Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ الشُّورٰى مَكِّيَّةٌ آيَاتُهَا ٥٣

Şûrâ Sûresi Açıklamalı Meali

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça
Sûre hakkındaAdı · Nüzul Zamanı · Konu

Adı: Surenin adı 38. ayette geçen “şura” kelimesinden alınmıştır.

Nüzul Zamanı: Nüzul zamanıyla ilgili kesin kayıt bulunmamasına rağmen bu sure muhtemelen “Fussilet Suresi”nden hemen sonra nazil olmuştur. Çünkü bu surenin muhtevası, “Fussilet Suresi”nin adeta bir devamı niteliğindedir. Fussilet Suresi’ni dikkatle mutalâa eden bir okuyucu; Mekke ve civarındaki her hassas insanın açıkça müşahede edebilmesi için, Kureyş’in ileri gelenlerinin ne kadar haksızca muhalefet yaptıklarını, buna mukabil Hz. Peygamber’in (s.a) davasının ne kadar ciddi ve mantıklı, kendisinin ne kadar şerefli bir insan olduğunun anlatıldığını görecektir. Bu hususun tam akabinde, İslâm davası öylesine net bir şekilde ortaya konmuştur ki, hakikate saygı gösteren bir kimsenin, artık Kur’an’ı reddetmesi mümkün değildir. Ancak dalâlet içinde olanlar müstesna. Çünkü onlar kör ve sağırlar gibidirler ve girdikleri cehalet bataklığından da çıkamazlar.

Konu: Surenin girişinde şöyle denilmiştir: “Sizler, elçimizin getirdiği mesaj hakkında niçin dedikodu yapıyorsunuz? Rasulullah’ın (s.a) bu daveti yeni bir şey olmadığı gibi, bu davet tarihte ilk defa gönderiliyor da değildir. Nitekim Allah, daha önce de seçtiği kullarına vahyini indirmiş ve insanlara hidayet göndermiştir. O halde kainatın yaratıcı ve hakimi olan Allah’ın biricik ma’bud oluşunda ne gibi bir acaiplik bulunmaktadır?

Asıl acaip olan, Allah’ın yarattığı nimetlerden yararlanmanıza rağmen, başkalarını ma’bud ittihaz etmeniz ve sizleri tevhide davet eden birine kızmanızdır. Oysa sizleri ve kainatı yaratan Allah’a ortak koşmanız, çok büyük bir cürümdür. Bu yüzden, göğün üzerinizde çatlaması, hiç de acaip olmaz. Sözkonusu küstahlığınıza melekler dahi hayret etmekte ve her an azabın üzerinize gelebileceğinden çekinmektedir.

Bundan sonra bir şahsın nebi veya rasul olarak gönderilmesinin, onun, insanların kaderini elinde tuttuğu ve onların nasiplerini değiştirebileceği anlamına gelmeyeceği anlatılmaktadır. Zaten hiçbir peygamber, böyle bir iddiada da bulunmamıştır. İnsanların kader ve kısmetleri ancak Allah’ın elindedir. Peygamberlerin vazifesi ise, sadece gaflet içinde olanları uyarmak ve onlara doğru yolu göstermektir. Peygamberi inkar ederek, ondan yüz çevirenlerden hesap sorulacak ve muhakkak surette azaba çarptırılacaklardır. Ancak, bunu Allah yapacaktır. Dolayısıyla, kendilerine tabi olmadığınızda ya da karşı geldiğinizde, sizleri helâk etmek ve kahretmekle tehdit eden dinî önderlerinizin iddia ettiği gibi, peygamberlerin de aynı iddiayla ortaya çıktığı düşüncesini zihninizden çıkarın. Bu yanlışın tashihi yanısıra, şu hususa da değinilmiştir: “Peygamber (s.a) sizlerin iyiliğinizi ister, kötülüğünüzü değil. Bu yüzden o, takip ettiğiniz yolun felakete götürdüğünü söyleyerek sizleri doğru yola davet etmektedir.”

Daha sona Allah Teâlâ; “Niçin her insanı doğuştan hak yola koymadığı ve insanların inhiraf ederek sapıklığa düşmelerine izin verdiği” gibi meseleleri açıklamıştır. İnsanlara böyle bir serbestî tanımasının nedeni olarak da, onların kendi iradeleriyle Allah’ı tanımalarının ve böylece O’nun sonsuz nimetlerine kavuşmalarının istendiği bildirilmiştir. Bu özellik ise diğer mahlukata verilmemiştir. Bazı insanlar, kendi şuur ve iradeleriyle Allah’ı veli edinirler. İşte bu insanlara, Allah yardım eder, onlara doğru yolu gösterir, salih ameller nasip eder ve onları kendi rahmeti altına alır. Allah’dan başka veli edinen kimseler ise, Allah’ın rahmetinden mahrum kalırlar. Burada ayrıca gerçek velînin Allah olduğundan ve başka hiç kimsenin velâyet hakkına sahip bulunmadığından bahsedilmiştir. Bir kimsenin başarısı, gerçek velisini tesbit edebilmesine, yani yalnız Allah’ı veli edinebilmesine bağlıdır.

Daha sonra Rasulullah’ın öne sürdüğü iddianın keyfiyeti açıklanmıştır.

Öncelikle bilinmelidir ki, Allah, kâinatın ve insanların yaratıcısıdır. Dolayısıyla kainatın asıl sahibi, velisi ve hükümdarı da O’dur. İnsanlar için kurallar koymaya, onlara din ve şeriat vermeye, insanların aralarındaki ihtilaflarda, hakkın ve haksızlığın ne olduğunu bildirmeye de sadece O’nun yetkisi vardır.

O’nun dışında hiçbir kimsenin bu konularda söz söylemeye hakkı yoktur. Başka bir ifadeyle, gerçek hükümdar ve kanun koyucu Allah’tır. Dolayısıyla bir kimsenin bu konularda söz söyleme hakkı yoktur. Başka bir ifadeyle, gerçek hükümdar ve kanun koyucu Allah’tır. Dolayısıyla bir kimse, Allah’tan başkalarının koyduğu kurallara uyduğu takdirde, Allah’ı tek hakim kabul etse dahi, bu bir anlam ifade etmez. Çünkü Allah, insanlara başlangıçtan itibaren bir “din” vermiş, onlara gidecekleri yolu göstermiştir.

Tüm peygamberler, kavimlerine aynı dini getirmiş ve ayrı dinlerden bahsetmemişlerdir. Allah’ın tayin ettiği bu peygamberler, başından beri, nesilden nesile aynı dini takip etmişler ve diğer insanları da aynı dine davet etmişlerdir.

Bu din, sadece kabul etmekle yetinin diye değil, onu yeryüzünde hakim kılın, uygulayın ve arzdaki sapık dinleri ortadan kaldırarak, gerçek dini ikâme edin diye gönderilmiştir. Yine peygamberler bu dini sadece tebliğ etmek için değil, aynı zamanda diğer sapık dinlerin kökünü kazıyarak İslâm’ı hakim kılmaları için görevlendirilmişlerdir.

Aslında insanlar için gönderilen din aynıdır. Ancak peygamberlerden sonra bazı çıkarcı insanlar, sırf kendi menfaatleri için gerçek dini tahrif etmişler, ihtilaf çıkarmışlar ve böylelikle sayısız din ve mezhep icad etmişlerdir. Bütün bunların hepsi, gerçek dinin tahrif olmuş şekilleridir.

İşte Hz. Muhammed (s.a) tahrif edilmiş bu dinlerin yerine, gerçek dini tebliğ etmek ve onu hakim kılmaya çalışmak için gönderilmiştir. Sizler, bu yüzden Allah’a hamd edeceğinize, aksine akılsızlığınızdan dolayı Hz. Peygamber’e (s.a) karşı çıkıyorsunuz. Bu saçma muhalefetinizden ötürü, Hz. Peygamber (s.a) asla davetten vazgeçmeyecektir. Çünkü o, bu davayı sonuna kadar sürdürmekle görevlendirilmiştir. Ondan hiçbir surette taviz beklemeyin, zira o, bu halis dine, sizin adet ve hurafelerinizi sokmayacaktır. Zaten onun görevi, dini bu hurafelerden arındırmaktır.

Sizler, Allah’dan başkasının koyduğu kuralları getirerek, Allah’ın dinine ne kadar büyük düşmanlık yaptığınızı idrak bile edemiyorsunuz. Bunun yanısıra dünyada yaptıklarınızı önemsemiyorsunuz, ama unutmayın ki bu, Allah’ın indinde şirktir, büyük bir suçtur ve cezası da çok ağırdır. Allah’a karşı gelerek kendiliğinden bir “din” ortaya koyanların ve bu dine uyanların hepsi de aynı cezaya çarptırılacaktır.

Dinin gerçek sınırları çizildikten sonra, “Rasulullah (s.a) sizleri yola getirebilmek için, en güzel üslupla tebliğ ve tavsiyede bulunmuştur.” denilmektedir. Bir yanda Allah’ın kitabı, hakikati sizlere kendi dilinizde açıklarken, diğer yanda Hz. Peygamber’in (s.a) ve arkadaşlarının tertemiz hayatları, bu kitabın nasıl insan yetiştirdiğine birer örnek teşkil etmektedir. Fakat buna rağmen hidayeti kabul etmezseniz şayet, artık hiçbir şey sizleri doğru yola getiremez. Böylece sizler, asırlar boyu cehaletinizde ısrar etme sonucunda Allah’ın dalâlette kalanlar için takdir ettiği azaba çarptırılacaksınız.

Bu hakikatler beyan edilirken, yer yer de tevhid ve ahiret hakkında deliller öne sürülmekte ve ayrıca dünyada tamah etmenin kötü sonuçları ile ahiretteki karşılığı hakkında uyarılarda bulunulmaktadır. Ayrıca kafirlerin kendilerinin İslâm’ı kabul etmelerine engel olan ahlâkî zaafları eleştiri konusu yapılmaktadır.

Özetlemek gerekirse, bu surede, iki hususa değinilmiştir.

1) Hz. Muhammed (s.a) daha önce 40 yıl süren hayatı boyunca “Kitap” hakkında hiç bilgiye sahip değildi ve imana taalluk eden meselelerden habersizdi. Şimdiyse birdenbire bu iki konudan (kitap ve iman) bahsetmektedir ki bu da onun, bir peygamber olduğunun apaçık kanıtıdır.

2) Hz. Peygamber’in (s.a) Kur’an’ın Allah’ın kelamı olduğu şeklindeki iddiası, onun, Allah’ı bizzat gördüğü anlamına gelmez. Allah, daha önceki peygamberlere vahyettiği gibi, şu üç yolla mesajını göndermiştir. Birincisi, vahiy yoluyla, ikincisi, perde arkasından, üçüncüsü, melek aracılığıyla. Bu husus, kafirlerin Hz. Peygamber’e (s.a) “Allah ile bizzat konuşuyor” şeklinde itiraz etmelerini önlemek ve hakkı arayanların da Hz. Peygamber’in (s.a) hidayeti hangi vasıtayla aldığını anlamalarını sağlamak için izah edilmiştir.

Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Ayet 1–3

3 ayet

Şûrâ 1

Şûrâ 2

Şûrâ 3

حٰمٓ ۝١ عٓسٓقٓ۠ ۝٢ كَذٰلِكَ يُوح۪ٓي اِلَيْكَ وَاِلَى الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكَۙ اللّٰهُ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ۝٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Ḥâ-mîm.

Okunuş

2Ayn-sîn-ḳâf.

Okunuş

3Keẕâlike yûḥî ileyke veile-lleẕîne min ḳablike-llâhü-lʿazîzü-lḥakîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

1Hâ, Mîm.

Türkçe Meal

2Ayn, Sin, Kaf.

Türkçe Meal

3Her işinde mükemmel ve her hükmü doğru olan Allah senden öncekilere vahyettiği gerçekleri sana da aynen vahyediyor.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

1Ha. Mim.

Açıklamalı meal

2Ayn. Sin. Kaf. Dinle, ey insanoğlu! Hâ, Mîm, Ayn, Sîn, Kâf gibi, senin pek iyi tanıdığın ve sürekli kullandığın harflerden oluşup Allah’ın vahyi olan bu mesaja kulak ver.

Açıklamalı meal

3Resulüm! Sen, Allah tarafından gönderilen ilk peygamber değilsin. Allah senden önceki peygamberlere kendi kavminin dilindeki harflerden oluşan sözlerle buyruklarını nasıl vahyetmişse, işte sana da kavminin dili ile hakikati böyle vahyetmektedir. Karşı konulmaz kudret sahibi olan Allah izzet sahibi olup her şeyi mağlup etmesiyle Azîz ve yarattığı varlıkları en mükemmel şekilde idare etmesiyle de hâkim ve ilim sahibidir.

İlgili ayetler

Ayet 4

1 ayet

Şûrâ 4

لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظ۪يمُ ۝٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

4Lehû mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-lʾarḍ. vehüve-lʿaliyyü-lʿażîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

4Zira göklerde ne varsa yerde ne varsa hepsi O’nundur. O, yücedir ve büyüktür.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

4Göklerde ve yerde ne varsa bütün kâinatın yaratıcısı ve tek sahibi yüce Allah’tır. Hepsi O’nun yaratmış olduğudur. O kudreti ve hükümranlığıyla her şeyden daha yücedir, her şeyden de daha azametli ve büyüktür.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

4Yunus 66İbrahim 2

Ayet 5–7

3 ayet

Şûrâ 5

Şûrâ 6

Şûrâ 7

تَكَادُ السَّمٰوَاتُ يَتَفَطَّرْنَ مِنْ فَوْقِهِنَّ وَالْمَلٰٓئِكَةُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِمَنْ فِي الْاَرْضِۜ اَلَٓا اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْغَفُورُ الرَّح۪يمُ ۝٥ وَالَّذ۪ينَ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِه۪ٓ اَوْلِيَٓاءَ اللّٰهُ حَف۪يظٌ عَلَيْهِمْۘ وَمَٓا اَنْتَ عَلَيْهِمْ بِوَك۪يلٍ ۝٦ وَكَذٰلِكَ اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ قُرْاٰنًا عَرَبِيًّا لِتُنْذِرَ اُمَّ الْقُرٰى وَمَنْ حَوْلَهَا وَتُنْذِرَ يَوْمَ الْجَمْعِ لَا رَيْبَ ف۪يهِۜ فَر۪يقٌ فِي الْجَنَّةِ وَفَر۪يقٌ فِي السَّع۪يرِ ۝٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

5Tekâdü-ssemâvâtü yetefeṭṭarne min fevḳihinne velmelâiketü yüsebbiḥûne biḥamdi rabbihim veyestagfirûne limen fi-lʾarḍ. elâ inne-llâhe hüve-lgafûru-rraḥîm.

Okunuş

6Velleẕîne-tteḫaẕû min dûnihî evliyâe-llâhü ḥafîżun ʿaleyhim. vemâ ente ʿaleyhim bivekîl.

Okunuş

7Vekeẕâlike evḥaynâ ileyke ḳurʾânen ʿarabiyyel litünẕira ümme-lḳurâ vemen ḥavlehâ vetünẕira yevme-lcemʿi lâ raybe fîh. ferîḳun fi-lcenneti veferîḳun fi-sseʿîr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

5Gökler neredeyse üzerlerinden çatlayıp yarılacak. Melekler de, bir taraftan Rabblerini överek yüceltmekte bir taraftan da yeryüzündekiler için bağışlanma dilemektedirler. Bilesiniz ki Allah, eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet kaynağıdır.

Türkçe Meal

6Allah ile aralarına birilerini evliya koyanlar, Allah onları gözetim altında tutmaktadır. Zira sen onlara vekil değilsin.

Türkçe Meal

7Biz, Mekke ve civarındaki şehir halklarını hem uyarman hem de hakkında hiç şüphe olmayan o toplanma günü ile ikaz etmen için sana işte böyle Arapça bir Kuran vahyettik. O gün insanların bir kısmı cennettedir, bir kısmı da çılgın alevler içinde!

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

5Buna rağmen insanların büyük çoğunluğu hiçbir güç sahibi olmayan varlıklardan medet umarak Allah’a şirk koşmaları sebebi ile yeryüzünde fesat çıkıp düzen bozulur. Oysa Allah’a ortak koşmak ve O’nun hakkında bu kadar cüret gösterip böylesine, asılsız ve çirkin bir iddiada bulunulması neredeyse yeri göğü titretecek kadar ağır bir durumdur. Çünkü Allah’ın yüceliği, azameti karşısında boyun eğen bütün kâinat ve gökler neredeyse yukarılardan aşağıya çatlayıp parçalanacak duruma gelir. Buna şahit olan melekler de Rablerini övgüyle yüceltip hamd ile tesbih ederlerken bir yandan da yeryüzündeki mü’minler için Rablerinden bağışlanma dilerler. Şunu melekler çok iyi bilir, siz de iyi bilin ki tevbe edip yanlışlarından doğruya yönelen kimsenin günahlarını çok bağışlayan ve ikramı bol olup çok merhamet eden Allah’tır.

Açıklamalı meal

6Allah’ı ilâh edinmekle birlikte, Allah’ın yanına ilahlık payesi verip hükmüne boyun eğdiğiniz birtakım ilâh ve şefaatçiler var. İşte Allah ile araya aracı koyup ta güya işlerini gördürmek için bir takım dost ve koruyucu edinenlere ve böylece de Allah’a şirk koşanlara gelince. Allah her şeyi görüp onların yaptıklarını kaydettirmekte ve cezalarını vermek üzere daima gözetlemektedir. Bu yüzden sen onların tavırları karşısında üzülme! Allah onlara, iman etmeleri için süre tanımaktadır. Sen tebliğ görevini yaptığın sürece onların yaptıklarından ve seçtikleri hayat tarzından sorumlu değilsin. Hüküm ve tasarruf sahibi de değilsin ki, onları sorguya çekesin. Sen yalnızca ilahi mesajı tebliğ eden uyarıcısın.

Açıklamalı meal

7Ey Peygamber! Şehirlerin anası olan Mekke halkını ve çevresindeki şehirleri şirk inancından vazgeçmedikleri takdirde; gerçekleşmesinde hiçbir şüphe olmayan toplanma ve kıyamet gününe karşı, ulaşabildiğin tüm insanları uyarman için tebliğle görevlisin. İşte bunun için her peygambere kavminin diliyle vahyettiğimiz gibi sana da anlasınlar ve diğer insanlara anlatsınlar diye kavminin anadili olan Arapça bir Kur’an vahyettik. O gün ‘dirilip yargılanma zamanı gelince, insanlar ikiye ayrılacaktır. İman edip yasalarımıza uyarak sorumluluklarını yerine getiren bir grup cennete, yüz çevirip reddeden diğer bir grup da hak ettikleri yakıp kavuran cehenneme girecektir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

6Ankebut 41Câsiye 10

Ayet 8–9

2 ayet

Şûrâ 8

Şûrâ 9

وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَجَعَلَهُمْ اُمَّةً وَاحِدَةً وَلٰكِنْ يُدْخِلُ مَنْ يَشَٓاءُ ف۪ي رَحْمَتِه۪ۜ وَالظَّالِمُونَ مَا لَهُمْ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَص۪يرٍ ۝٨ اَمِ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِه۪ٓ اَوْلِيَٓاءَۚ فَاللّٰهُ هُوَ الْوَلِيُّ وَهُوَ يُحْيِ الْمَوْتٰىۘ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ۟ ۝٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

8Velev şâe-llâhü leceʿalehüm ümmetev vâḥidetev velâkiy yüdḫilü mey yeşâü fî raḥmetih. veżżâlimûne mâ lehüm miv veliyyiv velâ neṣîr.

Okunuş

9Emi-tteḫaẕû min dûnihî evliyâʾ. fellâhü hüve-lveliyyü vehüve yuḥyi-lmevtâ. vehüve ʿalâ külli şeyʾin ḳadîr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

8Eğer Allah isteseydi onları tevhit inancını benimsemiş tek bir ümmet yapardı. Ancak o tercihi insana bırakmış, dileyeni rahmetine dâhil eder. Ama yanlışta ısrar eden zalimlerin ise ne bir velisi vardır ne de bir yardımcısı.

Türkçe Meal

9Şimdi onlar Allah ile aralarına bir takım evliya/otoriteler mi koyuyorlar? Hâlbuki gerçek veli Allah’tır. Zira ölüleri dirilten O’dur, her şeye gücü yeten de O’dur.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

8Ey Muhammed! Müşriklerin senin risaletini ve tebliğ ettiğin tevhidi ısrarla inkâr etmeleri seni yıldırmasın. Eğer Allah zorunlu ve cebri düzen koymayı isteseydi ve onları iman etmeye zorlayacak olsaydı. Onların hepsini tevhidi kabullenmeye ve ona uygun yaşamaya mecbur ederek aynı dine mensup tek bir ümmet yapardı. Fakat Allah, imtihân gereği insanların tercihlerine müdahalede bulunmaz. Her insana doğru ile yanlış olanı bildirip, inanç ve hayat tarzını seçme konusunda serbest bırakmıştır. Allah ancak tercihini doğru yapmaya gayret gösterdikleri için uygun gördüklerini doğru yola sevk ederek rahmetine kavuşturur. Müşrik olmayı tercih edip yaratılış gayesi dışında ömür tüketen zalimlere gelince. Onlar ahirette ne kendilerine şefaat edip yarar sağlayacak gerçek bir dost, ne de Allah’ın azabından kurtaracak bir yardımcı bulamaz.

Açıklamalı meal

9Yoksa o ortak koşanlar Allah’la birlikte şefaat edip kendilerini kurtaracak diye inatla başka ilahlar ve kendilerini koruyup yardım edecek diye de Allah ile aralarında sözde aracılık yapacak birtakım dostlar ediniyorlar öyle mi? Oysa kendisinden yardım beklenebilecek gerçek otorite ve dost da gerçek koruyucu ilah da yalnızca Allah’tır. Onlar ahirette kendilerine yardımcı olmalarını umduktan varlıkların yararını göremeyeceklerdir. Allah, müşriklerin medet umduktan varlıklar gibi aciz değildir. Ölüleri diriltip hayat veren ve can alan yegâne kudret sadece O’dur. O dilediğini yapmaya kadir olup her şeye hakkıyla güç yetirendir. Böyle olduğu için de O’ndan başkasına kulluk edilemez.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

8Yunus 99Nahl 37

İlgili ayetler

9Bakara 257A’raf 196

Ayet 10–11

2 ayet

Şûrâ 10

Şûrâ 11

وَمَا اخْتَلَفْتُمْ ف۪يهِ مِنْ شَيْءٍ فَحُكْمُهُٓ اِلَى اللّٰهِۜ ذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبّ۪ي عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُۗ وَاِلَيْهِ اُن۪يبُ ۝١٠ فَاطِرُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ جَعَلَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجًا وَمِنَ الْاَنْعَامِ اَزْوَاجًاۚ يَذْرَؤُ۬كُمْ ف۪يهِۜ لَيْسَ كَمِثْلِه۪ شَيْءٌۚ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْبَص۪يرُ ۝١١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

10Veme-ḫteleftüm fîhi min şeyʾin feḥukmühû ile-llâh. ẕâlikümü-llâhü rabbî ʿaleyhi tevekkelt. veileyhi ünîb.

Okunuş

11Fâṭiru-ssemâvâti velʾarḍ. ceʿale leküm min enfüsiküm ezvâcev vemine-lʾenʿâmi ezvâcâ. yeẕraüküm fîh. leyse kemiŝlihî şeyʾ. vehüve-ssemîʿu-lbeṣîr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

10Din hususunda tartışıp ihtilaf ettiğiniz her konuda hükmü Allah verecektir. İşte bu Allah, benim Rabbimdir. Ben sadece O’na güvenirim ve sadece O’na yönelirim.

Türkçe Meal

11O, gökleri ve yeri yoktan var edendir. Nasıl ki hayvanları çiftler halinde yaratmışsa, üreyip çoğalasınız diye size de kendi türünüzden eşler bahşetmiştir. Hiçbir şey onun benzeri ve dengi olamaz. Zira O’dur her şeyi işiten ve her şeyi gören.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

10Ey Peygamber! İşte bu sebeple sen müşriklere de ki: Hiçbir bilgiye, delile dayanmadan, tartışıp anlaşmazlığa düştüğünüz herhangi bir konuda nihaî hüküm verme ve gereğini yapma yetkisi sadece Allah’a aittir. Allah’ın hükmünü ise O’nun kitabından araştırınız. O sizi mutlaka bir sonuca ulaştırır. Öyleyse inkâr edenlere şunu da söyle: “Bu kulu ve kölesi olacağım yegâne hâkimiyet sahibi Allah, işte benim Rabbimdir. Ben bütün samimiyetimle sadece O’na dayanıp güvenirim. Yalnız O’nun yasalarına uyar ve bütün işlerimde gönülden O’na yönelirim. Sizler ise aciz varlıklardan medet ummaktasınız.“

Açıklamalı meal

11Oysa biliyorsunuz ki, gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah, size de kendi cinsinizden eşler bahşedip; hayvanları da erkekli dişili çiftler şeklinde yaratmıştır. O sizi ve diğer canlıları işte bu şekilde üretip çoğaltmaktadır. İşte bu çokluk ve çift kutupluluk, yaratılmışların özelliğidir. O’nun ise hiçbir eşi ve dengi olamayacağı gibi, benzeri de yoktur. O her şeye güç yetirip ve her şeyi tüm ayrıntılarıyla işitendir, her şeyi bilip görendir. Öyleyse nasıl olur da diğer bazı varlıklardan medet umarsınız?

İlgili ayetler

İlgili ayetler

11En’am 14Nahl 17Ahkaf 4

Ayet 12

1 ayet

Şûrâ 12

لَهُ مَقَال۪يدُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَقْدِرُۜ اِنَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ ۝١٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

12Lehû meḳâlîdü-ssemâvâti velʾarḍ. yebsüṭu-rrizḳa limey yeşâü veyaḳdir. innehû bikülli şeyʾin ʿalîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

12Göklerin ve yerin hükümranlığı O’na aittir. O, hak edene rızkı yayar ve bir ölçüye göre verir. Çünkü O, her şeyi bilendir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

12Göklerin ve yerin maddî-manevî tüm kontrol ve idaresinin anahtarları O’nundur. Yani nizam kurma, yarattıklarının yaşayış ve işleyiş yasalarını belirleme, onları yönetme hakkı Allah’a aittir. Böylece bütün canlılar O’nun rahmetiyle rızıklanırlar. Doğru tercihte gayret göstererek çalışana rızkı bol verip genişletir. Çalışmayana da sınırlı tutarak bir ölçüye göre verir. İster ki; rızkı bol verilenler diğerleriyle paylaşarak, insanlık arasında paylaşmayı, saygıyı, sahip çıkmayı öğrensin. Böyle yaparak Rabbinin katında mükâfat kazansın. Hikmeti gereği her şeyi de kime ne kadar vereceğini de yalnız O hakkıyla bilir. Şu hâlde yapmanız gereken şey, hiçbir güce sahip olmayan sıradan varlıklardan medet ummak değil, sadece ve sadece Allah’ a kulluk etmektir.

İlgili ayetler

Ayet 13

1 ayet

Şûrâ 13

شَرَعَ لَكُمْ مِنَ الدّ۪ينِ مَا وَصّٰى بِه۪ نُوحًا وَالَّذ۪ٓي اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ وَمَا وَصَّيْنَا بِه۪ٓ اِبْرٰه۪يمَ وَمُوسٰى وَع۪يسٰٓى اَنْ اَق۪يمُوا الدّ۪ينَ وَلَا تَتَفَرَّقُوا ف۪يهِۜ كَبُرَ عَلَى الْمُشْرِك۪ينَ مَا تَدْعُوهُمْ اِلَيْهِۜ اَللّٰهُ يَجْتَب۪ٓي اِلَيْهِ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَهْد۪ٓي اِلَيْهِ مَنْ يُن۪يبُ ۝١٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

13Şeraʿa leküm mine-ddîni mâ veṣṣâ bihî nûḥav velleẕî evḥaynâ ileyke vemâ veṣṣaynâ bihî ibrâhîme vemûsâ veʿîsâ en eḳîmü-ddîne velâ teteferraḳû fîh. kebüra ʿale-lmüşrikîne mâ tedʿûhüm ileyh. allâhü yectebî ileyhi mey yeşâü veyehdî ileyhi mey yünîb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

13Allah’ın tevhit dini İslam’ı ayakta tutun ve onda grup grup ayrılmayın diye Allah, Nuh’a emrettiği inancı sana da din/şeriat kıldı, Aynı şekilde İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya emrettiğimiz dini sana da vahyettik. Müşriklere ağır gelen senin davet ettiğin işte bu tevhit inancıdır. Oysa Allah, dileyeni bu dine mazhar kılar ve kendine yönelen kimseye de doğru yolu gösterir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

13Ey Resûlüm! Allah, bireysel ve toplumsal hayatınız için sana gönderdiği nizam ve ahlak içeren tevhid dinini, geçmişte Nûh’a, İbrahim’e, Musa ve İsa’ya da mutlaka uyulup yaşanması gereken bir inanç sistemini olarak bildirmişti. Ve bu elçileri aracılığıyla, tarih boyunca insanlığa şu çağrıda bulunmuştu: Ey inanan kullarım! Siz de bu mükemmel inanç sistemini egemen kılıp bu yolda dosdoğru yürüyün. Allah’ın yasalarına samimiyetle uyarak asla tevhitten ayrılmayın. Bu dinin hükümlerini tahrif etmeyin ve adaletli olun. Sakın bâtıl ideolojilere sapıp ta aranızda çekişmeyin ve onun hakkında ayrılığa düşüp bölünmeyin. Sadece Kur’an ile davet olunduğunuz bu dine iman edip yaşamaya yönelin. Ancak, şirki bırakıp Allah merkezli hayat nizamını yaşamaya davet ettiğin bu düzen, Allah’tan başka otoritelerin hükmüne boyun eğip Allah’ın yasalarını terk eden müşriklere, çok zor ve ağır gelecektir ve o zâlimler, bu çağrıyı şiddetle reddedeceklerdir. Hâlbuki Allah bu dini tebliğ için doğruyu arayanları uygun görüp elçi seçer. Kendine gönülden yönelip içtenlikle Allah’ın, yasalarına göre yaşamak isteyeni de ödül olarak dosdoğru yola ulaştırır.

İlgili ayetler

Ayet 14

1 ayet

Şûrâ 14

وَمَا تَفَرَّقُٓوا اِلَّا مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَهُمُ الْعِلْمُ بَغْيًا بَيْنَهُمْۜ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِنْ رَبِّكَ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى لَقُضِيَ بَيْنَهُمْۜ وَاِنَّ الَّذ۪ينَ اُو۫رِثُوا الْكِتَابَ مِنْ بَعْدِهِمْ لَف۪ي شَكٍّ مِنْهُ مُر۪يبٍ ۝١٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

14Vemâ teferraḳû illâ mim baʿdi mâ câehümü-lʿilmü bagyem beynehüm. velevlâ kelimetün sebeḳat mir rabbike ilâ ecelim müsemmel leḳuḍiye beynehüm. veinne-lleẕîne ûriŝü-lkitâbe mim baʿdihim lefî şekkim minhü mürîbün.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

14Vaktiyle onlar kendilerine hakikatin bilgisi geldikten sonra sırf aralarındaki kıskançlık yüzünden ihtilaf edip gruplara ayrıldılar. Eğer cezaların belirli bir süreye kadar erteleneceğine dair Rabbin tarafından verilmiş bir hüküm olmasaydı onların işi çoktan bitirilmiş olurdu. Onların ardından gelen o kitabın mirasçıları bu Kuran hakkında da derin bir şüphe ve tereddüt içindedirler.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

14Peygamberlere gelen vahiy vasıtasıyla önceki ümmetlere de Allah’ın davetine ait bilgiler ulaştırılmıştı. İçlerinden kimileri sana ve tebliğ ettiğin hususlara îmân ederek Müslüman oldu. Kimileri de bütün peygamberlerin ortak mesajı olan tevhit hakikatini iyice anlamalarına rağmen; sırf aralarındaki kıskançlık çekememezlik ve inat yüzünden, Allah’ın ayetlerini tahrif edip gelen hükümler üzerinde ayrılığa düştüler ve hakkı inkârda ısrar edip şirke bulaştılar. Eğer Rabbin, onlara bu yanlışlarından dönmeleri ve cezalarının âhirete kadar ertelenmesi için, dünya hayatı boyunca bir süre tanımasaydı, onları derhal cezalandırarak haklarında hüküm hemen verilmiş olurdu. Geçmişteki ataları o peygamberlerin ardından, nasıl tevhitten yüz çevirdilerse, maalesef onlardan sonra Tevrat ve İncil adındaki kitaba mirasçı olan kuşaklarda, hala Kur’an ve peygamberin daveti karşısında derin bir kuşku ve tereddütle hareket ediyorlar.

Ayet 15

1 ayet

Şûrâ 15

فَلِذٰلِكَ فَادْعُۚ وَاسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَۚ وَلَا تَتَّبِعْ اَهْوَٓاءَهُمْۚ وَقُلْ اٰمَنْتُ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنْ كِتَابٍۚ وَاُمِرْتُ لِاَعْدِلَ بَيْنَكُمْۜ اَللّٰهُ رَبُّنَا وَرَبُّكُمْۜ لَنَٓا اَعْمَالُنَا وَلَكُمْ اَعْمَالُكُمْۜ لَا حُجَّةَ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْۜ اَللّٰهُ يَجْمَعُ بَيْنَنَاۚ وَاِلَيْهِ الْمَص۪يرُۜ ۝١٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

15Feliẕâlike fedʿu. vesteḳim kemâ ümirt. velâ tettebiʿ ehvâehüm. veḳul âmentü bimâ enzele-llâhü min kitâb. veümirtü liaʿdile beyneküm. allâhü rabbünâ verabbüküm. lenâ aʿmâlünâ veleküm aʿmâlüküm. lâ ḥuccete beynenâ vebeyneküm. allâhü yecmeʿu beynenâ. veileyhi-lmeṣîr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

15İşte bunun için sen bıkıp usanmadan bu tevhide davet et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol! Onların arzu ve heveslerine uyma! Ve şöyle söyle:
– Ben Allah’ın indirdiği tüm kitaplara inandım ve aranızda adaletli olmakla emrolundum. Zira Allah bizim de Rabbimiz/sahibimiz, sizin de Rabbinizdir/sahibinizdir. Bizim yaptıklarımızın sorumluluğu bize ait, sizin yaptıklarınızın sorumluluğu da size aittir. Öyleyse aramızda kavga ve nizaya gerek yok. Nasıl olsa Allah, hepimizi bir araya getirecektir. Çünkü dönüş yalnızca O’nadır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

15Ey Peygamber ve onun izinden yürüyen mümin! İşte bundan dolayı onların bu tavırlarına aldırma. Şüpheleri gidermek için bütün peygamberlere gönderilmiş ortak mesaj olan tevhid inancına insanları sürekli davet et. Ve Allah tarafından emredildiği gibi yasalarıma uyarak tevhit yolunda dosdoğru ol. Dikkat et; o inkârcılar, bu zamana kadar olduğu gibi bundan sonra da seni Kur’an’dan saptırmaya çalışacaklar. Ne söylerse söylesinler onların tevhid dinine aykırı batıl yalanlarına ve boş isteklerine asla kulak asıp uymayacağını anlatmak etmek üzere onlara de ki: “Ben kendi uydurduğum şeylere değil, Allah’ın Tevrat ve İncil gibi peygamberlere gönderdiği tüm kitapların aslına iman ettim. Size de içinde yaşadığınız yanlışlardan kurtaracak hak dini tebliğ etmek ve aranızda zengin-fakir, siyah beyaz şeklinde hiçbir ayrım yapmadan adaletli davranmakla ve yeryüzünde hakkı tesis etmekle emrolundum. Ve bu vahyi, hiçbir ilave yapmadan olduğu gibi tebliğ ediyorum. Allah bizim de yegäne Rabbimiz, sizin de yegäne Rabbinizdir. Hepimiz O’nun kullarıyız. Fakat madem sizler benim peygamberliğime inanmıyorsunuz, o halde iyi biliniz ki herkes kendi yaptığının karşılığını alacaktır. Bizim yaptıklarımızın hesabı bize, sizin yaptıklarınızın hesabı da sizedir. Ey Ehl-i kitap! Benim peygamberliğim, tebliğ ettiğim hükümler ve bana vahyolunan Kur’ân, haktır. Vahyi hayatın merkezine koyduğumuzda bizimle sizin aranızda tartışılacak ve düşmanlık gerektirecek bir konu olmadığı gibi, hiçbir faydası da yoktur. Fakat aynı anlayışta olduğumuzu saptayan bir delil de yok. Allah zaten Hesap Günü hepimizi bir araya toplayıp kimin haklı olduğunu ortaya çıkaracak ve herkese yaptığının karşılığını verecektir. Sonunda hesap vermek üzere hepimizin dönüşü ancak O’nun huzurunadır.”

İlgili ayetler

Ayet 16–17

2 ayet

Şûrâ 16

Şûrâ 17

وَالَّذ۪ينَ يُحَٓاجُّونَ فِي اللّٰهِ مِنْ بَعْدِ مَا اسْتُج۪يبَ لَهُ حُجَّتُهُمْ دَاحِضَةٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ وَعَلَيْهِمْ غَضَبٌ وَلَهُمْ عَذَابٌ شَد۪يدٌ ۝١٦ اَللّٰهُ الَّذ۪ٓي اَنْزَلَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ وَالْم۪يزَانَۜ وَمَا يُدْر۪يكَ لَعَلَّ السَّاعَةَ قَر۪يبٌ ۝١٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

16Velleẕîne yüḥâccûne fi-llâhi mim baʿdi me-stücîbe lehû ḥuccetühüm dâḥiḍatün ʿinde rabbihim veʿaleyhim gaḍabüv velehüm ʿaẕâbün şedîd.

Okunuş

17Allâhü-lleẕî enzele-lkitâbe bilḥaḳḳi velmîzân. vemâ yüdrîke leʿalle-ssâʿate ḳarîb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

16Allah’ın tevhit çağrısı kabul edildikten sonra Allah hakkında tartışanların ileri sürdükleri bütün deliller Rabbleri katında geçersizdir. Onlar hem Allah’ın gazabına hem de şiddetli bir azaba uğrayacaklar.

Türkçe Meal

17Çünkü Allah hak ve hakikati ortaya koymak için Kuran’ı indirmiş böylece adaletin değer ölçülerini göstermiştir. Hem sen nereden bileceksin o saat bu dünyanın sonu belki de çok yakındır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

16Allah’ın tevhide daveti dürüst ve erdemli insanlar tarafından kabul görünce, kâfirler de bu gerçeğin üstünü örtmeye çalışarak asılsız iddialarla O’nun dini hakkında ileri geri konuşup tartışırlar. Yahudi ve Hıristiyanların Allah’ın davetini amacından saptırmak için öne sürdükleri sözde delillerin, Allah katında hiçbir dayanağı ve geçerliliği yoktur. Çünkü biz ayetlerimizi tartışsınlar diye değil, ayetlerimize uysunlar diye gönderdik. Eğer bu yanlıştan vazgeçmezlerse Allah`ın öfkesi onların üzerine çökecektir. Ve onlar için şiddetli bir azap vardır.

Açıklamalı meal

17Allah Kur’ân’ı ve diğer kitapları, yaratılış gerçeğini apaçık ortaya koymak üzere peygamberine indirendir. Böylece doğru ve yanlışı birbirinden ayırt edebilme ölçüsünü ve adâletle hükmetmek için gerekli temel hükümleri vahyedendir. Ki herkes bir an önce doğru yola yönelsin. Oysa müşrikler O’nun peygamberine inanmadıkları gibi hesap gününü de hafife almakta ve kendilerini uyaran elçimize, “Hani nerede kaldı bu kıyamet günü?” diye küstahça konuşmaktadırlar. Nereden bileceksin; belki de ecelin gelip kapıya dayanmıştır ya da evrenin eceli olan kıyamet ve Hesap Günü çok yakındır. Sanki zamanını sen biliyormuşsun gibi bir de sana soruyorlar!

Ayet 18–19

2 ayet

Şûrâ 18

Şûrâ 19

يَسْتَعْجِلُ بِهَا الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِهَاۚ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مُشْفِقُونَ مِنْهَاۙ وَيَعْلَمُونَ اَنَّهَا الْحَقُّۜ اَلَٓا اِنَّ الَّذ۪ينَ يُمَارُونَ فِي السَّاعَةِ لَف۪ي ضَلَالٍ بَع۪يدٍ ۝١٨ اَللّٰهُ لَط۪يفٌ بِعِبَادِه۪ يَرْزُقُ مَنْ يَشَٓاءُۚ وَهُوَ الْقَوِيُّ الْعَز۪يزُ۟ ۝١٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

18Yestaʿcilü bihe-lleẕîne lâ yüʾminûne bihâ. velleẕîne âmenû müşfiḳûne minhâ veyaʿlemûne ennehe-lḥaḳḳ. elâ inne-lleẕîne yümârûne fi-ssâʿati lefî ḍalâlim beʿîd.

Okunuş

19Allâhü leṭîfüm biʿibâdihî yerzüḳu mey yeşâʾ. vehüve-lḳaviyyü-lʿazîz.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

18O saat bu dünyanın sonunun geleceğine inanmayanlar, onun çabucak gelmesini isterler. İman edenler ise o saatin bir gün mutlaka gerçekleşeceğini bildikleri için onun dehşetinden korkarlar. Şunu iyi bilin ki o saat hakkında ileri geri konuşanlar tam bir sapkınlık içindedirler.

Türkçe Meal

19Allah, kullarına karşı çok lütufkârdır. Zira O, hak edeni rızıklandırır. Çünkü O, çok güçlüdür ve üstün kudret sahibidir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

18Kıyâmete umursamadıkları için inanmayanlar, onun bir an önce gelmesini istiyorlarmış gibi alay edercesine sana meydan okuyorlar. O günün gerçek olduğuna ve mutlaka geleceğine iman edenler ise bütün bir hayatın hesabını vereceklerini bilerek yaşarlar ve hesap gününün dehşetinden dolayı ürperip korkarlar. Kaldı ki kıyamet hakkında inanmayıp ileri geri tartışanların tutumları tam bir şaşkınlıktan ibarettir ve onlar derin bir sapıklık içindedirler.

Açıklamalı meal

19Allah buna rağmen dünyada mü’min, kafir tüm kullarına karşı lütuf sahibidir ve doğruya yönelmeleri için zaman tanır. Koyduğu kurala göre iyi niyetle çaba gösterip gayretle çalışana dilediği kadar rızık verir. O çok merhametlidir ve daima mutlak güçlüdür hüküm ve iradesinde de üstün olandır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

18Kehf 36Câsiye 24

İlgili ayetler

19Hicr 49Zümer 53

Ayet 20

1 ayet

Şûrâ 20

مَنْ كَانَ يُر۪يدُ حَرْثَ الْاٰخِرَةِ نَزِدْ لَهُ ف۪ي حَرْثِه۪ۚ وَمَنْ كَانَ يُر۪يدُ حَرْثَ الدُّنْيَا نُؤْتِه۪ مِنْهَا وَمَا لَهُ فِي الْاٰخِرَةِ مِنْ نَص۪يبٍ ۝٢٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

20Men kâne yürîdü ḥarŝe-lʾâḫirati nezid lehû fî ḥarŝih. vemen kâne yürîdü ḥarŝe-ddünyâ nüʾtihî minhâ vemâ lehû fi-lʾâḫirati min neṣîb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

20Kim ahiret yurdunun nimetlerine yatırım yapmak isterse onun bu yatırımına katkıda bulunuruz. Kim de sırf dünya nimetlerine yatırım yapmak isterse ona da yatırımından bir pay veririz. Fakat onun ahiret nimetlerinden hiç bir nasibi olmaz.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

20Kim îmân edip yasalarımıza uyar ve yapmış olduğu sâlih ameller ile ahiret nimetlerini elde etmek isterse hem dünyada hem ahirette onun mükâfatını kat kat artırırız. Kim de yaratılış amacını ve ahireti düşünmez, yasalarımıza aykırı davranıp dünya hayatına öncelik verir ve kazanç olarak sadece dünya nimetlerini isteyip bile bile bu yolda gayret gösterirse, belki ona da az çok bir pay veririz. Onlar ancak bu dünyada istediklerinin bir kısmını geçici makam ve çıkar olarak elde ederler. Fakat onun ahiretteki Cennet nimetlerinden hiçbir nasibi olmaz ve acı bir azaba maruz kalır. Zira o Allah’tan başkası için amel etmiştir ve dünyada verdiğimiz her şeyin karşılığı imtihandır. Hal böyleyken, bunlar ne cesaretle Allah’ın hükümlerine alternatif kanunlar, kurallar koyabiliyorlar?

İlgili ayetler

Ayet 21

1 ayet

Şûrâ 21

اَمْ لَهُمْ شُرَكٰٓؤُ۬ا شَرَعُوا لَهُمْ مِنَ الدّ۪ينِ مَا لَمْ يَاْذَنْ بِهِ اللّٰهُۜ وَلَوْلَا كَلِمَةُ الْفَصْلِ لَقُضِيَ بَيْنَهُمْۜ وَاِنَّ الظَّالِم۪ينَ لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ ۝٢١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

21Em lehüm şürakâü şeraʿû lehüm mine-ddîni mâ lem yeʾẕem bihi-llâh. velevlâ kelimetü-lfaṣli leḳuḍiye beynehüm. veinne-żżâlimîne lehüm ʿaẕâbün elîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

21Yoksa onların, Allah’ın din hususunda onaylamadığı bazı inanç ve uygulamaları kendilerine dini kurallar olarak benimseten bir takım otoriteleri mi varmış? Şayet daha önce cezanın belli bir süre ertelenmesiyle ilgili Rabbinin bir hükmü olmasaydı onların işi çoktan bitirilmiş olurdu. Hiç kuşku yok ki Allah’ın dışında dini kurallar koyan zalimler için can yakıcı bir azap vardır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

21Allah’ın dininde olmadığı ve asla izin vermediği halde, sanki dinmiş gibi kanunlar koyarak veya İslam’a aykırı fetvalar vererek onları kabul ediyor ve kendileri gibi yaratılmış olan kimselerin koydukları kuralları dini bir hayat tarzı edinerek kendilerine meşru kılıyorlar. Ve böylece de Allah’la birlikte başka ilahlar ediniyorlar. O halde Allah merkezli bir hayat nizamı ile yaşamaya davet edilmelerine rağmen, Allah’tan başka varlıklardan medet uman müşriklere şu soruları sor. Yoksa onların inanç sistemini belirleyen ve sınırsız egemenliğinde Allah’a ortak olan bazı sözde ilâhları mı var ki, Allah’ın yasalarını kabul etmiyorlar? Allah’ın izin vermediği bu şirk inancını size, kendilerinden medet umduğunuz o varlıklar mı emrediyor? Oysa Allah kendisinden başka hiç kimseye insanlar üzerinde hayat nizamı belirleme hakkı ve yetkisi vermemiştir. Eğer Allah’ın dünya hayatı boyunca mühlet için verdiği cezanın, kıyamet gününe ertelendiğine dair kesinleşmiş karar olmasaydı, bu yaptıklarından dolayı aralarında çoktan hüküm verilmiş olurdu da işleri bu dünyada derhal bitirilirdi. Hayır! Biz onlara zaman tanıyoruz. Belki düşünüp öğüt alırlar. Ancak unutmayınız ki düşünüp öğüt almayan ve yasalarımıza uymayan sizin gibi zalimler için ahirette acıklı bir azap vardır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

21Yunus 59Nahl 61Fâtır 45

Ayet 22–23

2 ayet

Şûrâ 22

Şûrâ 23

تَرَى الظَّالِم۪ينَ مُشْفِق۪ينَ مِمَّا كَسَبُوا وَهُوَ وَاقِعٌ بِهِمْۜ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ ف۪ي رَوْضَاتِ الْجَنَّاتِۚ لَهُمْ مَا يَشَٓاؤُ۫نَ عِنْدَ رَبِّهِمْۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَضْلُ الْكَب۪يرُ ۝٢٢ ذٰلِكَ الَّذ۪ي يُبَشِّرُ اللّٰهُ عِبَادَهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِۜ قُلْ لَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ اَجْرًا اِلَّا الْمَوَدَّةَ فِي الْقُرْبٰىۜ وَمَنْ يَقْتَرِفْ حَسَنَةً نَزِدْ لَهُ ف۪يهَا حُسْنًاۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ شَكُورٌ ۝٢٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

22Tera-żżâlimîne müşfiḳîne mimmâ kesebû vehüve vâḳiʿum bihim. velleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti fî ravḍâti-lcennât. lehüm mâ yeşâûne ʿinde rabbihim. ẕâlike hüve-lfaḍlü-lkebîr.

Okunuş

23Ẕâlike-lleẕî yübeşşiru-llâhü ʿibâdehü-lleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti. ḳul lâ esʾelüküm ʿaleyhi ecran ille-lmeveddete fi-lḳurbâ. vemey yaḳterif ḥaseneten nezid lehû fîhâ ḥusnâ. inne-llâhe gafûrun şekûr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

22Sen yanlışta ısrar eden zalimleri işledikleri günahlardan dolayı korkudan tir tir titrediklerini görürsün, nihayet korktukları başlarına gelmiştir. Ama iman edip, iyi ve güzel işler yapanlar ise cennet bahçelerindedirler. İstedikleri her şey Rabbleri katından onlara verilecektir. İşte büyük ikram budur.

Türkçe Meal

23İşte bu, Allah’ın, iman edip iyi ve güzel işler yapan kullarına verdiği müjdedir. De ki:
– Ben bu tebliğ vazifesine karşılık sizden herhangi bir ücret istemiyorum, sadece Allah’a yakınlaşma konusunda bir sevgi ve anlayış istiyorum. Kim bir iyilik gerçekleştirirse biz de ona iyiliği artırırız. Gerçekten de Allah, bağışı bol ve şükredenlere karşılığını kat be kat verendir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

22Ey Muhammed! Yaratılış gayesi dışında hayat sürüp ahireti umursamayan zalimlerin, geçmişte kazandıkları günahlardan dolayı o korkunç azapla yüz yüze geldikleri Kıyamet Günü endişeyle tir tir titrerken bir görsen! Fakat korktukları o acı azap başlarına gelmiştir bir kere. Allah’ın davetine iman edip o imana yaraşır güzellikte emir ve yasaklarına uyup salih ameller işleyenlerse Rableri tarafından kendilerine vaad edilen cennet bahçelerindedirler. Rablerinin katında onlara istedikleri her ilahi nimet vardır. İşte tevhide iman edip ilahi emir ve yasaklara uyan mümin kullar için gerçek ve büyük kazanç budur.

Açıklamalı meal

23İşte Allah, dünyadayken iman edip o imana yaraşır güzellikte salih ameller işleyen kullarını cennet içindeki eşsiz nimetlerle böyle müjdelemektedir. Ey Resûlüm! O Kureyş müşriklerine de ki: “Ben Allah adına yaptığım bu tebliğ vazifesi ve davete karşılık, sizden Allah’a yakın olmanız ve bu çağrıya inanmanız dışında başka bir karşılık beklemiyorum. Çünkü benim mükâfâtımı verecek olan yalnızca Allah’tır. Ama madem beni peygamber olarak kabul etmiyorsunuz, hiç değilse aramızdaki akrabalık bağının hatırına yakınlık gösterin; bana eziyet etmeyin. Kim böyle güzel bir yol tutar ve imanına yakışan bir iyilik yaparsa; Allah’ta yaptığı iyiliğe karşılık ona çok büyük lütuflarda bulunur ve onun ödülünü fazlasıyla verir. Şüphesiz Allah kullarının hatalarını çok bağışlayandır ve kendisine kulluk edilmeye layık tek ilahtır. Güzel davranışları ödüllendirip, yapılan şükrün karşılığını da fazlasıyla verendir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

22Secde 12Şûrâ 45

Ayet 24–25

2 ayet

Şûrâ 24

Şûrâ 25

اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِبًاۚ فَاِنْ يَشَاِ اللّٰهُ يَخْتِمْ عَلٰى قَلْبِكَۜ وَيَمْحُ اللّٰهُ الْبَاطِلَ وَيُحِقُّ الْحَقَّ بِكَلِمَاتِه۪ۜ اِنَّهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ۝٢٤ وَهُوَ الَّذ۪ي يَقْبَلُ التَّوْبَةَ عَنْ عِبَادِه۪ وَيَعْفُوا عَنِ السَّيِّـَٔاتِ وَيَعْلَمُ مَا تَفْعَلُونَۙ ۝٢٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

24Em yeḳûlûne-fterâ ʿale-llâhi keẕibâ. feiy yeşei-llâhü yaḫtim ʿalâ ḳalbik. veyemḥu-llâhü-lbâṭile veyüḥiḳḳu-lḥaḳḳa bikelimâtih. innehû ʿalîmüm biẕâti-ṣṣudûr.

Okunuş

25Vehüve-lleẕî yaḳbelü-ttevbete ʿan ʿibâdihî veyaʿfû ʿani-sseyyiâti veyaʿlemü mâ tefʿalûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

24Yoksa onlar senin için: “Uydurduğu yalanları Allah’a isnat eden bir yalancı” mı? Diyorlar. Eğer öyle olsaydı Allah kalbini mühürleyiverirdi. Unutmayın ki Allah, kelimeleriyle batılı imha edip, hakkı gerçekleştirir. Çünkü O, kalplerde gizlenen en mahrem sırları bilendir.

Türkçe Meal

25O, kullarının tövbelerini kabul eder, günahlarını bağışlar, yaptıklarınızı bilir ve ona göre karşılığını verir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

24Ey Peygamber! Bunca gerçeğe rağmen müşrikler kalplere vesvese vermek için: Yoksa, “Muhammed Allah adına yalan uyduruyor” ve “Allah bana ayet gönderdi diye iftira ediyor” mu diyorlar? Bu ne kadar asılsız bir yakıştırmadır. Oysa bilmiyorlar ki sen Allah adına yalan söyleyen biri olsan Allah seni görmeyecek mi? O durumda, Allah istese onlar gibi senin de aklını başından alıp kalbini hemen mühürleyiverirdi. Böylece değil yalan uydurup Allah’a isnat etmek, hiçbir şey düşünemez, tek kelime konuşamaz hale gelirdin. Çünkü ilâhî yasalara göre, Allah adına yalan söyleyen bir insan, çirkin ahlâkı ve saçma iddialarıyla hemen kendini ele verir. Hayır, doğrusu Allah’a iftira atanlar, müşriklerin kendileridir. Allah indirdiği kitabın âyetleri ile şüphe olmayan tevhid gerçeğini ortaya koyar. Böylece vahiy yoluyla aslı astarı olmayan şirk uydurmalarını bizzat kendisi ortadan kaldırır. Çünkü O kalplerde gizlenen niyetleri ve düşünceleri çok iyi bilendir.

Açıklamalı meal

25O tevbe edip Allah’ın emirlerine itaat ederek doğruya yönelen kullarının tevbesini kabul eden ve onların yaptıkları kötülükleri ve günahları bağışlayandır. Rızasını kazanma uğrunda yaptıklarınızı tümüyle bilen ve hak ettikleri karşılığı veren O’dur.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

24Hûd 13Ahkaf 8

Ayet 26

1 ayet

Şûrâ 26

وَيَسْتَج۪يبُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَيَز۪يدُهُمْ مِنْ فَضْلِه۪ۜ وَالْكَافِرُونَ لَهُمْ عَذَابٌ شَد۪يدٌ ۝٢٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

26Veyestecîbü-lleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti veyezîdühüm min faḍlih. velkâfirûne lehüm ʿaẕâbün şedîd.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

26İman edip iyi ve güzel işler yapanların dualarını kabul eder hatta sınırsız lütfu/ikramıyla daha fazlasını da verir. Gerçekleri örtbas eden kâfirlere gelince onlar için çok şiddetli bir azap vardır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

26Allah davetine iman edip, o imana yaraşır güzellikte salih ameller işleyenlerin dualarını kabul eder ve istediklerini verir. Hatta sınırsız lütfuyla onları hak ettiklerinden çok daha fazlasıyla da mükafatlandırır. Gerçeği inkâra şartlanmış ve inatla böyle yaşayıp, tevbe etmeyerek ölen kâfirlere gelince. Allah’ın ayetlerini ve tevhidi gerçekleri reddetmekte ısrar ettikleri için, onları cehennemde çok şiddetli bir azap beklemektedir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

26Furkan 63Furkan 77

Ayet 27

1 ayet

Şûrâ 27

وَلَوْ بَسَطَ اللّٰهُ الرِّزْقَ لِعِبَادِه۪ لَبَغَوْا فِي الْاَرْضِ وَلٰكِنْ يُنَزِّلُ بِقَدَرٍ مَا يَشَٓاءُۜ اِنَّهُ بِعِبَادِه۪ خَب۪يرٌ بَص۪يرٌ ۝٢٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

27Velev beseṭa-llâhü-rrizḳa liʿibâdihî lebegav fi-lʾarḍi velâkiy yünezzilü biḳaderim mâ yeşâʾ. innehû biʿibâdihî ḫabîrum beṣîr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

27Şayet Allah, kullarına rızkı bol bol vermiş olsaydı, kesinlikle yeryüzünde azgınlık edip saparlardı. Fakat O, akıl sır ermez bir ölçüye göre dilediği kadar rızık vermektedir. Çünkü O kullarının her halinden haberdardır ve her şeyi görmektedir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

27Şayet Allah kullarına rızkı sınırsız ölçüde verseydi onlar küstahlaşıp yeryüzünü bozguna uğratırlardı. Allah o yüzden rahmeti gereği dilediği kadar rızkı belirlediği bir ölçüye göre verir. İmtihan gereği yeryüzündeki imkânları, ihtiyaç nispetinde ve emek harcamakla ulaşılacak şekilde var etmektedir. Çünkü O kullarının her ihtiyacından haberdar olandır ve her şeyi görendir. Kullarının ne olduklarını ne yaptıklarını çok iyi bildiği için, kime neyi ne kadar vereceğini O bilir ve verdiklerini kim için nerede ve nasıl kullandıklarını da görüp gözetir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

27Hicr 21Sebe’ 39

Ayet 28

1 ayet

Şûrâ 28

وَهُوَ الَّذ۪ي يُنَزِّلُ الْغَيْثَ مِنْ بَعْدِ مَا قَنَطُوا وَيَنْشُرُ رَحْمَتَهُۜ وَهُوَ الْوَلِيُّ الْحَم۪يدُ ۝٢٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

28Vehüve-lleẕî yünezzilü-lgayŝe mim baʿdi mâ ḳaneṭû veyenşüru raḥmeteh. vehüve-lveliyyü-lḥamîd.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

28O, kuraklıktan dolayı insanlar ümitsizliğe düştükten sonra yağmuru yağdırıp rahmetini yayandır. Çünkü O’dur koruyup gözeten, O’dur övgüye layık olan.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

28Allah O’dur ki, insanlar susuzluk ve kuraklıktan dolayı çaresiz kalıp ümitlerini tamamen yitirdiği bir anda, bulutlar vasıtasıyla sağanak sağanak yağmuru yağdıran ve böylece yemyeşil bitkilerle, rahmetini canlılar için her yere yayandır. Çünkü, şefkati ve zor zamanda kullarına yardım etmesiyle kullarını koruyup gözeten gerçek dost ve sığınılacak yegâne varlık Allah’tır. O gerçek anlamda her türlü övgüye ve şükredilmeye de layık olandır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

28Rum 48Rum 50

Ayet 29

1 ayet

Şûrâ 29

وَمِنْ اٰيَاتِه۪ خَلْقُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَثَّ ف۪يهِمَا مِنْ دَٓابَّةٍۜ وَهُوَ عَلٰى جَمْعِهِمْ اِذَا يَشَٓاءُ قَد۪يرٌ۟ ۝٢٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

29Vemin âyâtihî ḫalḳu-ssemâvâti velʾarḍi vemâ beŝŝe fîhimâ min dâbbeh. vehüve ʿalâ cemʿihim iẕâ yeşâü ḳadîr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

29Gökleri ve yeri yaratması ve oralarda her türlü canlıyı yayması O’nun kudret delillerindendir. O, dilediği zaman onları toplayıp bir araya getirmeye kadirdir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

29Göklerin ve yerin yaratılışı da yeryüzünde ki bütün canlı varlıkları üretip çoğaltması da Allah’ın sınırsız ilminin ve kudretininim delillerindendir. Onları yoktan var eden Allah, dilediğinde onları tekrar diriltip huzurunda toplamaya da her zaman gücü yetendir. Bu yüzden de kulluk edilmeye layık yegâne kudret yalnızca O’dur.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

29Nahl 49Tekvîr 5

Ayet 30–31

2 ayet

Şûrâ 30

Şûrâ 31

وَمَٓا اَصَابَكُمْ مِنْ مُص۪يبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ اَيْد۪يكُمْ وَيَعْفُوا عَنْ كَث۪يرٍۜ ۝٣٠ وَمَٓا اَنْتُمْ بِمُعْجِز۪ينَ فِي الْاَرْضِۚ وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَص۪يرٍ ۝٣١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

30Vemâ eṣâbeküm mim müṣîbetin febimâ kesebet eydîküm veyaʿfû ʿan keŝîr.

Okunuş

31Vemâ entüm bimüʿcizîne fi-lʾarḍ. vemâ leküm min dûni-llâhi miv veliyyiv velâ neṣîr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

30İyi bilin ki başınıza gelen her musibet, yaptıklarınız yüzündendir. Bununla birlikte Allah birçoğunu da affetmektedir.

Türkçe Meal

31Yoksa siz, yeryüzünde Allah’ı atlatıp bir yere kaçıp kurtulamazsınız. Bilin ki o zaman sizin Allah’tan başka bir veliniz ve yardımcınız da olmaz.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

30Şunu iyi bilin ki başınıza gelen herhangi bir sıkıntı, işlediğiniz günahların ve kendi hatalarınızın sonucudur. Fakat Allah, sizleri her yaptığınız hatadan dolayı da cezalandırmaz ve birçok musibetten korur. Bununla beraber Allah kusurlarınızın birçoğunu da lütfuyla bağışlar.

Açıklamalı meal

31Ey kâfirler! Siz günahlarınızdan dolayı, Rabbinizin sizi cezalandırmayı dilemesi hâlinde Allah’ı yeryüzünde aciz bırakıp azaptan kurtulamazsınız. Şunu bilin ki ne sizin ne de bir başkasının, Allah’ın kudretine karşı koyabilecek gücü yoktur. O sizi cezalandırmak istediği vakit, o hak eden kişiye vereceği cezanın önüne hiçbir şey geçemez. Sizin Allah’tan başka ne koruyabilecek gerçek dostunuz ne de yardımcınız yoktur.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

30Nisâ 79İsrâ 67Kasas 47

İlgili ayetler

31Rum 25Secde 4

Ayet 32–34

3 ayet

Şûrâ 32

Şûrâ 33

Şûrâ 34

وَمِنْ اٰيَاتِهِ الْجَوَارِ فِي الْبَحْرِ كَالْاَعْلَامِۜ ۝٣٢ اِنْ يَشَاْ يُسْكِنِ الرّ۪يحَ فَيَظْلَلْنَ رَوَاكِدَ عَلٰى ظَهْرِه۪ۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍۙ ۝٣٣ اَوْ يُوبِقْهُنَّ بِمَا كَسَبُوا وَيَعْفُ عَنْ كَث۪يرٍۘ ۝٣٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

32Vemin âyâtihi-lcevâri fi-lbaḥri kelʾaʿlâm.

Okunuş

33İy yeşeʾ yüskini-rrîḥa feyażlelne ravâkide ʿalâ żahrih. inne fî ẕâlike leâyâtil likülli ṣabbârin şekûr.

Okunuş

34Ev yûbiḳhünne bimâ kesebû veyaʿfü ʿan keŝîr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

32Dağ gibi gemilerin denizlerde akıp gitmesi de onun kudret delillerindendir.

Türkçe Meal

33Allah dilerse rüzgârı durdurur da işte o zaman gemiler su üstünde kalakalırlar. İşte bunda da direnip sabreden ve nimetlerin hakkını çokça verip şükreden herkes için alınacak nice ibretler vardır.

Türkçe Meal

34Ya da Allah dilerse bu gemileri içindekilerin yaptıklarından dolayı batırıp helak eder, ama çoğu zaman da affeder.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

32Suya koyduğu kaldırma yasası gereği denizlerde batmadan yüzen dağ gibi devasa gemiler ve havada kuşlar gibi uçan uçaklar, O’nun koyduğu muhteşem tabiat yasalarına bağlı olarak hareket ederler. Bunlar O’nun ilminin ve sınırsız kudretinin delillerindendir.

Açıklamalı meal

33Allah dilese rüzgârları dindirir. Böylece yelkenli gemiler yüzemez ve suyun üstünde hareketsiz kalıverir. Şüphesiz bu misallerde Allah’ın kudretini kavrayıp darlıkta çokça sabreden ve bollukta ise O’nun verdiği nimetlere çokça şükreden herkes için ibretlik dersler vardır.

Açıklamalı meal

34Yahut işledikleri günahlar yüzünden, Allah istese karada, denizde, havada giden araçlardaki o kişileri fırtınalarla suda batırır ve helak eder. Fakat bir kısmını derhal cezalandırsa da çoğu zaman tövbe edip doğruya yönelmeleri için merhametiyle muamele eder. Onlara süre vererek fırsat tanır ve yanlışlarından dönerek samimiyetle af dileyenleri bağışlar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

32İbrahim 32İbrahim 34

İlgili ayetler

33İsrâ 67

Ayet 35

1 ayet

Şûrâ 35

وَيَعْلَمَ الَّذ۪ينَ يُجَادِلُونَ ف۪ٓي اٰيَاتِنَاۜ مَا لَهُمْ مِنْ مَح۪يصٍ ۝٣٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

35Veyaʿleme-lleẕîne yücâdilûne fî âyâtinâ. mâ lehüm mim meḥîṣ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

35Bizim ayetlerimiz hakkında tartışıp ileri geri konuşanlar bilsinler ki onların kaçıp kurtulacakları bir yer yoktur.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

35Öyle ki, gerçeği açıkça ortaya koymalarına rağmen ayetlerimiz hakkında ileri geri konuşup tartışanlar, yaşadıkları bu örnekleri düşünüp Allah’ın kudretine delil olan ayetleri hatırlasınlar ve şunu çok iyi bilsinler. Allah cezalandırmayı dilediği takdirde karada, denizde, havada kendileri için cezamızdan kaçacak hiçbir yer ve azabımızdan kurtulma şansı asla yoktur.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

35En’am 93Mü’min 35

Ayet 36–39

4 ayet

Şûrâ 36

Şûrâ 37

Şûrâ 38

Şûrâ 39

فَمَٓا اُو۫ت۪يتُمْ مِنْ شَيْءٍ فَمَتَاعُ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۚ وَمَا عِنْدَ اللّٰهِ خَيْرٌ وَاَبْقٰى لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَلٰى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَۚ ۝٣٦ وَالَّذ۪ينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَٓائِرَ الْاِثْمِ وَالْفَوَاحِشَ وَاِذَا مَا غَضِبُوا هُمْ يَغْفِرُونَۚ ۝٣٧ وَالَّذ۪ينَ اسْتَجَابُوا لِرَبِّهِمْ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَۖ وَاَمْرُهُمْ شُورٰى بَيْنَهُمْۖ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۚ ۝٣٨ وَالَّذ۪ينَ اِذَٓا اَصَابَهُمُ الْبَغْيُ هُمْ يَنْتَصِرُونَ ۝٣٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

36Femâ ûtîtüm min şeyʾin femetâʿu-lḥayâti-ddünyâ. vemâ ʿinde-llâhi ḫayruv veebḳâ lilleẕîne âmenû veʿalâ rabbihim yetevekkelûn.

Okunuş

37Velleẕîne yectenibûne kebâira-lʾiŝmi velfevâḥişe veiẕâ mâ gaḍibû hüm yagfirûn.

Okunuş

38Velleẕîne-stecâbû lirabbihim veeḳâmu-ṣṣalâh. veemruhüm şûrâ beynehüm. vemimmâ razaḳnâhüm yünfiḳûn.

Okunuş

39Velleẕîne iẕâ eṣâbehümü-lbagyü hüm yenteṣirûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

36Size verilen bu şeyler geçici dünya hayatının geçimliğidir. Ama iman eden ve Rabblerine güvenip bağlananlar için Allah katından verilecek mükâfatlar daha hayırlı ve daha kalıcıdır.

Türkçe Meal

37Onlar ki büyük günahlardan ve hayâsızlığın her türünden kaçınırlar, öfkelendikleri zaman da öfkelerini yener ve bağışlarlar.

Türkçe Meal

38Yine onlar Rabblerinin çağrısına uyarak namazlarını hakkıyla kılarlar, bütün işlerini aralarında istişare ile yürütürler ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan Allah yolunda harcarlar.

Türkçe Meal

39Yine onlar haksız bir saldırıya uğradıklarında birbirleriyle dayanışma içinde karşı koyarlar.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

36Ey insanlar! Bu örneklerden yola çıkarak, iyi bilin ki, size dünya hayatında verilen menfaatler ve nimetler dünya hayatının devamının sağlanması için gelip geçicidir. Oysa, iman edip salih ameller işleyenler için, Allah katında olan ahiret ödülleri ise hem sonsuz hem de dünyadakilerden çok daha hayırlı, daha güzel ve kalıcıdır. Bu ödüller iman edip salih ameller işleyen ve duruşlarını değiştirmeyip Rablerine güvenenler içindir.

Açıklamalı meal

37Onlar öyle kimselerdir ki, şirk, cinayet, yalancı şahitlik gibi büyük günahlardan ve zina, fuhuş gibi hayasızlıktan kaçınırlar. Öfkelendikleri zaman haklı bile olsalar bunu kine dönüştürmezler. Öfkelerine hâkim olur ve erdemlilik gösterip affederler.

Açıklamalı meal

38Yine onlar Rablerinin iman davetine uyar ve hükümlerin gereklerini severek yerine getirirler. Namazlarını da hakkıyla dosdoğru ve devamlı kılarlar. Ortak meselelerde ise aralarında danışarak istişare yaparlar ve işlerini şura ile yürütüp çözerler. Kendilerine verdiğimiz mal mülk gibi rızıkları Allah yolunda harcar ve ihtiyaç sahipleriyle de karşılık beklemeden paylaşırlar.

Açıklamalı meal

39Şirk ve zulüm gibi bir haksızlığa uğradıklarında mücadele ederlerken birbirlerine destek olur ve zor durumlara birlikte karşı koyarlar. İşte ahiret ödülleri bu ayetlerde sayılanlar içindir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

36Kasas 60Lokman 20

İlgili ayetler

38Ra’d 18Hac 78

İlgili ayetler

39Nisâ 75Hac 39Hac 40

Ayet 40–43

4 ayet

Şûrâ 40

Şûrâ 41

Şûrâ 42

Şûrâ 43

وَجَزٰٓؤُ۬ا سَيِّئَةٍ سَيِّئَةٌ مِثْلُهَاۚ فَمَنْ عَفَا وَاَصْلَحَ فَاَجْرُهُ عَلَى اللّٰهِۜ اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الظَّالِم۪ينَ ۝٤٠ وَلَمَنِ انْتَصَرَ بَعْدَ ظُلْمِه۪ فَاُو۬لٰٓئِكَ مَا عَلَيْهِمْ مِنْ سَب۪يلٍۜ ۝٤١ اِنَّمَا السَّب۪يلُ عَلَى الَّذ۪ينَ يَظْلِمُونَ النَّاسَ وَيَبْغُونَ فِي الْاَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ ۝٤٢ وَلَمَنْ صَبَرَ وَغَفَرَ اِنَّ ذٰلِكَ لَمِنْ عَزْمِ الْاُمُورِ۟ ۝٤٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

40Vecezâü seyyietin seyyietüm miŝlühâ. femen ʿafâ veaṣleḥa feecruhû ʿale-llâh. innehû lâ yüḥibbu-żżâlimîn.

Okunuş

41Velemeni-nteṣara baʿde żulmihî feülâike mâ ʿaleyhim min sebîl.

Okunuş

42İnneme-ssebîlü ʿale-lleẕîne yażlimûne-nnâse veyebgûne fi-lʾarḍi bigayri-lḥaḳḳ. ülâike lehüm ʿaẕâbün elîm.

Okunuş

43Velemen ṣabera vegafera inne ẕâlike lemin ʿazmi-lʾümûr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

40Zira bir kötülüğün karşılığı o kötülüğe denk bir cezadır. Ama kim de kötülüğü affeder ve barıştan yana olursa artık onun mükâfatı Allah’a aittir. Fakat Allah, saldırganlık yapanları sevmez.

Türkçe Meal

41Haksız bir saldırıya karşı dayanışma ile kendilerini savunanlar hiçbir şekilde sorumlu tutulamazlar.

Türkçe Meal

42Sorumlu tutulacak olanlar insanlara zulmeden ve hak hukuk tanımadan memlekette azgınlık yapan kimselerdir. İşte onlar için acıklı bir azap vardır.

Türkçe Meal

43Her kim de sabreder ve bağışlarsa, işte bu gerçekten takdire şayan ve güzel bir davranıştır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

40Sizlere karşı yapılan kötülüklere karşılık verme hakkınız vardır. Ancak unutulmamalıdır ki, bir haksızlığın karşılığı yapılan o haksızlığa benzer denk bir ceza kadar olabilir. Her kim ceza verme gücüne sahip olduğu hâlde kısas alma hakkını bırakıp kendisine yapılan kötülüğü affeder ve o suçlu kişi ile düşmanlığını bitirip barış yolunu tercih ederse onun mükâfatı Allah’a aittir. Doğrusu Allah, kötülüğe karşılık vermede ileri gidip haksızlık edenleri ve bir kötülüğe karşı daha büyük kötülük yapan zalimleri sevmez.

Açıklamalı meal

41Kim zulme uğradıktan sonra affetmez ve meşru yoldan kendini savunup hakkını alırsa, bundan dolayı suçlanıp sorumlu tutulmaz. Haksızlığa uğradığı için artık onların kınanacak ve suçlanacak bir durumu da yoktur.

Açıklamalı meal

42Ancak şu var ki, haddi aşıp insanlara zulmedenlere ve yeryüzünde haksız yere güç kullanarak üstünlük kurup taşkınlık edenlere sorumluluk ve ceza vardır. İşte yaptıklarından dolayı böylelerinin hakkı âhirette acıklı bir azaptır.

Açıklamalı meal

43Fakat her kim de uğradığı haksızlık ve câhillerin sataşmaları karşısında, dişini sıkıp sabreder ve gücü yettiği halde kendisine yapılan kötülüğü bağışlarsa, ona da ne mutlu. Çünkü bu yaptığı takdir edilecek erdemli ve faziletli bir davranış olur.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

40En’am 159Neml 89Neml 90

İlgili ayetler

41Nisâ 148

İlgili ayetler

42Mâide 33

Ayet 44–46

3 ayet

Şûrâ 44

Şûrâ 45

Şûrâ 46

وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ وَلِيٍّ مِنْ بَعْدِه۪ۜ وَتَرَى الظَّالِم۪ينَ لَمَّا رَاَوُا الْعَذَابَ يَقُولُونَ هَلْ اِلٰى مَرَدٍّ مِنْ سَب۪يلٍۚ ۝٤٤ وَتَرٰيهُمْ يُعْرَضُونَ عَلَيْهَا خَاشِع۪ينَ مِنَ الذُّلِّ يَنْظُرُونَ مِنْ طَرْفٍ خَفِيٍّۜ وَقَالَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنَّ الْخَاسِر۪ينَ الَّذ۪ينَ خَسِرُٓوا اَنْفُسَهُمْ وَاَهْل۪يهِمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ اَلَٓا اِنَّ الظَّالِم۪ينَ ف۪ي عَذَابٍ مُق۪يمٍ ۝٤٥ وَمَا كَانَ لَهُمْ مِنْ اَوْلِيَٓاءَ يَنْصُرُونَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ سَب۪يلٍۜ ۝٤٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

44Vemey yuḍlili-llâhü femâ lehû miv veliyyim mim baʿdih. vetera-żżâlimîne lemmâ raevu-lʿaẕâbe yeḳûlûne hel ilâ meraddim min sebîl.

Okunuş

45Veterâhüm yüʿraḍûne ʿaleyhâ ḫâşiʿîne mine-ẕẕülli yenżurûne min ṭarfin ḫafiyy. veḳâle-lleẕîne âmenû inne-lḫâsirîne-lleẕîne ḫasirû enfüsehüm veehlîhim yevme-lḳiyâmeh. elâ inne-żżâlimîne fî ʿaẕâbim müḳîm.

Okunuş

46Vemâ kâne lehüm min evliyâe yenṣurûnehüm min dûni-llâh. vemey yuḍlili-llâhü femâ lehû min sebîl.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

44Allah kimin sapkınlığını onaylamışsa artık bundan sonra onu koruyacak hiçbir velisi yoktur. Gün gelecek sen bu sapkınların azabı gördüklerinde “Buradan çıkmanın bir yolu yok mu?” diye feryat ettiklerini göreceksin.

Türkçe Meal

45Yine sen o sapkınların zilletten boyunları bükük bir halde ateşin önüne getirildiklerinde korku dolu gözlerle gizli gizli etrafı süzdüklerini göreceksin. İman edenler de onlara şöyle diyecekler:
– Hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini, hem de ailelerini hüsrana uğratan kimselerdir. Şunu iyi bilin ki, bu yanlışta ısrar eden zalimler azap içinde olacaklar.

Türkçe Meal

46Artık onların, Allah’tan başka kendilerine yardım edecek hiç evliyaları da olmayacak. Allah’ın sapkınlığını onayladığı kimse için hiçbir kurtuluş yolu yoktur.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

44Allah kişinin tercihine bakar. Ve azgınlıkta direnip haddi aştıklarından dolayı da sapmak isteyeni sapıklıkları ile baş başa bırakır. Artık onun doğru yolu gösterecek hiçbir dostu ve koruyucusu olmaz. İşlediği zulüm neticesinde ilahi cezaya müstehak olanlar, Allah’ın huzurunda medet umduklarından hiçbir yardım göremez ve hiç kimse de bunları Allah’ın azabından kurtaramaz. Ey Resûlüm! Öğüt ve uyarılardan yüz çeviren bu zalimler hesap günü cehennem azabıyla karşı karşıya geldiklerinde: “ Eyvah! Bize ikinci bir şans daha verilemez mi? Acaba dünyaya tekrar geri dönmenin ve doğruları yaşayıp, Allah’ı razı edecek işler yapmanın bir yolu var mı?” diye feryat ettiklerine şahit olacaksın. Ama artık iş işten geçmiş, dünya yolu kapanmıştır. Biz insana dünya hayatını imtihan için bir defalığına vermişizdir.

Açıklamalı meal

45Ateşin karşısına getirildiklerinde, onların korku ve alçaklık içinde başlarını öne eğerek ve imdat dilenerek göz ucuyla etrafa gizli gizli bakındıklarını bir görsen. O Gün bu manzarayı gördükten sonra dünyada iken Allah’ın davetine iman eden mü’minler ise ateşi hak edenler için şöyle derler: “ İşte asıl ziyana uğrayanlar ve kıyamet günü hem kendilerini hem de peşlerinden giden akraba ve yandaşlarını mahvedip ziyana uğratanlar bunlardır diye söylenirler. İyi bilin ki Allah’ın davetini reddeden zalimler, o gün ebedi bir azaba mahkûm olacaklardır. Bilmiyorlar mı? Cehenneme girenin çıkışı yoktur.

Açıklamalı meal

46Onların Allah’a karşı kendilerine yardım edecek şefaat bekledikleri dostları da Allah ile aralarına girip koruyacak yardımcıları da olmayacaktır. Kulları için gerçek dost ve yardımcı sadece Allah’tır. Fakat Allah, inatları sebebi ile şirkten vazgeçmeyenleri ve hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf etmeyenleri kendi sapıklıkları ile baş başa bırakır. İşte Allah kişinin tercihine bakarak kimi sapıklıkları ile baş başa bırakmışsa, artık zalimlikte direnen böyleleri için hiçbir kurtuluş yolu da yoktur. Allah inkâr edenleri, zorla doğru yola sokacak değildir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

45Kehf 53Secde 12

Ayet 47–48

2 ayet

Şûrâ 47

Şûrâ 48

اِسْتَج۪يبُوا لِرَبِّكُمْ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَاْتِيَ يَوْمٌ لَا مَرَدَّ لَهُ مِنَ اللّٰهِۜ مَا لَكُمْ مِنْ مَلْجَاٍ يَوْمَئِذٍ وَمَا لَكُمْ مِنْ نَك۪يرٍ ۝٤٧ فَاِنْ اَعْرَضُوا فَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَف۪يظًاۜ اِنْ عَلَيْكَ اِلَّا الْبَلَاغُۜ وَاِنَّٓا اِذَٓا اَذَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنَّا رَحْمَةً فَرِحَ بِهَاۜ وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يهِمْ فَاِنَّ الْاِنْسَانَ كَفُورٌ ۝٤٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

47İstecîbû lirabbiküm min ḳabli ey yeʾtiye yevmül lâ meradde lehû mine-llâh. mâ leküm mim melceiy yevmeiẕiv vemâ leküm min nekîr.

Okunuş

48Fein aʿraḍû femâ erselnâke ʿaleyhim ḥafîżâ. in ʿaleyke ille-lbelâg. veinnâ iẕâ eẕaḳne-lʾinsâne minnâ raḥmeten feriḥa bihâ. vein tüṣibhüm seyyietüm bimâ ḳaddemet eydîhim feinne-lʾinsâne kefûr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

47Allah’tan gelecek ve geri dönüşün mümkün olmadığı o gün gelmezden önce Rabbinizin çağrısına uyun. Yoksa o gün ne kaçıp kurtulacak bir yer bulabileceksiniz ne de günahlarınızı inkâr edebileceksiniz.

Türkçe Meal

48Eğer yüz çevirecek olurlarsa bil ki biz seni onlara bekçi olarak göndermedik. Sana düşen sadece mesajı apaçık tebliğ etmektir. Biz insana ne zaman katımızdan bir ikramda bulunsak hemen sevinip şımarır. Yaptığı yanlışlar yüzünden başına bir sıkıntı geldiği zaman da nankör kesilir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

47Ey insanlar! Öyleyse, Allah tarafından, geleceği kesin ve engellenmesi de mümkün olmayan kıyâmet günü gelmeden ve iş işten geçmeden önce Rabbinizin tevhid çağrısına uyup Allah’ın yasalarına göre yaşayın. O gün sizin için ne sığınacak bir yer ve dost bulabilirsiniz ne de yaptıklarınızı inkâr edebilirsiniz.

Açıklamalı meal

48Ey Resûlüm! Bunca uyarıya rağmen şayet insanlar umursamayıp bu çağrıdan yüz çevirirlerse, artık kendini üzme. Şunu bil ki biz seni onların üzerlerine yanlış yollara gitmelerine mâni olasın diye görevli bir bekçi olarak göndermedik. Senin görevin, onları zorla iman ettirmek değildir. Sana düşen, onları sadece Allah merkezli bir hayat yaşamaya davet etmek ve bunun için de onlara âyetlerimizi tebliğ etmektir. Gerçek şu ki, insan garip bir varlıktır. Biz kendisini inkâra şartlandırmış olan insana ne zaman katımızdan bir rahmet tattırıp mal mülk, bolluk gibi nimetlerimizi ulaştırsak, bunu kendi yetenek ve zekâsına bağlar ve nasıl da hemen sevinip şımarır. Böylece mutluluğun maddî servet ve rahatlıktan ibaret olduğunu zannederek, kendisine bu nîmetleri bahşeden Allah’ı unutur. Ama ne zaman da kendi elleriyle yaptıkları yüzünden başına bir kötülük gelse, hemen ümitsizliğe düşüp sızlanmaya başlar. O zaman da isyan edip azgınlaşır ve iyilikleri hemen unutan bir nankör kesilir. Çünkü insanoğlu, gerçekten çok nankördür.

İlgili ayetler

Ayet 49–50

2 ayet

Şûrâ 49

Şûrâ 50

لِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ يَخْلُقُ مَا يَشَٓاءُۜ يَهَبُ لِمَنْ يَشَٓاءُ اِنَاثًا وَيَهَبُ لِمَنْ يَشَٓاءُ الذُّكُورَۙ ۝٤٩ اَوْ يُزَوِّجُهُمْ ذُكْرَانًا وَاِنَاثًاۚ وَيَجْعَلُ مَنْ يَشَٓاءُ عَق۪يمًاۜ اِنَّهُ عَل۪يمٌ قَد۪يرٌ ۝٥٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

49Lillâhi mülkü-ssemâvâti velʾarḍ. yaḫlüḳu mâ yeşâʾ. yehebü limey yeşâü inâŝev veyehebü limey yeşâü-ẕẕükûra.

Okunuş

50Ev yüzevvicühüm ẕükrânev veinâŝâ. veyecʿalü mey yeşâü ʿaḳîmâ. innehû ʿalîmün ḳadîr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

49Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’a aittir. O, dilediğini yaratır. Dilediğine kız çocuklar bağışlar, dilediğine erkek çocuklar bağışlar.

Türkçe Meal

50Yahut dilediğine de hem kız hem erkek çocuklar bağışlar. Dilediğini de kısır yapar. Çünkü O, her şeyi bilendir ve her şeye gücü yeten ve bir ölçü koyandır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

49Göklerin de yerin de mülkü, yöneticisi ve mutlak hükümranlığı yalnızca Allah’a aittir. Sen onların; Allah gökyüzünün hükümdarı, biz de yeryüzünün hükümdarıyız dediklerine bakma. Onlar yakında yeryüzünün de hükümdarı kimmiş bilecekler. Her şeyin yaratıcısı da sahibi de O’dur. O dilediğini dilediği zaman, dilediği şekilde yaratır. Mesela, dilediğine kız, dilediğine de erkek evlatlar bahşeder. Koyduğu düzene göre kimin vücut fonksiyonu dişiliğe uygunsa kız çocuk, kimin vücut fonksiyonu da erkekliğe uygunsa erkek çocuk verir.

Açıklamalı meal

50Yahut dilediğine hem kız hem erkek evlat verir. Dilediğini de çocuktan mahrum eder ve kısır bırakır. Bütün bunları, sınırsız ilmi, hikmeti ve kudretiyle yapar. Düşünüp öğüt almıyorlar mı? Şüphesiz O, kullarına ne vereceğini, kimin dünyaya hangi cinsiyetle geleceğini ve her şeyin en doğrusunu bilendir. Her şeye ve dilediğini yapmaya güç yetirendir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

50Meryem 8Furkan 74

Ayet 51

1 ayet

Şûrâ 51

وَمَا كَانَ لِبَشَرٍ اَنْ يُكَلِّمَهُ اللّٰهُ اِلَّا وَحْيًا اَوْ مِنْ وَرَٓائِ۬ حِجَابٍ اَوْ يُرْسِلَ رَسُولًا فَيُوحِيَ بِاِذْنِه۪ مَا يَشَٓاءُۜ اِنَّهُ عَلِيٌّ حَك۪يمٌ ۝٥١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

51Vemâ kâne libeşerin ey yükellimehü-llâhü illâ vaḥyen ev miv verâi ḥicâbin ev yürsile rasûlen feyûḥiye biiẕnihî mâ yeşâʾ. innehû ʿaliyyün ḥakîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

51Allah bir beşer ile ancak ya vahyederek, ya perde gerisinden ya da dilediğini O’nun izniyle vahyetmek üzere elçi (melek) göndererek konuşur, Zira O, yücelerden yücedir ve her şeyi yerli yerince yapandır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

51Allah’ın hiçbir ölümlü ile doğrudan yüz yüze konuşması olacak şey değildir. Allah bir insanla şu yollarla konuşur: 1) Ya mesajını doğrudan onun kalbine ileterek, yani ilham yoluyla olan bir çeşit vahiyle 2) Ya Sina Dağı’nda Mûsâ örneğinde olduğu gibi manevî bir perde arkasından kendini göstermeden ona seslenir 3) Ya da bir elçi göndererek izni ile ona dilediğini vahyeder. Bunun dışında bir yolla sizlere mesajlarını iletmesi söz konusu değildir. Allah beşerî özelliklerden uzak ve her şeyden çok yücedir. Her şeyi yerli yerince ve en uygun şekilde yapan, daima doğru hükümler veren Hakîm’dir.

İlgili ayetler

Ayet 52–53

2 ayet

Şûrâ 52

Şûrâ 53

وَكَذٰلِكَ اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ رُوحًا مِنْ اَمْرِنَاۜ مَا كُنْتَ تَدْر۪ي مَا الْكِتَابُ وَلَا الْا۪يمَانُ وَلٰكِنْ جَعَلْنَاهُ نُورًا نَهْد۪ي بِه۪ مَنْ نَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِنَاۜ وَاِنَّكَ لَتَهْد۪ٓي اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍۙ ۝٥٢ صِرَاطِ اللّٰهِ الَّذ۪ي لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ اَلَٓا اِلَى اللّٰهِ تَص۪يرُ الْاُمُورُ ۝٥٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

52Vekeẕâlike evḥaynâ ileyke rûḥam min emrinâ. mâ künte tedrî me-lkitâbü vele-lʾîmânü velâkin ceʿalnâhü nûran nehdî bihî men neşâü min ʿibâdinâ. veinneke letehdî ilâ ṣirâṭim müsteḳîm.

Okunuş

53Ṣirâṭi-llâhi-lleẕî lehû mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-lʾarḍ. elâ ile-llâhi teṣîru-lʾümûr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

52İşte bu şekilde, sana da emrimizden Ruh/Kuran vahyettik. Oysa sen bundan önce kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Ama biz bunu kullarımızdan dileyene doğru yola ileten bir nur kıldık. Şüphe yok ki sen de bu Kuran ile insanları dosdoğru yola yöneltmektesin.

Türkçe Meal

53Göklerde ne varsa yerde ne varsa hepsinin sahibi olan Allah’ın yoluna. İyi bilin ki bütün işler önünde sonunda Allah’a döner.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

52Ey Peygamber! İşte böylece sana katımızdan insanların yaratılış sebeplerini anlatan ve kalpleri dirilten Kur’an’ı Cebrail aracılığı ile vahyettik. Halbuki sen daha önce okuma yazma nedir, vahiy nedir kitap nedir, Kur’an’ın tarif ettiği tevhid imanı nedir bilmezdin. Fakat şimdi Biz doğruya inanmak isteyenlere Kur’an’ı yürekleri aydınlatan bir ışık kaynağı ve nur kıldık. Kullarımızdan dileyeni ve hak edeni onunla doğru olan yola ulaştırırız. Şüphesiz sen de insanları onunla dosdoğru yolda yaşamaya çağıracaksın.

Açıklamalı meal

53İlahi nizam olan o doğru yol, göklerde ve yerde ne varsa onların hepsini yaratan ve gerçek sahibi olan Allah’ın razı olduğu dosdoğru tevhid yoludur. Gerçek şu ki bütün işler eninde sonunda Allah’a döner ve Allah’ın huzurunda toplanarak bütün ilahi gerçekleri görürler. Her şey Allah’ın bilgisi ve iradesi dahilinde olup biter. O hâlde, ey insanlar! Bu çağrıya kulak verin! Çünkü bu iş burada bitmeyecek; sonunda Rabb’inizin huzuruna varacak ve hesaba çekileceksiniz. Onun için ne yapacaksanız Allah’a hesabını verecek şekilde yapın.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

52Kasas 86Şûrâ 3

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Fussilet, sonra Zuhruf indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla