Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ الْفُرْقَانِ مَكِّيَّةٌ آيَاتُهَا ٧٧

Furkan Sûresi - Mustafa Çevik Meali (Ayetler Konu Bütünlüğü İçinde)

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça
Sûre hakkındaAdı · Nüzul Zamanı · Ana ve Yan Konular

Adı: Sure “Furkan” adını birinci ayetten alır. Daha pek çok surenin adları gibi, bu ad da sembolik olmakla birlikte, ana konuyla yakından ilişki içindedir.

Nüzul Zamanı: Üslup ve konusundan, bu surenin de Müminun Suresi gibi, Mekke’nin ortasında indiği anlaşılmaktadır. İbn Cerir ve İmam Razi, Dahhak İbn Müzahim’den bu surenin Nisa Suresi’nden sekiz yıl önce indiği rivayetinde bulunurlar. Bu da, sure ile ilgili nüzul zamanı konusundaki görüşümüzü doğrulamaktadır. (İbni Cerir, XIX: 28-30; Tefsiru’l Kebir, VI: 358).

Ana ve Yan Konular: Sure, Mekke kâfirlerinin Kur’an, Hz. Muhammed’in (s.a) peygamberliği ve getirdiği öğretilere karşı yükselttikleri şüphe ve itirazları ele almaktadır. Her itiraza uygun cevap verilmekte ve halk gerçeği reddetmenin sonuçları hakkında uyarılmaktadır. Surenin sonunda, Müminun Suresi’nin başında olduğu gibi, müminlerin ahlâkî-manevî üstünlükleri tasvir edilerek sanki şöyle denmektedir: “Gerçekle sahteyi ayırmanın ölçüsü buradadır. Bunlar Rasûlullah’a inanan ve öğretilerini izleyen insanların soylu nitelikleridir ve bu insanlar, Rasûlullah’ın yetiştirmeye çalıştığı tiplerdir. O halde, bu insanların Mesaj’ı henüz kabul etmemiş ve “cahiliye” de kalıp gerçeği yenmek için ellerinden geleni yapan insanlarla karşılaştırabilir ve değerlendirebilirsiniz. Sonra da, kendi adınıza hangi tarafı seçeceğinize karar verebilirsiniz.” Bu sorun, bu kadar çok sözle ifade edilmiyorsa da, hissedilir şekilde Arap’ın önüne konmaktadır. Bir kaç yıl sonra bu soruya verilen pratik cevabın, çok az istisna dışında, İslâm’ı kabul şeklinde olduğunu belirtmeliyiz.

Birlikte anlatılan ayetler gruplar hâlinde: her grubun Arapçası, okunuşu ve meali bir arada. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Furkan 1

1 ayet

تَبَارَكَ الَّذ۪ي نَزَّلَ الْفُرْقَانَ عَلٰى عَبْدِه۪ لِيَكُونَ لِلْعَالَم۪ينَ نَذ۪يرًاۙ ۝١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Tebârake-lleẕî nezzele-lfürḳâne ʿalâ ʿabdihî liyekûne lilʿâlemîne neẕîrâ.

Ayet 1

Bütün insanlığa bir uyarı olsun, doğru ile yanlışı birbirinden ayırıp farkını kesin olarak ortaya koyup göstersin diye, kuluna Kur’an’ı indiren Allah çok yüce ve çok cömerttir.

Furkan 2

1 ayet

اَلَّذ۪ي لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَلَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَمْ يَكُنْ لَهُ شَر۪يكٌ فِي الْمُلْكِ وَخَلَقَ كُلَّ شَيْءٍ فَقَدَّرَهُ تَقْد۪يرًا ۝٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

2Elleẕî lehû mülkü-ssemâvâti velʾarḍi velem yetteḫiẕ veledev velem yekül lehû şerîkün fi-lmülki veḫaleḳa külle şeyʾin feḳadderahû taḳdîrâ.

Ayet 2

Göklerin, yerin ve arasında olanların yaratanı, sahibi ve bir ölçü ile nizamlarını kurup, yöneteni olan Allah’ın hükmünde ve hükümranlığında ortağı yoktur. Allah soy, sop ve çocuk edinmemiştir.

İlgili ayetler

Furkan 3

1 ayet

وَاتَّخَذُوا مِنْ دُونِه۪ٓ اٰلِهَةً لَا يَخْلُقُونَ شَيْـًٔا وَهُمْ يُخْلَقُونَ وَلَا يَمْلِكُونَ لِاَنْفُسِهِمْ ضَرًّا وَلَا نَفْعًا وَلَا يَمْلِكُونَ مَوْتًا وَلَا حَيٰوةً وَلَا نُشُورًا ۝٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

3Vetteḫaẕû min dûnihî âlihetel lâ yaḫlüḳûne şeyʾev vehüm yuḫleḳûne velâ yemlikûne lienfüsihim ḍarrav velâ nefʿav velâ yemlikûne mevtev velâ ḥayâtev velâ nüşûrâ.

Ayet 3

Gerçek bu iken, insanların çoğu kendileri gibi yaratılmış bir kısım insanları ilahlar edinip onların peşine düştüler. Hâlbuki Allah’la birlikte ilah edinip O’na ortak koştuklarının canı almaya, vermeye ve ölümden sonra diriltmeye, ayrıca bir kötülüğü önlemeye de güçleri yetmez.

İlgili ayetler

Furkan 4–5

2 ayet

وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِنْ هٰذَٓا اِلَّٓا اِفْكٌۨ افْتَرٰيهُ وَاَعَانَهُ عَلَيْهِ قَوْمٌ اٰخَرُونَۚۛ فَقَدْ جَٓاؤُ۫ ظُلْمًا وَزُورًاۚۛ ۝٤ وَقَالُٓوا اَسَاط۪يرُ الْاَوَّل۪ينَ اكْتَتَبَهَا فَهِيَ تُمْلٰى عَلَيْهِ بُكْرَةً وَاَص۪يلًا ۝٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

4Veḳâle-lleẕîne keferû in hâẕâ illâ ifkün-fterâhü veeʿânehû ʿaleyhi ḳavmün âḫarûn. feḳad câû żulmev vezûrâ.

Okunuş

5Veḳâlû esâṭîru-lʾevvelîne-ktetebehâ fehiye tümlâ ʿaleyhi bükratev veeṣîlâ.

Ayet 4–5

Bunların peşine düşenler bir de kalkmış, “Bu Kur’an Muhammed’in uydurduğu yalanlardan ibaret bir kitap, üstelik bunları uydururken birileri ona mutlaka yardım da etmiştir, çünkü söyledikleri öyle tek başına birinin aklının ürünü olacağına benzemiyor. Bunlar sabah-akşam ezberlemesi için ona okunan eskilerin masallarından başka bir şey değil.” diyerek gerçeği yalanlamaya çalışıyorlar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

4Enfal 31Nahl 103Furkan 5

Furkan 6

1 ayet

قُلْ اَنْزَلَهُ الَّذ۪ي يَعْلَمُ السِّرَّ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ اِنَّهُ كَانَ غَفُورًا رَح۪يمًا ۝٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

6Ḳul enzelehü-lleẕî yaʿlemü-ssirra fi-ssemâvâti velʾarḍ. innehû kâne gafûrar raḥîmâ.

Ayet 6

Ey Peygamber! Sen onlara de ki: “Bu Kur’an’ı, göklerin ve yerin yaratıcısı ve sahibi olan Allah indirdi. Allah bu nankör ve cahil tutumunuza rağmen size doğru olanı anlayıp ona yönelmeniz için zaman tanımaktadır. Çünkü Allah çok merhametli ve bağışlayıcıdır.”

İlgili ayetler

Furkan 7–8

2 ayet

وَقَالُوا مَا لِ‌هٰذَا الرَّسُولِ يَاْكُلُ الطَّعَامَ وَيَمْش۪ي فِي الْاَسْوَاقِۜ لَوْلَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مَلَكٌ فَيَكُونَ مَعَهُ نَذ۪يرًاۙ ۝٧ اَوْ يُلْقٰٓى اِلَيْهِ كَنْزٌ اَوْ تَكُونُ لَهُ جَنَّةٌ يَاْكُلُ مِنْهَاۜ وَقَالَ الظَّالِمُونَ اِنْ تَتَّبِعُونَ اِلَّا رَجُلًا مَسْحُورًا ۝٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

7Veḳâlû mâ lihâẕe-rrasûli yeʾkülu-ṭṭaʿâme veyemşî fi-lʾesvâḳ. levlâ ünzile ileyhi melekün feyekûne meʿahû neẕîrâ.

Okunuş

8Ev yülḳâ ileyhi kenzün ev tekûnü lehû cennetüy yeʾkülü minhâ. veḳâle-żżâlimûne in tettebiʿûne illâ racülem mesḥûrâ.

Ayet 7–8

Senin bütün çabana rağmen ilâhî daveti inkâr edenler bir de şöyle diyorlar: “Bu nasıl bir peygamber! O da bizim gibi yiyip içiyor, çarşıda, pazarda dolaşıyor. Peygamber olsaydı onun yanında bir de melek olması, davetini onunla birlikte yapması, kendisine gökten bir hazine indirilmesi ve buralarda bizlerin görmediğimiz güzellikte bir bahçenin ona bağışlanması, oradan da yiyip içmesi gerekmez miydi?” Bununla birlikte bu zalimler birbirlerine, “Şayet Muhammed’in davetine uyarsanız, olsa olsa büyülenmiş bir adama uymuş olursunuz.” diyorlardı.

Furkan 9

1 ayet

اُنْظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوا لَكَ الْاَمْثَالَ فَضَلُّوا فَلَا يَسْتَط۪يعُونَ سَب۪يلًا۟ ۝٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

9Ünżur keyfe ḍarabû leke-lʾemŝâle feḍallû felâ yesteṭîʿûne sebîlâ.

Ayet 9

Onların seni benzettikleri şeyler sapkınlıklarını, azgınlıklarını daha da çok artırıyor. Bu gidişle doğru yola yönelmezler.

İlgili ayetler

Furkan 10

1 ayet

تَبَارَكَ الَّذ۪ٓي اِنْ شَٓاءَ جَعَلَ لَكَ خَيْرًا مِنْ ذٰلِكَ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۙ وَيَجْعَلْ لَكَ قُصُورًا ۝١٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

10Tebârake-lleẕî in şâe ceʿale leke ḫayram min ẕâlike cennâtin tecrî min taḥtihe-lʾenhâru veyecʿal leke ḳuṣûrâ.

Ayet 10

Allah tek yüce ve cömert olandır. O dilerse müşrik ve kâfirlerin, “Peygamber’in şunları da olmalıydı” dediklerinden sana çok daha fazlasını ve hayırlısını, içinden ırmaklar akan bağlar, bahçeler ve köşkler ihsan eder.

İlgili ayetler

Furkan 11–14

4 ayet

بَلْ كَذَّبُوا بِالسَّاعَةِ وَاَعْتَدْنَا لِمَنْ كَذَّبَ بِالسَّاعَةِ سَع۪يرًاۚ ۝١١ اِذَا رَاَتْهُمْ مِنْ مَكَانٍ بَع۪يدٍ سَمِعُوا لَهَا تَغَيُّظًا وَزَف۪يرًا ۝١٢ وَاِذَٓا اُلْقُوا مِنْهَا مَكَانًا ضَيِّقًا مُقَرَّن۪ينَ دَعَوْا هُنَالِكَ ثُبُورًاۜ ۝١٣ لَا تَدْعُوا الْيَوْمَ ثُبُورًا وَاحِدًا وَادْعُوا ثُبُورًا كَث۪يرًا ۝١٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

11Bel keẕẕebû bissâʿati veaʿtednâ limen keẕẕebe bissâʿati seʿîrâ.

Okunuş

12İẕâ raethüm mim mekânim beʿîdin semiʿû lehâ tegayyüżav vezefîrâ.

Okunuş

13Veiẕâ ülḳû minhâ mekânen ḍayyiḳam müḳarranîne deʿav hünâlike ŝübûrâ.

Okunuş

14Lâ tedʿü-lyevme ŝübûrav vâḥidev vedʿû ŝübûran keŝîrâ.

Ayet 11–14

Onlar Kıyamet gerçeğini de inkâr ediyorlar ama Biz onu inkâr edenler için alevler püskürten cehennemi hazırladık, orayı uzaktan gördüklerinde bile öfkeli kükremesini ve korkunç uğultusunu işitecekler. Birbirlerine bağlanmış olarak cehennemin daracık bir yerine atıldıkları zaman da yok olmak için yalvaracaklar. O Gün onlara “Bugün bir defa değil defalarca yok olup gitmek için yalvarsanız da nafile” denilecek.

Furkan 15–16

2 ayet

قُلْ اَذٰلِكَ خَيْرٌ اَمْ جَنَّةُ الْخُلْدِ الَّت۪ي وُعِدَ الْمُتَّقُونَۜ كَانَتْ لَهُمْ جَزَٓاءً وَمَص۪يرًا ۝١٥ لَهُمْ ف۪يهَا مَا يَشَٓاؤُ۫نَ خَالِد۪ينَۜ كَانَ عَلٰى رَبِّكَ وَعْدًا مَسْؤُ۫لًا ۝١٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

15Ḳul eẕâlike ḫayrun em cennetü-lḫuldi-lletî vuʿide-lmütteḳûn. kânet lehüm cezâev vemeṣîrâ.

Okunuş

16Lehüm fîhâ mâ yeşâûne ḫâlidîn. kâne ʿalâ rabbike vaʿdem mesʾûlâ.

Ayet 15–16

Ey Peygamber! Sen o şirk ve küfürde inatla direnenlere de ki: “Allah adına yapılan daveti reddedip sonunda cehennem azabına çarptırılmak mı, yoksa yaratılışınızın sebebi olan sınırlarını Allah’ın belirlediği bir hayatı yaşamak uğrunda elinden geleni yapanlara vaat edilen cennet nimetlerine kavuşmak mı daha iyi?” Orada diledikleri her şey onlara ikram edilir ve mutlu, huzurlu ve güvenli bir hayata kavuşurlar. Bu, Rabbinizin mü’minlere verdiği sözün yerine getirilmesinin sonucudur.

Furkan 17–18

2 ayet

وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ فَيَقُولُ ءَاَنْتُمْ اَضْلَلْتُمْ عِبَاد۪ي هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اَمْ هُمْ ضَلُّوا السَّب۪يلَۜ ۝١٧ قَالُوا سُبْحَانَكَ مَا كَانَ يَنْبَغ۪ي لَنَٓا اَنْ نَتَّخِذَ مِنْ دُونِكَ مِنْ اَوْلِيَٓاءَ وَلٰكِنْ مَتَّعْتَهُمْ وَاٰبَٓاءَهُمْ حَتّٰى نَسُوا الذِّكْرَۚ وَكَانُوا قَوْمًا بُورًا ۝١٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

17Veyevme yaḥşüruhüm vemâ yaʿbüdûne min dûni-llâhi feyeḳûlü eentüm aḍleltüm ʿibâdî hâülâi em hüm ḍallü-ssebîl.

Okunuş

18Ḳâlû sübḥâneke mâ kâne yembegî lenâ en netteḫiẕe min dûnike min evliyâe velâkim mettaʿtehüm veâbâehüm ḥattâ nesü-ẕẕikr. vekânû ḳavmem bûrâ.

Ayet 17–18

Allah, o Hesap Günü müşrikleri, kâfirleri ve onların peşinden gidenleri bir araya getirecek ve şirkin önderlerine soracak: “Bu kullarımın Benim davetime yönelmelerine siz mi engel oldunuz yoksa kendileri mi kabule yanaşmayıp yüz çevirdiler?”

Onlar da “Hâşâ! Sen en yücesin! Kudretin sonsuzdur, Senden başkasını Rab, ilah ve dost edinmek bize yakışmaz, bizler bunu şimdi çok iyi anladık. Sen bunlara da, atalarına da sayısız nimet verdin. Onlar da bu nimetlere şükredip Sana itaat edeceklerine, şımarıp, azgınlaştılar ve nankörleşerek Senin davetinden yüz çevirdiler. Böylece hüsrana uğramayı ve azabı hak ettiler.” derler.

Furkan 19

1 ayet

فَقَدْ كَذَّبُوكُمْ بِمَا تَقُولُونَۙ فَمَا تَسْتَط۪يعُونَ صَرْفًا وَلَا نَصْرًاۚ وَمَنْ يَظْلِمْ مِنْكُمْ نُذِقْهُ عَذَابًا كَب۪يرًا ۝١٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

19Feḳad keẕẕebûküm bimâ teḳûlûne femâ testeṭîʿûne ṣarfev velâ naṣrâ. vemey yażlim minküm nüẕiḳhü ʿaẕâben kebîrâ.

Ayet 19

Bunun üzerine Allah, onların peşinden gidenlere şöyle diyecek: “Bakın işte! Dünya hayatınızda kendilerini ilah edindikleriniz, sizi kendilerine uymaya mecbur etmediklerini, sizin bu konuda yalan söylediğinizi iddia ediyorlar. Şimdi artık, ne hak ettiğiniz azabı başınızdan savabilir ne de kendinize bir destekçi bulabilirsiniz.” Allah adına yapılan daveti ters yüz edenler, O’na sırt dönenler hak ettikleri azabı tadacaklar.

Furkan 20

1 ayet

وَمَٓا اَرْسَلْنَا قَبْلَكَ مِنَ الْمُرْسَل۪ينَ اِلَّٓا اِنَّهُمْ لَيَاْكُلُونَ الطَّعَامَ وَيَمْشُونَ فِي الْاَسْوَاقِۜ وَجَعَلْنَا بَعْضَكُمْ لِبَعْضٍ فِتْنَةًۜ اَتَصْبِرُونَۚ وَكَانَ رَبُّكَ بَص۪يرًا۟ ۝٢٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

20Vemâ erselnâ ḳableke mine-lmürselîne illâ innehüm leyeʾkülûne-ṭṭaʿâme veyemşûne fi-lʾesvâḳ. veceʿalnâ baʿḍaküm libaʿḍin fitneh. etaṣbirûn. vekâne rabbüke beṣîrâ.

Ayet 20

Ey Muhammed! Bizim senden önce gönderdiğimiz peygamberler de yiyip içen, çarşıda, pazarda dolaşan kimselerdi. Cahillerin küstahlıklarına aldırma. Biz kiminizi kiminizle de sınıyoruz. Sonunda kimlerin sabır, sebat ve gayretleri ile neye layık oldukları ortaya çıkarılacak. Rabbiniz olup biten her şeyi görmektedir.

Furkan 21

1 ayet

وَقَالَ الَّذ۪ينَ لَا يَرْجُونَ لِقَٓاءَنَا لَوْلَٓا اُنْزِلَ عَلَيْنَا الْمَلٰٓئِكَةُ اَوْ نَرٰى رَبَّنَاۜ لَقَدِ اسْتَكْبَرُوا ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ وَعَتَوْ عُتُوًّا كَب۪يرًا ۝٢١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

21Veḳâle-lleẕîne lâ yercûne liḳâenâ levlâ ünzile ʿaleyne-lmelâiketü ev nerâ rabbenâ. leḳadi-stekberû fî enfüsihim veʿatev ʿutüvven kebîrâ.

Ayet 21

Allah’ın huzuruna çıkıp da hesap vereceklerini düşünmeyenler, “Bize peygamber olarak niçin bir melek değil de bir insan gönderildi? Yahut Rabbimiz niçin bize kendini göstermiyor?” diyorlar. Böylece aslında kendi iç dünyalarında büyüklük taslayıp, küstahlaşıp azgınlaşıyorlar.

Furkan 22

1 ayet

يَوْمَ يَرَوْنَ الْمَلٰٓئِكَةَ لَا بُشْرٰى يَوْمَئِذٍ لِلْمُجْرِم۪ينَ وَيَقُولُونَ حِجْرًا مَحْجُورًا ۝٢٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

22Yevme yeravne-lmelâikete lâ büşrâ yevmeiẕil lilmücrimîne veyeḳûlûne ḥicram maḥcûrâ.

Ayet 22

Evet, onların melekleri görecekleri gün elbette gelecek, fakat O Gün onlar için çoktan iş işten geçmiş olacak ve melekler O Gün onlara, “Sizler için hoşunuza gidecek güzel sözler söylemek bize haram kılındı. Dünya hayatınızda niçin aklınızı kullanmadınız? Artık dönüşü olmayan bir biçimde Allah’ın rahmetinden, mağfiretinden kovulmuş bulunmaktasınız.” diyecekler.

İlgili ayetler

Furkan 23

1 ayet

وَقَدِمْنَٓا اِلٰى مَا عَمِلُوا مِنْ عَمَلٍ فَجَعَلْنَاهُ هَبَٓاءً مَنْثُورًا ۝٢٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

23Veḳadimnâ ilâ mâ ʿamilû min ʿamelin feceʿalnâhü hebâem menŝûrâ.

Ayet 23

O Gün Biz onlara kendi akıllarınca iyilik ve doğruluk adına yapıp ettiklerinin de ne kadar boş ve anlamsız şeyler olduklarını gösterecek, yaptıklarının hepsini toza dumana çevirip savuracağız.

İlgili ayetler

Furkan 24

1 ayet

اَصْحَابُ الْجَنَّةِ يَوْمَئِذٍ خَيْرٌ مُسْتَقَرًّا وَاَحْسَنُ مَق۪يلًا ۝٢٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

24Aṣḥâbü-lcenneti yevmeiẕin ḫayrum müsteḳarrav veaḥsenü meḳîlâ.

Ayet 24

Yine O Gün ilâhî nizam ve ahlaka iman edip gereklerini yerine getirenler ise yaşanılacak yerlerin en iyisi, en güzeli olan cennetle ödüllendirilecekler.

Furkan 25

1 ayet

وَيَوْمَ تَشَقَّقُ السَّمَٓاءُ بِالْغَمَامِ وَنُزِّلَ الْمَلٰٓئِكَةُ تَنْز۪يلًا ۝٢٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

25Veyevme teşeḳḳaḳu-ssemâü bilgamâmi venüzzile-lmelâiketü tenzîlâ.

Ayet 25

Son Saat gelince, gök bulutlarla birlikte parça parça olacak ve melekler bölük bölük yeryüzüne inecekler.

İlgili ayetler

Furkan 26–29

4 ayet

اَلْمُلْكُ يَوْمَئِذٍۨ الْحَقُّ لِلرَّحْمٰنِۜ وَكَانَ يَوْمًا عَلَى الْكَافِر۪ينَ عَس۪يرًا ۝٢٦ وَيَوْمَ يَعَضُّ الظَّالِمُ عَلٰى يَدَيْهِ يَقُولُ يَا لَيْتَن۪ي اتَّخَذْتُ مَعَ الرَّسُولِ سَب۪يلًا ۝٢٧ يَا وَيْلَتٰى لَيْتَن۪ي لَمْ اَتَّخِذْ فُلَانًا خَل۪يلًا ۝٢٨ لَقَدْ اَضَلَّن۪ي عَنِ الذِّكْرِ بَعْدَ اِذْ جَٓاءَن۪يۜ وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِلْاِنْسَانِ خَذُولًا ۝٢٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

26Elmülkü yevmeiẕin-lḥaḳḳu lirraḥmân. vekâne yevmen ʿale-lkâfirîne ʿasîrâ.

Okunuş

27Veyevme yeʿaḍḍu-żżâlimü ʿalâ yedeyhi yeḳûlü yâ leyteni-tteḫaẕtü meʿa-rrasûli sebîlâ.

Okunuş

28Yâ veyletâ leytenî lem etteḫiẕ fülânen ḫalîlâ.

Okunuş

29Leḳad eḍallenî ʿani-ẕẕikri baʿde iẕ câenî. vekâne-şşeyṭânü lilʾinsâni ḫaẕûlâ.

Ayet 26–29

Dünya hayatlarında Allah’ın hükümlerini inkâr edenler, Kıyamet Günü dünyada da âhirette de gerçek hâkimiyetin yalnızca Allah’a ait olduğunu anlayacaklar.

O Gün onlar için çok zor bir gün olacak. Gerçeği inkâr etmiş olanlar pişmanlıkla parmaklarını ısırıp, “Ah keşke bize bugünlerin geleceğini bildiren resûllerin davetine uyup da yalnızca Allah’ı ilah edinseydim ve O’ndan başkasının davetinden yüz çevirseydim! Allah’ın zikrinin (Kur’an’ın) bana ulaşmasına rağmen, şeytan ve yandaşları beni Allah’ı layıkıyla kavramaktan uzaklaştırdılar.” diyecekler.

O Gün şeytan ve onun yandaşları ile onların arkasından gidenler, yapayalnız ve çaresiz birbirlerini terk edip giderler.

Furkan 30

1 ayet

وَقَالَ الرَّسُولُ يَا رَبِّ اِنَّ قَوْمِي اتَّخَذُوا هٰذَا الْقُرْاٰنَ مَهْجُورًا ۝٣٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

30Veḳâle-rrasûlü yâ rabbi inne ḳavmi-tteḫaẕû hâẕe-lḳurʾâne mehcûrâ.

Ayet 30

İşte o zaman Peygamber de şöyle diyecek: “Rabbim! Benim kavmim Kur’an’ın önemini ve değerini anlamaya yanaşmadı, devri geçmiş, uygulanamaz bir nizamın davetçisi sayıp sırtlarını döndüler.”

Furkan 31

1 ayet

وَكَذٰلِكَ جَعَلْنَا لِكُلِّ نَبِيٍّ عَدُوًّا مِنَ الْمُجْرِم۪ينَۜ وَكَفٰى بِرَبِّكَ هَادِيًا وَنَص۪يرًا ۝٣١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

31Vekeẕâlike ceʿalnâ likülli nebiyyin ʿadüvvem mine-lmücrimîn. vekefâ birabbike hâdiyev veneṣîrâ.

Ayet 31

Bu hep böyle olmuştur, yaratılışlarının sebebini inkâra kendilerini şartlandırmış olanlar, Allah adına yapılan davete sırtlarını dönmekle birlikte, mü’minlere de düşmanlık etmekten geri durmamışlardır. Sen sakın bunlara aldırış etme, yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin sana yeter.

İlgili ayetler

Furkan 32

1 ayet

وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَوْلَا نُزِّلَ عَلَيْهِ الْقُرْاٰنُ جُمْلَةً وَاحِدَةًۚ كَذٰلِكَ لِنُثَبِّتَ بِه۪ فُؤَادَكَ وَرَتَّلْنَاهُ تَرْت۪يلًا ۝٣٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

32Veḳâle-lleẕîne keferû levlâ nüzzile ʿaleyhi-lḳurʾânü cümletev vâḥideh. keẕâlike linüŝebbite bihî füâdeke verattelnâhü tertîlâ.

Ayet 32

Şimdi bunlar bir de kalkmış, “Kur’an sana bir defada, bütün olarak indirilmeli değil miydi?” diyorlar. Biz onu bir bütünün parçaları halinde sindire sindire, zamanı ve yeri geldikçe bir düzen içinde indiriyoruz ki, onunla kalbini pekiştirip, bilincini oluşturalım.

Furkan 33

1 ayet

وَلَا يَاْتُونَكَ بِمَثَلٍ اِلَّا جِئْنَاكَ بِالْحَقِّ وَاَحْسَنَ تَفْس۪يرًاۜ ۝٣٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

33Velâ yeʾtûneke bimeŝelin illâ ciʾnâke bilḥaḳḳi veaḥsene tefsîrâ.

Ayet 33

Ey Peygamber! Onlar seni ve mü’minleri şüpheye düşürmek, aklınızı karıştırmak için çabalıyorlar, fakat ne söylerlerse söylesinler, ne yaparlarsa yapsınlar, Biz sana doğru olanı en güzel biçimde açıklamaktayız.

İlgili ayetler

Furkan 34

1 ayet

اَلَّذ۪ينَ يُحْشَرُونَ عَلٰى وُجُوهِهِمْ اِلٰى جَهَنَّمَۙ اُو۬لٰٓئِكَ شَرٌّ مَكَانًا وَاَضَلُّ سَب۪يلًا۟ ۝٣٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

34Elleẕîne yuḥşerûne ʿalâ vucûhihim ilâ cehenneme ülâike şerrum mekânev veeḍallü sebîlâ.

Ayet 34

Davet edildikleri gerçeği, inatla reddetmeye devam edenler yüzüstü sürüklenerek sürüler halinde cehenneme tıkılacaklar. Böylece Allah’la birlikte başka Rab ve ilahlar edinmenin cezasına çarptırılacaklar.

İlgili ayetler

Furkan 35–36

2 ayet

وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَجَعَلْنَا مَعَهُٓ اَخَاهُ هٰرُونَ وَز۪يرًاۚ ۝٣٥ فَقُلْنَا اذْهَبَٓا اِلَى الْقَوْمِ الَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَاۜ فَدَمَّرْنَاهُمْ تَدْم۪يرًاۜ ۝٣٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

35Veleḳad âteynâ mûse-lkitâbe veceʿalnâ meʿahû eḫâhü hârûne vezîrâ.

Okunuş

36Feḳulne-ẕhebâ ile-lḳavmi-lleẕîne keẕẕebû biâyâtinâ. fedemmernâhüm tedmîrâ.

Ayet 35–36

Biz geçmişte Musa’ya da kitap verdik. Kardeşi Harun’u da ona yardımcı kıldık ve sonra da, “Siz ikiniz Allah’ın Rabliği ve ilahlığının üstünü örtmüş toplumu uyarmaya gidin.” dedik. Fakat o toplum uyarılara kulak tıkamakla birlikte uyaranlara saldırdılar. Bunun üzerine Biz de onları azabımızla cezalandırdık.

Furkan 37

1 ayet

وَقَوْمَ نُوحٍ لَمَّا كَذَّبُوا الرُّسُلَ اَغْرَقْنَاهُمْ وَجَعَلْنَاهُمْ لِلنَّاسِ اٰيَةًۜ وَاَعْتَدْنَا لِلظَّالِم۪ينَ عَذَابًا اَل۪يمًاۚ ۝٣٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

37Veḳavme nûḥil lemmâ keẕẕebü-rrusüle agraḳnâhüm veceʿalnâhüm linnâsi âyeh. veaʿtednâ liżżâlimîne ʿaẕâben elîmâ.

Ayet 37

Peygamberleri Nûh’u yalancılıkla suçlamaktan vazgeçmeyen kavmi de sulara gömerek insanlığa ibret kıldık. Âhirete de inanmayan bu nankör, küstah ve zalimler için çetin bir azap hazırladık.

Furkan 38–39

2 ayet

وَعَادًا وَثَمُودَا۬ وَاَصْحَابَ الرَّسِّ وَقُرُونًا بَيْنَ ذٰلِكَ كَث۪يرًا ۝٣٨ وَكُلًّا ضَرَبْنَا لَهُ الْاَمْثَالَۘ وَكُلًّا تَبَّرْنَا تَتْب۪يرًا ۝٣٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

38Veʿâdev veŝemûde veaṣḥâbe-rrassi veḳurûnem beyne ẕâlike keŝîrâ.

Okunuş

39Veküllen ḍarabnâ lehü-lʾemŝâl. veküllen tebbernâ tetbîrâ.

Ayet 38–39

Âd kavmi, Semûd kavmi, Ress Halkı ve bunlar arasında ne kadar gelmiş geçmiş müşrik ve kâfirler varsa, hepsini hak ettikleri azapla cezalandırdık. Onlara da kendilerini yaratılış sebepleri olan hayatı yaşamaya davet eden peygamberler göndermiştik, ama karşı çıkıp azgınlıklarında direndiler ve böylece Biz de onları helak ettik.

Furkan 40

1 ayet

وَلَقَدْ اَتَوْا عَلَى الْقَرْيَةِ الَّت۪ٓي اُمْطِرَتْ مَطَرَ السَّوْءِۜ اَفَلَمْ يَكُونُوا يَرَوْنَهَاۚ بَلْ كَانُوا لَا يَرْجُونَ نُشُورًا ۝٤٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

40Veleḳad etev ʿale-lḳaryeti-lletî ümṭirat meṭara-ssevʾ. efelem yekûnû yeravnehâ. bel kânû lâ yercûne nüşûrâ.

Ayet 40

Kur’an’ın ilk muhatapları da cezaya çarptırdığımız kavimlerin toprakları üzerinden gelip geçmekte, onların hak ettikleri azabın izlerini de görmekteler. Buna rağmen akıllarını kullanıp gerçeği kabullenmiyor, öldükten sonra diriltilip hesaba çekilmeyi içlerine sindiremiyor, yalan sayıyorlar.

Furkan 41–42

2 ayet

وَاِذَا رَاَوْكَ اِنْ يَتَّخِذُونَكَ اِلَّا هُزُوًاۜ اَهٰذَا الَّذ۪ي بَعَثَ اللّٰهُ رَسُولًا ۝٤١ اِنْ كَادَ لَيُضِلُّنَا عَنْ اٰلِهَتِنَا لَوْلَٓا اَنْ صَبَرْنَا عَلَيْهَاۜ وَسَوْفَ يَعْلَمُونَ ح۪ينَ يَرَوْنَ الْعَذَابَ مَنْ اَضَلُّ سَب۪يلًا ۝٤٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

41Veiẕâ raevke iy yetteḫiẕûneke illâ hüzüvâ. ehâẕe-lleẕî beʿaŝe-llâhü rasûâ.

Okunuş

42İn kâde leyüḍillünâ ʿan âlihetinâ levlâ en ṣabernâ ʿaleyhâ. vesevfe yaʿlemûne ḥîne yeravne-lʿaẕâbe men eḍallü sebîlâ.

Ayet 41–42

Ey Peygamber! Müşrik olmayı kişilik haline getirmiş olanlar, ne zaman seni görseler ya da senden bahsetseler, seninle ve tebliğ ettiğin âyetlerle alay ederek, “Peygamber olarak Allah’ın gönderdiği kişi bu mu?” diyorlar. Arkasından da “Bizler, hayat tarzımıza sımsıkı sarılıp sahiplenmeseydik, bizi ilahlarımızdan koparacaktı.” demekteler. Fakat hak ettikleri azapla karşılaştıklarında kimin doğru yolda kimin de doğrudan yüz çevirenler olduğunu görüp anlayacaklar.

Furkan 43–44

2 ayet

اَرَاَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ اِلٰهَهُ هَوٰيهُۜ اَفَاَنْتَ تَكُونُ عَلَيْهِ وَك۪يلًاۙ ۝٤٣ اَمْ تَحْسَبُ اَنَّ اَكْثَرَهُمْ يَسْمَعُونَ اَوْ يَعْقِلُونَۜ اِنْ هُمْ اِلَّا كَالْاَنْعَامِ بَلْ هُمْ اَضَلُّ سَب۪يلًا۟ ۝٤٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

43Eraʾeyte meni-tteḫaẕe ilâhehû hevâh. efeente tekûnü ʿaleyhi vekîlâ.

Okunuş

44Em taḥsebü enne ekŝerahüm yesmeʿûne ev yaʿḳilûn. in hüm illâ kelʾenʿâmi bel hüm eḍallü sebîlâ.

Ayet 43–44

Heva ve heveslerini ilah edinenlerden sen sorumlu değilsin. Yoksa sen onlardan bir kısmının akıllarını kullanan, düşünen ve dinlediklerini anlamaya çalışan kimseler olduklarını mı sanıyorsun? Hayır, onlar doğru yola yönelmeyen koyun sürüsü gibidirler, hatta onlardan daha da duyarsızlardır.

Furkan 45–46

2 ayet

اَلَمْ تَرَ اِلٰى رَبِّكَ كَيْفَ مَدَّ الظِّلَّۚ وَلَوْ شَٓاءَ لَجَعَلَهُ سَاكِنًاۚ ثُمَّ جَعَلْنَا الشَّمْسَ عَلَيْهِ دَل۪يلًاۙ ۝٤٥ ثُمَّ قَبَضْنَاهُ اِلَيْنَا قَبْضًا يَس۪يرًا ۝٤٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

45Elem tera ilâ rabbike keyfe medde-żżill. velev şâe leceʿalehû sâkinâ. ŝümme ceʿalne-şşemse ʿaleyhi delîlâ.

Okunuş

46Ŝümme ḳabaḍnâhü ileynâ ḳabḍay yesîrâ.

Ayet 45–46

Ey insanoğlu! Senin gölgene varıncaya kadar her şey Allah’ın kâinatta kurduğu nizamın sınırları içinde hareket etmekte, gölgeyi uzatıp kısaltmasına, sonra da yavaş yavaş çekip almasına kadar her şeyi Allah o nizamın yasalarına bağlamış ve bir sebebe dayalı yaratmıştır, dileseydi hiçbirini yaratmazdı. Tıpkı gölgenin uzayıp kısalmasına güneşi rehber kıldığımız gibi Kur’an’ı da sizlere rehber kıldık.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

45Nahl 48Nahl 81

İlgili ayetler

46Nahl 48Nahl 81

Furkan 47–49

3 ayet

وَهُوَ الَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمُ الَّيْلَ لِبَاسًا وَالنَّوْمَ سُبَاتًا وَجَعَلَ النَّهَارَ نُشُورًا ۝٤٧ وَهُوَ الَّذ۪ٓي اَرْسَلَ الرِّيَاحَ بُشْرًا بَيْنَ يَدَيْ رَحْمَتِه۪ۚ وَاَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً طَهُورًاۙ ۝٤٨ لِنُحْيِيَ بِه۪ بَلْدَةً مَيْتًا وَنُسْقِيَهُ مِمَّا خَلَقْنَٓا اَنْعَامًا وَاَنَاسِيَّ كَث۪يرًا ۝٤٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

47Vehüve-lleẕî ceʿale lekümü-lleyle libâsev vennevme sübâtev veceʿale-nnehâra nüşûrâ.

Okunuş

48Vehüve-lleẕî ersele-rriyâḥa büşram beyne yedey raḥmetih. veenzelnâ mine-ssemâi mâen ṭahûrâ.

Okunuş

49Linuḥyiye bihî beldetem meytev venüsḳiyehû mimmâ ḫalaḳnâ enʿâmev veenâsiyye keŝîrâ.

Ayet 47–49

Geceyi uyuyup dinlenmeniz için bir örtü, gündüzü ise rızkınızı ve Allah’ın rızasını kazanacak işler yapmanız için aydınlık yapan Allah’tır. Rahmetinin önünden müjdeci olarak rüzgârları gönderen de O’dur. Böylece gökten tertemiz suyu indirip onunla da ölü toprağı canlandırıyor ve her canlıyı suya kavuşturuyor.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

48A’raf 57Rum 9Fâtır 9

Furkan 50

1 ayet

وَلَقَدْ صَرَّفْنَاهُ بَيْنَهُمْ لِيَذَّكَّرُواۘ فَاَبٰٓى اَكْثَرُ النَّاسِ اِلَّا كُفُورًا ۝٥٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

50Veleḳad ṣarrafnâhü beynehüm liyeẕẕekkerû. feebâ ekŝeru-nnâsi illâ küfûrâ.

Ayet 50

Doğrusu Biz bütün bunları düşünüp de dersler çıkararak Allah’a yönelesiniz diye tekrar tekrar misallerle açıklıyoruz. Buna rağmen insanların çoğu nankörlük edip yüz çeviriyorlar.

Furkan 51–52

2 ayet

وَلَوْ شِئْنَا لَبَعَثْنَا ف۪ي كُلِّ قَرْيَةٍ نَذ۪يرًاۘ ۝٥١ فَلَا تُطِعِ الْكَافِر۪ينَ وَجَاهِدْهُمْ بِه۪ جِهَادًا كَب۪يرًا ۝٥٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

51Velev şiʾnâ lebeʿaŝnâ fî külli ḳaryetin neẕîrâ.

Okunuş

52Felâ tüṭiʿi-lkâfirîne vecâhidhüm bihî cihâden kebîrâ.

Ayet 51–52

Biz dileseydik, seninle birlikte sana yardımcı ve destek olmaları için çevrendeki her topluluğa bir peygamber de gönderebilirdik. Fakat böyle yapmadık, o halde sen bütün gücünle senin şahsında davetine saldıranlarla Kur’an ile cihad et ve sakın onlara boyun eğme.

Furkan 53

1 ayet

وَهُوَ الَّذ۪ي مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ هٰذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ وَهٰذَا مِلْحٌ اُجَاجٌۚ وَجَعَلَ بَيْنَهُمَا بَرْزَخًا وَحِجْرًا مَحْجُورًا ۝٥٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

53Vehüve-lleẕî merace-lbaḥrayni hâẕâ ʿaẕbün fürâtüv vehâẕâ milḥun ücâc. veceʿale beynehümâ berzeḫav veḥicram maḥcûrâ.

Ayet 53

Birinin suyu içilecek kadar tatlı, diğerinin suyu ise tuzlu ve acı olan iki denizi birbirleriyle buluşturup, aralarına koyduğu perde ile sularını birbirine karıştırmayan Allah, doğru ile yanlışın da arasına birbirine karışmalarını engelleyen perdeler koymuştur. Onlar da asla birbirinin içine giremez, karışamazlar.

İlgili ayetler

Furkan 54–55

2 ayet

وَهُوَ الَّذ۪ي خَلَقَ مِنَ الْمَٓاءِ بَشَرًا فَجَعَلَهُ نَسَبًا وَصِهْرًاۜ وَكَانَ رَبُّكَ قَد۪يرًا ۝٥٤ وَيَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا يَنْفَعُهُمْ وَلَا يَضُرُّهُمْۜ وَكَانَ الْكَافِرُ عَلٰى رَبِّه۪ ظَه۪يرًا ۝٥٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

54Vehüve-lleẕî ḫaleḳa mine-lmâi beşeran feceʿalehû nesebev vesiḥrâ. vekâne rabbüke ḳadîrâ.

Okunuş

55Veyaʿbüdûne min dûni-llâhi mâ lâ yenfeʿuhüm velâ yeḍurruhüm. vekâne-lkâfiru ʿalâ rabbihî żahîrâ.

Ayet 54–55

İnsanı bir damla sudan yaratıp, bunca nimetlerle donatan ve onlar arasında soy sop ve evlilik yoluyla akrabalık bağları oluşturan da Allah’tır. Bunlar apaçık gerçekler iken, müşrikler hâlâ yaratıcıları ve Rableri olan Allah’la birlikte başka ilahlar edinmekten geri durmuyorlar, hâlbuki Allah’tan başka edindikleri ilahların kendilerine hiçbir faydası da yoktur.

Furkan 56–57

2 ayet

وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا مُبَشِّرًا وَنَذ۪يرًا ۝٥٦ قُلْ مَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍ اِلَّا مَنْ شَٓاءَ اَنْ يَتَّخِذَ اِلٰى رَبِّه۪ سَب۪يلًا ۝٥٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

56Vemâ erselnâke illâ mübeşşirav veneẕîrâ.

Okunuş

57Ḳul mâ esʾelüküm ʿaleyhi min ecrin illâ men şâe ey yetteḫiẕe ilâ rabbihî sebîlâ.

Ayet 56–57

Ey Peygamber! Biz seni insanları bu gerçeklerle uyarıp iman edenleri müjdeleyesin diye gönderdik. Müşriklere de ki: “Ben bu davet karşılığında, sizlerden hiçbir ücret ya da makam talep etmiyorum. Ben yalnızca dileyen kimseyi Rabbinin yoluna davet eden bir elçiyim.”

Furkan 58

1 ayet

وَتَوَكَّلْ عَلَى الْحَيِّ الَّذ۪ي لَا يَمُوتُ وَسَبِّحْ بِحَمْدِه۪ۜ وَكَفٰى بِه۪ بِذُنُوبِ عِبَادِه۪ خَب۪يرًاۚۛ ۝٥٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

58Vetevekkel ʿale-lḥayyi-lleẕî lâ yemûtü vesebbiḥ biḥamdih. vekefâ bihî biẕünûbi ʿibâdihî ḫabîrâ.

Ayet 58

Ey insanlar! Ölümsüz ve mutlak diri olan Allah’a yönelip, O’na yaslanın, O’na güvenin, verdiği sayısız nimetler için şükredip, yüceliğini aklınızdan çıkarmayın. Böyle olması gerekirken Allah kullarının çoğunun nankörlük etmekte inatla direndiklerini bilmektedir.

Furkan 59

1 ayet

اَلَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِۚۛ اَلرَّحْمٰنُ فَسْـَٔلْ بِه۪ خَب۪يرًا ۝٥٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

59Elleẕî ḫaleḳa-ssemâvâti velʾarḍa vemâ beynehümâ fî sitteti eyyâmin ŝümme-stevâ ʿale-lʿarş. erraḥmânü fesʾel bihî ḫabîrâ.

Ayet 59

Allah gökleri, yeri ve arasında olanları altı evrede yaratıp, nizamlarını kurup, yasalarına bağlayarak üzerlerinde hükümran olmuştur. Allah yarattıklarına karşı çok merhametli ve cömerttir, o yüzden ne isteyeceksen Rabbinden iste.

İlgili ayetler

Furkan 60

1 ayet

وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمُ اسْجُدُوا لِلرَّحْمٰنِ قَالُوا وَمَا الرَّحْمٰنُۗ اَنَسْجُدُ لِمَا تَاْمُرُنَا وَزَادَهُمْ نُفُورًا۟ ۝٦٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

60Veiẕâ ḳîle lehümü-scüdû lirraḥmâni ḳâlû veme-rraḥmân. enescüdü limâ teʾmürunâ vezâdehüm nüfûrâ.

Ayet 60

Rabbinin davetini inkâra şartlanmış olanlara, “Gelin Rahman olan Allah’ın davetine uyun.” denildiğinde, “Rahman da neymiş! Ne yani, şimdi sen bize neyi emredersen bizim de onu yapacağımızı mı zannediyorsun?” derler ve daha çok küstahlaşıp azgınlaşırlar.

Furkan 61–64

4 ayet

تَبَارَكَ الَّذ۪ي جَعَلَ فِي السَّمَٓاءِ بُرُوجًا وَجَعَلَ ف۪يهَا سِرَاجًا وَقَمَرًا مُن۪يرًا ۝٦١ وَهُوَ الَّذ۪ي جَعَلَ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ خِلْفَةً لِمَنْ اَرَادَ اَنْ يَذَّكَّرَ اَوْ اَرَادَ شُكُورًا ۝٦٢ وَعِبَادُ الرَّحْمٰنِ الَّذ۪ينَ يَمْشُونَ عَلَى الْاَرْضِ هَوْنًا وَاِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَلَامًا ۝٦٣ وَالَّذ۪ينَ يَب۪يتُونَ لِرَبِّهِمْ سُجَّدًا وَقِيَامًا ۝٦٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

61Tebârake-lleẕî ceʿale fi-ssemâi bürûcev veceʿale fîhâ sirâcev veḳameram münîrâ.

Okunuş

62Vehüve-lleẕî ceʿale-lleyle vennehâra ḫilfetel limen erâde ey yeẕẕekkera ev erâde şükûrâ.

Okunuş

63Veʿibâdü-rraḥmâni-lleẕîne yemşûne ʿale-lʾarḍi hevnev veiẕâ ḫâṭabehümü-lcâhilûne ḳâlû selâmâ.

Okunuş

64Velleẕîne yebîtûne lirabbihim süccedev veḳiyâmâ.

Ayet 61–64

Gökyüzüne yıldız kümelerini serpiştirip yerleştiren, Güneş’i bir ışık ve ısı kaynağı olarak yaratan, Ay’a da ışığı yansıttıran Allah çok yüce, çok cömerttir. Geceyi ve gündüzü birbirinin ardından getiren de O’dur, aklını kullananlar için bunlardan alınacak dersler vardır. Bu gerçekler üzerinde düşünüp de Rahman olan Allah’ı layıkıyla tanıyıp, davetine icabet eden mü’minler, yeryüzünde alçak gönüllü ve vakarlı yürür, vakarlı davranır, kendini bilmez nankör ve cahillerin sataşmalarına aldırmaz, imanlarından taviz vermezler. Onlara “Selam” der, yollarına devam ederler ve gecelerini de Rablerinin rızasını kazanacak amellerle değerlendirir, secde eder, emirlerine teslim olurlar.

Furkan 65–66

2 ayet

وَالَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا اصْرِفْ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَۗ اِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَامًاۗ ۝٦٥ اِنَّهَا سَٓاءَتْ مُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا ۝٦٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

65Velleẕîne yeḳûlûne rabbene-ṣrif ʿannâ ʿaẕâbe cehennem. inne ʿaẕâbehâ kâne garâmâ.

Okunuş

66İnnehâ sâet müsteḳarrav vemüḳâmâ.

Ayet 65–66

İşte bu mü’minler bir yandan da Rablerine şöyle dua ederler: “Ey Rabbimiz! Cehennem azabını bizden uzak tut, çünkü onun azabı çok çetin, çok korkunçtur ve orası kötü bir ikametgâhtır.”

Furkan 67–69

3 ayet

وَالَّذ۪ينَ اِذَٓا اَنْفَقُوا لَمْ يُسْرِفُوا وَلَمْ يَقْتُرُوا وَكَانَ بَيْنَ ذٰلِكَ قَوَامًا ۝٦٧ وَالَّذ۪ينَ لَا يَدْعُونَ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَ وَلَا يَقْتُلُونَ النَّفْسَ الَّت۪ي حَرَّمَ اللّٰهُ اِلَّا بِالْحَقِّ وَلَا يَزْنُونَۚ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ يَلْقَ اَثَامًاۙ ۝٦٨ يُضَاعَفْ لَهُ الْعَذَابُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَيَخْلُدْ ف۪يه۪ مُهَانًاۗ ۝٦٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

67Velleẕîne iẕâ enfeḳû lem yüsrifû velem yaḳtürû vekâne beyne ẕâlike ḳavâmâ.

Okunuş

68Velleẕîne lâ yedʿûne meʿa-llâhi ilâhen âḫara velâ yaḳtülûne-nnefse-lletî ḥarrame-llâhü illâ bilḥaḳḳi velâ yeznûn. vemey yefʿal ẕâlike yelḳa eŝâmâ.

Okunuş

69Yüḍâʿaf lehü-lʿaẕâbü yevme-lḳiyâmeti veyaḫlüd fîhî mühânâ.

Ayet 67–69

Mü’minler mallarını Allah’ın daveti yolunda harcarlarken, dikkatli ve bilinçle harcar, başkalarına gösteriş yapmaz ve asla cimrice davranmaz. Allah’la beraber başka Rab ve ilah edinmezler, Allah’tan başkasından yardım istemezler, haklı bir sebep olmadan da Allah’ın dokunulmaz kıldığı cana kıymaz, zina da etmezler. Bu suçları işleyip günaha girenler elbette cezasını çekecekler, üstelik Kıyamet Günü terk edilmişlik acısı ile birlikte azapları da kat kat artırılacak ve ebedî olarak cehennemde kalacaklar.

Furkan 70–71

2 ayet

اِلَّا مَنْ تَابَ وَاٰمَنَ وَعَمِلَ عَمَلًا صَالِحًا فَاُو۬لٰٓئِكَ يُبَدِّلُ اللّٰهُ سَيِّـَٔاتِهِمْ حَسَنَاتٍۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا ۝٧٠ وَمَنْ تَابَ وَعَمِلَ صَالِحًا فَاِنَّهُ يَتُوبُ اِلَى اللّٰهِ مَتَابًا ۝٧١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

70İllâ men tâbe veâmene veʿamile ʿamelen ṣâliḥan feülâike yübeddilü-llâhü seyyiâtihim ḥasenât. vekâne-llâhü gafûrar raḥîmâ.

Okunuş

71Vemen tâbe veʿamile ṣâliḥan feinnehû yetûbü ile-llâhi metâbâ.

Ayet 70–71

Kim de şirkinden, küfründen ve tüm günahlarından tevbe ederek Allah’ın âyetleri ile hayatı yaşamaya yönelir ve bu konuda sorumluluklarını yerine getirirse, Allah da tevbe ederek yaratılış sebeplerine gönülden yönelen bu kimseleri hayırlı ameller işlemeye muvaffak kılar. Allah çok merhametli, şefkatli ve bağışlayıcıdır.

Furkan 72–73

2 ayet

وَالَّذ۪ينَ لَا يَشْهَدُونَ الزُّورَۙ وَاِذَا مَرُّوا بِاللَّغْوِ مَرُّوا كِرَامًا ۝٧٢ وَالَّذ۪ينَ اِذَا ذُكِّرُوا بِاٰيَاتِ رَبِّهِمْ لَمْ يَخِرُّوا عَلَيْهَا صُمًّا وَعُمْيَانًا ۝٧٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

72Velleẕîne lâ yeşhedûne-zzûra veiẕâ merrû billagvi merrû kirâmâ.

Okunuş

73Velleẕîne iẕâ ẕükkirû biâyâti rabbihim lem yeḫirrû ʿaleyhâ ṣummev veʿumyânâ.

Ayet 72–73

Rahman’ın hayırlı kulları olan mü’minler yalan ve asılsız yere şahitlik etmezler, boş ve anlamsız şeylerle uğraşmaz, böyle şeylerle uğraşanları görünce de selam verip yanlarından vakarla geçip giderler. Fakat o mü’minler Rablerinin âyetleri okunduğu ya da kendilerine hatırlatıldığı zaman bu âyetlere karşı kör ve sağır kesilmezler, can kulağıyla dinleyip uyarlar.

İlgili ayetler

Furkan 74–76

3 ayet

وَالَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ اَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ اَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّق۪ينَ اِمَامًا ۝٧٤ اُو۬لٰٓئِكَ يُجْزَوْنَ الْغُرْفَةَ بِمَا صَبَرُوا وَيُلَقَّوْنَ ف۪يهَا تَحِيَّةً وَسَلَامًاۙ ۝٧٥ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ حَسُنَتْ مُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا ۝٧٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

74Velleẕîne yeḳûlûne rabbenâ heb lenâ min ezvâcinâ veẕürriyyâtinâ ḳurrate aʿyüniv vecʿalnâ lilmütteḳîne imâmâ.

Okunuş

75Ülâike yüczevne-lgurfete bimâ ṣaberû veyüleḳḳavne fîhâ teḥiyyetev veselâmâ.

Okunuş

76Ḫâlidîne fîhâ. ḥasünet müsteḳarrav vemüḳâmâ.

Ayet 74–76

Onlar bir de Rablerine şöyle dua ederler: “Rabbimiz! Bize göz aydınlığı olacak sevinç ve mutluluk kaynağı eşler, evlatlar, nesiller nasip eyle! Bizi muttakilere önderler kıl.” İşte bunlar yürekten Rablerine yönelip teslim olmaları, şirke ve küfre karşı verdikleri mücadeleleri, zorluklar karşısındaki direnmeleri sebebi ile cennet köşkleri ile ödüllendirilecek ve oraya esenlik, mutluluk tebrikleriyle daima kalmak üzere buyur edilecekler. Orası ne güzel bir varış yeri ve ne üstün bir makamdır.

Furkan 77

1 ayet

قُلْ مَا يَعْبَؤُ۬ا بِكُمْ رَبّ۪ي لَوْلَا دُعَٓاؤُ۬كُمْۚ فَقَدْ كَذَّبْتُمْ فَسَوْفَ يَكُونُ لِزَامًا ۝٧٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

77Ḳul mâ yaʿbeü biküm rabbî levlâ düʿâüküm. feḳad keẕẕebtüm fesevfe yekûnü lizâmâ.

Ayet 77

Ey Peygamber! Mü’minlere de ki: “Eğer şirke ve küfre karşı duruşunuz, mücadeleniz ve dualarınız olmasaydı Rabbiniz size değer vermez, sizleri ödüllendirmezdi. Sizler bu uğurda gösterdiğiniz gayret sayesinde mükâfata layık görüldünüz.”

Müşrik ve kâfirlere de de ki: “Allah’ın daveti olan hayat nizamına karşı takındığınız umursamaz tutumunuz, nankörlüğünüz ve azgınlığınız sebebiyle yaptıklarınız cezasız bırakılmayacak, bedeli size kat kat ödettirilecektir.”

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Yâsîn, sonra Fâtır indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla