Birlikte anlatılan ayetler gruplar hâlinde: her grubun Arapçası, okunuşu ve meali bir arada. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıylaRa’d 1
1 ayetالٓمٓرٰ۠ تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِۜ وَالَّذ۪ٓي اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ الْحَقُّ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يُؤْمِنُونَ ١
Mushaf
Okunuş
1Elif-lâm-mîm-râ. tilke âyâtü-lkitâb. velleẕî ünzile ileyke mir rabbike-lḥaḳḳu velâkinne ekŝera-nnâsi lâ yüʾminûn.
Ayet 1
Elif. Lam. Mim. Ra. Allah Kur’an’ın âyetlerini size, konuşup, yazışıp anlaştığınız dilinizi oluşturan “Elif. Lam. Mim. Ra” gibi harflerden meydana gelen sözlerle indirmektedir, yine de insanların birçoğu apaçık bildirilen gerçekleri anlamak ve inanmak istemiyorlar.
İlgili ayetler
Ra’d 2
1 ayetاَللّٰهُ الَّذ۪ي رَفَعَ السَّمٰوَاتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَۜ كُلٌّ يَجْر۪ي لِاَجَلٍ مُسَمًّىۜ يُدَبِّرُ الْاَمْرَ يُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ بِلِقَٓاءِ رَبِّكُمْ تُوقِنُونَ ٢
Mushaf
Okunuş
2Allâhü-lleẕî rafeʿa-ssemâvâti bigayri ʿamedin teravnehâ ŝümme-stevâ ʿale-lʿarşi veseḫḫara-şşemse velḳamer. küllüy yecrî liecelim müsemmâ. yüdebbiru-lʾemra yüfeṣṣilü-lʾâyâti leʿalleküm biliḳâi rabbiküm tûḳinûn.
Ayet 2
Allah şu gördüğünüz gökleri, altında direkler olmadan, sınırsız ilmiyle inşa etmiş ve yarattıklarının hepsinin nizamlarını kurup hükümlerine tabi kılıp, üzerlerinde hükümranlığını kurmuştur.
Her biri kendi yasasına bağlı olarak belli bir süreye kadar yörüngesinde akıp giden Güneş’i ve Ay’ı da sizin hizmetinize sunmuştur. Allah bu âyetleriyle kurduğu nizamların mükemmelliğini görüp anlayasınız, âhirette de huzuruna çıkarılacağınızı unutmayasınız diye açıklamaktadır. Allah’ın yarattıklarında O’nun sınırsız kudretini gösteren deliller vardır.
Ra’d 3
1 ayetوَهُوَ الَّذ۪ي مَدَّ الْاَرْضَ وَجَعَلَ ف۪يهَا رَوَاسِيَ وَاَنْهَارًاۜ وَمِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِ جَعَلَ ف۪يهَا زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ يُغْشِي الَّيْلَ النَّهَارَۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ ٣
Mushaf
Okunuş
3Vehüve-lleẕî medde-lʾarḍa veceʿale fîhâ ravâsiye veenhârâ. vemin külli-ŝŝemerâti ceʿale fîhâ zevceyni-ŝneyni yugşi-lleyle-nnehâr. inne fî ẕâlike leâyâtil liḳavmiy yetefekkerûn.
Ayet 3
Yeryüzünü yaratıp donatan, orada sağlam dağlar ve aralarında vadiler oluşturup nehirler akıtan, her türlü bitkiden de dişili erkekli iki cins yaratıp gündüzü geceyle örten de Allah’tır. Bütün bunlarda aklını kullanıp, düşünenler için O’nun ilminin, kudretinin delilleri ve mesajları vardır.
Ra’d 4
1 ayetوَفِي الْاَرْضِ قِطَعٌ مُتَجَاوِرَاتٌ وَجَنَّاتٌ مِنْ اَعْنَابٍ وَزَرْعٌ وَنَخ۪يلٌ صِنْوَانٌ وَغَيْرُ صِنْوَانٍ يُسْقٰى بِمَٓاءٍ وَاحِدٍ۠ وَنُفَضِّلُ بَعْضَهَا عَلٰى بَعْضٍ فِي الْاُكُلِۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ ٤
Mushaf
Okunuş
4Vefi-lʾarḍi ḳiṭaʿum mütecâvirâtüv vecennâtüm min aʿnâbiv vezerʿuv veneḫîlün ṣinvânüv vegayru ṣinvâniy yüsḳâ bimâiv vâḥid. venüfeḍḍilü baʿḍahâ ʿalâ baʿḍin fi-lʾükül. inne fî ẕâlike leâyâtil liḳavmiy yaʿḳilûn.
Ayet 4
Yeryüzünde birbirine yakın ve fakat birbirinden farklı özelliklerde yarattığımız kara parçaları vardır. Aynı su ile sulandıkları halde kiminde üzüm bağları, kiminde hububat tarlaları, kiminde aynı kökten çıktığı halde çatal çatal çıkan, kiminde de aynı kökten tek bir gövdede yükselen hurma ağaçları yetişir. Biz onların her birini muhtelif renklerde, farklı şekil ve lezzetlerde yarattık.
Elbette bunları görüp aklını kullananlar, Allah’ın ilminin ve kudretinin yüceliğini düşünüp davetinin önemini ve değerini kavrarlar.
İlgili ayetler
Ra’d 5
1 ayetوَاِنْ تَعْجَبْ فَعَجَبٌ قَوْلُهُمْ ءَاِذَا كُنَّا تُرَابًا ءَاِنَّا لَف۪ي خَلْقٍ جَد۪يدٍۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِرَبِّهِمْۚ وَاُو۬لٰٓئِكَ الْاَغْلَالُ ف۪ٓي اَعْنَاقِهِمْۚ وَاُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ ٥
Mushaf
Okunuş
5Vein taʿceb feʿacebün ḳavlühüm eiẕâ künnâ türâben einnâ lefî ḫalḳin cedîd. ülâike-lleẕîne keferû birabbihim. veülâike-lʾaglâlü fî aʿnâḳihim. veülâike aṣḥâbü-nnâr. hüm fîhâ ḫâlidûn.
Ayet 5
Ey Peygamber! Böylesine apaçık gerçekler önlerinde durmasına rağmen, müşriklerin Allah’ın davetinden yüz çevirmelerine şaşırıyorsun. Fakat asıl şaşılacak şey, onların “Demek biz, ölüp de toprak olduktan sonra tekrar diriltilip hesap mı verecekmişiz?” demeleridir.
Bunu söyleyenler, Rablerinin ilmine ve kudretine karşı gözlerini kapayıp kulaklarını tıkayan ve O’nun verdiği nimetlerle yaşayıp nankörlük edenlerdir. İşte bu tutumlarını devam ettirerek dünya hayatlarını tamamlayanlar, âhirette boyunlarına bukağı denilen halkalar takılarak ebedî kalacakları cehenneme sürüklenecekler.
İlgili ayetler
Ra’d 6–7
2 ayetوَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِالسَّيِّئَةِ قَبْلَ الْحَسَنَةِ وَقَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهِمُ الْمَثُلَاتُۜ وَاِنَّ رَبَّكَ لَذُو مَغْفِرَةٍ لِلنَّاسِ عَلٰى ظُلْمِهِمْۚ وَاِنَّ رَبَّكَ لَشَد۪يدُ الْعِقَابِ ٦ وَيَقُولُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَوْلَٓا اُنْزِلَ عَلَيْهِ اٰيَةٌ مِنْ رَبِّه۪ۜ اِنَّمَٓا اَنْتَ مُنْذِرٌ وَلِكُلِّ قَوْمٍ هَادٍ۟ ٧
Mushaf
Okunuş
6Veyestaʿcilûneke bisseyyieti ḳable-lḥaseneti veḳad ḫalet min ḳablihimü-lmeŝülât. veinne rabbeke leẕû magfiratil linnâsi ʿalâ żulmihim. veinne rabbeke leşedîdü-lʿiḳâb.
7Veyeḳûlü-lleẕîne keferû levlâ ünzile ʿaleyhi âyetüm mir rabbih. innemâ ente münẕiruv velikülli ḳavmin hâd.
Ayet 6–7
Ey Peygamber! Hakikati inkâra şartlanmış olanlar, kendilerini yaratıp bunca nimetlerle donatan Allah adına yaptığın daveti kabul etmedikleri gibi bir de kalkmış “Bizi uyarıp tehdit ettiğin azap bir an önce gelsin de görelim” diyorlar ve Allah’ın doğruya yönelmeleri için kendilerine tanıdığı zamanın kıymetini bilmiyorlar. Oysa kendilerinden önce ibret alınması gereken nice müşrik ve kâfir toplumları Allah azabı ile helak etti.
Hakikati inkâr edenler diyorlar ki: “Muhammed gerçekten peygamberse, ona Rabbinden bir mucize verilmeli değil miydi?”
Ey Peygamber! Sen insanları yalnızca Allah’ın ilahlığına iman etmeye ve yaratılışlarının sebebi olan hayat nizamı ile yaşamaya davet eden, uyarıcı bir elçisin.
Allah her topluma yaratılış sebebine uygun yaşamaya davet eden bir elçi göndermiştir.
İlgili ayetler
Ra’d 8–11
4 ayetاَللّٰهُ يَعْلَمُ مَا تَحْمِلُ كُلُّ اُنْثٰى وَمَا تَغ۪يضُ الْاَرْحَامُ وَمَا تَزْدَادُۜ وَكُلُّ شَيْءٍ عِنْدَهُ بِمِقْدَارٍ ٨ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ الْكَب۪يرُ الْمُتَعَالِ ٩ سَوَٓاءٌ مِنْكُمْ مَنْ اَسَرَّ الْقَوْلَ وَمَنْ جَهَرَ بِه۪ وَمَنْ هُوَ مُسْتَخْفٍ بِالَّيْلِ وَسَارِبٌ بِالنَّهَارِ ١٠ لَهُ مُعَقِّبَاتٌ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِه۪ يَحْفَظُونَهُ مِنْ اَمْرِ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتّٰى يُغَيِّرُوا مَا بِاَنْفُسِهِمْۜ وَاِذَٓا اَرَادَ اللّٰهُ بِقَوْمٍ سُٓوءًا فَلَا مَرَدَّ لَهُۚ وَمَا لَهُمْ مِنْ دُونِه۪ مِنْ وَالٍ ١١
Mushaf
Okunuş
8Allâhü yaʿlemü mâ taḥmilü küllü ünŝâ vemâ tegîḍu-lʾerḥâmü vemâ tezdâd. veküllü şeyʾin ʿindehû bimiḳdâr.
9Âlimü-lgaybi veşşehâdeti-lkebîru-lmüteʿâl.
10Sevâüm minküm men eserra-lḳavle vemen cehera bihî vemen hüve müstaḫfim billeyli vesâribüm binnehâr.
11Lehû müʿaḳḳibâtüm mim beyni yedeyhi vemin ḫalfihî yaḥfeżûnehû min emri-llâh. inne-llâhe lâ yügayyiru mâ biḳavmin ḥattâ yügayyirû mâ bienfüsihim. veiẕâ erâde-llâhü biḳavmin sûen felâ meradde leh. vemâ lehüm min dûnihî miv vâl.
Ayet 8–11
Her dişinin karnındakini yaratan, cinsiyetini belirleyen, dünyaya gelmesi ya da gelmemesi ile ilgili gereken yasalarını koyan Allah, her yarattığını bir ölçü ve bir amaca matuf olarak yaratmıştır.
Allah, insan idrakinin dışında olan bilinmeyenleri de yaratan ve yarattıklarını görüp gözetleyendir.
İnsanın içinde gizledikleri ya da açığa vurdukları da Allah için birdir, çünkü Allah bunların hepsini bilir. Gecenin zifiri karanlığında, gündüzün aydınlığında nerede ve ne zaman ne yaparsanız Allah onu bilir, herkesin yaptıklarını O’nun emriyle izleyip, en ince ayrıntılarına kadar kaydeden görevli melekleri vardır.
Gerçek şu ki, bir toplum, ya da bir insan, kendi iç dünyasında olanlarla birlikte, davranışlarını da değiştirmedikçe, Allah da onların durumunu değiştirmez ve Allah azabı hak eden bir toplumu ya da bir kimseyi cezalandırmak isterse de buna hiçbir güç engel olamaz.
Ra’d 12–13
2 ayetهُوَ الَّذ۪ي يُر۪يكُمُ الْبَرْقَ خَوْفًا وَطَمَعًا وَيُنْشِئُ السَّحَابَ الثِّقَالَۚ ١٢ وَيُسَبِّحُ الرَّعْدُ بِحَمْدِه۪ وَالْمَلٰٓئِكَةُ مِنْ خ۪يفَتِه۪ۚ وَيُرْسِلُ الصَّوَاعِقَ فَيُص۪يبُ بِهَا مَنْ يَشَٓاءُ وَهُمْ يُجَادِلُونَ فِي اللّٰهِۚ وَهُوَ شَد۪يدُ الْمِحَالِۜ ١٣
Mushaf
Okunuş
12Hüve-lleẕî yürîkümü-lberḳa ḫavfev veṭameʿav veyünşiü-sseḥâbe-ŝŝiḳâl.
13Veyüsebbiḥu-rraʿdü biḥamdihî velmelâiketü min ḫîfetih. veyürsilu-ṣṣavâʿiḳa feyüṣîbü bihâ mey yeşâü vehüm yücâdilûne fi-llâh. vehüve şedîdü-lmiḥâl.
Ayet 12–13
Allah size şimşekle korkuyu, ardından da yağmuru göndererek, korkuyu ve ümidi bir arada dengeli yaşamanızı, cehennem korkusu ile cennet nimetlerini aklınızdan çıkarmamanızı öğütlüyor.
Gök gürültüsü de Allah’ın sınırsız kudretinin ve yüceliğinin delillerindendir. Allah yıldırımları emri ile dilediği yöne yönlendirir ve dilediği yere, dilediğinin de üstüne düşürür. Melekler bu görevleri Allah’ın emri ile kusursuz olarak yerine getirirler. Gerçeği inkâra kendilerini şartlandırmış olanlar görüp duydukları, yaşadıkları bütün bu gerçekleri umursamaz, sırtlarını dönerler.
Ra’d 14
1 ayetلَهُ دَعْوَةُ الْحَقِّۜ وَالَّذ۪ينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِه۪ لَا يَسْتَج۪يبُونَ لَهُمْ بِشَيْءٍ اِلَّا كَبَاسِطِ كَفَّيْهِ اِلَى الْمَٓاءِ لِيَبْلُغَ فَاهُ وَمَا هُوَ بِبَالِغِه۪ۜ وَمَا دُعَٓاءُ الْكَافِر۪ينَ اِلَّا ف۪ي ضَلَالٍ ١٤
Mushaf
Okunuş
14Lehû daʿvetü-lḥaḳḳ. velleẕîne yedʿûne min dûnihî lâ yestecîbûne lehüm bişeyʾin illâ kebâsiṭi keffeyhi ile-lmâi liyeblüga fâhü vemâ hüve bibâligih. vemâ düʿâü-lkâfirîne illâ fî ḍalâl.
Ayet 14
Yalnız Allah’a kulluk edip ve yalnız O’na dua edip yardım dileyin. Allah’tan başkasına dua edip yardım isteyenlerin durumu, tıpkı ellerini suya doğru açıp suyun ağzına gelmesini bekleyen kimsenin durumuna benzer; böyle yapmakla da su asla ağzına gelmez.
İşte müşriklerin duası tıpkı ellerini suya doğru açıp suyun ağızlarına gelmesini bekleyenlerin duası gibidir. Dua edip yardım dilediklerinde dualarına karşılık verilmez, onların dualarının Allah’ın yanında hiçbir değeri yoktur.
İlgili ayetler
Ra’d 15
1 ayetوَلِلّٰهِ يَسْجُدُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ طَوْعًا وَكَرْهًا وَظِلَالُهُمْ بِالْغُدُوِّ وَالْاٰصَالِ ١٥
Mushaf
Okunuş
15Velillâhi yescüdü men fi-ssemâvâti velʾarḍi ṭavʿav vekerhev veżilâlühüm bilgudüvvi velʾeṣâl.
Ayet 15
Ey insanlar! Size ne oluyor da, Allah’ın göklerde ve yerde yarattıkları, gölgelerine varıncaya kadar sabah akşam O’nun oluşturduğu mükemmel nizam ve yasaların sınırları içinde hareket ederken, sizler davet edildiğiniz nizam ile ahlakın sınırları içinde yaşamaktan kaçınıyorsunuz?
Ra’d 16
1 ayetقُلْ مَنْ رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ قُلِ اللّٰهُۜ قُلْ اَفَاتَّخَذْتُمْ مِنْ دُونِه۪ٓ اَوْلِيَٓاءَ لَا يَمْلِكُونَ لِاَنْفُسِهِمْ نَفْعًا وَلَا ضَرًّاۜ قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الْاَعْمٰى وَالْبَص۪يرُۙ اَمْ هَلْ تَسْتَوِي الظُّلُمَاتُ وَالنُّورُۚ اَمْ جَعَلُوا لِلّٰهِ شُرَكَٓاءَ خَلَقُوا كَخَلْقِه۪ فَتَشَابَهَ الْخَلْقُ عَلَيْهِمْۜ قُلِ اللّٰهُ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ وَهُوَ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ ١٦
Mushaf
Okunuş
16Ḳul mer rabbü-ssemâvâti velʾarḍ. ḳuli-llâh. ḳul efetteḫaẕtüm min dûnihî evliyâe lâ yemlikûne lienfüsihim nefʿav velâ ḍarrâ. ḳul hel yestevi-lʾaʿmâ velbeṣîru em hel testevi-żżulümâtü vennûr. em ceʿalû lillâhi şürakâe ḫaleḳû keḫalḳihî feteşâbehe-lḫalḳu ʿaleyhim. ḳuli-llâhü ḫâliḳu külli şeyʾiv vehüve-lvâḥidü-lḳahhâr.
Ayet 16
Ey Peygamber! İnsanlara “Göklerin, yerin ve arasında olanların yaratıcısı ve Rabbi (sahibi) kimdir?” diye sorsan, elbette ki “Allah’tır” diyecekler. O zaman da onlara de ki: “O halde nasıl oluyor da, yarattıklarını kurduğu nizamla böyle mükemmel bir biçimde yöneten Allah’ın davetine sırt dönüp sizin gibi yaratılmış kimselerin davetine yöneliyorsunuz?” De ki: “Hiç görenle görmeyen, karanlıkla aydınlık bir olur mu? O peşine düştüklerinizin, Allah gibi yaratmaya ve yönetmeye ilmi ve kudretleri yeter mi? Şüphesiz yarattıklarını yönetme hakkı yalnızca Allah’a aittir ve O’ndan başka gerçek Rab ve ilah yoktur. Allah hiç kimseye kulları üzerinde nizam kurma, hükümler koyma yetkisi vermemiştir. Bu yetki yalnızca Allah’ın inhisarındadır.” O’nun her şeye gücü yeter.
Ra’d 17
1 ayetاَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَسَالَتْ اَوْدِيَةٌ بِقَدَرِهَا فَاحْتَمَلَ السَّيْلُ زَبَدًا رَابِيًاۜ وَمِمَّا يُوقِدُونَ عَلَيْهِ فِي النَّارِ ابْتِغَٓاءَ حِلْيَةٍ اَوْ مَتَاعٍ زَبَدٌ مِثْلُهُۜ كَذٰلِكَ يَضْرِبُ اللّٰهُ الْحَقَّ وَالْبَاطِلَۜ فَاَمَّا الزَّبَدُ فَيَذْهَبُ جُفَٓاءًۚ وَاَمَّا مَا يَنْفَعُ النَّاسَ فَيَمْكُثُ فِي الْاَرْضِۜ كَذٰلِكَ يَضْرِبُ اللّٰهُ الْاَمْثَالَۜ ١٧
Mushaf
Okunuş
17Enzele mine-ssemâi mâen fesâlet evdiyetüm biḳaderihâ faḥtemele-sseylü zebeder râbiyâ. vemimmâ yûḳidûne ʿaleyhi fi-nnâri-btigâe ḥilyetin ev metâʿin zebedüm miŝlüh. keẕâlike yaḍribü-llâhü-lḥaḳḳa velbâṭil. feemme-zzebedü feyeẕhebü cüfââ. veemmâ mâ yenfeʿu-nnâse feyemküŝü fi-lʾarḍ. keẕâlike yaḍribü-llâhü-lʾemŝâl.
Ayet 17
Allah gökten yağmuru indirip de, dere yataklarını doldurup taşırdığında, akan suyun üzerindeki çer çöp ve köpükler suyla birlikte sürüklenip, yok olup giderler. Tıpkı insanların süs eşyaları yapmak için ateşte erittikleri madenlerin üzerinde oluşan köpük tortusunun, maden cevherinden ayrılıp yok olduğu gibi... İşte Allah insana hak ile bâtılı böyle bir misalle açıklar. Allah’ın insanı davet ettiği hayat nizamının kuralları asla yok olmayan, sapasağlam ve hiç bozulmayan cevher gibidir.
İlgili ayetler
Ra’d 18
1 ayetلِلَّذ۪ينَ اسْتَجَابُوا لِرَبِّهِمُ الْحُسْنٰىۜ وَالَّذ۪ينَ لَمْ يَسْتَج۪يبُوا لَهُ لَوْ اَنَّ لَهُمْ مَا فِي الْاَرْضِ جَم۪يعًا وَمِثْلَهُ مَعَهُ لَافْتَدَوْا بِه۪ۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ سُٓوءُ الْحِسَابِۙ وَمَاْوٰيهُمْ جَهَنَّمُۜ وَبِئْسَ الْمِهَادُ۟ ١٨
Mushaf
Okunuş
18Lilleẕîne-stecâbû lirabbihimü-lḥusnâ. velleẕîne lem yestecîbû lehû lev enne lehüm mâ fi-lʾarḍi cemîʿav vemiŝlehû meʿahû leftedev bih. ülâike lehüm sûü-lḥisâbi vemeʾvâhüm cehennem. vebiʾse-lmihâd.
Ayet 18
Rablerinin davetine iman edip, ona göre yaşamak ve onu yaşatmak için ellerinden gelen gayreti gösterenler için en güzel mükâfatlar vardır.
O’na sırt dönenler ise yeryüzündeki bütün servetlere hatta onun iki katına da sahip olsalar, hepsini ve daha fazlasını cehennemdeki korkunç azaptan kurtulmak için fidye olarak hemen vermeye razı olurlardı.
İşte Allah’ın davetine sırt dönenleri ebedî kalacakları cehennem böylesi bir azap için beklemektedir.
Ra’d 19–24
6 ayetاَفَمَنْ يَعْلَمُ اَنَّمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ الْحَقُّ كَمَنْ هُوَ اَعْمٰىۜ اِنَّمَا يَتَذَكَّرُ اُو۬لُوا الْاَلْبَابِۙ ١٩ اَلَّذ۪ينَ يُوفُونَ بِعَهْدِ اللّٰهِ وَلَا يَنْقُضُونَ الْم۪يثَاقَۙ ٢٠ وَالَّذ۪ينَ يَصِلُونَ مَٓا اَمَرَ اللّٰهُ بِه۪ٓ اَنْ يُوصَلَ وَيَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ وَيَخَافُونَ سُٓوءَ الْحِسَابِۜ ٢١ وَالَّذ۪ينَ صَبَرُوا ابْتِغَٓاءَ وَجْهِ رَبِّهِمْ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاَنْفَقُوا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً وَيَدْرَؤُ۫نَ بِالْحَسَنَةِ السَّيِّئَةَ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عُقْبَى الدَّارِۙ ٢٢ جَنَّاتُ عَدْنٍ يَدْخُلُونَهَا وَمَنْ صَلَحَ مِنْ اٰبَٓائِهِمْ وَاَزْوَاجِهِمْ وَذُرِّيَّاتِهِمْ وَالْمَلٰٓئِكَةُ يَدْخُلُونَ عَلَيْهِمْ مِنْ كُلِّ بَابٍۚ ٢٣ سَلَامٌ عَلَيْكُمْ بِمَا صَبَرْتُمْ فَنِعْمَ عُقْبَى الدَّارِۜ ٢٤
Mushaf
Okunuş
19Efemey yaʿlemü ennemâ ünzile ileyke mir rabbike-lḥaḳḳu kemen hüve aʿmâ. innemâ yeteẕekkeru ülü-lʾelbâb.
20Elleẕîne yûfûne biʿahdi-llâhi velâ yenḳuḍûne-lmîŝâḳa.
21Velleẕîne yeṣilûne mâ emera-llâhü bihî ey yûṣale veyaḫşevne rabbehüm veyeḫâfûne sûe-lḥisâb.
22Velleẕîne ṣaberü-btigâe vechi rabbihim veeḳâmu-ṣṣalâte veenfeḳû mimmâ razaḳnâhüm sirrav veʿalâniyetev veyedraûne bilḥaseneti-sseyyiete ülâike lehüm ʿuḳbe-ddâr.
23Cennâtü ʿadniy yedḫulûnehâ vemen ṣaleḥa min âbâihim veezvâcihim veẕürriyyâtihim velmelâiketü yedḫulûne ʿaleyhim min külli bâb.
24Selâmün ʿaleyküm bimâ ṣabertüm feniʿme ʿuḳbe-ddâr.
Ayet 19–24
Ey Peygamber! Kur’an ile davet edilen hayatı yaşamaya çalışan kimseyle, bu gerçeğe gözünü kapayıp kulağını tıkayan ve sırt dönen kimse bir olur mu? Bunu ancak temiz akıl sahipleri düşünüp anlarlar. Onlar Allah’a iman ederek verdikleri sözlerinde dururlar.
İşte böyleleri Allah’ın birleştirilmesini emrettiği Allah, Rab ve ilah bütünlüğünü kurar (yaratan sahip ve yöneten), bu bütünlüğü birbirinden ayırıp tevhidi bozmazlar. Allah’ın daveti olan hayat nizamından kopuk yaşamanın âhiretteki azabından da korkarlar. Ayrıca bu mü’minler, Allah’ın rızasına uygun yaşamak ve onu yaşatmak uğrunda karşılaştıkları sıkıntılara karşı imanlarından taviz vermeden direnir, namazlarını titizlikle kılar, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiklerinden gizli ve açık O’nun yolunda harcar, kötülükleri iyilikle ortadan kaldırırlar. İşte bunlar ödüllendirilerek mutlu sona kavuşacaklar ve Adn cennetlerinde dünya hayatlarında kendileri gibi Allah’ın davetine uygun yaşamış olan anaları babaları, kardeşleri, eşleri ve çocukları ile birlikte olacaklar. Âhirette görevli melekler yanlarına gelerek onlara: “Selam olsun sizlere! Allah’ın davetini yaşamak ve yaşatmak uğrunda gösterdiğiniz gayretin sonucu olarak güven, huzur ve mutluluk içinde yaşamak üzere cennete girin ve nimetlerinden yararlanın” diyecekler.
İlgili ayetler
Ra’d 25
1 ayetوَالَّذ۪ينَ يَنْقُضُونَ عَهْدَ اللّٰهِ مِنْ بَعْدِ م۪يثَاقِه۪ وَيَقْطَعُونَ مَٓا اَمَرَ اللّٰهُ بِه۪ٓ اَنْ يُوصَلَ وَيُفْسِدُونَ فِي الْاَرْضِۙ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمُ اللَّعْنَةُ وَلَهُمْ سُٓوءُ الدَّارِ ٢٥
Mushaf
Okunuş
25Velleẕîne yenḳuḍûne ʿahde-llâhi mim baʿdi mîŝâḳihî veyaḳṭaʿûne mâ emera-llâhü bihî ey yûṣale veyüfsidûne fi-lʾarḍi ülâike lehümü-llaʿnetü velehüm sûü-ddâr.
Ayet 25
Allah’ın fıtratlarına yaratılışlarının sebebini düşünme ve ona uygun olan hayat nizamını idrak etme melekeleri yerleştirdiği halde, yarattığı insanlardan birçoğu Allah’la yaratılışından gelen bağlarını koparır. Birleştirilmesini emrettiği Allah, Rab, ilah bütünlüğünü bozar. Böylece yeryüzünde fitne ve fesat çıkarır, yozlaşma ve çürümeye sebep olurlar. Böyle kimseler ile bunlara uyanlar, Allah’ın lanetine uğrayıp cehennem azabına mahkûm olacaklardır.
İlgili ayetler
Ra’d 26
1 ayetاَللّٰهُ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَقْدِرُۜ وَفَرِحُوا بِالْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۜ وَمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا فِي الْاٰخِرَةِ اِلَّا مَتَاعٌ۟ ٢٦
Mushaf
Okunuş
26Allâhü yebsüṭu-rrizḳa limey yeşâü veyaḳdir. veferiḥû bilḥayâti-ddünyâ. veme-lḥayâtü-ddünyâ fi-lʾâḫirati illâ metâ.
Ayet 26
Birçok insan da kendilerine bahşedilen nimetlerle imtihan edildiklerinin bildirilmesine rağmen öğüt ve uyarılara aldırış etmez, nankörleşir, şımarıp azgınlaşırlar. Oysa Allah kimine bol kimine de sınırlı olarak bahşettiği nimetlerini kullanış biçimlerinden herkesi hesaba çekecektir.
Dünya hayatının nimetleri ve hazları geçici oyalanmadan ibarettir. Hâlbuki âhiret hayatının nimetleri daimi ve daha hayırlıdır.
İlgili ayetler
Ra’d 27–29
3 ayetوَيَقُولُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَوْلَٓا اُنْزِلَ عَلَيْهِ اٰيَةٌ مِنْ رَبِّه۪ۜ قُلْ اِنَّ اللّٰهَ يُضِلُّ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَهْد۪ٓي اِلَيْهِ مَنْ اَنَابَۚ ٢٧ اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَتَطْمَئِنُّ قُلُوبُهُمْ بِذِكْرِ اللّٰهِۜ اَلَا بِذِكْرِ اللّٰهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُۜ ٢٨ اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ طُوبٰى لَهُمْ وَحُسْنُ مَاٰبٍ ٢٩
Mushaf
Okunuş
27Veyeḳûlü-lleẕîne keferû levlâ ünzile ʿaleyhi âyetüm mir rabbih. ḳul inne-llâhe yüḍillü mey yeşâü veyehdî ileyhi men enâb.
28Elleẕîne âmenû vetaṭmeinnü ḳulûbühüm biẕikri-llâh. elâ biẕikri-llâhi taṭmeinnü-lḳulûb.
29Elleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti ṭûbâ lehüm veḥusnü meâb.
Ayet 27–29
Ey Muhammed! Hakikate karşı gözlerini kapayıp kulağını tıkayanlar da hâlâ senin peygamberliğine inanmak istemiyor ve diyorlar ki: “O peygamberse ona bir mucize verilmeli ve bize de mucizesi ile gelmesi gerekmez miydi?”
Sen onlara de ki: “Siz mucize görmek yerine, davet olunduğunuz gerçeği görüp anlamaya çalışsaydınız, bu sizin için daha hayırlı olurdu.” Allah bu gerçeği görmek, anlamak ve ona uygun yaşamak istemeyip de inatla direnenleri kendi başlarına dalalet içinde bırakır.
Yaratılmasının sebebini bilmek ve ona uygun yaşamak isteyenleri de doğru yoluna iletir, âyetleri ile huzura kavuşturur.
İyi bilin ki kalpler, ancak Allah’a yönelerek huzura kavuşur ve mutmain olur.
Allah’ın insanı yaratma sebebini kavrayıp, davetine iman ederek yaşama gayreti gösterenleri en güzel akıbetler beklemektedir.
Ra’d 30
1 ayetكَذٰلِكَ اَرْسَلْنَاكَ ف۪ٓي اُمَّةٍ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهَٓا اُمَمٌ لِتَتْلُوَ۬ا عَلَيْهِمُ الَّذ۪ٓي اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ وَهُمْ يَكْفُرُونَ بِالرَّحْمٰنِۜ قُلْ هُوَ رَبّ۪ي لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَاِلَيْهِ مَتَابِ ٣٠
Mushaf
Okunuş
30Keẕâlike erselnâke fî ümmetin ḳad ḫalet min ḳablihâ ümemül litetlüve ʿaleyhimü-lleẕî evḥaynâ ileyke vehüm yekfürûne birraḥmân. ḳul hüve rabbî lâ ilâhe illâ hû. ʿaleyhi tevekkeltü veileyhi metâb.
Ayet 30
Ey Peygamber! Gelip geçmiş her topluma peygamber gönderdiğimiz gibi seni de içinde yaşadığın topluma peygamber olarak gönderdik. Sen de sana vahyettiğimiz Kur’an’la, onları yaratılışlarının sebebi olan hayatı yaşamaya davet et ve onlara de ki: “Benim Rabbim yalnızca Allah’tır ve O’ndan başka gerçek ilah yoktur. Ben yalnız O’na güvenip O’nun davetine teslim olup yaşamakla emrolundum, sonunda dönüşümüz Allah’a olacaktır.”
Ra’d 31
1 ayetوَلَوْ اَنَّ قُرْاٰنًا سُيِّرَتْ بِهِ الْجِبَالُ اَوْ قُطِّعَتْ بِهِ الْاَرْضُ اَوْ كُلِّمَ بِهِ الْمَوْتٰىۜ بَلْ لِلّٰهِ الْاَمْرُ جَم۪يعًاۜ اَفَلَمْ يَا۬يْـَٔسِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَنْ لَوْ يَشَٓاءُ اللّٰهُ لَهَدَى النَّاسَ جَم۪يعًاۜ وَلَا يَزَالُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا تُص۪يبُهُمْ بِمَا صَنَعُوا قَارِعَةٌ اَوْ تَحُلُّ قَر۪يبًا مِنْ دَارِهِمْ حَتّٰى يَاْتِيَ وَعْدُ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُخْلِفُ الْم۪يعَادَ۟ ٣١
Mushaf
Okunuş
31Velev enne ḳurʾânen süyyirat bihi-lcibâlü ev ḳuṭṭiʿat bihi-lʾarḍu ev küllime bihi-lmevtâ. bel lillâhi-lʾemru cemîʿâ. efelem yeyʾesi-lleẕîne âmenû el lev yeşâü-llâhü lehede-nnâse cemîʿâ. velâ yezâlü-lleẕîne keferû tüṣîbühüm bimâ ṣaneʿû ḳâriʿatün ev teḥullü ḳarîbem min dârihim ḥattâ yeʾtiye vaʿdü-llâh. inne-llâhe lâ yuḫlifü-lmîʿâd.
Ayet 31
Ey Peygamber! Senden kendilerine mucize göstermeni isteyen müşrik ve kâfirler, bu Kur’an ile dağların yürütüldüğünü, yeryüzünün parçalara ayrıldığını, ölülerin diriltilip konuşturulduğunu görselerdi, yine de senin Allah adına yaptığın davete iman edip yönelmezlerdi.
Allah elbette dilediğini yapmaya kâdirdir ve O’nun her şeye gücü yeter. Allah dileseydi bütün insanları iradesiz hidayeti kabule mecbur bırakılmış özellikte yaratırdı.
Oysa Allah, insanları mü’min, münafık, müşrik ve kâfir olmayı seçme, ona göre de yaşama özellikleriyle yaratıp imtihan etmektedir. Mü’minler Allah’ın yasasının bu olduğuna inanır, buna uygun davranırlar. Allah’ın davetini reddederek, kendileri gibi yaratılmış kimselerin icadı hayat nizamları ile yaşamayı seçenler, başlarına bu seçimlerinden dolayı sürekli musibetler, felaketler gelip sıkıntılı bir hayat yaşayacaklarını unutmasınlar. Allah’ın sözü mutlaka yerini bulur ve Allah asla sözünden dönmez.
Ra’d 32
1 ayetوَلَقَدِ اسْتُهْزِئَ بِرُسُلٍ مِنْ قَبْلِكَ فَاَمْلَيْتُ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا ثُمَّ اَخَذْتُهُمْ۠ فَكَيْفَ كَانَ عِقَابِ ٣٢
Mushaf
Okunuş
32Veleḳadi-stühzie birusülim min ḳablike feemleytü lilleẕîne keferû ŝümme eḫaẕtühüm. fekeyfe kâne ʿiḳâb.
Ayet 32
Ey Peygamber! Hiç şüphen olmasın ki senden önceki peygamberlerin de Allah adına yaptıkları davetler, müşrik ve kâfirler tarafından alay edilerek reddedilmişti. Biz de onlara belki şirk ve küfürlerinden dönerler diye süre tanımıştık, sonunda inatla yanlışlarında direnenleri kıskıvrak yakalayıp cezalandırdık. Böylece alay ve reddetmenin cezasının nasıl olduğunu gördüler.
Ra’d 33–34
2 ayetاَفَمَنْ هُوَ قَٓائِمٌ عَلٰى كُلِّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْۚ وَجَعَلُوا لِلّٰهِ شُرَكَٓاءَۜ قُلْ سَمُّوهُمْۜ اَمْ تُنَبِّؤُ۫نَهُ بِمَا لَا يَعْلَمُ فِي الْاَرْضِ اَمْ بِظَاهِرٍ مِنَ الْقَوْلِۜ بَلْ زُيِّنَ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا مَكْرُهُمْ وَصُدُّوا عَنِ السَّب۪يلِۜ وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ هَادٍ ٣٣ لَهُمْ عَذَابٌ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَلَعَذَابُ الْاٰخِرَةِ اَشَقُّۚ وَمَا لَهُمْ مِنَ اللّٰهِ مِنْ وَاقٍ ٣٤
Mushaf
Okunuş
33Efemen hüve ḳâimün ʿalâ külli nefsim bimâ kesebet. veceʿalû lillâhi şürakâʾ. ḳul semmûhüm. em tünebbiûnehû bimâ lâ yaʿlemü fi-lʾarḍi em biżâhirim mine-lḳavl. bel züyyine lilleẕîne keferû mekruhüm veṣuddû ʿani-ssebîl. vemey yuḍlili-llâhü femâ lehû min hâd.
34Lehüm ʿaẕâbün fi-lḥayâti-ddünyâ veleʿaẕâbü-lʾâḫirati eşeḳḳ. vemâ lehüm mine-llâhi miv vâḳ.
Ayet 33–34
Göklerde, yerde ve arasında olan her şeyi yaratan, yarattıklarının yapıp ettiklerini görüp gözetleyen Allah ile hiçbir şeyi yaratabilmenin ilmine ve gücüne sahip olmayan, kendisi de yaratılmış olan kimse bir olur mu? Bu gerçek apaçık ortada dururken, müşrik ve kâfirler Allah’la birlikte başka ilahlar edinerek O’na ortaklar koşmaktan geri durmuyorlar.
Sen onlara de ki: “Siz o ilah edindiğiniz kimselere istediğiniz isimleri verip, istediğiniz unvanları yakıştırın. Yoksa Allah’ın yarattığı insanların içinde, kendilerine ilahlık yetkisi verdiği ortakları var da Allah böyle bir şey olduğunu bilmiyor mu? Bunlar sizin aslı olmayan boş kurgularınızdan, uydurmalarınızdan başka bir şey değildir.” Şeytan, bu müşrik ve nankörlere yaşadıkları çirkin hayatı sevimli ve güzel göstermekte, onlar da fıtratlarına uygun olan nizam ile ahlakı yaşamaktan sapmaktalar. Böylelerini doğru olana ne kadar çağırsan da kulaklarını tıkayıp duymak istemezler.
Bunlar için dünya hayatlarında da azap vardır fakat âhiretteki azapları çok daha şiddetlidir ve Allah’ın azabından onları hiç kimse kurtaramaz.
Ra’d 35
1 ayetمَثَلُ الْجَنَّةِ الَّت۪ي وُعِدَ الْمُتَّقُونَۜ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ اُكُلُهَا دَٓائِمٌ وَظِلُّهَاۜ تِلْكَ عُقْبَى الَّذ۪ينَ اتَّقَوْاۗ وَعُقْبَى الْكَافِر۪ينَ النَّارُ ٣٥
Mushaf
Okunuş
35Meŝelü-lcenneti-lletî vuʿide-lmütteḳûn. tecrî min taḥtihe-lʾenhâr. ükülühâ dâimüv veżillühâ. tilke ʿuḳbe-lleẕîne-tteḳav. veʿuḳbe-lkâfirîne-nnâr.
Ayet 35
Allah’ın daveti olan hayatı yaşamak uğrunda canla başla gayret edenler için vadettiği cennet ise içlerinden ırmaklar akan, üzerlerindeki meyveleri hiç eksilmeyen, çeşit çeşit ağaçların bulunduğu, gölgelerinden doya doya yararlanıldığı bahçelerdir. Davetine iman edip, Peygamberini izleyenlerin varacağı yer işte böyledir. Gerçeği inkâr edenlerin varacakları yer ise cehennem olacaktır.
İlgili ayetler
Ra’d 36
1 ayetوَالَّذ۪ينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَفْرَحُونَ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمِنَ الْاَحْزَابِ مَنْ يُنْكِرُ بَعْضَهُۜ قُلْ اِنَّمَٓا اُمِرْتُ اَنْ اَعْبُدَ اللّٰهَ وَلَٓا اُشْرِكَ بِه۪ۜ اِلَيْهِ اَدْعُوا وَاِلَيْهِ مَاٰبِ ٣٦
Mushaf
Okunuş
36Velleẕîne âteynâhümü-lkitâbe yefraḥûne bimâ ünzile ileyke vemine-lʾaḥzâbi mey yünkiru baʿḍah. ḳul innemâ ümirtü en aʿbüde-llâhe velâ üşrike bih. ileyhi edʿû veileyhi meâb.
Ayet 36
Ey Peygamber! Kitap ehlinden bazıları da, sana indirdiğimiz Kur’an ile davet edildiklerinden mü’minler gibi mutluluk duyar, ona iman edip, mü’min olmayı seçerler. Fakat birçoğu da, Allah’ın âyetlerinden hoşlanmayıp yüz çevirirler.
Sen onlara de ki: “Ben insanları Allah’ın davetine uymaya ve böylece O’na kulluk etmeye çağırmakla emrolundum. Sonunda dönüşünüz O’na olacak ve yaşayış biçiminizden hesaba çekileceksiniz.”
Ra’d 37
1 ayetوَكَذٰلِكَ اَنْزَلْنَاهُ حُكْمًا عَرَبِيًّاۜ وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ اَهْوَٓاءَهُمْ بَعْدَ مَا جَٓاءَكَ مِنَ الْعِلْمِۙ مَا لَكَ مِنَ اللّٰهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا وَاقٍ۟ ٣٧
Mushaf
Okunuş
37Vekeẕâlike enzelnâhü ḥukmen ʿarabiyyâ. veleini-ttebaʿte ehvâehüm baʿde mâ câeke mine-lʿilmi mâ leke mine-llâhi miv veliyyiv velâ vâḳ.
Ayet 37
Biz âyetlerimizi, Arapça harflerden oluşan kelimelerle indirdik.
Sana Kur’an ile gelen bu bilgiden sonra başkalarının isteklerine boyun eğersen, seni Allah’ın azabından kurtaracak ne bir dost ne de bir yardımcı bulamazsın.
İlgili ayetler
Ra’d 38–39
2 ayetوَلَقَدْ اَرْسَلْنَا رُسُلًا مِنْ قَبْلِكَ وَجَعَلْنَا لَهُمْ اَزْوَاجًا وَذُرِّيَّةًۜ وَمَا كَانَ لِرَسُولٍ اَنْ يَاْتِيَ بِاٰيَةٍ اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِۜ لِكُلِّ اَجَلٍ كِتَابٌ ٣٨ يَمْحُوا اللّٰهُ مَا يَشَٓاءُ وَيُثْبِتُۚ وَعِنْدَهُٓ اُمُّ الْكِتَابِ ٣٩
Mushaf
Okunuş
38Veleḳad erselnâ rusülem min ḳablike veceʿalnâ lehüm ezvâcev veẕürriyyeh. vemâ kâne lirasûlin ey yeʾtiye biâyetin illâ biiẕni-llâh. likülli ecelin kitâb.
39Yemḥü-llâhü mâ yeşâü veyüŝbit. veʿindehû ümmü-lkitâb.
Ayet 38–39
Biz senden önce gönderdiğimiz peygamberlere de eşler ve çocuklar vermiştik. Sen de onlar gibi Allah’ın bir kulu ve elçisisin. Kendiliğinden mucize oluşturup da kimseye gösteremezsin, mucizeleri yaratmaya ve göstermeye karar verecek olan yalnızca Allah’tır. Allah hangi toplumu nasıl ve ne ile yaratılış sebebini yaşamaya davet edeceğini en iyi bilendir. Allah dilediği toplumun önüne mucizeler koyar, dilediği toplumdan da bunları kaldırır. Hangi toplumun ne ile uyarılması gerektiğine hükmetmek Allah’a aittir ve Kitapların aslı O’nun yanındadır.
İlgili ayetler
38İbrahim 10Kehf 110Fussilet 6Ra’d 7Tâhâ 133Tâhâ 134Ankebut 50Ankebut 51Mü’min 78Mâide 48Şûrâ 13
Ra’d 40
1 ayetوَاِنْ مَا نُرِيَنَّكَ بَعْضَ الَّذ۪ي نَعِدُهُمْ اَوْ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَاِنَّمَا عَلَيْكَ الْبَلَاغُ وَعَلَيْنَا الْحِسَابُ ٤٠
Mushaf
Okunuş
40Veim mâ nüriyenneke baʿḍa-lleẕî neʿidühüm ev neteveffeyenneke feinnemâ ʿaleyke-lbelâgu veʿaleyne-lḥisâb.
Ayet 40
Biz müşrik ve kâfirleri uyardığımız azabın bir kısmını sana bu dünyada göstersek yahut seni bundan önce öldürsek de, senin için fark etmez. Çünkü senin görevin, hayatta olduğun sürece, Allah’ın insanları yaratmasının sebebi olan nizam ve ahlak ile yaşamaya davet etmektir. Hesabı görmek ise yalnızca Bize aittir.
Ra’d 41–43
3 ayetاَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّا نَاْتِي الْاَرْضَ نَنْقُصُهَا مِنْ اَطْرَافِهَاۜ وَاللّٰهُ يَحْكُمُ لَا مُعَقِّبَ لِحُكْمِه۪ۜ وَهُوَ سَر۪يعُ الْحِسَابِ ٤١ وَقَدْ مَكَرَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَلِلّٰهِ الْمَكْرُ جَم۪يعًاۜ يَعْلَمُ مَا تَكْسِبُ كُلُّ نَفْسٍۜ وَسَيَعْلَمُ الْكُفَّارُ لِمَنْ عُقْبَى الدَّارِ ٤٢ وَيَقُولُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَسْتَ مُرْسَلًاۜ قُلْ كَفٰى بِاللّٰهِ شَه۪يدًا بَيْن۪ي وَبَيْنَكُمْۙ وَمَنْ عِنْدَهُ عِلْمُ الْكِتَابِ ٤٣
Mushaf
Okunuş
41Evelem yerav ennâ neʾti-lʾarḍa nenḳuṣuhâ min aṭrâfihâ. vellâhü yaḥkümü lâ müʿaḳḳibe liḥukmih. vehüve serîʿu-lḥisâb.
42Veḳad mekera-lleẕîne min ḳablihim felillâhi-lmekru cemîʿâ. yaʿlemü mâ teksibü küllü nefs. veseyaʿlemü-lküffâru limen ʿuḳbe-ddâr.
43Veyeḳûlü-lleẕîne keferû leste mürselâ. ḳul kefâ billâhi şehîdem beynî vebeyneküm vemen ʿindehû ʿilmü-lkitâb.
Ayet 41–43
İnsanlar kurduğumuz nizam ve koyduğumuz yasalarımız gereği yeryüzünde yarattıklarımızın ömründen her an eksilttiğimizi ve sonlarına yaklaştırdığımızı görüp düşünmüyorlar mı?
Allah kulları üzerinde kendisinden başka hükümler koymaya kalkanların ve bu hükümlere razı olup uyanların hesabını çabuk görür ve hak ettikleri cezalarını da verir.
Bunlardan önce yaşamış olanlar da Allah’ın peygamberlerine tuzaklar kurup davetinin önünü kesmek istediler. Oysa Allah kurdukları bütün tuzakları görüp bilmekteydi ve onların tuzaklarının hepsini de bozdu. Allah herkesin ne yaptığını ve neyi hak edip neye layık olduğunu en iyi bilendir. Sınırlarını Allah’ın belirlediği bir hayatı inkâra şartlanmış olanlar sonunda kimin kazançlı çıkacağını görecekler.
Onlar hâlâ sana “Sen Allah tarafından peygamber olarak seçilmiş, görevlendirilmiş biri değilsin” diyorlar.
Sen onlara de ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter; bir de bu ilahi kelamı gerçekten anlayan kimseler!”
Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır.
Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.
Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Muhammed, sonra Rahman indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla