Sûre hakkındaAdı · Nüzul Zamanı · Konu
Adı: Nuh, hem surenin ismi hem de konusudur. Başından sonuna kadar bu surede Nuh’un (a.s) kıssası anlatılmaktadır.
Nüzul Zamanı: Bu sure, Mekke döneminin başlarında nazil olan surelerdendir. Muhtevasından, bu surenin de Allah Rasulü’ne karşı muhalefetin şiddetlendiği dönemde nazil olduğu anlaşılmaktadır.
Konu: Bu surede Hz. Nuh (a.s) kıssası sırf hikaye olsun diye anlatılmamaktadır. Bununla, Mekke’deki kafirlerin Hz. Muhammed’e (s.a) karşı takındığı tavrın Nuh’un (a.s) kavminin takındığı tavrın aynısı olduğu açıklanarak uyarıda bulunulmaktadır. Ve eğer bu tavrınızdan vazgeçmezseniz sizin sonunuz da aynı Nuh’un (a.s) kavminin sonu gibi olacaktır. Surenin hiçbir yerinde açıkça böyle söylenmese de surenin nüzul zamanındaki şartlar, kendiliğinden böyle olduğu anlamını vermektedir. Birinci ayette, Allah’ın (c.c) Hz. Nuh’a (a.s) peygamberlik vererek onu nasıl bir vazifeyle vazifelendirdiği bildirilmektedir.
İkinci ayetten dördüncü ayete kadar kısaca Hz. Nuh’un tebliğine nasıl başladığı ve kavmini neye davet ettiği açıklanıyor. Daha sonra uzunca bir süre daveti ve tebliği uğruna her türlü eziyet ve musibetlere nasıl katlandığı anlatılmaktadır. En sonunda da Nuh (a.s), Rabbi huzurunda, -beşinci ayetten yirminci ayete kadar olan bölümde açıklandığı gibi- kavminin halini ve onların tavırlarını arzetmektedir. “Ben ne kadar onları yola getirmek için çabaladımsa onlar da o kadar inatla bana karşı geldiler” demiştir.
Daha sonra, 21 ve 24. ayetler arasında kavminin onun davetini artık kesinlikle kabul etmediğine dair Nuh’un (a.s) son arz-ı hali beyan edilmektedir. “Bu insanlar, kendi yularlarını reislerinin eline vermişler ve o ileri gelenler de bana karşı her türlü oyunu ve fesadı yapmaktadırlar. Artık bunların doğru yola girme kapılarının kapanma zamanı gelmiştir.” Bu, Hz. Nuh’un sabırsız olduğunun bir göstergesi değildir. Fakat senelerce azami sabır ile en zor şartlara karşı tebliğ vazifesini ifa ettikten sonra artık kavminden umudu kesmiş ve bunları yola getirmenin mümkün olmadığı neticesine varmıştır. O’nun bu görüşü zaten Allah’ın (c.c) aldığı karara muvafık düşüyordu. Bu yüzden hemen sonraki 25. ayette bu topluluğun hakkı kabulden yüz çevirici tavrı dolayısıyla Allah’ın bu azabı gönderdiği buyurulmaktadır.
Bu ayetlerde, tam azap geldiği anda Nuh’un (a.s) yapmakta olduğu dua beyan edilmektedir. Hz. Nuh, bu duada kendisi ve bütün ehli iman için mağfiret talebinde bulunurken kavmi için de “Allah’ım! Bunlarda hiçbir hayır kalmamıştır, onlardan hiçbirini canlı bırakma. Bunların nesilleri de kafir ve facir olacak,” demekteydi.
Bu sureyi mütaala ederken Kur’an’ın diğer yerlerinde Hz. Nuh’un öyküsünün geçtiği bölümler de göz önünde tutulmalıdır. (Mesela bkz. Araf: 59-64; Yunus: 71-73; Hud: 25-29; Muminun: 23-31; Şuara: 105-122; Ankebut: 14- 15; Saffat: 75- 82; Kamer: 9- 16).
Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıylaAyet 1
1 ayetNûh 1
اِنَّٓا اَرْسَلْنَا نُوحًا اِلٰى قَوْمِه۪ٓ اَنْ اَنْذِرْ قَوْمَكَ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَاْتِيَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ ١
Mushaf
Okunuş
1İnnâ erselnâ nûḥan ilâ ḳavmihî en enẕir ḳavmeke min ḳabli ey yeʾtiyehüm ʿaẕâbün elîm.
Türkçe Meal
1Biz Nuh’u kavmine, başlarına acıklı bir azap gelmeden önce uyarması için elçi olarak göndermiştik
Açıklamalı meal
1Ey elçimiz Muhammed! Biz seni müşrik Mekke halkını uyarmak üzere görevlendirdiğimiz gibi, başlarına tufan gibi can yakıcı ve acıklı bir azap gelmeden önce halkını uyarsın diye Nûh’u da kendi kavmine peygamber olarak göndermiştik.
Ayet 2–4
3 ayetNûh 2
Nûh 3
Nûh 4
قَالَ يَا قَوْمِ اِنّ۪ي لَكُمْ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌۙ ٢ اَنِ اعْبُدُوا اللّٰهَ وَاتَّقُوهُ وَاَط۪يعُونِۙ ٣ يَغْفِرْ لَكُمْ مِنْ ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرْكُمْ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّىۜ اِنَّ اَجَلَ اللّٰهِ اِذَا جَٓاءَ لَا يُؤَخَّرُۢ لَوْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ ٤
Mushaf
Okunuş
2Ḳâle yâ ḳavmi innî leküm neẕîrum mübîn.
3Eni-ʿbüdü-llâhe vetteḳûhü veeṭîʿûn.
4Yagfir leküm min ẕünûbiküm veyüeḫḫirküm ilâ ecelim müsemmâ. inne ecele-llâhi iẕâ câe lâ yüʾeḫḫar. lev küntüm taʿlemûn.
Türkçe Meal
2Nuh onlara şöyle dedi: Ey kavmim! Ben, sizi açıkça uyarmak için Allah tarafından gönderilmiş bir uyarıcıyım.
3Yalnızca Allah’a kulluk edin, O’na karşı gelmekten sakının ve bana uyun ki.
4Allah da günahlarınızı bağışlasın ve belirlenmiş süreye kadar sizi ertelesin. Zira Allah’ın belirlediği süre gelince asla ertelenmez, keşke bunu bilmiş olsanız.
Açıklamalı meal
2Nûh da her peygamber gibi onlara; şirkte ısrar ettikleri takdirde acı bir azap ile karşı karşıya kalacakları uyarısında bulunarak şöyle demişti: "Ey kavmim! Ben yaratılış sebebiniz olan hayat nizamına davet etmek ve ilahi gerçekleri bildirmek için Allah tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.
3Allah’a karşı sorumluluklarınızın olduğunu unutmayın. O’nu layıkıyla tanıyıp davetine icabet ederek sadece Allah’a kulluk edin. Yasalarını çiğneyip O’na karşı gelmekten sakının ve yapmanız gerekenler konusunda beni izleyin.
4Benim Allah adına söylediklerime uyun ki, Allah bir kısım geçmiş günahlarınızı bağışlasın ve ölüm anına kadar sizi güven ve huzur içinde yaşatsın. İyi bilin ki Allah’ın takdir ettiği ecel vakti gelince, artık o asla ertelenmez. Ecel zamanını yalnız Allah bilir. Daha zaman var diye oyalanmayın. Keşke bu hakikatlerin değerini bilseydiniz diyerek uyarmıştı."
Ayet 5–7
3 ayetNûh 5
Nûh 6
Nûh 7
قَالَ رَبِّ اِنّ۪ي دَعَوْتُ قَوْم۪ي لَيْلًا وَنَهَارًاۙ ٥ فَلَمْ يَزِدْهُمْ دُعَٓاء۪ٓي اِلَّا فِرَارًا ٦ وَاِنّ۪ي كُلَّمَا دَعَوْتُهُمْ لِتَغْفِرَ لَهُمْ جَعَلُٓوا اَصَابِعَهُمْ ف۪ٓي اٰذَانِهِمْ وَاسْتَغْشَوْا ثِيَابَهُمْ وَاَصَرُّوا وَاسْتَكْبَرُوا اسْتِكْبَارًاۚ ٧
Mushaf
Okunuş
5Ḳâle rabbi innî deʿavtü ḳavmî leylev venehârâ.
6Felem yezidhüm düʿâî illâ firârâ.
7Veinnî küllemâ deʿavtühüm litagfira lehüm ceʿalû eṣâbiʿahüm fî âẕânihim vestagşev ŝiyâbehüm veeṣarru vestekberü-stikbârâ.
Türkçe Meal
5Sonunda Nuh Allah’a şöyle arzuhal etti: -Rabbim, ben kavmimi gece gündüz demeden senin dinine çağırdım.
6Lakin benim çağrım onları uzaklaştırmaktan başka bir işe yaramadı.
7Öyle ki onları ne zaman senin bağışlamana çağırdıysam, duymamak için parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler/mevki ve makamlarına sığındılar, böylece hakka karşı direndiler; kibirlendikçe kibirlendiler.
Açıklamalı meal
5Nûh, kavmini öğüt ve uyarılarla gerçeğe davet etmesine rağmen, kavmi bu uyarılara kulak tıkayıp müşrik ve kâfir kalmakta ısrarla direndi, hatta onu sapkınlıkla suçladı. Bunun üzerine Nûh da Rabbine şöyle dua etti: "Rabbim! Gerçekten ben kavmimi gece ve gündüz doğru yola davet ettim.
6Ancak benim davetim onların imandan daha çok uzaklaşmalarından başka bir işe yaramadı ve sapkınlıklarını azaltmalarında hiçbir faydası olmadı.
7Rabbim Ben, doğru yola gelsinler ve sen onları bağışlayasın diye Sen’den af dilemeye ve kendilerini tevhit inancına her çağırışımda duymamak için âdeta kulaklarını parmaklarıyla kapatıp duymazlıktan geldiler. Gerçeği görmemek için gözlerini hakikate kapayıp cehalet ve önyargı örtülerini üzerlerine çektiler ve arkalarını dönüp giderek hiç oralı olmadılar. Küstahlaşıp küfürlerinde inatla direndiler ve apaçık hakîkat karşısında beni dinlemeyi kibirlerine yediremediler.
Ayet 8–20
13 ayetNûh 8
Nûh 9
Nûh 10
Nûh 11
Nûh 12
Nûh 13
Nûh 14
Nûh 15
Nûh 16
Nûh 17
Nûh 18
Nûh 19
Nûh 20
ثُمَّ اِنّ۪ي دَعَوْتُهُمْ جِهَارًاۙ ٨ ثُمَّ اِنّ۪ٓي اَعْلَنْتُ لَهُمْ وَاَسْرَرْتُ لَهُمْ اِسْرَارًاۙ ٩ فَقُلْتُ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ اِنَّهُ كَانَ غَفَّارًاۙ ١٠ يُرْسِلِ السَّمَٓاءَ عَلَيْكُمْ مِدْرَارًاۙ ١١ وَيُمْدِدْكُمْ بِاَمْوَالٍ وَبَن۪ينَ وَيَجْعَلْ لَكُمْ جَنَّاتٍ وَيَجْعَلْ لَكُمْ اَنْهَارًاۜ ١٢ مَا لَكُمْ لَا تَرْجُونَ لِلّٰهِ وَقَارًاۚ ١٣ وَقَدْ خَلَقَكُمْ اَطْوَارًا ١٤ اَلَمْ تَرَوْا كَيْفَ خَلَقَ اللّٰهُ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ طِبَاقًاۙ ١٥ وَجَعَلَ الْقَمَرَ ف۪يهِنَّ نُورًا وَجَعَلَ الشَّمْسَ سِرَاجًا ١٦ وَاللّٰهُ اَنْبَتَكُمْ مِنَ الْاَرْضِ نَبَاتًاۙ ١٧ ثُمَّ يُع۪يدُكُمْ ف۪يهَا وَيُخْرِجُكُمْ اِخْرَاجًا ١٨ وَاللّٰهُ جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ بِسَاطًاۙ ١٩ لِتَسْلُكُوا مِنْهَا سُبُلًا فِجَاجًا۟ ٢٠
Mushaf
Okunuş
8Ŝümme innî deʿavtühüm cihârâ.
9Ŝümme innî aʿlentü lehüm veesrartü lehüm isrârâ.
10Feḳultü-stagfirû rabbeküm innehû kâne gaffârâ.
11Yürsili-ssemâe ʿaleyküm midrârâ.
12Veyümdidküm biemvâliv vebenîne veyecʿal leküm cennâtiv veyecʿal leküm enhârâ.
13Mâ leküm lâ tercûne lillâhi veḳârâ.
14Veḳad ḫaleḳaküm aṭvârâ.
15Elem terav keyfe ḫaleḳa-llâhü sebʿa semâvâtin ṭibâḳâ.
16Veceʿale-lḳamera fîhinne nûrav veceʿale-şşemse sirâcâ.
17Vellâhü embeteküm mine-lʾarḍi nebâtâ.
18Ŝümme yüʿîdüküm fîhâ veyuḫricüküm iḫrâcâ.
19Vellâhü ceʿale lekümü-lʾarḍa bisâṭâ.
20Liteslükû minhâ sübülen ficâcâ.
Türkçe Meal
8Gün oldu onları tevhide açık açık davet ettim.
9Gün oldu yüksek sesle çağırdım, gün oldu gizli gizli anlattım.
10Onlara dedim ki:
– Gelin Rabbinizden bağışlanma dileyin. Çünkü O çok bağışlayıcıdır.
11Böylece O da size gökten bol bol yağmur yağdırsın.
12Mal-mülk ve evlatlar versin ve size daha nice bağlar-bahçeler lütfetsin ve ırmaklar akıtsın.
13Hem size ne oluyor da Allah’ın büyüklüğünü takdir etmiyorsunuz?
14Oysa O, sizi çeşitli evrelerden geçirerek yarattı.
15(15-16) O’nun yedi kat göğü nasıl bir uyum içinde yarattığını, orada ayı ışık yansıtıcı bir nur, güneşi de ışık kaynağı yaptığını görmüyor musunuz?
16(15-16) O’nun yedi kat göğü nasıl bir uyum içinde yarattığını, orada ayı ışık yansıtıcı bir nur, güneşi de ışık kaynağı yaptığını görmüyor musunuz?
17Allah sizi, tıpkı bitkiler gibi topraktaki unsurlardan meydana getirdi.
18Sonra sizi oraya döndürecek ve sizi oradan tekrar çıkaracak.
19Allah yeryüzünü sizin yaşamanız için ayaklarınızın altına serdi.
20Gezip dolaşmanız için yollar ve vadiler oluşturdu.
Açıklamalı meal
8Gün oldu ben onları daha gür bir sesle ve tüm gücümle açık açık tevhide davet ettim.
9Sonra onlara gerek yüksek sesle ve açıkça gerekse belki çevrelerinden gelecek baskılardan etkileniyorlardır diye gizlice yani her yolu ısrarla deneyerek anlattım. Yaptıklarının yanlış olduğunu ve bana inanmadıkları takdirde başlarına ilahi azabın geleceğini söyledim.
10Ve onlara şöyle seslendim: " Gelin şu inkâr ve isyandan vazgeçin Rabbinizden bağışlanma dileyin. Şirk ve küfür nizamıyla yaşamaktan tevbe ederek vazgeçer ve Allah’ın davetine yönelirseniz O’nun şefkat, merhamet ve bağışlamasına nail olursunuz Çünkü O, çok bağışlayıcıdır.
11Allah’a ortak koşmaktan vazgeçip O’ndan bağışlanma dileyin ki Böylece, üzerinize gökten bolca bereket yağmurları yağdırsın.
12Mallarınızı ve oğullarınızı çoğaltsın; size verimli bağlar bahçeler versin ve ekinlerinizi sulamanız için onların yanından ırmaklar akıtsın.
13Ey kavmim! Size ne oluyor ki, hâlâ bunca nimeti sizler için yaratan Allah’ı görmezden geliyor ve ne gücünüz var ki O’nun ilmini ve kudretini takdir etmeyip yüceliğini takdir etmiyorsunuz?
14Oysa kâinat kitabını okusanız, O’nun büyüklüğünü gösteren âyetleri göreceksiniz. Allah sizi annenizin karnında çeşitli aşamalardan geçirerek ve birbirlerinden farklı özelliklere sahip insanlar olarak en güzel biçimde yaratmıştır.
15Görmez misiniz ki Allah yedi kat göğü tam birbiri ile uyum içinde nasıl yarattı?
16Ve onların içinde ayı ışık yansıtıcı bir nur kılmış, güneşi de ışık ve ısı kaynağı olarak bir lamba yapmıştır.? Onları birbirleriyle uyumlu yaratışını ve kurmuş olduğu nizamı görüp de hiç düşünmez misiniz?
17Düşünsenize! Sizi tıpkı bir bitki gibi topraktaki unsurlardan yaratan Allah’tır.
18Sonra sizi öldürüp tekrar toprağa yeniden döndürecek ve zamanı gelince de sizi yeniden diriltip hesaba çekmek için huzuruna çıkaracaktır.
19Allah yeryüzünü sayısız nimetlerle donatıp sizin için yeri bir sergi kıldı ve bir halı gibi ayaklarınızın altına serip istifadenize sundu.
20Orada gezip dolaşmanız ulaşım ve taşıma faaliyetlerini yürütebilmeniz için vadiler arasında açılan geniş geniş yollar yarattı." Böylece, yeryüzünün nîmetlerinden gereği gibi faydalanabilesiniz. O hâlde, hâlâ O’na şükretmeyecek misiniz?
İlgili ayetler
Ayet 21–24
4 ayetNûh 21
Nûh 22
Nûh 23
Nûh 24
قَالَ نُوحٌ رَبِّ اِنَّهُمْ عَصَوْن۪ي وَاتَّبَعُوا مَنْ لَمْ يَزِدْهُ مَالُهُ وَوَلَدُهُٓ اِلَّا خَسَارًاۚ ٢١ وَمَكَرُوا مَكْرًا كُبَّارًاۚ ٢٢ وَقَالُوا لَا تَذَرُنَّ اٰلِهَتَكُمْ وَلَا تَذَرُنَّ وَدًّا وَلَا سُوَاعًاۙ وَلَا يَغُوثَ وَيَعُوقَ وَنَسْرًاۚ ٢٣ وَقَدْ اَضَلُّوا كَث۪يرًاۚ وَلَا تَزِدِ الظَّالِم۪ينَ اِلَّا ضَلَالًا ٢٤
Mushaf
Okunuş
21Ḳâle nûḥur rabbi innehüm ʿaṣavnî vettebeʿû mel lem yezidhü mâlühû veveledühû illâ ḫasârâ.
22Vemekerû mekran kübbârâ.
23Veḳâlû lâ teẕerunne âliheteküm velâ teẕerunne veddev velâ süvâʿav velâ yegûŝe veyeʿûḳa venesrâ.
24Veḳad eḍallû keŝîrâ. velâ tezidi-żżâlimîne illâ ḍalâlâ.
Türkçe Meal
21Nuh devamla dedi ki:
– Rabbim, onlar bana başkaldırdılar. Malı ve evladı kendilerini hüsrana sürüklemekten başka işe yaramayanlara uydular.
22– Üstelik bana akıl almaz tuzaklar kurdular.
23– Onlar halka:
– İlahlarınızı sakın terk etmeyin; hele Vedd’i, Suvâ’ı, Yeğûs’u, Yeûk’u ve Nesr’i asla bırakmayın, dediler.
24– Böylece halkın çoğunu yoldan saptırdılar. Rabbim sen de bu yanlışta ısrar eden zalimlerin azaplarını artır!
Açıklamalı meal
21Nuh bunları kavmine ayrıntılı bir biçimde anlattıktan sonra öğütlerinin sonuç vermediğini görünce Rabbine şöyle dedi: "Rabbim! Benim bütün gücümle tebliğime rağmen onlar nankörlük edip Senin buyruklarından yüz çevirerek bana karşı geldiler. Mal, mülk ve evlatları, hüsranlarını azgınlıklarını artırmaktan başka hiçbir işe yaramayan zengin ve güçlü gördükleri kimselere uydular. Onların serveti de, çocukları da o kişiler için birer hüsran kaynağıydı
22Üstelik beni susturmak için de büyük tuzaklar kurdular. İnsanları arkasına alan bu güç sahipleri bana ve inananlara her türlü baskıyı reva gördüler.
23Peşlerine düştükleri şımarık ve zengin önderleri de halkı kışkırtmak için onlara: " Bu adam sizin hayat tarzınızı kökünden değiştirmek istiyor. O halde Sakın Nuh’un sözünü dinleyip de kutsal ilahlarınızı bırakmayın. Hele atalarımızın emaneti olan ve inançlarınızın birer simgesi haline gelmiş olan Ved, Suva, Yegus, Nesr ve Yaug gibi mübarek zatlara bağlılıktan asla vazgeçmeyin. Yani, hayatınıza yön veren değerlere ve bu değerleri temsil eden atalarınıza, önderlerinize, efendilerinize sahip çıkın ve ne pahasına olursa olsun, vahiy kaynaklı değerlerin hayata egemen olmasına izin vermeyin" dediler.
24Rabbim; bunlar bu yaptıklarıyla hem kendilerini hem de halkın birçoğunu doğru yoldan saptırdılar. Ey Rabbim! Bunlar artık iman etmeyecekse, Sen de bu zalimlerin inananlar aleyhinde yaptıkları her işte kurdukları tuzakları başlarına çevir. Amaçlarına ulaşmalarına engel olup sapkınlıklarını artır ve hak ettikleri azapla helak eyle. " Ve Nûh’un duası kabul edildi:
İlgili ayetler
Ayet 25
1 ayetNûh 25
مِمَّا خَط۪ٓيـَٔاتِهِمْ اُغْرِقُوا فَاُدْخِلُوا نَارًا فَلَمْ يَجِدُوا لَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَنْصَارًا ٢٥
Mushaf
Okunuş
25Mimmâ ḫaṭîâtihim ugriḳû feüdḫilû nâran felem yecidû lehüm min dûni-llâhi enṣârâ.
Türkçe Meal
25Sonunda işledikleri günahları sebebiyle boğulup gittiler ve cehennemi boyladılar. Kendilerini Allah’ın azabından kurtaracak hiçbir yardımcı da bulamadılar.
Açıklamalı meal
25Bunun ardından gökten inen yağmur, yerden çıkan sular, bütün yeryüzünü kapladı ve onlar günahlarından dolayı büyük bir tufanla suda boğuldular. Ardından âhirette ateşe atılacaklar. O güne kadar şefaatçi kabul edip ortak koştukları varlıklar kendilerini kurtaramadı. Kendilerini Allah’ın azabından kurtaracak hiçbir yardımcı da bulamayacaklar.
Ayet 26–28
3 ayetNûh 26
Nûh 27
Nûh 28
وَقَالَ نُوحٌ رَبِّ لَا تَذَرْ عَلَى الْاَرْضِ مِنَ الْكَافِر۪ينَ دَيَّارًا ٢٦ اِنَّكَ اِنْ تَذَرْهُمْ يُضِلُّوا عِبَادَكَ وَلَا يَلِدُٓوا اِلَّا فَاجِرًا كَفَّارًا ٢٧ رَبِّ اغْفِرْ ل۪ي وَلِوَالِدَيَّ وَلِمَنْ دَخَلَ بَيْتِيَ مُؤْمِنًا وَلِلْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِۜ وَلَا تَزِدِ الظَّالِم۪ينَ اِلَّا تَبَارًا ٢٨
Mushaf
Okunuş
26Veḳâle nûḥur rabbi lâ teẕer ʿale-lʾarḍi mine-lkâfirîne deyyârâ.
27İnneke in teẕerhüm yüḍillû ʿibâdeke velâ yelidû illâ fâciran keffârâ.
28Rabbi-gfir lî velivâlideyye velimen deḫale beytiye müʾminev velilmüʾminîne velmüʾminât. velâ tezidi-żżâlimîne illâ tebârâ.
Türkçe Meal
26Sonunda Nuh duasını şöyle bitirdi:
– Rabbim, bu topraklarda gezip dolaşan bir tek kâfir dahi bırakma!
27Eğer bırakırsan, onlar senin kullarını yoldan çıkarırlar ve bu topraklarda azgın ve kâfir bir nesil yetiştirirler.
28Ey Rabbim, beni, anamı, babamı ve haneme mümin olarak giren erkekleri ve kadınları bağışla. Yanlışta ısrar eden zalimlerin ise sadece yıkımını artır!
Açıklamalı meal
26Sonra da Nuh duasını şöyle tamamladı: "Rabbim! Yeryüzünde bu tufandan sonra müşrik ve kâfirlerden hiç kimseyi bırakma.
27Çünkü sen onları sağ bırakırsan onlar kullarını yine azdırmaya ve şirke teşvik edip yoldan çıkarırlar. Yoldan çıkanlar da sadece kendileri gibi ahlâksız müşrik ve nankör nesiller yetiştirirler.
28Ey Rabbim! Beni, anne babamı ve evime mü’min olarak girip çıkan hane halkımı ve erkek-kadın tüm müminleri bağışla. Yeryüzünde zulüm ve inkârı yaygın ve hâkim kılmak isteyen zâlimlere ise başarısızlık ve yıkımdan başka bir şey nasip etme ve onlara fırsat verme.
İlgili ayetler
Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.
Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.
Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Nahl, sonra İbrahim indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla