Sûre hakkındaAdı · Nüzul zamanı · Konu
Adı: Bu surenin adı 71 ve 73. ayetlerde geçen “Zümer” kelimesinden alınmıştır.
Nüzul zamanı: Bu surenin 10. ayetinde “Allah’ın arzı geniştir” şeklinde bir ifade geçmektedir. Bu ifade, surenin müslümanların Habeşistan’a hicret etmelerinden önce nazil olduğuna bir karine teşkil etmektedir. Nitekim bazı rivayetlerde (Ruhu’l-Meani, c: 23, sh: 226) Hz. Cafer bin Ebi Talib ve arkadaşlarının Habeşistan’a hicret etme niyetleri üzerine nazil olduğu bildirilmektedir.
Konu: Surenin tümü çok güzel bir hitabet örneğidir. Bu sure, Mekke’de müşriklerin müslümanlara karşı aşırı zulüm, şiddet ve düşmanlık havası estirdikleri bir dönemde nazil olmuştur. Genelde Mekke’deki müşriklere, yani Kureyşlilere hitap eden surede yer yer mü’minlere de seslenilmiştir. Hz. Peygamber’in (s.a) yaptığı çağrının esasları açıklanırken, insanın halisane sadece Allah’a kulluk etmesi ve başkalarına kulluk etmemek suretiyle de şirkten kaçınılması öğütlenmiştir. Bu husus sure boyunca tekrarlanarak, değişik uslûplarla aktarılmış, tevhidin hakikatı, onu kabul etmenin yararları, şirkin bâtıllığı ve kötü sonuçları birer birer vurgulanmıştır. Ayrıca insanlara şirkten vazgeçmeleri ve Allah’ın rahmetine sığınmaları için, çağrıda bulunulurken, mü’minlere de, “Bir beldede mü’min olarak yaşamanız mümkün değilse hicret edin ve imanınızı korumak için Allah’ın geniş olan arzına yayılın. Sabrettiğiniz için Allah sizleri mükafatlandıracaktır” denilerek kendilerine yol gösterilmektedir. Ayrıca, kâfirlerin kendisinden herhangi bir taviz beklememesi için, Hz. Peygamber’e (s.a), onlar ne yaparlarsa yapsınlar, yine de, yoluna devam edeceğini bildiren tavrını, açıkça ortaya koyması emrediliyor.
Birlikte anlatılan ayetler gruplar hâlinde: her grubun Arapçası, okunuşu ve meali bir arada. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıylaZümer 1–2
2 ayetتَنْز۪يلُ الْكِتَابِ مِنَ اللّٰهِ الْعَز۪يزِ الْحَك۪يمِ ١ اِنَّٓا اَنْزَلْنَٓا اِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ فَاعْبُدِ اللّٰهَ مُخْلِصًا لَهُ الدّ۪ينَۜ ٢
Mushaf
Okunuş
1Tenzîlü-lkitâbi mine-llâhi-lʿazîzi-lḥakîm.
2İnnâ enzelnâ ileyke-lkitâbe bilḥaḳḳi faʿbüdi-llâhe muḫliṣal lehü-ddîn.
Ayet 1–2
Bu Kur’an, her hükmü mutlak doğru, sınırsız ilim ve kudret sahibi olan Allah tarafından, yaratılışınızın amacını bildirmek ve o amaca uygun hayat nizamını yaşamaya davet için indirilmiştir. O halde şirkten ve küfürden arınmak için davete uyun ve yalnız Allah’a kulluk edin.
Zümer 3
1 ayetاَلَا لِلّٰهِ الدّ۪ينُ الْخَالِصُۜ وَالَّذ۪ينَ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِه۪ٓ اَوْلِيَٓاءَۢ مَا نَعْبُدُهُمْ اِلَّا لِيُقَرِّبُونَٓا اِلَى اللّٰهِ زُلْفٰىۜ اِنَّ اللّٰهَ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ ف۪ي مَا هُمْ ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْد۪ي مَنْ هُوَ كَاذِبٌ كَفَّارٌ ٣
Mushaf
Okunuş
3Elâ lillâhi-ddînü-lḫâliṣ. velleẕîne-tteḫaẕû min dûnihî evliyâʾ. mâ naʿbüdühüm illâ liyüḳarribûnâ ile-llâhi zülfâ. inne-llâhe yaḥkümü beynehüm fî mâ hüm fîhi yaḫtelifûn. inne-llâhe lâ yehdî men hüve kâẕibün keffâr.
Ayet 3
Şirk ve küfürden arınmış hâlis din (nizam), yalnızca yaratılışınızın sebebi olan sınırlarını Allah’ın belirlediği hayat nizamıdır.
Bir kısım insanlara kutsallık yakıştırıp onları dost edinenler, bunlara “Bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye yönelip itaat ediyoruz.” derler. Oysa Allah’a yakınlık, yalnız O’nu ilah edinip davetine uygun yaşamakla gerçekleşir. Allah yalancı ve nankör kimseleri doğru yoluna ulaştırmaz. Sonunda Allah aralarında ayrılığa düştükleri konuda hükmünü verecektir.
İlgili ayetler
Zümer 4
1 ayetلَوْ اَرَادَ اللّٰهُ اَنْ يَتَّخِذَ وَلَدًا لَاصْطَفٰى مِمَّا يَخْلُقُ مَا يَشَٓاءُۙ سُبْحَانَهُۜ هُوَ اللّٰهُ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ ٤
Mushaf
Okunuş
4Lev erâde-llâhü ey yetteḫiẕe veledel laṣṭafâ mimmâ yaḫlüḳu mâ yeşâü sübḥâneh. hüve-llâhü-lvâḥidü-lḳahhâr.
Ayet 4
Allah’ın yaratmak ve yarattıklarına hükmetmek konusunda hiç kimseye ihtiyacı olmadığı gibi, evlat edinmesi de söz konusu değildir. Şayet Allah evlat edinmeyi dileseydi, yarattıklarından dilediğini seçerdi. O kesinlikle bu tür yakıştırmalardan münezzehtir, O’nun kudret ve ihtişamı sonsuzdur. Allah böylesi iftira atanları azabı ile kahredecektir. O, yarattıkları üzerinde mutlak hüküm koyan ve hükmedendir.
Zümer 5
1 ayetخَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بِالْحَقِّۚ يُكَوِّرُ الَّيْلَ عَلَى النَّهَارِ وَيُكَوِّرُ النَّهَارَ عَلَى الَّيْلِ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَۜ كُلٌّ يَجْر۪ي لِاَجَلٍ مُسَمًّىۜ اَلَا هُوَ الْعَز۪يزُ الْغَفَّارُ ٥
Mushaf
Okunuş
5Ḫaleḳa-ssemâvâti velʾarḍa bilḥaḳḳ. yükevviru-lleyle ʿale-nnehâri veyükevviru-nnehâra ʿale-lleyli veseḫḫara-şşemse velḳamer. küllüy yecrî liecelim müsemmâ. elâ hüve-lʿazîzü-lgaffâr.
Ayet 5
Allah geceyi gündüzün, gündüzü de gecenin üstüne bürüyüp sarmakta, güneşi ve ayı kurduğu nizamın yasalarına bağlı olarak belli bir zamana kadar kendi yörüngelerinde akıtmaktadır. Allah, dilediğini yapmaya güç yetirendir, mü’minlere karşı çok şefkatli ve merhametli, tevbe edip de doğruya yönelenlere karşı da bağışlayıcıdır.
Zümer 6
1 ayetخَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ ثُمَّ جَعَلَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَاَنْزَلَ لَكُمْ مِنَ الْاَنْعَامِ ثَمَانِيَةَ اَزْوَاجٍۜ يَخْلُقُكُمْ ف۪ي بُطُونِ اُمَّهَاتِكُمْ خَلْقًا مِنْ بَعْدِ خَلْقٍ ف۪ي ظُلُمَاتٍ ثَلٰثٍۜ ذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبُّكُمْ لَهُ الْمُلْكُۜ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ فَاَنّٰى تُصْرَفُونَ ٦
Mushaf
Okunuş
6Ḫaleḳaküm min nefsiv vâḥidetin ŝümme ceʿale minhâ zevcehâ veenzele leküm mine-lʾenʿâmi ŝemâniyete ezvâc. yaḫlüḳuküm fî büṭûni ümmehâtiküm ḫalḳam mim baʿdi ḫalḳin fî żulümâtin ŝelâŝ. ẕâlikümü-llâhü rabbüküm lehü-lmülk. lâ ilâhe illâ hû. feennâ tuṣrafûn.
Ayet 6
Allah kadın ve erkeği ile insanları aynı özden, aynı cevherden yaratmıştır, ayrıca dişili erkekli dört çift hayvanı da yaratıp istifadenize sunmuştur.
Allah, sizleri analarınızın karnında üç karanlık bölümde, aşama aşama geliştirerek yaratmaktadır. İşte Rabbiniz olan Allah budur, yarattıklarının nizamlarını kurmak, yasalarını yapmak ve hükmetmek hakkı yalnız O’na aittir ve O’ndan başka gerçek ilah yoktur.
O halde size ne oluyor da bu gerçeği görmezden gelip Allah’tan uzaklaşıyorsunuz?
Zümer 7
1 ayetاِنْ تَكْفُرُوا فَاِنَّ اللّٰهَ غَنِيٌّ عَنْكُمْ وَلَا يَرْضٰى لِعِبَادِهِ الْكُفْرَۚ وَاِنْ تَشْكُرُوا يَرْضَهُ۬ لَكُمْۜ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰىۜ ثُمَّ اِلٰى رَبِّكُمْ مَرْجِعُكُمْ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَۜ اِنَّهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ٧
Mushaf
Okunuş
7İn tekfürû feinne-llâhe ganiyyün ʿanküm velâ yerḍâ liʿibâdihi-lküfr. vein teşkürû yerḍahü leküm. velâ teziru vâziratüv vizra uḫrâ. ŝümme ilâ rabbiküm merciʿuküm feyünebbiüküm bimâ küntüm taʿmelûn. innehû ʿalîmüm biẕâti-ṣṣudûr.
Ayet 7
Ey insanlar! Rabbinize nankörlük ederek, O’nunla birlikte başka ilahlar edinirseniz iyi bilin ki, Allah’ın sizin kulluğunuza ihtiyacı yoktur fakat O, sizin müşrik olmanızı ve azabı hak etmenizi de istemez. Allah yalnızca verdiği nimetlere şükredip, davetine icabet edenlerden razı olur. Hiçbir günahkâr da bir başkasının günahını yüklenmez, sonunda hepinizin varacağı yer Rabbinizin huzuru olacaktır ve o zaman size dünya hayatınızda yapıp ettikleriniz bildirilecek, layık olduğunuz karşılıklar verilecektir. Allah kalplerinizde gizlediklerinizi de, açığa vurduklarınızı da bilir.
İlgili ayetler
Zümer 8
1 ayetوَاِذَا مَسَّ الْاِنْسَانَ ضُرٌّ دَعَا رَبَّهُ مُن۪يبًا اِلَيْهِ ثُمَّ اِذَا خَوَّلَهُ نِعْمَةً مِنْهُ نَسِيَ مَا كَانَ يَدْعُٓوا اِلَيْهِ مِنْ قَبْلُ وَجَعَلَ لِلّٰهِ اَنْدَادًا لِيُضِلَّ عَنْ سَب۪يلِه۪ۜ قُلْ تَمَتَّعْ بِكُفْرِكَ قَل۪يلًاۗ اِنَّكَ مِنْ اَصْحَابِ النَّارِ ٨
Mushaf
Okunuş
8Veiẕâ messe-lʾinsâne ḍurrun deʿâ rabbehû münîben ileyhi ŝümme iẕâ ḫavvelehû niʿmetem minhü nesiye mâ kâne yedʿû ileyhi min ḳablü veceʿale lillâhi endâdel liyüḍille ʿan sebîlih. ḳul temettaʿ biküfrike ḳalîlen. inneke min aṣḥâbi-nnâr.
Ayet 8
İnsanın başına bir musibet gelince hemen Rabbine yönelerek yardımı için dua eder, sonra da Rabbi onu sıkıntısından kurtarınca, daha önce O’na nasıl yalvarıp yakardığını unutur ve yine Allah’la birlikte başka ilahlar edinip O’na ortaklar koşar, üstelik başkalarını da buna teşvik eder.
Böylelerine de ki: “Şirkiniz, küfrünüz ve nankörce yaşayışınızla bir müddet daha eğlenip oyalanıp durun, sonunda hak ettiğiniz ateşe gireceksiniz.”
Zümer 9
1 ayetاَمَّنْ هُوَ قَانِتٌ اٰنَٓاءَ الَّيْلِ سَاجِدًا وَقَٓائِمًا يَحْذَرُ الْاٰخِرَةَ وَيَرْجُوا رَحْمَةَ رَبِّه۪ۜ قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الَّذ۪ينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذ۪ينَ لَا يَعْلَمُونَۜ اِنَّمَا يَتَذَكَّرُ اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ۟ ٩
Mushaf
Okunuş
9Emmen hüve ḳânitün ânâe-lleyli sâcidev veḳâimey yaḥẕeru-lʾâḫirate veyercû raḥmete rabbih. ḳul hel yestevi-lleẕîne yaʿlemûne velleẕîne lâ yaʿlemûn. innemâ yeteẕekkeru ülü-lʾelbâb.
Ayet 9
Gece gündüz kıyamda durup secde ederek Rabbine itaat ve ibadet edip, O’nun şefkat ve merhametini umarak, âhireti düşünüp hesap endişesi ile yaşayanlarla O’na sırt dönen nankörler bir olur mu?
De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Ancak aklını doğru kullananlar bu gerçeği kavrayabilirler.
Zümer 10
1 ayetقُلْ يَا عِبَادِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا رَبَّكُمْۜ لِلَّذ۪ينَ اَحْسَنُوا ف۪ي هٰذِهِ الدُّنْيَا حَسَنَةٌۜ وَاَرْضُ اللّٰهِ وَاسِعَةٌۜ اِنَّمَا يُوَفَّى الصَّابِرُونَ اَجْرَهُمْ بِغَيْرِ حِسَابٍ ١٠
Mushaf
Okunuş
10Ḳul yâ ʿibâdi-lleẕîne âmenü-tteḳû rabbeküm. lilleẕîne aḥsenû fî hâẕihi-ddünyâ ḥaseneh. vearḍu-llâhi vâsiʿah. innemâ yüveffe-ṣṣâbirûne ecrahüm bigayri ḥisâb.
Ayet 10
Ey Peygamber! Mü’minlere de ki: “Ey iman edenler! Rabbinize karşı sorumluluklarınızın bilincinde olup, emir ve yasaklarına titizlikle uyun. Dünyada bu konuda üstüne düşeni samimiyetle yerine getirenleri, âhirette en güzel mükâfatlar beklemektedir. Allah’ın daveti hayat nizamını yaşamak uğrunda çaba sarf ederken, zulme uğrayıp yurdundan hicret etmek mecburiyetinde kalanlar da bilsinler ki, Allah’ın arzı geniştir, Allah yolunda sıkıntılara, zorluklara göğüs gerenler için sınırsız mükâfatlar vardır.”
Zümer 11–14
4 ayetقُلْ اِنّ۪ٓي اُمِرْتُ اَنْ اَعْبُدَ اللّٰهَ مُخْلِصًا لَهُ الدّ۪ينَۙ ١١ وَاُمِرْتُ لِاَنْ اَكُونَ اَوَّلَ الْمُسْلِم۪ينَ ١٢ قُلْ اِنّ۪ٓي اَخَافُ اِنْ عَصَيْتُ رَبّ۪ي عَذَابَ يَوْمٍ عَظ۪يمٍ ١٣ قُلِ اللّٰهَ اَعْبُدُ مُخْلِصًا لَهُ د۪ين۪يۙ ١٤
Mushaf
Okunuş
11Ḳul innî ümirtü en aʿbüde-llâhe muḫliṣal lehü-ddîn.
12Veümirtü lien ekûne evvele-lmüslimîn.
13Ḳul innî eḫâfü in ʿaṣaytü rabbî ʿaẕâbe yevmin ʿażîm.
14Ḳuli-llâhe aʿbüdü muḫliṣal lehû dînî.
Ayet 11–14
Ey Peygamber! De ki: “Ben şirkten ve küfürden arınmış bir inançla Allah’a kulluk etmek ve Allah’ın davetine iman edenlere önderlik yapmakla emrolundum. Şayet Rabbime nankörlük ve isyan edersem Hesap Günü azap beni de yakalar.
Ben dinimi yalnızca Allah’a has kılarak, yüzümü O’na dönüp, şirk ve küfre sırtımı dönerek, Allah’a itaat ve ibadet ederim.”
Zümer 15–16
2 ayetفَاعْبُدُوا مَا شِئْتُمْ مِنْ دُونِه۪ۜ قُلْ اِنَّ الْخَاسِر۪ينَ الَّذ۪ينَ خَسِرُٓوا اَنْفُسَهُمْ وَاَهْل۪يهِمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ اَلَا ذٰلِكَ هُوَ الْخُسْرَانُ الْمُب۪ينُ ١٥ لَهُمْ مِنْ فَوْقِهِمْ ظُلَلٌ مِنَ النَّارِ وَمِنْ تَحْتِهِمْ ظُلَلٌۜ ذٰلِكَ يُخَوِّفُ اللّٰهُ بِه۪ عِبَادَهُۜ يَا عِبَادِ فَاتَّقُونِ ١٦
Mushaf
Okunuş
15Faʿbüdû mâ şiʾtüm min dûnih. ḳul inne-lḫâsirîne-lleẕîne ḫasirû enfüsehüm veehlîhim yevme-lḳiyâmeh. elâ ẕâlike hüve-lḫusrânü-lmübîn.
16Lehüm min fevḳihim żulelüm mine-nnâri vemin taḥtihim żulelün. ẕâlike yüḫavvifü-llâhü bihî ʿibâdeh. yâ ʿibâdi fetteḳûn.
Ayet 15–16
Ey müşrikler! Siz de Allah’la birlikte kimleri ilah edinirseniz edinin, böyle yaparak hem kendinizi hem de sizi izleyenleri hüsrana uğratıp, azaba sürüklemektesiniz. İşte bu, göz göre göre ziyana uğramaktır. Böylelerini üstlerinden ve altlarından ateş tabakaları kuşatacak. Allah kullarını böyle bir azap ile uyarmaktadır.
O halde ey insanlar! Allah’a teslim olarak O’nun koruması altına girin.
Zümer 17–18
2 ayetوَالَّذ۪ينَ اجْتَنَبُوا الطَّاغُوتَ اَنْ يَعْبُدُوهَا وَاَنَابُٓوا اِلَى اللّٰهِ لَهُمُ الْبُشْرٰىۚ فَبَشِّرْ عِبَادِۙ ١٧ اَلَّذ۪ينَ يَسْتَمِعُونَ الْقَوْلَ فَيَتَّبِعُونَ اَحْسَنَهُۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ هَدٰيهُمُ اللّٰهُ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمْ اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ ١٨
Mushaf
Okunuş
17Velleẕîne-ctenebu-ṭṭâgûte ey yaʿbüdûhâ veenâbû ile-llâhi lehümü-lbüşrâ. febeşşir ʿibâd.
18Elleẕîne yestemiʿûne-lḳavle feyettebiʿûne aḥseneh. ülâike-lleẕîne hedâhümü-llâhü veülâike hüm ülü-lʾelbâb.
Ayet 17–18
Allah’ın davetine iman edip, gereklerini yerine getirmek için gayret edenler, cennetle müjdelenmeyi hak ederler. Onlar her söyleneni dinler fakat sözün en güzeline, en doğrusuna uyarlar. İşte gerçek akıl sahibi ve erdemli olanlar da bunlardır.
Zümer 19
1 ayetاَفَمَنْ حَقَّ عَلَيْهِ كَلِمَةُ الْعَذَابِۜ اَفَاَنْتَ تُنْقِذُ مَنْ فِي النَّارِۚ ١٩
Mushaf
Okunuş
19Efemen ḥaḳḳa ʿaleyhi kelimetü-lʿaẕâb. efeente tünḳiẕü men fi-nnâr.
Ayet 19
Sen doğru yoldan inatla yüz çevirmesi sebebiyle hakkında hüküm kesinleşmiş olanı cehennem azabından kurtaramazsın. Böyle biri, hiç aklını kullanıp da Allah’a yönelenle bir olur mu?
İlgili ayetler
Zümer 20
1 ayetلٰكِنِ الَّذ۪ينَ اتَّقَوْا رَبَّهُمْ لَهُمْ غُرَفٌ مِنْ فَوْقِهَا غُرَفٌ مَبْنِيَّةٌۙ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ وَعْدَ اللّٰهِۜ لَا يُخْلِفُ اللّٰهُ الْم۪يعَادَ ٢٠
Mushaf
Okunuş
20Lâkini-lleẕîne-tteḳav rabbehüm lehüm gurafüm min fevḳihâ gurafüm mebniyyetün tecrî min taḥtihe-lʾenhâr. vaʿde-llâh. lâ yuḫlifü-llâhü-lmîʿâd.
Ayet 20
Allah, kendisine itaat edip sorumluluklarını bilinçle yerine getirenleri, içlerinden ırmaklar akan cennetlerde, onlar için hazırlanmış köşklerle ödüllendirecektir. Bu, Allah’ın vaadidir ve Allah asla vaadinden dönmez.
İlgili ayetler
Zümer 21
1 ayetاَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ اَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَسَلَكَهُ يَنَاب۪يعَ فِي الْاَرْضِ ثُمَّ يُخْرِجُ بِه۪ زَرْعًا مُخْتَلِفًا اَلْوَانُهُ ثُمَّ يَه۪يجُ فَتَرٰيهُ مُصْفَرًّا ثُمَّ يَجْعَلُهُ حُطَامًاۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَذِكْرٰى لِاُو۬لِي الْاَلْبَابِ۟ ٢١
Mushaf
Okunuş
21Elem tera enne-llâhe enzele mine-ssemâi mâen feselekehû yenâbîʿa fi-lʾarḍi ŝümme yuḫricü bihî zerʿam muḫtelifen elvânühû ŝümme yehîcü feterâhü muṣferran ŝümme yecʿalühû ḥuṭâmâ. inne fî ẕâlike leẕikrâ liüli-lʾelbâb.
Ayet 21
Allah’ın gökten indirdiği yağmurla yeryüzünde su kaynakları oluşturup, sonra da ona bağlı olarak rengârenk bitkiler, ekinler yetiştirdiğini, daha sonra onları sapsarı, kupkuru çer çöpe çevirdiğini görüp de hiç düşünmez misiniz? Bütün bunlardan aklını kullananların alacakları dersler vardır.
Zümer 22
1 ayetاَفَمَنْ شَرَحَ اللّٰهُ صَدْرَهُ لِلْاِسْلَامِ فَهُوَ عَلٰى نُورٍ مِنْ رَبِّه۪ۜ فَوَيْلٌ لِلْقَاسِيَةِ قُلُوبُهُمْ مِنْ ذِكْرِ اللّٰهِۜ اُو۬لٰٓئِكَ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ ٢٢
Mushaf
Okunuş
22Efemen şeraḥa-llâhü ṣadrahû lilʾislâmi fehüve ʿalâ nûrum mir rabbih. feveylül lilḳâsiyeti ḳulûbühüm min ẕikri-llâh. ülâike fî ḍalâlim mübîn.
Ayet 22
Yaratılış sebebini düşünüp de doğru yolu aradığı için Allah’ın kalbini İslâm’a açtığı ve böylece Rabbinden bir nurla aydınlanan kimse ile şirk ve küfür bataklığında yaşamakta inatla direnen, kalbi taşlaşmış kimse hiç bir olur mu? Böyleleri apaçık bir sapıklık içindedir.
Zümer 23
1 ayetاَللّٰهُ نَزَّلَ اَحْسَنَ الْحَد۪يثِ كِتَابًا مُتَشَابِهًا مَثَانِيَۗ تَقْشَعِرُّ مِنْهُ جُلُودُ الَّذ۪ينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْۚ ثُمَّ تَل۪ينُ جُلُودُهُمْ وَقُلُوبُهُمْ اِلٰى ذِكْرِ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ هُدَى اللّٰهِ يَهْد۪ي بِه۪ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ هَادٍ ٢٣
Mushaf
Okunuş
23Allâhü nezzele aḥsene-lḥadîŝi kitâbem müteşâbihem meŝânî. taḳşeʿirru minhü cülûdü-lleẕîne yaḫşevne rabbehüm. ŝümme telînü cülûdühüm veḳulûbühüm ilâ ẕikri-llâh. ẕâlike hüde-llâhi yehdî bihî mey yeşâʾ. vemey yuḍlili-llâhü femâ lehû min hâd.
Ayet 23
Allah sözlerin en güzelini, en doğru olanını, kendi içinde tutarlı ve gerçekleri çeşitli biçimlerle ve tekrarlarla açıklayıp anlatan bir kitap olarak Kur’an’ı indirmiştir. Kur’an’ın âyetleri Rablerine karşı sorumluluk bilinci taşıyan ve onun gereklerini, severek yerine getirmek isteyenlerin kalplerini ürpertip titretir ve o kimselerin kalpleri Allah’ın rahmet, şefkat ve merhametini düşündükçe de huzura, sükûna kavuşur.
İşte bu Kur’an yaratılış sebebini bilmek ve ona uygun bir hayatı yaşamak isteyenler için doğru yol rehberidir.
Kendilerine bahşedilen hayatı, Kur’an’ın rehberliğine sırtlarını dönerek yaşamakta ısrar edenleri de, Allah dalalette bırakır, onlara doğru yolu gösterecek başka kimse de olmaz.
İlgili ayetler
Zümer 24–28
5 ayetاَفَمَنْ يَتَّق۪ي بِوَجْهِه۪ سُٓوءَ الْعَذَابِ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ وَق۪يلَ لِلظَّالِم۪ينَ ذُوقُوا مَا كُنْتُمْ تَكْسِبُونَ ٢٤ كَذَّبَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَاَتٰيهُمُ الْعَذَابُ مِنْ حَيْثُ لَا يَشْعُرُونَ ٢٥ فَاَذَاقَهُمُ اللّٰهُ الْخِزْيَ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۚ وَلَعَذَابُ الْاٰخِرَةِ اَكْبَرُۢ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ ٢٦ وَلَقَدْ ضَرَبْنَا لِلنَّاسِ ف۪ي هٰذَا الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ مَثَلٍ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَۚ ٢٧ قُرْاٰنًا عَرَبِيًّا غَيْرَ ذ۪ي عِوَجٍ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ ٢٨
Mushaf
Okunuş
24Efemey yetteḳî bivechihî sûe-lʿaẕâbi yevme-lḳiyâmeh. veḳîle liżżâlimîne ẕûḳû mâ küntüm teksibûn.
25Keẕẕebe-lleẕîne min ḳablihim feetâhümü-lʿaẕâbü min ḥayŝü lâ yeşʿurûn.
26Feeẕâḳahümü-llâhü-lḫizye fi-lḥayâti-ddünyâ. veleʿaẕâbü-lʾâḫirati ekber. lev kânû yaʿlemûn.
27Veleḳad ḍarabnâ linnâsi fî hâẕe-lḳurʾâni min külli meŝelil leʿallehüm yeteẕekkerûn.
28Ḳurʾânen ʿarabiyyen gayra ẕî ʿivecil leʿallehüm yetteḳûn.
Ayet 24–28
Hesap Günü azaptan kendisini koruyabilecek durumda olmayan eli kolu bağlı, çaresizlik içinde kıvranan kimse ile güven içinde ve azaptan uzak, Rabbinin ödüllendireceği kimse hiç bir olur mu? O Gün Kur’an ile yapılan davete başkaldırmış olanlara “Hak ettiğiniz azabı çekin bakalım.” denilecek.
Onlardan öncekiler de, peygamberlerin Allah adına yaptıkları daveti yalan sayıp reddetmişlerdi. Bu sebeple de azap hiç beklemedikleri bir anda gelip çatmış, böylece Allah onlara dünya hayatlarında rezilliği ve perişanlığı tattırmıştı. Âhiretteki azapları ise daha çetin olacaktır, keşke Kur’an’la davet edilmekte olanlar bunu anlayabilse.
Biz bu Kur’an’la düşünüp doğru olana yönelsinler diye insanlara misallerle açıklamalarda bulunduk. Ve Arapça bir kitap olarak indirdik. Onun içinde asla çarpıklık bulunmaz.
Zümer 29
1 ayetضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلًا رَجُلًا ف۪يهِ شُرَكَٓاءُ مُتَشَاكِسُونَ وَرَجُلًا سَلَمًا لِرَجُلٍۜ هَلْ يَسْتَوِيَانِ مَثَلًاۜ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِۚ بَلْ اَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ٢٩
Mushaf
Okunuş
29Ḍarabe-llâhü meŝeler racülen fîhi şürakâü müteşâkisûne veracülen selemel liracül. hel yesteviyâni meŝelâ. elḥamdü lillâh. bel ekŝeruhüm lâ yaʿlemûn.
Ayet 29
Allah insanlara bir de şu misali vermektedir: “Birbirleriyle geçinemeyen birçok ortağın emri altında bulunan bir insan ile yalnızca bir kişiye bağlı olan insanın durumu hiç bir olur mu?” Gerçek şu ki, insana yakışan yalnız Allah’ı Rab ve ilah edinip yalnız O’na itaat etmektir, tüm şükür ve övgüler Allah’a mahsustur fakat müşriklerin çoğu bunu anlamak istemiyorlar.
İlgili ayetler
29Nahl 76
Zümer 30–31
2 ayetاِنَّكَ مَيِّتٌ وَاِنَّهُمْ مَيِّتُونَۘ ٣٠ ثُمَّ اِنَّكُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ عِنْدَ رَبِّكُمْ تَخْتَصِمُونَ۟ ٣١
Mushaf
Okunuş
30İnneke meyyitüv veinnehüm meyyitûn.
31Ŝümme inneküm yevme-lḳiyâmeti ʿinde rabbiküm taḫteṣimûn.
Ayet 30–31
Ey Peygamber! Bir gün sen de öleceksin, o müşrikler de ölecekler ve Hesap Günü hepiniz Rabbinizin huzurunda toplanacaksınız.
İlgili ayetler
Zümer 32
1 ayetفَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنْ كَذَبَ عَلَى اللّٰهِ وَكَذَّبَ بِالصِّدْقِ اِذْ جَٓاءَهُۜ اَلَيْسَ ف۪ي جَهَنَّمَ مَثْوًى لِلْكَافِر۪ينَ ٣٢
Mushaf
Okunuş
32Femen ażlemü mimmen keẕebe ʿale-llâhi vekeẕẕebe biṣṣidḳi iẕ câeh. eleyse fî cehenneme meŝvel lilkâfirîn.
Ayet 32
Kur’an’ın gerçeğe rehberlik ettiğine inanmayıp, onu yalan sayanlardan daha cahil ve zalim kim olabilir? Bunların hak ettikleri yer cehennem ateşi olacaktır.
Zümer 33–35
3 ayetوَالَّذ۪ي جَٓاءَ بِالصِّدْقِ وَصَدَّقَ بِه۪ٓ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ ٣٣ لَهُمْ مَا يَشَٓاؤُ۫نَ عِنْدَ رَبِّهِمْۜ ذٰلِكَ جَزٰٓؤُا الْمُحْسِن۪ينَۚ ٣٤ لِيُكَفِّرَ اللّٰهُ عَنْهُمْ اَسْوَاَ الَّذ۪ي عَمِلُوا وَيَجْزِيَهُمْ اَجْرَهُمْ بِاَحْسَنِ الَّذ۪ي كَانُوا يَعْمَلُونَ ٣٥
Mushaf
Okunuş
33Velleẕî câe biṣṣidḳi veṣaddeḳa bihî ülâike hümü-lmütteḳûn.
34Lehüm mâ yeşâûne ʿinde rabbihim. ẕâlike cezâü-lmuḥsinîn.
35Liyükeffira-llâhü ʿanhüm esvee-lleẕî ʿamilû veyecziyehüm ecrahüm biaḥseni-lleẕî kânû yaʿmelûn.
Ayet 33–35
Peygamber ve onun Allah adına yaptığı davete iman ederek Rablerine sığınanlar için cennette sayısız ve sonsuz ödüller vardır. Onlar orada özledikleri, diledikleri her şeyin en güzelini bulacaklar. Allah işledikleri günahlarını örtüp bağışlayacak ve gayretlerinin karşılığını kat be kat fazlasıyla vererek ödüllendirecektir.
Zümer 36–38
3 ayetاَلَيْسَ اللّٰهُ بِكَافٍ عَبْدَهُۜ وَيُخَوِّفُونَكَ بِالَّذ۪ينَ مِنْ دُونِه۪ۜ وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ هَادٍۚ ٣٦ وَمَنْ يَهْدِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ مُضِلٍّۜ اَلَيْسَ اللّٰهُ بِعَز۪يزٍ ذِي انْتِقَامٍ ٣٧ وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ مَنْ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ لَيَقُولُنَّ اللّٰهُۜ قُلْ اَفَرَاَيْتُمْ مَا تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اِنْ اَرَادَنِيَ اللّٰهُ بِضُرٍّ هَلْ هُنَّ كَاشِفَاتُ ضُرِّه۪ٓ اَوْ اَرَادَن۪ي بِرَحْمَةٍ هَلْ هُنَّ مُمْسِكَاتُ رَحْمَتِه۪ۜ قُلْ حَسْبِيَ اللّٰهُۜ عَلَيْهِ يَتَوَكَّلُ الْمُتَوَكِّلُونَ ٣٨
Mushaf
Okunuş
36Eleyse-llâhü bikâfin ʿabdeh. veyüḫavvifûneke billeẕîne min dûnih. vemey yuḍlili-llâhü femâ lehû min hâd.
37Vemey yehdi-llâhü femâ lehû mim müḍill. eleyse-llâhü biʿazîzin ẕi-ntiḳâm.
38Velein seeltehüm men ḫaleḳa-ssemâvâti velʾarḍa leyeḳûlünne-llâh. ḳul eferaeytüm mâ tedʿûne min dûni-llâhi in erâdeniye-llâhü biḍurrin hel hünne kâşifâtü ḍurrihî ev erâdenî biraḥmetin hel hünne mümsikâtü raḥmetih. ḳul ḥasbiye-llâh. ʿaleyhi yetevekkelü-lmütevekkilûn.
Ayet 36–38
Allah kuluna yetmez mi? Elbette yeter ama bunun bilincinde olmayanlar seni başkalarıyla korkutmaya çalışıyorlar. İyi bilin ki Allah böyle davranarak zulüm yolunu tercih edenleri dalalet içinde bırakır. Allah’ın dalalette bıraktığını ise doğruya ulaştıracak hiç kimse yoktur.
Allah’ın gösterdiği doğru yola gireni de saptırabilecek hiç kimse yoktur. Şüphesiz Allah’ın hükmüne kimse karşı koyamaz, gerçeği inkâr edenler hak ettikleri azap ile mutlaka karşılaşacaklar. Allah intikam alıcıdır. Onlara, “Gökleri ve yeri yaratan kimdir?” diye sorsan hiç tereddüt etmeden, “Allah’tır” derler. Onlara de ki: “Peki Allah bana bir sıkıntı vermek isterse, sizin Rab ve ilah edinip yardımını umduklarınız, o sıkıntıyı benden uzaklaştırabilir mi? Yahut Allah bana rahmetinden bir lütufta bulunsa, O’nun lütfuna engel olabilirler mi? Hayır asla olamazlar.” De ki: “Allah bana yeter. Birine yaslanıp güvenmek isteyenler, yalnız O’na güvenip sırtını O’na yaslasınlar.”
İlgili ayetler
Zümer 39–40
2 ayetقُلْ يَا قَوْمِ اعْمَلُوا عَلٰى مَكَانَتِكُمْ اِنّ۪ي عَامِلٌۚ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَۙ ٣٩ مَنْ يَاْت۪يهِ عَذَابٌ يُخْز۪يهِ وَيَحِلُّ عَلَيْهِ عَذَابٌ مُق۪يمٌ ٤٠
Mushaf
Okunuş
39Ḳul yâ ḳavmi-ʿmelû ʿalâ mekânetiküm innî ʿâmil. fesevfe taʿlemûn.
40Mey yeʾtîhi ʿaẕâbüy yuḫzîhi veyeḥillü ʿaleyhi ʿaẕâbüm müḳîm.
Ayet 39–40
De ki: “Ey öğüt ve uyarılardan ders almayanlar! Siz kendinize yakışanı yapın, elinizden geleni ardınıza koymayın fakat şunu da iyi bilin ki, ben de Allah adına insanları doğru olana çağırmaya devam edeceğim. Zamanı gelince de kimin doğru olanı yaptığını, kimin de hem dünyada hem de âhirette zelil olup, azaba müstahak olduğunu görüp anlayacaksınız.”
Zümer 41
1 ayetاِنَّٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ لِلنَّاسِ بِالْحَقِّۚ فَمَنِ اهْتَدٰى فَلِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ ضَلَّ فَاِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَاۚ وَمَٓا اَنْتَ عَلَيْهِمْ بِوَك۪يلٍ۟ ٤١
Mushaf
Okunuş
41İnnâ enzelnâ ʿaleyke-lkitâbe linnâsi bilḥaḳḳ. femeni-htedâ felinefsih. vemen ḍalle feinnemâ yeḍillü ʿaleyhâ. vemâ ente ʿaleyhim bivekîl.
Ayet 41
Gerçek şu ki, Biz bu Kur’an’ı insanları yaratmaktaki amacımızı bildirmek ve ona uygun olan hayat nizamı ile ahlakı yaşamaya davet için gönderdik. Kim Kur’an ile davet edilene iman edip, yaşamayı seçer de, bu uğurda gayret ederse kendi lehine, hayrına olanı seçmiş olur. Kim de Kur’an’ın davetinden yüz çevirir, umursamaz ve başka yollara saparsa, kendi aleyhine bir seçim yapmış olur. Sen, onları kendi seçimine zorlama hakkına sahip değilsin.
İlgili ayetler
Zümer 42
1 ayetاَللّٰهُ يَتَوَفَّى الْاَنْفُسَ ح۪ينَ مَوْتِهَا وَالَّت۪ي لَمْ تَمُتْ ف۪ي مَنَامِهَاۚ فَيُمْسِكُ الَّت۪ي قَضٰى عَلَيْهَا الْمَوْتَ وَيُرْسِلُ الْاُخْرٰٓى اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّىۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ ٤٢
Mushaf
Okunuş
42Allâhü yeteveffe-lʾenfüse ḥîne mevtihâ velletî lem temüt fî menâmihâ. feyümsikü-lletî ḳaḍâ ʿaleyhe-lmevte veyürsilü-lʾuḫrâ ilâ ecelim müsemmâ. inne fî ẕâlike leâyâtil liḳavmiy yetefekkerûn.
Ayet 42
Yarattıklarının yaşama ve ölmesine karar veren yalnızca Allah’tır. Allah koyduğu yasaları gereği, şartları oluşmuş olanların canlarını zamanı gelince alır, ölüm şartlarının oluşmadığı kimselerin de ruhlarını gece uykularında emanetine alır ve gündüz de süreleri doluncaya kadar yaşamalarına izin verir. Şüphesiz bunda düşünenler için alınacak dersler vardır.
Zümer 43–44
2 ayetاَمِ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ شُفَعَٓاءَۜ قُلْ اَوَلَوْ كَانُوا لَا يَمْلِكُونَ شَيْـًٔا وَلَا يَعْقِلُونَ ٤٣ قُلْ لِلّٰهِ الشَّفَاعَةُ جَم۪يعًاۜ لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ ثُمَّ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ٤٤
Mushaf
Okunuş
43Emi-tteḫaẕû min dûni-llâhi şüfeʿâʾ. ḳul evelev kânû lâ yemlikûne şeyʾev velâ yaʿḳilûn.
44Ḳul lillâhi-şşefâʿatü cemîʿâ. lehû mülkü-ssemâvâti velʾarḍ. ŝümme ileyhi türceʿûn.
Ayet 43–44
İnsanı yaratan, bunca nimetle donatıp yaşatan, dünyada ve âhirette tek şefaat edecek olan, öldükten sonra diriltip hesap soracak olan Allah’tır. De ki: “Ey müşrikler! Kesin olan gerçek bu olmasına rağmen hiçbir şeyi yaratma gücüne sahip olmayan, kendileri de yaratılmış olanlardan nasıl şefaat umabilirsiniz?”
Yine onlara de ki: “Şefaat etme yetkisi tamamıyla Allah’a aittir. Gökler ve yer üzerinde hükümranlık da O’na aittir. Yardım, destek ve kayırma gücüne sahip olan da yalnız Allah’tır. Sonunda O’nun huzurunda toplanacaksınız.”
Zümer 45
1 ayetوَاِذَا ذُكِرَ اللّٰهُ وَحْدَهُ اشْمَاَزَّتْ قُلُوبُ الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِۚ وَاِذَا ذُكِرَ الَّذ۪ينَ مِنْ دُونِه۪ٓ اِذَا هُمْ يَسْتَبْشِرُونَ ٤٥
Mushaf
Okunuş
45Veiẕâ ẕükira-llâhü vaḥdehü-şmeezzet ḳulûbü-lleẕîne lâ yüʾminûne bilʾâḫirati. veiẕâ ẕükira-lleẕîne min dûnihî iẕâ hüm yestebşirûn.
Ayet 45
Müşriklerin yanında ne zaman Allah’tan tek ve gerçek ilah olarak söz edilse, âhiretteki hesaba inanmayan, inanmak da istemeyen bu kimselerin kalpleri derin bir sıkıntı, endişe ve nefretle dolar fakat Allah’la birlikte kendi ilahlarından bahsedilse, bu defa da hemen keyiflenip gülüşürler.
Zümer 46
1 ayetقُلِ اللّٰهُمَّ فَاطِرَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ عَالِمَ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ اَنْتَ تَحْكُمُ بَيْنَ عِبَادِكَ ف۪يمَا كَانُوا ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَ ٤٦
Mushaf
Okunuş
46Ḳuli-llâhümme fâṭira-ssemâvâti velʾarḍi ʿâlime-lgaybi veşşehâdeti ente taḥkümü beyne ʿibâdike fîmâ kânû fîhi yaḫtelifûn.
Ayet 46
De ki: “Ey gökleri ve yeri yaratıp, yaşatan; gizli, açık ne varsa hepsini bilen Allah’ım! Senin Rabliğini ve ilahlığını tartışanlarla ilgili hükmü verecek, hak ettikleri ile karşılaştıracak olan Sensin.”
Zümer 47–48
2 ayetوَلَوْ اَنَّ لِلَّذ۪ينَ ظَلَمُوا مَا فِي الْاَرْضِ جَم۪يعًا وَمِثْلَهُ مَعَهُ لَافْتَدَوْا بِه۪ مِنْ سُٓوءِ الْعَذَابِ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ وَبَدَا لَهُمْ مِنَ اللّٰهِ مَا لَمْ يَكُونُوا يَحْتَسِبُونَ ٤٧ وَبَدَا لَهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُوا وَحَاقَ بِهِمْ مَا كَانُوا بِه۪ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ ٤٨
Mushaf
Okunuş
47Velev enne lilleẕîne żalemû mâ fi-lʾarḍi cemîʿav vemiŝlehû meʿahû leftedev bihî min sûi-lʿaẕâbi yevme-lḳiyâmeh. vebedâ lehüm mine-llâhi mâ lem yekûnû yaḥtesibûn.
48Vebedâ lehüm seyyietü mâ kesebû veḥâḳa bihim mâ kânû bihî yestehziûn.
Ayet 47–48
Müşrik ve kâfirler yeryüzünde olanların tamamına, hatta iki katına sahip olsalar, Kıyamet ve Hesap Günü başlarına gelecek olan azaptan kurtulmak için hepsini fidye olarak verirlerdi. Çünkü O Gün hiç düşünmedikleri, düşünmek bile istemedikleri azap karşılarına çıkarılacak.
Bunların dünyada iken Allah’ın Rabliğinin, ilahlığının üstünü örterek ve Âhiret Günü ile alay ederek işledikleri günahları ortaya konulacak ve cehennem azabı onları çepeçevre kuşatacak.
Zümer 49–52
4 ayetفَاِذَا مَسَّ الْاِنْسَانَ ضُرٌّ دَعَانَاۘ ثُمَّ اِذَا خَوَّلْنَاهُ نِعْمَةً مِنَّاۙ قَالَ اِنَّمَٓا اُو۫ت۪يتُهُ عَلٰى عِلْمٍۜ بَلْ هِيَ فِتْنَةٌ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ٤٩ قَدْ قَالَهَا الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَمَٓا اَغْنٰى عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ ٥٠ فَاَصَابَهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُواۜ وَالَّذ۪ينَ ظَلَمُوا مِنْ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ سَيُص۪يبُهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُواۙ وَمَا هُمْ بِمُعْجِز۪ينَ ٥١ اَوَلَمْ يَعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَقْدِرُۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ۟ ٥٢
Mushaf
Okunuş
49Feiẕâ messe-lʾinsâne ḍurrun deʿânâ. ŝümme iẕâ ḫavvelnâhü niʿmetem minnâ ḳâle innemâ ûtîtühû ʿalâ ʿilm. bel hiye fitnetüv velâkinne ekŝerahüm lâ yaʿlemûn.
50Ḳad ḳâlehe-lleẕîne min ḳablihim femâ agnâ ʿanhüm mâ kânû yeksibûn.
51Feeṣâbehüm seyyietü mâ kesebû. velleẕîne żalemû min hâülâi seyüṣîbühüm seyyietü mâ kesebû vemâ hüm bimüʿcizîn.
52Evelem yaʿlemû enne-llâhe yebsüṭu-rrizḳa limey yeşâü veyaḳdir. inne fî ẕâlike leâyâtil liḳavmiy yüʾminûn.
Ayet 49–52
İnsanın başına ne zaman bir musibet, bir sıkıntı gelse hemen yardım için Bize yönelip yalvarır, sonra da ona katımızdan bir yardım ulaştırıp sıkıntısından kurtarıp nimetlerimize kavuştursak, bu defa da ben bunları kendi bilgim, becerim sayesinde elde ettim demeye başlar. Hâlbuki bu, Allah’ın onu bir sınamasıdır fakat insanların çoğu bunu anlamak istemez. Onlardan önce yaşamış olanların çoğu da böyle söylemişlerdi ama elde ettiklerinin onlara hiçbir faydası olmadı. Nankörlükleri sebebi ile hak ettikleri ceza gelip onları buldu. Böylelerini Bizim elimizden hiç kimse kurtaramaz, bunlar Allah’ın dilediğine bol rızık verip, dilediğine de rızkı daraltarak imtihan ettiğini bilmek ve anlamak istemiyorlar. Bundan mü’minlerin alacağı dersler vardır.
Zümer 53–59
7 ayetقُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذ۪ينَ اَسْرَفُوا عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَم۪يعًاۜ اِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّح۪يمُ ٥٣ وَاَن۪يبُٓوا اِلٰى رَبِّكُمْ وَاَسْلِمُوا لَهُ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَاْتِيَكُمُ الْعَذَابُ ثُمَّ لَا تُنْصَرُونَ ٥٤ وَاتَّبِعُٓوا اَحْسَنَ مَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكُمْ مِنْ رَبِّكُمْ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَاْتِيَكُمُ الْعَذَابُ بَغْتَةً وَاَنْتُمْ لَا تَشْعُرُونَۙ ٥٥ اَنْ تَقُولَ نَفْسٌ يَا حَسْرَتٰى عَلٰى مَا فَرَّطْتُ ف۪ي جَنْبِ اللّٰهِ وَاِنْ كُنْتُ لَمِنَ السَّاخِر۪ينَۙ ٥٦ اَوْ تَقُولَ لَوْ اَنَّ اللّٰهَ هَدٰين۪ي لَكُنْتُ مِنَ الْمُتَّق۪ينَۙ ٥٧ اَوْ تَقُولَ ح۪ينَ تَرَى الْعَذَابَ لَوْ اَنَّ ل۪ي كَرَّةً فَاَكُونَ مِنَ الْمُحْسِن۪ينَ ٥٨ بَلٰى قَدْ جَٓاءَتْكَ اٰيَات۪ي فَكَذَّبْتَ بِهَا وَاسْتَكْبَرْتَ وَكُنْتَ مِنَ الْكَافِر۪ينَ ٥٩
Mushaf
Okunuş
53Ḳul yâ ʿibâdîye-lleẕîne esrafû ʿalâ enfüsihim lâ taḳneṭû mir raḥmeti-llâh. inne-llâhe yagfiru-ẕẕünûbe cemîʿâ. innehû hüve-lgafûru-rraḥîm.
54Veenîbû ilâ rabbiküm veeslimû lehû min ḳabli ey yeʾtiyekümü-lʿaẕâbü ŝümme lâ tünṣarûn.
55Vettebiʿû aḥsene mâ ünzile ileyküm mir rabbiküm min ḳabli ey yeʾtiyekümü-lʿaẕâbü bagtetev veentüm lâ teşʿurûn.
56En teḳûle nefsüy yâ ḥasratâ ʿalâ mâ ferraṭtü fî cembi-llâhi vein küntü lemine-ssâḫirîn.
57Ev teḳûle lev enne-llâhe hedânî leküntü mine-lmütteḳîn.
58Ev teḳûle ḥîne tera-lʿaẕâbe lev enne lî kerraten feekûne mine-lmuḥsinîn.
59Belâ ḳad câetke âyâtî fekeẕẕebte bihâ vestekberte vekünte mine-lkâfirîn.
Ayet 53–59
Ey Peygamber! Allah adına de ki: “Ey bu uyarılardan ders almayan, haddi aşan günahkâr ve kendilerine zulmeden kullarım! Allah’ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Allah günahlarından tevbe edip kendisine yönelerek davetine icabet edenlerin günahlarını bağışlar.”
O halde sizler de azap gelip çatmadan tevbe ederek Rabbinizin daveti olan hayat nizamı ile yaşayın. Aksi halde sizi azaptan koruyup kurtaracak hiç kimseyi bulamazsınız.
Allah’ın azabı birdenbire karşınıza çıkmadan Rabbinizden indirilen Kur’an ile yapılan çağrıya kulak verip O’na tabi olun ki, sonra Kıyamet Günü “Rabbimin davetine uymayıp dünya hayatımı zayi ettiğim için yazıklar olsun bana.” demek zorunda kalmayasınız. Yahut azapla karşılaşınca, “Bana dünyaya tekrar dönme fırsatı verilse de, Rabbimin rızasını kazanmak uğrunda canla başla gayret edenlerden olsam.” diye pişmanlıkla kıvrananlardan olmayasınız.
O zaman da Allah böylelerine: “Hayır, artık iş işten çoktan geçti. Dünya hayatlarınızda âyetlerim size apaçık ulaşmışken onları yalan saydınız, büyüklük taslayıp, kibirlenerek sırt döndünüz.” diyecek.
Zümer 60
1 ayetوَيَوْمَ الْقِيٰمَةِ تَرَى الَّذ۪ينَ كَذَبُوا عَلَى اللّٰهِ وُجُوهُهُمْ مُسْوَدَّةٌۜ اَلَيْسَ ف۪ي جَهَنَّمَ مَثْوًى لِلْمُتَكَبِّر۪ينَ ٦٠
Mushaf
Okunuş
60Veyevme-lḳiyâmeti tera-lleẕîne keẕebû ʿale-llâhi vucûhühüm müsveddeh. eleyse fî cehenneme meŝvel lilmütekebbirîn.
Ayet 60
Kıyamet Günü Allah’ın âyetlerinden yüz çevirmiş olanların suratlarının kapkara kesildiğini göreceksin. Allah’a nankörlük eden bu müşriklerin varacakları yer elbette ki cehennem olacaktır.
Zümer 61–63
3 ayetوَيُنَجِّي اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اتَّقَوْا بِمَفَازَتِهِمْۘ لَا يَمَسُّهُمُ السُّٓوءُ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ ٦١ اَللّٰهُ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍۘ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ وَك۪يلٌ ٦٢ لَهُ مَقَال۪يدُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ۟ ٦٣
Mushaf
Okunuş
61Veyünecci-llâhü-lleẕîne-tteḳav bimefâzetihim. lâ yemessühümü-ssûü velâ hüm yaḥzenûn.
62Allâhü ḫâliḳu külli şeyʾ. vehüve ʿalâ külli şeyʾiv vekîl.
63Lehû meḳâlîdü-ssemâvâti velʾarḍ. velleẕîne keferû biâyâti-llâhi ülâike hümü-lḫâsirûn.
Ayet 61–63
Allah’a karşı sorumluluklarını bilinçle yerine getirmek için canla başla gayret edenleri ise Allah koruyup kollayacak ve layık oldukları kurtuluşa, mutluluğa kavuşturacaktır. Âhirette azap onlardan uzak olacak ve onlar asla üzülmeyecekler.
Allah her şeyi yaratan, herkese hak ettiği karşılığı veren, layık olduğu yere yerleştiren, hükmünde mutlak isabetli olan tek otorite sahibidir. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’na aittir, anahtarları O’ndadır. Allah’ın davetini reddedenler var ya, işte kaybedecek, hüsrana uğrayacak olanlar onlardır.
Zümer 64–66
3 ayetقُلْ اَفَغَيْرَ اللّٰهِ تَاْمُرُٓونّ۪ٓي اَعْبُدُ اَيُّهَا الْجَاهِلُونَ ٦٤ وَلَقَدْ اُو۫حِيَ اِلَيْكَ وَاِلَى الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكَۚ لَئِنْ اَشْرَكْتَ لَيَحْبَطَنَّ عَمَلُكَ وَلَتَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ ٦٥ بَلِ اللّٰهَ فَاعْبُدْ وَكُنْ مِنَ الشَّاكِر۪ينَ ٦٦
Mushaf
Okunuş
64Ḳul efegayra-llâhi teʾmürûnnî aʿbüdü eyyühe-lcâhilûn.
65Veleḳad ûḥiye ileyke veile-lleẕîne min ḳablik. lein eşrakte leyaḥbeṭanne ʿamelüke veletekûnenne mine-lḫâsirîn.
66Beli-llâhe faʿbüd veküm mine-şşâkirîn.
Ayet 64–66
De ki: “Ey hakikatin üstünü örtmeye kendilerini şartlandırmış olanlar! Siz benim doğru yoldan vazgeçmemi ve Allah’tan başkasına kulluk etmemi mi istiyorsunuz?”
Ey Peygamber! Sana olduğu gibi, senden önceki kavimlere gelen peygamberlere de Allah şöyle vahyetmişti: “Sakın Allah’la birlikte başka ilahlar edinerek Allah’a ortak koşanlardan olmayın. Şayet O’na ortak koşacak olursanız iyilik ve hayır adına yaptıklarınız boşa gider. Üstelik dünyada ve âhirette hüsrana uğrayanlardan olursunuz. O halde Allah’a yönelip itaat ederek O’na şükredenlerden olun.”
Zümer 67
1 ayetوَمَا قَدَرُوا اللّٰهَ حَقَّ قَدْرِه۪ۗ وَالْاَرْضُ جَم۪يعًا قَبْضَتُهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَالسَّمٰوَاتُ مَطْوِيَّاتٌ بِيَم۪ينِه۪ۜ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ ٦٧
Mushaf
Okunuş
67Vemâ ḳaderü-llâhe ḥaḳḳa ḳadrih. velʾarḍu cemîʿan ḳabḍatühû yevme-lḳiyâmeti vessemâvâtü maṭviyyâtüm biyemînih. sübḥânehû veteʿâlâ ʿammâ yüşrikûn.
Ayet 67
Müşrikler Allah’ı, O’nun ilmini ve kudretini layıkıyla anlayıp kavrayamadılar. Böyleleri Kıyamet Günü, Allah’ın yeryüzünü ne hale getirdiğini, gökyüzünü nasıl dürüp büktüğünü görüp de gerçekle yüzleşince, O’na ortaklar koşmanın pişmanlığı ile inleyip, O’nun gücünün her şeye yettiğini ve hükmetme yetkisinin yalnızca Allah’a ait olduğunu çok geç anlamış olacaklar.
İlgili ayetler
Zümer 68–70
3 ayetوَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَصَعِقَ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ اِلَّا مَنْ شَٓاءَ اللّٰهُۚ ثُمَّ نُفِخَ ف۪يهِ اُخْرٰى فَاِذَا هُمْ قِيَامٌ يَنْظُرُونَ ٦٨ وَاَشْرَقَتِ الْاَرْضُ بِنُورِ رَبِّهَا وَوُضِعَ الْكِتَابُ وَج۪ٓيءَ بِالنَّبِيّ۪نَ وَالشُّهَدَٓاءِ وَقُضِيَ بَيْنَهُمْ بِالْحَقِّ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ ٦٩ وَوُفِّيَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَا عَمِلَتْ وَهُوَ اَعْلَمُ بِمَا يَفْعَلُونَ۟ ٧٠
Mushaf
Okunuş
68Venüfiḫa fi-ṣṣûri feṣaʿiḳa men fi-ssemâvâti vemen fi-lʾarḍi illâ men şâe-llâh. ŝümme nüfiḫa fîhi uḫrâ feiẕâ hüm ḳiyâmüy yenżurûn.
69Veeşraḳati-lʾarḍu binûri rabbihâ vevuḍiʿa-lkitâbü vecîe binnebiyyîne veşşühedâi veḳuḍiye beynehüm bilḥaḳḳi vehüm lâ yużlemûn.
70Vevuffiyet küllü nefsim mâ ʿamilet vehüve aʿlemü bimâ yefʿalûn.
Ayet 68–70
Sûr’a üflenerek Son Saat’in işareti verildiğinde, yerde ve gökte Allah’ın diledikleri dışında ne varsa hepsi düşüp ölecek, sonra yeniden dirilişin işareti olarak Sûr’a tekrar üflenecek ve ölenlerin hepsi diriltilip yerlerinden kalkıp, yargılanmayı bekler hale getirilecekler.
İşte o gün mahşer yerini, Rabbinin adalet nuru aydınlatacak, herkesin dünya hayatlarında yaptıklarının tutulmuş olduğu hesap defterleri ortaya konacak, peygamberler ve diğer şahitler de huzura getirilecek. Böylece insanlar adil bir biçimde yargılanacak, hiç kimse haksızlığa uğratılmayacak. Allah herkesin dünya hayatlarındaki tercihlerini kime ve neye göre yaptıklarını en iyi bilendir.
Zümer 71–72
2 ayetوَس۪يقَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِلٰى جَهَنَّمَ زُمَرًاۜ حَتّٰٓى اِذَا جَٓاؤُ۫هَا فُتِحَتْ اَبْوَابُهَا وَقَالَ لَهُمْ خَزَنَتُهَٓا اَلَمْ يَاْتِكُمْ رُسُلٌ مِنْكُمْ يَتْلُونَ عَلَيْكُمْ اٰيَاتِ رَبِّكُمْ وَيُنْذِرُونَكُمْ لِقَٓاءَ يَوْمِكُمْ هٰذَاۜ قَالُوا بَلٰى وَلٰكِنْ حَقَّتْ كَلِمَةُ الْعَذَابِ عَلَى الْكَافِر۪ينَ ٧١ ق۪يلَ ادْخُلُٓوا اَبْوَابَ جَهَنَّمَ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۚ فَبِئْسَ مَثْوَى الْمُتَكَبِّر۪ينَ ٧٢
Mushaf
Okunuş
71Vesîḳa-lleẕîne keferû ilâ cehenneme zümerâ. ḥattâ iẕâ câûhâ fütiḥat ebvâbühâ veḳâle lehüm ḫazenetühâ elem yeʾtiküm rusülüm minküm yetlûne ʿaleyküm âyâti rabbiküm veyünẕirûneküm liḳâe yevmiküm hâẕâ. ḳâlû belâ velâkin ḥaḳḳat kelimetü-lʿaẕâbi ʿale-lkâfirîn.
72Ḳîle-dḫulû ebvâbe cehenneme ḫâlidîne fîhâ. febiʾse meŝve-lmütekebbirîn.
Ayet 71–72
Gerçeğe daveti yalan sayanlar, Kıyamet Günü bölük bölük cehenneme sevk edilecekler. Cehennemin açılan kapılarının önüne geldiklerinde cehennemin muhafızları onlara şöyle diyecekler: “İçinizden size Rabbinizin âyetlerini okuyup, mesajlarını ileten, bu dehşetli günün geleceği ile uyaran elçiler gelmemiş miydi?” Onlar da: “Evet gelmişlerdi.” diyecekler. Fakat Allah’ın davetini reddederek, gerçeği yalan sayanlar için hüküm çoktan verilmiş olacak. Sonra da onlara, “Haydi artık hak ettiğiniz cehennemin kapılarından içinde ebedî kalmak üzere girin.” denilecek. Allah’ın âyetleri ile yapılan davet hakkında küstahça kibirlenip, büyüklük taslayanlar için cehennem dehşetli bir azap yeridir.
Zümer 73–74
2 ayetوَس۪يقَ الَّذ۪ينَ اتَّقَوْا رَبَّهُمْ اِلَى الْجَنَّةِ زُمَرًاۜ حَتّٰٓى اِذَا جَٓاؤُ۫هَا وَفُتِحَتْ اَبْوَابُهَا وَقَالَ لَهُمْ خَزَنَتُهَا سَلَامٌ عَلَيْكُمْ طِبْتُمْ فَادْخُلُوهَا خَالِد۪ينَ ٧٣ وَقَالُوا الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي صَدَقَنَا وَعْدَهُ وَاَوْرَثَنَا الْاَرْضَ نَتَبَوَّاُ مِنَ الْجَنَّةِ حَيْثُ نَشَٓاءُۚ فَنِعْمَ اَجْرُ الْعَامِل۪ينَ ٧٤
Mushaf
Okunuş
73Vesîḳa-lleẕîne-tteḳav rabbehüm ile-lcenneti zümerâ. ḥattâ iẕâ câûhâ vefütiḥat ebvâbühâ veḳâle lehüm ḫazenetühâ selâmün ʿaleyküm ṭibtüm fedḫulûhâ ḫâlidîn.
74Veḳâlü-lḥamdü lillâhi-lleẕî ṣadeḳanâ vaʿdehû veevraŝene-lʾarḍa netebevveü mine-lcenneti ḥayŝü neşâʾ. feniʿme ecru-lʿâmilîn.
Ayet 73–74
Rablerinin rızasını kazanabilmek için ellerinden gelen gayreti gösterenler ise bölük bölük cennete sevk edilecekler ve oraya vardıklarında kapılar açılarak cennet muhafızları onlara: “Selam olsun sizlere, mutluluklar sizin için, hoş safa geldiniz, buyurun daimi kalacağınız cennete.” diyecekler.
Cennete girenler ise, “Bize verdiği sözü yerine getiren ve cennetin dilediğimiz yerine yerleşebileceğimizi bildiren Rabbimize hamdolsun. Allah’ın davetine uyan ve bu uğurda çaba sarf edenlerin mükâfatı ne güzelmiş.” diyecekler.
İlgili ayetler
Zümer 75
1 ayetوَتَرَى الْمَلٰٓئِكَةَ حَٓافّ۪ينَ مِنْ حَوْلِ الْعَرْشِ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْۚ وَقُضِيَ بَيْنَهُمْ بِالْحَقِّ وَق۪يلَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ٧٥
Mushaf
Okunuş
75Vetera-lmelâikete ḥâffîne min ḥavli-lʿarşi yüsebbiḥûne biḥamdi rabbihim. veḳuḍiye beynehüm bilḥaḳḳi veḳîle-lḥamdü lillâhi rabbi-lʿâlemîn.
Ayet 75
İşte O Gün, meleklerin Allah’ın hükümranlık makamının etrafında toplanıp, Rablerinin yüceliğini övgüyle ve şükürle andıklarını görürsün ve yine O Gün insanlar arasında da adaletle hükmedilip, âlemlerin Rabbi olan Allah’a övgülerle şükürler edilecek.
Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.
Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.
Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Sebe’, sonra Mü’min indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla