Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ الرَّعْدِ مَكِّيَّةٌ آيَاتُهَا ٤٣

Ra’d Sûresi Meali

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça

Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Ayet 1

1 ayet

Ra’d 1

الٓمٓرٰ۠ تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِۜ وَالَّذ۪ٓي اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ الْحَقُّ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يُؤْمِنُونَ ۝١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Elif-lâm-mîm-râ. tilke âyâtü-lkitâb. velleẕî ünzile ileyke mir rabbike-lḥaḳḳu velâkinne ekŝera-nnâsi lâ yüʾminûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

1Elif, Lâm, Mîm, Râ. İşte bu kitabın ayetleridir. Rabbinden sana indirilen bu Kuran, hakkın ta kendisidir. Fakat insanların çoğu bu gerçeğe iman etmiyorlar.

İlgili ayetler

Ayet 2

1 ayet

Ra’d 2

اَللّٰهُ الَّذ۪ي رَفَعَ السَّمٰوَاتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَۜ كُلٌّ يَجْر۪ي لِاَجَلٍ مُسَمًّىۜ يُدَبِّرُ الْاَمْرَ يُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ بِلِقَٓاءِ رَبِّكُمْ تُوقِنُونَ ۝٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

2Allâhü-lleẕî rafeʿa-ssemâvâti bigayri ʿamedin teravnehâ ŝümme-stevâ ʿale-lʿarşi veseḫḫara-şşemse velḳamer. küllüy yecrî liecelim müsemmâ. yüdebbiru-lʾemra yüfeṣṣilü-lʾâyâti leʿalleküm biliḳâi rabbiküm tûḳinûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

2Şu gökleri görebildiğiniz bir direk olmaksızın yükselten, (1) sonra kâinatı hükümranlığı altına alan, (2) bu çerçevede yörüngelerinde belirli bir süreye kadar akıp gidecek olan ayı ve güneşi bir yasayla emrinize amade kılan ve varlığı yerli yerince yöneten Allah’tır.(3) O Rabbinizle buluşmaya şeksiz ve şüphesiz inanasınız diye (4) ayetleri ayrıntılı olarak açıklamaktadır.(5)

Ayet 3

1 ayet

Ra’d 3

وَهُوَ الَّذ۪ي مَدَّ الْاَرْضَ وَجَعَلَ ف۪يهَا رَوَاسِيَ وَاَنْهَارًاۜ وَمِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِ جَعَلَ ف۪يهَا زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ يُغْشِي الَّيْلَ النَّهَارَۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ ۝٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

3Vehüve-lleẕî medde-lʾarḍa veceʿale fîhâ ravâsiye veenhârâ. vemin külli-ŝŝemerâti ceʿale fîhâ zevceyni-ŝneyni yugşi-lleyle-nnehâr. inne fî ẕâlike leâyâtil liḳavmiy yetefekkerûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

3Yine O’dur yeryüzünü yayıp döşeyen,(1) orada sağlam ve sabit dağlar dikip, (2) vadilerde nice nehirler akıtan,(3) her üründen erkekli-dişili çiftler var eden (4) ve gündüzü geceye bürüyüp örten.(5) İşte bütün bunlarda, derinliğine düşünen bir toplum için nice deliller vardır.(6)

Ayet 4

1 ayet

Ra’d 4

وَفِي الْاَرْضِ قِطَعٌ مُتَجَاوِرَاتٌ وَجَنَّاتٌ مِنْ اَعْنَابٍ وَزَرْعٌ وَنَخ۪يلٌ صِنْوَانٌ وَغَيْرُ صِنْوَانٍ يُسْقٰى بِمَٓاءٍ وَاحِدٍ۠ وَنُفَضِّلُ بَعْضَهَا عَلٰى بَعْضٍ فِي الْاُكُلِۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ ۝٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

4Vefi-lʾarḍi ḳiṭaʿum mütecâvirâtüv vecennâtüm min aʿnâbiv vezerʿuv veneḫîlün ṣinvânüv vegayru ṣinvâniy yüsḳâ bimâiv vâḥid. venüfeḍḍilü baʿḍahâ ʿalâ baʿḍin fi-lʾükül. inne fî ẕâlike leâyâtil liḳavmiy yaʿḳilûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

4Yeryüzünde birbirine komşu ama birbirinden farklı kara parçaları vardır. Orada üzüm bağları, ekin tarlaları, tek kökten çıktığı halde çatallı-çatalsız veya çatal kökten çıktığı halde tek gövde üzerinde boy veren hurma ağaçları vardır. Bunlar aynı sudan sulandığı halde, biz onların meyvelerini birbirinden güzel farklı renk ve tatlarda yaratmışızdır. Bunda da, aklını kullanan bir toplum için nice ayetler/deliller vardır.

İlgili ayetler

Ayet 5

1 ayet

Ra’d 5

وَاِنْ تَعْجَبْ فَعَجَبٌ قَوْلُهُمْ ءَاِذَا كُنَّا تُرَابًا ءَاِنَّا لَف۪ي خَلْقٍ جَد۪يدٍۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِرَبِّهِمْۚ وَاُو۬لٰٓئِكَ الْاَغْلَالُ ف۪ٓي اَعْنَاقِهِمْۚ وَاُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ ۝٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

5Vein taʿceb feʿacebün ḳavlühüm eiẕâ künnâ türâben einnâ lefî ḫalḳin cedîd. ülâike-lleẕîne keferû birabbihim. veülâike-lʾaglâlü fî aʿnâḳihim. veülâike aṣḥâbü-nnâr. hüm fîhâ ḫâlidûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

5Eğer şaşıyorsan, asıl sen onların: “Biz toprak olduktan sonra yeniden mi diriltileceğiz?” demelerine şaş! İşte onlar, Rablerinden gelen gerçekleri örtbas edenlerdir. İşte onlar, boyunlarında tutsaklık tasması taşıyanlardır. İşte onlar ateş halkıdır. Orada kalıcıdırlar.

Ayet 6–7

2 ayet

Ra’d 6

Ra’d 7

وَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِالسَّيِّئَةِ قَبْلَ الْحَسَنَةِ وَقَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهِمُ الْمَثُلَاتُۜ وَاِنَّ رَبَّكَ لَذُو مَغْفِرَةٍ لِلنَّاسِ عَلٰى ظُلْمِهِمْۚ وَاِنَّ رَبَّكَ لَشَد۪يدُ الْعِقَابِ ۝٦ وَيَقُولُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَوْلَٓا اُنْزِلَ عَلَيْهِ اٰيَةٌ مِنْ رَبِّه۪ۜ اِنَّمَٓا اَنْتَ مُنْذِرٌ وَلِكُلِّ قَوْمٍ هَادٍ۟ ۝٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

6Veyestaʿcilûneke bisseyyieti ḳable-lḥaseneti veḳad ḫalet min ḳablihimü-lmeŝülât. veinne rabbeke leẕû magfiratil linnâsi ʿalâ żulmihim. veinne rabbeke leşedîdü-lʿiḳâb.

Okunuş

7Veyeḳûlü-lleẕîne keferû levlâ ünzile ʿaleyhi âyetüm mir rabbih. innemâ ente münẕiruv velikülli ḳavmin hâd.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

6Hem onlar iyiliği bırakmışlar da senden, kötülüğü/azabı acele getirmeni istiyorlar. Hâlbuki kendilerinden önce ibretlik nice acı örnekler geçmiştir. Neyse ki senin Rabbin, insanların günah ve isyanlarına rağmen yine de bağış sahibidir, ama Rabbinin cezalandırması da çok şiddetlidir.

Türkçe Meal

7Gerçekleri örtbas eden kâfirler; “Sana Rabbinden bir ayet/mucize indirilmesi gerekmez miydi?” derler.(1) Unutma ki sen, sadece bir uyarıcısın.(2) Zira her toplumun mutlaka bir yol göstericisi olmuştur.(3)

Ayet 8–11

4 ayet

Ra’d 8

Ra’d 9

Ra’d 10

Ra’d 11

اَللّٰهُ يَعْلَمُ مَا تَحْمِلُ كُلُّ اُنْثٰى وَمَا تَغ۪يضُ الْاَرْحَامُ وَمَا تَزْدَادُۜ وَكُلُّ شَيْءٍ عِنْدَهُ بِمِقْدَارٍ ۝٨ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ الْكَب۪يرُ الْمُتَعَالِ ۝٩ سَوَٓاءٌ مِنْكُمْ مَنْ اَسَرَّ الْقَوْلَ وَمَنْ جَهَرَ بِه۪ وَمَنْ هُوَ مُسْتَخْفٍ بِالَّيْلِ وَسَارِبٌ بِالنَّهَارِ ۝١٠ لَهُ مُعَقِّبَاتٌ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِه۪ يَحْفَظُونَهُ مِنْ اَمْرِ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتّٰى يُغَيِّرُوا مَا بِاَنْفُسِهِمْۜ وَاِذَٓا اَرَادَ اللّٰهُ بِقَوْمٍ سُٓوءًا فَلَا مَرَدَّ لَهُۚ وَمَا لَهُمْ مِنْ دُونِه۪ مِنْ وَالٍ ۝١١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

8Allâhü yaʿlemü mâ taḥmilü küllü ünŝâ vemâ tegîḍu-lʾerḥâmü vemâ tezdâd. veküllü şeyʾin ʿindehû bimiḳdâr.

Okunuş

9Âlimü-lgaybi veşşehâdeti-lkebîru-lmüteʿâl.

Okunuş

10Sevâüm minküm men eserra-lḳavle vemen cehera bihî vemen hüve müstaḫfim billeyli vesâribüm binnehâr.

Okunuş

11Lehû müʿaḳḳibâtüm mim beyni yedeyhi vemin ḫalfihî yaḥfeżûnehû min emri-llâh. inne-llâhe lâ yügayyiru mâ biḳavmin ḥattâ yügayyirû mâ bienfüsihim. veiẕâ erâde-llâhü biḳavmin sûen felâ meradde leh. vemâ lehüm min dûnihî miv vâl.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

8Allah, her dişinin neyi yüklendiğini ve rahimlerin neyi eksiltip, neyi artırdığını iyi bilir. Zira O’nun katında her şey, bir yasa ve bir ölçüye göredir.

Türkçe Meal

9O idrak alanına giren şahadet âlemini de, idrak sınırları dışında kalan gayb âlemini de bilendir. O her şeyden uludur, yüceler yücesidir!

Türkçe Meal

10Allah için, birinizin sözünü saklaması veya açığa vurması ya da bir şeyi gece gizlenerek veya gündüzün açıkça yapması arasında hiçbir fark yoktur.

Türkçe Meal

11Zira her insanın, önünde ve ardında onu izleyen ve Allah’ın emriyle koruyup yaptıklarını kaydedenler vardır.(1)Bir toplum, kendi durumunu değiştirmedikçe, Allah onların durumunu değiştirmez!(2) Fakat (yaptıkları zulümlere göre) Allah, bir toplumun cezalandırılmasını dileyince artık onu geri döndürecek yoktur ve onların Allah’tan başka sığınacakları bir sığınakları da yoktur.(3)

Ayet 12–13

2 ayet

Ra’d 12

Ra’d 13

هُوَ الَّذ۪ي يُر۪يكُمُ الْبَرْقَ خَوْفًا وَطَمَعًا وَيُنْشِئُ السَّحَابَ الثِّقَالَۚ ۝١٢ وَيُسَبِّحُ الرَّعْدُ بِحَمْدِه۪ وَالْمَلٰٓئِكَةُ مِنْ خ۪يفَتِه۪ۚ وَيُرْسِلُ الصَّوَاعِقَ فَيُص۪يبُ بِهَا مَنْ يَشَٓاءُ وَهُمْ يُجَادِلُونَ فِي اللّٰهِۚ وَهُوَ شَد۪يدُ الْمِحَالِۜ ۝١٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

12Hüve-lleẕî yürîkümü-lberḳa ḫavfev veṭameʿav veyünşiü-sseḥâbe-ŝŝiḳâl.

Okunuş

13Veyüsebbiḥu-rraʿdü biḥamdihî velmelâiketü min ḫîfetih. veyürsilu-ṣṣavâʿiḳa feyüṣîbü bihâ mey yeşâü vehüm yücâdilûne fi-llâh. vehüve şedîdü-lmiḥâl.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

12O Allah’tır, size şimşeği göstererek korku ve ümidi bir arada yaşatan; ardından yağmur yüklü bulutları var edip ortaya çıkaran.

Türkçe Meal

13Gök gürültüsü övgü ile melekler de saygı ile Allah’ın yasalarına göre hareket ederler. Onlar Allah’ın kudreti hakkında tartışıp dururlarken; O, yıldırımları gönderir de hak edene isabet eder. Hâlbuki O, azabı korkunç olandır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

13Nûr 43

Ayet 14

1 ayet

Ra’d 14

لَهُ دَعْوَةُ الْحَقِّۜ وَالَّذ۪ينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِه۪ لَا يَسْتَج۪يبُونَ لَهُمْ بِشَيْءٍ اِلَّا كَبَاسِطِ كَفَّيْهِ اِلَى الْمَٓاءِ لِيَبْلُغَ فَاهُ وَمَا هُوَ بِبَالِغِه۪ۜ وَمَا دُعَٓاءُ الْكَافِر۪ينَ اِلَّا ف۪ي ضَلَالٍ ۝١٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

14Lehû daʿvetü-lḥaḳḳ. velleẕîne yedʿûne min dûnihî lâ yestecîbûne lehüm bişeyʾin illâ kebâsiṭi keffeyhi ile-lmâi liyeblüga fâhü vemâ hüve bibâligih. vemâ düʿâü-lkâfirîne illâ fî ḍalâl.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

14Hakiki dua, yalnızca Allah’a yapılandır. Allah ile aralarına koyup dua ile yakardıkları, kendilerine hiçbir şekilde cevap veremezler. Onların durumu, tıpkı ellerini uzatıp suyun ağzına gelmesi için avuçlarını ona açana benzer. Oysa o hiçbir zaman suya kavuşamayacaktır. İşte bu kâfirlerin duası, boş ve beyhudedir.

İlgili ayetler

Ayet 15

1 ayet

Ra’d 15

وَلِلّٰهِ يَسْجُدُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ طَوْعًا وَكَرْهًا وَظِلَالُهُمْ بِالْغُدُوِّ وَالْاٰصَالِ ۝١٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

15Velillâhi yescüdü men fi-ssemâvâti velʾarḍi ṭavʿav vekerhev veżilâlühüm bilgudüvvi velʾeṣâl.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

15Göklerde ve yerde olan her iradeli varlık ve onların gölgeleri, sabah ve akşam ister istemez/mecburen Allah’a boyun eğerler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

15Nahl 48İsrâ 44

Ayet 16

1 ayet

Ra’d 16

قُلْ مَنْ رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ قُلِ اللّٰهُۜ قُلْ اَفَاتَّخَذْتُمْ مِنْ دُونِه۪ٓ اَوْلِيَٓاءَ لَا يَمْلِكُونَ لِاَنْفُسِهِمْ نَفْعًا وَلَا ضَرًّاۜ قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الْاَعْمٰى وَالْبَص۪يرُۙ اَمْ هَلْ تَسْتَوِي الظُّلُمَاتُ وَالنُّورُۚ اَمْ جَعَلُوا لِلّٰهِ شُرَكَٓاءَ خَلَقُوا كَخَلْقِه۪ فَتَشَابَهَ الْخَلْقُ عَلَيْهِمْۜ قُلِ اللّٰهُ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ وَهُوَ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ ۝١٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

16Ḳul mer rabbü-ssemâvâti velʾarḍ. ḳuli-llâh. ḳul efetteḫaẕtüm min dûnihî evliyâe lâ yemlikûne lienfüsihim nefʿav velâ ḍarrâ. ḳul hel yestevi-lʾaʿmâ velbeṣîru em hel testevi-żżulümâtü vennûr. em ceʿalû lillâhi şürakâe ḫaleḳû keḫalḳihî feteşâbehe-lḫalḳu ʿaleyhim. ḳuli-llâhü ḫâliḳu külli şeyʾiv vehüve-lvâḥidü-lḳahhâr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

16Onlara: “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” diye sor. “Allah’tır!” de!(1) “Peki öyleyse Allah ile aranıza koyup kendilerine bile fayda ve zararı olmayanları evliya ve yardımcı mı edindiniz!” de.(2) Ve yine onlara “Kör ile gören bir olur mu? (3) Veya karanlıklarla aydınlık aynı şey midir?"(4) diye sor. Yoksa onlar yaratma hususunda Allah’a, birtakım ortaklar keşfettiler de gerçek yaratmanın kime ait olduğu hakkında kafaları mı karıştı? De ki: “Her şeyin mutlak ve tek yaratıcısı Allah’tır.(5) O, her şeyi otoritesine boyun eğdiren tek ilahtır."(6)

Ayet 17

1 ayet

Ra’d 17

اَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَسَالَتْ اَوْدِيَةٌ بِقَدَرِهَا فَاحْتَمَلَ السَّيْلُ زَبَدًا رَابِيًاۜ وَمِمَّا يُوقِدُونَ عَلَيْهِ فِي النَّارِ ابْتِغَٓاءَ حِلْيَةٍ اَوْ مَتَاعٍ زَبَدٌ مِثْلُهُۜ كَذٰلِكَ يَضْرِبُ اللّٰهُ الْحَقَّ وَالْبَاطِلَۜ فَاَمَّا الزَّبَدُ فَيَذْهَبُ جُفَٓاءًۚ وَاَمَّا مَا يَنْفَعُ النَّاسَ فَيَمْكُثُ فِي الْاَرْضِۜ كَذٰلِكَ يَضْرِبُ اللّٰهُ الْاَمْثَالَۜ ۝١٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

17Enzele mine-ssemâi mâen fesâlet evdiyetüm biḳaderihâ faḥtemele-sseylü zebeder râbiyâ. vemimmâ yûḳidûne ʿaleyhi fi-nnâri-btigâe ḥilyetin ev metâʿin zebedüm miŝlüh. keẕâlike yaḍribü-llâhü-lḥaḳḳa velbâṭil. feemme-zzebedü feyeẕhebü cüfââ. veemmâ mâ yenfeʿu-nnâse feyemküŝü fi-lʾarḍ. keẕâlike yaḍribü-llâhü-lʾemŝâl.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

17Allah gökten su indirir de, vadiler o su ile alabildiğine dolup taşar. Sel, üzerinde oluşan köpükleri süpürür götürür. Süs eşyası veya alet-edevat yapmak için ateşte erittiklerinizin üzerinde de buna benzer bir köpük oluşur. Allah, hak ile batılı işte böyle örnekle anlatıyor! Nihayetinde köpük yok olup gider de, insanlara faydalı olan kısmı ise yerde kalır. Allah, gerçekleri işte böyle misallerle anlatır.

İlgili ayetler

Ayet 18

1 ayet

Ra’d 18

لِلَّذ۪ينَ اسْتَجَابُوا لِرَبِّهِمُ الْحُسْنٰىۜ وَالَّذ۪ينَ لَمْ يَسْتَج۪يبُوا لَهُ لَوْ اَنَّ لَهُمْ مَا فِي الْاَرْضِ جَم۪يعًا وَمِثْلَهُ مَعَهُ لَافْتَدَوْا بِه۪ۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ سُٓوءُ الْحِسَابِۙ وَمَاْوٰيهُمْ جَهَنَّمُۜ وَبِئْسَ الْمِهَادُ۟ ۝١٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

18Lilleẕîne-stecâbû lirabbihimü-lḥusnâ. velleẕîne lem yestecîbû lehû lev enne lehüm mâ fi-lʾarḍi cemîʿav vemiŝlehû meʿahû leftedev bih. ülâike lehüm sûü-lḥisâbi vemeʾvâhüm cehennem. vebiʾse-lmihâd.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

18Rablerinin çağrısına karşılık verenlere en güzel ödül vardır!(1) O’nun çağrısına uymayanlara gelince, yeryüzünün bütün servetine hatta onun bir katına daha sahip olsalar, azaptan kurtulmak için hepsini fidye verirlerdi. İşte hesapların en kötüsü onları beklemektedir. Yerleri de cehennem olacaktır. O, kalınacak ne kötü bir yerdir!(2)

Ayet 19–24

6 ayet

Ra’d 19

Ra’d 20

Ra’d 21

Ra’d 22

Ra’d 23

Ra’d 24

اَفَمَنْ يَعْلَمُ اَنَّمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ الْحَقُّ كَمَنْ هُوَ اَعْمٰىۜ اِنَّمَا يَتَذَكَّرُ اُو۬لُوا الْاَلْبَابِۙ ۝١٩ اَلَّذ۪ينَ يُوفُونَ بِعَهْدِ اللّٰهِ وَلَا يَنْقُضُونَ الْم۪يثَاقَۙ ۝٢٠ وَالَّذ۪ينَ يَصِلُونَ مَٓا اَمَرَ اللّٰهُ بِه۪ٓ اَنْ يُوصَلَ وَيَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ وَيَخَافُونَ سُٓوءَ الْحِسَابِۜ ۝٢١ وَالَّذ۪ينَ صَبَرُوا ابْتِغَٓاءَ وَجْهِ رَبِّهِمْ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاَنْفَقُوا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً وَيَدْرَؤُ۫نَ بِالْحَسَنَةِ السَّيِّئَةَ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عُقْبَى الدَّارِۙ ۝٢٢ جَنَّاتُ عَدْنٍ يَدْخُلُونَهَا وَمَنْ صَلَحَ مِنْ اٰبَٓائِهِمْ وَاَزْوَاجِهِمْ وَذُرِّيَّاتِهِمْ وَالْمَلٰٓئِكَةُ يَدْخُلُونَ عَلَيْهِمْ مِنْ كُلِّ بَابٍۚ ۝٢٣ سَلَامٌ عَلَيْكُمْ بِمَا صَبَرْتُمْ فَنِعْمَ عُقْبَى الدَّارِۜ ۝٢٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

19Efemey yaʿlemü ennemâ ünzile ileyke mir rabbike-lḥaḳḳu kemen hüve aʿmâ. innemâ yeteẕekkeru ülü-lʾelbâb.

Okunuş

20Elleẕîne yûfûne biʿahdi-llâhi velâ yenḳuḍûne-lmîŝâḳa.

Okunuş

21Velleẕîne yeṣilûne mâ emera-llâhü bihî ey yûṣale veyaḫşevne rabbehüm veyeḫâfûne sûe-lḥisâb.

Okunuş

22Velleẕîne ṣaberü-btigâe vechi rabbihim veeḳâmu-ṣṣalâte veenfeḳû mimmâ razaḳnâhüm sirrav veʿalâniyetev veyedraûne bilḥaseneti-sseyyiete ülâike lehüm ʿuḳbe-ddâr.

Okunuş

23Cennâtü ʿadniy yedḫulûnehâ vemen ṣaleḥa min âbâihim veezvâcihim veẕürriyyâtihim velmelâiketü yedḫulûne ʿaleyhim min külli bâb.

Okunuş

24Selâmün ʿaleyküm bimâ ṣabertüm feniʿme ʿuḳbe-ddâr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

19Hiç Rabbin katından sana indirilen Kuran’ın hak olduğunu kavrayan kimse ile bu hakikate karşı kör kesilen bir olur mu? Bu gerçeği ancak derin kavrayış/temiz akıl sahipleri düşünebilirler.

Türkçe Meal

20O derin kavrayış sahipleri ki, Allah’la yaptıkları fıtrat sözleşmesini yerine getirenler ve o antlaşmayı bozmayanlardır.

Türkçe Meal

21Ve bunlar, Allah’ın kurulmasını emrettiği bağları kurarlar. Zira bunlar, Rablerine saygıda kusur etmeyenler ve kötü hesapla karşılaşmaktan korkanlardır.

Türkçe Meal

22Ve bunlar, Rablerinin rızasını kazanmak için zorluklara göğüs gererek sabreder, namazı kılar. Bizim kendilerine verdiğimiz nimetlerden gizli ve aşikâr sarf eder; bunlar kötülüğü iyilikle def eder. Mutluluk yurduna ulaşacak olanlar işte bunlardır.

Türkçe Meal

23O yurt mutluluğun merkezleri olan cennetlerdir ki, onlar oraya girecekler; atalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanlar da oraya girecekler, onları her kapıdan melekler karşılayacaklar ve onlara:

Türkçe Meal

24“Selamün Aleyküm size/tebrikler sıkıntılara göğüs gererek sabrettiğinizden dolayı mutluluk yurduna hoş geldiniz! Ne güzel bir yurttur burası.” derler.

Ayet 25

1 ayet

Ra’d 25

وَالَّذ۪ينَ يَنْقُضُونَ عَهْدَ اللّٰهِ مِنْ بَعْدِ م۪يثَاقِه۪ وَيَقْطَعُونَ مَٓا اَمَرَ اللّٰهُ بِه۪ٓ اَنْ يُوصَلَ وَيُفْسِدُونَ فِي الْاَرْضِۙ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمُ اللَّعْنَةُ وَلَهُمْ سُٓوءُ الدَّارِ ۝٢٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

25Velleẕîne yenḳuḍûne ʿahde-llâhi mim baʿdi mîŝâḳihî veyaḳṭaʿûne mâ emera-llâhü bihî ey yûṣale veyüfsidûne fi-lʾarḍi ülâike lehümü-llaʿnetü velehüm sûü-ddâr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

25Ama Allah’la yaptıkları fıtrat sözleşmesini bozanlar ve Allah’ın kurulmasını emrettiği bağları koparanlar ve yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlar, işte onlar lanete uğrayacaklar. En kötü yurt/cehennem onları beklemektedir...

İlgili ayetler

Ayet 26

1 ayet

Ra’d 26

اَللّٰهُ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَقْدِرُۜ وَفَرِحُوا بِالْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۜ وَمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا فِي الْاٰخِرَةِ اِلَّا مَتَاعٌ۟ ۝٢٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

26Allâhü yebsüṭu-rrizḳa limey yeşâü veyaḳdir. veferiḥû bilḥayâti-ddünyâ. veme-lḥayâtü-ddünyâ fi-lʾâḫirati illâ metâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

26Allah, gerekli çabayı gösteren için bir ölçüye göre verir. Onlar da, dünya hayatında bununla sevinirler. Oysa dünya hayatı, ahirete göre geçici bir geçimlikten ibarettir.

İlgili ayetler

Ayet 27–29

3 ayet

Ra’d 27

Ra’d 28

Ra’d 29

وَيَقُولُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَوْلَٓا اُنْزِلَ عَلَيْهِ اٰيَةٌ مِنْ رَبِّه۪ۜ قُلْ اِنَّ اللّٰهَ يُضِلُّ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَهْد۪ٓي اِلَيْهِ مَنْ اَنَابَۚ ۝٢٧ اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَتَطْمَئِنُّ قُلُوبُهُمْ بِذِكْرِ اللّٰهِۜ اَلَا بِذِكْرِ اللّٰهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُۜ ۝٢٨ اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ طُوبٰى لَهُمْ وَحُسْنُ مَاٰبٍ ۝٢٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

27Veyeḳûlü-lleẕîne keferû levlâ ünzile ʿaleyhi âyetüm mir rabbih. ḳul inne-llâhe yüḍillü mey yeşâü veyehdî ileyhi men enâb.

Okunuş

28Elleẕîne âmenû vetaṭmeinnü ḳulûbühüm biẕikri-llâh. elâ biẕikri-llâhi taṭmeinnü-lḳulûb.

Okunuş

29Elleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti ṭûbâ lehüm veḥusnü meâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

27Gerçekleri örtbas eden kâfirler: “Sana Rabbinden bir mucize/ayet indirilmesi gerekmez miydi?” derler. De ki: “Kuşkusuz Allah, sapıklığı tercih edeni sapıklıkta bırakır; kendisine yöneleni de doğru yoluna yönlendirir.

Türkçe Meal

28Onlar ki, (Allah’ın ayetlerine) inanıp güvenenler ve akleden kalpleri Allah’ın zikri Kuran ile tatmin olanlardır. İyi bilin ki akleden kalpler ancak Allah’ın zikri Kuran ile tatmin olur.

Türkçe Meal

29Müjdeler olsun iman edip, güvenen ve güzel işler yapanlara! En güzel gelecek onları bekliyor.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

28Hicr 9

İlgili ayetler

29Nisâ 173Nahl 97

Ayet 30

1 ayet

Ra’d 30

كَذٰلِكَ اَرْسَلْنَاكَ ف۪ٓي اُمَّةٍ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهَٓا اُمَمٌ لِتَتْلُوَ۬ا عَلَيْهِمُ الَّذ۪ٓي اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ وَهُمْ يَكْفُرُونَ بِالرَّحْمٰنِۜ قُلْ هُوَ رَبّ۪ي لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَاِلَيْهِ مَتَابِ ۝٣٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

30Keẕâlike erselnâke fî ümmetin ḳad ḫalet min ḳablihâ ümemül litetlüve ʿaleyhimü-lleẕî evḥaynâ ileyke vehüm yekfürûne birraḥmân. ḳul hüve rabbî lâ ilâhe illâ hû. ʿaleyhi tevekkeltü veileyhi metâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

30İşte böylece, kendilerinden önce gelip geçmiş ümmetlere elçiler gönderdiğimiz gibi bu topluma, sana vahyettiklerimizi kendilerine okuyup iletesin diye seni de elçi olarak gönderdik.(1) Zira onlar Rahman’ı kabul etmiyorlar. De ki: "O Rahman benim rabbimdir.(2) Ondan başka ilah yoktur,(3) ben yalnız ona bağlanıp/güvendim (4) ve yalnız ona yöneldim".(5)

Ayet 31

1 ayet

Ra’d 31

وَلَوْ اَنَّ قُرْاٰنًا سُيِّرَتْ بِهِ الْجِبَالُ اَوْ قُطِّعَتْ بِهِ الْاَرْضُ اَوْ كُلِّمَ بِهِ الْمَوْتٰىۜ بَلْ لِلّٰهِ الْاَمْرُ جَم۪يعًاۜ اَفَلَمْ يَا۬يْـَٔسِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَنْ لَوْ يَشَٓاءُ اللّٰهُ لَهَدَى النَّاسَ جَم۪يعًاۜ وَلَا يَزَالُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا تُص۪يبُهُمْ بِمَا صَنَعُوا قَارِعَةٌ اَوْ تَحُلُّ قَر۪يبًا مِنْ دَارِهِمْ حَتّٰى يَاْتِيَ وَعْدُ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُخْلِفُ الْم۪يعَادَ۟ ۝٣١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

31Velev enne ḳurʾânen süyyirat bihi-lcibâlü ev ḳuṭṭiʿat bihi-lʾarḍu ev küllime bihi-lmevtâ. bel lillâhi-lʾemru cemîʿâ. efelem yeyʾesi-lleẕîne âmenû el lev yeşâü-llâhü lehede-nnâse cemîʿâ. velâ yezâlü-lleẕîne keferû tüṣîbühüm bimâ ṣaneʿû ḳâriʿatün ev teḥullü ḳarîbem min dârihim ḥattâ yeʾtiye vaʿdü-llâh. inne-llâhe lâ yuḫlifü-lmîʿâd.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

31Eğer bu kendisi ile dağların yürütüldüğü veya yeryüzünün yarılıp parçalandığı yahut ölülerin konuşturulduğu bir Kuran olsaydı! Zaten bütün bu olaylar Allah’ın koyduğu yasalar çerçevesinde gerçekleşmektedir. Peki, iman edenler, "Allah isteseydi bütün insanları doğru yolda toplardı" (1) gerçeğini kavrayıp da ısrarından hala vaz geçmediler mi?(2) Ama gerçeği örtbas eden kâfirlerin yapıp ettiklerinden dolayı başlarından bela eksik olmayacak ya da yanı başlarında dönüp duracak ki Allah’ın (iman edenlere) verdiği zafer sözü geçekleşsin. Zira Allah verdiği vaat/sözden asla dönmez.(3)

Ayet 32

1 ayet

Ra’d 32

وَلَقَدِ اسْتُهْزِئَ بِرُسُلٍ مِنْ قَبْلِكَ فَاَمْلَيْتُ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا ثُمَّ اَخَذْتُهُمْ۠ فَكَيْفَ كَانَ عِقَابِ ۝٣٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

32Veleḳadi-stühzie birusülim min ḳablike feemleytü lilleẕîne keferû ŝümme eḫaẕtühüm. fekeyfe kâne ʿiḳâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

32Unutma ki senden önce de nice elçiler hafife alınmışlardı. Ben de gerçeği örtbas eden o kâfirlere belli bir mühlet vermiştim sonra da onları kıskıvrak yakaladım. Cezalandırmam nasılmış öğrendiler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

32Kehf 59Fâtır 45

Ayet 33–34

2 ayet

Ra’d 33

Ra’d 34

اَفَمَنْ هُوَ قَٓائِمٌ عَلٰى كُلِّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْۚ وَجَعَلُوا لِلّٰهِ شُرَكَٓاءَۜ قُلْ سَمُّوهُمْۜ اَمْ تُنَبِّؤُ۫نَهُ بِمَا لَا يَعْلَمُ فِي الْاَرْضِ اَمْ بِظَاهِرٍ مِنَ الْقَوْلِۜ بَلْ زُيِّنَ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا مَكْرُهُمْ وَصُدُّوا عَنِ السَّب۪يلِۜ وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ هَادٍ ۝٣٣ لَهُمْ عَذَابٌ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَلَعَذَابُ الْاٰخِرَةِ اَشَقُّۚ وَمَا لَهُمْ مِنَ اللّٰهِ مِنْ وَاقٍ ۝٣٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

33Efemen hüve ḳâimün ʿalâ külli nefsim bimâ kesebet. veceʿalû lillâhi şürakâʾ. ḳul semmûhüm. em tünebbiûnehû bimâ lâ yaʿlemü fi-lʾarḍi em biżâhirim mine-lḳavl. bel züyyine lilleẕîne keferû mekruhüm veṣuddû ʿani-ssebîl. vemey yuḍlili-llâhü femâ lehû min hâd.

Okunuş

34Lehüm ʿaẕâbün fi-lḥayâti-ddünyâ veleʿaẕâbü-lʾâḫirati eşeḳḳ. vemâ lehüm mine-llâhi miv vâḳ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

33Herkesin ne kazandığını bilen ve bununla yargılayacak olan kimmiş? Buna rağmen onlar hala Allah’a birtakım ortaklar koşuyorlar.(1) De ki: “Onlara birtakım isimler ve sıfatlar vererek kutsayın bakalım.(2) Yoksa Allah’ın, yeryüzünde bilmediği bir şey var da Allah’a onu mu haber veriyorsunuz?(3) Yoksa siz bu boş sözle oyalanıyor musunuz?”(4) Aslında gerçeği örtbas eden kâfirlere bu kurdukları düzen cazip görünüyor, böylece gerçek yoldan sapıyorlar.(5) Zira Allah kimin sapıklığını onaylarsa, artık ona doğru yola getirecek kimse yoktur.(6)

Türkçe Meal

34Böyleleri için dünya hayatında bir azap vardır; ahiretteki azapları ise daha çetindir! Allah’ın azabından onları koruyacak da yoktur!

Ayet 35

1 ayet

Ra’d 35

مَثَلُ الْجَنَّةِ الَّت۪ي وُعِدَ الْمُتَّقُونَۜ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ اُكُلُهَا دَٓائِمٌ وَظِلُّهَاۜ تِلْكَ عُقْبَى الَّذ۪ينَ اتَّقَوْاۗ وَعُقْبَى الْكَافِر۪ينَ النَّارُ ۝٣٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

35Meŝelü-lcenneti-lletî vuʿide-lmütteḳûn. tecrî min taḥtihe-lʾenhâr. ükülühâ dâimüv veżillühâ. tilke ʿuḳbe-lleẕîne-tteḳav. veʿuḳbe-lkâfirîne-nnâr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

35Allah’a karşı takva sahibi olanlara/sorumlu davrananlara vaat edilen cennet; tabanından ırmakların çağladığı, meyvelerinin ve gölgelerinin devamlı olduğu bahçeler gibidir. Bu, muttakilerin/günahlardan korunmuşların hak ettiği sonuçtur, gerçeği örtbas eden kâfirlerin hak ettiği ise ateştir.

İlgili ayetler

Ayet 36

1 ayet

Ra’d 36

وَالَّذ۪ينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَفْرَحُونَ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمِنَ الْاَحْزَابِ مَنْ يُنْكِرُ بَعْضَهُۜ قُلْ اِنَّمَٓا اُمِرْتُ اَنْ اَعْبُدَ اللّٰهَ وَلَٓا اُشْرِكَ بِه۪ۜ اِلَيْهِ اَدْعُوا وَاِلَيْهِ مَاٰبِ ۝٣٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

36Velleẕîne âteynâhümü-lkitâbe yefraḥûne bimâ ünzile ileyke vemine-lʾaḥzâbi mey yünkiru baʿḍah. ḳul innemâ ümirtü en aʿbüde-llâhe velâ üşrike bih. ileyhi edʿû veileyhi meâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

36Kendilerine kitap verdiklerimizden bazı kimseler, sana indirilen bu Kuran’la sevinirler.(1) Onlardan bazı gruplar ise, Kuran’ın bir kısmına inanmazlar.(2) De ki: “Ben yalnızca, Allah’a kulluk etmekle ve O’na asla şirk koşmamakla emrolundum.(3) Ve ben yalnızca O’na dua ederim, zira dönüşüm yalnızca Allah’adır.(4)

Ayet 37

1 ayet

Ra’d 37

وَكَذٰلِكَ اَنْزَلْنَاهُ حُكْمًا عَرَبِيًّاۜ وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ اَهْوَٓاءَهُمْ بَعْدَ مَا جَٓاءَكَ مِنَ الْعِلْمِۙ مَا لَكَ مِنَ اللّٰهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا وَاقٍ۟ ۝٣٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

37Vekeẕâlike enzelnâhü ḥukmen ʿarabiyyâ. veleini-ttebaʿte ehvâehüm baʿde mâ câeke mine-lʿilmi mâ leke mine-llâhi miv veliyyiv velâ vâḳ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

37İşte böylece biz bu Kuran’ı, açık ve anlaşılır bir hüküm kaynağı olarak indirdik.(1) Eğer sen, sana vahiy geldikten sonra onların uyduruk inançlarına uyarsan, Allah’a karşı seni koruyacak ne bir veli/dost ne de bir koruyucu vardır.(2)

Ayet 38–39

2 ayet

Ra’d 38

Ra’d 39

وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا رُسُلًا مِنْ قَبْلِكَ وَجَعَلْنَا لَهُمْ اَزْوَاجًا وَذُرِّيَّةًۜ وَمَا كَانَ لِرَسُولٍ اَنْ يَاْتِيَ بِاٰيَةٍ اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِۜ لِكُلِّ اَجَلٍ كِتَابٌ ۝٣٨ يَمْحُوا اللّٰهُ مَا يَشَٓاءُ وَيُثْبِتُۚ وَعِنْدَهُٓ اُمُّ الْكِتَابِ ۝٣٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

38Veleḳad erselnâ rusülem min ḳablike veceʿalnâ lehüm ezvâcev veẕürriyyeh. vemâ kâne lirasûlin ey yeʾtiye biâyetin illâ biiẕni-llâh. likülli ecelin kitâb.

Okunuş

39Yemḥü-llâhü mâ yeşâü veyüŝbit. veʿindehû ümmü-lkitâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

38Ant olsun ki biz, senden öncede elçiler göndermiş; onları da eşler ve çocuklar sahibi yapmıştık(1) Kaldı ki hiçbir elçi, Allah’ın izni/ilahi yasa dışında bir ayet getiremez.(2) Zira her dönemin kendine has bir mesaj şekli vardır.(3)

Türkçe Meal

39Çünkü Allah, dilediğini yok eder, dilediğini sabit kılar. Zira mesajın kaynağı onun katındadır.

Ayet 40

1 ayet

Ra’d 40

وَاِنْ مَا نُرِيَنَّكَ بَعْضَ الَّذ۪ي نَعِدُهُمْ اَوْ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَاِنَّمَا عَلَيْكَ الْبَلَاغُ وَعَلَيْنَا الْحِسَابُ ۝٤٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

40Veim mâ nüriyenneke baʿḍa-lleẕî neʿidühüm ev neteveffeyenneke feinnemâ ʿaleyke-lbelâgu veʿaleyne-lḥisâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

40Şimdi onlara tehdit ettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek, ya da senin ölümünü takdir etsek unutma ki sana düşen sadece tebliğdir.(1) Onları hesaba çekmek bize düşer.(2)

İlgili ayetler

İlgili ayetler

40Nûr 54Gâşiye 2

Ayet 41–43

3 ayet

Ra’d 41

Ra’d 42

Ra’d 43

اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّا نَاْتِي الْاَرْضَ نَنْقُصُهَا مِنْ اَطْرَافِهَاۜ وَاللّٰهُ يَحْكُمُ لَا مُعَقِّبَ لِحُكْمِه۪ۜ وَهُوَ سَر۪يعُ الْحِسَابِ ۝٤١ وَقَدْ مَكَرَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَلِلّٰهِ الْمَكْرُ جَم۪يعًاۜ يَعْلَمُ مَا تَكْسِبُ كُلُّ نَفْسٍۜ وَسَيَعْلَمُ الْكُفَّارُ لِمَنْ عُقْبَى الدَّارِ ۝٤٢ وَيَقُولُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَسْتَ مُرْسَلًاۜ قُلْ كَفٰى بِاللّٰهِ شَه۪يدًا بَيْن۪ي وَبَيْنَكُمْۙ وَمَنْ عِنْدَهُ عِلْمُ الْكِتَابِ ۝٤٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

41Evelem yerav ennâ neʾti-lʾarḍa nenḳuṣuhâ min aṭrâfihâ. vellâhü yaḥkümü lâ müʿaḳḳibe liḥukmih. vehüve serîʿu-lḥisâb.

Okunuş

42Veḳad mekera-lleẕîne min ḳablihim felillâhi-lmekru cemîʿâ. yaʿlemü mâ teksibü küllü nefs. veseyaʿlemü-lküffâru limen ʿuḳbe-ddâr.

Okunuş

43Veyeḳûlü-lleẕîne keferû leste mürselâ. ḳul kefâ billâhi şehîdem beynî vebeyneküm vemen ʿindehû ʿilmü-lkitâb.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

41Peki onlar, bizim yeryüzünü/onların güç ve imkânlarını gitgide daralttığımızı görmüyorlar mı? Zira Allah yasa koyar, O’nun yasasını kimse bozamaz.(1) Çünkü O, hesabı çok hızlı görendir.(2)

Türkçe Meal

42Doğrusu onlardan öncekiler de tuzaklar kurdular, oysa bütün tuzakları bertaraf etmek Allah’a aittir. Zira O herkesin ne kazandığını, ne tasarladığını bilir. Tuzak planlayan kâfirler mutlu sonun kime ait olacağını bir gün öğrenecekler.

Türkçe Meal

43Gerçekleri örtbas eden kâfirler, “Sen, gönderilmiş bir elçi değilsin.” diyorlar. De ki: “Sizinle benim aramda şahit olarak Allah yeter, bir de bu Kuran/mesajın bilgisine sahip olan kimse.”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

43En’am 19Hac 54Sebe’ 6

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Muhammed, sonra Rahman indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla