Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ الصَّاۤفَّاتِ مَكِّيَّةٌ آيَاتُهَا ١٨٢

Sâffât Sûresi - Mustafa Çevik Meali (Ayetler Konu Bütünlüğü İçinde)

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça
Sûre hakkındaAdı · Nüzul Zamanı · Konu

Adı : Sure adını ilk kelimesi olan “saffat”tan almıştır.

Nüzul Zamanı : Muhtevasından surenin Mekke dönemi ortalarında veya sonlarına doğru nazil olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim surenin üslûbundan Hz. Peygamber’in (s.a.) ve ashabının şiddetli bir muhalefet ile karşı karşıya bulundukları belli olmaktadır.

Konu: Mekkeli müşrikler, “Sizler Rasûlullah’ın (s.a) tebliğ ettiği tevhid ve ahiret akidesini, alayla karşılıyor ve onun peygamberliğini inkâr ediyorsunuz. Ancak reddettiğiniz bu peygamber kısa bir süre içinde sizleri hüsrana uğratacak ve kendinizi Allah’ın askerlerinin ayakları altında bulacaksınız” şeklinde ikaz edilmektedir. (171,179). Bu ültimatom, Rasûlullah’ın (s.a.) zafere ulaşacağı ile ilgili hiçbir belirti dahi bulunmadığı ve Allah’ın “ordu” biçiminde vasıflandırdığı müslümanların, günlerini baskı ve zulüm altında geçirdiği bir dönemde verilmişti. O dönemlerde müslümanların dörtte üçü, ülkelerini terk ederek hicret etmek zorunda kalmışlardı. Rasûlullah (s.a) ile birlikte Mekke’de kalan 40-50 müslüman ise, her bakımdan çaresizlik içinde oldukları halde, her türlü zulüm ve işkenceye de hâlâ dayanmaktaydılar. Böyle bir ortamda, Rasûlullah’ın (s.a) ve bir avuç çaresiz müslümanın zafere ulaşacaklarını hiç kimse tahmin dahi edemezdi. Hatta çoğu insan bu hareketin Mekke dağları arasında yok olup gideceğini sanıyordu. Fakat daha 15-16 yıl bile geçmeden Mekke fethedildi ve oradaki müşrikler Allah’ın önceden bildirdiği gibi kendilerini Allah’ın askerlerinin ayakları altında buldular.

Bu bölümde, sadece ikaz ve tehdit ile yetinilmemiş, kafirlerin idrak edebilmeleri için nasihat yoluyla tevhid ve ahiret hakkında da deliller öne sürülmüştür. Ayrıca onlar bâtıl düşüncelerden ötürü eleştirilerek bunun kötü sonuçlarından haberdar edilirken, müminlere de salih amellerinin güzel sonuçları hakkında müjde verilmiştir. Bunların yanısıra geçmiş kavimlerin, kıssaları aktarılmak suretiyle, Allah’ın peygamberlerine nasıl yardım ettiği, peygamberlerini yalanlayanları nasıl helâk ettiği ve kendisine itaat eden kullarını nasıl mükâfatlandırdığı beyan edilmiştir.

Burada beyan edilen kıssalardan en dikkati çekeni Hz. İbrahim’in (a.s) kıssasıdır. Hz. İbrahim’in (a.s) bir işaret aldıktan hemen sonra Allah’ın emrini yerine getirmek üzere, biricik oğlunu kurban etmeyi göze alışının zikredilmesi, sadece kendilerini Hz. İbrahim’e (a.s) nisbet etmek suretiyle övünen kafirlere yönelik bir uyarı değildir. Ayrıca müslümanlara, mümin bir kimsenin Allah’ın rızası için herşeyi nasıl göze aldığı örneği verilerek, İslâm’ın gerçek ruhu öğretilmek istenmiştir.

Surenin son ayetlerinde yalnız kafirlere uyarıda bulunulmakla kalınmıyor, ayrıca Rasûlullah (s.a) ile birlikte güç bir dönem geçirmekte olan müminlere de müjde veriliyor. Onlara şöyle denilmektedir. “Yolun başında çektiğiniz meşakkatlerden ye’se kapılmayın, sonunda mutlaka sizler galip geleceksiniz. Şimdi bu kafirler belki galip durumda gözükmekdedirler ama aynı kimseler çok geçmeden sizlere mağlup olacaklardır.” Gerçektende bir kaç yıl sonra, Allah’ın bildirdiklerinin bir teselliden ibaret olmadığı ve O’nun iman edenlerin kalplerini sağlamlaştırmak için verdiği haberlerin kesin birer gerçek olduğu ortaya çıkmıştır.

Birlikte anlatılan ayetler gruplar hâlinde: her grubun Arapçası, okunuşu ve meali bir arada. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Sâffât 1–4

4 ayet

وَالصَّٓافَّاتِ صَفًّاۙ ۝١ فَالزَّاجِرَاتِ زَجْرًاۙ ۝٢ فَالتَّالِيَاتِ ذِكْرًاۙ ۝٣ اِنَّ اِلٰهَكُمْ لَوَاحِدٌۜ ۝٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Veṣṣâffâti ṣaffâ.

Okunuş

2Fezzâcirâti zecrâ.

Okunuş

3Fettâliyâti ẕikrâ.

Okunuş

4İnne ilâheküm levâḥid.

Ayet 1–4

İnsanlara yaratılışlarının sebebini ve buna uygun nasıl yaşanacağını bildirmek üzere birbiri ardına dizilerek indirilen âyetlere ve bu âyetlerin gereklerini yerine getirmek için yan yana gelip de saflar oluşturanlara andolsun ki, sizin ilahınız yalnızca Allah’tır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

1Sâffât 164Sâffât 166

İlgili ayetler

2Cin 26Cin 28

İlgili ayetler

3Fâtır 31Fâtır 32

İlgili ayetler

4Bakara 163Nahl 51

Sâffât 5

1 ayet

رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ الْمَشَارِقِۜ ۝٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

5Rabbü-ssemâvâti velʾarḍi vemâ beynehümâ verabbü-lmeşâriḳ.

Ayet 5

Allah göklerin, yerin ve arasında olanların, güneşin ve doğup battığı her yönün, her yerin tek ve gerçek Rabbidir (sahibidir).

İlgili ayetler

Sâffât 6–10

5 ayet

اِنَّا زَيَّنَّا السَّمَٓاءَ الدُّنْيَا بِز۪ينَةٍۨ الْكَوَاكِبِۙ ۝٦ وَحِفْظًا مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ مَارِدٍۚ ۝٧ لَا يَسَّمَّعُونَ اِلَى الْمَلَاِ الْاَعْلٰى وَيُقْذَفُونَ مِنْ كُلِّ جَانِبٍۗ ۝٨ دُحُورًا وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌۙ ۝٩ اِلَّا مَنْ خَطِفَ الْخَطْفَةَ فَاَتْبَعَهُ شِهَابٌ ثَاقِبٌ ۝١٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

6İnnâ zeyyenne-ssemâe-ddünyâ bizînetini-lkevâkib.

Okunuş

7Veḥifżam min külli şeyṭânim mârid.

Okunuş

8Lâ yessemmeʿûne ile-lmelei-lʾaʿlâ veyuḳẕefûne min külli cânib.

Okunuş

9Düḥûrav velehüm ʿaẕâbüv vâṣib.

Okunuş

10İllâ men ḫaṭife-lḫaṭfete feetbeʿahû şihâbün ŝâḳib.

Ayet 6–10

Biz yeryüzüne en yakın olan göğü, yıldızlarla bezeyip süsledik.

Gökyüzü bir kısım müşriklerin inandığı gibi cin şeytanlarının yeryüzünde olacakları ve insanların başlarına gelecekleri, meleklerin konuşmalarından duyup da insanlardan bazılarına ulaştırdığı bir yer değildir. Gönderdiğimiz âyetlerle mü’minleri, müşriklerin bu gibi asılsız inançlarından koruruz.

Böylesi hurafeler, âyetlerimiz ve onlara iman edenler tarafından kovulmaktalar. Bu gerçeklere rağmen, göklerden bir haber aldık diyen ve onun kırıntısına bile inanan, cehennem ateşini peşine takar. Hiç şüphesiz ki cehennem, böylelerinin ebedî azap yurdu olacaktır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

6Hicr 16Mülk 5

İlgili ayetler

7Hicr 17Hicr 18

İlgili ayetler

8Enbiyâ 32

İlgili ayetler

9Nûh 1Nûh 10

İlgili ayetler

10Şuarâ 210Şuarâ 212

Sâffât 11–13

3 ayet

فَاسْتَفْتِهِمْ اَهُمْ اَشَدُّ خَلْقًا اَمْ مَنْ خَلَقْنَاۜ اِنَّا خَلَقْنَاهُمْ مِنْ ط۪ينٍ لَازِبٍ ۝١١ بَلْ عَجِبْتَ وَيَسْخَرُونَۖ ۝١٢ وَاِذَا ذُكِّرُوا لَا يَذْكُرُونَۖ ۝١٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

11Festeftihim ehüm eşeddü ḫalḳan em men ḫalaḳnâ. innâ ḫalaḳnâhüm min ṭînil lâzib.

Okunuş

12Bel ʿacibte veyesḫarûn.

Okunuş

13Veiẕâ ẕükkirû lâ yeẕkürûn.

Ayet 11–13

Ey Peygamber! Sen müşriklere sor bakalım: “Onları yaratmak mı, yoksa göklerle yeri ve arasında olan bunca yarattıklarımızı yaratmak mı daha zor?” Bu gerçeği görüp Allah’ın ilmine şahitlik etmelerine rağmen, yeniden diriltileceklerine nasıl olup da inanmamakta direniyorlar? Sen, Allah’ın yarattıklarına hayranlıkla bakarken, onların görmezden gelmelerine şaşırıyorsun. Hâlbuki Biz insanı yapışkan bir çamurdan yarattık, dönüp de kendi yaratılışlarına bir bakmıyorlar, kendilerine bu hatırlatıldığında düşünüp öğüt de almıyorlar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

11Mü’min 57Zâriyât 27

İlgili ayetler

12Necm 56Necm 62

Sâffât 14–21

8 ayet

وَاِذَا رَاَوْا اٰيَةً يَسْتَسْخِرُونَۖ ۝١٤ وَقَالُٓوا اِنْ هٰذَٓا اِلَّا سِحْرٌ مُب۪ينٌۚ ۝١٥ ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَۙ ۝١٦ اَوَاٰبَٓاؤُ۬نَا الْاَوَّلُونَۜ ۝١٧ قُلْ نَعَمْ وَاَنْتُمْ دَاخِرُونَۚ ۝١٨ فَاِنَّمَا هِيَ زَجْرَةٌ وَاحِدَةٌ فَاِذَا هُمْ يَنْظُرُونَ ۝١٩ وَقَالُوا يَا وَيْلَنَا هٰذَا يَوْمُ الدّ۪ينِ ۝٢٠ هٰذَا يَوْمُ الْفَصْلِ الَّذ۪ي كُنْتُمْ بِه۪ تُكَذِّبُونَ۟ ۝٢١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

14Veiẕâ raev âyetey yestesḫirûn.

Okunuş

15Veḳâlû in hâẕâ illâ siḥrum mübîn.

Okunuş

16Eiẕâ mitnâ vekünnâ türâbev veʿiżâmen einnâ lemebʿûŝûn.

Okunuş

17Eveâbâüne-lʾevvelûn.

Okunuş

18Ḳul neʿam veentüm dâḫirûn.

Okunuş

19Feinnemâ hiye zecratüv vâḥidetün feiẕâ hüm yenżurûn.

Okunuş

20Veḳâlû yâ veylenâ hâẕâ yevmü-ddîn.

Okunuş

21Hâẕâ yevmü-lfaṣli-lleẕî küntüm bihî tükeẕẕibûn.

Ayet 14–21

Müşrikler, Allah’ın âyetleri tebliğ edilerek doğru olan hayat tarzını yaşamaya davet edildiklerinde, alay ederek “Bunlar bizleri büyülemek için söylenmekte olan sözlerden başka bir şey değil.” derler. Bu da yetmezmiş gibi, ardından da şöyle demeye başlarlar: “Ne yani, şimdi biz öldükten, kemik yığını haline geldikten, toza toprağa karıştıktan sonra tekrar mı diriltileceğiz, bizden önce ölmüş olan atalarımız da mı diriltilecekler?” Sen onlara de ki: “Evet, hepiniz müşrik ve kâfir olarak ölmeniz sebebi ile hor, hakir, zelil ve aşağılanmış olarak diriltileceksiniz.”

Diriliş Günü geldiğinde, üflenen Sûr’un o müthiş sarsıcı sesi ile diriltilip, gerçeklerle yüz yüze gelecekler ve o zaman da birbirlerine, “Eyvah! Demek ki bize bildirilen Hesap Günü gerçekmiş.” diyecekler.

Sâffât 22–35

14 ayet

اُحْشُرُوا الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا وَاَزْوَاجَهُمْ وَمَا كَانُوا يَعْبُدُونَۙ ۝٢٢ مِنْ دُونِ اللّٰهِ فَاهْدُوهُمْ اِلٰى صِرَاطِ الْجَح۪يمِۙ ۝٢٣ وَقِفُوهُمْ اِنَّهُمْ مَسْؤُ۫لُونَۙ ۝٢٤ مَا لَكُمْ لَا تَنَاصَرُونَ ۝٢٥ بَلْ هُمُ الْيَوْمَ مُسْتَسْلِمُونَ ۝٢٦ وَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ يَتَسَٓاءَلُونَ ۝٢٧ قَالُٓوا اِنَّكُمْ كُنْتُمْ تَاْتُونَنَا عَنِ الْيَم۪ينِ ۝٢٨ قَالُوا بَلْ لَمْ تَكُونُوا مُؤْمِن۪ينَۚ ۝٢٩ وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيْكُمْ مِنْ سُلْطَانٍۚ بَلْ كُنْتُمْ قَوْمًا طَاغ۪ينَ ۝٣٠ فَحَقَّ عَلَيْنَا قَوْلُ رَبِّنَاۗ اِنَّا لَذَٓائِقُونَ ۝٣١ فَاَغْوَيْنَاكُمْ اِنَّا كُنَّا غَاو۪ينَ ۝٣٢ فَاِنَّهُمْ يَوْمَئِذٍ فِي الْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ ۝٣٣ اِنَّا كَذٰلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِم۪ينَ ۝٣٤ اِنَّهُمْ كَانُٓوا اِذَا ق۪يلَ لَهُمْ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ يَسْتَكْبِرُونَۙ ۝٣٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

22Uḥşürü-lleẕîne żalemû veezvâcehüm vemâ kânû yaʿbüdûn.

Okunuş

23Min dûni-llâhi fehdûhüm ilâ ṣirâṭi-lceḥîm.

Okunuş

24Veḳifûhüm innehüm mesʾûlûn.

Okunuş

25Mâ leküm lâ tenâṣarûn.

Okunuş

26Bel hümü-lyevme müsteslimûn.

Okunuş

27Veaḳbele baʿḍuhüm ʿalâ baʿḍiy yetesâelûn.

Okunuş

28Ḳâlû inneküm küntüm teʾtûnenâ ʿani-lyemîn.

Okunuş

29Ḳâlû bel lem tekûnû müʾminîn.

Okunuş

30Vemâ kâne lenâ ʿaleyküm min sülṭân. bel küntüm ḳavmen ṭâgîn.

Okunuş

31Feḥaḳḳa ʿaleynâ ḳavlü rabbinâ. innâ leẕâiḳûn.

Okunuş

32Feagveynâküm innâ künnâ gâvîn.

Okunuş

33Feinnehüm yevmeiẕin fi-lʿaẕâbi müşterikûn.

Okunuş

34İnnâ keẕâlike nefʿalü bilmücrimîn.

Okunuş

35İnnehüm kânû iẕâ ḳîle lehüm lâ ilâhe ille-llâhü yestekbirûn.

Ayet 22–35

O Gün onlara şöyle seslenilecek: “İşte yalanlayıp inanmadığınız, ‘Öyle şey mi olur?’ dediğiniz ve Allah’ın davetine uyanlarla, uymayanların birbirlerinden ayırt edileceği gün bu gündür.”

Allah O Gün görevli meleklere şöyle buyuracak: “Toplayın bütün inkârcıları! Müşrikleri ve onlar tarafından ilah kabul edilenleri! Hepsine birden cehennemin yolunu gösterin, cehennemin kapısına geldiklerinde orada durdurun çünkü orada onlara sorulacak: ‘Şimdi söyleyin bakalım neden dünyada olduğu gibi burada da birbirinize yardım etmiyorsunuz?’”

Artık gerçek karşısında başlarını eğip teslim olmaktan başka yapacakları hiçbir şey de kalmamıştır. Ancak buraya gelmemize, sizler sebep oldunuz diye birbirlerini suçlayacak ve peşlerinden gittikleri önderlerine, “Siz hep doğrudan yana olduğunuzu söyleyerek bize yaklaşıp aldattınız.” diyecekler. Önderleri de onlara, “Hayır, aslında siz de peygamber ve kitaplarla, Allah adına yapılan davete inanmak istemediniz, bizim bu konuda sizin üzerinizde zorlayıcı bir gücümüz yoktu. Sizler zaten azgın, nankör, kibre kapılmış, gerçeği inkâra hazır kimselerdiniz. Artık şimdi kalkıp da birbirimizi suçlamamızın kimseye bir faydası yok, Rabbimizin azap hükmü sizin için de, bizim için de kesinleşti, hep birlikte hak ettiğimiz azabı çekeceğiz. Evet, sizi de isyana, azgınlığa teşvik ettik çünkü biz de azmış kimselerdik.” diyecekler ve o gün hepsi birlikte azapta ortak olacaklar.

Davet edildikleri Allah merkezli hayat nizamından yüz çevirip, müşrik ve kâfir olmayı tercih edenleri işte böyle cezalandırırız.

Sâffât 36–37

2 ayet

وَيَقُولُونَ اَئِنَّا لَتَارِكُٓوا اٰلِهَتِنَا لِشَاعِرٍ مَجْنُونٍۜ ۝٣٦ بَلْ جَٓاءَ بِالْحَقِّ وَصَدَّقَ الْمُرْسَل۪ينَ ۝٣٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

36Veyeḳûlûne einnâ letârikû âlihetinâ lişâʿirim mecnûn.

Okunuş

37Bel câe bilḥaḳḳi veṣaddeḳa-lmürselîn.

Ayet 36–37

Azabı hak edenlere, dünya hayatlarında ne zaman “Allah’tan başka gerçek ilah yoktur, gelin Allah’ın davetine uyun.” denildiyse, bu tebliği yapanlara karşı kibirlenerek karşı çıkmış, “Ne yani, mecnun, meczup bir şairin söylediklerine inanıp da, bugüne kadar inandığımız ilahlarımızı terk mi edeceğiz?” demişlerdi.

Hayır, asla! Gerçek onların dediği gibi değil. Peygamber onlara yaratılış sebeplerini ve ona uygun nasıl yaşamaları gerektiğini bildiren Kur’an’ı getirmişti. O Kur’an, kendinden önce gönderilmiş olan ilahi kitaplardan kalmış olan gerçekleri de tasdik etmektedir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

36Yâsîn 69Yâsîn 70

İlgili ayetler

37Mâide 48Yusuf 111

Sâffât 38–39

2 ayet

اِنَّكُمْ لَذَٓائِقُوا الْعَذَابِ الْاَل۪يمِۚ ۝٣٨ وَمَا تُجْزَوْنَ اِلَّا مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَۙ ۝٣٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

38İnneküm leẕâiḳu-lʿaẕâbi-lʾelîm.

Okunuş

39Vemâ tüczevne illâ mâ küntüm taʿmelûn.

Ayet 38–39

Ey müşrikler! Bütün bu inkâr, isyan ve nankörlüğünüzün karşılığı olarak azapla karşılaşacak ve böylece cezanızı çekeceksiniz.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

38A’raf 53Fâtır 37

İlgili ayetler

39Kehf 49Neml 90

Sâffât 40–49

10 ayet

اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ ۝٤٠ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ رِزْقٌ مَعْلُومٌۙ ۝٤١ فَوَاكِهُۚ وَهُمْ مُكْرَمُونَۙ ۝٤٢ ف۪ي جَنَّاتِ النَّع۪يمِۙ ۝٤٣ عَلٰى سُرُرٍ مُتَقَابِل۪ينَ ۝٤٤ يُطَافُ عَلَيْهِمْ بِكَاْسٍ مِنْ مَع۪ينٍۙ ۝٤٥ بَيْضَٓاءَ لَذَّةٍ لِلشَّارِب۪ينَۚ ۝٤٦ لَا ف۪يهَا غَوْلٌ وَلَا هُمْ عَنْهَا يُنْزَفُونَ ۝٤٧ وَعِنْدَهُمْ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ ع۪ينٌۙ ۝٤٨ كَاَنَّهُنَّ بَيْضٌ مَكْنُونٌ ۝٤٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

40İllâ ʿibâde-llâhi-lmuḫleṣîn.

Okunuş

41Ülâike lehüm rizḳum maʿlûm.

Okunuş

42Fevâkih. vehüm mükramûn.

Okunuş

43Fî cennâti-nneʿîm.

Okunuş

44Alâ sürurim müteḳâbilîn.

Okunuş

45Yüṭâfü ʿaleyhim bikeʾsim mim meʿîn.

Okunuş

46Beyḍâe leẕẕetil lişşâribîn.

Okunuş

47Lâ fîhâ gavlüv velâ hüm ʿanhâ yünzefûn.

Okunuş

48Veʿindehüm ḳâṣirâtu-ṭṭarfi ʿîn.

Okunuş

49Keennehünne beyḍum meknûn.

Ayet 40–49

Allah’ın davetine iman edip, ona uygun yaşamak için ellerinden gelen çabayı gösterenleri ise, cennette hazırlanmış sayısız nimetler beklemektedir. Onlar mutluluk tahtları üzerinde oturup, birbirlerine sevgi ve saygı ile bakışıp sohbet edecekler, kaynağından doldurulmuş lezzetli, tertemiz içecekler ikram edilecek, yanlarında da gözlerini yalnız eşlerine çevirmiş, ceylan bakışlı, yumuşak huylu, sanki kumda gizlenmiş devekuşu yumurtası gibi bembeyaz eşler olacak.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

40Hicr 40Sâd 83

İlgili ayetler

41Zümer 73Zümer 74

İlgili ayetler

42Zuhruf 67Zuhruf 73

İlgili ayetler

43Muhammed 15

İlgili ayetler

44Yâsîn 55Yâsîn 59

İlgili ayetler

45Hicr 45

İlgili ayetler

48Bakara 25Nisâ 57

İlgili ayetler

49Rahman 46Rahman 76

Sâffât 50–61

12 ayet

فَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ يَتَسَٓاءَلُونَ ۝٥٠ قَالَ قَٓائِلٌ مِنْهُمْ اِنّ۪ي كَانَ ل۪ي قَر۪ينٌۙ ۝٥١ يَقُولُ اَئِنَّكَ لَمِنَ الْمُصَدِّق۪ينَ ۝٥٢ ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا ءَاِنَّا لَمَد۪ينُونَ ۝٥٣ قَالَ هَلْ اَنْتُمْ مُطَّلِعُونَ ۝٥٤ فَاطَّلَعَ فَرَاٰهُ ف۪ي سَوَٓاءِ الْجَح۪يمِ ۝٥٥ قَالَ تَاللّٰهِ اِنْ كِدْتَ لَتُرْد۪ينِۙ ۝٥٦ وَلَوْلَا نِعْمَةُ رَبّ۪ي لَكُنْتُ مِنَ الْمُحْضَر۪ينَ ۝٥٧ اَفَمَا نَحْنُ بِمَيِّت۪ينَۙ ۝٥٨ اِلَّا مَوْتَتَنَا الْاُو۫لٰى وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّب۪ينَ ۝٥٩ اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ ۝٦٠ لِمِثْلِ هٰذَا فَلْيَعْمَلِ الْعَامِلُونَ ۝٦١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

50Feaḳbele baʿḍuhüm ʿalâ baʿḍiy yetesâelûn.

Okunuş

51Ḳâle ḳâilüm minhüm innî kâne lî ḳarîn.

Okunuş

52Yeḳûlü einneke lemine-lmüṣaddiḳîn.

Okunuş

53Eiẕâ mitnâ vekünnâ türâbev veʿiżâmen einnâ lemedînûn.

Okunuş

54Ḳâle hel entüm müṭṭaliʿûn.

Okunuş

55Feṭṭaleʿa feraâhü fî sevâi-lceḥîm.

Okunuş

56Ḳâle tellâhi in kitte letürdîn.

Okunuş

57Velevlâ niʿmetü rabbî leküntü mine-lmuḥḍarîn.

Okunuş

58Efemâ naḥnü bimeyyitîn.

Okunuş

59İllâ mevtetene-lʾûlâ vemâ naḥnü bimüʿaẕẕebîn.

Okunuş

60İnne hâẕâ lehüve-lfevzü-lʿażîm.

Okunuş

61Limiŝli hâẕâ felyaʿmeli-lʿâmilûn.

Ayet 50–61

Cennette birbirleriyle sohbet ederken, içlerinden biri der ki: “Bir zamanlar dünyada iken benim bir arkadaşım vardı ve bana hep derdi ki: ‘Sen âhiret hayatına gerçekten inanıyor musun? Şimdi biz öldükten, kemik yığını ve toprak haline geldikten sonra yeniden diriltilip hesaba mı çekileceğiz, buna mı inanıyorsun?’ Şimdi bana böyle diyenin durumunu görmek için cehenneme bir bakalım.” Cehenneme baktıklarında onu ateşin ortasında görürler, cennetteki mü’min ona seslenerek, “Vallahi eğer senin aklına uysaydım beni de mahvedecektin. Ben Rabbimin davetine iman edip yönelmeseydim, şimdi o ateşin içinde feryat edenlerden olacaktım.” dedikten sonra da, cennetteki arkadaşlarına dönüp, “Biz bir daha ölmeyeceğiz ve cehennem azabı da görmeyeceğiz, işte gerçek zafer ve mutluluk budur, çalışıp çabalamak isteyenler bunun için çalışsınlar.” diyecek.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

50Yâsîn 55Yâsîn 60

İlgili ayetler

51Kehf 32Kehf 45

İlgili ayetler

52Nûr 51Kıyamet 31

İlgili ayetler

54A’raf 50A’raf 54

İlgili ayetler

55Hadîd 12Hadîd 15

İlgili ayetler

56Furkan 11Furkan 30

İlgili ayetler

58Mü’min 10Mü’min 20

İlgili ayetler

59Teğabun 8Teğabun 9

İlgili ayetler

60Tâhâ 75Tâhâ 76

Sâffât 62–70

9 ayet

اَذٰلِكَ خَيْرٌ نُزُلًا اَمْ شَجَرَةُ الزَّقُّومِ ۝٦٢ اِنَّا جَعَلْنَاهَا فِتْنَةً لِلظَّالِم۪ينَ ۝٦٣ اِنَّهَا شَجَرَةٌ تَخْرُجُ ف۪ٓي اَصْلِ الْجَح۪يمِۙ ۝٦٤ طَلْعُهَا كَاَنَّهُ رُؤُ۫سُ الشَّيَاط۪ينِ ۝٦٥ فَاِنَّهُمْ لَاٰكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِؤُ۫نَ مِنْهَا الْبُطُونَۜ ۝٦٦ ثُمَّ اِنَّ لَهُمْ عَلَيْهَا لَشَوْبًا مِنْ حَم۪يمٍۚ ۝٦٧ ثُمَّ اِنَّ مَرْجِعَهُمْ لَاِلَى الْجَح۪يمِ ۝٦٨ اِنَّهُمْ اَلْفَوْا اٰبَٓاءَهُمْ ضَٓالّ۪ينَۙ ۝٦٩ فَهُمْ عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ يُهْرَعُونَ ۝٧٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

62Eẕâlike ḫayrun nüzülen em şeceratü-zzeḳḳûm.

Okunuş

63İnnâ ceʿalnâhâ fitnetel liżżâlimîn.

Okunuş

64İnnehâ şeceratün taḫrucü fî aṣli-lceḥîm.

Okunuş

65Ṭalʿuhâ keennehû ruûsü-şşeyâṭîn.

Okunuş

66Feinnehüm leâkilûne minhâ femâliûne minhe-lbüṭûn.

Okunuş

67Ŝümme inne lehüm ʿaleyhâ leşevbem min ḥamîm.

Okunuş

68Ŝümme inne merciʿahüm leile-lceḥîm.

Okunuş

69İnnehüm elfev âbâehüm ḍâllîn.

Okunuş

70Fehüm ʿalâ âŝârihim yühraʿûn.

Ayet 62–70

Ey insanlar! Şimdi söyleyin bakalım, cennet nimetleriyle ödüllendirilip, bahtiyar yaşamak mı, yoksa cehennemdeki zehirli zakkum ağacının meyvesini yemek ve ateşe mahkûm olmak mı daha iyidir? O zakkum ağacı cehennemin dibinden çıkar, onun meyvesi olan tomurcukları, şeytanın başı gibi çok çirkin ve tiksindiricidir. Müşrik ve kâfirlerin orada yiyecekleri işte budur, orada onun meyvesini yiyip karınlarını onunla şişirecekler, sonra da üzerine bağırsakları parça parça eden kaynar sudan içecekler.

Biz, zakkum ağacının meyvesinin şirk ve küfürde direnenlerin yiyeceği olacağını bildirip açıklıyoruz. Davet edildikleri hayat nizamına sırt dönüp, Rablerine nankörlük edenlerin sonunda varacakları yer cehennem, yaşayacakları hayat azap olacaktır. Bunlar atalarının şirk nizamları ve ahlakı ile yaşamayı tercih edip, onların Allah’la birlikte ilah edindiklerini ilah edinenlerdir.

Sâffât 71–74

4 ayet

وَلَقَدْ ضَلَّ قَبْلَهُمْ اَكْثَرُ الْاَوَّل۪ينَۙ ۝٧١ وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا ف۪يهِمْ مُنْذِر۪ينَ ۝٧٢ فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُنْذَر۪ينَۙ ۝٧٣ اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ۟ ۝٧٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

71Veleḳad ḍalle ḳablehüm ekŝeru-lʾevvelîn.

Okunuş

72Veleḳad erselnâ fîhim münẕirîn.

Okunuş

73Fenżur keyfe kâne ʿâḳibetü-lmünẕerîn.

Okunuş

74İllâ ʿibâde-llâhi-lmuḫleṣîn.

Ayet 71–74

Onlardan önce gelip geçen toplumların çoğu da, peygamberlerin kitaplarla, Allah adına yaptıkları davetten yüz çevirip reddetmişlerdi. Geriye dönüp de onların felakete uğramış akıbetlerini bir düşünün. Allah adına kendilerine yapılan davete iman edip, onun gerektirdiği hayat nizamına sarılanlar ise doğru olana kavuşup dünyada ve âhirette kazananlardan oldular.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

71Yunus 13

İlgili ayetler

72Nahl 36Fâtır 24

İlgili ayetler

73Zümer 71Mülk 6Mülk 12

İlgili ayetler

74Zümer 11Zümer 15

Sâffât 75–79

5 ayet

وَلَقَدْ نَادٰينَا نُوحٌ فَلَنِعْمَ الْمُج۪يبُونَۚ ۝٧٥ وَنَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُ مِنَ الْكَرْبِ الْعَظ۪يمِۘ ۝٧٦ وَجَعَلْنَا ذُرِّيَّتَهُ هُمُ الْبَاق۪ينَۘ ۝٧٧ وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْاٰخِر۪ينَۘ ۝٧٨ سَلَامٌ عَلٰى نُوحٍ فِي الْعَالَم۪ينَ ۝٧٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

75Veleḳad nâdânâ nûḥun feleniʿme-lmücîbûn.

Okunuş

76Venecceynâhü veehlehû mine-lkerbi-lʿażîm.

Okunuş

77Veceʿalnâ ẕürriyyetehû hümü-lbâḳîn.

Okunuş

78Veteraknâ ʿaleyhi fi-lʾâḫirîn.

Okunuş

79Selâmün ʿalâ nûḥin fi-lʿâlemîn.

Ayet 75–79

Vaktiyle Nûh, şirk ve küfründen vazgeçmeyen kavminin helaki için dua etmişti. Biz de onun duasını kabul edip, Nûh ile birlikte davetine icabet eden ailesini kurtarıp, gerisini helak ettik. Nûh’un soyunu ise devam ettirdik, sonraki nesiller arasında Nûh’un övgüyle anılmasını, adının geçtiği yerde sevgi ve saygı ile hatırasından bahsedilmesini sağladık.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

76Hûd 21Hûd 28

İlgili ayetler

77A’raf 59A’raf 64

İlgili ayetler

78Neml 59Sâffât 181

İlgili ayetler

79Neml 59Sâffât 181

Sâffât 80–82

3 ayet

اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ ۝٨٠ اِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِن۪ينَ ۝٨١ ثُمَّ اَغْرَقْنَا الْاٰخَر۪ينَ ۝٨٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

80İnnâ keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.

Okunuş

81İnnehû min ʿibâdine-lmüʾminîn.

Okunuş

82Ŝümme agraḳne-lʾâḫarîn.

Ayet 80–82

Nûh, Rabbine yürekten bağlı, imanında samimi ve teslim olmuş bir kulumuzdu. Biz de onu ve onunla birlikte iman edenleri kurtardık, geride kalanları da suda boğup helak ettik.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

80Ankebut 7Nahl 97

İlgili ayetler

81Yunus 71Yunus 73

İlgili ayetler

82Enbiyâ 76Enbiyâ 77

Sâffât 83–84

2 ayet

وَاِنَّ مِنْ ش۪يعَتِه۪ لَاِبْرٰه۪يمَۢ ۝٨٣ اِذْ جَٓاءَ رَبَّهُ بِقَلْبٍ سَل۪يمٍ ۝٨٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

83Veinne min şîʿatihî leibrâhîm.

Okunuş

84İẕ câe rabbehû biḳalbin selîm.

Ayet 83–84

İbrahim de atası Nûh’un yolunu izleyenlerdendi. O da Rabbine tertemiz bir kalple yönelmiş ve O’nun davetinin mücadelesini ömrünün sonuna kadar devam ettirmişti.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

83Meryem 58Şûrâ 13

İlgili ayetler

84Şuarâ 69Şuarâ 89

Sâffât 85–87

3 ayet

اِذْ قَالَ لِاَب۪يهِ وَقَوْمِه۪ مَاذَا تَعْبُدُونَۚ ۝٨٥ اَئِفْكًا اٰلِهَةً دُونَ اللّٰهِ تُر۪يدُونَۜ ۝٨٦ فَمَا ظَنُّكُمْ بِرَبِّ الْعَالَم۪ينَ ۝٨٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

85İẕ ḳâle liebîhi veḳavmihî mâẕâ taʿbüdûn.

Okunuş

86Eifken âliheten dûne-llâhi türîdûn.

Okunuş

87Femâ żannüküm birabbi-lʿâlemîn.

Ayet 85–87

İbrahim bir gün babasına ve kavmine şöyle seslenmişti: “Sizleri ve bunca nimetleri yaratan Allah’ı ilah edinmek yerine, atalarınızın uydurduğu sizin gibi yaratılmış kimseleri ya da nesneleri ilah edindiğinizin farkında mısınız? Peki, o zaman Allah’ın üzerinizdeki hakkı ne olacak, sizi yaratmasının sebebini hiç düşünmez misiniz?”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

85En’am 74En’am 84

İlgili ayetler

86Enbiyâ 52Enbiyâ 68

İlgili ayetler

87A’raf 191A’raf 195

Sâffât 88–96

9 ayet

فَنَظَرَ نَظْرَةً فِي النُّجُومِۙ ۝٨٨ فَقَالَ اِنّ۪ي سَق۪يمٌ ۝٨٩ فَتَوَلَّوْا عَنْهُ مُدْبِر۪ينَ ۝٩٠ فَرَاغَ اِلٰٓى اٰلِهَتِهِمْ فَقَالَ اَلَا تَاْكُلُونَۚ ۝٩١ مَا لَكُمْ لَا تَنْطِقُونَ ۝٩٢ فَرَاغَ عَلَيْهِمْ ضَرْبًا بِالْيَم۪ينِ ۝٩٣ فَاَقْبَلُٓوا اِلَيْهِ يَزِفُّونَ ۝٩٤ قَالَ اَتَعْبُدُونَ مَا تَنْحِتُونَۙ ۝٩٥ وَاللّٰهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ ۝٩٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

88Feneżara nażraten fi-nnücûm.

Okunuş

89Feḳâle innî seḳîm.

Okunuş

90Fetevellev ʿanhü müdbirîn.

Okunuş

91Ferâga ilâ âlihetihim feḳâle elâ teʾkülûn.

Okunuş

92Mâ leküm lâ tenṭiḳûn.

Okunuş

93Ferâga ʿaleyhim ḍarbem bilyemîn.

Okunuş

94Feaḳbelû ileyhi yeziffûn.

Okunuş

95Ḳâle etaʿbüdûne mâ tenḥitûn.

Okunuş

96Vellâhü ḫaleḳaküm vemâ taʿmelûn.

Ayet 88–96

Sonra da İbrahim başını gökyüzüne doğru kaldırıp, yanında bulunanlara dedi ki: “Siz bu asılsız, düzmece uydurmalarınızla Allah’ın yarattığı yıldızları, ayı, güneşi de hurafelerinize alet ediyorsunuz, sizin bu tutumunuz beni hasta etti.” Bunun üzerine yanında bulunanlar İbrahim’den uzaklaştılar. Böylece yalnız kalan İbrahim kavminin putperestliğini, onlara başka bir yol ile de göstermeyi düşündü ve kalkıp putların yanına gitti. Putperest halkın onların önüne koydukları yemekleri de görünce iyice sinirlenerek putlara, “Haydi buyursanız ya niçin yemiyorsunuz, neyiniz var, niçin konuşmuyorsunuz?” diyerek üzerlerine yürüyüp şiddetle vurarak putları parçaladı. Olanların haberini alan kavminden birçok insan, koşarak oraya geldiler. İbrahim de onlara dönüp, “Siz kendi ellerinizle yontup, heykellerini yaptığınız bu dünyadan göçüp gitmiş, kendilerini benden korumaktan da aciz, size de hiçbir yararı dokunmayan şu putlarınızdan mı sorunlarınızın çözümünü bekliyorsunuz? Hâlbuki putlaştırdıklarınızı da sizleri de yaratan Allah’tır.” dedi.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

88Enbiyâ 52Enbiyâ 68

İlgili ayetler

89En’am 74En’am 84

İlgili ayetler

90Enbiyâ 52Enbiyâ 68

İlgili ayetler

91Enbiyâ 52Enbiyâ 68

İlgili ayetler

92Enbiyâ 52Enbiyâ 68

İlgili ayetler

93Enbiyâ 52Enbiyâ 68

İlgili ayetler

94Enbiyâ 52Enbiyâ 68

İlgili ayetler

95Enbiyâ 52Enbiyâ 68

İlgili ayetler

96Enbiyâ 52Enbiyâ 68

Sâffât 97–98

2 ayet

قَالُوا ابْنُوا لَهُ بُنْيَانًا فَاَلْقُوهُ فِي الْجَح۪يمِ ۝٩٧ فَاَرَادُوا بِه۪ كَيْدًا فَجَعَلْنَاهُمُ الْاَسْفَل۪ينَ ۝٩٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

97Ḳâlü-bnû lehû bünyânen feelḳûhü fi-lceḥîm.

Okunuş

98Feerâdû bihî keyden feceʿalnâhümü-lʾesfelîn.

Ayet 97–98

İbrahim bunları söyleyince orada toplananlar, “Odun toplayın da şu İbrahim’i yakıp putlarımıza yaptığı bu saygısızlığının cezasını vererek ondan kurtulalım.” dediler. Fakat Biz onların bu planlarını boşa çıkarıp, hayal kırıklığına uğratarak rezil edip küçük düşürdük.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

97Enbiyâ 52Enbiyâ 68

İlgili ayetler

98Enbiyâ 52Enbiyâ 68

Sâffât 99–100

2 ayet

وَقَالَ اِنّ۪ي ذَاهِبٌ اِلٰى رَبّ۪ي سَيَهْد۪ينِ ۝٩٩ رَبِّ هَبْ ل۪ي مِنَ الصَّالِح۪ينَ ۝١٠٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

99Veḳâle innî ẕâhibün ilâ rabbî seyehdîn.

Okunuş

100Rabbi heb lî mine-ṣṣâliḥîn.

Ayet 99–100

Biz İbrahim’i o zalimlerin elinden kurtarınca, İbrahim de, “Rabbim beni yaratılış sebebim olan hayat nizamı ile yaşayabileceğim bir yere yönlendir ve nereye yönlendirirsen ben oraya giderim. Rabbim bana hayırlı evlatlar da nasip et.” diye dua etti.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

99Zuhruf 26Zuhruf 28

İlgili ayetler

100Hûd 69Hûd 72

Sâffât 101–108

8 ayet

فَبَشَّرْنَاهُ بِغُلَامٍ حَل۪يمٍ ۝١٠١ فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْيَ قَالَ يَا بُنَيَّ اِنّ۪ٓي اَرٰى فِي الْمَنَامِ اَنّ۪ٓي اَذْبَحُكَ فَانْظُرْ مَاذَا تَرٰىۜ قَالَ يَٓا اَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُۘ سَتَجِدُن۪ٓي اِنْ شَٓاءَ اللّٰهُ مِنَ الصَّابِر۪ينَ ۝١٠٢ فَلَمَّٓا اَسْلَمَا وَتَلَّهُ لِلْجَب۪ينِۚ ۝١٠٣ وَنَادَيْنَاهُ اَنْ يَٓا اِبْرٰه۪يمُۙ ۝١٠٤ قَدْ صَدَّقْتَ الرُّءْيَاۚ اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ ۝١٠٥ اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْبَلٰٓؤُ۬ا الْمُب۪ينُ ۝١٠٦ وَفَدَيْنَاهُ بِذِبْحٍ عَظ۪يمٍ ۝١٠٧ وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْاٰخِر۪ينَ ۝١٠٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

101Febeşşernâhü bigulâmin ḥalîm.

Okunuş

102Felemmâ belega meʿahü-ssaʿye ḳâle yâ büneyye innî erâ fi-lmenâmi ennî eẕbeḥuke fenżur mâẕâ terâ. ḳâle yâ ebeti-fʿal mâ tüʾmer. setecidünî in şâe-llâhü mine-ṣṣâbirîn.

Okunuş

103Felemmâ eslemâ vetellehû lilcebîn.

Okunuş

104Venâdeynâhü ey yâ ibrâhîm.

Okunuş

105Ḳad ṣaddaḳte-rruʾyâ. innâ keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.

Okunuş

106İnne hâẕâ lehüve-lbelâü-lmübîn.

Okunuş

107Vefedeynâhü biẕibḥin ʿażîm.

Okunuş

108Veteraknâ ʿaleyhi fi-lʾâḫirîn.

Ayet 101–108

İbrahim’in duasından sonra Biz de ona güzel huylu, hoşgörülü, halim selim bir erkek evlat müjdesi verdik.

Çocuk doğru ile yanlışı birbirinden ayırabileceği ergenlik çağına erişince de, İbrahim ona, “Yavrucuğum, rüyamda seni kurban ederken görüyorum, bir düşün bakalım, bu işe ne dersin?” diye sordu. Oğlu da babasına, “Sen rüyanda gördüğün şeyi yap, inşallah beni de buna itiraz etmeyip sabreden biri olarak bulacaksın” dedi. Sonra her ikisi de Allah’ın emri olarak algıladıklarına kendilerini teslim edince, İbrahim oğlunu alnı üzerine yatırdı. O sırada Biz de ona: “Ey İbrahim! Sen şimdi rüyanda gördüğünü gerçekleştirmeye kalkıştın. Biz teslimiyetini bildiğimiz kullarımızı yanlışlar yapmaktan koruruz.” diye vahyettik. Bu, İbrahim’in kendi kendini imtihan ettiği, yanlış ve çok zor bir sınama idi. Ona çocuğunu kurban etmek yerine fidye olarak büyük bir kurban verdik ve onu kesmesini emredip, yanlışından kurtardık. Arkasından gelenler arasında da İbrahim’in adını yücelttik.

(Gelecek nesiller arasında İbrahim, bu yanlışının Allah tarafından düzeltilmesi ile de anılacaktır.)

İlgili ayetler

İlgili ayetler

101Meryem 46Meryem 49

İlgili ayetler

102Bakara 112Bakara 136

İlgili ayetler

103Enbiyâ 35

İlgili ayetler

104Bakara 124

İlgili ayetler

105Bakara 177

İlgili ayetler

106Ankebut 2

İlgili ayetler

107Hac 26Hac 30

İlgili ayetler

108Neml 59Sâffât 181

Sâffât 109–111

3 ayet

سَلَامٌ عَلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ ۝١٠٩ كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ ۝١١٠ اِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِن۪ينَ ۝١١١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

109Selâmün ʿalâ ibrâhîm.

Okunuş

110Keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.

Okunuş

111İnnehû min ʿibâdine-lmüʾminîn.

Ayet 109–111

İbrahim’e selam olsun. Biz Rabbine yürekten bağlı ve O’nun davetinin yaşanması ve yaşatılması uğrunda bütün gücüyle çaba harcayanların zor zamanlarında imdadına yetişir, onları sıkıntısından kurtarır ve ödüllendiririz. İbrahim Bizim işte böyle kullarımızdan biriydi.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

109Neml 59Sâffât 181

İlgili ayetler

110Ankebut 7Nahl 97

İlgili ayetler

111En’am 74En’am 84

Sâffât 112–113

2 ayet

وَبَشَّرْنَاهُ بِاِسْحٰقَ نَبِيًّا مِنَ الصَّالِح۪ينَ ۝١١٢ وَبَارَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اِسْحٰقَۜ وَمِنْ ذُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌ وَظَالِمٌ لِنَفْسِه۪ مُب۪ينٌ۟ ۝١١٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

112Vebeşşernâhü biisḥâḳa nebiyyem mine-ṣṣâliḥîn.

Okunuş

113Vebâraknâ ʿaleyhi veʿalâ isḥâḳ. vemin ẕürriyyetihimâ muḥsinüv veżâlimül linefsihî mübîn.

Ayet 112–113

Biz ayrıca İbrahim’e salih kullarımızdan peygamber olacak olan İshak’ı da evlat olarak müjdeledik.

İbrahim ve İshak’a da bereketler ihsan edip onları mübarek kıldık. Onların soyundan Allah’a gönülden teslim olup davetine koşanlar olduğu gibi, Allah adına yapılan davete karşı çıkan nankör, müşrik, kâfir ve zalimler de oldu.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

112Hûd 69Hûd 72

İlgili ayetler

113Fâtır 32

Sâffât 114–119

6 ayet

وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلٰى مُوسٰى وَهٰرُونَۚ ۝١١٤ وَنَجَّيْنَاهُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ الْكَرْبِ الْعَظ۪يمِۚ ۝١١٥ وَنَصَرْنَاهُمْ فَكَانُوا هُمُ الْغَالِب۪ينَۚ ۝١١٦ وَاٰتَيْنَاهُمَا الْكِتَابَ الْمُسْتَب۪ينَۚ ۝١١٧ وَهَدَيْنَاهُمَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَق۪يمَۚ ۝١١٨ وَتَرَكْنَا عَلَيْهِمَا فِي الْاٰخِر۪ينَ ۝١١٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

114Veleḳad menennâ ʿalâ mûsâ vehârûn.

Okunuş

115Venecceynâhümâ veḳavmehümâ mine-lkerbi-lʿażîm.

Okunuş

116Veneṣarnâhüm fekânû hümü-lgâlibîn.

Okunuş

117Veâteynâhüme-lkitâbe-lmüstebîn.

Okunuş

118Vehedeynâhüme-ṣṣirâṭa-lmüsteḳîm.

Okunuş

119Veteraknâ ʿaleyhimâ fi-lʾâḫirîn.

Ayet 114–119

Biz Musa ile Harun’a da peygamberlik nimetimizi bahşettik ve onların ikisini de kavimleri ile birlikte büyük bir felaketten, Firavun’un zulmünden kurtardık. Bizim yardımımızla sonunda galip gelen onlar oldular. Onlara da doğru ile yanlışı birbirlerinden ayıran ilahi bir kitap verip, böylece doğru yola iletmiştik.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

114En’am 84En’am 90

İlgili ayetler

115Yunus 88Yunus 92

İlgili ayetler

116Yunus 88Yunus 92

İlgili ayetler

117İbrahim 5

İlgili ayetler

118Bakara 120Nahl 9

İlgili ayetler

119Neml 59Sâffât 181

Sâffât 120–122

3 ayet

سَلَامٌ عَلٰى مُوسٰى وَهٰرُونَ ۝١٢٠ اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ ۝١٢١ اِنَّهُمَا مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِن۪ينَ ۝١٢٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

120Selâmün ʿalâ mûsâ vehârûn.

Okunuş

121İnnâ keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.

Okunuş

122İnnehümâ min ʿibâdine-lmüʾminîn.

Ayet 120–122

Selam olsun Musa ve Harun’a... Rablerine karşı sorumluluklarını bilinçle ve gayretle yerine getirmek için çaba harcayanları, her türlü sıkıntıdan kurtarıp ödüllendiririz. Musa ile Harun da insanları Allah adına yaratılış sebeplerine bütün güçleriyle davet eden mü’minlerdi.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

120Neml 59Sâffât 181

İlgili ayetler

121Ankebut 7Nahl 97

İlgili ayetler

122Bakara 177

Sâffât 123–126

4 ayet

وَاِنَّ اِلْيَاسَ لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَۜ ۝١٢٣ اِذْ قَالَ لِقَوْمِه۪ٓ اَلَا تَتَّقُونَ ۝١٢٤ اَتَدْعُونَ بَعْلًا وَتَذَرُونَ اَحْسَنَ الْخَالِق۪ينَۙ ۝١٢٥ اَللّٰهَ رَبَّكُمْ وَرَبَّ اٰبَٓائِكُمُ الْاَوَّل۪ينَ ۝١٢٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

123Veinne ilyâse lemine-lmürselîn.

Okunuş

124İẕ ḳâle liḳavmihî elâ tetteḳûn.

Okunuş

125Etedʿûne baʿlev veteẕerûne aḥsene-lḫâliḳîn.

Okunuş

126Allâhe rabbeküm verabbe âbâikümü-lʾevvelîn.

Ayet 123–126

Kuşkusuz İlyas da, kavmine peygamber olarak gönderdiğimiz bir kulumuzdu. O da kavmine şöyle seslenmişti: “Sizleri yaratıp bunca nimetlerle donatan Allah’a karşı sorumluluklarınızın olduğunu hiç düşünmez misiniz? Kâinatı ve içinde ne varsa hepsini en mükemmel şekilde yaratıp, nizamlarını kurup yaşatan Allah’ı bırakıp da atalarınızın Baal dediği putların yolundan gitmeye devam mı edeceksiniz? Oysa Allah sizin de sizden önceki atalarınızın da Baal dediğiniz putlarınızın da gerçek Rabbi ve ilahıdır.”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

123En’am 84En’am 90

İlgili ayetler

124Rum 31Ahzab 39

İlgili ayetler

125Bakara 255

İlgili ayetler

126Bakara 255

Sâffât 127–132

6 ayet

فَكَذَّبُوهُ فَاِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَۙ ۝١٢٧ اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ ۝١٢٨ وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْاٰخِر۪ينَ ۝١٢٩ سَلَامٌ عَلٰٓى اِلْ‌يَاس۪ينَ ۝١٣٠ اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ ۝١٣١ اِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِن۪ينَ ۝١٣٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

127Fekeẕẕebûhü feinnehüm lemuḥḍarûn.

Okunuş

128İllâ ʿibâde-llâhi-lmuḫleṣîn.

Okunuş

129Veteraknâ ʿaleyhi fi-lʾâḫirîn.

Okunuş

130Selâmün ʿalâ ilyâsîn.

Okunuş

131İnnâ keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.

Okunuş

132İnnehû min ʿibâdine-lmüʾminîn.

Ayet 127–132

Kavmi ne yazık ki İlyas’ı da yalanladı ve onun Allah adına yaptığı daveti reddetti. Elbette onlar da bunun hesabını Allah’ın huzuruna getirildiklerinde vererek hak ettikleri ile cezalandırılacaklar. Allah davet edildikleri yaratılış sebeplerine iman edip onu yaşamak için ellerinden geleni yapanları ödüllendirecektir.

İlyas’ı da sonraki nesiller arasında övgüyle söz edilen kullarımızdan kıldık. Onun yolundan gitmeye çalışanlara selam olsun.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

127Rum 12Rum 16Zümer 71

İlgili ayetler

128En’am 162

İlgili ayetler

129Neml 59Sâffât 181

İlgili ayetler

130Neml 59Sâffât 181

İlgili ayetler

131Âl-i İmran 195

Sâffât 133–136

4 ayet

وَاِنَّ لُوطًا لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَۜ ۝١٣٣ اِذْ نَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اَجْمَع۪ينَۙ ۝١٣٤ اِلَّا عَجُوزًا فِي الْغَابِر۪ينَ ۝١٣٥ ثُمَّ دَمَّرْنَا الْاٰخَر۪ينَ ۝١٣٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

133Veinne lûṭal lemine-lmürselîn.

Okunuş

134İẕ necceynâhü veehlehû ecmeʿîn.

Okunuş

135İllâ ʿacûzen fi-lgâbirîn.

Okunuş

136Ŝümme demmerne-lʾâḫarîn.

Ayet 133–136

Lût da Bizim elçilerimizden birisiydi. Biz onu ve ailesinden iman edenleri helak olmaktan kurtardık, ancak müşrik olan yaşlı karısı da müşrik kavmi ile birlikte kalıp helak oldu. Böylece azgın ve zalim olan o kavmin de kökünü kazıdık.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

133A’raf 80A’raf 84

İlgili ayetler

134Hûd 77Hûd 83

İlgili ayetler

135A’raf 83Hicr 60

İlgili ayetler

136Zâriyât 31Zâriyât 37

Sâffât 137–138

2 ayet

وَاِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِمْ مُصْبِح۪ينَۙ ۝١٣٧ وَبِالَّيْلِۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ۟ ۝١٣٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

137Veinneküm letemürrûne ʿaleyhim muṣbiḥîn.

Okunuş

138Vebilleyl. efelâ taʿḳilûn.

Ayet 137–138

Sizler sabah akşam, helak edilen bu kavimlerin, yurtlarının yakınlarından gelip geçmektesiniz. Onların başlarına gelenlerden dersler almanız gerekmez mi? Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?

İlgili ayetler

İlgili ayetler

137Hicr 57Hicr 77

İlgili ayetler

138Hicr 57Hicr 77

Sâffât 139–144

6 ayet

وَاِنَّ يُونُسَ لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَۜ ۝١٣٩ اِذْ اَبَقَ اِلَى الْفُلْكِ الْمَشْحُونِۙ ۝١٤٠ فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ الْمُدْحَض۪ينَۚ ۝١٤١ فَالْتَقَمَهُ الْحُوتُ وَهُوَ مُل۪يمٌ ۝١٤٢ فَلَوْلَٓا اَنَّهُ كَانَ مِنَ الْمُسَبِّح۪ينَۙ ۝١٤٣ لَلَبِثَ ف۪ي بَطْنِه۪ٓ اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ ۝١٤٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

139Veinne yûnüse lemine-lmürselîn.

Okunuş

140İẕ ebeḳa ile-lfülki-lmeşḥûn.

Okunuş

141Fesâheme fekâne mine-lmüdḥaḍîn.

Okunuş

142Felteḳamehü-lḥûtü vehüve mülîm.

Okunuş

143Felevlâ ennehû kâne mine-lmüsebbiḥîn.

Okunuş

144Lelebiŝe fî baṭnih ilâ yevmi yübʿaŝûn.

Ayet 139–144

Yunus da kendi kavmine gönderdiğimiz bir peygamberdi. Davetinden yüz çeviren kavminden umudunu kesip, kaçak bir köle gibi bir gemiye binip kaçmıştı. Gemi fırtınaya yakalanınca içeride uğursuz birinin olduğuna inananlar, denize atılmak üzere yolcular arasında kura çektiklerinde Yunus çıktı. Bunun üzerine onu denize attılar. O da Allah’ın verdiği görevi bırakıp kaçmanın pişmanlığı içinde çırpınırken, bir balık tarafından yutuluverdi. Şayet o, Allah’a yürekten bağlı ve O’nun yüceliğini aklından çıkarmayan ve insanları Rablerine çağırma gayretinde olan birisi olmasaydı, balığın karnı ona mezar olacak ve Kıyamet’e kadar da orada kalacaktı.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

139Enbiyâ 87Enbiyâ 88

İlgili ayetler

140Kamer 48Kamer 50

İlgili ayetler

141Yunus 98

Sâffât 145–148

4 ayet

فَنَبَذْنَاهُ بِالْعَرَٓاءِ وَهُوَ سَق۪يمٌۚ ۝١٤٥ وَاَنْبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةً مِنْ يَقْط۪ينٍۚ ۝١٤٦ وَاَرْسَلْنَاهُ اِلٰى مِائَةِ اَلْفٍ اَوْ يَز۪يدُونَۚ ۝١٤٧ فَاٰمَنُوا فَمَتَّعْنَاهُمْ اِلٰى ح۪ينٍۜ ۝١٤٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

145Fenebeẕnâhü bilʿarâi vehüve seḳîm.

Okunuş

146Veembetnâ ʿaleyhi şeceratem miy yaḳṭîn.

Okunuş

147Veerselnâhü ilâ mieti elfin ev yezîdûn.

Okunuş

148Feâmenû femettaʿnâhüm ilâ ḥîn.

Ayet 145–148

Daha sonra Biz Yunus’u bitkin bir vaziyette sahile attırdık, güneşten korunması için de başına geniş yapraklı bir ağaç diktik. Kendini toparlayınca da onu tekrar umudunu kesip terk ettiği ve nüfusu da yüz binden fazla olan kavmine gönderdik, o da kavmini tekrar yaratılış sebepleri olan hakikate çağırmaya devam etti. Bu sefer kavmi ona inanıp, davete iman ederek yaşamaya başladı. Biz de onları dünya nimetlerinden bol bol yararlandırdık.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

148Yunus 98

Sâffât 149–150

2 ayet

فَاسْتَفْتِهِمْ اَلِرَبِّكَ الْبَنَاتُ وَلَهُمُ الْبَنُونَۙ ۝١٤٩ اَمْ خَلَقْنَا الْمَلٰٓئِكَةَ اِنَاثًا وَهُمْ شَاهِدُونَ ۝١٥٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

149Festeftihim elirabbike-lbenâtü velehümü-lbenûn.

Okunuş

150Em ḫalaḳne-lmelâikete inâŝev vehüm şâhidûn.

Ayet 149–150

Ey Peygamber! Sen o yeniden diriltilip hesap vereceklerine inanmayan ve meleklerin Allah’ın kızları olduğuna inananlara sor bakalım: “Kızlar Rabbimizin çocukları olunca, erkekler de kendilerine mi verilmiş olacak, yahut dişi olduklarına inandıkları melekleri Biz yaratırken onlar da şahitlik mi etmişler?”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

149Nahl 57Nahl 60

İlgili ayetler

150Zuhruf 18Zuhruf 19

Sâffât 151–157

7 ayet

اَلَٓا اِنَّهُمْ مِنْ اِفْكِهِمْ لَيَقُولُونَۙ ۝١٥١ وَلَدَ اللّٰهُۙ وَاِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ ۝١٥٢ اَصْطَفَى الْبَنَاتِ عَلَى الْبَن۪ينَۜ ۝١٥٣ مَا لَكُمْ۠ كَيْفَ تَحْكُمُونَ ۝١٥٤ اَفَلَا تَذَكَّرُونَۚ ۝١٥٥ اَمْ لَكُمْ سُلْطَانٌ مُب۪ينٌۙ ۝١٥٦ فَاْتُوا بِكِتَابِكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ ۝١٥٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

151Elâ innehüm min ifkihim leyeḳûlûn.

Okunuş

152Velede-llâhü veinnehüm lekâẕibûn.

Okunuş

153Aṣṭafe-lbenâti ʿale-lbenîn.

Okunuş

154Mâ leküm. keyfe taḥkümûn.

Okunuş

155Efelâ teẕekkerûn.

Okunuş

156Em leküm sülṭânüm mübîn.

Okunuş

157Feʾtû bikitâbiküm in küntüm ṣâdiḳîn.

Ayet 151–157

Müşrikler Allah’a iftira atarak, “Allah çocuk sahibidir, O’nun da çocukları vardır.” diyorlar. Bu onların kendi boş, anlamsız ve asılsız hayallerinin ürünü uydurdukları yalanlarından biridir.

De ki: “Ey müşrikler! Sizler ne söylediğinizin farkında mısınız? Allah sizin bu iftiralarınızdan münezzehtir. Nasıl oluyor, neye dayanarak, hangi cüretle Allah’a böyle iftiralar atabiliyorsunuz? Siz Allah’ı layıkıyla tanımıyor, tanımak da istemiyor ve size bildirilen Allah’ın âyetleri üzerinde aklınızı kullanıp düşünmüyorsunuz. Şayet bu söylediklerinizle ilgili elinizde bir deliliniz varsa ortaya koyun!”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

151Meryem 88Meryem 93

İlgili ayetler

152Meryem 88Meryem 93

İlgili ayetler

154Yunus 35

İlgili ayetler

155Yunus 17Hûd 18Hûd 19

İlgili ayetler

156Enbiyâ 24Muhammed 14

İlgili ayetler

157Kasas 49Kasas 50

Sâffât 158–160

3 ayet

وَجَعَلُوا بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْجِنَّةِ نَسَبًاۜ وَلَقَدْ عَلِمَتِ الْجِنَّةُ اِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَۙ ۝١٥٨ سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يَصِفُونَۙ ۝١٥٩ اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ ۝١٦٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

158Veceʿalû beynehû vebeyne-lcinneti nesebâ. veleḳad ʿalimeti-lcinnetü innehüm lemuḥḍarûn.

Okunuş

159Sübḥâne-llâhi ʿammâ yeṣifûn.

Okunuş

160İllâ ʿibâde-llâhi-lmuḫleṣîn.

Ayet 158–160

Bütün bu iftira ve yalanlar yetmezmiş gibi, müşriklerin bir kısmı da Allah ile cinler arasında soyca bir bağ kurup, onları Allah’ın aile fertleri gibi görüp göstermeye çalışıyorlar. Oysa melekler ve cinler de bu asılsız iddia sahiplerinin Hesap Günü cezalandırılacaklarını çok iyi bilmektedirler. Allah, müşriklerin hayal ürünü olan uydurdukları her şeyden uzaktır, her türlü tanım ve tasavvurlarının üstünde, tek yücedir. Allah’ın vahyi olan âyetlerine ve peygamberlerine gönülden iman edip, O’ndan başka Rab ve ilah edinmeyen mü’minler, müşrikler gibi inanmaz ve o tür iddialarda bulunmazlar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

158En’am 130Zâriyât 56

İlgili ayetler

159Haşr 22Haşr 24

İlgili ayetler

160Enbiyâ 101Enbiyâ 103

Sâffât 161–163

3 ayet

فَاِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَۙ ۝١٦١ مَٓا اَنْتُمْ عَلَيْهِ بِفَاتِن۪ينَۙ ۝١٦٢ اِلَّا مَنْ هُوَ صَالِ الْجَح۪يمِ ۝١٦٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

161Feinneküm vemâ taʿbüdûn.

Okunuş

162Mâ entüm ʿaleyhi bifâtinîn.

Okunuş

163İllâ men hüve ṣâli-lceḥîm.

Ayet 161–163

Ey müşrikler! Ne siz ne de ilahlaştırıp tapındıklarınız hiç kimseyi zorla peşinizden sürükleyebilirsiniz, sizin arkanızdan ancak sapmak isteyenler koşup gelirler.

İlgili ayetler

Sâffât 164–166

3 ayet

وَمَا مِنَّٓا اِلَّا لَهُ مَقَامٌ مَعْلُومٌ ۝١٦٤ وَاِنَّا لَنَحْنُ الصَّٓافُّونَۚ ۝١٦٥ وَاِنَّا لَنَحْنُ الْمُسَبِّحُونَ ۝١٦٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

164Vemâ minnâ illâ lehû meḳâmüm maʿlûm.

Okunuş

165Veinnâ lenaḥnu-ṣṣâffûn.

Okunuş

166Veinnâ lenaḥnü-lmüsebbiḥûn.

Ayet 164–166

Allah’ın davetine iman edip, ilâhî nizam ile ahlakı yaşamak ve yaşatmak uğrunda canla başla gayret edenler, derler ki: “Bizim her birimizin, çabamız ölçüsünde Rabbimizin yanında güzel bir yerimiz ve bir makamımız vardır. Bizler Rabbimize karşı sorumluluklarımızı bilinçle yerine getirmek için sırt sırta verip, yan yana dizilip O’na yönelmiş, yüceliğini idrak edip O’na teslim olmuş kimseleriz.”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

164Ra’d 11Ahzab 43

İlgili ayetler

165Sâffât 1

İlgili ayetler

166Enbiyâ 26Enbiyâ 29

Sâffât 167–170

4 ayet

وَاِنْ كَانُوا لَيَقُولُونَۙ ۝١٦٧ لَوْ اَنَّ عِنْدَنَا ذِكْرًا مِنَ الْاَوَّل۪ينَۙ ۝١٦٨ لَكُنَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ ۝١٦٩ فَكَفَرُوا بِه۪ۚ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ ۝١٧٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

167Vein kânû leyeḳûlûn.

Okunuş

168Lev enne ʿindenâ ẕikram mine-lʾevvelîn.

Okunuş

169Lekünnâ ʿibâde-llâhi-lmuḫleṣîn.

Okunuş

170Fekeferû bih. fesevfe yaʿlemûn.

Ayet 167–170

Kur’an gönderilmeden önce müşrikler, şöyle diyorlardı: “Önceki kavimlere gönderildiği gibi, bizlere de ilahi bir kitap gönderilerek Allah’ın mesajları ulaşmış olsaydı ya da atalarımızdan bize böyle bir kitap miras olarak kalmış olsaydı, biz de Allah’ın emirlerine uyan, yasaklarından sakınan, gönülden O’na bağlı, kalbi temiz kullarından olurduk.” Fakat şimdi kendilerini gerçeğe davet eden ilahi kitap gelince de, onu kabule yanaşmayıp reddettiler. Elbette bu tutumlarının yanlış olduğunu hak ettikleri ceza ile karşılaştıklarında anlayacaklar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

167En’am 157En’am 158

İlgili ayetler

168Tâhâ 133Tâhâ 134

İlgili ayetler

169Mâide 19

İlgili ayetler

170Fâtır 42

Sâffât 171–173

3 ayet

وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا الْمُرْسَل۪ينَۚ ۝١٧١ اِنَّهُمْ لَهُمُ الْمَنْصُورُونَۖ ۝١٧٢ وَاِنَّ جُنْدَنَا لَهُمُ الْغَالِبُونَ ۝١٧٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

171Veleḳad sebeḳat kelimetünâ liʿibâdine-lmürselîn.

Okunuş

172İnnehüm lehümü-lmenṣûrûn.

Okunuş

173Veinne cündenâ lehümü-lgâlibûn.

Ayet 171–173

Bizim peygamber olarak gönderdiğimiz kullarımıza ve onlarla birlikte iman edip imanlarının gerektirdiği hayatı yaşamak uğrunda gayret edenlere yardım sözümüz var ve mutlaka sonunda Bizim ordumuz galip gelecek.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

171Âl-i İmran 81

İlgili ayetler

172Rum 47

İlgili ayetler

173Yunus 103

Sâffât 174–178

5 ayet

فَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتّٰى ح۪ينٍۙ ۝١٧٤ وَاَبْصِرْهُمْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ ۝١٧٥ اَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ ۝١٧٦ فَاِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَٓاءَ صَبَاحُ الْمُنْذَر۪ينَ ۝١٧٧ وَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتّٰى ح۪ينٍۙ ۝١٧٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

174Fetevelle ʿanhüm ḥattâ ḥîn.

Okunuş

175Veebṣirhüm fesevfe yübṣirûn.

Okunuş

176Efebiʿaẕâbinâ yestaʿcilûn.

Okunuş

177Feiẕâ nezele bisâḥatihim fesâe ṣabâḥu-lmünẕerîn.

Okunuş

178Vetevelle ʿanhüm ḥattâ ḥîn.

Ayet 174–178

Ey Peygamber! “Sen şimdilik o müşriklerden bir süre yüz çevir ve başlarına gelecekleri bekle, onlar davete karşı gelmelerinin cezasını görüp anlayacaklar.”

Onlar uyarıldıkları azabın bir an önce başlarına gelmesini istiyorlar fakat bilmiyorlar ki azap başlarına geldiğinde, artık uyarılarımızın kendilerine hiçbir yararı olmaz ve pişmanlıkları da bir fayda vermez.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

174Necm 29

İlgili ayetler

175En’am 158

İlgili ayetler

176En’am 58

İlgili ayetler

177Yunus 13Hûd 81

İlgili ayetler

178Zümer 39Zümer 40

Sâffât 179

1 ayet

وَاَبْصِرْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ ۝١٧٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

179Veebṣir fesevfe yübṣirûn.

Ayet 179

Ey Peygamber! “Sen sabırla, onların saldırılarına aldırmadan, şirk ve küfür nizamlarından uzak durmaya devam et ve sakın duruşundan taviz verip isteklerine uyma. Onların hezimetleri yakındır, sen de buna şahit olacaksın.”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

179En’am 158Mülk 29

Sâffât 180

1 ayet

سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَۚ ۝١٨٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

180Sübḥâne rabbike rabbi-lʿizzeti ʿammâ yeṣifûn.

Ayet 180

Müşrikler Allah’ın kudretini, izzetini, azametini ve yüceliğini layıkıyla kavramak, O’nun insanların gerçek ve tek ilahı olduğunu anlamak istemiyorlar.

Allah onların asılsız yakıştırmalarından, hayal ürünü uydurmalarından münezzeh ve yücedir. Allah, âlemlerin Rabbidir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

180Haşr 22Haşr 24

Sâffât 181

1 ayet

وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَل۪ينَۚ ۝١٨١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

181Veselâmün ʿale-lmürselîn.

Ayet 181

Allah’ın selamı peygamberlerine ve onları izleyenlerin üzerine olsun.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

181Neml 59

Sâffât 182

1 ayet

وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ۝١٨٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

182Velḥamdü lillâhi rabbi-lʿâlemîn.

Ayet 182

Şükredilmeye ve övülmeye layık olan yalnızca âlemlerin Rabbi ve ilahı olan Allah’tır.

İlgili ayetler

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce En’am, sonra Lokman indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla