Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ طٰهٰ مَكِّيَّةٌ آيَاتُهَا ١٣٥

Tâhâ Sûresi Açıklamalı Meali

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça
Sûre hakkındaAdı · Nüzul Zamanı

Adı: Bu sure adını ilk kelimesi olan “TÂ-H”dan alır. Bu surenin adı da diğer birçok surede olduğu gibi sadece semboliktir.

Nüzul Zamanı: Nazil olduğu zaman Meryem Suresi ile aynı döneme rastlar. Habeşistan’a hicret sırasında veya hemen ondan sonra nazil olması muhtemeldir. Ne olursa olsun, bu surenin Hz. Ömer’in (r.a) müslüman olmasından önce nazil olduğu kesindir.

Çok iyi bilinen sahih bir hadise göre Hz. Ömer, Peygamber’i (s.a) öldürmek için yola çıktığında bir adama rastladı. Adam ona: “Sen herşeyden önce kızkardeşinin ve eniştenin müslüman olduğunu bilmelisin” dedi. Bunu duyan Ömer (r.a) doğruca kızkardeşinin evine gitti. Orada kardeşi Fatıma ve eniştesi Said ibn Zeyd’i Habbab b. Eret’den bir kağıt parçasında yazılı olan bir şeyler öğrenir buldu. Fatıma onun geldiğini görünce kağıt parçasını hemen bir yere sakladı, fakat Hz. Ömer (r.a) okunanları duymuştu, bu yüzden sorular sormaya başladı. Daha sonra eniştesini dövdü ve kocasını korumaya çalışan kızkardeşini de yaraladı. Sonunda her ikisi de “Evet müslüman olduk, ne yaparsan yap” diye itiraf ettiler. Hz. Ömer kızkardeşinin başından akan kandan etkilendiği için “okuduğunuz şeyi bana gösterin.” dedi. Kızkardeşi ondan kağıdı yırtmayacağına dair yemin aldı ve “Temizlenmeden ona dokunamazsın” dedi. Bunun üzerine Ömer (r.a) yıkandı. Ve bu surenin yazılı olduğu kağıdı okumaya başladığında “Ne mükemmel bir şey!” diye bağırmaktan kendini alamadı. Bunu duyan Habbab, onun ayak seslerini duyduğunda gizlendiği yerden çıkarak: “Allah’a andolsun, Allah sana Peygamberinin davetini tebliğe hizmet ettirecek.

Çünkü dün Peygamber’in (s.a): ‘Rabbim, ya Ebul Hakem b. Hişam (Ebu Cehil), ya da Ömer b. Hattab ile İslâm’ı destekle’ diye dua ettiğini duydum. Ey Ömer Allah’a dön, Allah’a dön!” dedi. Bu sözler o denli ikna edici idi ki Ömer (r.a) Habbab’la birlikte, İslâm’ı kabul etmek üzere Peygamber’in (s.a) yanına gitti. Bu olay, Habeşistan’a hicretten kısa bir süre sonra meydana gelmişti.

Anafikir ve Ele Alınan Konular: Bu sure, Kur’an’ın indiriliş amacını beyan ederek başlar: “Ey Muhammed, bu Kur’an senin güçlük çekmen için indirilmedi, bu Kur’an senden, inatçı kafirlerin kalbine imanı sokman gibi imkansız bir şeyi de istemiyor. Bu sadece Allah’dan korkan ve kendilerini O’nun azabından korumak isteyenleri doğru yola ulaştırman için bir öğüttür. Bu Kur’an yerlerin ve göklerin yaratıcısının kelamıdır. Ve ilâhlık, hükümranlık sadece O’na mahsustur. İnsan inansa da, inanmasa da bu iki nokta ebedi bir gerçektir.”

Bu girişten sonra sure birdenbire görünürde hiçbir ilgisi yokken ve o dönemin olaylarına uygulanabilirliğine bir işaret belirtmeksizin Hz. Musa (a.s) kıssasının anlatılmasıyla devam eder. Ama satır aralarını da okursak bu bölümün tamamen Mekkelilere de uygulanabileceğini anlarız. Fakat bu bölümün gizli anlamını açıklamaya geçmeden önce Arapların, genelde Hz. Musa’yı bir peygamber olarak kabul ettiklerini belirtmekte fayda vardır. Bunun nedeni, Arapların çevrelerindeki Yahudi topluluklarından ve komşu Hıristiyan krallıklarından etkilenmiş olmalarıdır. Şimdi bu hikayenin satırları arasında gizli olan noktaları ele alalım:

1) Allah bir peygamberi, davullar eşliğinde yapılan bir tören sonucu, şu şu kimseyi peygamber ilan ettiğini söyleyerek seçmez. “Biz şu kimseyi bugünden itibaren Peygamber yaptık” diye bir beyanatta bulunmaz. Tam tersine, Musa kıssasında olduğu gibi Peygamberliği dilediği kuluna gizlice lutfeder. Bu nedenle Hz. Muhammed’in (s.a) birden bire ve hiçbir kamuoyu açıklaması yapmaksızın peygamber seçilmesine şaşırmamalısınız.

2) Hz. Muhammed’in (s.a) tebliğ ettiği ana ilkeler tevhid ve ahiret Musa’nın (a.s) kendi gönderildiği dönemde tebliğ ettiği ilkelerin aynısı idi.

3) Hz. Muhammed (s.a) Kureyşliler arasında hiçbir maddi varlığı olmaksızın Hakk’ın tebliğinin tek sorumlu taşıyıcısı idi. Aynı şekilde Hz. Musa’ya da Firavun gibi zalim bir krala gidip isyankarlığından vazgeçmesini tebliğ etme görevi verilmiştir. Bunlar, Allah’ın hayret verici işleridir. O, Medyen’den Mısır’a doğru yola çıkan bir yolcuyu durdurur ve ona: “Git ve zamanın en büyük zalimi ile savaş” der. Ona görevi için gerekli olan silahlar ve ordular vermez. Onun yaptığı tek yardım, Hz. Musa’nın isteği üzerine kardeşi Harun’u kendisine yardımcı tayin etmesidir.

4) Ey Mekkeliler, sizin Hz. Muhammed (s.a) aleyhine yaptığınız şeylerin -saçma itirazlar, suçlamalar ve vahşice işkenceler- hepsini Firavun’un da Musa’ya (a.s) uyguladığını iyi bilmelisiniz. Allah’ın Peygamberinin büyük ordulara ve güçlü silahlara sahip olan Firavun’u yenilgiye uğrattığını da bilmelisiniz. Burada sözle olmasa da müslümanlar Kureyşlilerle savaşmaktan korkmamaları konusunda teskin ve teselli edilmektedirler. Çünkü Allah’ın desteklediği bir hareket en sonunda zafere ulaşır. Aynı zamanda müslümanlar, Firavun’un canice işkence tehditlerine rağmen imanlarında sebat eden sihirbazların örneğini takip etmeye teşvik edilmektedirler.

5) Yalancı tanrı ve tanrıçaların putlaştırılmasının nasıl saçma ve basit bir şekilde başladığı ve Allah’ın peygamberlerinin en ufak putperestçe uygulamaya bile izin vermediklerini göstermek için İsrailoğulları tarihinden bir olay anlatılmaktadır. Aynı şekilde Hz. Muhammed (s.a)’de şirke ve putperestliğe karşı çıkmada diğer peygamberlerin yolundan gitmektedir.

O halde, Musa (a.s) kıssası, Hz. Muhammed’e (s.a) Kureyşliler arasındaki tartışmalarla ilgili meselelere ışık tutmak amacıyla kullanılmıştır. Daha sonra kıssanın sonunda Kureyşliler şu şekilde uyarılmaktadırlar: “Kur’an sizin iyiliğiniz için kendi dilinizde indirilmiştir. Eğer onu dinler ve verdiği öğüte uyarsanız, bunu kendi iyiliğiniz için yapmış olursunuz. Fakat eğer reddederseniz kötü sonla kendiniz karşılaşacaksınız.”

Bundan sonra Adem (a.s) kıssası ele alınmakta ve sanki Kureyşlilere şöyle denmektedir: “Sizin takip ettiğiniz yol şeytanın yoludur, oysa bir insana layık olan atası Adem’in yolundan gitmektir. O, şeytanın aldatmasına kanmıştı, fakat hatasını anlayınca hemen ondan pişman oldu, tevbe etti ve tekrar Allah’a ibadete geri dönüp onun rızasını kazandı. Diğer taraftan eğer bir insan şeytanın yolundan gider ve bütün uyarılara rağmen inatla hatasında ısrar ederse, aynen şeytan gibi sadece kendisine zarar vermiş olur.”

En sonunda Peygamber’e (s.a) ve müslümanlara, kafirlerin yaptıkları işkencelere karşı sabırlı olmaları tavsiye edilmektedir: “Onları Allah’a bırak. O, onları hemen cezalandırmaz, bir süre mühlet verir. Bu nedenle sabırsızlanmamalı, fakat işkencelere sabırla göğüs germeli ve İslâmı tebliğe devam etmelisiniz.”

Bu bağlamda, müminlerde, o dönem için hakkı tebliğde çok değerli olan sabır, dayanıklılık, Allah’ın dileğine tevekkül , gönül rahatlığı ve teslimiyet gibi yüce karakter özellikleri yaratmak için namaza (salat) çok büyük önem verilmiştir.

Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Ayet 1

1 ayet

Tâhâ 1

طٰهٰۜ ۝١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Ṭâ-hâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

1(1-2) Tâ Hâ. Biz sana bu Kuran’ı sıkıntı çekip mutsuz olasın diye indirmedik.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

1Taha Dinle, ey hak yolunun yolcusu! Kendilerine Kur’an’ı tebliğ ettiğin hâlde, inatla hakkı inkâr eden zalimlerin davranışları seni üzüp, ümitsizliğe ve yılgınlığa düşürmesin.

İlgili ayetler

Ayet 2–4

3 ayet

Tâhâ 2

Tâhâ 3

Tâhâ 4

مَٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْكَ الْقُرْاٰنَ لِتَشْقٰىۙ ۝٢ اِلَّا تَذْكِرَةً لِمَنْ يَخْشٰىۙ ۝٣ تَنْز۪يلًا مِمَّنْ خَلَقَ الْاَرْضَ وَالسَّمٰوَاتِ الْعُلٰىۜ ۝٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

2Mâ enzelnâ ʿaleyke-lḳurʾâne liteşḳâ.

Okunuş

3İllâ teẕkiratel limey yaḫşâ.

Okunuş

4Tenzîlem mimmen ḫaleḳa-lʾarḍa vessemâvâti-lʿulâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

2(1-2) Tâ Hâ. Biz sana bu Kuran’ı sıkıntı çekip mutsuz olasın diye indirmedik.

Türkçe Meal

3Ancak Allah’a saygı duyan kimseye bir öğüt olsun diye indirdik.

Türkçe Meal

4Yeri ve yüce gökleri yaratan tarafından indirilmedir bu.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

2Ey Resûlüm! Kur’an’ın mesajının insanlara ulaşması için gösterdiğin gayreti ve bu uğurda yaşadığın sıkıntıları biliyoruz. Biz sana Kur’an’ı o kâfirlerin söz ve davranışlarından dolayı üzülüp güçlük çekmen ya da tebliğ görevinde senin mutsuz olman için indirmedik. Onları illa da inandırmak gibi bir görevin yok. Sana yapamayacağın bir görev yüklemiş de değiliz. Onun için kendini zorlama. Okuduğun ayetlere karşı insanların duyarsız olmalarına aldırış da etme. Onların cahilce tavırları seni üzmesin. Sen onlara sadece Kur’an’ı oku, inkâr edenleri ise bana bırak.

Açıklamalı meal

3Onu ancak razı olmadığı şeyleri yaparsak sevgisini kaybederiz düşüncesiyle, içi titreyerek Allah’tan korkanlar ve yaratılışının sebebini düşünüp Allah’a karşı sorumluluklarını bilmek isteyenler için bir uyarı ve öğüt olarak indirdik. Ancak ayetlerimizden öğüt alanlar kendilerini düzeltip hayatlarını ayetlerimize göre kurarlar. Senin görevin, ilahi mesajı tebliğ etmek, Allah’tan ve hesap gününden korkan kimseleri uyarmaktır.

Açıklamalı meal

4İnkâr edenler ne derse desin! Bu Kur’an yeri ve yüce göklerin yaratıcısı ve mutlak hâkimi olan Allah tarafından, insanlara öğüt vermen ve hidayetlerine vesile olman için peyderpey indirilmiş bir kitaptır.

Ayet 5

1 ayet

Tâhâ 5

اَلرَّحْمٰنُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوٰى ۝٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

5Erraḥmânü ʿale-lʿarşi-stevâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

5O Rahman ki, bütün kâinatı egemenliği altına almıştır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

5Rahman olan Allah ilmin, adaletin ve kudretin kaynağıdır. O gökleri ve yeri, insanın yaşamasına hazır hale getirdikten sonra, yarattıklarına kurduğu nizam ve yasalarla hükmetmiştir. Mutlak kudret ve hâkimiyetinin sembolü olan Arş’ı kuşatmıştır. Yarattığı her şeyin kanununu koymuş ve onlar üzerinde egemenlik tahtına kurulmuştur. Kâinatın kumanda merkezi ve her zerresi O’nun hükmündedir.

Ayet 6

1 ayet

Tâhâ 6

لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَمَا تَحْتَ الثَّرٰى ۝٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

6Lehû mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-lʾarḍi vemâ beynehümâ vemâ taḥte-ŝŝerâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

6Göklerde, yerde ve ikisinin arasında ve toprağın bağrında olan her şey O’nundur.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

6Göklerde yerde ve bu ikisinin arasında hatta toprağın altında bulunan ne varsa hepsi O’nundur, her şeyin tek yaratıcısı ve gerçek sahibi Allah’tır. İnsanların dünyada mal mülk edinmelerinin, Rabbinin katında hiçbirinin geçerliliği yoktur. Çünkü o mala mülke sahip çıkanın da sahip çıktıklarının da gerçek sahibi biziz.

İlgili ayetler

Ayet 7

1 ayet

Tâhâ 7

وَاِنْ تَجْهَرْ بِالْقَوْلِ فَاِنَّهُ يَعْلَمُ السِّرَّ وَاَخْفٰى ۝٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

7Vein techer bilḳavli feinnehû yaʿlemü-ssirra veaḫfâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

7Düşünceni açıkça söylesen de gizlesen de fark etmez zira O, gizliyi ve en gizliyi bilendir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

7O’nun mülkünde her şey kaydedilir. Sen Rabbine dua ederken sözünü ve sesini açıktan söylemiş olsan da düşündüklerini, inandıklarını içinde gizlesen de Allah için fark etmez. Çünkü muhakkak O gizliyi de henüz içinden dahi geçmemiş olan fısıltıyı da ondan daha gizlisini de bilir. Hiçbir şey O’ndan saklanamaz. Bunun için bağırarak dua etmene de lüzum yok, huzur ve ihlâsla dua etmen yeter.

Ayet 8

1 ayet

Tâhâ 8

اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ لَهُ الْاَسْمَٓاءُ الْحُسْنٰى ۝٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

8Allâhü lâ ilâhe illâ hû. lehü-lʾesmâü-lḥusnâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

8Allah, O kendisinden başka ilah olmayandır. En güzel isimler de O’na mahsustur.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

8Ey insanlar! Şüphesiz sizin fıtratınıza en uygun olan hayat tarzını yalnızca Allah bilir. Allah O’dur ki, gelmiş geçmiş bütün Peygamberler ve kutsal kitaplar “O’ndan başka hiçbir gerçek ilâh yoktur” gerçeğini dile getirmiş ve bu temel prensiplere dayalı bir inanç sistemi ortaya koymuşlardır. Rabbinden başka otorite yoktur. Yarattığı insanlar üzerine hiç kimse kendi yasalarıyla hâkimiyet kuramaz. Bilin ki en güzel isimler ve en mükemmel nitelikler yalnızca O’na mahsustur. Onun için güzel isimlerle Rabbinize yaklaşın!

İlgili ayetler

Ayet 9–10

2 ayet

Tâhâ 9

Tâhâ 10

وَهَلْ اَتٰيكَ حَد۪يثُ مُوسٰىۢ ۝٩ اِذْ رَاٰ نَارًا فَقَالَ لِاَهْلِهِ امْكُثُٓوا اِنّ۪ٓي اٰنَسْتُ نَارًا لَعَلّ۪ٓي اٰت۪يكُمْ مِنْهَا بِقَبَسٍ اَوْ اَجِدُ عَلَى النَّارِ هُدًى ۝١٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

9Vehel etâke ḥadîŝü mûsâ.

Okunuş

10İẕ raâ nâran feḳâle liehlihi-mküŝû innî ânestü nâral leʿallî âtîküm minhâ biḳabesin ev ecidü ʿale-nnâri hüdâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

9Musa’nın yaşadıkları sana geldi mi?

Türkçe Meal

10Hani O, bir ateş görmüştü de ailesine:
– Siz burada bekleyin ben bir ateş gördüm belki oradan size bir kor getiririm veya ateşin etrafında bir yol gösterici bulurum, demişti.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

9Ey Resulüm. Senden önce de peygamberler bu hak dava uğrunda çok büyük sıkıntılara ve eziyetlere katlanmışlardır. Senin şu müşriklere karşı verdiğin, tevhid mücadelesinin bir benzerini Firavuna karşı veren Musa’nın başından geçen olayların haberi sana geldi mi? Sana şimdi Musa’nın yaşadıklarının bir bölümünü bildireceğiz.

Açıklamalı meal

10Hani o on yıla yakın kaldığı ve adeta peygamberliğe hazırlık için Şuayb Peygamberden manevî eğitim aldığı Medyen ’den, gecenin bir vaktinde ailesiyle birlikte ülkesi olan Mısır’a yolculuk ediyordu. Gece vakti yolunu kaybetmiş ve Sina Dağı’nın eteklerinde yanan bir ateş görüp ailesine şöyle demişti: “Siz bekleyin. Sanki şu dağın yamacında bir ateş gördüm, gidip o ateşin olduğu yere bir bakayım. Umarım ısınmak için o ateşten size bir kor getirir yahut ateşin yanında yol tarif edecek birisini bulabilirim ” demişti.

İlgili ayetler

Ayet 11–20

10 ayet

Tâhâ 11

Tâhâ 12

Tâhâ 13

Tâhâ 14

Tâhâ 15

Tâhâ 16

Tâhâ 17

Tâhâ 18

Tâhâ 19

Tâhâ 20

فَلَمَّٓا اَتٰيهَا نُودِيَ يَا مُوسٰى ۝١١ اِنّ۪ٓي اَنَا۬ رَبُّكَ فَاخْلَعْ نَعْلَيْكَۚ اِنَّكَ بِالْوَادِ الْمُقَدَّسِ طُوًىۜ ۝١٢ وَاَنَا اخْتَرْتُكَ فَاسْتَمِعْ لِمَا يُوحٰى ۝١٣ اِنَّن۪ٓي اَنَا اللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنَا۬ فَاعْبُدْن۪يۙ وَاَقِمِ الصَّلٰوةَ لِذِكْر۪ي ۝١٤ اِنَّ السَّاعَةَ اٰتِيَةٌ اَكَادُ اُخْف۪يهَا لِتُجْزٰى كُلُّ نَفْسٍ بِمَا تَسْعٰى ۝١٥ فَلَا يَصُدَّنَّكَ عَنْهَا مَنْ لَا يُؤْمِنُ بِهَا وَاتَّبَعَ هَوٰيهُ فَتَرْدٰى ۝١٦ وَمَا تِلْكَ بِيَم۪ينِكَ يَا مُوسٰى ۝١٧ قَالَ هِيَ عَصَايَۚ اَتَوَكَّؤُ۬ا عَلَيْهَا وَاَهُشُّ بِهَا عَلٰى غَنَم۪ي وَلِيَ ف۪يهَا مَاٰرِبُ اُخْرٰى ۝١٨ قَالَ اَلْقِهَا يَا مُوسٰى ۝١٩ فَاَلْقٰيهَا فَاِذَا هِيَ حَيَّةٌ تَسْعٰى ۝٢٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

11Felemmâ etâhâ nûdiye yâ mûsâ.

Okunuş

12İnnî ene rabbüke faḫlaʿ naʿleyk. inneke bilvâdi-lmüḳaddesi ṭuvâ.

Okunuş

13Veene-ḫtertüke festemiʿ limâ yûḥâ.

Okunuş

14İnnenî ene-llâhü lâ ilâhe illâ ene faʿbüdnî veeḳimi-ṣṣalâte liẕikrî.

Okunuş

15İnne-ssâʿate âtiyetün ekâdü uḫfîhâ litüczâ küllü nefsim bimâ tesʿâ.

Okunuş

16Felâ yeṣuddenneke ʿanhâ mel lâ yüʾminü bihâ vettebeʿa hevâhü feterdâ.

Okunuş

17Vemâ tilke biyemînike yâ mûsâ.

Okunuş

18Ḳâle hiye ʿaṣây. etevekkeü ʿaleyhâ veehüşşü bihâ ʿalâ ganemî veliye fîhâ meâribü uḫrâ.

Okunuş

19Ḳâle elḳihâ yâ mûsâ.

Okunuş

20Feelḳâhâ feiẕâ hiye ḥayyetün tesʿâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

11Nihayet ateşin yanına geldiğinde kendisine: Ey Musa! Diye seslenildi.

Türkçe Meal

12– Benim ben, senin Rabbin. Çıkar ayakkabılarını! Çünkü şu an sen kutsal vadide, Tuva’dasın!

Türkçe Meal

13Ve ben seni seçtim şimdi vahyolunanı dinle!

Türkçe Meal

14Evet ben Allah’ım, benden başka ilah yoktur. Öyleyse sadece bana kulluk et ve beni anmak için namaz kıl!

Türkçe Meal

15Hiç şüphe yok ki o saat bu dünyanın sonu mutlaka gelecektir. Herkes kazandığının karşılığını tastamam alsın diye neredeyse onu kendimden bile gizleyecektim.

Türkçe Meal

16Dünyanın sonunun gelmesine inanmayıp boş arzu ve heveslerine uyan kişi sakın seni O’na inanmaktan alıkoymasın, aksi halde helak olursun.

Türkçe Meal

17– Sağ elindeki o şey nedir ey Musa?

Türkçe Meal

18Musa:
– O benim asamdır, ona dayanırım ve onunla koyunlarıma yaprak silkelerim. Ayrıca onunla başka işler de yaparım.

Türkçe Meal

19Allah: -Onu yere bırak ey Musa! Dedi.

Türkçe Meal

20Musa asasını yere bıraktı bir de ne görsün; o hızla kıvrılıp giden bir yılan oluvermiş.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

11Ateşin yanına gelince ona: “Ey Musa!” diye tarafımızdan seslenildi.

Açıklamalı meal

12“Ben, şüphesiz gelecekteki misyonuna hazırlanman için, seni terbiye eden Rabbinim. Vazifeye koyulmanın vakti geldi. Nefsi-dünyevi bağımlılıklarını bırak, ayakkabılarını çıkar, sana ayak bağı olan, seni yolundan alı koyan, sana yük olan şeylerden kurtul. Çünkü sen artık Sina Dağı’nın eteklerindeki mukaddes vadi olan Tuva’dasın.

Açıklamalı meal

13Ben seni peygamber olarak seçtim. Şimdi sana vahyettiklerimi dikkatlice dinle, tebliğ ve tatbik et, şunu bil ki vazifen ağırdır.

Açıklamalı meal

14Şüphesiz ben kâinatı ve içindekileri yaratan, nizamlarını kurup yasalarını oluşturan Allah’ım. Ve gerçek ilah Benim. Yarattığım her şey şahittir ki, yasalarıyla insanları yönetecek Benden başka ilâh yoktur. Şu hâlde yalnızca bana kulluk et, bu gerçeği hatırlamak, benimle bağını güçlü tutmak ve beni anmak için hakkıyla namaz kıl ve bana itaatini aksatma. Beni dinle ve emirlerimi yerine getir. Sana göndereceğim bilgilerle kendini bilinçlendir. Huzurumda bana hesap vererek kendini sorgula ve yanlışlarından tövbe et. Sana vahyolunan öğütleri anla ve insanlara ulaştırmak için gayret et.

Açıklamalı meal

15Muhakkak kıyamet ansızın kopacaktır ve ardından da insanlar yeniden diriltilip, dünya hayatlarını kime ve neye göre yaşamış olduklarından hesaba çekilecektir. Böylece de hak ettiklerinin karşılığını göreceklerdir. Bu öyle büyük bir hakikattir ki, herkesin gösterdiği çabanın karşılığını en âdil biçimde görmesi için. Onun vaktini kimseye bildirmedim. Gizledim ki insanlar dünya yaşamını özgürce kursun ve iyiyi kötüyü seçerek yaşasın. İnsanları dünya yaşamından verecekleri hesapla uyarıyorum ki; ona göre davransınlar.

Açıklamalı meal

16Hesap gününü yok sayarak inanmayıp da kendi arzusuna uyan ve isteklerinin peşinden koşanlar seni ona inanmaktan ve gerçekleri anlatmaktan alıkoymasın ve sakın seni bu konuda yanıltıp, aldatmasın. Yoksa onlara uyarsan onlarla birlikte sen de helâk olursun.

Açıklamalı meal

17Bu öğütlerin ardından Allah, Musa’ya, peygamberliğini kanıtlayacak ayrıcalığı bildirmek için şöyle seslendi: Şu sağ elindeki nedir, ey Musa?”

Açıklamalı meal

18Musa da dedi ki: “O benim asamdır. Yürürken yorulunca ona dayanırım. Onunla koyunlarım için ağaçlardan yaprak silkelerim ve daha başka birçok iş görürüm diye cevap verdi.”

Açıklamalı meal

19Bunun üzerine Allah: “Onu yere bırak, ey Musa diye buyurdu.”

Açıklamalı meal

20Musa değneğini yere atınca o asa, birden kıvrılıp hareket eden bir yılana dönüşüverdi. Hâlbuki Musa onunla hayatını kazanıyor ve yaprak silkeleyerek hayvanlarını besliyordu. Niçin kendini sokmak isteyen yılan gibi kendine doğru koşuyordu? Düşünmeye başladı. Sağ el gücün iktidarın sembolüydü. Musa’nın kendisi için kurduğu hayat, hayvanlarını beslemek ve yaşamı için onlardan yararlanmaktan ibaretti.

Ayet 21–23

3 ayet

Tâhâ 21

Tâhâ 22

Tâhâ 23

قَالَ خُذْهَا وَلَا تَخَفْ۠ سَنُع۪يدُهَا س۪يرَتَهَا الْاُولٰى ۝٢١ وَاضْمُمْ يَدَكَ اِلٰى جَنَاحِكَ تَخْرُجْ بَيْضَٓاءَ مِنْ غَيْرِ سُٓوءٍ اٰيَةً اُخْرٰىۙ ۝٢٢ لِنُرِيَكَ مِنْ اٰيَاتِنَا الْكُبْرٰىۚ ۝٢٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

21Ḳâle ḫuẕhâ velâ teḫaf. senüʿîdühâ sîratehe-lʾûlâ.

Okunuş

22Vaḍmüm yedeke ilâ cenâḥike taḫruc beyḍâe min gayri sûin âyeten uḫrâ.

Okunuş

23Linüriyeke min âyâtine-lkübrâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

21Allah: -Tut onu korkma! Biz onu ilk haline geri döndüreceğiz.

Türkçe Meal

22– Şimdi de elini koynuna sok, kusursuz bir şekilde bembeyaz olarak çıkacaktır işte sana başka bir mucize daha!

Türkçe Meal

23– Böylece sana bazı büyük mucizelerimizi göstermiş oluyoruz.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

21Allah gördüğü durumdan korkuya kapılan Musa’ya dedi ki: “ Korkma! Onu eline al ve tut. Göreceksin ki onu tekrar eski haline döndüreceğiz. Şimdi Rabbinin hidayetiyle karşı karşıyasın. Rabbinin hidayetinden öğüt alanlar, dünya hayatına yeni başlamış gibidir. O nedenle şu anki durumun ve geçmişin seni korkutmasın. Senin dayandığın şeyler, kurduğun, yaşadığın hayatın esasları bundan böyle Rabbinin öğreteceği esaslar olacaktır.

Açıklamalı meal

22Ey Musa! Şimdi de daha büyük mucizelerimizi sana göstermemiz için elini koynuna sok. Elini geri çıkardığında başka bir mucize olarak, gözleri kamaştıracak derecede kusursuz ve bembeyaz bir ışık çıktığını göreceksin. Elini vicdanına koy ve ayetlerimle iyi bir iç hesaplaşma geçir. Yanlışlarından arın ve seni bir hastalık gibi tüketecek günahlardan kurtul. Ayetlerimin gösterdiği esaslar olan asa ile karanlıklardan aydınlığa çık! O zaman günahlardan arınmış, ayetlerimle bilgilenmiş ve bilinçlenmiş olarak insanların huzurunda parlayacaksın. Böylece ayetlerimle bir insan nasıl temizlenir, nasıl iyi bir insan olur, nasıl insanlık için yol gösterici olur görsünler.

Açıklamalı meal

23İşte böylece vazifene başlamadan önce sana, büyük mucizelerimizden bazılarını, seni o vazifeye hazırlamak için göstermiş oluyoruz. Ayetlerimle arınıp kendini bilinçlendirirsen, sana başka ayetlerimizi de gösteririz. Hiç ummadığın hayalini bile kurmadığın bir hayat veririz.

İlgili ayetler

Ayet 24–35

12 ayet

Tâhâ 24

Tâhâ 25

Tâhâ 26

Tâhâ 27

Tâhâ 28

Tâhâ 29

Tâhâ 30

Tâhâ 31

Tâhâ 32

Tâhâ 33

Tâhâ 34

Tâhâ 35

اِذْهَبْ اِلٰى فِرْعَوْنَ اِنَّهُ طَغٰى۟ ۝٢٤ قَالَ رَبِّ اشْرَحْ ل۪ي صَدْر۪يۙ ۝٢٥ وَيَسِّرْ ل۪ٓي اَمْر۪يۙ ۝٢٦ وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِنْ لِسَان۪يۙ ۝٢٧ يَفْقَهُوا قَوْل۪يۖ ۝٢٨ وَاجْعَلْ ل۪ي وَز۪يرًا مِنْ اَهْل۪يۙ ۝٢٩ هٰرُونَ اَخ۪يۚ ۝٣٠ اُشْدُدْ بِه۪ٓ اَزْر۪يۙ ۝٣١ وَاَشْرِكْهُ ف۪ٓي اَمْر۪يۙ ۝٣٢ كَيْ نُسَبِّحَكَ كَث۪يرًاۙ ۝٣٣ وَنَذْكُرَكَ كَث۪يرًاۜ ۝٣٤ اِنَّكَ كُنْتَ بِنَا بَص۪يرًا ۝٣٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

24İẕheb ilâ firʿavne innehû ṭagâ.

Okunuş

25Ḳâle rabbi-şraḥ lî ṣadrî.

Okunuş

26Veyessir lî emrî.

Okunuş

27Vaḥlül ʿuḳdetem mil lisânî.

Okunuş

28Yefḳahû ḳavlî.

Okunuş

29Vecʿal lî vezîram min ehlî.

Okunuş

30Hârûne eḫî.

Okunuş

31Üşdüd bihî ezrî.

Okunuş

32Veeşrikhü fî emrî.

Okunuş

33Key nüsebbiḥake keŝîrâ.

Okunuş

34Veneẕkürake keŝîrâ.

Okunuş

35İnneke künte binâ beṣîrâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

24– Şimdi sen Firavuna git, çünkü o iyice azdı.

Türkçe Meal

25Musa: -Rabbim göğsüme genişlik ver, dedi.

Türkçe Meal

26– Kolaylaştır işimi!

Türkçe Meal

27– Çöz dilimdeki düğümü!

Türkçe Meal

28– Ki iyi anlasınlar sözümü!

Türkçe Meal

29– Bana ailemden birini yardımcı ver!

Türkçe Meal

30– Kardeşim Harun’u.

Türkçe Meal

31– Beni onunla destekle ve güçlendir.

Türkçe Meal

32– Onu görevimde bana ortak et.

Türkçe Meal

33- Böylece seni daha çok yüceltelim.

Türkçe Meal

34- Ve seni daha çok analım.

Türkçe Meal

35- Şüphesiz sen bizim her halimizi görmektesin.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

24Ey Musa! Artık Allah tarafından peygamber olarak seçilip görevlendirildiğini anla ve şimdi Firavun’a git. Onu bir tek Allah’a kulluğa, imana ve insafa davet et. Çünkü o kendisini ilah zannederek iyice azdı dedi.”

Açıklamalı meal

25Bunun üzerine Musa, tebliğe başlamadan her dava insanının yapması gerekeni yaptı ve dua için ellerini açıp dedi ki: “Rabbim, bu ağır görevi başarmam için bana cesaret, kararlılık ve özgüven bahşet. Benim göğsüme gönlüme genişlik ve ferahlık ver. Benim göğsümü aç ki hayatımla ilgili beni dünyaya bağlayan düşüncelerden sıkıntılardan arınayım.

Açıklamalı meal

26Bu vazifenin zor olduğunu biliyorum. Yıllarca Firavun kavminin arasında kaldım. Onların nasıl zorba bir topluluk olduğunu bilirim. Ne olur bana verdiğin Risalet görevimi kolaylaştır.

Açıklamalı meal

27Maksadımı en güzel şekilde ifade edebilmem için Dilimden düğümü çöz konuşma kabiliyetimi ve ifade yeteneğimi arttır. Aralarında uzun bir hayat yaşadım. Yaşadığım hayatın kültürüyle konuşuyorum! Benim dilimi çöz ki ayetlerinle konuşur hale geleyim! Firavunun yanında bocalamayayım! Onlar beni tanıyorlar. Ben onların kültürüyle büyüdüm! Bir zamanlar yaşadığım Firavunluk kültürünü dilimde bitirip hidayetinin kültürüyle konuşacak hale geleyim

Açıklamalı meal

28Böylece hakikati tebliğ edeceğim insanlar tarafından söyleyeceklerim daha iyi anlaşılsın.

Açıklamalı meal

29Ey Rabbim! Ne olur bana vezir olarak ailemde bir yardımcı ver.

Açıklamalı meal

30Kimi istiyorsun dersen; mesela hitabeti benden daha iyi olan kardeşim Harun’u yardımcı olarak görevlendir.

Açıklamalı meal

31Benim arkamı onunla güçlendir ve gücümü pekiştir.

Açıklamalı meal

32Onu işimde ortak olarak destekçi kıl ki görevim kolaylaşsın.

Açıklamalı meal

33Böylece seni çokça tesbih edelim ve yüceliğini tüm dünyaya ilan edelim. Dinini tebliğ edip şanını yüceltelim. Birlikte senin yasalarına uyarak güçlenelim. Birlikte kuvvet bulalım. Birbirimize destek olalım. Kardeşim Harun Firavunluk kültürüyle büyümedi. O Firavunluk kültüründen uzak! Daha yalın sana daha yakın bir kültürle büyüdü. Benim bocaladığım yerlerde destek olur

Açıklamalı meal

34Ve senin gerçek Rab ve ilah olduğunu daha iyi anlatıp sürekli seni analım. Emrini ve hükümlerini yerine getirip şükredelim.

Açıklamalı meal

35Şüphesiz sen bizim her halimizi her an bilmekte ve görmektesin.

Ayet 36–44

9 ayet

Tâhâ 36

Tâhâ 37

Tâhâ 38

Tâhâ 39

Tâhâ 40

Tâhâ 41

Tâhâ 42

Tâhâ 43

Tâhâ 44

قَالَ قَدْ اُو۫ت۪يتَ سُؤْلَكَ يَا مُوسٰى ۝٣٦ وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلَيْكَ مَرَّةً اُخْرٰىۙ ۝٣٧ اِذْ اَوْحَيْنَٓا اِلٰٓى اُمِّكَ مَا يُوحٰىۙ ۝٣٨ اَنِ اقْذِف۪يهِ فِي التَّابُوتِ فَاقْذِف۪يهِ فِي الْيَمِّ فَلْيُلْقِهِ الْيَمُّ بِالسَّاحِلِ يَاْخُذْهُ عَدُوٌّ ل۪ي وَعَدُوٌّ لَهُۜ وَاَلْقَيْتُ عَلَيْكَ مَحَبَّةً مِنّ۪يۚ وَلِتُصْنَعَ عَلٰى عَيْن۪يۢ ۝٣٩ اِذْ تَمْش۪ٓي اُخْتُكَ فَتَقُولُ هَلْ اَدُلُّكُمْ عَلٰى مَنْ يَكْفُلُهُۜ فَرَجَعْنَاكَ اِلٰٓى اُمِّكَ كَيْ تَقَرَّ عَيْنُهَا وَلَا تَحْزَنَۜ وَقَتَلْتَ نَفْسًا فَنَجَّيْنَاكَ مِنَ الْغَمِّ وَفَتَنَّاكَ فُتُونًا۠ فَلَبِثْتَ سِن۪ينَ ف۪ٓي اَهْلِ مَدْيَنَ ثُمَّ جِئْتَ عَلٰى قَدَرٍ يَا مُوسٰى ۝٤٠ وَاصْطَنَعْتُكَ لِنَفْس۪يۚ ۝٤١ اِذْهَبْ اَنْتَ وَاَخُوكَ بِاٰيَات۪ي وَلَا تَنِيَا ف۪ي ذِكْر۪يۚ ۝٤٢ اِذْهَبَٓا اِلٰى فِرْعَوْنَ اِنَّهُ طَغٰىۚ ۝٤٣ فَقُولَا لَهُ قَوْلًا لَيِّنًا لَعَلَّهُ يَتَذَكَّرُ اَوْ يَخْشٰى ۝٤٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

36Ḳâle ḳad ûtîte süʾleke yâ mûsâ.

Okunuş

37Veleḳad menennâ ʿaleyke merraten uḫrâ.

Okunuş

38İẕ evḥaynâ ilâ ümmike mâ yûḥâ.

Okunuş

39Eni-ḳẕifîhi fi-ttâbûti faḳẕifîhi fi-lyemmi felyülḳihi-lyemmü bissâḥili yeʾḫuẕhü ʿadüvvül lî veʿadüvvul leh. veelḳaytü ʿaleyke meḥabbetem minnî. velituṣneʿa ʿalâ ʿaynî.

Okunuş

40İẕ temşî uḫtüke feteḳûlü hel edüllüküm ʿalâ mey yekfülüh. feracaʿnâke ilâ ümmike key teḳarra ʿaynühâ velâ taḥzen. veḳatelte nefsen fenecceynâke mine-lgammi vefetennâke fütûnâ. felebiŝte sinîne fî ehli medyene ŝümme ciʾte ʿalâ ḳaderiy yâ mûsâ.

Okunuş

41Vaṣṭanaʿtüke linefsî.

Okunuş

42İẕheb ente veeḫûke biâyâtî velâ teniyâ fî ẕikrî.

Okunuş

43İẕhebâ ilâ firʿavne innehû ṭagâ.

Okunuş

44Feḳûlâ lehû ḳavlel leyyinel leʿallehû yeteẕekkeru ev yaḫşâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

36Allah: Ey Musa tüm istediklerin sana verilmiştir, dedi.

Türkçe Meal

37Andolsun ki biz sana geçmişte bir ikramda daha bulunmuştuk.

Türkçe Meal

38Hani biz annene şöyle ilham etmiştik.

Türkçe Meal

39Bebeği sandığın içine koy ve nehre bırak ki nehir onu kıyıya ulaştırsın böylece onu benim ve onun düşmanı alacaktır. Ey Musa katımdan sana bir sevecenlik bahşettim ki gözetimim altında yetişesin.

Türkçe Meal

40Hani kız kardeşin seni izleyerek gitmiş ve:
– Onun bakıcılığını üstlenecek birini size göstereyim mi? demişti. Böylece, gözü aydın olsun ve üzülmesin diye seni annene tekrar kavuşturmuştuk. Derken büyüyünce bir adam öldürmüştün. Biz seni bu sıkıntıdan da kurtarmıştık ve seni pek çok sınavdan geçirerek yetiştirmiştik. Ardından Medyenlilerin arasında senelerce yaşadın. Nihayet takdirim gereği işte buradasın ey Musa!

Türkçe Meal

41Seni kendim için seçip yetiştirdim.

Türkçe Meal

42– Şimdi sen ve kardeşin verdiğim ayetlerimle gidin ve sakın tebliğimi iletme hususunda gevşek davranmayın.

Türkçe Meal

43– Ve gidin Firavun’a, çünkü o iyice azdı.

Türkçe Meal

44– Fakat ona yumuşak bir üslupla hitap edin, belki aklını başına alır yahut Allah’a saygı duyar.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

36Allah Musa’nın bu isteğini kabul etti ve şöyle buyurdu: “ Duanı kabul ettim. İstediklerin sana verilmiştir, ey Musa! Harun da sana yardımcı olarak görevlendirildi.

Açıklamalı meal

37Bildiğin gibi biz sana daha öncede nimetler bahşedip lütuflarda bulunmuştuk. Şimdi geçmişini bir hatırla bakalım; hatırla ki, seni o günlerden bugünlere getirmeye Kâdir olan Rabbinin, gelecekte nelere Kâdir olacağını da anlayasın.

Açıklamalı meal

38Hani sen daha küçücük bir bebektin, bir zaman İsrâiloğullarından her doğan erkek bebek Firavunun emriyle öldürülürken, seni yeni doğurmuş olan annen “Seni nasıl kurtaracağını” bilememiş ve telaşa kapılmıştı. Oysa senin, bu kutsal görev için yaşaman gerekiyordu. Bunun için, Biz seni Firavunun askerlerinden kurtarmak üzere, yapması gereken şeyi annene ilham ederek şöyle vahyetmiştik:

Açıklamalı meal

39“Onu tabut şeklinde küçük bir sandığa koyup Nil nehrine bırak. Suyun akıntısı onu kıyıya ulaştıracak. Hem benim düşmanım hem de ileride o bebeğe düşman kesilecek biri onu alacaktır.” Gözetimim altında merhametle yetiştirilmen ve olgunlaşman için tarafımdan sana gönülleri cezbeden bir şirinlik ve sevimlilik verdim. Seni gören Firavun ve ailesi seni sevmek için birbiriyle yarıştılar.

Açıklamalı meal

40Hani seni nehirde bulup saraya getirdiklerinde sen hiçbir kadının sütünü emmemiştin. O sırada nehir boyu sandığı takip edip olup biteni uzaktan izleyen kız kardeşin de Firavun’ a gidip: “Ona bakıp sütannelik yapacak birini size bulayım mı?” diye söylemişti. Böylece kısa bir hasretin ardından yüzü gülüp içi rahatlasın ve daha fazla üzülmesin diye tekrar seni annene kavuşturmuştuk. Saraylarda büyüdün. Hatta erişkin bir yaşa gelince, bir kavga sırasında sen kavminden birini korumak isterken kazayla suçsuz bir adamı öldürmüştün. Fakat ölen kişi Mısırlı olduğu için Firavun’un adamları peşine düşmüşlerdi ve seni şehirden çıkarmıştık. Pişmanlık içerisinde Allah’a yalvarıp tövbe etmiştin. Tevbeni kabul etmek suretiyle seni bu talihsiz olayın sıkıntısından kurtarmış ve çeşitli sınavlardan geçirerek yetiştirip olgunlaştırmıştık. Seni saraylardan aldık, dağlarda çoban yaptık. Çobanlık yaptığın esnada Medyen halkı arasında yıllarca kaldın. Sonra da tâ ezelden belirlenmiş bir takdir gereği bugün bu makama geldin, ey Musa!

Açıklamalı meal

41İşte bu hazırlık döneminin ardından seni kendim için elçi olarak seçtim ve üstün meziyetlerle donatıp hazırladım.

Açıklamalı meal

42Haydi şimdi, Hârûn’u bul ve yaşadıklarını ona anlat. Sonra sen ve kardeşin ayetlerimle ve sana bağışladığım mucizelerle Mısır’daki Firavun’a gidin ve asla benim vahyimin belirlediği yoldan ayrılmayın. Sakın emirlerimi yerine getirmek ve Firavun’la beraberindekileri, yalnız Benim ilahlığıma davet konusunda gevşeklik göstermeyin.

Açıklamalı meal

43Evet, ikiniz birden o nankör ve küstah Firavun’a gidin. İsrailoğullarına yaptığı zulümden vazgeçip, emirlerime itaat etmesi için onu uyarın. Çünkü o gerçekten sınırı aştı ve azdı.

Açıklamalı meal

44Ona insanların yaratıcısı Allah’ın onların gerçek Rabbi ve ilahı olduğunu, dolayısıyla insanlar üzerinde nizam kurma ve ahlak kuralları belirleme yetkisinin yalnızca Allah’a ait olduğunu tebliğ edin. Bunu yaparken de erdemli, nezaketli bir üslupla hitap ederek yumuşak söz söyleyin ki mesajınız üzerinde etkili olsun. Siz bilemezsiniz. Belki böylece aklını başına alıp öğüt alır veya ilahî azaptan ve zulüm yapmaktan korkar da azgınlıktan vazgeçip gerçeğe yönelir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

36Yunus 88Yunus 89

İlgili ayetler

37Kasas 3Kasas 6

İlgili ayetler

38Kasas 7Kasas 13

İlgili ayetler

40Kasas 7Kasas 27

İlgili ayetler

42Yunus 88Yunus 89

Ayet 45–48

4 ayet

Tâhâ 45

Tâhâ 46

Tâhâ 47

Tâhâ 48

قَالَا رَبَّنَٓا اِنَّنَا نَخَافُ اَنْ يَفْرُطَ عَلَيْنَٓا اَوْ اَنْ يَطْغٰى ۝٤٥ قَالَ لَا تَخَافَٓا اِنَّن۪ي مَعَكُمَٓا اَسْمَعُ وَاَرٰى ۝٤٦ فَاْتِيَاهُ فَقُولَٓا اِنَّا رَسُولَا رَبِّكَ فَاَرْسِلْ مَعَنَا بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ وَلَا تُعَذِّبْهُمْۜ قَدْ جِئْنَاكَ بِاٰيَةٍ مِنْ رَبِّكَۜ وَالسَّلَامُ عَلٰى مَنِ اتَّبَعَ الْهُدٰى ۝٤٧ اِنَّا قَدْ اُوحِيَ اِلَيْنَٓا اَنَّ الْعَذَابَ عَلٰى مَنْ كَذَّبَ وَتَوَلّٰى ۝٤٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

45Ḳâlâ rabbenâ innenâ neḫâfü ey yefruṭa ʿaleynâ ev ey yaṭgâ.

Okunuş

46Ḳâle lâ teḫâfâ innenî meʿakümâ esmeʿu veerâ.

Okunuş

47Feʾtiyâhü feḳûlâ innâ rasûlâ rabbike feersil meʿanâ benî isrâîle velâ tüʿaẕẕibhüm. ḳad ciʾnâke biâyetim mir rabbik. vesselâmü ʿalâ meni-ttebeʿa-lhüdâ.

Okunuş

48İnnâ ḳad ûḥiye ileynâ enne-lʿaẕâbe ʿalâ men keẕẕebe vetevellâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

45Her ikisi de:
– Rabbimiz, dediler. O’nun bize karşı aşırı davranmasından veya daha da azgınlaşmasından korkuyoruz.

Türkçe Meal

46Allah:
– Korkmayın, dedi. Çünkü ben daima sizinle beraberim sizi koruyup gözetirim.

Türkçe Meal

47– Haydi gidin ona ve deyin ki: Biz, Rabbinin gönderdiği elçileriyiz. İsrailoğullarını bizimle beraber Mısır’dan çıkmasına izin ver ve eziyet etme onlara. Andolsun ki biz sana Rabbinden bir ayet/belge ile geldik, Selam olsun benim yol göstericime uyanlara.

Türkçe Meal

48– Hiç şüphen olmasın ki bize şöyle vahyedildi: Kesinlikle azap, gerçeği yalanlayan ve ondan yüz çevirenin üzerine olacaktır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

45Bu ilahî tavsiyeden sonra iki kardeş sarayın yolunu tuttular. Fakat içlerinde hâlâ birtakım endişeler vardı. Bu nedenle dediler ki: “Rabbimiz! Biz senin adına yapacağımız bu davete karşılık onun bize karşı, şiddet uygulayıp aşırı derecede kötü davranmasından ya da iyice azmasından korkuyoruz.”

Açıklamalı meal

46Allah da onlara dedi ki: “ Koltuğunun altına soktuğunda bembeyaz olan elini ve yere attığında yılana dönüşen değneğini hatırla. Bir kere daha bilin ki; onun arkasında binlerce kişi olsa da sakın korkmayın! Çünkü ben yardımım ile sizinleyim. Ben her şeyi duyuyor ve görüyorum ve sizi koruyup gözetliyorum.”

Açıklamalı meal

47Haydi durmayın doğruca ona gidip deyin ki: “Biz Rabbinin iki elçisiyiz. Seni de bizi de bütün bir kâinatı da yaratıp terbiye eden O’dur. Allah’ın kulları üzerindeki baskı ve zulmünden vazgeç, İsrailoğullarını özgür bırakıp bizimle birlikte bize vaad edilen topraklara gönder. Artık köle muamelesi yaparak onlara işkence etme. Çünkü onların da senin de bizim de Rabbimiz ve ilahımız yalnızca Allah’tır. Şüphesiz biz sana Rabbinden hak peygamber olduğumuzu gösteren bir mucize getirdik. Eğer kurtuluşa ulaşmak istiyorsan, Allah’ın gösterdiği yolda yürümelisin. Bizler Allah adına, seni ve beraberindekileri gerçeğe yani, yaratılış sebebiniz olan, sınırlarını Allah’ın belirlediği bir hayatı yaşamaya davet ediyoruz. Şunu iyi bil ki, doğru yolda olup hidayete uyanlara selam olsun. Dünyada ve ahirette selamet ve mutluluğa ancak bu davete uygun yaşamakla ulaşılabilir. Ancak Rabbinin ayetlerine inananlar, emirlerine uyanlar ve yasalarına göre yaşayanlar kurtulur.

Açıklamalı meal

48Ey Firavun! Doğrusu bize vahyedilen bilgilere göre ahiretteki korkunç azap, kesinlikle Allah’ın elçilerine karşı çıkıp yalanlayanların ve Rabbimizin davetine iman etmekten yüz çeviren zalimlerin üzerine olacaktır.”

Ayet 49–50

2 ayet

Tâhâ 49

Tâhâ 50

قَالَ فَمَنْ رَبُّكُمَا يَا مُوسٰى ۝٤٩ قَالَ رَبُّنَا الَّذ۪ٓي اَعْطٰى كُلَّ شَيْءٍ خَلْقَهُ ثُمَّ هَدٰى ۝٥٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

49Ḳâle femer rabbükümâ yâ mûsâ.

Okunuş

50Ḳâle rabbüne-lleẕî aʿṭâ külle şeyʾin ḫalḳahû ŝümme hedâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

49Firavun: - Sizin Rabbiniz kim ey Musa? Dedi.

Türkçe Meal

50Musa: - Bizim Rabbimiz, her şeye yaratılış amacını veren ardında da ona uygun yolu gösterendir. Dedi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

49Kendi üzerinde başka bir otorite tanımayan Firavun, Musa ile Harun’un söylediklerini dinledikten sonra, haddini aşarak ve alaylı bir üslupla dedi ki: “ Bu halkın en yüce Rabbi benim. Benden büyüğü yok.” Gerçek bu iken, şimdi söyleyin bana, Sizi yetiştiren Rabbiniz de kimmiş, ey Musa?”

Açıklamalı meal

50Musa da buna şöyle cevap verdi: “Rabbimiz var olan her şeye yaratılış biçimini veren, sonra da varlık gayelerine uygun olarak nasıl yaşanılacaüını öğretip doğru yola iletendir. Her şeyi olmasını takdir ettiği gibi yaratan ve sorumluluklar yükleyip sonra da bundan hesaba çekecek olan Allah’tır.” Kulağa duymayı, göze görmeyi, balığa yüzmeyi ve ağaca çiçek açıp meyve vermeyi öğreten Allah, işte bize de ayetleriyle kendisine kulluk etmeyi öğretiyor. Rabbimin ayetleriyle bildirdiği ve yasalarıyla hükmettiği yoldan daha doğru bir yol yoktur.

Ayet 51–54

4 ayet

Tâhâ 51

Tâhâ 52

Tâhâ 53

Tâhâ 54

قَالَ فَمَا بَالُ الْقُرُونِ الْاُولٰى ۝٥١ قَالَ عِلْمُهَا عِنْدَ رَبّ۪ي ف۪ي كِتَابٍۚ لَا يَضِلُّ رَبّ۪ي وَلَا يَنْسٰىۘ ۝٥٢ اَلَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ مَهْدًا وَسَلَكَ لَكُمْ ف۪يهَا سُبُلًا وَاَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءًۜ فَاَخْرَجْنَا بِه۪ٓ اَزْوَاجًا مِنْ نَبَاتٍ شَتّٰى ۝٥٣ كُلُوا وَارْعَوْا اَنْعَامَكُمْۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِاُو۬لِي النُّهٰى۟ ۝٥٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

51Ḳâle femâ bâlü-lḳurûni-lʾûlâ.

Okunuş

52Ḳâle ʿilmühâ ʿinde rabbî fî kitâb. lâ yeḍillü rabbî velâ yensâ.

Okunuş

53Elleẕî ceʿale lekümü-lʾarḍa mehdev veseleke leküm fîhâ sübülev veenzele mine-ssemâi mââ. feaḫracnâ bihî ezvâcem min nebetin şettâ.

Okunuş

54Külû verʿav enʿâmeküm. inne fî ẕâlike leâyâtil liüli-nnühâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

51Firavun: - Peki, önceki milletlerin durumu ne olacak? Dedi.

Türkçe Meal

52Musa: - Onların ne olacağı ile ilgili bilgi Rabbimin katında bir yasaya bağlıdır, zira benim Rabbim asla yanılmaz ve asla unutmaz. Dedi.

Türkçe Meal

53O ki yeryüzünü sizin için bir yaşam yeri yaptı ve orada sizin için size imkânlar verdi, gökten su indirdi. Böylece biz bu yağmur suyu ile envai çeşit bitkilerden çifter çifter çıkardık.

Türkçe Meal

54O nimetlerden hem siz yiyin hem de hayvanlarınızı otlatın. Şüphesiz bunda temiz akıl sahipleri için nice deliller vardır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

51Fakat kendini âciz bırakan bu cevap karşısında şaşkına dönen Firavun, konuyu değiştirmek amacıyla Musa’ya dedi ki: “ Peki öyleyse, bu tebliğden önce Allah’tan başka Rab ve ilahlar edinerek yaşamış olan kavimlerin durumu ne olacak? Onlar da mı azaba uğratılacak? Sizin bana getirdiğiniz bilgilerden onların haberi yoktu. Rabbin neden onlara doğru yolu göstermedi? Onlar akılsız mıydı ki sen bizim atalarımıza hakaret ediyorsun. Eğer onlar cehennemlikse, her şeye yolunu gösteren Rabb’in onları neden doğru yola iletmedi? Yok cennetlik iseler, o hâlde biz neden cehennemlik olalım? ”

Açıklamalı meal

52Musa bu sorulara soğukkanlı bir şekilde şöyle cevap verdi: ” Rabbim hiç kimseye zerre kadar haksızlık yapmaz. Onların şaşmaz bilgisi Rabbimin yasalarıyla belirlenmiştir ve onlar hakkında en doğru hükmü verecektir. Bütün hayatları, sevapları ve günahları, O’nun katında levh-i mahfuz adı verilen bir kitapta kayıtlıdır. Bu, gayba ait bir meseledir ve ben bunu bilemem. Hiç endişen olmasın haklarında ne karar verileceğini yalnızca O bilir. Benim Rabbim hiçbir konuda asla yanılmaz ve hiçbir şeyi unutmaz.

Açıklamalı meal

53Mûsa sarayda yankılanan gür sesiyle, Rabb’inin ayetlerini okumaya devam etti. O öyle bir Allah’tır ki, siz kullarının rahatı için yeryüzünü, hızla döndüğü halde sarsılmayasınız diye, adeta bir döşek gibi yapmış, hayatınızı kolaylaştırmak için de size yollar ve geçitler açmıştır. Hayatın devamı için gökten bulutlar vasıtasıyla yağmuru yağdıran da O’dur.” Peki o yağmur inince, şu ölü topraktan bitkileri çıkaran kim? Bu konuda Rabbimiz şöyle diyor: Böylece o su ile topraktan çeşit çeşit bitkileri çifter çifter çıkardık ki hem insanları hem de hayvanları nimetlerle besledik.

Açıklamalı meal

54Bütün bu ürünlerden, Benim ikramım olarak yiyin ve hayvanlarınızı besleyin. Şüphesiz bunda kötülüklerden sakınan akıl sahipleri için, Allah’ın kâinatta ne varsa hepsinin Rabbi ve ilahı olduğuna dair apaçık deliller ve ibretlik dersler vardır. Allah’ın kudretine ait bu delilleri, ancak, aklını kullanıp düşünenler anlar.

Ayet 55–58

4 ayet

Tâhâ 55

Tâhâ 56

Tâhâ 57

Tâhâ 58

مِنْهَا خَلَقْنَاكُمْ وَف۪يهَا نُع۪يدُكُمْ وَمِنْهَا نُخْرِجُكُمْ تَارَةً اُخْرٰى ۝٥٥ وَلَقَدْ اَرَيْنَاهُ اٰيَاتِنَا كُلَّهَا فَكَذَّبَ وَاَبٰى ۝٥٦ قَالَ اَجِئْتَنَا لِتُخْرِجَنَا مِنْ اَرْضِنَا بِسِحْرِكَ يَا مُوسٰى ۝٥٧ فَلَنَاْتِيَنَّكَ بِسِحْرٍ مِثْلِه۪ فَاجْعَلْ بَيْنَنَا وَبَيْنَكَ مَوْعِدًا لَا نُخْلِفُهُ نَحْنُ وَلَٓا اَنْتَ مَكَانًا سُوًى ۝٥٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

55Minhâ ḫalaḳnâküm vefîhâ nüʿîdüküm veminhâ nuḫricüküm târaten uḫrâ.

Okunuş

56Veleḳad eraynâhü âyâtinâ küllehâ fekeẕẕebe veebâ.

Okunuş

57Ḳâle eciʾtenâ lituḫricenâ min arḍinâ bisiḥrike yâ mûsâ.

Okunuş

58Feleneʾtiyenneke bisiḥrim miŝlihî fecʿal beynenâ vebeyneke mevʿidel lâ nuḫlifühû naḥnü velâ ente mekânen süvâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

55Biz sizi de o topraktan yarattık sizi yine oraya döndüreceğiz ve yine oradan sizi bir kez daha çıkaracağız.

Türkçe Meal

56Andolsun ki biz Firavun’a bütün ayetlerimizi göstermiştik fakat o yalana sarıldı ve yüz çevirdi.

Türkçe Meal

57Ve dedi ki:
– Sen bu sihrinle bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin ey Musa?

Türkçe Meal

58Hiç şüphen olmasın ki bizde sana benzer bir sihirle karşılık vereceğiz. Haydi, şimdi herkese açık bir alanda ne senin ne de bizim cayamayacağımız bir buluşma zamanı belirle!

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

55Ey insanlar! Niçin düşünmezsiniz? Sizi topraktan yarattık, ölümünüzle birlikte yine toprağa döndüreceğiz ve baharda türlü türlü bitkileri topraktan çıkardığımız gibi bir kere daha çürümüş ve dağılmış bedenlerinizi ve ruhlarınızı diriltip zamanı gelince oradan mahşere çıkaracağız. Topraktaki dirilişi görmüyor musunuz? Şaşıp kalmayasınız diye uyarıyoruz!

Açıklamalı meal

56Andolsun ki yapılan bu tebliğ ile yaratılışının sebebi olan hayat nizamına davet için bütün bu delillerimizi ve mucizelerimizi Firavun’a gösterdik. Fakat o müşrik ve kâfirlikte inatla direnerek peygamberlerimizi ve onların tebliğ ettiklerinin hepsini yalanladı ve inkarcılıkta ayak diretti.

Açıklamalı meal

57Firavun zulüm saltanatının yıkılacağı kuşkusuyla ve yandaşları nezdinde Mûsâ’nın büyük bir tehdit olduğu algısını uyandırmak için Musa’ya dönüp dedi ki: “ Ey Musa! Asıl amacın ne? Yoksa sen, sihir marifetinle bizim nizamımızı ortadan kaldırıp ülkemizi ele geçirmek ve malımızdan mülkümüzden edip yönetime el koymak için mi geldin?

Açıklamalı meal

58Eğer öyle bir amacın varsa muhakkak ki biz de sana karşı benzer ve daha etkili bir büyü getireceğiz. Böylece senin bu oyununu bozup, çürüteceğiz. Senin niyetin insanların kafasını karıştırıp ikilik çıkarmak. Büyüleyen sözlerinle insanları kandırıp düzenimizi bozmak. Şimdi kendine güveniyorsan, sen bir buluşma vakti belirle. Sihir yarışması için ikimizin de itiraz etmeyeceği uygun bir yer olsun ki, herkesin gözü önünde seninle kozlarımızı paylaşıp hesaplaşalım.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

55A’raf 25Nûh 17Nûh 18

İlgili ayetler

58Tâhâ 59

Ayet 59–60

2 ayet

Tâhâ 59

Tâhâ 60

قَالَ مَوْعِدُكُمْ يَوْمُ الزّ۪ينَةِ وَاَنْ يُحْشَرَ النَّاسُ ضُحًى ۝٥٩ فَتَوَلّٰى فِرْعَوْنُ فَجَمَعَ كَيْدَهُ ثُمَّ اَتٰى ۝٦٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

59Ḳâle mevʿidüküm yevmü-zzîneti veey yuḥşera-nnâsü ḍuḥâ.

Okunuş

60Fetevellâ firʿavnü fecemeʿa keydehû ŝümme etâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

59Musa da:
– Buluşma zamanımız, şenlik günü bütün halkın toplandığı kuşluk vakti olsun, dedi.

Türkçe Meal

60Bunun üzerine Firavun görüşmeyi sonlandırıp çekip gitti ve bütün planlarını hazırlayıp sözleşilen yere geldi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

59Musa bu durumu, insanlara hakkı ve tevhidi anlatmak için bir fırsat bildi ve ilâhî vahyin yönlendirmesiyle Firavun’a dedi ki: “ Peki buluşma ve haklılığımızı ispatlama vaktimiz, ülkenin bayram günü ve herkesin panayırda toplanacağı kuşluk vakti olsun ki insanlar gerçekleri görüp anlasın.” Firavun da bu teklifi kabul etti, amacı Mûsâ’nın itibarını halkın gözü önünde sıfırlamaktı.

Açıklamalı meal

60Bunun üzerine teklifi kabul eden Firavun, oradan ayrılıp gitti. Musa’ya karşı tuzak kurmak üzere hilesini gerçekleştirecek en usta sihirbazlarını sarayında topladı ve adamlarına talimatlar verip hazırlıkları gözden geçirdi. Hep birlikte Musa’nın esas aldığı bilgileri çürütecek planlar yaptılar. Nihayet belirlenen zamanda buluşma yerine geldiler. Bütün halk olanları duymuş merakla bekliyordu. Bugüne kadar Firavuna, Firavunluk düzenine kimse bir şey diyememişti. Musa’nın cesaretine hayran kalmışlar ve Firavunun adamlarının da ne yapacağını merak ediyorlardı.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

59Tâhâ 58

İlgili ayetler

60Şuarâ 10Şuarâ 67

Ayet 61

1 ayet

Tâhâ 61

قَالَ لَهُمْ مُوسٰى وَيْلَكُمْ لَا تَفْتَرُوا عَلَى اللّٰهِ كَذِبًا فَيُسْحِتَكُمْ بِعَذَابٍۚ وَقَدْ خَابَ مَنِ افْتَرٰى ۝٦١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

61Ḳâle lehüm mûsâ veyleküm lâ tefterû ʿale-llâhi keẕiben feyüsḥiteküm biʿaẕâb. veḳad ḫâbe meni-fterâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

61Musa onlara:
– Yazıklar olsun size! Allah’a karşı yalan uydurmayın. Aksi halde korkunç bir azapla sizi yok ediverir. O’na iftira eden kesinlikle kaybetmeye mahkûmdur.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

61Musa bir peygamber olarak onları dinine davet etti. Onlar da Firavun gibi Mûsâ’yı yalanladılar. Bunun üzerine Mûsâ, karşısındaki sihirbazları uyarmak için onlara dedi ki: “Benim bir sihirbaz değil de Allah’ın peygamberi olduğumu biliyorsunuz. Firavun ‘un oyununa gelip de sihir numaraları yaparak insanları aldatmaya ve Allah’ın peygamberini yalanlamaya kalkışmayınız. Sırf Firavun’un gönlü olsun diye sihir yaparsanız, yazıklar olsun acırım size! Allah’tan başkalarını da Rab ve ilah edinip, onları Allah’a ortak koşmakla hem kendinize yazık eder hem de Allah’a nankörlük edip, isyan ve iftira etmiş oluyorsunuz. Doğrusunu bildiğiniz halde, Allah’a karşı yalan uydurmayın. Sonra vazgeçip de Allah’ın sizleri yaratma sebebi olan hayat nizamına uymayı kabul etmezseniz, Allah sizleri korkunç bir azapla cezalandırıp, sizin kökünüzü kurutur. Şüpheniz olmasın ki Allah’a eş ve ortak koşmak suretiyle Allah’a iftira edip, yalan uyduran ve Allah’ın davetini kabul etmeyenler, eninde sonunda perişan olur ve baştan kaybetmiş demektir.

Ayet 62–64

3 ayet

Tâhâ 62

Tâhâ 63

Tâhâ 64

فَتَنَازَعُٓوا اَمْرَهُمْ بَيْنَهُمْ وَاَسَرُّوا النَّجْوٰى ۝٦٢ قَالُٓوا اِنْ هٰذَانِ لَسَاحِرَانِ يُر۪يدَانِ اَنْ يُخْرِجَاكُمْ مِنْ اَرْضِكُمْ بِسِحْرِهِمَا وَيَذْهَبَا بِطَر۪يقَتِكُمُ الْمُثْلٰى ۝٦٣ فَاَجْمِعُوا كَيْدَكُمْ ثُمَّ ائْتُوا صَفًّاۚ وَقَدْ اَفْلَحَ الْيَوْمَ مَنِ اسْتَعْلٰى ۝٦٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

62Fetenâzaʿû emrahüm beynehüm veeserrü-nnecvâ.

Okunuş

63Ḳâlû in hâẕâni lesâḥirâni yürîdâni ey yuḫricâküm min arḍiküm bisiḥrihimâ veyeẕhebâ biṭarîḳatikümü-lmüŝlâ.

Okunuş

64Feecmiʿû keydeküm ŝümme-ʾtû ṣaffâ. veḳad efleḥa-lyevme meni-staʿlâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

62Bunun üzerine sihirbazlar kendi aralarında durumlarını tartıştılar ve gizli gizli fısıldaştılar.

Türkçe Meal

63– Bu iki sihirbaz sihirleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak ve örnek yolunuzu ve hayat tarzınızı yok etmek istiyor, dediler.

Türkçe Meal

64– Bu sebeple sihirle ilgili bütün hünerlerinizi ortaya koyun ve bir düzen içinde gücünüzü gösterin, zira bugün üstün gelen zafer kazanmış olacaktır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

62Başlangıçta çok hevesli olan büyücüler, Musa’nın bu cesur sözleri üzerine bir an için tereddüde düştüler ve endişe edip bu işten vazgeçmek istediler. Bunun üzerine ona nasıl bir sihirle karşılık verecekleri hususunda yapacakları işleri aralarında yeniden tartıştılar. Durumu gören Firavun ve adamları olaya müdahale ederek sihirbazlarla gizlice konuştular.

Açıklamalı meal

63Ve halka karşı Firavunun hoşuna gidecek bir açıklama yapmaya karar verip dediler ki: “ Bu Musa ile kardeşinin niyeti apaçık ortaya çıktı. Mûsâ ve kardeşi kesinlikle büyücüdürler. Bize yol gösteren Firavuna karşı çıkarak Firavunluk düzenini yıkmak istiyorlar. Bunlar muhakkak peygamber değil, düpedüz sihirbazdırlar. Bizim tahmin ettiğimiz gibi, büyüleriyle halkı ayaklandırıp yönetimi ele geçirmek, sizi yurdunuzdan çıkarmak ve sizin mevcut nizamınızı yıkıp, ülkeyi kendi istedikleri gibi yöneterek örnek dininizi ortadan kaldırmak isteyen iki büyücüdür diyerek Musa hakkındaki kararlarını kesinleştirdiler.

Açıklamalı meal

64Firavun, sihirbazlara şöyle dedi: Öyleyse büyü ile ilgili bütün hünerlerinize iyi karar verin. Sonra aranızda görüş birliğine varın. Zira bugün üstün gelen, zafer kazanmış olur.

Ayet 65–71

7 ayet

Tâhâ 65

Tâhâ 66

Tâhâ 67

Tâhâ 68

Tâhâ 69

Tâhâ 70

Tâhâ 71

قَالُوا يَا مُوسٰٓى اِمَّٓا اَنْ تُلْقِيَ وَاِمَّٓا اَنْ نَكُونَ اَوَّلَ مَنْ اَلْقٰى ۝٦٥ قَالَ بَلْ اَلْقُواۚ فَاِذَا حِبَالُهُمْ وَعِصِيُّهُمْ يُخَيَّلُ اِلَيْهِ مِنْ سِحْرِهِمْ اَنَّهَا تَسْعٰى ۝٦٦ فَاَوْجَسَ ف۪ي نَفْسِه۪ خ۪يفَةً مُوسٰى ۝٦٧ قُلْنَا لَا تَخَفْ اِنَّكَ اَنْتَ الْاَعْلٰى ۝٦٨ وَاَلْقِ مَا ف۪ي يَم۪ينِكَ تَلْقَفْ مَا صَنَعُواۜ اِنَّمَا صَنَعُوا كَيْدُ سَاحِرٍۜ وَلَا يُفْلِحُ السَّاحِرُ حَيْثُ اَتٰى ۝٦٩ فَاُلْقِيَ السَّحَرَةُ سُجَّدًا قَالُٓوا اٰمَنَّا بِرَبِّ هٰرُونَ وَمُوسٰى ۝٧٠ قَالَ اٰمَنْتُمْ لَهُ قَبْلَ اَنْ اٰذَنَ لَكُمْۜ اِنَّهُ لَكَب۪يرُكُمُ الَّذ۪ي عَلَّمَكُمُ السِّحْرَۚ فَلَاُقَطِّعَنَّ اَيْدِيَكُمْ وَاَرْجُلَكُمْ مِنْ خِلَافٍ وَلَاُصَلِّبَنَّكُمْ ف۪ي جُذُوعِ النَّخْلِۘ وَلَتَعْلَمُنَّ اَيُّنَٓا اَشَدُّ عَذَابًا وَاَبْقٰى ۝٧١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

65Ḳâlû yâ mûsâ immâ en tülḳiye veimmâ en nekûne evvele men elḳâ.

Okunuş

66Ḳâle bel elḳû. feiẕâ ḥibâlühüm veʿiṣiyyühüm yüḫayyelü ileyhi min siḥrihim ennehâ tesʿâ.

Okunuş

67Feevcese fî nefsihî ḫîfetem mûsâ.

Okunuş

68Ḳulnâ lâ teḫaf inneke ente-lʾaʿlâ.

Okunuş

69Veelḳi mâ fî yemînike telḳaf mâ ṣaneʿû. innemâ ṣaneʿû keydü sâḥir. velâ yüfliḥu-ssâḥiru ḥayŝü etâ.

Okunuş

70Feülḳiye-sseḥaratü sücceden ḳâlû âmennâ birabbi hârûne vemûsâ.

Okunuş

71Ḳâle âmentüm lehû ḳable en âẕene leküm. innehû lekebîrukümü-lleẕî ʿallemekümü-ssiḥr. feleüḳaṭṭiʿanne eydiyeküm veercüleküm min ḫilâfiv veleüṣallibenneküm fî cüẕûʿi-nnaḫl. veletaʿlemünne eyyünâ eşeddü ʿaẕâbev veebḳâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

65Sihirbazlar: Ey Musa, dediler, hünerini önce sen mi göstereceksin yoksa ilk biz mi başlayalım.

Türkçe Meal

66Musa:
– Hayır dedi önce siz başlayın. O da ne! Onların ipleri yaptıkları sihir sebebiyle hızla hareket ediyormuş gibi göründü.

Türkçe Meal

67Bu yüzden Musa’nın içine bir korku düştü.

Türkçe Meal

68Biz de:
– Hiç korkma, çünkü üstün gelecek kesinlikle sen olacaksın, dedik.

Türkçe Meal

69Şimdi sağ elindeki asayı yere bırak, onların iplerini ve sopalarını yutacaktır. Yaptıkları, sihirbazların hilesinden başka bir şey değildir. Zira sihirbazlar asla başarıya ulaşamazlar.

Türkçe Meal

70Sonunda sihirbazlar secdeye kapanarak dediler ki:
– Biz Musa ile Harun’un Rabbine iman ettik.

Türkçe Meal

71Firavun:
– Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Demek ki size sihri öğreten büyük ustanız o imiş. Ben de sizin haklarınızı elinizden alacağım ve hurma kütüklerinde sallandıracağım! O zaman göreceksiniz hangimizin azabı daha şiddetli ve daha kalıcı imiş!

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

65Bu tarz bir hile ve oyun kuran sihirbazlar Musa’ya dediler ki: “ Kim önce başlasın Ey Musa! Ya sen hünerini önce göster ya da biz gösterelim!” Sen mi dayandığın bilgileri, ilkeleri, ortaya koyacaksın yoksa biz mi ortaya koyalım.

Açıklamalı meal

66Musa kendinden emin bir şekilde sihirbazlara: “ Buyurun önce siz başlayın da hünerlerinizi görelim” dedi. Bunun üzerine sihirbazlar öyle acayip hünerler ortaya dökmüşler ve halkın gözünü büyülemişlerdi ki, onları dehşet ve korku kaplamıştı. Böylece büyük bir sihirbazlık gösterisi yapmışlardı. Sihirbazlar ellerindeki ipleri ve sopaları yere attılar. Onların attıkları ipler ve sopalar sihirbazlık hilesi ile yılan gibi hızla hareket ederek Musa’ya sanki yürüyormuş gibi göründü. Firavunun adamları bütün maharetlerini ortaya koydular. Halk onların ardı ardına söylediklerinden etkilendi. Yaşadığı düzen olmazsa başlarına ne geleceğini düşünmeye başladılar. Konuşmacılar bir yandan Firavun düzeninde elde ettikleri yaşam haklarından, diğer yandan düzene uymazlarsa başlarına geleceklerden söz ederek halkı ikna edici bir dille tehdit ediyorlardı. İnsanlar korkularından ne yapacaklarını şaşırdılar. Öyle ya Firavun düzeni yıkılırsa ne yaparlardı?

Açıklamalı meal

67Bu yüzden Musa, telaşlanıp içinde bir korku hissetti. Firavunun adamlarının kurduğu tuzak işe yaramıştı. Halk Musa’ya güveniyordu. Ancak anlatılanlardan şüphe duymaya başladılar. Konuşmacılar Musa’yı Firavuna karşı nankörlükle suçluyorlardı. Çünkü Firavunun ailesi Musa’yı büyütmüş, O’na güzel bir yaşam vermişti. Öyle bir hava yarattılar ki sanki Musa yıllar sonra geri dönmüş, Firavundan ve Firavunluk düzeninden intikam almak istiyordu.

Açıklamalı meal

68Biz de Musa’ya dedik ki: “ Sakın korkma! sakin ol. Onların yaptıkları basit bir göz boyamaca iken sen Allah’ın peygamberisin ve üstün gelecek olan kesinlikle sensin diyerek manevi destek sağlamıştık.

Açıklamalı meal

69Şimdi daha önce hünerini gördüğün sağ elindeki asanı yere bırak. Ayetlerimizin anlattığı gerçekleri onlara anlat. Dayandığın ilkeleri, yasaları, Rabbinin insanlar için emrettiği düzeni anlat. Onların sihirbazlık hilesi ile yaptıklarının göz boyaması olduğunu ortaya çıkaracak, sihirlerinin etkisini yok edip yutacaktır. Ayetlerimizle anlatılan gerçekler de onların yalanlarını yok edecektir. Hiçbir sihirli söz ayetlerimizle anlattığımız gerçeklerin önüne geçemez. Çünkü onların göz boyayarak yaptıkları şey işte bu kadar basittir ve yalnızca bir sihirbazlık tuzağıdır. Bilesin ki sihirbazlar ne yaparlarsa yapsınlar asla iflah olmaz ve hedefledikleri başarıya ulaşamazlar.” Öyle de oldu. Musa ayetleri okumaya başladı. Ayetler insanların yaratılışından, Allah’ın insanlara sunduğu nimetlerden söz ediyor ve Firavunun ilah değil insan olduğunu vurguluyordu. Firavun düzenini ayakta tutan şey, etrafındaki dalkavukların yalanlarından ibaretti. Halk yalanlara inanmazsa dalkavukların söylediklerinin hiçbir anlamı yoktu. Firavun haksız bir şekilde kendini insanlardan üstün görüyor. Yine haksız bir şekilde Allah’ın yarattığı insanlara egemen olmak için yasalar koyuyordu. Hâlbuki Firavunlar da doğuyor, büyüyor, hastalanıyor, ölüyorlardı. O hâlde, ey müminler; siz de zamanınızın Mûsâ’sı olup zalimlerin karşısına, Allah’ın ayetleriyle çıkınız. Böylece zalimler bir kez daha yenilgiye uğrayacak, hatta onların “sihirbazları” bile, hakikatin gücü karşısında teslim olacaklardır.

Açıklamalı meal

70Firavunun düzenini savunanlar, ortaya koydukları yalanın farkındaydılar. Zaten aralarında anlaşarak Musa’ya tuzak hazırlamışlardı. Ancak Allah’ın ayetleri okununca, yaptıkları hatanın farkına vardılar. Mûsâ asasını atınca, asa sihirbazların bütün sihirlerini yuttu. Bunun üzerine büyücüler Musa’nın ortaya koyduğu bu durumun, sihirbazlık sanatı ile olacak bir iş olmadığını, bunun bir mucize ve Musa’nın da peygamber olduğunu kabul ederek, hemen iman edip secdeye kapandılar. Ve herkesin içinde: “ “Bu bir sihir değil. Bizler, Harun ve Musa’nın Rabbine iman ettik, Allah’ın davetine teslim oluyoruz” dediler. Firavun ne diyeceğini ne yapacağını şaşırmıştı.

Açıklamalı meal

71İktidarının güç kaybetmesinden, halkın üzerindeki otoritesinin sarsılmasından endişe eden ve öfkeden çıldıran Firavun sihirbazlardan bunları duyunca, onlara dedi ki: “ Demek ben size izin vermeden Musa’nın peygamberliğini kabul edip, onun yanına geçmek suretiyle ona iman ettiniz? Demek siz, Mûsâ adına çalışan birer ajandınız. Anlaşılan size büyüyü öğreten ustanız ve elebaşınız Musa’ymış. Nasıl da düşünemedim; ta başından beri bunu plânlayıp bana oyun oynadınız. Fakat bu size çok pahalıya mal olacak. Öyleyse ben de bu yaptığınız dönekliği yanınıza bırakmayacağım. Acılar içinde öleceksiniz. Sizin bu ihanetinize karşılık bütün halkın huzurunda ellerinizi ve bacaklarınızı çaprazlama keseceğim ve ibret olsun diye sizi hurma dallarına asacağım. İşte o zaman siz de hangimizin azabının daha şiddetli ve kalıcı olduğunu anlayacaksınız. Musa’nın söz ettiği Rabbinizin mi yoksa benim mi?”

Ayet 72–73

2 ayet

Tâhâ 72

Tâhâ 73

قَالُوا لَنْ نُؤْثِرَكَ عَلٰى مَا جَٓاءَنَا مِنَ الْبَيِّنَاتِ وَالَّذ۪ي فَطَرَنَا فَاقْضِ مَٓا اَنْتَ قَاضٍۜ اِنَّمَا تَقْض۪ي هٰذِهِ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَاۜ ۝٧٢ اِنَّٓا اٰمَنَّا بِرَبِّنَا لِيَغْفِرَ لَنَا خَطَايَانَا وَمَٓا اَكْرَهْتَنَا عَلَيْهِ مِنَ السِّحْرِۜ وَاللّٰهُ خَيْرٌ وَاَبْقٰى ۝٧٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

72Ḳâlû len nüʾŝirake ʿalâ mâ câenâ mine-lbeyyinâti velleẕî feṭaranâ faḳḍi mâ ente ḳâḍ. innemâ taḳḍî hâẕihi-lḥayâte-ddünyâ.

Okunuş

73İnnâ âmennâ birabbinâ liyagfira lenâ ḫaṭâyânâ vemâ ekrahtenâ ʿaleyhi mine-ssiḥr. vellâhü ḫayruv veebḳâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

72Sihirbazlar:
– Biz seni, bize gösterilen bunca delile ve bizi yaratan Allah’a asla tercih etmeyeceğiz. Hakkımızda istediğin hükmü ver senin hükmün ancak bu dünyada geçer, dediler.

Türkçe Meal

73Şüphesiz ki biz, günahlarımızı ve senin bize zorla yaptırdığın sihri bağışlaması için Rabbimize iman ettik. Allah, inanılmaya en layık ve en kalıcısıdır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

72Büyücüler ise Firavun’un bu tehditlerine hiç aldırmadan dönüp ona şöyle cevap verdiler: ” Şu andan itibaren, bize tehditlerin sökmez. Musa’dan gelen açık delillerden sonra senin ilahlığını kabul edecek değiliz. Duyup gördüğümüz bunca kesin kanıtı görmezden gelerek, bizi yaratan Allah’ı bırakıp sana uymayacağız. Hem senden de korkmuyoruz. Sen ne hüküm veriyorsan ver. Elinden geleni ardına koyma, ama bizi asla Rabbimizin davetine iman etmekten vazgeçiremezsin. Unutma, sen ancak şu kısacık dünya hayatında, peşinden gidenlere sözünü geçirebilirsin. Allah’ın vereceği ödül de ceza da senin vereceğinden çok büyüktür. O yüzden asıl korkması gereken sensin. Sen de bir yaratılmış iken, biz seni yaratana tercih etmeyiz diyerek, imanlarında sağlam durmuşlardı.

Açıklamalı meal

73Biz, bilmeden yaptığımız hatalarımızı ve senin bizi yapmaya zorladığın sihirbazlığı bağışlaması için Rabbimize iman ettik. Bizi şerefli, onurlu ve özgür kılacak Rabbimizin davet ettiği hayat nizamına yöneldik. Umut ediyoruz ki Rabbimiz, sihirbazlık yoluyla yaptığımız göz boyama işlerinden dolayı, bizi bağışlar. Allah vereceği mükafata umut bağlananların en hayırlısı ve en kalıcısıdır. Hayırlı ve devamlı olan da Rabbimizin katında olanıdır” dediler. Böylece, sabahleyin Mûsâ’ya meydan okuma cüretini gösteren sihirbazlar, aynı günün akşamı şehâdet şerbetini içerek en yüce makama ulaştılar. Bu olay, Firavunun bütün suçlamalarını anlamsız kılmış ve Hz. Mûsâ’nın Peygamberliğini gözler önüne sermişti.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

72A’raf 104A’raf 145

İlgili ayetler

73A’raf 104A’raf 145

Ayet 74

1 ayet

Tâhâ 74

اِنَّهُ مَنْ يَاْتِ رَبَّهُ مُجْرِمًا فَاِنَّ لَهُ جَهَنَّمَۜ لَا يَمُوتُ ف۪يهَا وَلَا يَحْيٰى ۝٧٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

74İnnehû mey yeʾti rabbehû mücrimen feinne lehû cehennem. lâ yemûtü fîhâ velâ yaḥyâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

74Kim Rabbine suça batmış bir halde gelirse onun için cehennem vardır, orada ne ölebilir ne tam yaşayabilir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

74Firavun ve onun izinden yürüyenlere gelince: Gerçek şu ki davetinden yüz çevirmiş olarak Allah’a şirk koşan ve O’nun peygamberlerine inanmayanlar cehennem azabına müstehak olacak ve orada ölümden beter bir azap tadacaklardır. Kim Rabbinin huzuruna iman etmeden suçlu ve günahkâr olarak gelirse, onun yeri cehennemdir. Orada ne ölüp azaptan kurtulabilir ne de mutlu bir hayat sürerek yaşar, kurtuluş yoktur.

Ayet 75–76

2 ayet

Tâhâ 75

Tâhâ 76

وَمَنْ يَاْتِه۪ مُؤْمِنًا قَدْ عَمِلَ الصَّالِحَاتِ فَاُو۬لٰٓئِكَ لَهُمُ الدَّرَجَاتُ الْعُلٰىۙ ۝٧٥ جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ وَذٰلِكَ جَزٰٓؤُ۬ا مَنْ تَزَكّٰى۟ ۝٧٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

75Vemey yeʾtihî müʾminen ḳad ʿamile-ṣṣâliḥâti feülâike lehümü-dderacâtü-lʿulâ.

Okunuş

76Cennâtü ʿadnin tecrî min taḥtihe-lʾenhâru ḫâlidîne fîhâ. veẕâlike cezâü men tezekkâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

75Kim de Rabbinin huzuruna iyi ve güzel işler yapmış bir mümin olarak gelirse işte bunlar için de yüce makamlar vardır.

Türkçe Meal

76Altından ırmakların çağladığı içinde kalacakları Adn cennetleri. İşte budur arınmış kimsenin ödülü.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

75Mûsâ ve ona iman edenler örneğinde olduğu gibi, kim de Allah’ın huzuruna imanına yaraşır salih ameller işleyen ve O’nun emir ve yasaklarına uygun yaşayan bir mü’min olarak gelirse. İşte onlar için Allah katında yüksek makamlar vardır

Açıklamalı meal

76Bu makamlar, Müminlerin içinde sonsuza kadar kalacakları altından ırmaklar akan ve mutluluk diyarı olan sınırsız nimetlerle dolu Adn cennetleridir. İşte bu, tertemiz bir hayat yaşayarak kötülüklerden sakınanların mükâfatıdır. O’ndan başka Rab ve ilah edinmeyip şirkten ve küfürden arınan, peygambere iman eden ve onun öğütlerini dikkate alarak yaşayanların ödülü budur.

Ayet 77–79

3 ayet

Tâhâ 77

Tâhâ 78

Tâhâ 79

وَلَقَدْ اَوْحَيْنَٓا اِلٰى مُوسٰٓى اَنْ اَسْرِ بِعِبَاد۪ي فَاضْرِبْ لَهُمْ طَر۪يقًا فِي الْبَحْرِ يَبَسًاۚ لَا تَخَافُ دَرَكًا وَلَا تَخْشٰى ۝٧٧ فَاَتْبَعَهُمْ فِرْعَوْنُ بِجُنُودِه۪ فَغَشِيَهُمْ مِنَ الْيَمِّ مَا غَشِيَهُمْۜ ۝٧٨ وَاَضَلَّ فِرْعَوْنُ قَوْمَهُ وَمَا هَدٰى ۝٧٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

77Veleḳad evḥaynâ ilâ mûsâ en esri biʿibâdî faḍrib lehüm ṭarîḳan fi-lbaḥri yebesâ. lâ teḫâfü derakev velâ taḫşâ.

Okunuş

78Feetbeʿahüm firʿavnü bicünûdihî fegaşiyehüm mine-lyemmi mâ gaşiyehüm.

Okunuş

79Veeḍalle firʿavnü ḳavmehû vemâ hedâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

77Andolsun ki biz Musa’ya:
– Kullarımı geceleyin yürüt denizde onlar için kuru bir yol aç. Firavun’un sizi yakalamasından ve boğulmaktan korkma! Diye vahyetmiştik.

Türkçe Meal

78Firavun askerleriyle onların peşine düştü fakat denizin dalgaları onları sarıp yutuverdi.

Türkçe Meal

79Firavun halkını saptırmış ve onlara doğru yolu göstermemişti.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

77Andolsun ki Firavun İsrailoğullarına zulüm ve baskısını daha da artırınca, Biz de tedbir olsun diye Musa’ya şöyle vahyettik: “Kullarımla birlikte, size vaad edilen topraklara doğru geceleyin yola çık. Kızıldeniz sahilindeki yol güzergâhında su engelleriyle karşılaşırsan kullarım için, asanı suya vur ve Allah’ın izniyle mucize olarak tünel gibi kuru bir yol aç. Firavunun size yetişecek olmasından endişe etmeyin. Yol üzerindeki sularda boğulmaktan da korkmayın demiştik.

Açıklamalı meal

78Firavun, İsrâiloğullarının Mısırdan ayrıldığını öğrendi ve ordusuyla birlikte peşlerine düştü ve Kızıldeniz’de onlara yetişti, Musa, asasıyla denize vurup sözümüzü yerine getirdi. Allah’ın izniyle deniz ikiye yarıldı ve İsrâiloğulları denizde açılan yola girdiler. Firavun bu mucizeyi gördüğü halde ders almak yerine, ordusuyla birlikte denizde açılan yola girerek takibi sürdürdü. Ne var ki, İsrâiloğulları karşıya sağ salim geçtikten sonra, deniz, açılan yolda ilerlemekte olan Firavun ve adamlarının üstlerine dev dalgalarla kapanıp onları kuşatarak yutuverdi ve boğulup gittiler.

Açıklamalı meal

79Firavun bir lider olarak kavmini saptırdı ve kendi çıkarları için toplumunu kullandı. Baştan beri halkını doğru yola yöneltmek yerine helake sürükledi. Halkı da körü körüne onun peşine düştü.

Ayet 80–82

3 ayet

Tâhâ 80

Tâhâ 81

Tâhâ 82

يَا بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ قَدْ اَنْجَيْنَاكُمْ مِنْ عَدُوِّكُمْ وَوٰعَدْنَاكُمْ جَانِبَ الطُّورِ الْاَيْمَنَ وَنَزَّلْنَا عَلَيْكُمُ الْمَنَّ وَالسَّلْوٰى ۝٨٠ كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ وَلَا تَطْغَوْا ف۪يهِ فَيَحِلَّ عَلَيْكُمْ غَضَب۪يۚ وَمَنْ يَحْلِلْ عَلَيْهِ غَضَب۪ي فَقَدْ هَوٰى ۝٨١ وَاِنّ۪ي لَغَفَّارٌ لِمَنْ تَابَ وَاٰمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًا ثُمَّ اهْتَدٰى ۝٨٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

80Yâ benî isrâîle ḳad enceynâküm min ʿadüvviküm veveʿadnâküm cânibe-ṭṭûri-lʾeymene venezzelnâ ʿaleykümü-lmenne vesselvâ.

Okunuş

81Külû min ṭayyibâti mâ razaḳnâküm velâ taṭgav fîhi feyeḥille ʿaleyküm gaḍabî. vemey yaḥlil ʿaleyhi gaḍabî feḳad hevâ.

Okunuş

82Veinnî legaffârul limen tâbe veâmene veʿamile ṣâliḥan ŝümme-htedâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

80Ey İsrailoğulları! Biz sizi düşmanınızdan kurtarmış, Sina dağının sağ yamacını size vaat edip, size kudret helvası ve bıldırcın indirmiştik.

Türkçe Meal

81Size verdiğimiz rızıkların temiz ve helal olanlarından yiyin fakat nankörlük ederek azgınlaşmayın aksi halde gazabımı hak etmiş olursunuz. Kim benim gazabımı hak ederse tepetaklak olur gider.

Türkçe Meal

82Fakat şunu da iyi bilin ki ben, tövbe edip dönen böylece iman edip iyi ve güzel işler yapan ve doğru yolda sebat edenleri kesinlikle bağışlarım.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

80Musa ve İsrailoğulları, Firavun’un zulmünden kurtulup karşıya geçince onlara şöyle vahyettik: Ey İsrailoğulları! İşte böylece sizi düşmanınız Firavun’dan ve onun zulmünden kurtardık, Tur Dağı’nın sağ yamacında Musa’ya vahyimizi iletip sizlere dünya ve ahiret huzurunu kazandıracak ilahi ilkeleri vererek sizinle bir antlaşma yaptık. Emirlerime uyup Allah’tan başka Rab ve ilah edinmeyeceğinize, dair sizden söz aldık. O verimsiz çölde nimet olarak size taşların arasından çıkan suyu ikram ederken, yanına katık olsun diye de kudret helvası ve kızartılmış bıldırcın eti gönderdik.

Açıklamalı meal

81Diğer taraftan dedik ki: Bu çöl şartlarında sizlere çeşitli nimetler lütfettik. Size rızık olarak verdiğimiz helal ve temiz nimetleri yiyin ve bu konuda ölçüyü aşıp birbirinize haksızlık etmeyin. Fakat haddinizi aşarak da şımarıp, taşkınlık etmeyin. Sakın nankörlük edip azmayın, doğru olandan da sapmayın. Verilenleri adalet içinde paylaşın! Aksi takdirde gazabım uğrarsınız. Benim gazabıma uğrayan kimse bilsin ki, gerçekten tepe taklak uçuruma yuvarlanır, kendine yazık ederek helak olur ve ateşe atılır.

Açıklamalı meal

82Şüphesiz Benim rahmetim gazabımı geçmiş ve her şeyi kuşatmıştır. O yüzden şunu da bilin ki, ben şirkten ve tüm günahlardan vazgeçip tevbe eden ve Allah’ın davetine iman edip, salih amel işleyen, böylece de sorumluluklarını yerine getirip hidayete eren kimse için çok şefkatli ve bağışlayıcıyımdır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

80Mâide 111Mâide 115

İlgili ayetler

81Mâide 111Mâide 115

Ayet 83–85

3 ayet

Tâhâ 83

Tâhâ 84

Tâhâ 85

وَمَٓا اَعْجَلَكَ عَنْ قَوْمِكَ يَا مُوسٰى ۝٨٣ قَالَ هُمْ اُو۬لَٓاءِ عَلٰٓى اَثَر۪ي وَعَجِلْتُ اِلَيْكَ رَبِّ لِتَرْضٰى ۝٨٤ قَالَ فَاِنَّا قَدْ فَتَنَّا قَوْمَكَ مِنْ بَعْدِكَ وَاَضَلَّهُمُ السَّامِرِيُّ ۝٨٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

83Vemâ aʿceleke ʿan ḳavmike yâ mûsâ.

Okunuş

84Ḳâle hüm ülâi ʿalâ eŝerî veʿaciltü ileyke rabbi literḍâ.

Okunuş

85Ḳâle feinnâ ḳad fetennâ ḳavmeke mim baʿdike veeḍallehümü-ssâmiriyy.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

83Allah: Ey Musa kavmini bırakıp buraya gelmekte neden aceleci davrandın?

Türkçe Meal

84Musa:
– Onlar benim yolumdan gidiyorlar, ey Rabbim, sen hoşnut olasın diye gelmekte acele ettim.

Türkçe Meal

85Allah:
– Sen ayrıldıktan sonra kavmini sınadık ve Samiri onları doğru yoldan saptırdı, dedi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

83Hani Mûsâ, Rabbiyle buluşmanın özlemiyle, bir an önce huzurumuza gelmek üzere kavmini bırakıp Sînâ dağına çıkmıştı. Oysa yüzyıllarca tutsaklık hayatı yaşadıktan sonra özgürlüğe daha yeni adım atmış olan bu insanların, beklenen olgunluk seviyesine ulaşıncaya dek başıboş bırakılmamaları gerekiyordu. Bu yüzden Musa kardeşi Harun’u yerine vekil bırakıp Allah’tan yeni gelen Tevrat âyetlerini almak ve kavmine iletmek için bir süre sonra Sina Dağı’na tekrar gelmişti. Biz de ona “Seni birlikte yola çıktığın ve senin rehberliğine ihtiyacı olan kavminden, çabucak ayrılmaya yönelten sebep nedir, ey Musa? diye sorduk.“

Açıklamalı meal

84Musa da dedi ki: “ Rabbim gözüm arkada değil onlar da inanç ve davranışta benim izimdedirler. Ey Rabbim! Sen hoşnut olasın, senin mesajlarını bir an önce alayım ve rızanı kazanayım diye sana gelmekte acele ettim.”

Açıklamalı meal

85Bunun üzerine, Allah dedi ki: “ Ey Musa! Sen “Kavmim benim yolumdadır” zannediyorsun. Fakat Harun’u yerine bırakıp, kavminin yanından ayrıldıktan sonra, Biz her kavmi sınadığımız gibi senin kavmini de ağzı iyi lâf yapan birkaç münafıkla imtihan ettik. Ne var ki onlar imtihanı kaybettiler. Eski dinindeki bâtıl inançları tevhid dinine taşıyan Sâmirî adındaki bir Mısırlı, yaptığı buzağı heykeline tapmalarını sağladı. Sonunda onları şaşırtıp şirke saptırdı.” Böylece Allah, Sâmirî adlı bu kişinin kavmini yoldan çıkardığı bilgisini Mûsâ’ya vermiş oldu.

Ayet 86

1 ayet

Tâhâ 86

فَرَجَعَ مُوسٰٓى اِلٰى قَوْمِه۪ غَضْبَانَ اَسِفًاۚ قَالَ يَا قَوْمِ اَلَمْ يَعِدْكُمْ رَبُّكُمْ وَعْدًا حَسَنًاۜ اَفَطَالَ عَلَيْكُمُ الْعَهْدُ اَمْ اَرَدْتُمْ اَنْ يَحِلَّ عَلَيْكُمْ غَضَبٌ مِنْ رَبِّكُمْ فَاَخْلَفْتُمْ مَوْعِد۪ي ۝٨٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

86Feraceʿa mûsâ ilâ ḳavmihî gaḍbâne esifâ. ḳâle yâ ḳavmi elem yeʿidküm rabbüküm vaʿden ḥasenâ. efeṭâle ʿaleykümü-lʿahdü em erattüm ey yeḥille ʿaleyküm gaḍabüm mir rabbiküm feaḫleftüm mevʿidî.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

86Bunun üzerine Musa son derece kızgın ve üzgün bir şekilde kavmine döndü: Ey kavmim Rabbiniz size güzel bir vaatte bulunmamış mıydı? Yoksa bu vaadin süresi çok uzun geldi de ondan ümit mi kestiniz veya Rabbinizin gazabına uğramak mı istiyordunuz da bana verdiğiniz ahit/sözden döndünüz? Dedi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

86Musa bu haberi öğrenince, öfkeli ve üzgün bir halde kavmine döndü ve onların bir buzağıya tapınmakta olduklarını görünce onlara çıkışıp: Ey kavmim! Bu ne hal? Rabbiniz, iman edip salih amel işleme sözünüze karşılık size bir kitap ve diğer her türlü nimeti bahşedeceğine dair güzel bir vaadde bulunmamış mıydı? Şu hâlde bu ilahi vaadin gerçekleşme süresi size uzun mu geldi? Ki, bir süre geç kaldım diye sabırsız davranıp, hemen şirke döndünüz. Niçin Rabbinizden umut kesip doğru yol olan tevhid inancından saptınız? Yoksa Rabbiniz katından üzerinize bir gazap inmesini mi istediniz ki Allah’a ve bana verdiğiniz sözden hemen dönüverdiniz ve buzağıya taptınız?” diyerek onları azarladı.

Ayet 87–88

2 ayet

Tâhâ 87

Tâhâ 88

قَالُوا مَٓا اَخْلَفْنَا مَوْعِدَكَ بِمَلْكِنَا وَلٰكِنَّا حُمِّلْنَٓا اَوْزَارًا مِنْ ز۪ينَةِ الْقَوْمِ فَقَذَفْنَاهَا فَكَذٰلِكَ اَلْقَى السَّامِرِيُّۙ ۝٨٧ فَاَخْرَجَ لَهُمْ عِجْلًا جَسَدًا لَهُ خُوَارٌ فَقَالُوا هٰذَٓا اِلٰهُكُمْ وَاِلٰهُ مُوسٰى فَنَسِيَۜ ۝٨٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

87Ḳâlû mâ aḫlefnâ mevʿideke bimelkinâ velâkinnâ ḥummilnâ evzâram min zîneti-lḳavmi feḳaẕefnâhâ fekeẕâlike elḳa-ssâmiriyy.

Okunuş

88Feaḫrace lehüm ʿiclen cesedel lehû ḫuvârun feḳâlû hâẕâ ilâhüküm veilâhü mûsâ fenesî.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

87Onlar da:
– Sana verdiğimiz sözden kendi irademizle dönmedik. Fakat biz Mısırlıların ziynet eşyalarına konmanın vebalini taşıyorduk, biz de onları ateşe attık. Samiri de böyle yaptı, dediler.

Türkçe Meal

88Evet Samiri onlara böğürme sesi çıkaran bir buzağı heykeli çıkarttı ve:
– İşte, sizin de ilahınız, Musa’nın da ilahı budur. Ne var ki o, bunu unuttu, dediler.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

87Musa’nın bu serzenişi üzerine, kavmi de Musa’ya dönüp, Mûsâ yokken olanları anlatmak için şöyle bir mazeret bildirdiler ve dediler ki: “Biz buzağıya aslında istemeden tazimde bulunduk ve sana verdiğimiz sözden kasıtlı olarak kendi başımıza dönmedik. Çünkü bu hususta yanıltıldık, şöyle ki: Senin Tûr dağından geri dönmen gecikince, Sâmirî bu gecikmenin sebebinin, işlemiş olduğumuz bir günahtan ötürü olduğunu söyledi. Yanımızda Mısır halkından haksız ve izinsiz yere aldığımız ziynet eşyaları vardı. Ziynet eşyalarını sahiplerine geri vermeyerek günaha girmiştik. Yaşadığımız vicdan azabı nedeniyle ve günahlarımızdan kurtulmak için onları ateşe attık. Aynı şekilde görüşlerine çok değer verdiğimiz Sâmirî de bizimle birlikte kendinde olan ziynet eşyalarını ateşe attı.” Bilindiği gibi, İsrâiloğulları Mısır’da putlara tapıyordu. Hâlâ görünmeyen bir ilaha iman içlerine sinmemişti. Gözlerinin gördüğü, dokunabilecekleri bir ilah arayışına girmişlerdi.

Açıklamalı meal

88Samiri ateşte erimiş olan mücevherleri çıkarıp bir kalıba dökerek onlara rüzgârla böğüren buzağı heykeli yapıp İsrail halkının huzuruna çıkardı. Neticede Samiri onları saptırmış, ziynet eşyalarıyla süslediği bir buzağıyı onlara gösterip: “, “Bu mücevherleri ödünç alıp geri vermemiş olmanın günahından kurtulmak için bu buzağıya dua etmelisiniz. İşte sizin de Musa’nın da ilâhı budur. Aslında Musa’da böyle yapmalıydı ama o geçmişini unuttu, bize de unutturmaya çalışıyor diyerek bizi yanılttı Ama farkında değil. Onu dağ başlarında aramaya gitti” dedi.

Ayet 89–91

3 ayet

Tâhâ 89

Tâhâ 90

Tâhâ 91

اَفَلَا يَرَوْنَ اَلَّا يَرْجِعُ اِلَيْهِمْ قَوْلًاۙ وَلَا يَمْلِكُ لَهُمْ ضَرًّا وَلَا نَفْعًا۟ ۝٨٩ وَلَقَدْ قَالَ لَهُمْ هٰرُونُ مِنْ قَبْلُ يَا قَوْمِ اِنَّمَا فُتِنْتُمْ بِه۪ۚ وَاِنَّ رَبَّكُمُ الرَّحْمٰنُ فَاتَّبِعُون۪ي وَاَط۪يعُٓوا اَمْر۪ي ۝٩٠ قَالُوا لَنْ نَبْرَحَ عَلَيْهِ عَاكِف۪ينَ حَتّٰى يَرْجِعَ اِلَيْنَا مُوسٰى ۝٩١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

89Efelâ yeravne ellâ yerciʿu ileyhim ḳavlev velâ yemlikü lehüm ḍarrav velâ nefʿâ.

Okunuş

90Veleḳad ḳâle lehüm hârûnü min ḳablü yâ ḳavmi innemâ fütintüm bih. veinne rabbekümü-rraḥmânü fettebiʿûnî veeṭîʿû emrî.

Okunuş

91Ḳâlû len nebraḥa ʿaleyhi ʿâkifîne ḥattâ yerciʿa ileynâ mûsâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

89Oysa heykelin onların hiçbir isteğine cevap veremediğini onlara bir zarar ve yarar sağlama gücüne sahip olmadığını görmüyorlar mıydı?

Türkçe Meal

90Üstelik Musa dönmeden önce Harun onlara: Ey Kavmim! Siz, bu heykel ile fena halde tuzağa düşürüldünüz. Sizin gerçek Rabbiniz Rahman’dır, siz beni izleyin ve benim emirlerime uyun, demişti.

Türkçe Meal

91Onlar ise:
– Musa bize geri dönünceye kadar ona saygı duymaktan vazgeçmeyeceğiz, demişlerdi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

89Yıllardır Mûsâ’dan tevhid dersi alan İsrailoğulları, ilah olarak kendilerine yol göstermesini ve sorunlarına çare olmasını bekledikleri heykelin, kendilerine hiçbir sözle cevap veremeyeceğini ve kendilerine ne bir zarar ne de bir yarar dokundurma gücünün olmadığını görmüyorlar mıydı? Ne yazık ki görüp bildikleri halde bu gerçeği anlamadılar ve Samiri’ye uyarak düşüncesizce buzağıya taptılar. Böylece, bütün varlıkların rabbi olan Allah’a karşı büyük bir suç işlemiş oldular.

Açıklamalı meal

90Andolsun ki Musa Sina Dağı’ndan dönmeden önce bu sapkınlığa bulaştıklarında Harun onları uyarıp: “Ey kavmim! Aklınızı başınıza alın. Şüphesiz siz bu buzağı heykeli ile imtihan oluyorsunuz ve ayartılıp, saptırılmaktasınız. Yaptığınız büyük bir hatadır. Gelin tövbe edin. Sizin gerçek Rabbiniz çok merhametli olan Rahman’dır. Bilesiniz ki bütün varlıkları yaratan ve sonsuz merhamet sahibi olan Allah’tan başka ilah yoktur. Ben de onun peygamberiyim. O sınırsız rahmet sahibidir. Sakın Samiri’ye uyarak buzağıyı kutsallaştırıp sapıklaşmayın. Umulur ki, tövbe ederseniz Allah sizi affedip şefkatiyle karşılar. Onun için Rabbinize karşı yaptığınız hatalardan dolayı tövbe edin. Haydi şimdi siz tevhide geri dönün. Samiri’ye değil bana uyun ve buzağıya tapınmaktan vazgeçip sözümü dinleyin ” demişti.

Açıklamalı meal

91Ne var ki onlar hatada ısrar ederek Harun’a şöyle seslendiler: “Musa bize dönünceye kadar geçmişteki inancımızın sembolü olan ve bize yardım edip, yol göstereceğine, bizi koruyacağına inandığımız bu buzağı heykeline saygı göstereceğiz, Onun önünde boyun büküp, yardımına sığınmaktan, asla vazgeçmeyiz. Servet ve şehvet düşkünlüğümüzün alâmeti olan bu altın heykele tapınacağız” dediler.

Ayet 92–94

3 ayet

Tâhâ 92

Tâhâ 93

Tâhâ 94

قَالَ يَا هٰرُونُ مَا مَنَعَكَ اِذْ رَاَيْتَهُمْ ضَلُّواۙ ۝٩٢ اَلَّا تَتَّبِعَنِۜ اَفَعَصَيْتَ اَمْر۪ي ۝٩٣ قَالَ يَبْنَؤُمَّ لَا تَاْخُذْ بِلِحْيَت۪ي وَلَا بِرَاْس۪يۚ اِنّ۪ي خَش۪يتُ اَنْ تَقُولَ فَرَّقْتَ بَيْنَ بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ وَلَمْ تَرْقُبْ قَوْل۪ي ۝٩٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

92Ḳâle yâ hârûnü mâ meneʿake iẕ raeytehüm ḍallû.

Okunuş

93Ellâ tettebiʿan. efeʿaṣayte emrî.

Okunuş

94Ḳâle yebneümme lâ teʾḫuẕ biliḥyetî velâ biraʾsî. innî ḫaşîtü en teḳûle ferraḳte beyne benî isrâîle velem terḳub ḳavlî.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

92Musa: Ey Harun, onların saptıklarını gördüğün halde neden engel olmadın?

Türkçe Meal

93Bana tabi olman gerekmez miydi? Yoksa sen benim emrime karşı mı geldin?

Türkçe Meal

94Harun ise: Ey anamın oğlu dedi. Saçımı sakalımı çekiştirip durma! Gerçek şu ki ben senin, “Sözümü dinlemedin de İsrailoğullarının arasına ayrılık soktun" demenden endişe ettim.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

92Musa kavminin yanına dönünce kendi yokluğunda olanları dinledi. Sonra Harun ‘un insanları tevhitte sabit tutmak için ne kadar çabaladığını bilmediği için onu suçladı ve kardeşi Harun’a çıkışıp, sert bir ses tonuyla dedi ki: “Ey Harun! Onların yoldan çıkıp sapıttıklarını gördüğün halde, seni bundan engelleyen neydi. Niye bu rezalete engel olmadın? Bu insanlar şirke bulaştıklarında sen neredeydin?

Açıklamalı meal

93Giderken sana yapman gerekenleri söylemiştim. Neden söylediklerimi yapmadın? Yoksa sana verdiğim vekalet görevini umursamayıp bunlara engel olmamakla emrime karşı mı geldin? diyerek Harun’a çıkışmıştı.

Açıklamalı meal

94Harun bir yandan böyle söylenen, bir yandan da sakalını çekiştiren Musa’ya cevaben dedi ki: “Ey canım annemin oğlu kardeşim! Saçımı sakalımı çekiştirmeyi bırak, önce beni bir dinle! Ben Sâmirî’nin yaptıklarına zorla engel olduğum takdirde, Sâmirî’nin dediklerine inananlar ile bana tâbi olanlar arasında savaş çıkmasından korktum. Ben, aslında olaya müdahale edebilirdim. Ama “Şirke bulaşanlarla savaşmaya kalkışırsam, İsrailoğullarının arasına ayrılık sokup, halkın bölünmesine sebep oldun ve sözümü tutmadın” demenden korktum. Ben şirke bulaşanları engellemeye çalıştım, ama dinlemediler, hatta beni öldürmeye dahi kalkıştılar. Şimdi sen de beni onlarla bir tutup kınama! Beni hiç dinlemediler, fakat onları güzel bir üslûp ile hakka davet etmekten de geri durmadım dedi.” Harun’un sözleri çok tehlikeliydi. Asıl fitne, asıl ayrılık, Allah yolundan ayrılmaktı. İnsanlar buzağı heykeli yaparken zaten Allah’ın yolundan ayrılarak fitneye düşmüşlerdi. Onları bu ayrılıştan çekip almak, gerekirse sapanlarla mücadele etmek Harun’un göreviydi. Harun bana karşı çıkarlar, beni dinlemezler diye çekinmiş, aralarında tartışma çıkarsa fitneci olacağını zannetmişti.

Ayet 95–96

2 ayet

Tâhâ 95

Tâhâ 96

قَالَ فَمَا خَطْبُكَ يَا سَامِرِيُّ ۝٩٥ قَالَ بَصُرْتُ بِمَا لَمْ يَبْصُرُوا بِه۪ فَقَبَضْتُ قَبْضَةً مِنْ اَثَرِ الرَّسُولِ فَنَبَذْتُهَا وَكَذٰلِكَ سَوَّلَتْ ل۪ي نَفْس۪ي ۝٩٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

95Ḳâle femâ ḫaṭbüke yâ sâmiriyy.

Okunuş

96Ḳâle beṣurtü bimâ lem yebṣurû bihî feḳabaḍtü ḳabḍatem min eŝeri-rrasûli fenebeẕtühâ vekeẕâlike sevvelet lî nefsî.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

95- Peki senin derdin neydi ey Samiri? Diye çıkıştı.

Türkçe Meal

96O da:
– Ben onların görmediği bazı şeyleri gördüm ve elçinin inanç sisteminden bir parçayı alıp attım, içimden böyle yapmak geldi, dedi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

95Hârûn’un mevcut problemi büyütmemek için böyle davrandığını anlayan Musa bu defa da Samiri’ye dönerek: “ Söyle bakalım ey Sâmiri, senin amacın ve derdin neydi? Niçin insanları yeniden şirke sevk ederek bu sapıklığı tekrar gündeme getirdin? diye çıkıştı. Hz. Musa’nın bu sözü, hiç kimseyi yargısız infaza tabi tutmamak gerektiğinin deliliydi.

Açıklamalı meal

96Samiri de Musa’ya hem durumunu mazur göstermek hem de Mûsâ’yı övüp yücelterek muhtemel bir cezadan kurtulmak amacıyla, derhal bir yalan uydurarak şöyle cevap verdi: “ Ben başlangıçta senin dinine biraz inanmış ve senin anlattıklarından etkilenmiştim. Fakat onların göremediği bazı şeyleri gördüm. Diğer insanların düşündüklerinden farklı düşünmeye başladım. Senin davetine onların gözüyle bakmadım, onlar gibi iman edip inanmadım ve sana uyan bu kavmin gidişatının doğru bir gidişat olmadığını anladım. “Neyi görüp öğrendin dersen?” Senin yolunun yanlış olduğu kanaatine varıp soyut bir Allah’a inanmak yerine elle tutulur gözle görülür bir ilah düşüncesi bana daha cazip geldi. Gerçi ben senin din anlayışından bir şeyler öğrendim, ama onlar da benim işime gelmedi ve çıkarlarıma uymadı. Onları da kafamdan çıkarıp attım ve senin dinini terk ettim. İçimden bu heykeli yapmak geldi ve yaptım. Nefsim de böyle yapmayı bana hoş gösterdi.” Böylece buzağı heykeli canlıymış gibi böğürmeye başladı. Biz de bunu Rabbimizin bir mucizesi sanıp secdeye kapandık dedi.

Ayet 97–98

2 ayet

Tâhâ 97

Tâhâ 98

قَالَ فَاذْهَبْ فَاِنَّ لَكَ فِي الْحَيٰوةِ اَنْ تَقُولَ لَا مِسَاسَۖ وَاِنَّ لَكَ مَوْعِدًا لَنْ تُخْلَفَهُۚ وَانْظُرْ اِلٰٓى اِلٰهِكَ الَّذ۪ي ظَلْتَ عَلَيْهِ عَاكِفًاۜ لَنُحَرِّقَنَّهُ ثُمَّ لَنَنْسِفَنَّهُ فِي الْيَمِّ نَسْفًا ۝٩٧ اِنَّمَٓا اِلٰهُكُمُ اللّٰهُ الَّذ۪ي لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ وَسِعَ كُلَّ شَيْءٍ عِلْمًا ۝٩٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

97Ḳâle feẕheb feinne leke fi-lḥayâti en teḳûle lâ misâs. veinne leke mevʿidel len tuḫlefeh. venżur ilâ ilâhike-lleẕî żalte ʿaleyhi ʿâkifâ. lenüḥarriḳannehû ŝümme lenensifennehû fi-lyemmi nesfâ.

Okunuş

98İnnemâ ilâhükümü-llâhü-lleẕî lâ ilâhe illâ hû. vesiʿa külle şeyʾin ʿilmâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

97Musa:
– Defol git! Artık sen hayatın boyunca toplumdan dışlanacak ve yalnızlığa mahkûm olarak sapık inancınla baş başa kalacaksın. Bir de hiç kaçıp kurtulamayacağın bir azap seni bekliyor. Şimdi de ısrarla önünde saygıyla eğildiğin şu ilahına bir bak onu yakacağız sonra da küllerini denize savuracağız, dedi.

Türkçe Meal

98Şunu unutmayın ki sizin ilahınız ancak, kendisinden başka ilah olmayan Allah’tır. Zira O’nun bilgisi her şeyi kuşatmıştır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

97Bu yalana inanmayan Musa Samiri’ye dedi ki: “ Defol git karşımdan, bir daha gözüme görünme bundan sonra bizler tarafından hep dışlanacak ve yalnızlığa terk edileceksin. Bu yaptıklarına karşılık bir ceza olarak devası olmayan bir hastalığa yakalanacaksın. Senin hayat boyunca yapacağın, “Yanıma yaklaşmayın, bana dokunulmasın” demek olacaktır. Bu toplumdan tamamen dışlanacak, bir vahşî gibi yapayalnız yaşamaya mahkûm olacaksın. Bu, işlediğin suçun dünyadaki cezasıdır. Senin için ölümünden sonra ne yaparsan yap kendisinden kaçınamayacağın azap dolu bir buluşma vakti de vardır. O vakit asla kaçıp kurtulamayacağın bir azaba mahkûm edileceksin. Şimdi kendisine tapındığın altın buzağı heykeli olan şu düzmece ilâhına son bir kez daha iyi bak! Andolsun biz senin ilah diye insanların önüne koyduğun şu heykeli birazdan ateşe atıp yakacağız. Sonra da eriterek darmadağın edip küllerini da toz duman halinde denize savuracağız. Bak bakalım buna engel olabilecek gücü var mı?

Açıklamalı meal

98Musa bu konuşmanın ardından Samiri’ye kanıp şirke bulaşan kavmine döndü ve hem Samiri’ye hem de onlara şu tevhit dersini tekrarladı: Ey İsrâiloğulları! Sizin tek ve gerçek ilâhınız kendinden başka ilâh olmayan Allah’tır. O sınırsız ilmiyle her şeyi yaratmış ve nizamını kurup her yönden kuşatmıştır. Yaptığınız her şeyi bilir ve ona göre karşılık verir.“

Ayet 99–101

3 ayet

Tâhâ 99

Tâhâ 100

Tâhâ 101

كَذٰلِكَ نَقُصُّ عَلَيْكَ مِنْ اَنْبَٓاءِ مَا قَدْ سَبَقَۚ وَقَدْ اٰتَيْنَاكَ مِنْ لَدُنَّا ذِكْرًاۚ ۝٩٩ مَنْ اَعْرَضَ عَنْهُ فَاِنَّهُ يَحْمِلُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وِزْرًاۙ ۝١٠٠ خَالِد۪ينَ ف۪يهِۜ وَسَٓاءَ لَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ حِمْلًاۙ ۝١٠١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

99Keẕâlike neḳuṣṣu ʿaleyke min embâi mâ ḳad sebeḳ. veḳad âteynâke mil ledünnâ ẕikrâ.

Okunuş

100Men aʿraḍa ʿanhü feinnehû yaḥmilü yevme-lḳiyâmeti vizrâ.

Okunuş

101Ḫâlidîne fîh. vesâe lehüm yevme-lḳiyâmeti ḥimlâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

99İşte bu şekilde geçmişte yaşanan olayların bir kısmını sana aktarıyoruz zira katımızdan sana bir öğüt ve itibar kaynağı zikir verdik.

Türkçe Meal

100Kim bu uyarı dolu mesajdan yüz çevirirse iyi bilsin ki o, kıyamet günü büyük bir vebal yüklenecek.

Türkçe Meal

101Ve o yükün altından asla kalkamayacak. Kıyamet gününde, altında kalacakları yük ne berbat bir yüktür.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

99Ey Peygamber! İşte böyle, Biz geçmişteki önemli haberlerin bir kısmını sana ve senin yanındaki muhataplarına Kur’an ile anlatıyoruz. Böylece senden önce yaşamış peygamberlerin hayatlarından kesitler anlatarak ibret alınacak dersler sunmuş bulunuyoruz. Gerçekten katımızdan sana bir de bütün insanlar öğüt alsın diye Kur’an’ı verdik ki, böylece yolunu aydınlattık.

Açıklamalı meal

100Kur’an hakikati ortaya koyarken, her kim ondan yüz çevirip, onu görmezden gelirse, her kim onu dikkate almayıp dersler çıkarmazsa ve kitabımızda açıklanan yasalara göre yaşamazsa; şüphesiz kıyamet gününe kadar sırtlarında ağır bir günâh yükü taşıyacaktır ve korkunç bir azaba mahkûm olacaktır.

Açıklamalı meal

101Bu günahın yükü öylesine ağır ki, dünya hayatına aldanıp heveslerinin peşine takılanlar ve ayetlerimize karşı yüz çevirenler orada sonsuza dek sürekli kalıcıdırlar. Kıyamet günü onlar için bu ne kötü bir yüktür.

Ayet 102–104

3 ayet

Tâhâ 102

Tâhâ 103

Tâhâ 104

يَوْمَ يُنْفَخُ فِي الصُّورِ وَنَحْشُرُ الْمُجْرِم۪ينَ يَوْمَئِذٍ زُرْقًاۚ ۝١٠٢ يَتَخَافَتُونَ بَيْنَهُمْ اِنْ لَبِثْتُمْ اِلَّا عَشْرًا ۝١٠٣ نَحْنُ اَعْلَمُ بِمَا يَقُولُونَ اِذْ يَقُولُ اَمْثَلُهُمْ طَر۪يقَةً اِنْ لَبِثْتُمْ اِلَّا يَوْمًا۟ ۝١٠٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

102Yevme yünfeḫu fi-ṣṣûri venaḥşüru-lmücrimîne yevmeiẕin zürḳâ.

Okunuş

103Yeteḫâfetûne beynehüm il lebiŝtüm illâ ʿaşrâ.

Okunuş

104Naḥnü aʿlemü bimâ yeḳûlûne iẕ yeḳûlü emŝelühüm ṭarîḳaten il lebiŝtüm illâ yevmâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

102O gün sura üflenecek, işte o gün, suçluları gözleri gövermiş olarak bir araya toplarız.

Türkçe Meal

103Aralarında kısık seslerle birbirleriyle konuşarak: -Dünyada ancak on gün kadar kaldınız, derler.

Türkçe Meal

104Biz, onların neler konuştuklarını çok iyi biliriz. İçlerinden en akıllıları: Hayır olsa olsa bir gün kadar kaldınız, der.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

102Diriliş Günü gelip de Sûr’a ikinci defa üfürüldüğü ve bütün insanların yeniden diriltildiği gün, inkârcı günahkarları ve isyancı zalimleri korkudan gözleri yuvalarından fırlayacakmış gibi pişmanlıktan kaskatı kesilip donakalmış bir halde mahşerde bir araya toplayacağız.

Açıklamalı meal

103Biraz sakinleştikten sonra, çok uzun zannettikleri ve hiç ölmeyecekmiş gibi yaşadıkları dünya hayatının günleri hakkında konuşurlar ve sanki Biz onları duymuyormuşuz gibi kendi aralarında “dünyada on gün kadar kaldık herhalde” diye birbirlerine fısıldaşıp pişmanlık duyarlar.

Açıklamalı meal

104Aralarında ne konuştuklarını biz daha iyi biliriz. O vakit içlerinden en iyi tahmin yürüten ve en aklı başında olanları ise: “ Yok canım ne on günü olsa olsa bir gün kalmışızdır” diyecek ve bitmez sandıkları dünya hayatının ne kadar kısa olduğuna şaşıracaklardır.

Ayet 105–109

5 ayet

Tâhâ 105

Tâhâ 106

Tâhâ 107

Tâhâ 108

Tâhâ 109

وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الْجِبَالِ فَقُلْ يَنْسِفُهَا رَبّ۪ي نَسْفًاۙ ۝١٠٥ فَيَذَرُهَا قَاعًا صَفْصَفًاۙ ۝١٠٦ لَا تَرٰى ف۪يهَا عِوَجًا وَلَٓا اَمْتًا ۝١٠٧ يَوْمَئِذٍ يَتَّبِعُونَ الدَّاعِيَ لَا عِوَجَ لَهُۚ وَخَشَعَتِ الْاَصْوَاتُ لِلرَّحْمٰنِ فَلَا تَسْمَعُ اِلَّا هَمْسًا ۝١٠٨ يَوْمَئِذٍ لَا تَنْفَعُ الشَّفَاعَةُ اِلَّا مَنْ اَذِنَ لَهُ الرَّحْمٰنُ وَرَضِيَ لَهُ قَوْلًا ۝١٠٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

105Veyesʾelûneke ʿani-lcibâli feḳul yensifühâ rabbî nesfâ.

Okunuş

106Feyeẕeruhâ ḳâʿan ṣafṣafâ.

Okunuş

107Lâ terâ fîhâ ʿivecev velâ emtâ.

Okunuş

108Yevmeiẕiy yettebiʿûne-ddâʿiye lâ ʿivece leh. veḫaşeʿati-lʾaṣvâtü lirraḥmâni felâ tesmeʿu illâ hemsâ.

Okunuş

109Yevmeiẕil lâ tenfeʿu-şşefâʿatü illâ men eẕine lehü-rraḥmânü veraḍiye lehû ḳavlâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

105Sana o gün dağların ne olacağını soruyorlar. De ki: -Rabbim onları toz duman edip savuracak.

Türkçe Meal

106Yerlerini de dümdüz, edip kuru bir toprak haline getirecektir.

Türkçe Meal

107Öyle ki orada ne bir çukur ne de bir tümsek görebilirsin?

Türkçe Meal

108O gün insanlar toplanmak üzere çağrıldıklarında hiçbir yöne sapmadan çağırana uyacaklar ve Rahman’ın heybetinden sesler kısılacak, öyle ki fısıltıdan başka bir ses işitemeyeceksin.

Türkçe Meal

109O gün, Rahman’ın izin verdiği ve sözünden/iman ve ikrarından razı olduğu kimseden başkasına şefaat fayda vermeyecek.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

105Senden bu âyetleri duyan müşrikler, sana bu sağlam ve sarsılmaz gördükleri dağların Kıyamet Günü ne olacağını soruyorlar ve onlar da mı yok olacak diyorlar? Ey Resûlüm onlara de ki: “Rabbim onları un ufak edip savuracak,

Açıklamalı meal

106O dağların bulundukları yerleri dümdüz, çırılçıplak ve bomboş bir hale dönüştürecektir.

Açıklamalı meal

107O kadar düz ki yeryüzünde ne bir çukur ne de bir tümsek görebileceksin.

Açıklamalı meal

108O gün herkes kendisinden kaçıp kurtulamayacağı bir davetçinin peşinden büyük mahkemeye, yani mahşer yerine götürülecektir. Bütün insanlar, mecburen hiçbir tarafa sapmadan adı İsrafil olan çağırıcıya uyacaklar. O gün Ona karşı yan çizmek yoktur ve sonsuz merhamet kaynağı olan Rahman’a karşı bütün sesler kısılmıştır. Artık bir fısıltı, titreme ve hırıltıdan başka bir şey duyamazsın. Dünyadaki gibi yalanla, riyayla, araya adam sokmayla kurtulamayacaklarını anlarlar. Herkes hakkında verilecek kararı merakla beklemektedir.

Açıklamalı meal

109O gün kimsenin kimseye bir yararı olmayacak ve dünyadayken Allah katında şefaatçi olarak gördüğünüz ilahların hükmü kalmayacaktır. Ancak Allah’ın kendilerinden razı olduğu ve sözlerini makbul karşıladığı müminler, kendilerini kurtarabileceklerdir. Rahman’ın yaratılış amacına uygun olan hayat nizamına iman edip, gereklerini yerine getirme gayreti göstermiş oldukları için, izin verdiği ve tevhide imanından hoşnut olduğu kimselerin dışındakilere şefaat fayda vermeyecektir. O gün hiç kimse suçluların lehine şahitlik etmeye cesaret edemez. Çünkü herkes kendi derdine düşmüştür. İman edip güzel şeyler yapanlar, yasalarımıza uyanlar ise onlardan ayrılmıştır.

Ayet 110–111

2 ayet

Tâhâ 110

Tâhâ 111

يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يُح۪يطُونَ بِه۪ عِلْمًا ۝١١٠ وَعَنَتِ الْوُجُوهُ لِلْحَيِّ الْقَيُّومِۜ وَقَدْ خَابَ مَنْ حَمَلَ ظُلْمًا ۝١١١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

110Yaʿlemü mâ beyne eydîhim vemâ ḫalfehüm velâ yüḥîṭûne bihî ʿilmâ.

Okunuş

111Veʿaneti-lvucûhü lilḥayyi-lḳayyûm. veḳad ḫâbe men ḥamele żulmâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

110Zira Allah, onların yaptıklarını da yapacaklarını da bilir. Fakat onların ilmi bunu kavrayamaz.

Türkçe Meal

111Ve o gün yüzler, hayatın kaynağı ve evrenin yöneticisinin huzurunda eğilmiştir. Zulüm yüklenen de gerçekten perişan olmuştur.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

110O gün kimseye zerre kadar haksızlık yapılmaz. Çünkü Allah, onların sakladıklarını, açıktan yaptıklarını, önlerinde, arkalarında ne bıraktılarsa hepsini, yani şimdiye kadarki geçmişlerini de bundan sonra ki geleceklerini de bilir ve herkese hak ettiği karşılığı verir. Onlar mevcut bilgileriyle Allah’ı asla kavrayamaz. O’nunla ilgili hiçbir bilgiye de sahip değildirler. İnsanlar yeryüzünde yaşarken her şeyi bildiklerini sanırlar. İnsanların bilme kapasitelerini dünya yaşamında sınırladık. İnsanların geleceği bilmesi mümkün değildir. Hâlbuki Rabbinin bilgisi geçmişi de geleceği de kuşatmıştır.

Açıklamalı meal

111Hesap Günü huzurumuza geldiklerinde bütün başlar, her zaman sonsuz hayat sahibi olan ve yarattığı her şeye daima hâkim olup koruyup gözeten Allah’a saygıyla boyun eğmiştir. Ezelî ve ebedî ilmi ile her şeyi yaratıp, nizamını kuran, varlığı hiçbir şeye bağlı olmayan Allah karşısında herkes saygı ile eğilecektir. Zulüm yüküyle gelenlerin hayalleri ise boşa çıkmıştır. Allah’ın davetinden yüz çevirip suçlu ve günahkâr olarak dünya hayatlarını tamamlamış olanlar hüsrana uğrayacaklardır. Onlara yasalarımıza uyun denildiğinde karşı çıkmışlardı. Allah’ın yasaları da neymiş biz kendi yasalarımıza uyarız demişlerdi. Yeryüzünde Allah yokmuş gibi yaşayarak alay etmişlerdi.

Ayet 112

1 ayet

Tâhâ 112

وَمَنْ يَعْمَلْ مِنَ الصَّالِحَاتِ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَا يَخَافُ ظُلْمًا وَلَا هَضْمًا ۝١١٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

112Vemey yaʿmel mine-ṣṣâliḥâti vehüve müʾminün felâ yeḫâfü żulmev velâ haḍmâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

112Fakat mümin olarak iyi ve güzel işler yapan ise ne haksızlığa uğramaktan korkacak ne de yaptığının karşılığını alamamaktan.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

112Ancak Allah’ın davetine iman eden ve sorumluluklarını yerine getirip mü’min olarak salih ameller işleyenler ve bu yolda ölüm gelene kadar sebat edenler ise o gün kendine haksızlık edilmesinden de hak ettikleri mükafatı alamamaktan da korkmaz.

Ayet 113

1 ayet

Tâhâ 113

وَكَذٰلِكَ اَنْزَلْنَاهُ قُرْاٰنًا عَرَبِيًّا وَصَرَّفْنَا ف۪يهِ مِنَ الْوَع۪يدِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ اَوْ يُحْدِثُ لَهُمْ ذِكْرًا ۝١١٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

113Vekeẕâlike enzelnâhü ḳurʾânen ʿarabiyyev veṣarrafnâ fîhi mine-lveʿîdi leʿallehüm yetteḳûne ev yuḥdiŝü lehüm ẕikrâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

113İşte biz bu vahyi böylece Arapça bir Kuran olarak indirdik. Belki korunurlar veya onlara yeni bir öğüt olur diye vereceğimiz cezaları tekrar tekrar ortaya koyduk.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

113Ey Peygamber! İşte konuşup, okuyup, yazdığınız bu kitabı, kolayca anlaşılması ve anlatılması için hiç bilmediğiniz bir dilde değil, kendi dilinizin harflerinden oluşan Arapça bir Kur’an olarak indirdik ve içerisinde Allah’a şirk koşmaya devam ettikleri takdirde başlarına nelerin geleceğini bir bir anlattık. Tehditleri, uyarıları çeşitli şekillerde tekrar tekrar ele alıp açıkladık. Umulur ki insanlar uyarıları iyice anlayıp Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar ya da ibret verici ayetler, onların düşünmelerini sağlasın. Böylece gaflet uykusundan uyansınlar ve Allah’a ortak koşmaktan sakınıp, O’ndan başka Rab ve ilahlar edinmesiler diye kitapta her şeyi tekrar tekrar açıkladık. Gereken uyarıları defalarca yaptık. Umulur ki hata yapmaktan, yasalarımıza karşı çıkarak suç işlemekten kurtulurlar. Başlarına gelenlerden ve ayetlerimizden kendilerine gerekli dersleri çıkarırlar. Böylece de şaşırmaktan, şaşırtılmaktan kurtulurlar.

Ayet 114

1 ayet

Tâhâ 114

فَتَعَالَى اللّٰهُ الْمَلِكُ الْحَقُّۚ وَلَا تَعْجَلْ بِالْقُرْاٰنِ مِنْ قَبْلِ اَنْ يُقْضٰٓى اِلَيْكَ وَحْيُهُۘ وَقُلْ رَبِّ زِدْن۪ي عِلْمًا ۝١١٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

114Feteʿâle-llâhü-lmelikü-lḥaḳḳ. velâ taʿcel bilḳurʾâni min ḳabli ey yuḳḍâ ileyke vaḥyüh. veḳur rabbi zidnî ʿilmâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

114Her şeye gerçek hükümran olan Allah, yücelerden yücedir. Kuran sana vahyolunurken vahiy tamamlanmadan önce herhangi bir konuda hüküm vermek için acele etme! Ve “Rabbim ilmimi artır!” de.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

114Mutlak egemenlik sahibi ve gerçek gerçek hükümdar olan Allah, insanoğlunun tasavvur ettiği her şeyin üstünde ve ötesindedir, eşi benzeri yoktur ve yüceler yücesidir. Yalnız, Allah’ın yasalarıyla çizilen yol geçerlidir. Her kim Allah’ın yasalarına karşı çıkar, kendine önder seçtiği liderlerinin sınırlı akıllarıyla yaptığı yazboz yasalarıyla kendine yol çizerse; onlar suç işlemişlerdir. Onlara gereken ceza, hesap günü verilir. Hiçbir yasa koyucunun hükmü Allah’ın yasasının önüne geçemez. Ey Resul! Her şeyin yaratıcısı ve ilahı olan Allah’ın ayetlerinin vahyedilmesi tamamlanmadan önce Kur’an’a başvururken kesin hüküm vermekte acele etme. Ve onların başlarına hemen ilahi azabın gelmesi için acele edip vaat edilen şeylerin gerçekleşmesini hemen bekleme. Kuran’ı unutma endişesinden de korkma. Bütün ayetleri senin kalbine nakşedip, hepsini ezberlemeni sağlayacağız. Ve sen, ey Kur’an okuyucusu; bu kitabı doğru anlamak istiyorsan, peşin ve aceleci yaklaşımlardan sakın ve onlardan aceleci hükümler çıkarma. Kur’an’ı bir bütün olarak ele al ve birkaç anlama gelebilecek ayetleri, o bütün içinde değerlendirmeye çalış. Ve ne kadar bilgili olursan ol, hiçbir konuda kendini yeterli görme. Daima, “Rabbim ilmimi irfanımı artır. İndirdiğin ayetleri, içime sindirmeyi, davranışlarımda güzel ahlak olarak göstermeyi nasip eyle diye dua et.

İlgili ayetler

Ayet 115–119

5 ayet

Tâhâ 115

Tâhâ 116

Tâhâ 117

Tâhâ 118

Tâhâ 119

وَلَقَدْ عَهِدْنَٓا اِلٰٓى اٰدَمَ مِنْ قَبْلُ فَنَسِيَ وَلَمْ نَجِدْ لَهُ عَزْمًا۟ ۝١١٥ وَاِذْ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَ فَسَجَدُٓوا اِلَّٓا اِبْل۪يسَۜ اَبٰى ۝١١٦ فَقُلْنَا يَٓا اٰدَمُ اِنَّ هٰذَا عَدُوٌّ لَكَ وَلِزَوْجِكَ فَلَا يُخْرِجَنَّكُمَا مِنَ الْجَنَّةِ فَتَشْقٰى ۝١١٧ اِنَّ لَكَ اَلَّا تَجُوعَ ف۪يهَا وَلَا تَعْرٰىۙ ۝١١٨ وَاَنَّكَ لَا تَظْمَؤُ۬ا ف۪يهَا وَلَا تَضْحٰى ۝١١٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

115Veleḳad ʿahidnâ ilâ âdeme min ḳablü fenesiye velem necid lehû ʿazmâ.

Okunuş

116Veiẕ ḳulnâ lilmelâiketi-scüdû liâdeme fesecedû illâ iblîs. ebâ.

Okunuş

117Feḳulnâ yâ âdemü inne hâẕâ ʿadüvvül leke velizevcike felâ yuḫricennekümâ mine-lcenneti feteşḳâ.

Okunuş

118İnne leke ellâ tecûʿa fîhâ velâ taʿrâ.

Okunuş

119Veenneke lâ tażmeü fîhâ velâ taḍḥâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

115Andolsun ki biz daha önce, Adem’e ahdimizi bildirmiştik. Fakat onu unuttu biz onu emrimize uymada azimli bulmadık.

Türkçe Meal

116Hani bir zamanlar meleklere:
– Adem için secde edin/emrine amade olun, demiştik de onlar da hemen secde etmişlerdi/emrine girmişlerdi. Fakat İblis ise secde etmedi, ayak diredi.

Türkçe Meal

117Biz de ona: Ey Adem! Bu senin ve eşinin düşmanıdır, sakın sizi bahçeden çıkarmasın, aksi halde perişan olursun, dedik.

Türkçe Meal

118Oysaki bahçede ne aç kalırsın ne açıkta kalırsın.

Türkçe Meal

119Ve orada ne susuzluk çekersin ne de sıcağa maruz kalırsın.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

115Ey elçimiz! Mekkeli müşriklerin seni yalanlamalarına ve Kur’an’ın ilahi kelam olduğunu kabul etmemelerine üzülme. Çünkü onlar bunu şeytan ayarttığı için yapmaktadırlar. Nitekim biz daha önce ataları Adem’e şu ağaçtan yeme diye emir verip, kendisi için koyduğumuz yasağa uymasını bildirmiştik. Ancak o bir melek değildi. İnsandı ve insan olması nedeniyle, daha ilk sınavında yasaklı meyveden yememe sözünü unuttu ve yasağı çiğnedi. Biz Adem’de emrimize bağlılık konusunda, yeterli bir azim ve kararlılık, verdiği sözü de tutacak güçlü bir irade bulamadık. Çünkü uyarılarımızı unutup arzularına yönelmişti.

Açıklamalı meal

116Biz vaktiyle meleklere: “ Hizmetinde olduğunuzu göstermek için halifelik görevi verdiğimiz Adem’e hürmeten üstünlüğünü kabul edip secde edin. Onun otoritesini kabul ederek, ona saygı duyun,” demiştik. İblis dışında hepsi O’nu yücelterek secde etmişti. İblis ise bunu gururuna yediremeyip, kibrine yenilmişti. Allah’ın emrine rağmen O’na isyan etmiş ve Âdem’in önünde boyun eğmekten kaçınmıştı.

Açıklamalı meal

117Bunun üzerine biz de dedik ki: “Ey Âdem! Şüphesiz bu İblisin niyeti kötü. Sana da eşine de düşmandır ve kıyâmete kadar da düşmanınız olacaktır. Onun hilelerine karşı dikkatli olun. Sakın kuracağı tuzaklara düşmeyin ve ondan uzak durun ki sizi cennetten çıkarmasın. Sonra sıkıntı çekersiniz, çok pişman ve bedbaht olursunuz diye uyardık.”

Açıklamalı meal

118Şüphesiz sen ve eşin cennette acıkmayacak ve çıplak kalmayacaksın.119. Ve orada susamayacak ve güneş sıcağında yanmayacaksınız mutluluğun zirvesinde yaşayacaksınız, Burası ferahlık ve rahatlık diyarıdır. İşte bu cennette yaşayın ve burada dilediğiniz yerden, dilediğiniz kadar yiyin için. Bu güzel yerde kalmak için, tek yapmanız gereken; meyvesini yemenizi yasakladığım şu ağaca yaklaşmamak. dedik.

Açıklamalı meal

119Yine burada mutluluğun zirvesinde yaşayıp susamayacak ve güneş sıcaklığından da etkilenmeyeceksiniz. Burası ferahlık ve rahatlık diyarıdır. İşte bu cennette yaşayın ve burada dilediğiniz yerden, dilediğiniz kadar yiyin için. Bu güzel yerde kalmak için, tek yapmanız gereken; meyvesini yemenizi yasakladığım şu ağaca yaklaşmamak dedik.

Ayet 120–121

2 ayet

Tâhâ 120

Tâhâ 121

فَوَسْوَسَ اِلَيْهِ الشَّيْطَانُ قَالَ يَٓا اٰدَمُ هَلْ اَدُلُّكَ عَلٰى شَجَرَةِ الْخُلْدِ وَمُلْكٍ لَا يَبْلٰى ۝١٢٠ فَاَكَلَا مِنْهَا فَبَدَتْ لَهُمَا سَوْاٰتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِنْ وَرَقِ الْجَنَّةِۘ وَعَصٰٓى اٰدَمُ رَبَّهُ فَغَوٰىۖ ۝١٢١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

120Fevesvese ileyhi-şşeyṭânü ḳâle yâ âdemü hel edüllüke ʿalâ şecerati-lḫuldi vemülkil lâ yeblâ.

Okunuş

121Feekelâ minhâ febedet lehümâ sevʾâtühümâ veṭafiḳâ yaḫṣifâni ʿaleyhimâ miv veraḳi-lcenneh. veʿaṣâ âdemü rabbehû fegavâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

120Ne var ki Şeytan Allah’ın yaklaşmayın dediği kötülüğü/günahı işlemeleri için vesvese verdi eğer bunu yaparsanız birer melek/melik veya burada kalıcı olanlardan olursunuz.

Türkçe Meal

121Nihayet her ikisi de şeytanın vesvesesine uyarak kötülüğü/günahı işlediler, yaptıklarının farkına varınca da yanlışlarını örtmeye başladılar.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

120Gerçek kendilerine bu kadar açıkça bildirilmişken, ne var ki şeytanlaşmış olan İblis, onların kalplerine vesvese verdi ve ilahi emre karşı gelmelerini sağlayıp şöyle fısıldadı: “Ey Âdem! İçinde bulunduğun cennet bâki, sen ise fânisin. Eğer burada sürekli kalmak istersen, sana ölümsüzlük ağacını ve yok olmayacak bir saltanatın yolunu göstereyim mi? Bakın sizi ölümsüz kılacak, işte şu yasak edilen ağaç ve meyvesi! Zaten Allah, bu yüzden onun meyvesinden yemenizi yasakladı dedi. Ve onları yasaklanmış ağaca yaklaştırıp, meyvesinden yemeye ikna etti.

Açıklamalı meal

121Şeytan, en büyük arzularından biri “ebedi yaşamak” olan insanın, bu zaafını iyi biliyordu. Âdem ve eşi bu cazip teklife daha fazla dayanamadılar. Böylece bu yasağı unutuverdiler ve o ağacın yasaklanmış meyvesinden yediler. Allah’ın emrettiği yasağı çiğneyince; içlerindeki suç işleme duygusu ortaya çıkmıştı. Onlar ebedi olup yok olmamak için suç işlemişlerdi. İşledikleri suçla Allah’ın hükmüne karşı çıkıp; arzularına göre hüküm verme aklı ve iradesi ortaya çıkmıştı. Allah’a verdikleri sözü hatırladılar. Yollarını şaşırarak İblise uydular ve Allah’ın yasasına aykırı davrandılar. Bunun üzerine gördükleri zaman birbirlerinden utanacakları edep yerleri kendilerine görünüverdi. O güne kadar fark etmedikleri cinsel güdülerini keşfetmişlerdi. Çıplak bir durumda şaşırıp kaldılar, pişmanlık ve utançla cennet yapraklarıyla üstlerini örtmeye başladılar. Böylece Âdem ve eşi unutarak bile olsa Rabbinin buyruğuna karşı geldi ve günaha girip çok büyük bir yanlış yapmış oldu. Ne yapacaklarını bilmeyerek korku içinde cennet ağaçlarının yaprakları arkasına gizlendiler. Sanki Allah onları orada göremeyecekti. Suçluluk duygusu o kadar ağır basmıştı ki ne yaptıklarını bilmiyorlar, yanlıştan yanlışa düşüyorlardı.

Ayet 122–123

2 ayet

Tâhâ 122

Tâhâ 123

ثُمَّ اجْتَبٰيهُ رَبُّهُ فَتَابَ عَلَيْهِ وَهَدٰى ۝١٢٢ قَالَ اهْبِطَا مِنْهَا جَم۪يعًا بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّۚ فَاِمَّا يَاْتِيَنَّكُمْ مِنّ۪ي هُدًى فَمَنِ اتَّبَعَ هُدَايَ فَلَا يَضِلُّ وَلَا يَشْقٰى ۝١٢٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

122Ŝümme-ctebâhü rabbühû fetâbe ʿaleyhi vehedâ.

Okunuş

123Ḳâle-hbiṭâ minhâ cemîʿam baʿḍuküm libaʿḍin ʿadüvv. feimmâ yeʾtiyenneküm minnî hüden femeni-ttebeʿa hüdâye felâ yeḍillü velâ yeşḳâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

122Adem Tövbe etti. Rabbi onu seçti ve onu doğru yola iletti.

Türkçe Meal

123Ve her ikisine de:
– Hepiniz, birbirinize düşman olarak inin oradan. Benim katımdan size bir doğru yol gösterici geldiğinde kim benim doğru yol kılavuzuma uyarsa o asla yolunu şaşırmayacak ve asla bedbaht olmayacak.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

122Fakat Allah’tan kaçış olmayacağını anlayan Âdem, İblis gibi kibre kapılıp günahında diretmedi. Aksine, tövbe ederek Rabbinden bağışlanma dileyip, pişmanlığını belirtti ve hatasını anlayıp yalvarmaya başladı. Bunun üzerine Rabbi onu peygamber olarak seçip tövbesini kabul buyurdu ve ona razı olduğu doğru yolu gösterdi. Yeniden Rahmetiyle arıtıp temizledi de seçkin kıldı. İnsan affedilmişti ama hazır bulduğu nimetin kıymetini bilemeyen bir yapısı vardı. Cenneti elde etmesi için emek harcaması, bedel ödemesi ve sonunda bir liyakat kazanması gerekiyordu.

Açıklamalı meal

123Ancak ilahi tavsiyeye uymadıklarından dolayı manevi yönden derece kaybettiklerini kendilerine bildirmek üzere onlara: “Şeytan ve sizler ilahi emri çiğnemekle hata ettiniz, artık cennette kalmayı hak etmiyorsunuz. Şimdiye kadar huzur ve mutluluk içinde yaşadığınız cennetten, birbirinize düşman olarak çıkın gidin. Artık imtihan dünyasındasınız, bedel ödemeniz, zahmet çekmeniz, gayret etmeniz gerekiyor. Size verilen ömür süresince yeryüzünde, düşmanınız olan şeytan ile mücadele edeceksiniz. Size benden hidayet rehberi gelir de kim o rehberime uyarsa o ne yolunu şaşırır ne de ahirette sıkıntı çeker. Bundan böyle sizlere gönderdiğim vahiylere uyup peygamberlerin izinden gidenler, dünya ve ahirette huzurlu bir yaşam süreceklerdir” diye buyurduk. Daha sonra Âdem ve Havva, işledikleri günahın cezasını çekmek için değil, asıl yaratılış gayeleri olan halifelik görevini yerine getirmek üzere cennetten çıkarılıp yeryüzüne gönderildiler. Çünkü zaten tövbeleri kabul edilmiş, suçları da bağışlanmıştı.

Ayet 124–126

3 ayet

Tâhâ 124

Tâhâ 125

Tâhâ 126

وَمَنْ اَعْرَضَ عَنْ ذِكْر۪ي فَاِنَّ لَهُ مَع۪يشَةً ضَنْكًا وَنَحْشُرُهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اَعْمٰى ۝١٢٤ قَالَ رَبِّ لِمَ حَشَرْتَن۪ٓي اَعْمٰى وَقَدْ كُنْتُ بَص۪يرًا ۝١٢٥ قَالَ كَذٰلِكَ اَتَتْكَ اٰيَاتُنَا فَنَس۪يتَهَاۚ وَكَذٰلِكَ الْيَوْمَ تُنْسٰى ۝١٢٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

124Vemen aʿraḍa ʿan ẕikrî feinne lehû meʿîşeten ḍankev venaḥşüruhû yevme-lḳiyâmeti aʿmâ.

Okunuş

125Ḳâle rabbi lime ḥaşertenî aʿmâ veḳad küntü beṣîrâ.

Okunuş

126Ḳâle keẕâlike etetke âyâtünâ fenesîtehâ. vekeẕâlike-lyevme tünsâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

124Ama kim de benim uyarı dolu zikrimden/Kuran’dan yüz çevirirse, kesinlikle ona sıkıntılı bir hayat vardır ve biz onu kıyamet gününde mahşere kör olarak getiririz.

Türkçe Meal

125O der ki:
– Rabbim niçin beni mahşere kör olarak getirdin? Oysa ben dünyada iken gören birisi idim

Türkçe Meal

126Allah:
– Evet, bu iş böyle, zira bizim ayetlerimiz sana geldiğinde sen onları umursamamış/hafife almıştın. İşte bugün de sen kale alınmayacaksın ve umursanmayacaksın. Der.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

124Ama kim de benim zikrim olan Kur’an-ı Kerim’den ve sınırlarını Allah’ın belirlediği hayat nizamından yüz çevirip, küfür ve kötülüğe yönelirse, onun için huzurdan yoksun ve endişe içinde sıkıntılı bir hayat vardır. Dünyadayken, hakikati gösteren onca delili görmezden gelip onlara kör kaldığı için kıyamet günü de onu ilahi gerçeklere kör olarak diriltiriz ve mahşer yerine kör olarak getiririz.

Açıklamalı meal

125O zaman da ilahi gerçeklere kör olarak getirdiğimiz kişi Bize: “Ey Rabbim! Beni niçin kör olarak dirilttin, oysa ben dünyada iken gözleri gören biriydim?” der.

Açıklamalı meal

126Allah da der ki: “ Doğrudur. Hatırlarsan, dünyadayken sana elçilerimizle beraber ayetlerimiz gelmişti de ayetlerimize kör gibi davranıp görmezden gelmiştin ve onları umursamayıp unutmuştun. Bugün de Allah’tan gelenlere yaptığın muamelenin aynısı sana yapılır. Sen işte bu şekilde hak ettiğin azaba götürülüp unutulacaksın. Ve sana rahmetimiz ulaşmayacak.”

Ayet 127–129

3 ayet

Tâhâ 127

Tâhâ 128

Tâhâ 129

وَكَذٰلِكَ نَجْز۪ي مَنْ اَسْرَفَ وَلَمْ يُؤْمِنْ بِاٰيَاتِ رَبِّه۪ۜ وَلَعَذَابُ الْاٰخِرَةِ اَشَدُّ وَاَبْقٰى ۝١٢٧ اَفَلَمْ يَهْدِ لَهُمْ كَمْ اَهْلَكْنَا قَبْلَهُمْ مِنَ الْقُرُونِ يَمْشُونَ ف۪ي مَسَاكِنِهِمْۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِاُو۬لِي النُّهٰى۟ ۝١٢٨ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِنْ رَبِّكَ لَكَانَ لِزَامًا وَاَجَلٌ مُسَمًّىۜ ۝١٢٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

127Vekeẕâlike neczî men esrafe velem yüʾmim biâyâti rabbih. veleʿaẕâbü-lʾâḫirati eşeddü veebḳâ.

Okunuş

128Efelem yehdi lehüm kem ehleknâ ḳablehüm mine-lḳurûni yemşûne fî mesâkinihim. inne fî ẕâlike leâyâtil liüli-nnühâ.

Okunuş

129Velevlâ kelimetün sebeḳat mir rabbike lekâne lizâmev veecelüm müsemmâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

127Biz, haddi aşan ve Rablerinin ayetlerine inanmayanları işte böyle cezalandırırız. Hele ahiret azabı daha şiddetli olacaktır.

Türkçe Meal

128Şimdi yurtlarında gezip dolaştıkları kendilerinden önce yaşamış nice nesilleri helak etmiş olmamız onların akıllarını başlarına getirmedi mi? Elbette bunda aklıselim sahipleri için alınacak nice ibretler vardır.

Türkçe Meal

129Eğer Rabbinden daha önce konulmuş bir yasa ve belirlenmiş bir süre olmasaydı onların işi çoktan bitirilirdi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

127İşte kendilerine bahşedilmiş olan akıl, güç, yetenek, sağlık, servet gibi nîmetleri kötü yolda kullanarak sınırı aşan ve kulaklarını tıkayıp duymazdan gelerek Rabbinin ayetlerine inanmayanları, malının mülkünün ve evladının hayrını görememek ve dünyada aradığı mutluluktan mahrum etmek gibi ruhsal bunalımlarla böyle cezalandırırız. Hiç şüpheniz olmasın ki böylelerinin ahiret azabı dünyadaki sıkıntılı hayatlarından çok daha şiddetli ve sürekli olacaktır. Oysa geçmişte doğru yoldan sapanların haline düşünüp bir baksalardı, belki de onların yaşadıkları sonu yaşamayacaklardı ve zalimlerinin sonunun hep aynı olduğunu göreceklerdi. Düşüncelerinde davranışlarında aşırıya gidip yasalarımıza karşı çıkan, yasalarımızı horlayarak sınırları aşanlar ve Allah’a karşı suç işleyerek akıllarını israf edenler, Hesap günü işte böyle cezalandırılır. Onlar kendilerini kandırmasınlar. Biz cezamızı çekip sonra cennete gideriz demesinler. Böyle bir şey yok. Cehenneme giden ateşte sürekli kalacaktır.

Açıklamalı meal

128Kendilerinden önce Ad ve Semud gibi nice büyük medeniyetleri ve güçlü toplumları helâk etmiş olmamız onları hâlâ yola getirmedi mi? Onların helak edilişlerinin sebeplerini hiç düşünmezler mi? Oysa kendileri de onların seyahat ve ticaret için kaldıkları yerlerde gezip dolaşıyorlar. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için o medeniyetlerin feci akıbetlerine dair nice dersler vardır. Hala görüp ibret almıyorlar mı? Bu kadar gerçeğe karşı hala yola gelmiyorlar mı?

Açıklamalı meal

129Günahkarların cezasının belli bir süreye kadar ertelenmesi hususunda eğer Rabbin tarafından önceden verilmiş ilâhi bir hüküm ve belirlenmiş bir süre olmasaydı, o müşrik ve kâfirlerin de diğer kavimler gibi bir azapla cezalandırılması kaçınılmaz olurdu. Fakat ilâhî hikmet, bu dünyanın bir mücâdele ve imtihân yurdu olmasını takdir etti. Onların bilmediği nedenlerden dolayı dünyada suç işleseler de yaşamalarına izin verdik. İstedik ki özgür iradeleriyle düşünüp akıl etsinler. Kendilerini düzeltip tövbe etsinler. Cezamızdan kurtulup cennete girsinler. Fakat bunu anlayacak olanlar aklıselim ve sağduyu sahibi kimselerdir.

Ayet 130

1 ayet

Tâhâ 130

فَاصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ غُرُوبِهَاۚ وَمِنْ اٰنَٓائِ الَّيْلِ فَسَبِّحْ وَاَطْرَافَ النَّهَارِ لَعَلَّكَ تَرْضٰى ۝١٣٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

130Faṣbir ʿalâ mâ yeḳûlûne vesebbiḥ biḥamdi rabbike ḳable ṭulûʿi-şşemsi veḳable gurûbihâ. vemin ânâi-lleyli fesebbiḥ veaṭrâfe-nnehâri leʿalleke terḍâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

130Sen onların söylediklerine sabret, güneşin doğuşundan ve batışından önce (namazla) Rabbini överek onun yüceliğini dillendir, gecenin bazı saatlerinde ve gündüzün iki ucunda da O’nun yüceliğini dillendir ki Rabbinin hoşnutluğuna eresin.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

130Ey Peygamber! Müşriklerin sana ne yaptıklarını biliyoruz. O halde peygamberliğini yalanlamalarına, sana şair, mecnun, kâhin, sihirbaz gibi yakıştırmalarda bulunmalarına ve Kur’an’ın ilahi vahiy oluşunu kabul etmemelerine aldırma. Onların sana ve davet ettiğin nizam ile ahlaka saldırarak yaptıkları eziyetlere ve gerçekleri inkâr edenlerin söylediklerine şimdilik sabret, Sabrını imanla, imanını da ibadetle beslemek, manevî halsizlik yaşamamak için güneşin doğmasından önce ve batmasından önce namaz kılıp ibadet ederek Rabbini hamd ile tesbih et. Rabbinin kudretini ve yüceliğini aklından çıkarma. Gecenin bazı saatlerinde ve gündüzün iki tarafında da yine namazla överek Rabbini yücelt. Bütün ibadetlerinde tevhidi esas al. Umulur ki hoşnut ve huzurlu olursun. Rabbinin huzuruna durduğunda ayetlerimizi oku. Rabbinin yasalarını hatırla ve yaptığın yapamadığın işlerin muhasebesini yap. Umulur ki Rabbinin huzurunda yapacağın muhasebe senin için güzel şeyler doğurur.

İlgili ayetler

Ayet 131

1 ayet

Tâhâ 131

وَلَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ اِلٰى مَا مَتَّعْنَا بِه۪ٓ اَزْوَاجًا مِنْهُمْ زَهْرَةَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا لِنَفْتِنَهُمْ ف۪يهِۜ وَرِزْقُ رَبِّكَ خَيْرٌ وَاَبْقٰى ۝١٣١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

131Velâ temüddenne ʿayneyke ilâ mâ mettaʿnâ bihî ezvâcem minhüm zehrate-lḥayâti-ddünyâ lineftinehüm fîh. verizḳu rabbike ḫayruv veebḳâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

131Onlardan bir kısmına sırf sınamak için verdiğimiz dünya hayatının aldatıcı görkemine gıpta etme zira Rabbinin sana verdiği nimetler daha hayırlı ve daha kalıcıdır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

131Resulüm! Kendilerini imtihan etmek için müşriklerden bir kısmına geçici olarak yararlandırdığımız dünya hayatının mal, mülk, makam, evlat gibi göz kamaştırıcı süslerine lükse ve gösterişe gözünü dikip verdiğimiz imkânlara sakın imrenme. Bu nimetleri elde etme adına, Allah yolunda göstermen gereken fedakârlığı sekteye uğratmayasın. Hak ve adâletin egemen olması için de verdiğin mücadelede, bir an olsun gevşekliğe düşme. Rabbinin sana vereceği helal ve temiz nimetler, az bile olsa, insanı yoldan çıkaran her türlü dünyalıktan hem daha hayırlı hem de daha devamlı ve kalıcıdır. Onların dünyada kazandıkları her şey dünyada kalır. Sadece yaptıklarının ateşi hesap gününe gelir.

İlgili ayetler

Ayet 132

1 ayet

Tâhâ 132

وَاْمُرْ اَهْلَكَ بِالصَّلٰوةِ وَاصْطَبِرْ عَلَيْهَاۜ لَا نَسْـَٔلُكَ رِزْقًاۜ نَحْنُ نَرْزُقُكَۜ وَالْعَاقِبَةُ لِلتَّقْوٰى ۝١٣٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

132Veʾmür ehleke biṣṣalâti vaṣṭabir ʿaleyhâ. lâ nesʾelüke rizḳâ. naḥnü nerzüḳuk. velʿâḳibetü littaḳvâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

132Ailene namaz kılmayı emret. Sen de onun üzerinde kararlı ol! Zira biz senden rızık istemiyoruz çünkü seni biz rızıklandırıyoruz. Mutlu son sakınan ve korunanlarındır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

132Ey Peygamber! Her mü’mine şunu söyle. Ailene ve ümmetine namazı sevdir, onun hikmetlerini anlat. İstenen kıvama geldikten sonra da namaz kılmalarını emret. Bıkıp usanmadan, bu görevine dikkat et. Ailen de Rabbinin huzurunda bilgisini, bilincini artırıp günlük muhasebesini yapsın. Kendin de namaza sabırla devam et ve tebliğ çabalarında karşılaşacağın güçlüklere karşı sabırlı ol. Rızık peşinde koşacağım diye namazı ihmal etme. Biz senden yalnızca rızık peşinde koşmanı istemiyoruz. Dünya telaşına kapılıp kendini kaybetme! Aksine seni hem maddî hem de manevî olarak biz rızıklandırıyoruz. Onun için rızık peşinde koşarken dünya meşgalelerine dalıp da, Rabbinin huzurunda durmayı unutanlardan olma! En hayırlı ve başarılı sonuç, iman edip dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koyarak, kötülüklerden titizlikle sakınan takva sahiplerinindir. Unutmayın ki mutluluk, adalet ve huzura, ancak Allah merkezli bir hayat yaşamakla ulaşılabilir. Biz her türlü ihtiyaçtan uzak olduğumuza göre, bu tür yükümlülükleri yalnızca insanların kendi yararları için emretmekteyiz. O hâlde, sakın Allah’a kulluğu terk etme; Bil ki ahiret hayatın için güzel sonuç, dünyada yaşarken Rabbinin yasalarımıza uyarak yaşamandır.

Ayet 133

1 ayet

Tâhâ 133

وَقَالُوا لَوْلَا يَاْت۪ينَا بِاٰيَةٍ مِنْ رَبِّه۪ۜ اَوَلَمْ تَاْتِهِمْ بَيِّنَةُ مَا فِي الصُّحُفِ الْاُولٰى ۝١٣٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

133Veḳâlû levlâ yeʾtînâ biâyetim mir rabbih. evelem teʾtihim beyyinetü mâ fi-ṣṣuḥufi-lʾûlâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

133Bir de kalkıp bize “Rabbinden bir ayet/belge getirmeli değil miydi?” diyorlar. Hâlbuki öncekilere dair Kuran’dan açık ayetler/belgeler onlara gelmedi mi?

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

133Mazeretleri bitip tükenme bilmeyen İnkârcı müşrikler bütün bu gerçeklere rağmen “O Muhammed ben peygamberim” diyor ama, bize Rabbinden bir mucize getirmesi gerekmez miydi?” dediler. Peki Onlara önceki Tevrat ve İncil gibi kitaplarda bulunan Son Peygamberin geleceğine dair açık delilleribarındıran Kur’an gelmedi mi? Sizden öncekilerin mucizelerle uyarılmalarına rağmen, daveti reddetmeleri sebebi ile nasıl helak edildiklerini Kur’an size anlatmıyor mu? Hidayet ve istikamet bulmak için Kur’an yeterli sayılmadı mı? Sanki önceden gelen ayetlere inandılar? Sanki senden önce gelen kitaplardaki ayetlere inandılar? Onlara sor; “Daha önce kitap gönderilen toplumlar onlara kitabımızdan haber vermediler mi? Hala neyin peşindeler? Hala neyin ayetini bekliyorlar?” Rabbin onların arzularına göre ayet göndermez. Rabbin kime ne zaman neyi göndereceğini bilir. Hâlâ böyle düşünmeye nasıl devam edebiliyorlar? Sanıyorlar ki Rabbin nasıl bir ayet göndereceğini onlara soracak! Böyle bir şeye nasıl inanırlar? Bilsinler ki Rabbin kime ne zaman nasıl ayet göndereceğini onlara sormaz. O hâlde, artık hiç kimsenin iman etmemek için bir mazereti kalmamıştır.

İlgili ayetler

Ayet 134

1 ayet

Tâhâ 134

وَلَوْ اَنَّٓا اَهْلَكْنَاهُمْ بِعَذَابٍ مِنْ قَبْلِه۪ لَقَالُوا رَبَّنَا لَوْلَٓا اَرْسَلْتَ اِلَيْنَا رَسُولًا فَنَتَّبِعَ اٰيَاتِكَ مِنْ قَبْلِ اَنْ نَذِلَّ وَنَخْزٰى ۝١٣٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

134Velev ennâ ehleknâhüm biʿaẕâbim min ḳablihî leḳâlû rabbenâ levlâ erselte ileynâ rasûlen fenettebiʿa âyâtike min ḳabli en neẕille venaḫzâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

134Eğer biz onları, kitap göndermeden önce helak etmiş olsaydık kesinlikle şunu derlerdi: -Rabbimiz! Biz böyle rezil rüsva olmadan önce bize bir elçi gönderseydin de senin ayetlerine uysaydık olmaz mıydı diyeceklerdi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

134Kaldı ki biz müşrikleri büyük mucizelerle değil, akıllarına hitap eden Kur’an delilleriyle,a elçimize iman etmeye çağıyoruz. Eğer onları peygamber göndermeden daha önce işledikleri günahlardan dolayı bir azapla helak edecek olsaydık mazeretleri hazırdı. Mutlaka: “Rabbimiz! Bize bir peygamber gönderseydin de ona inansaydık, aşağılık ve rezil olmadan önce de senin ayetlerine uysaydık” derlerdi. Bunun için Rabb’in, halkı ilâhî uyarılardan habersiz olan hiçbir ülkeyi, onlara doğru yolu gösteren uyarıcılar göndermeden öyle haksız yere helâk edecek değildir.

Ayet 135

1 ayet

Tâhâ 135

قُلْ كُلٌّ مُتَرَبِّصٌ فَتَرَبَّصُواۚ فَسَتَعْلَمُونَ مَنْ اَصْحَابُ الصِّرَاطِ السَّوِيِّ وَمَنِ اهْتَدٰى ۝١٣٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

135Ḳul küllüm müterabbiṣun feterabbeṣû. fesetaʿlemûne men aṣḥâbu-ṣṣirâṭi-sseviyyi vemeni-htedâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

135De ki: -Herkes hak ettiği akıbeti beklemektedir, öyleyse siz de bekleyin. Yakın bir gelecekte kimlerin doğru yolun yolcusu olduğu ve umduklarına kavuşanların da kimler olduğunu öğreneceksiniz.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

135Ey Resûlüm! Sen, bütün bunlara rağmen, yine de mazeret üreterek inkârcılıkta direten ve kendilerine anlattığın ahiret vaadini ciddiye almayan insanlara de ki: Allah adına yapmakta olduğum davet, size ulaşmışken, onun kıymetini bilin ve unutmayın. Herkes gelecek adına kendisi için ne olacağını ve işin sonunu ümitle bekliyor ve hak ettiği ile karşılaşacaktır. Öyleyse siz de bekleyin bakalım. Gün gelecek, şimdi sahip olduğunuz saltanat sona erecek ve yakında anlayacaksınız. Doğru yolun yolcuları kimmiş! Hidayette olan kimmiş günü gelince öğreneceksiniz. Sizler Allah’ın yoluna uymamak için sürekli bahane üreten bir toplumsunuz.

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Meryem, sonra Vâkı’a indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla