Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ الشُّورٰى مَكِّيَّةٌ آيَاتُهَا ٥٣

Şûrâ Sûresi - Mustafa Çevik Meali (Ayetler Konu Bütünlüğü İçinde)

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça
Sûre hakkındaAdı · Nüzul Zamanı · Konu

Adı: Surenin adı 38. ayette geçen “şura” kelimesinden alınmıştır.

Nüzul Zamanı: Nüzul zamanıyla ilgili kesin kayıt bulunmamasına rağmen bu sure muhtemelen “Fussilet Suresi”nden hemen sonra nazil olmuştur. Çünkü bu surenin muhtevası, “Fussilet Suresi”nin adeta bir devamı niteliğindedir. Fussilet Suresi’ni dikkatle mutalâa eden bir okuyucu; Mekke ve civarındaki her hassas insanın açıkça müşahede edebilmesi için, Kureyş’in ileri gelenlerinin ne kadar haksızca muhalefet yaptıklarını, buna mukabil Hz. Peygamber’in (s.a) davasının ne kadar ciddi ve mantıklı, kendisinin ne kadar şerefli bir insan olduğunun anlatıldığını görecektir. Bu hususun tam akabinde, İslâm davası öylesine net bir şekilde ortaya konmuştur ki, hakikate saygı gösteren bir kimsenin, artık Kur’an’ı reddetmesi mümkün değildir. Ancak dalâlet içinde olanlar müstesna. Çünkü onlar kör ve sağırlar gibidirler ve girdikleri cehalet bataklığından da çıkamazlar.

Konu: Surenin girişinde şöyle denilmiştir: “Sizler, elçimizin getirdiği mesaj hakkında niçin dedikodu yapıyorsunuz? Rasulullah’ın (s.a) bu daveti yeni bir şey olmadığı gibi, bu davet tarihte ilk defa gönderiliyor da değildir. Nitekim Allah, daha önce de seçtiği kullarına vahyini indirmiş ve insanlara hidayet göndermiştir. O halde kainatın yaratıcı ve hakimi olan Allah’ın biricik ma’bud oluşunda ne gibi bir acaiplik bulunmaktadır?

Asıl acaip olan, Allah’ın yarattığı nimetlerden yararlanmanıza rağmen, başkalarını ma’bud ittihaz etmeniz ve sizleri tevhide davet eden birine kızmanızdır. Oysa sizleri ve kainatı yaratan Allah’a ortak koşmanız, çok büyük bir cürümdür. Bu yüzden, göğün üzerinizde çatlaması, hiç de acaip olmaz. Sözkonusu küstahlığınıza melekler dahi hayret etmekte ve her an azabın üzerinize gelebileceğinden çekinmektedir.

Bundan sonra bir şahsın nebi veya rasul olarak gönderilmesinin, onun, insanların kaderini elinde tuttuğu ve onların nasiplerini değiştirebileceği anlamına gelmeyeceği anlatılmaktadır. Zaten hiçbir peygamber, böyle bir iddiada da bulunmamıştır. İnsanların kader ve kısmetleri ancak Allah’ın elindedir. Peygamberlerin vazifesi ise, sadece gaflet içinde olanları uyarmak ve onlara doğru yolu göstermektir. Peygamberi inkar ederek, ondan yüz çevirenlerden hesap sorulacak ve muhakkak surette azaba çarptırılacaklardır. Ancak, bunu Allah yapacaktır. Dolayısıyla, kendilerine tabi olmadığınızda ya da karşı geldiğinizde, sizleri helâk etmek ve kahretmekle tehdit eden dinî önderlerinizin iddia ettiği gibi, peygamberlerin de aynı iddiayla ortaya çıktığı düşüncesini zihninizden çıkarın. Bu yanlışın tashihi yanısıra, şu hususa da değinilmiştir: “Peygamber (s.a) sizlerin iyiliğinizi ister, kötülüğünüzü değil. Bu yüzden o, takip ettiğiniz yolun felakete götürdüğünü söyleyerek sizleri doğru yola davet etmektedir.”

Daha sona Allah Teâlâ; “Niçin her insanı doğuştan hak yola koymadığı ve insanların inhiraf ederek sapıklığa düşmelerine izin verdiği” gibi meseleleri açıklamıştır. İnsanlara böyle bir serbestî tanımasının nedeni olarak da, onların kendi iradeleriyle Allah’ı tanımalarının ve böylece O’nun sonsuz nimetlerine kavuşmalarının istendiği bildirilmiştir. Bu özellik ise diğer mahlukata verilmemiştir. Bazı insanlar, kendi şuur ve iradeleriyle Allah’ı veli edinirler. İşte bu insanlara, Allah yardım eder, onlara doğru yolu gösterir, salih ameller nasip eder ve onları kendi rahmeti altına alır. Allah’dan başka veli edinen kimseler ise, Allah’ın rahmetinden mahrum kalırlar. Burada ayrıca gerçek velînin Allah olduğundan ve başka hiç kimsenin velâyet hakkına sahip bulunmadığından bahsedilmiştir. Bir kimsenin başarısı, gerçek velisini tesbit edebilmesine, yani yalnız Allah’ı veli edinebilmesine bağlıdır.

Daha sonra Rasulullah’ın öne sürdüğü iddianın keyfiyeti açıklanmıştır.

Öncelikle bilinmelidir ki, Allah, kâinatın ve insanların yaratıcısıdır. Dolayısıyla kainatın asıl sahibi, velisi ve hükümdarı da O’dur. İnsanlar için kurallar koymaya, onlara din ve şeriat vermeye, insanların aralarındaki ihtilaflarda, hakkın ve haksızlığın ne olduğunu bildirmeye de sadece O’nun yetkisi vardır.

O’nun dışında hiçbir kimsenin bu konularda söz söylemeye hakkı yoktur. Başka bir ifadeyle, gerçek hükümdar ve kanun koyucu Allah’tır. Dolayısıyla bir kimsenin bu konularda söz söyleme hakkı yoktur. Başka bir ifadeyle, gerçek hükümdar ve kanun koyucu Allah’tır. Dolayısıyla bir kimse, Allah’tan başkalarının koyduğu kurallara uyduğu takdirde, Allah’ı tek hakim kabul etse dahi, bu bir anlam ifade etmez. Çünkü Allah, insanlara başlangıçtan itibaren bir “din” vermiş, onlara gidecekleri yolu göstermiştir.

Tüm peygamberler, kavimlerine aynı dini getirmiş ve ayrı dinlerden bahsetmemişlerdir. Allah’ın tayin ettiği bu peygamberler, başından beri, nesilden nesile aynı dini takip etmişler ve diğer insanları da aynı dine davet etmişlerdir.

Bu din, sadece kabul etmekle yetinin diye değil, onu yeryüzünde hakim kılın, uygulayın ve arzdaki sapık dinleri ortadan kaldırarak, gerçek dini ikâme edin diye gönderilmiştir. Yine peygamberler bu dini sadece tebliğ etmek için değil, aynı zamanda diğer sapık dinlerin kökünü kazıyarak İslâm’ı hakim kılmaları için görevlendirilmişlerdir.

Aslında insanlar için gönderilen din aynıdır. Ancak peygamberlerden sonra bazı çıkarcı insanlar, sırf kendi menfaatleri için gerçek dini tahrif etmişler, ihtilaf çıkarmışlar ve böylelikle sayısız din ve mezhep icad etmişlerdir. Bütün bunların hepsi, gerçek dinin tahrif olmuş şekilleridir.

İşte Hz. Muhammed (s.a) tahrif edilmiş bu dinlerin yerine, gerçek dini tebliğ etmek ve onu hakim kılmaya çalışmak için gönderilmiştir. Sizler, bu yüzden Allah’a hamd edeceğinize, aksine akılsızlığınızdan dolayı Hz. Peygamber’e (s.a) karşı çıkıyorsunuz. Bu saçma muhalefetinizden ötürü, Hz. Peygamber (s.a) asla davetten vazgeçmeyecektir. Çünkü o, bu davayı sonuna kadar sürdürmekle görevlendirilmiştir. Ondan hiçbir surette taviz beklemeyin, zira o, bu halis dine, sizin adet ve hurafelerinizi sokmayacaktır. Zaten onun görevi, dini bu hurafelerden arındırmaktır.

Sizler, Allah’dan başkasının koyduğu kuralları getirerek, Allah’ın dinine ne kadar büyük düşmanlık yaptığınızı idrak bile edemiyorsunuz. Bunun yanısıra dünyada yaptıklarınızı önemsemiyorsunuz, ama unutmayın ki bu, Allah’ın indinde şirktir, büyük bir suçtur ve cezası da çok ağırdır. Allah’a karşı gelerek kendiliğinden bir “din” ortaya koyanların ve bu dine uyanların hepsi de aynı cezaya çarptırılacaktır.

Dinin gerçek sınırları çizildikten sonra, “Rasulullah (s.a) sizleri yola getirebilmek için, en güzel üslupla tebliğ ve tavsiyede bulunmuştur.” denilmektedir. Bir yanda Allah’ın kitabı, hakikati sizlere kendi dilinizde açıklarken, diğer yanda Hz. Peygamber’in (s.a) ve arkadaşlarının tertemiz hayatları, bu kitabın nasıl insan yetiştirdiğine birer örnek teşkil etmektedir. Fakat buna rağmen hidayeti kabul etmezseniz şayet, artık hiçbir şey sizleri doğru yola getiremez. Böylece sizler, asırlar boyu cehaletinizde ısrar etme sonucunda Allah’ın dalâlette kalanlar için takdir ettiği azaba çarptırılacaksınız.

Bu hakikatler beyan edilirken, yer yer de tevhid ve ahiret hakkında deliller öne sürülmekte ve ayrıca dünyada tamah etmenin kötü sonuçları ile ahiretteki karşılığı hakkında uyarılarda bulunulmaktadır. Ayrıca kafirlerin kendilerinin İslâm’ı kabul etmelerine engel olan ahlâkî zaafları eleştiri konusu yapılmaktadır.

Özetlemek gerekirse, bu surede, iki hususa değinilmiştir.

1) Hz. Muhammed (s.a) daha önce 40 yıl süren hayatı boyunca “Kitap” hakkında hiç bilgiye sahip değildi ve imana taalluk eden meselelerden habersizdi. Şimdiyse birdenbire bu iki konudan (kitap ve iman) bahsetmektedir ki bu da onun, bir peygamber olduğunun apaçık kanıtıdır.

2) Hz. Peygamber’in (s.a) Kur’an’ın Allah’ın kelamı olduğu şeklindeki iddiası, onun, Allah’ı bizzat gördüğü anlamına gelmez. Allah, daha önceki peygamberlere vahyettiği gibi, şu üç yolla mesajını göndermiştir. Birincisi, vahiy yoluyla, ikincisi, perde arkasından, üçüncüsü, melek aracılığıyla. Bu husus, kafirlerin Hz. Peygamber’e (s.a) “Allah ile bizzat konuşuyor” şeklinde itiraz etmelerini önlemek ve hakkı arayanların da Hz. Peygamber’in (s.a) hidayeti hangi vasıtayla aldığını anlamalarını sağlamak için izah edilmiştir.

Birlikte anlatılan ayetler gruplar hâlinde: her grubun Arapçası, okunuşu ve meali bir arada. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Şûrâ 1–3

3 ayet

حٰمٓ ۝١ عٓسٓقٓ۠ ۝٢ كَذٰلِكَ يُوح۪ٓي اِلَيْكَ وَاِلَى الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكَۙ اللّٰهُ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ۝٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Ḥâ-mîm.

Okunuş

2Ayn-sîn-ḳâf.

Okunuş

3Keẕâlike yûḥî ileyke veile-lleẕîne min ḳablike-llâhü-lʿazîzü-lḥakîm.

Ayet 1–3

Hâ. Mim. Ayn. Sin. Kaf. Aziz, Hakim ve ilim sahibi Allah, senden önceki peygamberlere kendi kavminin dilindeki harflerden oluşan sözlerle vahyettiklerini sana da kavminin dili ile vahyetmektedir.

İlgili ayetler

Şûrâ 4

1 ayet

لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظ۪يمُ ۝٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

4Lehû mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-lʾarḍ. vehüve-lʿaliyyü-lʿażîm.

Ayet 4

Göklerde ve yerde olanların yaratıcısı ve tek sahibi yüce Allah’tır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

4Yunus 66İbrahim 2

Şûrâ 5–7

3 ayet

تَكَادُ السَّمٰوَاتُ يَتَفَطَّرْنَ مِنْ فَوْقِهِنَّ وَالْمَلٰٓئِكَةُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِمَنْ فِي الْاَرْضِۜ اَلَٓا اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْغَفُورُ الرَّح۪يمُ ۝٥ وَالَّذ۪ينَ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِه۪ٓ اَوْلِيَٓاءَ اللّٰهُ حَف۪يظٌ عَلَيْهِمْۘ وَمَٓا اَنْتَ عَلَيْهِمْ بِوَك۪يلٍ ۝٦ وَكَذٰلِكَ اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ قُرْاٰنًا عَرَبِيًّا لِتُنْذِرَ اُمَّ الْقُرٰى وَمَنْ حَوْلَهَا وَتُنْذِرَ يَوْمَ الْجَمْعِ لَا رَيْبَ ف۪يهِۜ فَر۪يقٌ فِي الْجَنَّةِ وَفَر۪يقٌ فِي السَّع۪يرِ ۝٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

5Tekâdü-ssemâvâtü yetefeṭṭarne min fevḳihinne velmelâiketü yüsebbiḥûne biḥamdi rabbihim veyestagfirûne limen fi-lʾarḍ. elâ inne-llâhe hüve-lgafûru-rraḥîm.

Okunuş

6Velleẕîne-tteḫaẕû min dûnihî evliyâe-llâhü ḥafîżun ʿaleyhim. vemâ ente ʿaleyhim bivekîl.

Okunuş

7Vekeẕâlike evḥaynâ ileyke ḳurʾânen ʿarabiyyel litünẕira ümme-lḳurâ vemen ḥavlehâ vetünẕira yevme-lcemʿi lâ raybe fîh. ferîḳun fi-lcenneti veferîḳun fi-sseʿîr.

Ayet 5–7

İnsanların büyük çoğunluğunun Allah’a nankörlük edip şirk koşmaları ve asılsız iftiralarda bulunmaları sebebi ile yeryüzünde fesat çıkmış, düzen bozulmuş ve neredeyse gökyüzü çatlayıp parçalanacak duruma gelmiştir. Buna şahit olan melekler ise bir taraftan Rablerine şükredip hamd ederken bir yandan da insanlar için bağışlanma dilemekteler. Onlar bilmektedir ki, Allah çok merhametli ve tevbe edip doğruya yönelenleri bağışlayıcıdır.

Ey Peygamber! Sen insanların hayat tarzlarını seçmelerinden sorumlu vekilleri değilsin. Allah her şeyi görüp gözetmektedir. Şehirlerin anası Mekke’dekilere ve ulaşabildiğin tüm insanlara geleceği kesin olan Kıyamet ve Hesap Günü’nde, davete karşı takındıkları tavırdan dolayı yargılanacaklarını tebliğ etmekle görevlisin. Bunun için sana Kur’an’ı kavminin dili olan Arapça olarak indirmekteyiz.

Hesap Günü geldiğinde, davet edildiklerine iman edip sorumluluklarını yerine getirenler cennete girerken, yüz çevirip reddedenler hak ettikleri cehennem ateşine atılacaklar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

6Ankebut 41Câsiye 10

Şûrâ 8–9

2 ayet

وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَجَعَلَهُمْ اُمَّةً وَاحِدَةً وَلٰكِنْ يُدْخِلُ مَنْ يَشَٓاءُ ف۪ي رَحْمَتِه۪ۜ وَالظَّالِمُونَ مَا لَهُمْ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَص۪يرٍ ۝٨ اَمِ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِه۪ٓ اَوْلِيَٓاءَۚ فَاللّٰهُ هُوَ الْوَلِيُّ وَهُوَ يُحْيِ الْمَوْتٰىۘ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ۟ ۝٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

8Velev şâe-llâhü leceʿalehüm ümmetev vâḥidetev velâkiy yüdḫilü mey yeşâü fî raḥmetih. veżżâlimûne mâ lehüm miv veliyyiv velâ neṣîr.

Okunuş

9Emi-tteḫaẕû min dûnihî evliyâʾ. fellâhü hüve-lveliyyü vehüve yuḥyi-lmevtâ. vehüve ʿalâ külli şeyʾin ḳadîr.

Ayet 8–9

Şayet Allah dileseydi hepinizi tevhidi kabullenmeye ve ona uygun yaşamaya mecbur tek bir millet yapardı. Fakat O böyle yapmayıp her insana irade bahşederek doğru ile yanlış olanı bildirip tercihi kendilerine bıraktı. Allah dileyeni doğru yoluna kavuşturur; müşrik olmayı dileyen ise kendisine ne gerçek bir dost ne de bir yardımcı bulabilir. Böyleleri buna rağmen inatla Allah’la birlikte ilahlar edinerek onlardan dostluk ve yardım ummaktalar. Şüphesiz gerçek koruyucu (veli), yardımcı, dost ve ilah yalnızca Allah’tır. Ölüleri diriltecek olan da O’dur. O, dilediğini yapmaya kadirdir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

8Yunus 99Nahl 37

İlgili ayetler

9Bakara 257A’raf 196

Şûrâ 10–11

2 ayet

وَمَا اخْتَلَفْتُمْ ف۪يهِ مِنْ شَيْءٍ فَحُكْمُهُٓ اِلَى اللّٰهِۜ ذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبّ۪ي عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُۗ وَاِلَيْهِ اُن۪يبُ ۝١٠ فَاطِرُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ جَعَلَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجًا وَمِنَ الْاَنْعَامِ اَزْوَاجًاۚ يَذْرَؤُ۬كُمْ ف۪يهِۜ لَيْسَ كَمِثْلِه۪ شَيْءٌۚ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْبَص۪يرُ ۝١١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

10Veme-ḫteleftüm fîhi min şeyʾin feḥukmühû ile-llâh. ẕâlikümü-llâhü rabbî ʿaleyhi tevekkelt. veileyhi ünîb.

Okunuş

11Fâṭiru-ssemâvâti velʾarḍ. ceʿale leküm min enfüsiküm ezvâcev vemine-lʾenʿâmi ezvâcâ. yeẕraüküm fîh. leyse kemiŝlihî şeyʾ. vehüve-ssemîʿu-lbeṣîr.

Ayet 10–11

Ey Peygamber! Sen onlara de ki: “Kur’an ile yapılan davete karşı çıkıp hiçbir bilgiye, delile dayanmadan benimle tartıştığınız konularda hükmü verecek olan Allah’tır ve tek doğru olan da O’nun bildirdikleridir. Ben yalnızca O’na güvenip O’na yöneldim ve yalnız O’ndan yardım dilerim. Allah’tan başka gerçek ilah yoktur.

Gökleri ve yeri yaratan Allah, size de kendi cinsinizden eşler bahşedip çoğaltmakla birlikte, sizler için hayvanları da erkekli dişili yaratıp çoğaltmaktadır. Allah her şeyi bilen, her şeye güç yetiren ve her şeyi işitendir. Hiçbir şey O’na benzemez, O’nun eşi ve benzeri yoktur.”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

11En’am 14Nahl 17Ahkaf 4

Şûrâ 12

1 ayet

لَهُ مَقَال۪يدُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَقْدِرُۜ اِنَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ ۝١٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

12Lehû meḳâlîdü-ssemâvâti velʾarḍ. yebsüṭu-rrizḳa limey yeşâü veyaḳdir. innehû bikülli şeyʾin ʿalîm.

Ayet 12

Göklerde ve yerde nizam kurma, yarattıklarının yaşayış ve işleyiş yasalarını belirleme, onları yönetme hakkı yalnızca Allah’a aittir. O rızkı da dilediğine bol, dilediğine sınırlı verir ve kime ne kadar vereceğini de yalnız O bilir.

İlgili ayetler

Şûrâ 13

1 ayet

شَرَعَ لَكُمْ مِنَ الدّ۪ينِ مَا وَصّٰى بِه۪ نُوحًا وَالَّذ۪ٓي اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ وَمَا وَصَّيْنَا بِه۪ٓ اِبْرٰه۪يمَ وَمُوسٰى وَع۪يسٰٓى اَنْ اَق۪يمُوا الدّ۪ينَ وَلَا تَتَفَرَّقُوا ف۪يهِۜ كَبُرَ عَلَى الْمُشْرِك۪ينَ مَا تَدْعُوهُمْ اِلَيْهِۜ اَللّٰهُ يَجْتَب۪ٓي اِلَيْهِ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَهْد۪ٓي اِلَيْهِ مَنْ يُن۪يبُ ۝١٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

13Şeraʿa leküm mine-ddîni mâ veṣṣâ bihî nûḥav velleẕî evḥaynâ ileyke vemâ veṣṣaynâ bihî ibrâhîme vemûsâ veʿîsâ en eḳîmü-ddîne velâ teteferraḳû fîh. kebüra ʿale-lmüşrikîne mâ tedʿûhüm ileyh. allâhü yectebî ileyhi mey yeşâü veyehdî ileyhi mey yünîb.

Ayet 13

Allah, sana vahyettiği dini (nizam ve ahlakı), geçmişte Nûh’a, İbrahim’e, Musa ve İsa’ya da din olarak bildirmişti. Siz de Kur’an ile davet olunduğunuz bu dine iman edip yaşamaya yönelin. Aranızda çekişip de bölünmeyin.

Allah merkezli hayat nizamından oluşan bu dini yaşamak müşrik ve kâfir kalmakta direnenlere çok zor gelir. Allah doğruyu arayanları kendine çeker ve doğru olanla buluşturur.

İlgili ayetler

Şûrâ 14

1 ayet

وَمَا تَفَرَّقُٓوا اِلَّا مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَهُمُ الْعِلْمُ بَغْيًا بَيْنَهُمْۜ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِنْ رَبِّكَ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى لَقُضِيَ بَيْنَهُمْۜ وَاِنَّ الَّذ۪ينَ اُو۫رِثُوا الْكِتَابَ مِنْ بَعْدِهِمْ لَف۪ي شَكٍّ مِنْهُ مُر۪يبٍ ۝١٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

14Vemâ teferraḳû illâ mim baʿdi mâ câehümü-lʿilmü bagyem beynehüm. velevlâ kelimetün sebeḳat mir rabbike ilâ ecelim müsemmel leḳuḍiye beynehüm. veinne-lleẕîne ûriŝü-lkitâbe mim baʿdihim lefî şekkim minhü mürîbün.

Ayet 14

Önceki ümmetlere Allah’ın daveti ulaştırıldığında sırf aralarındaki kıskançlık, çekememezlik ve inatları yüzünden gerçeğe yönelmek yerine birbirlerine düştüler. Şayet Rabbinin onları cezalandırması ile ilgili önceden belirlediği bir süre olmasaydı, haklarındaki ceza hükmü hemen uygulanırdı. Onların ardından kitaba vâris olanlar, şimdi de sana indirilen Kur’an’ın daveti konusunda şüphe içindeler.

Şûrâ 15

1 ayet

فَلِذٰلِكَ فَادْعُۚ وَاسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَۚ وَلَا تَتَّبِعْ اَهْوَٓاءَهُمْۚ وَقُلْ اٰمَنْتُ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنْ كِتَابٍۚ وَاُمِرْتُ لِاَعْدِلَ بَيْنَكُمْۜ اَللّٰهُ رَبُّنَا وَرَبُّكُمْۜ لَنَٓا اَعْمَالُنَا وَلَكُمْ اَعْمَالُكُمْۜ لَا حُجَّةَ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْۜ اَللّٰهُ يَجْمَعُ بَيْنَنَاۚ وَاِلَيْهِ الْمَص۪يرُۜ ۝١٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

15Feliẕâlike fedʿu. vesteḳim kemâ ümirt. velâ tettebiʿ ehvâehüm. veḳul âmentü bimâ enzele-llâhü min kitâb. veümirtü liaʿdile beyneküm. allâhü rabbünâ verabbüküm. lenâ aʿmâlünâ veleküm aʿmâlüküm. lâ ḥuccete beynenâ vebeyneküm. allâhü yecmeʿu beynenâ. veileyhi-lmeṣîr.

Ayet 15

Ey Peygamber! Sen insanları tevhidi kavramaya ve ona uygun yaşamaya davet et, emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların boş heva ve heveslerine uyma ve onlara de ki: “Ben Allah’ın tüm peygamberlerine vahyettiği âyetlerine iman ederim. Size de içinde yaşadığınız yanlışlardan kurtaracak doğruyu tebliğ etmek ve aranızda adaletle davranmakla emrolundum. Allah bizim de, sizin de Rabbimizdir. Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız da size aittir. Bizimle tartışıp düşmanlık etmenizin size hiçbir faydası yoktur. Allah Hesap Günü hepimizi bir araya toplayacak ve herkese yaptığının karşılığını verecektir.”

İlgili ayetler

Şûrâ 16–17

2 ayet

وَالَّذ۪ينَ يُحَٓاجُّونَ فِي اللّٰهِ مِنْ بَعْدِ مَا اسْتُج۪يبَ لَهُ حُجَّتُهُمْ دَاحِضَةٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ وَعَلَيْهِمْ غَضَبٌ وَلَهُمْ عَذَابٌ شَد۪يدٌ ۝١٦ اَللّٰهُ الَّذ۪ٓي اَنْزَلَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ وَالْم۪يزَانَۜ وَمَا يُدْر۪يكَ لَعَلَّ السَّاعَةَ قَر۪يبٌ ۝١٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

16Velleẕîne yüḥâccûne fi-llâhi mim baʿdi me-stücîbe lehû ḥuccetühüm dâḥiḍatün ʿinde rabbihim veʿaleyhim gaḍabüv velehüm ʿaẕâbün şedîd.

Okunuş

17Allâhü-lleẕî enzele-lkitâbe bilḥaḳḳi velmîzân. vemâ yüdrîke leʿalle-ssâʿate ḳarîb.

Ayet 16–17

Mü’minler bir yandan imanlarının gerektirdiği nizam ve ahlak üzere yaşama gayreti ile malları ve canlarıyla cihat ederken, öte yandan müşrik ve kâfirler de bu gerçeğin üstünü örtme ve Allah’ın davetini amacından saptırmanın gayreti ile mü’minlerle tartışıp durmaktalar. Bunların gerçeği örtme ve aslından saptırma çabalarının hiçbir dayanağı ve değeri yoktur. Onlar Allah’ın şiddetli azabına uğrayacaklardır.

Allah, Peygamberine vahyedip insanlara ulaştırdığı Kitabı ile yaratılış gerçeğini apaçık ortaya koymakta, doğru ile yanlışı birbirinden ayırt eden ölçü kitabını elinize vermektedir. O halde siz de onunla ölçüp biçin ve Hesap Günü’ne böylece hazırlanın. Nereden bileceksin, belki Kıyamet ve Hesap Günü çok yakındır!

Şûrâ 18–19

2 ayet

يَسْتَعْجِلُ بِهَا الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِهَاۚ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مُشْفِقُونَ مِنْهَاۙ وَيَعْلَمُونَ اَنَّهَا الْحَقُّۜ اَلَٓا اِنَّ الَّذ۪ينَ يُمَارُونَ فِي السَّاعَةِ لَف۪ي ضَلَالٍ بَع۪يدٍ ۝١٨ اَللّٰهُ لَط۪يفٌ بِعِبَادِه۪ يَرْزُقُ مَنْ يَشَٓاءُۚ وَهُوَ الْقَوِيُّ الْعَز۪يزُ۟ ۝١٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

18Yestaʿcilü bihe-lleẕîne lâ yüʾminûne bihâ. velleẕîne âmenû müşfiḳûne minhâ veyaʿlemûne ennehe-lḥaḳḳ. elâ inne-lleẕîne yümârûne fi-ssâʿati lefî ḍalâlim beʿîd.

Okunuş

19Allâhü leṭîfüm biʿibâdihî yerzüḳu mey yeşâʾ. vehüve-lḳaviyyü-lʿazîz.

Ayet 18–19

Kıyamet’le birlikte Hesap Günü’ne de inanmak istemeyenler, alaycı tavırlarıyla “O Gün hemen gelsin de görelim.” derler. Mü’minler ise, O Günün mutlak bir gerçek olduğuna ve geleceğine iman eder, dehşetinden ürperirler. İyi bilin ki Kıyamet ve Hesap Günü’nün geleceğine inanmayıp ileri geri konuşanlar, derin bir sapıklık içindeler. Allah buna rağmen bu kullarına da rızık verip, gerçeği kavrayıp doğruya yönelmeleri için zaman tanır. Allah çok merhametlidir, çok yüce ve güçlüdür.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

18Kehf 36Câsiye 24

İlgili ayetler

19Hicr 49Zümer 53

Şûrâ 20

1 ayet

مَنْ كَانَ يُر۪يدُ حَرْثَ الْاٰخِرَةِ نَزِدْ لَهُ ف۪ي حَرْثِه۪ۚ وَمَنْ كَانَ يُر۪يدُ حَرْثَ الدُّنْيَا نُؤْتِه۪ مِنْهَا وَمَا لَهُ فِي الْاٰخِرَةِ مِنْ نَص۪يبٍ ۝٢٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

20Men kâne yürîdü ḥarŝe-lʾâḫirati nezid lehû fî ḥarŝih. vemen kâne yürîdü ḥarŝe-ddünyâ nüʾtihî minhâ vemâ lehû fi-lʾâḫirati min neṣîb.

Ayet 20

Kim âhiret nimetlerini elde etmek isteyerek bu konudaki sorumluluklarını yerine getirirse, onun mükâfatını kat kat artırırız. Kim de sadece dünya hayatının nimetlerini ister, onun gerektirdiklerini yerine getirirse ona da ondan bir pay veririz. Fakat onun âhiret nimetlerinden nasibi olmayacaktır.

İlgili ayetler

Şûrâ 21

1 ayet

اَمْ لَهُمْ شُرَكٰٓؤُ۬ا شَرَعُوا لَهُمْ مِنَ الدّ۪ينِ مَا لَمْ يَاْذَنْ بِهِ اللّٰهُۜ وَلَوْلَا كَلِمَةُ الْفَصْلِ لَقُضِيَ بَيْنَهُمْۜ وَاِنَّ الظَّالِم۪ينَ لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ ۝٢١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

21Em lehüm şürakâü şeraʿû lehüm mine-ddîni mâ lem yeʾẕem bihi-llâh. velevlâ kelimetü-lfaṣli leḳuḍiye beynehüm. veinne-żżâlimîne lehüm ʿaẕâbün elîm.

Ayet 21

Müşrikler, Allah merkezli bir hayat nizamı ile yaşamaya davet edilmelerine rağmen Allah’ın izin vermediği kendileri gibi yaratılmış olan kimselerin davetini (dini) hayat tarzı edinip böylece Allah’la birlikte başka ilahlar da edinirler. Oysa Allah’tan başka hiç kimsenin insanlar üzerinde hayat nizamı belirlemeye hakkı yoktur, Allah hiç kimseye böyle bir yetki vermemiştir. Şayet Rabbinizin, bunu yapanlar ve yapmaya kalkışanların cezalarını Kıyamet Günü’ne kadar ertelemekle ilgili önceden belirlediği bir yasası olmasaydı, bunlarla da ilgili karar hemen uygulanır ve hak ettikleri azapla cezaları verilirdi. Şüphesiz âhirette onlar için daha çetin bir azap vardır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

21Yunus 59Nahl 61Fâtır 45

Şûrâ 22–23

2 ayet

تَرَى الظَّالِم۪ينَ مُشْفِق۪ينَ مِمَّا كَسَبُوا وَهُوَ وَاقِعٌ بِهِمْۜ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ ف۪ي رَوْضَاتِ الْجَنَّاتِۚ لَهُمْ مَا يَشَٓاؤُ۫نَ عِنْدَ رَبِّهِمْۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَضْلُ الْكَب۪يرُ ۝٢٢ ذٰلِكَ الَّذ۪ي يُبَشِّرُ اللّٰهُ عِبَادَهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِۜ قُلْ لَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ اَجْرًا اِلَّا الْمَوَدَّةَ فِي الْقُرْبٰىۜ وَمَنْ يَقْتَرِفْ حَسَنَةً نَزِدْ لَهُ ف۪يهَا حُسْنًاۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ شَكُورٌ ۝٢٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

22Tera-żżâlimîne müşfiḳîne mimmâ kesebû vehüve vâḳiʿum bihim. velleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti fî ravḍâti-lcennât. lehüm mâ yeşâûne ʿinde rabbihim. ẕâlike hüve-lfaḍlü-lkebîr.

Okunuş

23Ẕâlike-lleẕî yübeşşiru-llâhü ʿibâdehü-lleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti. ḳul lâ esʾelüküm ʿaleyhi ecran ille-lmeveddete fi-lḳurbâ. vemey yaḳterif ḥaseneten nezid lehû fîhâ ḥusnâ. inne-llâhe gafûrun şekûr.

Ayet 22–23

Kıyamet Günü ile karşılaştıklarında müşriklerin başlarına geleceklerden korkuya kapılıp tir tir titrediklerini görürsün. Nihayet korktukları başlarına gelmiştir.

Allah’ın daveti yaratılış sebepleri olan hayat nizamına iman edip, onu yaşamak ve yaşatmak uğrunda gayret edenler ise, cennet bahçelerinde Rableri tarafından en güzel ödüllere kavuşturulacaklar. İşte büyük kazanç budur.

Allah cennet içindeki eşsiz nimetlerini, işte bu kullarına müjdelemektedir. Ey Peygamber! De ki: “Ben Allah adına yaptığım bu davete karşı sizden bana inanmanızdan başka hiçbir karşılık beklemiyorum.”

Her kim imanına yakışan güzel bir iş yaparsa Allah da ona çok büyük lütuflarda bulunacaktır. Yanlışından tevbe edip doğru olana sarılanlara karşı Allah çok bağışlayıcıdır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

22Secde 12Şûrâ 45

Şûrâ 24–25

2 ayet

اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِبًاۚ فَاِنْ يَشَاِ اللّٰهُ يَخْتِمْ عَلٰى قَلْبِكَۜ وَيَمْحُ اللّٰهُ الْبَاطِلَ وَيُحِقُّ الْحَقَّ بِكَلِمَاتِه۪ۜ اِنَّهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ۝٢٤ وَهُوَ الَّذ۪ي يَقْبَلُ التَّوْبَةَ عَنْ عِبَادِه۪ وَيَعْفُوا عَنِ السَّيِّـَٔاتِ وَيَعْلَمُ مَا تَفْعَلُونَۙ ۝٢٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

24Em yeḳûlûne-fterâ ʿale-llâhi keẕibâ. feiy yeşei-llâhü yaḫtim ʿalâ ḳalbik. veyemḥu-llâhü-lbâṭile veyüḥiḳḳu-lḥaḳḳa bikelimâtih. innehû ʿalîmüm biẕâti-ṣṣudûr.

Okunuş

25Vehüve-lleẕî yaḳbelü-ttevbete ʿan ʿibâdihî veyaʿfû ʿani-sseyyiâti veyaʿlemü mâ tefʿalûn.

Ayet 24–25

Ey Peygamber! Bunca gerçeğe rağmen müşrikler hâlâ senin için, “Uydurduğu yalanları Allah’a isnat eden bir yalancı.” demeye devam ediyorlar. Hâlbuki sen Allah adına yalan söyleyen biri olsan, O senin kalbini mühürler, aklını başından alırdı.

Şüphesiz Allah indirdiği kitabın âyetleri ile bâtılı yok eder; gerçeği ortaya koyar.

O, kalplerde gizlenen niyetleri ve düşünceleri çok iyi bilir. Tevbe edip doğruya yönelenleri bağışlar; herkesin yapıp ettiklerini bilir ve hak ettikleri karşılıklarını verir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

24Hûd 13Ahkaf 8

Şûrâ 26

1 ayet

وَيَسْتَج۪يبُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَيَز۪يدُهُمْ مِنْ فَضْلِه۪ۜ وَالْكَافِرُونَ لَهُمْ عَذَابٌ شَد۪يدٌ ۝٢٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

26Veyestecîbü-lleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti veyezîdühüm min faḍlih. velkâfirûne lehüm ʿaẕâbün şedîd.

Ayet 26

Allah davetine iman edip sorumluluklarını yerine getirmek için ellerinden geleni yapanların dualarını kabul eder ve hak ettiklerinden çok fazlasıyla ödüllendirir. Gerçeği inkâra kendilerini şartlandırmış, inatla böyle yaşayıp hayatlarını sonlandıranları ise çok şiddetli bir azap beklemektedir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

26Furkan 63Furkan 77

Şûrâ 27

1 ayet

وَلَوْ بَسَطَ اللّٰهُ الرِّزْقَ لِعِبَادِه۪ لَبَغَوْا فِي الْاَرْضِ وَلٰكِنْ يُنَزِّلُ بِقَدَرٍ مَا يَشَٓاءُۜ اِنَّهُ بِعِبَادِه۪ خَب۪يرٌ بَص۪يرٌ ۝٢٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

27Velev beseṭa-llâhü-rrizḳa liʿibâdihî lebegav fi-lʾarḍi velâkiy yünezzilü biḳaderim mâ yeşâʾ. innehû biʿibâdihî ḫabîrum beṣîr.

Ayet 27

Şayet Allah insanlara dünya hayatlarında rızkı bol bol verseydi yeryüzünde azgınlık, taşkınlık yapıp daha çok küstahlaşırlardı. O yüzden belli bir ölçüye göre dilediği kadar vermektedir. Çünkü Allah kullarını en iyi tanıyan en iyi bilendir; kime neyi ne kadar vereceğini O bilir ve verdiklerini kim için nerede ve nasıl kullandıklarını da görüp gözetendir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

27Hicr 21Sebe’ 39

Şûrâ 28

1 ayet

وَهُوَ الَّذ۪ي يُنَزِّلُ الْغَيْثَ مِنْ بَعْدِ مَا قَنَطُوا وَيَنْشُرُ رَحْمَتَهُۜ وَهُوَ الْوَلِيُّ الْحَم۪يدُ ۝٢٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

28Vehüve-lleẕî yünezzilü-lgayŝe mim baʿdi mâ ḳaneṭû veyenşüru raḥmeteh. vehüve-lveliyyü-lḥamîd.

Ayet 28

Kuraklıktan dolayı insanların tamamen ümitlerini yitirdiklerinde, yağmuru indirip rahmetini her yere yayan Allah’tır. O, merhamet ve şefkatiyle kullarını koruyup gözetir. Gerçek Rab ve ilah, şükredilmeye ve övülmeye layık olan yalnızca Allah’tır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

28Rum 48Rum 50

Şûrâ 29

1 ayet

وَمِنْ اٰيَاتِه۪ خَلْقُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَثَّ ف۪يهِمَا مِنْ دَٓابَّةٍۜ وَهُوَ عَلٰى جَمْعِهِمْ اِذَا يَشَٓاءُ قَد۪يرٌ۟ ۝٢٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

29Vemin âyâtihî ḫalḳu-ssemâvâti velʾarḍi vemâ beŝŝe fîhimâ min dâbbeh. vehüve ʿalâ cemʿihim iẕâ yeşâü ḳadîr.

Ayet 29

Gökleri ve yeri yaratıp yeryüzüne her türlü canlıyı yayıp, üretip çoğaltması Allah’ın ilminin ve kudretinin delillerindendir ve Allah dilediğinde bunları huzurunda toplamaya kadirdir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

29Nahl 49Tekvîr 5

Şûrâ 30–31

2 ayet

وَمَٓا اَصَابَكُمْ مِنْ مُص۪يبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ اَيْد۪يكُمْ وَيَعْفُوا عَنْ كَث۪يرٍۜ ۝٣٠ وَمَٓا اَنْتُمْ بِمُعْجِز۪ينَ فِي الْاَرْضِۚ وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَص۪يرٍ ۝٣١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

30Vemâ eṣâbeküm mim müṣîbetin febimâ kesebet eydîküm veyaʿfû ʿan keŝîr.

Okunuş

31Vemâ entüm bimüʿcizîne fi-lʾarḍ. vemâ leküm min dûni-llâhi miv veliyyiv velâ neṣîr.

Ayet 30–31

Şunu iyi bilin ki başınıza gelenler, ellerinizle yaptıklarınız sebebiyledir. Bununla birlikte Allah sizi birçok musibetten de korur.

Unutmayın ki dünya hayatınızda yaptıklarınız yanınıza kalmaz. Allah her şeyden haberdardır. O’nun elinden hiç kimse kurtulamaz ve hak edene vereceği cezanın önüne geçebilecek de yoktur. İnsanlar için Allah’tan başka gerçek veli (dost) yoktur.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

30Nisâ 79İsrâ 67Kasas 47

İlgili ayetler

31Rum 25Secde 4

Şûrâ 32–34

3 ayet

وَمِنْ اٰيَاتِهِ الْجَوَارِ فِي الْبَحْرِ كَالْاَعْلَامِۜ ۝٣٢ اِنْ يَشَاْ يُسْكِنِ الرّ۪يحَ فَيَظْلَلْنَ رَوَاكِدَ عَلٰى ظَهْرِه۪ۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍۙ ۝٣٣ اَوْ يُوبِقْهُنَّ بِمَا كَسَبُوا وَيَعْفُ عَنْ كَث۪يرٍۘ ۝٣٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

32Vemin âyâtihi-lcevâri fi-lbaḥri kelʾaʿlâm.

Okunuş

33İy yeşeʾ yüskini-rrîḥa feyażlelne ravâkide ʿalâ żahrih. inne fî ẕâlike leâyâtil likülli ṣabbârin şekûr.

Okunuş

34Ev yûbiḳhünne bimâ kesebû veyaʿfü ʿan keŝîr.

Ayet 32–34

Denizlerin üzerinde dağ gibi gemilerin batmadan akıp gitmesi de Allah’ın koyduğu yasaların sonucudur. Bunlar da O’nun ilminin ve kudretinin delillerindendir.

Allah dilerse rüzgârları durdurur ve o gemileri suyun üstünde öylece hareketsiz bırakır. Bu misallerde Allah’ın kudretini kavramak isteyenlerin alacakları dersler vardır. Bunu ancak Allah’ı layıkıyla tanımak isteyenler, sabırla düşünenler ve O’nun verdiği nimetlere şükredenler anlar. Allah dilerse, gemidekileri yapıp ettikleri sebebi ile suda batırıp helak eder. Fakat çoğu zaman da, doğruya yönelmeleri için süre verip fırsatlar tanır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

32İbrahim 32İbrahim 34

İlgili ayetler

33İsrâ 67

Şûrâ 35

1 ayet

وَيَعْلَمَ الَّذ۪ينَ يُجَادِلُونَ ف۪ٓي اٰيَاتِنَاۜ مَا لَهُمْ مِنْ مَح۪يصٍ ۝٣٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

35Veyaʿleme-lleẕîne yücâdilûne fî âyâtinâ. mâ lehüm mim meḥîṣ.

Ayet 35

Âyetlerimize karşı duyarsız davrananlar ve ileri geri konuşup tartışanlar, şunu çok iyi bilsinler ki kendileri için asla cezadan kurtuluş yoktur.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

35En’am 93Mü’min 35

Şûrâ 36–39

4 ayet

فَمَٓا اُو۫ت۪يتُمْ مِنْ شَيْءٍ فَمَتَاعُ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۚ وَمَا عِنْدَ اللّٰهِ خَيْرٌ وَاَبْقٰى لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَلٰى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَۚ ۝٣٦ وَالَّذ۪ينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَٓائِرَ الْاِثْمِ وَالْفَوَاحِشَ وَاِذَا مَا غَضِبُوا هُمْ يَغْفِرُونَۚ ۝٣٧ وَالَّذ۪ينَ اسْتَجَابُوا لِرَبِّهِمْ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَۖ وَاَمْرُهُمْ شُورٰى بَيْنَهُمْۖ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۚ ۝٣٨ وَالَّذ۪ينَ اِذَٓا اَصَابَهُمُ الْبَغْيُ هُمْ يَنْتَصِرُونَ ۝٣٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

36Femâ ûtîtüm min şeyʾin femetâʿu-lḥayâti-ddünyâ. vemâ ʿinde-llâhi ḫayruv veebḳâ lilleẕîne âmenû veʿalâ rabbihim yetevekkelûn.

Okunuş

37Velleẕîne yectenibûne kebâira-lʾiŝmi velfevâḥişe veiẕâ mâ gaḍibû hüm yagfirûn.

Okunuş

38Velleẕîne-stecâbû lirabbihim veeḳâmu-ṣṣalâh. veemruhüm şûrâ beynehüm. vemimmâ razaḳnâhüm yünfiḳûn.

Okunuş

39Velleẕîne iẕâ eṣâbehümü-lbagyü hüm yenteṣirûn.

Ayet 36–39

Ey insanlar! İyi bilin ki, size dünya hayatında verilenler, geçici zevklerden ve menfaatlerden ibarettir. İman edip salih ameller işleyenler için Rabbinizin vereceği ödüller çok daha değerli, daha güzel ve kalıcıdır.

Onlar öyle kimselerdir ki, büyük günahlardan ve hayâsızlıktan sakınır, öfkelendikleri zaman öfkelerini kontrol edip yener ve bağışlayıp affederler. Rablerinin davetine iman edip gereklerini severek yerine getirir, namazlarını dikkatle ve devamlı kılar, bütün işlerini aralarında şûra ile yürütürler, kendilerine verdiğimiz rızıktan hayır yolunda harcarlar, şirke, küfre ve zulme karşı mücadele ederlerken birbirlerine destek olurlar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

36Kasas 60Lokman 20

İlgili ayetler

38Ra’d 18Hac 78

İlgili ayetler

39Nisâ 75Hac 39Hac 40

Şûrâ 40–43

4 ayet

وَجَزٰٓؤُ۬ا سَيِّئَةٍ سَيِّئَةٌ مِثْلُهَاۚ فَمَنْ عَفَا وَاَصْلَحَ فَاَجْرُهُ عَلَى اللّٰهِۜ اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الظَّالِم۪ينَ ۝٤٠ وَلَمَنِ انْتَصَرَ بَعْدَ ظُلْمِه۪ فَاُو۬لٰٓئِكَ مَا عَلَيْهِمْ مِنْ سَب۪يلٍۜ ۝٤١ اِنَّمَا السَّب۪يلُ عَلَى الَّذ۪ينَ يَظْلِمُونَ النَّاسَ وَيَبْغُونَ فِي الْاَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ ۝٤٢ وَلَمَنْ صَبَرَ وَغَفَرَ اِنَّ ذٰلِكَ لَمِنْ عَزْمِ الْاُمُورِ۟ ۝٤٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

40Vecezâü seyyietin seyyietüm miŝlühâ. femen ʿafâ veaṣleḥa feecruhû ʿale-llâh. innehû lâ yüḥibbu-żżâlimîn.

Okunuş

41Velemeni-nteṣara baʿde żulmihî feülâike mâ ʿaleyhim min sebîl.

Okunuş

42İnneme-ssebîlü ʿale-lleẕîne yażlimûne-nnâse veyebgûne fi-lʾarḍi bigayri-lḥaḳḳ. ülâike lehüm ʿaẕâbün elîm.

Okunuş

43Velemen ṣabera vegafera inne ẕâlike lemin ʿazmi-lʾümûr.

Ayet 40–43

Bir kötülüğün karşılığı, o kötülüğe denk bir cezadır. Ancak kim de affeder ve barış yolunu tercih ederse, onun mükâfatı da Allah’a aittir. Bununla birlikte Allah haksızlık edenleri ve zalimleri sevmez.

Ancak zulme uğrayan kimse affetmez de haklarını almak isterse, bundan dolayı da suçlanıp sorumlu tutulmaz. Haddi aşıp zulmedenler, saldırganlık yapıp haksız yere güç kullananlar ise yaptıklarından dolayı sorumlu tutulup hak ettikleri azap ile cezalandırılacaklar.

Fakat kim de sıkıntıya göğüs gerip, uğradığı haksızlık karşısında sabırlı davranıp bağışlayıcı olursa bu da takdir edilecek erdemli ve faziletli bir davranıştır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

40En’am 159Neml 89Neml 90

İlgili ayetler

41Nisâ 148

İlgili ayetler

42Mâide 33

Şûrâ 44–46

3 ayet

وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ وَلِيٍّ مِنْ بَعْدِه۪ۜ وَتَرَى الظَّالِم۪ينَ لَمَّا رَاَوُا الْعَذَابَ يَقُولُونَ هَلْ اِلٰى مَرَدٍّ مِنْ سَب۪يلٍۚ ۝٤٤ وَتَرٰيهُمْ يُعْرَضُونَ عَلَيْهَا خَاشِع۪ينَ مِنَ الذُّلِّ يَنْظُرُونَ مِنْ طَرْفٍ خَفِيٍّۜ وَقَالَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنَّ الْخَاسِر۪ينَ الَّذ۪ينَ خَسِرُٓوا اَنْفُسَهُمْ وَاَهْل۪يهِمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ اَلَٓا اِنَّ الظَّالِم۪ينَ ف۪ي عَذَابٍ مُق۪يمٍ ۝٤٥ وَمَا كَانَ لَهُمْ مِنْ اَوْلِيَٓاءَ يَنْصُرُونَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ سَب۪يلٍۜ ۝٤٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

44Vemey yuḍlili-llâhü femâ lehû miv veliyyim mim baʿdih. vetera-żżâlimîne lemmâ raevu-lʿaẕâbe yeḳûlûne hel ilâ meraddim min sebîl.

Okunuş

45Veterâhüm yüʿraḍûne ʿaleyhâ ḫâşiʿîne mine-ẕẕülli yenżurûne min ṭarfin ḫafiyy. veḳâle-lleẕîne âmenû inne-lḫâsirîne-lleẕîne ḫasirû enfüsehüm veehlîhim yevme-lḳiyâmeh. elâ inne-żżâlimîne fî ʿaẕâbim müḳîm.

Okunuş

46Vemâ kâne lehüm min evliyâe yenṣurûnehüm min dûni-llâh. vemey yuḍlili-llâhü femâ lehû min sebîl.

Ayet 44–46

Allah’ın uyarılarını umursamadan zulme yönelip haddi aşanları, başkaldırıp azgınlıklarında direnenleri, Allah sapıklıkları ile baş başa bırakır. Artık böylelerine doğru yolu gösterecek kimse de olmaz ve hiç kimse de bunları Allah’ın azabından kurtaramaz. Bunlar Hesap Günü azabı gördüklerinde, “Eyvah! Acaba dünyaya tekrar dönüp de Allah’ın daveti doğruları yaşamanın bir yolu yok mu?” diye feryat edecekler.

Öğüt ve uyarılardan yüz çevirenlerin horluk, hakirlik ve zillet içinde boyunları bükük, ateşin karşısına getirildiklerinde göz ucuyla etraftan imdat dilendiklerini bir görsen.

O Gün Allah’ın davetine iman edip de gereklerini yerine getirmiş olan mü’minler, ateşi hak edenler için şöyle diyecekler: “Bugün bunlar hem kendilerini hem de arkalarından gidenleri mahvedenlerdir.” Gerçek şu ki, Allah’ın davetini reddedenler ebedî azaba mahkûm olacaklar ve Allah’a karşı kendilerini koruyacak bir yardımcı da bulamayacaklardır.

Allah, inatları sebebi ile şirkten vazgeçmeyenleri sapıklıkları ile baş başa bırakır ve böyleleri için bir kurtuluş yolu da yoktur.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

45Kehf 53Secde 12

Şûrâ 47–48

2 ayet

اِسْتَج۪يبُوا لِرَبِّكُمْ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَاْتِيَ يَوْمٌ لَا مَرَدَّ لَهُ مِنَ اللّٰهِۜ مَا لَكُمْ مِنْ مَلْجَاٍ يَوْمَئِذٍ وَمَا لَكُمْ مِنْ نَك۪يرٍ ۝٤٧ فَاِنْ اَعْرَضُوا فَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَف۪يظًاۜ اِنْ عَلَيْكَ اِلَّا الْبَلَاغُۜ وَاِنَّٓا اِذَٓا اَذَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنَّا رَحْمَةً فَرِحَ بِهَاۜ وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يهِمْ فَاِنَّ الْاِنْسَانَ كَفُورٌ ۝٤٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

47İstecîbû lirabbiküm min ḳabli ey yeʾtiye yevmül lâ meradde lehû mine-llâh. mâ leküm mim melceiy yevmeiẕiv vemâ leküm min nekîr.

Okunuş

48Fein aʿraḍû femâ erselnâke ʿaleyhim ḥafîżâ. in ʿaleyke ille-lbelâg. veinnâ iẕâ eẕaḳne-lʾinsâne minnâ raḥmeten feriḥa bihâ. vein tüṣibhüm seyyietüm bimâ ḳaddemet eydîhim feinne-lʾinsâne kefûr.

Ayet 47–48

Ey insanlar! Geleceği kesin ve geri döndürülmesi de imkânsız olan O Kıyamet ve Hesap Günü gelmeden önce, Rabbinizin çağrısına uyun! O Gün geldiğinde ne sığınılacak bir yer bulabilir ne de yaptıklarınızı inkâr edebilirsiniz.

Ey Peygamber! Şayet insanlar bu çağrıdan yüz çevirir, umursamaz ve karşı çıkarlarsa, bil ki Biz seni onlara bekçi olarak göndermedik; sana düşen onları âyetlerimizle yaratılış sebepleri olan Allah merkezli bir hayatı yaşamaya davet etmektir.

Kendilerini inkâra şartlandırmış olanlara Biz ne zaman lütufta bulunup da nimetlerimizi ulaştırsak hemen şımarıp, kibirlenip küstahlaşırlar. Ne zaman da elleriyle yaptıkları sonunda başlarına bir musibet gelse, bu defa da nankörce isyan edip azgınlaşırlar.

İlgili ayetler

Şûrâ 49–50

2 ayet

لِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ يَخْلُقُ مَا يَشَٓاءُۜ يَهَبُ لِمَنْ يَشَٓاءُ اِنَاثًا وَيَهَبُ لِمَنْ يَشَٓاءُ الذُّكُورَۙ ۝٤٩ اَوْ يُزَوِّجُهُمْ ذُكْرَانًا وَاِنَاثًاۚ وَيَجْعَلُ مَنْ يَشَٓاءُ عَق۪يمًاۜ اِنَّهُ عَل۪يمٌ قَد۪يرٌ ۝٥٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

49Lillâhi mülkü-ssemâvâti velʾarḍ. yaḫlüḳu mâ yeşâʾ. yehebü limey yeşâü inâŝev veyehebü limey yeşâü-ẕẕükûra.

Okunuş

50Ev yüzevvicühüm ẕükrânev veinâŝâ. veyecʿalü mey yeşâü ʿaḳîmâ. innehû ʿalîmün ḳadîr.

Ayet 49–50

Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’a aittir. O dilediğini yaratır; dilediğine kız, dilediğine erkek evlatlar bahşeder veya hem erkek hem de kız evlatlar nasip eder; dilediğini de çocuktan mahrum eder. Allah her şeyin en doğrusunu bilen ve her şeye güç yetirendir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

50Meryem 8Furkan 74

Şûrâ 51

1 ayet

وَمَا كَانَ لِبَشَرٍ اَنْ يُكَلِّمَهُ اللّٰهُ اِلَّا وَحْيًا اَوْ مِنْ وَرَٓائِ۬ حِجَابٍ اَوْ يُرْسِلَ رَسُولًا فَيُوحِيَ بِاِذْنِه۪ مَا يَشَٓاءُۜ اِنَّهُ عَلِيٌّ حَك۪يمٌ ۝٥١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

51Vemâ kâne libeşerin ey yükellimehü-llâhü illâ vaḥyen ev miv verâi ḥicâbin ev yürsile rasûlen feyûḥiye biiẕnihî mâ yeşâʾ. innehû ʿaliyyün ḥakîm.

Ayet 51

Allah’ın hiçbir ölümlü ile doğrudan konuşması olacak şey değildir. Allah insanın kalbine doğrudan vahyederek yahut bir perde arkasından ya da bir elçi melek göndererek konuşur. Allah beşerî özelliklerden uzak, tek yüce olandır.

İlgili ayetler

Şûrâ 52–53

2 ayet

وَكَذٰلِكَ اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ رُوحًا مِنْ اَمْرِنَاۜ مَا كُنْتَ تَدْر۪ي مَا الْكِتَابُ وَلَا الْا۪يمَانُ وَلٰكِنْ جَعَلْنَاهُ نُورًا نَهْد۪ي بِه۪ مَنْ نَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِنَاۜ وَاِنَّكَ لَتَهْد۪ٓي اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍۙ ۝٥٢ صِرَاطِ اللّٰهِ الَّذ۪ي لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ اَلَٓا اِلَى اللّٰهِ تَص۪يرُ الْاُمُورُ ۝٥٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

52Vekeẕâlike evḥaynâ ileyke rûḥam min emrinâ. mâ künte tedrî me-lkitâbü vele-lʾîmânü velâkin ceʿalnâhü nûran nehdî bihî men neşâü min ʿibâdinâ. veinneke letehdî ilâ ṣirâṭim müsteḳîm.

Okunuş

53Ṣirâṭi-llâhi-lleẕî lehû mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-lʾarḍ. elâ ile-llâhi teṣîru-lʾümûr.

Ayet 52–53

Ey Peygamber! Sana da insanların yaratılış sebeplerini Kur’an ile vahyettik. Oysa sen bundan önce kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Biz Kur’an’ı kullarımızdan dileyeni doğru olana ulaştırmak üzere, ışık kaynağı bir nur kıldık. Şüphesiz sen de insanları onunla doğru yolda yaşamaya çağıracaksın. O ilâhî nizam, göklerde ve yerde ne varsa hepsini yaratan ve onların gerçek sahibi olan Rabbinizin yoludur. Gerçek şu ki, bütün işler sonunda Allah’a döner. Her şey Allah’ın bilgisi ve iradesi dahilinde olup biter.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

52Kasas 86Şûrâ 3

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Fussilet, sonra Zuhruf indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla