Sûre hakkındaAdı · Nüzul Zamanı · Konu
Adı: Bu sure 12-19. ayetlerinde, oğluna verdiği tavsiyeleri zikredilen Lokman el-Hakîm vesilesiyle bu adı almıştır.
Nüzul Zamanı: Konu dikkatle incelendiğinde görülür ki, bu sure, İslâm’a daveti önlemek ve bastırmak için zulmün başladığı ve bu amaçla her türlü entrikanın devreye sokulduğu ancak şiddetin zirvesine ulaşmadığı bir dönemde inzal edilmiştir. Genç mühtedilere, her ne kadar anne-baba hakkı Allah’a itaatten hemen sonra geliyorsa da, eğer onlar kendilerini İslâm’ı kabulden menedip, şirk ve putperestliğe avdet etmeleri için zorluyorlarsa onları dinlememeleri gereğinin anlatıldığı 14-15. ayetlerle bu durum ihsas ettirilmektedir. Aynı şeyin Ankebut Suresi’nde de zikredilmesi bu iki surenin aynı dönemde inzal edilmiş olduğunu gösteriyor. Ancak iki sure üslup ve konusu bütünüyle araştırıldığında Lokman Suresi’nin daha önce indirilmiş olduğu görülür. Çünkü bu surenin arka planında “şiddet” belirtilen herhangi bir işaret görülmezken Ankebut Suresi, vahyedildiği dönemde müslümanlara açıkça zulmedildiğini, şiddet gösterildiğini iyice ihsas ettirebilmektedir.
Konu: Bu surede şirkin anlamsızlık ve saçmalığı, tevhid’in aklîlik ve gerçekliği anlatılmakta; insanlar körükörüne atalarını taklitten vazgeçmeye, Hz. Muhammed’in (s.a) alemlerin Rabbinden gelen talimatını salim kafayla düşünme ve âfak enfüste bulunan ve mesajın hakikatına delâlet eden apaçık ayetlere dikkatle bakmaya davet edilmektedir.
Bu çerçevede bir başka şeye daha işaret edilmektedir: Bu, dünyada yahut Arap ülkesinde ilk kez sunulmuş olan ve insanların ilk kez duyduğu yeni bir öğreti değildir. Geçmiş asırların bilgili ve hakim kimseleri Hz. Muhammed’in (s.a.) öğrettiği bu şeyin aynısını söylediler, öğrettiler. Yani, “Ey insanlar kendi ülkenizde Lokman Hakîm isminde bir adam yaşadı. Onun hikmeti tarafınızdan gayet iyi bilinmekte, vecize ve hikmetli sözleri günlük konuşmalarınızda zikredilmekte, şair ve hatipleriniz tarafından sık sık iktibas edilmektedir.
Birlikte anlatılan ayetler gruplar hâlinde: her grubun Arapçası, okunuşu ve meali bir arada. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıylaLokman 1–5
5 ayetالٓمٓ۠ ١ تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِ الْحَك۪يمِۙ ٢ هُدًى وَرَحْمَةً لِلْمُحْسِن۪ينَۙ ٣ اَلَّذ۪ينَ يُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَهُمْ بِالْاٰخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَۜ ٤ اُو۬لٰٓئِكَ عَلٰى هُدًى مِنْ رَبِّهِمْ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ ٥
Mushaf
Okunuş
1Elif-lâm-mîm.
2Tilke âyâtü-lkitâbi-lḥakîm.
3Hüdev veraḥmetel lilmuḥsinîn.
4Elleẕîne yüḳîmûne-ṣṣalâte veyüʾtûne-zzekâte vehüm bilʾâḫirati hüm yûḳinûn.
5Ülâike ʿalâ hüdem mir rabbihim veülâike hümü-lmüfliḥûn.
Ayet 1–5
Elif. Lam. Mim. Allah mutlak doğrular ve ilahi hükümler (yasalar) içeren âyetlerini, konuşup anlaştığınız, yazıştığınız dilinizin harflerinden oluşan kelimelerle indirmektedir.
İşte bu âyetlerden meydana gelen hikmetli Kur’an, yaratılış sebeplerini bilmek, ona uygun hayatı yaşamak isteyenler için bir hidayet ve rahmet kaynağıdır.
Bu kimseler, Allah’ın kendilerini her an görmekte olduğunun bilinci ile yaşarken, namazlarını kılar, Allah’ın rızasını kazanmak için infak ederler ve âhirete de yürekten inanırlar.
Bunlar Rablerinin Kur’an ile rehberlik ettiği yolda olanlardır, sonunda mükâfata kavuşturulup mutluluğa erecek olanlar da bunlardır.
Lokman 6–7
2 ayetوَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَشْتَر۪ي لَهْوَ الْحَد۪يثِ لِيُضِلَّ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ بِغَيْرِ عِلْمٍۙ وَيَتَّخِذَهَا هُزُوًاۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُه۪ينٌ ٦ وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِ اٰيَاتُنَا وَلّٰى مُسْتَكْبِرًا كَاَنْ لَمْ يَسْمَعْهَا كَاَنَّ ف۪ٓي اُذُنَيْهِ وَقْرًاۚ فَبَشِّرْهُ بِعَذَابٍ اَل۪يمٍ ٧
Mushaf
Okunuş
6Vemine-nnâsi mey yeşterî lehve-lḥadîŝi liyüḍille ʿan sebîli-llâhi bigayri ʿilmiv veyetteḫiẕehâ hüzüvâ. ülâike lehüm ʿaẕâbüm mühîn.
7Veiẕâ tütlâ ʿaleyhi âyâtünâ vellâ müstekbiran keel lem yesmaʿhâ keenne fî üẕüneyhi vaḳrâ. febeşşirhü biʿaẕâbin elîm.
Ayet 6–7
İnsanlar içinde öyleleri de vardır ki başkalarını da doğru yoldan saptırmak için, onları sözün boş, anlamsız ve değersiz olanı ile eğlendirip, zamanlarını tüketir, Kur’an’ın âyetlerini alay konusu edinip, asıl amaçlarından kopararak zihinleri bulandırırlar. Böyleleri sonunda alçaltıcı, çetin bir azaba çarptırılacaklardır. Onlara âyetlerimiz okunup tebliğ edildiğinde, sanki kulaklarında duymalarına engel olan bir tıkanıklık, bir ağırlık varmış gibi duymazdan gelip küstahça başlarını başka yöne çevirirler. Sen onlara acıklı bir azabı müjdele.
Lokman 8–9
2 ayetاِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ جَنَّاتُ النَّع۪يمِۙ ٨ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ وَعْدَ اللّٰهِ حَقًّاۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ٩
Mushaf
Okunuş
8İnne-lleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti lehüm cennâtü-nneʿîm.
9Ḫâlidîne fîhâ. vaʿde-llâhi ḥaḳḳâ. vehüve-lʿazîzü-lḥakîm.
Ayet 8–9
Allah adına davet edildikleri hayat nizamına iman edip, onu yaşamak ve yaşatmak için ellerinden gelen gayreti sarf edenleri ise mutluluk yurdu cennetle müjdele. Onlar Allah’ın vaadinin gereği orada daimi olarak kalacaklardır. Allah’ın vaadi mutlaka gerçekleşir çünkü O, üstün kudret sahibi ve adil olandır.
Lokman 10–11
2 ayetخَلَقَ السَّمٰوَاتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا وَاَلْقٰى فِي الْاَرْضِ رَوَاسِيَ اَنْ تَم۪يدَ بِكُمْ وَبَثَّ ف۪يهَا مِنْ كُلِّ دَٓابَّةٍۜ وَاَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَنْبَتْنَا ف۪يهَا مِنْ كُلِّ زَوْجٍ كَر۪يمٍ ١٠ هٰذَا خَلْقُ اللّٰهِ فَاَرُون۪ي مَاذَا خَلَقَ الَّذ۪ينَ مِنْ دُونِه۪ۜ بَلِ الظَّالِمُونَ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ۟ ١١
Mushaf
Okunuş
10Ḫaleḳa-ssemâvâti bigayri ʿamedin teravnehâ veelḳâ fi-lʾarḍi ravâsiye en temîde biküm vebeŝŝe fîhâ min külli dâbbeh. veenzelnâ mine-ssemâi mâen feembetnâ fîhâ min külli zevcin kerîm.
11Hâẕâ ḫalḳu-llâhi feerûnî mâẕâ ḫaleḳa-lleẕîne min dûnih. beli-żżâlimûne fî ḍalâlim mübîn.
Ayet 10–11
Allah, altında yaşadığınız gökleri direksiz, dayanaksız yaratmakla birlikte, yeryüzüne de sizi sarsmasın diye dağları yerleştirdi ve orayı her türlü canlının üreyip çoğalması için uygun hale getirdi, gökten yağmuru indirip onunla her türlü canlıya hayat bahşetti.
Allah bütün bunları ilmi ve kudretiyle yaratıp, nizamlarını kurup, hizmetinize sunmuşken, Allah’ı bırakıp da hiçbir şey yaratamayan ve kendileri de yaratılmış olanları Rab ve ilahlar edinenlerden daha nankör ve küstah kim olabilir?
Lokman 12
1 ayetوَلَقَدْ اٰتَيْنَا لُقْمٰنَ الْحِكْمَةَ اَنِ اشْكُرْ لِلّٰهِۜ وَمَنْ يَشْكُرْ فَاِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ اللّٰهَ غَنِيٌّ حَم۪يدٌ ١٢
Mushaf
Okunuş
12Veleḳad âteynâ luḳmâne-lḥikmete eni-şkür lillâh. vemey yeşkür feinnemâ yeşküru linefsih. vemen kefera feinne-llâhe ganiyyün ḥamîd.
Ayet 12
Biz Lokman’a keskin bir kavrayış, isabetli karar verebilme ve ilim bahşettik. Ona bahşettiğimiz nimetlerden dolayı da Rabbine daima şükretmesini bildirdik. Her kim Rabbinin bahşettiği nimetlerine şükretmez de nankörlük ederse, iyi bilsin ki Allah hiç kimseye muhtaç değildir. Şükredilmeye ve övgüye layık olan yalnızca Allah’tır.
İlgili ayetler
Lokman 13
1 ayetوَاِذْ قَالَ لُقْمٰنُ لِابْنِه۪ وَهُوَ يَعِظُهُ يَا بُنَيَّ لَا تُشْرِكْ بِاللّٰهِۜ اِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظ۪يمٌ ١٣
Mushaf
Okunuş
13Veiẕ ḳâle luḳmânü libnihî vehüve yeʿiżuhû yâ büneyye lâ tüşrik billâh. inne-şşirke leżulmün ʿażîm.
Ayet 13
Lokman oğluna şöyle öğüt vermişti: “Yavrucuğum, sakın Allah’a ortak koşup da O’nunla birlikte başka ilahlar edinme, çünkü bu şirktir ve şirk de büyük bir zulümdür.”
Lokman 14
1 ayetوَوَصَّيْنَا الْاِنْسَانَ بِوَالِدَيْهِۚ حَمَلَتْهُ اُمُّهُ وَهْنًا عَلٰى وَهْنٍ وَفِصَالُهُ ف۪ي عَامَيْنِ اَنِ اشْكُرْ ل۪ي وَلِوَالِدَيْكَۜ اِلَيَّ الْمَص۪يرُ ١٤
Mushaf
Okunuş
14Veveṣṣayne-lʾinsâne bivâlideyh. ḥamelethü ümmühû vehnen ʿalâ vehniv vefiṣâlühû fî ʿâmeyni eni-şkür lî velivâlideyk. ileyye-lmeṣîr.
Ayet 14
Biz insana anne ve babasına iyi davranmasını emrettik, annesi onu birçok zorluk ve sıkıntılara katlanarak karnında taşıdı. Nitekim çocuğun sütten kesilmesi iki yıl sürer. O halde ey insanlar! Bana, anne ve babanıza daima minnettarlığınızı gösterip, şükredin ve unutmayın ki sonunda hepiniz bunlardan hesap vermek üzere huzurumuzda toplanacaksınız.
İlgili ayetler
Lokman 15
1 ayetوَاِنْ جَاهَدَاكَ عَلٰٓى اَنْ تُشْرِكَ ب۪ي مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَا وَصَاحِبْهُمَا فِي الدُّنْيَا مَعْرُوفًاۘ وَاتَّبِعْ سَب۪يلَ مَنْ اَنَابَ اِلَيَّۚ ثُمَّ اِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَاُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ ١٥
Mushaf
Okunuş
15Vein câhedâke ʿalâ en tüşrike bî mâ leyse leke bihî ʿilmün felâ tüṭiʿhümâ veṣâḥibhümâ fi-ddünyâ maʿrûfâ. vettebiʿ sebîle men enâbe ileyy. ŝümme ileyye merciʿuküm feünebbiüküm bimâ küntüm taʿmelûn.
Ayet 15
Ana babanıza iyi davranmakla birlikte sizi Allah’a ortak koşmaya zorlarlarsa onlara itaat etmeyin. Bu durumda ihtiyaçlarını güzellikle karşılayıp saygılı davranın ve Allah’a yönelenlerle birlikte olun. Sonunda her insan yaptığının karşılığını görmek üzere Allah’a döndürülecektir.
Lokman 16–19
4 ayetيَا بُنَيَّ اِنَّهَٓا اِنْ تَكُ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِنْ خَرْدَلٍ فَتَكُنْ ف۪ي صَخْرَةٍ اَوْ فِي السَّمٰوَاتِ اَوْ فِي الْاَرْضِ يَاْتِ بِهَا اللّٰهُۜ اِنَّ اللّٰهَ لَط۪يفٌ خَب۪يرٌ ١٦ يَا بُنَيَّ اَقِمِ الصَّلٰوةَ وَاْمُرْ بِالْمَعْرُوفِ وَانْهَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَاصْبِرْ عَلٰى مَٓا اَصَابَكَۜ اِنَّ ذٰلِكَ مِنْ عَزْمِ الْاُمُورِۚ ١٧ وَلَا تُصَعِّرْ خَدَّكَ لِلنَّاسِ وَلَا تَمْشِ فِي الْاَرْضِ مَرَحًاۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍۚ ١٨ وَاقْصِدْ ف۪ي مَشْيِكَ وَاغْضُضْ مِنْ صَوْتِكَۜ اِنَّ اَنْكَرَ الْاَصْوَاتِ لَصَوْتُ الْحَم۪يرِ۟ ١٩
Mushaf
Okunuş
16Yâ büneyye innehâ in tekü miŝḳâle ḥabbetim min ḫardelin fetekün fî ṣaḫratin ev fi-ssemâvâti ev fi-lʾarḍi yeʾti bihe-llâh. inne-llâhe leṭîfün ḫabîr.
17Yâ büneyye eḳimi-ṣṣalâte veʾmür bilmaʿrûfi venhe ʿani-lmünkeri vaṣbir ʿalâ mâ eṣâbek. inne ẕâlike min ʿazmi-lʾümûr.
18Velâ tüṣaʿʿir ḫaddeke linnâsi velâ temşi fi-lʾarḍi meraḥâ. inne-llâhe lâ yüḥibbü külle muḫtâlin feḫûr.
19Vaḳṣid fî meşyike vagḍuḍ min ṣavtik. inne enkera-lʾaṣvâti leṣavtü-lḥamîr.
Ayet 16–19
Lokman, oğluna nasihate devamla şunları da söyledi: “Yavrucuğum, yapıp ettiklerin bir hardal tanesi kadar küçük ve onun ağırlığında bile olsa, üstelik bir kayanın içine saklanıp gizlenmiş de olsa yahut göklerin tepesinde veya yerin dibinde de olsa, Allah onu Hesap Günü karşına çıkaracaktır. Hiç şüphe yok ki Allah’ın gücü her şeye yeter ve O’nun ilmi her şeyi kuşatmıştır. O, her şeyi bilir, açık ya da gizli yapılan her şeyden de haberdardır.
Yavrucuğum, namazını bilinçle ve devamlı kıl, insanları iyi ve doğru olana davet et, bunları yaparken karşılaşacağın sıkıntılara sabret, şirke ve küfre engel olmanın gayreti içinde ol. Bunlar azim ve kararlılık gerektiren şerefli ve onurlu işlerdir.
Yavrucuğum, insanlara karşı kibirli davranıp da yeryüzünde çalım satarak yürüme! Allah kibirlenip, böbürlenerek büyüklük taslayanları sevmez, yürüyüşünde mütevazı ol, davranışların ölçülü ve dengeli olsun, konuşurken de sesini yükseltme! Seslerin en çirkini, avazı çıktığı kadar bağıran eşeğin sesidir.”
İlgili ayetler
Lokman 20–21
2 ayetاَلَمْ تَرَوْا اَنَّ اللّٰهَ سَخَّرَ لَكُمْ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ وَاَسْبَغَ عَلَيْكُمْ نِعَمَهُ ظَاهِرَةً وَبَاطِنَةًۜ وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يُجَادِلُ فِي اللّٰهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَلَا هُدًى وَلَا كِتَابٍ مُن۪يرٍ ٢٠ وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمُ اتَّبِعُوا مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ قَالُوا بَلْ نَتَّبِعُ مَا وَجَدْنَا عَلَيْهِ اٰبَٓاءَنَاۜ اَوَلَوْ كَانَ الشَّيْطَانُ يَدْعُوهُمْ اِلٰى عَذَابِ السَّع۪يرِ ٢١
Mushaf
Okunuş
20Elem terav enne-llâhe seḫḫara leküm mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-lʾarḍi veesbega ʿaleyküm niʿamehû żâhiratev vebâṭineh. vemine-nnâsi mey yücâdilü fi-llâhi bigayri ʿilmiv velâ hüdev velâ kitâbim münîr.
21Veiẕâ ḳîle lehümü-ttebiʿû mâ enzele-llâhü ḳâlû bel nettebiʿu mâ vecednâ ʿaleyhi âbâenâ. evelev kâne-şşeyṭânü yedʿûhüm ilâ ʿaẕâbi-sseʿîr.
Ayet 20–21
Ey insanlar! Allah’ın göklerde ve yerde ne varsa hepsini sizin faydalanmanız için yarattığını, gizli-açık nimetlerle donattığını ve nimetler içinde yüzdürdüğünü görüp de hiç düşünmez misiniz? Bu gerçekler apaçık ortada iken yine de bir kısım insanlar hiçbir bilgiye, delile ve ilahi bir kitabın rehberliğine dayanmadan, Allah hakkında tartışmaya girerler.
Bunlara, “Gelin Allah’ın davetine uyun ve böylece yalnız Allah’ı ilah edinin.” denildiğinde, onlar da: “Hayır, bizler atalarımızdan bize kalan nizam ve ahlaka uyar, ondan vazgeçmeyiz.” derler. Peki ya ataları şeytanın davetine uyup da, doğru olandan uzaklaşmış ve cehennemin harlı ateşini hak etmişlerse yine de onlara mı uyacaklar?
İlgili ayetler
Lokman 22
1 ayetوَمَنْ يُسْلِمْ وَجْهَهُٓ اِلَى اللّٰهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقٰىۜ وَاِلَى اللّٰهِ عَاقِبَةُ الْاُمُورِ ٢٢
Mushaf
Okunuş
22Vemey yüslim vechehû ile-llâhi vehüve muḥsinün feḳadi-stemseke bilʿurveti-lvuŝḳâ. veile-llâhi ʿâḳibetü-lʾümûr.
Ayet 22
Her kim Allah’ın kendini gördüğünü bilip, yürekten O’na teslim olarak yaşarsa, bilsin ki kopması mümkün olmayan sağlam bir kulpa yapışmıştır. Unutmayın ki bütün yapılanlar, karşılığı verilmek üzere Allah’a döner.
İlgili ayetler
Lokman 23–25
3 ayetوَمَنْ كَفَرَ فَلَا يَحْزُنْكَ كُفْرُهُۜ اِلَيْنَا مَرْجِعُهُمْ فَنُنَبِّئُهُمْ بِمَا عَمِلُواۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ٢٣ نُمَتِّعُهُمْ قَل۪يلًا ثُمَّ نَضْطَرُّهُمْ اِلٰى عَذَابٍ غَل۪يظٍ ٢٤ وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ مَنْ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ لَيَقُولُنَّ اللّٰهُۜ قُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِۜ بَلْ اَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ٢٥
Mushaf
Okunuş
23Vemen kefera felâ yaḥzünke küfruh. ileynâ merciʿuhüm fenünebbiühüm bimâ ʿamilû. inne-llâhe ʿalîmüm biẕâti-ṣṣudûr.
24Nümettiʿuhüm ḳalîlen ŝümme naḍṭarruhüm ilâ ʿaẕâbin galîż.
25Velein seeltehüm men ḫaleḳa-ssemâvâti velʾarḍa leyeḳûlünne-llâh. ḳuli-lḥamdü lillâh. bel ekŝeruhüm lâ yaʿlemûn.
Ayet 23–25
Allah’tan başkasını ilah edinerek, gerçeklerin üstünü örten nankörlerin bu tutumlarında inatla direnmeleri seni üzmesin. Onlar sonunda Bize döndürülecekler, işte o zaman Biz de onlara bu nankörce direnmelerinin karşılığı olarak hak ettikleri cezayı vereceğiz. Allah insanların hem yapıp ettiklerini hem de kalplerinde gizlediklerini bilir. Biz müşrik ve kâfirleri, dünya nimetlerinden bir süre yararlandırır, sonra da çok çetin bir azapla cezalandırırız.
Sen, onlara “Gökleri ve yeri yaratan kimdir?” diye sorsan hiç tereddüt etmeden “Allah’tır” derler. De ki: “O halde yarattıkları için mükemmel nizamlar kuran Allah’a şükredip davetine yönelin, fakat ne yazık ki siz Allah’ın yüceliğini kavramak istemiyorsunuz!”
İlgili ayetler
Lokman 26
1 ayetلِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَم۪يدُ ٢٦
Mushaf
Lokman 27
1 ayetوَلَوْ اَنَّ مَا فِي الْاَرْضِ مِنْ شَجَرَةٍ اَقْلَامٌ وَالْبَحْرُ يَمُدُّهُ مِنْ بَعْدِه۪ سَبْعَةُ اَبْحُرٍ مَا نَفِدَتْ كَلِمَاتُ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ ٢٧
Mushaf
Okunuş
27Velev enne mâ fi-lʾarḍi min şeceratin aḳlâmüv velbaḥru yemüddühû mim baʿdihî sebʿatü ebḥurim mâ nefidet kelimâtü-llâh. inne-llâhe ʿazîzün ḥakîm.
Ayet 27
Yeryüzünde bütün ağaçlar kalem, denizler de mürekkep olsa, denizlere yedi deniz daha eklense Allah’ın sözlerini yazmaya yine yetmezdi çünkü Allah’ın ilmi ve kudreti sonsuzdur.
Lokman 28
1 ayetمَا خَلْقُكُمْ وَلَا بَعْثُكُمْ اِلَّا كَنَفْسٍ وَاحِدَةٍۜ اِنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ بَص۪يرٌ ٢٨
Mushaf
Okunuş
28Mâ ḫalḳuküm velâ baʿŝüküm illâ kenefsiv vâḥideh. inne-llâhe semîʿum beṣîr.
Ayet 28
Sizin hepinizin yaratılması ve ölümünüzden sonra yeniden diriltilmeniz, tek bir kişinin yaratılması ve yeniden diriltilmesi gibi Allah için kolaydır. Allah her şeyin özünü ve aslını bilir, O’nun her şeye gücü yeter. O, ilmi ile her şeyi kuşatmıştır ve her şeyden de haberdardır.
İlgili ayetler
Lokman 29
1 ayetاَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يُولِجُ الَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَيُولِجُ النَّهَارَ فِي الَّيْلِ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَۘ كُلٌّ يَجْر۪ٓي اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى وَاَنَّ اللّٰهَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرٌ ٢٩
Mushaf
Okunuş
29Elem tera enne-llâhe yûlicü-lleyle fi-nnehâri veyûlicü-nnehâra fi-lleyli veseḫḫara-şşemse velḳamer. küllüy yecrî ilâ ecelim müsemmev veenne-llâhe bimâ taʿmelûne ḫabîr.
Ayet 29
Allah’ın geceyi kısaltıp gündüze, gündüzü kısaltıp geceye kattığını, öte yandan güneşi ve ayı kendi yörüngelerinde belli bir süreye kadar döndürüp akıttığını, nizamlarını kurup sizin istifadenize sunduğunu görüp de hâlâ aklınızı kullanıp, Allah’a yönelmeyecek misiniz? Şüphesiz Allah sizin yapmakta olduklarınızı gözetlemektedir.
İlgili ayetler
Lokman 30
1 ayetذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ هُوَ الْحَقُّ وَاَنَّ مَا يَدْعُونَ مِنْ دُونِهِ الْبَاطِلُۙ وَاَنَّ اللّٰهَ هُوَ الْعَلِيُّ الْكَب۪يرُ۟ ٣٠
Mushaf
Okunuş
30Ẕâlike bienne-llâhe hüve-lḥaḳḳu veenne mâ yedʿûne min dûnihi-lbâṭili veenne-llâhe hüve-lʿaliyyü-lkebîr.
Ayet 30
Kâinatta gördüğünüz her şeyi, sizin yararlanmanız için yaratan Allah’ın ilmi ve kudreti sınırsızdır, O’ndan başka gerçek Rab ve ilah yoktur.
Lokman 31
1 ayetاَلَمْ تَرَ اَنَّ الْفُلْكَ تَجْر۪ي فِي الْبَحْرِ بِنِعْمَتِ اللّٰهِ لِيُرِيَكُمْ مِنْ اٰيَاتِه۪ۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ ٣١
Mushaf
Okunuş
31Elem tera enne-lfülke tecrî fi-lbaḥri biniʿmeti-llâhi liyüriyeküm min âyâtih. inne fî ẕâlike leâyâtil likülli ṣabbârin şekûr.
Ayet 31
Allah’ın denizlerde koyduğu yasaları ile gemileri nasıl yüzdürdüğünü görüp de, O’nun ilminin yüceliğini sabırla aklınızı kullanıp hiç düşünmez misiniz? Allah’ın kurduğu nizamın mükemmelliğini görmek isteyenler için bunlardan çıkarılacak dersler vardır.
Lokman 32
1 ayetوَاِذَا غَشِيَهُمْ مَوْجٌ كَالظُّلَلِ دَعَوُا اللّٰهَ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَۚ فَلَمَّا نَجّٰيهُمْ اِلَى الْبَرِّ فَمِنْهُمْ مُقْتَصِدٌۜ وَمَا يَجْحَدُ بِاٰيَاتِنَٓا اِلَّا كُلُّ خَتَّارٍ كَفُورٍ ٣٢
Mushaf
Okunuş
32Veiẕâ gaşiyehüm mevcün keżżuleli deʿavu-llâhe muḫliṣîne lehü-ddîn. felemmâ neccâhüm ile-lberri feminhüm muḳteṣid. vemâ yecḥadü biâyâtinâ illâ küllü ḫattârin kefûr.
Ayet 32
Allah’ın yasaları gereği, denizde dağ gibi dalgalar gemiyi sardığında, içinde bulunan müşrikler hemen Allah’la birlikte ilah edindiklerini terk edip, şirklerinden arınmış olarak bütün içtenlikleriyle kendilerini kurtarması için Allah’a yalvarıp yakarmaya başlarlar. Fakat Allah onları karaya çıkarıp kurtarınca da içlerinden çok azı, Allah’ın davetine yönelip yönelmemek konusunda tereddütlü davranır, büyük çoğunluğu ise müşrik ve kâfirce yaşamaya devam ederler. Allah’ın âyetlerini bile bile inkâr edip kabullenmeyenler çok nankör, çok cahil ve küstahtırlar.
İlgili ayetler
Lokman 33
1 ayetيَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ وَاخْشَوْا يَوْمًا لَا يَجْز۪ي وَالِدٌ عَنْ وَلَدِه۪ۘ وَلَا مَوْلُودٌ هُوَ جَازٍ عَنْ وَالِدِه۪ شَيْـًٔاۜ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا۠ وَلَا يَغُرَّنَّكُمْ بِاللّٰهِ الْغَرُورُ ٣٣
Mushaf
Okunuş
33Yâ eyyühe-nnâsü-tteḳû rabbeküm vaḫşev yevmel lâ yeczî vâlidün ʿav veledihi. velâ mevlûdün hüve câzin ʿav vâlidihî şeyʾâ. inne vaʿde-llâhi ḥaḳḳun felâ tegurrannekümü-lḥayâtü-ddünyâ. velâ yegurranneküm billâhi-lgarûr.
Ayet 33
Ey insanlar! Rabbinize karşı sorumluluklarınız olduğunu unutmayın. O’nun davetine karşı tutumunuzdan sorulacaksınız. Hiçbir anne ve babanın çocuğuna, çocuğun da anne-babasına hiçbir faydasının dokunamayacağı Hesap Günü’nün azabından korkun, uyarıları dikkate alın, unutmayın ki Allah’ın vaadi mutlaka gerçekleşecek ve hepiniz yeniden diriltilip Allah’ın huzurunda toplanacaksınız. Dünya hayatının geçici zevkleri size bu gerçekleri unutturup aldatmasın. Şeytan da sizi Allah’ın ismini kullanarak “Ne yaparsanız yapın Allah affedicidir” uydurması ile tuzağa düşürüp yanıltmasın.
Lokman 34
1 ayetاِنَّ اللّٰهَ عِنْدَهُ عِلْمُ السَّاعَةِۚ وَيُنَزِّلُ الْغَيْثَۚ وَيَعْلَمُ مَا فِي الْاَرْحَامِۜ وَمَا تَدْر۪ي نَفْسٌ مَاذَا تَكْسِبُ غَدًاۜ وَمَا تَدْر۪ي نَفْسٌ بِاَيِّ اَرْضٍ تَمُوتُۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ خَب۪يرٌ ٣٤
Mushaf
Okunuş
34İnne-llâhe ʿindehû ʿilmü-ssâʿah. veyünezzilü-lgayŝ. veyaʿlemü mâ fi-lʾerḥâm. vemâ tedrî nefsüm mâẕâ teksibü gadâ. vemâ tedrî nefsüm bieyyi arḍin temût. inne-llâhe ʿalîmün ḫabîr.
Ayet 34
Kıyamet’in ne zaman gelip çatacağını yalnız Allah bilir, yağmuru yağdıran da O’dur. Ana rahmindekileri yaratan, yaşatan ve öldüren de O’dur.
Hiç kimse yarın ne kazanacağını, neyle karşılaşacağını ve nerede öleceğini bilemez. Fakat Allah her şeyi, hiç kimsenin bilmediğini ve bilemeyeceğini, açık ya da gizli olan ne varsa hepsini bilir, her şeyden haberdar olur.
Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.
Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.
Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Sâffât, sonra Sebe’ indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla