Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ الْحِجْرِ مَكِّيَّةٌ آيَاتُهَا ٩٩

Hicr Sûresi Açıklamalı Meali

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça
Sûre hakkındaAdı · Nüzul Zamanı · Konular ve Anafikir

Adı: Bu sure adını 80. ayetten alır.

Nüzul Zamanı: Surenin değindiği konulardan ve üslubundan, İbrahim suresi ile aynı dönemde nazil olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü arka planında belirgin iki öğe vardır. Birincisi, surede arka arkaya tekrarlanan uyarılardan, Peygamberin (s.a) yıllardan beri tebliğ etmesine rağmen, kavminin kabule yanaşmadığı açığa çıkmaktadır. Hatta onlar, küfürde, düşmanlıkta ve yeni dinle alay etmede zaman geçtikçe daha da ileri gidip inatlaşmışlardır. İkincisi, o zaman peygamber artık kendisini küfrü ortadan kaldırmak için sarf ettiği çabalardan ve kavminin düşmanlıklarından yorgun ve bezgin hissetmeye başlamıştır. Bu nedenle Allah ona tekrar tekrar cesaret vererek teselli edip, rahatlatmaktadır.

Konular ve Anafikir

Sure şu ana konulardan oluşmaktadır:

a) Peygamberin davetini reddeden, ona karşı çıkan ve peygamberle (s.a) alay edenlerin uyarılması, b) Peygamberin (s.a) teselli edilmesi ve ona cesaret verilmesi. Fakat bu surede, başka hiçbir emir ve tavsiyenin bulunmadığı anlamına gelmez. Aslında Kur’an hiçbir zaman sadece uyarı, azarlama ve tenkit ile yetinmez, bilakis her uygun olan yerde gerekli emir ve tavsiyelere yer verir. Buna uygun olarak bu surede de bir tarafta Tevhid’le ilgili apaçık deliller, diğer tarafta Adem ve Şeytanın hikayesiyle ilgili uyarılar yer almaktadır.

Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Ayet 1

1 ayet

Hicr 1

الٓرٰ۠ تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِ وَقُرْاٰنٍ مُب۪ينٍ ۝١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Elif-lâm-râ. tilke âyâtü-lkitâbi veḳurʾânim mübîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

1Elif, Lâm, Râ! Bunlar, ilahi vahyin hakikati apaçık ve anlaşılır şekilde anlatan Kuran’ın ayetleridir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

1Elif. Lam. Ra. Dinle bak, ey insan! Rabbi’nden sana bir mesaj geldi. Bu size bildirilmekte olanlar, Levh-i Mahfuz denilen, ana Kitab’ın ve apaçık olup bütün kâinat ilişkilerini ve ilâhî düzeni de açıklayan Kur’an’ın okunsun, anlaşılsın ve hayata hükmetsin diye gönderilen ayetleridir. Bu âyetler sizin dilinizin harflerinden oluşan kelimelerden meydana getirilmiştir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

1Nûr 34Neml 1Zuhruf 2

Ayet 2

1 ayet

Hicr 2

رُبَمَا يَوَدُّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَوْ كَانُوا مُسْلِم۪ينَ ۝٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

2Rubemâ yeveddü-lleẕîne keferû lev kânû müslimîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

2Gün gelecek gerçeği örtbas eden kâfirler "Keşke Müslüman olsaydık" diye hayıflanacaklar.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

2Ey Resûlüm! Öyle bir gün gelecek ki bu âyetleri inkâr ederek şirk ve küfürlerinde inatla direnen kâfirler, ahiret azabını görünce: “ Ah keşke fırsat varken Allah’ın indirdiği kitabının apaçık âyetleriyle davet ettiğine teslim olup biz de Müslüman olsaydık” diye arzulayacaklar, ama o gün geldiğinde iş işten geçmiş olacak.

İlgili ayetler

Ayet 3

1 ayet

Hicr 3

ذَرْهُمْ يَاْكُلُوا وَيَتَمَتَّعُوا وَيُلْهِهِمُ الْاَمَلُ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ ۝٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

3Ẕerhüm yeʾkülû veyetemetteʿû veyülhihimü-lʾemelü fesevfe yaʿlemûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

3Bırak onları kendi hallerine, yesinler-içsinler,(1) dünya nimetlerinden biraz daha yararlansınlar, bitmek tükenmek bilmeyen arzuları oyalasın onları; nasıl olsa yakında gerçeği öğrenecekler (2)

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

3O hâlde, ey Müslüman! Davete sırt dönüp, kabul etmemekte direnenler var ya. Sen onları kendi hallerine bırak. Allah’ın nimetlerini şimdilik şuursuz varlıklar gibi yesinler içsinler, geçici dünya nimetlerinden zevk almaya baksınlar. Doymak bilmeyen arzuları, gözlerini kör eden ihtirasları ve bomboş hayalleri onları oyalaya dursun. Nasıl olsa çok geçmeden bize dönüp gerçeğin bu olmadığını ve kendilerini nasıl bir felaketin beklediğini pek yakında anlayacaklar. Şimdilik, doğru yola yönelmeleri için onlara azıcık daha mühlet vereceğiz. Ama iş işten geçmiş olacak.

Ayet 4–5

2 ayet

Hicr 4

Hicr 5

وَمَٓا اَهْلَكْنَا مِنْ قَرْيَةٍ اِلَّا وَلَهَا كِتَابٌ مَعْلُومٌ ۝٤ مَا تَسْبِقُ مِنْ اُمَّةٍ اَجَلَهَا وَمَا يَسْتَاْخِرُونَ ۝٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

4Vemâ ehleknâ min ḳaryetin illâ velehâ kitâbüm maʿlûm.

Okunuş

5Mâ tesbiḳu min ümmetin ecelehâ vemâ yesteʾḫirûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

4Biz, kendilerine anlaşılır bir vahiy vermeden hiçbir memleketi helak etmedik.

Türkçe Meal

5Zira hiçbir toplum, kendisi için belirlenmiş eceli süreyi ne erteleyebilir, ne de öne alabilir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

4O mühlet bitip başlarına vaad edilen azap geldiğinde de hiçbir şekilde şikâyet etmesinler. Çünkü Biz hiçbir memleketin halkını kendilerine gönderilmiş ilahî bir kitapla ve o kitabı getiren bir peygamberle davet ulaşmadan, onlara verilen süre dolmadan helak etmeyiz. Azap ederek yok ettiğimiz memleketler, mutlaka ayetlerimize ters düşüp isyan etmişlerdir.

Açıklamalı meal

5Şartları oluşup, zamanı gelince de hiçbir güç ve hiçbir millet takdir edilmiş helâk vaktini ne öne alabilir ne de kaçınılmaz sonu erteleyebilir. Onun için uyarılan ama, yolumuza uymayanların yaptıklarına aldırma.

Ayet 6–8

3 ayet

Hicr 6

Hicr 7

Hicr 8

وَقَالُوا يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ي نُزِّلَ عَلَيْهِ الذِّكْرُ اِنَّكَ لَمَجْنُونٌۜ ۝٦ لَوْ مَا تَاْت۪ينَا بِالْمَلٰٓئِكَةِ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ ۝٧ مَا نُنَزِّلُ الْمَلٰٓئِكَةَ اِلَّا بِالْحَقِّ وَمَا كَانُٓوا اِذًا مُنْظَر۪ينَ ۝٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

6Veḳâlû yâ eyyühe-lleẕî nüzzile ʿaleyhi-ẕẕikru inneke lemecnûn.

Okunuş

7Lev mâ teʾtînâ bilmelâiketi in künte mine-ṣṣâdiḳîn.

Okunuş

8Mâ nünezzilü-lmelâikete illâ bilḥaḳḳi vemâ kânû iẕem münżarîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

6Nitekim şöyle demişlerdi, “Ey kendisine zikir indirilen adam, kesinlikle sen cinlerden ilham alan birisin!”

Türkçe Meal

7“Eğer doğru söylüyorsan, bize azap melekleri ile gelmeli değil miydin?”

Türkçe Meal

8Biz melekleri, ancak haklı bir sebep için indiririz ve o zaman da onlara göz açtırılmaz.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

6Kendilerine tebliğ edilen âyetleri yalanlayan müşrikler Hz. Muhammed’e: “Ey kendisine vahiy gönderildiğini söyleyen adam! Sen bize göre muhakkak cinlenmiş bir delisin. İnanmayın ona! Kafasından uyduruyor!” derler.

Açıklamalı meal

7Şayet peygamberlik iddianda tutarlı ve doğruysan, haydi bize peygamber olduğuna şahitlik edecek veya bizi yok edecek azap meleklerini bize getirip göstersene!” diye alay ediyorlar.

Açıklamalı meal

8Şunu iyi bilin ki Biz melekleri, müşrikler boş yere istediği için değil ancak vahiy göndermek veya böylelerini cezalandırmak gibi belli gerçeğe dayalı bir hak sebep ile birlikte indiririz. Fakat indirdiğimiz o zaman da azabı hak etmişlerin cezaları ertelenip onlara asla mühlet verilmez. Çünkü melekler, ancak imtihân bittiğinde gönderilir ki, bu da zalimlerin sonu demektir. Eğer kâfirler, alay ve iftiralarla elçimizi susturabileceklerini, baskı ve işkencelerle Allah’ın nurunu söndürebileceklerini sanıyorlarsa yanılıyorlar.

Ayet 9

1 ayet

Hicr 9

اِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَاِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ ۝٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

9İnnâ naḥnü nezzelne-ẕẕikra veinnâ lehû leḥâfiżûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

9Şüphesiz bu zikri/Kuran’ı biz indirdik.(1) O’nu koruyacak olan da elbette biziz.(2)

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

9Kimsenin şüphesi olmasın ki öğüt ve uyarılarla dolu bu zikri, yani Kur’an’ı kesinlikle biz indirdik ve onu kıyamete kadar değiştirilmekten ve tahrif edilmekten koruyacak olan da elbette biziz. Ancak orijinal lafzının aynen muhafaza edileceği bildirilen Kur’an ayetlerinin, mana ve mesajlarının din simsarı Belamlar tarafından çarpıtılıp tahrif edilmemesine bir garanti verilmemiştir.

İlgili ayetler

Ayet 10–13

4 ayet

Hicr 10

Hicr 11

Hicr 12

Hicr 13

وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ ف۪ي شِيَعِ الْاَوَّل۪ينَ ۝١٠ وَمَا يَاْت۪يهِمْ مِنْ رَسُولٍ اِلَّا كَانُوا بِه۪ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ ۝١١ كَذٰلِكَ نَسْلُكُهُ ف۪ي قُلُوبِ الْمُجْرِم۪ينَۙ ۝١٢ لَا يُؤْمِنُونَ بِه۪ وَقَدْ خَلَتْ سُنَّةُ الْاَوَّل۪ينَ ۝١٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

10Veleḳad erselnâ min ḳablike fî şiyeʿi-lʾevvelîn.

Okunuş

11Vemâ yeʾtîhim mir rasûlin illâ kânû bihî yestehziûn.

Okunuş

12Keẕâlike neslükühû fî ḳulûbi-lmücrimîn.

Okunuş

13Lâ yüʾminûne bihî veḳad ḫalet sünnetü-lʾevvelîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

10Zira senden önce gelip geçmiş toplumlara da elçiler göndermiştik.

Türkçe Meal

11Ama onlara gönderilip de kendisi ile alay edilmeyen hiçbir elçi olmadı.

Türkçe Meal

12İşte biz de vahyin, günahkârların kalplerine etki etmeden böylece geçip gitmesini sağlarız...

Türkçe Meal

13Onlar ona iman etmezler. Öncekilere de ilahi sünnet/yasa, hep böyle cereyan etmiştir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

10Ey Peygamber! Andolsun, senden önce gelip geçen farklı düşünce ve inançlar etrafında toplanmış nice toplumlara da kendilerine hakkı tebliğ eden peygamberler gönderdik.

Açıklamalı meal

11Ancak onlarda seninle alay ettikleri gibi kendilerine gelen her peygamberle alay etmişlerdi. Çünkü yeryüzü nimetlerine aşırı bağlılık, kibir, inatçılık ve haksız önyargılar gözlerini kör etmişti. Demek ki, hakîkati inkâr eden bütün zalimlerin değişmez bir ortak özellikleri var: İlâhî dâvet karşısında, küstahça takındıkları o alaycı tavır!

Açıklamalı meal

12Onların alay etmesi içlerindeki inkâr hastalığının dıştaki bir göstergesiydi. İşte Biz onu bir manevî hastalık olarak alaycı ve inkârcı tavırlarını inatla sürdürmekte olan suçluların kalplerine böyle sokarız ki günaha gömülüp, gitmelerine engel olmayız. Nasıl her bir ümmete indirilen Kitabı o ümmetteki günahkâr suçluların kalplerinden geçirip gitmişsek, Kuranı ’da o inkârcıların kalplerinden kalıcı bir tesir bırakmadan öyle geçirip gidiyoruz.

Açıklamalı meal

13Nitekim bu yüzden önceki müşrik ve kâfirlere uygulanan Allah’ın kanunu ve başlarına gelen felaketler, onlar için ibret olarak hep böyle olmasına rağmen o öğüde ve Kur’an’a inanmıyorlar ve inanmayacaklardır. Çünkü öncekilerin nasıl davrandıkları ortada. İnsanlık tarihinden ders alıp, zulüm ve haksızlıktan vazgeçecekleri yerde, gereksiz mucizeler peşinde koşuyorlar. Oysa Allah’ın kanununda bir değişiklik olmaz.

Ayet 14–15

2 ayet

Hicr 14

Hicr 15

وَلَوْ فَتَحْنَا عَلَيْهِمْ بَابًا مِنَ السَّمَٓاءِ فَظَلُّوا ف۪يهِ يَعْرُجُونَۙ ۝١٤ لَقَالُٓوا اِنَّمَا سُكِّرَتْ اَبْصَارُنَا بَلْ نَحْنُ قَوْمٌ مَسْحُورُونَ۟ ۝١٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

14Velev fetaḥnâ ʿaleyhim bâbem mine-ssemâi feżallû fîhi yaʿrucûn.

Okunuş

15Leḳâlû innemâ sükkirat ebṣârunâ bel naḥnü ḳavmüm mesḥûrûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

14Onlara gökten bir kapı açmış olsaydık da oradan yukarı yükselselerdi.

Türkçe Meal

15Kesinlikle şunu söylerlerdi: “Gözlerimiz bağlandı, galiba biz hepimiz büyülendik.”

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

14İnkârda o kadar ısrarcılar ki, Biz o Kur’an ile davet edilen yaşayış biçimine şiddetle karşı çıkanlara gökten Arşa uzanan bir kapı açsak da oradan yukarıya çıksalar bile yine imana gelmeyeceklerdir;

Açıklamalı meal

15Bu olağanüstü hadise karşısında iman etmek yerine mutlaka: “Bizim gözlerimiz döndürüldü, hayal görüyoruz. Daha doğrusu biz sihirbazların oyununa gelerek büyülenmiş bir topluluğuz” derler ve inkârlarına devam ederler. Çünkü bundan çok daha büyük mûcizeleri görüyorlar da yine de iman etmiyorlar. Önyargıları gözlerini gerçeklere karşı kör etmiştir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

14En’am 35İsrâ 93

Ayet 16–18

3 ayet

Hicr 16

Hicr 17

Hicr 18

وَلَقَدْ جَعَلْنَا فِي السَّمَٓاءِ بُرُوجًا وَزَيَّنَّاهَا لِلنَّاظِر۪ينَۙ ۝١٦ وَحَفِظْنَاهَا مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ رَج۪يمٍۙ ۝١٧ اِلَّا مَنِ اسْتَرَقَ السَّمْعَ فَاَتْبَعَهُ شِهَابٌ مُب۪ينٌ ۝١٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

16Veleḳad ceʿalnâ fi-ssemâi bürûcev vezeyyennâhâ linnâżirîn.

Okunuş

17Veḥafiżnâhâ min külli şeyṭânir racîm.

Okunuş

18İllâ meni-steraḳa-ssemʿa feetbeʿahû şihâbüm mübîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

16Oysa biz, uzayda yıldız kümeleri var ettik ve onları seyredenler için süsledik.

Türkçe Meal

17Ve biz bu vahyi, ilahi rahmetten dışlanmış her şeytani güçten muhafaza ettik.

Türkçe Meal

18Öyle ki vahye kulak hırsızlığı yapmak isteyen olursa, onu parlak bir ateş kovalar.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

16Andolsun, biz yıldızları serpiştirerek gökte muazzam burçlar oluşturduk ve onu ibretle seyredenler ve görmesini bilenler için donatıp süsledik. İnsanın, gökyüzünde kudretimizle yarattığımız yıldız kümelerine, oradaki nizam ve işleyişe bir bakıp da Allah’ın ilminin ve kudretinin sınırsızlığını kavrayıp, davetine yönelmesi gerekmez mi?

Açıklamalı meal

17Dahası gökyüzünü, ilahî rahmetten kovulmuş her türlü şeytandan ve şeytanî gücün müdahalesinden de koruduk. Müşriklerden bir kısmının inanıp da iddia ettikleri gibi, gökyüzü bazı cin şeytanlarının oralardan yeryüzündeki bazı insanlara haber taşıdıkları bir yer değildir. Dolayısıyla ister cin ister insan olsun, hiçbir şeytan, evrenin boyutlarını aşıp melekler katına yükselemez, gayble ilgili bilgiler çalmak üzere burçlara yükselip melekler arasındaki konuşmaları dinleyemez.

Açıklamalı meal

18Ancak göğün sırlarını çalmak için gizlice dinleyip kulak hırsızlığı yapmaya kalkışanlar olursa, onları da kovalamak üzere kor halindeki parlak yakıcı bir ateş peşlerine düşüp izler. Oralardan haber taşındığını söyleyenler ve onlara inananlar da cehennemin yakıcı ateşini peşlerine takmış olurlar. Şu hâlde: Geleceği bildiğini iddia eden kahinler, medyumlar, falcılar kesinlikle yalan söylüyorlar. Gaybi bilgilerle dolu olan bu Kur’an, hiçbir cin veya şeytanın müdahalesine maruz kalmadan, asıl şekliyle insanlığa ulaştırılmıştır.

Ayet 19–21

3 ayet

Hicr 19

Hicr 20

Hicr 21

وَالْاَرْضَ مَدَدْنَاهَا وَاَلْقَيْنَا ف۪يهَا رَوَاسِيَ وَاَنْبَتْنَا ف۪يهَا مِنْ كُلِّ شَيْءٍ مَوْزُونٍ ۝١٩ وَجَعَلْنَا لَكُمْ ف۪يهَا مَعَايِشَ وَمَنْ لَسْتُمْ لَهُ بِرَازِق۪ينَ ۝٢٠ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا عِنْدَنَا خَزَٓائِنُهُۘ وَمَا نُنَزِّلُهُٓ اِلَّا بِقَدَرٍ مَعْلُومٍ ۝٢١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

19Velʾarḍa medednâhâ veelḳaynâ fîhâ ravâsiye veembetnâ fîhâ min külli şeyʾim mevzûn.

Okunuş

20Veceʿalnâ leküm fîhâ meʿâyişe vemel lestüm lehû birâziḳîn.

Okunuş

21Veim min şeyʾin illâ ʿindenâ ḫazâinüh. vemâ nünezzilühû illâ biḳaderim maʿlûm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

19Yeri de yayıp döşedik ve oraya sarsılmaz sabit dağlar yerleştirdik (1) ve böylece orada her türlü bitkinin dengeli bir biçimde yetişmesini sağladık.(2)

Türkçe Meal

20Yine orada, hem sizin hem de rızıkları size ait olmayan canlıların geçim kaynaklarını var ettik.

Türkçe Meal

21Çünkü varlıkların tüm ihtiyacı olan kaynak bizim katımızdadır, fakat biz onu belirli bir kadere/ölçüye göre indiririz.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

19Kudretimizle yeryüzünü de yerleşimi sağlamak için ve canlıların gelişmesine uygun olsun diye uzatıp genişliğine yaydık, döşeyerek önünüze serdik. Üzerine dengeyi sağlaması, sarsıntılardan koruması için yerinden oynatılamaz sabit dağlar yerleştirdik ve orada miktarı ve ölçüsü belirli olan her türden bitkiler yetiştirdik.

Açıklamalı meal

20Ayrıca orada sizin için ve rızıklarını sizin vermediğiniz bitki ve hayvan türlerinden diğer bütün canlılar için yaşama ve geçim imkânları yarattık

Açıklamalı meal

21Göklerde ve yerde hiçbir şey yoktur ki hazineleri bizim katımızda olmasın. Yarattığımız her şeyin bilgisi katımızdadır. Biz, yarattıklarımızın tüm ihtiyaçlarını, eksiksiz olarak bilir ve karşılarız. Hayatlarının mükemmel nizamlarını ve yasalarını da ancak Biz kurarız. Biz her şeyi gelişi güzel değil ancak belirli bir ölçüye göre indiririz. Bilin ki yarattığımız varlıklara koyduğumuz yasa olmasaydı her şey birbirine girer ve kaos ortaya çıkardı.

Ayet 22–24

3 ayet

Hicr 22

Hicr 23

Hicr 24

وَاَرْسَلْنَا الرِّيَاحَ لَوَاقِحَ فَاَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَسْقَيْنَاكُمُوهُۚ وَمَٓا اَنْتُمْ لَهُ بِخَازِن۪ينَ ۝٢٢ وَاِنَّا لَنَحْنُ نُحْي۪ وَنُم۪يتُ وَنَحْنُ الْوَارِثُونَ ۝٢٣ وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَقْدِم۪ينَ مِنْكُمْ وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَاْخِر۪ينَ ۝٢٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

22Veerselne-rriyâḥa levâḳiḥa feenzelnâ mine-ssemâi mâen feesḳaynâkümûh. vemâ entüm lehû biḫâzinîn.

Okunuş

23Veinnâ lenaḥnü nuḥyî venümîtü venaḥnü-lvâriŝûn.

Okunuş

24Veleḳad ʿalimne-lmüstaḳdimîne minküm veleḳad ʿalimne-lmüsteʾḫirîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

22Biz, bulutları aşılayıp yağmurla yüklemek üzere rüzgârları göndeririz. Bu şekilde gökten yağmuru yağdırır ve onunla sizin su ihtiyacını karşılarız. Yoksa bu rahmetin kaynağının sahibi siz değilsiniz.

Türkçe Meal

23Şüphesiz ki, yaşatan da biziz öldüren de. Zira her şeyin gerçek varisi biziz.

Türkçe Meal

24Hiç şüphe yok ki, sizden önce geçenleri bildiğimiz gibi, sizden sonra gelecekleri de biliriz.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

23Gerçekten biz, evet elbette bütün canlıları verdiğimiz nimetlerle biz yaratıp diriltir ve zamanı gelince öldürürüz. Sahip olduğunuzu söylediklerinizin, yaptıklarınızın ve öldükten sonrakilerin varisleri de her şeyin sahibi olarak kalacak olan da yine biziz. Onlar sahip oldukları arazilerine, binalarına, devletlerine, toplumlarına, eşlerine, çocuklarına, analarına, babalarına mı güveniyorlar? Biz istesek onları ellerinden alamaz mıyız, bize kim engel olabilir?

Açıklamalı meal

24Andolsun iyilikleriyle, kötülükleriyle sizden önce yaşayıp vefat edip gidenleri de onların nasıl yaşadıklarını da biliyoruz. Henüz hayatta olanları ve sizden sonra geleceklerin nasıl yaşayacaklarını da her halleriyle biliyoruz. Ayrıca, iyilik yapmakta öne geçenleri de hayır yarışında geride kalanları da biliriz.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

24Bakara 255

Ayet 25

1 ayet

Hicr 25

وَاِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَحْشُرُهُمْۜ اِنَّهُ حَك۪يمٌ عَل۪يمٌ۟ ۝٢٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

25Veinne rabbeke hüve yaḥşüruhüm. innehû ḥakîmün ʿalîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

25Hiç şüphen olmasın ki senin Rabbin, onları hesap vermek üzere bir araya toplayacaktır. Çünkü O, her şeyi bilen ve her hükmü doğru olandır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

25Hiç şüphesiz Rabbin Hesap Günü hepinizi diriltip bir araya toplayacaktır. Böylece davet edildiğiniz doğrulara karşı tutumunuzdan hesaba çekilecek ve hak ettiğiniz karşılıkları göreceksiniz. Allah her hükmünde adil olan her şeyi yerli yerinde yapan hakimdir ve her şeyi hakkıyla bilen alimdir. Sonsuz ilim sahibidir, her şeyi yapmak, O’nun için çok kolaydır.

Ayet 26–27

2 ayet

Hicr 26

Hicr 27

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنْ صَلْصَالٍ مِنْ حَمَإٍ مَسْنُونٍۚ ۝٢٦ وَالْجَٓانَّ خَلَقْنَاهُ مِنْ قَبْلُ مِنْ نَارِ السَّمُومِ ۝٢٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

26Veleḳad ḫalaḳne-lʾinsâne min ṣalṣâlim min ḥameim mesnûn.

Okunuş

27Velcânne ḫalaḳnâhü min ḳablü min nâri-ssemûm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

26Andolsun ki biz insanı, kurumuş bir çamurdan, olgunlaşmış bir balçıktan yarattık.

Türkçe Meal

27Daha önce de cinleri, yakıp kavuran bir ateşten yaratmıştık!

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

26Andolsun biz ilk insanı pişmiş kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara bir balçıktan yarattık.

Açıklamalı meal

27Cinleri de onların atası olan İblis’i de Âdem’i yaratmadan çok daha önce, yakıp kavuran zehirli ve dumansız bir ateşten yarattık

Ayet 28–31

4 ayet

Hicr 28

Hicr 29

Hicr 30

Hicr 31

وَاِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلٰٓئِكَةِ اِنّ۪ي خَالِقٌ بَشَرًا مِنْ صَلْصَالٍ مِنْ حَمَإٍ مَسْنُونٍ ۝٢٨ فَاِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ ف۪يهِ مِنْ رُوح۪ي فَقَعُوا لَهُ سَاجِد۪ينَ ۝٢٩ فَسَجَدَ الْمَلٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ اَجْمَعُونَۙ ۝٣٠ اِلَّٓا اِبْل۪يسَۜ اَبٰٓى اَنْ يَكُونَ مَعَ السَّاجِد۪ينَ ۝٣١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

28Veiẕ ḳâle rabbüke lilmelâiketi innî ḫâliḳum beşeram min ṣalṣâlim min ḥameim mesnûn.

Okunuş

29Feiẕâ sevveytühû venefaḫtü fîhi mir rûḥî feḳaʿû lehû sâcidîn.

Okunuş

30Fesecede-lmelâiketü küllühüm ecmeʿûn.

Okunuş

31İllâ iblîs. ebâ ey yekûne meʿa-ssâcidîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

28Rabbin, meleklere şöyle demişti; “Ben, kuru bir çamurdan, olgunlaşmış balçıktan bir beşer yaratacağım.”

Türkçe Meal

29“Ben ona güzel bir şekil verip ona ruhumdan üflediğim de/ona vahiyden bir pay verdiğim de, siz hemen ona secde edecek/onun hizmetine gireceksiniz.”

Türkçe Meal

30Bunun üzerine bütün melekler hepsi secde etmişti.

Türkçe Meal

31Fakat İblis hariç. O, secde edenlerle beraber olmaktan kaçındı.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

28Hani Rabbin vaktiyle meleklere ve cin taifesinden olup da o anda melekler arasında bulunan iblise şöyle buyurmuştu: “Ben kuru mayalanıp pişmemiş bir çamurdan, şekil verilmiş bir kara balçıktan ölümlü bir insan yaratacağım. Yarattığım insanı sizlerden daha farklı kabiliyetlerle donatacağım. O’nu sizlerden üstün kılacağım.

Açıklamalı meal

29Ben o insana tam olarak şeklini verdiğim ve nimetler bahşederek sorumluluk yükleyip içine ruhumdan üflediğim, akıl ve irade verip şereflendirdiğim zaman halifelik makamına hürmet için hemen ona saygılı davranıp hizmetine girin ve üstünlüğünün işareti olarak kendisine secdeye varın. O’na saygı duyun! O’nu yüceltin!“

Açıklamalı meal

30Bunun üzerine meleklerin tümü Allah’ın emrine uyup saygı ve hürmet kastı ile Âdem’in huzurunda eğilerek topluca Allah’a secde ettiler.

Açıklamalı meal

31Yalnız aslen bir cin olan İblis; kibrinden dolayı Âdem’in önünde boyun eğmeye yanaşmadı. Secde edenlerle beraber olmaktan ve insanın üstünlüğünü kabul etmekten kaçındı ve emre uymayacağını belirtti.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

29Sâd 72

Ayet 32–38

7 ayet

Hicr 32

Hicr 33

Hicr 34

Hicr 35

Hicr 36

Hicr 37

Hicr 38

قَالَ يَٓا اِبْل۪يسُ مَا لَكَ اَلَّا تَكُونَ مَعَ السَّاجِد۪ينَ ۝٣٢ قَالَ لَمْ اَكُنْ لِاَسْجُدَ لِبَشَرٍ خَلَقْتَهُ مِنْ صَلْصَالٍ مِنْ حَمَإٍ مَسْنُونٍ ۝٣٣ قَالَ فَاخْرُجْ مِنْهَا فَاِنَّكَ رَج۪يمٌ ۝٣٤ وَاِنَّ عَلَيْكَ اللَّعْنَةَ اِلٰى يَوْمِ الدّ۪ينِ ۝٣٥ قَالَ رَبِّ فَاَنْظِرْن۪ٓي اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ ۝٣٦ قَالَ فَاِنَّكَ مِنَ الْمُنْظَر۪ينَۙ ۝٣٧ اِلٰى يَوْمِ الْوَقْتِ الْمَعْلُومِ ۝٣٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

32Ḳâle yâ iblîsü mâ leke ellâ tekûne meʿa-ssâcidîn.

Okunuş

33Ḳâle lem ekül liescüde libeşerin ḫalaḳtehû min ṣalṣâlim min ḥameim mesnûn.

Okunuş

34Ḳâle faḫruc minhâ feinneke racîm.

Okunuş

35Veinne ʿaleyke-llaʿnete ilâ yevmi-ddîn.

Okunuş

36Ḳâle rabbi feenżirnî ilâ yevmi yübʿaŝûn.

Okunuş

37Ḳâle feinneke mine-lmünżarîn.

Okunuş

38İlâ yevmi-lvaḳti-lmaʿlûm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

32Allah, İblis’e, “Sana ne oluyor da secde edenlerle beraber olmuyorsun?” dedi.

Türkçe Meal

33İblis: “Ben, kurumuş bir balçıktan yarattığın bir beşere secde edecek biri değilim!” dedi.

Türkçe Meal

34Allah, “Çık git buradan, artık sen rahmetten kovuldun!” dedi.

Türkçe Meal

35“Şüphesiz hesap gününe kadar lanet senin üzerinedir!”

Türkçe Meal

36İblis; “Rabbim!” dedi. “Yeniden diriliş gününe kadar bana mühlet ver.”

Türkçe Meal

37Allah, “Sen, mühlet verilenlerdensin!” dedi.

Türkçe Meal

38“Tabi ki vakti bilinen bir zamana kadar.”

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

32Bunun üzerine Allah: “Ey İblis! Neyin var ki emrim karşısında Adem’e hürmeten secde eden meleklerle beraber olmadın?” dedi. Kendini üstün zannetti ve kibirlendi.

Açıklamalı meal

33Kibrine yenik düşen, ateşten yaratılmasını üstünlük gerekçesi yapan İblis de dedi ki: “Ben kuru bir çamurdan, şekillenebilir kara bir balçıktan yarattığın bir insana secde edemezdim.”

Açıklamalı meal

34Allah bunun üzerine İblis’e dedi ki: “Öyleyse çık oradan defol git, sen artık burada bulunmaya layık değilsin ve Allah’ın rahmetinden aşağılanıp kovulmuş birisin.

Açıklamalı meal

35Hesap gününe kadar lanetlisin ve bu lanet senin ve taraftarlarının peşini bırakmayacak.”

Açıklamalı meal

36Bu defa da hatasında ısrar eden İblis: “Ey Rabbim! Mademki beni kovdun, hiç olmazsa tüm insanların ve cinlerin öldükten sonra diriltilecekleri güne kadar yaşamak üzere bana süre tanı” dedi.”

Açıklamalı meal

37Allah da ona dedi ki: “O halde sen süre tanınanlardansın.

Açıklamalı meal

38Zamanı sadece Benim tarafımdan bilinen Kıyamet gününe kadar.” Allah dileseydi, İblis’i oracıkta yok edip işini bitirebilirdi. Fakat sonsuz ilim ve hikmeti gereğince, İblis’e süre verdi. O gün geldiğinde, kıyâmet kopacak ve herkes gibi sen ve sana uyanlar da huzurumda toplanacak.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

32A’raf 12Sâd 75

İlgili ayetler

33İsrâ 61Sâd 76

İlgili ayetler

34A’raf 13Sâd 77

İlgili ayetler

37İsrâ 15Sâd 80

Ayet 39–40

2 ayet

Hicr 39

Hicr 40

قَالَ رَبِّ بِمَٓا اَغْوَيْتَن۪ي لَاُزَيِّنَنَّ لَهُمْ فِي الْاَرْضِ وَلَاُغْوِيَنَّهُمْ اَجْمَع۪ينَۙ ۝٣٩ اِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ الْمُخْلَص۪ينَ ۝٤٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

39Ḳâle rabbi bimâ agveytenî leüzeyyinenne lehüm fi-lʾarḍi veleugviyennehüm ecmeʿîn.

Okunuş

40İllâ ʿibâdeke minhümü-lmuḫleṣîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

39İblis; “Rabbim, beni azdırmana karşılık, ben de onların yeryüzünde günahlarını güzel göstereceğim (1) ve hepsini azdırıp saptıracağım.” dedi.(2)

Türkçe Meal

40“Ancak, içlerinden dini sana has kılan kulların hariç.”

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

39Bunun ardından da İblis hatasını anlayıp tövbe edeceği yerde, kendi günahını Allah’a isnat ederek daha büyük günahlara yöneldi: ve: “Rabbim! Andolsun beni bu insan yüzünden azdırıp kovduğun ve saptırdığın için yeryüzünde, Sana başkaldırmayı şirki, küfrü, günahı kötülükleri allayıp pullayıp onların gözünde süslü ve cazip göstereceğim ve böylece onların tümünü muhakkak saptıracağım ve Sana isyan ettirmek için bütün gücümle uğraşacağım

.40. Ancak onlardan senin davetine yürekten sımsıkı sarılıp, teslim oldukları için, Senin arkalarında durup desteklediğin ihlaslı ve samimi kulların hariç. Çünkü onlara güç yetiremem dedi.

Ayet 41–44

4 ayet

Hicr 41

Hicr 42

Hicr 43

Hicr 44

قَالَ هٰذَا صِرَاطٌ عَلَيَّ مُسْتَق۪يمٌ ۝٤١ اِنَّ عِبَاد۪ي لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَانٌ اِلَّا مَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْغَاو۪ينَ ۝٤٢ وَاِنَّ جَهَنَّمَ لَمَوْعِدُهُمْ اَجْمَع۪ينَۙ ۝٤٣ لَهَا سَبْعَةُ اَبْوَابٍۜ لِكُلِّ بَابٍ مِنْهُمْ جُزْءٌ مَقْسُومٌ۟ ۝٤٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

41Ḳâle hâẕâ ṣirâṭun ʿaleyye müsteḳîm.

Okunuş

42İnne ʿibâdî leyse leke ʿaleyhim sülṭânün illâ meni-ttebeʿake mine-lgâvîn.

Okunuş

43Veinne cehenneme lemevʿidühüm ecmeʿîn.

Okunuş

44Lehâ sebʿatü ebvâb. likülli bâbim minhüm cüzʾüm maḳsûm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

41Allah, “İşte bu dosdoğru yola iletmek de bana aittir.”

Türkçe Meal

42Zira senin dini bana has kılan kullarım üzerinde hiçbir yaptırım gücün yoktur, sen ancak sana uyan azgınlara söz geçirebilirsin.

Türkçe Meal

43Şüphesiz ki cehennem, onların hepsinin buluşma yeri olacak.

Türkçe Meal

44Onun yedi kapısı vardır. Her bir kapıdan günahlarına göre kimin gireceği taksim edilmiştir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

41Allah da şöyle buyurdu: “İşte bu bahsettiğin samimi kullarımın izlediği yol var ya, herkesi cüz’i iradesi ve tercihiyle baş başa bırakıp imtihan edeceğim bana ait dosdoğru yol budur. Zaten benim davetime iman edip uyan kullarım yalnızca Bana itaat ederler. Bana kesin olarak inananları, yolumda sapmadan yürüyenleri, yasalarıma uyarak yaşayanları mutlaka korurum. Senin vesveselerin, senin azdırmaların onlara hiçbir şekilde tesir edemez.

Açıklamalı meal

42Benim bu samimi ve Bana tam teslim olmuş kullarımın üzerinde fitne ve imtihan aracı olman dışında senin hiçbir yaptırım gücün olamaz. Senin gücün, sadece kendi özgür iradeleriyle doğru yoldan saparak senin ardına düşen nankör ve azgınlara yeter. Sen ancak sana uymak isteyen cahilleri peşine takıp azdırabilirsin.

Açıklamalı meal

43Şüphesiz senin peşinden gidecek olurlarsa sana uyanların tümünün buluşma yeri olarak varacağı yer, kesinlikle cehennemdir.

Açıklamalı meal

44Onun yedi katı ve her katın ayrı ayrı birer kapısı vardır. Günahların derecesine göre yedi cehennem kapısının her birinden azabı hak eden hangi azgın ve sapkın grubun gireceği belirlenmiştir.

Ayet 45–48

4 ayet

Hicr 45

Hicr 46

Hicr 47

Hicr 48

اِنَّ الْمُتَّق۪ينَ ف۪ي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۜ ۝٤٥ اُدْخُلُوهَا بِسَلَامٍ اٰمِن۪ينَ ۝٤٦ وَنَزَعْنَا مَا ف۪ي صُدُورِهِمْ مِنْ غِلٍّ اِخْوَانًا عَلٰى سُرُرٍ مُتَقَابِل۪ينَ ۝٤٧ لَا يَمَسُّهُمْ ف۪يهَا نَصَبٌ وَمَا هُمْ مِنْهَا بِمُخْرَج۪ينَ ۝٤٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

45İnne-lmütteḳîne fî cennâtiv veʿuyûn.

Okunuş

46Üdḫulûhâ biselâmin âminîn.

Okunuş

47Venezaʿnâ mâ fî ṣudûrihim min gillin iḫvânen ʿalâ sürurim müteḳâbilîn.

Okunuş

48Lâ yemessühüm fîhâ neṣabüv vemâ hüm minhâ bimuḫracîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

45Şeytana uymaktan sakınanlar ise, cennetlerde ve pınar başlarında olacaklar.

Türkçe Meal

46“Oraya huzur ve güvenle girin!” denilecek.

Türkçe Meal

47Biz, onların gönlündeki tüm olumsuz duygu ve düşünceleri söküp atmışızdır. Orada yüksek tahtlar üstünde karşılıklı oturan kardeşlerdir.

Türkçe Meal

48Onlara orada hiçbir sıkıntı ve zahmet dokunmayacak. Ve oradan asla çıkarılmayacaklar.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

45İman edip kötülüğün her çeşidinden ve şeytana uymaktan sakınarak salih amel işleyenlere gelince, yolunu Allah ve kitabıyla bulan o takva sahipleri, cennetin has bahçelerinde ve yeşillikler içindeki pınar başlarındadırlar ve mutlu, huzurlu bir hayata kavuşacaklardır.

Açıklamalı meal

46Ve melekler Cennette onları şu sözlerle karşılayacaklar: “ Cennete hoş geldiniz. Burada huzur içinde yaşamaya layık görüldünüz ki ne mutlu sizlere güven içinde girin oraya denilecek. “

Açıklamalı meal

47Biz, dünyadayken aralarında çıkan tartışmalardan dolayı, cennete layık gördüklerimizin gönüllerinde kalmış olabilecek kin öfke gibi, kötü duygular adına ne varsa çıkarmışızdır. Böylece onlar köşklerde tahtlar üzerinde tatlı sohbetlere dalıp can ciğer kardeşler olarak sevinç ve neşe içerisinde yaşayacaklar.

Açıklamalı meal

48Orada onlara hiçbir yorgunluk hastalık, yaşlılık, zahmet, bıkkınlık sıkıntı da dokunmaz ve onlar oradan hiçbir zaman da çıkarılmayacaklar. Cennettekiler yeme içme ihtiyaçları için çalışmazlar. Dünyada ki gibi çalışarak yorulmazlar.

Ayet 49–51

3 ayet

Hicr 49

Hicr 50

Hicr 51

نَبِّئْ عِبَاد۪ٓي اَنّ۪ٓي اَنَا۬ الْغَفُورُ الرَّح۪يمُۙ ۝٤٩ وَاَنَّ عَذَاب۪ي هُوَ الْعَذَابُ الْاَل۪يمُ ۝٥٠ وَنَبِّئْهُمْ عَنْ ضَيْفِ اِبْرٰه۪يمَۢ ۝٥١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

49Nebbiʾ ʿibâdî ennî ene-lgafûru-rraḥîm.

Okunuş

50Veenne ʿaẕâbî hüve-lʿaẕâbü-lʾelîm.

Okunuş

51Venebbiʾhüm ʿan ḍayfi ibrâhîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

49Haber ver benim kullarıma; ben çok bağışlayanım ve onlara karşı çok merhametliyim.

Türkçe Meal

50Azabıma gelince, işte o çok acı bir azaptır.

Türkçe Meal

51Onlara da İbrahim’e gelen misafirlerinden haber ver.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

49Resûlüm! Beni sana soran kullarıma bildir: şüphesiz ki Ben tövbe edip iman eden mü’minlere ve yasalarıma uyarak yaşayanlara karşı çok şefkatli, günahlarını bağışlayıcı ve merhametliyim.

Açıklamalı meal

50Şüphesiz bununla birlikte müşrik ve kâfirlere karşı azabım da pek acıklı ve şiddetli bir azaptır.

Açıklamalı meal

51İşte, rahmetimin ve gazabımın tecelli ettiği iki örnek, İbrahim Peygamber ve Lut kavmi: Sen onlara İbrahim’in insan görünümlü melek olan konuklarından ve konukları ile ilgili ibret dolu kıssalardan da anlatıp haber ver. Belki öğüt alırlar ve düşünüp ders alanlara önemli şeyler hatırlatır.

Ayet 52–56

5 ayet

Hicr 52

Hicr 53

Hicr 54

Hicr 55

Hicr 56

اِذْ دَخَلُوا عَلَيْهِ فَقَالُوا سَلَامًاۜ قَالَ اِنَّا مِنْكُمْ وَجِلُونَ ۝٥٢ قَالُوا لَا تَوْجَلْ اِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَامٍ عَل۪يمٍ ۝٥٣ قَالَ اَبَشَّرْتُمُون۪ي عَلٰٓى اَنْ مَسَّنِيَ الْكِبَرُ فَبِمَ تُبَشِّرُونَ ۝٥٤ قَالُوا بَشَّرْنَاكَ بِالْحَقِّ فَلَا تَكُنْ مِنَ الْقَانِط۪ينَ ۝٥٥ قَالَ وَمَنْ يَقْنَطُ مِنْ رَحْمَةِ رَبِّه۪ٓ اِلَّا الضَّٓالُّونَ ۝٥٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

52İẕ deḫalû ʿaleyhi feḳâlû selâmâ. ḳâle innâ minküm vecilûn.

Okunuş

53Ḳâlû lâ tevcel innâ nübeşşiruke bigulâmin ʿalîm.

Okunuş

54Ḳâle ebeşşertümûnî ʿalâ em messeniye-lkiberu febime tübeşşirûn.

Okunuş

55Ḳâlû beşşernâke bilḥaḳḳi felâ teküm mine-lḳâniṭîn.

Okunuş

56Ḳâle vemey yaḳneṭu mir raḥmeti rabbihî ille-ḍḍâllûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

52Hani onun yanına girdikleri zaman: “Selam” demişlerdi. O da; “Doğrusu biz, sizden korkuyoruz” demişti.

Türkçe Meal

53Onlar da: “Korkma! Biz sana bilgin bir erkek evlat müjdeliyoruz.” dediler.

Türkçe Meal

54“İhtiyarlık gelip çatmış benim gibi birine mi bu müjdeyi veriyorsunuz? Peki, neye dayanarak müjde veriyorsunuz?” dedi.

Türkçe Meal

55“Biz sana gerçek bir haberle müjde veriyoruz. Sakın ümitsizliğe düşenlerden olma!” dediler.

Türkçe Meal

56“Yoldan sapmış kimseler dışında, Rabbinin rahmetinden kim ümidini keser ki? Dedi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

52Hani o insan suretinde melekler, onun yanına misafir olarak girdiklerinde: “ İbrahim’e bizden sana zarar gelmez anlamında selam vermişlerdi. Bunun üzerine İbrâhim gelen misafirlerin melek olduğunu bilmediği için, hemen onlara yemek hazırlamıştı. İbrâhim, gelen misafirlerin ikram edilenleri yemediklerini görünce: “ doğrusu bizi korkutuyorsunuz sizden çekiniyoruz ” demişti. Çünkü o toplumun geleneğinde yemeği yememeleri iyiye alamet değildi.

Açıklamalı meal

53Bunun üzerine onlar da İbrahim’e “ Ey İbrâhim, bizden endişelenme ve korkma! Allah’ın görevlendirmesiyle buradayız. Biz sana zevcen Sâre’den ileride ilim irfan sahibi olacak İshâk’ adında bilgin bir erkek evladın olacağını müjdeliyoruz” dediler.

Açıklamalı meal

54Bunun üzerine İbrahim büyük bir şaşkınlıkla: “ Ben oldukça yaşlanmış biriyim. Bana ihtiyarlık çökmüşken mi beni bununla müjdeliyorsunuz? Karım da kısır bir kadın olduğu halde, nasıl çocuğumuz olabilir ki? Hem beni ne ile ve neye dayanarak müjdeliyorsunuz farkında mısınız?” dedi.

Açıklamalı meal

55Misafir melekler: “Seni Allah’ın bildirdiği gerçeğin ta kendisini müjdeliyoruz. Şu hâlde sakın çocuk sahibi olmaktan ve Allah’ın lütuf ve rahmetinden yana ümitsizliğe kapılma ” dediler.

. İbrahim de meleklerin bu müjdesi üzerine sevinçle “ Sayısız nimetler bahşeden Rabbimin rahmetinden, ancak yolunu şaşırıp dalalete sapan müşrik ve kâfirler ümidini keser dedi.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

53Meryem 49

İlgili ayetler

55Yusuf 87Hicr 56Ankebut 23

Ayet 57–60

4 ayet

Hicr 57

Hicr 58

Hicr 59

Hicr 60

قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ اَيُّهَا الْمُرْسَلُونَ ۝٥٧ قَالُٓوا اِنَّٓا اُرْسِلْنَٓا اِلٰى قَوْمٍ مُجْرِم۪ينَۙ ۝٥٨ اِلَّٓا اٰلَ لُوطٍۜ اِنَّا لَمُنَجُّوهُمْ اَجْمَع۪ينَۙ ۝٥٩ اِلَّا امْرَاَتَهُ قَدَّرْنَٓاۙ اِنَّهَا لَمِنَ الْغَابِر۪ينَ۟ ۝٦٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

57Ḳâle femâ ḫaṭbüküm eyyühe-lmürselûn.

Okunuş

58Ḳâlû innâ ürsilnâ ilâ ḳavmim mücrimîn.

Okunuş

59İllâ âle lûṭ. innâ lemüneccûhüm ecmeʿîn.

Okunuş

60İlle-mraetehû ḳaddernâ innehâ lemine-lgâbirîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

57"Peki ey elçiler, sizin asıl göreviniz nedir?" dedi.

Türkçe Meal

58“Biz, günahkâr bir topluma gönderildik.”

Türkçe Meal

59“Fakat Lût’un ailesi hariç, onların hepsini kurtaracağız.”

Türkçe Meal

60“Onların içinden de Lut’un hanımı hariç, onun geride kalıp helak olmasını takdir ettik.”

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

57İbrahim, onların melek olduğunu ve gelme sebeplerinin sadece müjde vermek olmadığını anlayınca: “Peki sizin gönderilişinizin asıl sebebi nedir, bana Rabbimden getirdiğiniz başka bir mesajınız var mı ey elçiler!” dedi.

Açıklamalı meal

58Elçi melekler de İbrahim’e dediler ki: “Biz aynı zamanda Lût peygamberi yalanlayan suçlu müşrik ve günaha batmış Lût kavmini de helak etmek için gönderildik.

Açıklamalı meal

59Fakat Lut ve onun ailesinden kendisine sadık iki kızı ve ona iman eden mü’minler hariç. Çünkü Biz iman ve güzel ahlâk sahibi kimselerin hepsini helak olacakların içinden çıkarıp kurtaracağız.

Açıklamalı meal

60Yalnız Lut’un iman ehli olmayan karısı hariç. Allah’ın bize buyurduğu takdir, onun helak olması ve helak olacak olanlarla birlikte şehirde kalmasıdır. Çünkü o inkârcılarla birlikte hareket edip müşrik ve kâfirlerden olmayı tercih etti.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

57Zâriyât 31

İlgili ayetler

59Hicr 60Mümtehine 10

İlgili ayetler

60Hicr 59

Ayet 61–65

5 ayet

Hicr 61

Hicr 62

Hicr 63

Hicr 64

Hicr 65

فَلَمَّا جَٓاءَ اٰلَ لُوطٍۨ الْمُرْسَلُونَۙ ۝٦١ قَالَ اِنَّكُمْ قَوْمٌ مُنْكَرُونَ ۝٦٢ قَالُوا بَلْ جِئْنَاكَ بِمَا كَانُوا ف۪يهِ يَمْتَرُونَ ۝٦٣ وَاَتَيْنَاكَ بِالْحَقِّ وَاِنَّا لَصَادِقُونَ ۝٦٤ فَاَسْرِ بِاَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِنَ الَّيْلِ وَاتَّبِعْ اَدْبَارَهُمْ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنْكُمْ اَحَدٌ وَامْضُوا حَيْثُ تُؤْمَرُونَ ۝٦٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

61Felemmâ câe âle lûṭini-lmürselûn.

Okunuş

62Ḳâle inneküm ḳavmüm münkerûn.

Okunuş

63Ḳâlû bel ciʾnâke bimâ kânû fîhi yemterûn.

Okunuş

64Veeteynâke bilḥaḳḳi veinnâ leṣâdiḳûn.

Okunuş

65Feesri biehlike biḳiṭʿim mine-lleyli vettebiʿ edbârahüm velâ yeltefit minküm eḥadüv vemḍû ḥayŝü tüʾmerûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

61Görevli Melekler Lût’un evine gelince,

Türkçe Meal

62Lût, “Siz, hayırlı bir iş için gelmişe benzemiyorsunuz.”

Türkçe Meal

63“Evet, biz sana onların bir türlü inanmadığı o azabı getirdik.”

Türkçe Meal

64“Ve biz sana gerçekleşecek olan haberi getirdik, şüphesiz biz doğruyu söylüyoruz.”

Türkçe Meal

65“Bu sebeple, gecenin bir saatinde aileni yola çıkar. Sen de onların peşinden git. Sizden hiç kimse arkasına bakmasın, emrolunduğunuz yere doğru gidin!”

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

61Bu konuşmanın ardından İbrâhim’in yanından ayrılan elçi melekler yakışıklı birer delikanlı suretinde Lut ailesinin yaşadığı yer olan Sodom şehrine helâk etmek için geldiler.

Açıklamalı meal

62Lut onlara: “Siz tanıdık bildik kimseler değilsiniz. Gelişiniz beni endişelendirdi. Söyleyin niçin geldiniz? Ayrıca şehir halkına karşı da dikkatli olun ” dedi. Bu arada, şehre yabancıların geldiğini duyan kâfirler, Lut’un evini basmaya kalktılar.

Açıklamalı meal

63Melekler, Lût’a gerçek kimliklerini açıkladıktan sonra: “Sakın korkma. Sana ve ailene bir zararımız olmayacak. Biz sana destek için buradayız. Bu müşrik, kâfir ve günahkâr topluluğun, geleceğinden şüphe ettikleri ve inanmadıkları o azabın haberini sana bildirmeye geldik. Onlar senin uyarılarına karşı azap hakkında şüphe ediyorlardı. Allah’ı inkâr edip ayetleri yalanlıyorlardı. Bugün inkâr edenlere cezalarını getirdik. Yani, onların ölüm fermanını infaz etmeye geldik dediler.

Açıklamalı meal

64Ey Lût! Onlar şüphe etse de Biz sana haklarında kesin verilmiş bir hükümle gerçeği getirdik ve biz kesinlikle doğru söyleyen melekleriz.

Açıklamalı meal

65Ey Lût! İşte bu yüzden geceleyin ailen ile birlikte hemen yola koyul. Ancak karın hariç; çünkü o, kâfirlerle birlikte helâk edilecek. Sen de peşlerinden takip et. İçinizden kimse geriye dönüp bakmasın, hiçbirinizin gözü arkada kalmasın. O hâlde, size emredilen istikamete doğru gidin.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

63Ankebut 33

İlgili ayetler

64Ankebut 34

İlgili ayetler

65Hûd 81

Ayet 66–70

5 ayet

Hicr 66

Hicr 67

Hicr 68

Hicr 69

Hicr 70

وَقَضَيْنَٓا اِلَيْهِ ذٰلِكَ الْاَمْرَ اَنَّ دَابِرَ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ مَقْطُوعٌ مُصْبِح۪ينَ ۝٦٦ وَجَٓاءَ اَهْلُ الْمَد۪ينَةِ يَسْتَبْشِرُونَ ۝٦٧ قَالَ اِنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ ضَيْف۪ي فَلَا تَفْضَحُونِۙ ۝٦٨ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَلَا تُخْزُونِ ۝٦٩ قَالُٓوا اَوَلَمْ نَنْهَكَ عَنِ الْعَالَم۪ينَ ۝٧٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

66Veḳaḍaynâ ileyhi ẕâlike-lʾemra enne dâbira hâülâi maḳṭûʿum muṣbiḥîn.

Okunuş

67Vecâe ehlü-lmedîneti yestebşirûn.

Okunuş

68Ḳâle inne hâülâi ḍayfî felâ tefḍaḥûn.

Okunuş

69Vetteḳu-llâhe velâ tuḫzûn.

Okunuş

70Ḳâlû evelem nenheke ʿani-lʿâlemîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

66Ve biz ona şu kesin hükmümüzü bildirdik; sabaha doğru işte bu günahkâr halkın hepsinin kökü kazınacak.

Türkçe Meal

67Şehir halkı sevinç çığlıkları atarak kapıya dayandı.

Türkçe Meal

68Lût: “Bakın bunlar benim misafirlerim, sakın beni rezil etmeyin!” dedi.

Türkçe Meal

69"Allah’tan korkun da, beni utandırmayın!"

Türkçe Meal

70Lût’un halkı: “Biz sana, el âlemin işine karışmayı yasaklamadık mı?” dediler.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

66Lût’a şu sapık ve azgın kavim hakkında kesin emri elçilerimizle bildirdik: “Sabaha karşı bunların kökleri hak ettikleri azapla cezalandırılıp kazınacaktır.”

Açıklamalı meal

67Elçilerimiz Lût ile bunları konuşurken, genç güzel delikanlı şeklinde gelen meleklerden haberdar olan sapık şehir halkı, bunun eşcinsel zevklerini tatmin için güzel bir fırsat olduğunu düşünerek büyük bir sevinç içinde geldiler. Ve evinin önünde küstahça bağırıp çağırarak Lût’tan misafirleri kendilerine teslim etmesini istediler.

Açıklamalı meal

68Lut’ da kapıya çıkıp onlara dedi ki: “ Bakın bunlar benim konuklarımdır. Ne olur şu düşündüğünüzü yaparak beni mahcup etmeyin.

Açıklamalı meal

69Allah’tan korkup küfür, zulüm ve kötülükten sakının ve ahlâksız tekliflerle beni ele-güne rezil etmeyin çekip gidin.”

Açıklamalı meal

70Fakat azgınlıktan gözü dönmüş sapıklar Lût’a: “Biz seni elalemin işine karışmaktan, ona buna kol kanat germekten menetmemiş miydik unuttun mu?” Bizim alacağımız keyiften, yapacağımız âlemlerden sana ne? Biz senin işlerine karışıyor muyuz? Sen de bizim işlerimize karışma dediler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

67Kamer 37

İlgili ayetler

68Hûd 77

İlgili ayetler

69Hûd 78

İlgili ayetler

70Hûd 79

Ayet 71

1 ayet

Hicr 71

قَالَ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ بَنَات۪ٓي اِنْ كُنْتُمْ فَاعِل۪ينَۜ ۝٧١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

71Ḳâle hâülâi benâtî in küntüm fâʿilîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

71Lût: “Eğer illa da bu işi yapacaksanız işte kızlarım(ız)!” dedi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

71Lut misafirlerinin yanında çok bunalmış ve utanmıştı. Kendilerine Allah’ı anlattığı insanları manevî evladı gibi gören Lût, kavminin evlenme çağına gelmiş genç kızlarını kast ederek: “Eğer cinsel duygularınızı tatmin etmek için bir şey yapacaksanız gelin, doğru olanı yapın şehrin dul ve evlenme çağına gelmiş olan kızlarıyla meşru olarak evlenme yolunu seçin, işte şunlar kızlarım. Bu yolla benim kızlarımı bile isteyebilirsiniz ” dedi.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

71Hûd 78

Ayet 72

1 ayet

Hicr 72

لَعَمْرُكَ اِنَّهُمْ لَف۪ي سَكْرَتِهِمْ يَعْمَهُونَ ۝٧٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

72Leʿamruke innehüm lefî sekratihim yaʿmehûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

72(Melekler) Hayatına ant olsun ki, onlar şehvet sarhoşluğu içinde ne yaptıklarını bilmiyorlar.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

72Lût’un bu sapık toplum içindeki üzüntüsüne şahit olan, melekler Lût’a, “Ey Lût: Canı sağ olasıca. Hayatın üzerine yemin olsun ki, bunlara laf anlatıp doğruya çağıracağım diye kendini boşa yorma. Çünkü şehvet sarhoşluğu onların akıllarını başlarından almış, gözlerini de kör etmiş. Baksana onlar azgınlıktan gözleri dönmüş halde bocalayıp ne yaptıklarını bilmiyorlar. Dolayısıyla, kendilerini Allah korkusuna çağıran, inansınlar ve kurtulsunlar diye durmadan çalışıp çabalayan Lut’un gayretleri hiçbir yarar sağlamayacaktı. Bu yüzden, Lut’u ve ailesini o gece o şehirden çıkarıp kurtardık.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

72Şuarâ 166

Ayet 73–77

5 ayet

Hicr 73

Hicr 74

Hicr 75

Hicr 76

Hicr 77

فَاَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُشْرِق۪ينَۙ ۝٧٣ فَجَعَلْنَا عَالِيَهَا سَافِلَهَا وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِنْ سِجّ۪يلٍۜ ۝٧٤ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِلْمُتَوَسِّم۪ينَ ۝٧٥ وَاِنَّهَا لَبِسَب۪يلٍ مُق۪يمٍ ۝٧٦ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لِلْمُؤْمِن۪ينَۜ ۝٧٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

73Feeḫaẕethümu-ṣṣayḥatü müşriḳîn.

Okunuş

74Feceʿalnâ ʿâliyehâ sâfilehâ veemṭarnâ ʿaleyhim ḥicâratem min siccîl.

Okunuş

75İnne fî ẕâlike leâyâtil lilmütevessimîn.

Okunuş

76Veinnehâ lebisebîlim müḳîm.

Okunuş

77İnne fî ẕâlike leâyetel lilmüʾminîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

73Nihayet güneşin doğuşuyla birlikte onları korkunç bir çığlık yakalayıverdi.

Türkçe Meal

74Şehrin altını üstüne getirdik ve üzerlerine de yağmur gibi pişmiş (volkanik) taşlar yağdırdık.

Türkçe Meal

75Hiç şüphe yok ki bunda, gerçekleri görenler için nice ibretler vardır.

Türkçe Meal

76O şehre ait kalıntılar, insanların gelip geçtikleri yol üzerinde hala durmaktadır.

Türkçe Meal

77Bunda da müminler için hakikate dair de bir belge vardır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

73Nihayet sabaha karşı güneş doğarken korkunç bir gürültü ve hemen arkasından müthiş bir deprem onları kıskıvrak yakalayıverdi.

Açıklamalı meal

74O an şiddetli bir azapla yaşadıkları kirlenmiş memleketin altını üstüne getirdik ve üzerlerine ateşte pişip sertleşmiş balçıktan kızgın taşlar yağdırdık. Çığlıklar atarak yok olup gittiler.

Açıklamalı meal

75Şüphesiz bu anlatılanlarda aklını kullanıp iyi düşünenler için nice ibretlik dersler ve işaretler vardır.

Açıklamalı meal

76Helak edilen bu şehirlerin harabeleri ölü denizin kıyısından Suriye’ye doğru uzanan ve gelip geçerken kullanılmakta olan işlek bir yol üzerinde hâlâ durmaktadır. O şehrin yanından geçerken hiç düşünmüyorlar mı? Burada kimler yaşadı? Nasıl yok oldular? Başlarına ne, niçin geldi? Onlar gerçeği öğrenmek isteselerdi, mutlaka bu soruları kendilerine sorarlardı.

Açıklamalı meal

77Elbette bütün bunlarda Allah’a iman edenler için, davete uyup uymamanın sonucuna dair çok önemli deliller ve çıkarılacak dersler vardır. Ancak Allah’ı layıkıyla kavrayıp, O’na karşı sorumluluklarının bilincinde olanlar, bunlardan alınması gereken dersleri alırlar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

74Hûd 82Hûd 83

İlgili ayetler

76Sâffât 137Sâffât 138

İlgili ayetler

77İbrahim 45Nûr 34Rum 58

Ayet 78–79

2 ayet

Hicr 78

Hicr 79

وَاِنْ كَانَ اَصْحَابُ الْاَيْكَةِ لَظَالِم۪ينَۙ ۝٧٨ فَانْتَقَمْنَا مِنْهُمْۢ وَاِنَّهُمَا لَبِاِمَامٍ مُب۪ينٍۜ۟ ۝٧٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

78Vein kâne aṣḥâbü-lʾeyketi leżâlimîn.

Okunuş

79Fenteḳamnâ minhüm. veinnehümâ lebiimâmim mübîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

78Eyke halkı da elçilerini yalanlayarak zalimlerden oldular.

Türkçe Meal

79Biz de onlara yaptıklarının acısını tattırdık. Bu iki şehirdeki belgeler hala göz önündedir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

78Medyen ’de bol ağaçlı vadilere sahip olan Eyke halkı da gerçekten nankörlük edip müşrik ve kâfir yaşamakta inatla direnen zalim bir topluluktu. Kendilerine gönderilen Şuayb peygamberi yalanladılar.

Açıklamalı meal

79Biz de onlardan nankörlük edip şirk ve küfürlerinde inatla direnmelerinden dolayı hak ettikleri cezayı verip intikam aldık. Eyke ve Medyen; her ikisinin de yıkıntıları Hicaz ve Filistin arasında hâlâ uğrak bir yol üzerinde gözler önünde durmaktadır. Hâlâ bunları öğrenip görüp de ders almayacak mısınız?

İlgili ayetler

İlgili ayetler

78Şuarâ 176Kaf 14

İlgili ayetler

79Sâffât 137Sâffât 138

Ayet 80–84

5 ayet

Hicr 80

Hicr 81

Hicr 82

Hicr 83

Hicr 84

وَلَقَدْ كَذَّبَ اَصْحَابُ الْحِجْرِ الْمُرْسَل۪ينَۙ ۝٨٠ وَاٰتَيْنَاهُمْ اٰيَاتِنَا فَكَانُوا عَنْهَا مُعْرِض۪ينَۙ ۝٨١ وَكَانُوا يَنْحِتُونَ مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا اٰمِن۪ينَ ۝٨٢ فَاَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُصْبِح۪ينَۙ ۝٨٣ فَمَٓا اَغْنٰى عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَۜ ۝٨٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

80Veleḳad keẕẕebe aṣḥâbü-lḥicri-lmürselîn.

Okunuş

81Veâteynâhüm âyâtinâ fekânû ʿanhâ müʿriḍîn.

Okunuş

82Vekânû yenḥitûne mine-lcibâli büyûten âminîn.

Okunuş

83Feeḫaẕethümu-ṣṣayḥatü muṣbiḥîn.

Okunuş

84Femâ agnâ ʿanhüm mâ kânû yeksibûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

80Andolsun ki, Hicr halkı da gönderilen elçileri yalanlamışlardı.

Türkçe Meal

81Biz onlara ayetlerimizi iletmiştik, fakat onlar ayetlerimizden yüz çevirmişlerdi.

Türkçe Meal

82Hesapta onlar, dağları oyarak güvenli evler yapıyorlardı.

Türkçe Meal

83Fakat sabahın ilk ışıklarıyla birlikte korkunç bir çığlık onları yakalayıverdi.

Türkçe Meal

84Yaptıkları sağlam evler onlara bir fayda sağlamadı.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

80Andolsun Hicaz’ın kuzeyinde, Medine ile Tebük arasındaki Hicr denilen bölgede yaşamış olan Semûd halkı da kendilerini yaratılış sebepleri olan hakikate davet eden elçileri Sâlih’i yalanlamışlardı.

Açıklamalı meal

81Onlara apaçık delil ve ayetlerimizi gönderdik, ama onlar âyetlerimize mucizelerimize karşı çıkıp onlardan inatla yüz çevirmişlerdi.

Açıklamalı meal

82Onlar güya dağları oyup kayaları yontarak kendilerine güvenli evler yapıyorlardı. Ve buralarda kendilerinin her türlü tehlikelerden korunacaklarını sanıyorlardı. Hiçbir felaket bizi etkilemez zannetmişlerdi.

Açıklamalı meal

83Derken sabaha karşı onları da hak ettikleri azabın gürültüsü ve korkunç bir sarsıntı kıskıvrak yakalayıverdi. Hak ettikleri azapla cezalandırıp, köklerini kazıdık.

Açıklamalı meal

84Dağları oyup, kayaları yontarak yaptıkları o evler ve Ahireti kaybetme uğruna kazandıkları mallar, mülkler, mevkiler, makamlar, ne varsa, hiçbiri fayda sağlamadı. Kendilerini Allah’ın azabından kurtaramadı. Çünkü zâlimler, zaman zaman geçici bir üstünlük elde etmiş görünseler de eninde sonunda yok olmaya mahkûmdurlar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

80Yunus 74

İlgili ayetler

81A’raf 85A’raf 102

İlgili ayetler

82Fecr 9

İlgili ayetler

83Hûd 67

İlgili ayetler

84Şems 11Şems 15

Ayet 85–86

2 ayet

Hicr 85

Hicr 86

وَمَا خَلَقْنَا السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَٓا اِلَّا بِالْحَقِّۜ وَاِنَّ السَّاعَةَ لَاٰتِيَةٌ فَاصْفَحِ الصَّفْحَ الْجَم۪يلَ ۝٨٥ اِنَّ رَبَّكَ هُوَ الْخَلَّاقُ الْعَل۪يمُ ۝٨٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

85Vemâ ḫalaḳne-ssemâvâti velʾarḍa vemâ beynehümâ illâ bilḥaḳḳi. veinne-ssâʿate leâtiyetün faṣfeḥi-ṣṣafḥa-lcemîl.

Okunuş

86İnne rabbeke hüve-lḫallâḳu-lʿalîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

85Biz, gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri ancak gerçek bir amaç için yarattık. Şu bir gerçek ki bu dünyanın sonu o saat elbette gelecektir. Öyleyse onların tavırlarına aldırma ve güzel davran.

Türkçe Meal

86Çünkü senin Rabbin var ya O, muazzam bir yaratıcı ve her şeyi bilendir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

85Gökleri, yeri ve bunların arasındakileri ancak yüce bir amaç için yarattık. İnsanı da Allah’ın rızasını kazanma ve yeryüzünde sınırlarını Allah’ın belirlediği ilâhî bir nizam kurmak maksadı ile yarattık. Şüphesiz herkesin bu gayeye ulaşmak için ne yaptığı konusunda hesaba çekileceği o kıyâmet günü bir gün gelecektir. Buna inanmayanlar, yüz çevirip önemsemeyenler, mutlaka gerçekleşecek olan Kıyamet Günü hak ettikleri ile karşılaşacaklar. O halde ey Müslüman! Ey Peygamber! Bu işi yaparken mutlaka seninle alay eden, sana kaba saba davrananlar da olacak. Şimdi sen onların bu görgüsüzce davranışlarına, Allah adına yaptığın davete karşı olumsuz tutumlarına aldırış etme, saldırılarına sabırlı davranıp sebatla diren. Eziyet ve işkencelerine karşı güzellikle muamele edip olgunlukla karşılayarak tebliğde bulun.

Açıklamalı meal

86Şüphesiz her şeyi hakkıyla yaratan ve her şeyi görüp bilen ancak senin Rabbindir ve O her şeye güç yetirendir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

85Enbiyâ 16

İlgili ayetler

86Nahl 17Sâffât 125

Ayet 87–89

3 ayet

Hicr 87

Hicr 88

Hicr 89

وَلَقَدْ اٰتَيْنَاكَ سَبْعًا مِنَ الْمَثَان۪ي وَالْقُرْاٰنَ الْعَظ۪يمَ ۝٨٧ لَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ اِلٰى مَا مَتَّعْنَا بِه۪ٓ اَزْوَاجًا مِنْهُمْ وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِن۪ينَ ۝٨٨ وَقُلْ اِنّ۪ٓي اَنَا۬ النَّذ۪يرُ الْمُب۪ينُۚ ۝٨٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

87Veleḳad âteynâke sebʿam mine-lmeŝânî velḳurʾâne-lʿażîm.

Okunuş

88Lâ temüddenne ʿayneyke ilâ mâ mettaʿnâ bihî ezvâcem minhüm velâ taḥzen ʿaleyhim vaḫfiḍ cenâḥake lilmüʾminîn.

Okunuş

89Veḳul innî ene-nneẕîru-lmübîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

87Andolsun ki, biz sana tekrarlanan yedi ayeti (Fatiha’yı) ve yüce Kuran’ı verdik.

Türkçe Meal

88Öyleyse, onlardan kimilerine verdiğimiz geçici dünya nimetlerine imrenme! Onlar iman etmiyorlar diye tasalanma; ancak müminler için şefkat kanatlarını ger, onları koru!

Türkçe Meal

89Ve ilan et! “Ben evet ben, sadece apaçık bir uyarıcıyım!”

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

87Ey Resûlüm! Biz sana haftanın yedi günü her daim tekrar tekrar okunacak olan Kur’an’ı vermekle yedi kat yerin ve göğün gizli sırlarını, hazinelerini verdik. İşte bu, bir kula dünyada verilebilecek en büyük nimettir.

Açıklamalı meal

88O yüzden bu nimetin kıymetini iyi bil. Sen sakın Allah’tan gelen gerçekleri örtbas eden müşrik ve kâfirlerden bazılarına verdiğimiz dünya nimetlerine bakıp da Kur’an’ı terk ederek mal ve servet yığma yarışına giren gâfillere imrenme. O nimetler fânidir. Allah’ın davetine yönelmiyorlar ve seni umursamayıp iman etmiyorlar diye tebliğine karşı davranışlarından dolayı onlar için de üzülme. Sen davetine yönelen mü’minlerin üzerlerine kol kanat ger ve himaye et. Şefkat ve merhametini onlardan esirgeme.

Açıklamalı meal

89De ki: “ Ey İnsanlar. Doğrusu ben sizi Allah’ın yaratma sebebi olan hayat nizamına davet eden apaçık bir uyarıcıyım.” Ben sizin yaptıklarınızdan sorumlu değilim. Üstelik sizin üzerinize bekçi de değilim.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

87Fatiha 1Fatiha 7

Ayet 90–93

4 ayet

Hicr 90

Hicr 91

Hicr 92

Hicr 93

كَمَٓا اَنْزَلْنَا عَلَى الْمُقْتَسِم۪ينَۙ ۝٩٠ اَلَّذ۪ينَ جَعَلُوا الْقُرْاٰنَ عِض۪ينَ ۝٩١ فَوَرَبِّكَ لَنَسْـَٔلَنَّهُمْ اَجْمَع۪ينَۙ ۝٩٢ عَمَّا كَانُوا يَعْمَلُونَ ۝٩٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

90Kemâ enzelnâ ʿale-lmuḳtesimîn.

Okunuş

91Elleẕîne ceʿalü-lḳurʾâne ʿiḍîn.

Okunuş

92Feverabbike lenesʾelennehüm ecmeʿîn.

Okunuş

93Ammâ kânû yaʿmelûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

90Tıpkı daha önce vahyi parça parça edenlere indirdiğimiz gibi.

Türkçe Meal

91Onlar ki, vahyi/Kuran’ı birbirinden kopuk mesajlar olarak kabul eden kimselerdir.

Türkçe Meal

92(92-93) Rabbine andolsun ki, onların hepsine bu yaptıklarının hesabını soracağız.

Türkçe Meal

93(92-93) Rabbine andolsun ki, onların hepsine bu yaptıklarının hesabını soracağız.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

90Biz, sizden önceki kavimlere de peygamberler ve Tevrat, Zebur ve İncil gibi kitaplar göndermiştik. Eğer, bu uyarıları dikkate almazsanız tıpkı kendilerine indirdiğimiz vahyi parçalara ayırıp bir kısmına uyup bir kısmını reddederek düşman gruplara ayrılan Yahudi ve Hristiyan kavimleri gibi size de azap göndermeye gücümüz yeter.

Açıklamalı meal

91Onlar ki, Kur’an’ı parça parça ettiler. Bazılarına inanıp bazılarına inanmadıklarını söyleyerek işlerine gelen kısmı alıp, gelmeyeni bıraktılar. Şimdi de Kur’an ile davet edilenlerden bir kısmı da onu bölüp parçalayarak ilahi maksadın üstünü örtmeye çalışıyorlar.

Açıklamalı meal

92Rabbine yemin olsun ki onların hepsini mutlaka âhirette sorgulayacağız.

. Hem de yapıp ettikleri sahtekârlık, riyakârlık ve fesatlık gibi bütün bu işlerden sorumlu tutacağız.

Ayet 94–99

6 ayet

Hicr 94

Hicr 95

Hicr 96

Hicr 97

Hicr 98

Hicr 99

فَاصْدَعْ بِمَا تُؤْمَرُ وَاَعْرِضْ عَنِ الْمُشْرِك۪ينَ ۝٩٤ اِنَّا كَفَيْنَاكَ الْمُسْتَهْزِء۪ينَۙ ۝٩٥ اَلَّذ۪ينَ يَجْعَلُونَ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَۚ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ ۝٩٦ وَلَقَدْ نَعْلَمُ اَنَّكَ يَض۪يقُ صَدْرُكَ بِمَا يَقُولُونَۙ ۝٩٧ فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَكُنْ مِنَ السَّاجِد۪ينَۙ ۝٩٨ وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتّٰى يَاْتِيَكَ الْيَق۪ينُ ۝٩٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

94Faṣdaʿ bimâ tüʾmeru veaʿriḍ ʿani-lmüşrikîn.

Okunuş

95İnnâ kefeynâke-lmüstehziîn.

Okunuş

96Elleẕîne yecʿalûne meʿa-llâhi ilâhen âḫar. fesevfe yaʿlemûn.

Okunuş

97Veleḳad naʿlemü enneke yeḍîḳu ṣadruke bimâ yeḳûlûn.

Okunuş

98Fesebbiḥ biḥamdi rabbike veküm mine-ssâcidîn.

Okunuş

99Vaʿbüd rabbeke ḥattâ yeʾtiyeke-lyeḳîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

94Ve sen, emrolunduğun vahyi açıkça ortaya koy ve müşriklere de aldırma!

Türkçe Meal

95Unutma, seninle alay edenlere karşı biz sana yeteriz.

Türkçe Meal

96Onlar ki, Allah ile beraber bir başka ilah tanıyorlar. Nasıl olsa yakında gerçeği öğrenecekler!

Türkçe Meal

97Şüphesiz ki, biz onların söyledikleri sözler sebebiyle içinin daraldığını bilmekteyiz.

Türkçe Meal

98O halde sen Rabbinin yüceliğini övgü ile dile getir ve O’na secde edenlerden ol!

Türkçe Meal

99Ve ölüm gelip seni buluncaya kadar da Rabbine kulluğa devam et!

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

94Ey Resûlüm! Sen, insanları tevhide açıkça davet ederek emredilen hüküm ve hakikatleri kafa çatlatırcasına anlatıp açıkça bildir. İtaat ve ibadete devam et! Müşrik ve kâfir kalmakta inatla direnenlere ve onların alaycı tavırlarına da aldırış etme. Allah’tan başkalarına ilahlık yakıştıranlardan, Rabbinin yasalarına uymayanlardan, Allah’tan başka varlıklara yasa koyma hakkı verenlerden yüz çevir. Onların hayat tarzından uzak dur. Onları kendi haline ve Bize bırak.

Açıklamalı meal

95Unutma ki güçlerine güvenerek davetimize karşı çıkıp seni ve iman edenleri aşağılamak amacıyla alay edenlere karşı sana destek olmamız kâfidir ve biz yeteriz. O’nun için Rabbine güven! O’na tevekkül et!

Açıklamalı meal

96Alay ederek Allah’la birlikte O’ndan başka Rab ve ilah edinenler, yakında Allah’a şirk koşup davetine sırt dönmek, ne demekmiş görecekler ve hesabını verecekler. Allah’ın yasalarına uymak yerine insanların yasalarına uyanlar, yakında yaptıklarının sonucunu mutlaka bileceklerdir. Hesap günü gelince yaptıklarını onlara soracağız. Hangi hakla yasalarımıza karşı çıkıp kendi yasalarıyla yarattıklarımıza egemenlik kurduklarının hesabını soracağız.

Açıklamalı meal

97Andolsun onların çirkin ve incitici sözlerinden ve alay ederek yaptıklarından dolayı canının sıkıldığını göğsünün daraldığını Biz biliyoruz. Ama üzülme, bugünler de geçecek. Seni zafere ulaştıracağız. Ey resulüm! Göğsünü ferah tut. Unutma ki Rabbin hiçbir zaman zalim değildir. O, hiç kimseyi adaletinden uzak tutmaz! Herkese mutlaka hak ettiği cezayı ya da mükâfatı verir.

Açıklamalı meal

98Sen Rabbini hamd ile tesbih et ve bunca nimeti insan için yaratan Allah’a ait olduğunu tekrar edip kulluğunu ve teslimiyetini ortaya koyup secdeye kapanan Müslümanlardan biri ol. Sadece Rabbini yücelt! Rabbinin hükmünden başka hiçbir hükmün değeri yoktur.

Açıklamalı meal

99Ve ruh bedenden ayrılıp sana ölüm gelinceye kadar Rabbinin adına davetine devam edip ibadete devam et. Rabbinin yasalarına uyarak yaşa. Seni Allah’ın yasalarından ayırmak isteyenlere karşı mücadele et. Biz herkesi sonunda mutlaka hak ettiğine ulaştıracağız.

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Yusuf, sonra En’am indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla