Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ الْاَحْقَافِ مَكِّيَّةٌ آيَاتُهَا ٣٥

Ahkaf Sûresi Açıklamalı Meali

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça
Sûre hakkındaAdı · Nüzul Zamanı · Tarihsel Arka-Plan · Konu

Adı: Sure adını, 21. ayette geçen “… hani o Ahkaf’ta kavmini uyarmıştı…” ibaresinden almaktadır.

Nüzul Zamanı: Bu surenin nüzul zamanı 29-32. ayetler arasında anlatılmakta olan bir tarihi vakıadan tespit olunmaktadır. Bu ayetlerde, cinlerin Kur’an-ı Kerim’i dinleyerek topluluklarına geri dönmeleri açıklanır. Bu hadise hakkında hadis ve siyer kitaplarındaki ittifak edilen rivayete göre, Allah Rasulü Taif’ten Mekke’ye geri dönerken yolda Nahle denilen yerde konaklamıştı. Ve bütün güvenilir tarihi rivayetlere göre Allah Rasulü’nün Taif’e gitme olayı hicretten üç sene önce meydana gelmiştir. Dolayısıyla o zaman bu sure nübüvvetin 10. senesinin sonu ile 11. senesinin başlarında nazil olmuştur.

Tarihsel Arka-Plan: Nübüvvetin 10. yılı Allah Rasulü’nün hayatındaki en zor ve çetin yıldı. Tam üç seneden beri Kureyş’in bütün kabileleri Haşimoğulları’na ve müslümanlara boykot uyguluyorlardı. Allah Rasulü, kabilesi ve diğer arkadaşlarıyla beraber Şi’bi Ebi Talip denilen yerde mahsur idiler.

Kureyşliler bu mahalleyi tamamıyla kuşatma altında tutuyorlar ve kimse de bu ablukayı yararak müslümanlarla irtibata geçemiyor ve alışveriş yapamıyordu. Ancak Hac sırasında müslümanlar dışarı çıkarak alış-veriş yapabiliyorlardı. Fakat o zaman bile eğer Ebu Leheb bir kimseyi pazarda gelen ticaret kervanlarından bir şey satın almak isterken görürse hemen satıcıya “Bunlara en yüksek fiyatı söyle ki alamasınlar, daha sonra ben o malı senden alırım, bir zararın olmaz” demekteydi. Peşpeşe üç senelik bu kuşatma müslümanların, Haşimoğulları’nın belini iyice bükmüştü. O kadar zor günler geçirdiler ki bazen ot bazen de ağaç yaprakları yemeye mecbur kaldılar.

Üç sene sonra bu kuşatma kalkacaktı ama bu sefer de bir müddet sonra, on küsür yıldır Kureyşlilere karşı Allah Rasulü’nü korumakta olan amcası Ebu Talip vefat edecek ve bu hadiseden bir ay bile geçmeden de, nübüvvetin başlangıcından bu güne kadar Allah Rasulü’nün en büyük destekcisi ve teselli edicisi olan hanımı Hz. Hatice vefat edecekti. Peşisıra gelen bu darbeler yüzünden Allah Rasulü bu seneyi “Hüzün Yılı” olarak adlandırmıştı.

Ebu Talib’in ve Hz. Hatice’nin vefatlarından sonra Mekkeli kafirler, Allah Rasulü’ne karşı daha bir cüretlenmişler ve ona eskisinden daha fazla eziyet etmeye başlamışlardı. Hatta Allah Rasulü evinden dışarı bile çok zor çıkabiliyordu. Ve İbn Hişam’ın rivayetine göre gene bu dönemde Kureyşli serserilerden biri Allah Rasulü geçerken onun yüzüne toprak atmıştı.

Daha sonra Allah Rasulü, Beni Sakîfe’yi İslam’a davet etmek veya hiç olmazsa orada kalmasına izin verirler belki diye Taif’e gitti. O zaman Allah Rasulü’nün bir binek almaya bile maddi gücü yoktu. Taif’e kadar bütün yolu yaya olarak gitti. Bazı rivayetlere göre giderken yalnız başınaydı. Bazı rivayetler ise yanında Hz. Zeyd bin Harise’nin olduğunu söylemektedir. Orada birkaç gün kaldı. Beni Sakîf’in ileri gelenleri ile tek tek görüştü. Fakat hiçbirisi ona kulak asmadılar. Üstelik acele şehri terk etmesini istediler. Çünkü Allah Rasulü’nün davetinin gençleri ifsad edeceğinden endişeliydiler. Sonunda Taif’i terk etmeye mecbur kaldı. Allah Rasulü şehri terk ederken beni Sakif’in ileri gelenleri bazı serserileri peşinden gönderdiler. Bunlar yolun iki tarafına geçerek Allah Rasulü’ne hem küfür ediyorlar hem de taş atıyorlardı. Allah Rasulü (s.a) yaralandı, ayakları kan içerisinde kaldı. Bu halde Taif’in dışarılarında bir bahçenin duvarının gölgesine yaslanarak Allah’a şöyle nidada bulundu. “Ey Allahım! Senin huzurunda çaresizliğimi ve halkın nazarında kıymetsizliğimi şikayet ediyorum. Ey merhametlilerin en merhametlisi, Sen mustazafların Rabbisin.

Benim Rabbim Sensin. Beni kimlerin eline bırakıyorsun? Bana bu kadar sert davranan insanların eline bırakıyorsun, üzerime çullanan bir düşmana bırakıyorsun. Eğer sen benden dargın değilsen, ben bu musibetlere aldırmam. Fakat eğer tarafından bana bir afiyet nasib olursa daha rahatlayacağım. Sana sığınırım. Senin Nurun bu zulmeti aydınlatır. Dünya ve ahiret işlerini düzeltir. Beni, senin gazabının üzerime gelmesinden ya da ikabına müstehak olmamdan koru. Benden hoşnut olacağın şekilde senin rızana uyayım. Senin kuvvetinden başka kuvvet yoktur.” (İbn Hişam C. 2, Sayfa: 62.)

Allah Rasulü üzgün bir vaziyette geriye dönerken Karnel-Menazil’e yaklaştığında havada bir bulut sezdi. Yukarı bakınca da Cebrail’i (a.s) gördü. Cebrail ona “Senin kavmin sana nasıl bir karşılıkta bulunmaktaysa Allah (c.c) onu duymuştur. Dağların idaresinden sorumlu meleği gönderdi. Şimdi ne istiyorsan emret” dedi. Bunun üzerine bu melek Allah Rasulü’ne selam vererek şöyle dedi: “Emret, bu iki dağı bunların kafasına geçireyim” Allah Rasulü ise “Hayır” dedi. “Ben ümid ederim ki, Rabbim onların zürriyetinden, bir Allah’a ibadet eden ve O’na eş koşmayanlar çıkaracaktır.” (Buhari; Yaratılışın Başlangıcı, Meleklerin Zikri. Müslim: Kitabu’l-Meğazi. Nesai: Baas.)

Allah Rasulü bu olaydan sonra bir kaç gün daha Nahle denilen mevkide konakladı. “Taif’te olup bitenler büyük ihtimalle Mekke’ye ulaşmıştı, şimdi nasıl Mekke’ye geri döneceğim? Kafirler bundan da cesaret alarak daha şedidleşecekler” diye düşünüyordu. Ayrıca bu günlerde bir gün Allah Rasulü namazda Kur’an okuyorken cinlerden bir taife oradan geçmekteydi. Onun Kur’an okuyuşunu duymuştular. Ve ona iman etmişler, kendi topluluklarına geri dönerek İslam’ı tebliğ etmeye başlamışlardı. Bunun üzerine Allah (c.c) “İnsanlar senin davetinden yüz çevirmelerine rağmen, bu cinler sana iman ettiler ve kendi topluluklarına onu tebliğ etmekteler,” diyerek onu müjdelemişti.

Konu: İşte bu şartlar altında Allah Rasulü’ne bu sure nazil olmuştur. O şartları göz önünde bulundurarak bu sureyi mütalaa edecek herkesin, bu kelamın gerçekten Muhammed’in sözü olmadığına, bunu nazil edenin kuvvet ve hikmet sahibi Allah olduğuna dair hiçbir şüphesi kalmayacaktır. Surenin başından sonuna kadar hiçbir yerinde yukarıda anlattığımız bu gibi zor şartların altından henüz çıkmış bu insani hislerden ve cezbelerden bir eser görülemez. Eğer bu kitap, peşpeşe bu darbelere, musibetlere maruz kalan ve Taif’teki o son hadisenin hâlâ şiddetli ıstırabı içerisinde olan Muhammed’in (s.a) kelâmı olsaydı muhakkak bütün bu hadiseler ona yansırdı.

Aksine bu surede onlardan bir iz bile yok. Az yukarıda Allah Rasulü’nün Allah’a yakarışını nakletmiştik. Kendi kelâmıydı o, her kelimesi dert ve ıstırap dolu. Ama o sırada nazil olan ve onun mübarek ağzından aktarılan bu surede bu acılara hiç rastlanılmamaktadır.

Surenin konusu, kafirlerin sapık amellerinin kötü sonucundan onları uyarmaktır. Onlar kibirle bu sapıklıklarında ısrar ediyorlar ve onları bu sapıklıklardan korumaya çalışan şahsa da saldırıyorlardı. Kafirler bu dünyayı sadece amaçsız bir oyun ve kendilerini de bu dünyada sorumsuz mahluk zannediyorlardı. Tevhid daveti onlara göre batıldı. Allah’a bir takım şerikler koşarak onlara ibadet ediyorlardı. Bu Kur’an’ın Allah’ın kelamı olduğuna inanmıyorlardı. Risalet hakkında ise kafalarında acaip cahilane düşünceler vardı. Muhammed’in (s.a) peygamberlik davasını sınamak için çeşit çeşit acaip sorularda bulunuyorlardı. İslâm’ın hak bir din olmadığına en büyük şahit olarak kabilelerinin ileri gelenlerinin, reislerinin bu dine inanmamaları fakat bir kaç tane genç, bir kaç fakir ve birkaç kölenin inanmalarını gösteriyorlardı. Ayrıca, kıyamet, ölümden sonra diriliş ve ceza-mükafatı da uydurma ve bunların vuku bulmalarının imkansız olduğunu zannediyorlardı.

Bu surede özet olarak, kafirlere, akıllarıyla ve burhanlarla hakikatı anlatmaya çalışma yerine, taassub ve inatlarından dolayı Kur’an’ı ve Peygamber’in risaletini inkar etmeleri halinde sonlarını harap ettikleri, tek tek şahitler gösterilerek anlatılmıştır

Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Ayet 1–2

2 ayet

Ahkaf 1

Ahkaf 2

حٰمٓ ۝١ تَنْز۪يلُ الْكِتَابِ مِنَ اللّٰهِ الْعَز۪يزِ الْحَك۪يمِ ۝٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Ḥâ-mîm.

Okunuş

2Tenzîlü-lkitâbi mine-llâhi-lʿazîzi-lḥakîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

1Hâ mîm.

Türkçe Meal

2Bu kitabın/Kuran’ın indirilişi mutlak üstün ve yüce olan ve her hükmü doğru olan Allah tarafındandır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

1Ha. Mim. Hem lafzı hem de manasıyla eşsiz bir mucize olan bu mesaja kulak ver.

Açıklamalı meal

2Bu ilahi kitap güçlü ve hâkim olan Allah tarafından konuşup, yazışıp anlaştığınız dilinizin seslerinden oluşan kelimelerle çeşitli biçimlerde açıklanarak bölüm bölüm indirilmiştir. Bu mesaja iman edip gereğini yapmanızın Allah’a değil size faydası olacaktır. Bu hikmetli emirleri inkâr ettiğiniz ve gereğini yapmadığınız takdirde, zararı da size olacaktır

İlgili ayetler

İlgili ayetler

2Bakara 97Bakara 98Neml 6

Ayet 3

1 ayet

Ahkaf 3

مَا خَلَقْنَا السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَٓا اِلَّا بِالْحَقِّ وَاَجَلٍ مُسَمًّىۜ وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا عَمَّٓا اُنْذِرُوا مُعْرِضُونَ ۝٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

3Mâ ḫalaḳne-ssemâvâti velʾarḍa vemâ beynehümâ illâ bilḥaḳḳi veecelim müsemmâ. velleẕîne keferû ʿammâ ünẕirû müʿriḍûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

3Biz gökleri, yeri ve bu ikisi arasında bulunan her şeyi ancak hak/gerçek bir amaç ve belirli bir süreliğine yarattık. Ne var ki gerçekleri örtbas eden kâfirler kendilerine yapılan uyarılara kulak asmıyorlar.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

3Biz, gökleri, yeri ve bu ikisi arasında bulunan her şeyi insan için, insanı da fıtratına uygun olan hayat nizamı ile belli bir amaca göre yaşaması için ve belli bir süreliğine yarattık. İçinde yaşadığınız evrene baktığınızda, Allah’ın onu ne kadar düzenli ve muazzam bir şekilde yarattığını görürsünüz. Işte böylesine bir evreni yaratmış ve sizlerin hizmetine sunmuş olmamız boşuna değildir. Ne var ki, inkârda ısrar edenler Kıyamet ve Âhiret gerçeği kendilerine hatırlatıldığında ısrarla yüz çevirip yapılan uyarılara aldırış etmiyorlar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

3Enbiyâ 16Rum 8

Ayet 4–6

3 ayet

Ahkaf 4

Ahkaf 5

Ahkaf 6

قُلْ اَرَاَيْتُمْ مَا تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَرُون۪ي مَاذَا خَلَقُوا مِنَ الْاَرْضِ اَمْ لَهُمْ شِرْكٌ فِي السَّمٰوَاتِۜ ا۪يتُون۪ي بِكِتَابٍ مِنْ قَبْلِ هٰذَٓا اَوْ اَثَارَةٍ مِنْ عِلْمٍ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ ۝٤ وَمَنْ اَضَلُّ مِمَّنْ يَدْعُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَنْ لَا يَسْتَج۪يبُ لَهُٓ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ وَهُمْ عَنْ دُعَٓائِهِمْ غَافِلُونَ ۝٥ وَاِذَا حُشِرَ النَّاسُ كَانُوا لَهُمْ اَعْدَٓاءً وَكَانُوا بِعِبَادَتِهِمْ كَافِر۪ينَ ۝٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

4Ḳul eraʾeytüm mâ tedʿûne min dûni-llâhi erûnî mâẕâ ḫaleḳû mine-lʾarḍi em lehüm şirkün fi-ssemâvât. îtûnî bikitâbim min ḳabli hâẕâ ev eŝâratim min ʿilmin in küntüm ṣâdiḳîn.

Okunuş

5Vemen eḍallü mimmey yedʿû min dûni-llâhi mel lâ yestecîbü lehû ilâ yevmi-lḳiyâmeti vehüm ʿan düʿâihim gâfilûn.

Okunuş

6Veiẕâ ḥuşira-nnâsü kânû lehüm aʿdâev vekânû biʿibâdetihim kâfirîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

4De ki:
– Allah ile aranıza koyup dua ile yalvarıp yakardıklarınıza bir bakar mısınız? Gösterin bana onlar yeryüzünde neyi yaratmışlar, yoksa göklerin hükümranlığında ortaklıkları mı var? Eğer iddianızda samimi iseniz bana bu Kuran’dan önce vahyedilmiş bir kitap veya bilimsel bir kanıt getirin.

Türkçe Meal

5Allah ile aralarına koyup, kendisine yapılan duaya kıyamete kadar cevap veremeyecek olan üstelik kendilerine yapılan duadan da habersiz olan kişilere dua ile yalvarıp yakarandan daha sapkın kim vardır?

Türkçe Meal

6İnsanlar bir araya toplandığında dua edilen kişiler dua edenlere düşman olacaklar ve kendilerine yapılan kulluğu da ısrarla reddedecekler.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

4Ey Resulüm! Sen Allah’ın yanında bazı varlıkları şefaatçi sayıp onları Allah’a ortak koşan müşriklere de ki: " Allah’ı ilâh edinmekle birlikte, Allah ile aralarına koyup, ve peşine takılarak Allah’ın dışında yalvarıp yakardıklarınıza ve putlaştırdığınız liderlerinize ve Allah ile aranıza koyarak çağrıda bulunduklarınızın ne olduklarına bir bakın. Hadi gösterin bana, onlar şimdiye kadar yeryüzünde neyi yaratmışlar? Yoksa onların göklerin ve yerin hükümranlığında yaratılışında ve yönetilişinde Allah’la bir ortaklıkları mı var? Bu konuda Allah’a bir yardımda mı bulunmuşlar! Aslında onların hiçbir şey yaratamayan sıradan varlıklar olduğunu siz de biliyorsunuz. Ey müşrikler! Eğer iddianızda haklı ve ısrarcı iseniz, delil olarak bana bu Kur’an’dan evvel indirilmiş bir kitap veya doğruluğu kesin olarak bilinen bir ilim kalıntısı varsa onu getirin. Siz hangi bilgi ya da delile dayalı olarak Allah’la birlikte başkalarını da üzerinizde hak sahibi kabul ediyorsunuz? Bununla ilgili elinizde hiçbir bilgi kırıntısı bile yok.

Açıklamalı meal

5Öyleyse Allah’ı ilâh edinmekle birlikte, Allah’tan başka kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek olan ölmüş kimselere dua edip yalvarandan ve onları Allah ile arasına koyup yardım bekleyenden daha şaşkın ve sapık kim olabilir? Oysa o yalvardıkları varlıklar, bunların yalvarışlarından ve kendilerine yapılan dua ve ibadetlerden haberi bile yoktur.

Açıklamalı meal

6İnsanlar kıyamet günü yargılanmak üzere, Allah’ın huzurunda bir araya toplandıklarında yardım beklemek suretiyle tapındıkları kimseler, kendilerine yapılan kulluğun suçunun kendilerinde olmadığını söyleyip onlara düşman kesilecekler. Ve onların itaat ve ibadetlerini de reddedecekler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

4Nahl 17Nahl 25Fâtır 40

İlgili ayetler

6Yunus 28Yunus 29Nahl 86

Ayet 7–8

2 ayet

Ahkaf 7

Ahkaf 8

وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ قَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لِلْحَقِّ لَمَّا جَٓاءَهُمْۙ هٰذَا سِحْرٌ مُب۪ينٌۜ ۝٧ اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰيهُۜ قُلْ اِنِ افْتَرَيْتُهُ فَلَا تَمْلِكُونَ ل۪ي مِنَ اللّٰهِ شَيْـًٔاۜ هُوَ اَعْلَمُ بِمَا تُف۪يضُونَ ف۪يهِۜ كَفٰى بِه۪ شَه۪يدًا بَيْن۪ي وَبَيْنَكُمْۜ وَهُوَ الْغَفُورُ الرَّح۪يمُ ۝٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

7Veiẕâ tütlâ ʿaleyhim âyâtünâ beyyinâtin ḳâle-lleẕîne keferû lilḥaḳḳi lemmâ câehüm hâẕâ siḥrum mübîn.

Okunuş

8Em yeḳûlûne-fterâh. ḳul ini-fteraytühû felâ temlikûne lî mine-llâhi şeyʾâ. hüve aʿlemü bimâ tüfîḍûne fîh. kefâ bihî şehîdem beynî vebeyneküm. vehüve-lgafûru-rraḥîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

7Oysa ayetlerimiz onlara bütün açıklığı ile iletildiğinde gerçekleri örtbas eden kâfirler kendilerine gelen gerçekler için; “Bu apaçık bir sihirden ibarettir” demişlerdi.

Türkçe Meal

8Yoksa onlar, “Bu Kuran’ı kendisi uydurdu” mu diyorlar?
– De ki: “Şayet onu ben kendiliğimden uydurmuş olsaydım o zaman hiç biriniz beni Allah’ın azabından kurtaramazdınız. Zira O, sizin bu vahiy hakkında söylediğiniz yakışıksız sözleri bilmektedir. Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Çünkü O, eşsiz bir bağışlayıcı sonsuz bir rahmet kaynağıdır.”

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

7Ayetlerimiz onlara bütün açıklığıyla okunduğu zaman kafirlikte direnen o inkâr edenler, kendilerine gelen gerçek için: "Bu Kur’an Allah’ın kelamı demek yerine; apaçık bir büyülü sözlerden oluşmuş bir Kitaptır." diyorlardı.

Açıklamalı meal

8Yoksa o müşrikler biraz daha ileri gidip: " Muhammed Kur’an’ı kendisi uydurdu" mu diyorlar? Doğrusu onların bu iddiaları asılsız ve çok vahimdir. Sen bu yakıştırmalar karşısında yılma ve onlara de ki: "Şayet bu sözleri ben uydurduysam, o zaman Allah bunu cezasız bırakmaz ve hiçbiriniz beni Allah’ın azabından kurtaramazdı. Çünkü Allah, kendi adına yalan uyduran kimseleri kesinlikle azâba uğratacaktır. Öyleyse, neden sizin hatırınız için bütün bunları uydurup kendimi ateşe atayım? Aslında, böyle bir şey yapmayacağımı siz de pekâlâ bilirsiniz. Fakat unutmayın, Allah, Kur’an’la ilgili bu çirkin sözlerinizi ve sizin ne taşkınlıklar yaptığınızı daha iyi bilir. İftiralarınıza karşı benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Bununla birlikte, hâlâ tövbe etme fırsatınız da var: Çünkü O gerçeği görüp, anlayıp tevbe ederek doğruya yönelenlere karşı merhametli ve bağışlayıcıdır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

8Yunus 37Hûd 13

Ayet 9

1 ayet

Ahkaf 9

قُلْ مَا كُنْتُ بِدْعًا مِنَ الرُّسُلِ وَمَٓا اَدْر۪ي مَا يُفْعَلُ ب۪ي وَلَا بِكُمْۜ اِنْ اَتَّبِعُ اِلَّا مَا يُوحٰٓى اِلَيَّ وَمَٓا اَنَا۬ اِلَّا نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌ ۝٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

9Ḳul mâ küntü bidʿam mine-rrusüli vemâ edrî mâ yüfʿalü bî velâ biküm. in ettebiʿu illâ mâ yûḥâ ileyye vemâ ene illâ neẕîrum mübîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

9De ki:
– Ben, elçilerin ilki değilim. Gelecekte beni ve sizi nelerin beklediğini de bilmiyorum. Ben, sadece bana vahyedilen Kuran’a uyuyorum. Çünkü ben, apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

9Ey Peygamber! Onlara de ki: " Sanki ilk defa peygamber olduğunu söyleyen kişi benmişim gibi, niçin yadırgıyorsunuz? Ben bir peygamberim ve gönderilen peygamberlerin ilki de değilim. Benden önce nice peygamberler gelip ümmetlerini Tevhide dâvet etmişlerdir. Amellerimize karşılık olarak gelecekte bana ve size ne yapılacağını da başınıza nelerin geleceğini de bilmiyorum. Aramızdaki bu mücadelenin sonunda hangi taraf galip gelir bilemem. Ben kendiliğimden bir şey ortaya koyuyor değilim. Sadece bana vahyedilen ilâhî emirlere uyuyorum ve vahyedilenleri tebliğ etme görevini yerine getiriyorum. Dolayısıyla da ben. Kuranla öğüt veren apaçık bir uyarıcıyım.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

9A’raf 188Yunus 15

Ayet 10

1 ayet

Ahkaf 10

قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ كَانَ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ وَكَفَرْتُمْ بِه۪ وَشَهِدَ شَاهِدٌ مِنْ بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ عَلٰى مِثْلِه۪ فَاٰمَنَ وَاسْتَكْبَرْتُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِم۪ينَ۟ ۝١٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

10Ḳul eraʾeytüm in kâne min ʿindi-llâhi vekefertüm bihî veşehide şâhidüm mim benî isrâîle ʿalâ miŝlihî feâmene vestekbertüm. inne-llâhe lâ yehdi-lḳavme-żżâlimîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

10De ki:
– Söyleyin bakalım şayet bu Kuran Allah katından indirilmiş ise siz de buna inanmamışsanız, üstelik İsrailoğullarından bir şahit de bu şekilde elçi geldiğine şahitlik ederek ona iman etmiş olduğu halde, siz buna inanmayı kibrinize yedirememişseniz. Bu durumda hiç şüpheniz olmasın ki Allah ayetlerine karşı kibirlenen zalimleri emellerine ulaştırmayacaktır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

10Yine onlara de ki: “Ey müşrikler! Daha önce İsrailoğullarına gönderilen peygamberleri ve onlara inananları biliyorsunuz. Benim tebliğ ettiğim mesaj ile onlarınkinin aynı olduğunu da görmektesiniz. Düşünün bakalım bu kitap Allah tarafından gönderilmekte iken, siz de onu reddediyorsanız ve üstelik içinizden biri de çıkıp geçmişte İsrailoğullarına da bu davetin aynısını yapan bir peygamberin gelmiş olduğuna şahitlik ederken, buna rağmen kibirlenerek inkâr ediyor ve bu davetten yüz çeviriyorsanız, sizden daha nankör, cahil ve zalim kim olabilir? Allah elbette şirk ve küfründe inatla direnenleri doğru yoluna ulaştırmaz.

İlgili ayetler

Ayet 11–12

2 ayet

Ahkaf 11

Ahkaf 12

وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَوْ كَانَ خَيْرًا مَا سَبَقُونَٓا اِلَيْهِۜ وَاِذْ لَمْ يَهْتَدُوا بِه۪ فَسَيَقُولُونَ هٰذَٓا اِفْكٌ قَد۪يمٌ ۝١١ وَمِنْ قَبْلِه۪ كِتَابُ مُوسٰٓى اِمَامًا وَرَحْمَةًۜ وَهٰذَا كِتَابٌ مُصَدِّقٌ لِسَانًا عَرَبِيًّا لِيُنْذِرَ الَّذ۪ينَ ظَلَمُواۗ وَبُشْرٰى لِلْمُحْسِن۪ينَ ۝١٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

11Veḳâle-lleẕîne keferû lilleẕîne âmenû lev kâne ḫayram mâ sebeḳûnâ ileyh. veiẕ lem yehtedû bihî feseyeḳûlûne hâẕâ ifkün ḳadîm.

Okunuş

12Vemin ḳablihî kitâbü mûsâ imâmev veraḥmeh. vehâẕâ kitâbüm müṣaddiḳul lisânen ʿarabiyyel liyünẕira-lleẕîne żalemû. vebüşrâ lilmuḥsinîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

11Bir de gerçekleri örtbas eden kâfirler, iman edenler için:
– Eğer bu Kuran’da bir hayır olsaydı, önce ona biz inanırdık, dediler. Onlar bu Kuran’la doğru yolu bulma niyetinde olmadıkları için “Bu eskilerin uydurması” derler.

Türkçe Meal

12Oysa bu Kuran’dan önce de, bir rehber ve bir rahmet olarak Musa’ya verilen kitap vardı. Dolayısıyla bu Kuran hem önceki hakikatleri tasdik etmek hem de kendisine haksızlık yapan zalimleri uyarmak, itaat ve iyilik edenleri de müjdelemek için Arap diliyle indirilmiş bir kitaptır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

11Yaratılışlarının sebebi olan hayat nizamını inkâr eden kâfirler, iman edenler için Kur’an’ı inkârlarına güya bir başka mazeret olarak dediler ki: "Eğer Allah’tan geldiğini söyledikleri Kur’an ve Muhammed’in getirdiği bu din daha doğru ve yararımıza hayırlı bir şey olsaydı ona bu fakir insanlardan önce biz inanırdık ve önceliği de kimseye kaptırmazdık." Fakat onunla doğru yola gelmek gibi bir niyetleri olmadığı için: "Bu Kur’an eskilerin uydurma masalı" demeye devam edecekler.

Açıklamalı meal

12Oysa Kur’an’dan önce İsrail Oğulları için bir hidayet rehberi ve rahmet olarak Mûsâ’nın kitabı Tevrât vardı. Ve Musa’ya verilen kitapla da insanlar, Kur’an ile tebliğ edilenin aynısını yaşamaya davet edilmişlerdi. Dolayısıyla bu Kur’an Musa ile gönderilenleri tasdik etmekle birlikte şirk ve küfür içinde yaşayıp nefislerine zulmedenleri Cehennemle uyarmak ve O’na yürekten inanıp iyilik eden mü’minleri sonsuz nîmetlerle müjdelemek için sizin dilinizle indirilmiş Arapça bir kitaptır.

İlgili ayetler

Ayet 13–14

2 ayet

Ahkaf 13

Ahkaf 14

اِنَّ الَّذ۪ينَ قَالُوا رَبُّنَا اللّٰهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَۚ ۝١٣ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْجَنَّةِ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۚ جَزَٓاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ ۝١٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

13İnne-lleẕîne ḳâlû rabbüne-llâhü ŝümme-steḳâmû felâ ḫavfün ʿaleyhim velâ hüm yaḥzenûn.

Okunuş

14Ülâike aṣḥâbü-lcenneti ḫâlidîne fîhâ. cezâem bimâ kânû yaʿmelûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

13Müjdesi de şudur: “Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur ve bunlar üzülmeyecekler.

Türkçe Meal

14İşte cennetlikler bunlardır, onlar yaptıkları güzel işlerin karşılığı olarak orada kalıcıdırlar.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

13Şüphesiz: " Mekke’nin zor şartlarında Rabbimiz Allah’tır" deyip de sonra baskı ve tehditlere aldırmadan Allah’a itaatten hiç şaşmayan ve dosdoğru hareket edenlere ve O’na karşı sorumluluklarını yerine getirenlere müjdeler olsun. Onlar için özellikle ahirette hiçbir korku yoktur ve onlar orada üzülmeyecek ve yaptıklarının karşılığını fazlasıyla göreceklerdir. Onlara ne azap korkusu ne de dünyada bırakılan güzel şeyler adına hüzün söz konusudur.

Açıklamalı meal

14İşte onlar cennet ehlidirler. Dünyada yaptıkları hayırlı işlere karşılık sonsuza kadar orada sürekli kalacaklardır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

13Fussilet 30Fussilet 33

İlgili ayetler

14Bakara 82Nisâ 124Nahl 97

Ayet 15–18

4 ayet

Ahkaf 15

Ahkaf 16

Ahkaf 17

Ahkaf 18

وَوَصَّيْنَا الْاِنْسَانَ بِوَالِدَيْهِ اِحْسَانًاۜ حَمَلَتْهُ اُمُّهُ كُرْهًا وَوَضَعَتْهُ كُرْهًاۜ وَحَمْلُهُ وَفِصَالُهُ ثَلٰثُونَ شَهْرًاۜ حَتّٰٓى اِذَا بَلَغَ اَشُدَّهُ وَبَلَغَ اَرْبَع۪ينَ سَنَةًۙ قَالَ رَبِّ اَوْزِعْن۪ٓي اَنْ اَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّت۪ٓي اَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلٰى وَالِدَيَّ وَاَنْ اَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضٰيهُ وَاَصْلِحْ ل۪ي ف۪ي ذُرِّيَّت۪يۚ اِنّ۪ي تُبْتُ اِلَيْكَ وَاِنّ۪ي مِنَ الْمُسْلِم۪ينَ ۝١٥ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ نَتَقَبَّلُ عَنْهُمْ اَحْسَنَ مَا عَمِلُوا وَنَتَجَاوَزُ عَنْ سَيِّـَٔاتِهِمْ ف۪ٓي اَصْحَابِ الْجَنَّةِۜ وَعْدَ الصِّدْقِ الَّذ۪ي كَانُوا يُوعَدُونَ ۝١٦ وَالَّذ۪ي قَالَ لِوَالِدَيْهِ اُفٍّ لَكُمَٓا اَتَعِدَانِن۪ٓي اَنْ اُخْرَجَ وَقَدْ خَلَتِ الْقُرُونُ مِنْ قَبْل۪ي وَهُمَا يَسْتَغ۪يثَانِ اللّٰهَ وَيْلَكَ اٰمِنْۗ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّۚ فَيَقُولُ مَا هٰذَٓا اِلَّٓا اَسَاط۪يرُ الْاَوَّل۪ينَ ۝١٧ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ حَقَّ عَلَيْهِمُ الْقَوْلُ ف۪ٓي اُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهِمْ مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِۜ اِنَّهُمْ كَانُوا خَاسِر۪ينَ ۝١٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

15Veveṣṣayne-lʾinsâne bivâlideyhi iḥsânâ. ḥamelethü ümmühû kürhev veveḍaʿathü kürhâ. veḥamlühû vefiṣâlühû ŝelâŝûne şehrâ. ḥattâ iẕâ belega eşüddehû vebelega erbeʿîne seneten ḳâle rabbi evziʿnî en eşküra niʿmeteke-lletî enʿamte ʿaleyye veʿalâ vâlideyye veen aʿmele ṣâliḥan tarḍâhü veaṣliḥ lî fî ẕürriyyetî. innî tübtü ileyke veinnî mine-lmüslimîn.

Okunuş

16Ülâike-lleẕîne neteḳabbelü ʿanhüm aḥsene mâ ʿamilû venetecâvezü ʿan seyyiâtihim fî aṣḥâbi-lcenneh. vaʿde-ṣṣidḳi-lleẕî kânû yûʿadûn.

Okunuş

17Velleẕî ḳâle livâlideyhi üffil lekümâ etaʿidâninî en uḫrace veḳad ḫaleti-lḳurûnü min ḳablî vehümâ yestegîŝâni-llâhe veyleke âmin. inne vaʿde-llâhi ḥaḳḳun. feyeḳûlü mâ hâẕâ illâ esâṭîru-lʾevvelîn.

Okunuş

18Ülâike-lleẕîne ḥaḳḳa ʿaleyhimü-lḳavlü fî ümemin ḳad ḫalet min ḳablihim mine-lcinni velʾins. innehüm kânû ḫâsirîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

15Biz insana, anne ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye ettik. Zira annesi onu nice zahmetlerle karnında taşımış ve nice sıkıntılarla onu dünyaya getirmiştir. Nitekim çocuğun anne karnında taşınması ve sütten kesilmesi otuz aydır. Nihayet bu hayırlı evlat tam olgunluğa erişip kırk yaşına ulaşınca "Rabbim bana ve anne babama verdiğin bunca nimete şükretmemi ve seni razı edecek işler yapmamı nasip eyle, soyumdan gelecek nesilleri de hayırlı ve erdemli insanlar eyle. Rabbim işte ben sana yöneliyorum ve ben sana tüm varlığım ile Müslüman olmuş bir kulum" der.

Türkçe Meal

16İşte biz böylelerini yaptıklarının en güzeli ile ödüllendireceğiz ve onların kötülüklerini bağışlayacağız ve kendilerine verilmiş olan vaadin bir gereği olarak onları cennetlikler içinde değerlendireceğiz.

Türkçe Meal

17Bunun yanında, kendisine nasihat eden anne ve babasına;
– Yuh olsun size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken benim yeniden diriltileceğimi mi söylüyorsunuz? Diyerek çıkışan evladına Allah’a sığınarak; “Bak yavrucuğum ne olur kendine yazık etme imana gel zira Allah’ın yeniden diriliş vaadi mutlaka gerçekleşecektir” diyen anne ve babasına; “Bu eskilerin masallarından başka bir şey değildir” diye cevap veren evlat da vardır.

Türkçe Meal

18İşte böyleleri, kendilerinden önce gelip geçen ve haklarında azap hükmü gerçekleşmiş olan insan ve cin topluluklarına dâhil olmuşlardır. Şüphesiz onların hepsi de hüsrana uğramışlardır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

15Doğrusu insana yakışan şey, sahip olduğu nimetlere şükretmek, bu nimetleri veren kudrete karşı nankörlük etmemektir. Biz insana anne babasına iyi ve güzel davranmasını emrettik. Annesi onu nice zorluklarla dokuz ay boyunca karnında taşır ve nice sıkıntılarla dünyaya getirir. Nitekim çocuğun ana karnında taşınması ile birlikte, sütten kesilmesi otuz ayı bulmaktadır. Sonra büyür gelişir ve nihayet dinsel ergenlik çağına erip kırk yaşına varınca yaratıcısının kendisine bahşettiği nimetlere karşı kulluk görevini unutmadığı gibi anne ve babasının fedakarlığını da unutmaz. Bütün Müslümanlar için örnek olacak bir dua eder ve der ki: " Ey Rabbim! Bana, anne ve babama verdiğin nimetlerden dolayı sana şükretmeyi, senin razı olacağın bir hayat yaşamayı ve sâlih ameller yapmayı bana nasip et. Verdiğin bu nimetlerin kıymetini biliyor ve senden başka kulluk edecek kudret olmadığını ikrar ediyorum. Ve soyumdan gelecek nesilleri de rızana uygun yaşama arzusu ve gayreti bahşedip sâlih kimselerden eyle. Rabbim! Şüphesiz ben bu zamana kadar işlemiş olduğum günah ve hatalarım için tevbe edip sana yöneliyorum ve ben şirki terk ederek yürekten sana teslim olanlardanım diye dua ederler.

Açıklamalı meal

16İşte Biz onları ve bu duayı kendine hedef yapıp, örnek bir hayat yaşamak ve yaşatmak için ellerinden gelen gayreti gösterenleri, yaptıkları güzel işlere yaraşan mükâfatın en güzeli ile ödüllendirip, günahlarını bağışlayacağız. Onlar dünyada, kendilerine verilen söz gereğince cennetlikler arasında yerlerini alacaklar. Biz her zaman şöyle dedik: "Kim Rabbine inanır, yasalarımıza göre yaşar, günah işlemekten, şeytana uymaktan sakınırsa; onlara mükâfat olarak cenneti vereceğiz!

Açıklamalı meal

17Bununla birlikte öyle evlatlar da vardır ki kendisine hesap gününü hatırlatarak nasihat eden ve Allah’ın davetine uymaya çağıran anne babasına şöyle cevap verirler: "Öf be, yeter artık, bıktım sizin uyarılarınızdan! Bana ahiret azabını hatırlatıp durmayın, sanki bu kadar insan yaşayıp öldü de içlerinden dirilen mi oldu? Benden önce nice nesiller gelip geçmişken ve hiçbiri de diriltilmemişken benim yeniden diriltilip hesaba çıkarılacağımı mı söylüyorsunuz!" der. Buna rağmen anne ve babası bir yandan Allah’a dua edip sığınarak evlatlarının gerçeği görmesini isterlerken, bir yandan da evlatlarına: " Evladım Kendine yazık ediyorsun. Allah’ın vaadi haktır ve mutlaka gerçekleşecektir; nankörlük edip de davetinden yüz çevirme. Ne olur Ahireti umursamazlık yapma ve gel iman et. Şüphe yok ki, Allah’ın ölümden sonra diriliş vaadi mutlaka gerçekleşecektir. Nankörlük edip de Allah’ın davetinden yüz çevirme " derler. Bu defa o hayırsız evlat da: "Bu bahsettiğiniz âhiret inancı eskilerin masallarından başka bir şey değildir" diye alay eder.

Açıklamalı meal

18İşte böyleleri, kendilerinden önce gelip geçen cin ve insanların isyankâr topluluklarıyla birlikte azâbı hak etmiş olan kimselerdir. Şüphesiz onların hepsi hüsrana uğramayı hak etmişlerdir ve ziyana uğrayanlardır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

15Neml 19Lokman 14

İlgili ayetler

17En’am 29Ra’d 5

Ayet 19

1 ayet

Ahkaf 19

وَلِكُلٍّ دَرَجَاتٌ مِمَّا عَمِلُواۚ وَلِيُوَفِّيَهُمْ اَعْمَالَهُمْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ ۝١٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

19Veliküllin deracâtüm mimmâ ʿamilû. veliyüveffiyehüm aʿmâlehüm vehüm lâ yużlemûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

19Zira orada herkesin yaptıkları işlere göre dereceleri olacaktır, onların yaptıkları işlerin karşılığı kendilerine tastamam verilecek ve hiç kimse haksızlığa uğratılmayacak.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

19Ahirette hayırlı evlat yetiştirenle yetiştirmeyen anne-baba, hayırlı evlat olanla olmayan kişi aynı olmayacak. Her insanın tercih edip yaşadığı hayat tarzına göre yaptıkları işlerin karşılıkları elbet farklı olacaktır. Allah, Hesap Gününde onlara yaptıklarının karşılığını ve hak ettiğini eksiksiz verecektir. Onlara asla haksızlık edilmeyecektir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

19En’am 132Hicr 43Hicr 44

Ayet 20

1 ayet

Ahkaf 20

وَيَوْمَ يُعْرَضُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا عَلَى النَّارِۜ اَذْهَبْتُمْ طَيِّبَاتِكُمْ ف۪ي حَيَاتِكُمُ الدُّنْيَا وَاسْتَمْتَعْتُمْ بِهَاۚ فَالْيَوْمَ تُجْزَوْنَ عَذَابَ الْهُونِ بِمَا كُنْتُمْ تَسْتَكْبِرُونَ فِي الْاَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَبِمَا كُنْتُمْ تَفْسُقُونَ۟ ۝٢٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

20Veyevme yüʿraḍu-lleẕîne keferû ʿale-nnâr. eẕhebtüm ṭayyibâtiküm fî ḥayâtikümü-ddünyâ vestemtaʿtüm bihâ. felyevme tüczevne ʿaẕâbe-lhûni bimâ küntüm testekbirûne fi-lʾarḍi bigayri-lḥaḳḳi vebimâ küntüm tefsüḳûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

20Gerçekleri örtbas eden kâfirlerin ateşe sunulduğu o gün kendilerine: “Siz sahip olduğunuz tüm güzellikleri dünya hayatında tükettiniz ve onlarla zevk ve sefa içinde yaşadınız ama bugün gerek dünyada hak hukuk tanımayarak küstahça böbürlenmeniz gerekse günaha dalarak yoldan çıkmanızdan dolayı alçaltıcı azaba çaptırılacaksınız,” denilecek.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

20Allah’ın davetini reddedip inkâr edenler cehennem ateşinin karşısına getirildiği gün kendilerine şöyle denecek: " Ey zâlimler! Siz dünya hayatınızda Allah’ın sizlere bahşettiği bütün güzel şeylerinizi gayesi dışında sorumsuzca harcadınız, ahiret uyarılarını alaya aldınız ve ahireti hiç hesaba katmayıp onlarla zevk ve sefa sürdünüz. Her şeyi zevkinize göre yaşayıp keyif sürdünüz. Bugün hesap günü geldi. İşte şirk ve küfrünüzün karşılığı olarak, yeryüzünde haksız yere büyüklenmeniz ve bile bile doğru yoldan çıkmanızdan dolayı, bugün aşağılayıcı bir azapla cezalandırılacaksınız."

Ayet 21–25

5 ayet

Ahkaf 21

Ahkaf 22

Ahkaf 23

Ahkaf 24

Ahkaf 25

وَاذْكُرْ اَخَا عَادٍۜ اِذْ اَنْذَرَ قَوْمَهُ بِالْاَحْقَافِ وَقَدْ خَلَتِ النُّذُرُ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِه۪ٓ اَلَّا تَعْبُدُٓوا اِلَّا اللّٰهَۜ اِنّ۪ٓي اَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظ۪يمٍ ۝٢١ قَالُٓوا اَجِئْتَنَا لِتَاْفِكَنَا عَنْ اٰلِهَتِنَاۚ فَاْتِنَا بِمَا تَعِدُنَٓا اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ ۝٢٢ قَالَ اِنَّمَا الْعِلْمُ عِنْدَ اللّٰهِۘ وَاُبَلِّغُكُمْ مَٓا اُرْسِلْتُ بِه۪ وَلٰكِنّ۪ٓي اَرٰيكُمْ قَوْمًا تَجْهَلُونَ ۝٢٣ فَلَمَّا رَاَوْهُ عَارِضًا مُسْتَقْبِلَ اَوْدِيَتِهِمْۙ قَالُوا هٰذَا عَارِضٌ مُمْطِرُنَاۜ بَلْ هُوَ مَا اسْتَعْجَلْتُمْ بِه۪ۜ ر۪يحٌ ف۪يهَا عَذَابٌ اَل۪يمٌۙ ۝٢٤ تُدَمِّرُ كُلَّ شَيْءٍ بِاَمْرِ رَبِّهَا فَاَصْبَحُوا لَا يُرٰٓى اِلَّا مَسَاكِنُهُمْۜ كَذٰلِكَ نَجْزِي الْقَوْمَ الْمُجْرِم۪ينَ ۝٢٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

21Veẕkür eḫâ ʿâdin. iẕ enẕera ḳavmehû bilʾaḥḳâfi veḳad ḫaleti-nnüẕüru mim beyni yedeyhi vemin ḫalfihî ellâ taʿbüdû ille-llâh. innî eḫâfü ʿaleyküm ʿaẕâbe yevmin ʿażîm.

Okunuş

22Ḳâlû eciʾtenâ liteʾfikenâ ʿan âlihetinâ. feʾtinâ bimâ teʿidünâ in künte mine-ṣṣâdiḳîn.

Okunuş

23Ḳâle inneme-lʿilmü ʿinde-llâh. veübelliguküm mâ ürsiltü bihî velâkinnî erâküm ḳavmen techelûn.

Okunuş

24Felemmâ raevhü ʿâriḍam müstaḳbile evdiyetihim ḳâlû hâẕâ ʿâriḍum mümṭirunâ. bel hüve me-staʿceltüm bih. rîḥun fîhâ ʿaẕâbün elîm.

Okunuş

25Tüdemmiru külle şeyʾim biemri rabbihâ feaṣbeḥû lâ yürâ illâ mesâkinühüm. keẕâlike neczi-lḳavme-lmücrimîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

21Ve hatırlat, Ad kavminin kardeşi Hud’u. Hani o, Ahkaf’da/kum tepelerinde yaşayan kavmini uyarmıştı. Hâlbuki ondan önce de sonra da “Allah’tan başkasına kulluk etmeyin, aksi halde ben sizin o dehşetli günün azabına uğramanızdan endişe ediyorum” diyen nice uyarıcılar gelip geçmişti.

Türkçe Meal

22Onlar da:
– Sen bizi ilahlarımızdan vazgeçirmek için mi geldin? Eğer doğru söylüyorsan bizi tehdit ettiğin azabı başımıza hemen getir! Demişlerdi.

Türkçe Meal

23Hud da:
– Bu azabın ne zaman geleceğini sadece Allah bilir. Ben sadecebana verilen mesajı iletiyorum, fakat görüyorum ki siz gerçekten cahil bir topluluksunuz, dedi.

Türkçe Meal

24Günün birinde halk yoğun bir bulut tabakasının vadilerine doğru yaklaştığını görünce:
– İşte bize yağmur getiren bir bulut, diye sevinmişlerdi. Hud da:
– Hayır. O, hemen gelmesini istediğiniz şey, o bir kasırga hem de acıklı bir azap yüklü kasırga! Dedi.

Türkçe Meal

25Hem de Rabbinin emriyle her şeyi altını üstüne getirecek bir kasırga! Sonun da geriye bomboş evlerden başka bir şey kalmadı. İşte biz, suça batmış bir toplumu böyle cezalandırırız.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

21Ey Peygamber! Sen onlara Âd kavminin içinden peygamber olarak görevlendirdiğimiz kardeşi gibi yakından tanıdıkları Hûd’u ve örnek mücâdelesini anlat. Vaktiyle Hud, kendisinden önceki peygamberler gibi halkını Allah 'tan başka varlıklardan medet umdukları için uyarmış, böyle yapmaya ısrarla devam ettikleri takdirde başlarına büyük bir azabın geleceğinden endişe ettiğini belirtmişti. Hani o, kendinden önce ve sonra da uyarıcıların gelip geçtiği Ahkâf bölgesindeki kum tepeleri arasında yaşamakta olan kavmini uyarmıştı ve onlara şöyle demişti: Ey halkım! Gelin şu putlara kulluktan vazgeçin. Yalnız Allah’a kulluk ve ibadet edin. Allah’tan başka Rab ve ilahlar edinip O’ndan başkasına kulluk etmeyin. Şayet böyle yaparsanız ben şirkiniz sebebiyle sizin için büyük ve dehşetli bir günün azabına uğramanızdan korkuyorum. Bu uyarılar karşısında kavminin, puta tapmayı sorgulamak akıllarına gelmezken, ayaklarına kadar gelen hakkı sorgulamaya başladılar.

Açıklamalı meal

22Kavmi tıpkı Mekkeli müşrikler gibi Hûd’u ve söylediklerini alaya alıp, O’na şöyle dediler: " Ey Hûd! Bizim nizam ve ahlakımızı ortadan kaldırıp atalarımızın yolunu terk etmemizi mi istiyorsun? Sen bizi ilahlarımızdan vazgeçirmek için mi geldin? Üstelik sana inanmadığımız takdirde azaba uğrayacağımızı söyleyerek bizi tehdit ediyorsun! Şayet bu söylediklerin doğru ise bizi tehdit ettiğin azabı hemen getir de görelim” dediler.

Açıklamalı meal

23Bunun üzerine Hûd da onlara: dedi ki: " O azabın ne zaman geleceğine dair bilgiyi ancak Allah bilir. Ben sadece bana Allah tarafından vahyedilen mesajı size bildiriyorum. Ama görüyorum ki sizler ısrarla inkâr ediyor ve küstahça bir cüret sergiliyorsunuz. Siz öğüt ve uyarılardan ders almayan cahil bir kavimsiniz.

Açıklamalı meal

24Nihayet o halk simsiyah ve yoğun bir bulut tabakasının üzerlerine doğru geldiğini görünce: "Bu bize yağmurla bereket getirecek bir bulut" diye sevinmişlerdi. Hûd ise onlara dönüp: "Hayır o benden çabucak gelmesini istediğiniz şeyin ta kendisidir. O sizin meydan okuyarak bir an önce gelsin de görelim dediğiniz, acıklı azaba dönüşecek bir kasırgadır dedi.”

Açıklamalı meal

25Şiddetle esen o kasırga Rabbinin emriyle önüne çıkan her şeyi yıkıp yok eder dedi ve öyle de oldu." Böylece kumlar altında kalan evlerin kalıntılarından başka hiçbir şey görünmez oldu. Onlar öylesine çarçabuk silinip gittiler ki, geriye sadece ıssız ve bomboş evler kaldı. Yalnız Hûd peygamber ile ona iman edenler kaldı. İşte biz şirke batmış suçlu ve günahkâr toplumları böyle cezalandırırız.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

22Sâd 1Sâd 10

İlgili ayetler

23Mâide 48Mâide 49Ahkaf 9

İlgili ayetler

25Şuarâ 123Şuarâ 139

Ayet 26–28

3 ayet

Ahkaf 26

Ahkaf 27

Ahkaf 28

وَلَقَدْ مَكَّنَّاهُمْ ف۪يمَٓا اِنْ مَكَّنَّاكُمْ ف۪يهِ وَجَعَلْنَا لَهُمْ سَمْعًا وَاَبْصَارًا وَاَفْـِٔدَةًۘ فَمَٓا اَغْنٰى عَنْهُمْ سَمْعُهُمْ وَلَٓا اَبْصَارُهُمْ وَلَٓا اَفْـِٔدَتُهُمْ مِنْ شَيْءٍ اِذْ كَانُوا يَجْحَدُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَحَاقَ بِهِمْ مَا كَانُوا بِه۪ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟ ۝٢٦ وَلَقَدْ اَهْلَكْنَا مَا حَوْلَكُمْ مِنَ الْقُرٰى وَصَرَّفْنَا الْاٰيَاتِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ ۝٢٧ فَلَوْلَا نَصَرَهُمُ الَّذ۪ينَ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ قُرْبَانًا اٰلِهَةًۜ بَلْ ضَلُّوا عَنْهُمْۚ وَذٰلِكَ اِفْكُهُمْ وَمَا كَانُوا يَفْتَرُونَ ۝٢٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

26Veleḳad mekkennâhüm fîmâ im mekkennâküm fîhi veceʿalnâ lehüm semʿav veebṣârav veefʾideh. femâ agnâ ʿanhüm semʿuhüm velâ ebṣâruhüm velâ efʾidetühüm min şeyʾin iẕ kânû yecḥadûne biâyâti-llâhi veḥâḳa bihim mâ kânû bihî yestehziûn.

Okunuş

27Veleḳad ehleknâ mâ ḥavleküm mine-lḳurâ veṣarrafne-lʾâyâti leʿallehüm yerciʿûn.

Okunuş

28Felevlâ neṣarahümü-lleẕîne-tteḫaẕû min dûni-llâhi ḳurbânen âliheh. bel ḍallû ʿanhüm. veẕâlike ifkühüm vemâ kânû yefterûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

26Andolsun ki biz onlara da size verdiğimiz nice imkânlar vermiş, işitme görme ve akletme organları ile donatmıştık ama Allah’ın ayetlerine bile bile inanmak istemedikleri için ne duyma ne görme ve ne de akletme organları hiçbir işe yaramadı sonunda da alaya aldıkları azap kendilerini çepeçevre kuşatıverdi.

Türkçe Meal

27Andolsun ki biz çevrenizdeki buna benzer daha nice ülkeleri de helak etmiştik. Hâlbuki biz onlara belki vazgeçip dönerler diye ayetlerimizi değişik şekillerde tekrar tekrar bildirmiştik.

Türkçe Meal

28Peki kendilerini Allah’a yaklaştırsınlar diye Allah ile aralarına koydukları ilahları azap geldiğinde onların yardımına koşsaydı ya! Aksine onları yüzüstü bıraktılar. Zaten bu inanç onların uydurup icat ettikleri bir iftiradan ibaretti.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

26Ey müşrikler! Gerçek şu ki size verdiklerimizden daha fazla imkân ve iktidarı onlara vermiştik. Yine onlara da kulaklar, gözler, düşünüp anlama kabiliyetleri ve hisseden gönüller vermiştik. Ancak doğru kullanmadıkları için ne kulakları, gözleri ve ne de anlasınlar diye verdiğimiz akılları hiçbir işe yaramadı. Çünkü verdiğimiz nimetler onları şımartmıştı. Onlar Allah’ın ayetlerini göz göre göre, duya duya ve bile bile inatla inkâr ediyorlardı. Sonunda inanmayıp alaya aldıkları o azap, bir kasırga ve bir kum fırtınası olarak geldi ve kendilerini çepeçevre kuşatıp yok etti.

Açıklamalı meal

27Andolsun ki, Biz geçmişte Semûd ve Lût kavmi gibi çevrenizdeki nice kavimleri de aynı sebeplerden dolayı helak ettik. Hâlbuki azap gelmeden önce inkarcılık ve azgınlıktan vazgeçip doğru yola dönerler diye kendilerine ayetleri çeşitli misallerle tekrar tekrar açıkladık. Onlar da doğru yola misallerle, değişik tekrarlarla davet edilmişlerdi

Açıklamalı meal

28Allah’a yaklaşmak için Allah’ın dışında ilah edindikleri varlıklar azap geldiğinde onlara yardım etselerdi ya! Onlar, Allah’tan başka ilah edindiklerinin, kendilerini Allah’a daha çok yakınlaştırıp yardım edeceklerine inanmışlardı. Fakat onların hiçbir yararı olmadı. Aksine Allah ile kendi aralarına koydukları aracılar onları azap ânında yüzüstü bırakarak gözden kaybolup gittiler. Aslında bu sahte ilahların yardım ettiği iddiası, onların uydurdukları iftira ve hayal mahsulü yalanlardan ibaret inançları idi.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

27Yunus 13İbrahim 13

Ayet 29–31

3 ayet

Ahkaf 29

Ahkaf 30

Ahkaf 31

وَاِذْ صَرَفْنَٓا اِلَيْكَ نَفَرًا مِنَ الْجِنِّ يَسْتَمِعُونَ الْقُرْاٰنَۚ فَلَمَّا حَضَرُوهُ قَالُٓوا اَنْصِتُواۚ فَلَمَّا قُضِيَ وَلَّوْا اِلٰى قَوْمِهِمْ مُنْذِر۪ينَ ۝٢٩ قَالُوا يَا قَوْمَنَٓا اِنَّا سَمِعْنَا كِتَابًا اُنْزِلَ مِنْ بَعْدِ مُوسٰى مُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ يَهْد۪ٓي اِلَى الْحَقِّ وَاِلٰى طَر۪يقٍ مُسْتَق۪يمٍ ۝٣٠ يَا قَوْمَنَٓا اَج۪يبُوا دَاعِيَ اللّٰهِ وَاٰمِنُوا بِه۪ يَغْفِرْ لَكُمْ مِنْ ذُنُوبِكُمْ وَيُجِرْكُمْ مِنْ عَذَابٍ اَل۪يمٍ ۝٣١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

29Veiẕ ṣarafnâ ileyke neferam mine-lcinni yestemiʿûne-lḳurʾân. felemmâ ḥaḍarûhü ḳâlû enṣitû. felemmâ ḳuḍiye vellev ilâ ḳavmihim münẕirîn.

Okunuş

30Ḳâlû yâ ḳavmenâ innâ semiʿnâ kitâben ünzile mim baʿdi mûsâ müṣaddiḳal limâ beyne yedeyhi yehdî ile-lḥaḳḳi veilâ ṭarîḳim müsteḳîm.

Okunuş

31Yâ ḳavmenâ ecîbû dâʿiye-llâhi veâminû bihî yagfir leküm min ẕünûbiküm veyücirküm min ʿaẕâbin elîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

29Hani biz, cinlerden bir grubu Kuran’ı dinlesinler diye sana yönlendirmiştik. Onlar gelip Kuran dinlemeye başlayınca birbirlerine “Sessiz olun dinleyelim” demişler. Okuma tamamlanınca da uyarmak üzere kavimlerine dönmüşler:

Türkçe Meal

30Ve şöyle demişlerdi: Ey kavmimiz, biz, Musa’dan sonra indirilen, kendisinden önceki vahiyleri tasdik eden, hakkı ve hakikati gösteren ve dosdoğru yola ileten bir mesaj dinledik.

Türkçe Meal

31Ey kavmimiz, Allah’ın yoluna çağıran bu davetçiye uyun. Allah’a inanıp güvenin ki O da sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi acı bir azaptan korusun.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

29Ey Peygamber! Biz cinlerden tanımadığın yabancı bir grubu Kur’an’ı dinlemeleri için sana yönlendirmiştik. Onlar gelip Kur’an’ı dinlediklerinde birbirlerine: " Sessiz olup kulak verelim de okunanları sonuna kadar dikkatle dinleyelim " demişlerdi. Kur’an’ın okunması sona erince de kendi kavimlerini dinledikleri ayetlerle uyarmak üzere dönmüşlerdi.

Açıklamalı meal

30Kavimlerine döndüklerinde onlara: "Ey kavmimiz! Biz, Musa’dan sonra Muhammed’e gönderilen ve kendinden önceki ilahi kitaplardaki vahiyleri tasdik eden, ilahi bir kelam dinledik ve ona iman ettik. Dinlediğimiz bu kitap gerçekten de insanları yaratılış sebepleri olan hayat nizamı ile yaşamaya davet edip hakikate ve dosdoğru yola iletmektedir dediler.

Açıklamalı meal

31Ey kavmimiz! Gelin, siz de o âyetlere ve onu okuyan Allah' yoluna çağıran bu mesaja uyun ve ona iman edin ki, Allah günahlarınızı bağışlasın ve Hesap Günü sizi acıklı azaptan korusun. dediler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

30Meryem 58Şûrâ 13

Ayet 32

1 ayet

Ahkaf 32

وَمَنْ لَا يُجِبْ دَاعِيَ اللّٰهِ فَلَيْسَ بِمُعْجِزٍ فِي الْاَرْضِ وَلَيْسَ لَهُ مِنْ دُونِه۪ٓ اَوْلِيَٓاءُۜ اُو۬لٰٓئِكَ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ ۝٣٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

32Vemel lâ yücib dâʿiye-llâhi feleyse bimüʿcizin fi-lʾarḍi veleyse lehû min dûnihî evliyâʾ. ülâike fî ḍalâlim mübîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

32– Zira kim Allah’ın bu davetçisine uymazsa, iyi bilsin ki yeryüzünde kendisini Allah’ın azabından kurtaracak kimse yoktur ve Allah’tan başka hiçbir evliyası da olmayacaktır. İşte böyleleri apaçık bir sapkınlık içindedirler.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

32Her kim Allah’ın bu davetini önemsemez ve davetçisine uymazsa, iyi bilsin ki gökte ve yeryüzünde kendisini Allah’ın azabından hiç kimse kurtaramaz ve Allah’ın yasalarına karşı çıkıp, O’nun yasalarına uymayanlar, yeryüzünde Allah’ı âciz bırakacak da değildir. Hesap Günü kendisi için cehennemden koruyacak bir yardımcısı da Allah’tan başka velisi de bulunmaz. İşte böyleleri bâtıla saplandığı için kendilerine zulmetmiş kimselerdir ve apaçık sapıklık içindedirler."

İlgili ayetler

İlgili ayetler

32Şuarâ 69Şuarâ 103

Ayet 33

1 ayet

Ahkaf 33

اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّ اللّٰهَ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَلَمْ يَعْيَ بِخَلْقِهِنَّ بِقَادِرٍ عَلٰٓى اَنْ يُحْيِيَ الْمَوْتٰىۜ بَلٰٓى اِنَّهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ۝٣٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

33Evelem yerav enne-llâhe-lleẕî ḫaleḳa-ssemâvâti velʾarḍa velem yaʿye biḫalḳihinne biḳâdirin ʿalâ ey yuḥyiye-lmevtâ. belâ innehû ʿalâ külli şeyʾin ḳadîr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

33Şimdi onlar gökleri ve yeri yaratan ve bunları yaratmakla yorulmayan Allah’ın ölüleri de diriltmeye gücünün yeteceğini görmüyorlar mı? Elbette Allah her şeye gücü yetendir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

33Hakikati inkâr edenler gökleri yeri ve arasında olanları yoktan yaratan ve yöneten ve bunları yaratmada hiçbir sıkıntı ve güçlük çekmeyen Allah’ın, ölüleri yeniden diriltmeye de gücünün yeteceğini hiç düşünüp te neden anlamazlar? Nasıl olur da Allah’ın sizleri tekrar diriltip hesaba çekeceği gerçeğini görmezden gelirsiniz! Kâinattan ibret almaz mısınız? Evet Allah’ın ilmi ve kudreti, yoktan var etmeye, öldürmeye ve öldürdüğünü diriltmeye de elbette yeter. Şüphesiz O her şeye güç yetirendir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

33İsrâ 97İsrâ 99

Ayet 34

1 ayet

Ahkaf 34

وَيَوْمَ يُعْرَضُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا عَلَى النَّارِۜ اَلَيْسَ هٰذَا بِالْحَقِّۜ قَالُوا بَلٰى وَرَبِّنَاۜ قَالَ فَذُوقُوا الْعَذَابَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ ۝٣٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

34Veyevme yüʿraḍu-lleẕîne keferû ʿale-nnâr. eleyse hâẕâ bilḥaḳḳ. ḳâlû belâ verabbinâ. ḳâle feẕûḳu-lʿaẕâbe bimâ küntüm tekfürûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

34Gerçekleri örtbas eden kâfirlerin ateşe sunuldukları o gün onlara:
– Şimdi bu gerçek, değil miymiş? Denildiğinde onlar:
– Evet, Rabbimize andolsun ki gerçekmiş, diyecekler. Allah da:
– Öyleyse gerçekleri örtbas ettiğiniz için tadın bakalım bu azabı! Diyecek.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

34Bu gerçeği inkâr eden müşrik ve kâfirler Cehennem ateşine atıldıkları gün onlara şöyle sorulacak: Nasıl, bu inkâr ettiğiniz azap ve umursamayıp, reddettiğiniz yeniden dirilme ve Hesap Günü gerçek miymiş değil miymiş? denilecek. Onlar da büyük bir pişmanlık içerisinde: Evet, Rabbimize yemin olsun ki vaat edilen azap, gerçeğin ta kendisiymiş derler. Bunun üzerine Allah da: Öyleyse inkâr ve alay etmenize karşılık hak ettiğiniz azabı tadın bakalım diyecek.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

34Yunus 25Yunus 30Secde 12

Ayet 35

1 ayet

Ahkaf 35

فَاصْبِرْ كَمَا صَبَرَ اُو۬لُوا الْعَزْمِ مِنَ الرُّسُلِ وَلَا تَسْتَعْجِلْ لَهُمْۜ كَاَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَ مَا يُوعَدُونَۙ لَمْ يَلْبَثُٓوا اِلَّا سَاعَةً مِنْ نَهَارٍۜ بَلَاغٌۚ فَهَلْ يُهْلَكُ اِلَّا الْقَوْمُ الْفَاسِقُونَ ۝٣٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

35Faṣbir kemâ ṣabera ülü-lʿazmi mine-rrusüli velâ testaʿcil lehüm. keennehüm yevme yeravne mâ yûʿadûne lem yelbeŝû illâ sâʿatem min nehâr. belâg. fehel yühlekü ille-lḳavmü-lfâsiḳûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

35O halde, sen de kararlılık ve direnç sahibi elçilerin direndiği gibi zorluklara sabrederek göğüs ger! Artık onların cezalandırılması için de acele etme! Nasıl olsa kendilerine vaat edilen o saat başlarına gelince onlar sanki gündüzün bir saatinden fazla dünyada yaşamadıklarını sanacaklar. İşte bütün bunlar açık bir tebliğdir. Zaten yoldan çıkmış fasık topluluktan başkası mı helak edilir?

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

35Ey Peygamber ve onunla birlikte Allah’ın davetine iman eden mü’min! Artık müşriklerin alay ve baskılan karşısında sabırlı ol. Biliyorsun ki senden önce de nice peygamberler aynı sıkıntılar yaşamış ve doğru yolda yaşamak uğrunda büyük bir sabır ve kararlılık göstermişlerdi. Sabır ve sebat sahibi peygamberler ve mü’minler gibi sen de Allah yolunda cihat ederken, karşılaştığın sıkıntı ve zorluklara göğüs gerip diren. Müşriklerin başına azabın gelmesi için acele etme ve derhal cezalandırılmalarını isteme! Onlar uyarıldıkları azabı görecekleri gün korku ve dehşetten dünyada sadece birkaç saat kaldıklarını sanacak ve dünya hayatının kısa ve geçici olduğunu anlayacaklar. O hâlde, dinleyin ey insanlar! İşte, bütün bunlar gelmiş geçmiş ve gelecek toplumlara Allah’ın açık bir duyuru ve uyarısıdır. Kendilerine gerekli tebliğ yapılmıştır. Ve uyarıyı dikkate almayan, cezasını çekecektir. Unutmayın ki şirk uyarılarına kulak tıkamış ve günaha batmış toplumlar mutlaka helake maruz kalacaklardır.

İlgili ayetler

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Câsiye, sonra Zâriyât indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla