah, güçlü olan ve doğru karar verendir.
Ayet 166–169
4 ayetNisâ 166
Nisâ 167
Nisâ 168
Nisâ 169
لٰكِنِ اللّٰهُ يَشْهَدُ بِمَٓا اَنْزَلَ اِلَيْكَ اَنْزَلَهُ بِعِلْمِه۪ۚ وَالْمَلٰٓئِكَةُ يَشْهَدُونَۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ شَه۪يدًا ١٦٦ اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ قَدْ ضَلُّوا ضَلَالًا بَع۪يدًا ١٦٧ اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَظَلَمُوا لَمْ يَكُنِ اللّٰهُ لِيَغْفِرَ لَهُمْ وَلَا لِيَهْدِيَهُمْ طَر۪يقًاۙ ١٦٨ اِلَّا طَر۪يقَ جَهَنَّمَ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَدًاۜ وَكَانَ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرًا ١٦٩
Mushaf
Okunuş
166Lâkini-llâhü yeşhedü bimâ enzele ileyke enzelehû biʿilmih. velmelâiketü yeşhedûn. vekefâ billâhi şehîdâ.
167İnne-lleẕîne keferû veṣaddû ʿan sebîli-llâhi ḳad ḍallû ḍalâlem beʿîdâ.
168İnne-lleẕîne keferû veżalemû lem yeküni-llâhü liyagfira lehüm velâ liyehdiyehüm ṭarîḳâ.
169İllâ ṭarîḳa cehenneme ḫâlidîne fîhâ ebedâ. vekâne ẕâlike ʿale-llâhi yesîrâ.
Türkçe Meal
166Fakat Allah, sana indirdiğine şahitlik eder ki bu Kuran’ı kendi ilmi ile indirmiştir. Melekler de buna şahitlik ederler. Zira şahit olarak Allah yeter.
167Bu vahye inanmayanlar ve insanları Allah’ın yolundan saptıranlar, derin bir sapıklığa düşmüşlerdir.
168İşte bu kâfirleri ve kendilerine yazık eden zalimleri, Allah bağışlamayacak ve onlara bir yol da göstermeyecektir.
169Sadece içinde ebedi kalacakları cehennemin yolunu. Bu da Allah’a göre çok kolaydır.
Ayet 170
1 ayetNisâ 170
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَٓاءَكُمُ الرَّسُولُ بِالْحَقِّ مِنْ رَبِّكُمْ فَاٰمِنُوا خَيْرًا لَكُمْۜ وَاِنْ تَكْفُرُوا فَاِنَّ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَل۪يمًا حَك۪يمًا ١٧٠
Mushaf
Okunuş
170Yâ eyyühe-nnâsü ḳad câekümü-rrasûlü bilḥaḳḳi mir rabbiküm feâminû ḫayral leküm. vein tekfürû feinne lillâhi mâ fi-ssemâvâti velʾarḍ. vekâne-llâhü ʿalîmen ḥakîmâ.
Türkçe Meal
170Ey insanlar, elçi size Rabbinizden hak Kuran ile gelmiştir. Kendi iyiliğiniz için iman edin. Eğer inanmaz inkâr ederseniz biliniz ki, göklerde ve yerde olanlar Allah’ındır. Allah, her şeyi bilendir ve hükmünde doğru olandır.
Ayet 171
1 ayetNisâ 171
يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ لَا تَغْلُوا ف۪ي د۪ينِكُمْ وَلَا تَقُولُوا عَلَى اللّٰهِ اِلَّا الْحَقَّۜ اِنَّمَا الْمَس۪يحُ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَ رَسُولُ اللّٰهِ وَكَلِمَتُهُۚ اَلْقٰيهَٓا اِلٰى مَرْيَمَ وَرُوحٌ مِنْهُۘ فَاٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرُسُلِه۪ۚ وَلَا تَقُولُوا ثَلٰثَةٌۜ اِنْتَهُوا خَيْرًا لَكُمْۜ اِنَّمَا اللّٰهُ اِلٰهٌ وَاحِدٌۜ سُبْحَانَهُٓ اَنْ يَكُونَ لَهُ وَلَدٌۢ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَك۪يلًا۟ ١٧١
Mushaf
Okunuş
171Yâ ehle-lkitâbi lâ taglû fî dîniküm velâ teḳûlû ʿale-llâhi ille-lḥaḳḳ. inneme-lmesîḥu ʿîse-bnü meryeme rasûlü-llâhi vekelimetüh. elḳâhâ ilâ meryeme verûḥum minh. feâminû billâhi verusülih. velâ teḳûlû ŝelâŝeh. intehû ḫayral leküm. inneme-llâhü ilâhüv vâḥid. sübḥâneh ey yekûne lehû veled. lehû mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-lʾarḍ. vekefâ billâhi vekîlâ.
Türkçe Meal
171Ey kitap ehli, inancınızda aşırıya gitmeyin. Allah hakkında, sadece Hakkı/gerçeği söyleyin. Meryem oğlu İsa Mesih sadece Allah’ın elçisi ve Meryem’e ulaştırdığı bir kelimesi ve kendinden bir mesajdır. Allah’a ve elçilerine iman edin, “İlah üçtür” demeyin. Kendi iyiliğiniz için bundan vazgeçin. Allah, sadece tek bir ilahtır, çocuğu olmaktan yüce ve münezzehtir. Göklerdekiler ve yerdekiler O’nundur. Zira her şeye vekil olarak Allah yeter.
İlgili ayetler
Ayet 172
1 ayetNisâ 172
لَنْ يَسْتَنْكِفَ الْمَس۪يحُ اَنْ يَكُونَ عَبْدًا لِلّٰهِ وَلَا الْمَلٰٓئِكَةُ الْمُقَرَّبُونَۜ وَمَنْ يَسْتَنْكِفْ عَنْ عِبَادَتِه۪ وَيَسْتَكْبِرْ فَسَيَحْشُرُهُمْ اِلَيْهِ جَم۪يعًا ١٧٢
Mushaf
Okunuş
172Ley yestenkife-lmesîḥu ey yekûne ʿabdel lillâhi vele-lmelâiketü-lmüḳarrabûn. vemey yestenkif ʿan ʿibâdetihî veyestekbir feseyaḥşüruhüm ileyhi cemîʿâ.
Türkçe Meal
172Ne Mesih İsa ne de Allah’a yakın olan melekler, Allah’a kulluktan asla kaçınmazlar. Kim Allah’a kulluk etmekten kaçınır ve O’na kulluğu kibrine yediremezse; bilsin ki Allah, bunların hepsini huzurunda toplayacaktır.
Ayet 173
1 ayetNisâ 173
فَاَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَيُوَفّ۪يهِمْ اُجُورَهُمْ وَيَز۪يدُهُمْ مِنْ فَضْلِه۪ۚ وَاَمَّا الَّذ۪ينَ اسْتَنْكَفُوا وَاسْتَكْبَرُوا فَيُعَذِّبُهُمْ عَذَابًا اَل۪يمًاۙ وَلَا يَجِدُونَ لَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلِيًّا وَلَا نَص۪يرًا ١٧٣
Mushaf
Okunuş
173Feemme-lleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti feyüveffîhim ücûrahüm veyezîdühüm min faḍlih. veemme-lleẕîne-stenkefû vestekberû feyüʿaẕẕibühüm ʿaẕâben elîmev velâ yecidûne lehüm min dûni-llâhi veliyyev velâ neṣîrâ.
Türkçe Meal
173İnanan ve imanına yaraşır iyi işler yapanlara Allah, mükâfatlarını tastamam verecek hem de fazlasını ikram edecektir. Kulluğu kibrine yediremeyip büyüklük taslayanları da acı verici bir azaba çarptıracaktır. Onlar, kendileri için Allah’ın yakınından ne bir veli ne de yardımcı bulacaklar.
Ayet 174–175
2 ayetNisâ 174
Nisâ 175
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَٓاءَكُمْ بُرْهَانٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَاَنْزَلْنَٓا اِلَيْكُمْ نُورًا مُب۪ينًا ١٧٤ فَاَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَاعْتَصَمُوا بِه۪ فَسَيُدْخِلُهُمْ ف۪ي رَحْمَةٍ مِنْهُ وَفَضْلٍۙ وَيَهْد۪يهِمْ اِلَيْهِ صِرَاطًا مُسْتَق۪يمًاۜ ١٧٥
Mushaf
Okunuş
174Yâ eyyühe-nnâsü ḳad câeküm bürhânüm mir rabbiküm veenzelnâ ileyküm nûram mübînâ.
175Feemme-lleẕîne âmenû billâhi vaʿteṣamû bihî feseyüdḫilühüm fî raḥmetim minhü vefaḍliv veyehdîhim ileyhi ṣirâṭam müsteḳîmâ.
Türkçe Meal
174Ey insanlar, Rabbinizden size hakikatin belgesi olan aydınlatıcı Kuran’ı indirdik.
175Allah’a inanıp güvenen ve Kuran’a sımsıkı sarılanlara gelince; Allah onları katından bir rahmete ve lütfa gark edecek ve onları dosdoğru yoluna yöneltecektir.
Ayet 176
1 ayetNisâ 176
يَسْتَفْتُونَكَۜ قُلِ اللّٰهُ يُفْت۪يكُمْ فِي الْكَلَالَةِۜ اِنِ امْرُؤٌا هَلَكَ لَيْسَ لَهُ وَلَدٌ وَلَهُٓ اُخْتٌ فَلَهَا نِصْفُ مَا تَرَكَۚ وَهُوَ يَرِثُهَٓا اِنْ لَمْ يَكُنْ لَهَا وَلَدٌۜ فَاِنْ كَانَتَا اثْنَتَيْنِ فَلَهُمَا الثُّلُثَانِ مِمَّا تَرَكَۜ وَاِنْ كَانُٓوا اِخْوَةً رِجَالًا وَنِسَٓاءً فَلِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ الْاُنْثَيَيْنِۜ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اَنْ تَضِلُّواۜ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ ١٧٦
Mushaf
Okunuş
176Yesteftûnek. ḳuli-llâhü yüftîküm fi-lkelâleh. ini-mruün heleke leyse lehû veledüv velehû uḫtün felehâ niṣfü mâ terak. vehüve yeriŝühâ il lem yekül lehâ veledün. fein kânete-ŝneteyni felehüme-ŝŝülüŝâni mimmâ terak. vein kânû iḫveter ricâlev venisâen feliẕẕekeri miŝlü ḥażżi-lʾünŝeyeyn. yübeyyinü-llâhü leküm en teḍillû. vellâhü bikülli şeyʾin ʿalîm.
Türkçe Meal
176Senden fetva istiyorlar. De ki: “Kelâle (Birinci derecede mirasçısı olmayan kişi) konusundaki fetvayı size Allah veriyor. Bir kimse ölür, çocuğu olmaz, tek bir kız kardeşi bulunursa bıraktığı mirasın yarısı ona kalır. Kız kardeş ölür de çocuğu bulunmazsa, erkek kardeş onun bütün mirasını alır. Kız kardeşler iki tane ise, mirasın üçte ikisi onlarındır. Mirasçılar; erkek ve kız kardeşler ise erkek, iki kıza eşit pay alır.” Allah, yanılırsınız diye size açıklıyor. Allah, her şeyi bilir.
Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır.
Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.
Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Mümtehine, sonra Zilzâl indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla