Sûre hakkındaAdı · Nüzul zamanı · Vahyin başlangıcı · İkinci kısmın nüzul zamanı
Adı: İkinci ayetteki “alak” kelimesi sureye isim olmuştur.
Nüzul zamanı: Bu sure iki kısma ayrılır. Birinci kısım, “İkra”dan beşinci ayet olan “ma lem ya’lem”e kadardır. İkinci kısım, “Kellâ inne’l-insane le yetğa”dan surenin sonuna kadardır. Cumhur ulema, birinci kısmın Rasulullah’a gelen ilk vahiy olduğunda ittifak etmiştir. Bunun hakkında, İmam Ahmed, Buharî ve Müslim müteaddit senetlerle en sahih hadislerden sayılan bir rivayeti Hz. Aişe’den rivayet etmişlerdir. Bu rivayette Hz. Aişe, vahyin nasıl başladığını Rasulullah’ın kendisinden duymuştur. Ayrıca aynı rivayet İbn Abbas, Ebu Musa el Eş’ari ve sahabeden bir cemaatten de şu şekilde menkuldür: “Kur’an’ın ilk inen ayetleri bunlardır.” İkinci kısım, Rasulullah Harem-i Şerif’te namaz kılmaya başladığı ve Ebu Cehil’in de onu namazdan menetmek için tehdit ettiği zaman nazil olmuştur.
Vahyin başlangıcı
Muhaddislerin kendi senetleri ile İmam Zühri’den, onun Urve b. Zubeyr’den, onun da, teyzesi Hz. Aişe’den rivayet ettiği gibi vahyin başlangıcı şu şekilde nakledilmiştir: Vahiy ilk dönemlerde Rasulullah’ın sadık rüyalar (bazı rivayetlerde iyi) görmesi ile başladı. Rasulullah bu rüyaları apaçık bir gerçek olarak görmekteydi. Rasulullah daha sonra yalnızlığı sevmeye başladı.
Hıra mağarasında günlerce ibadet için kalırdı. (Hz. Aişe burada “tahanus” kelimesini kullanmıştır. İmam Zuhri bunu “taabbûd” olarak açıklamıştır. Bu, Rasulullah’ın eda ettiği bir çeşit ibadetti. Çünkü Allah (c.c.) ona henüz nasıl ibadet edeceğini öğretmemişti) Rasulullah (s.a) evden yiyecek ve içeceğini alarak mağarada birkaç gün geçirirdi. Sonra yine eve döner ve Hz. Hatice’ye yiyecek ve içecek hazırlatarak ibadet için mağaraya dönerdi. Birgün Rasulullah Hıra mağarasında iken birden bire vahiy nazil oldu. Melek gelerek ona “oku” dedi. Hz. Aişe Rasulullah’ın sözünü şöyle nakletmektedir: “Ben okumuş değilim, dedim. Bunun üzerine melek beni tutarak sıktı. O kadar şiddetliydi ki tahammül edemiyordum. Sonra bıraktı ve tekrar “oku” dedi. Ben tekrar “okumuş değilim” dedim. Beni tekrar o kadar şiddetli sıktı ki tahammül edemedim. Sonra bıraktı ve tekrar “oku” dedi. Ben tekrar “okumuş değilim” dedim. Beni üçüncü defa öyle kuvvetli sıktı ki, tahammülüm kalmadı. Sonra beni bıraktı ve “Ikra bismi Rabbike’llezi halak” (Yaratan Rabb’inin ismiyle oku) dedi. Bu ayetten “ma lem ya’lem” e kadar okudu. Hz. Aişe diyor ki: Sonra Rasulullah, titreyerek eve döndü ve Hz. Hatice’ye “beni örtün” dedi. Rasulullah’ı örttüler. Bu korku durumu geçtikten sonra Rasulullah şöyle buyurdu: “Ey Hatice! Bana ne oldu?” Daha sonra bütün olanları Hz. Hatice’ye anlattı. Ve “Canımdan korkuyorum.” dedi. Hz. Hatice “Kesinlikle değil. Memnun ol. Allah’a yemin ederim ki, O seni rezil etmez. Sen akrabalarına iyi davranırsın. Doğru sözlüsün (Diğer bir rivayette emaneti yerine getirirsin), çaresiz olanların yükünü hafifletirsin, fakir ve yoksullara yardım edersin, misafirperversin, iyi işlerde yardımcısın…” dedi. Hz. Hatice daha sonra Resulullah’ı yanına alarak amcasının oğlu Varaka b. Nevfel’e gittiler. Varaka, cahiliye döneminde Hristiyan olmuştu. İbranice ve Arapça olarak İncil yazıyor, okuyordu. Çok yaşlı olduğundan gözleri görmüyordu. Hz. Hatice ona şöyle dedi: “Ağabeyciğim! Yeğenini biraz dinler misin?” Varaka Rasulullah’a sordu ve Rasulullah olanları anlattı. Varaka: “Bu aynı Namustur (Vahiy getiren melek). Allah, onu Hz. Musa’ya da göndermişti. Keşke senin nübüvvet zamanında genç olabilseydim. Keşke kavminin, seni yurdundan çıkaracağı zamana kadar yaşayabilseydim.” Rasulullah sordu: “Onlar beni buradan kovacaklar mı?” Varaka: “Evet, senin getirdiğini getiren bir şahsa insanların düşman olmadığı bir zaman yoktur. Eğer senin döneminde yaşarsam bütün gücümle sana yardım ederim.” dedi. Ancak çok geçmeden öldü.
Bu rivayetten açıkça anlaşılıyor ki vahiy gelmeden hemen önce bile Rasulullah’ın düşüncesinde Nebi olacağına dair bir şey yoktu. Nebiliğe talip olmak ve onu beklemek bir yana, onun ne olduğunu bile bilmiyordu.
Vahyin nüzulü ve melekle karşılaşması bir kişinin hiç beklemediği halde büyük bir olayla karşılaşması ve onun etkisi altında kalması gibi bir şeydi. Bu nedenle, İslâmı daveti başladığında Mekkeliler Rasulullah’a her türlü itirazı yönelttikleri halde, hiç kimse “Biz böyle şeyi Muhammed (a.s) den bekliyorduk, çünkü o bunun planlarını yapıyordu.” diyememiştir.
Bu rivayetten şu da anlaşılmaktadır: Rasulullah nübüvvetten önce de çok temizdi. Onun ahlakı çok yüceydi. Hz. Hatice 55 yaşında bir kadın ve Rasulullah ondan 15 yaş küçüktü. Uzun evlilik dönemleri içerisinde Rasulullah’ın hiç bir şeyi Hz. Hatice’den gizli kalamazdı. O, Rasulullah’ın ahlakının ne derece yüksek olduğuna bizzat tanıktı. Rasulullah Hıra’dan döndüğü zaman, onun başından geçenleri duyunca hiç tereddütsüz kabul ederek şöyle demişti: “Sana vahiy getiren gerçekten Allah’ın meleğiydi” Aynı şekilde Varaka b. Nevfel’de Mekke’nin yaşlı bir kişisi idi. Rasulullah’ı çocuktan beri tanırdı. 15 senelik yakın akrabalığı dolayısıyla Rasulullah’ın hayatına ve yaşantısına yakından vakıftı. Rasulullah’tan vahiy olayını işitince o da hiç tereddütsüz kabul etmiş ve şöyle demişti: “Bu aynı Namus’tur ki, Hz. Musa’ya da gönderilmişti.” Bunun anlamı şudur: Varaka’ya göre de Rasulullah öyle bir insandı ki, ona nübüvvet verilmesi çok tabiiydi.
İkinci kısmın nüzul zamanı
Bu surenin ikinci kısmı, Rasulullah’ın namaz kılmaya başladığı ve Ebu Cehil’in de onu korkutmak, tehdit yoluyla engel olmak istediği zaman nazil olmuştur. Öyle anlaşılıyor ki, nübüvvetten sonra Rasulullah İslâmî tebliğe başlamadan önce Harem-i Şerif’te Allah’ın öğrettiği tarzda namaz kılmaya başlamıştı. Mekkeli müşrikler bundan Rasulullah’ın yeni bir din takip etmeye başladığını anlamışlardı. Mekke’deki diğer insanlar Rasulullah’ın yeni tarzdaki ibadetini hayretle seyrederken, Ebu Cehil, cahiliyet taassubu ile bu şekilde ibadet etmemesi için Rasulullah’ı korkutmaya çalıştı. Bu olay hakkında pek çok hadis vardır. Ebu Cehil’in bu beyhude hareketinin hadisi İbn Abbas ve Ebu Hureyre’den mervidir.
Ebu Hureyre’den şöyle rivayet edilmiştir. “Ebu Cehil Kureyşlilere sormuş; Muhammed siz varken de ellerini yere koyup secde ediyor mu? Onlar “evet” dediler. Ebu Cehil, “Lat ve Uzza’ya yemin ederim, eğer onu bu şekilde ibadet ederken görürsem ensesine ayağımı basarak yüzünü yere sürteceğim.” dedi. Bir gün, Rasulullah namaz kılmaktaydı. Ebu Cehil, ensesine basmak için ona doğru yöneldi.
Ama birdenbire herkes onun geri çekildiğini gördü. Ebu Cehil’e soruldu: “Ne oluyor?” Ebu Cehil: “Benimle onun arasında bir ateş hendeği vardı. Bazı kanatlar da gördüm.” Rasulullah şöyle buyurdu: “Eğer yanıma gelseydi melekler onu parçalayacaktı.” (Ahmed, Müslim, Neseî, İbn Cerir, İbn Ebi Hatim, İbnü’l Münzir, İbn Merduye, Ebu Nuaym, İsfehanî, Beyhakî)
İbn Abbas’tan şöyle rivayet edilmiştir: “Ebu Cehil dedi ki: Eğer Muhammed’in Kâbe civarında ibadet ettiğini görürsem ensesini ayaklarımın altına alacağım.” Bu haber Rasulullah’a ulaştığında şöyle buyurdu. “Eğer böyle yaparsa melekler onu yakalarlar”. (Buharî, Tirmizî, Neseî, İbn Cerir, Abdürrezzak, Abd b. Humeyd, İbn Münzir, İbn Merduye).
İbn Abbas’tan diğer bir rivayette şöyledir: “Rasulullah, Makam-ı İbrahim’de namaz kılmaktaydı. Ebu Cehil yanına gelerek şöyle dedi: “Ey Muhammed! Ben seni bundan menetmedim mi? ve Rasulullah’ı tehdit etmeye başladı. Rasulullah ona sert bir şekilde “Sen kim oluyorsun?” karşılığını verdi. Bunun üzerine Ebu Cehil. “Ey Muhammed! Sen kime güvenerek beni korkutuyorsun? dedi. Ve devam etti: Allah’a yemin ederim ki, burada en fazla yardımcısı olanlardanım. (Ahmed, Tirmizî, Neseî, İbn Cerir, İbn Ebi Şeybe, İbn Münzir, Taberanî, İbn Merduye)
Bu olay üzerine surenin “kella inne’l insane le yetğa” ile başlayan kısmı nazil olmuştur. Bu kısmın yeri doğal olarak Kur’an’ın bu suresindedir. Çünkü Rasulullah İslâmı ilk kez namaz ile açığa vurmuştu. Kafirlerle karşı karşıya gelmesinin başlangıcını bu oluşturmuştu.
Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıylaAyet 1
1 ayetAlak 1
اِقْرَاْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذ۪ي خَلَقَۚ ١
Mushaf
Okunuş
1İḳraʾ bismi rabbike-lleẕî ḫaleḳ.
Türkçe Meal
1Seni yaratan Rabbinin adına bu ayetleri oku/duyur!
Açıklamalı meal
1Cebrail dedi ki: Ey Muhammed! Sen Allah tarafından seçilmiş bir peygambersin. Bundan böyle, sana vahyedilen ayetleri, her şeyi yoktan yaratan ve emsalsiz güzellikte şekillendiren Rabbinin adına sen de insanlara oku ve O’nun emriyle tebliğ et. O’nun izni ve yardımıyla sindire sindire oku; düşün, duyur, anla ve anlat. Sana Rabbin tarafından gönderilen ve bundan böyle ayet ayet, sure sure muhatap olacağın bu kitabı; onu güzelce anlamak, hayatına yansıtmak ve başkalarına tebliğ etmek amacıyla oku. Rabbin, sana ilk ayetinde Rab kavramının ne olduğunu açıkladı. Her şeyi yoktan yaratan Rabbin Allah’tır; bir sineği dahi yaratma gücü olmayanlar ise sahte rabler ve sahte ilahlardır. En baştan yolunu seç. Ya her şeyi yoktan yaratan Rabbinin yolu olan tevhit yolu; ya da yaratma gücü olmayan sahte ilah ve Rablerin yolu olan şirk yolu. Tercih senin: Ya Rabbinin sana vaat ettiği cennet; ya da sahte rablerin, sahte ilahların seni sürüklediği cehennem.
Ayet 2–5
4 ayetAlak 2
Alak 3
Alak 4
Alak 5
خَلَقَ الْاِنْسَانَ مِنْ عَلَقٍۚ ٢ اِقْرَاْ وَرَبُّكَ الْاَكْرَمُۙ ٣ اَلَّذ۪ي عَلَّمَ بِالْقَلَمِۙ ٤ عَلَّمَ الْاِنْسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْۜ ٥
Mushaf
Okunuş
2Ḫaleḳa-lʾinsâne min ʿalaḳ.
3İḳraʾ verabbüke-lʾekram.
4Elleẕî ʿalleme bilḳalem.
5Alleme-lʾinsâne mâ lem yaʿlem.
Türkçe Meal
2O, insanı alâktan yarattı.
3Duyur! Zira senin Rabbin büyük lütuf/ikram sahibidir.
4O insana kalemle yazma yeteneği vermiş.
5Böylece insana bilmediklerini öğretmiştir.
Açıklamalı meal
2Sana bu peygamberlik görevinin verilmesine şaşırma ve bu gerçeği görmek için okumaya kendinden başla! Zira Rabbin, seni ana rahminde bir alaktan, yani, bir damla pıhtı olan embriyodan şekillendirip mükemmel bir insan olarak yarattı. Onu aşama aşama, hayatını devam ettirebilecek nimetlerle donatıp konuşma, düşünme, okuma, öğrenme ve öğretme yeteneklerine sahip üstün bir varlık yaptı. Bunu yapan kudret, elbette ki sana vahyi bahşetmeye de kadirdir.
3Evet, artık devamlı ve dikkatle her şeyin yaratılış hikâyesini de okuyup bu ilahi vahyi insanlara tebliğ et. Okuduğunda anlayacaksın ki her şeyin yaratıcısı olan Rabbin, sonsuz lütuf ve cömertlik sahibidir. Bu vahiy O’nun ikramıdır. Daha önce sahip olmadığın bunca nimeti sana bahşeden Rabbin, yüreğini ilim ve hikmet hazineleriyle doldurarak, seni çok daha büyük makamlara çıkaracaktır.
4Ki O, kalemle yazı yazmayı ve bilgileri kayıt altına alıp sonraki nesillere aktarıp öğretendir.
5Düşünme, araştırma, öğrenme imkân ve yetenekleri bahşettiği insana, peygamber ve kitap göndererek bilmediğini ve bilmesi gereken yaratılış sebeplerini ve buna uygun nasıl yaşaması gerektiğini de öğreten O’dur. Bundan böyle O, sana vahyedecek ve seni ilahi vahyin ilmiyle donatacaktır.
İlgili ayetler
Ayet 6–7
2 ayetAlak 6
Alak 7
كَلَّٓا اِنَّ الْاِنْسَانَ لَيَطْغٰىۙ ٦ اَنْ رَاٰهُ اسْتَغْنٰىۜ ٧
Mushaf
Okunuş
6Kellâ inne-lʾinsâne leyaṭgâ.
7Er raâhü-stagnâ.
Türkçe Meal
6Bütün bunlara rağmen insan yine de azar.
7Kendi kendini yeterli gördüğü zaman.
Açıklamalı meal
6Gerçek şu ki, insanın yaratılış özellikleri içinde nankörlük de vardır. Peki, insan bütün bu ikramların kıymetini biliyor ve yaratılış gayesine uygun hareket ediyor mu? Maalesef hayır. Gerçekten, Rabbinin bu kadar iyiliğine rağmen, kâfir insan kimseye muhtaç olmadığını zanneder ve sahip olduğu bilgi, güç ve servetle şımarır. Servetine güvenerek, isyanda ve haksızlıkta çok ileri gidip azgınlık eder ve haddini aşar. Yaratılmış olduğunu unutup, malının kendisini ebedi kılacağını zanneder ve sonunda hüsrana uğrar. Bu şımarıklıkla kendini firavunlar gibi ilahlaştırır. Neden?
7Çünkü Allah’ın rehberliğine ihtiyacı olmadığını düşünür ve hemen büyüklenip kibirlenir. Kendini üstün görmeye başlayıp kendi kendini yeterli görür. İnsan, bilgi, servet ve güç gibi nimetleri kendinden bilip kimseye muhtaç olmadığını zanneder. Sahip olduğu mal sayesinde Kur’ân’ın rehberliğine ihtiyacı olmadığını ileri sürer! Yani onda bir nevi güç sarhoşluğu oluşur. Rabbinin dünyada verdiği nimetleri düşünmez. Zanneder ki, dünyadaki her şeye kendisi sahip olmuştur.
Ayet 8
1 ayetAlak 8
اِنَّ اِلٰى رَبِّكَ الرُّجْعٰىۜ ٨
Mushaf
Okunuş
8İnne ilâ rabbike-rrucʿâ.
Türkçe Meal
8Oysa hesap için dönüş mutlaka Rabbine olacaktır.
Açıklamalı meal
8Oysaki bir gün hayat bitecek. O zaman anlarsın ki, Rabbinin huzurunda sorguya çekilip hesap vereceksin ve dönüş kesinlikle Rabbine olacaktır. Her canlı eninde sonunda ölümü tadacak, imtihan nedeniyle kendisine verilen mal-mülk, güç-kuvvet, iktidar ve saltanatı bırakıp Rabbinin huzuruna çıkacaktır. Büyük mahkemede, bu dünyada yapıp ettiklerinin ve Rabbinin bahşettiği nimetleri kullanış biçiminin hesabını Allah’a verecektir. İnsan Rabbine döndürüldüğü zaman yaptığı yanlışlıklar nedeniyle kıskıvrak yakalanır. Her yanlışı yüzüne okunur. O’nun huzurunda mutlaka bu azgınlığının hesabını verecektir.
Ayet 9–12
4 ayetAlak 9
Alak 10
Alak 11
Alak 12
اَرَاَيْتَ الَّذ۪ي يَنْهٰىۙ ٩ عَبْدًا اِذَا صَلّٰىۜ ١٠ اَرَاَيْتَ اِنْ كَانَ عَلَى الْهُدٰىۙ ١١ اَوْ اَمَرَ بِالتَّقْوٰىۜ ١٢
Mushaf
Okunuş
9Eraʾeyte-lleẕî yenhâ.
10Abden iẕâ ṣallâ.
11Eraʾeyte in kâne ʿale-lhüdâ.
12Ev emera bittaḳvâ.
Türkçe Meal
9(9-10) Allah’a çağıranı engelleyen şu adamı görüyor musun?
10(9-10) Allah’a çağıranı engelleyen şu adamı görüyor musun?
11Hiç düşündün mü? Ya o doğru yolda ise?
12Veya Allah’a karşı gelmekten sakınmayı emrediyor ise?
Açıklamalı meal
9Ey Muhammed! Bir zamanlar senin gibi elçi olan peygamberleri engelleyenleri hatırlamaya çalış. Çünkü sen de böylesi engelleyiciler ile karşılaşacaksın. İnançları doğrultusunda yaşamak isteyen insanları, bu kutsal haklarından mahrum bırakmaya ve engellemeye çalışan zalim ve azgın kâfiri gördün mü? İnsanları yaratılış gayelerine uygun bir kulluğa davet eden kimseye engel olmaya çalışanın tutumu haklı görülebilir mi?
10Dua ve niyazda bulunup Allah’a yönelen ve insanları Allah’ın dinine davet eden bir kulu, namaz kılmaktan alıkoymaya çalışan kimseyi gördün mü? O kişi azgın şımarık tavırlarla Rabbine yönelen insanı engeller. Azgın, şımarık kişiye, insanların Allah’ın yoluna girmesi ağır gelir. Azgın şımarık inkârcılar ister ki, insanlar kendilerine kölelik yapsın! Hâlbuki Rabbinin yoluna girenler, insanlara kölelik yapmaz. Şımarık azgınlar ise Allah’ın yasalarına karşı çıkarak kendi yasalarıyla insanlar üzerinde egemenlik kurmak ister. Böyle yaparak da ilahlık taslarlar. Ancak bilirler ki; Allah’ın yolunda yürüyenler, insanların yasalarıyla oluşan düzenden yollarını ayırmıştır. Bunu inkârcılar çok iyi bilir.
11Hiç düşünmez misin? İnsanları Allah merkezli hayat yaşamaya davet eden bir kimseyi engellemeye çalışanın yaptığının doğru olması mümkün mü? Hâlbuki onun engellediği ve Rabbine kulluk eden kişi, doğru yoldaydı.
12Ya da insanları takvaya, dürüstlüğe ve Kur’an ahlâkına çağırıyor; günahtan, kötülükten ve Allah’a karşı hata etmekten sakınmaya teşvik ediyorsa, o engelleyen kişi ahirette bunun hesabını nasıl verecek? Bunun neresi yanlış? Rabbinin yoluna giren insan her türlü kötülükten sakınıyor, insanların da sakınmasını emrediyorsa, bu insanlar için iyi olmaz mı? Hâlbuki o kimse insanları mutlak doğruya yani kula kulluktan kurtuluşa çağırıyordu.
İlgili ayetler
Ayet 13–18
6 ayetAlak 13
Alak 14
Alak 15
Alak 16
Alak 17
Alak 18
اَرَاَيْتَ اِنْ كَذَّبَ وَتَوَلّٰىۜ ١٣ اَلَمْ يَعْلَمْ بِاَنَّ اللّٰهَ يَرٰىۜ ١٤ كَلَّا لَئِنْ لَمْ يَنْتَهِ۬ لَنَسْفَعًا بِالنَّاصِيَةِۙ ١٥ نَاصِيَةٍ كَاذِبَةٍ خَاطِئَةٍۚ ١٦ فَلْيَدْعُ نَادِيَهُۙ ١٧ سَنَدْعُ الزَّبَانِيَةَۙ ١٨
Mushaf
Okunuş
13Eraʾeyte in keẕẕebe vetevellâ.
14Elem yaʿlem bienne-llâhe yerâ.
15Kellâ leil lem yentehi lenesfeʿam binnâṣiyeh.
16Nâṣiyetin kâẕibetin ḫâṭieh.
17Felyedʿu nâdiyeh.
18Senedʿu-zzebâniyeh.
Türkçe Meal
13Hiç düşündün mü ya asıl yalanlayan ve haktan yüz çeviren kendisi ise?
14Şimdi bu adam, Allah’ın her şeyi gördüğünü bilmiyor mu?
15Eğer o buna bir son vermezse, elbet onu perçeminden tutup sürükleyeceğiz.
16Evet o yalancı, günahkârın perçeminden.
17Haydi o yandaşlarını yardıma çağırsın da görelim.
18Biz de o gün zebanileri çağıracağız.
Açıklamalı meal
13Hiç kendine bakmaz mı o kâfir? Ya bu engellemek isteyenin kendisi hakikati yalanlıyor ve imandan yüz çeviriyorsa o zaman azabımızdan kurtulabilecek mi? Yine düşün; ya o desteklediğin insanlar Allah’tan gelen hakîkati yalanlamış ve O’nun ayetlerinden yüz çevirmişse ve sen de körü körüne onların peşinden gidiyorsan, yarın hangi yüzle Rabbinin huzuruna çıkacaksın?
14Ebu Cehil lafa gelince “Ben de Allah’a inanıyorum” diyor. Peki, müminlere eziyet eden ve gerçeğin üstünü örtüp inkâr etmeye kalkan bu zalim adam, Allah’ın her şeyi gördüğünü bilmiyor mu? Ve Allah’ın azabından korkmuyor mu ki böyle davranmaktadır? Peygamber’in Allah adına yaptığı daveti kabul etmemekle kalmayıp bir de ona engel olmaya kalkışan böyle birine ne demeli?
15Sakın ha! Zannetmesin ki, yaptıkları yanına kâr kalacaktır. Eğer o, küfründen ve sergilediği bu çirkin tutumdan vazgeçmezse, andolsun, daha öncekilere yaptığımız gibi derhal onu alnından tutup hak ettiği cehenneme sürükleyeceğiz.
16Allah’a şirk koşan o ar damarı çatlamış yalancıyı günahkâr alnından yakalayıp cehenneme atarız. O zaman kimin kimi engelleyebileceğini görecektir.
17Eğer “Benim arkam güçlü, hiç kimse bana bir şey yapamaz” diyorsa, o zaman da kendisini kurtarması için, yakın çevresini ve kendisine destek veren yandaşlarını çağırsın bakalım da yardım istesin.
18Nasıl olsa Biz de azap meleklerimizden olan cehennem zebanilerini çağıracağız. Kendisini hor ve hakir olarak onlara teslim ederek cehenneme attıracağız. Cehennem zebanilerinin elinden onu kurtarabilecekler mi?
Ayet 19
1 ayetAlak 19
كَلَّاۜ لَا تُطِعْهُ وَاسْجُدْ وَاقْتَرِبْ ١٩
Mushaf
Okunuş
19Kellâ. lâ tüṭiʿhü vescüd vaḳterib.
Türkçe Meal
19–Sakın ha! Onun tehditlerine boyun eğme! Rabbine secde et ve böylece ona yaklaş!
Açıklamalı meal
19Ey Resulüm, kâfir ve zalim olan Ebu Cehillerin yolu sapıktır. Sen, sana yakışanı yap ve her şeye rağmen sabret. Vahyin rehberliğinde yoluna devam et. Ne olursa olsun sakın ona ve onun gibilerin tehditlerine, saldırılarına boyun eğme. Onlar sana hiçbir şey yapamaz. Güçleri sadece onlardan korkanlara söker. Sen sadece tüm ruhunla, tüm benliğinle O’nun huzurunda secdeye kapan ve en içten yalvarışlarla, yalnızca Rabbine yaklaş. Yalnız Allah’ı Rab ve ilah edinerek O’na yakınlaşıp itaat ve ibadet et. Eğer insanların sözlerini Rabbinin sözünden üstün tutarsan, onlar seni günaha zorlar. Seni de kendileri gibi cehenneme sürüklerler.
Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.
Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.
Nüzul sırasına göre ilk inen sûredir; ardından Kalem indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla