Sûre hakkındaAdı · Nüzul Zamanı · Konular ve Anafikir
Adı: Bu sure adını 80. ayetten alır.
Nüzul Zamanı: Surenin değindiği konulardan ve üslubundan, İbrahim suresi ile aynı dönemde nazil olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü arka planında belirgin iki öğe vardır. Birincisi, surede arka arkaya tekrarlanan uyarılardan, Peygamberin (s.a) yıllardan beri tebliğ etmesine rağmen, kavminin kabule yanaşmadığı açığa çıkmaktadır. Hatta onlar, küfürde, düşmanlıkta ve yeni dinle alay etmede zaman geçtikçe daha da ileri gidip inatlaşmışlardır. İkincisi, o zaman peygamber artık kendisini küfrü ortadan kaldırmak için sarf ettiği çabalardan ve kavminin düşmanlıklarından yorgun ve bezgin hissetmeye başlamıştır. Bu nedenle Allah ona tekrar tekrar cesaret vererek teselli edip, rahatlatmaktadır.
Konular ve Anafikir
Sure şu ana konulardan oluşmaktadır:
a) Peygamberin davetini reddeden, ona karşı çıkan ve peygamberle (s.a) alay edenlerin uyarılması, b) Peygamberin (s.a) teselli edilmesi ve ona cesaret verilmesi. Fakat bu surede, başka hiçbir emir ve tavsiyenin bulunmadığı anlamına gelmez. Aslında Kur’an hiçbir zaman sadece uyarı, azarlama ve tenkit ile yetinmez, bilakis her uygun olan yerde gerekli emir ve tavsiyelere yer verir. Buna uygun olarak bu surede de bir tarafta Tevhid’le ilgili apaçık deliller, diğer tarafta Adem ve Şeytanın hikayesiyle ilgili uyarılar yer almaktadır.
Birlikte anlatılan ayetler gruplar hâlinde: her grubun Arapçası, okunuşu ve meali bir arada. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıylaHicr 1
1 ayetالٓرٰ۠ تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِ وَقُرْاٰنٍ مُب۪ينٍ ١
Mushaf
Hicr 2
1 ayetرُبَمَا يَوَدُّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَوْ كَانُوا مُسْلِم۪ينَ ٢
Mushaf
Hicr 3
1 ayetذَرْهُمْ يَاْكُلُوا وَيَتَمَتَّعُوا وَيُلْهِهِمُ الْاَمَلُ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ ٣
Mushaf
Okunuş
3Ẕerhüm yeʾkülû veyetemetteʿû veyülhihimü-lʾemelü fesevfe yaʿlemûn.
Ayet 3
Ey Peygamber! Davete sırt dönüp, kabul etmemekte direnenleri kendi hallerine bırak, şimdilik Allah’ın nimetlerini yiyip içip geçici dünya nimetleriyle oyalansınlar, nasıl olsa Bize dönüp gerçeğin bu olmadığını anlayacaklar.
İlgili ayetler
Hicr 4–5
2 ayetوَمَٓا اَهْلَكْنَا مِنْ قَرْيَةٍ اِلَّا وَلَهَا كِتَابٌ مَعْلُومٌ ٤ مَا تَسْبِقُ مِنْ اُمَّةٍ اَجَلَهَا وَمَا يَسْتَاْخِرُونَ ٥
Mushaf
Okunuş
4Vemâ ehleknâ min ḳaryetin illâ velehâ kitâbüm maʿlûm.
5Mâ tesbiḳu min ümmetin ecelehâ vemâ yesteʾḫirûn.
Ayet 4–5
Biz bir beldenin halkını kendilerine ilahi davet ulaşmadan, onlara verilen süre dolmadan ve şartları oluşmadan helak etmeyiz. Şartları oluşup, zamanı gelince de hiçbir güç kaçınılmaz sonu ne erteleyebilir ne de öne alabilir.
Hicr 6–8
3 ayetوَقَالُوا يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ي نُزِّلَ عَلَيْهِ الذِّكْرُ اِنَّكَ لَمَجْنُونٌۜ ٦ لَوْ مَا تَاْت۪ينَا بِالْمَلٰٓئِكَةِ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ ٧ مَا نُنَزِّلُ الْمَلٰٓئِكَةَ اِلَّا بِالْحَقِّ وَمَا كَانُٓوا اِذًا مُنْظَر۪ينَ ٨
Mushaf
Okunuş
6Veḳâlû yâ eyyühe-lleẕî nüzzile ʿaleyhi-ẕẕikru inneke lemecnûn.
7Lev mâ teʾtînâ bilmelâiketi in künte mine-ṣṣâdiḳîn.
8Mâ nünezzilü-lmelâikete illâ bilḥaḳḳi vemâ kânû iẕem münżarîn.
Ayet 6–8
Kendilerine tebliğ edilen âyetleri yalanlayanlar, “Ey kendisine kitap indirilmekte olduğunu söyleyen adam! Sen bize göre delirmiş birisin, şayet söylediklerin doğru ise melekleri getirip de bize göstersene.” diye alay ediyorlar. Şunu iyi bilin ki Biz, melekleri müşrikler istediği için değil, ancak böylelerini cezalandırmak için indiririz ve o zaman da onların cezaları asla ertelenmez.
İlgili ayetler
Hicr 9
1 ayetاِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَاِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ ٩
Mushaf
Okunuş
9İnnâ naḥnü nezzelne-ẕẕikra veinnâ lehû leḥâfiżûn.
Ayet 9
Kimsenin şüphesi olmasın ki, öğüt ve uyarılarla dolu bu Zikr’i (Kur’an’ı) Biz indirdik ve onu Biz koruyacağız.
İlgili ayetler
Hicr 10–13
4 ayetوَلَقَدْ اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ ف۪ي شِيَعِ الْاَوَّل۪ينَ ١٠ وَمَا يَاْت۪يهِمْ مِنْ رَسُولٍ اِلَّا كَانُوا بِه۪ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ ١١ كَذٰلِكَ نَسْلُكُهُ ف۪ي قُلُوبِ الْمُجْرِم۪ينَۙ ١٢ لَا يُؤْمِنُونَ بِه۪ وَقَدْ خَلَتْ سُنَّةُ الْاَوَّل۪ينَ ١٣
Mushaf
Okunuş
10Veleḳad erselnâ min ḳablike fî şiyeʿi-lʾevvelîn.
11Vemâ yeʾtîhim mir rasûlin illâ kânû bihî yestehziûn.
12Keẕâlike neslükühû fî ḳulûbi-lmücrimîn.
13Lâ yüʾminûne bihî veḳad ḫalet sünnetü-lʾevvelîn.
Ayet 10–13
Ey Peygamber! Biz senden önce gelip geçen topluluklara da peygamberler gönderdik, onlar da kendilerine gelen peygamberlerle alay ettiler, alaycı ve inkârcı tavırlarını inatla sürdürmekte olanları, Biz de gözden çıkarırız, günaha gömülüp, gitmelerine engel olmayız, önceki toplumların müşrik ve kâfirleri için uygulamamız hep böyle olmuştur. Allah’ın kanununda bir değişiklik olmaz.
Hicr 14–15
2 ayetوَلَوْ فَتَحْنَا عَلَيْهِمْ بَابًا مِنَ السَّمَٓاءِ فَظَلُّوا ف۪يهِ يَعْرُجُونَۙ ١٤ لَقَالُٓوا اِنَّمَا سُكِّرَتْ اَبْصَارُنَا بَلْ نَحْنُ قَوْمٌ مَسْحُورُونَ۟ ١٥
Mushaf
Okunuş
14Velev fetaḥnâ ʿaleyhim bâbem mine-ssemâi feżallû fîhi yaʿrucûn.
15Leḳâlû innemâ sükkirat ebṣârunâ bel naḥnü ḳavmüm mesḥûrûn.
Ayet 14–15
Kur’an ile davet edilen yaşayış biçimine şiddetle karşı çıkanlara gökten bir kapı açsak, onlar da o kapıdan geçip yükselseler, “Herhalde hayal görüyoruz yahut sihirbazların oyununa geldik.” deyip yine de inanmazlar.
Hicr 16–18
3 ayetوَلَقَدْ جَعَلْنَا فِي السَّمَٓاءِ بُرُوجًا وَزَيَّنَّاهَا لِلنَّاظِر۪ينَۙ ١٦ وَحَفِظْنَاهَا مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ رَج۪يمٍۙ ١٧ اِلَّا مَنِ اسْتَرَقَ السَّمْعَ فَاَتْبَعَهُ شِهَابٌ مُب۪ينٌ ١٨
Mushaf
Okunuş
16Veleḳad ceʿalnâ fi-ssemâi bürûcev vezeyyennâhâ linnâżirîn.
17Veḥafiżnâhâ min külli şeyṭânir racîm.
18İllâ meni-steraḳa-ssemʿa feetbeʿahû şihâbüm mübîn.
Ayet 16–18
İnsanın, gökyüzünde kudretimizle yarattığımız yıldız kümelerine, oradaki nizam ve işleyişe bir bakıp da Allah’ın ilminin ve kudretinin sınırsızlığını kavrayıp, davetine yönelmesi gerekmez mi? Müşriklerden bir kısmının inanıp da iddia ettikleri gibi, gökyüzü bazı cin şeytanlarının oralardan yeryüzündeki bazı insanlara haberler taşıdıkları bir yer değildir, oralardan haber taşındığını söyleyenler ve onlara inananlar da cehennemin yakıcı ateşini peşlerine takmış olurlar.
Hicr 19–21
3 ayetوَالْاَرْضَ مَدَدْنَاهَا وَاَلْقَيْنَا ف۪يهَا رَوَاسِيَ وَاَنْبَتْنَا ف۪يهَا مِنْ كُلِّ شَيْءٍ مَوْزُونٍ ١٩ وَجَعَلْنَا لَكُمْ ف۪يهَا مَعَايِشَ وَمَنْ لَسْتُمْ لَهُ بِرَازِق۪ينَ ٢٠ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا عِنْدَنَا خَزَٓائِنُهُۘ وَمَا نُنَزِّلُهُٓ اِلَّا بِقَدَرٍ مَعْلُومٍ ٢١
Mushaf
Okunuş
19Velʾarḍa medednâhâ veelḳaynâ fîhâ ravâsiye veembetnâ fîhâ min külli şeyʾim mevzûn.
20Veceʿalnâ leküm fîhâ meʿâyişe vemel lestüm lehû birâziḳîn.
21Veim min şeyʾin illâ ʿindenâ ḫazâinüh. vemâ nünezzilühû illâ biḳaderim maʿlûm.
Ayet 19–21
Biz, yeryüzünü yayıp döşeyerek önünüze serdik ve oraya yerinden oynatılmaz dağlar yerleştirdik, her türlü bitkiden nimetleri ölçülü ve dengeli olarak yetiştirdik. Ayrıca orada hem sizin için hem de rızıklarını sizin vermediğiniz bütün canlılar için yaşama ve geçim imkânları yarattık.
Biz, yarattıklarımızın tüm ihtiyaçlarını, eksiksiz olarak bilir ve karşılarız, hayatlarının mükemmel nizamlarını ve yasalarını da ancak Biz kurar ve her şeyi bir ölçüye göre indiririz.
İlgili ayetler
Hicr 22–24
3 ayetوَاَرْسَلْنَا الرِّيَاحَ لَوَاقِحَ فَاَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَسْقَيْنَاكُمُوهُۚ وَمَٓا اَنْتُمْ لَهُ بِخَازِن۪ينَ ٢٢ وَاِنَّا لَنَحْنُ نُحْي۪ وَنُم۪يتُ وَنَحْنُ الْوَارِثُونَ ٢٣ وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَقْدِم۪ينَ مِنْكُمْ وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَاْخِر۪ينَ ٢٤
Mushaf
Okunuş
22Veerselne-rriyâḥa levâḳiḥa feenzelnâ mine-ssemâi mâen feesḳaynâkümûh. vemâ entüm lehû biḫâzinîn.
23Veinnâ lenaḥnü nuḥyî venümîtü venaḥnü-lvâriŝûn.
24Veleḳad ʿalimne-lmüstaḳdimîne minküm veleḳad ʿalimne-lmüsteʾḫirîn.
Ayet 22–24
Bitkileri döllendirmek, bereketlendirmek için rüzgârı gönderen, susuzluğunuzu gidermek için gökten suyu indiren, onu gökyüzünde depolayan ve ona hükmeden de Biziz, siz değilsiniz.
Hiç şüphesiz hayatı yaratan ve ölüme karar veren Biziz. Sahip olduğunuzu söylediklerinizin de gerçek sahibi Biziz. Sizden önce gelip geçmiş olanların nasıl yaşadıklarını, sonra geleceklerin de nasıl yaşayacaklarını biliriz.
İlgili ayetler
Hicr 25
1 ayetوَاِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَحْشُرُهُمْۜ اِنَّهُ حَك۪يمٌ عَل۪يمٌ۟ ٢٥
Mushaf
Okunuş
25Veinne rabbeke hüve yaḥşüruhüm. innehû ḥakîmün ʿalîm.
Ayet 25
Hiç şüpheniz olmasın ki, Hesap Günü hepiniz bir araya toplanacak, davet olunduğunuz doğrulara karşı tutumunuzdan hesaba çekilecek ve hak ettiğiniz karşılıkları göreceksiniz. Allah her şeyi hakkıyla bilen, her hükmünde adil olandır.
İlgili ayetler
Hicr 26–27
2 ayetوَلَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنْ صَلْصَالٍ مِنْ حَمَإٍ مَسْنُونٍۚ ٢٦ وَالْجَٓانَّ خَلَقْنَاهُ مِنْ قَبْلُ مِنْ نَارِ السَّمُومِ ٢٧
Mushaf
Okunuş
26Veleḳad ḫalaḳne-lʾinsâne min ṣalṣâlim min ḥameim mesnûn.
27Velcânne ḫalaḳnâhü min ḳablü min nâri-ssemûm.
Ayet 26–27
Gerçek şu ki, Biz insanı kurumuş bir balçıktan, cinleri ise yakıp kavuran bir ateşten yarattık.
Hicr 28–31
4 ayetوَاِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلٰٓئِكَةِ اِنّ۪ي خَالِقٌ بَشَرًا مِنْ صَلْصَالٍ مِنْ حَمَإٍ مَسْنُونٍ ٢٨ فَاِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ ف۪يهِ مِنْ رُوح۪ي فَقَعُوا لَهُ سَاجِد۪ينَ ٢٩ فَسَجَدَ الْمَلٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ اَجْمَعُونَۙ ٣٠ اِلَّٓا اِبْل۪يسَۜ اَبٰٓى اَنْ يَكُونَ مَعَ السَّاجِد۪ينَ ٣١
Mushaf
Okunuş
28Veiẕ ḳâle rabbüke lilmelâiketi innî ḫâliḳum beşeram min ṣalṣâlim min ḥameim mesnûn.
29Feiẕâ sevveytühû venefaḫtü fîhi mir rûḥî feḳaʿû lehû sâcidîn.
30Fesecede-lmelâiketü küllühüm ecmeʿûn.
31İllâ iblîs. ebâ ey yekûne meʿa-ssâcidîn.
Ayet 28–31
Vaktiyle, Rabbin meleklere demişti ki: “Ben, kurumuş balçıktan bir insan yaratacağım ve ona şekil verip, ruh (bilgi) üfleyip, nimetler bahşederek sorumluluk yükleyeceğim, ona saygılı davranıp hizmetine girin.” İblis hariç bütün melekler bu emri karşısında, Allah’a secde ettiler fakat İblis onlarla birlikte secde etmeyerek emre uymayacağını belirtti.
Hicr 32–38
7 ayetقَالَ يَٓا اِبْل۪يسُ مَا لَكَ اَلَّا تَكُونَ مَعَ السَّاجِد۪ينَ ٣٢ قَالَ لَمْ اَكُنْ لِاَسْجُدَ لِبَشَرٍ خَلَقْتَهُ مِنْ صَلْصَالٍ مِنْ حَمَإٍ مَسْنُونٍ ٣٣ قَالَ فَاخْرُجْ مِنْهَا فَاِنَّكَ رَج۪يمٌ ٣٤ وَاِنَّ عَلَيْكَ اللَّعْنَةَ اِلٰى يَوْمِ الدّ۪ينِ ٣٥ قَالَ رَبِّ فَاَنْظِرْن۪ٓي اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ ٣٦ قَالَ فَاِنَّكَ مِنَ الْمُنْظَر۪ينَۙ ٣٧ اِلٰى يَوْمِ الْوَقْتِ الْمَعْلُومِ ٣٨
Mushaf
Okunuş
32Ḳâle yâ iblîsü mâ leke ellâ tekûne meʿa-ssâcidîn.
33Ḳâle lem ekül liescüde libeşerin ḫalaḳtehû min ṣalṣâlim min ḥameim mesnûn.
34Ḳâle faḫruc minhâ feinneke racîm.
35Veinne ʿaleyke-llaʿnete ilâ yevmi-ddîn.
36Ḳâle rabbi feenżirnî ilâ yevmi yübʿaŝûn.
37Ḳâle feinneke mine-lmünżarîn.
38İlâ yevmi-lvaḳti-lmaʿlûm.
Ayet 32–38
Bunun üzerine Allah, “Ey İblis! Sen neden meleklerle birlikte emrim karşısında Bana secde etmedin?” deyince, İblis de, “Ben kurumuş bir balçıktan yarattığın insanın hizmetine girmem.” dedi.
Allah bunun üzerine İblis’e, “Öyleyse defol git buradan, sen burada bulunmaya layık değilsin, kovuldun ve aşağılanan biri oldun, Kıyamet Günü’ne kadar lanetlenensin.” dedi.
Bu defa da İblis, “Rabbim, mademki beni kovdun, bana hiç olmazsa insanların öldükten sonra diriltilecekleri güne kadar yaşamak üzere süre tanı.” dedi.
Allah da ona: “Pekâlâ, sen Kıyamet Günü’ne kadar süre verilenlerdensin.” dedi.
Hicr 39–40
2 ayetقَالَ رَبِّ بِمَٓا اَغْوَيْتَن۪ي لَاُزَيِّنَنَّ لَهُمْ فِي الْاَرْضِ وَلَاُغْوِيَنَّهُمْ اَجْمَع۪ينَۙ ٣٩ اِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ الْمُخْلَص۪ينَ ٤٠
Mushaf
Okunuş
39Ḳâle rabbi bimâ agveytenî leüzeyyinenne lehüm fi-lʾarḍi veleugviyennehüm ecmeʿîn.
40İllâ ʿibâdeke minhümü-lmuḫleṣîn.
Ayet 39–40
Bunun ardından da İblis, “Rabbim, beni bu insan yüzünden azdırıp kovdun, andolsun ki ben de onlara şirki, küfrü, günahı güzel ve cazip göstereceğim, böylece onların hepsini azdırıp Sana isyan ettirmek için bütün gücümle uğraşacağım, sadece Senin davetine yürekten sımsıkı sarılıp, teslim oldukları için Senin arkalarında durup desteklediğin kulların hariç, çünkü onlara güç yetiremem.” dedi.
Hicr 41–44
4 ayetقَالَ هٰذَا صِرَاطٌ عَلَيَّ مُسْتَق۪يمٌ ٤١ اِنَّ عِبَاد۪ي لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَانٌ اِلَّا مَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْغَاو۪ينَ ٤٢ وَاِنَّ جَهَنَّمَ لَمَوْعِدُهُمْ اَجْمَع۪ينَۙ ٤٣ لَهَا سَبْعَةُ اَبْوَابٍۜ لِكُلِّ بَابٍ مِنْهُمْ جُزْءٌ مَقْسُومٌ۟ ٤٤
Mushaf
Okunuş
41Ḳâle hâẕâ ṣirâṭun ʿaleyye müsteḳîm.
42İnne ʿibâdî leyse leke ʿaleyhim sülṭânün illâ meni-ttebeʿake mine-lgâvîn.
43Veinne cehenneme lemevʿidühüm ecmeʿîn.
44Lehâ sebʿatü ebvâb. likülli bâbim minhüm cüzʾüm maḳsûm.
Ayet 41–44
Allah da buyurdu ki: “Zaten Benim davetime iman edip uyan kullarım yalnızca Bana itaat ederler. Gerçek şu ki, Benim bu kullarım üzerinde senin hiçbir yaptırım gücün yoktur, sen ancak sana uymak isteyen nankör ve cahilleri peşine takıp azdırabilirsin. Sana uyanlarla buluşacağınız yer de cehennemdir, o cehennemin yedi kapısı vardır ve o yedi kapının her birinden azabı hak edenler geçecektir.”
Hicr 45–48
4 ayetاِنَّ الْمُتَّق۪ينَ ف۪ي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۜ ٤٥ اُدْخُلُوهَا بِسَلَامٍ اٰمِن۪ينَ ٤٦ وَنَزَعْنَا مَا ف۪ي صُدُورِهِمْ مِنْ غِلٍّ اِخْوَانًا عَلٰى سُرُرٍ مُتَقَابِل۪ينَ ٤٧ لَا يَمَسُّهُمْ ف۪يهَا نَصَبٌ وَمَا هُمْ مِنْهَا بِمُخْرَج۪ينَ ٤٨
Mushaf
Okunuş
45İnne-lmütteḳîne fî cennâtiv veʿuyûn.
46Üdḫulûhâ biselâmin âminîn.
47Venezaʿnâ mâ fî ṣudûrihim min gillin iḫvânen ʿalâ sürurim müteḳâbilîn.
48Lâ yemessühüm fîhâ neṣabüv vemâ hüm minhâ bimuḫracîn.
Ayet 45–48
İman edip salih amel işleyenlere gelince, onlar da cennetlerde pınar başlarında mutlu, huzurlu ve güvenli bir hayata kavuşacaklar. Cennette onlara, “Burada esenlik içinde yaşamaya layık görüldünüz, ne mutlu sizlere.” denilecek.
Biz, cennete layık gördüklerimizin orada kalplerindeki her türlü kini, öfkeyi, kötü duygularını çekip çıkaracağız. Tahtlar üzerinde kardeşler olarak yaşayacaklar, onlara bir yorgunluk, bir sıkıntı da dokunmayacak ve oradan çıkarılmayacaklar.
İlgili ayetler
Hicr 49–51
3 ayetنَبِّئْ عِبَاد۪ٓي اَنّ۪ٓي اَنَا۬ الْغَفُورُ الرَّح۪يمُۙ ٤٩ وَاَنَّ عَذَاب۪ي هُوَ الْعَذَابُ الْاَل۪يمُ ٥٠ وَنَبِّئْهُمْ عَنْ ضَيْفِ اِبْرٰه۪يمَۢ ٥١
Mushaf
Okunuş
49Nebbiʾ ʿibâdî ennî ene-lgafûru-rraḥîm.
50Veenne ʿaẕâbî hüve-lʿaẕâbü-lʾelîm.
51Venebbiʾhüm ʿan ḍayfi ibrâhîm.
Ayet 49–51
Ey Peygamber! Kullarıma de ki: “Rabbiniz olan Allah iman eden mü’minlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir, bununla birlikte müşrik ve kâfirlere karşı ise azabı çok şiddetlidir.”
Sen onlara İbrahim’in konukları ile ilgili ibretler dolu kıssayı anlat.
İlgili ayetler
49Âl-i İmran 193Âl-i İmran 195Tâhâ 82Furkan 70Furkan 71Zümer 53
Hicr 52–56
5 ayetاِذْ دَخَلُوا عَلَيْهِ فَقَالُوا سَلَامًاۜ قَالَ اِنَّا مِنْكُمْ وَجِلُونَ ٥٢ قَالُوا لَا تَوْجَلْ اِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَامٍ عَل۪يمٍ ٥٣ قَالَ اَبَشَّرْتُمُون۪ي عَلٰٓى اَنْ مَسَّنِيَ الْكِبَرُ فَبِمَ تُبَشِّرُونَ ٥٤ قَالُوا بَشَّرْنَاكَ بِالْحَقِّ فَلَا تَكُنْ مِنَ الْقَانِط۪ينَ ٥٥ قَالَ وَمَنْ يَقْنَطُ مِنْ رَحْمَةِ رَبِّه۪ٓ اِلَّا الضَّٓالُّونَ ٥٦
Mushaf
Okunuş
52İẕ deḫalû ʿaleyhi feḳâlû selâmâ. ḳâle innâ minküm vecilûn.
53Ḳâlû lâ tevcel innâ nübeşşiruke bigulâmin ʿalîm.
54Ḳâle ebeşşertümûnî ʿalâ em messeniye-lkiberu febime tübeşşirûn.
55Ḳâlû beşşernâke bilḥaḳḳi felâ teküm mine-lḳâniṭîn.
56Ḳâle vemey yaḳneṭu mir raḥmeti rabbihî ille-ḍḍâllûn.
Ayet 52–56
Hani o konuklar İbrahim’e selam verip misafir olduklarında, ikram edilenleri yemediklerini gören İbrahim, “Doğrusu beni korkutuyorsunuz.” demişti.
Onlar da İbrahim’e, “Bizden korkup çekinmene gerek yok çünkü biz sana ileride ilim irfan sahibi olacak bilge bir erkek evladın olacağının müjdesini vermek için gelen melekleriz.” dediler. Bunun üzerine İbrahim büyük bir şaşkınlıkla: “Ben oldukça yaşlanmış biriyim. Buna rağmen siz bana çocuğum olacağının müjdesini neye dayanarak veriyorsunuz?” dedi.
Melekler de İbrahim’e, “Biz sana Allah’ın bildirdiği gerçeğin müjdesini veriyoruz, o yüzden sen de, sakın ümitsizliğe kapılma. Allah’tan umudunu kesenlerden olma.” deyince İbrahim de onlara: “Rabbimin rahmetinden, ancak müşrik ve kâfirler umutlarını keserler.” diye cevap verdi.
İlgili ayetler
Hicr 57–60
4 ayetقَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ اَيُّهَا الْمُرْسَلُونَ ٥٧ قَالُٓوا اِنَّٓا اُرْسِلْنَٓا اِلٰى قَوْمٍ مُجْرِم۪ينَۙ ٥٨ اِلَّٓا اٰلَ لُوطٍۜ اِنَّا لَمُنَجُّوهُمْ اَجْمَع۪ينَۙ ٥٩ اِلَّا امْرَاَتَهُ قَدَّرْنَٓاۙ اِنَّهَا لَمِنَ الْغَابِر۪ينَ۟ ٦٠
Mushaf
Okunuş
57Ḳâle femâ ḫaṭbüküm eyyühe-lmürselûn.
58Ḳâlû innâ ürsilnâ ilâ ḳavmim mücrimîn.
59İllâ âle lûṭ. innâ lemüneccûhüm ecmeʿîn.
60İlle-mraetehû ḳaddernâ innehâ lemine-lgâbirîn.
Ayet 57–60
Sonra da İbrahim, meleklere: “Peki bana Rabbimden getirdiğiniz başka bir mesajınız var mı?” diye sordu.
Elçi melekler de İbrahim’e, “Biz aynı zamanda müşrik, günaha batmış suçlu Lût kavmini de helak için görevlendirildik. Lût’u ve onun ailesinden mü’minleri helak olacakların içinden çıkarıp kurtaracağız, fakat Lût’un karısı da helak olacaklarla birlikte kalacak, çünkü o da müşrik ve kâfirlerden olmayı tercih etti.” dediler.
Hicr 61–65
5 ayetفَلَمَّا جَٓاءَ اٰلَ لُوطٍۨ الْمُرْسَلُونَۙ ٦١ قَالَ اِنَّكُمْ قَوْمٌ مُنْكَرُونَ ٦٢ قَالُوا بَلْ جِئْنَاكَ بِمَا كَانُوا ف۪يهِ يَمْتَرُونَ ٦٣ وَاَتَيْنَاكَ بِالْحَقِّ وَاِنَّا لَصَادِقُونَ ٦٤ فَاَسْرِ بِاَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِنَ الَّيْلِ وَاتَّبِعْ اَدْبَارَهُمْ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنْكُمْ اَحَدٌ وَامْضُوا حَيْثُ تُؤْمَرُونَ ٦٥
Mushaf
Okunuş
61Felemmâ câe âle lûṭini-lmürselûn.
62Ḳâle inneküm ḳavmüm münkerûn.
63Ḳâlû bel ciʾnâke bimâ kânû fîhi yemterûn.
64Veeteynâke bilḥaḳḳi veinnâ leṣâdiḳûn.
65Feesri biehlike biḳiṭʿim mine-lleyli vettebiʿ edbârahüm velâ yeltefit minküm eḥadüv vemḍû ḥayŝü tüʾmerûn.
Ayet 61–65
Elçi melekler oradan ayrılıp Lût’un kavminin yaşadığı yere gelip onun evine yöneldiler. Evine geldiklerinde Lût onlara, “Sizler tanıdık bildik kimseler değilsiniz.” deyince, onlar da “Evet doğru, biz sana bu müşrik, kâfir ve günaha batmış toplumun geleceğinden şüphe ettikleri, inanmadıkları o azabın haberini vermekle görevli melekleriz ve iyi bilesin ki bizler kesinlikle doğruları söyleriz.” dediler.
“Ey Lût! İşte bu yüzden aileni geceleyin buradan çıkar, sen de arkalarından yola çık ve hiçbirinizin gözü arkada kalmasın, gitmenizi bildirdiğimiz yöne doğru gidin.”
Hicr 66–70
5 ayetوَقَضَيْنَٓا اِلَيْهِ ذٰلِكَ الْاَمْرَ اَنَّ دَابِرَ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ مَقْطُوعٌ مُصْبِح۪ينَ ٦٦ وَجَٓاءَ اَهْلُ الْمَد۪ينَةِ يَسْتَبْشِرُونَ ٦٧ قَالَ اِنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ ضَيْف۪ي فَلَا تَفْضَحُونِۙ ٦٨ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَلَا تُخْزُونِ ٦٩ قَالُٓوا اَوَلَمْ نَنْهَكَ عَنِ الْعَالَم۪ينَ ٧٠
Mushaf
Okunuş
66Veḳaḍaynâ ileyhi ẕâlike-lʾemra enne dâbira hâülâi maḳṭûʿum muṣbiḥîn.
67Vecâe ehlü-lmedîneti yestebşirûn.
68Ḳâle inne hâülâi ḍayfî felâ tefḍaḥûn.
69Vetteḳu-llâhe velâ tuḫzûn.
70Ḳâlû evelem nenheke ʿani-lʿâlemîn.
Ayet 66–70
Biz bu sapık ve azgın kavmi sabaha karşı hak ettikleri azapla cezalandırıp köklerini kazıyacağımızı Lût’a elçilerimizle bildirdik.
Elçilerimiz Lût ile bunları konuşurken, şehrin sapık halkı evinin önünde küstahça bağırıp çağırarak Lût’tan misafirleri kendilerine teslim etmesini istiyorlardı.
Lût da kapıya çıkıp onlara, “Bakın, bunlar benim misafirlerim. Beni onlara karşı mahcup etmeyin, Allah’tan korkup beni rezil etmeden çekip gidin.” dedi. Fakat azgınlıktan gözü dönmüş sapıklar Lût’a, “Biz sana insanlarla görüşmeyi, ona buna kol kanat germeyi, onun bunun işine karışmayı yasak etmemiş miydik, unuttun mu?” dediler.
Hicr 71
1 ayetقَالَ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ بَنَات۪ٓي اِنْ كُنْتُمْ فَاعِل۪ينَۜ ٧١
Mushaf
Okunuş
71Ḳâle hâülâi benâtî in küntüm fâʿilîn.
Ayet 71
Lût bu defa da onlara: “Gelin, doğru olanı yapın, şehrin dul ve evlenme çağına gelmiş olan kızlarıyla meşru olarak evlenmek yolunu seçin. Bu yolla benim kızlarımı bile isteyebilirsiniz.” dedi.
İlgili ayetler
71Hûd 78
Hicr 72
1 ayetلَعَمْرُكَ اِنَّهُمْ لَف۪ي سَكْرَتِهِمْ يَعْمَهُونَ ٧٢
Mushaf
Okunuş
72Leʿamruke innehüm lefî sekratihim yaʿmehûn.
Ayet 72
Lût’un bu sapık toplum içindeki üzüntüsüne şahit olan melekler Lût’a, “Ey Lût! Canı sağ olasıca, bunlara laf anlatıp doğruya çağıracağım diye kendini boşa yorma, bunlar şehvet sarhoşluğundan gözü dönmüş, azgınlıktan ne yapacaklarını bilmez haldeler.” dediler.
İlgili ayetler
Hicr 73–77
5 ayetفَاَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُشْرِق۪ينَۙ ٧٣ فَجَعَلْنَا عَالِيَهَا سَافِلَهَا وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِنْ سِجّ۪يلٍۜ ٧٤ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِلْمُتَوَسِّم۪ينَ ٧٥ وَاِنَّهَا لَبِسَب۪يلٍ مُق۪يمٍ ٧٦ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لِلْمُؤْمِن۪ينَۜ ٧٧
Mushaf
Okunuş
73Feeḫaẕethümu-ṣṣayḥatü müşriḳîn.
74Feceʿalnâ ʿâliyehâ sâfilehâ veemṭarnâ ʿaleyhim ḥicâratem min siccîl.
75İnne fî ẕâlike leâyâtil lilmütevessimîn.
76Veinnehâ lebisebîlim müḳîm.
77İnne fî ẕâlike leâyetel lilmüʾminîn.
Ayet 73–77
Nihayet sabaha karşı bu azgın ve kudurmuş sapıkları, korkunç bir ses ile yakalayıp üzerlerine taşlar yağdırdık, çığlıklar atarak yok olup gittiler, yaşadıkları yerin de altını üstüne getirdik. Şüphesiz bu anlatılanlarda aklını kullananlar için alınacak dersler vardır. Helak edilen bu şehirlerin harabeleri gelip geçilen yollar üzerinde hâlâ durmaktadır. Ancak Allah’ı layıkıyla kavrayıp, O’na karşı sorumluluklarının bilincinde olanlar bunlardan alınması gereken dersleri alırlar.
İlgili ayetler
Hicr 78–79
2 ayetوَاِنْ كَانَ اَصْحَابُ الْاَيْكَةِ لَظَالِم۪ينَۙ ٧٨ فَانْتَقَمْنَا مِنْهُمْۢ وَاِنَّهُمَا لَبِاِمَامٍ مُب۪ينٍۜ۟ ٧٩
Mushaf
Okunuş
78Vein kâne aṣḥâbü-lʾeyketi leżâlimîn.
79Fenteḳamnâ minhüm. veinnehümâ lebiimâmim mübîn.
Ayet 78–79
Medyen’deki yeşil vadinin halkı, Eykeliler de müşrik ve kâfir yaşamakta inatla direnen zalim bir topluluktu.
Onları da Bize karşı nankörlük edip şirk ve küfürlerinde inatla direnmelerinden dolayı azapla cezalandırdık. Her iki toplumdan da böylece intikam aldık, her ikisinin de yıkıntıları ortada, yol üzerinde durmaktadır, hâlâ bunları öğrenip görüp de ders almayacak mısınız?
Hicr 80–84
5 ayetوَلَقَدْ كَذَّبَ اَصْحَابُ الْحِجْرِ الْمُرْسَل۪ينَۙ ٨٠ وَاٰتَيْنَاهُمْ اٰيَاتِنَا فَكَانُوا عَنْهَا مُعْرِض۪ينَۙ ٨١ وَكَانُوا يَنْحِتُونَ مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا اٰمِن۪ينَ ٨٢ فَاَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُصْبِح۪ينَۙ ٨٣ فَمَٓا اَغْنٰى عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَۜ ٨٤
Mushaf
Okunuş
80Veleḳad keẕẕebe aṣḥâbü-lḥicri-lmürselîn.
81Veâteynâhüm âyâtinâ fekânû ʿanhâ müʿriḍîn.
82Vekânû yenḥitûne mine-lcibâli büyûten âminîn.
83Feeḫaẕethümu-ṣṣayḥatü muṣbiḥîn.
84Femâ agnâ ʿanhüm mâ kânû yeksibûn.
Ayet 80–84
Hicr halkı da kendilerini yaratılış sebepleri olan hakikate davet eden peygamberlerini yalancılıkla suçlamış, karşı çıkmış, âyetlerimizden yüz çevirmişlerdi, onlar güya dağları oyup, kayaları yontarak kendilerine güvenli evler inşa ediyor, buralarda kendilerinin her türlü tehlikelerden korunacaklarını sanıyorlardı.
Fakat bir gece sabaha karşı korkunç bir ses ve sarsıntı ile yakalayıp hak ettikleri azapla cezalandırıp, köklerini kazıdık. Dağları oyup, kayaları yontarak yaptıkları o evler Allah’ın azabından onları koruyamadı.
Hicr 85–86
2 ayetوَمَا خَلَقْنَا السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَٓا اِلَّا بِالْحَقِّۜ وَاِنَّ السَّاعَةَ لَاٰتِيَةٌ فَاصْفَحِ الصَّفْحَ الْجَم۪يلَ ٨٥ اِنَّ رَبَّكَ هُوَ الْخَلَّاقُ الْعَل۪يمُ ٨٦
Mushaf
Okunuş
85Vemâ ḫalaḳne-ssemâvâti velʾarḍa vemâ beynehümâ illâ bilḥaḳḳi. veinne-ssâʿate leâtiyetün faṣfeḥi-ṣṣafḥa-lcemîl.
86İnne rabbeke hüve-lḫallâḳu-lʿalîm.
Ayet 85–86
Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında olanları yüce bir maksat için yarattık. (İnsanı da yeryüzünde sınırlarını Allah’ın belirlediği ilâhî bir nizam kurmak maksadı ile yarattık.)
Buna inanmayanlar, yüz çevirip önemsemeyenler, mutlaka gerçekleşecek olan Kıyamet Günü hak ettikleri ile karşılaşacaklar.
Ey Peygamber! Sen, onların Allah adına yaptığın davete karşı olumsuz tutumlarına aldırış etme, saldırılarına karşı sabırlı davranıp sebatla diren.
Senin Rabbin her şeyi görüp bilmektedir ve O her şeye güç yetirendir.
Hicr 87–89
3 ayetوَلَقَدْ اٰتَيْنَاكَ سَبْعًا مِنَ الْمَثَان۪ي وَالْقُرْاٰنَ الْعَظ۪يمَ ٨٧ لَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ اِلٰى مَا مَتَّعْنَا بِه۪ٓ اَزْوَاجًا مِنْهُمْ وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِن۪ينَ ٨٨ وَقُلْ اِنّ۪ٓي اَنَا۬ النَّذ۪يرُ الْمُب۪ينُۚ ٨٩
Mushaf
Okunuş
87Veleḳad âteynâke sebʿam mine-lmeŝânî velḳurʾâne-lʿażîm.
88Lâ temüddenne ʿayneyke ilâ mâ mettaʿnâ bihî ezvâcem minhüm velâ taḥzen ʿaleyhim vaḫfiḍ cenâḥake lilmüʾminîn.
89Veḳul innî ene-nneẕîru-lmübîn.
Ayet 87–89
Biz sana haftanın yedi günü (her dâim) tekrar tekrar okunacak olan Kur’an nimetini verdik. O yüzden sen sakın müşrik ve kâfirlere verdiğimiz geçici dünya nimetlerine imrenme, Allah’ın davetine yönelmiyorlar diye de üzülme. Sen, davetine yönelenlere kol kanat ger, şefkat ve merhametini onlardan esirgeme. De ki: “Ben sizi Allah’ın yaratma sebebi olan hayat nizamına davet eden bir uyarıcıyım.”
Hicr 90–93
4 ayetكَمَٓا اَنْزَلْنَا عَلَى الْمُقْتَسِم۪ينَۙ ٩٠ اَلَّذ۪ينَ جَعَلُوا الْقُرْاٰنَ عِض۪ينَ ٩١ فَوَرَبِّكَ لَنَسْـَٔلَنَّهُمْ اَجْمَع۪ينَۙ ٩٢ عَمَّا كَانُوا يَعْمَلُونَ ٩٣
Mushaf
Okunuş
90Kemâ enzelnâ ʿale-lmuḳtesimîn.
91Elleẕîne ceʿalü-lḳurʾâne ʿiḍîn.
92Feverabbike lenesʾelennehüm ecmeʿîn.
93Ammâ kânû yaʿmelûn.
Ayet 90–93
Biz, sizden önceki kavimlere de peygamberler ve kitaplar göndermiştik. Onlardan bir kısmı kendilerine gönderilen vahyi parçalara ayırıp, bir kısmına uyup bir kısmını reddettiler.
Şimdi de Kur’an ile davet edilenlerden bir kısmı da onu bölüp parçalayarak maksad-ı ilâhinin üstünü örtmeye çalışıyorlar. Rabbinin hakkı için bu yaptıklarından dolayı onları âhirette sorgulayacağız.
Hicr 94–99
6 ayetفَاصْدَعْ بِمَا تُؤْمَرُ وَاَعْرِضْ عَنِ الْمُشْرِك۪ينَ ٩٤ اِنَّا كَفَيْنَاكَ الْمُسْتَهْزِء۪ينَۙ ٩٥ اَلَّذ۪ينَ يَجْعَلُونَ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَۚ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ ٩٦ وَلَقَدْ نَعْلَمُ اَنَّكَ يَض۪يقُ صَدْرُكَ بِمَا يَقُولُونَۙ ٩٧ فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَكُنْ مِنَ السَّاجِد۪ينَۙ ٩٨ وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتّٰى يَاْتِيَكَ الْيَق۪ينُ ٩٩
Mushaf
Okunuş
94Faṣdaʿ bimâ tüʾmeru veaʿriḍ ʿani-lmüşrikîn.
95İnnâ kefeynâke-lmüstehziîn.
96Elleẕîne yecʿalûne meʿa-llâhi ilâhen âḫar. fesevfe yaʿlemûn.
97Veleḳad naʿlemü enneke yeḍîḳu ṣadruke bimâ yeḳûlûn.
98Fesebbiḥ biḥamdi rabbike veküm mine-ssâcidîn.
99Vaʿbüd rabbeke ḥattâ yeʾtiyeke-lyeḳîn.
Ayet 94–99
Ey Peygamber! Emrolunduğun gibi insanları tevhide açıkça davet ederek itaat ve ibadete devam et! Buna rağmen müşrik ve kâfir kalmakta inatla direnenlere de aldırma ve unutma ki davetimize karşı çıkanlara Biz yeteriz.
Allah’ın davetine sırt dönenler O’ndan başka Rab ve ilah edinmenin hesabını verecekler.
Onların söylediklerinden ve yaptıklarından dolayı kalbinin daraldığını Biz biliyoruz. Fakat sen ölüm gelinceye kadar usanmadan Rabbinin adına davetine ve secdene devam ederek hamd ile O’na şükret. Övgünün ve ibadetin bunca nimeti insan için yaratan Allah’a ait olduğunu tekrar et.
İlgili ayetler
Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.
Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.
Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Yusuf, sonra En’am indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla