Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıylaAyet 1
1 ayetMuhammed 1
اَلَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ اَضَلَّ اَعْمَالَهُمْ ١
Mushaf
Ayet 2–3
2 ayetMuhammed 2
Muhammed 3
وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَاٰمَنُوا بِمَا نُزِّلَ عَلٰى مُحَمَّدٍ وَهُوَ الْحَقُّ مِنْ رَبِّهِمْۙ كَفَّرَ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْ وَاَصْلَحَ بَالَهُمْ ٢ ذٰلِكَ بِاَنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا اتَّبَعُوا الْبَاطِلَ وَاَنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّبَعُوا الْحَقَّ مِنْ رَبِّهِمْۜ كَذٰلِكَ يَضْرِبُ اللّٰهُ لِلنَّاسِ اَمْثَالَهُمْ ٣
Mushaf
Okunuş
2Velleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti veâmenû bimâ nüzzile ʿalâ müḥammediv vehüve-lḥaḳḳu mir rabbihim keffera ʿanhüm seyyiâtihim veaṣleḥa bâlehüm.
3Ẕâlike bienne-lleẕîne keferü-ttebeʿü-lbâṭile veenne-lleẕîne âmenü-ttebeʿü-lḥaḳḳa mir rabbihim. keẕâlike yaḍribü-llâhü linnâsi emŝâlehüm.
Türkçe Meal
2Buna mukabil iman edip iyi ve güzel işler yapanların ve Rabbleri katından Muhammed’e hak olarak indirilen Kuran’a inanıp güvenenlerin kötülüklerini örtecek ve durumlarını düzeltecektir.
3Bu, böyle olacaktır. Çünkü kâfirler batılın peşine düşmüşler, inananlar ise Rablerinden gelmiş hak olan Kuran’a tabi olmuşlardır. Allah kâfirlerle müminler arasındaki farkı işte böyle ortaya koyar.
Ayet 4–6
3 ayetMuhammed 4
Muhammed 5
Muhammed 6
فَاِذَا لَق۪يتُمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَضَرْبَ الرِّقَابِۜ حَتّٰٓى اِذَٓا اَثْخَنْتُمُوهُمْ فَشُدُّوا الْوَثَاقَۙ فَاِمَّا مَنًّا بَعْدُ وَاِمَّا فِدَٓاءً حَتّٰى تَضَعَ الْحَرْبُ اَوْزَارَهَاۚۛ ذٰلِكَۜۛ وَلَوْ يَشَٓاءُ اللّٰهُ لَانْتَصَرَ مِنْهُمْۙ وَلٰكِنْ لِيَبْلُوَ۬ا بَعْضَكُمْ بِبَعْضٍۜ وَالَّذ۪ينَ قُتِلُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ فَلَنْ يُضِلَّ اَعْمَالَهُمْ ٤ سَيَهْد۪يهِمْ وَيُصْلِحُ بَالَهُمْۚ ٥ وَيُدْخِلُهُمُ الْجَنَّةَ عَرَّفَهَا لَهُمْ ٦
Mushaf
Okunuş
4Feiẕâ leḳîtümü-lleẕîne keferû feḍarbe-rriḳâb. ḥattâ iẕâ eŝḫantümûhüm feşüddü-lveŝâḳa feimmâ mennem baʿdü veimmâ fidâen ḥattâ teḍaʿa-lḥarbü evzârahâ. ẕâlik. velev yeşâü-llâhü lenteṣara minhüm velâkil liyeblüve baʿḍaküm bibaʿḍ. velleẕîne ḳutilû fî sebîli-llâhi feley yüḍille aʿmâlehüm.
5Seyehdîhim veyuṣliḥu bâlehüm.
6Veyüdḫilühümü-lcennete ʿarrafehâ lehüm.
Türkçe Meal
4Küfürde direnenlerle savaşta karşılaştığınız zaman onların boyunlarını vurun! Nihayet onlara karşı ezici bir üstünlük sağladığınızda geriye kalanları sıkı bir şekilde bağlayıp esir alın. Sonunda onları ister karşılıksız ister fidye karşılığı serbest bırakın. Böyle yapın ki kâfirlerin size karşı bir daha savaşacak güçleri kalmasın. Gerçi Allah dileseydi, onları savaşsız da cezalandırırdı. Fakat O, birbirinizle savaştırarak sizi sınamak istemiştir. Allah kendi yolunda savaşanların gayretlerini asla boşa çıkarmayacaktır.
5Onlara doğru yolu gösterecek ve durumlarını düzeltecektir.
6Sonunda da onları, kendilerine tanıtmış olduğu cennete yerleştirecektir.
İlgili ayetler
Ayet 7
1 ayetMuhammed 7
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنْ تَنْصُرُوا اللّٰهَ يَنْصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ اَقْدَامَكُمْ ٧
Mushaf
Ayet 8–10
3 ayetMuhammed 8
Muhammed 9
Muhammed 10
وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَتَعْسًا لَهُمْ وَاَضَلَّ اَعْمَالَهُمْ ٨ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ كَرِهُوا مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ فَاَحْبَطَ اَعْمَالَهُمْ ٩ اَفَلَمْ يَس۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَيَنْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ دَمَّرَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْۘ وَلِلْكَافِر۪ينَ اَمْثَالُهَا ١٠
Mushaf
Okunuş
8Velleẕîne keferû fetaʿsel lehüm veeḍalle aʿmâlehüm.
9Ẕâlike biennehüm kerihû mâ enzele-llâhü feaḥbeṭa aʿmâlehüm.
10Efelem yesîrû fi-lʾarḍi feyenżurû keyfe kâne ʿâḳibetü-lleẕîne min ḳablihim. demmera-llâhü ʿaleyhim. velilkâfirîne emŝâlühâ.
Türkçe Meal
8Kâfirlere gelince onların hakkı yıkım ve yok olmaktır zaten Allah onların bütün çalışmalarını boşa çıkaracaktır.
9Çünkü onlar Allah’ın indirdiği Kuran’dan hoşlanmamışlar. Bu sebeple yaptıkları iyi işler geçersiz olmuştur.
10Onlar şu memleketlerde hiç gezip dolaşarak kendilerinden önce geçmiş toplumların akıbetlerinin nasıl olduğuna bakıp ibret almıyorlar mı? Allah onları yerle bir etmişti. Nitekim bu kâfirleri de benzeri bir akıbet beklemektedir.
İlgili ayetler
Ayet 11
1 ayetMuhammed 11
ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ مَوْلَى الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَاَنَّ الْكَافِر۪ينَ لَا مَوْلٰى لَهُمْ۟ ١١
Mushaf
Okunuş
11Ẕâlike bienne-llâhe mevle-lleẕîne âmenû veenne-lkâfirîne lâ mevlâ lehüm.
Türkçe Meal
11Çünkü Allah sadece müminlerin mevlasıdır. Kâfirlerin ise herhangi bir mevlası ve yardımcısı yoktur.
İlgili ayetler
Ayet 12
1 ayetMuhammed 12
اِنَّ اللّٰهَ يُدْخِلُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا يَتَمَتَّعُونَ وَيَاْكُلُونَ كَمَا تَاْكُلُ الْاَنْعَامُ وَالنَّارُ مَثْوًى لَهُمْ ١٢
Mushaf
Okunuş
12İnne-llâhe yüdḫilü-lleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti cennâtin tecrî min taḥtihe-lʾenhâr. velleẕîne keferû yetemetteʿûne veyeʾkülûne kemâ teʾkülü-lʾenʿâmü vennâru meŝvel lehüm.
Türkçe Meal
12Şüphesiz Allah, iman edip iyi ve güzel işler yapanları, tabanından ırmakların çağladığı cennetlere yerleştirecektir. Gerçekleri örtbas eden kâfirler dünya nimetlerinden bir süreliğine daha yararlansınlar, hayvanların yiyip içtiği gibi yiyip içsinler bakalım, nasıl olsa sonunda ateşi boylayacaklar.
Ayet 13
1 ayetMuhammed 13
وَكَاَيِّنْ مِنْ قَرْيَةٍ هِيَ اَشَدُّ قُوَّةً مِنْ قَرْيَتِكَ الَّت۪ٓي اَخْرَجَتْكَۚ اَهْلَكْنَاهُمْ فَلَا نَاصِرَ لَهُمْ ١٣
Mushaf
Okunuş
13Vekeeyyim min ḳaryetin hiye eşeddü ḳuvvetem min ḳaryetike-lletî aḫracetk. ehleknâhüm felâ nâṣira lehüm.
Türkçe Meal
13Seni yurdundan sürüp çıkaranlardan daha güçlü ve kuvvetli nice ülkeleri helak ettik de onlara yardım edecek kimse çıkmadı.
İlgili ayetler
Ayet 14
1 ayetMuhammed 14
اَفَمَنْ كَانَ عَلٰى بَيِّنَةٍ مِنْ رَبِّه۪ كَمَنْ زُيِّنَ لَهُ سُٓوءُ عَمَلِه۪ وَاتَّبَعُٓوا اَهْوَٓاءَهُمْ ١٤
Mushaf
Okunuş
14Efemen kâne ʿalâ beyyinetim mir rabbihî kemen züyyine lehû sûü ʿamelihî vettebeʿû ehvâehüm.
Türkçe Meal
14Şimdi Rabbinden gelmiş açık bir belge olan Kuran’a dayanan kimse ile kötü amelleri kendisine cazip görünen böylece arzu ve heveslerine uyan kimse hiç bir olur mu?
Ayet 15
1 ayetMuhammed 15
مَثَلُ الْجَنَّةِ الَّت۪ي وُعِدَ الْمُتَّقُونَۜ ف۪يهَٓا اَنْهَارٌ مِنْ مَٓاءٍ غَيْرِ اٰسِنٍۚ وَاَنْهَارٌ مِنْ لَبَنٍ لَمْ يَتَغَيَّرْ طَعْمُهُۚ وَاَنْهَارٌ مِنْ خَمْرٍ لَذَّةٍ لِلشَّارِب۪ينَۚ وَاَنْهَارٌ مِنْ عَسَلٍ مُصَفًّىۜ وَلَهُمْ ف۪يهَا مِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِ وَمَغْفِرَةٌ مِنْ رَبِّهِمْۜ كَمَنْ هُوَ خَالِدٌ فِي النَّارِ وَسُقُوا مَٓاءً حَم۪يمًا فَقَطَّعَ اَمْعَٓاءَهُمْ ١٥
Mushaf
Okunuş
15Meŝelü-lcenneti-lletî vuʿide-lmütteḳûn. fîhâ enhârum mim mâin gayri âsin. veenhârum mil lebenil lem yetegayyer ṭaʿmüh. veenhârum min ḫamril leẕẕetil lişşâribîn. veenhârum min ʿaselim müṣaffâ. velehüm fîhâ min külli-ŝŝemerâti vemagfiratüm mir rabbihim. kemen hüve ḫâlidün fi-nnâri vesüḳû mâen ḥamîmen feḳaṭṭaʿa emʿâehüm.
Türkçe Meal
15Günahlardan korunan muttakilere vaat edilen cennet şöyledir: Orada tadı hiçbir şekilde bozulmayan su ırmakları, tadı hiç değişmeyen süt ırmakları, içenleri lezzete boğan meyve suyu ırmakları, süzme bal ırmakları akmaktadır. Ayrıca orada onlar için türlü meyve ve yiyecek vardır. Bir de onlar, Rabbleri tarafından bağışlanmış olmanın mutluluğunu tadacaklar. Şimdi bu kimseler ile ateşte kalacak ve kendisine içirilen kaynar su ile bağırsakları parçalanacak kimse bir olur mu?
Ayet 16
1 ayetMuhammed 16
وَمِنْهُمْ مَنْ يَسْتَمِعُ اِلَيْكَۚ حَتّٰٓى اِذَا خَرَجُوا مِنْ عِنْدِكَ قَالُوا لِلَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ مَاذَا قَالَ اٰنِفًا۠ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ طَبَعَ اللّٰهُ عَلٰى قُلُوبِهِمْ وَاتَّبَعُٓوا اَهْوَٓاءَهُمْ ١٦
Mushaf
Okunuş
16Veminhüm mey yestemiʿu ileyk. ḥattâ iẕâ ḫaracû min ʿindike ḳâlû lilleẕîne ûtü-lʿilme mâẕâ ḳâle ânifâ. ülâike-lleẕîne ṭabeʿa-llâhü ʿalâ ḳulûbihim vettebeʿû ehvâehüm.
Türkçe Meal
16Onların içinden kimileri de seni dinliyormuş gibi gözükür. Fakat senin yanından ayrıldıklarında vahiy bilgisine sahip olanlara alaylı bir şekilde sorarak “Sahi az önce o ne söyledi” derler. İşte onlar Allah’ın vahyine kalplerini kapatıp arzu ve heveslerine uymuşlardır.
Ayet 17
1 ayetMuhammed 17
وَالَّذ۪ينَ اهْتَدَوْا زَادَهُمْ هُدًى وَاٰتٰيهُمْ تَقْوٰيهُمْ ١٧
Mushaf
Okunuş
17Velleẕîne-htedev zâdehüm hüdev veâtâhüm taḳvâhüm.
Türkçe Meal
17Doğru yolda olanlara gelince Allah onların imanlarını pekiştirir, böylece onları günahtan korunmaya, arzu ve heveslerine uymamaya muvaffak kılar.
İlgili ayetler
Ayet 18
1 ayetMuhammed 18
فَهَلْ يَنْظُرُونَ اِلَّا السَّاعَةَ اَنْ تَاْتِيَهُمْ بَغْتَةًۚ فَقَدْ جَٓاءَ اَشْرَاطُهَاۚ فَاَنّٰى لَهُمْ اِذَا جَٓاءَتْهُمْ ذِكْرٰيهُمْ ١٨
Mushaf
Okunuş
18Fehel yenżurûne ille-ssâʿate en teʾtiyehüm bagteten. feḳad câe eşrâṭuhâ. feennâ lehüm iẕâ câethüm ẕikrâhüm.
Türkçe Meal
18Şimdi onlar, başlarına ansızın o saatin bu dünyanın sonunun geleceğinden başka neyi bekliyorlar? Oysa onun tüm şartları ortada görüp duruyorlar. Fakat kaçınılmaz o son saat başlarına gelip çattığı zaman gerçeği anlamış olmalarının onlara ne faydası olacak?
İlgili ayetler
Ayet 19
1 ayetMuhammed 19
فَاعْلَمْ اَنَّهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ وَاسْتَغْفِرْ لِذَنْبِكَ وَلِلْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ مُتَقَلَّبَكُمْ وَمَثْوٰيكُمْ۟ ١٩
Mushaf
Okunuş
19Faʿlem ennehû lâ ilâhe ille-llâhü vestagfir liẕembike velilmüʾminîne velmüʾminât. vellâhü yaʿlemü müteḳallebeküm vemeŝvâküm.
Türkçe Meal
19Öyleyse şunu iyi bil ki Allah’tan başka ilah yoktur. Kendi günahın hem de mümin erkek ve kadınların günahları için Allah’tan bağışlanma dile. Allah sizin gezip dolaştığınız yeri de varıp duracağınız yeri de iyi bilir
İlgili ayetler
Ayet 20–24
5 ayetMuhammed 20
Muhammed 21
Muhammed 22
Muhammed 23
Muhammed 24
وَيَقُولُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَوْلَا نُزِّلَتْ سُورَةٌۚ فَاِذَٓا اُنْزِلَتْ سُورَةٌ مُحْكَمَةٌ وَذُكِرَ ف۪يهَا الْقِتَالُۙ رَاَيْتَ الَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ يَنْظُرُونَ اِلَيْكَ نَظَرَ الْمَغْشِيِّ عَلَيْهِ مِنَ الْمَوْتِۜ فَاَوْلٰى لَهُمْۚ ٢٠ طَاعَةٌ وَقَوْلٌ مَعْرُوفٌ۠ فَاِذَا عَزَمَ الْاَمْرُ۠ فَلَوْ صَدَقُوا اللّٰهَ لَكَانَ خَيْرًا لَهُمْۚ ٢١ فَهَلْ عَسَيْتُمْ اِنْ تَوَلَّيْتُمْ اَنْ تُفْسِدُوا فِي الْاَرْضِ وَتُقَطِّعُٓوا اَرْحَامَكُمْ ٢٢ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ لَعَنَهُمُ اللّٰهُ فَاَصَمَّهُمْ وَاَعْمٰٓى اَبْصَارَهُمْ ٢٣ اَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْاٰنَ اَمْ عَلٰى قُلُوبٍ اَقْفَالُهَا ٢٤
Mushaf
Okunuş
20Veyeḳûlü-lleẕîne âmenû levlâ nüzzilet sûratün. feiẕâ ünzilet sûratüm muḥkemetüv veẕükira fîhe-lḳitâlü raeyte-lleẕîne fî ḳulûbihim meraḍuy yenżurûne ileyke neżara-lmagşiyyi ʿaleyhi mine-lmevt. feevlâ lehüm.
21Ṭâʿatüv veḳavlüm maʿrûfün. feiẕâ ʿazeme-lʾemr. felev ṣadeḳu-llâhe lekâne ḫayral lehüm.
22Fehel ʿaseytüm in tevelleytüm en tüfsidû fi-lʾarḍi vetüḳaṭṭiʿû erḥâmeküm.
23Ülâike-lleẕîne leʿanehümü-llâhü feeṣammehüm veaʿmâ ebṣârahüm.
24Efelâ yetedebberûne-lḳurʾâne em ʿalâ ḳulûbin aḳfâlühâ.
Türkçe Meal
20İman edenler:
– Keşke kâfirlerle savaşa izin veren bir sure indirilmiş olsaydı diyorlar. Fakat savaş içeren kesin bir sure indirilmiş olsa, kalplerinde hastalık olanların ölüm döşeğindeki kişinin baktığı gibi korkudan baygın bir şekilde sana baktığını görürsün. Oysa bu durumda onlara yaraşan,
21Emre itaat ve güzel söz söylemektir. Fakat savaş işi kesinleşince böyle davranmadılar. Hâlbuki Allah’a verdikleri söze sadık kalsalardı kendileri için daha hayırlı olurdu.
22Savaştan kaçmanızın, ülkenin istila ve fesadına, akrabalık bağlarının kopmasına sebebiyet vereceğinin farkında mısınız?
23İşte böyleleri, kulakları ile duymak, gözleri ile görmek istemeyen ve dolayısıyla Allah’ın lanetini hak eden, rahmetinden uzaklaşan kimselerdir.
24Şimdi onlar, Kuran’ı adamakıllı hiç düşünmüyorlar mı, yoksa onlarda akıl tutulması mı var?
Ayet 25–30
6 ayetMuhammed 25
Muhammed 26
Muhammed 27
Muhammed 28
Muhammed 29
Muhammed 30
اِنَّ الَّذ۪ينَ ارْتَدُّوا عَلٰٓى اَدْبَارِهِمْ مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ الْهُدَىۙ الشَّيْطَانُ سَوَّلَ لَهُمْۜ وَاَمْلٰى لَهُمْ ٢٥ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَالُوا لِلَّذ۪ينَ كَرِهُوا مَا نَزَّلَ اللّٰهُ سَنُط۪يعُكُمْ ف۪ي بَعْضِ الْاَمْرِۚ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ اِسْرَارَهُمْ ٢٦ فَكَيْفَ اِذَا تَوَفَّتْهُمُ الْمَلٰٓئِكَةُ يَضْرِبُونَ وُجُوهَهُمْ وَاَدْبَارَهُمْ ٢٧ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمُ اتَّبَعُوا مَٓا اَسْخَطَ اللّٰهَ وَكَرِهُوا رِضْوَانَهُ فَاَحْبَطَ اَعْمَالَهُمْ۟ ٢٨ اَمْ حَسِبَ الَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ اَنْ لَنْ يُخْرِجَ اللّٰهُ اَضْغَانَهُمْ ٢٩ وَلَوْ نَشَٓاءُ لَاَرَيْنَاكَهُمْ فَلَعَرَفْتَهُمْ بِس۪يمٰيهُمْۜ وَلَتَعْرِفَنَّهُمْ ف۪ي لَحْنِ الْقَوْلِۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ اَعْمَالَكُمْ ٣٠
Mushaf
Okunuş
25İnne-lleẕîne-rteddû ʿalâ edbârihim mim baʿdi mâ tebeyyene lehümü-lhüde-şşeyṭânü sevvele lehüm. veemlâ lehüm.
26Ẕâlike biennehüm ḳâlû lilleẕîne kerihû mâ nezzele-llâhü senüṭîʿuküm fî baʿḍi-lʾemr. vellâhü yaʿlemü isrârahüm.
27Fekeyfe iẕâ teveffethümü-lmelâiketü yaḍribûne vucûhehüm veedbârahüm.
28Ẕâlike biennehümü-ttebeʿû mâ esḫaṭa-llâhe vekerihû riḍvânehû feaḥbeṭa aʿmâlehüm.
29Em ḥasibe-lleẕîne fî ḳulûbihim meraḍun el ley yuḫrice-llâhü aḍgânehüm.
30Velev neşâü leeraynâkehüm feleʿaraftehüm bisîmâhüm. veletaʿrifennehüm fî laḥni-lḳavl. vellâhü yaʿlemü aʿmâleküm.
Türkçe Meal
25Kuran’ın gösterdiği yolun doğruluğu kendilerine açık seçik belli olmasına rağmen ona sırt çevirenler şeytanların kendilerini aldattığı ve boş ümitlerle avuttuğu kimselerdir.
26Bu yüzden, onlar Allah’ın indirdiği Kuran’dan nefret edenlerin yanına varıp:
– Bazı hususlarda sizinle işbirliği yapabiliriz, dediler. Hâlbuki Allah onların gizli saklı bütün işlerini bilmektedir.
27Peki Melekler, onların yüzlerine ve arkalarına vura vura canlarını almaya geldikleri zaman halleri nice olacak?
28Çünkü onlar Allah’ın gazabına sebep olacak işler yapmışlar ve Allah’ın hoşnut olacağı her şeyden nefret etmişlerdir. Allah da onların yaptıkları tüm işleri boşa çıkarmıştır.
29Yoksa onlar, kalplerinde hastalık bulunanların içlerindeki kini Allah’ın açığa çıkarmayacağını mı zannettiler?
30Biz isteseydik onları sana tek tek gösterirdik. Sen de simalarından tanırdın. Sen onları konuşmalarındaki tarz ve üsluptan zaten tanıyorsun. Unutmayın ki Allah yapıp ettiğiniz her şeyi bilmektedir.
İlgili ayetler
Ayet 31
1 ayetMuhammed 31
وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ حَتّٰى نَعْلَمَ الْمُجَاهِد۪ينَ مِنْكُمْ وَالصَّابِر۪ينَۙ وَنَبْلُوَ۬ا اَخْبَارَكُمْ ٣١
Mushaf
Okunuş
31Veleneblüvenneküm ḥattâ naʿleme-lmücâhidîne minküm veṣṣâbirîne veneblüve aḫbâraküm.
Türkçe Meal
31Andolsun ki içinizden Allah yolunda tüm gayretini gösterenleri ve davasında direnip sabredenleri ortaya çıkarıncaya kadar sizi ve tüm iddialarınızı da sınayacağız.
İlgili ayetler
Ayet 32
1 ayetMuhammed 32
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ وَشَٓاقُّوا الرَّسُولَ مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ الْهُدٰىۙ لَنْ يَضُرُّوا اللّٰهَ شَيْـًٔاۜ وَسَيُحْبِطُ اَعْمَالَهُمْ ٣٢
Mushaf
Okunuş
32İnne-lleẕîne keferû veṣaddû ʿan sebîli-llâhi veşâḳḳu-rrasûle mim baʿdi mâ tebeyyene lehümü-lhüdâ ley yeḍurrü-llâhe şeyʾâ. veseyuḥbiṭu aʿmâlehüm.
Türkçe Meal
32Kendilerine doğru yol açık seçik belli olduktan sonra, elçiye karşı gelen ve insanları Allah’ın yolundan saptıran kâfirler hiçbir şekilde Allah’a zarar veremeyecekler. Zira Allah, onların bütün tuzaklarını boşa çıkartacaktır.
Ayet 33
1 ayetMuhammed 33
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَ وَلَا تُبْطِلُٓوا اَعْمَالَكُمْ ٣٣
Mushaf
Okunuş
33Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû eṭîʿü-llâhe veeṭîʿü-rrasûle velâ tübṭilû aʿmâleküm.
Türkçe Meal
33Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçiye itaat edin. İtaatsizlik ederek yaptığınız işlerin boşa gitmesine sebep olmayın.
İlgili ayetler
Ayet 34
1 ayetMuhammed 34
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ ثُمَّ مَاتُوا وَهُمْ كُفَّارٌ فَلَنْ يَغْفِرَ اللّٰهُ لَهُمْ ٣٤
Mushaf
Okunuş
34İnne-lleẕîne keferû veṣaddû ʿan sebîli-llâhi ŝümme mâtû vehüm küffârun feley yagfira-llâhü lehüm.
Türkçe Meal
34Hiç kuşku yok ki gerçekleri örtbas eden kâfirler ve insanları Allah’ın yolundan saptıran ve sonunda da kâfir olarak ölenler var ya! Allah işte onları asla bağışlamayacaktır.
Ayet 35
1 ayetMuhammed 35
فَلَا تَهِنُوا وَتَدْعُٓوا اِلَى السَّلْمِۗ وَاَنْتُمُ الْاَعْلَوْنَۗ وَاللّٰهُ مَعَكُمْ وَلَنْ يَتِرَكُمْ اَعْمَالَكُمْ ٣٥
Mushaf
Okunuş
35Felâ tehinû vetedʿû ile-sselm. veentümü-lʾaʿlevn. vellâhü meʿaküm veley yetiraküm aʿmâleküm.
Türkçe Meal
35Savaşta sakın gevşeklik göstermeyin. Siz üstün durumda iseniz barışa davet edin! Zira Allah, sizinle beraberdir. O, sizin hiçbir emeğinizi zayi etmeyecektir.
İlgili ayetler
Ayet 36–38
3 ayetMuhammed 36
Muhammed 37
Muhammed 38
اِنَّمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا لَعِبٌ وَلَهْوٌۜ وَاِنْ تُؤْمِنُوا وَتَتَّقُوا يُؤْتِكُمْ اُجُورَكُمْ وَلَا يَسْـَٔلْكُمْ اَمْوَالَكُمْ ٣٦ اِنْ يَسْـَٔلْكُمُوهَا فَيُحْفِكُمْ تَبْخَلُوا وَيُخْرِجْ اَضْغَانَكُمْ ٣٧ هَٓا اَنْتُمْ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ تُدْعَوْنَ لِتُنْفِقُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۚ فَمِنْكُمْ مَنْ يَبْخَلُۚ وَمَنْ يَبْخَلْ فَاِنَّمَا يَبْخَلُ عَنْ نَفْسِه۪ۜ وَاللّٰهُ الْغَنِيُّ وَاَنْتُمُ الْفُقَرَٓاءُۚ وَاِنْ تَتَوَلَّوْا يَسْتَبْدِلْ قَوْمًا غَيْرَكُمْۙ ثُمَّ لَا يَكُونُٓوا اَمْثَالَكُمْ ٣٨
Mushaf
Okunuş
36İnneme-lḥayâtü-ddünyâ leʿibüv velehv. vein tüʾminû vetetteḳû yüʾtiküm ücûraküm velâ yesʾelküm emvâleküm.
37İy yesʾelkümûhâ feyuḥfiküm tebḫalû veyuḫric aḍgâneküm.
38Hâentüm hâülâi tüdʿavne litünfiḳû fî sebîli-llâh. feminküm mey yebḫal. vemey yebḫal feinnemâ yebḫalü ʿan nefsih. vellâhü-lganiyyü veentümü-lfüḳarâʾ. vein tetevellev yestebdil ḳavmen gayraküm ŝümme lâ yekûnû emŝâleküm.
Türkçe Meal
36Bu dünya hayatı, ancak bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Eğer siz yürekten iman eder ve Allah yolunda harcama konusunda duyarlı davranırsanız O da size mükâfatınızı verecektir. Hem O sizden malınızın tamamını istemiyor ki.
37Şayet Allah sizden malınızın tamamını isteyerek sizi zorlasaydı kesinlikle cimrilik ederdiniz de, O da sizin kötü duygularınızı ortaya sermiş olurdu.
38İşte şimdi siz, Allah yolunda cihat için infak etmeye çağrılıyorsunuz. İçinizden bazı kimseler cimrilik ediyor. Cimrilik eden iyi bilsin ki bu kendi aleyhinedir. Kaldı ki Allah’ın sizin malınıza mülkünüze ihtiyacı yoktur, bilakis siz tüm ihtiyaçlarla O’na muhtaçsınız. Eğer Allah’ın emirlerinden yüz çevirirseniz O da sizin yerinize başka bir kavim getirir de onlar sizin gibi davranmazlar.
İlgili ayetler
Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır.
Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.
Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Hadîd, sonra Ra’d indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla