Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ الْمُدَّثِّرِ مَكِّيَّةٌ آيَاتُهَا ٥٦

Müddessir Sûresi Açıklamalı Meali

Açıklamalı meali Türkçe sesli dinleyin

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça
Sûre hakkındaAdı · Nüzul Zamanı · Konusu

Adı: Bu surenin adı birinci ayetinden alınmıştır. Fakat bu ad ihtiva edilen şeyin başlığı değildir.

Nüzul Zamanı: Bu surenin ilk yedi ayeti Mekke döneminin henüz başlarında nazil olmuştur.

Buhari, Tirmizi, Müsned-i Ahmed’te Hz. Cabir bin Abdullah’tan bu ayetlerin Allah Rasulü’ne nazil olan ilk ayetler olduğu bile rivayet edilmektedir. Öte taraftan Allah Rasulü’ne ilk nazil olan ayetlerin “İkra”dan “ma’lem ya’lem” e kadar olan bölüm olduğu hususunda ittifak vardır. Fakat sahih olan rivayetlerden sabittir ki bu vahiyden az bir müddet sonra nazil olmuştur. İşte bu aradan sonra yeniden vahiy gelmeye başladığında ilk gelen ayet bu olmuştur. İmam Zühri bu konuda şöyle söylemektedir: “Bir müddet Allah Rasulü’ne vahiy kesilmişti. Bunun üzerine çok fazla üzülmüş ve kedere boğulmuştu. Bazen dağın tepesine gidip oradan kendisini aşağıya atmayı bile düşünür olmuştu. O zaman Cebrail (a.s) O’na gözükür ve “Sen Allah’ın Rasulü’sün” diyerek O’na hatırlatmada bulununca Peygamber de huzura kavuşur, sonra bu üzüntü ve ıztırabı giderdi.” (İbn Cerir)

Daha sonra İmam Zühri, Abdullah bin Cabir’den şu rivayeti nakletmektedir: “Allah Rasulü, vahyin gelmediği o dönemden bahsederken şöyle söylerdi: “Bir gün yolda gidiyordum.

Aniden gökten bir ses geldi. Başımı kaldırdığımda daha önce Hira mağarasında gördüğüm o meleğin bana geldiğini gördüm.

Yer ve gök arasında bir kürsüde oturmuştu. Bunu görünce müthiş dehşete kapıldım. Hemen eve gelerek “Beni örtün!” diye bağırdım. Evdekiler hemen üzerime bir yorgan örttüler.

İşte sonra Allah tarafından bu “ey örtünen!” vahyi nazil oldu. Ve bundan sonra da devamlı olarak vahiy gelmeye devam etti.” (Buhari, Müslim, Müsned-i Ahmed, İbn Cerir.)

Surenin geri kalan kısmı, yani 8. ayetten sonuncu ayete kadar olan bölüm İslâm’ın açıktan açığa tebliğ edilmeye başlanıldıktan sonraki ilk hac mevsiminde Mekke’de nazil olmuştur.

Bunun ayrıntılı açıklaması İbn Hişam’ın Siret’inde verilmekte olup az ileride bunu nakledeceğiz.

Konusu: Yukarıda açıklandığına göre Rasulüllah’a inen ilk vahiy Alak Suresi’nin ilk beş ayeti idi. O surede “Oku, yaratan Rabbinin adı ile. O insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku!

Kalemle öğreten, insana bilmediğini bildiren Rabbin sonsuz kerem sahibidir”

denilmektedir. Bu, vahiy nüzulunun ilk tecrübesidir. Bu vahiyde Allah Rasulü’ne ne kadar büyük bir iş için tayin edildiği ve ileride yapacağı şeyler için bunun sadece bir başlangıç olduğu söylenilmektedir. Bundan sonra O, bir müddet yalnız bırakıldı. Bu sayede bu şoku atlatması ve yeniden sakinleşerek zihinsel olarak gelecek olan vahiyleri almaya ve peygamberliğin gereklerini yüklenmeye hazır olması istenmiştir. İşte bu fetret döneminden sonra yeniden vahiy gelmeye başladığında ilk gelen ayetler bu Müddessir Suresi’nin ilk yedi ayetiydi. Burada ilk defa Allah Rasulü’ne, “Kalk ve halka gitmekte oldukları yolun sonucundan onları korkut ve dünyada Allah’tan başka yücelttiklerinin yerine sen yalnızca O’nun yüceliğini haykır!” emri verilmiştir. Bunun yanında, vazifesi gereği yaşayışının her bakımdan temiz olması ve bütün dünyevî faydaları bir kenara bırakarak tam bir ihlâs ile insanların ıslahı için görevini yerine getirmesi emrolunmuştur.

Son cümlede ise “Bu görevi yerine getirirken sana gelecek olan zorluk ve musibetlere karşı da Rabbinin hatırı için sabret” telkininde bulunulmaktadır.

Bu ilahi fermana göre Allah Rasulü tebliğ vazifesine ve Kur’an’ın peş peşe nazil olan surelerini anlatmaya başladığı zaman öyle bir telaş başladı ki muhalifler bu panikte şiddetle karşı koymaya başladılar. Bir kaç ay böyle geçtikten sonra hacc mevsimi gelmişti.

Mekke’dekiler bu sefer: “Hacc için bütün Arabistan’dan kafileler gelecek ve eğer Muhammed (s.a) bunları ziyaret ederek bu hacılara Kur’an okursa, bu emsalsiz ve etkili kelamı duyan hacılar tarafından Arabistan’ın en ücra köşelerine kadar İslâm’ın çağrısı yayılır ve sonra da kimbilir neler olur” diyerek telaşa düştüler. Bunun üzerine Kureyşin ileri gelenleri bir toplantı yaparak gelen hacılara Hz. Muhammed’e (s.a) karşı propaganda yapılması kararını aldılar.

Görüş birliğinden sonra toplantıda bulunanlara Velid bin Muğire şöyle dedi: “Muhammed hakkında bir fikir etrafında toplanalım, ihtilafa düşmeyelim. Yoksa birbirimizi yalancı çıkarmış ve sözlerimizin bir kısmı öbür kısmını yalanlamış olur. O zaman itibarımız kaybolur. Bir şey üzerinde birleşelim ki herkes Muhammed için hacılara aynı şeyi söylesin.”

Bunun üzerine bazıları: “Onun bir kahin olduğunu söyleyelim” dediler. Velid, “Hayır, Allah’a andolsun ki o bir kahin değildir. Kahinleri gördük. Muhammed’in okuduğu şeyler öyle kahin mırıldanışı ve tekerlemeleri cinsinden değil” dedi. Bazıları, “Öyleyse deli olduğunu söyleriz” dediler. Velid, “Hayır, o bir deli değil ki. Deliliği gördük, biliyoruz.

Halbuki Muhammed’in durumu deliliğin insanda meydana getirdiği baygınlık, titreyiş ve vesveseye benzemiyor” dedi. Kureyşliler “Peki öyleyse şair olduğunu söyleyelim” dediler.

Velid, “Hayır, o bir şair de olamaz. Biz şiirin her çeşidini biliriz. Bu sözler ise şiir değildir”

dedi. Kureyşliler “Öyleyse büyücü olduğunu söyleyelim” dediler. Velid, “Hayır, o büyücü değil. Biz büyücüleri ve yaptıkları büyüleri gördük. Muhammed’in sözleri büyücülerin okuyup üfürmelerine ve düğüm düğümlemelerine benzemiyor” dedi. O zaman Kureyşliler Velid’e, “Ey Abduşşems! Peki ama ne söyleyelim?” deyince Ebu Cehil, Velid’e, “Sen kendi görüşünü söylemezsen bu insanlar senden razı olmayacaklar” dedi. Velid onlara, “Tanrıya and olsun ki onun sözlerinde bambaşka bir tatlılık var. Sözlerinin başlangıcı sağlam bir hurma ağacına, sonları da o ağacın meyvelerine benzer. Muhammed hakkında bu dediklerinizin herhangi birini söylerseniz bunun doğru olmadığı anlaşılır” dedi. Kureyşliler Velid’in bu söylediklerini kabul ederek dağıldılar. Sonra bu karar gereğince hacca gelen halkı bekleyip önlerine çıkarak rast geldikleri herkese Muhammed’den sakınmasını söylemeye ve onun bir sihirbaz olduğunu ve sihrinin bütün aileleri parçaladığını anlatmaya başladılar. Ama bütün bunların sonucu sadece onların yapabildikleri şey onun ismini baştanbaşa bütün Arap yarımadasına duyurmak oldu. (Sireti İbn Hişam, C.L. ss. 288-289, Ebu Cehil’in Velid’e kendi görüşünü söylemesinde ısrar etmesi olayını İkrime’nin rivayetinden İbn Cerir kendi tefsirinde nakletmiştir.)

Bu surenin ikinci kısmında yorumu yapılan bu aynı hadisenin konuları şöyle sıralanır:

ayetten 10. ayete kadar Hakk’ı tahkir edenlere “bugün yaptığınızın kötü sonucunu kıyamet günü göreceksiniz” denilmektedir.

ayetten 26. ayete kadar olan bölümde Muğire oğlu Velid’in ismi anılmadan Allah’ın nimetlerle donattığı ama bunlara karşılık onun Hakk’a karşı gelerek düşman olduğu kişinin zihni yapısı yansıtılmaktadır.

Çünkü o bir yandan Hz. Muhammed’in (s.a) ve Kur’an’ın doğru olduğuna inanıyorken, öte taraftan kendi kavminin arasındaki makam ve mevkiini tehlikeye sokmak istemiyordu. Bu yüzden iman etmemişti. Ve bir süre kendi içinde bocalamadan sonra sadece iman etmemekle yetinmeyerek kavmini de iman etmekten caydırmak için bunun bir büyü olduğunu ilan etmişti. İşte burada onun bu aşikar çirkin yüzü ortaya serilerek bu şahsın bütün bunlara rağmen hala daha nimetler beklediği anlatılmaktadır. Oysaki nimetlere değil cehenneme müstehaktır artık.

Bundan sonra 27. ayetten 48. ayete kadar cehennemin korkunçluğu beyan edilerek hangi karaktere sahip olanların ona müstehak olacakları açıklanmaktadır.

Sonra 49. ayetler ile 53. ayetler arası kafirlerin gerçek hastalıklarının asıl sebebinin onların ahiret hakkında korkularının olmaması ve herşeyin bu dünyadan ibaret olduğunu zannetmeleri olduğu bildirilmektedir. Onun için onlar, Kur’an’dan tıpkı aslanı görmüş yaban eşeği gibi kaçmaktalar. İman etmek için de acaip acaip gayri mantıki şartlar ileri sürülüyor. Aslında onların bu şartları yerine getirilse de onlar ahireti inkar edecekler ve iman etmeyecekler.

En sonunda da açık açık, “Allah bir kimsenin imanına muhtaç değil ki onların şartlarını kabul etsin. Kur’an herkese takdim edilen genel bir öğüttür. Kim isterse kabul etsin. Allah insanların O’na itaat etmemekten korkmalarını ister. Ve takvayı ve Allah korkusunu seçmiş bir kimseyi de daha önce ne kadar günah işlemişse işlesin, affetmek de O’nun şanındandır.

Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Ayet 1–3

3 ayet

Müddessir 1

Müddessir 2

Müddessir 3

يَٓا اَيُّهَا الْمُدَّثِّرُۙ ۝١ قُمْ فَاَنْذِرْۙ ۝٢ وَرَبَّكَ فَكَبِّرْۙ ۝٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Yâ eyyühe-lmüddeŝŝir.

Okunuş

2Ḳum feenẕir.

Okunuş

3Verabbeke fekebbir.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

1Ey Elçilik görevini yüklenen kişi!

Türkçe Meal

2Kalk ve uyar.

Türkçe Meal

3Ve sadece Rabbini yücelt!

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

1Ey inzivaya çekilip toplumdan gizlenen ve yalnızlık örtüsüne bürünen Muhammed Peygamber! Ey Kur’an mesajını yüreğinde hisseden, fakat onu tebliğ etmekte çekimser davranan Müslüman! Kendi kabuğuna çekilip sakin bir hayat sürme zamanı geçti. Artık gizlenmeyi bırak! Sana gönderdiğim gerçekleri insanlara açıkla ve gizliden gizliye yaptığın tebliği açığa çıkar.

Açıklamalı meal

2Bunun için her türlü endişeden sıyrıl. Sana inen vahyin mesajlarını muhtaç gönüllere ulaştırmak üzere azim ve kararlılıkla harekete geç. Bu büyük vazife için hazırlan ve bundan böyle insanları bilgilendirip uyarmak üzere aralarına katıl! Yakın çevrenden başlayarak, insanları İslam’a davet et. Onlara şirk inancının yanlış olduğunu, Allah’tan başka kulluk edilmeye layık hiçbir güç bulunmadığını anlat! İnkâr ve cehalet karanlıklarında bocalayan insanlığı, yolun sonunda bekleyen tehlikelere karşı Kur’an’la uyar. Belki düşünür, öğüt alırlar.

Açıklamalı meal

3Korkma, Allah seninle beraberdir. Bunun için hem yüreğinle hem de söz ve davranışlarınla yalnız Rabbinin büyüklüğünü duyur ve Allah’ın şanını yücelterek tüm kâinata ilan et! Rabbinin yüceliğini, bahşettiği nimetleri ve kâinatta kurduğu muhteşem nizamın mükemmel işleyişini anlat.

Ayet 4–5

2 ayet

Müddessir 4

Müddessir 5

وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْۙ ۝٤ وَالرُّجْزَ فَاهْجُرْۙ ۝٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

4Veŝiyâbeke feṭahhir.

Okunuş

5Verrucze fehcür.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

4Elbiseni temiz tut/dış dünyanı düzenle!

Türkçe Meal

5Pislikten/şirkten uzak dur/iç dünyanı düzenle!

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

4Bu tebliğ vazifesini yaparken de nefsini arındır. Tebliğ ve uyarıya öncelikle kendinden başla; çevreni ve dış görünüşünü daima temiz tut. Maddi elbiseni temiz tuttuğun gibi, kişiliğini ve karakterini simgeleyen manevi elbiseni de temiz tut. Kıyafetin temiz ve davetinin yüceliği ile uyumlu olsun. Bedenini, arzularını ve heveslerini pisliklerden arındır, şirke ve inkâra bulaşma. Eğer Rabbine kulak verip yasalarımıza göre hareket etmezsen, kendini temizleyemezsin. Bil ki Rabbinin kötü olarak vasıflandırdığı ve yasakladığı her şey pisliktir.

Açıklamalı meal

5Hesap günü seni zor durumda bırakacak davranışlardan ve azaba sebep olacak tüm günahlardan kaçın. Kur’an’ın onaylamadığı düşünce ve davranışları içeren her türlü şirk ve pislikten uzaklaş. Şirkin ve küfrün aklını karıştırıp duygu ve düşüncelerini kirletmesine izin verme. Erdemli ve faziletli kişiliğinle insanların içine çık.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

4A’raf 26A’raf 31

Ayet 6–7

2 ayet

Müddessir 6

Müddessir 7

وَلَا تَمْنُنْ تَسْتَكْثِرُۙ ۝٦ وَلِرَبِّكَ فَاصْبِرْۜ ۝٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

6Velâ temnün testekŝir.

Okunuş

7Velirabbike faṣbir.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

6Bunları gözünde büyütüp de yaptığın iyiliği çok görme.

Türkçe Meal

7Ve Rabbinin yolunda karşılaşacağın zorluklara sabret.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

6Verdiğinden daha fazlasını almak için kimseyi minnet altında bırakma. İnsanlara hangi iyiliği yaparsan yap, yaptığın iyilikleri çok görerek başa kakma. İslam adına yapacağın hizmetleri de sakın bir çıkar aracına dönüştürme. Yalnızca Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için hiçbir karşılık beklemeden iyilik yap. Büyük hayır ve hizmetlerde bulunmuş olsan bile, asla kendini büyük görüp gurura kapılma. Ayrıca insanları yaratılışlarının amacı olan hayat düzenine göre yaşamayı, Allah adına davet ettiğini de unutma.

Açıklamalı meal

7Ey Resûlüm! Sen inandığın değerleri duyurmak için harekete geçtiğinde bundan rahatsız olanlar da harekete geçecekler. Seni bu işten vazgeçirmek için önüne çok büyük engeller koyacaklar. Tebliğ görevini yerine getirirken uğrayacağın eziyetlere, Rabbinin rızasını kazanmak için sabret ve karşılaşacağın zorluklara göğüs ger. Rabbin senden gücünün üstünde bir şey beklemez. Görevini yaparken karşına çıkacak sıkıntıları gözünde büyütüp de yılgınlığa düşme.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

6Kehf 28Tâhâ 131

Ayet 8–9

2 ayet

Müddessir 8

Müddessir 9

فَاِذَا نُقِرَ فِي النَّاقُورِۙ ۝٨ فَذٰلِكَ يَوْمَئِذٍ يَوْمٌ عَس۪يرٌۙ ۝٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

8Feiẕâ nüḳira fi-nnâḳûr.

Okunuş

9Feẕâlike yevmeiẕiy yevmün ʿasîr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

8Sur’a üflendiği zaman.

Türkçe Meal

9İşte o gün çok zorlu bir gün olacak.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

8Ey Peygamber! Şu gerçeği bildir: Belirlediğimiz zaman geldiğinde, yeniden dirilişi haber veren sûr denilen boruya üflenecek ve insanlar yaptıklarının hesabını vermek üzere diriltilecektir. O gün herkese, dünya hayatını kime ve neye göre yaşadığının hesabı sorulacaktır.

Açıklamalı meal

9İşte sûra üflenecek olan o gün, tevhidi inkâr eden ve peygamberi yalanlayanlar için çok zorlu bir gündür.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

8Neml 87Zümer 68

Ayet 10

1 ayet

Müddessir 10

عَلَى الْكَافِر۪ينَ غَيْرُ يَس۪يرٍ ۝١٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

10Ale-lkâfirîne gayru yesîr.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

10O gün kâfirler için hiç de kolay olmayacak.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

10Allah’tan gelen gerçekleri, örtbas edip yalanlayan ve davetten yüz çeviren kâfirler içinse o gün hiç kolay değildir. Kâfirler, amel defterlerini gördüklerinde durumun vahametini anlayacaklar ve o gün çok ağır bedeller ödemek zorunda kalacaklardır. Çünkü inkâr ettikleri şey gerçekleşmiştir. Bu, ahiret gününe inanmayanlar için bir uyarıdır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

10Hac 1Hac 2Kamer 6Kamer 8

Ayet 11–15

5 ayet

Müddessir 11

Müddessir 12

Müddessir 13

Müddessir 14

Müddessir 15

ذَرْن۪ي وَمَنْ خَلَقْتُ وَح۪يدًاۙ ۝١١ وَجَعَلْتُ لَهُ مَالًا مَمْدُودًاۙ ۝١٢ وَبَن۪ينَ شُهُودًاۙ ۝١٣ وَمَهَّدْتُ لَهُ تَمْه۪يدًاۙ ۝١٤ ثُمَّ يَطْمَعُ اَنْ اَز۪يدَۙ ۝١٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

11Ẕernî vemen ḫalaḳtü veḥîdâ.

Okunuş

12Veceʿaltü lehû mâlem memdûdâ.

Okunuş

13Vebenîne şühûdâ.

Okunuş

14Vemehhettü lehû temhîdâ.

Okunuş

15Ŝümme yaṭmeʿu en ezîd.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

11Yarattığımda tek başına olan kişiyi sen bana bırak.

Türkçe Meal

12Ben ona hesapsız mal-mülk verdim.

Türkçe Meal

13Çevresinde dönüp duran evlatlar lütfettim.

Türkçe Meal

14Her türlü imkânı önüne serdim.

Türkçe Meal

15Şimdi de kalkmış benden daha fazlasını istiyor.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

11Ey Müslüman! Her çağda ve her toplumda, Allah’ın ayetlerini inkâr eden, servet ve gücüne güvenerek İslâm’a karşı savaş açan zalimler senin de karşına çıkacaktır. Daha hiçbir şeye sahip değilken tek başına yarattığım, sonra kendisine mal ve evlat verdiğim hâlde zenginliğiyle şımaran şu azgın adamın hesabını Bana bırak! Onu davet ettiğim hayat düzenine uysun diye mal, mülk ve evlat vererek bunca nimetle donattım. Hakikati çok iyi bildiği hâlde kibir ve bencilliği yüzünden ayetlerime başkaldıran o küstah ve azgın kâfirin hakkından bizzat Ben geleceğim!

Açıklamalı meal

12Ben davet ettiğim hayat nizamına uysun diye ona alabildiğine mal, servet bahşederek nice imkânlar ve zenginlik verdim. Ama o, verdiklerime karşı nankörlük yaparak şımardı, azdı ve inkâr etti.

Açıklamalı meal

13Ayrıca ona, her biri önemli bir konuma sahip göz önünde bulunan güçlü kuvvetli çocuklar verdim.

Açıklamalı meal

14Ve bir insanın sahip olmak isteyeceği her şeyi ona fazlasıyla verdim. Başkalarına verilenden çok daha fazla güç ve yeteneği, sayısız nimeti ve fırsatı cömertçe önüne serdim.

Açıklamalı meal

15Ama onun gözü hiç doymuyor. Küfürde ısrar edip, Bana şükretmeyi aklının ucundan bile geçirmiyor. Aksine daha fazlasını vermemi istiyor ve yine doyumsuz isteklerde bulunuyor. Nankör insan hiç doymadı ki! İstedikçe istedi. Sanki hiç ölmeyecekmiş gibi büyük bir hırsla daha da fazlasını istiyor.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

11En’am 94Meryem 80

İlgili ayetler

12Tevbe 24Hadîd 20

İlgili ayetler

13Âl-i İmran 14Tevbe 55

İlgili ayetler

15Hûd 15Şûrâ 20

Ayet 16–29

14 ayet

Müddessir 16

Müddessir 17

Müddessir 18

Müddessir 19

Müddessir 20

Müddessir 21

Müddessir 22

Müddessir 23

Müddessir 24

Müddessir 25

Müddessir 26

Müddessir 27

Müddessir 28

Müddessir 29

كَلَّاۜ اِنَّهُ كَانَ لِاٰيَاتِنَا عَن۪يدًاۜ ۝١٦ سَاُرْهِقُهُ صَعُودًاۜ ۝١٧ اِنَّهُ فَكَّرَ وَقَدَّرَۙ ۝١٨ فَقُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَۙ ۝١٩ ثُمَّ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَۙ ۝٢٠ ثُمَّ نَظَرَۙ ۝٢١ ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَۙ ۝٢٢ ثُمَّ اَدْبَرَ وَاسْتَكْبَرَۙ ۝٢٣ فَقَالَ اِنْ هٰذَٓا اِلَّا سِحْرٌ يُؤْثَرُۙ ۝٢٤ اِنْ هٰذَٓا اِلَّا قَوْلُ الْبَشَرِۜ ۝٢٥ سَاُصْل۪يهِ سَقَرَ ۝٢٦ وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا سَقَرُۜ ۝٢٧ لَا تُبْق۪ي وَلَا تَذَرُۚ ۝٢٨ لَوَّاحَةٌ لِلْبَشَرِۚ ۝٢٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

16Kellâ. innehû kâne liâyâtinâ ʿanîdâ.

Okunuş

17Seürhiḳuhû ṣaʿûdâ.

Okunuş

18İnnehû fekkera veḳaddera.

Okunuş

19Feḳutile keyfe ḳaddera.

Okunuş

20Ŝümme ḳutile keyfe ḳaddera.

Okunuş

21Ŝümme neżara.

Okunuş

22Ŝümme ʿabese vebesera.

Okunuş

23Ŝümme edbera vestekbera.

Okunuş

24Feḳâle in hâẕâ illâ siḥruy yüʾŝer.

Okunuş

25İn hâẕâ illâ ḳavlü-lbeşer.

Okunuş

26Seuṣlîhi seḳara.

Okunuş

27Vemâ edrâke mâ seḳar.

Okunuş

28Lâ tübḳî velâ teẕer.

Okunuş

29Levvâḥatül lilbeşer.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

16Asla! Mademki o ayetlerimize karşı ayak diredi.

Türkçe Meal

17Ben de onu sarp bir yokuşa süreceğim.

Türkçe Meal

18O, Kuran hakkında aklı sıra düşündü-taşındı, ölçtü biçti.

Türkçe Meal

19Kahrolasıca nasıl da ölçtü- biçti.

Türkçe Meal

20Evet kahrolasıca nasıl da ölçtü-biçti.

Türkçe Meal

21Sonra Kuran’a tekrar baktı ve düşündü.

Türkçe Meal

22Derken suratını astı kaşlarını çattı.

Türkçe Meal

23Sonunda hakikate sırtını döndü ve kibirlendi.

Türkçe Meal

24Ve şöyle dedi:
– Bu eskiden beri anlatıla gelen sihirden ibarettir.

Türkçe Meal

25Sonuçta beşer sözünden başka bir şey değildir.

Türkçe Meal

26Bilin ki ben onu Sekar’a atacağım.

Türkçe Meal

27Sekar nedir bilir misin sen?

Türkçe Meal

28O, içine atılanın yakmadık yerini bırakmaz, fakat yine de onu salıvermez.

Türkçe Meal

29Derileri durmadan yakıp kavurur.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

16Hayır, bu kimse rahmetime layık değildir ve istediğine kavuşamaz. Artık onun malını ve evlatlarını artırmayacağım ve ona imkân tanımayacağım. Çünkü o kâfir, bizim ayetlerimizi inatla yalanlayıp inkâr ediyor ve azdıkça azıyor. Gönderdiğimiz gerçekleri inkâr ettikleri için böylelerini çok dehşetli bir azapla cezalandıracağım.

Açıklamalı meal

17Artık Ben de ona verdiğim bütün nimetleri geri alacağım. Onu cehennemde alabildiğine sarp ve azapla dolu zorlu bir yokuşa süreceğim. Onu dayanılmaz acılara, katlanılmaz azaplara çarptıracağım. Ona içinden çıkamayacağı zorluklar yükleyeceğim. Yüklediğim zorlukların altından kalkamayacak ve zorluklar onun için sarp bir yokuş olacak.

Açıklamalı meal

18Çünkü o kâfir, ayetlerimiz kendisine tebliğ edildiğinde onları nasıl reddedeceğini ince ince hesapladı. Kur’an’ı nasıl yalanlayacağı hususunda uzun uzun düşündü ve şımarıkça bir plan yaptı.

Açıklamalı meal

19Sonra da şirk ve küfürle dolu zihninde kendine göre bir değerlendirme yaptı. Kahrolası! Nasıl da ölçüp biçerek bir plan yaptı?

Açıklamalı meal

20Yine, bildirdiğimiz gerçekleri kendi zavallı aklınca muhakeme etti ve cahilce davranarak gerçeklerimizi küçümsedi. Allah’ın hükmü kendisine hatırlatılmasına rağmen, kahrolası nankör insan, nasıl böyle İslamiyet’e ve insanlığa aykırı bir plan yaptı?

Açıklamalı meal

21Sonra planının doğuracağı sonuçları düşündü. Yeni dayanaklar bulmak için, kendisini gerçeğe ve hayra çağıran peygambere kibirle tepeden baktı.

Açıklamalı meal

22Sonra tedirgin ve endişeli bir şekilde kaşlarını çattı ve yüzünü buruşturup ekşitti.

Açıklamalı meal

23Sonra da imana gelmeyi kibrine yediremedi ve ayetlerimize küstahça sırtını döndü. Peygamber’e tâbi olmayı reddedip yüz çevirdi ve kendisini Allah karşısında diğer insanlarla eşitleyecek olan bir dine girmekten kaçınarak büyüklük tasladı.

Açıklamalı meal

24Bu kadar ölçüp biçmenin ardından da “Bu Kur’an olsa olsa geçmiş nesillerden aktarılarak öğrenilen sihirli bir sözdür, bir büyüdür.” diyerek Peygamber’in davetini hafife aldı.

Açıklamalı meal

25“Bu uydurulmuştur; olsa olsa sihirli bir insan sözüdür” diyerek imandan kaçındı. Bu davranışıyla da kendini ilâhî merhametten mahrum bırakmış, cehennem azabına müstahak olmuştur.

Açıklamalı meal

26Ey Resûlüm! Bırak onu, yandaşları arasında rahat rahat konuşsun. Ben de bu yaptığına karşılık onu hak ettiği Sekar’a, yani cehenneme sürükleyip atacağım.

Açıklamalı meal

27Sen cehennem denen Sekar’ın ne olduğunu bilir misin? Allah’tan başka sana kim cehennemin dehşetini bildirebilir ki?

Açıklamalı meal

28O kavurucu ateş, içerisine atılan kimseyi ne ölüme terk eder ne de hayatta bırakır. Bunlar cehennem ateşinin şiddetini düşünüp hayal bile edemezler. Cehennem, kâfirleri ve zalimleri sürekli azapla kıvrandırır, içine attıklarımızdan geriye hiçbir şey bırakmaz ve yakıp kavurmaktan vazgeçmez. Bedende ne et ne de kemik bırakır. İnsanı yeniden eski hâline getirip tekrar azap etmekten de vazgeçmez.

Açıklamalı meal

29O cehennem, inkârcı ve nankör insana delicesine susamıştır. O öyle bir ateştir ki hiç durmadan derileri yakıp simsiyah kavurur. Dünyadayken Allah’a nankörlük etmesinin, başkaldırmasının bedelini ödetir ve bitip tükenmeyen bir azap verir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

16Mü’minûn 66Zuhruf 78

İlgili ayetler

17Beled 1Beled 19

İlgili ayetler

18Yunus 38Hûd 13Hûd 14

İlgili ayetler

19Ahkaf 7Ahkaf 8

İlgili ayetler

20Hac 72Fussilet 26

İlgili ayetler

21Yunus 15

İlgili ayetler

22Kalem 51Kalem 52

İlgili ayetler

23Mü’min 56

İlgili ayetler

27Tahrim 6

İlgili ayetler

29Nisâ 56

Ayet 30–31

2 ayet

Müddessir 30

Müddessir 31

عَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَرَۜ ۝٣٠ وَمَا جَعَلْنَٓا اَصْحَابَ النَّارِ اِلَّا مَلٰٓئِكَةًۖ وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ اِلَّا فِتْنَةً لِلَّذ۪ينَ كَفَرُواۙ لِيَسْتَيْقِنَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ وَيَزْدَادَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا ا۪يمَانًا وَلَا يَرْتَابَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ وَالْمُؤْمِنُونَۙ وَلِيَقُولَ الَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ وَالْكَافِرُونَ مَاذَٓا اَرَادَ اللّٰهُ بِهٰذَا مَثَلًاۜ كَذٰلِكَ يُضِلُّ اللّٰهُ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَهْد۪ي مَنْ يَشَٓاءُۜ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ اِلَّا هُوَۜ وَمَا هِيَ اِلَّا ذِكْرٰى لِلْبَشَرِ۟ ۝٣١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

30Aleyhâ tisʿate ʿaşer.

Okunuş

31Vemâ ceʿalnâ aṣḥâbe-nnâri illâ melâikeh. vemâ ceʿalnâ ʿiddetehüm illâ fitnetel lilleẕîne keferû liyesteyḳine-lleẕîne ûtü-lkitâbe veyezdâde-lleẕîne âmenû îmânev velâ yertâbe-lleẕîne ûtü-lkitâbe velmüʾminûne veliyeḳûle-lleẕîne fî ḳulûbihim meraḍuv velkâfirûne mâẕâ erâde-llâhü bihâẕâ meŝelâ. keẕâlike yüḍillü-llâhü mey yeşâü veyehdî mey yeşâʾ. vemâ yaʿlemü cünûde rabbike illâ hû. vemâ hiye illâ ẕikrâ lilbeşer.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

30Onun on dokuz bekçisi vardır.

Türkçe Meal

31Biz cehennem bekçilerini yalnızca meleklerden yaptık. Onların sayısını kâfirler için sadece bir fitne yaptık ki kendilerine vahiy verilenlerin bilgileri sağlamlaşsın, müminlerin de imanı artsın. Böylece kitap ehli ve müminler bütün kuşkulardan arınsın. Buna mukabil akılları karışık hastalıklı olanlar ve gerçekleri örtbas eden kâfirler “Allah bu misali vermekle ne yapmak istiyor” desinler. İşte Allah böylece dileyeni sapkınlıkta bırakır, dileyeni de doğru yoluna iletir. Aslında Rabbinin görevli meleklerinin sayısını sadece kendisi bilir. İşte bu beşer için sadece zikir ve bir uyarıdır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

30Ve bu cehennemin başında tam on dokuz tane bekçilik yapan güçlü ve acımasız melek vardır. Bunlar cehennem zebanileridir. “Neden zebani ve neden on dokuz?” derseniz:

Açıklamalı meal

31Biz cehennem işlerine bakmak için yalnızca zebani denilen melekleri görevlendirdik. Biz o görevli meleklerin sayısını, inkârda ısrar ederek Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenlerin ve kâfirlerin karakterlerinin ortaya çıkması için bir imtihan vesilesi yaptık. İnkârcıların kafasını karıştırdık ki, “Daha önce bize de kitap verildi” diyen Hıristiyan ve Yahudiler, vahyin diline alışık oldukları için bu âyetleri duyduklarında bu Kitabın Allah’tan geldiğine yürekten inansınlar. Ve iman edenler de “Rabbimiz hikmetsiz bir iş yapmaz,” diyerek imanlarını daha da güçlendirsinler. Böylece hem kendilerine kitap verilenler hem de iman edenler işin iç yüzünü anlayarak bu meleklerin sayısı hakkında zerre kadar şüpheye düşmesinler. Zira kâfirler on dokuz meleği küçümseyerek onları helâk edebileceklerini sandılar. Fakat kalplerinde şüphe ve nifak hastalığı bulunanlar ve Allah’tan gelen gerçekleri örtbas eden kâfirler de bu muhteşem ayetlerdeki hikmeti kavrayamadıklarından, kapıdaki on dokuz melekle meşgul olup “Allah bu örnekle neyi anlatmak istedi?” desinler. Bakalım on dokuz sayısı hakkında ne diyecekler? Yalan mı diyecekler? Yoksa on dokuzdan bir din mi üretecekler? Ayetlerimizi, kendilerine kitap verilenler kitabın hak olduğunu kavrasın ve inananların imanı artsın diye açıklıyoruz. “Eğer cehennemde sadece on dokuz görevli varsa, hepimiz bir olup onların hakkından geliriz” diyerek sizinle alay edecekler. Ya da on dokuz rakamına olmadık anlamlar yükleyerek insanları saptırmaya çalışacaklar. Böylece Allah, münafıkların, müşriklerin kötü duruma düşmelerine özgürlük tanıdığı gibi, akıllı ve sorumlu varlıkların hak yoldan uzaklaşıp dalâleti tercih etmelerine de özgürlük tanır. İnsanları bazen, kimin nasıl bir tepki vereceğini göstermek için de imtihan eder. Yoldan çıkmak isteyeni ve bile bile kötülüğü tercih ederek sapıklıkta kalmak isteyeni sapık sayar ve sapmasına izin verir. İyilik için samimiyetle çaba gösterip doğruya ulaşmak isteyen kişiyi ise doğru yola eriştirir. Sonuçta insanlar düşünür ve değerlendirir; inanmayı ya da inanmamayı seçer. Ayetlerde verilen örnekler gerçekten iman edenlerle iman etmeyenleri birbirinden ayırır. Verilen örnekler kiminin inkârını, kiminin imanını artırır. Allah inkâr edenleri zorla gerçeğe ulaştıracak değildir. Onları inkârlarında öylece bırakır. Ancak Allah’a yaklaşıp yardım isteyenlere doğru yolu gösterir. Sanmasınlar ki Rabbinin orduları on dokuz melekle sınırlıdır. Rabbinin ordularının, yani meleklerin, rüzgârların ve doğal afetlerin sayısını ve gücünü kendisinden başka kimse bilemez. Onlar sadece kendi kafalarından uydurdukları zan ve tahminlerini dile getirirler. Ey insanlar, o hâlde dinleyin! Bu anlattıklarımız insanlar için üzerinde düşünülmesi gereken, içinde birçok hikmet barındıran bir öğüt ve uyarıdır. O hâlde öğüt alın! Bu gerçek ortadayken buyruklarıma nasıl karşı gelebilirsiniz? Rabbinin bildirdiği gerçekler insanların ibret alması için gönderdiği öğütlerdir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

30Tahrim 6Zümer 71

Ayet 32–39

8 ayet

Müddessir 32

Müddessir 33

Müddessir 34

Müddessir 35

Müddessir 36

Müddessir 37

Müddessir 38

Müddessir 39

كَلَّا وَالْقَمَرِۙ ۝٣٢ وَالَّيْلِ اِذْ اَدْبَرَۙ ۝٣٣ وَالصُّبْحِ اِذَٓا اَسْفَرَۙ ۝٣٤ اِنَّهَا لَاِحْدَى الْكُبَرِۙ ۝٣٥ نَذ۪يرًا لِلْبَشَرِۙ ۝٣٦ لِمَنْ شَٓاءَ مِنْكُمْ اَنْ يَتَقَدَّمَ اَوْ يَتَاَخَّرَۜ ۝٣٧ كُلُّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْ رَه۪ينَةٌۙ ۝٣٨ اِلَّٓا اَصْحَابَ الْيَم۪ينِۜۛ ۝٣٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

32Kellâ velḳamer.

Okunuş

33Velleyli iẕ edbera.

Okunuş

34Veṣṣubḥi iẕâ esfera.

Okunuş

35İnnehâ leiḥde-lküber.

Okunuş

36Neẕîral lilbeşer.

Okunuş

37Limen şâe minküm ey yeteḳaddeme ev yeteeḫḫar.

Okunuş

38Küllü nefsim bimâ kesebet rahîneh.

Okunuş

39İllâ aṣḥâbe-lyemîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

32Aya andolsun ki.

Türkçe Meal

33Dönüp gelen geceye.

Türkçe Meal

34Ve aydınlanan sabaha.

Türkçe Meal

35Cehennem çok korkunç bir şeydir.

Türkçe Meal

36O, insanlar için çok ciddi bir uyarıdır.

Türkçe Meal

37Aranızdan hayırda ileri gidenler veya günahkâr olup geri kalanlar için.

Türkçe Meal

38İyi bilin ki herkes yaptıklarının esiri olacak.

Türkçe Meal

39Tabii ki amel defteri sağdan verilenler müstesna.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

32Hayır! Kâfirlerin iddiası boşunadır ve onlar asla öğüt almazlar. Peygamberlik nurunun doğuşunu hatırlatan ve kâinat kitabının âyetlerinden olan Ay’a andolsun ki Allah zifiri karanlıkta yol gösteren Ay gibi vahyi göndermiştir. Ay, bir insan gibi doğup büyüyen ve sonunda kaybolan bir ışık gibi insana ömrünü hatırlatır. İlk hilal çocukluğu, dolunay olgunluğu, son hilal yaşlılığı temsil eder.

Açıklamalı meal

33Küfür, şirk ve isyan karanlıklarının yerini iman ve Kur’an aydınlığının alacağını haber veren, sürekli güneşin doğuşunu ve gündüzün gelişini müjdeleyen ve geçip giden geceye de andolsun.

Açıklamalı meal

34Gecenin bittiğini haber veren ve aydınlık bir geleceği müjdeleyerek ağaran sabaha da andolsun ki; yakın bir gelecekte bu cahiliye karanlığının yerini Risâletin güneşi ve gündüzü alacaktır.

Açıklamalı meal

35Bütün bunlar kadar gerçek olan o cehennem, Risâlet güneşinin doğuşunu engellemek isteyen zalimleri bekleyen felaketlerin en büyüğüdür. Geceleri gözünüzün önünde parlayan o muhteşem Ay’ı yaratan ve geceyle gündüzü peş peşe getiren Allah, sizi cehennem konusunda uyarıyor. Bu cehennem, aklınızdan hiç çıkarmamanız gereken en büyük tehlikedir.

Açıklamalı meal

36Bu azap, Allah’la birlikte başka ilâhlar edinen insanlar için kesin bir uyarıdır. Rabbinin bildirdiği bütün gerçekler de insanı uyaran önemli hatırlatıcılardır.

Açıklamalı meal

37İşte bu Kur’an, ibadet ve iyilikler yaparak hayır yollarında önde gitmeyi seçen ya da şirk ve inkârları yüzünden geride kalıp cehennemi seçen insanlar için bir uyarıdır. Dileyen kimse Allah’a yürekten iman eder ve kendi yararına işler yapar. Dileyen kimse de iman ve itaatten yüz çevirip kendi aleyhine işler yapar.

Açıklamalı meal

38Çünkü hesap günü her insanın akıbeti kendi kazandığına bağlıdır. Her insan, tercih ettiği hayat tarzının karşılığını tam olarak görecektir. Her günahkâr kişi yapmış olduğu bütün kötü fiiller için rehin olarak tutulacaktır.

Açıklamalı meal

39Ancak Allah’ın kitabına iman edip dünyadan ahirete salih ameller götürdükleri için amel defterleri sağdan verilenler, bu rehinlikten kurtulur. Onlar cahil müşrikler gibi kendilerini kurtaracak başka bir makam ya da ahirette kendilerine ayrıcalık sağlayacak bir şefaatçi aramadılar. Mallarına, evlatlarına ve kendilerini destekleyen taraftarlarına da güvenmediler.

Ayet 40–47

8 ayet

Müddessir 40

Müddessir 41

Müddessir 42

Müddessir 43

Müddessir 44

Müddessir 45

Müddessir 46

Müddessir 47

ف۪ي جَنَّاتٍۜۛ يَتَسَٓاءَلُونَۙ ۝٤٠ عَنِ الْمُجْرِم۪ينَۙ ۝٤١ مَا سَلَكَكُمْ ف۪ي سَقَرَ ۝٤٢ قَالُوا لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلّ۪ينَۙ ۝٤٣ وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ الْمِسْك۪ينَۙ ۝٤٤ وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ الْخَٓائِض۪ينَۙ ۝٤٥ وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ الدّ۪ينِۙ ۝٤٦ حَتّٰٓى اَتٰينَا الْيَق۪ينُۜ ۝٤٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

40Fî cennâtin. yetesâelûn.

Okunuş

41Ani-lmücrimîn.

Okunuş

42Mâ selekeküm fî seḳara.

Okunuş

43Ḳâlû lem nekü mine-lmüṣallîn.

Okunuş

44Velem nekü nuṭʿimü-lmiskîn.

Okunuş

45Vekünnâ neḫûḍu meʿa-lḫâiḍîn.

Okunuş

46Vekünnâ nükeẕẕibü biyevmi-ddîn.

Okunuş

47Ḥattâ etâne-lyeḳîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

40(40-41) Onlar cennetlerde olacaklar ve oradan suçlulara soracaklar.

Türkçe Meal

41(40-41) Onlar cennetlerde olacaklar ve oradan suçlulara soracaklar.

Türkçe Meal

42– Nedir sizi Sakara/cehenneme sürükleyen?

Türkçe Meal

43– Biz Allah ile bağımızı koparıp namaz kılmazdık.

Türkçe Meal

44– Fakir fukarayı doyurmazdık.

Türkçe Meal

45– Alay edenlere biz de katılırdık.

Türkçe Meal

46– Hesap gününü yalan sayardık.

Türkçe Meal

47– Ta ki ölüm kapımızı çalıncaya kadar.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

40İman edip sorumluluklarını yerine getirenler ise cennet bahçelerinde huzur ve esenlik içinde olacaklardır.

Açıklamalı meal

41O zaman Allah, müminlere, cehennemde azap çekenlerin hâlini gösterecek. Müminler ise suçluların durumunu öğrenmek isteyecek ve merak ettikleri için onlara şöyle soracaklar:

Açıklamalı meal

42“Sizi, bir zamanlar alay ettiğiniz bu yakıcı ve kavurucu Sekar ateşine sürükleyen nedir?”

Açıklamalı meal

43Onlar da şöyle cevap verecekler: “Biz Allah’ın davetine uymazdık ve namaz kılanlardan da değildik. Allah’a sığınıp ibadet edenlerden ve peygambere tâbi olanlardan olmadık. Okuduğumuz Fâtiha suresinde, Rabbimize verdiğimiz sözleri de tutmadık.”

Açıklamalı meal

44“Tamamen lüks ve gösterişli bir yaşantıya dalardık. Yoksulları giydirip doyurmaz, ihtiyaçlarıyla da ilgilenmezdik. Ülkede bunu temin edecek adil ve asil bir düzen için de gayret göstermezdik.”

Açıklamalı meal

45“Allah’ın ayetleriyle alay edip bâtıla, günaha ve şirk inancına dalanlarla birlikte, biz de dünyanın aldatıcı zevklerine dalardık. Hesap görmeyeceğimize, dünyadaki hayat bitince her şeyin biteceğine inanırdık.”

Açıklamalı meal

46“Tevhide yönelik Allah davetine uymadığımız için yaşam tarzımız inancımızı da değiştirdi. Böylece dilimizle hesap gününe inandığımızı söylediğimiz hâlde inandığımız gibi yaşamadık. Bunun yerine, yaşadığımız gibi inanmayı tercih ettik. Yaşantımızla o güne hazırlık yapmayarak ahireti önemsemedik. Yaptıklarımızın yanımıza kâr kalacağını zannediyorduk. O hesap gününü sözlerimizle yalanlamasak bile fiilen yalanlamıştık.”

Açıklamalı meal

47“İşte böyle, hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayıp gittik. Sonunda gelmez sandığımız ölüm denen gerçek bize gelinceye kadar bu hâlimiz devam etti. Ecel bizi gafil avladı ve hiç beklemediğimiz bir anda karşımıza çıkıverdi.”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

40A’raf 50A’raf 51

İlgili ayetler

41A’raf 50A’raf 51

İlgili ayetler

42Yâsîn 59Yâsîn 64

İlgili ayetler

43Kehf 100Kehf 105

İlgili ayetler

45Nisâ 140En’am 68

Ayet 48

1 ayet

Müddessir 48

فَمَا تَنْفَعُهُمْ شَفَاعَةُ الشَّافِع۪ينَۜ ۝٤٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

48Femâ tenfeʿuhüm şefâʿatü-şşâfiʿîn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

48Artık aracıların şefaati onlara bir yarar sağlamayacak.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

48Artık bâtıl düzenlerin ve zalim merkezlerin destekçisi olan hoca efendilerin sahte şefaati bunları kurtaramaz ve böyle bir şefaatin hiçbir faydası da olmaz. “Bir aracı bulur, işimizi hallederiz” de demesinler. Onları Sekar’ın elinden hiç kimse kurtaramaz. Hiç kimse o zalimlerin kurtuluşu için Allah katında aracılık yapamaz ve kâfirler asla şefaate mazhar olamazlar.

İlgili ayetler

Ayet 49–51

3 ayet

Müddessir 49

Müddessir 50

Müddessir 51

فَمَا لَهُمْ عَنِ التَّذْكِرَةِ مُعْرِض۪ينَۙ ۝٤٩ كَاَنَّهُمْ حُمُرٌ مُسْتَنْفِرَةٌۙ ۝٥٠ فَرَّتْ مِنْ قَسْوَرَةٍۜ ۝٥١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

49Femâ lehüm ʿani-tteẕkirati müʿriḍîn.

Okunuş

50Keennehüm ḥumürum müstenfirah.

Okunuş

51Ferrat min ḳasverah.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

49Onlara ne oluyor ki bu öğütlerden yüz çeviriyorlar?

Türkçe Meal

50Ürkmüş yaban eşekleri gibi niye bu Kuran’dan kaçıyorlar.

Türkçe Meal

51Hem de aslandan ürküp/korkan kaçan yaban eşekleri gibi.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

49O hâlde bu insanlar bunca uyarıdan sonra neye güveniyorlar? Gerçek bu iken öğüdümüzü dinlemiyor, Kur’an’ın uyarılarından ve Allah’ın davetinden yüz çevirip kaçıyorlar.

Açıklamalı meal

50Neden korkuya kapılmış yaban eşekleri gibi, bu öğütlerden ve senin davetinden kaçıyor ve seni hiç dinlemeden, telaşla uzaklaşıyorlar?

Açıklamalı meal

51Üstelik kendisini avlamak isteyen bir aslandan ürküp kaçan yaban eşekleri gibi, Allah’ın davetinden yüz çeviriyorlar. Eşek, eşek olmanın gereğini yapıyor. Peki ya insanlar? Onların kendilerine fayda getiren bir peygamberden kaçması nasıl açıklanabilir?

İlgili ayetler

İlgili ayetler

49Mü’minûn 70Zuhruf 78

İlgili ayetler

50A’raf 175A’raf 176

İlgili ayetler

51Mü’minûn 66

Ayet 52–53

2 ayet

Müddessir 52

Müddessir 53

بَلْ يُر۪يدُ كُلُّ امْرِئٍ مِنْهُمْ اَنْ يُؤْتٰى صُحُفًا مُنَشَّرَةًۙ ۝٥٢ كَلَّاۜ بَلْ لَا يَخَافُونَ الْاٰخِرَةَۜ ۝٥٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

52Bel yürîdü küllü-mriim minhüm ey yüʾtâ ṣuḥufem müneşşerah.

Okunuş

53Kellâ. bel lâ yeḫâfûne-lʾâḫirah.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

52Hem bu vahiyden kaçıyorlar hem de kendilerine özel hitap eden vahiyler istiyorlar.

Türkçe Meal

53Hayır, aksine onlar ahireti hesaba katmıyorlar.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

52Evet, o inkârcılar Peygamber’e itaati gururlarına yediremedikleri için bu vahiyden kaçıyorlar. Üstelik tebliğ edilen Kur’an yetmezmiş gibi kendilerine özel vahiyler ve kitaplar gönderilmesini istiyorlar. Yani sadece atalarından kalan nizamlarını onaylayan vahiyler gönderilmesi gerektiğini iddia ediyorlar. Onlarda eşek inadı var. Çünkü onların iman etmek gibi bir düşünceleri yok. Peki, bu istekler yerine gelse de inanırlar mı?

Açıklamalı meal

53Hayır! Onlara özel vahiyler gelse de inanmazlar. Hâlbuki bu istekleri birer bahaneden ibarettir. Aslında inkârlarının asıl sebebi şudur: Bunlar uyarıldıkları cehennem ateşinden korkmuyor, ahiret ve hesap endişesi de taşımıyorlar. Gerçek şu ki onlar öldükten sonra dirilmeyi, hesap vermeyi, cezayı ve mükâfatı kabul etmeyen ve bu yüzden de Kur’an’dan yüz çeviren kimselerdir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

53En’am 29Duhân 35

Ayet 54–56

3 ayet

Müddessir 54

Müddessir 55

Müddessir 56

كَلَّٓا اِنَّهُ تَذْكِرَةٌۚ ۝٥٤ فَمَنْ شَٓاءَ ذَكَرَهُۜ ۝٥٥ وَمَا يَذْكُرُونَ اِلَّٓا اَنْ يَشَٓاءَ اللّٰهُۜ هُوَ اَهْلُ التَّقْوٰى وَاَهْلُ الْمَغْفِرَةِ ۝٥٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

54Kellâ innehû teẕkirah.

Okunuş

55Femen şâe ẕekerah.

Okunuş

56Vemâ yeẕkürûne illâ ey yeşâe-llâh. hüve ehlü-ttaḳvâ veehlü-lmagfirah.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

54Gerçek şu ki bu Kuran bir öğüt ve uyarıdır.

Türkçe Meal

55Öğüt almak isteyen kimseye.

Türkçe Meal

56Allah dilemiş bu Kuran’ı indirmiş öğüt alasınız diye. Çünkü sorumluluğunu yerine getiren de uyarı için vahiy indiren de O’dur, bağışlamaya en ehil olan da O’dur.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

54Aklınızı başınıza alın. Onlar ne derse desin, hesap gününde herkes hak ettiği karşılığı tam olarak görecektir! Gerçek şu ki inkâr edenler ne düşünürse düşünsün, neye inanırlarsa inansınlar, Kur’an onların iddia ettiği gibi asla sihirli bir beşer sözü değildir. Gerçekten de şirkten vazgeçirmek üzere size Allah tarafından bildirilmekte olanlar müjdeleyici, uyarıcı ve tesirli bir öğüttür.

Açıklamalı meal

55Artık dileyen herkes kendi iradesini ve tercihini kullanarak bu uyarılara kulak verir, kendisi için hayırlı olanı yapar ve düşünüp Kur’an’dan ders alır. Öyleyse dünya ve âhirette kurtuluş ve esenliğe ulaşmak isteyen, ondan öğüt alarak kötülüklerden uzaklaşsın.

Açıklamalı meal

56Ama inkâr edenler hidayeti talep etmedikçe, Rabbin onları hidayete ulaştırmaz; onlar da Kur’an’dan öğüt ve ders alamazlar. İnsanlar özgür iradelerini kullanarak birtakım tercihlerde bulunabiliyorsa, bu Rabbinin lütuf ve keremi sayesindedir. O hâlde, her türlü kötülükten, günahtan kurtulup gerçek anlamda dürüst ve erdemli olabilmek için O’na yönelin. Allah, azabından korkulup sakınılacak ve kitabıyla yol bulunacak yegâne varlıktır. Korunmak ve sakınmak isteyenleri bağışlamaya yetkili olan tek otorite, yalnızca Allah’tır. Öğüdünün dinlenip davetine uyulması ve kendisine karşı sorumluluk duyulması gereken de yalnızca Allah’tır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

54En’am 36Kehf 29

İlgili ayetler

55Yunus 57İbrahim 52

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Müzzemmil, sonra Fatiha indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla