Sûre hakkındaAdı · Nüzul zamanı · Anafikir ve Amaç
Adı: Sure adını 35. ayette geçen İbrahim Peygamberden (a.s.) alır. Fakat bu, surede İbrahim’in (a.s.) hayat hikayesinin anlatıldığı anlamına gelmez. Bu isim, diğer surelerin, yani İbrahim’den bahsedilen diğer tüm surelerin ismi gibi sadece bir sembol niteliğindedir.
Nüzul zamanı: Surenin üslubundan ve ihtiva ettiği konulardan, onun Mekke döneminin son zamanlarında indirildiği anlaşılmaktadır. Örneğin 13. ayet (“Kafirler peygamberlerine dediler ki: ‘ya sizi kendi toprağımızdan süreceğiz, ya da dinimize geri döneceksiniz.!”), surenin indirildiği dönemde müslümanlara yapılan işkencenin çok ağır olduğunu ve Mekkelilerin daha önceden gönderilen peygamberleri inkar eden diğer topluluklar gibi mü’minleri kendi topraklarından sürmek istediklerini açıkça ortaya koymaktadır. Bu nedenle 14. ayette kafirler “Hiç şüphesiz biz, zulme sapanları helak edeceğiz” denilerek uyarılmakta ve mü’minler de, kendilerinden önce inanan diğerleri gibi “Ve onlardan sonra sizi o arza yerleştireceğiz” denmek suretiyle teskin edilmektedirler. Aynı şekilde surenin son bölümünde (43-52) yer alan şiddetli uyarı da, surenin Mekke döneminin son yıllarında nazil olduğunu göstermektedir.
Anafikir ve Amaç
Bu sure, Peygamberin (s.a) davetini reddeden ve onun görevini başarısızlığa uğratmak için birçok hileler kuran kafirlere bir uyarı ve tavsiye niteliğindedir. Fakat tavsiyede, uyarı, azarlama, kınama ve suçlama hakimdir. Çünkü daha önceki surelerde tavsiyeye çok yer verilmiş, fakat buna rağmen onların düşmanlığı, bağnazlığı, işkence, kin ve nefretleri artmaya devam etmişti.
Birlikte anlatılan ayetler gruplar hâlinde: her grubun Arapçası, okunuşu ve meali bir arada. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıylaİbrahim 1
1 ayetالٓرٰ۠ كِتَابٌ اَنْزَلْنَاهُ اِلَيْكَ لِتُخْرِجَ النَّاسَ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِ بِاِذْنِ رَبِّهِمْ اِلٰى صِرَاطِ الْعَز۪يزِ الْحَم۪يدِۙ ١
Mushaf
Okunuş
1Elif-lâm-râ. kitâbün enzelnâhü ileyke lituḫrice-nnâse mine-żżulümâti ile-nnûri biiẕni rabbihim ilâ ṣirâṭi-lʿazîzi-lḥamîd.
Ayet 1
Elif, Lâm ve Râ’ya yemin olsun ki, ey Peygamber! Bu Kur’an, insanlar yaratılış sebeplerini bilsin, ona uygun yaşasın, böylece karanlıklardan aydınlığa çıksın diye, yüce ve övgüye tek layık olan Allah tarafından, kavminin konuşup anlaştıkları ve yazıştıkları harflerden oluşan sözlerle indirilmiştir.
İbrahim 2–3
2 ayetاَللّٰهِ الَّذ۪ي لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَوَيْلٌ لِلْكَافِر۪ينَ مِنْ عَذَابٍ شَد۪يدٍۙ ٢ اَلَّذ۪ينَ يَسْتَحِبُّونَ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَا عَلَى الْاٰخِرَةِ وَيَصُدُّونَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ وَيَبْغُونَهَا عِوَجًاۜ اُو۬لٰٓئِكَ ف۪ي ضَلَالٍ بَع۪يدٍ ٣
Mushaf
Okunuş
2Allâhi-lleẕî lehû mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-lʾarḍ. veveylül lilkâfirîne min ʿaẕâbin şedîd.
3Elleẕîne yesteḥibbûne-lḥayâte-ddünyâ ʿale-lʾâḫirati veyeṣuddûne ʿan sebîli-llâhi veyebgûnehâ ʿivecâ. ülâike fî ḍalâlim beʿîd.
Ayet 2–3
Gökleri, yeri ve arasında olanları yaratan ve sahibi olan Allah, insanları Kur’an ile fıtratlarına uygun bir hayatı yaşamaya çağırmaktadır. Bu gerçeği kavramak istemeyenlerin vay haline. Onlar bundan dolayı çok çetin bir azap ile cezalandırılacaklar.
Kendileri kısacık dünya hayatının basit zevkleri uğruna daimi âhiret mutluluğunu terk etmekle birlikte, başkalarını da Allah’ın davetine uygun yaşamaktan alıkoymak için çaba sarf edenler, hakka karşı bâtılı tercih eden zalimlerdir.
İlgili ayetler
İbrahim 4
1 ayetوَمَٓا اَرْسَلْنَا مِنْ رَسُولٍ اِلَّا بِلِسَانِ قَوْمِه۪ لِيُبَيِّنَ لَهُمْۜ فَيُضِلُّ اللّٰهُ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَهْد۪ي مَنْ يَشَٓاءُۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ٤
Mushaf
Okunuş
4Vemâ erselnâ mir rasûlin illâ bilisâni ḳavmihî liyübeyyine lehüm. feyüḍillü-llâhü mey yeşâü veyehdî mey yeşâʾ. vehüve-lʿazîzü-lḥakîm.
Ayet 4
Biz kolayca açıklanıp anlaşılsın diye âyetlerimizi her peygambere kendi kavminin diliyle gönderdik. Allah, davetinden kibirlenerek yüz çevirenleri doğru yoluna iletmez. Hidayeti dileyip de bu uğurda çaba göstereni de hidayete (doğru yoluna) ulaştırır.
Yarattıkları üzerinde hüküm koyma yetkisi yalnızca Allah’a aittir, O’nun her hükmü mutlak isabetlidir, sınırsız ilim ve kudret sahibi yalnızca Allah’tır.
İlgili ayetler
İbrahim 5
1 ayetوَلَقَدْ اَرْسَلْنَا مُوسٰى بِاٰيَاتِنَٓا اَنْ اَخْرِجْ قَوْمَكَ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِ وَذَكِّرْهُمْ بِاَيَّامِ اللّٰهِۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ ٥
Mushaf
Okunuş
5Veleḳad erselnâ mûsâ biâyâtinâ en aḫric ḳavmeke mine-żżulümâti ile-nnûri veẕekkirhüm bieyyâmi-llâh. inne fî ẕâlike leâyâtil likülli ṣabbârin şekûr.
Ayet 5
Biz Musa’yı da halkına, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarması, Kıyamet ve Hesap Gününü hatırlatması için gönderdik. Musa’nın yaşadıklarından alınacak dersler vardır, bundan ancak Allah yolunda sıkıntılara göğüs gererek sabırla direnenler dersler çıkarabilirler.
İbrahim 6–8
3 ayetوَاِذْ قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِهِ اذْكُرُوا نِعْمَةَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ اِذْ اَنْجٰيكُمْ مِنْ اٰلِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُٓوءَ الْعَذَابِ وَيُذَبِّحُونَ اَبْنَٓاءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَٓاءَكُمْۜ وَف۪ي ذٰلِكُمْ بَلَٓاءٌ مِنْ رَبِّكُمْ عَظ۪يمٌ۟ ٦ وَاِذْ تَاَذَّنَ رَبُّكُمْ لَئِنْ شَكَرْتُمْ لَاَز۪يدَنَّكُمْ وَلَئِنْ كَفَرْتُمْ اِنَّ عَذَاب۪ي لَشَد۪يدٌ ٧ وَقَالَ مُوسٰٓى اِنْ تَكْفُرُٓوا اَنْتُمْ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ جَم۪يعًاۙ فَاِنَّ اللّٰهَ لَغَنِيٌّ حَم۪يدٌ ٨
Mushaf
Okunuş
6Veiẕ ḳâle mûsâ liḳavmihi-ẕkürû niʿmete-llâhi ʿaleyküm iẕ encâküm min âli firʿavne yesûmûneküm sûe-lʿaẕâbi veyüẕebbiḥûne ebnâeküm veyestaḥyûne nisâeküm. vefî ẕâliküm belâüm mir rabbiküm ʿażîm.
7Veiẕ teeẕẕene rabbüküm lein şekertüm leezîdenneküm velein kefertüm inne ʿaẕâbî leşedîd.
8Veḳâle mûsâ in tekfürû entüm vemen fi-lʾarḍi cemîʿan feinne-llâhe leganiyyün ḥamîd.
Ayet 6–8
Musa kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Allah’ın size bahşettiği nimetlerini unutmayın. Firavun size işkencenin en kötüsünü uyguluyor, oğullarınızı öldürüyor, kadınlarınızı ve kızlarınızı sağ bırakıp, kötü amaçlarına alet ediyordu. Allah sizi Firavun’un zulmünden kurtardı, Rabbinizin imtihanından geçmekte olduğunuzu aklınızdan çıkarmayın! Rabbiniz size, davetine sarılır şükrederseniz nimetlerini daha da artırarak vereceğini vaat ediyor fakat nankörlük edip yüz çevirirseniz şiddetli bir azaba çarptırılırsınız.”
Musa sonra da sözlerine şöyle devam etti: “Sizler ve yeryüzünde yaşamakta olan tüm insanlar Allah’a nankörlük edip davetini reddetseniz de Allah’a zarar vermiş olamazsınız. Allah’ın hiç kimseye ihtiyacı yoktur. O, övgüye layık olan tek ilahtır.”
İlgili ayetler
İbrahim 9
1 ayetاَلَمْ يَاْتِكُمْ نَبَؤُ۬ا الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكُمْ قَوْمِ نُوحٍ وَعَادٍ وَثَمُودَۜۛ وَالَّذ۪ينَ مِنْ بَعْدِهِمْۜۛ لَا يَعْلَمُهُمْ اِلَّا اللّٰهُۜ جَٓاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَرَدُّٓوا اَيْدِيَهُمْ ف۪ٓي اَفْوَاهِهِمْ وَقَالُٓوا اِنَّا كَفَرْنَا بِمَٓا اُرْسِلْتُمْ بِه۪ وَاِنَّا لَف۪ي شَكٍّ مِمَّا تَدْعُونَنَٓا اِلَيْهِ مُر۪يبٍ ٩
Mushaf
Okunuş
9Elem yeʾtiküm nebeü-lleẕîne min ḳabliküm ḳavmi nûḥiv veʿâdiv veŝemûd. velleẕîne mim baʿdihim. lâ yaʿlemühüm ille-llâh. câethüm rusülühüm bilbeyyinâti feraddû eydiyehüm fî efvâhihim veḳâlû innâ kefernâ bimâ ürsiltüm bihî veinnâ lefî şekkim mimmâ tedʿûnenâ ileyhi mürîbün.
Ayet 9
Sizden önce gelip geçen Nûh, Âd, Semûd kavimlerinin ve onlardan sonra gelen sayılarını yalnızca Allah’ın bildiği kavimlerin başlarından gelip geçenlerden sanki hiç haberiniz yokmuş gibi davranıyorsunuz. Onlara da peygamberleri yaratılışlarının amacının ne olduğunu ve buna göre nasıl yaşamaları gerektiğini apaçık tebliğ etmiş, misallerle açıklamış, yaşayışları ile de göstermişlerdi. Fakat onlar da daveti ellerinin tersi ile itmiş, peygamberleri susturmaya çalışmış, “Biz sizin söylediklerinizi kabul etmiyoruz, çünkü peygamber olduğunuza inanmıyoruz.” demişlerdi.
İlgili ayetler
İbrahim 10–12
3 ayetقَالَتْ رُسُلُهُمْ اَفِي اللّٰهِ شَكٌّ فَاطِرِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ يَدْعُوكُمْ لِيَغْفِرَ لَكُمْ مِنْ ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرَكُمْ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّىۜ قَالُٓوا اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَاۜ تُر۪يدُونَ اَنْ تَصُدُّونَا عَمَّا كَانَ يَعْبُدُ اٰبَٓاؤُ۬نَا فَاْتُونَا بِسُلْطَانٍ مُب۪ينٍ ١٠ قَالَتْ لَهُمْ رُسُلُهُمْ اِنْ نَحْنُ اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُكُمْ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ يَمُنُّ عَلٰى مَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِه۪ۜ وَمَا كَانَ لَنَٓا اَنْ نَاْتِيَكُمْ بِسُلْطَانٍ اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَعَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ ١١ وَمَا لَنَٓا اَلَّا نَتَوَكَّلَ عَلَى اللّٰهِ وَقَدْ هَدٰينَا سُبُلَنَاۜ وَلَنَصْبِرَنَّ عَلٰى مَٓا اٰذَيْتُمُونَاۜ وَعَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُتَوَكِّلُونَ۟ ١٢
Mushaf
Okunuş
10Ḳâlet rusülühüm efi-llâhi şekkün fâṭiri-ssemâvâti velʾarḍ. yedʿûküm liyagfira leküm min ẕünûbiküm veyüeḫḫiraküm ilâ ecelim müsemmâ. ḳâlû in entüm illâ beşerum miŝlünâ. türîdûne en teṣuddûnâ ʿammâ kâne yaʿbüdü âbâünâ feʾtûnâ bisülṭânim mübîn.
11Ḳâlet lehüm rusülühüm in naḥnü illâ beşerum miŝlüküm velâkinne-llâhe yemünnü ʿalâ mey yeşâü min ʿibâdih. vemâ kâne lenâ en neʾtiyeküm bisülṭânin illâ biiẕni-llâh. veʿale-llâhi felyetevekkeli-lmüʾminûn.
12Vemâ lenâ ellâ netevekkele ʿale-llâhi veḳad hedânâ sübülenâ. velenaṣbiranne ʿalâ mâ âẕeytümûnâ. veʿale-llâhi felyetevekkeli-lmütevekkilûn.
Ayet 10–12
Peygamberleri de onlara şöyle demişti: “Gökleri, yeri ve arasında olanları yaratan Allah’ın sizi karanlıklardan aydınlığa çıkaracak olan davetinden şüphe mi ediyorsunuz? Gerçek şu ki, Rabbimiz sizi ecelinizle ilgili belirlediği gün gelmeden şirk ve küfrünüzden tevbe ederek bağışlanmaya, kurtuluşa çağırıyor.” Fakat onlar peygamberlere hiç düşünmeden, “Siz de bizim gibi yiyip, içen ölümlü birer insansınız, bir de kalkmış peygamber olduğunuzu söyleyip, atalarımızdan bize miras kalan hayat tarzımızdan vazgeçmemizi istiyorsunuz, madem söyledikleriniz doğru, o halde mucizeler göstererek bizi inandırın da görelim.” diyorlardı.
Peygamberleri de onlara şöyle dediler: “Evet, biz de sizin gibi ölümlü insanlarız. Allah kullarından layık görüp, dilediğine peygamberlik bahşeder, mucizeler ise peygamberlerin istemesiyle değil, ancak Allah’ın dilemesiyle meydana gelir. Mucizeler insanı aciz bırakan olaylardır ve hiçbir insanın istemesiyle de meydana gelmez, inanmak isteyenler bu gerçeği kabul ederek söylediklerimize inanmalı ve yalnız Allah’a güvenip, davetine teslim olmalıdır.
Allah bizlere doğru olanı bildirmişken niçin O’na güvenip de teslim olmayalım? Hiç şüpheniz olmasın ki, bu yüzden yaptığınız eziyetler, bizi doğruları söylemekten vazgeçirmeyecektir. Allah’a güvenip iman edenler mutlaka kazanacak ve mutlu olacaklardır.”
İlgili ayetler
10İbrahim 19Zümer 5Duhân 38Duhân 39Ahkaf 3Kehf 58Kehf 59Fâtır 45Kehf 110Fussilet 6Bakara 170Mü’minûn 24Lokman 21Sâd 7Ra’d 7Ra’d 27Tâhâ 133Ankebut 50Ankebut 51Mü’min 78
11Kehf 110Fussilet 6Yunus 107Şûrâ 13Ra’d 7Ra’d 27Tâhâ 133Tâhâ 134Ankebut 50Ankebut 51Mü’min 78Âl-i İmran 159Âl-i İmran 160Mâide 11Mâide 23Tevbe 51Tevbe 129
İbrahim 13–14
2 ayetوَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لِرُسُلِهِمْ لَنُخْرِجَنَّكُمْ مِنْ اَرْضِنَٓا اَوْ لَتَعُودُنَّ ف۪ي مِلَّتِنَاۜ فَاَوْحٰٓى اِلَيْهِمْ رَبُّهُمْ لَنُهْلِكَنَّ الظَّالِم۪ينَۙ ١٣ وَلَنُسْكِنَنَّكُمُ الْاَرْضَ مِنْ بَعْدِهِمْۜ ذٰلِكَ لِمَنْ خَافَ مَقَام۪ي وَخَافَ وَع۪يدِ ١٤
Mushaf
Okunuş
13Veḳâle-lleẕîne keferû lirusülihim lenuḫricenneküm min arḍinâ ev leteʿûdünne fî milletinâ. feevḥâ ileyhim rabbühüm lenühlikenne-żżâlimîn.
14Velenüskinennekümü-lʾarḍa mim baʿdihim. ẕâlike limen ḫâfe meḳâmî veḫâfe veʿîd.
Ayet 13–14
Bunun üzerine şirk ve küfre dayalı hayatlarını terk etmek istemeyenler, peygamberlerine şöyle demişlerdi: “Siz ya bizim ilahlarımızı kabul edip dinimize döner, bize uyarsınız ya da sizi ülkemizden sürüp çıkarırız.”
Müşriklerin bu sözlerinden sonra Allah da peygamberlerine şöyle vahyetti: “Biz onları mutlaka helak edeceğiz ve yerlerine mü’minleri getireceğiz. İşte bu; Allah’ın davetine iman edip, imanın gereklerini yerine getirmek uğrunda cihat edenlere Allah’ın vaadidir.”
İbrahim 15–17
3 ayetوَاسْتَفْتَحُوا وَخَابَ كُلُّ جَبَّارٍ عَن۪يدٍۙ ١٥ مِنْ وَرَٓائِه۪ جَهَنَّمُ وَيُسْقٰى مِنْ مَٓاءٍ صَد۪يدٍۙ ١٦ يَتَجَرَّعُهُ وَلَا يَكَادُ يُس۪يغُهُ وَيَاْت۪يهِ الْمَوْتُ مِنْ كُلِّ مَكَانٍ وَمَا هُوَ بِمَيِّتٍۜ وَمِنْ وَرَٓائِه۪ عَذَابٌ غَل۪يظٌ ١٧
Mushaf
Okunuş
15Vestefteḥû veḫâbe küllü cebbârin ʿanîd.
16Miv verâihî cehennemü veyüsḳâ mim mâin ṣadîd.
17Yetecerraʿuhû velâ yekâdü yüsîguhû veyeʾtîhi-lmevtü min külli mekâniv vemâ hüve bimeyyit. vemiv verâihî ʿaẕâbün galîż.
Ayet 15–17
Bütün çabalarına rağmen kavimleri hakikati reddedince, peygamberler de “Rabbimiz! Artık bunlarla bizim aramızdaki hükmünü ver” diye dua ettiler. Sonunda müşrik ve kâfirler hak ettikleri azaba çarptırılıp, yok olup gittiler. Âhirette de onları cehennem ateşi beklemektedir. Orada onlara kanlı, irinli bir su içirilecek, bu iğrenç suyu yutmaya çalışacaklar ama kolay kolay da yutamayacaklar. Ölüm onları her taraftan kuşatacak fakat ölemeyecekler ve birbiri ardından daha kötü azaplara uğratılacaklar.
İbrahim 18
1 ayetمَثَلُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِرَبِّهِمْ اَعْمَالُهُمْ كَرَمَادٍۨ اشْتَدَّتْ بِهِ الرّ۪يحُ ف۪ي يَوْمٍ عَاصِفٍۜ لَا يَقْدِرُونَ مِمَّا كَسَبُوا عَلٰى شَيْءٍۜ ذٰلِكَ هُوَ الضَّلَالُ الْبَع۪يدُ ١٨
Mushaf
Okunuş
18Meŝelü-lleẕîne keferû birabbihim aʿmâlühüm keramâdin-şteddet bihi-rrîḥu fî yevmin ʿâṣif. lâ yaḳdirûne mimmâ kesebû ʿalâ şeyʾ. ẕâlike hüve-ḍḍalâlü-lbeʿîd.
Ayet 18
Hakikati inkâra şartlanmış olanların iyilik namına yaptıkları işler, fırtınalı bir günde rüzgârın savurup yok ettiği küllere benzer. Onların iyilik zannettiklerinin âhirette hiçbir karşılığı yoktur. Bu ise büyük bir kayıp, büyük bir hüsrandır.
İbrahim 19–20
2 ayetاَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بِالْحَقِّۜ اِنْ يَشَاْ يُذْهِبْكُمْ وَيَاْتِ بِخَلْقٍ جَد۪يدٍۙ ١٩ وَمَا ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ بِعَز۪يزٍ ٢٠
Mushaf
Okunuş
19Elem tera enne-llâhe ḫaleḳa-ssemâvâti velʾarḍa bilḥaḳḳ. iy yeşeʾ yüẕhibküm veyeʾti biḫalḳin cedîd.
20Vemâ ẕâlike ʿale-llâhi biʿazîz.
Ayet 19–20
Allah gökleri, yeri ve arasındakileri boşuna değil; yüce bir amaç için sizi de o amacı gerçekleştirmek üzere yaşamanız için yarattı! Şunu iyi bilin ki; Allah dilerse sizi yok edip yerinize yeni bir topluluk getirir. Bu, Allah için hiç de zor değildir.
İbrahim 21
1 ayetوَبَرَزُوا لِلّٰهِ جَم۪يعًا فَقَالَ الضُّعَفٰٓؤُ۬ا لِلَّذ۪ينَ اسْتَكْبَرُٓوا اِنَّا كُنَّا لَكُمْ تَبَعًا فَهَلْ اَنْتُمْ مُغْنُونَ عَنَّا مِنْ عَذَابِ اللّٰهِ مِنْ شَيْءٍۜ قَالُوا لَوْ هَدٰينَا اللّٰهُ لَهَدَيْنَاكُمْۜ سَوَٓاءٌ عَلَيْنَٓا اَجَزِعْنَٓا اَمْ صَبَرْنَا مَا لَنَا مِنْ مَح۪يصٍ۟ ٢١
Mushaf
Okunuş
21Veberazû lillâhi cemîʿan feḳâle-ḍḍuʿafâü lilleẕîne-stekberû innâ künnâ leküm tebeʿan fehel entüm mugnûne ʿannâ min ʿaẕâbi-llâhi min şeyʾ. ḳâlû lev hedâne-llâhü lehedeynâküm. sevâün ʿaleynâ eceziʿnâ em ṣabernâ mâ lenâ mim meḥîṣ.
Ayet 21
Hesap Günü geldiğinde, bütün insanlar Allah’ın huzurunda toplanacaklar, işte O Gün zayıflıklarını bahane ederek, güçlü gördükleri kimselere körü körüne uyanlar, arkalarından gittikleri önderlerine şöyle diyecekler: “Biz dünya hayatımızda sizlere tabi olmuştuk, bundan dolayı da bugün azaba çarptırılmaktayız, şimdi sizler bizi Allah’ın azabından biraz olsun kurtaramaz mısınız?” Onlar da kendilerinden yardım talep edenlere şöyle diyecekler: “Şayet Allah bizi hak ettiğimiz bu azaptan kurtarırsa, biz de sizi kurtarırız fakat artık böyle bir kurtuluş bizim için de sizin için de imkânsız. O yüzden ne kadar ağlayıp sızlansak, yalvarıp yakarsak da faydası yok, çoktan iş işten geçti. Artık hiçbirimizin hak ettiğimiz azaptan kurtulabilmemiz mümkün değil.”
İlgili ayetler
İbrahim 22
1 ayetوَقَالَ الشَّيْطَانُ لَمَّا قُضِيَ الْاَمْرُ اِنَّ اللّٰهَ وَعَدَكُمْ وَعْدَ الْحَقِّ وَوَعَدْتُكُمْ فَاَخْلَفْتُكُمْۜ وَمَا كَانَ لِيَ عَلَيْكُمْ مِنْ سُلْطَانٍ اِلَّٓا اَنْ دَعَوْتُكُمْ فَاسْتَجَبْتُمْ ل۪يۚ فَلَا تَلُومُون۪ي وَلُومُٓوا اَنْفُسَكُمْۜ مَٓا اَنَا۬ بِمُصْرِخِكُمْ وَمَٓا اَنْتُمْ بِمُصْرِخِيَّۜ اِنّ۪ي كَفَرْتُ بِمَٓا اَشْرَكْتُمُونِ مِنْ قَبْلُۜ اِنَّ الظَّالِم۪ينَ لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ ٢٢
Mushaf
Okunuş
22Veḳâle-şşeyṭânü lemmâ ḳuḍiye-lʾemru inne-llâhe veʿadeküm vaʿde-lḥaḳḳi veveʿattüküm feaḫleftüküm. vemâ kâne liye ʿaleyküm min sülṭânin illâ en deʿavtüküm festecebtüm lî. felâ telûmûnî velûmû enfüseküm. mâ ene bimuṣriḫiküm vemâ entüm bimuṣriḫîy. innî kefertü bimâ eşraktümûni min ḳabl. inne-żżâlimîne lehüm ʿaẕâbün elîm.
Ayet 22
Hesap Günü yargılama süreci bitip de herkes hak ettiği ile yüz yüze gelince şeytan da, “Cehenneme girmemize sen sebep oldun.” diyenlere şöyle cevap verecek: “Allah’ın sizi daveti gerçek idi. Ben ise size boş vaatlerde bulundum, yalanlar söyleyip aldattım. Aslında benim sizler üzerinde istediğimi yaptıracak bir gücüm de yoktu. Sadece davet edip şirke, küfre çağırdım. Siz de Allah’ın davetine değil de, benim davetime yönelip uydunuz. Şimdi kendi suçunuzdan dolayı beni kınayıp suçlamayın, dönüp kendinize bakın. Suçlanıp kınanacak olanlar sizlersiniz. Bugün artık ne ben ne de Allah’la birlikte ilah edindikleriniz feryadınızı duyup, imdadınıza yetişebiliriz ve beni de Allah’ın azabından hiç kimse kurtaramaz. Zaten ben Allah’a ortak koşulmasının yanlış olduğunu biliyordum. Fakat bu yanlışı size fısıldayınca hiç düşünmeden kabul ettiniz.”
Gerçek şu ki, şeytan ve onun takipçileri çok şiddetli bir azabı hak etmişlerdir.
İbrahim 23
1 ayetوَاُدْخِلَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَا بِاِذْنِ رَبِّهِمْۜ تَحِيَّتُهُمْ ف۪يهَا سَلَامٌ ٢٣
Mushaf
Okunuş
23Veüdḫile-lleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti cennâtin tecrî min taḥtihe-lʾenhâru ḫâlidîne fîhâ biiẕni rabbihim. teḥiyyetühüm fîhâ selâm.
Ayet 23
İman edip gereklerini yerine getirmek üzere gayret edenler, Rablerinin izni ile içlerinden ırmaklar akan ve mutluluk yurdu olan nimetlerle dolu cennetlere yerleştirilecekler ve orada birbirlerini tebrik edecekler.
İbrahim 24–25
2 ayetاَلَمْ تَرَ كَيْفَ ضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلًا كَلِمَةً طَيِّبَةً كَشَجَرَةٍ طَيِّبَةٍ اَصْلُهَا ثَابِتٌ وَفَرْعُهَا فِي السَّمَٓاءِۙ ٢٤ تُؤْت۪ٓي اُكُلَهَا كُلَّ ح۪ينٍ بِاِذْنِ رَبِّهَاۜ وَيَضْرِبُ اللّٰهُ الْاَمْثَالَ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ ٢٥
Mushaf
Okunuş
24Elem tera keyfe ḍarabe-llâhü meŝelen kelimeten ṭayyibeten keşeceratin ṭayyibetin aṣlühâ ŝâbitüv veferʿuhâ fi-ssemâ.
25Tüʾtî ükülehâ külle ḥînim biiẕni rabbihâ. veyaḍribü-llâhü-lʾemŝâle linnâsi leʿallehüm yeteẕekkerûn.
Ayet 24–25
Allah güzel söylenmiş doğru sözü âdeta kökü yerde dalları göğe doğru yükselmiş verimli bir ağaca benzetiyor. Bu ağaç Rabbinin izni ile her zaman meyve verir.
Allah insanların düşünüp, doğru olanı kavramaları, başkalarını bu yolla davet etmeleri için böyle misaller vermektedir.
İbrahim 26
1 ayetوَمَثَلُ كَلِمَةٍ خَب۪يثَةٍ كَشَجَرَةٍ خَب۪يثَةٍۨ اجْتُثَّتْ مِنْ فَوْقِ الْاَرْضِ مَا لَهَا مِنْ قَرَارٍ ٢٦
Mushaf
Okunuş
26Vemeŝelü kelimetin ḫabîŝetin keşeceratin ḫabîŝetin-ctüŝŝet min fevḳi-lʾarḍi mâ lehâ min ḳarâr.
Ayet 26
Bünyesinde şirk ve küfür barındıran ve insanları ona davet eden kötü sözler ise, kökü yerde çürümeye başlamış dayanıksız bir ağaç gibidir. Böyle bir ağacın ayakta kalma, meyve verme, yaşama imkânı ve gücü yoktur.
İbrahim 27
1 ayetيُثَبِّتُ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِالْقَوْلِ الثَّابِتِ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَفِي الْاٰخِرَةِۚ وَيُضِلُّ اللّٰهُ الظَّالِم۪ينَ وَيَفْعَلُ اللّٰهُ مَا يَشَٓاءُ۟ ٢٧
Mushaf
Okunuş
27Yüŝebbitü-llâhü-lleẕîne âmenû bilḳavli-ŝŝâbiti fi-lḥayâti-ddünyâ vefi-lʾâḫirah. veyüḍillü-llâhu-żżâlimîne veyefʿalü-llâhü mâ yeşâ.
Ayet 27
Allah, tevhid inancını hayatlarına tatbik uğrunda gayret edenleri kökü yerde, dalları göğe yükselmiş olan ağaçlar gibi dimdik ayakta tutar. Âhirette de cennet nimetleri ile ödüllendirir. Allah, davetinden yüz çevirenleri de bataklıklarında dalalet içinde kendi başlarına bırakır, O dilediğini yapmaya kadirdir.
İlgili ayetler
İbrahim 28–30
3 ayetاَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ بَدَّلُوا نِعْمَتَ اللّٰهِ كُفْرًا وَاَحَلُّوا قَوْمَهُمْ دَارَ الْبَوَارِۙ ٢٨ جَهَنَّمَۚ يَصْلَوْنَهَاۜ وَبِئْسَ الْقَرَارُ ٢٩ وَجَعَلُوا لِلّٰهِ اَنْدَادًا لِيُضِلُّوا عَنْ سَب۪يلِه۪ۜ قُلْ تَمَتَّعُوا فَاِنَّ مَص۪يرَكُمْ اِلَى النَّارِ ٣٠
Mushaf
Okunuş
28Elem tera ile-lleẕîne beddelû niʿmete-llâhi küfrav veeḥallû ḳavmehüm dâra-lbevâr.
29Cehennem. yaṣlevnehâ. vebiʾse-lḳarâr.
30Veceʿalû lillâhi endâdel liyüḍillû ʿan sebîlih. ḳul temetteʿû feinne meṣîraküm ile-nnâr.
Ayet 28–30
Allah’ın verdiği bunca nimetlere nankörlük edip kibirlenerek, Allah’la birlikte ilahlar edinen ve başkalarını da kendileri gibi yaşamaya teşvik edip, azap yurdu olan cehenneme sürükleyen ve sürüklenenleri görmüyor musun? İşte o cehennemi yurt edinecek olanların vay haline. Bunlar Allah’ın rızasını kazanmaya çağrılmalarına rağmen, kabullenmeyip doğru olandan yüz çevirmiş, nankörlüğe yatkın olanların yüz çevirmelerine de destek vermiş, önayak olmuşlardır. Onlar; Allah’ın verdiği nimetlerden istifade ederek, bir müddet daha oyalansınlar, nasıl olsa sonunda varacakları yer cehennemdir.
İlgili ayetler
30Âl-i İmran 151A’raf 191Sebe’ 40Sebe’ 41Nahl 55Ankebut 66Mülk 29
İbrahim 31
1 ayetقُلْ لِعِبَادِيَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا يُق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَيُنْفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً مِنْ قَبْلِ اَنْ يَاْتِيَ يَوْمٌ لَا بَيْعٌ ف۪يهِ وَلَا خِلَالٌ ٣١
Mushaf
Okunuş
31Ḳul liʿibâdiye-lleẕîne âmenû yüḳîmu-ṣṣalâte veyünfiḳû mimmâ razaḳnâhüm sirrav veʿalâniyetem min ḳabli ey yeʾtiye yevmül lâ beyʿun fîhi velâ ḫilâl.
Ayet 31
Ey Peygamber! Mü’min kullarıma söyle, hiçbir pazarlığın yapılmayacağı, hiçbir eşin, dostun, yakının, malın, mülkün, makamın bulunmayacağı Hesap Günü gelip çatmadan namazlarını bilinçle ve titizlikle kılsınlar, kendilerine verdiğimiz nimetlerden Allah yolunda gizli ve açık olarak harcasınlar.
İlgili ayetler
İbrahim 32–33
2 ayetاَللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَاَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَخْرَجَ بِه۪ مِنَ الثَّمَرَاتِ رِزْقًا لَكُمْۚ وَسَخَّرَ لَكُمُ الْفُلْكَ لِتَجْرِيَ فِي الْبَحْرِ بِاَمْرِه۪ۚ وَسَخَّرَ لَكُمُ الْاَنْهَارَۚ ٣٢ وَسَخَّرَ لَكُمُ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ دَٓائِبَيْنِۚ وَسَخَّرَ لَكُمُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَۚ ٣٣
Mushaf
Okunuş
32Allâhü-lleẕî ḫaleḳa-ssemâvâti velʾarḍa veenzele mine-ssemâi mâen feaḫrace bihî mine-ŝŝemerâti rizḳal leküm. veseḫḫara lekümü-lfülke litecriye fi-lbaḥri biemrih. veseḫḫara lekümü-lʾenhâr.
33Veseḫḫara lekümü-şşemse velḳamera dâibeyn. veseḫḫara lekümü-lleyle vennehâr.
Ayet 32–33
Allah’ın gökleri, yeri ve arasında olanları sizin için yarattığını, gökten indirdiği su ile yeryüzünde size çeşit çeşit rızıklar var edip ikram ettiğini, denizlerde koyduğu yasalar sayesinde gemileri yüzdürüp istifadenize sunduğunu, nehirlerden yararlandırdığını sakın unutmayın.
İbrahim 34
1 ayetوَاٰتٰيكُمْ مِنْ كُلِّ مَا سَاَلْتُمُوهُۜ وَاِنْ تَعُدُّوا نِعْمَتَ اللّٰهِ لَا تُحْصُوهَاۜ اِنَّ الْاِنْسَانَ لَظَلُومٌ كَفَّارٌ۟ ٣٤
Mushaf
Okunuş
34Veâtâküm min külli mâ seeltümûh. vein teʿuddû niʿmete-llâhi lâ tuḥṣûhâ. inne-lʾinsâne leżalûmün keffâr.
Ayet 34
Kendi yörüngelerinde Allah’ın koyduğu yasalarla seyretmekte olan güneşi ve ayı da sizin faydanıza sunan, gündüzü ve geceyi rahatınız için aydınlık ve karanlık yapan da Allah’tır. Verdiği nimetleri saymaya kalksanız sayıp bitiremezsiniz. Fakat insanların çoğu bahşedilen bunca nimete rağmen Allah’a nankörlük eder, davetinden yüz çevirir ve O’na şükretmezler. Çünkü cahil ve zalimdirler.
İbrahim 35–41
7 ayetوَاِذْ قَالَ اِبْرٰه۪يمُ رَبِّ اجْعَلْ هٰذَا الْبَلَدَ اٰمِنًا وَاجْنُبْن۪ي وَبَنِيَّ اَنْ نَعْبُدَ الْاَصْنَامَۜ ٣٥ رَبِّ اِنَّهُنَّ اَضْلَلْنَ كَث۪يرًا مِنَ النَّاسِۚ فَمَنْ تَبِعَن۪ي فَاِنَّهُ مِنّ۪يۚ وَمَنْ عَصَان۪ي فَاِنَّكَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ٣٦ رَبَّنَٓا اِنّ۪ٓي اَسْكَنْتُ مِنْ ذُرِّيَّت۪ي بِوَادٍ غَيْرِ ذ۪ي زَرْعٍ عِنْدَ بَيْتِكَ الْمُحَرَّمِۙ رَبَّنَا لِيُق۪يمُوا الصَّلٰوةَ فَاجْعَلْ اَفْـِٔدَةً مِنَ النَّاسِ تَهْو۪ٓي اِلَيْهِمْ وَارْزُقْهُمْ مِنَ الثَّمَرَاتِ لَعَلَّهُمْ يَشْكُرُونَ ٣٧ رَبَّنَٓا اِنَّكَ تَعْلَمُ مَا نُخْف۪ي وَمَا نُعْلِنُۜ وَمَا يَخْفٰى عَلَى اللّٰهِ مِنْ شَيْءٍ فِي الْاَرْضِ وَلَا فِي السَّمَٓاءِ ٣٨ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي وَهَبَ ل۪ي عَلَى الْكِبَرِ اِسْمٰع۪يلَ وَاِسْحٰقَۜ اِنَّ رَبّ۪ي لَسَم۪يعُ الدُّعَٓاءِ ٣٩ رَبِّ اجْعَلْن۪ي مُق۪يمَ الصَّلٰوةِ وَمِنْ ذُرِّيَّت۪يۗ رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَٓاءِ ٤٠ رَبَّنَا اغْفِرْ ل۪ي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِن۪ينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ۟ ٤١
Mushaf
Okunuş
35Veiẕ ḳâle ibrâhîmü rabbi-cʿal hâẕe-lbelede âminev vecnübnî vebenîye en naʿbüde-lʾaṣnâm.
36Rabbi innehünne aḍlelne keŝîram mine-nnâs. femen tebiʿanî feinnehû minnî. vemen ʿaṣânî feinneke gafûrur raḥîm.
37Rabbenâ innî eskentü min ẕürriyyetî bivâdin gayri ẕî zerʿin ʿinde beytike-lmüḥarrami rabbenâ liyüḳîmu-ṣṣalâte fecʿal efʾidetem mine-nnâsi tehvî ileyhim verzuḳhüm mine-ŝŝemerâti leʿallehüm yeşkürûn.
38Rabbenâ inneke taʿlemü mâ nuḫfî vemâ nüʿlin. vemâ yaḫfâ ʿale-llâhi min şeyʾin fi-lʾarḍi velâ fi-ssemâ.
39Elḥamdü lillâhi-lleẕî vehebe lî ʿale-lkiberi ismâʿîle veisḥâḳ. inne rabbî lesemîʿu-ddüʿâ.
40Rabbi-cʿalnî müḳîme-ṣṣalâti vemin ẕürriyyetî. rabbenâ veteḳabbel düʿâ.
41Rabbene-gfir lî velivâlideyye velilmüʾminîne yevme yeḳûmü-lḥisâb.
Ayet 35–41
Vaktiyle İbrahim Allah’a şöyle dua etmişti: “Rabbim bu beldeyi emin, güvenilir bir yer kıl, beni ve soyumdan olanları da Senden başkasını ilah edinmekten muhafaza et. Rabbim, bu müşrikler ve onların ilah edinip de putlaştırdıkları kimseler, cahil, aklını kullanmayan birçok insanın da müşrik ve kâfir olmasına sebep olmuşlardır.
Rabbim; her kim bana uyarsa o bendendir ve Senin doğru olan yolundadır. Her kim de davetinden yüz çevirirse, o kimsenin işi de Sana kalmıştır. Sen yanlışından tevbe edip doğruya yönelenlere karşı merhametli ve bağışlayıcısın.
Rabbim ben ailemden bazılarını ekip biçmeye elverişli olmayan kıraç bir vadiye, Senin mukaddes beytinin yakınında bir yere yerleştirdim ki; namazlarını kılıp, Sana dua etsinler ve Sana güvenip sığınsınlar, merhametine, şefkatine nail olsunlar! Rabbim! Bir kısım insanın gönüllerini de onlara meylettir ve onlara rızıklar bahşet, şükredenlerden olmayı nasip et.” diyerek duasına şöyle devam etti:
“Ey Rabbimiz! Sen bizim içimizi, dışımızı, gizli açık her şeyimizi bilirsin. Yerde ve gökte olan hiçbir şey Senden gizlenemez, övülmeye layık olan da yalnız Sensin! Rabbim Sana hamdolsun, bana ihtiyarlık çağımda İsmail ve İshak’ı bağışladın. Şüphesiz Sen, duaları işitensin. Rabbim beni ve soyumu namazı titizlikle kılan kullarından eyle! Rabbim, ibadetlerimle duamı da kabul et.
Rabbim Hesap Günü’nde beni, anamı, babamı ve bütün mü’minleri rahmet ve merhametinle bağışla.”
İlgili ayetler
İbrahim 42–43
2 ayetوَلَا تَحْسَبَنَّ اللّٰهَ غَافِلًا عَمَّا يَعْمَلُ الظَّالِمُونَۜ اِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ ف۪يهِ الْاَبْصَارُۙ ٤٢ مُهْطِع۪ينَ مُقْنِع۪ي رُؤُ۫سِهِمْ لَا يَرْتَدُّ اِلَيْهِمْ طَرْفُهُمْۚ وَاَفْـِٔدَتُهُمْ هَوَٓاءٌۜ ٤٣
Mushaf
Okunuş
42Velâ taḥsebenne-llâhe gâfilen ʿammâ yaʿmelu-żżâlimûne. innemâ yüʾeḫḫiruhüm liyevmin teşḫaṣu fîhi-lʾebṣâr.
43Mühtiʿîne muḳniʿî ruûsihim lâ yerteddü ileyhim ṭarfühüm. veefʾidetühüm hevâ.
Ayet 42–43
Sakın Allah’ı müşrik ve kâfirlerin yapıp ettiklerinden habersiz sanmayın. Allah onların hak ettikleri cezalarını, korkudan gözlerinin âdeta yuvasından fırlayacakmış gibi dehşetle bakıp kalacağı güne bırakır.
İşte O Gün onlar mahşer yerinin dehşetinden panik içinde bir kurtuluş çaresi ararcasına başlarını göğe dikmiş, gözleri yuvasında dona kalmış, kendilerinden geçmiş ve kalpleri bomboş bir halde oradan oraya koşuşup dururlar.
İbrahim 44–46
3 ayetوَاَنْذِرِ النَّاسَ يَوْمَ يَاْت۪يهِمُ الْعَذَابُۙ فَيَقُولُ الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا رَبَّنَٓا اَخِّرْنَٓا اِلٰٓى اَجَلٍ قَر۪يبٍۙ نُجِبْ دَعْوَتَكَ وَنَتَّبِعِ الرُّسُلَۜ اَوَلَمْ تَكُونُٓوا اَقْسَمْتُمْ مِنْ قَبْلُ مَا لَكُمْ مِنْ زَوَالٍۙ ٤٤ وَسَكَنْتُمْ ف۪ي مَسَاكِنِ الَّذ۪ينَ ظَلَمُٓوا اَنْفُسَهُمْ وَتَبَيَّنَ لَكُمْ كَيْفَ فَعَلْنَا بِهِمْ وَضَرَبْنَا لَكُمُ الْاَمْثَالَ ٤٥ وَقَدْ مَكَرُوا مَكْرَهُمْ وَعِنْدَ اللّٰهِ مَكْرُهُمْۜ وَاِنْ كَانَ مَكْرُهُمْ لِتَزُولَ مِنْهُ الْجِبَالُ ٤٦
Mushaf
Okunuş
44Veenẕiri-nnâse yevme yeʾtîhimü-lʿaẕâbü feyeḳûlü-lleẕîne żalemû rabbenâ eḫḫirnâ ilâ ecelin ḳarîbin nücib daʿveteke venettebiʿi-rrusül. evelem tekûnû aḳsemtüm min ḳablü mâ leküm min zevâl.
45Vesekentüm fî mesâkini-lleẕîne żalemû enfüsehüm vetebeyyene leküm keyfe feʿalnâ bihim veḍarabnâ lekümü-lʾemŝâl.
46Veḳad mekerû mekrahüm veʿinde-llâhi mekruhüm. vein kâne mekruhüm litezûle minhü-lcibâl.
Ayet 44–46
Ey Peygamber! İnsanları böyle şiddetli bir azapla karşı karşıya gelmeden uyar. O Gün gelip çattığında uyarıları umursamayıp, Allah’ın davetinden yüz çevirmiş olanlar şöyle diyecekler: “Ey Rabbimiz! Bize biraz daha mühlet verip dünyaya döndür de, peygamberlerle davet ettiğin hayat nizamını yaşayanlardan olalım.”
Allah da onlara şöyle diyecek: “Öldükten sonra diriltilip, yapıp ettiklerinizden hesap sorulacağı bildirildiği halde, inanmayanlar sizler değil miydiniz? Ölümden sonra yeniden diriltilmeyeceğinize dair başkalarını da inandırmak için yeminler ediyordunuz.
Üstelik sizler Allah’a şirk koşup, daveti reddetmeleri sebebi ile helak edilmiş olan kavimlerin yurtları üzerinde yaşıyor ve onların başlarına gelenlerden de haberdar edilmiştiniz.
Sizden önce helak edilen o zalimler de kendilerini, Allah’ın razı olacağı hayat nizamını yaşamaya davet eden peygamberlerine her türlü tuzağı kurup, eziyetlere maruz bırakıp, onları reddetmişlerdi. Allah da onların dağları yerinden oynatacak kadar güçlü sandıkları tuzaklarını boşa çıkardı.”
İlgili ayetler
İbrahim 47
1 ayetفَلَا تَحْسَبَنَّ اللّٰهَ مُخْلِفَ وَعْدِه۪ رُسُلَهُۜ اِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ ذُو انْتِقَامٍۜ ٤٧
Mushaf
Okunuş
47Felâ taḥsebenne-llâhe muḫlife vaʿdihî rusüleh. inne-llâhe ʿazîzün ẕü-ntiḳâm.
Ayet 47
Sen sakın Allah’ın peygamberlerine ve mü’minlere yardım vaadinden döneceğini zannetme. Allah’ı vaadinden döndürecek yoktur. O, üstün kudret sahibidir ve hak edenin hak ettiğini mutlaka veren, müşrik, kâfir ve zalimlerden intikam alıcıdır.
İbrahim 48–51
4 ayetيَوْمَ تُبَدَّلُ الْاَرْضُ غَيْرَ الْاَرْضِ وَالسَّمٰوَاتُ وَبَرَزُوا لِلّٰهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ ٤٨ وَتَرَى الْمُجْرِم۪ينَ يَوْمَئِذٍ مُقَرَّن۪ينَ فِي الْاَصْفَادِۚ ٤٩ سَرَاب۪يلُهُمْ مِنْ قَطِرَانٍ وَتَغْشٰى وُجُوهَهُمُ النَّارُۙ ٥٠ لِيَجْزِيَ اللّٰهُ كُلَّ نَفْسٍ مَا كَسَبَتْۜ اِنَّ اللّٰهَ سَر۪يعُ الْحِسَابِ ٥١
Mushaf
Okunuş
48Yevme tübeddelü-lʾarḍu gayra-lʾarḍi vessemâvâtü veberazû lillâhi-lvâḥidi-lḳahhâr.
49Vetera-lmücrimîne yevmeiẕim müḳarranîne fi-lʾaṣfâd.
50Serâbîlühüm min ḳaṭirâniv vetagşâ vucûhehümü-nnâr.
51Liyecziye-llâhü külle nefsim mâ kesebet. inne-llâhe serîʿu-lḥisâb.
Ayet 48–51
Günü gelince üzerinde yaşadığınız yer başka bir yerle, gökler de başka göklerle yer değiştirilecek ve her şey altüst olacak, bütün insanlar yeniden diriltilip tek ve gerçek hükümdar olan Allah’ın huzurunda toplanacaklar.
İşte O Gün Kur’an ile yapılan davetten yüz çevirmiş kimseler olarak huzura getirilenlerin zincirlere vurulmuş, katrandan elbiseler giydirilmiş olduklarını ve yüzlerine de ateş püskürtülmekte olduğunu göreceksin. Hesap Günü her insan Allah’ın davetine karşı tutumunun karşılığını görecektir. Allah hesabı çabuk görendir.
İbrahim 52
1 ayetهٰذَا بَلَاغٌ لِلنَّاسِ وَلِيُنْذَرُوا بِه۪ وَلِيَعْلَمُٓوا اَنَّمَا هُوَ اِلٰهٌ وَاحِدٌ وَلِيَذَّكَّرَ اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ ٥٢
Mushaf
Okunuş
52Hâẕâ belâgul linnâsi veliyünẕerû bihî veliyaʿlemû ennemâ hüve ilâhüv vâḥidüv veliyeẕẕekkera ülü-lʾelbâb.
Ayet 52
Bu Kur’an insanlar için bir öğüt, Allah’tan başka gerçek ilâh olmadığını bildiren uyarı kitabıdır. Yaratılışının sebebini bilmek ve ona uygun yaşamak isteyen gerçek akıl sahipleri için de rehberdir.
Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır.
Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.
Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Nûh, sonra Enbiyâ indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla