Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ الْقَلَمِ مَكِّيَّةٌ آيَاتُهَا ٥٢

Kalem Sûresi Açıklamalı Meali

Açıklamalı meali Türkçe sesli dinleyin

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça
Sûre hakkındaAdı · Nüzul Zamanı · Konu

Adı: Bu sure adını El-Kalem veya En-Nun kelimelerinin geçtiği birinci ayetten almıştır.

Nüzul Zamanı: Bu sure, Mekke devrinin başlarında nazil olan surelerdendir. Muhtevadan bu surenin, Mekke’de Allah Rasulü’ne karşı çıkışların şiddetlendiği bir zamanda nazil olduğu anlaşılmaktadır.

Konu: Bu surede üç konu ele alınmaktadır: Muhaliflerin ileri sürdükleri itirazlara cevap; onları ikaz edip tavsiyede bulunmak; ve Allah Rasulü’ne (s.a) sabrın ve istikametin telkin edilmesi.

Surenin bidayetinde görülüyor ki; her ne kadar sen (Allah’ın Rasulü) onlara bu Kitabı takdim etmekteysen ve en güzel ahlaka sahipsen de onlar gene sana deli ve mecnun demektedirler. Aslında sırf bu iki keyfiyet yani Kur’an ve senin örnek ahlâkın onların ithamlarını çürütmeye yeter. Yakında kimin deli olduğuna şahit olacaklar. Sen, bunların tazyiklerine karşı hiçbir tavizde bulunma. Zaten onların kastı da senden tavizler kopararak seni uzlaşmaya razı etmektir. Daha sonra, insanları göstermek için o zaman Mekke’de herkesçe bilinen bazı simaların, adları zikredilmeden, ahlaki portreleri çizilmektedir. Bu sayede insanlar Hz. Muhammed’in (s.a) yüksek ve temiz karakteriyle bunlarınkini mukayese ederek karşı çıkanların karakter ve tavırlarının ne kadar çirkin olduğunu göreceklerdir.

Bundan sonra, onyedinci ayetten otuz üçüncü ayete kadar olan bölümde Allah Teâlâ’ya karşı nankörlük yaptıklarında içlerinden biri ikaz etmiş olmasına rağmen ona kulak vermediklerinden sonunda Allah Teâlâ’nın onları bu nimetten mahrum bıraktığı ve bilahare gerçeğin farkına vardıkları bahçe sahiplerinin öyküsü anlatılmaktadır. Bu misal ile Mekkelilere, tıpkı yukarıdaki bahçe sahiplerinin, salih bir kul tarafından ikaz edilmesi gibi Hz. Muhammed’in (s.a) gönderilişinin de bir ikaz ve imtihan olduğu uyarısı yapılmaktadır. “Eğer Allah’ın Rasulü’ne kulak vermezseniz bu dünyada muhtelif sıkıntı ve mahrumiyetlere müptela kılınacağınız gibi öte tarafta da şüphesiz çok daha büyük azaba müstehak olacaksanız.” denilmektedir.

Daha sonraki 34 ila 47. ayetler arasında müteakiben kafirlere hitap edilmektedir. Bazen doğrudan doğruya bunlarla muhatap olunurken, bazı yerlerde de Allah Rasulü’ne hitap edilmiş ama dolaylı olarak onlar ikaz edilmişlerdir. Özetle denilmek istenen şudur: Öbür dünyanın güzellikleri ve iyilikleri şüphesiz Allah’tan korkarak yaşayanlar içindir. Allah indinde, O’na itaat eden kulların suçlu sayılacağı apaçık mantıksızlıktır.

Kafirlerin, Allah’ın onların iddia ettikleri gibi davranacağı hayalleri tamamen saçmadır. Buna hiç bir delilleri yoktur. Bu dünyada bazı insanlardan Allah Teâlâ’nın önünde secdeye kapanmaları istendiğinde inkar etmişlerdir ama kıyamet günü farkına varıp secde etmek istediklerinde bu sefer secde edemeyecekler ve zelil olacaklardır. Kur’an’ı yalanlayanlar Allah’ın azabından kurtulamaz. Bu dünyada onlara verilen mühlet kendilerini aldatmaktadır. Bu yalanlamalarına rağmen azap olunmayacaklarını ve azap gelmediğinde de doğru yolda olduklarını zannediyorlardı. Halbuki helâke doğru sürüklendiklerinden habersizdiler. Ellerinde, Allah Rasulü’ne karşı direnmeleri için hiçbir ma’kul sebepleri yoktur. Çünkü O, hiçbir menfaat ve karşılık gözetmeyen bir habercidir. Bunda hiçbir şahsî menfaati yoktur. Ayrıca O’nun Allah’ın Rasulü olmadığını ve getirdiği şeyin ise asılsız bir yalan olduğunu da ileri sürecek bir bilgileri yoktur bunların. Bölümün sonunda Allah Rasulü’ne, Allah’ın emri kesinleşinceye kadar “İslâmî tebliğ” yolundaki zorluklara göğüs gererek sabır göstermesi, Yunus (a.s) gibi sabırsızlık ederek onun düştüğü belalara düşmemesi bildirilmektedir.

Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Ayet 1–3

3 ayet

Kalem 1

Kalem 2

Kalem 3

نٓ وَالْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَۙ ۝١ مَٓا اَنْتَ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِمَجْنُونٍۚ ۝٢ وَاِنَّ لَكَ لَاَجْرًا غَيْرَ مَمْنُونٍۚ ۝٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Nûn. velḳalemi vemâ yesṭurûn.

Okunuş

2Mâ ente biniʿmeti rabbike bimecnûn.

Okunuş

3Veinne leke leecran gayra memnûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

1Nun, kaleme ve onun yazdıklarına yemin olsun ki.

Türkçe Meal

2Sen cinlerden ilham alan biri değil, aksine Rabbinin nimetini lütfettiği birisisin.

Türkçe Meal

3Sen bu vahyi/Kuran’ı iletmen sayesinde bitmez tükenmez bir ödülü hak ediyorsun.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

1Dinle, ey insanoğlu! Bu ayetler okunuşu ve manasıyla eşsiz bir mucizedir. Senin dilinin harflerinden biri olan Nûn gibi, pek iyi tanıdığın harflerden oluşan bu mesaja kulak ver. İlâhî vahyin aydınlığını sembolize eden kaleme ve onunla gerçekleri satır satır yazanların yazdıklarına andolsun.

Açıklamalı meal

2Sen, Rabbinin peygamberlik lütfettiği birisin ve Rabbinin sana verdiği her türlü nimet sayesinde insanlığın en büyük derdiyle dertlenen son peygambersin. Bu peygamberlik nimeti sayesinde Kur’an şahittir ki sen, kâfirlerin iddia ettikleri gibi bir mecnun ya da bir şair değilsin. Hakikati inkâr edenlerin hayat nizamlarını tenkit edip onlara başkaldırdığın için, “Senin aklından zoru mu var?” Biz hiç hayat tarzımızı değiştirmene izin verir miyiz?” demelerine aldırma. Onlar, senin Rabbin tarafından bilgiyle donatıldığını bilmiyorlar. Rabbin seni aralarından seçerek elçilikle şereflendirdi. Senin onlara açıkladığın gerçekler karşısında, sadece “Cinlendi!” diyebildiler.

Açıklamalı meal

3Gerçekten, Rabbinin katında senin ve senin yolunu takip edenler için asla bitip tükenmeyecek bir ecir ve mükâfat vardır. İnsanları yaratılış sebeplerine uymaya çağırırken de Allah’tan yardım göreceksin.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

1İsrâ 9Alak 4

İlgili ayetler

2A’raf 184Sebe’ 46

İlgili ayetler

3Hûd 108Nahl 97

Ayet 4

1 ayet

Kalem 4

وَاِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظ۪يمٍ ۝٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

4Veinneke leʿalâ ḫulüḳin ʿażîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

4Hiç şüphe yok ki sen, üstün bir karakter ve muhteşem bir ahlak sahibisin.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

4Ey Resulüm, seni delilikle suçlayan inatçı kâfirler de aslında gayet iyi bilirler: Sen, onların iddia ettiği gibi elbette mecnun değilsin. Aksine, aklı başında birisin ve insanlığa örnek olacak mükemmel bir ahlaka ve üstün bir hayat tarzına sahipsin. Zira sen, Rabbinden gelen bilgiyle terbiye edilerek insanlık fıtratına en uygun insani değerlere yönlendirildin.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

4Enbiyâ 107İnşirâh 4

Ayet 5–6

2 ayet

Kalem 5

Kalem 6

فَسَتُبْصِرُ وَيُبْصِرُونَۙ ۝٥ بِاَيِّكُمُ الْمَفْتُونُ ۝٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

5Fesetübṣiru veyübṣirûn.

Okunuş

6Bieyyikümü-lmeftûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

5Yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.

Türkçe Meal

6Kimmiş akılsız ve dengesiz olan.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

5Öyleyse, sabırla bekle ve görevine devam et. Onların bilgisizce söyledikleri yalanlar için üzülme. Artık yakında sen de göreceksin. Seni küçümseyen ve davet ettiğimiz hayat tarzına karşı çıkanlar da yakında kimde delilik olduğunu, kimin aklının bozuk olduğunu ve sonlarının ne olacağını görecekler.

Açıklamalı meal

6Yakında sen de bileceksin; sana bu yakıştırmaları yapan, Allah’a şirk koşan ve Kur’an’da bildirilenleri inkâr edenler de bilecekler. Hanginizin cinlerin etkisinde kalmış şaşkın bir mecnun olduğunu, kimin aklını yitirmiş olduğunu göreceksiniz. Şeytanın etkisine giren ve aklından zoru olan sapık kimmiş? Dürüstlük ve erdemlilik timsali olan müminler mi, yoksa günaha batmış olan kâfirler mi?

İlgili ayetler

İlgili ayetler

5Hûd 39Furkan 42

Ayet 7

1 ayet

Kalem 7

اِنَّ رَبَّكَ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنْ ضَلَّ عَنْ سَب۪يلِه۪ۖ وَهُوَ اَعْلَمُ بِالْمُهْتَد۪ينَ ۝٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

7İnne rabbeke hüve aʿlemü bimen ḍalle ʿan sebîlih. vehüve aʿlemü bilmühtedîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

7Zira senin Rabbin, kimin kendi yolundan saptığını ve kimin de kendi yolundan gittiğini en iyi O bilir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

7Elbette, kimin deli, kimin doğru yolda olduğuna dair onların sözlerinin hiçbir anlamı yok!” Çünkü Rabbin, kimin aklını kullanmayıp helâkı tercih ettiğini ve doğru yoldan saptığını en iyi bilendir. Kimin hidayete erdiğini, kimlerin doğru yolda olduğunu da en iyi bilen O’dur. Gizli ve açık her şeyi bilen Allah, senin doğru yolda olduğuna, buna karşılık o müşriklerin tevhitten saptıklarına şahittir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

7En’am 117Kasas 85

Ayet 8

1 ayet

Kalem 8

فَلَا تُطِعِ الْمُكَذِّب۪ينَ ۝٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

8Felâ tüṭiʿi-lmükeẕẕibîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

8Yalanlayanlara sakın boyun eğme!

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

8Ey Peygamber! O hâlde sen, insanlara tevhit mesajını tebliğ et ve onları Allah merkezli bir hayat yaşamaya davet et. Gerek sözleriyle gerekse davranışlarıyla, Hakk’ı yalan sayanlara ve tebliğ ettiğin Kur’an’ı yalanlayanlara, boyun eğme. Onların güçlerinin, sayılarının ve servetlerinin çok olmasından etkilenerek itaat etme. Sakın onları umursama ve kendine dert etme. Bütün insanlara karşı yumuşak ve merhametli davran, fakat hoşgörü adına Kur’an’ın ortaya koyduğu gerçekleri de örtbas etme! Daveti kabul etmeyenlere de hakikati haykırmaktan bir an geri durma.

İlgili ayetler

Ayet 9

1 ayet

Kalem 9

وَدُّوا لَوْ تُدْهِنُ فَيُدْهِنُونَ ۝٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

9Veddû lev tüdhinü feyüdhinûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

9Onlar isterler ki sen bu davadan vazgeçip müsamaha gösteresin. Böylece onlar da muhalefetten vazgeçip sana müsamaha gösterip güler yüz göstersinler.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

9Çünkü onlar, her şeyi güç ve parayla halletmeye alışıktırlar. Bu nedenle, senin şirk nizamlarına laf etmeyen biri olmanı ve Allah adına yaptığın davetin hiç olmazsa bir kısmından taviz vermeni beklerler. Kendilerine yumuşak davranmanı, hoşlarına gidecek şeyler söylemeni ve tevhit davasından vazgeçmeni isterler. Böyle olsaydın, sen onlara iyi davranırdın, onlar da sana iyi davranırlardı; böylece belli bir noktada uzlaşırdınız. Sen onların arzularına uysaydın, senin için “İyi adamdır, hoş adamdır, güzel konuşuyor” diyeceklerdi. Onlar, yalnızca makamlarını, mevkilerini ve çıkarlarını savunmanı isterler. Oysa onların sapkınlıklarına uyarak Allah’ın dininden taviz verirsen, sonunda onlar da seninle uzlaşmış görünecek, seni de kendilerine benzeteceklerdir.

İlgili ayetler

Ayet 10–16

7 ayet

Kalem 10

Kalem 11

Kalem 12

Kalem 13

Kalem 14

Kalem 15

Kalem 16

وَلَا تُطِعْ كُلَّ حَلَّافٍ مَه۪ينٍۙ ۝١٠ هَمَّازٍ مَشَّٓاءٍ بِنَم۪يمٍۙ ۝١١ مَنَّاعٍ لِلْخَيْرِ مُعْتَدٍ اَث۪يمٍۙ ۝١٢ عُتُلٍّ بَعْدَ ذٰلِكَ زَن۪يمٍۙ ۝١٣ اَنْ كَانَ ذَا مَالٍ وَبَن۪ينَۜ ۝١٤ اِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِ اٰيَاتُنَا قَالَ اَسَاط۪يرُ الْاَوَّل۪ينَ ۝١٥ سَنَسِمُهُ عَلَى الْخُرْطُومِ ۝١٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

10Velâ tüṭiʿ külle ḥallâfim mehîn.

Okunuş

11Hemmâzim meşşâim binemîm.

Okunuş

12Mennâʿil lilḫayri müʿtedin eŝîm.

Okunuş

13Utüllim baʿde ẕâlike zenîm.

Okunuş

14En kâne ẕâ mâliv vebenîn.

Okunuş

15İẕâ tütlâ ʿaleyhi âyâtünâ ḳâle esâṭîru-lʾevvelîn.

Okunuş

16Senesimühû ʿale-lḫurṭûm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

10Sen şu adamlara sakın boyun eğme! Durmadan yemin eden aşağılık kimselere.

Türkçe Meal

11Sürekli onun bunun ayıbını arayan, söz taşıyıp kovuculuk yapanlara.

Türkçe Meal

12İyiliğe engel olan, hak hukuk tanımayan, işi gücü günah işlemek olan zorbaya.

Türkçe Meal

13Son derece kaba, üstüne üstlük şımarık olana.

Türkçe Meal

14Neymiş! Mal mülk ve evlat sahibiymiş!

Türkçe Meal

15Ona ayetlerimiz okununca; “Bunlar eskilerin masalları” der.

Türkçe Meal

16Yakında biz onun burnunu sürtüp zelil ve rezil edeceğiz.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

10Ey Peygamber! Sen, güzel ahlakın en iyi örneğisin. Bir toplumu kötüden iyiye dönüştürmek için gönderildin. Sakın kâfirlerin ‘dinde pazarlık’ tekliflerine aldanma ve onlara uyma. Şu özellikleri taşıyan kişilerin hiçbirine de itaat etme: İnsanları yanıltmak adına, haklıyla haksızı, doğruyla yanlışı, ayırt etmeden sürekli yemin eden alçak ve aşağılık tiplere yüz verme.

Açıklamalı meal

11Kendisi gibi düşünmeyen insanlarda sürekli kusur arayan, onları kınayıp kötüleyen, laf getirip götüren kişilere itibar etme. İnsanların şerefiyle oynayan ve dedikodu yapan kimselere de itibar etme.

Açıklamalı meal

12Her türlü iyiliğe ve hayra engel olan saldırganlara ve günah işlemekte bilerek ısrar edenlere de uyma.

Açıklamalı meal

13Her türlü kötülüğün simgesi hâline gelmiş, kaba, saygısız ve üstüne üstlük kötülüğü ile ün salmış olan şımarık soysuzlara da kulak asma.

Açıklamalı meal

14Bunların bir kısmı da mallarının ve çocuklarının çokluğuyla övünen ve kendilerini kudretli gören zalimlerdir. Üstelik, servet ve çocuk sahibi olmakla böbürlenip azgınlaşan, kendini güçlü gören kişilere de sakın yakınlık gösterme. İşte bu tip insan, ekonomik ve sosyal imkânı nedeniyle küstahça bir kibre kapılır. Rabbin tarafından verilenleri kendisinin kazandığına inanıp şımarır.

Açıklamalı meal

15Onlara ayetlerimiz okunduğu zaman, alaycı bir ifadeyle: “Bunlar bizi değil, geçmiş nesilleri anlatıyor. Bunlar eskilerin uydurma masallarıdır. Kur’anın hükümleri, günümüzde gereksiz ve geçersiz olan çağ dışı kurallardır” derler. Hâlbuki ayetler, onların azgınlığı ve şımarıklığı bırakıp doğru yola girmelerini öğütler.

Açıklamalı meal

16Sabret. Yakında onları cehennemlik damgasıyla damgalayacağız. Bu küstah, zorba ve kibirli kişilerin gururlarının simgesi olan burunlarını dağlayıp kibirlerini kıracağız. Onları, yakalarını kurtaramayacakları bir zillete düşüreceğiz. Hesap günü, burunlarındaki işaretten bunların şımarık, nankör ve azgın kimseler oldukları açıkça belli olacaktır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

13Mâide 49En’am 56

İlgili ayetler

14Enfal 36Fetih 11

İlgili ayetler

15Nahl 24Ahkaf 17

İlgili ayetler

16Zuhruf 74Zuhruf 80

Ayet 17–25

9 ayet

Kalem 17

Kalem 18

Kalem 19

Kalem 20

Kalem 21

Kalem 22

Kalem 23

Kalem 24

Kalem 25

اِنَّا بَلَوْنَاهُمْ كَمَا بَلَوْنَٓا اَصْحَابَ الْجَنَّةِۚ اِذْ اَقْسَمُوا لَيَصْرِمُنَّهَا مُصْبِح۪ينَۙ ۝١٧ وَلَا يَسْتَثْنُونَ ۝١٨ فَطَافَ عَلَيْهَا طَٓائِفٌ مِنْ رَبِّكَ وَهُمْ نَٓائِمُونَ ۝١٩ فَاَصْبَحَتْ كَالصَّر۪يمِ ۝٢٠ فَتَنَادَوْا مُصْبِح۪ينَۙ ۝٢١ اَنِ اغْدُوا عَلٰى حَرْثِكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَارِم۪ينَ ۝٢٢ فَانْطَلَقُوا وَهُمْ يَتَخَافَتُونَۙ ۝٢٣ اَنْ لَا يَدْخُلَنَّهَا الْيَوْمَ عَلَيْكُمْ مِسْك۪ينٌ ۝٢٤ وَغَدَوْا عَلٰى حَرْدٍ قَادِر۪ينَ ۝٢٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

17İnnâ belevnâhüm kemâ belevnâ aṣḥâbe-lcenneh. iẕ aḳsemû leyaṣrimünnehâ muṣbiḥîn.

Okunuş

18Velâ yesteŝnûn.

Okunuş

19Feṭâfe ʿaleyhâ ṭâifüm mir rabbike vehüm nâimûn.

Okunuş

20Feaṣbeḥat keṣṣarîm.

Okunuş

21Fetenâdev muṣbiḥîn.

Okunuş

22Eni-gdû ʿalâ ḥarŝiküm in küntüm ṣârimîn.

Okunuş

23Fenṭaleḳû vehüm yeteḫâfetûn.

Okunuş

24El lâ yedḫulennehe-lyevme ʿaleyküm miskîn.

Okunuş

25Vegadev ʿalâ ḥardin ḳâdirîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

17Biz onları tıpkı bahçe sahiplerini sınadığımız gibi sınamaktayız. O bahçe sahipleri sabahın ilk ışıklarıyla birlikte ürünlerini devşireceklerine dair and içiyorlardı.

Türkçe Meal

18Fakat Allah’ı hiç hesaba katmıyorlardı.

Türkçe Meal

19Onlar daha uykudayken Rabbinden gelen bir felaket bahçeyi sarıverdi.

Türkçe Meal

20Ve bahçe kapkara bir harabeye döndü.

Türkçe Meal

21Sabahleyin erkenden birbirlerine seslendiler:

Türkçe Meal

22– Ürününüzü vakitlice toplamak istiyorsanız haydi bahçeye!

Türkçe Meal

23Sonra yola koyuldular ve aralarında şöyle fısıldaşıyorlardı:

Türkçe Meal

24– Sakın ha! Bugün bahçeye bir yoksul gelip de karşımıza çıkmasın.

Türkçe Meal

25Evet yoksulların hakkını vermeme azim ve kararlığıyla erkenden yola koyuldular.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

17Elçimizin peygamberliğini inkâr eden ve sahip oldukları mallarla övünüp onu küçümseyen Mekke müşrikleri unutmasınlar ki o serveti kendilerine bahşeden Allah’tır. O, bu serveti onlara bir imtihan aracı olarak bahşetmiştir. Yapmaları gereken, kibirlenmek değil; bu nimetleri veren Allah’a şükretmek, tevhide uygun yaşamak, yalnızca O’na kulluk etmek ve elçimize iman etmektir. Şimdi onlara ibretlik bir ders olmak üzere, geçmişte kendileri gibi ilahi nimetlere nankörlük eden bahçe sahiplerinin sonunun nasıl olduğunu anlatacağız! Vaktiyle hayırsever ve tevhit ehli babalarından miras kalan büyük ve verimli bir bahçeye sahip birkaç kardeş vardı. Babaları gibi bu ilahi nimetin şükrünü eda etmek, yoksulları düşünüp onlara yardımcı olmak yerine, Allah’a karşı nankörlük etmiş ve babalarının yaptığı yardımları kesmişlerdi. Bahçe sahiplerini, kendilerine verdiğimiz nimetlere rağmen bizi hesaba katmadıkları için çetin bir imtihandan geçirmiştik. Hani o bahçe sahipleri, babaları hayattayken mallarındaki yoksul hakkını veriyorlardı. Fakat babaları vefat ettiğinde, çeşitli bahanelerle mallarını yoksullara vermez olmuşlardı. İşte bu adamın bencilleşen oğulları, kendilerinden emin bir şekilde ve böbürlene böbürlene, sabah olunca mahsulleri fukaraya göstermeden toplayacaklarına yemin etmişlerdi. Oysa bu tamamen kendi ellerinde olan bir şey değildi. Gerek o bağın gerekse kendilerinin sabaha kadar yaşayıp yaşamayacaklarını dahi bilemezlerdi. Ama dünyaya düşkünlükleri, onları böyle bir gaflete sürüklemişti.

Açıklamalı meal

18İçlerinden aklıselim sahibi olan kardeşlerinin, ‘Malımızdaki yoksulların hakkını ayıralım” şeklindeki uyarılarını dikkate bile almadılar. Üstelik yeminlerinde Allah’ın iznini ve iradesini hesaba katmıyorlardı. Yani “İnşallah yarın yaparız” ya da “Allah izin verirse bu işi de başarırız” demeye bile gerek duymuyorlardı. Her şeyin gerçek sahibinin Allah olduğunu akıllarına bile getirmemişlerdi.

Açıklamalı meal

19Fakat onlar gece uykudayken, hiç de hesapta olmayan bir şey oldu. Rabbin tarafından gönderilen bir afet, sahibi olduklarını sandıkları bahçeyi sarıp kuşatıverdi. Bahçenin bulunduğu vadiden bir ateş çıkıp o bağ ve bahçeyi kökünden yakarak kavurup bitirivermişti. Sabaha kadar bahçeleri harabeye döndü ve ürünleri yok oldu.

Açıklamalı meal

20Onlar henüz uykudayken, meyve dolu bahçeleri kuruyup kapkara kesildi ve simsiyah küle döndü.

Açıklamalı meal

21Sabah uyandıklarında gece olup bitenlerden habersizdiler ve neşeli bir şekilde birbirlerine şöyle seslendiler:

Açıklamalı meal

22“Ürünümüzü hasat etmek için acele edip erkenden bahçemize gitmeliyiz.”

Açıklamalı meal

23Ardından, yoksul ve muhtaç kimselere görünmeden hazırlık yapıp bahçelerine doğru aceleyle yola çıktılar. Kimseye bir şey vermeme konusunda kararlı bir şekilde birbirlerine gizlice şöyle fısıldaşıyorlardı:

Açıklamalı meal

24“Sakın ha! Bugün dilenmek için hiçbir fakir gelip karşımıza çıkmasın. Erkenden ürünümüzü toplayalım” diye konuşuyorlardı. Ürünlerinin az bir kısmına dahi kimse ortak olmasın diye düşünmüşlerdi. Oysa ağır işlerde o yoksulları çalıştırıyorlardı. O bağ ve bahçenin ürünlerine de yine bu insanlar sayesinde kavuşacaklardı. Düşünmeleri gerekirdi ki o bahçe ve ürünleri, kendilerinden önce onu onlara veren ve onlar uykudayken bahçelerini gözetleyen Allah’ındı. Onda hem Allah’ın hakkı hem de Allah’ın yoksul kullarının nice hakları vardı. Fakat, Allah için o yoksulların ihtiyaçlarını gidermeleri gerekirken, nankörlüğe yönelmişlerdi.

Açıklamalı meal

25Yoksullara yardım etmeye güçleri yettiği hâlde, onları yardımdan mahrum bırakmak istiyorlardı. Yoksullara bir şey vermemeye kararlı bir şekilde ve sanki istedikleri her amaca ulaşmaya güçleri yetebilirmiş gibi erkenden yola koyuldular. Çünkü meyvelerini toplayacaklarından oldukça emindiler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

17Kehf 23Kehf 24

İlgili ayetler

19Ankebut 40

İlgili ayetler

20Rum 51

İlgili ayetler

21Sebe’ 15Sebe’ 17

İlgili ayetler

22Bakara 267

İlgili ayetler

23Fecr 15Fecr 19

İlgili ayetler

24Yâsîn 47

İlgili ayetler

25Zâriyât 19

Ayet 26–28

3 ayet

Kalem 26

Kalem 27

Kalem 28

فَلَمَّا رَاَوْهَا قَالُٓوا اِنَّا لَضَٓالُّونَۙ ۝٢٦ بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ ۝٢٧ قَالَ اَوْسَطُهُمْ اَلَمْ اَقُلْ لَكُمْ لَوْلَا تُسَبِّحُونَ ۝٢٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

26Felemmâ raevhâ ḳâlû innâ leḍâllûn.

Okunuş

27Bel naḥnü maḥrûmûn.

Okunuş

28Ḳâle evseṭuhüm elem eḳul leküm levlâ tüsebbiḥûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

26Nihayetinde bahçeyi gördüklerinde şaşkınlık içinde: -Biz herhalde yanlış bir yere geldik, dediler.

Türkçe Meal

27– Hayır hayır! Her şeyimiz gitmiş biz mahvolmuşuz!

Türkçe Meal

28İçlerinden aklı başında olan: -Ben size Allah’ı hesaba katmanız ve fakir fukaranın hakkını vermeniz gerektiğini söylememiş miydim? Dedi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

26Ama bahçeyi kupkuru, yanmış ve yıkılmış bir hâlde görünce gözlerine inanamadılar ve donup kaldılar. Bahçelerini tanıyamamışlardı. “Hayır, olamaz! Mahvolduk! Galiba biz gideceğimiz yolu şaşırdık ve yanlış yere geldik. Bizim bahçe burası değil!” dediler.

Açıklamalı meal

27Fakat yanlış yere gelmediklerini, geldikleri yerin kendi bahçeleri olduğunu ve bunun Allah’ın bir imtihanı olduğunu anladıklarında şöyle dediler: “Hayır, yanlış gelmedik! Yoksulları mahrum bırakalım derken, aslında biz felakete uğramışız. İşlediğimiz suç yüzünden bahçemizin ürünlerini, gelirini ve bütün servetimizi kaybettik. Çünkü fakirlere bir şey vermemeyi kararlaştırdık ve hiçbir işimiz için ‘inşallah’ demedik. O yoksullar değil, asıl biz birdenbire fakirleştik” diye pişman ve perişan bir vaziyette çöküvermişlerdi.

Açıklamalı meal

28İçlerinde, onlardan daha doğru düşünebilen, ılımlı ve aklı başında olan biri, onların bu hâlini görerek dedi ki: “Ben size, ‘Kendinize çok güvenmeyin, bu kötü planlarınızdan vazgeçin, Allah’ı aklınızdan çıkarmayın ve fakir fukaranın hakkını da gözetin’ dememiş miydim? Allah’ı anıp şanını yüceltmeniz, bunca nimete karşı Allah’ın ve yoksul kulların hakkını vermeniz gerekmez miydi diye sizi daha önce de defalarca uyarmıştım

İlgili ayetler

İlgili ayetler

26Hadîd 20

İlgili ayetler

28Bakara 177Nisâ 36

Ayet 29–33

5 ayet

Kalem 29

Kalem 30

Kalem 31

Kalem 32

Kalem 33

قَالُوا سُبْحَانَ رَبِّنَٓا اِنَّا كُنَّا ظَالِم۪ينَ ۝٢٩ فَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ يَتَلَاوَمُونَ ۝٣٠ قَالُوا يَا وَيْلَنَٓا اِنَّا كُنَّا طَاغ۪ينَ ۝٣١ عَسٰى رَبُّنَٓا اَنْ يُبْدِلَنَا خَيْرًا مِنْهَٓا اِنَّٓا اِلٰى رَبِّنَا رَاغِبُونَ ۝٣٢ كَذٰلِكَ الْعَذَابُۜ وَلَعَذَابُ الْاٰخِرَةِ اَكْبَرُۢ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ۟ ۝٣٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

29Ḳâlû sübḥâne rabbinâ innâ künnâ żâlimîn.

Okunuş

30Feaḳbele baʿḍuhüm ʿalâ baʿḍiy yetelâvemûn.

Okunuş

31Ḳâlû yâ veylenâ innâ künnâ ṭâgîn.

Okunuş

32Asâ rabbünâ ey yübdilenâ ḫayram minhâ innâ ilâ rabbinâ râgibûn.

Okunuş

33Keẕâlike-lʿaẕâb. veleʿaẕâbü-lʾâḫirati ekber. lev kânû yaʿlemûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

29Hemen akılları başlarına geldi ve: -Rabbimiz sen yüceler yücesisin biz fakir fukaranın hakkını vermemekle gerçekten kendimize yazık ettik, dediler.

Türkçe Meal

30Sonra döndüler birbirlerini suçlamaya.

Türkçe Meal

31– Yazıklar olsun bize, biz gerçekten mal mülk hırsıyla azmıştık.

Türkçe Meal

32Ümit ederiz ki Rabbimiz bize bu bahçeden daha güzel nimet ve rızıklar verir çünkü biz artık tövbe edip Rabbimize yöneliyoruz.

Türkçe Meal

33Evet dünyadaki azap işte böyledir. Ahiretteki azap ise çok daha büyüktür. Keşke bunu bilmiş olsalardı.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

29Bunun üzerine bahçe sahipleri hatalarını anlayıp akıllarını başlarına toplayarak dediler ki: “Rabbimiz! Her şeyin gerçek sahibi Sensin. Bundan sonra her işimizde ‘inşallah’ diyecek, seni her türlü noksan sıfattan tenzih edip tesbih ederek yücelteceğiz. Doğrusu biz gerçeklere karşı körlük içindeymişiz. Nimeti verenin ve bütün mülkün gerçek sahibinin sen olduğunu unutarak, fakirlerin hakkını vermedik ve cimrilik gösterdik. Gerçekten, yaratılış gayemize aykırı hareket ediyormuşuz. Doğrusu biz fakir fukaranın hakkını gözetmemekle, kendi kendimize yazık etmişiz.” diyerek dizlerini dövmeye başlamışlardı.

Açıklamalı meal

30Bu pişmanlığın ardından birbirlerini suçlamaya başladılar. Suçlarını itiraf edip acizliklerini ifade ederek kendi kendilerini kınayıp pişmanlık duydular ve çareyi Rablerine yönelmekte buldular. Ama iş işten geçmişti.

Açıklamalı meal

31Nihayet şöyle dediler: “Yazıklar olsun bize! Meğer biz mal hırsıyla çok şımarıp kibirlenmişiz. Allah yokmuş gibi küstahça davranıp haddimizi aşmışız. Fakat suçumuzu kabullendik ve tövbekâr olduk.”

Açıklamalı meal

32Sonra da dönüp birbirlerine, “Aklımızı başımıza alıp pişmanlık duyarsak ve rızasına uygun yaşamaya gayret edersek, belki Rabbimiz bize acır ve merhamet eder. Küle dönen bahçemizin yerine bize daha iyisini verir. Biz dersimizi aldık ve tek ilah olarak Allah’a iman etmemiz gerektiğini böylece öğrenmiş olduk. Çünkü biz, umudumuzu artık bağa, bahçeye değil, yalnızca Rabbimize bağlarız” dediler. Ama artık iş işten geçmişti. İşte, ilahi nimetlere nankörlük eden ve yoksulları küçümseyenlerin cezası bu olmuştur. Böylelerinin ahirette alacakları ceza daha da büyük olacaktır.

Açıklamalı meal

33İşte biz azıp şımaranlara böyle azap ederiz. Doğru yoldan sapmış zalim insanları bu dünyada denemek için gönderdiğimiz ceza ve günahkârları bekleyen azap işte böyledir. Bazen bağın ya da bahçenin yanmasıyla, bazen de canın veya sevilen birinin kaybedilmesiyle gelir. Bu, dünya hayatında Allah’ı hesaba katmayanların cezasıdır. Fakat iyi bilin ki günahkârların uğrayacağı gerçek ahiret azabı geçici değildir, sonsuza dek sürer ve elbette çok daha şiddetlidir. Keşke bu gerçeği bilselerdi, ateşten uzak durdukları gibi günahlardan da uzak dururlardı.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

30Hûd 7

İlgili ayetler

31Fecr 15Fecr 19

İlgili ayetler

32Tâhâ 82Sâd 43

Ayet 34

1 ayet

Kalem 34

اِنَّ لِلْمُتَّق۪ينَ عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتِ النَّع۪يمِ ۝٣٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

34İnne lilmütteḳîne ʿinde rabbihim cennâti-nneʿîm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

34Allah’a karşı gelmekten sakınan muttakilere gelince onları Rabbleri katında nimetlerle dolu cennetler beklemektedir.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

34Buna karşılık, Allah’a gönülden saygı besleyip O’na karşı gelmekten sakınan takva sahiplerine gelince.. Yolunu Allah’ın kitabıyla bulup Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayan müminlere, ödül olarak mutluluk bahçeleri vardır. Bir başka deyişle, Allah’ın razı olmadığı her şeyden sakınanları, Rableri katında dünyanın bütün bağ ve bahçelerinden daha güzel olan ve tükenmez nimetlerle donatılmış cennetler beklemektedir. Asıl kalıcı yurt, Rableri katındaki o mutluluk bahçeleridir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

34Nisâ 124Nahl 97

Ayet 35

1 ayet

Kalem 35

اَفَنَجْعَلُ الْمُسْلِم۪ينَ كَالْمُجْرِم۪ينَۜ ۝٣٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

35Efenecʿalü-lmüslimîne kelmücrimîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

35Biz Allah’a yürekten teslim olan Müslümanlarla günahkârları bir tutar mıyız hiç?

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

35Ey müşrikler! Demek siz kendinizi doğru yolda, elçimiz Muhammed’i de yanlış yolda görüyor ve kendinizi Allah katında kazançlı sayıyorsunuz. Doğrusu, bu çok yanlış bir düşüncedir. Biz malın, mülkün gerçek sahibinin Allah olduğunu bilen ve malını O’nun rızası doğrultusunda kullananlarla ve Allah’ın iradesine yürekten teslim olan Müslümanlarla, “Hayat benimdir, dilediğim gibi yaşarım” diyen suçlu ve günahkârları bir tutar mıyız? Asla! Rabbine teslim olup Allah’ın hükümlerine yürekten boyun eğen itaatkârlarla, O’na sırtını dönüp kibirlenen, kâfir ve isyankâr sahtekârlar elbette bir olmaz.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

35Sâd 28Câsiye 21

Ayet 36–43

8 ayet

Kalem 36

Kalem 37

Kalem 38

Kalem 39

Kalem 40

Kalem 41

Kalem 42

Kalem 43

مَا لَكُمْ۠ كَيْفَ تَحْكُمُونَۚ ۝٣٦ اَمْ لَكُمْ كِتَابٌ ف۪يهِ تَدْرُسُونَۙ ۝٣٧ اِنَّ لَكُمْ ف۪يهِ لَمَا تَخَيَّرُونَۚ ۝٣٨ اَمْ لَكُمْ اَيْمَانٌ عَلَيْنَا بَالِغَةٌ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِۙ اِنَّ لَكُمْ لَمَا تَحْكُمُونَۚ ۝٣٩ سَلْهُمْ اَيُّهُمْ بِذٰلِكَ زَع۪يمٌۚۛ ۝٤٠ اَمْ لَهُمْ شُرَكَٓاءُۚۛ فَلْيَاْتُوا بِشُرَكَٓائِهِمْ اِنْ كَانُوا صَادِق۪ينَ ۝٤١ يَوْمَ يُكْشَفُ عَنْ سَاقٍ وَيُدْعَوْنَ اِلَى السُّجُودِ فَلَا يَسْتَط۪يعُونَۙ ۝٤٢ خَاشِعَةً اَبْصَارُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌۜ وَقَدْ كَانُوا يُدْعَوْنَ اِلَى السُّجُودِ وَهُمْ سَالِمُونَ ۝٤٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

36Mâ leküm. keyfe taḥkümûn.

Okunuş

37Em leküm kitâbün fîhi tedrusûn.

Okunuş

38İnne leküm fîhi lemâ teḫayyerûn.

Okunuş

39Em leküm eymânün ʿaleynâ bâligatün ilâ yevmi-lḳiyâmeti inne leküm lemâ taḥkümûn.

Okunuş

40Selhüm eyyühüm biẕâlike zaʿîm.

Okunuş

41Em lehüm şürakâʾ. felyeʾtû bişürakâihim in kânû ṣâdiḳîn.

Okunuş

42Yevme yükşefü ʿan sâḳiv veyüdʿavne ile-ssücûdi felâ yesteṭîʿûn.

Okunuş

43Ḫâşiʿaten ebṣâruhüm terheḳuhüm ẕilleh. veḳad kânû yüdʿavne ile-ssücûdi vehüm sâlimûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

36Ne oluyor size? Nasıl böyle hüküm veriyorsunuz?

Türkçe Meal

37Yoksa size indirilmiş ilahi bir kitabınız var da oradan mı okuyup öğreniyorsunuz?

Türkçe Meal

38Yani orada siz neyi isterseniz o size verilecek diye bir hüküm mü var?

Türkçe Meal

39Yoksa kıyamete kadar siz neye karar verirseniz o sizin olacak diye bizi bağlayan bir yemin, bir güvence mi var?

Türkçe Meal

40Sor onlara böyle bir yeminin varlığına içlerinden hangisi kefil olabilir?

Türkçe Meal

41Yoksa bütün bunları Allah’a zorla yaptırtacak bir takım şirk koştukları ortakları mı var? Eğer iddialarında samimi iseler haydi ortaklarını getirsinler de görelim.

Türkçe Meal

42İşlerin sarpa sarıp paçaların tutuştuğu o günde onlar secdeye davet edilecek ama secde etmeye mecalleri olmayacak.

Türkçe Meal

43O gün onların gözlerini korku bürüyecek ve her taraflarını zillet kaplayacak Oysa onlar, dünyada iken secdeye davet edilmişlerdi de secde etmeye yanaşmamışlardı.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

36Ey gafil insanlar! Gerçekler böyle iken, sizin bu konuda ne gibi bir dayanağınız ve kanıtınız var ki, müminlerden üstün olduğunuzu ileri sürüyorsunuz? “Öldükten sonra dirilme yoktur, ölünce Müslüman olanla olmayanın sonu aynı olacak” derken ne oluyor size? Aklınızı başınıza toplayın! Bu nasıl bir yanılgıdır? Gerçekler karşısında nasıl olur da böyle yalan yanlış bir şey iddia edebilirsiniz? Allah’ın size emanet ettiklerinin gerçek sahibiymişsiniz gibi, nasıl bir mantıkla muhakeme yürütüyor, ne kadar ahmakça hüküm veriyorsunuz?

Açıklamalı meal

37Yoksa Allah’ın yarattıklarından her istediğinize sahip olacağınızı bildiren ve içinde kimsenin bilmeyeceği sırlar olan ilâhî bir kitabınız mı var? Acaba Kur’an’a alternatif olarak okuyup ders aldığınız gökten inmiş kutsal bir kitap var da yalan yanlış verdiğiniz bu hükümleri oradan mı okuyorsunuz?

Açıklamalı meal

38Yoksa okuduğunuz hükümlerden çıkarınıza uygun olanları mı seçiyorsunuz? İçinde, “Bu âlemde her arzunuzu gerçekleştirme hakkı size verilmiştir, keyfinize göre size her istediğiniz verilecek” diye bir ayet mi yazıyor? Hayır! Elinizde olan her şey bizimdir ve sizde emanet olarak duruyor. Canınız nasıl isterse öyle kullanamazsınız. Unutmayın ki çıkarlarınıza göre verilen hükümlerin Allah’ın yanında hiçbir değeri yoktur.

Açıklamalı meal

39Bu keyfiliğin sebebi ne? Yoksa o kitapta “vereceğiniz her hüküm sizin meşru hakkınızdır, siz her türlü kararı almaya yetkilisiniz” mi yazıyor? “Canınızın istediği şekilde ve kendi menfaatinize göre hükmedebilirsiniz” diye size yeminle verilmiş, kıyâmete kadar geçerli bir söz mü aldınız bizden? Onun için mi istediğiniz gibi hüküm veriyorsunuz?

Açıklamalı meal

40Eğer böyle bir “söz var” diyorlarsa, bu iddia dünyanın en büyük yalanıdır. Ey Peygamber! Şimdi onlara bu kanaatlerinin sebebini sor bakalım. Müşriklerin hangisi bunu üstlenip savunacakmış? Böyle bir sözümüzün olduğuna içlerinde kim kefil olabilirmiş? Bu davranışlarının kendilerine zarar vermeyeceğini içlerinden kim garanti edebilirmiş?

Açıklamalı meal

41Yoksa Allah’ın yanında onları koruyacak birileri mi var? Yoksa Allah’la ortak yetki ve otoriteye sahip ilâhları mı var? Veya onlara diledikleri zaman vahiy gönderen ve yalanlarını destekleyip doğrulayacak yardımcıları mı var? Şu hâlde eğer doğru söylüyorlarsa, kendilerini destekleyen ortaklarını ve dostlarını göstersinler. Bu yetkilere sahip olduklarını düşündükleri kitaplardan delillerini getirsinler bakalım! Haklı çıkabilecekler mi? Hayır! İddialarını asla ispatlayamazlar, çünkü yalan söylüyorlar. Hesap Gününde bunun cezasını en ağır biçimde ödeyecekler. Bunlar, Allah’la arasına aracılar koyan ve o aracıların Allah katında kendilerini kayıracağına inanan kimselerdir.

Açıklamalı meal

42Onlara hatırlat! Yalanlarının açığa çıkıp kaçmak isteyecekleri kıyâmet günü mutlaka gelecektir. Gün gelir, amel defterleri açılır. İnkâr edenler için işler güçleşip paçalar tutuşur ve herkesin dizlerinin bağı çözülür. O gün, gizli olan bütün gerçekler ortaya döküleceği, hesap ve cezanın da bütün dehşetiyle hüküm süreceği bir gündür. İnkârcılar, kendilerini korumaktan aciz kalacakları hesap gününde, Allah’ın huzurunda secdeye kapanmaya çağrılacaklar. Ama istedikleri hâlde secde etmeye güçleri yetmeyecek. O gün, iddia ettikleri bu ortaklar gelip kendilerine yardım etsin de görelim. Onlara, “Üstün ve yüce olan kimmiş?” diye sorulacak. Onlar da “Ey Rabbimiz! Üstün ve yüce olan sensin!” diyemeyecekler. Dünyada kimi üstün gördüler, kimi yücelttilerse onu söyleyecekler. Dünyada dillerinin gerçeğe dönmediği gibi, âhirette de dilleri gerçeğe dönmeyecek.

Açıklamalı meal

43İşte o gün, utanç ve pişmanlıktan dolayı yere doğru bakacaklar. Onların gözlerini dehşetli bir korku bürüyecek ve aşağılanmayı iliklerine kadar hissedecekler. Oysa dünyada rahatları yerindeyken, onlara birçok fırsat sunulmuş, elçilerimiz tarafından defalarca Allah’a secdeye ve imana davet edilmişlerdi. Ama bu daveti inatla reddetmişlerdi. Hatırlasınlar! Onlardan, Allah’ı yüceltmeleri ve Allah’ın yasalarına göre yaşamaları istenmişti. Ama onlar isyan ettiler. “Biz çağ dışı, akıl dışı, bilim dışı yasalara göre hareket etmeyiz!” dediler. Şeytana uyup kafalarından uydurdukları ideolojilere ve yasalara göre hayat sürdüler. Allah’tan başkalarına üstünlük, yücelik vererek onların ilkelerini ve yasalarını baş tacı ettiler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

37Bakara 11Bakara 112

İlgili ayetler

38Bakara 80Âl-i İmran 24

İlgili ayetler

39Nisâ 49Kehf 36

İlgili ayetler

40Mü’min 47Mü’min 50

İlgili ayetler

42Âdiyât 10

Ayet 44–45

2 ayet

Kalem 44

Kalem 45

فَذَرْن۪ي وَمَنْ يُكَذِّبُ بِهٰذَا الْحَد۪يثِۜ سَنَسْتَدْرِجُهُمْ مِنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَۙ ۝٤٤ وَاُمْل۪ي لَهُمْۜ اِنَّ كَيْد۪ي مَت۪ينٌ ۝٤٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

44Feẕernî vemey yükeẕẕibü bihâẕe-lḥadîŝ. senestedricühüm min ḥayŝü lâ yaʿlemûn.

Okunuş

45Veümlî lehüm. inne keydî metîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

44Bu hadis Kuran karşısında yalana sarılanları bana bırak. Onları farkına varamayacakları yerden yavaş yavaş helake sürükleyeceğiz.

Türkçe Meal

45Ben onlara şimdilik mühlet veriyorum. Unutmayın ki benim onları alt edecek planım çok sağlamdır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

44Ey Peygamber! Vahyedilen âyetlerle sınırlarını Allah’ın belirlediği bir nizam ve ahlakı yaşamaya davet edilmelerine rağmen, bundan yüz çevirip seni yalancı sayanların yaptıkları için üzülme! Her fırsatta sana tuzak kurmaya devam edip bu Kur’ân’ı ve hükümlerini yalanlayanları sen Bana bırak. O zalimlerin hakkından bizzat Ben geleceğim! Biz, ısrarla hakkı inkâr etmeleri yüzünden onları hiç beklemedikleri bir yönden ve hiç farkına varamayacakları şekilde yavaş yavaş helake sürükleyeceğiz. Onlara, iyi olacağını zannettikleri mal, mülk, evlat, makam, şöhret gibi dünyalıklar veririz. Kendilerinde herhangi bir hata ve yanılma olmadığını, elde ettiklerinin kendileri için bir lütuf olduğunu düşünerek günah işlemeye devam edecekler ve böylece onları, farkına varmalarına fırsat vermeden aşama aşama azaba yaklaştıracağız. Halbuki o kâfirlere verdiğimiz bu mühletin sonu fecidir. Bu nimetlerin kendileri için lütuf değil, imtihan ve felaket sebebi olduğunun farkına varamıyorlar ve her adımda azaba yaklaşıyorlar.

Açıklamalı meal

45Onlara akıllarını başlarına almaları ve doğruya yönelmeleri için belirlediğim süre dolana kadar mühlet veriyorum. Elbette onların kurdukları tuzaklar karşısında benim planım çok daha sağlam, cezalandırmam da çok daha şiddetlidir ve onu kimse önleyemez. Biz onlara dünyada belirli bir süre verdik. Şimdilik diledikleri gibi yaşasınlar ve Allah’a inananlara tuzak kurmaya devam etsinler. Haberleri yokki. Asıl tuzağı onlara biz kuruyoruz. Bizim ayetlerimizi inkâr ediyor olmalarına rağmen, kendilerini doğru yol üzerinde zannedip, azgınlıklarını artırdıkça artırıyor ve işledikleri suçları katlayarak çoğaltıyorlar. Fakat hiç kimsenin hesaptan kurtulması mümkün değildir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

44Câsiye 6Zümer 71

İlgili ayetler

45Nahl 61Fâtır 45

Ayet 46–47

2 ayet

Kalem 46

Kalem 47

اَمْ تَسْـَٔلُهُمْ اَجْرًا فَهُمْ مِنْ مَغْرَمٍ مُثْقَلُونَۚ ۝٤٦ اَمْ عِنْدَهُمُ الْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَ ۝٤٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

46Em tesʾelühüm ecran fehüm mim magramim müŝḳalûn.

Okunuş

47Em ʿindehümü-lgaybü fehüm yektübûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

46Yoksa sen onlardan bu tebliğ karşılığında ücret istiyorsun da bu yüzden onlar ağır bir borcun altında eziliyorlar mı?

Türkçe Meal

47Ya da onların yanında gaybı bilgileri içeren bir kitap var da bu keyfi hükümleri oradan mı veriyorlar?

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

46Ey Peygamber! Peki neden hâlâ inanmıyorlar? Yoksa sen, gerçekleri anlattığın için, bu tebliğ görevine karşılık onlardan bir ücret mi istiyorsun? Onlar da sana ödeyecekleri bu ağır borç altında mı eziliyorlar? Borç yükü altında kalacaklarından korktukları için mi senin tebliğini kabul etmiyorlar? Elbette hayır! Senin ve senin yolunda olan davetçilerin, yaptıkları tebliğ karşılığında herhangi bir ücret istemeleri mümkün değildir. Bil ki Rabbine inanıp insanlara Rabbinden gelen gerçekleri iletenlerin ücreti Rabbin tarafından verilir.

Açıklamalı meal

47Yoksa onlar iddialarının doğruluğuna dair vahiy alıyorlar da onun için mi böyle ahkâm kesiyorlar? Bu tutumlarının haklı ve doğru olduğuna dair gayb bilgisine sahipler de onun için senin yaptığın uyarıların gerçek olmadığını mı iddia ediyorlar? Buna bakarak kendi istedikleri bilgileri ve saçmaladıkları sözleri mi kayda geçiriyorlar? Bunun için mi Kur’an’ın yol göstericiliğine ihtiyaç duymuyorlar ve hükümlerimize karşı kendi hükümlerini seçiyorlar? Hâlbuki insana düşen sadece Rabbinin hükümlerine uymaktır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

47Kasas 47Kasas 50

Ayet 48–50

3 ayet

Kalem 48

Kalem 49

Kalem 50

فَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تَكُنْ كَصَاحِبِ الْحُوتِۢ اِذْ نَادٰى وَهُوَ مَكْظُومٌۜ ۝٤٨ لَوْلَٓا اَنْ تَدَارَكَهُ نِعْمَةٌ مِنْ رَبِّه۪ لَنُبِذَ بِالْعَرَٓاءِ وَهُوَ مَذْمُومٌ ۝٤٩ فَاجْتَبٰيهُ رَبُّهُ فَجَعَلَهُ مِنَ الصَّالِح۪ينَ ۝٥٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

48Faṣbir liḥukmi rabbike velâ tekün keṣâḥibi-lḥût. iẕ nâdâ vehüve mekżûm.

Okunuş

49Levlâ en tedârakehû niʿmetüm mir rabbihî lenübiẕe bilʿarâi vehüve meẕmûm.

Okunuş

50Fectebâhü rabbühû feceʿalehû mine-ṣṣâliḥîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

48Sen Rabbinin sana yüklediği görevin zorluklarına sabret ve sakın balık sahibi Yunus gibi olma! Hani o, derin bir üzüntü ile Rabbine yalvarmıştı.

Türkçe Meal

49Eğer Rabbinin rahmet ve inayeti ona yetişmeseydi ıssız ve kupkuru bir sahile atılacaktı.

Türkçe Meal

50Sonra Rabbi onu yeniden elçi olarak seçip salihlerden biri kıldı.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

48Ey Resulüm! Onların bahaneleri bitmez. Madem inkârcılar azgınlıklarından vazgeçmiyorlar, o hâlde sen de onları yaratılışlarının sebebi olan hayat nizamına davet etmeye sabırla devam et. Allah’ın kâfirlere mühlet vermesine dair olan söz gerçekleşinceye kadar kâfirlerin alay ve işkencelerine karşı, Rabbinin hükmünü sabırla bekle. Sakın karamsarlığa kapılma. Dev balığın arkadaşı olan ve görev yerini terk ederek davet vazifesini ihmal eden Yunus Peygamber gibi aceleci olma. Yılgınlık gösterip, ümidini yitirip mücadeleyi de bırakma. Hani o, “Kavmim beni dinlemiyor. Benim yüzümden onlara bela, musibet gelecek” endişesiyle ayetlerimizi açıklamakla görevli olduğu toplumu terk etmişti. Sonra bir gemiye binmiş, fakat gemi, aniden gelen büyük bir fırtına yüzünden batma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı. Bu olayın, aralarında bulunan bir günahkâr yüzünden başlarına geldiğini düşünen gemi mürettebatı, bu kişiyi bulmak için kura çekmiş ve bu kura her defasında Yunus’a çıkmıştı. Bunun üzerine Yunus denize atılmış, dev bir balık da onu yutmuştu. O da balığın karnında derin bir üzüntüyle dertli dertli yutkunmuş ve dua edip Rabbine seslenmişti.

Açıklamalı meal

49İşlediği hata o kadar büyüktü ki, eğer Rabbinin, Yunus’un tövbesini kabul etme gibi bir nimeti onun imdadına yetişmeseydi, o perişan ve çıplak durumda bir sahile atılacak ya da okyanusların altında yalnızlığa terk edilmiş olacaktı.

Açıklamalı meal

50Fakat Yunus içtenlikle tövbe ederek Rabbine döndüğü için Rabbi onu affetti, dürüst ve erdemliler arasına koyarak yine salihlerden kıldı. O hâlde, ey Müslüman! Yunus’un durumundan örnek al ve sakın öfke ve karamsarlığa kapılıp da tebliğ görevini ihmal etme! Yunus’u ve başına gelenleri iyi hatırla! İnsanlara ayetlerimizi azim ve kararlılıkla açıklamaya devam et!

İlgili ayetler

İlgili ayetler

50Yunus 98

Ayet 51

1 ayet

Kalem 51

وَاِنْ يَكَادُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَيُزْلِقُونَكَ بِاَبْصَارِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا الذِّكْرَ وَيَقُولُونَ اِنَّهُ لَمَجْنُونٌۢ ۝٥١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

51Veiy yekâdü-lleẕîne keferû leyüzliḳûneke biebṣârihim lemmâ semiʿü-ẕẕikra veyeḳûlûne innehû lemecnûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

51Gerçekleri örtbas eden kâfirler bu Kuran’ı işittiklerinde neredeyse seni gözleriyle devirecek gibi öyle bir hınçla bakıyorlar ki ve bu adam cinlerden ilham alan deli diyorlar.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

51Ey Peygamber! Bunca öğüt ve uyarıya rağmen, ayetlerimizi inkâr eden müşrik ve kâfirler, sana düşmanlık besliyorlardı. Bundan dolayı ilâhî bir öğüt olan Kur’an’ı işittikleri zaman kin ve nefret dolu bakışlarıyla sanki dünyayı senin başına yıkacak ve seni öldürüp yere devireceklerdi. Hâlâ seni itibarsızlaştırmak ve insanları senden uzaklaştırmak için, “Bu adam kesinlikle cinlerin etkisinde kalıp delirmiştir. Yoksa bunca yıllık hayat nizamımızı değiştirmeyi aklından bile geçirmez ve böyle olmayacak bir işe kalkışmaz” diyorlardı.

İlgili ayetler

Ayet 52

1 ayet

Kalem 52

وَمَا هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَم۪ينَ ۝٥٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

52Vemâ hüve illâ ẕikrul lilʿâlemîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

52Oysa bu Kuran tüm insanlar için sadece bir öğüt ve bir şeref kaynağıdır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

52Oysa önyargılardan arınmış bir gözle Kur’an’ı inceleselerdi şunu açıkça göreceklerdi. İnkâr ettikleri bu Kur’an, insanlar için düşünmeleri gereken bir ders ve uyarıdır. Aynı zamanda sadece o dönemdeki Arapları değil, tüm insanlığı kucaklayıp yaratılmalarının sebebine çağıran evrensel bir davet ve öğüttür.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

52Yunus 57Sâd 87Zuhruf 44

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Alak, sonra Müzzemmil indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla