Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.
Ayet 1–3
3 ayetTevbe 1
Tevbe 2
Tevbe 3
بَرَٓاءَةٌ مِنَ اللّٰهِ وَرَسُولِه۪ٓ اِلَى الَّذ۪ينَ عَاهَدْتُمْ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَۜ ١ فَس۪يحُوا فِي الْاَرْضِ اَرْبَعَةَ اَشْهُرٍ وَاعْلَمُٓوا اَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِي اللّٰهِۙ وَاَنَّ اللّٰهَ مُخْزِي الْكَافِر۪ينَ ٢ وَاَذَانٌ مِنَ اللّٰهِ وَرَسُولِه۪ٓ اِلَى النَّاسِ يَوْمَ الْحَجِّ الْاَكْبَرِ اَنَّ اللّٰهَ بَر۪ٓيءٌ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَۙ وَرَسُولُهُۜ فَاِنْ تُبْتُمْ فَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْۚ وَاِنْ تَوَلَّيْتُمْ فَاعْلَمُٓوا اَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِي اللّٰهِۜ وَبَشِّرِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِعَذَابٍ اَل۪يمٍۙ ٣
Mushaf
Okunuş
1Berâetüm mine-llâhi verasûlihî ile-lleẕîne ʿâhettüm mine-lmüşrikîn.
2Fesîḥû fi-lʾarḍi erbeʿate eşhüriv vaʿlemû enneküm gayru müʿcizi-llâhi veenne-llâhe muḫzi-lkâfirîn.
3Veeẕânüm mine-llâhi verasûlihî ile-nnâsi yevme-lḥacci-lʾekberi enne-llâhe berîüm mine-lmüşrikîne verasûlüh. fein tübtüm fehüve ḫayrul leküm. vein tevelleytüm faʿlemû enneküm gayru müʿcizi-llâh. vebeşşiri-lleẕîne keferû biʿaẕâbin elîm.
Türkçe Meal
1Bu, Allah ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçisinden kendileriyle ahit/antlaşma yaptığınız müşriklere bir ihtardır/ültimatomdur, kesin uyarıdır:
2Bundan böyle bu topraklarda dört ay daha serbestçe dolaşabilirsiniz ama şunu iyi bilin ki Allah’ı asla atlatamayacaksınız ve Allah kâfirleri rezil rüsva edecektir.
3İşte bu, Allah ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçisinden en büyük hac gününde insanlara bir bildiridir: Allah ve elçisinin müşriklerle hiçbir ilişkisi kalmamıştır. Eğer bundan böyle tövbe ile dönüş yaparsanız işte bu sizin için daha hayırlı olur. Eğer yüz çevirirseniz iyi bilin ki Allah’ı asla atlamazsınız. Ve sen küfredenlere can yakıcı bir azabı haber ver!
Ayet 4
1 ayetTevbe 4
اِلَّا الَّذ۪ينَ عَاهَدْتُمْ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ ثُمَّ لَمْ يَنْقُصُوكُمْ شَيْـًٔا وَلَمْ يُظَاهِرُوا عَلَيْكُمْ اَحَدًا فَاَتِمُّٓوا اِلَيْهِمْ عَهْدَهُمْ اِلٰى مُدَّتِهِمْۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُتَّق۪ينَ ٤
Mushaf
Okunuş
4İlle-lleẕîne ʿâhettüm mine-lmüşrikîne ŝümme lem yenḳuṣûküm şeyʾev velem yüżahirû ʿaleyküm eḥaden feetimmû ileyhim ʿahdehüm ilâ müddetihim. inne-llâhe yüḥibbü-lmütteḳîn.
Türkçe Meal
4Yalnız, müşriklerden kendileriyle yaptığınız antlaşma şartlarını ihlal etmeyen ve tam olarak uyan ve sizin aleyhinize başkalarıyla işbirliği yapmayan kişiler bunun dışındadır. Siz bunlarla yaptığınız antlaşmanın şartlarına süresi doluncaya kadar uyun zira Allah sorumluluğunu yerine getirenleri sever.
İlgili ayetler
Ayet 5
1 ayetTevbe 5
فَاِذَا انْسَلَخَ الْاَشْهُرُ الْحُرُمُ فَاقْتُلُوا الْمُشْرِك۪ينَ حَيْثُ وَجَدْتُمُوهُمْ وَخُذُوهُمْ وَاحْصُرُوهُمْ وَاقْعُدُوا لَهُمْ كُلَّ مَرْصَدٍۚ فَاِنْ تَابُوا وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتَوُا الزَّكٰوةَ فَخَلُّوا سَب۪يلَهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ٥
Mushaf
Okunuş
5Feiẕe-nseleḫa-lʾeşhüru-lḥurumü faḳtülü-lmüşrikîne ḥayŝü vecettümûhüm veḫuẕûhüm vaḥṣurûhüm vaḳʿudû lehüm külle merṣad. fein tâbû veeḳâmu-ṣṣalâte veâtevu-zzekâte feḫallû sebîlehüm. inne-llâhe gafûrur raḥîm.
Türkçe Meal
5Antlaşma yaptığınız dokunulmaz haram aylar çıkınca, müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün. Onları yakalayın ve tutuklayıp hapsedin. Her gözetleme noktasında onları bekleyin. Eğer tövbe edip yanlıştan dönüş yapar, namazı kılar ve zekâtı da verirlerse onları serbest bırakın. Doğrusu Allah, eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet kaynağıdır.
İlgili ayetler
Ayet 6
1 ayetTevbe 6
وَاِنْ اَحَدٌ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ اسْتَجَارَكَ فَاَجِرْهُ حَتّٰى يَسْمَعَ كَلَامَ اللّٰهِ ثُمَّ اَبْلِغْهُ مَاْمَنَهُۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَعْلَمُونَ۟ ٦
Mushaf
Okunuş
6Vein eḥadüm mine-lmüşrikîne-stecârake feecirhü ḥattâ yesmeʿa kelâme-llâhi ŝümme eblighü meʾmeneh. ẕâlike biennehüm ḳavmül lâ yaʿlemûn.
Türkçe Meal
6Eğer müşriklerden birisi sana sığınırsa, onun sığınma isteğini kabul et, ta ki Allah’ın kelamı Kuran’ı işitsin. Sonra da onu güven içinde olacağı yere ulaştır. İşte bu onların gerçekleri bilmeyen bir toplum oluşundandır.
Ayet 7
1 ayetTevbe 7
كَيْفَ يَكُونُ لِلْمُشْرِك۪ينَ عَهْدٌ عِنْدَ اللّٰهِ وَعِنْدَ رَسُولِه۪ٓ اِلَّا الَّذ۪ينَ عَاهَدْتُمْ عِنْدَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِۚ فَمَا اسْتَقَامُوا لَكُمْ فَاسْتَق۪يمُوا لَهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُتَّق۪ينَ ٧
Mushaf
Okunuş
7Keyfe yekûnü lilmüşrikîne ʿahdün ʿinde-llâhi veʿinde rasûlihî ille-lleẕîne ʿâhettüm ʿinde-lmescidi-lḥarâm. feme-steḳâmû leküm festeḳîmû lehüm. inne-llâhe yüḥibbü-lmütteḳîn.
Türkçe Meal
7(Sözlerinde durmayan) Müşriklerin nasıl Allah katında ve elçisinin yanında antlaşmalarının bir değeri olabilir. Yalnız Mescidi Haram’ın yanında antlaşma yaptıklarınız hariç. İşte onlar ahitlerinde/sözlerinde durduğu müddetçe siz de verdiğiniz ahdinizde/sözünüzde durun. Zira Allah sorumlu davrananları sever.
Ayet 8–11
4 ayetTevbe 8
Tevbe 9
Tevbe 10
Tevbe 11
كَيْفَ وَاِنْ يَظْهَرُوا عَلَيْكُمْ لَا يَرْقُبُوا ف۪يكُمْ اِلًّا وَلَا ذِمَّةًۜ يُرْضُونَكُمْ بِاَفْوَاهِهِمْ وَتَاْبٰى قُلُوبُهُمْۚ وَاَكْثَرُهُمْ فَاسِقُونَۚ ٨ اِشْتَرَوْا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ ثَمَنًا قَل۪يلًا فَصَدُّوا عَنْ سَب۪يلِه۪ۜ اِنَّهُمْ سَٓاءَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ ٩ لَا يَرْقُبُونَ ف۪ي مُؤْمِنٍ اِلًّا وَلَا ذِمَّةًۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُعْتَدُونَ ١٠ فَاِنْ تَابُوا وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتَوُا الزَّكٰوةَ فَاِخْوَانُكُمْ فِي الدّ۪ينِۜ وَنُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ ١١
Mushaf
Okunuş
8Keyfe veiy yażherû ʿaleyküm lâ yerḳubû fîküm illev velâ ẕimmeh. yürḍûneküm biefvâhihim veteʾbâ ḳulûbühüm. veekŝeruhüm fâsiḳûn.
9İşterav biâyâti-llâhi ŝemenen ḳalîlen feṣaddû ʿan sebîlih. innehüm sâe mâ kânû yaʿmelûn.
10Lâ yerḳubûne fî müʾminin illev velâ ẕimmeh. veülâike hümü-lmüʿtedûn.
11Fein tâbû veeḳâmu-ṣṣalâte veâtevu-zzekâte feiḫvânüküm fi-ddîn. venüfeṣṣilü-lʾâyâti liḳavmiy yaʿlemûn.
Türkçe Meal
8Antlaşmalarının nasıl bir değeri olabilir ki, eğer onlar size üstün gelselerdi ne ettikleri yeminlere ne de yaptıkları ahit/antlaşmaya sadakat gösterirlerdi. Dilleriyle sizi hoşnut etmeye çalışırlarken içten içe size diş biliyorlar, zaten onların çoğu yoldan çıkmış fasık kimselerdir.
9Onlar Allah’ın ayetlerini az bir menfaate değiştiler. Üstelik başkalarını da onun yolundan alıkoydular. Gerçekten onlar ne berbat işler yapıyorlar.
10Onlar, bir mümin hakkında antlaşma ve yemin gözetmezler. İşte onlar hak hukuk tanımayanlardır.
11Eğer tövbe eder yanlıştan döner namazı kılar ve zekâtı verirlerse, işte o zaman sizin din kardeşiniz olurlar. Biz bilmek isteyen toplum için ayetlerimizi etraflıca açıklıyoruz.
İlgili ayetler
Ayet 12–15
4 ayetTevbe 12
Tevbe 13
Tevbe 14
Tevbe 15
وَاِنْ نَكَثُٓوا اَيْمَانَهُمْ مِنْ بَعْدِ عَهْدِهِمْ وَطَعَنُوا ف۪ي د۪ينِكُمْ فَقَاتِلُٓوا اَئِمَّةَ الْكُفْرِۙ اِنَّهُمْ لَٓا اَيْمَانَ لَهُمْ لَعَلَّهُمْ يَنْتَهُونَ ١٢ اَلَا تُقَاتِلُونَ قَوْمًا نَكَثُٓوا اَيْمَانَهُمْ وَهَمُّوا بِاِخْرَاجِ الرَّسُولِ وَهُمْ بَدَؤُ۫كُمْ اَوَّلَ مَرَّةٍۜ اَتَخْشَوْنَهُمْۚ فَاللّٰهُ اَحَقُّ اَنْ تَخْشَوْهُ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ ١٣ قَاتِلُوهُمْ يُعَذِّبْهُمُ اللّٰهُ بِاَيْد۪يكُمْ وَيُخْزِهِمْ وَيَنْصُرْكُمْ عَلَيْهِمْ وَيَشْفِ صُدُورَ قَوْمٍ مُؤْمِن۪ينَۙ ١٤ وَيُذْهِبْ غَيْظَ قُلُوبِهِمْۜ وَيَتُوبُ اللّٰهُ عَلٰى مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ ١٥
Mushaf
Okunuş
12Vein nekeŝû eymânehüm mim baʿdi ʿahdihim veṭaʿanû fî dîniküm feḳâtilû eimmete-lküfri innehüm lâ eymâne lehüm leʿallehüm yentehûn.
13Elâ tüḳâtilûne ḳavmen nekeŝû eymânehüm vehemmû biiḫrâci-rrasûli vehüm bedeûküm evvele merrah. etaḫşevnehüm. fellâhü eḥaḳḳu en taḫşevhü in küntüm müʾminîn.
14Ḳâtilûhüm yüʿaẕẕibhümü-llâhü bieydîküm veyuḫzihim veyenṣurküm ʿaleyhim veyeşfi ṣudûra ḳavmim müʾminîn.
15Veyüẕhib gayża ḳulûbihim. veyetûbü-llâhü ʿalâ mey yeşâʾ. vellâhü ʿalîmün ḥakîm.
Türkçe Meal
12Eğer antlaşma yaptıktan sonra yeminlerini bozar ve dininize dil uzatırlarsa, o zaman kâfirlerin elebaşları ile savaşın. Çünkü onların yeminleri yok hükmündedir. Bu davranışlarına belki son verirler.
13Yaptıkları ahit/antlaşmaya uymayan, elçiyi yurdundan çıkarmak için her şeyi yapan ve size karşı saldırıyı ilk başlatan bu toplumla hala savaşmayacak mısınız? Korkuyorsanız, asıl korkulması gereken Allah’tır Eğer gerçekten müminseniz.
14Onlarla savaşın ki Allah sizin elinizle onları cezalandırsın, onları rezil rüsva etsin ve onlara karşı size yardım ve zafer lütfetsin ki böylece iman etmiş toplumun gönüllerine şifa olsun.
15Ve böylece kalplerinizdeki öfkeyi dindirsin ve Allah, dileyenin tövbesini de kabul eder. Allah, her şeyi bilen ve her şeyi yerli yerince yapandır.
İlgili ayetler
12Bakara 100Âl-i İmran 118Âl-i İmran 119Mâide 59Enfal 56Enfal 57Tevbe 8Tevbe 50Fetih 25Âl-i İmran 77Kalem 10
13Bakara 190Âl-i İmran 173Âl-i İmran 174Âl-i İmran 200Nisâ 90İsrâ 76Ahzab 26Ahzab 39Mümtehine 8Mümtehine 9
14Nisâ 75Nisâ 76Yunus 57İsrâ 82Şuarâ 80Fussilet 44Muhammed 4
Ayet 16
1 ayetTevbe 16
اَمْ حَسِبْتُمْ اَنْ تُتْرَكُوا وَلَمَّا يَعْلَمِ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ جَاهَدُوا مِنْكُمْ وَلَمْ يَتَّخِذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلَا رَسُولِه۪ وَلَا الْمُؤْمِن۪ينَ وَل۪يجَةًۜ وَاللّٰهُ خَب۪يرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ۟ ١٦
Mushaf
Okunuş
16Em ḥasibtüm en tütrakû velemmâ yaʿlemi-llâhü-lleẕîne câhedû minküm velem yetteḫiẕû min dûni-llâhi velâ rasûlihî vele-lmüʾminîne velîceh. vellâhü ḫabîrum bimâ taʿmelûn.
Türkçe Meal
16Yoksa siz Allah’ın, içinizden tüm çabasını sarf eden, Allah’tan, Elçisinden ve müminlerden başkasını dost ve sırdaş edinmeyenleri ortaya çıkarmadan sizi kendi halinize bırakacağını mı zannettiniz? Elbette Allah tüm yaptıklarınızdan haberdardır.
İlgili ayetler
Ayet 17–18
2 ayetTevbe 17
Tevbe 18
مَا كَانَ لِلْمُشْرِك۪ينَ اَنْ يَعْمُرُوا مَسَاجِدَ اللّٰهِ شَاهِد۪ينَ عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ بِالْكُفْرِۜ اُو۬لٰٓئِكَ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْۚ وَفِي النَّارِ هُمْ خَالِدُونَ ١٧ اِنَّمَا يَعْمُرُ مَسَاجِدَ اللّٰهِ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَ وَلَمْ يَخْشَ اِلَّا اللّٰهَ فَعَسٰٓى اُو۬لٰٓئِكَ اَنْ يَكُونُوا مِنَ الْمُهْتَد۪ينَ ١٨
Mushaf
Okunuş
17Mâ kâne lilmüşrikîne ey yaʿmürû mesâcide-llâhi şâhidîne ʿalâ enfüsihim bilküfr. ülâike ḥabiṭat aʿmâlühüm. vefi-nnâri hüm ḫâlidûn.
18İnnemâ yaʿmüru mesâcide-llâhi men âmene billâhi velyevmi-lʾâḫiri veeḳâme-ṣṣalâte veâte-zzekâte velem yaḫşe ille-llâhe feʿasâ ülâike ey yekûnû mine-lmühtedîn.
Türkçe Meal
17Müşriklerin, küfürlerine bizzat kendileri şahitlik edip dururken Allah’ın mescitlerini imar etme hakları yoktur. İşte böylelerin yaptıkları ameller boşa gitmiştir ve onlar ateşin içinde kalıcıdırlar.
18Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe inanıp güvenen, namazı kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayanlar onarabilir. İşte böylelerinin doğru yolda olmaları umulur.
İlgili ayetler
Ayet 19
1 ayetTevbe 19
اَجَعَلْتُمْ سِقَايَةَ الْحَٓاجِّ وَعِمَارَةَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ كَمَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَجَاهَدَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۜ لَا يَسْتَوُ۫نَ عِنْدَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِم۪ينَۢ ١٩
Mushaf
Okunuş
19Eceʿaltüm siḳâyete-lḥâcci veʿimârate-lmescidi-lḥarâmi kemen âmene billâhi velyevmi-lʾâḫiri vecâhede fî sebîli-llâh. lâ yestevûne ʿinde-llâh. vellâhü lâ yehdi-lḳavme-żżâlimîn.
Türkçe Meal
19Hacıların su ihtiyacını karşılamayı, Mescidi Haram’ı onarmayı, Allah’a ve ahiret gününe iman edenle ve Allah yolunda tüm gayretini sarf edenle bir mi tutuyorsunuz? Bunlar Allah katında asla bir değildir. Şüphesiz Allah değerleri yerinden eden zalim toplumu hedefine ulaştırmaz.
İlgili ayetler
Ayet 20–22
3 ayetTevbe 20
Tevbe 21
Tevbe 22
اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْۙ اَعْظَمُ دَرَجَةً عِنْدَ اللّٰهِۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَٓائِزُونَ ٢٠ يُبَشِّرُهُمْ رَبُّهُمْ بِرَحْمَةٍ مِنْهُ وَرِضْوَانٍ وَجَنَّاتٍ لَهُمْ ف۪يهَا نَع۪يمٌ مُق۪يمٌۙ ٢١ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَدًاۜ اِنَّ اللّٰهَ عِنْدَهُٓ اَجْرٌ عَظ۪يمٌ ٢٢
Mushaf
Okunuş
20Elleẕîne âmenû vehâcerû vecâhedû fî sebîli-llâhi biemvâlihim veenfüsihim aʿżamü deraceten ʿinde-llâh. veülâike hümü-lfâizûn.
21Yübeşşiruhüm rabbühüm biraḥmetim minhü veriḍvâniv vecennâtil lehüm fîhâ neʿîmüm müḳîm.
22Ḫâlidîne fîhâ ebedâ. inne-llâhe ʿindehû ecrun ʿażîm.
Türkçe Meal
20İman edip imanı uğrunda hicret eden ve Allah yolunda mallarını ve canlarını ortaya koyup üstün gayret gösterenler Allah katında en büyük makama sahiptirler. İşte bunlar kurtulmuş olanlardır.
21Rableri onları katından bir rahmet ve hoşnutluk ve bitmez tükenmez nimetlerle dolu olan cennetlerle müjdeler!
22Onlar orada ebedi olarak kalacaklar. Şüphesiz ki Allah katında daha nice muhteşem ödüller vardır.
Ayet 23
1 ayetTevbe 23
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُٓوا اٰبَٓاءَكُمْ وَاِخْوَانَكُمْ اَوْلِيَٓاءَ اِنِ اسْتَحَبُّوا الْكُفْرَ عَلَى الْا۪يمَانِۜ وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ مِنْكُمْ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ ٢٣
Mushaf
Okunuş
23Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tetteḫiẕû âbâeküm veiḫvâneküm evliyâe ini-steḥabbü-lküfra ʿale-lʾîmân. vemey yetevellehüm minküm feülâike hümu-żżâlimûn.
Türkçe Meal
23– Ey İman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa babalarınız ve kardeşleriniz dahi olsa onları evliya/dost edinmeyin. Sizden kim onları dost edinirse işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
İlgili ayetler
Ayet 24
1 ayetTevbe 24
قُلْ اِنْ كَانَ اٰبَٓاؤُ۬كُمْ وَاَبْنَٓاؤُ۬كُمْ وَاِخْوَانُكُمْ وَاَزْوَاجُكُمْ وَعَش۪يرَتُكُمْ وَاَمْوَالٌۨ اقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَارَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَاكِنُ تَرْضَوْنَهَٓا اَحَبَّ اِلَيْكُمْ مِنَ اللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَجِهَادٍ ف۪ي سَب۪يلِه۪ فَتَرَبَّصُوا حَتّٰى يَاْتِيَ اللّٰهُ بِاَمْرِه۪ۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِق۪ينَ۟ ٢٤
Mushaf
Okunuş
24Ḳul in kâne âbâüküm veebnâüküm veiḫvânüküm veezvâcüküm veʿaşîratüküm veemvâlün-ḳteraftümûhâ veticâratün taḫşevne kesâdehâ vemesâkinü terḍavnehâ eḥabbe ileyküm mine-llâhi verasûlihî vecihâdin fî sebîlihî feterabbeṣû ḥattâ yeʾtiye-llâhü biemrih. vellâhü lâ yehdi-lḳavme-lfâsiḳîn.
Türkçe Meal
24De ki:
– Babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabalarınız, biriktirdiğiniz mallarınız, kesat gitmesinden korktuğunuz ticaretiniz, hoşnut olduğunuz evleriniz eğer size Allah’tan, Allah’ın mesajlarını tebliğ eden Elçisinden ve Allah yolunda cihat etmekten daha sevimli ve önemli ise Allah’ın emri gelene kadar bekleyin! Zira Allah yoldan çıkan fasık toplumu amacına ulaştırmaz.
Ayet 25–27
3 ayetTevbe 25
Tevbe 26
Tevbe 27
لَقَدْ نَصَرَكُمُ اللّٰهُ ف۪ي مَوَاطِنَ كَث۪يرَةٍۙ وَيَوْمَ حُنَيْنٍۙ اِذْ اَعْجَبَتْكُمْ كَثْرَتُكُمْ فَلَمْ تُغْنِ عَنْكُمْ شَيْـًٔا وَضَاقَتْ عَلَيْكُمُ الْاَرْضُ بِمَا رَحُبَتْ ثُمَّ وَلَّيْتُمْ مُدْبِر۪ينَۚ ٢٥ ثُمَّ اَنْزَلَ اللّٰهُ سَك۪ينَتَهُ عَلٰى رَسُولِه۪ وَعَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ وَاَنْزَلَ جُنُودًا لَمْ تَرَوْهَا وَعَذَّبَ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۜ وَذٰلِكَ جَزَٓاءُ الْكَافِر۪ينَ ٢٦ ثُمَّ يَتُوبُ اللّٰهُ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ عَلٰى مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ٢٧
Mushaf
Okunuş
25Leḳad neṣarakümü-llâhü fî mevâṭine keŝîrativ veyevme ḥuneynin iẕ aʿcebetküm keŝratüküm felem tugni ʿanküm şeyʾev veḍâḳat ʿaleykümü-lʾarḍu bimâ raḥubet ŝümme velleytüm müdbirîn.
26Ŝümme enzele-llâhü sekînetehû ʿalâ rasûlihî veʿale-lmüʾminîne veenzele cünûdel lem teravhâ veʿaẕẕebe-lleẕîne keferû. veẕâlike cezâü-lkâfirîn.
27Ŝümme yetûbü-llâhü mim baʿdi ẕâlike ʿalâ mey yeşâʾ. vellâhü gafûrur raḥîm.
Türkçe Meal
25Andolsun ki, Allah size birçok savaşta yardım etmişti özellikle de Huneyn günü. Hani siz çokluğunuza güvenmiştiniz ama çokluğunuzun size hiç bir yararı olmadı hatta o gün yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmiş ve arkanıza dönüp kaçmaya başlamıştınız.
26Sonra Allah, Elçisinin ve müminlerin kalplerine bir güven duygusu ve sükûnet indirmiş ve görmediğiniz ordularla sizi takviye ederek kâfirleri cezalandırmıştı. İşte budur kâfirlerin cezası.
27Allah, bundan sonra da dileyenin tövbesini kabul eder. Zira Allah çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.
İlgili ayetler
Ayet 28
1 ayetTevbe 28
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنَّمَا الْمُشْرِكُونَ نَجَسٌ فَلَا يَقْرَبُوا الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ بَعْدَ عَامِهِمْ هٰذَاۚ وَاِنْ خِفْتُمْ عَيْلَةً فَسَوْفَ يُغْن۪يكُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ٓ اِنْ شَٓاءَۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ ٢٨
Mushaf
Okunuş
28Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû inneme-lmüşrikûne necesün felâ yaḳrabü-lmescide-lḥarâme baʿde ʿâmihim hâẕâ. vein ḫiftüm ʿayleten fesevfe yugnîkümü-llâhü min faḍlihî in şâʾ. inne-llâhe ʿalîmün ḥakîm.
Türkçe Meal
28Ey İman edenler! Şüphesiz müşrikler tam bir pisliktir. Bu sebeple bu yıldan itibaren Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Eğer ekonomik bir kayıptan korkuyorsanız, bilin ki gün gelir Allah uygun görürse sizi lütfuyla zenginleştirir. Şüphesiz Allah her şeyi bilen ve verdiği hükümde doğru karar verendir.
Ayet 29
1 ayetTevbe 29
قَاتِلُوا الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَلَا بِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَلَا يُحَرِّمُونَ مَا حَرَّمَ اللّٰهُ وَرَسُولُهُ وَلَا يَد۪ينُونَ د۪ينَ الْحَقِّ مِنَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ حَتّٰى يُعْطُوا الْجِزْيَةَ عَنْ يَدٍ وَهُمْ صَاغِرُونَ۟ ٢٩
Mushaf
Okunuş
29Ḳâtilü-lleẕîne lâ yüʾminûne billâhi velâ bilyevmi-lʾâḫiri velâ yüḥarrimûne mâ ḥarrame-llâhü verasûlühû velâ yedînûne dîne-lḥaḳḳi mine-lleẕîne ûtü-lkitâbe ḥattâ yüʿṭü-lcizyete ʿay yediv vehüm ṣâgirûn.
Türkçe Meal
29Kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, Allah’ın yasaklarını ve elçisinin haber verdiği yasakları tanımayan ve hak dini din olarak benimsemeyenlerle sizin üstünlüğünüzü kabul edip boyun eğinceye ve kendi elleriyle güvenlik vergisi verinceye kadar savaşın!
Ayet 30
1 ayetTevbe 30
وَقَالَتِ الْيَهُودُ عُزَيْرٌۨ ابْنُ اللّٰهِ وَقَالَتِ النَّصَارَى الْمَس۪يحُ ابْنُ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ قَوْلُهُمْ بِاَفْوَاهِهِمْۚ يُضَاهِؤُ۫نَ قَوْلَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ قَبْلُۜ قَاتَلَهُمُ اللّٰهُۘ اَنّٰى يُؤْفَكُونَ ٣٠
Mushaf
Okunuş
30Veḳâleti-lyehûdü ʿuzeyrun-bnü-llâhi veḳâleti-nneṣâra-lmesîḥu-bnü-llâh. ẕâlike ḳavlühüm biefvâhihim. yüḍâhiûne ḳavle-lleẕîne keferû min ḳabl. ḳâtelehümü-llâh. ennâ yüʾfekûn.
Türkçe Meal
30Yahudiler:
– "Üzeyir Allah’ın oğludur" dediler. Hıristiyanlar da "Mesih Allah’ın oğludur" dediler. Bu daha önceki kâfir toplumların uydurduğu asılsız sözlere özenerek ağızlarında geveledikleri iddialardır. Allah kahretsin onları nasıl da uyduruyorlar!
Ayet 31–32
2 ayetTevbe 31
Tevbe 32
اِتَّخَذُٓوا اَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ اَرْبَابًا مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَالْمَس۪يحَ ابْنَ مَرْيَمَۚ وَمَٓا اُمِرُٓوا اِلَّا لِيَعْبُدُٓوا اِلٰهًا وَاحِدًاۚ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ سُبْحَانَهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ ٣١ يُر۪يدُونَ اَنْ يُطْفِؤُ۫ا نُورَ اللّٰهِ بِاَفْوَاهِهِمْ وَيَاْبَى اللّٰهُ اِلَّٓا اَنْ يُتِمَّ نُورَهُ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ ٣٢
Mushaf
Okunuş
31İtteḫaẕû aḥbârahüm veruhbânehüm erbâbem min dûni-llâhi velmesîḥa-bne meryem. vemâ ümirû illâ liyaʿbüdû ilâhev vâḥidâ. lâ ilâhe illâ hû. sübḥânehû ʿammâ yüşrikûn.
32Yürîdûne ey yuṭfiû nûra-llâhi biefvâhihim veyeʾbe-llâhü illâ ey yütimme nûrahû velev kerihe-lkâfirûn.
Türkçe Meal
31Onlar, Allah ile aralarına hahamlarını ve rahiplerini (din adamlarını) ve Meryem oğlu Mesih’i koyup Rabler (din koyucu) edindiler. Oysa onlar tek bir İlah’tan başkasına asla kulluk etmemekle emrolunmuşlardı. Zira Allah’tan başka ilah yoktur. O, onların koştukları bütün şirk unsurlarından münezzehtir ve yücedir.
32Onlar Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar, hâlbuki kâfirler istemese de Allah nurunu/tevhid dinini tamamlayacaktır.
Ayet 33
1 ayetTevbe 33
هُوَ الَّذ۪ٓي اَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدٰى وَد۪ينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدّ۪ينِ كُلِّه۪ۙ وَلَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَ ٣٣
Mushaf
Okunuş
33Hüve-lleẕî ersele rasûlehû bilhüdâ vedîni-lḥaḳḳi liyużhirahû ʿale-ddîni küllihî velev kerihe-lmüşrikûn.
Türkçe Meal
33Müşriklerin hoşuna gitmese de gerçek tevhit dinini bütün yönleriyle ortaya çıkarmak için elçisini hak din ve doğru yol rehberi olan Kuran ile gönderen Allah’tır.
İlgili ayetler
Ayet 34–35
2 ayetTevbe 34
Tevbe 35
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنَّ كَث۪يرًا مِنَ الْاَحْبَارِ وَالرُّهْبَانِ لَيَاْكُلُونَ اَمْوَالَ النَّاسِ بِالْبَاطِلِ وَيَصُدُّونَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِۜ وَالَّذ۪ينَ يَكْنِزُونَ الذَّهَبَ وَالْفِضَّةَ وَلَا يُنْفِقُونَهَا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۙ فَبَشِّرْهُمْ بِعَذَابٍ اَل۪يمٍۙ ٣٤ يَوْمَ يُحْمٰى عَلَيْهَا ف۪ي نَارِ جَهَنَّمَ فَتُكْوٰى بِهَا جِبَاهُهُمْ وَجُنُوبُهُمْ وَظُهُورُهُمْۜ هٰذَا مَا كَنَزْتُمْ لِاَنْفُسِكُمْ فَذُوقُوا مَا كُنْتُمْ تَكْنِزُونَ ٣٥
Mushaf
Okunuş
34Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû inne keŝîram mine-lʾaḥbâri verruhbâni leyeʾkülûne emvâle-nnâsi bilbâṭili veyeṣuddûne ʿan sebîli-llâh. velleẕîne yeknizûne-ẕẕehebe velfiḍḍate velâ yünfiḳûnehâ fî sebîli-llâhi febeşşirhüm biʿaẕâbin elîm.
35Yevme yuḥmâ ʿaleyhâ fî nâri cehenneme fetükvâ bihâ cibâhühüm vecünûbühüm veżuhûruhüm. hâẕâ mâ keneztüm lienfüsiküm feẕûḳû mâ küntüm teknizûn.
Türkçe Meal
34– Ey İman edenler! İyi bilin ki âlimler ve din adamlarının çoğu, insanları Allah’ın yolundan saptırır ve mallarını batıl/Allah’ın dininde olmayan yollarla yerler. Altın ve gümüşü biriktirip onları Allah yolunda harcamayanlara can yakıcı azabı haber ver.
35O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılacak, onunla alınları, göğüsleri ve sırtları dağlanacak ve "İşte bu kendiniz için biriktirdiğinizdir, biriktirmenin tadını tadın bakalım!" denilecektir.
Ayet 36
1 ayetTevbe 36
اِنَّ عِدَّةَ الشُّهُورِ عِنْدَ اللّٰهِ اثْنَا عَشَرَ شَهْرًا ف۪ي كِتَابِ اللّٰهِ يَوْمَ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ مِنْهَٓا اَرْبَعَةٌ حُرُمٌۜ ذٰلِكَ الدّ۪ينُ الْقَيِّمُ فَلَا تَظْلِمُوا ف۪يهِنَّ اَنْفُسَكُمْ وَقَاتِلُوا الْمُشْرِك۪ينَ كَٓافَّةً كَمَا يُقَاتِلُونَكُمْ كَٓافَّةًۜ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ مَعَ الْمُتَّق۪ينَ ٣٦
Mushaf
Okunuş
36İnne ʿiddete-şşühûri ʿinde-llâhi-ŝnâ ʿaşera şehran fî kitâbi-llâhi yevme ḫaleḳa-ssemâvâti velʾarḍa minhâ erbeʿatün ḥurum. ẕâlike-ddînü-lḳayyimü felâ tażlimû fîhinne enfüseküm veḳâtilü-lmüşrikîne kâffeten kemâ yüḳâtilûneküm kâffeh. vaʿlemû enne-llâhe meʿa-lmütteḳîn.
Türkçe Meal
36Allah’ın kitabında/yasasında, O’nun gökleri ve yeri yarattığı günden beri ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü (savaşın yasak olduğu) haram aylardır. İşte doğru yasa ve takvim budur. O aylarda savaş yaparak kendinize zulmetmeyin! Ama müşrikler size topyekûn savaş açarlarsa siz de onlara karşı topyekûn savaşın. İyi bilin ki Allah, yasaya saygılı davrananlarla beraberdir.
İlgili ayetler
Ayet 37
1 ayetTevbe 37
اِنَّمَا النَّس۪ٓيءُ زِيَادَةٌ فِي الْكُفْرِ يُضَلُّ بِهِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا يُحِلُّونَهُ عَامًا وَيُحَرِّمُونَهُ عَامًا لِيُوَاطِؤُ۫ا عِدَّةَ مَا حَرَّمَ اللّٰهُ فَيُحِلُّوا مَا حَرَّمَ اللّٰهُۜ زُيِّنَ لَهُمْ سُٓوءُ اَعْمَالِهِمْۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِر۪ينَ۟ ٣٧
Mushaf
Okunuş
37İnneme-nnesîü ziyâdetün fi-lküfri yüḍallü bihi-lleẕîne keferû yüḥillûnehû ʿâmev veyüḥarrimûnehû ʿâmel liyüvâṭiû ʿiddete mâ ḥarrame-llâhü feyüḥillû mâ ḥarrame-llâh. züyyine lehüm sûü aʿmâlihim. vellâhü lâ yehdi-lḳavme-lkâfirîn.
Türkçe Meal
37Ayların ve yılların yerleriyle oynamak tam anlamıyla küfürde bir zirvedir. Öyle ki kâfirler Allah’ın haram kıldığı ayların sayısını denk getirmek için onu bir yıl haram bir yıl helal sayıyorlar. Böylece Allah’ın dokunulmaz saydığını ayaklar altına alıyorlar, bu kötü işleri kendilerine güzel görünüyor. Zira Allah kâfirler toplumunu umduklarına ulaştırmaz.
İlgili ayetler
Ayet 38–40
3 ayetTevbe 38
Tevbe 39
Tevbe 40
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مَا لَكُمْ اِذَا ق۪يلَ لَكُمُ انْفِرُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ اثَّاقَلْتُمْ اِلَى الْاَرْضِۜ اَرَض۪يتُمْ بِالْحَيٰوةِ الدُّنْيَا مِنَ الْاٰخِرَةِۚ فَمَا مَتَاعُ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا فِي الْاٰخِرَةِ اِلَّا قَل۪يلٌ ٣٨ اِلَّا تَنْفِرُوا يُعَذِّبْكُمْ عَذَابًا اَل۪يمًا وَيَسْتَبْدِلْ قَوْمًا غَيْرَكُمْ وَلَا تَضُرُّوهُ شَيْـًٔاۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ٣٩ اِلَّا تَنْصُرُوهُ فَقَدْ نَصَرَهُ اللّٰهُ اِذْ اَخْرَجَهُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا ثَانِيَ اثْنَيْنِ اِذْ هُمَا فِي الْغَارِ اِذْ يَقُولُ لِصَاحِبِه۪ لَا تَحْزَنْ اِنَّ اللّٰهَ مَعَنَاۚ فَاَنْزَلَ اللّٰهُ سَك۪ينَتَهُ عَلَيْهِ وَاَيَّدَهُ بِجُنُودٍ لَمْ تَرَوْهَا وَجَعَلَ كَلِمَةَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا السُّفْلٰىۜ وَكَلِمَةُ اللّٰهِ هِيَ الْعُلْيَاۜ وَاللّٰهُ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ ٤٠
Mushaf
Okunuş
38Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû mâ leküm iẕâ ḳîle lekümü-nfirû fî sebîli-llâhi-ŝŝâḳaltüm ile-lʾarḍ. eraḍîtüm bilḥayâti-ddünyâ mine-lʾâḫirah. femâ metâʿu-lḥayâti-ddünyâ fi-lʾâḫirati illâ ḳalîl.
39İllâ tenfirû yüʿaẕẕibküm ʿaẕâben elîmev veyestebdil ḳavmen gayraküm velâ teḍurrûhü şeyʾâ. vellâhü ʿalâ külli şeyʾin ḳadîr.
40İllâ tenṣurûhü feḳad neṣarahü-llâhü iẕ aḫracehü-lleẕîne keferû ŝâniye-ŝneyni iẕ hümâ fi-lgâri iẕ yeḳûlü liṣâḥibihî lâ taḥzen inne-llâhe meʿanâ. feenzele-llâhü sekînetehû ʿaleyhi veeyyedehû bicünûdil lem teravhâ veceʿale kelimete-lleẕîne keferü-ssüflâ. vekelimetü-llâhi hiye-lʿulyâ. vellâhü ʿazîzün ḥakîm.
Türkçe Meal
38– Ey İman edenler! Size ne oluyor ki "Allah yolunda savaşa çıkın!" denildiğinde adeta yere çakılıp kaldınız? Yoksa siz ahireti bırakıp geçici dünya hayatına mı razı oldunuz? Oysa dünya hayatının zevkleri ahiretin nimetlerinin yanında hiç kalır.
39Eğer savaşa çıkmazsanız, Allah sizi can yakıcı bir azapla cezalandırır ve yerinize başka bir toplum getirir ve O’na hiç bir zarar da veremezsiniz. Zira Allah her şey için bir ölçü koyandır.
40Eğer O’na yardım etmezseniz, iyi bilin ki Allah ona mutlaka yardım edecektir. Hani iki kişinin ikincisi olarak kâfirler onu Mekke’den çıkardıklarında ikisi de mağaradayken arkadaşına „Üzülme Allah bizimle beraberdir’ diyordu ya, o anda Allah, ona katından bir sükûnet ve güven duygusu vermiş ve onu görmediğiniz ordularla desteklemişti. Böylece Allah kâfirlerin davasını alçaltmıştı. Allah’ın davası! İşte o en yücedir. Zira Allah üstün kudret sahibi ve hükmünde doğru karar verendir.
İlgili ayetler
Ayet 41–42
2 ayetTevbe 41
Tevbe 42
اِنْفِرُوا خِفَافًا وَثِقَالًا وَجَاهِدُوا بِاَمْوَالِكُمْ وَاَنْفُسِكُمْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ ٤١ لَوْ كَانَ عَرَضًا قَر۪يبًا وَسَفَرًا قَاصِدًا لَاتَّبَعُوكَ وَلٰكِنْ بَعُدَتْ عَلَيْهِمُ الشُّقَّةُۜ وَسَيَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ لَوِ اسْتَطَعْنَا لَخَرَجْنَا مَعَكُمْۚ يُهْلِكُونَ اَنْفُسَهُمْۚ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ اِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ۟ ٤٢
Mushaf
Okunuş
41İnfirû ḫifâfev veŝiḳâlev vecâhidû biemvâliküm veenfüsiküm fî sebîli-llâh. ẕâliküm ḫayrul leküm in küntüm taʿlemûn.
42Lev kâne ʿaraḍan ḳarîbev veseferan ḳâṣidel lettebeʿûke velâkim beʿudet ʿaleyhimü-şşüḳḳah. veseyaḥlifûne billâhi levi-steṭaʿnâ leḫaracnâ meʿaküm. yühlikûne enfüsehüm. vellâhü yaʿlemü innehüm lekâẕibûn.
Türkçe Meal
41Gerek hafif, gerek ağırlıklı olarak hep birlikte savaşa çıkın! Mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihat edin! Eğer bilirseniz bu sizin için daha iyidir.
42Eğer çabucak elde edilecek bir ganimet ve kolay bir sefer olsaydı kesinlikle sana uyar ve sefere katılırlardı. Fakat bu meşakkatli ve uzun süreli sefer onları yıldırdı. Bir de "Gücümüz yetseydi kesinlikle sizinle beraber sefere çıkardık" diye Allah’a yemin ederek kendilerini helak edeceklerdir. Allah biliyor ki onlar yalancıdırlar.
İlgili ayetler
41Bakara 216Enfal 14Enfal 60Enfal 65Tevbe 46Enbiyâ 80Hucurât 15
42Âl-i İmran 111Âl-i İmran 154Âl-i İmran 156Nisâ 73Ahzab 20Haşr 14
Ayet 43–49
7 ayetTevbe 43
Tevbe 44
Tevbe 45
Tevbe 46
Tevbe 47
Tevbe 48
Tevbe 49
عَفَا اللّٰهُ عَنْكَۚ لِمَ اَذِنْتَ لَهُمْ حَتّٰى يَتَبَيَّنَ لَكَ الَّذ۪ينَ صَدَقُوا وَتَعْلَمَ الْكَاذِب۪ينَ ٤٣ لَا يَسْتَاْذِنُكَ الَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ اَنْ يُجَاهِدُوا بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِالْمُتَّق۪ينَ ٤٤ اِنَّمَا يَسْتَاْذِنُكَ الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَارْتَابَتْ قُلُوبُهُمْ فَهُمْ ف۪ي رَيْبِهِمْ يَتَرَدَّدُونَ ٤٥ وَلَوْ اَرَادُوا الْخُرُوجَ لَاَعَدُّوا لَهُ عُدَّةً وَلٰكِنْ كَرِهَ اللّٰهُ انْبِعَاثَهُمْ فَثَبَّطَهُمْ وَق۪يلَ اقْعُدُوا مَعَ الْقَاعِد۪ينَ ٤٦ لَوْ خَرَجُوا ف۪يكُمْ مَا زَادُوكُمْ اِلَّا خَبَالًا وَلَا۬اَوْضَعُوا خِلَالَكُمْ يَبْغُونَكُمُ الْفِتْنَةَۚ وَف۪يكُمْ سَمَّاعُونَ لَهُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِالظَّالِم۪ينَ ٤٧ لَقَدِ ابْتَغَوُا الْفِتْنَةَ مِنْ قَبْلُ وَقَلَّبُوا لَكَ الْاُمُورَ حَتّٰى جَٓاءَ الْحَقُّ وَظَهَرَ اَمْرُ اللّٰهِ وَهُمْ كَارِهُونَ ٤٨ وَمِنْهُمْ مَنْ يَقُولُ ائْذَنْ ل۪ي وَلَا تَفْتِنّ۪يۜ اَلَا فِي الْفِتْنَةِ سَقَطُواۜ وَاِنَّ جَهَنَّمَ لَمُح۪يطَةٌ بِالْكَافِر۪ينَ ٤٩
Mushaf
Okunuş
43Afe-llâhü ʿank. lime eẕinte lehüm ḥattâ yetebeyyene leke-lleẕîne ṣadeḳû vetaʿleme-lkâẕibîn.
44Lâ yesteʾẕinüke-lleẕîne yüʾminûne billâhi velyevmi-lʾâḫiri ey yücâhidû biemvâlihim veenfüsihim. vellâhü ʿalîmüm bilmütteḳîn.
45İnnemâ yesteʾẕinüke-lleẕîne lâ yüʾminûne billâhi velyevmi-lʾâḫiri vertâbet ḳulûbühüm fehüm fî raybihim yeteraddedûn.
46Velev erâdü-lḫurûce leeʿaddû lehû ʿuddetev velâkin kerihe-llâhü-mbiʿâŝehüm feŝebbeṭahüm veḳîle-ḳʿudû meʿa-lḳâʿidîn.
47Lev ḫaracû fîküm mâ zâdûküm illâ ḫabâlev veleevḍaʿû ḫilâleküm yebgûnekümü-lfitneh. vefîküm semmâʿûne lehüm. vellâhü ʿalîmüm biżżâlimîn.
48Leḳadi-btegavu-lfitnete min ḳablü veḳallebû leke-lʾümûra ḥattâ câe-lḥaḳḳu veżahera emru-llâhi vehüm kârihûn.
49Veminhüm mey yeḳûlü-ʾẕel lî velâ teftinnî. elâ fi-lfitneti seḳaṭû. veinne cehenneme lemüḥîṭatüm bilkâfirîn.
Türkçe Meal
43Allah seni affetsin. Kimin doğru söylediği senin için ortaya çıkmadan ve yalancıların da kimler olduğunu öğrenmeden niçin savaşa katılmamalarına izin verdin.
44Oysa Allah’a ve ahiret gününe inanıp güvenenler zaten mallarıyla ve canlarıyla cihat etmek istedikleri için senden izin istemezler. Allah, sorumlu davrananları iyi bilendir.
45Senden savaşa katılmamak için izin isteyenler, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanıp güvenmeyen kalpleri derin şüphelerle dolu olup bu şüphelerle bocalayıp duran kimselerdir.
46Eğer onlar gerçekten savaşa katılmak isteselerdi bunun için bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah, onların isteksiz ve samimiyetsiz davranışlarından dolayı savaşa katılmalarını hoş görmedi ve onları alıkoydu ve onlara "Siz de acizler gibi oturanlarla beraber oturun!" denildi.
47Kaldı ki sizinle beraber savaşa çıkmış olsalardı aranızda fitne ve fesat çıkarmaktan başka bir şey yapmazlardı üstelik içinizde onlara kulak verip onlar adına casusluk yapacak olanlar da vardır. Allah bu casus zalimleri iyi bilmektedir.
48Onlar daha önce de fitne çıkarmaya çalışmışlar ve sana karşı bir takım entrikalar çevirmişlerdi. Ta ki Allah’ın zafer vaadi gerçekleşti ve böylece kâfirlerin hoşuna gitmese de Allah’ın dini galip gelip güçlendi.
49Onlardan:
– Bana izin ver, beni fitneye/günaha düşürme, diyenler vardır. Haberiniz olsun ki onlar zaten fitne çukuruna düşmüş durumdalar. Cehennem işte bu kâfirleri çepeçevre kuşatacaktır.
İlgili ayetler
Ayet 50–51
2 ayetTevbe 50
Tevbe 51
اِنْ تُصِبْكَ حَسَنَةٌ تَسُؤْهُمْۚ وَاِنْ تُصِبْكَ مُص۪يبَةٌ يَقُولُوا قَدْ اَخَذْنَٓا اَمْرَنَا مِنْ قَبْلُ وَيَتَوَلَّوْا وَهُمْ فَرِحُونَ ٥٠ قُلْ لَنْ يُص۪يبَنَٓا اِلَّا مَا كَتَبَ اللّٰهُ لَنَاۚ هُوَ مَوْلٰينَاۚ وَعَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ ٥١
Mushaf
Okunuş
50İn tüṣibke ḥasenetün tesüʾhüm. vein tüṣibke müṣîbetüy yeḳûlû ḳad eḫaẕnâ emranâ min ḳablü veyetevellev vehüm feriḥûn.
51Ḳul ley yüṣîbenâ illâ mâ ketebe-llâhü lenâ. hüve mevlânâ. veʿale-llâhi felyetevekkeli-lmüʾminûn.
Türkçe Meal
50Eğer sana bir zafer gelirse bu onların canını sıkar onlar fenalık geçirirler. Ama size bir mağlubiyet gelirse "İyi ki biz tedbirimizi önceden almıştık." deyip sevinerek dönüp giderler.
51De ki:
– Allah’ın bizim için yazdığı zafer veya şahadetten başkası başımıza gelmez. Zira O bizim mevlamız/koruyucumuzdur. Öyleyse müminler yalnızca Allah’a güvenip, dayansınlar!
İlgili ayetler
Ayet 52
1 ayetTevbe 52
قُلْ هَلْ تَرَبَّصُونَ بِنَٓا اِلَّٓا اِحْدَى الْحُسْنَيَيْنِۜ وَنَحْنُ نَتَرَبَّصُ بِكُمْ اَنْ يُص۪يبَكُمُ اللّٰهُ بِعَذَابٍ مِنْ عِنْدِه۪ٓ اَوْ بِاَيْد۪ينَاۘ فَتَرَبَّصُٓوا اِنَّا مَعَكُمْ مُتَرَبِّصُونَ ٥٢
Mushaf
Okunuş
52Ḳul hel terabbeṣûne binâ illâ iḥde-lḥusneyeyn. venaḥnü neterabbeṣu biküm ey yüṣîbekümü-llâhü biʿaẕâbim min ʿindihî ev bieydînâ. feterabbeṣû innâ meʿaküm müterabbiṣûn.
Türkçe Meal
52De ki:
– Bize iki güzellikten zafer veya şahadetten başka bir şeyin gelmesini mi bekliyorsunuz? Oysa biz, sizin başınıza ya Allah’ın katından bir bela gelmesini veya bizim elimizle sizi cezalandırmasını bekliyoruz. Öyleyse bekleyin bakalım, biz de sizinle beraber bekleyip göreceğiz.
İlgili ayetler
Ayet 53–54
2 ayetTevbe 53
Tevbe 54
قُلْ اَنْفِقُوا طَوْعًا اَوْ كَرْهًا لَنْ يُتَقَبَّلَ مِنْكُمْۜ اِنَّكُمْ كُنْتُمْ قَوْمًا فَاسِق۪ينَ ٥٣ وَمَا مَنَعَهُمْ اَنْ تُقْبَلَ مِنْهُمْ نَفَقَاتُهُمْ اِلَّٓا اَنَّهُمْ كَفَرُوا بِاللّٰهِ وَبِرَسُولِه۪ وَلَا يَاْتُونَ الصَّلٰوةَ اِلَّا وَهُمْ كُسَالٰى وَلَا يُنْفِقُونَ اِلَّا وَهُمْ كَارِهُونَ ٥٤
Mushaf
Okunuş
53Ḳul enfiḳû ṭavʿan ev kerhel ley yüteḳabbele minküm. inneküm küntüm ḳavmen fâsiḳîn.
54Vemâ meneʿahüm en tuḳbele minhüm nefeḳâtühüm illâ ennehüm keferû billâhi vebirasûlihî velâ yeʾtûne-ṣṣalâte illâ vehüm küsâlâ velâ yünfiḳûne illâ vehüm kârihûn.
Türkçe Meal
53De ki:
– İster gönüllü infak edin ister gönülsüz, sizden asla kabul edilmeyecektir. Çünkü siz yoldan çıkmış fasık bir toplumsunuz.
54Onların harcamalarının kabul edilmemesinin nedeni, Allah ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden Elçisine nankörlük etmeleri, namaza üşenerek gelmeleri ve verdiklerini de istemeye istemeye vermeleridir.
İlgili ayetler
53Bakara 270Nisâ 142Kehf 103Kehf 107Secde 18Secde 20Muhammed 28
Ayet 55–59
5 ayetTevbe 55
Tevbe 56
Tevbe 57
Tevbe 58
Tevbe 59
فَلَا تُعْجِبْكَ اَمْوَالُهُمْ وَلَٓا اَوْلَادُهُمْۜ اِنَّمَا يُر۪يدُ اللّٰهُ لِيُعَذِّبَهُمْ بِهَا فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَتَزْهَقَ اَنْفُسُهُمْ وَهُمْ كَافِرُونَ ٥٥ وَيَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ اِنَّهُمْ لَمِنْكُمْۜ وَمَا هُمْ مِنْكُمْ وَلٰكِنَّهُمْ قَوْمٌ يَفْرَقُونَ ٥٦ لَوْ يَجِدُونَ مَلْجَـًٔا اَوْ مَغَارَاتٍ اَوْ مُدَّخَلًا لَوَلَّوْا اِلَيْهِ وَهُمْ يَجْمَحُونَ ٥٧ وَمِنْهُمْ مَنْ يَلْمِزُكَ فِي الصَّدَقَاتِۚ فَاِنْ اُعْطُوا مِنْهَا رَضُوا وَاِنْ لَمْ يُعْطَوْا مِنْهَٓا اِذَا هُمْ يَسْخَطُونَ ٥٨ وَلَوْ اَنَّهُمْ رَضُوا مَٓا اٰتٰيهُمُ اللّٰهُ وَرَسُولُهُ وَقَالُوا حَسْبُنَا اللّٰهُ سَيُؤْت۪ينَا اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ وَرَسُولُهُٓۙ اِنَّٓا اِلَى اللّٰهِ رَاغِبُونَ۟ ٥٩
Mushaf
Okunuş
55Felâ tüʿcibke emvâlühüm velâ evlâdühüm. innemâ yürîdü-llâhü liyüʿaẕẕibehüm bihâ fi-lḥayâti-ddünyâ vetezheḳa enfüsühüm vehüm kâfirûn.
56Veyaḥlifûne billâhi innehüm leminküm. vemâ hüm minküm velâkinnehüm ḳavmüy yefraḳûn.
57Lev yecidûne melceen ev megârâtin ev müddeḫalel levellev ileyhi vehüm yecmeḥûn.
58Veminhüm mey yelmizüke fi-ṣṣadeḳât. fein üʿṭû minhâ raḍû veil lem yüʿṭav minhâ iẕâ hüm yesḫaṭûn.
59Velev ennehüm raḍû mâ âtâhümü-llâhü verasûlühû veḳâlû ḥasbüne-llâhü seyüʾtîne-llâhü min faḍlihî verasûlühû innâ ile-llâhi râgibûn.
Türkçe Meal
55Onların mallarının ve çocuklarının çokluğu seni imrendirmesin. Zira Allah bunlarla onlara dünya hayatında azap çektirecek ve sonunda kâfir olarak canlarının çıkıp gitmelerini istiyor.
56Onlar, kendilerinin sizden olduklarına dair var güçleriyle Allah’a yemin ederler, oysa onlar sizden değillerdir. Aksine onlar korkak bir topluluktur.
57Eğer bir sığınak, mağara veya girilecek bir delik bulsalar panik halinde kaçarak oraya sığınırlar.
58Onlardan sadakaların dağıtımı konusunda sana dil uzatanlar vardır. Onlara verilirse hoşnut olurlar ve susarlar, eğer verilmezse hemen öfkelenir ve homurdanıp dururlar.
59Eğer onlar, Allah ve Elçisinin kendilerine verdiğinden hoşnut olup: "Allah’ın verdiği bize yeter, Allah bize lütfundan ileride bolca verecektir, Elçisi de. Biz sadece Allah’ın bize takdir ettiğine talibiz" deselerdi kendileri için daha hayırlı olurdu.
Ayet 60
1 ayetTevbe 60
اِنَّمَا الصَّدَقَاتُ لِلْفُقَرَٓاءِ وَالْمَسَاك۪ينِ وَالْعَامِل۪ينَ عَلَيْهَا وَالْمُؤَلَّفَةِ قُلُوبُهُمْ وَفِي الرِّقَابِ وَالْغَارِم۪ينَ وَف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَابْنِ السَّب۪يلِۜ فَر۪يضَةً مِنَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ ٦٠
Mushaf
Okunuş
60İnneme-ṣṣadeḳâtü lilfüḳarâi velmesâkîni velʿâmilîne ʿaleyhâ velmüellefeti ḳulûbühüm vefi-rriḳâbi velgârimîne vefî sebîli-llâhi vebni-ssebîl. ferîḍatem mine-llâh. vellâhü ʿalîmün ḥakîm.
Türkçe Meal
60Sadakalar Allah’ın kesin hükmü uyarınca yalnızca fakirlerin, düşkünlerin, bu uğurda çalışanların, kalpleri İslam’a ısındırılacak kimselerin kölelerin, borç yükü altında ezilenlerin, Allah yolunda savaşanların ve yolda kalmış kişilerin hakkıdır. Allah her şeyi bilen ve her hükmünde doğru karar verendir.
İlgili ayetler
Ayet 61
1 ayetTevbe 61
وَمِنْهُمُ الَّذ۪ينَ يُؤْذُونَ النَّبِيَّ وَيَقُولُونَ هُوَ اُذُنٌۜ قُلْ اُذُنُ خَيْرٍ لَكُمْ يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَيُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِن۪ينَ وَرَحْمَةٌ لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مِنْكُمْۜ وَالَّذ۪ينَ يُؤْذُونَ رَسُولَ اللّٰهِ لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ ٦١
Mushaf
Okunuş
61Veminhümü-lleẕîne yüʾẕûne-nnebiyye veyeḳûlûne hüve üẕün. ḳul üẕünü ḫayril leküm yüʾminü billâhi veyüʾminü lilmüʾminîne veraḥmetül lilleẕîne âmenû minküm. velleẕîne yüʾẕûne rasûle-llâhi lehüm ʿaẕâbün elîm.
Türkçe Meal
61O inanmadığı halde inanmış gibi görünen ikiyüzlü münafıklardan:
– O, herkese kulak veriyor, diyerek nebiyi incitenler vardır. De ki: "O, sizin için hayırlı bir kulaktır, zira o Allah’a inanıp güvenir müminlere de güvenir, sizden inanıp güvenenler için o bir rahmettir." Allah’ın elçisini incitenler için çok acı bir azap vardır.
Ayet 62–63
2 ayetTevbe 62
Tevbe 63
يَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ لَكُمْ لِيُرْضُوكُمْۚ وَاللّٰهُ وَرَسُولُهُٓ اَحَقُّ اَنْ يُرْضُوهُ اِنْ كَانُوا مُؤْمِن۪ينَ ٦٢ اَلَمْ يَعْلَمُٓوا اَنَّهُ مَنْ يُحَادِدِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَاَنَّ لَهُ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِدًا ف۪يهَاۜ ذٰلِكَ الْخِزْيُ الْعَظ۪يمُ ٦٣
Mushaf
Okunuş
62Yaḥlifûne billâhi leküm liyürḍûküm. vellâhü verasûlühû eḥaḳḳu ey yürḍûhü in kânû müʾminîn.
63Elem yaʿlemû ennehû mey yüḥâdidi-llâhe verasûlehû feenne lehû nâra cehenneme ḫâliden fîhâ. ẕâlike-lḫizyü-lʿażîm.
Türkçe Meal
62Onlar sizi hoşnut etmek için size Allah adına yemin edip duruyorlar, oysa gerçekten inanıyor iseler Allah ve Elçisi hoşnut edilmeye daha layıktır.
63Hem onlar bilmiyorlar mı ki Allah’a ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden Elçisine karşı meydan okuyan kimseler, içinde kalacakları cehennemdir. İşte bu korkunç bir rezilliktir.
Ayet 64–67
4 ayetTevbe 64
Tevbe 65
Tevbe 66
Tevbe 67
يَحْذَرُ الْمُنَافِقُونَ اَنْ تُنَزَّلَ عَلَيْهِمْ سُورَةٌ تُنَبِّئُهُمْ بِمَا ف۪ي قُلُوبِهِمْۜ قُلِ اسْتَهْزِؤُ۫اۚ اِنَّ اللّٰهَ مُخْرِجٌ مَا تَحْذَرُونَ ٦٤ وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ لَيَقُولُنَّ اِنَّمَا كُنَّا نَخُوضُ وَنَلْعَبُۜ قُلْ اَبِاللّٰهِ وَاٰيَاتِه۪ وَرَسُولِه۪ كُنْتُمْ تَسْتَهْزِؤُ۫نَ ٦٥ لَا تَعْتَذِرُوا قَدْ كَفَرْتُمْ بَعْدَ ا۪يمَانِكُمْۜ اِنْ نَعْفُ عَنْ طَٓائِفَةٍ مِنْكُمْ نُعَذِّبْ طَٓائِفَةً بِاَنَّهُمْ كَانُوا مُجْرِم۪ينَ۟ ٦٦ اَلْمُنَافِقُونَ وَالْمُنَافِقَاتُ بَعْضُهُمْ مِنْ بَعْضٍۢ يَاْمُرُونَ بِالْمُنْكَرِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمَعْرُوفِ وَيَقْبِضُونَ اَيْدِيَهُمْۜ نَسُوا اللّٰهَ فَنَسِيَهُمْۜ اِنَّ الْمُنَافِق۪ينَ هُمُ الْفَاسِقُونَ ٦٧
Mushaf
Okunuş
64Yaḥẕeru-lmünâfiḳûne en tünezzele ʿaleyhim sûratün tünebbiühüm bimâ fî ḳulûbihim. ḳuli-stehziû. inne-llâhe muḫricüm mâ taḥẕerûn.
65Velein seeltehüm leyeḳûlünne innemâ künnâ neḫûḍu venelʿab. ḳul ebillâhi veâyâtihî verasûlihî küntüm testehziûn.
66Lâ taʿteẕirû ḳad kefertüm baʿde îmâniküm. in naʿfü ʿan ṭâifetim minküm nüʿaẕẕib ṭâifetem biennehüm kânû mücrimîn.
67Elmünâfiḳûne velmünâfiḳâtü baʿḍuhüm mim baʿḍ. yeʾmürûne bilmünkeri veyenhevne ʿani-lmaʿrûfi veyaḳbiḍûne eydiyehüm. nesü-llâhe fenesiyehüm. inne-lmünâfiḳîne hümü-lfâsiḳûn.
Türkçe Meal
64İnanmadığı halde inanmış gibi görünen ikiyüzlü münafıklar kendileri hakkında kalplerinde bulunanı haber veren bir surenin indirilmesinden korkuyorlar. Deki:
– Alay edin bakalım nasıl olsa Allah korktuğunuzu ortaya çıkaracaktır.
65Onlara niçin alay ettiklerini soracak olursan, "Biz sadece şakalaşıp eğleniyorduk" derler. Deki:
– Siz Allah’la, O’nun ayetleriyle ve O’nun Elçisiyle mi alay edip eğleniyorsunuz?
66Boşuna mazeret üretmeyin çünkü siz inandığınızı (açıkladıktan) sonra (bu alaycı tavrınızla) kâfirliğinizi açığa vurmuş oldunuz, biz sizden bazınızı bağışlasak bile diğerlerini günahta ısrar etmelerinden dolayı mutlaka cezalandıracağız.
67İnanmadığı halde inanmış gibi görünen ikiyüzlü münafıkların erkeği de kadını da hepsi aynıdır. Onların hepsi kötülüğü teşvik eder iyiliğe de engel olmaya çalışır. Onların elleri de pek sıkıdır. Onlar Allah’ı unutmuşlar Allah da onları unutulmaya terk etmiştir. Gerçekten ikiyüzlüler yoldan sapmış fasık kimselerdir.
İlgili ayetler
67Bakara 16Bakara 204Âl-i İmran 119Haşr 17Haşr 19Münafikun 7
Ayet 68–70
3 ayetTevbe 68
Tevbe 69
Tevbe 70
وَعَدَ اللّٰهُ الْمُنَافِق۪ينَ وَالْمُنَافِقَاتِ وَالْكُفَّارَ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ هِيَ حَسْبُهُمْۚ وَلَعَنَهُمُ اللّٰهُۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ مُق۪يمٌۙ ٦٨ كَالَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكُمْ كَانُٓوا اَشَدَّ مِنْكُمْ قُوَّةً وَاَكْثَرَ اَمْوَالًا وَاَوْلَادًاۜ فَاسْتَمْتَعُوا بِخَلَاقِهِمْ فَاسْتَمْتَعْتُمْ بِخَلَاقِكُمْ كَمَا اسْتَمْتَعَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكُمْ بِخَلَاقِهِمْ وَخُضْتُمْ كَالَّذ۪ي خَاضُواۜ اُو۬لٰٓئِكَ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۚ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ ٦٩ اَلَمْ يَاْتِهِمْ نَبَاُ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ قَوْمِ نُوحٍ وَعَادٍ وَثَمُودَ وَقَوْمِ اِبْرٰه۪يمَ وَاَصْحَابِ مَدْيَنَ وَالْمُؤْتَفِكَاتِۜ اَتَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِۚ فَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلٰكِنْ كَانُٓوا اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ ٧٠
Mushaf
Okunuş
68Veʿade-llâhü-lmünâfiḳîne velmünâfiḳâti velküffâra nâra cehenneme ḫâlidîne fîhâ. hiye ḥasbühüm. veleʿanehümü-llâh. velehüm ʿaẕâbüm müḳîm.
69Kelleẕîne min ḳabliküm kânû eşedde minküm ḳuvvetev veekŝera emvâlev veevlâdâ. festemteʿû biḫalâḳihim festemtaʿtüm biḫalâḳiküm keme-stemteʿa-lleẕîne min ḳabliküm biḫalâḳihim veḫuḍtüm kelleẕî ḫâḍû. ülâike ḥabiṭat aʿmâlühüm fi-ddünyâ velʾâḫirah. veülâike hümü-lḫâsirûn.
70Elem yeʾtihim nebeü-lleẕîne min ḳablihim ḳavmi nûḥiv veʿâdiv veŝemûde veḳavmi ibrâhîme veaṣḥâbi medyene velmüʾtefikât. etethüm rusülühüm bilbeyyinât. femâ kâne-llâhü liyażlimehüm velâkin kânû enfüsehüm yażlimûn.
Türkçe Meal
68Allah, ikiyüzlü erkek ve ikiyüzlü kadınlara ve inanmadığını açıktan ilan eden kâfirlere içinde kalacakları cehennemi vaat etmiştir. Onların hak ettiği de budur, Allah onları rahmetinden dışlamıştır ve onlara azap vardır.
69(Ey Münafıklar) Siz de tıpkı sizden önce gelip geçen kâfirler gibisiniz. Üstelik onlar güç ve kuvvet bakımından sizden daha üstün servet ve nüfus bakımından sizden daha fazlaydılar. Onlar paylarına düşen dünyalıklarla sefa sürdüler, siz de payınıza düşen ile dünyada sefa sürüyorsunuz, tıpkı sizden öncekilerin sefa sürdüğü gibi, onların batıl bataklığına düştüğü gibi siz de batılın bataklığına saplandınız. İşte bu tiplerin dünyada yaptıkları, ahirette boşa gitmiştir ve işte onlar gerçekten kaybedenlerdir.
70Yoksa onlara, kendilerinden önce gelip geçenlerin, Nuh kavminin, Ad ve Semud kavimlerinin, İbrahim kavminin, Medyen halkının ve altüst olmuş şehirlerin halklarının haberleri gelmedi mi? Elçileri onlara apaçık deliller getirmişlerdi. Oysa Allah, onlara haksızlık etmemişti fakat onlar kendi kendilerine zulmedip yazık etmişlerdi.
Ayet 71
1 ayetTevbe 71
وَالْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۢ يَاْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَيُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَيُط۪يعُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُۜ اُو۬لٰٓئِكَ سَيَرْحَمُهُمُ اللّٰهُۜ اِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ ٧١
Mushaf
Okunuş
71Velmüʾminûne velmüʾminâtü baʿḍuhüm evliyâü baʿḍ. yeʾmürûne bilmaʿrûfi veyenhevne ʿani-lmünkeri veyüḳîmûne-ṣṣalâte veyüʾtûne-zzekâte veyüṭîʿûne-llâhe verasûleh. ülâike seyerḥamühümü-llâh. inne-llâhe ʿazîzün ḥakîm.
Türkçe Meal
71Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin evliyası/yar ve yardımcılarıdır. İyi ve güzel olanı teşvik eder; kötü ve yanlış olanı da engellerler. Namazı hakkıyla kılarlar, zekâtı da seve seve verirler. Allah’a ve mesajlarını tebliğ eden Elçisine itaat ederler. Allah’ın rahmet edeceği kişiler işte bunlardır. Şüphesiz ki Allah üstün güç ve kuvvet sahibidir ve her şeyi yerli yerince yapandır.
İlgili ayetler
Ayet 72
1 ayetTevbe 72
وَعَدَ اللّٰهُ الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَا وَمَسَاكِنَ طَيِّبَةً ف۪ي جَنَّاتِ عَدْنٍۜ وَرِضْوَانٌ مِنَ اللّٰهِ اَكْبَرُۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ۟ ٧٢
Mushaf
Okunuş
72Veʿade-llâhü-lmüʾminîne velmüʾminâti cennâtin tecrî min taḥtihe-lʾenhâru ḫâlidîne fîhâ vemesâkine ṭayyibeten fî cennâti ʿadn. veriḍvânüm mine-llâhi ekber. ẕâlike hüve-lfevzü-lʿażîm.
Türkçe Meal
72Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara, tabanından ırmakların çağladığı ve içinde kalacakları cennetler ve Adn cennetlerinde de hoş ve güzel meskenler vaat etmiştir. Allah’ın hoşnutluğu ise her şeyden daha büyüktür. İşte muhteşem zafer budur.
İlgili ayetler
Ayet 73
1 ayetTevbe 73
يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ جَاهِدِ الْكُفَّارَ وَالْمُنَافِق۪ينَ وَاغْلُظْ عَلَيْهِمْۜ وَمَاْوٰيهُمْ جَهَنَّمُۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ ٧٣
Mushaf
Okunuş
73Yâ eyyühe-nnebiyyü câhidi-lküffâra velmünâfiḳîne vagluż ʿaleyhim. vemeʾvâhüm cehennem. vebiʾse-lmeṣîr.
Türkçe Meal
73– Ey Nebi, inanmadığı halde inanmış gibi görünen ikiyüzlü münafıklar ve kâfirlerle mücadele et! Ve onlara karşı tavizsiz davran ve müsamaha gösterme! Onların barınakları cehennemdir. O, ne kötü son duraktır!
Ayet 74
1 ayetTevbe 74
يَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ مَا قَالُواۜ وَلَقَدْ قَالُوا كَلِمَةَ الْكُفْرِ وَكَفَرُوا بَعْدَ اِسْلَامِهِمْ وَهَمُّوا بِمَا لَمْ يَنَالُواۚ وَمَا نَقَمُٓوا اِلَّٓا اَنْ اَغْنٰيهُمُ اللّٰهُ وَرَسُولُهُ مِنْ فَضْلِه۪ۚ فَاِنْ يَتُوبُوا يَكُ خَيْرًا لَهُمْۚ وَاِنْ يَتَوَلَّوْا يُعَذِّبْهُمُ اللّٰهُ عَذَابًا اَل۪يمًا فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۚ وَمَا لَهُمْ فِي الْاَرْضِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَص۪يرٍ ٧٤
Mushaf
Okunuş
74Yaḥlifûne billâhi mâ ḳâlû. veleḳad ḳâlû kelimete-lküfri vekeferû baʿde islâmihim vehemmû bimâ lem yenâlû. vemâ neḳamû illâ en agnâhümü-llâhü verasûlühû min faḍlih. feiy yetûbû yekü ḫayral lehüm. veiy yetevellev yüʿaẕẕibhümü-llâhü ʿaẕâben elîmen fi-ddünyâ velʾâḫirah. vemâ lehüm fi-lʾarḍi miv veliyyiv velâ neṣîr.
Türkçe Meal
74İkiyüzlü münafıklar o kelimeyi söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar, o küfür kelimesini kesinlikle söylediler ve İslam olduktan sonra küfre düştüler ve asla başaramayacakları bir işe giriştiler. Onların öfke ve kin duymalarının nedeni Allah’ın lütfu sayesinde Elçisinin inananları zenginleştirmiş olmasından başka bir şey değildi. Buna rağmen eğer tövbe ederlerse kendileri için iyi olur. Yok, eğer yüz çevirirlerse Allah onları dünya ve ahirette acı veren bir azapla cezalandırır. Onlar için yeryüzünde hiçbir veli/dost ve yardımcı da yoktur.
İlgili ayetler
Ayet 75–78
4 ayetTevbe 75
Tevbe 76
Tevbe 77
Tevbe 78
وَمِنْهُمْ مَنْ عَاهَدَ اللّٰهَ لَئِنْ اٰتٰينَا مِنْ فَضْلِه۪ لَنَصَّدَّقَنَّ وَلَنَكُونَنَّ مِنَ الصَّالِح۪ينَ ٧٥ فَلَمَّٓا اٰتٰيهُمْ مِنْ فَضْلِه۪ بَخِلُوا بِه۪ وَتَوَلَّوْا وَهُمْ مُعْرِضُونَ ٧٦ فَاَعْقَبَهُمْ نِفَاقًا ف۪ي قُلُوبِهِمْ اِلٰى يَوْمِ يَلْقَوْنَهُ بِمَٓا اَخْلَفُوا اللّٰهَ مَا وَعَدُوهُ وَبِمَا كَانُوا يَكْذِبُونَ ٧٧ اَلَمْ يَعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُ سِرَّهُمْ وَنَجْوٰيهُمْ وَاَنَّ اللّٰهَ عَلَّامُ الْغُيُوبِۚ ٧٨
Mushaf
Okunuş
75Veminhüm men ʿâhede-llâhe lein âtânâ min faḍlihî leneṣṣaddeḳanne velenekûnenne mine-ṣṣâliḥîn.
76Felemmâ âtâhüm min faḍlihî beḫilû bihî vetevellev vehüm müʿriḍûn.
77Feaʿḳabehüm nifâḳan fî ḳulûbihim ilâ yevmi yelḳavnehû bimâ aḫlefü-llâhe mâ veʿadûhü vebimâ kânû yekẕibûn.
78Elem yaʿlemû enne-llâhe yaʿlemü sirrahüm venecvâhüm veenne-llâhe ʿallâmü-lguyûb.
Türkçe Meal
75Onlardan "Eğer Allah bize bolca mal mülk verirse, kesinlikle sadaka vereceğiz ve iyi kimselerden olacağız" diyerek Allah’a ahit/söz verenler vardır.
76Ama Allah onlara istedikleri malı mülkü verince, cimrilik ettiler. Böylece verdikleri sözden döndüler. Zaten onlar dönektirler.
77Gerek Allah’a verdikleri vaatten dönmeleri ve gerekse yalan söylemeleri nedeniyle kalplerindeki nifak ölüp gidecekleri zamana kadar sürecektir.
78Oysa onlar, Allah’ın onların sırlarını ve gizli kapaklı toplantılarını bildiğini ve Allah’ın bütün gizli şeyleri bilen olduğunu bilmiyorlar mı?
Ayet 79
1 ayetTevbe 79
اَلَّذ۪ينَ يَلْمِزُونَ الْمُطَّوِّع۪ينَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ فِي الصَّدَقَاتِ وَالَّذ۪ينَ لَا يَجِدُونَ اِلَّا جُهْدَهُمْ فَيَسْخَرُونَ مِنْهُمْۜ سَخِرَ اللّٰهُ مِنْهُمْۘ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ ٧٩
Mushaf
Okunuş
79Elleẕîne yelmizûne-lmüṭṭavviʿîne mine-lmüʾminîne fi-ṣṣadeḳâti velleẕîne lâ yecidûne illâ cühdehüm feyesḫarûne minhüm. seḫira-llâhü minhüm. velehüm ʿaẕâbün elîm.
Türkçe Meal
79Üzerlerine düşenden fazlasını gönüllü olarak sadaka veren ve elinin emeğinden başka bir geliri olmayan fakir müminlere zenginler dil uzatıp alay ediyorlar. Allah da onların alaylarını başlarına geçirecektir ve onları acıklı bir azap beklemektedir.
İlgili ayetler
Ayet 80
1 ayetTevbe 80
اِسْتَغْفِرْ لَهُمْ اَوْ لَا تَسْتَغْفِرْ لَهُمْۜ اِنْ تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ سَبْع۪ينَ مَرَّةً فَلَنْ يَغْفِرَ اللّٰهُ لَهُمْۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ كَفَرُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِق۪ينَ۟ ٨٠
Mushaf
Okunuş
80İstagfir lehüm ev lâ testagfir lehüm. in testagfir lehüm sebʿîne merraten feley yagfira-llâhü lehüm. ẕâlike biennehüm keferû billâhi verasûlih. vellâhü lâ yehdi-lḳavme-lfâsiḳîn.
Türkçe Meal
80Onların affedilmesi için ister istiğfar/bağışlanma dile ister dileme fark etmez. Onlar için yetmiş defa bile bağışlanma dilesen Allah onları yine de bağışlamayacaktır. Bu onların Allah’a ve Elçisine nankörlük etmelerinden dolayıdır. Zira Allah yoldan çıkmış fasık toplumu amacına ulaştırmaz.
Ayet 81–82
2 ayetTevbe 81
Tevbe 82
فَرِحَ الْمُخَلَّفُونَ بِمَقْعَدِهِمْ خِلَافَ رَسُولِ اللّٰهِ وَكَرِهُٓوا اَنْ يُجَاهِدُوا بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَقَالُوا لَا تَنْفِرُوا فِي الْحَرِّۜ قُلْ نَارُ جَهَنَّمَ اَشَدُّ حَرًّاۜ لَوْ كَانُوا يَفْقَهُونَ ٨١ فَلْيَضْحَكُوا قَل۪يلًا وَلْيَبْكُوا كَث۪يرًاۚ جَزَٓاءً بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ ٨٢
Mushaf
Okunuş
81Feriḥa-lmüḫallefûne bimaḳʿadihim ḫilâfe rasûli-llâhi vekerihû ey yücâhidû biemvâlihim veenfüsihim fî sebîli-llâhi veḳâlû lâ tenfirû fi-lḥarr. ḳul nâru cehenneme eşeddü ḥarrâ. lev kânû yefḳahûn.
82Felyaḍḥakû ḳalîlev velyebkû keŝîrâ. cezâem bimâ kânû yeksibûn.
Türkçe Meal
81Allah’ın mesajlarını tebliğ eden Elçisinin çağrısına katılmayıp geride kalarak oturanlar bu durumdan hoşnut oldular da, mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda savaşmaktan hiç hoşlanmadılar. Bir de başkalarını "Bu sıcakta savaşa katılmayın" diye caydırdılar, de ki:
– Cehennem ateşi daha sıcaktır, keşke bunu kavrayabilselerdi.
82Bundan böyle kazandıkları günahtan dolayı az gülecekler çok ağlayacaklar.
Ayet 83–84
2 ayetTevbe 83
Tevbe 84
فَاِنْ رَجَعَكَ اللّٰهُ اِلٰى طَٓائِفَةٍ مِنْهُمْ فَاسْتَاْذَنُوكَ لِلْخُرُوجِ فَقُلْ لَنْ تَخْرُجُوا مَعِيَ اَبَدًا وَلَنْ تُقَاتِلُوا مَعِيَ عَدُوًّاۜ اِنَّكُمْ رَض۪يتُمْ بِالْقُعُودِ اَوَّلَ مَرَّةٍ فَاقْعُدُوا مَعَ الْخَالِف۪ينَ ٨٣ وَلَا تُصَلِّ عَلٰٓى اَحَدٍ مِنْهُمْ مَاتَ اَبَدًا وَلَا تَقُمْ عَلٰى قَبْرِه۪ۜ اِنَّهُمْ كَفَرُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَمَاتُوا وَهُمْ فَاسِقُونَ ٨٤
Mushaf
Okunuş
83Feir raceʿake-llâhü ilâ ṭâifetim minhüm festeʾẕenûke lilḫurûci feḳul len taḫrucû meʿiye ebedev velen tüḳâtilû meʿiye ʿadüvvâ. inneküm raḍîtüm bilḳuʿûdi evvele merratin faḳʿudû meʿa-lḫâlifîn.
84Velâ tüṣalli ʿalâ eḥadim minhüm mâte ebedev velâ teḳum ʿalâ ḳabrih. innehüm keferû billâhi verasûlihî vemâtû vehüm fâsiḳûn.
Türkçe Meal
83Eğer Allah savaştan dönüşte seni onlardan bir toplulukla karşılaştırırsa ve senden savaşa çıkmak için izin isterlerse de ki:
– Benimle beraber asla sefere çıkamayacaksınız ve benimle beraber hiçbir düşmanla savaşamayacaksınız. Çünkü siz baştan evlerinizde oturup kalmayı tercih ettiniz. Haydi, artık geri kalanlarla beraber oturun!
84Ve onlardan biri ölürse katiyen cenaze namazını kılma mezarı başında da durma! Çünkü onlar Allah’a ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden Elçisine nankörlük edip karşı geldiler ve yoldan çıkmış fasık olarak öldüler.
İlgili ayetler
Ayet 85
1 ayetTevbe 85
وَلَا تُعْجِبْكَ اَمْوَالُهُمْ وَاَوْلَادُهُمْۜ اِنَّمَا يُر۪يدُ اللّٰهُ اَنْ يُعَذِّبَهُمْ بِهَا فِي الدُّنْيَا وَتَزْهَقَ اَنْفُسُهُمْ وَهُمْ كَافِرُونَ ٨٥
Mushaf
Okunuş
85Velâ tüʿcibke emvâlühüm veevlâdühüm. innemâ yürîdü-llâhü ey yüʿaẕẕibehüm bihâ fi-ddünyâ vetezheḳa enfüsühüm vehüm kâfirûn.
Türkçe Meal
85Onların ne mallarının ne de çocuklarının çokluğu seni imrendirmesin. Allah onları dünyada bunlarla cezalandırmak ve onlar küfre gömülüp gitmişken canlarını almak istiyor.
İlgili ayetler
Ayet 86–87
2 ayetTevbe 86
Tevbe 87
وَاِذَٓا اُنْزِلَتْ سُورَةٌ اَنْ اٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَجَاهِدُوا مَعَ رَسُولِهِ اسْتَاْذَنَكَ اُو۬لُوا الطَّوْلِ مِنْهُمْ وَقَالُوا ذَرْنَا نَكُنْ مَعَ الْقَاعِد۪ينَ ٨٦ رَضُوا بِاَنْ يَكُونُوا مَعَ الْخَوَالِفِ وَطُبِعَ عَلٰى قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَفْقَهُونَ ٨٧
Mushaf
Okunuş
86Veiẕâ ünzilet sûratün en âminû billâhi vecâhidû meʿa rasûlihi-steʾẕeneke ülu-ṭṭavli minhüm veḳâlû ẕernâ neküm meʿa-lḳâʿidîn.
87Raḍû biey yekûnû meʿa-lḫavâlifi veṭubiʿa ʿalâ ḳulûbihim fehüm lâ yefḳahûn.
Türkçe Meal
86"Allah’a iman edin ve O’nun Elçisiyle beraber cihat edin" diye bir sure indirilse; onlardan imkân sahibi olanlar bile: "Bırak bizi oturanlarla beraber olalım!" diyerek senden izin isterler.
87Evet onlar savaşa katılmak yerine geride kalanlarla birlikte olmaktan hoşnut oldular, böylece kalplerine mühür basıldı artık gerçeği kavrayamazlar.
Ayet 88–89
2 ayetTevbe 88
Tevbe 89
لٰكِنِ الرَّسُولُ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مَعَهُ جَاهَدُوا بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ لَهُمُ الْخَيْرَاتُۘ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ ٨٨ اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ۟ ٨٩
Mushaf
Okunuş
88Lâkini-rrasûlü velleẕîne âmenû meʿahû câhedû biemvâlihim veenfüsihim. veülâike lehümü-lḫayrât. veülâike hümü-lmüfliḥûn.
89Eʿadde-llâhü lehüm cennâtin tecrî min taḥtihe-lʾenhâru ḫâlidîne fîhâ. ẕâlike-lfevzü-lʿażîm.
Türkçe Meal
88Fakat Elçi ve onunla birlikte olan müminler, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaştılar. İşte bütün hayırlar onlarındır. İşte umduklarına kavuşacak olanlar da bunlardır.
89Allah onlar için tabanından ırmakların çağladığı ve içinde kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte budur muhteşem zafer.
İlgili ayetler
88Âl-i İmran 156Âl-i İmran 157Âl-i İmran 162Âl-i İmran 174Âl-i İmran 195Nisâ 74Tevbe 111
Ayet 90
1 ayetTevbe 90
وَجَٓاءَ الْمُعَذِّرُونَ مِنَ الْاَعْرَابِ لِيُؤْذَنَ لَهُمْ وَقَعَدَ الَّذ۪ينَ كَذَبُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُۜ سَيُص۪يبُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ ٩٠
Mushaf
Okunuş
90Vecâe-lmüʿaẕẕirûne mine-lʾaʿrâbi liyüʾẕene lehüm veḳaʿade-lleẕîne keẕebü-llâhe verasûleh. seyüṣîbü-lleẕîne keferû minhüm ʿaẕâbün elîm.
Türkçe Meal
90Özür beyan eden çöl Arapları, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah’a ve elçisine yalan söyleyenler ise oturup kaldılar. Onlardan kâfir olanlara acı bir azap dokunacaktır.
İlgili ayetler
Ayet 91–93
3 ayetTevbe 91
Tevbe 92
Tevbe 93
لَيْسَ عَلَى الضُّعَفَٓاءِ وَلَا عَلَى الْمَرْضٰى وَلَا عَلَى الَّذ۪ينَ لَا يَجِدُونَ مَا يُنْفِقُونَ حَرَجٌ اِذَا نَصَحُوا لِلّٰهِ وَرَسُولِه۪ۜ مَا عَلَى الْمُحْسِن۪ينَ مِنْ سَب۪يلٍۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌۙ ٩١ وَلَا عَلَى الَّذ۪ينَ اِذَا مَٓا اَتَوْكَ لِتَحْمِلَهُمْ قُلْتَ لَٓا اَجِدُ مَٓا اَحْمِلُكُمْ عَلَيْهِۖ تَوَلَّوْا وَاَعْيُنُهُمْ تَف۪يضُ مِنَ الدَّمْعِ حَزَنًا اَلَّا يَجِدُوا مَا يُنْفِقُونَۜ ٩٢ اِنَّمَا السَّب۪يلُ عَلَى الَّذ۪ينَ يَسْتَاْذِنُونَكَ وَهُمْ اَغْنِيَٓاءُۚ رَضُوا بِاَنْ يَكُونُوا مَعَ الْخَوَالِفِۙ وَطَبَعَ اللّٰهُ عَلٰى قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ٩٣
Mushaf
Okunuş
91Leyse ʿale-ḍḍuʿafâi velâ ʿale-lmerḍâ velâ ʿale-lleẕîne lâ yecidûne mâ yünfiḳûne ḥaracün iẕâ neṣaḥû lillâhi verasûlih. mâ ʿale-lmuḥsinîne min sebîlin. vellâhü gafûrur raḥîm.
92Velâ ʿale-lleẕîne iẕâ mâ etevke litaḥmilehüm ḳulte lâ ecidü mâ aḥmilüküm ʿaleyh. tevellev veaʿyünühüm tefîḍu mine-ddemʿi ḥazenen ellâ yecidû mâ yünfiḳûn.
93İnneme-ssebîlü ʿale-lleẕîne yesteʾẕinûneke vehüm agniyâʾ. raḍû biey yekûnû meʿa-lḫavâlifi veṭabeʿa-llâhü ʿalâ ḳulûbihim fehüm lâ yaʿlemûn.
Türkçe Meal
91Allah’a ve elçisine içten bağlılık gösterdikleri sürece güçsüzler, hastalar ve savaş için harcayacak bir şeyi bulunmayanlar sorumlu tutulmayacaklardır. İman davasında samimi olanları kınamak için bir neden yoktur, Zira Allah eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz merhamet sahibidir.
92Binek vermen için sana geldiklerinde:
– Size binek temin edemiyorum, dediğin zaman, harcayacak bir şey bulamadıkları için üzüntülerinden gözlerinden yaş dökerek geri dönenlere de bir günah ve kınama yoktur.
93Bu hususta sorumluluk ancak, varlıklı oldukları halde savaşa katılmamak için türlü bahaneler uydurarak senden izin isteyenleredir. Onlar geride kalanlarla beraber olmaktan hoşnut oldular ve böylece, Allah’ın emirlerine kalplerini kapattıkları için anlayamazlar.
Ayet 94–96
3 ayetTevbe 94
Tevbe 95
Tevbe 96
يَعْتَذِرُونَ اِلَيْكُمْ اِذَا رَجَعْتُمْ اِلَيْهِمْۜ قُلْ لَا تَعْتَذِرُوا لَنْ نُؤْمِنَ لَكُمْ قَدْ نَبَّاَنَا اللّٰهُ مِنْ اَخْبَارِكُمْۜ وَسَيَرَى اللّٰهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُ ثُمَّ تُرَدُّونَ اِلٰى عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ ٩٤ سَيَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ لَكُمْ اِذَا انْقَلَبْتُمْ اِلَيْهِمْ لِتُعْرِضُوا عَنْهُمْۜ فَاَعْرِضُوا عَنْهُمْۜ اِنَّهُمْ رِجْسٌۘ وَمَاْوٰيهُمْ جَهَنَّمُۚ جَزَٓاءً بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ ٩٥ يَحْلِفُونَ لَكُمْ لِتَرْضَوْا عَنْهُمْۚ فَاِنْ تَرْضَوْا عَنْهُمْ فَاِنَّ اللّٰهَ لَا يَرْضٰى عَنِ الْقَوْمِ الْفَاسِق۪ينَ ٩٦
Mushaf
Okunuş
94Yaʿteẕirûne ileyküm iẕâ racaʿtüm ileyhim. ḳul lâ taʿteẕirû len nüʾmine leküm ḳad nebbeene-llâhü min aḫbâriküm. veseyere-llâhü ʿameleküm verasûlühû ŝümme türaddûne ilâ ʿâlimi-lgaybi veşşehâdeti feyünebbiüküm bimâ küntüm taʿmelûn.
95Seyaḥlifûne billâhi leküm iẕe-nḳalebtüm ileyhim litüʿriḍû ʿanhüm. feaʿriḍû ʿanhüm. innehüm rics. vemeʾvâhüm cehennem. cezâem bimâ kânû yeksibûn.
96Yaḥlifûne leküm literḍav ʿanhüm. fein terḍav ʿanhüm feinne-llâhe lâ yerḍâ ʿani-lḳavmi-lfâsiḳîn.
Türkçe Meal
94Savaştan dönüp onlarla karşılaştığınızda size bir sürü bahaneler sıralayacaklar, De ki:
– Boşuna bahane üretmeyin zira biz size asla inanmayacağız çünkü Allah sizin haberlerinizi bize bildirdi, bundan böyle Allah ve elçisi sizin yaptıklarınızı görüp değerlendirecektir. Sonra da gizli ve aşikâr her şeyi bilenin huzuruna çıkarılacaksınız o da size yaptıklarınızı bir bir haber verecektir.
95Seferden dönüp onlarla karşılaştığınızda onlara ilişmemeniz için Allah’a yemin edeceklerdir, onlara yüz vermeyin! Zira onlar birer pisliktirler ve sonunda yaptıklarının karşılığı olarak varacakları yer de cehennemdir.
96Onlar, siz onlardan razı olasınız diye yemin edip dururlar, siz onlardan razı olsanız bile Allah bu yoldan sapmış fasık toplumdan asla razı olmayacaktır.
Ayet 97
1 ayetTevbe 97
اَلْاَعْرَابُ اَشَدُّ كُفْرًا وَنِفَاقًا وَاَجْدَرُ اَلَّا يَعْلَمُوا حُدُودَ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ عَلٰى رَسُولِه۪ۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ ٩٧
Mushaf
Okunuş
97Elʾaʿrâbü eşeddü küfrav venifâḳav veecderu ellâ yaʿlemû ḥudûde mâ enzele-llâhü ʿalâ rasûlih. vellâhü ʿalîmün ḥakîm.
Türkçe Meal
97Araplardan bazıları küfürde ve ikiyüzlülükte çok katıdırlar ve Allah’ın elçisine indirdiği nizamın sınırlarını tanımamaya daha yatkındırlar, Allah ise her şeyi bilen ve her hükmünde doğru karar verendir.
Ayet 98
1 ayetTevbe 98
وَمِنَ الْاَعْرَابِ مَنْ يَتَّخِذُ مَا يُنْفِقُ مَغْرَمًا وَيَتَرَبَّصُ بِكُمُ الدَّوَٓائِرَۜ عَلَيْهِمْ دَٓائِرَةُ السَّوْءِۜ وَاللّٰهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ ٩٨
Mushaf
Okunuş
98Vemine-lʾaʿrâbi mey yetteḫiẕü mâ yünfiḳu magramev veyeterabbeṣu bikümü-ddevâir. ʿaleyhim dâiratü-ssevʾ. vellâhü semîʿun ʿalîm.
Türkçe Meal
98Bu Araplardan bazıları Allah yolunda harcamalarını zarar sayarlar ve onlar sizin başınıza belaların gelmesini beklerler. Belaların en kötüsü onların üzerine olsun, Allah her şeyi işiten ve bilendir.
Ayet 99
1 ayetTevbe 99
وَمِنَ الْاَعْرَابِ مَنْ يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَيَتَّخِذُ مَا يُنْفِقُ قُرُبَاتٍ عِنْدَ اللّٰهِ وَصَلَوَاتِ الرَّسُولِۜ اَلَٓا اِنَّهَا قُرْبَةٌ لَهُمْۜ سَيُدْخِلُهُمُ اللّٰهُ ف۪ي رَحْمَتِه۪ۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ۟ ٩٩
Mushaf
Okunuş
99Vemine-lʾaʿrâbi mey yüʾminü billâhi velyevmi-lʾâḫiri veyetteḫiẕü mâ yünfiḳu ḳurubâtin ʿinde-llâhi veṣalevâti-rrasûl. elâ innehâ ḳurbetül lehüm. seyüdḫilühümü-llâhü fî raḥmetih. inne-llâhe gafûrur raḥîm.
Türkçe Meal
99Ama bu Arapların içinden kimi de vardır ki Allah’a ve ahiret gününe inanıp güvenir yaptığı harcamaları Allah’a yakınlığa ve elçinin dua ve desteğini almaya vesile bilir. Evet, bu harcamalar onlar için Allah’a yakınlık vesilesidir, zamanı geldiğinde Allah onları rahmetine gark edecektir, zira Allah eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet sahibidir.
İlgili ayetler
Ayet 100
1 ayetTevbe 100
وَالسَّابِقُونَ الْاَوَّلُونَ مِنَ الْمُهَاجِر۪ينَ وَالْاَنْصَارِ وَالَّذ۪ينَ اتَّبَعُوهُمْ بِاِحْسَانٍۙ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ وَاَعَدَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي تَحْتَهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَدًاۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ ١٠٠
Mushaf
Okunuş
100Vessâbiḳûne-lʾevvelûne mine-lmühâcirîne velʾenṣâri velleẕîne-ttebeʿûhüm biiḥsânir raḍiye-llâhü ʿanhüm veraḍû ʿanhü veeʿadde lehüm cennâtin tecrî taḥtehe-lʾenhâru ḫâlidîne fîhâ ebedâ. ẕâlike-lfevzü-lʿażîm.
Türkçe Meal
100Muhacir ve ensarın iman ve sadakatte öncü olan ilklerinden ve iyilik yolunda onların izini takip eden müminlerden Allah razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır ve onlara tabanından ırmakların çağladığı ve içinde ebedi olarak kalacakları cennetler hazırlanmıştır. İşte budur büyük kurtuluş.
İlgili ayetler
Ayet 101
1 ayetTevbe 101
وَمِمَّنْ حَوْلَكُمْ مِنَ الْاَعْرَابِ مُنَافِقُونَۜ وَمِنْ اَهْلِ الْمَد۪ينَةِ مَرَدُوا عَلَى النِّفَاقِ لَا تَعْلَمُهُمْۜ نَحْنُ نَعْلَمُهُمْۜ سَنُعَذِّبُهُمْ مَرَّتَيْنِ ثُمَّ يُرَدُّونَ اِلٰى عَذَابٍ عَظ۪يمٍۚ ١٠١
Mushaf
Okunuş
101Vemimmen ḥavleküm mine-lʾaʿrâbi münâfiḳûn. vemin ehli-lmedîneti meradû ʿale-nnifâḳi lâ taʿlemühüm. naḥnü naʿlemühüm. senüʿaẕẕibühüm merrateyni ŝümme yüraddûne ilâ ʿaẕâbin ʿażîm.
Türkçe Meal
101Çevrenizdeki Araplardan inanmadığı halde inanmış gibi görünen ikiyüzlü münafıklar var, bir de şehir halkından münafıklıkta ileri gidenler var ki onları siz bilmezsiniz biz biliriz. Biz onlara bu dünyada azap üstüne azap yaşatacağız ve ahirette de korkunç bir azaba uğrayacaklar.
İlgili ayetler
101Bakara 8Bakara 20Âl-i İmran 167Âl-i İmran 168Nisâ 142Nisâ 146
Ayet 102–105
4 ayetTevbe 102
Tevbe 103
Tevbe 104
Tevbe 105
وَاٰخَرُونَ اعْتَرَفُوا بِذُنُوبِهِمْ خَلَطُوا عَمَلًا صَالِحًا وَاٰخَرَ سَيِّئًاۜ عَسَى اللّٰهُ اَنْ يَتُوبَ عَلَيْهِمْۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ١٠٢ خُذْ مِنْ اَمْوَالِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكّ۪يهِمْ بِهَا وَصَلِّ عَلَيْهِمْۜ اِنَّ صَلٰوتَكَ سَكَنٌ لَهُمْۜ وَاللّٰهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ ١٠٣ اَلَمْ يَعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ هُوَ يَقْبَلُ التَّوْبَةَ عَنْ عِبَادِه۪ وَيَاْخُذُ الصَّدَقَاتِ وَاَنَّ اللّٰهَ هُوَ التَّوَّابُ الرَّح۪يمُ ١٠٤ وَقُلِ اعْمَلُوا فَسَيَرَى اللّٰهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُ وَالْمُؤْمِنُونَۜ وَسَتُرَدُّونَ اِلٰى عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَۚ ١٠٥
Mushaf
Okunuş
102Veâḫarûne-ʿterafû biẕünûbihim ḫaleṭû ʿamelen ṣâliḥav veâḫara seyyiâ. ʿasa-llâhü ey yetûbe ʿaleyhim. inne-llâhe gafûrur raḥîm.
103Ḫuẕ min emvâlihim ṣadeḳaten tüṭahhiruhüm vetüzekkîhim bihâ veṣalli ʿaleyhim. inne ṣalâteke sekenül lehüm. vellâhü semîʿun ʿalîm.
104Elem yaʿlemû enne-llâhe hüve yaḳbelü-ttevbete ʿan ʿibâdihî veyeʾḫuẕu-ṣṣadeḳâti veenne-llâhe hüve-ttevvâbü-rraḥîm.
105Veḳuli-ʿmelû feseyere-llâhü ʿameleküm verasûlühû velmüʾminûn. vesetüraddûne ilâ ʿâlimi-lgaybi veşşehâdeti feyünebbiüküm bimâ küntüm taʿmelûn.
Türkçe Meal
102Ve günahlarını itiraf etmiş olan diğer bir grup var. Onlar iyi işleri kötü işlere karıştırmışlar. Umulur ki Allah onların tövbelerini kabul eder, zira Allah eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet sahibidir.
103Onların mallarından bir kısmını kendilerini arındırmak için sadaka olarak al ve onlar için dua ile destek ol! Zira senin dua ve desteğin onlar için bir iç huzurudur. Allah her şeyi işitendir, her şeyi bilendir.
104Onlar Allah’ın, evet O’nun, kullarının tövbesini kabul ettiğini, sadakalarını da alıp kabul ettiğini ve Allah’ın tövbeleri, her zaman kabul eden ve merhametli olduğunu bilmiyorlar mı?
105De ki:
– Bundan böyle ne yaparsanız yapın Allah yaptıklarınızı görüp değerlendirecek. Elçisi ve müminler de, sonra gizli ve aşikâr her şeyi bilenin huzuruna çıkarılacaksınız O da size yaptıklarınızı bir bir haber verecek.
İlgili ayetler
Ayet 106
1 ayetTevbe 106
وَاٰخَرُونَ مُرْجَوْنَ لِاَمْرِ اللّٰهِ اِمَّا يُعَذِّبُهُمْ وَاِمَّا يَتُوبُ عَلَيْهِمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ ١٠٦
Mushaf
Okunuş
106Veâḫarûne mürcevne liemri-llâhi immâ yüʿaẕẕibühüm veimmâ yetûbü ʿaleyhim. vellâhü ʿalîmün ḥakîm.
Türkçe Meal
106Bir de durumları Allah’ın takdirine kalmış diğer bir grup daha var ki, Allah onları isterse cezalandırır isterse tövbelerini kabul eder. Zira Allah her şeyi bilen ve her şeyi yerli yerince yapandır.
Ayet 107–108
2 ayetTevbe 107
Tevbe 108
وَالَّذ۪ينَ اتَّخَذُوا مَسْجِدًا ضِرَارًا وَكُفْرًا وَتَفْر۪يقًا بَيْنَ الْمُؤْمِن۪ينَ وَاِرْصَادًا لِمَنْ حَارَبَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ مِنْ قَبْلُۜ وَلَيَحْلِفُنَّ اِنْ اَرَدْنَٓا اِلَّا الْحُسْنٰىۜ وَاللّٰهُ يَشْهَدُ اِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ ١٠٧ لَا تَقُمْ ف۪يهِ اَبَدًاۜ لَمَسْجِدٌ اُسِّسَ عَلَى التَّقْوٰى مِنْ اَوَّلِ يَوْمٍ اَحَقُّ اَنْ تَقُومَ ف۪يهِۜ ف۪يهِ رِجَالٌ يُحِبُّونَ اَنْ يَتَطَهَّرُواۜ وَاللّٰهُ يُحِبُّ الْمُطَّهِّر۪ينَ ١٠٨
Mushaf
Okunuş
107Velleẕîne-tteḫaẕû mesciden ḍirârav veküfrav vetefrîḳam beyne-lmüʾminîne veirṣâdel limen ḥârabe-llâhe verasûlehû min ḳabl. veleyaḥlifünne in eradnâ ille-lḥusnâ. vellâhü yeşhedü innehüm lekâẕibûn.
108Lâ teḳum fîhi ebedâ. lemescidün üssise ʿale-ttaḳvâ min evveli yevmin eḥaḳḳu en teḳûme fîh. fîhi ricâlüy yüḥibbûne ey yeteṭahherû. vellâhü yüḥibbü-lmüṭṭahhirîn.
Türkçe Meal
107Bir de müminlere zarar vermek, kâfirliği yaymak, müminlerin arasına fitne ve fesat sokmak ve bir de Allah ve Elçisi’ne karşı daha önce savaşanlara yardım ve yataklık yapmak üzere bir mescit (adı altında bina) yapan kimseler var. Bunlar, "Biz yalnızca iyi bir amaç için yapmak istedik kötü bir niyetimiz yoktu" diye yemin ederler. Allah şahittir ki onlar kesinlikle yalancılardır.
108Orada asla onlarla birlikte olma! Ta baştan beri tevhit ve Allah’a saygı temeli üzerine bina edilmiş olan mescit, içinde bulunman daha uygun. Orada günahlardan arınmayı seven insanlar var, zira Allah arınanları sever.
İlgili ayetler
Ayet 109–110
2 ayetTevbe 109
Tevbe 110
اَفَمَنْ اَسَّسَ بُنْيَانَهُ عَلٰى تَقْوٰى مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَانٍ خَيْرٌ اَمْ مَنْ اَسَّسَ بُنْيَانَهُ عَلٰى شَفَا جُرُفٍ هَارٍ فَانْهَارَ بِه۪ ف۪ي نَارِ جَهَنَّمَۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِم۪ينَ ١٠٩ لَا يَزَالُ بُنْيَانُهُمُ الَّذ۪ي بَنَوْا ر۪يبَةً ف۪ي قُلُوبِهِمْ اِلَّٓا اَنْ تَقَطَّعَ قُلُوبُهُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ۟ ١١٠
Mushaf
Okunuş
109Efemen essese bünyânehû ʿalâ taḳvâ mine-llâhi veriḍvânin ḫayrun em men essese bünyânehû ʿalâ şefâ cürufin hârin fenhâra bihî fî nâri cehennem. vellâhü lâ yehdi-lḳavme-żżâlimîn.
110Lâ yezâlü bünyânühümü-lleẕî benev rîbeten fî ḳulûbihim illâ en teḳaṭṭaʿa ḳulûbühüm. vellâhü ʿalîmün ḥakîm.
Türkçe Meal
109Binasını Allah’a saygı ve O’nun rızasını kazanmak üzerine inşa eden kimse mi daha hayırlıdır, yoksa binasını kaymak üzere olan bir uçurum kenarına yapıp da onunla beraber cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi? Allah böyle müminlerin aleyhine çalışan zalimleri emellerine ulaştırmaz.
110Onların kalplerindeki kuşku üzerine inşa ettikleri bu bina, kalpleri dert ve sıkıntıdan paramparça olana kadar ancak dayanacaktır. Allah her şeyi bilen ve yerli yerince yapandır.
Ayet 111–112
2 ayetTevbe 111
Tevbe 112
اِنَّ اللّٰهَ اشْتَرٰى مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ اَنْفُسَهُمْ وَاَمْوَالَهُمْ بِاَنَّ لَهُمُ الْجَنَّةَۜ يُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ فَيَقْتُلُونَ وَيُقْتَلُونَ وَعْدًا عَلَيْهِ حَقًّا فِي التَّوْرٰيةِ وَالْاِنْج۪يلِ وَالْقُرْاٰنِۜ وَمَنْ اَوْفٰى بِعَهْدِه۪ مِنَ اللّٰهِ فَاسْتَبْشِرُوا بِبَيْعِكُمُ الَّذ۪ي بَايَعْتُمْ بِه۪ۜ وَذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ ١١١ اَلتَّٓائِبُونَ الْعَابِدُونَ الْحَامِدُونَ السَّٓائِحُونَ الرَّاكِعُونَ السَّاجِدُونَ الْاٰمِرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَالنَّاهُونَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَالْحَافِظُونَ لِحُدُودِ اللّٰهِۜ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِن۪ينَ ١١٢
Mushaf
Okunuş
111İnne-llâhe-şterâ mine-lmüʾminîne enfüsehüm veemvâlehüm bienne lehümü-lcenneh. yüḳâtilûne fî sebîli-llâhi feyaḳtülûne veyuḳtelûne vaʿden ʿaleyhi ḥaḳḳan fi-ttevrâti velʾincîli velḳurʾân. vemen evfâ biʿahdihî mine-llâhi festebşirû bibeyʿikümü-lleẕî bâyaʿtüm bih. veẕâlike hüve-lfevzü-lʿażîm.
112Ettâibûne-lʿâbidûne-lḥâmidûne-ssâiḥûne-rrâkiʿûne-ssâcidûne-lʾâmirûne bilmaʿrûfi vennâhûne ʿani-lmünkeri velḥâfiżûne liḥudûdi-llâh. vebeşşiri-lmüʾminîn.
Türkçe Meal
111Allah, kendi yolunda savaşan öldüren ve öldürülen müminlerden canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın almıştır. İşte bu, hem Tevrat’ta, hem İncil’de ve hem de Kuran’da Allah’ın gerçekleştirmeyi üstlendiği bir vaadidir. Verdiği ahdi gerçekleştirmede Allah’tan daha sağlam sözlü kim vardır? Öyleyse Allah ile yaptığınız bu alış verişten dolayı sevinin. İşte budur muhteşem zafer.
112Onlar ki Allah’a tövbe edenler, yalnızca ona kulluk edenler, onu övüp yüceltenler, seyahat edenler, rüku/boyun eğenler, secde edenler, iyilikleri teşvik edenler kötülüğü engelleyenler, Allah’ın koyduğu sınırları muhafaza edenlerdir. İşte bu müminleri müjdele!
İlgili ayetler
111Âl-i İmran 156Âl-i İmran 157Âl-i İmran 162Âl-i İmran 174Âl-i İmran 195Nisâ 74Tevbe 88Rum 6
Ayet 113
1 ayetTevbe 113
مَا كَانَ لِلنَّبِيِّ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَنْ يَسْتَغْفِرُوا لِلْمُشْرِك۪ينَ وَلَوْ كَانُٓوا اُو۬ل۪ي قُرْبٰى مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمْ اَنَّهُمْ اَصْحَابُ الْجَح۪يمِ ١١٣
Mushaf
Okunuş
113Mâ kâne linnebiyyi velleẕîne âmenû ey yestagfirû lilmüşrikîne velev kânû ülî ḳurbâ mim baʿdi mâ tebeyyene lehüm ennehüm aṣḥâbü-lceḥîm.
Türkçe Meal
113Ne nebiye ve ne de inananlara, cehennemlik oldukları anlaşıldıktan sonra, yakın akrabaları bile olsalar ortak koşan müşrikler için bağışlanma dilemek yakışmaz.
İlgili ayetler
Ayet 114
1 ayetTevbe 114
وَمَا كَانَ اسْتِغْفَارُ اِبْرٰه۪يمَ لِاَب۪يهِ اِلَّا عَنْ مَوْعِدَةٍ وَعَدَهَٓا اِيَّاهُۚ فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُٓ اَنَّهُ عَدُوٌّ لِلّٰهِ تَبَرَّاَ مِنْهُۜ اِنَّ اِبْرٰه۪يمَ لَاَوَّاهٌ حَل۪يمٌ ١١٤
Mushaf
Okunuş
114Vemâ kâne-stigfâru ibrâhîme liebîhi illâ ʿam mevʿidetiv veʿadehâ iyyâh. felemmâ tebeyyene lehû ennehû ʿadüvvül lillâhi teberrae minh. inne ibrâhîme leevvâhün ḥalîm.
Türkçe Meal
114İbrahim’in babası için bağışlanma dilemesi, sadece daha önce ona verdiği vaatten dolayı idi. Ancak babasının Allah’ın düşmanı olduğunu kesin olarak anlayınca ondan uzaklaştı. İbrahim gerçekten çok ince ruhlu ve yufka yürekli idi.
İlgili ayetler
114Meryem 47
Ayet 115
1 ayetTevbe 115
وَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيُضِلَّ قَوْمًا بَعْدَ اِذْ هَدٰيهُمْ حَتّٰى يُبَيِّنَ لَهُمْ مَا يَتَّقُونَۜ اِنَّ اللّٰهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ ١١٥
Mushaf
Okunuş
115Vemâ kâne-llâhü liyüḍille ḳavmem baʿde iẕ hedâhüm ḥattâ yübeyyine lehüm mâ yetteḳûn. inne-llâhe bikülli şeyʾin ʿalîm.
Türkçe Meal
115Hem Allah, bir topluma doğru yolunu gösterdikten sonra, sakınılması gereken şeyleri açıklamadan, onları dalalette saymaz Allah, her şeyi bilendir.
Ayet 116
1 ayetTevbe 116
اِنَّ اللّٰهَ لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ يُحْي۪ وَيُم۪يتُۜ وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَص۪يرٍ ١١٦
Mushaf
Okunuş
116İnne-llâhe lehû mülkü-ssemâvâti velʾarḍ. yuḥyî veyümît. vemâ leküm min dûni-llâhi miv veliyyiv velâ neṣîr.
Türkçe Meal
116Göklerin ve yerin hükümranlığı elbette Allah’ındır. Yaşatan da O’dur, öldüren de. Sizin Allah’tan başka her hangi bir veli ve yardımcınız yoktur.
İlgili ayetler
Ayet 117–118
2 ayetTevbe 117
Tevbe 118
لَقَدْ تَابَ اللّٰهُ عَلَى النَّبِيِّ وَالْمُهَاجِر۪ينَ وَالْاَنْصَارِ الَّذ۪ينَ اتَّبَعُوهُ ف۪ي سَاعَةِ الْعُسْرَةِ مِنْ بَعْدِ مَا كَادَ يَز۪يغُ قُلُوبُ فَر۪يقٍ مِنْهُمْ ثُمَّ تَابَ عَلَيْهِمْۜ اِنَّهُ بِهِمْ رَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌۙ ١١٧ وَعَلَى الثَّلٰثَةِ الَّذ۪ينَ خُلِّفُواۜ حَتّٰٓى اِذَا ضَاقَتْ عَلَيْهِمُ الْاَرْضُ بِمَا رَحُبَتْ وَضَاقَتْ عَلَيْهِمْ اَنْفُسُهُمْ وَظَنُّٓوا اَنْ لَا مَلْجَاَ مِنَ اللّٰهِ اِلَّٓا اِلَيْهِۜ ثُمَّ تَابَ عَلَيْهِمْ لِيَتُوبُواۜ اِنَّ اللّٰهَ هُوَ التَّوَّابُ الرَّح۪يمُ۟ ١١٨
Mushaf
Okunuş
117Leḳat tâbe-llâhü ʿale-nnebiyyi velmühâcirîne velʾenṣâri-lleẕîne-ttebeʿûhü fî sâʿati-lʿusrati mim baʿdi mâ kâde yezîgu ḳulûbü ferîḳim minhüm ŝümme tâbe ʿaleyhim. innehû bihim raûfür raḥîm.
118Veʿale-ŝŝelâŝeti-lleẕîne ḫullifû. ḥattâ iẕâ ḍâḳat ʿaleyhimü-lʾarḍu bimâ raḥubet veḍâḳat ʿaleyhim enfüsühüm veżannû el lâ melcee mine-llâhi illâ ileyh. ŝümme tâbe ʿaleyhim liyetûbû. inne-llâhe hüve-ttevvâbü-rraḥîm.
Türkçe Meal
117Allah, Nebi’nin, tövbesini kabul ettiği gibi o seferin en zor saatlerinde içlerinden bir grubun kalplerinin kaymaya meylettiği bir anda Nebi’ye bağlılık gösteren muhacirin ve ensarın tövbelerini de kabul etti. Sonra onlara rahmet ve mağfireti ile yöneldi. Zira Allah onlara karşı çok şefkatli ve merhametlidir.
118Ve bir de savaşa katılmayıp geride kalan üç kişinin de vicdanları onları öylesine sıkmıştı ki yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmişti ve Allah’a karşı yine Allah’tan başka bir sığınak olmadığını anladılar, sonra Allah’a tövbe ile yönelmelerinden dolayı Allah da tövbelerini kabul etti. Şüphesiz ki Allah, evet O’dur tövbeleri kabul eden ve merhamet eden.
İlgili ayetler
Ayet 119
1 ayetTevbe 119
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَكُونُوا مَعَ الصَّادِق۪ينَ ١١٩
Mushaf
Okunuş
119Yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-tteḳu-llâhe vekûnû meʿa-ṣṣâdiḳîn.
Türkçe Meal
119Ey İman edenler! Allah’ın emirlerine karşı gelmekten sakının ve özü sözü doğrularla beraber olun!
İlgili ayetler
Ayet 120–121
2 ayetTevbe 120
Tevbe 121
مَا كَانَ لِاَهْلِ الْمَد۪ينَةِ وَمَنْ حَوْلَهُمْ مِنَ الْاَعْرَابِ اَنْ يَتَخَلَّفُوا عَنْ رَسُولِ اللّٰهِ وَلَا يَرْغَبُوا بِاَنْفُسِهِمْ عَنْ نَفْسِه۪ۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ لَا يُص۪يبُهُمْ ظَمَاٌ وَلَا نَصَبٌ وَلَا مَخْمَصَةٌ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَلَا يَطَؤُ۫نَ مَوْطِئًا يَغ۪يظُ الْكُفَّارَ وَلَا يَنَالُونَ مِنْ عَدُوٍّ نَيْلًا اِلَّا كُتِبَ لَهُمْ بِه۪ عَمَلٌ صَالِحٌۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُض۪يعُ اَجْرَ الْمُحْسِن۪ينَۙ ١٢٠ وَلَا يُنْفِقُونَ نَفَقَةً صَغ۪يرَةً وَلَا كَب۪يرَةً وَلَا يَقْطَعُونَ وَادِيًا اِلَّا كُتِبَ لَهُمْ لِيَجْزِيَهُمُ اللّٰهُ اَحْسَنَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ ١٢١
Mushaf
Okunuş
120Mâ kâne liehli-lmedîneti vemen ḥavlehüm mine-lʾaʿrâbi ey yeteḫallefû ʿar rasûli-llâhi velâ yergabû bienfüsihim ʿan nefsih. ẕâlike biennehüm lâ yüṣîbühüm żameüv velâ neṣabüv velâ maḫmeṣatün fî sebîli-llâhi velâ yeṭaûne mevṭiey yegîżu-lküffâra velâ yenâlûne min ʿadüvvin neylen illâ kütibe lehüm bihî ʿamelün ṣâliḥ. inne-llâhe lâ yüḍîʿu ecra-lmuḥsinîn.
121Velâ yünfiḳûne nefeḳaten ṣagîratev velâ kebîratev velâ yaḳṭaʿûne vâdiyen illâ kütibe lehüm liyecziyehümü-llâhü aḥsene mâ kânû yaʿmelûn.
Türkçe Meal
120Ne Medine halkına ve ne de çevrelerinde bulunan çöl Araplarına Allah’ın elçisinden geride kalmak dolayısıyla kendi canlarını onun canından daha fazla önemsemek yakışmaz. Çünkü onların Allah yolunda çektikleri susuzluk, yorgunluk, şiddetli açlık ve kâfirleri öfkelendiren her hamle ve düşmana karşı kazanılmış her zafer kendileri için ameli Salih olarak yazılacaktır. Zira Allah iyilik edenlerin ödülünü zayi etmez.
121Yine onların Allah yolunda yaptıkları küçük büyük harcamalar, vadileri ve tepeleri aşmak için çektikleri eziyetler, Allah’ın onları yaptıklarının en güzeli ile ödüllendirmesi için yazılmıştır.
İlgili ayetler
120Âl-i İmran 157Âl-i İmran 193Âl-i İmran 195A’raf 156Enbiyâ 94
Ayet 122
1 ayetTevbe 122
وَمَا كَانَ الْمُؤْمِنُونَ لِيَنْفِرُوا كَٓافَّةًۜ فَلَوْلَا نَفَرَ مِنْ كُلِّ فِرْقَةٍ مِنْهُمْ طَٓائِفَةٌ لِيَتَفَقَّهُوا فِي الدّ۪ينِ وَلِيُنْذِرُوا قَوْمَهُمْ اِذَا رَجَعُٓوا اِلَيْهِمْ لَعَلَّهُمْ يَحْذَرُونَ۟ ١٢٢
Mushaf
Okunuş
122Vemâ kâne-lmüʾminûne liyenfirû kâffeh. felevlâ nefera min külli firḳatim minhüm ṭâifetül liyetefeḳḳahû fi-ddîni veliyünẕirû ḳavmehüm iẕâ raceʿû ileyhim leʿallehüm yaḥẕerûn.
Türkçe Meal
122Müminlerin topyekûn hep birlikte savaşa çıkmaları gerekmez, her kabileden bir grup, kendilerine döndüklerinde toplumlarını uyarmak ve eğitmek üzere dinde derin kavrayış sahibi olmak için savaşa katılmamaları daha doğrudur. Umulur ki sınırları çiğnemekten çekinirler.
İlgili ayetler
Ayet 123
1 ayetTevbe 123
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا قَاتِلُوا الَّذ۪ينَ يَلُونَكُمْ مِنَ الْكُفَّارِ وَلْيَجِدُوا ف۪يكُمْ غِلْظَةًۜ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ مَعَ الْمُتَّق۪ينَ ١٢٣
Mushaf
Okunuş
123Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû ḳâtilü-lleẕîne yelûneküm mine-lküffâri velyecidû fîküm gilżah. vaʿlemû enne-llâhe meʿa-lmütteḳîn.
Türkçe Meal
123–Ey İman edenler! Yakınınızda olan (ve sizin için açık tehdit oluşturan) kâfirlerle savaşın ki sizin ne kadar sert ve dirençli olduğunuzu anlasınlar. İyi bilin ki Allah, sorumluluğunu yerine getirenlerle beraberdir.
İlgili ayetler
123Âl-i İmran 160Âl-i İmran 161Tevbe 73Ankebut 69Fetih 29Tahrim 9
Ayet 124–126
3 ayetTevbe 124
Tevbe 125
Tevbe 126
وَاِذَا مَٓا اُنْزِلَتْ سُورَةٌ فَمِنْهُمْ مَنْ يَقُولُ اَيُّكُمْ زَادَتْهُ هٰذِه۪ٓ ا۪يمَانًاۚ فَاَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا فَزَادَتْهُمْ ا۪يمَانًا وَهُمْ يَسْتَبْشِرُونَ ١٢٤ وَاَمَّا الَّذ۪ينَ فِي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ فَزَادَتْهُمْ رِجْسًا اِلٰى رِجْسِهِمْ وَمَاتُوا وَهُمْ كَافِرُونَ ١٢٥ اَوَلَا يَرَوْنَ اَنَّهُمْ يُفْتَنُونَ ف۪ي كُلِّ عَامٍ مَرَّةً اَوْ مَرَّتَيْنِ ثُمَّ لَا يَتُوبُونَ وَلَا هُمْ يَذَّكَّرُونَ ١٢٦
Mushaf
Okunuş
124Veiẕâ mâ ünzilet sûratün feminhüm mey yeḳûlü eyyüküm zâdethü hâẕihî îmânâ. feemme-lleẕîne âmenû fezâdethüm îmânev vehüm yestebşirûn.
125Veemme-lleẕîne fi ḳulûbihim meraḍun fezâdethüm ricsen ilâ ricsihim vemâtû vehüm kâfirûn.
126Evelâ yeravne ennehüm yüftenûne fî külli ʿâmim merraten ev merrateyni ŝümme lâ yetûbûne velâ hüm yeẕẕekkerûn.
Türkçe Meal
124Ne zaman bir sure indirilse hemen onlardan birileri, "Bu hanginizin imanını artırdı?" derler. Evet, iman edenlerin imanını artırır ve onlar bunu birbirlerine müjdelerler.
125Kalplerinde hastalık bulunanların ise pislikleri artmıştır. Ve onlar, kâfir olarak ölüp gitmişlerdir.
126Onlar, her yıl bir veya birkaç kez sıkıntılarla imtihan edildiklerini görmüyorlar mı? Sonra ne tövbe edip dönebiliyorlar ne de ibret alıyorlar.
Ayet 127
1 ayetTevbe 127
وَاِذَا مَٓا اُنْزِلَتْ سُورَةٌ نَظَرَ بَعْضُهُمْ اِلٰى بَعْضٍۜ هَلْ يَرٰيكُمْ مِنْ اَحَدٍ ثُمَّ انْصَرَفُواۜ صَرَفَ اللّٰهُ قُلُوبَهُمْ بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَفْقَهُونَ ١٢٧
Mushaf
Okunuş
127Veiẕâ mâ ünzilet sûratün neżara baʿḍuhüm ilâ baʿḍ. hel yerâküm min eḥadin ŝümme-nṣarafû. ṣarafe-llâhü ḳulûbehüm biennehüm ḳavmül lâ yefḳahûn.
Türkçe Meal
127Ne zaman bir sure indirilse, birbirlerine bakarak "Sizi bir gören oluyor mu?" deyip sıvışıp gidiyorlar. Onlar hakkı anlamaya yanaşmayan bir topluluk oldukları için Allah’ın emirlerine kalplerini kapatmışlardır.
Ayet 128
1 ayetTevbe 128
لَقَدْ جَٓاءَكُمْ رَسُولٌ مِنْ اَنْفُسِكُمْ عَز۪يزٌۘ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَر۪يصٌ عَلَيْكُمْ بِالْمُؤْمِن۪ينَ رَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ ١٢٨
Mushaf
Okunuş
128Leḳad câeküm rasûlüm min enfüsiküm ʿazîz. ʿaleyhi mâ ʿanittüm ḥarîṣun ʿaleyküm bilmüʾminîne raûfür raḥîm.
Türkçe Meal
128Andolsun ki, size içinizden çok şerefli bir elçi gelmiştir. Sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir, size karşı çok düşkündür, hele müminlere karşı şefkat ve merhamet doludur.
İlgili ayetler
Ayet 129
1 ayetTevbe 129
فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِيَ اللّٰهُۘ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ ١٢٩
Mushaf
Okunuş
129Fein tevellev feḳul ḥasbiye-llâh. lâ ilâhe illâ hû. ʿaleyhi tevekkeltü vehüve rabbü-lʿarşi-lʿażîm.
Türkçe Meal
129Buna rağmen yüz çevirecek olurlarsa de ki:
– Allah bana yeter. Zira O’ndan başka ilah yoktur, ben O’na dayandım ve güvendim, çünkü O yüce arşın Rabbi/mutlak hükümranlık makamının sahibidir.
Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır.
Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.
Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Mâide, sonra Nasr indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla