Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ الدُّخَانِ مَكِّيَّةٌ آيَاتُهَا ٥٩

Duhân Sûresi Açıklamalı Meali

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça
Sûre hakkındaAdı · Nüzul Zamanı · Konu

Adı: Sure, adını 10. ayette geçen “Duhan” kelimesinden almıştır.

Nüzul Zamanı: Bu surenin nüzul zamanıyla ilgili herhangi bir rivayet olmamasına rağmen muhtevasından surenin, Zuhruf ve ondan önceki birkaç surenin nazil olduğu dönemlerde, ancak onlardan sonra indiği anlaşılmaktadır. Tarihsel arka planı şudur: Mekke’de kafirlerin muhalefeti oldukça şiddetlenmişti ve her geçen gün de artmaktaydı. Bu sıralarda Rasulullah (s.a) şöyle duada bulundu: “Ya Rabbi! Yusuf’a kıtlık göndermek suretiyle nasıl yardım ettiysen, aynı şekilde Arabistan’a da kıtlık göndererek bana yardım et.” Böyle dua etmekle Hz. Peygamber (s.a) kıtlık gelince kafirlerin Allah’ı hatırlayacaklarını ve kalplerinin yumuşayıp nasihata kulak vereceklerini ummuştu. Sonuçta Allah, elçisinin duasını kabul etti ve bölgede şiddetli bir kıtlık hüküm sürmeye başladı. Bunun üzerine Kureyş’in bazı ileri gelenleri (İbn Mesud’un rivayetine göre Ebu Süfyan), Hz. Peygamber’e (s.a) gelip, “Kavmine merhamet et ve Allah’a bizim için yalvar” diye rica ettiler. İşte bu sure tam o dönemlerde nazil olmuştur.

Konu: Sure, Mekke’deki kafirlere bir uyarı ve açıklama niteliğinde birkaç hususla başlamaktadır:

1) “Sizlerin, bu kitabı Muhammed uydurdu” şeklindeki düşünceleriniz yanlıştır. Kur’an’ın bizzat kendisi, “Bu kitabın beşer sözü olmadığına, bizzat Allah gibi yüce bir zat tarafından nazil olduğuna şehadet etmektedir.”

2) “Sizler bu Kitab’ın değerini takdir edemiyor ve onun kendiniz için bir musibet olduğunu zannediyorsunuz. Oysa, Allah’ın elçisini göndererek, O’na yüce bir Kitab indirmesinin sizler için çok mübarek bir hadise olduğu apaçık bir gerçektir.”

3) “Şayet sizler, bu yüce peygamberi ve mübarek Kitab’ı yenilgiye uğratacağınızı sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Elçimizi ve mübarek Kitab’ı göndermeye karar verdiğimiz o an, mübarek bir andır. Dolayısıyla Allah’ın kararı kesindir ve hiç kimsenin O’nun kararını değiştirmeye gücü yetmez. Ayrıca O’nun kararlarında bir eksiklik veya yanlışlık ihtimali sözkonusu bile değildir. O, kainatın efendisidir. Herşeyi duyan, bilen ve hikmet sahibidir. Binaenaleyh, O’na karşı çıkmak kolay bir iş değildir.”

4) “Sizlerin de bildiği ve kabul ettiği gibi, yerin, göğün ve kainatın içindeki herşeyin mülkü Allah’ın elindedir. Can veren ve alan O’dur. Fakat sizler tüm bu gerçekleri bilmenize rağmen, Allah’tan başka tanrılara kullukta ısrar ediyorsunuz. Ancak, atalarınızın da o tanrılara tapmış olmasından başka elinizde bir delil bulunmamaktadır. Oysa, şuurlu bir şekilde Allah’ın herşeyi yarattığına ve canı verenin de alanın da O olduğuna inanan bir kimse, Allah’tan başka ma’bud olmayacağını kabul eder. Atalarınız dalâlet içinde yaşadı diye sizlerin de onları taklit ederek dalâlet içinde yaşamanız gerekmez. Sizleri yaratan Allah, onları da yarattı. Onlar da bir tek ilaha kulluk etmeliydi, sizler de bir tek ilaha kulluk etmelisiniz.”

5)”Allah’ın “Rab” ve “Rahim” olmasının anlamı, O’nun sadece sizi rızıklarla beslemesi demek değildir. O, bunların yanısıra, hidayeti vasıtasıyla doğru yolu bulabilmeniz için, sizlere elçisini göndermiş ve bu kitabı indirmiştir.”

Böyle bir girişten sonra Arabistan’daki yaygın kıtlık olayı ele alınmıştır. Yukarıda da açıklandığı gibi, bu kıtlık Rasulullah’ın (s.a) duası sonucunda vuku bulmuştur. Rasulullah, kıtlığın tesiriyle Kureyşlilerin kibirinin azalacağını ve Allah’ın gönderdiği mesaja kulak vereceklerini düşünüyordu. Nitekim birçok Kureyşli, Allah’a “Eğer bizi bu musibetten kurtaracak olursan, sana halis olarak kulluk edeceğiz” diye yalvarmaya başlamışlardı. Bunun üzerine Allah, Peygamberine “Bunların ders alacağını sanma. Onlar sana karşı geldiler. Senin ahlâkından, hayat içerisindeki her davranışından hak peygamber olduğunun anlaşılmasına rağmen, onlar yine de sana inanmadılar. Dolayısıyla bu kıtlıktan bir ders almayacakları da bellidir.” diye nasihat etmiştir.

Diğer yandan kafirlere hitaben de “Sizler yalan söylüyorsunuz. Biz sizin üzerinizden bu musibeti defetsek bile, sizler yine bundan ders almazsınız. Aslında sizler daha büyük bir musibet istiyorsunuz.” denilmiştir.

Aynı konu işlenmeye devam edilerek, Firavun ve kavminden bahsedilmiş ve şöyle denmiştir: “Biz, Firavun ve kavmini de tıpkı Kureyş’i ve ileri gelenlerini imtihan ettiğimiz gibi imtihan etmiş ve onlara şerefli bir elçi göndermiştik. Ancak onlar, o elçinin apaçık mucizelerini gördükleri halde, hak peygamberi yalanlamışlar ve inatlarında ısrar ederek onu öldürmeye bile kalkışmışlardı. Oysa onun, Allah’ın bir elçisi olduğunu biliyorlardı. Biz de onları, sonradan geleceklere ibret olacak bir azab ile yakaladık.

Daha sonra Mekkeli müşriklerin inkar ettikleri ahiret konusuna değinilmiştir. Çünkü onlar, “Ölümden sonra diriltilmiş herhangi bir kimse görmedik, şayet doğru söylüyorsan bizim ölmüş atalarımızı bir dirilt bakalım” diyorlardı. Ahiret ile ilgili olmak üzere iki delil öne sürülmüştür:

1) Ahiret akidesini inkar etmek, beraberinde her zaman ahlâkî bir çöküntüyü de getirmiştir.

2) Bu kainata dikkatlice bakıldığında, kainatın bir oyun ve onu yaratanın da eğlence arayan biri olmadığı açıkça görülecektir. Bu, hikmet üzere kurulmuş bir nizamdır, onu yaratan ve sahibi olan Allah hikmet sahibidir. O, anlamsız hiçbir şey yaratmaz. Kafirlerin “Eğer hak peygambersen ve ölümden sonra diriliş mümkün ise, bizim ölmüş atalarımızı dirilterek bu iddianı ispatla” şeklindeki sorularına gelince, bu soruya da şöyle cevap verilmiştir: “Bu, hiçkimsenin keyfine göre yapılmaz. Bunun için belli bir vakit tayin edilmiştir. O vakit geldiğinde tüm insanlar diriltilecek ve Allah’ın huzuruna getirilerek hesaba çekileceklerdir. O vakti bir düşünün. Şayet kurtulmak istiyorsanız, davranışlarınızı ona göre ayarlayın. O gün hiç kimse kendi gücüyle kurtulmayacağı gibi, kimsenin de birbaşkasını kurtarma gücü yoktur.”

Kıyamet gününde kurulacak olan mahkemeden bahsedilerek, suçluların feci akibeti ve salih amel işleyenlerin görecekleri mükafat hakkında açıklamalar yapılmıştır. Ve en sonunda da “Bu Kur’an, sizlerin kendi dilinde ve anlaşılır bir uslupla nazil olmuştur. Fakat sizler yine de anlamamakta diretiyorsanız, o takdirde başınıza gelecek olan akibeti bekleyin. Nitekim peygamberler de beklemektedir. Vakti gelince hep birlikte olacakları görürsünüz.” denilerek sureye son verilmiştir.

Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Ayet 1–6

6 ayet

Duhân 1

Duhân 2

Duhân 3

Duhân 4

Duhân 5

Duhân 6

حٰمٓۜ ۝١ وَالْكِتَابِ الْمُب۪ينِۙ ۝٢ اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ ف۪ي لَيْلَةٍ مُبَارَكَةٍ اِنَّا كُنَّا مُنْذِر۪ينَ ۝٣ ف۪يهَا يُفْرَقُ كُلُّ اَمْرٍ حَك۪يمٍۜ ۝٤ اَمْرًا مِنْ عِنْدِنَاۜ اِنَّا كُنَّا مُرْسِل۪ينَۚ ۝٥ رَحْمَةً مِنْ رَبِّكَۜ اِنَّهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُۙ ۝٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Ḥâ-mîm.

Okunuş

2Velkitâbi-lmübîn.

Okunuş

3İnnâ enzelnâhü fî leyletim mübâraketin innâ künnâ münẕirîn.

Okunuş

4Fîhâ yüfraḳu küllü emrin ḥakîm.

Okunuş

5Emram min ʿindinâ. innâ künnâ mürsilîn.

Okunuş

6Raḥmetem mir rabbik. innehû hüve-ssemîʿu-lʿalîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

1Hâ Mîm.

Türkçe Meal

2Hak ve hakikati apaçık ortaya koyan bu kitaba and olsun ki.

Türkçe Meal

3Biz onu, mübarek bir gecede indirdik. Çünkü ta baştan beri uyaran biz idik.

Türkçe Meal

4O gecede (Kuran’ın inmesiyle) hikmetli her iş batıldan ayrılmıştır.

Türkçe Meal

5Katımızdan konulan bir yasa gereği, elçileri biz bunun için gönderdik.

Türkçe Meal

6Rabbinin rahmetinin bir gereği olarak. Şüphesiz O’dur her şeyi işiten ve her şeyi bilen.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

1Ha. Mim. Dinle, ey insanoğlu! Senin pek iyi tanıdığın ve sürekli kullandığın harflerden oluşan fakat hem lafzı, hem de manasıyla eşsiz bir mucize olan bu mesaja kulak ver:

Açıklamalı meal

2Ey müşrikler! Doğru ile yanlışı birbirinden ayırt eden ve gerçekleri apaçık ortaya koyan bu Kur’an’a andolsun ki; Biz onu siz anlayasınız diye, sizin gibi bir insan aracılığı ile ve sizin dilinizle indirmekteyiz.

Açıklamalı meal

3Biz, insanların doğru yola ulaşmaları için onu adı “Kadir Gecesi” olan mübarek bir gecede indirdik. Gerçekten biz zalimleri bekleyen korkunç akıbete karşı, tercihlerinin sonuçları hakkında insanları dâimâ uyarmaktayız. Bu öyle muhteşem bir gecedir ki;

Açıklamalı meal

4İndirdiğimiz Kur’an sayesinde her hikmetli ve faydalı iş, bâtıl inanç ve ideolojilerden o gecede ayrıştırılarak en uygun bir şekilde hükme bağlanmıştır. Kur’an’ın indirilmeye başlandığı o gece, insanların yaratılış sebepleri ve ona uygun hayat nizamlarının tekrar hatırlatılmaya başlandığı kutlu bir gecedir. Ve insanlığın hayatını düzenleyecek en mükemmel prensipler şeklinde hükme bağlanmıştır.

Açıklamalı meal

5Tarafımızdan verilen bir yasa gereği insanlara Peygamberler vasıtasıyla iletilir ve insanların vahyin rehberliğinde doğruyu yanlıştan, hakkı batıldan ayırarak yaşamaları istenir. Çünkü Biz insanı yaratıp başıboş bırakmayız. Aksine Peygamberler ile doğru yolu gösterecek mesajlar göndeririz. İnsanları yarattığımızdan beri peygamberlerle kitaplar göndererek, onları yaratılışlarının sebebi olan doğru yola uymaya çağırıyoruz.

Açıklamalı meal

6Doğrusu Allah, içinde bulunduğunuz şirk batağından haberdar olduğu için sizlere merhamet etmiş, içinizden birini elçi olarak seçmiş ve ona sizin dünya ve ahiret saadetiniz için elzem olan hakikatleri vah yetmiştir. Bütün bunlar Rabbinden bir rahmet olarak gerçekleşir. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla işiten ve her şeyin en doğrusunu bilendir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

4Muhammed 1Muhammed 3

İlgili ayetler

5Nahl 36Fâtır 24Kehf 55

İlgili ayetler

6En’am 155A’raf 204

Ayet 7–14

8 ayet

Duhân 7

Duhân 8

Duhân 9

Duhân 10

Duhân 11

Duhân 12

Duhân 13

Duhân 14

رَبِّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاۢ اِنْ كُنْتُمْ مُوقِن۪ينَ ۝٧ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ يُحْي۪ وَيُم۪يتُۜ رَبُّكُمْ وَرَبُّ اٰبَٓائِكُمُ الْاَوَّل۪ينَ ۝٨ بَلْ هُمْ ف۪ي شَكٍّ يَلْعَبُونَ ۝٩ فَارْتَقِبْ يَوْمَ تَاْتِي السَّمَٓاءُ بِدُخَانٍ مُب۪ينٍۙ ۝١٠ يَغْشَى النَّاسَۜ هٰذَا عَذَابٌ اَل۪يمٌ ۝١١ رَبَّنَا اكْشِفْ عَنَّا الْعَذَابَ اِنَّا مُؤْمِنُونَ ۝١٢ اَنّٰى لَهُمُ الذِّكْرٰى وَقَدْ جَٓاءَهُمْ رَسُولٌ مُب۪ينٌۙ ۝١٣ ثُمَّ تَوَلَّوْا عَنْهُ وَقَالُوا مُعَلَّمٌ مَجْنُونٌۢ ۝١٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

7Rabbi-ssemâvâti velʾarḍi vemâ beynehümâ. in küntüm mûḳinîn.

Okunuş

8Lâ ilâhe illâ hüve yuḥyî veyümît. rabbüküm verabbü âbâikümü-lʾevvelîn.

Okunuş

9Bel hüm fî şekkiy yelʿabûn.

Okunuş

10Ferteḳib yevme teʾti-ssemâü bidüḫânim mübîn.

Okunuş

11Yagşe-nnâs. hâẕâ ʿaẕâbün elîm.

Okunuş

12Rabbene-kşif ʿanne-lʿaẕâbe innâ müʾminûn.

Okunuş

13Ennâ lehümü-ẕẕikrâ veḳad câehüm rasûlüm mübîn.

Okunuş

14Ŝümme tevellev ʿanhü veḳâlû müʿallemüm mecnûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

7Yani göklerin, yerin ve ikisi arasındaki her şeyin Rabbinin rahmeti. Eğer gerçekten inanmak isterseniz bu böyledir.

Türkçe Meal

8Zira O’ndan başka ilah yoktur. Yaşatan da öldüren de O’dur. O, sizin de Rabbiniz, sizden önceki atalarınızın da Rabbidir/sahibidir.

Türkçe Meal

9Ne var ki onlar hala şek ve şüphe bataklığında oyalanıp duruyorlar.

Türkçe Meal

10Öyleyse sen, gökyüzünü yoğun bir dumanın kaplayacağı o günü bekle!

Türkçe Meal

11Bütün halkı bürüyecek bir duman. İşte budur acıklı azap!

Türkçe Meal

12Onlar “Rabbimiz ne olur bu azabı bizden kaldır, biz artık iman edeceğiz” diye yalvaracaklar.

Türkçe Meal

13Onlar nerde öğüt almak nerde! Hâlbuki kendilerine hakikati apaçık ortaya koyan bir elçi gelmişti de.

Türkçe Meal

14Sonra ondan yüz çevirmişler ve:
– Öğretilmiş deli! Demişlerdi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

7Ey müşrikler! Sizler Allah’a inandığınızı söylüyorsunuz, fakat gökleri ve yeri yaratan O olduğu halde başka varlıkları şefaatçi kabul ediyor ve O’nun gönderdiği elçiye inanmıyorsunuz. Eğer bu inen vahye ve size gönderilen peygambere kesin olarak inanıyorsanız iyi bilin ki: Size Kitabı gönderen Allah, göklerin yerin ve bu ikisinin arasındakilerin ilahı ve tek Rabbidir. İşte kesin gerçek budur. Bu gerçeğe inanıyorsanız, yalnızca O’na kulluk ve ibadet etmeniz gerektiğini de bilmelisiniz.

Açıklamalı meal

8O’ndan başka insanlar üzerine hükümran olacak, insanlara yasa yapacak, yasalarıyla insanları yönetecek hiçbir gerçek ilah yoktur. O vakti geldiğinde öldürür ve insanları sadece O diriltir. Hayatı veren de sona erdiren de O’dur. Geçmişte yaşamış atalarınızın da sizin de Rabbiniz Allah’tır. O Allah ki Rab olarak sizleri doğru yola sevk eder. Sizlerin iyi bir insan olmanız için bilgiler, hükümler, yasalar gönderir. Aranızdaki suçluları cezalandırmak için ceza yasaları belirler. Dünya hayatında sevgiye, saygıya, barışa, esenliğe, paylaşıma dayalı hayat kurmanızı ister.

Açıklamalı meal

9Fakat, ayetlerimizden yüz çeviren gafil müşrikler, “bizi de kâinatı da yaratan Allah’tır” demelerine rağmen: Yalnızca Allah’ı rab ve ilah edinmek hususunda şüphe içinde bocalayıp duruyorlar. Kur’an’ı terk ederek her gün yeni bir ideolojinin peşine takılıyor, fakat hiçbirinde gerçek huzuru ve mutluluğu bulamıyorlar. Ve ahireti umursamadan şüphe içinde eğlenip duruyorlar.

Açıklamalı meal

10Müşrikler gerçeği kabullenmek ve davet edildikleri doğruya iman etmek için, Son Saat’in gelip de gökyüzünün dumanla kaplanacağı günü mü bekliyorlar? Ey Müslüman: Artık Kur’an’ı hayatın dışına iten toplumlar için, göğün açık bir duman getireceği günü yani yeryüzüne peş peşe belâların yağacağı zamanı bekle. Adı “Duhân” olan bu “duman”, imtihan dünyasında başa gelen musibetlerin sembolüdür. Görevi en büyük musibet olan cehennem azabından önce gelmek ve oraya doğru giden insanlara “en büyük azabın” küçük örneklerini tattırmaktır.

Açıklamalı meal

11O duman geldiğinde, sadece zalimleri değil, zulme seyirci kalan bütün insanları kuşatacaktır. İşte bu duman, kâfirler için acıklı bir azaptır.

Açıklamalı meal

12Ve o gün akılları başlarına gelen müşrikler: “Ey Rabbimiz! Ne olur üzerimizden bu acıklı azabı kaldır. Çünkü artık biz de senin ayetlerine yürekten iman ediyoruz” diyerek yalvaracaklar. Fakat çok geç kalmış olacaklar.

Açıklamalı meal

13Bunca musibetten sonra nerede onlarda öğüt almak? Felâketlerle yüz yüze gelince Allah’ı hatırlayan, fakat rahata kavuşunca yeniden inkâra dönen bu insanların, yaşadıkları acı tecrübelerden ibret alarak, gerçekten tövbe etmiş olmaları hiç mümkün mü? Oysa kendilerine musibetler üzerinden verilen mesajları apaçık tebliğ eden bir peygamber gelmişti. Fakat onun hak Peygamber olduğunu gayet iyi bildikleri hâlde, sırf kibir ve inatlarından dolayı inkâr etmişlerdi.

Açıklamalı meal

14Vaktiyle kendilerine ilahi mesajları anlatan elçiye iman etmemiş, onu cinlerden ilham aldığını iddia eden şairlerle bir tutmuş, tebliğ ettiği vahyi bu tür şairlerin şiirlerine benzetmişlerdi. Sonra Peygamber ve Kitabın uyarısına inanmayıp: "O başkalarının kendine öğrettiklerini bize tekrarlayan delinin biridir diyerek onun getirdiği mesajdan yüz çevirmişlerdi.

Ayet 15–16

2 ayet

Duhân 15

Duhân 16

اِنَّا كَاشِفُوا الْعَذَابِ قَل۪يلًا اِنَّكُمْ عَٓائِدُونَۢ ۝١٥ يَوْمَ نَبْطِشُ الْبَطْشَةَ الْكُبْرٰىۚ اِنَّا مُنْتَقِمُونَ ۝١٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

15İnnâ kâşifü-lʿaẕâbi ḳalîlen inneküm ʿâidûn.

Okunuş

16Yevme nebṭişü-lbaṭşete-lkübrâ. innâ münteḳimûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

15Şimdi biz kısa süreliğine bu azabı kaldırsak siz hemen eski halinize geri döneceksiniz.

Türkçe Meal

16İyi bilesin ki biz o büyük darbeyi vurduğumuz gün onları hak ettikleri şekilde cezalandıracağız.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

15Ey müşrikler! Biz bahaneniz kalmasın diye bir müddet azabı üzerinizden kaldıracağız. Ama siz içtenlikle tövbe etmediğiniz için, çok geçmeden verdiğiniz sözleri unutacak ve şirk saplantılarınıza yine geri döneceksiniz.

Açıklamalı meal

16Bilsinler ki biz onları korkunç bir şiddetle bir yakaladığımız gün, elbette hak ettikleri şekilde cezalandıracağız. Allah böylece müşriklerden intikamını alacaktır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

16Zümer 53Zümer 60Kaf 20

Ayet 17–21

5 ayet

Duhân 17

Duhân 18

Duhân 19

Duhân 20

Duhân 21

وَلَقَدْ فَتَنَّا قَبْلَهُمْ قَوْمَ فِرْعَوْنَ وَجَٓاءَهُمْ رَسُولٌ كَر۪يمٌۙ ۝١٧ اَنْ اَدُّٓوا اِلَيَّ عِبَادَ اللّٰهِۜ اِنّ۪ي لَكُمْ رَسُولٌ اَم۪ينٌۙ ۝١٨ وَاَنْ لَا تَعْلُوا عَلَى اللّٰهِۚ اِنّ۪ٓي اٰت۪يكُمْ بِسُلْطَانٍ مُب۪ينٍۚ ۝١٩ وَاِنّ۪ي عُذْتُ بِرَبّ۪ي وَرَبِّكُمْ اَنْ تَرْجُمُونِۘ ۝٢٠ وَاِنْ لَمْ تُؤْمِنُوا ل۪ي فَاعْتَزِلُونِ ۝٢١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

17Veleḳad fetennâ ḳablehüm ḳavme firʿavne vecâehüm rasûlün kerîm.

Okunuş

18En eddû ileyye ʿibâde-llâh. innî leküm rasûlün emîn.

Okunuş

19Veel lâ taʿlû ʿale-llâh. innî âtîküm bisülṭânim mübîn.

Okunuş

20Veinnî ʿuẕtü birabbî verabbiküm en tercümûn.

Okunuş

21Veil lem tüʾminû lî faʿtezilûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

17Nitekim biz onlardan daha önce de Firavun halkını sınamıştık. Onlara da saygın bir elçi gelmiş ve şöyle demişti.

Türkçe Meal

18Bana gelin ey Allah’ın kulları! Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.

Türkçe Meal

19– Ve Allah’a karşı büyüklenmeyin. Zira ben size apaçık bir delil ile geldim.

Türkçe Meal

20– Beni taşlayarak öldürmenizden sizin de Rabbiniz benim de Rabbim olan Allah’a sığındım.

Türkçe Meal

21Eğer bana inanmıyorsanız bari yolumdan çekilin.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

17Bizim nasıl acı yaşattığımızı merak edenler, şu kıssaya kulak versinler. Andolsun, bu müşriklerden önce de Firavun ve kavmini de benzer bir şekilde imtihan etmiştik. Nitekim onlara da bizim ve insanların nezdinde çok değerli bir peygamber olan Mûsâ gelmiş ve şöyle demişti:

Açıklamalı meal

18" Ey Firavun ve onun ileri gelen yöneticileri! Sizler de İsrailoğlulları gibi Allah’ın kullarısınız! Allah adına yaptığım davete uymak için bana tabi olun ve beni izleyin. İsrail Oğullarını anayurtlarına götürmem için, köleleştirdiğiniz Allah’ın bu kullarını bana teslim edin ve onların benimle birlikte Mısır’dan ayrılmasına izin verin. Şüphesiz ben size öğüt vermek için Allah tarafından gönderilmiş sözüne güvenilir ve örnek alınması gereken bir elçiyim.

Açıklamalı meal

19Davetinden yüz çevirip Allah’a karşı kibirlenerek büyüklük taslamayın ve hürriyetleri kısıtlamayın. Şüphesiz ben size Peygamber olduğumu gösteren birçok delil ve ilâhî bir hükümranlık yetkisi ile geldim.

Açıklamalı meal

20Fakat beni yalancılık ve sihirbazlıkla suçlayıp öldürmekle tehdit ettiniz. Şüphesiz ben sizin beni taşlayıp öldürmenize ve sizden gelebilecek her türlü tehdit ve tehlikelere, karşı benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığınıyorum.

Açıklamalı meal

21O halde benim peygamberliğimi kabul edin. Eğer bana inanmıyorsanız, bari yolumdan çekilip bana inananları rahat bırakın. Benden uzak durun ve İsrail oğullarının benimle gelmesine engel olmayın demişti. Çekilmediler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

18Enbiyâ 25Şûrâ 13

İlgili ayetler

19A’raf 104A’raf 110

İlgili ayetler

20Mü’min 26

İlgili ayetler

21Mü’min 23Mü’min 50

Ayet 22–24

3 ayet

Duhân 22

Duhân 23

Duhân 24

فَدَعَا رَبَّهُٓ اَنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ قَوْمٌ مُجْرِمُونَ ۝٢٢ فَاَسْرِ بِعِبَاد۪ي لَيْلًا اِنَّكُمْ مُتَّبَعُونَۙ ۝٢٣ وَاتْرُكِ الْبَحْرَ رَهْوًاۜ اِنَّهُمْ جُنْدٌ مُغْرَقُونَ ۝٢٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

22Fedeʿâ rabbehû enne hâülâi ḳavmüm mücrimûn.

Okunuş

23Feesri biʿibâdî leylen inneküm müttebeʿûn.

Okunuş

24Vetruki-lbaḥra rahvâ. innehüm cündüm mugraḳûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

22Musa: "İşte bunlar, günaha batmış bir topluluk” diyerek Rabbine yalvarmıştı.

Türkçe Meal

23Allah da buyurdu ki: - Kullarımı geceleyin alıp yola çık unutmayın mutlaka takip edileceksiniz!

Türkçe Meal

24Sen denizi rahat bir şekilde geç ve yolu öylece bırak. Şu kesin ki o ordu mutlaka boğulacak.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

22Firavun ve kavmi gördüğü bütün mucizelere rağmen zulmünden vazgeçmedi. Onlar Musa’nın öğüt ve uyarılarını kabul etmeyip inatla reddetmeye ve zorbalığa devam edince, Musa’da Rabbine şöyle dua etti: Rabbim bunlar gerçeği inkâra şartlanmış günahkâr ve suçlu bir topluluktur. Onları sana havale ediyorum! Ne olur bizlere yardım et. Beni ve kavmimi bu zalim kavmin elinden kurtar.

Açıklamalı meal

23Rabbi de Musa’ya şöyle buyurdu: “Ey Musa! O halde sana iman edip seninle birlikte gelmek isteyen kullarımı geceleyin alıp gizlice yola çık. Ama bilesiniz ki bir şekilde yokluğunuz fark edilecek ve Firavun ordusu tarafından takip edileceksiniz.

Açıklamalı meal

24Kıyıya vardıklarında biz onlara rahatça geçmeleri için denizi ikiye yarılmış olarak açtık ve karşıya geçtiler. Mucize olarak asanla vurunca yarılan deniz yolunu açık bıraktık ki onlar sulara gömülüp belalarını bulsunlar. Şüphesiz deniz yarılıp da siz karşıya geçtiğinizde, arkanızdan gelip yetişmek isteyen Firavun ve ordusu da suya gark olup boğulup gittiler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

22Yunus 88

İlgili ayetler

23Yunus 89Yunus 92

İlgili ayetler

24Yunus 88Yunus 92

Ayet 25–29

5 ayet

Duhân 25

Duhân 26

Duhân 27

Duhân 28

Duhân 29

كَمْ تَرَكُوا مِنْ جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۙ ۝٢٥ وَزُرُوعٍ وَمَقَامٍ كَر۪يمٍۙ ۝٢٦ وَنَعْمَةٍ كَانُوا ف۪يهَا فَاكِه۪ينَۙ ۝٢٧ كَذٰلِكَ۠ وَاَوْرَثْنَاهَا قَوْمًا اٰخَر۪ينَ ۝٢٨ فَمَا بَكَتْ عَلَيْهِمُ السَّمَٓاءُ وَالْاَرْضُ وَمَا كَانُوا مُنْظَر۪ينَ۟ ۝٢٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

25Kem terakû min cennâtiv veʿuyûn.

Okunuş

26Vezürûʿiv vemeḳâmin kerîm.

Okunuş

27Venaʿmetin kânû fîhâ fâkihîn.

Okunuş

28Keẕâlik. veevraŝnâhâ ḳavmen âḫarîn.

Okunuş

29Femâ beket ʿaleyhimü-ssemâü velʾarḍu vemâ kânû münżarîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

25Onlar arkada neler bıraktılar neler! Nice bağlar bahçeler ve nice pınarlar.

Türkçe Meal

26Nice ekili bahçeler ve nice güzel konaklar.

Türkçe Meal

27Zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler!

Türkçe Meal

28Evet onlar işte böyle yok olup gittiler. Biz bunların hepsini başka topluma bıraktık.

Türkçe Meal

29Onların ardından ne gök ağladı, ne de yer! Ne de cezaları ertelendi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

25Nihayet onlar Kızıldeniz’de boğuldular. Dünyalıklarından acı bir şekilde ayrılarak geride nice bahçeler ve sularını içtikleri pınarlar bıraktılar ve yok olup gittiler.

Açıklamalı meal

26Nice hasat ettikleri ekin tarlaları ve görkemli konaklar olduğu gibi bırakıvermişlerdi.

Açıklamalı meal

27Ve içinde zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetlerin hepsini arkalarında bırakarak yok olup gittiler.

Açıklamalı meal

28İşte böyledir zâlimlerin akıbeti. Biz de onların ardından gelen başka bir toplumu bu nimetlere mirasçı kıldık.

Açıklamalı meal

29Firavun ve ordusu öyle büyük bir lanete uğramıştı ki: Üstelik halkına kendini ilah gibi gösteren Firavun ve adamlarının ölümüne ne gök ehlinden, ne de yeryüzü sakinlerinden ağlayan olmadı. Helak vakti geldiği zaman kendilerine o güne kadar tanınmış olan süreden başka tövbe edebilmeleri için fırsat da verilmedi. Çünkü bu cezayı çoktan hak etmişlerdi. Ve onlar kendi inat ve ihtiraslarıyla beraber boğulup gittiler.

Ayet 30–31

2 ayet

Duhân 30

Duhân 31

وَلَقَدْ نَجَّيْنَا بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ مِنَ الْعَذَابِ الْمُه۪ينِۙ ۝٣٠ مِنْ فِرْعَوْنَۜ اِنَّهُ كَانَ عَالِيًا مِنَ الْمُسْرِف۪ينَ ۝٣١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

30Veleḳad necceynâ benî isrâîle mine-lʿaẕâbi-lmühîn.

Okunuş

31Min firʿavn. innehû kâne ʿâliyem mine-lmüsrifîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

30And olsun ki biz İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan kurtarmıştık.

Türkçe Meal

31Yani Firavun’dan. Çünkü O hak hukuk tanımayan bir zorbaydı.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

30Andolsun ki biz köleleştirilmiş İsrailoğullarını küfrün ve zulmün sembolü olan Firavun’un o aşağılayıcı zulmünden kurtardık.

Açıklamalı meal

31Yani kendini halkın tepesinde ilah gibi görmeye başlayan Firavun ve adamlarının azabından kurtardık. Çünkü o, haddi aşan ve büyüklük taslayan diktatör bir zorba idi.

Ayet 32–33

2 ayet

Duhân 32

Duhân 33

وَلَقَدِ اخْتَرْنَاهُمْ عَلٰى عِلْمٍ عَلَى الْعَالَم۪ينَۚ ۝٣٢ وَاٰتَيْنَاهُمْ مِنَ الْاٰيَاتِ مَا ف۪يهِ بَلٰٓؤٌا مُب۪ينٌ ۝٣٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

32Veleḳadi-ḫternâhüm ʿalâ ʿilmin ʿale-lʿâlemîn.

Okunuş

33Veâteynâhüm mine-lʾâyâti mâ fîhi belâüm mübîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

32And olsun ki biz onları ilahi bir bilgiyle/vahiyle diğer milletlerin içerisinden seçmiştik.

Türkçe Meal

33Yine biz onlara, her biri aşikâr bir imtihan vesilesi olan nice ayetler vermiştik.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

32Andolsun ki biz İsrailoğullarını kurtarmakla kalmadık. Tevhid davasını omuzlayıp insanlığa yol göstermeleri için onların durumunu bilerek seçtik. Ve ileride doğru yoldan sapacaklarını bilmemize rağmen, geçmişte art arda peygamberler gönderip kendi zamanlarındaki diğer milletlerden üstün kıldık. Onlar o devrin lider toplumu idiler. Öbür insanlar karanlıklar içerisindeyken bunlar vahiy nurundan faydalanıyorlardı. Yoksa şu ya da bu soydan olmalarının bir önemi yoktu.

Açıklamalı meal

33Onlara, her biri apaçık bir imtihan vesilesi olan nice ayetler, nice nimetler, kudret helvası ve bıldırcın eti gibi apaçık mucizeler verdik. Gönderdiğimiz hükümlerle onları çok değişik konularla sınadık. İşte bu şekilde elçimiz Muhammed’i ve ona iman edenleri de Mekke müşriklerinin baskısından kurtarıp muzaffer kılacağız.

Ayet 34–37

4 ayet

Duhân 34

Duhân 35

Duhân 36

Duhân 37

اِنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ لَيَقُولُونَۙ ۝٣٤ اِنْ هِيَ اِلَّا مَوْتَتُنَا الْاُو۫لٰى وَمَا نَحْنُ بِمُنْشَر۪ينَ ۝٣٥ فَاْتُوا بِاٰبَٓائِنَٓا اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ ۝٣٦ اَهُمْ خَيْرٌ اَمْ قَوْمُ تُبَّعٍۙ وَالَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ اَهْلَكْنَاهُمْۘ اِنَّهُمْ كَانُوا مُجْرِم۪ينَ ۝٣٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

34İnne hâülâi leyeḳûlûn.

Okunuş

35İn hiye illâ mevtetüne-lʾûlâ vemâ naḥnü bimünşerîn.

Okunuş

36Feʾtû biâbâinâ in küntüm ṣâdiḳîn.

Okunuş

37Ehüm ḫayrun em ḳavmü tübbeʿiv velleẕîne min ḳablihim. ehleknâhüm. innehüm kânû mücrimîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

34Bunlar ise tutmuşlar şöyle diyorlar:

Türkçe Meal

35– Biz bir kere öldük mü iş biter. Öyle tekrar diriltilecek değiliz.

Türkçe Meal

36Eğer doğru söylüyorsanız haydi ölmüş gitmiş atalarımızı geri getirin.

Türkçe Meal

37Onlar mı daha güçlü, yoksa günaha gömülüp gittiği için hepsini helak ettiğimiz Tubba kavmi ve ondan önceki toplumlar mı?

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

34Şüphesiz geçmişte olduğu gibi bu kıssaları duyan bugünün çağdaş müşrikleri de diyorlar ki:

Açıklamalı meal

35" Biz öldükten sonra tekrar diriltileceğimize ve hesaba çekileceğimize inanmıyoruz. Biz bir ölüm biliriz, başkasını bilmeyiz.

Açıklamalı meal

36Eğer doğru söylüyorsanız atalarımızı yeniden hayata döndürüp getirin."

Açıklamalı meal

37Bunlara ne oluyor böyle! Nasıl bu kadar kendilerine güvenebiliyorlar! Yoksa bu müşrikler yeniden diriltilip de hesaba çekilmeyi kabul etmeyip benzer bir günah işledikleri için helâk ettiğimiz Tubba kavminden ve onlardan önce yaşamış olan Âd ve Semûd gibi nice güçlü kavimlerden daha mı kuvvetçe üstün ve değerliler? Şimdi bu müşrikler de onlar gibi kibirlenerek Allah’ın sözünü yerine getirmeyeceğini mi sanıyorlar? Hayır! Onlar nasıl cezalarını çektilerse, günümüz inkârcıları da yaptıklarının hesabını verecekler! Halbuki benzer şeyleri yapan daha önceki toplumlardan ders almaları gerekmektedir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

37Yunus 13Hac 45

Ayet 38–42

5 ayet

Duhân 38

Duhân 39

Duhân 40

Duhân 41

Duhân 42

وَمَا خَلَقْنَا السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَاعِب۪ينَ ۝٣٨ مَا خَلَقْنَاهُمَٓا اِلَّا بِالْحَقِّ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ۝٣٩ اِنَّ يَوْمَ الْفَصْلِ م۪يقَاتُهُمْ اَجْمَع۪ينَۙ ۝٤٠ يَوْمَ لَا يُغْن۪ي مَوْلًى عَنْ مَوْلًى شَيْـًٔا وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَۙ ۝٤١ اِلَّا مَنْ رَحِمَ اللّٰهُۜ اِنَّهُ هُوَ الْعَز۪يزُ الرَّح۪يمُ۟ ۝٤٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

38Vemâ ḫalaḳne-ssemâvâti velʾarḍa vemâ beynehümâ lâʿibîn.

Okunuş

39Mâ ḫalaḳnâhümâ illâ bilḥaḳḳi velâkinne ekŝerahüm lâ yaʿlemûn.

Okunuş

40İnne yevme-lfaṣli mîḳâtühüm ecmeʿîn.

Okunuş

41Yevme lâ yugnî mevlen ʿam mevlen şeyʾev velâ hüm yünṣarûn.

Okunuş

42İllâ mer raḥime-llâh. innehû hüve-lʿazîzü-rraḥîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

38Biz gökleri, yeri ve bu ikisi arasında bulunanları oyun ve eğlence olsun diye boşu boşuna yaratmadık.

Türkçe Meal

39Biz onları sadece yüce bir amacı gerçekleştirmek için yarattık ancak insanların çoğu bunu bilmez.

Türkçe Meal

40Hiç şüphe yok ki iyi ile kötünün ayrılacağı gün tüm insanların toplanacağı gündür.

Türkçe Meal

41O gün, ne bir dostun dostuna faydası dokunacak ne de herhangi bir yerden kendilerine yardım ulaşacak.

Türkçe Meal

42Allah’ın rahmet ettikleri müstesna. Şüphesiz O’dur gücü sonsuz olan ve rahmetine sınır olmayan.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

38Ey insanlar bilin ki: Biz gökleri yeri ve bu ikisinin arasındakileri boş yere oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık.

Açıklamalı meal

39Biz onları değişmez bir gerçek ve şaşmaz bir düzen içinde bir amaç için yarattık. Onları gerçeği göstermek ve içtenlikle iman edip etmeyeni ve hak edip etmeyeni ortaya çıkarmak için yarattık. Ne var ki, insanların çoğu bu amaçtan gafil yaşadıkları için, niçin yaratılmış olduğu gerçeğini bilmiyor ve anlamak istemiyorlar.

Açıklamalı meal

40Gerçek şu ki, o büyük mahkemenin kurulacağı ve haklının haksızdan ayrılacağı hüküm günü, onların hepsinin Allah’ın huzurunda bir araya toplanacağı buluşma zamanı olacaktır. Gerçekleri ret eden ve şirk koşanların hepsi, hesap günü topluca Allah’ın huzurunda toplanmak üzere diriltileceklerdir. Hesap Günü yaratılış sebebi olan hayat nizamını yaşamak uğrunda neler yaptığından hesaba çekilecek ve iman edenlerle, müşrikler birbirlerinden ayırt edilecektir.

Açıklamalı meal

41O gün hiç kimsenin ne dostuna ne de bir yakınına hiçbir faydası olmaz. Ve onlara hiçbir şekilde hak etmediği yardım da edilmez. Dünyada kendilerinden şefaat umdukları varlıkların yardımını da göremeyeceklerdir.

Açıklamalı meal

42Ancak Allah’ın sevgisine lâyık olup merhamet ettiği kimseler müstesnadır. Onlar elbette ilahî yardıma mazhar olacaklardır. Allah’a gönülden iman edip imanlarının gerektirdiği şekilde yaşamış olanlar, Allah’ın şefkat ve merhametine nail olup ödüllendirilecekler. Şüphesiz ki Allah, her işinde mutlak galip ve güçlüdür. Mü’minlere karşı da çok bağışlayıcı ve merhametlidir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

38Enbiyâ 16Enbiyâ 17

İlgili ayetler

39Hûd 7Mülk 2

İlgili ayetler

40Yâsîn 52Yâsîn 66

İlgili ayetler

41En’am 94Lokman 33

Ayet 43–50

8 ayet

Duhân 43

Duhân 44

Duhân 45

Duhân 46

Duhân 47

Duhân 48

Duhân 49

Duhân 50

اِنَّ شَجَرَةَ الزَّقُّومِۙ ۝٤٣ طَعَامُ الْاَث۪يمِۚۛ ۝٤٤ كَالْمُهْلِۚۛ يَغْل۪ي فِي الْبُطُونِۙ ۝٤٥ كَغَلْيِ الْحَم۪يمِ ۝٤٦ خُذُوهُ فَاعْتِلُوهُ اِلٰى سَوَٓاءِ الْجَح۪يمِۚ ۝٤٧ ثُمَّ صُبُّوا فَوْقَ رَاْسِه۪ مِنْ عَذَابِ الْحَم۪يمِۜ ۝٤٨ ذُقْۚۙ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَز۪يزُ الْكَر۪يمُ ۝٤٩ اِنَّ هٰذَا مَا كُنْتُمْ بِه۪ تَمْتَرُونَ ۝٥٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

43İnne şecerate-zzeḳḳûm.

Okunuş

44Ṭaʿâmü-lʾeŝîm.

Okunuş

45Kelmühl. yaglî fi-lbüṭûn.

Okunuş

46Kegalyi-lḥamîm.

Okunuş

47Ḫuẕûhü faʿtilûhü ilâ sevâi-lceḥîm.

Okunuş

48Ŝümme ṣubbû fevḳa raʾsihî min ʿaẕâbi-lḥamîm.

Okunuş

49Ẕuḳ. inneke ente-lʿazîzü-lkerîm.

Okunuş

50İnne hâẕâ mâ küntüm bihî temterûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

43Şu bir gerçektir ki zakkum ağacı.

Türkçe Meal

44Günahkârın yemeğidir.

Türkçe Meal

45Erimiş maden misali karınlarda kaynar.

Türkçe Meal

46Kaynar suyun kaynadığı gibi.

Türkçe Meal

47Ve bir ses:
– Tutun onu, alevlerin tam ortasına atın.

Türkçe Meal

48Sonra da azap olarak başından aşağı kaynar suyu dökün.

Türkçe Meal

49– Şimdi tat bakalım bu azabı! Hani sen hatırlı saygın biri idin!

Türkçe Meal

50İşte bu, sizin ta baştan beri bir türlü inanmadığınız azabın ta kendisi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

43Allah’ın davetinden yüz çevirip Hesap Günü’ne de inanmayan ve cehennemi hak edenlere gelince: Muhakkak ki günaha batmış olan müşrik ve kâfirlerin yiyecekleri, cehennemin ortasından çıkan o zehirli zakkum ağacının meyveleri olacak.

Açıklamalı meal

44O günahkarın yiyeceğidir.

Açıklamalı meal

45O ağacın posası, erimiş maden misali midelerinde fokur fokur kaynar ve iç organları paramparça eder.

Açıklamalı meal

46Tıpkı başlarından aşağı dökülen kaynayan suyun fokurdaması gibi.

Açıklamalı meal

47Bu karşılamadan sonra, Allah cehennem melekleri olan zebanilere emreder: " Dünyada kendini beğenip de elçimizden yüz çeviren suçluyu tutup yakalayın. Ve onu cehennem ateşinin ortasına kadar yaka paça sürükleyin.

Açıklamalı meal

48Sonra da başının üstüne azap olarak kaynar su dökün."

Açıklamalı meal

49Ve onlara şöyle seslenilecek " Ey zâlim. Geçmişte yaptıklarının acı meyvesi olan azabı, şimdi tat bakalım. Hani sen kendince üstün itibarlı ve şerefliydin. Servetiniz, adamlarınız, ordularınız, saraylarınız, makamlarınız, mevkileriniz vardı"

Açıklamalı meal

50Sendin elçimize karşı asalet ve şeref taslayan, gücüne ve kudretine güvenen. Kendini çok güçlü ve değerli zannedip kibirlenerek, diriltilip hesap vermeyi inkâr ediyordun ya? "İşte Ahiret hatırlatıldığında hep umursamazlık yaptığınız cehennem. Hakkında şüphe duyduğunuz ve inkâr edip bir türlü inanmadığınız azap gerçeği işte budur.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

43Sâffât 62Sâffât 68

İlgili ayetler

45Kehf 29

İlgili ayetler

49A’raf 35A’raf 40

İlgili ayetler

50Hac 5Hac 55

Ayet 51–57

7 ayet

Duhân 51

Duhân 52

Duhân 53

Duhân 54

Duhân 55

Duhân 56

Duhân 57

اِنَّ الْمُتَّق۪ينَ ف۪ي مَقَامٍ اَم۪ينٍۙ ۝٥١ ف۪ي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۚ ۝٥٢ يَلْبَسُونَ مِنْ سُنْدُسٍ وَاِسْتَبْرَقٍ مُتَقَابِل۪ينَۚ ۝٥٣ كَذٰلِكَ۠ وَزَوَّجْنَاهُمْ بِحُورٍ ع۪ينٍۜ ۝٥٤ يَدْعُونَ ف۪يهَا بِكُلِّ فَاكِهَةٍ اٰمِن۪ينَۙ ۝٥٥ لَا يَذُوقُونَ ف۪يهَا الْمَوْتَ اِلَّا الْمَوْتَةَ الْاُو۫لٰىۚ وَوَقٰيهُمْ عَذَابَ الْجَح۪يمِۙ ۝٥٦ فَضْلًا مِنْ رَبِّكَۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ ۝٥٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

51İnne-lmütteḳîne fî meḳâmin emîn.

Okunuş

52Fî cennâtiv veʿuyûn.

Okunuş

53Yelbesûne min sündüsiv veistebraḳim müteḳâbilîn.

Okunuş

54Keẕâlik. vezevvecnâhüm biḥûrin ʿîn.

Okunuş

55Yedʿûne fîhâ bikülli fâkihetin âminîn.

Okunuş

56Lâ yeẕûḳûne fîhe-lmevte ille-lmevtete-lʾûlâ. veveḳâhüm ʿaẕâbe-lceḥîm.

Okunuş

57Faḍlem mir rabbik. ẕâlike hüve-lfevzü-lʿażîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

51Öte yandan kendilerini günahlardan koruyanlar ise, onlar güvenli bir konumda bulunacaklar.

Türkçe Meal

52Cennetteki bahçelerde ve pınar başlarında.

Türkçe Meal

53İnce atlaslardan ipekli sırmalı kumaşlardan elbiseler giyecek ve karşılıklı oturup sohbet edecekler.

Türkçe Meal

54İşte böyle, biz onları değerli olanlarla eşleştireceğiz.

Türkçe Meal

55Orada güven içinde istedikleri her meyveyi bulacaklar.

Türkçe Meal

56Onlar orada önceki ölümden başka bir ölüm tatmayacaklar. Ve Allah onları alevlerin azabından korumuştur.

Türkçe Meal

57Rabbinden bir lütuf/ikram olarak. İşte en büyük kurtuluş da budur.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

51Diğer taraftan şirk ve küfürden uzak durarak Allah’a karşı sorumluluklarını bilinçle yerine getirip kötülüklerden sakınan takva sahiplerine gelince. Hiç şüphesiz Allah’ın kitabıyla yollarını bulanlar, huzur ve mutluluk veren Cennet gibi güvenli bir makamdadırlar.

Açıklamalı meal

52Dahası, onlar cennetteki bahçelerde ve pınar başlarında oturacaklar.

Açıklamalı meal

53İnce ipekten ve parlak atlastan altın sırmalı elbiseler giyerek karşılıklı sohbet edecekler.

Açıklamalı meal

54İşte cennettekiler de böyle durumda olacaklar. Ayrıca onların yanlarına hizmetçi olarak iri ve güzel gözlü eşler ihsan edeceğiz.

Açıklamalı meal

55Onlar orada huzur ve güven içinde canlarının istediği her tür meyve ve yiyeceği de hiçbir sıkıntı çekmeden bulacaklar.

Açıklamalı meal

56Dünyada iken tattıkları ilk ölümlerinden sonra orada bir daha asla başka ölüm tatmayacaklar. Böylece Allah onları ödüllendirip cehennem azabından da ebediyen koruyacaktır. Artık onlar için cennette, bitip tükenmez nimetler içerisinde yaşayacakları, ebedî bir hayat vardır.

Açıklamalı meal

57İşte bütün bunlar dünyada Allah’a inanıp, yasalarına uyarak yaşayanlara, Rabbinden bir lütuf olarak verilmiştir. Sonsuza kadar bu lütfa ermek en büyük mutluluk ve kurtuluştur.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

51Enbiyâ 101Enbiyâ 103

İlgili ayetler

52Zâriyât 15Zâriyât 23

İlgili ayetler

53Kehf 30

İlgili ayetler

54Bakara 25Tûr 20

İlgili ayetler

55Zuhruf 68Zuhruf 73

İlgili ayetler

56Sâffât 40Sâffât 61

İlgili ayetler

57Fussilet 30Fussilet 36

Ayet 58–59

2 ayet

Duhân 58

Duhân 59

فَاِنَّمَا يَسَّرْنَاهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ ۝٥٨ فَارْتَقِبْ اِنَّهُمْ مُرْتَقِبُونَ ۝٥٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

58Feinnemâ yessernâhü bilisânike leʿallehüm yeteẕekkerûn.

Okunuş

59Ferteḳib innehüm mürteḳibûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

58Düşünüp ibret alsınlar diye bu Kuran’ı senin dilin ile kolaylaştırdık.

Türkçe Meal

59Şimdi bekle gör onların başına neler geleceğini zaten onlar da senin başına gelecekleri bekliyorlar.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

58Ey Peygamber! Müşrikler her ne kadar senin beşer olmanı yadırgamakta ve peygamber olarak bir melek gönderilmesi gerektiğini bahane ederek sana inanmayı reddetmiş olsa da. Biz o Kur’an’ı senin konuşup anlaştığın dilinde indirerek kolaylaştırdık. Ki insanlara anlatasın, onlar da anlasın ve üzerinde düşünüp öğüt alsınlar diye kendi dilleri ile gönderiyoruz.

Açıklamalı meal

59Öğüt almayanlara gelince. Artık sen Kur’an ile davetine devam et. Ve hala akıllarını kullanmazlarsa onların başlarına gelecekleri işin sonunu sabırla bekle. Zaten onlar da başlarına gelecek azabı bekliyorlar. Pek yakında başlarına gelecek “DUHÂN”ı görecekler ve herkes sonunda hak ettiği ile karşılaşacak. Senin peygamberliğine iman etmeme konusunda ısrar eden müşriklerin yaptıkları baskılar karşısında yılgınlık gösterme! Sabret, rabbinin yardımıyla zafer yakındır!

İlgili ayetler

İlgili ayetler

58Meryem 97Fussilet 44

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Zuhruf, sonra Câsiye indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla