Sûre hakkındaAdı · Nüzul Zamanı · Konular ve Anafikir
Adı: Bu sure adını 80. ayetten alır.
Nüzul Zamanı: Surenin değindiği konulardan ve üslubundan, İbrahim suresi ile aynı dönemde nazil olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü arka planında belirgin iki öğe vardır. Birincisi, surede arka arkaya tekrarlanan uyarılardan, Peygamberin (s.a) yıllardan beri tebliğ etmesine rağmen, kavminin kabule yanaşmadığı açığa çıkmaktadır. Hatta onlar, küfürde, düşmanlıkta ve yeni dinle alay etmede zaman geçtikçe daha da ileri gidip inatlaşmışlardır. İkincisi, o zaman peygamber artık kendisini küfrü ortadan kaldırmak için sarf ettiği çabalardan ve kavminin düşmanlıklarından yorgun ve bezgin hissetmeye başlamıştır. Bu nedenle Allah ona tekrar tekrar cesaret vererek teselli edip, rahatlatmaktadır.
Konular ve Anafikir
Sure şu ana konulardan oluşmaktadır:
a) Peygamberin davetini reddeden, ona karşı çıkan ve peygamberle (s.a) alay edenlerin uyarılması, b) Peygamberin (s.a) teselli edilmesi ve ona cesaret verilmesi. Fakat bu surede, başka hiçbir emir ve tavsiyenin bulunmadığı anlamına gelmez. Aslında Kur’an hiçbir zaman sadece uyarı, azarlama ve tenkit ile yetinmez, bilakis her uygun olan yerde gerekli emir ve tavsiyelere yer verir. Buna uygun olarak bu surede de bir tarafta Tevhid’le ilgili apaçık deliller, diğer tarafta Adem ve Şeytanın hikayesiyle ilgili uyarılar yer almaktadır.
Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıylaAyet 1
1 ayetHicr 1
الٓرٰ۠ تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِ وَقُرْاٰنٍ مُب۪ينٍ ١
Mushaf
Okunuş
1Elif-lâm-râ. tilke âyâtü-lkitâbi veḳurʾânim mübîn.
Türkçe Meal
1Elif, Lâm, Râ! Bunlar, ilahi vahyin hakikati apaçık ve anlaşılır şekilde anlatan Kuran’ın ayetleridir.
Açıklamalı meal
1Elif. Lam. Ra. Dinle bak, ey insan! Rabbi’nden sana bir mesaj geldi. Bu size bildirilmekte olanlar, Levh-i Mahfuz denilen, ana Kitab’ın ve apaçık olup bütün kâinat ilişkilerini ve ilâhî düzeni de açıklayan Kur’an’ın okunsun, anlaşılsın ve hayata hükmetsin diye gönderilen ayetleridir. Bu âyetler sizin dilinizin harflerinden oluşan kelimelerden meydana getirilmiştir.
Ayet 2
1 ayetHicr 2
رُبَمَا يَوَدُّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَوْ كَانُوا مُسْلِم۪ينَ ٢
Mushaf
Okunuş
2Rubemâ yeveddü-lleẕîne keferû lev kânû müslimîn.
Türkçe Meal
2Gün gelecek gerçeği örtbas eden kâfirler "Keşke Müslüman olsaydık" diye hayıflanacaklar.
Açıklamalı meal
2Ey Resûlüm! Öyle bir gün gelecek ki bu âyetleri inkâr ederek şirk ve küfürlerinde inatla direnen kâfirler, ahiret azabını görünce: “ Ah keşke fırsat varken Allah’ın indirdiği kitabının apaçık âyetleriyle davet ettiğine teslim olup biz de Müslüman olsaydık” diye arzulayacaklar, ama o gün geldiğinde iş işten geçmiş olacak.
Ayet 3
1 ayetHicr 3
ذَرْهُمْ يَاْكُلُوا وَيَتَمَتَّعُوا وَيُلْهِهِمُ الْاَمَلُ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ ٣
Mushaf
Okunuş
3Ẕerhüm yeʾkülû veyetemetteʿû veyülhihimü-lʾemelü fesevfe yaʿlemûn.
Türkçe Meal
3Bırak onları kendi hallerine, yesinler-içsinler,(1) dünya nimetlerinden biraz daha yararlansınlar, bitmek tükenmek bilmeyen arzuları oyalasın onları; nasıl olsa yakında gerçeği öğrenecekler (2)
Açıklamalı meal
3O hâlde, ey Müslüman! Davete sırt dönüp, kabul etmemekte direnenler var ya. Sen onları kendi hallerine bırak. Allah’ın nimetlerini şimdilik şuursuz varlıklar gibi yesinler içsinler, geçici dünya nimetlerinden zevk almaya baksınlar. Doymak bilmeyen arzuları, gözlerini kör eden ihtirasları ve bomboş hayalleri onları oyalaya dursun. Nasıl olsa çok geçmeden bize dönüp gerçeğin bu olmadığını ve kendilerini nasıl bir felaketin beklediğini pek yakında anlayacaklar. Şimdilik, doğru yola yönelmeleri için onlara azıcık daha mühlet vereceğiz. Ama iş işten geçmiş olacak.
İlgili ayetler
Ayet 4–5
2 ayetHicr 4
Hicr 5
وَمَٓا اَهْلَكْنَا مِنْ قَرْيَةٍ اِلَّا وَلَهَا كِتَابٌ مَعْلُومٌ ٤ مَا تَسْبِقُ مِنْ اُمَّةٍ اَجَلَهَا وَمَا يَسْتَاْخِرُونَ ٥
Mushaf
Okunuş
4Vemâ ehleknâ min ḳaryetin illâ velehâ kitâbüm maʿlûm.
5Mâ tesbiḳu min ümmetin ecelehâ vemâ yesteʾḫirûn.
Türkçe Meal
4Biz, kendilerine anlaşılır bir vahiy vermeden hiçbir memleketi helak etmedik.
5Zira hiçbir toplum, kendisi için belirlenmiş eceli süreyi ne erteleyebilir, ne de öne alabilir.
Açıklamalı meal
4O mühlet bitip başlarına vaad edilen azap geldiğinde de hiçbir şekilde şikâyet etmesinler. Çünkü Biz hiçbir memleketin halkını kendilerine gönderilmiş ilahî bir kitapla ve o kitabı getiren bir peygamberle davet ulaşmadan, onlara verilen süre dolmadan helak etmeyiz. Azap ederek yok ettiğimiz memleketler, mutlaka ayetlerimize ters düşüp isyan etmişlerdir.
5Şartları oluşup, zamanı gelince de hiçbir güç ve hiçbir millet takdir edilmiş helâk vaktini ne öne alabilir ne de kaçınılmaz sonu erteleyebilir. Onun için uyarılan ama, yolumuza uymayanların yaptıklarına aldırma.
Ayet 6–8
3 ayetHicr 6
Hicr 7
Hicr 8
وَقَالُوا يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ي نُزِّلَ عَلَيْهِ الذِّكْرُ اِنَّكَ لَمَجْنُونٌۜ ٦ لَوْ مَا تَاْت۪ينَا بِالْمَلٰٓئِكَةِ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ ٧ مَا نُنَزِّلُ الْمَلٰٓئِكَةَ اِلَّا بِالْحَقِّ وَمَا كَانُٓوا اِذًا مُنْظَر۪ينَ ٨
Mushaf
Okunuş
6Veḳâlû yâ eyyühe-lleẕî nüzzile ʿaleyhi-ẕẕikru inneke lemecnûn.
7Lev mâ teʾtînâ bilmelâiketi in künte mine-ṣṣâdiḳîn.
8Mâ nünezzilü-lmelâikete illâ bilḥaḳḳi vemâ kânû iẕem münżarîn.
Türkçe Meal
6Nitekim şöyle demişlerdi, “Ey kendisine zikir indirilen adam, kesinlikle sen cinlerden ilham alan birisin!”
7“Eğer doğru söylüyorsan, bize azap melekleri ile gelmeli değil miydin?”
8Biz melekleri, ancak haklı bir sebep için indiririz ve o zaman da onlara göz açtırılmaz.
Açıklamalı meal
6Kendilerine tebliğ edilen âyetleri yalanlayan müşrikler Hz. Muhammed’e: “Ey kendisine vahiy gönderildiğini söyleyen adam! Sen bize göre muhakkak cinlenmiş bir delisin. İnanmayın ona! Kafasından uyduruyor!” derler.
7Şayet peygamberlik iddianda tutarlı ve doğruysan, haydi bize peygamber olduğuna şahitlik edecek veya bizi yok edecek azap meleklerini bize getirip göstersene!” diye alay ediyorlar.
8Şunu iyi bilin ki Biz melekleri, müşrikler boş yere istediği için değil ancak vahiy göndermek veya böylelerini cezalandırmak gibi belli gerçeğe dayalı bir hak sebep ile birlikte indiririz. Fakat indirdiğimiz o zaman da azabı hak etmişlerin cezaları ertelenip onlara asla mühlet verilmez. Çünkü melekler, ancak imtihân bittiğinde gönderilir ki, bu da zalimlerin sonu demektir. Eğer kâfirler, alay ve iftiralarla elçimizi susturabileceklerini, baskı ve işkencelerle Allah’ın nurunu söndürebileceklerini sanıyorlarsa yanılıyorlar.
İlgili ayetler
Ayet 9
1 ayetHicr 9
اِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَاِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ ٩
Mushaf
Okunuş
9İnnâ naḥnü nezzelne-ẕẕikra veinnâ lehû leḥâfiżûn.
Türkçe Meal
9Şüphesiz bu zikri/Kuran’ı biz indirdik.(1) O’nu koruyacak olan da elbette biziz.(2)
Açıklamalı meal
9Kimsenin şüphesi olmasın ki öğüt ve uyarılarla dolu bu zikri, yani Kur’an’ı kesinlikle biz indirdik ve onu kıyamete kadar değiştirilmekten ve tahrif edilmekten koruyacak olan da elbette biziz. Ancak orijinal lafzının aynen muhafaza edileceği bildirilen Kur’an ayetlerinin, mana ve mesajlarının din simsarı Belamlar tarafından çarpıtılıp tahrif edilmemesine bir garanti verilmemiştir.
İlgili ayetler
Ayet 10–13
4 ayetHicr 10
Hicr 11
Hicr 12
Hicr 13
وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ ف۪ي شِيَعِ الْاَوَّل۪ينَ ١٠ وَمَا يَاْت۪يهِمْ مِنْ رَسُولٍ اِلَّا كَانُوا بِه۪ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ ١١ كَذٰلِكَ نَسْلُكُهُ ف۪ي قُلُوبِ الْمُجْرِم۪ينَۙ ١٢ لَا يُؤْمِنُونَ بِه۪ وَقَدْ خَلَتْ سُنَّةُ الْاَوَّل۪ينَ ١٣
Mushaf
Okunuş
10Veleḳad erselnâ min ḳablike fî şiyeʿi-lʾevvelîn.
11Vemâ yeʾtîhim mir rasûlin illâ kânû bihî yestehziûn.
12Keẕâlike neslükühû fî ḳulûbi-lmücrimîn.
13Lâ yüʾminûne bihî veḳad ḫalet sünnetü-lʾevvelîn.
Türkçe Meal
10Zira senden önce gelip geçmiş toplumlara da elçiler göndermiştik.
11Ama onlara gönderilip de kendisi ile alay edilmeyen hiçbir elçi olmadı.
12İşte biz de vahyin, günahkârların kalplerine etki etmeden böylece geçip gitmesini sağlarız...
13Onlar ona iman etmezler. Öncekilere de ilahi sünnet/yasa, hep böyle cereyan etmiştir.
Açıklamalı meal
10Ey Peygamber! Andolsun, senden önce gelip geçen farklı düşünce ve inançlar etrafında toplanmış nice toplumlara da kendilerine hakkı tebliğ eden peygamberler gönderdik.
11Ancak onlarda seninle alay ettikleri gibi kendilerine gelen her peygamberle alay etmişlerdi. Çünkü yeryüzü nimetlerine aşırı bağlılık, kibir, inatçılık ve haksız önyargılar gözlerini kör etmişti. Demek ki, hakîkati inkâr eden bütün zalimlerin değişmez bir ortak özellikleri var: İlâhî dâvet karşısında, küstahça takındıkları o alaycı tavır!
12Onların alay etmesi içlerindeki inkâr hastalığının dıştaki bir göstergesiydi. İşte Biz onu bir manevî hastalık olarak alaycı ve inkârcı tavırlarını inatla sürdürmekte olan suçluların kalplerine böyle sokarız ki günaha gömülüp, gitmelerine engel olmayız. Nasıl her bir ümmete indirilen Kitabı o ümmetteki günahkâr suçluların kalplerinden geçirip gitmişsek, Kuranı ’da o inkârcıların kalplerinden kalıcı bir tesir bırakmadan öyle geçirip gidiyoruz.
13Nitekim bu yüzden önceki müşrik ve kâfirlere uygulanan Allah’ın kanunu ve başlarına gelen felaketler, onlar için ibret olarak hep böyle olmasına rağmen o öğüde ve Kur’an’a inanmıyorlar ve inanmayacaklardır. Çünkü öncekilerin nasıl davrandıkları ortada. İnsanlık tarihinden ders alıp, zulüm ve haksızlıktan vazgeçecekleri yerde, gereksiz mucizeler peşinde koşuyorlar. Oysa Allah’ın kanununda bir değişiklik olmaz.
Ayet 14–15
2 ayetHicr 14
Hicr 15
وَلَوْ فَتَحْنَا عَلَيْهِمْ بَابًا مِنَ السَّمَٓاءِ فَظَلُّوا ف۪يهِ يَعْرُجُونَۙ ١٤ لَقَالُٓوا اِنَّمَا سُكِّرَتْ اَبْصَارُنَا بَلْ نَحْنُ قَوْمٌ مَسْحُورُونَ۟ ١٥
Mushaf
Okunuş
14Velev fetaḥnâ ʿaleyhim bâbem mine-ssemâi feżallû fîhi yaʿrucûn.
15Leḳâlû innemâ sükkirat ebṣârunâ bel naḥnü ḳavmüm mesḥûrûn.
Türkçe Meal
14Onlara gökten bir kapı açmış olsaydık da oradan yukarı yükselselerdi.
15Kesinlikle şunu söylerlerdi: “Gözlerimiz bağlandı, galiba biz hepimiz büyülendik.”
Açıklamalı meal
14İnkârda o kadar ısrarcılar ki, Biz o Kur’an ile davet edilen yaşayış biçimine şiddetle karşı çıkanlara gökten Arşa uzanan bir kapı açsak da oradan yukarıya çıksalar bile yine imana gelmeyeceklerdir;
15Bu olağanüstü hadise karşısında iman etmek yerine mutlaka: “Bizim gözlerimiz döndürüldü, hayal görüyoruz. Daha doğrusu biz sihirbazların oyununa gelerek büyülenmiş bir topluluğuz” derler ve inkârlarına devam ederler. Çünkü bundan çok daha büyük mûcizeleri görüyorlar da yine de iman etmiyorlar. Önyargıları gözlerini gerçeklere karşı kör etmiştir.
Ayet 16–18
3 ayetHicr 16
Hicr 17
Hicr 18
وَلَقَدْ جَعَلْنَا فِي السَّمَٓاءِ بُرُوجًا وَزَيَّنَّاهَا لِلنَّاظِر۪ينَۙ ١٦ وَحَفِظْنَاهَا مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ رَج۪يمٍۙ ١٧ اِلَّا مَنِ اسْتَرَقَ السَّمْعَ فَاَتْبَعَهُ شِهَابٌ مُب۪ينٌ ١٨
Mushaf
Okunuş
16Veleḳad ceʿalnâ fi-ssemâi bürûcev vezeyyennâhâ linnâżirîn.
17Veḥafiżnâhâ min külli şeyṭânir racîm.
18İllâ meni-steraḳa-ssemʿa feetbeʿahû şihâbüm mübîn.
Türkçe Meal
16Oysa biz, uzayda yıldız kümeleri var ettik ve onları seyredenler için süsledik.
17Ve biz bu vahyi, ilahi rahmetten dışlanmış her şeytani güçten muhafaza ettik.
18Öyle ki vahye kulak hırsızlığı yapmak isteyen olursa, onu parlak bir ateş kovalar.
Açıklamalı meal
16Andolsun, biz yıldızları serpiştirerek gökte muazzam burçlar oluşturduk ve onu ibretle seyredenler ve görmesini bilenler için donatıp süsledik. İnsanın, gökyüzünde kudretimizle yarattığımız yıldız kümelerine, oradaki nizam ve işleyişe bir bakıp da Allah’ın ilminin ve kudretinin sınırsızlığını kavrayıp, davetine yönelmesi gerekmez mi?
17Dahası gökyüzünü, ilahî rahmetten kovulmuş her türlü şeytandan ve şeytanî gücün müdahalesinden de koruduk. Müşriklerden bir kısmının inanıp da iddia ettikleri gibi, gökyüzü bazı cin şeytanlarının oralardan yeryüzündeki bazı insanlara haber taşıdıkları bir yer değildir. Dolayısıyla ister cin ister insan olsun, hiçbir şeytan, evrenin boyutlarını aşıp melekler katına yükselemez, gayble ilgili bilgiler çalmak üzere burçlara yükselip melekler arasındaki konuşmaları dinleyemez.
18Ancak göğün sırlarını çalmak için gizlice dinleyip kulak hırsızlığı yapmaya kalkışanlar olursa, onları da kovalamak üzere kor halindeki parlak yakıcı bir ateş peşlerine düşüp izler. Oralardan haber taşındığını söyleyenler ve onlara inananlar da cehennemin yakıcı ateşini peşlerine takmış olurlar. Şu hâlde: Geleceği bildiğini iddia eden kahinler, medyumlar, falcılar kesinlikle yalan söylüyorlar. Gaybi bilgilerle dolu olan bu Kur’an, hiçbir cin veya şeytanın müdahalesine maruz kalmadan, asıl şekliyle insanlığa ulaştırılmıştır.
Ayet 19–21
3 ayetHicr 19
Hicr 20
Hicr 21
وَالْاَرْضَ مَدَدْنَاهَا وَاَلْقَيْنَا ف۪يهَا رَوَاسِيَ وَاَنْبَتْنَا ف۪يهَا مِنْ كُلِّ شَيْءٍ مَوْزُونٍ ١٩ وَجَعَلْنَا لَكُمْ ف۪يهَا مَعَايِشَ وَمَنْ لَسْتُمْ لَهُ بِرَازِق۪ينَ ٢٠ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا عِنْدَنَا خَزَٓائِنُهُۘ وَمَا نُنَزِّلُهُٓ اِلَّا بِقَدَرٍ مَعْلُومٍ ٢١
Mushaf
Okunuş
19Velʾarḍa medednâhâ veelḳaynâ fîhâ ravâsiye veembetnâ fîhâ min külli şeyʾim mevzûn.
20Veceʿalnâ leküm fîhâ meʿâyişe vemel lestüm lehû birâziḳîn.
21Veim min şeyʾin illâ ʿindenâ ḫazâinüh. vemâ nünezzilühû illâ biḳaderim maʿlûm.
Türkçe Meal
19Yeri de yayıp döşedik ve oraya sarsılmaz sabit dağlar yerleştirdik (1) ve böylece orada her türlü bitkinin dengeli bir biçimde yetişmesini sağladık.(2)
20Yine orada, hem sizin hem de rızıkları size ait olmayan canlıların geçim kaynaklarını var ettik.
21Çünkü varlıkların tüm ihtiyacı olan kaynak bizim katımızdadır, fakat biz onu belirli bir kadere/ölçüye göre indiririz.
Açıklamalı meal
19Kudretimizle yeryüzünü de yerleşimi sağlamak için ve canlıların gelişmesine uygun olsun diye uzatıp genişliğine yaydık, döşeyerek önünüze serdik. Üzerine dengeyi sağlaması, sarsıntılardan koruması için yerinden oynatılamaz sabit dağlar yerleştirdik ve orada miktarı ve ölçüsü belirli olan her türden bitkiler yetiştirdik.
20Ayrıca orada sizin için ve rızıklarını sizin vermediğiniz bitki ve hayvan türlerinden diğer bütün canlılar için yaşama ve geçim imkânları yarattık
21Göklerde ve yerde hiçbir şey yoktur ki hazineleri bizim katımızda olmasın. Yarattığımız her şeyin bilgisi katımızdadır. Biz, yarattıklarımızın tüm ihtiyaçlarını, eksiksiz olarak bilir ve karşılarız. Hayatlarının mükemmel nizamlarını ve yasalarını da ancak Biz kurarız. Biz her şeyi gelişi güzel değil ancak belirli bir ölçüye göre indiririz. Bilin ki yarattığımız varlıklara koyduğumuz yasa olmasaydı her şey birbirine girer ve kaos ortaya çıkardı.
İlgili ayetler
Ayet 22–24
3 ayetHicr 22
Hicr 23
Hicr 24
وَاَرْسَلْنَا الرِّيَاحَ لَوَاقِحَ فَاَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَسْقَيْنَاكُمُوهُۚ وَمَٓا اَنْتُمْ لَهُ بِخَازِن۪ينَ ٢٢ وَاِنَّا لَنَحْنُ نُحْي۪ وَنُم۪يتُ وَنَحْنُ الْوَارِثُونَ ٢٣ وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَقْدِم۪ينَ مِنْكُمْ وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَاْخِر۪ينَ ٢٤
Mushaf
Okunuş
22Veerselne-rriyâḥa levâḳiḥa feenzelnâ mine-ssemâi mâen feesḳaynâkümûh. vemâ entüm lehû biḫâzinîn.
23Veinnâ lenaḥnü nuḥyî venümîtü venaḥnü-lvâriŝûn.
24Veleḳad ʿalimne-lmüstaḳdimîne minküm veleḳad ʿalimne-lmüsteʾḫirîn.
Türkçe Meal
22Biz, bulutları aşılayıp yağmurla yüklemek üzere rüzgârları göndeririz. Bu şekilde gökten yağmuru yağdırır ve onunla sizin su ihtiyacını karşılarız. Yoksa bu rahmetin kaynağının sahibi siz değilsiniz.
23Şüphesiz ki, yaşatan da biziz öldüren de. Zira her şeyin gerçek varisi biziz.
24Hiç şüphe yok ki, sizden önce geçenleri bildiğimiz gibi, sizden sonra gelecekleri de biliriz.
Açıklamalı meal
23Gerçekten biz, evet elbette bütün canlıları verdiğimiz nimetlerle biz yaratıp diriltir ve zamanı gelince öldürürüz. Sahip olduğunuzu söylediklerinizin, yaptıklarınızın ve öldükten sonrakilerin varisleri de her şeyin sahibi olarak kalacak olan da yine biziz. Onlar sahip oldukları arazilerine, binalarına, devletlerine, toplumlarına, eşlerine, çocuklarına, analarına, babalarına mı güveniyorlar? Biz istesek onları ellerinden alamaz mıyız, bize kim engel olabilir?
24Andolsun iyilikleriyle, kötülükleriyle sizden önce yaşayıp vefat edip gidenleri de onların nasıl yaşadıklarını da biliyoruz. Henüz hayatta olanları ve sizden sonra geleceklerin nasıl yaşayacaklarını da her halleriyle biliyoruz. Ayrıca, iyilik yapmakta öne geçenleri de hayır yarışında geride kalanları da biliriz.
İlgili ayetler
Ayet 25
1 ayetHicr 25
وَاِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَحْشُرُهُمْۜ اِنَّهُ حَك۪يمٌ عَل۪يمٌ۟ ٢٥
Mushaf
Okunuş
25Veinne rabbeke hüve yaḥşüruhüm. innehû ḥakîmün ʿalîm.
Türkçe Meal
25Hiç şüphen olmasın ki senin Rabbin, onları hesap vermek üzere bir araya toplayacaktır. Çünkü O, her şeyi bilen ve her hükmü doğru olandır.
Açıklamalı meal
25Hiç şüphesiz Rabbin Hesap Günü hepinizi diriltip bir araya toplayacaktır. Böylece davet edildiğiniz doğrulara karşı tutumunuzdan hesaba çekilecek ve hak ettiğiniz karşılıkları göreceksiniz. Allah her hükmünde adil olan her şeyi yerli yerinde yapan hakimdir ve her şeyi hakkıyla bilen alimdir. Sonsuz ilim sahibidir, her şeyi yapmak, O’nun için çok kolaydır.
İlgili ayetler
Ayet 26–27
2 ayetHicr 26
Hicr 27
وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنْ صَلْصَالٍ مِنْ حَمَإٍ مَسْنُونٍۚ ٢٦ وَالْجَٓانَّ خَلَقْنَاهُ مِنْ قَبْلُ مِنْ نَارِ السَّمُومِ ٢٧
Mushaf
Okunuş
26Veleḳad ḫalaḳne-lʾinsâne min ṣalṣâlim min ḥameim mesnûn.
27Velcânne ḫalaḳnâhü min ḳablü min nâri-ssemûm.
Türkçe Meal
26Andolsun ki biz insanı, kurumuş bir çamurdan, olgunlaşmış bir balçıktan yarattık.
27Daha önce de cinleri, yakıp kavuran bir ateşten yaratmıştık!
Açıklamalı meal
26Andolsun biz ilk insanı pişmiş kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara bir balçıktan yarattık.
27Cinleri de onların atası olan İblis’i de Âdem’i yaratmadan çok daha önce, yakıp kavuran zehirli ve dumansız bir ateşten yarattık
Ayet 28–31
4 ayetHicr 28
Hicr 29
Hicr 30
Hicr 31
وَاِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلٰٓئِكَةِ اِنّ۪ي خَالِقٌ بَشَرًا مِنْ صَلْصَالٍ مِنْ حَمَإٍ مَسْنُونٍ ٢٨ فَاِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ ف۪يهِ مِنْ رُوح۪ي فَقَعُوا لَهُ سَاجِد۪ينَ ٢٩ فَسَجَدَ الْمَلٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ اَجْمَعُونَۙ ٣٠ اِلَّٓا اِبْل۪يسَۜ اَبٰٓى اَنْ يَكُونَ مَعَ السَّاجِد۪ينَ ٣١
Mushaf
Okunuş
28Veiẕ ḳâle rabbüke lilmelâiketi innî ḫâliḳum beşeram min ṣalṣâlim min ḥameim mesnûn.
29Feiẕâ sevveytühû venefaḫtü fîhi mir rûḥî feḳaʿû lehû sâcidîn.
30Fesecede-lmelâiketü küllühüm ecmeʿûn.
31İllâ iblîs. ebâ ey yekûne meʿa-ssâcidîn.
Türkçe Meal
28Rabbin, meleklere şöyle demişti; “Ben, kuru bir çamurdan, olgunlaşmış balçıktan bir beşer yaratacağım.”
29“Ben ona güzel bir şekil verip ona ruhumdan üflediğim de/ona vahiyden bir pay verdiğim de, siz hemen ona secde edecek/onun hizmetine gireceksiniz.”
30Bunun üzerine bütün melekler hepsi secde etmişti.
31Fakat İblis hariç. O, secde edenlerle beraber olmaktan kaçındı.
Açıklamalı meal
28Hani Rabbin vaktiyle meleklere ve cin taifesinden olup da o anda melekler arasında bulunan iblise şöyle buyurmuştu: “Ben kuru mayalanıp pişmemiş bir çamurdan, şekil verilmiş bir kara balçıktan ölümlü bir insan yaratacağım. Yarattığım insanı sizlerden daha farklı kabiliyetlerle donatacağım. O’nu sizlerden üstün kılacağım.
29Ben o insana tam olarak şeklini verdiğim ve nimetler bahşederek sorumluluk yükleyip içine ruhumdan üflediğim, akıl ve irade verip şereflendirdiğim zaman halifelik makamına hürmet için hemen ona saygılı davranıp hizmetine girin ve üstünlüğünün işareti olarak kendisine secdeye varın. O’na saygı duyun! O’nu yüceltin!“
30Bunun üzerine meleklerin tümü Allah’ın emrine uyup saygı ve hürmet kastı ile Âdem’in huzurunda eğilerek topluca Allah’a secde ettiler.
31Yalnız aslen bir cin olan İblis; kibrinden dolayı Âdem’in önünde boyun eğmeye yanaşmadı. Secde edenlerle beraber olmaktan ve insanın üstünlüğünü kabul etmekten kaçındı ve emre uymayacağını belirtti.
Ayet 32–38
7 ayetHicr 32
Hicr 33
Hicr 34
Hicr 35
Hicr 36
Hicr 37
Hicr 38
قَالَ يَٓا اِبْل۪يسُ مَا لَكَ اَلَّا تَكُونَ مَعَ السَّاجِد۪ينَ ٣٢ قَالَ لَمْ اَكُنْ لِاَسْجُدَ لِبَشَرٍ خَلَقْتَهُ مِنْ صَلْصَالٍ مِنْ حَمَإٍ مَسْنُونٍ ٣٣ قَالَ فَاخْرُجْ مِنْهَا فَاِنَّكَ رَج۪يمٌ ٣٤ وَاِنَّ عَلَيْكَ اللَّعْنَةَ اِلٰى يَوْمِ الدّ۪ينِ ٣٥ قَالَ رَبِّ فَاَنْظِرْن۪ٓي اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ ٣٦ قَالَ فَاِنَّكَ مِنَ الْمُنْظَر۪ينَۙ ٣٧ اِلٰى يَوْمِ الْوَقْتِ الْمَعْلُومِ ٣٨
Mushaf
Okunuş
32Ḳâle yâ iblîsü mâ leke ellâ tekûne meʿa-ssâcidîn.
33Ḳâle lem ekül liescüde libeşerin ḫalaḳtehû min ṣalṣâlim min ḥameim mesnûn.
34Ḳâle faḫruc minhâ feinneke racîm.
35Veinne ʿaleyke-llaʿnete ilâ yevmi-ddîn.
36Ḳâle rabbi feenżirnî ilâ yevmi yübʿaŝûn.
37Ḳâle feinneke mine-lmünżarîn.
38İlâ yevmi-lvaḳti-lmaʿlûm.
Türkçe Meal
32Allah, İblis’e, “Sana ne oluyor da secde edenlerle beraber olmuyorsun?” dedi.
33İblis: “Ben, kurumuş bir balçıktan yarattığın bir beşere secde edecek biri değilim!” dedi.
34Allah, “Çık git buradan, artık sen rahmetten kovuldun!” dedi.
35“Şüphesiz hesap gününe kadar lanet senin üzerinedir!”
36İblis; “Rabbim!” dedi. “Yeniden diriliş gününe kadar bana mühlet ver.”
37Allah, “Sen, mühlet verilenlerdensin!” dedi.
38“Tabi ki vakti bilinen bir zamana kadar.”
Açıklamalı meal
32Bunun üzerine Allah: “Ey İblis! Neyin var ki emrim karşısında Adem’e hürmeten secde eden meleklerle beraber olmadın?” dedi. Kendini üstün zannetti ve kibirlendi.
33Kibrine yenik düşen, ateşten yaratılmasını üstünlük gerekçesi yapan İblis de dedi ki: “Ben kuru bir çamurdan, şekillenebilir kara bir balçıktan yarattığın bir insana secde edemezdim.”
34Allah bunun üzerine İblis’e dedi ki: “Öyleyse çık oradan defol git, sen artık burada bulunmaya layık değilsin ve Allah’ın rahmetinden aşağılanıp kovulmuş birisin.
35Hesap gününe kadar lanetlisin ve bu lanet senin ve taraftarlarının peşini bırakmayacak.”
36Bu defa da hatasında ısrar eden İblis: “Ey Rabbim! Mademki beni kovdun, hiç olmazsa tüm insanların ve cinlerin öldükten sonra diriltilecekleri güne kadar yaşamak üzere bana süre tanı” dedi.”
37Allah da ona dedi ki: “O halde sen süre tanınanlardansın.
38Zamanı sadece Benim tarafımdan bilinen Kıyamet gününe kadar.” Allah dileseydi, İblis’i oracıkta yok edip işini bitirebilirdi. Fakat sonsuz ilim ve hikmeti gereğince, İblis’e süre verdi. O gün geldiğinde, kıyâmet kopacak ve herkes gibi sen ve sana uyanlar da huzurumda toplanacak.
Ayet 39–40
2 ayetHicr 39
Hicr 40
قَالَ رَبِّ بِمَٓا اَغْوَيْتَن۪ي لَاُزَيِّنَنَّ لَهُمْ فِي الْاَرْضِ وَلَاُغْوِيَنَّهُمْ اَجْمَع۪ينَۙ ٣٩ اِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ الْمُخْلَص۪ينَ ٤٠
Mushaf
Okunuş
39Ḳâle rabbi bimâ agveytenî leüzeyyinenne lehüm fi-lʾarḍi veleugviyennehüm ecmeʿîn.
40İllâ ʿibâdeke minhümü-lmuḫleṣîn.
Türkçe Meal
39İblis; “Rabbim, beni azdırmana karşılık, ben de onların yeryüzünde günahlarını güzel göstereceğim (1) ve hepsini azdırıp saptıracağım.” dedi.(2)
40“Ancak, içlerinden dini sana has kılan kulların hariç.”
Açıklamalı meal
39Bunun ardından da İblis hatasını anlayıp tövbe edeceği yerde, kendi günahını Allah’a isnat ederek daha büyük günahlara yöneldi: ve: “Rabbim! Andolsun beni bu insan yüzünden azdırıp kovduğun ve saptırdığın için yeryüzünde, Sana başkaldırmayı şirki, küfrü, günahı kötülükleri allayıp pullayıp onların gözünde süslü ve cazip göstereceğim ve böylece onların tümünü muhakkak saptıracağım ve Sana isyan ettirmek için bütün gücümle uğraşacağım
.40. Ancak onlardan senin davetine yürekten sımsıkı sarılıp, teslim oldukları için, Senin arkalarında durup desteklediğin ihlaslı ve samimi kulların hariç. Çünkü onlara güç yetiremem dedi.
Ayet 41–44
4 ayetHicr 41
Hicr 42
Hicr 43
Hicr 44
قَالَ هٰذَا صِرَاطٌ عَلَيَّ مُسْتَق۪يمٌ ٤١ اِنَّ عِبَاد۪ي لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَانٌ اِلَّا مَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْغَاو۪ينَ ٤٢ وَاِنَّ جَهَنَّمَ لَمَوْعِدُهُمْ اَجْمَع۪ينَۙ ٤٣ لَهَا سَبْعَةُ اَبْوَابٍۜ لِكُلِّ بَابٍ مِنْهُمْ جُزْءٌ مَقْسُومٌ۟ ٤٤
Mushaf
Okunuş
41Ḳâle hâẕâ ṣirâṭun ʿaleyye müsteḳîm.
42İnne ʿibâdî leyse leke ʿaleyhim sülṭânün illâ meni-ttebeʿake mine-lgâvîn.
43Veinne cehenneme lemevʿidühüm ecmeʿîn.
44Lehâ sebʿatü ebvâb. likülli bâbim minhüm cüzʾüm maḳsûm.
Türkçe Meal
41Allah, “İşte bu dosdoğru yola iletmek de bana aittir.”
42Zira senin dini bana has kılan kullarım üzerinde hiçbir yaptırım gücün yoktur, sen ancak sana uyan azgınlara söz geçirebilirsin.
43Şüphesiz ki cehennem, onların hepsinin buluşma yeri olacak.
44Onun yedi kapısı vardır. Her bir kapıdan günahlarına göre kimin gireceği taksim edilmiştir.
Açıklamalı meal
41Allah da şöyle buyurdu: “İşte bu bahsettiğin samimi kullarımın izlediği yol var ya, herkesi cüz’i iradesi ve tercihiyle baş başa bırakıp imtihan edeceğim bana ait dosdoğru yol budur. Zaten benim davetime iman edip uyan kullarım yalnızca Bana itaat ederler. Bana kesin olarak inananları, yolumda sapmadan yürüyenleri, yasalarıma uyarak yaşayanları mutlaka korurum. Senin vesveselerin, senin azdırmaların onlara hiçbir şekilde tesir edemez.
42Benim bu samimi ve Bana tam teslim olmuş kullarımın üzerinde fitne ve imtihan aracı olman dışında senin hiçbir yaptırım gücün olamaz. Senin gücün, sadece kendi özgür iradeleriyle doğru yoldan saparak senin ardına düşen nankör ve azgınlara yeter. Sen ancak sana uymak isteyen cahilleri peşine takıp azdırabilirsin.
43Şüphesiz senin peşinden gidecek olurlarsa sana uyanların tümünün buluşma yeri olarak varacağı yer, kesinlikle cehennemdir.
44Onun yedi katı ve her katın ayrı ayrı birer kapısı vardır. Günahların derecesine göre yedi cehennem kapısının her birinden azabı hak eden hangi azgın ve sapkın grubun gireceği belirlenmiştir.
Ayet 45–48
4 ayetHicr 45
Hicr 46
Hicr 47
Hicr 48
اِنَّ الْمُتَّق۪ينَ ف۪ي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۜ ٤٥ اُدْخُلُوهَا بِسَلَامٍ اٰمِن۪ينَ ٤٦ وَنَزَعْنَا مَا ف۪ي صُدُورِهِمْ مِنْ غِلٍّ اِخْوَانًا عَلٰى سُرُرٍ مُتَقَابِل۪ينَ ٤٧ لَا يَمَسُّهُمْ ف۪يهَا نَصَبٌ وَمَا هُمْ مِنْهَا بِمُخْرَج۪ينَ ٤٨
Mushaf
Okunuş
45İnne-lmütteḳîne fî cennâtiv veʿuyûn.
46Üdḫulûhâ biselâmin âminîn.
47Venezaʿnâ mâ fî ṣudûrihim min gillin iḫvânen ʿalâ sürurim müteḳâbilîn.
48Lâ yemessühüm fîhâ neṣabüv vemâ hüm minhâ bimuḫracîn.
Türkçe Meal
45Şeytana uymaktan sakınanlar ise, cennetlerde ve pınar başlarında olacaklar.
46“Oraya huzur ve güvenle girin!” denilecek.
47Biz, onların gönlündeki tüm olumsuz duygu ve düşünceleri söküp atmışızdır. Orada yüksek tahtlar üstünde karşılıklı oturan kardeşlerdir.
48Onlara orada hiçbir sıkıntı ve zahmet dokunmayacak. Ve oradan asla çıkarılmayacaklar.
Açıklamalı meal
45İman edip kötülüğün her çeşidinden ve şeytana uymaktan sakınarak salih amel işleyenlere gelince, yolunu Allah ve kitabıyla bulan o takva sahipleri, cennetin has bahçelerinde ve yeşillikler içindeki pınar başlarındadırlar ve mutlu, huzurlu bir hayata kavuşacaklardır.
46Ve melekler Cennette onları şu sözlerle karşılayacaklar: “ Cennete hoş geldiniz. Burada huzur içinde yaşamaya layık görüldünüz ki ne mutlu sizlere güven içinde girin oraya denilecek. “
47Biz, dünyadayken aralarında çıkan tartışmalardan dolayı, cennete layık gördüklerimizin gönüllerinde kalmış olabilecek kin öfke gibi, kötü duygular adına ne varsa çıkarmışızdır. Böylece onlar köşklerde tahtlar üzerinde tatlı sohbetlere dalıp can ciğer kardeşler olarak sevinç ve neşe içerisinde yaşayacaklar.
48Orada onlara hiçbir yorgunluk hastalık, yaşlılık, zahmet, bıkkınlık sıkıntı da dokunmaz ve onlar oradan hiçbir zaman da çıkarılmayacaklar. Cennettekiler yeme içme ihtiyaçları için çalışmazlar. Dünyada ki gibi çalışarak yorulmazlar.
İlgili ayetler
Ayet 49–51
3 ayetHicr 49
Hicr 50
Hicr 51
نَبِّئْ عِبَاد۪ٓي اَنّ۪ٓي اَنَا۬ الْغَفُورُ الرَّح۪يمُۙ ٤٩ وَاَنَّ عَذَاب۪ي هُوَ الْعَذَابُ الْاَل۪يمُ ٥٠ وَنَبِّئْهُمْ عَنْ ضَيْفِ اِبْرٰه۪يمَۢ ٥١
Mushaf
Okunuş
49Nebbiʾ ʿibâdî ennî ene-lgafûru-rraḥîm.
50Veenne ʿaẕâbî hüve-lʿaẕâbü-lʾelîm.
51Venebbiʾhüm ʿan ḍayfi ibrâhîm.
Türkçe Meal
49Haber ver benim kullarıma; ben çok bağışlayanım ve onlara karşı çok merhametliyim.
50Azabıma gelince, işte o çok acı bir azaptır.
51Onlara da İbrahim’e gelen misafirlerinden haber ver.
Açıklamalı meal
49Resûlüm! Beni sana soran kullarıma bildir: şüphesiz ki Ben tövbe edip iman eden mü’minlere ve yasalarıma uyarak yaşayanlara karşı çok şefkatli, günahlarını bağışlayıcı ve merhametliyim.
50Şüphesiz bununla birlikte müşrik ve kâfirlere karşı azabım da pek acıklı ve şiddetli bir azaptır.
51İşte, rahmetimin ve gazabımın tecelli ettiği iki örnek, İbrahim Peygamber ve Lut kavmi: Sen onlara İbrahim’in insan görünümlü melek olan konuklarından ve konukları ile ilgili ibret dolu kıssalardan da anlatıp haber ver. Belki öğüt alırlar ve düşünüp ders alanlara önemli şeyler hatırlatır.
İlgili ayetler
49Âl-i İmran 193Âl-i İmran 195Tâhâ 82Furkan 70Furkan 71Zümer 53
Ayet 52–56
5 ayetHicr 52
Hicr 53
Hicr 54
Hicr 55
Hicr 56
اِذْ دَخَلُوا عَلَيْهِ فَقَالُوا سَلَامًاۜ قَالَ اِنَّا مِنْكُمْ وَجِلُونَ ٥٢ قَالُوا لَا تَوْجَلْ اِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَامٍ عَل۪يمٍ ٥٣ قَالَ اَبَشَّرْتُمُون۪ي عَلٰٓى اَنْ مَسَّنِيَ الْكِبَرُ فَبِمَ تُبَشِّرُونَ ٥٤ قَالُوا بَشَّرْنَاكَ بِالْحَقِّ فَلَا تَكُنْ مِنَ الْقَانِط۪ينَ ٥٥ قَالَ وَمَنْ يَقْنَطُ مِنْ رَحْمَةِ رَبِّه۪ٓ اِلَّا الضَّٓالُّونَ ٥٦
Mushaf
Okunuş
52İẕ deḫalû ʿaleyhi feḳâlû selâmâ. ḳâle innâ minküm vecilûn.
53Ḳâlû lâ tevcel innâ nübeşşiruke bigulâmin ʿalîm.
54Ḳâle ebeşşertümûnî ʿalâ em messeniye-lkiberu febime tübeşşirûn.
55Ḳâlû beşşernâke bilḥaḳḳi felâ teküm mine-lḳâniṭîn.
56Ḳâle vemey yaḳneṭu mir raḥmeti rabbihî ille-ḍḍâllûn.
Türkçe Meal
52Hani onun yanına girdikleri zaman: “Selam” demişlerdi. O da; “Doğrusu biz, sizden korkuyoruz” demişti.
53Onlar da: “Korkma! Biz sana bilgin bir erkek evlat müjdeliyoruz.” dediler.
54“İhtiyarlık gelip çatmış benim gibi birine mi bu müjdeyi veriyorsunuz? Peki, neye dayanarak müjde veriyorsunuz?” dedi.
55“Biz sana gerçek bir haberle müjde veriyoruz. Sakın ümitsizliğe düşenlerden olma!” dediler.
56“Yoldan sapmış kimseler dışında, Rabbinin rahmetinden kim ümidini keser ki? Dedi.
Açıklamalı meal
52Hani o insan suretinde melekler, onun yanına misafir olarak girdiklerinde: “ İbrahim’e bizden sana zarar gelmez anlamında selam vermişlerdi. Bunun üzerine İbrâhim gelen misafirlerin melek olduğunu bilmediği için, hemen onlara yemek hazırlamıştı. İbrâhim, gelen misafirlerin ikram edilenleri yemediklerini görünce: “ doğrusu bizi korkutuyorsunuz sizden çekiniyoruz ” demişti. Çünkü o toplumun geleneğinde yemeği yememeleri iyiye alamet değildi.
53Bunun üzerine onlar da İbrahim’e “ Ey İbrâhim, bizden endişelenme ve korkma! Allah’ın görevlendirmesiyle buradayız. Biz sana zevcen Sâre’den ileride ilim irfan sahibi olacak İshâk’ adında bilgin bir erkek evladın olacağını müjdeliyoruz” dediler.
54Bunun üzerine İbrahim büyük bir şaşkınlıkla: “ Ben oldukça yaşlanmış biriyim. Bana ihtiyarlık çökmüşken mi beni bununla müjdeliyorsunuz? Karım da kısır bir kadın olduğu halde, nasıl çocuğumuz olabilir ki? Hem beni ne ile ve neye dayanarak müjdeliyorsunuz farkında mısınız?” dedi.
55Misafir melekler: “Seni Allah’ın bildirdiği gerçeğin ta kendisini müjdeliyoruz. Şu hâlde sakın çocuk sahibi olmaktan ve Allah’ın lütuf ve rahmetinden yana ümitsizliğe kapılma ” dediler.
. İbrahim de meleklerin bu müjdesi üzerine sevinçle “ Sayısız nimetler bahşeden Rabbimin rahmetinden, ancak yolunu şaşırıp dalalete sapan müşrik ve kâfirler ümidini keser dedi.
İlgili ayetler
Ayet 57–60
4 ayetHicr 57
Hicr 58
Hicr 59
Hicr 60
قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ اَيُّهَا الْمُرْسَلُونَ ٥٧ قَالُٓوا اِنَّٓا اُرْسِلْنَٓا اِلٰى قَوْمٍ مُجْرِم۪ينَۙ ٥٨ اِلَّٓا اٰلَ لُوطٍۜ اِنَّا لَمُنَجُّوهُمْ اَجْمَع۪ينَۙ ٥٩ اِلَّا امْرَاَتَهُ قَدَّرْنَٓاۙ اِنَّهَا لَمِنَ الْغَابِر۪ينَ۟ ٦٠
Mushaf
Okunuş
57Ḳâle femâ ḫaṭbüküm eyyühe-lmürselûn.
58Ḳâlû innâ ürsilnâ ilâ ḳavmim mücrimîn.
59İllâ âle lûṭ. innâ lemüneccûhüm ecmeʿîn.
60İlle-mraetehû ḳaddernâ innehâ lemine-lgâbirîn.
Türkçe Meal
57"Peki ey elçiler, sizin asıl göreviniz nedir?" dedi.
58“Biz, günahkâr bir topluma gönderildik.”
59“Fakat Lût’un ailesi hariç, onların hepsini kurtaracağız.”
60“Onların içinden de Lut’un hanımı hariç, onun geride kalıp helak olmasını takdir ettik.”
Açıklamalı meal
57İbrahim, onların melek olduğunu ve gelme sebeplerinin sadece müjde vermek olmadığını anlayınca: “Peki sizin gönderilişinizin asıl sebebi nedir, bana Rabbimden getirdiğiniz başka bir mesajınız var mı ey elçiler!” dedi.
58Elçi melekler de İbrahim’e dediler ki: “Biz aynı zamanda Lût peygamberi yalanlayan suçlu müşrik ve günaha batmış Lût kavmini de helak etmek için gönderildik.
59Fakat Lut ve onun ailesinden kendisine sadık iki kızı ve ona iman eden mü’minler hariç. Çünkü Biz iman ve güzel ahlâk sahibi kimselerin hepsini helak olacakların içinden çıkarıp kurtaracağız.
60Yalnız Lut’un iman ehli olmayan karısı hariç. Allah’ın bize buyurduğu takdir, onun helak olması ve helak olacak olanlarla birlikte şehirde kalmasıdır. Çünkü o inkârcılarla birlikte hareket edip müşrik ve kâfirlerden olmayı tercih etti.
Ayet 61–65
5 ayetHicr 61
Hicr 62
Hicr 63
Hicr 64
Hicr 65
فَلَمَّا جَٓاءَ اٰلَ لُوطٍۨ الْمُرْسَلُونَۙ ٦١ قَالَ اِنَّكُمْ قَوْمٌ مُنْكَرُونَ ٦٢ قَالُوا بَلْ جِئْنَاكَ بِمَا كَانُوا ف۪يهِ يَمْتَرُونَ ٦٣ وَاَتَيْنَاكَ بِالْحَقِّ وَاِنَّا لَصَادِقُونَ ٦٤ فَاَسْرِ بِاَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِنَ الَّيْلِ وَاتَّبِعْ اَدْبَارَهُمْ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنْكُمْ اَحَدٌ وَامْضُوا حَيْثُ تُؤْمَرُونَ ٦٥
Mushaf
Okunuş
61Felemmâ câe âle lûṭini-lmürselûn.
62Ḳâle inneküm ḳavmüm münkerûn.
63Ḳâlû bel ciʾnâke bimâ kânû fîhi yemterûn.
64Veeteynâke bilḥaḳḳi veinnâ leṣâdiḳûn.
65Feesri biehlike biḳiṭʿim mine-lleyli vettebiʿ edbârahüm velâ yeltefit minküm eḥadüv vemḍû ḥayŝü tüʾmerûn.
Türkçe Meal
61Görevli Melekler Lût’un evine gelince,
62Lût, “Siz, hayırlı bir iş için gelmişe benzemiyorsunuz.”
63“Evet, biz sana onların bir türlü inanmadığı o azabı getirdik.”
64“Ve biz sana gerçekleşecek olan haberi getirdik, şüphesiz biz doğruyu söylüyoruz.”
65“Bu sebeple, gecenin bir saatinde aileni yola çıkar. Sen de onların peşinden git. Sizden hiç kimse arkasına bakmasın, emrolunduğunuz yere doğru gidin!”
Açıklamalı meal
61Bu konuşmanın ardından İbrâhim’in yanından ayrılan elçi melekler yakışıklı birer delikanlı suretinde Lut ailesinin yaşadığı yer olan Sodom şehrine helâk etmek için geldiler.
62Lut onlara: “Siz tanıdık bildik kimseler değilsiniz. Gelişiniz beni endişelendirdi. Söyleyin niçin geldiniz? Ayrıca şehir halkına karşı da dikkatli olun ” dedi. Bu arada, şehre yabancıların geldiğini duyan kâfirler, Lut’un evini basmaya kalktılar.
63Melekler, Lût’a gerçek kimliklerini açıkladıktan sonra: “Sakın korkma. Sana ve ailene bir zararımız olmayacak. Biz sana destek için buradayız. Bu müşrik, kâfir ve günahkâr topluluğun, geleceğinden şüphe ettikleri ve inanmadıkları o azabın haberini sana bildirmeye geldik. Onlar senin uyarılarına karşı azap hakkında şüphe ediyorlardı. Allah’ı inkâr edip ayetleri yalanlıyorlardı. Bugün inkâr edenlere cezalarını getirdik. Yani, onların ölüm fermanını infaz etmeye geldik dediler.
64Ey Lût! Onlar şüphe etse de Biz sana haklarında kesin verilmiş bir hükümle gerçeği getirdik ve biz kesinlikle doğru söyleyen melekleriz.
65Ey Lût! İşte bu yüzden geceleyin ailen ile birlikte hemen yola koyul. Ancak karın hariç; çünkü o, kâfirlerle birlikte helâk edilecek. Sen de peşlerinden takip et. İçinizden kimse geriye dönüp bakmasın, hiçbirinizin gözü arkada kalmasın. O hâlde, size emredilen istikamete doğru gidin.
Ayet 66–70
5 ayetHicr 66
Hicr 67
Hicr 68
Hicr 69
Hicr 70
وَقَضَيْنَٓا اِلَيْهِ ذٰلِكَ الْاَمْرَ اَنَّ دَابِرَ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ مَقْطُوعٌ مُصْبِح۪ينَ ٦٦ وَجَٓاءَ اَهْلُ الْمَد۪ينَةِ يَسْتَبْشِرُونَ ٦٧ قَالَ اِنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ ضَيْف۪ي فَلَا تَفْضَحُونِۙ ٦٨ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَلَا تُخْزُونِ ٦٩ قَالُٓوا اَوَلَمْ نَنْهَكَ عَنِ الْعَالَم۪ينَ ٧٠
Mushaf
Okunuş
66Veḳaḍaynâ ileyhi ẕâlike-lʾemra enne dâbira hâülâi maḳṭûʿum muṣbiḥîn.
67Vecâe ehlü-lmedîneti yestebşirûn.
68Ḳâle inne hâülâi ḍayfî felâ tefḍaḥûn.
69Vetteḳu-llâhe velâ tuḫzûn.
70Ḳâlû evelem nenheke ʿani-lʿâlemîn.
Türkçe Meal
66Ve biz ona şu kesin hükmümüzü bildirdik; sabaha doğru işte bu günahkâr halkın hepsinin kökü kazınacak.
67Şehir halkı sevinç çığlıkları atarak kapıya dayandı.
68Lût: “Bakın bunlar benim misafirlerim, sakın beni rezil etmeyin!” dedi.
69"Allah’tan korkun da, beni utandırmayın!"
70Lût’un halkı: “Biz sana, el âlemin işine karışmayı yasaklamadık mı?” dediler.
Açıklamalı meal
66Lût’a şu sapık ve azgın kavim hakkında kesin emri elçilerimizle bildirdik: “Sabaha karşı bunların kökleri hak ettikleri azapla cezalandırılıp kazınacaktır.”
67Elçilerimiz Lût ile bunları konuşurken, genç güzel delikanlı şeklinde gelen meleklerden haberdar olan sapık şehir halkı, bunun eşcinsel zevklerini tatmin için güzel bir fırsat olduğunu düşünerek büyük bir sevinç içinde geldiler. Ve evinin önünde küstahça bağırıp çağırarak Lût’tan misafirleri kendilerine teslim etmesini istediler.
68Lut’ da kapıya çıkıp onlara dedi ki: “ Bakın bunlar benim konuklarımdır. Ne olur şu düşündüğünüzü yaparak beni mahcup etmeyin.
69Allah’tan korkup küfür, zulüm ve kötülükten sakının ve ahlâksız tekliflerle beni ele-güne rezil etmeyin çekip gidin.”
70Fakat azgınlıktan gözü dönmüş sapıklar Lût’a: “Biz seni elalemin işine karışmaktan, ona buna kol kanat germekten menetmemiş miydik unuttun mu?” Bizim alacağımız keyiften, yapacağımız âlemlerden sana ne? Biz senin işlerine karışıyor muyuz? Sen de bizim işlerimize karışma dediler.
Ayet 71
1 ayetHicr 71
قَالَ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ بَنَات۪ٓي اِنْ كُنْتُمْ فَاعِل۪ينَۜ ٧١
Mushaf
Okunuş
71Ḳâle hâülâi benâtî in küntüm fâʿilîn.
Türkçe Meal
71Lût: “Eğer illa da bu işi yapacaksanız işte kızlarım(ız)!” dedi.
Açıklamalı meal
71Lut misafirlerinin yanında çok bunalmış ve utanmıştı. Kendilerine Allah’ı anlattığı insanları manevî evladı gibi gören Lût, kavminin evlenme çağına gelmiş genç kızlarını kast ederek: “Eğer cinsel duygularınızı tatmin etmek için bir şey yapacaksanız gelin, doğru olanı yapın şehrin dul ve evlenme çağına gelmiş olan kızlarıyla meşru olarak evlenme yolunu seçin, işte şunlar kızlarım. Bu yolla benim kızlarımı bile isteyebilirsiniz ” dedi.
İlgili ayetler
71Hûd 78
Ayet 72
1 ayetHicr 72
لَعَمْرُكَ اِنَّهُمْ لَف۪ي سَكْرَتِهِمْ يَعْمَهُونَ ٧٢
Mushaf
Okunuş
72Leʿamruke innehüm lefî sekratihim yaʿmehûn.
Türkçe Meal
72(Melekler) Hayatına ant olsun ki, onlar şehvet sarhoşluğu içinde ne yaptıklarını bilmiyorlar.
Açıklamalı meal
72Lût’un bu sapık toplum içindeki üzüntüsüne şahit olan, melekler Lût’a, “Ey Lût: Canı sağ olasıca. Hayatın üzerine yemin olsun ki, bunlara laf anlatıp doğruya çağıracağım diye kendini boşa yorma. Çünkü şehvet sarhoşluğu onların akıllarını başlarından almış, gözlerini de kör etmiş. Baksana onlar azgınlıktan gözleri dönmüş halde bocalayıp ne yaptıklarını bilmiyorlar. Dolayısıyla, kendilerini Allah korkusuna çağıran, inansınlar ve kurtulsunlar diye durmadan çalışıp çabalayan Lut’un gayretleri hiçbir yarar sağlamayacaktı. Bu yüzden, Lut’u ve ailesini o gece o şehirden çıkarıp kurtardık.
İlgili ayetler
Ayet 73–77
5 ayetHicr 73
Hicr 74
Hicr 75
Hicr 76
Hicr 77
فَاَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُشْرِق۪ينَۙ ٧٣ فَجَعَلْنَا عَالِيَهَا سَافِلَهَا وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِنْ سِجّ۪يلٍۜ ٧٤ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِلْمُتَوَسِّم۪ينَ ٧٥ وَاِنَّهَا لَبِسَب۪يلٍ مُق۪يمٍ ٧٦ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لِلْمُؤْمِن۪ينَۜ ٧٧
Mushaf
Okunuş
73Feeḫaẕethümu-ṣṣayḥatü müşriḳîn.
74Feceʿalnâ ʿâliyehâ sâfilehâ veemṭarnâ ʿaleyhim ḥicâratem min siccîl.
75İnne fî ẕâlike leâyâtil lilmütevessimîn.
76Veinnehâ lebisebîlim müḳîm.
77İnne fî ẕâlike leâyetel lilmüʾminîn.
Türkçe Meal
73Nihayet güneşin doğuşuyla birlikte onları korkunç bir çığlık yakalayıverdi.
74Şehrin altını üstüne getirdik ve üzerlerine de yağmur gibi pişmiş (volkanik) taşlar yağdırdık.
75Hiç şüphe yok ki bunda, gerçekleri görenler için nice ibretler vardır.
76O şehre ait kalıntılar, insanların gelip geçtikleri yol üzerinde hala durmaktadır.
77Bunda da müminler için hakikate dair de bir belge vardır.
Açıklamalı meal
73Nihayet sabaha karşı güneş doğarken korkunç bir gürültü ve hemen arkasından müthiş bir deprem onları kıskıvrak yakalayıverdi.
74O an şiddetli bir azapla yaşadıkları kirlenmiş memleketin altını üstüne getirdik ve üzerlerine ateşte pişip sertleşmiş balçıktan kızgın taşlar yağdırdık. Çığlıklar atarak yok olup gittiler.
75Şüphesiz bu anlatılanlarda aklını kullanıp iyi düşünenler için nice ibretlik dersler ve işaretler vardır.
76Helak edilen bu şehirlerin harabeleri ölü denizin kıyısından Suriye’ye doğru uzanan ve gelip geçerken kullanılmakta olan işlek bir yol üzerinde hâlâ durmaktadır. O şehrin yanından geçerken hiç düşünmüyorlar mı? Burada kimler yaşadı? Nasıl yok oldular? Başlarına ne, niçin geldi? Onlar gerçeği öğrenmek isteselerdi, mutlaka bu soruları kendilerine sorarlardı.
77Elbette bütün bunlarda Allah’a iman edenler için, davete uyup uymamanın sonucuna dair çok önemli deliller ve çıkarılacak dersler vardır. Ancak Allah’ı layıkıyla kavrayıp, O’na karşı sorumluluklarının bilincinde olanlar, bunlardan alınması gereken dersleri alırlar.
İlgili ayetler
Ayet 78–79
2 ayetHicr 78
Hicr 79
وَاِنْ كَانَ اَصْحَابُ الْاَيْكَةِ لَظَالِم۪ينَۙ ٧٨ فَانْتَقَمْنَا مِنْهُمْۢ وَاِنَّهُمَا لَبِاِمَامٍ مُب۪ينٍۜ۟ ٧٩
Mushaf
Okunuş
78Vein kâne aṣḥâbü-lʾeyketi leżâlimîn.
79Fenteḳamnâ minhüm. veinnehümâ lebiimâmim mübîn.
Türkçe Meal
78Eyke halkı da elçilerini yalanlayarak zalimlerden oldular.
79Biz de onlara yaptıklarının acısını tattırdık. Bu iki şehirdeki belgeler hala göz önündedir.
Açıklamalı meal
78Medyen ’de bol ağaçlı vadilere sahip olan Eyke halkı da gerçekten nankörlük edip müşrik ve kâfir yaşamakta inatla direnen zalim bir topluluktu. Kendilerine gönderilen Şuayb peygamberi yalanladılar.
79Biz de onlardan nankörlük edip şirk ve küfürlerinde inatla direnmelerinden dolayı hak ettikleri cezayı verip intikam aldık. Eyke ve Medyen; her ikisinin de yıkıntıları Hicaz ve Filistin arasında hâlâ uğrak bir yol üzerinde gözler önünde durmaktadır. Hâlâ bunları öğrenip görüp de ders almayacak mısınız?
Ayet 80–84
5 ayetHicr 80
Hicr 81
Hicr 82
Hicr 83
Hicr 84
وَلَقَدْ كَذَّبَ اَصْحَابُ الْحِجْرِ الْمُرْسَل۪ينَۙ ٨٠ وَاٰتَيْنَاهُمْ اٰيَاتِنَا فَكَانُوا عَنْهَا مُعْرِض۪ينَۙ ٨١ وَكَانُوا يَنْحِتُونَ مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا اٰمِن۪ينَ ٨٢ فَاَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُصْبِح۪ينَۙ ٨٣ فَمَٓا اَغْنٰى عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَۜ ٨٤
Mushaf
Okunuş
80Veleḳad keẕẕebe aṣḥâbü-lḥicri-lmürselîn.
81Veâteynâhüm âyâtinâ fekânû ʿanhâ müʿriḍîn.
82Vekânû yenḥitûne mine-lcibâli büyûten âminîn.
83Feeḫaẕethümu-ṣṣayḥatü muṣbiḥîn.
84Femâ agnâ ʿanhüm mâ kânû yeksibûn.
Türkçe Meal
80Andolsun ki, Hicr halkı da gönderilen elçileri yalanlamışlardı.
81Biz onlara ayetlerimizi iletmiştik, fakat onlar ayetlerimizden yüz çevirmişlerdi.
82Hesapta onlar, dağları oyarak güvenli evler yapıyorlardı.
83Fakat sabahın ilk ışıklarıyla birlikte korkunç bir çığlık onları yakalayıverdi.
84Yaptıkları sağlam evler onlara bir fayda sağlamadı.
Açıklamalı meal
80Andolsun Hicaz’ın kuzeyinde, Medine ile Tebük arasındaki Hicr denilen bölgede yaşamış olan Semûd halkı da kendilerini yaratılış sebepleri olan hakikate davet eden elçileri Sâlih’i yalanlamışlardı.
81Onlara apaçık delil ve ayetlerimizi gönderdik, ama onlar âyetlerimize mucizelerimize karşı çıkıp onlardan inatla yüz çevirmişlerdi.
82Onlar güya dağları oyup kayaları yontarak kendilerine güvenli evler yapıyorlardı. Ve buralarda kendilerinin her türlü tehlikelerden korunacaklarını sanıyorlardı. Hiçbir felaket bizi etkilemez zannetmişlerdi.
83Derken sabaha karşı onları da hak ettikleri azabın gürültüsü ve korkunç bir sarsıntı kıskıvrak yakalayıverdi. Hak ettikleri azapla cezalandırıp, köklerini kazıdık.
84Dağları oyup, kayaları yontarak yaptıkları o evler ve Ahireti kaybetme uğruna kazandıkları mallar, mülkler, mevkiler, makamlar, ne varsa, hiçbiri fayda sağlamadı. Kendilerini Allah’ın azabından kurtaramadı. Çünkü zâlimler, zaman zaman geçici bir üstünlük elde etmiş görünseler de eninde sonunda yok olmaya mahkûmdurlar.
Ayet 85–86
2 ayetHicr 85
Hicr 86
وَمَا خَلَقْنَا السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَٓا اِلَّا بِالْحَقِّۜ وَاِنَّ السَّاعَةَ لَاٰتِيَةٌ فَاصْفَحِ الصَّفْحَ الْجَم۪يلَ ٨٥ اِنَّ رَبَّكَ هُوَ الْخَلَّاقُ الْعَل۪يمُ ٨٦
Mushaf
Okunuş
85Vemâ ḫalaḳne-ssemâvâti velʾarḍa vemâ beynehümâ illâ bilḥaḳḳi. veinne-ssâʿate leâtiyetün faṣfeḥi-ṣṣafḥa-lcemîl.
86İnne rabbeke hüve-lḫallâḳu-lʿalîm.
Türkçe Meal
85Biz, gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri ancak gerçek bir amaç için yarattık. Şu bir gerçek ki bu dünyanın sonu o saat elbette gelecektir. Öyleyse onların tavırlarına aldırma ve güzel davran.
86Çünkü senin Rabbin var ya O, muazzam bir yaratıcı ve her şeyi bilendir.
Açıklamalı meal
85Gökleri, yeri ve bunların arasındakileri ancak yüce bir amaç için yarattık. İnsanı da Allah’ın rızasını kazanma ve yeryüzünde sınırlarını Allah’ın belirlediği ilâhî bir nizam kurmak maksadı ile yarattık. Şüphesiz herkesin bu gayeye ulaşmak için ne yaptığı konusunda hesaba çekileceği o kıyâmet günü bir gün gelecektir. Buna inanmayanlar, yüz çevirip önemsemeyenler, mutlaka gerçekleşecek olan Kıyamet Günü hak ettikleri ile karşılaşacaklar. O halde ey Müslüman! Ey Peygamber! Bu işi yaparken mutlaka seninle alay eden, sana kaba saba davrananlar da olacak. Şimdi sen onların bu görgüsüzce davranışlarına, Allah adına yaptığın davete karşı olumsuz tutumlarına aldırış etme, saldırılarına sabırlı davranıp sebatla diren. Eziyet ve işkencelerine karşı güzellikle muamele edip olgunlukla karşılayarak tebliğde bulun.
86Şüphesiz her şeyi hakkıyla yaratan ve her şeyi görüp bilen ancak senin Rabbindir ve O her şeye güç yetirendir.
Ayet 87–89
3 ayetHicr 87
Hicr 88
Hicr 89
وَلَقَدْ اٰتَيْنَاكَ سَبْعًا مِنَ الْمَثَان۪ي وَالْقُرْاٰنَ الْعَظ۪يمَ ٨٧ لَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ اِلٰى مَا مَتَّعْنَا بِه۪ٓ اَزْوَاجًا مِنْهُمْ وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِن۪ينَ ٨٨ وَقُلْ اِنّ۪ٓي اَنَا۬ النَّذ۪يرُ الْمُب۪ينُۚ ٨٩
Mushaf
Okunuş
87Veleḳad âteynâke sebʿam mine-lmeŝânî velḳurʾâne-lʿażîm.
88Lâ temüddenne ʿayneyke ilâ mâ mettaʿnâ bihî ezvâcem minhüm velâ taḥzen ʿaleyhim vaḫfiḍ cenâḥake lilmüʾminîn.
89Veḳul innî ene-nneẕîru-lmübîn.
Türkçe Meal
87Andolsun ki, biz sana tekrarlanan yedi ayeti (Fatiha’yı) ve yüce Kuran’ı verdik.
88Öyleyse, onlardan kimilerine verdiğimiz geçici dünya nimetlerine imrenme! Onlar iman etmiyorlar diye tasalanma; ancak müminler için şefkat kanatlarını ger, onları koru!
89Ve ilan et! “Ben evet ben, sadece apaçık bir uyarıcıyım!”
Açıklamalı meal
87Ey Resûlüm! Biz sana haftanın yedi günü her daim tekrar tekrar okunacak olan Kur’an’ı vermekle yedi kat yerin ve göğün gizli sırlarını, hazinelerini verdik. İşte bu, bir kula dünyada verilebilecek en büyük nimettir.
88O yüzden bu nimetin kıymetini iyi bil. Sen sakın Allah’tan gelen gerçekleri örtbas eden müşrik ve kâfirlerden bazılarına verdiğimiz dünya nimetlerine bakıp da Kur’an’ı terk ederek mal ve servet yığma yarışına giren gâfillere imrenme. O nimetler fânidir. Allah’ın davetine yönelmiyorlar ve seni umursamayıp iman etmiyorlar diye tebliğine karşı davranışlarından dolayı onlar için de üzülme. Sen davetine yönelen mü’minlerin üzerlerine kol kanat ger ve himaye et. Şefkat ve merhametini onlardan esirgeme.
89De ki: “ Ey İnsanlar. Doğrusu ben sizi Allah’ın yaratma sebebi olan hayat nizamına davet eden apaçık bir uyarıcıyım.” Ben sizin yaptıklarınızdan sorumlu değilim. Üstelik sizin üzerinize bekçi de değilim.
Ayet 90–93
4 ayetHicr 90
Hicr 91
Hicr 92
Hicr 93
كَمَٓا اَنْزَلْنَا عَلَى الْمُقْتَسِم۪ينَۙ ٩٠ اَلَّذ۪ينَ جَعَلُوا الْقُرْاٰنَ عِض۪ينَ ٩١ فَوَرَبِّكَ لَنَسْـَٔلَنَّهُمْ اَجْمَع۪ينَۙ ٩٢ عَمَّا كَانُوا يَعْمَلُونَ ٩٣
Mushaf
Okunuş
90Kemâ enzelnâ ʿale-lmuḳtesimîn.
91Elleẕîne ceʿalü-lḳurʾâne ʿiḍîn.
92Feverabbike lenesʾelennehüm ecmeʿîn.
93Ammâ kânû yaʿmelûn.
Türkçe Meal
90Tıpkı daha önce vahyi parça parça edenlere indirdiğimiz gibi.
91Onlar ki, vahyi/Kuran’ı birbirinden kopuk mesajlar olarak kabul eden kimselerdir.
92(92-93) Rabbine andolsun ki, onların hepsine bu yaptıklarının hesabını soracağız.
93(92-93) Rabbine andolsun ki, onların hepsine bu yaptıklarının hesabını soracağız.
Açıklamalı meal
90Biz, sizden önceki kavimlere de peygamberler ve Tevrat, Zebur ve İncil gibi kitaplar göndermiştik. Eğer, bu uyarıları dikkate almazsanız tıpkı kendilerine indirdiğimiz vahyi parçalara ayırıp bir kısmına uyup bir kısmını reddederek düşman gruplara ayrılan Yahudi ve Hristiyan kavimleri gibi size de azap göndermeye gücümüz yeter.
91Onlar ki, Kur’an’ı parça parça ettiler. Bazılarına inanıp bazılarına inanmadıklarını söyleyerek işlerine gelen kısmı alıp, gelmeyeni bıraktılar. Şimdi de Kur’an ile davet edilenlerden bir kısmı da onu bölüp parçalayarak ilahi maksadın üstünü örtmeye çalışıyorlar.
92Rabbine yemin olsun ki onların hepsini mutlaka âhirette sorgulayacağız.
. Hem de yapıp ettikleri sahtekârlık, riyakârlık ve fesatlık gibi bütün bu işlerden sorumlu tutacağız.
Ayet 94–99
6 ayetHicr 94
Hicr 95
Hicr 96
Hicr 97
Hicr 98
Hicr 99
فَاصْدَعْ بِمَا تُؤْمَرُ وَاَعْرِضْ عَنِ الْمُشْرِك۪ينَ ٩٤ اِنَّا كَفَيْنَاكَ الْمُسْتَهْزِء۪ينَۙ ٩٥ اَلَّذ۪ينَ يَجْعَلُونَ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَۚ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ ٩٦ وَلَقَدْ نَعْلَمُ اَنَّكَ يَض۪يقُ صَدْرُكَ بِمَا يَقُولُونَۙ ٩٧ فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَكُنْ مِنَ السَّاجِد۪ينَۙ ٩٨ وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتّٰى يَاْتِيَكَ الْيَق۪ينُ ٩٩
Mushaf
Okunuş
94Faṣdaʿ bimâ tüʾmeru veaʿriḍ ʿani-lmüşrikîn.
95İnnâ kefeynâke-lmüstehziîn.
96Elleẕîne yecʿalûne meʿa-llâhi ilâhen âḫar. fesevfe yaʿlemûn.
97Veleḳad naʿlemü enneke yeḍîḳu ṣadruke bimâ yeḳûlûn.
98Fesebbiḥ biḥamdi rabbike veküm mine-ssâcidîn.
99Vaʿbüd rabbeke ḥattâ yeʾtiyeke-lyeḳîn.
Türkçe Meal
94Ve sen, emrolunduğun vahyi açıkça ortaya koy ve müşriklere de aldırma!
95Unutma, seninle alay edenlere karşı biz sana yeteriz.
96Onlar ki, Allah ile beraber bir başka ilah tanıyorlar. Nasıl olsa yakında gerçeği öğrenecekler!
97Şüphesiz ki, biz onların söyledikleri sözler sebebiyle içinin daraldığını bilmekteyiz.
98O halde sen Rabbinin yüceliğini övgü ile dile getir ve O’na secde edenlerden ol!
99Ve ölüm gelip seni buluncaya kadar da Rabbine kulluğa devam et!
Açıklamalı meal
94Ey Resûlüm! Sen, insanları tevhide açıkça davet ederek emredilen hüküm ve hakikatleri kafa çatlatırcasına anlatıp açıkça bildir. İtaat ve ibadete devam et! Müşrik ve kâfir kalmakta inatla direnenlere ve onların alaycı tavırlarına da aldırış etme. Allah’tan başkalarına ilahlık yakıştıranlardan, Rabbinin yasalarına uymayanlardan, Allah’tan başka varlıklara yasa koyma hakkı verenlerden yüz çevir. Onların hayat tarzından uzak dur. Onları kendi haline ve Bize bırak.
95Unutma ki güçlerine güvenerek davetimize karşı çıkıp seni ve iman edenleri aşağılamak amacıyla alay edenlere karşı sana destek olmamız kâfidir ve biz yeteriz. O’nun için Rabbine güven! O’na tevekkül et!
96Alay ederek Allah’la birlikte O’ndan başka Rab ve ilah edinenler, yakında Allah’a şirk koşup davetine sırt dönmek, ne demekmiş görecekler ve hesabını verecekler. Allah’ın yasalarına uymak yerine insanların yasalarına uyanlar, yakında yaptıklarının sonucunu mutlaka bileceklerdir. Hesap günü gelince yaptıklarını onlara soracağız. Hangi hakla yasalarımıza karşı çıkıp kendi yasalarıyla yarattıklarımıza egemenlik kurduklarının hesabını soracağız.
97Andolsun onların çirkin ve incitici sözlerinden ve alay ederek yaptıklarından dolayı canının sıkıldığını göğsünün daraldığını Biz biliyoruz. Ama üzülme, bugünler de geçecek. Seni zafere ulaştıracağız. Ey resulüm! Göğsünü ferah tut. Unutma ki Rabbin hiçbir zaman zalim değildir. O, hiç kimseyi adaletinden uzak tutmaz! Herkese mutlaka hak ettiği cezayı ya da mükâfatı verir.
98Sen Rabbini hamd ile tesbih et ve bunca nimeti insan için yaratan Allah’a ait olduğunu tekrar edip kulluğunu ve teslimiyetini ortaya koyup secdeye kapanan Müslümanlardan biri ol. Sadece Rabbini yücelt! Rabbinin hükmünden başka hiçbir hükmün değeri yoktur.
99Ve ruh bedenden ayrılıp sana ölüm gelinceye kadar Rabbinin adına davetine devam edip ibadete devam et. Rabbinin yasalarına uyarak yaşa. Seni Allah’ın yasalarından ayırmak isteyenlere karşı mücadele et. Biz herkesi sonunda mutlaka hak ettiğine ulaştıracağız.
İlgili ayetler
Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.
Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.
Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Yusuf, sonra En’am indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla