Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıylaAyet 1
1 ayetMâide 1
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَوْفُوا بِالْعُقُودِۜ اُحِلَّتْ لَكُمْ بَه۪يمَةُ الْاَنْعَامِ اِلَّا مَا يُتْلٰى عَلَيْكُمْ غَيْرَ مُحِلِّي الصَّيْدِ وَاَنْتُمْ حُرُمٌۜ اِنَّ اللّٰهَ يَحْكُمُ مَا يُر۪يدُ ١
Mushaf
Okunuş
1Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû evfû bilʿuḳûd. üḥillet leküm behîmetü-lʾenʿâmi illâ mâ yütlâ ʿaleyküm gayra müḥilli-ṣṣaydi veentüm ḥurum. inne-llâhe yaḥkümü mâ yürîd.
Türkçe Meal
1Ey iman edenler, sözleşmelerinizin gereğini yerine getirin (1). Haram oldukları size bildirilecek olanlar dışındaki bütün hayvanlar size helaldir (2), bununla birlikte kara hayvanlarını ihramlı iken avlanmanız size helal değildir (3) . Allah, her şey için doğru karar verendir.
Ayet 2
1 ayetMâide 2
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تُحِلُّوا شَعَٓائِرَ اللّٰهِ وَلَا الشَّهْرَ الْحَرَامَ وَلَا الْهَدْيَ وَلَا الْقَلَٓائِدَ وَلَٓا آٰمّ۪ينَ الْبَيْتَ الْحَرَامَ يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنْ رَبِّهِمْ وَرِضْوَانًاۜ وَاِذَا حَلَلْتُمْ فَاصْطَادُواۜ وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَاٰنُ قَوْمٍ اَنْ صَدُّوكُمْ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اَنْ تَعْتَدُواۢ وَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَالتَّقْوٰىۖ وَلَا تَعَاوَنُوا عَلَى الْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِۖ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ ٢
Mushaf
Okunuş
2Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tüḥillû şeʿâira-llâhi vele-şşehra-lḥarâme vele-lhedye vele-lḳalâide velâ âmmîne-lbeyte-lḥarâme yebtegûne faḍlem mir rabbihim veriḍvânâ. veiẕâ ḥaleltüm faṣṭâdû. velâ yecrimenneküm şeneânü ḳavmin en ṣaddûküm ʿani-lmescidi-lḥarâmi en taʿtedû. veteʿâvenû ʿale-lbirri vettaḳvâ. velâ teʿâvenû ʿale-lʾiŝmi velʿudvân. vetteḳu-llâh. inne-llâhe şedîdü-lʿiḳâb.
Türkçe Meal
2Ey iman edenler! Allah’ın dini sembollerine, dokunulmaz kutsal aya, hac kurbanlarına ve gerdanlık takılmış kurbanlık hayvanlara, Rablerinin lütfunu aramak/ticaret yapmak ve O’nun rızasına ulaşmak için Beyt-i Harama gelenlere saygısızlık etmeyin. (1) . İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi daha önce Mescid-i Haram’a girmenizi engellediği için bir topluma olan öfkeniz, onlara karşı saldırganlığa sebep olmasın. (3) . İyilik ve kötülüklerden korunma hususunda yardımlaşın, günah ve düşmanlık hususunda yardımlaşmayın.(4) Allah’tan korkun. Allah’ın cezalandırması çok şiddetlidir.
Ayet 3
1 ayetMâide 3
حُرِّمَتْ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةُ وَالدَّمُ وَلَحْمُ الْخِنْز۪يرِ وَمَٓا اُهِلَّ لِغَيْرِ اللّٰهِ بِه۪ وَالْمُنْخَنِقَةُ وَالْمَوْقُوذَةُ وَالْمُتَرَدِّيَةُ وَالنَّط۪يحَةُ وَمَٓا اَكَلَ السَّبُعُ اِلَّا مَا ذَكَّيْتُمْ وَمَا ذُبِحَ عَلَى النُّصُبِ وَاَنْ تَسْتَقْسِمُوا بِالْاَزْلَامِۜ ذٰلِكُمْ فِسْقٌۜ اَلْيَوْمَ يَئِسَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ د۪ينِكُمْ فَلَا تَخْشَوْهُمْ وَاخْشَوْنِۜ اَلْيَوْمَ اَكْمَلْتُ لَكُمْ د۪ينَكُمْ وَاَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَت۪ي وَرَض۪يتُ لَكُمُ الْاِسْلَامَ د۪ينًاۜ فَمَنِ اضْطُرَّ ف۪ي مَخْمَصَةٍ غَيْرَ مُتَجَانِفٍ لِاِثْمٍۙ فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ٣
Mushaf
Okunuş
3Ḥurrimet ʿaleykümü-lmeytetü veddemü velaḥmü-lḫinzîri vemâ ühille ligayri-llâhi bihî velmünḫaniḳatü velmevḳûẕetü velmüteraddiyetü venneṭîḥatü vemâ ekele-ssebüʿu illâ mâ ẕekkeytüm vemâ ẕübiḥa ʿale-nnüṣubi veen testaḳsimû bilʾezlâm. ẕâliküm fisḳ. elyevme yeise-lleẕîne keferû min dîniküm felâ taḫşevhüm vaḫşevn. elyevme ekmeltü leküm dîneküm veetmemtü ʿaleyküm niʿmetî veraḍîtü lekümü-lʾislâme dînâ. femeni-ḍṭurra fî maḫmeṣatin gayra mütecânifil liiŝmin feinne-llâhe gafûrur raḥîm.
Türkçe Meal
3Ölü hayvan eti, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına kesilenler, boğulmuş, bir yerine vurularak öldürülmüş, düşüp ölmüş, süsülerek veya boynuzlanarak öldürülmüş, yırtıcı hayvanlar tarafından yenilmiş olanlar - ölmeden önce yetişip kuralına göre kestikleriniz hariç- ve dikili taşlar ve kutsananlar adına kesilen hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılınmıştır. Bunlar dinden sapmadır (1) . Bugün kâfirler, sizin dininizden (Döneceğinizden) ümitlerini kesmişlerdir. Onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’dan razı oldum (2). Kim, açlık dolayısıyla zorda kalırsa, günaha düşmeye meyilli olmadan (Bu hayvanlardan yiyebilir.) Allah, bağışlayandır, merhametlidir.
İlgili ayetler
Ayet 4
1 ayetMâide 4
يَسْـَٔلُونَكَ مَاذَٓا اُحِلَّ لَهُمْۜ قُلْ اُحِلَّ لَكُمُ الطَّيِّبَاتُۙ وَمَا عَلَّمْتُمْ مِنَ الْجَوَارِحِ مُكَلِّب۪ينَ تُعَلِّمُونَهُنَّ مِمَّا عَلَّمَكُمُ اللّٰهُۘ فَكُلُوا مِمَّٓا اَمْسَكْنَ عَلَيْكُمْ وَاذْكُرُوا اسْمَ اللّٰهِ عَلَيْهِۖ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ سَر۪يعُ الْحِسَابِ ٤
Mushaf
Okunuş
4Yesʾelûneke mâẕâ üḥille lehüm. ḳul üḥille lekümu-ṭṭayyibâtü vemâ ʿallemtüm mine-lcevâriḥi mükellibîne tüʿallimûnehünne mimmâ ʿallemekümü-llâh. fekülû mimmâ emsekne ʿaleyküm veẕkürü-sme-llâhi ʿaleyh. vetteḳu-llâh. inne-llâhe serîʿu-lḥisâb.
Türkçe Meal
4Sana, kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar. De ki: “Temiz ve güzel olanlar size helal kılınmıştır (1). Allah’ın size öğrettiği bilgi sayesinde eğitip yetiştirdiğiniz avcı hayvanların, sizin için yakalayıp size getirdiği hayvanları üzerine Allah’ın adını anarak yiyin (2). Allah’a karşı sorumlu olun, doğrusu Allah hesabı çok hızlı görendir.”
İlgili ayetler
Ayet 5
1 ayetMâide 5
اَلْيَوْمَ اُحِلَّ لَكُمُ الطَّيِّبَاتُۜ وَطَعَامُ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ حِلٌّ لَكُمْۖ وَطَعَامُكُمْ حِلٌّ لَهُمْۘ وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ الْمُؤْمِنَاتِ وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ اِذَٓا اٰتَيْتُمُوهُنَّ اُجُورَهُنَّ مُحْصِن۪ينَ غَيْرَ مُسَافِح۪ينَ وَلَا مُتَّخِذ۪ٓي اَخْدَانٍۜ وَمَنْ يَكْفُرْ بِالْا۪يمَانِ فَقَدْ حَبِطَ عَمَلُهُۘ وَهُوَ فِي الْاٰخِرَةِ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ۟ ٥
Mushaf
Okunuş
5Elyevme üḥille lekümu-ṭṭayyibât. veṭaʿâmü-lleẕîne ûtü-lkitâbe ḥillül leküm. veṭaʿâmüküm ḥillül lehüm. velmuḥṣanâtü mine-lmüʾminâti velmuḥṣanâtü mine-lleẕîne ûtü-lkitâbe min ḳabliküm iẕâ âteytümûhünne ücûrahünne muḥṣinîne gayra müsâfiḥîne velâ mütteḫiẕî aḫdân. vemey yekfür bilʾîmâni feḳad ḥabiṭa ʿamelüh. vehüve fi-lʾâḫirati mine-lḫâsirîn.
Türkçe Meal
5Bugün, size temiz ve hoş olanlar helal kılınmıştır. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helal, sizin yiyecekleriniz de onlara helal. Müminlerden olan hür ve iffetli kadınları ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden hür ve iffetli kadınları, mehirlerini verdiğiniz takdirde fuhuşa ve zinaya sapmamak ve gizli dost tutmamak şartıyla nikâhlamanız size helaldir. Kim de imanının gereğini yerine getirmezse onun amelleri boşa gider. O, ahirette de kaybedenlerdendir.
İlgili ayetler
Ayet 6
1 ayetMâide 6
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا قُمْتُمْ اِلَى الصَّلٰوةِ فَاغْسِلُوا وُجُوهَكُمْ وَاَيْدِيَكُمْ اِلَى الْمَرَافِقِ وَامْسَحُوا بِرُؤُ۫سِكُمْ وَاَرْجُلَكُمْ اِلَى الْكَعْبَيْنِۜ وَاِنْ كُنْتُمْ جُنُبًا فَاطَّهَّرُواۜ وَاِنْ كُنْتُمْ مَرْضٰٓى اَوْ عَلٰى سَفَرٍ اَوْ جَٓاءَ اَحَدٌ مِنْكُمْ مِنَ الْغَٓائِطِ اَوْ لٰمَسْتُمُ النِّسَٓاءَ فَلَمْ تَجِدُوا مَٓاءً فَتَيَمَّمُوا صَع۪يدًا طَيِّبًا فَامْسَحُوا بِوُجُوهِكُمْ وَاَيْد۪يكُمْ مِنْهُۜ مَا يُر۪يدُ اللّٰهُ لِيَجْعَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ حَرَجٍ وَلٰكِنْ يُر۪يدُ لِيُطَهِّرَكُمْ وَلِيُتِمَّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ٦
Mushaf
Okunuş
6Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû iẕâ ḳumtüm ile-ṣṣalâti fagsilû vucûheküm veeydiyeküm ile-lmerâfiḳi vemseḥû biruûsiküm veercüleküm ile-lkaʿbeyn. vein küntüm cünüben feṭṭahherû. vein küntüm merḍâ ev ʿalâ seferin ev câe eḥadüm minküm mine-lgâiṭi ev lemestümü-nnisâe felem tecidû mâen feteyemmemû ṣaʿîden ṭayyiben femseḥû bivucûhiküm veeydîküm minh. mâ yürîdü-llâhü liyecʿale ʿaleyküm min ḥaraciv velâkiy yürîdü liyüṭahhiraküm veliyütimme niʿmetehû ʿaleyküm leʿalleküm teşkürûn.
Türkçe Meal
6Ey iman edenler! Namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başınızı, mesh edin topuklara kadar ayaklarınızı da. Eğer, cünüp iseniz, baştan ayağa temizlenin. Hasta veya yolculukta iseniz veya biriniz tuvaletten gelmiş yahut eşlerinizle temasta bulunmuş ve su bulamamış/suya ulaşamamış iseniz temiz bir yer/yüzey ile teyemmüm edin, yüzlerinizi ve ellerinizi onunla meshedin. Allah, size zorluk çıkarmak istemez. Allah, sizi arındırmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister. Umulur ki nimetlerin hakkını verirsiniz.
Ayet 7
1 ayetMâide 7
وَاذْكُرُوا نِعْمَةَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ وَم۪يثَاقَهُ الَّذ۪ي وَاثَقَكُمْ بِه۪ٓۙ اِذْ قُلْتُمْ سَمِعْنَا وَاَطَعْنَاۘ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ٧
Mushaf
Okunuş
7Veẕkürû niʿmete-llâhi ʿaleyküm vemîŝâḳahü-lleẕî vâŝeḳaküm bihî iẕ ḳultüm semiʿnâ veeṭaʿnâ. vetteḳu-llâh. inne-llâhe ʿalîmüm biẕâti-ṣṣudûr.
Türkçe Meal
7Allah’ın size lütfettiği onca nimetini ve “İşittik, itaat ettik” dediğinizde Allah’a verdiğiniz misak ile kendinizi bağladığınız o sözleşmenizi hatırlayın. Allah’a karşı sorumlu davranın, zira Allah, kalplerdeki en mahrem sırları bilendir.
Ayet 8
1 ayetMâide 8
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُونُوا قَوَّام۪ينَ لِلّٰهِ شُهَدَٓاءَ بِالْقِسْطِۘ وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَاٰنُ قَوْمٍ عَلٰٓى اَلَّا تَعْدِلُواۜ اِعْدِلُوا۠ هُوَ اَقْرَبُ لِلتَّقْوٰىۘ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ خَب۪يرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ ٨
Mushaf
Okunuş
8Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû kûnû ḳavvâmîne lillâhi şühedâe bilḳisṭ. velâ yecrimenneküm şeneânü ḳavmin ʿalâ ellâ taʿdilû. iʿdilû. hüve aḳrabü littaḳvâ. vetteḳu-llâh. inne-llâhe ḫabîrum bimâ taʿmelûn.
Türkçe Meal
8Ey İman edenler! Allah için hak ve adaleti ayakta tutan şahitler olun. Bir topluma olan öfkeniz sizi adaletsizliğe sevk etmesin, adil olun. Bu, sorumluluk bilincine en uygun davranıştır. Allah’ın emirlerine karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, tüm yaptıklarınızdan haberdardır.
Ayet 9
1 ayetMâide 9
وَعَدَ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِۙ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَاَجْرٌ عَظ۪يمٌ ٩
Mushaf
Ayet 10
1 ayetMâide 10
وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَٓا اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْجَح۪يمِ ١٠
Mushaf
Okunuş
10Velleẕîne keferû vekeẕẕebû biâyâtinâ ülâike aṣḥâbü-lceḥîm.
Türkçe Meal
10Ama ayetlerimize inanmak istemeyen kâfirler ve ayetlerimize karşı yalana sarılanlar var ya, işte onlar yakıcı ateşin halkıdır.
İlgili ayetler
Ayet 11
1 ayetMâide 11
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اذْكُرُوا نِعْمَةَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ اِذْ هَمَّ قَوْمٌ اَنْ يَبْسُطُٓوا اِلَيْكُمْ اَيْدِيَهُمْ فَكَفَّ اَيْدِيَهُمْ عَنْكُمْۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ وَعَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ۟ ١١
Mushaf
Okunuş
11Yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-ẕkürû niʿmete-llâhi ʿaleyküm iẕ hemme ḳavmün ey yebsüṭû ileyküm eydiyehüm fekeffe eydiyehüm ʿanküm. vetteḳu-llâh. veʿale-llâhi felyetevekkeli-lmüʾminûn.
Türkçe Meal
11Ey iman edenler! Allah’ın üzerinizdeki şu nimetini bir düşünün, hani bir topluluk size saldırıp ortadan kaldırmaya kalkışmıştı da Allah onlara mani olmuştu. Allah’a karşı gelmekten sakının. Öyleyse müminler, sadece Allah’a dayanıp güvensinler.
İlgili ayetler
Ayet 12–13
2 ayetMâide 12
Mâide 13
وَلَقَدْ اَخَذَ اللّٰهُ م۪يثَاقَ بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَۚ وَبَعَثْنَا مِنْهُمُ اثْنَيْ عَشَرَ نَق۪يبًاۜ وَقَالَ اللّٰهُ اِنّ۪ي مَعَكُمْۜ لَئِنْ اَقَمْتُمُ الصَّلٰوةَ وَاٰتَيْتُمُ الزَّكٰوةَ وَاٰمَنْتُمْ بِرُسُل۪ي وَعَزَّرْتُمُوهُمْ وَاَقْرَضْتُمُ اللّٰهَ قَرْضًا حَسَنًا لَاُكَفِّرَنَّ عَنْكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَلَاُدْخِلَنَّكُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۚ فَمَنْ كَفَرَ بَعْدَ ذٰلِكَ مِنْكُمْ فَقَدْ ضَلَّ سَوَٓاءَ السَّب۪يلِ ١٢ فَبِمَا نَقْضِهِمْ م۪يثَاقَهُمْ لَعَنَّاهُمْ وَجَعَلْنَا قُلُوبَهُمْ قَاسِيَةًۚ يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَنْ مَوَاضِعِه۪ۙ وَنَسُوا حَظًّا مِمَّا ذُكِّرُوا بِه۪ۚ وَلَا تَزَالُ تَطَّلِعُ عَلٰى خَٓائِنَةٍ مِنْهُمْ اِلَّا قَل۪يلًا مِنْهُمْ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاصْفَحْۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُحْسِن۪ينَ ١٣
Mushaf
Okunuş
12Veleḳad eḫaẕe-llâhü mîŝâḳa benî isrâîl. vebeʿaŝnâ minhümü-ŝney ʿaşera neḳîbâ. veḳâle-llâhü innî meʿaküm. lein eḳamtümu-ṣṣalâte veâteytümü-zzekâte veâmentüm birusülî veʿazzertümûhüm veaḳraḍtümü-llâhe ḳarḍan ḥasenel leükeffiranne ʿanküm seyyiâtiküm veleüdḫilenneküm cennâtin tecrî min taḥtihe-lʾenhâr. femen kefera baʿde ẕâlike minküm feḳad ḍalle sevâe-ssebîl.
13Febimâ naḳḍihim mîŝâḳahüm leʿannâhüm veceʿalnâ ḳulûbehüm ḳâsiyeh. yüḥarrifûne-lkelime ʿam mevâḍiʿihî venesû ḥażżam mimmâ ẕükkirû bih. velâ tezâlü teṭṭaliʿu ʿalâ ḫâinetim minhüm illâ ḳalîlem minhüm faʿfü ʿanhüm vaṣfaḥ. inne-llâhe yüḥibbü-lmuḥsinîn.
Türkçe Meal
12Allah, vaktiyle İsrailoğullarından kesin misak/söz almıştı. Onlardan, on iki temsilci görevlendirdik ve Allah dedi ki: “Ben sizinle beraberim; şayet namazı hakkıyla kılar, zekâtı verir, elçilerime inanır ve onları desteklerseniz ve Allah’ın hoşnutluğu için mallarınızı onun yolunda harcarsanız, kesinlikle sizin kötülüklerinizi örter ve sizi tabanından ırmakların çağladığı cennetlere koyarım. Bundan sonra da sizden kim bu vaadini çiğnerse, dosdoğru yoldan sapmış olur.”
13Ve misaklarını bozdukları, kalplerini katılaştırdıkları, kelimelerin anlamlarını çarpıttıkları, üstelik kendilerine hatırlatılan gerçeklerden bir kısmını da unutup uygulamadıkları için onları lanetledik. İçlerinden pek azı dışında, onlardan hep hainlik görürsün. Ama sen yine de onları hoş gör ve onlara aldırma. Şüphesiz Allah, hoş görülü olanları sever.
İlgili ayetler
Ayet 14
1 ayetMâide 14
وَمِنَ الَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّا نَصَارٰٓى اَخَذْنَا م۪يثَاقَهُمْ فَنَسُوا حَظًّا مِمَّا ذُكِّرُوا بِه۪ۖ فَاَغْرَيْنَا بَيْنَهُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَٓاءَ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِۜ وَسَوْفَ يُنَبِّئُهُمُ اللّٰهُ بِمَا كَانُوا يَصْنَعُونَ ١٤
Mushaf
Okunuş
14Vemine-lleẕîne ḳâlû innâ neṣârâ eḫaẕnâ mîŝâḳahüm fenesû ḥażżam mimmâ ẕükkirû bih. feagraynâ beynehümü-lʿadâvete velbagḍâe ilâ yevmi-lḳiyâmeh. vesevfe yünebbiühümü-llâhü bimâ kânû yaṣneʿûn.
Türkçe Meal
14“Biz Hıristiyanız/Nasarayız” diyenlerden kesin misak/söz almıştık. Ne yazık ki onlar da kendilerine hatırlatılan gerçekleri unutup uygulamadılar, bu yüzden içlerindeki düşmanlık ve kin kıyamete kadar devam edecek. Allah, yapmakta olduklarını kendilerine bir bir haber verecektir.
İlgili ayetler
Ayet 15–16
2 ayetMâide 15
Mâide 16
يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ قَدْ جَٓاءَكُمْ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمْ كَث۪يرًا مِمَّا كُنْتُمْ تُخْفُونَ مِنَ الْكِتَابِ وَيَعْفُوا عَنْ كَث۪يرٍۜ قَدْ جَٓاءَكُمْ مِنَ اللّٰهِ نُورٌ وَكِتَابٌ مُب۪ينٌۙ ١٥ يَهْد۪ي بِهِ اللّٰهُ مَنِ اتَّبَعَ رِضْوَانَهُ سُبُلَ السَّلَامِ وَيُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِ بِاِذْنِه۪ وَيَهْد۪يهِمْ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ ١٦
Mushaf
Okunuş
15Yâ ehle-lkitâbi ḳad câeküm rasûlünâ yübeyyinü leküm keŝîram mimmâ küntüm tuḫfûne mine-lkitâbi veyaʿfû ʿan keŝîr. ḳad câeküm mine-llâhi nûruv vekitâbüm mübîn.
16Yehdî bihi-llâhü meni-ttebeʿa riḍvânehû sübüle-sselâmi veyuḫricühüm mine-żżulümâti ile-nnûri biiẕnihî veyehdîhim ilâ ṣirâṭim müsteḳîm.
Türkçe Meal
15Ey kitap ehli, kitapta olduğu halde gizlediğiniz şeylerin birçoğunu size beyan eden, birçoğunun da üzerinde durmayan elçimiz size geldi. Yani size, Allah’tan aydınlatıcı bir mesaj ve apaçık bir kitap/Kuran gelmiştir.
16Allah, kendi rızasına talip olanları, bu kitap/Kuran vesilesiyle huzur ve mutluluğun yollarına ulaştıracak ve izniyle onları karanlıklardan aydınlığa çıkaracak ve böylece onları dosdoğru yoluna iletecektir.
İlgili ayetler
Ayet 17
1 ayetMâide 17
لَقَدْ كَفَرَ الَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْمَس۪يحُ ابْنُ مَرْيَمَۜ قُلْ فَمَنْ يَمْلِكُ مِنَ اللّٰهِ شَيْـًٔا اِنْ اَرَادَ اَنْ يُهْلِكَ الْمَس۪يحَ ابْنَ مَرْيَمَ وَاُمَّهُ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ جَم۪يعًاۜ وَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاۜ يَخْلُقُ مَا يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ١٧
Mushaf
Okunuş
17Leḳad kefera-lleẕîne ḳâlû inne-llâhe hüve-lmesîḥu-bnü meryem. ḳul femey yemlikü mine-llâhi şeyʾen in erâde ey yühlike-lmesîḥa-bne meryeme veümmehû vemen fi-lʾarḍi cemîʿâ. velillâhi mülkü-ssemâvâti velʾarḍi vemâ beynehümâ. yaḫlüḳu mâ yeşâʾ. vellâhü ʿalâ külli şeyʾin ḳadîr.
Türkçe Meal
17Andolsun ki “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler düpedüz kâfir olmuşlardır. De ki: “Allah, Meryem oğlu Mesih’i, anasını ve yeryüzündeki bütün herkesi topyekûn yok etmeyi isteseydi, Allah’ın bu iradesine kim engel olabilirdi.” Göklerin, yerin ve bunların arasındakilerin mutlak hükümranlığı Allah’ındır. O, dilediğini dilediği şekilde yaratır. Allah’ın her şeye gücü yeter.
Ayet 18
1 ayetMâide 18
وَقَالَتِ الْيَهُودُ وَالنَّصَارٰى نَحْنُ اَبْنَٓاءُ اللّٰهِ وَاَحِبَّٓاؤُ۬هُۜ قُلْ فَلِمَ يُعَذِّبُكُمْ بِذُنُوبِكُمْۜ بَلْ اَنْتُمْ بَشَرٌ مِمَّنْ خَلَقَۜ يَغْفِرُ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيُعَذِّبُ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاۘ وَاِلَيْهِ الْمَص۪يرُ ١٨
Mushaf
Okunuş
18Veḳâleti-lyehûdü venneṣârâ naḥnü ebnâü-llâhi veeḥibbâüh. ḳul felime yüʿaẕẕibüküm biẕünûbiküm. bel entüm beşerum mimmen ḫaleḳ. yagfiru limey yeşâü veyüʿaẕẕibü mey yeşâʾ. velillâhi mülkü-ssemâvâti velʾarḍi vemâ beynehümâ. veileyhi-lmeṣîr.
Türkçe Meal
18Yahudi ve Hristiyanlar: “Biz, Allah’ın çocukları ve O’nun sevgilileriyiz.” dediler. De ki: “Öyleyse, günahlarınız sebebiyle Allah, sizi niye cezalandırıyor?” Hayır, siz de Allah’ın yarattığı bir beşersiniz. Allah, hak edeni bağışlar, hak edene de azap eder. Göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin tüm hâkimiyeti Allah’ındır. Önünde sonunda dönüş de O’nadır.
İlgili ayetler
Ayet 19
1 ayetMâide 19
يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ قَدْ جَٓاءَكُمْ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمْ عَلٰى فَتْرَةٍ مِنَ الرُّسُلِ اَنْ تَقُولُوا مَا جَٓاءَنَا مِنْ بَش۪يرٍ وَلَا نَذ۪يرٍۘ فَقَدْ جَٓاءَكُمْ بَش۪يرٌ وَنَذ۪يرٌۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ۟ ١٩
Mushaf
Okunuş
19Yâ ehle-lkitâbi ḳad câeküm rasûlünâ yübeyyinü leküm ʿalâ fetratim mine-rrusüli en teḳûlû mâ câenâ mim beşîriv velâ neẕîr. feḳad câeküm beşîruv veneẕîr. vellâhü ʿalâ külli şeyʾin ḳadîr.
Türkçe Meal
19Ey kitap ehli! Elçilerin arası kesildi, bize müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi diye bir mazerete sığınmamanız için işte size gerçekleri beyan eden elçimiz yani uyarıcı ve müjdeci bir elçi gelmiştir. Zira Allah, her şeye bir ölçü koyandır.
Ayet 20–26
7 ayetMâide 20
Mâide 21
Mâide 22
Mâide 23
Mâide 24
Mâide 25
Mâide 26
وَاِذْ قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِه۪ يَا قَوْمِ اذْكُرُوا نِعْمَةَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ اِذْ جَعَلَ ف۪يكُمْ اَنْبِيَٓاءَ وَجَعَلَكُمْ مُلُوكًاۗ وَاٰتٰيكُمْ مَا لَمْ يُؤْتِ اَحَدًا مِنَ الْعَالَم۪ينَ ٢٠ يَا قَوْمِ ادْخُلُوا الْاَرْضَ الْمُقَدَّسَةَ الَّت۪ي كَتَبَ اللّٰهُ لَكُمْ وَلَا تَرْتَدُّوا عَلٰٓى اَدْبَارِكُمْ فَتَنْقَلِبُوا خَاسِر۪ينَ ٢١ قَالُوا يَا مُوسٰٓى اِنَّ ف۪يهَا قَوْمًا جَبَّار۪ينَۗ وَاِنَّا لَنْ نَدْخُلَهَا حَتّٰى يَخْرُجُوا مِنْهَاۚ فَاِنْ يَخْرُجُوا مِنْهَا فَاِنَّا دَاخِلُونَ ٢٢ قَالَ رَجُلَانِ مِنَ الَّذ۪ينَ يَخَافُونَ اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِمَا ادْخُلُوا عَلَيْهِمُ الْبَابَۚ فَاِذَا دَخَلْتُمُوهُ فَاِنَّكُمْ غَالِبُونَ وَعَلَى اللّٰهِ فَتَوَكَّلُٓوا اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ ٢٣ قَالُوا يَا مُوسٰٓى اِنَّا لَنْ نَدْخُلَهَٓا اَبَدًا مَا دَامُوا ف۪يهَا فَاذْهَبْ اَنْتَ وَرَبُّكَ فَقَاتِلَٓا اِنَّا هٰهُنَا قَاعِدُونَ ٢٤ قَالَ رَبِّ اِنّ۪ي لَٓا اَمْلِكُ اِلَّا نَفْس۪ي وَاَخ۪ي فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْفَاسِق۪ينَ ٢٥ قَالَ فَاِنَّهَا مُحَرَّمَةٌ عَلَيْهِمْ اَرْبَع۪ينَ سَنَةًۚ يَت۪يهُونَ فِي الْاَرْضِ فَلَا تَاْسَ عَلَى الْقَوْمِ الْفَاسِق۪ينَ۟ ٢٦
Mushaf
Okunuş
20Veiẕ ḳâle mûsâ liḳavmihî yâ ḳavmi-ẕkürû niʿmete-llâhi ʿaleyküm iẕ ceʿale fîküm embiyâe veceʿaleküm mülûkâ. veâtâküm mâ lem yüʾti eḥadem mine-lʿâlemîn.
21Yâ ḳavmi-dḫulü-lʾarḍa-lmüḳaddesete-lletî ketebe-llâhü leküm velâ terteddû ʿalâ edbâriküm fetenḳalibû ḫâsirîn.
22Ḳâlû yâ mûsâ inne fîhâ ḳavmen cebbârîn. veinnâ len nedḫulehâ ḥattâ yaḫrucû minhâ. feiy yaḫrucû minhâ feinnâ dâḫilûn.
23Ḳâle racülâni mine-lleẕîne yeḫâfûne enʿame-llâhü ʿaleyhime-dḫulû ʿaleyhimü-lbâb. feiẕâ deḫaltümûhü feinneküm gâlibûne veʿale-llâhi fetevekkelû in küntüm müʾminîn.
24Ḳâlû yâ mûsâ innâ len nedḫulehâ ebedem mâ dâmû fîhâ feẕheb ente verabbüke feḳâtilâ innâ hâhünâ ḳâʿidûn.
25Ḳâle rabbi innî lâ emlikü illâ nefsî veeḫî fefruḳ beynenâ vebeyne-lḳavmi-lfâsiḳîn.
26Ḳâle feinnehâ müḥarrametün ʿaleyhim erbeʿîne seneh. yetîhûne fi-lʾarḍi felâ teʾse ʿale-lḳavmi-lfâsiḳîn.
Türkçe Meal
20Hani Musa kavmine demişti ki: “Ey kavmim, Allah’ın size lütfettiği onca nimetini hatırlayın, hani içinizden nebiler çıkarmış ve sizi hükümdarlar yapmış, ve toplumlardan kimseye vermediği nimeti size vermişti.”
21“Ey kavmim, Allah’ın yazdığı şu kutsal topraklara girip yerleşin. Geri dönüp kaçmayın yoksa hüsrana uğrayanlar olarak alaşağı edilirsiniz.”
22Onlar da: “Ey Musa, orada karşı konulmaz zorba bir toplum var. Onlar oradan çıkmadıkça biz oraya girmeyeceğiz. Eğer orayı terk ederlerse, ancak o zaman gireriz.” demişlerdi.
23Düşmandan korkan kişiler arasında bulunan, Allah’a iman eden cesaretli iki adam: “Üstlerine ön kapıdan saldırıp şehrin ana kapısını tutun, zira oradan girerseniz, muhakkak galip gelirsiniz. Eğer, müminler iseniz Allah’a güvenin.” demişlerdi.
24Onlar da: “Ey Musa, onlar orada oldukça biz asla oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin, gidip onlarla savaşın. İşte biz burada oturacağız.” demişlerdi.
25Musa: “Rabbim, ben, kendimden ve kardeşimden başkasına söz geçiremiyorum. Artık bizimle, bu yoldan çıkmış fasık toplumun arasını ayır.” dedi.
26Allah da Musa’ya: “Onlar, kırk yıl boyunca o topraklara girmekten mahrum kalacaklar, çölde başıboş ve şaşkın şaşkın dolaşıp duracaklar. Sen, yoldan çıkmış fasık bir toplum için üzülme!” dedi.
Ayet 27–31
5 ayetMâide 27
Mâide 28
Mâide 29
Mâide 30
Mâide 31
وَاتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَاَ ابْنَيْ اٰدَمَ بِالْحَقِّۢ اِذْ قَرَّبَا قُرْبَانًا فَتُقُبِّلَ مِنْ اَحَدِهِمَا وَلَمْ يُتَقَبَّلْ مِنَ الْاٰخَرِۜ قَالَ لَاَقْتُلَنَّكَۜ قَالَ اِنَّمَا يَتَقَبَّلُ اللّٰهُ مِنَ الْمُتَّق۪ينَ ٢٧ لَئِنْ بَسَطْتَ اِلَيَّ يَدَكَ لِتَقْتُلَن۪ي مَٓا اَنَا۬ بِبَاسِطٍ يَدِيَ اِلَيْكَ لِاَقْتُلَكَۚ اِنّ۪ٓي اَخَافُ اللّٰهَ رَبَّ الْعَالَم۪ينَ ٢٨ اِنّ۪ٓي اُر۪يدُ اَنْ تَبُٓواَ بِاِثْم۪ي وَاِثْمِكَ فَتَكُونَ مِنْ اَصْحَابِ النَّارِۚ وَذٰلِكَ جَزٰٓؤُا الظَّالِم۪ينَۚ ٢٩ فَطَوَّعَتْ لَهُ نَفْسُهُ قَتْلَ اَخ۪يهِ فَقَتَلَهُ فَاَصْبَحَ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ ٣٠ فَبَعَثَ اللّٰهُ غُرَابًا يَبْحَثُ فِي الْاَرْضِ لِيُرِيَهُ كَيْفَ يُوَار۪ي سَوْاَةَ اَخ۪يهِۜ قَالَ يَا وَيْلَتٰٓى اَعَجَزْتُ اَنْ اَكُونَ مِثْلَ هٰذَا الْغُرَابِ فَاُوَارِيَ سَوْاَةَ اَخ۪يۚ فَاَصْبَحَ مِنَ النَّادِم۪ينَۚۛ ٣١
Mushaf
Okunuş
27Vetlü ʿaleyhim nebee-bney âdeme bilḥaḳḳ. iẕ ḳarrabâ ḳurbânen fetüḳubbile min eḥadihimâ velem yüteḳabbel mine-lʾâḫar. ḳâle leaḳtülennek. ḳâle innemâ yeteḳabbelü-llâhü mine-lmütteḳîn.
28Leim besaṭte ileyye yedeke litaḳtülenî mâ ene bibâsiṭiy yediye ileyke liaḳtülek. innî eḫâfü-llâhe rabbe-lʿâlemîn.
29İnnî ürîdü en tebûe biiŝmî veiŝmike fetekûne min aṣḥâbi-nnâr. veẕâlike cezâu-żżâlimîn.
30Feṭavveʿat lehû nefsühû ḳatle eḫîhi feḳatelehû feaṣbeḥa mine-lḫâsirîn.
31Febeʿaŝe-llâhü gurâbey yebḥaŝü fi-lʾarḍi liyüriyehû keyfe yüvârî sevʾete eḫîh. ḳâle yâ veyletâ eʿaceztü en ekûne miŝle hâẕe-lgurâbi feüvâriye sevʾete eḫî. feaṣbeḥa mine-nnâdimîn.
Türkçe Meal
27Ve sen onlara, Adem’in iki oğlunun haberini gerçek bir amaç için anlat. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlar, birinin ki kabul edilmiş, diğerinin ki edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen): “Kesinlikle seni öldüreceğim!” dedi. Diğeri: “Allah, ancak sorumlu davrananlardan kabul eder.” Dedi.
28“Sen beni öldürmeye kalkışsan bile, ben seni öldürmeye teşebbüs etmeyeceğim. Çünkü ben, âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.”
29“Dilerim ki hem beni öldürmenin günahını hem de kendi günahını yüklenirsin de cehennemi boylarsın! İşte zalimlerin cezası budur.” dedi.
30Nihayet, kıskançlık duygusuna yenik düşüp onu öldürdü ve böylece kaybedenlerden oldu.
31Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için, ona toprağı eşeleyen bir karga gönderdi. “Bana yazıklar olsun. Kardeşimin ölüsünü gömmek için bu karga kadar bile olamadım.” dedi ve pişman olanlardan oldu.
Ayet 32
1 ayetMâide 32
مِنْ اَجْلِ ذٰلِكَۚۛ كَتَبْنَا عَلٰى بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ اَنَّهُ مَنْ قَتَلَ نَفْسًا بِغَيْرِ نَفْسٍ اَوْ فَسَادٍ فِي الْاَرْضِ فَكَاَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَم۪يعًاۜ وَمَنْ اَحْيَاهَا فَكَاَنَّمَٓا اَحْيَا النَّاسَ جَم۪يعًاۜ وَلَقَدْ جَٓاءَتْهُمْ رُسُلُنَا بِالْبَيِّنَاتِۘ ثُمَّ اِنَّ كَث۪يرًا مِنْهُمْ بَعْدَ ذٰلِكَ فِي الْاَرْضِ لَمُسْرِفُونَ ٣٢
Mushaf
Okunuş
32Min ecli ẕâlik. ketebnâ ʿalâ benî isrâîle ennehû men ḳatele nefsem bigayri nefsin ev fesâdin fi-lʾarḍi fekeennemâ ḳatele-nnâse cemîʿâ. vemen aḥyâhâ fekeennemâ aḥye-nnâse cemîʿâ. veleḳad câethüm rusülünâ bilbeyyinât. ŝümme inne keŝîram minhüm baʿde ẕâlike fi-lʾarḍi lemüsrifûn.
Türkçe Meal
32İşte bunun için İsrailoğullarına biz şöyle emretmiştik: “Kim bir cinayet veya yeryüzünde fitne ve fesat karşılığında olmaksızın bir cana kıyarsa, bütün insanlığı öldürmüş gibi olur. Kim de bir insanın hayatını kurtarır veya korursa; bütün insanlığı diriltmiş gibi olur.” Şüphesiz ki elçilerimiz, onlara hakikatin bütün delilleriyle gelmiş, buna rağmen onlardan çoğu bundan sonra yeryüzünde azgınlık ve taşkınlık yapmaya devam etmişlerdi.
Ayet 33–34
2 ayetMâide 33
Mâide 34
اِنَّمَا جَزٰٓؤُا الَّذ۪ينَ يُحَارِبُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَيَسْعَوْنَ فِي الْاَرْضِ فَسَادًا اَنْ يُقَتَّلُٓوا اَوْ يُصَلَّبُٓوا اَوْ تُقَطَّعَ اَيْد۪يهِمْ وَاَرْجُلُهُمْ مِنْ خِلَافٍ اَوْ يُنْفَوْا مِنَ الْاَرْضِۜ ذٰلِكَ لَهُمْ خِزْيٌ فِي الدُّنْيَا وَلَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ عَذَابٌ عَظ۪يمٌۙ ٣٣ اِلَّا الَّذ۪ينَ تَابُوا مِنْ قَبْلِ اَنْ تَقْدِرُوا عَلَيْهِمْۚ فَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ۟ ٣٤
Mushaf
Okunuş
33İnnemâ cezâü-lleẕîne yüḥâribûne-llâhe verasûlehû veyesʿavne fi-lʾarḍi fesâden ey yüḳattelû ev yüṣallebû ev tüḳaṭṭaʿa eydîhim veercülühüm min ḫilâfin ev yünfev mine-lʾarḍ. ẕâlike lehüm ḫizyün fi-ddünyâ velehüm fi-lʾâḫirati ʿaẕâbün ʿażîm.
34İlle-lleẕîne tâbû min ḳabli en taḳdirû ʿaleyhim. faʿlemû enne-llâhe gafûrur raḥîm.
Türkçe Meal
33Allah’a ve Allah’ın mesajını tebliğ eden elçisine karşı savaş açanların ve ülkede terör ve anarşi yoluyla fesat çıkaranların cezası; öldürülmek veya bütün haklarından mahrum etmek ve yerlerinden sürgün edilmektir. Bu, onların sadece dünyadaki zilletidir. Ahirette ise onları daha büyük bir azap beklemektedir.
34Ancak siz, onları yakalamadan önce pişman olup tövbe eden/yanlıştan dönüş yapanlar bunun dışındadır. Biliniz ki bu durumda, Allah da bağışlayan ve merhamet edendir.
Ayet 35
1 ayetMâide 35
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَابْتَغُٓوا اِلَيْهِ الْوَس۪يلَةَ وَجَاهِدُوا ف۪ي سَب۪يلِه۪ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ ٣٥
Mushaf
Okunuş
35Yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-tteḳu-llâhe vebtegû ileyhi-lvesîlete vecâhidû fî sebîlihî leʿalleküm tüfliḥûn.
Türkçe Meal
35Ey İman edenler! Allah’a karşı sorumlu davranın, O’nun rızasını kazanmaya yarayacak işler yaparak O’na ulaşmaya bir vesile arayın ve O’nun yolunda çaba gösterin ki kurtuluşa eresiniz.
Ayet 36–37
2 ayetMâide 36
Mâide 37
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَوْ اَنَّ لَهُمْ مَا فِي الْاَرْضِ جَم۪يعًا وَمِثْلَهُ مَعَهُ لِيَفْتَدُوا بِه۪ مِنْ عَذَابِ يَوْمِ الْقِيٰمَةِ مَا تُقُبِّلَ مِنْهُمْۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ ٣٦ يُر۪يدُونَ اَنْ يَخْرُجُوا مِنَ النَّارِ وَمَا هُمْ بِخَارِج۪ينَ مِنْهَاۘ وَلَهُمْ عَذَابٌ مُق۪يمٌ ٣٧
Mushaf
Okunuş
36İnne-lleẕîne keferû lev enne lehüm mâ fi-lʾarḍi cemîʿav vemiŝlehû meʿahû liyeftedû bihî min ʿaẕâbi yevmi-lḳiyâmeti mâ tüḳubbile minhüm. velehüm ʿaẕâbün elîm.
37Yürîdûne ey yaḫrucû mine-nnâri vemâ hüm biḫâricîne minhâ. velehüm ʿaẕâbüm müḳîm.
Türkçe Meal
36Doğrusu, yeryüzünde olanların hepsi ve onunla beraber bir misli daha kâfirlerin olsa kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu, fidye olarak vermek isterler ama onlardan asla kabul edilmez. Onlara, acı verici bir azap vardır.
37Onlar ateşten çıkmak isterler, ama oradan çıkamazlar. Onlara, sürekli azap vardır.
İlgili ayetler
Ayet 38–39
2 ayetMâide 38
Mâide 39
وَالسَّارِقُ وَالسَّارِقَةُ فَاقْطَعُٓوا اَيْدِيَهُمَا جَزَٓاءً بِمَا كَسَبَا نَكَالًا مِنَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ ٣٨ فَمَنْ تَابَ مِنْ بَعْدِ ظُلْمِه۪ وَاَصْلَحَ فَاِنَّ اللّٰهَ يَتُوبُ عَلَيْهِۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ٣٩
Mushaf
Okunuş
38Vessâriḳu vessâriḳatü faḳṭaʿû eydiyehümâ cezâem bimâ kesebâ nekâlem mine-llâh. vellâhü ʿazîzün ḥakîm.
39Femen tâbe mim baʿdi żulmihî veaṣleḥa feinne-llâhe yetûbü ʿaleyh. inne-llâhe gafûrur raḥîm.
Türkçe Meal
38Erkek hırsız ve kadın hırsızın yaptıklarına karşılık, ibretlik ceza olması için ellerini hırsızlıktan kesin. Allah güçlüdür, doğru karar verendir.
39Kim de hırsızlık yaptıktan sonra pişman olup tövbe eder ve halini düzeltirse, şüphesiz Allah’ta bağışlayandır, merhamet edendir.
Ayet 40
1 ayetMâide 40
اَلَمْ تَعْلَمْ اَنَّ اللّٰهَ لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ يُعَذِّبُ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَغْفِرُ لِمَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ٤٠
Mushaf
Okunuş
40Elem taʿlem enne-llâhe lehû mülkü-ssemâvâti velʾarḍi yüʿaẕẕibü mey yeşâü veyagfiru limey yeşâʾ. vellâhü ʿalâ külli şeyʾin ḳadîr.
Türkçe Meal
40Bilmez misin ki göklerin ve yerin hâkimiyeti, yalnızca Allah’a aittir? Allah, hak edeni cezalandırır, hak edeni de bağışlar. Zira Allah, her şeye bir ölçü koyandır.
Ayet 41–43
3 ayetMâide 41
Mâide 42
Mâide 43
يَٓا اَيُّهَا الرَّسُولُ لَا يَحْزُنْكَ الَّذ۪ينَ يُسَارِعُونَ فِي الْكُفْرِ مِنَ الَّذ۪ينَ قَالُٓوا اٰمَنَّا بِاَفْوَاهِهِمْ وَلَمْ تُؤْمِنْ قُلُوبُهُمْۚ وَمِنَ الَّذ۪ينَ هَادُوا سَمَّاعُونَ لِلْكَذِبِ سَمَّاعُونَ لِقَوْمٍ اٰخَر۪ينَۙ لَمْ يَاْتُوكَۜ يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ مِنْ بَعْدِ مَوَاضِعِه۪ۚ يَقُولُونَ اِنْ اُو۫ت۪يتُمْ هٰذَا فَخُذُوهُ وَاِنْ لَمْ تُؤْتَوْهُ فَاحْذَرُواۜ وَمَنْ يُرِدِ اللّٰهُ فِتْنَتَهُ فَلَنْ تَمْلِكَ لَهُ مِنَ اللّٰهِ شَيْـًٔاۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ لَمْ يُرِدِ اللّٰهُ اَنْ يُطَهِّرَ قُلُوبَهُمْۜ لَهُمْ فِي الدُّنْيَا خِزْيٌ وَلَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ عَذَابٌ عَظ۪يمٌ ٤١ سَمَّاعُونَ لِلْكَذِبِ اَكَّالُونَ لِلسُّحْتِۜ فَاِنْ جَٓاؤُ۫كَ فَاحْكُمْ بَيْنَهُمْ اَوْ اَعْرِضْ عَنْهُمْۚ وَاِنْ تُعْرِضْ عَنْهُمْ فَلَنْ يَضُرُّوكَ شَيْـًٔاۜ وَاِنْ حَكَمْتَ فَاحْكُمْ بَيْنَهُمْ بِالْقِسْطِۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُقْسِط۪ينَ ٤٢ وَكَيْفَ يُحَكِّمُونَكَ وَعِنْدَهُمُ التَّوْرٰيةُ ف۪يهَا حُكْمُ اللّٰهِ ثُمَّ يَتَوَلَّوْنَ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَۜ وَمَٓا اُو۬لٰٓئِكَ بِالْمُؤْمِن۪ينَ۟ ٤٣
Mushaf
Okunuş
41Yâ eyyühe-rrasûlü lâ yaḥzünke-lleẕîne yüsâriʿûne fi-lküfri mine-lleẕîne ḳâlû âmennâ biefvâhihim velem tüʾmin ḳulûbühüm. vemine-lleẕîne hâdû semmâʿûne lilkeẕibi semmâʿûne liḳavmin âḫarîne lem yeʾtûk. yüḥarrifûne-lkelime mim baʿdi mevâḍiʿih. yeḳûlûne in ûtîtüm hâẕâ feḫuẕûhü veil lem tüʾtevhü faḥẕerû. vemey yüridi-llâhü fitnetehû felen temlike lehû mine-llâhi şeyʾâ. ülâike-lleẕîne lem yüridi-llâhü ey yüṭahhira ḳulûbehüm. lehüm fi-ddünyâ ḫizyüv velehüm fi-lʾâḫirati ʿaẕâbün ʿażîm.
42Semmâʿûne lilkeẕibi ekkâlûne lissuḥt. fein câûke faḥküm beynehüm ev aʿriḍ ʿanhüm. vein tüʿriḍ ʿanhüm feley yeḍurrûke şeyʾâ. vein ḥakemte faḥküm beynehüm bilḳisṭ. inne-llâhe yüḥibbü-lmuḳsiṭîn.
43Vekeyfe yüḥakkimûneke veʿindehümü-ttevrâtü fîhâ ḥukmü-llâhi ŝümme yetevellevne mim baʿdi ẕâlik. vemâ ülâike bilmüʾminîn.
Türkçe Meal
41Ey elçi, kalpleri inanmadığı halde, ağızlarıyla “İman ettik” diyenler ile sana gelmeyen diğer bir toplum adına casusluk yapmak ve senin adına yalan uydurmak için seni dinlemeye gelen Yahudiler, kâfirlikte birbirleriyle yarışıyor olmaları seni üzmesin. Onlar, kelimeleri asıl bağlamından kopararak anlamını çarpıtırlar ve “Eğer size, şu fetva verilirse onu alın ama o fetva verilmezse ondan uzak durun” derler. Kalplerini arındırmak istemeyeni, Allah imtihan ederse senin yapacağın bir şey yoktur. Onların hakkı dünyada rezil rüsva olmak, ahirette ise korkunç bir azaba çarptırılmaktır.
42Onlar, yalana bolca kulak verenler, haram yemeye de pek düşkün olanlardır. Eğer onlar, sana bir dava için başvururlarsa; ister aralarında hüküm ver, istersen hüküm verme! Onların davasına bakmazsan, sana hiçbir şekilde zarar veremezler. Eğer hüküm verecek olursan aralarında adaletle hükmet! Zira Allah, adaleti gerçekleştirenleri sever.
43Allah’ın, o hükmünün yer aldığı Tevrat ellerinde iken nasıl oluyor da senin hakemliğine başvuruyorlar. Sonra da o hükümden yüz çeviriyorlar? İşte onlar, (Kendi kitaplarına bile) iman etmiş değiller.
Ayet 44
1 ayetMâide 44
اِنَّٓا اَنْزَلْنَا التَّوْرٰيةَ ف۪يهَا هُدًى وَنُورٌۚ يَحْكُمُ بِهَا النَّبِيُّونَ الَّذ۪ينَ اَسْلَمُوا لِلَّذ۪ينَ هَادُوا وَالرَّبَّانِيُّونَ وَالْاَحْبَارُ بِمَا اسْتُحْفِظُوا مِنْ كِتَابِ اللّٰهِ وَكَانُوا عَلَيْهِ شُهَدَٓاءَۚ فَلَا تَخْشَوُا النَّاسَ وَاخْشَوْنِ وَلَا تَشْتَرُوا بِاٰيَات۪ي ثَمَنًا قَل۪يلًاۜ وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْكَافِرُونَ ٤٤
Mushaf
Okunuş
44İnnâ enzelne-ttevrâte fîhâ hüdev venûr. yaḥkümü bihe-nnebiyyûne-lleẕîne eslemû lilleẕîne hâdû verrabbâniyyûne velʾaḥbâru bime-stuḥfiżû min kitâbi-llâhi vekânû ʿaleyhi şühedâʾ. felâ taḫşevu-nnâse vaḫşevni velâ teşterû biâyâtî ŝemenen ḳalîlâ. vemel lem yaḥküm bimâ enzele-llâhü feülâike hümü-lkâfirûn.
Türkçe Meal
44Hiç şüphe yok ki, içinde rehberlik ve ışık bulunan Tevrat’ı biz indirdik (1). Allah’a teslim olmuş nebiler, Yahudilere onunla hüküm vermişlerdi (2), Rabbe adanmış olan bilginler ve din adamları da Allah’ın kitabında olan ile hükmederlerdi. Hala onlar buna şahittirler. O halde insanlardan korkmayın, sadece benden korkun (3). Ayetlerimi, az bir bedelle değiştirmeyin (4). Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyenler, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir (5).
İlgili ayetler
Ayet 45
1 ayetMâide 45
وَكَتَبْنَا عَلَيْهِمْ ف۪يهَٓا اَنَّ النَّفْسَ بِالنَّفْسِۙ وَالْعَيْنَ بِالْعَيْنِ وَالْاَنْفَ بِالْاَنْفِ وَالْاُذُنَ بِالْاُذُنِ وَالسِّنَّ بِالسِّنِّۙ وَالْجُرُوحَ قِصَاصٌۜ فَمَنْ تَصَدَّقَ بِه۪ فَهُوَ كَفَّارَةٌ لَهُۜ وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ ٤٥
Mushaf
Okunuş
45Veketebnâ ʿaleyhim fîhâ enne-nnefse binnefsi velʿayne bilʿayni velʾenfe bilʾenfi velʾüẕüne bilʾüẕüni vessinne bissinni velcürûḥa ḳiṣâṣ. femen teṣaddeḳa bihî fehüve keffâratül leh. vemel lem yaḥküm bimâ enzele-llâhü feülâike hümu-żżâlimûn.
Türkçe Meal
45Onlara o kitapta şunları farz kıldık; cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralamalarda da eşdeğer bir ceza. Kim hakkından vazgeçerse, bu onun günahlarına kefaret olur. Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyenler, işte onlar yanlışta ısrar eden zalimlerin ta kendileridir.
İlgili ayetler
Ayet 46–47
2 ayetMâide 46
Mâide 47
وَقَفَّيْنَا عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ بِع۪يسَى ابْنِ مَرْيَمَ مُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ التَّوْرٰيةِۖ وَاٰتَيْنَاهُ الْاِنْج۪يلَ ف۪يهِ هُدًى وَنُورٌۙ وَمُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ التَّوْرٰيةِ وَهُدًى وَمَوْعِظَةً لِلْمُتَّق۪ينَ ٤٦ وَلْيَحْكُمْ اَهْلُ الْاِنْج۪يلِ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ ف۪يهِۜ وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ ٤٧
Mushaf
Okunuş
46Veḳaffeynâ ʿalâ âŝârihim biʿîse-bni meryeme müṣaddiḳal limâ beyne yedeyhi mine-ttevrât. veâteynâhü-lʾincîle fîhi hüdev venûruv vemüṣaddiḳal limâ beyne yedeyhi mine-ttevrâti vehüdev vemevʿiżatel lilmütteḳîn.
47Velyaḥküm ehlü-lʾincîli bimâ enzele-llâhü fîh. vemel lem yaḥküm bimâ enzele-llâhü feülâike hümü-lfâsiḳûn.
Türkçe Meal
46Ve onların ardından, Meryem oğlu İsa’yı kendinden önce gelen Tevrat’ı tasdik edici olarak gönderdik. Yine biz, ona yol gösterici ve aydınlatıcı olan ve elindeki Tevrat’ı tasdik edici ve sakınanlar için yol gösterici ve öğüt olan İncil’i verdik.
47Kendilerine İncil verilenler, Allah’ın onda indirdikleri ile hükmetsinler. Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyenler, işte onlar yoldan çıkan fasıkların ta kendileridir.
Ayet 48
1 ayetMâide 48
وَاَنْزَلْنَٓا اِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ مُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ الْكِتَابِ وَمُهَيْمِنًا عَلَيْهِ فَاحْكُمْ بَيْنَهُمْ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ وَلَا تَتَّبِعْ اَهْوَٓاءَهُمْ عَمَّا جَٓاءَكَ مِنَ الْحَقِّۜ لِكُلٍّ جَعَلْنَا مِنْكُمْ شِرْعَةً وَمِنْهَاجًاۜ وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَجَعَلَكُمْ اُمَّةً وَاحِدَةً وَلٰكِنْ لِيَبْلُوَكُمْ ف۪ي مَٓا اٰتٰيكُمْ فَاسْتَبِقُوا الْخَيْرَاتِۜ اِلَى اللّٰهِ مَرْجِعُكُمْ جَم۪يعًا فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ ف۪يهِ تَخْتَلِفُونَۙ ٤٨
Mushaf
Okunuş
48Veenzelnâ ileyke-lkitâbe bilḥaḳḳi müṣaddiḳal limâ beyne yedeyhi mine-lkitâbi vemüheyminen ʿaleyhi faḥküm beynehüm bimâ enzele-llâhü velâ tettebiʿ ehvâehüm ʿammâ câeke mine-lḥaḳḳ. liküllin ceʿalnâ minküm şirʿatev veminhâcâ. velev şâe-llâhü leceʿaleküm ümmetev vâḥidetev velâkil liyeblüveküm fî mâ âtâküm festebiḳu-lḫayrât. ile-llâhi merciʿuküm cemîʿan feyünebbiüküm bimâ küntüm fîhi taḫtelifûn.
Türkçe Meal
48Biz de sana, kendisinden önce gelen vahiylerden hakikatleri tasdik edici ve onlardaki doğruları yanlışlardan ayırt edici olarak bu Kuran’ı hak ile indirdik. O halde aralarında Allah’ın indirdikleri ile hükmet (1), hakikat sana geldikten sonra onların arzularına uyma (2), sizin her biriniz için bir şeriat ve yöntem belirledik. Eğer Allah dileseydi, sizin hepinizi tek bir ümmet yapardı (3). Fakat size verdikleriyle sizi denemek için (4). Öyleyse hayırlarda yarışın (5), sonunda dönüşünüz Allah’adır (6). Allah da size hakkında ihtilaf ettiğiniz şeyleri bir bir haber verecek (7).
İlgili ayetler
Ayet 49–50
2 ayetMâide 49
Mâide 50
وَاَنِ احْكُمْ بَيْنَهُمْ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ وَلَا تَتَّبِعْ اَهْوَٓاءَهُمْ وَاحْذَرْهُمْ اَنْ يَفْتِنُوكَ عَنْ بَعْضِ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ اِلَيْكَۜ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاعْلَمْ اَنَّمَا يُر۪يدُ اللّٰهُ اَنْ يُص۪يبَهُمْ بِبَعْضِ ذُنُوبِهِمْۜ وَاِنَّ كَث۪يرًا مِنَ النَّاسِ لَفَاسِقُونَ ٤٩ اَفَحُكْمَ الْجَاهِلِيَّةِ يَبْغُونَۜ وَمَنْ اَحْسَنُ مِنَ اللّٰهِ حُكْمًا لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ۟ ٥٠
Mushaf
Okunuş
49Veeni-ḥküm beynehüm bimâ enzele-llâhü velâ tettebiʿ ehvâehüm vaḥẕerhüm ey yeftinûke ʿam baʿḍi mâ enzele-llâhü ileyk. fein tevellev faʿlem ennemâ yürîdü-llâhü ey yüṣîbehüm bibaʿḍi ẕünûbihim. veinne keŝîram mine-nnâsi lefâsiḳûn.
50Efeḥukme-lcâhiliyyeti yebgûne. vemen aḥsenü mine-llâhi ḥukmel liḳavmiy yûḳinûn.
Türkçe Meal
49Şu hâlde, Allah’ın indirdiği Kuran ile aralarında hükmet (1), onların keyfi arzu ve heveslerine uyma (2)! Onların, Allah’ın sana indirdiği Kuran’ın bir kısmından seni yanıltmalarından sakın (3). Eğer yüz çevirecek olurlarsa bil ki, Allah onları bir kısım günahları yüzünden cezalandırmak istiyor (4). Zira insanların çoğu fasık/yoldan çıkmıştır (5).
50Yoksa onlar, cahiliye döneminin hükmünü mü istiyorlar? Gerçek iman sahibi bir toplum için, Allah’tan daha iyi hüküm sahibi kim vardır?
İlgili ayetler
Ayet 51
1 ayetMâide 51
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْيَهُودَ وَالنَّصَارٰٓى اَوْلِيَٓاءَۢ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۜ وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ مِنْكُمْ فَاِنَّهُ مِنْهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِم۪ينَ ٥١
Mushaf
Okunuş
51Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tetteḫiẕü-lyehûde venneṣârâ evliyâʾ. baʿḍuhüm evliyâü baʿḍ. vemey yetevellehüm minküm feinnehû minhüm. inne-llâhe lâ yehdi-lḳavme-żżâlimîn.
Türkçe Meal
51Ey İman edenler! Yahudi ve Hıristiyanları evliya/dost ve ortaklar edinmeyin. Onlar, birbirlerinin dostudur. Sizden kim onları dost ve ortaklar edinirse, o da onlardandır. Allah, Yahudi ve Hıristiyanları dost ve müttefik edinenleri amaçlarına ulaştırmaz.
İlgili ayetler
Ayet 52–53
2 ayetMâide 52
Mâide 53
فَتَرَى الَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ يُسَارِعُونَ ف۪يهِمْ يَقُولُونَ نَخْشٰٓى اَنْ تُص۪يبَنَا دَٓائِرَةٌۜ فَعَسَى اللّٰهُ اَنْ يَاْتِيَ بِالْفَتْحِ اَوْ اَمْرٍ مِنْ عِنْدِه۪ فَيُصْبِحُوا عَلٰى مَٓا اَسَرُّوا ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ نَادِم۪ينَۜ ٥٢ وَيَقُولُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَهٰٓؤُ۬لَٓاءِ الَّذ۪ينَ اَقْسَمُوا بِاللّٰهِ جَهْدَ اَيْمَانِهِمْۙ اِنَّهُمْ لَمَعَكُمْۜ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْ فَاَصْبَحُوا خَاسِر۪ينَ ٥٣
Mushaf
Okunuş
52Fetere-lleẕîne fî ḳulûbihim meraḍuy yüsâriʿûne fîhim yeḳûlûne naḫşâ en tüṣîbenâ dâirah. feʿase-llâhü ey yeʾtiye bilfetḥi ev emrim min ʿindihî feyuṣbiḥû ʿalâ mâ eserrû fî enfüsihim nâdimîn.
53Veyeḳûlü-lleẕîne âmenû ehâülâi-lleẕîne aḳsemû billâhi cehde eymânihim innehüm lemeʿaküm. ḥabiṭat aʿmâlühüm feaṣbeḥû ḫâsirîn.
Türkçe Meal
52Kalplerinde hastalık olanların: “İşlerin ters gidip, başımıza bir felaket gelmesinden korkuyoruz.” diyerek onların çıkarları için koşuşturduklarını görürsün. Belki Allah, bir zafer verir veya katından bir talimat gelirse, içlerinde gizlediklerinden dolayı vicdan azabı çekmeye başlarlar.
53İman edenler; “Sizinle beraber olacaklarına dair, var güçleriyle Allah’a yemin edenler bunlar mı?” derler, onların bütün çabaları boşa gitmiş ve sonuçta kaybeden onlar olmuştur.
Ayet 54
1 ayetMâide 54
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مَنْ يَرْتَدَّ مِنْكُمْ عَنْ د۪ينِه۪ فَسَوْفَ يَاْتِي اللّٰهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُٓ اَذِلَّةٍ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ اَعِزَّةٍ عَلَى الْكَافِر۪ينَۘ يُجَاهِدُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَلَا يَخَافُونَ لَوْمَةَ لَٓائِمٍۜ ذٰلِكَ فَضْلُ اللّٰهِ يُؤْت۪يهِ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَل۪يمٌ ٥٤
Mushaf
Okunuş
54Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû mey yertedde minküm ʿan dînihî fesevfe yeʾti-llâhü biḳavmiy yüḥibbühüm veyüḥibbûnehû eẕilletin ʿale-lmüʾminîne eʿizzetin ʿale-lkâfirîn. yücâhidûne fî sebîli-llâhi velâ yeḫâfûne levmete lâim. ẕâlike faḍlü-llâhi yüʾtîhi mey yeşâʾ. vellâhü vâsiʿun ʿalîm.
Türkçe Meal
54Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (1) bilsin ki Allah, onların yerine öyle bir toplum getirir ki; Allah onları sever, onlar da Allah’ı. Müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu davranırlar, Allah yolunda tüm gayretlerini sarf ederler ve hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar. İşte bu, Allah’ın hak edene verdiği lütfudur. Allah ikramı geniş olandır ve her şeyi bilendir. (2).
İlgili ayetler
Ayet 55–56
2 ayetMâide 55
Mâide 56
اِنَّمَا وَلِيُّكُمُ اللّٰهُ وَرَسُولُهُ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا الَّذ۪ينَ يُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَهُمْ رَاكِعُونَ ٥٥ وَمَنْ يَتَوَلَّ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا فَاِنَّ حِزْبَ اللّٰهِ هُمُ الْغَالِبُونَ۟ ٥٦
Mushaf
Okunuş
55İnnemâ veliyyükümü-llâhü verasûlühû velleẕîne âmenü-lleẕîne yüḳîmûne-ṣṣalâte veyüʾtûne-zzekâte vehüm râkiʿûn.
56Vemey yetevelle-llâhe verasûlehû velleẕîne âmenû feinne ḥizbe-llâhi hümü-lgâlibûn.
Türkçe Meal
55Sizin gerçek veliniz Allah, O’nun elçisi, namaz kılan, zekât veren ve O’nun emirlerine boyun eğen müminlerdir.
56Kim, Allah’a, Allah’ın mesajını tebliğ eden elçisine ve müminlere düşman olursa bilsin ki Allah’ın taraftarları galip gelecek olanlar işte bunlardır.
Ayet 57–58
2 ayetMâide 57
Mâide 58
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الَّذ۪ينَ اتَّخَذُوا د۪ينَكُمْ هُزُوًا وَلَعِبًا مِنَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ وَالْكُفَّارَ اَوْلِيَٓاءَۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ ٥٧ وَاِذَا نَادَيْتُمْ اِلَى الصَّلٰوةِ اتَّخَذُوهَا هُزُوًا وَلَعِبًاۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَعْقِلُونَ ٥٨
Mushaf
Okunuş
57Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tetteḫiẕü-lleẕîne-tteḫaẕû dîneküm hüzüvev veleʿibem mine-lleẕîne ûtü-lkitâbe min ḳabliküm velküffâra evliyâʾ. vetteḳu-llâhe in küntüm müʾminîn.
58Veiẕâ nâdeytüm ile-ṣṣalâti-tteḫaẕûhâ hüzüvev veleʿibâ. ẕâlike biennehüm ḳavmül lâ yaʿḳilûn.
Türkçe Meal
57Ey iman edenler! Gerek ehli kitaptan ve gerekse bu vahye inanmayan kâfirlerden dininizi alaya ve eğlenceye alanları, dost ve müttefik edinmeyin. Eğer kendi değerlerinize inanıp güveniyorsanız Allah’a karşı sorumlu davranın.
58Siz birbirinizi namaza çağırdığınızda, onu alaya ve eğlenceye alırlar. Bu, onların aklını kullanmayan bir toplum olmasındandır.
İlgili ayetler
Ayet 59–60
2 ayetMâide 59
Mâide 60
قُلْ يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ هَلْ تَنْقِمُونَ مِنَّٓا اِلَّٓا اَنْ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْنَا وَمَٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلُۙ وَاَنَّ اَكْثَرَكُمْ فَاسِقُونَ ٥٩ قُلْ هَلْ اُنَبِّئُكُمْ بِشَرٍّ مِنْ ذٰلِكَ مَثُوبَةً عِنْدَ اللّٰهِۜ مَنْ لَعَنَهُ اللّٰهُ وَغَضِبَ عَلَيْهِ وَجَعَلَ مِنْهُمُ الْقِرَدَةَ وَالْخَنَازِيرَ وَعَبَدَ الطَّاغُوتَۜ اُو۬لٰٓئِكَ شَرٌّ مَكَانًا وَاَضَلُّ عَنْ سَوَٓاءِ السَّب۪يلِ ٦٠
Mushaf
Okunuş
59Ḳul yâ ehle-lkitâbi hel tenḳimûne minnâ illâ en âmennâ billâhi vemâ ünzile ileynâ vemâ ünzile min ḳablü veenne ekŝeraküm fâsiḳûn.
60Ḳul hel ünebbiüküm bişerrim min ẕâlike meŝûbeten ʿinde-llâh. mel leʿanehü-llâhü vegaḍibe ʿaleyhi veceʿale minhümü-lḳiradete velḫanâzîra veʿabede-ṭṭâgût. ülâike şerrum mekânev veeḍallü ʿan sevâi-ssebîl.
Türkçe Meal
59De ki: “Ey kitap ehli! Siz sadece biz Allah’a, bize indirilen Kuran’a ve daha önce indirilenlere inandığımız için mi bizden nefret ediyorsunuz?(1). Şüphe yok ki çoğunuz yoldan çıkmış fasık durumundasınız (2).
60De ki; “Size Allah katında bundan daha beter bir cezayı hak edenleri ve Allah’ın lanetine ve gazabına uğrayacakları haber vereyim mi? onlar maymunlar gibi şımarır, domuzlar gibi davranırlar ve tağuta kulluk ederler. İşte onlar, Allah katında yeri en kötü olan ve doğru yoldan en fazla sapmış olanlardır.”
Ayet 61–63
3 ayetMâide 61
Mâide 62
Mâide 63
وَاِذَا جَٓاؤُ۫كُمْ قَالُٓوا اٰمَنَّا وَقَدْ دَخَلُوا بِالْكُفْرِ وَهُمْ قَدْ خَرَجُوا بِه۪ۜ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا كَانُوا يَكْتُمُونَ ٦١ وَتَرٰى كَث۪يرًا مِنْهُمْ يُسَارِعُونَ فِي الْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَاَكْلِهِمُ السُّحْتَۜ لَبِئْسَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ ٦٢ لَوْلَا يَنْهٰيهُمُ الرَّبَّانِيُّونَ وَالْاَحْبَارُ عَنْ قَوْلِهِمُ الْاِثْمَ وَاَكْلِهِمُ السُّحْتَۜ لَبِئْسَ مَا كَانُوا يَصْنَعُونَ ٦٣
Mushaf
Okunuş
61Veiẕâ câûküm ḳâlû âmennâ veḳad deḫalû bilküfri vehüm ḳad ḫaracû bih. vellâhü aʿlemü bimâ kânû yektümûn.
62Veterâ keŝîram minhüm yüsâriʿûne fi-lʾiŝmi velʿudvâni veeklihimü-ssuḥt. lebiʾse mâ kânû yaʿmelûn.
63Levlâ yenhâhümü-rrabbâniyyûne velʾaḥbâru ʿan ḳavlihimü-lʾiŝme veeklihimü-ssuḥt. lebiʾse mâ kânû yaṣneʿûn.
Türkçe Meal
61Onlar size geldiklerinde: “İman ettik.” derler, oysa sizin yanınıza kâfir olarak girmiş ve yine kâfir olarak çıkmışlardır. Gizlemekte olduklarını Allah daha iyi bilir.
62Onlardan çoğunun günahta, düşmanlıkta ve haram yemekte birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Yaptıkları şey ne kötüdür!
63Hâlbuki Rabbe adananlar ve bilginlerin onları günahkârca söz söylemekten ve haram yemekten men etmeleri gerekmez miydi? Yapmakta oldukları ne kötüdür.
Ayet 64
1 ayetMâide 64
وَقَالَتِ الْيَهُودُ يَدُ اللّٰهِ مَغْلُولَةٌۜ غُلَّتْ اَيْد۪يهِمْ وَلُعِنُوا بِمَا قَالُواۢ بَلْ يَدَاهُ مَبْسُوطَتَانِۙ يُنْفِقُ كَيْفَ يَشَٓاءُۜ وَلَيَز۪يدَنَّ كَث۪يرًا مِنْهُمْ مَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ طُغْيَانًا وَكُفْرًاۜ وَاَلْقَيْنَا بَيْنَهُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَٓاءَ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِۜ كُلَّمَٓا اَوْقَدُوا نَارًا لِلْحَرْبِ اَطْفَاَهَا اللّٰهُۙ وَيَسْعَوْنَ فِي الْاَرْضِ فَسَادًاۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الْمُفْسِد۪ينَ ٦٤
Mushaf
Okunuş
64Veḳâleti-lyehûdü yedü-llâhi maglûleh. gullet eydîhim velüʿinû bimâ ḳâlû. bel yedâhü mebsûṭatâni yünfiḳu keyfe yeşâʾ. veleyezîdenne keŝîram minhüm mâ ünzile ileyke mir rabbike ṭugyânev veküfrâ. veelḳaynâ beynehümü-lʿadâvete velbagḍâe ilâ yevmi-lḳiyâmeh. küllemâ evḳadû nâral lilḥarbi aṭfeehe-llâhü veyesʿavne fi-lʾarḍi fesâdâ. vellâhü lâ yüḥibbü-lmüfsidîn.
Türkçe Meal
64Yahudiler: “Allah cimrileşti.” dediler. Hay elleri bağlanasıcalar. Böyle dedikleri için lanet olsun onlara. Oysa Allah’ın cömertliği sınırsız ve nimetleri sonsuzdur, nasıl dilerse öyle sarf eder (1). Elbette Rabbinden sana indirilenler, onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır(2). Onların arasındaki düşmanlık ve kin kıyamete kadar sürecektir. Savaş ateşini ne zaman körükleseler Allah onu söndürür. Ülkede fesat çıkarmak için yarışırlar (3). Ama Allah, bozguncuları sevmez(4).
İlgili ayetler
Ayet 65–66
2 ayetMâide 65
Mâide 66
وَلَوْ اَنَّ اَهْلَ الْكِتَابِ اٰمَنُوا وَاتَّقَوْا لَكَفَّرْنَا عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْ وَلَاَدْخَلْنَاهُمْ جَنَّاتِ النَّع۪يمِ ٦٥ وَلَوْ اَنَّهُمْ اَقَامُوا التَّوْرٰيةَ وَالْاِنْج۪يلَ وَمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِمْ مِنْ رَبِّهِمْ لَاَكَلُوا مِنْ فَوْقِهِمْ وَمِنْ تَحْتِ اَرْجُلِهِمْۜ مِنْهُمْ اُمَّةٌ مُقْتَصِدَةٌۜ وَكَث۪يرٌ مِنْهُمْ سَٓاءَ مَا يَعْمَلُونَ۟ ٦٦
Mushaf
Okunuş
65Velev enne ehle-lkitâbi âmenû vetteḳav lekeffernâ ʿanhüm seyyiâtihim veleedḫalnâhüm cennâti-nneʿîm.
66Velev ennehüm eḳâmü-ttevrâte velʾincîle vemâ ünzile ileyhim mir rabbihim leekelû min fevḳihim vemin taḥti ercülihim. minhüm ümmetüm muḳteṣideh. vekeŝîrum minhüm sâe mâ yaʿmelûn.
Türkçe Meal
65Kitap ehli; inanıp güvenseler ve sorumlu davransalardı, onların günahlarını silip affeder ve onları nimetlerle dolu cennetlere koyardık.
66Yine onlar, Tevrat’ı, İncil’i ve Rablerinden kendilerine indirilen Kuran’ı gereğince uygulasalardı nimetler içinde yüzerlerdi (1). İçlerinden itidalli ve ölçülü olan ve söz dinleyen kimseler de vardır (2) fakat onların çoğunun yaptıkları ne kötüdür?
İlgili ayetler
Ayet 67
1 ayetMâide 67
يَٓا اَيُّهَا الرَّسُولُ بَلِّغْ مَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَۜ وَاِنْ لَمْ تَفْعَلْ فَمَا بَلَّغْتَ رِسَالَتَهُۜ وَاللّٰهُ يَعْصِمُكَ مِنَ النَّاسِۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِر۪ينَ ٦٧
Mushaf
Okunuş
67Yâ eyyühe-rrasûlü bellig mâ ünzile ileyke mir rabbik. veil lem tefʿal femâ bellagte risâleteh. vellâhü yaʿṣimüke mine-nnâs. inne-llâhe lâ yehdi-lḳavme-lkâfirîn.
Türkçe Meal
67Ey Elçi! Rabbinden sana indirilen Kuran’ı aynen beyan et! Eğer bunu yapmazsan, onun mesajını tebliğ/iletme elçilik görevini yapmamış olursun. (1). Çünkü Allah, seni kâfir insanlardan koruyacaktır (2). Zira Allah, bu kâfirler toplumunu hedefine ulaştırmaz(3).
Ayet 68
1 ayetMâide 68
قُلْ يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ لَسْتُمْ عَلٰى شَيْءٍ حَتّٰى تُق۪يمُوا التَّوْرٰيةَ وَالْاِنْج۪يلَ وَمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكُمْ مِنْ رَبِّكُمْۜ وَلَيَز۪يدَنَّ كَث۪يرًا مِنْهُمْ مَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ طُغْيَانًا وَكُفْرًاۚ فَلَا تَاْسَ عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِر۪ينَ ٦٨
Mushaf
Okunuş
68Ḳul yâ ehle-lkitâbi lestüm ʿalâ şeyʾin ḥattâ tüḳîmü-ttevrâte velʾincîle vemâ ünzile ileyküm mir rabbiküm. veleyezîdenne keŝîram minhüm mâ ünzile ileyke mir rabbike ṭugyânev veküfrâ. felâ teʾse ʿale-lḳavmi-lkâfirîn.
Türkçe Meal
68De ki; “Ey Kitap ehli! Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size son indirilen Kuran’ı uygulamadıkça hiçbir değeriniz yoktur(1). Andolsun ki Rabbinden sana indirilen Kuran, onlardan çoğunun azgınlık ve inkârını artıracaktır (2). O halde o kâfirler toplumu için üzülme (3).
Ayet 69
1 ayetMâide 69
اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَالَّذ۪ينَ هَادُوا وَالصَّابِؤُ۫نَ وَالنَّصَارٰى مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَعَمِلَ صَالِحًا فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ ٦٩
Mushaf
Okunuş
69İnne-lleẕîne âmenû velleẕîne hâdû veṣṣâbiûne venneṣârâ men âmene billâhi velyevmi-lʾâḫiri veʿamile ṣâliḥan felâ ḫavfün ʿaleyhim velâ hüm yaḥzenûn.
Türkçe Meal
69Bu vahye iman edenler, Yahudiler, Sabiiler ve Hıristiyanlardan kim Allah’a, ahiret gününe iman eder ve imanına yaraşır doğru ve güzel işler yaparsa, onlara azap korkusu yoktur ve üzülmeyeceklerdir.
İlgili ayetler
Ayet 70–71
2 ayetMâide 70
Mâide 71
لَقَدْ اَخَذْنَا م۪يثَاقَ بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ وَاَرْسَلْنَٓا اِلَيْهِمْ رُسُلًاۜ كُلَّمَا جَٓاءَهُمْ رَسُولٌ بِمَا لَا تَهْوٰٓى اَنْفُسُهُمْۙ فَر۪يقًا كَذَّبُوا وَفَر۪يقًا يَقْتُلُونَ ٧٠ وَحَسِبُٓوا اَلَّا تَكُونَ فِتْنَةٌ فَعَمُوا وَصَمُّوا ثُمَّ تَابَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ ثُمَّ عَمُوا وَصَمُّوا كَث۪يرٌ مِنْهُمْۜ وَاللّٰهُ بَص۪يرٌ بِمَا يَعْمَلُونَ ٧١
Mushaf
Okunuş
70Leḳad eḫaẕnâ mîŝâḳa benî isrâîle veerselnâ ileyhim rusülâ. küllemâ câehüm rasûlüm bimâ lâ tehvâ enfüsühüm ferîḳan keẕẕebû veferîḳay yaḳtülûn.
71Veḥasibû ellâ tekûne fitnetün feʿamû veṣammû ŝümme tâbe-llâhü ʿaleyhim ŝümme ʿamû veṣammû keŝîrum minhüm. vellâhü beṣîrum bimâ yaʿmelûn.
Türkçe Meal
70Vaktiyle biz İsrailoğullarından misak/söz almış ve onlara elçiler göndermiştik. Elçiler, onların arzu ve heveslerine uymayan mesajla geldiğinde onların bir kısmını yalancılıkla suçladılar, bir kısmını da öldürdüler.
71Onlar, başlarına bir felaket gelmeyeceğini zannederek, ilahi uyarılara kör ve sağır davrandılar. Sonra Allah, onların tövbesini kabul etti. Daha sonra yine onların çoğu ilahi hakikatlere kör ve sağır davrandılar. Hâlbuki Allah, yaptıklarını çok iyi görmektedir.
Ayet 72
1 ayetMâide 72
لَقَدْ كَفَرَ الَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْمَس۪يحُ ابْنُ مَرْيَمَۜ وَقَالَ الْمَس۪يحُ يَا بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ اعْبُدُوا اللّٰهَ رَبّ۪ي وَرَبَّكُمْۜ اِنَّهُ مَنْ يُشْرِكْ بِاللّٰهِ فَقَدْ حَرَّمَ اللّٰهُ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ وَمَاْوٰيهُ النَّارُۜ وَمَا لِلظَّالِم۪ينَ مِنْ اَنْصَارٍ ٧٢
Mushaf
Okunuş
72Leḳad kefera-lleẕîne ḳâlû inne-llâhe hüve-lmesîḥu-bnü meryem. veḳâle-lmesîḥu yâ benî isrâîle-ʿbüdü-llâhe rabbî verabbeküm. innehû mey yüşrik billâhi feḳad ḥarrame-llâhü ʿaleyhi-lcennete vemeʾvâhü-nnâr. vemâ liżżâlimîne min enṣâr.
Türkçe Meal
72Şüphesiz, “Allah, Meryem’in oğlu Mesih’tir!” diyenler düpedüz kâfir olmuştur. Oysa Mesih onlara şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Hem benim Rabbim hem de sizin Rabbiniz/sahibiniz olan Allah’a kulluk edin. Kim Allah’a ortak koşarsa, kesinlikle Allah, ona cenneti haram kılar, artık onun varacağı yer ateştir. Zira Allah’a şirk koşan zalimlere hiçbir yardımcı yoktur.
Ayet 73–74
2 ayetMâide 73
Mâide 74
لَقَدْ كَفَرَ الَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ ثَالِثُ ثَلٰثَةٍۢ وَمَا مِنْ اِلٰهٍ اِلَّٓا اِلٰهٌ وَاحِدٌۜ وَاِنْ لَمْ يَنْتَهُوا عَمَّا يَقُولُونَ لَيَمَسَّنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ ٧٣ اَفَلَا يَتُوبُونَ اِلَى اللّٰهِ وَيَسْتَغْفِرُونَهُۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ٧٤
Mushaf
Okunuş
73Leḳad kefera-lleẕîne ḳâlû inne-llâhe ŝâliŝü ŝelâŝeh. vemâ min ilâhin illâ ilâhüv vâḥid. veil lem yentehû ʿammâ yeḳûlûne leyemessenne-lleẕîne keferû minhüm ʿaẕâbün elîm.
74Efelâ yetûbûne ile-llâhi veyestagfirûneh. vellâhü gafûrur raḥîm.
Türkçe Meal
73Şüphesiz, “Allah, üçün üçüncüsüdür.” diyenler de düpedüz kâfir olmuşlardır. Oysa bir tek ilahtan başka ilah yoktur. Eğer bu söylemlerine bir son vermezlerse, onlardan küfredenlere kesinlikle acıklı bir azap dokunacaktır.
74Onlar hala Allah’a tövbe ile yönelip af dilemezler mi? Hâlbuki Allah, çok bağışlayandır ve merhamet edendir.
Ayet 75–76
2 ayetMâide 75
Mâide 76
مَا الْمَس۪يحُ ابْنُ مَرْيَمَ اِلَّا رَسُولٌۚ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهِ الرُّسُلُۜ وَاُمُّهُ صِدّ۪يقَةٌۜ كَانَا يَاْكُلَانِ الطَّعَامَۜ اُنْظُرْ كَيْفَ نُبَيِّنُ لَهُمُ الْاٰيَاتِ ثُمَّ انْظُرْ اَنّٰى يُؤْفَكُونَ ٧٥ قُلْ اَتَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا يَمْلِكُ لَكُمْ ضَرًّا وَلَا نَفْعًاۜ وَاللّٰهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ ٧٦
Mushaf
Okunuş
75Me-lmesîḥu-bnü meryeme illâ rasûl. ḳad ḫalet min ḳablihi-rrusül. veümmühû ṣiddîḳah. kânâ yeʾkülâni-ṭṭaʿâm. ünżur keyfe nübeyyinü lehümü-lʾâyâti ŝümme-nżur ennâ yüʾfekûn.
76Ḳul etaʿbüdûne min dûni-llâhi mâ lâ yemlikü leküm ḍarrav velâ nefʿâ. vellâhü hüve-ssemîʿu-lʿalîm.
Türkçe Meal
75Meryem oğlu Mesih, sadece bir elçidir. Ondan önce de nice elçiler gelip geçmiştir. Onun annesi de özü sözü doğru, iffetli bir kadındır. Her ikisi de diğer ölümlü insanlar gibi bildik gıdalarla beslenirlerdi. Bak, biz onlara gerçeği bildiren ayetleri nasıl da açıklıyoruz! Sonra bak, nasıl hakikati ters yüz ediyorlar!
76De ki: “Siz Allah ile aranıza koyup, size zararı da yararı da dokunması mümkün olmayan birine mi kulluk ediyorsunuz? Oysa Allah, her şeyi işitendir, her şeyi bilendir.”
İlgili ayetler
Ayet 77
1 ayetMâide 77
قُلْ يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ لَا تَغْلُوا ف۪ي د۪ينِكُمْ غَيْرَ الْحَقِّ وَلَا تَتَّبِعُٓوا اَهْوَٓاءَ قَوْمٍ قَدْ ضَلُّوا مِنْ قَبْلُ وَاَضَلُّوا كَث۪يرًا وَضَلُّوا عَنْ سَوَٓاءِ السَّب۪يلِ۟ ٧٧
Mushaf
Okunuş
77Ḳul yâ ehle-lkitâbi lâ taglû fî dîniküm gayra-lḥaḳḳi velâ tettebiʿû ehvâe ḳavmin ḳad ḍallû min ḳablü veeḍallû keŝîrav veḍallû ʿan sevâi-ssebîl.
Türkçe Meal
77De ki: “Ey Kitap ehli! İnanç sisteminizde haksız olarak aşırı gitmeyin. Daha önce doğru yoldan sapmış ve birçoklarını saptırmış olan ve şimdi de doğru yoldan büsbütün sapmış durumda bulunan kişilerin heveslerine ve sapık inançlarına uymayın.
Ayet 78–81
4 ayetMâide 78
Mâide 79
Mâide 80
Mâide 81
لُعِنَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ عَلٰى لِسَانِ دَاوُ۫دَ وَع۪يسَى ابْنِ مَرْيَمَۜ ذٰلِكَ بِمَا عَصَوْا وَكَانُوا يَعْتَدُونَ ٧٨ كَانُوا لَا يَتَنَاهَوْنَ عَنْ مُنْكَرٍ فَعَلُوهُۜ لَبِئْسَ مَا كَانُوا يَفْعَلُونَ ٧٩ تَرٰى كَث۪يرًا مِنْهُمْ يَتَوَلَّوْنَ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۜ لَبِئْسَ مَا قَدَّمَتْ لَهُمْ اَنْفُسُهُمْ اَنْ سَخِطَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ وَفِي الْعَذَابِ هُمْ خَالِدُونَ ٨٠ وَلَوْ كَانُوا يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالنَّبِيِّ وَمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مَا اتَّخَذُوهُمْ اَوْلِيَٓاءَ وَلٰكِنَّ كَث۪يرًا مِنْهُمْ فَاسِقُونَ ٨١
Mushaf
Okunuş
78Lüʿine-lleẕîne keferû mim benî isrâîle ʿalâ lisâni dâvûde veʿîse-bni meryem. ẕâlike bimâ ʿaṣav vekânû yaʿtedûn.
79Kânû lâ yetenâhevne ʿam münkerin feʿalûhü. lebiʾse mâ kânû yefʿalûn.
80Terâ keŝîram minhüm yetevellevne-lleẕîne keferû. lebiʾse mâ ḳaddemet lehüm enfüsühüm en seḫiṭa-llâhü ʿaleyhim vefi-lʿaẕâbi hüm ḫâlidûn.
81Velev kânû yüʾminûne billâhi vennebiyyi vemâ ünzile ileyhi me-tteḫaẕûhüm evliyâe velâkinne keŝîram minhüm fâsiḳûn.
Türkçe Meal
78İsrailoğullarından kâfir olanlar, Davud’un ve Meryem oğlu İsa’nın dili ile lanetlendiler. Bu, onların isyan etmeleri ve haddi aşmalarındandı.
79Çünkü onlar birbirlerini yaptıkları kötülüklerden vazgeçirmeye çalışmıyorlardı. Ne fena işler yapıyorlardı öyle!
80Onlardan çoğunun, kâfirleri dost ve müttefik edindiklerini görürsün, benlikleri kendilerine ne kötü işler yaptırıyor öyle! Onun için onlar, Allah’ın hışmına uğramışlardır ve onlar azaba mahkûmdurlar.
81Eğer onlar Allah’a, Nebi’ye ve sana indirilen Kuran’a iman etmiş olsalardı, onları dost ve sırdaş edinmezlerdi. Fakat onların çoğu yoldan çıkmış fasıklardır.
Ayet 82–85
4 ayetMâide 82
Mâide 83
Mâide 84
Mâide 85
لَتَجِدَنَّ اَشَدَّ النَّاسِ عَدَاوَةً لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا الْيَهُودَ وَالَّذ۪ينَ اَشْرَكُواۚ وَلَتَجِدَنَّ اَقْرَبَهُمْ مَوَدَّةً لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا الَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّا نَصَارٰىۜ ذٰلِكَ بِاَنَّ مِنْهُمْ قِسّ۪يس۪ينَ وَرُهْبَانًا وَاَنَّهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ ٨٢ وَاِذَا سَمِعُوا مَٓا اُنْزِلَ اِلَى الرَّسُولِ تَرٰٓى اَعْيُنَهُمْ تَف۪يضُ مِنَ الدَّمْعِ مِمَّا عَرَفُوا مِنَ الْحَقِّۚ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اٰمَنَّا فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِد۪ينَ ٨٣ وَمَا لَنَا لَا نُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَمَا جَٓاءَنَا مِنَ الْحَقِّۙ وَنَطْمَعُ اَنْ يُدْخِلَنَا رَبُّنَا مَعَ الْقَوْمِ الصَّالِح۪ينَ ٨٤ فَاَثَابَهُمُ اللّٰهُ بِمَا قَالُوا جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ وَذٰلِكَ جَزَٓاءُ الْمُحْسِن۪ينَ ٨٥
Mushaf
Okunuş
82Letecidenne eşedde-nnâsi ʿadâvetel lilleẕîne âmenü-lyehûde velleẕîne eşrakû. veletecidenne aḳrabehüm meveddetel lilleẕîne âmenü-lleẕîne ḳâlû innâ neṣârâ. ẕâlike bienne minhüm ḳissîsîne veruhbânev veennehüm lâ yestekbirûn.
83Veiẕâ semiʿû mâ ünzile ile-rrasûli terâ aʿyünehüm tefîḍu mine-ddemʿi mimmâ ʿarafû mine-lḥaḳḳ. yeḳûlûne rabbenâ âmennâ fektübnâ meʿa-şşâhidîn.
84Vemâ lenâ lâ nüʾminü billâhi vemâ câenâ mine-lḥaḳḳi venaṭmeʿu ey yüdḫilenâ rabbünâ meʿa-lḳavmi-ṣṣâliḥîn.
85Feeŝâbehümü-llâhü bimâ ḳâlû cennâtin tecrî min taḥtihe-lʾenhâru ḫâlidîne fîhâ. veẕâlike cezâü-lmuḥsinîn.
Türkçe Meal
82İman edenlere düşmanlıkta, insanların içinde en şiddetlisi olarak Yahudileri ve şirk koşanları bulursun. İman edenlere sevgice en yakın olarak da: “Biz, Nasarayız (İsa’ya Allah yolunda yardımcılarız)” diyenleri bulursun. Bu, onların arasında (Bu mesaj/Kuran’a karşı) büyüklük taslamayan bilginler ve rahipler bulunmasındandır.
83Onların, elçiye indirilen ayetleri işittiklerinde, gerçeği kavramalarından dolayı gözlerinden yaşlar aktığını görürsün: “Rabbimiz, iman ettik, bizi hakikate şahit olanlarla birlikte yaz!” derler.
84“Ve Rabbimizin, bizi güzel kullarının arasına katmasını arzularken neden Allah’a ve bize gelen hakikate Kuran’a iman etmeyelim ki?”
85Bu sözlerine karşılık olarak Allah, onları tabanından ırmakların çağladığı ve içinde kalacakları cennetlerle ödüllendirmiştir. İşte iyi kimselerin mükâfatı budur.
Ayet 86
1 ayetMâide 86
وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَٓا اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْجَح۪يمِ۟ ٨٦
Mushaf
Okunuş
86Velleẕîne keferû vekeẕẕebû biâyâtinâ ülâike aṣḥâbü-lceḥîm.
Türkçe Meal
86Ayetlerimize inanmayan ve ayetlerimize karşı yalana sarılanlar; işte onlar yakıcı ateşi boylayacaklar.
İlgili ayetler
86Zümer 71
Ayet 87–88
2 ayetMâide 87
Mâide 88
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تُحَرِّمُوا طَيِّبَاتِ مَٓا اَحَلَّ اللّٰهُ لَكُمْ وَلَا تَعْتَدُواۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَد۪ينَ ٨٧ وَكُلُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّٰهُ حَلَالًا طَيِّبًاۖ وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّذ۪ٓي اَنْتُمْ بِه۪ مُؤْمِنُونَ ٨٨
Mushaf
Okunuş
87Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tüḥarrimû ṭayyibâti mâ eḥalle-llâhü leküm velâ taʿtedû. inne-llâhe lâ yüḥibbü-lmüʿtedîn.
88Vekülû mimmâ razeḳakümü-llâhü ḥalâlen ṭayyibâ. vetteḳu-llâhe-lleẕî entüm bihî müʾminûn.
Türkçe Meal
87Ey iman edenler, Allah’ın size helal kıldığı temiz ve güzel şeyleri kendinize haram kılmayın. (Haram ve helal koyarak) Allah’ın koyduğu sınırları çiğnemeyin. Zira Allah, sınırları çiğneyenleri sevmez.
88Allah’ın size verdiği helal ve temiz rızıklardan yararlanın. Ve kendisine inanıp güvendiğiniz Allah’a karşı sorumlu olun.
Ayet 89
1 ayetMâide 89
لَا يُؤَاخِذُكُمُ اللّٰهُ بِاللَّغْوِ ف۪ٓي اَيْمَانِكُمْ وَلٰكِنْ يُؤَاخِذُكُمْ بِمَا عَقَّدْتُمُ الْاَيْمَانَۚ فَكَفَّارَتُهُٓ اِطْعَامُ عَشَرَةِ مَسَاك۪ينَ مِنْ اَوْسَطِ مَا تُطْعِمُونَ اَهْل۪يكُمْ اَوْ كِسْوَتُهُمْ اَوْ تَحْر۪يرُ رَقَبَةٍۜ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلٰثَةِ اَيَّامٍۜ ذٰلِكَ كَفَّارَةُ اَيْمَانِكُمْ اِذَا حَلَفْتُمْۜ وَاحْفَظُٓوا اَيْمَانَكُمْۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اٰيَاتِه۪ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ٨٩
Mushaf
Okunuş
89Lâ yüâḫiẕükümü-llâhü billagvi fî eymâniküm velâkiy yüâḫiẕüküm bimâ ʿaḳḳattümü-lʾeymân. fekeffâratühû iṭʿâmü ʿaşerati mesâkîne min evseṭi mâ tuṭʿimûne ehlîküm ev kisvetühüm ev taḥrîru raḳabeh. femel lem yecid feṣiyâmü ŝelâŝeti eyyâm. ẕâlike keffâratü eymâniküm iẕâ ḥaleftüm. vaḥfeżû eymâneküm. keẕâlike yübeyyinü-llâhü leküm âyâtihî leʿalleküm teşkürûn.
Türkçe Meal
89Allah, düşüncesizce ettiğiniz yeminlerden sizi sorumlu tutmaz ama bilinçli olarak yaptığınız yeminlerden sizi sorumlu tutar. Böyle bir yemini bozmanın keffâreti, kendi ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on yoksulu doyurmak veya giydirmek ya da bir köleyi özgürlüğe kavuşturmaktır. Bunları yapmaya imkân bulamayan da üç gün oruç tutar. Bu bozduğunuz yeminlerin keffâretidir. Öyleyse yeminlerinize sadık olun. Şükredesiniz diye Allah, ayetlerini işte böyle açıklıyor.
İlgili ayetler
Ayet 90–92
3 ayetMâide 90
Mâide 91
Mâide 92
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالْاَنْصَابُ وَالْاَزْلَامُ رِجْسٌ مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ فَاجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ ٩٠ اِنَّمَا يُر۪يدُ الشَّيْطَانُ اَنْ يُوقِعَ بَيْنَكُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَٓاءَ فِي الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ وَيَصُدَّكُمْ عَنْ ذِكْرِ اللّٰهِ وَعَنِ الصَّلٰوةِۚ فَهَلْ اَنْتُمْ مُنْتَهُونَ ٩١ وَاَط۪يعُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَ وَاحْذَرُواۚ فَاِنْ تَوَلَّيْتُمْ فَاعْلَمُٓوا اَنَّمَا عَلٰى رَسُولِنَا الْبَلَاغُ الْمُب۪ينُ ٩٢
Mushaf
Okunuş
90Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû inneme-lḫamru velmeysiru velʾenṣâbü velʾezlâmü ricsüm min ʿameli-şşeyṭâni fectenibûhü leʿalleküm tüfliḥûn.
91İnnemâ yürîdü-şşeyṭânü ey yûḳiʿa beynekümü-lʿadâvete velbagḍâe fi-lḫamri velmeysiri veyeṣuddeküm ʿan ẕikri-llâhi veʿani-ṣṣalâh. fehel entüm müntehûn.
92Veeṭîʿü-llâhe veeṭîʿü-rrasûle vaḥẕerû. fein tevelleytüm faʿlemû ennemâ ʿalâ rasûline-lbelâgu-lmübîn.
Türkçe Meal
90Ey iman edenler! Sarhoş edici her türlü içki/aklı örten, kumar ve şans oyunları, tapınmak için dikilmiş taşlar, fal ve kehanet aletleri şeytan işi birer pisliktir. Bütün bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.
91Şeytan, içki/aklı örten ve kumar ile sadece aranıza düşmanlık ve nefret tohumları saçmak ve sizi, Allah’ın zikri Kuran’dan ve namazdan alıkoymak istiyor. Öyleyse artık bunlardan vaz geçeceksiniz değil mi?
92O halde Allah’a itaat edin, Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçiye itaat edin ve günahlardan sakının. Eğer, yüz çevirirseniz biliniz ki elçimize düşen sadece açıkça tebliğ etmektir.
Ayet 93
1 ayetMâide 93
لَيْسَ عَلَى الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جُنَاحٌ ف۪يمَا طَعِمُٓوا اِذَا مَا اتَّقَوْا وَاٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ ثُمَّ اتَّقَوْا وَاٰمَنُوا ثُمَّ اتَّقَوْا وَاَحْسَنُواۜ وَاللّٰهُ يُحِبُّ الْمُحْسِن۪ينَ۟ ٩٣
Mushaf
Okunuş
93Leyse ʿale-lleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti cünâḥun fîmâ ṭaʿimû iẕâ me-tteḳav veâmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti ŝümme-tteḳav veâmenû ŝümme-tteḳav veaḥsenû. vellâhü yüḥibbü-lmuḥsinîn.
Türkçe Meal
93İman edip, imanın gereği güzel işler yapanlara; günahlardan sakınarak, imanda sebat edip doğru ve güzel işler yapmaya devam ettikleri müddetçe, geçmişte içki içme ve kumar geliri yemelerinden dolayı bir sorumluluk yoktur. Sonra sorumlu davranır ve iman eder ve de sakınarak iyilik yaparsa işte Allah, böyle iyilik edenleri sever.
İlgili ayetler
93Tâhâ 82
Ayet 94–95
2 ayetMâide 94
Mâide 95
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَيَبْلُوَنَّكُمُ اللّٰهُ بِشَيْءٍ مِنَ الصَّيْدِ تَنَالُهُٓ اَيْد۪يكُمْ وَرِمَاحُكُمْ لِيَعْلَمَ اللّٰهُ مَنْ يَخَافُهُ بِالْغَيْبِۚ فَمَنِ اعْتَدٰى بَعْدَ ذٰلِكَ فَلَهُ عَذَابٌ اَل۪يمٌ ٩٤ يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَقْتُلُوا الصَّيْدَ وَاَنْتُمْ حُرُمٌۜ وَمَنْ قَتَلَهُ مِنْكُمْ مُتَعَمِّدًا فَجَزَٓاءٌ مِثْلُ مَا قَتَلَ مِنَ النَّعَمِ يَحْكُمُ بِه۪ ذَوَا عَدْلٍ مِنْكُمْ هَدْيًا بَالِغَ الْكَعْبَةِ اَوْ كَفَّارَةٌ طَعَامُ مَسَاك۪ينَ اَوْ عَدْلُ ذٰلِكَ صِيَامًا لِيَذُوقَ وَبَالَ اَمْرِه۪ۜ عَفَا اللّٰهُ عَمَّا سَلَفَۜ وَمَنْ عَادَ فَيَنْتَقِمُ اللّٰهُ مِنْهُۜ وَاللّٰهُ عَز۪يزٌ ذُو انْتِقَامٍ ٩٥
Mushaf
Okunuş
94Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû leyeblüvennekümü-llâhü bişeyʾim mine-ṣṣaydi tenâlühû eydîküm verimâḥuküm liyaʿleme-llâhü mey yeḫâfühû bilgayb. femeni-ʿtedâ baʿde ẕâlike felehû ʿaẕâbün elîm.
95Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ taḳtülu-ṣṣayde veentüm ḥurum. vemen ḳatelehû minküm müteʿammiden fecezâüm miŝlü mâ ḳatele mine-nneʿami yaḥkümü bihî ẕevâ ʿadlim minküm hedyem bâliga-lkaʿbeti ev keffâratün ṭaʿâmü mesâkîne ev ʿadlü ẕâlike ṣiyâmel liyeẕûḳa vebâle emrih. ʿafe-llâhü ʿammâ selef. vemen ʿâde feyenteḳimü-llâhü minh. vellâhü ʿazîzün ẕü-ntiḳâm.
Türkçe Meal
94Ey İman edenler! Allah, görmediği halde kendisinden korkanları açığa çıkarmak için ellerinizle ve mızraklarınızla avlayabileceğiniz yakınlıktaki av hayvanlarıyla, sizi mutlaka sınayacaktır. Artık kim bundan sonra sınırları çiğnerse onun için acıklı bir azap vardır.
95Ey İman edenler! İhramlı iken av hayvanını öldürmeyin. Sizden kim bu yasağı bilerek onu öldürürse, onun cezası, içinizden adil iki kişinin belirlediği evcil hayvanı Kâbe’ye ulaştırarak kurban etmektir. Ya da buna denk bir miktarda yoksulları doyurmaktır veya buna denk bir oruç tutmaktır ki işlediği günahın cezasını böylece çekmiş olsun. Allah, geçmişte yapılanları affetmiştir. Fakat her kim bir daha bu suçları işlerse Allah ona yaptığının acısını tattırır. Çünkü Allah, güçlüdür ve hak edeni cezalandırandır.
Ayet 96
1 ayetMâide 96
اُحِلَّ لَكُمْ صَيْدُ الْبَحْرِ وَطَعَامُهُ مَتَاعًا لَكُمْ وَلِلسَّيَّارَةِۚ وَحُرِّمَ عَلَيْكُمْ صَيْدُ الْبَرِّ مَا دُمْتُمْ حُرُمًاۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّذ۪ٓي اِلَيْهِ تُحْشَرُونَ ٩٦
Mushaf
Okunuş
96Üḥille leküm ṣaydü-lbaḥri veṭaʿâmühû metâʿal leküm velissâyyârah. veḥurrime ʿaleyküm ṣaydü-lberri mâ dümtüm ḥurumâ. vetteḳu-llâhe-lleẕî ileyhi tuḥşerûn.
Türkçe Meal
96Hem sizin hem de yolculuk yapanların yararlanması için, suda yaşayan hayvanların avlanması ve yenmesi size helal kılınmıştır. İhramlı olduğunuz müddetçe kara hayvanlarını avlamak da size haram kılınmıştır. Huzurunda toplanacağınız Allah’a saygılı olun.
Ayet 97
1 ayetMâide 97
جَعَلَ اللّٰهُ الْكَعْبَةَ الْبَيْتَ الْحَرَامَ قِيَامًا لِلنَّاسِ وَالشَّهْرَ الْحَرَامَ وَالْهَدْيَ وَالْقَلَٓائِدَۜ ذٰلِكَ لِتَعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ وَاَنَّ اللّٰهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ ٩٧
Mushaf
Okunuş
97Ceʿale-llâhü-lkaʿbete-lbeyte-lḥarâme ḳiyâmel linnâsi veşşehra-lḥarâme velhedye velḳalâid. ẕâlike litaʿlemû enne-llâhe yaʿlemü mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-lʾarḍi veenne-llâhe bikülli şeyʾin ʿalîm.
Türkçe Meal
97Allah, Beyt-ül Haram olan Kâbe’yi, dokunulmaz ayı, (Savaşın yasak olduğu haram aylar) gerdanlıklı ve gerdanlıksız kurban hayvanlarını, dini semboller ve ticari hayatın canlanması için vesile kıldı. İşte bu, Allah’ın göklerde ve yerde olanları bildiğini ve Allah’ın her şeyi bilen olduğunu anlamanız içindir.
İlgili ayetler
Ayet 98–99
2 ayetMâide 98
Mâide 99
اِعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ وَاَنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌۜ ٩٨ مَا عَلَى الرَّسُولِ اِلَّا الْبَلَاغُۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا تَكْتُمُونَ ٩٩
Mushaf
Okunuş
98İʿlemû enne-llâhe şedîdü-lʿiḳâbi veenne-llâhe gafûrur raḥîm.
99Mâ ʿale-rrasûli ille-lbelâg. vellâhü yaʿlemü mâ tübdûne vemâ tektümûn.
Türkçe Meal
98Biliniz ki Allah hem cezalandırması çok şiddetli olandır hem de çok bağışlayıcı ve merhamet edendir.
99Elçiye düşen ancak apaçık tebliğdir (1). Zira Allah, açığa vurduklarınızı da içinizde gizlediklerinizi de bilir (2).
Ayet 100
1 ayetMâide 100
قُلْ لَا يَسْتَوِي الْخَب۪يثُ وَالطَّيِّبُ وَلَوْ اَعْجَبَكَ كَثْرَةُ الْخَب۪يثِۚ فَاتَّقُوا اللّٰهَ يَٓا اُو۬لِي الْاَلْبَابِ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ۟ ١٠٠
Mushaf
Okunuş
100Ḳul lâ yestevi-lḫabîŝü veṭṭayyibü velev aʿcebeke keŝratü-lḫabîŝ. fetteḳu-llâhe yâ ûli-lʾelbâbi leʿalleküm tüfliḥûn.
Türkçe Meal
100De ki: “Kötü ve çirkin şeylerin çokluğu seni şaşırtsa da kötü/haram ile temiz/helal asla bir değildir. Ey akıl sahipleri! Allah’ın koyduğu sınırlara riayet edin ki kurtuluşa erebilesiniz.
Ayet 101–102
2 ayetMâide 101
Mâide 102
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَسْـَٔلُوا عَنْ اَشْيَٓاءَ اِنْ تُبْدَ لَكُمْ تَسُؤْكُمْۚ وَاِنْ تَسْـَٔلُوا عَنْهَا ح۪ينَ يُنَزَّلُ الْقُرْاٰنُ تُبْدَ لَكُمْۜ عَفَا اللّٰهُ عَنْهَاۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ حَل۪يمٌ ١٠١ قَدْ سَاَلَهَا قَوْمٌ مِنْ قَبْلِكُمْ ثُمَّ اَصْبَحُوا بِهَا كَافِر۪ينَ ١٠٢
Mushaf
Okunuş
101Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tesʾelû ʿan eşyâe in tübde leküm tesüʾküm. vein tesʾelû ʿanhâ ḥîne yünezzelü-lḳurʾânü tübde leküm. ʿafe-llâhü ʿanhâ. vellâhü gafûrun ḥalîm.
102Ḳad seelehâ ḳavmüm min ḳabliküm ŝümme aṣbeḥû bihâ kâfirîn.
Türkçe Meal
101Ey İman edenler! Açıklandığı zaman hoşunuza gitmeyecek şeyleri sorup durmayın. Eğer Kuran inerken onları sorarsanız, onlar size açıklanır. (Açıklanmadığına göre) Allah, sizi onlardan muaf tutmuştur. Zira Allah, çok bağışlayandır ve hemen cezalandırmayandır.
102Sizden önce gelen kimi insanlar yerli yersiz birtakım sorular sordular. Sonra da onun gereğini yapmayarak kâfir oldular.
Ayet 103–104
2 ayetMâide 103
Mâide 104
مَا جَعَلَ اللّٰهُ مِنْ بَح۪يرَةٍ وَلَا سَٓائِبَةٍ وَلَا وَص۪يلَةٍ وَلَا حَامٍۙ وَلٰكِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا يَفْتَرُونَ عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَۜ وَاَكْثَرُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ ١٠٣ وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمْ تَعَالَوْا اِلٰى مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ وَاِلَى الرَّسُولِ قَالُوا حَسْبُنَا مَا وَجَدْنَا عَلَيْهِ اٰبَٓاءَنَاۜ اَوَلَوْ كَانَ اٰبَٓاؤُ۬هُمْ لَا يَعْلَمُونَ شَيْـًٔا وَلَا يَهْتَدُونَ ١٠٤
Mushaf
Okunuş
103Mâ ceʿale-llâhü mim beḥîrativ velâ sâibetiv velâ veṣîletiv velâ ḥâmiv velâkinne-lleẕîne keferû yefterûne ʿale-llâhi-lkeẕib. veekŝeruhüm lâ yaʿḳilûn.
104Veiẕâ ḳîle lehüm teʿâlev ilâ mâ enzele-llâhü veile-rrasûli ḳâlû ḥasbünâ mâ vecednâ ʿaleyhi âbâenâ. evelev kâne âbâühüm lâ yaʿlemûne şeyʾev velâ yehtedûn.
Türkçe Meal
103Allah ne bahîre ne sâibe ne vasîle ve ne de hâm (Diye bazı hayvanlara) kutsallık vermedi (1). Fakat küfredenler bu sapık inançlarını Allah’a isnat ederek iftira ediyorlar (2). Onların çoğu akıllarını kullanmıyorlar (3).
104Onlara: “Allah’ın indirdiği Kuran’a ve Allah’ın mesajını tebliğ eden elçiye gelin.” Denildiğinde, onlar “Hayır biz atalarımızın bize bıraktığı geleneğe uyarız, o bize yeter!” derler. Peki ya ataları, hakikati bilmeyen ve doğru yolda olmayan kimseler iseler?
Ayet 105
1 ayetMâide 105
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا عَلَيْكُمْ اَنْفُسَكُمْۚ لَا يَضُرُّكُمْ مَنْ ضَلَّ اِذَا اهْتَدَيْتُمْۜ اِلَى اللّٰهِ مَرْجِعُكُمْ جَم۪يعًا فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ ١٠٥
Mushaf
Okunuş
105Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû ʿaleyküm enfüseküm. lâ yeḍurruküm men ḍalle iẕe-htedeytüm. ile-llâhi merciʿuküm cemîʿan feyünebbiüküm bimâ küntüm taʿmelûn.
Türkçe Meal
105Ey iman edenler! Her şeyden önce siz, kendi sorumluluklarınızı yerine getirin. Zira siz doğru yoldaysanız, sapıtan kimse size zarar veremez (1). Nihayetinde hepinizin dönüşü Allah’adır. O yapmakta olduklarınızı size bir bir haber verecektir (2).
İlgili ayetler
Ayet 106–108
3 ayetMâide 106
Mâide 107
Mâide 108
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا شَهَادَةُ بَيْنِكُمْ اِذَا حَضَرَ اَحَدَكُمُ الْمَوْتُ ح۪ينَ الْوَصِيَّةِ اثْنَانِ ذَوَا عَدْلٍ مِنْكُمْ اَوْ اٰخَرَانِ مِنْ غَيْرِكُمْ اِنْ اَنْتُمْ ضَرَبْتُمْ فِي الْاَرْضِ فَاَصَابَتْكُمْ مُص۪يبَةُ الْمَوْتِۜ تَحْبِسُونَهُمَا مِنْ بَعْدِ الصَّلٰوةِ فَيُقْسِمَانِ بِاللّٰهِ اِنِ ارْتَبْتُمْ لَا نَشْتَر۪ي بِه۪ ثَمَنًا وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبٰىۙ وَلَا نَكْتُمُ شَهَادَةَ اللّٰهِ اِنَّٓا اِذًا لَمِنَ الْاٰثِم۪ينَ ١٠٦ فَاِنْ عُثِرَ عَلٰٓى اَنَّهُمَا اسْتَحَقَّٓا اِثْمًا فَاٰخَرَانِ يَقُومَانِ مَقَامَهُمَا مِنَ الَّذ۪ينَ اسْتَحَقَّ عَلَيْهِمُ الْاَوْلَيَانِ فَيُقْسِمَانِ بِاللّٰهِ لَشَهَادَتُنَٓا اَحَقُّ مِنْ شَهَادَتِهِمَا وَمَا اعْتَدَيْنَاۘ اِنَّٓا اِذًا لَمِنَ الظَّالِم۪ينَ ١٠٧ ذٰلِكَ اَدْنٰٓى اَنْ يَاْتُوا بِالشَّهَادَةِ عَلٰى وَجْهِهَٓا اَوْ يَخَافُٓوا اَنْ تُرَدَّ اَيْمَانٌ بَعْدَ اَيْمَانِهِمْۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاسْمَعُواۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِق۪ينَ۟ ١٠٨
Mushaf
Okunuş
106Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû şehâdetü beyniküm iẕâ ḥaḍara eḥadekümü-lmevtü ḥîne-lveṣiyyeti-ŝnâni ẕevâ ʿadlim minküm ev âḫarâni min gayriküm in entüm ḍarabtüm fi-lʾarḍi feeṣâbetküm müṣîbtü-lmevt. taḥbisûnehümâ mim baʿdi-ṣṣalâti feyuḳsimâni billâhi ini-rtebtüm lâ neşterî bihî ŝemenev velev kâne ẕâ ḳurbâ velâ nektümü şehâdete-llâhi innâ iẕel lemine-lʾâŝimîn.
107Fein ʿuŝira ʿalâ ennehüme-steḥaḳḳâ iŝmen feâḫarâni yeḳûmâni meḳâmehümâ mine-lleẕîne-steḥaḳḳa ʿaleyhimü-lʾevleyâni feyuḳsimâni billâhi leşehâdetünâ eḥaḳḳu min şehâdetihimâ veme-ʿtedeynâ. innâ iẕel lemine-żżâlimîn.
108Ẕâlike ednâ ey yeʾtû bişşehâdeti ʿalâ vechihâ ev yeḫâfû en türadde eymânüm baʿde eymânihim. vetteḳu-llâhe vesmeʿû. vellâhü lâ yehdi-lḳavme-lfâsiḳîn.
Türkçe Meal
106Ey iman edenler! İçinizden birinin ölümü yaklaştığı zaman, vasiyet esnasında aranızdan dürüst iki kişiyi şahit tutun. Eğer yolculukta iseniz ve ölüm emareleri gelip çattıysa; sizden olmayan iki kişinin şahitliğine başvurun. Şayet onların dürüst davranmayacağından şüphe ederseniz, namazdan sonra onları alıkoyarak onlara şöyle yemin ettirin; “Allah’a andolsun ki akrabanın hatırına bile olsa, yemini hiçbir menfaat karşılığı satmayacağız. Allah’ın bildiğini hiçbir durumda gizlemeyeceğiz. Aksi halde günahkârlardan oluruz.”
107Eğer o iki şahidin yalan söyledikleri ortaya çıkarsa, hak kaybına uğrayanın tarafından iki kişi, onların yerine geçerek Allah’a yemin ederler ve derler ki; “Bizim şahitliğimiz, onların şahitliğinden daha doğrudur. Çünkü biz hak ve adaletten sapmadık, aksi halde hakka tecavüz eden zalimlerden oluruz.”
108İşte bu uygulama, şahitlerin şahitliğini doğru bir şekilde ifa etmelerini ya da yeminlerinin başkalarına ait yeminlerle yalanlanacağı korkusuyla, yalancı şahitlikten sakınmalarını sağlar. Öyleyse Allah’ın emirlerine karşı gelmekten sakının ve onu can kulağıyla dinleyin. Zira Allah, sözünde durmayan yoldan çıkan fasık toplumu hedefine ulaştırmaz.
Ayet 109–110
2 ayetMâide 109
Mâide 110
يَوْمَ يَجْمَعُ اللّٰهُ الرُّسُلَ فَيَقُولُ مَاذَٓا اُجِبْتُمْۜ قَالُوا لَا عِلْمَ لَنَاۜ اِنَّكَ اَنْتَ عَلَّامُ الْغُيُوبِ ١٠٩ اِذْ قَالَ اللّٰهُ يَا ع۪يسَى ابْنَ مَرْيَمَ اذْكُرْ نِعْمَت۪ي عَلَيْكَ وَعَلٰى وَالِدَتِكَۢ اِذْ اَيَّدْتُكَ بِرُوحِ الْقُدُسِ تُكَلِّمُ النَّاسَ فِي الْمَهْدِ وَكَهْلًاۚ وَاِذْ عَلَّمْتُكَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَالتَّوْرٰيةَ وَالْاِنْج۪يلَۚ وَاِذْ تَخْلُقُ مِنَ الطّ۪ينِ كَهَيْـَٔةِ الطَّيْرِ بِاِذْن۪ي فَتَنْفُخُ ف۪يهَا فَتَكُونُ طَيْرًا بِاِذْن۪ي وَتُبْرِئُ الْاَكْمَهَ وَالْاَبْرَصَ بِاِذْن۪يۚ وَاِذْ تُخْرِجُ الْمَوْتٰى بِاِذْن۪يۚ وَاِذْ كَفَفْتُ بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ عَنْكَ اِذْ جِئْتَهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْهُمْ اِنْ هٰذَٓا اِلَّا سِحْرٌ مُب۪ينٌ ١١٠
Mushaf
Okunuş
109Yevme yecmeʿu-llâhü-rrusüle feyeḳûlü mâẕâ ücibtüm. ḳâlû lâ ʿilme lenâ. inneke ente ʿallâmü-lguyûb.
110İẕ ḳâle-llâhü yâ ʿîse-bne meryeme-ẕkür niʿmetî ʿaleyke veʿalâ vâlidetik. iẕ eyyettüke birûḥi-lḳudüsi tükellimü-nnâse fi-lmehdi vekehlâ. veiẕ ʿallemtüke-lkitâbe velḥikmete vettevrâte velʾincîl. veiẕ taḫlüḳu mine-ṭṭîni keheyʾeti-ṭṭayri biiẕnî fetenfüḫu fîhâ fetekûnü ṭayram biiẕnî vetübriü-lʾekmehe velʾebraṣa biiẕnî. veiẕ tuḫricü-lmevtâ biiẕnî. veiẕ kefeftü benî isrâîle ʿanke iẕ ciʾtehüm bilbeyyinâti feḳâle-lleẕîne keferû minhüm in hâẕâ illâ siḥrum mübîn.
Türkçe Meal
109O gün Allah, bütün elçileri bir araya toplayacak ve onlara diyecek ki; “İlettiğiniz mesaja ne cevap verildi?” Onlar; “Bizim hiçbir bilgimiz yoktur, bilinmeyenleri en iyi bilen sadece sensin!” diyecekler.
110İşte o gün Allah diyecek ki: “Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve annene verdiğim nimetimi bir düşün! Seni, Kutsal Ruh (Cebrail) ile desteklemiştim. Beşikte iken de yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. Sana, kitabı ve hikmeti, (Onu kavrama ve hayata taşımayı) özellikle Tevrat’ı ve İncil’i öğretmiştim. Benim iznim ile çamurdan kuş heykeli yapmış, sonra da ona üflemiştin de o da benim iznim ile kuş olup uçuvermişti. Yine benim iznim ile körleri ve cüzzamlıları iyileştirmiş, iznimle ölüleri diriltmiştin. Hani sen İsrailoğullarına hakikatin bütün delilleri ile geldiğinde, onlardan kâfir olanlar “Bu düpedüz sihirden başka bir şey değildir!” demişlerdi de onların sana zarar vermelerini engellemiştim.
Ayet 111–115
5 ayetMâide 111
Mâide 112
Mâide 113
Mâide 114
Mâide 115
وَاِذْ اَوْحَيْتُ اِلَى الْحَوَارِيّ۪نَ اَنْ اٰمِنُوا ب۪ي وَبِرَسُول۪يۚ قَالُٓوا اٰمَنَّا وَاشْهَدْ بِاَنَّنَا مُسْلِمُونَ ١١١ اِذْ قَالَ الْحَوَارِيُّونَ يَا ع۪يسَى ابْنَ مَرْيَمَ هَلْ يَسْتَط۪يعُ رَبُّكَ اَنْ يُنَزِّلَ عَلَيْنَا مَٓائِدَةً مِنَ السَّمَٓاءِۜ قَالَ اتَّقُوا اللّٰهَ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ ١١٢ قَالُوا نُر۪يدُ اَنْ نَاْكُلَ مِنْهَا وَتَطْمَئِنَّ قُلُوبُنَا وَنَعْلَمَ اَنْ قَدْ صَدَقْتَنَا وَنَكُونَ عَلَيْهَا مِنَ الشَّاهِد۪ينَ ١١٣ قَالَ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَ اللّٰهُمَّ رَبَّنَٓا اَنْزِلْ عَلَيْنَا مَٓائِدَةً مِنَ السَّمَٓاءِ تَكُونُ لَنَا ع۪يدًا لِاَوَّلِنَا وَاٰخِرِنَا وَاٰيَةً مِنْكَۚ وَارْزُقْنَا وَاَنْتَ خَيْرُ الرَّازِق۪ينَ ١١٤ قَالَ اللّٰهُ اِنّ۪ي مُنَزِّلُهَا عَلَيْكُمْۚ فَمَنْ يَكْفُرْ بَعْدُ مِنْكُمْ فَاِنّ۪ٓي اُعَذِّبُهُ عَذَابًا لَٓا اُعَذِّبُهُٓ اَحَدًا مِنَ الْعَالَم۪ينَ۟ ١١٥
Mushaf
Okunuş
111Veiẕ evḥaytü ile-lḥavâriyyîne en âminû bî vebirasûlî. ḳâlû âmennâ veşhed biennenâ müslimûn.
112İẕ ḳâle-lḥavâriyyûne yâ ʿîse-bne meryeme hel yesteṭîʿu rabbüke ey yünezzile ʿaleynâ mâidetem mine-ssemâʾ. ḳâle-tteḳu-llâhe in küntüm müʾminîn.
113Ḳâlû nürîdü en neʾküle minhâ vetaṭmeinne ḳulûbünâ venaʿleme en ḳad ṣadaḳtenâ venekûne ʿaleyhâ mine-şşâhidîn.
114Ḳâle ʿîse-bnü meryeme-llâhümme rabbenâ enzil ʿaleynâ mâidetem mine-ssemâi tekûnü lenâ ʿîdel lievvelinâ veâḫirinâ veâyetem mink. verzuḳnâ veente ḫayru-rrâziḳîn.
115Ḳâle-llâhü innî münezzilühâ ʿaleyküm. femey yekfür baʿdü minküm feinnî üʿaẕẕibühû ʿaẕâbel lâ üʿaẕẕibühû eḥadem mine-lʿâlemîn.
Türkçe Meal
111Ve hani havarilere: “Bana ve Resulüme iman edip güvenin.” diye emretmiştim. Onlar da: “İman ettik, bizim Müslüman olduğumuza şahit ol!” demişlerdi.
112Yine o zaman havariler: “Ey Meryem oğlu İsa, Rabbin bize, gökten bir sofra indirebilir mi? (Rabbinden bunu isteyebilir misin)” dediklerinde İsa: “Eğer mümin iseniz Allah’tan korkun!” demişti.
113Havariler ise: “Ondan yemek istiyoruz. Böylece kalplerimiz mutmain olsun ve bize hakikati söylediğini bilelim ve buna tanıklık etmiş olalım.” demişlerdi.
114Meryem oğlu İsa da şöyle yalvarmıştı: “Ey Allah’ım! Rabbimiz, gökten bize bir sofra indir. Bu sofra hem bizim için hem de evvelimiz ve ahirimiz için bir bayram ve sevinç ve senin sonsuz kudretinin bir işareti olsun. Bize bu rızkı lütfet. Zira sen, rızık verenlerin en hayırlısısın.
115Allah’ta buyurdu ki: “Ben, onu size indiririm elbet; fakat bundan sonra sizden kim bu nimete nankörlük ederse, ben onu toplumlardan hiç kimseye reva görmediğim bir azaba çarptırırım.
Ayet 116–118
3 ayetMâide 116
Mâide 117
Mâide 118
وَاِذْ قَالَ اللّٰهُ يَا ع۪يسَى ابْنَ مَرْيَمَ ءَاَنْتَ قُلْتَ لِلنَّاسِ اتَّخِذُون۪ي وَاُمِّيَ اِلٰهَيْنِ مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ قَالَ سُبْحَانَكَ مَا يَكُونُ ل۪ٓي اَنْ اَقُولَ مَا لَيْسَ ل۪ي بِحَقٍّۜ اِنْ كُنْتُ قُلْتُهُ فَقَدْ عَلِمْتَهُۜ تَعْلَمُ مَا ف۪ي نَفْس۪ي وَلَٓا اَعْلَمُ مَا ف۪ي نَفْسِكَۜ اِنَّكَ اَنْتَ عَلَّامُ الْغُيُوبِ ١١٦ مَا قُلْتُ لَهُمْ اِلَّا مَٓا اَمَرْتَن۪ي بِه۪ٓ اَنِ اعْبُدُوا اللّٰهَ رَبّ۪ي وَرَبَّكُمْۚ وَكُنْتُ عَلَيْهِمْ شَه۪يدًا مَا دُمْتُ ف۪يهِمْۚ فَلَمَّا تَوَفَّيْتَن۪ي كُنْتَ اَنْتَ الرَّق۪يبَ عَلَيْهِمْۜ وَاَنْتَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَه۪يدٌ ١١٧ اِنْ تُعَذِّبْهُمْ فَاِنَّهُمْ عِبَادُكَۚ وَاِنْ تَغْفِرْ لَهُمْ فَاِنَّكَ اَنْتَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ١١٨
Mushaf
Okunuş
116Veiẕ ḳâle-llâhü yâ ʿîse-bne meryeme eente ḳulte linnâsi-tteḫiẕûnî veümmiye ilâheyni min dûni-llâh. ḳâle sübḥâneke mâ yekûnü lî en eḳûle mâ leyse lî biḥaḳḳ. in küntü ḳultühû feḳad ʿalimteh. taʿlemü mâ fî nefsî velâ aʿlemü mâ fî nefsik. inneke ente ʿallâmü-lguyûb.
117Mâ ḳultü lehüm illâ mâ emertenî bihî eni-ʿbüdü-llâhe rabbî verabbeküm. veküntü ʿaleyhim şehîdem mâ dümtü fîhim. felemmâ teveffeytenî künte ente-rraḳîbe ʿaleyhim. veente ʿalâ külli şeyʾin şehîd.
118İn tüʿaẕẕibhüm feinnehüm ʿibâdük. vein tagfir lehüm feinneke ente-lʿazîzü-lḥakîm.
Türkçe Meal
116Allah: “Ey Meryem oğlu İsa, ’Allah ile aranıza koyup beni ve annemi de ilah edinin.’ diye insanlara sen mi söyledin?” dediği zaman, İsa şöyle cevap verir: “Hâşâ Rabbim, seni tenzih ederim. Hakkım olmayan bir şeyi söylemek bana yakışmaz. Bunu söylemiş olsaydım, sen mutlaka bilirdin. Zira sen, benim içimi dışımı bilirsin ama ben senin zatının sırrını bilemem. Şüphesiz ki tüm bilinmeyenleri bilen sensin, yalnız sen.”
117“Sen bana neyi emrettiysen, ben onlara onu söyledim. ’Sizin de benimde Rabbimiz/sahibimiz olan yalnız Allah’a kulluk edin.’ dedim. Ben aralarında bulunduğum sürece, onların yaptığını görüyor ve biliyordum ama sen beni vefat ettirip canımı aldıktan sonra, onların neler yaptığını bilen ve gören sensin. Zira her şeye ta başından beri şahit olan sadece sensin.”
118“Eğer onlara azap edersen, onlar şüphesiz senin kullarındır. Şayet onları bağışlarsan, şüphesiz üstün ve yüce olan ve her şeyi yerli yerince yapan sensin.”
Ayet 119
1 ayetMâide 119
قَالَ اللّٰهُ هٰذَا يَوْمُ يَنْفَعُ الصَّادِق۪ينَ صِدْقُهُمْۜ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَدًاۜ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ ١١٩
Mushaf
Okunuş
119Ḳâle-llâhü hâẕâ yevmü yenfeʿu-ṣṣâdiḳîne ṣidḳuhüm. lehüm cennâtün tecrî min taḥtihe-lʾenhâru ḫâlidîne fîhâ ebedâ. raḍiye-llâhü ʿanhüm veraḍû ʿanh. ẕâlike-lfevzü-lʿażîm.
Türkçe Meal
119O gün Allah ise şöyle diyecek; “İşte bugün, iman ve itaat sözüne sadakat gösterenlerin, sadakatlerinin hayrını göreceği gündür. Onlara, içinde ebedi kalacakları ve tabanından ırmakların çağladığı cennetler vardır.” Allah onlardan razı, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte bu, muhteşem bir kurtuluştur.
İlgili ayetler
Ayet 120
1 ayetMâide 120
لِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا ف۪يهِنَّۜ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ١٢٠
Mushaf
Okunuş
120Lillâhi mülkü-ssemâvâti velʾarḍi vemâ fîhinn. vehüve ʿalâ külli şeyʾin ḳadîr.
Türkçe Meal
120Göklerin, yerin ve içindekilerin hükümranlığı Allah’a aittir. O’nun gücü her şeye yeter.
İlgili ayetler
Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır.
Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.
Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Fetih, sonra Tevbe indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla