Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıylaAyet 1–3
3 ayetAhzab 1
Ahzab 2
Ahzab 3
يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ اتَّقِ اللّٰهَ وَلَا تُطِعِ الْكَافِر۪ينَ وَالْمُنَافِق۪ينَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَل۪يمًا حَك۪يمًاۙ ١ وَاتَّبِعْ مَا يُوحٰٓى اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرًاۙ ٢ وَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَك۪يلًا ٣
Mushaf
Okunuş
1Yâ eyyühe-nnebiyyü-tteḳi-llâhe velâ tüṭiʿi-lkâfirîne velmünâfiḳîn. inne-llâhe kâne ʿalîmen ḥakîmâ.
2Vettebiʿ mâ yûḥâ ileyke mir rabbik. inne-llâhe kâne bimâ taʿmelûne ḫabîrâ.
3Vetevekkel ʿale-llâh. vekefâ billâhi vekîlâ.
Türkçe Meal
1– Ey Nebi Allah’a karşı gelmekten sakın, gerçekleri örtbas eden kâfirlerin ve inanmadığı halde inanmış gibi görünen ikiyüzlü münafıkların isteklerine uyma! Hiç kuşku yok ki Allah, her şeyi bilendir ve her hükmü doğru olandır.
2Sadece Rabbinden sana vahyedilen Kuran’a uy! Çünkü Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.
3Ve yalnızca Allah’a dayanıp güven. Zira vekil olarak Allah yeter.
Ayet 4
1 ayetAhzab 4
مَا جَعَلَ اللّٰهُ لِرَجُلٍ مِنْ قَلْبَيْنِ ف۪ي جَوْفِه۪ۚ وَمَا جَعَلَ اَزْوَاجَكُمُ الّٰٓـ۪ٔي تُظَاهِرُونَ مِنْهُنَّ اُمَّهَاتِكُمْۚ وَمَا جَعَلَ اَدْعِيَٓاءَكُمْ اَبْنَٓاءَكُمْۜ ذٰلِكُمْ قَوْلُكُمْ بِاَفْوَاهِكُمْۜ وَاللّٰهُ يَقُولُ الْحَقَّ وَهُوَ يَهْدِي السَّب۪يلَ ٤
Mushaf
Okunuş
4Mâ ceʿale-llâhü liracülim min ḳalbeyni fî cevfih. vemâ ceʿale ezvâcekümü-llâî tüżâhirûne minhünne ümmehâtiküm. vemâ ceʿale edʿiyâeküm ebnâeküm. ẕâliküm ḳavlüküm biefvâhiküm. vellâhü yeḳûlü-lḥaḳḳa vehüve yehdi-ssebîl.
Türkçe Meal
4Allah, hiç kimse için bir sinede iki kalp iki ayrı kişilik meydana getirmediği gibi, bedenlerini annelerinizin bedenlerine benzeterek boşadığınız hanımlarınızı da asla sizin anneleriniz yapmamıştır ve evlatlıklarınızı da sizin gerçek evlatlarınız yapmamıştır. Bunlar sizin ağızlarınızda söylediğiniz boş sözlerden ibarettir. Allah ise gerçeği söyler ve neyin doğru neyin yanlış olduğunu gösterir.
İlgili ayetler
Ayet 5
1 ayetAhzab 5
اُدْعُوهُمْ لِاٰبَٓائِهِمْ هُوَ اَقْسَطُ عِنْدَ اللّٰهِۚ فَاِنْ لَمْ تَعْلَمُٓوا اٰبَٓاءَهُمْ فَاِخْوَانُكُمْ فِي الدّ۪ينِ وَمَوَال۪يكُمْۜ وَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ ف۪يمَٓا اَخْطَاْتُمْ بِه۪ۙ وَلٰكِنْ مَا تَعَمَّدَتْ قُلُوبُكُمْۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا ٥
Mushaf
Okunuş
5Üdʿûhüm liâbâihim hüve aḳseṭu ʿinde-llâh. feil lem taʿlemû âbâehüm feiḫvânüküm fi-ddîni vemevâlîküm. veleyse ʿaleyküm cünâḥun fîmâ aḫṭaʾtüm bihî velâkim mâ teʿammedet ḳulûbüküm. vekâne-llâhü gafûrar raḥîmâ.
Türkçe Meal
5Öyleyse evlatlıkları, kendi öz babalarının adıyla çağırın, zira Allah nezdinde en doğru olan budur. Eğer onların babalarını bilmiyorsanız, artık onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Şayet bu konuda yanılırsanız size bir günah yoktur. Fakat bilinçli ve kasıtlı yaptığınız şeylerden sorumlusunuz. Zaten Allah, eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz bir rahmet kaynağıdır.
İlgili ayetler
Ayet 6
1 ayetAhzab 6
اَلنَّبِيُّ اَوْلٰى بِالْمُؤْمِن۪ينَ مِنْ اَنْفُسِهِمْ وَاَزْوَاجُهُٓ اُمَّهَاتُهُمْۜ وَاُو۬لُوا الْاَرْحَامِ بَعْضُهُمْ اَوْلٰى بِبَعْضٍ ف۪ي كِتَابِ اللّٰهِ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُهَاجِر۪ينَ اِلَّٓا اَنْ تَفْعَلُٓوا اِلٰٓى اَوْلِيَٓائِكُمْ مَعْرُوفًاۜ كَانَ ذٰلِكَ فِي الْكِتَابِ مَسْطُورًا ٦
Mushaf
Okunuş
6Ennebiyyü evlâ bilmüʾminîne min enfüsihim veezvâcühû ümmehâtühüm. veülü-lʾerḥâmi baʿḍuhüm evlâ bibaʿḍin fî kitâbi-llâhi mine-lmüʾminîne velmühâcirîne illâ en tefʿalû ilâ evliyâiküm maʿrûfâ. kâne ẕâlike fi-lkitâbi mesṭûrâ.
Türkçe Meal
6Nebi, müminlere kendi öz canlarından daha yakın ve daha değerlidir. Bu yüzden nebinin eşleri de anneleri hükmündedir. Allah’ın yasasında akraba olan müminler birbirlerine mirasçı olma hususunda hicret edenlerden daha önceliklidir. Bununla birlikte dostlarınıza iyilik yapmaya devam etmelisiniz zaten bu İlahi yasada kayıtlıdır.
Ayet 7–8
2 ayetAhzab 7
Ahzab 8
وَاِذْ اَخَذْنَا مِنَ النَّبِيّ۪نَ م۪يثَاقَهُمْ وَمِنْكَ وَمِنْ نُوحٍ وَاِبْرٰه۪يمَ وَمُوسٰى وَع۪يسَى ابْنِ مَرْيَمَۖ وَاَخَذْنَا مِنْهُمْ م۪يثَاقًا غَل۪يظًاۙ ٧ لِيَسْـَٔلَ الصَّادِق۪ينَ عَنْ صِدْقِهِمْۚ وَاَعَدَّ لِلْكَافِر۪ينَ عَذَابًا اَل۪يمًا۟ ٨
Mushaf
Okunuş
7Veiẕ eḫaẕnâ mine-nnebiyyîne mîŝâḳahüm veminke vemin nûḥiv veibrâhime vemûsâ veʿîse-bni meryem. veeḫaẕnâ minhüm mîŝâḳan galîżâ.
8Liyesʾele-ṣṣâdiḳîne ʿan ṣidḳihim. veeʿadde lilkâfirîne ʿaẕâben elîmâ.
Türkçe Meal
7Hatırla ki biz bütün nebilerden mesajları eksiksiz ileteceklerine dair misak/kesin söz almıştık; tıpkı senden aldığımız gibi. Nuh’tan, İbrahim’den, Musa’dan ve Meryem oğlu İsa’dan; evet biz hepsinden bu hususta sağlam bir misak/kesin söz almıştık.
8Bu yüzden Allah hepsine bu görevlerini sadakatle yerine getirip getirmediklerini soracak, gerçekleri örtbas eden kâfirler için ise acıklı bir azap hazırlayacaktır.
İlgili ayetler
Ayet 9–15
7 ayetAhzab 9
Ahzab 10
Ahzab 11
Ahzab 12
Ahzab 13
Ahzab 14
Ahzab 15
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اذْكُرُوا نِعْمَةَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ اِذْ جَٓاءَتْكُمْ جُنُودٌ فَاَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ ر۪يحًا وَجُنُودًا لَمْ تَرَوْهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرًاۚ ٩ اِذْ جَٓاؤُ۫كُمْ مِنْ فَوْقِكُمْ وَمِنْ اَسْفَلَ مِنْكُمْ وَاِذْ زَاغَتِ الْاَبْصَارُ وَبَلَغَتِ الْقُلُوبُ الْحَنَاجِرَ وَتَظُنُّونَ بِاللّٰهِ الظُّنُونَا ١٠ هُنَالِكَ ابْتُلِيَ الْمُؤْمِنُونَ وَزُلْزِلُوا زِلْزَالًا شَد۪يدًا ١١ وَاِذْ يَقُولُ الْمُنَافِقُونَ وَالَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ مَا وَعَدَنَا اللّٰهُ وَرَسُولُهُٓ اِلَّا غُرُورًا ١٢ وَاِذْ قَالَتْ طَٓائِفَةٌ مِنْهُمْ يَٓا اَهْلَ يَثْرِبَ لَا مُقَامَ لَكُمْ فَارْجِعُواۚ وَيَسْتَاْذِنُ فَر۪يقٌ مِنْهُمُ النَّبِيَّ يَقُولُونَ اِنَّ بُيُوتَنَا عَوْرَةٌ وَمَا هِيَ بِعَوْرَةٍۜ اِنْ يُر۪يدُونَ اِلَّا فِرَارًا ١٣ وَلَوْ دُخِلَتْ عَلَيْهِمْ مِنْ اَقْطَارِهَا ثُمَّ سُئِلُوا الْفِتْنَةَ لَاٰتَوْهَا وَمَا تَلَبَّثُوا بِهَٓا اِلَّا يَس۪يرًا ١٤ وَلَقَدْ كَانُوا عَاهَدُوا اللّٰهَ مِنْ قَبْلُ لَا يُوَلُّونَ الْاَدْبَارَۜ وَكَانَ عَهْدُ اللّٰهِ مَسْؤُ۫لًا ١٥
Mushaf
Okunuş
9Yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-ẕkürû niʿmete-llâhi ʿaleyküm iẕ câetküm cünûdün feerselnâ ʿaleyhim rîḥav vecünûdel lem teravhâ. vekâne-llâhü bimâ taʿmelûne beṣîrâ.
10İẕ câûküm min fevḳiküm vemin esfele minküm veiẕ zâgati-lʾebṣâru vebelegati-lḳulûbü-lḥanâcira veteżunnûne billâhi-żżunûnâ.
11Hünâlike-btüliye-lmüʾminûne vezülzilû zilzâlen şedîdâ.
12Veiẕ yeḳûlü-lmünâfiḳûne velleẕîne fî ḳulûbihim meraḍum mâ veʿadene-llâhü verasûlühû illâ gurûrâ.
13Veiẕ ḳâleṭ ṭâifetüm minhüm yâ ehle yeŝribe lâ müḳâme leküm ferciʿû. veyesteʾẕinü ferîḳum minhümü-nnebiyye yeḳûlûne inne büyûtenâ ʿavratüv vemâ hiye biʿavrah. iy yürîdûne illâ firârâ.
14Velev düḫilet ʿaleyhim min aḳṭârihâ ŝümme süilü-lfitnete leetevhâ vemâ telebbeŝû bihâ illâ yesîrâ.
15Veleḳad kânû ʿâhedü-llâhe min ḳablü lâ yüvellûne-lʾedbâr. vekâne ʿahdü-llâhi mesʾûlâ.
Türkçe Meal
9– Ey İman edenler! Allah’ın üzerinizdeki şu nimetini bir düşünün. Hani sayısı belirsiz düşman orduları size saldırmıştı da biz de onların üzerine çok şiddetli bir fırtına estirmiş ve görmediğiniz ordular göndermiştik. Zira Allah o gün sizin ne kadar zor bir durumda olduğunuzu görmekteydi.
10Nitekim onlar bulunduğunuz yerin hem üstünden hem altından sizi kuşatmışlardı, İşte o an korkudan gözler yuvalarından fırlamış yürekler ağızlara gelmişti ve Allah’ın vaadiyle ilgili çelişkili düşüncelere kapılmıştınız.
11İşte orada müminler ağır bir sınavdan geçirilmiş ve şiddetli bir şekilde sarsılmışlardı.
12O anda inanmadığı halde inanmış gibi görünen ikiyüzlü münafıklar ve kalplerinde iman zafiyeti bulunanlar: “Allah’ın ve Elçi’sinin bize vaat ettiği zafer bir yalan ve aldatmacadan ibaretmiş” diyorlardı.
13Onlardan bir grup da:
– Ey Medine halkı, bu cephede sizin tutunma imkânınız kalmadı varın gidin evinize, diyor, bir başka grup da evleri düşmana karşı korumasız olmadığı halde evlerimiz korumasız diyerek Nebi’den izin istiyordu. Oysa onların hepsi sadece savaştan kaçmak istiyorlardı.
14Ne var ki eğer düşmanlar yurtlarını dört bir yandan kuşatmış ve onları Müslümanlara karşı kışkırtmış olsaydı onların bu isteklerini hemen yerine getirirler ve hiç geciktirmezlerdi.
15Oysa daha önce savaştan asla kaçmayacaklarına dair Allah’a ahit/söz vermişlerdi. Allah’a verdikleri bu ahitten dönmelerinin hesabı mutlaka sorulacaktır.
Ayet 16–17
2 ayetAhzab 16
Ahzab 17
قُلْ لَنْ يَنْفَعَكُمُ الْفِرَارُ اِنْ فَرَرْتُمْ مِنَ الْمَوْتِ اَوِ الْقَتْلِ وَاِذًا لَا تُمَتَّعُونَ اِلَّا قَل۪يلًا ١٦ قُلْ مَنْ ذَا الَّذ۪ي يَعْصِمُكُمْ مِنَ اللّٰهِ اِنْ اَرَادَ بِكُمْ سُٓوءًا اَوْ اَرَادَ بِكُمْ رَحْمَةًۜ وَلَا يَجِدُونَ لَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلِيًّا وَلَا نَص۪يرًا ١٧
Mushaf
Okunuş
16Ḳul ley yenfeʿakümü-lfirâru in ferartüm mine-lmevti evi-lḳatli veiẕel lâ tümetteʿûne illâ ḳalîlâ.
17Ḳul men ẕe-lleẕî yaʿṣimüküm mine-llâhi in erâde biküm sûen ev erâde biküm raḥmeh. velâ yecidûne lehüm min dûni-llâhi veliyyev velâ neṣîrâ.
Türkçe Meal
16Onlara de ki:
– Eğer ölmekten veya öldürülmekten kaçıyorsanız bunun size hiçbir faydası yoktur. Diyelim ki kaçtınız zaten bu dünya da sürdüğünüz sefa üç beş günlüktür.
17De ki:
– Eğer Allah sizin başınıza bir felaket getirmek isterse O’na karşı sizi kim koruyabilir? Ya da size bir rahmet takdir etse buna kim engel olabilir. Gerçek şu ki onlar Allah’tan başka ne bir veli ne de bir yardımcı bulabilirler.
Ayet 18–19
2 ayetAhzab 18
Ahzab 19
قَدْ يَعْلَمُ اللّٰهُ الْمُعَوِّق۪ينَ مِنْكُمْ وَالْقَٓائِل۪ينَ لِاِخْوَانِهِمْ هَلُمَّ اِلَيْنَاۚ وَلَا يَاْتُونَ الْبَاْسَ اِلَّا قَل۪يلًاۙ ١٨ اَشِحَّةً عَلَيْكُمْۚ فَاِذَا جَٓاءَ الْخَوْفُ رَاَيْتَهُمْ يَنْظُرُونَ اِلَيْكَ تَدُورُ اَعْيُنُهُمْ كَالَّذ۪ي يُغْشٰى عَلَيْهِ مِنَ الْمَوْتِۚ فَاِذَا ذَهَبَ الْخَوْفُ سَلَقُوكُمْ بِاَلْسِنَةٍ حِدَادٍ اَشِحَّةً عَلَى الْخَيْرِۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَمْ يُؤْمِنُوا فَاَحْبَطَ اللّٰهُ اَعْمَالَهُمْۜ وَكَانَ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرًا ١٩
Mushaf
Okunuş
18Ḳad yaʿlemü-llâhü-lmüʿavviḳîne minküm velḳâilîne liiḫvânihim helümme ileynâ. velâ yeʾtûne-lbeʾse illâ ḳalîlâ.
19Eşiḥḥaten ʿaleyküm. feiẕâ câe-lḫavfü raeytehüm yenżurûne ileyke tedûru aʿyünühüm kelleẕî yugşâ ʿaleyhi mine-lmevt. feiẕâ ẕehebe-lḫavfü seleḳûküm bielsinetin ḥidâdin eşiḥḥaten ʿale-lḫayr. ülâike lem yüʾminû feaḥbeṭa-llâhü aʿmâlehüm. vekâne ẕâlike ʿale-llâhi yesîrâ.
Türkçe Meal
18Şüphesiz Allah, içinizden savaşa katılımı engellemeye çalışan ve yandaşlarına “Gelin bize katılın” diyenleri çok iyi biliyor zaten onlar savaşa katılsalar bile doğru dürüst savaşmazlar.
19Size karşı bir kıskançlıktır bu. Sizinle beraber savaşın masraflarına katılmazlar cimridirler. Düşman korkusu onları sarınca, tıpkı üzerine ölüm baygınlığı çökmüş kişinin baktığı gibi gözleri korku içinde sana baktıklarını görürsün, ama savaş sona erip ölüm korkusu geçince de ganimetten pay alabilmenin hırsıyla sivri dillerini uzatıp seni incitecek sözler söylerler. İşte bunlar gerçekte iman etmiş değillerdir, Allah da bunların yaptıkları her şeyi boşa çıkarmıştır. Zaten bunların yaptıklarının Allah katında hiçbir önemi yoktur. Bu ise Allah için çok kolaydır.
Ayet 20
1 ayetAhzab 20
يَحْسَبُونَ الْاَحْزَابَ لَمْ يَذْهَبُواۚ وَاِنْ يَاْتِ الْاَحْزَابُ يَوَدُّوا لَوْ اَنَّهُمْ بَادُونَ فِي الْاَعْرَابِ يَسْـَٔلُونَ عَنْ اَنْبَٓائِكُمْۜ وَلَوْ كَانُوا ف۪يكُمْ مَا قَاتَلُٓوا اِلَّا قَل۪يلًا۟ ٢٠
Mushaf
Okunuş
20Yaḥsebûne-lʾaḥzâbe lem yeẕhebû. veiy yeʾti-lʾaḥzâbü yeveddû lev ennehüm bâdûne fi-lʾaʿrâbi yesʾelûne ʿan embâiküm. velev kânû fîküm mâ ḳâtelû illâ ḳalîlâ.
Türkçe Meal
20Bu ikiyüzlüler, düşman birliklerinin çekip gitmediklerini sanıyorlar. Şayet düşman birlikleri tekrar saldıracak olsa çöldeki bedevilerin arasına katılıp haberlerinizi çok uzaktan almayı temenni ederlerdi Zaten aranızda olsalar bile doğru dürüst savaşmazlar.
İlgili ayetler
20Haşr 14
Ayet 21–22
2 ayetAhzab 21
Ahzab 22
لَقَدْ كَانَ لَكُمْ ف۪ي رَسُولِ اللّٰهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللّٰهَ وَالْيَوْمَ الْاٰخِرَ وَذَكَرَ اللّٰهَ كَث۪يرًاۜ ٢١ وَلَمَّا رَاَ الْمُؤْمِنُونَ الْاَحْزَابَۙ قَالُوا هٰذَا مَا وَعَدَنَا اللّٰهُ وَرَسُولُهُ وَصَدَقَ اللّٰهُ وَرَسُولُهُۘ وَمَا زَادَهُمْ اِلَّٓا ا۪يمَانًا وَتَسْل۪يمًاۜ ٢٢
Mushaf
Okunuş
21Leḳad kâne leküm fî rasûli-llâhi üsvetün ḥasenetül limen kâne yercü-llâhe velyevme-lʾâhira veẕekera-llâhe keŝîrâ.
22Velemmâ rae-lmüʾminûne-lʾaḥzâbe ḳâlû hâẕâ mâ veʿadene-llâhü verasûlühû veṣadeḳa-llâhü verasûlüh. vemâ zâdehüm illâ îmânev veteslîmâ.
Türkçe Meal
21Andolsun ki sizin için, Allah’ın elçisinde, Allah’a ve ahiret gününe umut besleyen ve Allah’ı sürekli hatırında tutan herkes için güzel bir örneklik vardır.
22Müminler, düşman birliklerini karşılarında görünce:
– İşte bu Allah’ın ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçisinin bize vaat ettiği şeyin ta kendisidir. “Evet, Allah ve elçisi doğru söylemiş” Dediler. Bu durum onların sadece imanını ve teslimiyetini arttırmıştı.
İlgili ayetler
Ayet 23
1 ayetAhzab 23
مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ رِجَالٌ صَدَقُوا مَا عَاهَدُوا اللّٰهَ عَلَيْهِۚ فَمِنْهُمْ مَنْ قَضٰى نَحْبَهُ وَمِنْهُمْ مَنْ يَنْتَظِرُۘ وَمَا بَدَّلُوا تَبْد۪يلًاۙ ٢٣
Mushaf
Okunuş
23Mine-lmüʾminîne ricâlün ṣadeḳû mâ ʿâhedü-llâhe ʿaleyh. feminhüm men ḳaḍâ naḥbehû veminhüm mey yenteżir. vemâ beddelû tebdîlâ.
Türkçe Meal
23Müminlerin içinde öyle yiğitler var ki, Allah’a verdikleri ahde/söze sadakat göstermişler. Onlardan bir kısmı Allah yolunda can verdi, bir kısmı da şehit olmak için sıralarını beklemektedirler ama Allah’a verdikleri ahitten asla dönmediler.
İlgili ayetler
Ayet 24
1 ayetAhzab 24
لِيَجْزِيَ اللّٰهُ الصَّادِق۪ينَ بِصِدْقِهِمْ وَيُعَذِّبَ الْمُنَافِق۪ينَ اِنْ شَٓاءَ اَوْ يَتُوبَ عَلَيْهِمْۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ غَفُورًا رَح۪يمًاۚ ٢٤
Mushaf
Okunuş
24Liyecziye-llâhu-ṣṣâdiḳîne biṣidḳihim veyüʿaẕẕibe-lmünâfiḳîne in şâe ev yetûbe ʿaleyhim. inne-llâhe kâne gafûrar raḥîmâ.
Türkçe Meal
24Çünkü Allah, sözlerine sadakat gösterenleri bu sadakatlerinden dolayı ödüllendirecektir. İnanmadığı halde inanmış gibi görünen ikiyüzlü münafıkları ise dilediği takdirde cezalandıracak yahut tövbe ederlerse tövbelerini kabul edecektir. Hiç şüphe yok ki Allah eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet kaynağıdır.
İlgili ayetler
Ayet 25–27
3 ayetAhzab 25
Ahzab 26
Ahzab 27
وَرَدَّ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِغَيْظِهِمْ لَمْ يَنَالُوا خَيْرًاۜ وَكَفَى اللّٰهُ الْمُؤْمِن۪ينَ الْقِتَالَۜ وَكَانَ اللّٰهُ قَوِيًّا عَز۪يزًاۚ ٢٥ وَاَنْزَلَ الَّذ۪ينَ ظَاهَرُوهُمْ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ مِنْ صَيَاص۪يهِمْ وَقَذَفَ ف۪ي قُلُوبِهِمُ الرُّعْبَ فَر۪يقًا تَقْتُلُونَ وَتَاْسِرُونَ فَر۪يقًاۚ ٢٦ وَاَوْرَثَكُمْ اَرْضَهُمْ وَدِيَارَهُمْ وَاَمْوَالَهُمْ وَاَرْضًا لَمْ تَطَؤُ۫هَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرًا۟ ٢٧
Mushaf
Okunuş
25Veradde-llâhü-lleẕîne keferû bigayżihim lem yenâlû ḫayrâ. vekefe-llâhü-lmüʾminîne-lḳitâl. vekâne-llâhü ḳaviyyen ʿazîzâ.
26Veenzele-lleẕîne żâherûhüm min ehli-lkitâbi min ṣayâṣîhim veḳaẕefe fî ḳulûbihimü-rruʿbe ferîḳan taḳtülûne veteʾsirûne ferîḳâ.
27Veevraŝeküm arḍahüm vediyârahüm veemvâlehüm vearḍal lem teṭaûhâ. vekâne-llâhü ʿalâ külli şeyʾin ḳadîrâ.
Türkçe Meal
25Allah kâfirleri, hiç bir başarı elde edemeden kin ve nefretleriyle birlikte geri püskürtmüştür. Böylece müminlere savaşta da yardımcı olarak Allah yetmiştir. Zira Allah çok güçlüdür ve her güçlüğün üstesinden gelendir.
26Allah, kitap ehlinden olup düşmana destek verip sizi arkadan vuranlardan bir kısmının kalplerine korku salarak sığındıkları kalelerden çıkardı, siz onlardan bir kısmını öldürüyor bir kısmını da esir ediyordunuz.
27Böylece Allah sizi, onların yurtlarına, evlerine ve mallarına ve henüz ayak basmadığınız nice topraklara mirasçı kıldı. Zira Allah her şeye gücü yetendir.
İlgili ayetler
Ayet 28–31
4 ayetAhzab 28
Ahzab 29
Ahzab 30
Ahzab 31
يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لِاَزْوَاجِكَ اِنْ كُنْتُنَّ تُرِدْنَ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَا وَز۪ينَتَهَا فَتَعَالَيْنَ اُمَتِّعْكُنَّ وَاُسَرِّحْكُنَّ سَرَاحًا جَم۪يلًا ٢٨ وَاِنْ كُنْتُنَّ تُرِدْنَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَالدَّارَ الْاٰخِرَةَ فَاِنَّ اللّٰهَ اَعَدَّ لِلْمُحْسِنَاتِ مِنْكُنَّ اَجْرًا عَظ۪يمًا ٢٩ يَا نِسَٓاءَ النَّبِيِّ مَنْ يَاْتِ مِنْكُنَّ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍ يُضَاعَفْ لَهَا الْعَذَابُ ضِعْفَيْنِۜ وَكَانَ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرًا ٣٠ وَمَنْ يَقْنُتْ مِنْكُنَّ لِلّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَتَعْمَلْ صَالِحًا نُؤْتِهَٓا اَجْرَهَا مَرَّتَيْنِۙ وَاَعْتَدْنَا لَهَا رِزْقًا كَر۪يمًا ٣١
Mushaf
Okunuş
28Yâ eyyühe-nnebiyyü ḳul liezvâcike in küntünne türidne-lḥayâte-ddünyâ vezînetehâ feteʿâleyne ümettiʿkünne veüserriḥkünne serâḥan cemîlâ.
29Vein küntünne türidne-llâhe verasûlehû veddâra-lʾâḫirate feinne-llâhe eʿadde lilmuḥsinâti minkünne ecran ʿażîmâ.
30Yâ nisâe-nnebiyyi mey yeʾti minkünne bifâḥişetim mübeyyinetiy yüḍâʿaf lehe-lʿaẕâbü ḍiʿfeyn. vekâne ẕâlike ʿale-llâhi yesîrâ.
31Vemey yaḳnüt minkünne lillâhi verasûlihî vetaʿmel ṣâliḥan nüʾtihâ ecrahâ merrateyni veaʿtednâ lehâ rizḳan kerîmâ.
Türkçe Meal
28Ey Nebi! Hanımlarına de ki:
– Eğer, dünya hayatını ve onun konforunu istiyorsanız, gelin size boşanma tazminatını vereyim ve sizi güzellikle boşayayım.
29Yok eğer, Allah’ı, Elçi’sini ve ahiret yurdunu istiyorsanız, bilin ki Allah, sizden böyle güzel bir tercihte bulunanlara muazzam bir mükâfat hazırlamıştır.
30– Ey nebinin hanımları, içinizden her kim apaçık bir hayâsızlık işlerse onun için malum ceza ikiye katlanacaktır. Zira bu, Allah için çok kolaydır.
31Ama içinizden her kim de Allah’a ve elçisine gönülden boyun eğer ve güzel işler yaparsa onun da ödülünü iki kat olarak veririz. Ayrıca ona cennette çok güzel rızıklar hazırlarız.
Ayet 32–34
3 ayetAhzab 32
Ahzab 33
Ahzab 34
يَا نِسَٓاءَ النَّبِيِّ لَسْتُنَّ كَاَحَدٍ مِنَ النِّسَٓاءِ اِنِ اتَّقَيْتُنَّ فَلَا تَخْضَعْنَ بِالْقَوْلِ فَيَطْمَعَ الَّذ۪ي ف۪ي قَلْبِه۪ مَرَضٌ وَقُلْنَ قَوْلًا مَعْرُوفًاۚ ٣٢ وَقَرْنَ ف۪ي بُيُوتِكُنَّ وَلَا تَبَرَّجْنَ تَبَرُّجَ الْجَاهِلِيَّةِ الْاُو۫لٰى وَاَقِمْنَ الصَّلٰوةَ وَاٰت۪ينَ الزَّكٰوةَ وَاَطِعْنَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُۜ اِنَّمَا يُر۪يدُ اللّٰهُ لِيُذْهِبَ عَنْكُمُ الرِّجْسَ اَهْلَ الْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْه۪يرًاۚ ٣٣ وَاذْكُرْنَ مَا يُتْلٰى ف۪ي بُيُوتِكُنَّ مِنْ اٰيَاتِ اللّٰهِ وَالْحِكْمَةِۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ لَط۪يفًا خَب۪يرًا۟ ٣٤
Mushaf
Okunuş
32Yâ nisâe-nnebiyyi lestünne keeḥadim mine-nnisâi ini-tteḳaytünne felâ taḫḍaʿne bilḳavli feyaṭmeʿa-lleẕî fî ḳalbihî meraḍuv veḳulne ḳavlem maʿrûfâ.
33Veḳarne fî büyûtikünne velâ teberracne teberruce-lcâhiliyyeti-lʾûlâ veeḳimne-ṣṣalâte veâtîne-zzekâte veeṭiʿne-llâhe verasûleh. innemâ yürîdü-llâhü liyüẕhibe ʿankümü-rricse ehle-lbeyti veyüṭahhiraküm taṭhîrâ.
34Veẕkürne mâ yütlâ fî büyûtikünne min âyâti-llâhi velḥikmeh. inne-llâhe kâne leṭîfen ḫabîrâ.
Türkçe Meal
32– Ey nebi hanımları! Siz, diğer kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz tabi ki eğer Nebi hanımına yakışır bir tavır içinde olmak istiyorsanız, yabancı erkeklere karşı edalı bir üslupla konuşmayın aksi takdirde kalbi hastalıklı olan kimse yanlış bir ümide kapılır. Bu yüzden her zaman doğal bir tavırla konuşun.
33Vakarınızı koruyun, eski cahiliye döneminde olduğu gibi açılıp saçılarak dolaşmayın. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah’a ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden Elçi’sine itaat edin. Ey Nebi’nin hane halkı! Allah bu emirleriyle sizi sadece her türlü pislikten arındırmak böylece sizi tertemiz yapmak istiyor.
34Bir de evlerinizde okunan Allah’ın ayetlerini ve özellikle hikmeti/onu anlama tekniği üzerinde düşünün. Zaten Allah her şeyin özüne nüfuz eden ve her şeyden haberdar olandır.
Ayet 35
1 ayetAhzab 35
اِنَّ الْمُسْلِم۪ينَ وَالْمُسْلِمَاتِ وَالْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَالْقَانِت۪ينَ وَالْقَانِتَاتِ وَالصَّادِق۪ينَ وَالصَّادِقَاتِ وَالصَّابِر۪ينَ وَالصَّابِرَاتِ وَالْخَاشِع۪ينَ وَالْخَاشِعَاتِ وَالْمُتَصَدِّق۪ينَ وَالْمُتَصَدِّقَاتِ وَالصَّٓائِم۪ينَ وَالصَّٓائِمَاتِ وَالْحَافِظ۪ينَ فُرُوجَهُمْ وَالْحَافِظَاتِ وَالذَّاكِر۪ينَ اللّٰهَ كَث۪يرًا وَالذَّاكِرَاتِ اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ مَغْفِرَةً وَاَجْرًا عَظ۪يمًا ٣٥
Mushaf
Okunuş
35İnne-lmüslimîne velmüslimâti velmüʾminîne velmüʾminâti velḳânitîne velḳânitâti veṣṣâdiḳîne veṣṣâdiḳâti veṣṣâbirîne veṣṣâbirâti velḫâşiʿîne velḫâşiʿâti velmüteṣaddiḳîne velmüteṣaddiḳâti veṣṣâimîne veṣṣâimâti velḥâfiżîne fürûcehüm velḥâfiżâti veẕẕâkirîne-llâhe keŝîrav veẕẕâkirâti eʿadde-llâhü lehüm magfiratev veecran ʿażîmâ.
Türkçe Meal
35Allah’a gönülden Müslüman olmuş erkekler ve kadınlar, Allah’a inanıp mümin olmuş erkekler ve kadınlar, Allah’a gönülden boyun eğmiş erkekler ve kadınlar, Allah’a itaat sözüne sadık olan erkekler ve kadınlar, Zorluk ve sıkıntılara göğüs gererek sabreden erkekler ve kadınlar, Allah’a içten saygı duyan erkekler ve kadınlar, Allah yolunda mallarını harcayan erkekler ve kadınlar, Oruç tutan erkekler ve kadınlar, İffet ve namuslarını koruyan erkekler ve kadınlar, Allah’ı çokça anan erkekler ve kadınlar var ya... Allah, bunlar için sınırsız bir bağış ve muazzam bir ödül hazırlamıştır.
Ayet 36
1 ayetAhzab 36
وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلَا مُؤْمِنَةٍ اِذَا قَضَى اللّٰهُ وَرَسُولُهُٓ اَمْرًا اَنْ يَكُونَ لَهُمُ الْخِيَرَةُ مِنْ اَمْرِهِمْۜ وَمَنْ يَعْصِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالًا مُب۪ينًا ٣٦
Mushaf
Okunuş
36Vemâ kâne limüʾminiv velâ müʾminetin iẕâ ḳaḍa-llâhü verasûlühû emran ey yekûne lehümü-lḫiyeratü min emrihim. vemey yaʿṣi-llâhe verasûlehû feḳad ḍalle ḍalâlem mübînâ.
Türkçe Meal
36Allah bir konuda hüküm vermiş ve elçisi de tebliğ ettikten sonra herhangi bir konuda hiçbir mümin erkek veya mümin kadının, kişisel tercihlerine göre davranma hakkı yoktur. Kim Allah’a ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden Elçi’sine karşı gelirse, apaçık bir sapkınlığa düşmüş olur.
Ayet 37
1 ayetAhzab 37
وَاِذْ تَقُولُ لِلَّذ۪ٓي اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِ وَاَنْعَمْتَ عَلَيْهِ اَمْسِكْ عَلَيْكَ زَوْجَكَ وَاتَّقِ اللّٰهَ وَتُخْف۪ي ف۪ي نَفْسِكَ مَا اللّٰهُ مُبْد۪يهِ وَتَخْشَى النَّاسَۚ وَاللّٰهُ اَحَقُّ اَنْ تَخْشٰيهُۜ فَلَمَّا قَضٰى زَيْدٌ مِنْهَا وَطَرًا زَوَّجْنَاكَهَا لِكَيْ لَا يَكُونَ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ حَرَجٌ ف۪ٓي اَزْوَاجِ اَدْعِيَٓائِهِمْ اِذَا قَضَوْا مِنْهُنَّ وَطَرًاۜ وَكَانَ اَمْرُ اللّٰهِ مَفْعُولًا ٣٧
Mushaf
Okunuş
37Veiẕ teḳûlü lilleẕî enʿame-llâhü ʿaleyhi veenʿamte ʿaleyhi emsik ʿaleyke zevceke vetteḳi-llâhe vetuḫfî fî nefsike me-llâhü mübdîhi vetaḫşe-nnâs. vellâhü eḥaḳḳu en taḫşâh. felemmâ ḳaḍâ zeydüm minhâ veṭaran zevvecnâkehâ likey lâ yekûne ʿale-lmüʾminîne ḥaracün fî ezvâci edʿiyâihim iẕâ ḳaḍav minhünne veṭarâ. vekâne emru-llâhi mefʿûlâ.
Türkçe Meal
37Ey Nebi hani sen, Allah’ın kendisine lütufta bulunduğu, senin de gözetip kolladığın kişiye:
– Hanımını boşama ve Allah’a karşı gelmekten sakın! Diyordun. Bu sırada sen Allah’ın açıklayacağı şeyi insanlardan çekinerek içinde gizliyordun. Hâlbuki asıl kendisinden çekinilmesi gereken Allah’tır. Nihayet Zeyd, o hanımı boşayıp onunla ilişkisini kesince, “Evlatlıklar eşlerini boşayıp ilişkilerini kesince, onlarla evlenmek için müminler üzerine hukuki bir engel kalmasın diye” seni onunla evlendirdik. Allah’ın emri böylece yerine gelmiş oldu.
Ayet 38
1 ayetAhzab 38
مَا كَانَ عَلَى النَّبِيِّ مِنْ حَرَجٍ ف۪يمَا فَرَضَ اللّٰهُ لَهُۜ سُنَّةَ اللّٰهِ فِي الَّذ۪ينَ خَلَوْا مِنْ قَبْلُۜ وَكَانَ اَمْرُ اللّٰهِ قَدَرًا مَقْدُورًاۙ ٣٨
Mushaf
Okunuş
38Mâ kâne ʿale-nnebiyyi min ḥaracin fîmâ feraḍa-llâhü leh. sünnete-llâhi fi-lleẕîne ḫalev min ḳabl. vekâne emru-llâhi ḳaderam maḳdûrâ.
Türkçe Meal
38Allah’ın kendisine emrettiği bir hususu uygulamasından dolayı Nebi’ye hiçbir suç isnat edilemez. Zira Allah’ın bu sünneti/yasası daha önce gelip geçen nebiler için de böyle uygulandı. Çünkü Allah’ın emri ölçülüp biçilmiş bir karardır.
İlgili ayetler
38Fetih 23
Ayet 39
1 ayetAhzab 39
اَلَّذ۪ينَ يُبَلِّغُونَ رِسَالَاتِ اللّٰهِ وَيَخْشَوْنَهُ وَلَا يَخْشَوْنَ اَحَدًا اِلَّا اللّٰهَۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ حَس۪يبًا ٣٩
Mushaf
Okunuş
39Elleẕîne yübelligûne risâlâti-llâhi veyaḫşevnehû velâ yaḫşevne eḥaden ille-llâh. vekefâ billâhi ḥasîbâ.
Türkçe Meal
39Allah’ın ayetlerini tebliğ edenler yalnızca Allah’tan korkar, O’nun dışında hiç kimseden korkmayan kimselerdir. Zira hesap görücü olarak Allah yeter.
Ayet 40
1 ayetAhzab 40
مَا كَانَ مُحَمَّدٌ اَبَٓا اَحَدٍ مِنْ رِجَالِكُمْ وَلٰكِنْ رَسُولَ اللّٰهِ وَخَاتَمَ النَّبِيّ۪نَۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمًا۟ ٤٠
Mushaf
Okunuş
40Mâ kâne müḥammedün ebâ eḥadim mir ricâliküm velâkir rasûle-llâhi veḫâteme-nnebiyyîn. vekâne-llâhü bikülli şeyʾin ʿalîmâ.
Türkçe Meal
40Unutmayın ki Muhammed sizin erkeklerinizden herhangi birinin babası değildir. Fakat Allah’ın elçisi ve nebilerin sonuncusudur. Allah, zaten her şeyi hakkıyla bilmektedir.
İlgili ayetler
Ayet 41–43
3 ayetAhzab 41
Ahzab 42
Ahzab 43
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اذْكُرُوا اللّٰهَ ذِكْرًا كَث۪يرًاۙ ٤١ وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَاَص۪يلًا ٤٢ هُوَ الَّذ۪ي يُصَلّ۪ي عَلَيْكُمْ وَمَلٰٓئِكَتُهُ لِيُخْرِجَكُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِۜ وَكَانَ بِالْمُؤْمِن۪ينَ رَح۪يمًا ٤٣
Mushaf
Okunuş
41Yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-ẕkürü-llâhe ẕikran keŝîrâ.
42Vesebbiḥûhü bükratev veeṣîlâ.
43Hüve-lleẕî yüṣallî ʿaleyküm vemelâiketühû liyuḫriceküm mine-żżulümâti ile-nnûr. vekâne bilmüʾminîne raḥîmâ.
Türkçe Meal
41Ey iman edenler, Allah’ı çok çok anın.
42Ve sabah akşam onun şanını yüceltin.
43Unutmayın O’dur melekleri ile birlikte, karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size vahiyle destek olan. Zira Allah müminlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir.
İlgili ayetler
Ayet 44
1 ayetAhzab 44
تَحِيَّتُهُمْ يَوْمَ يَلْقَوْنَهُ سَلَامٌۚ وَاَعَدَّ لَهُمْ اَجْرًا كَر۪يمًا ٤٤
Mushaf
Okunuş
44Teḥiyyetühüm yevme yelḳavnehû selâm. veeʿadde lehüm ecran kerîmâ.
Türkçe Meal
44Allah’a kavuştukları o gün onların karşılanmaları “Mutluluklar” dileği selam ile olacaktır. Ayrıca Allah onlar için çok değerli bir ödül hazırlamıştır.
Ayet 45–47
3 ayetAhzab 45
Ahzab 46
Ahzab 47
يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ اِنَّٓا اَرْسَلْنَاكَ شَاهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذ۪يرًاۙ ٤٥ وَدَاعِيًا اِلَى اللّٰهِ بِاِذْنِه۪ وَسِرَاجًا مُن۪يرًا ٤٦ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِن۪ينَ بِاَنَّ لَهُمْ مِنَ اللّٰهِ فَضْلًا كَب۪يرًا ٤٧
Mushaf
Okunuş
45Yâ eyyühe-nnebiyyü innâ erselnâke şâhidev vemübeşşirav veneẕîrâ.
46Vedâʿiyen ile-llâhi biiẕnihî vesirâcem münîrâ.
47Vebeşşiri-lmüʾminîne bienne lehüm mine-llâhi faḍlen kebîrâ.
Türkçe Meal
45– Ey nebi! Biz seni hak ve hakikatin şahidi bir örnek, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
46Yine O’nun izniyle Allah’a çağıran bir davetçi ve etrafını vahiyle aydınlatıcı olarak gönderdik!
47Artık müminlere, kendilerini Allah katından büyük bir ikram beklediğini müjdele!
İlgili ayetler
Ayet 48
1 ayetAhzab 48
وَلَا تُطِعِ الْكَافِر۪ينَ وَالْمُنَافِق۪ينَ وَدَعْ اَذٰيهُمْ وَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَك۪يلًا ٤٨
Mushaf
Okunuş
48Velâ tüṭiʿi-lkâfirîne velmünâfiḳîne vedaʿ eẕâhüm vetevekkel ʿale-llâh. vekefâ billâhi vekîlâ.
Türkçe Meal
48Sakın kâfirlere ve inanmadığı halde inanmış gibi görünen ikiyüzlü münafıklara uyma onların eziyetlerine aldırma! Sen sadece Allah’a dayan ve güven! Zira koruyucu otorite olarak Allah yeter.
Ayet 49
1 ayetAhzab 49
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا نَكَحْتُمُ الْمُؤْمِنَاتِ ثُمَّ طَلَّقْتُمُوهُنَّ مِنْ قَبْلِ اَنْ تَمَسُّوهُنَّ فَمَا لَكُمْ عَلَيْهِنَّ مِنْ عِدَّةٍ تَعْتَدُّونَهَاۚ فَمَتِّعُوهُنَّ وَسَرِّحُوهُنَّ سَرَاحًا جَم۪يلًا ٤٩
Mushaf
Okunuş
49Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû iẕâ nekaḥtümü-lmüʾminâti ŝümme ṭallaḳtümûhünne min ḳabli en temessûhünne femâ leküm ʿaleyhinne min ʿiddetin taʿteddûnehâ. femettiʿûhünne veserriḥûhünne serâḥan cemîlâ.
Türkçe Meal
49Ey iman edenler, mümin kadınları nikâhlayıp, sonra da gerdeğe girmeden onları boşarsanız onların iddet beklemelerini isteme hakkınız yoktur. Şu halde onlara belirlediğiniz mehirlerini ve boşanma tazminatlarını verin ve onları güzel bir şekilde serbest bırakın!
İlgili ayetler
Ayet 50–51
2 ayetAhzab 50
Ahzab 51
يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ اِنَّٓا اَحْلَلْنَا لَكَ اَزْوَاجَكَ الّٰت۪ٓي اٰتَيْتَ اُجُورَهُنَّ وَمَا مَلَكَتْ يَم۪ينُكَ مِمَّٓا اَفَٓاءَ اللّٰهُ عَلَيْكَ وَبَنَاتِ عَمِّكَ وَبَنَاتِ عَمَّاتِكَ وَبَنَاتِ خَالِكَ وَبَنَاتِ خَالَاتِكَ الّٰت۪ي هَاجَرْنَ مَعَكَۘ وَامْرَاَةً مُؤْمِنَةً اِنْ وَهَبَتْ نَفْسَهَا لِلنَّبِيِّ اِنْ اَرَادَ النَّبِيُّ اَنْ يَسْتَنْكِحَهَاۗ خَالِصَةً لَكَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِن۪ينَۜ قَدْ عَلِمْنَا مَا فَرَضْنَا عَلَيْهِمْ ف۪ٓي اَزْوَاجِهِمْ وَمَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُمْ لِكَيْلَا يَكُونَ عَلَيْكَ حَرَجٌۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا ٥٠ تُرْج۪ي مَنْ تَشَٓاءُ مِنْهُنَّ وَتُـْٔو۪ٓي اِلَيْكَ مَنْ تَشَٓاءُۜ وَمَنِ ابْتَغَيْتَ مِمَّنْ عَزَلْتَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكَۜ ذٰلِكَ اَدْنٰٓى اَنْ تَقَرَّ اَعْيُنُهُنَّ وَلَا يَحْزَنَّ وَيَرْضَيْنَ بِمَٓا اٰتَيْتَهُنَّ كُلُّهُنَّۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ مَا ف۪ي قُلُوبِكُمْۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَل۪يمًا حَل۪يمًا ٥١
Mushaf
Okunuş
50Yâ eyyühe-nnebiyyü innâ aḥlelnâ leke ezvâceke-llâtî âteyte ücûrahünne vemâ meleket yemînüke mimmâ efâe-llâhü ʿaleyke vebenâti ʿammike vebenâti ʿammetike vebenâti ḫâlike vebenâti ḫâletike-llâtî hâcerne meʿak. vemraetem müʾmineten iv vehebet nefsehâ linnebiyyi in erâde-nnebiyyü ey yestenkiḥahâ. ḫâliṣatel leke min dûni-lmüʾminîn. ḳad ʿalimnâ mâ feraḍnâ ʿaleyhim fî ezvâcihim vemâ meleket eymânühüm likeylâ yekûne ʿaleyke ḥarac. vekâne-llâhü gafûrar raḥîmâ.
51Türcî men teşâü minhünne vetüʾvî ileyke men teşâʾ. vemeni-btegayte mimmen ʿazelte felâ cünâḥa ʿaleyk. ẕâlike ednâ en teḳarra aʿyünühünne velâ yaḥzenne veyerḍayne bimâ âteytehünne küllühünn. vellâhü yaʿlemü mâ fî ḳulûbiküm. vekâne-llâhü ʿalîmen ḥalîmâ.
Türkçe Meal
50– Ey Nebi! Biz sana, mehirlerini verdiğin eşlerini seninler birlikte hicret eden kimsesiz hanımlardan, seninle birlikte hicret eden amca ve halakızlarını, dayı ve teyzekızlarını, nikâhlamana izin verdik. Bir de mehir talebi olmaksızın nebiye eş olmak isteyen nebinin de kendisiyle evlenmeyi kabul ettiği mümin hanımları da helal kıldık. Ancak bu son hüküm, müminlere değil yalnız sana mahsustur. Müminlerin eşleri ve malik oldukları ile ilgili hükmümüzü daha önce bildirmiştik, zorluk çekmeyesin diye senin için özel hükümler koyduk. Zaten Allah eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet sahibidir.
51– Ey Nebi dilediğin eşlerinden bir süre uzak kalabilir, dilediğini de yanına alabilirsin. Bir süre uzak kaldığın eşinle tekrar birlikte olmayı istemende senin için bir sakınca yoktur. Bu davranışın onların mutlu olmalarını kendilerine ilgi azaldığında üzülmemelerini ve onlara ayırdığın zaman ve gösterdiğin ilgiyle yetinip ondan razı olmalarını sağlar. Allah gönlünüzden geçen duygu ve düşünceleri bilir. Zaten Allah her şeyi bilen, kötü düşünce ve duygulardan dolayı hemen cezalandırmayandır.
Ayet 52
1 ayetAhzab 52
لَا يَحِلُّ لَكَ النِّسَٓاءُ مِنْ بَعْدُ وَلَٓا اَنْ تَبَدَّلَ بِهِنَّ مِنْ اَزْوَاجٍ وَلَوْ اَعْجَبَكَ حُسْنُهُنَّ اِلَّا مَا مَلَكَتْ يَم۪ينُكَۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ رَق۪يبًا۟ ٥٢
Mushaf
Okunuş
52Lâ yeḥillü leke-nnisâü mim baʿdü velâ en tebeddele bihinne min ezvâciv velev aʿcebeke ḥusnühünne illâ mâ meleket yemînük. vekâne-llâhü ʿalâ külli şeyʾir raḳîbâ.
Türkçe Meal
52Bundan sonra, bu kadınların dışında herhangi bir kadınla evlenmen sana helal değildir. Güzellikleri hoşuna gitse bile mevcut eşlerinden birini boşayıp onların yerine başka hanımlarla da evlenemezsin, ancak anlaşma ile hak sahibi olduğun hariç. Allah her şeyi görüp gözetlemektedir.
İlgili ayetler
Ayet 53
1 ayetAhzab 53
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَدْخُلُوا بُيُوتَ النَّبِيِّ اِلَّٓا اَنْ يُؤْذَنَ لَكُمْ اِلٰى طَعَامٍ غَيْرَ نَاظِر۪ينَ اِنٰيهُۙ وَلٰكِنْ اِذَا دُع۪يتُمْ فَادْخُلُوا فَاِذَا طَعِمْتُمْ فَانْتَشِرُوا وَلَا مُسْتَاْنِس۪ينَ لِحَد۪يثٍۜ اِنَّ ذٰلِكُمْ كَانَ يُؤْذِي النَّبِيَّ فَيَسْتَحْي۪ مِنْكُمْۘ وَاللّٰهُ لَا يَسْتَحْي۪ مِنَ الْحَقِّۜ وَاِذَا سَاَلْتُمُوهُنَّ مَتَاعًا فَسْـَٔلُوهُنَّ مِنْ وَرَٓاءِ حِجَابٍۜ ذٰلِكُمْ اَطْهَرُ لِقُلُوبِكُمْ وَقُلُوبِهِنَّۜ وَمَا كَانَ لَكُمْ اَنْ تُؤْذُوا رَسُولَ اللّٰهِ وَلَٓا اَنْ تَنْكِحُٓوا اَزْوَاجَهُ مِنْ بَعْدِه۪ٓ اَبَدًاۜ اِنَّ ذٰلِكُمْ كَانَ عِنْدَ اللّٰهِ عَظ۪يمًا ٥٣
Mushaf
Okunuş
53Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tedḫulû büyûte-nnebiyyi illâ ey yüʾẕene leküm ilâ ṭaʿâmin gayra nâżirîne inâhü velâkin iẕâ düʿîtüm fedḫulû feiẕâ ṭaʿimtüm fenteşirû velâ müsteʾnisîne liḥadîŝ. inne ẕâliküm kâne yüʾẕi-nnebiyye feyestaḥyî minküm. vellâhü lâ yestaḥyî mine-lḥaḳḳ. veiẕâ seeltümûhünne metâʿan fesʾelûhünne miv verâi ḥicâb. ẕâliküm aṭheru liḳulûbiküm veḳulûbihinn. vemâ kâne leküm en tüʾẕû rasûle-llâhi velâ en tenkiḥû ezvâcehû mim baʿdihî ebedâ. inne ẕâliküm kâne ʿinde-llâhi ʿażîmâ.
Türkçe Meal
53– Ey iman edenler, Nebi’nin evlerine davetsiz misafir olarak girmeyin. Yemeğe davet edildiğinizde de erkenden gidip yemeğin hazırlanmasını beklemeyin, eve yemek vaktinde gelin, yemeği yiyince de kalkıp gidin, lafa dalmayın çünkü bu davranışınız nebiyi incitiyor. O ise sizden çekindiği için bir şey söylemiyor, fakat Allah söylenmesi gerekeni söylemekten çekinmez. Eğer onun eşlerinden bir şey isteyecekseniz perdenin arkasından isteyin zira bu davranış hem sizin hem de onların kalplerinin temiz kalması bakımından en münasip olandır. Bundan böyle Allah’ın elçisini incitmeniz size yaraşmadığı gibi vefatından sonra da onun hanımlarıyla evlenmeniz asla helal değildir. Bilin ki bu buyruklara uymamanız Allah katında çok büyük bir günahtır.
İlgili ayetler
Ayet 54
1 ayetAhzab 54
اِنْ تُبْدُوا شَيْـًٔا اَوْ تُخْفُوهُ فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمًا ٥٤
Mushaf
Okunuş
54İn tübdû şeyʾen ev tuḫfûhü feinne-llâhe kâne bikülli şeyʾin ʿalîmâ.
Türkçe Meal
54Siz bir şeyi ister açığa vurun, ister gizleyin unutmayın ki Allah, her şeyi çok iyi bilmektedir.
İlgili ayetler
Ayet 55
1 ayetAhzab 55
لَا جُنَاحَ عَلَيْهِنَّ ف۪ٓي اٰبَٓائِهِنَّ وَلَٓا اَبْنَٓائِهِنَّ وَلَٓا اِخْوَانِهِنَّ وَلَٓا اَبْنَٓاءِ اِخْوَانِهِنَّ وَلَٓا اَبْنَٓاءِ اَخَوَاتِهِنَّ وَلَا نِسَٓائِهِنَّ وَلَا مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُنَّۚ وَاتَّق۪ينَ اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَه۪يدًا ٥٥
Mushaf
Okunuş
55Lâ cünâḥa ʿaleyhinne fî âbâihinne velâ ebnâihinne velâ iḫvânihinne velâ ebnâi iḫvânihinne velâ ebnâi eḫavâtihinne velâ nisâihinne velâ mâ meleket eymânühünn. vetteḳîne-llâh. inne-llâhe kâne ʿalâ külli şeyʾin şehîdâ.
Türkçe Meal
55Nebi’nin hanımlarının; babaları, oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, mümin hanımlar, sahip oldukları ile serbestçe görüşüp konuşmalarında bir sakınca yoktur. Ey Nebi’nin hanımları Allah’ın emir ve yasaklarına karşı duyarlı olun zira Allah her şeye şahittir.
Ayet 56–57
2 ayetAhzab 56
Ahzab 57
اِنَّ اللّٰهَ وَمَلٰٓئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّۜ يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْل۪يمًا ٥٦ اِنَّ الَّذ۪ينَ يُؤْذُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ لَعَنَهُمُ اللّٰهُ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ وَاَعَدَّ لَهُمْ عَذَابًا مُه۪ينًا ٥٧
Mushaf
Okunuş
56İnne-llâhe vemelâiketehû yüṣallûne ʿale-nnebiyy. yâ eyyühe-lleẕîne âmenû ṣallû ʿaleyhi vesellimû teslîmâ.
57İnne-lleẕîne yüʾẕûne-llâhe verasûlehû leʿanehümü-llâhü fi-ddünyâ velʾâḫirati veeʿadde lehüm ʿaẕâbem mühînâ.
Türkçe Meal
56Hiç kuşku yok ki Allah ve melekleri nebiye destek vermektedirler. Ey iman edenler! Siz de O’na destek olun ve O’nu her türlü şaibe ve çirkin yakıştırmalardan uzak tutun.
57Bundan sonra Allah ve elçisini çirkin yakıştırmalarla üzenleri dünyada ve ahirette Allah rahmetinden dışlamış ve onlar için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.
Ayet 58
1 ayetAhzab 58
وَالَّذ۪ينَ يُؤْذُونَ الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ بِغَيْرِ مَا اكْتَسَبُوا فَقَدِ احْتَمَلُوا بُهْتَانًا وَاِثْمًا مُب۪ينًا۟ ٥٨
Mushaf
Okunuş
58Velleẕîne yüʾẕûne-lmüʾminîne velmüʾminâti bigayri me-ktesebû feḳadi-ḥtemelû bühtânev veiŝmem mübînâ.
Türkçe Meal
58Mümin erkek ve hanımları yapmadıkları bir şeyle suçlayarak üzenler düpedüz iftira etmişler ve büyük bir günaha girmişlerdir.
İlgili ayetler
58Nûr 19
Ayet 59
1 ayetAhzab 59
يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لِاَزْوَاجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَٓاءِ الْمُؤْمِن۪ينَ يُدْن۪ينَ عَلَيْهِنَّ مِنْ جَلَاب۪يبِهِنَّۜ ذٰلِكَ اَدْنٰٓى اَنْ يُعْرَفْنَ فَلَا يُؤْذَيْنَۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا ٥٩
Mushaf
Okunuş
59Yâ eyyühe-nnebiyyü ḳul liezvâcike vebenâtike venisâi-lmüʾminîne yüdnîne ʿaleyhinne min celâbîbihinn. ẕâlike ednâ ey yüʿrafne felâ yüʾẕeyn. vekâne-llâhü gafûrar raḥîmâ.
Türkçe Meal
59– Ey Nebi! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin hanımlarına söyle, dışarıya çıkacakları zaman dış elbiselerini üzerlerine örtsünler. Bu, onların iffetli hanımlar olarak tanınmaları dolayısıyla sarkıntıya maruz kalmamaları için en uygun giyinme tarzıdır. Allah, zaten sınırsız bir bağış ve sonsuz bir rahmet kaynağıdır.
Ayet 60–62
3 ayetAhzab 60
Ahzab 61
Ahzab 62
لَئِنْ لَمْ يَنْتَهِ الْمُنَافِقُونَ وَالَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ وَالْمُرْجِفُونَ فِي الْمَد۪ينَةِ لَنُغْرِيَنَّكَ بِهِمْ ثُمَّ لَا يُجَاوِرُونَكَ ف۪يهَٓا اِلَّا قَل۪يلًاۚۛ ٦٠ مَلْعُون۪ينَۚۛ اَيْنَ مَا ثُقِفُٓوا اُخِذُوا وَقُتِّلُوا تَقْت۪يلًا ٦١ سُنَّةَ اللّٰهِ فِي الَّذ۪ينَ خَلَوْا مِنْ قَبْلُۚ وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّةِ اللّٰهِ تَبْد۪يلًا ٦٢
Mushaf
Okunuş
60Leil lem yentehi-lmünâfiḳûne velleẕîne fî ḳulûbihim meraḍuv velmürcifûne fi-lmedîneti lenugriyenneke bihim ŝümme lâ yücâvirûneke fîhâ illâ ḳalîlâ.
61Melʿûnîn. eyne mâ ŝüḳifû üḫiẕû veḳuttilû taḳtîlâ.
62Sünnete-llâhi fi-lleẕîne ḫalev min ḳabl. velen tecide lisünneti-llâhi tebdîlâ.
Türkçe Meal
60İnanmadığı halde inanmış gibi görünen ikiyüzlü Münafıklar, kalplerinde iman zafiyeti bulunanlar ve Medine’de asılsız haberler yayarak huzursuzluk çıkaranlar eğer buna son vermezlerse, seni onların üzerine öyle bir salarız ki artık seninle aynı şehirde daha fazla kalamazlar.
61Lanetlenmiş kişiler olarak nerede bulunurlarsa yakalanıp oracıkta öldürülürler.
62Allah’ın gelip geçmiş bütün bozguncular için geçerli sünneti/yasası budur. Zira sen Allah’ın sünnetinde/yasasında bir değişiklik bulamazsın.
Ayet 63–68
6 ayetAhzab 63
Ahzab 64
Ahzab 65
Ahzab 66
Ahzab 67
Ahzab 68
يَسْـَٔلُكَ النَّاسُ عَنِ السَّاعَةِۜ قُلْ اِنَّمَا عِلْمُهَا عِنْدَ اللّٰهِۜ وَمَا يُدْر۪يكَ لَعَلَّ السَّاعَةَ تَكُونُ قَر۪يبًا ٦٣ اِنَّ اللّٰهَ لَعَنَ الْكَافِر۪ينَ وَاَعَدَّ لَهُمْ سَع۪يرًاۙ ٦٤ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَدًاۚ لَا يَجِدُونَ وَلِيًّا وَلَا نَص۪يرًاۚ ٦٥ يَوْمَ تُقَلَّبُ وُجُوهُهُمْ فِي النَّارِ يَقُولُونَ يَا لَيْتَنَٓا اَطَعْنَا اللّٰهَ وَاَطَعْنَا الرَّسُولَا ٦٦ وَقَالُوا رَبَّنَٓا اِنَّٓا اَطَعْنَا سَادَتَنَا وَكُبَرَٓاءَنَا فَاَضَلُّونَا السَّب۪يلَا ٦٧ رَبَّنَٓا اٰتِهِمْ ضِعْفَيْنِ مِنَ الْعَذَابِ وَالْعَنْهُمْ لَعْنًا كَب۪يرًا۟ ٦٨
Mushaf
Okunuş
63Yesʾelüke-nnâsü ʿani-ssâʿah. ḳul innemâ ʿilmühâ ʿinde-llâh. vemâ yüdrîke leʿalle-ssâʿate tekûnü ḳarîbâ.
64İnne-llâhe leʿane-lkâfirîne veeʿadde lehüm seʿîrâ.
65Ḫâlidîne fîhâ ebedâ. lâ yecidûne veliyyev velâ neṣîrâ.
66Yevme tüḳallebü vucûhühüm fi-nnâri yeḳûlûne yâ leytenâ eṭaʿne-llâhe veeṭaʿne-rrasûl.
67Veḳâlû rabbenâ innâ eṭaʿnâ sâdetenâ veküberâenâ feeḍallûne-ssebîl.
68Rabbenâ âtihim ḍiʿfeyni mine-lʿaẕâbi velʿanhüm laʿnen kebîrâ.
Türkçe Meal
63İnsanlar sana o saatin bu dünyanın sonunun ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. De ki:
– Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Hem sen nereden bileceksin belki de o saat çok yakındır?
64Şüphe yok ki Allah, gerçekleri örtbas eden kâfirlere lanet etmiş ve onlar için alevli bir ateş hazırlamıştır.
65Onlar orada ebedi olarak kalacaklar, ne bir veli/dost ne de bir yardımcı bulacaklar.
66Ateşte yüzlerinin ters çevrildiği o gün:
– Ah keşke, Allah’a itaat etseydik ve mesajlarını tebliğ eden elçiye itaat edip tebliğ ettiklerini uygulasaydık.
67– Rabbimiz, biz efendilerimize/sadatlarımıza/şeyhlerimize ve büyüklerimize itaat ettik, onlar da bizi yoldan saptırdılar.
68– Rabbimiz, onların azabını kat be kat artır ve onları büyük bir lanet ile lanetle! Diyecekler.
İlgili ayetler
Ayet 69
1 ayetAhzab 69
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ اٰذَوْا مُوسٰى فَبَرَّاَهُ اللّٰهُ مِمَّا قَالُواۜ وَكَانَ عِنْدَ اللّٰهِ وَج۪يهًا ٦٩
Mushaf
Okunuş
69Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tekûnû kelleẕîne âẕev mûsâ feberraʾehü-llâhü mimmâ ḳâlû. vekâne ʿinde-llâhi vecîhâ.
Türkçe Meal
69– Ey iman edenler, sakın Musa’ya eza cefa edenler gibi olmayın. Nitekim Allah, onu, onların tüm itham ve iftiralarından aklamıştı. Çünkü Musa Allah katında çok değerli biriydi.
İlgili ayetler
Ayet 70–71
2 ayetAhzab 70
Ahzab 71
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَقُولُوا قَوْلًا سَد۪يدًاۙ ٧٠ يُصْلِحْ لَكُمْ اَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْۜ وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزًا عَظ۪يمًا ٧١
Mushaf
Okunuş
70Yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-tteḳu-llâhe veḳûlû ḳavlen sedîdâ.
71Yuṣliḥ leküm aʿmâleküm veyagfir leküm ẕünûbeküm. vemey yüṭiʿi-llâhe verasûlehû feḳad fâze fevzen ʿażîmâ.
Türkçe Meal
70– Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve daima doğruyu söyleyin ki.
71Allah da sizin işlerinizi yoluna koysun ve günahlarınızı bağışlasın. Bilin ki kim Allah’a ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçisine itaat edip tebliğ ettiklerini uygularsa büyük bir kurtuluşa ermiş olur.
Ayet 72–73
2 ayetAhzab 72
Ahzab 73
اِنَّا عَرَضْنَا الْاَمَانَةَ عَلَى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَالْجِبَالِ فَاَبَيْنَ اَنْ يَحْمِلْنَهَا وَاَشْفَقْنَ مِنْهَا وَحَمَلَهَا الْاِنْسَانُۜ اِنَّهُ كَانَ ظَلُومًا جَهُولًاۙ ٧٢ لِيُعَذِّبَ اللّٰهُ الْمُنَافِق۪ينَ وَالْمُنَافِقَاتِ وَالْمُشْرِك۪ينَ وَالْمُشْرِكَاتِ وَيَتُوبَ اللّٰهُ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا ٧٣
Mushaf
Okunuş
72İnnâ ʿaraḍne-lʾemânete ʿale-ssemâvâti velʾarḍi velcibâli feebeynâ ey yaḥmilnehâ veeşfaḳne minhâ veḥamelehe-lʾinsân. innehû kâne żalûmen cehûlâ.
73Liyüʿaẕẕibe-llâhü-lmünâfiḳîne velmünâfiḳâti velmüşrikîne velmüşrikâti veyetûbe-llâhü ʿale-lmüʾminîne velmüʾminât. vekâne-llâhü gafûrar raḥîmâ.
Türkçe Meal
72Biz emaneti (irade ve yükümlülüğü) göklere, yere ve dağlara sunduk, fakat onlar bu yükümlülüğün hakkını verememekten korkup emaneti almaktan kaçındılar ve emaneti insan yüklendi. Zalimce ve cahilce davrandı.
73Bundan dolayı Allah, inanmadığı halde inanmış gibi görünen ikiyüzlü münafık erkekleri ve ikiyüzlü münafık kadınları, ortak koşan erkekleri ve ortak koşan kadınları cezalandıracak. Buna karşılık mümin erkekler ile mümin kadınların tövbelerini/dönüşlerini kabul edip bağışlayacaktır. Zaten Allah, eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet kaynağıdır.
Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır.
Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.
Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Âl-i İmran, sonra Mümtehine indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla