Sûre hakkındaAdı · Vahyedildiği yer · Nüzul zamanı · Konu
Adı: Sure, adını, Hz. Yunus’a (a.s) atıf yapılan 98. ayettten alır. Diğerleri gibi bu ad da semboliktir ve surenin Yunus (a.s) kıssasıyla ilgili olduğunu göstermez.
Vahyedildiği yer: Mevcut rivayetlerden öğrendiğimize göre -ki bunu bizzat surenin muhtevası da destekler- surenin tümü Mekke’de nazil olmuştur. Fakat bazı ayetlerinin Medine’de nazil olduğu görüşünde olan kimseler de bulunmaktadır. Ancak bu görüş biraz sathi bir nitelik arzetmektedir. Suredeki temanın sürekliliği, surenin birbirinden yalıtılmış ayetlerden veya farklı yerlerde veyahut da farklı olaylardan ötürü vahyedilmiş sözlerden meydana gelmediğini açıkça göstermektedir. Aksine sure, başlangıcından sonuna kadar tek celsede inzal edilmiş olması gereken ve birbiriyle son derece ilişkili sözlerden oluşmaktadır. Buna dayanarak şu söylenebilir ki, surenin teması, onun Mekke döneminde indirildiğine bizzat delil teşkil eder.
Nüzul zamanı: Surenin nüzul zamanı ile ilgili bir rivayete sahip değiliz; ancak temel konusu, surenin Hz. Muhammed’in (s.a) Mekke’deki son yılları esnasında indirilmiş olabileceğini göstermektedir. Çünkü suredeki ifade tarzından anlaşıldığına göre nüzul zamanı, müşriklerin düşmanlığının Hz. Muhammed’in (s.a) ve ashabının varlıklarına bile katlanamayacak noktaya geldiği ve onların Hz. Muhammed’in (s.a) risaletini kavramak ve kabul etmek konusunda hiç bir umuda yer bırakmadıkları bir zamana tekabül etmektedir.
Bu da gösterir ki, bu surenin muhtevasında yansıtılan şey, Rasul’ün (s.a) gönderildiği kavim içindeki hayatının son dönemi ve yaptığı son uyarılardır. Surenin ihtiva ettiği ifadelerini bu tür nitelikleri, onun, Mekke’deki hareketin son dönemi esnasında indirildiğinin apaçık kanıtıdır.
Mekki hareketin son döneminde inen surelerin anlaşılmasına yardımcı olan daha özel bir diğer işaret de, o surelerin Mekke’den Hicret etme hadisiyle ilgili gizli-açık imalar taşıyor olmalarıdır. Sözkonusu surede bu konuyla ilgili hiç bir ima olmadığına göre, son dönem Mekki surelere tekaddüm ediyor demektir.
Surenin nüzul zamanını belirlediğimize göre, şimdi tutup onun tarihi arka planını tekrarlamaya gerek kalmamıştır. Çünkü En’am ve A’raf surelerinin “giriş” bölümlerinde bu husus yeterince zikredilmişti.
Konu: Bu hitab, Risalete çağrı, ihtar ve uyarıyla ilgilidir. Daha başlangıç ayetlerinde bu çağrı şöyle dile getirilir: “Bu mesajın bir insan tarafından iletilmesi onlara acaip geliyor ve Rasul’ü (s.a) büyücülükle itham ediyorlar. Oysa ne bunda bir acaiplik vardır, ne de mesajın büyü ve kehanetle bir ilgisi bulunmaktadır. Mesaj basit olarak size iki hakikatı bildirir: Birincisi, evreni yaratan ve onu yöneten Allah’ın, gerçek Rabbınız olduğunu ve yalnızca O’nun ibadete layık olduğunu söyler. İkincisi ise, dünya hayatından sonra ahiret’te diğer bir hayatın olacağını, ahiret’te dünya hayatınızın hesabını vermek zorunda kalacağınız ve Allah’ı Rabb olarak kabul ettikten sonra O’nun tarafından istenen salih amelleri benimsemeniz yahut O’nun iradesine aykırı davranmanıza göre ödüllendirilip cezalandırılacağınızı bildirir. Rasul’ün (s.a) önünüze serdiği bu iki hakikat, siz onları ister kabul edin, ister etmeyin, mahzâ “hakikat”tırlar. Rasul (s.a), sizi bunları kabule ve hayatınızı onlara göre düzenlemeye davet ediyor. Eğer kabul ederseniz çok mutlu bir sona sahip olacaksınız; aksi takdirde sizi kötü sonuçlar bekliyor.”
Genel izahat: Giriş ayetlerinden sonra konular aşağı-yukarı şu düzende dizilirler:
l) Tevhid ve ahiret öğretisi, yararsız tartışmalar için fırsat kollamak suretiyle değil; salt nefislerini sapkınlığa ve onun kötü sonuçlarına karşı korumak niyetiyle bağnazlık ve önyargılardan uzaklaşarak Çağrı’ya kulak verenlerin, akıl ve kalblerini tatmin edebilecek nitelikte kanıtlarla ortaya konur.
2) İnsanları tevhid ve ahiret öğretisini kabul etmekten alıkoyan (ve hep alıkoyacak olan) bu türlü yanlış anlamalar bertaraf edilmekte ve böyle insanlar, yolları üzerinde duran gaflet taşlarına karşı uyarılmaktadır.
3) Şüpheler bertaraf edilmiş, Hz. Muhammed’in (s.a) peygamberliği ve getirdiği mesaj hakkında ortaya atılan itirazlara gerekli cevaplar verilmiştir.
4) Ahiret hayatıyla ilgili canlı tasvirler evvel emirde insanları uyarmak için sunulmuştur. Böylelikle yollarını bu dünyada düzeltsinler de sonradan dünya hayatıyla ilgili durumlarından pişmanlık duymasınlar istenmiştir.
5) İnsanlar, bu dünyanın gerçekte bir imtihan yeri olduğu, zamana yalnızca dünya hayatının son anına kadar mühlet verildiği ve bunun, mesajı kabul etmek ve imtihanı kazanmak için kendilerine verilecek tek fırsat olduğu yolunda uyarılmaktadır. Bu yüzden insanlar, doğru yolu bulmaları, Peygamber’e (s.a) indirilmiş olan Kur’an’dan hakikat bilgisini elde etmeleri için Hz. Muhammed’in (s.a) ilahi göreve getirilmesiyle kendilerine sağlanan bu fırsatı en iyi şekilde kullanmak zorundadırlar. Aksi takdirde daimi bir pişmanlık içinde olacaklardır.
6) Hayatlarında ilahi kılavuzluğun gösterdiği yola itibar etmemelerinin bir sonucu olan sapıklık ve cehalet alameti davranışlarından kimisine, insanların dikkatleri çekilmektedir.
Bu bağlamda Hz. Nuh’un (a.s) kıssası kısaca ve Hz. Musa’nınki (a.s) ayrıntılı biçimde işlenerek dört şeyin zihinlerde vurgulanması sağlanmaktadır. Birinci olarak uygulanan şudur: “Sizin Rasulullah Muhammed’e (s.a) olan davranışınız tıpkı Hz. Nuh (a.s) ve Hz. Musa (a.s) kavminin, peygamberlerine davranışı gibidir. Şunu iyi bilin ki, sizler de onların karşılaştığı akıbetle karşılaşacaksınız.” İkinci vurgu şudur: “Peygamber (s.a) ve ashabının bugün şahit olduğunuz zayıf ve biçare (gibi görünen) durumu sizi inanmaktan alıkoymamalıdır. Kadir-i Mutlak olan Allah’ın tıpkı Hz. Musa (a.s) ve Hz. Harun’a (a.s) destek olduğu gibi, onlara destek olacağını ve durumlarını, kimsenin beklemediği bir zamanda aniden değiştireceğini bilmelisiniz.” Üçüncü olarak “Eğer size Allah tarafından öğretilen kelimeyi söylemez, yolunuzda ayak diretir ve bu inadı tıpkı Firavun gibi son ana kadar sürdürürseniz, tevbeniz asla kabul olunmayacaktır” teması vurgulanır. Son vurguysa “Peygamber’in (s.a) ashabına, morallerini bozmamaları yolunda güvence verilmesi”yle ilgilidir. Çünkü düşmanlarının etraflarında oluşturduğu kötü şartlar aslında mesnedsiz, yok olmaya mahkum şartlardır. Dahası, müminler, Firavun kavmi belasından Allah tarafından kurtarıldıktan sonra İsrailoğulları’nın takındıkları tavrın bir benzerine karşı kendilerini korumaları konusunda uyarılmaktadır.
7) Ve surenin sonunda Rasulullah’a (s.a) şu mealde bir deklarasyonda bulunması emredilmektedir: “Bana Allah tarafından vahyedilen ve tebliğ etmem istenen itikad ve amel prensipleri işte bunlardır; bunlarda hiçbir değişme sözkonusu olamaz. Kim kabul ederse kendi hayrına, kim reddederse de kendi zararınadır.”
a) Mesaja sırt çevirmiş bir kavmi, uyarmak üzere bir beşerin gönderilmesinde şaşılacak bir şey yoktur. Çünkü insan soyuna en uygun elçinin bir cinn, melek ya da başka bir şey değil de insan olduğu apaçık bir gerçektir.
b) Rabb ve Yaratıcısının yanlışa sapmış insanları doğru yola sokmak için düzenlemelerde bulunmasında bir acaiplik olamaz; aksine, bunu yapmazsa acaip olur.
c) Gösterilen yola uyup da reddetmeyen kimselere gerçek onur ve başarının bağışlanmasında şaşılacak hiç bir şey yoktur.
Birlikte anlatılan ayetler gruplar hâlinde: her grubun Arapçası, okunuşu ve meali bir arada. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıylaYunus 1
1 ayetالٓرٰ۠ تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِ الْحَك۪يمِ ١
Mushaf
Yunus 2
1 ayetاَكَانَ لِلنَّاسِ عَجَبًا اَنْ اَوْحَيْنَٓا اِلٰى رَجُلٍ مِنْهُمْ اَنْ اَنْذِرِ النَّاسَ وَبَشِّرِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَنَّ لَهُمْ قَدَمَ صِدْقٍ عِنْدَ رَبِّهِمْۜ قَالَ الْكَافِرُونَ اِنَّ هٰذَا لَسَاحِرٌ مُب۪ينٌ ٢
Mushaf
Okunuş
2Ekâne linnâsi ʿaceben en evḥaynâ ilâ racülim minhüm en enẕiri-nnâse vebeşşiri-lleẕîne âmenû enne lehüm ḳademe ṣidḳin ʿinde rabbihim. ḳâle-lkâfirûne inne hâẕâ lesâḥirum mübîn.
Ayet 2
Kendi içlerinden birine, “Allah adına, insanları yaratılış sebeplerine uymaya davet et ve buna iman edip yaşamak için çaba sarf edenlerin ödüllendirileceğini müjdele.” diye vahyetmemiz onların birçoğu tarafından yadırgandı. Bu davetin kabul edilmesi halinde kendi hayat nizamlarının değişeceğini anlayanların birçoğu buna karşı çıkıp, Peygamber’i büyücülük ve sihirbazlıkla suçladılar.
İlgili ayetler
Yunus 3
1 ayetاِنَّ رَبَّكُمُ اللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ يُدَبِّرُ الْاَمْرَۜ مَا مِنْ شَف۪يعٍ اِلَّا مِنْ بَعْدِ اِذْنِه۪ۜ ذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُۜ اَفَلَا تَذَكَّرُونَ ٣
Mushaf
Okunuş
3İnne rabbekümü-llâhü-lleẕî ḫaleḳa-ssemâvâti velʾarḍa fî sitteti eyyâmin ŝümme-stevâ ʿale-lʿarşi yüdebbiru-lʾemr. mâ min şefîʿin illâ mim baʿdi iẕnih. ẕâlikümü-llâhü rabbüküm faʿbüdûh. efelâ teẕekkerûn.
Ayet 3
Gerçek şu ki, sizin Rabbiniz gökleri ve yeri altı günde yaratıp, nizamlarını kurup, yasalarını yapan, sonra da sınırsız ilmi ve kudretiyle hükümranlık makamından yarattıklarını yönetendir. Rabbinizin davetine yönelip, yalnız O’nu ilah edinip O’na kulluk edin. Unutmayın ki Allah kendisinden başka hiç kimseye kulları için şefaat etme, hayat nizamı kurma yetkisi vermemiştir. İşte Rabbiniz olan Allah budur, o halde O’nu layıkıyla tanıyın. O’ndan başka gerçek ilah olmadığını hâlâ düşünmez misiniz?
Yunus 4
1 ayetاِلَيْهِ مَرْجِعُكُمْ جَم۪يعًاۜ وَعْدَ اللّٰهِ حَقًّاۜ اِنَّهُ يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُع۪يدُهُ لِيَجْزِيَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ بِالْقِسْطِۜ وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَهُمْ شَرَابٌ مِنْ حَم۪يمٍ وَعَذَابٌ اَل۪يمٌ بِمَا كَانُوا يَكْفُرُونَ ٤
Mushaf
Okunuş
4İleyhi merciʿuküm cemîʿâ. vaʿde-llâhi ḥaḳḳâ. innehû yebdeü-lḫalḳa ŝümme yüʿîdühû liyecziye-lleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti bilḳisṭ. velleẕîne keferû lehüm şerâbüm min ḥamîmiv veʿaẕâbün elîmüm bimâ kânû yekfürûn.
Ayet 4
Hepiniz sonunda Allah’a döndürülüp, davetine karşı takındığınız tavrınızdan hesaba çekileceksiniz. Bu, Allah’ın gerçekleşmesi kesin vaadidir. İnsanı yaratan ve nasıl yaşaması gerektiğini belirleyip, bildiren O’dur. Allah, iman edip gereklerini yerine getirmek için gayret edenleri hak ettiklerinden çok daha fazlasıyla ödüllendirecektir.
Hakikati inkâra kendilerini şartlandırmış olanlara ise cehennemde kaynar sudan bir içecek ve can yakıcı ateşten bir azap vardır.
Yunus 5
1 ayetهُوَ الَّذ۪ي جَعَلَ الشَّمْسَ ضِيَٓاءً وَالْقَمَرَ نُورًا وَقَدَّرَهُ مَنَازِلَ لِتَعْلَمُوا عَدَدَ السِّن۪ينَ وَالْحِسَابَۜ مَا خَلَقَ اللّٰهُ ذٰلِكَ اِلَّا بِالْحَقِّۜ يُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ ٥
Mushaf
Okunuş
5Hüve-lleẕî ceʿale-şşemse ḍiyâev velḳamera nûrav veḳadderahû menâzile litaʿlemû ʿadede-ssinîne velḥisâb. mâ ḫaleḳa-llâhü ẕâlike illâ bilḥaḳḳ. yüfeṣṣilü-lʾâyâti liḳavmiy yaʿlemûn.
Ayet 5
Güneşi bir ışık kaynağı, ayı ise ışığın yansıtıcısı olarak yaratan da Allah’tır. Yılların sayısını ve hesabını bilesiniz diye, Ay’a yörüngesinde uğraklar koyup, evirip çeviren de O’dur. Allah bütün bunları boşuna değil, ilminin, kudretinin layıkıyla bilinmesi ve davetinin öneminin kavranması için apaçık bildirmektedir.
İlgili ayetler
Yunus 6
1 ayetاِنَّ فِي اخْتِلَافِ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَمَا خَلَقَ اللّٰهُ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَّقُونَ ٦
Mushaf
Okunuş
6İnne fi-ḫtilâfi-lleyli vennehâri vemâ ḫaleḳa-llâhü fi-ssemâvâti velʾarḍi leâyâtil liḳavmiy yetteḳûn.
Ayet 6
Gece ve gündüzün birbirini takip etmesinde, uzayıp, kısalmasında, Allah’ın göklerde ve yerde yarattığı her şeyde O’nun ilmine ve gücüne işaret eden sayısız deliller vardır. Ancak doğruyu arayan ve Allah’a karşı sorumluluk bilinci taşıyanlar bu misallerden alınması gereken dersleri alırlar.
İlgili ayetler
Yunus 7–8
2 ayetاِنَّ الَّذ۪ينَ لَا يَرْجُونَ لِقَٓاءَنَا وَرَضُوا بِالْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَاطْمَاَنُّوا بِهَا وَالَّذ۪ينَ هُمْ عَنْ اٰيَاتِنَا غَافِلُونَۙ ٧ اُو۬لٰٓئِكَ مَاْوٰيهُمُ النَّارُ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ ٨
Mushaf
Okunuş
7İnne-lleẕîne lâ yercûne liḳâenâ veraḍû bilḥayâti-ddünyâ vaṭmeennû bihâ velleẕîne hüm ʿan âyâtinâ gâfilûn.
8Ülâike meʾvâhümü-nnâru bimâ kânû yeksibûn.
Ayet 7–8
Bu uyarılara rağmen, dünya hayatının geçici ve basit zevkleri ile oyalanıp yaşamaya devam eden, Hesap Günü’ne inanmayan ve âyetlerimizi umursamayanlara gelince, onların bu tercihlerinden dolayı varacakları yerleri de cehennem olacaktır.
Yunus 9–10
2 ayetاِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ يَهْد۪يهِمْ رَبُّهُمْ بِا۪يمَانِهِمْۚ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهِمُ الْاَنْهَارُ ف۪ي جَنَّاتِ النَّع۪يمِ ٩ دَعْوٰيهُمْ ف۪يهَا سُبْحَانَكَ اللّٰهُمَّ وَتَحِيَّتُهُمْ ف۪يهَا سَلَامٌۚ وَاٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ۟ ١٠
Mushaf
Okunuş
9İnne-lleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti yehdîhim rabbühüm biîmânihim. tecrî min taḥtihimü-lʾenhâru fî cennâti-nneʿîm.
10Daʿvâhüm fîhâ sübḥâneke-llâhümme veteḥiyyetühüm fîhâ selâm. veâḫiru daʿvâhüm eni-lḥamdü lillâhi rabbi-lʿâlemîn.
Ayet 9–10
İman edip imanlarının gerektirdiği güzellikleri yaşamak uğrunda ellerinden geleni yapmaya çalışanlar ise, içlerinde ırmakların çağıldadığı, nimetler yurdu cennetlere kavuşacaklar ve orada, “Allah’ım Sen tek yüce olansın, Sana şükürler olsun.” diye niyaz eder, birbirleri ile selamlaşır, Rablerine hamd ederler.
Yunus 11
1 ayetوَلَوْ يُعَجِّلُ اللّٰهُ لِلنَّاسِ الشَّرَّ اسْتِعْجَالَهُمْ بِالْخَيْرِ لَقُضِيَ اِلَيْهِمْ اَجَلُهُمْۜ فَنَذَرُ الَّذ۪ينَ لَا يَرْجُونَ لِقَٓاءَنَا ف۪ي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ ١١
Mushaf
Okunuş
11Velev yüʿaccilü-llâhü linnâsi-şşerra-stiʿcâlehüm bilḫayri leḳuḍiye ileyhim ecelühüm. feneẕeru-lleẕîne lâ yercûne liḳâenâ fî ṭugyânihim yaʿmehûn.
Ayet 11
Âhiret Günü’ne ve Peygamber’in Allah adına yaptığı çağrıya inanmayanların tehdit edildikleri azabın bir an önce başlarına gelmesini istedikleri gibi, Allah da onlara hak ettikleri cezayı vermekte acele etseydi, hemen helak edilip, sonları getirilirdi. Biz böylelerini kibirli, azgınlıkları içinde körce, bataklıklarında debelenir halde bırakırız.
Yunus 12
1 ayetوَاِذَا مَسَّ الْاِنْسَانَ الضُّرُّ دَعَانَا لِجَنْبِه۪ٓ اَوْ قَاعِدًا اَوْ قَٓائِمًاۚ فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُ ضُرَّهُ مَرَّ كَاَنْ لَمْ يَدْعُنَٓا اِلٰى ضُرٍّ مَسَّهُۜ كَذٰلِكَ زُيِّنَ لِلْمُسْرِف۪ينَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ ١٢
Mushaf
Okunuş
12Veiẕâ messe-lʾinsâne-ḍḍurru deʿânâ licembihî ev ḳâʿiden ev ḳâimen. felemmâ keşefnâ ʿanhü ḍurrahû merra keel lem yedʿunâ ilâ ḍurrim messeh. keẕâlike züyyine lilmüsrifîne mâ kânû yaʿmelûn.
Ayet 12
İnsanın başına ne zaman bir musibet gelse; yatarken, oturup kalkarken kendisini kurtarmamız için Bize yalvarıp yakarmaya başlar, ama ne zaman ki onu sıkıntısından kurtarsak, sanki Bize yalvarıp yakaran kendisi değilmiş gibi hemen nankörleşip Bize sırt döner, küfür ve şirkine devam eder. Allah’ın verdiği nimetlere ve yardımına karşı haddi aşanlara bu yaptıkları güzel görünür.
Yunus 13–14
2 ayetوَلَقَدْ اَهْلَكْنَا الْقُرُونَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَمَّا ظَلَمُواۙ وَجَٓاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ وَمَا كَانُوا لِيُؤْمِنُواۜ كَذٰلِكَ نَجْزِي الْقَوْمَ الْمُجْرِم۪ينَ ١٣ ثُمَّ جَعَلْنَاكُمْ خَلَٓائِفَ فِي الْاَرْضِ مِنْ بَعْدِهِمْ لِنَنْظُرَ كَيْفَ تَعْمَلُونَ ١٤
Mushaf
Okunuş
13Veleḳad ehlekne-lḳurûne min ḳabliküm lemmâ żalemû vecâethüm rusülühüm bilbeyyinâti vemâ kânû liyüʾminû. keẕâlike neczi-lḳavme-lmücrimîn.
14Ŝümme ceʿalnâküm ḫalâife fi-lʾarḍi mim baʿdihim linenżura keyfe taʿmelûn.
Ayet 13–14
Sizden önce kendilerine kitap ve mucizelerle gelen peygamberleri reddedip, onlara düşmanlık eden nice kavimleri helak ettik. Sonra da sizi, onların ardından yeryüzüne mirasçı ve halifeler kıldık. Böylece sizi davetimize karşı tutumunuzla imtihan ediyoruz.
İlgili ayetler
Yunus 15
1 ayetوَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا بَيِّنَاتٍۙ قَالَ الَّذ۪ينَ لَا يَرْجُونَ لِقَٓاءَنَا ائْتِ بِقُرْاٰنٍ غَيْرِ هٰذَٓا اَوْ بَدِّلْهُۜ قُلْ مَا يَكُونُ ل۪ٓي اَنْ اُبَدِّلَهُ مِنْ تِلْقَٓائِ۬ نَفْس۪يۚ اِنْ اَتَّبِعُ اِلَّا مَا يُوحٰٓى اِلَيَّۚ اِنّ۪ٓي اَخَافُ اِنْ عَصَيْتُ رَبّ۪ي عَذَابَ يَوْمٍ عَظ۪يمٍ ١٥
Mushaf
Okunuş
15Veiẕâ tütlâ ʿaleyhim âyâtünâ beyyinâtin ḳâle-lleẕîne lâ yercûne liḳâene-ʾti biḳurʾânin gayri hâẕâ ev beddilh. ḳul mâ yekûnü lî en übeddilehû min tilḳâi nefsî. in ettebiʿu illâ mâ yûḥâ ileyy. innî eḫâfü in ʿaṣaytü rabbî ʿaẕâbe yevmin ʿażîm.
Ayet 15
Allah adına yapılan çağrıyı umursamayan ve âhirete inanmayan kimselere ne zaman Kur’an âyetleri okunsa, derler ki: “Bu okudukların bize uymaz! Sen bize, bizim hayat tarzımıza uyan, onu tasvip eden bir kitap getir ya da elindekini değiştirip bize uygun hale getir.”
Ey Peygamber! Sen onlara de ki: “Allah’ın kitabını kendime ya da size göre değiştirmek benim ne haddime, bu olacak iş değil. Ben yalnızca bana vahyedilenlere uyarım! Sizin dediklerinize uyacak olursam Rabbime isyan etmiş olurum ve ben Hesap Günü’nün azabından korkarım.”
Yunus 16–18
3 ayetقُلْ لَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ مَا تَلَوْتُهُ عَلَيْكُمْ وَلَٓا اَدْرٰيكُمْ بِه۪ۘ فَقَدْ لَبِثْتُ ف۪يكُمْ عُمُرًا مِنْ قَبْلِه۪ۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ ١٦ فَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِبًا اَوْ كَذَّبَ بِاٰيَاتِه۪ۜ اِنَّهُ لَا يُفْلِحُ الْمُجْرِمُونَ ١٧ وَيَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا يَضُرُّهُمْ وَلَا يَنْفَعُهُمْ وَيَقُولُونَ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ شُفَعَٓاؤُ۬نَا عِنْدَ اللّٰهِۜ قُلْ اَتُنَبِّؤُ۫نَ اللّٰهَ بِمَا لَا يَعْلَمُ فِي السَّمٰوَاتِ وَلَا فِي الْاَرْضِۜ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ ١٨
Mushaf
Okunuş
16Ḳul lev şâe-llâhü mâ televtühû ʿaleyküm velâ edrâküm bih. feḳad lebiŝtü fîküm ʿumüram min ḳablih. efelâ taʿḳilûn.
17Femen ażlemü mimmeni-fterâ ʿale-llâhi keẕiben ev keẕẕebe biâyâtih. innehû lâ yüfliḥu-lmücrimûn.
18Veyaʿbüdûne min dûni-llâhi mâ lâ yeḍurruhüm velâ yenfeʿuhüm veyeḳûlûne hâülâi şüfeʿâünâ ʿinde-llâh. ḳul etünebbiûne-llâhe bimâ lâ yaʿlemü fi-ssemâvâti velâ fi-lʾarḍ. sübḥânehû veteʿâlâ ʿammâ yüşrikûn.
Ayet 16–18
De ki: “Şayet Allah istemeseydi ben bu âyetleri size okuyup tebliğ edemezdim. Bunca yıl içinizde yaşamış olmama rağmen, bana inanmamanıza şaşıyorum, hâlâ aklınızı kullanıp bu gerçeği anlamaz mısınız?
Hem söyleyin bakalım, kendi uydurduklarını Allah’a isnat edip, ‘Bunlar Allah’ın âyetleridir.’ diyen insandan daha zalim ve cahil kim olabilir? Benim öyle biri olmadığımı da en iyi siz bilirsiniz.
Üstelik Allah’ı bırakıp da kendilerine hiçbir yarar ya da zarar verebilme gücüne sahip olmayan, kendileri de yaratılmış olanların peşlerinden gidenler ve onları Allah katında şefaatçiler olarak kabul edenler asla iflah olmazlar.”
Yine onlara de ki: “Allah göklerde ve yerde kimseye şefaat izni ya da yetkisi vermemişken bir kısım insanların şefaatçi olması gerektiğini O’na siz mi öğreteceksiniz?
Allah’tan sakının ve böylesi boş şeylerden uzak durun. Allah sınırsız ilim ve kudretiyle yarattıkları üzerinde hak sahibi tek yüce ilahtır.”
Yunus 19
1 ayetوَمَا كَانَ النَّاسُ اِلَّٓا اُمَّةً وَاحِدَةً فَاخْتَلَفُواۜ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِنْ رَبِّكَ لَقُضِيَ بَيْنَهُمْ ف۪يمَا ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَ ١٩
Mushaf
Okunuş
19Vemâ kâne-nnâsü illâ ümmetev vâḥideten faḫtelefû. velevlâ kelimetün sebeḳat mir rabbike leḳuḍiye beynehüm fîmâ fîhi yaḫtelifûn.
Ayet 19
İnsanlar kurallarını Allah’ın belirlediği hayat nizamı ile yaşayan tek bir ümmetti. Sonra aralarındaki anlaşmazlıklar nedeniyle farklı farklı hayat nizamları icat edip yaratılış sebeplerinden kopuk yollara saptılar, Rabbinizin katında önceden belirlenmiş ve yasaya bağlanmış bir karar olmasaydı hesapları çoktan görülüp, hak ettikleri cezaları verilirdi.
İlgili ayetler
Yunus 20–21
2 ayetوَيَقُولُونَ لَوْلَٓا اُنْزِلَ عَلَيْهِ اٰيَةٌ مِنْ رَبِّه۪ۚ فَقُلْ اِنَّمَا الْغَيْبُ لِلّٰهِ فَانْتَظِرُواۚ اِنّ۪ي مَعَكُمْ مِنَ الْمُنْتَظِر۪ينَ۟ ٢٠ وَاِذَٓا اَذَقْنَا النَّاسَ رَحْمَةً مِنْ بَعْدِ ضَرَّٓاءَ مَسَّتْهُمْ اِذَا لَهُمْ مَكْرٌ ف۪ٓي اٰيَاتِنَاۜ قُلِ اللّٰهُ اَسْرَعُ مَكْرًاۜ اِنَّ رُسُلَنَا يَكْتُبُونَ مَا تَمْكُرُونَ ٢١
Mushaf
Okunuş
20Veyeḳûlûne levlâ ünzile ʿaleyhi âyetüm mir rabbih. feḳul inneme-lgaybü lillâhi fenteżirû. innî meʿaküm mine-lmünteżirîn.
21Veiẕâ eẕaḳne-nnâse raḥmetem mim baʿdi ḍarrâe messethüm iẕâ lehüm mekrun fî âyâtinâ. ḳuli-llâhü esraʿu mekrâ. inne rusülenâ yektübûne mâ temkürûn.
Ayet 20–21
Müşrikler bir de kalkmış Peygamber’e diyorlar ki: “Sana Rabbinden mucizevi birtakım deliller de verilmeli değil miydi?” Sen de onlara de ki: “Mucizevi deliller gösterip göstermemek Allah’ın bileceği iştir. O’nun neye karar vereceğini ben bilemem, sizin de benim de akıbetimizi beklemekten başka yapacağımız bir şey yok.”
Böylelerini başlarına gelen sıkıntılardan ne zaman rahmetimizle kurtarıp rahatlatsak, bu rahatlamaya Allah’tan başka ilahlaştırıp, putlaştırdıkları sayesinde kavuştuklarını söyler, Allah’ın âyetlerine sırtlarını dönüp bozuk inançlarına sarılırlar. Sen onlara de ki: “Allah, sizin şirke dayalı inanç ve iddialarınızın içinin boş ve değersiz olduğunu âyetleriyle ortaya çıkarır. İyi bilin ki yapıp ettiklerinizi ve söylediğiniz her sözünüzü elçi melekler kayda geçirmekteler.”
Yunus 22–23
2 ayetهُوَ الَّذ۪ي يُسَيِّرُكُمْ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِۜ حَتّٰٓى اِذَا كُنْتُمْ فِي الْفُلْكِۚ وَجَرَيْنَ بِهِمْ بِر۪يحٍ طَيِّبَةٍ وَفَرِحُوا بِهَا جَٓاءَتْهَا ر۪يحٌ عَاصِفٌ وَجَٓاءَهُمُ الْمَوْجُ مِنْ كُلِّ مَكَانٍ وَظَنُّٓوا اَنَّهُمْ اُح۪يطَ بِهِمْۙ دَعَوُا اللّٰهَ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَۚ لَئِنْ اَنْجَيْتَنَا مِنْ هٰذِه۪ لَنَكُونَنَّ مِنَ الشَّاكِر۪ينَ ٢٢ فَلَمَّٓا اَنْجٰيهُمْ اِذَا هُمْ يَبْغُونَ فِي الْاَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّۜ يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنَّمَا بَغْيُكُمْ عَلٰٓى اَنْفُسِكُمْۙ مَتَاعَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا ثُمَّ اِلَيْنَا مَرْجِعُكُمْ فَنُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ ٢٣
Mushaf
Okunuş
22Hüve-lleẕî yüseyyiruküm fi-lberri velbaḥr. ḥattâ iẕâ küntüm fi-lfülk. vecerayne bihim birîḥin ṭayyibetiv veferiḥû bihâ câethâ rîḥun ʿâṣifüv vecâehümü-lmevcü min külli mekâniv veżannû ennehüm üḥîṭa bihim deʿavu-llâhe muḫliṣîne lehü-ddîn. lein enceytenâ min hâẕihî lenekûnenne mine-şşâkirîn.
23Felemmâ encâhüm iẕâ hüm yebgûne fi-lʾarḍi bigayri-lḥaḳḳ. yâ eyyühe-nnâsü innemâ bagyüküm ʿalâ enfüsiküm metâʿa-lḥayâti-ddünyâ ŝümme ileynâ merciʿuküm fenünebbiüküm bimâ küntüm taʿmelûn.
Ayet 22–23
Sizi karada gezdirip, denizde yüzdüren de Allah’tır. İnsanlar denizde yelkenli bir gemi ile tatlı tatlı esen rüzgârla, sevinç ve güven içinde yolculuk ederken aniden çıkan bir fırtına ile gemi dalgalar arasında kalıp da içindekiler ölüm korkusuyla yüz yüze geldiklerinde, Allah’a ortak koştuklarının kendilerine hiçbir yararı olmayacağını kavrayıp, hemen Rablerine dönerek, “Bizi bu felaketten kurtarırsan, yemin ediyoruz ki dini yalnız Sana has kılıp Senden başkasını ilah edinmeyeceğiz, davetine sarılıp Sana şükredenlerden olacağız.” diye dua ederler.
Fakat Allah onları bu felaketten kurtarır kurtarmaz tekrar o eski şirke dayalı hayatlarına döner, nankörlük edip azgınlıklarını sürdürürler. Ey müşrikler! Yaptığınız nankörlük ve azgınlıklarınızın sonunda ancak kendinize zarar vermiş olursunuz.
Dünya hayatının zevkleri kısa ve geçicidir, sonunda Bize döndürüleceksiniz. Biz de O Gün yaptıklarınızın, yapmanız gerekirken de yapmadıklarınızın hesabını tek tek soracak, hak ettiğiniz karşılıklarını vereceğiz.
İlgili ayetler
Yunus 24
1 ayetاِنَّمَا مَثَلُ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا كَمَٓاءٍ اَنْزَلْنَاهُ مِنَ السَّمَٓاءِ فَاخْتَلَطَ بِه۪ نَبَاتُ الْاَرْضِ مِمَّا يَاْكُلُ النَّاسُ وَالْاَنْعَامُۜ حَتّٰٓى اِذَٓا اَخَذَتِ الْاَرْضُ زُخْرُفَهَا وَازَّيَّنَتْ وَظَنَّ اَهْلُهَٓا اَنَّهُمْ قَادِرُونَ عَلَيْهَٓاۙ اَتٰيهَٓا اَمْرُنَا لَيْلًا اَوْ نَهَارًا فَجَعَلْنَاهَا حَص۪يدًا كَاَنْ لَمْ تَغْنَ بِالْاَمْسِۜ كَذٰلِكَ نُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ ٢٤
Mushaf
Okunuş
24İnnemâ meŝelü-lḥayâti-ddünyâ kemâin enzelnâhü mine-ssemâi faḫteleṭa bihî nebâtü-lʾarḍi mimmâ yeʾkülü-nnâsü velʾenʿâm. ḥattâ iẕâ eḫaẕeti-lʾarḍu zuḫrufehâ vezzeyyenet veżanne ehlühâ ennehüm ḳâdirûne ʿaleyhâ etâhâ emrunâ leylen ev nehâran feceʿalnâhâ ḥaṣîden keel lem tagne bilʾems. keẕâlike nüfeṣṣilü-lʾâyâti liḳavmiy yetefekkerûn.
Ayet 24
Bu geçici dünya hayatı tıpkı şu misale benzer; gökten indirdiğimiz yağmurla insanları ve hayvanları beslediğimiz bitkiler, ekinler yetişir, bağlar bahçeler yeşerir, süslenir, buna sahip olan insanlar da elde edecekleri ile sevinip hayaller kurarken, bir gece ya da gündüz aniden gönderdiğimiz bir afetle o güzelim mahsulleri sanki orada hiç olmamışlar gibi kökünden biçilmiş çer çöpe çeviririz. İşte Biz, aklını kullanıp düşünen bir toplum için âyetlerimizi böyle apaçık misallerle dile getiriyoruz.
Yunus 25
1 ayetوَاللّٰهُ يَدْعُٓوا اِلٰى دَارِ السَّلَامِۜ وَيَهْد۪ي مَنْ يَشَٓاءُ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ ٢٥
Mushaf
Okunuş
25Vellâhü yedʿû ilâ dâri-sselâm. veyehdî mey yeşâü ilâ ṣirâṭim müsteḳîm.
Ayet 25
Ey insanlar! Allah sizi daimi mutluluk, güvenlik ve güzellik yurduna çağırmakta ve dileyene de oraya gidilecek yolu göstermektedir.
İlgili ayetler
Yunus 26
1 ayetلِلَّذ۪ينَ اَحْسَنُوا الْحُسْنٰى وَزِيَادَةٌۜ وَلَا يَرْهَقُ وُجُوهَهُمْ قَتَرٌ وَلَا ذِلَّةٌۜ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْجَنَّةِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ ٢٦
Mushaf
Okunuş
26Lilleẕîne aḥsenü-lḥusnâ veziyâdeh. velâ yerheḳu vucûhehüm ḳateruv velâ ẕilleh. ülâike aṣḥâbü-lcenneh. hüm fîhâ ḫâlidûn.
Ayet 26
Allah’ın rızasına uygun yaşama gayretiyle dünya hayatlarını tamamlayanlar, yaptıklarının çok daha fazlası ile ödüllendirilecekler, Hesap Günü de yüzleri ağaracak, başları öne eğilmeyecek.
İlgili ayetler
Yunus 27–30
4 ayetوَالَّذ۪ينَ كَسَبُوا السَّيِّـَٔاتِ جَزَٓاءُ سَيِّئَةٍ بِمِثْلِهَاۙ وَتَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌۜ مَا لَهُمْ مِنَ اللّٰهِ مِنْ عَاصِمٍۚ كَاَنَّمَٓا اُغْشِيَتْ وُجُوهُهُمْ قِطَعًا مِنَ الَّيْلِ مُظْلِمًاۜ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ ٢٧ وَيَوْمَ نَحْشُرُهُمْ جَم۪يعًا ثُمَّ نَقُولُ لِلَّذ۪ينَ اَشْرَكُوا مَكَانَكُمْ اَنْتُمْ وَشُرَكَٓاؤُ۬كُمْۚ فَزَيَّلْنَا بَيْنَهُمْ وَقَالَ شُرَكَٓاؤُ۬هُمْ مَا كُنْتُمْ اِيَّانَا تَعْبُدُونَ ٢٨ فَكَفٰى بِاللّٰهِ شَه۪يدًا بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ اِنْ كُنَّا عَنْ عِبَادَتِكُمْ لَغَافِل۪ينَ ٢٩ هُنَالِكَ تَبْلُوا كُلُّ نَفْسٍ مَٓا اَسْلَفَتْ وَرُدُّٓوا اِلَى اللّٰهِ مَوْلٰيهُمُ الْحَقِّ وَضَلَّ عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَفْتَرُونَ۟ ٣٠
Mushaf
Okunuş
27Velleẕîne kesebü-sseyyiâti cezâü seyyietim bimiŝlihâ veterheḳuhüm ẕilleh. mâ lehüm mine-llâhi min ʿâṣim. keennemâ ugşiyet vucûhühüm ḳiṭaʿam mine-lleyli mużlimâ. ülâike aṣḥâbü-nnâr. hüm fîhâ ḫâlidûn.
28Veyevme naḥşüruhüm cemîʿan ŝümme neḳûlü lilleẕîne eşrakû mekâneküm entüm veşürakâüküm. fezeyyelnâ beynehüm veḳâle şürakâühüm mâ küntüm iyyânâ taʿbüdûn.
29Fekefâ billâhi şehîdem beynenâ vebeyneküm in künnâ ʿan ʿibâdetiküm legâfilîn.
30Hünâlike teblû küllü nefsim mâ eslefet veruddû ile-llâhi mevlâhümü-lḥaḳḳi veḍalle ʿanhüm mâ kânû yefterûn.
Ayet 27–30
Öte yandan Allah’ın razı olacağı hayat nizamından yüz çevirip, nankörlük edenler, yaptıklarının misli olan azapla cezalandırılacaklar. Aşağılanmaya mahkûm olacak yüzleri de gece karanlığı gibi utançtan kararacak, başları yere eğilmiş, zillete düşmüş olarak ebedî kalacakları cehennemi hak etmiş olacaklar.
İşte O Hesap Günü şirkin ve küfrün elebaşlarını ve onlara tabi olup arkalarından gidenlerin hepsini bir araya toplayıp diyeceğiz ki: “Ey insanları Allah’a kul olmaktan uzaklaştıranlar ve onlara tabi olanlar! Şöyle birbirinizden ayrılın ve söyleyin bakalım, sizler niçin Allah’tan başka Rab ve ilahlar edinip de O’na ortaklar koştunuz?” Elebaşları kendilerine tabi olanlar için şöyle diyecekler: “Bunlar aslında bizim değil, kendi çıkarlarının boş heves ve arzularının peşinde oldukları için peşimize takıldılar.” Sonra da kendilerine uyanlara dönüp, “Allah şahittir ki, bizim, sizin bizi Allah’a ortak koştuğunuzdan haberimiz bile yoktu, bunun farkında değildik. Bu sizin seçiminizdi, kimse sizi buna zorlamadı.” diyecekler.
İşte O Gün herkes dünya hayatlarındaki tercihlerinin hesabını vermek üzere Yüce Allah’ın huzurunda toplanacak ve müşrikler sözde ilahları tarafından yapayalnız bırakılacaklar.
İlgili ayetler
Yunus 31–33
3 ayetقُلْ مَنْ يَرْزُقُكُمْ مِنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ اَمَّنْ يَمْلِكُ السَّمْعَ وَالْاَبْصَارَ وَمَنْ يُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ وَمَنْ يُدَبِّرُ الْاَمْرَۜ فَسَيَقُولُونَ اللّٰهُۚ فَقُلْ اَفَلَا تَتَّقُونَ ٣١ فَذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبُّكُمُ الْحَقُّۚ فَمَاذَا بَعْدَ الْحَقِّ اِلَّا الضَّلَالُۚ فَاَنّٰى تُصْرَفُونَ ٣٢ كَذٰلِكَ حَقَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ عَلَى الَّذ۪ينَ فَسَقُٓوا اَنَّهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ ٣٣
Mushaf
Okunuş
31Ḳul mey yerzüḳuküm mine-ssemâi velʾarḍi emmey yemlikü-ssemʿa velʾebṣâra vemey yuḫricü-lḥayye mine-lmeyyiti veyuḫricü-lmeyyite mine-lḥayyi vemey yüdebbiru-lʾemr. feseyeḳûlûne-llâh. feḳul efelâ tetteḳûn.
32Feẕâlikümü-llâhü rabbükümü-lḥaḳḳ. femâẕâ baʿde-lḥaḳḳi ille-ḍḍalâl. feennâ tuṣrafûn.
33Keẕâlike ḥaḳḳat kelimetü rabbike ʿale-lleẕîne feseḳû ennehüm lâ yüʾminûn.
Ayet 31–33
Sen onlara de ki: “Göklerden ve yerden sizi rızıklandıran kimdir, kulaklarınızın işitme, gözlerinizin görme sistemini oluşturup, bahşeden gerçek sahibiniz kimdir? Ölüden diriyi, diriden de ölüyü çıkaran kimdir? Kimdir, kâinatı yaratıp nizamını kurup, dengesini oluşturan ve kusursuz yöneten?” Onlar hemen diyecekler ki: “Allah’tır.” Arkasından da onlara de ki: “O halde niçin Allah’ın sizi davet ettiği mükemmel hayat nizamını kabule yanaşmıyorsunuz?”
Şüphesiz işte O Allah’tır sizin gerçek Rabbiniz ve ilahınız. O’nun davetinin dışında yaşanan hayat, bâtıl ve sapıklıktan başka bir şey değildir. Bu gerçeğe rağmen Allah’a nankörlük ederek ortak koşanlar için Allah’ın hükmü kesindir, onlar cehennem azabına çarptırılacaklar.
Yunus 34
1 ayetقُلْ هَلْ مِنْ شُرَكَٓائِكُمْ مَنْ يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُع۪يدُهُۜ قُلِ اللّٰهُ يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُع۪يدُهُ فَاَنّٰى تُؤْفَكُونَ ٣٤
Mushaf
Okunuş
34Ḳul hel min şürakâiküm mey yebdeü-lḫalḳa ŝümme yüʿîdüh. ḳuli-llâhü yebdeü-lḫalḳa ŝümme yüʿîdühû feennâ tüʾfekûn.
Ayet 34
Yaratılışlarındaki mükemmel sistemi görmezden gelenlere şunu da sor: “Allah’tan başka ilah edindiklerinizden hiçbiri insanı yoktan yaratıp, öldükten sonra da onu tekrar diriltebilir mi?” De ki: “İnsanı yaratan ve öldükten sonra tekrar diriltecek olan Allah’tır. Bu gerçeğe rağmen nasıl oluyor da Allah’ı bırakıp başka ilahlar ediniyorsunuz?”
İlgili ayetler
Yunus 35
1 ayetقُلْ هَلْ مِنْ شُرَكَٓائِكُمْ مَنْ يَهْد۪ٓي اِلَى الْحَقِّۜ قُلِ اللّٰهُ يَهْد۪ي لِلْحَقِّۜ اَفَمَنْ يَهْد۪ٓي اِلَى الْحَقِّ اَحَقُّ اَنْ يُتَّبَعَ اَمَّنْ لَا يَهِدّ۪ٓي اِلَّٓا اَنْ يُهْدٰىۚ فَمَا لَكُمْ۠ كَيْفَ تَحْكُمُونَ ٣٥
Mushaf
Okunuş
35Ḳul hel min şürakâiküm mey yehdî ile-lḥaḳḳ. ḳuli-llâhü yehdî lilḥaḳḳ. efemey yehdî ile-lḥaḳḳi eḥaḳḳu ey yüttebeʿa emmel lâ yehiddî illâ ey yühdâ. femâ leküm. keyfe taḥkümûn.
Ayet 35
De ki: “Söyleyin bakalım o ilah kabul ettiklerinizin içinde, sizi doğru olana, adalete, mutluluğa, güven içinde yaşamaya yöneltebilecek var mı?” De ki: “İnsanları doğruya, adil ve güvenli olana davet edip yönelten yalnızca Allah’tır. O halde doğru olana yönelten mi uyulmaya daha layıktır, yoksa kendisine doğru yol gösterilmedikçe kendi başına onu bulması imkânsız olan mı? Gerçek bu kadar açık iken nasıl oluyor da bunu düşünemiyor ve buna göre seçiminizi yapmıyorsunuz?”
Yunus 36
1 ayetوَمَا يَتَّبِعُ اَكْثَرُهُمْ اِلَّا ظَنًّاۜ اِنَّ الظَّنَّ لَا يُغْن۪ي مِنَ الْحَقِّ شَيْـًٔاۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ بِمَا يَفْعَلُونَ ٣٦
Mushaf
Okunuş
36Vemâ yettebiʿu ekŝeruhüm illâ żannâ. inne-żżanne lâ yugnî mine-lḥaḳḳi şeyʾâ. inne-llâhe ʿalîmüm bimâ yefʿalûn.
Ayet 36
İnsanların çoğu hayat nizamlarını seçerken zanna uymaktalar, oysa zan hiçbir zaman gerçeğin, hak olanın yerini tutmaz. Allah her insanın seçimini neye göre yaptığını en ince ayrıntılarına kadar bilmektedir.
İlgili ayetler
Yunus 37–39
3 ayetوَمَا كَانَ هٰذَا الْقُرْاٰنُ اَنْ يُفْتَرٰى مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلٰكِنْ تَصْد۪يقَ الَّذ۪ي بَيْنَ يَدَيْهِ وَتَفْص۪يلَ الْكِتَابِ لَا رَيْبَ ف۪يهِ مِنْ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ۠ ٣٧ اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰيهُۜ قُلْ فَاْتُوا بِسُورَةٍ مِثْلِه۪ وَادْعُوا مَنِ اسْتَطَعْتُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ ٣٨ بَلْ كَذَّبُوا بِمَا لَمْ يُح۪يطُوا بِعِلْمِه۪ وَلَمَّا يَاْتِهِمْ تَاْو۪يلُهُۜ كَذٰلِكَ كَذَّبَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الظَّالِم۪ينَ ٣٩
Mushaf
Okunuş
37Vemâ kâne hâẕe-lḳurʾânü ey yüfterâ min dûni-llâhi velâkin taṣdîḳa-lleẕî beyne yedeyhi vetefṣîle-lkitâbi lâ raybe fîhi mir rabbi-lʿâlemîn.
38Em yeḳûlûne-fterâh. ḳul feʾtû bisûratim miŝlihî vedʿû meni-steṭaʿtüm min dûni-llâhi in küntüm ṣâdiḳîn.
39Bel keẕẕebû bimâ lem yüḥîṭû biʿilmihî velemmâ yeʾtihim teʾvîlüh. keẕâlike keẕẕebe-lleẕîne min ḳablihim fenżur keyfe kâne ʿâḳibetu-żżâlimîn.
Ayet 37–39
Şüphesiz bu Kur’an Allah’tandır ve kesinlikle başkaları tarafından uydurulmuş bir kitap değildir. O kendisinden önce Allah’ın gönderdiği kitaplardan geriye kalan doğruları tasdik eden ve ilâhî hükümleri ayrıntılı bir biçimde açıklayan, ilahi bir kitaptır. Müşrik kalmakta inatla direnenler, “Onu Muhammed uydurdu.” diyorlar. Sen onlara de ki: “Şayet bu iddianızda samimi ve dürüst iseniz, haydi Kur’an’ın sûrelerine benzer bir sûre de siz ortaya koyun bakalım, bunu yaparken de Allah’tan başka yardım alabileceğiniz kim varsa, onların hepsini de yardımınıza çağırın.”
Gerçek şu ki, böyle diyenler iyice düşünüp tartmadan, âyetlerin ayrıntılı açıklamalarını dinlemeden reddedip yalanlamayı tercih ettiler, onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Bunların sonunda nasıl helak edildiklerine dönüp de bir bakın.
Yunus 40
1 ayetوَمِنْهُمْ مَنْ يُؤْمِنُ بِه۪ وَمِنْهُمْ مَنْ لَا يُؤْمِنُ بِه۪ۜ وَرَبُّكَ اَعْلَمُ بِالْمُفْسِد۪ينَ۟ ٤٠
Mushaf
Okunuş
40Veminhüm mey yüʾminü bihî veminhüm mel lâ yüʾminü bih. verabbüke aʿlemü bilmüfsidîn.
Ayet 40
Gerçeği kabule yanaşmayanların içinde düşünüp, doğru olana yönelenlerin olacağı gibi, bir kısmı da karşı durup, reddetmeye, inkâra ve yalanlamaya devam edeceklerdir.
Yunus 41–43
3 ayetوَاِنْ كَذَّبُوكَ فَقُلْ ل۪ي عَمَل۪ي وَلَكُمْ عَمَلُكُمْۚ اَنْتُمْ بَر۪ٓيؤُ۫نَ مِمَّٓا اَعْمَلُ وَاَنَا۬ بَر۪ٓيءٌ مِمَّا تَعْمَلُونَ ٤١ وَمِنْهُمْ مَنْ يَسْتَمِعُونَ اِلَيْكَۜ اَفَاَنْتَ تُسْمِعُ الصُّمَّ وَلَوْ كَانُوا لَا يَعْقِلُونَ ٤٢ وَمِنْهُمْ مَنْ يَنْظُرُ اِلَيْكَۜ اَفَاَنْتَ تَهْدِي الْعُمْيَ وَلَوْ كَانُوا لَا يُبْصِرُونَ ٤٣
Mushaf
Okunuş
41Vein keẕẕebûke feḳul lî ʿamelî veleküm ʿamelüküm. entüm berîûne mimmâ aʿmelü veenâ berîüm mimmâ taʿmelûn.
42Veminhüm mey yestemiʿûne ileyk. efeente tüsmiʿu-ṣṣumme velev kânû lâ yaʿḳilûn.
43Veminhüm mey yenżuru ileyk. efeente tehdi-lʿumye velev kânû lâ yübṣirûn.
Ayet 41–43
Ey Peygamber! Senin Allah adına yaptığın çağrıya inanmazlarsa, onlara de ki: “Benim yapıp ettiklerimin sorumluluğu bana, sizin yapıp ettiklerinizin sorumluluğu da size aittir, herkes kendi tercihlerinden sorumlu tutularak karşılığını görecektir.”
Onların arasında bir de seni dinliyor gibi görünmekle birlikte, söylediklerin üzerinde aklını hiç kullanmayanlar vardır. Bunların durumu sağırların durumuna benzer, aklını kullanmayanların sağırlardan farkı yoktur, sen onlara duyuramazsın. İçlerinde bir de senin yapıp ettiklerine bakıyormuş gibi yapanlar vardır fakat senin yaptıklarını görüp amacını ve anlamını kavrayamazlar, bunların durumu da körlerden farklı değildir, sen körlere de doğru yolu gösteremezsin.
Yunus 44
1 ayetاِنَّ اللّٰهَ لَا يَظْلِمُ النَّاسَ شَيْـًٔا وَلٰكِنَّ النَّاسَ اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ ٤٤
Mushaf
Okunuş
44İnne-llâhe lâ yażlimü-nnâse şeyʾev velâkinne-nnâse enfüsehüm yażlimûn.
Ayet 44
Şüphesiz Allah insanlara zerre kadar haksızlık yapmaz fakat Allah’ın davetini kabul etmeyenler kendi kendilerine zulmedip zarar verirler.
İlgili ayetler
Yunus 45–46
2 ayetوَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ كَاَنْ لَمْ يَلْبَثُٓوا اِلَّا سَاعَةً مِنَ النَّهَارِ يَتَعَارَفُونَ بَيْنَهُمْۜ قَدْ خَسِرَ الَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِلِقَٓاءِ اللّٰهِ وَمَا كَانُوا مُهْتَد۪ينَ ٤٥ وَاِمَّا نُرِيَنَّكَ بَعْضَ الَّذ۪ي نَعِدُهُمْ اَوْ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَاِلَيْنَا مَرْجِعُهُمْ ثُمَّ اللّٰهُ شَه۪يدٌ عَلٰى مَا يَفْعَلُونَ ٤٦
Mushaf
Okunuş
45Veyevme yaḥşüruhüm keel lem yelbeŝû illâ sâʿatem mine-nnehâri yeteʿârafûne beynehüm. ḳad ḫasira-lleẕîne keẕẕebû biliḳâi-llâhi vemâ kânû mühtedîn.
46Veimmâ nüriyenneke baʿḍa-lleẕî neʿidühüm ev neteveffeyenneke feileynâ merciʿuhüm ŝümme-llâhü şehîdün ʿalâ mâ yefʿalûn.
Ayet 45–46
Allah Hesap Günü insanları bir araya toplayacak ve O Gün onlar dünyada sanki gündüzün bir vaktinde ayaküstü birbirleriyle tanışacak kadar kısa bir süre kaldıklarını düşünecekler.
Allah’ın huzuruna çıkarıldıkları gün, dünya hayatlarındaki yaşayış biçimlerinden hesaba çekileceklerine inanmayanlar büyük bir hüsrana uğrayacaklar.
Ey Peygamber! Onların hak ettikleri azabın bir kısmını bu dünyada sana göstersek ya da bunu görmeden seni vefat ettirsek de şu kaçınılmaz bir gerçek ki, onlar er geç Bize döndürülecekler ve işledikleri suçlarının karşılığını görecekler.
Yunus 47
1 ayetوَلِكُلِّ اُمَّةٍ رَسُولٌۚ فَاِذَا جَٓاءَ رَسُولُهُمْ قُضِيَ بَيْنَهُمْ بِالْقِسْطِ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ ٤٧
Mushaf
Okunuş
47Velikülli ümmetir rasûl. feiẕâ câe rasûlühüm ḳuḍiye beynehüm bilḳisṭi vehüm lâ yużlemûn.
Ayet 47
Her ümmete mutlaka bir peygamber gönderilmiş ve doğru olan hayat nizamı ile yaşamaya davet edilmişlerdir. Sonra da Allah onlar hakkında adaletle hükmünü vermiş ve asla kimseye haksızlık yapılmamıştır.
Yunus 48–49
2 ayetوَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْوَعْدُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ ٤٨ قُلْ لَٓا اَمْلِكُ لِنَفْس۪ي ضَرًّا وَلَا نَفْعًا اِلَّا مَا شَٓاءَ اللّٰهُۜ لِكُلِّ اُمَّةٍ اَجَلٌۜ اِذَا جَٓاءَ اَجَلُهُمْ فَلَا يَسْتَاْخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ ٤٩
Mushaf
Okunuş
48Veyeḳûlûne metâ hâẕe-lvaʿdü in küntüm ṣâdiḳîn.
49Ḳul lâ emlikü linefsî ḍarrav velâ nefʿan illâ mâ şâe-llâh. likülli ümmetin ecelün. iẕâ câe ecelühüm felâ yesteʾḫirûne sâʿatev velâ yestaḳdimûn.
Ayet 48–49
Şimdiki müşrikler de geçmiştekiler gibi peygamber ve beraberindekilere, “Sizler doğru sözlü insanlarsınız, söyleyin bakalım bizi tehdit ettiğiniz azap ne zaman başımıza gelecekmiş.” diyerek alay ediyorlar.
Sen onlara de ki: “Allah dilemedikçe ben de kendim için ne bir yarar sağlayabilirim, ne de başıma gelecek olan bir zararı önleyebilirim, her şey Allah’ın iradesine, O’nun dilemesine bağlıdır, her ümmetin Allah’ın yasaları ile belirlenmiş bir ömür süresi, eceli vardır. Süresi dolanın eceli ne bir an geciktirilir ne de süre dolmadan öne alınır.”
Yunus 50–53
4 ayetقُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ اَتٰيكُمْ عَذَابُهُ بَيَاتًا اَوْ نَهَارًا مَاذَا يَسْتَعْجِلُ مِنْهُ الْمُجْرِمُونَ ٥٠ اَثُمَّ اِذَا مَا وَقَعَ اٰمَنْتُمْ بِه۪ۜ آٰلْـٰٔنَ وَقَدْ كُنْتُمْ بِه۪ تَسْتَعْجِلُونَ ٥١ ثُمَّ ق۪يلَ لِلَّذ۪ينَ ظَلَمُوا ذُوقُوا عَذَابَ الْخُلْدِۚ هَلْ تُجْزَوْنَ اِلَّا بِمَا كُنْتُمْ تَكْسِبُونَ ٥٢ وَيَسْتَنْبِؤُ۫نَكَ اَحَقٌّ هُوَۜ قُلْ ا۪ي وَرَبّ۪ٓي اِنَّهُ لَحَقٌّ وَمَٓا اَنْتُمْ بِمُعْجِز۪ينَ۟ ٥٣
Mushaf
Okunuş
50Ḳul eraʾeytüm in etâküm ʿaẕâbühû beyâten ev nehâram mâẕâ yestaʿcilü minhü-lmücrimûn.
51Eŝümme iẕâ mâ veḳaʿa âmentüm bih. âlʾâne veḳad küntüm bihî testaʿcilûn.
52Ŝümme ḳîle lilleẕîne żalemû ẕûḳû ʿaẕâbe-lḫuld. hel tüczevne illâ bimâ küntüm teksibûn.
53Veyestembiûneke eḥaḳḳun hû. ḳul î verabbî innehû leḥaḳḳuv vemâ entüm bimüʿcizîn.
Ayet 50–53
De ki: “Allah’ın azabının, gecenin ya da gündüzün bir vaktinde ansızın başınıza gelmesi halinde ne duruma düşebileceğinizi hiç düşündünüz mü? Onun zamanını belirleyecek olan Allah’tır. Sizin ‘Bir an önce başımıza gelsin de görelim’ demenizle de Allah onun zamanını değiştirmez. Anlaşılan o ki, azap başınıza gelmeden iman etmeyeceksiniz.” Azap gelip çattığında da size şöyle denilecek: “Önceden size haberi verilip de uyarıldığınıza şimdi mi inanacaksınız? Hâlbuki azap gelsin de görelim diye alay ediyordunuz.” O Gün Âhiret ve Hesap Günü’ne inanmayanlara, “Ebedî kalmak üzere girin şu hak ettiğiniz cehenneme de, görün azabın ne olduğunu.” denilecek.
İçlerinden bir kısmı da kendilerine bildirilmekte olan bu âyetler için şüpheyle sana, “Bu azap gerçek mi?” diye soruyorlar. Sen de onlara de ki: “Evet, Rabbime yemin olsun ki bu gerçeğin ta kendisidir ve sizler bundan asla kurtulamayacaksınız.”
İlgili ayetler
Yunus 54
1 ayetوَلَوْ اَنَّ لِكُلِّ نَفْسٍ ظَلَمَتْ مَا فِي الْاَرْضِ لَافْتَدَتْ بِه۪ۜ وَاَسَرُّوا النَّدَامَةَ لَمَّا رَاَوُا الْعَذَابَۚ وَقُضِيَ بَيْنَهُمْ بِالْقِسْطِ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ ٥٤
Mushaf
Okunuş
54Velev enne likülli nefsin żalemet mâ fi-lʾarḍi leftedet bih. veeserrü-nnedâmete lemmâ raevu-lʿaẕâb. veḳuḍiye beynehüm bilḳisṭi vehüm lâ yużlemûn.
Ayet 54
Dünya hayatını müşrik ve kâfir olarak tamamlayanlar, dünya kadar malları da olsa, bunların hepsini cehennem azabından kurtulmak için gözlerini kırpmadan fidye olarak vermek isterlerdi, fakat o zalimler kendilerini bekleyen azabı görünce, pişmanlıklarını ifade edebilecek gücü bile kendilerinde bulamayacaklar, onlar için ilahi adalet hak ettiklerinin tam karşılığını verecek.
Yunus 55–56
2 ayetاَلَٓا اِنَّ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ اَلَٓا اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ٥٥ هُوَ يُحْي۪ وَيُم۪يتُ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ٥٦
Mushaf
Okunuş
55Elâ inne lillâhi mâ fi-ssemâvâti velʾarḍ. elâ inne vaʿde-llâhi ḥaḳḳuv velâkinne ekŝerahüm lâ yaʿlemûn.
56Hüve yuḥyî veyümîtü veileyhi türceʿûn.
Ayet 55–56
İyi bilin ve aklınızdan çıkarmayın ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. O’nun Kıyamet ve Hesap Günü ile ilgili vaadi de mutlaka gerçekleşecektir. Her insan yaşayış biçiminden hesaba çekilecek fakat insanların çoğu hâlâ bunun bilincinde değiller. Oysa hayatı da ölümü de yaratan Allah’tır ve sonunda hepiniz O’na döndürüleceksiniz.
İlgili ayetler
Yunus 57–58
2 ayetيَٓا اَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَٓاءَتْكُمْ مَوْعِظَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَشِفَٓاءٌ لِمَا فِي الصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِن۪ينَ ٥٧ قُلْ بِفَضْلِ اللّٰهِ وَبِرَحْمَتِه۪ فَبِذٰلِكَ فَلْيَفْرَحُواۜ هُوَ خَيْرٌ مِمَّا يَجْمَعُونَ ٥٨
Mushaf
Okunuş
57Yâ eyyühe-nnâsü ḳad câetküm mevʿiżatüm mir rabbiküm veşifâül limâ fi-ṣṣudûri vehüdev veraḥmetül lilmüʾminîn.
58Ḳul bifaḍli-llâhi vebiraḥmetihî febiẕâlike felyefraḥû. hüve ḫayrum mimmâ yecmeʿûn.
Ayet 57–58
Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplerdeki hastalıklara şifa, yaratılış sebeplerine uygun yaşamak isteyenlere bir rehber ve rahmet kaynağı olmak üzere Kur’an gelmiştir. Ey Peygamber! Sen insanlara bunu müjdele, Allah’ın rahmet ve şifa kaynağı olan kitabından dolayı sevinip mutlu olsunlar ve Allah’ın bu nimetinin sahip oldukları mal ve servetin hepsinden daha değerli olduğunu bilsinler.
Yunus 59–60
2 ayetقُلْ اَرَاَيْتُمْ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ لَكُمْ مِنْ رِزْقٍ فَجَعَلْتُمْ مِنْهُ حَرَامًا وَحَلَالًاۜ قُلْ آٰللّٰهُ اَذِنَ لَكُمْ اَمْ عَلَى اللّٰهِ تَفْتَرُونَ ٥٩ وَمَا ظَنُّ الَّذ۪ينَ يَفْتَرُونَ عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ اِنَّ اللّٰهَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى النَّاسِ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَشْكُرُونَ۟ ٦٠
Mushaf
Okunuş
59Ḳul eraʾeytüm mâ enzele-llâhü leküm mir rizḳin feceʿaltüm minhü ḥarâmev veḥalâlâ. ḳul ellâhü eẕine leküm em ʿale-llâhi tefterûn.
60Vemâ żannü-lleẕîne yefterûne ʿale-llâhi-lkeẕibe yevme-lḳiyâmeh. inne-llâhe leẕû faḍlin ʿale-nnâsi velâkinne ekŝerahüm lâ yeşkürûn.
Ayet 59–60
Ey Peygamber! Kitap Ehline de ki: “Size ne oluyor ki Allah’ın bahşettiği nimetlerden bir kısmını kendi kendinize helal, bir kısmını da haram sayıyorsunuz? Bu konuda Allah’tan bir yetki mi aldınız, yahut Allah böyle emretti diyerek O’na iftira mı atıyorsunuz? Yarattıkları üzerinde hüküm koyma yetkisi yalnızca Allah’a aittir, dolayısıyla neyin helal, neyin de haram olduğunun belirleyicisi O’dur.”
Allah’ın yarattıkları üzerinde hükümler koymaya çalışanlar Kıyamet ve Hesap Günü başlarına gelebilecekleri hiç düşünmüyorlar mı?
Allah, insanlara sınırsız ikramlarda bulunmuştur, fakat nankör insan bunlar için şükretmek yerine, nimetler üzerinde kendisini hak sahibi görüp hükümler koymaya kalkıyor.
İlgili ayetler
Yunus 61
1 ayetوَمَا تَكُونُ ف۪ي شَاْنٍ وَمَا تَتْلُوا مِنْهُ مِنْ قُرْاٰنٍ وَلَا تَعْمَلُونَ مِنْ عَمَلٍ اِلَّا كُنَّا عَلَيْكُمْ شُهُودًا اِذْ تُف۪يضُونَ ف۪يهِۜ وَمَا يَعْزُبُ عَنْ رَبِّكَ مِنْ مِثْقَالِ ذَرَّةٍ فِي الْاَرْضِ وَلَا فِي السَّمَٓاءِ وَلَٓا اَصْغَرَ مِنْ ذٰلِكَ وَلَٓا اَكْبَرَ اِلَّا ف۪ي كِتَابٍ مُب۪ينٍ ٦١
Mushaf
Okunuş
61Vemâ tekûnü fî şeʾniv vemâ tetlû minhü min ḳurʾâniv velâ taʿmelûne min ʿamelin illâ künnâ ʿaleyküm şühûden iẕ tüfîḍûne fîh. vemâ yaʿzübü ʿar rabbike mim miŝḳâli ẕerratin fi-lʾarḍi velâ fi-ssemâi velâ aṣgara min ẕâlike velâ ekbera illâ fî kitâbim mübîn.
Ayet 61
Ey Peygamber! Biz senin de hangi şartlar altında Allah’ın daveti konusunda neler yaptığını, yapmakta olduğunu, görüp bilmekteyiz. Sizin de ey insanlar! Allah adına yapılmakta olan davete karşı tutumunuzu, nereye yönelip, kimleri Rab ve ilahlar edinerek nizamlarına uyduklarınızı ayrıntılarıyla bilip şahitlik etmekteyiz, göklerde ve yerde zerre kadar, hatta daha küçük olan şeyler bile, Rabbinizin bilgisinden saklı kalamaz, küçük büyük her ne yaparsanız hepsinin kaydı tutulmaktadır.
Yunus 62–65
4 ayetاَلَٓا اِنَّ اَوْلِيَٓاءَ اللّٰهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَۚ ٦٢ اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَكَانُوا يَتَّقُونَۜ ٦٣ لَهُمُ الْبُشْرٰى فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَفِي الْاٰخِرَةِۜ لَا تَبْد۪يلَ لِكَلِمَاتِ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُۜ ٦٤ وَلَا يَحْزُنْكَ قَوْلُهُمْۢ اِنَّ الْعِزَّةَ لِلّٰهِ جَم۪يعًاۜ هُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ ٦٥
Mushaf
Okunuş
62Elâ inne evliyâe-llâhi lâ ḫavfün ʿaleyhim velâ hüm yaḥzenûn.
63Elleẕîne âmenû vekânû yetteḳûn.
64Lehümü-lbüşrâ fi-lḥayâti-ddünyâ vefi-lʾâḫirah. lâ tebdîle likelimâti-llâh. ẕâlike hüve-lfevzü-lʿażîm.
65Velâ yaḥzünke ḳavlühüm. inne-lʿizzete lillâhi cemîʿâ. hüve-ssemîʿu-lʿalîm.
Ayet 62–65
Allah’ın dostluğunu kazananlara, gelecekten ve geçmişten dolayı kaygı ve korku yoktur, böyleleri mahzun ve mahcup da olmayacaklar. Bunlar Allah’a karşı sorumluluklarının bilinci ile yaratılışlarının sebebi olan, sınırlarını Allah’ın belirlediği nizam ile ahlakı yaşamak ve yaşatmak uğrunda ellerinden geleni yapanlardır. Onlar için hem bu dünya hem de âhiret hayatları ile ilgili müjdeler vardır.
Elbette Allah’ın vaadi gerçekleşecektir. Bu sebeple gerçeği inkâr edenlerin sözleri seni üzmesin, şeref, itibar, güç ve üstünlük tamamen Allah’a ve O’na yakın olanlara aittir. Allah her şeyi işiten, her şeyi bilen ve her şeye güç yetirendir.
İlgili ayetler
Yunus 66
1 ayetاَلَٓا اِنَّ لِلّٰهِ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِي الْاَرْضِۜ وَمَا يَتَّبِعُ الَّذ۪ينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ شُرَكَٓاءَۜ اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ وَاِنْ هُمْ اِلَّا يَخْرُصُونَ ٦٦
Mushaf
Okunuş
66Elâ inne lillâhi men fi-ssemâvâti vemen fi-lʾarḍ. vemâ yettebiʿu-lleẕîne yedʿûne min dûni-llâhi şürakâʾ. iy yettebiʿûne ille-żżanne vein hüm illâ yaḫruṣûn.
Ayet 66
Gerçek şu ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’a aittir, yaratıp, sistemlerini kurup yöneten de O’dur. Bu mükemmel nizam gözler önündeyken Allah’ın davetinden yüz çevirenler sadece zanna uymaktalar.
İlgili ayetler
Yunus 67
1 ayetهُوَ الَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمُ الَّيْلَ لِتَسْكُنُوا ف۪يهِ وَالنَّهَارَ مُبْصِرًاۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَسْمَعُونَ ٦٧
Mushaf
Okunuş
67Hüve-lleẕî ceʿale lekümü-lleyle liteskünû fîhi vennehâra mübṣirâ. inne fî ẕâlike leâyâtil liḳavmiy yesmeʿûn.
Ayet 67
Dinlenesiniz diye geceyi karanlık, işlerinizi göresiniz diye de gündüzü aydınlık kılıp yasalarını koyan Allah’tır, aklını kullanıp da düşünenler için bunlar Allah’ın ilmini ve kudretini apaçık gösteren âyetlerdir.
Yunus 68–70
3 ayetقَالُوا اتَّخَذَ اللّٰهُ وَلَدًا سُبْحَانَهُۜ هُوَ الْغَنِيُّۜ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ اِنْ عِنْدَكُمْ مِنْ سُلْطَانٍ بِهٰذَاۜ اَتَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ ٦٨ قُلْ اِنَّ الَّذ۪ينَ يَفْتَرُونَ عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ لَا يُفْلِحُونَۜ ٦٩ مَتَاعٌ فِي الدُّنْيَا ثُمَّ اِلَيْنَا مَرْجِعُهُمْ ثُمَّ نُذ۪يقُهُمُ الْعَذَابَ الشَّد۪يدَ بِمَا كَانُوا يَكْفُرُونَ۟ ٧٠
Mushaf
Okunuş
68Ḳâlü-tteḫaẕe-llâhü veleden sübḥâneh. hüve-lganiyy. lehû mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-lʾarḍ. in ʿindeküm min sülṭânim bihâẕâ. eteḳûlûne ʿale-llâhi mâ lâ taʿlemûn.
69Ḳul inne-lleẕîne yefterûne ʿale-llâhi-lkeẕibe lâ yüfliḥûn.
70Metâʿun fi-ddünyâ ŝümme ileynâ merciʿuhüm ŝümme nüẕîḳuhümü-lʿaẕâbe-şşedîde bimâ kânû yekfürûn.
Ayet 68–70
Hiçbir bilgiye dayanmayan, Allah’ı layıkıyla tanımayan ve Kur’an ile bildirilmekte olanlara inanmayan bir kısım kimseler de “Allah kendine bir oğul edindi.” diyorlar. Asla Allah evlat edinmemiştir. O yüce yaratandır. Allah’ın evlat edinmeye ve hiçbir şeye de ihtiyacı yoktur. O böylesi yakıştırmalardan uzaktır. Göklerde ve yerde olanların hepsi O’nun olduğu halde, Allah’a nasıl böyle bir iftirada bulunurlar?
Ey Peygamber! Sen onlara de ki: “Kendi uydurdukları yalanı Allah’a yakıştıranlar asla iflah olmazlar.” Onlar kısacık dünya hayatının sonunda Bize döndürülüp bu yalan ve iftiralarından dolayı şiddetli bir azaba çarptırılacaklar.
Yunus 71–72
2 ayetوَاتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَاَ نُوحٍۢ اِذْ قَالَ لِقَوْمِه۪ يَا قَوْمِ اِنْ كَانَ كَبُرَ عَلَيْكُمْ مَقَام۪ي وَتَذْك۪ير۪ي بِاٰيَاتِ اللّٰهِ فَعَلَى اللّٰهِ تَوَكَّلْتُ فَاَجْمِعُٓوا اَمْرَكُمْ وَشُرَكَٓاءَكُمْ ثُمَّ لَا يَكُنْ اَمْرُكُمْ عَلَيْكُمْ غُمَّةً ثُمَّ اقْضُٓوا اِلَيَّ وَلَا تُنْظِرُونِ ٧١ فَاِنْ تَوَلَّيْتُمْ فَمَا سَاَلْتُكُمْ مِنْ اَجْرٍۜ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلَى اللّٰهِۙ وَاُمِرْتُ اَنْ اَكُونَ مِنَ الْمُسْلِم۪ينَ ٧٢
Mushaf
Okunuş
71Vetlü ʿaleyhim nebee nûḥ. iẕ ḳâle liḳavmihî yâ ḳavmi in kâne kebüra ʿaleyküm meḳâmî veteẕkîrî biâyâti-llâhi feʿale-llâhi tevekkeltü feecmiʿû emraküm veşürakâeküm ŝümme lâ yekün emruküm ʿaleyküm gummeten ŝümme-ḳḍû ileyye velâ tünżirûn.
72Fein tevelleytüm femâ seeltüküm min ecr. in ecriye illâ ʿale-llâhi veümirtü en ekûne mine-lmüslimîn.
Ayet 71–72
Ey Peygamber! Sen onlara Nûh’un kıssasını da anlat. Nûh, kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Benim peygamber olarak seçilmiş olmamı ve sizleri yaratılış sebebiniz olan fıtratınıza uygun bir hayatı yaşamaya davet etmemi içinize sindiremiyor da bu sebepten bana zarar vermek istiyorsanız, şunu unutmayın ki, ben sırtını Allah’a dayamış biri olarak Allah’ın mesajlarını sizlere iletiyorum. Beni susturmak için o sözde ilahlık yakıştırdıklarınızla birlikte toplanıp kararınızı verin ve elinizden geleni ardınıza koymayın, aldığınız karar ne ise ortaya koyun da görelim. Şayet inatla davetten yüz çevirmeye devam ederseniz, benim kaybedecek bir şeyim yok, üstelik Allah adına yaptığım bu davet karşılığında sizden bir beklentim ve ücret talebim de yok. Benim mükâfatımı verecek olan Allah’tır. Ben Allah’a teslim (müslüman) olmakla emrolunanlardan biriyim.”
Yunus 73
1 ayetفَكَذَّبُوهُ فَنَجَّيْنَاهُ وَمَنْ مَعَهُ فِي الْفُلْكِ وَجَعَلْنَاهُمْ خَلَٓائِفَ وَاَغْرَقْنَا الَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَاۚ فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُنْذَر۪ينَ ٧٣
Mushaf
Okunuş
73Fekeẕẕebûhü fenecceynâhü vemem meʿahû fi-lfülki veceʿalnâhüm ḫalâife veagraḳne-lleẕîne keẕẕebû biâyâtinâ. fenżur keyfe kâne ʿâḳibetü-lmünẕerîn.
Ayet 73
Bütün uyarılara ve öğütlere rağmen Nûh’un kavmi ilahi nizam ve ahlaka uygun yaşamayı reddettiler. Biz de Nûh ve onunla birlikte iman edenleri gemiye bindirerek tufandan kurtardık ve onları yeryüzünün yeni halifeleri, vârisleri kıldık. Allah’ın âyetlerini yalan sayıp, umursamayanları da suda boğulmaya terk edip helak ettik.
Yunus 74
1 ayetثُمَّ بَعَثْنَا مِنْ بَعْدِه۪ رُسُلًا اِلٰى قَوْمِهِمْ فَجَٓاؤُ۫هُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَمَا كَانُوا لِيُؤْمِنُوا بِمَا كَذَّبُوا بِه۪ مِنْ قَبْلُۜ كَذٰلِكَ نَطْبَعُ عَلٰى قُلُوبِ الْمُعْتَد۪ينَ ٧٤
Mushaf
Okunuş
74Ŝümme beʿaŝnâ mim baʿdihî rusülen ilâ ḳavmihim fecâûhüm bilbeyyinâti femâ kânû liyüʾminû bimâ keẕẕebû bihî min ḳabl. keẕâlike naṭbeʿu ʿalâ ḳulûbi-lmüʿtedîn.
Ayet 74
Daha sonra da Nûh’un arkasından gelen kavimlerin her birine, kendi içlerinden peygamber gönderdik. Apaçık âyetler ve mucizelerle hakikati yaşamaya davet ettik fakat onlar da öncekiler gibi yalan saydıkları âyetler üzerinde bir kez düşünüp de anlam ve önemini kavramadan hemen reddettiler. Bu sebepten geçmişte onlar gibilerinin kalpleri nasıl katılaşıp mühürlendiyse, nankörleşip azgınlaşan bu müşriklerin de kalpleri öylece katılaşıp mühürlenir.
Yunus 75–77
3 ayetثُمَّ بَعَثْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ مُوسٰى وَهٰرُونَ اِلٰى فِرْعَوْنَ وَمَلَا۬ئِه۪ بِاٰيَاتِنَا فَاسْتَكْبَرُوا وَكَانُوا قَوْمًا مُجْرِم۪ينَ ٧٥ فَلَمَّا جَٓاءَهُمُ الْحَقُّ مِنْ عِنْدِنَا قَالُٓوا اِنَّ هٰذَا لَسِحْرٌ مُب۪ينٌ ٧٦ قَالَ مُوسٰٓى اَتَقُولُونَ لِلْحَقِّ لَمَّا جَٓاءَكُمْۜ اَسِحْرٌ هٰذَاۜ وَلَا يُفْلِحُ السَّاحِرُونَ ٧٧
Mushaf
Okunuş
75Ŝümme beʿaŝnâ mim baʿdihim mûsâ vehârûne ilâ firʿavne vemeleihî biâyâtinâ festekberû vekânû ḳavmem mücrimîn.
76Felemmâ câehümü-lḥaḳḳu min ʿindinâ ḳâlû inne hâẕâ lesiḥrum mübîn.
77Ḳâle mûsâ eteḳûlûne lilḥaḳḳi lemmâ câeküm. esiḥrun hâẕâ. velâ yüfliḥu-ssâḥirûn.
Ayet 75–77
Bu peygamberlerin ardından Musa ve Harun’u âyetlerimizle, Firavun başta olmak üzere, onun çevresindeki yöneticilerine, seçkinlerine ve kavmine peygamber olarak gönderdik, onlar da Allah’ın âyetlerine karşı kibirli davranıp, büyüklük taslayıp sırtlarını döndüler, inatla müşrik kalmayı sürdürdüler. Öyle ki Musa’nın peygamberliği ve Allah’ın âyetleri kendilerine apaçık delillerle gösterilmesine rağmen, “Bunlar düpedüz sihirdir.” dediler.
Musa da onlara, “Sizi doğru olan hayat nizamına bu mucizelerle çağırmak sihirbazların ne işidir, ne de görevleridir, onlar bu âyetleri ne bilir ne söyler, ne de bu mucizeleri gerçekleştirebilirler.” dedi.
Yunus 78
1 ayetقَالُٓوا اَجِئْتَنَا لِتَلْفِتَنَا عَمَّا وَجَدْنَا عَلَيْهِ اٰبَٓاءَنَا وَتَكُونَ لَكُمَا الْكِبْرِيَٓاءُ فِي الْاَرْضِۜ وَمَا نَحْنُ لَكُمَا بِمُؤْمِن۪ينَ ٧٨
Mushaf
Okunuş
78Ḳâlû eciʾtenâ litelfitenâ ʿammâ vecednâ ʿaleyhi âbâenâ vetekûne leküme-lkibriyâü fi-lʾarḍ. vemâ naḥnü lekümâ bimüʾminîn.
Ayet 78
Musa’dan bunları dinleyen Firavun’un meclisinin üyeleri, Musa’ya dediler ki: “Ne yani, sen bize atalarımızdan miras kalan ve bizim de devam ettirmekte olduğumuz hayat nizamımızdan vazgeçip onu yürürlükten kaldırmamızı ve senin davet ettiğin nizama dönmemizi, yönetimi kardeşin Harun’la sana bırakmamızı mı istiyorsun, bunun için mi geldin? Ey Musa! İyi bilesin ki bizler senin söylediklerine asla inanmayacağız.”
İlgili ayetler
Yunus 79–82
4 ayetوَقَالَ فِرْعَوْنُ ائْتُون۪ي بِكُلِّ سَاحِرٍ عَل۪يمٍ ٧٩ فَلَمَّا جَٓاءَ السَّحَرَةُ قَالَ لَهُمْ مُوسٰٓى اَلْقُوا مَٓا اَنْتُمْ مُلْقُونَ ٨٠ فَلَمَّٓا اَلْقَوْا قَالَ مُوسٰى مَا جِئْتُمْ بِهِ السِّحْرُۜ اِنَّ اللّٰهَ سَيُبْطِلُهُۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُصْلِحُ عَمَلَ الْمُفْسِد۪ينَ ٨١ وَيُحِقُّ اللّٰهُ الْحَقَّ بِكَلِمَاتِه۪ وَلَوْ كَرِهَ الْمُجْرِمُونَ۟ ٨٢
Mushaf
Okunuş
79Veḳâle firʿavnü-ʾtûnî bikülli sâḥirin ʿalîm.
80Felemmâ câe-sseḥaratü ḳâle lehüm mûsâ elḳû mâ entüm mülḳûn.
81Felemmâ elḳav ḳâle mûsâ mâ ciʾtüm bihi-ssiḥr. inne-llâhe seyübṭilüh. inne-llâhe lâ yuṣliḥu ʿamele-lmüfsidîn.
82Veyüḥiḳḳu-llâhü-lḥaḳḳa bikelimâtihî velev kerihe-lmücrimûn.
Ayet 79–82
Sonra da Firavun, adamlarına ülkedeki bütün sihirbazların toplanıp getirilmesini emretti. Nihayet sihirbazlar toplanıp getirildiler. Önceden kararlaştırılan yerde ve zamanda halkla birlikte Firavun, sihirbazlar ve Musa karşı karşıya geldiler. Musa, sihirbazlara seslenerek “Ne hüneriniz varsa koyun ortaya da görelim.” dedi.
Böylece sihirbazlar göz boyama sanatlarının aletleri olan iplerini ve asalarını ortaya çıkarınca, Musa da onlara, “Sizin bu yaptıklarınız sadece göz boyamadan ibaret sihirbazlıktır. Hiç şüpheniz olmasın ki Allah bunu boşa çıkaracaktır çünkü Allah fesatçıları, bozguncuları asla amaçlarına ulaştırmaz. Müşrik ve kâfirler istemese de Allah gerçeği apaçık ortaya çıkarır. Böylece benim peygamberliğimi ve daveti Allah adına yapmakta olduğumu size gösterir.” dedi.
Yunus 83–86
4 ayetفَمَٓا اٰمَنَ لِمُوسٰٓى اِلَّا ذُرِّيَّةٌ مِنْ قَوْمِه۪ عَلٰى خَوْفٍ مِنْ فِرْعَوْنَ وَمَلَا۬ئِهِمْ اَنْ يَفْتِنَهُمْۜ وَاِنَّ فِرْعَوْنَ لَعَالٍ فِي الْاَرْضِۚ وَاِنَّهُ لَمِنَ الْمُسْرِف۪ينَ ٨٣ وَقَالَ مُوسٰى يَا قَوْمِ اِنْ كُنْتُمْ اٰمَنْتُمْ بِاللّٰهِ فَعَلَيْهِ تَوَكَّلُٓوا اِنْ كُنْتُمْ مُسْلِم۪ينَ ٨٤ فَقَالُوا عَلَى اللّٰهِ تَوَكَّلْنَاۚ رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِلْقَوْمِ الظَّالِم۪ينَۙ ٨٥ وَنَجِّنَا بِرَحْمَتِكَ مِنَ الْقَوْمِ الْكَافِر۪ينَ ٨٦
Mushaf
Okunuş
83Femâ âmene limûsâ illâ ẕürriyyetüm min ḳavmihî ʿalâ ḫavfim min firʿavne vemeleihim ey yeftinehüm. veinne firʿavne leʿâlin fi-lʾarḍ. veinnehû lemine-lmüsrifîn.
84Veḳâle mûsâ yâ ḳavmi in küntüm âmentüm billâhi feʿaleyhi tevekkelû in küntüm müslimîn.
85Feḳâlû ʿale-llâhi tevekkelnâ. rabbenâ lâ tecʿalnâ fitnetel lilḳavmi-żżâlimîn.
86Veneccinâ biraḥmetike mine-lḳavmi-lkâfirîn.
Ayet 83–86
Musa’nın Allah’ın izni ile ortaya koyduğu mucizeler ve Allah’ın âyetleri ile yaptığı çağrıya, kavminden ancak çok azı iman etti, halkın geri kalanı ise Allah’ın bildirdiği sınırları tanımayan Firavun’un ve adamlarının zulmünden korkup, davetten uzak durdular. Bunun üzerine Musa kavmine, “Ey halkım! Şayet gerçekten ve yürekten Allah’a iman edip O’na güveniyorsanız, o halde davetine teslim olup sorumluluklarınızı yerine getirmenin gayreti içinde olun.” dedi.
Bu ilâhî çağrıya iman eden mü’minler, “Biz yalnız Rabbimiz olan Allah’a güvenip dayanmaktayız, Rabbimiz bizi bu zalim kavmin zulmü ile sınama, bizi bunların elinde rüsvay etme ve rahmetinle bizi bu müşriklerin elinden kurtar.” diye dua ettiler.
Yunus 87
1 ayetوَاَوْحَيْنَٓا اِلٰى مُوسٰى وَاَخ۪يهِ اَنْ تَبَوَّاٰ لِقَوْمِكُمَا بِمِصْرَ بُيُوتًا وَاجْعَلُوا بُيُوتَكُمْ قِبْلَةً وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَۜ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِن۪ينَ ٨٧
Mushaf
Okunuş
87Veevḥaynâ ilâ mûsâ veeḫîhi en tebevveâ liḳavmikümâ bimiṣra büyûtev vecʿalû büyûteküm ḳibletev veeḳîmu-ṣṣalâh. vebeşşiri-lmüʾminîn.
Ayet 87
Bunlar yaşanırken Biz de Musa ve Harun’a şöyle vahyettik: “Şehirde sıklıkla bir araya gelebileceğiniz evler oluşturun, birliğinizi pekiştirin, evlerinizi Allah’ın mesajlarının öğretildiği mescitlere çevirin ve namazlarınızı kılın. Ey Musa! İmanlarından taviz vermeden bunu görev bilip yerine getirenlere de zaferin Allah’ın yardımıyla kendilerine ulaşacağını müjdele.”
Yunus 88–89
2 ayetوَقَالَ مُوسٰى رَبَّنَٓا اِنَّكَ اٰتَيْتَ فِرْعَوْنَ وَمَلَاَهُ ز۪ينَةً وَاَمْوَالًا فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۙ رَبَّنَا لِيُضِلُّوا عَنْ سَب۪يلِكَۚ رَبَّنَا اطْمِسْ عَلٰٓى اَمْوَالِهِمْ وَاشْدُدْ عَلٰى قُلُوبِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُوا حَتّٰى يَرَوُا الْعَذَابَ الْاَل۪يمَ ٨٨ قَالَ قَدْ اُج۪يبَتْ دَعْوَتُكُمَا فَاسْتَق۪يمَا وَلَا تَتَّبِعَٓانِّ سَب۪يلَ الَّذ۪ينَ لَا يَعْلَمُونَ ٨٩
Mushaf
Okunuş
88Veḳâle mûsâ rabbenâ inneke âteyte firʿavne vemeleehû zînetev veemvâlen fi-lḥayâti-ddünyâ rabbenâ liyüḍillû ʿan sebîlik. rabbene-ṭmis ʿalâ emvâlihim veşdüd ʿalâ ḳulûbihim felâ yüʾminû ḥattâ yeravu-lʿaẕâbe-lʾelîm.
89Ḳâle ḳad ücîbet daʿvetükümâ festeḳîmâ velâ tettebiʿânni sebîle-lleẕîne lâ yaʿlemûn.
Ayet 88–89
Bunun ardından Musa da ellerini açıp şöyle dua etti: “Ey Rabbim! Sen Firavun ve onun ileri gelenlerine, bu dünyada görkemli bir zenginlik ve saltanat verdin, onlar da bu imkânlar ve güçle insanları doğru yoldan uzaklaştırmaya çalışıyorlar. İşte bu sebepten Sen onların servetlerini ve güçlerini yok edip kökünü kazı. Yüreklerinde bunun acısını ve sıkıntısını duyup zelil olsunlar. Rabbim, anlaşılan o ki bunlar can yakıcı azabı görmeden gerçeği kabul etmeyecekler.”
Allah da Musa’ya şöyle vahyetti: “Senin ve kavminden iman edenlerin, duanız kabul edildi. Mü’minlerle birlikte Allah’ın davetine sabırla, sebatla sarılmaya devam edin ve sakın bundan vazgeçip de Allah’a başkaldıranların yolunu izlemeyin.”
Yunus 90–92
3 ayetوَجَاوَزْنَا بِبَن۪ٓي إِسْرَٓاء۪يلَ الْبَحْرَ فَاَتْبَعَهُمْ فِرْعَوْنُ وَجُنُودُهُ بَغْيًا وَعَدْوًاۜ حَتّٰٓى اِذَٓا اَدْرَكَهُ الْغَرَقُۙ قَالَ اٰمَنْتُ اَنَّهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا الَّذ۪ٓي اٰمَنَتْ بِه۪ بَنُٓوا اِسْرَٓاء۪يلَ وَاَنَا۬ مِنَ الْمُسْلِم۪ينَ ٩٠ آٰلْـٰٔنَ وَقَدْ عَصَيْتَ قَبْلُ وَكُنْتَ مِنَ الْمُفْسِد۪ينَ ٩١ فَالْيَوْمَ نُنَجّ۪يكَ بِبَدَنِكَ لِتَكُونَ لِمَنْ خَلْفَكَ اٰيَةًۜ وَاِنَّ كَث۪يرًا مِنَ النَّاسِ عَنْ اٰيَاتِنَا لَغَافِلُونَ۟ ٩٢
Mushaf
Okunuş
90Vecâveznâ bibenî isrâîle-lbaḥra feetbeʿahüm firʿavnü vecünûdühû bagyev veʿadvâ. ḥattâ iẕâ edrakehü-lgaraḳu ḳâle âmentü ennehû lâ ilâhe ille-lleẕî âmenet bihî benû isrâîle veenâ mine-lmüslimîn.
91Âlʾâne veḳad ʿaṣayte ḳablü vekünte mine-lmüfsidîn.
92Felyevme nüneccîke bibedenike litekûne limen ḫalfeke âyeh. veinne keŝîram mine-nnâsi ʿan âyâtinâ legâfilûn.
Ayet 90–92
Sonra da İsrailoğullarını denizin öte yakasına geçirdik. Firavun ve askerleri de hışımla, kinle onların arkasından denizde açılan yoldan takibe koyulunca, denizi üzerlerine kapatıp hepsini suda boğduk. Firavun boğulmak üzereyken, “Ben anladım ki İsrailoğullarının inandığı gibi Allah’tan başka gerçek ilah yoktur, ben de artık O’na teslim olanlardanım.” dedi. Sonra da ona şöyle seslenildi: “Şimdi mi aklın başına geldi ve Allah’tan başka ilah olmadığını anladın ey Firavun? Oysa sen kendini ilah kabul edip, halkına da bunu kabul ettirmeye çalışıyor, gerçeğe karşı çıkıp Allah’a başkaldırıyordun. Bugün senin cesedini insanlara bir ibret vesikası olsun diye sudan çıkaracağız fakat bütün delilleri görüp bilmelerine rağmen insanların çoğu, Allah adına yapılan davete karşı duyarsız kalmaya devam ederler.”
İlgili ayetler
90Bakara 50İsrâ 103Tâhâ 77Tâhâ 79Mü’minûn 99Mü’minûn 101Şûrâ 44
Yunus 93
1 ayetوَلَقَدْ بَوَّاْنَا بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ مُبَوَّاَ صِدْقٍ وَرَزَقْنَاهُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِۚ فَمَا اخْتَلَفُوا حَتّٰى جَٓاءَهُمُ الْعِلْمُۜ اِنَّ رَبَّكَ يَقْض۪ي بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ ف۪يمَا كَانُوا ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَ ٩٣
Mushaf
Okunuş
93Veleḳad bevveʾnâ benî isrâîle mübevvee ṣidḳiv verazaḳnâhüm mine-ṭṭayyibât. feme-ḫtelefû ḥattâ câehümü-lʿilm. inne rabbeke yaḳḍî beynehüm yevme-lḳiyâmeti fîmâ kânû fîhi yaḫtelifûn.
Ayet 93
Bu yaşananların ardından İsrailoğullarını, verimli, güzel ve güvenli bir yurda yerleştirdik, temiz, helal rızıklar ikram ettik fakat kendilerine kurallarını Allah’ın belirlediği nizam ve ahlaka uygun yaşamaları tebliğ edilip Allah’ın hükümlerini içeren âyetler bildirilince işte o zaman da ilahi yasalara uymak konusunda aralarında ihtilafa düşüp tartışmaya ve çekişmeye başladılar. Elbette Allah, bu tutumlarından dolayı onları hesaba çekecek.
Yunus 94–97
4 ayetفَاِنْ كُنْتَ ف۪ي شَكٍّ مِمَّٓا اَنْزَلْنَٓا اِلَيْكَ فَسْـَٔلِ الَّذ۪ينَ يَقْرَؤُ۫نَ الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكَۚ لَقَدْ جَٓاءَكَ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُمْتَر۪ينَۙ ٩٤ وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ فَتَكُونَ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ ٩٥ اِنَّ الَّذ۪ينَ حَقَّتْ عَلَيْهِمْ كَلِمَتُ رَبِّكَ لَا يُؤْمِنُونَۙ ٩٦ وَلَوْ جَٓاءَتْهُمْ كُلُّ اٰيَةٍ حَتّٰى يَرَوُا الْعَذَابَ الْاَل۪يمَ ٩٧
Mushaf
Okunuş
94Fein künte fî şekkim mimmâ enzelnâ ileyke fesʾeli-lleẕîne yaḳraûne-lkitâbe min ḳablik. leḳad câeke-lḥaḳḳu mir rabbike felâ tekûnenne mine-lmümterîn.
95Velâ tekûnenne mine-lleẕîne keẕẕebû biâyâti-llâhi fetekûne mine-lḫâsirîn.
96İnne-lleẕîne ḥaḳḳat ʿaleyhim kelimetü rabbike lâ yüʾminûn.
97Velev câethüm küllü âyetin ḥattâ yeravu-lʿaẕâbe-lʾelîm.
Ayet 94–97
Sana indirdiğimiz kitap ile bildirdiğimiz kıssaların doğruluğundan şüphe edersen, içinizde sizden öncekilere gönderdiğimiz kitaplardan geride kalan gerçekleri okuyanlar da var, onlardan sor! Hiç şüphen olmasın ki Rabbinden sana ulaştırılan vahiy, hidayetin ta kendisidir. Sakın şüphecilerden olma!
Allah’ın âyetlerini “Bunlar uydurmadır” diye yalan sayanlardan olma, sonra hüsrana ve ziyana uğrayanlardan olursun.
Yunus 98
1 ayetفَلَوْلَا كَانَتْ قَرْيَةٌ اٰمَنَتْ فَنَفَعَهَٓا ا۪يمَانُهَٓا اِلَّا قَوْمَ يُونُسَۜ لَمَّٓا اٰمَنُوا كَشَفْنَا عَنْهُمْ عَذَابَ الْخِزْيِ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَمَتَّعْنَاهُمْ اِلٰى ح۪ينٍ ٩٨
Mushaf
Okunuş
98Felevlâ kânet ḳaryetün âmenet fenefeʿahâ îmânühâ illâ ḳavme yûnüs. lemmâ âmenû keşefnâ ʿanhüm ʿaẕâbe-lḫizyi fi-lḥayâti-ddünyâ vemettaʿnâhüm ilâ ḥîn.
Ayet 98
Böyleleri kendilerine gerçeğin her türlü delili ve mucizesi gösterilse bile yine de inanmazlar ta ki can yakıcı azap ile karşılaşıncaya kadar. Keşke azap başlarına gelmeden, yaratılış sebepleri olan hayat nizamına dönselerdi!
Yunus’un kavmi dışında, davete önce karşı çıkıp, sonra da azapla karşılaşacaklarını akledip ilahi nizama sarılan başka bir toplum çıkmadı. Onlar Allah adına yapılan davet ile yaşamaya dönünce, Biz de onları dünya hayatlarında zelil ve perişan olacakları azaptan kurtardık ve onlara bu süre içinde hidayet üzere yaşamanın gücünü, şerefini ve mutluluğunu tattırıp nimetlerimizden bolca yararlandırdık.
İlgili ayetler
Yunus 99
1 ayetوَلَوْ شَٓاءَ رَبُّكَ لَاٰمَنَ مَنْ فِي الْاَرْضِ كُلُّهُمْ جَم۪يعًاۜ اَفَاَنْتَ تُكْرِهُ النَّاسَ حَتّٰى يَكُونُوا مُؤْمِن۪ينَ ٩٩
Mushaf
Okunuş
99Velev şâe rabbüke leâmene men fi-lʾarḍi küllühüm cemîʿâ. efeente tükrihü-nnâse ḥattâ yekûnû müʾminîn.
Ayet 99
Şayet Rabbiniz dileseydi, yeryüzündeki tüm insanları, iman etmeye zorla mecbur ederdi. Elbette buna gücü yeter ama böyle olmasını istemedi. Allah diledi ki her insan kendi iradesiyle seçimini yapsın ve karşılığını hak etsin. Hal böyleyken şimdi siz insanları buna zorlayacak mısınız?
Yunus 100
1 ayetوَمَا كَانَ لِنَفْسٍ اَنْ تُؤْمِنَ اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَيَجْعَلُ الرِّجْسَ عَلَى الَّذ۪ينَ لَا يَعْقِلُونَ ١٠٠
Mushaf
Okunuş
100Vemâ kâne linefsin en tüʾmine illâ biiẕni-llâh. veyecʿalü-rricse ʿale-lleẕîne lâ yaʿḳilûn.
Ayet 100
Allah, aklını kullanıp yaratılış sebebini düşünüp de ona göre yaşamak isteyenleri hakikate ulaştırır. O’nun rehberliği olmadan hiç kimse doğruya ulaşamaz. Allah, aklını hakikati aramak uğrunda kullanmayanları pislik içinde bırakır.
Yunus 101
1 ayetقُلِ انْظُرُوا مَاذَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَمَا تُغْنِي الْاٰيَاتُ وَالنُّذُرُ عَنْ قَوْمٍ لَا يُؤْمِنُونَ ١٠١
Mushaf
Okunuş
101Ḳuli-nżurû mâẕâ fi-ssemâvâti velʾarḍ. vemâ tugni-lʾâyâtü vennüẕüru ʿan ḳavmil lâ yüʾminûn.
Ayet 101
Ey insanlar! Göklerde ve yerde nelerin yaratılmış olduğuna ve nasıl bir düzen içinde yaşatıldıklarına bir bakın, Allah’ın ilminin ve gücünün sınırsızlığını görüp, davetine sarılın fakat ne yazık ki insanların çoğu görüp, işitmelerine rağmen yaratılış sebepleri olan hayat nizamına sırtlarını dönerler.
İlgili ayetler
Yunus 102
1 ayetفَهَلْ يَنْتَظِرُونَ اِلَّا مِثْلَ اَيَّامِ الَّذ۪ينَ خَلَوْا مِنْ قَبْلِهِمْۜ قُلْ فَانْتَظِرُٓوا اِنّ۪ي مَعَكُمْ مِنَ الْمُنْتَظِر۪ينَ ١٠٢
Mushaf
Okunuş
102Fehel yenteżirûne illâ miŝle eyyâmi-lleẕîne ḫalev min ḳablihim. ḳul fenteżirû innî meʿaküm mine-lmünteżirîn.
Ayet 102
Anlaşılan o ki bu müşrikler de kendilerinden önce, Allah’ın Rabliği ve ilahlığının üstünü örtüp inkâr etmeye çalışanların başlarına gelen azabın kendi başlarına gelmesini bekliyorlar. Sen onlara de ki: “O halde olacakları bekleyin bakalım. Ben de sizinle birlikte bekleyeceğim.”
İlgili ayetler
102Kehf 55
Yunus 103
1 ayetثُمَّ نُنَجّ۪ي رُسُلَنَا وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كَذٰلِكَۚ حَقًّا عَلَيْنَا نُنْجِ الْمُؤْمِن۪ينَ۟ ١٠٣
Mushaf
Okunuş
103Ŝümme nüneccî rusülenâ velleẕîne âmenû keẕâlik. ḥaḳḳan ʿaleynâ nünci-lmüʾminîn.
Ayet 103
Biz değişmez kanunumuz ve vaadimiz gereği davetimizden yüz çevirenleri dünyada da hak ettikleri azap ile cezalandırır, elçilerimiz ve onlarla birlikte iman edenleri ise helak olmaktan kurtarırız.
Yunus 104–106
3 ayetقُلْ يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنْ كُنْتُمْ ف۪ي شَكٍّ مِنْ د۪ين۪ي فَلَٓا اَعْبُدُ الَّذ۪ينَ تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلٰكِنْ اَعْبُدُ اللّٰهَ الَّذ۪ي يَتَوَفّٰيكُمْۚ وَاُمِرْتُ اَنْ اَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَۙ ١٠٤ وَاَنْ اَقِمْ وَجْهَكَ لِلدّ۪ينِ حَن۪يفًاۚ وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ ١٠٥ وَلَا تَدْعُ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا يَنْفَعُكَ وَلَا يَضُرُّكَۚ فَاِنْ فَعَلْتَ فَاِنَّكَ اِذًا مِنَ الظَّالِم۪ينَ ١٠٦
Mushaf
Okunuş
104Ḳul yâ eyyühe-nnâsü in küntüm fî şekkim min dînî felâ aʿbüdü-lleẕîne taʿbüdûne min dûni-llâhi velâkin aʿbüdü-llâhe-lleẕî yeteveffâküm. veümirtü en ekûne mine-lmüʾminîn.
105Veen eḳim vecheke lildîni ḥanîfâ. velâ tekûnenne mine-lmüşrikîn.
106Velâ tedʿu min dûni-llâhi mâ lâ yenfeʿuke velâ yeḍurruk. fein feʿalte feinneke iẕem mine-żżâlimîn.
Ayet 104–106
Ey Peygamber! Âyetlerimizi yalan sayanlara de ki: “Şayet siz benim Allah adına yaptığım davetten vazgeçip de size uyacağımı düşünüyorsanız, iyi bilin ki ben sizin Allah’la birlikte ilah edindiklerinize asla itaat etmem. Ben, ancak sizin de benim de canlarımızı alacak, sonra da tekrar diriltip hesap soracak olan Allah’ı ilah edinir ve yalnız O’na itaat ederim. Bana emredilen, O’na güvenip teslim olmaktır.
Yine bana emredildi ki, şirkten ve küfürden arınmış olarak bütün gücünle Allah’a yönel ve sakın O’ndan başka bir ilah kabul edip de şirk koşanlardan olma! Yüzünü hak dine çevir!
Size bir hayrın dokunmasını ya da uğradığınız bir musibetten kurtulmayı istiyorsanız, Allah’tan başkasına dua edip yardım dilemeyin. Şayet Allah’tan başkasından yardım dilerseniz hiç şüphesiz zalimlerden olursunuz.”
Yunus 107
1 ayetوَاِنْ يَمْسَسْكَ اللّٰهُ بِضُرٍّ فَلَا كَاشِفَ لَهُٓ اِلَّا هُوَۚ وَاِنْ يُرِدْكَ بِخَيْرٍ فَلَا رَٓادَّ لِفَضْلِه۪ۜ يُص۪يبُ بِه۪ مَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِه۪ۜ وَهُوَ الْغَفُورُ الرَّح۪يمُ ١٠٧
Mushaf
Okunuş
107Veiy yemseske-llâhü biḍurrin felâ kâşife lehû illâ hû. veiy yüridke biḫayrin felâ râdde lifaḍlih. yüṣîbü bihî mey yeşâü min ʿibâdih. vehüve-lgafûru-rraḥîm.
Ayet 107
Allah seni uyarmak, ya da sınamak için bir sıkıntı ve musibetle karşı karşıya getirirse, iyi bilesin ki onu yine Allah’tan başka kimse gideremez, eğer hakkında bir hayır dilerse, O’nun bu lütfuna kimse engel olamaz. Allah lütfunu kullarından layık görüp, dilediklerine ihsan eder.
Allah mü’minlere karşı çok merhametli, şefkatli ve bağışlayıcıdır.
Yunus 108
1 ayetقُلْ يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَٓاءَكُمُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكُمْۚ فَمَنِ اهْتَدٰى فَاِنَّمَا يَهْتَد۪ي لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ ضَلَّ فَاِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَاۚ وَمَٓا اَنَا۬ عَلَيْكُمْ بِوَك۪يلٍۜ ١٠٨
Mushaf
Okunuş
108Ḳul yâ eyyühe-nnâsü ḳad câekümü-lḥaḳḳu mir rabbiküm. femeni-htedâ feinnemâ yehtedî linefsih. vemen ḍalle feinnemâ yeḍillü ʿaleyhâ. vemâ ene ʿaleyküm bivekîl.
Ayet 108
Ey Peygamber! De ki: “Ey insanlar! İşte size yaratılışınızın sebebini bildiren ve ona uygun nasıl yaşamanız gerektiğini açıklayan Kur’an geldi. Bundan sonra kim ona uyarsa, elbette bu seçimi hayrına olacaktır. Fakat her kim de buna rağmen başka bir hayat tarzı ile yaşamayı seçerse kendine zarar vermiş olacaktır. Ben asla sizin tercihlerinizden sorumlu değilim.”
Yunus 109
1 ayetوَاتَّبِعْ مَا يُوحٰٓى اِلَيْكَ وَاصْبِرْ حَتّٰى يَحْكُمَ اللّٰهُۚ وَهُوَ خَيْرُ الْحَاكِم۪ينَ ١٠٩
Mushaf
Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.
Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.
Nüzul sırasına göre bu sûreden önce İsrâ, sonra Hûd indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla