Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ النِّسَاءِ مَدَنِيَّةٌ آيَاتُهَا ١٧٦

Nisâ Sûresi - Mustafa Çevik Meali (Ayetler Konu Bütünlüğü İçinde)

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça

Birlikte anlatılan ayetler gruplar hâlinde: her grubun Arapçası, okunuşu ve meali bir arada. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Nisâ 1

1 ayet

يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذ۪ي خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالًا كَث۪يرًا وَنِسَٓاءًۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّذ۪ي تَسَٓاءَلُونَ بِه۪ وَالْاَرْحَامَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَق۪يبًا ۝١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Yâ eyyühe-nnâsü-tteḳû rabbekümü-lleẕî ḫaleḳaküm min nefsiv vâḥidetiv veḫaleḳa minhâ zevcehâ vebeŝŝe minhümâ ricâlen keŝîrav venisââ. vetteḳu-llâhe-lleẕî tesâelûne bihî velʾerḥâm. inne-llâhe kâne ʿaleyküm raḳîbâ.

Ayet 1

Ey insanlar! Sizi ve eşinizi aynı özden birçok erkek ve kadın olarak yaratan Allah’tan sakının. Birbirinizden haklarınızı talep ederken, adına yeminler ettiğiniz Allah’a karşı sorumluluklarınızın bilincinde olun. O’na karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah sizin nasıl yaşadığınızı görüp gözetlemektedir.

Nisâ 2

1 ayet

وَاٰتُوا الْيَتَامٰٓى اَمْوَالَهُمْ وَلَا تَتَبَدَّلُوا الْخَب۪يثَ بِالطَّيِّبِۖ وَلَا تَاْكُلُٓوا اَمْوَالَهُمْ اِلٰٓى اَمْوَالِكُمْۜ اِنَّهُ كَانَ حُوبًا كَب۪يرًا ۝٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

2Veâtü-lyetâmâ emvâlehüm velâ tetebeddelü-lḫabîŝe biṭṭayyib. velâ teʾkülû emvâlehüm ilâ emvâliküm. innehû kâne ḥûben kebîrâ.

Ayet 2

Ey mü’minler! Himayeniz altında bulunan yetimler varsa, onların mallarını kendi değersiz mallarınızla değiştirmeyin yahut sizinkine katıp da yok etmeyin. Bu çok büyük bir günahtır, yetişkinlik çağına gelinceye kadar koruduğunuz mallarını onlara geri verin.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

2Nisâ 5Nisâ 6Nisâ 10

Nisâ 3

1 ayet

وَاِنْ خِفْتُمْ اَلَّا تُقْسِطُوا فِي الْيَتَامٰى فَانْكِحُوا مَا طَابَ لَكُمْ مِنَ النِّسَٓاءِ مَثْنٰى وَثُلٰثَ وَرُبَاعَۚ فَاِنْ خِفْتُمْ اَلَّا تَعْدِلُوا فَوَاحِدَةً اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْۜ ذٰلِكَ اَدْنٰٓى اَلَّا تَعُولُواۜ ۝٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

3Vein ḫiftüm ellâ tuḳsiṭû fi-lyetâmâ fenkiḥû mâ ṭâbe leküm mine-nnisâi meŝnâ veŝülâŝe verubâʿ. fein ḫiftüm ellâ taʿdilû fevâḥideten ev mâ meleket eymânüküm. ẕâlike ednâ ellâ teʿûlû.

Ayet 3

Savaşta ya da başka sebeplerle eşlerini kaybetmiş kadınların ve yetim kalmış çocukların haklarını koruyamayacağınızdan korkarsanız, o kadınlardan karşılıklı rıza ile ikişer, üçer, dörder evlenin, fakat onlara adil davranamamaktan endişe ederseniz, o takdirde bir tane hür ya da harp esiri cariye ile nikâhlanarak evlenin. Böyle yapmanız haktan ve adaletten ayrılmamanız bakımından daha doğrudur.

İlgili ayetler

Nisâ 4

1 ayet

وَاٰتُوا النِّسَٓاءَ صَدُقَاتِهِنَّ نِحْلَةًۜ فَاِنْ طِبْنَ لَكُمْ عَنْ شَيْءٍ مِنْهُ نَفْسًا فَكُلُوهُ هَن۪ٓيـًٔا مَر۪ٓيـًٔا ۝٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

4Veâtü-nnisâe ṣadüḳâtihinne niḥleh. fein ṭibne leküm ʿan şeyʾim minhü nefsen fekülûhü henîem merîâ.

Ayet 4

Evlendiğiniz kadınların mehirlerini gönül rahatlığı ile ve hiçbir karşılık beklemeden verin, ama onlar kendi rızaları ile mehirlerinin bir kısmından vazgeçerlerse, onu da öylece kabul edebilirsiniz.

İlgili ayetler

Nisâ 5

1 ayet

وَلَا تُؤْتُوا السُّفَهَٓاءَ اَمْوَالَكُمُ الَّت۪ي جَعَلَ اللّٰهُ لَكُمْ قِيَامًا وَارْزُقُوهُمْ ف۪يهَا وَاكْسُوهُمْ وَقُولُوا لَهُمْ قَوْلًا مَعْرُوفًا ۝٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

5Velâ tüʾtü-ssüfehâe emvâlekümü-lletî ceʿale-llâhü leküm ḳiyâmev verzüḳûhüm fîhâ veksûhüm veḳûlû lehüm ḳavlem maʿrûfâ.

Ayet 5

Allah’ın koruyasınız diye size emanet ettiği yetim mallarını, muhakeme yetenekleri gelişmeden onlara teslim etmeyin. Bu malların geliriyle yetimleri yedirip, giydirin ve onlara bunu lisan-ı münasiple izah edin.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

5Nisâ 2Nisâ 6Nisâ 10

Nisâ 6

1 ayet

وَابْتَلُوا الْيَتَامٰى حَتّٰٓى اِذَا بَلَغُوا النِّكَاحَۚ فَاِنْ اٰنَسْتُمْ مِنْهُمْ رُشْدًا فَادْفَعُٓوا اِلَيْهِمْ اَمْوَالَهُمْۚ وَلَا تَاْكُلُوهَٓا اِسْرَافًا وَبِدَارًا اَنْ يَكْبَرُواۜ وَمَنْ كَانَ غَنِيًّا فَلْيَسْتَعْفِفْۚ وَمَنْ كَانَ فَق۪يرًا فَلْيَاْكُلْ بِالْمَعْرُوفِۜ فَاِذَا دَفَعْتُمْ اِلَيْهِمْ اَمْوَالَهُمْ فَاَشْهِدُوا عَلَيْهِمْۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ حَس۪يبًا ۝٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

6Vebtelü-lyetâmâ ḥattâ iẕâ belegü-nnikâḥ. fein ânestüm minhüm ruşden fedfeʿû ileyhim emvâlehüm. velâ teʾkülûhâ isrâfev vebidâran ey yekberû. vemen kâne ganiyyen felyestaʿfif. vemen kâne feḳîran felyeʾkül bilmaʿrûf. feiẕâ defaʿtüm ileyhim emvâlehüm feeşhidû ʿaleyhim. vekefâ billâhi ḥasîbâ.

Ayet 6

Sorumluluklarını üstlendiğiniz yetimlerin, evlenecekleri ergenlik ve olgunluk çağına geldiklerinden emin olduğunuzda da beklemeden mallarını teslim edin. Sakın ola ki, mallarını geri alacaklar endişesiyle onlar büyümeden yetimlerin mallarını harcayıp tüketmeyin. Zengin olan ve mala ihtiyacı olmayan, erdemli, faziletli davransın, yetimin malına ihtiyacı olanlar da örfe uygun, makul ve ihtiyacı olduğu kadar yararlanabilir. Mallarını yetimlere teslim ederken mutlaka şahit bulundurun, Allah’ın yaptıklarınızdan hesap soracağını unutmayın.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

6Nisâ 2Nisâ 5Nisâ 10

Nisâ 7

1 ayet

لِلرِّجَالِ نَص۪يبٌ مِمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالْاَقْرَبُونَۖ وَلِلنِّسَٓاءِ نَص۪يبٌ مِمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالْاَقْرَبُونَ مِمَّا قَلَّ مِنْهُ اَوْ كَثُرَۜ نَص۪يبًا مَفْرُوضًا ۝٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

7Lirricâli neṣîbüm mimmâ terake-lvâlidâni velʾaḳrabûn. velinnisâi neṣîbüm mimmâ terake-lvâlidâni velʾaḳrabûne mimmâ ḳalle minhü ev keŝür. neṣîbem mefrûḍâ.

Ayet 7

Anne, baba ve akrabaların miras olarak bıraktıklarından, erkeklerin bir payı olduğu gibi kadınların da bir payı vardır.

Nisâ 8

1 ayet

وَاِذَا حَضَرَ الْقِسْمَةَ اُو۬لُوا الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينُ فَارْزُقُوهُمْ مِنْهُ وَقُولُوا لَهُمْ قَوْلًا مَعْرُوفًا ۝٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

8Veiẕâ ḥaḍara-lḳismete ülü-lḳurbâ velyetâmâ velmesâkînü ferzüḳûhüm minhü veḳûlû lehüm ḳavlem maʿrûfâ.

Ayet 8

Miras malları pay edilirken, mirasçı olmayan akrabalardan, yetimlerden, yoksullardan da orada hazır bulunanlar olursa, onlara da mirastan bir pay ayırın ve güzel sözler söyleyip gönüllerini hoş edin.

Nisâ 9

1 ayet

وَلْيَخْشَ الَّذ۪ينَ لَوْ تَرَكُوا مِنْ خَلْفِهِمْ ذُرِّيَّةً ضِعَافًا خَافُوا عَلَيْهِمْۖ فَلْيَتَّقُوا اللّٰهَ وَلْيَقُولُوا قَوْلًا سَد۪يدًا ۝٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

9Velyaḫşe-lleẕîne lev terakû min ḫalfihim ẕürriyyeten ḍiʿâfen ḫâfû ʿaleyhim. felyetteḳu-llâhe velyeḳûlû ḳavlen sedîdâ.

Ayet 9

Kendileri ölüp gitmeleri halinde, geride kendilerine bakamayacak kadar küçük ve muhtaç çocuklar bırakma endişesi duyanlar, başkalarının yetimlerini de işte böyle kendi çocukları gibi düşünsünler. Bu konuda Allah’a karşı sorumlu olduklarını unutmasınlar, Allah’tan korkup, yetim ve yoksulun haklarına saygılı olsunlar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

9Bakara 266Fecr 18Fecr 19

Nisâ 10

1 ayet

اِنَّ الَّذ۪ينَ يَاْكُلُونَ اَمْوَالَ الْيَتَامٰى ظُلْمًا اِنَّمَا يَاْكُلُونَ ف۪ي بُطُونِهِمْ نَارًاۜ وَسَيَصْلَوْنَ سَع۪يرًا۟ ۝١٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

10İnne-lleẕîne yeʾkülûne emvâle-lyetâmâ żulmen innemâ yeʾkülûne fî büṭûnihim nârâ. veseyaṣlevne seʿîrâ.

Ayet 10

Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarını ateşle doldurmuş olurlar. Onlar cehennemde korkunç bir ateşe mahkûm olacaklardır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

10Nisâ 2Nisâ 5Nisâ 6

Nisâ 11

1 ayet

يُوص۪يكُمُ اللّٰهُ ف۪ٓي اَوْلَادِكُمْ لِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ الْاُنْثَيَيْنِۚ فَاِنْ كُنَّ نِسَٓاءً فَوْقَ اثْنَتَيْنِ فَلَهُنَّ ثُلُثَا مَا تَرَكَۚ وَاِنْ كَانَتْ وَاحِدَةً فَلَهَا النِّصْفُۜ وَلِاَبَوَيْهِ لِكُلِّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا السُّدُسُ مِمَّا تَرَكَ اِنْ كَانَ لَهُ وَلَدٌۚ فَاِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُ وَلَدٌ وَوَرِثَهُٓ اَبَوَاهُ فَلِاُمِّهِ الثُّلُثُۚ فَاِنْ كَانَ لَهُٓ اِخْوَةٌ فَلِاُمِّهِ السُّدُسُ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوص۪ي بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۜ اٰبَٓاؤُ۬كُمْ وَاَبْنَٓاؤُ۬كُمْۚ لَا تَدْرُونَ اَيُّهُمْ اَقْرَبُ لَكُمْ نَفْعًاۚ فَر۪يضَةً مِنَ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَل۪يمًا حَك۪يمًا ۝١١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

11Yûṣîkümü-llâhü fî evlâdiküm liẕẕekeri miŝlü ḥażżi-lʾünŝeyeyn. fein künne nisâen fevḳa-ŝneteyni felehünne ŝülüŝâ mâ terak. vein kânet vâḥideten felehe-nniṣf. veliebeveyhi likülli vâḥidim minhüme-ssüdüsü mimmâ terake in kâne lehû veled. feil lem yekül lehû veledüv veveriŝehû ebevâhü feliümmihi-ŝŝülüŝ. fein kâne lehû iḫvetün feliümmihi-ssüdüsü mim baʿdi veṣiyyetiy yûṣî bihâ ev deyn. âbâüküm veebnâüküm. lâ tedrûne eyyühüm aḳrabü leküm nefʿâ. ferîḍatem mine-llâh. inne-llâhe kâne ʿalîmen ḥakîmâ.

Ayet 11

Ey iman edenler! Mirasın çocuklar, anne-baba ve kardeşler arasındaki paylaşımı hakkında Allah size şunu emreder: Erkek evladın payı kız evladın payının iki katıdır, şayet ölen kimsenin çocukları sadece kız olup ikiden fazla iseler, bunlar mirasın üçte ikisini alırlar, şayet ölenin yalnızca bir kız evladı varsa, bu takdirde mirasın yarısı o kıza aittir.

Ölenin anne ve babası hayatta ise ve ölen kimsenin çocuğu ya da çocukları varsa, o zaman da anne ve babanın her birine altıda bir pay düşer. Ölen kimsenin çocuğu yok da annesi ve babası hayatta ise, mirasın üçte biri anneye geri kalanı babaya verilir. Ölen kişinin erkek ve kız kardeşleri varsa ve anne-babası da hayatta ise, bu takdirde anne altıda bir alır.

Bu paylaşım, öldükten sonra mirası kalan kimsenin vasiyeti yerine getirildikten ve hayatta iken ödeyemediği borçları varsa onlar ödendikten sonra yapılır.

Ey mü’minler! Ana-babanız ve çocuklarınızdan hangisinin sizin bırakacağınız mirasa daha çok layık, daha hayırlı olduğunu siz bilemezsiniz. Şüphesiz her şeyin tek ve mutlak doğrusunu bilen ve her hükmünde isabetli olan yalnızca Allah’tır.

İlgili ayetler

Nisâ 12–14

3 ayet

وَلَكُمْ نِصْفُ مَا تَرَكَ اَزْوَاجُكُمْ اِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُنَّ وَلَدٌۚ فَاِنْ كَانَ لَهُنَّ وَلَدٌ فَلَكُمُ الرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْنَ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوص۪ينَ بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۜ وَلَهُنَّ الرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْتُمْ اِنْ لَمْ يَكُنْ لَكُمْ وَلَدٌۚ فَاِنْ كَانَ لَكُمْ وَلَدٌ فَلَهُنَّ الثُّمُنُ مِمَّا تَرَكْتُمْ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ تُوصُونَ بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۜ وَاِنْ كَانَ رَجُلٌ يُورَثُ كَلَالَةً اَوِ امْرَاَةٌ وَلَهُٓ اَخٌ اَوْ اُخْتٌ فَلِكُلِّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا السُّدُسُۚ فَاِنْ كَانُٓوا اَكْثَرَ مِنْ ذٰلِكَ فَهُمْ شُرَكَٓاءُ فِي الثُّلُثِ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصٰى بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۙ غَيْرَ مُضَٓارٍّۚ وَصِيَّةً مِنَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَل۪يمٌۜ ۝١٢ تِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِۜ وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ وَذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ ۝١٣ وَمَنْ يَعْصِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَيَتَعَدَّ حُدُودَهُ يُدْخِلْهُ نَارًا خَالِدًا ف۪يهَاۖ وَلَهُ عَذَابٌ مُه۪ينٌ۟ ۝١٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

12Veleküm niṣfü mâ terake ezvâcüküm il lem yekül lehünne veled. fein kâne lehünne veledün felekümü-rrubüʿu mimmâ terakne mim baʿdi veṣiyyetiy yûṣîne bihâ ev deyn. velehünne-rrubüʿu mimmâ teraktüm il lem yekül leküm veled. fein kâne leküm veledün felehünne-ŝŝümünü mimmâ teraktüm mim baʿdi veṣiyyetin tûṣûne bihâ ev deyn. vein kâne racülüy yûraŝü kelâleten evi-mraetüv velehû eḫun ev uḫtün felikülli vâḥidim minhüme-ssüdüs. fein kânû ekŝera min ẕâlike fehüm şürakâü fi-ŝŝülüŝi mim baʿdi veṣiyyetiy yûṣâ bihâ ev deynin gayra müḍârr. veṣiyyetem mine-llâh. vellâhü ʿalîmün ḥalîm.

Okunuş

13Tilke ḥudûdü-llâh. vemey yüṭiʿi-llâhe verasûlehû yüdḫilhü cennâtin tecrî min taḥtihe-lʾenhâru ḫâlidîne fîhâ. veẕâlike-lfevzü-lʿażîm.

Okunuş

14Vemey yaʿṣi-llâhe verasûlehû veyeteʿaddâ ḥudûdehû yüdḫilhü nâran ḫâliden fîhâ. velehû ʿaẕâbüm mühîn.

Ayet 12–14

Ey iman edenler! Ölen kadınlarınızın çocukları yoksa bıraktıkları mirasın yarısı sizindir. Eğer çocukları varsa vasiyetleri yerine getirildikten ve varsa borçları ödendikten sonra geriye kalanın dörtte biri sizindir. Ölen erkek olup geride kalan kadın ise ve çocukları da yoksa mirasın dörtte biri kadınındır. Vasiyeti yerine getirilip varsa borçları ödendikten sonra böylece pay edilir.

Ölen erkeğin geride kalan çocuğu ya da çocukları varsa bu defa eşinin payı sekizde birdir. Vasiyet yerine getirilip, borçları ödendikten sonra ölen erkek veya kadının çocuk, anne-baba gibi birinci dereceden mirasçısı yoksa fakat bir erkek ve bir kız kardeşi varsa bunlardan her birine mirastan altıda bir düşer. Bunlar ikiden fazla ise bu defa da yine vasiyet ve borçlar düşüldükten sonra mirastan üçte bir pay alırlar. Hiçbir şekilde bunların dışına çıkılıp da mirasçılar zarara uğratılmamalı ve hakları ihlal edilmemelidir. Bunlar Allah’ın koyduğu hükümlerdir. Allah her şeyin tek ve mutlak doğrusunu bilendir. Allah mü’min kullarına karşı çok merhametli ve şefkatlidir. Bu hükümlerle Allah, sınırlarınızı belirlemiştir.

Allah, koyduğu sınırları ihlal etmeden yaşayıp, kendisine ve Resulüne itaat edenleri, içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır, işte en büyük kazanç budur. Kim de Allah’ın sınırlarını görmezden gelip bilerek çiğnerse, Allah böylelerini içlerinde devamlı kalacakları cehennem ateşine atacaktır.

Nisâ 15

1 ayet

وَالّٰت۪ي يَاْت۪ينَ الْفَاحِشَةَ مِنْ نِسَٓائِكُمْ فَاسْتَشْهِدُوا عَلَيْهِنَّ اَرْبَعَةً مِنْكُمْۚ فَاِنْ شَهِدُوا فَاَمْسِكُوهُنَّ فِي الْبُيُوتِ حَتّٰى يَتَوَفّٰيهُنَّ الْمَوْتُ اَوْ يَجْعَلَ اللّٰهُ لَهُنَّ سَب۪يلًا ۝١٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

15Vellâtî yeʾtîne-lfâḥişete min nisâiküm festeşhidû ʿaleyhinne erbeʿatem minküm. fein şehidû feemsikûhünne fi-lbüyûti ḥattâ yeteveffâhünne-lmevtü ev yecʿale-llâhü lehünne sebîlâ.

Ayet 15

Hayâsızlık eden kadınlarınız olursa onlar için, aranızdan hayâsızlıklarına şahitlik eden dört kişi getirin. Şayet bu kimseler olayın gerçek şahitliğini yaparlarsa, o zaman da o kadınları ölünceye kadar yahut Allah onlar için bir kapı açıncaya kadar evlerinde göz hapsinde tutun.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

15Nûr 2Nûr 9

Nisâ 16–17

2 ayet

وَالَّذَانِ يَاْتِيَانِهَا مِنْكُمْ فَاٰذُوهُمَاۚ فَاِنْ تَابَا وَاَصْلَحَا فَاَعْرِضُوا عَنْهُمَاۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ تَوَّابًا رَح۪يمًا ۝١٦ اِنَّمَا التَّوْبَةُ عَلَى اللّٰهِ لِلَّذ۪ينَ يَعْمَلُونَ السُّٓوءَ بِجَهَالَةٍ ثُمَّ يَتُوبُونَ مِنْ قَر۪يبٍ فَاُو۬لٰٓئِكَ يَتُوبُ اللّٰهُ عَلَيْهِمْۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَل۪يمًا حَك۪يمًا ۝١٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

16Velleẕâni yeʾtiyânihâ minküm feâẕûhümâ. fein tâbâ veaṣleḥâ feaʿriḍû ʿanhümâ. inne-llâhe kâne tevvâber raḥîmâ.

Okunuş

17İnneme-ttevbetü ʿale-llâhi lilleẕîne yaʿmelûne-ssûe bicehâletin ŝümme yetûbûne min ḳarîbin feülâike yetûbü-llâhü ʿaleyhim. vekâne-llâhü ʿalîmen ḥakîmâ.

Ayet 16–17

İki erkek arasında hayâsızlık olursa, canlarını yakıp onları da cezalandırın. Cezalarını çektikten sonra tevbe edip kendini düzeltenlerin daha fazla üzerlerine gitmeyin.

Allah gönülden tevbe edip, kendini düzeltenleri bağışlar, çünkü Allah merhametlidir.

Allah’ın kabul edeceği tevbe, günah olduğunu bilmeden, cehaletle işlenen günahlar için yapılan tevbelerdir. Allah, bunların günah olduğunun farkına varıp tevbe ederek hakikate yönelenleri bağışlar. Allah böyle kullarına karşı çok merhametli ve şefkatlidir.

Nisâ 18

1 ayet

وَلَيْسَتِ التَّوْبَةُ لِلَّذ۪ينَ يَعْمَلُونَ السَّيِّـَٔاتِۚ حَتّٰٓى اِذَا حَضَرَ اَحَدَهُمُ الْمَوْتُ قَالَ اِنّ۪ي تُبْتُ الْـٰٔنَ وَلَا الَّذ۪ينَ يَمُوتُونَ وَهُمْ كُفَّارٌۜ اُو۬لٰٓئِكَ اَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابًا اَل۪يمًا ۝١٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

18Veleyseti-ttevbetü lilleẕîne yaʿmelûne-sseyyiât. ḥattâ iẕâ ḥaḍara eḥadehümü-lmevtü ḳâle innî tübtü-lʾâne vele-lleẕîne yemûtûne vehüm küffâr. ülâike aʿtednâ lehüm ʿaẕâben elîmâ.

Ayet 18

Allah, ölüm gelip çatıncaya kadar günah işleyip de son nefeslerinde tevbe edenlerin, tevbelerini asla kabul etmez. Böyleleri için çok acıklı bir azap vardır.

Nisâ 19

1 ayet

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا يَحِلُّ لَكُمْ اَنْ تَرِثُوا النِّسَٓاءَ كَرْهًاۜ وَلَا تَعْضُلُوهُنَّ لِتَذْهَبُوا بِبَعْضِ مَٓا اٰتَيْتُمُوهُنَّ اِلَّٓا اَنْ يَاْت۪ينَ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍۚ وَعَاشِرُوهُنَّ بِالْمَعْرُوفِۚ فَاِنْ كَرِهْتُمُوهُنَّ فَعَسٰٓى اَنْ تَكْرَهُوا شَيْـًٔا وَيَجْعَلَ اللّٰهُ ف۪يهِ خَيْرًا كَث۪يرًا ۝١٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

19Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ yeḥillü leküm en teriŝü-nnisâe kerhâ. velâ taʿḍulûhünne liteẕhebû bibaʿḍi mâ âteytümûhünne illâ ey yeʾtîne bifâḥişetim mübeyyineh. veʿâşirûhünne bilmaʿrûf. fein kerihtümûhünne feʿasâ en tekrahû şeyʾev veyecʿale-llâhü fîhi ḫayran keŝîrâ.

Ayet 19

Ey iman edenler! Kocaları ölmüş kadınları, miraslarına el koymak için zorla nikâhlamanız size helal olmaz. Açıkça bir hayâsızlık işlemedikleri sürece kadınlarınıza verdiğiniz mehrin bir kısmını onlardan geri almak için baskı yapmayın. Hanımlarınıza adil ve güzel davranın. Onların hoşlanmadığınız huyları olabilir fakat sabrederseniz o hoşlanmadığınız huyları Allah hayrınıza sebep kılabilir, doğrusunu Allah bilir, siz bilemezsiniz.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

19Nisâ 20Nisâ 21

Nisâ 20–21

2 ayet

وَاِنْ اَرَدْتُمُ اسْتِبْدَالَ زَوْجٍ مَكَانَ زَوْجٍۙ وَاٰتَيْتُمْ اِحْدٰيهُنَّ قِنْطَارًا فَلَا تَاْخُذُوا مِنْهُ شَيْـًٔاۜ اَتَاْخُذُونَهُ بُهْتَانًا وَاِثْمًا مُب۪ينًا ۝٢٠ وَكَيْفَ تَاْخُذُونَهُ وَقَدْ اَفْضٰى بَعْضُكُمْ اِلٰى بَعْضٍ وَاَخَذْنَ مِنْكُمْ م۪يثَاقًا غَل۪يظًا ۝٢١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

20Vein erattümü-stibdâle zevcim mekâne zevciv veâteytüm iḥdâhünne ḳinṭâran felâ teʾḫuẕû minhü şeyʾâ. eteʾḫuẕûnehû bühtânev veiŝmem mübînâ.

Okunuş

21Vekeyfe teʾḫuẕûnehû veḳad efḍâ baʿḍuküm ilâ baʿḍiv veeḫaẕne minküm mîŝâḳan galîżâ.

Ayet 20–21

Eşinizi boşayıp da, başka bir kadınla evlenmek durumunda kalırsanız, boşadığınız eşinize, vaktiyle verdiğiniz mehir ne kadar çok olursa olsun, onu geri istemeyin ve sakın bu maksatla bir iftiraya kalkışmayın zira böyle davranmanız büyük günahtır. Vaktiyle birbirinizle hemhal olmuş iken ve üzerinizde nikâhtan doğan hakları olduğu halde mehirlerini onlardan nasıl geri istersiniz?

İlgili ayetler

İlgili ayetler

20Nisâ 19Nisâ 21Ahzab 49

İlgili ayetler

21Nisâ 20İsrâ 34

Nisâ 22

1 ayet

وَلَا تَنْكِحُوا مَا نَكَحَ اٰبَٓاؤُ۬كُمْ مِنَ النِّسَٓاءِ اِلَّا مَا قَدْ سَلَفَۜ اِنَّهُ كَانَ فَاحِشَةً وَمَقْتًاۜ وَسَٓاءَ سَب۪يلًا۟ ۝٢٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

22Velâ tenkiḥû mâ nekeḥa âbâüküm mine-nnisâi illâ mâ ḳad selef. innehû kâne fâḥişetev vemaḳtâ. vesâe sebîlâ.

Ayet 22

Geçmişte olanlar geçmişte kaldı, bundan sonra, babalarınızın boşandığı kadınlarla evlenmeyin, bu gerçekten çok çirkin bir iş, çok kötü bir yoldur.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

22Bakara 106Nisâ 23

Nisâ 23–24

2 ayet

حُرِّمَتْ عَلَيْكُمْ اُمَّهَاتُكُمْ وَبَنَاتُكُمْ وَاَخَوَاتُكُمْ وَعَمَّاتُكُمْ وَخَالَاتُكُمْ وَبَنَاتُ الْاَخِ وَبَنَاتُ الْاُخْتِ وَاُمَّهَاتُكُمُ الّٰت۪ٓي اَرْضَعْنَكُمْ وَاَخَوَاتُكُمْ مِنَ الرَّضَاعَةِ وَاُمَّهَاتُ نِسَٓائِكُمْ وَرَبَٓائِبُكُمُ الّٰت۪ي ف۪ي حُجُورِكُمْ مِنْ نِسَٓائِكُمُ الّٰت۪ي دَخَلْتُمْ بِهِنَّۘ فَاِنْ لَمْ تَكُونُوا دَخَلْتُمْ بِهِنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْۘ وَحَلَٓائِلُ اَبْنَٓائِكُمُ الَّذ۪ينَ مِنْ اَصْلَابِكُمْۙ وَاَنْ تَجْمَعُوا بَيْنَ الْاُخْتَيْنِ اِلَّا مَا قَدْ سَلَفَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ غَفُورًا رَح۪يمًاۙ ۝٢٣ وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ النِّسَٓاءِ اِلَّا مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْۚ كِتَابَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْۘ وَاُحِلَّ لَكُمْ مَا وَرَٓاءَ ذٰلِكُمْ اَنْ تَبْتَغُوا بِاَمْوَالِكُمْ مُحْصِن۪ينَ غَيْرَ مُسَافِح۪ينَۜ فَمَا اسْتَمْتَعْتُمْ بِه۪ مِنْهُنَّ فَاٰتُوهُنَّ اُجُورَهُنَّ فَر۪يضَةًۜ وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ ف۪يمَا تَرَاضَيْتُمْ بِه۪ مِنْ بَعْدِ الْفَر۪يضَةِۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَل۪يمًا حَك۪يمًا ۝٢٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

23Ḥurrimet ʿaleyküm ümmehâtüküm vebenâtüküm veeḫavâtüküm veʿammâtüküm veḫâlâtüküm vebenâtü-lʾeḫi vebenâtü-lʾuḫti veümmehâtükümü-llâtî erḍaʿneküm veeḫavâtüküm mine-rraḍâʿati veümmehâtü nisâiküm verabâibükümü-llâtî fî ḥucûriküm min nisâikümü-llâtî deḫaltüm bihinn. feil lem tekûnû deḫaltüm bihinne felâ cünâḥa ʿaleyküm. veḥalâilü ebnâikümü-lleẕîne min aṣlâbiküm veen tecmeʿû beyne-lʾuḫteyni illâ mâ ḳad selef. inne-llâhe kâne gafûrar raḥîmâ.

Okunuş

24Velmuḥṣanâtü mine-nnisâi illâ mâ meleket eymânüküm. kitâbe-llâhi ʿaleyküm. veüḥille leküm mâ verâe ẕâliküm en tebtegû biemvâliküm muḥṣinîne gayra müsâfiḥîn. feme-stemtaʿtüm bihî minhünne feâtûhünne ücûrahünne ferîḍah. velâ cünâḥa ʿaleyküm fîmâ terâḍaytüm bihî mim baʿdi-lferîḍah. inne-llâhe kâne ʿalîmen ḥakîmâ.

Ayet 23–24

Anneleriniz, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek ve kız kardeşlerinizin kızları, sizi emziren sütanneleriniz, süt kız kardeşleriniz, eşlerinizin anneleri, kendileriyle gerdeğe girdiğiniz eşlerinizin eski kocalarından olan kızları size haram kılınmıştır. Fakat evlenip de gerdeğe girmeden boşanmış olduğunuz eşlerinizin kızlarıyla evlenmenizde bir sakınca yoktur. Öz oğullarınızın eski eşleri size haram kılınmıştır. İki kız kardeşle aynı anda evlenmeniz de haramdır. Allah’ın vahyi gelmezden önce yapılanlar geçmişte kalmıştır. Allah mü’minlere karşı çok merhametli, şefkatli ve bağışlayıcıdır.

Nikâhlanarak meşru şekilde evlendiğiniz kadınların dışındaki evli kadınlarla evlenmeniz de haramdır. İşte bütün bunlar Allah’ın size bildirdiği hükümlerindendir. Bu bildirilenlerin dışındaki kadınlarla mehirlerini verip zinadan kaçınıp iffetli bir aile hayatı yaşamak üzere evlenmeniz size helal kılındı. Önceden belirleyip anlaştığınız mehirleri, daha sonra karşılıklı rıza ile artırıp azaltabilirsiniz, bunun da bir sakıncası yoktur.

Allah her şeyin tek ve mutlak doğrusunu bilen, koyduğu hükümlerle bozulmayı önleyendir.

Nisâ 25

1 ayet

وَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ مِنْكُمْ طَوْلًا اَنْ يَنْكِحَ الْمُحْصَنَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ فَمِنْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ مِنْ فَتَيَاتِكُمُ الْمُؤْمِنَاتِۜ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِا۪يمَانِكُمْۜ بَعْضُكُمْ مِنْ بَعْضٍۚ فَانْكِحُوهُنَّ بِاِذْنِ اَهْلِهِنَّ وَاٰتُوهُنَّ اُجُورَهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ مُحْصَنَاتٍ غَيْرَ مُسَافِحَاتٍ وَلَا مُتَّخِذَاتِ اَخْدَانٍۚ فَاِذَٓا اُحْصِنَّ فَاِنْ اَتَيْنَ بِفَاحِشَةٍ فَعَلَيْهِنَّ نِصْفُ مَا عَلَى الْمُحْصَنَاتِ مِنَ الْعَذَابِۜ ذٰلِكَ لِمَنْ خَشِيَ الْعَنَتَ مِنْكُمْۜ وَاَنْ تَصْبِرُوا خَيْرٌ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ۟ ۝٢٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

25Vemel lem yesteṭiʿ minküm ṭavlen ey yenkiḥa-lmuḥsenâti-lmüʾminâti femim mâ meleket eymânüküm min feteyâtikümü-lmüʾminât. vellâhü aʿlemü biîmâniküm. baʿḍuküm mim baʿḍ. fenkiḥûhünne biiẕni ehlihinne veâtûhünne ücûrahünne bilmaʿrûfi muḥṣanâtin gayra mesâfiḥâtiv velâ mütteḫiẕâti aḫdân. feiẕâ uḥṣinne fein eteyne bifâḥişetin feʿaleyhinne niṣfü mâ ʿale-lmuḥsenâti mine-lʿaẕâb. ẕâlike limen ḫaşiye-lʿanete minküm. veen taṣbirû ḫayrul leküm. vellâhü gafûrur raḥîm.

Ayet 25

İçinizden hür bir kadınla evlenmeye güç yetiremeyenleri, sahip olduğunuz mü’min olmuş cariyeler varsa onlarla evlendirin. Allah kimin imanında samimi olduğunu bilir. Hepiniz birbirinizin eşiti, benzerlerisiniz, iffetli olup zina etmemeleri, gizli dost tutmamaları şartıyla velilerinin iznini alıp, örfe dayalı cüzi mehirlerini vererek onlarla evlenin. Evlendikten sonra zina etmeleri halinde ise onlara hür kadınlara verilecek zina cezasının yarısını uygulayın. Zina yapma korkusu yaşayan mü’minler evlensinler, elbette ki mü’minlerin bekârlığın sıkıntısına rağmen zinadan uzak kalmaları daha hayırlıdır.

Allah mü’minlere karşı çok merhametli, şefkatli ve bağışlayıcıdır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

25Bakara 236Mâide 5

Nisâ 26

1 ayet

يُر۪يدُ اللّٰهُ لِيُبَيِّنَ لَكُمْ وَيَهْدِيَكُمْ سُنَنَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكُمْ وَيَتُوبَ عَلَيْكُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ ۝٢٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

26Yürîdü-llâhü liyübeyyine leküm veyehdiyeküm sünene-lleẕîne min ḳabliküm veyetûbe ʿaleyküm. vellâhü ʿalîmün ḥakîm.

Ayet 26

Allah size İslam nizam ve ahlakından oluşan dinin helal ve haram hükümlerini bildirmektedir. Böylece geçmiş peygamberler ve onlara uyan ümmetlerin yoluna sizi de iletmek ve bağışlamak ister. Allah her şeyi hakkıyla bilen ve her hükmü isabetli olandır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

26Yunus 25Hicr 49Ahzab 33

Nisâ 27–28

2 ayet

وَاللّٰهُ يُر۪يدُ اَنْ يَتُوبَ عَلَيْكُمْ وَيُر۪يدُ الَّذ۪ينَ يَتَّبِعُونَ الشَّهَوَاتِ اَنْ تَم۪يلُوا مَيْلًا عَظ۪يمًا ۝٢٧ يُر۪يدُ اللّٰهُ اَنْ يُخَفِّفَ عَنْكُمْۚ وَخُلِقَ الْاِنْسَانُ ضَع۪يفًا ۝٢٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

27Vellâhü yürîdü ey yetûbe ʿaleyküm veyürîdü-lleẕîne yettebiʿûne-şşehevâti en temîlû meylen ʿażîmâ.

Okunuş

28Yürîdü-llâhü ey yüḫaffife ʿanküm. veḫuliḳa-lʾinsânü ḍaʿîfâ.

Ayet 27–28

Allah yaratılış sebepleriniz olan İslâmî hayatı yaşamak ve yaşatmak gayreti içinde olanları bağışlayıp mükâfatlandırmak isterken, şehvetlerine esir olup, meşru olmayan ihtiraslarının peşinden koşanlar ise insanları doğru yoldan uzaklaştırmak isterler.

Allah, koyduğu hükümlerle yükünüzü hafifletmek ister, çünkü insanların çoğu nefsinin isteklerine karşı direnemezler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

27İbrahim 10Zümer 53

İlgili ayetler

28Bakara 286Ahzab 72

Nisâ 29–30

2 ayet

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَاْكُلُٓوا اَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ اِلَّٓا اَنْ تَكُونَ تِجَارَةً عَنْ تَرَاضٍ مِنْكُمْ وَلَا تَقْتُلُٓوا اَنْفُسَكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِكُمْ رَح۪يمًا ۝٢٩ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ عُدْوَانًا وَظُلْمًا فَسَوْفَ نُصْل۪يهِ نَارًاۜ وَكَانَ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرًا ۝٣٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

29Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ teʾkülû emvâleküm beyneküm bilbâṭili illâ en tekûne ticâraten ʿan terâḍim minküm velâ taḳtülû enfüseküm. inne-llâhe kâne biküm raḥîmâ.

Okunuş

30Vemey yefʿal ẕâlike ʿudvânev veżulmen fesevfe nuṣlîhi nârâ. vekâne ẕâlike ʿale-llâhi yesîrâ.

Ayet 29–30

Ey iman edenler! Birbirinizin mallarını karşılıklı rıza ile de olsa haksız yere yiyip, birbirinizi mahvetmeyin, aranızdaki ticareti meşru sınırlar içinde yapın.

Kim ticareti düşmanca bir niyetle, zulüm aracı olarak kullanırsa, zamanı gelince onu ateşin azabına mahkûm ederiz. Bunu yapmak Allah için çok kolaydır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

29Bakara 188Nisâ 161

İlgili ayetler

30Fussilet 19Fussilet 26

Nisâ 31

1 ayet

اِنْ تَجْتَنِبُوا كَبَٓائِرَ مَا تُنْهَوْنَ عَنْهُ نُكَفِّرْ عَنْكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَنُدْخِلْكُمْ مُدْخَلًا كَر۪يمًا ۝٣١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

31İn tectenibû kebâira mâ tünhevne ʿanhü nükeffir ʿanküm seyyiâtiküm venüdḫilküm müdḫalen kerîmâ.

Ayet 31

Ey iman edenler! Siz Allah’a şirk koşmak, kâfirliği tercih etmek, adam öldürmek, zina etmek, yalancı şahitlik, iftira, yetim malı yemek gibi büyük günahlardan kaçınır, uzak durursanız; Biz de sizin küçük günahlarınızı bağışlar, sizi şerefli ve mutlu yaşayacağınız cennetlere yerleştiririz.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

31Şûrâ 37Fetih 5Necm 32

Nisâ 32

1 ayet

وَلَا تَتَمَنَّوْا مَا فَضَّلَ اللّٰهُ بِه۪ بَعْضَكُمْ عَلٰى بَعْضٍۜ لِلرِّجَالِ نَص۪يبٌ مِمَّا اكْتَسَبُوا وَلِلنِّسَٓاءِ نَص۪يبٌ مِمَّا اكْتَسَبْنَۜ وَسْـَٔلُوا اللّٰهَ مِنْ فَضْلِه۪ۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمًا ۝٣٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

32Velâ tetemennev mâ feḍḍale-llâhü bihî baʿḍaküm ʿalâ baʿḍ. lirricâli neṣîbüm mimme-ktesebû velinnisâi neṣîbüm mimme-ktesebn. vesʾelü-llâhe min faḍlih. inne-llâhe kâne bikülli şeyʾin ʿalîmâ.

Ayet 32

Allah’ın kiminize diğerlerinden fazla bahşettiği nimetler sebebi ile birbirinize imrenip kıskançlık beslemeyin. Allah’ın davetini yaşamak için ortaya koydukları gayretlerine karşı erkeklerin nasıl ki Allah nezdinde bir payları varsa, bu gayreti gösteren kadınların da bir payı ve kazancı vardır, bu bakımdan her ikisi Allah katında eşittir.

Sizler Allah’a itaat ederek O’nun rızasını dileyin. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilen ve mutlak doğru olanı yapandır.

İlgili ayetler

Nisâ 33

1 ayet

وَلِكُلٍّ جَعَلْنَا مَوَالِيَ مِمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالْاَقْرَبُونَۜ وَالَّذ۪ينَ عَقَدَتْ اَيْمَانُكُمْ فَاٰتُوهُمْ نَص۪يبَهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَه۪يدًا۟ ۝٣٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

33Veliküllin ceʿalnâ mevâliye mimmâ terake-lvâlidâni velʾaḳrabûn. velleẕîne ʿaḳadet eymânüküm feâtûhüm neṣîbehüm. inne-llâhe kâne ʿalâ külli şeyʾin şehîdâ.

Ayet 33

Biz ölen kimsenin, geride bıraktığı mirastan kimin nasıl, ne kadar pay alacağını bildirdik. Anne, baba, yakın akraba ve kendilerine miras konusunda ahitleşilmiş olan kimselere de paylarını verin. Unutmayın ki Allah yapıp ettiğiniz her şeyi görmektedir.

İlgili ayetler

Nisâ 34

1 ayet

اَلرِّجَالُ قَوَّامُونَ عَلَى النِّسَٓاءِ بِمَا فَضَّلَ اللّٰهُ بَعْضَهُمْ عَلٰى بَعْضٍ وَبِمَٓا اَنْفَقُوا مِنْ اَمْوَالِهِمْۜ فَالصَّالِحَاتُ قَانِتَاتٌ حَافِظَاتٌ لِلْغَيْبِ بِمَا حَفِظَ اللّٰهُۜ وَالّٰت۪ي تَخَافُونَ نُشُوزَهُنَّ فَعِظُوهُنَّ وَاهْجُرُوهُنَّ فِي الْمَضَاجِعِ وَاضْرِبُوهُنَّۚ فَاِنْ اَطَعْنَكُمْ فَلَا تَبْغُوا عَلَيْهِنَّ سَب۪يلًاۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلِيًّا كَب۪يرًا ۝٣٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

34Erricâlü ḳavvâmûne ʿale-nnisâi bimâ feḍḍale-llâhü baʿḍahüm ʿalâ baʿḍiv vebimâ enfeḳû min emvâlihim. feṣṣâliḥâtü ḳânitâtün ḥâfiżâtül lilgaybi bimâ ḥafiża-llâh. vellâtî teḫâfûne nüşûzehünne feʿiżûhünne vehcürûhünne fi-lmeḍâciʿi vaḍribûhünn. fein eṭaʿneküm felâ tebgû ʿaleyhinne sebîlâ. inne-llâhe kâne ʿaliyyen kebîrâ.

Ayet 34

Erkekler kadınları koruyup gözetmek, ailenin ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlüdürler. Bu sebeple de ailede sorumlulukları bakımından kadınlardan bir derece daha önde, üsttedirler.

Dürüst ve erdemli kadınlar Allah’ın emirlerine itaat eden ve O’nun razı olacağı işlerde kocalarına saygı gösterip sıkıntı çıkarmayan, kocalarının yokluğunda Allah’ın korunmasını emrettiği iffetini, namusunu koruyan, sadık ve itaatkâr kadınlardır.

Mü’min kocalarına isyan eden geçimsiz kadınlara önce öğüt verin. Öğüt fayda vermezse yataklarınızı ayırın, buna rağmen düzelmezlerse, düzelmelerine sebep olacak ıslah edici bir yol bulun. Olumsuz davranışlarından vazgeçerlerse, geçmişte yaşanılanları geride bırakın ve onları bağışlayın. Yüce Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

34Bakara 228Talak 1Talak 11

Nisâ 35

1 ayet

وَاِنْ خِفْتُمْ شِقَاقَ بَيْنِهِمَا فَابْعَثُوا حَكَمًا مِنْ اَهْلِه۪ وَحَكَمًا مِنْ اَهْلِهَاۚ اِنْ يُر۪يدَٓا اِصْلَاحًا يُوَفِّقِ اللّٰهُ بَيْنَهُمَاۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَل۪يمًا خَب۪يرًا ۝٣٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

35Vein ḫiftüm şiḳâḳa beynihimâ febʿaŝû ḥakemem min ehlihî veḥakemem min ehlihâ. iy yürîdâ iṣlâḥay yüveffiḳi-llâhü beynehümâ. inne-llâhe kâne ʿalîmen ḫabîrâ.

Ayet 35

Karı-koca arasındaki sorunların boşanma noktasına varacağından endişe ederseniz, erkeğin ve kadının ailelerinden aracı olup durumlarını düzeltecek birer hakem tayin edin. Şayet her iki taraf da anlaşmazlığı gidermek için iyi niyetle gayret ederlerse, Allah da bu çabalarını başarılı kılar ve eşleri uzlaştırır.

Şüphesiz Allah her şeyin doğrusunu bilen ve her şeye gücü yetendir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

35Âl-i İmran 135Talak 2

Nisâ 36

1 ayet

وَاعْبُدُوا اللّٰهَ وَلَا تُشْرِكُوا بِه۪ شَيْـًٔا وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًا وَبِذِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينِ وَالْجَارِ ذِي الْقُرْبٰى وَالْجَارِ الْجُنُبِ وَالصَّاحِبِ بِالْجَنْبِ وَابْنِ السَّب۪يلِۙ وَمَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ مَنْ كَانَ مُخْتَالًا فَخُورًاۙ ۝٣٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

36Vaʿbüdü-llâhe velâ tüşrikû bihî şeyʾev vebilvâlideyni iḥsânev vebiẕi-lḳurbâ velyetâmâ velmesâkîni velcâri ẕi-lḳurbâ velcâri-lcünübi veṣṣâḥibi bilcembi vebni-ssebîli vemâ meleket eymânüküm. inne-llâhe lâ yüḥibbü men kâne muḫtâlen feḫûrâ.

Ayet 36

Yalnız Allah’ı ilah edinip, yaratılışınızın sebebi olan İslam nizamı ve ahlakına sarılın, ancak böylece Allah’a ortak koşmamış, yalnızca O’na kulluk etmiş olursunuz. Anne-babaya, akrabaya, yetim ve yoksullara, size yakın ve uzak olan komşularınıza, yolda kalmış olanlara, dostlarınıza, meşru yollarla sahip olduğunuz eşlerinize, hizmetinizde bulunan erkek ve kadınlara güzellikle davranıp iyilikte bulunun. Unutmayın ki Allah, kendini beğenen kibirlileri sevmez.

İlgili ayetler

Nisâ 37

1 ayet

اَلَّذ۪ينَ يَبْخَلُونَ وَيَاْمُرُونَ النَّاسَ بِالْبُخْلِ وَيَكْتُمُونَ مَٓا اٰتٰيهُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ۜ وَاَعْتَدْنَا لِلْكَافِر۪ينَ عَذَابًا مُه۪ينًاۚ ۝٣٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

37Elleẕîne yebḫalûne veyeʾmürûne-nnâse bilbuḫli veyektümûne mâ âtâhümü-llâhü min faḍlih. veaʿtednâ lilkâfirîne ʿaẕâbem mühînâ.

Ayet 37

Allah, cimrilik yapan ve başkalarını buna teşvik eden, kendisine Rabbi tarafından bağışlanan nimetleri saklayıp, O’nun yolunda kullanmayanları sevmez. Allah müşrik, kâfir ve münafıklar için cehennemde zelil ve perişan edici bir azap hazırlamıştır.

Nisâ 38–40

3 ayet

وَالَّذ۪ينَ يُنْفِقُونَ اَمْوَالَهُمْ رِئَٓاءَ النَّاسِ وَلَا يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَلَا بِالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ وَمَنْ يَكُنِ الشَّيْطَانُ لَهُ قَر۪ينًا فَسَٓاءَ قَر۪ينًا ۝٣٨ وَمَاذَا عَلَيْهِمْ لَوْ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَاَنْفَقُوا مِمَّا رَزَقَهُمُ اللّٰهُۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِهِمْ عَل۪يمًا ۝٣٩ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَظْلِمُ مِثْقَالَ ذَرَّةٍۚ وَاِنْ تَكُ حَسَنَةً يُضَاعِفْهَا وَيُؤْتِ مِنْ لَدُنْهُ اَجْرًا عَظ۪يمًا ۝٤٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

38Velleẕîne yünfiḳûne emvâlehüm riâe-nnâsi velâ yüʾminûne billâhi velâ bilyevmi-lʾâḫir. vemey yeküni-şşeyṭânü lehû ḳarînen fesâe ḳarînâ.

Okunuş

39Vemâẕâ ʿaleyhim lev âmenû billâhi velyevmi-lʾâḫiri veenfeḳû mimmâ razeḳahümü-llâh. vekâne-llâhü bihim ʿalîmâ.

Okunuş

40İnne-llâhe lâ yażlimü miŝḳâle ẕerrah. vein tekü ḥasenetey yüḍâʿifhâ veyüʾti mil ledünhü ecran ʿażîmâ.

Ayet 38–40

Allah, Âhiret Günü’ne inanmayan, mallarını sırf gösteriş olsun diye harcayanları sevmez. Bunların dostu şeytandır, dostu şeytan olandan daha kötü kim olabilir?

Şayet onlar da Âhiret Günü’ne iman etseler, Allah’ın davetine uyup da O’nun bahşettiği nimetlerden gösteriş yapmadan yine O’nun yolunda harcasalardı hiçbir zararları olmazdı.

Gerçek şu ki: Allah hiç kimsenin yaptığını karşılıksız bırakmaz ve hiç kimseye zerre kadar haksızlık yapmaz. Allah, rızasını kazanmak uğrunda yapılanların karşılığını dünyada da, âhirette de fazlasıyla verir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

38Bakara 264Bakara 268

İlgili ayetler

39Bakara 271

Nisâ 41–42

2 ayet

فَكَيْفَ اِذَا جِئْنَا مِنْ كُلِّ اُمَّةٍ بِشَه۪يدٍ وَجِئْنَا بِكَ عَلٰى هٰٓؤُ۬لَٓاءِ شَه۪يدًاۜ ۝٤١ يَوْمَئِذٍ يَوَدُّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَعَصَوُا الرَّسُولَ لَوْ تُسَوّٰى بِهِمُ الْاَرْضُۜ وَلَا يَكْتُمُونَ اللّٰهَ حَد۪يثًا۟ ۝٤٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

41Fekeyfe iẕâ ciʾnâ min külli ümmetim bişehîdiv veciʾnâ bike ʿalâ hâülâi şehîdâ.

Okunuş

42Yevmeiẕiy yeveddü-lleẕîne keferû veʿaṣavu-rrasûle lev tüsevvâ bihimü-lʾarḍ. velâ yektümûne-llâhe ḥadîŝâ.

Ayet 41–42

Biz, Hesap Günü her toplumun içinden davetimize karşı tutumlarına şahitlik edecek birini çağıracağız. Ey Peygamber! Seni de kendi toplumuna ve senden sonraki toplumlara şahit tutacağız. İşte O Gün onların vay haline.

Müşrik, kâfir ve münafık olarak yaşamakta inatla direnip de Peygamber’e ve onun Allah adına yaptığı davete karşı çıkıp saldıranlar, O Gün yerle bir olmak, toprağa karışıp yok olmak isteyecek ve yaptıkları hiçbir şeyin Allah’a gizli kalmamış olduğunu görecekler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

41Nahl 89Zümer 69

Nisâ 43

1 ayet

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَقْرَبُوا الصَّلٰوةَ وَاَنْتُمْ سُكَارٰى حَتّٰى تَعْلَمُوا مَا تَقُولُونَ وَلَا جُنُبًا اِلَّا عَابِر۪ي سَب۪يلٍ حَتّٰى تَغْتَسِلُواۜ وَاِنْ كُنْتُمْ مَرْضٰٓى اَوْ عَلٰى سَفَرٍ اَوْ جَٓاءَ اَحَدٌ مِنْكُمْ مِنَ الْغَٓائِطِ اَوْ لٰمَسْتُمُ النِّسَٓاءَ فَلَمْ تَجِدُوا مَٓاءً فَتَيَمَّمُوا صَع۪يدًا طَيِّبًا فَامْسَحُوا بِوُجُوهِكُمْ وَاَيْد۪يكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَفُوًّا غَفُورًا ۝٤٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

43Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ taḳrabu-ṣṣalâte veentüm sükârâ ḥattâ taʿlemû mâ teḳûlûne velâ cünüben illâ ʿâbirî sebîlin ḥattâ tagtesilû. vein küntüm merḍâ ev ʿalâ seferin ev câe eḥadüm minküm mine-lgâiṭi ev lemestümü-nnisâe felem tecidû mâen feteyemmemû ṣaʿîden ṭayyiben femseḥû bivucûhiküm veeydîküm. inne-llâhe kâne ʿafüvven gafûrâ.

Ayet 43

Ey mü’minler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, cünüp iken de boy abdesti alıncaya kadar namaza yaklaşmayın.

Yolculukta ya da hasta iken, küçük ya da büyük tuvalet ihtiyacınızı gidermişseniz veya eşlerinizle cinsel ilişkiye girmişseniz, böylesi durumlarda su bulamamış ya da suyu kullanma imkânınız yoksa temiz bir toprakla ellerinizi, yüzünüzü ve kollarınızı mesh ederek teyemmüm edin. Unutmayın ki Allah, zorda kalan mü’minler için kolaylık diler. O, çok merhametli, şefkatli ve bağışlayıcıdır.

Nisâ 44–45

2 ayet

اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا نَص۪يبًا مِنَ الْكِتَابِ يَشْتَرُونَ الضَّلَالَةَ وَيُر۪يدُونَ اَنْ تَضِلُّوا السَّب۪يلَۜ ۝٤٤ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِاَعْدَٓائِكُمْۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَلِيًّاۗ وَكَفٰى بِاللّٰهِ نَص۪يرًا ۝٤٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

44Elem tera ile-lleẕîne ûtû neṣîbem mine-lkitâbi yeşterûne-ḍḍalâlete veyürîdûne en teḍillü-ssebîl.

Okunuş

45Vellâhü aʿlemü biaʿdâiküm. vekefâ billâhi veliyyâ. vekefâ billâhi neṣîrâ.

Ayet 44–45

Kendilerine ilâhî kitaplardan bir pay verilmiş olanları görüyor musun? Sizin de kendileri gibi Allah’ın vahyini görmezden gelip, şirk ve küfür nizamına dönmenizi istiyor ve bu uğurda imkânlarını seferber ediyorlar. Ey mü’minler! Onlar sizin düşmanlarınızdır, sakın onları dost edinmeyin. Allah onlara karşı sizi uyarmaktadır, düşmanlarınızın kim olduğunu en iyi bilen Allah’tır. Allah dost olarak yeter, yardımcı olarak da Allah kâfidir.

İlgili ayetler

Nisâ 46

1 ayet

مِنَ الَّذ۪ينَ هَادُوا يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَنْ مَوَاضِعِه۪ وَيَقُولُونَ سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَاسْمَعْ غَيْرَ مُسْمَعٍ وَرَاعِنَا لَيًّا بِاَلْسِنَتِهِمْ وَطَعْنًا فِي الدّ۪ينِۜ وَلَوْ اَنَّهُمْ قَالُوا سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا وَاسْمَعْ وَانْظُرْنَا لَكَانَ خَيْرًا لَهُمْ وَاَقْوَمَۙ وَلٰكِنْ لَعَنَهُمُ اللّٰهُ بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ اِلَّا قَل۪يلًا ۝٤٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

46Mine-lleẕîne hâdû yüḥarrifûne-lkelime ʿam mevâḍiʿihî veyeḳûlûne semiʿnâ veʿaṣaynâ vesmaʿ gayra müsmeʿiv verâʿinâ leyyem bielsinetihim veṭaʿnen fi-ddîn. velev ennehüm ḳâlû semiʿnâ veeṭaʿnâ vesmaʿ venżurnâ lekâne ḫayral lehüm veaḳveme velâkil leʿanehümü-llâhü biküfrihim felâ yüʾminûne illâ ḳalîlâ.

Ayet 46

Bir kısım Yahudiler, Müslümanların akıllarını karıştırmak ve İslam’dan uzaklaştırmak maksadıyla, sözleri asıl bağlamından ve anlamından koparıp farklı anlamlara gelecek şekilde çarptırırlar. “İşittik ve itaat ettik.” yerine, “İşittik ve karşı çıktık.” şeklinde değiştirirler. Hâlbuki onlar da yalnızca, “İşittik ve itaat ediyoruz, bizi dinle, doğru anlayıp anlamadığımızı kontrol et, bizi uyar.” deselerdi, bu onların hayrına olacaktı. Allah, gerçeği bile bile reddetmeleri sebebi ile onları lanetledi.

İlgili ayetler

Nisâ 47

1 ayet

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ اٰمِنُوا بِمَا نَزَّلْنَا مُصَدِّقًا لِمَا مَعَكُمْ مِنْ قَبْلِ اَنْ نَطْمِسَ وُجُوهًا فَنَرُدَّهَا عَلٰٓى اَدْبَارِهَٓا اَوْ نَلْعَنَهُمْ كَمَا لَعَنَّٓا اَصْحَابَ السَّبْتِۜ وَكَانَ اَمْرُ اللّٰهِ مَفْعُولًا ۝٤٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

47Yâ eyyühe-lleẕîne ûtü-lkitâbe âminû bimâ nezzelnâ müṣaddiḳal limâ meʿaküm min ḳabli en naṭmise vucûhen feneruddehâ ʿalâ edbârihâ ev nelʿanehüm kemâ leʿannâ aṣḥâbe-ssebt. vekâne emru-llâhi mefʿûlâ.

Ayet 47

Siz ey geçmişte kendilerine kitap (vahiy) bahşedilmiş olanlar! Elinizdeki kitapta kalmış olan hakikatleri tasdik eden Kur’an’a uyun. Bir kısım yüzleri silip, dümdüz edeceğimiz gün gelmeden yahut cumartesi yasağını çiğnedikleri için lanete uğrattığımız atalarınız gibi sizi de cezalandırmadan davet edildiğiniz ilâhî nizama iman edip kurtulanlardan olun.

İlgili ayetler

Nisâ 48

1 ayet

اِنَّ اللّٰهَ لَا يَغْفِرُ اَنْ يُشْرَكَ بِه۪ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذٰلِكَ لِمَنْ يَشَٓاءُۚ وَمَنْ يُشْرِكْ بِاللّٰهِ فَقَدِ افْتَرٰٓى اِثْمًا عَظ۪يمًا ۝٤٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

48İnne-llâhe lâ yagfiru ey yüşrake bihî veyagfiru mâ dûne ẕâlike limey yeşâʾ. vemey yüşrik billâhi feḳadi-fterâ iŝmen ʿażîmâ.

Ayet 48

Allah kendisine ortak koşulmasını (şirki) asla bağışlamaz. Ancak küçük günahları dilerse affeder.

Nisâ 49–50

2 ayet

اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ يُزَكُّونَ اَنْفُسَهُمْۜ بَلِ اللّٰهُ يُزَكّ۪ي مَنْ يَشَٓاءُ وَلَا يُظْلَمُونَ فَت۪يلًا ۝٤٩ اُنْظُرْ كَيْفَ يَفْتَرُونَ عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَۜ وَكَفٰى بِه۪ٓ اِثْمًا مُب۪ينًا۟ ۝٥٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

49Elem tera ile-lleẕîne yüzekkûne enfüsehüm. beli-llâhü yüzekkî mey yeşâü velâ yużlemûne fetîlâ.

Okunuş

50Ünżur keyfe yefterûne ʿale-llâhi-lkeẕib. vekefâ bihî iŝmem mübînâ.

Ayet 49–50

Allah’ın seçkin kulları olduklarını ve cennete gireceklerini iddia edip, kendilerini temize çıkarmaya çalışanlar, ancak kendilerini aldatırlar. Gerçek şu ki, Allah’ın temize çıkaracağı kimseler, yalnızca iman edip sorumluluklarını bilinçle yerine getirenlerdir. Allah hiç kimseye haksızlık etmez. Uydurdukları yalanları Allah’a isnat edenlerden daha zalim, sapık ve günahkâr kim vardır?

İlgili ayetler

Nisâ 51–55

5 ayet

اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا نَص۪يبًا مِنَ الْكِتَابِ يُؤْمِنُونَ بِالْجِبْتِ وَالطَّاغُوتِ وَيَقُولُونَ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اَهْدٰى مِنَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا سَب۪يلًا ۝٥١ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ لَعَنَهُمُ اللّٰهُۜ وَمَنْ يَلْعَنِ اللّٰهُ فَلَنْ تَجِدَ لَهُ نَص۪يرًاۜ ۝٥٢ اَمْ لَهُمْ نَص۪يبٌ مِنَ الْمُلْكِ فَاِذًا لَا يُؤْتُونَ النَّاسَ نَق۪يرًاۙ ۝٥٣ اَمْ يَحْسُدُونَ النَّاسَ عَلٰى مَٓا اٰتٰيهُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ۚ فَقَدْ اٰتَيْنَٓا اٰلَ اِبْرٰه۪يمَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَاٰتَيْنَاهُمْ مُلْكًا عَظ۪يمًا ۝٥٤ فَمِنْهُمْ مَنْ اٰمَنَ بِه۪ وَمِنْهُمْ مَنْ صَدَّ عَنْهُۜ وَكَفٰى بِجَهَنَّمَ سَع۪يرًا ۝٥٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

51Elem tera ile-lleẕîne ûtû neṣîbem mine-lkitâbi yüʾminûne bilcibti veṭṭâgûti veyeḳûlûne lilleẕîne keferû hâülâi ehdâ mine-lleẕîne âmenû sebîlâ.

Okunuş

52Ülâike-lleẕîne leʿanehümü-llâh. vemey yelʿani-llâhü felen tecide lehû neṣîrâ.

Okunuş

53Em lehüm neṣîbüm mine-lmülki feiẕel lâ yüʾtûne-nnâse neḳîrâ.

Okunuş

54Em yaḥsüdûne-nnâse ʿalâ mâ âtâhümü-llâhü min faḍlih. feḳad âteynâ âle ibrâhîme-lkitâbe velḥikmete veâteynâhüm mülken ʿażîmâ.

Okunuş

55Feminhüm men âmene bihî veminhüm men ṣadde ʿanh. vekefâ bicehenneme seʿîrâ.

Ayet 51–55

Ellerindeki kitapta gerçeklerden pek az bir bilgi kalmış olanlar, kendilerini Allah’tan başkasına kulluğa çağıran kimselerin icat ettikleri hayat nizamlarına yönelip teslim oluyor, üstelik bu da yetmezmiş gibi şirk ve küfür nizamlarını benimseyenlerin mü’minlerden daha doğru yolda olduklarını iddia ediyorlar.

İşte bunlar Allah’ın lanetlediği kimselerdir, Allah’ın lanetlediği kimselere yardım edebilecek de yoktur. Yoksa böyleleri kendilerini Allah’ın mülkünün ortağı sayıp da O’nun kulları üzerinde hükümranlık hakkına sahip olduklarını mı sanıyorlar? Şayet onlara Allah’ın mülkünden tasarruf yetkisi verilmiş olsaydı, onlar da insanlara küçük bir çekirdeğin zarını bile vermezlerdi.

Kitap Ehli olduklarını iddia edenler, Allah’ın kendi kavimlerinden olmayan birine, peygamberlik ve beraberinde kitap bahşetmesini kıskanıyorlar. Oysa Biz geçmişte kendilerinin de atası olan İbrahim ve onun soyundan olanlara da peygamberlikle birlikte kitaplar bahşedip, hükümranlıklar nasip etmiştik.

Böyle olmasına rağmen onların bir kısmı İbrahim ve onun soyundan gelen peygamberlerin de davetini kabul etmeyip yüz çevirmişlerdi. Böyleleri hak ettikleri cehennem ateşi ile cezalandırılacaklardır.

Nisâ 56

1 ayet

اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِنَا سَوْفَ نُصْل۪يهِمْ نَارًاۜ كُلَّمَا نَضِجَتْ جُلُودُهُمْ بَدَّلْنَاهُمْ جُلُودًا غَيْرَهَا لِيَذُوقُوا الْعَذَابَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَز۪يزًا حَك۪يمًا ۝٥٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

56İnne-lleẕîne keferû biâyâtinâ sevfe nuṣlîhim nârâ. küllemâ neḍicet cülûdühüm beddelnâhüm cülûden gayrahâ liyeẕûḳu-lʿaẕâb. inne-llâhe kâne ʿazîzen ḥakîmâ.

Ayet 56

Biz yaratılışının sebebine uygun yaşamaya davet etmemize rağmen bundan inatla yüz çevirenleri, zamanı gelince derilerini kavuracak ateşe sokacağız ve azabı tekrar tekrar yaşamaları için de derilerini yeniden giydirip, yeniden yakacağız.

Allah üstün kudret sahibi ve her hükmü mutlak doğru olandır.

İlgili ayetler

Nisâ 57

1 ayet

وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَنُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَدًاۜ لَهُمْ ف۪يهَٓا اَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌۘ وَنُدْخِلُهُمْ ظِلًّا ظَل۪يلًا ۝٥٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

57Velleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti senüdḫilühüm cennâtin tecrî min taḥtihe-lʾenhâru ḫâlidîne fîhâ ebedâ. lehüm fîhâ ezvâcüm müṭahherah. venüdḫilühüm żillen żalîlâ.

Ayet 57

Allah’ın davetine iman edip imanın gerektirdiği hayatı yaşamak uğrunda gayret edenleri, daima kalmak üzere içlerinden ırmaklar akan cennetlere yerleştireceğiz. Onlara orada el değmemiş tertemiz eşler vereceğiz ve gölgelikler altında mutluluklarla ödüllendireceğiz.

Nisâ 58

1 ayet

اِنَّ اللّٰهَ يَاْمُرُكُمْ اَنْ تُؤَدُّوا الْاَمَانَاتِ اِلٰٓى اَهْلِهَاۙ وَاِذَا حَكَمْتُمْ بَيْنَ النَّاسِ اَنْ تَحْكُمُوا بِالْعَدْلِۜ اِنَّ اللّٰهَ نِعِمَّا يَعِظُكُمْ بِه۪ۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ سَم۪يعًا بَصِيرًا ۝٥٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

58İnne-llâhe yeʾmüruküm en tüʾeddü-lʾemenâti ilâ ehlihâ veiẕâ ḥakemtüm beyne-nnâsi en taḥkümû bilʿadl. inne-llâhe niʿimmâ yeʿiżuküm bih. inne-llâhe kâne semîʿam beṣîrâ.

Ayet 58

Allah size emanetleri (görev ve sorumlulukları) taşıyabilecek olan ehil kimselere vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz takdirde adaletle hükümler vermenizi emretmektedir. Böylece Allah size öğütlerin en güzelini vermektedir.

Allah her şeyin mutlak doğrusunu bilen ve koyduğu yasalarla bozulmayı önleyendir.

Nisâ 59

1 ayet

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَ وَاُو۬لِي الْاَمْرِ مِنْكُمْۚ فَاِنْ تَنَازَعْتُمْ ف۪ي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ اِلَى اللّٰهِ وَالرَّسُولِ اِنْ كُنْتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ ذٰلِكَ خَيْرٌ وَاَحْسَنُ تَاْو۪يلًا۟ ۝٥٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

59Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû eṭîʿü-llâhe veeṭîʿü-rrasûle veüli-lʾemri minküm. fein tenâzaʿtüm fî şeyʾin feruddûhü ile-llâhi verrasûli in küntüm tüʾminûne billâhi velyevmi-lʾâḫir. ẕâlike ḫayruv veaḥsenü teʾvîlâ.

Ayet 59

Ey iman edenler! Allah’a, Peygamber’e ve sizden olup, aranızda Allah’ın hükümleriyle hüküm vermesi için seçtiğiniz yöneticilerinize itaat edin. Bir konuda anlaşmazlığa düştüğünüzde, çözüm için Allah’a ve Peygamber’e (Kur’an ve Sünnet’e) müracaat edin, Allah’a ve Âhiret Günü’ne yürekten iman ediyorsanız böyle yapın, bu sizin için en doğru ve en hayırlı olandır.

Nisâ 60–63

4 ayet

اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ يَزْعُمُونَ اَنَّهُمْ اٰمَنُوا بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ يُر۪يدُونَ اَنْ يَتَحَاكَمُٓوا اِلَى الطَّاغُوتِ وَقَدْ اُمِرُٓوا اَنْ يَكْفُرُوا بِه۪ۜ وَيُر۪يدُ الشَّيْطَانُ اَنْ يُضِلَّهُمْ ضَلَالًا بَع۪يدًا ۝٦٠ وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمْ تَعَالَوْا اِلٰى مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ وَاِلَى الرَّسُولِ رَاَيْتَ الْمُنَافِق۪ينَ يَصُدُّونَ عَنْكَ صُدُودًاۚ ۝٦١ فَكَيْفَ اِذَٓا اَصَابَتْهُمْ مُص۪يبَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يهِمْ ثُمَّ جَٓاؤُ۫كَ يَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ اِنْ اَرَدْنَٓا اِلَّٓا اِحْسَانًا وَتَوْف۪يقًا ۝٦٢ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ يَعْلَمُ اللّٰهُ مَا ف۪ي قُلُوبِهِمْ فَاَعْرِضْ عَنْهُمْ وَعِظْهُمْ وَقُلْ لَهُمْ ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ قَوْلًا بَل۪يغًا ۝٦٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

60Elem tera ile-lleẕîne yezʿumûne ennehüm âmenû bimâ ünzile ileyke vemâ ünzile min ḳablike yürîdûne ey yeteḥâkemû ile-ṭṭâgûti veḳad ümirû ey yekfürû bih. veyürîdü-şşeyṭânü ey yüḍillehüm ḍalâlem beʿîdâ.

Okunuş

61Veiẕâ ḳîle lehüm teʿâlev ilâ mâ enzele-llâhü veile-rrasûli raeyte-lmünâfiḳîne yeṣuddûne ʿanke ṣudûdâ.

Okunuş

62Fekeyfe iẕâ eṣâbethüm müṣîbetüm bimâ ḳaddemet eydîhim ŝümme câûke yaḥlifûne billâhi in eradnâ illâ iḥsânev vetevfîḳâ.

Okunuş

63Ülâike-lleẕîne yaʿlemü-llâhü mâ fî ḳulûbihim feaʿriḍ ʿanhüm veʿiżhüm veḳul lehüm fî enfüsihim ḳavlem belîgâ.

Ayet 60–63

Ey Peygamber! Sana ve senden önce indirilen kitaplara iman ettiklerini söyleyen şu münafıkların yaptıklarına bakar mısın? Onlar aralarındaki anlaşmazlıkların çözümü için ilâhî nizamın adaleti yerine tağuti nizamların adaletine başvurup adalet arıyorlar. Hâlbuki onlar Allah’tan başkasının nizamını reddetmekle emrolunmuşlardı. Oysa o tağuti nizam onların en büyük düşmanıdır.

Böylesi ikiyüzlüleri ne zaman Allah’ın indirdiği kitabının hükümleri ile sorunlarını çözmeye davet etsen, senden uzaklaştıklarını görürsün. Fakat müracaat ettikleri şirk nizamlarının yasaları ile sorunlarını çözemeyip başları sıkıntıya düştüğünde hemen sana gelip, Allah’ın adını kullanarak yeminler edip, “Biz sadece iyi niyetimizden, aramızda uzlaşma sağlasınlar diye onlara başvurduk” derler.

Allah onların kalplerinde olanları çok iyi bilmektedir. Sen onlara aldırış etme, öğüt verip, gerçek olana davet et.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

61Nûr 47Mâide 43

İlgili ayetler

62Kasas 47Bakara 11

Nisâ 64–65

2 ayet

وَمَٓا اَرْسَلْنَا مِنْ رَسُولٍ اِلَّا لِيُطَاعَ بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَلَوْ اَنَّهُمْ اِذْ ظَلَمُٓوا اَنْفُسَهُمْ جَٓاؤُ۫كَ فَاسْتَغْفَرُوا اللّٰهَ وَاسْتَغْفَرَ لَهُمُ الرَّسُولُ لَوَجَدُوا اللّٰهَ تَوَّابًا رَح۪يمًا ۝٦٤ فَلَا وَرَبِّكَ لَا يُؤْمِنُونَ حَتّٰى يُحَكِّمُوكَ ف۪يمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْۙ ثُمَّ لَا يَجِدُوا ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ حَرَجًا مِمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُوا تَسْل۪يمًا ۝٦٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

64Vemâ erselnâ mir rasûlin illâ liyüṭâʿa biiẕni-llâh. velev ennehüm iż żalemû enfüsehüm câûke festagferü-llâhe vestagfera lehümü-rrasûlü levecedü-llâhe tevvâber raḥîmâ.

Okunuş

65Felâ verabbike lâ yüʾminûne ḥattâ yüḥakkimûke fîmâ şecera beynehüm ŝümme lâ yecidû fî enfüsihim ḥaracem mimmâ ḳaḍayte veyüsellimû teslîmâ.

Ayet 64–65

Biz her peygamberi, kendisine uyulsun diye gönderdik. Şayet o tağuti nizamlardan adalet umanlar, bu davranışları ile kendilerine zulmetmiş olduklarını itiraf edip, tevbe ederek sana gelselerdi ve sen de peygamber olarak onlar hakkında Rabbinden bağışlanma dileseydin, Allah’ın şefkat ve merhamet ve affına nail olacaklardı.

Rabbine andolsun ki, onlar aralarında anlaşmazlığa düştükleri konularda Kur’an’ın hükümlerine, senin de hakemliğine başvurmadıkça ve çıkan hükme gönüllerinde hiçbir sıkıntı, hiçbir burukluk duymadan tam bir teslimiyetle uymadıkça iman etmiş olmazlar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

65Nisâ 105Nisâ 90

Nisâ 66–68

3 ayet

وَلَوْ اَنَّا كَتَبْنَا عَلَيْهِمْ اَنِ اقْتُلُٓوا اَنْفُسَكُمْ اَوِ اخْرُجُوا مِنْ دِيَارِكُمْ مَا فَعَلُوهُ اِلَّا قَل۪يلٌ مِنْهُمْۜ وَلَوْ اَنَّهُمْ فَعَلُوا مَا يُوعَظُونَ بِه۪ لَكَانَ خَيْرًا لَهُمْ وَاَشَدَّ تَثْب۪يتًاۙ ۝٦٦ وَاِذًا لَاٰتَيْنَاهُمْ مِنْ لَدُنَّٓا اَجْرًا عَظ۪يمًاۙ ۝٦٧ وَلَهَدَيْنَاهُمْ صِرَاطًا مُسْتَق۪يمًا ۝٦٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

66Velev ennâ ketebnâ ʿaleyhim eni-ḳtülû enfüseküm evi-ḫrucû min diyâriküm mâ feʿalûhü illâ ḳalîlüm minhüm. velev ennehüm feʿalû mâ yûʿażûne bihî lekâne ḫayral lehüm veeşedde teŝbîtâ.

Okunuş

67Veiẕel leâteynâhüm mil ledünnâ ecran ʿażîmâ.

Okunuş

68Velehedeynâhüm ṣirâṭam müsteḳîmâ.

Ayet 66–68

Şayet Biz, o münafıklara “Yaratılışınızın sebebi olan hayatı yaşamak uğrunda, gerekirse hayatınızı feda edin yahut gerekirse yurtlarınızı terk edin.” diye emretmiş olsaydık, içlerinden çok azı bunu yapmaya razı olurdu. Hâlbuki onlar öğüt verilerek davet olunduklarına uysalardı, kendileri için daha hayırlı olur, gerçek imana kavuşmuş olurlardı. Biz de o takdirde onlara yardım eder, hidayet ile ödüllendirirdik.

Nisâ 69–70

2 ayet

وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَالرَّسُولَ فَاُو۬لٰٓئِكَ مَعَ الَّذ۪ينَ اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ مِنَ النَّبِيّ۪نَ وَالصِّدّ۪يق۪ينَ وَالشُّهَدَٓاءِ وَالصَّالِح۪ينَۚ وَحَسُنَ اُو۬لٰٓئِكَ رَف۪يقًاۜ ۝٦٩ ذٰلِكَ الْفَضْلُ مِنَ اللّٰهِۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ عَل۪يمًا۟ ۝٧٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

69Vemey yüṭiʿi-llâhe verrasûle feülâike meʿa-lleẕîne enʿame-llâhü ʿaleyhim mine-nnebiyyîne veṣṣiddîḳîne veşşühedâi veṣṣâliḥîn. veḥasüne ülâike rafîḳâ.

Okunuş

70Ẕâlike-lfaḍlü mine-llâh. vekefâ billâhi ʿalîmâ.

Ayet 69–70

Allah’ın davetine iman edip, gereklerini yerine getirenler iyi bilsinler ki, onlar âhirette Allah’ın kendilerine nimetler verdiği peygamberler, Allah’a verdikleri sözlerinde sadık olanlar ve şehitlerle birlikte olacaklar. Böylesi erdemli, salih, güzel kimselerle birlikte olmak büyük bir kazançtır. İşte Allah’ın iman edip, teslim olanlara vaat ettiği mükâfat budur. Allah kimlerin mükâfata layık olduğunu en iyi bilendir. Her şeyin en doğrusunu bilen olarak Allah yeter.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

69Ankebut 9Kamer 54Kamer 55

İlgili ayetler

70Fussilet 30Fussilet 32

Nisâ 71–73

3 ayet

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا خُذُوا حِذْرَكُمْ فَانْفِرُوا ثُبَاتٍ اَوِ انْفِرُوا جَم۪يعًا ۝٧١ وَاِنَّ مِنْكُمْ لَمَنْ لَيُبَطِّئَنَّۚ فَاِنْ اَصَابَتْكُمْ مُص۪يبَةٌ قَالَ قَدْ اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيَّ اِذْ لَمْ اَكُنْ مَعَهُمْ شَه۪يدًا ۝٧٢ وَلَئِنْ اَصَابَكُمْ فَضْلٌ مِنَ اللّٰهِ لَيَقُولَنَّ كَاَنْ لَمْ تَكُنْ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُ مَوَدَّةٌ يَا لَيْتَن۪ي كُنْتُ مَعَهُمْ فَاَفُوزَ فَوْزًا عَظ۪يمًا ۝٧٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

71Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû ḫuẕû ḥiẕraküm fenfirû ŝübâtin evi-nfirû cemîʿâ.

Okunuş

72Veinne minküm lemel leyübeṭṭienn. fein eṣâbetküm müṣîbetün ḳâle ḳad enʿame-llâhü ʿaleyye iẕ lem eküm meʿahüm şehîdâ.

Okunuş

73Velein eṣâbeküm faḍlüm mine-llâhi leyeḳûlenne keel lem teküm beyneküm vebeynehû meveddetüy yâ leytenî küntü meʿahüm feefûze fevzen ʿażîmâ.

Ayet 71–73

Ey iman edenler! Düşmanlarınıza karşı önceden hazırlık yapıp tedbirlerinizi alın. Savaş gerektiğinde bölük bölük ya da topyekûn savaşa çıkın, içinizde savaşa çıkmak konusunda işi ağırdan alan, savaştan kaçmak için asılsız bahaneler uyduran ve size katılmayan münafıklar da olacak. Eğer savaşta yenilecek olursanız bunlar, “İyi ki savaşa katılmamışım, onlarla birlikte olsaydım kim bilir başıma neler gelecekti, Allah beni korudu” derler. Fakat Allah’ın yardımı ile savaşı siz kazanırsanız, bu defa da sanki geçmişte siz onları davet etmemişsiniz gibi ya da aranızda hiçbir yakınlık yokmuş gibi geçmişi bir kenara bırakıp, “Keşke ben de onlarla birlikte olsaydım da, bu başarının nimetlerinden yararlansaydım” diyecekler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

72Âl-i İmran 142Enfal 5

İlgili ayetler

73Enfal 41Fetih 11

Nisâ 74

1 ayet

فَلْيُقَاتِلْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ الَّذ۪ينَ يَشْرُونَ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَا بِالْاٰخِرَةِۜ وَمَنْ يُقَاتِلْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ فَيُقْتَلْ اَوْ يَغْلِبْ فَسَوْفَ نُؤْت۪يهِ اَجْرًا عَظ۪يمًا ۝٧٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

74Felyüḳâtil fî sebîli-llâhi-lleẕîne yeşrûne-lḥayâte-ddünyâ bilʾâḫirah. vemey yüḳâtil fî sebîli-llâhi feyuḳtel ev yaglib fesevfe nüʾtîhi ecran ʿażîmâ.

Ayet 74

Geçici ve kısa dünya hayatına karşı, daimi cennet hayatı ile nimetlerini tercih edenler, Allah’ın daveti İslam nizamı ve ahlakını yaşamak ve yaşatmak uğrunda saldırganlarla savaşsınlar. Her kim Allah yolunda ölür ya da öldürülür yahut gazi olursa, Allah onu mükâfatların en büyüğüne kavuşturacaktır.

Nisâ 75

1 ayet

وَمَا لَكُمْ لَا تُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالْمُسْتَضْعَف۪ينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَٓاءِ وَالْوِلْدَانِ الَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اَخْرِجْنَا مِنْ هٰذِهِ الْقَرْيَةِ الظَّالِمِ اَهْلُهَاۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ وَلِيًّاۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ نَص۪يرًاۜ ۝٧٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

75Vemâ leküm lâ tüḳâtilûne fî sebîli-llâhi velmüstaḍʿafîne mine-rricâli vennisâi velvildâni-lleẕîne yeḳûlûne rabbenâ aḫricnâ min hâẕihi-lḳaryeti-żżâlimi ehlühâ. vecʿal lenâ mil ledünke veliyyâ. vecʿal lenâ mil ledünke neṣîrâ.

Ayet 75

Ey iman edenler! Size ne oluyor da “Ey Rabbimiz! Bizi müşrik ve kâfirlerin bu zulüm nizamından kurtar, rahmetinle bize sahip çıkacak bir kurtarıcı, koruyucu gönder” diye dua edip yakaran, ezilmekte olan yaşlı, zayıf, çaresiz erkekler, kadınlar ve çocuklar için Allah yolunda savaşmıyorsunuz?

İlgili ayetler

Nisâ 76

1 ayet

اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا يُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۚ وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا يُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ الطَّاغُوتِ فَقَاتِلُٓوا اَوْلِيَٓاءَ الشَّيْطَانِۚ اِنَّ كَيْدَ الشَّيْطَانِ كَانَ ضَع۪يفًا۟ ۝٧٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

76Elleẕîne âmenû yüḳâtilûne fî sebîli-llâh. velleẕîne keferû yüḳâtilûne fî sebîli-ṭṭâgûti feḳâtilû evliyâe-şşeyṭân. inne keyde-şşeyṭâni kâne ḍaʿîfâ.

Ayet 76

İman edenler, Allah’ın daveti olan hayat nizamı uğrunda kendilerine saldıranlarla savaşırlar.

Şeytanla ortaklık kurup şirk ve küfür nizamları oluşturanlar ve onlara uyanlar da tağuti nizamları uğrunda savaşırlar.

O halde ey iman edenler! Size saldıran şeytanın dostu ve ortağı olan müşrik ve kâfirlerle savaşın, unutmayın ki şeytanın ve şeytanlaşmış olanların tuzağı hem çok basit hem de çok zayıftır.

İlgili ayetler

Nisâ 77

1 ayet

اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ ق۪يلَ لَهُمْ كُفُّٓوا اَيْدِيَكُمْ وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَۚ فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقِتَالُ اِذَا فَر۪يقٌ مِنْهُمْ يَخْشَوْنَ النَّاسَ كَخَشْيَةِ اللّٰهِ اَوْ اَشَدَّ خَشْيَةًۚ وَقَالُوا رَبَّنَا لِمَ كَتَبْتَ عَلَيْنَا الْقِتَالَۚ لَوْلَٓا اَخَّرْتَنَٓا اِلٰٓى اَجَلٍ قَر۪يبٍۜ قُلْ مَتَاعُ الدُّنْيَا قَل۪يلٌۚ وَالْاٰخِرَةُ خَيْرٌ لِمَنِ اتَّقٰى وَلَا تُظْلَمُونَ فَت۪يلًا ۝٧٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

77Elem tera ile-lleẕîne ḳîle lehüm küffû eydiyeküm veeḳîmu-ṣṣalâte veâtü-zzekâh. felemmâ kütibe ʿaleyhimü-lḳitâlü iẕâ ferîḳum minhüm yaḫşevne-nnâse keḫaşyeti-llâhi ev eşedde ḫaşyeh. veḳâlû rabbenâ lime ketebte ʿaleyne-lḳitâl. levlâ eḫḫartenâ ilâ ecelin ḳarîb. ḳul metâʿu-ddünyâ ḳalîl. velʾâḫiratü ḫayrul limeni-tteḳâ velâ tużlemûne fetîlâ.

Ayet 77

Daha önce müşriklerle savaşmak için senden izin isteyenlere “Şimdilik savaştan uzak durun, namazınızı titizlikle ve bilinçle kılın, maddi imkânlarınızı kullanarak bir yandan davete destek olurken, öte yandan kendinizi arındırın.” denilmişti.

Şimdi ise, “Savaşmanın zamanı geldi ve savaş üzerinize farz kılındı.” denilince, bu defa da aynı kimselerden bir kısmının Allah’tan korkar gibi hatta daha da fazlası ile düşmandan korktuklarını görüyorsun. Üstelik “Ey Rabbimiz! Niçin bize savaşmayı farz kıldın, bunu biraz daha erteleseydin olmaz mıydı?” diye yakarıyorlar.

Sen onlara de ki: “Dünya hayatı ve zevkleri kısa ve geçicidir ama Allah yolunda cihat edenler için âhiret hayatının cennet nimetleri kalıcı ve daha hayırlıdır.”

Hesap Günü hiç kimse haksızlığa uğratılmadan dünya hayatındaki seçiminin karşılığını görecektir.

İlgili ayetler

Nisâ 78

1 ayet

اَيْنَ مَا تَكُونُوا يُدْرِكْكُمُ الْمَوْتُ وَلَوْ كُنْتُمْ ف۪ي بُرُوجٍ مُشَيَّدَةٍۜ وَاِنْ تُصِبْهُمْ حَسَنَةٌ يَقُولُوا هٰذِه۪ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۚ وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَقُولُوا هٰذِه۪ مِنْ عِنْدِكَۜ قُلْ كُلٌّ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۜ فَمَا لِ‌هٰٓؤُ۬لَٓاءِ الْقَوْمِ لَا يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ حَد۪يثًا ۝٧٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

78Eyne mâ tekûnû yüdrikkümü-lmevtü velev küntüm fî bürûcim müşeyyedeh. vein tüṣibhüm ḥasenetüy yeḳûlû hâẕihî min ʿindi-llâh. vein tüṣibhüm seyyietüy yeḳûlû hâẕihî min ʿindik. ḳul küllüm min ʿindi-llâh. femâ lihâülâi-lḳavmi lâ yekâdûne yefḳahûne ḥadîŝâ.

Ayet 78

Nerede olursanız olun, ölüm sizi mutlaka bulacaktır! Sarp yamaçlı kalelerde, en sağlam yapılmış şatolarda olsanız da ölüm sizi yakalar.

Allah’ın emri olan savaş karşısında ikiyüzlü davranan münafıklar bir iyiliğe, güzelliğe kavuştuklarında “Bu Allah’tandır” derler fakat bir musibetle, sıkıntıyla karşılaşıp da başlarına kötü bir şey gelince de “Bu da senin yüzünden başımıza geldi” diyerek seni suçlamaya kalkarlar. Ey Peygamber! Sen onlara de ki: “Başınıza gelen iyilikler de kötülükler de Allah’ın koyduğu yasaları ve imtihanı sebebi iledir.” Gerçek böyle olmasına rağmen birçoğu söylenenleri anlamak, hakikati kavramak istemiyor.

İlgili ayetler

Nisâ 79

1 ayet

مَٓا اَصَابَكَ مِنْ حَسَنَةٍ فَمِنَ اللّٰهِۘ وَمَٓا اَصَابَكَ مِنْ سَيِّئَةٍ فَمِنْ نَفْسِكَۜ وَاَرْسَلْنَاكَ لِلنَّاسِ رَسُولًاۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ شَه۪يدًا ۝٧٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

79Mâ eṣâbeke min ḥasenetin femine-llâh. vemâ eṣâbeke min seyyietin femin nefsik. veerselnâke linnâsi rasûlâ. vekefâ billâhi şehîdâ.

Ayet 79

İyiliğin de kötülüğün de yasalarını koyan ve bildiren Allah’tır, tercihini bunların birinden yana kullanan da insandır. Allah insanı tercihine göre yaşatır, ayrıca Allah insana bir kısım nimetler lütfederek ya da musibetlerle karşılaşmasına izin vererek de onu imtihan eder, imtihanda muvaffak olanı da nimetlerle ödüllendirir. Sen hâlâ “Başımıza gelen iyilikler Allah’tandır, bir kötülük gelirse sendendir” diyenlere aldırma!

Ey Peygamber! Biz seni insanlara bu gerçekleri duyurasın diye elçi olarak gönderdik. Buna şahit olarak Allah yeter.

İlgili ayetler

Nisâ 80

1 ayet

مَنْ يُطِعِ الرَّسُولَ فَقَدْ اَطَاعَ اللّٰهَۚ وَمَنْ تَوَلّٰى فَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَف۪يظًاۜ ۝٨٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

80Mey yüṭiʿi-rrasûle feḳad eṭâʿa-llâh. vemen tevellâ femâ erselnâke ʿaleyhim ḥafîżâ.

Ayet 80

Kim Peygamber’in Allah adına söylediklerine ve yaptıklarına uyar ve ona itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur. Kim de itaat etmeyip yüz çevirirse, bilsin ki Biz seni onların üzerine bekçi olarak göndermedik.

Nisâ 81–82

2 ayet

وَيَقُولُونَ طَاعَةٌۘ فَاِذَا بَرَزُوا مِنْ عِنْدِكَ بَيَّتَ طَٓائِفَةٌ مِنْهُمْ غَيْرَ الَّذ۪ي تَقُولُۜ وَاللّٰهُ يَكْتُبُ مَا يُبَيِّتُونَۚ فَاَعْرِضْ عَنْهُمْ وَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَك۪يلًا ۝٨١ اَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْاٰنَۜ وَلَوْ كَانَ مِنْ عِنْدِ غَيْرِ اللّٰهِ لَوَجَدُوا ف۪يهِ اخْتِلَافًا كَث۪يرًا ۝٨٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

81Veyeḳûlûne ṭâʿah. feiẕâ berazû min ʿindike beyyete ṭâifetüm minhüm gayra-lleẕî teḳûl. vellâhü yektübü mâ yübeyyitûn. feaʿriḍ ʿanhüm vetevekkel ʿale-llâh. vekefâ billâhi vekîlâ.

Okunuş

82Efelâ yetedebberûne-lḳurʾân. velev kâne min ʿindi gayri-llâhi levecedû fîhi-ḫtilâfen keŝîrâ.

Ayet 81–82

Münafıklar senin yanına geldiklerinde “Senin dediklerinin hepsi doğru ve biz de davetine inanıyor, iman ediyoruz.” derler. Fakat yanından ayrıldıktan sonra, içlerinden bir grup, geceleyin toplanıp sana söylediklerinin tam tersine şeyler söyler, sana ve davet ettiğin İslâm nizam ve ahlakına karşı tuzaklar hazırlarlar. Şüphesiz Allah onların tuzaklarını kaydetmektedir. Sen onlara aldırış etmeden davetine devam et ve Allah’a güvenip tevekkül et, vekil (yardımcı) olarak Allah yeter.

Onlar Kur’an üzerinde düşünmüyorlar. Şayet Kur’an Allah’tan başkasına ait bir kitap olsaydı, içinde birçok çelişki ve tutarsızlık olurdu.

Nisâ 83

1 ayet

وَاِذَا جَٓاءَهُمْ اَمْرٌ مِنَ الْاَمْنِ اَوِ الْخَوْفِ اَذَاعُوا بِه۪ۜ وَلَوْ رَدُّوهُ اِلَى الرَّسُولِ وَاِلٰٓى اُو۬لِي الْاَمْرِ مِنْهُمْ لَعَلِمَهُ الَّذ۪ينَ يَسْتَنْبِطُونَهُ مِنْهُمْۜ وَلَوْلَا فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ لَاتَّبَعْتُمُ الشَّيْطَانَ اِلَّا قَل۪يلًا ۝٨٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

83Veiẕâ câehüm emrum mine-lʾemni evi-lḫavfi eẕâʿû bih. velev raddûhü ile-rrasûli veilâ üli-lʾemri minhüm leʿalimehü-lleẕîne yestembiṭûnehû minhüm. velevlâ faḍlü-llâhi ʿaleyküm veraḥmetühû lettebaʿtümü-şşeyṭâne illâ ḳalîlâ.

Ayet 83

Henüz iman kalplerine iyice yerleşmemiş bir kısım zayıf iradeli kimseler, Müslümanların güvenliğine dair ya da savaş veya barışla ilgili olumlu yahut olumsuz bir haber duyduklarında, bunun doğru olup olmadığını araştırmadan hemen etrafa yayarlar. Hâlbuki böyle yapmak yerine duydukları haberi Peygamber’e ve mü’minlerden kendilerine yetki verilmiş olan ehil kimselere iletmiş olsalardı, onlar işin aslını öğrenip ona göre tedbir alır, gereğini yaparlardı. Allah’ın uyarısı, yardımı, rahmeti olmasaydı içinizden pek azınız hariç, şeytanın ve onun oyuncağı olmuş kimselerin tuzağına düşerdiniz.

İlgili ayetler

Nisâ 84

1 ayet

فَقَاتِلْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۚ لَا تُكَلَّفُ اِلَّا نَفْسَكَ وَحَرِّضِ الْمُؤْمِن۪ينَۚ عَسَى اللّٰهُ اَنْ يَكُفَّ بَاْسَ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۜ وَاللّٰهُ اَشَدُّ بَاْسًا وَاَشَدُّ تَنْك۪يلًا ۝٨٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

84Feḳâtil fî sebîli-llâh. lâ tükellefü illâ nefseke veḥarriḍi-lmüʾminîn. ʿasa-llâhü ey yeküffe beʾse-lleẕîne keferû. vellâhü eşeddü beʾsev veeşeddü tenkîlâ.

Ayet 84

(Ey Peygamber!) Tek başına kalsan da Allah yolunda gücünün yettiğince savaş! Bu hususta sen kendinden sorumlusun, mü’minleri de saldırganlarla savaşmaya teşvik et. Allah elbette saldırganların gücünü kıracaktır. Allah’ın gücü her şeye yeter ve O’nun cezalandırması çok şiddetlidir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

84Yunus 41Nûr 54

Nisâ 85

1 ayet

مَنْ يَشْفَعْ شَفَاعَةً حَسَنَةً يَكُنْ لَهُ نَص۪يبٌ مِنْهَاۚ وَمَنْ يَشْفَعْ شَفَاعَةً سَيِّئَةً يَكُنْ لَهُ كِفْلٌ مِنْهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ مُق۪يتًا ۝٨٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

85Mey yeşfaʿ şefâʿaten ḥasenetey yekül lehû neṣîbüm minhâ. vemey yeşfaʿ şefâʿaten seyyietey yekül lehû kiflüm minhâ. vekâne-llâhü ʿalâ külli şeyʾim müḳîtâ.

Ayet 85

Kim, Allah yolunda hayırlı bir işe (şefaatçi olursa) vesile olursa ona bundan dolayı bir mükâfat vardır. Kim de kötü/şer bir işe (şefaatçi olursa) önayak olursa o da bu işinden dolayı hesaba çekilip cezasını görecektir.

Allah kimin ne için çaba gösterdiğini en iyi bilen ve karşılığını verendir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

85Mâide 2Nisâ 114

Nisâ 86

1 ayet

وَاِذَا حُيّ۪يتُمْ بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّوا بِاَحْسَنَ مِنْهَٓا اَوْ رُدُّوهَاۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ حَس۪يبًا ۝٨٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

86Veiẕâ ḥuyyîtüm biteḥiyyetin feḥayyû biaḥsene minhâ ev ruddûhâ. inne-llâhe kâne ʿalâ külli şeyʾin ḥasîbâ.

Ayet 86

Ey mü’minler! Düşmanlarınız size barış teklifi olan selamı verirlerse, siz de onlara onun daha güzeli yahut aynısıyla karşılık verin. Allah her şeyin tek ve mutlak doğrusunu bilen ve yapmakta olduklarınızın kaydını tutandır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

86Nûr 27Nûr 61

Nisâ 87

1 ayet

اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ لَيَجْمَعَنَّكُمْ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ لَا رَيْبَ ف۪يهِۜ وَمَنْ اَصْدَقُ مِنَ اللّٰهِ حَد۪يثًا۟ ۝٨٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

87Allâhü lâ ilâhe illâ hû. leyecmeʿanneküm ilâ yevmi-lḳiyâmeti lâ raybe fîh. vemen aṣdeḳu mine-llâhi ḥadîŝâ.

Ayet 87

Sizin Allah’tan başka ilahınız yoktur. Allah geleceği kesin olan Kıyamet ve Hesap Günü hepinizi bir araya toplayacaktır.

Allah’tan daha doğru sözlü kim olabilir?

Nisâ 88

1 ayet

فَمَا لَكُمْ فِي الْمُنَافِق۪ينَ فِئَتَيْنِ وَاللّٰهُ اَرْكَسَهُمْ بِمَا كَسَبُواۜ اَتُر۪يدُونَ اَنْ تَهْدُوا مَنْ اَضَلَّ اللّٰهُۜ وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَلَنْ تَجِدَ لَهُ سَب۪يلًا ۝٨٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

88Femâ leküm fi-lmünâfiḳîne fieteyni vellâhü erkesehüm bimâ kesebû. etürîdûne en tehdû men eḍalle-llâh. vemey yuḍlili-llâhü felen tecide lehû sebîlâ.

Ayet 88

Ey mü’minler! Size ne oluyor da kurdukları tuzakları, riyakârlıkları, münafıklıkları sebebi ile Allah’ın aşağılayıp rahmetinden dışladığı kimselerin mü’min olup olmadıkları hakkında şüphe içinde ikiye ayrılıyorsunuz? İnatla doğru yola karşı çıktıkları için Allah’ın sapıklıkta bıraktığı bu kimseleri siz mi doğru yola ileteceksiniz? Hak ettiği için Allah’ın sapıklıkta bıraktığını hiç kimse hidayete kavuşturamaz.

İlgili ayetler

Nisâ 89–90

2 ayet

وَدُّوا لَوْ تَكْفُرُونَ كَمَا كَفَرُوا فَتَكُونُونَ سَوَٓاءً فَلَا تَتَّخِذُوا مِنْهُمْ اَوْلِيَٓاءَ حَتّٰى يُهَاجِرُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۜ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَخُذُوهُمْ وَاقْتُلُوهُمْ حَيْثُ وَجَدْتُمُوهُمْۖ وَلَا تَتَّخِذُوا مِنْهُمْ وَلِيًّا وَلَا نَص۪يرًاۙ ۝٨٩ اِلَّا الَّذ۪ينَ يَصِلُونَ اِلٰى قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ م۪يثَاقٌ اَوْ جَٓاؤُ۫كُمْ حَصِرَتْ صُدُورُهُمْ اَنْ يُقَاتِلُوكُمْ اَوْ يُقَاتِلُوا قَوْمَهُمْۜ وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَسَلَّطَهُمْ عَلَيْكُمْ فَلَقَاتَلُوكُمْۚ فَاِنِ اعْتَزَلُوكُمْ فَلَمْ يُقَاتِلُوكُمْ وَاَلْقَوْا اِلَيْكُمُ السَّلَمَۙ فَمَا جَعَلَ اللّٰهُ لَكُمْ عَلَيْهِمْ سَب۪يلًا ۝٩٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

89Veddû lev tekfürûne kemâ keferû fetekûnûne sevâen felâ tetteḫiẕû minhüm evliyâe ḥattâ yühâcirû fî sebîli-llâh. fein tevellev feḫuẕûhüm vaḳtülûhüm ḥayŝü vecettümûhüm. velâ tetteḫiẕû minhüm veliyyev velâ neṣîrâ.

Okunuş

90İlle-lleẕîne yeṣilûne ilâ ḳavmim beyneküm vebeynehüm mîŝâḳun ev câûküm ḥaṣirat ṣudûruhüm ey yüḳâtilûküm ev yüḳâtilû ḳavmehüm. velev şâe-llâhü leselleṭahüm ʿaleyküm feleḳâtelûküm. feini-ʿtezelûküm felem yüḳâtilûküm veelḳav ileykümü-sseleme femâ ceʿale-llâhü leküm ʿaleyhim sebîlâ.

Ayet 89–90

Müşriklerle işbirliği yapan münafıklar, mü’minlerin de kendileri gibi ikiyüzlü, küfre sapmış kimseler olmalarını ister ve buna çağırırlar. Bunların müşriklerle tamamen ilişkilerini kestiklerinden ve sizin yanınıza hicret edip gerçekten iman ettiklerinden emin olmadıkça onları dost, sırdaş edinmeyin. Şayet iman etmez, durumlarını değiştirmez de düşmanca davranmaya devam ederlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün, onlardan asla bir dost da bir yoldaş da olmaz.

Sizinle aranızda sulh bulunan bir kavme sığınanlarla ve sizinle de kendi kavimleriyle de savaşmak istemeyip size başvuranlara dokunmayın. Aslında onlar sizden daha güçlü olduklarına inansalar, sizinle savaşmaktan geri durmazlar. Allah onlardan sizi uzaklaştırdı. Onların barış teklif etmesi durumunda saldırıp, zarar vermenizden Allah razı olmaz.

Nisâ 91

1 ayet

سَتَجِدُونَ اٰخَر۪ينَ يُر۪يدُونَ اَنْ يَاْمَنُوكُمْ وَيَاْمَنُوا قَوْمَهُمْۜ كُلَّمَا رُدُّٓوا اِلَى الْفِتْنَةِ اُرْكِسُوا ف۪يهَاۚ فَاِنْ لَمْ يَعْتَزِلُوكُمْ وَيُلْقُٓوا اِلَيْكُمُ السَّلَمَ وَيَكُفُّٓوا اَيْدِيَهُمْ فَخُذُوهُمْ وَاقْتُلُوهُمْ حَيْثُ ثَقِفْتُمُوهُمْۜ وَاُو۬لٰٓئِكُمْ جَعَلْنَا لَكُمْ عَلَيْهِمْ سُلْطَانًا مُب۪ينًا۟ ۝٩١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

91Setecidûne âḫarîne yürîdûne ey yeʾmenûküm veyeʾmenû ḳavmehüm. küllemâ ruddû ile-lfitneti ürkisû fîhâ. feil lem yaʿtezilûküm veyülḳû ileykümü-sseleme veyeküffû eydiyehüm feḫuẕûhüm vaḳtülûhüm ḥayŝü ŝeḳiftümûhüm. veülâiküm ceʿalnâ leküm ʿaleyhim sülṭânem mübînâ.

Ayet 91

Bir kısım münafık da vardır ki ne sizinle ne de kendi kavimleriyle kötü olmak ister. Çıkarları gereği her iki toplumla da barışık yaşamak istediğini söyleyip, kendi güvenliğini garanti altına almanın hesabı ile hareket eder. Fakat ne zaman mü’minler aleyhine bir fitne için çağırılsalar, hemen müşrik ve kâfirlerin çağrısına koşarlar. Şayet bunlar, sizinle barış anlaşması yapmaz da, zarar vermekten vazgeçmezlerse onları bulduğunuz yerde öldürün. Allah bunlarla ilgili size apaçık yetki vermiştir.

İlgili ayetler

Nisâ 92

1 ayet

وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ اَنْ يَقْتُلَ مُؤْمِنًا اِلَّا خَطَـًٔاۚ وَمَنْ قَتَلَ مُؤْمِنًا خَطَـًٔا فَتَحْر۪يرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍ وَدِيَةٌ مُسَلَّمَةٌ اِلٰٓى اَهْلِه۪ٓ اِلَّٓا اَنْ يَصَّدَّقُواۜ فَاِنْ كَانَ مِنْ قَوْمٍ عَدُوٍّ لَكُمْ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَتَحْر۪يرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍۜ وَاِنْ كَانَ مِنْ قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ م۪يثَاقٌ فَدِيَةٌ مُسَلَّمَةٌ اِلٰٓى اَهْلِه۪ وَتَحْر۪يرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍۚ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِۘ تَوْبَةً مِنَ اللّٰهِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَل۪يمًا حَك۪يمًا ۝٩٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

92Vemâ kâne limüʾminin ey yaḳtüle müʾminen illâ ḫaṭaâ. vemen ḳatele müʾminen ḫaṭaen fetaḥrîru raḳabetim müʾminetiv vediyetüm müsellemetün ilâ ehlihî illâ ey yeṣṣaddeḳû. fein kâne min ḳavmin ʿadüvvil leküm vehüve müʾminün fetaḥrîru raḳabetim müʾmineh. vein kâne min ḳavmim beyneküm vebeynehüm mîŝâḳun fediyetüm müsellemetün ilâ ehlihî vetaḥrîru raḳabetim müʾmineh. femel lem yecid feṣiyâmü şehrayni mütetâbiʿayn. tevbetem mine-llâh. vekâne-llâhü ʿalîmen ḥakîmâ.

Ayet 92

Bir mü’minin başka bir mü’mini öldürmesi asla düşünülemez, bu ancak yanlışlıkla, hata ile olabilir. Kim bir mü’mini yanlışlıkla öldürürse, mü’min bir köleyi özgürlüğüne kavuşturması ve ölenin ailesine diyet ödemesi gerekir, ama ölenin ailesi öldüreni bağışlar, diyetten vazgeçerse bu yükümlülük ortadan kalkar.

Yanlışlıkla öldürülen kişi mü’min olmakla birlikte, size düşman olan bir kabileye mensupsa, bu durumda ödenecek bedel yalnızca mü’min bir köleyi hürriyetine kavuşturmak olacaktır. Şayet öldürülen kişi aranızda sulh anlaşması olan bir topluma mensupsa, öldüren kişi bu durumda ölenin ailesine hem diyet ödeyecek hem de mü’min bir köleyi özgürlüğüne kavuşturacaktır. Bunları yapmaya gücü yetmeyenler, Allah’ın tevbesini kabul etmesi için iki ay aralıksız oruç tutmalıdır.

Allah her şeyin mutlak doğrusunu bilen ve her hükmü tam isabetli olandır.

İlgili ayetler

Nisâ 93

1 ayet

وَمَنْ يَقْتُلْ مُؤْمِنًا مُتَعَمِّدًا فَجَزَٓاؤُ۬هُ جَهَنَّمُ خَالِدًا ف۪يهَا وَغَضِبَ اللّٰهُ عَلَيْهِ وَلَعَنَهُ وَاَعَدَّ لَهُ عَذَابًا عَظ۪يمًا ۝٩٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

93Vemey yaḳtül müʾminem müteʿammiden fecezâühû cehennemü ḫâliden fîhâ vegaḍibe-llâhü ʿaleyhi veleʿanehû veeʿadde lehû ʿaẕâben ʿażîmâ.

Ayet 93

Kim de bir mü’mini kasten öldürürse, onun cezası içinde temelli kalmak üzere cehennem olacaktır. Allah ona lanet edip, korkunç bir azaba uğratacaktır.

İlgili ayetler

Nisâ 94

1 ayet

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا ضَرَبْتُمْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ فَتَبَيَّنُوا وَلَا تَقُولُوا لِمَنْ اَلْقٰٓى اِلَيْكُمُ السَّلَامَ لَسْتَ مُؤْمِنًاۚ تَبْتَغُونَ عَرَضَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۘ فَعِنْدَ اللّٰهِ مَغَانِمُ كَث۪يرَةٌۜ كَذٰلِكَ كُنْتُمْ مِنْ قَبْلُ فَمَنَّ اللّٰهُ عَلَيْكُمْ فَتَبَيَّنُواۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرًا ۝٩٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

94Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû iẕâ ḍarabtüm fî sebîli-llâhi fetebeyyenû velâ teḳûlû limen elḳâ ileykümü-sselâme leste müʾminâ. tebtegûne ʿaraḍa-lḥayâti-ddünyâ. feʿinde-llâhi megânimü keŝîrah. keẕâlike küntüm min ḳablü femenne-llâhü ʿaleyküm fetebeyyenû. inne-llâhe kâne bimâ taʿmelûne ḫabîrâ.

Ayet 94

Ey iman edenler! Allah yolunda savaş için yola çıktığınızda, karşınıza çıkanların durumunu iyice araştırıp anlamaya çalışın, düşman olduğunu ve savaşmak için kararlı olduğunu anlamadan silahınıza sarılmayın. Size Müslümanca selam verip, barış teklif edene de, dünya hayatının malına tamah ederek, ganimet için “Sen Müslüman değilsin” diyerek onu öldürmeyin, kazancın en hayırlısı Allah nezdinde olandır.

Bir zamanlar siz de onlar gibiydiniz. Şimdi ise Allah’ın lütfu ile doğruya yönelip güçlendiniz, kendinize güvenir hale geldiniz. Bu yüzden de çok dikkatli davranın, iyice anlayıp dinlemeden kimse hakkında acele karar vermeyin. Allah yapmakta olduklarınızı görüp bilmektedir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

94Enfal 1Hucurât 6

Nisâ 95–96

2 ayet

لَا يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ غَيْرُ اُو۬لِي الضَّرَرِ وَالْمُجَاهِدُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْۜ فَضَّلَ اللّٰهُ الْمُجَاهِد۪ينَ بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ عَلَى الْقَاعِد۪ينَ دَرَجَةًۜ وَكُلًّا وَعَدَ اللّٰهُ الْحُسْنٰىۜ وَفَضَّلَ اللّٰهُ الْمُجَاهِد۪ينَ عَلَى الْقَاعِد۪ينَ اَجْرًا عَظ۪يمًاۙ ۝٩٥ دَرَجَاتٍ مِنْهُ وَمَغْفِرَةً وَرَحْمَةًۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا۟ ۝٩٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

95Lâ yestevi-lḳâʿidûne mine-lmüʾminîne gayru üli-ḍḍarari velmücâhidûne fî sebîli-llâhi biemvâlihim veenfüsihim. feḍḍale-llâhü-lmücâhidîne biemvâlihim veenfüsihim ʿale-lḳâʿidîne deraceh. veküllev veʿade-llâhü-lḥusnâ. vefeḍḍale-llâhü-lmücâhidîne ʿale-lḳâʿidîne ecran ʿażîmâ.

Okunuş

96Deracâtim minhü vemagfiratev veraḥmeh. vekâne-llâhü gafûrar raḥîmâ.

Ayet 95–96

Gerçek şu ki, mü’min olduklarını söyledikleri ve geçerli bir mazeretleri bulunmadığı halde size saldıranlarla savaşmak üzere sefere katılmayıp, evlerinde oturanlarla, Allah yolunda mallarını ve canlarını ortaya koyarak savaşanlar elbette bir değildir.

Allah malları ve canlarıyla üstün çaba gösterenleri, evlerinde oturanlardan üstün kılmış, yüksek makamlara layık görmüştür. Yerinde oturan mü’minlerle, önde gidenlerin mükâfatı da tabii ki bir olmayacaktır. Allah’ın katında her mü’minin derecesi ve makamı farklıdır.

Allah mü’minlere karşı çok merhametli, şefkatli ve bağışlayıcıdır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

95Nisâ 75Nisâ 77

İlgili ayetler

96Tevbe 100Ahkaf 19

Nisâ 97–99

3 ayet

اِنَّ الَّذ۪ينَ تَوَفّٰيهُمُ الْمَلٰٓئِكَةُ ظَالِم۪ٓي اَنْفُسِهِمْ قَالُوا ف۪يمَ كُنْتُمْۜ قَالُوا كُنَّا مُسْتَضْعَف۪ينَ فِي الْاَرْضِۜ قَالُٓوا اَلَمْ تَكُنْ اَرْضُ اللّٰهِ وَاسِعَةً فَتُهَاجِرُوا ف۪يهَاۜ فَاُو۬لٰٓئِكَ مَاْوٰيهُمْ جَهَنَّمُۜ وَسَٓاءَتْ مَص۪يرًاۙ ۝٩٧ اِلَّا الْمُسْتَضْعَف۪ينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَٓاءِ وَالْوِلْدَانِ لَا يَسْتَط۪يعُونَ ح۪يلَةً وَلَا يَهْتَدُونَ سَب۪يلًا ۝٩٨ فَاُو۬لٰٓئِكَ عَسَى اللّٰهُ اَنْ يَعْفُوَ عَنْهُمْۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَفُوًّا غَفُورًا ۝٩٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

97İnne-lleẕîne teveffâhümü-lmelâiketü żâlimî enfüsihim ḳâlû fîme küntüm. ḳâlû künnâ müstaḍʿafîne fi-lʾarḍ. ḳâlû elem tekün arḍu-llâhi vâsiʿaten fetühâcirû fîhâ. feülâike meʾvâhüm cehennem. vesâet meṣîrâ.

Okunuş

98İlle-lmüstaḍʿafîne mine-rricâli vennisâi velvildâni lâ yesteṭîʿûne ḥîletev velâ yehtedûne sebîlâ.

Okunuş

99Feülâike ʿasa-llâhü ey yaʿfüve ʿanhüm. vekâne-llâhü ʿafüvven gafûrâ.

Ayet 97–99

Melekler, Allah’ın davetinden yüz çevirerek kendilerine zulmeden kimselerin canlarını alırken “Siz Allah için ne yaptınız?” diye soracaklar. Onlar da “Bizler ezilmiş, güçsüz bırakılmış, zayıf kimselerdik, bu yüzden de bir şey yapamadık” diyecekler. Bunun üzerine melekler de onlara “Allah’ın arzı hicret edeceğiniz kadar geniş değil miydi?” derler. İşte böylelerinin varacakları yer cehennem olacaktır, orası ne kötü bir varış yeridir.

Ancak erkeklerden, kadınlardan ve çocuklardan hicret ederek, mü’minlerin arasına katılmak istemelerine rağmen, gerçekten özürleri, çaresizlik, düşkünlük ve güçsüzlükleri sebebi ile bu duruma güç yetirmeyip, bir yol bulamayanlar cezalandırılmazlar. Umulur ki Allah bunları affeder. Allah mü’minlere karşı çok merhametli ve bağışlayıcıdır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

98Nisâ 75Fetih 17

İlgili ayetler

99Hicr 49Zümer 53Zümer 60

Nisâ 100

1 ayet

وَمَنْ يُهَاجِرْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ يَجِدْ فِي الْاَرْضِ مُرَاغَمًا كَث۪يرًا وَسَعَةًۜ وَمَنْ يَخْرُجْ مِنْ بَيْتِه۪ مُهَاجِرًا اِلَى اللّٰهِ وَرَسُولِه۪ ثُمَّ يُدْرِكْهُ الْمَوْتُ فَقَدْ وَقَعَ اَجْرُهُ عَلَى اللّٰهِۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا۟ ۝١٠٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

100Vemey yühâcir fî sebîli-llâhi yecid fi-lʾarḍi mürâgamen keŝîrav veseʿah. vemey yaḫruc mim beytihî mühâciran ile-llâhi verasûlihî ŝümme yüdrikhü-lmevtü feḳad veḳaʿa ecruhû ʿale-llâh. vekâne-llâhü gafûrar raḥîmâ.

Ayet 100

Her kim yaratılışının sebebi olan İslâmî hayatı yaşamak için şirk ve küfür nizamını terk ederse, Allah onu yeryüzünde bolluk, huzur ve güven içinde yaşayacağı bir yere ulaştırır. Kim bu amaçla evinden çıkar da sonra yolda ölürse Allah’ın mükâfatına nail olur. Allah böylesi kullarına karşı çok merhametli ve bağışlayıcıdır.

İlgili ayetler

Nisâ 101

1 ayet

وَاِذَا ضَرَبْتُمْ فِي الْاَرْضِ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَنْ تَقْصُرُوا مِنَ الصَّلٰوةِۗ اِنْ خِفْتُمْ اَنْ يَفْتِنَكُمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۜ اِنَّ الْكَافِر۪ينَ كَانُوا لَكُمْ عَدُوًّا مُب۪ينًا ۝١٠١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

101Veiẕâ ḍarabtüm fi-lʾarḍi feleyse ʿaleyküm cünâḥun en taḳṣurû mine-ṣṣalâh. in ḫiftüm ey yeftinekümü-lleẕîne keferû. inne-lkâfirîne kânû leküm ʿadüvvem mübînâ.

Ayet 101

Ey mü’minler! Savaş için sefere çıktığınızda, düşmanın ani bir saldırı ihtimaline karşı namazlarınızı kısaltarak kılmanızda bir sakınca yoktur, çünkü düşmanlarınız fırsat kollamak isterler.

İlgili ayetler

Nisâ 102

1 ayet

وَاِذَا كُنْتَ ف۪يهِمْ فَاَقَمْتَ لَهُمُ الصَّلٰوةَ فَلْتَقُمْ طَٓائِفَةٌ مِنْهُمْ مَعَكَ وَلْيَاْخُذُٓوا اَسْلِحَتَهُمْ۠ فَاِذَا سَجَدُوا فَلْيَكُونُوا مِنْ وَرَٓائِكُمْۖ وَلْتَاْتِ طَٓائِفَةٌ اُخْرٰى لَمْ يُصَلُّوا فَلْيُصَلُّوا مَعَكَ وَلْيَاْخُذُوا حِذْرَهُمْ وَاَسْلِحَتَهُمْۚ وَدَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَوْ تَغْفُلُونَ عَنْ اَسْلِحَتِكُمْ وَاَمْتِعَتِكُمْ فَيَم۪يلُونَ عَلَيْكُمْ مَيْلَةً وَاحِدَةًۜ وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ اِنْ كَانَ بِكُمْ اَذًى مِنْ مَطَرٍ اَوْ كُنْتُمْ مَرْضٰٓى اَنْ تَضَعُٓوا اَسْلِحَتَكُمْۚ وَخُذُوا حِذْرَكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ اَعَدَّ لِلْكَافِر۪ينَ عَذَابًا مُه۪ينًا ۝١٠٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

102Veiẕâ künte fîhim feeḳamte lehümu-ṣṣalâte felteḳum ṭâifetüm minhüm meʿake velyeʾḫuẕû esliḥatehüm. feiẕâ secedû felyekûnû miv verâiküm. velteʾti ṭâifetün uḫrâ lem yüṣallû felyüṣallû meʿake velyeʾḫuẕû ḥiẕrahüm veesliḥatehüm. vedde-lleẕîne keferû lev tagfülûne ʿan esliḥatiküm veemtiʿatiküm feyemîlûne ʿaleyküm meyletev vâḥideten. velâ cünâḥa ʿaleyküm in kâne biküm eẕem mim meṭarin ev küntüm merḍâ en teḍaʿû esliḥateküm. veḫuẕû ḥiẕraküm. inne-llâhe eʿadde lilkâfirîne ʿaẕâbem mühînâ.

Ayet 102

Ey Peygamber! Cephede mü’minlere namaz kıldırırken, bir grup seninle silahlarını kuşanmış vaziyette secdeye vardıklarında, diğerleri arkalarında nöbet tutsunlar. Bunlar secde ettikten sonra nöbet yerine geçsinler ve diğerleri gelip arkanda secde edip namazı kılsınlar. Bunlar da silahlarını kuşanmış olsunlar, çünkü müşrik ve kâfirler savaş teçhizatınız olan silahlarınızı elden bıraktığınız vakti fırsat bilip ani baskınla sizi mağlup etmek isterler. Şayet namaz sırasında yağmurla karşılaşıp da bir sıkıntıya uğrayacak olursanız yahut hasta olursanız silahlarınızı yanınıza bırakabilirsiniz, fakat her durumda çok dikkatli olun. Allah, sizin elinizle müşrik ve kâfirleri perişan edici bir azap hazırlamıştır.

İlgili ayetler

Nisâ 103

1 ayet

فَاِذَا قَضَيْتُمُ الصَّلٰوةَ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلٰى جُنُوبِكُمْۚ فَاِذَا اطْمَاْنَنْتُمْ فَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَۚ اِنَّ الصَّلٰوةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ كِتَابًا مَوْقُوتًا ۝١٠٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

103Feiẕâ ḳaḍaytümu-ṣṣalâte feẕkürü-llâhe ḳiyâmev veḳuʿûdev veʿalâ cünûbiküm. feiẕe-ṭmeʾnentüm feeḳîmu-ṣṣalâh. inne-ṣṣalâte kânet ʿale-lmüʾminîne kitâbem mevḳûtâ.

Ayet 103

Namaz bitip kalktığınızda otururken, yatarken ve her halde, her durumda, her zaman Allah’ı aklınızdan çıkarmayın. Düşman tehlikesi ortadan kalkıp güvene kavuştuğunuzda namazı her zamanki gibi eksiksiz kılın, çünkü namaz mü’minler için belirli vakitlerde yerine getirilmesi gereken bir farzdır.

İlgili ayetler

Nisâ 104

1 ayet

وَلَا تَهِنُوا فِي ابْتِغَٓاءِ الْقَوْمِۜ اِنْ تَكُونُوا تَاْلَمُونَ فَاِنَّهُمْ يَاْلَمُونَ كَمَا تَاْلَمُونَۚ وَتَرْجُونَ مِنَ اللّٰهِ مَا لَا يَرْجُونَۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَل۪يمًا حَك۪يمًا۟ ۝١٠٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

104Velâ tehinû fi-btigâi-lḳavm. in tekûnû teʾlemûne feinnehüm yeʾlemûne kemâ teʾlemûn. vetercûne mine-llâhi mâ lâ yercûn. vekâne-llâhü ʿalîmen ḥakîmâ.

Ayet 104

Düşman ordusunu takip konusunda gevşek ve kararsız davranmayın ve sakın onların peşlerini bırakmayın. Unutmayın ki takip sırasında siz bir sıkıntı çekiyorsanız, onlar da takip edilmenin korkusuyla daha çok sıkıntı çekeceklerdir. Üstelik sizin çektiğiniz sıkıntıların Allah nezdinde büyük bir mükâfatı vardır, müşrik ve kâfirler içinse dünyada ve âhirette sıkıntı ve azap vardır.

İlgili ayetler

Nisâ 105–106

2 ayet

اِنَّٓا اَنْزَلْنَٓا اِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ لِتَحْكُمَ بَيْنَ النَّاسِ بِمَٓا اَرٰيكَ اللّٰهُۜ وَلَا تَكُنْ لِلْخَٓائِن۪ينَ خَص۪يمًاۙ ۝١٠٥ وَاسْتَغْفِرِ اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ غَفُورًا رَح۪يمًاۚ ۝١٠٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

105İnnâ enzelnâ ileyke-lkitâbe bilḥaḳḳi litaḥküme beyne-nnâsi bimâ erâke-llâh. velâ tekül lilḫâinîne ḫaṣîmâ.

Okunuş

106Vestagfiri-llâh. inne-llâhe kâne gafûrar raḥîmâ.

Ayet 105–106

Ey Peygamber! Biz sana bu Kur’an’ı, insanların (niçin yaratıldıkları ve nasıl yaşamaları gerektiğini bildirmek) aralarında Allah’ın sana bildirdiği gibi hükümler verip hükmedesin diye gönderdik. Sakın Kur’an’ın davet ettiği hayat nizamından yüz çeviren hainlerin savunucusu olma, onların sana yakınlık göstermelerine ve sözlerine aldanıp da aslını araştırmadan yanlış hükümler verme! Böyle bir hataya düşersen de Rabbinden bağışlanmanı dile, Allah mü’min kullarına karşı çok merhametli, şefkatli ve bağışlayıcıdır.

İlgili ayetler

Nisâ 107–109

3 ayet

وَلَا تُجَادِلْ عَنِ الَّذ۪ينَ يَخْتَانُونَ اَنْفُسَهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ مَنْ كَانَ خَوَّانًا اَث۪يمًاۚ ۝١٠٧ يَسْتَخْفُونَ مِنَ النَّاسِ وَلَا يَسْتَخْفُونَ مِنَ اللّٰهِ وَهُوَ مَعَهُمْ اِذْ يُبَيِّتُونَ مَا لَا يَرْضٰى مِنَ الْقَوْلِۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِمَا يَعْمَلُونَ مُح۪يطًا ۝١٠٨ هَٓا اَنْتُمْ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ جَادَلْتُمْ عَنْهُمْ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا فَمَنْ يُجَادِلُ اللّٰهَ عَنْهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اَمْ مَنْ يَكُونُ عَلَيْهِمْ وَك۪يلًا ۝١٠٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

107Velâ tücâdil ʿani-lleẕîne yaḫtânûne enfüsehüm. inne-llâhe lâ yüḥibbü men kâne ḫavvânen eŝîmâ.

Okunuş

108Yestaḫfûne mine-nnâsi velâ yestaḫfûne mine-llâhi vehüve meʿahüm iẕ yübeyyitûne mâ lâ yerḍâ mine-lḳavl. vekâne-llâhü bimâ yaʿmelûne müḥîṭâ.

Okunuş

109Hâentüm hâülâi câdeltüm ʿanhüm fi-lḥayâti-ddünyâ femey yücâdilü-llâhe ʿanhüm yevme-lḳiyâmeti em mey yekûnü ʿaleyhim vekîlâ.

Ayet 107–109

Allah’ın davetini inkâr yolunu seçerek kendi nefislerine ihanet eden zalimlerin savunulacak hiçbir tarafları yoktur. Allah kendilerine zulmeden böyle kimseleri sevmez. Onlar yapıp ettiklerini insanlardan gizleyebilirler fakat Allah’tan gizleyemezler. Nitekim geceleri bir araya gelip de, Allah’ın razı olmayacağı hesaplar yapıp tuzaklar kurarlarken, Allah onların yanı başlarında idi. Allah her şeyden haberdardır ve olup biten, olacak olan her şeyi bilmektedir.

Diyelim ki siz bu kimseleri dünya hayatlarında savunmaya kalktınız! Peki ya Kıyamet ve Hesap Günü bunları Allah’a karşı kim savunabilecek ve Allah’ın azabından bunları kim koruyabilecek?!

Nisâ 110–112

3 ayet

وَمَنْ يَعْمَلْ سُٓوءًا اَوْ يَظْلِمْ نَفْسَهُ ثُمَّ يَسْتَغْفِرِ اللّٰهَ يَجِدِ اللّٰهَ غَفُورًا رَح۪يمًا ۝١١٠ وَمَنْ يَكْسِبْ اِثْمًا فَاِنَّمَا يَكْسِبُهُ عَلٰى نَفْسِه۪ۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَل۪يمًا حَك۪يمًا ۝١١١ وَمَنْ يَكْسِبْ خَط۪ٓيـَٔةً اَوْ اِثْمًا ثُمَّ يَرْمِ بِه۪ بَر۪ٓيـًٔا فَقَدِ احْتَمَلَ بُهْتَانًا وَاِثْمًا مُب۪ينًا۟ ۝١١٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

110Vemey yaʿmel sûen ev yażlim nefsehû ŝümme yestagfiri-llâhe yecidi-llâhe gafûrar raḥîmâ.

Okunuş

111Vemey yeksib iŝmen feinnemâ yeksibühû ʿalâ nefsih. vekâne-llâhü ʿalîmen ḥakîmâ.

Okunuş

112Vemey yeksib ḫaṭîeten ev iŝmen ŝümme yermi bihî berîen feḳadi-ḥtemele bühtânev veiŝmem mübînâ.

Ayet 110–112

Her kim, Allah’ın davetinden yüz çevirip böylece hem kendisine hem de başkalarına zulmeder fakat sonra da bu yaptığının yanlış olduğunu anlayıp tevbe ederek Allah’a yönelirse, O’nu bağışlayıcı olarak bulacaktır.

Her kim de şirkinde, küfründe, münafıklığında inatla direnip Allah’ın davetine dönmeden ölürse kendine zulmetmiş olur.

Allah kimin ne yaptığını, hayatı kime ve neye göre yaşadığını en iyi bilendir.

Her kim de, küçük ya da büyük bir günah işleyip, onu da masum birinin üstüne atarsa, çok ağır suç işlemiş, büyük bir günah yüklenmiş olur.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

110Nisâ 85Fâtır 18

İlgili ayetler

112Nûr 4Nûr 11

Nisâ 113–114

2 ayet

وَلَوْلَا فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكَ وَرَحْمَتُهُ لَهَمَّتْ طَٓائِفَةٌ مِنْهُمْ اَنْ يُضِلُّوكَۜ وَمَا يُضِلُّونَ اِلَّٓا اَنْفُسَهُمْ وَمَا يَضُرُّونَكَ مِنْ شَيْءٍۜ وَاَنْزَلَ اللّٰهُ عَلَيْكَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَعَلَّمَكَ مَا لَمْ تَكُنْ تَعْلَمُۜ وَكَانَ فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكَ عَظ۪يمًا ۝١١٣ لَا خَيْرَ ف۪ي كَث۪يرٍ مِنْ نَجْوٰيهُمْ اِلَّا مَنْ اَمَرَ بِصَدَقَةٍ اَوْ مَعْرُوفٍ اَوْ اِصْلَاحٍ بَيْنَ النَّاسِۜ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ ابْتِغَٓاءَ مَرْضَاتِ اللّٰهِ فَسَوْفَ نُؤْت۪يهِ اَجْرًا عَظ۪يمًا ۝١١٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

113Velevlâ faḍlü-llâhi ʿaleyke veraḥmetühû lehemmeṭ ṭâifetüm minhüm ey yüḍillûk. vemâ yüḍillûne illâ enfüsehüm vemâ yeḍurrûneke min şeyʾ. veenzele-llâhü ʿaleyke-lkitâbe velḥikmete veʿallemeke mâ lem tekün taʿlem. vekâne faḍlü-llâhi ʿaleyke ʿażîmâ.

Okunuş

114Lâ ḫayra fî keŝîrim min necvâhüm illâ men emera biṣadeḳatin ev maʿrûfin ev iṣlâḥim beyne-nnâs. vemey yefʿal ẕâlike-btigâe merḍâti-llâhi fesevfe nüʾtîhi ecran ʿażîmâ.

Ayet 113–114

Ey Peygamber! Allah’ın esirgeyip koruması, uyarması sayesinde o müşrik ve münafıklar, çok isteyip uğraşmalarına rağmen sana yanlış hükümler verdirip saptıramadılar. Onlar sana zarar veremezler, çünkü Allah sana Kur’an’ı indirmiş, onunla neyin doğru neyin yanlış olduğunu gösterip bilmediklerini öğretmiş ve seni doğru yola yöneltmiştir. Şüphesiz Allah’ın kitabı çok büyük bir lütuftur.

Hakikati inkâr edenlerin aralarında toplanıp da gizli gizli görüşüp konuştuklarında hiçbir hayır yoktur. Fakat mü’minlerin bir araya gelip gayelerine ulaşmak, yardımlaşmak, hayırlı bir işi yapmak veya dargın mü’minleri barıştırmak üzere gizli de olsa görüşmelerinde hayır vardır. Allah’ın rızasını kazanmak maksadıyla yapılan bu işlere karşılık büyük bir ödül vardır.

İlgili ayetler

Nisâ 115

1 ayet

وَمَنْ يُشَاقِقِ الرَّسُولَ مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُ الْهُدٰى وَيَتَّبِعْ غَيْرَ سَب۪يلِ الْمُؤْمِن۪ينَ نُوَلِّه۪ مَا تَوَلّٰى وَنُصْلِه۪ جَهَنَّمَۜ وَسَٓاءَتْ مَص۪يرًا۟ ۝١١٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

115Vemey yüşâḳiḳi-rrasûle mim baʿdi mâ tebeyyene lehü-lhüdâ veyettebiʿ gayra sebîli-lmüʾminîne nüvellihî mâ tevellâ venuṣlihî cehennem. vesâet meṣîrâ.

Ayet 115

Kim de Kur’an ile kendisine doğru yol tebliğ edilmesine rağmen Peygamber’e karşı çıkar ve başka bir yol seçerse, Allah da onu kendi seçimiyle baş başa bırakıp cehennemde azaba mahkûm eder.

İlgili ayetler

Nisâ 116

1 ayet

اِنَّ اللّٰهَ لَا يَغْفِرُ اَنْ يُشْرَكَ بِه۪ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذٰلِكَ لِمَنْ يَشَٓاءُۜ وَمَنْ يُشْرِكْ بِاللّٰهِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالًا بَع۪يدًا ۝١١٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

116İnne-llâhe lâ yagfiru ey yüşrake bihî veyagfiru mâ dûne ẕâlike limey yeşâʾ. vemey yüşrik billâhi feḳad ḍalle ḍalâlem beʿîdâ.

Ayet 116

Allah kendisiyle birlikte başka ilahlar edinerek ortak koşanları bağışlamaz. Fakat Allah’a ortak koşulmasının dışındaki günahlardan dilediğini bağışlar. Allah’ın yarattıklarını yönetmek konusunda, O’nun hükümlerine ortak olmaya kalkışandan daha sapık ve nankör kim olabilir?!

İlgili ayetler

İlgili ayetler

116Nisâ 48Ahkaf 4Ahkaf 6

Nisâ 117–121

5 ayet

اِنْ يَدْعُونَ مِنْ دُونِه۪ٓ اِلَّٓا اِنَاثًاۚ وَاِنْ يَدْعُونَ اِلَّا شَيْطَانًا مَر۪يدًاۙ ۝١١٧ لَعَنَهُ اللّٰهُۢ وَقَالَ لَاَتَّخِذَنَّ مِنْ عِبَادِكَ نَص۪يبًا مَفْرُوضًاۙ ۝١١٨ وَلَاُضِلَّنَّهُمْ وَلَاُمَنِّيَنَّهُمْ وَلَاٰمُرَنَّهُمْ فَلَيُبَتِّكُنَّ اٰذَانَ الْاَنْعَامِ وَلَاٰمُرَنَّهُمْ فَلَيُغَيِّرُنَّ خَلْقَ اللّٰهِۜ وَمَنْ يَتَّخِذِ الشَّيْطَانَ وَلِيًّا مِنْ دُونِ اللّٰهِ فَقَدْ خَسِرَ خُسْرَانًا مُب۪ينًاۜ ۝١١٩ يَعِدُهُمْ وَيُمَنّ۪يهِمْۜ وَمَا يَعِدُهُمُ الشَّيْطَانُ اِلَّا غُرُورًا ۝١٢٠ اُو۬لٰٓئِكَ مَاْوٰيهُمْ جَهَنَّمُ وَلَا يَجِدُونَ عَنْهَا مَح۪يصًا ۝١٢١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

117İy yedʿûne min dûnihî illâ inâŝâ. veiy yedʿûne illâ şeyṭânem merîdâ.

Okunuş

118Leʿanehü-llâh. veḳâle leetteḫiẕenne min ʿibâdike neṣîbem mefrûḍâ.

Okunuş

119Veleüḍillennehüm veleümenniyennehüm veleâmürannehüm feleyübettikünne âẕâne-lʾenʿâmi veleâmürannehüm feleyügayyirunne ḫalḳa-llâh. vemey yetteḫiẕi-şşeyṭâne veliyyem min dûni-llâhi feḳad ḫasira ḫusrânem mübînâ.

Okunuş

120Yeʿidühüm veyümennîhim. vemâ yeʿidühümü-şşeyṭânü illâ gurûrâ.

Okunuş

121Ülâike meʾvâhüm cehennemü velâ yecidûne ʿanhâ meḥîṣâ.

Ayet 117–121

Müşriklerin bir kısmı da, Allah’la birlikte kendilerine dünya hayatlarını daha güzel yaşatacaklarına inandıkları dişileri (dişi isimler verdikleri kimseleri) kutsallaştırıp putlaştırırlar. Böyle yapmakla aslında şeytanın tuzağına düşüp, onlara tapınmış olurlar.

Hâlbuki Allah, şeytanı lanetleyip huzurundan kovmuştu. Bunun üzerine şeytan, “Ben de Senin kullarının bir kısmını saptırıp kendime tabi kılacağım. Senin yolundan uzaklaştırıp boş hayaller peşinde koşturacağım. Onlara emredip, putperest âdetlerine göre kurbanlık hayvanların kulaklarını kestireceğim, Allah’ın yarattıklarının şekillerini ve fıtratını (yaratılışını) bozdurup değiştireceğim.” demişti.

Unutmayın ki, Allah’ın davetinden yüz çevirip de şeytanı dost edinip, peşinden gidenler, çok büyük ziyana uğrarlar. Şeytan böylelerine boş vaatlerde bulunur, onları boş kuruntularla oyalar, şeytanın vaatleri yalnızca akılları karıştırıp çelmekten ve aldatmaktan ibarettir. Şeytanın peşinden gidenlerin varacağı yer de cehennemdir ve oradan bir çıkış yolu yoktur.

Nisâ 122

1 ayet

وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَنُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَدًاۜ وَعْدَ اللّٰهِ حَقًّاۜ وَمَنْ اَصْدَقُ مِنَ اللّٰهِ ق۪يلًا ۝١٢٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

122Velleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti senüdḫilühüm cennâtin tecrî min taḥtihe-lʾenhâru ḫâlidîne fîhâ ebedâ. vaʿde-llâhi ḥaḳḳâ. vemen aṣdeḳu mine-llâhi ḳîlâ.

Ayet 122

Allah, davet olundukları İslâm nizam ve ahlakını yaşamak uğrunda ellerinden gelen gayreti gösterenleri, içlerinden ırmaklar akan daimi kalacakları mutluluk yurdu cennetlere koyacak. Bu, mü’minlere Allah’ın vaadidir ve O asla sözünden dönmez. Allah’tan daha doğru sözlü kim olabilir?

İlgili ayetler

Nisâ 123

1 ayet

لَيْسَ بِاَمَانِيِّكُمْ وَلَٓا اَمَانِيِّ اَهْلِ الْكِتَابِۜ مَنْ يَعْمَلْ سُٓوءًا يُجْزَ بِه۪ۙ وَلَا يَجِدْ لَهُ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلِيًّا وَلَا نَص۪يرًا ۝١٢٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

123Leyse biemâniyyiküm velâ emâniyyi ehli-lkitâb. mey yaʿmel sûey yücze bihî velâ yecid lehû min dûni-llâhi veliyyev velâ neṣîrâ.

Ayet 123

Allah müşrik, kâfir ve münafıkları hak ettikleri azap ile cezalandıracaktır, bu ne sizin ne de Kitap Ehlinin görmek ve göstermek istediğiniz sınırsız affedilme umut ve temennilerinize bağlıdır.

Gerçek şu ki, her kim Allah’ın sınırlarını dikkate almayıp âhireti hesaba katmadan yaşamışsa, hak ettiği azapla cezalandırılacak ve Allah’a karşı kendisine yardım edecek kimse de bulamayacaktır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

123Neml 89Neml 90Mü’min 56

Nisâ 124

1 ayet

وَمَنْ يَعْمَلْ مِنَ الصَّالِحَاتِ مِنْ ذَكَرٍ اَوْ اُنْثٰى وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَاُو۬لٰٓئِكَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ وَلَا يُظْلَمُونَ نَق۪يرًا ۝١٢٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

124Vemey yaʿmel mine-ṣṣâliḥâti min ẕekerin ev ünŝâ vehüve müʾminün feülâike yedḫulûne-lcennete velâ yużlemûne neḳîrâ.

Ayet 124

Erkek olsun kadın olsun, her kim de Allah’ın davetine iman edip, gereklerini yerine getirmenin gayreti ile yaşamışsa, zerre haksızlığa uğramayacak ve cennetle ödüllendirilecektir.

İlgili ayetler

Nisâ 125

1 ayet

وَمَنْ اَحْسَنُ د۪ينًا مِمَّنْ اَسْلَمَ وَجْهَهُ لِلّٰهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ وَاتَّبَعَ مِلَّةَ اِبْرٰه۪يمَ حَن۪يفًاۜ وَاتَّخَذَ اللّٰهُ اِبْرٰه۪يمَ خَل۪يلًا ۝١٢٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

125Vemen aḥsenü dînem mimmen esleme vechehû lillâhi vehüve muḥsinüv vettebeʿa millete ibrâhîme ḥanîfâ. vetteḫaẕe-llâhü ibrâhîme ḫalîlâ.

Ayet 125

Rabbine kendini teslim eden, şirkten ve küfürden kendini tamamen arındırmış olan İbrahim’in dinine uyandan daha güzel kim olabilir? Allah İbrahim’i dost edinmiştir.

İlgili ayetler

Nisâ 126

1 ayet

وَلِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ مُح۪يطًا۟ ۝١٢٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

126Velillâhi mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-lʾarḍ. vekâne-llâhü bikülli şeyʾim müḥîṭâ.

Ayet 126

Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’a aittir, mülkü üzerinde hâkimiyet kurup, hüküm koyma ve yönetme hakkı da yalnızca Allah’a aittir.

Allah ilmi ile her şeyi yaratmış ve kudretiyle kuşatmıştır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

126Nisâ 131Sebe’ 3Hadîd 4

Nisâ 127

1 ayet

وَيَسْتَفْتُونَكَ فِي النِّسَٓاءِۜ قُلِ اللّٰهُ يُفْت۪يكُمْ ف۪يهِنَّۙ وَمَا يُتْلٰى عَلَيْكُمْ فِي الْكِتَابِ ف۪ي يَتَامَى النِّسَٓاءِ الّٰت۪ي لَا تُؤْتُونَهُنَّ مَا كُتِبَ لَهُنَّ وَتَرْغَبُونَ اَنْ تَنْكِحُوهُنَّ وَالْمُسْتَضْعَف۪ينَ مِنَ الْوِلْدَانِۙ وَاَنْ تَقُومُوا لِلْيَتَامٰى بِالْقِسْطِۜ وَمَا تَفْعَلُوا مِنْ خَيْرٍ فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِه۪ عَل۪يمًا ۝١٢٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

127Veyesteftûneke fi-nnisâʾ. ḳuli-llâhü yüftîküm fîhinne vemâ yütlâ ʿaleyküm fi-lkitâbi fî yetâme-nnisâi-llâtî lâ tüʾtûnehünne mâ kütibe lehünne vetergabûne en tenkiḥûhünne velmüstaḍʿafîne mine-lvildâni veen teḳûmû lilyetâmâ bilḳisṭ. vemâ tefʿalû min ḫayrin feinne-llâhe kâne bihî ʿalîmâ.

Ayet 127

Ey Peygamber! Senden Allah’ın kadınlarla ilgili hükümlerini soruyorlar, onlara de ki: “Allah yeri geldikçe bu konudaki hükümleri açıklamaktadır. Nitekim mehirlerini vermek istemeyip de evlenmek istediğiniz dul kadınlar, yetim kızlar ve miras haklarını aramaktan aciz küçük çocuklar, öksüz ve yetimlerle ilgili hükümlerini, Allah size Kur’an ile açıklamıştır.” O halde bu hususlardaki sorumluluklarınızı size bildirildiği gibi yerine getirin. Allah’ın bildirdiklerine uymanız sizin hayrınızadır.

İlgili ayetler

Nisâ 128

1 ayet

وَاِنِ امْرَاَةٌ خَافَتْ مِنْ بَعْلِهَا نُشُوزًا اَوْ اِعْرَاضًا فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَٓا اَنْ يُصْلِحَا بَيْنَهُمَا صُلْحًاۜ وَالصُّلْحُ خَيْرٌۜ وَاُحْضِرَتِ الْاَنْفُسُ الشُّحَّۜ وَاِنْ تُحْسِنُوا وَتَتَّقُوا فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرًا ۝١٢٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

128Veini-mraetün ḫâfet mim baʿlihâ nüşûzen ev iʿrâḍan felâ cünâḥa ʿaleyhimâ ey yuṣliḥâ beynehümâ ṣulḥâ. veṣṣulḥu ḫayr. veuḥḍirati-lʾenfüsü-şşüḥḥ. vein tuḥsinû vetetteḳû feinne-llâhe kâne bimâ taʿmelûne ḫabîrâ.

Ayet 128

Şayet bir kadın, kocasının sadakatsizliği, geçimsizliği ve ilgisizliği sebebiyle aile hayatının sona ereceğinden endişe ederse, sorunlarını karşılıklı konuşup anlaşarak ve fedakârlık yaparak çözmeye çalışsın. Anlaşmak, ayrılmaktan daha hayırlıdır. İnsanın tabiatında kıskançlık ve bencillik de vardır ama Allah insanı bu duygularını kontrol edecek, yenebilecek güçte yaratmıştır. Bu duygularınızı bastırıp üzerinizdeki etkisini azaltarak evlilik hukukunun gerektirdiği güzellik ve olgunlukta davranırsanız Allah da size yardım eder. Unutmayın ki Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

128Nisâ 35

Nisâ 129

1 ayet

وَلَنْ تَسْتَط۪يعُٓوا اَنْ تَعْدِلُوا بَيْنَ النِّسَٓاءِ وَلَوْ حَرَصْتُمْ فَلَا تَم۪يلُوا كُلَّ الْمَيْلِ فَتَذَرُوهَا كَالْمُعَلَّقَةِۜ وَاِنْ تُصْلِحُوا وَتَتَّقُوا فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ غَفُورًا رَح۪يمًا ۝١٢٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

129Velen testeṭîʿû en taʿdilû beyne-nnisâi velev ḥaraṣtüm felâ temîlû külle-lmeyli feteẕerûhâ kelmüʿalleḳah. vein tuṣliḥû vetetteḳû feinne-llâhe kâne gafûrar raḥîmâ.

Ayet 129

Şayet birden fazla kadınla evliyseniz, ne kadar arzu edip dikkatli, özenli davransanız da eşleriniz arasında adaleti tam sağlayamazsınız. Hiç olmazsa, içlerinden birine tamamen yahut fazlaca meyledip de, diğerini veya diğerlerini dışlayıp, kocası hem var hem de yok durumuna düşürmeyin. Eğer bir orta yol bulur da onlara karşı sorumluluklarınızı yerine getirir, güzellikle geçinirseniz, Allah sizin küçük kusurlarınızı bağışlar. Allah bu konuda elinden gelen gayreti gösteren mü’minlere karşı çok merhametli ve şefkatlidir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

129Nisâ 3Furkan 68Furkan 71

Nisâ 130

1 ayet

وَاِنْ يَتَفَرَّقَا يُغْنِ اللّٰهُ كُلًّا مِنْ سَعَتِه۪ۜ وَكَانَ اللّٰهُ وَاسِعًا حَك۪يمًا ۝١٣٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

130Veiy yeteferraḳâ yugni-llâhü küllem min seʿatih. vekâne-llâhü vâsiʿan ḥakîmâ.

Ayet 130

Uzlaşma çabalarına rağmen karı koca yine de ayrılmaya karar verirlerse, Allah onları lütfu ile birbirlerine muhtaç olmadan yaşatır, belki de daha hayırlı eşler nasip eder. Allah’ın nimeti ve rahmeti çok geniştir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

130Hûd 6Talak 3

Nisâ 131–132

2 ayet

وَلِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَلَقَدْ وَصَّيْنَا الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ وَاِيَّاكُمْ اَنِ اتَّقُوا اللّٰهَۜ وَاِنْ تَكْفُرُوا فَاِنَّ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَنِيًّا حَم۪يدًا ۝١٣١ وَلِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَك۪يلًا ۝١٣٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

131Velillâhi mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-lʾarḍ. veleḳad veṣṣayne-lleẕîne ûtü-lkitâbe min ḳabliküm veiyyâküm eni-tteḳu-llâh. vein tekfürû feinne lillâhi mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-lʾarḍ. vekâne-llâhü ganiyyen ḥamîdâ.

Okunuş

132Velillâhi mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-lʾarḍ. vekefâ billâhi vekîlâ.

Ayet 131–132

Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah’a aittir, size de, sizden öncekilere de gönderdiğimiz peygamber ve kitaplarla yaratılış sebebiniz olan İslâm nizam ve ahlakı ile yaşamayı, Allah’a itaatsizlikten ve nankörlükten sakınmayı emrettik. Şayet Allah’ın davetinden yüz çevirip isyan ederseniz, göklerde ve yerde olanların gerçek sahibinin Allah olduğunu, O’nun hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını, şükredip, övülmeye layık olanın da yalnız Allah olduğunu unutmayın.

Göklerde, yerde ve arasında olanları yönetme hakkı yalnızca sahibi olan Allah’a aittir. O’ndan başka ilah ve güvenilmeye layık olan vekil yoktur.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

131İbrahim 2Şûrâ 13

Nisâ 133

1 ayet

اِنْ يَشَاْ يُذْهِبْكُمْ اَيُّهَا النَّاسُ وَيَاْتِ بِاٰخَر۪ينَۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٰى ذٰلِكَ قَد۪يرًا ۝١٣٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

133İy yeşeʾ yüẕhibküm eyyühe-nnâsü veyeʾti biâḫarîn. vekâne-llâhü ʿalâ ẕâlike ḳadîrâ.

Ayet 133

Ey insanlar! Sizi yoktan var eden Allah, dilerse sizi yok edip yerinize başkalarını getirir. Allah’ın gücü her şeye yeter.

İlgili ayetler

Nisâ 134

1 ayet

مَنْ كَانَ يُر۪يدُ ثَوَابَ الدُّنْيَا فَعِنْدَ اللّٰهِ ثَوَابُ الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۜ وَكَانَ اللّٰهُ سَم۪يعًا بَص۪يرًا۟ ۝١٣٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

134Men kâne yürîdü ŝevâbe-ddünyâ feʿinde-llâhi ŝevâbü-ddünyâ velʾâḫirah. vekâne-llâhü semîʿam beṣîrâ.

Ayet 134

Kim bu dünyanın nimetlerinden isterse, bilsin ki dünyanın da âhiretin de nimetlerinin gerçek sahibi Allah’tır, ancak insan dünya nimetlerinden kısa bir süre yararlandırılır, âhiret nimetleri ise süresiz yararlandırılmak içindir ve çok daha güzeldir.

Allah kimin neye talip olduğunu en iyi bilen ve her şeyden haberdar olandır.

İlgili ayetler

Nisâ 135

1 ayet

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُونُوا قَوَّام۪ينَ بِالْقِسْطِ شُهَدَٓاءَ لِلّٰهِ وَلَوْ عَلٰٓى اَنْفُسِكُمْ اَوِ الْوَالِدَيْنِ وَالْاَقْرَب۪ينَۚ اِنْ يَكُنْ غَنِيًّا اَوْ فَق۪يرًا فَاللّٰهُ اَوْلٰى بِهِمَا فَلَا تَتَّبِعُوا الْهَوٰٓى اَنْ تَعْدِلُواۚ وَاِنْ تَلْوُٓ۫ا اَوْ تُعْرِضُوا فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرًا ۝١٣٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

135Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû kûnû ḳavvâmîne bilḳisṭi şühedâe lillâhi velev ʿalâ enfüsiküm evi-lvâlideyni velʾaḳrabîn. iy yekün ganiyyen ev feḳîran fellâhü evlâ bihimâ felâ tettebiʿü-lhevâ en taʿdilû. vein telvû ev tüʿriḍû feinne-llâhe kâne bimâ taʿmelûne ḫabîrâ.

Ayet 135

Ey iman edenler! Kendinizin, ana ve babanızın, en yakınlarınız olan akrabalarınızın aleyhine de olsa, adaletten ayrılmayın, şahitliği Allah için dosdoğru yapın, Allah’ın adalete riayet edip, etmediğinizi görüp, bildiğini aklınızdan çıkarmayın. Şahitlik yaptığınız kimse zengin olsun fakir olsun, Allah için doğru olanı söyleyin ve unutmayın ki Allah’ın üzerinizdeki hakkı onların her birinin üzerinizdeki hakkından çok daha fazladır. O halde kendi arzularınız ve yakınlıklarınızın etkisiyle, dillerinizi eğip, bükerek adaleti çarptırmayın. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Nisâ 136

1 ayet

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَالْكِتَابِ الَّذ۪ي نَزَّلَ عَلٰى رَسُولِه۪ وَالْكِتَابِ الَّذ۪ٓي اَنْزَلَ مِنْ قَبْلُۜ وَمَنْ يَكْفُرْ بِاللّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِه۪ وَكُتُبِه۪ وَرُسُلِه۪ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالًا بَع۪يدًا ۝١٣٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

136Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû âminû billâhi verasûlihî velkitâbi-lleẕî nezzele ʿalâ rasûlihî velkitâbi-lleẕî enzele min ḳabl. vemey yekfür billâhi vemelâiketihî vekütübihî verusülihî velyevmi-lʾâḫiri feḳad ḍalle ḍalâlem beʿîdâ.

Ayet 136

Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine ve gönderdiği Kur’an ile daha evvelce gönderdiği kitaplara iman edin, davet edildiğiniz hayata sımsıkı sarılarak yaşayın ve sakın ondan taviz vermeyin. Kim Allah’ın gönderdiği kitaplarına, peygamberlerine, meleklerine ve Âhiret Günü’ne inanıp iman etmezse tam bir dalalete düşmüş, şirk ve küfre gömülmüş olur.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

136Bakara 177Bakara 285

Nisâ 137–139

3 ayet

اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا ثُمَّ كَفَرُوا ثُمَّ اٰمَنُوا ثُمَّ كَفَرُوا ثُمَّ ازْدَادُوا كُفْرًا لَمْ يَكُنِ اللّٰهُ لِيَغْفِرَ لَهُمْ وَلَا لِيَهْدِيَهُمْ سَب۪يلًاۜ ۝١٣٧ بَشِّرِ الْمُنَافِق۪ينَ بِاَنَّ لَهُمْ عَذَابًا اَل۪يمًاۙ ۝١٣٨ اَلَّذ۪ينَ يَتَّخِذُونَ الْكَافِر۪ينَ اَوْلِيَٓاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِن۪ينَۜ اَيَبْتَغُونَ عِنْدَهُمُ الْعِزَّةَ فَاِنَّ الْعِزَّةَ لِلّٰهِ جَم۪يعًاۜ ۝١٣٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

137İnne-lleẕîne âmenû ŝümme keferû ŝümme âmenû ŝümme keferû ŝümme-zdâdû küfral lem yeküni-llâhü liyagfira lehüm velâ liyehdiyehüm sebîlâ.

Okunuş

138Beşşiri-lmünâfiḳîne bienne lehüm ʿaẕâben elîmâ.

Okunuş

139Elleẕîne yetteḫiẕûne-lkâfirîne evliyâe min dûni-lmüʾminîn. eyebtegûne ʿindehümü-lʿizzete feinne-lʿizzete lillâhi cemîʿâ.

Ayet 137–139

Allah’a, gönderdiği kitaplara, peygamberlere, meleklere ve Âhiret Günü’ne inanıp, iman ettikten sonra bu gerçeklerden yüz çevirip, şirk ve küfre dönerek inatla direnenleri Allah asla affetmeyecek, onları tekrar doğru yoluna kabul etmeyecek. Böylesi ikiyüzlüleri cehennemde korkunç bir azap beklemektedir.

Bunlar mü’minleri bırakıp da müşrik ve kâfirleri dost edinerek, onların yanında şerefli ve itibarlı olacaklarını mı sanıyorlar? Oysa gerçek şu ki, şeref ve itibar ancak Allah’ın yanında olmakla elde edilir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

138Nisâ 145Câsiye 6Câsiye 9

İlgili ayetler

139Mâide 51Mâide 57

Nisâ 140

1 ayet

وَقَدْ نَزَّلَ عَلَيْكُمْ فِي الْكِتَابِ اَنْ اِذَا سَمِعْتُمْ اٰيَاتِ اللّٰهِ يُكْفَرُ بِهَا وَيُسْتَهْزَاُ بِهَا فَلَا تَقْعُدُوا مَعَهُمْ حَتّٰى يَخُوضُوا ف۪ي حَد۪يثٍ غَيْرِه۪ۘ اِنَّكُمْ اِذًا مِثْلُهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ جَامِعُ الْمُنَافِق۪ينَ وَالْكَافِر۪ينَ ف۪ي جَهَنَّمَ جَم۪يعًاۙ ۝١٤٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

140Veḳad nezzele ʿaleyküm fi-lkitâbi en iẕâ semiʿtüm âyâti-llâhi yükferu bihâ veyüstehzeü bihâ felâ taḳʿudû meʿahüm ḥattâ yeḫûḍû fî ḥadîŝin gayrihi. inneküm iẕem miŝlühüm. inne-llâhe câmiʿu-lmünâfiḳîne velkâfirîne fî cehenneme cemîʿâ.

Ayet 140

Allah, iman edenlere açıkça şu hükmünü bildirmektedir: Allah’ın âyetlerinin inkâr edilip alaya alındığı yerde olursanız, bu saygısızlığı yapanlar, başka bir konuya geçinceye kadar onların yanından ayrılın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz.

Şüphesiz Allah müşrik, kâfir ve münafıkları cehennemde bir araya toplayacaktır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

140En’am 68Lokman 6Lokman 7

Nisâ 141

1 ayet

اَلَّذ۪ينَ يَتَرَبَّصُونَ بِكُمْۚ فَاِنْ كَانَ لَكُمْ فَتْحٌ مِنَ اللّٰهِ قَالُٓوا اَلَمْ نَكُنْ مَعَكُمْۘ وَاِنْ كَانَ لِلْكَافِر۪ينَ نَص۪يبٌۙ قَالُٓوا اَلَمْ نَسْتَحْوِذْ عَلَيْكُمْ وَنَمْنَعْكُمْ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَۜ فَاللّٰهُ يَحْكُمُ بَيْنَكُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ وَلَنْ يَجْعَلَ اللّٰهُ لِلْكَافِر۪ينَ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ سَب۪يلًا۟ ۝١٤١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

141Elleẕîne yeterabbeṣûne biküm. fein kâne leküm fetḥum mine-llâhi ḳâlû elem neküm meʿaküm. vein kâne lilkâfirîne neṣîbün ḳâlû elem nestaḥviẕ ʿaleyküm venemnaʿküm mine-lmüʾminîn. fellâhü yaḥkümü beyneküm yevme-lḳiyâmeh. veley yecʿale-llâhü lilkâfirîne ʿale-lmüʾminîne sebîlâ.

Ayet 141

Ey iman edenler! Münafıkların gözü daima sizin üzerinizdedir. Allah size bir zafer nasip ettiğinde hemen size koşar, “Biz de hep sizinle birlikteydik” derler. Fakat müşrik ve kâfirler bir başarı kazanırlarsa, bu defa da onlara doğru koşup “Bizler şu mü’minlere destek vermemekle, size destek vermiş olmadık mı? Ayrıca onlardan gelebilecek tehlikeleri de önceden size bildirdik” derler. Allah bu yaptıklarından dolayı onlara Kıyamet ve Hesap Günü hak ettikleri cezayı verecektir. Allah müşrik, kâfir ve münafıkların mü’minlere üstün gelmelerine izin vermeyecektir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

141Haşr 11Haşr 12Şûrâ 10

Nisâ 142–143

2 ayet

اِنَّ الْمُنَافِق۪ينَ يُخَادِعُونَ اللّٰهَ وَهُوَ خَادِعُهُمْۚ وَاِذَا قَامُٓوا اِلَى الصَّلٰوةِ قَامُوا كُسَالٰىۙ يُرَٓاؤُ۫نَ النَّاسَ وَلَا يَذْكُرُونَ اللّٰهَ اِلَّا قَل۪يلًاۘ ۝١٤٢ مُذَبْذَب۪ينَ بَيْنَ ذٰلِكَۗ لَٓا اِلٰى هٰٓؤُ۬لَٓاءِ وَلَٓا اِلٰى هٰٓؤُ۬لَٓاءِۜ وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَلَنْ تَجِدَ لَهُ سَب۪يلًا ۝١٤٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

142İnne-lmünâfiḳîne yüḫâdiʿûne-llâhe vehüve ḫâdiʿuhüm. veiẕâ ḳâmû ile-ṣṣalâti ḳâmû küsâlâ yürâûne-nnâse velâ yeẕkürûne-llâhe illâ ḳalîlâ.

Okunuş

143Müẕebẕebîne beyne ẕâlik. lâ ilâ hâülâi velâ ilâ hâülâʾ. vemey yuḍlili-llâhü felen tecide lehû sebîlâ.

Ayet 142–143

Münafıklar akılları sıra Allah’ı aldatmaya çalışıyorlar, oysa Allah onların tuzaklarını boşa çıkararak gerçek yüzlerini gösterecektir. Onlar namaza da isteksizce, ayak sürüyerek kalkarlar ve namazı gönülden iman ettikleri için değil, gösteriş için kılarlar ve Allah’ı pek az akıllarına getirirler. Bu münafıklar, imanla küfür arasında yalpalayarak gider gelirler, ne o tarafa ne de bu tarafa ait olabilirler. Böyle bir sapıklığı inatla sürdürüp de vazgeçmeyenleri sen doğru olana döndüremezsin.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

143Nisâ 150Mücadele 14

Nisâ 144–146

3 ayet

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْكَافِر۪ينَ اَوْلِيَٓاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِن۪ينَۜ اَتُر۪يدُونَ اَنْ تَجْعَلُوا لِلّٰهِ عَلَيْكُمْ سُلْطَانًا مُب۪ينًا ۝١٤٤ اِنَّ الْمُنَافِق۪ينَ فِي الدَّرْكِ الْاَسْفَلِ مِنَ النَّارِۚ وَلَنْ تَجِدَ لَهُمْ نَص۪يرًاۙ ۝١٤٥ اِلَّا الَّذ۪ينَ تَابُوا وَاَصْلَحُوا وَاعْتَصَمُوا بِاللّٰهِ وَاَخْلَصُوا د۪ينَهُمْ لِلّٰهِ فَاُو۬لٰٓئِكَ مَعَ الْمُؤْمِن۪ينَۜ وَسَوْفَ يُؤْتِ اللّٰهُ الْمُؤْمِن۪ينَ اَجْرًا عَظ۪يمًا ۝١٤٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

144Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tetteḫiẕü-lkâfirîne evliyâe min dûni-lmüʾminîn. etürîdûne en tecʿalû lillâhi ʿaleyküm sülṭânem mübînâ.

Okunuş

145İnne-lmünâfiḳîne fi-dderki-lʾesfeli mine-nnâr. velen tecide lehüm neṣîrâ.

Okunuş

146İlle-lleẕîne tâbû veaṣleḥû vaʿteṣamû billâhi veaḫleṣû dînehüm lillâhi feülâike meʿa-lmüʾminîn. vesevfe yüʾti-llâhü-lmüʾminîne ecran ʿażîmâ.

Ayet 144–146

Ey iman edenler! Siz sakın mü’minleri bırakıp da müşrik, kâfir ve münafıkları dost edinmeyin. Yoksa siz de Allah’ın size azap etmesi için apaçık bir delil ortaya koymuş olursunuz. Münafıklar cehennemin en alt tabakasında yanacaklardır ve kendilerine yardım edecek hiç kimse de bulamayacaklardır. Ancak tevbe edip, dini yalnızca Allah’a has kılarak O’na karşı sorumluluklarını samimiyetle yerine getirenler, bağışlanacak ve mü’minlerle birlikte ödüllendirilecekler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

145Hadîd 13Hadîd 14

Nisâ 147

1 ayet

مَا يَفْعَلُ اللّٰهُ بِعَذَابِكُمْ اِنْ شَكَرْتُمْ وَاٰمَنْتُمْۜ وَكَانَ اللّٰهُ شَاكِرًا عَل۪يمًا ۝١٤٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

147Mâ yefʿalü-llâhü biʿaẕâbiküm in şekertüm veâmentüm. vekâne-llâhü şâkiran ʿalîmâ.

Ayet 147

Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah size niçin azap etsin ki? Allah, şükrün karşılığını verendir, her şeyi bilendir.

Nisâ 148

1 ayet

لَا يُحِبُّ اللّٰهُ الْجَهْرَ بِالسُّٓوءِ مِنَ الْقَوْلِ اِلَّا مَنْ ظُلِمَۜ وَكَانَ اللّٰهُ سَم۪يعًا عَل۪يمًا ۝١٤٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

148Lâ yüḥibbü-llâhü-lcehra bissûi mine-lḳavli illâ men żulim. vekâne-llâhü semîʿan ʿalîmâ.

Ayet 148

Allah, zulme uğrayan kimseden başkasının apaçık kötü söz söylemesini sevmez. Şüphesiz Allah her şeyi duyar, her şeyi bilir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

148Şûrâ 41Şûrâ 43

Nisâ 149

1 ayet

اِنْ تُبْدُوا خَيْرًا اَوْ تُخْفُوهُ اَوْ تَعْفُوا عَنْ سُٓوءٍ فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَفُوًّا قَد۪يرًا ۝١٤٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

149İn tübdû ḫayran ev tuḫfûhü ev taʿfû ʿan sûin feinne-llâhe kâne ʿafüvven ḳadîrâ.

Ayet 149

Bir iyiliği açıklar yahut gizlerseniz veya bir kötülüğü bağışlarsanız bilin ki Allah çok affedicidir ve dilediği her şeyi yapmaya kadirdir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

149Bakara 271Lokman 16

Nisâ 150–151

2 ayet

اِنَّ الَّذ۪ينَ يَكْفُرُونَ بِاللّٰهِ وَرُسُلِه۪ وَيُر۪يدُونَ اَنْ يُفَرِّقُوا بَيْنَ اللّٰهِ وَرُسُلِه۪ وَيَقُولُونَ نُؤْمِنُ بِبَعْضٍ وَنَكْفُرُ بِبَعْضٍۙ وَيُر۪يدُونَ اَنْ يَتَّخِذُوا بَيْنَ ذٰلِكَ سَب۪يلًاۙ ۝١٥٠ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْكَافِرُونَ حَقًّاۚ وَاَعْتَدْنَا لِلْكَافِر۪ينَ عَذَابًا مُه۪ينًا ۝١٥١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

150İnne-lleẕîne yekfürûne billâhi verusülihî veyürîdûne ey yüferriḳû beyne-llâhi verusülihî veyeḳûlûne nüʾminü bibaʿḍiv venekfüru bibaʿḍiv veyürîdûne ey yetteḫiẕû beyne ẕâlike sebîlâ.

Okunuş

151Ülâike hümü-lkâfirûne ḥaḳḳâ. veaʿtednâ lilkâfirîne ʿaẕâbem mühînâ.

Ayet 150–151

Allah’a imanla peygamberlerine imanı birbirinden ayırıp, peygamberleri inkâr yolunu seçenler, imanla küfür arasında gidip gelenlerdir. İşte bunlar, küfrü imana tercih eden gerçek kâfirlerdir. Biz kâfirler için cehennemde çok çetin bir azap hazırladık.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

150Nisâ 143Mücadele 14

Nisâ 152

1 ayet

وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَرُسُلِه۪ وَلَمْ يُفَرِّقُوا بَيْنَ اَحَدٍ مِنْهُمْ اُو۬لٰٓئِكَ سَوْفَ يُؤْت۪يهِمْ اُجُورَهُمْۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا۟ ۝١٥٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

152Velleẕîne âmenû billâhi verusülihî velem yüferriḳû beyne eḥadim minhüm ülâike sevfe yüʾtîhim ücûrahüm. vekâne-llâhü gafûrar raḥîmâ.

Ayet 152

Allah ve peygamberlerine iman edip, peygamberlerden birini diğerinden ayırmayanlara gelince; Allah onlara mükâfatlarını verecektir. O çok bağışlayıcı ve merhamet edicidir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

152Bakara 285Âl-i İmran 84

Nisâ 153–159

7 ayet

يَسْـَٔلُكَ اَهْلُ الْكِتَابِ اَنْ تُنَزِّلَ عَلَيْهِمْ كِتَابًا مِنَ السَّمَٓاءِ فَقَدْ سَاَلُوا مُوسٰٓى اَكْبَرَ مِنْ ذٰلِكَ فَقَالُٓوا اَرِنَا اللّٰهَ جَهْرَةً فَاَخَذَتْهُمُ الصَّاعِقَةُ بِظُلْمِهِمْۚ ثُمَّ اتَّخَذُوا الْعِجْلَ مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَتْهُمُ الْبَيِّنَاتُ فَعَفَوْنَا عَنْ ذٰلِكَۚ وَاٰتَيْنَا مُوسٰى سُلْطَانًا مُب۪ينًا ۝١٥٣ وَرَفَعْنَا فَوْقَهُمُ الطُّورَ بِم۪يثَاقِهِمْ وَقُلْنَا لَهُمُ ادْخُلُوا الْبَابَ سُجَّدًا وَقُلْنَا لَهُمْ لَا تَعْدُوا فِي السَّبْتِ وَاَخَذْنَا مِنْهُمْ م۪يثَاقًا غَل۪يظًا ۝١٥٤ فَبِمَا نَقْضِهِمْ م۪يثَاقَهُمْ وَكُفْرِهِمْ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَقَتْلِهِمُ الْاَنْبِيَٓاءَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَقَوْلِهِمْ قُلُوبُنَا غُلْفٌۜ بَلْ طَبَعَ اللّٰهُ عَلَيْهَا بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ اِلَّا قَل۪يلًاۖ ۝١٥٥ وَبِكُفْرِهِمْ وَقَوْلِهِمْ عَلٰى مَرْيَمَ بُهْتَانًا عَظ۪يمًاۙ ۝١٥٦ وَقَوْلِهِمْ اِنَّا قَتَلْنَا الْمَس۪يحَ ع۪يسَى ابْنَ مَرْيَمَ رَسُولَ اللّٰهِۚ وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ وَلٰكِنْ شُبِّهَ لَهُمْۜ وَاِنَّ الَّذ۪ينَ اخْتَلَفُوا ف۪يهِ لَف۪ي شَكٍّ مِنْهُۜ مَا لَهُمْ بِه۪ مِنْ عِلْمٍ اِلَّا اتِّبَاعَ الظَّنِّۚ وَمَا قَتَلُوهُ يَق۪ينًاۙ ۝١٥٧ بَلْ رَفَعَهُ اللّٰهُ اِلَيْهِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَز۪يزًا حَك۪يمًا ۝١٥٨ وَاِنْ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ اِلَّا لَيُؤْمِنَنَّ بِه۪ قَبْلَ مَوْتِه۪ۚ وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِ يَكُونُ عَلَيْهِمْ شَه۪يدًاۚ ۝١٥٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

153Yesʾelüke ehlü-lkitâbi en tünezzile ʿaleyhim kitâbem mine-ssemâi feḳad seelû mûsâ ekbera min ẕâlike feḳâlû erine-llâhe cehraten feeḫaẕethümu-ṣṣâʿiḳatü biżulmihim. ŝümme-tteḫaẕü-lʿicle mim baʿdi mâ câethümü-lbeyyinâtü feʿafevnâ ʿan ẕâlik. veâteynâ mûsâ sülṭânem mübînâ.

Okunuş

154Verafaʿnâ fevḳahümu-ṭṭûra bimîŝâḳihim veḳulnâ lehümü-dḫulü-lbâbe süccedev veḳulnâ lehüm lâ taʿdû fi-ssebti veeḫaẕnâ minhüm mîŝâḳan galîżâ.

Okunuş

155Febimâ naḳḍihim mîŝâḳahüm veküfrihim biâyâti-llâhi veḳatlihimü-lʾembiyâe bigayri ḥaḳḳiv veḳavlihim ḳulûbünâ gulf. bel ṭabeʿa-llâhü ʿaleyhâ biküfrihim felâ yüʾminûne illâ ḳalîlâ.

Okunuş

156Vebiküfrihim veḳavlihim ʿalâ meryeme bühtânen ʿażîmâ.

Okunuş

157Veḳavlihim innâ ḳatelne-lmesîḥa ʿîse-bne meryeme rasûle-llâh. vemâ ḳatelûhü vemâ ṣalebûhü velâkin şübbihe lehüm. veinne-lleẕîne-ḫtelefû fîhi lefî şekkim minh. mâ lehüm bihî min ʿilmin ille-ttibâʿa-żżann. vemâ ḳatelûhü yeḳînâ.

Okunuş

158Ber rafeʿahü-llâhü ileyh. vekâne-llâhü ʿazîzen ḥakîmâ.

Okunuş

159Veim min ehli-lkitâbi illâ leyüʾminenne bihî ḳable mevtih. veyevme-lḳiyâmeti yekûnü ʿaleyhim şehîdâ.

Ayet 153–159

Ey Peygamber! Kitap Ehli olanlar, sana gökten bir kitabın indiriliyor olduğunu görmek istediklerini söylüyorlar. Onlar Musa’dan daha büyük bir mucize olmak üzere, kendilerine Allah’ı göstermesini istemişlerdi. Bu densizlikleri, küstahlıkları sebebiyle de şiddetli bir sarsıntı ile sarsılmışlardı. Ayrıca da onlar, onca ilahi ikaz, mucize ve Allah’tan apaçık âyetler gelmesine rağmen, bir de tutup altından yapılan buzağı heykelini kutsallaştırıp ilah edinmişlerdi. Sonra bu şirklerinden tevbe edip doğruya yönelince Biz de onları bağışladık ve Musa’yı Allah’ın davetine çağıran bir kitapla destekleyip güçlendirdik.

Tevbelerinin ardından Allah’tan başka ilah edinmeyeceklerine, O’nun daveti hayat nizamına iman edip uyacaklarına dair verdikleri sözlere şahit olarak Tur Dağı’nı üzerlerine yükselttik.

Vaktiyle onlara “Yakınınızdaki şu şehre, halkına tevazu göstererek, saygılı bir biçimde girin ve cumartesi günü av yasağını da aklınızdan çıkarmayın, ona uymayı ihmal etmeyin” demiştik. Onlar da uyarılara uyacaklarına dair söz de vermişlerdi, ama buna rağmen sözlerinde durmadılar. Bir süre sonra da Allah’ın âyetlerinden yüz çevirip, şirk ve küfre dönmekle birlikte, peygamberlerini öldürdüler. Onların izinden giden takipçileri, şimdi sana diyorlar ki: “Bizim kalplerimiz, senin söylediklerini kabule kapalıdır, davetinle ilgilenmiyoruz, sen git onu başkalarına anlat, bizimle uğraşma!” İşte bu nankörce tutumları yüzünden kalpleri köreldi, artık onlar iman etmezler.

Bu Kitap Ehli olduklarını iddia edenler, Meryem’e de korkunç bir iftira atmışlardı, ayrıca “Biz Meryemoğlu İsa Mesih’i de öldürdük.” demişlerdi. Oysa onlar İsa’yı ne öldürdüler ne de çarmıha gerdiler, öyle zannettiler. Aslında İsa’yı çarmıha gerdiklerini söyleyenlerin de çarmıha gerdiklerinin İsa olup olmadığı konusunda kafaları karışıktı, o konuda zanna uydular. Kesin olan şu ki İsa’yı onlar öldürmediler. Allah İsa’yı onların bilemediği bir ölümle öldürüp, yüksek bir makama kavuşturdu.

Allah’ın gücü her şeye yeter, O’nun hükmünün önüne kimse geçemez.

İsa’nın peygamberliğine inanmayıp, davetine karşı çıkıp, çarmıha gererek öldürdüklerini söylemelerine rağmen, çarmıha gerdiklerinin İsa olup olmadığından emin olmayanların hepsi, son nefeslerini vermeden önce öldürdüklerinin İsa olmadığı gerçeğine kesin olarak inanmıştır. İsa Kıyamet Günü onların yapmak istedikleri hakkında onlar aleyhine şahitlik yapacaktır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

154Bakara 63A’raf 163

İlgili ayetler

155Bakara 27Nisâ 46Mâide 56

İlgili ayetler

156Meryem 27

İlgili ayetler

158Âl-i İmran 55Rum 25

İlgili ayetler

159Mâide 116Mâide 117

Nisâ 160–162

3 ayet

فَبِظُلْمٍ مِنَ الَّذ۪ينَ هَادُوا حَرَّمْنَا عَلَيْهِمْ طَيِّبَاتٍ اُحِلَّتْ لَهُمْ وَبِصَدِّهِمْ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ كَث۪يرًاۙ ۝١٦٠ وَاَخْذِهِمُ الرِّبٰوا وَقَدْ نُهُوا عَنْهُ وَاَكْلِهِمْ اَمْوَالَ النَّاسِ بِالْبَاطِلِۜ وَاَعْتَدْنَا لِلْكَافِر۪ينَ مِنْهُمْ عَذَابًا اَل۪يمًا ۝١٦١ لٰكِنِ الرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ مِنْهُمْ وَالْمُؤْمِنُونَ يُؤْمِنُونَ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ وَالْمُق۪يم۪ينَ الصَّلٰوةَ وَالْمُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَالْمُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ اُو۬لٰٓئِكَ سَنُؤْت۪يهِمْ اَجْرًا عَظ۪يمًا۟ ۝١٦٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

160Febiżulmim mine-lleẕîne hâdû ḥarramnâ ʿaleyhim ṭayyibâtin üḥillet lehüm vebiṣaddihim ʿan sebîli-llâhi keŝîrâ.

Okunuş

161Veaḫẕihimü-rribâ veḳad nühû ʿanhü veeklihim emvâle-nnâsi bilbâṭil. veaʿtednâ lilkâfirîne minhüm ʿaẕâben elîmâ.

Okunuş

162Lâkini-rrâsiḫûne fi-lʿilmi minhüm velmüʾminûne yüʾminûne bimâ ünzile ileyke vemâ ünzile min ḳablike velmüḳîmîne-ṣṣalâte velmüʾtûne-zzekâte velmüʾminûne billâhi velyevmi-lʾâḫir. ülâike senüʾtîhim ecran ʿażîmâ.

Ayet 160–162

Biz o Yahudilere sözlerinde durmamaları, Allah’a ve peygamberlere itaatsizlikleri, insanların Allah’ın daveti hayat nizamını yaşamalarına engel olmaya çalışmaları, Allah’ın yasakladığı ribâyı almaları ve insanların mallarını haksız yollardan yemeleri sebebi ile önceleri helal kıldığımız, temiz ve güzel bir kısım yiyecekleri haram kıldık. Âhirette de bu nankörler için çok çetin bir azap hazırladık.

Onların içinde sana indirilen Kur’an ile senden önceki peygamberlere, Allah’ın indirdiği kitaplara iman eden, namazlarını kılan, zekâtlarını veren ve Âhiret Günü’ne de inanan, ilimde derinleşmiş mü’minler az da olsa vardır. İşte onlara da büyük mükâfatlar vereceğiz.

Nisâ 163–164

2 ayet

اِنَّٓا اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ كَمَٓا اَوْحَيْنَٓا اِلٰى نُوحٍ وَالنَّبِيّ۪نَ مِنْ بَعْدِه۪ۚ وَاَوْحَيْنَٓا اِلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْمٰع۪يلَ وَاِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَالْاَسْبَاطِ وَع۪يسٰى وَاَيُّوبَ وَيُونُسَ وَهٰرُونَ وَسُلَيْمٰنَۚ وَاٰتَيْنَا دَاوُ۫دَ زَبُورًاۚ ۝١٦٣ وَرُسُلًا قَدْ قَصَصْنَاهُمْ عَلَيْكَ مِنْ قَبْلُ وَرُسُلًا لَمْ نَقْصُصْهُمْ عَلَيْكَۜ وَكَلَّمَ اللّٰهُ مُوسٰى تَكْل۪يمًاۚ ۝١٦٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

163İnnâ evḥaynâ ileyke kemâ evḥaynâ ilâ nûḥiv vennebiyyîne mim baʿdih. veevḥaynâ ilâ ibrâhîme veismâʿîle veisḥâḳa veyaʿḳûbe velʾesbâṭi veʿîsâ veeyyûbe veyûnüse vehârûne vesüleymân. veâteynâ dâvûde zebûrâ.

Okunuş

164Verusülen ḳad ḳaṣaṣnâhüm ʿaleyke min ḳablü verusülel lem naḳṣuṣhüm ʿaleyk. vekelleme-llâhü mûsâ teklîmâ.

Ayet 163–164

Ey Peygamber! Biz Nûh’a ve sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da Kur’an’ı vahyettik. Tıpkı İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve evlatlarına, İsa’ya, Eyyub’a, Yunus’a, Harun’a ve Süleyman’a da vahyedip, Davud’a da Zebur’u verdiğimiz gibi ve daha önce sana kıssalarını anlatıp, isimlerini bildirdiğimiz peygamberlerden başka, sana kıssalarını anlatmadığımız, isimlerini bildirmediğimiz peygamberlere de vahyettik. Ayrıca Musa’ya da sözümüzü ilettik.

İlgili ayetler

Nisâ 165

1 ayet

رُسُلًا مُبَشِّر۪ينَ وَمُنْذِر۪ينَ لِئَلَّا يَكُونَ لِلنَّاسِ عَلَى اللّٰهِ حُجَّةٌ بَعْدَ الرُّسُلِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَز۪يزًا حَك۪يمًا ۝١٦٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

165Rusülem mübeşşirîne vemünẕirîne liellâ yekûne linnâsi ʿale-llâhi ḥuccetüm baʿde-rrusül. vekâne-llâhü ʿazîzen ḥakîmâ.

Ayet 165

Biz bütün peygamberleri, yaratılmalarının amacını insanlara bildiren ve bu amaca uygun olan hayatı yaşamaya davet eden uyarıcı ve müjdeciler olarak gönderdik. Böylece insanların, “Yaratılışımızın sebebinden ve Allah’ın bu davetinden haberimiz yoktu” demek gibi bir mazeretleri olmayacaktır. Allah her şeyi yerli yerinde yapan, üstün ilim, kudret ve hüküm sahibidir.

İlgili ayetler

Nisâ 166–169

4 ayet

لٰكِنِ اللّٰهُ يَشْهَدُ بِمَٓا اَنْزَلَ اِلَيْكَ اَنْزَلَهُ بِعِلْمِه۪ۚ وَالْمَلٰٓئِكَةُ يَشْهَدُونَۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ شَه۪يدًا ۝١٦٦ اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ قَدْ ضَلُّوا ضَلَالًا بَع۪يدًا ۝١٦٧ اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَظَلَمُوا لَمْ يَكُنِ اللّٰهُ لِيَغْفِرَ لَهُمْ وَلَا لِيَهْدِيَهُمْ طَر۪يقًاۙ ۝١٦٨ اِلَّا طَر۪يقَ جَهَنَّمَ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَدًاۜ وَكَانَ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرًا ۝١٦٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

166Lâkini-llâhü yeşhedü bimâ enzele ileyke enzelehû biʿilmih. velmelâiketü yeşhedûn. vekefâ billâhi şehîdâ.

Okunuş

167İnne-lleẕîne keferû veṣaddû ʿan sebîli-llâhi ḳad ḍallû ḍalâlem beʿîdâ.

Okunuş

168İnne-lleẕîne keferû veżalemû lem yeküni-llâhü liyagfira lehüm velâ liyehdiyehüm ṭarîḳâ.

Okunuş

169İllâ ṭarîḳa cehenneme ḫâlidîne fîhâ ebedâ. vekâne ẕâlike ʿale-llâhi yesîrâ.

Ayet 166–169

Allah, kendi ilmiyle sana indirdiği Kur’an’ın bizzat şahididir; melekler de buna şahittir. Aslında şahit olarak Allah yeter.

İnkâr eden ve başkalarını da Allah’ın davetinden alıkoyanlar şüphesiz doğru yoldan sapmışlardır. Allah böylelerini asla affedecek değildir, onlar gerçeği inkâra kendilerini şartlandırmışlardır. Sonunda da orada kalmak üzere hak ettikleri cehenneme atılacaklar. Bunu yapmak Allah için hiç de zor değildir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

166Nisâ 82Ra’d 43

İlgili ayetler

167Tevbe 34Muhammed 1

İlgili ayetler

169Ahzab 65Cin 23

Nisâ 170

1 ayet

يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَٓاءَكُمُ الرَّسُولُ بِالْحَقِّ مِنْ رَبِّكُمْ فَاٰمِنُوا خَيْرًا لَكُمْۜ وَاِنْ تَكْفُرُوا فَاِنَّ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَل۪يمًا حَك۪يمًا ۝١٧٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

170Yâ eyyühe-nnâsü ḳad câekümü-rrasûlü bilḥaḳḳi mir rabbiküm feâminû ḫayral leküm. vein tekfürû feinne lillâhi mâ fi-ssemâvâti velʾarḍ. vekâne-llâhü ʿalîmen ḥakîmâ.

Ayet 170

Ey insanlar! Allah’ın elçisi Peygamber, size yaratılışınızın sebebini ve buna göre nasıl yaşamanız gerektiğini bildiren ilahi bir kitap getirdi. Kendi iyiliğiniz için onun davetine iman edip, gereklerini yerine getirin. Bu gerçeği kabul etmez de yüz çevirirseniz, iyi bilin ki Allah sizin imanınıza muhtaç değildir.

Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Müşrik ve kâfirlerin dışında herkes ve her şey O’na itaat eder. Allah yarattıklarının nizamını en mükemmel kuran, yasalarını yapıp yaşatan, ilim ve hüküm sahibidir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

170Teğabun 8Teğabun 9

Nisâ 171

1 ayet

يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ لَا تَغْلُوا ف۪ي د۪ينِكُمْ وَلَا تَقُولُوا عَلَى اللّٰهِ اِلَّا الْحَقَّۜ اِنَّمَا الْمَس۪يحُ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَ رَسُولُ اللّٰهِ وَكَلِمَتُهُۚ اَلْقٰيهَٓا اِلٰى مَرْيَمَ وَرُوحٌ مِنْهُۘ فَاٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرُسُلِه۪ۚ وَلَا تَقُولُوا ثَلٰثَةٌۜ اِنْتَهُوا خَيْرًا لَكُمْۜ اِنَّمَا اللّٰهُ اِلٰهٌ وَاحِدٌۜ سُبْحَانَهُٓ اَنْ يَكُونَ لَهُ وَلَدٌۢ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَك۪يلًا۟ ۝١٧١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

171Yâ ehle-lkitâbi lâ taglû fî dîniküm velâ teḳûlû ʿale-llâhi ille-lḥaḳḳ. inneme-lmesîḥu ʿîse-bnü meryeme rasûlü-llâhi vekelimetüh. elḳâhâ ilâ meryeme verûḥum minh. feâminû billâhi verusülih. velâ teḳûlû ŝelâŝeh. intehû ḫayral leküm. inneme-llâhü ilâhüv vâḥid. sübḥâneh ey yekûne lehû veled. lehû mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-lʾarḍ. vekefâ billâhi vekîlâ.

Ayet 171

Ey İncil’e tabi olduklarını iddia edenler! Aslından koparılıp değiştirilmiş olan İncil’deki, Allah ve O’nun peygamberi olan Meryemoğlu İsa hakkında uydurulmuş aşırılıklardan sakınıp, Kur’an ile bildirilen gerçeğe yönelin.

Meryemoğlu İsa Mesih, Allah’ın Meryem’in rahminde yaratıp, dünyaya getirttiği kulu ve elçisi bir peygamberidir. Artık gerçek dışı uydurmalardan vazgeçip, Kur’an’a ve Peygamber’e inanın. “Allah; baba, oğul ve kutsal ruh olmak üzere üçtür” demeyin, kendi iyiliğiniz için bu asılsız inancınızdan vazgeçip, kurtulun. Allah tek olan ilahtır ve Allah evlat edinmekten münezzehtir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır, O’ndan başka gerçek ilah yoktur, yarattıkları üzerinde hüküm koyma yetkisi yalnızca O’na aittir.

İlgili ayetler

Nisâ 172

1 ayet

لَنْ يَسْتَنْكِفَ الْمَس۪يحُ اَنْ يَكُونَ عَبْدًا لِلّٰهِ وَلَا الْمَلٰٓئِكَةُ الْمُقَرَّبُونَۜ وَمَنْ يَسْتَنْكِفْ عَنْ عِبَادَتِه۪ وَيَسْتَكْبِرْ فَسَيَحْشُرُهُمْ اِلَيْهِ جَم۪يعًا ۝١٧٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

172Ley yestenkife-lmesîḥu ey yekûne ʿabdel lillâhi vele-lmelâiketü-lmüḳarrabûn. vemey yestenkif ʿan ʿibâdetihî veyestekbir feseyaḥşüruhüm ileyhi cemîʿâ.

Ayet 172

İsa Mesih de melekler gibi Allah’a kulluk etmekten kaçınmaz, O’na karşı asla nankörlük ve küstahlık etmez, kibirli davranmazdı. Her kim de, Allah’a karşı nankörlük edip, kibirlenip küstahlaşarak O’nunla birlikte başka ilahlar edinirse, iyi bilsin ki Allah, Hesap Günü cezasını verecektir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

172Zuhruf 57Zuhruf 65

Nisâ 173

1 ayet

فَاَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَيُوَفّ۪يهِمْ اُجُورَهُمْ وَيَز۪يدُهُمْ مِنْ فَضْلِه۪ۚ وَاَمَّا الَّذ۪ينَ اسْتَنْكَفُوا وَاسْتَكْبَرُوا فَيُعَذِّبُهُمْ عَذَابًا اَل۪يمًاۙ وَلَا يَجِدُونَ لَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلِيًّا وَلَا نَص۪يرًا ۝١٧٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

173Feemme-lleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti feyüveffîhim ücûrahüm veyezîdühüm min faḍlih. veemme-lleẕîne-stenkefû vestekberû feyüʿaẕẕibühüm ʿaẕâben elîmev velâ yecidûne lehüm min dûni-llâhi veliyyev velâ neṣîrâ.

Ayet 173

Allah, davetine iman edip, buna uygun yaşamaya çalışanları en güzel nimetlerine kavuşturup mükâfatlandıracak, daimi kalmak üzere cennetlerine yerleştirecek. Allah’ın davetinden kibirlenip, böbürlenerek yüz çevirenleri ise ebedî kalacakları cehennem azabına mahkûm edecektir, onlar orada kendilerini azaptan koruyup kurtaracak, bir yardımcı da bulamayacaklardır.

İlgili ayetler

Nisâ 174–175

2 ayet

يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَٓاءَكُمْ بُرْهَانٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَاَنْزَلْنَٓا اِلَيْكُمْ نُورًا مُب۪ينًا ۝١٧٤ فَاَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَاعْتَصَمُوا بِه۪ فَسَيُدْخِلُهُمْ ف۪ي رَحْمَةٍ مِنْهُ وَفَضْلٍۙ وَيَهْد۪يهِمْ اِلَيْهِ صِرَاطًا مُسْتَق۪يمًاۜ ۝١٧٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

174Yâ eyyühe-nnâsü ḳad câeküm bürhânüm mir rabbiküm veenzelnâ ileyküm nûram mübînâ.

Okunuş

175Feemme-lleẕîne âmenû billâhi vaʿteṣamû bihî feseyüdḫilühüm fî raḥmetim minhü vefaḍliv veyehdîhim ileyhi ṣirâṭam müsteḳîmâ.

Ayet 174–175

Ey insanlar! Size Rabbinizden bir nur ve O’nun âyetlerinden oluşan bir rehber olmak üzere Kur’an ulaştırılmıştır.

Peygamber’in Allah adına, Kur’an ile yaptığı davetine iman edip sarılanları, Allah karanlıklardan aydınlığa çıkaracak, rahmet ve ihsanı ile mutluluğa ulaştıracaktır.

İlgili ayetler

Nisâ 176

1 ayet

يَسْتَفْتُونَكَۜ قُلِ اللّٰهُ يُفْت۪يكُمْ فِي الْكَلَالَةِۜ اِنِ امْرُؤٌا هَلَكَ لَيْسَ لَهُ وَلَدٌ وَلَهُٓ اُخْتٌ فَلَهَا نِصْفُ مَا تَرَكَۚ وَهُوَ يَرِثُهَٓا اِنْ لَمْ يَكُنْ لَهَا وَلَدٌۜ فَاِنْ كَانَتَا اثْنَتَيْنِ فَلَهُمَا الثُّلُثَانِ مِمَّا تَرَكَۜ وَاِنْ كَانُٓوا اِخْوَةً رِجَالًا وَنِسَٓاءً فَلِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ الْاُنْثَيَيْنِۜ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اَنْ تَضِلُّواۜ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ ۝١٧٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

176Yesteftûnek. ḳuli-llâhü yüftîküm fi-lkelâleh. ini-mruün heleke leyse lehû veledüv velehû uḫtün felehâ niṣfü mâ terak. vehüve yeriŝühâ il lem yekül lehâ veledün. fein kânete-ŝneteyni felehüme-ŝŝülüŝâni mimmâ terak. vein kânû iḫveter ricâlev venisâen feliẕẕekeri miŝlü ḥażżi-lʾünŝeyeyn. yübeyyinü-llâhü leküm en teḍillû. vellâhü bikülli şeyʾin ʿalîm.

Ayet 176

Ey Peygamber! Mü’minler senden birinci dereceden mirasçı olmayanlar hakkında, Allah’ın hükmünü sorup bilgi istiyorlar. Onlara de ki: “Allah size onlarla ilgili şu hükümlerini bildiriyor.”

Şayet bir erkek geride çocuk bırakmadan ölürse ve erkeğin geride bir kız kardeşi kalmışsa, mirasın yarısı o kız kardeşe ait olur. Eğer bir kadın çocuksuz olarak ölürse ve geride bir tek erkek kardeşi kalmışsa, mirasın tamamı o erkek kardeşin olur. Fakat çocuksuz olarak ölen erkeğin geride iki kız kardeşi kalmışsa mirasın üçte ikisi bu kız kardeşlerindir. Şayet ölen erkeğin geride kalan erkek ve kız kardeşleri varsa bu durumda erkeğe iki, kadına bir pay verilir. Allah size bu hükümlerini açıklıyor ki, şaşırıp da yanlışlık yapmayasınız. Her şeyin tek ve mutlak doğrusunu bilen yalnızca Allah’tır.

İlgili ayetler

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Mümtehine, sonra Zilzâl indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla