Sûre hakkındaAdı · Nüzul Zamanı · Konu
Adı: Birinci ayette geçen “Yasin” kelimesi surenin adı olmuştur.
Nüzul Zamanı: Bu surenin muhtevasından, Mekke döneminin ortalarında veya sonlarına doğru nazil olduğu anlaşılmaktadır.
Konu: Kısaca bu surede, Hz. Muhammed’in (s.a) peygamberliğini inkar etmenin, alay ve zulüm ile karşı koymanın korkunç sonuçlarıyla Kureyşli müşrikler korkutulmaktadır. Her ne kadar deliller öne sürülerek açıklamalar yapılıyorsa da bu surede “İnzar” esastır ve ağır basmaktadır.
Üç hususta deliller öne sürülmüştür.
1) Tevhid hakkında delil olarak, kâinatta cerayan eden hadiselere işaret edilerek, insanın aklına hitab edilmiştir.
2) Ahiret hakkında ise, kâinat, insan yapısı ve her akıl sahibinin düşünebileceği hususlar delil olarak ileri sürülmüştür.
3) Risalet hakkında şunlar delil olarak verilmiştir: Hz. Peygamber (s.a) İslam’ın tebliği dolayısıyla çektiği meşakkatlerden ötürü, sizlerden hiçbir surette ücret istemez. Çünkü, o bunları karşılıksız yapmaktadır. Ayrıca Rasûlullah’ın (s.a) tebliğ ettiği mesaj akla uygundur ve bu mesajı kabul etmek sizlerin yararınadır.
Burada, kalplerdeki kilitlerin kırılması ve kalbinde az çok duygu bulunan hiçbir kimsenin etkilenmekten hali kalmaması için, kuvvetli bir üslûbla tehdit ve tenbih gayet şiddetli bir şekilde tekrarlanmıştır.
İmam Ahmed, Ebu Davud, Nesaî, İbn Mace ve Taberani, Hz. Muakkıl b. Yesar’dan, Rasûlullah’ın (s.a) şöyle bir hadisini rivayet etmişlerdir: “Yasin Suresi Kur’an’ın kalbidiir.” Fatiha Suresi hakkında, adeta Kur’an’ın bir özeti olduğundan nasıl “Kitab’ın anası” denmişse, Yasin suresi için de “Kur’an’ın çarpan kalbi” denmiştir. Sureye böyle denilmesinin nedeni, onun etkileyici bir üslûbta ruhları harekete geçirmesi ve onları durgunluktan kurtarmasıdır.
Yine Hz. Muakkıl b. Yesar’dan İmam Ahmed, Ebu Davut ve İbn Mace, Rasûlullah’dan şöyle bir hadis rivayet ederler: “Ölmekte olanlara Yasin Suresi’ni okuyun.” Hadisin maksadı, ölüm yaklaştığında, İslam’ı toplu bir şekilde hatırlatmak ve İslam akidesinin zihinlerde tazelenmesini sağlamaktır. Böylece sözkonusu kişinin gözü önünde ahiret manzarası canlanacağı için, öbür dünyada ne gibi sahnelerle karşılaşacağını bilir ve kendisini buna hazırlar. Bunun bir faydası olabilmesi için kişi Arapçayı bilmiyorsa da, zikrin amacına ulaşabilmesi bakımından mealini okuması gerekir.
Birlikte anlatılan ayetler gruplar hâlinde: her grubun Arapçası, okunuşu ve meali bir arada. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıylaYâsîn 1–4
4 ayetيٰسٓۜ ١ وَالْقُرْاٰنِ الْحَك۪يمِۙ ٢ اِنَّكَ لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَۙ ٣ عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍۜ ٤
Mushaf
Okunuş
1Yâ-sîn.
2Velḳurʾâni-lḥakîm.
3İnneke lemine-lmürselîn.
4Alâ ṣirâṭim müsteḳîm.
Ayet 1–4
Ey insanoğlu! Yaratılışının sebebini apaçık bildirmekte olan hikmetli Kur’an’a andolsun ki, Muhammed insanları dosdoğru yola davet eden bir peygamberdir.
Yâsîn 5–6
2 ayetتَنْز۪يلَ الْعَز۪يزِ الرَّح۪يمِۙ ٥ لِتُنْذِرَ قَوْمًا مَٓا اُنْذِرَ اٰبَٓاؤُ۬هُمْ فَهُمْ غَافِلُونَ ٦
Mushaf
Okunuş
5Tenzîle-lʿazîzi-rraḥîm.
6Litünẕira ḳavmem mâ ünẕira âbâühüm fehüm gâfilûn.
Ayet 5–6
Bu Kur’an; kâinatın yaratıcısı Azîz, Rahmân ve Rahîm olan Allah tarafından, bir süredir ataları uyarılmamış olan kavmin uyarılması için gönderilmiştir.
Yâsîn 7–10
4 ayetلَقَدْ حَقَّ الْقَوْلُ عَلٰٓى اَكْثَرِهِمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ ٧ اِنَّا جَعَلْنَا ف۪ٓي اَعْنَاقِهِمْ اَغْلَالًا فَهِيَ اِلَى الْاَذْقَانِ فَهُمْ مُقْمَحُونَ ٨ وَجَعَلْنَا مِنْ بَيْنِ اَيْد۪يهِمْ سَدًّا وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَدًّا فَاَغْشَيْنَاهُمْ فَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ ٩ وَسَوَٓاءٌ عَلَيْهِمْ ءَاَنْذَرْتَهُمْ اَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ ١٠
Mushaf
Okunuş
7Leḳad ḥaḳḳa-lḳavlü ʿalâ ekŝerihim fehüm lâ yüʾminûn.
8İnnâ ceʿalnâ fî aʿnâḳihim aglâlen fehiye ile-lʾeẕḳâni fehüm muḳmeḥûn.
9Veceʿalnâ mim beyni eydîhim seddev vemin ḫalfihim sedden feagşeynâhüm fehüm lâ yübṣirûn.
10Vesevâün ʿaleyhim eenẕertehüm em lem tünẕirhüm lâ yüʾminûn.
Ayet 7–10
Allah adına, Peygamber’in Kur’an ile yapmakta olduğu davete inatla karşı çıkıp müşrik kalmakta direnenler için, Allah’ın azap sözü mutlaka gerçekleşecektir.
Böylelerinin Allah’ın davetine boyun eğmemek için sanki boyunlarına demirden tasmalar geçirilmiş, yahut gerçeği görmemeleri için önlerine ve arkalarına setler çekilmiş ya da gözlerine perdeler inmiş de göremez olmuşlar. Bunları ne kadar uyarsan da fark etmez, iman etmezler.
Yâsîn 11
1 ayetاِنَّمَا تُنْذِرُ مَنِ اتَّبَعَ الذِّكْرَ وَخَشِيَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِۚ فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍ وَاَجْرٍ كَر۪يمٍ ١١
Mushaf
Okunuş
11İnnemâ tünẕiru meni-ttebeʿa-ẕẕikra veḫaşiye-rraḥmâne bilgayb. febeşşirhü bimagfirativ veecrin kerîm.
Ayet 11
Ey Peygamber! Sen ancak, niçin yaratılmış olduklarını ve nasıl yaşamaları gerektiğini düşünen, onun arayışı içinde olan, samimiyetle ve bu maksatla Allah’a yönelip bunun cevabını bulmaya çalışanları uyarabilirsin. Bu kimselere Rablerine karşı sorumluluklarını yerine getirmeleri halinde mükâfatlandırılacaklarını müjdele.
Yâsîn 12
1 ayetاِنَّا نَحْنُ نُحْيِ الْمَوْتٰى وَنَكْتُبُ مَا قَدَّمُوا وَاٰثَارَهُمْۜ وَكُلَّ شَيْءٍ اَحْصَيْنَاهُ ف۪ٓي اِمَامٍ مُب۪ينٍ۟ ١٢
Mushaf
Okunuş
12İnnâ naḥnü nuḥyi-lmevtâ venektübü mâ ḳaddemû veâŝârahüm. vekülle şeyʾin aḥṣaynâhü fî imâmim mübîn.
Ayet 12
Biz, elbette öldükten sonra sizi dirilteceğiz. Hepinizin önden gönderdiklerinizin ve arkada bıraktıklarınızın hesabını göreceğiz. Her insanın yapıp ettiklerinin kayıtları tutulmuştur.
İlgili ayetler
Yâsîn 13–15
3 ayetوَاضْرِبْ لَهُمْ مَثَلًا اَصْحَابَ الْقَرْيَةِۢ اِذْ جَٓاءَهَا الْمُرْسَلُونَۚ ١٣ اِذْ اَرْسَلْنَٓا اِلَيْهِمُ اثْنَيْنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزْنَا بِثَالِثٍ فَقَالُٓوا اِنَّٓا اِلَيْكُمْ مُرْسَلُونَ ١٤ قَالُوا مَٓا اَنْتُمْ اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَاۙ وَمَٓا اَنْزَلَ الرَّحْمٰنُ مِنْ شَيْءٍۙ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا تَكْذِبُونَ ١٥
Mushaf
Okunuş
13Vaḍrib lehüm meŝelen aṣḥâbe-lḳaryeh. iẕ câehe-lmürselûn.
14İẕ erselnâ ileyhimü-ŝneyni fekeẕẕebûhümâ feʿazzeznâ biŝâliŝin feḳâlû innâ ileyküm mürselûn.
15Ḳâlû mâ entüm illâ beşerum miŝlünâ vemâ enzele-rraḥmânü min şeyʾin in entüm illâ tekẕibûn.
Ayet 13–15
Sen onlara kendilerine peygamber gönderdiğimiz şu şehir halkının kıssasını anlat. Bir zamanlar o şehrin halkına iki elçi göndermiş ve onları da yaratılışlarının sebebi olan nizam ve ahlak ile yaşamaya davet etmiştik ama onlar her iki elçiyi de reddettiler. Bunun üzerine bir üçüncüyü de onlara destek için gönderdik. Üçü de Allah’ın elçileri olduklarını bildirmelerine rağmen o şehrin halkı onlara dedi ki: “Sizler de bizim gibi birer insansınız. Rahman olan Allah size hiçbir şey indirmedi. Sizler birer yalancısınız.”
İlgili ayetler
Yâsîn 16–17
2 ayetقَالُوا رَبُّنَا يَعْلَمُ اِنَّٓا اِلَيْكُمْ لَمُرْسَلُونَ ١٦ وَمَا عَلَيْنَٓا اِلَّا الْبَلَاغُ الْمُب۪ينُ ١٧
Mushaf
Okunuş
16Ḳâlû rabbünâ yaʿlemü innâ ileyküm lemürselûn.
17Vemâ ʿaleynâ ille-lbelâgu-lmübîn.
Ayet 16–17
Bunun üzerine elçiler şöyle cevap verdiler: “Rabbimiz biliyor ki biz gerçekten size gönderilen elçileriz. Bizim görevimiz, Allah’ın âyetleriyle yaratılış sebebiniz olan hayat nizamını size açıkça tebliğ etmektir.”
Yâsîn 18–19
2 ayetقَالُٓوا اِنَّا تَطَيَّرْنَا بِكُمْۚ لَئِنْ لَمْ تَنْتَهُوا لَنَرْجُمَنَّكُمْ وَلَيَمَسَّنَّكُمْ مِنَّا عَذَابٌ اَل۪يمٌ ١٨ قَالُوا طَٓائِرُكُمْ مَعَكُمْۜ اَئِنْ ذُكِّرْتُمْۜ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ مُسْرِفُونَ ١٩
Mushaf
Okunuş
18Ḳâlû innâ teṭayyernâ biküm. leil lem tentehû lenercümenneküm veleyemessenneküm minnâ ʿaẕâbün elîm.
19Ḳâlû ṭâiruküm meʿaküm. ein ẕükkirtüm. bel entüm ḳavmüm müsrifûn.
Ayet 18–19
Halk da şöyle karşılık verdi: “Bize uğursuzluk getirdiniz. Şayet bizim hayat tarzımızı değiştirmeye kalkmaktan vazgeçmezseniz, sizi öldüresiye taşa tutar, hakaretler eder ve canınızı yakarız.” Elçiler de dönüp onlara dediler ki: “Sizin uğursuzluğunuz, seçmiş olduğunuz hayat tarzınızdan kaynaklanıyor. Sizi doğru olana davet edip, öğüt vererek uyardığımız için mi bizi suçluyorsunuz? Maalesef siz haddi aşıp azgınlaşmış nankör bir topluluksunuz.”
Yâsîn 20–25
6 ayetوَجَٓاءَ مِنْ اَقْصَا الْمَد۪ينَةِ رَجُلٌ يَسْعٰى قَالَ يَا قَوْمِ اتَّبِعُوا الْمُرْسَل۪ينَۙ ٢٠ اِتَّبِعُوا مَنْ لَا يَسْـَٔلُكُمْ اَجْرًا وَهُمْ مُهْتَدُونَ ٢١ وَمَا لِيَ لَٓا اَعْبُدُ الَّذ۪ي فَطَرَن۪ي وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ٢٢ ءَاَتَّخِذُ مِنْ دُونِه۪ٓ اٰلِهَةً اِنْ يُرِدْنِ الرَّحْمٰنُ بِضُرٍّ لَا تُغْنِ عَنّ۪ي شَفَاعَتُهُمْ شَيْـًٔا وَلَا يُنْقِذُونِۚ ٢٣ اِنّ۪ٓي اِذًا لَف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ ٢٤ اِنّ۪ٓي اٰمَنْتُ بِرَبِّكُمْ فَاسْمَعُونِۜ ٢٥
Mushaf
Okunuş
20Vecâe min aḳṣe-lmedîneti racülüy yesʿâ ḳâle yâ ḳavmi-ttebiʿü-lmürselîn.
21İttebiʿû mel lâ yesʾelüküm ecrav vehüm mühtedûn.
22Vemâ liye lâ aʿbüdü-lleẕî feṭaranî veileyhi türceʿûn.
23Eetteḫiẕü min dûnihî âliheten iy yüridni-rraḥmânü biḍurril lâ tugni ʿannî şefâʿatühüm şeyʾev velâ yünḳiẕûn.
24İnnî iẕel lefî ḍalâlim mübîn.
25İnnî âmentü birabbiküm fesmeʿûn.
Ayet 20–25
Peygamberlerle topluluk arasında bunlar konuşulurken, şehrin bir ucundan bir adam koşarak geldi ve kavmine, “Ey kavmim! Sizden hiçbir karşılık beklemeyen bu insanların Allah adına yaptıkları çağrıya uyun! Zira bunlar sizi doğru olana çağırıyorlar ve kendileri de doğru yol üzerindeler. Hem ben, beni de sizi de yaratıp bunca nimetlerle donatan Allah’a ne diye kulluk etmeyi kabul etmeyeceğim? İyi bilin ki hepimiz dünya hayatımızdaki yaşayış biçimimizden, Allah’a hesap vermek üzere diriltilip huzurunda toplanacağız. Ey kavmim! Bu gerçek ortada dururken, ben Rabbimi bırakıp da başka ilahlar edinip onların nizamlarına uyamam.
Rahman olan Allah bana bir zarar vermek isterse, o sizin Rab ve ilah edindikleriniz bana asla yardım (şefaat) edemez ve Allah’ın elinden de beni kurtaramaz. Ey kavmim! Ben, hepimizin Rabbi olan Allah’ın davetine iman ederek yalnız O’nu ilah edindim. Siz de bunun şahitleri olun.” dedi.
İlgili ayetler
Yâsîn 26–27
2 ayetق۪يلَ ادْخُلِ الْجَنَّةَۜ قَالَ يَا لَيْتَ قَوْم۪ي يَعْلَمُونَۙ ٢٦ بِمَا غَفَرَ ل۪ي رَبّ۪ي وَجَعَلَن۪ي مِنَ الْمُكْرَم۪ينَ ٢٧
Mushaf
Okunuş
26Ḳîle-dḫuli-lcenneh. ḳâle yâ leyte ḳavmî yaʿlemûn.
27Bimâ gafera lî rabbî veceʿalenî mine-lmükramîn.
Ayet 26–27
Bunun üzerine kavmi onu öldürmeye karar verdi, Rabbi de ona “Gir cennetime.” diyerek cennet müjdesini verdi. O da, “Rabbimin beni bağışladığını ve ödüllendirdiğini keşke kavmim de anlayabilseydi.” diye sızlandı.
Yâsîn 28–29
2 ayetوَمَٓا اَنْزَلْنَا عَلٰى قَوْمِه۪ مِنْ بَعْدِه۪ مِنْ جُنْدٍ مِنَ السَّمَٓاءِ وَمَا كُنَّا مُنْزِل۪ينَ ٢٨ اِنْ كَانَتْ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً فَاِذَا هُمْ خَامِدُونَ ٢٩
Mushaf
Okunuş
28Vemâ enzelnâ ʿalâ ḳavmihî mim baʿdihî min cündim mine-ssemâi vemâ künnâ münzilîn.
29İn kânet illâ ṣayḥatev vâḥideten feiẕâ hüm ḫâmidûn.
Ayet 28–29
O mü’minin öldürülmesinin ardından, onların üzerine gökten bir ordu indirmedik. Yalnızca korkunç bir ses ile helak olup gittiler.
Yâsîn 30–32
3 ayetيَا حَسْرَةً عَلَى الْعِبَادِۚ مَا يَاْت۪يهِمْ مِنْ رَسُولٍ اِلَّا كَانُوا بِه۪ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ ٣٠ اَلَمْ يَرَوْا كَمْ اَهْلَكْنَا قَبْلَهُمْ مِنَ الْقُرُونِ اَنَّهُمْ اِلَيْهِمْ لَا يَرْجِعُونَ ٣١ وَاِنْ كُلٌّ لَمَّا جَم۪يعٌ لَدَيْنَا مُحْضَرُونَ۟ ٣٢
Mushaf
Okunuş
30Yâ ḥasraten ʿale-lʿibâd. mâ yeʾtîhim mir rasûlin illâ kânû bihî yestehziûn.
31Elem yerav kem ehleknâ ḳablehüm mine-lḳurûni ennehüm ileyhim lâ yerciʿûn.
32Vein küllül lemmâ cemîʿul ledeynâ muḥḍarûn.
Ayet 30–32
Yazıklar olsun şu insanlara ki, ne zaman kendilerini yaratılış sebepleri olan hayatı yaşamaya davet eden bir elçi gelse, hemen onu yalanlayıp alaya alırlar.
Böyle davranmakta ısrarla direnenler, kendilerinden öncekilerin nasıl helak edildiklerini hiç düşünüp de ibret almazlar mı? Onlar da, onlardan önceki ve sonrakiler de zamanı gelince hesap vermek üzere huzurumuza getirilecekler.
İlgili ayetler
Yâsîn 33–35
3 ayetوَاٰيَةٌ لَهُمُ الْاَرْضُ الْمَيْتَةُۚ اَحْيَيْنَاهَا وَاَخْرَجْنَا مِنْهَا حَبًّا فَمِنْهُ يَاْكُلُونَ ٣٣ وَجَعَلْنَا ف۪يهَا جَنَّاتٍ مِنْ نَخ۪يلٍ وَاَعْنَابٍ وَفَجَّرْنَا ف۪يهَا مِنَ الْعُيُونِۙ ٣٤ لِيَاْكُلُوا مِنْ ثَمَرِه۪ۙ وَمَا عَمِلَتْهُ اَيْد۪يهِمْۜ اَفَلَا يَشْكُرُونَ ٣٥
Mushaf
Okunuş
33Veâyetül lehümü-lʾarḍu-lmeyteh. aḥyeynâhâ veaḫracnâ minhâ ḥabben feminhü yeʾkülûn.
34Veceʿalnâ fîhâ cennâtim min neḫîliv veaʿnâbiv vefeccernâ fîhâ mine-lʿuyûn.
35Liyeʾkülû min ŝemerihî vemâ ʿamilethü eydîhim. efelâ yeşkürûn.
Ayet 33–35
Ey insanlar! Ölü toprağı yağmur ile diriltip ondan çıkardığımız ekinleri, hurmalıkları, üzüm bağlarını ve daha nicelerini bahçeler içinde çıkardığımız su gözelerini görüp, kendi ellerinizle yaratmadığınız bu nimetlerden yararlanmanıza rağmen Rabbinize şükretmek yerine nankörlük mü edeceksiniz?
İlgili ayetler
Yâsîn 36
1 ayetسُبْحَانَ الَّذ۪ي خَلَقَ الْاَزْوَاجَ كُلَّهَا مِمَّا تُنْبِتُ الْاَرْضُ وَمِنْ اَنْفُسِهِمْ وَمِمَّا لَا يَعْلَمُونَ ٣٦
Mushaf
Okunuş
36Sübḥâne-lleẕî ḫaleḳa-lʾezvâce küllehâ mimmâ tümbitü-lʾarḍu vemin enfüsihim vemimmâ lâ yaʿlemûn.
Ayet 36
Yeryüzündeki tüm bitkileri, insanları ve insanların henüz hiçbir bilgiye sahip olmadıkları şeyleri çifter çifter yaratan Rabbinizin ilmi ve gücü sonsuzdur ve O tek yücedir.
İlgili ayetler
Yâsîn 37
1 ayetوَاٰيَةٌ لَهُمُ الَّيْلُۚ نَسْلَخُ مِنْهُ النَّهَارَ فَاِذَا هُمْ مُظْلِمُونَۙ ٣٧
Mushaf
Okunuş
37Veâyetül lehümü-lleyl. nesleḫu minhü-nnehâra feiẕâ hüm mużlimûn.
Ayet 37
Allah’ın kâinattaki nizamının mükemmel işleyişinin bir delili olan geceden de alınacak dersler vardır. Biz gündüzün ışığını ondan çekip aldığımızda her şey karanlıkta kalıverir.
İlgili ayetler
Yâsîn 38–40
3 ayetوَالشَّمْسُ تَجْر۪ي لِمُسْتَقَرٍّ لَهَاۜ ذٰلِكَ تَقْد۪يرُ الْعَز۪يزِ الْعَل۪يمِۜ ٣٨ وَالْقَمَرَ قَدَّرْنَاهُ مَنَازِلَ حَتّٰى عَادَ كَالْعُرْجُونِ الْقَد۪يمِ ٣٩ لَا الشَّمْسُ يَنْبَغ۪ي لَهَٓا اَنْ تُدْرِكَ الْقَمَرَ وَلَا الَّيْلُ سَابِقُ النَّهَارِۜ وَكُلٌّ ف۪ي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ ٤٠
Mushaf
Okunuş
38Veşşemsü tecrî limüsteḳarril lehâ. ẕâlike taḳdîru-lʿazîzi-lʿalîm.
39Velḳamera ḳaddernâhü menâzile ḥattâ ʿâde kelʿurcûni-lḳadîm.
40Le-şşemsü yembegî lehâ en tüdrike-lḳamera vele-lleylü sâbiḳu-nnehâr. veküllün fî felekiy yesbeḥûn.
Ayet 38–40
Güneş ve Ay’ın Allah’ın kurduğu nizamın yasalarının sınırları içinde tayin edilmiş olan yörüngelerinde akıp gitmeleri, düşünen kimselere Allah’ın nizamının mükemmelliğini gösterir. Bu nizamın içinde Ay, belirlenen yörüngesinde akıp giderken, eğik bir hurma dalına benzeyinceye kadar şekil değiştirir. Ne Güneş Ay’a erişebilir ne de gece gündüzün önüne geçebilir. Bunların hepsi bağlı oldukları yasaların sınırları içinde döner dururlar.
Yâsîn 41–44
4 ayetوَاٰيَةٌ لَهُمْ اَنَّا حَمَلْنَا ذُرِّيَّتَهُمْ فِي الْفُلْكِ الْمَشْحُونِۙ ٤١ وَخَلَقْنَا لَهُمْ مِنْ مِثْلِه۪ مَا يَرْكَبُونَ ٤٢ وَاِنْ نَشَاْ نُغْرِقْهُمْ فَلَا صَر۪يخَ لَهُمْ وَلَا هُمْ يُنْقَذُونَۙ ٤٣ اِلَّا رَحْمَةً مِنَّا وَمَتَاعًا اِلٰى ح۪ينٍ ٤٤
Mushaf
Okunuş
41Veâyetül lehüm ennâ ḥamelnâ ẕürriyyetehüm fi-lfülki-lmeşḥûn.
42Veḫalaḳnâ lehüm mim miŝlihî mâ yerkebûn.
43Vein neşeʾ nugriḳhüm felâ ṣarîḫa lehüm velâ hüm yünḳaẕûn.
44İllâ raḥmetem minnâ vemetâʿan ilâ ḥîn.
Ayet 41–44
Denizlerde kurduğumuz nizam sayesinde, nesillerinizi ve yüklerinizi gemilerle taşımanızda ve benzer araçlar yapma kabiliyetleri ile sizleri yaratmış olmamızda da aklını kullananlar için dersler vardır. Biz dilersek, gemileri de içindekilerle birlikte sulara gömeriz, kimse yardımlarına gelemez ve kimse de buna mani olamaz. Onları yalnız Biz dilediğimiz süreye kadar yaşatırız.
Yâsîn 45–46
2 ayetوَاِذَا ق۪يلَ لَهُمُ اتَّقُوا مَا بَيْنَ اَيْد۪يكُمْ وَمَا خَلْفَكُمْ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ ٤٥ وَمَا تَاْت۪يهِمْ مِنْ اٰيَةٍ مِنْ اٰيَاتِ رَبِّهِمْ اِلَّا كَانُوا عَنْهَا مُعْرِض۪ينَ ٤٦
Mushaf
Okunuş
45Veiẕâ ḳîle lehümü-tteḳû mâ beyne eydîküm vemâ ḫalfeküm leʿalleküm türḥamûn.
46Vemâ teʾtîhim min âyetim min âyâti rabbihim illâ kânû ʿanhâ müʿriḍîn.
Ayet 45–46
Allah’ın daveti olan İslami hayat nizamı ile yaşamayı inatla reddedenlere, “Dünya ve âhirette sizi azaba uğratacak isyan ve inkârdan sakının! Allah adına yapılmakta olan davete uyun ki, O’nun merhamet, şefkat ve bağışlamasına nail olasınız.” denilip de uyarıldıklarında, yaptıkları tek şey yüz çevirip sırt dönmektir.
İlgili ayetler
Yâsîn 47
1 ayetوَاِذَا ق۪يلَ لَهُمْ اَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّٰهُۙ قَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَنُطْعِمُ مَنْ لَوْ يَشَٓاءُ اللّٰهُ اَطْعَمَهُۗ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ ٤٧
Mushaf
Okunuş
47Veiẕâ ḳîle lehüm enfiḳû mimmâ razeḳakümü-llâhü ḳâle-lleẕîne keferû lilleẕîne âmenû enuṭʿimü mel lev yeşâü-llâhü aṭʿameh. in entüm illâ fî ḍalâlim mübîn.
Ayet 47
Böylelerine, “Allah’ın size verdiği nimetlerden, siz de Allah’ın daveti yolunda sarf edin, muhtaç olanlara da verin.” denildiğinde bunu diyen mü’minlere, “Ne yani, Allah’ın isterse pekâlâ doyuracağı, mal mülk sahibi yapacağı kimseleri biz mi doyuralım? Doğrusu sizler şaşırmışsınız.” derler.
İlgili ayetler
Yâsîn 48–52
5 ayetوَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْوَعْدُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ ٤٨ مَا يَنْظُرُونَ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً تَاْخُذُهُمْ وَهُمْ يَخِصِّمُونَ ٤٩ فَلَا يَسْتَط۪يعُونَ تَوْصِيَةً وَلَٓا اِلٰٓى اَهْلِهِمْ يَرْجِعُونَ۟ ٥٠ وَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَاِذَا هُمْ مِنَ الْاَجْدَاثِ اِلٰى رَبِّهِمْ يَنْسِلُونَ ٥١ قَالُوا يَا وَيْلَنَا مَنْ بَعَثَنَا مِنْ مَرْقَدِنَاۢ ۔هٰذَا مَا وَعَدَ الرَّحْمٰنُ وَصَدَقَ الْمُرْسَلُونَ ٥٢
Mushaf
Okunuş
48Veyeḳûlûne metâ hâẕe-lvaʿdü in küntüm ṣâdiḳîn.
49Mâ yenżurûne illâ ṣayḥatev vâḥideten teʾḫuẕühüm vehüm yeḫiṣṣimûn.
50Felâ yesteṭîʿûne tevṣiyetev velâ ilâ ehlihim yerciʿûn.
51Venüfiḫa fi-ṣṣûri feiẕâ hüm mine-lʾecdâŝi ilâ rabbihim yensilûn.
52Ḳâlû yâ veylenâ mem beʿaŝenâ mim merḳadinâ. hâẕâ mâ veʿade-rraḥmânü veṣadeḳa-lmürselûn.
Ayet 48–52
Ayrıca bir de dönüp mü’minlere derler ki: “Söyleyin bakalım şu vaat edilen Son Saat ve hesap zamanı ne zaman gerçekleşecek?” Onlar bunu tartışadursunlar, Rabbinin belirlediği vakit gelip de o belalı günün çığlığı duyulduğunda, ne geriye dönebilecek ne de vasiyette bulunabilecekler. O saatle aniden karşılaşacaklar.
Derken arkasından Sûr’a üfürüldüğünde hepsi birden kabirlerinden çıkarılıp Rablerine doğru koşacaklar, bir yandan da “Eyvah, bizi yattığımız yerden kim, niçin kaldırdı?” diyecek ve sorduklarına da kendileri cevap vererek, “Rahman’ın vaat ettiği işte bu olsa gerek, demek ki peygamberlerin söyledikleri doğruymuş.” diyecekler.
Yâsîn 53–54
2 ayetاِنْ كَانَتْ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً فَاِذَا هُمْ جَم۪يعٌ لَدَيْنَا مُحْضَرُونَ ٥٣ فَالْيَوْمَ لَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْـًٔا وَلَا تُجْزَوْنَ اِلَّا مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ ٥٤
Mushaf
Okunuş
53İn kânet illâ ṣayḥatev vâḥideten feiẕâ hüm cemîʿul ledeynâ muḥḍarûn.
54Felyevme lâ tużlemü nefsün şeyʾev velâ tüczevne illâ mâ küntüm taʿmelûn.
Ayet 53–54
İşte O Gün bunlar olacak. Herkes o sesle diriltilip, hesap vermek üzere Rabbinin huzurunda toplanacak. Hiç kimseye haksızlık yapılmayacak, herkes yaptıklarından ve yapması gerekirken de yapmadıklarından sorumlu tutulacak.
İlgili ayetler
Yâsîn 55–64
10 ayetاِنَّ اَصْحَابَ الْجَنَّةِ الْيَوْمَ ف۪ي شُغُلٍ فَاكِهُونَۚ ٥٥ هُمْ وَاَزْوَاجُهُمْ ف۪ي ظِلَالٍ عَلَى الْاَرَٓائِكِ مُتَّكِؤُ۫نَ ٥٦ لَهُمْ ف۪يهَا فَاكِهَةٌ وَلَهُمْ مَا يَدَّعُونَۚ ٥٧ سَلَامٌ قَوْلًا مِنْ رَبٍّ رَح۪يمٍ ٥٨ وَامْتَازُوا الْيَوْمَ اَيُّهَا الْمُجْرِمُونَ ٥٩ اَلَمْ اَعْهَدْ اِلَيْكُمْ يَا بَن۪ٓي اٰدَمَ اَنْ لَا تَعْبُدُوا الشَّيْطَانَۚ اِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُب۪ينٌۙ ٦٠ وَاَنِ اعْبُدُون۪يۜ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَق۪يمٌ ٦١ وَلَقَدْ اَضَلَّ مِنْكُمْ جِبِلًّا كَث۪يرًاۜ اَفَلَمْ تَكُونُوا تَعْقِلُونَ ٦٢ هٰذِه۪ جَهَنَّمُ الَّت۪ي كُنْتُمْ تُوعَدُونَ ٦٣ اِصْلَوْهَا الْيَوْمَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ ٦٤
Mushaf
Okunuş
55İnne aṣḥâbe-lcennehi-lyevme fî şügulin fâkihûn.
56Hüm veezvâcühüm fî żilâlin ʿale-lʾerâiki müttekiûn.
57Lehüm fîhâ fâkihetüv velehüm mâ yeddeʿûn.
58Selâmün ḳavlem mir rabbir raḥîm.
59Vemtâzü-lyevme eyyühe-lmücrimûn.
60Elem aʿhed ileyküm yâ benî âdeme el lâ taʿbüdü-şşeyṭân. innehû leküm ʿadüvvüm mübîn.
61Veeni-ʿbüdûnî. hâẕâ ṣirâṭum müsteḳîm.
62Veleḳad eḍalle minküm cibillen keŝîrâ. efelem tekûnû taʿḳilûn.
63Hâẕihî cehennemü-lletî küntüm tûʿadûn.
64İṣlevhe-lyevme bimâ küntüm tekfürûn.
Ayet 55–64
O gün cennet ehli en güzel nimetlere kavuşacak, keyif ve mutluluk içinde kendilerine vaat edilen cennette, vaat edilen eşleri ile birlikte sedirler üstünde huzurlu hayatlarına başlayacaklar. Bu onlara rahmeti sonsuz Rablerinin bir ödülüdür.
Davetinden yüz çevirenlere de Allah şöyle buyuracak: “Ey günahkârlar! Ben size ‘Şeytan sizin düşmanınızdır, sakın ona uymayın yoksa cehennemi hak edersiniz.’ demedim mi? İşte şimdi onunla karşılaştınız. Oysa Rabbinizin davetine uyun ki nankörlerden, zalimlerden, müşriklerden olmayasınız diye de peygamberler ve kitaplar gönderip uyarmıştık. Niçin şeytanın peşine düşenlerin başlarına gelenlerden ibret alıp dersler çıkarmadınız? Aklınızı başınıza almanız gerekmez miydi? İşte şimdi bunun karşılığı olarak hak ettiğiniz cehenneme girin. Size vaat edilen de zaten burası idi.”
İlgili ayetler
60İbrahim 21İbrahim 22Sebe’ 20Sebe’ 21A’raf 11A’raf 23Fâtır 5
61İbrahim 21İbrahim 22Sebe’ 20Sebe’ 21A’raf 11A’raf 23Fâtır 5
Yâsîn 65
1 ayetاَلْيَوْمَ نَخْتِمُ عَلٰٓى اَفْوَاهِهِمْ وَتُكَلِّمُنَٓا اَيْد۪يهِمْ وَتَشْهَدُ اَرْجُلُهُمْ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ ٦٥
Mushaf
Okunuş
65Elyevme naḫtimü ʿalâ efvâhihim vetükellimünâ eydîhim veteşhedü ercülühüm bimâ kânû yeksibûn.
Ayet 65
O Gün onların mazeretler uydurup sızlanıp yakınmalarının hiçbir önemi yoktur. Çünkü onların ağızları mühürlenecek, elleri konuşacak, ayakları da yaptıklarına şahitlik edecek.
İlgili ayetler
Yâsîn 66–67
2 ayetوَلَوْ نَشَٓاءُ لَطَمَسْنَا عَلٰٓى اَعْيُنِهِمْ فَاسْتَبَقُوا الصِّرَاطَ فَاَنّٰى يُبْصِرُونَ ٦٦ وَلَوْ نَشَٓاءُ لَمَسَخْنَاهُمْ عَلٰى مَكَانَتِهِمْ فَمَا اسْتَطَاعُوا مُضِيًّا وَلَا يَرْجِعُونَ۟ ٦٧
Mushaf
Okunuş
66Velev neşâü leṭamesnâ ʿalâ aʿyünihim festebeḳu-ṣṣirâṭa feennâ yübṣirûn.
67Velev neşâü lemesaḫnâhüm ʿalâ mekânetihim feme-steṭâʿû müḍiyyev velâ yerciʿûn.
Ayet 66–67
Şayet Biz insanların gerçeği kavrayıp davetimize yönelmelerini istemeseydik, onları gördüklerini ve duyduklarını anlama melekeleri ile yaratmazdık. O zaman da şaşırıp kalırlar, doğruya kavuşamazlardı. Dileseydik onları farklı bir amaç için farklı bir tabiatla yaratırdık.
Yâsîn 68
1 ayetوَمَنْ نُعَمِّرْهُ نُنَكِّسْهُ فِي الْخَلْقِۜ اَفَلَا يَعْقِلُونَ ٦٨
Mushaf
Okunuş
68Vemen nüʿammirhü nünekkishü fi-lḫalḳ. efelâ yaʿḳilûn.
Ayet 68
Ey insanlar! Biz kimin ömrünü uzatırsak, aynı zamanda ona bahşettiğimiz güç ve yeteneklerini, o yaşlandıkça azaltır, eksiltiriz. O halde yaşamakta olduğunuz bu gerçekleri düşünüp de o zamana erişip elden ayaktan düşmeden, Allah adına yapılan davete icabet ederek kurtulanlardan, ödüle layık olanlardan olmaya gayret edin.
Yâsîn 69
1 ayetوَمَا عَلَّمْنَاهُ الشِّعْرَ وَمَا يَنْبَغ۪ي لَهُۜ اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ وَقُرْاٰنٌ مُب۪ينٌۙ ٦٩
Mushaf
Okunuş
69Vemâ ʿallemnâhü-şşiʿra vemâ yembegî leh. in hüve illâ ẕikruv veḳurʾânüm mübîn.
Ayet 69
Biz Peygamber’e şiir öğretmedik. O, sizi bir şairin sözüne değil, Rabbinizin kitabı ile yaratılışınızın amacı olan hayat nizamı ile yaşamaya davet ediyor. O, Kur’an ile öğüt verip uyaran bir elçidir, şairlik de, şiir söylemek de ona yakışmaz.
Yâsîn 70
1 ayetلِيُنْذِرَ مَنْ كَانَ حَيًّا وَيَحِقَّ الْقَوْلُ عَلَى الْكَافِر۪ينَ ٧٠
Mushaf
Yâsîn 71–75
5 ayetاَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّا خَلَقْنَا لَهُمْ مِمَّا عَمِلَتْ اَيْد۪ينَٓا اَنْعَامًا فَهُمْ لَهَا مَالِكُونَ ٧١ وَذَلَّلْنَاهَا لَهُمْ فَمِنْهَا رَكُوبُهُمْ وَمِنْهَا يَاْكُلُونَ ٧٢ وَلَهُمْ ف۪يهَا مَنَافِعُ وَمَشَارِبُۜ اَفَلَا يَشْكُرُونَ ٧٣ وَاتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ اٰلِهَةً لَعَلَّهُمْ يُنْصَرُونَۜ ٧٤ لَا يَسْتَط۪يعُونَ نَصْرَهُمْۙ وَهُمْ لَهُمْ جُنْدٌ مُحْضَرُونَ ٧٥
Mushaf
Okunuş
71Evelem yerav ennâ ḫalaḳnâ lehüm mimmâ ʿamilet eydînâ enʿâmen fehüm lehâ mâlikûn.
72Veẕellelnâhâ lehüm feminhâ rakûbühüm veminhâ yeʾkülûn.
73Velehüm fîhâ menâfiʿu vemeşârib. efelâ yeşkürûn.
74Vetteḫaẕû min dûni-llâhi âlihetel leʿallehüm yünṣarûn.
75Lâ yesteṭîʿûne naṣrahüm vehüm lehüm cündüm muḥḍarûn.
Ayet 71–75
Hakikati inkâr edenlerin, Allah’ın yaratıp da etinden, sütünden ve gücünden istifade ettirip emirlerine amade kıldığı hayvanlara bakarak O’na şükredip yönelmeleri gerekmez mi? Bütün bunlara rağmen onlar, kendilerine daha fazla yardımları dokunur umuduyla, Allah’tan başkasına tapınırcasına yönelir ve onların hizmetine girerek ilâhlar edinirler.
Yâsîn 76
1 ayetفَلَا يَحْزُنْكَ قَوْلُهُمْۢ اِنَّا نَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ ٧٦
Mushaf
Yâsîn 77–79
3 ayetاَوَلَمْ يَرَ الْاِنْسَانُ اَنَّا خَلَقْنَاهُ مِنْ نُطْفَةٍ فَاِذَا هُوَ خَص۪يمٌ مُب۪ينٌ ٧٧ وَضَرَبَ لَنَا مَثَلًا وَنَسِيَ خَلْقَهُۜ قَالَ مَنْ يُحْيِ الْعِظَامَ وَهِيَ رَم۪يمٌ ٧٨ قُلْ يُحْي۪يهَا الَّذ۪ٓي اَنْشَاَهَٓا اَوَّلَ مَرَّةٍۜ وَهُوَ بِكُلِّ خَلْقٍ عَل۪يمٌۙ ٧٩
Mushaf
Okunuş
77Evelem yera-lʾinsânü ennâ ḫalaḳnâhü min nuṭfetin feiẕâ hüve ḫaṣîmüm mübîn.
78Veḍarabe lenâ meŝelev venesiye ḫalḳah. ḳâle mey yuḥyi-lʿiżâme vehiye ramîm.
79Ḳul yuḥyîhe-lleẕî enşeehâ evvele merrah. vehüve bikülli ḫalḳin ʿalîm.
Ayet 77–79
Kendisini bir damla sudan yaratıp da bunca nimetlerle donattığımız insanın, Bize nankörlük edip başkaldırarak isyan etmeye kalkmasını yanına bırakır mıyız? Oturup da nasıl ve niçin yaratıldığına bir bakıp, nasıl yaşaması gerektiğini düşüneceğine bir de kalkmış, “Çürüyüp toprağa karışan kemiklere kim can verip de onları yeniden diriltecekmiş?” diyor. O müşrik ve kâfire de ki: “Onları ilkin kim yarattıysa, günü gelince de yine O diriltecek.” Allah’ın ilmi ve gücü dilediği her şeyi yaratmaya yeter, O’nun ilminin sınırı yoktur.
İlgili ayetler
Yâsîn 80
1 ayetاَلَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمْ مِنَ الشَّجَرِ الْاَخْضَرِ نَارًا فَاِذَٓا اَنْتُمْ مِنْهُ تُوقِدُونَ ٨٠
Mushaf
Yâsîn 81
1 ayetاَوَلَيْسَ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بِقَادِرٍ عَلٰٓى اَنْ يَخْلُقَ مِثْلَهُمْۜ بَلٰى وَهُوَ الْخَلَّاقُ الْعَل۪يمُ ٨١
Mushaf
Okunuş
81Eveleyse-lleẕî ḫaleḳa-ssemâvâti velʾarḍa biḳâdirin ʿalâ ey yaḫlüḳa miŝlehüm. belâ vehüve-lḫallâḳu-lʿalîm.
Ayet 81
Gökleri ve yeri yaratan Allah’ın ilmi ve kudreti elbette ki onlar gibisini yeniden yaratmaya yeter. O, her şeyin bilgisine sahip tek yaratıcıdır.
İlgili ayetler
Yâsîn 82
1 ayetاِنَّمَٓا اَمْرُهُٓ اِذَٓا اَرَادَ شَيْـًٔا اَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ ٨٢
Mushaf
Okunuş
82İnnemâ emruhû iẕâ erâde şeyʾen ey yeḳûle lehû kün feyekûn.
Ayet 82
Allah, o eşsiz yaratma ilmi ve gücü ile bir şeyi yaratmayı dilediğinde ona sadece “ol” der ve o da hemen oluş sürecine girer ve olur.
İlgili ayetler
Yâsîn 83
1 ayetفَسُبْحَانَ الَّذ۪ي بِيَدِه۪ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ٨٣
Mushaf
Okunuş
83Fesübḥâne-lleẕî biyedihî melekûtü külli şeyʾiv veileyhi türceʿûn.
Ayet 83
Yarattıkları üzerinde mutlak hüküm ve hükümranlık yetkisi, yalnızca Yüce Allah’a aittir ve sonunda siz de O’na döndürüleceksiniz.
İlgili ayetler
Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.
Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.
Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Cin, sonra Furkan indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla