Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ الْعَنْكَبُوتِ مَكِّيَّةٌ آيَاتُهَا ٦٩

Ankebut Sûresi - Mustafa Çevik Meali (Ayetler Konu Bütünlüğü İçinde)

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça
Sûre hakkındaAdı · Nüzul Zamanı · Ana Fikir ve Konular

Adı: Bu sure adını, “Ankebut” (örümcek) kelimesinin geçtiği 41. ayetten alır.

Nüzul Zamanı: 56’dan 60’a kadar olan ayetler, bu surenin Habeşistan’a hicretten çok kısa bir süre önce nazil olduğunu göstermektedir: Bu görüşü ele alınan konunun özelliği de desteklemektedir. Bazı müfessirler, surede münafıklardan bahsedildiği ve münafık sorunu Medine’de ortaya çıktığı için ilk on ayetin Medine’de geri kalanlarının ise Mekke’de nazil olduğu görüşündedirler. Oysa burada münafıklığından bahsedilen kişiler, kafirlerin müslümanlara uyguladığı baskı ve işkencelerden korktukları için ikiyüzlü bir tutum benimseyen kimselerdi. Bu nedenle bu tür bir iki yüzlülük Medine’de değil ancak Mekke’de meydana gelmiş olabilir. Aynı şekilde bazı müfessirler de, bu surede müslümanların hicrete teşvik edildiğini görerek bu surenin Mekke’de nazil olan son sure olduğunu kabul etmişlerdir. Bu görüşler hiçbir rivayete dayanmamakta, fakat surenin ele aldığı ana konulardan kaynaklanmaktadır. Surenin değindiği ana konular tüm olarak gözönünde bulundurulduğunda, bunların Mekke’deki son döneme değil, Habeşistan’a hicretten hemen önceki şartlara işaret ettiği anlaşılır.

Ana Fikir ve Konular

Sure ayrıntılı bir incelemeye tabi tutulduğunda, nüzul zamanının müslümanların Mekke’de en şiddetli işkenceye maruz kaldıkları dönem olduğu görülür. Kafirler, İslâm’a tamamen karşı çıkıyor ve yeni dine girenler en şiddetli baskılara maruz bırakılıyorlardı. Allah, samimi müslümanları cesaretlendirmek, güçlendirmek ve iman zayıflığı gösterenleri utandırmak için bu sureyi indirdiğinde şartlar böyleydi. Bunun yanısıra Mekkeli müşrikler, her çağdaki Hak düşmanlarının uğradığı akibeti kendi kendilerine davet etmemeleri için uyarılmaktadırlar.

Bu bağlamda, o dönemde birkaç gencin karşılaştığı sorunlara da cevap verilmektedir. Mesela bu gençlerin aileleri onlara Hz. Muhammed’i (s.a) bırakıp, atalarının dinine dönmeye zorlayarak şöyle diyorlardı: “Sizin iman ettiğiniz Kur’an, ana-baba haklarını en üst seviyede tutuyor. O halde bizim söylediklerimizi dinleyin. Aksi taktirde dininizin emirlerine karşı gelmiş olursunuz.” Buna, surenin 8. ayetinde cevap verilmektedir.

Aynı şekilde bazı kabile üyeleri de İslâm’a yeni girenlere şöyle diyorlardı: “Azab ve sevap gibi şeyler bizim olsun. Bizi dinleyin ve bu adamı bırakın. Eğer Allah sizi ahirette hesaba çekerse biz ortaya çıkıp şöyle diyeceğiz: “Rabbimiz, bu insanlar masumdur, onları imandan dönmeye biz zorladık. bu nedenle bizi cezalandır.” Bu konu da 12-13. ayetlerde ele alınmıştır.

Bu surede değinilen kıssalar da çoğunlukla şu aynı noktayı vurgulamaktadır. “Onlar büyük zorluklar çektiler ve uzun yıllar boyunca eziyete uğradılar. En sonunda Allah’ın yardımına mazhar oldular. Bu nedenle cesur ol: Allah’ın yardımı mutlaka gelecektir. Fakat bir deneme ve sıkıntı dönemi yaşanmalıdır.” Müslümanlara öğretilen bu dersin yanısıra kafirler de şöyle uyarılmaktadır: “Eğer şimdi Allah tarafından hemen cezalandırılmıyorsanız, hiçbir zaman cezalandırılmayacağınız gibi bir zehaba kapılmamalısınız. Helak olmuş eski ümmetlerin izleri gözlerinizin önündedir. Bakın onlar nasıl bir akibete uğramışlar ve Allah peygamberlerine nasıl yardım etmiş.”

Daha sonra müslümanlara şöyle bir talimat verilmektedir: “Eğer işkenceler dayanamacağınız hale geldiyse, imanınızı terketmek yerine memleketinizi terkedin. Allah’ın arzı geniştir; rahatça Allah’a ibadet edebileceğiniz yeni bir yer bulun.”

Bütün bunların yanısıra kafirler de İslâm’ı anlamaya teşvik edilmektedirler. Tevhid ve ahiret ile ilgili güçlü deliller öne sürülmekte, şirk reddedilmekte ve onların dikkatleri evrendeki çeşitli ayetlere çekilerek, tüm bu ayetlerin peygamberin onlara sunduğu öğretiyi teyit ettiği söylenmektedir.

Birlikte anlatılan ayetler gruplar hâlinde: her grubun Arapçası, okunuşu ve meali bir arada. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Ankebut 1–2

2 ayet

الٓمٓ۠ ۝١ اَحَسِبَ النَّاسُ اَنْ يُتْرَكُٓوا اَنْ يَقُولُٓوا اٰمَنَّا وَهُمْ لَا يُفْتَنُونَ ۝٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Elif-lâm-mîm.

Okunuş

2Eḥasibe-nnâsü ey yütrakû ey yeḳûlû âmennâ vehüm lâ yüftenûn.

Ayet 1–2

Elif. Lam. Mim. Allah sizlere harflerden oluşan sözlerle okuyup yazma, konuşup anlaşma kabiliyetleri bahşedip, sayısız nimetlerle donatıp, yaratılış sebebinizi de bildirip ona uygun yaşamaya davet ettikten sonra sınanmadan, yalnızca “inandık, iman ettik” demekle, kendi halinize bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?

İlgili ayetler

İlgili ayetler

2Bakara 214Mâide 41

Ankebut 3–4

2 ayet

وَلَقَدْ فَتَنَّا الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَلَيَعْلَمَنَّ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ صَدَقُوا وَلَيَعْلَمَنَّ الْكَاذِب۪ينَ ۝٣ اَمْ حَسِبَ الَّذ۪ينَ يَعْمَلُونَ السَّيِّـَٔاتِ اَنْ يَسْبِقُونَاۜ سَٓاءَ مَا يَحْكُمُونَ ۝٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

3Veleḳad fetenne-lleẕîne min ḳablihim feleyaʿlemenne-llâhü-lleẕîne ṣadeḳû veleyaʿlemenne-lkâẕibîn.

Okunuş

4Em ḥasibe-lleẕîne yaʿmelûne-sseyyiâti ey yesbiḳûnâ. sâe mâ yaḥkümûn.

Ayet 3–4

Şunu iyi bilin ki, Biz sizden önceki kavimleri de imtihandan geçirdik... Şimdi sıra sizde... Allah böylece kimin imanının gereklerini yerine getirdiğini kimin de getirmeyip sözde bıraktığını ortaya çıkaracaktır.

“İnandık, iman ettik” demelerine rağmen yaratılış sebepleri olan hakikate sırt dönerek yaşayanlar Bizim azabımızdan kurtulamazlar. Yazıklar olsun böyle davrananlara.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

3Bakara 155Hac 11Mülk 2

İlgili ayetler

4Yunus 35Kalem 36

Ankebut 5

1 ayet

مَنْ كَانَ يَرْجُوا لِقَٓاءَ اللّٰهِ فَاِنَّ اَجَلَ اللّٰهِ لَاٰتٍۜ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ ۝٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

5Men kâne yercû liḳâe-llâhi feinne ecele-llâhi leâtin. vehüve-ssemîʿu-lʿalîm.

Ayet 5

Allah’ın davetine iman edenler, salih amel işlemek için canla başla gayret edip sorumluluklarını yerine getirsinler.

Şüphesiz Allah’ın takdir ve tayin ettiği Hesap Günü mutlaka gelip çatacaktır. Allah her sözü işiten, her şeyi bilendir.

İlgili ayetler

Ankebut 6–7

2 ayet

وَمَنْ جَاهَدَ فَاِنَّمَا يُجَاهِدُ لِنَفْسِه۪ۜ اِنَّ اللّٰهَ لَغَنِيٌّ عَنِ الْعَالَم۪ينَ ۝٦ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَنُكَفِّرَنَّ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْ وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ اَحْسَنَ الَّذ۪ي كَانُوا يَعْمَلُونَ ۝٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

6Vemen câhede feinnemâ yücâhidü linefsih. inne-llâhe leganiyyün ʿani-lʿâlemîn.

Okunuş

7Velleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti lenükeffiranne ʿanhüm seyyiâtihim velenecziyennehüm aḥsene-lleẕî kânû yaʿmelûn.

Ayet 6–7

Her kim Allah’ın davetini yaşamak uğrunda gücünü ve imkânını seferber ederse, bunu kendi iyiliği için yapmış olur.

Allah imanlarının gereklerini yerine getirenlere karşı çok şefkatli, merhametli ve bağışlayıcıdır, onları yaptıklarının karşılığında en güzel mükâfatlarla sevindirecektir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

6İsrâ 111Zümer 7

Ankebut 8

1 ayet

وَوَصَّيْنَا الْاِنْسَانَ بِوَالِدَيْهِ حُسْنًاۜ وَاِنْ جَاهَدَاكَ لِتُشْرِكَ ب۪ي مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَاۜ اِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَاُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ ۝٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

8Veveṣṣayne-lʾinsâne bivâlideyhi ḥusnâ. vein câhedâke litüşrike bî mâ leyse leke bihî ʿilmün felâ tüṭiʿhümâ. ileyye merciʿuküm feünebbiüküm bimâ küntüm taʿmelûn.

Ayet 8

Biz insanoğluna ana babasına iyi davranmasını emrettik. Bununla beraber onlar seni hiçbir bilgi ve delile sahip olmadıkları kimseleri Bana ortak koşmaya zorlarlarsa, sakın onlara boyun eğme! Sonunda hepinizin dönüşü Banadır, Ben de yapıp ettiklerinizi size haber vereceğim.

İlgili ayetler

Ankebut 9

1 ayet

وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَنُدْخِلَنَّهُمْ فِي الصَّالِح۪ينَ ۝٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

9Velleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti lenüdḫilennehüm fi-ṣṣâliḥîn.

Ayet 9

Davetine iman edip salih amel işleyenleri, Allah faziletli, erdemli mü’minler arasına katacaktır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

9Nisâ 69

Ankebut 10–11

2 ayet

وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَقُولُ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ فَاِذَٓا اُو۫ذِيَ فِي اللّٰهِ جَعَلَ فِتْنَةَ النَّاسِ كَعَذَابِ اللّٰهِۜ وَلَئِنْ جَٓاءَ نَصْرٌ مِنْ رَبِّكَ لَيَقُولُنَّ اِنَّا كُنَّا مَعَكُمْۜ اَوَلَيْسَ اللّٰهُ بِاَعْلَمَ بِمَا ف۪ي صُدُورِ الْعَالَم۪ينَ ۝١٠ وَلَيَعْلَمَنَّ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَلَيَعْلَمَنَّ الْمُنَافِق۪ينَ ۝١١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

10Vemine-nnâsi mey yeḳûlü âmennâ billâhi feiẕâ ûẕiye fi-llâhi ceʿale fitnete-nnâsi keʿaẕâbi-llâh. velein câe naṣrum mir rabbike leyeḳûlünne innâ künnâ meʿaküm. eveleyse-llâhü biaʿleme bimâ fî ṣudûri-lʿâlemîn.

Okunuş

11Veleyaʿlemenne-llâhü-lleẕîne âmenû veleyaʿlemenne-lmünâfiḳîn.

Ayet 10–11

İnsanlar arasında öyleleri vardır ki, “Biz Allah’tan başka Rab ve ilah edinmeyiz.” derler, fakat imanlarının gerektirdiği hayatı yaşama gayretleri sırasında düşmanları tarafından bir eziyete uğradıklarında, bunu insanlardan değil de sanki Allah’tan gelen bir eziyet gibi görüp, imanlarında samimiyetsizliklerini ortaya koyarlar. Fakat ey Peygamber! Rabbinden sana ve seninle olan mü’minlere bir zafer ulaşınca da, “Biz de sizinle beraberdik.” derler. Oysa Allah, insanların kalplerinde olanları en iyi bilendir.

Şüphesiz Allah, imanlarında samimi olan gerçek mü’minleri de ikiyüzlü olanları da açığa çıkaracaktır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

10Bakara 77Mülk 13Hûd 5

Ankebut 12–13

2 ayet

وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّبِعُوا سَب۪يلَنَا وَلْنَحْمِلْ خَطَايَاكُمْۜ وَمَا هُمْ بِحَامِل۪ينَ مِنْ خَطَايَاهُمْ مِنْ شَيْءٍۜ اِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ ۝١٢ وَلَيَحْمِلُنَّ اَثْقَالَهُمْ وَاَثْقَالًا مَعَ اَثْقَالِهِمْۘ وَلَيُسْـَٔلُنَّ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ عَمَّا كَانُوا يَفْتَرُونَ۟ ۝١٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

12Veḳâle-lleẕîne keferû lilleẕîne âmenü-ttebiʿû sebîlenâ velnaḥmil ḫaṭâyâküm. vemâ hüm biḥâmilîne min ḫaṭâyâhüm min şeyʾ. innehüm lekâẕibûn.

Okunuş

13Veleyaḥmilünne eŝḳâlehüm eŝḳâlem meʿa eŝḳâleküm. veleyüsʾelünne yevme-lḳiyâmeti ʿammâ kânû yefterûn.

Ayet 12–13

Dünyevi çıkarlarına uymadığını düşünerek Allah’ın davetini reddedenler mü’minlere şöyle derler: “Gelin siz de bize uyun, şayet böyle yapmanız günahsa, günahınız da bizim boynumuza olsun.”

Hâlbuki Hesap Günü hiç kimse bir başkasının günahını yüklenmeyecektir, sakın o yalancıların tuzaklarına düşmeyin. Şüphesiz onların kendi günahlarının yükünün yanı sıra, yoldan çıkmalarına sebep oldukları kimselerden dolayı günahları artacaktır.

Allah’ın hükümlerine ortak kabul ettikleri sahte ilahlar ve uydurdukları yalanlar sebebi ile hesaba çekilip hak ettikleri azaba çarptırılacaklar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

12Nahl 25Fâtır 18Nahl 104

İlgili ayetler

13Nisâ 85Ahzab 70

Ankebut 14–15

2 ayet

وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا نُوحًا اِلٰى قَوْمِه۪ فَلَبِثَ ف۪يهِمْ اَلْفَ سَنَةٍ اِلَّا خَمْس۪ينَ عَامًاۜ فَاَخَذَهُمُ الطُّوفَانُ وَهُمْ ظَالِمُونَ ۝١٤ فَاَنْجَيْنَاهُ وَاَصْحَابَ السَّف۪ينَةِ وَجَعَلْنَاهَٓا اٰيَةً لِلْعَالَم۪ينَ ۝١٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

14Veleḳad erselnâ nûḥan ilâ ḳavmihî felebiŝe fîhim elfe senetin illâ ḫamsîne ʿâmâ. feeḫaẕehümu-ṭṭûfânü vehüm żâlimûn.

Okunuş

15Feenceynâhü veaṣḥâbe-ssefîneti veceʿalnâhâ âyetel lilʿâlemîn.

Ayet 14–15

Biz vaktiyle Nûh’u da kavmine peygamber olarak göndermiştik. Nûh, kavminin içinde dokuz yüz elli yıl (o günün takvimine göre) gibi uzunca bir süre kalıp, onları Allah’ın razı olacağı hayat nizamını yaşamaya davet etmişti. Fakat kavmi Nûh’un Allah adına yaptığı daveti kabul etmeyip şirk, küfür ve zulüm nizamlarını devam ettirmekte direnmişti. Biz de onları bu inat ve isyanları sebebi ile müthiş bir tufanla helak ettik. Nûh ve onunla birlikte gemide olanları kurtardık. Bu olayı insanlara ders almaları için ibret vesilesi kıldık.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

14Nûh 1Nûh 28

İlgili ayetler

15Hûd 25Hûd 49

Ankebut 16–17

2 ayet

وَاِبْرٰه۪يمَ اِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ اعْبُدُوا اللّٰهَ وَاتَّقُوهُۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ ۝١٦ اِنَّمَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَوْثَانًا وَتَخْلُقُونَ اِفْكًاۜ اِنَّ الَّذ۪ينَ تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ لَا يَمْلِكُونَ لَكُمْ رِزْقًا فَابْتَغُوا عِنْدَ اللّٰهِ الرِّزْقَ وَاعْبُدُوهُ وَاشْكُرُوا لَهُۜ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ۝١٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

16Veibrâhime iẕ ḳâle liḳavmihi-ʿbüdü-llâhe vetteḳûh. ẕâliküm ḫayrul leküm in küntüm taʿlemûn.

Okunuş

17İnnemâ taʿbüdûne min dûni-llâhi evŝânev vetaḫluḳûne ifkâ. inne-lleẕîne taʿbüdûne min dûni-llâhi lâ yemlikûne leküm rizḳan febtegû ʿinde-llâhi-rrizḳa vaʿbüdûhü veşkürû leh. ileyhi türceʿûn.

Ayet 16–17

İbrahim’i de kavmine peygamber olarak göndermiştik. O da kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Allah’ı layıkıyla tanıyın, yalnız O’nu ilah edinerek itaat ve ibadet edin, O’na karşı sorumluluklarınızın olduğunu unutmayın. Allah’ı bırakıp, sizin gibi yaratılmış bir kısım kimselerin heykellerini yapıp onları kendinize ilahlar edinmekten vazgeçin. Onların ne sizleri yaratmaya ne de rızkınızı vermeye güçleri yeter. O halde Allah’ın sizin için yarattıklarını düşünüp davetine icabet ederek O’na şükredin.”

Sonunda O’na döndürülüp, dünya hayatınızı kime göre yaşadığınızdan hesaba çekileceksiniz.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

16Mümtehine 4Mümtehine 6

İlgili ayetler

17Fâtır 3

Ankebut 18

1 ayet

وَاِنْ تُكَذِّبُوا فَقَدْ كَذَّبَ اُمَمٌ مِنْ قَبْلِكُمْۜ وَمَا عَلَى الرَّسُولِ اِلَّا الْبَلَاغُ الْمُب۪ينُ ۝١٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

18Vein tükeẕẕibû feḳad keẕẕebe ümemüm min ḳabliküm. vemâ ʿale-rrasûli ille-lbelâgu-lmübîn.

Ayet 18

Ey Peygamber! De ki: “Eğer benim Allah adına yaptığım bu daveti yalanlarsanız, bana herhangi bir zarar vermiş olmazsınız. Aksine bunun zararı size dokunur. Sizden önce gelip geçen kavimler de peygamberlerini yalanlamışlardı. Peygamberlerin görevi Allah’ın âyetlerini açıkça tebliğ etmektir.”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

18En’am 34Nûr 54

Ankebut 19–20

2 ayet

اَوَلَمْ يَرَوْا كَيْفَ يُبْدِئُ اللّٰهُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُع۪يدُهُۜ اِنَّ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرٌ ۝١٩ قُلْ س۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ بَدَاَ الْخَلْقَ ثُمَّ اللّٰهُ يُنْشِئُ النَّشْاَةَ الْاٰخِرَةَۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌۚ ۝٢٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

19Evelem yerav keyfe yübdiü-llâhü-lḫalḳa ŝümme yüʿîdüh. inne ẕâlike ʿale-llâhi yesîr.

Okunuş

20Ḳul sîrû fi-lʾarḍi fenżurû keyfe bedee-lḫalḳa ŝümme-llâhü yünşiü-nneşʾete-lʾâḫirah. inne-llâhe ʿalâ külli şeyʾin ḳadîr.

Ayet 19–20

Bu müşrikler akıllarını kullanıp da insanı yoktan var eden Allah’ın, öldükten sonra onları tekrar diriltebileceğini hiç düşünmüyorlar mı? Şüphesiz Allah için bu çok kolaydır.

Sen onlara de ki: “Yeryüzünü gezip dolaşın, Allah’ın yaratıp da, yoktan var ettiklerini aklınızı kullanarak bir düşünün. İyi bilin ki Allah, gördüklerinizi ve görmediklerinizi ilkin nasıl yaratmışsa, ölümünüzden sonra sizi de tekrar yaratacaktır. Allah’ın ilmi ve kudreti her şeye yeter.”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

19Rum 27

İlgili ayetler

20Rum 9Kamer 49

Ankebut 21–22

2 ayet

يُعَذِّبُ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَرْحَمُ مَنْ يَشَٓاءُۚ وَاِلَيْهِ تُقْلَبُونَ ۝٢١ وَمَٓا اَنْتُمْ بِمُعْجِز۪ينَ فِي الْاَرْضِ وَلَا فِي السَّمَٓاءِۘ وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَص۪يرٍ۟ ۝٢٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

21Yüʿaẕẕibü mey yeşâü veyerḥamü mey yeşâʾ. veileyhi tuḳlebûn.

Okunuş

22Vemâ entüm bimüʿcizîne fi-lʾarḍi velâ fi-ssemâʾ. vemâ leküm min dûni-llâhi miv veliyyiv velâ neṣîr.

Ayet 21–22

Allah, peygamberler ve kitaplar göndererek insanları yaratılış sebeplerine uygun yaşamaya davet etmesine rağmen, ısrarla bu daveti reddedenleri hak ettikleri azapla cezalandırır. Davetine iman edip sorumluluklarını yerine getirenleri ise şefkat, merhamet ve rahmetiyle ödüllendirir. Sonunda hepiniz O’na döndürülüp hak ettiğiniz ile karşılaşacaksınız.

Yerde ve gökte hak edeni, hak ettiği azaptan kurtarabilecek hiç kimse yoktur. Unutmayın ki sizin Allah’tan başka gerçek dost ve yardımcınız yoktur.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

21Nisâ 147Sebe’ 17

İlgili ayetler

22Bakara 107Secde 4

Ankebut 23

1 ayet

وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَلِقَٓائِه۪ٓ اُو۬لٰٓئِكَ يَئِسُوا مِنْ رَحْمَت۪ي وَاُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ ۝٢٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

23Velleẕîne keferû biâyâti-llâhi veliḳâihî ülâike yeisû mir raḥmetî veülâike lehüm ʿaẕâbün elîm.

Ayet 23

Allah’ın âyetlerini yalan sayan ve sonunda hesap vermek üzere diriltilip, Allah’ın huzuruna çıkarılacaklarına da inanmayanların Allah’ın yardımını ummaya hakları yoktur, boşuna ümitlenmesinler. Onları cehennemde şiddetli bir azap beklemektedir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

23Câsiye 34Câsiye 35

Ankebut 24–27

4 ayet

فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِه۪ٓ اِلَّٓا اَنْ قَالُوا اقْتُلُوهُ اَوْ حَرِّقُوهُ فَاَنْجٰيهُ اللّٰهُ مِنَ النَّارِۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ ۝٢٤ وَقَالَ اِنَّمَا اتَّخَذْتُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَوْثَانًاۙ مَوَدَّةَ بَيْنِكُمْ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۚ ثُمَّ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ يَكْفُرُ بَعْضُكُمْ بِبَعْضٍ وَيَلْعَنُ بَعْضُكُمْ بَعْضًاۘ وَمَاْوٰيكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُمْ مِنْ نَاصِر۪ينَۗ ۝٢٥ فَاٰمَنَ لَهُ لُوطٌۢ وَقَالَ اِنّ۪ي مُهَاجِرٌ اِلٰى رَبّ۪يۜ اِنَّهُ هُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ۝٢٦ وَوَهَبْنَا لَهُٓ اِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَجَعَلْنَا ف۪ي ذُرِّيَّتِهِ النُّبُوَّةَ وَالْكِتَابَ وَاٰتَيْنَاهُ اَجْرَهُ فِي الدُّنْيَاۚ وَاِنَّهُ فِي الْاٰخِرَةِ لَمِنَ الصَّالِح۪ينَ ۝٢٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

24Femâ kâne cevâbe ḳavmihî illâ en ḳâlu-ḳtülûhü ev ḥarriḳûhü feencâhü-llâhü mine-nnâr. inne fî ẕâlike leâyâtil liḳavmiy yüʾminûn.

Okunuş

25Veḳâle inneme-tteḫaẕtüm min dûni-llâhi evŝânem meveddete beyniküm fi-lḥayâti-ddünyâ. ŝümme yevme-lḳiyâmeti yekfüru baʿḍuküm bibaʿḍiv veyelʿanü baʿḍuküm baʿḍâ. vemeʾvâküm-nnâru vemâ leküm min nâṣirîn.

Okunuş

26Feâmene lehû lûṭ. veḳâle innî mühâcirun ilâ rabbî. innehû hüve-lʿazîzü-lḥakîm.

Okunuş

27Vevehebnâ lehû isḥâḳa veyaʿḳûbe veceʿalnâ fî ẕürriyyetehü-nnübüvvete velkitâbe veâteynâhü ecrahû fi-ddünyâ. veinnehû fi-lʾâḫirati lemine-ṣṣâliḥîn.

Ayet 24–27

İbrahim de kavmini bu gerçeklere bütün gücüyle davet edip uyarmıştı fakat kavmi onu yakıp öldürmeye kalkıştı. Allah ise onu ateşin yakmasından korudu. İman edenler için bundan alınacak dersler vardır.

İbrahim, kendisine düşmanlık edenlere şöyle seslenmişti: “Sizler Allah’ın davetine uymak yerine, atalarınızın ya da kendinizin uydurduğu, sizin gibi yaratılmışları ilah edinerek onlara ve dünya hayatına duyduğunuz aşırı sevgi nedeniyle putperestler oldunuz. Ancak Kıyamet Günü siz onları, onlar da sizi gördükçe görmezden gelip birbirinizden kaçacak, birbirinize lanetler yağdıracaksınız. Hepiniz hak ettiğiniz cehenneme atılacak, size yardım edecek kimse de bulamayacaksınız.” İbrahim’den bunları dinleyenlerin içinden yeğeni Lût ona inanıp, söylediklerine iman etti.

İbrahim, kavminin yaptıklarından sonra da şöyle dedi: “Ben artık bu zulüm diyarını terk ederek Rabbimin bana emrettiği yere hicret ediyorum. Şüphesiz O, üstün ilim ve kudret sahibidir, her hükmünde hikmet ve hayır vardır.”

Sonra da Biz İbrahim’e oğlu İshak ve torunu Yakub’u bahşettik. İbrahim’in soyundan gelenler içinden de peygamberler çıkardık ve böylece İbrahim’i dünyada mükâfatlandırdık. O, âhirette de erdemli faziletli salih kimseler arasında olacaktır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

24Sâffât 97

İlgili ayetler

25A’raf 35A’raf 40

İlgili ayetler

26Zâriyât 24Zâriyât 37

Ankebut 28–30

3 ayet

وَلُوطًا اِذْ قَالَ لِقَوْمِه۪ٓ اِنَّكُمْ لَتَاْتُونَ الْفَاحِشَةَۘ مَا سَبَقَكُمْ بِهَا مِنْ اَحَدٍ مِنَ الْعَالَم۪ينَ ۝٢٨ اَئِنَّكُمْ لَتَاْتُونَ الرِّجَالَ وَتَقْطَعُونَ السَّب۪يلَ وَتَاْتُونَ ف۪ي نَاد۪يكُمُ الْمُنْكَرَۜ فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِه۪ٓ اِلَّٓا اَنْ قَالُوا ائْتِنَا بِعَذَابِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ ۝٢٩ قَالَ رَبِّ انْصُرْن۪ي عَلَى الْقَوْمِ الْمُفْسِد۪ينَ۟ ۝٣٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

28Velûṭan iẕ ḳâle liḳavmihî inneküm leteʾtûne-lfâḥişeh. mâ sebeḳaküm bihâ min eḥadim mine-lʿâlemîn.

Okunuş

29Einneküm leteʾtûne-rricâle vetaḳṭaʿûne-ssebîle veteʾtûne fî nâdîkümü-lmünker. femâ kâne cevâbe ḳavmihî illâ en ḳâlü-ʾtinâ biʿaẕâbi-llâhi in künte mine-ṣṣâdiḳîn.

Okunuş

30Ḳâle rabbi-nṣurnî ʿale-lḳavmi-lmüfsidîn.

Ayet 28–30

Biz Lût’u da peygamber olarak görevlendirdik, o da ahlak sınırı tanımayan topluma şöyle demişti: “Siz gerçekten sizden önce hiç kimsenin yapmadığı, çirkin, iğrenç, utanç verici bir işi yapmaktasınız, kadınlarınızı bırakıp erkeklerle ilişkiye giriyor, meşru olan yolu çiğniyorsunuz. Ayrıca bu yaptıklarınızla övünmek için bir araya gelip hayâsızlıklarınızı açıkça anlatıyorsunuz.”

Lût’un bu ikazlarına karşılık o halk şöyle karşılık verdi: “Bundan dolayı başımıza Allah’ın azabının geleceğini söyleyip duruyorsun. Şayet söylediklerin ve bizi davet ettiklerin doğru ise Allah’ın azabını çağır gelsin de görelim.” Bunun üzerine Lût “Rabbim! Büsbütün azmış, sapmış, sınır tanımaz hale gelmiş bu topluma karşı Sen bana yardım et.” diyerek dua etti.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

28A’raf 80A’raf 84

İlgili ayetler

30Hûd 77Hûd 83

Ankebut 31–35

5 ayet

وَلَمَّا جَٓاءَتْ رُسُلُنَٓا اِبْرٰه۪يمَ بِالْبُشْرٰىۙ قَالُٓوا اِنَّا مُهْلِكُٓوا اَهْلِ هٰذِهِ الْقَرْيَةِۚ اِنَّ اَهْلَهَا كَانُوا ظَالِم۪ينَۚ ۝٣١ قَالَ اِنَّ ف۪يهَا لُوطًاۜ قَالُوا نَحْنُ اَعْلَمُ بِمَنْ ف۪يهَاۘ لَنُنَجِّيَنَّهُ وَاَهْلَهُٓ اِلَّا امْرَاَتَهُۘ كَانَتْ مِنَ الْغَابِر۪ينَ ۝٣٢ وَلَمَّٓا اَنْ جَٓاءَتْ رُسُلُنَا لُوطًا س۪ٓيءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًا وَقَالُوا لَا تَخَفْ وَلَا تَحْزَنْ۠ اِنَّا مُنَجُّوكَ وَاَهْلَكَ اِلَّا امْرَاَتَكَ كَانَتْ مِنَ الْغَابِر۪ينَ ۝٣٣ اِنَّا مُنْزِلُونَ عَلٰٓى اَهْلِ هٰذِهِ الْقَرْيَةِ رِجْزًا مِنَ السَّمَٓاءِ بِمَا كَانُوا يَفْسُقُونَ ۝٣٤ وَلَقَدْ تَرَكْنَا مِنْهَٓا اٰيَةً بَيِّنَةً لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ ۝٣٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

31Velemmâ câet rusülünâ ibrâhîme bilbüşrâ ḳâlû innâ mühlikû ehli hâẕihi-lḳaryeh. inne ehlehâ kânû żâlimîn.

Okunuş

32Ḳâle inne fîhâ lûṭâ. ḳâlû naḥnü aʿlemü bimen fîhâ. lenünecciyennehû veehlehû ille-mraeteh. kânet mine-lgâbirîn.

Okunuş

33Velemmâ en câet rusülünâ lûṭan sîe bihim veḍâḳa bihim ẕerʿav veḳâlû lâ teḫaf velâ taḥzen. innâ müneccûke veehleke ille-mraeteke kânet mine-lgâbirîn.

Okunuş

34İnnâ münzilûne ʿalâ ehli hâẕihi-lḳaryeti riczem mine-ssemâi bimâ kânû yefsüḳûn.

Okunuş

35Veleḳat teraknâ minhâ âyetem beyyinetel liḳavmiy yaʿḳilûn.

Ayet 31–35

Bir süre sonra elçi meleklerimiz İbrahim’e gelerek hem bir oğlunun olacağının müjdesini hem de içinde Lût’un bulunduğu kavmi helak edeceklerinin haberini verdiler. Bunun üzerine İbrahim telaşla, “Ama orada Lût da var.” dedi.

Melekler de ona, “Orada kimin olduğunu elbette biz biliyoruz. Lût’u ve onun iman ailesinden olanları aralarından çıkarıp kurtaracağız fakat Lût’un karısı hariç. O, helak olmak üzere geride kalanların arasında olacak, çünkü o da müşriklerdendi.” dediler.

Melekler İbrahim’in yanından ayrılıp Lût’un yaşadığı yere gelerek, Lût’un evine misafir oldular. Onların kim olduklarını bilmeyen Lût, kavminin onlara zarar vereceğini düşünerek endişeye kapılıp, gönlü daraldı. Çaresizlik içinde eli ayağı birbirine dolaştı. Onun bu halini gören melekler, ona: “Korkma, bizim için de endişelenme. Biz seni ve senin iman ailenden olanları bu müşrik, kâfir, ahlaken tefessüh etmiş toplumun içinden çıkarıp kurtaracağız, ancak karın hariç, o da azapla helak edilenlerden olacak. Biz onların üzerine taş yağdırarak azap indireceğiz.” diyerek kendilerini tanıtıp, görevlerini açıkladılar.

Ardından da o kavmi hak ettiği azapla helak ettik ve onlardan geriye aklını kullananlar için ibret alınacak nişaneler bıraktık.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

31Zâriyât 24Zâriyât 37

İlgili ayetler

32Hicr 57Hicr 77

İlgili ayetler

33Şuarâ 160Şuarâ 174

İlgili ayetler

34Neml 54Neml 58

İlgili ayetler

35Sâffât 133Sâffât 138

Ankebut 36–37

2 ayet

وَاِلٰى مَدْيَنَ اَخَاهُمْ شُعَيْبًاۙ فَقَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ وَارْجُوا الْيَوْمَ الْاٰخِرَ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْاَرْضِ مُفْسِد۪ينَ ۝٣٦ فَكَذَّبُوهُ فَاَخَذَتْهُمُ الرَّجْفَةُ فَاَصْبَحُوا ف۪ي دَارِهِمْ جَاثِم۪ينَۘ ۝٣٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

36Veilâ medyene eḫâhüm şuʿayben feḳâle yâ ḳavmi-ʿbüdü-llâhe veercü-lyevme-lʾâhira velâ taʿŝev fi-lʾarḍi müfsidîn.

Okunuş

37Fekeẕẕebûhü feeḫaẕethümü-rracfetü feaṣbeḥû fî dârihim câŝimîn.

Ayet 36–37

Medyen halkına da soydaşları Şuayb’ı peygamber olarak gönderdik. O da kavmine “Ey kavmim! Allah’ı layıkıyla tanıyın ve fıtratınıza uygun olan Allah merkezli nizam ve ahlak ile yaşamaya yönelin. Öldükten sonra diriltilip hesaba çekileceksiniz, sakın Allah’la birlikte ilahlar edinip yeryüzünde fesat çıkarmayın.” dedi.

Fakat Medyen kavmi de onun tebliğine inanmayıp, davetini reddettiler. Bunun üzerine Biz de onları müthiş bir sarsıntı ile yere serip azabımızla helak ettik.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

36A’raf 85A’raf 93

İlgili ayetler

37Hûd 84Hûd 95

Ankebut 38

1 ayet

وَعَادًا وَثَمُودَا۬ وَقَدْ تَبَيَّنَ لَكُمْ مِنْ مَسَاكِنِهِمْ۠ وَزَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ اَعْمَالَهُمْ فَصَدَّهُمْ عَنِ السَّب۪يلِ وَكَانُوا مُسْتَبْصِر۪ينَۙ ۝٣٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

38Veʿâdev veŝemûde veḳat tebeyyene leküm mim mesâkinihim. vezeyyene lehümü-şşeyṭânü aʿmâlehüm feṣaddehüm ʿani-ssebîli vekânû müstebṣirîn.

Ayet 38

Biz Âd ve Semûd kavimlerini de davetimizden yüz çevirip azgınlık ve isyanda inatla direnmeleri sebebi ile azaba uğratıp helak ettik.

Dileyen onların yurtlarından ve meskenlerinden geriye kalanları görüp de dersler alabilir. Şeytan onlara şirk, küfür ve zulüm nizamlarını güzel göstermiş, onlar da onun vesveselerinin peşine düşüp bâtılı seçmişlerdi.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

38Tevbe 70Nahl 63

Ankebut 39

1 ayet

وَقَارُونَ وَفِرْعَوْنَ وَهَامَانَ وَلَقَدْ جَٓاءَهُمْ مُوسٰى بِالْبَيِّنَاتِ فَاسْتَكْبَرُوا فِي الْاَرْضِ وَمَا كَانُوا سَابِق۪ينَۚ ۝٣٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

39Veḳârûne vefirʿavne vehâmâne veleḳad câehüm mûsâ bilbeyyinâti festekberû fi-lʾarḍi vemâ kânû sâbiḳîn.

Ayet 39

Kârun, Firavun ve Haman’ı da helak edip yıkıma uğrattık. Çünkü Musa da onları Allah’ın âyetleri ve mucizelerle doğru olan hayat nizamına davet etmiş fakat kibirlenip, böbürlenerek onu yalanlamışlardı. Sonunda hak ettikleri azabımızdan kaçıp kurtulamadılar.

İlgili ayetler

Ankebut 40

1 ayet

فَكُلًّا اَخَذْنَا بِذَنْبِه۪ۚ فَمِنْهُمْ مَنْ اَرْسَلْنَا عَلَيْهِ حَاصِبًاۚ وَمِنْهُمْ مَنْ اَخَذَتْهُ الصَّيْحَةُۚ وَمِنْهُمْ مَنْ خَسَفْنَا بِهِ الْاَرْضَۚ وَمِنْهُمْ مَنْ اَغْرَقْنَاۚ وَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلٰكِنْ كَانُٓوا اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ ۝٤٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

40Feküllen eḫaẕnâ biẕembih. feminhüm men erselnâ ʿaleyhi ḥâṣibâ. veminhüm men eḫaẕethu-ṣṣayḥah. veminhüm men ḫasefnâ bihi-lʾarḍ. veminhüm men agraḳnâ. vemâ kâne-llâhü liyażlimehüm velâkin kânû enfüsehüm yażlimûn.

Ayet 40

Biz o toplumlardan her birini, Allah’a nankörlük edip, davetini reddederek başkaldırmaları sebebi ile azabımızla cezalandırdık. Kiminin üzerine taş yağdırdık, kimini şiddetli bir sarsıntı, korkunç bir çığlıkla, kimini müthiş bir kasırga ile kimini de suda boğarak helak edip yerin dibine geçirdik.

İlgili ayetler

Ankebut 41

1 ayet

مَثَلُ الَّذ۪ينَ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَوْلِيَٓاءَ كَمَثَلِ الْعَنْكَبُوتِۚ اِتَّخَذَتْ بَيْتًاۜ وَاِنَّ اَوْهَنَ الْبُيُوتِ لَبَيْتُ الْعَنْكَبُوتِۢ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ ۝٤١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

41Meŝelü-lleẕîne-tteḫaẕû min dûni-llâhi evliyâe kemeŝeli-lʿnkebût. itteḫaẕet beytâ. veinne evhene-lbüyûti lebeytü-lʿnkebût. lev kânû yaʿlemûn.

Ayet 41

Allah’ın davetinden yüz çevirip de O’ndan başkasını dost ve koruyucu edinenlerin durumu kendine ev yapan örümceğin durumuna benzer. Oysa evlerin en çürük, korunaksız ve dayanıksızı, örümceğin yaptığı evdir. Keşke insanlar bu misalle ortaya konulan gerçeği anlayabilseler.

İlgili ayetler

Ankebut 42–43

2 ayet

اِنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُ مَا يَدْعُونَ مِنْ دُونِه۪ مِنْ شَيْءٍۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ۝٤٢ وَتِلْكَ الْاَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِۚ وَمَا يَعْقِلُهَٓا اِلَّا الْعَالِمُونَ ۝٤٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

42İnne-llâhe yaʿlemü mâ yedʿûne min dûnihî min şeyʾ. vehüve-lʿazîzü-lḥakîm.

Okunuş

43Vetilke-lʾemŝâlü naḍribühâ linnâs. vemâ yaʿḳilühâ ille-lʿâlimûn.

Ayet 42–43

Şüphesiz Allah, kendisinden başka ilah kabul edilenlerin güçsüz ve değersiz olduklarını çok iyi bilmektedir.

Allah verdiği misallerle gerçeği apaçık ortaya koymaktadır. Bunların önemini ancak Allah’ın âyetleri üzerinde düşünenler kavrarlar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

42En’am 56Ahkaf 4Ahkaf 6

İlgili ayetler

43Kehf 54Rum 58Zümer 27

Ankebut 44–45

2 ayet

خَلَقَ اللّٰهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بِالْحَقِّۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لِلْمُؤْمِن۪ينَ۟ ۝٤٤ اُتْلُ مَٓا اُو۫حِيَ اِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَاَقِمِ الصَّلٰوةَۜ اِنَّ الصَّلٰوةَ تَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَٓاءِ وَالْمُنْكَرِۜ وَلَذِكْرُ اللّٰهِ اَكْبَرُۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ ۝٤٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

44Ḫaleḳa-llâhü-ssemâvâti velʾarḍa bilḥaḳḳ. inne fî ẕâlike leâyetel lilmüʾminîn.

Okunuş

45Ütlü mâ ûḥiye ileyke mine-lkitâbi veeḳimi-ṣṣalâh. inne-ṣṣalâte tenhâ ʿani-lfaḥşâi velmünker. veleẕikru-llâhi ekber. vellâhü yaʿlemü mâ taṣneʿûn.

Ayet 44–45

Gerçek şu ki Allah gökleri, yeri ve arasındakileri amaçsız ve oyun olsun diye boşuna değil, insanlar Rablerinin daveti olan hayat nizamı ile yaşayıp kendisine ibadet ve itaat etsinler diye yarattı. Ancak temiz akıl sahipleri bu gerçeğe iman ederler.

O halde ey Peygamber! Sana vahyedilen bu gerçeği insanlara tebliğ et, namazı da bilinçle ve devamlı kılmaya devam et. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan, günaha yönelmekten ve her türlü kötülüklerden korur. Namaz Allah’ı devamlı akılda tutan büyük bir ibadettir.

Allah yaptığınız her şeyi en iyi bilendir.

İlgili ayetler

Ankebut 46

1 ayet

وَلَا تُجَادِلُٓوا اَهْلَ الْكِتَابِ اِلَّا بِالَّت۪ي هِيَ اَحْسَنُۗ اِلَّا الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا مِنْهُمْ وَقُولُٓوا اٰمَنَّا بِالَّذ۪ٓي اُنْزِلَ اِلَيْنَا وَاُنْزِلَ اِلَيْكُمْ وَاِلٰهُنَا وَاِلٰهُكُمْ وَاحِدٌ وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ ۝٤٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

46Velâ tücâdilû ehle-lkitâbi illâ billetî hiye aḥsen. ille-lleẕîne żalemû minhüm veḳûlû âmennâ billeẕî ünzile ileynâ veünzile ileyküm veileyhâ veilâhüküm vâḥidüv venaḥnü lehû müslimûn.

Ayet 46

Ey mü’minler! Kitap Ehli olanların içlerinden size düşmanca davranıp, zulmeden ve saldıranların dışındakilerle, makul, adil, erdemli ve en güzel biçimde konuşup tartışın, onları yalnız Allah’ı Rab ve ilah edinmeye, Allah merkezli hayat nizamı ile yaşamaya davet edin. Ve onlara deyin ki: “Biz Rabbimizden hem bize hem size hem de öncekilere gönderilmiş olan peygamberlere, kitaplara iman ederiz. Bizler hepimizin tek ve gerçek Rabbi ve ilahı olan Allah’a teslim olmuş kimseleriz.”

İlgili ayetler

Ankebut 47

1 ayet

وَكَذٰلِكَ اَنْزَلْنَٓا اِلَيْكَ الْكِتَابَۜ فَالَّذ۪ينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يُؤْمِنُونَ بِه۪ۚ وَمِنْ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ مَنْ يُؤْمِنُ بِه۪ۜ وَمَا يَجْحَدُ بِاٰيَاتِنَٓا اِلَّا الْكَافِرُونَ ۝٤٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

47Vekeẕâlike enzelnâ ileyke-lkitâb. felleẕîne âteynâhümü-lkitâbe yüʾminûne bih. vemin hâülâi mey yüʾminü bih. vemâ yecḥadü biâyâtinâ ille-lkâfirûn.

Ayet 47

Ey Peygamber! Bizim sana gönderdiğimiz Kitapla yaptığın davete, Kitap Ehli olmayanlardan iman edip, uyacaklar olduğu gibi, Kitap Ehli olanlardan da iman edip teslim olacaklar çıkacaktır. Âyetlerimize nankörlüğü, şirki ve küfrü tabiatları haline getirmiş olanlar inanıp iman etmezler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

47Yusuf 111Mâide 48

Ankebut 48–50

3 ayet

وَمَا كُنْتَ تَتْلُوا مِنْ قَبْلِه۪ مِنْ كِتَابٍ وَلَا تَخُطُّهُ بِيَم۪ينِكَ اِذًا لَارْتَابَ الْمُبْطِلُونَ ۝٤٨ بَلْ هُوَ اٰيَاتٌ بَيِّنَاتٌ ف۪ي صُدُورِ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَۜ وَمَا يَجْحَدُ بِاٰيَاتِنَٓا اِلَّا الظَّالِمُونَ ۝٤٩ وَقَالُوا لَوْلَٓا اُنْزِلَ عَلَيْهِ اٰيَاتٌ مِنْ رَبِّه۪ۜ قُلْ اِنَّمَا الْاٰيَاتُ عِنْدَ اللّٰهِۜ وَاِنَّمَٓا اَنَا۬ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌ ۝٥٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

48Vemâ künte tetlû min ḳablihî min kitâbiv velâ teḫuṭṭuhû biyemînike iẕel lertâbe-lmübṭilûn.

Okunuş

49Bel hüve âyâtüm beyyinâtün fî ṣudûri-lleẕîne ûtü-lʿilm. vemâ yecḥadü biâyâtinâ ille-żżâlimûn.

Okunuş

50Veḳâlû levlâ ünzile ʿaleyhi âyâtüm mir rabbih. ḳul inneme-lʾâyâtü ʿinde-llâh. veinnemâ ene neẕîrum mübîn.

Ayet 48–50

Ey Peygamber! Biz sana bu ilahi kitabı vahyetmeden önce, sen herhangi bir kitabı okumamıştın. Kur’an’ı senin uydurup yazabilmen de asla mümkün değildir. Şayet öyle olsaydı müşrik ve kâfirler onda birçok eksiklik bulup etkisiz hale getirirlerdi.

Hâlbuki Kur’an, samimiyetle gerçeği arayan ve doğru ile yanlışı birbirinden ayırt etme kabiliyetlerini kullananların, Allah’ın sözleri olduğunu kolayca anlayabilecekleri âyetlerden oluşmaktadır.

Bizim âyetlerimizi ancak inkârcılığı kişilikleri haline getirmiş olanlar inkâr ederler.

Bunlar “Şayet Muhammed peygamberse, Allah’tan bizim de göreceğimiz bir mucize ile gelip, önümüze öylece çıkması gerekmez miydi?” diyorlar.

Sen onlara de ki: “Mucize ortaya koyup koymamak Allah’ın bileceği iştir. Ben yalnızca Allah’ın davetini iletmekle görevlendirdiği bir elçisiyim.”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

48Şûrâ 52Ra’d 17

Ankebut 51

1 ayet

اَوَلَمْ يَكْفِهِمْ اَنَّٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ يُتْلٰى عَلَيْهِمْۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَرَحْمَةً وَذِكْرٰى لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ۟ ۝٥١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

51Evelem yekfihim ennâ enzelnâ ʿaleyke-lkitâbe yütlâ ʿaleyhim. inne fî ẕâlike leraḥmetev veẕikrâ liḳavmiy yüʾminûn.

Ayet 51

Ey Peygamber! Kendilerine okunmakta olan Kur’an’ı sana göndermemiz, mucize olarak onlara yetmez mi?

Şüphesiz bu Kur’an yaratılışlarının amacını kavramak, dünya ve âhiret hayatlarında mutlu, onurlu ve şerefli yaşamak isteyenler için bir öğüt ve uyarıdır.

İlgili ayetler

Ankebut 52

1 ayet

قُلْ كَفٰى بِاللّٰهِ بَيْن۪ي وَبَيْنَكُمْ شَه۪يدًاۚ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِالْبَاطِلِ وَكَفَرُوا بِاللّٰهِۙ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ ۝٥٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

52Ḳul kefâ billâhi beynî vebeyneküm şehîdâ. yaʿlemü mâ fi-ssemâvâti velʾarḍ. velleẕîne âmenû bilbâṭili vekeferû billâhi ülâike hümü-lḫâsirûn.

Ayet 52

Bunca öğüt ve uyarılara aldırmayıp, müşrik ve kâfir kalmakta ısrarla direnen nankörlere de ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları da olacakları da bilir.”

Allah’la birlikte başka ilahlar edinip de onlara uyanlar, sonunda mutlaka hüsrana uğrayacaklar.

İlgili ayetler

Ankebut 53–55

3 ayet

وَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِالْعَذَابِۜ وَلَوْلَٓا اَجَلٌ مُسَمًّى لَجَٓاءَهُمُ الْعَذَابُۜ وَلَيَاْتِيَنَّهُمْ بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ ۝٥٣ يَسْتَعْجِلُونَكَ بِالْعَذَابِۜ وَاِنَّ جَهَنَّمَ لَمُح۪يطَةٌ بِالْكَافِر۪ينَۙ ۝٥٤ يَوْمَ يَغْشٰيهُمُ الْعَذَابُ مِنْ فَوْقِهِمْ وَمِنْ تَحْتِ اَرْجُلِهِمْ وَيَقُولُ ذُوقُوا مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ ۝٥٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

53Veyestaʿcilûneke bilʿaẕâb. velevlâ ecelüm müsemmel lecâehüm-lʿaẕâb. veleyeʾtiyennehüm bagtetev vehüm lâ yeşʿurûn.

Okunuş

54Yestaʿcilûneke bilʿaẕâb. veinne cehenneme lemüḥîṭatüm bilkâfirîn.

Okunuş

55Yevme yagşâhümü-lʿaẕâbü min fevḳihim vemin taḥti ercülihim veyeḳûlü ẕûḳû mâ küntüm taʿmelûn.

Ayet 53–55

Ey Peygamber! Uyarıldıkları azabın bir an önce başlarına gelmesini alaylı bir biçimde senden talep edenlere de ki: “Şayet, Allah’ın önceden belirlediği bir süre olmasaydı, o azap sizin başınıza çoktan gelmiş olurdu fakat şunu iyi bilin ki, o azap vakti aniden gelip çatacaktır.”

Zaten cehennem azabı da şirk ve küfürde direnenleri bir taraftan kuşatmaktadır. O gün azap onları tepeden tırnağa saracak ve Allah onlara: “Nankörlüğünüzün, azgınlığınızın ve küstahlığınızın cezasını çekin bakalım.” diyecek.

Ankebut 56

1 ayet

يَا عِبَادِيَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنَّ اَرْض۪ي وَاسِعَةٌ فَاِيَّايَ فَاعْبُدُونِ ۝٥٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

56Yâ ʿibâdîye-lleẕîne âmenû inne arḍî vâsiʿaten feiyyâye faʿbüdûn.

Ayet 56

Ey Benim davetime iman edip de yaratılış sebeplerine uygun yaşamak uğrunda cihat eden kullarım! Yarattığım yeryüzü çok geniştir. Bulunduğunuz yerlerde size yapılan zulümlerden dolayı yaşama imkânınız kalmadığında başka yerlere hicret edin ve oralarda imanınızın gereklerini yerine getirmek için çalışın.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

56Nisâ 97Nahl 41

Ankebut 57

1 ayet

كُلُّ نَفْسٍ ذَٓائِقَةُ الْمَوْتِ ثُمَّ اِلَيْنَا تُرْجَعُونَ ۝٥٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

57Küllü nefsin ẕâiḳatü-lmevti ŝümme ileynâ türceʿûn.

Ayet 57

Unutmayın ki her canlı ölümü tadacaktır, sonra da diriltilecek ve hak ettiği ile karşılaşacak.

İlgili ayetler

Ankebut 58–59

2 ayet

وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَنُبَوِّئَنَّهُمْ مِنَ الْجَنَّةِ غُرَفًا تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ نِعْمَ اَجْرُ الْعَامِل۪ينَۗ ۝٥٨ اَلَّذ۪ينَ صَبَرُوا وَعَلٰى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ ۝٥٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

58Velleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti lenübevviennehüm mine-lcenneti gurafen tecrî min taḥtihe-lʾenhâru ḫâlidîne fîhâ. niʿme ecru-lʿâmilîn.

Okunuş

59Elleẕîne ṣaberû veʿalâ rabbihim yetevekkelûn.

Ayet 58–59

Allah, davetine uygun yaşamak için canla başla gayret ederek yararlı işler yapmış olanları, içlerinden ırmaklar akan cennetteki köşklere yerleştirecek, orada en güzel nimetlerle ödüllendirip sürekli yaşatacaktır.

Allah’ın davetine iman edip, O’na güvenerek sıkıntılara göğüs gerenlerin mükâfatları işte böyle güzelliklerle dolu bir hayat olacak.

Ankebut 60–63

4 ayet

وَكَاَيِّنْ مِنْ دَٓابَّةٍ لَا تَحْمِلُ رِزْقَهَاۗ اَللّٰهُ يَرْزُقُهَا وَاِيَّاكُمْۘ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ ۝٦٠ وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ مَنْ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ لَيَقُولُنَّ اللّٰهُۚ فَاَنّٰى يُؤْفَكُونَ ۝٦١ اَللّٰهُ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِه۪ وَيَقْدِرُ لَهُۜ اِنَّ اللّٰهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ ۝٦٢ وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ مَنْ نَزَّلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَحْيَا بِهِ الْاَرْضَ مِنْ بَعْدِ مَوْتِهَا لَيَقُولُنَّ اللّٰهُۜ قُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِۜ بَلْ اَكْثَرُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ۟ ۝٦٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

60Vekeeyyim min dâbbetil lâ taḥmilü rizḳahâ. allâhü yerzüḳuhâ veiyyâküm. vehüve-ssemîʿu-lʿalîm.

Okunuş

61Velein seeltehüm men ḫaleḳa-ssemâvâti velʾarḍa veseḫḫara-şşemse velḳamera leyeḳûlünne-llâh. feennâ yüʾfekûn.

Okunuş

62Allâhü yebsüṭu-rrizḳa limey yeşâü min ʿibâdihî veyaḳdiru leh. inne-llâhe bikülli şeyʾin ʿalîm.

Okunuş

63Velein seeltehüm men nezzele mine-ssemâi mâen feaḥyâ bihi-lʾarḍa mim baʿdi mevtihâ leyeḳûlünne-llâh. ḳuli-lḥamdü lillâh. bel ekŝeruhüm lâ yaʿḳilûn.

Ayet 60–63

Ey mü’minler! Yoksa siz geçim endişesiyle mi hicret etmekten çekiniyorsunuz?

Hâlbuki yarattığımız nice canlılar, rızıklarını sırtlarında taşımaz ve hiç de rızık endişesi duymazlar. Onların da sizin de rızkınızı veren, verecek olan da Biziz.

Allah sizin endişelerinizi, neler düşünüp hissettiklerinizi en iyi bilendir. O, âlimdir, her şeyden haberdar olan ve her şeye güç yetirendir.

Ey Peygamber! Müşriklere: “Yeri ve göğü yaratan, güneşi ve ayı da istifadenize sunan kimdir?” diye sorsan, “Elbette ki Allah’tır.” diyecekler. O halde nasıl oluyor da hakikatten yüz çeviriyorlar? Allah, imtihan edip gerçek yüzlerini ortaya çıkarmak için kimisine bol, kimisine de hayatını idame ettirecek kadar sınırlı rızık verir. Allah her şeyin tek doğrusunu ve kime neyi, ne kadar vereceğini bilendir.

Onlara dönüp de “Gökten yağmuru yağdırıp, ölü toprağa hayat verip canlandıran kimdir?” diye sorsan, “Elbette ki Allah’tır.” derler. O halde Allah’a güvenip de, şükretmeniz gerekmez mi? Fakat insanların çoğu akıllarını doğru kullanmazlar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

60Hûd 6Sebe’ 39

İlgili ayetler

62Câsiye 22Necm 39

Ankebut 64

1 ayet

وَمَا هٰذِهِ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَٓا اِلَّا لَهْوٌ وَلَعِبٌۜ وَاِنَّ الدَّارَ الْاٰخِرَةَ لَهِيَ الْحَيَوَانُۢ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ ۝٦٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

64Vemâ hâẕihi-lḥayâtü-ddünyâ illâ lehvüv veleʿib. veinne-ddâra-lʾâḫirate lehiye-lḥayevân. lev kânû yaʿlemûn.

Ayet 64

Aklını doğru kullananlar bu dünya hayatının yalnızca bir oyun ve eğlenceden ibaret olmadığını, bunun için yaratılmadıklarını anlayıp asıl önemli ve devamlı olanın âhiret hayatı olduğunu kavrarlar. Fakat ne yazık ki insanların çoğu bu gerçeği bilip anlamak istemiyorlar.

İlgili ayetler

Ankebut 65–66

2 ayet

فَاِذَا رَكِبُوا فِي الْفُلْكِ دَعَوُا اللّٰهَ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَۚ فَلَمَّا نَجّٰيهُمْ اِلَى الْبَرِّ اِذَا هُمْ يُشْرِكُونَۙ ۝٦٥ لِيَكْفُرُوا بِمَٓا اٰتَيْنَاهُمْۙ وَلِيَتَمَتَّعُوا۠ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ ۝٦٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

65Feiẕâ rakibû fi-lfülki deʿavu-llâhe muḫliṣîne lehü-ddîn. felemmâ neccâhüm ile-lberri iẕâ hüm yüşrikûn.

Okunuş

66Liyekfürû bimâ âteynâhüm veliyetemetteʿû. fesevfe yaʿlemûn.

Ayet 65–66

Allah’ın Rabliği ve ilahlığını örterek yaşamayı seçenler, denizde bir gemi içinde azgın dalgalara yakalanıp ölümle yüz yüze geldiklerinde hemen Allah’la birlikte ilah edindiklerini unutup yalnız O’na yönelerek yalvarıp yakarırlar. Fakat Allah onları kurtarıp da karaya çıkardığında bir de bakarsın ki tekrar Allah’la birlikte ilah edindiklerine döner, müşrik ve kâfir olarak yaşamaya devam ederler.

Böylece kendilerine bahşettiğimiz her türlü nimete ve yardıma karşı nankörlük eder, kısacık dünya hayatının cazibesi ile âhireti unuturlar, fakat günü gelince gerçekle yüzleşecek ve çok pişman olacaklar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

65Yunus 22İsrâ 67

Ankebut 67

1 ayet

اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّا جَعَلْنَا حَرَمًا اٰمِنًا وَيُتَخَطَّفُ النَّاسُ مِنْ حَوْلِهِمْۜ اَفَبِالْبَاطِلِ يُؤْمِنُونَ وَبِنِعْمَةِ اللّٰهِ يَكْفُرُونَ ۝٦٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

67Evelem yerav ennâ ceʿalnâ ḥaramen âminev veyüteḫaṭṭafü-nnâsü min ḥavlehüm. efebilbâṭili yüʾminûne vebiniʿmeti-llâhi yekfürûn.

Ayet 67

Müşrikler, çevresindekiler korku ve tedirginlik içinde yaşarken, Kâbe’den dolayı Mekke’yi nasıl güvenli, korunaklı bir belde yaptığımızı görmüyorlar mı? Buna rağmen hâlâ bâtıl inanç ve hayat nizamlarına sarılmaya devam ederek, Allah’ın davetine sırt mı dönecekler?

İlgili ayetler

Ankebut 68

1 ayet

وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِبًا اَوْ كَذَّبَ بِالْحَقِّ لَمَّا جَٓاءَهُۜ اَلَيْسَ ف۪ي جَهَنَّمَ مَثْوًى لِلْكَافِر۪ينَ ۝٦٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

68Vemen ażlemü mimmeni-fterâ ʿale-llâhi keẕiben ev keẕẕebe bilḥaḳḳi lemmâ câeh. eleyse fî cehenneme meŝvel lilkâfirîn.

Ayet 68

Kendi uydurdukları yalanları Allah’a isnat edenden, Allah’tan gelen vahyi (hakikati) yalanlayandan, ilâhî nizam ve ahlakın yeryüzünde hâkim olmaması için çalışanlardan daha zalim kim olabilir? Böylelerinin yeri elbette cehennem olacaktır.

İlgili ayetler

Ankebut 69

1 ayet

وَالَّذ۪ينَ جَاهَدُوا ف۪ينَا لَنَهْدِيَنَّهُمْ سُبُلَنَاۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَمَعَ الْمُحْسِن۪ينَ ۝٦٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

69Velleẕîne câhedû fînâ lenehdiyennehüm sübülenâ. veinne-llâhe lemeʿa-lmuḥsinîn.

Ayet 69

Yaratılmalarının sebebi olan hayat tarzını yaşamak ve yaşatmak uğrunda, canları ve malları ile gayret edenlere yardım edip başarıya ulaşacak yollarımızı göstereceğiz. Allah imanlarının gereklerini yerine getirmek için cihat edenlerle beraberdir.

İlgili ayetler

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Rum, sonra Mutaffifîn indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla