Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ الْحَجِّ مَكِّيَّةٌ آيَاتُهَا ٧٨

Hac Sûresi - Mustafa Çevik Meali (Ayetler Konu Bütünlüğü İçinde)

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça

Birlikte anlatılan ayetler gruplar hâlinde: her grubun Arapçası, okunuşu ve meali bir arada. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Hac 1–4

4 ayet

يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْۚ اِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَيْءٌ عَظ۪يمٌ ۝١ يَوْمَ تَرَوْنَهَا تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّٓا اَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وَتَرَى النَّاسَ سُكَارٰى وَمَا هُمْ بِسُكَارٰى وَلٰكِنَّ عَذَابَ اللّٰهِ شَد۪يدٌ ۝٢ وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يُجَادِلُ فِي اللّٰهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّبِعُ كُلَّ شَيْطَانٍ مَر۪يدٍۙ ۝٣ كُتِبَ عَلَيْهِ اَنَّهُ مَنْ تَوَلَّاهُ فَاَنَّهُ يُضِلُّهُ وَيَهْد۪يهِ اِلٰى عَذَابِ السَّع۪يرِ ۝٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Yâ eyyühe-nnâsü-tteḳû rabbeküm. inne zelzelete-ssâʿati şeyʾün ʿażîm.

Okunuş

2Yevme teravnehâ teẕhelü küllü mürḍiʿatin ʿammâ erḍaʿat vetedeʿu küllü ẕâti ḥamlin ḥamlehâ vetera-nnâse sükârâ vemâ hüm bisükârâ velâkinne ʿaẕâbe-llâhi şedîd.

Okunuş

3Vemine-nnâsi mey yücâdilü fi-llâhi bigayri ʿilmiv veyettebiʿu külle şeyṭânim merîd.

Okunuş

4Kütibe ʿaleyhi ennehû men tevellâhü feennehû yüḍillühû veyehdîhi ilâ ʿaẕâbi-sseʿîr.

Ayet 1–4

Ey insanlar! Sizi yaratıp bunca nimetlerle donatan Allah’tan başka ilah edinmeden O’na karşı sorumluluğunuzu yerine getirin. Böylece Son Saat’in çok korkunç olacak sarsıntısının azabından kendinizi koruyun.

O Günün dehşetinden yavrusunu emzirmekte olan anne, kucağındakinin çocuğu olduğunu unutup, onu fırlatıp kendini kurtarmanın derdine düşer, hamile kadın karnındakini düşürür. İnsanların, O Gün sarhoş olmadıkları halde ne yaptıklarını bilmez sarhoşlar gibi kendilerini kaybettiklerini görürsün fakat cehennemdeki azap bundan çok daha korkunç olacak, zira Allah’ın azabı çok şiddetlidir.

Hal böyleyken, insanların bir kısmı hiçbir bilgiye sahip olmadıkları halde, Allah hakkında tartışıp ileri geri konuşuyor ve kibirlenip azgınlaşmış şeytanın ve şeytanlaşmış kimselerin daveti olan hayat nizamlarını yaşamaya yöneliyorlar.

Gerçek şu ki böyleleri, kendileri ile birlikte, kendilerini dost edinenleri de cehenneme sürükleyecektir.

Hac 5–6

2 ayet

يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنْ كُنْتُمْ ف۪ي رَيْبٍ مِنَ الْبَعْثِ فَاِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ مِنْ مُضْغَةٍ مُخَلَّقَةٍ وَغَيْرِ مُخَلَّقَةٍ لِنُبَيِّنَ لَكُمْۜ وَنُقِرُّ فِي الْاَرْحَامِ مَا نَشَٓاءُ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى ثُمَّ نُخْرِجُكُمْ طِفْلًا ثُمَّ لِتَبْلُغُٓوا اَشُدَّكُمْۚ وَمِنْكُمْ مَنْ يُتَوَفّٰى وَمِنْكُمْ مَنْ يُرَدُّ اِلٰٓى اَرْذَلِ الْعُمُرِ لِكَيْلَا يَعْلَمَ مِنْ بَعْدِ عِلْمٍ شَيْـًٔاۜ وَتَرَى الْاَرْضَ هَامِدَةً فَاِذَٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْهَا الْمَٓاءَ اهْتَزَّتْ وَرَبَتْ وَاَنْبَتَتْ مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَه۪يجٍ ۝٥ ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ هُوَ الْحَقُّ وَاَنَّهُ يُحْيِ الْمَوْتٰى وَاَنَّهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌۙ ۝٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

5Yâ eyyühe-nnâsü in küntüm fî raybim mine-lbaʿŝi feinnâ ḫalaḳnâküm min türâbin ŝümme min nuṭfetin ŝümme min ʿaleḳatin ŝümme mim muḍgatim müḫalleḳativ vegayri müḫalleḳatil linübeyyine leküm. venüḳirru fi-lʾerḥâmi mâ neşâü ilâ ecelim müsemmen ŝümme nuḫricüküm ṭiflen ŝümme liteblügû eşüddeküm. veminküm mey yüteveffâ veminküm mey yüraddü ilâ erẕeli-lʿumüri likeylâ yaʿleme mim baʿdi ʿilmin şeyʾâ. vetera-lʾarḍa hâmideten feiẕâ enzelnâ ʿaleyhe-lmâe-htezzet verabet veembetet min külli zevcim behîc.

Okunuş

6Ẕâlike bienne-llâhe hüve-lḥaḳḳu veennehû yuḥyi-lmevtâ veennehû ʿalâ külli şeyʾin ḳadîr.

Ayet 5–6

Ey insanlar! Öldükten sonra tekrar diriltileceğiniz konusunda şüphe içindeyseniz, iyi bilin ki, Biz sizi önce topraktan sonra bir damla döl suyundan, sonra onu rahim duvarına yapıştırdığımız döllenmiş yumurtadan, daha sonra onu bir et parçasına dönüştürüp gelişimini süreç içinde olgunlaştırarak yarattık. Bununla size Allah’ın ilminin, kudretinin sınırsız yüceliğini bildiriyoruz ki, ölümünüzden sonra da sizi kolayca diriltmeye kâdir olduğumuzu anlayabilesiniz. Derken dünyaya gelmesini dilediğimizi belirlediğimiz bir süreye kadar ana rahminde tutarız, sonra onu bir bebek olarak dünyaya getiririz ve olgunluk çağına ulaştırırız. Kimilerinize ölüm erken yaşlarda tattırılır, kimilerinize ise düşkünlük çağı olan ihtiyarlıkta... İhtiyarlık çağına erişenler daha önce bildiklerini bilemez, hatırlayamaz duruma gelirler.

Ölüm sonrasında nasıl diriltileceğinizle ilgili bir de dönüp yeryüzünü kupkuru haldeyken yağdırdığımız yağmurla nasıl canlandırıp kabarttığımıza, binbir çeşit bitkiyi orada nasıl yarattığımıza bakarak düşünün. Bütün bunlar Allah’ı layıkıyla kavramak isteyenlere, yaratmaya ve öldükten sonra diriltmeye de kâdir olanın, yalnız Allah olduğunu apaçık göstermektedir.

Allah yaratan, yarattıklarının tek ve gerçek Rabbi (sahibi), nizamlarını kuran tek ilahtır.

Hac 7–10

4 ayet

وَاَنَّ السَّاعَةَ اٰتِيَةٌ لَا رَيْبَ ف۪يهَاۙ وَاَنَّ اللّٰهَ يَبْعَثُ مَنْ فِي الْقُبُورِ ۝٧ وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يُجَادِلُ فِي اللّٰهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَلَا هُدًى وَلَا كِتَابٍ مُن۪يرٍۙ ۝٨ ثَانِيَ عِطْفِه۪ لِيُضِلَّ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِۜ لَهُ فِي الدُّنْيَا خِزْيٌ وَنُذ۪يقُهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ عَذَابَ الْحَر۪يقِ ۝٩ ذٰلِكَ بِمَا قَدَّمَتْ يَدَاكَ وَاَنَّ اللّٰهَ لَيْسَ بِظَلَّامٍ لِلْعَب۪يدِ۟ ۝١٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

7Veenne-ssâʿate âtiyetül lâ raybe fîhâ veenne-llâhe yebʿaŝü men fi-lḳubûr.

Okunuş

8Vemine-nnâsi mey yücâdilü fi-llâhi bigayri ʿilmiv velâ hüdev velâ kitâbim münîr.

Okunuş

9Ŝâniye ʿiṭfihî liyüḍille ʿan sebîli-llâh. lehû fi-ddünyâ ḫizyüv venüẕîḳuhû yevme-lḳiyâmeti ʿaẕâbe-lḥarîḳ.

Okunuş

10Ẕâlike bimâ ḳaddemet yedâke veenne-llâhe leyse biżallâmil lilʿabîd.

Ayet 7–10

Ey insanlar! Hiç şüpheniz olmasın, Son Saat mutlaka gelip çatacak ve Allah, toprağa karışmış herkesi diriltip kaldıracak, hesabı ile yüz yüze getirecektir. Birçokları Kur’an ile bildirilenlere rağmen ellerinde de doğru yolu gösterecek başka bir kitapları olmadığı halde, bilgisizce tartışıp durmakta ve başkalarını da davetten uzak tutmaya çalışmaktalar. Bunlar dünya hayatlarında rezil rüsvay olarak yaşayacak, Kıyamet ve Hesap Günü de yakıp kavurucu bir azaba mahkûm edilecekler.

O Gün onlara “Bu ceza sizin kendi seçiminizle, önden gönderip hak ettiklerinizin karşılığıdır, yoksa Allah kullarına asla haksızlık etmez” denilecek.

Hac 11–13

3 ayet

وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَعْبُدُ اللّٰهَ عَلٰى حَرْفٍۚ فَاِنْ اَصَابَهُ خَيْرٌۨ اطْمَاَنَّ بِه۪ۚ وَاِنْ اَصَابَتْهُ فِتْنَةٌۨ انْقَلَبَ عَلٰى وَجْهِه۪۠ خَسِرَ الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةَۜ ذٰلِكَ هُوَ الْخُسْرَانُ الْمُب۪ينُ ۝١١ يَدْعُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا يَضُرُّهُ وَمَا لَا يَنْفَعُهُۜ ذٰلِكَ هُوَ الضَّلَالُ الْبَع۪يدُ ۝١٢ يَدْعُوا لَمَنْ ضَرُّهُٓ اَقْرَبُ مِنْ نَفْعِه۪ۜ لَبِئْسَ الْمَوْلٰى وَلَبِئْسَ الْعَش۪يرُ ۝١٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

11Vemine-nnâsi mey yaʿbüdü-llâhe ʿalâ ḥarf. fein eṣâbehû ḫayrun-ṭmeenne bih. vein eṣâbethü fitnetün-nḳalebe ʿalâ vechih. ḫasira-ddünyâ velʾâḫirah. ẕâlike hüve-lḫusrânü-lmübîn.

Okunuş

12Yedʿû min dûni-llâhi mâ lâ yeḍurruhû vemâ lâ yenfeʿuh. ẕâlike hüve-ḍḍalâlü-lbeʿîd.

Okunuş

13Yedʿû lemen ḍarruhû aḳrabü min nefʿih. lebiʾse-lmevlâ velebiʾse-lʿaşîr.

Ayet 11–13

İnsanlar içinde öyleleri de var ki Allah’ın davetine iman ettik demelerine rağmen iman, şirk ve küfür arasında kararsız bir biçimde Allah’a ibadet ve itaat ederler. Mü’min gözükmekle dünyevi bir fayda elde edeceklerse mü’min gözükürler fakat bir zorlukla, sıkıntıyla sınandıklarında ise, hemen inanıp iman ettik dediklerinden vazgeçerler. Böyleleri hem dünya hem de âhiret hayatlarında kaybedenlerdir, işte gerçek hüsran da budur.

Bunlar sıkıntılarından kurtulmak için, Allah’ın davetine sarılıp, çareyi O’nun yardımında aramak yerine kendilerine hiçbir yararı dokunmayan, başlarına gelen sıkıntıdan onları kurtarmaya güçleri yetmeyen kimselerden yardım beklerler. Oysa yardımına başvurduklarından fayda yerine zarar görür, sapıklıkları da büsbütün artar.

Hac 14

1 ayet

اِنَّ اللّٰهَ يُدْخِلُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ اِنَّ اللّٰهَ يَفْعَلُ مَا يُر۪يدُ ۝١٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

14İnne-llâhe yüdḫilü-lleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti cennâtin tecrî min taḥtihe-lʾenhâr. inne-llâhe yefʿalü mâ yürîd.

Ayet 14

Allah’ın daveti olan hayat nizamı ile yaşamak uğrunda canla başla gayret edenleri de Allah, içlerinden ırmaklar akan cennetlerde nimetlerle ödüllendirecek. Allah vaadini mutlaka gerçekleştirir.

İlgili ayetler

Hac 15

1 ayet

مَنْ كَانَ يَظُنُّ اَنْ لَنْ يَنْصُرَهُ اللّٰهُ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ فَلْيَمْدُدْ بِسَبَبٍ اِلَى السَّمَٓاءِ ثُمَّ لْيَقْطَعْ فَلْيَنْظُرْ هَلْ يُذْهِبَنَّ كَيْدُهُ مَا يَغ۪يظُ ۝١٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

15Men kâne yeżunnü el ley yenṣurahü-llâhü fi-ddünyâ velʾâḫirati felyemdüd bisebebin ile-ssemâi ŝümme liyaḳṭaʿ felyenżur hel yüẕhibenne keydühû mâ yegîż.

Ayet 15

Her kim de, Allah’ın dünyada ve âhirette kendisine yardım edeceğinden şüphe içinde yaşıyor ve Allah’a güvenmiyorsa, göğe yükselip de orada kendine yardım edecek birilerini arasın. Bu da mümkün olmayacağına göre, insanın Allah’tan başka dost ve yardımcısının olamayacağı gerçeğine dönsün.

İlgili ayetler

Hac 16

1 ayet

وَكَذٰلِكَ اَنْزَلْنَاهُ اٰيَاتٍ بَيِّنَاتٍۙ وَاَنَّ اللّٰهَ يَهْد۪ي مَنْ يُر۪يدُ ۝١٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

16Vekeẕâlike enzelnâhü âyâtim beyyinâtiv veenne-llâhe yehdî mey yürîd.

Ayet 16

Biz bu Kur’an’ı, insanlar Allah’ı layıkıyla tanısınlar diye misallerle, dersler çıkarılacak, delil ve bilgilerle apaçık âyetler olarak indirdik.

Kâinat ve hayat gerçeğini anlamak ve nasıl yaşamak gerektiğini öğrenmek isteyeni, Allah Kur’an ile doğru olana kavuşturur.

İlgili ayetler

Hac 17

1 ayet

اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَالَّذ۪ينَ هَادُوا وَالصَّابِـ۪ٔينَ وَالنَّصَارٰى وَالْمَجُوسَ وَالَّذ۪ينَ اَشْرَكُواۗ اِنَّ اللّٰهَ يَفْصِلُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَه۪يدٌ ۝١٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

17İnne-lleẕîne âmenû velleẕîne hâdû veṣṣâbiʾîne venneṣârâ velmecûse velleẕîne eşrakû. inne-llâhe yefṣilü beynehüm yevme-lḳiyâmeh. inne-llâhe ʿalâ külli şeyʾin şehîd.

Ayet 17

Allah, Kıyamet ve Hesap Günü iman edenlerle; müşrikler, Yahudiliği, Sâbiliği (yıldıza tapanlar), Hıristiyan ve Mecusiliği seçip de yaşamış olanlar hakkında hükmünü verecek. Allah herkesin seçiminin şahididir.

İlgili ayetler

Hac 18

1 ayet

اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يَسْجُدُ لَهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ وَالشَّمْسُ وَالْقَمَرُ وَالنُّجُومُ وَالْجِبَالُ وَالشَّجَرُ وَالدَّوَٓابُّ وَكَث۪يرٌ مِنَ النَّاسِۜ وَكَث۪يرٌ حَقَّ عَلَيْهِ الْعَذَابُۜ وَمَنْ يُهِنِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ مُكْرِمٍۜ اِنَّ اللّٰهَ يَفْعَلُ مَا يَشَٓاءُ ۝١٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

18Elem tera enne-llâhe yescüdü lehû men fi-ssemâvâti vemen fi-lʾarḍi veşşemsü velḳameru vennücûmü velcibâlü veşşeceru veddevâbbü vekeŝîrum mine-nnâs. vekeŝîrun ḥaḳḳa ʿaleyhi-lʿaẕâb. vemey yühini-llâhü femâ lehû mim mükrim. inne-llâhe yefʿalü mâ yeşâ.

Ayet 18

Ey insanlar! Gökler, yer ve aralarında olan her şeyin, güneşin, ayın, yıldızların, dağların, ağaçların, hayvanların, canlı cansız ne varsa hepsinin, Allah’ın kendileri için kurduğu nizamların yasalarına tabi olarak birbirleriyle uyum içinde görevlerini yerine getirdiklerini (secde ettiklerini) görüp, düşünüp de içinizden mü’min olmayı seçenler olduğu gibi, birçoğu da bunlara sırt dönüp müşrik ve kâfir olmayı seçip azabı hak etmişlerdir. Bu sebeple, alçaltılıp hor ve hakir düşürülmeyi hak edenleri, dünyada ve âhirette düştükleri bu durumdan kurtaracak kimse yoktur. Allah dilediğini yapmaya kâdirdir.

Hac 19–22

4 ayet

هٰذَانِ خَصْمَانِ اخْتَصَمُوا ف۪ي رَبِّهِمْۘ فَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا قُطِّعَتْ لَهُمْ ثِيَابٌ مِنْ نَارٍۜ يُصَبُّ مِنْ فَوْقِ رُؤُ۫سِهِمُ الْحَم۪يمُۚ ۝١٩ يُصْهَرُ بِه۪ مَا ف۪ي بُطُونِهِمْ وَالْجُلُودُۜ ۝٢٠ وَلَهُمْ مَقَامِعُ مِنْ حَد۪يدٍ ۝٢١ كُلَّمَٓا اَرَادُٓوا اَنْ يَخْرُجُوا مِنْهَا مِنْ غَمٍّ اُع۪يدُوا ف۪يهَا وَذُوقُوا عَذَابَ الْحَر۪يقِ۟ ۝٢٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

19Hâẕâni ḫaṣmâni-ḫteṣamû fî rabbihim. felleẕîne keferû ḳuṭṭiʿat lehüm ŝiyâbüm min nârin. yüṣabbü min fevḳi ruûsihimü-lḥamîm.

Okunuş

20Yuṣheru bihî mâ fî büṭûnihim velcülûd.

Okunuş

21Velehüm meḳâmiʿu min ḥadîd.

Okunuş

22Küllemâ erâdû ey yaḫrucû minhâ min gammin üʿîdû fîhâ veẕûḳû ʿaẕâbe-lḥarîḳ.

Ayet 19–22

Yalnız Allah’ı rab ve ilah kabul edenler ile O’ndan başkasını rab ve ilah edinenler arasında, hakkın mı yoksa bâtılın mı hükmedeceği hususunda her zaman ve her yerde bir çatışma vardır. Allah’ın davetine başkaldıranlara cehennemde ateşten elbiseler giydirilecek, başlarından kaynar sular dökülecektir. Derileri ve iç organları eriyip çürüyecek; demir topuzlar ve kırbaçlarla azap göreceklerdir. Bu dayanılmaz azaptan kaçmaya her yeltendiklerinde geri itilecek ve kendilerine, ‘Buradan çıkış yok, boşuna çırpınmayın!’ denecektir.

Hac 23–24

2 ayet

اِنَّ اللّٰهَ يُدْخِلُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ يُحَلَّوْنَ ف۪يهَا مِنْ اَسَاوِرَ مِنْ ذَهَبٍ وَلُؤْلُؤً۬اۜ وَلِبَاسُهُمْ ف۪يهَا حَر۪يرٌ ۝٢٣ وَهُدُٓوا اِلَى الطَّيِّبِ مِنَ الْقَوْلِۗ وَهُدُٓوا اِلٰى صِرَاطِ الْحَم۪يدِ ۝٢٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

23İnne-llâhe yüdḫilü-lleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti cennâtin tecrî min taḥtihe-lʾenhâru yüḥallevne fîhâ min esâvira min ẕehebiv velüʾlüâ. velibâsühüm fîhâ ḥarîr.

Okunuş

24Vehüdû ile-ṭṭayyibi mine-lḳavl. vehüdû ilâ ṣirâṭi-lḥamîd.

Ayet 23–24

Allah, İslamî hayat nizamını hakim kılmak için canla başla gayret edenleri ise içlerinden ırmaklar akan nimetler yurdu cennetlere yerleştirecek, onlara altın ve incilerle bezenmiş ipekten elbiseler giydirilecek. Yapılan bu ikramların sebebi, Allah’ın davetine kulak verip fıtratlarına uygun olanı seçmeleridir.

Hac 25

1 ayet

اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَيَصُدُّونَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالْمَسْجِدِ الْحَرَامِ الَّذ۪ي جَعَلْنَاهُ لِلنَّاسِ سَوَٓاءًۨ الْعَاكِفُ ف۪يهِ وَالْبَادِۜ وَمَنْ يُرِدْ ف۪يهِ بِاِلْحَادٍ بِظُلْمٍ نُذِقْهُ مِنْ عَذَابٍ اَل۪يمٍ۟ ۝٢٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

25İnne-lleẕîne keferû veyeṣuddûne ʿan sebîli-llâhi velmescidi-lḥarâmi-lleẕî ceʿalnâhü linnâsi sevâeni-lʿâkifü fîhi velbâd. vemey yürid fîhi biilḥâdim biżulmin nüẕiḳhü min ʿaẕâbin elîm.

Ayet 25

Allah’ın davetinden yüz çeviren ve başkalarını da davetten uzaklaştırmaya çalışan, bu da yetmezmiş gibi Kâbe’yi de İslâm nizam ve ahlakının öğrenildiği yer olmaktan çıkaran ve oraya gelenlere engel olmaya çalışanlar iyi bilsinler ki, cehennemde çok çetin bir azap onları beklemektedir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

25Bakara 217

Hac 26–29

4 ayet

وَاِذْ بَوَّاْنَا لِاِبْرٰه۪يمَ مَكَانَ الْبَيْتِ اَنْ لَا تُشْرِكْ ب۪ي شَيْـًٔا وَطَهِّرْ بَيْتِيَ لِلطَّٓائِف۪ينَ وَالْقَٓائِم۪ينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ ۝٢٦ وَاَذِّنْ فِي النَّاسِ بِالْحَجِّ يَاْتُوكَ رِجَالًا وَعَلٰى كُلِّ ضَامِرٍ يَاْت۪ينَ مِنْ كُلِّ فَجٍّ عَم۪يقٍۙ ۝٢٧ لِيَشْهَدُوا مَنَافِعَ لَهُمْ وَيَذْكُرُوا اسْمَ اللّٰهِ ف۪ٓي اَيَّامٍ مَعْلُومَاتٍ عَلٰى مَا رَزَقَهُمْ مِنْ بَه۪يمَةِ الْاَنْعَامِۚ فَكُلُوا مِنْهَا وَاَطْعِمُوا الْبَٓائِسَ الْفَق۪يرَۘ ۝٢٨ ثُمَّ لْيَقْضُوا تَفَثَهُمْ وَلْيُوفُوا نُذُورَهُمْ وَلْيَطَّوَّفُوا بِالْبَيْتِ الْعَت۪يقِ ۝٢٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

26Veiẕ bevveʾnâ liibrâhîme mekâne-lbeyti el lâ tüşrik bî şeyʾev veṭahhir beytiye liṭṭâifîne velḳâimîne verrukkeʿi-ssücûd.

Okunuş

27Veeẕẕin fi-nnâsi bilḥacci yeʾtûke ricâlev veʿalâ külli ḍâmiriy yeʾtîne min külli feccin ʿamîḳ.

Okunuş

28Liyeşhedû menâfiʿa lehüm veyeẕkürü-sme-llâhi fî eyyâmim maʿlûmâtin ʿalâ mâ razeḳahüm mim behîmeti-lʾenʿâm. fekülû minhâ veaṭʿimü-lbâise-lfeḳîr.

Okunuş

29Ŝümme liyaḳḍû tefeŝehüm velyûfû nüẕûrahüm velyeṭṭavvefû bilbeyti-lʿatîḳ.

Ayet 26–29

Biz inşa edip ihya etmesi için İbrahim’e Kâbe’nin yerini gösterdiğimizde, ona şöyle buyurmuştuk: “Buraya gelenlerin öğrenmesi gereken hakikat, yeryüzünde kurallarını Allah’ın belirlediği bir nizam kurup onun ahlakıyla yaşamak olmalıdır. Kıyam edip, rükû ve secde ile Allah’a ibadet ederek teslim olmaya gelenler için Kâbe’yi şirkten, küfürden ve her türlü maddi manevi kirden uzak tutun. İnsanları hacca davet edip, Kâbe’nin bu vasıflarını duyur ve onu haccetmek için yaya ya da binekleriyle, uzaklardan gelsinler. Gelenler de kendilerine doğru yolu gösterdiği için Allah’a şükür maksadı ile belli günlerde üzerlerine Allah’ın adını anarak kurbanlarını kessinler. Bu kurbanların etinden hem kendileri yesin hem de darlık içindeki ihtiyaç sahiplerine ikram etsinler. Sonra da hac için uymak zorunda oldukları yasaklara son verip Kâbe’yi tavaf ederek ibadetlerini yerine getirsinler.”

Hac 30–31

2 ayet

ذٰلِكَۗ وَمَنْ يُعَظِّمْ حُرُمَاتِ اللّٰهِ فَهُوَ خَيْرٌ لَهُ عِنْدَ رَبِّه۪ۜ وَاُحِلَّتْ لَكُمُ الْاَنْعَامُ اِلَّا مَا يُتْلٰى عَلَيْكُمْ فَاجْتَنِبُوا الرِّجْسَ مِنَ الْاَوْثَانِ وَاجْتَنِبُوا قَوْلَ الزُّورِۙ ۝٣٠ حُنَفَٓاءَ لِلّٰهِ غَيْرَ مُشْرِك۪ينَ بِه۪ۜ وَمَنْ يُشْرِكْ بِاللّٰهِ فَكَاَنَّمَا خَرَّ مِنَ السَّمَٓاءِ فَتَخْطَفُهُ الطَّيْرُ اَوْ تَهْو۪ي بِهِ الرّ۪يحُ ف۪ي مَكَانٍ سَح۪يقٍ ۝٣١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

30Ẕâlik. vemey yüʿażżim ḥurumâti-llâhi fehüve ḫayrul lehû ʿinde rabbih. veüḥillet lekümü-lʾenʿâmü illâ mâ yütlâ ʿaleyküm fectenibü-rricse mine-lʾevŝâni vectenibû ḳavle-zzûr.

Okunuş

31Ḥunefâe lillâhi gayra müşrikîne bih. vemey yüşrik billâhi fekeennemâ ḫarra mine-ssemâi fetaḫṭafühu-ṭṭayru ev tehvî bihi-rrîḥu fî mekânin seḥîḳ.

Ayet 30–31

Her kim Allah’ın belirlediği sınırlar içinde O’na karşı sorumluluklarını bilinçle yerine getirirse, bu kendi hayrınadır.

Ey mü’minler! Size etlerinin yenilmesi haram olduğu bildirilenlerin dışındaki hayvanların etleri helal kılınmıştır.

O halde Allah’ın yasakladığı şeyleri yemekten sakındığınız gibi, putlardan medet ummaktan ve yalan söylemekten de sakının. Şirkten ve küfürden arınmış, Allah’a teslim olmuş mü’minler olarak yaşama kararlılığınızı ortaya koyun. Her kim de Allah’la birlikte başka ilahlar edinerek yaşamaya inatla devam ederse, onun durumu gökten yere düşüp yırtıcı kuşların parçalayıp yediği yahut rüzgârın sağa sola savurduğu leşe benzer.

Hac 32

1 ayet

ذٰلِكَۗ وَمَنْ يُعَظِّمْ شَعَٓائِرَ اللّٰهِ فَاِنَّهَا مِنْ تَقْوَى الْقُلُوبِ ۝٣٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

32Ẕâlik. vemey yüʿażżim şeʿâira-llâhi feinnehâ min taḳve-lḳulûb.

Ayet 32

Kim de, kurallarını Allah’ın belirlediği İslam nizamının yasalarına uyar, sembollerine saygı gösterirse, bu da onun samimiyetini ve takvasını gösterir.

Hac 33

1 ayet

لَكُمْ ف۪يهَا مَنَافِعُ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى ثُمَّ مَحِلُّهَٓا اِلَى الْبَيْتِ الْعَت۪يقِ۟ ۝٣٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

33Leküm fîhâ menâfiʿu ilâ ecelim müsemmen ŝümme meḥillühâ ile-lbeyti-lʿatîḳ.

Ayet 33

Haccın sembolü olan kurbanlık hayvanların kurban edilecekleri zamana kadar, meşru bir biçimde sütünden, yününden, gücünden, yavrusundan yararlanabilirsiniz. Sonra da sizi doğru yola ulaştıran Rabbinize şükrünüzün ifadesi olarak onları Mescid-i Haram’da kurban edebilirsiniz.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

33Hac 25Hac 32

Hac 34–35

2 ayet

وَلِكُلِّ اُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنْسَكًا لِيَذْكُرُوا اسْمَ اللّٰهِ عَلٰى مَا رَزَقَهُمْ مِنْ بَه۪يمَةِ الْاَنْعَامِۜ فَاِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌ فَلَهُٓ اَسْلِمُواۜ وَبَشِّرِ الْمُخْبِت۪ينَۙ ۝٣٤ اَلَّذ۪ينَ اِذَا ذُكِرَ اللّٰهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَالصَّابِر۪ينَ عَلٰى مَٓا اَصَابَهُمْ وَالْمُق۪يمِي الصَّلٰوةِۙ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ ۝٣٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

34Velikülli ümmetin ceʿalnâ mensekel liyeẕkürü-sme-llâhi ʿalâ mâ razeḳahüm mim behîmeti-lʾenʿâm. feilâhüküm ilâhüv vâḥidün felehû eslimû. vebeşşiri-lmuḫbitîn.

Okunuş

35Elleẕîne iẕâ ẕükira-llâhü vecilet ḳulûbühüm veṣṣâbirîne ʿalâ mâ eṣâbehüm velmüḳîmi-ṣṣalâti vemimmâ razaḳnâhüm yünfiḳûn.

Ayet 34–35

Biz her ümmete, kurbanı Allah’a ibadetin bir sembolü olarak emrettik. Bu amaçla kendilerine rızık olarak yarattığımız hayvanları keserken, üzerine Allah’ın adını ansınlar. Unutmayın ki sizin ilahınız yalnızca Allah’tır. O yüzden de O’nun emrettiklerini eksiksiz olarak yerine getirmenin gayreti içinde olun.

Ey Peygamber! Sen de Allah’ın emirlerine yürekten boyun eğenleri cennetle müjdele. Böylesi mü’minlerin kalpleri, Allah’ın adı anıldıkça saygıyla ürperir ve hemen dikkat kesilirler. Başlarına gelen musibetlerde Allah’ın yardımına sığınarak, imanlarından taviz vermeden, umutlarını yitirmeden direnip sabrederler ve Allah’ın kendilerine verdiği nimetlerden O’nun rızası yolunda harcar, namazlarını da titizlikle ve bilinçle kılarlar.

Hac 36–37

2 ayet

وَالْبُدْنَ جَعَلْنَاهَا لَكُمْ مِنْ شَعَٓائِرِ اللّٰهِ لَكُمْ ف۪يهَا خَيْرٌۗ فَاذْكُرُوا اسْمَ اللّٰهِ عَلَيْهَا صَوَٓافَّۚ فَاِذَا وَجَبَتْ جُنُوبُهَا فَكُلُوا مِنْهَا وَاَطْعِمُوا الْقَانِعَ وَالْمُعْتَرَّۜ كَذٰلِكَ سَخَّرْنَاهَا لَكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ۝٣٦ لَنْ يَنَالَ اللّٰهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَٓاؤُ۬هَا وَلٰكِنْ يَنَالُهُ التَّقْوٰى مِنْكُمْۜ كَذٰلِكَ سَخَّرَهَا لَكُمْ لِتُكَبِّرُوا اللّٰهَ عَلٰى مَا هَدٰيكُمْۜ وَبَشِّرِ الْمُحْسِن۪ينَ ۝٣٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

36Velbüdne ceʿalnâhâ leküm min şeʿâiri-llâhi leküm fîhâ ḫayr. feẕkürü-sme-llâhi ʿaleyhâ ṣavâff. feiẕâ vecebet cünûbühâ fekülû minhâ veaṭʿimü-lḳâniʿa velmüʿterr. keẕâlike seḫḫarnâhâ leküm leʿalleküm teşkürûn.

Okunuş

37Ley yenâle-llâhe lüḥûmühâ velâ dimâühâ velâkiy yenâlühü-ttaḳvâ minküm. keẕâlike seḫḫarahâ leküm litükebbirü-llâhe ʿalâ mâ hedâküm. vebeşşiri-lmuḥsinîn.

Ayet 36–37

Büyükbaş hayvanları da (deve, sığır) kurban edebilirsiniz. Onların kurban edilmelerinde sizin için hayırlar vardır, kurban edilmek üzere sıra sıra dizildiklerinde üzerlerine Allah’ın adını anın, ön ayaklarından birini bağlayıp boğazlamak için yere çökünce de Allah’ın adı ile tekbir getirerek kesin, yanları üstüne düşüp ölünce de etlerinden yiyin ve yoksullara da verin. Biz bunu Allah’a şükrünüzün sembolü kıldık, bunda sizin için birçok fayda vardır. Bu hayvanların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır, O’na ulaşacak olan yalnızca sizin Allah’ın emirlerine karşı samimiyetiniz ve sorumluluklarınızı yerine getirme gayretinizdir. Allah bu kurbanlıkları sizin faydanız için emrinize amade kıldı. Allah’ın sizi fıtratınıza uygun olan hayat nizamı ile yaşamaya kavuşturduğu için şükrünüzün gereklerini yerine getirerek, O’nun ilminin ve kudretinin yüceliğini aklınızdan çıkarmayın.

Hac 38

1 ayet

اِنَّ اللّٰهَ يُدَافِعُ عَنِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُواۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ خَوَّانٍ كَفُورٍ۟ ۝٣٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

38İnne-llâhe yüdâfiʿu ʿani-lleẕîne âmenû. inne-llâhe lâ yüḥibbü külle ḫavvânin kefûr.

Ayet 38

Allah, iman edenleri kötülere ve kötülüklere karşı korur, verdiği bunca nimete karşı nankörlük edenleri ise sevmez.

Hac 39–40

2 ayet

اُذِنَ لِلَّذ۪ينَ يُقَاتَلُونَ بِاَنَّهُمْ ظُلِمُواۜ وَاِنَّ اللّٰهَ عَلٰى نَصْرِهِمْ لَقَد۪يرٌۙ ۝٣٩ اَلَّذ۪ينَ اُخْرِجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ بِغَيْرِ حَقٍّ اِلَّٓا اَنْ يَقُولُوا رَبُّنَا اللّٰهُۜ وَلَوْلَا دَفْعُ اللّٰهِ النَّاسَ بَعْضَهُمْ بِبَعْضٍ لَهُدِّمَتْ صَوَامِعُ وَبِيَعٌ وَصَلَوَاتٌ وَمَسَاجِدُ يُذْكَرُ ف۪يهَا اسْمُ اللّٰهِ كَث۪يرًاۜ وَلَيَنْصُرَنَّ اللّٰهُ مَنْ يَنْصُرُهُۜ اِنَّ اللّٰهَ لَقَوِيٌّ عَز۪يزٌ ۝٤٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

39Üẕine lilleẕîne yüḳâtelûne biennehüm żulimû. veinne-llâhe ʿalâ naṣrihim leḳadîr.

Okunuş

40Elleẕîne uḫricû min diyârihim bigayri ḥaḳḳin illâ ey yeḳûlû rabbüne-llâh. velevlâ defʿu-llâhi-nnâse baʿḍahüm bibaʿḍil lehüddimet ṣavâmiʿu vebiyeʿuv veṣalevâtüv vemesâcidü yüẕkeru fîhe-smü-llâhi keŝîrâ. veleyenṣuranne-llâhü mey yenṣuruh. inne-llâhe leḳaviyyün ʿazîz.

Ayet 39–40

Haksız yere saldırıya uğrayan mü’minlere, zulme karşı savaşmaları için izin verilmiştir. Allah mü’minlere yardım edip, müşrik ve kâfirlere karşı muzaffer kılmaya elbette kâdirdir.

Mü’minler sırf “Rabbimiz Allah’tır” dedikleri ve İslam nizam ve ahlakı ile yaşamak istedikleri için yurtlarından çıkarıldılar. Şayet Allah bu durumda onlara savaşma izni vermeyip de, savunmasız bıraksaydı, o zaman içlerinde Allah’ın çokça anılması, yalnız O’nun ilah olduğunun öğretilmesi ve insanların doğru yola (sırât-ı müstakîme) davet edilmesi için yapılmış olan manastırlar, havralar, kiliseler ve mescitler yıkılır, yok olur giderdi.

Allah, yaratılış sebepleri olan nizam ile yaşamak ve onu yaşatmak uğrunda canla başla gayret edenlere elbette yardım edecektir. Allah’ın gücü her şeye yeter. Kulları için nizam (din) oluşturma ve yasalar belirleme hakkı yalnızca O’na aittir.

Hac 41

1 ayet

اَلَّذ۪ينَ اِنْ مَكَّنَّاهُمْ فِي الْاَرْضِ اَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتَوُا الزَّكٰوةَ وَاَمَرُوا بِالْمَعْرُوفِ وَنَهَوْا عَنِ الْمُنْكَرِۜ وَلِلّٰهِ عَاقِبَةُ الْاُمُورِ ۝٤١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

41Elleẕîne im mekkennâhüm fi-lʾarḍi eḳâmu-ṣṣalâte veâtevu-zzekâte veemerû bilmaʿrûfi venehev ʿani-lmünker. velillâhi ʿâḳibetü-lʾümûr.

Ayet 41

Yurtlarından sürülüp çıkarılan mü’minlere yurt edindirip iktidar olmayı bahşetsek, onlar şımarmadan, azmadan ve nankörlük etmeden namazlarını titizlikle kılar, zekâtlarını bilinçle gönülden verir ve marufu emreder, kötülükten men eder ve Rablerine şükretmeye devam ederler.

İlgili ayetler

Hac 42–44

3 ayet

وَاِنْ يُكَذِّبُوكَ فَقَدْ كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَعَادٌ وَثَمُودُۙ ۝٤٢ وَقَوْمُ اِبْرٰه۪يمَ وَقَوْمُ لُوطٍۙ ۝٤٣ وَاَصْحَابُ مَدْيَنَۚ وَكُذِّبَ مُوسٰى فَاَمْلَيْتُ لِلْكَافِر۪ينَ ثُمَّ اَخَذْتُهُمْۚ فَكَيْفَ كَانَ نَك۪يرِ ۝٤٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

42Veiy yükeẕẕibûke feḳad keẕẕebet ḳablehüm ḳavmü nûḥiv veʿâdüv veŝemûd.

Okunuş

43Veḳavmü ibrâhîme veḳavmü lûṭ.

Okunuş

44Veaṣḥâbü medyen. veküẕẕibe mûsâ feemleytü lilkâfirîne ŝümme eḫaẕtühüm. fekeyfe kâne nekîr.

Ayet 42–44

Ey Muhammed! Şayet kavmin senin peygamberliğini kabul etmeyip, davetini yalan saymaya devam ederse, bilmelisin ki senden önce Nûh, Âd ve Semûd halkı, İbrahim’in ve Lût’un kavmi, Medyen ahalisi de peygamberlerini yalanlamışlardı. Musa da Firavun ve adamları tarafından yalanlanmıştı.

Ben de bunlara peygamberlerinin daveti olan hayat nizamına dönüp, doğru yola girmeleri için süre verdim. Sonra da müşrik ve kâfirlikte inatla direnenleri azabımla yakaladım. Böylece nankörlük edip hakikati inkâr etmek ne demekmiş gördüler.

Hac 45–46

2 ayet

فَكَاَيِّنْ مِنْ قَرْيَةٍ اَهْلَكْنَاهَا وَهِيَ ظَالِمَةٌ فَهِيَ خَاوِيَةٌ عَلٰى عُرُوشِهَا وَبِئْرٍ مُعَطَّلَةٍ وَقَصْرٍ مَش۪يدٍ ۝٤٥ اَفَلَمْ يَس۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَتَكُونَ لَهُمْ قُلُوبٌ يَعْقِلُونَ بِهَٓا اَوْ اٰذَانٌ يَسْمَعُونَ بِهَاۚ فَاِنَّهَا لَا تَعْمَى الْاَبْصَارُ وَلٰكِنْ تَعْمَى الْقُلُوبُ الَّت۪ي فِي الصُّدُورِ ۝٤٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

45Fekeeyyim min ḳaryetin ehleknâhâ vehiye żâlimetün fehiye ḫâviyetün ʿalâ ʿurûşihâ vebiʾrim müʿaṭṭaletiv veḳaṣrim meşîd.

Okunuş

46Efelem yesîrû fi-lʾarḍi fetekûne lehüm ḳulûbüy yaʿḳilûne bihâ ev âẕânüy yesmeʿûne bihâ. feinnehâ lâ taʿme-lʾebṣâru velâkin taʿme-lḳulûbü-lletî fi-ṣṣudûr.

Ayet 45–46

Geçmişte, peygamberlerin Allah adına yaptıkları daveti reddedip, şeytan ve şeytanlaşmış insanların ortaklaşa kurdukları nizamları hayat tarzı edinen nice toplumları bu yüzden helak ettik. Bunların kuyuları körelmiş, sarayları yerle bir olmuş, şehirleri yok olup gitmiştir.

Allah’ın davetini inatla reddetmeleri sebebi ile azabımızla helak ettiğimiz toplumların, üzerinde yaşamış oldukları topraklardan gelip geçerken, akıbetlerini düşünüp de ibret almanız gerekmez mi? Fakat ne yazık ki sadece kulaklar sağır, gözler kör olmuyor, asıl kör olan göğüslerdeki kalplerdir.

Hac 47

1 ayet

وَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِالْعَذَابِ وَلَنْ يُخْلِفَ اللّٰهُ وَعْدَهُۜ وَاِنَّ يَوْمًا عِنْدَ رَبِّكَ كَاَلْفِ سَنَةٍ مِمَّا تَعُدُّونَ ۝٤٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

47Veyestaʿcilûneke bilʿaẕâbi veley yuḫlife-llâhü vaʿdeh. veinne yevmen ʿinde rabbike keelfi senetim mimmâ teʿuddûn.

Ayet 47

Ey Peygamber! Gerçeği düşünmeden inkâr edenler, uyarıldıkları ve tehdit edildikleri azap için sana “Bir an önce gelsin de görelim” diyorlar. Onlar şunu iyi bilsinler ki Allah asla sözünden dönmez. O azabın bir gün mutlaka başınıza geleceğini aklınızdan çıkarmayın.

Şunu da bilin ki Rabbinizin katındaki bir gün, sizin hesabınıza göre bin yıldır.

Hac 48

1 ayet

وَكَاَيِّنْ مِنْ قَرْيَةٍ اَمْلَيْتُ لَهَا وَهِيَ ظَالِمَةٌ ثُمَّ اَخَذْتُهَاۚ وَاِلَيَّ الْمَص۪يرُ۟ ۝٤٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

48Vekeeyyim min ḳaryetin emleytü lehâ vehiye żâlimetün ŝümme eḫaẕtühâ. veileyye-lmeṣîr.

Ayet 48

Halkı Allah’ın daveti olan hayat nizamı ile yaşamayı reddeden nice şehirler vardı ki, onlara doğru yola dönmeleri için mühlet verdim, zamanları dolunca da müşrik ve kâfirlikte direnenleri kıskıvrak yakalayıp azabımla cezalandırdım.

Herkesin sonunda mutlaka huzurumuzda toplanıp tercih ettiği hayat tarzından dolayı hesaba çekileceğini aklınızdan çıkarmayın.

Hac 49–51

3 ayet

قُلْ يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنَّمَٓا اَنَا۬ لَكُمْ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌۚ ۝٤٩ فَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَر۪يمٌ ۝٥٠ وَالَّذ۪ينَ سَعَوْا ف۪ٓي اٰيَاتِنَا مُعَاجِز۪ينَ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْجَح۪يمِ ۝٥١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

49Ḳul yâ eyyühe-nnâsü innemâ ene leküm neẕîrum mübîn.

Okunuş

50Felleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti lehüm magfiratüv verizḳun kerîm.

Okunuş

51Velleẕîne seʿav fî âyâtinâ müʿâcizîne ülâike aṣḥâbü-lceḥîm.

Ayet 49–51

Ey Peygamber! Sen insanlara de ki: “Ben sizi yaratılışınızın sebebi olan nizam ve ahlak ile yaşamaya davet eden Allah’ın bir elçisi, apaçık bir uyarıcıyım. Allah, bu davete iman edip sorumluluklarını yerine getirenleri eşsiz güzellikteki cennet nimetleriyle ödüllendirecektir.”

İnsanları âyetlerimizden uzak tutmaya ve onların anlamını çarptırıp özünden saptırmaya çalışanlar ise cehennem ateşine mahkûm olacaklar.

Hac 52

1 ayet

وَمَٓا اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ مِنْ رَسُولٍ وَلَا نَبِيٍّ اِلَّٓا اِذَا تَمَنّٰٓى اَلْقَى الشَّيْطَانُ ف۪ٓي اُمْنِيَّتِه۪ۚ فَيَنْسَخُ اللّٰهُ مَا يُلْقِي الشَّيْطَانُ ثُمَّ يُحْكِمُ اللّٰهُ اٰيَاتِه۪ۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌۙ ۝٥٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

52Vemâ erselnâ min ḳablike mir rasûliv velâ nebiyyin illâ iẕâ temennâ elḳa-şşeyṭânü fî ümniyyetih. feyenseḫu-llâhü mâ yülḳi-şşeyṭânü ŝümme yuḥkimü-llâhü âyâtih. vellâhü ʿalîmün ḥakîm.

Ayet 52

Ey Peygamber! Senin ve senden önce gönderdiğimiz peygamberlerin, Allah adına yaptığınız davet sırasında şeytan ve yoldaşları, daveti asıl amacından saptırmak ve insanların aklını karıştırmak için Allah’ın âyetlerinin içine başka sözler karıştırmaya çalışırlar. Ama Allah onların bu çabasını boşa çıkarmış, böylece peygamberler Allah’ın âyetlerini amacına uygun, kendi içlerinde tutarlı ve birbirlerini açıklayıcı mahiyette tebliğ etmişlerdir. Her şeyin tek ve mutlak doğrusunu bilen ve bildiren yalnız Allah’tır.

İlgili ayetler

Hac 53

1 ayet

لِيَجْعَلَ مَا يُلْقِي الشَّيْطَانُ فِتْنَةً لِلَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ وَالْقَاسِيَةِ قُلُوبُهُمْۜ وَاِنَّ الظَّالِم۪ينَ لَف۪ي شِقَاقٍ بَع۪يدٍۙ ۝٥٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

53Liyecʿale mâ yülḳi-şşeyṭânü fitnetel lilleẕîne fî ḳulûbihim meraḍuv velḳâsiyeti ḳulûbühüm. veinne-żżâlimîne lefî şiḳâḳim beʿîd.

Ayet 53

Şeytanın vesvesesine uyan şeytanlaşmış kimselerin, Allah’ın âyetlerini asıl amaçlarından koparıp bozarak ortaya koydukları sahte inanç ve hayat tarzlarının peşine ancak müşrik ve kâfir olmaya yatkın olanlar takılırlar. Bunlar derin bir yanılgı içindedir. Allah’ın buna izin vermesi ise imtihanın gereğidir.

İlgili ayetler

Hac 54

1 ayet

وَلِيَعْلَمَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ اَنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ فَيُؤْمِنُوا بِه۪ فَتُخْبِتَ لَهُ قُلُوبُهُمْۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَهَادِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ ۝٥٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

54Veliyaʿleme-lleẕîne ûtü-lʿilme ennehü-lḥaḳḳu mir rabbike feyüʾminû bihî fetuḫbiṭa lehû ḳulûbühüm. veinne-llâhe lehâdi-lleẕîne âmenû ilâ ṣirâṭim müsteḳîm.

Ayet 54

Allah’a gönülden iman edip, davetine teslim olan kimseleri, şeytanın vesvesesi ve şeytanlaşmış kimselerin uydurdukları yalanlar şüpheye düşürüp, yollarından çeviremez. Samimiyetle ve yürekten Allah’a yönelenlerin kalpleri, Rablerinden gelip kendilerine iletilmiş olan âyetlerle tatmin olup, huzura kavuşmuştur.

Şüphesiz Allah, yürekten kendisine yönelenlerin kavrayışını güçlendirir ve gerçeği anlamalarını kolaylaştırıp doğru yoluna ulaştırır.

Hac 55–57

3 ayet

وَلَا يَزَالُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا ف۪ي مِرْيَةٍ مِنْهُ حَتّٰى تَاْتِيَهُمُ السَّاعَةُ بَغْتَةً اَوْ يَاْتِيَهُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَق۪يمٍ ۝٥٥ اَلْمُلْكُ يَوْمَئِذٍ لِلّٰهِۜ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْۜ فَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ ف۪ي جَنَّاتِ النَّع۪يمِ ۝٥٦ وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا فَاُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُه۪ينٌ ۝٥٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

55Velâ yezâlü-lleẕîne keferû fî miryetim minhü ḥattâ teʾtiyehümü-ssâʿatü bagteten ev yeʾtiyehüm ʿaẕâbü yevmin ʿaḳîm.

Okunuş

56Elmülkü yevmeiẕil lillâh. yaḥkümü beynehüm. felleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti fî cennâti-nneʿîm.

Okunuş

57Velleẕîne keferû vekeẕẕebû biâyâtinâ feülâike lehüm ʿaẕâbüm mühîn.

Ayet 55–57

Müşrik ve kâfirlikte direnip, kendilerini hakikati inkâra şartlandırmış olanların, Son Saat gelip Kıyamet ansızın kapılarını çalıncaya kadar Kur’an hakkındaki şüpheleri devam edecek, bu tutumları değişmeyecek. Fakat O Gün geldiğinde, insanları davet ettiği hayat nizamı ile yönetme hakkının yalnız Allah’a ait olduğunu görecek ve anlayacaklar. Ancak gerçeği anlamış olmanın onlara hiçbir yararı olmayacak, böylelikle hak ettikleri alçaltıcı azap ile cezalandırılacaklar. Allah’ın daveti nizam ve ahlak ile yaşayan, onu yaşatmaya gayret edenler ise nimetler yurdu cennetlere yerleştirilip ödüllendirilecekler.

Hac 58–60

3 ayet

وَالَّذ۪ينَ هَاجَرُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ ثُمَّ قُتِلُٓوا اَوْ مَاتُوا لَيَرْزُقَنَّهُمُ اللّٰهُ رِزْقًا حَسَنًاۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَهُوَ خَيْرُ الرَّازِق۪ينَ ۝٥٨ لَيُدْخِلَنَّهُمْ مُدْخَلًا يَرْضَوْنَهُۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَعَل۪يمٌ حَل۪يمٌ ۝٥٩ ذٰلِكَۚ وَمَنْ عَاقَبَ بِمِثْلِ مَا عُوقِبَ بِه۪ ثُمَّ بُغِيَ عَلَيْهِ لَيَنْصُرَنَّهُ اللّٰهُۜ اِنَّ اللّٰهَ لَعَفُوٌّ غَفُورٌ ۝٦٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

58Velleẕîne hâcerû fî sebîli-llâhi ŝümme ḳutilû ev mâtû leyerzüḳannehümü-llâhü rizḳan ḥasenâ. veinne-llâhe lehüve ḫayru-rrâziḳîn.

Okunuş

59Leyüdḫilennehüm müdḫaley yerḍavneh. veinne-llâhe leʿalîmün ḥalîm.

Okunuş

60Ẕâlik. vemen ʿâḳabe bimiŝli mâ ʿûḳibe bihî ŝümme bügiye ʿaleyhi leyenṣurannehü-llâh. inne-llâhe leʿafüvvun gafûr.

Ayet 58–60

Peygamber’in Allah adına yaptığı davete iman etmeleri sebebi ile zulme uğrayıp, yurdundan yuvasından hicret eden, bu uğurda öldürülen ya da eceliyle ölenleri Allah cennette nimetlerin en güzelleriyle rızıklandıracak.

Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır. Mü’minleri cennetlerde en güzel mekânlara yerleştirecek, mutluluğa kavuşturacak. Allah sınırsız ilim ve kudret sahibidir. Kimin neye ve nereye layık olduğunu da en iyi O bilir.

İşte Allah’ın mü’minlerle, müşrik ve kâfirler hakkındaki hükümleri bunlardır. Kim haksızlığa uğrar da ona denk gelecek bir karşılık verirse ve sonra tekrar saldırıya uğrarsa, Allah saldırıya uğrayana mutlaka yardım edecektir. Fakat saldırıya uğrayan, saldırganı affederse, Allah affedeni sever ve günahlarını bağışlar.

Hac 61–62

2 ayet

ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ يُولِجُ الَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَيُولِجُ النَّهَارَ فِي الَّيْلِ وَاَنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ بَص۪يرٌ ۝٦١ ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ هُوَ الْحَقُّ وَاَنَّ مَا يَدْعُونَ مِنْ دُونِه۪ هُوَ الْبَاطِلُ وَاَنَّ اللّٰهَ هُوَ الْعَلِيُّ الْكَب۪يرُ ۝٦٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

61Ẕâlike bienne-llâhe yûlicü-lleyle fi-nnehâri veyûlicü-nnehâra fi-lleyli veenne-llâhe semîʿum beṣîr.

Okunuş

62Ẕâlike bienne-llâhe hüve-lḥaḳḳu veenne mâ yedʿûne min dûnihî hüve-lbâṭilü veenne-llâhe hüve-lʿaliyyü-lkebîr.

Ayet 61–62

Allah’ın gücü her şeye yeter. O, geceyi kısaltarak gündüze, gündüzü de kısaltarak geceye katar. Allah haksızlığa uğrayanların duasını işitir ve her şeyi görür.

Allah’ın ilmi ve kudreti sonsuzdur ve itaat edilmeye tek layık olan O’dur. O’nun daveti olan nizam ve ahlak dışındaki sahte, uydurulmuş nizamlardan yardım ve adalet beklemek insanın hüsranını artırır, kula kulluk ettirip zillete düşürür.

Allah her şeyin mutlak doğrusunu bilen ve tek yüce olandır.

Hac 63–64

2 ayet

اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ اَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءًۘ فَتُصْبِحُ الْاَرْضُ مُخْضَرَّةًۜ اِنَّ اللّٰهَ لَط۪يفٌ خَب۪يرٌۚ ۝٦٣ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَهُوَ الْغَنِيُّ الْحَم۪يدُ۟ ۝٦٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

63Elem tera enne-llâhe enzele mine-ssemâi mââ. fetuṣbiḥu-lʾarḍu muḫḍarrah. inne-llâhe leṭîfün ḫabîr.

Okunuş

64Lehû mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-lʾarḍ. veinne-llâhe lehüve-lganiyyü-lḥamîd.

Ayet 63–64

Ey insanoğlu! Allah’ın gökten indirdiği yağmurla yeryüzünü nasıl canlandırıp, tarifsiz güzelliklerle bezediğini görüp de senin için indirdiği Kitapla yaptığı davetin hayatına katacağı güzellikleri düşünemiyor musun? Allah, sonsuz lütuf sahibi ve latif olandır, her şeyin mükemmel olanını yapan, yaratan ve yerli yerine koyandır. Göklerin ve yerin gerçek ve tek sahibi Allah’tır, O’nun hiçbir şeye ve hiç kimseye ihtiyacı yoktur. Her türlü övgüye layık olan yalnız O’dur ve her şey O’na muhtaçtır.

Hac 65

1 ayet

اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ سَخَّرَ لَكُمْ مَا فِي الْاَرْضِ وَالْفُلْكَ تَجْر۪ي فِي الْبَحْرِ بِاَمْرِه۪ۜ وَيُمْسِكُ السَّمَٓاءَ اَنْ تَقَعَ عَلَى الْاَرْضِ اِلَّا بِاِذْنِه۪ۜ اِنَّ اللّٰهَ بِالنَّاسِ لَرَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ ۝٦٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

65Elem tera enne-llâhe seḫḫara leküm mâ fi-lʾarḍi velfülke tecrî fi-lbaḥri biemrih. veyümsikü-ssemâe en teḳaʿa ʿale-lʾarḍi illâ biiẕnih. inne-llâhe binnâsi leraûfür raḥîm.

Ayet 65

Göklerde ve yerde olan her şey, Allah’ın kurduğu nizam ve koyduğu yasaların sınırları içinde görevlerini yerine getirmektedir. Denizlerde gemileri yasalarına bağlı yüzdürüp, emrinize amade kılan, gökyüzünün yere çökmemesinin yasalarını yapan Allah’tır. Bunlara bakıp da O’nun sizi davet ettiği nizamının mükemmelliğini görmez misiniz? Allah kullarına karşı çok merhametli ve şefkatlidir, bu yüzden de onlara mutlu olacakları bir nizam ve ahlak önermektedir.

İlgili ayetler

Hac 66

1 ayet

وَهُوَ الَّذ۪ٓي اَحْيَاكُمْۘ ثُمَّ يُم۪يتُكُمْ ثُمَّ يُحْي۪يكُمْۜ اِنَّ الْاِنْسَانَ لَكَفُورٌ ۝٦٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

66Vehüve-lleẕî aḥyâküm. ŝümme yümîtüküm ŝümme yuḥyîküm. inne-lʾinsâne lekefûr.

Ayet 66

Sizi yaratıp, vücut azalarınızla donatıp sizlere hayat bahşeden Allah, vakti gelince sizi öldürecek, sonra da diriltip dünya hayatınızı yaşayış biçiminizden hesaba çekecektir. Şüphesiz bunu idrak etmeyen insan çok cahil ve nankördür.

Hac 67–69

3 ayet

لِكُلِّ اُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنْسَكًا هُمْ نَاسِكُوهُ فَلَا يُنَازِعُنَّكَ فِي الْاَمْرِ وَادْعُ اِلٰى رَبِّكَۜ اِنَّكَ لَعَلٰى هُدًى مُسْتَق۪يمٍ ۝٦٧ وَاِنْ جَادَلُوكَ فَقُلِ اللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا تَعْمَلُونَ ۝٦٨ اَللّٰهُ يَحْكُمُ بَيْنَكُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ ف۪يمَا كُنْتُمْ ف۪يهِ تَخْتَلِفُونَ ۝٦٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

67Likülli ümmetin ceʿalnâ menseken hüm nâsikûhü felâ yünâziʿanneke fi-lʾemri vedʿu ilâ rabbik. inneke leʿalâ hüdem müsteḳîm.

Okunuş

68Vein câdelûke feḳuli-llâhü aʿlemü bimâ taʿmelûn.

Okunuş

69Allâhü yaḥkümü beyneküm yevme-lḳiyâmeti fîmâ küntüm fîhi taḫtelifûn.

Ayet 67–69

Biz her toplumu, peygamber ve Kitap ile yaratılış sebepleri olan hayat nizamı ile yaşamaya çağırdık. Ey Peygamber! Bu konuda müşriklerin seni boş ve anlamsız tartışmaların içine çekmesine izin verme. Sen onları, Rabbinin yoluna çağırmaya devam et. Şayet onlar seninle tartışmakta ısrar ederlerse, onlara de ki: “Allah sizin hangi niyetlerle tartışma çıkardığınızı çok iyi bilmektedir. Tartışıp durduğunuz ve icabet etmekten kaçtığınız davetle ilgili tutumunuzdan dolayı, Hesap Günü hak ettiğiniz karşılığı göreceksiniz.”

Hac 70

1 ayet

اَلَمْ تَعْلَمْ اَنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِۜ اِنَّ ذٰلِكَ ف۪ي كِتَابٍۜ اِنَّ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرٌ ۝٧٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

70Elem taʿlem enne-llâhe yaʿlemü mâ fi-ssemâi velʾarḍ. inne ẕâlike fî kitâb. inne ẕâlike ʿale-llâhi yesîr.

Ayet 70

Unutmayın ki Allah, göklerde ve yerde olup biten her şeyden haberdardır, yapıp ettikleriniz kayıt altına alınmaktadır. Allah için bu çok kolaydır.

Hac 71

1 ayet

وَيَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِه۪ سُلْطَانًا وَمَا لَيْسَ لَهُمْ بِه۪ عِلْمٌۜ وَمَا لِلظَّالِم۪ينَ مِنْ نَص۪يرٍ ۝٧١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

71Veyaʿbüdûne min dûni-llâhi mâ lem yünezzil bihî sülṭânev vemâ leyse lehüm bihî ʿilm. vemâ liżżâlimîne min neṣîr.

Ayet 71

Bütün bu gerçeklere rağmen müşrik ve kâfirler, Allah’la birlikte başka ilahlar edinerek Allah’ın kullarını yönetme hakkına müdahale edip Allah’a ortak koşarlar. Oysa Allah, kendisi dışında hiç kimseye kulları üzerinde nizam kurma yetkisi vermemiştir. Hesap Günü böyle kimseleri ve bunlara uyanları Allah’ın azabından hiç kimse kurtaramaz.

Hac 72

1 ayet

وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ تَعْرِفُ ف۪ي وُجُوهِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا الْمُنْكَرَۜ يَكَادُونَ يَسْطُونَ بِالَّذ۪ينَ يَتْلُونَ عَلَيْهِمْ اٰيَاتِنَاۜ قُلْ اَفَاُنَبِّئُكُمْ بِشَرٍّ مِنْ ذٰلِكُمْۜ اَلنَّارُۜ وَعَدَهَا اللّٰهُ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ۟ ۝٧٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

72Veiẕâ tütlâ ʿaleyhim âyâtünâ beyyinâtin taʿrifü fî vucûhi-lleẕîne keferü-lmünker. yekâdûne yesṭûne billeẕîne yetlûne ʿaleyhim âyâtinâ. ḳul efeünebbiüküm bişerrim min ẕâliküm. ennâr. veʿadehe-llâhü-lleẕîne keferû. vebiʾse-lmeṣîr.

Ayet 72

Kendilerine ne zaman Allah’ın âyetleri okunsa, müşrik ve kâfirlerin yüzlerinde hemen bir öfke belirir. Allah’ın âyetlerine uymaya davet eden kimseye ateş püskürür, üzerine yürümeye kalkarlar. Sen onlara de ki: “Size bu ateş püskürmenizden daha beter ve gerçek ateş püskürten bir şeyin haberini vereyim mi? İşte o şey, Allah’ın sizin gibi müşrik ve kâfirlere vadettiği cehennemdeki ateştir. O Gün çok kötü bir yüzleşme olacaktır.”

İlgili ayetler

Hac 73–74

2 ayet

يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ ضُرِبَ مَثَلٌ فَاسْتَمِعُوا لَهُۜ اِنَّ الَّذ۪ينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ لَنْ يَخْلُقُوا ذُبَابًا وَلَوِ اجْتَمَعُوا لَهُۜ وَاِنْ يَسْلُبْهُمُ الذُّبَابُ شَيْـًٔا لَا يَسْتَنْقِذُوهُ مِنْهُۜ ضَعُفَ الطَّالِبُ وَالْمَطْلُوبُ ۝٧٣ مَا قَدَرُوا اللّٰهَ حَقَّ قَدْرِه۪ۜ اِنَّ اللّٰهَ لَقَوِيٌّ عَز۪يزٌ ۝٧٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

73Yâ eyyühe-nnâsü ḍuribe meŝelün festemiʿû leh. inne-lleẕîne tedʿûne min dûni-llâhi ley yaḫlüḳû ẕübâbev velevi-ctemeʿû leh. veiy yeslübhümü-ẕẕübâbü şeyʾel lâ yestenḳiẕûhü minh. ḍaʿufe-ṭṭâlibü velmaṭlûb.

Okunuş

74Mâ ḳaderü-llâhe ḥaḳḳa ḳadrih. inne-llâhe leḳaviyyün ʿazîz.

Ayet 73–74

Ey insanlar! Şimdi size verilmekte olan şu misal üzerinde iyice bir düşünün. Sizin Allah ile birlikte ilah edindiklerinizin hepsi bir araya gelseler, bir sinek bile yaratamazlar. Sinek onlardan bir şey kapsa onu da sinekten geri alamazlar. İşte bakın peşlerine takılıp nizamlarına uyup da kendilerini ilah edindiklerinizin hali budur. Onlar buna rağmen Allah’ı layıkıyla kavramak, gücünün ve ilminin yüceliğini, sonsuzluğunu görmek istemiyorlar.

Allah üstün hüküm ve hikmet sahibidir ve O’nun gücü her şeye yeter.

Hac 75–76

2 ayet

اَللّٰهُ يَصْطَف۪ي مِنَ الْمَلٰٓئِكَةِ رُسُلًا وَمِنَ النَّاسِۜ اِنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ بَص۪يرٌۚ ۝٧٥ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۜ وَاِلَى اللّٰهِ تُرْجَعُ الْاُمُورُ ۝٧٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

75Allâhü yaṣṭafî mine-lmelâiketi rusülev vemine-nnâs. inne-llâhe semîʿum beṣîr.

Okunuş

76Yaʿlemü mâ beyne eydîhim vemâ ḫalfehüm. veile-llâhi türceʿu-lʾümûr.

Ayet 75–76

Allah meleklerden de insanlardan da elçiler seçer ve O her şeyi işitir, her şeyi görür, her şeyi bilir. Allah geçmişte olan ve gelecekte olacakları da bilir ve bütün işlerin son kararını O verir.

Hac 77–78

2 ayet

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا ارْكَعُوا وَاسْجُدُوا وَاعْبُدُوا رَبَّكُمْ وَافْعَلُوا الْخَيْرَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَۚ ۝٧٧ وَجَاهِدُوا فِي اللّٰهِ حَقَّ جِهَادِه۪ۜ هُوَ اجْتَبٰيكُمْ وَمَا جَعَلَ عَلَيْكُمْ فِي الدّ۪ينِ مِنْ حَرَجٍۜ مِلَّةَ اَب۪يكُمْ اِبْرٰه۪يمَۜ هُوَ سَمّٰيكُمُ الْمُسْلِم۪ينَ مِنْ قَبْلُ وَف۪ي هٰذَا لِيَكُونَ الرَّسُولُ شَه۪يدًا عَلَيْكُمْ وَتَكُونُوا شُهَدَٓاءَ عَلَى النَّاسِۚ فَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَاعْتَصِمُوا بِاللّٰهِۜ هُوَ مَوْلٰيكُمْۚ فَنِعْمَ الْمَوْلٰى وَنِعْمَ النَّص۪يرُ ۝٧٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

77Yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-rkeʿû vescüdû vaʿbüdû rabbeküm vefʿalü-lḫayra leʿalleküm tüfliḥûn.

Okunuş

78Vecâhidû fi-llâhi ḥaḳḳa cihâdih. hüve-ctebâküm vemâ ceʿale ʿaleyküm fi-ddîni min ḥarac. millete ebîküm ibrâhîm. hüve semmâkümü-lmüslimîne min ḳablü vefî hâẕâ liyekûne-rrasûlü şehîden ʿaleyküm vetekûnû şühedâe ʿale-nnâs. feeḳîmu-ṣṣalâte veâtü-zzekâte vaʿteṣimû billâh. hüve mevlâküm. feniʿme-lmevlâ veniʿme-nneṣîr.

Ayet 77–78

Ey iman edenler! Bilinçle ve isteyerek Allah’a rükû ve secde edin ve Rabbinizi razı edecek salih ameller işleyin ki mutluluğa erişebilesiniz.

Allah yolunda yaşamak uğrunda malınız ve canınızla üstün gayretler gösterin. Böyle yaşamanız konusunda Allah size dinde bir zorluk yüklememiştir. O halde babanız İbrahim’in de dini olan İslâm nizamına sımsıkı sarılın. Allah, gönderdiği kitaplar ve peygamberlerle bildirdiği hayat tarzını din edinenlere Müslümanlar adını verdi. Peygamberlerde bu konuda sizin için güzel örnekler vardır. Siz de insanlar için güzel örnekler, modeller olun, namazlarınızı titizlikle kılın, zekâtınızı verin.

Sizin tek ve gerçek Rabbiniz, ilahınız, veliniz ve yardımcınız Allah’tır.

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Nûr, sonra Münafikun indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla