Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ الْاَنْفَالِ مَدَنِيَّةٌ آيَاتُهَا ٧٥

Enfal Sûresi - Mustafa Çevik Meali (Ayetler Konu Bütünlüğü İçinde)

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça

Birlikte anlatılan ayetler gruplar hâlinde: her grubun Arapçası, okunuşu ve meali bir arada. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Enfal 1

1 ayet

يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الْاَنْفَالِۜ قُلِ الْاَنْفَالُ لِلّٰهِ وَالرَّسُولِۚ فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَصْلِحُوا ذَاتَ بَيْنِكُمْۖ وَاَط۪يعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُٓ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ ۝١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Yesʾelûneke ʿani-lʾenfâl. ḳuli-lʾenfâlü lillâhi verrasûl. fetteḳu-llâhe veaṣliḥû ẕâte beyniküm. veeṭîʿü-llâhe verasûlehû in küntüm müʾminîn.

Ayet 1

Ey Peygamber! Sana savaşta elde edilen ganimetlerin nasıl paylaştırılacağını soruyorlar. De ki: “Size savaşı kazandıran Allah’tır, ganimetlerin taksimi konusunda hüküm vermek de O’na aittir. Allah ganimetlerin paylaştırılma yetkisini elçisi Peygamber’e vermiştir.

Ey mü’minler! Allah’ın koyduğu hükümlere karşı gelmekten sakınıp, O’na karşı duyarlı ve bilinçli davranın, ganimetlerin paylaşımı konusunda birbirinize düşmeyin. Allah’a ve elçisine itaat edin, gerçekten mü’min iseniz imanınız bunu gerektirir.”

Enfal 2–4

3 ayet

اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذ۪ينَ اِذَا ذُكِرَ اللّٰهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَاِذَا تُلِيَتْ عَلَيْهِمْ اٰيَاتُهُ زَادَتْهُمْ ا۪يمَانًا وَعَلٰى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَۚ ۝٢ اَلَّذ۪ينَ يُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۜ ۝٣ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّاۜ لَهُمْ دَرَجَاتٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ وَمَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَر۪يمٌۚ ۝٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

2İnneme-lmüʾminûne-lleẕîne iẕâ ẕükira-llâhü vecilet ḳulûbühüm veiẕâ tüliyet ʿaleyhim âyâtühû zâdethüm îmânev veʿalâ rabbihim yetevekkelûn.

Okunuş

3Elleẕîne yüḳîmûne-ṣṣalâte vemimmâ razaḳnâhüm yünfiḳûn.

Okunuş

4Ülâike hümü-lmüʾminûne ḥaḳḳâ. lehüm deracâtün ʿinde rabbihim vemagfiratüv verizḳun kerîm.

Ayet 2–4

Allah’ın hükümleri, davetine iman eden mü’minlere okununca hemen kalpleri ürperir, imanları daha da artar ve yalnızca Rablerine güvenir, O’na itaat ederler. Namazlarını titizlikle, bilinçle ve devamlı kılarlar, Allah’ın kendilerine bahşettiği nimetleri O’nun yolunda kullanırlar. Böyleleri için Rableri katında yüksek makamlar ve cennette bitip tükenmez nimetler vardır.

Enfal 5–8

4 ayet

كَمَٓا اَخْرَجَكَ رَبُّكَ مِنْ بَيْتِكَ بِالْحَقِّۖ وَاِنَّ فَر۪يقًا مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ لَكَارِهُونَۙ ۝٥ يُجَادِلُونَكَ فِي الْحَقِّ بَعْدَ مَا تَبَيَّنَ كَاَنَّمَا يُسَاقُونَ اِلَى الْمَوْتِ وَهُمْ يَنْظُرُونَۜ ۝٦ وَاِذْ يَعِدُكُمُ اللّٰهُ اِحْدَى الطَّٓائِفَتَيْنِ اَنَّهَا لَكُمْ وَتَوَدُّونَ اَنَّ غَيْرَ ذَاتِ الشَّوْكَةِ تَكُونُ لَكُمْ وَيُر۪يدُ اللّٰهُ اَنْ يُحِقَّ الْحَقَّ بِكَلِمَاتِه۪ وَيَقْطَعَ دَابِرَ الْكَافِر۪ينَۙ ۝٧ لِيُحِقَّ الْحَقَّ وَيُبْطِلَ الْبَاطِلَ وَلَوْ كَرِهَ الْمُجْرِمُونَۚ ۝٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

5Kemâ aḫraceke rabbüke mim beytike bilḥaḳḳ. veinne ferîḳam mine-lmüʾminîne lekârihûn.

Okunuş

6Yücâdilûneke fi-lḥaḳḳi baʿde mâ tebeyyene keennemâ yüsâḳûne ile-lmevti vehüm yenżurûn.

Okunuş

7Veiẕ yeʿidükümü-llâhü iḥde-ṭṭâifeteyni ennehâ leküm veteveddûne enne gayra ẕâti-şşevketi tekûnü leküm veyürîdü-llâhü ey yüḥiḳḳa-lḥaḳḳa bikelimâtihî veyaḳṭaʿa dâbira-lkâfirîn.

Okunuş

8Liyüḥiḳḳa-lḥaḳḳa veyübṭile-lbâṭile velev kerihe-lmücrimûn.

Ayet 5–8

Ey Peygamber! Mü’minleri Allah’ın daveti olan hayat nizamı uğrunda saldırganlara karşı savaşmak için evlerinden çıkardığında, bir kısmı bundan hoşlanmadılar. Üstelik Allah’ın mü’minlere yardım vaadi kendilerine ulaşmış olmasına rağmen, yine de sen onları neredeyse göz göre göre ölüme sürüklüyormuşsun gibi savaş konusunda seninle tartışacaklardı.

Allah size o zaman, iki düşman topluluktan birinin elinize düşeceğini vaat etmişti, siz de onlardan güçsüz, zayıf ve ganimeti de bol olanın elinize geçmesini istiyordunuz. Hâlbuki Allah o iki grup müşrik ve kâfir düşmanlarınızdan güçlü görünenle savaşmanızı, onların kökünü kazımanızı murad ediyordu. Böylece müşrik ve kâfirler istemese de Allah, sizin elinizle Hakka dayalı nizamını güçlendirmek, bâtıl olanı çökertmek ve sizi yüceltmek istiyordu.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

5Nisâ 77Enfal 8Saf 8

İlgili ayetler

8Rum 4

Enfal 9–16

8 ayet

اِذْ تَسْتَغ۪يثُونَ رَبَّكُمْ فَاسْتَجَابَ لَكُمْ اَنّ۪ي مُمِدُّكُمْ بِاَلْفٍ مِنَ الْمَلٰٓئِكَةِ مُرْدِف۪ينَ ۝٩ وَمَا جَعَلَهُ اللّٰهُ اِلَّا بُشْرٰى وَلِتَطْمَئِنَّ بِه۪ قُلُوبُكُمْۚ وَمَا النَّصْرُ اِلَّا مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ۟ ۝١٠ اِذْ يُغَشّ۪يكُمُ النُّعَاسَ اَمَنَةً مِنْهُ وَيُنَزِّلُ عَلَيْكُمْ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً لِيُطَهِّرَكُمْ بِه۪ وَيُذْهِبَ عَنْكُمْ رِجْزَ الشَّيْطَانِ وَلِيَرْبِطَ عَلٰى قُلُوبِكُمْ وَيُثَبِّتَ بِهِ الْاَقْدَامَۜ ۝١١ اِذْ يُوح۪ي رَبُّكَ اِلَى الْمَلٰٓئِكَةِ اَنّ۪ي مَعَكُمْ فَثَبِّتُوا الَّذ۪ينَ اٰمَنُواۜ سَاُلْق۪ي ف۪ي قُلُوبِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا الرُّعْبَ فَاضْرِبُوا فَوْقَ الْاَعْنَاقِ وَاضْرِبُوا مِنْهُمْ كُلَّ بَنَانٍۜ ۝١٢ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ شَٓاقُّوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُۚ وَمَنْ يُشَاقِقِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَاِنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ ۝١٣ ذٰلِكُمْ فَذُوقُوهُ وَاَنَّ لِلْكَافِر۪ينَ عَذَابَ النَّارِ ۝١٤ يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا لَق۪يتُمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا زَحْفًا فَلَا تُوَلُّوهُمُ الْاَدْبَارَۚ ۝١٥ وَمَنْ يُوَلِّهِمْ يَوْمَئِذٍ دُبُرَهُٓ اِلَّا مُتَحَرِّفًا لِقِتَالٍ اَوْ مُتَحَيِّزًا اِلٰى فِئَةٍ فَقَدْ بَٓاءَ بِغَضَبٍ مِنَ اللّٰهِ وَمَاْوٰيهُ جَهَنَّمُۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ ۝١٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

9İẕ testegîŝûne rabbeküm festecâbe leküm ennî mümiddüküm bielfim mine-lmelâiketi mürdifîn.

Okunuş

10Vemâ ceʿalehü-llâhü illâ büşrâ velitaṭmeinne bihî ḳulûbüküm. veme-nnaṣru illâ min ʿindi-llâh. inne-llâhe ʿazîzün ḥakîm.

Okunuş

11İẕ yügaşşîkümü-nnüʿâse emenetem minhü veyünezzilü ʿaleyküm mine-ssemâi mâel liyüṭahhiraküm bihî veyüẕhibe ʿanküm ricze-şşeyṭâni veliyerbiṭa ʿalâ ḳulûbiküm veyüŝebbite bihi-lʾaḳdâm.

Okunuş

12İẕ yûḥî rabbüke ile-lmelâiketi ennî meʿaküm feŝebbitü-lleẕîne âmenû. seülḳî fî ḳulûbi-lleẕîne keferü-rruʿbe faḍribû fevḳa-lʾaʿnâḳi vaḍribû minhüm külle benân.

Okunuş

13Ẕâlike biennehüm şâḳḳu-llâhe verasûleh. vemey yüşâḳiḳi-llâhe verasûlehû feinne-llâhe şedîdü-lʿiḳâb.

Okunuş

14Ẕâliküm feẕûḳûhü veenne lilkâfirîne ʿaẕâbe-nnâr.

Okunuş

15Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû iẕâ leḳîtümü-lleẕîne keferû zaḥfen felâ tüvellûhümü-lʾedbâr.

Okunuş

16Vemey yüvellihim yevmeiẕin dübürahû illâ müteḥarrifel liḳitâlin ev müteḥayyizen ilâ fietin feḳad bâe bigaḍabim mine-llâhi vemeʾvâhü cehennem. vebiʾse-lmeṣîr.

Ayet 9–16

Hani siz savaşta size yardım etmesi için Rabbinize dua edip yakarmıştınız, O da size art arda göndereceği biner melekle yardım edeceğini bildirmişti.

Allah bu yardımı size bir müjde olsun, kalpleriniz yatışsın, moraliniz yükselsin diye yapmıştır. Unutmayın ki zafer yalnızca Allah’ın yardımı ile gerçekleşir. Allah’ın gücü her şeye yeter, mutlak galip ve her işi mükemmel olan yalnızca O’dur.

Düşman korkusu içinizi sardığında gözünüze uyku girmiyordu. Kendinize güvenmeniz, iç huzurunuzu sağlayıp moralinizi güçlendirmek ve manevi kirlerden temizleyip şeytani vesveselerden kurtarmak için Allah üzerinize hafif bir uyku hali çökertmiş, sonra da gökten sağanak halinde yağmur indirmişti. Rabbin bunun ardından meleklere, mü’minlerin kalplerine cesaret verip güçlendirmelerini vahyetti. Melekler de mü’minlerin kalplerine şöyle ilham etmişti: “Allah sizinle beraberdir, şüphesiz zafer sizin olacak. Allah kâfirlerin kalplerine korku salacak, haydi müşrik ve kâfirlerin boyunlarını vurun, ellerini ve kollarını kırın.”

Bu, müşriklerin Allah’ın daveti nizam ve ahlaka savaş açmaları sebebi ile hak ettiklerinin bir kısmıdır. Her kim Allah’ın davetine ve davetçisi olan elçisine savaş açarsa, Allah da onu en şiddetli bir azap ile cezalandırır. Müşrik ve kâfirleri bu cezanın ardından cehennemde de ateşin azabı beklemektedir.

Ey mü’minler! Savaşta müşrik ve kâfirlerin karşısında sakın arkanızı dönüp kaçmayın. Her kim savaş sırasında taktik gereği dönüp de tekrar düşmanla savaşmak ya da başka bir mü’min birliğe katılmak amacı dışında düşmana sırt dönüp kaçarsa, Allah’ın gazabına uğrar ve onun âhirette varacağı yer cehennem olacaktır.

Enfal 17–18

2 ayet

فَلَمْ تَقْتُلُوهُمْ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ قَتَلَهُمْۖ وَمَا رَمَيْتَ اِذْ رَمَيْتَ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ رَمٰىۚ وَلِيُبْلِيَ الْمُؤْمِن۪ينَ مِنْهُ بَلَٓاءً حَسَنًاۜ اِنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ ۝١٧ ذٰلِكُمْ وَاَنَّ اللّٰهَ مُوهِنُ كَيْدِ الْكَافِر۪ينَ ۝١٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

17Felem taḳtülûhüm velâkinne-llâhe ḳatelehüm. vemâ rameyte iẕ rameyte velâkinne-llâhe ramâ. veliyübliye-lmüʾminîne minhü belâen ḥasenâ. inne-llâhe semîʿun ʿalîm.

Okunuş

18Ẕâliküm veenne-llâhe mûhinü keydi-lkâfirîn.

Ayet 17–18

Ey mü’minler! Şunu iyi bilin ki düşmanı öldüren siz değildiniz, onları öldüren Allah’tır. Attığın zaman onu sana attıran Allah’tır. Bunu mü’minlere bir imtihanı kazandırmak ve zafere kavuşturmak için yapmıştır. Şüphesiz Allah dualarınızı işitir, her şeyi bilir ve O’nun her şeye gücü yeter.

Allah mü’minlere işte böyle yardım eder, müşrik ve kâfirlerin tuzaklarını boşa çıkarır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

17Tevbe 111Hac 58Muhammed 4

Enfal 19

1 ayet

اِنْ تَسْتَفْتِحُوا فَقَدْ جَٓاءَكُمُ الْفَتْحُۚ وَاِنْ تَنْتَهُوا فَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْۚ وَاِنْ تَعُودُوا نَعُدْۚ وَلَنْ تُغْنِيَ عَنْكُمْ فِئَتُكُمْ شَيْـًٔا وَلَوْ كَثُرَتْۙ وَاَنَّ اللّٰهَ مَعَ الْمُؤْمِن۪ينَ۟ ۝١٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

19İn testeftiḥû feḳad câekümü-lfetḥ. vein tentehû fehüve ḫayrul leküm. vein teʿûdû neʿud. velen tugniye ʿanküm fietüküm şeyʾev velev keŝürat veenne-llâhe meʿa-lmüʾminîn.

Ayet 19

Ey savaşa çıkarken zafer için dua eden mü’minler! İşte Allah’ın yardımı ve zafer size ulaştı. Şimdi zaferi biz kendi gücümüzle kazandık demeyin. Allah’ın yardımı ile zafere ulaştık demeniz hem daha doğru hem de sizin için daha hayırlıdır. Şayet böyle söylemeyip kibirlenerek, müşrikçe söylemlere dönerseniz, o zaman Biz de yardım vaadimizden geri döneriz ve bu durumda sizler sayıca ne kadar fazla olursanız olun bunun hiçbir faydasını göremezsiniz.

Unutmayın ki Allah, kendisine yürekten güvenip teslim olan mü’minlerle beraberdir.

İlgili ayetler

Enfal 20–21

2 ayet

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَلَا تَوَلَّوْا عَنْهُ وَاَنْتُمْ تَسْمَعُونَۚ ۝٢٠ وَلَا تَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ قَالُوا سَمِعْنَا وَهُمْ لَا يَسْمَعُونَ ۝٢١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

20Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû eṭîʿü-llâhe verasûlehû velâ tevellev ʿanhü veentüm tesmeʿûn.

Okunuş

21Velâ tekûnû kelleẕîne ḳâlû semiʿnâ vehüm lâ yesmeʿûn.

Ayet 20–21

Ey mü’minler! Allah’a ve elçisine karşı duyarlılığınızı, gönülden bağlılığınızı her zaman koruyup gözetin, Peygamberinizin Allah adına sizlere ulaştırdığı mesajlarından yüz çevirmeyin ve sakın “İşittik, itaat ettik” dedikten sonra aksine davranan münafıklar gibi olmayın.

Enfal 22–23

2 ayet

اِنَّ شَرَّ الدَّوَٓابِّ عِنْدَ اللّٰهِ الصُّمُّ الْبُكْمُ الَّذ۪ينَ لَا يَعْقِلُونَ ۝٢٢ وَلَوْ عَلِمَ اللّٰهُ ف۪يهِمْ خَيْرًا لَاَسْمَعَهُمْۜ وَلَوْ اَسْمَعَهُمْ لَتَوَلَّوْا وَهُمْ مُعْرِضُونَ ۝٢٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

22İnne şerra-ddevâbbi ʿinde-llâhi-ṣṣummü-lbükmü-lleẕîne lâ yaʿḳilûn.

Okunuş

23Velev ʿalime-llâhü fîhim ḫayral leesmeʿahüm. velev esmeʿahüm letevellev vehüm müʿriḍûn.

Ayet 22–23

Yeryüzündeki canlıların Allah katında en kötüsü, en bayağısı Allah’ın âyetleri ile yapılan daveti işittikleri halde, aklını kullanmayıp davete karşı sağır ve dilsiz gibi davrananlardır.

Böyleleri yaratılışlarının bir sebebinin olduğunu düşünüp de, ona göre yaşamak arzusunda olsalardı, Allah da mutlaka onların gerçeği duymalarını sağlar ve ona yönelişlerini kolaylaştırırdı. Fakat Allah aklını doğru kullanmamakta inatla direnenlerin işitmelerini sağlasaydı bile onlar yine de kibir, küstahlık ve nankörlüklerine devam edip yüz çevirirlerdi.

Enfal 24

1 ayet

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اسْتَج۪يبُوا لِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِ اِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْي۪يكُمْۚ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِه۪ وَاَنَّهُٓ اِلَيْهِ تُحْشَرُونَ ۝٢٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

24Yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-stecîbû lillâhi velirrasûli iẕâ deʿâküm limâ yuḥyîküm. vaʿlemû enne-llâhe yeḥûlü beyne-lmerʾi veḳalbihî veennehû ileyhi tuḥşerûn.

Ayet 24

Ey iman edenler! Allah ve Resulü sizi dipdiri tutacak, şerefli ve güçlü kılacak olan hayat nizamını yaşamaya çağırmaktalar. O halde bu çağrıya uyun! İyi bilin ki, Allah insanın kalbinin derinliklerindeki niyetlerini de bilir, kalbi ile niyetleri arasına girip ona göre yönlendirir. Hepiniz sonunda Allah’ın huzurunda toplanıp davetine karşı tutumunuzdan sorulacaksınız.

İlgili ayetler

Enfal 25

1 ayet

وَاتَّقُوا فِتْنَةً لَا تُص۪يبَنَّ الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا مِنْكُمْ خَٓاصَّةًۚ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ ۝٢٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

25Vetteḳû fitnetel lâ tüṣîbenne-lleẕîne żalemû minküm ḫâṣṣah. vaʿlemû enne-llâhe şedîdü-lʿiḳâb.

Ayet 25

Şirk, küfür ve zulmün önüne geçmeyip engel olmazsanız bunun zararı yalnız bu fitneyi çıkaranlara musallat olmakla kalmaz, ona göz yumanlara da ulaşır. Unutmayın ki fitne çıkaranlara ve buna göz yumanlara Allah’ın vereceği ceza çok çetindir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

25Bakara 217Tevbe 47

Enfal 26–27

2 ayet

وَاذْكُرُٓوا اِذْ اَنْتُمْ قَل۪يلٌ مُسْتَضْعَفُونَ فِي الْاَرْضِ تَخَافُونَ اَنْ يَتَخَطَّفَكُمُ النَّاسُ فَاٰوٰيكُمْ وَاَيَّدَكُمْ بِنَصْرِه۪ وَرَزَقَكُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ۝٢٦ يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَخُونُوا اللّٰهَ وَالرَّسُولَ وَتَخُونُٓوا اَمَانَاتِكُمْ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ ۝٢٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

26Veẕkürû iẕ entüm ḳalîlüm müstaḍʿafûne fi-lʾarḍi teḫâfûne ey yeteḫaṭṭafekümü-nnâsü feâvâküm veeyyedeküm binaṣrihî verazeḳaküm mine-ṭṭayyibâti leʿalleküm teşkürûn.

Okunuş

27Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ teḫûnü-llâhe verrasûle veteḫûnû emânâtiküm veentüm taʿlemûn.

Ayet 26–27

Ey mü’minler! Yeryüzünde azınlıkta olduğunuz günlerde, müşriklerin üzerinizdeki baskı ve zulümlerini unutmayın, her an onların sizi kapıp götürüp eziyet edeceklerinden, yok edeceklerinden korkuyordunuz. İşte o günlerde Allah sizi himaye ederek yardımıyla güçlendirip destekledi ve geçiminiz için size rızıklar bahşetti.

Siz de Allah’a tam bir teslimiyetle şükredin. Ey iman ettik diyenler! Bu gerçekler apaçık ortada iken, bunları bile bile sakın Allah’a nankörlük etmeyin, elçisine hainlikten sakının. Allah’ın size emanet ettiği kitabındaki nizam ile ahlaka sıkıca sarılın.

Enfal 28

1 ayet

وَاعْلَمُٓوا اَنَّمَٓا اَمْوَالُكُمْ وَاَوْلَادُكُمْ فِتْنَةٌۙ وَاَنَّ اللّٰهَ عِنْدَهُٓ اَجْرٌ عَظ۪يمٌ۟ ۝٢٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

28Vaʿlemû ennemâ emvâlüküm veevlâdüküm fitnetüv veenne-llâhe ʿindehû ecrun ʿażîm.

Ayet 28

İyi bilin ki, mallarınız ve evlatlarınız Allah’ın davetine bağlılığınızı ölçen birer imtihan aracıdır. Bunlar sizin davet olunduğunuz hayatı yaşamanıza engel olmasın.

En büyük mutluluğun ve mükâfatın Allah’ın belirlediği sınırlar içinde yaşamak olduğunu unutmayın.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

28Kehf 46Teğabun 15

Enfal 29

1 ayet

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنْ تَتَّقُوا اللّٰهَ يَجْعَلْ لَكُمْ فُرْقَانًا وَيُكَفِّرْ عَنْكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ ذُو الْفَضْلِ الْعَظ۪يمِ ۝٢٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

29Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû in tetteḳu-llâhe yecʿal leküm fürḳânev veyükeffir ʿanküm seyyiâtiküm veyagfir leküm. vellâhü ẕü-lfaḍli-lʿażîm.

Ayet 29

Ey mü’minler! Allah’a karşı gönülden bir teslimiyetle sorumluluk bilinci taşırsanız, O da sizin doğru ile yanlışı birbirinden ayırt etme kabiliyetinizi, kavrayışınızı güçlendirir ve günahlarınızı bağışlar. Çünkü Allah yanlışından tevbe edip doğruya yönelenlere karşı merhamet ve şefkat sahibidir.

İlgili ayetler

Enfal 30–33

4 ayet

وَاِذْ يَمْكُرُ بِكَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لِيُثْبِتُوكَ اَوْ يَقْتُلُوكَ اَوْ يُخْرِجُوكَۜ وَيَمْكُرُونَ وَيَمْكُرُ اللّٰهُۜ وَاللّٰهُ خَيْرُ الْمَاكِر۪ينَ ۝٣٠ وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا قَالُوا قَدْ سَمِعْنَا لَوْ نَشَٓاءُ لَقُلْنَا مِثْلَ هٰذَٓاۙ اِنْ هٰذَٓا اِلَّٓا اَسَاط۪يرُ الْاَوَّل۪ينَ ۝٣١ وَاِذْ قَالُوا اللّٰهُمَّ اِنْ كَانَ هٰذَا هُوَ الْحَقَّ مِنْ عِنْدِكَ فَاَمْطِرْ عَلَيْنَا حِجَارَةً مِنَ السَّمَٓاءِ اَوِ ائْتِنَا بِعَذَابٍ اَل۪يمٍ ۝٣٢ وَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيُعَذِّبَهُمْ وَاَنْتَ ف۪يهِمْۜ وَمَا كَانَ اللّٰهُ مُعَذِّبَهُمْ وَهُمْ يَسْتَغْفِرُونَ ۝٣٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

30Veiẕ yemküru bike-lleẕîne keferû liyüŝbitûke ev yaḳtülûke ev yuḫricûk. veyemkürûne veyemküru-llâh. vellâhü ḫayru-lmâkirîn.

Okunuş

31Veiẕâ tütlâ ʿaleyhim âyâtünâ ḳâlû ḳad semiʿnâ lev neşâü leḳulnâ miŝle hâẕâ in hâẕâ illâ esâṭîru-lʾevvelîn.

Okunuş

32Veiẕ ḳâlü-llâhümme in kâne hâẕâ hüve-lḥaḳḳa min ʿindike feemṭir ʿaleynâ ḥicâratem mine-ssemâi evi-ʾtinâ biʿaẕâbin elîm.

Okunuş

33Vemâ kâne-llâhü liyüʿaẕẕibehüm veente fîhim. vemâ kâne-llâhü müʿaẕẕibehüm vehüm yestagfirûn.

Ayet 30–33

Ey Peygamber! Müşrikler senin Allah merkezli hayata davetinin önünü kesmek, seni susturmak, öldürmek yahut yurdundan çıkarmak için tuzaklar kuruyor, Allah da onların tuzaklarını devamlı boşa çıkarıyordu. Allah tuzakları bozanların en hayırlısıdır.

Onlara ne zaman âyetlerimiz okunup, yaratılış sebepleri olan hayat nizamı ile yaşamaya davet edilseler hep şöyle derler: “Biz bunları önceden de işitmiştik, istesek biz de bunların benzerini söyleyebiliriz, bunlar eskilerin masallarından başka şeyler değil.”

Bu da yetmezmiş gibi bir de kalkıp “Allah’ım, bu Kur’an eğer Senin katından gelmişse üzerimize taş yağdır ya da bize can yakıcı bir azap gönder de inanalım.” diyorlardı. Fakat sen onların aralarında iken ve gerçeği görüp kavrayabilmeleri için söylenmesi ve yapılması gerekenler tükenmeden, içlerinde de gerçeği görüp yönelecekler bulunurken Allah onlara azap edecek değildir.

Enfal 34–35

2 ayet

وَمَا لَهُمْ اَلَّا يُعَذِّبَهُمُ اللّٰهُ وَهُمْ يَصُدُّونَ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَمَا كَانُٓوا اَوْلِيَٓاءَهُۜ اِنْ اَوْلِيَٓاؤُ۬هُٓ اِلَّا الْمُتَّقُونَ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ۝٣٤ وَمَا كَانَ صَلَاتُهُمْ عِنْدَ الْبَيْتِ اِلَّا مُكَٓاءً وَتَصْدِيَةًۜ فَذُوقُوا الْعَذَابَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ ۝٣٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

34Vemâ lehüm ellâ yüʿaẕẕibehümü-llâhü vehüm yeṣuddûne ʿani-lmescidi-lḥarâmi vemâ kânû evliyâh. in evliyâühû ille-lmütteḳûne velâkinne ekŝerahüm lâ yaʿlemûn.

Okunuş

35Vemâ kâne ṣalâtühüm ʿinde-lbeyti illâ mükâev vetaṣdiyeh. feẕûḳu-lʿaẕâbe bimâ küntüm tekfürûn.

Ayet 34–35

Müşriklerin, Kâbe’yi yapılışının amacı olan ilâhî nizam ve ahlakının öğretilmesi dışında kullanmaları ve mü’minlerin orayı ziyaret edip ibadet etmelerine engel olmaları sebebiyle, Allah’ın onları cezalandırmaması düşünülebilir mi?

Mescid-i Haram’ın (Kâbe’nin) gerçek sahipleri yalnızca Allah’ı Rab ve ilah edinen ve O’nun davetine iman eden mü’minlerdir fakat müşrikler bu gerçeği kabul etmezler. Böylelerinin Kâbe’de ibadet adı altında yaptıkları sadece ıslık çalmak ve el çırpmaktır. Onlar bu yaptıkları dolayısıyla hak ettikleri azap ile cezalandırılacaklar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

34Tevbe 17Tevbe 19Fetih 25

Enfal 36–37

2 ayet

اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا يُنْفِقُونَ اَمْوَالَهُمْ لِيَصُدُّوا عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِۜ فَسَيُنْفِقُونَهَا ثُمَّ تَكُونُ عَلَيْهِمْ حَسْرَةً ثُمَّ يُغْلَبُونَۜ وَالَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِلٰى جَهَنَّمَ يُحْشَرُونَۙ ۝٣٦ لِيَم۪يزَ اللّٰهُ الْخَب۪يثَ مِنَ الطَّيِّبِ وَيَجْعَلَ الْخَب۪يثَ بَعْضَهُ عَلٰى بَعْضٍ فَيَرْكُمَهُ جَم۪يعًا فَيَجْعَلَهُ ف۪ي جَهَنَّمَۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ۟ ۝٣٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

36İnne-lleẕîne keferû yünfiḳûne emvâlehüm liyeṣuddû ʿan sebîli-llâh. feseyünfiḳûnehâ ŝümme tekûnü ʿaleyhim ḥasraten ŝümme yuglebûn. velleẕîne keferû ilâ cehenneme yuḥşerûn.

Okunuş

37Liyemîze-llâhü-lḫabîŝe mine-ṭṭayyibi veyecʿale-lḫabîŝe baʿḍahû ʿalâ baʿḍin feyerkümehû cemîʿan feyecʿalehû fî cehennem. ülâike hümü-lḫâsirûn.

Ayet 36–37

Allah’ın daveti olan hayat nizamının düşmanları mallarını ve sahip oldukları imkânlarını, insanları doğru yoldan uzak tutmak uğrunda harcarlar, daha çok da harcayacaklar. Harcadıkları kendilerine büyük bir pişmanlık, derin bir üzüntü ve azap olarak dönecek, hiçbir işlerine yaramayacak. Âhirette de cehennem ateşine sürüklenecekler.

Allah mü’min olanı müşrik ve kâfirden yani temiz olanı pis olandan ayıracak, günü gelince müşrik ve kâfirleri üst üste yığıp, hepsini cehenneme dolduracaktır. Sonunda hüsrana uğrayacak olanlar işte bunlardır.

Enfal 38

1 ayet

قُلْ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِنْ يَنْتَهُوا يُغْفَرْ لَهُمْ مَا قَدْ سَلَفَۚ وَاِنْ يَعُودُوا فَقَدْ مَضَتْ سُنَّتُ الْاَوَّل۪ينَ ۝٣٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

38Ḳul lilleẕîne keferû iy yentehû yugfer lehüm mâ ḳad selef. veiy yeʿûdû feḳad meḍat sünnetü-lʾevvelîn.

Ayet 38

De ki: “Ey müşrikler! Allah adına yapılan davete uyarsanız, O da sizin geçmişteki günahlarınızı bağışlar fakat şirk ve küfrünüzden vazgeçmezseniz öncekilerin başlarına gelenler sizin de başınıza gelir.”

İlgili ayetler

Enfal 39–40

2 ayet

وَقَاتِلُوهُمْ حَتّٰى لَا تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ الدّ۪ينُ كُلُّهُ لِلّٰهِۚ فَاِنِ انْتَهَوْا فَاِنَّ اللّٰهَ بِمَا يَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ ۝٣٩ وَاِنْ تَوَلَّوْا فَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ مَوْلٰيكُمْۜ نِعْمَ الْمَوْلٰى وَنِعْمَ النَّص۪يرُ ۝٤٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

39Veḳâtilûhüm ḥattâ lâ tekûne fitnetüv veyekûne-ddînü küllühû lillâh. feini-ntehev feinne-llâhe bimâ yaʿmelûne beṣîr.

Okunuş

40Vein tevellev faʿlemû enne-llâhe mevlâküm. niʿme-lmevlâ veniʿme-nneṣîr.

Ayet 39–40

Ey mü’minler! Zulüm ve baskı ortadan kalkıncaya ve yeryüzünde yalnız İslâmî hayat nizamı (din) hâkim oluncaya kadar size saldıranlarla savaşın. Allah’ın kulları üzerindeki zulüm ve baskılarından vazgeçerlerse siz de savaştan vazgeçin.

Allah herkesin yapıp ettiklerini görüp bilmektedir, şayet onlar savaştan vazgeçmez de zulme ve baskıya devam ederlerse siz de savaşmaktan vazgeçmeyin ve unutmayın ki Allah mü’minlerin yardımcısıdır.

İlgili ayetler

Enfal 41

1 ayet

وَاعْلَمُٓوا اَنَّمَا غَنِمْتُمْ مِنْ شَيْءٍ فَاَنَّ لِلّٰهِ خُمُسَهُ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينِ وَابْنِ السَّب۪يلِۙ اِنْ كُنْتُمْ اٰمَنْتُمْ بِاللّٰهِ وَمَٓا اَنْزَلْنَا عَلٰى عَبْدِنَا يَوْمَ الْفُرْقَانِ يَوْمَ الْتَقَى الْجَمْعَانِۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ۝٤١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

41Vaʿlemû ennemâ ganimtüm min şeyʾin feenne lillâhi ḫumüsehû velirrasûli veliẕi-lḳurbâ velyetâmâ velmesâkîni vebni-ssebîli in küntüm âmentüm billâhi vemâ enzelnâ ʿalâ ʿabdinâ yevme-lfürḳâni yevme-lteḳe-lcemʿân. vellâhü ʿalâ külli şeyʾin ḳadîr.

Ayet 41

Ey mü’minler! Savaşta elde ettiğiniz ganimetlerin beşte biri Allah’a, Peygamber’e ve onun yakınlarına, yoksullara, yetimlere ve yolda kalmışlara aittir.

Şayet siz, hak ile bâtılın savaşıp da birbirinden ayrıldığı O Gün, Peygamberimize bildirdiğimiz zafer müjdesine inanıyorsanız, bu paylaşıma da uyarsınız. Her şeyin mutlak doğru olanını yalnız Allah bilir.

Enfal 42

1 ayet

اِذْ اَنْتُمْ بِالْعُدْوَةِ الدُّنْيَا وَهُمْ بِالْعُدْوَةِ الْقُصْوٰى وَالرَّكْبُ اَسْفَلَ مِنْكُمْۜ وَلَوْ تَوَاعَدْتُمْ لَاخْتَلَفْتُمْ فِي الْم۪يعَادِۙ وَلٰكِنْ لِيَقْضِيَ اللّٰهُ اَمْرًا كَانَ مَفْعُولًاۙ لِيَهْلِكَ مَنْ هَلَكَ عَنْ بَيِّنَةٍ وَيَحْيٰى مَنْ حَيَّ عَنْ بَيِّنَةٍۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَسَم۪يعٌ عَل۪يمٌۙ ۝٤٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

42İẕ entüm bilʿudveti-ddünyâ vehüm bilʿudveti-lḳuṣvâ verrakbü esfele minküm. velev tevâʿattüm laḫteleftüm fi-lmîʿâdi velâkil liyaḳdiye-llâhü emran kâne mefʿûlel liyehlike men heleke ʿam beyyinetiv veyaḥyâ men ḥayye ʿam beyyineh. veinne-llâhe lesemîʿun ʿalîm.

Ayet 42

Savaşın olacağı gün vadinin bir ucunda siz, öteki ucunda da müşriklerin ordusu, sanki daha önceden sözleşip kararlaştırılmış gibi karşı karşıya geldiniz. Burada karşılaşmak üzere onlarla sözleşmeye kalksaydınız asla anlaşamazdınız. Ancak Allah, olması mukadder olanı gerçekleştirmek için böyle takdir etti. Böylece İslâm’ı hayat nizamı edinenlerle, buna düşman olanlar bu imtihanla apaçık ortaya çıksınlar ve helak olan bir delil ile helak olsun, hayatta kalan da hakkın açıkça tecellisine şahit olarak yaşasın. Allah her şeyi görüp bilen ve her şeye güç yetirendir.

İlgili ayetler

Enfal 43–44

2 ayet

اِذْ يُر۪يكَهُمُ اللّٰهُ ف۪ي مَنَامِكَ قَل۪يلًاۜ وَلَوْ اَرٰيكَهُمْ كَث۪يرًا لَفَشِلْتُمْ وَلَتَنَازَعْتُمْ فِي الْاَمْرِ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ سَلَّمَۜ اِنَّهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ۝٤٣ وَاِذْ يُر۪يكُمُوهُمْ اِذِ الْتَقَيْتُمْ ف۪ٓي اَعْيُنِكُمْ قَل۪يلًا وَيُقَلِّلُكُمْ ف۪ٓي اَعْيُنِهِمْ لِيَقْضِيَ اللّٰهُ اَمْرًا كَانَ مَفْعُولًاۜ وَاِلَى اللّٰهِ تُرْجَعُ الْاُمُورُ۟ ۝٤٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

43İẕ yürîkehümü-llâhü fî menâmike ḳalîlâ. velev erâkehüm keŝîral lefeşiltüm veletenâzaʿtüm fi-lʾemri velâkinne-llâhe sellem. innehû ʿalîmüm biẕâti-ṣṣudûr.

Okunuş

44Veiẕ yürîkümûhüm iẕi-tteḳaytüm fî aʿyüniküm ḳalîlev veyüḳallilüküm fî aʿyünihim liyaḳdiye-llâhü emran kâne mefʿûlâ. veile-llâhi türceʿu-lʾümûr.

Ayet 43–44

Ey Peygamber! Allah bu savaş öncesi rüyanda, düşmanlarınızın sayısını sana az gösterdi. Şayet çok gösterseydi, endişeye kapılıp, moraliniz bozularak anlaşmazlığa düşecektiniz. Allah bu duruma düşmekten sizi korudu. Onlar da savaş öncesi sizi zayıf görüp küçümsüyordu. Allah kalplerdeki endişe, korku, sabır ve cesaret duygularının insana neler yaptıracağını çok iyi bilir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

44Âl-i İmran 179Nûr 55

Enfal 45

1 ayet

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا لَق۪يتُمْ فِئَةً فَاثْبُتُوا وَاذْكُرُوا اللّٰهَ كَث۪يرًا لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَۚ ۝٤٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

45Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû iẕâ leḳîtüm fieten feŝbütû veẕkürü-llâhe keŝîral leʿalleküm tüfliḥûn.

Ayet 45

Ey iman edenler! Savaşmak üzere bir düşman topluluğu ile karşılaştığınızda sakın gevşeklik, yılgınlık göstermeyin, sağlam ve sıkı durun, Allah’ın yardımına sığınıp güvenin ki zafere ulaşabilesiniz.

Enfal 46–47

2 ayet

وَاَط۪يعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَلَا تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ ر۪يحُكُمْ وَاصْبِرُواۜ اِنَّ اللّٰهَ مَعَ الصَّابِر۪ينَۚ ۝٤٦ وَلَا تَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ خَرَجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ بَطَرًا وَرِئَٓاءَ النَّاسِ وَيَصُدُّونَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ بِمَا يَعْمَلُونَ مُح۪يطٌ ۝٤٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

46Veeṭîʿü-llâhe verasûlehû velâ tenâzaʿû fetefşelû veteẕhebe rîḥuküm vaṣbirû. inne-llâhe meʿa-ṣṣâbirîn.

Okunuş

47Velâ tekûnû kelleẕîne ḫaracû min diyârihim beṭarav veriâe-nnâsi veyeṣuddûne ʿan sebîli-llâh. vellâhü bimâ yaʿmelûne müḥîṭ.

Ayet 46–47

Ey mü’minler! Allah’a ve Resulüne itaat edin, sakın aranızda çekişip birbirinize düşmeyin, aksi halde gücünüzü yitirir, devletinizi kaybedersiniz.

Allah, yaratılış sebepleri olan hayat nizamı uğrunda sıkıntı ve zorluklarla mücadele eden kimselerle beraberdir. İnsanları Allah’ın davetinden alıkoymak için kibir ve gösterişle yurtlarından çıkan saldırganlar gibi olmayın.

Enfal 48–49

2 ayet

وَاِذْ زَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ اَعْمَالَهُمْ وَقَالَ لَا غَالِبَ لَكُمُ الْيَوْمَ مِنَ النَّاسِ وَاِنّ۪ي جَارٌ لَكُمْۚ فَلَمَّا تَرَٓاءَتِ الْفِئَتَانِ نَكَصَ عَلٰى عَقِبَيْهِ وَقَالَ اِنّ۪ي بَر۪ٓيءٌ مِنْكُمْ اِنّ۪ٓي اَرٰى مَا لَا تَرَوْنَ اِنّ۪ٓي اَخَافُ اللّٰهَۜ وَاللّٰهُ شَد۪يدُ الْعِقَابِ۟ ۝٤٨ اِذْ يَقُولُ الْمُنَافِقُونَ وَالَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ غَرَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ د۪ينُهُمْۜ وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ فَاِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ ۝٤٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

48Veiẕ zeyyene lehümü-şşeyṭânü aʿmâlehüm veḳâle lâ gâlibe lekümü-lyevme mine-nnâsi veinnî cârul leküm. felemmâ terâeti-lfietâni nekeṣa ʿalâ ʿaḳibeyhi veḳâle innî berîüm minküm innî erâ mâ lâ teravne innî eḫâfü-llâh. vellâhü şedîdü-lʿiḳâb.

Okunuş

49İẕ yeḳûlü-lmünâfiḳûne velleẕîne fî ḳulûbihim meraḍun garra hâülâi dînühüm. vemey yetevekkel ʿale-llâhi feinne-llâhe ʿazîzün ḥakîm.

Ayet 48–49

Savaş sırasında şeytan da müşriklere fısıldıyor, yapmakta olduklarını onlara güzel gösteriyor ve “Bugün sizi kimse yenemez, ben de sizinleyim, korkmayın saldırın.” diyordu. Fakat iki ordu savaşa tutuşunca, arkasını dönüp onlardan uzaklaştı ve dedi ki: “Ben sizin yaptıklarınızdan da, sizden de uzağım, çünkü ben sizin görmek, bilmek, anlamak istemediklerinizi görüyor ve biliyorum. Üstelik ben Allah’tan korkarım. O’nun cezalandırması çok çetindir.”

Öte yandan münafıklar da şöyle diyorlardı: “Dinleri, bu Müslümanlara savaşmalarını emrederek yanlış bir iş yaptırıyor.”

Gerçek şu ki, her zaman, her durumda şartlar ne olursa olsun Allah’a güvenen, O’na teslim olanlar kesinlikle kazançlı çıkarlar. Allah üstün kudret sahibi ve her hükmünde mutlak isabetlidir.

Enfal 50–51

2 ayet

وَلَوْ تَرٰٓى اِذْ يَتَوَفَّى الَّذ۪ينَ كَفَرُواۙ الْمَلٰٓئِكَةُ يَضْرِبُونَ وُجُوهَهُمْ وَاَدْبَارَهُمْۚ وَذُوقُوا عَذَابَ الْحَر۪يقِ ۝٥٠ ذٰلِكَ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يكُمْ وَاَنَّ اللّٰهَ لَيْسَ بِظَلَّامٍ لِلْعَب۪يدِۙ ۝٥١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

50Velev terâ iẕ yeteveffe-lleẕîne keferü-lmelâiketü yaḍribûne vucûhehüm veedbârahüm. veẕûḳû ʿaẕâbe-lḥarîḳ.

Okunuş

51Ẕâlike bimâ ḳaddemet eydîküm veenne-llâhe leyse biżallâmil lilʿabîd.

Ayet 50–51

Meleklerin öldürülmekte olan müşrik ve kâfirlerin sırtlarına vura vura canlarını aldıkları sırada o cehennemliklerin düştükleri durumlarını görebilseydin! Melekler âhirette de onlara: “Haydi ellerinizle hazırlayıp, hak ettiğiniz cehennem ateşine girin bakalım.” diyecekler. Allah kullarına zulmedici değildir.

Enfal 52–54

3 ayet

كَدَاْبِ اٰلِ فِرْعَوْنَۙ وَالَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ كَفَرُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ فَاَخَذَهُمُ اللّٰهُ بِذُنُوبِهِمْۜ اِنَّ اللّٰهَ قَوِيٌّ شَد۪يدُ الْعِقَابِ ۝٥٢ ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ لَمْ يَكُ مُغَيِّرًا نِعْمَةً اَنْعَمَهَا عَلٰى قَوْمٍ حَتّٰى يُغَيِّرُوا مَا بِاَنْفُسِهِمْۙ وَاَنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌۙ ۝٥٣ كَدَاْبِ اٰلِ فِرْعَوْنَۙ وَالَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِ رَبِّهِمْۚ فَاَهْلَكْنَاهُمْ بِذُنُوبِهِمْ وَاَغْرَقْنَٓا اٰلَ فِرْعَوْنَۚ وَكُلٌّ كَانُوا ظَالِم۪ينَ ۝٥٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

52Kedeʾbi âli firʿavne velleẕîne min ḳablihim. keferû biâyâti-llâhi feeḫaẕehümü-llâhü biẕünûbihim. inne-llâhe ḳaviyyün şedîdü-lʿiḳâb.

Okunuş

53Ẕâlike bienne-llâhe lem yekü mügayyiran niʿmeten enʿamehâ ʿalâ ḳavmin ḥattâ yügayyirû mâ bienfüsihim veenne-llâhe semîʿun ʿalîm.

Okunuş

54Kedeʾbi âli firʿavne velleẕîne min ḳablihim. keẕẕebû biâyâti rabbihim. feehleknâhüm biẕünûbihim veagraḳnâ âle firʿavn. veküllün kânû żâlimîn.

Ayet 52–54

Firavun ve yandaşları ile onlardan öncekilerin ve sonrakilerin Allah’ın davetine karşı tutumları ne ise bu müşrik ve kâfirlerinki de aynısıdır. Âhirette hepsinin akıbeti de aynı olacaktır. Çünkü onlar Allah’ın davetini reddedip ona savaş açmışlardı. Allah da onları kıskıvrak yakalayıp hak ettikleri azap ile cezalandırdı.

Allah’ın her şeye gücü yeter ve O’nun cezası çok çetindir. Bir toplum, Allah’ın kendisine Peygamber ve kitapla bildirdiği hayat nizamını terk etmedikçe Allah o topluma bahşettiği İslâm nimetini onlardan çekip geri almaz. Çünkü O’nun yasası böyledir. Allah kullarının durumunu en iyi bilen, onlara layık oldukları gibi muamele edendir.

Bunun için de ey Peygamber! Müşrik ve kâfirlerin akıbeti, Firavun ve ondan öncekilerin sonu gibi cehennem olacaktır. Onlar da ilâhî davete karşı çıkmışlardı. Bunun üzerine Biz de Firavun ve adamlarını suda boğduk zira onların hepsi zalimdi.

Enfal 55–57

3 ayet

اِنَّ شَرَّ الدَّوَٓابِّ عِنْدَ اللّٰهِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَۚ ۝٥٥ اَلَّذ۪ينَ عَاهَدْتَ مِنْهُمْ ثُمَّ يَنْقُضُونَ عَهْدَهُمْ ف۪ي كُلِّ مَرَّةٍ وَهُمْ لَا يَتَّقُونَ ۝٥٦ فَاِمَّا تَثْقَفَنَّهُمْ فِي الْحَرْبِ فَشَرِّدْ بِهِمْ مَنْ خَلْفَهُمْ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ ۝٥٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

55İnne şerra-ddevâbbi ʿinde-llâhi-lleẕîne keferû fehüm lâ yüʾminûn.

Okunuş

56Elleẕîne ʿâhette minhüm ŝümme yenḳuḍûne ʿahdehüm fî külli merrativ vehüm lâ yetteḳûn.

Okunuş

57Feimmâ teŝḳafennehüm fi-lḥarbi feşerrid bihim men ḫalfehüm leʿallehüm yeẕẕekkerûn.

Ayet 55–57

Şüphesiz Allah katında canlıların en kötüsü, şerlisi, bayağısı akıllarını doğru kullanmayıp, yaratılış sebepleri olan hayat nizamından yüz çevirmekte direnerek iman etmeyenlerdir.

Bunlarla ne zaman bir antlaşma yapsan, onu her fırsatta bozarlar. Onlarla savaşacak olursan, asla unutamayacakları bir ders verip, darmadağın ederek mağlup et. Belki sonrakiler de bunu düşünüp ibret alırlar.

Enfal 58–59

2 ayet

وَاِمَّا تَخَافَنَّ مِنْ قَوْمٍ خِيَانَةً فَانْبِذْ اِلَيْهِمْ عَلٰى سَوَٓاءٍۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْخَٓائِن۪ينَ۟ ۝٥٨ وَلَا يَحْسَبَنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا سَبَقُواۜ اِنَّهُمْ لَا يُعْجِزُونَ ۝٥٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

58Veimmâ teḫâfenne min ḳavmin ḫiyâneten fembiẕ ileyhim ʿalâ sevâʾ. inne-llâhe lâ yüḥibbü-lḫâinîn.

Okunuş

59Velâ yaḥsebenne-lleẕîne keferû sebeḳû. innehüm lâ yüʿcizûn.

Ayet 58–59

Ey Peygamber! Şayet kendisiyle antlaşma yapmış olduğun bir topluluğun ihanet etmesinden kaygı duyman için ortada geçerli sebep varsa, sen de buna karşılık olarak onlarla yaptığın antlaşmayı boz. Unutmayın ki, Allah ihanete teşebbüs eden hainleri sevmez. Onlar Allah’ın azabından kaçıp kurtulabileceklerini sanmasınlar, iyi bilin ki onlar sizi asla âciz düşüremezler.

Enfal 60

1 ayet

وَاَعِدُّوا لَهُمْ مَا اسْتَطَعْتُمْ مِنْ قُوَّةٍ وَمِنْ رِبَاطِ الْخَيْلِ تُرْهِبُونَ بِه۪ عَدُوَّ اللّٰهِ وَعَدُوَّكُمْ وَاٰخَر۪ينَ مِنْ دُونِهِمْۚ لَا تَعْلَمُونَهُمْۚ اَللّٰهُ يَعْلَمُهُمْۜ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ شَيْءٍ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ يُوَفَّ اِلَيْكُمْ وَاَنْتُمْ لَا تُظْلَمُونَ ۝٦٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

60Veeʿiddû lehüm me-steṭaʿtüm min ḳuvvetiv vemir ribâṭi-lḫayli türhibûne bihî ʿadüvve-llâhi veʿadüvveküm veâḫarîne min dûnihim. lâ taʿlemûnehüm. allâhü yaʿlemühüm. vemâ tünfiḳû min şeyʾin fî sebîli-llâhi yüveffe ileyküm veentüm lâ tużlemûn.

Ayet 60

Ey mü’minler! Hem Allah’ın hem de sizin düşmanlarınıza ve onların dışında, sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği düşmanlarınıza karşı kullanmak üzere elinizden geldiğince güç kuvvet toplayıp savaş atları hazırlayın. Şüphesiz Allah’ın daveti olan hayat nizamını yaşamak ve yaşatmak uğrunda ne harcarsanız, karşılığı size mükâfat olarak eksiksiz geri dönecektir.

Enfal 61–62

2 ayet

وَاِنْ جَنَحُوا لِلسَّلْمِ فَاجْنَحْ لَهَا وَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِۜ اِنَّهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ ۝٦١ وَاِنْ يُر۪يدُٓوا اَنْ يَخْدَعُوكَ فَاِنَّ حَسْبَكَ اللّٰهُۜ هُوَ الَّذ۪ٓي اَيَّدَكَ بِنَصْرِه۪ وَبِالْمُؤْمِن۪ينَۙ ۝٦٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

61Vein ceneḥû lisselmi fecnaḥ lehâ vetevekkel ʿale-llâh. innehû hüve-ssemîʿu-lʿalîm.

Okunuş

62Veiy yürîdû ey yaḫdeʿûke feinne ḥasbeke-llâh. hüve-lleẕî eyyedeke binaṣrihî vebilmüʾminîn.

Ayet 61–62

Şayet düşmanlarınız barış isterlerse sen de barıştan yana ol ve yalnızca Allah’a güven! Şüphesiz O, her şeyin doğrusunu bilen, her şeyi işitendir.

Düşmanlarınızın niyeti barıştan yana gözükerek sizi aldatıp tuzağa düşürmekse, iyi bilesin ki Allah size yeter. Allah mü’minleri yardımı ile destekleyecektir.

Enfal 63

1 ayet

وَاَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْۜ لَوْ اَنْفَقْتَ مَا فِي الْاَرْضِ جَم۪يعًا مَٓا اَلَّفْتَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ اَلَّفَ بَيْنَهُمْۜ اِنَّهُ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ ۝٦٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

63Veellefe beyne ḳulûbihim. lev enfaḳte mâ fi-lʾarḍi cemîʿam mâ ellefte beyne ḳulûbihim velâkinne-llâhe ellefe beynehüm. innehû ʿazîzün ḥakîm.

Ayet 63

Allah mü’minlerin kalplerini birleştirip kaynaştırmış ve aralarında pek güçlü bir sevgi bağı oluşturmuştur. Sen yeryüzünün bütün servetini harcasaydın, onların kalplerini böyle birleştirip kaynaştıramazdın ama Allah onların kalplerini birbirine ısındırıp yakınlaştırdı. Allah’ın gücü her şeye yeter, O’nun her hükmü mutlak isabetlidir.

İlgili ayetler

Enfal 64–66

3 ayet

يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ حَسْبُكَ اللّٰهُ وَمَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ۟ ۝٦٤ يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ حَرِّضِ الْمُؤْمِن۪ينَ عَلَى الْقِتَالِۜ اِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ عِشْرُونَ صَابِرُونَ يَغْلِبُوا مِائَتَيْنِۚ وَاِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ مِائَةٌ يَغْلِبُٓوا اَلْفًا مِنَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَفْقَهُونَ ۝٦٥ اَلْـٰٔنَ خَفَّفَ اللّٰهُ عَنْكُمْ وَعَلِمَ اَنَّ ف۪يكُمْ ضَعْفًاۜ فَاِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ مِائَةٌ صَابِرَةٌ يَغْلِبُوا مِائَتَيْنِۚ وَاِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ اَلْفٌ يَغْلِبُٓوا اَلْفَيْنِ بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ مَعَ الصَّابِر۪ينَ ۝٦٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

64Yâ eyyühe-nnebiyyü ḥasbüke-llâhü vemeni-ttebeʿake mine-lmüʾminîn.

Okunuş

65Yâ eyyühe-nnebiyyü ḥarriḍi-lmüʾminîne ʿale-lḳitâl. iy yeküm minküm ʿişrûne ṣâbirûne yaglibû mieteyn. veiy yeküm minküm mietüy yaglibû elfem mine-lleẕîne keferû biennehüm ḳavmül lâ yefḳahûn.

Okunuş

66Elʾâne ḫaffefe-llâhü ʿanküm veʿalime enne fîküm ḍaʿfâ. feiy yeküm minküm mietün ṣâbiratüy yaglibû mieteyn. veiy yeküm minküm elfüy yaglibû elfeyni biiẕni-llâh. vellâhü meʿa-ṣṣâbirîn.

Ayet 64–66

Ey Nebî! Allah sana da, sana uyan mü’minlere de dost ve yardımcı olarak yeter. Mü’minleri savaş korkularını yenmeleri, savaşın zorluklarına karşı direnip sebat etmeleri konusunda cesaretlendirip teşvik et. Sizden sabırlı ve dirençli yirmi kişi, müşrik ve kâfirlerden iki yüz kişiyi mağlup etmeye yeter yahut yine sizden yüz kişi müşrik ve kâfirlerden bin kişiyi mağlup eder, çünkü müşrik ve kâfirler Allah yolunda savaşmanın anlamını, önemini, değerini kavrayamaz ve böyle bir amaçtan yoksundurlar.

Allah, içinde bulunduğunuz durumunuz sebebi ile yükünüzü hafifletti. Sizden yüz kişi, onlardan iki yüz kişiyi yenip alt edebilir. Yahut sizden cesur, dirençli bin kişi onlardan iki bin kişiyi alt eder. Şüphesiz Allah mü’minlerle beraberdir.

Enfal 67

1 ayet

مَا كَانَ لِنَبِيٍّ اَنْ يَكُونَ لَهُٓ اَسْرٰى حَتّٰى يُثْخِنَ فِي الْاَرْضِۜ تُر۪يدُونَ عَرَضَ الدُّنْيَاۗ وَاللّٰهُ يُر۪يدُ الْاٰخِرَةَۜ وَاللّٰهُ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ ۝٦٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

67Mâ kâne linebiyyin ey yekûne lehû esrâ ḥattâ yüŝḫine fi-lʾarḍ. türîdûne ʿaraḍa-ddünyâ. vellâhü yürîdü-lʾâḫirah. vellâhü ʿazîzün ḥakîm.

Ayet 67

Savaşta kesin ve ezici bir üstünlük sağlamadıkça hiçbir peygambere esir almak yakışmaz, bunu ancak dünya hayatının menfaatine düşkün olanlar yapar. Oysa Allah sizden âhiret hayatının mükâfatına talip olmanızı ve bunun için gayret etmenizi dilemektedir. Allah her şeyin doğrusunu bilen, üstün ilim, hüküm ve hikmet sahibidir.

İlgili ayetler

Enfal 68–69

2 ayet

لَوْلَا كِتَابٌ مِنَ اللّٰهِ سَبَقَ لَمَسَّكُمْ ف۪يمَٓا اَخَذْتُمْ عَذَابٌ عَظ۪يمٌ ۝٦٨ فَكُلُوا مِمَّا غَنِمْتُمْ حَلَالًا طَيِّبًاۘ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ۟ ۝٦٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

68Levlâ kitâbüm mine-llâhi sebeḳa lemesseküm fîmâ eḫaẕtüm ʿaẕâbün ʿażîm.

Okunuş

69Fekülû mimmâ ganimtüm ḥalâlen ṭayyibâ. vetteḳu-llâh. inne-llâhe gafûrur raḥîm.

Ayet 68–69

Şayet esirler konusunda Allah’ın hükümlerinin önceden size bildirilmesine rağmen savaşta aldığınız esirleri fidye karşılığında bırakmış olsaydınız, şiddetli bir azaba uğratılırdınız. Fakat Allah’ın esirler konusundaki hükümleri henüz size bildirilmemişken, fidye konusunda düştüğünüz hatadan dolayı Allah sizi bağışlar.

Savaşta elde ettiğiniz ganimetlerin helal ve temiz olanlarından Allah’ın size bildirdiği şekilde yararlanın ve Allah’a karşı sorumluluk bilinci ile davranın. Allah mü’minlere karşı çok merhametli, şefkatli ve bağışlayıcıdır.

Enfal 70

1 ayet

يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لِمَنْ ف۪ٓي اَيْد۪يكُمْ مِنَ الْاَسْرٰٓىۙ اِنْ يَعْلَمِ اللّٰهُ ف۪ي قُلُوبِكُمْ خَيْرًا يُؤْتِكُمْ خَيْرًا مِمَّٓا اُخِذَ مِنْكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ۝٧٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

70Yâ eyyühe-nnebiyyü ḳul limen fî eydîküm mine-lʾesrâ iy yaʿlemi-llâhü fî ḳulûbiküm ḫayray yüʾtiküm ḫayram mimmâ üḫiẕe minküm veyagfir leküm. vellâhü gafûrur raḥîm.

Ayet 70

Ey Peygamber! Elinize düşen esirlere de ki: “Eğer Allah kalplerinizde yaratılış sebebiniz olan nizam ve ahlaka doğru bir yöneliş görürse, iyi bilin ki sizden ganimet olarak alınanlardan ve kaybettiğiniz şeref ve itibarınızdan çok daha iyisini, değerlisini bahşeder ve sizi affeder, Allah mü’minlere karşı çok merhametlidir.”

İlgili ayetler

Enfal 71

1 ayet

وَاِنْ يُر۪يدُوا خِيَانَتَكَ فَقَدْ خَانُوا اللّٰهَ مِنْ قَبْلُ فَاَمْكَنَ مِنْهُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ ۝٧١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

71Veiy yürîdû ḫiyâneteke feḳad ḫânü-llâhe min ḳablü feemkene minhüm. vellâhü ʿalîmün ḥakîm.

Ayet 71

Savaş esirleri sırf elinizden kurtulmak için İslâm’ı kabul etmiş görünerek, seni yanıltıp ihanete teşebbüs ederlerse, bilesin ki onlar daha önce de sözlerinden dönerek Allah’a ihanet etmiş, Allah da onlara karşı sana yardım ederek sizi üstün kılıp, onları zelil ve perişan etmişti.

Gerçek şu ki, Allah her şeyin iç yüzünü bilen, her şeye güç yetiren, mutlak iktidar sahibidir.

Enfal 72

1 ayet

اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالَّذ۪ينَ اٰوَوْا وَنَصَرُٓوا اُو۬لٰٓئِكَ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۜ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَلَمْ يُهَاجِرُوا مَا لَكُمْ مِنْ وَلَايَتِهِمْ مِنْ شَيْءٍ حَتّٰى يُهَاجِرُواۚ وَاِنِ اسْتَنْصَرُوكُمْ فِي الدّ۪ينِ فَعَلَيْكُمُ النَّصْرُ اِلَّا عَلٰى قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ م۪يثَاقٌۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ ۝٧٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

72İnne-lleẕîne âmenû vehâcerû vecâhedû biemvâlihim veenfüsihim fî sebîli-llâhi velleẕîne evev veneṣarû ülâike baʿḍuhüm evliyâü baʿḍ. velleẕîne âmenû velem yühâcirû mâ leküm miv velâyetihim min şeyʾin ḥattâ yühâcirû. veini-stenṣarûküm fi-ddîni feʿaleykümü-nnaṣru illâ ʿalâ ḳavmim beyneküm vebeynehüm mîŝâḳun. vellâhü bimâ taʿmelûne beṣîr.

Ayet 72

Allah’ın davetine iman edip imanlarının gerektirdiği şekilde yaşamak uğrundaki gayretleri sebebi ile yurtlarından çıkarılıp, hicrete mecbur olan mü’minler ve onlara kucak açıp yer yurt edinmelerini sağlayanlar birbirlerinin gerçek dostları ve yardımcılarıdır.

Allah’ın davetine iman etmelerine rağmen, hicret etmeyip kalanlara gelince, bunlar müşriklerin arasında yaşamaktan vazgeçip, mü’minlerin yanına göç edinceye kadar onların korunup kollanması konusunda hicret etmiş Müslümanlar üzerine bir sorumluluk yoktur. Fakat müşrik ve kâfirlerin zulmünden kurtulmak için sizden din hususunda yardım isterlerse onlara yardım etmelisiniz. Ancak bu yardım birbirinizle savaşmama ve iç işlerinize karışmama konusunda antlaşmanız olan bir toplumun aleyhine olmamalıdır. Unutmayın ki Allah, yapıp ettiklerinizi gören ve bilendir.

Enfal 73

1 ayet

وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۜ اِلَّا تَفْعَلُوهُ تَكُنْ فِتْنَةٌ فِي الْاَرْضِ وَفَسَادٌ كَب۪يرٌۜ ۝٧٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

73Velleẕîne keferû baʿḍuhüm evliyâü baʿḍ. illâ tefʿalûhü tekün fitnetün fi-lʾarḍi vefesâdün kebîr.

Ayet 73

Allah’ın davetinden yüz çevirenler de birbirlerinin dostları ve yardımcılarıdır. Allah’ın davetine iman edenler, birbirlerine yardım edip, dostluklarını göstermez iseler, yeryüzünde zorbalık, baskı, zulüm, fesat ve kargaşa çıkar.

Enfal 74

1 ayet

وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالَّذ۪ينَ اٰوَوْا وَنَصَرُٓوا اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّاۜ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَر۪يمٌ ۝٧٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

74Velleẕîne âmenû vehâcerû vecâhedû fî sebîli-llâhi velleẕîne evev veneṣarû ülâike hümü-lmüʾminûne ḥaḳḳâ. lehüm magfiratüv verizḳun kerîm.

Ayet 74

İmanlarını yaşamak uğrunda cihat etmeleri sebebi ile yurtlarından hicret etmek zorunda kalanlarla, onlara kucak açıp yer yurt sağlayıp rızıklarını paylaşanlar var ya işte onlar gerçek mü’minler, gerçek dostlardır, onları Rableri katında bağışlanma ve cennet nimetleri beklemektedir.

Enfal 75

1 ayet

وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مِنْ بَعْدُ وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا مَعَكُمْ فَاُو۬لٰٓئِكَ مِنْكُمْۜ وَاُو۬لُوا الْاَرْحَامِ بَعْضُهُمْ اَوْلٰى بِبَعْضٍ ف۪ي كِتَابِ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ ۝٧٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

75Velleẕîne âmenû mim baʿdü vehâcerû vecâhedû meʿaküm feülâike minküm. veülü-lʾerḥâmi baʿḍuhüm evlâ bibaʿḍin fî kitâbi-llâh. inne-llâhe bikülli şeyʾin ʿalîm.

Ayet 75

İmanları sebebiyle hicret etmek zorunda kalan mü’minlerden sonra, Allah’ın davetine iman edip de zulüm diyarını terk ederek size katılıp düşmanlarınıza karşı sizinle omuz omuz cihat edenler de sizdendir.

Mü’minler birbirlerine akrabalık bağlarından daha yakındırlar ve Allah’ın belirlediği sınırlar içinde birbirleri üzerinde hak sahibidirler.

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Bakara, sonra Âl-i İmran indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla