Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ الزُّخْرُفِ مَكِّيَّةٌ آيَاتُهَا ٨٩

Zuhruf Sûresi Açıklamalı Meali

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça
Sûre hakkındaAdı · Nüzul Zamanı · Konu · Surenin girişi şu şekildedir

Adı: Surenin adı, içinde “zuhruf” kelimesi geçen 35. ayetten almıştır.

Nüzul Zamanı: Bu surenin nüzul zamanı ile ilgili kesin bir kayıt yoktur. Ancak muhtevasından surenin indiği dönemle, Fussilet ve Şûrâ Surelerinin indiği dönemin aynı olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü bu surenin konuları bir zincirin halkaları gibi birbirine benzemektedirler. Hepsi de kafirlerin Hz. Peygamber’in (s.a) hayatına son vermek için planlar kurmaya başladıkları bir dönemde nazil olmuştur. Hatta o dönemde kafirler böyle bir girişimde de bulunmuşlardır. Nitekim surenin 79-80. ayetlerinde bu olaya işaret edilmektedir.

Konu: Bu surede, Kureyş’in ve diğer Arap kabilelerinin cahilce inanç ve davranışları şiddetle eleştirilerek, onların bu akidelerinin bir temele dayanmadığı ve asılsız olduğu ispatlanmaktadır. Ayrıca bu cahiliye toplumunun bireylerinden aklı selime sahip olanları “Toplumun hurafelere yapıştığının ve bu hurafeler yüzünden batacağının açıkça görülmesi ve kendilerini kurtarmak için çırpınmasına rağmen Hz. Muhammed’i (s.a) reddetmelerinin ne kadar akılsızca olduğunu” düşünmeye çağırmaktadırlar.

Surenin girişi şu şekildedir: “Siz, aklınız sıra zorbalık yapmak suretiyle Kitab’ın nüzulunu önleyeceğinizi sanıyor ve bunun için çabalıyorsunuz. Ancak hiçbir zaman kitapların ve peygamberlerin gönderilmesi şerrin muhalefetinden ötürü durdurulmamış, bilakis, Allah, peygamberlere ve kitaplara karşı koyan kafirleri en sonunda helâk etmiştir.

Şayet sizler de aynı yolda ısrar ederseniz, akibetiniz onlarınki gibi olacaktır.” Aynı konuya ilerideki ayetlerde (41-42 ve 79-80) tekrar değinilmiştir. Daha sonra muhatap Hz. Peygamber (s.a) gibi görünüyorsa da aslında onun hayatına kastetmek isteyenlere, şöyle bir ikazda bulunulmuştur: “Sen hayatta kalsan da, kalmasan da onlar mutlaka hak ettikleri cezayı göreceklerdir.” Bunun yanısıra kafirler “Sizler, Peygamber’e (s.a) karşı bir karar aldınız, ancak biz de sizlere karşı bir karar alacağız” denilerek tehdit edilmektedirler.

Daha sonra kafirlerin inandıkları “din”, Hz. Peygamber’e (s.a) karşı öne sürdükleri “deliller”, şu şekilde ele alınmaktadır.

Kendileri de kabul etmektedirler ki; kainatın, Allah’a ortak koştukları ilahların ve bizzat kendilerinin dahi yaratıcısı Allah’tır. Yine bilmektedirler ki, faydalanmakta oldukları dünyadaki tüm nimetlerin yaratıcısı da Allah’tır. Fakat buna rağmen onlar, başkalarını Allah’a ortak koşmakta hâlâ ısrar ediyorlar.

İnsanları Allah’ın çocukları olarak nitelemekte bir beis görmezlerken, kendileri için kız çocuğa sahip olmayı zül telakki ediyorlar.

“Dişi ilahlar” olarak kabul ettikleri meleklerin heykellerini yapmakta, onlara kadın elbiseleri giydirip, mücevherler takmakta ve “Allah’ın kızları” olduklarına inandıkları için onlardan istekte bulunmaktadırlar. Oysa ellerinde, bu düşünce ve davranışlarını doğrulayıcı bir delil de yoktur.

Onlar, yaptıkları bu hareketleri dolayısıyla ikaz olunduklarında, “Allah istememiş olsaydı, bizi böyle davranmaktan alıkoyardı” demektedirler. Halbuki yeryüzünde bazı olayların Allah’ın izniyle vuku buluyor olması, Allah’ın o yapılanları tasvip ettiği anlamına gelmez. Sözgelimi, dünyada putlara tapılmakta, hırsızlık, zina, zorbalık, cinayet vs. gibi cürümler işlenmektedir. Ancak hiçbirisi de Allah’ın razı olduğu işlerden değildir. Allah’ın hangi davranışı tasvip ettiği, hangi davranışı tasvip etmediği, insanlara yol gösterici olarak gönderdiği kitaplarda bildirilmiştir. Dolayısıyla O’nun razı olduğu düşünce ve davranışları bilebilmek için bu kitaplara başvurmak gerekir.

Onlara, “Bu düşünce ve davranışlarınızı hangi delile dayandırıyorsunuz?” diye sorduğunuz takdirde, şu şekilde cevap vereceklerdir: “Atalarımız da böyle yapıyorlardı.” Yani onlar bir dinin haklılığının ölçütü olarak atalarının da aynı şekilde davranmış olmasını yeterli saymaktadırlar. Bir de bunlar, Hz. İbrahim’in (a.s) torunları olmakla övünmekteydiler.

Oysa Hz. İbrahim (a.s), atalarının dinine sırt çevirmiş ve körü körüne taklide karşı çıkmıştı. Madem onlar atalarını taklit etmek istiyorlar, o halde niçin atalarından şerefli olanları -Hz. İbrahim, Hz. İsmail gibi- bırakıp cahil olanları takip ediyorlar?

Onlara, “Allah’ın gönderdiği peygamberlerden ve indirdiği kitaplardan biri, hiçbir surette şirki tavsiye etmiş midir?” diye soracak olursanız hıristiyanları örnek vererek şöyle derler: “Hıristiyanlar da İsa’yı Allah’ın oğlu kabul ederek ona tapıyorlar.” Oysa soru, “Hangi peygamberin ümmeti, Allah’a ortak koşmuştur?” şeklinde değildi. Bilakis soru, “Hangi peygamber halka şirkin mesajını aktarmıştır?” şeklindeydi. Yani Meryem oğlu İsa (a.s) ne zaman, “Ben Allah’ın oğluyum, bana kulluk edin” diye söylemiştir? Onun halka aktardığı mesaj, her peygamberin mesajı gibi “Benim de sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin” şeklindedir.

Sizler, Hz. Muhammed’i mal ve mülk sahibi olmadığı için peygamber olarak kabul etmekte tereddüt duyuyor ve “Eğer Allah peygamber göndermiş olsaydı, iki şehirden (Mekke-Taif) birinin büyüğüne gönderirdi” diye düşünüyorsunuz. Nitekim Firavun da Musa’ya peygamberliği yakıştırmayarak onu hâkir görmüş ve şöyle bağırmıştı: “Şayet gökyüzünün hükümdarı, yeryüzünün hükümdarı olan benim gibi birine bir elçi gönderecek olsaydı, şüphesiz ki kollarında altın bilezikler olan ve yanında meleklerden ordu bulunduran bir elçi gönderirdi. Bu adam da nereden çıkageldi?

Ben, fazilet ve şeref sahibiyim. Nil Nehri benim ayaklarımın altından akmaktadır ve ben Mısır’ın hakimiyim. Oysa O, ne servet ve mülke, ne de bir iktidara sahiptir.”

Kafirlerin bunun gibi cahilce inanç ve düşünceleri tek tek çürütülür ve sonunda açıkça şöyle buyurulur: “Allah tektir. O hiç kimseyi evlat edinmemiştir ve O’ndan başka ilah yoktur. Hiç kimseye, bile bile dalâlet üzerinde ısrar etmiş birini, Allah’ın azabından kurtarması için şefaat etme yetkisi tanımamıştır. Allah, evlat edinmekten münezzehtir. O, kainatın tek yaratıcısıdır ve O’nun dışında herşey yaratılmıştır. Hiçbir şey zatında ve sıfatlarında O’na ortak olamaz. Allah indinde şefaat, ancak hak yolunda olanlar tarafından, yine bu yolda olmak için çaba göstermiş olanlara edilir.

Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Ayet 1–4

4 ayet

Zuhruf 1

Zuhruf 2

Zuhruf 3

Zuhruf 4

حٰمٓۜ ۝١ وَالْكِتَابِ الْمُب۪ينِۙ ۝٢ اِنَّا جَعَلْنَاهُ قُرْءٰنًا عَرَبِيًّا لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَۚ ۝٣ وَاِنَّهُ ف۪ٓي اُمِّ الْكِتَابِ لَدَيْنَا لَعَلِيٌّ حَك۪يمٌۜ ۝٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Ḥâ-mîm.

Okunuş

2Velkitâbi-lmübîn.

Okunuş

3İnnâ ceʿalnâhü ḳurʾânen ʿarabiyyel leʿalleküm taʿḳilûn.

Okunuş

4Veinnehû fî ümmi-lkitâbi ledeynâ leʿaliyyün ḥakîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

1Hâ Mîm.

Türkçe Meal

2Hak ve hakikati apaçık ortaya koyan bu kitaba andolsun ki.

Türkçe Meal

3Biz bu Kuran’ı anlayıp kavrayasınız diye Arapça okunan bir mesaj yaptık.

Türkçe Meal

4Zaten bizim katımızdaki ana kitaptan/sınırsız ilmimizden gelen bu Kuran çok yücedir ve her hükmü doğrudur.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

1Ha. Mim. Dinle, ey insanoğlu! Senin pek iyi tanıdığın ve sürekli kullandığın harflerden oluşan fakat hem lafzı, hem de manasıyla eşsiz bir mucize olan bu mesaja kulak ver.

Açıklamalı meal

2Düşün tüm insanlığa yaratılışın sebebini ve nasıl yaşanması gerektiği gerçeklerini apaçık ortaya koyan bu Kitap şahit olsun ki;

Açıklamalı meal

3Olur ki düşünüp akıl edersiniz ve içindeki öğüt ve uyarıları iyice anlayasınız diye biz onu kendi dilinizin sesleri ile Arapça okunan bir kitap olarak indirdik. Biz size, dilini anlamayacağınız bir melek değil, sizinle aynı dili konuşan bir insan aracılığı ile mesajımızı iletiyor ve böylece yapmakta olduğunuz yanlışları düzeltmenizi, şirki bırakıp tevhide dönmenizi istiyoruz Kur’an’ın ilk muhatabı olan Araplar, eğer başka bir dili konuşuyor olsalardı, o zaman ayetlerimizi o dilde gönderecektik. Çünkü;

Açıklamalı meal

4Şüphesiz o Kur’an katımızda bulunan ana kitapta yani bütün vahiylerin kaynağı olan Levhi Mahfuz’da kayıtlıdır. Olmuşlar, olacaklar, kısacası her şey orada kayıtlıdır. Kur’an da oradadır, asla bir beşer sözü değildir ve değiştirilemez. Hayatınızla ilgili en doğru hükümleri ve yasaları tebliğ için indirilmiştir. O elbette insanlığı kurtuluşa ulaştıracak dosdoğru bilgi hüküm ve pek yüce hikmetlerle doludur. Ayetlerimiz gerçekleri yaratılışa göre açıklar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

2Bakara 99Bakara 185

İlgili ayetler

4Ra’d 39

Ayet 5–9

5 ayet

Zuhruf 5

Zuhruf 6

Zuhruf 7

Zuhruf 8

Zuhruf 9

اَفَنَضْرِبُ عَنْكُمُ الذِّكْرَ صَفْحًا اَنْ كُنْتُمْ قَوْمًا مُسْرِف۪ينَ ۝٥ وَكَمْ اَرْسَلْنَا مِنْ نَبِيٍّ فِي الْاَوَّل۪ينَ ۝٦ وَمَا يَاْت۪يهِمْ مِنْ نَبِيٍّ اِلَّا كَانُوا بِه۪ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ ۝٧ فَاَهْلَكْنَٓا اَشَدَّ مِنْهُمْ بَطْشًا وَمَضٰى مَثَلُ الْاَوَّل۪ينَ ۝٨ وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ مَنْ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ لَيَقُولُنَّ خَلَقَهُنَّ الْعَز۪يزُ الْعَل۪يمُۙ ۝٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

5Efenaḍribü ʿankümü-ẕẕikra ṣafḥan en küntüm ḳavmem müsrifîn.

Okunuş

6Vekem erselnâ min nebiyyin fi-lʾevvelîn.

Okunuş

7Vemâ yeʾtîhim min nebiyyin illâ kânû bihî yestehziûn.

Okunuş

8Feehleknâ eşedde minhüm baṭşev vemeḍâ meŝelü-lʾevvelîn.

Okunuş

9Velein seeltehüm men ḫaleḳa-ssemâvâti velʾarḍa leyeḳûlünne ḫaleḳahünne-lʿazîzü-lʿalîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

5Siz haddi aşan azgın bir topluluksunuz diye şimdi sizi Kuran ile uyarmaktan vaz mı geçelim?

Türkçe Meal

6Zira biz, önceki toplumlara da nice nebiyi elçi olarak gönderdik.

Türkçe Meal

7Ama o toplumlar kendilerine gelen her nebi ile alay etmişlerdi.

Türkçe Meal

8Biz de daha güçlü olan o toplumları helak etmişizdir, öncekilerin örneği ayetlerde geçmişti.

Türkçe Meal

9Şimdi onlara:
– Gökleri ve yeri kim yarattı? Diye soracak olsan:
– Üstün kudret sahibi ve her şeyi bilen Allah yarattı diyecekler.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

5Ey yaratılış sebeplerini inkâr edenler müşrikler! Siz varlık gayesini unutarak Resulümüz Muhammed’le alay edip Kur’an’ı inkâr etmekle ve putları Allah’a ortak koşmakla aşırıya gidip haddi aşan ve davet edildiğiniz hayat nizamına sırt dönüp sınır tanımayan azgın bir topluluksunuz diye gerçekleri size bildiren Kur’an’ı göndermekten vaz mı geçelim? Tevhitten bu kadar uzaklaşan sizler, yaptıklarınızın karşılıksız bırakacağımızı mı sandınız? Bu akılsızlığınız yüzünden rahmet ve hidayet kapılarını yüzünüze kapatıp, yüzyıllardır içinde bocaladığınız cehalet karanlıklarında sizi kendi hâlinize bırakacağımızı mı sanıyorsunuz?

Açıklamalı meal

6Oysa size sadece kitap göndermedik. Biliyorsunuz ki Biz sizden önceki tevhitten uzaklaşan toplumlara da örnek olması için nice peygamberler gönderip Allah’ın davetini onlara da iletmiştik.

Açıklamalı meal

7Fakat birçoğu tıpkı sizin elçimiz Muhammed ile alay ettiğiniz gibi kendilerine gelen her peygamberi mutlaka inanmayıp alaya alırlardı.

Açıklamalı meal

8Mekkeli müşrikler güçlerine güvenmesinler. Biz bunlardan çok daha güçlü ve zorba olanları dahi bu tutumları sebebi ile azabımızla yakalayıp helâk ettik. Yolculuklarınız sırasında eski toplulukların yaşadıkları yerlerden gelip geçiyorsunuz Nitekim baksınlar önceki inen sürelerin kıssalarında onların örneği ayrıntılı olarak geçmiştir. O eski toplumlar geçmişten sadece bir iz, bir hatıra oldular. Hepsinden geriye kala kala ibret alınması gereken hikâyeleri kaldı. İşte bu durum sizler için açık bir derstir. Gördüklerinizden hiç ders almıyor musunuz?

Açıklamalı meal

9Ey Peygamber! andolsun ki, size olduğu gibi Allah nezdinde bazı varlıkları şefaatçi kabul edip tazimde bulunmalarındaki tutarsızlığı ortaya koymak için o müşriklere: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan hiçbiri yaratma işini putlara vermez ve hiç tereddütsüz: "Onları mutlak gücüyle üstün, kudret sahibi ve her şeyi bilen eşi benzeri olmayan yüce Allah yarattı" derler ve şirkin yanlışlığını itiraf etmiş olurlar. Derler demesine de sözlerinin arkasında durmaz, gereklerini yapmaz, yapay ilahlar edinirler. Her asırdaki müşrikler, Allah’ın varlığını ve yaratıcılığını kabul etmekte, ama O’nun hükümlerini gereksiz ve geçersiz görerek inkâra düşmektedirler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

5En’am 19Kaf 45

İlgili ayetler

6Nahl 36Fâtır 24

İlgili ayetler

7Zuhruf 52Zuhruf 53

İlgili ayetler

9Ankebut 63Lokman 25

Ayet 10

1 ayet

Zuhruf 10

اَلَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ مَهْدًا وَجَعَلَ لَكُمْ ف۪يهَا سُبُلًا لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَۚ ۝١٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

10Elleẕî ceʿale lekümü-lʾarḍa mehdev veceʿale leküm fîhâ sübülel leʿalleküm tehtedûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

10Evet O, öyle bir Allah’tır ki; yeryüzünü yaşam alanı haline getirmiştir ve gideceğiniz yere kolayca ulaşasınız diye dağların arasından sizin için yollar açmıştır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

10Halbuki Allah, sizin rahat yaşamanız için yeryüzünü yayıp bir döşek yapan ve olur ki doğru yolu bulursunuz ve gideceğiniz yere rahatça ulaşasınız diye sizin için dağların arasında yollar yaratandır. Umulur ki, bu nimetleri düşünür de doğru hak yolu bulup tercih edersiniz.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

10Bakara 29Mü’min 64

Ayet 11

1 ayet

Zuhruf 11

وَالَّذ۪ي نَزَّلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً بِقَدَرٍۚ فَاَنْشَرْنَا بِه۪ بَلْدَةً مَيْتًاۚ كَذٰلِكَ تُخْرَجُونَ ۝١١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

11Velleẕî nezzele mine-ssemâi mâem biḳader. feenşernâ bihî beldetem meytâ. keẕâlike tuḫracûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

11Gökten yağmuru belli bir kadere/ölçüye göre indiren de O’dur. Nasıl biz onunla ölü toprağa hayat veriyorsak siz de ölümden sonra böyle diriltileceksiniz.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

11Gökten ihtiyacınıza ve belli bir ölçüye ve bir plan dâhilinde, göre yağmuru indiren Allah’tır. Biz o suyla ölü memleketlere ve kupkuru toprağa hayat veririz. İşte siz de hayat verilen bitkiler gibi öldükten sonra kabirlerinizden bizim takdir ettiğimiz bir zaman aynı böyle diriltileceksiniz.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

11A’raf 57Hac 5

Ayet 12–14

3 ayet

Zuhruf 12

Zuhruf 13

Zuhruf 14

وَالَّذ۪ي خَلَقَ الْاَزْوَاجَ كُلَّهَا وَجَعَلَ لَكُمْ مِنَ الْفُلْكِ وَالْاَنْعَامِ مَا تَرْكَبُونَۙ ۝١٢ لِتَسْتَوُ۫ا عَلٰى ظُهُورِه۪ ثُمَّ تَذْكُرُوا نِعْمَةَ رَبِّكُمْ اِذَا اسْتَوَيْتُمْ عَلَيْهِ وَتَقُولُوا سُبْحَانَ الَّذ۪ي سَخَّرَ لَنَا هٰذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِن۪ينَۙ ۝١٣ وَاِنَّٓا اِلٰى رَبِّنَا لَمُنْقَلِبُونَ ۝١٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

12Velleẕî ḫaleḳa-lʾezvâce küllehâ veceʿale leküm mine-lfülki velʾenʿâmi mâ terkebûn.

Okunuş

13Litestevû ʿalâ żuhûrihî ŝümme teẕkürû niʿmete rabbiküm iẕe-steveytüm ʿaleyhi veteḳûlû sübḥâne-lleẕî seḫḫara lenâ hâẕâ vemâ künnâ lehû muḳrinîn.

Okunuş

14Veinnâ ilâ rabbinâ lemünḳalibûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

12Her türlü canlıyı dişi ve erkek olarak çiftler halinde yaratan da, binmeniz için gemileri ve hayvanları var eden de O’dur.

Türkçe Meal

13(13-14) Ki böylece onların üstüne kurulup hükmettiğinizde: “Bütün bunları bizim istifademize sunan Allah’ın şanı ne yücedir yoksa bizim buna asla gücümüz yetmezdi. Şüphe yok ki en sonunda biz Rabbimizin huzuruna çıkacağız,” diyerek Rabbinizin nimetlerini şükranla anasınız.

Türkçe Meal

14(13-14) Ki böylece onların üstüne kurulup hükmettiğinizde: “Bütün bunları bizim istifademize sunan Allah’ın şanı ne yücedir yoksa bizim buna asla gücümüz yetmezdi. Şüphe yok ki en sonunda biz Rabbimizin huzuruna çıkacağız,” diyerek Rabbinizin nimetlerini şükranla anasınız.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

12Bütün varlıkları artı-eksi, erkekli dişili çift çift yaratan O’dur. Denizlere koyduğu yasalarla bindiğiniz gemilerle yüklerinizi taşıtan ve hayvanları var edip emrinize amade kılan O’dur.

Açıklamalı meal

13Ki onlara binesiniz ve onlardan faydalandığınızda, Rabbinizin nimetlerini hatırlayıp şöyle dua edin: " Allah’a hamdolsun Evrene koyduğu yasalarla bütün bunları bizim hizmetimize sunan Allah’ın şanı pek yücedir. O her türlü eksiklikten münezzehtir. O’na sonsuz şükürler olsun! Yüce Rabbimiz, bunları bize lütfetmeseydi biz kendi imkânlarımızla bu nimetleri elde etmeye asla güç yetiremezdik.

Açıklamalı meal

14Şüphesiz hepimiz sonunda bütün bu nimetlerin hesabını vermek için Rabbimizin huzuruna çıkacağız diye şükretmeniz içindir. Bütün bunları yapmaya güç yetirecek başka bir kudret var mıdır? O halde yapmanız gereken şey, Allah’ın size verdiği bu nimetleri kullanırken O’na şükretmek, O’ndan başka herhangi bir varlığın kulluğa layık olamayacağını, ibadetin sadece O’na yapılacağını ikrar etmek, öldükten sonra O’nun huzurunda hesaba çekileceğinizin bilinciyle yaşamaktır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

12Şûrâ 11Zâriyât 49

İlgili ayetler

13Mü’min 79

İlgili ayetler

14Mü’min 79

Ayet 15–18

4 ayet

Zuhruf 15

Zuhruf 16

Zuhruf 17

Zuhruf 18

وَجَعَلُوا لَهُ مِنْ عِبَادِه۪ جُزْءًاۜ اِنَّ الْاِنْسَانَ لَكَفُورٌ مُب۪ينٌۜ ۝١٥ اَمِ اتَّخَذَ مِمَّا يَخْلُقُ بَنَاتٍ وَاَصْفٰيكُمْ بِالْبَن۪ينَ۟ ۝١٦ وَاِذَا بُشِّرَ اَحَدُهُمْ بِمَا ضَرَبَ لِلرَّحْمٰنِ مَثَلًا ظَلَّ وَجْهُهُ مُسْوَدًّا وَهُوَ كَظ۪يمٌ ۝١٧ اَوَمَنْ يُنَشَّؤُ۬ا فِي الْحِلْيَةِ وَهُوَ فِي الْخِصَامِ غَيْرُ مُب۪ينٍ ۝١٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

15Veceʿalû lehû min ʿibâdihî cüzʾâ. inne-lʾinsâne lekefûrum mübîn.

Okunuş

16Emi-tteḫaẕe mimmâ yaḫlüḳu benâtiv veaṣfâküm bilbenîn.

Okunuş

17Veiẕâ büşşira eḥadühüm bimâ ḍarabe lirraḥmâni meŝelen żalle vechühû müsveddev vehüve keżîm.

Okunuş

18Evemey yüneşşeü fi-lḥilyeti vehüve fi-lḫiṣâmi gayru mübîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

15Ama buna rağmen Allah’ın kullarından bir kısmını ondan bir parçaymış gibi kabul ettiler. Şu bir gerçek ki bunu yapan insan apaçık bir nankörlük içindedir.

Türkçe Meal

16Yoksa O, yarattığı kullarından kızları kendine evlat edindi de oğlanları size mi ayırdı?

Türkçe Meal

17Oysa onlardan birine, Rahman’a layık gördüğü bir kız evladı müjdelendiği zaman yüzü kapkara kesilir ve öfkeden yutkunmaya başlar.

Türkçe Meal

18Süs içinde yaşamaktan başka bir işe yaramayan biri mi? der ve karmakarışık duygular içinde kendisiyle çekişir durur.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

15Bunca hakikate rağmen Allah’ı layıkıyla tanımayan, tanımak da istemeyen inkârcı insanlar, bir taraftan "Gökleri ve yeri Allah yarattı." derken, diğer taraftan kullarından bazı seçkin kişilerin ve güçlerin O’nun bir parçası olduğunu ve meleklerin de O’nun kızları olduğunu iddia ediyorlar. Onlar kız çocuklarını insan yerine koymadıkları halde melekleri Allah’ın kızları olarak nitelendirmekte hiç sakınca görmediler. Doğrusu “Melekler Allah’ın kızlarıdır” demek suretiyle Allah’a iftira atıp cehaletini ortaya koyan kafir insan, gerçekten apaçık bir nankördür. Görüyorsun değil mi, ilâhî nur ile aydınlanmayan insan, nasıl da apaçık nankörlük eden zâlim bir yaratığa dönüşüyor!

Açıklamalı meal

16Ey Müşrikler! Demek sizin zannınıza göre Allah yarattığı varlıklar arasından kendine insan yerine koymadığınız kızları kendine aldı da sahip olmakla gurur duyduğunuz erkek çocuklarını size ikram etti öyle mi?

Açıklamalı meal

17Hâlbuki onlardan birine, Rahman’a layık gördüğü bir kız çocuğunun doğumu müjdelense, üzüntüsünü belli etmemeye çalışırken utancından yüzü kapkara kesilir ve öfkeden yutkunmaya başlar. O halde kendileri nefret ettikleri kız çocuklarını Alla hu Teâlâ’ya nasıl isnat ederler?

Açıklamalı meal

18Hüzünlenip, “Eyvah! "Bütün ömrünü süslenmekle geçirmekten başka bir işe yaramayan bir çocuğum oldu.” diye kendi kendine kahırlanıp durur. Süs içinde yetiştirilip kendisini savunmaktan âciz olanı mı Allah’a yakıştırıyorlar? Şaşkınlıkla kendi kendine söylenip dururken, diri diri toprağa gömmekle, hayatta bırakmak arasında gelgitler yaşar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

15Nahl 57Nahl 59

Ayet 19–25

7 ayet

Zuhruf 19

Zuhruf 20

Zuhruf 21

Zuhruf 22

Zuhruf 23

Zuhruf 24

Zuhruf 25

وَجَعَلُوا الْمَلٰٓئِكَةَ الَّذ۪ينَ هُمْ عِبَادُ الرَّحْمٰنِ اِنَاثًاۜ اَشَهِدُوا خَلْقَهُمْۜ سَتُكْتَبُ شَهَادَتُهُمْ وَيُسْـَٔلُونَ ۝١٩ وَقَالُوا لَوْ شَٓاءَ الرَّحْمٰنُ مَا عَبَدْنَاهُمْۜ مَا لَهُمْ بِذٰلِكَ مِنْ عِلْمٍۗ اِنْ هُمْ اِلَّا يَخْرُصُونَۜ ۝٢٠ اَمْ اٰتَيْنَاهُمْ كِتَابًا مِنْ قَبْلِه۪ فَهُمْ بِه۪ مُسْتَمْسِكُونَ ۝٢١ بَلْ قَالُٓوا اِنَّا وَجَدْنَٓا اٰبَٓاءَنَا عَلٰٓى اُمَّةٍ وَاِنَّا عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ مُهْتَدُونَ ۝٢٢ وَكَذٰلِكَ مَٓا اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ ف۪ي قَرْيَةٍ مِنْ نَذ۪يرٍ اِلَّا قَالَ مُتْرَفُوهَٓاۙ اِنَّا وَجَدْنَٓا اٰبَٓاءَنَا عَلٰٓى اُمَّةٍ وَاِنَّا عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ مُقْتَدُونَ ۝٢٣ قَالَ اَوَلَوْ جِئْتُكُمْ بِاَهْدٰى مِمَّا وَجَدْتُمْ عَلَيْهِ اٰبَٓاءَكُمْۜ قَالُٓوا اِنَّا بِمَٓا اُرْسِلْتُمْ بِه۪ كَافِرُونَ ۝٢٤ فَانْتَقَمْنَا مِنْهُمْ فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُكَذِّب۪ينَ۟ ۝٢٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

19Veceʿalü-lmelâikete-lleẕîne hüm ʿibâdü-rraḥmâni inâŝâ. eşehidû ḫalḳahüm. setüktebü şehâdetühüm veyüsʾelûn.

Okunuş

20Veḳâlû lev şâe-rraḥmânü mâ ʿabednâhüm. mâ lehüm biẕâlike min ʿilm. in hüm illâ yaḫruṣûn.

Okunuş

21Em âteynâhüm kitâbem min ḳablihî fehüm bihî müstemsikûn.

Okunuş

22Bel ḳâlû innâ vecednâ âbâenâ ʿalâ ümmetiv veinnâ ʿalâ âŝârihim mühtedûn.

Okunuş

23Vekeẕâlike mâ erselnâ min ḳablike fî ḳaryetim min neẕîrin illâ ḳâle mütrafûhâ innâ vecednâ âbâenâ ʿalâ ümmetiv veinnâ ʿalâ âŝârihim muḳtedûn.

Okunuş

24Ḳâle evelev ciʾtüküm biehdâ mimmâ vecettüm ʿaleyhi âbâeküm. ḳâlû innâ bimâ ürsiltüm bihî kâfirûn.

Okunuş

25Fenteḳamnâ minhüm fenżur keyfe kâne ʿâḳibetü-lmükeẕẕibîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

19Bir de Rahman’ın kulları olan meleklerin dişi olduğunu iddia ediyorlar. Yoksa onlar meleklerin yaratılışına şahit mi oldular? Onların bu iddiaları kayda geçecek ve onlardan bunun hesabı sorulacaktır.

Türkçe Meal

20Kalkmışlar bir de: "Eğer Rahman dileseydi, asla biz onlara kulluk etmezdik" diyorlar. Onlar bu konuda hiçbir bilgiye sahip değiller, onlar sadece saçmalıyorlar.

Türkçe Meal

21Yoksa biz bundan önce onlara bir kitap vermişiz de ona mı dayanıyorlar?

Türkçe Meal

22Hayır söyledikleri tek şey:
– Biz, atalarımızı geleneksel bir din üzerinde bulduk, biz de ancak onların izinden giderek doğru yolu bulabiliriz.

Türkçe Meal

23Biz senden önce de hangi beldeye bir uyarıcı gönderdiysek oranın zenginlikle şımarmış seçkinleri de aynen bunlar gibi: "Biz atalarımızı geleneksel bir din üzerinde bulduk ve tabii ki onların izini takip edeceğiz" demişlerdi.

Türkçe Meal

24Elçi de: “Peki ya ben size atalarınızın dininden daha doğru bir din getirmişsem?” deyince onlar da: “Biz seninle gönderileni tanımıyoruz diyerek kâfir oldular.

Türkçe Meal

25Sonunda biz de onlara yaptıklarının acısını tattırdık. Bak bakalım hakikat karşısında yalana sarılanların sonu nasıl olurmuş?

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

19Bu müşrikler cinsiyet ayrımında bir adım daha ileri gittiler ve Rahman’ın kulları olan ve herhangi bir cinsiyet taşımayan meleklerin dişi yaratıklar olduğu iddia ettiler. Bunu neye dayanarak yaptılar? Acaba meleklerin yaratılışlarını mı görmüşler? Onlara söyle: Onların bu yalancı şahitlikleri, günah defterlerine yazılacak ve Hesap Günü bunun hesabını kesinlikle verecekler.

Açıklamalı meal

20Bir de Müşrikler bununla da yetinmemekte, Allah’a şirk koşmalarını savunmak için: " Rahman olan Allah bu gücü bizde var edip sadece kendisine kulluk etmemizi isteseydi, biz onları Allah’a ortak koşup ilahlar edinmezdik. Madem Allah’tan başka varlıklara tapıyoruz, demek ki Allah buna izin vermiştir. Yani, bizim alın yazımız böyleymiş, ne yapalım!” diyorlar. " Böyle bir şeyi nasıl söylüyorsunuz? Size akıl, düşünme, hüküm verme hakkı verdik! Gerçekleri açıklayan ayetlerimizle uyardık. Biz size özgürlük verdik! Dileyen inanır mükâfat kazanır, dileyen inkâr ederek cehenneme gider. Oysa bu hususta Allah’ın neler emrettiğine dair onların söylediklerini ispatlayacak hiçbir bir geçerli bilgileri yoktur. Onlar kuru inatlarıyla sadece yalan söylüyorlar. Zaten aslı olmayan böyle bir şeyin hiçbir değeri de yoktur.

Açıklamalı meal

21Yoksa onlara bu Kur’an’dan önce iddialarını ispatlayabilecek başka bir kitap verdik de onda böyle bir bilgiye mi rastlamışlar ve şimdi ona bakarak mı böyle konuşuyorlar?

Açıklamalı meal

22Hayır ne böyle bir kitap ne de böyle bir bilgi asla mevcut değil. Elbette böyle bir dayanağa sahip olmadıkları için onların tek söylediği şudur: "Doğrusu atalarımızı belli bir din üzere bulduk, onları böyle inanıyor ve buna göre yaşarken gördük. Şimdi biz de onların izinde gidiyoruz, doğru olanında bu olduğuna inanıyoruz. Siz bizim dinimizi mi bozmaya çalışıyorsunuz? " dediler.

Açıklamalı meal

23İşte bu hep böyle olmuştur. Ey elçimiz Muhammed! Onların bu bahanelerine itibar etme! Senden önce hangi beldeye bir uyarıcı bir peygamber göndermişsek muhakkak oranın refah içinde, şımarmış ileri gelenleri ve yöneticileri kurdukları sömürü düzeninin devamı adına tıpkı bugünün müşrikleri gibi şöyle demişlerdir: "Biz atalarımızı bir din ve inanç sistemi üzere bulduk ve biz onları takip ediyoruz"

Açıklamalı meal

24Bu itiraza karşılık elçilerimiz de onlara " Peki ya ben size atalarınızın dininden, nizam ve inanç sisteminden daha doğru olanı getirdiysem ve daha doğru olanı yaşamaya davet için gelmişsem? Siz yine de atalarınızın şirk nizamları ile yaşamaya devam mı edeceksiniz?" dedi. Onlar: "Hayır biz senin davet ettiğin hayat tarzını kabul etmiyoruz ve sizinle gönderileni peşinen inkâr ediyoruz" demişlerdi. Çünkü atalarının gittiği yolun yanlış olabileceğini hiç düşünmediler.

Açıklamalı meal

25Bunun üzerine Biz de onlardan intikam aldık ve layık oldukları azapla cezalandırdık. Peygamberlerin Allah adına davetine karşı çıkıp yalanlayan inkârcı ve zalim toplumların sonlarının nasıl olduğuna bir bakın da intikamımızın nasıl olduğunu görün.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

19Nahl 57Nahl 59Zuhruf 15

İlgili ayetler

21En’am 57Câsiye 20

İlgili ayetler

22Bakara 170Lokman 21

İlgili ayetler

23Sâffât 68Sâffât 71

İlgili ayetler

24Mâide 104

İlgili ayetler

25Yunus 13

Ayet 26–29

4 ayet

Zuhruf 26

Zuhruf 27

Zuhruf 28

Zuhruf 29

وَاِذْ قَالَ اِبْرٰه۪يمُ لِاَب۪يهِ وَقَوْمِه۪ٓ اِنَّن۪ي بَرَٓاءٌ مِمَّا تَعْبُدُونَۙ ۝٢٦ اِلَّا الَّذ۪ي فَطَرَن۪ي فَاِنَّهُ سَيَهْد۪ينِ ۝٢٧ وَجَعَلَهَا كَلِمَةً بَاقِيَةً ف۪ي عَقِبِه۪ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ ۝٢٨ بَلْ مَتَّعْتُ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ وَاٰبَٓاءَهُمْ حَتّٰى جَٓاءَهُمُ الْحَقُّ وَرَسُولٌ مُب۪ينٌ ۝٢٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

26Veiẕ ḳâle ibrâhîmü liebîhi veḳavmihî innenî berâüm mimmâ taʿbüdûn.

Okunuş

27İlle-lleẕî feṭaranî feinnehû seyehdîn.

Okunuş

28Veceʿalehâ kelimetem bâḳiyeten fî ʿaḳibihî leʿallehüm yerciʿûn.

Okunuş

29Bel mettaʿtü hâülâi veâbâehüm ḥattâ câehümü-lḥaḳḳu verasûlüm mübîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

26Hani bir zaman İbrahim babasına ve kavmine demişti ki:
– Benim sizin kulluk ettiklerinizle hiçbir ilgim yoktur.

Türkçe Meal

27Ben ancak beni yaratana kulluk ederim. Zaten bana doğru yolu gösterecek de O’dur.

Türkçe Meal

28İbrahim, “Allah’tan başkasına kulluk etmeme” ilkesini hakka yönelmeleri için, en temel inanç ilkesi olarak gelecek nesillere miras bıraktı.

Türkçe Meal

29Ama ben yine de atalarını, bu Kuran ve onu açık bir şekilde tebliğ eden elçi kendilerine gelene kadar nimetlerinden faydalandırdım.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

26Ey elçimiz Muhammed! Bir zamanlar İbrahim peygamberi kendilerine elçi olarak gönderdiğimiz toplum da tıpkı Mekkeli müşrikler gibi Allah’tan başka varlıklardan medet umuyor, onları tazim ediyordu. Hani bir zaman atanız İbrahim de atalarının dinini sorgulayıp babasına ve kavmine şöyle demişti: "Doğrusu ben sizin taptıklarınızdan uzağım. İzinden gittiğiniz atalarınızın ilahlarına asla değer verip, itaat edip tapınmam.

Açıklamalı meal

27Ancak beni de sizi de bütün bir kâinatı da yoktan yaratan Allah’a itaat edip kulluk ederim. Ben sizin medet umduğunuz bu varlıklara tapmam, Ben ancak yalnızca O’nu ilah edinir beni yaratan Allah’ın yasalarına uyarım, O’nun davetine iman edip yönelirim. Şüphesiz O beni tevhide olan doğru yola yöneltecektir. Çünkü tek doğru yol, Rabbimin daveti olan yoldur

Açıklamalı meal

28İşte İbrahim Tevhid inancının ilanı olan bu sözleri, kendinden sonra geleceklere ve doğru yolu arayanlar için en temel ilkeleri daimî bir miras olarak bıraktı. Artık umulur ki, sapkın inançlara sahip olan insanlar bâtıldan hakka yönelsinler. Lakin insanların birçoğu İbrahim’in uyarı niteliğindeki bu öğüdüne rağmen, ibret alıp ders çıkarmazlar.

Açıklamalı meal

29Gerçek şu ki, onları ve atalarını kendilerine gerçek ve açıklayıcı peygamber gelinceye kadar Mekke’nin, Kâbe’nin nimetlerinden faydalandırıp geçimlikler verdim ve istedikleri gibi yaşamalarına izin verdim. Buna rağmen Allah kendisine nankörlük eden insanları, dünya nimetlerinden yararlandırır ve onları yaratılış amaçlarını tebliğ eden bir elçi ve kitap göndermeden sorumlu tutmaz. Nihayet Kur’an ve onun ayetlerini açık seçik tebliğ eden peygamber geldi.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

26En’am 74En’am 84

İlgili ayetler

27Sâffât 99

İlgili ayetler

28Mümtehine 4

İlgili ayetler

29Bakara 126Ahkaf 20

Ayet 30–31

2 ayet

Zuhruf 30

Zuhruf 31

وَلَمَّا جَٓاءَهُمُ الْحَقُّ قَالُوا هٰذَا سِحْرٌ وَاِنَّا بِه۪ كَافِرُونَ ۝٣٠ وَقَالُوا لَوْلَا نُزِّلَ هٰذَا الْقُرْاٰنُ عَلٰى رَجُلٍ مِنَ الْقَرْيَتَيْنِ عَظ۪يمٍ ۝٣١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

30Velemmâ câehümü-lḥaḳḳu ḳâlû hâẕâ siḥruv veinnâ bihî kâfirûn.

Okunuş

31Veḳâlû levlâ nüzzile hâẕe-lḳurʾânü ʿalâ racülim mine-lḳaryeteyni ʿażîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

30Fakat bu Kuran onlara geldiği zaman:
– Bu sihirli bir sözdür, biz ona inanmıyoruz, dediler.

Türkçe Meal

31Bir de:
– Bu Kuran şu iki şehrin büyük adamlarından birine indirilmesi gerekmez miydi? Dediler.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

30Elçimiz Muhammed onlara tevhidi anlatmaya başlayıp hakikat onlara ulaşınca, müşrikler kendilerine yaratılış sebeplerini açıklayıp, sınırlarını Allah’ın belirlediği bir nizam ve ahlak ile yaşamaya davet eden Peygamber’e: "Bu Kur’an sihirbazların uydurduğu bir büyüleyici bir sözdür ve bizim bu sözlerin büyüsüne kapılıp atalarımızdan beri devam eden hayat tarzımızı terk etmemizi istiyorsun. Bu yüzden biz onu ve senin davetini şiddetle reddediyoruz " dediler.

Açıklamalı meal

31Başka bahane bulamayan müşrikler bununla da kalmadılar ve onu peygamberliğe layık görmediler. Ardından da: "Bu Kur’an Hz. Muhammed yerine iki kentin birinden, büyük bir adama indirilmeli değil miydi?" Madem Allah, bizden bunu istiyordu da neden Kur’an’ı içimizden Mekke ve Taif gibi iki şehrin en varlıklı ileri gelenlerine değil de sana vahyetti? Aramızda o kadar önemli kimseler varken, Allah kendisine elçi olarak Muhammed gibi bir yetimi mi seçmiş dediler. Bunu da inkârlarına bir sebep olarak gösterdiler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

31Furkan 41Sâd 8

Ayet 32

1 ayet

Zuhruf 32

اَهُمْ يَقْسِمُونَ رَحْمَتَ رَبِّكَۜ نَحْنُ قَسَمْنَا بَيْنَهُمْ مَع۪يشَتَهُمْ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَرَفَعْنَا بَعْضَهُمْ فَوْقَ بَعْضٍ دَرَجَاتٍ لِيَتَّخِذَ بَعْضُهُمْ بَعْضًا سُخْرِيًّاۜ وَرَحْمَتُ رَبِّكَ خَيْرٌ مِمَّا يَجْمَعُونَ ۝٣٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

32Ehüm yaḳsimûne raḥmete rabbik. naḥnü ḳasemnâ beynehüm meʿîşetehüm fi-lḥayâti-ddünyâ verafaʿnâ baʿḍahüm fevḳa baʿḍin deracâtil liyetteḫiẕe baʿḍuhüm baʿḍan suḫriyyâ. veraḥmetü rabbike ḫayrum mimmâ yecmeʿûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

32Rabbinin rahmetini taksim etmek onlara mı kalmış? Hâlbuki dünya hayatında onların rızıklarını taksim eden ve bir kısmı diğer bir kısmını istihdam etsin diye onları farklı alan ve oranlarda birbirlerine üstün kılan da biziz. Rabbinin sana olan rahmeti onların biriktirdiği her şeyden daha değerlidir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

32Ne o! Yoksa Rabbinin rahmetini paylaştırmak onlara mı kalmış? Rabbiniz peygamberlik rahmetini kime nasip edeceğini, kimin buna layık olduğunu onlara mı soracaktı? Rabbinizin nimetlerini onlar mı pay edip, dağıtıyorlar? Rahmet hazinelerinin anahtarları onların elinde midir ki, dilediklerine nübüvvet vereler? Hayır, kime neyi ne kadar nasip edeceğini en iyi bilen Allah’tır. Halbuki dünya hayatında onların rızıklarını farklı malları, farklı bölgelere paylaştıran ve birbirlerinin işlerini görmeleri için zenginlik ve kabiliyet bakımından kimini kimine üstün kılan Biziz. Şu hâlde, rızklarını dahi bize borçlu olanların peygamber tayin etmek ne haddine! Halbuki Rabbinin rahmeti ve merhameti ile muamelesine mazhar olmak onların dünya hayatında üstünlük sebebi sayıp biriktirdiklerinden çok daha hayırlıdır. Şunu iyi bilin ki peygamberlerin Allah adına sizi davet ettiği nizam, dünya hayatında biriktirilen her türlü mal mülkten daha hayırlıdır. Keşke düşünüp anlasalar.

İlgili ayetler

Ayet 33–35

3 ayet

Zuhruf 33

Zuhruf 34

Zuhruf 35

وَلَوْلَٓا اَنْ يَكُونَ النَّاسُ اُمَّةً وَاحِدَةً لَجَعَلْنَا لِمَنْ يَكْفُرُ بِالرَّحْمٰنِ لِبُيُوتِهِمْ سُقُفًا مِنْ فِضَّةٍ وَمَعَارِجَ عَلَيْهَا يَظْهَرُونَۙ ۝٣٣ وَلِبُيُوتِهِمْ اَبْوَابًا وَسُرُرًا عَلَيْهَا يَتَّكِؤُ۫نَۙ ۝٣٤ وَزُخْرُفًاۜ وَاِنْ كُلُّ ذٰلِكَ لَمَّا مَتَاعُ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۜ وَالْاٰخِرَةُ عِنْدَ رَبِّكَ لِلْمُتَّق۪ينَ۟ ۝٣٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

33Velevlâ ey yekûne-nnâsü ümmetev vâḥidetel leceʿalnâ limey yekfüru birraḥmâni libüyûtihim süḳufem min fiḍḍativ vemeʿârice ʿaleyhâ yażherûn.

Okunuş

34Velibüyûtihim ebvâbev vesüruran ʿaleyhâ yettekiûn.

Okunuş

35Vezuḫrufâ. vein küllü ẕâlike lemmâ metâʿu-lḥayâti-ddünyâ. velʾâḫiratü ʿinde rabbike lilmütteḳîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

33Şayet insanların, onlara imrenerek tek bir küfür topluluğu haline gelme sakıncası olmasaydı, biz Rahman’a inanmayanların evlerinin tavanlarına çıktıkları merdivenleri gümüş ile donatırdık.

Türkçe Meal

34Hatta evlerinin kapılarını ve arkalarına yaslandıkları koltukları da.

Türkçe Meal

35Onları altınlara mücevherlere boğardık. Ne var ki bütün bunlar şu dünya hayatının gelip geçici zevklerinden başka bir şey değildir. Oysa Rabbinin katındaki ahiret, günahlardan korunan muttakiler içindir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

33Ezelî ve ebedî ilmimiz ile bilmemiz üzere eğer insanlar kendilerine verilecek nimetlerin bolluğu sebebi ile Allah’a karşı isyanda azgınlaşıp, haddi aşan tek bir ümmet haline gelmeyecek olsaydı ve dünya da bir imtihan yeri olmasaydı. Rahman olan Allah'ı inkâr edenlerin evlerinin tavanlarını ve merdivenlerini gümüşle donatırdık.

Açıklamalı meal

34Dahası evlerinin kapılarını ve oturup yaslandıkları koltuklarını da gümüşten yapardık.

Açıklamalı meal

35Dahası katımızda dünya hayatının süsünün değersiz oluşu sebebiyle onları altınlara mücevherlere boğardık. Fakat bütün bunlar dünya hayatının gelip geçici basit nimetlerinden ibarettir. Rabbinizin katındaki Ahiret yurdunun cennet nimetleri ise çok daha hayırlı ve kalıcıdır ve O’nun razı olmadığı şeylerden sakınan takva sahipleri içindir. Bu nimetler Allah’ın rızasına uygun yaşamak uğrunda ellerinden gelen çabayı gösteren mü’minler için hazırlanmıştır. Onun için Rabbiniz sizi uyarıyor. Ahiret hayatı dünyada servete boğulanların değil, Allah’ın cezasından sakınıp, Allah’ın rahmetine sığınan, Allah’ın yasalarına uyarak dünya hayatını yaşayanlarındır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

33Âl-i İmran 14Kehf 46

İlgili ayetler

34Tevbe 24Kasas 60

İlgili ayetler

35Âl-i İmran 185Hadîd 20

Ayet 36–39

4 ayet

Zuhruf 36

Zuhruf 37

Zuhruf 38

Zuhruf 39

وَمَنْ يَعْشُ عَنْ ذِكْرِ الرَّحْمٰنِ نُقَيِّضْ لَهُ شَيْطَانًا فَهُوَ لَهُ قَر۪ينٌ ۝٣٦ وَاِنَّهُمْ لَيَصُدُّونَهُمْ عَنِ السَّب۪يلِ وَيَحْسَبُونَ اَنَّهُمْ مُهْتَدُونَ ۝٣٧ حَتّٰٓى اِذَا جَٓاءَنَا قَالَ يَا لَيْتَ بَيْن۪ي وَبَيْنَكَ بُعْدَ الْمَشْرِقَيْنِ فَبِئْسَ الْقَر۪ينُ ۝٣٨ وَلَنْ يَنْفَعَكُمُ الْيَوْمَ اِذْ ظَلَمْتُمْ اَنَّكُمْ فِي الْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ ۝٣٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

36Vemey yaʿşü ʿan ẕikri-rraḥmâni nüḳayyiḍ lehû şeyṭânen fehüve lehû ḳarîn.

Okunuş

37Veinnehüm leyeṣuddûnehüm ʿani-ssebîli veyaḥsebûne ennehüm mühtedûn.

Okunuş

38Ḥattâ iẕâ câenâ ḳâle yâ leyte beynî vebeyneke büʿde-lmeşriḳayni febiʾse-lḳarîn.

Okunuş

39Veley yenfeʿakümü-lyevme iż żalemtüm enneküm fi-lʿaẕâbi müşterikûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

36Kim Rahman’ın uyarı dolu mesajı Kuran’a umursamaz bir tavırla yaklaşırsa şeytan onun ayrılmaz bir arkadaşı yoldaşı olur.

Türkçe Meal

37Şeytanlar onları doğru yoldan saptırır ama onlar kendilerini hala doğru yolda sanırlar.

Türkçe Meal

38Nihayet o kişi yoldaşıyla birlikte huzurumuza çıktığında:
– Keşke seninle aramızda doğu ile batı kadar uzak bir mesafe olsaydı. Sen ne kötü bir yoldaşmışsın! Der.

Türkçe Meal

39Allah:
– Bugün gerçeği anlamanızın size hiçbir faydası yok çünkü siz ikiniz de bu Kuran’a haksızlık ederek zulmettiniz artık bu azabı hep birlikte çekeceksiniz.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

36Her kim de Rahman olan Allah'ın kitabından yüz çevirip başka şeylere yönelirse onun başına kendisini gölge gibi takip eden bir şeytanı ve şeytan tabiatlı kimseleri musallat ederiz. Artık o ayetlerimizle anlatılan gerçekleri göremez ve Allah’ın razı olmadığı hayatı cazip gösteren şeytana yakın bir dost olur.

Açıklamalı meal

37Şüphesiz bu şeytanlar onları vesveselerle kula kulluk ettirip Allah’a giden doğru yoldan alıkoyarlar. Böylece o şeytan dostları fısıltılarla onları doğru yoldan büsbütün uzaklaştırırlar. Ama o kendisinin hâlâ doğru yolda olduğunu zanneder. Onların egemenliğinde haksızlık, zulüm, ayrımcılık, adaletsizlik alır başını gider. Şeytan kendini yandaş edinenleri, Allah’ın emirlerini yerine getirmeye değil, O’nun yasakladıklarına yöneltir, günah işlemeye teşvik eder ve kötü işleri cazip gösterir.

Açıklamalı meal

38Ta ki Hesap Günü bize geldiğinde günahlara dalıp Kur’an’dan yüz çeviren kimse, kendisini aldatan şeytan tabiatlı dostuna lânetler yağdırarak der ki: " Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı da seni hiç görmeseydim. Meğer senin dostun olup peşine takılıp yolundan gitmek ne kötü bir şeymiş. Ne kötü bir arkadaşmışsın sen der.

Açıklamalı meal

39Allah da o gün ikisine birden şöyle buyurur: Gerçeği kabul edip pişman olmanız, bugün size hiçbir fayda sağlamayacak. Çünkü siz verilen zamana ve nimetlere rağmen şeytanlara uyup Rabbinize sırt döndünüz ve nankörlük ederek kendinize zulmettiniz. Şüphesiz siz dünyada nasıl birlikte günah işlediyseniz, bugün de azaba ortaksınız. Hak ettiğiniz cehennem azabını çekin bakalım diyecek. Hesap günü dünyada yaşarken ayetlerimizi inkâr edip, yasalarımıza karşı çıkarak insanların yasalarına uyanlar, kendilerine zulmedenlerdir

Ayet 40–44

5 ayet

Zuhruf 40

Zuhruf 41

Zuhruf 42

Zuhruf 43

Zuhruf 44

اَفَاَنْتَ تُسْمِعُ الصُّمَّ اَوْ تَهْدِي الْعُمْيَ وَمَنْ كَانَ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ ۝٤٠ فَاِمَّا نَذْهَبَنَّ بِكَ فَاِنَّا مِنْهُمْ مُنْتَقِمُونَۙ ۝٤١ اَوْ نُرِيَنَّكَ الَّذ۪ي وَعَدْنَاهُمْ فَاِنَّا عَلَيْهِمْ مُقْتَدِرُونَ ۝٤٢ فَاسْتَمْسِكْ بِالَّذ۪ٓي اُو۫حِيَ اِلَيْكَۚ اِنَّكَ عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ ۝٤٣ وَاِنَّهُ لَذِكْرٌ لَكَ وَلِقَوْمِكَۚ وَسَوْفَ تُسْـَٔلُونَ ۝٤٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

40Efeente tüsmiʿu-ṣṣumme ev tehdi-lʿumye vemen kâne fî ḍalâlim mübîn.

Okunuş

41Feimmâ neẕhebenne bike feinnâ minhüm münteḳimûn.

Okunuş

42Ev nüriyenneke-lleẕî veʿadnâhüm feinnâ ʿaleyhim muḳtedirûn.

Okunuş

43Festemsik billeẕî ûḥiye ileyk. inneke ʿalâ ṣirâṭim müsteḳîm.

Okunuş

44Veinnehû leẕikrul leke veliḳavmik. vesevfe tüsʾelûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

40Şimdi sen, sağıra işittirebilir misin? Veya köre, yani büsbütün yoldan sapmış bir kimseye doğru yolu gösterebilir misin?

Türkçe Meal

41Şimdi biz, onlara vaat ettiğimiz azabı göstermeden seni vefat ettirsek ki biz onlara yaptıklarının acısını er ya da geç mutlaka tattıracağız.

Türkçe Meal

42Yahut onlara vaat ettiğimiz azabı sağlığında sana göstersek ki, her durumda bizim onları cezalandırmaya gücümüz yeter.

Türkçe Meal

43Öyleyse sen, sana vahyolunan Kuran’a sımsıkı sarıl! Zira sen bu Kuran sayesinde dosdoğru yoldasın.

Türkçe Meal

44Kuşkusuz bu Kuran senin ve kavmin için bir şeref ve itibar kaynağıdır. Bilin ki bu Kuran’dan sorgulanacaksınız.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

40Ey Peygamber! Bütün uyarılara rağmen haktan yüz çeviriyorlar diye kendini üzme! Kur’an okunduğunda gerçeği duymak istemeyip Rabb’inin mesajına kulak tıkayan ve iman hakikatlerini duymak istemeyen sağırlara sen mi işittireceksin. Yahut hakikat karşısında görmek istemeyen körleri ve apaçık sapıklık içinde olanı doğru yola sen mi ileteceksin? Sen, müşrik ve kâfir kalmak için inatla direneni asla doğru yola getiremezsin. Sen; şeytana dost olup, şeytanların gözlerini kör, kulaklarını sağır ettiği insanlara bir şey yapamazsın!

Açıklamalı meal

41Ey Peygamber! Biz seni müşriklerin başına gelecek belaların tamamını göstermeden dünya hayatına son verip vefat ettirsek bile, hak ettikleri azaba çarptırarak onlardan er ya da geç muhakkak öç alırız.

Açıklamalı meal

42Yahut onlara vaat ettiğimiz azabı bir kısmı itibarıyla sana sağlığında da gösteririz. Ama şunu bil ki senin vefatından önce de vefatının ardından da dünyada ve ahirette bizim onlara gücümüz her hâlükârda yeter.

Açıklamalı meal

43Şu hâlde ey Peygamber ve onun izinden yürüyen Müslüman! Onlar ne derse desin ne yaparsa yapsın, aldırma. Sen, sana vahyedilen Kur’an’ın davetine sımsıkı sarıl. Hiç kuşku yok ki sen dosdoğru yol üzeresin ve ancak böylece doğru yolda olabilirsin.

Açıklamalı meal

44Şüphesiz Kur’an ile davet edilen hayat senin ve kavmin için bir öğüt, itibar güç kaynağı ve şereftir. İyi bilin ki günü gelince hepiniz buna uyup uymadığınızdan dolayı hesaba çekileceksiniz.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

40Ra’d 19Ahkaf 26

İlgili ayetler

41Ra’d 40

İlgili ayetler

42Zümer 68Zümer 71

İlgili ayetler

44Zümer 71Mülk 6Mülk 12

Ayet 45

1 ayet

Zuhruf 45

وَسْـَٔلْ مَنْ اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ مِنْ رُسُلِنَاۗ اَجَعَلْنَا مِنْ دُونِ الرَّحْمٰنِ اٰلِهَةً يُعْبَدُونَ۟ ۝٤٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

45Vesʾel men erselnâ min ḳablike mir rusülinâ. eceʿalnâ min dûni-rraḥmâni âlihetey yüʿbedûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

45Senden önce elçiler gönderdiğimiz toplumlara sor bakalım, biz Rahman ile aralarına koyacakları bir takım varlıklara ilahlık yakıştırıp kulluk edilmesini emretmiş miyiz?

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

45Bu vakte kadar sana anlattığımız peygamber kıssalarını bir düşün ve senden önce kendilerine peygamberler gönderdiğimiz elçilerimizin hayatlarını Yahudi ve Hıristiyanlardan soruştur bakalım: Biz Rahman olan Allah’tan başkasına ilahlık yakıştırılıp davetine uyulmasına izin vermiş miyiz? Sorun bakalım, eski peygamberler de Tevhitten başka bir şey tebliğ etmişler midir? Allah 'tan başka varlıklardan medet umanların cezasız bırakıldığı bir kavim var mı? Allah’tan başka yasalarına uyarak tapacağınız varlıklar edinin, insanlardan bir kısmına yasa yapma hakkı verin, onların yasalarına uymak suretiyle insanlara tapın diye emir vermiş miyiz?" Elbette emirlerimiz içinde böyle bir şey bulamayacaklardır. Aksine biz onlara yasalarımıza uyun! İnsanların uydurduğu yasalara uymayın diye emrettik!

İlgili ayetler

Ayet 46–56

11 ayet

Zuhruf 46

Zuhruf 47

Zuhruf 48

Zuhruf 49

Zuhruf 50

Zuhruf 51

Zuhruf 52

Zuhruf 53

Zuhruf 54

Zuhruf 55

Zuhruf 56

وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا مُوسٰى بِاٰيَاتِنَٓا اِلٰى فِرْعَوْنَ وَمَلَا۬ئِه۪ فَقَالَ اِنّ۪ي رَسُولُ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ۝٤٦ فَلَمَّا جَٓاءَهُمْ بِاٰيَاتِنَٓا اِذَا هُمْ مِنْهَا يَضْحَكُونَ ۝٤٧ وَمَا نُر۪يهِمْ مِنْ اٰيَةٍ اِلَّا هِيَ اَكْبَرُ مِنْ اُخْتِهَاۘ وَاَخَذْنَاهُمْ بِالْعَذَابِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ ۝٤٨ وَقَالُوا يَٓا اَيُّهَ السَّاحِرُ ادْعُ لَنَا رَبَّكَ بِمَا عَهِدَ عِنْدَكَ اِنَّنَا لَمُهْتَدُونَ ۝٤٩ فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُمُ الْعَذَابَ اِذَا هُمْ يَنْكُثُونَ ۝٥٠ وَنَادٰى فِرْعَوْنُ ف۪ي قَوْمِه۪ قَالَ يَا قَوْمِ اَلَيْسَ ل۪ي مُلْكُ مِصْرَ وَهٰذِهِ الْاَنْهَارُ تَجْر۪ي مِنْ تَحْت۪يۚ اَفَلَا تُبْصِرُونَۜ ۝٥١ اَمْ اَنَا۬ خَيْرٌ مِنْ هٰذَا الَّذ۪ي هُوَ مَه۪ينٌ وَلَا يَكَادُ يُب۪ينُ ۝٥٢ فَلَوْلَٓا اُلْقِيَ عَلَيْهِ اَسْوِرَةٌ مِنْ ذَهَبٍ اَوْ جَٓاءَ مَعَهُ الْمَلٰٓئِكَةُ مُقْتَرِن۪ينَ ۝٥٣ فَاسْتَخَفَّ قَوْمَهُ فَاَطَاعُوهُۜ اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمًا فَاسِق۪ينَ ۝٥٤ فَلَمَّٓا اٰسَفُونَا انْتَقَمْنَا مِنْهُمْ فَاَغْرَقْنَاهُمْ اَجْمَع۪ينَۙ ۝٥٥ فَجَعَلْنَاهُمْ سَلَفًا وَمَثَلًا لِلْاٰخِر۪ينَ۟ ۝٥٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

46Veleḳad erselnâ mûsâ biâyâtinâ ilâ firʿavne vemeleihî feḳâle innî rasûlü rabbi-lʿâlemîn.

Okunuş

47Felemmâ câehüm biâyâtinâ iẕâ hüm minhâ yaḍḥakûn.

Okunuş

48Vemâ nürîhim min âyetin illâ hiye ekberu min uḫtihâ. veeḫaẕnâhüm bilʿaẕâbi leʿallehüm yerciʿûn.

Okunuş

49Veḳâlû yâ eyyühe-ssâḥiru-dʿu lenâ rabbeke bimâ ʿahide ʿindeke innenâ lemühtedûn.

Okunuş

50Felemmâ keşefnâ ʿanhümü-lʿaẕâbe iẕâ hüm yenküŝûn.

Okunuş

51Venâdâ firʿavnü fî ḳavmihî ḳâle yâ ḳavmi eleyse lî mülkü miṣra vehâẕihi-lʾenhâru tecrî min taḥtî. efelâ tübṣirûn.

Okunuş

52Em ene ḫayrum min hâẕe-lleẕî hüve mehînüv velâ yekâdü yübîn.

Okunuş

53Felevlâ ülḳiye ʿaleyhi esviratüm min ẕehebin ev câe meʿahü-lmelâiketü muḳterinîn.

Okunuş

54Festeḫaffe ḳavmehû feeṭâʿûh. innehüm kânû ḳavmen fâsiḳîn.

Okunuş

55Felemmâ âsefûne-nteḳamnâ minhüm feagraḳnâhüm ecmeʿîn.

Okunuş

56Feceʿalnâhüm selefev vemeŝelel lilʾâḫirîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

46And olsun ki biz Musa’yı ayetlerimizle Firavun’a ve kurmaylarına göndermiştik, O da onlara:
– Ben, âlemlerin Rabbinin elçisiyim, dedi.

Türkçe Meal

47Musa onlara mucizelerimizi/ayetlerimizi gösterdiği zaman alay edip gülmeye başladılar.

Türkçe Meal

48Biz onlara her biri diğerinden daha büyük mucizeler gösterdik. Belki dönerler diye onları azabımızla yakalamıştık.

Türkçe Meal

49Her felaket karşısında onlar: Ey sihirbaz! Rabbinin seninle olan ahdinin hatırına Rabbine yalvar, başımızdan bu azabı kaldırsın. Zira artık senin gösterdiğin yoldan gideceğiz, dediler.

Türkçe Meal

50Fakat biz onların başından bu azabı kaldırınca da sözlerinden caydılar.

Türkçe Meal

51Firavun da halkına seslenerek: Ey halkım, şu Mısır ülkesinin tek hâkimi ben değil miyim ve ayaklarımın altından akan şu nehirler benim değil mi? Bunu da mı görmüyorsunuz?

Türkçe Meal

52– Yoksa ben, meramını bile anlatmaktan aciz şu zavallı adamdan daha üstün değil miyim?

Türkçe Meal

53– Madem öyle, boynuna altından gerdanlıklar ve kollarına da altın bilezikler takılsa ya! Yahut beraberinde melekler bulunsa ya!

Türkçe Meal

54Firavun, bu sözlerle halkını hafife alıp küçümsedi ve akıllarını çeldi. Zaten onlar yoldan çıkmaya meyilli bir toplum oldukları için ona boyun eğdiler.

Türkçe Meal

55Nihayet onlar bizi gazaplandırınca onlara hak ettikleri cezayı verdik ve hepsini suda boğduk.

Türkçe Meal

56Böylece onları gelecek nesiller için geçmişin acı bir hatırası ve bir ibret vesikası kıldık.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

46Andolsun biz seni Mekkeli müşriklere gönderdiğimiz gibi vaktiyle Musa’yı da ayetlerimiz ve mucizelerle birlikte Firavun’a ve ileri gelenlerine göndermiştik. Musa da senin gibi Kavmi olan Kıptilere tevhidi anlatıp: "Şüphesiz ben alemlerin Rabbinin size gönderdiği elçisiyim" demişti.

Açıklamalı meal

47Fakat, Musa onlara yılana dönüşen asa gibi peygamberliğinin delili olan mucizelerimizi gösterince: Firavun ve adamları ibret almak yerine Musa’ya inanmayıp onunla alay etmeye başladılar.

Açıklamalı meal

48Bunun üzerine Biz onlara her biri diğerinden daha güçlü ve etkileyici mucizeler gösterip Musa’yı destekledik. Bunun üzerine belki düşünür, gerçeği görür anlarlar ve kibirli davranışlarından vazgeçip doğru yola dönerler diye bu mucizelerle uyardık. Ve tövbe edip şirkten ve kibirli tutumlarından vazgeçsinler diye başlarına sel, çekirge ve kurbağa istilası gibi felaketler getirdik.

Açıklamalı meal

49Ama onlar karşılaştıkları her mucize ve musibetten sonra Musa’ya gelip dediler ki: " Ey yüce insan ve kudretli büyücü! Rabbinin sana lütfettiği peygamberlik hatırına ve duanı kabul edeceğine dair verdiği sözün hürmetine bizim için Rabbine dua et de bizi bu musibetlerden kurtarsın. Söz veriyoruz biz artık tövbe edip senin gösterdiğin doğru yola geleceğiz ve kesinlikle davet ettiğin yolda yürüyeceğiz dediler.

Açıklamalı meal

50Fakat onların samimiyetini sınamak için başlarına gelen uyarıcı musibetlerden kurtarıp üzerlerinden azabı kaldırır kaldırmaz hemen sözlerinden döndüler.

Açıklamalı meal

51Bunun üzerine Firavun tıpkı Mekkeli müşriklerin yaptığı gibi, sahip olduğu mal ve iktidardan dolayı elçimize büyüklük taslamış ve kavmine dönüp şöyle demişti: "Ey kavmim! Mısır’ın hükümranlığı bana ait değil mi? Bana babamdan miras kalan otoritem altındaki bu topraklar ve ayaklarımın altımdan akıp giden şu nehirler benim değil mi? İlahınız olarak bütün buraların hâkimi benim değil mi? Buralarda benim hükmüm, benim yasalarım geçerli değil mi? Fakat birileri benim bu muhteşem kudret ve saltanatımı ve sizin huzurlu yaşamanızı sağlayan bu sistemi yıkmak istiyor. Bunu hâlâ görmüyor musunuz?

Açıklamalı meal

52Ey insanlar! Peygamber olduğunu iddia eden şu Musa’ya baksanıza! Yoksa sizin rabbiniz olan Ben, doğru dürüst konuşmasını bile beceremeyecek durumdaki Musa denen şu zavallı adamdan daha üstün güçlü ve devlet yönetimine daha layık efendiniz değil miyim? Bütün Mısır benim hükümranlığım altındayken ona mı peygamberlik verilecek? Hem bir baksanız ya, ne demek istediği ve amacının ne olduğu bile belli değil, şimdi onunla ben bir miyim?

Açıklamalı meal

53Musa gerçekten peygamber olduğunu iddia ediyor ise ona altın gerdanlıklar ve bilezikler verilmeli veya beraberinde onun risaletini tasdik eden yardımcı meleklerle ihtişamlı ve güçlü olarak karşımıza gelmesi gerekmez miydi?

Açıklamalı meal

54Firavun bu sözleri ile kavmini korku ve menfaatle etkisi altına almıştı ve Musa’ya iman etmelerine engel olmuştu. Onları aptal yerine koyup böyle küçümsedi. Onlar da Firavun’a kulluk etmeye devam edip boyun eğdiler. Çünkü onlar Firavun kendilerini hakir gördükçe, ona daha çok yanaşmışlardı. Çünkü onlar rahatları bozulmasın diye haklının değil güçlünün yanında yer almakla zaten yozlaşmaya, kâfir ve nankör olmaya yatkın yoldan çıkmış bir kavimdi.

Açıklamalı meal

55Sonunda Bize sırtlarını dönüp de gazabımızı hak edince onları cezalandırdık. Böylece azaba çarptırıp hepsini birden suda boğduk.

Açıklamalı meal

56Böylece onları gelecekteki Allah’la birlikte başkalarını da Rab ve ilah edinecek nesiller için bir öncü, inanlar için de ders alınması gereken ibretlik bir örnek kıldık.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

46Tâhâ 42Tâhâ 44

İlgili ayetler

47A’raf 104A’raf 110

İlgili ayetler

49A’raf 130A’raf 135

İlgili ayetler

53Hûd 12

İlgili ayetler

54Yunus 83

İlgili ayetler

55Yunus 88Yunus 92

İlgili ayetler

56A’raf 101A’raf 102

Ayet 57–58

2 ayet

Zuhruf 57

Zuhruf 58

وَلَمَّا ضُرِبَ ابْنُ مَرْيَمَ مَثَلًا اِذَا قَوْمُكَ مِنْهُ يَصِدُّونَ ۝٥٧ وَقَالُٓوا ءَاٰلِهَتُنَا خَيْرٌ اَمْ هُوَۜ مَا ضَرَبُوهُ لَكَ اِلَّا جَدَلًاۜ بَلْ هُمْ قَوْمٌ خَصِمُونَ ۝٥٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

57Velemmâ ḍuribe-bnü meryeme meŝelen iẕâ ḳavmüke minhü yeṣiddûn.

Okunuş

58Veḳâlû eâlihetünâ ḫayrun em hû. mâ ḍarabûhü leke illâ cedelâ. bel hüm ḳavmün ḫasimûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

57Meryem oğlu İsa örnek olarak verilince, senin kavmin hemen bağırıp çağırmaya başlar:

Türkçe Meal

58Ve:
– Bizim ilahlarımız mı daha üstün yoksa O mu? Derler. Bunu da sırf seninle tartışmak için söylerler. Zaten onlar kavgacı ve tartışmacı bir topluluktur.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

57Tevhid davasında Mûsâ’dan sonra İsa’yı da örnek verebilirsin. Meryem’in oğlu İsa ile ilgili yanlış ve bozuk inançları örnek verilince senin seni susturacak bir delil buldukları düşüncesiyle yaygara koparıp sapıtıyorlar. Melekler Allah’ın kızları diye inanan müşrik kavmin, güya seni cevap vermekten aciz bıraktıklarını düşünerek bundan dolayı kahkahalarla gülüyorlardı. Ey Muhammed! “Sen bizim taptığımız ilahların bizimle beraber cehenneme gireceğini söylüyorsun, madem öyle Hristiyanların da bir ilah gibi taparcasına ibadet ettikleri İsa’nın da cehenneme girmesi gerekmez mi?” dediler.

Açıklamalı meal

58Ardından da kendi saçma inançlarının onlardan daha doğru olduğunu iddia ederek ve taptıkları putları kastederek şöyle demeye başlarlar: " Ey Muhammed! Allah’ın yanında Bizim ilâhlarımız mı yoksa Hıristiyanların ilah edindikleri o İsa mı daha üstün ve hayırlıdır?" Bak, kendilerine kitap verilenler sıradan bir insana tanrı demişler, senin kitabın söylüyor. Söyle bakalım. İsa kendisine tapanlar yüzünden cehennemlik olmuyorsa, bizim ilâhlarımız niçin cehennemlik olsun? Bizim meleklere tanrı dememizi niye garip karşılıyorsun? Tabii ki “Bu soruları hayırlı olan hangisi ise ona inanalım?” diye sormuyorlardı. Ey Peygamber! O müşrikler, hakikati anlamak için değil, aksine sadece seninle tartışmak ve seni lafta yenip zor durumda bırakmak için sana bu örneği getirdiler. Onların, “Sözlerinin asıl amacı muhalefet edip tartışma çıkarmaktır. Gerçek şu ki, onlar körü körüne hiçbir bilgiye dayanmadan muhalefet edip tartışma çıkaran ve bâtılın savunuculuğunu yapan kavgacı bir topluluktur.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

57Nisâ 171Mâide 17

Ayet 59

1 ayet

Zuhruf 59

اِنْ هُوَ اِلَّا عَبْدٌ اَنْعَمْنَا عَلَيْهِ وَجَعَلْنَاهُ مَثَلًا لِبَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَۜ ۝٥٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

59İn hüve illâ ʿabdün enʿamnâ ʿaleyhi veceʿalnâhü meŝelel libenî isrâîl.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

59İsa’ya gelince; O, bizim kendisine nebilik nimeti verdiğimiz ve İsrailoğullarına model yaptığımız bir kuldur.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

59İsa’ya gelince o ne tanrıdır. Ne de tanrının oğlu! Aksini iddia eden Hıristiyan din adamları kesinlikle yalan söylüyor! O sadece sizler gibi beşer olan ve kendine peygamberlik nimeti verdiğimiz ve babasız bir çocuk olarak İsrail oğullarına gönderdiğimiz ibretlik örnek bir kuldur. İsa’nın sizin cahilce tartıştığınız konularla hiçbir bir ilgisi yoktur. Biz onu İsrailoğullarına örnek olsun ve onlara gerçekleri hatırlatsın diye elçimiz olarak göndermiştik.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

59Âl-i İmran 64

Ayet 60

1 ayet

Zuhruf 60

وَلَوْ نَشَٓاءُ لَجَعَلْنَا مِنْكُمْ مَلٰٓئِكَةً فِي الْاَرْضِ يَخْلُفُونَ ۝٦٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

60Velev neşâü leceʿalnâ minküm melâiketen fi-lʾarḍi yaḫlüfûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

60Eğer biz dileseydik, içinizden yeryüzünde yerinize geçecek melekler meydana getirirdik.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

60Ey müşrikler! Sürekli olarak meleklerin gelmesini istiyorsunuz. Eğer Biz isteseydik “Allah’ın kızları" diye nitelendirdiğiniz melekleri kullanınız olarak yeryüzünün sakinleri yapar ve böylece sizin yerinize onların geçmesini sağlardık. Ancak bu, onların Allah’ın kullan olmaları gerçeğini değiştirmezdi. Eğer dileseydik, iradenizi elinizden alır ve sizi, emrimize kayıtsız şartsız itaat eden meleklere dönüştürebilirdik. Fakat sizi, halifelik görevini yerine getirmeniz için yeryüzünde egemen kıldık ve hak ile batıl arasında özgür iradeyle tercih yapmanız için imtihana tâbi tuttuk.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

60İsrâ 95

Ayet 61

1 ayet

Zuhruf 61

وَاِنَّهُ لَعِلْمٌ لِلسَّاعَةِ فَلَا تَمْتَرُنَّ بِهَا وَاتَّبِعُونِۜ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَق۪يمٌ ۝٦١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

61Veinnehû leʿilmül lissâʿati felâ temterunne bihâ vettebiʿûn. hâẕâ ṣirâṭum müsteḳîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

61Şüphesiz ki bu Kuran o saat için kesin bir bilgidir. Sakın o saat hakkında bir şüpheye düşmeyin ve bana uyun! İşte dosdoğru yol budur.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

61Ey Resulüm! Onlara de ki: Hiç şüphesiz Kur’an sizlere dünya hayatının sonunu hatırlatır ve kıyametin gerçekleşmesiyle ilgili kesin bir delildir. Öyleyse kıyametin geleceğinden asla şüphe etmeyin ve Hesap Günü’nü aklınızdan çıkarmayın. Bana ve Allah adına yapılmakta olan davete uyun ve böylece doğru yola girin. İyi bilin ki sizleri dünyada ve ahirette takip edilmesi gereken ebedi saadete ulaştıracak dosdoğru yol budur.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

61Neml 66Kaf 19Kaf 35

Ayet 62–64

3 ayet

Zuhruf 62

Zuhruf 63

Zuhruf 64

وَلَا يَصُدَّنَّكُمُ الشَّيْطَانُۚ اِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُب۪ينٌ ۝٦٢ وَلَمَّا جَٓاءَ ع۪يسٰى بِالْبَيِّنَاتِ قَالَ قَدْ جِئْتُكُمْ بِالْحِكْمَةِ وَلِاُبَيِّنَ لَكُمْ بَعْضَ الَّذ۪ي تَخْتَلِفُونَ ف۪يهِۚ فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِ ۝٦٣ اِنَّ اللّٰهَ هُوَ رَبّ۪ي وَرَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُۜ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَق۪يمٌ ۝٦٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

62Velâ yeṣuddennekümü-şşeyṭân. innehû leküm ʿadüvvüm mübîn.

Okunuş

63Velemmâ câe ʿîsâ bilbeyyinâti ḳâle ḳad ciʾtüküm bilḥikmeti veliübeyyine leküm baʿḍa-lleẕî taḫtelifûne fîh. fetteḳu-llâhe veeṭîʿûn.

Okunuş

64İnne-llâhe hüve rabbî verabbüküm faʿbüdûh. hâẕâ ṣirâṭum müsteḳîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

62Sakın şeytan sizi bu yoldan alıkoymasın. Çünkü o, sizin apaçık bir düşmanınızdır.

Türkçe Meal

63İsa kavmine birtakım mucizeler/apaçık belgeler ile geldiğinde şöyle demişti:
– Ben size ilahi bir bilgi ile geldim, amacım; hakkında görüş ayrılığına düştüğünüz birtakım hususlarda size doğruyu beyan etmek. Öyleyse Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana uyun!

Türkçe Meal

64Zira Allah, benim de Rabbim sizin de Rabbinizdir. Öyleyse yalnızca O’na kulluk edin. İşte dosdoğru yol budur.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

62Şeytan ve onun şeytanlaşmış takipçileri sakın ola ki, sizi Allah’a giden doğru yoldan alıkoymasın. Onlara yönelip ellerine bu fırsatı vermeyin. Şüphesiz o şeytan gözle görünse de görünmese de sizin için apaçık bir düşmandır. Peki, nasıl oldu da Hıristiyanlar Hz. İsa’yı ilâhlaştırdılar?

Açıklamalı meal

63İsa da peygamberliğine ait apaçık delillerle kavmine geldiğinde şöyle demişti: " Ey İsrail oğulları Ben Allah tarafından sizleri tevhide çağırmak üzere peygamber olarak gönderildim. Size Rabbimden hikmet dolu ilahi sözler getirdim. Hakkında tartışıp ayrılığa düştüğünüz, doğruluğunda anlaşamadığınız konuları açıklamak için bana vah yedilmiş olan İncil ile geldim. Sizi şirk, küfür ve zulme dayalı nizamınızdan kurtarıp yaratılışınızın sebebi olan hayatı yaşamaya davet için görevlendirildim. Öyleyse sizi yaratan Allah’a karşı sorumluluklarınızın olduğunu düşünüp Allah’tan sakının ve Allah adına yapmakta olduğum davetime uyun. Artık sözümü dinleyip Allah’ın yasalarını çiğnemekten sakının ve bana itaat edin.

Açıklamalı meal

64Muhakkak ki Allah hem benim Rabbim hem de sizin Rabbinizdir. O’ndan başka ilah yoktur. O’nu layıkıyla tanıyıp yalnız O’nu ilah edinin. Yalnız O’na itaat ve kulluk edin. Uyulması gereken tek yol, O’nun davet ettiği nizam ve ahlak yoludur. Sadece Allah’ın yasalarına uyarak yaşayın. İşte takip edilmesi gereken dosdoğru yol budur dedi."

İlgili ayetler

İlgili ayetler

62A’raf 17Sebe’ 20

İlgili ayetler

64Âl-i İmran 64

Ayet 65–71

7 ayet

Zuhruf 65

Zuhruf 66

Zuhruf 67

Zuhruf 68

Zuhruf 69

Zuhruf 70

Zuhruf 71

فَاخْتَلَفَ الْاَحْزَابُ مِنْ بَيْنِهِمْۚ فَوَيْلٌ لِلَّذ۪ينَ ظَلَمُوا مِنْ عَذَابِ يَوْمٍ اَل۪يمٍ ۝٦٥ هَلْ يَنْظُرُونَ اِلَّا السَّاعَةَ اَنْ تَاْتِيَهُمْ بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ ۝٦٦ اَلْاَخِلَّٓاءُ يَوْمَئِذٍ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ اِلَّا الْمُتَّق۪ينَۜ۟ ۝٦٧ يَا عِبَادِ لَا خَوْفٌ عَلَيْكُمُ الْيَوْمَ وَلَٓا اَنْتُمْ تَحْزَنُونَۚ ۝٦٨ اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِاٰيَاتِنَا وَكَانُوا مُسْلِم۪ينَۚ ۝٦٩ اُدْخُلُوا الْجَنَّةَ اَنْتُمْ وَاَزْوَاجُكُمْ تُحْبَرُونَ ۝٧٠ يُطَافُ عَلَيْهِمْ بِصِحَافٍ مِنْ ذَهَبٍ وَاَكْوَابٍۚ وَف۪يهَا مَا تَشْتَه۪يهِ الْاَنْفُسُ وَتَلَذُّ الْاَعْيُنُۚ وَاَنْتُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَۚ ۝٧١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

65Faḫtelefe-lʾaḥzâbü mim beynihim. feveylül lilleẕîne żalemû min ʿaẕâbi yevmin elîm.

Okunuş

66Hel yenżurûne ille-ssâʿate en teʾtiyehüm bagtetev vehüm lâ yeşʿurûn.

Okunuş

67Elʾeḫillâü yevmeiẕim baʿḍuhüm libaʿḍin ʿadüvvün ille-lmütteḳîn.

Okunuş

68Yâ ʿibâdi lâ ḫavfün ʿaleykümü-lyevme velâ entüm taḥzenûn.

Okunuş

69Elleẕîne âmenû biâyâtinâ vekânû müslimîn.

Okunuş

70Üdḫulü-lcennete entüm veezvâcüküm tuḥberûn.

Okunuş

71Yüṭâfü ʿaleyhim biṣiḥâfim min ẕehebiv veekvâb. vefîhâ mâ teştehîhi-lʾenfüsü veteleẕẕü-lʾaʿyün. veentüm fîhâ ḫâlidûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

65Buna rağmen çeşitli gruplar, onun hakkında bir takım görüş ayrılıklarına düştüler. Acıklı bir günün azabına uğrayacak olanların vay haline.

Türkçe Meal

66Şimdi onlar, ille de farkında olmadıkları bir anda, o saatin bu dünyanın sonunun başlarına ansızın gelmesini mi bekliyorlar?

Türkçe Meal

67O gün geldiğinde eski dostlar hepsi birbirine düşman olacaklar, fakat Allah’a karşı gelmekten sakınan muttakiler dost kalacaklar.

Türkçe Meal

68Ey kullarım, bugün size hiç bir korku ve endişe yoktur ve siz asla üzülmeyeceksiniz!

Türkçe Meal

69– Bunlar ayetlerimize inanıp güvendiler ve kayıtsız şartsız Müslüman oldular!

Türkçe Meal

70Siz de eşleriniz de sevinç için de girin cennete!

Türkçe Meal

71Onlara orada altın tepsiler ve kâseler içinde ikramlar sunulacak, Orada canların çektiği her şey ve gözlerini kamaştıran nimetler olacak. İşte siz orada temelli kalacaksınız!

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

65İsa’nın ölümünden sonra bazı gruplar, İsa’nın Allah adına yaptığı tevhit çağrısına uymak yerine, görüş ayrılıkları sebebi ile bölünüp kendi aralarında ihtilafa düştüler. Kimi onun Allah’ın oğlu olduğunu söyleyerek, kimi de ona ilahlık payesi vererek onu ilahlaştırıp şirke düştüler. Artık acıklı bir günün azabından dolayı şirke ve küfre sapan zalimlerin vay haline! O hâlde, günümüz zalimleri tövbe edip Rablerine dönmek için hâlâ ne bekliyorlar?

Açıklamalı meal

66Mekkeli müşrikler de kendilerine hesap gününe hazırlıklı olmalarını öğütleyen elçimiz Muhammed’e inanmayarak adeta ansızın gelecek olan kıyameti beklemektedirler. Onlar Allah’a yönelmek için akıllanmayacaklar mı? Küfür ve şirkte ısrar edenler hiç ummadıkları bir anda, ölüm meleğinin karşılarına dikilmesini veya kıyametin ansızın başlarına gelmesini mi bekliyorlar?

Açıklamalı meal

67Ama şunu bilsinler ki O gün geldiğinde hayatlarında iken birbirlerinin can dostu olan müşrikler için iş işten geçmiş olacak. Dünyada dost ve yardımcı belledikleri ve bu yüzden ilahlaştırdıkları varlıkların orada hiçbir yararını göremeyeceklerdir. Kıyamet günü, Allah’a karşı gelmekten ve O’nun azabından sakınan takva sahipleri dışında, eski dostlar bile, o günün dehşetinden birbirlerine düşman kesilirler. İşte, Ahirette yargılama başlayınca, saptırılanlarla saptıranlar birbirlerinden nefret edecekler.

Açıklamalı meal

68Öte yandan Allah’ın davetine iman edip sorumluluklarını yerine getirenler ise, dünyada olduğu gibi o gün de birbirlerinin dostları olacaklar ve Allah onlara şöyle buyuracak: Ey mümin kullarım! Bugün sizin için hiçbir azap korkusu ve endişe yoktur ve dünyadaki amellerinizden dolayı asla üzülmeyeceksiniz! Çünkü o gün dostluk adına sadece peygambere iman edenlerin, dünyada birbirlerine karşı yaptıkları dostluk ve iyilikler karşılık görecektir.

Açıklamalı meal

69Çünkü siz dünyada her türlü sıkıntı ve zahmete rağmen ayetlerimize iman etmiş ve kendinizi Bana teslim edip Müslüman olmuştunuz.

Açıklamalı meal

70Haydi artık Ey kullarım! Dünya hayatınızda Allah’ın rızasına uygun bir hayat yaşamak uğrunda gösterdiğiniz gayrete karşılık sizin gibi iman etmiş eşlerinizle birlikte, sevinç ve mutluluk içinde nimetler yurdu cennetime girin.

Açıklamalı meal

71Cennetteki görevliler tarafından, onlara altın tepsiler ve kâseler içinde tertemiz ve güzel içecekler sunulacak. Canların çektiği ve gözlerine hoş gelen her şey oradadır. Ve onlara şöyle buyurulur: Ey iman eden kullarım! Siz burada dilediğiniz gibi sonsuza kadar kalacaksınız. Vaktiyle yapmış olduğunuz güzel davranışlar sayesinde hak ettiğiniz cennet, işte budur!

İlgili ayetler

İlgili ayetler

65Âl-i İmran 61

İlgili ayetler

66A’raf 187

İlgili ayetler

67A’raf 35A’raf 40

İlgili ayetler

68En’am 48

İlgili ayetler

69Nûr 51

İlgili ayetler

70Ra’d 20Ra’d 24Tûr 21

İlgili ayetler

71Zümer 73Zümer 74

Ayet 72–73

2 ayet

Zuhruf 72

Zuhruf 73

وَتِلْكَ الْجَنَّةُ الَّت۪ٓي اُو۫رِثْتُمُوهَا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ ۝٧٢ لَكُمْ ف۪يهَا فَاكِهَةٌ كَث۪يرَةٌ مِنْهَا تَاْكُلُونَ ۝٧٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

72Vetilke-lcennetü-lletî ûriŝtümûhâ bimâ küntüm taʿmelûn.

Okunuş

73Leküm fîhâ fâkihetün keŝîratüm minhâ teʾkülûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

72İşte size verilen bu cennet yaptıklarınızın bir karşılığıdır!

Türkçe Meal

73Orada yiyeceğiniz her türlü meyve vardır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

72Ey mü’minler! İşte dünyada yaptıklarınıza karşılık hak ettiğiniz ve içinde ebedî yaşayacağınız cennet budur.

Açıklamalı meal

73Orada sizin için bolca meyveler vardır ve onlardan afiyetle yersiniz. Allah’ın davetine iman edip uymanızın karşılığı mükâfatınız bunlar olacaktır. Geçici dünyalıklara varis olmak için bile kan bağı gerekirken, ebedî cennet nimetlerine varis olmak için kuru bir hayat yeterli olmaz. Cennete varis olmak amellerin güzel ve hayırlı olmasından ve Haktan yana olmaktan geçer.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

72Sâffât 40Sâffât 61

İlgili ayetler

73Muhammed 15

Ayet 74–80

7 ayet

Zuhruf 74

Zuhruf 75

Zuhruf 76

Zuhruf 77

Zuhruf 78

Zuhruf 79

Zuhruf 80

اِنَّ الْمُجْرِم۪ينَ ف۪ي عَذَابِ جَهَنَّمَ خَالِدُونَۚ ۝٧٤ لَا يُفَتَّرُ عَنْهُمْ وَهُمْ ف۪يهِ مُبْلِسُونَۚ ۝٧٥ وَمَا ظَلَمْنَاهُمْ وَلٰكِنْ كَانُوا هُمُ الظَّالِم۪ينَ ۝٧٦ وَنَادَوْا يَا مَالِكُ لِيَقْضِ عَلَيْنَا رَبُّكَۜ قَالَ اِنَّكُمْ مَاكِثُونَ ۝٧٧ لَقَدْ جِئْنَاكُمْ بِالْحَقِّ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَكُمْ لِلْحَقِّ كَارِهُونَ ۝٧٨ اَمْ اَبْرَمُٓوا اَمْرًا فَاِنَّا مُبْرِمُونَۚ ۝٧٩ اَمْ يَحْسَبُونَ اَنَّا لَا نَسْمَعُ سِرَّهُمْ وَنَجْوٰيهُمْۜ بَلٰى وَرُسُلُنَا لَدَيْهِمْ يَكْتُبُونَ ۝٨٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

74İnne-lmücrimîne fî ʿaẕâbi cehenneme ḫâlidûn.

Okunuş

75Lâ yüfetteru ʿanhüm vehüm fîhi müblisûn.

Okunuş

76Vemâ żalemnâhüm velâkin kânû hümu-żżâlimîn.

Okunuş

77Venâdev yâ mâlikü liyaḳḍi ʿaleynâ rabbük. ḳâle inneküm mâkiŝûn.

Okunuş

78Leḳad ciʾnâküm bilḥaḳḳi velâkinne ekŝeraküm lilḥaḳḳi kârihûn.

Okunuş

79Em ebramû emran feinnâ mübrimûn.

Okunuş

80Em yaḥsebûne ennâ lâ nesmeʿu sirrahüm venecvâhüm. belâ verusülünâ ledeyhim yektübûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

74Hiç kuşku yok ki suçlular da cehennem azabında kalıcıdırlar.

Türkçe Meal

75Üstelik onların azabı hiç hafifletilmeyecek ve onlar derin bir ümitsizlik girdabına düşmüş olacaklar.

Türkçe Meal

76Onlara haksızlık eden biz değildik fakat onlar kendi kendilerine zulmedip yazık etmişlerdi.

Türkçe Meal

77(Cehennem bekçisine): Ey malik, Rabbine söyle bizim işimizi bitirsin, diye yalvaracaklar. O da:
– Hiç çaresi yok siz burada kalıcısınız diyecek.

Türkçe Meal

78And olsun ki biz vaktiyle size hak ve hakikati ulaştırmıştık. Fakat çoğunuz haktan Kuran’dan hiç hoşlanmamıştınız.

Türkçe Meal

79Yoksa onlar (seni ve getirdiğin dini yok etmeye) karar mı verdiler? Öyleyse biz de onları cezalandırmaya karar verdik.

Türkçe Meal

80Yoksa onlar, içlerinden geçenleri ve gizli kapaklı konuşmalarını bizim duymadığımızı mı sanıyorlar? Hayır, yanlarındaki elçilerimiz onların tüm konuşmalarını kaydediyorlar.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

74Şüphesiz günahı hayat tarzı yapıp Kur’an ile yapılan daveti yalan sayan suçlular kendilerini yaratan Allah’a karşı nankörlük etmeleri sebebi ile cehennem azabında sonsuza kadar kalıcıdırlar.

Açıklamalı meal

75Üstelik azap onlardan hiçbir şekilde hafifletilmeyecek. Orada çaresiz ve ümitsiz bir halde cezalarını çekip kıvranıp duracaklar.

Açıklamalı meal

76Biz onlara hak ettikleri cezayı vermekle zulmetmiş değiliz. Ama onlar Allah’a nankörlük edip hakikate sırt dönerek cehennem azabını hak ettiler ve kendi kendilerine zulmettiler. Böylece kendi cehennemlerini hazırladılar. Bu cezayı onlara vermemiz bir haksızlık değildir. Aksine bu ceza, onların kendi yaptıklarının karşılığıdır. Oysaki onları sürekli uyaran elçilerimiz olmuştu.

Açıklamalı meal

77Hak ettikleri azabı çekerken, cehennemin görevlisi meleğe şöyle seslenecekler "Ey Malik! Yaşadığımız azaba dayanamıyoruz. Ne olur Rabbine yalvar, bizim canımızı bir an önce alsın da bu ateşin azabından kurtulalım. Böyle yanmaktansa, ölüp kül kömür olmak iyidir. " diye seslenirler. Bunun üzerine O da onlara şöyle cevap verecek: "Doğrusu size ölüm ve kurtuluş yok. Bu azaptan kurtulmanızın çaresi de yok, sizler bunu hak ettiniz ve hak ettiğinizi de çekmeye mecbursunuz. Siz burada hep böyle kalıcısınız" der.

Açıklamalı meal

78Bu manzaranın şahidi olan Allah da onlara şöyle buyuracak: Ey inkârcılar! Andolsun biz size yaratılışınızın sebebini ve nasıl yaşamanız gerektiğini, peygamberler ve kitaplarla hak dine davet edip hakkı bildirmiştik. Davete uymamanız halinde bu günlerle karşılaşacağınız konusunda da uyarmıştık. Fakat hepiniz umursamayıp, yüz çevirmiştiniz ve hak dini nefretle karşılamıştınız. Vaktiyle size dosdoğru yol olan tevhidi göstermiş, bugün hakkında uyanda bulunmuştuk, ama pek çoğunuz ona kulak asmamıştınız.

Açıklamalı meal

79Ey Resulüm! Yoksa onlar hakka engel olma konusunda bir plan kurup seni ortadan kaldırmak için gizliden gizliye bir iş mi kararlaştırdılar? Gerçeğin ne olduğuna o gerçeği inkâr edenler mi karar verecek? Eğer öyleyse hiç şüpheleri olmasın ve şunu bilsinler ki: Biz de plan kurup zalimleri cezalandırma ve hakkı egemen kılma konusunda kesin kararlıyız.

Açıklamalı meal

80Yoksa onlar Peygamberi ortadan kaldırmakla ilgili sırlarını bilmediğimizi ve aralarındaki gizli gizli fısıldaşmalarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Gizlice yaptıkları planlardan, konuştukları şeylerden haberdar olmadığımızı mı sanıyorlar? Böyleleri gerçeği bildirme, dünyada ve âhirette de hüküm koyma ve hükmetme yetkisinin Allah’a ait olduğunu kabul etmemiş, yapıp ettiklerinin de yanlarına kalacağını sanmışlardı. Hayır sandıkları gibi değil. Biz onların yapıp ettiklerini de gizlemeye çalıştıklarını da işitir ve biliriz ve yanı başlarındaki görevli elçilerimiz olan melekler, söyledikleri her sözü bir bir kayda geçmektedir. Biz her şeyi bilir, her şeyi işitiriz. Bizden hiçbir şey gizli kalmaz.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

74Secde 20Secde 22

İlgili ayetler

75Mü’min 47Mü’min 50

İlgili ayetler

76Yunus 44Yunus 45

İlgili ayetler

77Fâtır 37

İlgili ayetler

78Mü’minûn 70

İlgili ayetler

79Saf 7Saf 13

İlgili ayetler

80Kehf 49Kaf 16Kaf 35

Ayet 81

1 ayet

Zuhruf 81

قُلْ اِنْ كَانَ لِلرَّحْمٰنِ وَلَدٌۗ فَاَنَا۬ اَوَّلُ الْعَابِد۪ينَ ۝٨١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

81Ḳul in kâne lirraḥmâni veled. feenâ evvelü-lʿâbidîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

81De ki:
– Rahman’ın çocuk sahibi olması söz konusu değildir. Ben O’nun eşsiz ve ortaksız olduğu gerçeğini kabul edip kulluk edenlerin ilkiyim.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

81Bir kısım müşrikler, İsa Allah’ın oğludur derken, bir kısım müşrikler de melekler Allah’ın kızlarıdır diyerek Allah’a çocuk isnat ediyorlar. Ey Peygamber! Sen Allah’ın oğlu-kızı var diyerek, Allah’a yaklaşmak için onları şefaatçi edinen müşriklere de ki: " Bu söyledikleriniz asla doğru değil Rahmanın çocuğu olması mümkün değildir. Allah’ın ne bir eşe ne de çocuk edinmeye ihtiyacı da yoktur. O, yarattıklarının hiçbirine benzemez ve ben yalnız O’nu Rab ve ilah olarak tanıyanların öncüsüyüm. Sizler her ne kadar Allah’a evlat isnat etseniz de ben bunu kesin olarak reddediyorum. Ve ben sizin iddialarınızı çürütmek üzere O’nun eşsiz, ortaksız, çocuksuz olduğu gerçeğine şahitlik edenlerin ilkiyim."

İlgili ayetler

İlgili ayetler

81Kehf 1Kehf 6

Ayet 82

1 ayet

Zuhruf 82

سُبْحَانَ رَبِّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ رَبِّ الْعَرْشِ عَمَّا يَصِفُونَ ۝٨٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

82Sübḥâne rabbi-ssemâvâti velʾarḍi rabbi-lʿarşi ʿammâ yeṣifûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

82Göklerin ve yerin Rabbi, yüce arşın sahibi olan Allah yüceler yücesidir ve onların çirkin yakıştırmalarından münezzehtir/uzaktır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

82Allah Göklerin ve yerin ve arasında olanların yaratıcısı Rabbi ve ilahıdır; hükümranlık da yalnız O’na aittir. Arş’ın da Rabbi olan Allah, yüceler yücesidir ve kulluk edilmeye layık yegâne varlıktır. Onların asılsız isnatlarından ve çirkin yakıştırmalarından çok daha yüce ve uzaktır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

82Haşr 22Haşr 24

Ayet 83–85

3 ayet

Zuhruf 83

Zuhruf 84

Zuhruf 85

فَذَرْهُمْ يَخُوضُوا وَيَلْعَبُوا حَتّٰى يُلَاقُوا يَوْمَهُمُ الَّذ۪ي يُوعَدُونَ ۝٨٣ وَهُوَ الَّذ۪ي فِي السَّمَٓاءِ اِلٰهٌ وَفِي الْاَرْضِ اِلٰهٌۜ وَهُوَ الْحَك۪يمُ الْعَل۪يمُ ۝٨٤ وَتَبَارَكَ الَّذ۪ي لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاۚ وَعِنْدَهُ عِلْمُ السَّاعَةِۚ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ۝٨٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

83Feẕerhüm yeḫûḍû veyelʿabû ḥattâ yülâḳû yevmehümü-lleẕî yûʿadûn.

Okunuş

84Vehüve-lleẕî fi-ssemâi ilâhüv vefi-lʾarḍi ilâhün. vehüve-lḥakîmü-lʿalîm.

Okunuş

85Vetebârake-lleẕî lehû mülkü-ssemâvâti velʾarḍi vemâ beynehümâ. veʿindehû ʿilmü-ssâʿah. veileyhi türceʿûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

83Sen onları, kendi hallerine bırak kendilerine vaat edilen güne kadar dalıp gittikleri yalan yanlış sözlerle oyalansınlar.

Türkçe Meal

84Zira gökte yegâne ilah O’dur, yerde de yegâne ilah O’dur. O, her şeyi yerli yerince yapan ve her şeyi bilendir.

Türkçe Meal

85Göklerin, yerin ve ikisi arasındaki her şeyin hâkimiyeti kendisine ait olan Allah ne yüce bir bereket kaynağıdır! O saatin bu dünyanın sonunun ne zaman kopacağını da yalnızca O bilir. Sonunda hepiniz O’nun huzuruna çıkarılacaksınız.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

83Ey Peygamber! Sen onların bu tavırlarına aldırma! Tebliğ görevini yapman yeterlidir. Artık sen o günahlarından vazgeçmeyen cahilleri asılsız inanç ve iddiaları ile baş başa bırak. Vaat edilen Kıyamet Günü’ne kavuşuncaya kadar gaflet ve eğlenceye dalsınlar ve birazcık daha dünyanın geçici menfaatleriyle oyalansınlar. Kendilerine uyarısını yaptığın hesap gününe kadar bildikleri gibi yaşasınlar. Nasılsa sonunda kendilerine vaat edilen kıyamet günüyle karşılaşacaklar. Onlar ancak O Gün Allah’ı layıkıyla kavrayacak ve davet edildikleri inanç sistemi ile hayat tarzının ne kadar gerçek olduğunu görüp anlayacaklar.

Açıklamalı meal

84Allah, göklerin ilahıdır, yerin yönetimini de bize bırakmıştır” diyenler bilsinler ki: Gökteki İlah da, yerdeki İlah da O’dur. Göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin mutlak mülkiyet ve hakimiyeti ve hüküm yalnızca Allah’a aittir. O yerde, gökte ne varsa onlara hükmeden hikmet sahibi Hakîmdir. Ve her şeyin en doğrusunu bilen ve bildiren Alim’dir.

Açıklamalı meal

85Göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin hükümranlığı kendine ait olan Allah ne yücedir! Yaratıp da sahibi olduklarını kurduğu nizam ve koyduğu yasalarla yönetme hakkı da yalnız O’na aittir. Kıyametin bilgisi yalnız O’nun katındadır. Müşrikler her ne kadar umursamaz ve küstah tavırlarla elçisi Muhammed’e, "Ne zamanmış şu kıyamet? " deseler de hesap vermek üzere, mutlaka O’nun huzuruna çıkarılacaksınız.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

84Bakara 163Bakara 255

İlgili ayetler

85A’raf 187Ahzab 63

Ayet 86

1 ayet

Zuhruf 86

وَلَا يَمْلِكُ الَّذ۪ينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِهِ الشَّفَاعَةَ اِلَّا مَنْ شَهِدَ بِالْحَقِّ وَهُمْ يَعْلَمُونَ ۝٨٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

86Velâ yemlikü-lleẕîne yedʿûne min dûnihi-şşefâʿate illâ men şehide bilḥaḳḳi vehüm yaʿlemûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

86Onların Allah ile aralarına koyup dua ile yalvarıp yakardıklarının hiç kimseye şefaat etme yetkileri yoktur. Ancak bu gerçeği Kuran’a şahit olanlar bilir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

86Müşriklerin Allah’la beraber yardıma çağırıp Allah’tan başka yalvardıkları kimseler O’na döndükleri gün hiçbir şekilde aracı olup asla şefaat edemezler. Ancak yalnız Allah’ı ilah edinip de O’nun davetine iman edip, bilerek hakka şahitlik edenler Allah’ın izin verdiği sınırlar içinde dünyada insanlara şefaat yani yardım edebilirler. O gün, müşriklerin şefaatçi telakki ettikleri varlıkların hiçbir yararı olmayacaktır. O gün insana yarayacak tek şey, dünyada Allah’ın peygamberlerinin getirdiği hakikate iman etmiş olmaktır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

86Enbiyâ 28Necm 26

Ayet 87

1 ayet

Zuhruf 87

وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ مَنْ خَلَقَهُمْ لَيَقُولُنَّ اللّٰهُ فَاَنّٰى يُؤْفَكُونَۙ ۝٨٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

87Velein seeltehüm men ḫaleḳahüm leyeḳûlünne-llâhü feennâ yüʾfekûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

87Onlara kendilerini kimin yarattığını soracak olsan, hiç tereddütsüz “Allah” derler. Buna rağmen nasıl da aldatılıyorlar?

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

87Andolsun ki, Allah’la birlikte başka Rab ve ilah edinen müşriklere: "Sizi kim yarattı?" diye sorsan hiç tereddütsüz: "Elbette Allah yarattı" derler. Peki o halde bunu bile bile niçin O’nun davetinden yüz çevirip de, kendileri gibi yaratılmış insanların peşlerine düşüyorlar. Ve böylece Allah’a teslimiyetten vazgeçerek apaçık gerçekten sapıyorlar! Neden hala Allah’ın dışında başka bir şeyi araya sokuyor, ona öncelik veriyor, hatta onu kutsayıp değer veriyorlar? Nasıl olur da, kulluk edilmeye layık yegane mabut olan Allah’tan başka varlıkları O’na ortak koşarak Tevhitten vaz geçiyorlar?

İlgili ayetler

İlgili ayetler

87Ankebut 61Rum 40

Ayet 88

1 ayet

Zuhruf 88

وَق۪يلِه۪ يَا رَبِّ اِنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ قَوْمٌ لَا يُؤْمِنُونَۢ ۝٨٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

88Veḳîlihî yâ rabbi inne hâülâi ḳavmül lâ yüʾminûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

88“Ey Rabbim bunlar iman etmeyecek bir toplum" diye şikâyetini de Allah duymaktadır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

88Ey elçimiz Muhammed! " Müşriklerin bu nankörlükleri ve inatla Allah’ın davetinden yüz çevirmeleri sebebi ile: Ya Rabbi" Ben elimden geleni yaptım ama bunlar kibirlerinden dolayı imana yanaşmayan bir kavim ve doğruya yönelmeyecekler diye yakardığını elbette biliyoruz.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

88Mâide 49Furkan 30

Ayet 89

1 ayet

Zuhruf 89

فَاصْفَحْ عَنْهُمْ وَقُلْ سَلَامٌۜ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ ۝٨٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

89Faṣfaḥ ʿanhüm veḳul selâm. fesevfe yaʿlemûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

89Sen onlara aldırış etme! Selam size! Deyip geç git. Nasıl olsa yakında gerçeği öğrenecekler.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

89Onların bu durumları Allah tarafından bilindiği için, Hz. Peygamber’e buyuruldu ki: Ey Peygamber! Sen onlara aldırma. Sakın ümidini kaybetme ve yaptıklarına sabırla diren. Söylediklerini duymazdan, yaptıklarını da görmezden gel. Bu çağrıya kulak verecek tertemiz gönüllere ulaşıncaya dek, bıkıp usanmadan tebliğine devam et. Seninle tartışmaya girerlerse, “selâm olsun size" diyerek onları kendi hallerine bırak. Nasıl olsa gerçekleri inkâr etmenin cezası neymiş yakında görüp anlayacaklar. Fakat iş işten çoktan geçmiş olacak. Yemin olsun ki, Allah müminlerin çektikleri sıkıntıları görmektedir ve zamanı gelince, aranızda hükmünü elbette verecektir!

İlgili ayetler

İlgili ayetler

89Hûd 39Mülk 29

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Şûrâ, sonra Duhân indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla