Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ الْمُؤْمِنُونَ مَكِّيَّةٌ آيَاتُهَا ١١٨

Mü’minûn Sûresi Meali

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça
Sûre hakkındaAdı · Nüzul Zamanı · Ana Tema ve Konular

Adı: Sure adını ilk ayetindeki “el-Mü’minûn” kelimesinden almaktadır.

Nüzul Zamanı: Surenin gerek üslûb, gerekse ele aldığı konu onun Risalet’in Mekke döneminin ortalarında indirildiğini ortaya koymaktadır. Ayetleri okurken, işkenceler daha henüz vahşet derecesine ulaşmamışsa da, Hz. Peygamber’le (s.a) Mekkeli kâfirler arasında çetin bir mücadelenin başlamış olduğunu seziyoruz. Sure’nin sahih rivayetlere göre Risalet’in ortalarında meydana gelen ‘kıtlık’ senesinde indiği anlaşılıyor. Öte yandan, Urve bin Zubeyr’den rivayet edilen bir hadise göre, surenin indiği günlerde İslâm’a girmiş olan Hz. Ömer (r.a) şöyle demiştir: “Bu sure indiğinde ben de Hz. Peygamber’in (s.a) yanındaydım ve onun durumunu gözlüyordum. Vahy hali bittiğinde Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurdular: “Şimdi bana on ayet geldi ki, onlara uyan kesinlikle Cennete girecektir.” Sonra da Sure’nin başlangıç ayetlerini okudular.” (Ahmed ibn Hanbel, Tirmizî, Neseî, Hakim.)

Ana Tema ve Konular: Sure’nin ana teması, Hz. Peygamber’in (s.a) getirdiği mesajı kabul ve izlemeye çağrı olup, tüm sure bu tema çerçevesinde dönmektedir.

1-11 Hz. Peygamber’in (s.a) mesajını kabul edenlerin bu tür soylu karakter niteliklerini kazanmış olması Mesajın doğruluğunun pratik kanıtıdır.

12-22 Bu bölümde, insan da içinde olmak üzere, tüm kainatı; insanları tevhid ve ahiret inancına çağıran Hz. Peygamber’in (s.a) mesajının gerçekliğinin açık bir delili olduğunu vurgulamak için insanın ve kaniatın yaratılışına dikkat çekilmektedir.

23-54 Sonra, önceki rasullerle kavimlerinin hikayeleri anlatılarak mesajın doğruluğuna tarihi deliller getirilmekte ve şu gerçekler vurgulanmaktadır:

(a) Düşmanların Hz. Muhammed’in (s.a) mesajına karşı yükselttikleri itirazlar ve şüpheler yeni değildir. Aynı itiraz ve şüpheler bizzat Allah’ın elçileri olarak kabul ettikleri önceki peygamberlere karşı da yükseltilmiştir. Bu yüzden, tarihten bir ders almalı ve peyamberlerin mi, yoksa onlara karşı çıkanların mı doğru yolda olduklarına karar vermelidirler.

(b) Hz. Muhammed’in (s.a) getirdiği tevhid mesajı ve ahiret inancı öteki rasullerin de getirdiği şeyin aynısıdır, bu durumda kabul edilmemeleri için gerçekçi bir durum yoktur.

(c) Mekkeli müşrikler, peygamberlerin mesajını reddetmiş bulunan toplumların karşılaştığı sonuçlardan ders almalıdırlar.

(d) Bütün peygamberler Allah’dan tek ve aynı dini getirmişlerdir ve hepsi de tek ve aynı ümmetin üyeleridir. Başka tüm dinler, bizzat insanların kendileri tarafından uydurulmuş olup, Allah’tan gelme değildir.

55-67 Rasullerin hikayeleri anlatıldıktan sonra temel bir ilke ortaya konmaktadır: Dünya hayatındaki başarı ve mutluluk, Allah katındaki kurtuluş ve başarı için bir ölçü değildir. Eğer bazı kişiler veya herhangi bir kişi dünyada zengin, güçlü ve refah içindeyse, bu hiçbir zaman bu kişi veya kişilerin Allah’ın sevgilileri olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde, diğerlerinin yoksulluğu ve başlarına gelen felaketler, Allah’ın onlardan razı olmadığının bir delili değildir. Gerçek ölçü iman (veya küfür) ve takva (veya zıddı)dır. Hz. Peygamber’in (s.a) düşmanları, zenginlikleri dolayısıyla Allah’ın ve tanrılarının kendilerinden razı oldukları inancına kapılan Mekke ileri gelenleri (ve onların izleyicileri) olduğundan, bu açıklama gerekliydi. Öte yandan Hz. Muhammed (s.a) ve izleyicileri yoksul ve çaresiz bir durumda oldukları gerçeğinden hareketle, Allah’ın onlardan razı olmadığını ve tanrılarının da kendilerini lanetlediğini iddia ediyorlardı.

68-77 Bu bölümde, müşrikler, Hz. Muhammed’in (s.a) Allah’ın gerçekten peygamberi olduğu konusunda ikna etmek için çeşitli deliller sıralanmaktadır. Sonra da, kıtlığın (ayet 75-76) yalnızca bir uyarı olduğu anlatılmakta ve “iyisi mi, yolunuzu doğrultun, yoksa korkunç bir azaba uğratılacaksınız” denmektedir.

78-95 Müşrikler, Hz. Peygamber’in (s.a) mesajının açık delilleri olması nedeniyle, yeniden kainattaki ve bizzat kendilerindeki “ayetler”i gözlemeye çağrılmaktadırlar.

96-97 Hz. Peygamber’e (s.a) düşmanların kötü davranışlarına misilleme olarak herhangi yanlış bir yola girmemesi ve şeytanın dürtmelerine karşı korunması söylenmektedir.

98-118 Bu son bölümde, gerçeğin düşmanları ahirette hesap verecekleri ve müminlere yaptıkları işkencelerin sonuçlarına katlanacakları, dolayısıyla yollarını düzeltmeleri konusunda uyarılmaktadırlar.

Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Ayet 1–7

7 ayet

Mü’minûn 1

Mü’minûn 2

Mü’minûn 3

Mü’minûn 4

Mü’minûn 5

Mü’minûn 6

Mü’minûn 7

قَدْ اَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَۙ ۝١ اَلَّذ۪ينَ هُمْ ف۪ي صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَۙ ۝٢ وَالَّذ۪ينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَۙ ۝٣ وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِلزَّكٰوةِ فَاعِلُونَۙ ۝٤ وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَۙ ۝٥ اِلَّا عَلٰٓى اَزْوَاجِهِمْ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُمْ فَاِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُوم۪ينَۚ ۝٦ فَمَنِ ابْتَغٰى وَرَٓاءَ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْعَادُونَۚ ۝٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Ḳad efleḥa-lmüʾminûn.

Okunuş

2Elleẕîne hüm fî ṣalâtihim ḫâşiʿûn.

Okunuş

3Velleẕîne hüm ʿani-llagvi müʿriḍûn.

Okunuş

4Velleẕîne hüm lilzekâti fâʿilûn.

Okunuş

5Velleẕîne hüm lifürûcihim ḥâfiżûn.

Okunuş

6İllâ ʿalâ ezvâcihim ev mâ meleket eymânühüm feinnehüm gayru melûmîn.

Okunuş

7Femeni-btegâ verâe ẕâlike feülâike hümü-lʿâdûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

1Müminler, gerçekten kurtuluşa ermiştir.

Türkçe Meal

2Onlar ki, namazlarında huşu/derin bir saygı içinde olurlar.

Türkçe Meal

3Onlar ki, boş şeylerden ve işlerden uzak dururlar.

Türkçe Meal

4Onlar ki, zekât ile arınmak için çaba gösterirler.

Türkçe Meal

5Onlar ki iffet ve namuslarını korurlar.

Türkçe Meal

6Ancak eşleri ve meşru olarak sahip oldukları hariç, çünkü bunlar kınanmazlar.

Türkçe Meal

7Ama kim de bundan başkasını ararsa, işte onlar da haddi aşanlardır.

Ayet 8–11

4 ayet

Mü’minûn 8

Mü’minûn 9

Mü’minûn 10

Mü’minûn 11

وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِاَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَۙ ۝٨ وَالَّذ۪ينَ هُمْ عَلٰى صَلَوَاتِهِمْ يُحَافِظُونَۢ ۝٩ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْوَارِثُونَۙ ۝١٠ اَلَّذ۪ينَ يَرِثُونَ الْفِرْدَوْسَۜ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ ۝١١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

8Velleẕîne hüm liemânâtihim veʿahdihim râʿûn.

Okunuş

9Velleẕîne hüm ʿalâ ṣalevâtihim yüḥâfiżûn.

Okunuş

10Ülâike hümü-lvâriŝûn.

Okunuş

11Elleẕîne yeriŝûne-lfirdevs. hüm fîhâ ḫâlidûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

8Onlar ki, emanetlerine ve verdikleri ahitlerine riayet ederler.

Türkçe Meal

9Onlar ki ibadetlerine ve namazlarına titizlik gösterirler.

Türkçe Meal

10İşte bunlar, varis olacaklardır.

Türkçe Meal

11Evet bunlar, Firdevs cennetlerine varis olacaklar, orada kalıcıdırlar.

Ayet 12–16

5 ayet

Mü’minûn 12

Mü’minûn 13

Mü’minûn 14

Mü’minûn 15

Mü’minûn 16

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنْ سُلَالَةٍ مِنْ ط۪ينٍۚ ۝١٢ ثُمَّ جَعَلْنَاهُ نُطْفَةً ف۪ي قَرَارٍ مَك۪ينٍۖ ۝١٣ ثُمَّ خَلَقْنَا النُّطْفَةَ عَلَقَةً فَخَلَقْنَا الْعَلَقَةَ مُضْغَةً فَخَلَقْنَا الْمُضْغَةَ عِظَامًا فَكَسَوْنَا الْعِظَامَ لَحْمًاۗ ثُمَّ اَنْشَاْنَاهُ خَلْقًا اٰخَرَۜ فَتَبَارَكَ اللّٰهُ اَحْسَنُ الْخَالِق۪ينَۜ ۝١٤ ثُمَّ اِنَّكُمْ بَعْدَ ذٰلِكَ لَمَيِّتُونَۜ ۝١٥ ثُمَّ اِنَّكُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ تُبْعَثُونَ ۝١٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

12Veleḳad ḫalaḳne-lʾinsâne min sülâletim min ṭîn.

Okunuş

13Ŝümme ceʿalnâhü nuṭfeten fî ḳarârim mekîn.

Okunuş

14Ŝümme ḫalaḳne-nnuṭfete ʿaleḳaten feḫalaḳne-lʿaleḳate muḍgaten feḫalaḳne-lmuḍgate ʿiżâmen fekesevne-lʿiżâme laḥmâ. ŝümme enşeʾnâhü ḫalḳan âḫar. fetebârake-llâhü aḥsenü-lḫâliḳîn.

Okunuş

15Ŝümme inneküm baʿde ẕâlike lemeyyitûn.

Okunuş

16Ŝümme inneküm yevme-lḳiyâmeti tübʿaŝûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

12Şüphe yok ki biz insanı balçıktan, süzme bir çamurdan yarattık.

Türkçe Meal

13Sonra onu sağlam korunaklı bir yere bir sperm olarak yerleştirdik.

Türkçe Meal

14Sonra spermi aşılanmış bir yumurta olarak rahim duvarına astık, sonra onu bir et parçası haline getirdik, sonra bu et parçasından kemikler oluşturduk. Ardından da bu kemikleri etle kapladık, nihayet onu yepyeni bir varlık olarak dünyaya getirdik. Yüceler yücesi olan Allah ne mükemmel bir yaratıcıdır.

Türkçe Meal

15Nihayet zamanı geldiğinde de hepiniz öleceksiniz.

Türkçe Meal

16Kıyamet günü gelince de yeniden diriltileceksiniz.

Ayet 17–20

4 ayet

Mü’minûn 17

Mü’minûn 18

Mü’minûn 19

Mü’minûn 20

وَلَقَدْ خَلَقْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعَ طَرَٓائِقَۗ وَمَا كُنَّا عَنِ الْخَلْقِ غَافِل۪ينَ ۝١٧ وَاَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً بِقَدَرٍ فَاَسْكَنَّاهُ فِي الْاَرْضِۗ وَاِنَّا عَلٰى ذَهَابٍ بِه۪ لَقَادِرُونَۚ ۝١٨ فَاَنْشَاْنَا لَكُمْ بِه۪ جَنَّاتٍ مِنْ نَخ۪يلٍ وَاَعْنَابٍۢ لَكُمْ ف۪يهَا فَوَاكِهُ كَث۪يرَةٌ وَمِنْهَا تَاْكُلُونَۙ ۝١٩ وَشَجَرَةً تَخْرُجُ مِنْ طُورِ سَيْنَٓاءَ تَنْبُتُ بِالدُّهْنِ وَصِبْغٍ لِلْاٰكِل۪ينَ ۝٢٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

17Veleḳad ḫalaḳnâ fevḳaküm sebʿa ṭarâiḳ. vemâ künnâ ʿani-lḫalḳi gâfilîn.

Okunuş

18Veenzelnâ mine-ssemâi mâem biḳaderin feeskennâhü fi-lʾarḍ. veinnâ ʿalâ ẕehâbim bihî leḳâdirûn.

Okunuş

19Feenşeʾnâ leküm bihî cennâtim min neḫîliv veaʿnâb. leküm fîhâ fevâkihü keŝîratüv veminhâ teʾkülûn.

Okunuş

20Veşeceraten taḫrucü min ṭûri seynâe tembütü biddühni veṣibgil lilʾâkilîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

17Andolsun ki sizin üzerinizde sonsuz gezegenler/yedi katman yaratmışızdır. Biz bütün bu yarattıklarımızla ilgimizi kesmiş değiliz.

Türkçe Meal

18Bu çerçevede gökten suyu belli bir kadere/ölçüye göre indirir de onu toprağa emdiririz. İyi bilin ki onu giderip toprağı kupkuru yapmaya da elbette gücümüz yeter.

Türkçe Meal

19Ve biz yağmur suyuyla, sizin için hurma ve üzüm bağları yeşertmekteyiz ki orada sizin için birçok meyveler vardır ve siz onlardan yersiniz.

Türkçe Meal

20Ve yine o yağmurla Sina Dağı çevresinde çokça yetişen, yiyenlere yağ ve katık olan zeytin ağaçları yetiştirdik.

Ayet 21–22

2 ayet

Mü’minûn 21

Mü’minûn 22

وَاِنَّ لَكُمْ فِي الْاَنْعَامِ لَعِبْرَةًۜ نُسْق۪يكُمْ مِمَّا ف۪ي بُطُونِهَا وَلَكُمْ ف۪يهَا مَنَافِعُ كَث۪يرَةٌ وَمِنْهَا تَاْكُلُونَۙ ۝٢١ وَعَلَيْهَا وَعَلَى الْفُلْكِ تُحْمَلُونَ۟ ۝٢٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

21Veinne leküm fi-lʾenʿâmi leʿibrah. nüsḳîküm mimmâ fî büṭûnihâ veleküm fîhâ menâfiʿu keŝîratüv veminhâ teʾkülûn.

Okunuş

22Veʿaleyhâ veʿale-lfülki tuḥmelûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

21Evcil hayvanlarda da sizin için bir ibret vardır. Karınlarında bulunan sütten size içiriyoruz ve sizin için onlarda daha birçok faydalar bulunuyor mesela etlerinden yiyorsunuz.

Türkçe Meal

22Ayrıca denizlerde gemilere bindiğiniz gibi karada da onlara biniyor ve yük taşıtıyorsunuz.

Ayet 23–25

3 ayet

Mü’minûn 23

Mü’minûn 24

Mü’minûn 25

وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا نُوحًا اِلٰى قَوْمِه۪ فَقَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ اَفَلَا تَتَّقُونَ ۝٢٣ فَقَالَ الْمَلَؤُ۬ا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ قَوْمِه۪ مَا هٰذَٓا اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُكُمْۙ يُر۪يدُ اَنْ يَتَفَضَّلَ عَلَيْكُمْۜ وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَاَنْزَلَ مَلٰٓئِكَةًۚ مَا سَمِعْنَا بِهٰذَا ف۪ٓي اٰبَٓائِنَا الْاَوَّل۪ينَۚ ۝٢٤ اِنْ هُوَ اِلَّا رَجُلٌ بِه۪ جِنَّةٌ فَتَرَبَّصُوا بِه۪ حَتّٰى ح۪ينٍ ۝٢٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

23Veleḳad erselnâ nûḥan ilâ ḳavmihî feḳâle yâ ḳavmi-ʿbüdü-llâhe mâ leküm min ilâhin gayruh. efelâ tetteḳûn.

Okunuş

24Feḳâle-lmeleü-lleẕîne keferû min ḳavmihî mâ hâẕâ illâ beşerum miŝlüküm yürîdü ey yetefeḍḍale ʿaleyküm. velev şâe-llâhü leenzele melâikeh. mâ semiʿnâ bihâẕâ fî âbâine-lʾevvelîn.

Okunuş

25İn hüve illâ racülüm bihî cinnetün feterabbeṣû bihî ḥattâ ḥîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

23Andolsun ki biz Nuh’u toplumuna elçi olarak göndermiştik. O da dedi ki:
– Ey toplumum, yalnızca Allah’a kulluk edin, zira sizin O’ndan başka bir ilahınız yoktur. Allah’ın azabından hiç korkmuyor musunuz?

Türkçe Meal

24Toplumunun seçkinlerinden olan kâfirler dediler ki:
– Bu da sizin gibi beşerden başka bir şey değil. Belli ki o bize üstünlük kurmak istiyor. Şayet Allah bir elçi göndermek isteseydi melekleri gönderirdi. Hem biz, geçmiş atalarımızdan hiç böyle bir şey işitmedik.

Türkçe Meal

25Bu adam cinlenmiş/delirmiş bir süre onu gözetim altında tutun.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

23Âl-i İmran 64A’raf 59

Ayet 26–27

2 ayet

Mü’minûn 26

Mü’minûn 27

قَالَ رَبِّ انْصُرْن۪ي بِمَا كَذَّبُونِ ۝٢٦ فَاَوْحَيْنَٓا اِلَيْهِ اَنِ اصْنَعِ الْفُلْكَ بِاَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا فَاِذَا جَٓاءَ اَمْرُنَا وَفَارَ التَّنُّورُۙ فَاسْلُكْ ف۪يهَا مِنْ كُلٍّ زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ وَاَهْلَكَ اِلَّا مَنْ سَبَقَ عَلَيْهِ الْقَوْلُ مِنْهُمْۚ وَلَا تُخَاطِبْن۪ي فِي الَّذ۪ينَ ظَلَمُواۚ اِنَّهُمْ مُغْرَقُونَ ۝٢٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

26Ḳâle rabbi-nṣurnî bimâ keẕẕebûn.

Okunuş

27Feevḥaynâ ileyhi eni-ṣneʿi-lfülke biaʿyüninâ vevaḥyinâ feiẕâ câe emrunâ vefâra-ttennûru feslük fîhâ min küllin zevceyni-ŝneyni veehleke illâ men sebeḳa ʿaleyhi-lḳavlü minhüm. velâ tüḫâṭibnî fi-lleẕîne żalemû. innehüm mugraḳûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

26Nuh:
– Rabbim, onların beni yalanlamalarına karşılık sen bana yardım et! Diye yalvardı.

Türkçe Meal

27Bunun üzerine biz de Nuh’a “Bizim gözetimimiz altında ve bildirdiğimiz şekilde gemi yap, emrimiz gelip tandır kaynadığında her canlıdan birer çift ve hakkında hüküm kesinleşmiş olanların dışında kalan aile fertlerini gemiye yerleştir, sakın kendine yazık eden zalimler ile ilgili bana yalvarma, çünkü onlar boğulacaklar.” diye vahyetmiştik.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

27Hûd 36Kamer 9Kamer 14

Ayet 28–29

2 ayet

Mü’minûn 28

Mü’minûn 29

فَاِذَا اسْتَوَيْتَ اَنْتَ وَمَنْ مَعَكَ عَلَى الْفُلْكِ فَقُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي نَجّٰينَا مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِم۪ينَ ۝٢٨ وَقُلْ رَبِّ اَنْزِلْن۪ي مُنْزَلًا مُبَارَكًا وَاَنْتَ خَيْرُ الْمُنْزِل۪ينَ ۝٢٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

28Feiẕe-steveyte ente vemem meʿake ʿale-lfülki feḳuli-lḥamdü lillâhi-lleẕî neccânâ mine-lḳavmi-żżâlimîn.

Okunuş

29Veḳur rabbi enzilnî münzelem mübârakev veente ḫayru-lmünzilîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

28Sen ve beraberindekiler, gemiye bindiğinizde:
– Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah’a övgüler olsun, de!

Türkçe Meal

29Ve şöyle dua et:
– Rabbim, beni bereketli ve güvenli bir yere indir, çünkü yerleşilecek en iyi yeri bilen ve beni oraya eriştirecek olan sensin!

İlgili ayetler

İlgili ayetler

29Hûd 44

Ayet 30

1 ayet

Mü’minûn 30

اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ وَاِنْ كُنَّا لَمُبْتَل۪ينَ ۝٣٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

30İnne fî ẕâlike leâyâtiv vein künnâ lemübtelîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

30Şüphesiz bunda alınacak nice ibretler vardır, Kesinlikle biz onları büyük bir imtihandan geçirdik.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

30Yunus 14Şuarâ 103

Ayet 31–34

4 ayet

Mü’minûn 31

Mü’minûn 32

Mü’minûn 33

Mü’minûn 34

ثُمَّ اَنْشَاْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ قَرْنًا اٰخَر۪ينَۚ ۝٣١ فَاَرْسَلْنَا ف۪يهِمْ رَسُولًا مِنْهُمْ اَنِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ اَفَلَا تَتَّقُونَ۟ ۝٣٢ وَقَالَ الْمَلَاُ مِنْ قَوْمِهِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِلِقَٓاءِ الْاٰخِرَةِ وَاَتْرَفْنَاهُمْ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۙ مَا هٰذَٓا اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُكُمْۙ يَاْكُلُ مِمَّا تَاْكُلُونَ مِنْهُ وَيَشْرَبُ مِمَّا تَشْرَبُونَ ۝٣٣ وَلَئِنْ اَطَعْتُمْ بَشَرًا مِثْلَكُمْ اِنَّكُمْ اِذًا لَخَاسِرُونَ ۝٣٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

31Ŝümme enşeʾnâ mim baʿdihim ḳarnen âḫarîn.

Okunuş

32Feerselnâ fîhim rasûlem minhüm eni-ʿbüdü-llâhe mâ leküm min ilâhin gayruh. efelâ tetteḳûn.

Okunuş

33Veḳâle-lmeleü min ḳavmihi-lleẕîne keferû vekeẕẕebû biliḳâi-lʾâḫirati veetrafnâhüm fi-lḥayâti-ddünyâ mâ hâẕâ illâ beşerum miŝlüküm yeʾkülü mimmâ teʾkülûne minhü veyeşrabü mimmâ teşrabûn.

Okunuş

34Velein eṭaʿtüm beşeram miŝleküm inneküm iẕel leḫâsirûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

31Bunların ardından başka bir nesil meydana getirdik.

Türkçe Meal

32Onlara kendi içlerinden:
– Yalnız Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka bir ilahınız yoktur, Allah’tan hiç korkmuyor musunuz? Diyen bir elçi gönderdik.

Türkçe Meal

33Gerçekleri örtbas eden kâfirler, ahiret buluşmasını hesaba katmayan ve dünya hayatının refahı ile şımarmış toplumun ileri gelenleri dediler ki “Bu sadece sizin gibi bir beşerdir, sizin yediklerinizden yiyor, içtiklerinizden içiyor.”

Türkçe Meal

34Eğer siz, sizin gibi bir beşere itaat ederseniz, işte o zaman bütün itibarınızı kaybedersiniz.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

31A’raf 69

Ayet 35–38

4 ayet

Mü’minûn 35

Mü’minûn 36

Mü’minûn 37

Mü’minûn 38

اَيَعِدُكُمْ اَنَّكُمْ اِذَا مِتُّمْ وَكُنْتُمْ تُرَابًا وَعِظَامًا اَنَّكُمْ مُخْرَجُونَۖ ۝٣٥ هَيْهَاتَ هَيْهَاتَ لِمَا تُوعَدُونَۖ ۝٣٦ اِنْ هِيَ اِلَّا حَيَاتُنَا الدُّنْيَا نَمُوتُ وَنَحْيَا وَمَا نَحْنُ بِمَبْعُوث۪ينَۖ ۝٣٧ اِنْ هُوَ اِلَّا رَجُلٌۨ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِبًا وَمَا نَحْنُ لَهُ بِمُؤْمِن۪ينَ ۝٣٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

35Eyeʿidüküm enneküm iẕâ mittüm veküntüm türâbev veʿiżâmen enneküm muḫracûn.

Okunuş

36Heyhâte heyhâte limâ tûʿadûn.

Okunuş

37İn hiye illâ ḥayâtüne-ddünyâ nemûtü venaḥyâ vemâ naḥnü bimebʿûŝîn.

Okunuş

38İn hüve illâ racülün-fterâ ʿale-llâhi keẕibev vemâ naḥnü lehû bimüʾminîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

35Şimdi bu adam size, ölüp toprağa karıştıktan ve kemik yığını haline geldikten sonra tekrar diriltileceğinizi mi vaat ediyor?

Türkçe Meal

36Heyhat ki heyhat, olacak iş değil size söylenen bu vaatler boş vaatler.

Türkçe Meal

37Hayat, ancak şu yaşadığımız dünya hayatından ibarettir, yaşarız ve ölürüz yeniden diriltilecek değiliz.

Türkçe Meal

38Bu adam uydurduğu yalanı Allah’a iftira eden biri, bizim ona inanmamız ihtimal dışıdır.

İlgili ayetler

Ayet 39–42

4 ayet

Mü’minûn 39

Mü’minûn 40

Mü’minûn 41

Mü’minûn 42

قَالَ رَبِّ انْصُرْن۪ي بِمَا كَذَّبُونِ ۝٣٩ قَالَ عَمَّا قَل۪يلٍ لَيُصْبِحُنَّ نَادِم۪ينَۚ ۝٤٠ فَاَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ بِالْحَقِّ فَجَعَلْنَاهُمْ غُثَٓاءًۚ فَبُعْدًا لِلْقَوْمِ الظَّالِم۪ينَ ۝٤١ ثُمَّ اَنْشَاْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ قُرُونًا اٰخَر۪ينَۜ ۝٤٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

39Ḳâle rabbi-nṣurnî bimâ keẕẕebûn.

Okunuş

40Ḳâle ʿammâ ḳalîlil leyuṣbiḥunne nâdimîn.

Okunuş

41Feeḫaẕethümu-ṣṣayḥatü bilḥaḳḳi feceʿalnâhüm guŝââ. febüʿdel lilḳavmi-żżâlimîn.

Okunuş

42Ŝümme enşeʾnâ mim baʿdihim ḳurûnen âḫarîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

39Elçi:
– Rabbim, dedi. Beni yalanlamalarına karşılık sen bana yardım et!

Türkçe Meal

40Allah: “Onlar pek yakında pişman olacaklardır” dedi.

Türkçe Meal

41Derken korkunç bir çığlık onları yakalayıverdi ve hak yerini buldu. Onları böylece sel yatağındaki kalıntılar gibi çerçöp haline dönüştürdük. Nuh’u yalanlayan zalimlerin canı cehenneme!

Türkçe Meal

42Sonra onların da ardından başka nesiller meydana getirdik.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

40En’am 34Sâd 88

İlgili ayetler

42Yunus 13Yunus 14

Ayet 43

1 ayet

Mü’minûn 43

مَا تَسْبِقُ مِنْ اُمَّةٍ اَجَلَهَا وَمَا يَسْتَاْخِرُونَۜ ۝٤٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

43Mâ tesbiḳu min ümmetin ecelehâ vemâ yesteʾḫirûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

43Zira hiç bir toplum helak olma ecelini sürecini ne öne alabilir ne de erteleyebilir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

43A’raf 34Yunus 49Nahl 61

Ayet 44

1 ayet

Mü’minûn 44

ثُمَّ اَرْسَلْنَا رُسُلَنَا تَتْرَاۜ كُلَّمَا جَٓاءَ اُمَّةً رَسُولُهَا كَذَّبُوهُ فَاَتْبَعْنَا بَعْضَهُمْ بَعْضًا وَجَعَلْنَاهُمْ اَحَاد۪يثَۚ فَبُعْدًا لِقَوْمٍ لَا يُؤْمِنُونَ ۝٤٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

44Ŝümme erselnâ rusülenâ tetrâ. küllemâ câe ümmeter rasûlühâ keẕẕebûhü feetbaʿnâ baʿḍahüm baʿḍav veceʿalnâhüm eḥâdîŝ. febüʿdel liḳavmil lâ yüʾminûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

44Sonra da birbiri ardınca elçilerimizi gönderdik, ne zaman elçileri o topluma gelse onu yalanladılar biz de onları birbirlerinin peşi sıra helak ettik ve hepsini de efsanelere çevirdik. İnançsızlar toplumunun canı cehenneme!

İlgili ayetler

Ayet 45–50

6 ayet

Mü’minûn 45

Mü’minûn 46

Mü’minûn 47

Mü’minûn 48

Mü’minûn 49

Mü’minûn 50

ثُمَّ اَرْسَلْنَا مُوسٰى وَاَخَاهُ هٰرُونَ بِاٰيَاتِنَا وَسُلْطَانٍ مُب۪ينٍۙ ۝٤٥ اِلٰى فِرْعَوْنَ وَمَلَا۬ئِه۪ فَاسْتَكْبَرُوا وَكَانُوا قَوْمًا عَال۪ينَۚ ۝٤٦ فَقَالُٓوا اَنُؤْمِنُ لِبَشَرَيْنِ مِثْلِنَا وَقَوْمُهُمَا لَنَا عَابِدُونَۚ ۝٤٧ فَكَذَّبُوهُمَا فَكَانُوا مِنَ الْمُهْلَك۪ينَ ۝٤٨ وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ ۝٤٩ وَجَعَلْنَا ابْنَ مَرْيَمَ وَاُمَّهُٓ اٰيَةً وَاٰوَيْنَاهُمَٓا اِلٰى رَبْوَةٍ ذَاتِ قَرَارٍ وَمَع۪ينٍ۟ ۝٥٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

45Ŝümme erselnâ mûsâ veeḫâhü hârûne biâyâtinâ vesülṭânim mübîn.

Okunuş

46İlâ firʿavne vemeleihî festekberû vekânû ḳavmen ʿâlîn.

Okunuş

47Feḳâlû enüʾminü libeşerayni miŝlinâ veḳavmühümâ lenâ ʿâbidûn.

Okunuş

48Fekeẕẕebûhümâ fekânû mine-lmühlekîn.

Okunuş

49Veleḳad âteynâ mûse-lkitâbe leʿallehüm yehtedûn.

Okunuş

50Veceʿalne-bne meryeme veümmehû âyetev veâveynâhümâ ilâ rabvetin ẕâti ḳarâriv vemeʿîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

45Daha sonra da, Musa ve kardeşi Harun’u ayetlerimizle ve apaçık mucizeler ile gönderdik.

Türkçe Meal

46Firavun ve ileri gelenlerine. Fakat onlar büyüklendiler, zaten onlar, insanlara tepeden bakan bir toplum idiler.

Türkçe Meal

47Ve dediler ki; “Şimdi biz bizden hiçbir farkı olmayan şu iki beşere mi inanacağız, kaldı ki bunların mensup olduğu kavim bize kulluk ederken.”

Türkçe Meal

48Böylece onları yalanladılar ve sonunda helak olup gittiler.

Türkçe Meal

49Andolsun ki biz İsrailoğullarına doğru yolu göstersin diye Musa’ya kitap vermiştik.

Türkçe Meal

50Meryem oğlu İsa’yı da, annesini de bir delil kıldık. O ikisini de yaşamaya elverişli su kaynakları bulunan yüksek bir yere yerleştirdik.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

45En’am 84Yunus 75

İlgili ayetler

47Yunus 78

İlgili ayetler

48Yunus 90Yunus 92

İlgili ayetler

49İbrahim 5Saf 5

İlgili ayetler

50Zuhruf 57Zuhruf 61

Ayet 51–52

2 ayet

Mü’minûn 51

Mü’minûn 52

يَٓا اَيُّهَا الرُّسُلُ كُلُوا مِنَ الطَّيِّبَاتِ وَاعْمَلُوا صَالِحًاۜ اِنّ۪ي بِمَا تَعْمَلُونَ عَل۪يمٌۜ ۝٥١ وَاِنَّ هٰذِه۪ٓ اُمَّتُكُمْ اُمَّةً وَاحِدَةً وَاَنَا۬ رَبُّكُمْ فَاتَّقُونِ ۝٥٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

51Yâ eyyühe-rrusülü külû mine-ṭṭayyibâti vaʿmelû ṣâliḥâ. innî bimâ taʿmelûne ʿalîm.

Okunuş

52Veinne hâẕihî ümmetüküm ümmetev vâḥidetev veenâ rabbüküm fetteḳûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

51Ey elçiler, temiz şeylerden yiyin, için iyi ve güzel işler yapın zira ben sizin neler yaptığınızı bilmekteyim.

Türkçe Meal

52İşte bu sizin ümmetiniz tek ümmettir ben de sizin Rabbinizim/sahibinizim öyleyse korunun.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

51Bakara 172A’raf 10

Ayet 53–54

2 ayet

Mü’minûn 53

Mü’minûn 54

فَتَقَطَّعُٓوا اَمْرَهُمْ بَيْنَهُمْ زُبُرًاۜ كُلُّ حِزْبٍ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ ۝٥٣ فَذَرْهُمْ ف۪ي غَمْرَتِهِمْ حَتّٰى ح۪ينٍ ۝٥٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

53Feteḳaṭṭaʿû emrahüm beynehüm zübürâ. küllü ḥizbim bimâ ledeyhim feriḥûn.

Okunuş

54Feẕerhüm fî gamratihim ḥattâ ḥîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

53Fakat ümmetler paramparça olup gruplara ayrıldılar, her grup kendi anlayışından memnun ve mutlu!

Türkçe Meal

54Sen onları bir süreye kadar gömüldükleri gaflet bataklığıyla baş başa bırak.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

54Kehf 58Fâtır 45

Ayet 55–56

2 ayet

Mü’minûn 55

Mü’minûn 56

اَيَحْسَبُونَ اَنَّمَا نُمِدُّهُمْ بِه۪ مِنْ مَالٍ وَبَن۪ينَۙ ۝٥٥ نُسَارِعُ لَهُمْ فِي الْخَيْرَاتِۜ بَلْ لَا يَشْعُرُونَ ۝٥٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

55Eyaḥsebûne ennemâ nümiddühüm bihî mim mâliv vebenîn.

Okunuş

56Nüsâriʿu lehüm fi-lḫayrât. bel lâ yeşʿurûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

55Şimdi bunlar, zannediyorlar mı ki, biz kendilerine mal ve evlatlar verdik diye.

Türkçe Meal

56Onlara iyilik etmek için can atıyoruz. Hayır, aslında onlar, işin farkında değiller.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

56Yunus 7Yunus 8Hûd 15

Ayet 57–61

5 ayet

Mü’minûn 57

Mü’minûn 58

Mü’minûn 59

Mü’minûn 60

Mü’minûn 61

اِنَّ الَّذ۪ينَ هُمْ مِنْ خَشْيَةِ رَبِّهِمْ مُشْفِقُونَۙ ۝٥٧ وَالَّذ۪ينَ هُمْ بِاٰيَاتِ رَبِّهِمْ يُؤْمِنُونَۙ ۝٥٨ وَالَّذ۪ينَ هُمْ بِرَبِّهِمْ لَا يُشْرِكُونَۙ ۝٥٩ وَالَّذ۪ينَ يُؤْتُونَ مَٓا اٰتَوْا وَقُلُوبُهُمْ وَجِلَةٌ اَنَّهُمْ اِلٰى رَبِّهِمْ رَاجِعُونَۙ ۝٦٠ اُو۬لٰٓئِكَ يُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَهُمْ لَهَا سَابِقُونَ ۝٦١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

57İnne-lleẕîne hüm min ḫaşyeti rabbihim müşfiḳûn.

Okunuş

58Velleẕîne hüm biâyâti rabbihim yüʾminûn.

Okunuş

59Velleẕîne hüm birabbihim lâ yüşrikûn.

Okunuş

60Velleẕîne yüʾtûne mâ âtev veḳulûbühüm veciletün ennehüm ilâ rabbihim râciʿûn.

Okunuş

61Ülâike yüsâriʿûne fi-lḫayrâti vehüm lehâ sâbiḳûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

57Şüphesiz ki Rabblerine duydukları derin saygıdan titreyenler.

Türkçe Meal

58Rabblerinin ayetlerine inanıp güvenenler.

Türkçe Meal

59Ve Rabblerine hiçbir şekilde ortak edip şirk koşmayanlar.

Türkçe Meal

60Bir gün hesap vermek üzere Rabblerinin huzuruna çıkacakları endişesiyle yaptıkları işleri kalpleri titreyerek yaparlar.

Türkçe Meal

61İşte bunlardır hayırlarda yarışanlar ve bu yarışta öne geçenler.

Ayet 62–67

6 ayet

Mü’minûn 62

Mü’minûn 63

Mü’minûn 64

Mü’minûn 65

Mü’minûn 66

Mü’minûn 67

وَلَا نُكَلِّفُ نَفْسًا اِلَّا وُسْعَهَا وَلَدَيْنَا كِتَابٌ يَنْطِقُ بِالْحَقِّ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ ۝٦٢ بَلْ قُلُوبُهُمْ ف۪ي غَمْرَةٍ مِنْ هٰذَا وَلَهُمْ اَعْمَالٌ مِنْ دُونِ ذٰلِكَ هُمْ لَهَا عَامِلُونَ ۝٦٣ حَتّٰٓى اِذَٓا اَخَذْنَا مُتْرَف۪يهِمْ بِالْعَذَابِ اِذَا هُمْ يَجْـَٔرُونَۜ ۝٦٤ لَا تَجْـَٔرُوا الْيَوْمَ اِنَّكُمْ مِنَّا لَا تُنْصَرُونَ ۝٦٥ قَدْ كَانَتْ اٰيَات۪ي تُتْلٰى عَلَيْكُمْ فَكُنْتُمْ عَلٰٓى اَعْقَابِكُمْ تَنْكِصُونَۙ ۝٦٦ مُسْتَكْبِر۪ينَ بِه۪ۗ سَامِرًا تَهْجُرُونَ ۝٦٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

62Velâ nükellifü nefsen illâ vusʿahâ veledeynâ kitâbüy yenṭiḳu bilḥaḳḳi vehüm lâ yużlemûn.

Okunuş

63Bel ḳulûbühüm fî gamratim min hâẕâ velehüm aʿmâlüm min dûni ẕâlike hüm lehâ ʿâmilûn.

Okunuş

64Ḥattâ iẕâ eḫaẕnâ mütrafîhim bilʿaẕâbi iẕâ hüm yecʾerûn.

Okunuş

65Lâ tecʾerü-lyevme inneküm minnâ lâ tünṣarûn.

Okunuş

66Ḳad kânet âyâtî tütlâ ʿaleyküm feküntüm ʿalâ aʿḳâbiküm tenkisûn.

Okunuş

67Müstekbirîne bih. sâmiran tehcürûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

62Zira biz hiç kimseye gücünün üstünde bir yük yüklemeyiz, çünkü bizim katımızda gerçeği söyleyen tutulmuş bir kayıt vardır, dolayısıyla onlar hiç haksızlığa uğratılmazlar.

Türkçe Meal

63Ne var ki onların kalpleri bu gerçeğe karşı gaflet içinde, dahası bunun dışında yaptıkları birtakım kötü işleri vardır ki onları yapmaya devam ediyorlar.

Türkçe Meal

64Nihayet onların varlık ile şımarmış zenginlerini azap ile yakaladığımızda hemen feryadı basarlar.

Türkçe Meal

65Şimdi boşuna feryat etmeyin çünkü bizden size hiçbir yardım ulaşmayacak.

Türkçe Meal

66Zira benim ayetlerim size okunuyordu ama siz onlara sırtınızı dönüyordunuz.

Türkçe Meal

67Ona kibirli bir şekilde burun kıvırarak geceleyin toplanıp ayetlerim hakkında hezeyanlar savuruyordunuz.

Ayet 68–71

4 ayet

Mü’minûn 68

Mü’minûn 69

Mü’minûn 70

Mü’minûn 71

اَفَلَمْ يَدَّبَّرُوا الْقَوْلَ اَمْ جَٓاءَهُمْ مَا لَمْ يَاْتِ اٰبَٓاءَهُمُ الْاَوَّل۪ينَۘ ۝٦٨ اَمْ لَمْ يَعْرِفُوا رَسُولَهُمْ فَهُمْ لَهُ مُنْكِرُونَۘ ۝٦٩ اَمْ يَقُولُونَ بِه۪ جِنَّةٌۜ بَلْ جَٓاءَهُمْ بِالْحَقِّ وَاَكْثَرُهُمْ لِلْحَقِّ كَارِهُونَ ۝٧٠ وَلَوِ اتَّبَعَ الْحَقُّ اَهْوَٓاءَهُمْ لَفَسَدَتِ السَّمٰوَاتُ وَالْاَرْضُ وَمَنْ ف۪يهِنَّۜ بَلْ اَتَيْنَاهُمْ بِذِكْرِهِمْ فَهُمْ عَنْ ذِكْرِهِمْ مُعْرِضُونَۜ ۝٧١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

68Efelem yeddebberü-lḳavle em câehüm mâ lem yeʾti âbâehümü-lʾevvelîn.

Okunuş

69Em lem yaʿrifû rasûlehüm fehüm lehû münkirûn.

Okunuş

70Em yeḳûlûne bihî cinneh. bel câehüm bilḥaḳḳi veekŝeruhüm lilḥaḳḳi kârihûn.

Okunuş

71Velevi-ttebeʿa-lḥaḳḳu ehvâehüm lefesedeti-ssemâvâtü velʾarḍu vemen fîhinn. bel eteynâhüm biẕikrihim fehüm ʿan ẕikrihim müʿriḍûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

68Şimdi onlar Kuran hakkında derinlemesine hiç düşünmediler mi? Yoksa onlara, önceki atalarına gelmemiş yeni bir şey mi geldi?

Türkçe Meal

69Yoksa kendilerine gelen elçiyi tanımıyorlar da onun için mi inanmıyorlar?

Türkçe Meal

70Yoksa “O cinlerden esinlenen biri mi” diyorlar? Hayır! Aslında o, onlara hakkı getirdi. Fakat onların çoğu bu haktan/Kuran’dan hoşlanmıyorlar.

Türkçe Meal

71Eğer hak onların arzu ve heveslerine uymuş olsaydı, gökler, yer ve içindekiler fesada uğrar, evrende düzen bozulurdu, aslında biz onlara şeref ve itibar kaynağı olan bir kitap getirdik fakat onlar bu Kuran’dan yüz çeviriyorlar.

Ayet 72–77

6 ayet

Mü’minûn 72

Mü’minûn 73

Mü’minûn 74

Mü’minûn 75

Mü’minûn 76

Mü’minûn 77

اَمْ تَسْـَٔلُهُمْ خَرْجًا فَخَرَاجُ رَبِّكَ خَيْرٌۗ وَهُوَ خَيْرُ الرَّازِق۪ينَ ۝٧٢ وَاِنَّكَ لَتَدْعُوهُمْ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ ۝٧٣ وَاِنَّ الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ عَنِ الصِّرَاطِ لَنَاكِبُونَ ۝٧٤ وَلَوْ رَحِمْنَاهُمْ وَكَشَفْنَا مَا بِهِمْ مِنْ ضُرٍّ لَلَجُّوا ف۪ي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ ۝٧٥ وَلَقَدْ اَخَذْنَاهُمْ بِالْعَذَابِ فَمَا اسْتَكَانُوا لِرَبِّهِمْ وَمَا يَتَضَرَّعُونَ ۝٧٦ حَتّٰٓى اِذَا فَتَحْنَا عَلَيْهِمْ بَابًا ذَا عَذَابٍ شَد۪يدٍ اِذَا هُمْ ف۪يهِ مُبْلِسُونَ۟ ۝٧٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

72Em tesʾelühüm ḫarcen feḫarâcü rabbike ḫayr. vehüve ḫayru-rrâziḳîn.

Okunuş

73Veinneke letedʿûhüm ilâ ṣirâṭim müsteḳîm.

Okunuş

74Veinne-lleẕîne lâ yüʾminûne bilʾâḫirati ʿani-ṣṣirâṭi lenâkibûn.

Okunuş

75Velev raḥimnâhüm vekeşefnâ mâ bihim min ḍurril leleccû fî ṭugyânihim yaʿmehûn.

Okunuş

76Veleḳad eḫaẕnâhüm bilʿaẕâbi feme-stekânû lirabbihim vemâ yeteḍarraʿûn.

Okunuş

77Ḥattâ iẕâ fetaḥnâ ʿaleyhim bâben ẕâ ʿaẕâbin şedîdin iẕâ hüm fîhi müblisûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

72Yoksa sen onlardan herhangi bir ücret mi istiyorsun? Hâlbuki Rabbinin vereceği ücret bütün dünyalıklardan üstündür. Zira O rızık verenlerin en iyisidir.

Türkçe Meal

73Oysa sen onları sadece dosdoğru yola çağırıyorsun.

Türkçe Meal

74Fakat ahirete inanmayanlar ısrarla bu yoldan başka yollara sapıyorlar.

Türkçe Meal

75Eğer onlara merhamet edip, başlarına gelen sıkıntıyı kaldırmış olsaydık onlar yine de körleşerek azgınlık bataklığında debelenmeye devam ederlerdi.

Türkçe Meal

76Nitekim biz onları daha öncede cezalandırmıştık ama onlar Rabblerine boyun eğmemiş ve yalvarıp yakarmamışlardı.

Türkçe Meal

77Nihayet biz onların üstüne şiddetli bir azabın kapılarını açınca da şaşkınlık içinde tüm umutlarını yitiriverecekler.

Ayet 78

1 ayet

Mü’minûn 78

وَهُوَ الَّذ۪ٓي اَنْشَاَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْاَبْصَارَ وَالْاَفْـِٔدَةَۜ قَل۪يلًا مَا تَشْكُرُونَ ۝٧٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

78Vehüve-lleẕî enşee lekümü-ssemʿa velʾebṣâra velʾefʾideh. ḳalîlem mâ teşkürûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

78Size işitme, görme ve düşünme yeteneği bahşeden O’dur. Ne kadar da az bu nimetlerin hakkını verip şükrediyorsunuz!

İlgili ayetler

Ayet 79

1 ayet

Mü’minûn 79

وَهُوَ الَّذ۪ي ذَرَاَكُمْ فِي الْاَرْضِ وَاِلَيْهِ تُحْشَرُونَ ۝٧٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

79Vehüve-lleẕî ẕeraʾeküm fi-lʾarḍi veileyhi tuḥşerûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

79Zira sizi yaratan ve yeryüzünde yayan O’dur. Sonunda O’nun huzurunda toplanacaksınız.

İlgili ayetler

Ayet 80

1 ayet

Mü’minûn 80

وَهُوَ الَّذ۪ي يُحْي۪ وَيُم۪يتُ وَلَهُ اخْتِلَافُ الَّيْلِ وَالنَّهَارِۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ ۝٨٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

80Vehüve-lleẕî yuḥyî veyümîtü velehu-ḫtilâfü-lleyli vennehâr. efelâ taʿḳilûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

80Size hayat veren ve sizi öldürecek olan da O’dur. Gece ve gündüzün birbirini izlemesi onun emriyledir. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?

İlgili ayetler

İlgili ayetler

80Furkan 3Abese 17Abese 42

Ayet 81–83

3 ayet

Mü’minûn 81

Mü’minûn 82

Mü’minûn 83

بَلْ قَالُوا مِثْلَ مَا قَالَ الْاَوَّلُونَ ۝٨١ قَالُٓوا ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَ ۝٨٢ لَقَدْ وُعِدْنَا نَحْنُ وَاٰبَٓاؤُ۬نَا هٰذَا مِنْ قَبْلُ اِنْ هٰذَٓا اِلَّٓا اَسَاط۪يرُ الْاَوَّل۪ينَ ۝٨٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

81Bel ḳâlû miŝle mâ ḳâle-lʾevvelûn.

Okunuş

82Ḳâlû eiẕâ mitnâ vekünnâ türâbev veʿiżâmen einnâ lemebʿûŝûn.

Okunuş

83Leḳad vuʿidnâ naḥnü veâbâünâ hâẕâ min ḳablü in hâẕâ illâ esâṭîru-lʾevvelîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

81Tam aksine onlar, öncekilerin söylediğinin aynısını söylediler:

Türkçe Meal

82– Biz ölüp toprağa karıştıktan, kemik yığını haline geldikten sonra tekrar mı diriltileceğiz, dediler.

Türkçe Meal

83– Andolsun ki bize yapılan bu vaatler geçmişte atalarımıza da yapılmıştı, bu eskilerin masallarından başka bir şey değildir.

Ayet 84–90

7 ayet

Mü’minûn 84

Mü’minûn 85

Mü’minûn 86

Mü’minûn 87

Mü’minûn 88

Mü’minûn 89

Mü’minûn 90

قُلْ لِمَنِ الْاَرْضُ وَمَنْ ف۪يهَٓا اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ ۝٨٤ سَيَقُولُونَ لِلّٰهِۜ قُلْ اَفَلَا تَذَكَّرُونَ ۝٨٥ قُلْ مَنْ رَبُّ السَّمٰوَاتِ السَّبْعِ وَرَبُّ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ ۝٨٦ سَيَقُولُونَ لِلّٰهِۜ قُلْ اَفَلَا تَتَّقُونَ ۝٨٧ قُلْ مَنْ بِيَدِه۪ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَهُوَ يُج۪يرُ وَلَا يُجَارُ عَلَيْهِ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ ۝٨٨ سَيَقُولُونَ لِلّٰهِۜ قُلْ فَاَنّٰى تُسْحَرُونَ ۝٨٩ بَلْ اَتَيْنَاهُمْ بِالْحَقِّ وَاِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ ۝٩٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

84Ḳul limeni-lʾarḍu vemen fîhâ in küntüm taʿlemûn.

Okunuş

85Seyeḳûlûne lillâh. ḳul efelâ teẕekkerûn.

Okunuş

86Ḳul mer rabbü-ssemâvâti-ssebʿi verabbü-lʿarşi-lʿażîm.

Okunuş

87Seyeḳûlûne lillâh. ḳul efelâ tetteḳûn.

Okunuş

88Ḳul mem biyedihî melekûtü külli şeyʾiv vehüve yücîru velâ yücâru ʿaleyhi in küntüm taʿlemûn.

Okunuş

89Seyeḳûlûne lillâh. ḳul feennâ tüsḥarûn.

Okunuş

90Bel eteynâhüm bilḥaḳḳi veinnehüm lekâẕibûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

84De ki:
– Eğer biliyorsanız söyleyin, yeryüzündeki ve içindeki varlıklar kime aittir?

Türkçe Meal

85Onlar diyecekler ki:
– Allah’a aittir.
– Ee, peki hiç düşünmez misiniz? De!

Türkçe Meal

86De ki:
– Peki, şu uçsuz bucaksız evrenin ve yüce hükümranlık makamının Rabbi/sahibi kimdir?

Türkçe Meal

87“Allah’tır!” diyecekler. O halde neden hala O’ndan sakınmıyorsunuz? De!

Türkçe Meal

88De ki:
– Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığını elinde bulunduran, koruyup kollayan fakat korunup kollanmaya ihtiyacı olmayan kimdir?

Türkçe Meal

89“Allah’tır!” diyecekler. “Öyleyse nasıl aldatılıyorsunuz?” De!

Türkçe Meal

90Aslında biz onlara hakkı/Kuran’ı getirdik, fakat onlar yalan söylemeye devam ediyorlar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

84İbrahim 2Necm 31

İlgili ayetler

86Bakara 255A’raf 185

İlgili ayetler

87Bakara 177Nahl 51Nahl 56

İlgili ayetler

89Yunus 31Yunus 32

Ayet 91

1 ayet

Mü’minûn 91

مَا اتَّخَذَ اللّٰهُ مِنْ وَلَدٍ وَمَا كَانَ مَعَهُ مِنْ اِلٰهٍ اِذًا لَذَهَبَ كُلُّ اِلٰهٍ بِمَا خَلَقَ وَلَعَلَا بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍۜ سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يَصِفُونَۙ ۝٩١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

91Me-tteḫaẕe-llâhü miv velediv vemâ kâne meʿahû min ilâhin iẕel leẕehebe küllü ilâhim bimâ ḫaleḳa veleʿalâ baʿḍuhüm ʿalâ baʿḍ. sübḥâne-llâhi ʿammâ yeṣifûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

91Allah, asla bir çocuk edinmiş değildir ve O’nunla beraber herhangi bir ilah da yoktur. Eğer öyle olsaydı her ilah yarattığını kendi tarafına çeker ve birbirlerine üstünlük sağlamaya çalışırlardı. Allah onların asılsız yakıştırmalarından uzaktır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

91Tevbe 30Tevbe 31Kehf 5

Ayet 92

1 ayet

Mü’minûn 92

عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ۟ ۝٩٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

92Âlimi-lgaybi veşşehâdeti feteʿâlâ ʿammâ yüşrikûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

92O, bilinen ve bilinmeyen her şeyi bilendir. Allah onların ortak koştukları şirk unsurlarından münezzehtir, çok yücedir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

92En’am 59Yunus 18

Ayet 93–96

4 ayet

Mü’minûn 93

Mü’minûn 94

Mü’minûn 95

Mü’minûn 96

قُلْ رَبِّ اِمَّا تُرِيَنّ۪ي مَا يُوعَدُونَۙ ۝٩٣ رَبِّ فَلَا تَجْعَلْن۪ي فِي الْقَوْمِ الظَّالِم۪ينَ ۝٩٤ وَاِنَّا عَلٰٓى اَنْ نُرِيَكَ مَا نَعِدُهُمْ لَقَادِرُونَ ۝٩٥ اِدْفَعْ بِالَّت۪ي هِيَ اَحْسَنُ السَّيِّئَةَۜ نَحْنُ اَعْلَمُ بِمَا يَصِفُونَ ۝٩٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

93Ḳur rabbi immâ türiyennî mâ yûʿadûn.

Okunuş

94Rabbi felâ tecʿalnî fi-lḳavmi-żżâlimîn.

Okunuş

95Veinnâ ʿalâ en nüriyeke mâ neʿidühüm leḳâdirûn.

Okunuş

96İdfaʿ billetî hiye aḥsenü-sseyyieh. naḥnü aʿlemü bimâ yeṣifûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

93De ki:
– Rabbim, eğer onlara vaat edileni bana göstereceksen

Türkçe Meal

94Rabbim, o takdirde beni kendine yazık eden zalimler toplumunun içinde bırakma!

Türkçe Meal

95Şüphesiz ki biz, onlara vaat ettiğimiz azabı sana göstermeye kadiriz.

Türkçe Meal

96Sen, kötülüğe en güzel şekilde karşılık ver, zira biz onların neler saçmaladıklarını çok iyi bilmekteyiz.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

93A’raf 44Zâriyât 60

İlgili ayetler

94Enfal 31Enfal 33

İlgili ayetler

96A’raf 199Fussilet 34

Ayet 97–98

2 ayet

Mü’minûn 97

Mü’minûn 98

وَقُلْ رَبِّ اَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاط۪ينِۙ ۝٩٧ وَاَعُوذُ بِكَ رَبِّ اَنْ يَحْضُرُونِ ۝٩٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

97Veḳur rabbi eʿûẕü bike min hemezâti-şşeyâṭîn.

Okunuş

98Veeʿûẕü bike rabbi ey yaḥḍurûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

97Ve de ki:
– Rabbim, şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım!

Türkçe Meal

98Onların benim yanımda bulunup beni kuşatmalarından da sana sığınırım Rabbim!

İlgili ayetler

İlgili ayetler

98Kehf 27Zâriyât 50

Ayet 99–100

2 ayet

Mü’minûn 99

Mü’minûn 100

حَتّٰٓى اِذَا جَٓاءَ اَحَدَهُمُ الْمَوْتُ قَالَ رَبِّ ارْجِعُونِۙ ۝٩٩ لَعَلّ۪ٓي اَعْمَلُ صَالِحًا ف۪يمَا تَرَكْتُ كَلَّاۜ اِنَّهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَٓائِلُهَاۜ وَمِنْ وَرَٓائِهِمْ بَرْزَخٌ اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ ۝١٠٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

99Ḥattâ iẕâ câe eḥadehümü-lmevtü ḳâle rabbi-rciʿûn.

Okunuş

100Leʿallî aʿmelü ṣâliḥan fîmâ teraktü kellâ. innehâ kelimetün hüve ḳâilühâ. vemiv verâihim berzeḫun ilâ yevmi yübʿaŝûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

99Nihayet onlardan birine ölüm gelip çatınca şöyle yalvarır: “Rabbim! Ne olur beni geri döndür!”

Türkçe Meal

100“Belki de terk ettiğim iyi ve güzel işler yaparım”. Hayır, o sadece söyleyenin bir kelimesidir. Artık onların gerisinde yeniden diriliş gününe kadar aşamayacakları bir engel vardır.

Ayet 101–111

11 ayet

Mü’minûn 101

Mü’minûn 102

Mü’minûn 103

Mü’minûn 104

Mü’minûn 105

Mü’minûn 106

Mü’minûn 107

Mü’minûn 108

Mü’minûn 109

Mü’minûn 110

Mü’minûn 111

فَاِذَا نُفِخَ فِي الصُّورِ فَلَٓا اَنْسَابَ بَيْنَهُمْ يَوْمَئِذٍ وَلَا يَتَسَٓاءَلُونَ ۝١٠١ فَمَنْ ثَقُلَتْ مَوَاز۪ينُهُ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ ۝١٠٢ وَمَنْ خَفَّتْ مَوَاز۪ينُهُ فَاُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ خَسِرُٓوا اَنْفُسَهُمْ ف۪ي جَهَنَّمَ خَالِدُونَۚ ۝١٠٣ تَلْفَحُ وُجُوهَهُمُ النَّارُ وَهُمْ ف۪يهَا كَالِحُونَ ۝١٠٤ اَلَمْ تَكُنْ اٰيَات۪ي تُتْلٰى عَلَيْكُمْ فَكُنْتُمْ بِهَا تُكَذِّبُونَ ۝١٠٥ قَالُوا رَبَّنَا غَلَبَتْ عَلَيْنَا شِقْوَتُنَا وَكُنَّا قَوْمًا ضَٓالّ۪ينَ ۝١٠٦ رَبَّنَٓا اَخْرِجْنَا مِنْهَا فَاِنْ عُدْنَا فَاِنَّا ظَالِمُونَ ۝١٠٧ قَالَ اخْسَؤُ۫ا ف۪يهَا وَلَا تُكَلِّمُونِ ۝١٠٨ اِنَّهُ كَانَ فَر۪يقٌ مِنْ عِبَاد۪ي يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اٰمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَاَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِم۪ينَۚ ۝١٠٩ فَاتَّخَذْتُمُوهُمْ سِخْرِيًّا حَتّٰٓى اَنْسَوْكُمْ ذِكْر۪ي وَكُنْتُمْ مِنْهُمْ تَضْحَكُونَ ۝١١٠ اِنّ۪ي جَزَيْتُهُمُ الْيَوْمَ بِمَا صَبَرُٓواۙ اَنَّهُمْ هُمُ الْفَٓائِزُونَ ۝١١١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

101Feiẕâ nüfiḫa fi-ṣṣûri felâ ensâbe beynehüm yevmeiẕiv velâ yetesâelûn.

Okunuş

102Femen ŝeḳulet mevâzînühû feülâike hümü-lmüfliḥûn.

Okunuş

103Vemen ḫaffet mevâzînühû feülâike-lleẕîne ḫasirû enfüsehüm fî cehenneme ḫâlidûn.

Okunuş

104Telfeḥu vucûhehümü-nnâru vehüm fîhâ kâliḥûn.

Okunuş

105Elem tekün âyâtî tütlâ ʿaleyküm feküntüm bihâ tükeẕẕibûn.

Okunuş

106Ḳâlû rabbenâ galebet ʿaleynâ şiḳvetünâ vekünnâ ḳavmen ḍâllîn.

Okunuş

107Rabbenâ aḫricnâ minhâ fein ʿudnâ feinnâ żâlimûn.

Okunuş

108Ḳâle-ḫseû fîhâ velâ tükellimûn.

Okunuş

109İnnehû kâne ferîḳum min ʿibâdî yeḳûlûne rabbenâ âmennâ fagfir lenâ verḥamnâ veente ḫayru-rrâḥimîn.

Okunuş

110Fetteḫaẕtümûhüm siḫriyyen ḥattâ ensevküm ẕikrî veküntüm minhüm taḍḥakûn.

Okunuş

111İnnî cezeytühümü-lyevme bimâ ṣaberû ennehüm hümü-lfâizûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

101Ve kalk borusu sur çaldığı zaman onların aralarında ne bir akrabalık bağı kalır ne de birbirlerini arayıp sorabilirler.

Türkçe Meal

102O gün kimin iyilikleri ağır basarsa, işte bunlar kurtuluşa erecek olanlar.

Türkçe Meal

103Kimin de iyilikleri hafif gelirse işte onlar da kendilerini hüsrana uğratan ve Cehennemde kalacak olanlardır.

Türkçe Meal

104Cehennem ateşi onların yüzlerini yakıp kavrulmuş bir halde dişleri sırıtıp kalacaktır.

Türkçe Meal

105Allah onlara “Ayetlerim size okunurken yalana sarılan siz değil miydiniz?”

Türkçe Meal

106Onlar da:
– Rabbimiz. Bizim azgınlığımız galip geldi ve bu yüzden kendimize yanlış yapmış olduk.

Türkçe Meal

107Rabbimiz, bizi buradan çıkar. Eğer yine eski halimize dönersek, işte o zaman biz gerçekten cezayı hak etmiş zalimler oluruz, derler.

Türkçe Meal

108Allah:
– Kesin sesinizi artık bana tek kelime bile söylemeyin!

Türkçe Meal

109Vaktiyle kullarımdan bir grup:
– Rabbimiz, biz yürekten iman ettik, bizi bağışla ve bize merhamet et zira sen merhametlilerin en merhametlisisin! Diye dua ederlerdi.

Türkçe Meal

110Siz ise onlarla alay ediyordunuz. Öyle ki bu alaycı tavrınız sizi zikrimi/Kuran’ı unutturmuştu ve siz onlara gülüp geçiyordunuz.

Türkçe Meal

111İşte bugün ben de onları sabırlarından dolayı ödüllendirdim. Gerçek başarıyı yakalayanlar işte bunlardır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

104Nisâ 56İsrâ 97Kehf 29

İlgili ayetler

106Kaf 19Kaf 29

İlgili ayetler

107Fâtır 37

İlgili ayetler

108Câsiye 34Câsiye 35

İlgili ayetler

109Bakara 186Mü’min 60

İlgili ayetler

111Zümer 10

Ayet 112–117

6 ayet

Mü’minûn 112

Mü’minûn 113

Mü’minûn 114

Mü’minûn 115

Mü’minûn 116

Mü’minûn 117

قَالَ كَمْ لَبِثْتُمْ فِي الْاَرْضِ عَدَدَ سِن۪ينَ ۝١١٢ قَالُوا لَبِثْنَا يَوْمًا اَوْ بَعْضَ يَوْمٍ فَسْـَٔلِ الْعَٓادّ۪ينَ ۝١١٣ قَالَ اِنْ لَبِثْتُمْ اِلَّا قَل۪يلًا لَوْ اَنَّكُمْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ ۝١١٤ اَفَحَسِبْتُمْ اَنَّمَا خَلَقْنَاكُمْ عَبَثًا وَاَنَّكُمْ اِلَيْنَا لَا تُرْجَعُونَ ۝١١٥ فَتَعَالَى اللّٰهُ الْمَلِكُ الْحَقُّۚ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ رَبُّ الْعَرْشِ الْكَر۪يمِ ۝١١٦ وَمَنْ يَدْعُ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَۙ لَا بُرْهَانَ لَهُ بِه۪ۙ فَاِنَّمَا حِسَابُهُ عِنْدَ رَبِّه۪ۜ اِنَّهُ لَا يُفْلِحُ الْكَافِرُونَ ۝١١٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

112Ḳâle kem lebiŝtüm fi-lʾarḍi ʿadede sinîn.

Okunuş

113Ḳâlû lebiŝnâ yevmen ev baʿḍa yevmin fesʾeli-lʿâddîn.

Okunuş

114Ḳâle il lebiŝtüm illâ ḳalîlel lev enneküm küntüm taʿlemûn.

Okunuş

115Efeḥasibtüm ennemâ ḫalaḳnâküm ʿabeŝev veenneküm ileynâ lâ türceʿûn.

Okunuş

116Feteʿâle-llâhü-lmelikü-lḥaḳḳ. lâ ilâhe illâ hû. rabbü-lʿarşi-lkerîm.

Okunuş

117Vemey yedʿu meʿa-llâhi ilâhen âḫara lâ bürhâne lehû bihî feinnemâ ḥisâbühû ʿinde rabbih. innehû lâ yüfliḥu-lkâfirûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

112Allah cehennemliklere:
– Dünya da kaç yıl kaldınız? Diye soracak.

Türkçe Meal

113Diyecekler ki:
– Bir gün ya da daha az, istersen saymayı bilenlere sor.

Türkçe Meal

114Allah:
– Evet, dünyada çok az yaşadınız keşke bunu zamanında bilseydiniz.

Türkçe Meal

115Şimdi bizim sizi boş ve anlamsız yere yarattığımızı ve bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?

Türkçe Meal

116Kendisinden başka ilah olmayan, hükümranlığın gerçek sahibi yüce arşın Rabbi olan Allah çok yücedir.

Türkçe Meal

117Kim Allah ile beraber, hakkında hiç bir delil bulunmayan başka bir ilaha dua ile yalvarırsa, Rabbinin huzurunda onun hesabını mutlaka verecektir, zira gerçeklerden yüz çevirenler asla iflah olmazlar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

113Mü’minûn 114

İlgili ayetler

115Zâriyât 56Kıyamet 36

İlgili ayetler

116Bakara 255

İlgili ayetler

117A’raf 33Yusuf 40Neml 62

Ayet 118

1 ayet

Mü’minûn 118

وَقُلْ رَبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ وَاَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِم۪ينَ ۝١١٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

118Veḳur rabbi-gfir verḥam veente ḫayru-rrâḥimîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

118Artık sen de de ki:
– Rabbim bağışla ve merhamet et çünkü sen merhametlilerin en merhametlisisin!

İlgili ayetler

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Enbiyâ, sonra Secde indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla